Orijinalini görmek için tıklayınız : Budizme Birkaç Eleştiri ve Sorular
Jolly Jocker
16-04-2012, 02:10
Öncelikle neden budizmi hedef seçtim onu belirteyim. Onu ele aldım;
Çünkü varolan dinler arasında en zararsız bulduklarımdan biri budizm.
Çünkü eleştirmek huyum var, birşeyleri eleştirmeden duramam.
Tabi budizmi bir din kabul edersek.
Bence bir felsefe gibi düşünmek daha makul olurdu.
Eleştiri ve sorulara geçmeden evvel son bir açıklamam da şu, budizmin ayrıntısını fazla bilmiyorum. Yani eleştireceğim şeyler 'tam olarak öyle olmayabilir' de. Biraz da doğrusunu öğrenmek için eleştireceğim ve soru soracağım.
1- Budizmdeki karma öğretisinden başlayalım. Buna göre, bir bilardo topunun bir başka topa çarpıp durması ve çarptığını harekete geçirmesi gibi(verdikleri klasik örnek bu), egosunu aşamayan bireyler de ölünce kendisine benzeyen bir başka egonun doğumuna yol açar ve yollarına devam ederler. Egosunu aşamayan bireyin tekrar doğum yaşamasını belirleyen nedir peki? Egoyu terbiye seviyesine göre mi bedenleniyor, tutkularına göre mi, rastlantısal mı, yaptığı ''iyiliklere'' göre mi?
Örneğin, sakat bir bebek doğdu diyelim. Karma öğretisi şöyle düşünmeye mi sebep olur: ''Bu bebek sakat doğmuş, demek ki önceki yaşamında yaptıklarıyla bunu hak etmiştir!'' Bir sonraki yaşamı bizim belirlediğimiz iddiası, suçluları değil mağdurları suçlamaya yol açan çarpık bir bakış açısına sebep olabilir. Örneğin, tecavüze uğrayan bir kadın için, ''Demek ki önceki yaşamında ne halt yedi ki şimdi bu bedeli ödedi?'' diye düşünmeye yol açabilir(mi?). Bu önemli bir konu.
2- Budizmde nefsi bilmek değil silmek vardır(denebilir mi?). Hayattan el etek çekmek mi var? Örneğin cinsel özgürlük ve eşcinsellik hakkında ne düşünülüyor?
3- Benlikle uğraşan budizmin otomatikman ''benim-senin'' hırsıyla da uğraşması ve dolayısıyla bireyci-egoist bir düzen olan kapitalizme radikal ölçüde karşı olması gerekirken böyle bir yönelim göremiyoruz. Aksine Dalay Lama'nın şirketleri ülkesine davet eden bir röportajını izlemiştim diye hatırlıyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur?
4- Kadın Budalar da var mı? Kadının budizmdeki konumu nedir?
5- Budizmde astral beden ve astral yolculuk diye birşey var mı?
6- Budizme göre evrenin ve insanın ortaya çıkışı nasıl olmuştur?
7- Tekrar doğum geriye işler mi? Örneğin insan olan biri hayvan olarak doğabilir mi?
8- Semavi dinlere karşı takınılan tutum nasıldır? Takiye mi, karşıtlık mı?
9- Buda ya da Budalar bir şekilde insanlarla iletişim kurabiliyor mu? Yani hulul inancı var mı?
10- Kişinin 'aydınlanması' için illa bir manastırda ya da toplulukta bir Buda önderliğinde eğitilmesi mi gerekir yoksa bireysel çaba, meditasyon v.s. ile de aydınlanıp bir Buda seviyesine çıkabilir mi?
11- Budizm ile Taoizm farkı nedir? Üstte değindiğim 10 maddede Taoizmin görüşleri nelerdir?
Ben bir çeşit gnostik sayılabilirim. Budizm ile gnostisizm arasında yakınlık gördüğüm için budizmi daha net anlamak adına soruyorum bunları. Sorulara kendi gnostik cevaplarım var ama budizminkileri merak ediyorum.
Sevgilerimle...
Öncelikle neden budizmi hedef seçtim onu belirteyim. Onu ele aldım;
Çünkü varolan dinler arasında en zararsız bulduklarımdan biri budizm.
Çünkü eleştirmek huyum var, birşeyleri eleştirmeden duramam.
Tabi budizmi bir din kabul edersek.
Bence bir felsefe gibi düşünmek daha makul olurdu.
Eleştiri ve sorulara geçmeden evvel son bir açıklamam da şu, budizmin ayrıntısını fazla bilmiyorum. Yani eleştireceğim şeyler 'tam olarak öyle olmayabilir' de. Biraz da doğrusunu öğrenmek için eleştireceğim ve soru soracağım.
1- Budizmdeki karma öğretisinden başlayalım. Buna göre, bir bilardo topunun bir başka topa çarpıp durması ve çarptığını harekete geçirmesi gibi(verdikleri klasik örnek bu), egosunu aşamayan bireyler de ölünce kendisine benzeyen bir başka egonun doğumuna yol açar ve yollarına devam ederler. Egosunu aşamayan bireyin tekrar doğum yaşamasını belirleyen nedir peki? Egoyu terbiye seviyesine göre mi bedenleniyor, tutkularına göre mi, rastlantısal mı, yaptığı ''iyiliklere'' göre mi?
Örneğin, sakat bir bebek doğdu diyelim. Karma öğretisi şöyle düşünmeye mi sebep olur: ''Bu bebek sakat doğmuş, demek ki önceki yaşamında yaptıklarıyla bunu hak etmiştir!'' Bir sonraki yaşamı bizim belirlediğimiz iddiası, suçluları değil mağdurları suçlamaya yol açan çarpık bir bakış açısına sebep olabilir. Örneğin, tecavüze uğrayan bir kadın için, ''Demek ki önceki yaşamında ne halt yedi ki şimdi bu bedeli ödedi?'' diye düşünmeye yol açabilir(mi?). Bu önemli bir konu.
2- Budizmde nefsi bilmek değil silmek vardır(denebilir mi?). Hayattan el etek çekmek mi var? Örneğin cinsel özgürlük ve eşcinsellik hakkında ne düşünülüyor?
3- Benlikle uğraşan budizmin otomatikman ''benim-senin'' hırsıyla da uğraşması ve dolayısıyla bireyci-egoist bir düzen olan kapitalizme radikal ölçüde karşı olması gerekirken böyle bir yönelim göremiyoruz. Aksine Dalay Lama'nın şirketleri ülkesine davet eden bir röportajını izlemiştim diye hatırlıyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur?
4- Kadın Budalar da var mı? Kadının budizmdeki konumu nedir?
5- Budizmde astral beden ve astral yolculuk diye birşey var mı?
