PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ohaaaaaaa!!! (Şamil Tayyar'ın terbiyesizliği)


yucemanitu
10-04-2012, 03:43
Artık İslamı eleştirenlere internet ortamında küfreden organizmalar arasında siyasetçiler de var. İşin garibi bazı siteler Şamil Tayyar'a övgüler yağdırıyor.

------------------------------------------------------------------

Fazıl Say’ın, Ömer Hayyam’a ait dörtlüğü Twitter’da paylaşmasıyla başladı tartışma. Diyordu ki Hayyam: “Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her müminine 2 huri vereceğim diyorsun, cenneti ala kerhane midir?" Bunları yazıp devam etti Say: “Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?"

Bu sözler üzerine AKP Milletvekili Şamil Tayyar’ın yine Twitter üzerinden gelen yanıtı: “Kuran'ın secmeli ders olmasına içerleyip kutsal kitabımız ve ezana küfreden insan kılığındaki Fazil Say, hangi kerhanede dünyaya geldi? Kızanlara söyleyim; o zat Kuran'daki cennet için kerhane veya meyhane mi diye soruyor. Ben de ona soruyorum nerde doğdun kerhanede mi?”

KAYNAK (http://blog.milliyet.com.tr/Fazil_Say_Hangi_Kerhanede_Dunyaya_Geldi/Blog/?BlogNo=357211&ref=milliyet_anasayfa)

vartor
10-04-2012, 05:52
Hakikaten cusssssssssssssssssss.

VraeL
10-04-2012, 19:33
ileri demokrasi ülkesinde yaşıyoruz yahu, fazıl bey dava açsın (... (!)

istatistik
10-04-2012, 21:15
Kendisinin ve şakşakçılarının bu terbiyesizliği acınacak durumda olan cehaletlerinden ileri gelen bir durum. Çünkü sözlerin bizzat Fazıl Say'a ait olduğunu sanıyorlardı. Hayyam'a ait olduğunu öğrendikleri zaman biraz daha yumuşamışlardı.

Ortada terbiyesizliğin yanında büyük ve karanlık bir cehalet var anlayacağınız.

VraeL
10-04-2012, 22:09
http://www.arastiralim.com/wp-content/uploads/2009/01/at-gozlugu-ile-bakmak-aslinda-hic-gorememektir.jpg

olayı açıklar nitelikte

vartor
10-04-2012, 23:45
Omer Hayyam'i hic duymamis bir bakan devlet idareci pozisyonunda. Okula da gitmemis anlasilan.

AlbatrosS
11-04-2012, 00:18
Bazıları hemen şiirin Hayyam'ın olmadığını ispata çalıştı. Oysa bizzat Fazıl Say o şiirin Hayyam'ın olduğu ''kesin olarak bilinen'' rubailerinden olmadığını söylemişti. Onun olmasın da, anonim bir şiir olsun... Ne fark eder?

Neva
11-04-2012, 01:30
Fazil Say'i, Omer Hayyam (veya kim yazmissa) zannetmek de (!) takdir edilesi bir meziyet dogrusu.

murted
11-04-2012, 01:47
Kendisinin ve şakşakçılarının bu terbiyesizliği acınacak durumda olan cehaletlerinden ileri gelen bir durum. Çünkü sözlerin bizzat Fazıl Say'a ait olduğunu sanıyorlardı. Hayyam'a ait olduğunu öğrendikleri zaman biraz daha yumuşamışlardı.

Ortada terbiyesizliğin yanında büyük ve karanlık bir cehalet var anlayacağınız.


Onlar Hayyam'ı okullarda en önemli İslam alimlerinden biri olarak öğreniyorlar, çok yadırgamamalı. :)

apsimon
11-04-2012, 02:23
Sahi hayyam dedikte ;

Ben zındık şairleri severim. Ve özelliklede ebu ala el muarri ve eseri luzumiyat paylaşım yapılırsa sevinirim.


Bir elin diyeti beşyüz dinar, elli dinar çalınca kesilmekte
Ve bizi ateşten korusun diye susup ona sığınmak düşmekte.

istatistik
11-04-2012, 22:00
Onlar Hayyam'ı okullarda en önemli İslam alimlerinden biri olarak öğreniyorlar, çok yadırgamamalı. :)

Eserlerini okusalar adını bile anmak istemezler. Gerçi adamlar kuran'ı da okumuyor ki :D

Jolly Jocker
12-04-2012, 10:58
(Alıntı Haber) Piyanist Fazıl Say'ın geçtiğimiz günlerde Twitter'dan paylaştığı sözler üzerine savcılık "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "dini değerlere hakaret" iddiasıyla soruşturma başlattı.

Geçtiğimiz günlerde Twitter'dan yaptığı paylaşımların ardından AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar ve Nihat Doğan'ın küfürlü hakaretlerine uğrayan Fazıl Say'a savcılık tarafından soruşturma açıldı.

Kin ve düşmanlığa tahrik suçlaması
Vatan gazetesinden Elif Altın'ın haberine göre, ünlü piyanist Fazıl Say’a internet paylaşım sitesi Twitter’daki mesajları nedeniyle soruşturma açıldı. İstanbul Cumhuriyet Savcılığı'na yapılan suç duyurusunda, Say’ın İslam inancına saldırı niteliğinde ve bu inanca mensup insanları incitecek ve infialine sebep olacak mesajlar yayınladığı iddia edildi. Ayrıca Say’ın bu yazılar ile sadece Müslümanları değil Hıristiyan ve Yahudileri de rencide ettiği öne sürüldü. Suç duyurusunda, bu yazıların Türk Ceza Kanunu’nda belirtilen ve "halkı kin ve düşmanlığa tahrik" ve "dini değerlere hakaret" eylemini düzenleyen 216. maddenin 1 ve 3. maddelerine aykırı olduğu ifade edildi.

Suç duyurusunu işleme alan savcılık, Say hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma sonunda 1.5 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek. Haberde tahrik içerdiği ileri sürülen Say'ın mesajlarına da yer verildi:

- ”Muezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuco!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?”
- Ben ateistim :) diğer yarısını bilmem :))
- Ateistim ve bunu bu kadar rahat söyleyebildiğim için gururluyum.
(Kaynak: http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/fazil-saya-twitter-mesajlarindan-dolayi-sorusturma-acildi-haberi-53682 )

-------------------------------------------------------------------------------

Hakikaten yuh artık!

Adama hakaret edenlere değil de adama dava açılmış!

Ömer Hayyam'ın satırlarına dava açamayacaklarını bildiklerinden olsa gerek F. Say'ın başka mesajları örnek gösterilmiş.

Dini eleştirmek ateistliğin gereğidir, ateistliği suç sayıyor bunlar.

Nitekim tahrik içerdiği öne sürülen mesajlara bakın, adam sadece ben ateistim demiş.

Ateist olmak dindarları tahrik mi ediyor?

Ateistlere karşı nefret suçu işleniyor resmen.

Bizi görünmezleştirmeye, varlığımızı toplumdan silmeye, sindirmeye çalışıyorlar. İdeolojik bir dava bu.

Buna tepki göstermek lazım. ''Hepimiz ateistiz!'' deyip yürüsek mi ne yapsak?

Avrupa'da benzer bir durum müslümanlara yapılsa ''islamofobi'' çığlıklarıyla ortalığı inletirler.

Türkiye'deki ''ateizmofobi'' ne olacak?

Müslümanlar kendilerine yapılmasını istemeyecekleri şeyleri neden başkasına yapıyorlar?

Farklı olanlara da yaşam ve ifade hakkı tanımayı, saygı göstermeyi ne zaman öğrenecekler?

Aslında inançsızlığın da bir inanç olarak kabul görmesini istesek, -bu durum saçmadır ama-, en azından ateistlere saygı duymak zorunda kalırlar.

istatistik
12-04-2012, 13:10
Peki bu davanın açılmasını sağlayan ya da açılmasına sevinen kitle nasıl bir kitle onu görelim:

http://img521.imageshack.us/img521/43/sayz.jpg

Selalim
12-04-2012, 13:32
Peki bu davanın açılmasını sağlayan ya da açılmasına sevinen kitle nasıl bir kitle onu görelim:
İşte Fazıl Say da o kitlenin aynı ve diğer yarısı.
(Aynı demek diğer yarıya hakaret ama neyse; Proveke ediyor, kışkırtıyor tahrik ediyor çünkü, hem de her fırsatta)

Taraflı bakmayın.

Bu adam her fırsatta Türk halkına, değerlerine, inandıklarına ve sevdiklerine hakaret etmekte.

Yazdıklarının yalnız o yukarıdakiler olmadığına da adım kadar eminim.

Ne olduğu belli çünkü.

Bakın; insan inanmayabilir, milletini de sevmeyebilir, ama her bulduğu fırsatta inançlıları ve milletini aşağılama hakkını kimse vermez bir de sanatçı kimliğiyle (!)

Sanat kalplere dokunur, kalplere neden dokunamıyorum diye düşüneceğine, aynaya bakıp kendini göreceğine o böyle başkalarını aşağılamaya devam etsin.

Saldırdığı bir değil ki.

En son Müslüm Gürses yavşak dediği için sevenlerine, yavşak demişti kendisine.

Sanırım öyle.

Sevgiler.

AlbatrosS
12-04-2012, 14:42
İşte Fazıl Say da o kitlenin aynı ve diğer yarısı.
(Aynı demek diğer yarıya hakaret ama neyse; Proveke ediyor, kışkırtıyor tahrik ediyor çünkü, hem de her fırsatta)

Taraflı bakmayın.

Bu adam her fırsatta Türk halkına, değerlerine, inandıklarına ve sevdiklerine hakaret etmekte.

Yazdıklarının yalnız o yukarıdakiler olmadığına da adım kadar eminim.

Ne olduğu belli çünkü.

Bakın; insan inanmayabilir, milletini de sevmeyebilir, ama her bulduğu fırsatta inançlıları ve milletini aşağılama hakkını kimse vermez bir de sanatçı kimliğiyle (!)

Sanat kalplere dokunur, kalplere neden dokunamıyorum diye düşüneceğine, aynaya bakıp kendini göreceğine o böyle başkalarını aşağılamaya devam etsin.

Saldırdığı bir değil ki.

En son Müslüm Gürses yavşak dediği için sevenlerine, yavşak demişti kendisine.

Sanırım öyle.

Sevgiler.

Değerlere ''hakaret'' otoriter-faşist insanların uydurduğu bir yanılsamadır. Değer ''canlı, yaşayan ve diri'' insanların ortaya koyduğu birtakım etik kural ve normlardır. Hakaretse, ancak, canlı, diri ve yaşayan bir insanın; yani, maneviyatı ancak CANLI-DİRİ olan bir varlığa(insanın) yapılan saldırganca tehdit, baskı ve şantaj cümleleridir.

Kültürel olguları eleştirmek asla ve kat'iyen ''hakaret'' sayılamaz. Olguların ''şahsiyeti'' yoktur çünkü. Şahsiyete sahip olan ancak diri-yaşayan insanlardır.

Ölüler de bu kategorinin dışındadır. Bir ''odun''u eleştirmekle ölü'yü eleştirmek arasında ''odun ve ölü'' açısından fark yoktur. Bir oduna hakaret etmekle ölüye hakaret etmek arasında da fark yoktur. Odun da ölü de şaha kalkıp ''yetti be'' demiyeceğine göre....

Anlaşılıyor ki ''kutsalımız'' denilerek kendi inanç motiflerinizi yalnızca ''dayatma malzemesi'' olarak görüyorsunuz.

Selalim
12-04-2012, 14:52
Başka bir sanat dalını aşağılayan kimsenin kendini sanatçı diye nitelendirebilmesi ilginç olan. Nitelendirilemez. Bir sanatçı diğer sanat dallarını aşağılıyorsa hem de kendi alanındaki sanat dallarını, bu işi çözemediğinin kanıtıdır.

Bu adamın hayat anlayışı da sanat anlayışı gibi.

Ortadoğu işi, 3. sınıf diyerek aşağıladığı bir sanat dalını gericilik olarak nitelendirirken kendisi kimin taklitçiliğini yaptığının farkında bile değil.

Kendisi ne vermiş, ne katmış sanat dalına acaba? Batının taklitçiliğini yapmak, kendi hiçbir şey yaratamadan... Bu mudur ilericilik?

O olmasa Batı sanatı ne kaybeder? Hiçbir şey. Bir taklitçisi eksilir yalnızca. Bunu düşünsün kendi kendine oturupta. Kendi hiçbir şey veremediği için, insanları proveke ederek gündem oluşturarak gündemde kalmaya çalışan bir zavallı yalnızca.

Gericilikse eğer kendi çaldığı müzik arbeskten daha gerici, daha eski, belki bunu anlatması gerek birinin ona.

Dediğim gibi bu adamın hayat anlayışı da sanat anlayışı gibi.

Birilerini aşağılayarak, hakaret ederek, küçümseyerek hiçbir yere varılamaz. Ne kadar sevgi verirsen o kadar alırsın. Ne kadar saygı gösterirsen de o kadar saygı. Zaten sanatçı olmanın anlamı bu.

Ne vermiş ki ne almak istiyor?

Gelişmenin kuralı, hele de müzikte gelişmenin; herşeyin, ner notanın güzelliği görebilmek; alabilmek, katabilmek, yaratabilemek.

Sevgiler.

DDiderot
12-04-2012, 15:01
Değerlere ''hakaret'' otoriter-faşist insanların uydurduğu bir yanılsamadır. Değer ''canlı, yaşayan ve diri'' insanların ortaya koyduğu birtakım etik kural ve normlardır. Hakaretse, ancak, canlı, diri ve yaşayan bir insanın; yani, maneviyatı ancak CANLI-DİRİ olan bir varlığa(insanın) yapılan saldırganca tehdit, baskı ve şantaj cümleleridir.

Kültürel olguları eleştirmek asla ve kat'iyen ''hakaret'' sayılamaz. Olguların ''şahsiyeti'' yoktur çünkü. Şahsiyete sahip olan ancak diri-yaşayan insanlardır.

Ölüler de bu kategorinin dışındadır. Bir ''odun''u eleştirmekle ölü'yü eleştirmek arasında ''odun ve ölü'' açısından fark yoktur. Bir oduna hakaret etmekle ölüye hakaret etmek arasında da fark yoktur. Odun da ölü de şaha kalkıp ''yetti be'' demiyeceğine göre....

Anlaşılıyor ki ''kutsalımız'' denilerek kendi inanç motiflerinizi yalnızca ''dayatma malzemesi'' olarak görüyorsunuz.

Katılıyorum,çok güzel özetlemişsiniz.

AlbatrosS
12-04-2012, 15:06
Başka bir sanat dalını aşağılayan kimsenin kendini sanatçı diye nitelendirebilmesi ilginç olan. Nitelendirilemez. Bir sanatçı diğer sanat dallarını aşağılıyorsa hem de kendi alanındaki sanat dallarını, bu işi çözemediğinin kanıtıdır.

Bu adamın hayat anlayışı da sanat anlayışı gibi.

Ortadoğu işi, 3. sınıf diyerek aşağıladığı bir sanat dalını gericilik olarak nitelendirirken kendisi kimin taklitçiliğini yaptığının farkında bile değil.

Kendisi ne vermiş, ne katmış sanat dalına acaba? Batının taklitçiliğini yapmak, kendi hiçbir şey yaratamadan... Bu mudur ilericilik?

O olmasa Batı sanatı ne kaybeder? Hiçbir şey. Bir taklitçisi eksilir yalnızca. Bunu düşünsün kendi kendine oturupta. Kendi hiçbir şey veremediği için, insanları proveke ederek gündem oluşturarak gündemde kalmaya çalışan bir zavallı yalnızca.

Gericilikse eğer kendi çaldığı müzik arbeskten daha gerici, daha eski, belki bunu anlatması gerek birinin ona.

Dediğim gibi bu adamın hayat anlayışı da sanat anlayışı gibi.

Birilerini aşağılayarak, hakaret ederek, küçümseyerek hiçbir yere varılamaz. Ne kadar sevgi verirsen o kadar alırsın. Ne kadar saygı gösterirsen de o kadar saygı. Zaten sanatçı olmanın anlamı bu.

Ne vermiş ki ne almak istiyor?

Gelişmenin kuralı, hele de müzikte gelişmenin; herşeyin, ner notanın güzelliği görebilmek; alabilmek, katabilmek, yaratabilemek.

Sevgiler.

