Orijinalini görmek için tıklayınız : Anti-Kapitalizm ve İslam
Jolly Jocker
28-04-2012, 06:39
Gazetelerde haberi çıktığı üzere 1 Mayıs'a kendine ''anti-kapitalist müslüman gençlik'' diyen bir kesim de katılacakmış. Yıllardır İhsan Eliaçık gibi islamı anti-kapitalist bir içerikle yorumlamaya çalışan insanları da düşünürsek, bu konu yine gündemi meşkul edecek gibi görünüyor. Bunda bir sakınca yok elbette. Tartışılması iyidir. Fakat bu tartışmalarda ihtiyatlı olmak ve meseleyi tam anlamak gerekir. Bu yüzden bol bol soru sormalıyız. Örneğin, islam iki gün önce ortaya çıkmış bir din değil. Madem anti-kapitalist bir içeriği vardı 1400 senedir neden hiç belli etmedi diye sormakla başlayabiliriz. 1400 senedir kimsenin bilmediğini bugün bu arkadaşlar nasıl bilmiştir? Karmatilerden, Şeyh Bedreddin isyanından v.s. örnek verilebilir ama bunlar sufi-alevi ekoldür. Teolojileri de bildiğimiz islamdan epey farklıdır. Enel Hakk felsefesine dayanır.
Evvela şunu netleştirelim: Bu çağda sosyalist olmadan anti-kapitalist olunabilir mi? Ben, kesinlikle olunamayacağı kanaatindeyim. İki kutuplu dünya sonrası emperyalizm -Latin Amerika'yı dikkate alırsak diyebiliriz ki- sosyalizmi bitirememiştir ama sosyal demokrasiyi bitirmiştir. Sosyal refah devletleri bir bir tasfiye edilmiş, geleneksel sosyal demokrat partiler 'sol' liberalizme kaymış, hatta bazı örneklerde(İngiliz İşçi Partisi gibi) ülke işgal etmekte ABD emperyalizmiyle yarışır hale gelmiştir. Anti-kapitalizm demek sosyalizm demektir. O halde soruyu net soralım, islam sosyalist midir?
Benim bu soruya yanıtım kocaman bir ''Hayır!''dır. İslam pek çok ayetinde sınıflı toplumu meşrulaştırmıştır. Sosyalizm, mevcut sınıflı toplum içerisinde zenginlerin sadaka dağıtması değil, sınıfların ortadan kaldırılması mücadelesidir. Ahlaklı kapitalizm ile sosyalizm birbirinden farklı şeylerdir. Zaten kapitalizmin ahlaklısı olmaz. Sadaka ve zekat kültürü, zengin sömürücü sınıfları meşrulaştırmaktadır. Öte yandan, sosyalizm kadın-erkek eşitliğini de öngörür ve islamda kadın-erkek eşitliği yoktur; erkekler ayrıcalıklı bir sınıf oluştururlar. Homofobi, inançsızlara saygı, farklı inançlara saygı, eleştiriye tahammül v.b. alanlarda da islamın ciddi sıkıntıları vardır. İslam klasik bir din olarak kendini ve kitabını Allah buyruğu saydığı için eksiklik kabul etmemekte, bu yüzden eleştiriye kapalı olmakta, eleştiriyi küfür gibi algılamakta ve özeleştiri de yapamamaktadır. Bu çok büyük bir eksiklik olmasının yanı sıra, ifade hürriyetini de kısıtlamaktadır. Dikkat ediniz, müslümanlar kendilerine özeleştiri yapmakta ama inanç ve Kuran söz konusu olduğunda en katı dogmatizme saplanmaktadır. Sosyalistlerin kapitalizm eleştirisi sınıfsız-sömürüsüz bir dünya hedefine bağlanır. Amaç, her tür yabancılaşmanın aşılarak insanın özgürleşmesidir. Anti-kapitalizm ancak bu hedefle ele alınırsa anlamlı olur. Bu yüzden kadın kurtuluş mücadelesinden tutun dinden özgürlük hakkına kadar her mücadele sosyalizmin konusudur. Yani mesele salt ''işçi haklarından'' ibaret değildir. Aşağıya sınıfları meşrulaştıran bazı Kuran ayetleri aktarıyorum;
''Allah dilediğini hesapsız rızıklandırır'' (Ali İmran 3:27)
''Rabbinin rahmetini onlar mı paylaştırıyorlar? Onların dünya hayatındaki geçimlerini de aralarında biz taksim etmişizdir. Onları derece derece birbirlerine üstün kıldık ki birbirilerine işlerini gördürebilsinler.'' (Zuhruf:32)
''Allah'ın insanlardan bir kısmını diğerlerine üstün kılması sebebiyle ve mallarından harcama yaptıkları için erkekler kadınların yöneticisi ve koruyucusudur. Onun için sâliha kadınlar itaatkârdır. Allah'ın kendilerini korumasına karşılık gizliyi (kimse görmese de namuslarını) koruyucudurlar. Baş kaldırmasından endişe ettiğiniz kadınlara öğüt verin, onları yataklarda yalnız bırakın ve (bunlarla yola gelmezlerse) dövün. Eğer size itaat ederlerse artık onların aleyhine başka bir yol aramayın; çünkü Allah yücedir, büyüktür.'' (Nisa:34)
Fazla söze gerek yok. Özellikle de Zuhruf 32'ye dikkat ediniz. Sınıflı toplumun Allah'ın ''taksimi'' olduğu ve insanların bunu ''paylaştıramayacakları'', yani düzenleyemeyecekleri belirtilerek sınıflar meşrulaştırılıyor. İnsanları ''birbirine derece derece üstün kılan''ın, yani sınıflı toplumu organize edenin bizzat Allah olduğu belirtiliyor. Zaten peygamberin sınıfsal konumu da emekçi profiline pek uymuyor. Tüccar olduğunu biliyoruz. Zenginliği de direkt Allah'a dayandırılıyor. Buyurun; ''Seni fakir bulup zengin etmedi mi?'' (Duha:8)
Herşeyden evvel insanları sınıfsal konumları gereği değil de inançları gereği sosyalizm mücadelesine davet etmek, yapısı gereği sakat bir tutum olmasının yanı sıra, o inanç dışındaki tüm inançları da dışlayacaktır. Örneğin Radikal'in haberine konu olan ''Anti-kapitalist Müslüman Gençlik'', adında bile anti-kapitalizmle yetinmemiş ve müslüman vurgusu yapmış. Öte yandan gazetenin röportaj yaptığı gençlerden biri şöyle diyor: ''Bizim yaptığımız özeleştiriyi sol kesim de yapmalı. ‘Şimdiye kadar Müslümanlar 1 Mayıs'ta neden meydanlarda değildi?’ sorusunu herkes kendine sormalı.''
Kendine özeleştiri yapmak için illa 'karşı taraftan da' bekleyen tutum, burnundan kıl aldırmayan kibirli bir psikolojiye işaret ediyor. Solun din konusunda özeleştiri yapması gerekiyor bence de. Ama tam tersi bir yönde! Bugüne dek müslümanların 1 Mayıs'a ilgisiz kalmalarında solun ne 'günahı' olabilir? Sol hiçbir zaman kendine ''anti-kapitalist Ateist sol'' demedi ki. Aksine, çelişkinin inanan ve inanmayanlar arasında değil ezen ve ezilenler arasında olduğunu, ezilenler arasında din ayrımının işçi sınıfının birliğini olumsuz etkileyeceğini belirtti. Aslında yapması gereken bir din eleştirisini bile ''aman adımız çıkmasın!'' telaşıyla hep boşladı. Boşladı da ne oldu? Adı çıkmış dokuza, inmez sekize! ''Anti-kapitalist müslüman gençler'' bile solun ''din düşmanı'' olduğu yönündeki sağcı-gerici propagandadan zihinlerini arındıramamışlar belli ki.
Günümüzün solu özgürlükçü, özyönetimci, feminist ve ekolojist özellikler barındırmalı. İslam kendini bu açılardan da değerlendirmeli. Otoriteye isyan konusunda örneğin, islam gelenksel tutumunu ciddi biçimde sorgulayıp özeleştiri verebilecek midir? Ya da ''Batı icadı'' denip teknolojiden uzak durulması gibi, Marks'a her baktığında ''din halkın afyonudur'' yargısını görüp uzak mı duracaktır? Feminizm konusunda islam ne demektedir? Hala, ''Biz olmasaydık cahiliye devrinde kız çocukları diri diri gömülüyordu, bu kadarına şükredin'' tutumu mu savunulacak? Ya da ''dörder, üçer, ikişer alın'' ibaresinde 'azalma' var diye buradan bir kadın hakkı vurgusu mu çıkarılacak? Cariyelere ne demeli ya? 1 Mayıs'ta ''Kölelere özgürlük'' pankartı açacak olanlar peygamberin kaç tane köle ve cariyesi olduğunu biliyor mu? ''Kölelerinize iyi davranın'' türü öğütlerin, ''işçi-patron el ele'' demagojilerinden farkı var mı? Bu konu çok çetrefilli ve teferruatlıdır.
İslam'ı ''reforme'' etmeye kalkarsak, bunun sosyalist devrim yapmaktan çok daha zor olacağını da görürüz kısa zamanda. Hıristiyanlıktan bir kurtuluş teolojisi çıkabildi, öncesinde de reform yaşanabildi. Çünkü kilise bürokrasisi ve İncil'in anadilde okunamaması durumu söz konusuydu. İncil Aramica ve eski Yunanca idi ve Avrupa ulusları bu dilleri bilmiyordu. Ama islam için böyle birşey geçerli değil. Her müslüman Kuran'ı anadilinde ya da Arapça öğrenerek okuyabiliyor. Bir ''imam bürokrasisi'' de olmadı. Bu yüzden islam reforme edilemez kanaatindeyim. Öte yandan İncil ile Kuran yapı gereği çok farklıdır. İsa komünyon ayinleri yapan, devenin iğne deliğinden geçmesini zenginin cennete girmesinden daha kolay gören, ''kadınların ve kölelerin peygamberi'' olmakla 'suçlanan', yeni bir otoriter şeriat getirmeyen, aksine Musa şeriatını kaldıran bir figürdür. Muhammed ise böyle bir figür değildir.
Dünyanın pek çok yerinde olduğu gibi islam coğrafyasında da din egemenler çıkarına ve başkaldıran ezilen kitleleri sindirmek için sıkça kullanıldı. Bu konudaki bir hesap, Şeyh Bedreddinlerden de eskiye gidecektir. Tüm bunların özrü verilmelidir. Elbette bugün bazı müslümanların islamı nispeten sol bir içerikle kavraması, eskiye nazaran, olumludur. Ama tarih ortadadır ve şüphe etmeye hakkımız vardır ki, dindarların çoğu din dışı gördükleri kesimlere hakikaten onlarla fikir yoldaşı olduklarından değil bu kesimleri dinlerine kazanabilmek amacıyla yaklaşmışlardır. Bu, tarihte böyle olmuştur. Katolik Kilisesi, eski pagan sembollerini bile kullanmıştır bu amaçla. Benzer bir durum islamda da vardır. Namaz ve hac ibadetlerinden islamın tanrısı Allah'ın adına dek herşey eski pagan Arap dininin bir devamıdır. Kısacası, elbette dost eli görüyorsak sıkmalıyız ama tarih bilincimizi kaybetmeden! Zira tarih, dine elini verenin kolunu kaybettiği bir yığın örnekle doludur. Belki dindar dostların eleştiriye tahammülünü sınama amaçlı bir yazı gibi oldu ama bir ateist olarak şunu da yazmak durumundayım: Bence 1400 yıllık mazisi olan islamı eşitlik-özgürlük ekseninde yorumlamak için çırpınmak yerine, bu değerlere tutunup islamı aşabilmek daha derimci bir tavır alış olacaktır.
DDiderot
28-04-2012, 16:48
İşin özü şu.
Kuran çelişkilerle dolu olduğu için her yöne çekebiliyorsun.
Birileri çıkıyor, ihsan eliaçık, eren erdem gibi sosyalizm çıkarıyor, bir başkası senin verdiğin zuhruf ayetinden kapitalizm çıkarıyor, biri hümanizm çıkarıyor, taliban cihad çıkarıyor.
Kitabın bir dediği öbür değini tumadığı için gayet normal.
bakkalmahmud
28-04-2012, 23:14
İşin özü şu.
Kuran çelişkilerle dolu olduğu için her yöne çekebiliyorsun.
Birileri çıkıyor, ihsan eliaçık, eren erdem gibi sosyalizm çıkarıyor, bir başkası senin verdiğin zuhruf ayetinden kapitalizm çıkarıyor, biri hümanizm çıkarıyor, taliban cihad çıkarıyor.
Kitabın bir dediği öbür değini tumadığı için gayet normal.
Koministlerin yapmasi gereken örgütlenmeyi sayin ihsan eliacik yapiyor bence kucaklayip desteklenmeli.
Bunlar da Abdestli Anti-Kapitalistler..
Hatırımda yanlış kalmamışsa, bir ara ünlü imamlar İslamiyet'in kapitalizm yanlısı olabileceğini savunuyorlardı. Bu videoda tam tersi.Hele en sonlardaki kitap tanıtımındaki müzik, Müslüman gladyatörlerden alıntı olsa gerek.
Buyrun.
http://www.youtube.com/watch?v=Zgj9DHwx_7I&feature=related
bakkalmahmud
30-04-2012, 01:29
Kapitalizm bana cok rahat bir hayat sundugu halde genede anti kapitalistim ve islaminda anti kapitalist yüzü oldugununun bilincindeyim ve bu yüzün toplumun cikarina kullanilmasindan yanayim ve bunu elestirmekden cok halkin cikarina kullanilmasindan yanayim,eger islam kötülerden ziyade ihsan eliacik gibi degerli insanlarin kontrolüne girmesinden yanayim.
Jolly Jocker
01-05-2012, 03:40
Herkesin fikrini almak istediğim önemli bir soru: ''Anti-kapitalistlik iddia eden islam yorumuna(ki buna 'sosyal islam' diyorlarmış) ve bu tür hareketlere karşı nasıl bir tutum almak gerekir?''
Önce kendi yanıtımı vereyim...
Kuşkusuz bu tür hareketlerle ilişkilenirken özgürlükçü sosyalistlerin tutumu ile stalinistlerin tutumu farklı olacaktır. Stalinizm, yapısı gereği, tek partinin merkez komitesinin egemenliğine dayandığı için, kendine rakip gördüğü her sol fraksiyonu da tehdit olarak algılar ve bir biçimde saf dışı bırakma yoluna gider. Ama biz özgürlükçü sosyalist isek, çoğulcu isek, çeşitliliği zenginlik olarak görüyor ve birarada yaşamayı savunuyor isek bu tür hareketlere ve 'sosyal islama' karşı tutumuz da kapsayıcı ve olumlu olmak durumunda. Tabi bu demek değildir ki eleştiri ve ihtiyatlılığı elden bırakalım. Eleştirmeden kapsayamayız.
Özgürlükçü sosyalizmde elbette müslümanlar da olacak. Bu müslümanların sistemle barışmaları için islamın da sol bir yorumu egemen olmalı, bu da yeterince net. Çünkü özgürlükçü sosyalizmde 'öncü parti' üretenlerin inancına rağmen yönetmeyecek(bu, stalinizm ve kemalizmin özelliğidir), üretenler yönetecek ve üretenlerin önemli kısmı islam inancında. Bu bakımdan, ''sosyal islam'', marksistlerin de olumlu yaklaşması gereken bir hadiseyi işaret ediyor. Fakat ihtiyatlı olmak gereken temel noktalar var;
Birincisi; bu çağda anti-kapitalizmin sosyalizm anlamına geldiği ve sosyalistlik vurgusundan çekinilmemesi gerektiği konusu var.
İkincisi; ''anti-kapitalist müslüman gençlik''in adından ve yaptığı bazı açıklamalardan da görüleceği üzere anti-kapitalist vurguyla yetinmeyip müslümanlık vurgusu yapması, yani siyaseti islamın içine kapatması tehlikesi var. Bu zihniyet kendini bir an evvel düzeltmezse, sosyalizm algıları da sosyal adalet vurgulu bir şeriat özleminin ötesine gidemeyecektir. Müslümanlık kimliğinin politik bir başlık olarak öne çıkarılması da müslüman olmayan herkesi dışlayacaktır. AKP öyle bir Türkiye yaratmıştır ki adeta sosyalist sola dönülüp, ''Bundan sonra radikal sol bile ancak islam içinden yapılabilir'' denmektedir. Bu, kabul edilemez. Şu an görünen odur ki bu kesim sosyalistler için bir müttefik ya da zenginlik değil, ideolojik hegemonyasını kurup sosyalist sola alan kapatmaya çabalayan dışlayıcı bir potansiyeli ifade etmektedir.
Üçüncüsü; 'sosyal islamın' ne kadar sol olduğu, ne kadar anti-kapitalist olduğu noktasıdır. Sosyalizmin hedefi sınıfsız-sömürüsüz toplumdur. Her tür yabancılaşmanın aşılıp özgürlüğe ulaşılmasıdır. Hele özgürlükçü sosyalizm, içinde feminist bir damar da barındırır.
a) 'Sosyal islam' savunucusu arkadaşların bu konudaki(sınıfsız-sömürüsüz toplum hedefi ve feminizm konularındaki) tavırları tam olarak nedir? Onların din anlayışında tam bir kadın erkek eşitliğinden, cinsel özgürlükten, homofobiyle mücadeleden, islam ümmeti fikrini aşan bir enternasyonalizmden, dinden özgürlük isteyenlere hoşgörülü olmaktan, sadece kapitalist yorumlu din değil onların yorumladıkları haliyle de dinin eleştirisine tahammüllü olmaktan v.s. bahsedebilir miyiz? Sınıfsız-sömürüsüz toplum hedefleri var mıdır?
b) Zuhruf-32 başta olmak üzere bazı surelerdeki sınıfları meşrulaştıran anlayış nasıl yorumlanacaktır? Nisa(Kadın) Suresinde bile yönetici ve hakim olarak gördüğü erkeklere hitap eden bir din bu açılardan nasıl yorumlanabilir? Muhammed'in eski inancın putlarını yıkması, kitap ehli olmayanlara karşı tutum, Muhammed'in karı ve cariye sayısı, Ayşe'nin yaşı v.s. konularındaki açıklamaları nedir bu arkadaşların?
c) 1400 yıldır neredeydiniz sorusuna, ''Egemenler dini afyon olarak kullandı, islamdan önceki dinlere ne yapıldıysa o yapıldı, kitleler yanlış anladı'' cevabı verilecekse(çünkü açıklamlarında bu minvalde şeyler söylemişler), ''Madem öyle yeni bir din gönderilmeli değil miydi?'' sorusu sorulmayacak mıdır?
d) İnfak, sosyalizmden ziyade sosyal demokrasiyi anlatıyor gibi. Zira üretim araçlarında özel mülkiyet ve sahiplik sıfatıyla bireysel egemenlik sürüyor, sadece patronun ihtiyaç fazlasını dağıtması salık veriliyor. Bu durum, artan oranlı vergilendirmeyle çözülemez mi? Kapitalizme baştan sona karşı olmaya ne gerek var?
- Ayrıca dinde zenginin ihtyaç fazlasının dağıtılması zenginin iman ve vicdanına mı bırakılıyor yoksa bu konuda fakirler harekete geçmeye mi davet ediliyor? Eğer ikincisi ise Muhammed zamanında bunun tarihsel örneği var mıdır? Var ise Muhammed dönemi Arabistan'ı komünist toplum muydu? Komünist toplum idiyse neden kadın-erkek eşitliği sağlanmadı? ''Bu konular zaman alır, bir anda olmaz'' cevabı, Allah'ın da yapamayacağı şeyler olduğunu ima etmez mi? Putları bir anda kaldıran bir din sosyal düzeni nasıl olur da değiştiremez? Aynı 'zamana yayma' siyaseti, neden toplumda daha güçlü etkisi olan eski inanç için de yapılmamıştır?
- Kaldı ki zenginler ihtiyaç fazlasını dağıtacaksa adam neden patron olsun, neden zenginleşmeye çalışsın, herkes ihtiyacı kadarını alacaksa neden mülkiyet ve mülkiyetin yönetimi birilerinin kalsın?
Dördüncüsü; bu arkadaşlar, Ali Şeriati'den yaptıkları bir takım alıntılarda da belli ediyorlar ki, insanların ya dini bilmeden dindar olduklarını ya da dini bilmeden dinsiz olduklarını düşünüyor. Dindarlık için doğrudur fakat dinsizlerin de dini bilmedikleri, bilselerdi dinsiz olmayacakları türünden bir yargı hem çok kaba hem de gerçek dışıdır. Bu arkadaşlar, çeşitli eleştirilerinde dincilerle sosyalistleri çoğu kez ortak bir hatayı paylaşan insanlar olarak sunuyorlar. Bu yaptıkları en azından sosyalist sola haksızlıktır, insafsızlıktır. Bu konuda dikkatli olunmalıdır.
Bunlar ilk elde aklıma gelen başlıca dört eleştiri. Fakat çözümü nedir? Yok mu sayacağız bu hareketi? Yoksa yok etmeye mi kalkacağız?
Hayır!
Bence yapılması gereken gayet nettir: Evvela diyaloğa davet edip savundukları iey tam olarak sosyalizme mi karşılık geliyor yoksa bildiğimiz şeriatın biraz daha sosyal adalet vurgusu yapan halinden mi ibarettir iyice öğrenilmeli. Eğer ikincisi ise zaten bu hareketle işimiz bitmiş demektir. Anti-kapitalist ya da sosyalist olmadıklarını teşhir etmeye uğraşırız. Yok eğer ikincisi ise, işte o zaman esas niyetlerinin bir ideolojik hegemonya kurup sosyalist mücadeleyi bile islamın içine kapatmak mıdır, yoksa sosyalizm hedefi üzerinden farklı inanç kesimleriyle müttefik olmak mıdır öğrenilmeli. İkincisi ise partiye davet edilmeli, ortak hareket edilmeli, ''müslümanlık'' ismi bırakılmalı. Peki ya ilki ise? Ya esas amaçlarının sosyalizme alan kapatmak ve devrimci mücadeleyi bile islam sınırlarına hapsetmek olduğu anlaşılırsa? Ozaman ne yapılacak?
O zaman yapılacak iş bellidir: Ya islamın anti-kapitalist olmadığını gösteren din adamları öne çıkarılıp, onlardan yararlanılarak bu hareketin anti-kapitalizminin sahte olduğunu gösterme yoluna gidilir; ki bu durum, islamın kapitalizmle uyumlu olduğunu 'kanıtlama' işini bizim üslenmemiz demektir ki saçma sapan bir görüntüye sebep olabilir. Ya da, bizim saflarımızdan bazı müslüman arkadaşlarımız islamın sosyalist yorumunu dillendirip bu harekete rakip olur. İslamın sosyalist yorumunu biz -parti olarak- kapsarsak, işte o zaman bu yorum bize tehdit olmaktan çıkar ve sosyalizm islamın değil islam sosyalizmin ideolojik hegemonyasına ve çatısı altına girer. Sağlıklı, çoğulcu, özgürlükçü laikliğe dayanan bir sosyalizm de zaten ancak böyle kurulabilir.
Kısacası, bence yapılması gereken iş şudur: Önce tam olarak anlamaya dayalı bir diyalog kurulmalı ve bu arkadaşlar partiye davet edilip diğer solcularla omuz omuza mücadele etmeye çağırılmalıdır. Kabul ederlerse ne ala, ne etmezlerse parti ''sosyalist islami'' söylemi de benimsemeli ve kitle iletişiminde kullanmalıdır. Bu söylem seküler söylemle yan yana parti çatısı altında bulunmalı, islami kesim kendinden farklı inançlara alışmalı ve zamanla kaynaşmalı, bir daha da sosyalist saflar din üzerinden ayrıştırılamamalıdır. En kısacası şudur; partinin islami sol söylemi DE kullanabilmesi, bunu öğrenmesi gerekiyor. Çünkü bu tür yeni hareketler ve söylemler önemlidir, ya kapsarsın ya da başına bela olur.
AlbatrosS
01-05-2012, 04:46
İhsan Eliaçık'ı dinlediğinizde bazen neredeyse ''ateist'' olduğunu düşünebilirsiniz.(İnler, cinler ve açıklanamayan doğa üstü bazı varlıkların birer sembol ve erken dönem kavrama çabasından ibaret olup gerçekliğe haiz olmadığını söyler örneğin) Yaşar NURİ'nin çok daha ''demokrat ve özgürlükçü'' versiyonu denilebilinir. Bu adam ''sosyo-kültürel'' bağlamda İslam'da ''yoksullar ve ezilenler'' yönüyle sosyal bir yön ve adalet arayışı arayan; aslında bir tür ''yeni-Bektaşilik/yeni tasavvufi mistik'' benzeri(içerik olarak değil ama tarz ve metod anlamında) yaklaşıma sahiptir. Vicdani ve kültürel olarak kesinlikle reddedilmemesi gereken bir harekettir.
Bu tip İslami/dinsel gruplar, aslında, İslam'ın kurumsal bazda iktidarlaşıp devletleştiği her dönemde/yerde ortaya çıkmışlardır: Bektaşilik, Hurufilik, Batınilik, İslam mistisizminin belirgin yorumları vb grup/kavrayışlar hemen daima yaygın/egemen ''geleneklerin'' kurumsallaşıp birer iktidar nosyonu ve aracına döndüğü yerlerde ''karşıt bir tepki'' olarak doğmuştur. Hegemonist İslam gruplarının hemen her dönem en çok korktuğu ve çekiştiği hareketlerin de başında gelirler. Bu gruplar ateistler gibi doğrudan cepheden saldırmaz; bilakis, inanç dairesini ''ezinlenler, baskı altında olanlar ve ötekiler'' açısından yorumlayıp karşılanması zor baskı noktaları oluştururlar.
Yaşar Nuri de geleneği ''içten'' zorlayan teisttir; ancak, onun ''kapitalizme'' esaslı bir karşı duruşu pek sezilmez. En ciddi zaafıysa ''Kemalist hareketle'' olan entegrasyonudur. Oysa Eliaçık, güncel siyasi konularda çok daha demokrat ve özgürlükçü tutuma sahiptir. (Y. Nuri'den artısı)
Bu alanı daha önce HAS PARTİ örneğiyle Mehmet Bekaroğlu(ki Milli Görüş bakiyesinin kısmen daha reformist ve özgürlükçü halidir) doldurmaya çalıştı; fakat, pek başarılı olamadı. İhsah Eliaçık'sa oldukça kayda değer ve ciddi bir şey yapıyor; muhalefeti içten(islam dairesinden) ama iktisadi sisteme cepheden bir noktadan başlatıyor. Şayet muvaffak olabilirlerse, sol-sosyal demokrat hareketlere belirgin bir mesafade duran muhafazakar(yahut öyle pek bir görüşü olmayan, örgütsüz ama sola karşı denebilecek) birey ve grupları ciddi manada kendi saflarına çekip yeni bir ''kültürel dinamik'' yaratabilir. Sol ve demokratlara cepheden (iktisadi ve itikadi anlamda) karşı duran bir kitledense belli ortak noktalarda bulaşabileceğimiz, daha seküler ve belirgin demokrat kitle evladır.
Ben bu girişimin ''yıpratılmaması gerektiğini'' düşünüyorum. Daha görünür olmaları ve cesaretlendirilmeleri gerekir. Başarılı olurlarsa solun dahi giremediği yoksul mahallelere girebilirler ve buralarda geleneksel cemaat ve yapılarda siyasal/kültürel bir çözülmeye yol açabilirler. (Zaten süreç de buna müsait bir iktsadi evrime gitmekte)
Jolly Jocker
01-05-2012, 05:36
Sevgili AlbatrosS,
Bence sol, bu yeni islami söylemi kapsamalıdır. Bu söylemi seküler söylemle birlikte yürütmeyi öğrenmeli, ''anti-kapitalist müslüman gençlik'' gibi islamı siyasallaştırma ve solu islamlaştırma tehlikesi barındıran hareketlere bu söylemi terk etmemelidir. Çünkü böylesi çok riskli.
Hatta sol örgütler-partiler, sadece Eliaçık'ın islami söylemini değil, sosyalizan tarihine atıfla anti-kapitalist vurgusu yoğun bir alevilik söylemini ve hatta -kitlesi az olsa da- kurtuluş teolojisine benzer bir anti-kapitalist hıristiyanlık söylemini de kullanmalıdır. Yani bu söylemlere hakim, bu kitlelerin arasına karışıp bu söylemle o kitlelere ulaşabilecek kadrolar parti-örgüt bünyesinde bulunmalıdır.
Hem böylece bu tür söylemleri de kapsadığı ve bu söylemleri yapan kadrolara da yer verdiği için parti-örgüt rahatça ateist propoganda da yapabilir. Kimse kalkıp da sosyalistleri ateist olmakla suçlayamaz o zaman.
Bu tür dinsel sol söylemlerin de bir biçimde kapsanması ateizmi de daha görünür kılmanın olanaklarını sunar diye düşünüyorum.
Soldaki geleneksel algı, sınıfsal vurguya dayanılması, inanç ya da kimlik vurgusunun sınıfı parçalayabileceği yönündeki potansiyel olarak tek tipçilik barındıran bir algıydı. Bu algı aşılmalı. Daha önceden aşılıp -örneğin- inanca da(misal aleviliğe) sol bir yorum getirilse ve o yorumla görünür olmasına izin verilseydi, 12 Eylül darbesiyle sol ezilip dağıtıldıktan sonra alevilik üzerinden toparlanabilir, o kitle bu kadar kolay kemalizme-CHP'ye lokma olmazdı.
Bir önceki iletimde yazdığımı tekrarlıyorum. Sol, 'sosyal islam'ı eleştirerek kapsamalı. O dili konuşabilmeyi de öğrenmeli. Kapsamazsak başa bela olabilir. O zaman o seni kapsar. Sol siyaset islama 'kapanır'.
Vay be! Solun geleceği "İslami Sol"da demek! Sol anlatılamadı, evvel Allah'ın izniyle, bu solun ne olduğu müslümanlarca anlatılacak!
Allah büyük!
Bugün pankart taşıyorlar, "İnşallah Sosyalizm Gelecek" deyü!
