Orijinalini görmek için tıklayınız : zamanda yolculuk
Sn. Arkadaşlar,
Din olgusunun beyinlerde yer ettiği şekli ile tezahürlerini, sığlığı, anlamsızlığı, ritüelizmi, yoz oluşumları az çok çevremizde ve güncel haberler içinde görmekteyiz. Tarihin derinliklerinde, küllenmiş, kaynakları tahrif edilmiş, toplum bilincinden silinmeye çalışılan uygulamalardan burada bahsetmek istiyorum. Tüm korkunçluğu ile bilinmeze yıkılan hataların eşliğindeki, unuttuğumuz, kitaplara geçmeyen tarihten. İd sahibi insanın tarihinden.
Konularımız aslında tüm dinlerle alakalı konuları kapsamasına rağmen genelde İslamiyet dışındaki dinlerden ve ortaçağdan bahsedeceğim. Sitemizdeki konular; ağırlıklı olarak, İslamiyet’ten bahsettiği ve birçok arkadaşımız bu konularda detaylı araştırmalarından dolayı biz bu konuda İslamiyet’i almayı fazlalık gördük. Yoksa İslam tarihi de sütten çıkmış ak kaşık, kesinlikle değildir.
Tam da İsa öğretisinin, tanrı gölgesi; dünyada diğer görüşler karşısında kin ve nefretini aktarırken. Tam da dünyaya hakim olduğunu ilan eden, batı emperyalizminin; kendisinden başka hiçbir canlıya nefes alma fırsatı vermezken. Tüm dünyaya insanlık dersi vermeye çalışan bu insanların ve bu öğretilerin; biraz daha geçmişteki savunucuları ve ataları hakkında bir tarih.
İlginizi çekeceği ümidi ile başlıyorum. Siteye hayırlı olsun.
“Orta çağ, Son Batı Roma İmparatoru’nun düşüş tarihi M.S. 476 ile Doğu Roma’nın (Bizans) yıkılışı M.S. 1453, bir başka ifadeyle İstanbul’un Türklerin eline geçişi arasındaki, on asırlık dönemdir.” (Büyük Larousse Sözlük ve Ansiklopedisi 17. cilt)
(Yıkılan Ortacağ, bir tarihi dönem olarak yıkılmıştı. Ortaçağ zihniyeti ise hala devam etmektedir.)
Ortaçağ’ın müsebbibi de kurucuları da savunucuları da bugün; hür, demokratik, sosyal, ileri, çağdaş dediğimiz Avrupa Birliği ülkelerinin ataları olan Hıristiyan Avrupalılardı. İlk durağımız; bugünkü Romanya, o günkü adı ile Eflak presliği
Esas adı; Vlad Tepeş olup, Eflak prensi sıfatı ile dönemin baskın lideri, namı diğer DRAKUL.
Ulahlar kendi lisanlarında cellat anlamına gelen “Çpelpuç”, Macarlar ise dillerinde, şeytan anlamına gelen “Drakul” ismini vermişlerdi. Biz daha çok onu “Kazıklı Voyvoda” olarak biliriz.
“Vlad’ ın en sevdiği eğlence kazık işkencesi idi. Kazıklara vurulmuş ve işkencelerle can vermekte olan insanlardan oluşan kalın bir dairenin ortasında, sarayının halkı ile birlikte yemek yemekten büyük haz duyardı. Eline geçen savaş esirlerinin, ayaklarındaki derinin yüzülmesini ve meydana çıkan kırmızı etlerin tuz ile oğuşturulmasını, ondan sonra da elem ve azabın artması için keçilere yalattırılmasının emrederdi. Kendisine gelen elçilerin başları açık olarak önüne çıkmayı reddetmesi üzerine üçer çivi ile başlıklarını kafalarına çivilemişti. Bir gün memleketin bütün dilencilerini büyük bir ziyafete çağırarak, iyice doyurduktan sonra, sofra masasını ateşlettirip hepsini yaktırdı. Kadınların memelerini kestirerek, onların yerlerine çocuklarının başlarını yapıştırmak, çocukları, annelerinin ateşte kızartılmış etlerini yemeye zorlamak, insanları sebze gibi doğramak ve çömlek içinde pişirmek sıkça yaptıklarındandı. Bir gün eşek üzerinde rastladığı bir farklı mezhepten bir papazı, eşeğiyle beraber kazıklattı. Başkasının malına el dokundurulmamasını öğütleyen bir rahip Durakul’un kendisine ayırdığı bir ekmek parçasını almış olmasından dolayı, hemen orada kazığa vuruldu. Lisan öğrenmeleri için Eflak’a gönderilmiş olan 400 Transilvanyalı gencin hepsini birden ateşte yaktırmış, 600 Bohemyalı taciri Pazar yerinde kazığa vurdurduğu ya da çarmıha gerdirdiği bir gün, analarının yanında çocuklar da kazığa vurulmuştu. Sevgililerinden birinin kendisinin yanlışlıkla hamile zannetmesi üzerine canavar bizzat kadının karnının yarmıştır” (Büyük Osmanlı Tarihi (Hammer) 2. Cilt)
Kendi satırlarım olmayıp, tamamen kaynaktan aktarıldığı için yumuşatamadığım yazım için şimdiden özürlerimi sunarım. Ancak gerçekler tüm çıplaklığı ile beyinlerimizde oluşturulamazlar ise tarihi çıkarımların anlamsızlaşacağını düşünüyorum. Eğer, bu ilk yazım; tarzından dolayı silinmez ise, konularımın devamını şevkle yazmaya çalışacağım.
Devam edecek…
kesinlikle düşünmediğiniz; onların yaptığının zaten islamla bağdaşmadığı ayrıca her müslümanım diyen insanın tam olarak müslüman olup olmadığının tartışılması gerektiği...
her müslümanım diyen kişi biri vur diye toptan islamı inkar etmek mantıksızca bir hareket, bu aynen yüz kişilik bir gemide biri katil diye gemiyi batırmaya benziyo...banane ladin de banene sapık imamlardan, sofulardan üfürükçülerden umrumda bile değil...zaten dedikleri alakası yok islamla...bunu bi anlasanız işi biticek ama :(...
İnsanlık İslamı anlamadığı ve herşeyi ticarete vurdurduğu için sizinde yanlış anlamanız normal! Ama bu demek değildir ki İslam yanlış ve öğrenilmez...
İsteyen her şeyi yapar, yeterki istemek lazım !
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merve
drakulanin osmanli sarayinda yetistigini fatih sultan mehmetin cocukluk arkasi oldugunu ,romanya tahtina osmanli tarafindan *yerlestirildigini BILIYORMUYDUNUZ !
Sn. Turok,
Katkınızdan dolayı çok teşekkür ediyorum. Bu; yazılarımı takip ettiğiniz anlamına da gelir ki ayrıca mutlu oldum.
“Voyvoda III. Vlad, Drakula ya da Kazıklı Voyvoda (Rumence: Voyvoda Tepeş) 1448, 1456-1462 yılları arası ve 1476 yıllarında Eflak beyliğinin voyvodası (prens) idi.
Voyvoda III. Vlad düşmanlarını (özellikle esir aldığı Osmanlı askerlerini) kazıklara çakarak işkenceyle öldürmesiyle tarihe geçmiştir. Sonradan Bram Stoker'ın Drakula romanına ve Drakula filmlerine konu olmuştur.
Osmanlılara yenilen Vlad'ın babası onu rehin olarak Osmanlılara vermişti. Yaşamının bir kısmını Osmanlıların elinde tutsak olarak yaşadı. Osmanlıların egemenliğini kabul ederek Eflak'ın başına geçti. Macar kralı Corvinus'la birleşerek Osmanlılara baş kaldırdı. 1462 yılında Fatih Sultan Mehmet Eflak seferine çıkarak Vlad'ın ordularını yendi ve Eflak'ı Osmanlı Devletine yeniden bağladı. 1476'da Vlad tekrar baş kaldırdı ama gene Osmanlı ordularına yenildi. Bu sefer öldürüldü ve kesilen başı öldürüldüğünü ispat etmek için İstanbul'a gönderildi.” (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kaz%C4%B1kl%C4%B1_Voyvoda)
Konu bu sitede kaynaksız bir şekilde bulunmaktadır.
Sorunuz bana ise; “-Evet biliyordum ama kaynaklı ve kesin bir şekilde değil”
Ancak sorunuzun şekli itibarı ile, şahsın yaptıkları ve vahşetinin kaynağı Osmanlı olarak görünüyor ki; bu düşünceye katılmak oldukça güç.
Yazımın konusu; İslamiyet ya da Osmanlıyı yüceltme ve hatasız olduğunu belirtme bir yana her şeyi tartışmak için burada olduğumuzu da belirtmeliyim.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sn. Finrod_Ancalime
Zannımca yazınız farklı bir başlığa ait. Yanılıyorsam lütfen hatırlatın.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sayin mhmm
elbetdeki kaziklinin vahsetini osmanliya yamalamaya calismiyorum , ama kaziklinin yaptigi dehsetin onlarca katini kuyucu murat gibi pasalari ile osmanli turkmenlere yapmistir *birazda bunlari konussak , katliamlar tarihinde hiristiyanlar,yahudiler kadar muslumanlarinda oldukca kabarik bir dosyasi vardir , bunlara din gozlugu ile degil insan haklari degerleri ile bakmak lazim
*Ayrica yillarca bir yahudi kizi ile birlikde yasadim ne kendisi nede ailesi kan icici gibi gelmedi bana , Bir roman vardi simdi yazari ve adi aklimda degil ozur dilerim bugunlerde kafam karisik konusu rusyada carlik zamaninda bir yahudiyi kan icicilikle suclayip mahkum ediyorlardi buna karsi gelen bir savciyi ise once hapsedip sonra hucresinde asiyorlardi, bu *romanda yahudililerin kan icilikle suclanmalari konusu ayrintili bir sekilde anlatiliyordu , neyse
*Her dinin icersinde boyle manyaklar vardir yoktur demiyorum , muslumanlarda da var , bu yuzden *kendi dininizin dogrultusundan bakip digerlerini suclamak sizi yanlis yerlere goturebilir
Sn. Turok,
Öncelikle avatar seçiminizi kutlarım. Ben almayı düşündüm, sizin önceki avatarınıza benziyor diye vaz geçmiştim. İyi yapmışım siz almışsınız. Benzer ama çok daha hoş.
İlk yazımda, vurgulamış olduğum gibi;
“-Konularımız aslında tüm dinlerle alakalı konuları kapsamasına rağmen genelde İslamiyet dışındaki dinlerden ve ortaçağdan bahsedeceğim. Sitemizdeki konular; ağırlıklı olarak, İslamiyet’ten bahsettiği ve birçok arkadaşımız bu konularda detaylı araştırmalarından dolayı biz bu konuda İslamiyet’i almayı fazlalık gördük. Yoksa İslam tarihi de sütten çıkmış ak kaşık, kesinlikle değildir.”
Düşüncesi içerisindeyim. *
Ateist, Yahudi, Hıristiyan, farklı mezheplerden ve ırklardan çok yakın arkadaşlarım bulunmakta. İnanın bunların hiçbiri bu yazılardan üzerlerine alınmaz. İkinci bölümün son paragrafında vermiş olduğum gibi;
“-Bu yazı dizimizde savunduğumuz şey; insan hayatındaki büyük etken din olgusunun yozlaşması ile içine düşülen vahşettir. Yapılan tüm bu vahşetler bir din ve meshep adına yapılmaktaydı.” Düşüncesidir.
Biraz daha sabır gösterirseniz konular bütünlüğe kavuşacaktır.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe
Sevgili mhmmd;
* * * * * Astığın yazı biraz da başka taraflara bakmak için oldukça anlamlı.
Ama son yazında aklıma bir şey takıldı;Tevrat'ın ve İncil'le ilgili
"Bu güne kadar Tevrat ve İncil’i eleştiren ve iki kitabın da insan eliyle değiştirildiğini ortaya koyan birçok kitap ve yazılar yayınlandı." demişsin.
