PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeni başlangıç meridyenimiz Kabe olacak!


upuaut
20-05-2012, 19:11
Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hazırladığı tasarıya göre artık "Yaz Saati" uygulamasından vazgeçilecek. Fakat Bakanlığa göre Türkiye +2 saat bölgesinde değil +3 saat bölgesine alınacaktır.

Türkiye'nin hedefi Batı değil, Arap Ülkeleri'dir!

Türkiye Avrupa ve Batı ile ilişkilerini geliştirebilmek için İzmit üzerinden geçen 30. boylama yani +2 saati bölgesine göre kendini ayarlamış ve ülkedeki tüm yerel saatler buna göre ayarlamıştı. Türkiye bununla birlikte bir de Yaz saati uygulamasıyla enerji tasarrufuna girmişti.

Ama şimdi Bakanlık, "Türkiye saati İzmit üzerinden geçen 30. boylama göre değil, Doğu Anadolu'da Iğdır'ın üzerinden geçen 45. boylama göre hesaplanacak!" diyor.

Peki bu yeni değişiklikle hayatımız nasıl değişecek?

Bunu aşağıdaki Google Earth haritasından açık bir şekilde görebiliriz. Hayatımız çok, hem de çok değişecek. Herşey artık Avrupa'ya göre değil, Arap ülkelerine, özellikle Araplar'ın büyük bir hayranlık duyduğu Mekke'ye yani Kabe'ye göre ayarlanacak!

http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kabe_600.jpg
Yukarıda Google Earth'ten alınan haritada 3 farklı yer gösteriliyor. Ben, "Evim" yazan yerde (soldaki nokta) oturuyorum. Evimin coğrafik koordinatları, 40°59′21.84″ Kuzey enleminde ve 29°09′01.24″ Doğu boylamındadır. Bu noktayı (40°59′21.84″ K, 29°09′01.24″ D) şeklinde gösterebildiğimiz gibi, bölge işeretlerine göre (40°59′21.84″, 29°09′01.24″) şeklinde de gösterebiliriz. Ayrıca burada Bakanlık tarafından seçilen yeni başlangıç meridyenimizi (ki Google Earth'te bu nokta, "Başlangıç Konumu" ile gösterilir) Evim ile aynı enlemde ve 45° boylamında gösterdim. Buna göre yeni başlangıç meridyenimiz olan üstte-sağdaki noktanın coğrafik koordinatları (40°59′21.84″, 45°00′00.00″) dir. Aşağıdaki yengeç dönencesinin altındaki nokta ise Kabe'nin olduğu yeri gösteriyor. Kabe'nin coğrafik koordinatları, (21°25′21.00″, 39°49′34.35″) dir (Resmi daha büyük görmek için tıklayınız! (http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kabe.jpg)).

Hayatımızın nasıl değişeceğini anlayabilmek için öyle alim olmaya gerek yoktur; yukarıdaki harita yardımıyla Lise 1 Coğrafya dersi bilgileri bilmek ve biraz hesap yapmak yeterlidir. Bunun için size şu linki önerebilirim (http://www.msxlabs.org/forum/soru-cevap/213685-neden-2-boylam-arasi-4-dkdir.html).

Şimdi bu değişiklikleri yakından inceleyelim.

1. Türkiye saati +3'e ayarlanacak: İlk ve en önemli değişiklik budur. Çünkü bildiğiniz gibi, Türkiye saati İzmit'in üzerinden geçen 30. boylama göre (ki iki meridyen (boylam) arasında 4 dakika yani 4′ kadar fark vardır) 30x4′=120'=2 Saat yani +2 saati dilimi üzerinde idi. Bu saat farkı, Dünya'nın başlangıç meridyeni olan Greenwich ile, dolayısıyla Avrupa ile aramızda olan saat farkı idi. Bu saat farkı Avrupa ile iş yapan iş adamları için hayati derecede önemde idi, adeta oruç tutmak kadar insanı sarsan bir şeydir. Örneğin "11 Eylül Olayları (http://tr.wikipedia.org/wiki/11_Eyl%C3%BCl_sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1)"nda Amerika ile aramızda 7 saat fark vardı ve orada ilk uçak Kuzey Kulesi'ne çarptığında saat sabah 08:46:30 (http://tr.wikipedia.org/wiki/11_Eyl%C3%BCl_sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1) iken burada 15:46:30 idi ve biz, bu olayı televizyonlarımızdan öğlenleyin izliyorduk. Aynı şekilde, ikinci uçak Güney Kulesi'ne çartığında da orada saat 09:02:59 (http://tr.wikipedia.org/wiki/11_Eyl%C3%BCl_sald%C4%B1r%C4%B1lar%C4%B1) iken burada 16:02:59 idi.

Yine, NBA maçlarını burada saat kaçta izliyoruz, arkadaşlar. Haberiniz var mı? Ben çok iyi hatırlıyorum; üniversitedeyken, 1996, 1997 ve 1998 yıllarında sırf Michael Jordan'ı görebilmek için sabah saatlerinde NBA Playoff maçlarını izliyordum. Tabii, oradan da hiç uyumadan üniversiteye gidiyorum.