İnanın çocuklar! Dahası lazım, iman edin!
Bu arada... 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü ve bayramı kutlu olsun! Kutlanacak bir şey varsa tabi. Haa yine bu arada, bu yeni ve sevindirici gelişmelerden sonra, gelecek seneden itibaren 1 Mayıs Bayramı'na bir de arefe günü eklensin! Daha da bir şık ve umut verici olur!
Vay be! Solun geleceği "İslami Sol"da demek! Sol anlatılamadı, evvel Allah'ın izniyle, bu solun ne olduğu müslümanlarca anlatılacak!
Allah büyük!
Bugün pankart taşıyorlar, "İnşallah Sosyalizm Gelecek" deyü!
İnanın çocuklar! Dahası lazım, iman edin!
Bu arada... 1 Mayıs Emek ve Dayanışma günü ve bayramı kutlu olsun! Kutlanacak bir şey varsa tabi. Haa yine bu arada, bu yeni ve sevindirici gelişmelerden sonra, gelecek seneden itibaren 1 Mayıs Bayramı'na bir de arefe günü eklensin! Daha da bir şık ve umut verici olur!
İslam her kaba girer. Şaşmamak lazım. Müslüman-ateistlerin olduğu bir ülke burası..
1 Mayıs resmi tatilini "Dini Bayramlar" kısmına aldırmak isterlerse de hoş görüyle yaklaşılmalı.
http://f1205.hizliresim.com/x/1/54mfx.jpg (http://f1205.hizliresim.com/x/1/54mfx.jpg)
Doğrusu ben biraz daha iyimser bakıyorum. Sosyalist düzlemde birleşilip başka alanlarda ayrılınabilir. Türkiye'de zaten sosyalizm adı altında ulusalcılık da yapılıyor, iş birlikçilik de.. İslamcılık da olabilir. Ben ateistim diye herkesin ateist-sosyalist olmasını bekleyemem. Bizim kulağımızı tırmalayan bir bileşim; fakat İran, Suriye, Mısır gibi İslam odaklı ülkelerdeki çoğu sosyalist, dindar da olabiliyor.. En bilineni 50'li yıllardaki Baasçı İslami-Sosyalist akım ve İhvân-ı Mûslimîn'dir. Ayrıca İran Devrimi esnasında Marksist çizgide olan TUDEH üyelerinden Şii olanlar mutlaka vardır(Sayısal bir veri gösteremeyeceğim zira o dönemde dinden çok tepkisel devrim söz konusuydu, ayrıca insanların dinlerini sorduklarını da sanmıyorum.) Bunları hala destekliyorum. Arkadaşlarımdan, babası eski TUDEH üyesi olup hala o yönde hükümet ve Ayetullah karşıtı faaliyetlerde bulunup Şii olanlar var.
Bunun dışında, Hristiyan ve Musevi sosyalistler de var. Örneğin, Küba gibi bazı ülkelerde insanlar Katolik ve dindarken aynı zamanda sosyalist de olabiliyorlar. Tabii ki dinin etkisi ve kapsadığı alanlar bu noktada devreye giriyor.
Bu İslamcı-Sosyalistlerin(?) çabalarına gerektiği kadar(fazlası değil) destek vermek gerekir diye düşünüyorum. Dinlerin evrimi esnasında ara tür olma görevi herkese nasip olmayabilir.
Bandista'nın Hiçbir Şeyin Şarkısı'nı, belki aşağıdaki gibi İslami Sol'un Şarkısı olarak uyarlayabiliriz. Meydanlarda çok ses getirir bu. Hatta çok satar, dizisi yapılır!
....
Bir sokağın ortasında yatıyor
müminleri kenti altüst ediyor
ömer kalkıyor hesap soruyor
güneş güneş yine doğuyor
sabah oluyor sabah oluyor
bangır bangır ezan okunuyor
bize miti değil masalı yetiyor
ebu bekir kalkıyor hesap soruyor
güneş güneş yine doğuyor
sabah oluyor oruç başlıyor
bir kimsesiz mezarında yatıyor
cenaze namazı kılınamıyor
osman kalkıyor hesap soruyor
güneş güneş yine doğuyor
sabah oluyor sabah oluyor
dört karısının ortasında yatıyor
yarasından imansızlığınız sızıyor
muhammed kalkıyor hesap soruyor
Allah geceye git diyor
sabah oluyor sabah oluyor
imanlı sol aranıyor
solcu kesim moral buluyor
124.000 peygamber kalkıyor hesap soruyor
güneş güneş yine doğuyor
sabah oluyor sabah oluyor!
Kısa vadede İslam'ın etkisinin hissedilir şekilde azalmasını beklemek beyhude. Bu yüzden öyle şey mi olur diye kestirip atmak doğru olmaz. Bu adamların rol modeli Ebuzerr gibi bir sahabi olsa gerek.
Ebu Zerr gibiler de klasik Müslüman öğretisinde olduğu gib dünyanın zevklerinden uzak durup ahirete hazırlanma derdindeler. Böyle kitleler, yani dünyadan el etek çekip ahireti düşünenler haliyle dünyada cenneti yaşayan dindar maskeliler için biçilmiş kaftan elbette. Lakin Ebu Zerr gibiler, diğerlerinden farklı olarak yemedikleri gibi yiyene de mani olmaya çalışıyorlar, böylelerini sadece Allah'a havale etmekle yetinmiyorlar. Haliylen dindar ayağına yatıp (çoktan resmen kurumlaşmış durumdalar) bu dünyada cenneti yaşayanların isteyecekleri en son Müslüman modeli oluyorlarlar.
Kendisine isnat edilen bir rivayete göre şöyle diyor:
Evinde ekmek bulunmadığı halde kınından sıyrılmış kılıcıyla isyan etmeyen adama şaşarım ben.
Kendilerini yanlış bir tanımlamayla Öz İslamcı addeden vicdan sahibi, anti-kapitalist mü'minlerin dahi gerçek manada solla yakınlaşabilmesi pek mümkün değil. Bu tür düşüncenin en önemli önderlerinden biri Ali Şeriati idi. O da pek çok yönden şimdiki modernist İslamcılar gibi idi.
İran'da komünistlerin desteğini alarak başa gelenlerin devrimden hemen sonra öncelikle komünistleri ortadan kaldırdığını hatırlatmak isterim.
En nihayetinde din Allah'ındır. Hiç bir ideoloji, düşünce ve felsefe onun üzerinde olamaz. Ruhban sınıfı ve dahi Kur'an üzre hüküm veren yöneticiler işin doğrusunu Allah'ın izniyle komünistlerden, sosyalistlerden daha iyi bilirler.
AlbatrosS
02-05-2012, 13:49
Sevgili AlbatrosS,
Bence sol, bu yeni islami söylemi kapsamalıdır. Bu söylemi seküler söylemle birlikte yürütmeyi öğrenmeli, ''anti-kapitalist müslüman gençlik'' gibi islamı siyasallaştırma ve solu islamlaştırma tehlikesi barındıran hareketlere bu söylemi terk etmemelidir. Çünkü böylesi çok riskli.
Hatta sol örgütler-partiler, sadece Eliaçık'ın islami söylemini değil, sosyalizan tarihine atıfla anti-kapitalist vurgusu yoğun bir alevilik söylemini ve hatta -kitlesi az olsa da- kurtuluş teolojisine benzer bir anti-kapitalist hıristiyanlık söylemini de kullanmalıdır. Yani bu söylemlere hakim, bu kitlelerin arasına karışıp bu söylemle o kitlelere ulaşabilecek kadrolar parti-örgüt bünyesinde bulunmalıdır.
Hem böylece bu tür söylemleri de kapsadığı ve bu söylemleri yapan kadrolara da yer verdiği için parti-örgüt rahatça ateist propoganda da yapabilir. Kimse kalkıp da sosyalistleri ateist olmakla suçlayamaz o zaman.
Bu tür dinsel sol söylemlerin de bir biçimde kapsanması ateizmi de daha görünür kılmanın olanaklarını sunar diye düşünüyorum.
Soldaki geleneksel algı, sınıfsal vurguya dayanılması, inanç ya da kimlik vurgusunun sınıfı parçalayabileceği yönündeki potansiyel olarak tek tipçilik barındıran bir algıydı. Bu algı aşılmalı. Daha önceden aşılıp -örneğin- inanca da(misal aleviliğe) sol bir yorum getirilse ve o yorumla görünür olmasına izin verilseydi, 12 Eylül darbesiyle sol ezilip dağıtıldıktan sonra alevilik üzerinden toparlanabilir, o kitle bu kadar kolay kemalizme-CHP'ye lokma olmazdı.
Bir önceki iletimde yazdığımı tekrarlıyorum. Sol, 'sosyal islam'ı eleştirerek kapsamalı. O dili konuşabilmeyi de öğrenmeli. Kapsamazsak başa bela olabilir. O zaman o seni kapsar. Sol siyaset islama 'kapanır'.
Açıkçası, (mütedeyyin) Müslüman kitle 1 Mayıs'a ''anti-kapitalizm'' şiarıyla katılacağını duyurunca alacakları tepkileri merak etmekteydim. Meseleye fraksiyonel/hizipçi bir saikle mi yaklaşılacak yoksa mütedeyyin kesimlerin iktisadi sistemle cepheden muhalif olan emek(ve tabi demokratik özgürlükleri de sahiplenen) yanlısı görüşleri mi dikkate alınacaktı?
Mesele henüz çok yeni, şimdiye değin fraksiyonel ve hizipçi manada olumsuz bir eleştiriye rastlamadım. Aldığım bazı duyumlar, 1 Mayıs alanına girişlerinin alandaki diğer emek ve demokratik kitle örgütleriyle büyük bir çoşkuyla karşılandığı yönünde.
Öte yandan bu yeni kitlenin reaksiyonları, talepleri ve tavırlarını takip ediyorum. İtiraf edeyim ''sarı sendikalar'' olarak bildiğimiz birçok sendikadan ''radikal'' bile denebilecek derecede ''cesurlar''.
Bazı sloganlarına bakın:
* Cezaevlerinde tecavüze uğrayan çocukların feryadı olmak için!
* Abdestli kapitalizme hayır.
* Ölüm değil çözüm.
* Kölelere özgürlük.
* Mazluma kimliği sorulmaz.
* Baskı ve sindirmeyle yok sayılan Kürt halkının talepleri taleplerimizdir.
* Anadilde eğitim haktır.
* Zorunlu askerlik zulümdür.
Buna benzer daha birçok ''içimizi rahatlatan'' (ve tabi ciddi manada demokrat) tavırları var bu gençlerin. (http://t24.com.tr/haber/antikapitalist-muslumanlar-turkiyedeki-muslumanlar-ozur-dilemeli/202763)
Bu arkadaşlara ''takıyye yapıyorlar'' diyebilir miyiz? Ya da bu arkadaşların demokrasi ve özgürlüklerle ilişkisi ''Ulusalcı ırkçıların sosyalistlerle ilişkisi gibidir'' diyebilir miyiz?
Bence hayır.
En azından şimdilik. Hareketleri süreklilik gösterecek mi, emek/demokrasi/özgürlükler/Kürt sorunu vb meselelerde etkinliklerini geliştirecekler mi zaman gösterecek.
Bu kitleyle ''farklılıklarımızı koruyan ama çatışma malzemesi yapmayan'' ve ortak taleplerimizi öne çıkaran bir ilişki geliştirebiliriz. Aslında bunu ''normalde'' de yapıyoruz.
Şöyle ki: Demokratik kitle örgütleri ve siyasi partilerin hemen tamamında ''teist'' insanlar yok mudur? Büyük çoğunluğu teist olan bir ülkede nasıl olmasın ki? Kürt muhalefetine bakalım örneğin. Alanlarda ''sivil cuma''lar ve itaatsizlikleri son derece başarılı biçimde örgütlüyorlar. Beri yanda ''başörtüsü'' gibi bireysel özgürlük gereksinimlerini de destekliyorlar. Peki bu Kürt hareketine zeval verdi mi, veriyor mu?
Bu gençler, Kürt sorunundan kadın sorununa kendi ait oldukları kitleye de ''KEM KÜM ETMEDEN'' özeleştiri yapıp demokratik bir biçimde entegre olan şeyler söylüyorlar. Linkini verdiğim yeri okursanız ''eşcinsellik meselesinde'' dahi son derece dikkate şayan düşünceleri var. Açıkça ''Kur'anda eşcinsellik hastalık olarak görülmez, biz neden onlarla yanyana durmayalım?'' diyorlar.
Meselenin sosyo-kültürel boyutu da var. Efendim, dinle-emek hareketi ilişki kurabilir mi, İslam dini böyle bir din mi falan filan... Birçok itiraz gelebilir. Şimdiden söylüyeyim: Dinler toplumlardan ''bağımsız'' ve ''sabit'' olgular değildir. Kültürbilim disiplini içerisinden bakacak olursak, böyle bir şeyin vuku bulması imkansız hatta zor bile değildir. (ki bireysel, örgütlü olmayan düzeyde zaten var ve oldu da). Demem o ki, bu görüşler ''bilimsel'' değil, daha çok bugüne kadar ki ''yaygın pratikler'' üzerinden öğrenilmiş(koşullanılmış) sabit fikirlerdir.
AlbatrosS
02-05-2012, 13:54
Kendilerini yanlış bir tanımlamayla Öz İslamcı addeden vicdan sahibi, anti-kapitalist mü'minlerin dahi gerçek manada solla yakınlaşabilmesi pek mümkün değil. Bu tür düşüncenin en önemli önderlerinden biri Ali Şeriati idi. O da pek çok yönden şimdiki modernist İslamcılar gibi idi.
İran'da komünistlerin desteğini alarak başa gelenlerin devrimden hemen sonra öncelikle komünistleri ortadan kaldırdığını hatırlatmak isterim.
En nihayetinde din Allah'ındır. Hiç bir ideoloji, düşünce ve felsefe onun üzerinde olamaz. Ruhban sınıfı ve dahi Kur'an üzre hüküm veren yöneticiler işin doğrusunu Allah'ın izniyle komünistlerden, sosyalistlerden daha iyi bilirler.
İran örneğiyle bu örneğin alakası olduğunu sanmam. Çok daha özgün ve güçlü referansları olan bir harekettir. Mevcut tavır ve talepleriyle bu kitle daha çok Güney Amerikanın ''muhalif kliseleri''ne benzemekte.
Küçük bir fıkralı parantez:
Bir gün bir İBDA-C tutsağı ile Tikko tutsağı sağlık kontrolü için hastaneye getiriliyor. Yan yana yataklara yatırıyorlar. Başlıyorlar muhabbete.. IBDA-C li diyor ki; "Yahu, aslında biz sizinle aynı taleplerde bulunuyoruz. Kahrolsun ABD, emperyalizm vs.. Beraber hareket edebiliriz" TİKKO'lu; "e tamam diyelim ki beraber devrim yaptık sonra nolacak?" İBDA-C'li; "Hepinizi keseceğiz, çünkü siz Allahsızsınız.. "
Tabii ki böyle hikayeler sürekli olarak söylenir. Zaten sosyalizm için İslam veya herhangi bir dinden tamamen arınmış olmak bir ön koşul değil. Dinlerin toplumsal olaylar ve olgulara etkisi üzün bir süre daha devam edecek. Her ne kadar bu etkinin sosyalizmin etkisi ile azalacağı düşünülse de, tamamen bağımsız olması beklenemez. O nedenle yukarıda bu 'abdestli antikapitalistler' konusunda biraz esnek olunması gerektiğini belirttim ki hala da öyle düşünüyorum.. Fakat dozu ve imtiyazlar konusunda biraz temkinli olmakta fayda var.
İran konusunda ise, küçük bir örnek ile Şiilerin de sosyalist olabileceğini söyledim. Lakin Mentor güzel bir noktaya değinmiş.
"İran'da komünistlerin desteğini alarak başa gelenlerin devrimden hemen sonra öncelikle komünistleri ortadan kaldırdığını hatırlatmak isterim."
Konuyu İran Devrimi ve koşullarına getirerek dağıtmak istemiyorum. Ama İran Devrimi (hatta genel olarak Dünya Devrimleri) konusunda ilgili olduğum için kısaca değineceğim.
Muhammed Rıza Şah Pehlevi döneminden itibaren ulusalcılar ve sosyalistlerin ayrışmaya başlaması ama yine de ortak din çevresinde birleşmeleri bir gerçektir. Müsaddik ve çevresi daha ulusalcı ve din açısından gelenekçi olsalar da, Humeyni gibi bir dini lideri kabul edebilecek yapıda değillerdi. Birazcık daha köklere bağlılardı diyebilirim. Humeyni, Şah tarafından Irak'a sürüldükten sonra, TUDEH ile ilişkilerini sıkı tutmuştur. Bir yandan da TUDEH üylerini Şah'a karşı ayaklandırmaya çalışmış, başarılı da olmuştur. Adamın vaatlerine kanan üyler de, olası bir devrimden sonra kendi haklarının verileceğine inanmışlar. Bu nedenle Humeyni ile senkronize hareket etmekte bir zarar görmemişler... Sonrası malum.. 79'dan sonra ilk öldürülen ve sürülenler TUDEH'lilerdir..
Neyse bu İran konusunda yazdıkça uzun uzun yazabilirim. En iyisi, bu konuyu başka bir yerde yazmıştım. Oradan alıp burada da yayınlayayım. İsteyen TUDEH konusunu falan o başlık altında tartışabilir.
Toparlayacak olursam, TUDEH üyelerinin Humeyni tarafından öldürülmesi, Humeyni'nin İslami bir lider olmasından kaynaklı bir durum değil, tamamen iktidara kimseyi ortak etmek istemeyişindendi. Hala da TUDEH içerisinde -bildiğim, tandığım- sosyalist Şiiler olduğunu düşünüyorum.
AlbatrosS
02-05-2012, 19:13
İran devrimi Ulusalcı ve laik Musaddık yönetimine karşı yapılmıştı. (Ki bu adamın bizzat ABD destekli bir darbe sonucu başa geldiğini ABD'li eski istihbaratçılar da söyler) Tudeh'le Humeyni arasındaki kesişim noktası ''ABD ve Musaddık''tır.
AKP ile Musaddık arasında ''Amerikancı'' olmaları dışında pek benzerlik bulunmaz. Dahası muhafazakarlar artık merkezdedir(iktidar). Humeyni tarzı benzetmeler(aslında tereddütler) için henüz erken olduğunu düşünüyorum. Çünkü, devir gerçekten değişti ve bugün İslami hareketler de buna bağlı olarak ciddi bir dönüşüm yaşamaktalar.
Kaldı ki bu grupların ''takıyye'' yapıp yapmadıklarını henüz anlamamız güç. Ondan da öte ''Humeyni'' Tudeh'e verdiği bazı vaatler dışında, İslami eğilimleri açısından takıyye yapan biri miydi? (Elbette sizi kesecez, biçecez dememişlerdi)
Mesele daha çok ''iktidar'' olgusu çerçevesinde ele alınsa dahi, bu adamlar İslam dairesi bağlamında da ciddi manada radikal denebilecek(üstelik bizzat inancın esasına ilişkin) şeyler söylemekteler: Bakın, ''cinlerin erken dönem anlama cabasının adı olduğu''nu söylemek İslami teamüller açısından yenilir yutulur bir şey değildir:
Kur'anda ''cin suresi'' vardır yahu... Bu ''evrim gerçektir, Allah evrim yoluyla yaratmıştır'' demek gibidir... (koskocaman bir reform teklifi)
AlbatrosS,
Benzer düşünüyoruz anladığım kadarıyla. Ama aslında İran Devrimi yalnızca Musaddık yönetimine karşı yapılmıştı demek yeterli değil. Şah ve Musaddık arasındaki bol petrollü iktidar savaşı ile filizlenen bir halk ayaklanmasıydı. ABD de o dönemde Şah tarafındaydı, Musaddık tarafında değil.
Neyse bu konuda dediğim gibi uzun uzun yazarım; fakat laf lafı açıp konu dışına çıkınca Mod'lar haklı olaraktan yorumları ilgili konulara taşıyorlar.
Şimdilik bu kadar İran, bu konu için yeterli bence :)
Jolly Jocker
04-05-2012, 05:48
''Anti-kapitalist müslüman gençlik'' bugün 32.Gün'e konuk oldu. İhsan Eliaçık da oradaydı. Birand'ın, kaç kişi olduklarına dair ısrarlı sorularıyla karşılaştılar. Burjuva medya nabız ölçüyor olsa gerek. Evvela anlamaya çalışıyorlar, küçük ve sönümlenecek bir hareket midir bu yoksa ciddiye almak gerekir mi? Şu an o aşamadalar sanırım. Ama gösterilen ilgi şaşırtıcı.
Programda anti-kapitalist müslümanların söylemi dikkatimi çekti en başta. Bugünün sorunları için, ezilmeye ve haksızlığa tepki göstermek için evvela ayet-hadis arayan bir halleri var. Bu ciddi bir sorundur. ''Kuran'ın aslı anti-kapitalisttir'' diye bugün bu yönde bir politik tutum alıyorlar. Ortodoks sünni islam ise başka yorumladığı için geleneksel tutumu almıştı. Yani iki kesimin bireyleri de kendi akıl ve vicdanlarıyla değil ayet-hadis arayarak bakıyorlar hala hayata. Oysa ortodoks sünniliğin en ciddi sorunlarının başında tam da bu geliyordu. Kapitalistleri eleştirmek için üç bin sene önce yaşamış Musa-Firavun kıssasına bakmak zorunda hissediyor ve bugünün mücadelesini buralardan hareketle çıkarmayı öneriyorsanız ortada ciddi bir sorun vardır. Peygamberin ezilenden yana tavrı olmasa bu arkadaşlar bugün anti-kapitalist tutum almayacaklar mıydı? Alacaklar ve almaları gerekirdi ise o halde bu ayet, hadis, din, peygamber vurguları neyin nesidir? Günümüzün siyasetini 1400 yıl öncesine referansla inşa etmek mi öneriliyor yoksa?
Keza islamı siyasallaştırmaları da ciddi bir başka sorundur. Politik meselelerde tümüyle Kuran ve din bazlı hareket ediyorlar. Her güncel soruna dinden hareketle cevap sunuyorlar. Belli ki bu arkadaşlar için dinin siyasallaşması bir sorun değil, siyasallaşan dinin içeriği sorunsallaştırılıyor sadece. Peki anti-kapitalist yorum getirilince dinin siyasallaşmasına göz mü yumulacak? Allah'ı ''devrimci'' yaparsak, iktidarı yeryüzünden kaçırıp gene gökyüzüne devredebilir miyiz? Bu çok tehlikelidir. Din, egemenlerin desteği ve sistemle bütünleşmiş dindarlar sayesinde öyle hegemonik konuma geldi ki, artık radikal sol politikanın bile islam içerisinden yapılması, işçilerin mücadeleye atılması için ayet-hadis ayıklaması gerekiyor! Bu, felakettir. Değiştirilmesi gereken en başta bu durumun kendisidir. Yani tüm inançları kapsayan seküler bir devrimci mücadele yerine din çatısı altında mücadeleyi dayatma eğilimi taşıyan mevcut hegemonik söylemi ve dinsel ideolojik hegemonyayı yıkmak lazımdır en başta.
Bu arkadaşlar neden anti-kapitalist vurgusuyla yetinmeyip müslümanlık vurgusu da yapıyor? Onların kortejinde yürümeyen herkes ''müslüman olmayanlar'' mı oluyor? Ama sonuç buraya varıyor! Bunun adı, işçi sınıfını inanç temelinde bölmektir. Sadece burjuvazinin işine gelir. Burjuva medyanın ilgisinin sırrı da burada yatmaktadır. Bu arkadaşlar bugüne dek hiç ''Anti-kapitalist Ateist, Alevi v.s. Gençlik'' diye bir grubu görmüşler midir mesela? Göremezler.
İnananlara değil mazlumlara sahip çıkmak gerektiğini, mazluma dininin ve dilinin sorulmaması gerektiğini söylüyorlar. Çok güzel. Enternasyonalizmi andırıyor. Peki ama İran'daki, Suudi Arabistan'daki kadınlar mazlum değil mi? İki cinste de saç varken sadece birine tesettür şartı getirilmesi, mirastan yarı pay vermek, şahitliğini yarı değerde görmek, sınırsız cariye ve dört eş hakkı, kısacası şeriat hukuku kadına yönelik bir zulüm değil midir? Bir insanı, sırf biyolojik yapısı, cinsiyeti nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakmanın, sırf ırkı nedeniyle ayrımcılığa maruz bırakmaktan farkı nedir? Bunlar ne olacak?
Hem zaten Kuran'da 'zalimlere' mi cehennem vaad ediliyor yoksa inançsızlara mı? İnançsızların iyi amel sahibi olsalar bile bunların boşa gideceğini ve sonlarının cehennem olacağını yazan ayetler ortada duruyorken, bu arkadaşların ''Mazlum kim olursa olsun sahip çıkma'' söyleminin içi boşalıyor. Zaten dinde inanmamak bile tek başına zalimlik-kafirlik olarak görülüyor.
Bazı yoldaşlarımız diyor ki Latin Amerika'daki gibi bir 'devrimci din' bu topraklarda da olamaz mı? Var zaten! Bu arkadaşları bu kadar öne çıkarmak ve sünni islam bu kadar egemenken ona olan alternetifi bile onun içinden aramak, Aleviliğe haksızlık olmuyor mu? Din konusunda önemli olan, onu sol bir içerikle siyasallaştırmak değil siyasete karışmayacağı biçimde yorumlayarak politik konularda inananların da özgür bireyler olarak karar vermesinin yolunu açmaktır.
Tabi biz marksistlerin de bazı şeyleri netleştirmesi ve hatırlaması gerektiğini bu tartışmalar vesilesiyle bir kez daha görmüş olduk. Eğer dinin siyasallaşmasına karşıysak ve bu ''sol islamın'' kusurlarını görüyorsak, o zaman çoğunluğu müslüman olan bu toplumda ne yapacağız? Ya sünni islamı da -artık olduğu kadar- antikapitalist temelde siyasallaştıracağız ve ucu bucağı belirsiz sulara yelken açacağız ya da sünni müslüman kitlelerin de sekülerleşebileceğine dair inancımızı koruyup bu yönde ideolojik-entelektüel bir mücadele verecek, bir çeşit ''sosyalist aydınlanmayı'', ''kültür devrimini'' bugünden başlatacağız. Yarının dünyasını bugünden üreteceksek buna kültürel alan da elbette dahildir. Aksi halde üretenlerin yönettiği bir düzen fazlasıyla din soslu olur; sosyalizmi sadece andırır. O da uzaktan bakınca... Kültür devriminden cayıp 'islami sol'a tav olmak bile islamın hegemonyasının bir göstergesi olacaktır.
Mesele işçiye biraz daha hak istemekten ibaret değildir. Mesele, insanın, kendisini kuşatan her tür yabancılaşmayı aşıp özgürleşmesidir. Din ve Tanrı düşüncesi de bu kapsamdadır. Marks, dinin sadece acı dindiren anlamıyla değil, avuntu verip pasifize eden anlamıyla da bir afyon olduğunu, dünyaya ve insanın kendisine dönük tersine dönmüş bir bilinç olduğunu belirtmiştir. Tüm dinler sınıflı toplum yapısının ürünüdür. Sınıflı toplum yapısı, onun bir ürünü olan din kullanılarak aşılabilir mi? Din, ''egemenlerce afyon olarak kullanılmış'' değildir, tarihsel materyalizm açıklıkla ortaya serer ki din zaten sınıflı toplumsallığın sebep olduğu çarpık bir bilinci anlatır. Bu yüzden düzeltilemez, ancak aşılabilir.
İslamın ideolojik hegemonyası öylesine güçlendi ki artık sosyalist sola bile 'el atma' cüretinde bulunuyor. Fakat bu cüret bir yandan da bize kendi değerlerimizi görünürleştirmek gereğini hatırlatmış; aksi halde dinin nelere cüret edebileceğini göstermiştir. Din hassas bir konudur, din ile solcuların ilişkisi daha da hassastır. Zira din adına zulüm gören, ''Allahsız'' denerek coplanan, bok yedirilen, elektrik verilen onlardır. Yaşananlar kuru iki özürle değil, gerekirse 1400 yılın özeleştirisi ve dinin artık siyasete alet edilmemesiyle telafi edilebilir ancak.
Bu tür dinsel gruplara haddinden çok sempati besleyenler, ''Dimyat'a pirince giderken eldeki bulgurdan olmak'' sözünü de unutmamalıdırlar.
Anti-kapitalist müslüman diye bir şey olmaz. Allah gibi bir hayali varlığı ve 1400 yıl önce ölmüş bir adamı kainatın efendileri ilan eden, devlete ve yöneticilere kayıtsız itaati emreden, kadınlar hakkında "onları ikişer, üçer, dörder nikahlayın" ve "elinizin altındaki cariyeler" şeklinde cümleler kurabilen, "size mal zenginliği olarak kadınlar, oğullar, develer, giysiler, mülkler verdik" ve "kimini kiminden üstün kıldık" diye insanları listeleyebilen bir kitaba iman eden bir kişi, bu ve benzeri yüzlerce saçmalıktan arınmadıkça, söyleyeceği her laf havada kalacaktır.
Bu basit sonuca ulaşmak için yüz yıllık din-siyaset tarihi araştırması yapmak da gerekmiyor ya neyse.
Rasyonel olamaya çalışan bir insanın biraz araştırmayla din denen bu ucube öğretiler sisteminin ne denli sosyolojik hatalar, gayri evensel-bilimsel fikirler ve eşitsizlikler içerdiğini, yarattığını görmesi gerekir. İnsanın zulme karşı çıkış noktası ilk önce bu safsatalara olmalıdır ki diğer söylemlerin bir bağlayıcılığı olsun.
Samimi olabilirler, ancak son derece sığ ve gelişmemiş temeller üzerine komik işler yaptıkları da ortada.
Komik, momik... Ortaya tutarlı bir şeyler koyabilmekten çok uzak olduklarının hepimiz farkındayız zaten.
