PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ''Kurtuluş Savaşı'' Dönemi ve Kemalizmin Sahte Bağımsızlıkçılığı


Jolly Jocker
17-04-2012, 01:25
Toplam ölü sayısının 10.000'i bile bulmadığı, bir o kadar insanın İstiklal Mahkemelerince asıldığı, bu savaş başladıktan sonra tepki olarak Sevr'in hazırlanıp ilan edildiği, İngilizlerin Savaş Hedefleri Deklarasyonunda ve ABD'nin Wilson ilkelerinde bugünküne benzeyen bir Türk devletinin zaten başından beri öngörüldüğü, bu yüzden aslında sadece iktidarı saraydan almaya odaklananlarca yürütülen gereksiz bir macera olan şanlı(!) ''kurtuluş savaşı'' dönemine bakmak her zaman ilgi çekici olmuştur. Bu arada, ''kurtuluş'' savaşında emperyalist itilaf devletiyle değil sadece düne kadar tebamız olan küçücük Yunanistan ve Ermenistan'la savaştığımızı da hatırlatmalıyım. Bunlar nasıl Sevr'ci emperyalistlerse ne İngiltere ne Fransa ne de İtalya biza mermi sıkmamış!

Çünkü;
1- Birinci Dünya Savaşından yeni çıkmışlar, halkları savaştan bezmiş ve artık savaş istemiyor, ekonomileri çok zor durumda ve yeni bir savaşı göze alacak halleri yok.
2- Wilson İlkeleri başta olmak üzere, yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almaları yasak. Bir toprak parçasında hangi ulus çoksa orada onu tanıyorlar, sadece bir süre onların idaresinde kalıyor. O da kendilerine karşı gene savaş açılmasın diye. Suriye'yi, Arabistan, Irak'ı böylece yönettiler, sonunda çekip gittiler mesela. Zaten kendi ülkelerinden nüfus getirip bu topraklara iskan edecek halleri de yok.
3- Bu topraklarda tarihsel ve nüfussal olarak Türklerin avantajlı olması sebebiyle de bölgede bugünküne benzeyen bir Türk Devleti kurmak istiyorlar. Çünkü sömürge yollarının üzerinde kalan Anadolu'da kendileri açısından güvenilir ve güçlü bir devlet onların en çok çıkarına olan şey.

Ama Birinci Dünya Savaşı öncesi Bab-ı Ali baskınıyla dizginleri ele geçiren ve arada soykırım da yapan İttihat-Terakki Cemiyeti(İTC) savaş kaybedilince memleketten tüymüş. Kalanlar da kelle koltukta yaşıyor. İtilaflar ve saraydan korkuyorlar. M.Kemal ise iktidar istiyor. İktidarın alınması için bir maceraya girişiliyor ve ''kurtuluş savaşı'' başlıyor.

Başta İtilafların denetimi altındaki padişah karşı çıkıyor. Fakat sonra Tevfik Paşa hükümeti eliyle sempatiyle bakıyor. Birinci İnönü savaşından sonraki Londra Konferansına İtilaf devletleri hem İstanbul hükümetini hem TBMM'yi çağırıyorlar mesela. İkilik yaratıp güçten düşürmek için. İstanbul hükümetinin(sarayın) temsilcisi Tevfik Paşa diyor ki Türk milletinin temsilcisi TBMM'dir. İtilaf devletlerinin tuzağını boşa düşürüyor. Padişah bu kadar yakın TBMM'ye. Zaten öncesinde sultan, M.Kemal'in Meclis-i Mebusan'ın toplanması önerisine de evet diyor. Bu toplanmada alınan kararlar üzerine İtilaf devleti İstanbul'u işgal edip meclisi dağıtıyor. bunu göze alacak denli ''kurtuluş hareketini'' destekliyor sultan. Bunun üzerine deniyor ki artık meclis TBMM'dir. Çünkü Mebusan Meclisi dağıtıldı ve İstanbul işgal altında. Padişah buna sempatiyle bakıyor. M.Kemal hakkındaki ölüm emri kaldırılıyor. TBMM de sultan ve hilafete bağlı olduğunu söyleyerek savaşını sürdürüyor. Yani hem sultanı hem de milleti kandırıyor. Savaşı kazandığında ise saltanatı hilafetten ayırıp saltanatı kaldırıyor. Böylece tüm iktidar TBMM üzerinden millete, -demeyi isterdim ama-, M.Kemal'e geçiyor. Hilafet ne oluyor dersiniz? İslamı reforme edip sekülerleştirmek üzere kullanılabilir ve böylece sadece Türkiye'deki değil tüm dünyadaki müslümanların islam algısı değişebilirdi değil mi? Ama öyle olmuyor. İngiliz sömürgelerinin çoğu müslüman olduğu için, İngilizler rahat etsin diye Ata'mız kaldırıveriyor hilafeti.

Bu noktada bir parantez açmam gerekiyor. M.Kemal'in TBMM deneyimi, tümüyle ardında milletin desteği olduğu ve nispeten demokratik görünüm vermek için kurgulanmış bir girişim. Ben sosyalistim. O dönemin yegane sosyalist örgütü olan TKF de Anadolu'da örgütlenmeye çalışıyor. Sovyetlerin destek ve prestijinden yararlanıyor. O dönem Anadolu'da müslüman komünizm anlayışı var. zaten Sovyetlerde de din karşıtı bir hava yok, Müslüman komünistler kurultayları düzenleniyor ve Stalin daha başa geçmemiş, dini direkt hedef alan politikalar yok. Yeşil Orduyla ve sol yönelimli Çerkes Ethemle iyi ilişkiler kuruluyor. Önderliği TKF(Türkiye Komünist Fırkası) alıp gerçekten anti-emperyalist ve anti-kapitalist nitelikli, gerçekten laik ve demokratik ve gerçekten halkların kardeşliğini esas alan bir kurtuluş hareketini büyütmeye çalışıyor. Elbette sultana da tekmeyi vuracak. Niyetlerini gizlemiyor zira o bir devrimci ve devrimciler niyetlerini gizlemez. Halk niyeti bilir, o niyeti kabul eder ve devrimi halk yapar zaten. TKF'nin amacı bu. Ama M.Kemal iktidarını paylaşmayı bile düşünmeyen bir kişilik. TBMM'den başka örgütü kabul etmeyeceğini(yani TKF'ye tahammülü olmadığını) belirtiyor. M.Suphi'ye, eğer yardım etmek istiyorsan silahsız ve yalnız gelin diye mesaj yolluyor. M.Suphi ve 14 yoldaşı ise en saf duygularıyla buna güve ip yola koyuluyorlar. Önce Kars'a geliyorlar. Kazım Paşa tarafından ''kurtarılmış'' bir yer burası. Burada örgütsel faaliyetlerine devam ettikleri görülüyor. Bunun üzerine M.Kemal 15'lerin Ankara'ya sokulmaması talimatını veriyor. Tesadüfe bakınız ki Erzurum'da halk onlara karşı provoke ediliyor. Trabzon kaçıyorlar. Batum'a dönmek üzere denize açılıyorlar ama adi bir cinayete kurban gidiyorlar. Yine tesadüf bu ya, öldürülmeden birkaç gün önce TBMM gizli celselerinden öğreniyoruz ki M.Kemal onlar hakkında hiç de dostane konuşmuyor, ''vatansız serseriler'' diyor ve kin kusuyor. Böylece biricik gerçek kurtuluş savaşı tam olarak başlayamadan bitirilmiş oluyor. Peki Sovyet Rusya bu yapılanları nasıl oldu kabul edebildi?

Kemalizmin Maskesi Düşüyor: Londra Konferansı

M.Suphiler 28 Ocak 1920'de öldürülüyor. Bu tarihlerde TBMM'nin bir adamı İtilaflarla Londra Konferansında görüşmek üzere bulunuyor. Bu kişi, TBMM'nin dış işleri bakanı Bekir Sami Bey'dir. Bir adamı da(Yusuf Kemal Tengirşenk) Moskova'da bulunuyor, Sovyetlerle görüşmek için. Daha Birinci İnönü Savaşı yeni yapılmış. Bekir Sami Bey, eğer müttefik devletler misak-ı milli sınırlarından çekilirse Sovyetlerla savaşa bile girebileceklerini vaad ediyor. İtilaflara güvence verebilmek için Konferans öncesinde ve sırasında Anadolu'daki tüm sol hareketler yok ediliyor. (Böylece M.Kemal'in liderliği de güç kazanıyor tabi). Çerkes Ethem ve Yeşil Ordunun yanı sıra Türkiye Halk İştirakiyyun(Komünist) Fırkası dağıtılıyor. O sırada (28 Ocak 1920'de) Mustafa Suphi ve yoldaşları öldürülüyor. Türk delegeleri Londra'da Avrupa gazetelerine ''Anadolu'da komünizm ve bolşevizm yoktur ve yaşayamaz'' diye açıklamalar yapıyor. Batılılara Anadolu'da kurulacak rejim hakkında güven verilmek isteniyor çünkü kemalistler ısrarla Batı'ya bağlı kalıyorlar ve baştan beri kendilerini destekleyen Sovyet Rusya'yı ve anti-emperyalist duygularla savaşan yerli komünistleri satmakta sakınca görmüyorlar. Çünkü Avrupalılar, özellikle de İngiltere, Sovyetler ile kendi sömürgeleri arasında güvenebileceği bir tampon bölge arıyor. Yoksa savaşı ha Türkler kazanmış ha Yunanlılar, çok da umurunda değil. Bekir Sami Bey'in asıl görevi İngiliz ve Fransızlarla ''Kafkas Seddi'' konusunu konuşmaktır. Kafkas petrolleri Sovyetlerin elinde malum. İtilaflar da daha da güneye inmelerini engellemek için böyle bir sed oluşturmuş vaziyetteler. İşte TBMM baş temsilcisi ve dış işleri bakanı Bekir Sami Bey, Türkiye'nin de Kafkas Seddine katılmasını teklif ediyor. Tüm bunlardan amaçlanan, Türkiye tanımalarını, kemalist iktidarı muhatap almalarını, Yunanlıları desteklememelerini sağlamak. Anti-emperyalistlik, kurtuluş, bağımsızlıkçılık v.s. bir kenara atılıveriyor. Hatta inandırmak için o tarihlerde Sovyet toprağı olan Batum da işgal ediliyor! Batum, Sovyetlerin dünya pazarıyla tek ilişki noktası, Kafkas akaryakıt limanı.

Tesadüfe bakınız ki Genel Kurmay Başkanı Fevzi Paşa'dan Kazım Paşa'ya bir telgraf gidiyor. Tarih 21 Şubat 1921. Yani tam da Londra konferansının toplandığı tarih! Telgrafta, ''Hükümet bir Kafkas federasyonu oluşturmaya karar verdiğinden Doğu'ya doğru bir harekata hazır bulunması'' ve Gürcistan'daki bolşevik ordusunun durdurulması isteniyor! Amaç, Londra Konferansında İtilaflardan yeterli ödünü alabilmek. Kazım Paşa buna karşı çıkıyor başta. Çünkü bu TBMM'nin tüm anti-emperyalizm söylemiyle çelişiyor, zaten Kazım Paşa dost olan Sovyetlerle zıtlaşmayı da pek akıl karı görmüyor. Moskova'daki Türk-Sovyet görüşmelerinde, Sovyetler -haklı olarak- Türk politikasını güven verici bulmadıklarını bildiriyorlar. Tarih 21 Şubat 1920. Sovyet dış işleri bakanı Çiçerin, Türk hükümetini Gümrü'yü işgal etmekle, M.Suphi ve 14 yoldaşını öldürmekle, Erivan'ı ele geçiren Batı yanlısı Taşnaklara yardım etmekle ve Anadolu'daki komünistlere zulüm yapmakla suçluyor. Çiçerin, bu koşullarda dostluk antlaşması yapamayacaklarını, ancak barış antlaşması yapıp maddi yardıma devam edebileceklerini belirtiyor. Londra konferansında Fransızlar Türklerden yana eğilim gösteriyor. Yunan ordusunun yeterince güçlü olmadığı konusunda İngilizler de hemfikir oluyor. Havanın kendinden yana estiğini gören Türk tarafı, bunu güçlendirmek ve iyice kendi lehine döndürmek için 1 Mart 1921'de Kazım Paşa'ya Batum'u işgal emri veriyor! Ama Kazım Paşa, birliklerini Batum önüne yığmakla birlikte bu emre itiraz ediyor. 8 Mart'ta bakanlar kurulu, misak-ı millinin de dışında kalan Ahıska, Ahılkelek ve Batum'ın işgal edilmesi kararını veriyor. Kısacası, kemalist TBMM, kendisine baştan beri yardım eden Sovyetlere karşı İngiliz emperyalizminin işbirlikçiliğini yapma vaadi karşısında iktidara sahip olmaya tav oluyor. Zaten bu teklifi yapan kendisi. İşte kemalizmin sözde anti-emperyalizm ve ulusal ''kurtuluşçuluğu'' bundan ibaret!

O sırada Moskova'da olan Türk heyeti ise Stalin'le görüşüyor ve Londra Konferansında ne olduğunu bilmedikleri için Batum'un Sovyetleşmesini kabul ediyorlar. Türk birlikleri, Londra Konferansından umutlu oldukları için, Sovyetlerin uyarısına rağmen 11 Mart'ta kadar Batum'u bırakmıyor, 11 Mart'ta da Batum'u işgal ediyor! Ama Londra Konferansında sonuç olarak itilaf devletleri sadece Sevr'i yumuşatmayı kabul ediyorlar. Türk tarafı hayal kırıklığı yaşıyor. Tabi Loyd George, asıl amacı Türk-Sovyet yakınlaşmasını bozmak olduğu için, Bekir Sami Beyle olan görüşmelerin tutanaklarını Sovyetlere gönderiyor! Böylece Sovyetler de neler döndüğünü daha net görme olanağı buluyor. Çiçerin bunu öğrenir öğrenmez Ankara'ya bir nota gönderiyor. Düşünebiliyor musunuz? Baştan beri çıkar beklemeksizin destek olduğunuz bir ülkenin, kendisini işgal edenlerle anlaşmak için sizi sattığını öğreniyorsunuz. Bunun üzerine Ankara, kendi dış işleri bakanının üstüne suçu atıp, kendisinin bundan haberi olmadığını iddia ediyor. Sovyetleri satıp kendini emperyalistlere kabul ettirme hayalleri suya düşüyor. Bunun üzerine Moskova Antlaşması imzalanıp Sovyetlerin gönlü alınmaya çalışılıyor ve anti-emperyalist söyleme geri dönülüyor.

Tabi artık bunların anti-emperyalistliğini yer miyiz? Yemeyiz, biraz tarih bilen kimse de yememelidir. Ama Sovyetler, gene de destekliyor kemalistleri. Çünkü başka seçenekleri yok. Bir de Londra Konferansında anlaşamadıları için bu kez harbiden Batıyla kemalistlerin arasının bozulacağını ummuş olabilirler. Ama kemalistler dahil Türkiye burjuvazisinin karakteridir, onlar hep çözümü emperyalizmle işbirliğinde aramışlardır.

Peki İngilizler(Loyd George) işbirlikçi Türk tarafının önerisini niye kabul etmedi? Çünkü Türk tarafı Fransa'ya daha çok yanaştı. Bekir Sami Bey ile Fransızlar arasında bir antlaşma yapılıyor. Buna göre Sevr'e de aykırı şekilde Antep, Maraş v.s. Türklere bırakılıyor ve Fransızlara ekonomik ayrıcalık tanınıyor. Ergani madenleri ve Kilikya limanlarının işletilmesi de Fransız sermayesine bırakılıyor. Ama Moskova'nın bu işbirliğini haber alması ve Fransızlara verilen ekonomik tavizler yüzünden TBMM ''tükürdüğünü yalamak'' zorunda kalıyor tabir caizse. İş Bekir Sami Bey'in üstüne yıkılıyor ama onun politikasının Ankara hükümetinin politikası olduğu gerek Batum'un işgali için yapılan telgraf yazışmalarından gerekse yapılan askeri harekattan anlaşılıyor. Madem bu görüşme ve antlaşmaları Bekir Sami Bey TBMM'den habersiz yapmıştır o halde Batum'u neden işgal ettiniz sorusunun yanıtı yok!

Londra Konferansı TBMM açısından tam bir fiyaskoydu. İstediği sonucu alamadığı gibi başta beri dostu olan Sovyetlerle arasını da bozma tehlikesi yaşadı. Emperyalistlerden aradığını bulamayan TBMM Moskova'daki görüşmeyi son hız sonuçlandırıyor, Batum'dan çekiliyor, bunun üzerine Sovyetlerle dostluk gene kuruluyor. Arada olan Anadolu komünistlerine ve M.Suphi'ye oluyor. Sovyetler önce öfkeleniyor ama Batum'un boşaltılması ve Londra'dan hayal kırıklığıyla dönen Türklerin savaşa devam edecek olması karşısında desteklemeye karar veriyorlar. Anakara desteğe muhtaç, Sovetler ise Ankara'yı anti-sovyet bir bloğa dahil etmek istemiyor herşeye karşın. Ama Batum'ı Karabekir Paşa'nın Moskova Antlaşmasına rağmen bir an evvel boşaltması gerekirken hiç acele etmiyor, zira boşalt emri Ankara'dan bir türlü gelmiyor! Hala bir takım beklentiler var emperyalistlerden. Türk egemenlerinin tipik bir özelliği bu: En anti-emperyalist olmaları gereken zamanlarda bile kaypak ve işbirlikçi bir tutum alıyorlar, yönlerini daima emperyalist dünyaya dönüyor, ondan bir türlü kopamıyorlar. En sonunda Onbirinci Kızılordu komutanı verdiği 13 Nisan tarihli notayla Türk tarafının antlaşmaya uyup belirlenen sınırlara çekilmesini, aksi halde bölgenin zorla boşalttırılacağını belirtiyor. Türk ordusu Kafkaslar'da uzun süre kalıyor, çekilmemekte direniyor çünkü o sırada kafkaslarda karışıklık var. Taşnaklar Sovyetlere direniyor. TBMM, belki emperyalistlerin bana işi düşer, fikirlerini değiştirirler diye düşünerek olsa gerek, ordusunu ısrarla bölgede tutuyor. Verilen notadan sonra 23 Nisan tarihinde nihayet Kazım Paşa orduyu Gümrü'den çekiyor.

Peki kemalistlerin emperyalistlerden medet umma huyu bitmiş midir? Elbette hayır! Nereden biliyoruz? İngiliz Ticaret Kurulu Başkanı Hudson ile Ankata hükümetinin Moskova elçisi Ali Fuat Paşa arasındaki görüşmeden biliyoruz. Taraflar bu görüşmenin İngiltere hükümetine duyurulmasını da kararlaştırıyorlar. Görüşmede Ali Fuat Paşa'nın Hudson'a söylediklerinden bir kısım şöyle;

''Loyd George ve lord Curzon gözlükleriyle Türklere bakarak bizleri çok zayıf görmek, İngiliz milletinden hakikati gizlemek demektir. Türklerin orta şarkta asırlarca üzerlerine almış oldukları mühim vazifelerin Yunanlılar ve Ermeniler tarafından başarılacağını sanmak İngiliz siyasetinin kaydetmediği büyük bir gaflet olacaktır. Türkler Osmanlı camiası içinde asırlarca hakim olmuş bir unsurdur. Türkiye bütün islam aleminin ümit kalesidir. Asırlardan beri bu kuvvet ve kudret olmasaydı, sıcak denizler ve okyanuslar şimal müstevlilerin eline geçmeyecek miydi? O zaman İngiliz müstemlekelerinin hali ne olacaktı? Şimdi bu tehlike eskisinden daha çok büyüyebilir. Karşısında Yunanlılar ve Ermeniler hangi kuvvetle karşı durabileceklerdir? Zannederim karşı durmak şöyle dursun, evvela onlar Şimal müstevlilerin ilerlemesini kolaylaştıracaklardır. Bilmem arzedebiliyor muyum?'' diyor ALİ Fuat Cebesoy ve şöyle devam ediyor: ''İngiliz milletinin aklıseliminin bir gün bunları muhakkak surette idrak edeceğine emin bulunuyorum. İşte bunun için İngilizlerle düşman olmayı hatırımızdan geçirmiyoruz. Ve sabrediyoruz.'' Kısacası, Ali Fuat Paşa Ankara Hükümetinin dili oluyor adeta ve diyor ki İngilizlere: Yunanı, Ermeni'yi almayın, bizi alın, biz daha hizmet ederiz emperyalizme!

''Kurtuluş'' savaşında esas düşmanın Yunan değil İngilizler olduğu söylenir. Doğrudur. Ama öyle anlaşılıyor ki kemalistler İngilizleri pek de düşman görmemiş, anti-komünizmi herşeyin başına yazmışlar. Cumhuriyetin ilanından sonra emperyalistlerin güdümüne daha da girilmesi(örneğin NATO üyeliği) bu işbirlikçi yönelimin doğal bir uzantısıdır. İşbirlikçilik ve anti-komünizm yönünden CHP ile Demokrat Parti arasında ya da kemalistlerle 12 Eylül darbecileri arasında kopuş değil süreklilik söz konusudur. Emperyalistlerle anlaşma kemalizmin her zaman bir numatralı yönelimi olmuş, bu amaçla başta müttefik kabul ettiği(daha doğrusu eder gibi yaptığı) komünistleri de silip süpürmekte, öldürmekte sakınca görmemiştir. Bu izim için tarihsel bir derstir. Kuzudan post, kemalistten dost olmaz!

Kemalizmin anti-emperyalistlik ve milli kurtuluşçuluk palavralarını yeterince teşhir ettiğimi düşünüyorum. 40 sene evvelki devrimci abi ve ablalarımız bu bilgilere ne derece sahipti, o dönemin şiddetli ortamında okuma yapmaya ne kadar vakit bulabiliyorlardı bilemiyorum. Ama biz, yeni nesil devrimciler olarak bu bilgilere artık sahibiz. Kemalizmin bağımsızlıkçılıkla zerre kadar alakası olmadığını, ilerici ve sol bir akım olmadığını açıkça görüyor olmalıyız. Ve çekinmeden haykırmalıyız ki, Kahrolsun Kemalizm! Aksi halde, sahtekar vatanseverler yüzünden gerçek bağımsızlıkçılar görülmemeye ve zulme uğramaya devam edecek.

DDiderot
17-04-2012, 15:38
Hilafet ne oluyor dersiniz? İslamı reforme edip sekülerleştirmek üzere kullanılabilir ve böylece sadece Türkiye'deki değil tüm dünyadaki müslümanların islam algısı değişebilirdi değil mi? Ama öyle olmuyor. İngiliz sömürgelerinin çoğu müslüman olduğu için, İngilizler rahat etsin diye Ata'mız kaldırıveriyor hilafeti.



Bu ne ya? Joly bence bilmediğin konularda yazma.Git sosyalizm,ateizm,din,felsefe,politika vs. konularda yaz ama sıfır bilgiyle tarihe burnunu sokma bence.

endulus
17-04-2012, 16:45
Hep böyle atıp tutarlarda. Elde ne var birşey yok. İş Kızılordunun yaptıklarına che' nin yaptıklarına geldi mi devrimci olurlar. Atatürk yapar yerden yere vurulur neden peki?
Bunlarda bu şekilde rahat ediyor.

60 ların 70 lerin koministlerinde hiç olmazsa onurlu haklıya hakkını teslim eden düşünce vardı. Şimdikiler klavyeden başka bir yerde atıp tutuamıyorlar. Kendini tatmin yolu. Atam kendi canını jolly jocker saçma sapan iddaalarla eleştirsin diye ortaya koydu. Çokta umrumda ne haliniz varsa görün. Bizim sol neden bir halt edemiyor daha iyi anlıyorum sizleri okudukça.

Böyle % 0,001 lerde de devam edersiniz.

murted
17-04-2012, 17:16
Freddie, körle yatan şaşı kalkar ya sen de malum arkadaşla fazla yüz göz olmuşsun anlaşılan.
Kemalizm'e ve Mustafa Kemal'e istediğini söyle. Ama Mustafa Kemal'i eleştirirken, eleştirilerinin ayaklarının yere daha sağlam basması için padişahı, İngilizleri, bilmem kimi olduğundan daha da güzel adamlarmış gibi sunmak gibi bir gaflete düşme.

Wilson ilkelerine göre Türkiye yaklaşık aynı sınırlara zaten sahip olacakmışmış. Bu adamların Wilson ilkelerini acayip miklerine taktıklarını, savaştan sonra pay ettikleri eski Osmanlı topraklarından zaten çekileceklerini falan söylüyorsun. Bu emperyalistler, Beyaz Ordu'yu birfiil destekleyerek bir nevi Sovyet Rusya'ya da savaş açmadılar mı aynı yıllarda? Sovyet Rusya, Beyaz Ordu ile uğraşmaktan kendi kalkınma hamlelerine yönelemedi bunların yüzünden. Bir yandan bu kadar iğrenç adamlar bunlar sana göre ama her nasılsa adeta Ortadoğu'dan tümden çekilmemelerini mazur gösterme gayreti içindesin ki Kurtuluş Savaşı beyhude, Kemalizm de kaka olsun.

2- Wilson İlkeleri başta olmak üzere, yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almaları yasak. Bir toprak parçasında hangi ulus çoksa orada onu tanıyorlar, sadece bir süre onların idaresinde kalıyor. O da kendilerine karşı gene savaş açılmasın diye. Suriye'yi, Arabistan, Irak'ı böylece yönettiler, sonunda çekip gittiler mesela. Zaten kendi ülkelerinden nüfus getirip bu topraklara iskan edecek halleri de yok.
3- Bu topraklarda tarihsel ve nüfussal olarak Türklerin avantajlı olması sebebiyle de bölgede bugünküne benzeyen bir Türk Devleti kurmak istiyorlar. Çünkü sömürge yollarının üzerinde kalan Anadolu'da kendileri açısından güvenilir ve güçlü bir devlet onların en çok çıkarına olan şey.

Freddie, bunlardan ön kabülün olan Kemalizm'in kaka, Kurtuluş savaşı'nın da beyhude olduğu sonucuna varamazsın.
Burada, ön kabülüne sanki bunlardan varmış gibi yazmışsın ama, bunlar çok zorlama.

Suriye'yi, Arabistan, Irak'ı böylece yönettiler, sonunda çekip gittiler mesela.

