Orijinalini görmek için tıklayınız : İntihar!
irsArtvin
15-02-2012, 19:19
“Modern” diye tabir edilen günümüzün 21. Yy dünyasında intihar vakalarının ne boyutta olduğunu bilmeyen yoktur herhalde. İntihar girişimlerine baktığımız zaman, bu girişimin altında yatan sebeplerin büyük oranla ekonomik muhtevaya sahip olduğu genel olarak bilinen bir gerçekliktir. Bu gerçeklikler, içerisinde gerek müflis bir iş adamı barındırır, gerekse de eğitim almaya çalışan bir genç ya da eğitimini tamamladıktan sonra “modern” ekonomik ilişkiler içerisinde kendine yer bulamayan bir işsiz vardır. İntihar girişimlerinin yukarıda saydığım sebepler dışında kalanları ise doğrudan olmasa da dolaylı yollardan bizi, maddi/ekonomik yaşam biçiminin doğurmuş olduğu sorunlardan meydana gelen gündelik yaşamsal ilişkilere götürür. Maddi/ekonomik yaşamın refah derecesi ne denli yüksek olursa, intihar girişimleri; inançsal veya diğer ideolojik vs. sebeplerden kaynaklanan intiharları istisna olarak ele alırsak, o oranla daha az olacaktır. Fakat maddi/ekonomik bunalım de derece yüksekse, psikolojik, yaşamsal bunalım da bir o kadar yüksek olacaktır. Marks’ın da dediği gibi: “İnsanların maddi yaşam koşullarını belirleyen onların bilinçleri değildir; bu maddi koşullar onların bilinçlerini belirler.” Çünkü insan psikolojisi, içinde bulunduğu maddi yaşama göre şekil alır. En basitinden maddi/ekonomik gelir bakımından varlıklı bir aile içerisinde dünyaya gelmiş bir insan ile maddi/ekonomik gelir bakımından çok zayıf bir ailede dünyaya gelmiş bir insan, hayata büyük ölçekte gerek ideolojik gerekse de diğer insani değerler bakımından farklı bir bakış açısına sahip olur. Bu hususta sadece din istisnai olabilir; ancak o da büyük olasılıkla maddi/ekonomik geliri zayıf ailede dünyaya gelen insanın dine yönelimi daha fazla olacağı gerçeği ile bir kez daha maddi/ekonomik gelir bakımından varlıklı ya da zayıf ailede dünyaya gelen bir insanın hayata ne denli farklı pencerelerden baktığı gerçeğini tüm çıplaklığıyla bizim yüzümüze vurması ile çürütülebilir bir tez olmaktan öteye gidemez. Aynı şekilde bu da bilinen bir gerçekliktir ki, dünyadaki ülkelerin maddi gelirlerine göre veyahut o ülkelerin halklarının maddi/ekonomik refah düzeyine göre bir sıralama yapılsa, maddi/ekonomik refah düzeyin zayıf olduğu ülkelerin dine eğiliminin daha fazla olduğu göze çarpmaktadır. Yani batıl inançların sistematize edilmiş hali olan dinin, insanların maddi hayattan beklentilerini karşılayamadıklarında maddi/ekonomik geliri düşük insanlar için nasıl da avutucu, sözde kurtarıcı nitelik taşıdığının en büyük delilidir. Neyse, dinin üzerinde fazla dursam da bu, durumun gerçekliğinin ispatı konusunda gerekli olan bir argümandı. Eğer maddi yaşam biçiminin insanların bilinçlerini nasıl şekillendirdiği konusuna geri dönersek, buna; farklı ülkelerde, farklı milletlerde, farklı dinlerde, farklı kültürlerde dünyaya gelmiş insanların hayata bakışlarının, birbirinden neredeyse her manada ne kadar uzak olduğu gerçeği; insanların içinde bulunduğu maddi yaşam koşullarının onların bilinçlerini, içinde bulunduğu maddi koşulların belirlemiş olduğu sınırlar çerçevesince şekillendirdiğine şahane bir örnektir. En nihayetinde, başta da belirttiğim gibi intihar vakalarının sebepleri büyük oranda ekonomik kaynaklı olup ve bu vakaların azaltılmaya çalışılması da bu ekonomik kaynakların düzeltilmesi yoluyla gerçekleşebileceğini; maddi/ekonomik olarak dara düşmüş olan bir insanın, toplumdan gelen baskılar nedeni ile veyahut insanların söylem olarak belirtmesi haricinde davranışları ile de içinde bulunduğu durumun ne kadar sözde “kötü” olduğunu bu insanlara belirtmek koşuluyla intihara sürüklendiğini gösterir. Maddi/ekonomik kaynaklı intihar vakaları olmadığı sürece, geriye kalan dinsel, ideolojik vs. sebeplerden kaynaklanan intihar vakaları, psikolojik tedavi süreci ile gayet sağlıklı bir şekilde minimuma indirilebilir. İşte altta yayınladığım Marks’ın intihar konusundaki bu yazısı da bize, kapitalist sistem içerisinde insanın doğaya ve kendine yabancılaşması ve herkesin maddi/ekonomik refahının düzgün olmasının imkânsız olması sebebiyle intiharların sürekli olmak zorunda olan bir olgu olduğunu gösteren mükemmel bir yazı:
Karl Marks: “İntihar insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür” (http://kizilizm.tumblr.com/post/15719856486/karl-marks-intihar-insan-n-kendi-varolusu-uzerine)
İntihar insanın kendi varoluşu üzerine söyleyebildiği son sözüdür. İntihar toplumsal bir anlama sahiptir, çünkü bir iletişim biçimi olarak intihar toplumsal yapı ve koşulların belirlediği öznenin kendi bağımsız varoluşunu başlatıp bitirdiği yerdir. Topluma ve toplumsal iktidara gösterilen ise iktidar ilişkilerinin ürettiği eşitsizliklerin insanlık dışılığıdır. İntihar insanın insan olarak kalma isteminin ifadelerinden bir tanesidir, Lacancı anlamda iktidarın denetiminden kaçışın gerçekleştiği “öznenin özgür alanı”dır, bu anlamda da “gerçekten öznelliğin kurucusu”dur. Lacan sonuçta “son kertede tek sahici eylemin intihar olduğunu” söyler. Çünkü özne için varoluşu belirleyen, kısıtlayan, sakatlayan iktidarın bedensel ve zihinsel denetiminden tam olarak çıkılabildiği tek eylem kendini yok etme eylemidir.
Özne, süreğen olarak devam eden, bitmemiş bir süreçtir. Özne kendini tamamlamak ve bütünlüğü yakalamak ister, ancak her zaman için bitmemiş bir süreç olarak kalır. Özne toplumsal yapının, daha doğrusu egemen ideolojinin, etkisi ile biçimlendirilir. Bu yeniden biçimlendirme iktidar aygıtı tarafından özne olarak yeniden-üretilme süreci bu yapının dışına çıkılmadıkça devam eder. Egemen iktidar kendi aynasında öznenin ilk başta kurmuş olduğu yanılsamalı bütünü sürekli olarak yeniden üretir. Ancak, iktidar özneleri yeniden-üretebilmek ve üretim sürecine yeniden sokabilmek için onları sözde-mutluluklarla oyalar, bu bağlamda kitle kültürü ve kitle iletişim araçları devreye girer.
Kendi gerçekliği üzerine düşünme yeteneğini kaybeden ve sorgulayamayan insanların varlıklarını sorgulamaları söz konusu olmadığı için toplumsal bağlamda muhalefet etmeleri engellenir. Özne, farkındalığa sahip olmadığı için de içinde yaşadığı gerçekliği bilinç bağlamında toplumsal gerçekliği yorumlayarak aşamaz, gerçekliğin toplum tarafından dönüştürülebileceğini göremez, tekil olarak yapabileceği tek aşma, dönüşüm ise kendini yok etmesiyle, intihar ile mümkündür.
İntihar bireysel bir vaka olarak ele alınsa da gerçekte birey toplumsalın bir ürünü olduğu için bireysel intiharlar toplumsal yaşamın ürünleridir ve her intihar içerisinde yaşanılan toplumun yarattığı bir nedenin sonucu olarak ele alınmalıdır. Ben’in yani öznenin oluşum sürecinin başlangıç yeri olan aile ve sonrasındaki tüm toplumsal kurumlar özneyi toplumsallaştırmanın yanı sıra onun kendisini özgürce var edebilmesini olanaksılaştıran engelleri de yaratır ve özneleri birbirine benzeyen “nesne”ler olarak üretir ve yeniden üretirler. Bu bağlamda tüm toplumsal pratikler içerisinde yaşanılan üretim ilişkilerinin, toplumsal ilişkilerin yansıtıcısıdır. Kapitalizmin dayattığı toplumsal ilişki biçimlerinin tüm toplumu yabancılaştırması sadece ezilen sınıflar için değil, tüm diğer sınıflar içinde psikolojik bozuklukların nedenidir. Çünkü kapitalizm sadece ezilen sınıfların zararına değil tüm sınıfların zararına işler ve insandışılaştırıcı özellikleri nedeniyle tüm sınıfların kurtulması gereken bir beladır. Temel olarak kapitalizmin yarattığı sorun tüm toplumu ilgilendirir, çünkü kapitalizmin ürettiği yabancılaştırıcı, şeyleştirici toplumsal ilişkilerden kaçamaz.
