PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : ''Her Taraf bok kokuyor!''


Jolly Jocker
20-05-2012, 22:45
Liberaller niyeti bozdu. Gerçi zaten bozuktu niyetleri. Hele sol söz konusu olunca, onlar hep kötü niyetli oldular. Ama artık açıktan yapıyorlar. ''Malumun İlanı'' aşamasındalar. Berktay zaten ''coştu'', onu biliyoruz da, Murat Belge ve Yıldıray Oğur'un ıkınmaları da takdire şayan. Bu ıkınmalarla, 1 Mayıs 1977'den henüz birşey çıkaramadılar ama kendilerince bir tarih kurgusu sundular. Tarihi baştan yazmaya, yazarken de güya karşı oldukları 'derin devleti' temize çekmeye çalışıyorlar.

'Derin devlet' yazarken tırnak içinde yazıyorum zira 'derin devlet' denen şey devletten çok da özerk değildir kanımca. Ama serbestiyetçi geçinen liberallerimiz, burjuvazinin güvenlik sübabı olarak gördükleri devlete toz kondurmayı pek sevmediklerinden kontrgerilla olgusunu da devletle değil, 'devlete sızmış bir kısım karanlık yapılarla' ilişkilendirmekten öte gidememektedirler. Dolayısıyla kontrgerillanın ve darbelerin Özel Harp Dairesiyle, MİT'le, NATO'yle bağını silikleştirmektedirler. Evet, söylemeye gerek yoktur; bunların ''devlet karşıtı özgürlükçülükleri'' sadece piyasa söz konusu olunca vuku bulmaktadır. İnsanlık söz konusu olunduğunda ise insanlıktan değil devletten yana olurlar.

Murat Belge, Taraf'ta, ''Solun silahtan başka çaresi vardı!'' başlıklı bir yazı ıkınmış. Başlığı görünce heyecanlandım. Dünyanın neredeyse tüm yarı sömürge ülkelerinde emperyalizm destekli faili meçhul cinayetler, gladio, devlet terörü, katliamlar, işkenceler, darbeler, faşist çeteler eliyle oluşturulan iç savaş ortamları v.s. söz konusuyken, yoğun saldırı ve kıyım altındaki solcuların kendilerini korumak için şiddet kullanmaktan başka ne çaresi olabilir diye cidden merak edip okudum. Ama nafile! Murat Belge 'masumca' ölüp gitmeyi salık vermek dışında birşey yapmıyor. Bu yapılmadığı için de sola kızıyor! Ne diyelim, söylemesi onun için kolay belliki!

Taraf'ın liberalleri, örgütlü sağcı şiddeti görünmezleştirip solun savunma anlamına gelen şiddetini terörize etmek için ıkınıyorlar. Benzer bir 'ıkıntı' Yıldıray Oğur'da da var. Ama onunki daha sinsice. Önce Denizlerin kemalizmden sosyalizme yolculuğunu görmezden gelip kemalizme yakın olduğu ilk dönemlerde yaptığı bir eylemi sömürmeye devam ediyor. Böyle yaparak, Deniz'i kendi ulusalcı amaçları için kullanmaya kalkanların ekmeğine de yağ sürüyor. Şaşacak birşey yok, her ne kadar zıt görünseler de milliyetçiler ile liberaller karşılarında devrimcileri görünce sık sık yan yana düşmüşlerdir. İnanmayan, darbe öncesi dönemlere bakabilir.

Solun kemalistliğinden dem vuruyor Oğur. 12 Eylül öncesinin Milliyetçi Cephe hükümetlerine destek vermeyen liberal var mıydı, onu hiç düşünmüyor! Sanki kendileri sütten çıkmış ak kaşık! Doğu Bloku ve güçlü bir işçi hareketi hala sürseydi, bugün Oğur gibi liberaller kemalizmle karşı karşıya gelir miydi? Anayasa değişimi, ''demokratikleşme'' v.s. söz konusu olur muydu? Yoksa devrimcilere karşı askeri vesayeti çeşitli bahanelerle savunmaya devam mı ederlerdi? Sola iftira etmeye ara verip biraz kendi geçmişlerine baksalar, kirden başlarını kaldıramazlar.