Fakat şimdi Bakanlığın tasarısına göre saat farkı +3'e fixlenecek ve iş adamları kelimenin tam anlamıyla naneyi yiyecekler. Onlar için Avrupa iş yapmak, oruç tutmak gibi bünyelerini sarsacak.

2. Dini ibadetlerimiz artık Kabe'ye göre ayarlanacak: Yukarıdaki haritada görülen Kabe'nin boylamı 39°49′34.35″ (http://tr.wikipedia.org/wiki/Mekke) ve yeni Başlangıç Meridyenimiz de 45° dir. Bu iki meridyen arasındaki saat farkı, 4′x(45°-39°49′34.35″)=4′x5°10′25.65″=20.695'=20' 41.71'' dir ve bu da yaklaşık 1 saatin 3'te 1'i demektir. Bu, şu demek oluyor: Oruç ve namaz saatleri hemen hemen Kabe ile aynı olacaktır. Örneğin STV kanalında ya da başka bir dini kanalda Kabe'den naklen yayınlanan Oruç ve namaz ibadetlerinde, oradaki müslüman kardeşlerimizden 20' 41.71'' sonra biz de aynı ibadetleri yapıyor olacağız.

Peki Atatürk, Ölçü ve Birimleri neden değiştirdi?

Atatürk'ün bu toplumsal devrimleri yapmakta ki amacı; Türk Milletinin son asırlarda geri kalmasına neden olan bütün kurumları kaldırarak yerine milletin karakterine takvim ve ölçüler sosyal bazı karışıklıklara sebep oluyordu. Osmanlı Devleti'nin son dönemlerinde bu farklılığı gidermek için bazı çalışmalar yapıldı. Fakat yeterli değildi. Cumhuriyetin ilânından sonra bu zorluklan ortadan kaldırmak için çalışmalara başlandı. Önce 26 Aralık 1925'te çıkarılan bir kanunla Hicrî ve Rumî takvimlerin yerine Milâdî takvim kabul edildi alaturka denilen çağdaş dünyanın kullandığı saat sistemi kabul edildi. Batıdan alınan zaman ölçüsü ile bir gün 24 saate bölünüp endaze ağırlık ölçüsü olarak kilo kabul edildi. Uzunluk ve ağırlık ölçülerinde yapılan bu değişikliklerle ülkede ölçü birliği sağlandı. Bu yeniliklerin yanında millî bayramlar ve tatil günleri de yeniden düzenlendi. 1935'te çıkarılan bir kanunla Cumartesi öğleden sonra ve Pazar günü hafta tatili olarak kabul edildi.

Peki Atatürk'ün Batı ile bir yakınlaşma kurabilmek için yaptığı bu değişikliklerin şimdi değiştirilmesi ne anlama heliyor? Bunu da Sözcü gazetesinin 19 Mayıs 2012 tarihli (dünkü) "Tokmak" köşesindeki şu başyazıdan anlıyoruz.

Hep geriye gidiyoruz

Bu iktidarın hedefi "Uygar Batı" değil, ilkellikten kurtulamayan "Arap Ülkeleri".

Durum artık kuşkuya yer bırakmayacak şekilde görüldü.

Türkiye gemisi Batı'dan uzaklaştırılıyor.

Bu, rastgele ırtaya çıkan bir durum değil, düşünülmüş, tasarlanmış, adım adım uygulanan bir plan...

Laik Cumhuriyet ilkelerinin yerle bir edilmesi, değiştirilen Milli Eğitim Sistemi, kaldırılan bayramlar derken sıra saatlere geldi.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı'nın hazırladığı tasarıya göre Türkiye, Avrupa'dan bir saat daha uzaklaştırılıp, saat dilimi Mekke'ye göre ayarlanacak.

Tabii, Bakanlık "Mekke" demiyor, "Türkiye saati İzmit'in üzerinden geçen 30. boylama göre değil, Doğu Anadolu'da Iğdır'ın üzerinden geçen 45. boylama göre hesaplacak" diyor ama, bu boylam da tesadüfen Mekke (!) ile aynı boylam oluyor.

Böylece, hazırlanan plana göre, Türkiye'nin Suudi Arabistan, Irak, İran gibi ülkelerle ve Körfez'deki Arap Emirlikleri ile arasında hiçbir saat farkı kalmayacak.

Buna karşılık, Türkiye ile İngiltere arasındaki fark 3 saate, Orta Avrupa ülkeleri ile arasındaki fark ise 2 saate çıkacak.

Haa, bu arada orduevlerinde sakal, türban, sarık ve cübbenin serbest bırakılıp askerlikte de ilerici (!) bir hamle yapıldığını hatırlatalım.

Ülkemizde saatler artık hep geriye doğru çalışıyor!

vartor
20-05-2012, 20:22
Iman gucunu kucumsemeyin; gozleri karartir alimallah, masallah.

upuaut, bu yazdiklarin, hakikaten ummet olma yolunda oldugumuzu gostermekte; Tek din tek millet derken, adam ummetten bahsediyormus da biz farkina varmamisiz.