Din, mevcut haliyle akıl ve vicdanlarına uymadığından dinden tümüyle kendini kurtaramayan güruh, farkında olmadan da dini akıl ve vicdanlarına uydurma çabası içine giriyor (Bunu kendilerine Hanif diyen reformcu tayfada da görüyoruz.). Bunu yaparken de samimi gözüküyorlar, çünkü mevcut yaygın algıyla da çatışma içindeler.
Ben çevremde illa Müslümanlar olacaksa, böylelerin var olmasını arzu ederim. Çoğunluğu oluşturan diğer müslümanların yaklaşımlarına göre çok da ucube durmuyor düşünüş şekilleri.
"Olur mu la öyle şey?" deyip kestirip atmanın (Olmayacak oluşu ayrı konu) bu toplumda sınıf bilincinin yer etmesine faydasının olacağını sanmıyorum.
Eee.
Netice olarak, burada her konuda tartıştığım, katı evrim karşıtı, düşünmemek içi özel ihtisas eğitimi almış gibi duran adamdan ne farkı kalıyor?
Kusura bakma, korktuğum bir insan topluluğu varsa o da kendini aydın, özgürlükçü gösteren-sanan, bilimle de çok ilgiliymiş gibi gözüken, dini evrilterek "cici" gösteren ve dininin gerçek gündeminden habersiz bu türden topluluklardır.
Henüz kadın haklarını benimseyememiş, Allah efendinin esaretini boynundan atamamış, kulluktan gocunmayan, insanları "Müslüman ve değil" şeklinde ayrıştıran insanlardan bahsediyorum.
Bu adamları ciddiye alanın Bir Fethullah Gülen'i ne mantıkla yadırgadığını anlamak mümkün değil.
AlbatrosS
04-05-2012, 16:37
Bu meseleyi tartışırken bu grubun ''tavırlarını'' izleyip görmemiz gerektiği kanaatindeyim. Bugüne kadar, bu başlıktaki eleştirileri ''haklı çıkaracak'' birçok vak'a yaşandı. Ondan da öte demokratik kitle hareketlerinde ''Kemalizm-sol'' benzeri bir ittifakı demokratik emek hareketi için öneriyor değiliz. Sosyalist-Marksist sol demokratik emek hareketi mücadelesinin daima motor gücüdür ve öyle de kalmadır.
Söylenen şey gayet sarihtir:
1. Sosyo-kültürel olgular ''dinamik, değişken ve toplumsal''dır. Birçok ''çelişik'' durumu içiçe barındırabilir.
2. Bu ''yeni grubun'' binlerce mikro örneği gündelik yaşamda zaten görünür. (Çünkü İslam asla tek ve monolitik cemaatlerden oluşmaz)
3. Bu hareket, şayet söylemlerini kültürel ve siyasi olarak içselleştirebilirse Sünni İslam dairesinde yeni ve ciddi bir ''kültürel versiyon'' olmaya adaydır(Alevilerden ayrı olarak)
4. Bu grubun örgütlü bir hareket olarak ortaya çıkıp çıkmıyacağı şimdilik muallaktır. Şayet çıkarlarsa, onları dikkatle izlemek lazımdır. (eleştiri hakkımızı saklı tutarak)
5. Bir şekilde emek hareketlerine yönelirlerse siyasi tavırlarının tutarlılığını görme şansına sahip olacağız. Şimdilik söyleyeceklerimiz biraz havada kalmaya mahkumdur.
Eee.
Netice olarak, burada her konuda tartıştığım, katı evrim karşıtı, düşünmemek içi özel ihtisas eğitimi almış gibi duran adamdan ne farkı kalıyor?
Kusura bakma, korktuğum bir insan topluluğu varsa o da kendini aydın, özgürlükçü gösteren-sanan, bilimle de çok ilgiliymiş gibi gözüken, dini evrilterek "cici" gösteren ve dininin gerçek gündeminden habersiz bu türden topluluklardır.
Henüz kadın haklarını benimseyememiş, Allah efendinin esaretini boynundan atamamış, kulluktan gocunmayan, insanları "Müslüman ve değil" şeklinde ayrıştıran insanlardan bahsediyorum.
Bu adamları ciddiye alanın Bir Fethullah Gülen'i ne mantıkla yadırgadığını anlamak mümkün değil.
Ben açıkçası kısa vadede bu ülkede istediğimiz manada olumlu bir değişim olacağını sanmıyorum. Yani demem o ki eleştirel düşünebilen, İnsan Hakları Beyannamesini içselleştirmiş, sınıflar arasındaki ekonomik çatışmanın farkında olan bireylerin yerine 12 Eylül mamülü nesiller yetişiyor, kısa vadede de durum değişecek gibi durmuyor. Aksine daha bir geriye gidiş bekliyor gibi bizi.
Şimdi durum bu olunca insanların sinesinden İslam'ı çıkarmak mümkün değil. Müslüman kitlelerin kısa vadede eğer harekete geçmeleri mümkünse bunun yolu onları bahsettiğimiz tipte adamlara dönüşmesi olamaz. Bence Müslüman geçinip de krallar gibi yaşayanlara karşı, nispeten vicdan ve akıl sahibi adamlara destek çıkmanın zararı oacağını sanmıyorum. Dini zihinlerden bir günde çekip çıkaramayacağımıza göre din temelli (Dini algılayış temelli desek daha doğru olabilir.) de olsa bizim de lehimize olan bir karşı çıkıştan yana olmak daha yerine bir hareket olsa gerek. Bu adamlar bize koridor açabilirler.
Bununla beraber ben bu grubun çok ciddiye alınacağından ve taraftar bulacağından şüpheliyim.
AlbatrosS
05-05-2012, 19:54
Bu arkadaşlar 32. Gün'de konuşmuşlar:
http://www.kanald.com.tr/32gun/Videolar
Benim anladığım oldukça ''kozmopolit'' bir grup. Ancak ''iyi eğitimli'' oldukları anlaşılıyor. Ne söylediklerini gayet iyi biliyorlar. Dinleri dilediğiniz gibi eleştirebiliriz; ancak, söylemleri oldukça ''hümanist'' ve ciddi manada özgürlükçü temelde. Kendileri öyle demeseler dahi, söylemlerine dikkat edilirse ''gelenek'' açısından basbayağı ''reformist'' bir çizgi bu.
Dikkat ettiğim bazı noktaları belirteyim:
* Muhtemelen toplumun daha geniş ''muhafazakar'' kitleleriyle kucaklamak adına daha ''kapsayıcı'' bir dil kullanıyorlar.
* Kendilerini ''anti-kapitalist'' olarak tanımlamaktan çekinmiyorlar; ancak doğrudan ''sosyalist ya da solcu'' tanımlamalarına da karşı gibiler(buna ''öze dönüş'' diyorlar)
* Alevi, ateist vb öteki kitleleri ''iktidar merkezli'' ve ''tanımlayıcı'' bir dil kesinlikle kullanmıyorlar. Kem-küm etmeden gayrı müslimlerin, Kürtlerin, Alevilerin ve kadınların haklarını tanıyorlar.
* Örneğin şu sözleri oldukça dikkat çekici: Bizim Alevileri ''tanımlamamız'' onlara hakarettir; bizim görevimiz onları ''TANIMAK''tır.
* Zenginleşme ve mülk biriktirme ile geleneğin ''iktidar merkezli'' , ''tapınmacı ve baş eğmeci'' yaklaşımlarını kesinlikle eleştiriyorlar.
Stüdyodaki gençleri insan olarak oldukça sevdim. Birikimli, okuyan, hitabet güçleri epey güçlü ve cesurlar. Kendileri öyle görmese de bu ortodoks İslami teamüller açısından düpedüz ''devrim''dir. (Ha, bunun daha bireysel ve böyle örgütlü olmayan yüzlerce mikro örneği var vs)
Neyin olup olmayacağını zaman gösterecek...Şu an için bir şeyler söylemek için epey erken diye düşünüyorum...
Jolly Jocker
07-05-2012, 00:13
Ortodoks sünni islamcılık ile karşılaştırıldığında elbette bu ''anti-kapitalist müslümanlar'' çok daha olumlu ve 'ileri' bir yerde konumlanıyor. Kendilerini bu şekilde varetmeye hakları vardır. En fazla eleştirebiliriz. Ama ''müslüman sol parti'' v.b. birşey kurarlarsa karşı çıkmak lazımdır. Benzer biçimde bir daha ''anti-kapitalist müslüman gençlik'' adı altında 1 Mayıs v.b. sınıf mücadelesinin gün yüzüne çıktığı alanlara sokulmamalıdırlar. İşçi sınıfını inanç temelinde bölmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu, sadece burjuvazinin işine gelir. Burjuva medyanın bu gruba ilgisinin muhtemel sebebi de budur.
Alevilerin yanı sıra, özellikle CHP seçmeni içerisinde bulunan sünni müslüman olan ama seküler yaşayan geniş kesim, dini algılayış biçimi olarak bunlardan daha ileridir. Çünkü dinin anti-kapitalist yorumunu yapmasalar da çok daha değerli birşey yapmakta ve dini siyasetten ayırmaktadırlar. Politik konularda dinden özerk olarak bireysel karara varabilmektedirler. Sol için bu kadarı yeterlidir. Anti-kapitalist içeriğe kanılmamalı, dinin siyasallaşması çok tehlikelidir.
Ateizmi dayatacak halimiz yok elbette. Ama dinin siyasete alet edilmemesi, bireysel yaşanması, politik karar alırken dindarların da sınıfsal saiklerle hareket etmesi gerekir. 1 Mayıs'ta parti ve sendika kortejinde yer alan pek çok müslüman dinini böyle algılamayı başarmıştır. Bu grup ise dini siyasallaştırıyor. Bu açıdan islamcıdırlar. Çünkü sınıfsal ve politik tüm başlıklara dine referansla tepki veriyorlar. Din daha nasıl siyasallaştırılır? Bugüne dek hep bize karşı kullanıldı, şimdi sıra bizde tavrı buz gibi ahlaksızlıktır. Bunlar dini siyasallaştırıyor, bu yüzden anti-kapitalist adıyla yetinmiyor, islam vurgusu da yapıyorlar. Bu yüzden ''anti-kapitalist islamcı'' sıfatını almayı hak ediyorlar. Oysa aczimendiler de anti-kapitalistlik iddia ediyor. Onları da mı hoşgörelim? Dini anti-kapitalist içerikle siyasallaştırdıkları için bu yaptıklarını hoş görmek yanlış olur. Din siyasallaştırılmamalıdır. Bu durum, siyasetin dinselleşmesinin bir sonucudur da.
Öte yandan, kadın ve eşcinsellik konusunda pek de ilerici görünmediler bana. Eliaçık'ın konu hakkındaki yazılarına göz gezdirdim. ''(Evlenme konusunda) Dörder, üçer, ikişer alın'' dendiği için ayetten bir kadın hakkı türetmeye kalkan çok zorlama ve absürd yorumları var. Belki infak bakımından değil ama kadın-erkek eşitliği bakımından geleneksel islamcılarla girişecekleri olası tartışmaları kaybedeceklerini düşünüyorum. Eşcinsellik ve tesettür konuları da keza böyle. Tesettür, ataerkil zihniyeti yansıtması bakımından önemli bir konudur ve 32.Gün'de buna değinmemeyi seçtiler. Kaçtıkları önemli konular var.
İslamcılığa anti-kapitalizm bahanesiyle olur vermek, toplumdaki mevcut dinsel hegemonyanın gücünü gösteriyor. Bu hegemonya devlet destekli gericilikle, emperyalizmin müdahelesi ve darbelerle kuruldu. Sol bunu kabul edip bunun içinden siyaset yapamaz. En başta bununla mücadele edilmeli, bu dinsel hegemonya kırılmalıdır. Zaten dinin siyasallaşmasının önüne de ancak bu şekilde geçilebilir. Yoksa bu tür hareketler çok da yeni değil aslında. Çerkes Ethem'in Yeşil Ordusundan beri tanıyoruz ''devrimci islamcıları.''
Programda BirGün'de yazısı çıkan Barış İnce'nin yazısına cevap da verildi. ''Sosyalizm inşallahla maşallahla gelmez'' başlıklı bir yazıydı. Adamlar sadece ''İnşallah sosyalizm gelecek'' pankartının kendilerine ait olmadıklarını söylemekle yetindiler. Oysa B.İnce'nin yazısında önemli eleştiri noktaları vardı. Hepsini atladılar. Bu da pek samimi görünmedi bana. Biraz eleştiriye tahammülsüzler gibi. Daha önceki gazete röoprtajlarında da solu sağla bir tutan insafsız bir söyleme meyletmişler izlenimi edinmiştim. Kısacası, bu müslüman grup çok ciddi yanlışlara sahipler ve ateşle oynuyorlar. Allah'ı emek, özgürlük v.s. için öne çıkarmak otomatikman allahsızlığı bu açılardan itham etmeyi getirir. Radikal solun burnunun dibine dek girip işçi sınıfını müslüman olan-olmayan diye bölmek, her haltı Allah'la ilişkilendirmek(''Allah, ekmek, özgürlük'' diye sloganları var, ne lakaysa artık!), dini siyasallaştırmak, radikal solun bile artık islam içinden yapılması gerektiğini sessizce dayatmak, ''bakın biz islamı sosyalist yaptık, siz de imana gelin'' demeye getirmek, bu yanlışlarını -ya da potansiyel başlıkları diyeyim- düzeltmedikleri takdirde canları yanabilir. Fiziken de. Zira solun şiddet kültürü de vardır.
AlbatrosS
07-05-2012, 15:10
Ortodoks sünni islamcılık ile karşılaştırıldığında elbette bu ''anti-kapitalist müslümanlar'' çok daha olumlu ve 'ileri' bir yerde konumlanıyor. Kendilerini bu şekilde varetmeye hakları vardır. En fazla eleştirebiliriz. Ama ''müslüman sol parti'' v.b. birşey kurarlarsa karşı çıkmak lazımdır. Benzer biçimde bir daha ''anti-kapitalist müslüman gençlik'' adı altında 1 Mayıs v.b. sınıf mücadelesinin gün yüzüne çıktığı alanlara sokulmamalıdırlar. İşçi sınıfını inanç temelinde bölmeye kimsenin hakkı yoktur. Bu, sadece burjuvazinin işine gelir. Burjuva medyanın bu gruba ilgisinin muhtemel sebebi de budur.
Birtakım ''şartlar'' altında alanlara sokulmamalı önerisini yersiz buluyorum. O çocuklar, o alanlara ''girmeyi hakkeden''(ya da sokulan) birçoklarından katbekat demokrat tavır ve söylemlere sahipler.
Türk-iş, İP, TGB gibi oportunist, ırkçı, şöven, oportunist bireylerin içinde çokluk olduğu; ''sarı sendika'' ünvanını tüm tarihiyle hakkeden yapıların yanında bu çocuklar (aksini göstermedikleri ve söylemlerine sahip çıktıkları sürece) Bolşevik devrim gençliği gibi durmakta :D
Burjuvazinin bu çocuklara ''işçileri bölelim'' diye değil; bilakis ''İslamcılardan ne kopartılır da bölünürler'' diyerek ilgi gösterdiği kanaatindeyim. Tusiad çevresi laik kodomanlar öylesine bir sıkışma ve çevreleme yaşıyor ki buna mecburlar. İşçileri bölmeyi bırakın, güçleri ve nicelikleri yeteceğine inansalar resmen bayraktarlığını(önderliğini) yapmaya bile razılar gibi :)
Alevilerin yanı sıra, özellikle CHP seçmeni içerisinde bulunan sünni müslüman olan ama seküler yaşayan geniş kesim, dini algılayış biçimi olarak bunlardan daha ileridir. Çünkü dinin anti-kapitalist yorumunu yapmasalar da çok daha değerli birşey yapmakta ve dini siyasetten ayırmaktadırlar. Politik konularda dinden özerk olarak bireysel karara varabilmektedirler. Sol için bu kadarı yeterlidir. Anti-kapitalist içeriğe kanılmamalı, dinin siyasallaşması çok tehlikelidir.
CHP tabanının bu çocuklardan ''ilerici'' olduğuna inanmıyorum. İçlerinde elbette son derece demokrat düşünen, ilerici ve vicdanlı insanlar çok sayıda. Ancak, tabanda ciddi derecede ''milliyetçi ve şöven'' eğilimler var.
Ateizmi dayatacak halimiz yok elbette. Ama dinin siyasete alet edilmemesi, bireysel yaşanması, politik karar alırken dindarların da sınıfsal saiklerle hareket etmesi gerekir. 1 Mayıs'ta parti ve sendika kortejinde yer alan pek çok müslüman dinini böyle algılamayı başarmıştır. Bu grup ise dini siyasallaştırıyor. Bu açıdan islamcıdırlar. Çünkü sınıfsal ve politik tüm başlıklara dine referansla tepki veriyorlar. Din daha nasıl siyasallaştırılır? Bugüne dek hep bize karşı kullanıldı, şimdi sıra bizde tavrı buz gibi ahlaksızlıktır. Bunlar dini siyasallaştırıyor, bu yüzden anti-kapitalist adıyla yetinmiyor, islam vurgusu da yapıyorlar. Bu yüzden ''anti-kapitalist islamcı'' sıfatını almayı hak ediyorlar. Oysa aczimendiler de anti-kapitalistlik iddia ediyor. Onları da mı hoşgörelim? Dini anti-kapitalist içerikle siyasallaştırdıkları için bu yaptıklarını hoş görmek yanlış olur. Din siyasallaştırılmamalıdır. Bu durum, siyasetin dinselleşmesinin bir sonucudur da.
Tam tersi, ben dinde siyasallaşmanın ''daha şeffaf'' olarak yaşanmasından yanayım. Sağ populizmin sığ ve milliyetçi zırhını kendine kalkan edip kıçı kırık dini retoriklerle hareket eden yılların ''anti-komünist'' kitlesinin bu ülkeye verdiği zararı hala yaşıyoruz. Oysa bu çocuklar eğer söylemlerine yansıyan düşüncelerde tutarlı olurlarsa(OKURKEN BU KISMI DİKKATE AL) iki açıdan önemli bir şey yapma imkanına sahipler:
1. Din, insan ve toplumdan yalıtık sosyo-kültürel bir olgu olmadığı için ''temel demokrasi ve insan hakları'' nosyonlarının kültürel İÇSELLEŞMESİ.
2. İslam mistisizmi geleneğinde ''emek kökenli'' bir yeni baş kaldırı kültürünün filizlenmesi.
Bu çocuklar, söylemlerinde tutarsız ve tam aksi yönlere savrulmazlarsa kendilerinden önceki ''siyasal islami'' akımlarla kıyaslanması pek mümkün değil.
Öte yandan, kadın ve eşcinsellik konusunda pek de ilerici görünmediler bana. Eliaçık'ın konu hakkındaki yazılarına göz gezdirdim. ''(Evlenme konusunda) Dörder, üçer, ikişer alın'' dendiği için ayetten bir kadın hakkı türetmeye kalkan çok zorlama ve absürd yorumları var. Belki infak bakımından değil ama kadın-erkek eşitliği bakımından geleneksel islamcılarla girişecekleri olası tartışmaları kaybedeceklerini düşünüyorum. Eşcinsellik ve tesettür konuları da keza böyle. Tesettür, ataerkil zihniyeti yansıtması bakımından önemli bir konudur ve 32.Gün'de buna değinmemeyi seçtiler. Kaçtıkları önemli konular var.
O tartışmayı dikkatle izledim. O çocukların kaçtıkları Hilmi Yavuz'un ''gardrop müslümanlığı'' dediği bir özün zarar verici etkisiyle kendilerine ilgi duyan insanlarda ''yapay'' bölünmeler/gerilimler yaşanmamasıydı.
Dikkat ettiysen oradaki arkadaşların bir kısmı ''teist'' olmanın ötesinde ''muhafazakar'' bile değiller(mesela başı açık kız ve kısa saçlı top sakallı Kürt arkadaş)
İslamcılığa anti-kapitalizm bahanesiyle olur vermek, toplumdaki mevcut dinsel hegemonyanın gücünü gösteriyor. Bu hegemonya devlet destekli gericilikle, emperyalizmin müdahelesi ve darbelerle kuruldu. Sol bunu kabul edip bunun içinden siyaset yapamaz. En başta bununla mücadele edilmeli, bu dinsel hegemonya kırılmalıdır. Zaten dinin siyasallaşmasının önüne de ancak bu şekilde geçilebilir. Yoksa bu tür hareketler çok da yeni değil aslında. Çerkes Ethem'in Yeşil Ordusundan beri tanıyoruz ''devrimci islamcıları.''
Çerkez Ethem bir ''kültür hareketi'' değildi ki. Onunki de benzerleri gibi bir ''iktidar'' savaşıydı. Bu çocuklar İslam sufistlerine benzetilebilinir. Emek-sol kültürü bir parça içselleştirmiş yeni tür İslam mistikleri.
Dostum, ''şeylerin adını'' doğru koymazsak, sağlıklı bir tahlile gidebileceğimizi düşünmüyorum. Kaygılarını aynen ben de taşıyorum ve bu konuda ''septik'' bakıyorum ancak ben şimdilik ''gördüğüm şey ve tutumlar'' üzerinden ve kültürel açıdan bakıyorum.
Programda BirGün'de yazısı çıkan Barış İnce'nin yazısına cevap da verildi. ''Sosyalizm inşallahla maşallahla gelmez'' başlıklı bir yazıydı. Adamlar sadece ''İnşallah sosyalizm gelecek'' pankartının kendilerine ait olmadıklarını söylemekle yetindiler. Oysa B.İnce'nin yazısında önemli eleştiri noktaları vardı. Hepsini atladılar. Bu da pek samimi görünmedi bana. Biraz eleştiriye tahammülsüzler gibi. Daha önceki gazete röoprtajlarında da solu sağla bir tutan insafsız bir söyleme meyletmişler izlenimi edinmiştim. Kısacası, bu müslüman grup çok ciddi yanlışlara sahipler ve ateşle oynuyorlar. Allah'ı emek, özgürlük v.s. için öne çıkarmak otomatikman allahsızlığı bu açılardan itham etmeyi getirir. Radikal solun burnunun dibine dek girip işçi sınıfını müslüman olan-olmayan diye bölmek, her haltı Allah'la ilişkilendirmek(''Allah, ekmek, özgürlük'' diye sloganları var, ne lakaysa artık!), dini siyasallaştırmak, radikal solun bile artık islam içinden yapılması gerektiğini sessizce dayatmak, ''bakın biz islamı sosyalist yaptık, siz de imana gelin'' demeye getirmek, bu yanlışlarını -ya da potansiyel başlıkları diyeyim- düzeltmedikleri takdirde canları yanabilir. Fiziken de. Zira solun şiddet kültürü de vardır.
Evet, zannediyorum ki bu kısım onların bundan sonraki yönelimleri ve mecralarını ta'yin edecek. Sol nitelemesinden ısrarla kaçınmaları(ama köktenci bir reddiye de yapmamaları); türban, eşcinsellik vb meselelerde ihtiyatlı davranmalarını ''kafalarının arkasındaki sinsi'' ön yargılar olarak yorumlanabilir mi? Elbette.
Ancak, tersi biçimde, daha geniş kitlelere ulaşma ve absürt tartışmalardan kaçma da olabilir.
Bu hareketi ''daha pozitif'' değerlendirme sebebimi izah etmem gerekir:
İslam ve muhafazakarlık bu toplumun bir gerçeği. Senin de ifade ettiğin üzere, siyasal islam(aslında milliyetçi-sağcı populizmdir aslı) devlet, gladio, kontr-gerilla vb örgütlenmelerle iç içe gelerek bugünlere dek geldi. Bu sebepledir ki, gerek emek-sol mücadelesinde gerek demokrasi ve özgürlükler bahsinde demokratların ve solcuların karşısına hep bir ''kalkan'' olarak çıkarıldı ve öyle de mobilize edildi.
Ancak bu hareket biraz farklı. Bağımsız bir grup. Demokrasi, özgürlük ve emek hassasiyetlerini içselleştiriyorlar. Aczimendiler gibi ''hiyerarşik'' ilişkilere ve abi/hoca/şeyh vb mertebelere pek itibar etmiyorlar. El pençe divan şeklinde sembolize olan klasik ''cemaat anlayışı, taassubu ve hiyerarşisini'' ciddi biçimde eleştiriyorlar. Biat kültürünü kabul etmiyorlar. Ötekiyi ''tanımlama''yı SAYGISIZLIK addediyorlar. (Aleviler, ateistler vs) Kürt sorununda kem-küm etmeden konuşuyorlar. Azınlık sorunlarında da. Özetle geleneğin tam göbeğinden ve içinden ama ona tam da ''cepheden'' bir muhalefete girişiyorlar. Hedefleri zaten belli bir cazibe ve çekim gücü olan ''laik sol'' değil; muhafazakar siyasetlerin ve cemaatlerin kıskacındaki mütedeyyinler. Söylemlerinde tutarlı olurlarsa bu bir ''reform''dur. Bakmayın iki laftan birinin zorlama te'vil ve hadisler olmasına: Basbayağı ''hak ve özgürlükler'' üzerinden konuşuyorlar. (Gerçek anlamıyla Sosyal demokrat) Absürt, istikrarsız ve tutarsız hareketlerini görmediğim müddetçe kendilerini (örgütsel) bir destek sunmam; ama kıyasıya da eleştirmem. (siyasi açıdan)
Teizmin eleştirisine gelince: Radikal bir ateistim. Nefret suçu ve ötekileştirmeye girmeden, teizmin her türden eleştirisi ve ifşasına devam...
Bu hareket İslamın biraz daha bir tür sosyal demokrasiye filan evrilmesine yol açabilir diye düşünürüm. Bu ne kadar iyidir, kötüdür ayrı bir tartışma konusu. (Daha önce işçiler için sosyal demokratik hareketlerin artık çözüm olmayacağını başka bir yazıda yazmıştım.)
Yoksa bu politikanın, sosyalizme, komünizme filan yol açacağını sanmıyorum. Onlar da sanırım böyle bir şey iddia etmiyor.
Bununla birlikte şiddet filan kullanılarak bu harekatin engellenmeye çalışılması da, epey yanlış sonuçlar doğurabilir. Sanki sosyalist, komünist devrim yapılmış da, bununla ilgili sorunlar çözülmüş veya çözecek bir güç ve irade var. Veya sanki 1 Mayıs'da sokaklarda yürüyen sosyal demokratlar çok ilerici filan.
Öte yandan bu tür politikalar sosyalizmin önünü bir ölçüde kesebilir elbette. Zaten tüm sosyal demokrasi bir bakıma sosyalizmin önünü kesen bir harekattır. Fakat şu aşamada Türkiye'de sosyalizmin önü zaten birçok bakımdan kesilmiş durumda. Yani Türkiye sosyalizme gelinceye kadar bir sürü başka yollardan geçebilir. Tabii bu yollardan geçerken sosyalizme asla sıra da gelmeyebilir.
Fakat bu onların yanlış ve eksikliklerinin söylenmesi anlamına gelmemeli tabi...İnsanlar politik fikirlerini 1 günde kolay kolay değiştirmezler. Bir şeyleri anlamak zaman alabilir.
AlbatrosS
10-05-2012, 16:26
Ezberi bozan Anti-Kapitalist Müslüman Gençler – Dr. Mustafa Peköz
10 Mayıs 2012 - Mustafa Peköz
2012’de Taksim’de yapılan 1 Mayıs, ezberi bozan bir toplumsal eyleme sahne oldu. Türkiye’nin politik tarihinde ilk kez, kendilerine ‘Anti-Kapitalist Müslüman Gençler’ diyen bir grubun 1 Mayıs eylemine katıldı. Politik İslamcı hareket içerisinde böylesi bir çıkış, doğal olarak basının ve kamuoyunun dikkatini çekti ve bir bakıma ‘1 Mayıs’ın gündemini belirledi.
Türkiye’de politik İslamcı hareket ve onun toplumsal dayanağı olan cemaatler, hiçbir dönem anti-emperyalist bir çizgiye sahip olmadılar. Ortadoğu Arap dünyasının halkları, en azından anti-Amerikancılık bir geleneğe sahiptir. Bölgenin politik İslamcı hareketleri, ideolojik-politik olarak dünya kapitalist sistemine entegre olmaya son derece yatkın olmakla birlikte, Arap halkalarında anti-Amerikancılık ekseninde anti-emperyalist damar güçlüdür.
Türkiye’de ise tersine, geleneksel devlet politikasının en büyük savunucuları İslamcılar oldu. Kemalist rejimin, ırkçı ve milliyetçi damarına sımsıkı sarıldılar, savundular. Devletçi ve Türkçülük geleneğinin birer savunucuları olarak, anti-faşist ve anti-emperyalist mücadele çizgisine sahip devrimci harekete karşı daima düşmanca bir politika izlediler. Örneğin, cemaat liderleri, Kemalist ordunun darbelerini çok açık olarak desteklediler. Generaller, devrimci harekete karşı çok kapsamlı saldırılar yaparken cemaatlerin gelişmesi için bütün olanakları sundular.
Deniz Gezmişler, 6. Filoya karşı kitlesel eylemler yaparken, cemaat liderleri, devrimcileri ‘din düşmanı, anarşist, vatan haini’ ilan etmişlerdi. İslamcı yazar biri Mehmet Şevki Eygi’nin ABD’yi ‘Müslümanların koruyucusu’ ve 6. Filo’ya karış eylem yapan devrimci gençliği ise ‘vatan haini’ ilan etmişti. Bugün Erdoğan ile iktidar mücadelesine tutuşan Gülen, ‘Deniz Gezmiş’in cenaze namazının kılınmasının günah olduğu’ ve ‘Kenan Evren’e laf söyleyenin dişini sökerim’ gibi söylemleri hala hafızalardadır.
12 Eylül 1980’de gerçekleştirilen askeri darbeyle, cemaatler ile generaller devletin ideolojik ve politik şekillenmesinde buluştular. Türk-İslam sentezi devletin resmi ideolojisi haline geldi. İslamcıların devletin stratejik kurumlarında örgütlenerek bugünkü politik güce ulaşırken, sistemle hiçbir dönem çatışma halinde olmadılar, toplumun sosyal, ekonomik ve politik hakları için eylemde bulunmadılar. Hatta tersten bir tutum olarak devletten yana bir tutum aldılar. Bazen çok küçük marjinal grupların çıkışları olsa da, politik bir strateji olarak benimsenmedi ve uygulanmadı.
