PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : "Vatikan bile kutladı. Bizim üniversitelerimizde hala sorun var"


VraeL
03-05-2012, 16:48
Kaynak ve Alıntı Adresi: http://haber.sol.org.tr/bilim-teknoloji/prof-dr-asli-tolun-yaratilisci-bilim-olmaz-haberi-54399



http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/tolun-3_0.jpg

16 – 17 Mayıs tarihlerinde Marmara Üniversite’sinde gerçekleştirilmesi hedeflenen evrim karşıtı sempozyumun mevcut bilimsel gelişmelerle uyumlu olamayacağına yönelik karşı çıkışlar gelmeye devam ediyor.

Bir grup akademisyenin imzaya açtığı “Üniversite, bilimsel düşüncenin topluma taşınmasından taraf olmalıdır” başlıklı metinle yaratılışçı sempozyum eleştiriliyor. Sempozyumun iptal edilmesinin istendiği metinde bilimin yöntemini uygulamayan inancın, neden bilimsellik sosuyla sunulmaya çalışıldığı soruluyor ve sempozyum çağrıcılarının “bilimsel evrim karşıtlığı” söyleminin gerçek dışı olduğu belirtiliyor. Bu noktaları anlatmak için üniversite yönetimine iletilen randevu talebine yanıt beklenirken, bu süre zarfında (http://evrimkarsitisempozyumiptaledilsin.blogspot.com/) adresinde imza toplanmaya devam ediyor.

Biz de bu bilim dışı sempozyuma karşı duran metni imzalayan akademisyenlerden Prof. Aslı Tolun’a sorularımızı yönelttik:

Mayıs ayı içerisinde Marmara Üniversitesi’nde “Bilim türler arası evrimi neden kabul etmiyor?” başlıklı bir sempozyumun düzenleneceği duyuruldu. Bilimsel alanda evrim teorisiyle uyumlu olmayan dolayısıyla reddeden araştırma sonuçları var mı?
Hayır, yok. Tüm bildiklerimiz evrim kuramını destekler nitelikte. Biliyorsunuz, evrimi sınamanın en güçlü yollarından biri, genetik bulgular. Son yıllardaki genom araştırmaları gibi genetik alanındaki gelişmeler sonucunda elde edilmiş bulguların tümü evrim kuramını destekliyor. Ayrıca, evrim kuramının doğruluğu konusunda uzmanlar arasında görüş farklılığı yoktur. Evrim bir sav olmayıp, biyolojinin temel kuramıdır.

Bu sempozyum akademik özgürlük çerçevesi içerisinde değerlendirilebilir mi?
Hayır. Akademik özgürlük kavramı toplumumuzda yanlış anlaşılıyor. Akademik özgürlük bilim insanının dilediği araştırmayı yapması ve onun sonucunu özgürce açıklayabilmesidir. Akademik özgürlük bilime saldırı özgürlüğü değildir, ya da bilime karşı istediğini söyleyebilme. Örneğin, “dünya düzdür ve öküzün boynuzları üzerindedir” konulu bir sempozyum düzenlemek akademik özgürlüğe girmez. Bu sözüm bilime aykırı gibi gözükebilir, çünkü bilimin doğası gereği, her kuram ya da hipotez tekrar tekrar sorgulanır, yanlışlanmaya çalışılır, yanlışlanamazsa, daha da güçlenir. Dünyanın yuvarlaklığı ya da güneşin dünyanın etrafında döndüğü konularının tartışılmasından yüzyıllarca önce vazgeçildi.

Sizin bu sempozyuma karşı bir tepkiniz oldu mu?
Evet. Marmara Üniversitesinin rektörüne ve FEF dekanına yazarak, gerçekten böyle bir sempozyumun yapılıp yapılmayacağını, yapılacaksa, kendi bilgilerinin dâhilinde olup olmadığını sordum. Rektörlükten yanıt geldi; sanırım bir yetkili yanıtlamış. Yapılacak olan bilimsel bir etkinlik ile ilgili olarak söylediklerimi hayretle okuduklarını, üniversitenin bilimsel özgürlüğe sonuna kadar inandığını, hiçbir bilim insanının fikrine kısıtlama getirmeyi asla düşünmediklerini, sempozyumun bir öğrenci kulübü etkinliği olması nedeniyle ona lojistik destek sağlamanın ötesinde bir müdahaleyi kesinlikle düşünmediklerini, sempozyum programında yer alan bilim insanlarının görüşlerinin en az karşıt bir bilimsel savı öne süren bilim insanlarınınki kadar değerli olduğuna inandıklarını yazmışlar. Tabii ki yanıt yazılmış olması bir nezaket, çünkü herkes her yazana yanıt yazmıyor.