Degerli dostum Burlap'in "isinan kurbaganin rehaveti" basligini her gun dogrulamaya devam ediyor bu gidisat. Umarim hepimiz de yaniliyoruzdur; aksi taktirde, demokrasi beklerken tam aksiyle karsilasip, Iran'dan da beter bir duruma dusecegimizden korkuyorum.

upuaut
20-05-2012, 21:56
Iman gucunu kucumsemeyin; gozleri karartir alimallah, masallah.

upuaut, bu yazdiklarin, hakikaten ummet olma yolunda oldugumuzu gostermekte; Tek din tek millet derken, adam ummetten bahsediyormus da biz farkina varmamisiz.
Degerli dostum Burlap'in "isinan kurbaganin rehaveti" basligini her gun dogrulamaya devam ediyor bu gidisat. Umarim hepimiz de yaniliyoruzdur; aksi taktirde, demokrasi beklerken tam aksiyle karsilasip, Iran'dan da beter bir duruma dusecegimizden korkuyorum.


Senin bu açıklamalarına şu soruyla yanıt aramak gerekiyor: Atatürk bir Batı hayranı mı idi?


Önce Atatürk'ün Ölçü ve Birimler'de yaptığı inkılabına bakalım, sonra bu sorunun yanıtına bakarız.

Atatürk’ün Eski Ölçülerde yaptığı deşiklikler

Cumhuriyet döneminden önce Batı uluslarından ayrı takvim, saat, sayı ve ölçülerin kullanılması, hafta tatillerinin cuma günü olması, takvimin başlangıcı olarak Hazreti Muhammet’in Mekke’den Medine’ye göç ettiği tarih olan 622 yılının alınması (hicri takvim), sayı olarak eski sayıları, ölçü olarak da okka, dirhem, arşın, endaze, vb. ölçülerin kullanılması, Türk toplumu ile Batı toplumları arasındaki ilişkilerde büyük karışıklık ve güçlüklere yol açmaktaydı. 26 Aralık 1925′te miladi takvimin kabul edilip, alaturka saat yerine Batı’da kullanılan alafranga saatin kabul edilmesiyle, 23 Mart 1931′de çıkarılan yasayla da gram, kilogram, ton, metre, kilometre gibi ölçülerin benimsenmesiyle, bir yandan Batı ülkeleriyle ilişkiler kolaylaştırılırken, bir yandan da yurdun her yerinde tutarlı bir ölçü ve ağırlık düzeni kurulmuş oldu.

Atatürk elbette bu değişiklikleri yaparken Batı ile yakınlaşmak, onlarla ilişkilerimizi geliştirmek istiyordu. Fakat bu meselenin altında yatan esas neden bu değildir; bu değişikliklerin bilimsel olması, dolayısıyla bu ölçü birimlerindeki değişmelerin çok zaman alması nedeniyle hataların minumuma indirilmiş olmasıdır.

Şimdi bunun daha iyi anlaşılabilmesi için bir örnek üzerinde duralım.

Uzunluk Ölçüsü'ndeki Bilimsellik

Osmanlı zamanında uzunluk ölçüsü olarak “Arşın” kullanılırdı. Bu, uzunluk ölçüsünde temel birim idi ve çok çeşitli arşın kullanılırdı. Örneğin “Çarşı Arşını” daha çok çarşı ve pazarda kullanılırdı. Metre hesabıyla çarşı arşını 68 cm idi.

Bina ve mimar arşını ise 75,8 cm idi. Bu arşının uzunluğunda zamanla değişiklikler oldu. III. Selim Han (1789-1807), Fransızlar’ın metreyi kullandığı sırada, abanoz ağacından bir mimar arşını yaptırdı. Bunun ölçü olarak kullanılmasını istedi ve kütüphaneye kaldırttı. Bunun bir tarafı 24 parmağa ve her parmak 10 hat’ta bölündü. Böylelikle bu bölümle basımevinde kullanılan punto büyüklükleri de alınabilecekti. Diğer tarafı sadece 20 eşit parçaya bölündü. Değerli kumaşları bilhassa ipekleri ölçmede endaze kullanılırdı (endaze 65,25 cm’dir).

III. Selim’in yaptırdığı arşın ya da diğer adıyla bilinen “Kübit” Eski Mısır ve Eski Babil dönemlerinde kullanılan kübitlerden pek farklı değildi. Örneğin Eski Mısır’da 4. Hanedanlık dönemindeki kübit 7 El’e ve her El de 4 Parmak’a bölünmüş olup, 0.5 Metre’nin biraz üzerinde idi. Buna göre Mısır’ın en büyük Kralları’ndan biri olan Khufu (M.Ö. 2613-2498) zamanında “RC (Egyptian Royal Cubit (Mısır Kraliyet Kübiti))” adı verilen

http://markandrewholmes.com/khufu.jpg
Khufu IV. Hanedanlık'taki 2. Mısır Kralı olup, M.Ö. 2613-2498 yılları arasında hüküm sürdü. Babası ve IV. Handeanlığın kurucusu olan Snefru'nun piramit yaptırma işini devam ettirerek Mısır'daki gelmiş geçmiş en büyük piramit olan Büyük Piramit'i yaptırdı.