Arkadaşım, ''aşağılmak'' ancak ve ancak ''insan''a yöneliktir. Sanat dallarını ''aşağılamak'' diye bir şey olamaz. Canlı, diri, sağ bir insanın maneviyatı(ve dahi kişiliği) olur ancak ve ancak bu aşağılanabilir. Bunun dışındaki şeyler ''fikir''dir(Nefret suçu ve ırkçılığı fikir olarak görmediğimi de baştan söylüyeyim)

Adam ''arabesk'' müziğin ''ilkel, cahilce ve basit'' olduğunu düşünebilir. Birçok sanat eleştirmeni, populer kültür için de ciddi ve sosyo-politik eleştiler yapar.

murted
12-04-2012, 15:06
AKP Gaziantep Milletvekili Şamil Tayyar ve Nihat Doğan

:)

Güzel bir ikili olmuşlar; boyu boyuna, huyu huyuna, ciddiye alınası alınasına...

AlbatrosS
12-04-2012, 15:11
:)

Güzel bir ikili olmuşlar; boyu boyuna, huyu huyuna, ciddiye alınası alınasına...

Nihat'la Şamil'in ilişkisi:
http://www.google.com.tr/imgres?q=at+sikine+konmu%C5%9F+kelebek&um=1&hl=tr&sa=N&biw=1280&bih=709&tbm=isch&tbnid=gTgZfVBq6N4h8M:&imgrefurl=http://www.bobiler.org/sey.asp%3Fsayfa%3D6%26n%3Dkelebek&docid=n78Pxxqqk5MYQM&itg=1&imgurl=http://radorecdn.bobiler.org/upload/photographs/2372950725.jpg&w=408&h=533&ei=JcaGT9_eOq_N4QTA2vjlBw&zoom=1&iact=hc&vpx=459&vpy=136&dur=789&hovh=257&hovw=196&tx=146&ty=172&sig=110408473452046285067&page=1&tbnh=171&tbnw=142&start=0&ndsp=18&ved=1t:429,r:2,s:0,i:67

Selalim
12-04-2012, 15:14
Bu adamların beyinleri bir kalıptan çıkma gibi; yani sanatçılarının bile sanatla sanatçılıkla falan alakası yok; Üzücü ama Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği kafalar bunlar işte.

Hepsinin zihniyetini ben anlatayım size; hepsi aynı; basma kalıp gibi; Ortadoğuya dair ne varsa herşeyi ile aşağılanmalı, her şeyi ile yok edilmelidir. Farketmez; müzikleri, sanatları, kılıkları, kıyafetleri, hepsi çağdışıdır çünkü. Batıda da ne varsa her şeyi ile taklit edilmeli, her şeyi ile alınmalıdır;Müziği, sanatı, kılığı, kıyafeti, oturması kalkması. Bu çağdaşlıktır çünkü.

Ortadoğu insanı altinsandır, Batı insanı üstinsan.

Ortadoğu insanı yerin dibine girmelidir, Batı insanı göğe yükseltilmeli.

Daha fazla yazmaya gerek yok sanırım.

Bunlar baktıkları ve gördükleri yalnız bundan ibarettir. Yani görebilmeleri mümkün değildir.

Gelişebilmeleri mi?

Bu asla.

Yoruma bile gerek yok aslında; her şey ortada.

Sevgiler.

Jolly Jocker
12-04-2012, 15:26
Fazıl Say bu kadar hakareti zamanında arabeske ettiği laf yüzünden değil sadece ateist olduğu için işitiyor. Çünkü muhafazakar zihinde ateistlik hala suç. Hiçbir şey yapmasak bile varlığımızı dinlerine küfür gibi algılıyorlar. Ömer Hayyam'un rubailerini bile dine edilmiş bir hakaret gibi görüp dehşetli küfürlerle saldırıya geçiyorlar. Savcılar da onca küfreden müslüman dururken Fazıl'a dava açıyor! Tüm bunların sebebinde, müslümanların ateistleri adeta lanetli gibi görmesi, nefret suçu işlemeyi normalleştirmesi yatıyor. Eleştiriye öyle kapalılar ki, en ufak şeyde hemen küfretmeye başlıyorlar.

Müzik konusuna gelince... Zamanında metalcilerin hepsi satanist diye toplanıp karakolda fişlenirken kimsenin gıkı çıkmamıştı. Hatta bir takım yavşaklar da rock müziğe küfretmek üzerinden topluma yalakalık yapma yarışına girmişlerdi. O zamanlar arabeskçilerin de bu duruma hiç sesleri çıkmamıştı.

Arabeskçilere yavşak denemez ama arabeske denebilir. İnsanlar değil ama fikirler her türlü eleştirilir. Benzer biçimde ateizm de eleştirilir, tepki gösterilebilir. Ama asla ateistlere tepki gösterilemez. Ateizmi eleştirmek ifade hürriyetidir ama bir insanı sırf ateist olduğu için küfre boğmak, tehdit etmek, dışlamak v.s. nefret suçudur. Irkçılıktan farkı yoktur. Dindarlar, dinin olduğu her yerde dinsizliğin de olacağını kabul etmeyi, bununla birlikte yaşamayı öğrenmek zorundalar. Bu tür zorbalık ve terbiyesizliklerle bir yere varamazlar.

Küfretmk dünyanın en kolay şeyi. Biz de çıkıp sırf dindar olduğu için insanlara küfretsek ne olacak? Fazıl çıkıp kendisine küfreden herkese o küfürleri aynen iade etse ne olacak? Çok mu zor birşey? Küfredenler, küfrettiklerinde karşı tarafı susturabileceklerini mi sanıyorlar? Dünyada ateist biter mi? Ömer Hayyam'ın rubaileri unutulur mu peki? O halde bu neyin küfrüdür? Sadece ateistlere dönük kudurmuş bir nefretin göstergesi. Kendilerinden iğrendirmek dışında hiçbir şey yapmıyor dindarlar.

Jolly Jocker
12-04-2012, 15:29
Selalim,

Yazdıklarında kendi kafandaki kalıpları, önyargıları sıralamışsın. Dediğin gibi bir oryantalist bakış açısı olsa onlar da siz gibi küfrederdi sadece. Ama alıntı da olsa sanat yapıyorlar(Ömer Hayyam'dan). Sakın Batılı ve seküler olan herşeyi aşağılayan, kafadan karşı çıkan siz olmayasınız? Zira bir insana sırf ateist olduğu ve dini eleştirdiği için dava açılıp tomarla küfredildi. Tahammülsüzlük sizde arkadaşım, görmüyor musun bunu? Üstelik onca hakaret işitmesine karşın ne Fazıl ne de onun gibi ateist olanlar çıkıp da kimsenin anasına sövmedik. Bu terbiyesizliği dindarlar yaptı. Nefret suçu işleyen onlar.

Dini eleştirmek ile ateistlere kin kusmayı birbirine karıştırma. İlki haktır, ikincisi nefret suçudur.

murted
12-04-2012, 15:29
Arabeskçilerin çoğu sahiden yavşaktır ayrıca. :)

Ayrıca "Arabesk müziğinin icrası" şeklinden dolayı değil, içeriğinden dolayı o sözlerle iyi ifade edilmiş olur.
Oryantalist bakış açısıyla doğulu olduğu için falan değil.
Arabeskin Doğu'yu falan temsil ettiği falan yoktur ayrıca.
Arabesk şeklindeki adlandırmanın (Doğruluğu tartışılır, en iyi ihtimalle gelişi güzel yapılmış bir adlandırmadır. Ya da ilk başta çok daha dar bir kapsamı vardır.) yapıldığı dönemdeki arabesk Müzik ile yetmişlerin, seksenlerin istismarın tavan yaptığı, yozlaşmış toplumu daha da yozlaştıran, isyanı yanlış yere yönlendirerek, kitlelere yenilgiyi, mutsuzluğu doğal kabul etmeyi kanıksatan bir tarafı da vardır. 12 Eylül sonrası en parlak dönemlerini yaşaması tesadüf değildir.

Selalim
12-04-2012, 15:41
Selalim,

Yazdıklarında kendi kafandaki kalıpları, önyargıları sıralamışsın. Dediğin gibi bir oryantalist bakış açısı olsa onlar küfrederdi sadece. Ama alıntı da olsa sanat yapıyorlar(Ömer Hayyam'dan). Sakın Batılı ve seküler olan herşeyi aşağılayan, kafadan karşı çıkan siz olmayasınız? Zira bir insana sırf ateist olduğu ve dini eleştirdiği için dava açılıp tomarla küfredildi. Tahammülsüzlük sizde arkadaşım, görmüyor musun bunu? Üstelik onca hakaret işitmesine karşın ne Fazıl ne de onun gibi ateist olanlar çıkıp da kimsenin anasına sövmedik. Bu terbiyesizliği dindarlar yaptı. Nefret suçu işleyen onlar.

Dini eleştirmek ile ateistlere kin kusmayı birbirine karıştırma. İlki haktır, ikincisi nefret suçudur.
Freddie,

Fazıl Say'ı savunamayacağım. Önyargı ile baktığımdan değil ama olaya bakarken yalnız o olaymış gibi görmediğimden. Olay bu değil yalnızca. Daha öncesinden yaptığı hareketlerle milletinin nefretini kazanmış biri kendisi. Kimseyi kasıtsız yapmadığına inandıramazsınız. Bunu kendi de söylüyor. Ne yaptığını gayet iyi biliyor. Bilinçli olarak yapıyor.

Benim için önemsiz, ben yadırgamıyorum, benim için şikayet etmesi yersiz sadece.

Savunulması gereken biri olduğunu düşünmüyorum.

Jolly Jocker
12-04-2012, 15:45
Meseleyi özetleyelim;

Fikirleri hedef almak ile insanları veya insan gruplarını hedef almak bambaşka şeylerdir.

Fikirleri eleştirir, hatta yerden yere vurursun. Bu, düşünce ve ifade hürriyetidir. Ama insana bunu yapamazsın. Yaparsan suç olur.

İslamı, ateizmi, faşizmi, sosyalizmi, arabesk kültürünü, pop kültürünü yerden yere vurabilirsin. Bunu yaparken rubailerden de yararlanabilirsin. Özgürlüktür.

Ama sırf ateist olduğu için yada müslüman olduğu için birine hakaret edemezsin. Böyle yaparsan bunun ırkçılıktan farkı yoktur. Toplumun bir kesimini sırf inancı ya da inançsızlığı, felsefi görüşü v.s. yüzünden dışlamış, nefret suçu işlemiş olursun.

Fazıl Say müslümanlara değil islama laf etti. Bu yüzden ifade özgürlüğüdür. Zaten Ömer Hayyam'dan alıntı yapmıştı. Zamanında da arabeskçilere değil arabesk kültüre laf etmişti. Bunda sorun yok.

Ama ona tepki gösterenler sırf ateist olduğu için ona küfrediyorlar. Yani düşünceyi(ateizmi) değil insanı(ateisti) hedef alıyorlar. Bu suçtur. Nefret suçudur.

AlbatrosS
12-04-2012, 15:47
Bu adamların beyinleri bir kalıptan çıkma gibi; yani sanatçılarının bile sanatla sanatçılıkla falan alakası yok; Üzücü ama Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği kafalar bunlar işte.

Hepsinin zihniyetini ben anlatayım size; hepsi aynı; basma kalıp gibi; Ortadoğuya dair ne varsa herşeyi ile aşağılanmalı, her şeyi ile yok edilmelidir. Farketmez; müzikleri, sanatları, kılıkları, kıyafetleri, hepsi çağdışıdır çünkü. Batıda da ne varsa her şeyi ile taklit edilmeli, her şeyi ile alınmalıdır;Müziği, sanatı, kılığı, kıyafeti, oturması kalkması. Bu çağdaşlıktır çünkü.

Ortadoğu insanı altinsandır, Batı insanı üstinsan.

Ortadoğu insanı yerin dibine girmelidir, Batı insanı göğe yükseltilmeli.

Daha fazla yazmaya gerek yok sanırım.

Bunlar baktıkları ve gördükleri yalnız bundan ibarettir. Yani görebilmeleri mümkün değildir.

Gelişebilmeleri mi?

Bu asla.

Yoruma bile gerek yok aslında; her şey ortada.

Sevgiler.

Fazıl Say'ın kimseyi aşağıladığını savunamadığına göre ''samimi bir özeleştiri'' yapmak yerine, meseleyi iler tutar olmayan yerlere çekmeye kalkıyorsun ama.

Neyini yorumlayacaksın; ateistin biri bir fikir(şiir) yazıyor; Millet vekili olacak bir zat'sa doğrudan canlı-diri bir adamın ''şahsını'' hedef alarak hakaret sözcüğünü ete kemiğe büründürüyor.

Siz de hala birbiriyle ''alakası'' olmayan bu iki tavrı ''eşitlemeye'' çalışarak vandallığa çanak tutuyorsunuz...

Jolly Jocker
12-04-2012, 15:49
Freddie,

Fazıl Say'ı savunamayacağım. Önyargı ile baktığımdan değil ama olaya bakarken yalnız o olaymış gibi görmediğimden. Olay bu değil yalnızca. Daha öncesinden yaptığı hareketlerle milletinin nefretini kazanmış biri kendisi. Kimseyi kasıtsız yapmadığına inandıramazsınız. Bunu kendi de söylüyor. Ne yaptığını gayet iyi biliyor. Bilinçli olarak yapıyor.

Benim için önemsiz, ben yadırgamıyorum, benim için şikayet etmesi yersiz sadece.

Savunulması gereken biri olduğunu düşünmüyorum.
Fazıl Say benim de bayıldığım biri değil.

Ama ona söverken ''seni ateist o..spu çocuğu'' diye sövülürse, sırf dini eleştiren bir rubai tweetledi diye dava açılırsa burada konu Fazıl Say değil ateistliktir. Fazıl Say üzerinden ateistlere nefret kusulmaktadır. Bunu görmek gerekiyor.

AlbatrosS
12-04-2012, 15:50
Freddie,

Fazıl Say'ı savunamayacağım. Önyargı ile baktığımdan değil ama olaya bakarken yalnız o olaymış gibi görmediğimden. Olay bu değil yalnızca. Daha öncesinden yaptığı hareketlerle milletinin nefretini kazanmış biri kendisi. Kimseyi kasıtsız yapmadığına inandıramazsınız. Bunu kendi de söylüyor. Ne yaptığını gayet iyi biliyor. Bilinçli olarak yapıyor.

Benim için önemsiz, ben yadırgamıyorum, benim için şikayet etmesi yersiz sadece.

Savunulması gereken biri olduğunu düşünmüyorum.

Say bu olayda kimseye hakaret etmemiştir. Say'a olan ideolojik antipatinizden dolayı meseleyi çarpık biçimde anlıyorsunuz yalnızca. Üstelik say bizzat ORTADOĞU KÜLTÜRÜNDEN bir kesiti alıntılamıştır.

Rubai türü Anglo-sakson geleneğine ait değil...

ereninthenature
12-04-2012, 16:01
Fazil Say'in ilk tweetine dava acamamalari guldurdu beni baya:D
Dava actiklari yazida komedi zaten.Adam ateistim demekten baska birsey yapmamis dava aciyorlar.Tiyatro sahnesi gibi ulkede yasiyoruz, milletvekillimiz saygin muzisyenimize kerhanede mi dogdun diyor:)

vartor
12-04-2012, 16:06
Inanilmaz kufurler, inanilmaz insan musveddeleri; laiklik zaten yoktu ama, olan kadari da bitmis ulkede. Sahsi hakaret ve saldiriya ugrayan degil de, saldiranin dava acmasi, hukukun da yerlerde surundugunu ispatliyor. Demislerdi de inanmamistim Iran'dan beter olacagiz diye. Yaziklar olsun.

ereninthenature
12-04-2012, 16:13
Aslında inançsızlığın da bir inanç olarak kabul görmesini istesek, -bu durum saçmadır ama-, en azından ateistlere saygı duymak zorunda kalırlar.

Bak Jolly burda senin basliginin altina yazmistim bu fikrimi, hicbir geri donus alamadim.Keske ayri bir konuda adam gibi tartisabilsek bu konuyu.
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=435820&postcount=11


http://www.agnostik.org/20212-ateistin-altin-kurali-ve-iyi-kalpli-gencler.html
ABD’de, iki yıl öncei ateist olan bir mahkum, hapishanede bir etüt grubu kurmak isteyince izin verilmemişti. Bunun üstüne, Amerikan anayasa mahkemesi şöyle dedi: “İnançsızlık da bir inançtır ve Anayasa’nın birinci maddesi olan ifade özgürlüğüne binayen, ateizm de bir din gibi muamele görmeli, ibadet etmek isteyen herkese gösterilen saygı, ateistlere de gösterilmelidir.”