Aynısını Türkiye'ye yapmayacakları ne malumdu? Adamlar zaten seve seve terkettiler değil mi? Dünya değişmese, bin yıl sonra bile bu adamlar bir yolunu bulur, o topraklar onlar için bir şeyler ifade ettiği sürece oradan çekilmek bilmezlerdi.

Bu topraklarda tarihsel ve nüfussal olarak Türklerin avantajlı olması sebebiyle de bölgede bugünküne benzeyen bir Türk Devleti kurmak istiyorlar. Çünkü sömürge yollarının üzerinde kalan Anadolu'da kendileri açısından güvenilir ve güçlü bir devlet onların en çok çıkarına olan şey.

Saçmalık, benim kontrolüm altında olan bir devlet çok daha yeğlenirdir böyle bir devletten.

Neyse, Freddie, beni hayal kırıklığına uğratıyorsun.
Sistematik asimilasyon de, gayri Müslim tebaya baskı de, Türk Tarih Tezi denilen zırvaların ders kitaplarına girmesi de...
Ama bunları geçeceksin, çünkü bu tip hareketler senin de itibarını düşürüyor bence. Benden sana dost tavsiyesi; objektifliğini kaybetmemeye bu konularda daha bir hassasiyet göstermelisin.

DDiderot
17-04-2012, 18:37
Bir de durmadan istiklal mahkemesi vurgusu yapanlar, nagehan alçı mı kireç mi neyse che yamyam dı deyince köpürüyorlar.

Merlinin Kazani
17-04-2012, 21:24
Fredi bu yazıyı tuvalette yazmış olmalı. O kadar zorlama bir yazı ki ıkına ıkına çıkarmış gibi duruyor.

Jolly Jocker
17-04-2012, 22:47
Tam beklediğim gibi hiçbir fikir içermeyen yanıtlar gelmiş. Sen önce Ruslara, Che'ye bak türünden düzeysizlikler saçılmış ortaya. Benim Marksizmi ve Leninizmi eleştiren upuzun başlıklarım da var. Biz kendimizi de eleştiririz. Ama bizim -varsa eğer- kusurlarımız, sizinkileri gözden kaçırmaya yetmez. ''Tuvalette mi yazdın'' türünden fikirsiz, sadece şahsı hedef alan ucuz polemiklere ise hiç girmiyorum. Zira kemalistlerin seviyesi malum.

Londra Konferansında olanlar, Batum'un işgali, emperyalistlere güvence verip savaşı erken bitirmek için yerli komünistlerin en iğrenç biçimde tasfiyesi v.s. bunların tümü kemalizmin ''anti-emperyalizmi'' ve ''bağımsızlıkçılığının'' ne kadar boş olduğunu gösteriyor. Emperyalizmle uzlaşmaya her an hazır ve daima anti-komünist bir karakter taşıdığını gösteriyor.

Bunlar değersiz bulgular mı?
Açıklamanız var mı?

Madem emperyalizmle uzlaşmaya, Sovyetlere karşı İngilizlerin ileri karakolu olmaya hazırsın ne diye ''kurtuluş savaşı'' veriyorsun? Bak Londra'da İstanbul hükümet heyeti bile sözü sana bırakmış, belli ki padişahla da papaz değilsin. Tek dertleri iktidarı ele geçirmekti, başka birşey değil.

Gerçek kurtuluş umudunu ise yerli komünistleri öldürüp dağıtarak gömdüler. ''Kurtuluş savaşı'' denen süreç bir kurtuluş sürecini değil, esas kurtarıcı olabileceklerin tasfiye sürecini anlatıyor. Kemalizm anti-emperyalizm ve bağımsızlık gibi sıfatları zerre kadar hak etmemektedir. Londra Konferansı ve Batum'un işgali, yeri sol hareketlerin tümünün tasfiyesi bunu açıkça gösteriyor. Ortada bir bağımsızlıkçılık ya da anti-emperyalizm yoksa o halde kurtuluş ve kurtuluş savaşı da yoktur.

Sultan elbette ortadan kaldırılacak ama yerine ne koyduğun önemlidir. Aksi halde sultanı ortadan kaldırmak tek başına birşey ifade etmiyor. Bu konuda amacım sultanı savunmak değil, kemalizmin baştan itibaren zerre kadar değer taşımayan kof bir politik akım olduğunun altını çizmektir.

Londra konferansı ve emperyalizmle uzlaşabilmek için Batum'un işgali ile yerli komünistlerin tasfiyesi kemalizmin ne mal olduğunu teşhir etmiştir. Bunlar ortadayken hiçbir kemalist kalkıp da bağımsızlıkçı ya da anti-emperyalist olduğunu, hele ki solcu olduğunu iddia edemez. İşbirlikçi bir akımdır. Savaş dönemindeki diretmişliği, iktidarı sarayla paylaşmak istememesi yüzündendir. Yani bağımsızlıkçı olduğundan değil iktidar düşkünü olduğundan.

Kurtuluş savaşı sırasında İngilizlerden yeşil ışık gelseydi 1.İnönü Savaşının devamı gelmeyecek ve uzlaşılacaktı. Hem de onu karşılıksız destekleyen Sovyet Rusya'ya karşı! Batum'u işgal etmişlerdi. Ali Fuat Cebesoy'un sözleri bile tek başına herşeyi ortaya koyuyor. Yunan'ı bırak, Sovyetlere karşı biz size daha iyi hizmet ederiz diyor resmen! İngilizler yüz vermeyince savaşa devam edildi. Edildi de ne oldu? Savaş sonrasında uzlaşıldı emperyalizmle! O halde senin verdiğin o savaşın -iktidarın sultandan sana geçmesi haricinde- ne değeri var? Hiçbir değeri yok.

Kurtuluş savaşı denen süreç bir ulusal kurtuluş mücadelesi değil, darbe sürecidir. Bunu görmeyenler, resmi tarihin kafalara kazıdığı M.Kemal duygusallığından kurtulamayanlardır. Kemalizm ile Osmanlı, hatta Bizans devlet geleneği arasındaki sürekliliği göremeyenler, bugünkü iktidarla hesaplaşamazlar. Kemalizm gibi emperyalizmle uzlaşmaya her zaman hazır olan bir akıma güvenenler hayal kırıklığı yaşamaya mahkumdurlar.

yamans
18-04-2012, 01:41
Anaaa Freddie'nin içine Jadı kaçmış...

Sesli
18-04-2012, 02:47
Her nedense Türk istiklal savaşının olmadığını, ya da olanın sadece Yunanla ettiğimiz bir dans olduğunu sananlar her zaman bu ülkede olmuştur.

1- Sevr'i imzalayanlar Osmanlılardı. Sevr'de söz edilen Ankara dolayları Osmanlılara verilmekteydi. Sevrde parsayı götürenlerse, Ermenistan, Kürdistan ve Avrupalı dostlarımız olduğu kesin.

2- İstanbul 1917de İngiliz ve Fransızlarca işgal edilmişti. Dedeme dahi tramvaya hareket halinde bindi diye ingiliz askeri ceza kesebliyordu.Bugün Bakırköyde Şükran çifliği sokakta iki tarafı kırmızı tuğlalı bina durmaktadır. Bu bina İstanbulun işgalinde İstanbulu haraca kesen Fransızların jandarma karakolu olarak inşa ettikleri binadır. Paşabahçede bugün şehitlik çıkmazı adındaki sokakta Genç Türkleri öldüren İngiliz askerleri nedeniyle bu sokak bu isimle anılmaktadır.

Daha pekçok İngiliz ve Fransızın İstanbuldaki eşkiyalıklarını size sayabilirim. Ne yazık ki Cumhuriyet hükümetleri bu konuda yani kahpe İngiliz ve kahpe Fransızların İstanbuldaki zulümleri ile ilgili olan levhalar hazırlayıp da gerekli yerlere asmamışlardır. Bugün dahi Ermeniler her 24 nisanda 1915de ortada olmayan Türkiye Cumhuriyeti aleyhinde gösteriler ve Türk bayrağına saldırılar yaparken, 43 seçkün diplomatımı öldüren bu insanları anlatan bu diplomatların anısına bir çiçek dahi ekilmemiştir. İşte Türkler bu denli tarihlerine arkalarını dönmü bulununca, içimizdeki Danimarkalılar da bundan güç alarak kurtuluş savşı yapılmadan bu toprakların bizlere bahşedilmiş olduğunu yazacak kadar namerttirler. Avrupada ise Türk düşmanları Avusturyada olsun Macaristanda olsun Türkler aleyhinde pekçok levhalar asmışlardır. İşte içimizdeki danimarkalılar da bunlardan başka bir milletten olamazlar.

3- Türk ulusal savaşı 7 (yedi düvele) karşı yapılmıştır. Bunun ispatı, Lozanda Türk heyetinin karşısına oturan diğer devletler olup, savaşların sanunda yapılan antlaşmalar savaşları yapanlar arasında olmaktadır. Bu namertler önce bu gerçekleri öğrenecek sonra burada saçmalayacaklardır. Eğer biz 7 düvele karşı savaşmamış sadece yunanistanla savaşmış olsaydık. Lozanda sadece yunan ve Türk heyetleri oturur ve imza atarlardı. Bu namertler bir daha böyle saçmalarlarsa ben daha da ileri boyutlarda gerçekleri belirtirim.

4- Türk İstiklal savaşını yokmuş gibi göstermeye yeltenen bu ne idüğü belirsiz kişiler bunu biraz olsun incelesinler de utansınlar.,,

5- Öyle bu ülkenin kurulmasında baş rolde bulunan Mustafa Kemal Atatürk'e saygısızlık eden bu namert insanlar bisinler k biz daha ölmedik ,Türk ulusuna düşmanca saldıranların hesabını her an görebiliriz derim. İngilizler ve Fransızlar geldikleri gibi İstanbuldan çıktılarsa, bu Mustafa Kemal'in ve onun arkadaşlarının ve bu seçkin ulusun yaptığı Türk İstiklal Savaşı sonunda gerçekleşmiştir.

6- Bu saygısızlar ayaklarını denk alsınlar ve bir daha Türk istiklal savaşı hakkında böyle ulu orta söz etmesinler. Bu kişiler bu vatanın evlatları olamazlar. bunlar sevrcilerin torunları olabilirler. Biz sevrcilerin ne mal olduklarını da bilmekteyiz. Onlar İngilizin kayığına binecek kadar alçalan insanlardandır...İşte size Vahdettin denilen adam, kaçarken dahi İngilizin kayığına binerek kaçtı.

apsimon
18-04-2012, 03:01
Kurtuluş savaşı denen süreç bir ulusal kurtuluş mücadelesi değil, darbe sürecidir.

Bir çok kez bu savın çürütülmesine rağmen ısrarla bu çabandan vazgeçmedin ya kinin taktire şayan. Süreç 1908 de başlar. Tekrar mı anlatalım. 1908 öncesi meclis yoktu. "Demokratik" seçimde yoktu. İstanbul işgali sonrası meclis kapatılmıştır. Tekrar tekrar anlatmak mı gerekiyor. Kime darbe yapılmış...

Bak önümüz 23 Nisan açıp oku biraz istersen. Ya da tek tek mi anlatalım. Gün gün mü istersin. Savaş öncesi topraklar ve sonrası topraklar'ın yüzölçümüne bir bak istersen. Osmanlıyı ve sultanlarını övmemizi bekliyorsun. Yenik ve bitik bir devletten bahsediyoruz. Sen hala darbe tekerlemesini ağzında geveliyorsun.

Velev ki sıyırdık ya grek-türk savaşı yaşanmasın.
velev ki Grekler liderleri ile hesaplaşmasın.
Velev ki II georgiso da ülkeden kaçmasın.
Velev ki bu yüzden Krallık lav edilmesin.

Velev ki ki istanbul ingiliz işgali altında olmasın.
Velev ki sıyırdık ya meclisde açık olsun.
Velev ki darbe olsun.

Sıyırıyoruz ya...


Konu TC tarihi olunca boş boş sıyırıyorsun. Darbe ile devrim arasında ki farkı açıklamanı talep etmek hakımız. Burdan başla ki tarihe ve devrimlere nasıl bakıyorsun bilelim. Çünkü yersiz ithamlarına bir son vermek gerekiyor.

Bir çok başlık altında ısıtıp ısıtıp bu mevzuyu önümüze getiriyorsun. Yanıt verilmesine rağmen ilgili başlıklar altında da devam etmiyorsun.

Jolly Jocker
18-04-2012, 06:23
Her nedense Türk istiklal savaşının olmadığını, ya da olanın sadece Yunanla ettiğimiz bir dans olduğunu sananlar her zaman bu ülkede olmuştur.
Savaş oldu ama küçük ölçekli bir savaştı ve bir kurtuluş savaşı değildi. Toplam ölü sayısı 10.000'i bulmuyordu. Oysa bir Çanakkale Cephesinde kaç yüzbin gitti. Yunanistan ve Ermenistan'la savaşıldı, o kadar. Başka kimle savaşıldı, söyleyin de bilelim?


1- Sevr'i imzalayanlar Osmanlılardı. Sevr'de söz edilen Ankara dolayları Osmanlılara verilmekteydi. Sevrde parsayı götürenlerse, Ermenistan, Kürdistan ve Avrupalı dostlarımız olduğu kesin.
''Kurtuluş'' savaşı 1919'da başladı. Sevr 1920'de hazırlanmaya başladı. Savaş Sevr'e değil Sevr savaşa tepkiydi. Zaten gerek İngilizlerin savaş hedefleri deklarasyonu gerekse Wilson İlkelerinde adamlar nasıl bir Türk devleti istediklerini belli etti. Onların öngördüğü Türk devleti ile ''kurtuluş savaşı'' sonunda lozan'da kurulan arasında fark yok. o halde neyin savaşı bu? Kemalistler sırf iktidar hırsları yüzünden milleti gaza getirdiler. İtilaf devletleri de Sevr'i hazırladı. Yoksa Avrupa kamuoyu savaş aleyhine dönmüştü, İngiliz maliyesi çökmüş ve ordularını terhis etmeye başlamıştı. Ama kemalistler adamların tepesini attırdı. Attırsın, ona lafım yok. Hakikaten anti-emperyalist ve kurtuluşçu olsalar attırsınlar tabi. Ama hakikaten bağımsızlıkçı değiller. Londra Konferansı ve Batum'un işgali kısmında değindim. Tekrar oku. Zaten bu konuyu açmamın esas amacı o kısımlar. Kemalizmin hiç de bağımsızlıkçı olmadığını göstermek. Bu maceraya girmelerinin nedeni, İngiliz emperyalizmiyle anlaşmaktı. Sarayı değil kendilerini muhatap aldırmaktı. Bu amaçla, hakiki bağımsızlıkçıları(komünistleri) de tasfiye edip öldürdüler. Resmi tarihin yalanlarını gözü kapalı tekrarlıyorsunuz bana.

2- ...İşte Türkler bu denli tarihlerine arkalarını dönmü bulununca, içimizdeki Danimarkalılar da bundan güç alarak kurtuluş savşı yapılmadan bu toprakların bizlere bahşedilmiş olduğunu yazacak kadar namerttirler. Avrupada ise Türk düşmanları Avusturyada olsun Macaristanda olsun Türkler aleyhinde pekçok levhalar asmışlardır. İşte içimizdeki danimarkalılar da bunlardan başka bir milletten olamazlar...
İstanbul'un işgali sırasında yapılanlarla meselenin ilgisi yok. O yüzden o kısımları kestim. Demagojiye karnım tok. İddiam, kurtuluş savaşı yapılmadan bu topraklar bize bahşedildi değil. Önce doğru anla. Yazıyı okumamışsın bile. Söylediğim özetle şu: Kemalistler tam bağımsızlıkçı ya da anti-emperyalist falan değildir. Londra Konferansında yaşananlar, bu konferansta sırf İngiliz emperyalizmiyle anlaşabilmek için 180 derece dönmeleri, dost Sovyetleri satıp Batum'u işgal etmeleri, komünist olmadıklarını kanıtlamak için yerli müttefik komünistleri alçakça katlettirmeleri v.s. onların ne mal olduğunu ortaya koymuştur. ''Kurtuluş savaşında'' bile emperyalizmle uzlaşmaya hazırdırlar. İngiliz emperyalizminden yüz bulamadıları için mecburen savaşa devam ettiler. Yoksa çoktan satmışlardı. Bunlar tarihsel gerçek. Resmi tarihin kitaplarında bulamazsın tabi, o ayrı.

3- Türk ulusal savaşı 7 (yedi düvele) karşı yapılmıştır. Bunun ispatı, Lozanda Türk heyetinin karşısına oturan diğer devletler olup, savaşların sanunda yapılan antlaşmalar savaşları yapanlar arasında olmaktadır. Bu namertler önce bu gerçekleri öğrenecek sonra burada saçmalayacaklardır. Eğer biz 7 düvele karşı savaşmamış sadece yunanistanla savaşmış olsaydık. Lozanda sadece yunan ve Türk heyetleri oturur ve imza atarlardı. Bu namertler bir daha böyle saçmalarlarsa ben daha da ileri boyutlarda gerçekleri belirtirim.
Türk devleti birinci dünya savaşı sonunda kurulduğu için, bu savaşta taraf olan devletler de(çoğu gözlemci olmak üzere) bulundular elbette. Onlar ''kurtuluş'' savaşında savaştıkların değil, birinci dünya savaşında savaştıklarındı. Kurtuluş savaşında ise sadece Ermenistan ve Yunanistan ile savaştın. Ermenistan, Sovyet devriminden sonra zaten Rus desteğini yitirdi. Kolay lokmaydı. Sonrasında kendisi de sovyetleşti. Taşnaklar Batı yanlısı tutum alıp sovyetleşmeye direndi. Gene emperyalist Batıya şirin görünmek için Taşnaklara kim yardım etti dersin? Kemalist TBMM! Yunanistan ise zaten düne kadar teban olan küçük bir memleket. Diyeceksin ki ardında İngilizler vardı. Senin ardında da Sovyet Rusya vardı. Onu İngilizlere satmaya kalksan da. Ankara Antlaşmasından sonra, ''Büyük Taarruz''dan önce yani, Fransa'nın da desteğini aldın. 7 düvele, hele ki emperyalistlere karşı verilmiş bir savaş yok ortada. Hayal görmeyin.

Eğer direnişin önderliğini komünistler alsaydı, o zaman emperyalistler bize saldırabilir ve işte o zaman 7 düvele karşı şanlı bir kurtuluş savaşı verebilirdik. Ama olmadı. O komünistleri emperyalistlerden evvel kemalistler boğdu. Londra Konferansında emperyalistlere yaranabilmek için! Ben bu konuyu İngilizleri ya da sultanı savunmak için değil gerçekten anti-emperyalist bir savaş vermek isteyen dönemin komünistlerini savunabilmek için açtım.


4- Türk İstiklal savaşını yokmuş gibi göstermeye yeltenen bu ne idüğü belirsiz kişiler bunu biraz olsun incelesinler de utansınlar.,,
Benim ne idüğüm bellidir. Sizi tanımıyoruz ama. Daha yeni çıkıp geldiniz foruma. Sevecen üslubun ne oldu budist kardeşim? Milliyetçilik ve resmi eğitimin etkisi senin meditasyonları sıfırladı. Git biraz yoga yap, belki sakinleşirsin.

Tekrar edeyim, ortada savaş var ama kurtuluş yok. İngilizlerle Londra Konferansında anlaşamadılar. Savaştan sonra emperyalist sistemle antlaştılar. NATO'ya bile girdiler. Eee, ne fark etti? Neyin savaşıydı o halde bu? Sadece iktidar hırsıydı.


5- Öyle bu ülkenin kurulmasında baş rolde bulunan Mustafa Kemal Atatürk'e saygısızlık eden bu namert insanlar bisinler k biz daha ölmedik ,Türk ulusuna düşmanca saldıranların hesabını her an görebiliriz derim. İngilizler ve Fransızlar geldikleri gibi İstanbuldan çıktılarsa, bu Mustafa Kemal'in ve onun arkadaşlarının ve bu seçkin ulusun yaptığı Türk İstiklal Savaşı sonunda gerçekleşmiştir.
Yüce M.Kemal Hazretlerine saygısızlık etmek ne haddimize, biz birazcık eleştirdik sadece ulu önderimizi. Çarpılmayız ''inşallah''.

O dönemin eleştirisini yapıp gerçekleri dile getirmek Türk ulusunu aşağılamak değildir. Alakası yok. Çarpıtma meseleyi. Asıl bu tür çarpıtmalar namertliktir. Ben bu tür başlıklar açar, açıklamamı yapar ve argümanlarımı ortaya koyar, bilgiyi paylaşırım. Bunun neresi namertçe? Sen kelimelerin anlamını bilmiyorsun galiba.

6- Bu saygısızlar ayaklarını denk alsınlar ve bir daha Türk istiklal savaşı hakkında böyle ulu orta söz etmesinler.
Edersek ne olur? Duyan da küfrettik sanacak. Doğru bildiğimizi söyledik. Londra Konferansı ortada, Konferans sırasında Türkiye komünistlerine yapılanlar ortada, baştan beri seni destekleyen Sovyetlere attığın kazık ortada, işgal ettiğin Batum ortada, telgraf kayıtları ortada, Ali Fuat Cebesoy'un Hudson'la görüşmeleri ortada. Hala neye itiraz edebileceğinizi sanıyorsunuz? Biraz utanmanız olsun. Bu gerçekler ortadayken, sadece boş demagoji yapıyor, doğru düzgün cevap yazamıyorsunuz.

Ortada bir savaş vardır ama ulusal kurtuluş yoktur. Ben böyle düşünüyorum. Suç mu? Ne düşüneceğimi size mi danışacağım? Alla alla ya. Dinine laf edilmiş yobazlar gibi agresif tepkiler verdiğinize göre, sizin meditasyonlar hiç işe yaramıyor korkarım.

Bu kişiler bu vatanın evlatları olamazlar. bunlar sevrcilerin torunları olabilirler. Biz sevrcilerin ne mal olduklarını da bilmekteyiz. Onlar İngilizin kayığına binecek kadar alçalan insanlardandır...İşte size Vahdettin denilen adam, kaçarken dahi İngilizin kayığına binerek kaçtı
Sevrcilerin torunları değil, Sevrcilere Londra Konferansında yaranabilmek için öldürttüğünüz insanların yoldaşlarıyız.
Kimin İngilizin kayığına binmeye hevesli olduğunu da yeterince açıkladım.
Oku biraz...

yucemanitu
18-04-2012, 09:46
Freddie'nin yazısına karşı çıkanlara samimi olarak şunu soruyorum belki birisi aydınlatır da öğreniriz: Madem amaç emperyalistlere yaranmak değil; müttefik bir ülkenin toprağı olan Batum neden işgal edildi?

endulus
18-04-2012, 15:05
Freddie'nin yazısına karşı çıkanlara samimi olarak şunu soruyorum belki birisi aydınlatır da öğreniriz: Madem amaç emperyalistlere yaranmak değil; müttefik bir ülkenin toprağı olan Batum neden işgal edildi?

Ne alaka şimdi. Emperyalist veya değil her ülke ile çeşitli anlaşmalar yapılıyordu. O zaman bende şöyle sorayım Madem amaç emperyalistlere yaranmak 16 mart 1921 de Türkiye Moskova anlaşması neden yapıldı 17 mart taki meclis oturumun da Meclis’in gizli oturumunda Bekir Sami Bey’in Fransızlarla yaptığı 11 Mart tarihli antlaşma metni okundu. Milletvekilleri, bu antlaşmanın yırtılıp atılmasını ve Misak-ı Millî’de ısrar edilmesini istediler ve Londra’ya gönderilen kurulun millî hakları savunmada zaaf gösterdiğini belirttiler ve 20 Mart 1921 de Türkiye’nin Moskova Elçiliği, 16 Mart’ta yapılan antlaşmaya göre Batum’un Gürcülere bırakıldığını Kâzım Karabekir’e bildirdi.

Sesli
18-04-2012, 17:09
Batum neden işgal edilmiş bilmeyenler öğrensinler; Mustafa Kemal Atatürk'ün sözleriyle;

'''

Efendiler, Gümrü Antlaşması, Millî Hükûmet'in yaptığı ilk antlaşmadır. Bu antlaşma ile, düşmanlarımızın hayallerinde ta Harşit vadisine kadar uzanan Türk ülkelerini kendisine bağışlamış oldukları Ermenistan, Osmanlı Devleti'nin 1877 seferiyle kaybetmiş olduğu yerleri, bize, Millî Hükûmet'e terkederek aradan çıkarılmıştır.
Doğudaki durumlarda önemli değişiklikler olması yüzünden, bu antlaşma yerine, daha sonra yapılan 16 Mart 1921 tarihli Moskova ve 13 Kasım 1921 tarihli Kars Antlaşmaları geçerli olmuştur.

Efendiler, o bölgenin genel durumu ve sınırlarımız bakımından temas halinde bulunduğumuz Gürcistan ile olan ilişkilerimiz ve aramızda geçen olaylar hakkında da kısaca bilgi vereyim:
1920 yılının Temmuzunda, Batum, İngilizler tarafından boşaltılınca, Gürcüler hemen işgal ettiler. Bu durum Brest - Litowsk ve Trabzon Antlaşmalarına aykırı olduğundan, 25 Temmuz 1920'de tarafımızdan protesto edilmişti.

8 Şubat 1921'de Ankara'da itimatnamesini sunmuş olan Gürcü elçisiyle de, Türkiye - Gürcistan antlaşması için görüşmeler başlamıştı. Nihayet 23 Şubat 1921'de verdiğimiz kesin bir ültimatom üzerine Ardahan, Artvin ve Batum'un bize bırakılmasına razı olundu.
Batum'un işgali bu tarihten on beş gün sonra gerçekleşmiştir. Bu yerlere, Türkiye'ye katılmayı sabırsızlıkla bekleyen halkın alkışları içinde girildi.

Daha sonra, Moskova Antlaşması gereğince Batum boşaltıldı; fakat işgal etmiş olduğumuz öteki yerlerin anavatan sınırları içinde kalması pekiştirildi.'''