6- Budizme göre evrenin ve insanın ortaya çıkışı nasıl olmuştur?
7- Tekrar doğum geriye işler mi? Örneğin insan olan biri hayvan olarak doğabilir mi?
8- Semavi dinlere karşı takınılan tutum nasıldır? Takiye mi, karşıtlık mı?
9- Buda ya da Budalar bir şekilde insanlarla iletişim kurabiliyor mu? Yani hulul inancı var mı?
10- Kişinin 'aydınlanması' için illa bir manastırda ya da toplulukta bir Buda önderliğinde eğitilmesi mi gerekir yoksa bireysel çaba, meditasyon v.s. ile de aydınlanıp bir Buda seviyesine çıkabilir mi?
11- Budizm ile Taoizm farkı nedir? Üstte değindiğim 10 maddede Taoizmin görüşleri nelerdir?
Ben bir çeşit gnostik sayılabilirim. Budizm ile gnostisizm arasında yakınlık gördüğüm için budizmi daha net anlamak adına soruyorum bunları. Sorulara kendi gnostik cevaplarım var ama budizminkileri merak ediyorum.
Sevgilerimle...
Sayın Jolly Jocker,
Budizm konusunda sorduğunuz bazı ilginç sorulara bilgim dahilince yanıt vermek isterim.
Bir defa Budizm bir dindir. Bunu yadsımanın imkanı ve gereği de yok. İnsanlar din deyince, ille de bir tanrı inancı ve tapımı ile peygamberler arayıp da bulamayınca, kendinden BUDİZM felsefedir gibi uyduruk bir sonuca varıyorsa da,Teolojide Budizm bir din olarak kabul görmektedir.
Budist olabilmek için BUDHA'ya, DHARMA'ya ve SANGHA'ya inanmak gerekiyor. Dharma Budhanın öğretisi olup, Sangha da rahipler topluluğudur. Bunlara ÜÇ MÜCEVHER adı (Three pitaka ) verilmektedir.
1-Budizmde Karma denilince anlaşılması gereken husus ''ne ekersen onu biçersin) demektir. Bunun haricindeki değişik karma inançları da pek derine inmeyen halka göre değişik şekillerde yorumlanmaktaysa da onlara pek itibar edilmez. Burada'' LOKUTA '' ve ''LOKUTTARA'' şeklinde Dharmanın iki değişik anlatımı vardır. Derine inemeyenler ve derine inanler için...
Yeniden doğmak denilince bu kişinin yeniden doğması değildir. Çünkü ŞUNYATA
doktrinine göre zaten Budizmde BEN diyebileceğimiz kendinden olan yani bir öze sahip olan bir benlik yoktur. Öyle olunca yeniden doğan ben bulunmaz. Yeniden doğan, eylemlerimizin sonuçlarıdır. Ancak yine derine inemeyen halk için yeniden doğmak denilince, onlar kişinin doğuşu sanabilir ve iddia ederlerse de böyle bir inanç yoktur. Zaten DHARMA yani budha'nın öğretisi bir derine inmeyen halk için bir de derine inebilenler içindir. Yani manalarda değişiklikler vardır. ''LOKUTA'' ve ''LOKUTTARA ''
Mesela Budizmde ''ANANI DA ÖLDÜR, BABANI DA ÖLDÜR'' diye bir söylem vardır ki burada ANA = CEHALET, BABA = TUTKULAR olarak anlaşılması gerekir.
2- Budizmde BEN denilen aslında boşluktur. Yani kendinden oluşmuş olan ve bir öze sahip olan BEN yoktur. Her nesne değişik elementlerin birleşmesi sonucunda oluştuğuna göre BEN denilen bir sahte ve illüzyon şeklinde, aslında olmayan husustur. Bunun farkında vardığınızda, bunun gerisindeki gerçek doğanızın yani NİRVANA denilenin ne olduğunu da algılarsınız. Onun için Budizm de ben ve benim sözcüklerinin kullanılmasından kaçmaya çalışılır.
3- DALAY LAMA'nın şirketleri çağırması olsun, ABD ile iyi ilişkiler içinde olması olsun daima şu hedefe yöneliktir; TİBET'in ÇİN İŞGALİNDEN kurtulabilmesi. Tüm gayreti bu hedefe kilitlenmiştir.
4- Kadın Budhalar vardır. Mesela TARA isimli bir bodhisattvaları vardır. Ancak kadınlar Budha zamanında da sangha'ya önce alınmak istenmemiş ancak Budhanın arkadaşlarının baskısıyle kadınlar da sangha'ya alınmaktadır.
5- Astral yolculuk Budizmde sadece Mahayana isimli ekolde bulunabilir.
6- Bu soruya tatminkar yanıt verecek durumda değilim. Yalnız şunu biliyorum Her varlık diğerleriyle ilişkilidir. ve o şekilde oluşmaktadır. Her ne kadar biz varlıkları birbirlerinden ayrıymış gibi görmekte ve zannetmekteysek de aslında kendi diyebileceğimiz hiç bir varlık yoktur. Çünkü her varlık diğerleriyle birliktelikten oluşmuştur.
7- daha önce de anlatmaya çalıştığım gibi gene doğum kişisel bir '' ben ''in doğuşu değildir. Çünkü bazıları reenkarnasyonla bu gene doğumu karıştırırlar. Ancak reenkarnasyonda reenkarne olan bir RUH vardır. Oysa Budizm ruh'a inanmaz. ANATMA ilkesi vardır.Yani bir özü olan benlik yoktur. Onun için geri gidiş veya hayvan şeklinde oluş ancak reenkarnasyon inancında olabilir.
8- Budizm kendi dışındaki tüm dinlere saygılıdır. DALAY LAMA'ya göre her din, çıkmış olduğu yöreye uygundur.
9- Bazı Budistler bu dediğinize inanmaktadırlar. Ancak hepsi değil.
10- Budist inancına göre insanların aydınlanabilmeleri için öncelikle 4 SOYLU GERÇEĞİ ve daha sonra da 8 aşamalı uygulamaları yapmaları, yani BUDHA'nın yolundan yürümeleri gerekmektedir.
11- Taoizm ile Budizm arasındaki farkları anlatabilecek kadar Taoizm hakkında bilgiye sahip değilim.
Naçizane Budizm hakkında bilgim dahilinde sorularınızı yanıtlamaya çalıştım.
Yanıldığım yerler varsa, bunun için özür dilerim ve bu konuda bilgi sahibi olan arkadaşlar düzeltebilir.