Ateizm elbette bir din değildir. İnançsızlık da inanç değildir.

Ve fakat inançsızlığın bir hak olarak zerre miskal anlaşılmadığı bir hapishanede, ya da hapishane benzeri özellikler gösteren ülkelerde ateistler, “Benim inançsızlığıma inanç muamelesi yapacak, saygı göstereceksin” diye talepte bulunabilirler. Ki bence “dolaptan çıkıp” böyle de yapılmalıdır.

Burdaki yazida Amerikadan bir mahkeme kararindan bahsedilmis.Ateist tutuklunun etut grubu kurma hakkindan bahsedilmis, inancsizligi inanc kabul edilerek dine verilen ayricalik, dinsizede verilmis ayni kanunla hemde.Ben cok sacma bir seyden bahsettigimi dusunmuyorum.Ornekleri mevcut, kaliteli bir calismayla turkiyede din kategorisine girebiliriz.Kanunlari arkamiza alirsak cok daa korkusuzca elestirilerde bulunur, iletisimimizi guclendirir cok fazla insana ulasiriz.Din diyelim ateizme, oyle olmasa da.

Bu Fazil SAy orneginde oldugu gibi iki tarafada dava acilirdi boyle bir durumda iki tarafta birbirinin dinine hakaret ediyor deyip milletvekili tweeterdaki it surusunude dava ederdik, dinimize kufrediyorlar diye.Kendi kanunlari kendilerinin bir yerlerine kacardi.Islama ozel kanun cikartmadiklari surece dini savunmalarini imkansizlastirirdik.

Jolly Jocker
12-04-2012, 16:13
İmam osurursa cemaat s.çarmış derler.

Başbakan ve bir milletvekili çıktı, ateizmi tinercilikle bir tutup ateistten hayır gelmez dedi.

Bunlardan yüz bulan cemaat de coşup bir ateisti kıstırdıkları yerde ana avrat düz gittiler.

Asıl feci durum, savcının küfür ve tehdit edenleri değil de Say'ı dava konusu yapması.

Abukluklar cumhuriyetinde yaşıyoruz.

Aklıma Bahadır Baruter geldi. O da bir karikatürde Allah yok yazdı diye başına gelmeyen kalmadı.

Danimarka'da Muhammed'i şiddet yanlısı gösteren bir karikatür çizildi, müslümanlar buna tepki gösterirken şiddetin kralını uygulayıp karikatüristleri doğruladı.

Bu insanlar, ne halde olduklarını ne zaman farkedecek acaba?

Jolly Jocker
12-04-2012, 16:42
Habervaktim sitesinin Meral Okay hakkında neler yazdıklarını okudum da...

Bu kadar nefret nasıl olabiliyor anlayamıyorum.

Bir din insana vicdan ve sevgi veriyorsa kıymetlidir.

Aksi halde at gitsin. İslam bu insanları zıvanadan çıkarmış sanki.

Meral Okay bir söyleşisinde ateist olduğunu, ölünce yakılmak istediğini söylemiş sanırım. Bunu dillerine dolamışlar. ''Bu tecrübeyi bu dünyada yaşatacak fırınların faaliyete geçmesine izin verilmeli'' diyor bir tanesi...

''Bu dünyada...'' vurgusundaki nefreti görüyor musunuz?

Değerli bir sanatçı olan Meral Okay, sırf inançsız olduğu için cehennemde işkence görecek şimdi bu adamların inancına göre.

Nefret suçu diyoruz, sırf ateist olduğu için kimseye zulmedilemez diyoruz ama adamların Allah'ı böyle!

Kimden ne bekliyoruz ki? Gerçek anlamda insanlık değerlerinin benimsenmesi, özgürlük ve demokrasi, ''ilerleme'' v.s. ancak ve ancak islamdan kurtulursak mümkün bence.

İnsanın vicdanı ve insafı ancak islama olan imandan kurtulduğu ölçüde ortaya çıkabiliyor.

Öyle nefret saçıyorlar ki bize de bulaştıracaklar. İslamı, bu nefret kültürüne karşı sevgiyi savunmak adına da reddetmek gerekiyor.

Savaş tanrısının nefret dini... Tek panzehiri yüreklere sevginin salınmasıdır. Aksi halde inanmaya ve zulmetmeye devam ederler.

Başkalarına yaptıkları haksızlıklarla hiç empati yapamamaları ne garip. Demek ki vicdanları bu kadar uyuşmuş. Din afyonu sadece aklı değil vicdanı da devre dışı bırakmış. Bir başkası da çıkıp, sırf müslüman olduğu için, aslında hiç de kötü bir insan olmayan bir kadına ''şimdi cehennemde işkence görüyor, holey!'' türünden yazılar yazsa, buna inansa acaba ne hissederlerdi? Hiç düşünmüşler midir? Hayır. Onlarda düşünce, empati, insaf ve vicdan yok; imandan yer kalmamış bunlara.

AhbAp
12-04-2012, 16:55
Arkadaşım, ''aşağılmak'' ancak ve ancak ''insan''a yöneliktir. Sanat dallarını ''aşağılamak'' diye bir şey olamaz. Canlı, diri, sağ bir insanın maneviyatı(ve dahi kişiliği) olur ancak ve ancak bu aşağılanabilir. Bunun dışındaki şeyler ''fikir''dir(Nefret suçu ve ırkçılığı fikir olarak görmediğimi de baştan söylüyeyim)

Adam ''arabesk'' müziğin ''ilkel, cahilce ve basit'' olduğunu düşünebilir. Birçok sanat eleştirmeni, populer kültür için de ciddi ve sosyo-politik eleştiler yapar.

Dostum, bu anlattığını insanlara belletmek o kadar zor ki! Farklı kavramlar için de benzeri olan bu tür şeyleri, somutlaştırıp algılatmak çok zor geliyor insanlara.

Örneğin, "İnanmıyor olabilirsin ama inancıma saygı duyacaksın" türünden, her duyduğumda beni ülser yapan kalıp cümüller var. Konusu ne zaman açılsa, "İnançlara değil, insanlara saygı duyulur. Senin istediğin şeye inanma hakkına, insanlığına saygı duyarım ama inancına saygı duymak zorunda değilim. Senin inancından zerre hoşlanmıyor ve hatta zararlı buluyorken, nasıl olur da saygı duyarım" derim ama bu cümlenin hala ne anlatmak istediğini anlatmayı başardığım insan sayısı, bir elin parmaklarının sayısını geçmiyor.

Fazıl Say'ın din ve arabesk hakkında söylediklerinde hiçbir aşırılık, hiçbir hakaret görmüyorum. Her türlü kavramı, her türlü olguyu dilediğince ağır bir şekilde eleştirmek konusunda hiçbir sakınca da görmüyorum. Ancak bir insana hakaret etmek başka, ki Fazıl Say'ın böyle bir iletisi yok.

İnsanların Fazıl Say'ın fikirlerine saygı duymak zorunda değiller. Ama ona ve istediğini söyleyebilme hakkı olduğuna saygı duymak durumundalar. Bu olmaksızın hiçbir toplumsal model yaşayamaz.

İnsanlar, "saygı duymak" gibi beklentilerinin ve "aşağılamak" gibi şikayetlerinin ne manalara geldiğini bir iyi anlasınlar diyeceğim ama olmuyor, olmayacak.

endulus
12-04-2012, 18:32
Bugun yeni bir haber duydum.

Savcılık Fazıl say hakkında soruşturma başlatmış. Nedeni ise twitterda ateist kimlikle yazdığı yazılar gösterilmiş. Çok komik yaw. Birde yazıyor ki kendisi militarist ateist olarak tanımlaması insanların dini değerlerini aşağılamakmış.

Sitede yazan arkadaşlar dikkatli olsunlar yakında bizide sizi gidi pis ateyisler diyerek içeri atabilirler.

AlbatrosS
12-04-2012, 18:39
Dostum, bu anlattığını insanlara belletmek o kadar zor ki! Farklı kavramlar için de benzeri olan bu tür şeyleri, somutlaştırıp algılatmak çok zor geliyor insanlara.

Örneğin, "İnanmıyor olabilirsin ama inancıma saygı duyacaksın" türünden, her duyduğumda beni ülser yapan kalıp cümüller var. Konusu ne zaman açılsa, "İnançlara değil, insanlara saygı duyulur. Senin istediğin şeye inanma hakkına, insanlığına saygı duyarım ama inancına saygı duymak zorunda değilim. Senin inancından zerre hoşlanmıyor ve hatta zararlı buluyorken, nasıl olur da saygı duyarım" derim ama bu cümlenin hala ne anlatmak istediğini anlatmayı başardığım insan sayısı, bir elin parmaklarının sayısını geçmiyor.

Fazıl Say'ın din ve arabesk hakkında söylediklerinde hiçbir aşırılık, hiçbir hakaret görmüyorum. Her türlü kavramı, her türlü olguyu dilediğince ağır bir şekilde eleştirmek konusunda hiçbir sakınca da görmüyorum. Ancak bir insana hakaret etmek başka, ki Fazıl Say'ın böyle bir iletisi yok.

İnsanların Fazıl Say'ın fikirlerine saygı duymak zorunda değiller. Ama ona ve istediğini söyleyebilme hakkı olduğuna saygı duymak durumundalar. Bu olmaksızın hiçbir toplumsal model yaşayamaz.

İnsanlar, "saygı duymak" gibi beklentilerinin ve "aşağılamak" gibi şikayetlerinin ne manalara geldiğini bir iyi anlasınlar diyeceğim ama olmuyor, olmayacak.

Haklısın. Özellikle ''din'' söz konusu olduğunda bu daha da zor. Bunları ifade etmek zorundayız. Fark ettiysen, bunu ifade ettiğim arkadaştan da özellikle bu meseleye dair hiçbir itiraz gelmedi. İnanır mısın, bunu bu şekilde kaç dindara ifade ettiysem hiçbiri doğrudan bu meseleye itiraz etmeyip başka bir mevzuya atlıyor.

Bak bunun başka bir versiyonu yüzünden açılan davada yapılan savunma ibretliktir:

http://www.ozguruniversite.org/index.php?option=com_content&view=article&id=422:10-eyluel-2003-de-ankara-15-asliye-cezadaki-durumada-fikret-bakayann-yapt-ksa-savunmadr-ve-duruma-6-kasm-2003-saat-944e-ertelenmitir&catid=12:guenluek&Itemid=8

Selalim
12-04-2012, 19:22
Fazıl Say'ın kimseyi aşağıladığını savunamadığına göre ''samimi bir özeleştiri'' yapmak yerine, meseleyi iler tutar olmayan yerlere çekmeye kalkıyorsun ama.

Neyini yorumlayacaksın; ateistin biri bir fikir(şiir) yazıyor; Millet vekili olacak bir zat'sa doğrudan canlı-diri bir adamın ''şahsını'' hedef alarak hakaret sözcüğünü ete kemiğe büründürüyor.

Siz de hala birbiriyle ''alakası'' olmayan bu iki tavrı ''eşitlemeye'' çalışarak vandallığa çanak tutuyorsunuz...
Fazıl Say kesinlikle aşağılıyor. Hakkında az bir araştırma yaparsanız internet üzerinden nasıl aşağıladığını, kişilere nasıl sataştığını görürsünüz.

Twitter üzerinden bu son olayı ise o rubai ile başlamıyor.

Ama o rubai için vekilin yazdıklarında kesinlikle vekili arsız (seviyesiz; haksız) buluyorum. Ama olayı başlatırken yazdıklarında da Say'ı.

Ezan okuyan müezzin için gereksiz saçmalamaları vs.

Ezanla işi olmayan, amacı yalnız kışkırtmak olan bu şahısla ilgili daha fazla yazmak istemiyorum.

Nedenler, niçinler, niyetler; bunların tümüne birden bakmadan yorum yapmak yalnızca yanılgıya düşürür.

Sevgiler.

Selalim
12-04-2012, 19:28
Haklısın. Özellikle ''din'' söz konusu olduğunda bu daha da zor. Bunları ifade etmek zorundayız. Fark ettiysen, bunu ifade ettiğim arkadaştan da özellikle bu meseleye dair hiçbir itiraz gelmedi. İnanır mısın, bunu bu şekilde kaç dindara ifade ettiysem hiçbiri doğrudan bu meseleye itiraz etmeyip başka bir mevzuya atlıyor.
Gerçekten zamanım olmadığı için yazmadım; ne atlamak ne de kaçmak.

Yazmak yorucu benim için.

Ben kesinlikle kişilerin ne olurlarsa olsunlar, ne düşünürlerse düşünsünler (iyi niyet çerçevesinde) dışlanmasına karşıyım.

Bu ise beklediğiniz itiraz.

yucemanitu
12-04-2012, 19:53
Ya arkadaş hararetle adamınh ceza almasını savunuyorsun "hakaret etti" diyorsun hakaret gösteremiyorsun. Kalkıp üstüne dünyaca ünlü bir deha müzisyene batı taklitçisi diyorsun, o da senin gibi bir otorite müziğini beğenmedi diye yarın intihar eder. İnandığın Allah aşkına saçmalamayı bırakıp açıklar mısın şu ifadelerde adamın hapsedilmesini haklı gösterecek ne var:


- ”Muezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuco!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?”
- Ben ateistim :) diğer yarısını bilmem :))
- Ateistim ve bunu bu kadar rahat söyleyebildiğim için gururluyum.

astral
12-04-2012, 20:14
Fazıl Say şunu demiş:

"Irmaklarından şaraplar akacak diyorsun, cenneti ala meyhane midir? Her müminine 2 huri vereceğim diyorsun, cenneti ala kerhane midir? Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?"



Üzerinde durulması gereken kısım şu:




“Bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?"





Burada Fazıl Say daha önce yaptığı gibi belli bir grup insanı doğrudan hedef alan bir ifade kullanmıştır. Burada bir fikir, ideoloji ya da dünya görüşü eleştirisi yoktur; doğrudan bu dünya görüşündeki insanları hedef alan bir ifade vardır. Bu bir gözlem değildir. Gözlem böyle yapılmaz. Fazıl Say bunu sık sık yapıyor. Hiçbir anlamlı içeriği olmayan yüzeysel saldırılarla insanları tahrik ediyor. Bunun neden kişileri hedef alan bir saldırı olduğunu anlatmak için şöyle bir örnek vereyim: Mesela birisine “hırsız”, “dolandırıcı” gibi hakeret edeceksiniz ama doğrudan söyleyemiyorsunuz. Bu durumda “ne kadar adi dolandırıcı varsa sizin memleketten çıkıyor. Benim gözlemim böyle” diyebilirsiniz. Fazıl’ın yaptığı da budur. Yanlış değil, net bir yalan ifade ile belli bir grubu aşağılama yoluna gitmiştir. Burada o grubun bütün bireyleri için doğrudan o gruba ait olmakla belli bir aşağılık özelliği miras aldıklarının iması vardır. Yani “yavşaklık” vs... “allahçıların” “genetik” bir özelliği gibi... Diğer grupları bu hakaretten dışlamanın arkasındaki mantık budur. Tabi ki Fazıl’ın bunu böyle incelemesi söz konusu değildir. O sadece alışılagelmiş bir kalıbı kullanmaktadır.

Fazıl Say için suç duyurusu haberine, bir kısım basında verildiği şekliyle bakalım:




Suç duyurusu dilekçesinde Fazıl Say’ın yazdığı yazılardan bazıları şöyle belirtildi:

Kendi yazdığı tweetler:

- ”Muezzin 22 saniyede okudu akşam ezanını yahu. Prestissimmo con fuco!!! Ne acelen var? Sevgili? Rakı masası?”

- Ben ateistim :) diğer yarısını bilmem :))

- Ateistim ve bunu bu kadar rahat söyleyebildiğim için gururluyum.

Suç duyurusunu işleme alan savcılık, Say hakkında soruşturma başlattı. Soruşturma sonund 1.5 yıldan 4 yıla kadar hapis cezası istemiyle dava açılabilecek.