Bir antlaşma yapılan savaşın tarafları arasında imzalanır. Lozan antlaşmasında imza koyan taraflar şunlardır,

'''' 13 Kasım 1922 de başlayacağı ilan edilen konferans, 20 Kasım'da başlatıldı. Lozan Konferansında TBMM ni, Hâriciye Vekili (Dışişleri Bakanı) ve Edirne Mebusu İsmet Paşa (İnönü) başmurahhaslığında, Sıhhiye Vekili (Sağlık Bakanı) ve Sinop Mebusu Dr. Rıza Nur, Trabzon Mebusu Hasan Bey (Saka) murahhaslar, yirmi dört müşavir, sekiz kâtip, bir mütercim, gazeteciler ve askerlerden meydana gelen heyetle temsil etti. İngiltere heyetini İstanbul fevkalâde komiseri Sir Horas Rumbolt ve Musul Petrol İşletmesi Şirketinin idare heyeti başkanı Lord Curzon; Fransa adına Şark Fevkalade Komiseri General Pelle; İtalya yı İstanbul Fevkalade Komiseri Marki Camille Garoni ve Sezar Montanya; Japonya yı Roma Büyükelçisi Baron Hayaşi, Baron Uçiyai; Yunanistan ı Elefteryos K. Venizelos ve Demeter Kaklamanos; Romanya yı Konstantin Dimondy, Konstantin Konseska; Sırp-Hırvat-Sloven Krallığını Dr. Milotin Yuvanoviç; Bulgaristan ı Bogdan Morfot, Dimitri Stanciof, M.Stambulhu, M.Kinstantoderof; Rusya adına M.Çiçerin, M.Rekefski ve M. Medivani; Portekiz i M. M. Pereyre; Belçika yı M. Beletzer ve Amerikan müşahitlerinden M. Caylnd, M. Gru ve Amiral Bristol temsil edip, katıldılar. Konferansa, ev sahibi olarak, İsviçre Cumhurbaşkanı Hab başkanlık yaptı. 21 Kasım 1922 de, konferansta görüşülecek meseleler için komisyonlar kuruldu. Askerî ve Arazi Komisyonu Başkanlığına Lord Curzon; Azınlıklar ve Yabancılar Komisyonu Başkanlığına Marki Garroni; Malî ve İktisadî Komisyon Başkanlığına Fransa temsilcisi M. Barriere seçildiler.
TBMM nin Lozan Konferansındaki programı, 28 Ocak 1920 günü, son Osmanlı Mebuslar Meclisi'nin kabul ettiği Misak-ı Millî (Millî And) hükümleriydi. ''''


Sevr antlaşmasıyle Osmanlının topraklarını paylaşanlar itilaf devletleri değil mi?

Sevr antlaşmasının 1920de imzalanması ne yazık ki Osmanlı topraklarına giren İtilaf devletleri ve Yunan ve de Ermenilerin işgallerini sonlandıran bir gerçek değildi ki: 1917de İstanbul İngilz ve Fransızlarca işgal edildi. Yani İtilaf devletleri işgali 1920den daha önce başlattı...İstiklal savaşımız Sevr'e karşı yapılmadı diyecek kadar anlayış ve akıldan ve de bilgiden uzak olanlar nasıl da ne dediklerinin farkında değil...

Eğer Türk istiklal savaşı Sevr'e karşı olmasaydı, itilaf devletleri son Osmanlı padişahını da kayıklarına alarak çekip giderler miydi? TÜRK İSTİKLAL SAVAŞI YEDİ DÜVEL'e karşı yapıldı. Delili de Lozan antlaşmasıdır. İmza atan taraflara bir bakan bu gerçeği görecektir. Yoksa bu Türk düşmanları bu ülkeyi kolay kolay terk eder miydi? Ancak içimizde yaşayan Türk düşmanları yine de mevcut...Biz onları tanıyoruz. Bu foruma yeni gelmiş olmam bu Türk düşmanlarını yeni tanıyor olamamı gerektirmez ki.

Daha bu basit durumu anlayamayan kişilerin burada saçmalamaları onların ne kadar bilgiden yoksun olduklarının delilidir.

İstanbulun işgalinin bu işle ilgisi yok diyebilecek kadar gabi insanların burada ortaya koyacak bir bilgileri olabilir mi? Yalnız istanbul mu işgal edildi? Fransızlar,italyanlar da bu ülkenin topraklarını işgal edenlerden değil miydi? İtalyanların ve fransızların nereleri işgal ettiklerini bu cahillere ev ödevi veriyorum. Öğrensinler de bir daha böyle saçmalamasınlar.

Bu Türk düşmanları şunu bileceklerdir. Mustafa Kemal Atatürk öldükten sonra, T.C.'yi idare edenler artık Kemalistler değildi...1050 de Natoya bizi sokanlar bellidir. Adnan Menderes ve tayfası Kemalist mi? Kemalistler bellidir. EZANI TÜRKÇE okutanlar kemalistlerdir. Ezan Arapça okunmaya başladığı andan itibaren kemalizm de Türkçe ezanla birlikte tarihe karışmıştır.

Ve Bizi Amerikanın kucağına oturtanları Kemalist sananların burada daha fazla saçmalamamaları grekir. Biraz tarih öğrensin bu garibanlar.

endulus
18-04-2012, 17:52
Yok sevgili sesli;

Olur mu hiç Fransız italyan ingiliz askerleri bizim ülkemize ziyeret amaçlı gelmişlerdi.

Fransızlar baktılar sıcak savaşla paçayı kurtaramıyacaklar ermenilerin bir kısmını aldılar ve soğuk savaşa başladılar. (Sarkozy olsun obama olsun blair olsun bunların torunları ve aynı şekilde devraldıkları görevi devam ettiriyorlar.) sonrada topluca bir kürt sorunu ermeni soykırımı diye bütün ermenileri ve kürtleri bize düşman ettiler.

Ama bunları freddie ye yüz kerede anlatsan kafasının dikine gitmeye inat edeceği için habire benzer konularda başlık açıp milleti birkaç sosyalist siteden duyduklarıyla gelip milleti burda kandırmaya çalışıyor. Sonra da doğru dürüst cevap verilmedi diyor. :)

Kukulkan
18-04-2012, 20:04
Joly joker, kazım karabekiri solcu yaptın, yazdığın saçmalıklar için dayanağın ne, bende senin bakış açından hayeli yazılar yazsam cübbeli ahmet hocayı Jedi şovelyesi yaparım.

Kemal paşa hatasız değildir diyemem, gönderdiğin eleştri okları Nurcu şakirtlerin sözleri.

İktidar hastalığına sahip bir adam hilafeti bırakırmı elinden, daha çoğunu ister, daha çok güç ister. Sol kominist söylemlerin mantıkla bağdaşmıyor,

Bir yönetici tabiki iktidar sahibi olacaktır, iktidar hırsı olmayan yöneticimi var, yönetici olmak için iktidar sahibi olmak gerekiyor, sen yönetim esasını şirinler köyü ve şirin baba felsefesi mi sandın.

Büyük bir mücadeleyi Pkk nın çakma savaşından daha küçük bir mahalle çatışmasına döndürmüşsün, bir mücadelenin büyüklüğü ölü sayısımı?

Sen bir milletin doğuşunu böylesine küçük gördüysen gerçekten küçük bir insansın.

Ne yapacaktı islam solcumu olacaktı, lider olmayıp yaltakçı olacaktı, 600 yüzyıl köle olan toplama don giydirir gibi demokrasi mi giydirekti varmı örneği, stalinmi mao mu senin örneğin.

Kendine inanan fikirlerine inan ve yönetsel becerielre doğuştan Sahip Mustafa Kemal paşa ne yapacaktı. Fikir adamlığını eleştir, teratoryasını eleştir, gidipde emperyalist yalaka yapmışsın ATAMI, senin ne haddine, ilkönce tarihini öğren, şakirt kitaplarını bırak gerçek tarihi öğren, beğensende beğenmesende bu topraklara gelen en büyük yöneticilerden dir.

frodo
18-04-2012, 20:52
Dostlar, Jolly kendi düşüncelerini yazmış. Tamam bu yazısında oldukça temelsiz ve spekülatif kalmış olabilir. Hatta nasılsa bir müddet işgal altında tutup gideceklerdi ne gerek vardı savaşmaya anlamına gelen ve sosyalist bir dünya görüşünün epey uzağına
düşen şeyler de yazmış olabilir.

Ama bunlar bir yazının, düşüncenin kusurlarıdır. Buradan kalkıp öfke dolu kişisel sataşmalarla kimseyi mahkum etme hakkını size vermez.

Jolly Jocker
18-04-2012, 21:32
Frodo,

Her yerde bir müddet kaldılar, sonra gittiler. ABD başka türlüsüne izin vermezdi zira. Vermedi de. Almanya, Avusturya, Macaristan, Bulgaristan v.s.'de de böyle oldu. Bunu, İtilaf Devletlerini savunmak için söylemiyorum. Savaşıyorsan, daha fazlası gerekir, bunun için söyledim. Daha fazlasını, gerçek bir ulusal ve toplumsal kurtuluşu isteyenler vardı. Fakat kemalistler Londra Konferansında emperyalistlerle uzlaşma umuduyla hepsini yok etti. Ben İtilafların işgalini değil dönemin TKF'sini savunmak için yazıyorum bunları.

Emperyalistler Sovyetlere karşı bir tampon bölge, kendileri ve sömürgeleri açısından güvenilir(yani işbirlikçi) bir devlet istiyorlardı. Tarihsel olarak Anadolu'da hakim güç ve çoğunluk olan Türkler. İşbirlikçi bir Türk devleti istediler. Bu isteklerini de belli ettiler. Nitekim Lozan'da gerçekleşti. Birinci İnönü Savaşından sonraki Londra Konferansında kemalistler onları ikna edebilseydi, o zaman gerçekleşecekti. Konuyu bu yüzden açtım.

Jolly Jocker
18-04-2012, 21:58
Kemal paşa hatasız değildir diyemem.
İktidar hastalığına sahip bir adam hilafeti bırakırmı elinden, daha çoğunu ister, daha çok güç ister. Sol kominist söylemlerin mantıkla bağdaşmıyor,


Paragraf paragraf cevap vereyim.

1- Nurcular Londra konferansını, Batum'un işgalini, o sıra yerli tüm komünist bağımsızlıkçıların tasfiyesini ne zaman sorguladı? Ben bunu yapıyorum. Kaldı ki bir yanlışa bir başkası da işaret etmişse, ben işaret etmeyi kesecek miyim? Bu ne saçma sapan bir mantık.

2- Tam da iktidar düşkünü olduğu için savaş sürerken Çerkes Ethem'i tasfiye etti mesela. Hilafeti de -halife ona alternatif, dincilerin ardında toplanacağı bir iktidar odağı olabilir diye- kaldırdı. Ben kaldırılmasına karşı çıkmıyorum. Kaldırma gerekçesine karşı çıkıyorum. Hakiki bir laiklik için değil, iktidar hırsı ve sömürgeleri müslüman olan İngilizlerin içini rahat ettirmek için kaldırdı. Kaldırmadan kaldırmaya fark var.

3- Kemalizmi eleştirdim diye ''şakirt'' mi oldum şimdi? Senin mekanik dünyanda ''ya kemalistsin ya şeriatçı'' türünden kısır ikilemler hüküm sürüyor olabilir ama beni bağlamaz. Ben kemalizme de karşıyım şeriata da. Çünkü komünizm ikisinden de ayrı birşeydir. Bilmiyor musun bunu? Kemalizmi eleştirdiğimin en az iki katı AKP'yi ve dincileri eleştirdiğim başlıklarım var. Beni bilen bilir. Oldum olası liberalizm ve islam eleştirisi de yaptım. Söylenenlere yanıt vermek yerine; -bunu yapamadığınız için- beni dincilerle bir tutmaya, meseleyi Apo'ya Stalin'e v.s. getirmeye çalışıyorsunuz zavallıca. Yazık...

4- Şakirtim demek. Ben ''Şeytan Kilisesi'' diye blog bile kurdum be! Bak imzama, ''kutsala-reddiye'' diye blogum var, hem de kaç yıllık! Yıllardır forumlarda din eleştirisi yaparım. Bu forumda da böyle onlarca başlığım var. AKP ve islamcıları eleştirdiğim onlarca konum ve iletim var. Bilmediğin insanlar hakkında nasıl da sallayabiliyorsun böyle! Senin kafandaki ''kemalist olmayan herkes dincidir'' saçma klişesi yüzünden kendimi ispatlama yarışına mı gireceğim sanıyorsun? Bu tür çamurları sırf putlaştırdığınız Ata'nız eleştirilmesin diye atıyorsunuz ama sanmayın ki etkili olur. Beni daha da tahrik etmek dışında hiçbir şey yapmıyorsun. Bilesin...

5- Sosyalistler her zaman sonuna dek anti-emperyalisttir. Bu yüzden İngilizlere yaranabilmek için yok ettiniz 15'leri zaten. Bu konu bunu anlatıyor.

Ata'sını işbirlikçi göstermişim. Tarih okumuyorsan ben ne yapayım? Git araştır Londra Konferansını. Tam o sıra komünistlerin alçakça öldürülmesini, Batum'un işgalini, telgraf konuşmalarını, Ali Fuat'ın Hudson'la söyleşisini açıkla buyur! Açıklayabiliyorsan tabi! Açıklayamıyorsan, o zaman sus.

Jolly Jocker
18-04-2012, 22:09
Sonra da doğru dürüst cevap verilmedi diyor. :)
Cevap veriyorsun aslında öyle mi?
Buyur cevap ver: Konferans sırasında neden müttefik gördüğünüz Suphileri öldürdünüz, Batum'u niye işgal ettiniz?

Mesele Sesli'nin alıntıladığından ibaret değil. Gürcistan Sovyetleşti. Batum'da hakkımız yoktu. Londra Konferansı sırasında, İngilizlerle pazarlık için işgal edildi Batum. Sovyetlere karşı bir Kafkas Seddi için işgal edildiği O dönem orada(Batum'da) olan Kazım Paşa'yla olan telgraf görüşmelerinden açıkça anlaşılıyor. Zaten aynı dönem komünistlerin tasfiyesi(15'lerin öldürülmesi) de gerçekleşiyor. Batum, Moskova Antlaşmasından sonra da boşaltılmıyor. Ancak Sovyetler nota verince çekiliyorlar.

Kukulkan
19-04-2012, 11:29
Jolly joker

İlkönce sen seviyeni koru Mustafa kemale Hitler diyemezsin, şunu bunu yapmış olman seni haklı çıkarmaz.

Saçma konuşuyorsun ben kemalist değilim, kemalizm Atatürk ile öldü ne yazık ki, dünya politikalarını kendi gücünle yönetmeyi emyalist köpeklik saymışsın.

Arkadaşın onu bunu göster açıkla diyebilmen için KAYNAK göstermen gerekir, nereden okudun, kitap ismi ver, ingilizce de olabilir, gideyim araştırayım, öğrendiğim ve inandığım tarihde hata varsa geri adım atarım. Aynı sözleri daha öncede araştırdım, körü körüne inansan cahil adam mı sandın beni.

Sakın kendi bloğunuda kanıt gösterme, yayın denilen kanıtlarını bekliyorum, senin yorumlarını değil!

Atıp tutmuşsun, ama yazının bilimsellikle yakından uzakdan alakası yok, yobazlıkda sınır tanımamışsın, adam gibi makale yaz altına kanıtlarını sırala belki bilimsel olursun o zaman. Kaynak gösterirken küçük harflerle ve paragraf başına numara konularak yapılıyor.

Cübbeli ahmet hocadan farkın kalmamış salla salla torba dolsun, ilk önce makalen için yararlandığın kaynakları göstermeyi unutma. Harun yahya bile senden daha bilimsel yaklaşmış, bende koministleri bilimsel düşünceye sahip insanlar sanırdım.

Jolly Jocker
20-04-2012, 00:32
Kukulkan,

Tek yaptığın sallamak.

Kaynak göster diyor! Londra Konferansının tarihiyle Batum'un işgal tarihine bak. Suphilerin öldürülüş tarihine bak. Aynı dönem olduğunu görürsün. Yazıda da tarih verdim zaten. Google'dan Ali Fuat Paşa ve Hudson konuşmasını araştır, karşına çıkar. Batum'un işgali konusunda Kazım Paşayla olan telgraf görüşmelerini araştır, onu da bulursun. Ben bilgileri Fabrika Dergisinin 49. sayısından edinmiştim. Zerre kadar araştırma, arama çabası göstermeden kaynaksız uydurduğumu iddia etmişsin! Orada yazılan herşeyin kaynağı uzun uzun verilmiş, sayfa numaralarına kadar.

Bu arada, Atatürk'e Hitler demedim. Nerenle okuyorsun yazılanları?

Bilimsellikten bahsediyor. Batum'un işgali, Bekir Sami Bey'le İtilaflar arasındaki antlaşmalar, o dönem komünistleri tasfiyesi v.s. bunlar yaşanmamış şeyler mi ki kaynak diye tutturoyursun?

''Milletimize bağımsızlık verdiler'' dediğiniz, anti-emperyalist diye cilaladığınız adamlar Londra Konferansında emperyalizmle uzlaşabilmek için Batum'u işgal edip yerli müttefikleri olan komünistleri katletti. Tarih bunu bakanın gözüne sokuyor. Ezberiniz bozulacak biraz, kusura bakmayın. Zira kemalizmin bağımsızlıkçılıkla da anti-emperyalizmle de zerre alakası yoktur. O halde bu demektir ki, o savaş bir ''emperyalizmden kurtuluş'' savaşı değil, yalnızca ''iktidarı sultandan alma'' savaşıdır.

Jolly Jocker
20-04-2012, 00:50
Kemalizmin emperyalizmle uzlaşma arayışı Sovyetlere ve Anadolu komünistlerine ihanetten ibaret değildir. Sırf emperyalistlere yaranmak için Sovyetleşmeye karşı Ermenistan'daki ermeni milliyetçilerini de desteklemişlerdir! Buyurun okuyun, bakın Hariciye Vekili Ahmet Muhtar Bey TBMM'nin 24 Temmuz 1920 tarihli gizli celsesinde neler anlatıyor;

''Malumaliniz Ermenistan'da pek büyük Amerika muavenet heyetleri vardı ve bunların yedd-i terbiyesinde 20.000 Ermeni vardı, ki onlar emperyalist fikirlerle terbiye edilmiş bulunuyorlardı. Vaktaki Ermenistan bizim silahımızın kuvvetiyle yıkıldı. O heyetleri himaye eden Amerika devlet-i muazzamasının orada bulunan heyetleri himayemizi talep eylemiştir ve bugün kendisine emin bir melce temin edilmiştir. (Alkışlar) Bugün hatta himayemizi sarih bir surette talep ederek kendilerinin Erzurum'a nakillerini istiyorlar. Onları himaye ve iltizam eden Amerika heyeti bugün bizim himayemizi talep ediyor.'' (Kaynak: TBMM Gizli Celse Zabıtları, c.1, sayfa 353, İş Bankası Kültür Yayınları, 3. basım, İstanbul, 1999)

Kısaca tekrarlayalım; ABD, Ermenistan'ın sovyetleşmesine karşı Ermeni milliyetçiliğini ''yardım dernekleri'' eliyle kışkırtıp besliyor, bizim ''bağımsızlıkçı-antiemperyalist''(!) kemalistler de bunu desteklemekle, Amerikalıları himaye etmekle övünüyor! Niye? ABD emperyalizmine yaranabilmek için!

Olay bundan ibaret de değil. Sovyet dış işleri bakanı Çiçerin Türk yönetimini Gümrü'yü işgal etmekle, Ermenistan'da ayaklanıp Erivan'ı ele geçiren Batı yanlısı Taşnaklara yardım etmekle, M.Suphileri öldürmekle suçluyor. (Kaynak: Doğu Ergil, Milli Mücadelenin Sosyal Tarihi, sayfa 328).

Bir daha hiçbir ulusalcı-kemalistin çıkıp da bağımsızlıkçılıktan, solculuktan, anti-emperyalistlikten, hatta ''Taşnak zulmünden'' bahsettiğini duymayayım.

Soykırıma itiraz etmeye de hakkınız yok aslında. Zira Ermeni milliyetçilerine yardım eden ve yardım edenlere de yardım eden, çünkü onlarla aynı emperyalist odaklara yaranmaya çalışan bir kemalizm gerçeği var ortada.

taylan
20-04-2012, 01:16
Bir daha hiçbir ulusalcı-kemalistin çıkıp da bağımsızlıkçılıktan, solculuktan, anti-emperyalistlikten, hatta ''Taşnak zulmünden'' bahsettiğini duymayayım.

Sayın freddie jocker çok ağır konuşuyorsun. Uslübuna dikkat et biraz. Yazılarını dikkatlice okuyor ve eleştirilerini not alıyorum. Ben de bir ulusalcı kemalistim ve bağımsızlıktan yanayım. Bu ülkedeki tüm ulusalcı kemalist insanlar da bağımsızlıktan ve anti emperyalizmden yanadır. Sana göre eksikleri bulunsa bile bu uğurda canlarını vereceklerinden adım gibi eminim.

apsimon
20-04-2012, 03:03
Jolly,

Belki hatırlamak istemezsin ancak yinede hatırlatalım. Komintern ve Sovyet belgeleri var. Ortaya dökmemizi mi bekliyorsun. Komintern ve Sovyetler görmedi de sen mi gördün. Sallıyorsun diyorum ya, yazdıklarından neredeyse küçük dilimi yutacam. Kendi kendine nasıl gaz alıyorsun hayret.

Kemal emperyalizme yaranmak isteyecek ve sovyetler den yardım görecek. Kendine bir çeki düzen ver. Suçlamalarının tarihi olaylarla yakından uzaktan ilgisi yok. Gir Sovyet belgelerine ordan aşırda gel. Doğu Ergil gibi adamlardan alıntılarla coşma istersen.

Öyle ufkun dar ki birkaç suçlama ile Sovyetleri TC ye düşman gösterme gafletinde bulunuyorsun. Pirincin içerisinden taş ayıklıyorsun. Ayıkla da Sovyetlerin TC ye bakışı ve İngilizlerin TC ye bakışı senin söylediğin gibi değil. Bunu bize sovyet ve kominternin belgeleri söylüyor.

Ufkun o kadar dar ki batı ve yalakaları ne derse gelip dökdürüyorsun.

Komintern ne gel. Ordan belge istiyorum.

apsimon
20-04-2012, 03:14
KUVÂYİ MİLLİYE

BAŞLANGIÇ


ONLAR



Onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Onlar ki uyup hainin iğvâsına
sancaklarını elden yere düşürürler
ve düşmanı meydanda koyup
kaçarlar evlerine
ve onlar ki bir nice murtada hançer üşürürler
ve yeşil bir ağaç gibi gülen
ve merasimsiz ağlayan
ve ana avrat küfreden ki onlardır,
destânımızda yalnız onların mâceraları vardır.

Demir,
kömür
ve şeker
ve kırmızı bakır
ve mensucat
ve sevda ve zulüm ve hayat
ve bilcümle sanayi kollarının
ve gökyüzü
ve sahra
ve mavi okyanus
ve kederli nehir yollarının,
sürülmüş toprağın ve şehirlerin bahtı
bir şafak vakti değişmiş olur,
bir şafak vakti karanlığın kenarından
onlar ağır ellerini toprağa basıp
doğruldukları zaman.

En bilgin aynalara
en renkli şekilleri aksettiren onlardır.
Asırda onlar yendi, onlar yenildi.
Çok sözler edildi onlara dair
ve onlar için :
zincirlerinden başka kaybedecek şeyleri yoktur,
denildi.

apsimon
20-04-2012, 03:16
26 AĞUSTOS GECESİNDE SAATLAR
İKİ OTUZDAN BEŞ OTUZA KADAR
ve
İZMİR RIHTIMINDAN AKDENİZ'E
BAKAN NEFER



Saat 2.30.

Kocatepe yanık ve ihtiyar bir bayırdır,
ne ağaç, ne kuş sesi,
ne toprak kokusu vardır.
Gündüz güneşin,
gece yıldızların altında kayalardır.
Ve şimdi gece olduğu için
ve dünya karanlıkta daha bizim,
daha yakın,
daha küçük kaldığı için
ve bu vakitlerde topraktan ve yürekten
evimize, aşkımıza ve kendimize dair
sesler geldiği için
kayalıklarda şayak kalpaklı nöbetçi
okşayarak gülümseyen bıyığını
seyrediyordu Kocatepe'den
dünyanın en yıldızlı karanlığını.
Düşman üç saatlik yerdedir
ve Hıdırlık-tepesi olmasa
Afyonkarahisar şehrinin ışıkları gözükecek.
Küzeydoğuda Güzelim-dağları
ve dağlarda tek
tek
ateşler yanıyor.
Ovada Akarçay bir pırıltı halinde
ve şayak kalpaklı nöbetçinin hayalinde
şimdi yalnız suların yaptığı bir yolculuk var :
Akarçay belki bir akar su,
belki bir ırmak,
belki küçücük bir nehirdir.
Akarçay Dereboğazı'nda değirmenleri çevirip
ve kılçıksız yılan balıklarıyla
Yedişehitler kayasının gölgesine girip
çıkar.
Ve kocaman çiçekleri eflâtun
kırmızı
beyaz
ve sapları bir, bir buçuk adam boyundaki
haşhaşların arasından akar.
Ve Afyon önünde
Altıgözler Köprüsü'nün altından
gündoğuya dönerek
ve Konya tren hattına rastlayıp yolda
Büyükçobanlar Köyü'nü solda
ve Kızılkilise'yi sağda bırakıp
gider.

Düşündü birdenbire kayalardaki adam
kaynakları ve yolları düşman elinde kalan bütün nehirleri.
Kim bilir onlar ne kadar büyük,
ne kadar uzundular?
Birçoğunun adını bilmiyordu,
yalnız, Yunan'dan önce ve Seferberlik'ten evvel
Selimşahlar Çiftliği'nde ırgatlık ederken Manisa'da
geçerdi Gediz'in sularını başı dönerek.

Dağlarda tek
tek
ateşler yanıyordu.
Ve yıldızlar öyle ışıltılı, öyle ferahtılar ki
şayak kalpaklı adam
nasıl ve ne zaman geleceğini bilmeden
güzel, rahat günlere inanıyordu
ve gülen bıyıklarıyla duruyordu ki mavzerinin yanında,
birdenbire beş adım sağında onu gördü.
Paşalar onun arkasındaydılar.
O, saatı sordu.
Paşalar : «Üç,» dediler.
Sarışın bir kurda benziyordu.
Ve mavi gözleri çakmak çakmaktı.
Yürüdü uçurumun başına kadar,
eğildi, durdu.
Bıraksalar
ince, uzun bacakları üstünde yaylanarak
ve karanlıkta akan bir yıldız gibi kayarak
Kocatepe'den Afyon Ovası'na atlıyacaktı.