Toplumsal bağlamda intihar bir sonuçtur ve nedenleri toplumsal yaşamın içersinde gizlidir. Bir gösteren olarak intiharı anlamak için gösterilenin ne olduğuna bakmak gerekir. Bireysel intiharların incelenmesi bu bağlamda toplumsal yapı içersinde kapitalizmin yarattığı tahribatın incelenmesidir. Kapitalizmin insani özgürleştirmeyi engellediği ve insanın sürekli olarak bastırıldığı bir sistemde, farklı direniş biçimleri ortaya çıkar ve tüm özneler sınıfsal kökeni fark etmeksizin farklı bastırılma ve kısıtlamaları yaşantılarlar. Bunun sonucunda bastırılmış olanın geri dönüşü yaşanılanların sonucu olarak ele alınmalıdır, ancak bastırılmış olanın geri dönüşü yaşanan sorunu doğrudan yansıtmaz, bilinç yapısındaki kopmalar, kırılmalar, yerinden çıkmalar, kısa devreler vb. asıl sorunsalı gizler, gizemlileştirir. Çünkü Freud’un vurguladığı gibi “bastırılmış olan her şeyin geri dönmediğini ya da parçalar halinde geri döndüğünü ve hatta farklı çağlarda ve genellikle tuhaf tezahürler şeklinde geri döndüğünü” gösterir. İntihar bu bağlamda bastırılmış olanın geri dönüşü olarak ele alınabilir, ancak her bastırmanın da intiharla sonuçlanması zorunlu değildir, toplumsal özne bastırılmışlıklarını farklı şekillerde de ödünler.
***
Sınırsız bireysel özgürlük bir yanılsamadır, ya da kapitalist ilişkiler içersinde sadece gerçekleşmesi olanaksız ütopik bir istemdir. Bu nedenle de intihar kapitalizmin kara-gerçekliğinden ütopyaya kaçış gibi de okunabilir.
***
“İnsanlar intiharı Tanrısal iradenin çiğnenmesi olarak görürler, ama intiharın varlığı kendi başına tanrının çözümlenemez iradesine karşı açık bir protestodur.”(s.11)
***
“Kendi gerçekliği üzerine düşünme yeteneğini kaybeden ve sorgulayamayan insanların varlıklarını sorgulamaları sözkonusu olmadığı için toplumsal bağlamda muhalefet etmeleri engellenir.”(s.65)
***
“Din yapılan eylemi meşrulaştıracak araçları sağladığı için eylemcinin yapacaklarını sorgulamasına gerek yoktur, dinsel emirlerin sorgulanmazlığı eylemin acımasızlığının görülmesini engeller.”(s.92)
İntihar Üzerine
Karl Marks
http://kizilizm.tumblr.com/post/15719856486/karl-marks-intihar-insan-n-kendi-varolusu-uzerine
bettulgazi
19-02-2012, 02:23
"Bir intihar olayı okuyunca, insana buz gibi ter döktüren şey, pencerenin demirlerinde asılı duran narin ceset değil, intihardan hemen önce o kalpte olup biten şeydir."
Demiş biri kim bilmem ama.
Galata kulesinden Hazerfanı çatlatırcasına yere çakılma gibi bir hayalim vardı oysa.
Cesedimin üzerine gazete serilecekti, vasiyetimdi zira,
Özellikle magazin sayfasını vasiyet ettim ki, cesedim çekmese de ilgi magazinden faydalanıp anlık şan ve şöhretim olur, en azından 3. sayfaya çıkardım.)
Arkadaşım intihar ettiğinde, ne ekonomik,ne dinsel, ne ailesel sorunu vardı.( belki de ben anlamadım) Gözlerini bir parça bez ile bağlayıp 11. Kattan attı kendini.
Ve korktu belki de yükseklikten, Kimbilir.
(konu dışı oldu sanki yorum- ama ne yazılır üstüne bilmiyorum ki)
capella79
21-02-2012, 03:05
Aslında konu üzerine forumda bu başlık altında intiharın, dinsel olarak büyük günah olduğunu göz önünde bulundurarak tartışılabilir.
irsArtvin
24-06-2012, 00:18
Konu ile alakalı ve üzerinde durulması gereken bir haber:
'Bir milyon kişi intihar etti'
Dünya genelinde yılda en az bir milyon insan intihar ediyor. Gerçek sayının çok daha fazla olduğunu savunan bilim insanları, kadınların ölüm gerekçelerinin başında intiharın geldiğine dikkat çekti.
http://media2.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/_Cover/120623intiharr.hlarge.jpg
Dünyanın farklı yerlerindeki bilim insanlarının yaptığı araştırmalar, intihar üzerine benzer sonuçlar ortaya koyuyor. Bilim insanlarının ortak görüşü, intihar eden insanların sayısının dünya genelinde dikkate alınmadığı yönünde.
İngiliz bilim dergisi The Lancet, farklı ülkelerde yapılan araştırmalar sonucunda, dünya genelinde kadınların ölüm sebepleri arasında intiharın ilk sırada geldiğini ortaya koydu. Erkeklerde ise trafik kazaları ve şiddet olaylarının ardından intihara bağlı ölümler üçüncü sırada geliyor. Dergi yaralanma ve öldürma başlığı altında birçok araştırmaya imza attı. Dünya Sağlık Örgütü (WHO) de, dünya genelinde yılda bir milyon kişinin intihar ettiğini tahmin ediyor.
Araştırmalar dünya genelindeki intihar vakalarında artış olduğunu gösteriyor. Londra Üniversitesi'nde Alexandra Pitman'ın yürüttüğü bir araştırma da, özellikle Brezilya, Singapur, Litvanya ve İrlanda'da intihar eden genç erkeklerin sayısında artış olduğunu ortaya çıkardı.
NET VERİLERE ULAŞILAMIYOR
Oxford Üniversitesi'nden Profesör Keith Hawton ve Kate Saunders'ın yürüttüğü bir araştırma ise dünya genelinde intihar edenlerin, özellikle de gençlerin sayısını net olarak ortaya koymanın mümkün olmadığını, resmî verilerin gerçek sayılara dayanmadığını ortaya koydu. İntiharın suç sayıldığı ülkelerde, intihar vakalarının yetkilileri korumak adına gizlendiği ve net verilerin olmadığı belirtildi.
Bilim insanları intiharla mücadelenin zor olduğuna dikkat çekiyor. Profesör Hawton ve Saunders'ın yaptığı araştırma, antidepresan ilaçların her zaman etkili olmadığını gösteriyor. Hong Kong Üniversitesi'nden Profesör Paul Yip, “İntihar etmek isteyen herkes, intihar etmesini sağlayacak gerekli aracı bulabileceğini düşünüyor” diyerek, zehirli maddeler ve diğer birçok intihar etmeye araç olabilecek ilaçlara erişimin engellenmesiyle, intiharların azaltılabileceğini ifade etti.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25360876/
Japonya'da intihar ormanı, ilginç bir yazı: http://www.hafif.org/yazi/intihar-ormani
İntihar da pek çok olgu gibi benim gözümle hayatın, yaşamın bir parçası. İntihar sayılarını genel orana vurduğunuzda bunun aslında hiç de büyük olmadığını görebilirsiniz. İnsanların büyük bir kısmı ölümden korkarlar, bunun üzerinde düşünmek, yorum yapmak bile istemezler çünkü.
Yaşama ne gözle bakıldığı ile alakalı olarak değişik boyutlarla ele alabiliriz intiharı. Hayatın sorunları ve kendi ile baş edemeyip bir kaçış olarak yapılan bir intihar eylemi ile, hayatla ve kendi ile birebir baş edip, hayatı çözüp ondan bir tad alamamakla yapılan eylem arasındaki fark büyük benim için.
Neyi neden yaptığı, bilinçli mi, bilinçsiz mi bu çok önemli.
Ki dünya, hayat, yaşadığımız süreç zaten aklın alamayacağı bir sır ve bu hayat da kalındığı sürece de hep bir sır olarak kalacak benim için. Zaten var olmadığımızı ve gerçekten yaşamadığımızı kabul etmiş biri olarak benim gibi biri için çok şey sadece bir oyundan ibaret.