Benim bildiğim İncil zaten insanlar (yani peygamber olmayan anlamında)
tarafından yazıldı.Bu tarihsel bir gerçeklik ve üzerinde müslümanların dışında kimse tartışmıyor.Sanırım bunun temelinde de Kuran'da geçen
dört kitap önermesi var.
* * * * * Araya girdiğim için özür....
Uctun gittdin mhmm , uctun gitdin !
ozgur_beyin
26-09-2006, 12:35
Sn Mhmmd Tevrat'ta *bilmsel olarak tafrifat yoktur. Çünkü elimizde ki Tevrat yaklaşık 750 yılda tamamlanmıştır. Bu Kitabı çeşitli Nebi'ler ve Kohen'ler yazmıştır.. Kavmi mevud kavramı da bunları Mısır esaretinden beri bir arada tutmuştur.
Ayrıca Kur'an Yahudilere bu payeyi verdiğini söylüyor. Yani seçilmiş kavim olmayı .Muhammed'in *ümmeti olmakla övünenler,Yahudilere hak vermeli. Çünkü onlara göre en torpilli kavim onlar.
NOT :HİÇ BİR IRKA ÖZEL BİR SEMPATİM YOK. DURUM TESPİTİ YAPTIM,
Sn. Frodo,
Herkes yığılmış bi tarafa. Sizin de fark ettiğiniz gibi; bu dengesizliği biraz düzeltelim istedim. Öyle ya, hepimiz aynı teknedeyiz. Bir farenin peşine hepimiz yığıldık sancağa. Gemi gitti gider. İskelede de fare var, demesem halimiz nice olur. ;)
Ve dediğim gibi ben herhangi bir şeyin doğrulamasını da yapmıyorum, savunmasını da.
Bir kitap okudum hepsi bu.
Sn. Turok,
Valla hocam zamanımızda yayan bir yerlere varılmıyor. Hem siz duymadınız galiba; Yurt içi uçuşlar vergiler hariç 1.- YTL. Şimdi ben uçmayım da kimler uçsun. Siz de uçun hocam.
Zaman, uçmak zamanı.
Sn. Özgür_beyin,
Yazınızı; forum kurallarını okuyup düzeltinceye kadar okumayacağım.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Komik oldugunu mu saniyorsun!
*Enginizyos dehsetini bile yahudilere yamalamak ne bicim bir *mantik gerektirir , anlamak zor.
Senin tapindigin dinin asil sahipleri araplar collerde turk askerlerinin para kesesi bulmak icin bagirsaklarini *canli canli keserken tevratdan ilham almiyorlardi herhalde .
Irk dusmanligi ,dunyanin butun kotuluklerini yahudilere baglamak hos bir sey degil !
Bu konu hakkinda yazmak bile istemiyorum cunku aciksasi midemi *bulandiriyor!
Sevgili mhmmd;
Can Yücel'in bir şiirindeydi yanlış hatırlamıyorsam; tütün
işçileri bir şey anlayamadıkları zaman,'bu işte bir zakakça var'
derlermiş.Bakıyorum tarihe kan döküldüğü zaman, genellikle
bir dinsel kılıf hep emirlere amade olmuş.Ve bir biçimde 'yaratan'
bu işe bulaşmış.
Valla haklısın Can usta:
Var bu işte bir zakakça.!!!!!
Sn. Turok,
Bir yazı dizisi sunuyorum.
Tüm içeriğin yanında 1/50 sayılacak bir sayıya bile bu gün ulaştım.
Hepsini bütünlemedim, sonuç tam çıkmadı.
Başlamadan önce gerekli uyarıları da yaptım.
Beğenirsiniz yada, beğenmezsiniz saygı duyarım.
Ancak, eleştirecekseniz, lütfen eleştiri yaptığınız konuya benzer eleştiri getirmeyin. *
“-Senin tapindigin dinin asil sahipleri araplar collerde turk askerlerinin para kesesi bulmak icin bagirsaklarini *canli canli keserken tevratdan ilham almiyorlardi herhalde .”
Gibi satırlarınız gereği; kişiselleştiğiniz ve ırk düşmanlığı yaptığınız kanısını doğurabilir.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Sayin mhmmd
*Bilimsellik adina
"Engizisyon döneminin en vahşi işkence ve katliamlarının uygulandığı İspanya’da Yahudi nüfusunun yoğun oluşu acaba tesadüf müydü? Sanmıyoruz." gibi bir cikarimla apacik yahudi dusmanligini kendine gore temellerendirien *calismanin *neresi objektiftir?
*Boyle bilimden, tarihden uzak akildisi mantik ongoruleri ile donanmis calismalarin gidecegi tek yer cop sepetidir.
hiramusta
26-09-2006, 15:07
Turok Araplar Türk askerlerinin sizin iddianızla bağırsaklarını canlı canlı keserken Kur'an'dan mı ilham aldıklarını söylemek istiyorsunuz?
Anlamıyorsunuz değil mi her müslüman diyenin tam olarak müslüman olmadığı (bende değilim)
bi arap birini öldürüyorsa bu islamdan aldığı kuralla değil kendi aptallığınadır.
Sorarım size ülkemize bir saldırı olsa karşı savunmaya geçmicez mi?
Bakçaz mı sadece sizin söylediklerinizden bunları anlıyorum?
Kuran da demek istediği bu ama anlayana
Siz tamam savaşmayın aman kalsın ben sizin yerinize gider bize saldıran düşmanları temizlerim ;)
Sizde dine laf atarsınız....
Sn. Turok,
Bilimsel bir eser ortaya koyacağımı, objektif olacağımı hangi yazımdan çıkardığınızı inanın merak ediyorum. Bulunduğumuz site felsefe, fikir sitesidir. İsteyen herkes her alanda yazma hakkına sahip olduğunu zannediyorum.
Forum kurallarında;
-Yazılanlar bilimsel olacak
-Objektif olacak
Gibi bir kurala rastlamamama rağmen;
“-Gerek bu forumun üyelerine gerekse de tarihsel, politik şahsiyetlere, çeşitli kurumlara; başka din, mezhep, ırk ve cinsiyetteki kişilere yönelik, onlar burada olmasa bile hakaret, aşağılama, kişilik hakkı ihlali içeren söz ve ifadelerde bulunulamaz.”
İfadeli bir kuralı çiğnediğinizi de tespit ediyorum.
Adamın biri geldi aklıma; “-Tükürürüm böyle sanata” diyordu. Sizin çöp sepetinizi görünce o geldi aklıma nitekim.
Sizler ve sizlerin eserleri bence gül bahçelerine layık.
Açık yürekli tüm eleştiriniz için canı gönülden teşekkür ederim.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe
Zeytinyag gibi uste cikmak diye buna derler galiba ! ki ben pes diyorum
"Tukurum boyle sanata demek ile
Bir toplumu,bir *halki , kan icici ,insanligin gelmis gecmis butun gunahlarinin sebebi ve uygulayicisi olarak akil disi cikarimlarla suclamak *insanlik ayibidir demek baska seylerdir.
* *Burasi evet serbest bir forum , isteyen *en ipe sapa gelmez seyler dahi yazabilir , itirazim yok * buyrun devam edin , actiginiz baslikda kirlilik yapmak istemem , !
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe
Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe
VIII. Bölüm
Sempatik (!) papazların kitabı İncilin serüvenine gelince; Germen dillerinde “Gospel” olarak anılan İncil, Yunanca iyi haber anlamına gelen “Evenjelüs” den gelmektedir. Hz. İsa’nın sağlığında, gerek Romalıların zulüm ve baskılarından, gerekse Yahudilerin fitneliklerinden dolayı İncil yazılamamıştır. Hz. İsa’nın sağlığında hatta Allah katına alınışından birkaç yıl sonraya kadar, Hz. İsa taraftarlarına her türlü eziyet ve işkenceyi reva gören bir şahıs çıkarak Hz. İsa’nın bu dünyadan ayrılmasından sonra kendisiyle görüştüğünü iddia etmiş ve bu günkü Hıristiyanlığın temellerini atmıştır. Karşımıza bazen Saul bazen da Paul olarak çıkan ve Hıristiyan aleminde, Aziz Paul olarak anılan bu zat İncil’de kendisinin Hz. İsa ile karşılaşmasın ve sonrasını şöyle anlatır.
“Ben Kilikya Tarsus’unda doğmuş bir Yahudiyim, fakat Gamaliel’in ayakları dibinde bu şehirde yetiştirildim ve bugün hepinizin olduğu gibi Allah için gayretli olarak atalar şeriatının sıkılığına göre terbiye olundum. Erkekleri de kadınları da bağlayıp zindanlara teslim ederek bu yola ölüm derecesinde eza ettim. Nasıl ki, baş kahin ile bütün ihtiyarlar bana şahadet ederler. Onlardan kardeşlere mektuplar alıp Şam’da olanları cezalandırmak üzere bağlı olarak Yeruşalime getirmek için oraya gidiyordum. Ve vaki oldu ki, ben yolda gitmekte ve Şama yaklaşmakta iken öğleye yakın, gökten büyük bir nur ansızın çevremde parladı. Yere düştüm. Ve bir sesin bana; “Saul, Saul, niçin bana eza ediyorsun?” dediğini işittim. Ben de “Kimsin, ya Rab?” diye cevap verdim. O da bana dedi; “Ben eza ettiğin Nasıralı İsa’yım.” Benimle beraber olanlar gerçi nuru gördüler, fakat bana söyleyenin sesini işitmediler. Ben “Ya Rab ne yapayım?” dedim. Rab bana “Kalk, Şam’a git, yapasın diye senin için tayin edilmiş olan bütün şeyler orada sana söylenecektir” dedi.” (İncil, Resullerin İşleri, 22. Bap (4-10))
“İncil’de geçen bu ifadelerde de anlaşılacağı gibi, Aziz Paul denilen şahıs ilk Hıristiyanlara yaptığı eziyetleri dile getiriyor. Üstelik de bazılarını eziyet ederek Şam’dan Yeruşalim’e (Kudüs) götürürken (Yahudi iken yaptığı ibadetlerden bahsediyor!) Hz. İsa’nın kendisine rastlayıp konuştuğunu, ne hikmetse bu konuşmayı da diğer insanların duymadığını söylüyor ve bu şahıs Hıristiyanlığın kurucusu oluyor!
Paul’un gevşekliği Hıristiyanlığını ilan etmesinden sonra da devam etmiştir. Hirıstiyanlığı yayarken karışıklıklar çıkmış ve müsebbibi orarak Romalı askerler tarafından yakalanmıştır. Canını kurtarmak için “Ben hür olarak doğdum.” Diye haykırmıştır. Bu ise “Ben bir Roma yurttaşıyım, doğuştan Romalının haklarına sahibim.” demekti. Bu aynı zamanda yüzbinlerce suçsuz Hıristiyanı katlatmiş olan Roma’yı meşru saymaktı. Karşılığında elde ettiği ise sadece Roma mahkemesinde savunma hakkıydı.” ( Taşları Yemek Yasak, İsmet ÖZEL)
“Aziz Paul Hıristiyan cemaatine girince Romalı, Yunan ve İsrailli veya Yahudi olmayan diğer ulusları da Hıristiyanlığın çatısı altında toplamaya çalıştı. Bu sebeple, yeni bir mezhep ve hatta dinin temelini attı. Bu yeni din akide, inanç ve kurallar açısından Hz. İsa’nın yaymaya çalıştığı dinden çok farklıydı. Aslında bu aziz hiçbir zaman Hz. İsa’yı görmemiş, ondan telkin almamıştı. Hatta Hz. İsa sağ iken kendisinin en büyük muhaliflerinden biriydi. Ve İsa Peygamber öldükten sonra birkaç yıl bu tavrına devam etti. Daha sonra Hıristiyan olarak yeni bir dini oluştururken de kendi yaptığı tasarruflara delil olarak Hz. İsa’nın hiçbir söz veya fiilini halka göstermedi. Aksine bunların kaynağının şahsi ilham olduğunu ileri sürdü. Başlıca amacı; Hıristiyanlığı bütün kavimlerin tereddütsüz kabulleri oldu. Yiyecek içecek konusunda her türlü haram ve helal farkını ortadan kaldırdı. Yahudi olmayanların zoruna giden sünnet ananesine de son verdi. Katılımı hızlandırmak ve özendirmek için; Hz. İsa’nın uluhiyeti, Allah’ın oğlu olduğu ve çarmıha gerilerek kendisine iman eden Adem oğullarının günahını üstüne aldığı ve böylece bedellerini ödediği gibi çeşitli saçma sapan tezleri de ortaya atıverdi. * *
Hz. İsa’nın ilk yandaşları bu tür bidat ve batıl itikatlara karşı çıktaılar. Ama ne çare ki, Aziz Poul’ün şeytanca bir düşünce ile Hıristiyanlığ açtığı bu kapıdan Yhudi olmayan Hıristiyanlar büyük bir sel halinde girdi ve bu baskı karşısında çok az sayıdaki özüne bağlı dindar kişiler dayanamadılar. Yine de M.S. üçüncü yüzyılın sonuna kadar, Hz. İsanın uluhiyetini reddeden çok kişi vardı.” (Hz. Peygamber’in Hayatı ve Mücadelesi, Medudi, 1. cilt)
İlk İnciller, Hz. İsa’dan 60-70 yıl sonra ortaya çıkmıştır. Birbirini tutmayan, yazanı belirsiz ve kaynağı belirsiz 300 den fazla İncil bilinmekteydi. Barnabas, Luka, Disan, Markos, Teksire, Yuhanna, Mani, Matta, Markien, Serethaus bunlardan bazılarıdır.