Oğur önce tüm sosyalistleri Doğan Avcıoğlu çizgisindeymiş gibi tasvir etme hilesini yapıyor(ki Avcıoğlu sosyalist değildir!), sonra da Avcıoğlu ve Che'nin gerilla üstüne yazdıkları kitaplardan hareketle solu ''uğradığı şiddetten bağımsız olarak, ideolojisi gereği silahlanmış'' patolojik bir olgu olarak gösterip yaftalama yoluna gidiyor. Öyle bir tablo çiziyorlar ki aslında ne devlet şiddeti varmış, ne ülkücü şiddet, ne öğrenci ve işçilere zulüm... Ortalık adeta gül bahçesiymiş! Ama şu solcular yok mu, durup dururken sırf macera olsun diye gerillacı teorilere kapılıp terör estirmişler! Benzer bir argümanı Halil Berktay ve Murat Belge başta olmak üzere neredeyse tüm Taraf işliyor. Karikatürde belirtildiği gibi, ''Her Taraf bok kokuyor!'' Mesailerini tümüyle solun teorisi gereği 'patolojik vaka' olduğunu 'kanıtlamaya' ayırmış haldeler. Sonra da sanki çok iyi niyetlilermiş gibi, tarihle yüzleşme çağrıları yapıyorlar. Oysa kendi yazarlarını kaçıracak kadar gözleri dönmüş halde. En son Ayşe Hür de kaçtı kokudan.

Birazcık insafları olsa, egemen gücün uluslararası destek bulan faşizan zulmü ile ezilenlerin neferi olmuş solun direnişini, ezenin şiddeti ile ezilenin şiddetini aynı kefeye koymazlardı. İsrail tankının şiddeti ile Filistinli çocuğun attığı taşın şiddeti bir midir? Soykırıma direnenler, Nazilere hiç mi şiddet kullanmamıştır? ''Şiddet karşıtlığı'' paravanası ardında devleti, faşistleri, kontrgerillayı, orduyu ve emperyalizmin şiddet örgütlerini aklıyorlar. Devrimciler 40 senedir, ''Sağ-sol çatışması yok, faşist katliamlar var!'' diye haykırırken, bunlar önce sağ-sol çatıması bahanesiyle darbeyi desteklediler, şimdi de solu şiddet yanlısı göstererek sağı aklama derdine düşmüş vaziyetteler.

''1 Mayıs 1977'de solcular birbirini vurdu, sol kendi rezilliğinden efsane yarattı'' ne demek? Kimi aklar bu 'teori'? ''Solun şiddet kullanması şart değildi'' demek, sağın saldırılarının üzerini örtmek dışında neye hizmet eder? Bu insanlar bir de devleti dönüştüren, demokrat, darbe karşıtı v.s. geçiniyorlar ya, en çok ona inanamıyorum! İsrail'in zulmünü görmeyip Filistinlilerde suç bulmak gibi birşey bu! Meğer 'derin devlet', NATO, MİT, Özel Harp Dairesi, CIA, ülkü ocakları, akıncılar v.s. hepsi yalanmış, solcular hiç gereği yokken, sırf heyecan olsun diye silah kuşanmış! Liberallerin savunduğu 'tez' (siz ''attıkları çamur'' diye okuyun) resmen bu!

Buradaki tek amaç, 'derin devleti' aklamaktır. Taraf, sola olan nefretinden faşist katliamları aklayacak hale gelmiş! Solculara vurayım derken güya karşı çıktıkları 'derin devleti' aklıyorlar farkında olmadan. Yoksa farkındalar mı? Darbecilerin bile aklına gelmeyen iddialarla sola saldırıyorlar. Bu kadar iftira Evren'i bile kıskandırmıştır herhalde. 40 yıl öncesinde olsak, bunlara maaş bağlarlardı. Zira sol düşmanlığında bu performans egemenlerce daima takdir edilir. Hizmette sınır yok!