Sevecenlikle,
ben her zaman din denilince (özellikle bu forumda) islamı anlıyorum.
diğer dinlerin ne zaman mit olacağı umrumda bile değil. ülkeme ve halkıma zarar veren (geçmişte de anasını ağlatıp geri bıraktırmış olan) din islam dinidir.
internetin başına bir iş gelmedikçe 5-10 yıl içinde ülkemdeki dinin foyasının ortaya çıkacağını tahmin ediyorum. bunun diğer islam coğrafyasına yayılması da çok sürmeyecektir. ortalama halkın ne zaman aydınlanacağı umrumda bile değil. islam treninin lokomotifi olan zat-ı muhteremlerin bir kısmının ikna olması yetecektir.
bu zat-ı muhteremlerin büyük çoğunluğu herşeyden haberdar olup dini sömürü aracı olarak kullansalar da azınlık olanlar arasından yeni turan dursun'ların çıkması yeterli olacaktır.
not: budizm gibi dinler hiç bir zaman ölmeyebilir. insana ve topluma nerdeyse hiç bir zararları olmadığı gibi; çelişkiler, mantıksızlıklar, nifak, vahşet vs. barındırmaz. aslına bakarsanız budizm bir din de değildir (m.ö 500'lerde yaşamış bir adamın felsefesidir, tanrıyla alakası yoktur).
saygılar...
Sayın YaşasınBilim,
Size sondaki notunuza kadar katılmaktayım. Zaten başlıkta ''ilahi dinler'' ismini kullandım. Ancak Budizm de bir ateist dindir. Bunu kimse yadsıyamaz. Her dinin ilahi olması beklenmemelidir. Bu kabil dürüst insanların oluşturdukları dinler de var. Mesela CAİNİZM veya TAOCULUK ve de ZEN. Budizm öyle bir dindir ki, orada da eğer Şakyamuni Buddha gibi davranılırsa ve düşünülürse sizin de aydınlanabileceğiniz söylemine inanmanız gerekir. Yani BUDHA'ya, DHARMA'ya ve SANGHa'ya inanmayan Budist olamaz...
Gerçeklerin daima bilinmesinden yanayım...O bakımdam Budizmi bir felsefe sananlar yanılmaktadır. Mesela Budizmde 4 soylu gerçeğe inanmadıkça siz Budist olamazsınız. Bu Dharma denilen öğretinin özünü oluşturmaktadır.
Acıların nedeni olarak tutkular gösterilir. Oysaki her acının nedeni tutku değildir.
Adam fakir bir ailede doğar fakirliğin tutku ile ilgisi nedir? ya da doğuştan sakat doğabilir. bu acının tutku ile de ilgisi yoktur. İşte bu gibi gerçekleri söylerseniz sizi BUDİZM dinine almazlar.
Esenlik dileklerimle,
Konuyu rayından çıkarmak istemem ama bazı noktalara da değinmeden edemeyeceğim. Budizmin temel öğretilerini tartışmak için "Din nedir" sorusunu cevaplamak gerek bence..
Her inanç dini oluşturmaz. Bir inancın dinleşebilmesi için belli bir sistematiği, ritüelleri ve kuralları olması gerekir. Bir de belli bir kitleyi dogmatik bir şekilde peşinden sürüklemesi gerekir.
Aslında dinin etimolojik kökeni izlenilen "yol"dur. Eğer yol olarak ele alırsanız Budizm dindir.
Fakat Budizm'de bilinen semavi dinlerin aksine felsefe tabanı daha ağırdır.
Bu dinin amacı, nirvanaya ulaşıp –inandıkları- reenkarnasyon döngüsünden kurtulmaya çalışmaktır. Bunların yanı sıra; içsel dinginlik, egodan kurtulma, alçakgönüllülük gibi vasıfları edinirken, bunların aksi olan açgözlülük, kindarlık gibi duygulardan arınmak için çabalarlar. Buda’nın ölümünün ardından onun öğretilerini takip etmek isteyen insanlarca bazı kurallar ve gereklilikler eşliğinde dinleştirilmiştir. Nirvana’ya ulaşmak için basamak olarak Nibbana bir basamak olarak görülebilir. Nibbana, geçmişte yaşanan olayları hatırlanması ve dünyadaki olaylara ‘bağlanmanın’ terk edilmesi anlamına gelir [4] Bu da ‘uyanış’ı beraberinde getirir.
Gerçi Uyanış(Bodhi) dedikleri olayın 3 farklı şekli vardır.
•Savaka Bodhi: Herkes tarafından ulaşılmaktadır.
•Pacceka Bodhi: Öğretmenin yardımı olmadan ve öğrenim görmeden ulaşılmaktadır.
•Samma Sambodhi: Uyanışa ermenin en son ve en mükemmel şeklidir.
Bu dinde genel ve bilinen anlamda bir Tanrı yoktur.Dahası, idealist öğelerle birleştirilmiş bir ateizm vardır. Onlar da bir tanrının olamayacağı konusunda çoğunlukla ortak bir fikirde birleşirler.
Konuyu rayından çıkarmak istemem ama bazı noktalara da değinmeden edemeyeceğim. Budizmin temel öğretilerini tartışmak için "Din nedir" sorusunu cevaplamak gerek bence..
Her inanç dini oluşturmaz. Bir inancın dinleşebilmesi için belli bir sistematiği, ritüelleri ve kuralları olması gerekir. Bir de belli bir kitleyi dogmatik bir şekilde peşinden sürüklemesi gerekir.
Aslında dinin etimolojik kökeni izlenilen "yol"dur. Eğer yol olarak ele alırsanız Budizm dindir.
Fakat Budizm'de bilinen semavi dinlerin aksine felsefe tabanı daha ağırdır.
Bu dinin amacı, nirvanaya ulaşıp –inandıkları- reenkarnasyon döngüsünden kurtulmaya çalışmaktır. Bunların yanı sıra; içsel dinginlik, egodan kurtulma, alçakgönüllülük gibi vasıfları edinirken, bunların aksi olan açgözlülük, kindarlık gibi duygulardan arınmak için çabalarlar. Buda’nın ölümünün ardından onun öğretilerini takip etmek isteyen insanlarca bazı kurallar ve gereklilikler eşliğinde dinleştirilmiştir. Nirvana’ya ulaşmak için basamak olarak Nibbana bir basamak olarak görülebilir. Nibbana, geçmişte yaşanan olayları hatırlanması ve dünyadaki olaylara ‘bağlanmanın’ terk edilmesi anlamına gelir [4] Bu da ‘uyanış’ı beraberinde getirir.
Gerçi Uyanış(Bodhi) dedikleri olayın 3 farklı şekli vardır.
•Savaka Bodhi: Herkes tarafından ulaşılmaktadır.
•Pacceka Bodhi: Öğretmenin yardımı olmadan ve öğrenim görmeden ulaşılmaktadır.
•Samma Sambodhi: Uyanışa ermenin en son ve en mükemmel şeklidir.