1 RC= 7 El = 28 Parmak

alt birimrinden oluşan kübit kullanılıyordu. Buna göre III. Selim’in yaptırdığı kübit yaklaşık 4500 yıllık Khufu kübitinden yalnızca alt bölmeleri ve uzunluğu hariç farklı değildi!

Oysa III. Selim Han (1789-1807)’ın hüküm sürdüğü yıllarda metreyle ilgili şu bilimsel çalışmalara yapılıyordu, Fransa’da:

8 Mayıs 1790 - Fransız Ulusal Meclisi yeni metrenin, yarım-periyodu 1 saniye olan bir sarkaçın uzunluğuna eşit olmasına karar vermiştir.
30 Mayıs 1791 - Fransız Ulusal Meclisi metrenin yeni tanımı olarak Fransız Bilimler Akademisi'nin önerisini kabul etmiştir. Bu öneriye göre 1 metre Paris'ten geçen meridyenin dörtte bir uzunluğunun 10 milyonda biridir.
1795 - Pirinç geçici metre çubuk yapılmıştır.
10 Aralık 1799 - Fransız Ulusal Meclisi, 23 Haziran 1899'da yapılan ve Ulusal Arşivler'de saklanan platin metre çubuğu en son standart olarak belirtmiştir.
Bunlar da III. Selim’den sonraki yapılan bilimsel çalışmalar:

28 Eylül 1889 - İlk Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, metreyi %10'u iridyum'dan oluşan platin alaşımı standard bir çubuğun üzerindeki iki çizgi arasındaki mesafenin buzun erime noktasında ölçülen değeri olarak tanımlamıştır.
6 Ekim 1927 - Yedinci Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, platin-iridyum alaşımı standard çubuğun üzerindeki iki merkezî çizginin eksenleri arasındaki 0 °C'deki uzaklığın, bu çubuk 1 atmosfer standard basınç altındayken ve birbirinden 571 milimetre mesafedeki iki silindirin üzerinde yatay duruyorken yapılan ölçümünü metrenin tanımı olarak düzeltmiştir.
20 Ekim 1960 - Onbirinci Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, metreyi kripton-86 atomunun 2p10 ve 5d5 kuantum seviyeleri arasındaki geçişteki ışımanın boşluktaki dalgaboyunun 1.650.763,73'de biri olarak tanımlamıştır.
21 Ekim 1983 - Onyedinci Ağırlıklar ve Ölçüler Genel Konferansı, metrenin tanımını ışığın boşlukta 1/299.792.458 saniyede aldığı mesafe olarak yapmıştır.
Kaynak: Metre, Wikipedi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Metre).

Tüh, tüh Allah nazardan saklasın. Demek ki III. Selim 4500 yıl önceki dededen kalma Khufu kübitini abanoz ağacı üzerinde geliştirmeye çalışırken, Fransızlar ise metreyi fiziksel ve astronomik olarak tanımlamaya çalışıyorlardı.

Türkiye’de Atatürk’ün ilk olarak 26 Mart 1931 tarih ve 1782 sayılı çıkarttırdığı kanunla artık dededen kalma arşın ölçü birimi kaldırıldı ve yerine metre sistemi geçildi. Yine Atatürk tarafından 1933’te çıkartılan uzunluk ölçüsünde arşının bütün çeşitleri tamamen ortadan kaldırılıp metre sistemine geçildi.

Buna göre dededen kalma zirai mimari, arşın ve endâze ölçü birimlerinin ast ve üst katları şunlar idi:

Arşın

1 çarşı arşını = 8 rubu

Endaze

1 endaze = 8 rubu
1 rubu = 2 bedel

Zirai

1 merhale = 2 berid
1 berid (menzil) = 4 fersah
1 fersah = 3 mil
1 mil = 2500 zirai
1 kulaç = 2,5 zirai

Parmak

1 parmak = 12 hat
1 hat = 12 nokta = 0,00263 m
1 nokta = 0,00022 m
1 kulaç = 2,5 zirai =1,895 m (ip boyu, su derinliği, kuyu derinliği vb. için)
1 kara mili = 2500 zirai = 1895 m (kara yolculuğundaki mesafeler için)
1 fersah = 3 mil = 7500 zirai = 5685 m
1 berid (menzil) = 4 fersah = 12 mil = 30900 arşın = 22740 m
1 merhale = 2 berid = 45080 m
1 çarşı arşını = 8 rubu (urup) = 0,680 m (kumaş için)
1 rubu = 2 kirah = 0,085 m
1 kirah = 0,0425 m
1 endaze = 8 rubu (urup) = 0,650 m (artan ipekli fiyatlarına karşılık konulan ölçü birimi)

Kaynak: Eskiden kullanılan ve Atatürkten sonra değişen ölçü birimleri nedir? (http://www.sorcevapla.org/686/eskiden-kullanilan-ve-ataturkten-sonra-degisen-olcu-birimleri+nedir)

Acaba AKP'nin Türkiye saatini değiştirip, +3 saat dilimine alması, III. Selim'in abanoz ağacından yaptırdığı Arşın'daki gibi çağımızın gerisinde olan bir değişiklik midir?

