PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Amerika'nın ''Adam'' Ettikleri!


Jolly Jocker
09-04-2012, 01:40
Mümtaz'er Türköne adında bir 'unsur' var. Zaman'da yazıyor. Eski ülkücü, yeni ''demokrat''. ''Bu solcular ne zaman adam olacak?'' başlıklı bir yazı karalamış. İçeriği tahmin etmek zor değil. Zira öğrenci protestosunda polis şiddetiyle çocuğunu kaybeden bir solcu kadın öğrenciye kustuğu nefreti net hatırlıyorum. Sol söz konusu olunca Türköne adeta hastalıklı bir ruh haline bürünüyor. Yazı başlığında sorduğu soruya 'feministçe' bir cevap verip 'adam olmak' çok matah birşey mi ki diye sorabiliriz ama anlamaz. O yüzden, anlayabileceği seviyede devam edelim.

Türköne'de pek çok türdeşinde görülen bir hastalık var. Komplo teorisi hastalığı. Kafa sürekli 'yazıyor'. İşin kötüsü, yazdığını da okumuyor. Kafasında yarattığı kurguya öyle güçlü iman ediyor ki gerçeği göremiyor. Yazdığı bu yazı da sakat kurgusunun basit bir çıktısı olmaktan öteye gidememiş. Zaten entelektüel derinlik beklemek hata olurdu ama yine de çok basit ve çelişkili bir kurguyu sunmuş okuyucusuna. Neler yazmış bir bakalım;

''Bu adamlar, 12 Eylül darbecilerini mümkün kılan 2010 referandumunda, "hayır" diye tepinenlerdi. En insaflıları "ne evet, ne hayır" diyenlerdi. Ortak paydaları, "yetmez ama evet" diyerek referanduma destek veren bir avuç namuslu solcuya savaş açmaktan ibaretti. Israrla referandumun 12 Eylül'ü yargılama yolu açmayacağını öne sürdüler. Darbecilerin yargılanmasını engellemek ve Türkiye'ye bu günleri göstermemek için ellerinden geleni yaptılar.''

''12 Eylül darbecilerini mümkün kılan'' ne demektir, bu nasıl bir cümledir henüz çözemedim. Milliyetçilerdeki Türkçe özensizliğine aşina olduğumuz için geçiyorum. Bu paragrafta Türköne ''yetmez ama evet''çilere bir selam çakıyor. Birazdan solu kafasındaki sakat senaryoya göre topa tutacak bir insan için şaşırtıcı bir hamle. Sola bu kadar küfreden birinin övgüsüne mazhar olmak ''yetmez ama evet''çileri gururlandırır mı onu da bilemem. Ama öyle bir izlenim ediniyorum ki Türköne için esas sorun diline doladığı ''öncü savaşı'' v.s. değil evetçi olmamak! Solun diğer kısmının ise darbecilerin yargılanmasına engel olmaya çalıştığını iddia ediyor. Anlaşılan o ki arkadaş davaya müdahillik için başvuranları bile dikkatli incelememiş.

''Türkiye'de cinayet şebekesi gibi iş gören bir Marksist ana akım var. "Öncü savaşı" ile gerçekleştirecekleri "silahlı devrim" stratejisi için çok kan döktüler. 12 Mart'tan önce banka soygunları, adam kaçırma ve bombalama eylemleri yaptılar. 70'li yıllarda artan şiddetin üretildiği ana merkez oldular.''

Türköne'nin kurgusuna göre, solun silahlı direnişi ve bunun teoriye yansıması olan 'öncü savaşı' v.b. düşünceler, devletin ve devlet destekli karanlık tiplerin faşist saldırı ve terörleri neticesinde ortaya çıkmamış da, adeta en başından beri varmış! Türköne bilin bakalım neleri bilmezden geliyor?

''THKP-C ile başlayıp Dev-Yol, Dev-Sol, Acilciler, Kurtuluş diye devam eden bu marjinal örgütlerin sosyalist düzenle ilgili bir tasavvurları yoktu. "Anti-faşist mücadele" cephesi oluşturarak mümkün olduğu kadar çok kan dökme peşindeydiler.''

Bu örgütlerin sosyalizm tasavvuru olmadığı iddiasının gerçek dışılığı bir yana (bunu nereden biliyorsunuz Mümtazer Bey, bu örgütlerin merkez komitesinde miydiniz?), faşizme karşı mücadelenin sanki ortada faşist saldırılar yokmuş da solcular sırf 'heyecan olsun' diye böyle bir mücadele vermişler gibi sunulması zaten en temel mantık akışına bile ters. Kafadaki kurgu ancak bu kadar saçma bir biçimde kağıda dökülebilirdi. Tebrik ediyorum! Ama Türköne coşmuş bir kere, durmuyor!