Sevgiler.
irsArtvin
06-07-2012, 11:29
Yaşama ne gözle bakıldığı ile alakalı olarak değişik boyutlarla ele alabiliriz intiharı. Hayatın sorunları ve kendi ile baş edemeyip bir kaçış olarak yapılan bir intihar eylemi ile, hayatla ve kendi ile birebir baş edip, hayatı çözüp ondan bir tad alamamakla yapılan eylem arasındaki fark büyük benim için.
Neyi neden yaptığı, bilinçli mi, bilinçsiz mi bu çok önemli.
Dediğiniz gibi intiharın muhteviyatı önemli; ancak en nihayetinde intihar, intihardır yani bir canlı olan insanın ölüme giden yolu hür iradesi ile seçecek merhaleye gelmesidir. Bu, bence çok önemli bir husustur çünkü ölümü, bir insanın kendi eliyle seçmesi yani hayatta kalmak istememesi neticesinde yaşamına son vermesi yaşamdan ne derece bıkmış olduğunun göstergesidir. Yani hayatta görmüş olduğu veyahut öyle olduğunu düşündüğü çile, dert ya da sıkıntı nedir ki, insan intihar yolunu seçmiştir. Üzerinde durmamız gereken mesele bence intihar eyleminin bu noktasıdır. Her ne kadar intihar olaylarını tasnif etmeye çalışışsak da bu eylemin meydana gelmesinin nedenleri ve bu sürece gidilen yolun ne zaman başladığı ve de ne şekilde yol aldığını bilmek, bu eylemin önüne geçmemizde büyük rol oynamaktadır. Tabi, bu eylemin en önemli noktası intiharın insan hayatı için ne kadar büyük bir risk taşıdığı gerçeğidir.
angel333
15-07-2012, 14:32
yapılabilecek en büyük hatadır
Bence insanda bulunan doğuştan sahip olunan bir dürtüdür.Saadece egomuz baskın geliyor.Ölümden sonra yok oluşmu yoksa devamında herhangi bir şey varmı merakı insanın ölmeden öğrenemeyeceği bir şey.Sırf bu yüzden intihar fikri aklının bir köşesinden geçmiştir bence meraklı insanların.
İntihar aynı zamanda kontrolün insanda olduğununda kanıtıdır,bir insanın kendi hayatına son verebilmesi bir irade tercihidir.
Yaşamk artık bir heyecan vermiyorsa veya amaçsız yaşıyorsa kişi hayatına son vermekte onun hakkıdır.Herkesin hayatına son verme hakkı vardır , her ne kadar dinler yasaklamaya çalışsada her insanın yanına bir gözlemci vermeden yasaklayamazsınız bu olguyu.
angel333
15-07-2012, 14:54
bu arada ben yeni konu açamıyom neden
angel333
15-07-2012, 15:06
sesimi duyan varmı
irsArtvin
15-07-2012, 22:25
Yaşamk artık bir heyecan vermiyorsa veya amaçsız yaşıyorsa kişi hayatına son vermekte onun hakkıdır.Herkesin hayatına son verme hakkı vardır , her ne kadar dinler yasaklamaya çalışsada her insanın yanına bir gözlemci vermeden yasaklayamazsınız bu olguyu.
Farklı bir yaklaşım. Üzerine düşünülmesi gerekir ve de tahlil edilmesi.
Dediğiniz gibi intiharın muhteviyatı önemli; ancak en nihayetinde intihar, intihardır yani bir canlı olan insanın ölüme giden yolu hür iradesi ile seçecek merhaleye gelmesidir. Bu, bence çok önemli bir husustur çünkü ölümü, bir insanın kendi eliyle seçmesi yani hayatta kalmak istememesi neticesinde yaşamına son vermesi yaşamdan ne derece bıkmış olduğunun göstergesidir. Yani hayatta görmüş olduğu veyahut öyle olduğunu düşündüğü çile, dert ya da sıkıntı nedir ki, insan intihar yolunu seçmiştir. Üzerinde durmamız gereken mesele bence intihar eyleminin bu noktasıdır. Her ne kadar intihar olaylarını tasnif etmeye çalışışsak da bu eylemin meydana gelmesinin nedenleri ve bu sürece gidilen yolun ne zaman başladığı ve de ne şekilde yol aldığını bilmek, bu eylemin önüne geçmemizde büyük rol oynamaktadır. Tabi, bu eylemin en önemli noktası intiharın insan hayatı için ne kadar büyük bir risk taşıdığı gerçeğidir.
Psikolojik nedenlerin(yasama iliskin problemler) yanisira, biraz da insanin kendini, kendine ve cevreye ispatlama durtusunun sonucudur intihar.
irsArtvin
18-12-2012, 01:30
'İntiharla ölüm araba kazasından daha olası'
Yapılan en son araştırma, ABD’de, intiharın araba kazalarına göre daha çok insanın ölümüne sebep olduğunu ortaya koydu.
http://media1.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/Sections-StoryLevel/NTV%20Bilim/120924_dep.hlarge.jpg
ABD’de intihar oranının son on yıl içinde yüzde 15 arttığı ve ölüm sebebi olarak araba kazasının önüne geçtiği ortaya çıktı.
İntihar oranındaki bu artışa karşın, araba kazalarında yüzde 25 civarı bir düşüş oldu.
Hükümetin, otomobil üretimindeki yüksek standartlar ve alkollü araç kullanımına verilen ağır cezalar gibi önlemlerle araba kazalarının önemli oranda azalmasını sağladığı belirtildi.
Batı Virginia Üniversitesi’nden, araştırmayı yürüten Ian Rockett, “Trafik güvenliği için kapsamlı ve devamlı önlemler alınması, araba kazalarının ve kazada ölenlerin sayısında önemli bir düşüş olmasını sağladı. Şimdi, diğer ölüm sebeplerini azaltmak için yapılacak çalışmalara odaklanmak ve kaynak sağlamak gerekiyor” dedi.
Araştırmada, ABD Ulusal Sağlık İstatistikleri Merkezi’nin 2000 ve 2009 yılları arasında topladığı veriler incelendi.
İntiharın yanısıra, düşme ve yanlışlıkla zehirlenme sonucu gerçekleşen ölümlerin oranında da önemli bir artış olduğu tespit edildi.
Rockett, intiharın, resmi verilerde görülenden daha büyük bir soruna işaret ediyor olabileceğini ifade etti: “İntiharların önemli bir kısmı kayıtlara geçmiyor. Bence, problem resmi verilerin gösterdiğinden çok daha ciddi. Kontrolden çıkmış bir durumla karşı karşıyayız.”
ABD’deki Hastalık Kontrol Merkezi’nin Şiddet Önleme Birimi temsilcisi Feijun Luo, “Ekonomik problemler insanların kendileri ve gelecekleri hakkında düşündüklerini, aileleri ve arkadaşlarıyla olan ilişkilerini etkileyebiliyor. İntihar oranını düşürmek için yapılacak çalışmalar, bireyler, aileler, mahalleler ve hatta cemaatler üzerinde odaklanabilir” açıklamasını yaptı. Yüksek intihar oranı, tarihsel olarak ekonomik gerilemeyle bağdaştırılıyor.
Amerikan hükümeti, intihar etmeyi düşünen insanlara yardım etmek için çalışmaları hızlandırdı.
Yayımlanan istatistiklere göre, intihara karşı önlem almak amacıyla 56 milyon dolarlık bir bütçe ayrıldı.
ABD’deki ilk beş ölüm sebebi intihar, araba kazası, kazara zehirlenme, düşme ve cinayet olarak sıralanıyor.
Araştırma, American Journal of Public Health adlı dergide yayımlandı.
http://www.ntvmsnbc.com/id/25384487/
Ni Dieu Ni Maitre
07-01-2013, 22:17
Ey Tanrı, senin boş siyahında
Senin gibi değilim ben
Her yere yapışık yıldızlar, parlak aptal konfeti
Hiç mi hiç arzulamadığım, ölümsüzlük sıkar beni
*Sylvia Plath
İntihar çoğu insan tarafından "korkaklık" ve ya "kaçış" olarak tanımlansa da ben böyle olduğunu düşünmüyorum. İnsanoğlunun en büyük korkusu ölümdür ve ölümle yüzleşmek büyük bir cesaret gerektirir. Elbette ölümü yüceltmeyeceğim, çünkü hâlâ yaşıyorum. Ama intihar yaşama duyulan ve çoğu zaman anlamsız olan hayranlığın bitmesi, bir anlamda Pollyanna oyununun bitmesi ve pembe gözlüklerin çıkarılması demektir bana göre.