Burada da üzerinde durulması gereken ifade şu:


“Suç duyurusu dilekçesinde Fazıl Say’ın yazdığı yazılardan bazıları şöyle belirtildi:”


Altını çizdiğim kısımdan anlaşıldığı gibi kasıtlı bir çarpıtma haber. Tabi ki sevgili forumdaşımızın gözünden kaçması normal. Haberi yapanlar için ise talihsiz bir anı... Yine Fazıl Say’ı mağdur gibi göstermeye çalışmışlar. Şuç duyurusunu savcılık işleme koyup soruşturma açtıysa emin olun ki bu alıntılananlar bu iktidar döneminde dahi buna yetmez. Yukarıda belirttiğim ifadedir asıl sorun olan. Şuç duyurusunu görmüş değilim ama içeriğinde o ifadenin asıl ana soruşturma konusu olacağına eminim. Suç duyurusunda yazılan her ifade savcılar tarafından değerlendirilecek diye bir şey yok.

Benzeri çarpıtmalar daha önce de yapıldı. Mesela gülünç bir şekilde Fazıl Say’ın sık sık kullandığı “yavşak” ifadesinin hakaret olmadığı, ya da insanlara yönelik olmadığı iddia edildi. Hem hakarettir hem de yakışıksızdır. Kullanan insanı son derece sevimsiz gösteren bir ifadedir.

Burada kişi üzerinde tartışma yapmak istemiyorum. Vurgulamak istediğim konu, açık olarak bir cepheleşmeden doğan bir taraflılık kendini gösteriyor. Suç duyurusu tamamen keyfi değildir ve kişinin ateistliğini hedef almamaktadır. Söz konusu kişinin ateist olmasının bu soruşturmayı kolaylaştırdığına dair bir veri yok. Ancak söz konusu kişinin malum çevrelerce sevilmeyen bir kişi olmasının bu soruşturmanın açılmasında etkin olduğu iddia edilebilir.

Ayrıca Fazıl Say da kendisine hakaret edenlerle ilgili suç duyurusunda bulunabilir. Bunu yapmadığı halde böyle bir soruşturma açılmasını bekleyemezsiniz. Hukuk böyle çalışmıyor. Gelişmiş ülkelerde de bu böyledir. Eğer Fazıl Say suç duyurusu yapar da savcılar dikkate almazsa ancak o zaman yanlış birşey var demektir. Şu anki durumda ise bir terslik yok.

Ateist denince akla gelen kişiler arasında Fazıl Say’ın da bulunuyor olması ateistler için bir talihsizliktir. Ateistlerin eğer Türkiye’de bir misyonu olacaksa bunlardan en önemlisi Kuran’ı, İslam’ı eleştiriye açabilmek, kişileri tahrik etmeden entellektüel düzeyde bunlarla ilgili fikir tartışmaları başlatabilmektir. Bilhassa dindar nesil yetiştirmek, ateizm ve ahlak gibi sık sık gündeme gelen önemli konuları tartışmaya açmak yerine bir ateist böyle polemiklerle ortalığı germek zorunda mıdır? Ve asıl önemlisi Türkiye’nin bir numaralı sorunu olan kadın sorunu ve dinle bunun doğrudan ilgisi duruken... Söz konusu şahıs bu misyona zarar veriyor. Türkiye’nin yüzde doksanından fazlası kendini laik olarak tanımlar. Ancak bu tarz polemikler dinle uzaktan ilgisi olan kişileri de ateizme soğutmaktadır.

Yine de Fazıl Say sahiplenilmelidir. Bir vatandaş olduğu için ve fikir özgürüğünün sınırlarının esnek olabilmesi adına sahiplenilmelidir; ancak başka herhangi bir özelliğinden dolayı değil. Eğer sahiplenilmezse baskıcı çevreler tarafından her canını sıkan insan hakkında hatalarının kollanıp sindirilmesini kabul etmiş sayılırız. Bu yapılırken belirttiğim gibi çekinceleri de eklemeyi ihmal etmemek gerekir. Aksi halde ateizmin ülkedeki imaji zarar görür. Fazıl Say ateizmi temsil eder konuma asla gelmemelidir.

İkinci çarpıtma haberi veren basın kuruluşları ise güvenilirliğini tamamen kaybetmiştir. Zaten benim için Türk basınının hiçbir unsurunun hiçbir zaman güvenilirliği olmadı. Basından alınan heberler her zaman titizlikle incelenmeli.

Son olarak Fazıl Say’a gelen seviyesiz tepkileri hiç bir şekilde onaylamak mümkün değildir. Bu yazıdan böyle bir anlam çıkartmayın. Ancak konumuz işin ateistleri ilgilendiren kısmıdır.

spartacus
12-04-2012, 20:52
Bu adamların beyinleri bir kalıptan çıkma gibi; yani sanatçılarının bile sanatla sanatçılıkla falan alakası yok; Üzücü ama Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği kafalar bunlar işte.

Hepsinin zihniyetini ben anlatayım size; hepsi aynı; basma kalıp gibi; Ortadoğuya dair ne varsa herşeyi ile aşağılanmalı, her şeyi ile yok edilmelidir. Farketmez; müzikleri, sanatları, kılıkları, kıyafetleri, hepsi çağdışıdır çünkü. Batıda da ne varsa her şeyi ile taklit edilmeli, her şeyi ile alınmalıdır;Müziği, sanatı, kılığı, kıyafeti, oturması kalkması. Bu çağdaşlıktır çünkü.

Ortadoğu insanı altinsandır, Batı insanı üstinsan.

Ortadoğu insanı yerin dibine girmelidir, Batı insanı göğe yükseltilmeli.

Daha fazla yazmaya gerek yok sanırım.

Bunlar baktıkları ve gördükleri yalnız bundan ibarettir. Yani görebilmeleri mümkün değildir.

Gelişebilmeleri mi?

Bu asla.

Yoruma bile gerek yok aslında; her şey ortada.

Sevgiler.

Peki sen şunu mu iddia ediyorsun, müslümanlar siyaset yapmıyor? Onların düşünceleri yok mu? Akşama kadar ona buna din ahkamı kesenlerin, sakal, şalvar arasında körpe kız peşinde koşanların, sakal, şalvar, tarikat, şeyh diye triyonluk rantlara konanların yaptığı sorun değilde, başka türlü düşünen birisinin düşüncesini ifade etmesi mi sorun? Bu ne kadar seçici, bu ne kadar yanlı bir yaklaşım? Algıda seçici olmazsan sana sorayım;

İnsanlar zorla, şiddet ve baskı ile dayattığınız şeylere, inanmak zorunda mı? Bu nasıl bir mantıktır ki insanlara inanmak zorundasınız diye bir dayatım yapılıyor? mantığının neresine sığdırabilirsin? Hadi bizim boğa ikiz doğurdu, inan buna. İnanırım, inanmam szorla olur mu yahu?! Zorla inancın nesinden hayır gelir, binlerce yıl önceki insan yaşam ve korkularının bir ürünü bunlar. Bakınız, dün koca, koca depremler oldu, bin yıl önce de oluyordu o depremler, ama insanların ürettiği korku çok daha büyükdü ve çözüm göklerde aranıyordu. O yüzden mantığa sığmasa da dinsel metinler, kurallar, buyruklar aldı başını gitti...

Neyse, müslüman olduğun için horlandığın, aşağılandığın, inancını yaşayamadığın, düşüncelerini söyleyemediğin bir ortamda, baskı altında olduğunu düşün. Biraz empati yapmalı değil mi? Biz hep baskı altındayız, yine de milyonlarca inanırı olan müslümanlar gibi, sağa sola ölüm fermanları çekip, hakaretler yağdırmıyoruz?!

Sahi din nedir ki? Yarattığı insan tipi nedir? kalıpdan çıkmış gibi değil mi? Fazıl diyorsun kalıpdan çıkmış gibi. Ya bulunduğun kalıpdan bakıyorsan? Bir de işin bu yönünü düşünmek lazım. Yani kalıpdan bakıyorsun, dolayısıyla sana uymayan her düşünceyide bir kalıba sokuyorsun. Fazıl değilde bir başkası o sözleri sarfetseydi, tepki farklı mı olacaktı??.

Örneğin nasıl ki Zeus bir masal ise, bizim için de aslında yaşayan dinlerde mitolojiden ibaret. Bunlar bir yana Fazıl say ya da bir başkası, düşüncelerini ifade edemez mi? Asıl üzerine eğilmemiz gereken konu burasıdır. Ve mesele fazıl meselesi değil, islami bir hayat yaşamayan herkesin gün geçtikce sindirilmesi, baskı altına alınması, susturulması ve aşağılanması meselesidir. Fazıl bahane...

Eğer bu sözler senin ise -ki senin-;

Ortadoğuya dair ne varsa herşeyi ile aşağılanmalı, her şeyi ile yok edilmelidir. Farketmez; müzikleri, sanatları, kılıkları, kıyafetleri, hepsi çağdışıdır çünkü. Batıda da ne varsa her şeyi ile taklit edilmeli, her şeyi ile alınmalıdır;Müziği, sanatı, kılığı, kıyafeti, oturması kalkması. Bu çağdaşlıktır çünkü.

İslamiyete göre başka türlü inanan ve düşünenler nedir peki? ? Şimdi bu paragrafı ayetle, fermanla, buyrukla, hadisle vs doldurmak istemiyorum, aslında söylediklerin islamı eleştiriyor. Yeter ki objektifliği kaybetmeden yaklaşalım. Değil mi? Demek ki mesele başka imiş..
İslam müziği, sanatı, resimi, giyimi, kuşamı, yemeyi, içmeyi, evlenmeyi, boşanmayı, saçı, sakalı, teli, kılı, tüyü................. baskı biçimiyle, hemde dayatmıyor mu?
İslam inanmayanlara ya da başka türlü inanları aşağılayıp, küçümsemiyor mu? Baskı kurmuyor mu? Fabrikadan insan yetiştirir gibi, bir kalıpdan çıkma, ve çoğunluğuyla bağnazlaştırdığı milyonlar üretmiyor mu?
Başka türlü inanan ya da düşüneni ÖTEKİLEŞTİRMİYOR MU?

Gerçekten mesele nerede şimdi?

AhbAp
12-04-2012, 20:53
Ezanla işi olmayan, amacı yalnız kışkırtmak olan bu şahısla ilgili daha fazla yazmak istemiyorum.



Ezan, sadece ezanla işi olanların kulağına girip, diğer kulakları pas geçen bir şey mi? Ezanla işi olmayanların sorunu, ezanın işi olmayanlarla işinin olması. Gitgide volümü yükselen, camları zangırdatır hale gelen ezan, kendisiyle işi olmayanların beynine günde 5 vakit tecavüz ederken, kendisiyle işi olan ama hastası, çocuğu olanları dahi rahatsız ediyor. Çoğu müslüman dahi, "Yahu bu kadar sesini açmanın gereği var mı" diye sorabiliyor.

Ezan benim, Fazıl'ın, Ahmet'in, Mehmet'in hayatına müdahale ediyorsa, ki ediyor, çıkar babalar gibi eleştiririm de, herhangi bir şekliyle dalga geçerim de.

Ama senin, günde beş vakit namaz kılma özgürlüğüne hiçbir şey diyemem. Ama yaptığın şeye saygı da duymuyorum.

Eğer din özgürlüğünden söz ediyorsak, benim de kendi dinimi yaratma ve müridlerimi toparlama hakkım da vardır, değil mi (kağıt üzerinde vardır da uygulamada yoktur, orası ayrı)? Ve ben bunun kurallarını dilediğimce belirleyebilirim de; inanan inanır, inanmayan inanmaz, kime ne? Yaratacağım dinin ritüellerinden birinin, günde 15 vakit, her biri 5 dakikadan az olmamak kaydıyla etrafa bangır bangır heavy metal müziği dinletmek olduğunu, haftanın bir günü mesai saatinin bir kısmını da içerecek şekilde bir saat şehir meydanında timsah yürüyüşü yapmak olduğunu (veya canın ne istiyorsa onları) varsay.

Saygı duyar mısın, tahammül gösterir misin? Olası bir cevabına, peşinen bir "Hadi canım sen de!" diyeyim.

Bu tip ritüellere sen ne tepki verirsen, işte benzer tepkiler de senin ritüellerine veriliyor.

Not: Tam bu satırları yazdığım esnada, Perşembe Gecesi haykırışları başladı cami minarelerinden. Yorgunum, kafa dinlemek istiyorum ama olamıyor şu an. Bu işkencenin bitmesini beklemek zorundayım.

Aslında Fazıl'a bir noktada katılmıyorum. Keşke buradakiler de işi 22 saniyede bitirseler. Ama bu Perşembe Gecesi haykırışları bir 15 dakika kadar sürüyor yanlış bilmiyorsam.

Selalim
12-04-2012, 21:02
Ya arkadaş hararetle adamınh ceza almasını savunuyorsun "hakaret etti" diyorsun hakaret gösteremiyorsun. Kalkıp üstüne dünyaca ünlü bir deha müzisyene batı taklitçisi diyorsun, o da senin gibi bir otorite müziğini beğenmedi diye yarın intihar eder. İnandığın Allah aşkına saçmalamayı bırakıp açıklar mısın şu ifadelerde adamın hapsedilmesini haklı gösterecek ne var:
Konu altına eklenen iletilerin hiçbirisi Say'a ait değil. Yalnız ilki, yani müezzinle olanı, diğerleri takipçilerinin söyledikleri ve “Retweet” yaptıkları aslında.

Ben olayları nasıl değerlendirdiğimi anlattım size.

Ezanla işi olmayan ne için saniyelerini sayıyor, müezzinle ''Ne acelen var? Sevgili? Raki masasi?" diye dalga geçiyor, siyasetle işi olmayan, kötü bir niyeti olmayan ne diye "bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?" gibi iletileri “Retweet” yapıyor.

Yani hiç hakaret yok ve masummuş gibi savunmalarla gelmeyin. Bu kişi kesinlikle masum değil.

Bazen değerler şahıs gibidir. Değere hakaret şahsa hakaret gibidir. Türk milletinin değerleri de şahıstan önemlidir. Anlatması zor ama bir milleti millet yapan bir değer bu. Sen ben o değerden ayrıyım diyorsan o zaman ayrı yaşayacaksın.

O değerler olmadığı zaman o millet zaten o millet olmuyor. Belki Türk milleti kimlik bunalımında kim olduğunu bilmiyor, kendini arıyor, tutunmaya çabalıyor ama bildikleri bir şey var o da ateist olmadıkları, o yüzden bu kadar saldırıyorlar.

Sevgiler.

istatistik
12-04-2012, 22:27
Bu adamların beyinleri bir kalıptan çıkma gibi; yani sanatçılarının bile sanatla sanatçılıkla falan alakası yok; Üzücü ama Türkiye Cumhuriyetinin yetiştirdiği kafalar bunlar işte.


Bir genelleme yapmışsınız ancak neresinden tutulsa elimizde kalıyor. Kaldı ki, ağzından salyalar saçarak klavye delikanlılığı yapan tiplerden hiç bir farkınız da yok gibi. Adam müezzin 26 saniyede ezan okudu acelen ne diyor küfür ediyorsunuz, Ömer Hayyam'ın mısralarını yazıyor küfür ediyorsunuz. Konudan haberiniz bile olmadan saldırıyorsunuz. bir de genelleme yapmışsınız ki evlere şenlik.

Herkez bir müzik dalını ya da herhangi başka bir sanat dalını eleştirebilir. bu kişisel görüşüdür. Örnekleyelim: Arabesk müzik yalanın önde gidenidir ve topluma bir yararı yoktur. İcra edenler yaşamadıkları acıları, acıyı gerçekten yaşayanlara sanat olarak "satarlar" ve sattıkları kitleyi bu saçma müzik ile uyuştururlar. Bu yazdıklarım benim görüşüm ve bu müzik türüne eleştirimdir. Ha sen diyorsan ki adam içimizden biri toprağın kirin içinde beraber sürünüyoruz o sırada sesi güzel diye o da söylüyor o zaman görüşlerimi gözden geçiririm ama yok öyle bir şey.

Fazıl Say'ı "ne verdi" diye eleştirme işine girmeyin isterseniz zira konudan bihaber olduğunuz ortaya çıkabilir.

İnsanlar görüşleri eleştirebilir. Bu onların en doğal hakkıdır. ancak görüşlerini eleştiriyorum diye bir insanın kişilik haklarına saldırmazsınız. Fazıl ay'ın yaptığı açıklamalar bu sitede yazılanların 10 da 1'i kadar bile sert değildir. Buna rağmen bu sitede yazılanlara bir dava açılamaz çünkü yasal sınırlar içinde anayasal hakkımızı kullanarak düşüncelerimizi açıklıyoruz. Eğer bunu içselleştiremediyseniz insan haklarını ve insan doğasını da içselleştirememişsinizdir.