Saat 3.30.

Halimur - Ayvalı hattı üzerinde
manga mevziindedir.

İzmirli Ali Onbaşı
(kendisi tornacıdır)
karanlıkta gözyordamıyla
sanki onları bir daha görmiyecekmiş gibi
baktı manga efradına birer birer :
Sağda birinci nefer
sarışındı.
İkinci esmer.
Üçüncü kekemeydi
fakat bölükte
yoktu onun üstüne şarkı söyliyen.
Dördüncünün yine mutlak bulamaç istiyordu canı.
Beşinci, vuracaktı amcasını vuranı
tezkere alıp Urfa'ya girdiği akşam.
Altıncı,
inanılmıyacak kadar büyük ayaklı bir adam,
memlekette toprağını ve tek öküzünü
ihtıyar bir muhacir karısına bıraktığı için
kardeşleri onu mahkemeye verdiler
ve bölükte arkadaşlarının yerine nöbete kalktığı için
ona «Deli Erzurumlu» derdiler.
Yedinci, Mehmet oğlu Osman'dı.
Çanakkale'de, İnönü'nde, Sakarya'da yaralandı
ve gözünü kırpmadan
daha bir hayli yara alabilir,
yine de dimdik ayakta kalabilir.
Sekizinci,
İbrahim,
korkmıyacaktı bu kadar
bembeyaz dişleri böyle tıkırdayıp
birbirine böyle vurmasalar.
Ve İzmirli Ali Onbaşı biliyordu ki :
tavşan korktuğu için kaçmaz
kaçtığı için korkar.

Saat 4.

Ağzıkara - Söğütlüdere mıntıkası.
On ikinci Piyade Fırkası.
Gözler karanlıkta, uzakta.
Eller yakında, makanizmalar üzerinde.
Herkes yerli yerinde.
Tabur imamı
mevzideki biricik silâhsız adam :
ölülerin adamı,
kırık bir söğüt dalı dikerek kıbleye doğru,
durdu boyun büküp
el kavuşturup
sabah namazına.
İçi rahattır.
Cennet, ebedî bir istirahattır.
Ve yenilseler de, yenseler de âdâyı,
meydânı gazadan o kendi elleriyle verecektir
Cenâbı rabbülâlemîne şühedâyı.

Saat 4.45.

Sandıklı civarı.
Köyler.
Sarkık, siyah bıyıklı süvari,
çınar dibinde, beygirinin yanında duruyordu.
Çukurova beygiri
kuyruğunu karanlığa vuruyordu :
dizkapaklarında kan,
kantarmasında köpük...
İkinci Süvari Fırkası'ndan Dördüncü Bölük,
atları, kılıçları ve insanlarıyla havayı kokluyor.
Geride, köylerde bir horoz öttü.
Ve sarkık, siyah bıyıklı süvari
ellerinin tersiyle yüzünü örttü.
Karşı dağlar ardında, düşman elinde kalan
bir başka horoz vardır :
baltaibik, sütbeyaz bir Denizli horozu.
Düşmanlar herhal onu çoktan kesip
çorbasını yapmışlardır...

Saat beşe on var.

Kırk dakka sonra şafak
sökecek.
«Korkma sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak».
Tınaztepe'ye karşı Kömürtepe güneyinde,
On beşinci Piyade Fırkası'ndan iki ihtiyat zabiti
ve onların genci, uzunu,
Darülmuallimin mezunu
Nurettin Eşfak,
mavzer tabancasının emniyetiyle oynıyarak
konuşuyor :
-Bizim İstiklâl Marşı'nda aksıyan bir taraf var,
bilmem ki, nasıl anlatsam,
Âkif, inanmış adam,
fakat onun, ben,
inandıklarının hepsine inanmıyorum.
Meselâ, bakın :
«Gelecektir sana vaadettiği günler Hakkın.»
Hayır,
gelecek günler için
gökten âyet inmedi bize.
Onu biz, kendimiz
vaadettik kendimize.
Bir şarkı istiyorum
zaferden sonrasına dair.
«Kim bilir belki yarın...»

Saat beşe beş var.

Dağlar aydınlanıyor.
Bir yerlerde bir şeyler yanıyor.
Gün ağardı ağaracak.
Kokusu tütmeğe başladı :
Anadolu toprağı uyanıyor.
Ve bu anda, kalbi bir şahan gibi göklere salıp
ve pırıltılar görüp
ve çok uzak
çok uzak bir yerlere çağıran sesler duyarak
bir müthiş ve mukaddes mâcereda,
ön safta, en ön sırada,
şahlanıp ölesi geliyordu insanın.

Topçu evvel mülâzımı Hasan'ın
yaşı yirmi birdi.
Kumral başını gökyüzüne çevirdi,
kalktı ayağa.
Baktı, yıldızları ağaran muazzam karanlığa.
Şimdi bir hamlede o kadar büyük,
öyle şöhretli işler yapmak istiyordu ki
bütün ömrünü ve hâtırasını
ve yedi buçukluk bataryasını
ağlanacak kadar küçük buluyordu.

Yüzbaşı sordu :
- Saat kaç?
- Beş.
- Yarım saat sonra demek...

98956 tüfek
ve şoför Ahmet'in üç numrolu kamyonetinden
yedi buçukluk şnayderlere, on beşlik obüslere kadar,
bütün âletleriyle
ve vatan uğrunda,
yani, toprak ve hürriyet için ölebilmek kabiliyetleriyle
Birinci ve İkinci ordular
baskına hazırdılar.

Alaca karanlıkta, bir çınar dibinde,
beygirinin yanında duran
sarkık, siyah bıyıklı süvari
kısa çizmeleriyle atladı atına.
Nurettin Eşfak
baktı saatına :
- Beş otuz...
Ve başladı topçu ateşiyle
ve fecirle birlikte büyük taarruz...

Sonra.
Sonra, düşmanın müstahkem cepheleri düştü.
Bunlar :
Karahisar güneyinde 50
ve doğusunda 20-30 kilometredeydiler.

Sonra.
Sonra, düşman ordusu kuvâyi külliyesini ihâta ettik
Aslıhanlar civarında
30 Ağustosa kadar.

Sonra.
Sonra, 30 Ağustosta düşman kuvâyı külliyesi imha ve esir olundu.
Esirler arasında General Trikopis :
Alaturka sopa yemiş bir temiz
ve sırmaları kopuk frenk uşağı...

Yaralı bir düşman ölüsüne takıldı Nurettin Eşfak'ın ayağı.
Nurettin dedi ki : «Teselyalı Çoban Mihail,»
Nurettin dedi ki : «Seni biz değil,
buraya gönderenler öldürdü seni...»

Sonra.
Sonra, 31 Ağustos günü
ordularımız İzmir'e doğru yürürken
serseri bir kurşunla vurulan
Deli Erzurumluydu.
Devrildi.
Kürek kemikleri altında toprağı duydu.
Baktı yukarı,
baktı karşıya.
Gözler hayretle yandılar :
önünde, sırtüstü, yan yana yatan postalları
her seferkinden kocamandılar.
Ve bu postallar daha bir hayli zaman
üzerlerinden atlayıp geçen arkadaşların arkasından
seyredip güneşli gökyüzünü
ihtiyar bir muhacir karısını düşündüler.
Sonra...
Sonra, sarsılıp ayrıldılar birbirlerinden
ve Deli Erzurumlu ölürken kederinden
yüzlerini toprağa döndüler...

Solda, ilerdeydi Ali Onbaşı.
Kan içindeydi yüzü gözü.
Bir süvari takımı geçti yanından dörtnala.
Kaçanı kovalamıyordu yalnız
ulaşmak da istiyordu bir yerlere
ve sadece kahretmiyor
yaratıyordu da.
Ve kılıçların,
nalların,
ellerin
ve gözlerin pırıltısı
ardarda çakan aydınlık bir bütündü.
Ali Onbaşı bir şimşek hızıyla düşündü
ve şu türküyü duydu :
«Dörtnala gelip Uzak Asya'dan
Akdeniz'e bir kısrak başı gibi uzanan
bu memleket bizim.

Bilekler kan içinde, dişler kenetli, ayaklar çıplak
ve ipek bir halıya benziyen toprak,
bu cehennem, bu cennet bizim.

Kapansın el kapıları, bir daha açılmasın,
yok edin insanın insana kulluğunu,
bu dâvet bizim...

Yaşamak bir ağaç gibi tek ve hür
ve bir orman gibi kardeşçesine,
bu hasret bizim...»>

Sonra.
Sonra, 9 Eylülde İzmir'e girdik
ve Kayserili bir nefer
yanan şehrin kızıltısı içinden gelip
öfkeden, sevinçten, ümitten ağlıya ağlıya,
Güneyden Kuzeye,
Doğudan Batıya,
Türk halkıyla beraber
seyretti İzmir rıhtımından Akdeniz'i.

Ve biz de burda bitirdik destanımızı.
Biliyoruz ki lâyığınca olmadı bu kitap,
Türk halkı bağışlasın bizi,
onlar ki toprakta karınca,
suda balık,
havada kuş kadar
çokturlar;
korkak,
cesur,
câhil,
hakîm
ve çocukturlar
ve kahreden
yaratan ki onlardır,
kitabımızda yalnız onların mâcereları vardır...




Nâzım HİKMET



939 İstanbul Tevkifanesi,
940 Çankırı Hapisanesi,
941 Bursa Hapisanesi.


http://siir.gen.tr/siir/n/nazim_hikmet/kuvayi_milliye.htm

AlbatrosS
20-04-2012, 10:48
Jolly,

Belki hatırlamak istemezsin ancak yinede hatırlatalım. Komintern ve Sovyet belgeleri var. Ortaya dökmemizi mi bekliyorsun. Komintern ve Sovyetler görmedi de sen mi gördün. Sallıyorsun diyorum ya, yazdıklarından neredeyse küçük dilimi yutacam. Kendi kendine nasıl gaz alıyorsun hayret.

Kemal emperyalizme yaranmak isteyecek ve sovyetler den yardım görecek. Kendine bir çeki düzen ver. Suçlamalarının tarihi olaylarla yakından uzaktan ilgisi yok. Gir Sovyet belgelerine ordan aşırda gel. Doğu Ergil gibi adamlardan alıntılarla coşma istersen.

Öyle ufkun dar ki birkaç suçlama ile Sovyetleri TC ye düşman gösterme gafletinde bulunuyorsun. Pirincin içerisinden taş ayıklıyorsun. Ayıkla da Sovyetlerin TC ye bakışı ve İngilizlerin TC ye bakışı senin söylediğin gibi değil. Bunu bize sovyet ve kominternin belgeleri söylüyor.

Ufkun o kadar dar ki batı ve yalakaları ne derse gelip dökdürüyorsun.

Komintern ne gel. Ordan belge istiyorum.

Nazım Hikmeti ağzına en son alacaklardan biri zannediyorum ki bir KEMALİST olacaktır:

http://www.nazimhikmet.org.tr/davalari.asp

Dahası Türkiye siyasal tarihinde bir Kurtuluş Savaşı olduğu ve bunun da yedi düvele karşı verildiğine o derece iman etmişsiniz ki...

Nasıl oluyor da 7 düvele karşı savaşan bir rejim, kurulduğunu ilan ettiği günden 3o yıl sonrasına kadar, öldürdüğü ''yedi düvel'' askerinin katbekat fazlasını Kürtlerden oluşturmuş... zerre kadar düşünmek ve sorgulamak yok...

Nasıl oluyor da 7 düvele karşı savaşta verilmiş kayıplar, ''istiklal mahkemeleri'' denen terör rejiminde ancak idam edilip öldürülenler kadar da düşünmeyin siz...

Aman efendim... Çok şey midir azınlıkların etnik temizlik, pogromlar ve baskılar neticesinde yüzbinlerce katledilmesi, milyonlarca ''kovulması''...

Bildiğiniz ''etnik temizlik'' harekatının nasıl oluyor da ''KURTULUŞ'' olduğuna dair hala geçerli bir izahınız da mevcut değil...

80 küsur yıllık bir asimilasyon, pogrom ve etnik temizlik politikasının neyden ve kimden kurtuluşu müjdelediğini belki bu sefer izah edebilirsiniz... Buyrun efendim...

apsimon
20-04-2012, 18:12
albatros,

Yazdıkların alıntıya cevap mı oluyor. Hala ezberlemiş aynı cümleleri kuruyorsun. En az 100 kere aynı cümleleri yazmışsındır.

Nazım Hikmet ağır mı geldi? Lenin ağır mı geliyor? Sol adına konuşmayı bırakın artık.

Nazım hakkında sen hüküm verme istersen. Kendisi ifade etmiş zaten. Şimdi Nazım etnik temizlik yapanları öven bir şair mi oluyor ? Kemalist nakaratlarını bir kenara bırak da sadede gel.

Jolly Jocker
20-04-2012, 22:12
Belki hatırlamak istemezsin ancak yinede hatırlatalım. Komintern ve Sovyet belgeleri var. Ortaya dökmemizi mi bekliyorsun. Komintern ve Sovyetler görmedi de sen mi gördün.

Komintern ne gel. Ordan belge istiyorum.
Ne diyorsun sen be? Sovyet dış işleri bakanı Çiçerin'in açıklamaları var, Batum'un işgali realitesi var, Sovyetlerin verdiği nota var, iki ordunun karşı karşıya gelişi var, TBMM'nin Taşnaklara attığı destek var, var oğlu var! Hala kalkmış komintern diyor! Çiçerin'in yaptığı açıklamalar neyine yetmiyor? İtirazının mantığı yok, sadece zavallı hale düşmüş olduğunuzu yansıtıyor.

Kemalizmin emperyalizmle uzlaşabilmek için neler yaptığı, en anti-emperyalist olması gereken zamanda bile uzlaşmaya hazır olduğu, bu uğurda Sovyetleri ve yerli komünistleri nasıl da sattığı, hatta Taşnaklara bile destek çıktığını yeterince teşhir ettim. Hala nasıl konuşacak yüz buluyorsunuz hayret! Anti-emperyalizm ve bağımsızlıkçılıkla zerre ilginiz kalmadığı yeterince ortaya çıktı.

Emperyalizmle uzlaşmak ve bu yolda komünistleri satmak konusunda liberallerden zerre farkınız yok.
Geçmişte de yükselen devrimci dalgaya karşı milliyetçi cephe hükümetlerinde milliyetçisi, liberali, dincisi ve kemalisti(ordusu-yargısı) devrimcilere karşı nasıl birleştiğinizi de tarih yazıyor. İşbirlikçilik konusunda istikrarlısınız aslında. Yazık...

Ha bu arada, şiirlere sığınman da ayrı bir saçmalık. Ve ne kadar zavallıca. Nazım'ı kimin hapislerde çürüttüğünü unutma. Nazım'ın Suphileri konu alan şiirlerinde neler yazdıklarını da unutma. ''28 Kanunisaniyi Unutma''. ''Burjuva Kemal''i bize Nazım anlattı ilkin. Benim kuvvay-ı milliyeyle sorunum yok, liderliğini alanların anti-komünizmi ve emperyalizmle uzlaşmaya dünden razı olmalarıyla sorunum var. Yani sömürmeye kalktığın şiirlerde işlenen tema seni kurtarmıyor 'şekerim'. Oradan sana mama çıkmaz. Hadi başka kapıya!

AlbatrosS
20-04-2012, 22:29
albatros,

Yazdıkların alıntıya cevap mı oluyor. Hala ezberlemiş aynı cümleleri kuruyorsun. En az 100 kere aynı cümleleri yazmışsındır.

Nazım Hikmet ağır mı geldi? Lenin ağır mı geliyor? Sol adına konuşmayı bırakın artık.

Nazım hakkında sen hüküm verme istersen. Kendisi ifade etmiş zaten. Şimdi Nazım etnik temizlik yapanları öven bir şair mi oluyor ? Kemalist nakaratlarını bir kenara bırak da sadede gel.

Lenin ve Komitern'in Kemalist rejimi yerden yere vuran kayıtları da mevcut. N'abarsın, reel politik diye bi'şi var değil mi? Örneğin Chavez de İran'ı ''anti-emperyalist'' addetmekte bir beis görmüyor. ABD'ye karşı elindeki ''ehven-i şer'' bir güçtür nihayetinde. Adamın elinde petrol var, doğal gaz var. Bunu eleştirebiliz, ancak önce ''şeylerin'' adını koymakta fayda var. Adını koymadığın, kaçamak yaptığın her tarihsel olgu ve kayıt bağnaz bir devlet aklını yüceltmekten öte bir işe yaramaz.

Şayet bir Marksist ve devrimciysen(aslında yalnızca ''demokrat olman'' kafidir) KEMALİZM denen şeyin adını doğru koyacaksın.


Mesele şu: Sen bunun adını koyabiliyor musun?

80 küsur yıllık bir uluslaşma sürecini, acısıyla-sancısıyla, eğrisiyle-doğrusuyla kem-küm etmeden ifade edebiliyor; gelinen sürecin bir ''etnik temizlik, pogrom ve asimilasyon'' süreci olduğunu söyleyebiliyor musun? Olguları adıyla çağırıp tespiti doğru yerden ve temelden başlatıyorsan; politik doğruculuk adına Türk ve Müslümanların ''varoluş-yokoluş'' kaygılarının da adını doğru biçimde okuyabiliriz. Bu bağlamda etnik grupların ve politik aktörlerin günahlarını-sevaplarını daha sarih bir kafayla konuşabiliriz.

Kurtuluş hede-hödösüne o derece inanmışsınız ki Osmanlı'nın ''emperyalist'' bir güç olduğunu unutmaktasınız. 1920 işgallerini söylersiniz de bilmem kaç küsur yıllık Müslüman MİLLET-İ HAKİME ideolojisi ve Islahat Fermanı'na Müslüman seçkinlerin ''bir müslüman kafirle nasıl eşit olabilir'' dediğini söylemezsiniz. İmparatorluk aklının bu ''hegemonist'' zihnini konuşmadan etnik isyanları da iç savaşı da konuşamazsınız.

Sesli
20-04-2012, 23:32
İkide bir LONDRA KONFERANSI diyenler acaba bu konferans hakkında bilgiye sahip mi? Biraz bilgi ednmelerinde fayda var da...

http://www.ataturk.net/mmuc/londra.html

apsimon
21-04-2012, 00:32
ki Osmanlı'nın ''emperyalist'' bir güç olduğunu unutmaktasınız. 1920 işgallerini söylersiniz de bilmem kaç küsur yıllık Müslüman MİLLET-İ HAKİME ideolojisi ve Islahat Fermanı'na Müslüman seçkinlerin ''bir müslüman kafirle nasıl eşit olabilir'' dediğini söylemezsiniz. İmparatorluk aklının bu ''hegemonist'' zihnini konuşmadan etnik isyanları da iç savaşı da konuşamazsınız.

''bir müslüman kafirle nasıl eşit olabilir'' dediğini söylemezsiniz.

Niye söylemiyelim ki bak söylüyorum :)

Üstelik ermenilere yapılanlardan panislamizmi sorumlu tutuyorum. İmparatorluk zihniyetini aklayan kim? Biraz dik durun.

1908 e darbe(önceki başlıklarda var) dediniz. Düzeltmeye çalıştık. Osmanlıyı yıkan cumhuriyete darbe ( Birçok başlık altında sayıklamaya devam ettiniz) dediniz. Yine düzetmeye çalışıyoruz. Ve şimdi kalkmış hegomonist zihniyetten dem vuruyorsun.


Lenin ve Komitern'in Kemalist rejimi yerden yere vuran kayıtları da mevcut. N'abarsın, reel politik diye bi'şi var değil mi? Örneğin Chavez de İran'ı ''anti-emperyalist'' addetmekte bir beis görmüyor. ABD'ye karşı elindeki ''ehven-i şer'' bir güçtür nihayetinde. Adamın elinde petrol var, doğal gaz var. Bunu eleştirebiliz, ancak önce ''şeylerin'' adını koymakta fayda var. Adını koymadığın, kaçamak yaptığın her tarihsel olgu ve kayıt bağnaz bir devlet aklını yüceltmekten öte bir işe yaramaz.



Hadi burda da senin düşündüğün tarzda yürüyelim. Buna reel politik diyelim. Adamın (Lenin) düşmanı emperyalizm. Hem müttefik(TC) hemde düşman(Batı) olacaksın. Bunun reel politiğini Lenin görmeyecek mi? Saf mı bu insanlar. Petrol üzerinde dönen kavgayı ve yazılan birçok raporu bir yerlerinden mi uydurdular. Musul da Kerkükte kim vardı ?



80 küsur yıllık bir uluslaşma sürecini, acısıyla-sancısıyla, eğrisiyle-doğrusuyla kem-küm etmeden ifade edebiliyor; gelinen sürecin bir ''etnik temizlik, pogrom ve asimilasyon'' süreci olduğunu söyleyebiliyor musun? Olguları adıyla çağırıp tespiti doğru yerden ve temelden başlatıyorsan; politik doğruculuk adına Türk ve Müslümanların ''varoluş-yokoluş'' kaygılarının da adını doğru biçimde okuyabiliriz. Bu bağlamda etnik grupların ve politik aktörlerin günahlarını-sevaplarını daha sarih bir kafayla konuşabiliriz.



Orda da yanlışsın. 80 yıllık süreci bir adamın sırtından devşiriyor sun. Yanlış...

80 yıllık tarihte birçok faktör mevcut.Ve sizin anlamadığınız şudur. Kemalizm hayaleti etrafında dönüp duruyorsunuz. Ve ülkede olan bütün melanetleri ona yükleme kolaycığını gösteriyorsunuz. Serin kafayla bir düşünün.

Burda iki iş arkadaşımın anlatımından ermeni kıyımı;

ilki,

Kayseride amcası yeğenine anlatıyor. Dedem diyor mahallede bir ermeniyi başına vura vura öldürdü. Aklından hiç çıkmazmış

Niye yaptı diye sormuşlar. O zaman çok "müslüman"ı kesmişler. Bizde kısasa kısas yaptık.

Diğeri;

Dedesinden dinlemiş urfa kürdü,

O zamanlar ermeniler can havliyle kaçıyor. Tabi cana mala musallat olan çok. Dedesi bir ermeni kızı ile nasıl oluyorsa evleniyor. Arkadaşın dediğine göre beş vakit namazında niyazında ölüyor kadın.

Biri çerkez diğeri kürt olan iki hayat hikayesinde ne ermeni nede türk ne de kürt var.

Jolly Jocker
21-04-2012, 00:33
İkide bir LONDRA KONFERANSI diyenler acaba bu konferans hakkında bilgiye sahip mi? Biraz bilgi ednmelerinde fayda var da...

http://www.ataturk.net/mmuc/londra.html
Biz resmi tarihin sınırlarını aşalı çok oluyor. Bence sen Atatürkçü sitelerin dışındaki kaynaklardan da araştır. Gerçekleri ancak o zaman bulabilirsin. Atatürkçü siteler ise işlerine geldiği kadarını anlatıyor. Konu benim de ilk tarih çalışırken dikkatimi çekti. (KPSS'ye gireceğim de) Soru çözerken, küçük konu anlatımları var. Elbette bu gerçeklerden bahsetmiyor ama kokuyu aldım. Başladım araştırmaya ve sonra buldum bunları.

Sesli
21-04-2012, 01:53
Bir kişi çıkıp da ''80 küsur yıllık bir uluslaşma sürecini, acısıyla-sancısıyla, eğrisiyle-doğrusuyla kem-küm etmeden ifade edebiliyor; gelinen sürecin bir ''etnik temizlik, pogrom ve asimilasyon'' süreci olduğunu söyleyebiliyor musun? '' diyerek gerçekleri kendi dar ve ırkçı açısından böylesine çarpıtmaya kalkarsa, ona acımaktan başka elden ne gelir.

Türkiye Cumhuriyetinde hangi etnik temizlikler yapılmış? Öyle ya, bu soruyu soran kafalar önce bu saçmalıklarının içini açmakla mükelleftir. Asimilasyon neymiş? Böyle bir şey yapılmış olsa, ortalıkta kimlik diye tutturanlar olur muydu?

Burası Türkiye Cumhuriyeti bunu hazmedemeyenler hazmetmek için sabah akşam su içeçeklerdir. Havayı da ciğerlerine çekerlerse, belki kendilerine gelirler. Yoksa bu sarhoşlukla daima yalpalaya, yalpalaya giderler.

Osmanlı ile Türkiye cumhuriyetinin farklı devletler olduğunu bilmeyenler var. Mesela, Ermeniler 1915de TÜRKİYE CUMHURİYETİ yok olduğu halde, kendilerini tehcir edenlerin sanki Türkiye Cumhuriyetiymişcesine, 24 nisanlarda Türk ulusuna hakaret ederler. bayrağımzı çiğnemeye kalkarlar. Oysa bu asil ulus, yani TÜRKLER bu gariban Ermenilere, bu ülkede aş ve iş imkanı sunmaktadır.

Burada açık olan bir husus var. İçimizdeki danimarkalılar, bunlar her vesileyle TÜRK ve Atatürk düaşmanlığı yaparak, olmayan akılları sıra bir nane elde edeceklerini sanırlar. Bunlar bazı zamanlarda o derecede azıtırlar ki TÜRK İSTİKLAL SAVAŞINI dahi yokmuş gibi göstermeye yeltenirler. Bu bilgisizlere 1917de İstanbulun ve diğer yörelerimizin İtilaf devletlerince işgal edildiğini anımsatınca da, konu bu değil diyecek kadar gerçeklere arkalarını dönmüş olduklarının farkına dahi varmazlar.

Kurtuluş savaşı SEVR'e karşı yapılmamış diyecek kadar sarhoştur bu kafalar. Bilmezlerki itilaf devletleri bu ülkeyi işgal etmişler ve bunu gerçekleştirmek için de SEVR antlaşmasını Osmanlı sultanına imzalatmayı başarmışlar. Ancak ATATÜRK bu itilaf devletlerini ve onların aleti olanları dehleyince LOZAN yapılmıştır. Sarhoş kafalar bunu anlayamıyor.