Tabi ölümden bahsetmişken onu en güzel anlatan insanlardan olan Tezer Özlü'den bahsetmemek olmaz...
Ölü gövdemin güzel görünmesi için gün boyu hazırlık yapıyorum. Sanki güzel bir ölü gövdeyle öç almak istediğim insanlar var. Karşı çıkmak istediğim evler, koltuklar, halılar, müzikler, öğretmenler var. Karşı çıkmak istediğim kurallar var. Bir haykırış! Küçük dünyanız sizin olsun!
Sessizce yatağa dönüyorum. Ölümü ve yokluğu uzun süre düşünmeye zaman kalmıyor. Şimdi gözümün önündeki görüntüler renkli kırları andırıyor. Korkacak bir şey yok. Kırlarda koşuyorum. Sanki bir deniz kentinde yaşamıyorum. Hep kırlar. Esintiyle birlikte eğilen otlar arasında bir başımayım. Birazdan ölüm beni alacak.
*Tezer Özlü - Çocukluğun Soğuk Geceleri
irsArtvin
25-06-2013, 10:35
İntihar çoğu insan tarafından "korkaklık" ve ya "kaçış" olarak tanımlansa da ben böyle olduğunu düşünmüyorum. İnsanoğlunun en büyük korkusu ölümdür ve ölümle yüzleşmek büyük bir cesaret gerektirir. Elbette ölümü yüceltmeyeceğim, çünkü hâlâ yaşıyorum. Ama intihar yaşama duyulan ve çoğu zaman anlamsız olan hayranlığın bitmesi, bir anlamda Pollyanna oyununun bitmesi ve pembe gözlüklerin çıkarılması demektir bana göre.
Her ne kadar insan kabullenemese de bu sözlere katılmamak elde değil.
Bazen aklımdan geçiririm: “hayata dört elle sarılmak mı daha cesurca, yoksa ölümü istemek mi; hayatı yaşamak mı daha erdemli, yoksa ölmeyi becerebilmek mi; ya da hayat mı daha karanlık, yoksa ölüm mü?” diye.
Üzülerek belirtiyorum ki, maalesef bu soruların cevabı yok…
KaptanKosto
28-06-2013, 12:24
İntihar, artık acı çekmek istemeyen bireyin, yaşama isteğini ve egosunu kırıp, doğasına aykırı hareket ederek yaşamına son vermesidir. Yani artık yaşamayı istememesi değil, böyle yaşamak istememesidir.
Acı çekmesinin nedeni de, aslında ironik şekilde insanların acılarını dindirmek için inşa edilen medeniyetin cani oyunları. Kıskacının arasına bir aldı mı bırakamıyor.
Bazen uyuyup uyanmayı istemezsiniz, keşke ölmek herkes için bu kadar kolay olsa. Yine de intihara kalkışmak, intihara daha önce kalkışmış olanların kanını dondurabiliyor bazen... Toplumdaki yerinizi bilir ve ona göre yaşarsanız, intihara kalkışmazsınız çünkü kaybolmazsınız.
Bir sanatçının intihar etmemesi gerekir mesela. Çünkü intiharların genelde bir mesajı yoktur. Kişi bunalır ve çıkmaz yola girer, uzun git-gel döneminin sonunda kararlı bir hamleyle intihar eder, başaramazsa da bir daha %90 ihtimalle kalkışmaz. Mesajı alanlar insanlardır burda.
Ve sanatçılar kanaat önderleri gibidir. Hani hep derim ya dünya mükemmel değil, bu yüzden sanat var diye. Sanatla varolamazsak, hiçbir şeyle varolamayız.
Müziksiz ve resimsiz bir dünya düşünebiliyor musunuz?
Tatminsizlik, acı, keder, depresyon, kötü davranışlara maruz kalmak gibi etkenleri bir yana bırakırsak, birey yaşamdan sıkılmış, yaşam amacını kaybetmiş ve bir çeşit anlamsızlık girdabında zorla aldığı soluk alışverişlerine bir son vermeyi istiyor olabilir.
Belki de bunlardan hiç biri değildir..
Yaşamak istemiyordur sadece.
Bilindik intihar sebeplerinin dışında olmalı bu neden!
Ben bir bir intiharı ciddi ciddi düşünmüş, aileme bu konuyu açmış ve hazırlı olmalarını istemiş, onları bu soa hazırlamaya çalışmıştım. Yaşamımın bir anlamı ve değerinin olmadığını hissediyordum. Taptığım ve kendimden çok güvendiğim biri de unutulmaz bir kazık atmış, beni bu acı sona yaklaştırmıştı. Sonraları kendime gelebilmiştim.
Neden ölmek istedim?
Neden yaşayayım ki?? sorusunun cevabı da burada ilişkiliydi.
Ben acı çeken insanlarla karşılaşınca gerçekten çok üzülüyorum.
Ama ölmelerini de istemem. ( babam hariç)
Ama tatminsizlik ve kişisel-sosyal sorunlar...Bu etkenler gerçekten baş belası ve can sıkıyor.
Yorum +20 içindir
İntihar ağır deprasyon halinin sonucudur bunu normal bir insan anlayamaz çünkü İntihar eden kişiler genelde sıkılır hatta bogulduklarını idda ederler. bazıları onları bir sesin yada bir gücün aşağı ittiğini söyler genelde 4 duvar bir yerde duramadıklarını ifade ederler en şiddetli bu durum genelde 19 yaş altı insanlarda görünür. ilerki yaşlarda görülen deprasyonlar hafif şiddetlidir. İntihar bazen sadece deprasyona bağlı değildir beyin hücrelerinde bir elektrik uyumsuzluğu nedeni ile sara krizi geçiren insanlarda bu durum (eğer hayatlarında mutlu değiller ise ) zamanla beynin sıkılmasına sebep olur buda kişinin kendisini boşupa bırakmasına neden olabilmektedir. nitekim gerçekten Allah' a inanmış ve ibadet eden insanlar maneviyat duyguları bu duygulardan daha üstün olduğu için hayatları boyunca böyle bir tramva haliyle karşı karşıya kalmazlar. İntihar kişiye aslında ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini gösterir kişi ya bunun üstesinden gelir yada kendini üzerek vucudun daha çok yorulmasına sebep olur bu durum kişide deprasyon olayını tetikler. İnsanlar herzaman güler yüzlü ve anlayışlı olsalar dünyada İntihar oranı %0 a inebilir.
Corpse Bride
22-07-2013, 01:31
Yorum +20 içindir
.....
nitekim gerçekten Allah' a inanmış ve ibadet eden insanlar maneviyat duyguları bu duygulardan daha üstün olduğu için hayatları boyunca böyle bir tramva haliyle karşı karşıya kalmazlar. İntihar kişiye aslında ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini gösterir kişi ya bunun üstesinden gelir yada kendini üzerek vucudun daha çok yorulmasına sebep olur bu durum kişide deprasyon olayını tetikler. İnsanlar herzaman güler yüzlü ve anlayışlı olsalar dünyada İntihar oranı %0 a inebilir.
inanan için hani herşey kaderdi hani yazılıydı. takdiri ilahiydi. ne oldu müslüman intihar edince inanmadığımı ortaya çıkıyor.intiharı sadece inanmayan mı yapar. beyni yıkanan intihar bombacı müslümanlara ne demeli peki.onlar amaç uğruna intihar ediyor diye hak mı verilmeli.
insanlarlar her zaman güleryüzlü ve anlayışlı olamaz bunun için ya robbot olması yada diyazem alması lazım.
etki ve tepki ve tercih olamaz mı? o cesaret bizde olmadığı için yadırgıyoruz ve gerçekten büyük cesaret.
nitekim gerçekten Allah' a inanmış ve ibadet eden insanlar maneviyat duyguları bu duygulardan daha üstün olduğu için hayatları boyunca böyle bir tramva haliyle karşı karşıya kalmazlar. İntihar kişiye aslında ne olduğunu ve nasıl çözülebileceğini gösterir kişi ya bunun üstesinden gelir yada kendini üzerek vucudun daha çok yorulmasına sebep olur bu durum kişide deprasyon olayını tetikler. İnsanlar herzaman güler yüzlü ve anlayışlı olsalar dünyada İntihar oranı %0 a inebilir.
Komik.
İnançları yüzünden depresyona giren ya da intihara kalkışan insanlar var. Bir insanın neden kendini öldürmek istediğini yada yaşadığı çaresizliği böyle basit şekilde katalog etmeye çalışmak gülünç gerçekten. Süisidal durumun ibadetle falan bir ilgisi yok.