Bu dinde genel ve bilinen anlamda bir Tanrı yoktur.Dahası, idealist öğelerle birleştirilmiş bir ateizm vardır. Onlar da bir tanrının olamayacağı konusunda çoğunlukla ortak bir fikirde birleşirler.
Sayın G Milat,
Ukalalığımı hoş görebilirseniz, Budizm hususunda bazı düzeltmeler yapmak gerekiyor.
Budizmde reenkarnasyon değil de, ''yeniden doğuş vardır.'' Reenkarnasyon Hindu inancında mevcuttur. Ve reenkarne olacak olan bir ruha ihtiyaç vardır. oysa, Budizmde ruha inanılmaz. ''Anatman ilkesi '' vardır. Yeniden doğan ise bir şahıs olmayıp o şahsın oluşturduğu nedenlerin sonuçlarıdır. Çünkü Budizmde zaten BENLİK yoktur.
NİRVANA ile NİBBABA aynı şeydir. NİRVANA sanskritçesi olup, NİBBABA ise Pali dilinde yani Şakyamuni Budha'nın konuştuğu dildeki söyleyiştir.
Ancak Budizmde de dogmalar mevcuttur. Bir Budistin 4 soylu gerçeği kabul etmemesi imkanı yoktur. Eleştiremezsiniz...
Budizm de bir inanç olup, içerdiği felsefi söylemleri eleştirme hakkıınız olamaz...
Mesela Mahayanların inanışlarını Hinayanlar beğenmezler ...Yani Budizm dışarıdan görüldüğü kadar berrak ve açık değildir..
Ukalalığınızı hoş görüyorum :)
Budizmde reenkarnasyon, Hinduizmden geçen ve zamanla Budizme de yerleşen bir anlayıştır. Yukarıda da belirttim zaten. Budizmdenki reenkarnasyonun Hinduizmdekinden farkı, ismidir. Budistler ona "yeniden doğuş" derler. Bodhi için ise değişik yollar vardır. Onları da yukarıda yazdım.
Ruh konusunda da zaten yeniden doğan şey ruh değil, "kendi" kavramıdır.Anatman desek daha uygun olur. Benzer şekilde Toltec'ler de aynı inanca sahipler. İspiritmacı dinlerin genel özelliği budur zaten.
Ukalalığınızı hoş görüyorum :)
Budizmde reenkarnasyon, Hinduizmden geçen ve zamanla Budizme de yerleşen bir anlayıştır. Yukarıda da belirttim zaten. Budizmdenki reenkarnasyonun Hinduizmdekinden farkı, ismidir. Budistler ona "yeniden doğuş" derler. Bodhi için ise değişik yollar vardır. Onları da yukarıda yazdım.
Ruh konusunda da zaten yeniden doğan şey ruh değil, "kendi" kavramıdır.Anatman desek daha uygun olur. Benzer şekilde Toltec'ler de aynı inanca sahipler. İspiritmacı dinlerin genel özelliği budur zaten.
Reenkarnasyonda reenkarne olan RUHTUR. Budizm de '' kendi ''diye bir şey yok. Çünkü Budizmde herşey başka şeylerin yani diğer elementlerin karışımı sonucunda oluşmaktadır. o bakımdan Budizm de ''KENDİ '' denilebilecek bir öz, bir ruh veya atman olmayınca yani ANATMAN olunca, yeniden doğan aslında kişisel bir olay olmayıp, eylemlerimizin sonuçlarıdır. Yani ne ekmişsek onu biçeriz.
Ancak Budizm hakkında yüzeysel bilgi sahibi olan kurumlar veya kitaplar reenkarnasyondan söz ederlerse de bu yanlıştır. Çünkü budizm'de ''kendi'' denilebilecek hiç bir öz bulunmadığını ŞUNYATA= BOŞLUK felsefesiyle önce Şahyamuni buddha, daha sonra da daha ayrıntılı olark Nagarjuna isimli Budist öğretmen anlatmaktadır. ''BEN'' Budismde boştur. yani kendinden oluşmuş bir ben bulunmaz...Bu budizmin ana ilkesini oluşturur. Budist felsefe denilen de bundan ibarettir. Hatta Nagarjuna eğer ben yoksa nirvanaya girecek olan da yoktur demiştir.
Esenlik dileklerimle,
"kendi" kavramını farklı kullanmışız sanırım. İspritmacı dinlerde kendi denilen olay insanın özü olarak nitelendirilir. Toltec'çilerden yola çıkarak verilmiş bir isimdir.Erk de diyebilirsiniz. Sizin yukarıda bahsetmeye çalıştığınız ve anlam kargaşasına düştüğünüz "self-esteem" ile ilgisi yok. Teravada Budizmi'ni bilirim ben. Onun üzerinden konuşuyorum zaten. Onlarda da reenkarnasyon farklı isimlerde var. Bunu kendileri de kabul ederler ve ismine Bodhi derler. Hinduizmden farklı olduğunu zaten ben de söyledim. Tibet Budizmi veya başka kollardan bahsediyorsanız, bilemeyeceğim.
Aynı şeyleri farklı yollardan söylerek, farklı yollara ulaşmayı beklemeyiniz.
Aşağıda Teravada Budizmi ile ilgili linkler verdim. Okumanızı öneririm. Kitap olarak da; Teravada Budism: A Social History From Ancient Benares to Modern Colombo ve Avaiking to the Dream kitaplarını okuyabilirsiniz. Etrafımdaki Budistlerin de doğruladığı gibi, reenkarnasyon(onlar Budhi derler) bu dinde farklı kılıflar içerisinde yer aldığını görmüş olursunuz.
1) http://www.accesstoinsight.org/lib/authors/bullitt/theravada.html
2)http://www.theravadabuddhism.org/
anthemoessa
01-05-2012, 02:11
1- Budizmdeki karma öğretisinden başlayalım. Buna göre, bir bilardo topunun bir başka topa çarpıp durması ve çarptığını harekete geçirmesi gibi(verdikleri klasik örnek bu), egosunu aşamayan bireyler de ölünce kendisine benzeyen bir başka egonun doğumuna yol açar ve yollarına devam ederler. Egosunu aşamayan bireyin tekrar doğum yaşamasını belirleyen nedir peki? Egoyu terbiye seviyesine göre mi bedenleniyor, tutkularına göre mi, rastlantısal mı, yaptığı ''iyiliklere'' göre mi?
Örneğin, sakat bir bebek doğdu diyelim. Karma öğretisi şöyle düşünmeye mi sebep olur: ''Bu bebek sakat doğmuş, demek ki önceki yaşamında yaptıklarıyla bunu hak etmiştir!'' Bir sonraki yaşamı bizim belirlediğimiz iddiası, suçluları değil mağdurları suçlamaya yol açan çarpık bir bakış açısına sebep olabilir. Örneğin, tecavüze uğrayan bir kadın için, ''Demek ki önceki yaşamında ne halt yedi ki şimdi bu bedeli ödedi?'' diye düşünmeye yol açabilir(mi?). Bu önemli bir konu.