Ne diyordu karikatür? ''Her Taraf bok kokuyor!..''

Sesli
20-05-2012, 23:44
''Derin devlet' yazarken tırnak içinde yazıyorum zira 'derin devlet' denen şey devletten çok da özerk değildir kanımca''

Bu saptama doğrudur. Ancak Türkiyemizde DERİN DEVLET diye bir olgu olmayıp, bizdeki derin devlet diye anılan yapı aslında AMERİKAN DERİN DEVLETİ'nin bizdeki uzantısıdır. Bunu ulusal bir yapı sananlar daima yanılgı içinde kalmaya mahkumdurlar.

Eğer bizde ulusal bir derin devlet olsaydı, kendi genel kurmay başkanını tutup da, terörist bir oluşumun başı diye sunar mıydı? Bu açıkça kendine karşı algıladığı ulusalcıları saf dışı etmeye yönelik, Amerikan derin devletinin eylemlerindendir.

1 Mayıs olaylarında öldürmeler dahil, çıkartılan her türlü olay doğrudan AMERİKAN DERİN DEVLETİ'nin bizdeki uzantılarının eylemleridir.

Amerikan derin devleti J.F. KENNEDY'yi öldürebilmiş, ve ikiz kuleleri yerle bir etmiş bir derin devlettir. Bu gerçeklerin herkesce bilinmesi gereklidir kanısındayım.

DDiderot
21-05-2012, 00:26
Sözde sosyalistler bok kokusunu yeni mi almış?

Jolly Jocker
21-05-2012, 00:34
Sözde sosyalistler bok kokusunu yeni mi almış?
Yok, yeni değil. Biz o kokuyu 1921'de Suphiler öldürüldüğünden beri alıyoruz.

Ne oldu, liberallere laf ettik diye gücüne mi gitti? Sanki ilk defa ediyoruz!

Sözde sosyalistmiş! Ben sözde solmuşum da sen misin hakikisi?!
Bak buna gülmem bile.

Biz o kokuyu hep alıyorduk ama artık solu karalamak için devleti aklamaya dek vardılar işi.

Devletini aklamaları seni rahatsız eder mi?
Etmez tabi...

İkiniz de aynı bataklığın sineğisiniz son tahlilde.
MC hükümetlerinin siper yoldaşları.
Bizi yok edince size saldırdılar.
Biz olsak, ittifak etmeye devam ederdiniz.

Jolly Jocker
21-05-2012, 00:36
Berktay-giller sola neden saldırıyor?

1- Devleti ve sağı aklamak için.

2- 12 Eylül'ün fiziken bitirme noktasına getirdiği sosyalist solu fikren de bitirmek için.

Bu sonuncuyu neden istiyorlar?

Çünkü dünya kaynıyor. Wall Street'i İşgal Et hareketkeri ABD'de, kapitalizmin kalbinde faaliyet halinde. Kuzey Afrika'da yüzbinler sokakta. Komşu Yunanistan'da radikal sol patlama yapmış. Benzer bir durumun burada da olmasından deli gibi korkuyorlar.

O yüzden bu kadar gözlerini karartıp saldırıyorlar devrimcilere.

Ama nafile! Yalanla değirmen dönmez.

Jolly Jocker
21-05-2012, 00:52
Liberaller 'siyasal demokratlık' adına ne savunuyorsa kralını 40 sene önce İbrahim Kaypakkaya yoldaş, sapına kadar komünist olarak hem de, savundu.

Kemalizmin ve devletin doğru tahlili, Kürt sorununun görülmesi ve radikal çözüm önerisi, Ermeni soykırımının görülmesi, ''kurtuluş savaşı'' sürecinin tahlili v.s. liberallerin, demokrat ve özgürlükçü geçinenlerin bugün söylemeye başladıkları şeylerin çok daha fazlasını Kaypakkaya yoldaş 40 sene önce bir bir anlatmıştı.