Selalim
12-04-2012, 22:47
Bir genelleme yapmışsınız ancak neresinden tutulsa elimizde kalıyor. Kaldı ki, ağzından salyalar saçarak klavye delikanlılığı yapan tiplerden hiç bir farkınız da yok gibi. Adam müezzin 26 saniyede ezan okudu acelen ne diyor küfür ediyorsunuz, Ömer Hayyam'ın mısralarını yazıyor küfür ediyorsunuz. Konudan haberiniz bile olmadan saldırıyorsunuz. bir de genelleme yapmışsınız ki evlere şenlik.

Herkez bir müzik dalını ya da herhangi başka bir sanat dalını eleştirebilir. bu kişisel görüşüdür. Örnekleyelim: Arabesk müzik yalanın önde gidenidir ve topluma bir yararı yoktur. İcra edenler yaşamadıkları acıları, acıyı gerçekten yaşayanlara sanat olarak "satarlar" ve sattıkları kitleyi bu saçma müzik ile uyuştururlar. Bu yazdıklarım benim görüşüm ve bu müzik türüne eleştirimdir. Ha sen diyorsan ki adam içimizden biri toprağın kirin içinde beraber sürünüyoruz o sırada sesi güzel diye o da söylüyor o zaman görüşlerimi gözden geçiririm ama yok öyle bir şey.

Fazıl Say'ı "ne verdi" diye eleştirme işine girmeyin isterseniz zira konudan bihaber olduğunuz ortaya çıkabilir.

İnsanlar görüşleri eleştirebilir. Bu onların en doğal hakkıdır. ancak görüşlerini eleştiriyorum diye bir insanın kişilik haklarına saldırmazsınız. Fazıl ay'ın yaptığı açıklamalar bu sitede yazılanların 10 da 1'i kadar bile sert değildir. Buna rağmen bu sitede yazılanlara bir dava açılamaz çünkü yasal sınırlar içinde anayasal hakkımızı kullanarak düşüncelerimizi açıklıyoruz. Eğer bunu içselleştiremediyseniz insan haklarını ve insan doğasını da içselleştirememişsinizdir.

Benim dünya ile ilgili hiçbir sorunum yok. Fazıl Say' la da ilgili hiçbir sorunum yok. Bu yüzden ağzımdan salyalar çıkması mümkün değil. Sizin çıkıyorsa her kişiyi kendinize benzetmemenizi tavsiye ederim.

Ben burada ''Millet'' kavramını, ''Sanat'' ve ''Sanatçı'' kavramını, ''Milleti millet yapan en önemli nitelikler'' kavramını ve bunların neler olduğunu kavrayaman insanlara bir şey anlatamam.

Ellerinde kalır.

Anlatmak gibi bir derdim de yok zaten.

Ama öğrenmek isteyen kendisi bunları zaten öğrenir.

Nedir ki bir milleti millet yapan en önemli nitelik?

Sevgiler.

Selalim
13-04-2012, 00:00
Peki sen şunu mu iddia ediyorsun, müslümanlar siyaset yapmıyor? Onların düşünceleri yok mu? Akşama kadar ona buna din ahkamı kesenlerin, sakal, şalvar arasında körpe kız peşinde koşanların, sakal, şalvar, tarikat, şeyh diye triyonluk rantlara konanların yaptığı sorun değilde, başka türlü düşünen birisinin düşüncesini ifade etmesi mi sorun? Bu ne kadar seçici, bu ne kadar yanlı bir yaklaşım? Algıda seçici olmazsan sana sorayım;

İnsanlar zorla, şiddet ve baskı ile dayattığınız şeylere, inanmak zorunda mı? Bu nasıl bir mantıktır ki insanlara inanmak zorundasınız diye bir dayatım yapılıyor? mantığının neresine sığdırabilirsin? Hadi bizim boğa ikiz doğurdu, inan buna. İnanırım, inanmam szorla olur mu yahu?! Zorla inancın nesinden hayır gelir, binlerce yıl önceki insan yaşam ve korkularının bir ürünü bunlar. Bakınız, dün koca, koca depremler oldu, bin yıl önce de oluyordu o depremler, ama insanların ürettiği korku çok daha büyükdü ve çözüm göklerde aranıyordu. O yüzden mantığa sığmasa da dinsel metinler, kurallar, buyruklar aldı başını gitti...

Neyse, müslüman olduğun için horlandığın, aşağılandığın, inancını yaşayamadığın, düşüncelerini söyleyemediğin bir ortamda, baskı altında olduğunu düşün. Biraz empati yapmalı değil mi? Biz hep baskı altındayız, yine de milyonlarca inanırı olan müslümanlar gibi, sağa sola ölüm fermanları çekip, hakaretler yağdırmıyoruz?!

Sahi din nedir ki? Yarattığı insan tipi nedir? kalıpdan çıkmış gibi değil mi? Fazıl diyorsun kalıpdan çıkmış gibi. Ya bulunduğun kalıpdan bakıyorsan? Bir de işin bu yönünü düşünmek lazım. Yani kalıpdan bakıyorsun, dolayısıyla sana uymayan her düşünceyide bir kalıba sokuyorsun. Fazıl değilde bir başkası o sözleri sarfetseydi, tepki farklı mı olacaktı??.

Örneğin nasıl ki Zeus bir masal ise, bizim için de aslında yaşayan dinlerde mitolojiden ibaret. Bunlar bir yana Fazıl say ya da bir başkası, düşüncelerini ifade edemez mi? Asıl üzerine eğilmemiz gereken konu burasıdır. Ve mesele fazıl meselesi değil, islami bir hayat yaşamayan herkesin gün geçtikce sindirilmesi, baskı altına alınması, susturulması ve aşağılanması meselesidir. Fazıl bahane...

Eğer bu sözler senin ise -ki senin-;

Ortadoğuya dair ne varsa herşeyi ile aşağılanmalı, her şeyi ile yok edilmelidir. Farketmez; müzikleri, sanatları, kılıkları, kıyafetleri, hepsi çağdışıdır çünkü. Batıda da ne varsa her şeyi ile taklit edilmeli, her şeyi ile alınmalıdır;Müziği, sanatı, kılığı, kıyafeti, oturması kalkması. Bu çağdaşlıktır çünkü.

İslamiyete göre başka türlü inanan ve düşünenler nedir peki? ? Şimdi bu paragrafı ayetle, fermanla, buyrukla, hadisle vs doldurmak istemiyorum, aslında söylediklerin islamı eleştiriyor. Yeter ki objektifliği kaybetmeden yaklaşalım. Değil mi? Demek ki mesele başka imiş..
İslam müziği, sanatı, resimi, giyimi, kuşamı, yemeyi, içmeyi, evlenmeyi, boşanmayı, saçı, sakalı, teli, kılı, tüyü................. baskı biçimiyle, hemde dayatmıyor mu?
İslam inanmayanlara ya da başka türlü inanları aşağılayıp, küçümsemiyor mu? Baskı kurmuyor mu? Fabrikadan insan yetiştirir gibi, bir kalıpdan çıkma, ve çoğunluğuyla bağnazlaştırdığı milyonlar üretmiyor mu?
Başka türlü inanan ya da düşüneni ÖTEKİLEŞTİRMİYOR MU?

Gerçekten mesele nerede şimdi?
Sevgili spartacus,

Hayır; müslümanların siyaset yapmadığını iddia etmiyorum. Şuna inanınki sizi her şeyinizle anlıyorum. Bazen dünyada söylenmemiş söz ya da düşünülmemiş düşünce arıyorum.

Ama bulamıyorum.

Konumuza gelirsek; olaylara kişisel bakma sayfasını çoktan kapattım ben. Mecazi anlamda dersem ergenliğe takabül eden sayfalar gibi benim için. Kendini arayan kimselerin, dünyayı değiştireceğini, savaşı durduracağını sanan kimselerin çocuklar misali düşlerde yaşadığı gibi değilim. Gerçek dünyada yaşadığımı ve dünyanın gerçeklerini olduğu gibi kabul ettim.

Olayları kişisel yani yalnız kendimden yola çıkarak değerlendirmiyorum, bunun büyük bir bencillik, büyük bir zaaf olduğunu düşünüyorum. Burada milleti baz alıyor ve millet kavramıyla, milleti millet yapan değerlerle çelişip çelişmediğini düşünerek karar veriyor, yorum yapıyorum.

Bakınız konuya yazdığım ilk iletide ne yazmışım? Sizin yukarıdaki aktardıklarınızın aynını anlatmışım ben de; Farklı düşünüyor değiliz ki.
İşte Fazıl Say da o kitlenin aynı ve diğer yarısı.
(Aynı demek diğer yarıya hakaret ama neyse; Proveke ediyor, kışkırtıyor tahrik ediyor çünkü, hem de her fırsatta)

Taraflı bakmayın.

Ama işte farkı düşünceyi ele alırken nerden baktığında.

Sevgiler.

AlbatrosS
13-04-2012, 00:41
Fazıl Say kesinlikle aşağılıyor. Hakkında az bir araştırma yaparsanız internet üzerinden nasıl aşağıladığını, kişilere nasıl sataştığını görürsünüz.

Twitter üzerinden bu son olayı ise o rubai ile başlamıyor.

Ama o rubai için vekilin yazdıklarında kesinlikle vekili arsız (seviyesiz; haksız) buluyorum. Ama olayı başlatırken yazdıklarında da Say'ı.

Ezan okuyan müezzin için gereksiz saçmalamaları vs.

Ezanla işi olmayan, amacı yalnız kışkırtmak olan bu şahısla ilgili daha fazla yazmak istemiyorum.

Nedenler, niçinler, niyetler; bunların tümüne birden bakmadan yorum yapmak yalnızca yanılgıya düşürür.

Sevgiler.

Kardeşim, adamın küfür yeme sebebi zaten o ''rubai''; ezan bahsinde ettiği laflar değil. Ancak, dava ''rubai''den açılamadığı için ezan bahane edilmiş ki Say'ın o gün twitter'da yazdıklarını okudum. Hakaret bile etmiyor adam.

İkincisi ''olguları'' eleştirmek hakaret değildir . Kaç sefer söylememiz gerekiyor? Nedenini, niçinini de açık açık yazdık.

Selalim
13-04-2012, 01:01
Kardeşim, adamın küfür yeme sebebi zaten o ''rubai''; ezan bahsinde ettiği laflar değil. Ancak, dava ''rubai''den açılamadığı için ezan bahane edilmiş ki Say'ın o gün twitter'da yazdıklarını okudum. Hakaret bile etmiyor adam.

İkincisi ''olguları'' eleştirmek hakaret değildir . Kaç sefer söylememiz gerekiyor? Nedenini, niçinini de açık açık yazdık.
:)

Bırakalım Say'ı bir tarafa, yesinler birbirlerini, kim güçlüyse o kazansın doğa kanunlarındaki gibi :)

Şişirmeyelim başımızı onunla daha fazla.
(Ki olgular üzerinden konuşmak değil onunki)

Gelelim olgulara; Kitaplarda yazılan her şey, öğrendikleriniz, yazılan her kanun ve adalet gerçek hayatta olduğu gibi işliyor mu?

İşte ben bundan bahsediyorum.

Bir milleti oluşturan, bir insan topuluğunu millet yapan nitelikleri söyleyeyim size; dil, din, tarih, amaç ve kültür birliği.

Burada hakaret edilen herhangi bir olgu değil bir milletin organı.

Bir insan topluluğunu millet yapan en önemli nitelik, bireyler arasındaki dil, din, tarih, amaç ve kültür bırliğidir. İnsanlar bunları paylaştıkları ölçüde kendilerini içinde yaşadıkları toplumun bir parçası olarak görürler. İnsanları birbirlerine hem gönülden, hem zihinden bağlarlar. İşte ait olma duygusu dediğimiz şey böyle oluşur. Ortak kültür sayesinde bu duygu gelişir, güçlenir. Ortak kültür, bir milletin örf ve adetleri, destanları, sözlü ve yazılı edebiyatı ile sanatçının toplamı olarak ortaya çıkar.

Sanat, insanları yaratıcılığa ve üretkenliğe teşvik eder. Ortaya çıkan sanat yapıtları bir yandan o ulusun yaratıcılığını temsil ederken; bir yandan da ulusal gurur vesilesi olurlar. Ayrıca sanat, toplumsal olayları yorumlamak için farklı bir bakış açısı sunmaktadır. Bu açı çok daha toleranslı ve özgürlükçüdür. Sanat katı kurallar tanımadığı için değişime ve gelişime hep açık olmuştur. Dolayısıyla milletlerin tarih içinde geçirdikleri evrim, büyük ölçüde sanat sayesinde olmuştur. 16. yy'da yaşanan Rönesansın etkilerinin günümüze kadar uzandığını söylemeye gerek var mı?

Milletler sanatla, kültürle, edebiyatla beslenemezlerse yaşayamazlar. Kuruyup yok olurlar. Yani, çağlara ayak uydurmanın ve kendini geliştirmenin yolu önce sanattan geçer. Birlikte üretip, birlik içinde paylaşılan bir kültür o toplumun yaşam garantisidir.

Bu harç olmazsa gerçekten o milletin hayat damarlarından biri, belki de en önemlisi kopmuş demektir.

Sevgiler.

AlbatrosS
13-04-2012, 01:06
Konu altına eklenen iletilerin hiçbirisi Say'a ait değil. Yalnız ilki, yani müezzinle olanı, diğerleri takipçilerinin söyledikleri ve “Retweet” yaptıkları aslında.

Ben olayları nasıl değerlendirdiğimi anlattım size.

Ezanla işi olmayan ne için saniyelerini sayıyor, müezzinle ''Ne acelen var? Sevgili? Raki masasi?" diye dalga geçiyor, siyasetle işi olmayan, kötü bir niyeti olmayan ne diye "bilmem farkettiniz mi ama nerde yavşak adi magazinci hırsız şaklaban varsa hepsi allahçı, bu bir paradoks mu?" gibi iletileri “Retweet” yapıyor.

Yani hiç hakaret yok ve masummuş gibi savunmalarla gelmeyin. Bu kişi kesinlikle masum değil.

Bazen değerler şahıs gibidir. Değere hakaret şahsa hakaret gibidir. Türk milletinin değerleri de şahıstan önemlidir. Anlatması zor ama bir milleti millet yapan bir değer bu. Sen ben o değerden ayrıyım diyorsan o zaman ayrı yaşayacaksın.

O değerler olmadığı zaman o millet zaten o millet olmuyor. Belki Türk milleti kimlik bunalımında kim olduğunu bilmiyor, kendini arıyor, tutunmaya çabalıyor ama bildikleri bir şey var o da ateist olmadıkları, o yüzden bu kadar saldırıyorlar.

Sevgiler.

Der, der güzel kardeşim... Ortada ne küfür var, ne argo bir sözcük, ne başka bi'şi. Algılar öylesine seçici ki, sabah akşam Zerdüştlüğe küfür eden ''islamcılara'', Alevileri meydanlarda kitlelere yuhalatan ''Başbakan''a, eylemci kadınların ''bekaretini sorgulayan siyasetçilere'', ''nefret suçundan'' öldürülüp yüz bin kere aşağılanan eşcinsellere o hassasiyeti(?) niçin göremiyoruz

Siz ''vicdanlı'' birine benziyorsunuz. Görülüyor ki bazı kalıpları aşmaya çaba harcamaktasınız. Neye inanıyorsanız onun aşkına, bu ülkede ateistler-aleviler-eşcinseller ve kadınlardan daha fazla kimliği aşağılanan kim var? Evet, bu rejim Müslümanlara da az çektirmedi.

Ancak bizler her gün bunun gibi yüzlercesiyle hem de oldukça ''örgütlü'' biçimde karşılaşıyoruz. (http://t24.com.tr/yazi/meral-okaya-veda-yanarsin-ama-kul-olamazsin-bu-ulkede/4951)

Aynı site, birkaç gün sonra Okay'a KANDİL DE SAHİP ÇIKTI... şeklinde neye hizmet ettiği belirsiz bir haber yazdı.

Sayın Selalim, sayalım mı bu ülkede ''ötekiler''e ne hakaretler ediliyor bizzat yönetenler tarafından?