Aptal olmayalım; öyledir.

Sesli
20-05-2012, 22:33
Saat dilimimizin değiştirilmesi hiç bir olumsuz etki yaratmaz. Mekke yerine Rusyanın bir bölümü ile İsveç'in bir bölümü ve de Ukraynanın bir bölümünü dikkate almak daha doğru olmaz mı? Olaylara olumlu bir bakışla bakarsak pek hastalığa yakalanmayız. Saat dilimlerinin çağdaşlıkla veya medeniyetlerle bir ilgisi yoktur. Mesela Hindistan olsun, Pakistan olsun, ya da daha doğudaki Japonya olsun Bizden kat kat daha üstün bir durumdadır. Bu gerçekleri saat dilimi örtecek güce sahip değil...

AKP'yi beğenmeyebiliriz. Ancak yaz saati denilen martavaldan kurtulmayı takdir etmek gerekir. Gerisi masal olur.

Bakışımız düşünce ufkumuzun da göstergesidir. Görebildiğimiz ufkumuzun genişliğine bağlıdır.

upuaut
21-05-2012, 00:26
Saat dilimimizin değiştirilmesi hiç bir olumsuz etki yaratmaz. Mekke yerine Rusyanın bir bölümü ile İsveç'in bir bölümü ve de Ukraynanın bir bölümünü dikkate almak daha doğru olmaz mı? Olaylara olumlu bir bakışla bakarsak pek hastalığa yakalanmayız. Saat dilimlerinin çağdaşlıkla veya medeniyetlerle bir ilgisi yoktur. Mesela Hindistan olsun, Pakistan olsun, ya da daha doğudaki Japonya olsun Bizden kat kat daha üstün bir durumdadır. Bu gerçekleri saat dilimi örtecek güce sahip değil...

AKP'yi beğenmeyebiliriz. Ancak yaz saati denilen martavaldan kurtulmayı takdir etmek gerekir. Gerisi masal olur.

Bakışımız düşünce ufkumuzun da göstergesidir. Görebildiğimiz ufkumuzun genişliğine bağlıdır.

Yanıldınız işte! Saat dilimini değiştirmenin medeniyetle bal gibi de ilgisi vardır.

Bu durumu şöyle ifade edersem, her şey daha da anlaşılmış olacaktır: Dünya'nın neresinde bulunuyorsanız, bir başlangıç meridyeni seçildiğinde (ki astronomide bu seçim tamamen keyfidir) size karşılık gelen meridyen neyse onu seçmek ve ona uymak zorunda olursunuz. Bu durum keyfi değil tamamen bir zorunluktur.

Sesli, sonra beni neden uyarmadılar? diye yakınma! Bu söylediklerini sakın Batı ile iş yapan bir işadamı ya da bir başkası duymasın. Yoksa seni buldukları yerde döverler.

Kolay mı hayatını uzun yıllardır sürdürdüğün ve alıştığın yaşam biçimini değiştirmek. Sen, örneğin İsviçre ile iş yapan bir işadamına diyeceksin ki, bizi 2 saat sonra değil 3 saat sonra arayın. O zaman görüşelim. Ya da diyelim ki saat 08:00'de Roma/İtalya ile işi olan bir işadamı, aradaki 3 saat zaman farkı ve İstanbul'dan Roma'ya ortalama uçuş süresi 2 saat 35 dk nedeniyle, burada sabah karga b.kunu yemeden saat 4:00'da kalkacak! Bu adamlar saniyelerle yarışıyor, gerisini sen düşün artık!

O zaman eğer sen haklıysan, neden Türkiye saatini +10'a almıyoruz. Hem bu senin için daha iyi olmaz mı? Örneğin öğlen yemeğini eskiden saat 12:00'da yerken bu değişiklikle gece saat 02:00'da yersin.

Bırakalım bu saçma sapan ipe sapa gelmez şeyleri de gerçekleri konuşalım. AKP'nin Türkiye saatini +3 saat dilimine alması demek, şimdiki saatlerin 1 saat ileriye alınması demektir. Bu, "Kış Saati" uygulamasına karşılık gelir ama "Yaz Saati" uygulamasında herşey değişiktir. Örneğin bu uygulamayla sabah yemeğimizi saat 07:00'da yiyecekken 8:00'da yiyeceğiz. İŞTE BU FARK, BÜNYEYİ SARSAR.