Bu aymazlara sözümüz var. Biz ölmedik ne istiyorsanız buyrun gelin ve yürek varsa sizde alınız. Biz kimseyi asimile etmiyoruz. Kapılarımız açık şu Ermenilere dahi ki onlar her yerde nasıl TÜRK düşmanlığı yaparlarsa yapsınlar, biz yine de onlara acıyoruz ve kapılarımızı açarak iş ve aş vermeye çalışıyoruz.

Türk düşmanları ve içimizdeki danimarkalılar hepsi bir olsa dahi, bize vız gelir. geçmişte nasıl davranmışsak yine aynı şekilde davranırız. Bunu ister beğenin, ister beğenmeyin.

Brian
21-04-2012, 12:37
Kemalistlerle tartışmak gereksiz bir şey.

Bu yazıyı da Kemalistler için zaten yazmıyorum.

Kemalistler baştan beri halka TEPEDEN bakmanın ideolojisi olmuştur. TEPEDEN bakma, emredici bir ideoloji olma, Kemalizmin özelliğidir...

Ne olursan ol, ister prof ister uzman, ister on üniversite mezunu ol; Kemalistler gözünde vatandaş cahil, kafasız biridir. Bu yüzden bu vatandaşlara TEPEDEN bakılmalıdır. Emredici olunmalıdır.

Bu yüzden sıradan bir vatandaşın Kemalist olması için bir neden yoktur. Olamaz da zaten. Çünkü onun Kemalist olması demek yukarıda söylenen şeylerin kabulü demektir.

Bunun yanında Kemalizm bir burjuva ideolojisidir. Halka aşırı tepeden bakma vb. açılarından da Osmanlı'nın KUL olma anlayışını kabul ettiğini söylemek mümkündür. Bu yüzden Kemalizm gerici bir burjuva ideolojisidir. Kendisine solu, sosyalizmi değil feodalizmi ve dinciliği daha yakın ve hatta müttefik olarak görür. Bu yüzden ağalık sistemi korunmuştur.

Kemalist Kenan Evren yargılanıyor. Yıllarca sosyalistlere atıp tutmuştu bu Evren. İşte Kemalistlerin eninde sonunda gelip varacağı nokta buna benzer şeylerdir. Farklı bir şey beklememek gerekir.

AlbatrosS
21-04-2012, 20:30
''bir müslüman kafirle nasıl eşit olabilir'' dediğini söylemezsiniz.

Niye söylemiyelim ki bak söylüyorum :)

Üstelik ermenilere yapılanlardan panislamizmi sorumlu tutuyorum. İmparatorluk zihniyetini aklayan kim? Biraz dik durun.

Ermeni soykırımı kökenleri İslam'a da sinmiş hakim bir ulusçu vandallıktı. Bunu ''islamcı'' diye kestirip atamazsınız.

1908 e darbe(önceki başlıklarda var) dediniz. Düzeltmeye çalıştık. Osmanlıyı yıkan cumhuriyete darbe ( Birçok başlık altında sayıklamaya devam ettiniz) dediniz. Yine düzetmeye çalışıyoruz. Ve şimdi kalkmış hegomonist zihniyetten dem vuruyorsun.

Ya ne diyecektik? Devrim mi? Yok artık...


Hadi burda da senin düşündüğün tarzda yürüyelim. Buna reel politik diyelim. Adamın (Lenin) düşmanı emperyalizm. Hem müttefik(TC) hemde düşman(Batı) olacaksın. Bunun reel politiğini Lenin görmeyecek mi? Saf mı bu insanlar. Petrol üzerinde dönen kavgayı ve yazılan birçok raporu bir yerlerinden mi uydurdular. Musul da Kerkükte kim vardı ?

Suriye ile Tc daha bir sene öncesinde neydi? Peki şimdi ne? Yahu, bu kadar mı reel politik özürlüsünüz? İran'la Chavez ne? Yoldaş mı yoksa?


Orda da yanlışsın. 80 yıllık süreci bir adamın sırtından devşiriyor sun. Yanlış...

80 yıllık tarihte birçok faktör mevcut.Ve sizin anlamadığınız şudur. Kemalizm hayaleti etrafında dönüp duruyorsunuz. Ve ülkede olan bütün melanetleri ona yükleme kolaycığını gösteriyorsunuz. Serin kafayla bir düşünün.

Sallama.
Bir rejimi asla tek adamın üzerinden tartışmam, huyum kurusun.
Bunu bilakis Kemalistler yapar.
Ben ''sürece ve zemin''e bakarım. Sürecin detaylarını bir yana koyarak hakim-belirleyici olanın adını koyarım.

Burda iki iş arkadaşımın anlatımından ermeni kıyımı;

ilki,

Kayseride amcası yeğenine anlatıyor. Dedem diyor mahallede bir ermeniyi başına vura vura öldürdü. Aklından hiç çıkmazmış

Niye yaptı diye sormuşlar. O zaman çok "müslüman"ı kesmişler. Bizde kısasa kısas yaptık.

Diğeri;

Dedesinden dinlemiş urfa kürdü,

O zamanlar ermeniler can havliyle kaçıyor. Tabi cana mala musallat olan çok. Dedesi bir ermeni kızı ile nasıl oluyorsa evleniyor. Arkadaşın dediğine göre beş vakit namazında niyazında ölüyor kadın.

Biri çerkez diğeri kürt olan iki hayat hikayesinde ne ermeni nede türk ne de kürt var.

Burada oldukça ''sinsi'' bir taktik var: SİMETRİ HASTALIĞI. Aslında yapılanları ''kabul etme'' ama ''meşru gösterme'' çabası da. Onlar bize yaptı, biz de onlara yaptık; hasılı karşılıklı oldu bitti.

Yok öyle yağma...

SS'ler onlarca adamı fırınlarda yakarken Yahudilerin de olduğu gerilla birlikleri ''sivil katliamları'' yapmadı mı?

Bosna'da Müslümanlar katledilirken hiç Sırp siviller katledilmedi mi?

Çeçenistan'da nüfusun nerdeyse yarısı kırılırken Çeçenler Rus okullarına, sivil alanlara saldırmadı mı?

Kıbrıs'ta Türkler katledilirken Türk kuvvetleri Rum sivilleri öldürmedi hiç?

Balkanlarda onbinlerce Müslüman katledilirken Müslümanlar öldürmedi mi?

Ruanda da bir ay içinde 800.000 Tutsi ve Ilımlı Hutular milliyetçi Hutular tarafından katledilirken Tutsi gerillaları sivillere saldırmadı mı hiç?

Bunları kimse inkar edemez; ancak, bu yaptığınız da tarihi çarpıtmaktır. Ermenilere yapılan etnik temizliğin karşısına ''canım onlar da yaptı'' demek, ''devrimci ve demokrat'' bir tavır değildir. İnsani de değil.

AlbatrosS
21-04-2012, 20:34
Bir kişi çıkıp da ''80 küsur yıllık bir uluslaşma sürecini, acısıyla-sancısıyla, eğrisiyle-doğrusuyla kem-küm etmeden ifade edebiliyor; gelinen sürecin bir ''etnik temizlik, pogrom ve asimilasyon'' süreci olduğunu söyleyebiliyor musun? '' diyerek gerçekleri kendi dar ve ırkçı açısından böylesine çarpıtmaya kalkarsa, ona acımaktan başka elden ne gelir.

Türkiye Cumhuriyetinde hangi etnik temizlikler yapılmış? Öyle ya, bu soruyu soran kafalar önce bu saçmalıklarının içini açmakla mükelleftir. Asimilasyon neymiş? Böyle bir şey yapılmış olsa, ortalıkta kimlik diye tutturanlar olur muydu?

Burası Türkiye Cumhuriyeti bunu hazmedemeyenler hazmetmek için sabah akşam su içeçeklerdir. Havayı da ciğerlerine çekerlerse, belki kendilerine gelirler. Yoksa bu sarhoşlukla daima yalpalaya, yalpalaya giderler.

Osmanlı ile Türkiye cumhuriyetinin farklı devletler olduğunu bilmeyenler var. Mesela, Ermeniler 1915de TÜRKİYE CUMHURİYETİ yok olduğu halde, kendilerini tehcir edenlerin sanki Türkiye Cumhuriyetiymişcesine, 24 nisanlarda Türk ulusuna hakaret ederler. bayrağımzı çiğnemeye kalkarlar. Oysa bu asil ulus, yani TÜRKLER bu gariban Ermenilere, bu ülkede aş ve iş imkanı sunmaktadır.

Burada açık olan bir husus var. İçimizdeki danimarkalılar, bunlar her vesileyle TÜRK ve Atatürk düaşmanlığı yaparak, olmayan akılları sıra bir nane elde edeceklerini sanırlar. Bunlar bazı zamanlarda o derecede azıtırlar ki TÜRK İSTİKLAL SAVAŞINI dahi yokmuş gibi göstermeye yeltenirler. Bu bilgisizlere 1917de İstanbulun ve diğer yörelerimizin İtilaf devletlerince işgal edildiğini anımsatınca da, konu bu değil diyecek kadar gerçeklere arkalarını dönmüş olduklarının farkına dahi varmazlar.

Kurtuluş savaşı SEVR'e karşı yapılmamış diyecek kadar sarhoştur bu kafalar. Bilmezlerki itilaf devletleri bu ülkeyi işgal etmişler ve bunu gerçekleştirmek için de SEVR antlaşmasını Osmanlı sultanına imzalatmayı başarmışlar. Ancak ATATÜRK bu itilaf devletlerini ve onların aleti olanları dehleyince LOZAN yapılmıştır. Sarhoş kafalar bunu anlayamıyor.

Bu aymazlara sözümüz var. Biz ölmedik ne istiyorsanız buyrun gelin ve yürek varsa sizde alınız. Biz kimseyi asimile etmiyoruz. Kapılarımız açık şu Ermenilere dahi ki onlar her yerde nasıl TÜRK düşmanlığı yaparlarsa yapsınlar, biz yine de onlara acıyoruz ve kapılarımızı açarak iş ve aş vermeye çalışıyoruz.

Türk düşmanları ve içimizdeki danimarkalılar hepsi bir olsa dahi, bize vız gelir. geçmişte nasıl davranmışsak yine aynı şekilde davranırız. Bunu ister beğenin, ister beğenmeyin.

Bak dede;

Bu ülkede ırkçılık olsa bir tane gayrı Türk adam kalmazdı... demek;

Ahmet Amca, Ayşe bacıya tecavüz etseydi, anasını da bellerdi... demektir.

Etnik temizliğin ''hası'' DERSİM'de olmuştur. Kılıçdaroğlu'na sor, sana anlatır...

apsimon
22-04-2012, 01:15
Harbi rahatsızsın albatros,

Ben suçu islamcılığa atıyorum zoruna mı gidiyor. ben bahane bulmadım suçluyu gösterdim.

Bu forumda ülkede ki bütün katliamları kemalizme yükleyen sen değilmisin. İslamcılar deyince niye tüylerin diken diken oluyor.

Nazım'ı örnek gösterince ses yok. Leninden örnek isteyince reel politik martavalları... Ama siz kıçınızdan uydurunca insanlık vicdanı ve solcu oluyorsunuz.

Yemez kardeş sen tarihteki solcuların davranışlarına kılıf buldukça yemez. AB-D güdümünde bir solculuk anlayışınız kendini bütün forum boynca gösteriyor.

Albatros kaçak güreşme adam gibi alıntılar istiyorum. Nazım Hikmet kimdir? Hikmet Kıvılcımlı kimdir? Lenin kimdir? Gerçeğe gel. Bıktım kaçak güreşmenizden.

apsimon
22-04-2012, 05:36
Benim kuvvay-ı milliyeyle sorunum yok, liderliğini alanların anti-komünizmi ve emperyalizmle uzlaşmaya dünden razı olmalarıyla sorunum var. Yani sömürmeye kalktığın şiirlerde işlenen tema seni kurtarmıyor 'şekerim'. Oradan sana mama çıkmaz. Hadi başka kapıya!

Burda çok ağır bir "." hakketin ancak malum.( Birde kıytırık bir yazıya cevap yazdık diye başımıza bir şey gelmesin. Tabi birde muhatabın kendini havaya sokması ihtimali da var). Sen bu başlığı niye açtın. Derdin Mustafa Suphi ise kurtuluş savaşı ile işin ne? Yok ben onu kastetmedim. Neyi kastettin?

Şefik Hüsnüyü bilirmisin? Sanmam. O zaman komintern den de bi habersin. Bilmeyince boş boş sayıklar insan. Biri kulağına birşey fısıldamış, aaa dur şunu TD forumunda bir yazayımda "kemalizm" neymiş görsün millet.

MDD de neymiş canım. Apaçık bunlar(kemalistler) emperyalistlerin "köpeği"...

"Yok ben onu demek istemedim de diyebilir insan. Ben şahsen biri emperyalistlere kendini bilerek kullandırıyorsa ona köpek demekten gocunmam. O yüzden kimsenin ağzına birşey tıkadığımız yok muhatap müsterih olabilir."

Ya bak batumdan birbirini yediler. Nota bile yemiş sizin ki...

Sahi yedi bak. Sonra ne oldu dersin. Niye yazmıyorsun. Bir ulusun kendi devletini kurması niye zoruna gider. Bir ulus dan niye bu kadar tiksinir insan.

vartor
22-04-2012, 19:05
Osmanlı ile Türkiye cumhuriyetinin farklı devletler olduğunu bilmeyenler var. Mesela, Ermeniler 1915de TÜRKİYE CUMHURİYETİ yok olduğu halde, kendilerini tehcir edenlerin sanki Türkiye Cumhuriyetiymişcesine, 24 nisanlarda Türk ulusuna hakaret ederler. bayrağımzı çiğnemeye kalkarlar. Oysa bu asil ulus, yani TÜRKLER bu gariban Ermenilere, bu ülkede aş ve iş imkanı sunmaktadır.

Haklisin sesli. Ayni mantikla, ittihadcilarla isbirligi yapip, osmanliyi devirmeye kalkisan bir gurup Ermeni, cumhurriyetciler tarafindan kahraman ilan edilecegine, vatan haini damgasi yapistiriliyor. Hangi vatan? Osmanli vatani degil mi bahsedilen? Binlerce yildir, Anadolu.nun dogusunu vatan edinmis Ermenilere gore de isgalci kuvvet Osmanlilar degil midir? Bir zamanlar Anadolu'nun kultur ve sanatinin en buyuk eserlerinin yaraticilarini "gariban" hallere dusmesi, alaylik mevzuu olmaktan ote, dusundurucu olmalidir, hele hayat tecrubesi olanlara...Biraz empati.

AlbatrosS
22-04-2012, 19:24
Harbi rahatsızsın albatros,

Ben suçu islamcılığa atıyorum zoruna mı gidiyor. ben bahane bulmadım suçluyu gösterdim.

Türk Ulusçuluğunun bileşenlerinden biri İslam'dır; ancak, süreci İslamcılığa mal etmek düpedüz çarpıtmadır. Sürece damgasını vuran şey Milliyetçiliktir. Gayri Müslim'in başına gelen Müslüman Kürt'ün de başına geldi. Zilan Deresi'nde katledilen binlercesi Sünni Müslüman Kürtlerdi. İslamcılık ''güçlü bir bileşen''dir; ancak ''hakim ideolojik unsur'' asla değil.

Bu forumda ülkede ki bütün katliamları kemalizme yükleyen sen değilmisin. İslamcılar deyince niye tüylerin diken diken oluyor.

İslam Türk ulusçuluğunun esaslı bileşenidir; ancak, baskın ideolojik karakteri değildir. Şeylerin adını doğru koymakla ilgili her şey. Mustafa Kemal ve İnönü de İslamcı mıydı yoksa?

Nazım'ı örnek gösterince ses yok. Leninden örnek isteyince reel politik martavalları... Ama siz kıçınızdan uydurunca insanlık vicdanı ve solcu oluyorsunuz.

Nazımı bırak Lenin Ermeni ve Dersim soykırımları olmadı dese n'olur? Chavez Enfal Katliamı yaşanmamıştır; Barzani ve Talabani işbirlikçidir... dese n'olur örneğin?

Lenin Kemalizmi övdü diye Kemalizm püripak bir rejim mi olur?

Yemez kardeş sen tarihteki solcuların davranışlarına kılıf buldukça yemez. AB-D güdümünde bir solculuk anlayışınız kendini bütün forum boynca gösteriyor.
Kemalizm Sol'un yerle yeksan etmesi lazım gelen eli kanlı diktatöryal bir Uluslaşma sürecinin adıdır. Anadolu halklarının asimilasyon, inkar ve imhasının 80 küsur yıllık kanlı bakiyesidir.

''Cumhuriyetin kazanımları'' diye akla ziyan bir söylemle yıllardır ''toz kondurmadığınız'' faşist diktatörlüğü ''İslamcı cini'' ile aklayamazsınız. Kürdistan dağları ve ırmaklarına 100 bine yakın cesedi gömmek mi İslamcılık? (1923-1940 arası yalnızca)

Zilan'da, Ağrı, Sason'da, Dersim'de Kürtlerin üzerinden dümdüz geçip ''fare gibi zehirleyen'' mi İslamcılık?

Yoksa NAZIM'I bile 1923-38 arası 11 kere yargılayıp zindanlara atan bir faşistlik mi İslamcılık?

Albatros kaçak güreşme adam gibi alıntılar istiyorum. Nazım Hikmet kimdir? Hikmet Kıvılcımlı kimdir? Lenin kimdir? Gerçeğe gel. Bıktım kaçak güreşmenizden.

Neyin alıntısı?

Ermeni, Dersim ve Kürt pogrom, katliam ve kırımları mı yalan?

Ne alıntısı?

Kala kala 50 bin kalan Ermeni toplumu mu yalan?

Lenin mezarından kalksa ENFAL KATLİAMI olmamış dese kaç yazar? Talabani ve Barzani işbirlikçi dese ne yazar?

Jolly Jocker
23-04-2012, 01:50
Uluslaşma süreci Birinci Dünya Savaşının öncesine dek uzanıyor ve sadece Ermeni değil genel bir hıristiyan soykırımı var aslında. Mesela Batı Anadolu'daki Rumların canına okunuyor. Erkekleri, askere gitmemek için gayrimüslimlerden alınan bedeli ödedikleri halde zorla askere alınıp en berbat işlerde çalıştırılıyor ve zaten çoğu ölüyor. Erkeksiz kalan Rum köyleri açık hedef oluyor; tecavüzler, gasplar, cinayetler... Sonrasında da ''kansız kıtal'' yapılıyor, yani tehcir ediliyorlar kadın-çocuk. Kadınlar ve çocuklar çok tehlikelidirler ya, o yüzden herhalde! Yolda çok sayıda ölen oluyor tabi. Birinci Dünya Savaşı sırasında.

Türkçülerin buna sebep olarak sundukları bahanesi hazır: Rum çeteleri! Çete bahanesiyle bin yıllık inanç grubunu yok ediyorlar. Tıpkı sonrasında Ermenilere yaptıkları gibi. Arkada kalan servet de yağmalanıyor haliyle.

Modros'tan sonra niçin ilk olarak Batı Anadolu ve İzmir işgal ediliyor? İşgale gelenler kim? Niçin öfkeliler? Etme bulma dünyası! Gelenler, bizzat senin vatandaşın olan Anadolu Rumları! Uğradığı mezalimin hesabını sormak ve arkada bırakmak zorunda kaldığı malını-mülkünü geri almak için geliyor adam. Bunu anlatırken işgali savunmak için değil, işgale sebep olan ulusçu kin ve kanlı tehcirleri vurgulamak için anlatıyorum.

Zaten ''kurtuluş savaşında'' kemalistler sadece arkadan hançerledikleri komünistleri değil Anadolu'da kalan Rumları da yok etti. Topal Osman insanları kadın-çocuk demeden mağaralara doldurup yakıyordu. İzmir'in işgalinden sonra estirilen nefret havasıyla Rum katliamı daha da ''çoştu''. Özellikle Pontus bölgesinde. Sivil Rumlara dönük pek çok katliam yapıldı. Bunlar da ''kurtuluş savaşının'' sahne arkası. Keza ''Büyük Taarruz''dan sonra İzmir'in ateşe verilmesi de. Rum siviller İzmir'den gitsin diye evleri ateşi verildi.

Bu savaşta, Andolu'dan sürülmüş, öldürülmüş, geride kalan mallarının hesabı için geri dönmeye kalkmış Rumların ve Ermenilerin düne kadar teba olan devletleriyle savaşıldı. ''7 düvel'' edebiyatının ardında bunlar yatar. Bu savaşta emperyalizmle uzlaşmaya da her zaman hazır olunmuş, müttefik görülen komünistler ve Sovyetler satılmıştır. Emperyalistler yüz vermeyince savaşa mecburen devam edilmiştir. Ortada ''şanlı bir uluslaşma'' da yoktur. Zira soykırım dahil her türlü pislik yapılmıştır.

Tehcirlerde hedeflenenin soykırım olmasının sebebi ise hem geride bırakılan malları isteyecek insan kalmaması hem de gönderildikleri yerlerde de nüfuslarının %10'u geçmesine izin verilemeyecek oluşudur. Tehcir görüntüsü altında Rum, Ermeni ve Süryanilere soykırım yapılmıştır. Genel bir hıristiyan soykırımı bu. Çünkü Türkçülüğün hastalıklı zihninde azınlık, hele ki hıristiyan azınlık demek, ''büyük devletlerin iç işlerimize karışması'' demek. Çözüm olarak da azınlıkları yok etmek gibi ''dahiyane''(!) bir işe girişiyorlar.

Sesli Efendi'ye herşeyi mantık sırasıyla açıklamıştım. Ama anlamak istemeyene hiçbir cümle yetmez tabi. Hala Lenin diyor! Ne alakaysa?! Sovyet dış işleri bakanı Çiçerin'in sözlerini sokuyoruz gözüne, o hala alakasız bir mantıkla Lenin ve komintern diye tutturuyor! Gören de çok kominternci ve leninist zannedecek hezreti!

Apsimon Efendi de kalkmış benim bu ''ülkeye düşman olduğum'' edebiyatı yapıyor. Kaynak veriyorum, yaşanmış işgalleri söylüyorum, tarih veriyorum ama yok! Cevap veremediği için klasik kemalist taktiği izleyip karşısındakine çamur atma yoluna gidiyor. Kendisinde çamur bol demekki.

Kemalizmin ve resmi tarih masallarının sökükleri dikiş tutmuyor artık. ''Kurtuluş savaşı'' masalını kimse yemiyor. Bazı şeyleri gözden kaçırmakta artık eskisi kadar yetkin değilsiniz. Devlet gücü gidince kemalizm de iflas etti. Entelektüel olarak da. Ve acizleştikçe milliyetçileşiyor. Çok yazık...

apsimon
23-04-2012, 03:22
Apsimon Efendi de kalkmış benim bu ''ülkeye düşman olduğum'' edebiyatı yapıyor. Kaynak veriyorum, yaşanmış işgalleri söylüyorum, tarih veriyorum ama yok! Cevap veremediği için klasik kemalist taktiği izleyip karşısındakine çamur atma yoluna gidiyor. Kendisinde çamur bol demekki.



Apsimon efendi

Efendi ifadesini sevdim. Valla çamurda yüzene çamur atmak nasıl birşey bilemeyeceğim ancak senin bu ülkeyi sevmediğin ortada. O yüzden yalancıktan bile olsa sevgi belirtileri göstermezsen daha samimi olursun.

Daha önce mesajlarından ezilen uluslara bakışında bir sempati belirtisi görmediğim için yazdığın tüm kıyım edebiyatını da içten bulmuyorum.

Tarihsel olaylara bakışın ezilen ulus penceresinden olmayınca karşı devrimci bir savruluş ister istemez kendini gösteriyor. Aslında bu bakış tanıdık. Ab sol'u diyebileceğimiz solla müttefiklik bağı bulunan bir solun bakışıdır.

Kaynak veriyorsun. Kimden Akp li bir vekilden. Ben kimden kaynak istiyorum. nazımdan,leninden ve komintern'den. Bulmayacaksan bulma işime gelmiyor der sıyrıl. Bak albatross da öyle yapıyor. Bana ne leninden diyor. Size göre nazımı da biz yanlış anlıyoruz. O destanı okuduğundan da emin değilim ya neyse...

Neyse sen kendi yoluna bak bizde kendi yolumuza...


Anadolu zaferi hakkında Şefik Hüsnü bakın ne diyor;

"Bu şanlı savaş dolayısı ile pek ççok yazılar yazıldı.Ancak önemli bir nokta sessizlikle geçiştirildi.Ezilenlerin yenmesine büyün basın yanlızca onların hareketlerine yordu. Oysa olayları dikkatli izleyenler diğer bir etkenin bizden yana çalıştığını farketmişlerdir. Yunan ordularının çözülmesi,çürümesi denilen şey gerçekte nedir? Bunu kimse kendi kendine veya daha iyi bilenlere sormadı, bir yıldırım hızıyla gelişen Türk zaferini kolaylaştıran bu durumu Yunan Sosyalistlerinin savaş alehindeki ve Yunan burjuvazisinin Yunan ulusuna karşı işledikleri hıyanetler hakkında ki şiddetli propoganda ve iki ulusun kardeşliğine doğru iten yayınlar sağlamıştır. Yunan ordusunda ki işçi ve köylülerden oluşan birlikler dağılmış ve "yaşasın lenin" diye haykırarak subayların cesedi üstünden izmir'e doğru geri çekilmişse bu Yunan Sosyalist Partisine bağlı savaşçıların korku bilmez gayretleri olmuştur."

Burda Grek Sosyalistlerini bu savaşa bakışları ve bizdeki sözde sosyalistlerin bakışı üzerinde durmayacağım.

Jolly nin ağzında gevelediği katiam edebiyetı bakın Gürcistan KP yayın organı tarafından hangi bakışla ele alınıyor. Üstelik Kurtuluş savaşı sürerken . Yıl haziran 1922 ve batum notasından sonra;

“Çoktan beri Kürdistan’da devam eden dalgalanmalar. Küçük Asyanın Rum nüfusuna yönelik Türk ‘vahşetinin’ incelenmesi konusunda özel bir uluslar arası komisyon kurulması, şüphesiz ankara hükümetinin zayıflatılması ve dağıtılması fikrinin gerçekleştirmenin bir yöntemi olarak İngiliz hükümeti tarafından tasarlanmaktadır”

Bu ifade tanıdık mı geldi. Evet bugünde bir nevi Suriyede yürütülen faliyetin bir benzeri 80 yıl önce Anadolu da denenmiş,

Şimdi aklı evvel arkadaşlar bu argümanlara resmi tarih yaftası vurur. Oysa dönemin tüm sosyalist hareketleri Kurtuluş savaşının yanında yer almıştır.