Yat babam kalk güzel ahlaktan, namaz-oruç'tan bahseden dinci fanatiklerin ''örgütlü hırsızlık ve dolandırıcılık''tan ''kadın, eşcinsel ve öteki'' düşmanlığına dair şeyleri biliyorsanız siz ne düşünürsünüz?Ben söylüyeyim, yat-babam-kalk vatan milletten bahseden ırkçı fanatikler emperyalizmin kucağına oturursa ne düşünürseniz onu.

Bizler müslüman çoğunluk karşısında sayıca oldukça az ve azınlıktayız. Her fikrimizi her yerde gönül rahatlığıyla dile getiremeyiz. Yalan mı? Bir orta Anadolu'da, Erzurum'da, Trabzon'da, Konya'da Muhammed'e şu sitede sizin bile ''saygısızlık'' görmediğiniz eleştirilerin yarısını getirebilir miyiz ulu orta bir yerde? Peki ''bununla mücadele ediyor musunuz''? Fikirlerimize katılmasanız, zararlı bulsanız da bu ülkenin her yerinde korkusuzca dile getirilebilmesi için mücadele edebilir misiniz? Dürüst olun, etmediğinizi hepimiz biliyoruz.

Bir dini eleştirmeyi geçtim; bu ülkede ''alevi, ateist hatta hristiyan olduğunuzu'' her yerde söyleyebilir misiniz? Allah aşkına bu ülkenin kaç yerinde Müslüman olduğunu söylediği için ''dayak yiyen'' insanlar görebilirsiniz?

AlbatrosS
13-04-2012, 01:12
:)

Bırakalım Say'ı bir tarafa, yesinler birbirlerini, kim güçlüyse o kazansın doğa kanunlarındaki gibi :)

Şişirmeyelim başımızı onunla daha fazla.
(Ki olgular üzerinden konuşmak değil onunki)

Gelelim olgulara; Kitaplarda yazılan her şey, öğrendikleriniz, yazılan her kanun ve adalet gerçek hayatta olduğu gibi işliyor mu?

İşte ben bundan bahsediyorum.

Bir milleti oluşturan, bir insan topuluğunu millet yapan nitelikleri söyleyeyim size; dil, din, tarih, amaç ve kültür birliği.

Burada hakaret edilen herhangi bir olgu değil bir milletin organı.



Sevgiler.

Esasa gelmiyorsunuz ama.

Bırakınız milleti, organı ve değeri de şuna bir cevap verin artık:

Maneviyat ve kişilik ancak insana has bir şeydir. Bu durumda benim bir oduna, bıçağa, kesere, baltaya küfretmemle(yahut saygısızlık yapmamla) ''dürüstlük'' gibi hemen herkesin en azından retorikte ortaklaştığı bir değere küfretmem(saygısızlık) yapmam arasında özünde bir fark var mıdır?

Bir ölüye küfretmemle ağaca küfretmem arasında?

Ağaç da ölü de üzüntüsünden depresyona girip kahır m'olacak? Şahlanıp ''edeb yahu'' mu diyecek?

Selalim
13-04-2012, 01:24
Esasa gelmiyorsunuz ama.

Bırakınız milleti, organı ve değeri de şuna bir cevap verin artık:

Maneviyat ve kişilik ancak insana has bir şeydir. Bu durumda benim bir oduna, bıçağa, kesere, baltaya küfretmemle(yahut saygısızlık yapmamla) ''dürüstlük'' gibi hemen herkesin en azından retorikte ortaklaştığı bir değere küfretmem(saygısızlık) yapmam arasında özünde bir fark var mıdır?

Bir ölüye küfretmemle ağaca küfretmem arasında?

Ağaç da ölü de üzüntüsünden depresyona girip kahır m'olacak? Şahlanıp ''edeb yahu'' mu diyecek?
Sevgili AlbatrosS,

Değerleri yapanlar insanlardır, olguları da. Buna kişi karar veremez. Bu yerine ve durumuna göre değişir. Sizin herhangi bir olgu olarak nitelendirerek kabul ettiğiniz ve fark görmediğinizi bir topluluk o şekli ile kabul etmeyebilir. Sizin yalnız bir ağaç, ya da hayvan olarak gördüğünüz, başka bir topluluk tarafından kutsal kabul edilebilir. Bir canlıdan daha da öte.

Dünyada her olguyu toplulukların kabul ettiği şekliyle görmeyi öğrenmemiz gerek.

Siz diyorsunuz ki; bir ölüye küfretmemle, bir ağaca küfretmem arasında bir fark var mı? İnsani ve manevi olarak elbetteki var.

Düşüncenin sonu yok sevgili AlbatrosS.

Benim için canlıların hepsi bir. Peki ben çıkıp dersem ki hayvan eti ile insan eti bir.

Ya da biri çıkıp derse ki ben insan eti yemek istiyorum. Bana bunu maddi olarak anlatabilir misiniz?
Maddede ikisi de aynı değil mi?

Bunun sonu yok.

Umarım anlaşabilmişizdir.

Sevgiler.

AlbatrosS
13-04-2012, 03:49
Sevgili AlbatrosS,

Değerleri yapanlar insanlardır, olguları da. Buna kişi karar veremez. Bu yerine ve durumuna göre değişir. Sizin herhangi bir olgu olarak nitelendirerek kabul ettiğiniz ve fark görmediğinizi bir topluluk o şekli ile kabul etmeyebilir. Sizin yalnız bir ağaç, ya da hayvan olarak gördüğünüz, başka bir topluluk tarafından kutsal kabul edilebilir. Bir canlıdan daha da öte.

Dünyada her olguyu toplulukların kabul ettiği şekliyle görmeyi öğrenmemiz gerek.

Siz diyorsunuz ki; bir ölüye küfretmemle, bir ağaca küfretmem arasında bir fark var mı? İnsani ve manevi olarak elbetteki var.

Düşüncenin sonu yok sevgili AlbatrosS.

Benim için canlıların hepsi bir. Peki ben çıkıp dersem ki hayvan eti ile insan eti bir.

Ya da biri çıkıp derse ki ben insan eti yemek istiyorum. Bana bunu maddi olarak anlatabilir misiniz?
Maddede ikisi de aynı değil mi?

Bunun sonu yok.

Umarım anlaşabilmişizdir.

Sevgiler.

Bunlar cevap değil ki.

Kişiliğe ve maneviyata sahip olan ancak ''insan''dır. Olguların kişiliği olmaz. Olguya hakaret etmek açık bir safsatadır. Yanılsamadır. Hakaret ancak canlı ve diri bir insana edilebilir.

Örneğin biri ''dürüstlüğü ...eyim, dürüstlük palavradır'' derse, siz bunu kendinize de bir hakaret olarak görüp dava açabilir misiniz? Nerdeyse tüm insanlığın istisnasız en temel ortak kabullerindendir bu değil mi? (en azından lafta öyle)

Buna karşın size ''selalim insan bile olmayan aşağılık biridir'' dense, bu doğrudan kişilik haklarınıza saldırıdır. Çünkü yaşayan, diri ve kişiliğe sahip bir canlısınız.
İnsanların seçimlerine değil; onları ''yaşama hakları''na saygı duyulur ancak. Ta ki başkasının özgürlüğüne müdahale etmediği sürece.

Selalim
13-04-2012, 04:15
TÜRK CEZA KANUNU

Kanun Numarası: 765

Madde 175 -
...

Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

...fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.

...

vartor
13-04-2012, 06:41
Fazil Say'in simdiye kadar sitede gordugum twitlerinin bu kanun maddesine uygunsuz olmadigi gibi, kendisine yapilan kufur ve hakaret sahiplerinin, basta meshur cahil devlet bakani olmak uzere, asil cezayi hakettigi gorusundeyim. Ayrica, inege tapan bir din mensubuna, ulkemizde nasil davranilacagini, bu kanuna ragmen, tahmin edebiliyorum.
Inanc ozgurlugu anlasilir; herkesin kendi inanci sartlarini yerine getirme ozgurlugu de. Inanmama ozgurlugu, ve fikrini soyleyebilme neden bir suctur? Laik bir ulkede boyle bir kanun maddesinin var olmasi, buyuk bir celiskidir.

endulus
13-04-2012, 08:59
Bu sitede bir başlık vardı. Kuranda allahın hakaretleri diye. Şimdi bizlerde dava açabilir miyiz kuran da inanmayanlara hakaret ediliyor diye. Hiçbir ceza kanunun inançlarla ilgilenmesi taraafında değilim. Adam istediğini yazar kendi düşüncesi beğenmiyorsan okuma veya git tartış.

AhbAp
13-04-2012, 09:09
TÜRK CEZA KANUNU

Kanun Numarası: 765

Madde 175 -
...

Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

...fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.

...

Bu maddeyi buraya asmadan önce zahmet edip bir açıp baksaydın TCK'ya. Bu madde, eski TCK'ya ait bir madde, yürürlükte değil.

Konuyla ilgili madde artık şu:

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."

Bu maddenin son kısmı o kadar sakat ki! Yoldan geçen her 100 müslümandan 99'u, "Allah yok" kadar basit bir cümleyi bile aşağılama, hakaret sayar. Öte yandan "halkın bir kesimi" kaçtır? Bunun bir yüzdesi, bir şeyi yok mu? Dediğim gibi ben bir din yaratsam ve 10 mürit bulsam, biz halkın bir kesimi oluyor muyuz?

Bu gibi maddelere, İslam'ın zaten özünde olan otu yoku tehdit, hakaret sayan psikolojisini eklersek, harbiden yandık. Tesettüre girmeyen kadınlar, içki içenler, camiye gitmeyenler vs hep İslam'a hakaret.

Bir şeye şahit olmuştum geçtiğimiz aylarda; 4-5 kişi bir arada oturup, çay-sigara eşliğinde muhabbet ediyorlar. İçlerinden biri kendini anlattığı şeye kaptırmış, bacak bacak üstüne atmış, hem anlatıyor hem cıgara tellendiriyor. O esnada ezan çığırtısı başlıyor, arkadaşlarını dinleyen "halkın bir kesimi"nden zatlar "Aziz Allaaaahh" diye toparlanıp dik oturma pozisyonuna geçiyorlar. Fakat anlatıcı anlatmaya devam ediyor. Arkadaşlarından biri, onun bacaklarına orta sertlikte bir vuruşla müdahale ediyor, "Ezan okunuyor, Allah'a bir saygın olsun" diyor. Öteki de "Yahu farketmemişim kendimi kaptırınca" diyor.

İslam'a, Allah'a saygı bu noktaya kadar geldi. Yarın bir gün bir çay bahçesinde otururken, birileri gelip benim bacak bacak üstüne atışımı öne sürerek bana müdahalede bulunabilecek belki. Ona zaten "Ben inanmıyorum ki kardeşim" deme şansım olmayacak; ateistlikten daha büyük bir hakaret, aşağılama, şerefsizlik var mı ki? Tuvalete girerken hangi ayakla girilmesi gerektiğine kadar "ıncık cıncık" herşeye karar veren bir dinin mensupları, Allah'a karşı bacak bacak üstüne atmanın bile saygısızlık olduğuna karar vermişler. "Ezan okunurken müzik, TV sesi kısmaya gerek yok"u anlatamadan bir de bu çıktı.

İnandığınız din, yukarıdaki madde 216'dan yargılansa, ceza üstüne ceza alır. Bu din ile ne kendinize, ne bizlere bir nefeslik alan bırakmadınız. Hadi inancınıza değil de size saygı duyuyoruz, canınız neye istiyorsa inanın, istediğiniz ritüelleri gerçekleştirin dedik, ama sizin sıkıntınız bitmiyor, bitmez, bitemez.

Bizim varlığımız hakaret.

murted
13-04-2012, 11:56
Bu sitede bir başlık vardı. Kuranda allahın hakaretleri diye. Şimdi bizlerde dava açabilir miyiz kuran da inanmayanlara hakaret ediliyor diye. Hiçbir ceza kanunun inançlarla ilgilenmesi taraafında değilim. Adam istediğini yazar kendi düşüncesi beğenmiyorsan okuma veya git tartış.

Gülben Ergen ateistlere hasta dedi. Başbakan dindar olmayan tinerci olura getirdi lafı. Akp'li milletevekili ateistten hayır gelmez dedi. Başbakan Chp için ateisr partisi deni (Burada tabi birden fazla belden aşağı çalışma var.) Kimse de ateistleri kin ve düşmanlığa sevkediyorsunuz demedi.

Şimdi cümlelerin öznelerini değiştirip biri, Müslümanlar hastadır, Müslümanlar tinercidir, Müslüman'dan vatana millete hayır gelmez dese ne olur? Pek muhterem savcılarımız şikayeti bile beklemeden dava açarlar.

Ortada ciddi bir empati sorunu var ve bu sorun Müslüman olmakla çok sağlam şekilde iniltili.

Ya Müslüman olacaksın, ya empati yapacaksın.
Hem empati yapıp hem de Müslüman olamazsın.

Ya da olursun. Lafta...
Muhafazakar demokrat bilem olursun.

Bu arada Fazıl'ın müzisyenliğini bir kenara koyarsak beş para etmez bir adam benim gözümde. Yaptığı hareketler reklam kokuyor. Gerekli değil zira faydası yok. Ancak söyledikleri düşünce özgürlüğü çerçevesinin dışına çıkmıyor. Kendisine verilen cevapsa insanlığın çerçevesinin dışına çıkıyor.

Ha Fazıl bunları bir köşe yazısında sakik sakin anlatsa helal olsun der, forum ortamında da olsa yüzde yüz arkasında dururuz.

Öte yandan Tayyar efendi, Ömer Hayyam'ın rubaisini de Ergenekon'a yıkmayı unutmuş. Cehaleti oradan geliyor.

astral
13-04-2012, 12:00
Sanırım yazdıklarım arada kalmış. Kişilere hakaret olmadığı iddiası devam ediyor.

1 - Fazıl Say "allahçı" diye tanımladığı grubun tüm bireylerine hakaret etmiştir. Sadece kimi tanımladığı biraz belirsizdir. Bunu daha önce açıkladım.

2 - Suç duyurusu metni elimizde yok. Basın iki ana kaynaktan aktarmış. Birincisinde benim yazdığım ifadeler varken diğerinde şiirden bahsedilmiş. Ya ikincisi yalan söylüyor ya da birincisi asıl soruşturma konusu olan metni gizleyip Fazıl Say'ı mağdur gibi göstermeye çalışarak kasıtlı bir çarpıtma yapıyor.

3 - Söz konusu şahıs kendisine yapılan hakaretlerle ilgili suç duyurusunda bulunmadığı sürece bunlara soruşturma açılması beklenemez. Kendisine açılan soruşturma da hukuken doğrudur.

4 - Benzeri konularda yapılan yanlışlar bu konuda bir argüman olarak değerlendirilemez. Birreyler kendi haklarını ve kişiliklerini korumak için suç duyurusunda bulunma hakkına sahiptir. Başkalarına yapılmış haksızlıklar onları bundan alıkoymak için sebep olamaz.

5 - Her birey kendi yaşadığı ülkenin şartlarını hesaba katmak zorundadır. İçeriği boş, sadece belli bir gruba süregelen bir düşmanca tavırla iç dökmenin ötesinde hiçbir anlamı olmayan ifadelerle gereksiz yere bir karşı hassasiyet yaratmanın sonuçları vardır. Hiçbir aklı başında insanın sadece ateist diye böyle bir sorumsuzluğa ortak olacağını sanmıyorum.

Burada taraflılıktan doğan bir geçici körlük yaşanıyor. Meseleyi açıkladım ancak yine devam ediyor...

Selalim
13-04-2012, 12:43
Bu maddeyi buraya asmadan önce zahmet edip bir açıp baksaydın TCK'ya. Bu madde, eski TCK'ya ait bir madde, yürürlükte değil.

Konuyla ilgili madde artık şu:

"Halkı kin ve düşmanlığa tahrik veya aşağılama
MADDE 216. - (1) Halkın sosyal sınıf, ırk, din, mezhep veya bölge bakımından farklı özelliklere sahip bir kesimini, diğer bir kesimi aleyhine kin ve düşmanlığa alenen tahrik eden kimse, bu nedenle kamu güvenliği açısından açık ve yakın bir tehlikenin ortaya çıkması halinde, bir yıldan üç yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(2) Halkın bir kesimini, sosyal sınıf, ırk, din, mezhep, cinsiyet veya bölge farklılığına dayanarak alenen aşağılayan kişi, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır.
(3) Halkın bir kesiminin benimsediği dinî değerleri alenen aşağılayan kişi, fiilin kamu barışını bozmaya elverişli olması hâlinde, altı aydan bir yıla kadar hapis cezası ile cezalandırılır."
Konuyla ilgiyle maddeyi eklerken farkındaydım zaten. Fazıy Say'a hangi maddeden dolayı dava açıldığını da her haberde okumuştum.