VraeL
21-05-2012, 01:07
Bu sene bu ve buna benzer islamcı-cemaatçi icraatlar çok göze batmaya başladı. Nereye baksam dine yönelik kurnazca bir yenilik yapılmış. Üstelik bir moronun bile anlayabileceği kadar basit bir şekilde. Bakalım oyları etkileyecek mi?

elilim
21-05-2012, 14:53
Ben şu an bu işten birşey anlamadım. Haydi hayırlısı. Yarın Arabik takvimede gireriz. Şu an aylardan Cemazil Ahir.

upuaut
21-05-2012, 17:02
Arkadaşlar bu mesajımda size oturduğum yerdeki +3 saati uygulamasını göstereceğim.

http://members.multimania.co.uk/upuautsamas/Kabe_600.jpg
Yukarıda Google Earth'ten alınan haritada 3 farklı yer gösteriliyor. Ben, "Evim" yazan yerde (üstteki soldaki nokta) oturuyorum. Evimin coğrafik koordinatları, (40°59′21.84″, 29°09′01.24″) dir.

Bu konuda dünyada alanında rakip tanımayan Starry Night Pro Plus 6 (http://www.starrynight.com/) programından aldığım sonuçlara göre, Güneş'in dönenceler arasında gidip geldiği aşağıdaki tarihlerde ufuk hattında iken (ki bu durumda Güneş'in yüksekliği 0° dir) iken saatleri veriyorum:

1. 21 Aralık 2012: 7:29:43
2. 21 Mart/23 Eylül 2012: 06:09:16/05:56:32
3. 21 Haziran 2012: 04:36:43

Bu saatlerde programdaki DST (Daylight Savings Time) olarak tanımlanmış gün ışığından yararlanma seçeğeni pasif hale getirdim ve böylece bu saatleri +2 saat dilimine yani Yaz Saati'ne göre yazmış oldum.

Peki programdaki DST seçeneğini aktif hale getirirseniz ne olur?

Çok basit, bu saatlere 1 saat eklenir. Fakat bundan daha önemli olan şey, bizim Güneş'in ışığından maksimum derecede faydalanmak üzere Yaz Saati ve Kış Saati uygulayarak, Güneş'e tam ufuk hattındayken şu saatlerde ulaşmış olmamızdır:

1. 21 Aralık 2012: 7:29:43
2. 21 Mart/23 Eylül 2012: 06:09:16/05:56:32
3. 21 Haziran 2012: 05:36:43

Biz, günlük yaşantımızda bu saatleri kullanırız ve tüm işlerimizi bu saatlere göre ayarlarız. Bunlar kritik saatlerdir, çünkü diğer günlerdeki Güneş'in ufuk hattındaki olduğu saatler bunlar arasında değişir.

Fakat Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanı'nın hazırladığı tasarıya bu saatleri +3 saat dilimine göre fixlediğimizde,

1. 21 Aralık 2012: 8:29:43
2. 21 Mart/23 Eylül 2012: 07:09:16/06:56:32
3. 21 Haziran 2012: 05:36:43

sonuçları çıkar ki, kışın Güneş'in doğuşu bir hayli geç saatlerde olacak, demektir.

Haa, şimdi Sesli ne diyordu?

Saat dilimimizin değiştirilmesi hiç bir olumsuz etki yaratmaz. Mekke yerine Rusyanın bir bölümü ile İsveç'in bir bölümü ve de Ukraynanın bir bölümünü dikkate almak daha doğru olmaz mı? Olaylara olumlu bir bakışla bakarsak pek hastalığa yakalanmayız. Saat dilimlerinin çağdaşlıkla veya medeniyetlerle bir ilgisi yoktur. Mesela Hindistan olsun, Pakistan olsun, ya da daha doğudaki Japonya olsun Bizden kat kat daha üstün bir durumdadır. Bu gerçekleri saat dilimi örtecek güce sahip değil...

AKP'yi beğenmeyebiliriz. Ancak yaz saati denilen martavaldan kurtulmayı takdir etmek gerekir. Gerisi masal olur.

Bakışımız düşünce ufkumuzun da göstergesidir. Görebildiğimiz ufkumuzun genişliğine bağlıdır.

Bakalım, öyle mi?

AKP'nin bu değişikliğine göre 21 Aralık 2012'de saat 8:29:43 iken Güneş tam ufuk hattında yani Güneş'in yüksekliği tam 0° dir. Bilirsiniz, Güneş doğmadan güne başlanmaz. Buradan en azından sabah kahvaltımızı etmek için Güneş'in doğuşunu beklememiz gerekiyor, değil mi? Güneş'in 0° den 5° ye kadar yükselmesi için (ki bu, bize Güneş'in yüzünü göstermesi için yeterli bir yüksekliktir) 32'11'' = 00:32:11 geçmesi gerekiyor. Ekle bunu 8:29:43'e, ne çıktı? 8:29:43 + 00:32:11 = 09:01:54 yani yaklaşık saat 9'u 2 geçe gibi bir sonuç çıkar.

Peki bu sonuca nasıl vardık?