''12 Mart öncesinde geliştirilen Millî Demokratik Devrim stratejisi, Marksist solun askerin yapacağı darbenin şartlarını oluşturma görevinin adıydı. Mahir Çayan'ın, Deniz Gezmiş'in örgütlerinin gerçekleştirdiği şiddet eylemlerinin tek amacı 9 Mart darbesidir. Kaos yaratmak ve böylece zorba bir dikta yönetiminin önünü açmaktır.''

Şimdi bu arkadaşa Mahir Çayan'ın ''Sağ Sapma, Devrimci Pratik ve Teori'' kitabından örneklerle kemalistlerin neden desteklenmemesi, önderliğin onlara kaptırılmaması gerektiğini anlattığı pasajlardan örnekler versek birşey değişir mi? Ya da Deniz'in THKO'yu Nurhak Dağlarında piknik yapmak için kurmadığını hatırlatsak? Devletle savaşan, silahlı örgütlerini kurup iktidar mücadelesi veren, bu yüzden kaçınılmaz biçimde askerle de karşı karşıya gelen, gelmek zorunda olan devrimcileri bir yandan ''anarşik'' diyerek asıp, kurşunlayıp beri yandan da alttan alta devletin adamı gibi sunmak nasıl bir aymazlıktır, nasıl bir çelişkidir anlamak mümkün değil. Yani devlet, hani Mahir'in ''faşist-oligarşik diktatörlük'' dediği devlet, bu devrimcileri kendine kurşun sıksınlar diye tutmuş öyle mi? Bir kere bu kurgu, devletin aklına hakarettir.

Kendi içeride fikri iktidarda olan sadece sizin takımınızdı Mümtaz'er Bey. Mahir ve Deniz'in ise hem kendilerinin hem de fikirlerinin devletle ve bu sistemle bağı yoktu. Amaçlarının 9 Mart darbesine zemin hazırlamak olduğunu söylüyorsunuz. Neden? 9 Mart darbecileri marksist miydi? Kemalizm ile marksizm farkını bilmiyor musunuz yoksa? Hadi bilmiyorsunuz diyelim, Mahir'in ve Deniz'in devrimde öncülüğü işçi sınıfına ve sosyalistlere verdiğini, üstte adını zikrettiğim kitabı Mahir'in sırf bu yüzden yazdığını da mı bilmiyorsunuz? Neden bilmediğiniz konularda konuşuyorsunuz?

''Onların diktatörleri yerine ötekilerin diktatörleri darbeyi yapınca, olan bu genç insanların hayatına olmuştur.''

Bu cümlenize de takılmadan edemeyeceğim. Hangi ''ötekilerin diktatörleri''? Sizinkiler mi?

''Bu ana damardan ayrılan yeni hizipler hep "daha fazla şiddet" talebi ile ortaya çıkmıştır. 70'li yıllarda tırmanan şiddetin arkasında bu örgütler vardır. Ülkücüleri, okudukları okullarda meşru müdafaaya sevk edenler de bu sol örgütlerin estirdiği terör olmuştur.''

Sahi Mümtaz'er Bey, madem Mahirlerin amacı 9 Mart'a zemin hazırlamaktı ama 12 Mart oldu ve 9 Martçılar 'temizlendi', orduda 'solcu' kalmadı; o halde Mahir'in ardılı olan sol örgütlerde ''silahlı mücadele'' neden sürdürüldü, bir açıklamanız var mı? Kendinizle çelişmiş olmadınız mı? Öte yandan, ''ülkücülerin meşru müdafaası'' sözleriniz de çok ilginç olmuş! Siz meşru müdafaayı komando kamplarında mı öğreniyorsunuz? Meşru müdafaa dediğiniz nedir, mesela Maraş katliamı mı? Hani resmi rakamlara göre 111 solcu ve alevi -kadın ve çocuk ayırmadan- kesilip biçilmişti. Çorum katliamı mı yoksa? Sivil halkı kadın-çocuk demeden öldürmenin adı ''maşru müdafaa'' mı oldu? Sakın, 'öncü savaşı' da, 'anti-faşist cephe' de sizin bu ''meşru müdafaalarınızdan'' korunmak için halkın ve halk çocuklarının gerçek maşru müdafaaları anlamını taşıyor olmasın? Sizin tersiniz dönmüş Mümtaz'er Bey!