Erdem Alaca
24-07-2013, 14:07
hero06´isimli üyeden Alıntı http://www.turandursun.com/forumlar/images/geruh/buttons/viewpost.gif (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=490797#post490797) nitekim gerçekten Allah' a inanmış ve ibadet eden insanlar maneviyat duyguları bu duygulardan daha üstün olduğu için hayatları boyunca böyle bir tramva haliyle karşı karşıya kalmazlar.Kalabilirler sn. hero06. Bildiğim iki tür depresyon var:
a) Olaylara Bağlı Depresyon
b) Fiziksel Nedenlere Bağlı Depresyon
a şıkkını geçiyorum, b şıkkı için (hatırlayabildiğim):
İnsana mutluluk, yaşama sevinci, enerji, vb. sağlayan melatonin mi seratonin mi, vb. bir hormonun yeterli derece salgılanamaması durumunda (fiziksel neden); bunun dışarıdan takviyeyle dengelenmesi gereklidir. (haplar, vs)
Biraz yuvarlak, hiç araştırmadan yazdım kusura bakmayın; ancak bunları bizzat bir doçent'ten duyduğum için buna da gerek görmedim.
Özetle: Allah'a inanmış ve ibadet eden insanlar, maneviyat duyguları güçlü olması sebebiyle hayatları boyunca böyle bir travmayla karşı karşıya kalmayabilirler desek de; fiziksel nedenler dolayısıyla kalabilecekleri gerçeği vardır. (ileri derecede depresyonun intihara sürükleyebileceği gerçeği)
Saygılarımla,
ben de intihar düşünüyorum gerçekleştiremiyorum
Erdem Alaca
01-08-2013, 01:03
Sn. tuberk: Sakın!
Depresyon hakkında bir kitap okumuştum, yazan prof. öyle bir ileri boyutundan bahsediyor ki depresyonun, şöyle: "Hasta o derece ileri depresyonda idi ki, yatağından elini kaldırıp komidindeki gazeteyi alacak takati yoktu."
Siz buraya üye kaydı yaptırıp mesaj yazabildiğinize göre sizde o derece ileri değildir, mutlaka bir psikiyatr'a gidiniz - bunu yapınız Sn. tuberk, lütfen.
http://www.meleklermekani.com/imagehosting/komik1-304.jpg
İntiharı düşünmek insanı ileri deprosyana itebilir. Eğer öyle olursa, içinizdeki boşluk siz istemeseniz bile sizi intihara yönlendirecektir. İnancınız olsaydı olumsuz düşüncelerden Allah'a sığının derdim. Madem yok!
Yarının ne getireceğini 1 saat sonra veya 1 dakika sonra ne olabileceğini hiçkimse bilemez. Bilmediğiniz yarınları karartmak mantıklımıdır?
Sizi bu düşünceye iten nedenler inanın birçok insanın sadece hayatının bir kısmında yaşadığı nedenlerdir. Hayat bazen yeni günün ne getireceğini beklemek için yaşanır. Bazende yarının ne getireceğini siz belirlersiniz. Hayattasosyal değilseniz, intiharı size hayat değil, siz getirmişsinizdir. Bu düşüncelerden kurtulmak için daha fazla sosyal olun. Bundan kasıt intihar düşüncesinin beyninize unutturulmaya sağlanması.
İnancınızı yok etmeye dayalı içinizde derin bir boşluk oluşabilir.Bu durumda hayat boş bir kağıda benzer, kağıdın ne kadar boş olduğunu düşünmek yerine, dilerseniz bu boş kağıdı boyuyabilirsiniz. İnançsızlık konusunda herzaman yıllarca düşünmenin faydası vardır, tarihin köşesinde kalmış birkaç tarih kitabı, doğruluğu belli olmayan hadisler, farklı yönlere çekilmiş ayetler. Sizi bunlar inançsızlığa sürüklemesin, düşüncelerinizin insanlar tarafından oluşturulmuş bir propagandanın esiri altında kalmasına izin vermeyin. Kendi doğrularınızı kendiniz oluşturun.
Depresyon ve ileri depresyon çok ağır tramvalardır. Kendinizi bu tramvalardan korumak intihar düşüncesini beyninizden silmekle olur.
Ağır depresyon halinde insanların içlerine bir sızı çöker, hatta bazıları sesler duymaya başlar intihar edenlerin pek azı, nedenlere dayalı intihara karar veren insanlardır.
Hayatınıza anlam veren olmak yerine, hayatın size birşeyler sunmasını beklemek yanlış olandır.
Hayata herzaman gülen gözlerle bakmayınız dileğiyle!
İnsan yaşamın her anında hatta en üzüntülü olduğu anlarda bile gülebilir. Tabi abartmamak lazım. Misal;
Tüm intihar eden arkadaşlara başarılar diliyorum:D
Ahlaksız
02-08-2013, 01:36
ben de intihar düşünüyorum gerçekleştiremiyorum
Hayatta düşünecek o kadar çok şey var ki..
Neden 150-200 milyon sperm arasında ben sıyrıldım?
Bu acaba beni şanslı mı yapar,yoksa Türkiye gibi bir yerde yaşama şansı bulduğum için şanssız mı yapar?
Neden insanların büyük bir kısmı empati yapamaz?
Neden insanların büyük bir kısmı sanattan anlamaz?
Neden sırf düşüncelerinden dolayı bir kadın öldürülebilir?
Yani düşünecek o kadar çok şey var ki..
İnsanları uzaylılar mı yarattı?
Uzayda farklı canlılar var mı?
Farklı bir evren var mı?
Mars'ta bir zamanlar yaşam varmıydı?
Bu soruların cevabını duymak kadar insana haz verecek başka bir şey var mı acaba?
Bilimin farklı bir Dünya keşfettiğine şahit olduğunuzu düşünün..Tüm bünyeniz değişir o zaman..Müthiş bir şey bu..Sırf buna benzer bir haberi beklemek adına yaşamaya devam etmeliyiz..
2014 Dünya kupasında neler olacak?
Messi ile Neymar bu sene ne yapabilecekler?
Türkiye'de hükümet düşecek mi?
MERAK EDİN SN TUBERK..
Merak,intiharı düşünmenizi önleyebilir belki..
Teist mi yoksa dinsiz mi olduğunuzu bilmiyorum..Size şunu söyleyim..Teist olduğum zamanlardan çok daha iyi hissediyorum kendimi..Müthiş bir psikolojik baskıdan kurtuluyorsunuz..
Allah'ın sizi 24 saat gördüğünü düşünmeniz,şeytanın sizi yoldan çıkarmak için fırsat kolladığını düşünmeniz,Azrail'den korkmanız,cinlerden ürkmeniz,ruhunuzu düşünmeniz,..vb
Tüm bunlardan kurtulmak müthiş bir rahatlama sağlatıyor insana..
coolkedisi
02-08-2013, 01:49
İnsan bazen kendini yalniz hissedebilir.
Ben de bazi olaylarda intihar en kolay yolmus gibi dusunuyorum. Hem ben kurtulurum hem de cevremdekiler gibi..
Fakat sakinlesince ben buna mi bu kadar uzulmusum diyorsun. Ustune ustluk bu kadar buyuttugun icin utaniyorsun ve olayi kimseye anlatmiyorsun :)
İnsanlarin psikolojik yonden intihar ettigini dusunuyorum. Olaylar cevresinde gelisen bir dusunce. Yani sabretmeyip sakinlesmeyi beklemezsen intihar bile edebilirsin hemen o dakikada.
Bir kitap varmis ismini tam da hatirlayamiyorum. İntihar yontemleri, en guzel intihar mekanlari falan yaziyor kitapta. Okuyan %90i intihar ediyormus. Yasaklanmis bir kitap tabiikide. Demek istedigim su acisiz bir olum istiyorsaniz bu kitabi okumanizi tavsiye ederm :)
Aklinizi basiniza alin ve geleceginizin en guzel sekilde olacagina inanin...
Allah yok fakat intihar sadece muslümlere gunah degil :)
irsArtvin
20-09-2013, 13:23
Kapitalist toplumsal yaşam biçiminin birey ve toplum üzerindeki menfi tesirinin sübutu niteliğindeki çarpıcı haber:
Kapitalizmin krizleri öldürüyor
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/kapitalizmkriz43534567.jpg
Amerika ve Avrupa’da etkili olan küresel ekonomik kriz, insanları intihara sürüklüyor. Araştırmacılar, krizin artan intihar oramlarına neden olabileceği konusunda görüş belirtiyorlar.
(soL - Haber Merkezi) Yapılan son araştırmalar, küresel ekonomik krizin Amerika ve Avrupa kıtalarındaki intihar oranlarını artırdığını gösteriyor. British Medical Journal’da yer verilen bir analizde, 2008 yılında ABD’de kredi ve konut piyasalarında yaşanan çöküşün neden olduğu finansal sorunların küresel etkisini değerlendirmek için, 54 ülkeden veriler incelendi.