Devletleşerek sistemin iktidar gücü haline gelmen İslamcı toplumun farklı katmanları arasındaki sosyo-politik farklılaşma hızla arttı/artıyor. İslamcı hareket devletleşirken, kendi egemen burjuvazisini yarattı, sosyal kurumlaşmalarını oluşturdu, medya gücünü kurdu ve önemli bir yazar-entelektüel güce ulaştı. Toplumun farklı kesimleri içinde örgütlendiler, memur ve işçi sendikalarında önemli bir güç haline geldiler. Bu bakımdan İslamcı hareket toplumun sosyo-politik değişimi içerisinde sistem ilişkilerini belirleyen bir güç haline gelirken, aynı zamanda geçmişte oluşan sosyolojik taban arasındaki farklılaşama da derinleşti. İslamcı sosyal tabanın çok önemli bir kesiminin yoksulardan oluşması ve çok küçük bir azınlığın tekelci ve orta boy sermaye grubunu temsil ederek devletin erk gücü haline gelmesi, tabandan kopuşu kaçınılmaz hale getiriyor.
Anti-Kapitalist Müslüman Gençlerin çıkışı bir bakıma kendi burjuvazisine karşı, ‘yeni’ bir alternatif yaratma arayışlarıdır. Bu politik eğilimin gelişip güçlenmesi ise tamamen sosyo-politik koşullarla ilişkilidir. Ancak ortaya çıkan tablo görmezlikten gelinmez ve devrimci hareket bakımından çok yönlü analiz etmesi gereken bir durumdur.
Ortaya çıkan bu politik hareketin sübjektif niyetini bilemeyiz ama objektif olarak önemsenmesi gerekiyor. Henüz yeni bir adım ve nereye doğru evirileceği konusunda peşinen fikir yürütmek zor ama mevcut tabloyu nasıl yorumlayabiliriz?
Bu gelişmenin çok yönlü analiz edilmesi önemlidir. İslamcı harekette meydana gelen söz konusu saflaşmasının hiç şüphesiz ki sosyo-politik bir temeli bulunuyor. İslamcı hareket içerisinde de tarihsel bir kopuş ve saflaşma kaçınılmazdır. Bu çıkış İslam’ın aynı zamanda sosyolojik bir olgu olarak ele alınması ve buna denk düşen sosyo-politik taleplerin gündemleştirilmesi olarak ortaya çıkabilir.
Latin Amerika’daki Hıristiyan geleneği temsil eden aynı zamanda Latin Amerika kıtasında çok önemli bir sosyal hareket haline gelen ‘Kurtuluş Teolojisi’ akımının İslamcı versiyonu oluşabilir.
1960 yılların başından ortaya çıkan büyük bir toplumsal hareket olan Kurtuluş Teolojisi’nin, “önden gelen kesimlerini (rahipler, dinî tarikatlar ve piskoposlar), kilisedışı dinî hareketleri (Katolik Eylem, Hıristiyan öğrenci hareketi ve Hıristiyan genç işçiler), halk desteğine sahip piskopos komitelerini, emek, toprak ve şehirle ilgili piskopos komitelerini ve kilise cemaatlerini içerir.” Örneğin Brezilya Komünist Partisi’nin 1967 yılındaki kongresinde, “üretim araçlarının toplumsallaştırılması üretici güçlerle üretim ilişkilerinin günümüzdeki düzeyine denk düşmemektedir” biçimindeki değerlendirmesiyle 1973 yılında ‘Kilisenin Şiarı’ (The Cry of the Church) isimli kitapta yayılan değerlendirmeler, birbirini tamamlar niteliktedir. Brezilya’nın orta-batı bölgesindeki piskoposlar ve önde gelen rahipler Kilisenin Şiarı adıyla bir belge yayınlarlar ve şunları söyler: “Kapitalizm aşılmalıdır. O en büyük kötülük, birikmiş günah ve çürümüş kök, o, verdiği her meyveyi -sefalet, açlık, hastalık ve ölümü- çok iyi bildiğimiz bir ağaçtır. Kapitalizmin aşılması için üretim araçları (fabrikalar, toprak, ticaret ve bankalar) üzerindeki özel mülkiyet kaldırılmalıdır.” Hıristiyan Kurtuluş Teolojisi’nin temel felsefesini oluşturan bu yaklaşım, Latin Amerika’nın toplumsal hareketlerin yönünü belirlemede önemli bir etkide bulundu. Kurtuluş Teolojisi’ni savunanların pratik-politik yönelimlerine bakıldığında, dönemsel Latin Amerika devrimci hareketlerine ve toplumsal devrimlerine önemli bir destek sundukları görülür.
Hiç şüphesiz ki, İslam ile Hıristiyanlık arasında, İslam coğrafyasının sosyol ekonomik, kültürel ve tarihsel süreçleri ile Latin Amerika arasında çok önemli farklılıklar bulunmaktadır. Bu önemli farklılıklara rağmen Ortadoğu coğrafyasında İslamcı politik hareket içerisinde toplumsal ve politik talepleri bakımından kapitalist sisteme yönelik bir eleştiri içinde gelişebilecek yeni tarihsel bir kopuşun nesnel zemini bulunmaktadır.
Yaklaşık olarak 250 kişi olan ‘Antikapitalist Müslüman Gençler’, Türkçe, Kürtçe, Arapça ve Ermenice "Kölelere özgürlük" pankartı ile yürüdüler. Ayrıca yukarı da vurguladığımız önemli bazı noktalar konusunda önemli bir özeleştiri yapmaları dikkat çekicidir. İhsan Eliaçık camii avlusunda yaptığı konuşmada şunları söyledi: ''40 yıl önce burada ve camilerde toplanan gençler Deniz Gezmiş’i taşlamak için toplanmıştı, taşlamıştı da. Biz bu zihniyetin yönlendirdiği İslami anlayışla ayrıldığımızı, reddi miras yaptığımızı bu kortejle duyuruyoruz.'' Bu tespit aynı zamanda kendi geçmişleriyle yüzleşme bakımından önemlidir. Şeyh Bedrettin’in belirttiği gibi "Mülk Allah'ındır", "Emperyalizme, NATO'ya dur de", "kul hakkını yememenin erdemini tüm emekçilere duyurmak için" gibi söylemleri, beyaz karanfiller taşımaları, ayrıca kortejde yürüyen İslamcı kadınların, cinsel, ulusal, sınıfsal sömürüye karşı olduklarını belirten pankartlar taşımaları politik talepleri bakımından oldukça önemlidir. “Ermeni ve Alevi halkların katledilmesine karşı, vicdani ret hakkının tanınması için, nükleer santraller ve HES'lerin durdurulması için, Kürt sorununun demokratik çözümünün sağlanması, barışa bir ses vermek için” 1 Mayıs'a katıldıklarını açıklamaları da sıradan bir eylem olarak algılanmamalıdır.
Bir internet sitesinde editör olan Zeynep Duygu şunları söylüyor: "Daha önce ben ve arkadaşlarım bireysel olarak katılmıştık. Grup olarak ilk kez katılıyoruz. Çünkü biz ezilenlerin yanındayız. Dilin vicdan yüzüyle kara verdik. Fatih’ten Taksim’e iki dünyayı bir araya getirmek için ve bütün ideolojileri atıp bir arada olmak için yürümek istiyoruz. Biz ezilenler için onların yanında olan herkesle tek çatı altındayız."
İslamcıların toplumsal tabanı içerisinde bu tür politik gruplar veya hareketler çok daha fazla çıkacaklardır. Sistemin iç çelişkileri derinleştikçe, İslamcı hareketin etki alanında bulunan geniş yığınlar içerisinde bu tür oluşumların ortaya çıkmasının nesnel zemini bulunuyor. Bugün İslamcıların etki alanında bulunan devletle, toplumun ezilen kitleleri arasındaki çelişki ve çatışma derinleştikçe, toplumun sosyal ve politik taleplerini esas alan pratik-politik yönelim bakımdan ilerici-devrimci İslamcı politik örgütler ortaya çıkacaktır.
Sorun temel olarak iki yönlü analiz edilmelidir. Birincisi sosyolojiktir. Toplumun sosyal katmanları arasında önemli bir güç olan İslamcılığın kendi iç arayışlardır. İslam yeni bir sosyolojik yorumu olarak ortaya çıkacak olan bu güçlerin toplumsal tabanı çok daha hızlı gelişebilir. Bunun nesnel zemini bulunuyor. Din faktörünün kullanılması öncelikli bir avantajdır. Toplumsal taban ile kendileri arasındaki ruhsal-manevi/dinsel bağı gibi sosyal olgular kullanarak etki alanlarını yaratabilirler.
İkinci nokta sosyo-politik alandır. Politik olarak İslamcı kapitalist sistemin kitlelerin sosyal-politik taleplerine yanıt olmayacağını görmektedirler. Daha önce destekledikleri güçlerin devletleşerek, kitlelerin karşısına çıkması hem de İslamcı kimliğiyle çıkmış olmaları, tersten politik karşı koyuşu zorunlu kılmaktadır. Arz-talep ilişkisine benzer bir şekilde, ileri sürülen ekonomik, soysal ve politik taleplerin yanıtsız kalması ve tersine baskılara dönüşmesi, İslamcı hareket içinde alternatif politik çıkışları ortaya çıkarmaktadır. Önümüzdeki yıllarda bu çok daha karmaşıklaşarak gelişecektir. Objektif olarak devrimci rol oynayabilecek İslamcı politik hareketler gibi Hizbullah, El-Kaide gibi politik hareketler de oluşacaklardır. Devletleşen İslamcılık dışında, toplumsal tabanda farklılaşma İslamcı hareket için zorunlu bir sonuçtur.
Devrimci hareketin kitlelerden kopmuş olması, toplumsal tabanının önemli oranda zayıflaması, Antikapitalist Müslüman Gençler gibi gruplar içinde ayrıca önemli bir avantaj oluşturmaktadır. Bu bakımdan devrimci hareketin kendisini sorgulaması da ayrı bir sorun olarak karşımızda duruyor.
Politik-pratik eylem toplumsal hareketlerin niteliğini belirler. Yaşam içinde değişimde bir o kadar kaçınılmazdır. İleri sürülen politik taleplerle eylem bütünlüğü hareketin niteliğini çok daha belirginleşecektir. Bu bakımdan ‘Antikapitalist Müslüman Gençler’ olarak ortaya çıkan grubun izleyeceği politik-pratik yönelim, aynı zamanda İslam’ın yeni bir sosyolojik ve sosyo-politik yorumunu gündeme getirecektir.
Bugünkü haliyle, İslamcı hareket içinde, İslamcı devlet güçlerine muhalif bir alternatif grubun ortaya çıktığını ve devrimci hareketin doğal müttefiki olacağına dair bazı verilen bulunuyor. Karşılıklı etkileşim ve dönüşüm bu sürecin önemli bir halkası olacaktır. Toptan reddetme yerine, tanımayı esas alarak ilerlemek daha doğrudur.
Gokyuzu9@aol.com
Kaynak: Sendika.org
Koyulaştırmalar bana ait.
Meseleyi gayet derli toplu ve sarih bir açıdan değerlendiren önemli bir makale olduğu kanaatindeyim.
Jolly Jocker
10-05-2012, 17:06
Koyulaştırmalar bana ait.
Meseleyi gayet derli toplu ve sarih bir açıdan değerlendiren önemli bir makale olduğu kanaatindeyim.
Sevgili AlbatrosS, koyulaştırdığın o kısıma bakalım(zira geri kalan kısımlarda adam resmen saçmalamış): ''Bugünkü haliyle, İslamcı hareket içinde, İslamcı devlet güçlerine muhalif bir alternatif grubun ortaya çıktığını ve devrimci hareketin doğal müttefiki olacağına dair bazı verilen bulunuyor. Karşılıklı etkileşim ve dönüşüm bu sürecin önemli bir halkası olacaktır. Toptan reddetme yerine, tanımayı esas alarak ilerlemek daha doğrudur.''
Bu grubun islamcı hareket içinden çıktığı ve anti-kapitalist vurgu yapsa da hala islamcı olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Evet islamcıdırlar zira kapitalizme bile dine referansla karşı çıkmaktadırlar. Her politik söylemine ayet ve hadis kaynak göstermektedirler. Referans ve çıkış noktaları sadece dindir. Bunlar anti-kapitalist soslu islamcılardır.
Egemen durumda olan dinci iklim, kendi muhalifini bile dinin içinden çıkarıyor. Bunu kabul edemeyiz. İslamcılığın hiçbir şeklini kabul edemeyiz. Önemli olan dinin siyasallaşmamasıdır. Din, bireyin iç dünyasında sınırlı kalmalıdır. Politik tercihler ise bireysel görüşler neticesinde yapılmalıdır. Dini böyle yorumlayan milyonlarca sünni müslüman var. Aleviler var. Bu grup ise dini siyasallaştırıyor. ''Bugüne dek din bize karşı siyasallaştı, şimdi sıra bizde!'' tepkisini anlayabilirim ama yanlış ve çok tehlikeli bir tepkidir bu.
Anti-kapitalist müslüman gençlerin anti-kapitalistlik vurgusuyla yetinmeyip müslümanlık vurgusu da yapması, dine bakmadan herkesi kapsayan parti ve sendikalardan ayrı durması büyük bir hatadır ve çok tehlikelidir. Bunun adı işçi sınıfını din temelinde bölmektir. İslamcıların arasına gidip fikirlerini yaysalar neyse ama solun içine girip ne yapmaya çabalıyorlar? Biz zaten anti-kapitalistiz. Bizim aramızda neyin mücadelesini veriyorlar? İslamı satmaya kalkıyorlar, başka bir dertleri yok. ''Biz dine sol yorum getirelim, siz de müslüman olun.'' Mustafa Peköz de yazısında karşılıklı etkileşimden bahsetmiş. Biz bunların nesinden etkileneceğiz?
Kadın meselesi de hala çok belirsiz. Güya cinsiyetçiliği eleştiren sloganlar atmışlar. Ama tesettür konusunda net değiller. Kadına tesettür zorunluluğu cinsiyet ayrımcılığıdır oysa. Eşcinsellik konusunda da net değiller. Mazlum-Der gibi onca ''eşcinsellere şefkat'' söyleminin ardından, ''çünkü onlar hastadır, hastaya şefkat lazım'' diye saçmalamaları çok muhtemel. Çünkü Kuran'ın eşcinselliğe bakışı ortada. Kadınlar hakkındaki ayetleri eleştirip ''Biz böyle düşünmüyoruz'' demek yerine, saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Bunu kimse yemez. Dinci hocalarla girecekleri tartışmaları kaybederler. Dinlerini, kitaplarını eleştiremiyorlar. Anti-kapitalist bir yorum yükleyip mükemmellik iddiasını sürdürüyorlar. Yani dogmatizm konusunda geleneksel dincilerden zerre farkları yok.
Zaten bu topraklarda islamın içinden bir muhalif hareket yükselmiştir, adı da Aleviliktir. Buyursun Alevi olsunlar madem iyi niyetliler. Kadın konusunda, insan merkezli bakış konusunda, şeriatı aşmak ve dini siyasallaştırmamak konusunda, cehennem saçmalığını aşmak konusunda v.s. Alevilik biçilmiş kaftandır. O dururken ne diye bunlara bakalım?
Din konusunda sola gerekli olan, onun anti-kapitalist yorumundan medet ummak değil, dinin siyasete ve toplumsal yaşamı düzenlemeye bulaşmamasıdır. Bu kadarı yeterlidir. İnanç, bireyselliği boğmasın yeter. Gerisi tehlikelidir. Ve bu grup tehlikeli.
Bugün din öyle hegemon konuma geldi ki, birileri çıkıp ''Bu memlekete sosyalizm lazımsa onu da biz müslümanlar getiririz!'' deme cüretinde bile bulunuyor. Anti-kapitalist mücadeleyi dinselleştirme amacı gütmekten başka bir derdi yok bu grubun. Aksi halde diğer parti ve sendikalarla birlikte bulunur, dinsel sloganlar atmazlardı. ''Allah, ekmek, özgürlük'' diye slogan atıyorlar. Ne alaka? Allah'ın ekmekle ne alakası var? Peygamber dedikleri adamın kaç tane köle ve cariyesi olduğunu bilmiyorlar mı? Anti-kapitalist gözükerek solun olası din eleştirisini engellemeye kalkıyori dini olduğundan farklı gösterip ömrünü uzatmaya çabalıyorlar. Baştan sona misyoner girişimidir bu. Ağızlarını burunlarını kıralım demiyorum. Tehlikeyi görelim, ona göre davranalım diyorum.
Şunu da söyleyeyim, bir yandan islamcıların tarihini güya eleştirecekler ama hala islam vurgusunda ısrar edecekler! Gerçek bir eleştiri, islamın eleştirisidir. Gerisi hikayedir, soytarılıktır. İslamcılar Denizlere islam yüzünden kurşun sıktılar. Mesele Denizlerle de sınırlı değil. İslamcıların, dindarların tarih boyunca hakkını arayan ezilmişlere ve farklı inançlara nasıl zulmettiklerini biliyoruz. Ayrımcı ve şiddet içerikli ayetlere özeleştiri yapmadan hiçbir şeyin özeleştirisini yapmış olamazlar.
AlbatrosS
10-05-2012, 18:30
Sevgili AlbatrosS, koyulaştırdığın o kısıma bakalım(zira geri kalan kısımlarda adam resmen saçmalamış): ''Bugünkü haliyle, İslamcı hareket içinde, İslamcı devlet güçlerine muhalif bir alternatif grubun ortaya çıktığını ve devrimci hareketin doğal müttefiki olacağına dair bazı verilen bulunuyor. Karşılıklı etkileşim ve dönüşüm bu sürecin önemli bir halkası olacaktır. Toptan reddetme yerine, tanımayı esas alarak ilerlemek daha doğrudur.''
Bu grubun islamcı hareket içinden çıktığı ve anti-kapitalist vurgu yapsa da hala islamcı olduğunu göz ardı etmemek gerekir. Evet islamcıdırlar zira kapitalizme bile dine referansla karşı çıkmaktadırlar. Her politik söylemine ayet ve hadis kaynak göstermektedirler. Referans ve çıkış noktaları sadece dindir. Bunlar anti-kapitalist soslu islamcılardır.
Egemen durumda olan dinci iklim, kendi muhalifini bile dinin içinden çıkarıyor. Bunu kabul edemeyiz. İslamcılığın hiçbir şeklini kabul edemeyiz. Önemli olan dinin siyasallaşmamasıdır. Din, bireyin iç dünyasında sınırlı kalmalıdır. Politik tercihler ise bireysel görüşler neticesinde yapılmalıdır. Dini böyle yorumlayan milyonlarca sünni müslüman var. Aleviler var. Bu grup ise dini siyasallaştırıyor. ''Bugüne dek din bize karşı siyasallaştı, şimdi sıra bizde!'' tepkisini anlayabilirim ama yanlış ve çok tehlikeli bir tepkidir bu.
Anti-kapitalist müslüman gençlerin anti-kapitalistlik vurgusuyla yetinmeyip müslümanlık vurgusu da yapması, dine bakmadan herkesi kapsayan parti ve sendikalardan ayrı durması büyük bir hatadır ve çok tehlikelidir. Bunun adı işçi sınıfını din temelinde bölmektir. İslamcıların arasına gidip fikirlerini yaysalar neyse ama solun içine girip ne yapmaya çabalıyorlar? Biz zaten anti-kapitalistiz. Bizim aramızda neyin mücadelesini veriyorlar? İslamı satmaya kalkıyorlar, başka bir dertleri yok. ''Biz dine sol yorum getirelim, siz de müslüman olun.'' Mustafa Peköz de yazısında karşılıklı etkileşimden bahsetmiş. Biz bunların nesinden etkileneceğiz?
Kadın meselesi de hala çok belirsiz. Güya cinsiyetçiliği eleştiren sloganlar atmışlar. Ama tesettür konusunda net değiller. Kadına tesettür zorunluluğu cinsiyet ayrımcılığıdır oysa. Eşcinsellik konusunda da net değiller. Mazlum-Der gibi onca ''eşcinsellere şefkat'' söyleminin ardından, ''çünkü onlar hastadır, hastaya şefkat lazım'' diye saçmalamaları çok muhtemel. Çünkü Kuran'ın eşcinselliğe bakışı ortada. Kadınlar hakkındaki ayetleri eleştirip ''Biz böyle düşünmüyoruz'' demek yerine, saçma sapan yorumlar yapıyorlar. Bunu kimse yemez. Dinci hocalarla girecekleri tartışmaları kaybederler. Dinlerini, kitaplarını eleştiremiyorlar. Anti-kapitalist bir yorum yükleyip mükemmellik iddiasını sürdürüyorlar. Yani dogmatizm konusunda geleneksel dincilerden zerre farkları yok.
Zaten bu topraklarda islamın içinden bir muhalif hareket yükselmiştir, adı da Aleviliktir. Buyursun Alevi olsunlar madem iyi niyetliler. Kadın konusunda, insan merkezli bakış konusunda, şeriatı aşmak ve dini siyasallaştırmamak konusunda, cehennem saçmalığını aşmak konusunda v.s. Alevilik biçilmiş kaftandır. O dururken ne diye bunlara bakalım?
Din konusunda sola gerekli olan, onun anti-kapitalist yorumundan medet ummak değil, dinin siyasete ve toplumsal yaşamı düzenlemeye bulaşmamasıdır. Bu kadarı yeterlidir. İnanç, bireyselliği boğmasın yeter. Gerisi tehlikelidir. Ve bu grup tehlikeli.
Bugün din öyle hegemon konuma geldi ki, birileri çıkıp ''Bu memlekete sosyalizm lazımsa onu da biz müslümanlar getiririz!'' deme cüretinde bile bulunuyor. Anti-kapitalist mücadeleyi dinselleştirme amacı gütmekten başka bir derdi yok bu grubun. Aksi halde diğer parti ve sendikalarla birlikte bulunur, dinsel sloganlar atmazlardı. ''Allah, ekmek, özgürlük'' diye slogan atıyorlar. Ne alaka? Allah'ın ekmekle ne alakası var? Peygamber dedikleri adamın kaç tane köle ve cariyesi olduğunu bilmiyorlar mı? Anti-kapitalist gözükerek solun olası din eleştirisini engellemeye kalkıyori dini olduğundan farklı gösterip ömrünü uzatmaya çabalıyorlar. Baştan sona misyoner girişimidir bu. Ağızlarını burunlarını kıralım demiyorum. Tehlikeyi görelim, ona göre davranalım diyorum.
Şunu da söyleyeyim, bir yandan islamcıların tarihini güya eleştirecekler ama hala islam vurgusunda ısrar edecekler! Gerçek bir eleştiri, islamın eleştirisidir. Gerisi hikayedir, soytarılıktır. İslamcılar Denizlere islam yüzünden kurşun sıktılar. Mesele Denizlerle de sınırlı değil. İslamcıların, dindarların tarih boyunca hakkını arayan ezilmişlere ve farklı inançlara nasıl zulmettiklerini biliyoruz. Ayrımcı ve şiddet içerikli ayetlere özeleştiri yapmadan hiçbir şeyin özeleştirisini yapmış olamazlar.
Biz bu çocukların henüz ''ne olduklarını'' dahi tam anlamıyla bilmezken ve politik tutumlarını net biçimde görmezken bu iddialar faraziyeden öte nasıl gidebilir? Boyları ve cisimleri ne ki bu çocuklar bu ''kadar'' acımasız biçimde eleştirilmeyi hak ediyorlar?
Birçok açıdan ön görülerin haklı çıkabilir; ancak, şu ana kadar ortaya koydukları tutumla(an itibariyle) bu eleştirilerin birçoğunu hak etmiyor bu arkadaşlar. Kaldı ki bu meseleye bakarken ''sosyolojik ve kültürel'' bazı realiteleri göz ardı etmektesin. Bu arkadaşların söyledikleri çok önemli bir şey var: Bizler, redd-i miras yapıyoruz. Bak, bu meseleyi bugüne kadarki ''anti-kapitalist'' gibi görünen buna benzer sünni-ortodoks tutumlarla karıştırma. İhsan Eliaçık, Kur'anda CİN SURESİ'ne rağmen ''cinler, doğa üstü varlıklar vs insanlığın anlama çabasının tezahürüdür; yok böyle bir şey'' demiş biridir. Bu herifler ''geleneğe'' bodoslama giriyor yahu, az bir şey mi?
Bu arkadaşların ''gelenek'' kopuşları Milli Görüş çizgisinden AKP'nin ayrıldığı nokta gibidir. Birçok ''benzer'' yön olduğunu iddia edebilirsin; ancak, AKP Milli Görüş'ten çok daha esnek ve geniş(ılımlı) bir çizgiyi temsil eder. Bu da az-buz bir şey değildi. Hatırlarsan, bu heriflere ''kaçın şeriat geliyor'' naraları atanlar oldu. Bense her zaman şu itirazı yaptım: AKP dindar bir muhafazakarlığı getirebilir; ama bunun ŞERİATLA alakası yok. Dahası iktidarı ''şeriat'' üzerinden eleştirmenin ne denli ''hata ve sapma'' olduğunu gördük.
Aynı şeyi bu arkadaşlara yapmak haksızlık değil midir?
Bu çocuklar CHP tabanındaki birçok gençten katbekat ''ilerici''görüşlere sahip: Saymamı ister misin?
- Kem küm etmeden ''anadilde eğitim''i kabul ediyorlar.
- Alevilere hiç de öyle kem-küm etmeden haklarını teslim ediyor; hatta onları ''bizim tanımlamamız hakarettir'' diyorlar.
- Aynı şeyi eşcinseller ve ateistler için de söylemekteler.
İçlerinde ''farklı'' düşünenler elbette var: Örneğin Ermeni katliamlarına bir tanesi ''soykırım'' derken bir tanesi ''büyük kıyımlar var ama soykırım diyemem'' dedi. Dedi ama Ermenilerin de bu ülkede çok ciddi gayrı demokratik haksızlıklara ve zulme uğradığını da ekledi!
Zeus, kozmoz aşkına ''BU KADARINI'' kaç tane CHP'li genç söyleyebiliyor?
İçlerinde demokrat Kürtlerden oldukça düzgün eğitimli imam hatip kökenli gençlere kadar birçok farklı sima var. Bu çocuklar ''ortodoks'' anlayıştan RADİKAL yönden daha farklı bir şey daha yapıyor üstelik:
Özellikle cemaatlerde bir kültürel davranış modeli olan ''itaat, disiplin ve büyüklere sadakat''i reddediyor!
Dahası bunun bir YOZLAŞMA VE BİAT kültürü yarattığını söylüyor. Kozmoz aşkına, hangi Sünni ''ortodoks'' cemaat mensubu bu tavrı koydu bugüne kadar?Dikkat edin, bu olay İslam mistisizminde de yeri olan klasik ''usta-çırak'' ilişkisinin dinsel bir tezahürü olan ''mürşid-pir'' hiyerarşik taassub zincirini kırıyor ve reddediyor. İslam mistisizmi, tasavvufu ve ekollerine vakıf değilsen bunun anlamını anlamayabilirsin. Bu dediğim ''düpedüz'' radikal ve zihni bir ko****ur*(geleneğin kendi içinde)
Bu yapı da, tüm ideolojik kültürel formasyonlar gibi, iktidar mevkisi ve şansına ulaştığı an'da yozlaşma ve idealarına ihanet etme olasılığına sahiptir. Zeus-kozmoz aşkına, bu olasılığa ''komünistler'' sahip değil mi? Yapmadılar mı?
Dostum;
Bu arkadaşları ''islam mistisizmi ve davranış/yetişme ritüelleri''ni araştırdıktan sonra(tarikat-mürşid-irşad silsilesi) daha dikkatli bir gözle incelemeni naçizane tavsiye ederim. Belki sen haklısındır, ben şimdilik bekleyip görmeyi daha uygun buluyorum.
*Bu dediğim radikal ve zihni bir ''kop-uştur'' cümlesi sansüre uğruyor. Sanırım otomatik bir şey . Küfür etmiyorum :)
Jolly Jocker
10-05-2012, 22:22
Bu arkadaşların söyledikleri çok önemli bir şey var: Bizler, redd-i miras yapıyoruz.
Dahası iktidarı ''şeriat'' üzerinden eleştirmenin ne denli ''hata ve sapma'' olduğunu gördük.
Bu çocuklar CHP tabanındaki birçok gençten katbekat ''ilerici''görüşlere sahip: Saymamı ister misin?
- Kem küm etmeden ''anadilde eğitim''i kabul ediyorlar.
- Alevilere hiç de öyle kem-küm etmeden haklarını teslim ediyor; hatta onları ''bizim tanımlamamız hakarettir'' diyorlar.
- Aynı şeyi eşcinseller ve ateistler için de söylemekteler.
Zeus, kozmoz aşkına ''BU KADARINI'' kaç tane CHP'li genç söyleyebiliyor?
Özellikle cemaatlerde bir kültürel davranış modeli olan ''itaat, disiplin ve büyüklere sadakat''i reddediyor!
Dostum;
Bu arkadaşları ''islam mistisizmi ve davranış/yetişme ritüelleri''ni araştırdıktan sonra(tarikat-mürşid-irşad silsilesi) daha dikkatli bir gözle incelemeni naçizane tavsiye ederim. Belki sen haklısındır, ben şimdilik bekleyip görmeyi daha uygun buluyorum.
Yoldaşım,
Ben de bekleyip görmeyi tavsiye ediyorum. Ama şimdiye dek gördüklerimi hiç beğenmedim. Bunu da söylemek zorundayım. Kendilerini düzeltirlerse ne ala. O zaman sorun yok elbette. Ama bu halleriyle aramızda yerleri yoktur. Bir daha ''Anti-Kapitalist Müslüman Gençlik'' adıyla alana sokulmamalılar bence. Sendikalarda, partilerde pek çok inançtan insan var. Onların arasına neden karışmıyorlar ''kozmos aşkına''? Niye anti-kapitalist vurgusuyla yetinmiyor da müslümanın da altını çiziyorlar? Bunun adı işçi sınıfını inanç temelinde bölmek değil midir? Biz zaten anti-kapitalistiz, bize ne anlatacaklardı ki? Sırf islamın aslında solcu olduğu yönünde BİZE propoganda yapmak için geldiler oraya.