Konu altına eklenen birçok Twitter mesajının da ona ait olmadığını söylediğim gibi.

Merak etmeyin farkındayım.

Ben yine eskisinden bir bölüm eklemek istedim. Alıntıyı, hemen yanında ''eski'' diye yazan orjinalinden yaptım.


Bu maddenin son kısmı o kadar sakat ki! Yoldan geçen her 100 müslümandan 99'u, "Allah yok" kadar basit bir cümleyi bile aşağılama, hakaret sayar. Öte yandan "halkın bir kesimi" kaçtır? Bunun bir yüzdesi, bir şeyi yok mu? Dediğim gibi ben bir din yaratsam ve 10 mürit bulsam, biz halkın bir kesimi oluyor muyuz?

Bu gibi maddelere, İslam'ın zaten özünde olan otu yoku tehdit, hakaret sayan psikolojisini eklersek, harbiden yandık. Tesettüre girmeyen kadınlar, içki içenler, camiye gitmeyenler vs hep İslam'a hakaret.

Bir şeye şahit olmuştum geçtiğimiz aylarda; 4-5 kişi bir arada oturup, çay-sigara eşliğinde muhabbet ediyorlar. İçlerinden biri kendini anlattığı şeye kaptırmış, bacak bacak üstüne atmış, hem anlatıyor hem cıgara tellendiriyor. O esnada ezan çığırtısı başlıyor, arkadaşlarını dinleyen "halkın bir kesimi"nden zatlar "Aziz Allaaaahh" diye toparlanıp dik oturma pozisyonuna geçiyorlar. Fakat anlatıcı anlatmaya devam ediyor. Arkadaşlarından biri, onun bacaklarına orta sertlikte bir vuruşla müdahale ediyor, "Ezan okunuyor, Allah'a bir saygın olsun" diyor. Öteki de "Yahu farketmemişim kendimi kaptırınca" diyor.

İslam'a, Allah'a saygı bu noktaya kadar geldi. Yarın bir gün bir çay bahçesinde otururken, birileri gelip benim bacak bacak üstüne atışımı öne sürerek bana müdahalede bulunabilecek belki. Ona zaten "Ben inanmıyorum ki kardeşim" deme şansım olmayacak; ateistlikten daha büyük bir hakaret, aşağılama, şerefsizlik var mı ki? Tuvalete girerken hangi ayakla girilmesi gerektiğine kadar "ıncık cıncık" herşeye karar veren bir dinin mensupları, Allah'a karşı bacak bacak üstüne atmanın bile saygısızlık olduğuna karar vermişler. "Ezan okunurken müzik, TV sesi kısmaya gerek yok"u anlatamadan bir de bu çıktı.

İnandığınız din, yukarıdaki madde 216'dan yargılansa, ceza üstüne ceza alır. Bu din ile ne kendinize, ne bizlere bir nefeslik alan bırakmadınız. Hadi inancınıza değil de size saygı duyuyoruz, canınız neye istiyorsa inanın, istediğiniz ritüelleri gerçekleştirin dedik, ama sizin sıkıntınız bitmiyor, bitmez, bitemez.

Bizim varlığımız hakaret.
Bir derdiniz var. Derdinizin ne olduğunu aslında siz de bilmiyorsunuz. O yüzden Fazıl Say'ı bu kadar savunuyor. Fazıl Say adı altında aslında kendinizi savunuyor, kendiniz için yazıyor, feryad ediyorsunuz. Anlıyorum.

Büyük bir topluluk var ve siz o toplulukla hiçbir şey paylaşamıyorsunuz. Hiçbir değeri, hiçbir düşünceyi. Nasıl o milletten olabilirsiniz ki? Bu da sizi aidiyet arayışında isyan ettiriyor. Başka bir topluluğa da ait olamıyorsunuz çünkü bazı değerlerinizle bağlısınız oraya.
(Daha çok şey yazabilirim nasıl hissettiğinizle ilgili; anlamadığımı düşünmeyin; çok zaman kendimi bu dünyadan gibi hissetmedim değil)

Kolay bir durum olmadığını biliyorum ama aklına çok güvenen kimselere bu durum karşısında acımıyorum.

Madem akıllı ve diğerlerinden üstünler o halde hal çaresini düşünsünler.

Ya da gerçekten ne olduklarını artık görsün, kabul etsinler.

Sevgiler.

endulus
13-04-2012, 14:03
Bir derdiniz var. Derdinizin ne olduğunu aslında siz de bilmiyorsunuz. O yüzden Fazıl Say'ı bu kadar savunuyor. Fazıl Say adı altında aslında kendinizi savunuyor, kendiniz için yazıyor, feryad ediyorsunuz. Anlıyorum.

Büyük bir topluluk var ve siz o toplulukla hiçbir şey paylaşamıyorsunuz. Hiçbir değeri, hiçbir düşünceyi. Nasıl o milletten olabilirsiniz ki? Bu da sizi aidiyet arayışında isyan ettiriyor. Başka bir topluluğa da ait olamıyorsunuz çünkü bazı değerlerinizle bağlısınız oraya.




Fazıl Say ı tanımam da etmemde. Bizi dışlamak için saçmalıklar döktürmüşsünüz ama bizlerin toplulukta olduğu bir forumda blunup tartışmalara girdiğinize göre o arayışlar sizde var demektir.

Selalim
13-04-2012, 14:13
Fazıl Say ı tanımam da etmemde. Bizi dışlamak için saçmalıklar döktürmüşsünüz ama bizlerin toplulukta olduğu bir forumda blunup tartışmalara girdiğinize göre o arayışlar sizde var demektir.
Dışlamak mı?

Her yazılanı kötüye çekmek ve paranoya içinde kuşku ile yaklaşmak Türkiye Cumhuriyeti milletinin doğasında var (oluşturulurken, hafızası silindiğinden).

Yazdıklarımda ne ile dışlıyorum sizi?

İçte huzuru bulmak ve dünyayla barışmak kendini tanımakla mümkün oluyor. Çünkü kendini tanımayan, kendini bilmeyen hiçbir şey bilemez.

Ben her toplulukla anlışırım, her toplulukla olmaktan zevk alırım, çünkü baktığım yer güzel bir yer.

Sevgiler.

AhbAp
13-04-2012, 15:14
Konuyla ilgiyle maddeyi eklerken farkındaydım zaten. Fazıy Say'a hangi maddeden dolayı dava açıldığını da her haberde okumuştum.

Konu altına eklenen birçok Twitter mesajının da ona ait olmadığını söylediğim gibi.

Merak etmeyin farkındayım.

Ben yine eskisinden bir bölüm eklemek istedim. Alıntıyı, hemen yanında ''eski'' diye yazan orjinalinden yaptım.



Bir derdiniz var. Derdinizin ne olduğunu aslında siz de bilmiyorsunuz. O yüzden Fazıl Say'ı bu kadar savunuyor. Fazıl Say adı altında aslında kendinizi savunuyor, kendiniz için yazıyor, feryad ediyorsunuz. Anlıyorum.

Büyük bir topluluk var ve siz o toplulukla hiçbir şey paylaşamıyorsunuz. Hiçbir değeri, hiçbir düşünceyi. Nasıl o milletten olabilirsiniz ki? Bu da sizi aidiyet arayışında isyan ettiriyor. Başka bir topluluğa da ait olamıyorsunuz çünkü bazı değerlerinizle bağlısınız oraya.
(Daha çok şey yazabilirim nasıl hissettiğinizle ilgili; anlamadığımı düşünmeyin; çok zaman kendimi bu dünyadan gibi hissetmedim değil)

Kolay bir durum olmadığını biliyorum ama aklına çok güvenen kimselere bu durum karşısında acımıyorum.

Madem akıllı ve diğerlerinden üstünler o halde hal çaresini düşünsünler.

Ya da gerçekten ne olduklarını artık görsün, kabul etsinler.

Sevgiler.

Ben ve bizler, derdimizin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunu çok iyi şekilde ifade ediyor, konuyu senin gibilere de düşündürtecek sorular soruyoruz. Ama sevgili AlbatrosS'un da dediği gibi, doğru düzgün bir cevap vermemeye, doğru düzgün bir şey dememeye itinayla devam ediyorsun.

Yukarıda neyin tahlilini yaptığını anlayan varsa beri gelsin. Konu, senin afarozunla anlaşılacak kadar basit değil.

Sen acımamaya devam et. Ki senden istenen zaten bu değil. Sadece anlamaya çalış; biliyorum zor. Ama dene! Özgürlükten korkan milyonlarcasından sadece birisin; kafanda Allah ve İslam korkusu varken, ne yazık ki kaçınılmaz olarak korkmaya ve anlamamaya devam edeceksin. Bu herkeste böyle oldu; şu ana kadar sende de farklı bir durum ortaya çıkacakmış gibi bir görüntü sergilemedin.

AlbatrosS
13-04-2012, 15:22
TÜRK CEZA KANUNU

Kanun Numarası: 765

Madde 175 -
...

Allah'a veya dinlerden veya bu dinlerin peygamberlerinden veya kutsal kitaplarından veya mezheplerinden birine hakaret eden veya bir kimseyi dini inançlarından veya mensup olduğu dinin emirlerini yerine getirmesinden veya yasaklarından kaçınmasından dolayı kınayan veya tezyif veya tahkir eden veya alaya alan kimseye altı aydan bir yıla kadar hapis ve beş bin liradan yirmibeş bin liraya kadar ağır para cezası verilir.

...fıkrada yazılı suçlar, basın ve yayın yoluyla işlenirse ceza bir misli artırılarak hükmolunur.

...

12 Eylül Cunta hükümleri ve ruhuyla cevap ver(e)me(me)n de ayrıca ironik olmuş ve siz hala bir sorumdan ısrarla, inatla ve büyük bir (ifademi bağışlayın) açıkgözlülükle kaçınıyorsunuz: Ete kemiğe sahip olmayan cansız ve soyut olguların kişilikleri, dolayısıyla maneviyatları olabilir mi?

Bir meşe odununun, demirin, kömürün, ölü bir bedenin, bir büstün kişiliği olabilir mi? Olmayan şeylere birtakım vasıflar yükleyip üstüne bunları bir de ''eleştiriden münezzeh'' kılmak, otoriter bir despotluğa delalet değilse nedir?

Bana sakın herhangi bir kanun maddesini getirmeyin; zira, örnek verdiğiniz kanun anayasanın birçok maddesine bile ve ayrıca TC'nin taraf olduğu ''uluslararası hukuk sözleşmeleri''ne aykırıdır. Bir hükmün ''kanun'' olması, onun aynı zamanda ''demokratik bir meşruiyete sahip olduğu'' manasına gelmez. Öyle olsaydı hiçbirimiz darbe anayasalarını eleştirmezdik.

Selalim
13-04-2012, 15:33
Ben ve bizler, derdimizin ne olduğunu çok iyi biliyoruz. Bunu çok iyi şekilde ifade ediyor, konuyu senin gibilere de düşündürtecek sorular soruyoruz. Ama sevgili AlbatrosS'un da dediği gibi, doğru düzgün bir cevap vermemeye, doğru düzgün bir şey dememeye itinayla devam ediyorsun.

Yukarıda neyin tahlilini yaptığını anlayan varsa beri gelsin. Konu, senin afarozunla anlaşılacak kadar basit değil.

Sen acımamaya devam et. Ki senden istenen zaten bu değil. Sadece anlamaya çalış; biliyorum zor. Ama dene! Özgürlükten korkan milyonlarcasından sadece birisin; kafanda Allah ve İslam korkusu varken, ne yazık ki kaçınılmaz olarak korkmaya ve anlamamaya devam edeceksin. Bu herkeste böyle oldu; şu ana kadar sende de farklı bir durum ortaya çıkacakmış gibi bir görüntü sergilemedin.
:)

Ben anlıyorum ama, gerçekten. Size kendi açımdan benim kapsama alanımda hak veriyorum ama hak hukuk her yerde aynı olmuyor. Her yerde başka. Siz bunu anlamak istemiyorsunuz. Bunu konu altında her fırsatta açıkladım aslında.

Ateistler istenmeyen çocuk gibi. Bir ailenin istenmeyen çocuğu. İstenmeyen çocuğun psikolojisi nasılsa, ateistlerinki de aynı. Bunu anlamak, farketmek o kadar zor mu?

Dünyanın başka toplulukları sizi anlıyor. Sizin gibi milyonlarca insan var. Peki siz hala neden o topluluğun hal ve hareketlerinden yakınıyor ve sizi anlamasını bekliyorsunuz? İşte sorunun cevabı burda.

Çünkü siz o ailenin çocuğusunuz ve istenmiyorsunuz.

Dünyanın gerçekleri ile yüzleşmek de istemiyorsunuz. Siz kendinizle öyle yalnızsınız ki, derdiniz içinde o kadar sıkışmışsınız ki dünyada başka şeyle ilgilenemiyorsunuz.

Sevgiler.

AhbAp
13-04-2012, 15:53
:)

Ben anlıyorum ama, gerçekten. Size kendi açımdan benim kapsama alanımda hak veriyorum ama hak hukuk her yerde aynı olmuyor. Her yerde başka. Siz bunu anlamak istemiyorsunuz. Bunu konu altında her fırsatta açıkladım aslında.

Ateistler istenmeyen çocuk gibi. Bir ailenin istenmeyen çocuğu. İstenmeyen çocuğun psikolojisi nasılsa, ateistlerinki de aynı. Bunu anlamak, farketmek o kadar zor mu?

Dünyanın başka toplulukları sizi anlıyor. Sizin gibi milyonlarca insan var. Peki siz hala neden o topluluğun hal ve hareketlerinden yakınıyor ve sizi anlamasını bekliyorsunuz? İşte sorunun cevabı burda.

Çünkü siz o ailenin çocuğusunuz ve istenmiyorsunuz.

Dünyanın gerçekleri ile yüzleşmek de istemiyorsunuz. Siz kendinizle öyle yalnızsınız ki, derdiniz içinde o kadar sıkışmışsınız ki dünyada başka şeyle ilgilenemiyorsunuz.

Sevgiler.

Hiçbir halt anlamadığın o kadar ortada ki... Sana, benim, bizim ya da herhangi birinin senin gözündeki yerini sormadık ki, ısrarla bir yerlerden, bir şeylerden beni, onu bunu aforoz edip duruyorsun? Bu yetmezmiş gibi, kürtaja da başlamışsın.

İnsanların senin gözünde ne yer tuttuğunun hiç bir önemi yok; sen, insanlara zaten sahip oldukları saygıyı göstermek durumundasın. Bu başlığın ilk mesajından beri anlatılan şey sadece bu; senin ısrarla anlamadığın. Tek derdin, aforoz-kürtaj. Seni ilgilendirmeyen, haddin olmayan işleri bırak da, sorulan sorulara cevap ver, iki muhabbet olsun bari.

Selalim
13-04-2012, 16:57
ve siz hala bir sorumdan ısrarla, inatla ve büyük bir (ifademi bağışlayın) açıkgözlülükle kaçınıyorsunuz: Ete kemiğe sahip olmayan cansız ve soyut olguların kişilikleri, dolayısıyla maneviyatları olabilir mi?
Cevap veriyorum sevgili AlbatrosS, veriyorum, veriyorum ama siz anlamak istemiyorsunuz.

Dünyada varolan her şey, canlı ya da cansız olarak nitelendirdiğimiz her şey atomdan oluşmuştur. O halde her şeye verdiğimiz, yüklediğimiz isim ya da anlam ancak bizim ürettiğimiz, insan ürünüdür. İnsanlar topluluklarla millet olurlar ve milletler değerleri yaratırlar. Bir toplumun canlı ya da cansız bir varlığa yüklediği anlam o varlığa nitelik verir; kişilik ya da karakter verir.

Bir meşe odununun, demirin, kömürün, ölü bir bedenin, bir büstün kişiliği olabilir mi?
Elbette olabilir.

Olmayan şeylere birtakım vasıflar yükleyip üstüne bunları bir de ''eleştiriden münezzeh'' kılmak, otoriter bir despotluğa delalet değilse nedir?
Değeri kişiler yapar, kişiler topluluğu, topluluklar da milletleri oluşturur.