Saydiklarindan hepsine gore belirleniyor adasim.
Oncelikle Karma yi neden sonuc iliskisiyle var olan evren kendisi ayarliyor Buddhizm`e gore...Zaten Buddhizm`de iyi kotu diye bir sey de yoktur neden sonuc vardir iyi kotu insanin zihnindedir...Insan zihnindeki bu anlama gore "kotuluk" yapan biri kendine bu yaptiklarina uygun bir kader yazmis olur, kotuluk yapan biri kotuluk dusunen biri zihnini kotulukle doldurdugundan potansiyel anlamda sinirsiz olarak kabul edilen bilincalti ve zihin enerjisini de(alaya-vijnana) bu yonde gelistirmis olur, bu zihin enerjisi, bu enerjiye uygun bir beden ceker kendine mekanik olarak tipki bir miktasinin cekmesi gibi... Ayrica bu enerji yine kendine uygun olarak ilgili hayat icin yeni bir kader carki ( ilgili hayat icin, kisinin basina gelecek olan kotu enerjiler yani kotulukler) olusturur.
Bu konu Buddhizm`de “bu sakat dogdu oyleyse bunu haketti ceksin cezasini pis herif” seklinde gorulmez, bunu daha once de yazmistim gerci ama bu konuya da uyuyor: Buddhizm`e gore yukarda saydigim karma enerjileri son derece komplekstir denilebilir ve milyonlarca hayattan beri biriken seyler bir bedenlenmede bile aciga cikabilecegi gibi butun hayatlara yayilarak da aciga cikabilir yahut baska etki/enerjilerle carpisip notr duruma da gelebilir bu tip kombinasyonlar nerdeyse sinirsizdir. Dolayisiyla "soyle yaptigim icin mi boyle oldu acaba" seklinde, “ne halt ettim de cezasini cekiyorum” seklinde dusunmek yerine, kisinin basina gelen seylerin tesaduf olmadigini anlamak yeterlidir zaten Karma yi isleten de Tanri falan degil mekanik bir surectir, Buddhistler karmaya “kesfedilmesi cok zor bir baska doga yasasi” gozuyle bakarlar “metafizik bir olay” gozuyle degil.
Buddhizm`de zaten bu tip konular cok ayrintili incelenmez, bu gibi konularda ayrinti isteyen bir ogrencisine Buddha, "sana bir ok saplansa yapacagin ilk sey oku kim attigini okun neden yapildigini nerden geldigini falan dusunmek midir yoksa oku cikarmaya calismak midir?" seklinde yanit vermistir.
Yani Buddhizm, Hinduizm`den farkli olarak daha pratik bir yoldur nasil nicin den ziyade "ne yaparim da kurtulurum" u inceler.
2- Budizmde nefsi bilmek değil silmek vardır(denebilir mi?). Hayattan el etek çekmek mi var? Örneğin cinsel özgürlük ve eşcinsellik hakkında ne düşünülüyor?
Buddhizm aslinda cesit cesittir ayrica nefsi bilmek degil de silmekten kasit zaten nefsi bilmekten farkli degildir bir acidan… Theravada denilen Buddhizm`de ozellikle kesisler icin bu tip kati kurallar oldugu dogrudur escinsellik hos karsilanmaz cinsellik bile hos karsilanmaz, hayattan el etek cekmek aslinda Buddha`nin “orta yol” ogretisine ters olsa da Theravada Buddhisleri boyle yasarlar.
Mahayana Buddhizm`inin cesitli okullarinda ise tam tersi bir anlayis vardir, kisi asla hayattan el etek cekmemelidir ancak anin farkinda olmalidir yani ornegin bulasik yikarken bile anin farkinda olmali hayati zihninde siradanlastirmamalidir.
3- Benlikle uğraşan budizmin otomatikman ''benim-senin'' hırsıyla da uğraşması ve dolayısıyla bireyci-egoist bir düzen olan kapitalizme radikal ölçüde karşı olması gerekirken böyle bir yönelim göremiyoruz. Aksine Dalay Lama'nın şirketleri ülkesine davet eden bir röportajını izlemiştim diye hatırlıyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur?
Cunku Buddhizm dunya ile ilgili seylerle ideolojilerle falan ugrasmaz, Buddhizm`e gore dunya zaten geride birakilmasi gereken bir yerdir, dunyadan kurtulmak gerekir, dunyayi “daha iyi bir yer” yapmaya calismak falan faydasizdir, Polyannaciliktir, ne yapilirsa yapilsin dunyadan kurtulmak esastir cunku dunya hayatinin kokeninde/temelinde Dukkha (aci) vardir
4- Kadın Budalar da var mı? Kadının budizmdeki konumu nedir?
Kadinin Buddhizm`deki yeri icinde yasanilan kulture gore sekillenir, yani ulkeden ulkeye degisir kadin Buddhalar da vardir Buddhist metinlerde ancak mesela Pali Canon daki bazi metinlerde ozellikle kesislere yazilan metinlerde, kadinlarin “insani gunaha goturen tuzak” oldugu soylenmistir bunun nedeni de cinsellikle degil kurtulmakla alakali olma istegidir. Yani erkek kesislere yazilan metinlerde “kadinlar sizin icin tuzaktir birakin o isleri nasil kurtulabilirsiniz ona bakin” denmek istenmistir kesis olmayan normal insanlar icin ise bu tip yasaklar soz konusu olmaz.
5- Budizmde astral beden ve astral yolculuk diye birşey var mı?
Theravada Buddhizm`inde yok ancak Vajrayana olarak bilinen Tibet Buddhizm`inde var.
6- Budizme göre evrenin ve insanın ortaya çıkışı nasıl olmuştur?
Buna yanit da yukardakiyle ayni: Bu gibi konularda ayrinti isteyen bir ogrencisine Buddha, "sana bir ok saplansa yapacagin ilk sey oku kim attigini okun neden yapildigini nerden geldigini falan dusunmek midir yoksa oku cikarmaya calismak midir?" seklinde yanit vermistir.
Yani Buddhizm, Hinduizm`den farkli olarak daha pratik bir yoldur nasil nicin den ziyade "ne yaparim da kurtulurum" u inceler.
7- Tekrar doğum geriye işler mi? Örneğin insan olan biri hayvan olarak doğabilir mi?
Literal olarak hayir ancak hayvansal davranislara sahip insanlar icin “hayvan olarak dogmus herhalde” falan deniyor bazen Buddhistler arasinda bir kere sahit olmustum. :) Tabi ki bunlar sembolik ifaeler.