Bunlar yakında ya da bir süre sonra belli bir güce ulaştıklarında, ''Müslüman mahallesinde marksizm satılmaz, bize biat edin'' demeyecekler mi? Onlar demse sağ bunun basıncını yapacaktır. Hangi inanç olursa olsun, siyasete karışmamalı, bireyselliği baskılamamlıdır. İnsanlar solda durmayı inançları gereği değil, bireysel tercihleri gereği savunmalıdır. Böyle olursa ancak anlamı olur. Anti-kapitalist içerik edindi diye dinin siyasallaşmasına göz mü yumacağız yani? Bu kabul edilemez. Amaçları bu gibi görünüyor. Çünkü müslüman vurgusu yapıyorlar, bunu isim olarak da alıyorlar, ayrı bir grup olarak duruyorlar ve politik başlıklarının tümü dine dayanıyor. Bunun adı islamcılıktır. Adamlar günümüz kapitalizmine karşı çıkmak için Musa-Firavun kıssasına sığınıyorlar yahu, daha ne olsun?
Bak tesettür konusu önemli. Kadın konusunda ayetleri tam olarak nasıl yorumluyorlar o da belli değil. Eşcinsellerin hakkını savunma işini de neticede ''hastalara şefkat göstermeye'' bağlayabilirler. Kuran'ı da eleştirebilmeleri, dogmatizmi kırmaları gerekiyor. Ama Kuran'ın anti-kapitalist olduğunu iddia edip o haliyle tabulaştırmayı sürdürüyorlar. Bu tutumun beş kuruşluk kıymeti yok.
CHP'lilerin söyleyemediklerini söyleyebiliyorlar, evet. Ama CHP'lileri savunan yok ki zaten. Niye bu örneği veriyorsun bana? Asıl önemli olan, dinin bireyin iç dünyasında yaşanması, siyasete ve toplum yaşamına karışmamasıdır. Bu bizim temel ilkemizdir. Dinin siyasete ve toplumsal yaşamasına -antikapitalist söyleme kanıp- göz yumarsan, yarın öbür gün çıkar herhangi bir konuda öküzce bir laf ederler, apışıp kalırız bu sefer.
İtaat, disiplin, büyüklere sadakat v.s. alevilikte var mı? Benim bildiğim, dede otoritesini bilgi ve görgüsüyle kurar, gönüllere hükmeder. Yoksa fiziksel bir yaptırımı yoktur. Ateizmde var mı? Olması imkansız. Seküler yaşayan pek çok sünni müslümanda var mı? O halde bu grupta da yok diyemi öveceğiz bunları? Allah'ın, peygamberinin, kitabının otoritesi yok mu sormayı ayıp? O ne olacak?
Bu grubun duyarlı olduğu şeyleri sıralamışsın. O konularda duyarlılıkları hakikaten varsa ne kadar güzel. Ama bu konularda duyarlı olmadan evvel birey olmak ve inanca kapılmadan bireysel kararla ve vicdanla duyarlı olmak lazım. Değerli olan budur bence. Yoksa inancın onu gerektirdiği için duyarlı olursa bunun bir anlamı yok son tahlilde. Yani kendinden farklı olanlara eziyet etmemen gerektiğini anlamak için ayet arıyorsan, sömürüye karşı çıkmak için dini buna göre yorumlayacak alim arıyorsan, emeğin hakkı için Musa-Firavun kıssalarına ihtiyaç duyuyorsan bunlara ne denebilirki? Bu durumun kendisi berbat bir kere! Kölelere özgürlük istemek için ayet alıntılıyorlar. O ayet olmasa kölelere özgürlük istemeyecekler miydi? İstemeyeceklerdi ise bu tam bir felakettir. Eğer gene isteyeceklerdi ise o zaman ayetlere ne gerek var, niye işe bunları da karıştırıyorlar? Bu kadar Allah-kitap lafı ederken nasıl olacak da ateistlerle, alevilerle, hıristiyanlarla bir araya gelecekler? Oraya hakkını aramaya gelen insanlara ne onların iman ettiği kitapta ne yazdığından? Bana ne bunların ayetinden, hadisinden? Ayette hadiste varsa bile niye oraya getiriyorsun bunu? Bireysel olarak gel yanıma benimle birlikte herkesin sahiplenebileceği seküler sloganları at. Bunların amacı kafir gördüklerine dinlerinin reklamını yapmak. Bunun için de anti-kapitalizm maskesi takmışlar. Belki samimidirler. Ama bu durum, yaptıkları şeyin sadece dinlerinin propogandası olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Bak dostum, eğer bu grup;
1- Antikapitalist vurguyla yetinseydi ve müslümanlık vurgusu da yapmasaydı, mitingte ayrı bir topluluk olarak durmasaydı,
2- Antikapitalist tutumu tümüyle dine endekslemek yerine sınıfsal-bireysel karşı koyuşun altını çizmeye fırsat veren bir üsluba sahip olsaydı,
3- Dini siyasallaştırmasaydı,
4- Kadın, eşcinsellik, şiddet, farklılıklara tahammül v.b. konularda sadece geçmişteki bazı işlamcıları değil Kuran'ın yetlerini de eleştirebilseydi, o zaman onlara olan tavrım bambaşka olurdu.
Ama şu halleriyle; dini siyasete alet eden, islamcı, redd-i mirası güdük ve görüntüsel, dogmatizmini aşamamış ve onu hala eleştiremeyen, kadın v.b. konularda güven vermeyen, bireyselliği inançla silikleştirme potansiyeli güçlü olan, müslümanlığı politik bir başlık olarak kullanan, inancını öne çıkarıp diğer gruplardan ayrı duran, işçi sınıfını inanç temelinde bölmeye hizmet eden, marksist mahallede antikapitalizm paravanası ardında islam satmaya kalkan bir grup görüntüsündeler. Bunlar onlara eleştirilerimdir. Dikkate alıp kendilerine çeki düzen verirlerse ne ala! Değilse, bunlar başa olacaklar demektir.
Marksizm herşeyi kavrayışa dönük bir yöntem sunar. Bu açıdan total bir yöntemdir. Kendine göre bir felsefesi, tarih analizi, sosyolojisi v.s. vardır, biliyorsun. Dinin de var. Bunlardan biri diğerinin içine giremez. Bunlar çelişmek zorunda. Er ya da geç. Çünkü rakipler. Çelişeceğin şeyi niye güçlendiriyorsun? Kitleselleşmek için islamcılardan medet umacak kadar mı acizleştik? Şöyle bir baktığında, ''Komünistlik yapacaksanız onu da müslüman olup yapın'' der gibi bir görüntü yok mu ortada? Tamam toplum muhafazakar ve git gide de muhafazakarlığı artıyor ama bunun çözümü islamın içinden arayışlara girmek değil, bu muhafazakar iklimi dağıtmaktır. Sence bu grupla bu iklimi ne kadar dağıtabilirizki? Solun yükseliş döneminde ortaya çıkmış bir hareket olsa hadi neyse(Kurtuluş Teolojisi gibi) ama şu dönemde sadece tehlike var.
Tabi herşeye rağmen mal bulmuş mağrubi gibi bunların üzerine atlayıp birlikte gıyabi namaz kılarak solculuk yapmak isteyenler olabilir. Engelleyemem ama hoşgörmem de.
''Allah, ekmek, özgürlük'' diye slogan attılar. Bu slogan bile ne kadar b.ktan bir slogan. Allahsız olunca ekmek ve özgürlüğe değer vermiyor muyuz yani? Bu sloganı bir de marksistlerin arasında atıyorlar! Dini siyasallaştırmak bu yüzden tehlikeli işte. Emeğin hakkını Allah'la ilişkilendirirsen, bizim gibi ateistleri bu alandan kovmak istiyorsun demektir. Bu kabak gibi ortada. Burada bir ideolojik hegemonya mücadelesi var. Artık radikal sol bile islam içinden yapılacak dayatması var. Bu grubun niyeti -düşük ihtimal, kendileri de farkında değil ama- buraya varıyor.
AlbatrosS
11-05-2012, 11:24
Yoldaşım,
Ben de bekleyip görmeyi tavsiye ediyorum. Ama şimdiye dek gördüklerimi hiç beğenmedim. Bunu da söylemek zorundayım. Kendilerini düzeltirlerse ne ala. O zaman sorun yok elbette. Ama bu halleriyle aramızda yerleri yoktur. Bir daha ''Anti-Kapitalist Müslüman Gençlik'' adıyla alana sokulmamalılar bence. Sendikalarda, partilerde pek çok inançtan insan var. Onların arasına neden karışmıyorlar ''kozmos aşkına''? Niye anti-kapitalist vurgusuyla yetinmiyor da müslümanın da altını çiziyorlar? Bunun adı işçi sınıfını inanç temelinde bölmek değil midir? Biz zaten anti-kapitalistiz, bize ne anlatacaklardı ki? Sırf islamın aslında solcu olduğu yönünde BİZE propoganda yapmak için geldiler oraya.
Lan Yoldaşım!!! :)
Dostum, sen ne dediğinin cidden farkında mısın? Adamlar Müslüman kimliğini vurguluyarak da olsa, 1 Mayıs'ta ''emek, kadın, kürt, alevi ve öteki'' sorunlarına işaret ettiler. 1 Mayıs'ta Taksim'de değil de Bursa'da olsalardı daha mı inandırıcı olurlardı?
Diğer bir mesele de şu:
Kafamızdaki kavramlara(ve şablonlara) hapsolmuyor muyuz? Adam kendini Müslüman kimliğiyle ifade etmek istiyorsa buyursun etsin.
Bunlar yakında ya da bir süre sonra belli bir güce ulaştıklarında, ''Müslüman mahallesinde marksizm satılmaz, bize biat edin'' demeyecekler mi? Onlar demse sağ bunun basıncını yapacaktır. Hangi inanç olursa olsun, siyasete karışmamalı, bireyselliği baskılamamlıdır. İnsanlar solda durmayı inançları gereği değil, bireysel tercihleri gereği savunmalıdır. Böyle olursa ancak anlamı olur. Anti-kapitalist içerik edindi diye dinin siyasallaşmasına göz mü yumacağız yani? Bu kabul edilemez. Amaçları bu gibi görünüyor. Çünkü müslüman vurgusu yapıyorlar, bunu isim olarak da alıyorlar, ayrı bir grup olarak duruyorlar ve politik başlıklarının tümü dine dayanıyor. Bunun adı islamcılıktır. Adamlar günümüz kapitalizmine karşı çıkmak için Musa-Firavun kıssasına sığınıyorlar yahu, daha ne olsun?
Sosyalist parti devrim yapsa bürokratik devlet vesayeti inşa etme imkanı olmayacak mı? Yine Stalin ve Sovyet benzeri tek tipçi ve otoriter bir yönetim inşa edilmeyecek mi?
Oluyor mu abi? Ne yaptığını fark ediyor musun?
Bak tesettür konusu önemli. Kadın konusunda ayetleri tam olarak nasıl yorumluyorlar o da belli değil. Eşcinsellerin hakkını savunma işini de neticede ''hastalara şefkat göstermeye'' bağlayabilirler. Kuran'ı da eleştirebilmeleri, dogmatizmi kırmaları gerekiyor. Ama Kuran'ın anti-kapitalist olduğunu iddia edip o haliyle tabulaştırmayı sürdürüyorlar. Bu tutumun beş kuruşluk kıymeti yok.
Senin sosyalist partinin demokrasiyi askıya almıyacağı belli değil; Stalin'i eleştirmeleri taktik olabilir, Lenin'i de Marks'ı da eleştirmelisin. Sosyalist olmayanları toplama kampına alabilir, insanların evlerine bile Kolhoz benzeri bir pratikle el koyabilirsiniz.
Oluyor mu yoldaş?
CHP'lilerin söyleyemediklerini söyleyebiliyorlar, evet. Ama CHP'lileri savunan yok ki zaten. Niye bu örneği veriyorsun bana? Asıl önemli olan, dinin bireyin iç dünyasında yaşanması, siyasete ve toplum yaşamına karışmamasıdır. Bu bizim temel ilkemizdir. Dinin siyasete ve toplumsal yaşamasına -antikapitalist söyleme kanıp- göz yumarsan, yarın öbür gün çıkar herhangi bir konuda öküzce bir laf ederler, apışıp kalırız bu sefer.
Sadece anlamak için. Bir devlet partisi CHP ve onun mobilize ettiği gençlere yıllarca ''ilerici'' roller biçti birtakım teorisyenler. (olan da olmayan da vardı elbette) Ben bunu da yapalım demiyorum. Stratejik ortaklık şu bu önerilerini de getirmiyorum. Bir ateist de olsam bu gençlerin oldukça değerli ve olumlu bulduğum yaklaşımlarını destekliyorum.
İtaat, disiplin, büyüklere sadakat v.s. alevilikte var mı? Benim bildiğim, dede otoritesini bilgi ve görgüsüyle kurar, gönüllere hükmeder. Yoksa fiziksel bir yaptırımı yoktur. Ateizmde var mı? Olması imkansız. Seküler yaşayan pek çok sünni müslümanda var mı? O halde bu grupta da yok diyemi öveceğiz bunları? Allah'ın, peygamberinin, kitabının otoritesi yok mu sormayı ayıp? O ne olacak?
Elbette Alevilikte katı bir disiplin yok. Ancak biz İslam'dan bahsediyoruz. İslam'ı ortodoks gelenek itibariyle temsil eden Sünni gelenekten. Zaten bu gençler de bireysel yaşamlarında ''tarikat'' silsilesi içinde değil; seküler bir yaşam süren gençler.
Bu grubun duyarlı olduğu şeyleri sıralamışsın. O konularda duyarlılıkları hakikaten varsa ne kadar güzel. Ama bu konularda duyarlı olmadan evvel birey olmak ve inanca kapılmadan bireysel kararla ve vicdanla duyarlı olmak lazım. Değerli olan budur bence. Yoksa inancın onu gerektirdiği için duyarlı olursa bunun bir anlamı yok son tahlilde. Yani kendinden farklı olanlara eziyet etmemen gerektiğini anlamak için ayet arıyorsan, sömürüye karşı çıkmak için dini buna göre yorumlayacak alim arıyorsan, emeğin hakkı için Musa-Firavun kıssalarına ihtiyaç duyuyorsan bunlara ne denebilirki? Bu durumun kendisi berbat bir kere! Kölelere özgürlük istemek için ayet alıntılıyorlar. O ayet olmasa kölelere özgürlük istemeyecekler miydi? İstemeyeceklerdi ise bu tam bir felakettir. Eğer gene isteyeceklerdi ise o zaman ayetlere ne gerek var, niye işe bunları da karıştırıyorlar? Bu kadar Allah-kitap lafı ederken nasıl olacak da ateistlerle, alevilerle, hıristiyanlarla bir araya gelecekler? Oraya hakkını aramaya gelen insanlara ne onların iman ettiği kitapta ne yazdığından? Bana ne bunların ayetinden, hadisinden? Ayette hadiste varsa bile niye oraya getiriyorsun bunu? Bireysel olarak gel yanıma benimle birlikte herkesin sahiplenebileceği seküler sloganları at. Bunların amacı kafir gördüklerine dinlerinin reklamını yapmak. Bunun için de anti-kapitalizm maskesi takmışlar. Belki samimidirler. Ama bu durum, yaptıkları şeyin sadece dinlerinin propogandası olduğu gerçeğini değiştirmiyor.
Bence yanıldığın şey tam da bu işte: Bu arkadaşlar -biz söylesek belki farklı düşünürler-zaten günümüz toplumsal, siyasal ve demokratik ilkelerinin yarattığı ahlaki-politik gerçekleri inançlarına monte ediyorlar. Kur'an böyle bir şey demese ''köleliğe razı mı olacaklar'' demek doğru değil. Çünkü sana ve birçok ateiste sorsam, bana Kur'anda kadının yerin dibine sokulduğu tonla ayet/örnek bulur mesela. Ama bu çocuklar bunu da reddediyorlar. Nereden mi biliyorum? Kortejlerinde kendilerine ''bayan'' değil ''kadın'' denmesini istediler. Kadının ezilmişliğini kem-küm etmeden söylüyorlar çünkü.
Bak dostum, eğer bu grup;
1- Antikapitalist vurguyla yetinseydi ve müslümanlık vurgusu da yapmasaydı, mitingte ayrı bir topluluk olarak durmasaydı,
2- Antikapitalist tutumu tümüyle dine endekslemek yerine sınıfsal-bireysel karşı koyuşun altını çizmeye fırsat veren bir üsluba sahip olsaydı,
3- Dini siyasallaştırmasaydı,
4- Kadın, eşcinsellik, şiddet, farklılıklara tahammül v.b. konularda sadece geçmişteki bazı işlamcıları değil Kuran'ın yetlerini de eleştirebilseydi, o zaman onlara olan tavrım bambaşka olurdu.
Eşcinselleri ''kendi kimlikleriyle'' örgütlenip siyasal alana yöneldikleri ve 1 Mayıs'a katıldıkları için afaroz mu ediyoruz? (hoş, geçmişte yapmak isteyenler olmadı değil) Benzer şey ''feministlerin'' de başına geldi. Sosyalizm gelince hepsini çözecek... diyen yaklaşımlar olmadı mı? İnsanları kendi kimlikleriyle alanlara gelmesinden neden rahatsız olalım ki?
Ama şu halleriyle; dini siyasete alet eden, islamcı, redd-i mirası güdük ve görüntüsel, dogmatizmini aşamamış ve onu hala eleştiremeyen, kadın v.b. konularda güven vermeyen, bireyselliği inançla silikleştirme potansiyeli güçlü olan, müslümanlığı politik bir başlık olarak kullanan, inancını öne çıkarıp diğer gruplardan ayrı duran, işçi sınıfını inanç temelinde bölmeye hizmet eden, marksist mahallede antikapitalizm paravanası ardında islam satmaya kalkan bir grup görüntüsündeler. Bunlar onlara eleştirilerimdir. Dikkate alıp kendilerine çeki düzen verirlerse ne ala! Değilse, bunlar başa olacaklar demektir.
Haksızlık ediyorsun bence. Bu gençleri yobaz sofularla bir tutuyorsun. Bu arkadaşlar öyle böyle değil; kendi içlerindeki derin bir geleneğe karşı geliyor, eğrisiyle doğrusuyla ''birey'' olmanın mücadelesini veriyorlar.
Marksizm herşeyi kavrayışa dönük bir yöntem sunar. Bu açıdan total bir yöntemdir. Kendine göre bir felsefesi, tarih analizi, sosyolojisi v.s. vardır, biliyorsun. Dinin de var. Bunlardan biri diğerinin içine giremez. Bunlar çelişmek zorunda. Er ya da geç. Çünkü rakipler. Çelişeceğin şeyi niye güçlendiriyorsun? Kitleselleşmek için islamcılardan medet umacak kadar mı acizleştik? Şöyle bir baktığında, ''Komünistlik yapacaksanız onu da müslüman olup yapın'' der gibi bir görüntü yok mu ortada? Tamam toplum muhafazakar ve git gide de muhafazakarlığı artıyor ama bunun çözümü islamın içinden arayışlara girmek değil, bu muhafazakar iklimi dağıtmaktır. Sence bu grupla bu iklimi ne kadar dağıtabilirizki? Solun yükseliş döneminde ortaya çıkmış bir hareket olsa hadi neyse(Kurtuluş Teolojisi gibi) ama şu dönemde sadece tehlike var.
Bak canım. Kültürel dinamikler, öyle her seferinde kendini bir ''şablon'' biçimiyle tekrar eden ürünler/yaklaşımlar değildir. Bunu da sana Marksizm söylemez; Kültür bilimi söyler. Defalarca söyledim, bu hareket için ''net'' bir tanımlama yapmak, belli bir yere oturtmak zor. Ancak bu söylemlerde ısrarcı ve tutarlı olurlarsa Sünni mütedeyyin gelenek arasında bir ''kara delik'' açarlar ve bu küçümsenecek bir şey olmaz. Bunun ittifakla şunla bunla ilgisi yok. Bir liberale sorsan karşısında kendine ''marksist ve solcu'' diyen alabildiğine ''sekter/stalinist'' katı bir yaklaşımdan ziyade ''özgürlükçü/anarşist sosyalist'' bir yaklaşımı bulmayı yeğler değil mi? Aynı şey. Ben de kaba sofu, disipliner ve otoriter islami gelenekten ziyade karşımda ılımlı, sufist, isyankar ve bazı vicdani kaygıları gelişkin insanlar isterim.
Tabi herşeye rağmen mal bulmuş mağrubi gibi bunların üzerine atlayıp birlikte gıyabi namaz kılarak solculuk yapmak isteyenler olabilir. Engelleyemem ama hoşgörmem de.
''Allah, ekmek, özgürlük'' diye slogan attılar. Bu slogan bile ne kadar b.ktan bir slogan. Allahsız olunca ekmek ve özgürlüğe değer vermiyor muyuz yani? Bu sloganı bir de marksistlerin arasında atıyorlar! Dini siyasallaştırmak bu yüzden tehlikeli işte. Emeğin hakkını Allah'la ilişkilendirirsen, bizim gibi ateistleri bu alandan kovmak istiyorsun demektir. Bu kabak gibi ortada. Burada bir ideolojik hegemonya mücadelesi var. Artık radikal sol bile islam içinden yapılacak dayatması var. Bu grubun niyeti -düşük ihtimal, kendileri de farkında değil ama- buraya varıyor.
Canım benim, adamların hedef kitlesi ''bizim mahalle'' değil. Fatih Camii'nden tutup geldiler. Hedefi anlıyor musun?
Jolly Jocker
11-05-2012, 21:34
1- Dostum, sen ne dediğinin cidden farkında mısın? Adamlar Müslüman kimliğini vurguluyarak da olsa, 1 Mayıs'ta ''emek, kadın, kürt, alevi ve öteki'' sorunlarına işaret ettiler. 1 Mayıs'ta Taksim'de değil de Bursa'da olsalardı daha mı inandırıcı olurlardı?
2- Kafamızdaki kavramlara(ve şablonlara) hapsolmuyor muyuz? Adam kendini Müslüman kimliğiyle ifade etmek istiyorsa buyursun etsin.
3- Senin sosyalist partinin demokrasiyi askıya almıyacağı belli değil; Stalin'i eleştirmeleri taktik olabilir, Lenin'i de Marks'ı da eleştirmelisin. Sosyalist olmayanları toplama kampına alabilir, insanların evlerine bile Kolhoz benzeri bir pratikle el koyabilirsiniz.
4- Bence yanıldığın şey tam da bu işte: Bu arkadaşlar -biz söylesek belki farklı düşünürler-zaten günümüz toplumsal, siyasal ve demokratik ilkelerinin yarattığı ahlaki-politik gerçekleri inançlarına monte ediyorlar.
5- Eşcinselleri ''kendi kimlikleriyle'' örgütlenip siyasal alana yöneldikleri ve 1 Mayıs'a katıldıkları için afaroz mu ediyoruz? (hoş, geçmişte yapmak isteyenler olmadı değil) Benzer şey ''feministlerin'' de başına geldi. Sosyalizm gelince hepsini çözecek... diyen yaklaşımlar olmadı mı? İnsanları kendi kimlikleriyle alanlara gelmesinden neden rahatsız olalım ki?
6- Haksızlık ediyorsun bence. Bu gençleri yobaz sofularla bir tutuyorsun. Bu arkadaşlar öyle böyle değil; kendi içlerindeki derin bir geleneğe karşı geliyor, eğrisiyle doğrusuyla ''birey'' olmanın mücadelesini veriyorlar.
7- Bak canım. Kültürel dinamikler, öyle her seferinde kendini bir ''şablon'' biçimiyle tekrar eden ürünler/yaklaşımlar değildir.
8- Bir liberale sorsan karşısında kendine ''marksist ve solcu'' diyen alabildiğine ''sekter/stalinist'' katı bir yaklaşımdan ziyade ''özgürlükçü/anarşist sosyalist'' bir yaklaşımı bulmayı yeğler değil mi? Aynı şey. Ben de kaba sofu, disipliner ve otoriter islami gelenekten ziyade karşımda ılımlı, sufist, isyankar ve bazı vicdani kaygıları gelişkin insanlar isterim.
9- Canım benim, adamların hedef kitlesi ''bizim mahalle'' değil. Fatih Camii'nden tutup geldiler. Hedefi anlıyor musun?
Numaralandırdım ki rahat yanıtlayayım.
1- Emek, kadın v.s. vurguları yapmalarının olumlu olduğunu belirttim. Ama buna tav olacak kadar aciz değiliz. Olumlu ama hiç yeterli değil. Hala çok ciddi bir kusur var: Dini politikleştiriyorlar. Bursa'da olmaları gerekmiyor, Taksim'de bizim yanımızda olsalardı, müslüman kimliği üzerinden ayrı durmasalardı yeterliydi. Anlatabiliyor muyum?
2- Kendini bir kimlikle ifade etmek ile dini politikleştirmek aynı şey mi sence? O zaman siyasal islama da karşı çıkmayalım, ''kendilerini böyle ifade ediyorlarsa buyursunlar'' diyelim! Neyi savunduğunun farkında mısın? Dinciliğe özgürlük ile faşizme özgürlük talebi arasında Çin Seddi yok.
3- Elbette Lenin ve Marks da eleştirilmeli. Teorinin otoriteryan her yanı eleştirilmeli. En başta zihniyet devrimi olmalı. Teorisi sakat adamın pratiğinden ne sonuç çıkacak? Dolayısıyla Kuran da eleştirilmeli. Yorumlama yapıp tabulaştırmaya devam etmek olmaz; eleştirilebileceğini kabul etmek gerekir en başta.
4- Esas mesele bu zaten: İnançlarını bireysel olarak iç dünyalarında yaşayıp siyasete bulaştırmamalı, siyasal konularda karar alırken bireysel davranmalıydılar. Ama tersini yapıyorlar. Politik konularda doğru tutum alabilmek için bile dinlerini ona göre içeriklendirmeye kalkıyorlar. Kafaları dine gömülmüş. Bu büyük bir kusur. Dini siyasallaştırmalarının da ana sebebi.
5- Eşcinselliğin ya da feminizmin karşıtını olumsuzlayan ya da hayata ilişkin her konuda sözü olan bir yaklaşımı yok, total bir kateşizmi de yok. Din ile bir mi bunlar? Feminist ile islamcıyı bir tutabilir miyiz sence ki bana böyle örnekler getiriyorsun?
6- Kendi geleneklerine karşı geliyor ama hala sosyalizmle bağlantılanmanın çok uzağındalar. Çünkü hala siyasal islamcı çizgiyi aşamamış haldeler, hala dogmatikler. Bu açılardan kemalizmi andırıyorlar. Bireysellikle alakaları yok. Bireysel olan insan, kapitalizme de bireysel kararı gereği karşı çıkar, ayet-hadis aramaz bunun için. Bunlar herşey için Kuran'a bakıyor hala. Berbat haldeler bu açıdan.
7- Elbette şablonculuk yanlıştır, bunu da savunmuyorum zaten. Ama konjonktür ve egemen ideolojinin etkisini de göz ardı edemeyiz. Sosyalizmin yükseliş döneminde değiliz şu an bu ülkede. İslamın hegemonyası var ve artıyor. Bu politik iklimde islamın sol içerikle siyasallaşması, islamı solculaştırmaz, solu islamlaştırır.
8- O islamcı değil de bu islamcıyı tercih ederim diyorsun yani. Ehven-i şercilik genelde CHP'yi seçen solcularda görülür. Kimi ehven-i şer deyip ulusalcıların yanında konuşlanır, demek kimi de islamcıların yanına konmaya hazırmış. (Biraz kızdırayım seni :) ). O zaman ne diyeyim, sen bilirsin, birlikte Cuma'ya gidersiniz yoldaşlarınla. Allah'lı sloganlar atarsınız. Allahı solla ilişkilendirince, Allahsızlık da otomatikman sağ olur artık. İslamın gölgesinde anarşistlik oynarsınız ne güzel. Ne kolay hem... Çoğunluk müslüman zaten. Bu yeni yorumu yayıp dayarsın sırtını onlara, oh ne ala. Anarşizmde dine karşı olmayı boşveririz, nasılsa revize ettiniz ya dini. O halde devleti de revize edin, demokratikleştirin yeterli; anarşizmi de boş verirsiniz artık ha? Hatta kapitalizmi de revize etseniz, sosyal devlet olsa yetmez mi size? Niye? Dini revize etmek yetiyormuş ama? :)
9- ''Hedefi'' anlamıyorum. Fatih caminde mi atmışlar bu sloganları? Bunlar müslümanları değil islamcıları sosyalizme çağırıyor. Sen bunu anlıyor musun? İslamcıları. Yani dini siyasete alet edenleri. Dinin bireyselleştirilmesine karşı siyasallaşmasını savunuyorlar ve sırf ona anti-kapitalist içerik verdiler diye bizden destek bekliyorlar. Burnumuzun dibinde üstelik! Yakında sosyalist sloganların yanında tekbir de çekerlerse şaşmayalım!
Jolly Jocker
11-05-2012, 21:54
İslamcılığın etkisi dışındaki müslümanlar zaten dinlerini bireysel olarak iç dünyalarında yaşıyor, siyasete bulaştırmıyorlar. Bu yüzden sosyalist saflara gelmelerinde bir engel yok. Kendisini sola çekmek için ayeti-hadisi sola doğru büküp yorumlamak gereken tek kesim islamcılar. Hayatı sadece dine bakıp algılayanlar. Kafalarını Kuran'a gömmüş olanlar. Öbürleri zaten 1 Mayıs'ta sendikasıyla, partisiyle geldi alana. Yüzbinlerce insanın hepsi alevi ya da ateist değildi herhalde. Bu grubun ise çağrısı islamcılara. Kendileri de bir çeşit islamcı. Sol, müslümanlara da hitap eder ama islamcılara etmez. Biz dinin siyasallaşmasıyla mücadele ederiz. Mesele bu kadar nettir dostum.
AlbatrosS
12-05-2012, 00:43
Numaralandırdım ki rahat yanıtlayayım.