Veriler, krizin başlamasından bir yıl sonra, ülkeler genelinde intihar oranlarının yüzde 3,3 arttığını ortaya koydu. İntihar oranının en çok arttığı ülkeler ise işten çıkarma oranlarının daha fazla olduğu ülkeler oldu.
Araştırmaya, İngiltere’nin Oxford ve Bristol üniversitelerinin yanı sıra Hong Kong Üniversitesi’nden de araştırmacılar katıldı. Araştırma kapsamında, Dünya Sağlık Örgütü’nün ölüm verileri, Hastalık Koruma ve Korunma Merkezleri ve Uluslararası Para Fonu’nun (IMF) Dünya Ekonomik Görünüm Raporu verileri incelendi.
5 bin yeni intihar vakası
Bu verilere göre, 2009’da işsizlik yüzde 37 arttı, kişi başına düşen gelir ise yüzde 3 azaldı. Aynı dönemde, erkek intihar oranları da tırmanışa geçti. O yıl, beklenenden 5 bin fazla intihar vakası yaşandı. İntiharlar ağırlıklı olarak 27 Avrupa ülkesinde ve 18 Amerika ülkesinde görüldü. Avrupa’da 15-24 yaş arasındaki erkeklerde, Amerika’da ise özellikle 45-64 yaş grubunda intihar oranlarında artış olduğu tespit edildi. Ancak kadın intihar oranı Avrupa’da değişmedi, yalnızca Amerika’da hafif bir artış oldu.
Araştırmacılar, ekonomik krizin intihar oranlarının artışına neden olabileceğini, yani intihar oranlarının artışına krizin neden olduğu duygusal baskılara bağlı olabileceğini söylüyor ancak bunu ispat edemiyorlar. Araştırmada, intihar oranındaki artışta diğer faktörlerin de rol oynamış olabileceği belirtiliyor ancak ruh sağlığı dernekleri, kendi gözlem ve deneyimlerinin araştırmacıların teorisini desteklediğini söylüyor.
Haberin devamı... (http://haber.sol.org.tr/ekonomi/kapitalizmin-krizleri-olduruyor-haberi-79869)
Vefik Sami
20-09-2013, 13:45
Son zamanlarda sıkça düşünür oldum.
'Bu toprağın altı mı, yoksa üstü mü daha rahat ve güvenli.' diye.
Üst taraftan sual edilirse, söyleyeceklerim bellidir.
Bencil, alçak, kalleş insanların egemen olduğu bir dünya da yaşıyoruz!...
Ama ölüm; dürüst'ü de, kalleş'i de aynı yere götürüyor.
O "yer" hakkında da rivâyetler muhtelif.
Gidip de geri gelen yok çünki.
Neyi sorgulayalım şimdi.
Ahlâkı mı, gerçeği mi ?
Erdem Alaca
20-09-2013, 15:03
Sn. Vefik Sami, bakınız şimdi belki kızacaksınız bana ama olsun, ben bunu bir görev kabul ediyorum.
Önceki konuştuğumuz mesajda da (twitter, facebook) hisseder gibi oldum; şimdi biraz daha hissim kuvvetlendi. Siz "Depresyon" geçiriyor olabilirsiniz.
"Olabilirsiniz" diyorum, belki de hiç alakası yok; ama ben senelerdir bu hastalığı çeken biri olarak az çok sezinliyorum bazı şeyleri.
Böyle normalden fazla alınganlık, insanlarla konuşmama isteği (ağız ile/bilgisayardan değil), aşırı uyku-ya da çok az uyku isteği, gereksiz huzursuzluk, vb. gibi olağandışı şeyler hissediyorsanız kendinizce bu dönem, lütfen vakit geçirmeden bir psikiyatra gidiniz.
Beyinde salgılanan serotonin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin) adlı bir hormon var. Bu hormonun ama fiziksel, ama ruhsal nedenlerle (bir yakını kaybetme, iflas etme, vb.) gereğinden az salgılanması durumunda, Depresyon dediğimiz illet ortaya çıkıyor.
Aslında doktor bir arkadaşımız kaydolmuştu, o burdaysa daha doğrusunu izah edebilir, ama ben devam edeyim...
Yani bu hormon seviyesi gereğinden aşağıdaysa, ilaçlarla (antidepresan) dışarıdan takviye almak şart oluyor, ilaçları verecek olanlar da psikiyatrlar (psikologlar ilaç yazamaz, telkin yapar - bundan da ben hiç bir fayda görmedim, zira benimki ileri seviyede depresyon - doğuştan, kronik majör depresyon)
...
Dediğim gibi umarım kızmazsınız, bunu ben görev bilirim her insana anlatmayı, zira tedavi edilmezse insanı intahara kadar rahatlıkla götürüyor. Son bildiğim örnek milletvekili Sırrı Sakık'ın oğlu, depresyon yüzünden intihar etti genç yaşta.
Saygılarımla,
Erdem Alaca
Vefik Sami
20-09-2013, 15:19
Sn. Vefik Sami, bakınız şimdi belki kızacaksınız bana ama olsun, ben bunu bir görev kabul ediyorum.
Önceki konuştuğumuz mesajda da (twitter, facebook) hisseder gibi oldum; şimdi biraz daha hissim kuvvetlendi. Siz "Depresyon" geçiriyor olabilirsiniz.
"Olabilirsiniz" diyorum, belki de hiç alakası yok; ama ben senelerdir bu hastalığı çeken biri olarak az çok sezinliyorum bazı şeyleri.
Böyle normalden fazla alınganlık, insanlarla konuşmama isteği (ağız ile/bilgisayardan değil), aşırı uyku-ya da çok az uyku isteği, gereksiz huzursuzluk, vb. gibi olağandışı şeyler hissediyorsanız kendinizce bu dönem, lütfen vakit geçirmeden bir psikiyatra gidiniz.
Beyinde salgılanan serotonin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Serotonin) adlı bir hormon var. Bu hormonun ama fiziksel, ama ruhsal nedenlerle (bir yakını kaybetme, iflas etme, vb.) gereğinden az salgılanması durumunda, Depresyon dediğimiz illet ortaya çıkıyor.
Aslında doktor bir arkadaşımız kaydolmuştu, o burdaysa daha doğrusunu izah edebilir, ama ben devam edeyim...
Yani bu hormon seviyesi gereğinden aşağıdaysa, ilaçlarla (antidepresan) dışarıdan takviye almak şart oluyor, ilaçları verecek olanlar da psikiyatrlar (psikologlar ilaç yazamaz, telkin yapar - bundan da ben hiç bir fayda görmedim, zira benimki ileri seviyede depresyon - doğuştan, kronik majör depresyon)
...
Dediğim gibi umarım kızmazsınız, bunu ben görev bilirim her insana anlatmayı, zira tedavi edilmezse insanı intahara kadar rahatlıkla götürüyor. Son bildiğim örnek milletvekili Sırrı Sakık'ın oğlu, depresyon yüzünden intihar etti genç yaşta.
Saygılarımla,
Erdem Alaca
Kızdım diyemem.
Lâkin; sanal ortam üzerinden "depresyon teşhisi" mümkün müdür; bilemem tabii. Dediğiniz gibi bir psikiyatr'a sormak gerek. Ama kendimle ilgili olarak yazdıklarım (ezilmişlik, başarısızlık) bir kahır-öfke sonucu oluşmuş değil, gerçek.
Son zamanlarda intiharı düşündüğüm oldu.
Ama düşünmek yetmiyor.
Yürek de lâzım.
Maalesef bende "yürek selânik"
Kolay kolay intihar edemem yâni.
Ama tavsiyenizi dikkate alacağım.
Bir psikiyatr'a görünmekte fayda var.
Psikologların kendileri "hafif sorunlu" olur genelde.
Onlardan bana fayda gelmez; bilirim. :D
Intihar umutsuzluk sonucu olsa idi, sokaktaki ac, sefil yasayanlar once kendini oldururdu; Tam aksine, yasam guclukleri hayata daha da bagliyor insanlari. Vefik Sami gibi zeki zannetigim birisinin "intihari dusunme"si normal da, girismemesinin nedeni yurek degil akil. Depresyonu da beyinin yarattigini ve gecici oldugunu biliyor.
Bencil, ahlaksiz kalles kisilerin yaninda, insanliga faydasi dokunmus, daha iyi bir dunya yaratmaya calismis, durust, yardimsever, dogrucu insanlarin da varligi bir gercek; gozleri o yana cevirmek de rahatlatacaktir emeinim.
Erdem Alaca
20-09-2013, 16:54
Son zamanlarda intiharı düşündüğüm oldu.