8- Semavi dinlere karşı takınılan tutum nasıldır? Takiye mi, karşıtlık mı?
Uzakdogu dinlerinin hicbiri “benim denim dogru digerlerininki yanlis” mentalitesine sahip degildir. Ne Buddhist metinlerinde ne de genel anlamda Buddhistler de boyle bir bakis acisi yoktur. Her din kisinin gelisimini saglayan, onu aydinliga goturecek olan kanatlar olabilir bu bakis acisina gore.
9- Buda ya da Budalar bir şekilde insanlarla iletişim kurabiliyor mu? Yani hulul inancı var mı
Theravada`da ve cogu Mahayana okulunda yok ancak Tibet Buddhizm`inde var.
10- Kişinin 'aydınlanması' için illa bir manastırda ya da toplulukta bir Buda önderliğinde eğitilmesi mi gerekir yoksa bireysel çaba, meditasyon v.s. ile de aydınlanıp bir Buda seviyesine çıkabilir mi?
Theravada Buddhizm`ine gore evet ancak Mahayana Buddhizmine gore ise kesinlikle hayir.
11- Budizm ile Taoizm farkı nedir? Üstte değindiğim 10 maddede Taoizmin görüşleri nelerdir?
Taoizm ile ilgili daha sonra yazmak istiyorum ancak Buddhizm “din” degilse Taoizm hic degildir cunku Taoizm`de sistemli bir felsefe yoktur yani reenkarnasyon ya da rebirth (yeniden dogum) var mi yok mu o dahi net degildir ve mezheplere gore ya da ilgili kisinin bakis acisina gore degisir.
Taoizm`de dogum olum karma falan onemli degildir zaten, hayat sonsuz bir gizemdir ve Tao bu gizemi ifade eden bir sozcuktur her sey bu gizemden turemistir bu gizem her seyin icindedir ve her seydir, insanin amaci da dunyayla/dogayla uyum icinde yasamak dengeyi bozmamaktir.
Taoizm ile Buddhizm`in en onemli farki sudur: Buddhizm “dunyadan kurtulmak gerek” der ve sistemli felsefeye derin felsefi kavramlara sahiptir Taoizm ise daha basittir ve “dunyadan kurtulmak gerek” demez onun yerine “dunyayla uyum icinde yasamak gerek” der.
anthemoessa
01-05-2012, 03:36
Yukarda gorebildigim kadariyla Buddhizm`de ruh konusu da acilmis, aslinda bu konu biraz cetrefilli bir konu.
"Ruh" kelimesiyle ne kastediliyor bu onemli. Tipitaka da denilen Pali Kanon ismindeki Buddhist yazilarinda neyin ruh olmadigindan uzun uzun bahsedilir. Yaygin inanisin aksine hicbir yerde basitce "Ruh yok" denmez ancak neyin ruh olmadigi uzerinde durulur. ("Not self" doktrini ya da "anatta" doktrini) Pali Kanon`a gore ornegin duygular ruh degildir, sevincler uzuntuler ruh degildir, akil ruh degildir, kisisel bir ruh yoktur cunku hayatta diger her seyden ayri kendi benligi kisiligi olan degismeyen bir varlik inanci yoktur. Her sey degisim halindedir. Bu doktrin de "anicca" yani gecicilik diye adlandirilir. Bu "not self" ya da anatta doktrini Buddha tarafindan, kendi zamaninda var olan, ruh hakkinda cesitli yanlis anlasilmalari ortadan kaldirmak icin ogretilmistir. Yani ruh; duygularla, hafiza ile akil ile zeka ile bir tutulmamalidir. Buddhizm`de buraya kadar Gnostisizmdeki ya da Hinduizm`deki o kavramlari reddeden ya da onaylayan bir sey yok...
Ancak Pali Kanon ismindeki Buddhist metinlerinden daha sonra yazilmis Mahayana Sutralari denilen Buddhizm`in Mahayana mezhebinin kabul ettigi yazilar vardir bir de. Iste ilk defa bu metinlerde "Buddha-dhatu" adi verilen her canlinin icinde var olan tathagatagarbha "Buddha dogasi" doktrini vardir. (Ozellikle tathagatagarbha sutralarinda) Bu kavram tam olarak Gnostisizmdeki o "tanik` "bosluk" ya da "gnosis" kavramlarini karsilar. Buddha dogasi, butun canlilarda var olan aydinlanma potansiyelidir ve kisinin en derin "ben"ligi kavramini karsilar. En azindan Mahayana Buddhizminde bu boyle yorumlanir. Ayrica Buddhizm`de Vijnanavada adi verilen "sadece bilinc" ya da “sadece zihin” okulu vardir ve gnostisizmdeki "bosluk", "bilinc" ve "tanik" kavramlari bu okulda “zihin” kelimesi ile ifade edilir. “Zihin” kelimesiyle Gnostisizmin “tanik” “bosluk” “bilinc” kavramlarinin anlattigi seyleri aynen anlatir.
Cesitli Buddhist ekollerle Hindu Advaita`nin ne kadar benzer oldugunu, hatta tamamen ayni seyi ogrettigini, asagidaki gibi deyisler bize acikca gosteriyor. Cesitli Buddhist okullari da Hinduizmin Advaita`sindaki, her sey olan her seyin icinde, herkeste ayni ve bir olan kisiliksiz, tanik "Atman" i ogretmektedir. (Anatta doktrini ise daha cok Theravada tarafindan savunulur ve herkeste ayri olan, duygularla, dusuncelerle...vs ozdeslestirilen, "kisilik sahib" bir ruh/Atman kavraminin reddine dayanir)
Bir Buddhist ustadan:
"Tüm Buddhalar ve insanlar tek bir zihinden başka bir şey değil. Onun dışında hiç bir şey yok. Bu zihnin başlangıcı yok, doğumu yok, ölümü yok. Ne yeşil ne sarı, biçim ve görünümden uzak, ne varlık ne de yokluk denilebilir ona. Tam burada, olduğu gibi ama daldan dala atlayan düşünceler üretildiğinde hataya düşersin. Sınırsız bir boşluk gibi, ölçünün ve hesabın ötesinde. Bu tek zihin bizzat Buddha'dir ve Buddha ile insanlar arasında bir fark yoktur. Ancak insanlar harici biçimlere bağımlıdır ve kendilerini dışarıda ararlar. Ne kadar kovalarsan, o kadar elden kaçırırsın. Sen umutsuzca bir "Buddha"yı arayan bir Buddha'sın. Zihin, zihne tutunmaya çalışıyor. Tüm çabanla sonsuza dek dene, asla kavuşamayacaksın. Birbiri ardına açılan düşüncelerini biraz dinlendir ve boş kaygılarını bir kenara bırak, işte Buddha karşında apaçık duruyor."