''Dünün Ülkücü katilleri, referandumun hayırcıları ve 12 Eylül duruşmasının maraza çıkartan grupları nedense hep aynı kişiler. Ve hepsinde aynı görevi yerine getirdiler. Onlara bu görevi kim verdi? Cevabı görülmekte olan darbe davalarındaki tutumlarına bakarak verebilirsiniz. Ergenekon'un, Balyoz'un avukatları yine bunlar. Nerede darbeciler, orada "öncü savaşçıları" olarak ön safta onları bulabilirsiniz.''

Referandumda hayır oyu kullanmayı da gizli bir elin görevlendirmesine bağladığınıza göre ciddi bir psikolojik sıkıntınız var demektir. Politik olarak beğenmediğiniz herkesin ardında ''gizli emeller'' aramayı huy edinmişsiniz anlaşılan. Geçmişteki devrimci mücadelenin ardında gizli eller aramanızın 'hakikati' de ancak bu kadar zaten. Bu arada, referandumda hayır diyenlerin ana gövdesini ÖDP, TKP, EMEP v.b. partiler oluşturuyordu ve hiçbiri günümüzde 'öncü savaşını' savunmuyor. Bunu savunmaya devam edenlerin büyük kısmı ise(belki de tamamı) boykot etti. Biliyor muydunuz bunu? Aman canım ne önemi var ki değil mi? Maksat solu toptan karalamak işte!

Bu arada, ne hayırcılar ne de boykot edenler darbecileri savundu. Sadece 12 Eylül ardıllarının adil bir yargılama yapamayacağını, derin devletle hesaplaşamayacağını, miadı dolmuş birkaç ismi öne atarak ana yapıyı gizleyeceklerini belirtmişlerdi. Siz ise bu tutumu ''darbecileri savunmak'' diye adlandırarak benzeri görülmemiş bir çarpıtma yaptınız. Devrimciler darbecilerle en sert mücadeleye girmiş ve darbenin esas muhatabı olmuşlardır. Kendi içeride olsa da fikri -darbeciler eliyle- iktidarda olanlar ise sizdiniz, unuttunuz mu? Sahi, ''biz içerdeyiz ama fikrimiz iktidarda'' ne demektir Mümtaz'er Bey? Bunun anlamı, ''Devlet bizi kullandı ve attı'' değil midir? Ama hakkınızı yemeyeyim, dün de bugün de iktidarlar için siz hep çok kullanışlı oldunuz.

''Fuller haklı. Türkiye'ye sol lâzım. Ama nasıl adam olacaklar? Amerika el atarsa belki...''

İşte en bomba cümle de burası. Bu cümleyle, eski de olsa bir ülkücünün niçin yama tutmadığını açık etmişsiniz. Yazı boyunca onca mağduriyet demagojileri, çarpıtmalar, hepsini silmiş süpürmüş bu cümle. Ben de ''Acaba nereden patlayacak?'' diye meraklanıyordum. Sona saklamışsınız. Demek siz ''adam olabilmek'' için Amerikanın el atmasını elzem görüyorsunuz, hala! Size nasıl ''el attılar'' Mümtaz'er Bey, biraz anlatır mısınız? Sizi Amerika mı 'adam' etti? Dün ülkücüyken, Amerika'nın elinin altında mı ''vatan savunusu'' yaptınız? Bu cümleniz geç kalmış bir itiraf galiba. Geçmişteki darbelerde, örneğin 12 Eylül'deki Amerikan parmağını da görmüyorsunuz hala. ABD'nin ''el atması'' değil miydi 12 Eylül de? ''Our boys have done it!'' (Bizim oğlanlar başardı!). Amerikan destekli darbelerle Amerikanın 'adam ettikleri' mi hesaplaşacaktı? Buna inanmadık diye mi bunce lafınız?

Yazık...

Jolly Jocker

istatistik
09-04-2012, 10:59
Mümtazer Türköne kendi seslendiği kitleye duymak istediklerini söyleyen bir adamdan başka bir şey değil. Yazısında yapmış olduğu mantık hatalarını kendi yazdığı yazıyı 1 defa okumuş olsa rahatlıkla farkedip utanacaktır. Türköne'yi geçtim editör, redaktör kim bakıyorsa bu işe onun da mı dikkatini çekmiyor? Yoksa "amaaaaan nasıl olsa anlamazlar" şeklinde bir düşünceleri mi var?