1- Emek, kadın v.s. vurguları yapmalarının olumlu olduğunu belirttim. Ama buna tav olacak kadar aciz değiliz. Olumlu ama hiç yeterli değil. Hala çok ciddi bir kusur var: Dini politikleştiriyorlar. Bursa'da olmaları gerekmiyor, Taksim'de bizim yanımızda olsalardı, müslüman kimliği üzerinden ayrı durmasalardı yeterliydi. Anlatabiliyor muyum?
2- Kendini bir kimlikle ifade etmek ile dini politikleştirmek aynı şey mi sence? O zaman siyasal islama da karşı çıkmayalım, ''kendilerini böyle ifade ediyorlarsa buyursunlar'' diyelim! Neyi savunduğunun farkında mısın? Dinciliğe özgürlük ile faşizme özgürlük talebi arasında Çin Seddi yok.
3- Elbette Lenin ve Marks da eleştirilmeli. Teorinin otoriteryan her yanı eleştirilmeli. En başta zihniyet devrimi olmalı. Teorisi sakat adamın pratiğinden ne sonuç çıkacak? Dolayısıyla Kuran da eleştirilmeli. Yorumlama yapıp tabulaştırmaya devam etmek olmaz; eleştirilebileceğini kabul etmek gerekir en başta.
4- Esas mesele bu zaten: İnançlarını bireysel olarak iç dünyalarında yaşayıp siyasete bulaştırmamalı, siyasal konularda karar alırken bireysel davranmalıydılar. Ama tersini yapıyorlar. Politik konularda doğru tutum alabilmek için bile dinlerini ona göre içeriklendirmeye kalkıyorlar. Kafaları dine gömülmüş. Bu büyük bir kusur. Dini siyasallaştırmalarının da ana sebebi.
5- Eşcinselliğin ya da feminizmin karşıtını olumsuzlayan ya da hayata ilişkin her konuda sözü olan bir yaklaşımı yok, total bir kateşizmi de yok. Din ile bir mi bunlar? Feminist ile islamcıyı bir tutabilir miyiz sence ki bana böyle örnekler getiriyorsun?
6- Kendi geleneklerine karşı geliyor ama hala sosyalizmle bağlantılanmanın çok uzağındalar. Çünkü hala siyasal islamcı çizgiyi aşamamış haldeler, hala dogmatikler. Bu açılardan kemalizmi andırıyorlar. Bireysellikle alakaları yok. Bireysel olan insan, kapitalizme de bireysel kararı gereği karşı çıkar, ayet-hadis aramaz bunun için. Bunlar herşey için Kuran'a bakıyor hala. Berbat haldeler bu açıdan.
7- Elbette şablonculuk yanlıştır, bunu da savunmuyorum zaten. Ama konjonktür ve egemen ideolojinin etkisini de göz ardı edemeyiz. Sosyalizmin yükseliş döneminde değiliz şu an bu ülkede. İslamın hegemonyası var ve artıyor. Bu politik iklimde islamın sol içerikle siyasallaşması, islamı solculaştırmaz, solu islamlaştırır.
8- O islamcı değil de bu islamcıyı tercih ederim diyorsun yani. Ehven-i şercilik genelde CHP'yi seçen solcularda görülür. Kimi ehven-i şer deyip ulusalcıların yanında konuşlanır, demek kimi de islamcıların yanına konmaya hazırmış. (Biraz kızdırayım seni :) ). O zaman ne diyeyim, sen bilirsin, birlikte Cuma'ya gidersiniz yoldaşlarınla. Allah'lı sloganlar atarsınız. Allahı solla ilişkilendirince, Allahsızlık da otomatikman sağ olur artık. İslamın gölgesinde anarşistlik oynarsınız ne güzel. Ne kolay hem... Çoğunluk müslüman zaten. Bu yeni yorumu yayıp dayarsın sırtını onlara, oh ne ala. Anarşizmde dine karşı olmayı boşveririz, nasılsa revize ettiniz ya dini. O halde devleti de revize edin, demokratikleştirin yeterli; anarşizmi de boş verirsiniz artık ha? Hatta kapitalizmi de revize etseniz, sosyal devlet olsa yetmez mi size? Niye? Dini revize etmek yetiyormuş ama? :)
9- ''Hedefi'' anlamıyorum. Fatih caminde mi atmışlar bu sloganları? Bunlar müslümanları değil islamcıları sosyalizme çağırıyor. Sen bunu anlıyor musun? İslamcıları. Yani dini siyasete alet edenleri. Dinin bireyselleştirilmesine karşı siyasallaşmasını savunuyorlar ve sırf ona anti-kapitalist içerik verdiler diye bizden destek bekliyorlar. Burnumuzun dibinde üstelik! Yakında sosyalist sloganların yanında tekbir de çekerlerse şaşmayalım!
1. Bu gençlerin sosyalist olduklarını iddia etmiyorum ki yetsin. Şu ana kadar gözlemlediğim belli başlı tutumlarının pekala ''demokrat'' olduğunu iddia ediyorum ama. Örneklerini de daha önceki yazılarımda verdim. Bu açıdan bir şeye tav olmaya gerek yok.
2. İslam'ın özünün ''sosyal adalet''e dayandığını söyleyip üç-beş ayet-hadis getirmek mi dincilik? Siyasal İslam ''ötekine'' karşı tahammülsüzlük ve açık/örtük muhafazakar bir dayatmanın adıdır. Peki bu çocukların böyle bir niyeti olduğuna hangi somut kanıtın var? (Somut olsun lütfen)
Müddeinin elinde net ve somut veriler olmalıdır. AKP'den ''şeriat'' peydah edenleri de gördük.
3. Arkadaş, sayfalardır zaten bunu anlatıyoruz: Bu çocuklar, söylemlerini içselleştirip tutarlı davranmaya devam ederlerse bunun adı dinde ''reform ve restorasyon''dur. Geleneğin içinden radikal bir ko****ur. Hani daha önce ''İslam, Hristiyanlık benzeri bir reform yaşayabilir mi?'' diye zaman zaman zaman tartıştığımız şey bu. Söylem ve tutumlarında ısrarlı olurlarsa Kurtuluş Teolojisi'nin İslam versiyonu olmaya adaydır.(şart ekine dikkat)
4. İnançlarını ''içinde yaşayan'' bireysel tutumların birçoğu ''milliyetçi, şöven ve seksist'' bir tutumla maluldür: Al işte, tipik taşralı CHP seçmen ve tabanını ta'rif ediyorsun. Kürt sorunu ve azınlıklar gibi meselelerde yer yer otoriter ve şövenist savrulmalar yaşayan seküler, laik ama doğulu bir tip. Sosyalist hareketler içindeyse bu tipler oldukça nadirdir.
5. Eee, bu çocukların ötekini olumsuzlayan hangi sözünü duydun ki şu ana kadar? Tekbir getir ulan, münafık mı... dediler kimseye?
6. Sosyalist olduklarını iddia etmedim ki. Bireysellikleri şurada: Biat kültürü ve tarikat otoriterizmini reddediyorlar.(açık bir dille ifade ettiler bunu) Psiko-sosyal açıdan bakarsan, bu durum çocuğun(anti-kapitalistler) babaya(sünni ortodoks gelenek) isyanıdır.
7. Hedef kitlesi ''muhafazakarlar''dır, sol değil. Sol içinde siyasallaşmaktan ziyade, tarikatların ile muhafazakar grupların tekeli ve kıskacındaki mütedeyyin kitleye yeni bir kültürel açı sunuyorlar. (sosyalist değil; ama birçok açıdan demokrat. ) Medyada bu denli ilgi görmelerinin sebebi de bu: İslam dairesinden içinden ama doğrudan ortodoks geleneğe cephe almaları. Yarattıkları kültürel hale, AKP seçmeni ve muhafazakar dindarlar arasında yarılmalar, soru işaretleri ve rahatsızlıklar yapabilir mi? Solu dincileştirecek ne deneyimleri ne de örgütlülükleri var.
8. Pekala... Şöyle düşün: CHP(ve tabanı) kavramın hakiki manasında batı tarzı sosyal demokrat bir parti olsa Kürt sorununu çözmek daha mı kolay olur daha mı zor? (nihai bir çözümden bahsetmiyorum. Savaşın durması, temel demokratik hak ve özgürlüklerin tanınması, kültürel haklar ve sorunun siyasal zemine taşınması vs)?
Bugün kıyasıya eleştirdiğimiz CHP içerisinden sahiden sosyal demokrasiyi özümsemiş güçlü bir yönetim çıksa onları cesaretlendirmez, pozitif söylemlerine katkı sunmaz mıyız?
,'' Vay efendim, bunlar sosyal demokrat, biz ancak sosyalistlerle anlaşırız'' diyerek siyasal bir çözüm/diyalog red mi edilmeli? Bu kafayla 150 sene daha savaşır, çözümü bırak savaşta en az kaç kişi nasıl ölür, onu hesaplarız.
Peki, karşında Akit çizgisinde otoriter ve faşizan bir Taliban özentisi mi makbuldür yoksa asgari demokrasi ilkelerini özümsemiş teist bir hareket mi? Efendim ''teistler, asgari ilkeleri benimseyebilir mi?'' diyeceksin... Benimsediklerini açık açık söylüyorlar, var mı ''niyet okumaktan'' gayrı elinde somut bir kanıtın(şimdilik)
9. Anlıyorum da ben kimseyi sosyalizme çağırdıklarını duymadım :)
Kapitalizmin orta ve uzun vadede devamını pek mümkün görmüyorum.
Orta vadede kapitalizm ile devam uzun vadede dünyayı çok ciddi ve içinden çıkılmaz bir duruma sokacaktır. Ekolojik kriz bunlardan biridir.
Sosyal demokrasiye gelirsek; sosyal demokrasi kapitalizm ile uzlaşmaya dayalı bir yaklaşım olduğundan artık sosyal demokrasinin de savunulabilir bir ideoloji olduğunu sanmıyorum.
"Ama bazı konularda kazanımlar olamaz mı?" Evet bazı konularda kazanımlar olabilir. Ama bir kazanırken çok önemli ve hayati başka yerlerde 100 kaybediyorsanız ve sonuçta kaybediyorsanız bunun anlamı olmaz.
"Ama bu faşizmden iyidir." Eğer tüm bu yollar işçi sınıfını ve insanlığın büyük bölümünü çıkmaz bir sokağa götürüyorsa; bunun nihayetinde faşizmden iyi bir çözüm olduğu söylenemez; çünkü nihayetinde çözüm değildir.
"Tüm yollar Roma'ya çıkar" diye bir söz var. Kapitalizmi savunan tüm ideolojiler işte bu bakımdan nihayetinde çözümsüzlük, derin bir ekolojik kriz vb. dünyayı sürükleyeceklerdir, sürüklemektedirler. Bu nokta kapitalizm ile sürekli uzlaşarak, ondan da vazgeçmeyerek, durumu götürmek isteyen sosyal demokratlar da durumu uzun bir süre daha götüremeyeceklerdir.
Jolly Jocker
14-05-2012, 23:57
1. Bu gençlerin sosyalist olduklarını iddia etmiyorum ki yetsin. Şu ana kadar gözlemlediğim belli başlı tutumlarının pekala ''demokrat'' olduğunu iddia ediyorum ama. Örneklerini de daha önceki yazılarımda verdim. Bu açıdan bir şeye tav olmaya gerek yok.
2. İslam'ın özünün ''sosyal adalet''e dayandığını söyleyip üç-beş ayet-hadis getirmek mi dincilik? Siyasal İslam ''ötekine'' karşı tahammülsüzlük ve açık/örtük muhafazakar bir dayatmanın adıdır. Peki bu çocukların böyle bir niyeti olduğuna hangi somut kanıtın var? (Somut olsun lütfen)
Müddeinin elinde net ve somut veriler olmalıdır. AKP'den ''şeriat'' peydah edenleri de gördük.
3. Arkadaş, sayfalardır zaten bunu anlatıyoruz: Bu çocuklar, söylemlerini içselleştirip tutarlı davranmaya devam ederlerse bunun adı dinde ''reform ve restorasyon''dur. Geleneğin içinden radikal bir ko****ur. Hani daha önce ''İslam, Hristiyanlık benzeri bir reform yaşayabilir mi?'' diye zaman zaman zaman tartıştığımız şey bu. Söylem ve tutumlarında ısrarlı olurlarsa Kurtuluş Teolojisi'nin İslam versiyonu olmaya adaydır.(şart ekine dikkat)
4. İnançlarını ''içinde yaşayan'' bireysel tutumların birçoğu ''milliyetçi, şöven ve seksist'' bir tutumla maluldür: Al işte, tipik taşralı CHP seçmen ve tabanını ta'rif ediyorsun. Kürt sorunu ve azınlıklar gibi meselelerde yer yer otoriter ve şövenist savrulmalar yaşayan seküler, laik ama doğulu bir tip. Sosyalist hareketler içindeyse bu tipler oldukça nadirdir.
5. Eee, bu çocukların ötekini olumsuzlayan hangi sözünü duydun ki şu ana kadar? Tekbir getir ulan, münafık mı... dediler kimseye?
6. Sosyalist olduklarını iddia etmedim ki. Bireysellikleri şurada: Biat kültürü ve tarikat otoriterizmini reddediyorlar.(açık bir dille ifade ettiler bunu) Psiko-sosyal açıdan bakarsan, bu durum çocuğun(anti-kapitalistler) babaya(sünni ortodoks gelenek) isyanıdır.
7. Hedef kitlesi ''muhafazakarlar''dır, sol değil. Sol içinde siyasallaşmaktan ziyade, tarikatların ile muhafazakar grupların tekeli ve kıskacındaki mütedeyyin kitleye yeni bir kültürel açı sunuyorlar. (sosyalist değil; ama birçok açıdan demokrat. ) Medyada bu denli ilgi görmelerinin sebebi de bu: İslam dairesinden içinden ama doğrudan ortodoks geleneğe cephe almaları. Yarattıkları kültürel hale, AKP seçmeni ve muhafazakar dindarlar arasında yarılmalar, soru işaretleri ve rahatsızlıklar yapabilir mi? Solu dincileştirecek ne deneyimleri ne de örgütlülükleri var.
8. Pekala... Şöyle düşün: CHP(ve tabanı) kavramın hakiki manasında batı tarzı sosyal demokrat bir parti olsa Kürt sorununu çözmek daha mı kolay olur daha mı zor? (nihai bir çözümden bahsetmiyorum. Savaşın durması, temel demokratik hak ve özgürlüklerin tanınması, kültürel haklar ve sorunun siyasal zemine taşınması vs)?
Bugün kıyasıya eleştirdiğimiz CHP içerisinden sahiden sosyal demokrasiyi özümsemiş güçlü bir yönetim çıksa onları cesaretlendirmez, pozitif söylemlerine katkı sunmaz mıyız?
,'' Vay efendim, bunlar sosyal demokrat, biz ancak sosyalistlerle anlaşırız'' diyerek siyasal bir çözüm/diyalog red mi edilmeli? Bu kafayla 150 sene daha savaşır, çözümü bırak savaşta en az kaç kişi nasıl ölür, onu hesaplarız.
Peki, karşında Akit çizgisinde otoriter ve faşizan bir Taliban özentisi mi makbuldür yoksa asgari demokrasi ilkelerini özümsemiş teist bir hareket mi? Efendim ''teistler, asgari ilkeleri benimseyebilir mi?'' diyeceksin... Benimsediklerini açık açık söylüyorlar, var mı ''niyet okumaktan'' gayrı elinde somut bir kanıtın(şimdilik)
9. Anlıyorum da ben kimseyi sosyalizme çağırdıklarını duymadım
1- Dini siyasete alet edenlerin demokratlığından ''hayır'' gelir mi? Ya da şöyle sorayım, demokrat bir yorumu yapıldıktan sonra siyasetin dinselleşmesi 'caiz' midir senin nazarında? Dinleri demokrat olmasa demokrasi adamların umurunda olmayacak, farkında mısın? Dinin bu kadar siyasallaştırıldığı ve referans alındığı bir harekette bireyselliğin yeri ne kadar olabilir? Dinin temel alınmasına ve siyasallaşmasına bir kez izin verirsen, iki gün demokrat takılır, üçüncüde öyle bir laf ederler ki apışır kalırız.
2- Ya AlbatrosS, adamların tüm anti-kapitalizmi bütünüyle dinsel kaynaklı. Evet bu islamcılıktır. ''Anti kapitalist gençlik'' demek yerine müslüman gençlik diyorsan islamcısındır. Zaten tarih olarak da islamcıları alıyorlar kendilerine. İslamcılığı değil, 6. Filo yerine Denizlere taş atılmasını reddediyorlar. Gelenekten kopuş işi sanki senin biraz gözlerini kamaştırmış. Dini yorumlamak değil siyasete ve toplumsal yaşama alet etmemek, iç dünyaya sıkıştırmak, böylece bireyselliğin önünü açmak esas değerli olandır. Bu yönde kopsalar geleneklerinden destekleyeceğim ama yok.
Evet AKP'den ilk etapta şeriat çıkmaz. Ama bu AKP'yi 'iyi' gördüğümüz anlamına gelmiyor. Ülkenin dinselleşmesi -şeriat olmasa bile- 'iyi' birşey değil. Bak önce 4+4+4 konusunda devletin eğitim sisteminin içinden konum aldın, şimdi de dinin içine dalıyorsun. Tanıdığım en 'sıra dışı' anarşist olmaya adaysın. Bakunin seni görüyorsa şimdi mezarında amuda kalkmıştır sanırım. :)
3- İslam ile hıristiyanlık aynı değil. İncil yüzyıllarca ana dilde anlaşılamadı. Kuran'ın böyle bir durumu yok. İslamda bir kilise bürokrasisi de hiç olmadı. Dinde esas reform dinin siyasallaşmasını ve toplumsal yaşamı düzenlemeye kalkmasını engellemek, bireyselliğin önünü açmaktır. Bu yapılmadığı sürece istediğin kadar yorumunu yap bir yere kadar değerlidir. Alevilik varken bunlardan medet ummanın gereği yok.
4- İnancını içinde yaşayan, nispeten bireyselleşmiş müslümanların CHP'liler gibi seksist, milliyetçi v.s. tutum almalarından hareketle, inancın 'bizim istediğimiz görüşte' siyasallaşmasını mı savunmalıyız sence? Peki siyasetin ve toplumsal yaşamın din boyunduruğundan kurtarılması, bireyselliğin önünün açılması v.s. ne oldu? Attın gitti galiba. İnanç bireyin iç dünyasında kalsın ve bireyselleşen dinlileri sola ikna edelim, bizim yolumuz budur. Siyasetin dine kapanmasını hoş göremeyiz. ''İslamcı olmayan CHP'lilerin hali fena olduğuna göre, o zaman sol bir islamcılık tanımlayıp onun üzerinden gidelim anasını satayım!'' der gibi olmuş seninki.
5- Allah'ı anti-kapitalizmle, emekle, özgürlükle bir tutular bugün. Bunun otomatik ve mantıksal sonucu, yarın öbür gün, kapitalistlik ve baskıcılığın allahsızlıkla bir tutulmasıdır. İki kere iki dört. Güzellikleri dinle ilişkilendirirsen, dinsizlik kötülük anlamına gelir. Biz dinsiziz.
6- Çocuk babaya isyan ediyor da hala babanın kitabıyla dünyaya bakıyor, onu anlatıyorum ben de. Gelenekten kopmaları güzel ama yetmez. Dini siyasallaştırmamaları gerekiyor. Müslüman kimliğini antikapitalizmin yanına koyup işçi sınıfını inanç temelinde bölmemeleri gerekiyor.
7- Hedef kitlesi muhafazakarlar ise 1 Mayıs'ta ne işler var? O sloganların bizim aramızda ne işi var? Kaldı ki biraz palazlanınca bizi rakip görüp işçi sınıfını dine göre ayrıştırma işini abartmayacakları ne malum? Son olarak, siyasal iklimin dinselleşmesini kabul edip, ''bari demokrat bir yorumu olsun'' demek, siyaseti dine kapatır. Bunu kabul edemeyiz. Bunun kendisi kusurlu bir kere.
8- Desteklemek için sosyalist olma şartı aramadığımı, dinin bireysel alana kapatılmasını kafi görmemden anlayabilirdin. Ama daha bunu bile yapamayan bir hareketi, üç-beş sloganı bize yakın geldi diye baş tacı etmeye kalkmak toyluk olur. Siyasetin islamlaşması -islam nasıl yorumlanırsa yorumlansın- sola alan bırakmaz.
Kaldı ki biz -en azından ben hala- materyalistim. Din ve Tanrı inancı da bir yabancılaşmadır. Aşılması gerekir. Benim böyle bir hedefim, böyle bir davam da var. Mesele işçilere biraz daha hak verelim meselesi değil. Her tür yabancılaşmayı aşalım meselesi. Bu, herkes bir anda ateist olsun talebi anlamına gelmiyor. Ama dinin siyasallaşmasına da karşı çıkmak gerekiyor. Anlaşılan o ki sen dini bir yabancılaşma olarak görmeyi bırakmışsın. Bu da demektir ki materyalizmi bir kenara koymuşsun. Ne diyeyim, ''Allah kabul etsin.'' :)
9- Ben de onu diyorum işte, kimseyi sosyalizme çağırmıyor, sosyalistleri çaktırmadan islama çağırıyorlar. Çağırmayı, islamı sol, yani bizim nazarımızda 'cici' göstererek yapıyorlar. Önce mallarının reklamını yapıyorlar. İslam aslında böyledir diyerekten. Çağrı sonradan gelecektir.
AlbatrosS
15-05-2012, 03:42
Eliaçık'ın kızına 1 Mayıs gözaltısı
İstanbul'da 1 Mayıs'ta çıkan olaylar nedeniyle yaşanan gözaltı dalgasında Antikapitalist Müslümanlar grubunun önde gelen ismi İhsan Eliaçık'ın kızı da var
...
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1087988&CategoryID=77
Jolly, sen belki farkında olmayabilirsin; ancak şu haberi okudun mu?
Şayet bu göz altı doğruysa, iktidarın bu çocuklardan ne kadar rahatsız olduğunun ve ne tür mesajlar verdiğinin farkında mısın?
Jolly Jocker
15-05-2012, 06:14
1 Mayıs'ta olay mı çıktı? Benim bildiğim, anarşistlerin bankamatiklere saldırması dışında olay olmadı. Adamın kızı anarşist ise ''anti-kapitalist müslüman'' grubundan değil demektir.
Öyle olsa kaç yazarki? İktidar elbette onlardan rahatsız olacak. Çünkü söylemde de olsa anti-kapitalizm vurgusu yapıyorlar. Ama sırf iktidar onlardan rahatsız diye onları savunmamız gerektiği sonucu mu çıkıyor? Bu ne saçma sapan bir akıl yürütme AlbatrosS? İktidar, İşçi Partililerden de rahatsız, onlara da mı destek olalım şimdi?
İktidar anti-kapitalizm yüzünden onlardan rahatsız ama ben de dini siyasallaştırdıkları, işçi sınıfını din temelinde bölmeye kalktıkları için rahatsızım. Rahatsızlıklarımız çok farklı. Dini siyasallaştırmayı, her b.ka referans olarak Kuran'ı almayı, müslüman başlığını kullanmayı, ayrı durmayı ve dinsel sloganlar atmayı bıraksınlar, başımın üzerinde yerleri var. Ama şu halleriyle bunlar tehlikeli.
AlbatrosS
15-05-2012, 13:16
1- Dini siyasete alet edenlerin demokratlığından ''hayır'' gelir mi? Ya da şöyle sorayım, demokrat bir yorumu yapıldıktan sonra siyasetin dinselleşmesi 'caiz' midir senin nazarında? Dinleri demokrat olmasa demokrasi adamların umurunda olmayacak, farkında mısın? Dinin bu kadar siyasallaştırıldığı ve referans alındığı bir harekette bireyselliğin yeri ne kadar olabilir? Dinin temel alınmasına ve siyasallaşmasına bir kez izin verirsen, iki gün demokrat takılır, üçüncüde öyle bir laf ederler ki apışır kalırız.
2- Ya AlbatrosS, adamların tüm anti-kapitalizmi bütünüyle dinsel kaynaklı. Evet bu islamcılıktır. ''Anti kapitalist gençlik'' demek yerine müslüman gençlik diyorsan islamcısındır. Zaten tarih olarak da islamcıları alıyorlar kendilerine. İslamcılığı değil, 6. Filo yerine Denizlere taş atılmasını reddediyorlar. Gelenekten kopuş işi sanki senin biraz gözlerini kamaştırmış. Dini yorumlamak değil siyasete ve toplumsal yaşama alet etmemek, iç dünyaya sıkıştırmak, böylece bireyselliğin önünü açmak esas değerli olandır. Bu yönde kopsalar geleneklerinden destekleyeceğim ama yok.
Evet AKP'den ilk etapta şeriat çıkmaz. Ama bu AKP'yi 'iyi' gördüğümüz anlamına gelmiyor. Ülkenin dinselleşmesi -şeriat olmasa bile- 'iyi' birşey değil. Bak önce 4+4+4 konusunda devletin eğitim sisteminin içinden konum aldın, şimdi de dinin içine dalıyorsun. Tanıdığım en 'sıra dışı' anarşist olmaya adaysın. Bakunin seni görüyorsa şimdi mezarında amuda kalkmıştır sanırım. :)
3- İslam ile hıristiyanlık aynı değil. İncil yüzyıllarca ana dilde anlaşılamadı. Kuran'ın böyle bir durumu yok. İslamda bir kilise bürokrasisi de hiç olmadı. Dinde esas reform dinin siyasallaşmasını ve toplumsal yaşamı düzenlemeye kalkmasını engellemek, bireyselliğin önünü açmaktır. Bu yapılmadığı sürece istediğin kadar yorumunu yap bir yere kadar değerlidir. Alevilik varken bunlardan medet ummanın gereği yok.
4- İnancını içinde yaşayan, nispeten bireyselleşmiş müslümanların CHP'liler gibi seksist, milliyetçi v.s. tutum almalarından hareketle, inancın 'bizim istediğimiz görüşte' siyasallaşmasını mı savunmalıyız sence? Peki siyasetin ve toplumsal yaşamın din boyunduruğundan kurtarılması, bireyselliğin önünün açılması v.s. ne oldu? Attın gitti galiba. İnanç bireyin iç dünyasında kalsın ve bireyselleşen dinlileri sola ikna edelim, bizim yolumuz budur. Siyasetin dine kapanmasını hoş göremeyiz. ''İslamcı olmayan CHP'lilerin hali fena olduğuna göre, o zaman sol bir islamcılık tanımlayıp onun üzerinden gidelim anasını satayım!'' der gibi olmuş seninki.
5- Allah'ı anti-kapitalizmle, emekle, özgürlükle bir tutular bugün. Bunun otomatik ve mantıksal sonucu, yarın öbür gün, kapitalistlik ve baskıcılığın allahsızlıkla bir tutulmasıdır. İki kere iki dört. Güzellikleri dinle ilişkilendirirsen, dinsizlik kötülük anlamına gelir. Biz dinsiziz.
6- Çocuk babaya isyan ediyor da hala babanın kitabıyla dünyaya bakıyor, onu anlatıyorum ben de. Gelenekten kopmaları güzel ama yetmez. Dini siyasallaştırmamaları gerekiyor. Müslüman kimliğini antikapitalizmin yanına koyup işçi sınıfını inanç temelinde bölmemeleri gerekiyor.
7- Hedef kitlesi muhafazakarlar ise 1 Mayıs'ta ne işler var? O sloganların bizim aramızda ne işi var? Kaldı ki biraz palazlanınca bizi rakip görüp işçi sınıfını dine göre ayrıştırma işini abartmayacakları ne malum? Son olarak, siyasal iklimin dinselleşmesini kabul edip, ''bari demokrat bir yorumu olsun'' demek, siyaseti dine kapatır. Bunu kabul edemeyiz. Bunun kendisi kusurlu bir kere.
8- Desteklemek için sosyalist olma şartı aramadığımı, dinin bireysel alana kapatılmasını kafi görmemden anlayabilirdin. Ama daha bunu bile yapamayan bir hareketi, üç-beş sloganı bize yakın geldi diye baş tacı etmeye kalkmak toyluk olur. Siyasetin islamlaşması -islam nasıl yorumlanırsa yorumlansın- sola alan bırakmaz.
Kaldı ki biz -en azından ben hala- materyalistim. Din ve Tanrı inancı da bir yabancılaşmadır. Aşılması gerekir. Benim böyle bir hedefim, böyle bir davam da var. Mesele işçilere biraz daha hak verelim meselesi değil. Her tür yabancılaşmayı aşalım meselesi. Bu, herkes bir anda ateist olsun talebi anlamına gelmiyor. Ama dinin siyasallaşmasına da karşı çıkmak gerekiyor. Anlaşılan o ki sen dini bir yabancılaşma olarak görmeyi bırakmışsın. Bu da demektir ki materyalizmi bir kenara koymuşsun. Ne diyeyim, ''Allah kabul etsin.'' :)
9- Ben de onu diyorum işte, kimseyi sosyalizme çağırmıyor, sosyalistleri çaktırmadan islama çağırıyorlar. Çağırmayı, islamı sol, yani bizim nazarımızda 'cici' göstererek yapıyorlar. Önce mallarının reklamını yapıyorlar. İslam aslında böyledir diyerekten. Çağrı sonradan gelecektir.
1. Dinin siyasete alet edilmesi... ''aydınlanmacı'' geleneği çarpıtan büyük bir Kemalist zırvasıdır. Ben talep ettiği şeyin demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığına bakarım. Şayet asgari demokrasi kriterlerine riayet ediyor ya da etmeyi taahhüt ediyorlarsa aksini görmediğimiz sürece kafidir. Aksi halde insanların var oluşlarını nasıl tanımlaması gerektiğini bile dikte ettirecek metafizik bir zorbalığa gireriz.
2. Ucu açık bir grup. Homojen değiller her şeyden öte. Siyasal İslam şu bu tartışmalarından ziyade şimdiye kadar neyi talep ettiklerini söylemedin. Bunu somutlaştıramadığın, somut bir talep/delil getirmediğin sürece sözlerin havada kalır.