Devam edecek…
IX. Bölüm (Çarşamba gününüz hayırlı olsun)
“Ahlak mevhumundan mahrum ve hiçbir zaman samimi bir Hıristiyan olmayan Bizans İmparatoru Konstantin Hıristiyanlığı tahtının devamına yararlı olur düşüncesiyle kabul etmişti. Tahtı için Hıristiyanlığı putperestlikle harmanlattıran Konstantin işine gelmeyen İncil’lere geçit vermemek için M.S. 325 yılında İznik (Nicaea) Konsil’ini toplattırdı. Bu Konsil’e 2048 papaz katılmıştı. Konsil’in başkanı Papa Sylvestre teslis doğmasını ortaya atmıştı.” (Yaşayanlara Çağrı, Prof. Dr. Roger GARAUDY)
“Bu toplantıda Mısır’lı Aryos İsa’nın tanrılaştırılmasına karşı çıkmıştır. İskenderiye ve Roma Kiliseleri Aryos’un bu düşüncesine karşı çıktılar. Toplantıda uzlaşılmayınca Kral Konstantin Allah’ın birliğini savunan papazların toplantıdan atılmasını sağladı. Aryos’un taraftarları öldürüldüler. İsa’nın ilahlaştırılmasına taraftar olan topu topu 318 papaz, Konstantin’in talimatları doğrultusunda kararlar aldılar. İznik Konsili’ne mucizevi bir olay uydurarak kutsiyet vermeyi de ihmal etmemişlerdi. Toplantılar esnasında Karizamet ve Mizunius isminde iki piskopos vefat etmişti. Meclis sonunda, yazılan kararnamenin imzası sırasında, dirilip mezarlarından kalkarak karanameyi imzaladıktan sonra tekrar öltüler!!!” (Cevap Veremedi, Harputlu İshak Efendi)
Emperyalist bir İmparatorun istediği dini anlayış insanların kuzu gibi teslimiyetçi olmasıydı ve de öyle bir dini anlayış çıktı. Dört İncil meşru kabul edildi. Bunlar; Matta, Markos, Luka ve Yuhanna İncilleriydi. Diğer İnciller yasaklandı ve bulunduranlar ölümle cezalandırıldı.
Bu gün Hıristiyan aleminde bu dört İncil bir arada kiliselerde yürürlüktedir. İznik Konsilinde alınan karalardan asla taviz verilmedi. Karşı çıkanlar ibreti alem olacak şekillerde cezalandırıldı. *
“İspanya’da Avila Başpiskoposu Priscillien bir düşünceyi yaymaya başlamıştı. Bu düşünceye göre; Allah’a ulaşmanın yolu bilgi ve doğrudan mevcudiyetle mümkündü. Aynı zamanda Hz. İsa Tanrı değildi ve sadece büyük bir peygamberdi. Bu Başpiskopos 385 yılında düşüncelerinden ötürü Treves şehrinde idam edildi.” (İslam’ın vaat ettikleri, Prof. Dr. Roger GARAUDY)
Birinci İznik Konsilini Birinci İstanbul Konsili, Efes Konsili, Kadıköy Konsili, İkinci İstanbul Konsili, İkinci İznik Konsili ve Üçüncü İstanbul Konsili izler. Konsiller ile ortaya emperyalist emellere hizmet edecek dört kitap ve Hıristiyanlık denilen bir din çıkmıştır.
Bu yeni din, ruhban sınıfını doğurarak dinin hakimiyetini, papazlara, yeryüzünün hakimiyetini zalim hükümdarlara, gökyüzünün hakimiyetini de Tarı’ya bıraktı. Artık zalim krallara karşı çıkan veya din konusunda ahkam kesenler karşılarında Kiliseyi yani papazları bulacaktı. Reform ve Rönesans hareketleri bu yapılanmaya bir isyan hareketi olarak gelişmiştir.
Şimdi tüm dünyada Hıristiyanlığın ne kadar hoş görülü ve mütevazi bir din olduğu kavli ile verilen ayetleri, yukarıdaki veriler ışığında bir daha inceleyelim.
“ ‘Göz yerine göz, diş yerine diş’, denildiğini işittiniz, Fakat ben size derim; kötüye karşı koma ve senin sağ yanağına kim vurursa, ona ötekini de çevir. Ve eğer biri seninle mahkemeye gidip senin gömleğini almak isterse, ona abanı da bırak. Ve kim seni bir mil gitmeğe zorlarsa, onunla iki mil git.” (İncil, Matta, 5. Bap (38-41))
“Fakat ben size derim; düşmanlarınızı sevin ve size eza edenler için dua edin ki siz göklerde olan babanızın oğulları olasınız. Zira o, güneşini kötülerin ve iyilerin üzerine doğurur. Ve Salih olanlar ile olmayanların üzerine yağmur yağdırır. Çünkü eğer sizi sevenleri severseniz ne karşılığı olur.” (İncil, Matta 5. Bap (44-46))
“Hükmetmeyin ki, hükmolunmayasınız.” (İncil, Matta, 7. Bap (1))
Sömürünün sonucu doğal olarak halk yığınlarının açlık, çıplaklık ve sefaleti olacaktır. İncildeki bu ve bunun gibi ifadeler, yoksulları teskin etme ve uyuşturma işleri için yerleştirilmiştir. Carl Marx “Dinler toplumların afyonudur.” Lafını içinde yaşadığı toplumun bu dini değerlerine göre söylemiştir. Bu dine göre haklıdır. Ayrıca hükmetmeyin ibaresiyle de halkın yönetmeye kalkışmamasını vurguluyor. Çünkü yönetmek zalim Krallara hastır.
Devam edecek…
X. Bölüm (Perşembe gününüz hayırlı olsun)
“Bunun için size diyorum; Ne yiyeceksiniz? yahut ne içeceksiniz diye hayatınız için, ne giyeceksiniz diye bedeninin için de kaygı çekmeyin. Hayat yiyecekten ve beden giyecekten daha üstün değil midir? Göğün kuşlarına bakın, onlar ne ekerler, ne de ambarlara toplarlar ve semavi babanız onları besler. Siz onlardan daha değerli değil misiniz? Ve sizden kim kaygı çekmekle boyunun ölçüsüne bir arşın katabilir? Ve niçin esvaptan ötürü kaygı çekiyorsunuz? Kır zambaklarının nasıl büyüdüklerine iyi bakın, ne çalışırlar ne de iplik eğirirler. Size derim; Süleyman bile, bütün izzetinde bunlardan biri gibi giyinmiş değildi. Fakat bugün mevcut olup yarın fırına atılan kır otunu Allah böyle giydirirse, sizi daha çok giydirmez mi, ey az imanlılar? İmdi; Ne yiyeceğiz? yahut ne içeceğiz? Yahut ne giyeceğiz? Diye kaygı çekmeyin. Çünkü milletler bütün bu şeyleri ararlar. Çünkü semavi babanız bütün bu şeylere muhtaç olduğunuzu bilir. Fakat önce onun melekutunu ve salahını arayın ve bütün bu şeyler size artırılacaktır. Bunlardan dolayı, yarın için kaygı çekmeyin, zira yarınki gün kendisi için kaygı çekecektir…” (İncil, Matta, 6. Bap (25-34))
“Ve İsa şakirtlerine dedi; Doğrusu size derim ki, göklerin melekutuna zengin adam güçlükle girer. Yine size derim ki, devenin iğne deliğinden geçmesi, zengin adamın Allah’ın melekutuna girmesinden daha kolaydır.” (İncil, Matta, 19. Bap (23-24))
Yukarıdaki ifadeler yoksulluğa davetiyeden başka bir şey değildir. Zenginlik Kilisenin olacaktır. Kilise ve kral sömürdükçe halk fakirleşecektir. Olası bir isyanın İncil’deki bu tür ifadelerle önlenmesi sağlanıyor. Zenginlik başa beladır. Krallar sonsuz servet biriktirebilir. Onlar için günah değildir. Çünkü öyle olmasını Tanrı istemiştir. Papazlar zengin olabilir. Onların serveti Kilisenindir. Günümüzde dahi geçerli olan bir kural; Papa yalan söylemez ve hiçbir zaman yanılmaz. Onun için hep beyaz giyer ve bütün yollar Vatikan’a çıkar.
“Kayser’e vergi vermek caiz mi, yahut değil mi? Fakat İsa onların kötülüğünü anlayıp dedi; İkiyüzlüler, niçin beni deniyorsunuz? Bana vergi parasını gösterin. Ve İsa’ya bir dinar getirdiler. İsa da onlara dedi; Bu suret ve bu yazı kimindir. Onlar; Kayser’in dediler. O vakit İsa onlara; Kayser’in şeylerini Kayser’e ve Allah’ın şeylerini Allah’a ödeyin.” (İncil, Matta, 22. Bap (17-21))
Zalim Bizans İmparatoru Konstantinin denetimindeki İznik Konsilinden çıka çıka bu ifadeler çıkmıştır. İşte bu ifadeler yeryüzünü krallara, gökyüzünü de Tanrı’ya bırakıyordu. Vergiler Kayser’e verilecek, Tanrı’ya da eller açılarak dualar gönderilecektir.
“İşte İsa İle beraber olanlardan biri el atıp kılıcını çekti ve başkahinin hizmetçisine vurup kulağını düşürdü. O zaman İsa ona dedi; Kılıcını yine yerine koy, çünkü kılıç tutanların hepsi kılıçla helak olacaklardır.” (İncil, Matta, 26. Bap (51-54))
Bu ifade; Hz. İsa’nın Romalı askerler tarafından yakalandığı sırada olan olayı anlatmaktadır. Zalimlere karşı silah kullanmamayı tavsiye etmektedir.
“Zira insanoğlu da kendisine hizmet edilmeğe değil, ancak hizmet etmeğe ve bir çokları için canını fidye vermek için geldi.” (İncil, Markos, 10. Bap (45))
Bu cümle de insanların bazı insanlara hizmetkarlık yapası ve onlar için canını seve seve vermesini dini kaide haline getiriyor. Asillere efendilik dindar Hıristiyanlara da hizmetkarlık düşmektedir.