Sayın Fıratb, son paragrafında diyor ki; '''Cesitli Buddhist ekollerle Hindu Advaita`nin ne kadar benzer oldugunu, hatta tamamen ayni seyi ogrettigini, asagidaki gibi deyisler bize acikca gosteriyor. Cesitli Buddhist okullari da Hinduizmin Advaita`sindaki, her sey olan her seyin icinde, herkeste ayni ve bir olan kisiliksiz, tanik "Atman" i ogretmektedir. (Anatta doktrini ise daha cok Theravada tarafindan savunulur ve herkeste ayri olan, duygularla, dusuncelerle...vs ozdeslestirilen, "kisilik sahib" bir ruh/Atman kavraminin reddine dayanir)''''
Burada adeta, Hindu advaita görüş veya inanışının Budizmde de aynen öğretildiği
şeklinde sunlmuş.Sanki salt buna uymayanlar THERAVADA Budistleriymişcesine.
Bu doğru değildir. Yani bütün Budist inancı, Hindu inancına karşı olarak doğmuş ve ATMAN denilen ruh veya kişisel öz, bütün Budist ekollerde yadsınmıştır. Ve buna ANATTA yani RUH DEĞİL manasında bir bakış getirilmiştir.
Budizmin Hinduizmden başlıca ayrıldığı ve Hindu inancına karşı çıktığı nokta burasıdır. Bunu evirmenin veya çevirmenin imkanı da olamaz.
Her ne kadar Mahayanlar yani Tibet Budistleri Reenkarnasyon denilen bir şekilde kişisel bir yeniden doğuştan söz etseler de, bu aslında Budizmin yadsıdığı BENLİK, RUH veya kişisel bir öz olmadığı gerçeğiyle örtüşmez. Hatta bu örtüşmezliği anlatabilmek için Tibet Budizminde reenkarne olanın BİLİNÇ olduğu anlatılmaya çalışılır.
Şimdi işin gerçeğine gelirsek, Şakyamuni Buddha'nın söylemlerini LOKUTA ve LOKUTTARA şekillerinde anlamak gerekir. Burada'' LOKUTA '' ve ''LOKUTTARA'' şeklinde Dharmanın iki değişik anlatımı vardır. Derine inemeyenler ve derine inanler için.
Budizmde uzun uzun anlatılan ŞUNYATA doktrini BEN veya RUH veya ATMAN, ya da kişisel bir ÖZ, ya da kendi olabilecek, kendinden olan hiç bir nesnenin olmadığı gerçeğidir. Çünkü her varlık diğer varlık veya elementlerin birleşmesinden oluşmaktadır. Bu nedenle Budizmi anlayabilmek için öncelikle Şunyata doktrinini anlayabilmek önem taşır. Mesela Meşhur Budist filozof NAGARJUNA,'' ben '' olmadığına göre aslında NİRVANA denilen olguya kim varacak diye Şakyamuni Budha'ya ilginç bir gönderimde bulunur...
Sevecenlikle kalın,
anthemoessa
01-05-2012, 20:41
Burada adeta, Hindu advaita görüş veya inanışının Budizmde de aynen öğretildiği
şeklinde sunlmuş.Sanki salt buna uymayanlar THERAVADA Budistleriymişcesine.
Bu doğru değildir. Yani bütün Budist inancı, Hindu inancına karşı olarak doğmuş ve ATMAN denilen ruh veya kişisel öz, bütün Budist ekollerde yadsınmıştır. Ve buna ANATTA yani RUH DEĞİL manasında bir bakış getirilmiştir
Sayin Sesli, onceki sayfadaki ikinci mesajimi da okumanizi tavsiye edeirm. Ortada evirme ya da cevirme yok, bu dedikleriniz olaya yuzeysel acidan bakinca dogrudur yani Buddizm`e giris seviyesinde insanlara ogretilen seylerdir bunlar. Oncelikle ornegin Advaita nedir ne ogretir biliyor musunuz? Diger Hinduizm ogretilerinden ekollerinden farkini biliyor musunuz? Buddhizm`de tathagatagarbha sutralarini okudunuz mu? Pali Kanon`dan farkini biliyor musunuz? Bunlar ne ogretiyor biliyor musunuz? Budizm`deki "sadece zihin" (yogachara) okulunun ogretilerini ve sutralarini biliyor musunuz butun bunlari Hindu Advaita`siyla kikyasladiniz mi ornegin? Buddha kendi zamaninda var olan Ruh hakkindaki cesitli yanlis anlasilmalari ortadan kaldirmak icin neyin ruh olmadigi konusunda bilgi vermistir, basit ruh kavramlarini curutmustur "ruh yoktur" diye bir soz etmemistir neyin ruh olmadigini soylemistir, yani mesela Buddhizm`in Anatta ogretisi, Hinduizm`in Advaita disindaki daha yeni ekolleriyle celisir cunku ornegin Dvaita denilen ekolde ogretilen "ruhlar" acikca Buddhizm`in Anatta ve Anicca ogretileriyle celisir ancak Theravada disindaki Mahayana ve Vajrayana okullarinda (Bu okullara Zen de dahildir) ogretilen kavramlarin Hinduizm`deki Advaita ekolunden farki yoktur bunu bizzat Zen Buddhistlerine sorabilirsiniz ornegin ben yillar boyu ingilizce Buddhist sitelerinde moderatorluk yapmistim ve cesitli Mahayana Buddhistlerinin Advaita hakkindaki goruslerini iyi biliyorum. Benim gibi bu konuyla cok ilgiliyseniz, Turkce kaynak zaten yok denecek kadar az, ingilizce sitelerde arastirmanizi tavsiye ederim.
Tekrarlayayim, yaygin inanisin aksine Pali Kanon`da hicbir yerde basitce "Ruh yok" denmez ancak neyin ruh olmadigi uzerinde durulur. ("Not self" doktrini ya da "anatta" doktrini) Pali Kanon`a gore ornegin duygular ruh degildir, sevincler uzuntuler ruh degildir, akil ruh degildir, kisisel bir ruh yoktur cunku hayatta diger her seyden ayri kendi benligi kisiligi olan degismeyen bir varlik inanci yoktur. Her sey degisim halindedir. Bu doktrin de "anicca" yani gecicilik diye adlandirilir. Bu "not self" ya da anatta doktrini Buddha tarafindan, kendi zamaninda var olan, ruh hakkinda cesitli yanlis anlasilmalari ortadan kaldirmak icin ogretilmistir. Yani ruh; duygularla, hafiza ile akil ile zeka ile bir tutulmamalidir. Buddhizm`de buraya kadar Gnostisizmdeki ya da Hinduizm`deki o kavramlari reddeden ya da onaylayan bir sey yok...