Şimdi ben desem ki;

AB-D Irakta 1,5 milyon insanın hayatına kıydı. Bu nedir? Bu arkadaşlar hemen bütün katliamlara karşıyız . Onları savunduğumuzu nerden çıkartıyorsun derler. Tabi AB-D uluslarına bakışları nasıldır bilmem. Peki neden bu devletler seküler ve ulusalcı “Müslümanları” hedef alıyor diye bir soru sorsak. Diktatördüler canım cevabını alırız.

80 yıl önce olanla şu an olan arasında bir benzerlik var mı? Bence var. Peki bu forumda bunu kim dillendiriyor?

Sultan galiyev’i okumanız(fazla değil biraz :) ) dileği ile…

Jolly Jocker
23-04-2012, 03:58
Efendi ifadesini sevdim. Valla çamurda yüzene çamur atmak nasıl birşey bilemeyeceğim ancak senin bu ülkeyi sevmediğin ortada. O yüzden yalancıktan bile olsa sevgi belirtileri göstermezsen daha samimi olursun.
Efendi ifadesini, aramızdaki üslup ve terbiye seviyesi netleşsin diye kullanıyorum. Yoksa anladığın dilde de konuşabilirim. Bence kıymetini bil.
Yurt sevgisini, Londra Konferansında emperyalizmle uzlaşıp memleketi satmaya hazır olanlardan ya da sovyetlere karşı Taşnakları destekleyenlerden öğrenecek değiliz!

Daha önce mesajlarından ezilen uluslara bakışında bir sempati belirtisi görmediğim için yazdığın tüm kıyım edebiyatını da içten bulmuyorum.
Ezilen ulus mu? Sence soykırım yapanlar mı ezilendir, soykırıma maruz kalanlar mı? Soykırımcı adam kalkmış bana ezilen ulus edebiyatı yapıyor! Ezilen ulusa saygın olsa evvela memleketindeki Kürtleri görürdün. Ezilen ulus söylemini Lenin, sizin gibi milliyetçi çakallar sömürsün diye icat etmedi.

Tarihsel olaylara bakışın ezilen ulus penceresinden olmayınca karşı devrimci bir savruluş ister istemez kendini gösteriyor. Aslında bu bakış tanıdık. Ab sol'u diyebileceğimiz solla müttefiklik bağı bulunan bir solun bakışıdır.
Karşı devrimci savrulma mı? Sen kendini devrimci mi sanıyorsun? Endazeyi kaldırdın diye mi devrimcisin, şapka giydirmek için adam asmaca oynadın diye mi? Hadi oradan! Anadolu'nun gerçek anti-emperyalist ve komünist devrimcilerini İngilizlere yaranmak için katlettirenler neyin devrimcisi olabilir ki?!


Kaynak veriyorsun. Kimden Akp li bir vekilden.
Çiçerin'i AKP'li bir vekil mi sanıyorsun?
Hiç güleceğim yoktu.
Cehaletin bu kadarı ancak Galiyevcilikle açıklanabilir.

Anadolu zaferi hakkında Şefik Hüsnü bakın ne diyor;
Şefik Hüsnü mü?
Aaah ah, Mustafa Suphi'nin ölüsü dile gelse kim bilir neler derdi!
İşte ben onunla ilgileniyorum.
Tabi senin işine gelmediği için ilginlenemiyorsun.

Şimdi aklı evvel arkadaşlar bu argümanlara resmi tarih yaftası vurur. Oysa dönemin tüm sosyalist hareketleri Kurtuluş savaşının yanında yer almıştır.
Evet, ben de onu diyorum işte. ''Kurtuluş savaşının yanında yer alan'' tüm sosyalist hareketlerin başlarına ne geldiğini tarih apaçık gösteriyor. Eceliyle ölen yok! Sovyetler bile satılmış, Batum'dan olmuş, kendisine karşı Taşnaklar kışkırtılmış. Hala utanmadan hangi yüzle konuşuyorsun? Emperyalistlerin Kafkas seddine payanda olmak için yerli komünistler öldürülüyor, Batum işgal ediliyor ama sen hala utanmadan yazabiliyorsun! Hala utanmadan vatan-millet edebiyatı yapıyorsun.

Sovyetler hiç de memnun değildi sizden. Çiçerin'in suçlamalarından, verilen notalardan, Batum önlerinde iki ordunun karşı karşıya gelmesinden biliyoruz bunu. (Bunları AKP'li bakanlar mı uyduruyor? AKP'li bakan edebiyatı nereden çıktı ki? Haa, karalayıp çamur atacaksın, konuyu çarpıtacaksın ya, o ihtiyaçtan çıktı. Çamur bol tabi sende...)

Ama başka çare yoktu. Size yüz vermeyen İngiliz emperyalizminden belki şimdi kopmuşsunuzdur diye düşündüler. Savaşa devam etmek mecburiyetiniz karşısında desteklemeyi yeğlediler. Çaresizlikten gördünüz o desteği yani. Londra Konferansındaki o kazıktan sonra, M.Suphiler hayatta olsa Sovyet desteği tümüyle onlara kayardı. Zaten bunun için öldürdünüz adamları. Sovyetler ne halt ederseniz edin size mecbur kalsın diye.
Zerre kadar dış politika bilmiyorsun.

Sultan galiyev’i okumanız(fazla değil biraz :) ) dileği ile…
Ben de diyorum insan bu kadar nasıl saçmalar?
Altından Galiyev çıktı! Normal...
Ancak sınıfsal gerçeği reddedip çelişkiyi uluslar arasına koyan sol görünümlü milliyetçiler bu kadar saçmalayabilir.
''Proleter ulus!'' Bak bak bak...

Zaten hem Stalin'in emriyle KGB'nin öldürdüğü Galiyev'i hem de Stalin'in güdümündeki Komintern'i aynı anda savunabilme şuursuzluğunu ancak bir Galiyevci yapabilirdi, tebrik ederim!

apsimon
23-04-2012, 07:10
Efendi ifadesini, aramızdaki üslup ve terbiye seviyesi netleşsin diye kullanıyorum. Yoksa anladığın dilde de konuşabilirim. Bence kıymetini bil.


Ne kadar kibar olduğunu bilmem mi? Ben efendi ifadenden alınmadım inan. Tepeden bakmana alıştığımız için ruh halini ifade etmesi bakımından dikkat çektim. Uyarını dikkate alıyorum ve,
Sen tutmuş adam asmacı ve katliamcı diyeceksin sonrada uslup öğreteceksin. 1,5 milyon insanın katliamından sen sorumlusun. İngiliz işçi partisi ne yana düşer? AB-D nin enternasyonalisti.


Evet, ben de onu diyorum işte. ''Kurtuluş savaşının yanında yer alan'' tüm sosyalist hareketlerin başlarına ne geldiğini tarih apaçık gösteriyor. Eceliyle ölen yok! Sovyetler bile satılmış, Batum'dan olmuş, kendisine karşı Taşnaklar kışkırtılmış. Hala utanmadan hangi yüzle konuşuyorsun? Emperyalistlerin Kafkas seddine payanda olmak için yerli komünistler öldürülüyor, Batum işgal ediliyor ama sen hala utanmadan yazabiliyorsun! Hala utanmadan vatan-millet edebiyatı yapıyorsun.


Yazdıklarımı niye çarpıtıyorsun. Ben dünyada ki bütün sosyalist hareketlerin bu savaşın yanında olduğunu söyledim. He Sovyetlerde ondan Kurtuluş savaşına destek verdiler. O senin kıçı kırık fantazilerin den bir haberdiler.


Çiçerin'i AKP'li bir vekil mi sanıyorsun?


Burda bir özür. Doğu Ergille Zafer Üskül’ü karıştırırım hep..
28 nolu mesajda çiçero alıntın Doğu Ergilden. Gerçi onun akp li liği de yanlış değil. Anlayacağın eğrisi doğrusuna geliyor.


Ezilen ulusa saygın olsa evvela memleketindeki Kürtleri görürdün. Ezilen ulus söylemini Lenin, sizin gibi milliyetçi çakallar sömürsün diye icat etmedi.


Takma kafana Türk Ulusu demekten de gocunmam türk ulusu demektende gocunmam. Senin gibi bu uluslara da yok saymam (http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=27691). Sahi sizin gibi çakallar için mi icat etti? Senin anlayışına göre Lenin solcu bile değil.


Altından Galiyev çıktı! Normal...
Ancak sınıfsal gerçeği reddedip çelişkiyi uluslar arasına koyan sol görünümlü milliyetçiler bu kadar saçmalayabilir.
''Proleter ulus!'' Bak bak bak...


İşde budur. Sahi ezilen ulus ne oluyordu? İngiliz işçi partisi ne oluyor?

frodo
23-04-2012, 15:31
Başlıkta tartışılmaya çalışılan şeyin özü anti-kapitalist olmadan anti-emperyalist olunabilir mi ?

Emperyalizm tanımını Lenin ve ardıllarından alıyorsanız bu sorunun cevabı hayır olur.
Ağacı kabul edip meyvesini red etmek gibi çelişik bir durum vardır ortada.

Bu bağlamda da M.Kemal önderliğindeki "kurucu felsefe" hiç bir zaman anti-kapitalist değildi ve uzlaşmaya açıktı. Ama bu gerçekliği bilmek tarihe bakarken öznel olma hakkını bize vermez.

Başlıkta kemalizmin "sahte bağımsızlıkçılığına" örnek olarak gösterilen Batum işgali bu öznelliğin doruk noktasını oluşturmaktadır. Batum misak-ı milli içerisinde görülmektedir 1.meclis tarafından. Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti'nin haksız işgali altında olan vatan toprağıdır. (1.mecliste yanlış hatırlamıyor isem 4 milletvekili ile temsil edilmektedir Batum. )

Batum işgal edildiğinde Ankara'nın müttefiki Sovyetlerin egemenliğinde de değildir. 1.Meclisin gizli celsesinde Batum meselesi detaylı olarak tartışılır. Ankara Batum'un işgalinin Sovyetler lehine bir girişim olacağına inanmak eğilimindedir. Yine de bu sorunu

zamana yayma taraftarıdır.
 

MUSTAFA KEMAL PAŞA (Ankara) — Arzede-yinf : Bu, vaki bir misaldir. Malûmu âliniz biz Kars» işgal ettik, Gümrü'yü işgal ettik ve daha bir çok yerleri işgal ettik. Ermenistan komünize olmuştur ve komünist bir Ermeni Hükümeti vardır. Yani elviyei se-lâseye dahil olan yerlerden çekiliniz demediler; yalnız Gümrü'yü tahliye ediniz dediler ... Kars'ın şarkından, şimalinden çekilmesini bize teklif ettiler. Biz bu teklife riayet etmedik ve etmediğimizden dolayı da onlar bizimle muharebe etmediler ve edemediler. Bugün şifahî bir notamız vardır. Buna evet veya hayır cevabı gelecektir. Kat'ı münasebet ederek ... Bir faide beklemek lâzım gelir. Ondan sonra alacağımız vaziyeti üç dört gün sonra arz ederiz. Ya beş gün beklemek - ordumuzun takviyesine lâzımdır - veya beş gün beklemek ... Bize mukabele edecek kuvvetler diğer daha bir çok kuvvetler tarafından angaje idiler. Bir şey daha arzedeyim ki tabiî Meclisi Âli bu işlerle alâkadardır. Bence mahzur vardır; hareket durmaz ve ihtimal ki bu gece karar verilir de harekâtı askeriye yarın başlayabilir.
(Müzakere kâfi sesleri)
(Çorum Mebusu Ferit Beyin takriri okundu)
(Olti Mebusu Yasin Beyin takriri okundu)
(Kangırı Mebusu Neşet Beyin takriri okundu)
(Muş Mebusu Mahmud Said Beyin takriri okundu) (Kabul sesleri)
REİS — Burdur Mebusu Veli ve Bursa Mebusu Muhittin Baha Beylerin takririni okutuyorum. Riyaseti Celileye
Müzakerâtın kifayeti karariyle Batum hakkında arayı umumiyeye müracaat esasından asla feragat edilmemek şartiyle icabına göre hareket etmek üzere Heyeti Vekileye salâhiyet verilmesini teklif ederiz. Burdur Bursa
Veli Muhittin Baha
REİS — Takriri kabul edenler... Kabul edildi.

frodo
23-04-2012, 16:55
Yine başlıkta "öznelliğe" mahkum olmuş bir başka saptama "kemalizm" olgusunun tarihsel gelişimini ihmal etmektedir. Eleştirilen ve "sahte bağımsızlıkçılığı" deşifre edilen dönem 1.Meclis dönemidir, tarihin daha sonraki süreçlerinde şekillenecek olan kemalizm
belki de en demokratik meclisin politikalarıyla karıştırılmaktadır.

Kafkasya'da bolşevizme karşı bir kuşağın oluşturulmasına katılma talebi 1.Dönem meclisinin geneline yayılabilecek bir tutum değildir.

1.meclisin gizli celsesinde heyeti Vekile Reisi Fevzi Çakmak konuşuyor:



 


Burada ordumuz çekildikten sonra Kars'ı Ermenilere, Ardahan'ın bir kısmını Gürcülere bir kısmını Ermenilere teslim ettiler. İngilizlerin takip etmek istedikleri siyaset bizim etrafımızda bir düşman çemberi tesis etmek ve hayatı millîyemizi boğmaktan ibaret idi. Bunu şimalden cenuba doğru şu veçhile şeyedebiliriz. Gürcü Hükümeti, Ermeni Hükümeti Nasturilerden yapacakları hıristiyan bir hükümet, Musul'da İngiliz Hükümeti, Suriye şimalinde ve Adana'da Fransız Hükümeti, Antalya'da İtalya Hükümeti, Marmara ve se-vahilinde beynelmilel bir hükümet, bir de şimalde Pontüs hükümeti. Biz bu çemberin bir kısmını imha ettik. Fakat ingilizler tekrar bunu ikmâl etmek ve İslamların Bolşevikler aleyhinde Balkanlarda zuhura gelen ademi emniyet ve husûmetlerini daha ziyade körükleyerek İslâmları dahi Rusların aleyhine kullanmak ve hıristiyaniarı dahi Rusların ve bizim aleyhimize kullanmak şartiyle orada bir Kafkas konfederasyonu teşkil emelinde uğraşmaya başlamışlardır ve bunun ilk asarı olarak şimalî Kafkasya'da Dağıstan' da bir isyan çıkardılar. Şimalî Kafkasya ve Dağıstan'da bolşeviklerin bir kısmını mağlup ettiler. Baku hattına karşı tehditkâr bir vaziyet ihdas ettikleri gibi Azerbaycan'ın cenubunda da İran'a mültesik olan yerlerde dahi ... ve bolşeviklerin bir kısım kuvvetlerini orada meşgul etmişlerdir. Ermenilerin muharebeden sonra bolşevikler tarafından işgali üzerine bir kısım kuvvetler cenup tarafına İran hududuna çekilmişlerdi. Bu kuvvetleri de lâzım geldiği veçhile takviye ettiler ve daima onların İngilizlerle irtibatını temin ve bolşeviklerin kuvvetinden azade kalmasını temin ederek, bu suretle, Kafkasya'yı şimalden ve cenuptan hemen ayrılmış bir vaziyete getirdiler.


Görüldüğü gibi Fevzi Çakmak kafkasyadaki gelişmelerden kaygı duymakta ve bu gelişmelerin müttefik Sovyetlere ve kendilerine karşı İngilizlerin oyunu olarak görmektedir. Görüşmelerde izlenen politikaya itirazlar da vardır:


RASİM BEY (Cebelibereket) — Bendeniz bu davayı biraz karışık görüyorum. Heyeti İcraiye Reisi Paşa Hazretleri İngiliz parmağı yine Kafkasya'ya girmiştir ve tesirini göstermeye başlamıştır, dedi. Binaenaleyh o tesiratın neticesi olarak Azerbaycan Hükümeti Gürcüstan'a hücum etmiştir ve Gürcüstan ile Azerbaycan arasında ... Aynı zamanda Taşnak Hükümetinin elinde bulunan ... Azerbaycan'la birlikte Gürcüstan'a hücum etmişler. (Yok yok sadaları) Şimdi bendeniz anlamıyorum Gürcüstan İngilizlerin baziçe-sidir.


Eleştirileri ve kaygıları M.kemal şöyle cevaplamaktadır.


MUSTAFA KEMAL PAŞA (Devamla) — Beyefendinin ... İngiliz tesir ve nüfuzu ... Kafkasya'da icrayı faaliyete başlamış olduğuna dair asar vardır. Filhakika gayet emin bir zatın sureti mahsusada bu istikamette seyahat ettirmekte olduğumuz bir zatın pek vâkıfane vermiş olduğu bir rapor ... henüz bu vekayi mevcut değil iken o rapor münderecatına nazaran İtilâf devletleri, bilhassa İngilizler Kafkasya'da milletleri, anasırı muhtelifeyi sureti zahirede Bolşeviklik aleyhinde ... Olmak üzere bildiriyor. Bu meyanda Gür-cüstan'ın da ... ihtimaline karşı Azerbaycan ve Ermenistan Kırmızı kıtaatının kırmızılardan ... Gürcülerden evvel harekâta takaddüm etmiş olmaları va-riddir. Çünkü vaka Kırmızı kıtaatın taarruzu ile başlamış olmakla beraber İngiliz teşvikatiyle hazırlanmakta olan Gürcü ... İkinci bir nokta dahi ... Bir taraftan Kırmızılarla Gürcüstan'a taarruz ederken ... Kırmızı kıtaat aleyhine darbei hükümet yapıyorlar. Tabiî bunları birbirinden tefrik etmek lâzım gelir ve Ermenilerden Bolşevik olan, hakikaten iltihak eden Diğeri yalandan ... Bu hakikî komünistler Gürcüstan taarruzunu icra ... Ermenistan'ı tahliye ettiler ve gittiler. İki bölük kalmış idi ... Halbuki dağlara çekilmiş olan Taşnak Ermenileri bu vaziyetten istifade ettiler ve dörtbin beşyüz kişiyi öldürdüler, esir ettiler ve ondan sonra geldiler Erivan'ı zaptettiler. darbei hükümete muvaffak olabildiler. Ermeniler bir taraftan Gürcülere karşı Ruslarla beraber hareket ediyor, diğer taraftan Kırmızı kıtaata aleyhtar bir Taşnaklar vardır. Kırmızı kıtaata karşı hareket ediyorlar.

kilimanjaro
23-04-2012, 17:51
Jolly jocker, bu hitabım size;
Milli Kurtuluş savaşımızı küçümseyici, değersizleştirici, adeta tarihi gerçekleri ters-yüz eden yazınızı ilgiyle, bir o kadar da ibretle okudum.
Size tavsiyem odur ki, tarihi gerçekleri, önüne ardına çifte standartlar koyarak, sırf toplumsal değer yargılarını yıkmak adına saptırmanızın ne kabul görecek, ne de affa konu olacak bir yanı var.
Yakınçağ tarihimizde kurtuluş savaşını konu olan gerek resmi ideoloji, gerekse resmi ideoloji dışı yüzlerce, hatta binlerce eser var. Ve de bu eserlerin herbiri bir diğerinden farklı olarak Milli Mücadeleyi farklı bakış açılarından ele alarak farklı şeyler söylerler.
Eğer bir yapıta, ya da bir ideolojinin görüşlerine bağlı kalarak yazılan tüm eserlerin samimiyetinden de isabetliliğinden de kuşku duymakta haksız sayılmayız.
Siz, kusura bakmayın ama, belki sağdan soldan duyduğunuz milli mücadele karşıtı söylemlerden, ya da internet sitelerinin kaynağı belirsiz birtakım iddialarından yola çıkarak bir millete malolmuş bir milli mücadeleyi "tu-kaka" etmekle, ya da hafife almakla kime, ya da neye hizmet ettiğinizi anlayabilmekte mazurum. Lütfen bu denli hassas konıularda fikir beyan ederken biraz daha özenli davranmanızı öneririm.
Saygılar....

Jolly Jocker
24-04-2012, 01:03
1,5 milyon insanın katliamından sen sorumlusun. İngiliz işçi partisi ne yana düşer? AB-D nin enternasyonalisti.

Sahi sizin gibi çakallar için mi icat etti? Senin anlayışına göre Lenin solcu bile değil.

İşde budur. Sahi ezilen ulus ne oluyordu? İngiliz işçi partisi ne oluyor?
Lenin niye solcu olmasın bana göre? Ne alaka?

Ayrıca İngiliz İşçi Partis nereden çıktı? Konuyla ne alakası var?
Kaldı ki, İngiliz İşçi Partisinden bana ne.
Adında işçi partisi ibaresi var diye komünistlerle ve dolayısıyla benimle mi ilişkilendiriyorsun?
Türkiye'deki işçi partisinin de adı böyle ama alakası var mı komünizmle ya da benimle?
Ada bakmayacaksın. Fransa'da da Sosyalist Parti var mesela ama sosyal demokrat bile değildir.

Saçmalıyorsun sadece.
Çırpındıkça batmak bu olsa gerek.

Sesli
24-04-2012, 01:11
Türklere düşmanca yaklaşımda bulunanların kuyruk acısı vardır. Biz onları bilmekteyiz. Bunları, Osmanlı yıkılınca Osmanlının mirasından pay alamayanlar oluşturmaktadırlar. Ermeniler ve Rumlar gibi...

Ermenileri tehcir edenler Osmanlılardır. Osmanlılar denilince içinde hemen her milletden insan bulunur. Ermeniler de osmanlı tabasındandı. Ama ne oldu? Osmanlıyı arkadan vuranlar bu ermenilerdi. Osmanlı da onları tehcir ile uslandırmış.

Eee bunu utanmadan TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ne faturalamak da Ermeniler için bir görev oldu.

Türklere kin duyanlar bizce bilinmektedir. Onun için burada ne kadar bağırsalar bu gibi Ermeni ve Rum borazancılığı yapanlar bize vız gelir. Bunların kim olduklarını biz bilmekteyiz...

Bu gibi garibanlar ancak böylesine tepinir dururlar...

Jolly Jocker
24-04-2012, 01:23
Başlıkta tartışılmaya çalışılan şeyin özü anti-kapitalist olmadan anti-emperyalist olunabilir mi ?
Anti-kapitalist olmadan anti-emperyalist olunamaz. Ama bunun konuyla ilgisi yok. Çünkü bu başlıkta ekonomik sistemi değil askeri ve politik ilişkileri konu ediyoruz ve bu açıdan da kemalizm anti-emperyalist değildir. Bunun öznellikle ilgisi yok, gayet nesnel bulgular üzerinden savunuyorum bunu.

Mesele Batum'un işgalinden ibaret değil. Londra Konferansına dek duruyor da neden tam o sıra işgal ediyor? Yine tam o zaman Suphilerin yok edilmesi var. Çiçerin de bunlara vurgu yapıyor zaten. Karabekir'e çekilen telgrafları araştır. Batum'u Kafkas Seddi kurmak için işgal ettirdikleri açıkça anlaşılıyor. Üstelik meclisteki -baştaki anti-emperyalist söyleme inanmış- bazı vekillere karşın liderlik kadrosu bunu dayatıyor. Başta Karabekir de itiraz ediyor ama sonunda tamam diyor. Burada, İngilizlerle anlaşmak için Sovyetleri satmaya hazır olmak vardır. Yerli komünistleri ise zaten satmış ve yok etmişler. Mecliste muhalif seslerin yükselmesi birşey ifade etmiyor. Liderlik(kemalistler) emperyalizmle uzlaşmadan yana. Ancak İngilizler bunu kabul etmeyip TBMM dış işleri temsilcisiyle Londra konferansında yapılan antlaşmaları teşhir edince, işte ancak bundan sonra Batum'dan çekiliyorlar ve savaşa -mecburen- devam ediyorlar. Zaten sadece Batum değil misak-ı milli sınırları dışındaki Ahılkelek v.s. de işgal ediliyor. Taşnaklar destekleniyor Sovyetlere karşı. Bak önceki iletilerimde bunu gösteren alıntı da yaptım. Tüm bunları üst üste koy, çıkan sonuç nettir.

Sonuç şudur: Kemalistler, emperyalistlerin Sovyetlerin yayılmasını önleme amacı güttüğünü bilmektedir. Anadolu'nun sosyalistleşmeyeceği ve Kafkas'ya da anti-sovyetik bir seddin inşa edilmesi konusunda güvence verirlerse emperyalizmle uzlaşabileceklerini bilmektedirler. Bunu -meclisteki itirazlara rağmen- denemişlerdir. Suphilerin öldürülmesi de bu yüzdendir. Fakat Loyd George bunu kabul etmeyip, bir de işbirliği görüşmelerini Rusya'ya gönderince olan olmuş, Çiçerin de haklı olarak tepki göstermiştir. Bunun üzerine kemalistler işi Londra temsilci olarak gönderdikleri temsilcinin üzerine yıkmış ve sıyrılmıştır. Mecburen savaşa devam etmişlerdir. Emperyalizmle her an uzlaşmaya hazır anti-komünistlerin verdiği savaş bir bağımsızlık savaşı değildir, olamaz. Bu sadece iktidarı sultandan alma mücadelesidir. Emperyalistlere yapılmış ''Yunan'ı, Ermeniyi ve sultanı bırak, beni al, ben daha verimli olurum'' önerisinden ibarettir bu. Savaş kazanılınca da yönlerini emperyalizme dönmeye devam etmişlerdir. Tabi yurt içindeki anti-komünist histeri de devam etmiştir. Herşey açık ve nettir. Asıl bunu kabul etmemek için meseleye ''fazla öznel'' bakmak gerekir.

Elbette Londra Konferansı sırasında mecliste farklı tutum alan, itiraz edenler de olmuştur. Ama bunlar kemalist lider kadroda değildir. O mecliste sosyalist Nazım da vardı, tasfiye edildi mesela. Meclisin tektip olmaması normal. Ben kemalizmi eleştiriyorum, meclisteki her eğilimi değil. Meclis kemalistlerden ibaret değil. Mecliste başlangıçta sol eğilim bile vardı. Hatta pek çok insan bir çeşit ''müslüman bolşevizmi'' savunuyordu. Kemalistler Londra Konferansında emperyalizme uzlaşmak istediler ama kabul edilmedi. Mecburen savaştılar. Kazandılar ve iktidara tek başlarına sahip oldular. Oldular da ne oldu? Londra Konferansında yapılmayan uzlaşma ''bağımsızlıktan'' sonra gerçekleşti. Bunun adı anti-emperyalizm mi şimdi? Yapmayın gözünüzü seveyim.