“Hükmetmeyin, size de hükmolunmayacaktır. Mahkum etmeyin, siz de mahkum olmayacaksınız. Bağışlayın, siz de bağışlanacaksınız. Verin size de verilecektir.” (İncil, Luka 6. Bap (27-30-35-38))
Avrupa emperyalistleri gittikleri her yere önce misyoner papazları ve haçla girmişlerdir. İnkaları, Mayaları, Kızılderilileri, zencileri ve diğer bir çok mazlum milletleri kılıç gücü ve tehditle Hıristiyanlaştırmışlardır. Kızılderililer gibi Hıristiyanlığı kabul etmeyenleri de toptan imha etmişlerdir. İleriki bölümlerde açıklayacağımız katliamların, toplum tarafından normal karşılanması için İncil’e yukarıdaki ifadeler yerleştirilmiştir.
Devam edecek…
Yahuu diyorum kendi halinde yazsin dursun ama , bu kadar da tek taraflilik pes yanii!
demiski
"Avrupa emperyalistleri gittikleri her yere önce misyoner papazları ve haçla girmişlerdir. İnkaları, Mayaları, Kızılderilileri, zencileri ve diğer bir çok mazlum milletleri kılıç gücü ve tehditle Hıristiyanlaştırmışlardır. Kızılderililer gibi Hıristiyanlığı kabul etmeyenleri de toptan imha etmişlerdir. İleriki bölümlerde açıklayacağımız katliamların, toplum tarafından normal karşılanması için İncil’e yukarıdaki ifadeler yerleştirilmiştir."
araplar turkleri nasil muslumanlastirdi , cicek vererek mi !
araplarin muslumanlarin ele gecirdigi yere ilk cami ,hoca , dervisi mervisi ile din adamlari gitmiyo mu !
Senin musluman olman ,guney amerikanin hiristiyan olmasi bu sebeblerden degil mi !
El insaf de yahuuu el insaf
Sn. Turok,
Hoş geldiniz.
Ben bunları yazarak bir tarafın savunmasını yapmıyorum. Ayrıca itiraf edeyim yazdıkça da kendi tarihim ile karşı karşıya da geliyorum. Ama dediğim gibi ilerleyen bölümlerde daha detaylı ve örneklemeli olarak yazacağım. Biraz sabır.
Ayrıca avatarınızı da bu başlıkta özlemişiz.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Temelden yanlış yapılıyor, verilen örnekler hep bize, sonradan, gerçeklerin islamiyet lehine değiştirilerek yazılmış yeni tarihten.
neden her ülkenin tarih kitabı bir diğerine uymuyor. Yahudiler başka müslümanlar başka söylüyor. doğru tarih nerde.
mesela islamiyetin doğuşu ve yayılışı ile ilgili tarihi hadislerden öğreniyoruz, ama sevgili inanan kardeşlerimiz bu hadislerde yazanları yok sayıyor, kendi işlerine gelir şekilde yeni islam tarihi yazılıyor.
Hadisleri yazanlar peygamberin en yakınında bulunanlar değilmi, onlar peygambere iftiramı atıyor.
Sn. Walla,
Kaynak yönünden sizlere katılıyorum. Bir inancın tarihini aslında karşıt inanç tarihinden de inceleyerek daha doğru bilgilere ulaşılabileceği aşikar. Lakin bunu yapmak biraz uzmanlık ister. Dil bilmekte yetmez birkaç dili ana dili gibi bilmek lazım, o konuya yoğunlaşmak lazım, tarafsızlık lazım. Lazım oğlu lazım anlayacağınız.
Peki o halde biz ne yapıyoruz. Kendi çağından 100 yıl sonra toplanılmaya ve yazılmaya başlanmış hadisleri pişirip pişirip dağıtıyoruz.
Bir taraf inançlı bunu körü körüne kabul ediyor.
Bir taraf inançlı seçip seçip.
Bir taraf inançsız bunu kabul ve istismar ediyor.
Bir taraf inançsız seçerek istismar.
Peki sizce ne olmalı?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Ne yapmalı
Geçmişle ilgilenmek ders verir ama gergek geçmişle.
Havanda su dövüyoruz. Zaman hızla akıp gidiyor.
İnsanlar inanır veya inanmaz, inanca ihtiyacı olan insanlar için en azından dinler günümüze uygun olarak yeniden şekillendirilmelidir.
Ben bütün dinlerin insan uydurması olduğuna inanırım, bir başkası allahın varlığına inanır.
İnanç nasıl olursa olsun bir başka insanın hayatını etkilemelidir.
Kafurun süresi
* * 1. De ki: "Ey Kâfirler!" *
* * 2. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk etmem." *
* * 3. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." *
* * 4. "Ben sizin kulluk ettiklerinize kulluk edecek değilim." *
* * 5. "Siz de benim kulluk ettiğime kulluk edecek değilsiniz." *
* * 6. “Sizin dininiz size, benim dinim de banadır.” *
Madem islamiyete inanıyorsunuz, o zaman *son inen sürelerden olan kafurun süresini uygulayın.
Bakın peygamber bile kendini değiştirmiş, eskiden gördüğünüz yerde öldürün diyordu.
Sn. Walla,
“Bence; bütün dinler insan uydurmasıdır.” Diyorsunuz.
Bu, sizin inancınız, eyvallah.
O halde ne diye kitaptan sünnetten bahsedip duruyorsunuz?
Bırakın; Peygamberin uydurdukları!!! ile sahabenin, tabiinin uydurdukları ile amel etme işini bizlere. Siz niçin inanmadığınız şeyleri dayanak, isnat, konu yapıyorsunuz?
Rahat olun, sakinleşin.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Madem kurana inanıyorlar o zaman kafurun süresini okusunlar. Şeytan amerikayı, israili bırakıp kendi işlerine baksınlar.
Sn. Walla,
Onu ben de isterim de hangi babayiğide söyleyeyim diye de merak ederim?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
XI. Bölüm (Cuma gününüz hayırlı olsun)
“Gündelik ekmeğimizi bize günden güne ver.” (İncil, Luka, 11. Bap (3)
Avrupalı Emperyalistler kauçuk veya şekerkamışı plantasyonlarında köle olarak veya köye gibi çalıştırdığı yerlilere İncil’deki bu ifade de olduğu gibi yiyeceklerini ölmeyecek kadar ve günden güne vermiştir.
“Siz ne yiyeceğiniz ve ne içeceğinizi aramayan, ne de vesvesede olun. Çünkü dünyanın milletleri hep bunları ararlar Babanız da bu şeylere muhtaç olduğunuzu bilir. Fakat siz onun melekutunu arayın ve bu şeyler size artırılacaktır. Ey küçük sürü, korkma zira babanız melekutu size vermeğe razı oldu. Neniz varsa satın ve sadaka verin. Kendinize eskimeyen keseler, göklerde eskimeyen hazine yapın, orada hırsız yaklaşmaz. Ve güve de bozmaz. Çünkü hazineniz nerede ise, yüreğiniz de orada olacaktır.” (İncil, Luka, 12. Bap (29-34))
İncil bu ifadeleriyle gökyüzünü sadece Tanrıya tahsis etmekle bırakmamış, fakir fukaraya da yer ayırmıştır. Ne Tanrının ne de fakirlerin bu dünyada yerleri yoktur. Bahsi geçen sadaka verme işi de gerçek fakir fukaraya değil sadece ve sadece Kiliseye verilir.
“Kardeşler, baş kahin olduğunu bilmiyordum, çünkü; Kavminin reisi için kötü söylemeyeceksin. Diye yazılmıştır.” (İncil, Resullerin İşleri, 23. Bap (5)
Zalim krallar için emniyet subapı olsun diye İncil’e yerleştirilmiş bir ifade. Krallar ne kadar zulüm yaparsa yapsın aleyhlerinde konuşulmayacaktır. Şayet konuşulursa; Kiliseye göre suç işlenmiş olunacaktır. Cezalarsa genellikle ölümdür.
“Size eza edenlere hayır dua edin ve lanet etmeyin.” (İncil, Romalılara 12. Bap (14))
Bu ifade zulmü kutsamaktan başka bir şey değildir. Size zulmedenlere dua edin denilmektedir. Size zulmedenlere dua edin denilmekle, dualarınızla güçlensinler daha fazla zulmetsinler mi denilmek isteniyor?
“Ey Hizmetçiler, efendilerinize, yalnız iyilere mülayimlere değil, fakat ters huylu olanlara da tam korkuyla itaat edin.” (İncil 1. Petrus, 2. Bap (13-18))
Şu ifadele birçok şeyi orta yere koymaktadır. Sadece iyilere değil kötülere de saygı gösterilecek. Üstelik korkarak. Bununla da yetinilmemektedir. Sakın ha hürriyet mürriyet deyip de zulme karşı gelmeyin ve sömürüye karşı gelmek cahilliktir. Böyle cahillik yapanları aranızda barındırmayın.
Okumuş olduğum pek çok kitapta ve seyrettiğim filmlerdeki keşişler hep dikkatimi çekmişti. Yaptıkları işin özeni ve kendilerini vakfetmeleri karşısında saygı duymaktan başka bir şey yapamamıştım. Bir topluma ulaşmak için kendi dinlerini yayma uğruna çektiklerini düşündükçe gözümde büyür büyürdü.
Bu okuduklarınızdan sonra belki kişisel olarak onlara saygıda bir eksilme olmamasına rağmen genel siyaset uzantıları ile keşişliğin, aslında köleliğe ilk adım olduğunu kavrayabiliyoruz. Temelleri 325 li yıllarda, İznik’te atılmış olan binalar, orta çağda artık bitmiş kapıları kilitlenmiş, pencerelerine parmaklıklar takılmış, içindekilerin hepsine tek tek zincirler geçirilmiş ve yapı tamamlanmıştı.
Kilisenin doğuşu ve ruhbanlığın tekamülünden sonra İncil’deki değişiklikler doğrultusunda Kilise icraatına başladı. Bu hususta;
“Kilise zulme karşı ayaklanan, tağutlara karşı isyan eden kimseleri dinden çıkarmakla ve Allah tarafından lanet edilmekle tehdit etmeye başladı. Bir yandan da zulme karşı ayaklananları uyuşturmanın yolların aradı. Şöyle ki; Dünya hayatında zulme razı olmak, ahirette kendisinden razı olunmanın anahtarıdır. Demeye başladı. Diğer taraftan ayaklanan kölelere ve serflere şöyle deyip, uyuşturmanın yollarını aradı. Efendimiz Mesih; Dünyada iki efendiye hizmet eden bir kimse, yalnız bir efendiye hizmet eden kişiden daha iyidir. Demektedir. ” (Demokrasi, Muhammed KUTUP)
Devam edecek…
XII. Bölüm (Pazartesi gününüz hayırlı olsun)
RUHBAN SINIFININ DOĞUŞU, GÜNAH ÇIKARMA, SERVET SAHİBİ OLMA.
Buraya kadar alıntı yaptığımız İncil bölümlerinden, İncil’i değiştirenlerin birinci hedefinin zulüm ve sömürüye insanların karşı gelmemesi, şayet karşı gelirse Tanrıya karşı gelmiş olacakları mesajını vermek olduğu ortaya çıkmaktadır. İncil’de yapılacak değişiklikleri yapanların ve bunu halka kabul ettireceklerin yani papazların da çıkarının olması gerekmektedir. Kuru kuruya iman satılmaz ve bunun bir karşılığının olması gerekmektedir. Bu değişikliklerden papazlar da nasibini almıştır. Papazların nasibi ruhbanlığın doğuşu ve Kiliseye bağış kılıfıyla sınırsız servetlerin edinilmesi olmuştur. *
Nasipsizlik ise, Ortaçağ Avrupa’sının zavallı halkına kalmıştır. Aşağıda İncil’den alıntılarla ruhbanlığın doğuşu, servet toplama yolları ve günah çıkarma konularının meydana çıkışının izahını bulacaksınız.