''Bu ana damardan ayrılan yeni hizipler hep "daha fazla şiddet" talebi ile ortaya çıkmıştır. 70'li yıllarda tırmanan şiddetin arkasında bu örgütler vardır. Ülkücüleri, okudukları okullarda meşru müdafaaya sevk edenler de bu sol örgütlerin estirdiği terör olmuştur.''

''Dünün Ülkücü katilleri, referandumun hayırcıları ve 12 Eylül duruşmasının maraza çıkartan grupları nedense hep aynı kişiler. Ve hepsinde aynı görevi yerine getirdiler. Onlara bu görevi kim verdi? Cevabı görülmekte olan darbe davalarındaki tutumlarına bakarak verebilirsiniz. Ergenekon'un, Balyoz'un avukatları yine bunlar. Nerede darbeciler, orada "öncü savaşçıları" olarak ön safta onları bulabilirsiniz.''

Altı çizili cümlelerde bana göre oldukça ciddi mantıksal hatalar varken nasıl hiçbir şey olmamış gibi bu yazı yayınlanabiliyor? Daha biraz önce meşru müdaafa hakkını kullanan adam ne ara katil oldu? Türköne'den öğrenecek çok şey var gibi.

Jolly Jocker
10-04-2012, 01:34
Bu yazıyı BirGün Gazetesine dün gönderdim.

Yarın yayınlanacağına dair bilgilendirildim.

Uzun bir yazı oldu ama tümü yayınlanacak sanırım.

Sesimizi solcu-dost gazetelerde duyurabiliyoruz.

Daha önce de birkaç yazım yayınlanmıştı BirGün'de.

BirGün'ü seviyorum. :)

Jolly Jocker
11-04-2012, 00:22
http://www.birgun.net/politics_index.php?news_code=1334047297&day=10&month=04&year=2012

zahit
12-04-2012, 03:53
bu şiirimde bu yazıya tam uyar-kusura bakmayın biraz argo kokuyor amma
bu katil sürülerine az bile.bu şiirde geçen söylemlerin hepsi gerçek olanlar
bunların eksigi vardır amma fazlası yoktur?gerçekler yoldaşınız olsun.
-----------------------------------------------------------
Mahallemin şamar oglanları.
Racon kesmeyi ahlaksızlıklara çevirdiniz
Temiz arkadaşlıkları uçgura yönlendirdiniz
Ortak bölüşmeyi soyguna dönderdiniz
Mahallemin şamar oglanları
Sizlerin çocukluklarınızı iyi bilenlerdenim
Sübyancıların kuçaklarında büyüdügünüzü görenlerdenim
Ah mahallemin şamar oglanları
Kadınına kıza hangi gözle bakdıklarınızı
Türlü türlü ahlaksızlıklarınızı
Suratlarınızda patlayan tokatlarımızı
Yüreginizin yetemedigi karşı koyuşlarınızı göremedigim
Kendinizi affettirmek için
İnim inim inlediklerinizi
İkişer üçer tekme tokat atılıp gönderilişlerinizi
Mahallemin şamar oglanları
Hep güçlüden yana oluşlarınızı
Paraya pula insan satışlarınızı
****un pezevengin kapısında bekleyişlerinizi
İnsan insanlık düşmanı olarak yetirilişlerinizi
Kirli paralar ile büyüyüşlerinizi
Çok iyi bilenlerdenim
Mahallemin şamar oglanları
Dışgüçlerin milli kahramanı oluşlarınızı
Altıncı filonun pezevenkleri
Genelevleri ellerinizle süsleyip büsleyip
Conilere cariyeler sunuşlarınızı
Takunyalar takıp tekbir getirenlerinizi
Gemilerin yönünü kıble bilenlerinizi
Bu ahlaksızlıklarınza direnen
Gencecik yigitlerimizi kahpece
Kolluk kuvetleriyle beraber
Kahpe pusulara düşürüşlerinizi
Çok iyi bilenlerdenim
Mahallemin şamar oglanları
Hamdim derki daha hangi bir
Ahlaksızlıklarınızı sayıp ortaya dökem
Bukadar kirlenmişliginize ragmen
Halkımın çogunlugu sizlere
Akıl almaz metiyeler düzer
Develere dikenler sizlere binenler
Benim mahallemin şamar oglanları yeter.
03-04-2012.