Bana sakın herhangi bir kanun maddesini getirmeyin; zira, örnek verdiğiniz kanun anayasanın birçok maddesine bile ve ayrıca TC'nin taraf olduğu ''uluslararası hukuk sözleşmeleri''ne aykırıdır. Bir hükmün ''kanun'' olması, onun aynı zamanda ''demokratik bir meşruiyete sahip olduğu'' manasına gelmez. Öyle olsaydı hiçbirimiz darbe anayasalarını eleştirmezdik.
Anlaşılmak ümidiyle...

Sevgiler.

Selalim
13-04-2012, 17:26
Aslında yokuz, yoktan yere, yoktan sebeplerle, yoktan şeyler için kavga ediyoruz :)

Yaşadıklarımız Bilimsel Olarak Ne Kadar Gerçek?

Bedenimizi sistemlerden, sistemler organlardan, organlar dokulardan, dokular moleküllerden, moleküller de atomlardan oluşturur.

Hatta madde olan herşey atomlardan oluşturur. Atomlar milimetrenin milyonda biri kadardır. Bir tuz tanesindeki atomları saymaya kalksak ve saniyede 1 milyar atom sayabilme yeteniğimiz olsa, bu hıza rağmen bir tuz tanesindeki tüm atomları saymak 500 yıldan fazla sürer.

Atom, çekirdek ve etrafında yörüngeler halinde dönen elektronlardan oluşur. Çekirdek de proton ve nötrondan oluşur.

Atomun çekirdeğinin hacmi atomun hacminin 10 milyarda biri kadardır. Yani bir atomun çapı 200 metre çapında olsa, çekirdeği ancak bir toz tanesi kadar olur. Fakat buna rağmen çekirdek atomun ağırlığının %99.95’ini oluşturur. Yani 200 metre çapında bir atom olsa ve bu atomun toz tanesi kadar çekirdeği olsa bu çekirdek 200 metre çapındaki atomun %99.95 ağırlığını ouşturacaktı. Madem bu kadar küçük bir kısım ağırlığının %99.95’ini oluşturuyor, atomun geri kalanı nedir?

Atomun geri kalanı enerji paketçileri olan elektronlar ve boşluktur. Evet atomun içi tamamen bomboştur. Atomun %99.9’unun içinde hiçlik vardır. Hava dahi yoktur. Çünkü hava da atomlardan oluşur. Yani o kısımda maddeye dair hiçbir şey yok.

Şöyle açıklayayım:

Eğer bir insanın vücudundaki herbir atomun içinden bütün boşlukları çıkartırsak, o insan bir tuz tanesi boyuna gelir. Fakat ağırlığı tabii ki aynı kalır. Örneğin bunu 70 kiloluk bir nsana uyguladık diyelim, o insan 70 kilo ağırlığında bir tuz tanesine döner.

Bu uygulamayı dünyadaki tüm insalara yapsak. Yani 7 milyar insana. 7 milyar insan bir elmanın içine rahatça sığabilir.

O zaman beden dediğimiz şey, bina dediğimiz şey, araba dediğimiz şey, para, maddesel olan herşey aslında hiçlik dolu bir balondan başka bir şey değildir.

Bir insanın orijinal boyutu tuz tanesi kadarken atomlarının içinin boşluklarla dolması sonucu şu an bildiğimiz insan boyutuna geliyor.

Bu güne kadar madde dediğimiz, var dediğimiz, gördüğümüz dokunduğumuz şeyler gerçekten var mı? Var dediğimiz şeyler boşluktan ibaret. Bunu bilimadamları kesin olarak söylüyorlar.

Gördüğümüz tüm görüntüler de atomlara çarpan fotonların yansıması sonucu oluşan dalgalardan başka hiçbir şey değildir. Bu dalgaları beynimiz yorumlar ve bize görüntü olarak gösterir. Dışarıda madde ve görüntü sandığımız gibi değildir. Sadece dalgalar, frekanslardan başka hiçbir şey yoktur. Bu bilimsel kanun sadece görüntü için değil, duyma, koku alma, tat alma ve dokunma hissi için de geçerlidir.

Bu bir inanç, felsefi düşünce değildir. %100 tamamen bilimsel bir gerçektir. Fiziksel bir kanundur.

Peki bu konu bu kadar kesinken, bilimsel bir kanun haline gelmişken neden insanlar bundan pek bahsetmiyorlar. Bu çok ciddi bir olay. Çok ciddi bir gerçeklik. Bilim bunun böyle olduğunu 1911 yılında keşfetti. Buna rağmen insanlar ortada böyle bir durum yokmuş gibi davranıyorsa burada önemli bir durum vardır.

Sizce insanlar maddenin aslında sandığımız gibi olmadığını, sadece boşluklar ve frekanslardan oluşan algılar olduğnu düşünmekten neden çekiniyor?

Sevgiler.

endulus
13-04-2012, 18:20
:)

Ben anlıyorum ama, gerçekten. Size kendi açımdan benim kapsama alanımda hak veriyorum ama hak hukuk her yerde aynı olmuyor. Her yerde başka. Siz bunu anlamak istemiyorsunuz. Bunu konu altında her fırsatta açıkladım aslında.

Ateistler istenmeyen çocuk gibi. Bir ailenin istenmeyen çocuğu. İstenmeyen çocuğun psikolojisi nasılsa, ateistlerinki de aynı. Bunu anlamak, farketmek o kadar zor mu?

Dünyanın başka toplulukları sizi anlıyor. Sizin gibi milyonlarca insan var. Peki siz hala neden o topluluğun hal ve hareketlerinden yakınıyor ve sizi anlamasını bekliyorsunuz? İşte sorunun cevabı burda.

Çünkü siz o ailenin çocuğusunuz ve istenmiyorsunuz.

Dünyanın gerçekleri ile yüzleşmek de istemiyorsunuz. Siz kendinizle öyle yalnızsınız ki, derdiniz içinde o kadar sıkışmışsınız ki dünyada başka şeyle ilgilenemiyorsunuz.

Sevgiler.


Yahu kardeşim sen ne biçim bir ailenin çocuğusun ki zorla bana ya müslüman ol ya da bu dünyada yaşama diyorsun.Şu dünyanın gerçekleri neymiş anlatta bilelim birde. Gerçi neler çıkacağını tahmin edebiliyorum ama söz okuyup anlamaya çalışırım.

istatistik
13-04-2012, 21:00
:)

Ben anlıyorum ama, gerçekten. Size kendi açımdan benim kapsama alanımda hak veriyorum ama hak hukuk her yerde aynı olmuyor. Her yerde başka. Siz bunu anlamak istemiyorsunuz. Bunu konu altında her fırsatta açıkladım aslında.

Ateistler istenmeyen çocuk gibi. Bir ailenin istenmeyen çocuğu. İstenmeyen çocuğun psikolojisi nasılsa, ateistlerinki de aynı. Bunu anlamak, farketmek o kadar zor mu?

Dünyanın başka toplulukları sizi anlıyor. Sizin gibi milyonlarca insan var. Peki siz hala neden o topluluğun hal ve hareketlerinden yakınıyor ve sizi anlamasını bekliyorsunuz? İşte sorunun cevabı burda.

Çünkü siz o ailenin çocuğusunuz ve istenmiyorsunuz.

Dünyanın gerçekleri ile yüzleşmek de istemiyorsunuz. Siz kendinizle öyle yalnızsınız ki, derdiniz içinde o kadar sıkışmışsınız ki dünyada başka şeyle ilgilenemiyorsunuz.

Sevgiler.

3 sayfa önce nefret söylemleri sarfedenlerden değilim derken bu nedir şimdi? üstünden 3 sayfa geçince unutulacak mı sandınız. Yukarıda yazdıklarınız örtülü de olsa bir nefret söylemidir. Bu toplumda ateistlerin istenmediğini ve istenmediğini düşünüyorsanız bunun nedenini açıklamak zorundasınız.

İnanırlar, kendi inançlarından olmayanları ya da herhangi bir inanca sahip olmayanları mantıksız bir şekilde istemezler. Geçerli bir nedenleri ya da somut kanıtları olmadan. Bu da kendi inançlarından gelen gelen bir nefrettir. Sizin dininiz sizden olmayanlara karşı nefret içerir ve szin de bu kişilerden nefret etmenizi isterler. Siz de nefret edersiniz. Yukarıda yazdıklarınız gibi. İşte asıl hastalıklı olan ve mantıksız olan budur.

Sizin anlıyorum dediğiniz ise anlamasığınız ama size öğütlenmiş olan nefretin ön kabulünden başka bir şey değildir.

AlbatrosS
13-04-2012, 21:36
Cevap veriyorum sevgili AlbatrosS, veriyorum, veriyorum ama siz anlamak istemiyorsunuz.

Dünyada varolan her şey, canlı ya da cansız olarak nitelendirdiğimiz her şey atomdan oluşmuştur. O halde her şeye verdiğimiz, yüklediğimiz isim ya da anlam ancak bizim ürettiğimiz, insan ürünüdür. İnsanlar topluluklarla millet olurlar ve milletler değerleri yaratırlar. Bir toplumun canlı ya da cansız bir varlığa yüklediği anlam o varlığa nitelik verir; kişilik ya da karakter verir.


Elbette olabilir.


Değeri kişiler yapar, kişiler topluluğu, topluluklar da milletleri oluşturur.


Anlaşılmak ümidiyle...

Sevgiler.

Olmaz kardeşim. Odunun, ölünün, kutsalın kişiliği olmaz. O sizin şahsınıza ait bir şeydir. Değeri üreten ''sizsiniz'' çünkü. O halde Satanizm mensuplarının dokunulmazlığı ve ''Şeytana hakaret edilmemesi'' gerektiği noktasında siz de mücadele edeceksiniz örneğin. Azınlıkta olsalar, ortalarda pek görünmeseler de Şeytan bazıları için Kutsal.

Günümüzde pek kalmadı ama ''putatapar''ların kutsallarına dokunulmaması için mücadele edecek; Kur'anda bile anlatılsa putperestlere hakaret edilmemesi için çaba göstereceksiniz. Siz yanlış ve doğru bulmasanız dahi, Putperestlik birilerinin kutsalıdır.

Senin kendi inancının normlarını ve değerlerini insanlara ''telkin etme'' hakkın varsa; bizim de kendi inançsızlığımızın ilke ve prensiplerini insanlara telkin etme hakkımız vardır. Ancak bu insanların ''şahsına'' yönelik bir ''dayatmayı'' değil; iknayı içerir. Oysa siz, tek doğru ve mükemmel olarak yalnızca kendi inancınızı görmektesiniz. O yüzdendir ki, sizin teorik olarak(islam inanç dairesinde) ateizmin telkinini ''hak görme'' yetkiniz yoktur.

İnsanlar dışındaki her türden soyut-somut varlık ve kavrama kişilik atfetmenizin sonu yok. Teorik olarak yüzlerce örnek vermem mümkündür. O yüzdendir ki bunun ''objektif bir sınırı'' olmalıdır. O da eti-kemiği ve temel hak/özgürlükleriyle insanın şahsıdır.

Teorik olarak birileri, günde 5 vakit ''domuz müslümanlar, pislik içinde yaşayın'' demenin kendi kutsalları olduğuna inanabilir. Sizler bu düşünceyi ''bu yanlış, zararlı ve faşizan bir fikirdir; herkes saygıyı hakkeder'' diyerek eleştirdiğinize bu ''anti-müslüman'' kitle size ''KUTSALIMA HAKARET EDEMEZSİN, o bizim değerimiz'' diyebilir.

Şimdi sen ''böyle inanç mı olur, kardeşim'' diyebilirsin; ama İslam'ın inanırları biz ateistleri ''yat allah kalk sapık, sapkın ve domuz'' olarak görmüyor mu? Üstelik bu kendi kutsal Kitaplarında yazmaz mı?

Şeytana edilmedik hakaret yok mu?

Putperestler eleştirilmiyor mu?

Ya müşriklere edilen hakaretler?

Kanlı canlı diri insanlara nefret suçu yapıp şiddete meyletmediği sürece herkes her değeri dilediği gibi eleştirme, tiye alma ve dalga geçme hakkına sahiptir...

DDiderot
13-04-2012, 21:38
:)

Siz kendinizle öyle yalnızsınız ki, derdiniz içinde o kadar sıkışmışsınız ki dünyada başka şeyle ilgilenemiyorsunuz.

Sevgiler.

Bence siz epey sıkışmışsınız. Aklınız fikriniz ateizme,ateistlere düşmanlıkla dolu.

Politikacılardan belli olduğu üzere ağzınızı ateizmle açıp ateizmle kapatıyorsunuz son günlerde/yıllarda. Neden? Korkuyor olmayasanız?

http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dosya:Atheists_Agnostics_Zuckerman _en.svg&filetimestamp=20080229155905 (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Dosya:Atheists_Agnostics_Zuckerman _en.svg&filetimestamp=20080229155905)

Gri alanlar, maviye dönecek korkusu ve takıntısı olmasın bu?

Benim bildiğim iki tane türkçe ateist forumu var. Buralarda sürekli yazarlık yapan sayısı da ülkedeki ateislerin binde biri bile değildir.Hiç öyle ateistlerin sizle ilgilendiği filan yok, çoğu kitap okumakla meşgul.Ben de meşgulüm ve tavsiye ederim;

Ali Demirsoy : Kalıtım ve Evrim

Selalim
13-04-2012, 22:26
Olmaz kardeşim. Odunun, ölünün, kutsalın kişiliği olmaz. O sizin şahsınıza ait bir şeydir. Değeri üreten ''sizsiniz'' çünkü.
Bunu anlamamakta ısrar ederek neler kaçırdığınızın farkında değilsiniz. Yalan diyorum; her şey yalan; bir hiç; yok.

Ben insanın, topluluğun, milletin, değerlerin, yargıların, nasıl ortaya çıktığına değinerek bir bakış açısı sunmaya çalıştım yalnızca.

Yoksa, ne düşüncenin, ne de sahip olunan değer ve yargıların sonu yok.

Herkes bakmak istediği gibi baksın.

Bir de ''sır'' vermek isterdim gitmeden önce ama ''sır'' herkese teslim edilmez :)

Sevgiler.

Sesli
13-04-2012, 23:03
Akıl sahibi olan kızmaz. Aklını iman kafesine kapatanlar ve eleştiriyi hakarete çevirenler arasında fark var mı? Al birini vur ötekine derler ya...

Neva
20-04-2013, 03:38
Eserlerini okusalar adını bile anmak istemezler. Gerçi adamlar kuran'ı da okumuyor ki :D

Onu da gectik, zaten farkli dile cevrilenleri okusalar(Ingilizce'ye), yine gorecekler taverna diye cevrilmis kelimeleri ve icerigi .

Omer Hayyam konusu da boyle oldu, alta tukurseler sakal, ustu tukurseler biyik misali. Adam o denli icerikteki siirleri yasadigi donemde yazabilmis onemli olan bu. Veya Hayyam olmasin da, internet geyigi olsun ne farkeder.

Soz konusu kisiye gore, bu geyigi yazan veya soyleyen herkese simdi, kerhanede mi dogdun diye sorulmus mu oluyor?

Ahlaksız
23-04-2013, 03:46
Allah'ı inkar edenlerin nerede doğduğu söyleniyor aslında..Burada Fazıl Say'a yönelik gibi gözüken şeyin alt tarafında yatan öfke ateizme yöneliktir..Müslümanlar kendileri gibi olmayanların kerhanede doğduğunu söylemeye çalışıp söyleyemiyorlar ama dokunulmazlık zırhına bürünüp bu sözleri söyleyen biri çıkıyor işte..Bu sözlere karşılık toplumun duyarsız kalması,savcıların harekete geçmemesi,ateistlere yönelik bakış açısını çok güzel özetliyor..Aferin sana Türkiye..Bizi en sonunda kerhaneye hapsettin..
Önce tinerci olduk,sonra Gülben Ergen şifa diledi bize,sonra da kerhanede doğduğumuz söylendi..

Aslında ateistlerin kerhanede doğma fikrine müslümanların anında tepki vermeleri gerekir..Çünkü bizim annelerimiz müslüman:)
Müslümanlar eğer bu ülkede müslüman olsalardı,''Fazıl Say'ın annesi müslüman değil mi?Müslüman bir kadının ne işi var kerhanede'' demeleri gerekirdi..
Amma velakin bizim müslümanlar,müslüman kadınların kerhanede çalışmasından rahatsız olmazlar..Hatta kerhanede sıra beklerler..!