Bilimi hiçe (biz değil AKP) saydık ve o da bize böyle bir sonuç çıkarttı. Yani sırf +3 saat dilimine gireceğiz, daha doğrusu, Kabe'yi başlangıç meridyenimiz yapacağız diye neden bu abuk sabuk sonuçlarla uğraşıp hayatımızı zora sokacağız. Siz, Sesli'ye bakarsanız, AKP'nin getirdiği bu saat değişikliği medeniyeti hiç etkilemezmiş, falan da filan. Ona göre sabah kahvatınızı saat 9'da da yapabilirseniz, saat 10'da, 11'de, hatta 12'de de...

Kardeşim, ben din düşmanı değilim; yazın (Yaz saatinin uygulandığı aylarda) zaten Kabe'ye hemen hemen uygun olarak hareket ediyoruz. Göreceksiniz; 20 Temmuz 2012 Cuma günü Ramazan başlayacak ve Kabe'dekiler orucunu açtıktan yaklaşık 21 dakika sonra biz de burada orucumuzu açacağız. Aynı şekilde, namazlar da öyle. Ama kalkıp da bunu kalıcı olarak kılmaya çalışırsak, kışın bünyemiz biyolojik olarak iflas eder. Örneğin sabah saat 9'da kahvaltı yapmamız gibi. Burada şu soruyu sormanın tam sırasıdır: Horoz neye göre ötüyor? Bu hayvana yazık değil mi, saat 9'da ötürmeye çalışmak. Hayvan haklarına saygı lütfen!

Özetle, şu anki çift saat uygulaması bizim için hem bilimsel olarak hem de biyolojik olarak en iyi uygulamadır. Hem bu sayede enerji tasarrufunda da bulunuyoruz. Yürü git, sözkonusu dedelerimiz ise gerisi teferruattır.

Dedelerimize bir saygı ziyareti: "Dedeceğim, ben geldim!"

Çanakkale'de can veren dedeleri için dua ettiler

http://denizli.gsb.gov.tr/Haber%20Resimleri/kucukHaberResim231.jpg

Bundan tam 97 yıl önce Vatan şairimiz Mehmet Akif Ersoy'un,
"Eski Dünyâ, yeni Dünyâ, bütün akvâm-ı beşer,
Kaynıyor kum gibi, mahşer mi, hakikat mahşer.
Yedi iklimi cihânın duruyor karşında,
Avusturalya'yla beraber bakıyorsun: Kanada!
Çehreler başka, lisanlar, deriler rengârenk:
Sâde bir hâdise var ortada: Vahşetler denk.
Kimi Hindû, kimi yamyam, kimi bilmem ne belâ..."
dediği gibi Anadolu’yu işgale gelen yedi düvele ve bilimum işbirlikçilerine karşı ülkemizi canıyla, kanıyla savunan dedelerimizi anmak üzerine gelen torunlar Gelibolu’da buluştu. Törende okunan vatan şarimizin "Çanakkale Şiiri" herkesi duygulandırdı ve bir çoşku seli koptu, her yeri sardı.

Bu yıl torunları dedelerinden 1 hafta sonra oruç tutacak olmanın büyük bir heyecanı içinde. Ben de aynı heyecan içindeyim!

Bilinenin aksine, Çanakkale Savaşları 1918 değil, 1915 yılında olmuştur. Savaş tarihleri 1915 olarak düzeltilecek dolayısı ile Ramazan başlangıcı da değişecek. Ramazan ayı 13 Temmuz 1915/Salı ile 11 Ağostos 1915/Çarşamba arasına denk gelmiş ve şu hadiseler olmuştur:

28 Nisan 1915-1. Kirte savaşı (13 Cemazeyilahir 1333)
6 Mayıs 1915-2. kirte savaşı (21 Cemazeyilahir 1333)
18 Mayıs 1915-Arıburnu savaşları (4 Recep 1333)
4-6 Haziran 1915-3. kirte savaşı (21-23 Recep 1333)
18-21 Haziran 1915-1. Kerevizdere savaşı (5-8 Şaban 1333)
28 Haziran 1915-Zığındere savaşları (15 Şaban 1333)
6 Ağostos 1915-İngilizlerin Kanlısırt, Suvla ve Anafartalar'a saldırısı (25 Ramazan 1333)
6-10 Ağostos 1915-Conkbayırı ve Anafartalar zaferi (25-29 Ramazan 1333)
17 Ağostos 1915-Kireçtepe Zaferi (6 Şevval 1333)
21 Ağosyos 1915-2. anafartalar zaferi (10 Şevval 1333)

Burada biraz durmak gerekiyor. Çünkü o sene Ramazan 30 çekiyor yani 11 Ağostos Arife günü. Bu tarihlere göre görüyoruz ki Ramazan Bayramında iki taraf sanki sulh ilan etmiş gibidir. Tarihe Çanakkale savaşları "Centilmenler Savaşı" olarak da geçmiştir. Gerçi çeşitli Çanakkale savaşı yazılarını ve Müttefik kuvvetlerin vahşetini okursak centilmenliğin esasen sadece Türklerde kaldığını görürüz. Fakat Özellikle İngiliz kuvvetlerinde çok sayıda Müslüman Hintli ve diğer sömürgelerden askerler bulunması Ramazan Bayramında savaşın tatil olmasına sebep olmuş herhalde.