“İsa da onların imanının görerek, inmeliye dedi: Oğul, günahların bağışlandı. Fakat orada yazıcılardan bazısı oturup yüreklerinden düşünüyorlardı; Bu adam neden böyle söylüyor? Küfrediyor. Yalnız Allah’dan başka günahları kim bağışlayabilir? İsa da, içlerinden böyle düşündüklerini hemen kendi ruhunda bilerek onlara dedi. Niçin yürüklerinizden bu şeyleri düşünüyorsunuz? Hangisi daha kolaydır? İnmeliye, günahların bağışlandı demek mi? Fakat insanoğlunun yeryüzünde günahları bağışlamak kudreti olduğunu bilesiniz diye; Sana söylüyorum; Kalk, yatağını kaldır da evine git” (İncil, Markos, 2. Bap (5-12))
İncil’de bahsi geçen bu olay Hz. İsa’nın inme hastası birisinin günah çıkartarak hastalığını iyileştirmesin anlatmaktadır. Bu bahis papazlara günah çıkarma yetkisini vermiştir. Günah çıkarma ise papazların halkın sırlarını öğrenmesine ve zaman zaman bunu halka karşı şantaj unsuru olarak kullanmasına yaramıştır. Yine bu konu yüzünden Avrupa’da tıp ilminin asırlarca önü tıkanmıştır. Papazların bu ifadeleri yorumlayışı hastalıkların günahlardan dolayı olduğu ve günah çıkarılınca hastanın iyileşeceği şeklinde olmuştur. İleride ad anlatılacağı gibi bu sakat anlayış asırlarca Avrupa’da hekimliğin yasaklanmasına neden olmuştur.
Günümüzde en yaygın mezhep olan Katoliklerde günah çıkaran Hıristiyan şöyle konuşur;
“Kadir olan Tanrı’ya, hala bakire olan mesut Meryem’e, Mikail’e, Saint Jean Baftist’e, havarilerden Saint Pierre ve Saint Paul’a, bütün azizlere (ve siz pederime), itiraf ederim ki; Ben düşünceyle, sözlerle, hareket ve unutkanlıklarla çok günah işledim. Bu benim hatam, bu benim hatam, bu benim büyük hatamdır… Senin mukaddes rahmetine güvenerek, bir daha sana karşı gelmemeye karar ve tövbe ettik.”
Bunları dinleyen papaz şöyle der;
“Baba’nın, Oğul’un ve Mukaddes Ruh’un adına günahlarını affettim.”
“İsa hazine karşısında oturup halkın hazineye nasıl para attığını gördü. Birçok zenginler, çok attılar. Fakir dul bir kadın gelip bir mangır eden iki pul attı. İsa şakirtlerini yanına çağırıp onlara dedi; Doğrusu size derim; Bu fakir dul kadın hazineye atanların hepsinden çok attı. Çünkü; onların hepsi kendilerine artakalandan attılar. Fakat bu kadın eksik olanından bütün varını, hep nafakasını attı” (İncil, Markos, 11. Bap (41-44))
İncil’de bu ifadeyle papazların parayla başlayıp mal mülkle devam eden servet biriktirmeleri meşrulaştırılmaya başlanmış oluyor. İleride daha çarpıcı örneklerle meşrulaştırma devam edecektir. Örneklere bakmaya devam ediyorum.
“Ve onlara dedi; Bütün dünyaya gidin, İncil’i bütün hilkate vazedin. İman edip vaftiz olunan kurtulacaktır. Fakat iman etmeyen mahkum olacaktır. Şu alametler iman edenlerle beraber gidecektir. Benim ismimle cinler çıkaracaktır. Yeni dillerle söyleyecekler. Yılanlar tutup kaldıracaklar. Öldürücü bir şey içseler onlara hiç zarar etmeyecek. Hastalar üzerine elleri koyacaklar ve onlar iyi olacaklar.” ( İncil, Markos, 16. Bap (15-18))
Bahsi geçen olay Hıristiyanlık anlayışına göre Hz. İsa’nın gömüldükten sonra, göründüğü havarilerine hitabıdır. Bu ise ruhbanlık denilen ve günümüzde dahi Hıristiyanlığın, din adamlarınca sömürülmesini sağlayan şeydir. Burada geçen cin çıkarma ifadesi sayısız Hıristiyan’ın hayatına mal olmuştur. Birçok ağrılı hastanın içinde cin var denilerek, papazların cini çıkarmak amacıyla karınlarını veya kafalarını yarmaları neticesinde ölmelerine sebebiyet vermiştir.
Devam edecek…
spartacus
09-10-2006, 12:14
Sevgili Mhmmd, takdirle bile yetersiz kalınacak güzel bir emek sarfediyorsun, anlayana güzel bilgileri, en doğru yerinden veriyorsun.
Kapağı ortaya koyarak kavanozu izah ediyorsun, peki gerçekten İncil yada diğerleri, çağa ayak uydurmak için mi değiştirildi, yoksa özü zaten bumuydu?
Görevi meşruluk kazandırmak olmasın, tabi yeni rotüşlar ile?
Birçok ağrılı hastanın içinde cin var denilerek, papazların cini çıkarmak amacıyla karınlarını veya kafalarını yarmaları neticesinde ölmelerine sebebiyet vermiştir.(Mhmmd)
Evet Ortaçağ, dini kurguların ve dini kahramanların yetmediği her yerde yeni tipde hurafeler edinmiştir kendisine. Çünkü yıkılan toplumsal bir yapı(feodal), artık ayakta kalmak için topluma doğru kusmaktadır, yüzyıllarca o'nu ayakta tutan kutsallığın çatırdaması, ancak yeni korkular ile tamir edilebilirdi, cinler, cadılar, kafa paraları, cennetten arsa, çünkü gerçek bu dünya insanlar için kötü ve katlanılamaz idi, o halde sonsuz mutluluğa erişmek için, Kilise merdivenlerine diz çökerek, dizleri üzerinde kurtuluşa yalvarmalıydılar, oda, kurdun(din adamlarının) şefkatli?! elleri idi. Ama işte görüyoruz her hurafede başvurulan yer, tabiri caiz ise, kuzunun, kurda teslimidir=kilise.
Burada şu çelişki vardır, kilise hurafeler ile kısaca, kutsal düzen artık hurafeler ile mi ayakta tutulmaya çalışılıyordu, ve kilise yine asli görevinin başındamıydı?
Oysa Anadoluya baktığımızda ise durum yine aynıdır ve yine vahimdir, değiştiği iddia edilen İncil, yukarıdaki alıntıda edindiğimiz sonuca ulaşıyor ise, şeytanı öldürmek için karısını öldürenlere, boşandığında imam yolu tutanlara, sara hastalarının hoca hoca gezdirilip, kalın sopalar ile direklere bağlanıp söyle bakalım kafanda hangi cin var, kısasa-kısas diye, severek evlenen ama kaçanlara karşı, erkeğin kardeşine tecavüz edilmesi... ve daha burada samayacağımız kuzuyu, kurda teslim edilmesi nedir?=Cami, imam.
Sonuçlara bakarak değişmeyeninde aynı sonuçları oluşturması garip değil mi? Üstelikde aynı çözüm noktasında durması(kilise).
Mesala müzik yok sadece ilahi, resim sanatı sadece hattat, şiir salt yalancı, şair sırf yalancı... vs anlayışları sanki toplumu sosyal açıdan insan yerine koymanın önüne geçilmesi gibi, ve okulların salt üst kesim için geçerli olması, onlarında Farsça ve arapça eğitim görmesi, topluma ise salt dini eğitimin enjekte edilmesi, garip değil mi? Peygamberin şeytanı direğe bağlaması, sara hastasını şeytana bağlarcasına bağlamak gibi olması, şeytanın taşlanması ve taşa olan saygının ve binaya olan tavafların, cinlerin varlığının, ruhların bedenden ayrılığının..... sanki, kağıt ile mürekkeb gibi değil mi? Kağıt var, mürekkep var, sonradan yazmak da suç değildir sanırım. Zamanında, acımasız olan ağaların mezarlarına bu gün evliya diye çaput bağlanması, o mezarlarıda ama sahiplerinide ruhban yapmamış mı? Korkularımız kurgulanmış ise, ve bizlerde korku oluşturulup kurtuluşu kurda havale etmiş isek, ruhbanlar kurt, insanlar kuzu olmuyor mu?
Yastığımızın altında, sarımsak taşımalıyız, vampire karşı, belaya karşı araçlarımıza Maşaallah yazmalıyız, evlerimize ve işyerlerimize yine ilahi şeyleri, süslü tablolar ile yapıştırmalıyız..........................
Sn. Spartacus,
Değerli değerlendirmeleriniz için teşekkür ediyorum.
Benim için önemli olan; sayısı bir bile olsa ANLAYANIN anlaması.
Tüm sorularınıza, düşündüğünüz cevapları onaylarım.
Laf aramızda bu yazı dizisine başladıktan sonra daha iyi kavrayabiliyorum;
Din diye yutturulanları. Gah ordan gah buradan, ama illa da İslam’dan.
Elimdeki uzun saplı kaşığı uzattım size, içinde var DOĞRULUK
Siz de aynı kaşıktan sunmaktasınız bana, derinden bir soluk.
Tutun ki benim kaşıkla ben, sizin kaşıkla siz yemek istese
Ne sizi doyurur ne de beni, önümüzdeki dolu hamurluk.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Yahudi kolları, Tevrat’ın talimatları doğrultusunda tarih boyunca birçok insanı kanlarını kullanmak için öldürmüştür.
Tevrat’taki talimat şöyledir:
“-Yiğitlerin etini yiyeceksiniz ve Dünya beylerinin kanını, koçların, kuzuların ve ergeçlerin, kanını içeceksiniz… Ve sizin için kestiğim kurbandan, doyuncaya kadar yağ yiyeceksiniz ve sarhoş oluncaya kadar kan içeceksiniz.” (Tevrat, Hezekiel 39. Bap (18-19))
Bunun içindir ki, “Yahudilerin yılda en az bir kere Yahudi olmayan insanların kanından bir damla içmesi vaciptir” (Akrebin Kıskacında Güneydoğu)
Sevgili Mhmmd,
kusura bakma, bir taraftan iş bir taraftan site ile uğraşınca senin yazılarını kaçırmışım. Daha yeni gördüm. Yazı dizinin ilk iki yazısını okudum ve hayret ettim. Sen ki, anladığım kadarıyla nesnel davranmaya gayret eden bir arkadaşsın. Diğer bölümleri okumadım daha, ilk iki bölümü okudum. Yahudilerin insan kanı içtiği üzerine yukardaki bölümü yazıp arkasından da başka kanıtlar göstermeye çalışmışsın. Ben Tevrat üzerine birçok yazı yazdım ve ciddi şekilde Tevrat'ı incelemeye çalışıyorum.
Yukarda yazı tamamen uydurma. Her nerden aldıysan yazının yazarı metnin içinden bir bölüm cımbızlanıp saçma sapan bir yorum yapmış. Hezekiel'deki en azından Magog-Gog bölümünü okursan olayı görürsün. Orda Hezekiel'in görümleri anlatılır. Bunlar aynı İncil'İn sonundaki Vahiy bölümü gibidir, rüya tarzında şeylerdir. Aynı zamanda da bir tür kehanettir. Tanrı, Hezekiel'e İsrail'in geleceğini gösterir. Magog ülkesinden Gog adında biri (muhtemelen kraldır) İsrail'e saldırı ve taş taş üzerinde bırakmaz. Sonra Tanrı yeniden İsrail'lilere güç verir ve Gog'u perişan eder. Gog'un bütün ordusu öldürülüp Hamon-Gog vadisine gömülür. Sonra da tanrı Hezekiel'e şöyle der:
17 İnsanoğlu, Egemen RAB şöyle diyor: Her çeşit kuşa ve yabanıl hayvana seslen: `Sizin için hazırlayacağım kurbana, İsrail dağları üzerindeki büyük kurbana gelin, her yandan toplanın! Orada et yiyecek, kan içeceksiniz.
18 Başan`ın besili hayvanlarının -koçların, kuzuların, tekelerin, boğaların- etini yiyip kanını içer gibi yiğitlerin etini yiyecek, dünya önderlerinin kanını içeceksiniz.