Ben de yanıt olarak; tüm akademisyenlerin bildiği gibi, bilimin kişisel görüşlerle hiç ilgili olmadığını, evrim konusunda uzmanlar arasında farklı görüşler olmadığını, öğrenci kulüplerinin bilimsel etkinlikler için uzmanlardan görüş almaları gerektiğini, bunun da bir etkinliğe müdahale amaçlı değil de, etkinliklerin düzeylerini yüksek tutmak amacıyla yapıldığını belirttim. Örneğin, “dünya düzdür ve öküzün boynuzları üzerindedir” konulu bir sempozyumda konuşacak öğretim üyeleri bulunsa bile, bu konu bilimsel olmadığından, yapılmaması gerektiğini yazdım. Ayrıca, bir konu üzerinde ancak o konunun uzmanlarının konuşmasının uygun olduğunu ve evrimin bir sav olmayıp, biyolojinin temel kuramı olduğunu bildirdim.

İki yıl once Darwin yılını Vatikan bile kutladı. Bizim üniversitelerimizde hala sorun var. Ne üzücü.

(soL-Bilim)

ALKA
04-05-2012, 04:52
Bunların yaptığı tam bir arsızlık ve biilim düşmanlığı.

Neden bilim düşmanlığı derseniz, bilimsel bir kuramın reddi yine bilimsel olmalıdır. Bilimsel deneyleriniz, araştırma ve kanıtlarınız olmadan bilimin öğretildiği bir kuruma gidip bir bilimsel iddiayı çürütemezsiniz.

Neden arsızlık derseniz, siz hiç camiye gidip cuma namazlarında Allah'ın olmadığı veya evrim kuramını vaaz etmek isteyen bir kişi gördünüz mü?

Eğer üniversitelerde bilimsel dayanağı olmayan dinsel öğretiler öğretilecekse ben de gider camilerde evrim teorisini anlatırım...

veya camilerde Ateist görüşlere de yer verilmesi gerektiğini Ateistlerin camilerden dışlandığını iddia ederim.

Bu kadar densizlik ve kendini beğenmişlik olabilir mi?

vartor
04-05-2012, 06:00
Sevgili ALKA,
Bu adamlarda mantik olsa, zaten simdi bulunduklari yerde olmazlardi.
Kendini begenmislik, akillariyla allah yolunda gittiklerini, dolayisiyla dogruyu yaptiklarini zannettiklerinden kaynaklaniyor. Iman mi mantigi siliyor, mantiksizlik mi imani korukluyor henuz anlayamadim, ama biri varken nedense digeri olmuyor.

G Milat
04-05-2012, 10:05
Buna benzer "evrim karşıtı" sempozyum veya toplantılar burada da sıkça yapılıyor. Buna karşı değilim ben. Dinlerin etkisiyle böyle şeylerin yapılmasını olağan karşılıyorum. Zaten katılımcı olaran kesim belli... Bir lobi veya özel bir toplantı salonu gibi geniş bir alanda toplansınlar. Karışamayız.

Karşı olduğum şey, bu tip faaliyetlerin "bilim" çatısı altında yapılmasıdır. Bilimsel tek kelimenin 'evrim' olduğu sempozyumdan ne fayda gelir bilemiyorum.

Ayrıca hadi bazıları bu şarlatanlığa bilim dediler, Marmara Üniversitesi gibi büyük ve ismi sayılır bir yerde, bu tip akıl dışı şeylerin yapılmasına nasıl izin verildiğine de şaşırıyorum.

İlla ki "Burası Türkiye, her şey olur." mu demek gerekiyor?!

murted
04-05-2012, 17:16
Behzat Ç. dizisinde bir kaç ay evvel bu konuya bayağı parmak basmışlardı. Konudan bihaber insanlar için çok bir şey ifade etmeyen tonla göndermeyle doluydu ki bölüm seyrettiğimde yuh artık demiştim. Vakti olanların bölümün tamamını izlemelerini tavsiye ederim. Çok daha fazlası var tabi bölümde.