Hiç gerek yok Vefik Sami ağabey (büyüğümsünüz), yapacağınız tek şey bir seans ta olsa psikiyatriste görünmek, o zaten anlatacaktır bilimsel olarak.
Psikologların kendileri "hafif sorunlu" olur genelde.
Onlardan bana fayda gelmez; bilirim. :D
Belki inanmayacaksınız ama ben de yıllarca böyle düşündüm ve gitmedim - pek çok kişinin de böyle düşündüğünü zannediyorum. Sonra yaptığımın yanlış olduğunu anladım.
Kızmadığınıza sevindim, inanın bu çok yaygın ve çok ciddi bir hastalık.
İnternetten teşhis :) elbetteki olmaz, ben zaten doktor değilim, dediklerimde de yanılıyor olabilmem pekala mümkün; ama hissettim işte kendim de yaşadığım için bunu.
Mesela yaz başında Tuberk isminde bir arkadaşımız üye olmuştu, onda da hissetmiştim ve aynı şeyleri yazmıştım; o ciddi ciddi intiharı düşündüğünü de beyan etmişti.
Sonra siteye gelmez oldu, içim rahat etmedi bir türlü; yine utana sıkıla ona bir özel mesaj attım, nasılsınız, psikiyatra gittiniz mi diye. Ancak maalesef cevap gelmedi, kendisini de bir daha online rastlamadım.
Saygılarımla Vefik Sami ağabey,
Erdem Alaca
Vefik Sami
20-09-2013, 19:29
Intihar umutsuzluk sonucu olsa idi, sokaktaki ac, sefil yasayanlar once kendini oldururdu; Tam aksine, yasam guclukleri hayata daha da bagliyor insanlari. Vefik Sami gibi zeki zannetigim birisinin "intihari dusunme"si normal da, girismemesinin nedeni yurek degil akil. Depresyonu da beyinin yarattigini ve gecici oldugunu biliyor.
Bencil, ahlaksiz kalles kisilerin yaninda, insanliga faydasi dokunmus, daha iyi bir dunya yaratmaya calismis, durust, yardimsever, dogrucu insanlarin da varligi bir gercek; gozleri o yana cevirmek de rahatlatacaktir emeinim.
Bu mesajınız bana öyle bir şey öğretti ki, ne üniversitede öğrenilir, ne cild cild kitaplar okuyarak. Bâzı şeylerin idrak edilebilmesi için - öğrenme demiyorum - kişide o idrâke yol açacak bazı birikimlerin hayatın acı tecrübeleriyle yaşanarak, âdetâ bir taş ustasının önündeki taşa mahâretle kazıdığı gibi, bizim "yürek"lerimize de kazınması gerekiyor. Otomobili çalıştıran, marş motorunun verdiği hareket enerjisidir. İşte kitapta okunulan bir cümle ya da sanal alemde olsa bir dosttan aldığım uyarı, tıpkı bu hareket enerjisi gibi hayatım boyunca öğrenip idrak edemiyeceğim hususları nakşediyor zihnime.
İntihar düşüncesinin temelinde biraz da bencillik yatıyor gibi.
İnsan kendisi için değil, gerekiyorsa başkaları için de yaşamayı seçmeli.
Sağolasın üstad.
Sen de sag ol, insanliga lazimsin.
Vefik Sami
20-09-2013, 21:42
Sen de sag ol, insanliga lazimsin.
Teşekkür ederim.
Ancak; "insanlık için" yaşıyor olmam pek iddialı olur.
Benim boyumu aşar.
belangaz
20-09-2013, 21:54
Imani zayif olan intahari dusunur. Sevgili vefik sami sizler kendinizi birazdaha inanmaya adasaniz intahardan vaz gecersiniz.
evrensel-insan
20-09-2013, 21:59
Aslinda, her birimiz; insanoglu turunun birleri olarak, insanlik icin yasamamiz gerekiyor.
Gel gor ki, herbirimiz maalesef zihinsel ve davranissal olarak, insanlik disindaki her turlu degerler ugruna yasatiliyoruz.
Bunun farkina ve bilincine varmak bile, kendi basina herkesin kendi dusunce ve davranisini insanlik adina sorgulamak icin bir nedendir.
Kisi bilgilendikce ve bilinclendikce, yasam bosluguna duser. Aslinda bu yasam boslugu genelde caresizlikten kaynaklanir.
Iste burada basta bireysel bilinci almis bir beynin, bu caresizligi gidermesi kendi elindedir.
Sonucta yasami bir vucut yasasa da, onun yasami iliski olarak sosyaldir ve yasamasi sadece kendi icin degil, iliskisi icin bir elzemdir.
Yasam felsefesi, genelde YASAMAK VE YASATMAK olmak durumunda iken, her nedense, yasayan bir olarak YASAYAMAYACAGIMIZ OLUMU ya da kendimizde baskasini cesitli insanlikdisi nedenlerden ve de ortamlardan dolayi oldurmeyi dusunuruz.
Yasam her ne kosulda, sartta, durumda, duzeyde olursa olsun, YASAMAK VE YASATMAK icindir.
Vefik Sami
20-09-2013, 22:08
Imani zayif olan intahari dusunur. Sevgili vefik sami sizler kendinizi birazdaha inanmaya adasaniz intahardan vaz gecersiniz.
Bu başlığın konusu giderek "Vefik Sami" oldu.
Aslında mevzûnun bu noktalara geleceğini hiç düşünmemiştim.
Okuyan herkesten de özür dilerim.
Fakat imanımın "zayıf" olduğu şeklindeki tesbitinizi neye göre yaptınız sn. belangaz?
Burada dillendirdiğim bir-kaç satır yazıya dayanarak mı ?
Tamâmen yanlış bir tespit.
Ben MESİH imanlısıyım.
Rab MESİH beni kovmadığı müddetçe, kapısının kölesiyim.
Ahlaksız
21-09-2013, 01:14
Imani zayif olan intahari dusunur. Sevgili vefik sami sizler kendinizi birazdaha inanmaya adasaniz intahardan vaz gecersiniz.
Adam diyor ki;
Bencil, alçak, kalleş insanların egemen olduğu bir dünya da yaşıyoruz!...
Böyle bir Dünya'da yaşamanın hiç bir manası yok diyor..Haklı da..!
Siz bu adama ne diyorsunuz?
Belaltından vurarak imanı zayıf biri diyorsunuz..
Tam da adamın bahsettiği şey işte bu..
Senin gibi insanlara tahammül edemiyor sn.Vefik Sami..Bende tahammül etmekte zorlanıyorum..Belki bende o yaşa gelirsem eğer intiharı düşüneceğim..Belki daha da erken..
Ben sn.Vefik Sami'nin intiharı düşünmesine şaşırmıyorum da,sizin gibi birinin bu konuda gelip terbiyesizlik yapmasına şaşırıyorum..Bu kadar da olmaz artık..Sanki elinizde imanölçer var gibi,insanları böyle yargılayamazsınız..Buna izin verilmemeli bu forumda..
Hristiyanlığı eleştir,bende eleştiririm,hatta çok kötü şeyler bile söyleyebilirim bu konuda amma velakin kişilere saldırmam..Saldıranlara kızarım,hem de kim olursa olsun..
Neyse bu tepki mesajımı uzatmayayım..
İntiharı düşünen veya depresyonda olan veya canı sıkılan kişilere şu kitabı okumalarını öneririm;
http://www.scribd.com/fullscreen/73396303?access_key=key-1ogtg5ypffimfdn32f0u
Bu adamı okumak gerçekten kendinizi iyi hissetmenize neden olabilir..
Bencil, alçak, kalleş insanların egemen olduğu bir dünya da yaşıyoruz!...
Şu mevzu ile ilgili bir şey söyleyeyim..
Bunu insanlar genelde anlamakta güçlük çekiyorlar..Bende çok güçlük çektim ve bu sorunumun cevabını evrim teorisinde buldum..Bu teori ile insanların ne kadar vahşi olabileceklerini anlamış oldum..
Peki insanlar neden bu kadar alçaklar/namussuzlar/şerefsizler?
Kapitalizm denilen bir sistemin içindeyiz ve ekmek aslanın ağzında..İşte bu yüzden..
Bunu şuna benzetebiliriz..
Yeryüzündeki etçil hayvanlar neden çok vahşiler/çıkarcılar/benciller?
Çünkü ete ulaşmak çok zor ama ota ulaşmak kolay..Ete ulaşmak çok zor olduğu için Aslan veya Sırtlan o kadar vahşi işte..
Aynı şekilde düşünürseniz,kapitalizm içinde yaşayan bir bireyin de,para için ahlaksız/namussuz/şerefsiz olabileceğine hiç şaşırmamak lazım..