19 Sizin için hazırlayacağım kurbandan doyana dek yağ yiyeceksiniz, sarhoş oluncaya dek kan içeceksiniz.
20 Soframda atlardan, atlılardan, yiğitlerden ve her çeşit askerden bol bol yiyip doyacaksınız.
Yani ortada vampirlik olayı falan yok. Tümüyle uydurma bişey bu. Evet, kan içmekle ilgili bazı dinsel inanışlar olmuştur tarihte, ama bildiğim kadarıyla tek tanrılı dinlerde bu yok, daha çok doğu dinlerinden gelen şeyler. Eski Türk ve Moğol dinlerine bir bakmak gerek bunun için. Ha tabii en ünlüsü Aztek dinleridir. Çocuk kurbanları olayı Tevrat'ta çok tartışılan birşeydir. Tevrat, daha önceki dinlerde olan bu olaya ısrarla karşı çıkar.
Sn. Sargon,
Değerlendirmeleriniz, bilgileriniz ve uyarınız için teşekkür ediyorum.
Dizinin, IV bölümünün başındaki uyarı ile devam etmeme rağmen, yetersiz kaldığımı ben de düşünüyorum.
Kitaptan yaptığım alıntıların çoğunda kaynak göstermesi dikkatinizi celp etmiştir.
Tabii ki bu dizi bir görüştür, bir düşüncedir.
Sizin gibi değerli araştırmacıların yardımı ile daha da mükemmeli bulmaya çalışacağız.
Sitenizden İncil’i indirmiş olmama rağmen Tevrat konusunda henüz fakirim.
Bu yüzden Tevrat alıntılarını karşılaştıracağım başkaca bir kaynağım maalesef yok.
Bu arada sizlerin de bir açığı! ortaya çıkmış bulunmakta. ;)
Bizlere Tevrat konusunda indirilecek bir dosya hazırlamamışsınız.
Bir de; yazar zannedersem kitabın başında, ilginç ve korku uyandıran bir uyarıcıyı abartarak vermiş.
Gerçi, şu an siz 2. bölümü okumuşsunuz. Bu gün 12. bölümü yayına verdim, 17. bölüme başladım. Ve daha birinci cildin yarısına bile gelmedim.
Tüm bunlara rağmen alıntılarımda daha dikkatli olmaya çaba sarf edeceğim.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Mhmmd,
ben seninle daha önce Kuran üzerine tartıştığımız zaman seni gerçekten ciddi ciddi araştırma yapmayı seven biri sanmıştım. Yazdığın yazıların şimdi de 4. bölümüne kadar okudum. Artık hayret etmiyorum. Sen sahtekarmışsın. Yazdıklarının hepsi uydurma. Bu yalanlarını sırayla ortaya koyarım. Sadece Tevrat'tan yaptığın aktarmalar değil, diğer bilgiler de uydurma. Yok Yahudiler toplu seks yapıyorlarmış, yok çoluğuyla çocuğuyla yatıyormuş. Yazılanları takip etmedik diye ipini alıp oynatmışsın. Bu kadar büyük terbiyesizlik ve ahlaksızlık görmedimn ben daha.
Bu yazı dizini sona erdireceğim senin. Apaçık yalan ve iftira ile ırkçılık yapıyorsun. Böyle bir yüzsüz olacağını tahmin etmemiştim doğrusu. İnanılmaz sinirlendim sana.
Tevrat'ı bulamamışmış. Seni sahtekar. Her yer tevrat dolu. Al işte.
http://www.kutsalkitap.com/kkitap/
Tevrat eleştirisi istersen daha önce yazdık. Sitenin ana sayfasından ulaşabilirsin. Senin gibi sahtekarlık yapmadan yazdık ama.
http://www.turandursun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=5&mode=nested&order=0&thold=0
http://www.turandursun.com/modules.php?name=News&file=article&sid=14&mode=nested&order=0&thold=0
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=3738
Sen walladan da çirkinmişsin. Alevilerin mum söndü yaptığı, Türklerin çocuk yediği iddialarından ne farkı var bu yalanlarının.
Cevap verme hakkını kullanman için bir süre kapatmayacağım başlığını. Ancak kibar sosyete ağzıyla yalan dolan dolu ırkçılık sürdürmene de izin vermeyeceğim senin, bilesin.
Yazılarını okudum mhmmd,
Yahudilikle ilgili ırkçı yazıların silindi, daha doğrusu sandık odasına kaldırıldı. Yaptığın şey yalan dolanla, sahtekarlıkla ırkçılığını desteklemeye çalışmaktı. Tevrat'tan yaptığın bütün alıntılarında sahtekarlık vardı. Cümleleri değiştirmiş ve tam tersi anlamlar çıkarmışsın.Gerçekle zerre kadar alakası olmayan iddialarını utanmadan yazmışsın.
Tevrat'ın eleştirilecek onca şeyi varken bunları eleştirmeyip, kendi ırkçılığınıza gerekçe oluştarabilmek için çarpıtma yapmak ancak böyle saygılı görünen sahtekarlara yakışır.
Hıristiyanlıkla ilgili kısımlar kalabilir. Onlarda ırkçılık ve çarpıtma yok. Kendi görüşün var. Ama senin zavallılığın görülüyor orda da. Çünkü İslam ülkesinde Hıristiyanlık eleştirisi yapmak kolay iştir. Karşına çıkacak kimse yoktur zaten. *Halbuki bu ülkede yüzyıllardan beri İslami gericiliğin çektirdiği acılar yaşanıyor, Hıristiyanlığın değil. Senin gibi tatlı su (aydın demeye dilim varmıyor açıkçası) ancak hıristiyanlık eleştirisi yazar işte. Argümanlarını da zamanında marksistlerin yaptıkları eleştirlerden tırtıklayarak.
Sn. Sargon,
Sadece sizinle değil, bu sitede hiç kimse ile İslam üzerine tartışmalar yaptığımı hatırlamıyorum. Hele hele inceleme ve araştırma üzerine tartışmalar yapmak benim için lüx.
Baştan beri tekrarladığım gibi ben bir öğrenci olarak burada bulunuyorum. Hiçbir şeyin ne avukatıyım ne yargıcı. Hele hele bir aydın hiç değilim (dilinizin varmadığı kadar yani)
Doğrusunu isterseniz; sahtekarlığımı, terbiyesizliğimi, uydurmacılığımı, yalanlarımı, ahlaksızlığımı, yüzsüzlüğümü, çirkinliğimi, utanmazlığımı, zavallılığımı sizden duymak beni oldukça rahatlattı. Tüm hakaretleriniz için teşekkür ederim!
Öyle ya herkes haddini bilmeli.
Ben kim oluyorum da sizin sitenize girip yazı yazabiliyorum.
Ben kim oluyorum da sizin görüşünüz harici bir görüşü sadece aktarma dahi olsa ileri sürebiliyorum.
Ben kim oluyorum da; kendilerinin bile ırkçı bir din olduklarını beyan ettikleri, sapıtılmış ve sapkın Yahudi tarikatlarını yazabiliyorum.
Eğer yazacaksam varıyla yoğuyla, doğrusuyla yanlışıyla, haklısıyla haksızıyla, akıllısıyla delisiyle, allısıyla pullusuyla İslam’a küfretmeliyim, Allah’la dalga geçmeliyim, imana gülmeli, ibadetle alay etmeliyim.
Site sizin siteniz, kalıcı olan sizlersiniz, ben sadece bir yolcuyum.
Bütün güzellikler sizindir, kötülükler benim der aldığım duyum.
Yüceltmek insanı eriştirmez bir yere, yermek lazım pişmek için.
Hem düşsün hem sürüklensin, küfredilip azarlansın tüm kötü huyum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Sn. Merwe,
Yazımın; 2. 3. 4. 5. 6 ve 7. bölümlerini,
“Bu yazılar ırkçılığı teşvik ettiği ve bir ırka karşı önyargı bildirdiği için kaldırılmış, yazarı da uyarılmıştır.
merwe”
Uyarısı ile köy sandığına! Kaldırmışsınız. Hayırlı olsun.
Bir bölüm yaklaşık 60 dakikama mal oluyordu. 6 bölümde 360 dakikayı düştük yaşamdan. Keşke baştan uyarınızı yapsaydınız da bu kadar bilgisayara kilitlenmeseydim.
Her şeyde bir hayır olduğu ne kadar doğru.
Bu yazılarım bana turnusol kağıdı işlevi gördü.
Uyarınız alınmıştır, siz rahat olun.
Ayrıcı site sizin, başlığı kilitlemekle de kalmayıp diğer yazıları da köy sandığına kaldırabilirsiz. Ben vereceğimi verdim, alacağımı da aldım. Teşekkür ederim.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
spartacus
10-10-2006, 12:57
Mhmmd,
ben seninle daha önce Kuran üzerine tartıştığımız zaman seni gerçekten ciddi ciddi araştırma yapmayı seven biri sanmıştım. Yazdığın yazıların şimdi de 4. bölümüne kadar okudum. Artık hayret etmiyorum. Sen sahtekarmışsın. Yazdıklarının hepsi uydurma. Bu yalanlarını sırayla ortaya koyarım.
Bu yazı dizini sona erdireceğim senin. Apaçık yalan ve iftira ile ırkçılık yapıyorsun. Böyle bir yüzsüz olacağını tahmin etmemiştim doğrusu. İnanılmaz sinirlendim sana.
Sen walladan da çirkinmişsin. Alevilerin mum söndü yaptığı, Türklerin çocuk yediği iddialarından ne farkı var bu yalanlarının. (Sargon)
Sevgili Sargon, hocam, kusura bakma, sanırım yahudilikten başladık, hristiyanlık ile gidilecekti, en sonunda inanıyorum ki islama da ve onların kullanımına da girilecekti, yahudiliğin kullanımında sakat bir yan görmenize karşı, hıristiyanlıkda görmemeniz bir done ise, diğerininde yanlışını değil, doğrusu ile gidilirdi, kaynak vermeniz yeterli olurdu.
Eğer bir araştırma yapılacak ise, nereden başlamalı? İlkinden ve eğer bu seyir içinde, elde olmadan da olsa yanlı kaynakların varlığı sözkonusu ise, kimseye yargı ifade edilemez.
http://www.kutsalkitap.com/kkitap/?b=26
Rab`bin Görkemi Hezekiel`e Açıklanıyor
1 Otuzuncu yılda*fa*, dördüncü ayın* beşinci günü Kevar Irmağı kıyısında sürgünde yaşayanlar arasındayken gökler açıldı, Tanrı`dan gelen görümler gördüm. (BAB 1:1)
(BAB 39)
16 Orada Hamona*fh* adında bir kent olacak. Böylelikle ülke arındırılacak.
17 İnsanoğlu, Egemen RAB şöyle diyor: Her çeşit kuşa ve yabanıl hayvana seslen: `Sizin için hazırlayacağım kurbana, İsrail dağları üzerindeki büyük kurbana gelin, her yandan toplanın! Orada et yiyecek, kan içeceksiniz.
18 Başan`ın besili hayvanlarının -koçların, kuzuların, tekelerin, boğaların- etini yiyip kanını içer gibi yiğitlerin etini yiyecek, dünya önderlerinin kanını içeceksiniz.
19 Sizin için hazırlayacağım kurbandan doyana dek yağ yiyeceksiniz, sarhoş oluncaya dek kan içeceksiniz.
20 Soframda atlardan, atlılardan, yiğitlerden ve her çeşit askerden bol bol yiyip doyacaksınız. Egemen RAB böyle diyor.
İnsan nelerde yazar yada görürmüş, oysa şu belgeler sözde anti siyonist birisi için ne kadar referanssa, tam tersi içinde o kadar referansdır. Bin kere dahi söylense eskimeyecek gerçek, hiç bir din çapulculuklar ile açıklanamaz ama her çapulculuk din ile açıklanabilir.
Oysa rüyaymış, sadece bir rüyaymış, mantığın, içeriğin ise hiç bir önemi yok, sadece rüya. Oysa görüyoruz ki ne gelmiş ise insanlığın başına, dini kalkan, emri kılıç yaptıktan sonra gelmiş. Ne bu olayların tam suçlusu dindir ama nede onun dışında değildir, sorun insanda.