Jolly Jocker
24-04-2012, 01:45
Türklere düşmanca yaklaşımda bulunanların kuyruk acısı vardır. Biz onları bilmekteyiz. Bunları, Osmanlı yıkılınca Osmanlının mirasından pay alamayanlar oluşturmaktadırlar. Ermeniler ve Rumlar gibi...

Ermenileri tehcir edenler Osmanlılardır. Osmanlılar denilince içinde hemen her milletden insan bulunur. Ermeniler de osmanlı tabasındandı. Ama ne oldu? Osmanlıyı arkadan vuranlar bu ermenilerdi. Osmanlı da onları tehcir ile uslandırmış.

Eee bunu utanmadan TÜRKİYE CUMHURİYETİ'ne faturalamak da Ermeniler için bir görev oldu.

Türklere kin duyanlar bizce bilinmektedir. Onun için burada ne kadar bağırsalar bu gibi Ermeni ve Rum borazancılığı yapanlar bize vız gelir. Bunların kim olduklarını biz bilmekteyiz...

Bu gibi garibanlar ancak böylesine tepinir dururlar...
Önce şunu belirteyim, Londra Konferansında memleketi ve komünist müttefiklerinizi satmaya kalkışmanızın Ermenilerle zerre ilgisi yoktur. İşbirlikçiliğiniz ayrı bir konu yani.

Ermeni konusuna gelince...
Osmanlı'nın yaptığı bir meseleyi TC neden ısrarla inkar ediyor da ''beni ilgilendirmez'' diyemiyor sence? Çünkü Osmanlı'da Bab-ı Ali baskınından sonra yönetim İttihat Terakkiye geçti. Yani Türk milliyetçilerine. Soykırımı da bu milliyetçi zihniyet, bir Türk ulusu inşa edebilmek için yaptı. Aynı milliyetçi zihniyet o ulusun ulus devletini de kurdu sonunda: TC! İşte bu yüzden TC ısrarla inkar ediyor tarihte yapılanları. Çünkü kendi zemini kayacak altından.

Kayarsa kaysın bize ne? Milliyetçilerin yaptığı soykırımları savunmak bize mi kaldı? Faşist katliamları gözü kapalı savununca Türk milletini sevip yüceltmiş olmazsın, evvela bunu öğren. Milliyetçiliğin milletini sevmekle ilgisi yoktur. Milliyetçiliğe karşı mücadele etmenin de milletini sevmemekle ilgisi yoktur. Yok edilen kadınların, çocukların hesabını sormak vicdanı olan herkesin boynunun borcudur. Sırf Ermeni ya da hıristiyan oldukları için öldürülen bu insanlara acımamak için onları yok edenler kadar milliyetçilikten gözü dönmüş, insanlıktan çıkmış olmak gerekir. Başka halkların uğradıkları mezalimi konuşmanın ''kendi milletini sevmemekle'' zerre ilgisi yoktur. İşledikleri suçların üzerini örtmek için önüne gelene ''Türk düşmanı'' diyenler, bu konuları konuşturmayanlar insanlıktan bihaber ırkçı ve eli kanlı katillerdir. Kendi milletini yüceltmenin yolu, bir başka halkı yok etmek, soykırım yapmak, bunu savunmak olamaz.

Ermeniler'e çok daha eski dönemden beri devlet destekli katliamlar yapıldı ve bu insanlar keklik gibi avlandı. Katliamlar durmayınca kendilerini savunmak için Taşnak, Hınçak gibi örgütler kurdular. Bu örgütler yanlış işler de yaptı. Ama bir örgütün yaptığı yanlış işlerden ötürü bin yıllık bir halkı kadın-çocuk demeden yok etmenin hiçbir mazereti olamaz. Bunu savunanlar da vicdansızdır, ırkçıdır. Mesela, Almanya'da üç milyon Türk var diyelim. İçlerinden bazı ülkücüler Almanlara terör denebilecek şeyler yaptı diye Alman milliyetçileri çıkıp tüm Türkleri ülkücü-terörist gibi gösterse ve tehcir görüntüsü altında üç milyon insanı kadın-çocuk demeden yok etse, bunda savunulacak yan var mıdır? Yoktur.

Ne mal olduğunu belli etmişsin Sesli. Sende bu kadar bir milliyetçi nefret varken, yaptığın meditasyonların v.s. zerre kıymeti olmaz benden söylemesi. Hiçbir zaman ''nirvanaya'' ulaşamayacaksın. :)

apsimon
24-04-2012, 03:13
Lenin niye solcu olmasın bana göre? Ne alaka?

Ayrıca İngiliz İşçi Partis nereden çıktı? Konuyla ne alakası var?
Kaldı ki, İngiliz İşçi Partisinden bana ne.
Adında işçi partisi ibaresi var diye komünistlerle ve dolayısıyla benimle mi ilişkilendiriyorsun?
Türkiye'deki işçi partisinin de adı böyle ama alakası var mı komünizmle ya da benimle?
Ada bakmayacaksın. Fransa'da da Sosyalist Parti var mesela ama sosyal demokrat bile değildir.

Saçmalıyorsun sadece.
Çırpındıkça batmak bu olsa gerek.

Sen bizi katliamcı yapınca oluyor da biz sana katliamcı deyince niye olmuyor.

Hem İngiliz İşçi partisi de sınıf partisidir. Nasıl bilmezsin? Niye üstüne alınmıyorsun? Tabi ya katliam yapınca işçi olmuyor öyle ya...

Sen ezilen uluslarla kafa bulunca iyi oluyor da biz İngiliz işçi sınıfı ile kafa bulunca niye üstüne alınmıyorsun?

Bir elin yağda bir elin balda oh ne ala memleket.

Ada bakmayacakmışız. Sen bence ingiliz işçi partisi ve işçi sınıfı ile ilgili bir çalışma yapta bizi bilgilendir.

Üstelik ingiliz işçi partisini bizim CHP ye benzetiyorsun anlaşılan. Oysa delege seçimi ve sonrasında kongre çok demokratiktir. Ve bu parti İngiliz işçi sınıfının sesidir. Yani senin dar anlamda kullandığın proleteryanın.

Ben ezen ulusların işçi sınıfı söz konusu olunca enternasyonalist değilim. Senin anladığın anlamda işçi sınıfı söz konusu olunca bir dayanışma göstermenin şart olduğunu düşünebiliriz. Bu bağlamda doğal olarak 1,5 milyon kişinin katlinde de dahlin var.

Yani senin söyleminden gidersek. Nasıl kurtuluş savaşını savunuyorsam. Ve öncesinde ve sonrasında tüm melanetler de dahlim varsa kapı aynı kapı oluyor.

Bu son dönemde üretilen bir suç türüdür. Hangi konuda olursa olsun sen birini tanıyorsan yada övmüşsen ve o biri "suç" işlemişse sende doğal olarak "suç"lu oluyorsun. Adam asıyor bomba yağdırıyor,kesiyor doğruyorsun.

Burda senin de doğal olarak yaptığın budur. Senin gözünde dünyada tüm devrimler suçtur. Çünkü adam öldürürler. Kurtuluş savaşları bile suçtur. Çünkü adam öldürmüşlerdir. Velhasıl ilgili tüm ulus suçludur. Çünkü onaylamış bayram olarak kutlamışlardır.

Şimdi sen tüm ulusu suçlayacaksın ve 1,5 milyon insanın ölümünde dahlim yoktur mu diyeceksin.

Sen benim batıp çıkmamı bırak. Alıntı dedim gerekeni yapmadın. Kominterni kabul etmedin. Çünkü komünistlerle işin olmaz. Sovyet belgelerinden istiyecem onlarda komintern gibi stalinist damgası yiyecekler. Kardeş boşver, sen Lortlar kamerasından, ingiliz gazetelerinden ve Doğu Ergilden alıntılar yapki forum kurtuluş savaşının ne olduğunu görsün.

Sesli
24-04-2012, 20:30
Burada düşünceler konuşacak. Düşüncesi olmayanlar, kişileri itham ederek egolarını konuşturmaktadırlar. Bu da bir hastalıktır.

Kin ve nefret kusanlar Ermeniler değil mi? 44 seçkin diplomatımı öldürenler bu kin ve nefretin temsilcileri değil mi? Türklerse bu gariban Ermenilere, bugün dahi aş ve iş verenlerdir. Ermeni borazancıları önce bu gerçeklerle yüzleşecek. Türkler kin ve nefret sahibi olsaydı, bu Ermenilere aş ve iş verir miydi?

Türkiye Cumhuriyeti 1915de ortada yoktu. Bu kadar basit bir bilgiden dahi yoksun olanların burada Ermeni borazanı öttürmeleri ancak Ermenilerin avukatlarına yakışmaktadır. Konu çok açık.

Varsa düşüncesi o konuşsun. Düşünce olmayınca abuklayarak kişisel saçmalıkların burada kusulması hiç bir şekilde gerçekleri gizleyemez ki.

Olayları, kişileri, düşünceleri birbiriyle karıştıranlar ancak bigiden ne denli yoksun olduklarını burada açıklamaktadırlar. Tam bir hasta psişesi sergilenmiş oluyor.


Kişisel saçmalıklar ve kişisel saldırılarda bulunanlar hastalıklı psişesi olanlardır. Hastaları sağaltmanın yeri de burası değil. Ancak, burada bunlar sağaltılmak istiyorlar.

Jolly Jocker
24-04-2012, 20:31
Çiçerin'in beyanatları v.s. tarihe düşülmüş nottur, başka pek çok yerde bulabilirsin; kafayı Doğu Ergil'e takmanın mantığı yok yani.

İngiliz işçi Partisinin katliam yapması ya da emperyalizm işbirlikçisi olması sizi aklamaz. Marksizm evrensel bir ideolojidir. Bir ülkedeki marksistler yanlış birşey yaptıysa bu sadece o ülkedekileri ilgilendirir. Beni ilgilendirmez. Kaldı ki İngiliz işçi Partisi marksist değil. Sosyal demokrattı, atık liberal demokrat. Bizi ilgilendiren tarafı yok yani. İngiltere'deki Sosyalist İşçi Partisi marksisttir ama bak. Onu örnek versen neyse...

Dünyada milyon tane işçi partisi var. İdeolojileri çok çeşitli. Komünist olmayanlar bizi ilgilendirmez. Komünist olanlar arasında Stalinci-Maocu olanlar da beni ilgilendirmez. Özgürlükçü sosyalistlerle ilgilenirim sadece. Onda da en başta kendi örgütümle(ya da yakınlık duyduğum örgütlerle) ilgilenirim. Hatalarını gördüğümde eleştirmekten çekinmem. Bizde, sizin gibi ne olursa olsun lideri savunmak diye birşey yoktur.

Her solcu kendi örgütünden sorumludur. Ama kemalizm, yapısı gereği ulusaldır. Bir tane partisi var: CHP. Belki İP ile Ulusal Partiyi de ekleyebiliriz. Bir de HEPAR. Ama benim eleştirilerim M.Kemal'in içinde bulunduğu liderlik kadrosuna idi. Senin direkt Marks'a, Engels'e v.s. bir işbirlikçilik ya da katliamcılık eleştirin var mı? Yok. O halde onları sahiplendiğini iddia eden milyon çeşit örgütten bir tanesi onlarla alakasız bir tutum alınca herkesi, tüm marksistleri suçlayamazsın. Kaldı ki İngiliz işçi Partisi marksist de değil. Yani tümüyle alakasız, umutsuz bir çabayla çırpınıyorsun. İngiliz işçi Partisi üzerinden bizi ve yer yüzündeki onca marksist örgütü-bireyi karalaman tam bir saçmalık göstergesi ve zavallıca. Ama senin Ata'nın da içinde bulunduğu liderlik kadrosuna dönük yazdım bu başlıktaki tüm bilgileri. Yani ''onlar öyle olabilir ama ben anti-emperyalist bir kemalistim'' diyemezsin. Zira kemalizme adını veren adamlara dönük bir eleştiri, bilgi sunumu ve suçlama benimkisi. Kapiş?

Ata'nın işbirlikçiliğini ve milliyetçi soykırımlarınızı, alakasız bir parti üzerinden tüm marksistlere çamur atarak örtebileceğini düşünmen senin ne derece zavallılaştığını gösteriyor. Komik bile değilsin artık. Yani diyelim ki İngiliz işçi Partisi marksist ve hepimizi de bir şekilde ilgilendiriyor, eee? Sizin yaptıklarınızı örtecek miydi bu? Yazık sana...

Hala ezilen ulus demagojisi yapman da ayrı bir saçmalık. Soykırım yapanların ulusu değil soykırıma uğrayanlar ezilen ulustur. Ezilen ulus teorisi, sizin gibi şovenistler soykırımlarını temize çeksin diye icat edilmedi. Bu arada, ben tüm ulusu suçlamıyorum. Birkaç ittihatçının yaptığı soykırımı ısrarla reddedip ''Türk milletini soykırımcı gibi göstermeye çalışıyorlar'' diyerek bu suça tüm ulusu ortak etmeye kalkanlar sizin tayfanız. İyice çirkefleştiniz artık.

Jolly Jocker
24-04-2012, 20:48
Burada düşünceler konuşacak. Düşüncesi olmayanlar, kişileri itham ederek egolarını konuşturmaktadırlar. Bu da bir hastalıktır.

Kin ve nefret kusanlar Ermeniler değil mi? 44 seçkin diplomatımı öldürenler bu kin ve nefretin temsilcileri değil mi? Türklerse bu gariban Ermenilere, bugün dahi aş ve iş verenlerdir. Ermeni borazancıları önce bu gerçeklerle yüzleşecek. Türkler kin ve nefret sahibi olsaydı, bu Ermenilere aş ve iş verir miydi?

Türkiye Cumhuriyeti 1915de ortada yoktu. Bu kadar basit bir bilgiden dahi yoksun olanların burada Ermeni borazanı öttürmeleri ancak Ermenilerin avukatlarına yakışmaktadır. Konu çok açık.
Hasta olduğunu kabul etmen tedavinin yarısıdır, tebrik ederim öncelikle. :)

Kin ve nefret kusanlar, bir halkı çoluk-çocuk yok edip soykırım yapanlardır. Bu halkın içinden -tıpkı bizdeki ülkücüler gibi- aşırı milliyetçi gruplar çıkmış ve yurt dışındaki Türk diplomatlarını öldürmüştür. Bu tür faşistler her milletin içinden çıkıyor. Ama bu aşırı grupların yaptığını tüm Ermeni halkına genelleyip ''Ermeniler bize kin kusuyor'' diyerek hala bir halkı toptan kötülemek, hedef göstermek eskinin soykırımcı zihniyetini sürdürmektir. Çünkü geçmişte soykırım da Ermeni halkının toplu hedef gösterilmesiyle yapılmıştı. Aynı faşist ve eli kanlı zihniyet sende de var. Bunları teşhir ettik diye ''Ermeni borazancısı'' olmuyoruz. Sen faşist devletin ve soykırımcı milliyetçi zihniyetin gözü kapalı borazancısısın, o ayrı. Biz ise faşizme, devlete ve milliyetçi düşmanlıklara karşı mücadele ediyoruz. Bunu da halklar barışsın diye yapıyoruz. Ermeni halkının bu büyük acısıyla yüzleşip samimi bir üzüntü duymadan halklar nasıl barışacak? Ama sen istemezsin barışı. Faşistsin çünkü. Soykırımcı zihniyetin ardılısın. Bir de sevgiden, Budhadan, meditasyondan falan bahsediyorsun. Hayatın yalan, hayatın kendini kandırmak üzerine kurulu.

''Türklerse bu gariban Ermenilere bugün bile iş aş verenlerdir'' diyerek ulusal kibrini, ırkçılığını ortaya sermekten de utanmamışsın.

TC 1915'te yoktu diyor. İletileri okumuyor musun? Bunu cevaplamıştım. TC ortada yoktu ise bugün TC niye ısrarla soykırımı reddediyor? İttihatçı Türk milliyetçileri Türk ulusu inşa edebilmek için yaptılar bu soykırımı. Sonrasında ulusu ve o ulusun ulus devletini de inşa ettiler zaten. TC bu soykırımın üzerine kuruldu. Türk ulusunun inşasında bu ve benzeri hıristiyan soykırımları var. TC'nin soykırımın tanınmasından bunca korkması da senin gibi faşistlerin ısrarla bunu savunması da bu yüzden. Bir de kalkmış safa yatıyor, bizi ilgilendirmez ki TC o zaman yoktu diyor! Madem öyle niye inkar ediyorsunuz soykırımı? ''Bizi ilgilendirmeyen bir olaydır'' de, çık işin içinden. Ama çıkamayacağını TC de biliyor. Çünkü soykırımı Osmanlı içindeki Türkçüler, milliyetçi motivasyonla, Türk ulusu inşa edebilmek için yaptı ve TC bu soykırımlar üzerine kuruldu. O yüzden bal gibi ilgilendirir senin devletini.

Bu arada, soykırım konusunun, senin Ata'nın emperyalizmle uzlaşabilmek için Londra Konferansında komünist bağımsızlıkçılara ve Sovyet müttefikine attığı kazıkla ilgisi yok. İşbirlikçiliğiniz, güvenilmezliğiniz ve anti-komünistliğiniz ayrı bir olay.

AlbatrosS
25-04-2012, 22:10
Siz siz diye tutturmuşsun ancak neyi neye göre savunduğumdan bile bir haber davranıyorsun.

Ulan denyo( soykırımcı suçlamasından ağır olmasa gerekir) sen karşında ki insanla yazşışmasını bir öğren. Aklın başında mı senin.

Ne demek sizin yaptıklarınız. Utanman yok mu senin. Uyarıyı hiçmi dikkate almıyorsun. Karşında ki insanla yazışacaksan adabınla yaz.


NOt: Bu şerefsiz adabınla yazmadığı sürece yanıt bekleme hakkına da sahip değildir. Yazı tam bir gün beklemiş dokunan yok. Yazıdan soykırımcısın diyor, uyaran yok. Bu forumda bazıları müarek sadrazamın sol t...ağı...
Bundan sonra bu yazıları yazan uyarılmadıkça gerekli cevap verilecektir.

Apsi,

Bence düzgünce bir soluklan kardeşim. Kemalizmle bir ''derdi'' olan insanların karşısına ''şeriatçı, ab'ci vs'' ithamlarla gelirsen bir susar, iki susar sonunda biz de dayanamayız.

Daha önce de söyledim.

Kendine ''demokrat, sosyalist'' diyen biriyle gereksiz yere fraksiyonel meselelere girmek istemem. Ancak ''öyle bir kaşıyorsun ki'', meseleyi öyle bir yere çekiyorsun ki ''cevap vermek'' bir süre sonra farz oluyor.

Öncelikle bazı şeyleri izah etmemize müsade buyur: Resmi tarih, resmi ideoloji ve Kemalizm eleştirisini başlatan insanlar bu ülkenin ''sosyalist demokratlarıdır''(Kürt hareketi de dahil tüm etnik, dinsel vs gruplarla birlikte) Bu eleştirileri ''liberallere, ab'ye vs mal etmek'' sahiden sol geleneği, akademik camiayı vs bilmemek demektir. Daha işin Anarşistler cephesi var.

Tarihi ve koskoca 80 küsur yıllık bir devlet geleneğini belli başlı tarihsel kişiliklere ve konjonktürel süreçlere değil; bütüne göre değerlendirmemiz lazımdır. Kurtuluş Savaşı denen şeyi DERSİM 38'den ve benzeri onlarcası yaşanan vahim olaydan ''bağımsız'' düşünemeyiz. 1915'i Varlık vergisi'nden, 6-7 Eylülden ve Hrant Dink'ten bağımsız düşünemezsin.

Örneğin şu vak'aya bakalım:

Geçenlerde Taraf gazetesinde Fırat Alkaç önemli bir habere imza atmıştı. Ortodoks vatandaşlara gayrimenkul alırken zorluk çıkarıldığını tespit eden avukat Erhan Pençe, Gökçeada Tapu Kadastro Müdürlüğü'ne bir dilekçe yazmış ve şu yanıtı almıştı: "Açıklanması halinde Devlet'in emniyetine, dış ilişkilerine, milli savunmasına ve milli güvenliğine açıkça zarar verecek ve niteliği itibarıyla devlet sırrı olan bilgi ve belgeler, bilgi edinme hakkı kapsamı dışındadır." Bunun üzerine açılan dava nihayette Danıştay'a giderken Tapu Kadastro Müdürlüğü'nün savunması şöyle olmuştu: "Gökçeada ve Bozcaada gerek stratejik ve gerekse askeri açıdan, son derece önemli bir konumda bulunmaktadır... Bu adalarda gerçekleşen nüfus ve taşınmaz alım satım hareketlerinin takibi, ülkemizin güvenliği, misyonerlik faaliyetlerinin izlenmesi yönlerinden çok önemli bir konu olarak değerlendirilmektedir. Batı Trakya Türk azınlığına karşı yapılan haksız muameleler göz önüne alınarak..."


http://www.zaman.com.tr/yazar.do?yazarno=1032

Yıl 2011 ama zihniyet hala 1915... Bunun gibi ''sayısız'' örnek var. Etiyen Mahçupyan'ı ve siyasetini eleştirelim, ama adam bu konuda çok haklı... Bugün solundan liberaline kadar birçok ''demokrat, vicdanlı adam'' şunu rahatlıkla görüyor: Bu bir ''egemenlik sorunu''ndan öte, bir ''SERVET/MÜLKİYET DEĞİŞİM PROGRAMIYDI''. Sen de takdir edersin ki bugünkü kodoman sermaye gruplarının temelleri bu sayede atıldı. Olmayan ''milli burjuvazi'' böyle yaratıldı. Bu Ulusal Programın temel bir parçasıydı.

Soykırımdı değildi vs... Neticede ortada hem demografik arındırma(sürgün) hem sistemli bir baskı hem de tonla katliam var. Kültürel asimilasyon ve tarihsel yıkıma hiç girmiyorum. Kozmoz, feza, zeus, buda aşkına...

Kendine demokrat, devrimci ve sosyalist diyen biri böyle bir ''tarihe'' nasıl KURTULUŞ der? Böyle bir tarihi eleştirip ideolojik-kurumsal sürekliliği afişe edenlere ''AB'ci, şucu bucu'' demeden önce bir an olsun tefekkür et bakalım: Ermeni-Rum mahallerine KURTULUŞ isimlerine vermenin Van Özalp'teki Askeri Kışlaya General Muğlalı Kışlası adını vermekten ne farkı var?

Resmi tarihin bu ''çarpıtması''nı bu kadar sorgusuz sualsiz kabul buyurmak mı sorun yoksa bunu bilince çıkarıp teşhir etmek mi?

Jolly Jocker
26-04-2012, 01:50
1,5 milyon insanın katliamından sen sorumlusun. İngiliz işçi partisi ne yana düşer? AB-D nin enternasyonalisti.
Apsimon, bak yukarıda ne yazmışsın. Tahrik ve hakaret arıyorsan evvela kendi yazdıklarına bakacaksın.

Beni -İngiliz İşçi Partisi gibi alakasız bir parti üzerinden- 1,5 milyon insana katliam yapmakla suçlamışsın. Sen suçlarken iyi de ben suçlayınca mı hakaret edilmeyi hak ediyorum?

Benim İngiliz İşçi Partisi ile en küçük bir ilişiğim yok. Ama neden İngiliz İşçi Partisi'nin lafını ediyorsun? Çünkü kendini soykırım tertipleyen ulus inşacı zihniyetin devamı gibi gördüğün için, ''Ne var, siz de yaptınız işte'' diyebilmek için onu örnek veriyorsun. Oysa ben İngiliz İşçi Partisi ile bağımız olmadığını açıkladım. Hem de defalarca. Sen buna rağmen beni 1,5 milyon insanın(bu rakam da artık nereden çıktıysa?) ölümünün sorumlusu olmakla suçladın. Senden yaptığım alıntı işte yukarıda. Buna karşın ben sana hakaret ettim mi? Hayır, etmedim.

Ben de seni, kendini soykırımı yapan ulus inşacı milliyetçilerle ilişkilendirdiğin için -en azından ideolojik olarak- bununla ilişkilendirdim. Ve sen bana hakaret ettin! Oysa bir ileti önce bana yaptığını yapmıştım sana. Senin yaptığın birşey sana yapılınca kudurdun. Sen aslında kendine kudurdun. O lafları da kendine etmiş oldun. Ama bunun farkında bile değilsin.

Üstelik, yaptığım ilişkilendirme haksız da değil; kabul ediyor musun Ermeni soykırımını? ''Ama onlar da şöyle şöyle yaptı'' türünden bahaneler üretmeden durabiliyor musun? Soykırımı yapan milliyetçi, ulus inşacı zihniyetle arana mesafe koyabiliyor musun ideolojik olarak?

Bak koçum, hakaret etmek dünyanın en kolay şeyidir. Özel bir yetenek ya da maharet de gerektirmez. Utanmaz olmak yeterlidir. Zira birine hakaret etmek utanç verici birşeydir ve ayıptır. Bu bir yetersizlik göstergesidir. Bir insan hakaret etmeye başladıysa kendi kusurlarını görmeyecek kadar körelmiş, fikren bitmiş, cevapları tükenmiş, öfkeden kudurmuş demektir. Bu halde olduğunu ilan etmişsin. Ama yetmez! Gerekli cezayı da alman gerekir. Çünkü burası bildiğim kadarıyla hakaret etmenin ve hakaret etmeye evam etme tehdidini savurmanın serbest olduğu bir forum değil. Daha da çirkefleşmeden uzaklaştırılman gerekiyor.

Ben sana hakaret etmem, korkma. Çünkü verecek yanıtlarım, aklım fikrim var ''çok şükür''. Ama şunu bil, hakaret duymak beni hiçbir şekilde durdurmaz. Sadece seni küçültür. Çirkef bir izlenim bırakırsın. Biz devrimciyiz. Bizden önceki devrimci abi ve ablalarımız polis baskısı, illegalite koşulları, yoğun işkence v.s. karşısında bile sinmemiş, teslim olmamışlardır. Ben şimdi senin gibi birinin hakaret ve tehditleriyle siner miyim sence? Adımı soyadımı bile cümle aleme ilan etmiş, gazetede yayınlanmasına ses çıkarmamış biriyim ben. Cürmün kadar yer yakarsın.