Ancak Pali Kanon ismindeki Buddhist metinlerinden daha sonra yazilmis Mahayana Sutralari denilen Buddhizm`in Mahayana mezhebinin kabul ettigi yazilar vardir bir de. Iste ilk defa bu metinlerde "Buddha-dhatu" adi verilen her canlinin icinde var olan tathagatagarbha "Buddha dogasi" doktrini vardir. (Ozellikle tathagatagarbha sutralarinda) Bu kavram tam olarak Gnostisizmdeki o "tanik` "bosluk" ya da "gnosis" kavramlarini ya da Hinduizm`deki Advaita`da herkesin icindeki bir ve kisiliksiz Atman ogretisini karsilar. Buddha dogasi, butun canlilarda var olan aydinlanma potansiyelidir ve kisinin en derin "ben"ligi kavramini karsilar. En azindan Mahayana Buddhizminde bu boyle yorumlanir. Ayrica Buddhizm`de Vijnanavada adi verilen "sadece bilinc" ya da “sadece zihin” okulu vardir ve gnostisizmdeki "bosluk", "bilinc" ve "tanik" kavramlari bu okulda “zihin” kelimesi ile ifade edilir. “Zihin” kelimesiyle Gnostisizmin “tanik” “bosluk” “bilinc” kavramlarinin anlattigi seyleri aynen anlatir.
anthemoessa
01-05-2012, 20:43
En unlu ingilizce Theravada sitesinde yazan, Buddhist Pali metinlerini ingilizceye cevirmis Buddhist rahip Thanissaro Bhikkhu`nun bir yazisini tavsiye ediyorum:
http://www.accesstoinsight.org/lib/authors/thanissaro/notself2.html
"In this sense, the anatta teaching is not a doctrine of no-self, but a not-self strategy for shedding suffering by letting go of its cause, leading to the highest, undying happiness. At that point, questions of self, no-self, and not-self fall aside. Once there's the experience of such total freedom, where would there be any concern about what's experiencing it, or whether or not it's a self?"
Daha ayrintili bir bakis icin:
http://www.accesstoinsight.org/lib/authors/thanissaro/notself.html
Sevgilerimle,
MRBEKTAS99
29-03-2014, 19:53
Öncelikle neden budizmi hedef seçtim onu belirteyim. Onu ele aldım;
Çünkü varolan dinler arasında en zararsız bulduklarımdan biri budizm.
Çünkü eleştirmek huyum var, birşeyleri eleştirmeden duramam.
Tabi budizmi bir din kabul edersek.
Bence bir felsefe gibi düşünmek daha makul olurdu.
Eleştiri ve sorulara geçmeden evvel son bir açıklamam da şu, budizmin ayrıntısını fazla bilmiyorum. Yani eleştireceğim şeyler 'tam olarak öyle olmayabilir' de. Biraz da doğrusunu öğrenmek için eleştireceğim ve soru soracağım.
1- Budizmdeki karma öğretisinden başlayalım. Buna göre, bir bilardo topunun bir başka topa çarpıp durması ve çarptığını harekete geçirmesi gibi(verdikleri klasik örnek bu), egosunu aşamayan bireyler de ölünce kendisine benzeyen bir başka egonun doğumuna yol açar ve yollarına devam ederler. Egosunu aşamayan bireyin tekrar doğum yaşamasını belirleyen nedir peki? Egoyu terbiye seviyesine göre mi bedenleniyor, tutkularına göre mi, rastlantısal mı, yaptığı ''iyiliklere'' göre mi?
Örneğin, sakat bir bebek doğdu diyelim. Karma öğretisi şöyle düşünmeye mi sebep olur: ''Bu bebek sakat doğmuş, demek ki önceki yaşamında yaptıklarıyla bunu hak etmiştir!'' Bir sonraki yaşamı bizim belirlediğimiz iddiası, suçluları değil mağdurları suçlamaya yol açan çarpık bir bakış açısına sebep olabilir. Örneğin, tecavüze uğrayan bir kadın için, ''Demek ki önceki yaşamında ne halt yedi ki şimdi bu bedeli ödedi?'' diye düşünmeye yol açabilir(mi?). Bu önemli bir konu.
2- Budizmde nefsi bilmek değil silmek vardır(denebilir mi?). Hayattan el etek çekmek mi var? Örneğin cinsel özgürlük ve eşcinsellik hakkında ne düşünülüyor?
3- Benlikle uğraşan budizmin otomatikman ''benim-senin'' hırsıyla da uğraşması ve dolayısıyla bireyci-egoist bir düzen olan kapitalizme radikal ölçüde karşı olması gerekirken böyle bir yönelim göremiyoruz. Aksine Dalay Lama'nın şirketleri ülkesine davet eden bir röportajını izlemiştim diye hatırlıyorum. Bu ne perhiz bu ne lahana turşusudur?
4- Kadın Budalar da var mı? Kadının budizmdeki konumu nedir?
5- Budizmde astral beden ve astral yolculuk diye birşey var mı?
6- Budizme göre evrenin ve insanın ortaya çıkışı nasıl olmuştur?
7- Tekrar doğum geriye işler mi? Örneğin insan olan biri hayvan olarak doğabilir mi?
8- Semavi dinlere karşı takınılan tutum nasıldır? Takiye mi, karşıtlık mı?
9- Buda ya da Budalar bir şekilde insanlarla iletişim kurabiliyor mu? Yani hulul inancı var mı?
10- Kişinin 'aydınlanması' için illa bir manastırda ya da toplulukta bir Buda önderliğinde eğitilmesi mi gerekir yoksa bireysel çaba, meditasyon v.s. ile de aydınlanıp bir Buda seviyesine çıkabilir mi?
11- Budizm ile Taoizm farkı nedir? Üstte değindiğim 10 maddede Taoizmin görüşleri nelerdir?
Ben bir çeşit gnostik sayılabilirim. Budizm ile gnostisizm arasında yakınlık gördüğüm için budizmi daha net anlamak adına soruyorum bunları. Sorulara kendi gnostik cevaplarım var ama budizminkileri merak ediyorum.
Sevgilerimle...
Merhaba :)
Ben Facebook'tan Tayland'da yaşayan ve sevgilisi Budist olan bir abiyle konuşuyorum. Son zamanlarda Budizm'e ilgi ssardıgım için onu buldum ve sorularımı sormaya başladım. :D
Bende bu karma inancını sizin bildiğiniz gibi biliyordum ama meğerse öyle değilmiş.
Budizm'de öldükten sonra ne cennet, ne cehennem, ne ahiret ne de reenkarnasyon vardır. Onların amaçları sadece hayattaki acıdan ve ıstıraptan kurtulmaktır. Ölünce de hiçbirşey olmayacaktır. Sadece öleceklerdir.
Onlar buna inanıyormuş.