İnsan ise, elinde hazır senaryosu ile doğmuyor, insanın düşünsel senaryosunu çevre çiziyor, baştan yolu gösteriyor, doğru bir yolmu, eğri bir yolmu, nereye gidiyorun soruları ise, insanın bunu idrak ettiği, hissettiği yaşlarda başlıyor. Ve aaştırmaya hazır içine doğduklarınızdan başlıyorsunuz, ön yada son yargılarınız onunla şekilleniyor. Hasımlarınızda.
İnsan hasım değil, hazır bulunmuş çevrenin içinde olmaya çalışmalıdır.
Bir düşünce ne olursa olsun bir kez dayatılmış ise, hükmünü yitirmiştir, artık ne alınacak nede verilecek bir şey yoktur.
Şaşırdım! Ki okuyordum, ve şu ana kadar kaynağın günahını görüyorsakta, görmediğimiz yerde gören arkadaştan ele gelir bir yazı umuyorduksada, bunu göremedik. Oysa H.Y nin copy-paste yazıları kaynaksız olarak sitede cirit atarken, isminin bile çelişki olduğu Harun Yahya evrimle bile uğraşırken, hiç bir sorun yokmuydu?
Neyse, kaynak insanı sahtekar yapmaz, belki bilinçsizce yönlendirir ama, doğrusu kaynağın yanlılığına vurgu yapabilmektir, onun aldattığı kişiyi suçlamak değil. Keşke emek verip, şahsi olarak insanları bir yere koymadan, ona anlatmayı başarmış olsa idik. Oysa insanın kötüsü, bildiğini paylaşan ama yanlış mı doğrumu ayırdımında olmadan, aldığını inandığı gibi ifade edende değildir.
Hepimizde bilinsizliğin içine doğuyor ve bizlere inandırılan şeyleri bayrak yapıp, koşmaya başlıyoruz, nerede olursa olsun, doğru yada yanlış bilgimizi paylaşmaya kalkıyoruz, işte insan ancak yolda düşünebiliyor, önemli olan ayağı tökezlemesin...
Sevgili spartakus,
Öncelikle forum yöneticiliğini kutlarım. Senin yönetici olmanı destekledim. Ancak öğreneceğin şeyler var. Önce benim niye bu kadar sert bir tepki verdiğimi düşünseydin daha iyi birşey yapardın. Öncelikle eğer mhmmd'nin Yahudilikle ilgili yazılarını daha önceden okudu ve tepki vermedi isen seni *de kınıyorum. Bunu forum yönetimi forumunda da yazdım. Apaçık yalanlarla ırkçılık yapıldığını anlamak için çok bilgili olmaya falan gerek yok. Yazılanların şaşırtıcı gelmesi üzerine yapılacabilecek çok basit bir inceleme bile mhmmd'nin nasıl bir sahtekar olduğunu anlamaya yeterdi. İddia edilen şeyler Yahudilerin kan içtiği, çocukları kestiği, kızlarıyla yattığı, babalarını becerdiği, toplu seks alemleri düzenlediği gibi tümüyle gerçek dışı şeyler.
Hepsini yazamayacağım. Böyle bir sahtekara fazla zaman da ayırmaya gerek görmüyorum. Ama madem ki senin gibi bazı insanların kafası karışmış, bir iki açıklama daha yapayım.
Sahtekar yazarımız bir alıntı yapmış Tevrat'tan. Böyle cımbızlanıp değiştirilmiş alıntılarla yolu açıp ondan sonra da Yahudilere hakarete girişiyor.
“Ve Nuh çiftçi olmağa başladı ve bir bağ dikti ve şarap içip sarhoş oldu ve çadırının içinde çıplak oldu, …Ve Nuh şarabından ayıldı ve küçük oğlunun kendisine yaptığını anladı” (Tevrat, Tekvin, 9. Bap (20-21-24))
Yukardaki bölümde 20-21 ve 24 yazıyor. Neden acaba? Çünkü metnin aslı şöyle:
Nuh çiftçiydi, ilk bağı o dikti.
21 Şarap içip sarhoş oldu, çadırının içinde çırılçıplak uzandı.
22 Kenan`ın babası olan Ham babasının çıplak olduğunu görünce dışarı çıkıp iki kardeşine anlattı.
23 Sam`la Yafet bir giysi alıp omuzlarına attılar, geri geri yürüyerek çıplak babalarını örttüler. Babalarını çıplak görmemek için yüzlerini öbür yana çevirdiler.
24 Nuh ayılınca küçük oğlunun ne yaptığını anlayarak,
25 şöyle dedi: “Kenan`a lanet olsun, Köleler kölesi olsun kardeşlerine.
26 Övgüler olsun Sam`ın Tanrısı RAB`be, Kenan Sam`a kul olsun.
27 Tanrı Yafet`e*fö* bolluk versin, Sam`ın çadırlarında yaşasın, Kenan Yafet`e kul olsun.”
Öyküde Ham, babasının çıplak yattığını görür ve kardeşlerine söyler. Ama sahtekar mhmmd cümleleri cımbızlayıp olayın sanki Ham'ın Nuh'u düzmesi imiş gib gösteriyor.
“Ve gerçekten kız kardeşimdir, kendisi babamın kızıdır, fakat annemin kızı değildir; Ve benim karım oldu.” (Tevrat, Tekvin, 20. Bap (12))
Sahtekarımız daha önceden dört gönül gecesi diye uıyduruk birşey anlatıp arkasından da bu satırlarla sanki Yahudiler kendi kardeşleriyle yatıyormuş gibi göstermneye çalışır. Olay İbrahim'in Mısır'lılara yapmaya çalıştığı bir sahtekarlıkla ilgilidir aslında. Karısını kızkardeşi diye tanıtmıştır.
“Ve kardeşinin karısının yanına girdiği zaman, kardeşine zürriyet vermesin diye yere dökerdi. Ve yaptığı şey Rabbin gözünde kötü oldu ve onu öldürdü.” (Tevrat, Tekvin, 38. Bap (9))
Burda da olay çarpıtılmış. Olay bambaşka birşey. Yahuda oğlu Er'i Tamar adında bir kadınla evlendirir. Ama Er, tanrının gözünde kötü şeyler yaptığı için ölür. Bunun üzerine Yahudi töresi gereği, küçük kardeşin abisinin karısıyla evlenmesi gerekir. Onan, mecburen evlenir ama çocuk yapmak istemez. Menisini sürekli yere döker. Bu RAB'bin gözünde kötü olduğu için RAB Tamar'ı da öldürür. Öykü böyle sürer. Ama sahtekar mhmmd ne yapıyor? Öyküleri ırkçılığını kanıtlamak için araç olarak kullanmaya çalışıyor. Bunun için de abisi Harun Yahya'nın taktiğini uyguluyor.
Arkasından da böbürlene böbürlene şunları söylüyor:
Sevgili dostlar, sizleri bilmem ama Tevrat’ı; ilk defa bu çalışmamda inceleme fırsatı bulabildim. Sizlerin de okudukları gibi kutsallık atfedilen bir kitap olmanın ötesinde güncel ve avami yazıları olan bir mecmuada bile bulunamayacak ifadeler ve ithaflarla dolu. Okurken, gariptir; biri bizi gözetliyor programının yabancı bir versiyonu aklıma geldi.
Aradan 12 gün geçtikten sonra ben iki yazısını okuduğumda çarpıtmalar olduğunu farkedip uyarıyorum. Tevrat'ı incelediğini iddia eden sahtekar birden Tevrat'a ulaşamaz oluyor. İşte bana yazdığı cevap
Sitenizden İncil’i indirmiş olmama rağmen Tevrat konusunda henüz fakirim.
Bu yüzden Tevrat alıntılarını karşılaştıracağım başkaca bir kaynağım maalesef yok.
Bu arada sizlerin de bir açığı! ortaya çıkmış bulunmakta.
Bizlere Tevrat konusunda indirilecek bir dosya hazırlamamışsınız.
Seni sahtekar yağdanlık! Sonra bana kendisiyle daha önce hiç tartışmadığını söylüyor. İşte bu da mhmmd ile Kuran üzerine sayfalar dolusu yaptığımız tartışma
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4302
Sevgili Spartakus,
sen sanırım insanları tanımıyorsun. Hele bu yobaz takımını hiç tanımıyorsun. Arada gelip ileri geri laf edenler değildir asıl yobazlar. mhmmd gibi kafasının içinde taşıyıp, ince ince zehir akıtmaya çalışanlardır gerçek yobazlar. Harun Yahya bu yüzden bu kadar sevilmeyen birisidir. Gerçek bir yobaz ve sahtekardır. Mhmmd de ondan özenmiş. Umarım bu sahtekarla daha fazla zaman harcamamı istemiyorsundur.
Sn. Spartacus,
Sadece ve sadece sizin yazınızın naifliği, dürüstlüğü, adilliği ve derinliği için bu başlığı neticelendiriyorum. Ve diyorum ki;
Sn. Sargon ve değerli yönetim,
Önemli olan insanların elindekilerin ne olduğu değildir. Bu bir silah da olabilir bir tespih de. Önemli olan; insanların elindekiler ile ne yaptığıdır. İnsanlık orada başlar.
Silahı kaldıraç olarak kullanıp bir insanı, ağacın altından kurtarabilir ya da tespih teli ile bir insanın nefesini keserek öldürebilir.
Elimdeki veri yanlış olabilir. Ancak meramım doğruydu. Kim ne derse desin bu böyle.
Ben bu yanlışla, pek çokları gibi yanlışlar üretmedim. Yanlışları göstermeye çabaladım.
Her bir yazımın her bir harfi için bir parmak emeğim vardır. Hiçbir şeyi kes yapıştır yapmadım. İnanmasaydım sonucun güzelliğine bu emeği vermezdim. Ben ise daha yazının başında kaldım. 17. bölüme kadar olan kısım bir gösterge, belirleme, deneme ve hazırlık dönemi idi. Bu bölümden sonra esas konular ve olaylar ve belgeler gelecekti, olmadı. Sağlık olsun.
6 Bölüm, 360 dakikalık emeğin; tamamen silmiş olduğunuz yazımdaki, uyarı ve hatırlatmaları bir kez daha vermek istiyorum lütfen bunları bari okuyun.
“Din olgusunun beyinlerde yer ettiği şekli ile tezahürlerini, sığlığı, anlamsızlığı, ritüelizmi, yoz oluşumları az çok çevremizde ve güncel haberler içinde görmekteyiz. Tarihin derinliklerinde, küllenmiş, kaynakları tahrif edilmiş, toplum bilincinden silinmeye çalışılan uygulamalardan burada bahsetmek istiyorum. Tüm korkunçluğu ile bilinmeze yıkılan hataların eşliğindeki, unuttuğumuz, kitaplara geçmeyen tarihten. İd sahibi insanın tarihinden.” (1. bölüm başlangıç)
“Kendi satırlarım olmayıp, tamamen kaynaktan aktarıldığı için yumuşatamadığım yazım için şimdiden özürlerimi sunarım. Ancak gerçekler tüm çıplaklığı ile beyinlerimizde oluşturulamazlar ise tarihi çıkarımların anlamsızlaşacağını düşünüyorum. Eğer, bu ilk yazım; tarzından dolayı silinmez ise, konularımın devamını şevkle yazmaya çalışacağım.”
(1. bölüm son paragraf)
“Bu yazı dizimizde savunduğumuz şey; insan hayatındaki büyük etken din olgusunun yozlaşması ile içine düşülen vahşettir.” (2. bölüm son paragraf)
“Bu güne kadar Tevrat ve İncil’i eleştiren ve iki kitabın da insan eliyle değiştirildiğini ortaya koyan birçok kitap ve yazılar yayınlandı. Bizim konumuz bu kitapların eleştirisi veya sahteliğini ortaya koymak değil.
Bu konu; başka bir forum başlığında derinlemesine incelenmektedir.
İncil ve Tevrat’ı değiştirenler niçin değiştirmiştir? Veya değiştirmekteki amaçları neydi?”
(3. bölüm 2. paragraf)
“1. Hazırladığım yazı dizisindeki asıl kaynak 3 ciltlik bir eser. Yalnız, yazı dizisinin heyecanını bozmamak için, asıl kaynağın ismini müsaadenizle dizi bittiğinde vermek isterim.