Sana son bir tavsiye vereyim, birine yüz yüze söyleyemeyeceğin hiçbir lafı sanal ortama güvenip de söyleme.

Yöneticilerden seni forumdan şutlamalarını bekliyorum.

apsimon
26-04-2012, 04:01
bu rakam da artık nereden çıktıysa?

Unutmadan,

Fazla devrimci havalarına girilmesin. Dökülüyor.

AlbatrosS
26-04-2012, 04:23
İnsanlara sokırımcı diyecek hakaretinin karşılığını alınca şutlanmalarını bekliyecek. Bir ulusu yok sayacaksın ve ulusun ulusal mücadelesini soykırımcılıkla suçluyacaksın. Ve ulusal mücadeleyi savunanlara soykırımcı diyeceksin. Ve arkasından hakaret görünce atın bunu diyeceksin.

Ehh, tarih bilmeyince böyle çelişkilere düşülüyor maalesef. 1915'i Varlık vergisinden, azınlık mülkleri gaspından ve Hrant cinayetinden soyutlarsan olacağı budur. Keza Dersim'i de 1915'ten.

Sosyalizm adına dönüp dolaşıp Türkiye resmi tarihinin ipine sarıldığınız yetmediği gibi üstüne bir de ''Türk ulusal haklarını ihlal'' gibi akla ziyan bir suçlama gelir. Bunu ''bilinçli'' yaptığını düşünsem faşistin biri ajitasyon çekip bildik propaganda taktiklerini kullanıyor der geçerdim. Goebbels'in ruhu şad olsun(!), ne diyordu hazret: Bir yalanı ne kadar büyük ve sık söylersen o kadar inandırıcı olur...

Jolly Jocker
26-04-2012, 05:44
Utanmazlığın, şerefsizliğin ancak bu kadarı olur.
Ermeni soykırımını yapanlar da milliyetçiydi, ulus inşa etmek için yaptı; ''kurtuluş savaşı'' verdiğini iddia ettiklerin de aynı zihniyetin devamıydı, arkasını getirdi. Dersim, 6-7 Eylül, Kürt inkar ve imhası v.s. bunun devamıdır. Bu sürekliliği göremiyorsan ben ne yapayım? Bu sürekliliği gören ve buna göre yazan bir insana(yani bana) hakaret etme hakkı vermez bu sana. Her sıkıştığında hakaret ediyorsan bu sadece senin ayıbındır, zavallılığını gösterir. Yüz yüze geldiğinde söylemeyeceğin lafları sanal ortama güvenip söyleyenlerin nasıl karaktere sahip oldukları da herhalde herkesin malumudur. Bana ettiğin lafları esas kimin hak ettiğini gösteriyorsun aslında.

Kaldı ki senin önceki iletilerinden birinden yaptığım alıntıda(bir önceki iletimde) benzer bir suçlamayı önce senin bana yaptığını da gösterdim. Hala utanmadan ne konuşuyorsun? Özür dileyeceğin yerde hakarete devam ediyorsun. Ben de sana hakaret edebilirim. Bunun için zeka gerekmiyor. Ama seviyelerimiz belli olsun diye etmiyorum. Senin tükenmişliğinin bir ifadesi o sözcükler.

Forum sanki benimmiş gibi yazma. Burası, senin sandığın gibi ''babamın çiftliği'' olsa senden evvel benim hakaret etmem gerekirdi değil mi? Ama etmiyorum. Hem hakaret edeceksin hem de bunun yaptırımından kurtulmak için sanki forum benim kontrolümdeymiş gibi uyarı yapacaksın! Böylece senin gazına gelen adminler, forumun benim malım olmadığı ortaya çıksın diye sana, bana hakaret etme izni verecekler öyle mi? Ne kadar akıllıymışsın sen böyle!

Hala atılmamandan ötürü de öfkelenmeye başladım. Ne yani, ille çirkefe çirkef mi olalım?

Ben sana soykırımcı demedim, soykırımcı milliyetçi zihniyetin ardılısın dedim. O anlamda yazdım. Çarpıtma. Yoksa elbette 1915'te yaşamadın. Bu soykırım mevzuuna abartılı tepki gösterip konuyu(Londra Konferansında kemalistlerin ihanetini) pundunaya getirmeye çalıştığının da farkındayım. Senin gerekli cezayı alman, bu sabotajını da durduracaktır.

Güya soykırımla ilişkilendirilmekten rahatsız oluyorsun. Oysa bir önceki iletimde sana bir soru sormuştum. Cevap ver(e)memişsin. Cevap vermediğin sürece senin bu soykırım ifadesinden hakikaten rahatsız olduğuna inanmayacağım. Soruyu tekrarlıyorum: Soykırımı yapan milliyetçi ve ulus inşacı zihniyetle arana mesafe koyabiliyor musun?

Elbette koyamıyorsun. Bu yüzden cevap veremiyorsun. O halde eleştirimi bal gibi hak emişsin demektir, hiç öyle afra tafra yapma. Zaten Galiyevci bir nasyonalist olduğunu itiraf ettin diye hatırlıyorum. Senin gibi sol görünümlü milliyetçileri bilirim ben. Kudur şimdi!

Ne düşünüyorum biliyor musun? Bence sen Ata'na yapılan eleştirilerden kudurdun, cevap da veremedin adam akıllı tabi. Öyle olunca bir bahaneyle hakaret etmeye başlayıp içini boşaltmaya koyuldun. Git başka yerde saç zehrini! Burası senin kusmuk yuvan değil.

Jolly Jocker
26-04-2012, 05:46
Unutmadan,

Fazla devrimci havalarına girilmesin. Dökülüyor.
İngiliz İşçi Partisi ile 1,5 milyon ölünün ne alakası var onu sordum sana.
Ermeni soykırımını İngiliz İşçi Partisi mi yaptı sanıyorsun yoksa? Hahaha...

aliyarasfal
26-04-2012, 13:11
Konu fazlasıyla kişisel bir zemine kaymış dostlar. Hiç kimse, hiç bir olay, hiç bir düşünce eleştirilemez değildir.Eleştirmek için yeterli bilgiye sahipseniz ve bu bilgiyi objektif değerlendirecek düşünce yapınız var ise sözüm olmaz. Olmasada sözüm olmaz, en fazla kızar olayı bende kişisel boyuta indirgerim beraber saçmalarız olur biter.

Sevgili Jolly Jocker öncelikle farklı düşündüğüm bir kaç noktayı belirteyim eleştirdiğin konu üstüne. Birincisi 1915 tecrit olaylarını ele alırken milliyetçi bakışın inanç farklılığı ve ırk farklılığı üzerinden bu coğrafyadaki masum insanları hedef aldığını ve aynı milliyetçi bakışın ters yöndede işleyerek masum insanlarını hedef aldığınıda unutmamalıyız, savunma hakkına daima inandım, ancak bunun arkasına sığınılarak faşistleşmeyi asla kabul edemem.

Birde Çanakkale Savaşı dediğimiz gerçeklik var ortada ki bu savaş Rusyada çarlığın bitişini ve komünist rejimin kurulmasını sağlamıştır. Yanılmıyorsam müttefik kuvvetlerin boğazları geçememesinin sonuçlarından biridir bu.

Ayrıca kurtuluş savaşı tanımına kızman gereksiz. Bu savaşları yapan insanlar emek üzerinden birleşerek yapmadı bu savaşları.Beğenmeyebilirsin liderleri, sosyalist bir bakış sergilemedikleri için hoşlanmayabilirsin ancak gerçekçi olmalıyız , bu halk öyle bilinçli, emekten yana olan bir toplum olacak kültürel yapıya asla sahip olmadı , olacak gibide görünmüyor.

Kısaca değinmeye çalışıyorum, kürt meselesi tanımınıda ırk ve inanç üzerinden bir mücadele olarak görmekteyim, emek ve sınıfsal bilinçle hiç alakası yok, tıpkı 1915 olayları gibi kürt hareketide ırk ve dinsel birliktelikle bir arada durup tepki veren bir topluluk yani milliyetçi ki hatta faşizan bir bakışa dönüşmüştür.Çünkü 80 öncesi gençlik hareketi dahi tam bir sınıfsal bilinçten yoksun emekçi halkın kemalizme karşı çıkışı değildi. Bu hareketin liderleri ,özellikle sembol isimlerinin Atatürke bakışını hatırla derim.

Ayrıca bu harekete karşı yine bu halkın din ve ırk temelindeki faşist ve bilinç yoksunu tepkisini egemen güçlerin kullandığını hatırla derim. Yani bu halkta bu zamanda bile gelişmemiş , kabul görmemiş emek kavramıyla geçmişi yargılamak ve topyekün yapılanlar hatalıydı demek için bu kültürü bu toplumu tanımamak demektir.

Şimdilik yetsin, saygımla gittim...

G Milat
28-04-2012, 02:16
Bu forumda pek yazmıyorum; fakat kişileri(nickleri demek daha uygun) ve yazıları olabildiğince takip etmeye çalışıyorum.

Bu başlıkta, Freddie'nin yazısını eleştirmekten ziyade, kişisel sataşmalarla konuya müdahil olmaya çalışanların sayısı hayli fazla. Genel bir sorun bu. Böyle devam etmesine izin verildiği müddetçe tarafların kişisel serzeniş hatta hakaretlerini okumaktan bıkan okurlar da uğramaz olurlar..

Konuya gelirsek, K.Saavaşı'nın yedi düvele karşı yapıldığı fikri ortaokul tarih kitaplarından kalan bir bilgidir. Bunu savunanlara kızmamak gerekir. Çünkü Kemalist düzenin eğitiminin 5 şartından birisini hatmetmiş olmaları bireylerin suçu değildir.Fakat tarihi yanlış öğretildi diye "yanlış" şekli ile ele alacak değiliz.

Mevzu I.Dünya Savaşı olsaydı daha farklı şeyler yazılabilirdi.Ama K.Savaşı döneminde Avrupa devletlerinin ekonomik buhran içinde olmaları ve özellikle İngiltere'nin İrlanda ile (1922 ve öncesi) iç savaşta olması K.Savaşı'nın bize hediye edilmiş olduğunun bir kanıtıdır. Bunların dışında Fransa ve İngiltere'nin sömürgelerinin o dönemde bağımsızlık mücadelesine girmiş olduğunu unutmamak gerekir. Kısaca zaten herkes kendi derdi ile uğraşıyordu.

Yani, yalnızca şanlı ve yenilmez Türk tarihini bilmek yetmez. O dönemlerdeki Avrupa, Amerika(kıtası) ve Orta Doğu iktisadi tarihi konusunda -Türkçe dışından farklı kaynaklardan- bilgi edinmiş olmak gerekir.

Natan
28-04-2012, 19:41
Jolly;

Öncelikle senden elle tutulur, gözle görülür belge istiyoruz. Ki inanalım dediğine. Belki de hepimiz yanlış biliyoruzdur ve sen bizi bu yanılgıdan kurtarmış, sayende bilgi kirliliği oluşturan dataları bilincimizden silip berrak gerçekliğe ulaşabiliriz ne dersin?

Birinci İddia:


Toplam ölü sayısının 10.000'i bile bulmadığı, bir o kadar insanın İstiklal Mahkemelerince asıldığı


Nereden buldun bu rakamı? Bu iddianın gerçekliğini gösteren hangi belge-ler-e sahipsin ? Çünkü Atatürk-çü- karşıtı hemen hemen her çevrede bu ve benzeri rakamlar dile getiriliyor. Hangi kayıtlardan ulaştın bu pre-dataya?

İkinci İddia :


ABD'nin Wilson ilkelerinde bugünküne benzeyen bir Türk devletinin zaten başından beri öngörüldüğü


Wilson ilkelerine bir bakalım mı? Mesela hangi 'ilke' dir bu? -Wilson İlkeleri başta olmak üzere, yenilen devletlerden toprak ve savaş tazminatı almaları yasak- bunu biliyoruz. Yukarıdakı vargıya bu noktadan mı ulaşıyorsunuz? Her ne kadar böyle bir madde var idiyse de toprak talepleri dile getirilmiş ve çeşitli mücadeleler ferilmiş. 4 Şubat 1919'da Yunanistan örneğini verebiliriz mesela. Üstelik bu açıklamalar uygulanmak için de değil, ABD kongresinin yalnızlık politikalarından nefes almak amacıyla gündeme getirmiştir. Aynı ABD, Monroe Doktrininde Avrupa devletlerinin kendi aralarındaki sorun ve savaşlarda taraf tutmadıkları ve tutmayacakları, siyasetlerinde de aksi girişimlerin desteklenmeyeceğini açıklamıştır. Nitekim I. Dünya Savaşına girerken



Dünya güçler dengesi içinde yer alma
bitmek üzere olan savaşınsonuçlarından çıkar sağlama
Ön Asya- küçük asya da dahil- nufüz alanları oluşturma gibi proseslerle hareket edecekti.

Her şey bu kadar açıktır. Dış devletlerin Anadoluyu parçalamak ve ele geçirmek bunu da silahlı işgal ile gerçekleştirmek istediği açıktır. Örnek mi istiyorsunuz? 28 Mart'a bakın. 1919'da İtalya, Antalya'yı işgal etmiştir. 2 Mayıs'ta iki İtalyan savaş gemisi İzmire yanaşmıştır. 4 Mayısta da kuşadası, Marmaris, güzelim Bodrumve Fethiye işgal ettiler.


Sizce ABD Türkiye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasını mı istiyordu? :twitch:

Üçüncü ve Dördüncü İddialar:


Kemalizmin bağımsızlıkçılıkla zerre kadar alakası olmadığını


Buradan hareketle Kemalizm; 1- Bağımsızlıkçı değildir, 2- İlerici yada solcu değildir gibi vargılara ulaşıyoruz.

Atatürkçülük yada Kemalizm sosyalist olduğunu mu iddia ediyor ki, böyle bir tesbitte blunuyorsunuz?

Atatürk Bağımsızlığa Önem veriyordu

Atatürk'ün Bağımsızlık Ruhuna inanmayanlar lütfen el kaldırsın. Sivas kongresinde "manda yönetimlerine" karşı çıkan kimdi?

Soruyorum KİMdi?

Bırakalım Sivas Kongresini, Lozan Barışından sonra Misak-ı Milli yolunda tam bir kararlılık gösteren kim ve kimlerdi?

"İstiklal-i tam denildiği zaman, bittabi siyasi, mali, iktisadi, adli, askeri, harsi ve ila ahiri her hususta istiklal-i tam ve serbest-i tam demektir. Bu saydıklarımın herhangi birinde istiklalden mahrumiyet, millet ve memleketin, manayı hakikisiyle istiklalinden mahrumiyet demektir." Atatürk'ün kesin tavrı ve eylemleri ortadadır. Milli Bağımsızlığın korunması anlayışıyla hareket eden Atatürk, Londra Konferansında Bekir Sami Bey'e, Lozan Konferansı sırasında da İsmet İnönü'ye kesin direktifler vermiş, Fransa ve İtalya'ya daha önce tanınmış olan ayrıcalıkları REDDETMİŞtir.

Öyle olmasaydı neden 1936 Montro antlaşmasıyla bağazlarda egemenlik kısıtlamasını kaldırsın?

Gelseydi yabancılar yönetseydi?


Atatürk ilerici miydi?


Aksi ortaya koyulduktan sonra devam edelim ..

Ve çekinmeden haykırmalıyız ki, Kahrolsun Kemalizm!

Devrimciler dediğin kimlerdir? Mahir çayan Devrimci midir mesela? Deniz Gezmiş?

Bir sitede şunlar yazılmış:


Deniz Gezmiş "Amerikan emperyalizmine, Sovyet revuzyonizmine, Bulgar dalkavukluguna, Romen soytariligina karşı Türk devrimcisiyim." diyecek kadar Türk; "Mustafa Kemal’e gerçekten sahip çıkanlar varsa bizleriz” diyecek kadar da bir Atatürk hayranıdır.

Mahir Çayan bunları şu şekilde açıklamıştır: "Atatürk bağımsızlık için yüzlerce İngilizi öldürdü ben de bir avuç İngilizi öldürmekten çekinmem"

Ayrıca Mahir Çayan'ın Kesintisiz Devrim adlı kitabında geçen şu satırlar gerçekten takdire şayandır:

'Kemalizm, emperyalizmin işgali altındaki bir ülkenin devrimci-milliyetçilerinin bir milli kurtuluş bayrağıdır. Kemalizmin özü, emperyalizme karşı tavır alıştır.

Kemalizmi bir burjuva ideolojisi, veya bütün küçük-burjuvazinin veyahut asker-sivil bütün aydın zümrenin ideolojisi saymak kesin olarak yanlıştır.

Kemalizm, küçük-burjuvazinin en sol, en radikal kesiminin milliyetçilik tabanında anti-emperyalist bir tavır alışıdır. Bu yüzden, Kemalizm soldur; milli kurtuluşçuluktur. Kemalizm, devrimci-milliyetçilerin, emperyalizme karşı aldıkları radikal politik tutumdur.'






saygılar

Jolly Jocker
29-04-2012, 01:03
Natan yazmış;

''Jolly; [Efendin Natan'cım :) ]

Öncelikle senden elle tutulur, gözle görülür belge istiyoruz. [Yazıda vermiştim aslında, sonraki iletilerde de]

Ki inanalım dediğine. Belki de hepimiz yanlış biliyoruzdur ve sen bizi bu yanılgıdan kurtarmış, sayende bilgi kirliliği oluşturan dataları bilincimizden silip berrak gerçekliğe ulaşabiliriz ne dersin? [''Hay ağzını öpeyim'' bile diyebilirim :) ]

Nereden buldun bu rakamı? [Bu rakamları F.Başkaya'nın Paradigmanın İflası, S.Nişanyan'ın Yanlış Cumhuriyet ve Fabrika Dergisinin ilgili konuyu işlediği(yanılmıyorsam 47. sayıydı ama emin değilim) sayısında gördüm.]

Wilson ilkelerine bir bakalım mı? Mesela hangi 'ilke' dir bu? [Sadece Wilson ilkeleri değil İngilizlerin Savaş Hedefleri Deklarasyonunda da var. Adamlar askeriyelerini tasfiye ediyor, maliyeleri zor durumda, halkları da savaş aleyhine dönmüş üstelik. Wilson İlkelerinde bir yerde kimin halkı çoksa orada onun olması türünden bir ilke var. Mesela İzmir'in Yunanlarca 'işgali' sonrasında ABD'li bir amiral(Bristol idi sanırım adı) bölgeye gidip Türklerin olay çıkarmadığı ve sayıca çok oldukları yönünde rapor yazmış. Yani bu ilkenin uygulanmasında da sorun yoktu.]

Sizce ABD Türkiye'nin toprak bütünlüğünün sağlanmasını mı istiyordu? [SSCB'ye karşı Kafkas Seddini kim sağlamaya en iyi yardım ederse onu savunmayı planlıyorlardı. Tarihsel ve nüfussal olarak Türkler Ermeni ve Yunanlardan çok daha avantajlıydı. Büyük devletler toprağa bakmaz, kendi şirketleri ve sömürüleri için istikrarlı ve güvenilir(yani işbirlikçi) bir devleti arzular. Tarihsel ve nüfussal olarak işbirlikçi bir Türk devleti tercihleriydi. Zaten M.Kemal de Londra Konferansında bunu bilerek hareket etti. Bu konunun özü Londra Konferansı ve kemalistlerin emperyalizmle uzlaşma arayışlarıdır.]

Buradan hareketle Kemalizm; 1- Bağımsızlıkçı değildir, 2- İlerici yada solcu değildir gibi vargılara ulaşıyoruz.

Atatürkçülük yada Kemalizm sosyalist olduğunu mu iddia ediyor ki, böyle bir tesbitte blunuyorsunuz? [Bazı kemalistlerin böyle iddiaları yok mu?]

Atatürk'ün Bağımsızlık Ruhuna inanmayanlar lütfen el kaldırsın. Sivas kongresinde "manda yönetimlerine" karşı çıkan kimdi? [Mandaya hakikaten karşı çıkıyor olsa Londra konferansında İngilizlere yaranabilmek ve onlarla uzlaşabilmek için komünistleri öldürtmez, Batum'u ve Ahılkelek'i işgal ettirmez, öncesinde de sovyetlere karşı Amerikan heyetlerini himaye etmezdi. Böylece Çiçerin'in eleştirilerini de duymaz ve Sovyetlerden nota yemezdi. Başlangıçta sultana karşı halk desteğini ardına alabilmek için bağımsızlıkçı söylemde bulundu.]

Milli Bağımsızlığın korunması anlayışıyla hareket eden Atatürk, Londra Konferansında Bekir Sami Bey'e, Lozan Konferansı sırasında da İsmet İnönü'ye kesin direktifler vermiş, Fransa ve İtalya'ya daha önce tanınmış olan ayrıcalıkları REDDETMİŞtir. [Böyle birşey yok. Bekir Sami'nin yaptıklarından haberi elbette vardı. Olmasa ısrarla Karabekir'i Batum önlerinde tutup Batum ve Ahılkelek'i işgal ettirmezdi. Suphileri öldürtmezdi. Öncesinde de Taşnaklara destek atmazdı. Karabekirle olan telgraf görüşmeleri var. Kafkas Seddi için orduyu savaşa hazır bulundurması yönünde açık açık bilgilendiriliyor. Fakat İngilizlerden umduğunu bulamayınca, bir de Loyd George Bekir Sami ile arada geçen antlaşmaları Rusya'ya teşhir edince suçu Bekir Sami'nin üstüne yıkıp mecburen bağımsızlıkçı söyleme geri dönüyor. Olay budur.]

Öyle olmasaydı neden 1936 Montro antlaşmasıyla bağazlarda egemenlik kısıtlamasını kaldırsın? [İktidar kendisinde olduğu sürece yabancılarla paylaşmak istemez elbette. Kim ister ki zaten? Sıkıştığında anında uzlaşma arıyor ama. Bunu anlatıyorum.]

Atatürk ilerici miydi? [Toplumsal bir devrim yaptığı yok. Toprak reformu bile yapmıyor. Yabancı sermayeyi ülkeye davet ediyor. Zaten savaş sırasında da emperyalizmle uzlaşmaya hazırdı. Komünist avını savaştan sonra da sürdürdü. Şovenizm derecesinde milliyetçiydi. Ulus inşası için katliam yapmaktan çekinmedi(Dersim). Otoriter, anti-demokratik ve devletçiydi. Laik falan da değildi. Devlet hep dinin içindeydi. Herkesin vergisiyle islamı finanse ettirdi. Kısacası, M.Kemal ilerici falan değildi.]

Devrimciler dediğin kimlerdir? Mahir çayan Devrimci midir mesela? Deniz Gezmiş? [Devrimcidirler. Ama bunlardan ibaret değildir. Bunlarınki de bitmiş bir süreç değildir. Bu insanlar herşeyi bilen birer evliya gibi ele alınamaz. Marksizmde lider kültüne yer yoktur. O çizgi onların yoldaşlarınca, onların ardılı olan örgütlerde sürdürülmüştür. O örgütlerin tümü kemalizmi müttefik listesinden şutlamıştır. İbrahim Kaypakkaya da devrimcidir mesela. O başından beri kemalizmi daha iyi tahlil etmiştir. Kısacası, devrimcilerin başlangıçta kemalizm konusundaki fikirleri bir değildi. Sonradan pratikte birleşti ama. THKO ve THKP-C'nin ardılı onca örgütün hiçbiri kemalizmi müttefik kabul etmedi.]''

Mutezile
29-04-2012, 12:39
Murted:

Kemalizm'e ve Mustafa Kemal'e istediğini söyle. Ama Mustafa Kemal'i eleştirirken, eleştirilerinin ayaklarının yere daha sağlam basması için padişahı, İngilizleri, bilmem kimi olduğundan daha da güzel adamlarmış gibi sunmak gibi bir gaflete düşme.


Mustafa Kemale istediğini söyle....

Söyle,

Yeter ki söyle..

Mustafa Kemale,

İstediğini söyle..

İstediğini..

Söyle.


Kim tavsiye ediyor: Mürted.

Ne tavsiye ediyor: İSTEDİĞİNİ SÖYLE


Mürted..

Görevi: Nickin altında yazıyor.

Squall
09-05-2012, 13:41
Mustafa Kemal'in devriminin dindar ve milliyetçi bir ülke inşasında bulunup sonrasında yarattığı milliyetçi, yobaz ve liberal canlı türleriyle kendini yok etmeye programladığını kabul etmekle birlikte günümüz padişah düzeninde komünist dostların ne gibi çözüm önerileri var gibi bir soru yöneltsem cevapları neler olurdu acaba?,

Hadi biraz beyin jimnastiği yapalım;

1-Sosyalist düzen için önce tüm Atatürkçü kesim gaz odalarına atılmalı

2-Kemalist tehlikenin ortadan kalmasıyla siyasal islamın canına okunur

3-Tüm dünya milletlerine s.ktir çekilip mutlu mesut bir sosyalist devrim gerçekleşir..

Happy Ending!!!

Buna benzer cevapları duyar gibiyim..

Jolly Jocker
09-05-2012, 22:15
Mustafa Kemal'in devriminin dindar ve milliyetçi bir ülke inşasında bulunup sonrasında yarattığı milliyetçi, yobaz ve liberal canlı türleriyle kendini yok etmeye programladığını kabul etmekle birlikte günümüz padişah düzeninde komünist dostların ne gibi çözüm önerileri var gibi bir soru yöneltsem cevapları neler olurdu acaba?
Tüm dünyada nasıl oluyorsa öyle. Yunanistan'da, Fransa'da, Latin Amerika'da, Kuzey Afrika'da nasıl oluyor?

İnsanların baskılara öfkesiyle kapitalizme öfkesi birleştirilmeli, halk haraketlenmeli, özyönetim pratikleri yayılmalı, sınıf mücadelesi güçlendirilirken demokrasi de tabana yayılmalıdır. Mücadele yöntemi budur. Kısacası, ''padişah düzenine'' karşı mücadele devrimi işaret etmeli, kemalist vesayet düzeninin yeniden inşasını değil.