Bu çocuklar ''Alevi kimliğini bizim tanımlamamız onlara hakarettir, bizim görevimiz onları tanımak ve anlamaktır'' diyorsa, bu basbayağı ''demokrat ve meşru'' bir tutumdur. Niyet okumak yerine bunun ''doğru olmadığını'' kanıtlaman gerekir. Ben bu tarz tutumlarında ''samimi'' olduklarını düşünüyorum. Aksini görmediğim müddetçe.
Eğitim reformu bağlamında dediklerim oldukça sarih ve nettir. Reform sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yapılmıştır. Asıl hedef eğitimi özelleştirmek ve ucuz/çocuk işgücünün önünü açmaktır. Çocuk işçiliği dünyanın hiçbir gelişmiş toplumunda ''teşvik edilen'' bir şey değildir. Ancak kapitalizmin kriz dönemlerinde bu tarz icralar gündeme gelir ya da 3. dünya toplumlarında. Bu her şeyden öte ''çocuk ve çocuğun insan hakları'' ile ilgili bir sorundur da. Bak bakalım BM sözleşmesinde çocuk haklarıyla ilgili neler diyorlar? Ha, sen ''insan hakkı palavradır'' diyorsan onu bilemem.
3. Bu da ''biz demokrasiye hazır değiliz'' diyen argümanları hatırlatıyor. İslam en genç din olmasına rağmen sayısız mezhebe, her mezhebin sayısız versiyon ve varyasyonuna sahiptir. Daha da radikal bir şey söyleyeyim: Ne kadar Müslüman varsa o kadar özgün Müslümanlık tanımı ve algısı vardır. İslam dini mensuplarının inanç sistemi ve ahlaki sistemlerini ''hak ve özgürlükler nosyonuna'' uyumlandırması; o süzgeçten geçirmesi olmayacak iş değildir. Sen 40. 000 tane somut ayet/hadis getir; neticede ''onu yorumlayan''(hatta üreten) insandır.
4. Siyasallaşmayan bir değer mi var ki? Kaldı ki bu çocuklar Şeriatı getirip herkesi zorbalıkla bizim gibi yapacağız mı dediler? Bunu demeyeceklerini, bilakis özgürlükleri ve demokrasi önemli bulduklarını gösteren tonla delil ve sözleri var. Ama aksini şu an gösteremezsin. Ötesi ''metafizik'' bir problematiktir. Bireyin kendini nasıl tanımladığıyla alakalıdır.
5. İslam'ın özü sosyal adalettir demek, İslam dışı'nın özü sosyal adalet değildir... mantıksal zorunluluğunu içermez. İslam'a inanıyorsan sosyal adaleti savunmak zorundasın, sosyal adaleti olmadığı bir İslam mümkün değildir diyor... Burada böyle bir mantıksal zorunluluk yoktur.... Sosyal adalet İslam'a has bir şeydir... derse bir nebze...
6. Çocuğun o kitaba bakarak ortaya koyduğu ama Baba'dan farklı olan ''icra'' yeni ve özgün bir ÜRÜN'dür. Dolayısıyla Baba'nın inancıyla çocuğun inancı ''aynı şey'' değildir. Adeta yeni bir ''din'' yaratırsın böylelikle. Bu kültür bilim'in bir doğrusudur. Modern yaklaşım böyle değerlendirir.
7. Çok basit... Bizim yanımız emekçinin ve üretenin yanıdır. Burada yeniden tanımladığımız kendi kimliğimizle ama demokrasi, özgürlükler ve emeğe destekleyerek var olacağız... deyip herkesi oraya davet ettiler.
1 Mayıs'ta DOĞAN HOLDİNG'te girseler daha mı inandırıcı ve tutarlı olacaklardı?
8. Hak ve özgürlüklere saygı duymayıp ''dayatmacı'' olduklarını somut biçimde görüyorsan eyvallah. Aksi halde, insanlara kendilerini nasıl tanımlamaları gerektiğine dair metafizik bir dayatma mı yapacaksın?
Ateist olduğun için insan hak ve özgürlüklerini dinli ya da dinsiz olmaya göre mi değerlendireceksin?
Beni yıllarca hapislerde, işkencelerde ve ölümlerde süründüren aynı savcılar;zulmedenin kimliği değiştiğinde bu sefer bize işkence eden ''asker''i aynı hukuksuzluk dairesinde yargılarsa ben onun da karşısında olurum.
9. Bunlar aslında Frankestein diyorsun, dişlerini saklayabiliyorlar. :)
Jolly Jocker
16-05-2012, 01:21
1. Dinin siyasete alet edilmesi... ''aydınlanmacı'' geleneği çarpıtan büyük bir Kemalist zırvasıdır. Ben talep ettiği şeyin demokrasiyle bağdaşıp bağdaşmadığına bakarım. Şayet asgari demokrasi kriterlerine riayet ediyor ya da etmeyi taahhüt ediyorlarsa aksini görmediğimiz sürece kafidir. Aksi halde insanların var oluşlarını nasıl tanımlaması gerektiğini bile dikte ettirecek metafizik bir zorbalığa gireriz.
2. Ucu açık bir grup. Homojen değiller her şeyden öte. Siyasal İslam şu bu tartışmalarından ziyade şimdiye kadar neyi talep ettiklerini söylemedin. Bunu somutlaştıramadığın, somut bir talep/delil getirmediğin sürece sözlerin havada kalır.
Bu çocuklar ''Alevi kimliğini bizim tanımlamamız onlara hakarettir, bizim görevimiz onları tanımak ve anlamaktır'' diyorsa, bu basbayağı ''demokrat ve meşru'' bir tutumdur. Niyet okumak yerine bunun ''doğru olmadığını'' kanıtlaman gerekir. Ben bu tarz tutumlarında ''samimi'' olduklarını düşünüyorum. Aksini görmediğim müddetçe.
Eğitim reformu bağlamında dediklerim oldukça sarih ve nettir. Reform sermayenin ihtiyaçları doğrultusunda yapılmıştır. Asıl hedef eğitimi özelleştirmek ve ucuz/çocuk işgücünün önünü açmaktır. Çocuk işçiliği dünyanın hiçbir gelişmiş toplumunda ''teşvik edilen'' bir şey değildir. Ancak kapitalizmin kriz dönemlerinde bu tarz icralar gündeme gelir ya da 3. dünya toplumlarında. Bu her şeyden öte ''çocuk ve çocuğun insan hakları'' ile ilgili bir sorundur da. Bak bakalım BM sözleşmesinde çocuk haklarıyla ilgili neler diyorlar? Ha, sen ''insan hakkı palavradır'' diyorsan onu bilemem.
3. Bu da ''biz demokrasiye hazır değiliz'' diyen argümanları hatırlatıyor. İslam en genç din olmasına rağmen sayısız mezhebe, her mezhebin sayısız versiyon ve varyasyonuna sahiptir. Daha da radikal bir şey söyleyeyim: Ne kadar Müslüman varsa o kadar özgün Müslümanlık tanımı ve algısı vardır. İslam dini mensuplarının inanç sistemi ve ahlaki sistemlerini ''hak ve özgürlükler nosyonuna'' uyumlandırması; o süzgeçten geçirmesi olmayacak iş değildir. Sen 40. 000 tane somut ayet/hadis getir; neticede ''onu yorumlayan''(hatta üreten) insandır.
4. Siyasallaşmayan bir değer mi var ki? Kaldı ki bu çocuklar Şeriatı getirip herkesi zorbalıkla bizim gibi yapacağız mı dediler? Bunu demeyeceklerini, bilakis özgürlükleri ve demokrasi önemli bulduklarını gösteren tonla delil ve sözleri var. Ama aksini şu an gösteremezsin. Ötesi ''metafizik'' bir problematiktir. Bireyin kendini nasıl tanımladığıyla alakalıdır.
5. İslam'ın özü sosyal adalettir demek, İslam dışı'nın özü sosyal adalet değildir... mantıksal zorunluluğunu içermez. İslam'a inanıyorsan sosyal adaleti savunmak zorundasın, sosyal adaleti olmadığı bir İslam mümkün değildir diyor... Burada böyle bir mantıksal zorunluluk yoktur.... Sosyal adalet İslam'a has bir şeydir... derse bir nebze...
6. Çocuğun o kitaba bakarak ortaya koyduğu ama Baba'dan farklı olan ''icra'' yeni ve özgün bir ÜRÜN'dür. Dolayısıyla Baba'nın inancıyla çocuğun inancı ''aynı şey'' değildir. Adeta yeni bir ''din'' yaratırsın böylelikle. Bu kültür bilim'in bir doğrusudur. Modern yaklaşım böyle değerlendirir.
7. Çok basit... Bizim yanımız emekçinin ve üretenin yanıdır. Burada yeniden tanımladığımız kendi kimliğimizle ama demokrasi, özgürlükler ve emeğe destekleyerek var olacağız... deyip herkesi oraya davet ettiler.
1 Mayıs'ta DOĞAN HOLDİNG'te girseler daha mı inandırıcı ve tutarlı olacaklardı?
8. Hak ve özgürlüklere saygı duymayıp ''dayatmacı'' olduklarını somut biçimde görüyorsan eyvallah. Aksi halde, insanlara kendilerini nasıl tanımlamaları gerektiğine dair metafizik bir dayatma mı yapacaksın?
Ateist olduğun için insan hak ve özgürlüklerini dinli ya da dinsiz olmaya göre mi değerlendireceksin?
Beni yıllarca hapislerde, işkencelerde ve ölümlerde süründüren aynı savcılar;zulmedenin kimliği değiştiğinde bu sefer bize işkence eden ''asker''i aynı hukuksuzluk dairesinde yargılarsa ben onun da karşısında olurum.
9. Bunlar aslında Frankestein diyorsun, dişlerini saklayabiliyorlar. :)
1- Demek ki Bakunin de kemalistti! Daha neler duyacağım acaba? Resmen, demokrat olsun da isterse siyaseti dinselleştirsin, umurumda olmaz demişsin. Söyleyecek birşey yok. Açık bir sağ sapma var sende. İfrat noktasına kayman yakın görünüyor. Üzüldüm.
2- Çocuk işçiliğine karşı çıkmak için eski eğitim sisteminin içinde konumlanmak gerekmiyordu. 4+4+4 tipi bir okul süreci içinden de çocuk işçiliğine karşı durulabilirdi.
3- Madem sayısız yorum var neden islam ülkeleri bu kadar tek tipçi ve baskıcı? Güya demokratikleşen başbakan bile tek tipçi. Bunlar öyledir. Bunlar da islamın anti-kapitalizm olduğunu söyleyip geri kalan görüşleri allahsızlık sayıyorlar. Eğer bin çeşit yorum oluyorsa din üzerinden politika yapmanın ne anlamı kalıyor? Sen istediğin kadar anti-kapitalist biçimde yorumla, adam çıkıp ''Kardeşim ben başka türlü yorumluyorum'' derse iş biter. O halde sol politika için dinin referans alınmasının ne anlamı kalıyor? Bunlar dini referans alıyor çünkü tek tipçiliği paylaşıyorlar.
4- Allahsızlığı kapitalistlikle bir tuttular(bugün Taraf'ta haber vardı mesela, Kontra Art diye bunlardan bir grup tam da bu üslubu kullanıyor, istersen araştırabilirsin). Müslümanlık kimliğini de üst başlık olarak kullandılar, her b.ka dini referans aldılar. Allahsızlığı olumsuzlarsan, en azından ateizmi olumsuzlamış olursun. Bu bir. İkincisi, siyaseti dine kapamak, din dışı siyaseti dışlar, ötekileştirir. Dinin bin tane sana göre güzel yorumunu yapar, sonra bir tane saçma sapan birşey söylerler, apışıp kalırsın. Mesele böyle bir şey olup olmamasından öte, buna meydan veren bir çizginin bugün kabul edebilmende.
Herşeyden evvel, dinin koca bir külliyatı var. Din üzerinden kimlik oluşturup siyaset yapanların tam olarak demokrat ya da solcu olduklarına kanaat etmen için evvela o koca külliyatın her bir ayrıntısı için nasıl bir açıklama ve yorum getiriyorlar, bunun ardında ne kadar durabilecekler ve bunu topluma ne kadar kabul ettirebilecekler görmen gerekirdi. Ama sen iki tane tatlı slogana ve söze tav oldun. Kusura bakma dostum ama şıpsevdi yeni yetmeler gibi davranıyorsun.
Zaten dinin binbir çeşit yorumu varsa, bunların içinden de zamanla senin demokrat bulduğun yorumların haricinde yorumlar yapan bireyler türeyecek veya bu gruba eklenecektir. Doğru, dinin yorumu bol. Tam da bu yüzden tehlikeli zaten! Tam da bu yüzden, bunlara bakıp da dinin siyasallaşmasının önünü açmamak gerekir.
5- Ben sana o örneği vermedim ki. İhsan Eliaçık'ın sitesinde de ''Allahsızlığın Lüzumu Yok'' adında bir video vardı. Allahı solla ilişkilendirirsen, allahsızlık sağcılık olur çıkar ve olumsuzlanır. Ateist marksistlerin bugüne dek ne uğraşlar verdikleri, ne cefalara göğüs gerdikleri açık. Böyle bir allahsızlık retoriği elbette tepki çekecektir. Çünkü insafsızlıktır, utanmazlıktır. Biz kalkıp sömürücülüğü dindarlıkla ilişkilendirsek -ki tarihsel olarak buna hakkımız vardır- bu grubun müslümanları buna ne tepki verirdi? Ama daha yeni ortaya çıkmalarına rağmen, kendileri bunu yapıyor bize. Senin de gıkın çıkmıyor.
6- Bunlar yeni bir din yaratıyor yani? Uçuyorsun bence...
7- İşçi sınıfını din temelinde bölüp burjuvaziye malzeme vermenin adı ''Kendi kimliğimizle alanda yer almak'' mı oldu? ''Anti-kapitalist müslüman'' yerine sadece ''anti-kapitalist'' deselerdi dinden mi çıkarlardı? Bırak 'allah aşkına'.
8- Herkesin kendini istediği gibi tanımlama hakkı vardır. Ama siyaseti buna göre belirlemeye, başka kimlikleri bunun içine kapatacak olan hegemonik bir söyleme hakkı yoktur. ''Aleviliği biz tanımlayamayız, onlar kendini tanımlar'' demek yetmez. Çünkü bunu diyenler, alana müslüman başlığıyla gelip ''Bizim aramızda ateistler, aleviler de var'' diyor. Madem öyle niye müslüman adını kullanıyorsun başlık olarak? Burada yapılan, Osmanlı'nın klasik ''islamın eşsiz hoşgörüsü'' masalının mikro ölçekte bir tekrarıdır. Hoşgörü ve eşitliği bahşeden bir zihniyettir bu. Aksi halde diğer binlerce insan gibi partilerde, sendikalarda yerini alır, inanç yüzünden ayrı durmazlardı.
Din bir yabancılaşmadır. Bunun da aşılması gerekir. Din eleştirisinin yanı sıra, dinin bireysel alanla sınırlanması bunun yoludur. Gerisi dinciliktir.
9- Durum tespiti yapıyorum. Dinci mahallelere gidip anti-kapitalist slogan atmak yerine, Taksim'deki sol grupların arasına girip Allahlı-kitaplı sloganlarla dinlerini sol gösterip bize pazarlıyorlar. Durum budur.
Sen baya bir sardırmışsın bunlara. Tekbir çeke çeke ''allahsız kapitalistlere karşı'' yaparsınız artık devrimi. Türbanlı, çarşaflı hanımlarla feministçilik oynarsınız. Gökyüzündeki tiranın emirlerine boyun eğenlerle el ele özgürlük ararsın artık. Yaşasın anarşi! :)
AlbatrosS
17-05-2012, 00:04
Forum hata verdi ve yazdığım bir sürü şey silindi :)
Neyse, tek bi'şi diyeceğim: Sen Allahsızlığın lüzumu yok... videosunu sahiden izledin mi?
Polis katliamları ve zorbalığı görüntüleri eşliğinde ''allahsızlığın lüzumu yok'' diye bir yazı çıkıyor. Bunun neresini eleştirdin anlamadım ki?
İktidarın dini ''para, güç, iktidar ve baskı'' ile tanımlası karşısında velev ki bu çocuklar ''vicdanın, eşitliğin ve demokrasinin sesi''ne ALLAH desin.
Jolly Jocker
17-05-2012, 00:38
Forum hata verdi ve yazdığım bir sürü şey silindi :)
Neyse, tek bi'şi diyeceğim: Sen Allahsızlığın lüzumu yok... videosunu sahiden izledin mi?
Polis katliamları ve zorbalığı görüntüleri eşliğinde ''allahsızlığın lüzumu yok'' diye bir yazı çıkıyor. Bunun neresini eleştirdin anlamadım ki?
İktidarın dini ''para, güç, iktidar ve baskı'' ile tanımlası karşısında velev ki bu çocuklar ''vicdanın, eşitliğin ve demokrasinin sesi''ne ALLAH desin.
İktidarın dini ''para, güç, iktidar ve baskı'' ile tanımladığı bu koşullarda bir ateist olarak ben de dinin tam da bu olduğunu söylesem ve müslümanlığı sömürgenlikle eşitlesem, sonra da desem ki ''İslamın lüzumu yok!'', bu yaptığım uygun olur mu sence? En azından, bugüne dek yoldaşım olan pek çok müslüman devrimciye ayıp olmaz mı?
Allahsızlığı kötülükle tanımlarsan bana haksızlık olur. Ben allahsızım çünkü. Ateist ne demekti AlbatrosS? ''Allahsızlığın lüzumu yok'' yerine, ''İbneliğin lüzumu yok'' deseler buna da karşı çıkardım. Çünkü o zaman da eşcinselleri aşağılamış, ötekileştirmiş olurlardı. Kapitalizme karşı çıkacaksa çıksın, ama bunu yaparken arada ateistleri de ötekileştiren bir dil kullanırsa(ki kapitalizme din üzerinden karşı çıktığı için mantıken sonuç hep buna varacaktır!), bugüne dek anti-kapitalizm bayrağını nice cefa çekerek taşımış ateist marksistlere haksızlık etmiş olacaklar. Bu bile tek başına onları eleştirmek ve antipatik bulmak için yeterli.
RENAULTFERRARİ
17-05-2012, 00:40
Jollycim
5 parmagin beside bir degil
sen eger bes parmagin besini de bir yaparsan bu el islemez. Anladin mi ? Affedersin kimseyi okşayamaz kendi seyini bile yani başını bile oksiyamaz sevemezsin din sin.... sevemezdin : DDD
Eger zengin ile fakir arasinda ucurum kafar fark olmasaydi
Sen su an ne konsere gidip eglenirdim ne turk teekom arenada mac seyredebilirdin..
Butun bu guzelliklerin meydaa gelemesinn sebibi zengin sinif ile fakr sinif oldugunda dolayidir
Sen bunu seviyesi esitlemeye kalkarsan yikilirsin nitekim yıkildi
Cunku fitratla harp eden tepelenir yikilir o yikimin Altinda da insanar inim inimledi inler
Dunyanin en muthis makinalari ufacik civataya muhtactir. İstersen 100.000.000 bin beygr guclu motoru olsun eger eektronik devredeki ufacik civata dusse yerine ayni civataya koymadign muddete o makina durur
İste dunya makinasinin isleyebilesi icin binalar gokdelenler metrolar statlar vesaire olabilmesi icin zengin ile fakiri arasinda ucurum kadar fark olmasi bila kayd u şart şart-i meşruttur
Sozluk: meşrut= şartli şart ile bagli
RENAULTFERRARİ
17-05-2012, 01:06
İnsanlar ele ele tutussa birlik olsa hayyat bayram olsa bunun olabilmesi icin
Zengin ile fakir arasinda ucurum kadar fark olmasi sarttir
Zengin fakire merhamet edicek yardim edicek fakirin hosuna gidecek zengine hurmet eder
Zenginn merhameti fakirin hurmeti evlenir muhabbet denilen bi cocuk dogar
İste dunyada muhabbetin sevginin meydana gelebilmesi icin zengin fakr sinif olmasi sarttir.
muhabbeti kalbine Allah koyar verir iste muhabbet dogunca herkes birbirinin gozun icin bakar. Peygambererin mucizesi havada ucmak olu diriltmek degildir
Peygamberlerin mucizesi evliyarin kerametleri insanlar arasinda muhabbeti meydana getirmeleridir.
Jolly Jocker
17-05-2012, 01:28
Sen zenginsin galiba Renaultferrari(adından da belli zengin olduğun), o yüzden fakirlere yönelik böyle konuşmak senin için çok kolay.
Herşeyden evvel SSCB zengin-fakir ayrımını ortadan kaldırmadı ki! SSCB'de nomenklatura vardı, yeni bir yönetici sınıf doğmuştu, daçalarda oturuyorlardı. Sosyalizm değil devlet kapitalizmi vardı. Ve yıkıldı. Çünkü bürokratikleşti, yozlaştı, totaliter yapısıyla insanları bunalttı. Militaristti, hantaldı, merkeziyetçiydi, emperyalist kampın demokrasi-özgürlük basıncına dayanamadı. Evvela ideolojik planda kaybetti.
SSCB'de çöken sosyalizm değil totalitarizmdir. Kazanan da kapitalizm değil demokrasidir. Hiçbir şey bilmeden kafana göre konuşuyorsun. Ben demokratik, özgürlükçü bir sosyalizmi savunuyorum. Zaten ancak böylesine sosyalizm denebilir.
İnsanın bir fıtratı yoktur. İnsan kültürel belirlenimlidir. Fıtrat diye birşey yok. Ormanda, hayvanların arasında büyüyen çocukların videolarını araştır internette. Kendi gözlerinle gör. Eğer fıtrat diye birşey olsaydı onların yine de insan gibi davranması gerekirdi. Ama tıpkı hayvan gibi davranıyorlar. Çünkü hayvanların arasında büyümüş. Bunu apaçık gösteren videolara ve araştırmalara ulaşmak bu kadar kolayken hala fıtrata inanabilmek mümkün değil. Nerede, nasıl yetişirsen ona göre davranırsın. Fıtratın yok.
Jolly Jocker
17-05-2012, 01:59
''Bunlar müslümanları değil islamcıları sosyalizme çağırıyor. Sen bunu anlıyor musun? İslamcıları. Yani dini siyasete alet edenleri.'' diye yazmıştım. Bu mesele konunun özü. Buradan devam etmek istiyorum.
Evet, bu grup müslümanlara değil islamcılara hitap ediyor. Çünkü islamcı olmayan müslümanlar, zaten dinlerini de bireysel olarak iç dünyalarında yaşayıp siyasete alet etmediklerinden, kapitalizme karşı çıkmak için ayet-hadis aramazlar. Bireysel kararıyla, sınıfsal çıkarları için anti-kapitalizmi seçerler. Bu yüzden partisinde, sendikasında diğer inançlardan emekçilerle yan yana dururlar. Müslümanlık kimliği üzerinden ayrışmaya çalışmazlar.
Bu grup ise kendisi islamcı olduğu, herşeyi dinle ilişkilendirdiği için, anti-kapitalizmi de dinle ilişkilendirme ihtiyacı duyuyor. İslamcıları sola çeksinler diye bunlara sempati duyamayız. Çünkü;
1- Sol, islamcılara değil müslümanlara hitap eder. Dinin siyasallaşmasına(yani islamcılığa) karşı çıkar.
2- Bu grubun söylemleri sol saflardaki islamcı olmayan müslümanların aklını bulandırıp islamcılaştırma tehlikesi barındırmaktadır.
3- Siyasetin dinselleşmesi kabul edilemez. Din istenildiği kadar demokrat yorumlansın, illa bir yerden patlak verecektir.
4- İslamcıları sola çekmek için kullandıkları Allah-kitap retoriği sonunda ateizmi olumsuzlamaya varacaktır.
AlbatrosS
17-05-2012, 02:31
İktidarın dini ''para, güç, iktidar ve baskı'' ile tanımladığı bu koşullarda bir ateist olarak ben de dinin tam da bu olduğunu söylesem ve müslümanlığı sömürgenlikle eşitlesem, sonra da desem ki ''İslamın lüzumu yok!'', bu yaptığım uygun olur mu sence? En azından, bugüne dek yoldaşım olan pek çok müslüman devrimciye ayıp olmaz mı?
Allahsızlığı kötülükle tanımlarsan bana haksızlık olur. Ben allahsızım çünkü. Ateist ne demekti AlbatrosS? ''Allahsızlığın lüzumu yok'' yerine, ''İbneliğin lüzumu yok'' deseler buna da karşı çıkardım. Çünkü o zaman da eşcinselleri aşağılamış, ötekileştirmiş olurlardı. Kapitalizme karşı çıkacaksa çıksın, ama bunu yaparken arada ateistleri de ötekileştiren bir dil kullanırsa(ki kapitalizme din üzerinden karşı çıktığı için mantıken sonuç hep buna varacaktır!), bugüne dek anti-kapitalizm bayrağını nice cefa çekerek taşımış ateist marksistlere haksızlık etmiş olacaklar. Bu bile tek başına onları eleştirmek ve antipatik bulmak için yeterli.
Tamam da senin anlamadığın bir şey var: O videoda ve bu adamların iktidarı ve gelenekçileri eleştirdiği bağlamda ''allahsızlık'' olarak örnek gösterdiği şey birazcık insanlık vicdanı ve demokrat olan herkesin eleştirebileceği bir şey.
Burada tanımlanan şey ''dinsizlik ve ateizm'' değil ki... Zorbaca, zalimane ve barbar tutumların bizim inandığımız şeyle ilgisi yoktur... diyor adamlar. Devlet şiddetine, ırkçılığa ve faşizme(ki görüntülerde onlar vardı dikkat ettiysen) karşı ''böyle bir şeyin bizim inancımızda yeri yoktur'' denmesi güzel bir şey. Yani, bu kadarını anlamak için siyasal bilgiler hatmetmeye de gerek yok.
Siz Allahsızlığı(yani ateizmi) kötülük olarak mı tanımlıyorsunuz... diye sorsan; eminim ki hayır biz ''o eylemleri ve barbarca tutumları kötülük ve Allahsızlık olarak tanımlıyoruz'' diyeceklerdir.
Çünkü o videolar ve sözler ötekini ve ateisti değil ''statüko''yu tanımlıyor(şu an Akp ve cemaatler). Statükonun eylemlerine(zorbalık, katliam, ırkçılık, despotizm ve faşizm) ALLAHSIZLIK diyor.
Sen belki değil ama AKP mesajı son derece iyi aldı. Öyle iyi aldı ki, oldukça kısa bir süre içerisinde Eliaçık'ın kızını göz altına aldılar. Hem eliaçık'a, hem o gençlere bir ''tehdit'' yolladılar; hem de topluma ''bakın bunlar Anarşiktir'' dediler.
AlbatrosS
17-05-2012, 02:49
1- Demek ki Bakunin de kemalistti! Daha neler duyacağım acaba? Resmen, demokrat olsun da isterse siyaseti dinselleştirsin, umurumda olmaz demişsin. Söyleyecek birşey yok. Açık bir sağ sapma var sende. İfrat noktasına kayman yakın görünüyor. Üzüldüm.
2- Çocuk işçiliğine karşı çıkmak için eski eğitim sisteminin içinde konumlanmak gerekmiyordu. 4+4+4 tipi bir okul süreci içinden de çocuk işçiliğine karşı durulabilirdi.
3- Madem sayısız yorum var neden islam ülkeleri bu kadar tek tipçi ve baskıcı? Güya demokratikleşen başbakan bile tek tipçi. Bunlar öyledir. Bunlar da islamın anti-kapitalizm olduğunu söyleyip geri kalan görüşleri allahsızlık sayıyorlar. Eğer bin çeşit yorum oluyorsa din üzerinden politika yapmanın ne anlamı kalıyor? Sen istediğin kadar anti-kapitalist biçimde yorumla, adam çıkıp ''Kardeşim ben başka türlü yorumluyorum'' derse iş biter. O halde sol politika için dinin referans alınmasının ne anlamı kalıyor? Bunlar dini referans alıyor çünkü tek tipçiliği paylaşıyorlar.
4- Allahsızlığı kapitalistlikle bir tuttular(bugün Taraf'ta haber vardı mesela, Kontra Art diye bunlardan bir grup tam da bu üslubu kullanıyor, istersen araştırabilirsin). Müslümanlık kimliğini de üst başlık olarak kullandılar, her b.ka dini referans aldılar. Allahsızlığı olumsuzlarsan, en azından ateizmi olumsuzlamış olursun. Bu bir. İkincisi, siyaseti dine kapamak, din dışı siyaseti dışlar, ötekileştirir. Dinin bin tane sana göre güzel yorumunu yapar, sonra bir tane saçma sapan birşey söylerler, apışıp kalırsın. Mesele böyle bir şey olup olmamasından öte, buna meydan veren bir çizginin bugün kabul edebilmende.
Herşeyden evvel, dinin koca bir külliyatı var. Din üzerinden kimlik oluşturup siyaset yapanların tam olarak demokrat ya da solcu olduklarına kanaat etmen için evvela o koca külliyatın her bir ayrıntısı için nasıl bir açıklama ve yorum getiriyorlar, bunun ardında ne kadar durabilecekler ve bunu topluma ne kadar kabul ettirebilecekler görmen gerekirdi. Ama sen iki tane tatlı slogana ve söze tav oldun. Kusura bakma dostum ama şıpsevdi yeni yetmeler gibi davranıyorsun.
Zaten dinin binbir çeşit yorumu varsa, bunların içinden de zamanla senin demokrat bulduğun yorumların haricinde yorumlar yapan bireyler türeyecek veya bu gruba eklenecektir. Doğru, dinin yorumu bol. Tam da bu yüzden tehlikeli zaten! Tam da bu yüzden, bunlara bakıp da dinin siyasallaşmasının önünü açmamak gerekir.
5- Ben sana o örneği vermedim ki. İhsan Eliaçık'ın sitesinde de ''Allahsızlığın Lüzumu Yok'' adında bir video vardı. Allahı solla ilişkilendirirsen, allahsızlık sağcılık olur çıkar ve olumsuzlanır. Ateist marksistlerin bugüne dek ne uğraşlar verdikleri, ne cefalara göğüs gerdikleri açık. Böyle bir allahsızlık retoriği elbette tepki çekecektir. Çünkü insafsızlıktır, utanmazlıktır. Biz kalkıp sömürücülüğü dindarlıkla ilişkilendirsek -ki tarihsel olarak buna hakkımız vardır- bu grubun müslümanları buna ne tepki verirdi? Ama daha yeni ortaya çıkmalarına rağmen, kendileri bunu yapıyor bize. Senin de gıkın çıkmıyor.