Sesli
21-05-2012, 21:35
Yanıldınız işte! Saat dilimini değiştirmenin medeniyetle bal gibi de ilgisi vardır.

Bu durumu şöyle ifade edersem, her şey daha da anlaşılmış olacaktır: Dünya'nın neresinde bulunuyorsanız, bir başlangıç meridyeni seçildiğinde (ki astronomide bu seçim tamamen keyfidir) size karşılık gelen meridyen neyse onu seçmek ve ona uymak zorunda olursunuz. Bu durum keyfi değil tamamen bir zorunluktur.

Sesli, sonra beni neden uyarmadılar? diye yakınma! Bu söylediklerini sakın Batı ile iş yapan bir işadamı ya da bir başkası duymasın. Yoksa seni buldukları yerde döverler.

Kolay mı hayatını uzun yıllardır sürdürdüğün ve alıştığın yaşam biçimini değiştirmek. Sen, örneğin İsviçre ile iş yapan bir işadamına diyeceksin ki, bizi 2 saat sonra değil 3 saat sonra arayın. O zaman görüşelim. Ya da diyelim ki saat 08:00'de Roma/İtalya ile işi olan bir işadamı, aradaki 3 saat zaman farkı ve İstanbul'dan Roma'ya ortalama uçuş süresi 2 saat 35 dk nedeniyle, burada sabah karga b.kunu yemeden saat 4:00'da kalkacak! Bu adamlar saniyelerle yarışıyor, gerisini sen düşün artık!

O zaman eğer sen haklıysan, neden Türkiye saatini +10'a almıyoruz. Hem bu senin için daha iyi olmaz mı? Örneğin öğlen yemeğini eskiden saat 12:00'da yerken bu değişiklikle gece saat 02:00'da yersin.

Bırakalım bu saçma sapan ipe sapa gelmez şeyleri de gerçekleri konuşalım. AKP'nin Türkiye saatini +3 saat dilimine alması demek, şimdiki saatlerin 1 saat ileriye alınması demektir. Bu, "Kış Saati" uygulamasına karşılık gelir ama "Yaz Saati" uygulamasında herşey değişiktir. Örneğin bu uygulamayla sabah yemeğimizi saat 07:00'da yiyecekken 8:00'da yiyeceğiz. İŞTE BU FARK, BÜNYEYİ SARSAR.

Bana öyle geliyorki Siz gerçekleri söyleyenleri dövmekten yanasınız. Kendiniz dövemiyorsanız, batılılara dövdürmek isteyenlerdensiniz. Ancakiş adamı olmadığınızdan olacak bu konulara çok yabancı kalmışsınız...

Ne ilgisi var yemek yeme saatinizin değişmesiydi, iş adamının İtalyaya gitmesiydi. Bunlar size göredir,,, gerçeklerle ilgili değil. Öyle ya Japonya çok doğuda bakın Greenwich ile ne kadar farkı var...Ne oluyor? Japonya işsiz mi kalmışşş?

Siz bu konuları bilmediğinize göre öğreneceksiniz. Bakınız gemi kiralama işlerinde, yani deniz taşımacılığında, gemilerin tatil günleri eğer doğudaki İslam ülkelerine gidiliyorsa, ''FHEX'' yani cuma ve tatil günleri temeli üzerinden hesaplanır ve bu yabancılarca da, yani sizin sevgili batılı iş adamlarınnca da kabul edilir. Yani batılıların ve gayrı müslümlerin kiraladıkları gemiler aslında ''SHEX'' yani pazar ve tatil günleri şeklinde muamele görürken İslam ülkelerinde bu CUMA ve tatil günleri olarak kabul görür. Yani iş adamları, para için size takla dahi atarlar. Siz bu işlerden pek anlamayınca, medeniyetin de saat dilimleri ile ilgili olduğu zehabına kapılmışsınız. Böyle bir şey yok... Bakın Japonyaya da bu işleri öğrenmeye çalışın.

Biraz gözünüzü açın, MEKKE saati veya LONDRA saati ne olacak ki? İster batıda olun ister doğuda, yaşam devam edecektir. Hem de aynı şekilde...Hiç bir şey fark etmez. Üstelik yaz saati palavrasından kurtulmuş olacağız...

VraeL
21-05-2012, 22:24
bence sorun dünyanın yuvarlak olmasında :p başımıza ne geliyorsa bu toplardan geliyor :D

ate2012
07-06-2012, 01:51
Acaba AKP'nin Türkiye saatini değiştirip, +3 saat dilimine alması, III. Selim'in abanoz ağacından yaptırdığı Arşın'daki gibi çağımızın gerisinde olan bir değişiklik midir?
Aptal olmayalım; öyledir.
Bu uygulama ile saatlerin geri ve ileri alımı biter ve ankara seçilerek orta yol bulunmuş olur. Amaç bu olsa gerek, gerisi siyaset.