http://www.youtube.com/watch?v=MQXYY4Bznnc

ALKA
05-05-2012, 02:58
Sevgili ALKA,
Bu adamlarda mantik olsa, zaten simdi bulunduklari yerde olmazlardi.
Kendini begenmislik, akillariyla allah yolunda gittiklerini, dolayisiyla dogruyu yaptiklarini zannettiklerinden kaynaklaniyor. Iman mi mantigi siliyor, mantiksizlik mi imani korukluyor henuz anlayamadim, ama biri varken nedense digeri olmuyor.
Evet, bunlar ya çok saf, ya beyinleri Allah ve dinle iğdiş edilmiş anlamazdan geliyorlar. İlla herşeyi kendilerine benzetecekler, bilimsel anlayışı da.. Misal
yaratılış düşüncesini sen camide vaaz verirken, köy kahvesinde sohbet ederken, evde mevlit okuturken anlatırsın bu normaldir ama futbol sahasında basketbol oynanmak, cuma namazında İncil dersleri vermek nasıl çok yersiz ve diğerlerine bir saygısızlıksa bir bilim kurumunda da böyle bir sempozyum yapılmasına da onun için abestir.

Örneğin tıp fakültesinde ‘Leylek Kuramı sempozyumu’, astronomi bölümünde ‘Dünya düzdür konferansı’, tarih ve coğrafya bölümünde ‘Ruh çağırma seansları’ düzenlenirse, bunlara da ‘hoşgörü’ adına karşı çıkmayacaklar mı?

Yarın bir başkası çıkar zorla camide bale yapmak veya nu resimleri sergisi açmak ister, ya da Allah Yoktur konferansı düzenler. Yani ne kendilerini ne de başkalarını kandırsınlar.

taylan
05-05-2012, 03:07
prof. dr. irfan yılmaz
(dokuz eylül üniversitesi buca eğitim fakültesi orta öğretim fen ve matematik alanlar eğitimi bölümü biyoloji eğitimi anabilim dalı)

*prof. dr. adem tatlı
(emekli, dumlupınar üniversitesi eski rektör yardımcısı fen-edebiyat fakültesi eski dekanı)

*prof. dr. turan güven
(gazi üniversitesi gazi eğitim fakültesi ortaöğretim fen ve matematik alanları eğitimi bölümü biyoloji eğitimi anabilim dalı)

*prof. dr. eşref edip keha
(karadeniz teknik üniversitesi tıp fakültesi temel tıp bilimleri bölümü tıbbi biyokimya anabilim dalı)

*prof. dr. ismail kocaçalışkan
(yıldız teknik üniversitesi fen-edebiyat fakültesi moleküler biyoloji ve genetik bölümü moleküler biyoloji anabilim dalı)

*prof. dr. cengiz çakmak
(istanbul üniversitesi edebiyat fakültesi felsefe bölümü felsefe tarihi anabilim dalı)

*yrd. doç. dr. ömer faruk noyan
(celal bayar üniversitesi mühendislik fakültesi inşaat mühendisliği bölümü yapı anabilim dalı)

*dr. nihat buğra ağaoğlu
(türkiye öğrenci konseyi başkanı, sağlık bakanlığı proje koordinatörü)

BU isimler katılacakmış konuşmacı olarak.

İrfan Yıldırım şu dinozorlarla kapışması için Ademin boyunun 30 metre olması gerektiğini söyleyen şahıs...

Adem Tatlı'yı evrimin biyolojinin felsefesi olduğu iddasıyla biliyoruz.

Turan Güven: Tartışma programlarında sürekli Maohlon Hoagland'ın doğal seleksiyon örneğini bir kahve muhabbeti şeklinde (yaww gardeşim bu nasıl iş o şişelerin gapağını dakan bir var yauww) çarpıtan şahıs

Hoagland şunu tespit etmiştir "Hayatın Kökleri" isimli kitabında: Issız bir kumsalda kıyıya vuran şişelerin hepsinin kapaklı olduğunu aralarında hiç kapaksız şişe görmediğini söylemiştir. Çünkü kapaksız olan şişelerin okyanusun zorlu koşullarına dayanamayıp battığını asla kıyıya varamadığını görerek bu olayla doğal seleksiyon kuramı arasında benzetme kurmuştur.

Tabi bu bir benzetme. Doğal seleksiyon kuramında da doğanın zorlayıcı koşullarında hayatta kalan canlılar, okyanusun zorlu koşullarında batmadan kıyıya vurabilmiş kapaklı şişelere benzer. Doğanın zorlu sınavını atlatabilen canlılar bu genetik miraslarını aktararak yeni ve farklı nesiller yaratırlar. Şişeler sadece bu zorlu sınavı geçişi gösterme amaçlı bir örnektir.