2. Hazırlamış olduğum yazı dizisinde geçen Yahudi ve Hıristiyan öğretisinin bozulmuş, sapkın uygulanışıdır. Bu dinlere inanan ve/veya insani vasıflarını kaybetmemiş değerli arkadaşları tenzih ederim. Onların saf imanlarına karşı, sonsuz saygımı ve sevgimi ifade etmekten onur duyarım.” (4. bölüm ilk paragraf)
“Tekrar etmemde fayda olduğunu düşünerek bir not iliştiriyorum;
Ülkemizde de örneklerine sıkçı rastlanan; insanlıktan nasibini almamış, kendisini Müslüman, İslam diye lanse eden, toplumdan itibar gören, cüzdanı şişkin, yüzü pişkin, tespihi elinde, gözü yeni gelinde, uçkuru bozuk, sağ elindedir yüzük tiplemeleri de girer bu betimlemelere.
El aleme namus fetvaları verirken, üflerler şifalı nefeslerini namahremin her bir yerine. Görüntüsü ile para kazanmayı; görev,
Takvası ile itibarı; onur,
Ameli ile cennete yer etmeyi; umut eden geri kalmış ülkemin Pançovilla kılıklıları da var.
Ama dedim ya onları diğer arkadaşlar bolca irdelemekte.” (5. bölüm son paragraf)
Şimdi tüm bu uyarı ve hatırlatmalardan sonra, silinen yazılarımın için.
Üstüne alınan, dürüst, doğrunun peşinde, saf iman sahibi, gerçekçi, düşünen insanlardan özür diliyor ve haklarını helal etmelerini istiyorum.
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın.
Sevgili Sargon;
Posted: 2006-09-13, 23:56:25 * *Post subject: Re: AYETLERİN SAYISI *
--------------------------------------------------------------------------------
Sn. mhmmd,
aslında sorularına aktardığım yazılarda cevaplar verilmiş. Sorularını birkaç defa dikkatlice okudum. 5. soru dışındaki sorular aslında aynı sorunun farklı biçimde sorulmaları değil mi? Özet olarak daha önce Kuran'ın değiştiği niye iddia edilmedi de şimdi iddia ediliyor? Bütün bunların cevabı çok basit. İslami baskı sistemi. İtiraz edene göz açtırmamışlar, hatta yaşama hakkı bile tanımamışlar, her tür araştırmayı, sorgulamayı vahşi bir barbarlıkla engellemişler.
Kısacası yüzyıllardan beri kimse bu tür şeyleri iddia etmemiş falan değil. Size iki ayrı kaynak verdim. Şimdi de bir üçüncüsünü vereyim. Bu kaynakta da başka tartışmalar var.
http://www.radikal.com.tr/2000/08/16/dis/01isl.shtml
Bu yazıda bahsedilen Dr. Puin öğrendiğim kadarıyla yapılan baskılardan korkmuş ve araştırmayı bırakmak zorunda kalmış. Gericilik ve yobazlıktan için için yanan bir İslam toplumu karşısında bu tür şeyleri araştırmak o kadar kolay değil.
Sonuç olarak sorgulamanız çok güzel. İslam dünyası yüzyıllardır sorgulamayı unutmuş durumda. Hatta bir parça sorgulayanı bile hemen afaroz ediyor. Bence çok güzel bir şey yapıyorsunuz. Tabii sadece "pro" sorular değil "contra" sorular da görmek isterim.
Sevgilerle
Bu yazı ile başlayan bir süreçte işin aslını bilmememe rağmen sanki bir hadef belirlenmiş havası var.Lütfen yanılıyorsam,doğrusu konusunda *bizleri bilgilendirmeni rica ederim.
Mhmmd der ki:Elimdeki veri yanlış olabilir. Ancak meramım doğruydu. Kim ne derse desin bu böyle.
Ben bu yanlışla, pek çokları gibi yanlışlar üretmedim. Yanlışları göstermeye çabaladım.
Her bir yazımın her bir harfi için bir parmak emeğim vardır. Hiçbir şeyi kes yapıştır yapmadım. İnanmasaydım sonucun güzelliğine bu emeği vermezdim. Ben ise daha yazının başında kaldım. 17. bölüme kadar olan kısım bir gösterge, belirleme, deneme ve hazırlık dönemi idi. Bu bölümden sonra esas konular ve olaylar ve belgeler gelecekti, olmadı. Sağlık olsun."
Spartacus derki:İnsan nelerde yazar yada görürmüş, oysa şu belgeler sözde anti siyonist birisi için ne kadar referanssa, tam tersi içinde o kadar referansdır. Bin kere dahi söylense eskimeyecek gerçek, hiç bir din çapulculuklar ile açıklanamaz ama her çapulculuk din ile açıklanabilir.
Oysa rüyaymış, sadece bir rüyaymış, mantığın, içeriğin ise hiç bir önemi yok, sadece rüya. Oysa görüyoruz ki ne gelmiş ise insanlığın başına, dini kalkan, emri kılıç yaptıktan sonra gelmiş. Ne bu olayların tam suçlusu dindir ama nede onun dışında değildir, sorun insanda.
İnsan ise, elinde hazır senaryosu ile doğmuyor, insanın düşünsel senaryosunu çevre çiziyor, baştan yolu gösteriyor, doğru bir yolmu, eğri bir yolmu, nereye gidiyorun soruları ise, insanın bunu idrak ettiği, hissettiği yaşlarda başlıyor. Ve aaştırmaya hazır içine doğduklarınızdan başlıyorsunuz, ön yada son yargılarınız onunla şekilleniyor. Hasımlarınızda.
İnsan hasım değil, hazır bulunmuş çevrenin içinde olmaya çalışmalıdır.
Bir düşünce ne olursa olsun bir kez dayatılmış ise, hükmünü yitirmiştir, artık ne alınacak nede verilecek bir şey yoktur.
Şaşırdım! Ki okuyordum, ve şu ana kadar kaynağın günahını görüyorsakta, görmediğimiz yerde gören arkadaştan ele gelir bir yazı umuyorduksada, bunu göremedik. Oysa H.Y nin copy-paste yazıları kaynaksız olarak sitede cirit atarken, isminin bile çelişki olduğu Harun Yahya evrimle bile uğraşırken, hiç bir sorun yokmuydu?
Neyse, kaynak insanı sahtekar yapmaz, belki bilinçsizce yönlendirir ama, doğrusu kaynağın yanlılığına vurgu yapabilmektir, onun aldattığı kişiyi suçlamak değil. Keşke emek verip, şahsi olarak insanları bir yere koymadan, ona anlatmayı başarmış olsa idik. Oysa insanın kötüsü, bildiğini paylaşan ama yanlış mı doğrumu ayırdımında olmadan, aldığını inandığı gibi ifade edende değildir.
Hepimizde bilinsizliğin içine doğuyor ve bizlere inandırılan şeyleri bayrak yapıp, koşmaya başlıyoruz, nerede olursa olsun, doğru yada yanlış bilgimizi paylaşmaya kalkıyoruz, işte insan ancak yolda düşünebiliyor, önemli olan ayağı tökezlemesin..."
Şu ana kadar mhmmd nin kimseye hakaret ettiğini şahsen ben görmedim.
Üstelik benim tanıdığım Sargon'un hakaretin ne olduğu konusunda ki ince ayrımcılığını da bilirim.
Diyelim ki Mhmmd bunu bilinçli olarak yaptı bunu daha usturuplu bir dille anlatmak benim tanıdığım Sargon'a yakışırdı.
Yönetim olarak sitedeki hakaretlere müdahale etmek varken direk hakaret eden olmak değil.
Üzüldüm hemde çok.
spartacus
10-10-2006, 16:41
Sevgili spartakus,
Öncelikle forum yöneticiliğini kutlarım. Senin yönetici olmanı destekledim.(Sargon)
Sevgili sargon, teşekkür ederim, ben o yazımı yazarken yöneticilik ilanı verilmiş, haberim yoktu, desteğiniz ise talihsiz bir yerde mevzu bahis olmuş, haberim olsada yazardım, konu fikir, düşünce konusu, gölge taşımak istemem, öyle ise gölgeden kurtulmak en iyi seçim olurdu. Kimseyi savunma durumum yok, neden yazdığımı ise en altta son paragrafta ifade ediyorum.
İnsanları çok iyi tanıyorum, ama başkaca bildiğim su testisi su yolunda kırılır, o testi o suyu taşıyacak, başka çaresi yok, bu güne kadar tebliğ için gelipde, ateist devam eden insanlarda vardır. Mhmmd kaynak göstermişti, dediğim gibi, ister kalınca ama ister inceden olsun, insan doğru inandığını ortaya koyar, biz ise onun eğrisini ortaya koymalıydık, kaynağın yanlı olması, ırkçı olması, özü siyonist finansla beslenen bir Harun Yahyanında böyle başlamış olması, onu kaynak edenleri, buna sürüklenmiş olanları gafil yapmıyor. Benim söylemek istediğim bu idi,
Müslümana göre Tevrat, İncil nedir? Sonradan değişmiştir, nerde yazıyor Kur'an da, kim söylüyor Peygamber, peki Kur'an ırkçı değil mi şimdi?
Herkesin tukakasında, arada kalmış insanlar, her biri diğerini kötülemek için cengaver gibi çalışıyor ve malesef, etkileride inanırların o büyük boyutunda ses buluyor, yer ediniyor, kaynak oluyor ve insanlar bu kaynağın bu çevrenin içine doğuyorlar, taki o çevrenin dışında fikirlerle buluşana kadar onlarıda sorgulayamıyorlar çünkü, aldıkları bilgi buna müsade etmiyor, etsede, zaten aldıkları bilgiye şartlanıyorlar, sorgulayamıyorlar, zaman ve çatışmalar dönemi yaşanıyor.
Anadoluda hayatında hiç kitap satmamış bir Kırtasiyeye gidiyorsunuz oda ne, kendi tabelasından daha büyük bir yazı, Harun Yahya eserleri bulunur, Tüm eserleri, güzel bir mozaik ile, etrafta güllü çiçekli, desenli tablo içinde bu duyuruyu görüyorsunuz, üzülüyorsunuz, bu insanlara yazık değil mi?
Yıllarca ortada olan bir Filistin sorununu, insanların acılarını dahi kendisine parsa yapanlar, rantiyer gelir için insanlarda hedef çemberi oluşturuyor, ve buradan rahatlıkla besleniliyor insanları vurmaya başlıyorlar, üstelikte her türlü incelikle. Kendileri sözde Müslüman lider olanların, arkasında yine kimlerin olduğu malum Bilderberg gibi, uluslarası kuruluşlarda toplantılar yapıyorlar, bakanları gidip özeleştiri verdik geldik diyor, peki kim biliyor bunu, 3-5 kişi! Bir futbol takımı için kavga eden yerine, biz bunun mantığını oluşturan içsel olguyu çözmek zorundayız, bunu yapana ve ortaya serene kadar helede uydurulmuş insana, söyleyene değil söyletene bakmaksızın, kimseyi alçaltıcı kelimeler ile itham edemeyiz, ama sizin şiddetle ifade ettiğiniz yanlı kaynak sahtekarlık yapmaktadır, bu sahtekarlığın sorumluluğunu hem bildiği hemde başkalarını ortak etmeye bağlamaya çalıştığı ve bağladığı için.
Kısaca hocam bilgileriniz kapı açmış, tavrınız geri kapatmış, kimbilir belkide bir başvuru kaynağı koyacaktınız ortaya, bu ırkçı ve adil olmayan kaynağın hükmüde kalmayacaktı, hatta buraya aktaran arkadaşımız için bile.
Hocam, benden dolayı zaman harcadığınız düşüncesinde iseniz, sadece fikrimi ifade ettim, iddia koymadım ortaya, bu bakımdan benden yana hiç bir açıklama yada zaman harcama durumunuz yoktur, içimde kalmasın söyleyeyim dedim, bende yazı yazdım, ve bir şekilde sorumluluk almış oldum bu başlıkta.