Erdem Alaca
21-09-2013, 01:44
Yeryüzündeki etçil hayvanlar neden çok vahşiler/çıkarcılar/benciller?
Onlar bile biz insanlara kıyasla çok daha onurlular.
Bir aslan mesela, ancak karnı acıktığı zaman avlanmaya çıkıyor, ihtiyacı yokken böyle bir şeyi zevk için yapmıyor.
İnsan öyle mi? Koca bir kıtayı versen birine, "Bir tane daha neden vermedin" diye diş biler sana içinden. :)
Ahlaksız
21-09-2013, 03:27
Onlar bile biz insanlara kıyasla çok daha onurlular.
Bir aslan mesela, ancak karnı acıktığı zaman avlanmaya çıkıyor, ihtiyacı yokken böyle bir şeyi zevk için yapmıyor.
İnsan öyle mi? Koca bir kıtayı versen birine, "Bir tane daha neden vermedin" diye diş biler sana içinden. :)
Doğada onur gibi kavramlar yoktur tabi..Bu kavramları biz uydurduk..Bir Aslan ele geçirdiği sürünün eski kralının yavrularını gözünü kırpmadan öldürür..Böyle yaparak gücünü gösterir ve kendisinden olmayan yavruları yok ederek,tek kralın kendisi olduğunu ilan eder..Bu onurlu bir davranış değildir ama doğal olmayan bir davranışta değildir..Hayvanlar doğası gereği vahşilerdir..
Bizde hayvanız ama bunun farkında değiliz..İnsanız diyerek hayvanlar üzerinde bir baskı kuruyoruz,onları yok ediyoruz..Hem de bunu keyfimiz öyle istediği için yapıyoruz..
Başka bir aslanın yavrularını katleden bir aslandan,milyon defa daha vahşiyiz..Doğadaki bencil hayvanlardan,çok çok daha fazla benciliz..Yani bizi tanımlayabilecek bir sıfat yok aslında..
En kötünün de kötüsüyüz..:)
Doğada yavruları için kendini feda eden anneler var..Ailesi uğruna hayatını feda eden babalar var..
İnsanlar öyle mi?
İnsan doğadan kopmuş bir canlı..Metropolde yaşayan birisi,doğadan izole olmuştur artık..Bu kişi hayvanların tipik özelliklerini kaybetmiştir..Hayvan belirli oranda bencildir veya belirli oranda vahşidir ama insan öyle değildir..İnsanın ne kadar vahşi olacağını veya ne kadar merhametli olacağını zor kestirirsiniz..
En basitinden anlaşamayan gelin kaynana örneği verilebilir..Doğada böyle şeyler yoktur..Ya anlaşıp hayatta kalacaksın,ya da ayrılıp yok olacaksın..Doğada bir mecburiyet vardır ama insan toplumları arasında böyle birşey yoktur..
21.yüzyılda insanlar daha da bozuldu..Geçmişte insanlar daha mutluydu bence..Bu bozulmanın altında yatan neden,insanların metropollerde yaşamaya başlamasıdır..Köyden uzaklaşan her toplum ayvayı yemiştir..Köy,doğa demektir ve köyden kente göç;o toplumun mahvoluşunun resmidir..
Aslandan girdik,köyden kente göçe geçtik:)
Ben de pek cok kere intihari dusunmustum. Aylarca bendeki durum gecmemisti. Ailemle konusmus onlari hazirlamaya baslamistim. Sadece fikirsel degil bazen eyleme yonelik gjrisimlerim de olmustur: yuksek bir apartmanin tepesine cikip bacaklarimi sallayarak olum ve yasam iliskisini dusunmuslugum vardir. En yakin oldugum zaman yine bir tepedeydim. Gozu kararir derler ya ..harbiden dogru bi laf. Donmus kalmis ve hic bir seyi umursamayan. Intihara meyilli zamanim, ilk ve cok sevdigimm kiz arkadasimin darbesiyle baslamisti.
Iki yil araliklarla tekrar dusundum. Sonra vazgectim.
Neyse intihar felan etmedim. Yapacak bazi islerim var:-) Belki yaslaninca felan ederim.
Simdilik dusunmuyorum:-)
Ama yinede kendime garanti vermiyorum.
Dusunmuyorum sadece.
Erdem Alaca
21-09-2013, 09:42
Bir Aslan ele geçirdiği sürünün eski kralının yavrularını gözünü kırpmadan öldürür..Böyle yaparak gücünü gösterir ve kendisinden olmayan yavruları yok ederek,tek kralın kendisi olduğunu ilan eder..Bu onurlu bir davranış değildir ama doğal olmayan bir davranışta değildir..Hayvanlar doğası gereği vahşilerdir..
Doğru Sn.NOLAN, işin bu yönü aklıma hiç gelmedi...
Aslandan girdik,köyden kente göçe geçtik:)
Kentten de semt pazarına geçelim şimdi. :)
2-3 gün önce yaşadığım bir olay, insanların ahlaki olarak nasıl dejenerasyon geçirdiğinin basit bir örneği daha:
Pazarın ortasından hem insanlar geçiyor, hem araçlar (belli saatlerde).
Erdem ileri doğru yürüyor, önünde yürüyen bir abla var. Abla bir an duruyor, sağındaki aktariye/baharat malzemelerine bakıyor.
O esnada yukarıdan da minibüs tipi bir araç ağır ağır geliyor. Tabii Erdem'de gayri ihtiyari durmak zorunda kalıyor.
Abla yan gözle Erdem'i görüyor, bakıyor ki Erdem arkasından geçmiyor (aracın önüne çıkması lazım çünkü-olmaz); -aracı farkedemeyen abla- gayri ihtiyari bir adım geri atıyor, böylelikle Erdem'e yol açıyor.
Erdem ansızın aracı süzüyor, bakıyor şöför oralı değil, ablanın aracın önünde olduğunu gördüğü halde aracı yavaşlatmıyor.
Erdem ani bir refleksle ablanın sağ kolunu kavrayarak onu ileri (Erdem'in sağına) çekiyor/itiyor. Abla "Ay, noluyor" falan diyor, o esnada nihayet şöför de biraz lütfedip yavaşlıyor; abla ve Erdem'i sıyırarak da olsa geçiyor ağır ağır.
Erdem'in kan beynine çıktı tabi anında, geçerken şöföre "Yavaş hemşerim!" diyor sert bir tonla.
Ama o da ne? Şöför aracı durdurup pişkin pişkin "Neyini yavaş?" demiyor mu!
Erdem: "Yavaş işte, görmüyor musun kadına çarpacaktın çekmesem? Niye fren yapmıyorsun kardeşim?"
Şöför Erdem'i şöyle bir süzüyor, bir şeyler demek istiyor, demiyor, "Tövbe estağfurullah" diyerek ağır ağır gidiyor.
--------
Yani beni süzdü, eğer gözü yese bu kadar yaptığına ek olarak utanmadan bir de beni dövmeye kalkacak orada.
Ahlaki erozyon bu - kimsenin kimseye saygısı yok/kalmadı.
-------
Bu arada abla köylü bir insan, başı kapalı (türban değil ama, ferace mi ne diyorlar, köylülerin giydiği bir kıyafet); şöför ise tipinden belli "Ben F-tipiyim" diyor suratı - öyle anladım.
Vefik Sami
21-09-2013, 11:40
Sn. NOLAN;
Tesbitlerinizin bir kısmında haklı olabilirsiniz. Bunların neler olduğuna değinip sözü uzatmak istemiyorum. Ama gerek duyulursa değinirim. Siz, akıl yürütürken öz ve şekil ayrımı noktasında sıkıntı yaşıyorsunuz gibi.
Sn. Vartor'a yazarken "Marş motoru" örneği vermiştim. Yaşadığımız hayat bir otomobilin "yakıt deposu"na benzer. O "depo" edindiğimiz bilgi ve tecrübelerle dolar. Eğer söz konusu depo boş ise, 'marş motoru'nun - Zekâ - sağlıklı çalışması bir netice vermez. Sadece marş motoru hareketiyle de "otomobil" yürümez.
Bu örneği sizi ya da başkalarını kasdederek vermedim. Örnek, hepimiz için geçerlidir. Mantık yürütürken önermeler sağlam olmaz ise, ortaya çıkan sonuç doğru gibi görünse de, sâdece şekilden ibâret kalacaktır.
Ne düşünüyorsunuz arkadaşlar ?
https://www.youtube.com/watch?v=AaUTNcs8150
........ Ne diyebiliriz ki?
Arkadaşı tanımıyorum. Umarım acı çekmemiştir, şu videodan görebildiğim kadarıyla toplumun intihara sürüklediği bir özel insan daha diyorum. Çok üzüldüm.