6- Bunlar yeni bir din yaratıyor yani? Uçuyorsun bence...
7- İşçi sınıfını din temelinde bölüp burjuvaziye malzeme vermenin adı ''Kendi kimliğimizle alanda yer almak'' mı oldu? ''Anti-kapitalist müslüman'' yerine sadece ''anti-kapitalist'' deselerdi dinden mi çıkarlardı? Bırak 'allah aşkına'.
8- Herkesin kendini istediği gibi tanımlama hakkı vardır. Ama siyaseti buna göre belirlemeye, başka kimlikleri bunun içine kapatacak olan hegemonik bir söyleme hakkı yoktur. ''Aleviliği biz tanımlayamayız, onlar kendini tanımlar'' demek yetmez. Çünkü bunu diyenler, alana müslüman başlığıyla gelip ''Bizim aramızda ateistler, aleviler de var'' diyor. Madem öyle niye müslüman adını kullanıyorsun başlık olarak? Burada yapılan, Osmanlı'nın klasik ''islamın eşsiz hoşgörüsü'' masalının mikro ölçekte bir tekrarıdır. Hoşgörü ve eşitliği bahşeden bir zihniyettir bu. Aksi halde diğer binlerce insan gibi partilerde, sendikalarda yerini alır, inanç yüzünden ayrı durmazlardı.
Din bir yabancılaşmadır. Bunun da aşılması gerekir. Din eleştirisinin yanı sıra, dinin bireysel alanla sınırlanması bunun yoludur. Gerisi dinciliktir.
9- Durum tespiti yapıyorum. Dinci mahallelere gidip anti-kapitalist slogan atmak yerine, Taksim'deki sol grupların arasına girip Allahlı-kitaplı sloganlarla dinlerini sol gösterip bize pazarlıyorlar. Durum budur.
Sen baya bir sardırmışsın bunlara. Tekbir çeke çeke ''allahsız kapitalistlere karşı'' yaparsınız artık devrimi. Türbanlı, çarşaflı hanımlarla feministçilik oynarsınız. Gökyüzündeki tiranın emirlerine boyun eğenlerle el ele özgürlük ararsın artık. Yaşasın anarşi! :)
1. Kemalistleri yanlış tanımışız, kendileri Anarşistmiş meğer.
2. Sistem içi konuşacaksam ''kesintili model''i seçmem gerekmez değil mi? Çocuk işçiliğini güçlendirecek bir adıma neden evet diyeyim?
3. Kabile toplumları da ondan. Mısır, Suriye ve Irak(eski baasçılar) dikta rejimlerine dini yönetim mi diyoruz?
6. Her icra ''yeni ve özgün bir üründür''. Kültürel ürünlerde çeşitlenmeyi sağlayan şey ''icra bağlamıdır''... Performans/gösterimci kuram... Yahut modern folklor kuramı...
Bence hakim olmadığın konularda bu kadar ''uçuş''a geçme :)
7.8. Yehova şahitlerini ''anarşistleri din adına bölüyorsunuz'' diyerek ''hak yoluna'' çağırmalı hatta vicdani redlerini de kabul etmemeliyiz belki :D
9. E, ordan geldiler zaten. Hoş, ondan da kaygı duymaktasın: Dincileri sola taşıyorlar diye.
Tabi bu çocukların ahlaki tutumlarında gelenekle olan açı farkı ve yarılmayı önemsiz görürsen senin için bir ''dinci'' ile aralarında fark kalmaz...
RENAULTFERRARİ
17-05-2012, 10:53
Jollycim işine gelmeyince cikip yıkılinca o yıkımın altında insanlar inleyince
Sucu sosyalizm uygulamadaki başarısızlığa bağlamıyorsunuz totaliter millitarist Merkeziyetciydi falanda filandi diyorsun
Sebebi gayet acik cunku sosyalizm fıtrata terstir
Sosyalizmimi savunan kimse kendi yerini hazırlamıştır koltuğuna kurulmustu kurulmuştur
Sosyalizmi samimiolaak isteyen insanlarda dünya makinasının isleyebilmesi İcin akıllara hayret veren ilahi tecellinin olması ile kaimdir fitrat=oluş herkese ayni seviye de akıl vermemiş
Biri cok akıllı biri cok akıllız sozu anlamamaya biri bülbül gibi konusmaya biri ifrit gibi cirkin hırcın biri hazreti Yusuf gibi cok yakışıklı cok guzel
Fıtrat sosyalizm filan tınlamıyor sen fıtratın vermis olduğu bu uçurum kadar farklılıkları. üstünlükleri ve alçaklıkları samimi olarak eşitlemeye çalışman fitratla harp etmek demektir
Bunun farkında degilsin
Fıtrat diyor ki cüzzü kül yekdigerinden eyler istimdadidat
Yani meali: Kucuk büyüğe
Buyuk küçüğe muhtactir bu kainat boyle doner boyle işler
Sen küçüğe ortadan kaldırırsan buyuk küçüğe muhtacdi
Yıkılırsın yıkarlar
Sen büyüğü ortadan kaldırırsan
Kucuk büyüğe muhtaç olaraktan bu aleme gelmiş doğmuştur yıkar seni önünden duramazsın
Yıkılırsın tepelenirsin anladın mı arkadasim
Anlamak İcin iyice uzerinde düşünmen hislerini bir tarafa bırakıp aklını hakem tayin etmen gerekiyor optum jollycim saygilar sevgiler
Jolly Jocker
18-05-2012, 00:15
Renaultferrari,
Sana sosyalizmin ne olduğunu, SSCB'de yaşananın ne olduğunu açıkladım. Ama işine gelmediğinden olsa gerek, inatla bildiğini okuyor, bana önyargılarını sıralamaya devam ediyorsun. Anlaşılan ''sosyalizmin yanlış olduğuna'' da tıpkı Allah'a iman eder gibi iman etmişsin. İman sizde bir hastalık olmuş artık. Herşeye iman etmeye başlamışsınız. Gerçekler ise umurunuzda değil.
Sana fıtrat diye birşeyin olmadığını kabak gibi gösteren bir örnek verdim. Hayvanlarla büyüyen çocukların tıpkı hayvan gibi davranması örneği. İnternetten videolarını bulup gözlerinle görebilirsin. Eğer insanın bir fotratı olsaydı, o çocuklar hayvanların arasında büyüse bile fıtratları gereği insan gibi davranmalılardı. Ama böyle birşey yok. Çünkü fıtrat yok. Hiçbir açıklama yapamayıp kendini kandırmaya devam ediyorsun. İman gerçekten gözleri kör ediyor demekki.
Sosyalizmde herkes emeğine göre alır. Daha akıllı, daha çok işe yarayan, daha çalışkan olan daha çok alır. Herkesin aynı hakkı elde edeceği nereden çıktı? Böyle birşey yokki sosyalizmde. Kendi kafandan bir sosyalizm yaratmış, onu çürütüyorsun. Ama senin kafandaki yargıların gerçekle ilgisi yok yine. Önce öğren ne olduğunu, sonra yargıya var bari. Ama imanlıların huyudur; önce bilmeden inanırlar, sonra bir kısmı öğrenmeye kalkar, acaba neye inandık diye; bir kısmı ise onu bile yapmaz.
Jolly Jocker
18-05-2012, 00:24
Tamam da senin anlamadığın bir şey var: O videoda ve bu adamların iktidarı ve gelenekçileri eleştirdiği bağlamda ''allahsızlık'' olarak örnek gösterdiği şey birazcık insanlık vicdanı ve demokrat olan herkesin eleştirebileceği bir şey.
Burada tanımlanan şey ''dinsizlik ve ateizm'' değil ki... Zorbaca, zalimane ve barbar tutumların bizim inandığımız şeyle ilgisi yoktur... diyor adamlar. Devlet şiddetine, ırkçılığa ve faşizme(ki görüntülerde onlar vardı dikkat ettiysen) karşı ''böyle bir şeyin bizim inancımızda yeri yoktur'' denmesi güzel bir şey. Yani, bu kadarını anlamak için siyasal bilgiler hatmetmeye de gerek yok.
Siz Allahsızlığı(yani ateizmi) kötülük olarak mı tanımlıyorsunuz... diye sorsan; eminim ki hayır biz ''o eylemleri ve barbarca tutumları kötülük ve Allahsızlık olarak tanımlıyoruz'' diyeceklerdir.
Çünkü o videolar ve sözler ötekini ve ateisti değil ''statüko''yu tanımlıyor(şu an Akp ve cemaatler). Statükonun eylemlerine(zorbalık, katliam, ırkçılık, despotizm ve faşizm) ALLAHSIZLIK diyor.
Sen belki değil ama AKP mesajı son derece iyi aldı. Öyle iyi aldı ki, oldukça kısa bir süre içerisinde Eliaçık'ın kızını göz altına aldılar. Hem eliaçık'a, hem o gençlere bir ''tehdit'' yolladılar; hem de topluma ''bakın bunlar Anarşiktir'' dediler.
Şu iletin baştan sona zorlama. Kusura bakma ama cevap yazacağım diye ıkınmışsın resmen.
Orada Allahsızlık tabirini kullanırken neyi kastettiklerini ben de anlıyorum herhalde, salak değiliz. Ama kendince uygun görmediğin her boku allahsızlıkla ilişkilendirirsen, başlarım senin niyetine derim bende. Hakkım yok mu? Herifler sadece kapitalizme değil, arada bana da karşı çıkıyor. Ateizme zerre saygı göstermeyenlerin, insanları sırf inançsız olduğu için ötekileştirenlerin, kendilerine ve dinlerine saygı beklemeye de hakları yoktur. İşte o kadar! Çünkü hep bana giriyor. Eğer ateist isen aslında sana da giriyor onların bu üslubu ama senin umurunda değil.
Dininin kapitalizmle ilişkisizliğini vurgulayacaksa vurgulasın elbette. Ama bunu ateizme bok atarak yapmasın. Üstelik biz ''Allahsızlar'' olarak yüz yıldan fazla süredir kapitalizme karşı mücadele ediyoruz. Nice bedeller ödedik. Bize zulmedip sistemi savunanlar ise hep dini kullandılar. Buna rağmen biz sömürücülüğü direkt olarak dindarlıkla ilişkilendirmedik. Hakkımız varken bile sırf dindarları incitiriz diye yapmadık bunu. Ama şimdi bu herifler kalkıp kötü gördükleri herşeyi Allahsızlıkla ilişkilendirirlerse, bize ayıp etmenin de ötesinde, halt etmiş olurlar resmen. Bunun adı terbiyesizliktir, haksızlıktır, utanmazlıktır.
Buna tepki vereceğine, bu açıdan eleştireceğine, ''Allahsız derken bilmemneyi kastetmişler, niyetleri iyi, görmezden geliverelim'' diyorsun. İyi, sen duymazdan gel o zaman. Hatta katıl koroya, birlikte sövün ''Allahsızlara.''
Deniz'den Mahir'e, Nazım'dan Suphi'ye, Marks'tan Lenin'e, Bakunin'den Kropotkin'e, Negri'den Che'ye herkes Allahsız yalnız. Bunu da unutma...
Jolly Jocker
18-05-2012, 00:37
1. Kemalistleri yanlış tanımışız, kendileri Anarşistmiş meğer.
2. Sistem içi konuşacaksam ''kesintili model''i seçmem gerekmez değil mi? Çocuk işçiliğini güçlendirecek bir adıma neden evet diyeyim?
3. Kabile toplumları da ondan. Mısır, Suriye ve Irak(eski baasçılar) dikta rejimlerine dini yönetim mi diyoruz?
6. Her icra ''yeni ve özgün bir üründür''. Kültürel ürünlerde çeşitlenmeyi sağlayan şey ''icra bağlamıdır''... Performans/gösterimci kuram... Yahut modern folklor kuramı...
Bence hakim olmadığın konularda bu kadar ''uçuş''a geçme :)
7.8. Yehova şahitlerini ''anarşistleri din adına bölüyorsunuz'' diyerek ''hak yoluna'' çağırmalı hatta vicdani redlerini de kabul etmemeliyiz belki :D
9. E, ordan geldiler zaten. Hoş, ondan da kaygı duymaktasın: Dincileri sola taşıyorlar diye.
Tabi bu çocukların ahlaki tutumlarında gelenekle olan açı farkı ve yarılmayı önemsiz görürsen senin için bir ''dinci'' ile aralarında fark kalmaz...
1- ''Estağfirullah'', ben Bakunin'i yanlış tanımışım. Dinle içli dışlı biriymiş meğer!
2- Kesintili model çocuk işçiliğini güçlendirmek zorunda değilki. Zaten ben o tartışmada kesintili modeli savunmadım, eski modeli savunmanın saçmalığına dikkat çekmek istedim. Çocuk işçiliğini önlemenin yolu eğitimin kaç yıl olacağı değil anti-kapitalizmdir.
3- ???
6- Hımmm, demek sloganın ötesine gidip icraya da geçtiler ha? Dini siyasallaştırmaya devam etsinler, Kuran'ı dogmatik biçimde savunmaya devam etsinler; sırf yorumlamayı sola açık yaptılar diye yeni bir din kurulmuşçasına coşalım öyle mi? Adı da folklor kuramı olsun. O da iyiymiş...
7- Yahova şahidi askerliğe karşı çıkarken ''Allahsızlık'' demagojisi yapıp seni de itin g.tüne sokuyorsa, sırf inancı yüzünden senden ayrı duruyorsa, sadece o konuyu değil her b.ku diniyle açıklamaya kalkıyorsa bence aranıza mesafe koymalısınız evet. Gerçi senin onlara ısınıp birlikte Yahova'nın şahitliğini yapmanız da mümkün. Bekliyorum artık senden böyle hareketler. Tabi canım, niye kendini Allah'la sınırlandırasın, Yahova'ya da el at. :)
9- Dincileri sola taşımanın zerre faydası yok. Dinin güçlü, solun güçsüz olduğu bir konjonktürde bu durum dini solculaştırmaz, solu dine kapatır. Dincilikle mücadele etseler daha iyiydi. Senin dincilikle, yani dinin siyasete referans olmasıyla mücadele gibi bir perspektifin kalmadı galiba. Tolstoy hıristiyan anarşizmi icat etmeye kalkmıştı, seninki de ''ehli sünnet anarşizmi'' gibi birşey olur artık. Ama ''Allah-u Ekber!'' kulağa biraz otoriteryan geliyor. ''Bu memlekete anarşizm lazımsa onu da biz müslümanlar getiririz evelallah!''
Çocukların ahlaki tutumlarında gelenekle müthiş bir açı farkı var hakikaten. Bunların geleneği de bize allahsız derdi, bunlar da diyor. Bunların geleneği de kafalarını dine gömmüştü, her haltı dinle açıklardı; bunlar da böyle. Bunların geleneği de dini en fazla yorumlardı ama katiyen eleştirmezdi, bunlar da böyle. Gerçekten çok büyük farklar bunlar! :D
RENAULTFERRARİ
18-05-2012, 00:58
Hıhı tabi jollycim Yazinda hic bir sey goremiyorum
Kabak gibi evet ama kabak gibi sen yanlis anladin
Bak fitrat=olus demek yani olani gor fitrat her insani ayni akil seviyede ayni kabiliyette yaratmiyor aralarinda ucurum kadar farklar var... Anladin mi
Fitratla harp eden butun sistemler coker ütopya olarak kalir.
Hayvan misali Mevzu ile aladar asla degil o yuzden hicbir bag kuramadim fitratla
Mevzuu harici olsada madem acildi konusalim
Zaten sende bende dogdugumuz zaman hayvandik
Cocuk dogdugu vakit hayvani kabiliyetleri faaldir faal oldugu gorursun yer icer tirmalar isirir. Dimi jollycim
Fakat insani irsiyati yani irsiyati manevisi ise gayri faaldir.. Orasi faal oldugu zaman orayi dolduracak iman lazimdir
İnsanlik umitten imandan mahrumdur onun icin inler
İnsan dogduktan sonra 20 26 sene gecer yine kendisini kurtaramaz ondan sonra insana bir varlik gelir iste bu varlik nedir
Bunu insanlar arastirmadiklari icin inliyor.
Simdi senin internette dedigin videolari ben gormedim nerde olduguda belli degil bulunmuyor sen adresini ver bakiyim. Ben o videoyu izlemedigim icin yorum yapamiycam
Yalniz soyledigim seyleri anladigini umuyorum videolardaki cocukla senin zaninin ile alakasi olmadigini biliyorum bunu anlattim sana cocuk zaten hayvandir yani
Bu arada sen bir kac kisiyelede konustugundan senin biraz kafan karisik seni ben mesgul etmiyim kafan karisikligin oluyor
AlbatrosS
18-05-2012, 15:51
1- ''Estağfirullah'', ben Bakunin'i yanlış tanımışım. Dinle içli dışlı biriymiş meğer!
2- Kesintili model çocuk işçiliğini güçlendirmek zorunda değilki. Zaten ben o tartışmada kesintili modeli savunmadım, eski modeli savunmanın saçmalığına dikkat çekmek istedim. Çocuk işçiliğini önlemenin yolu eğitimin kaç yıl olacağı değil anti-kapitalizmdir.
3- ???
6- Hımmm, demek sloganın ötesine gidip icraya da geçtiler ha? Dini siyasallaştırmaya devam etsinler, Kuran'ı dogmatik biçimde savunmaya devam etsinler; sırf yorumlamayı sola açık yaptılar diye yeni bir din kurulmuşçasına coşalım öyle mi? Adı da folklor kuramı olsun. O da iyiymiş...
7- Yahova şahidi askerliğe karşı çıkarken ''Allahsızlık'' demagojisi yapıp seni de itin g.tüne sokuyorsa, sırf inancı yüzünden senden ayrı duruyorsa, sadece o konuyu değil her b.ku diniyle açıklamaya kalkıyorsa bence aranıza mesafe koymalısınız evet. Gerçi senin onlara ısınıp birlikte Yahova'nın şahitliğini yapmanız da mümkün. Bekliyorum artık senden böyle hareketler. Tabi canım, niye kendini Allah'la sınırlandırasın, Yahova'ya da el at. :)
9- Dincileri sola taşımanın zerre faydası yok. Dinin güçlü, solun güçsüz olduğu bir konjonktürde bu durum dini solculaştırmaz, solu dine kapatır. Dincilikle mücadele etseler daha iyiydi. Senin dincilikle, yani dinin siyasete referans olmasıyla mücadele gibi bir perspektifin kalmadı galiba. Tolstoy hıristiyan anarşizmi icat etmeye kalkmıştı, seninki de ''ehli sünnet anarşizmi'' gibi birşey olur artık. Ama ''Allah-u Ekber!'' kulağa biraz otoriteryan geliyor. ''Bu memlekete anarşizm lazımsa onu da biz müslümanlar getiririz evelallah!''
Çocukların ahlaki tutumlarında gelenekle müthiş bir açı farkı var hakikaten. Bunların geleneği de bize allahsız derdi, bunlar da diyor. Bunların geleneği de kafalarını dine gömmüştü, her haltı dinle açıklardı; bunlar da böyle. Bunların geleneği de dini en fazla yorumlardı ama katiyen eleştirmezdi, bunlar da böyle. Gerçekten çok büyük farklar bunlar! :D
1. Dinin siyasete alet edilmesi...sloganına Bakunin'den bir alıntı yapsana... Buna bakışının da ''videoya'' bakışın gibi olduğuna dair şüphelerim var.
2. Ulen biz de sırf kesinti yapıp bıraktı diye karşı çıkmadık zaten :) Kesintili yapıp okula başlama yaşını düşürdü. Seçmeli dersler ve mesleğe yönelme altında ''çocuk işçiliğini'' meşrulaştırmaya başladı. Sigorta yaşı vb uygulamalar da buna eklendi.
Bak yavru, iktidarın sık yaptığı bir şeydir bu. İktidar bir yerde ''stajyerlik'' gibi bi'şi öneriyorsa bil ki orada bir bit yeniği var. Benzer bir şeyi özel sektördeki ''öğretmenler'' için yaptılar: Stajyerlik... diye. Buna da ''kalite arttırımının teşviki'' dediler. Sonra n'oldu biliyor musun?
Dersaneler Ağustos'ta başladı stajyerlik Eylül'de başladı. Dersaneler bir sonraki senenin Haziranında kapandı, stajyerliğin tamamlanması için Eylül ayının beklenmesi şart koşuldu. Öğretmen bir yıl boyunca o dersanede çalıştı; ama yeni dönemde anlaşamadı mı, diyelim. Eylül ayını göremediği için stajı yandı.
Bu şekilde yıllarca çalışıp hala ''asgari ücrete'' ta'lim etmek zorunda kalan yüzlerce insan var. Daha da beteri, dersaneler stajyerliği bahane edip yeni başlayan öğretmenlerin ücretlerini alabildiğine kıstı. (görünürde asgari ücrettir, ama birçoğu uygulamaz)
So? Understand?
3. Bu ülkeler ''diktatörlük''tür. Dini rejim değil...
6. Hayır, şekerim. Daha ciddi bir iş yapıyor görünmekteler. Teolojik-ahlaki tutumlarını ''gelenek'' üzerinden değil; demokrasi ve özgürlükleri refere edip ahlaki tutumlarının merkezine yerleştiren yeni bir ''teolojik söylem'' üzerinden inşa ediyorlar. Bunun da, SENİN ANLIYACAĞIN DİLLE KONUŞURSAK, ''DİNİ SİYASETE ALET ETMEYEN'' bir teistin yaptığından çok da farklı bir yanı yok. Biri hak ve özgürlük nosyonunu ''sosyalizm'' adına; diğeri ''İslam'' adına ifade ediyor.
Ben de önümüzdeki süreçlerdeki ''tutumlarını'' beklememiz gerektiği söyleyerek meseleye genel olarak hangi bağlamda baktığımı izah ettim. Süreç içerisinde tutumları değişirse aynen şöyle diyeceğim: Bu hareket, geleneğin reddi değil; onun basit bir restorasyonu ve yeniden üretimidir. Geleneği tasfiye edecek karaktere ve sosy-politik tutumlara sahip değiller.
7. Kusura bakma, ben anlamamışım. Bu çocuklar şeriat isteyip herkesi kurban etmek derdindeymiş :)
9. Kimse kimsenin transit şöförlüğünü yapmıyor. Demokrasi, hak ve özgürlük ilkelerini vicdani kanaatleri haline getirmeye çaba gösteren tutumlarını cesaretlendiriyoruz yalnızca. Destek ve teşviğimiz, demokrasi ve hak yönündeki vicdani tutumlarınadır. Dinlerine değil...
Jolly Jocker
19-05-2012, 01:44
1- Dini siyasete alet etmeye Bakunin hayırhah bakamaz, zira kendisi dine hayırhah bakmamaktadır. ''Voltaire'nin sözlerini tersine çeviriyorum, Tanrı var olsaydı bile onu yok etmek gerekirdi'' diyen insandan bahsediyoruz. Tanrı ve Devlet adlı kitabında Şeytan'ı tüm devrimcilerin öncüsü ve yol göstericisi olarak gösteriyor. Anarşizm, ''efendisizlik'' demek. Sadece devlete karşı çıkmaktan ibaret değil. Tüm otoritelere karşı çıkmak lazım. Ve Tanrı da bir otorite! Farkındasın değil mi? Tanrıcıların iki demokrat sözüne kanmak ile devleti demokratikleştirmek isteyenlere kanmak arasında ne fark var?
2- Eğitimin kaç yıl olduğu değil, mesele anti-kapitalizm. Sen ise anti-kapitalizmvurgusundan ziyade Eğitim-Sen tayfasının görüşlerine kapılıp eski 8 yıllık modeli savunmayı kafi gördün diye hatırlıyorum. Onu eleştirmiştim.
6- Hiç de öyle bir anlama gelmiyor ''şekerim'', gene ıkınıyorsun. Geçen 32.Gün'e aczimendi lideri de çıkmıştı. Müslüm Gündüz. Adam kapitalizmi yerden yere vurdu, hatta ''Bir müslüman sosyalistle dost olabilir ama kapitalistle asla!'' bile dedi. Peki böyle dedi diye onun da artık dini siyasete alet etmeyi bıraktığını söyleyebilir miyiz? Uçuyorsun AlbatrosS.
9- Ben de onu diyorum işte. Vicdanı destekle elbette ama içine dini karıştırmalarını da eleştir. Dini karıştırırsa işin içine, hem vicdana öyle veya böyle bir sınır çizmiş olur hem de dinsizler, ''Allahsızlar'' otomatikman vicdansızlıkla yaftalanır.
''So? Understand?''
AlbatrosS
19-05-2012, 03:30
1- Dini siyasete alet etmeye Bakunin hayırhah bakamaz, zira kendisi dine hayırhah bakmamaktadır. ''Voltaire'nin sözlerini tersine çeviriyorum, Tanrı var olsaydı bile onu yok etmek gerekirdi'' diyen insandan bahsediyoruz. Tanrı ve Devlet adlı kitabında Şeytan'ı tüm devrimcilerin öncüsü ve yol göstericisi olarak gösteriyor. Anarşizm, ''efendisizlik'' demek. Sadece devlete karşı çıkmaktan ibaret değil. Tüm otoritelere karşı çıkmak lazım. Ve Tanrı da bir otorite! Farkındasın değil mi? Tanrıcıların iki demokrat sözüne kanmak ile devleti demokratikleştirmek isteyenlere kanmak arasında ne fark var?
2- Eğitimin kaç yıl olduğu değil, mesele anti-kapitalizm. Sen ise anti-kapitalizmvurgusundan ziyade Eğitim-Sen tayfasının görüşlerine kapılıp eski 8 yıllık modeli savunmayı kafi gördün diye hatırlıyorum. Onu eleştirmiştim.
6- Hiç de öyle bir anlama gelmiyor ''şekerim'', gene ıkınıyorsun. Geçen 32.Gün'e aczimendi lideri de çıkmıştı. Müslüm Gündüz. Adam kapitalizmi yerden yere vurdu, hatta ''Bir müslüman sosyalistle dost olabilir ama kapitalistle asla!'' bile dedi. Peki böyle dedi diye onun da artık dini siyasete alet etmeyi bıraktığını söyleyebilir miyiz? Uçuyorsun AlbatrosS.
9- Ben de onu diyorum işte. Vicdanı destekle elbette ama içine dini karıştırmalarını da eleştir. Dini karıştırırsa işin içine, hem vicdana öyle veya böyle bir sınır çizmiş olur hem de dinsizler, ''Allahsızlar'' otomatikman vicdansızlıkla yaftalanır.
''So? Understand?''
1.* Pazar yerinde çoluk çocuk bomba patlatıp öldüren bir Müslümanla ''sivil itaatsizlik yapan bir müslüman'' arasında ne fark varsa, o var. Aradaki ''insani'' ve ''vicdani'' açı farkını görmezden mi geleceğiz?
* bazı liberalleri bizi Stalin ve Pol-pot'la aynı gördüğü ve dahası ''propaganda''yı bu mesele üzerine kurduğu için kafa-göz birbirimize girmedik mi?
* Stalin'i ve Pol-pot'u eleştiren(aşan) adama sormazlar mı ''özgürlükçülerin iki tane demokrasi ve insan hakkı söylemine kanıp bu diktatörlüğü ehlileştirebilecek misin?'' diye?
* Oluyor mu peki?
2. Sana bu konuda ne düşündüğümü anlatan bir mail atacağım...
6. Ülkücüler de ''anti-kapitalist''tir. Yiyor muyuz? :) Yahu Müslüm Baba, n'olduğunu saklama ihtiyacı hissetmeyen yobazın tillahı bir bunak. Bu çocukları bu bunakla bir tutman, birinin seni Stalin'le bir tutması gibi değil midir?
9. O vicdanı destekliyorum diye ''din eleştirisi''nden vazgeçmedim ki . Sadece bu ikisini ayırıyorum. Sosyal yaşamın genel geçer ve sabit verilerle izah edilebilmesi biraz güç çünkü. Dini eleştirirken de, üstelik dinleri ''sömürge ahlak teolojileri'' olarak görürken de hep şunu söyledim: GELENEK.
Jolly Jocker
19-05-2012, 06:34
1.* Pazar yerinde çoluk çocuk bomba patlatıp öldüren bir Müslümanla ''sivil itaatsizlik yapan bir müslüman'' arasında ne fark varsa, o var. Aradaki ''insani'' ve ''vicdani'' açı farkını görmezden mi geleceğiz?
* bazı liberalleri bizi Stalin ve Pol-pot'la aynı gördüğü ve dahası ''propaganda''yı bu mesele üzerine kurduğu için kafa-göz birbirimize girmedik mi?
O halde insani ve vicdani bir devlete de fitsin demektir. :)
Ama din meselesi aynı şey değil. Din bir dogma. Bu çocuklar onu bir dogma olmaktan çıkarabiliyor mu? Çıkarabilseler zaten inançsız olurlardı. Ya da en azından şüpheci. ''Dogmamı revize ettim'' demek, eskiye göre olumludur ama yine de taraftar olmaya değmez. Çünkü dogmatizmi bırakmak gerekir. Dogmatizmi bıraksınlar saygının kralını gösteririm onlara. Ama şu halleriyle gelip de iki slogana tav olmamı beklemesinler. Bence sen de tav olma. Mesele dogmayı nasıl yorumladığı değil, dogmatizmi aşamamaları. Bunun önemi yok mu sence? Adamlar Kuran'ı eleştiremiyor, yorumluyorlar sadece. Kendilerince bir yorumunu yapıp kutsamaya, tabulaştırmaya devam ediyorlar. Bu zihniyetin aşılması lazım.
Stalinizmle falan kıyaslama yapıyorsun. Marksizm benim için bir dogma değilki. ''Eylem klavuzu.'' Marksizmi eleştiren başlıklarım da var bu forumda. Kısacası, örnek seçimin biraz uyumsuz olmuş. Ne dogmatikliğimi gördün bugüne dek?