Liberallerin birazcık utanması olsa, İbrahim Kaypakkaya gibi bir isim varken devrimcilere bok atıp bizi darbecilikle, orduculukla, milliyetçilikle v.s. suçlamazlardı. Berktay-gillerin İbo'yu o dönem öldürtmeye çalıştığını da pek çok eski kuşak devrimci söylüyor.

Bunların devrimcilere olan hırsı, biraz da demokrasi ve özgürlük konusunda geride kalmış olmanın ve geçmişinden utanmanın dışavurumudur. Hala liboşların demokratlığı komünistlere yaklaşamamıştır. Bu yüzden kudurmaktadırlar. Kemalizmin tahlili, devletin tahlili, ''kurtuluş savaşı'' dönemi, Ermeni soykırımı v.s. konularda konuşup, sanki bu konuları ilk kendileri dile getirmiş gibi poz kesip sola demokratlık dersi kalkıyorlar. Bu yüzden tarihi baştan yazmaya, sola kara çalmaya kalkıyorlar. Ama İbrahim Kaypakkaya yoldaş tek başına bile öyle bir ışıldıyor ki bunların karaları hemen gösteriyor kendini. Dağılıp gidiyorlar...

elilim
21-05-2012, 14:28
Başlık olmamış, Boka hakaret içeriyor. Her Taraf Pis Kokuyor olmalıydı.

VraeL
21-05-2012, 22:48
Başlık olmamış, Boka hakaret içeriyor. Her Taraf Pis Kokuyor olmalıydı.
güldürdün panpa :D :D

elilim
22-05-2012, 12:40
güldürdün panpa :D :D

Espri mahiyetinde söylemedim.

VraeL
22-05-2012, 17:08
Espri mahiyetinde söylemedim.
Söyledin demedim zaten yahu (. güldürdün dedim sadece

AlbatrosS
23-05-2012, 07:48
Roboski'de 34 insanı öldüren bir iktidarı eleştirmek yerine hala ''adamlar istiyor, ama işte ergenekon'' diyebilen insanlardan bahsediyoruz. Mübarek gazeteci/akademisyen değil de istihbaratın kozmik odalarına sızmayı başaran ''daire başkanları'' konuşuyor hissine kapılıyorum bunlar yazarken. İktidara ve onun siyasal operasyonlarına bu kadar ''endeksli'' bir akıl yürütmenin ''aydın/entelektüel''=''muhalif''='' demokrat'' olmak gibi vasıfları taşıyabileceği nasıl düşünülebilir ki? Dünyanın hangi bölgesinde ''aydınlar'' devletin istihbarat servislerinden aparılmış teorilerle dünyayı okumuşlardır? Dünyanın neresinde aydınlar, 34 kişinin canice katledildiği bir olaydan sonra aylarca suskun kalıp en sonunda ''parası neyse veririz, operasyon tamamen milliydi, ordumuz oldukça samimi ve örgütün istediğini söylemem'' diyen bir Başbakan'a rağmen ''ellerinden bi'şi gelmiyor, ellerinde değil ama ergenekon'' benzeri mazaretlere sığınır? Koskoca bir katliamdan sonra dahi hükümeti yarım ağızla bile eleştirmeyi beceremeyenlerin KEMALİZMDEN DE STALİNİZMDEN DE dert yanmaya hakları olabilir mi? Devletin istihbarat zırvalıklarını zerrece yüksünmeden doğru doğru telakki edip bu minval üzere fikir beyan edenlerin ''derin devlet ve gladio''dan dert yanmaya hakkı var mıdır? Bugün dünyada neredeyse bir örneği kalmamış bir siyasal rejim üzerine aylarca mesai harcayıp ülkesinde dünyanın en ilkel rejimleriyle yarışan ''hak ihlalleri'' karşısında tek söz laf etmemek, ettiği lafta da mağdura vurmak karakterinde zerrece ''haysiyet ve vicdan'' taşıyan birinin yapabileceği bir iş midir?

Adlarının önüne takılmış ''Prof'' ünvanlarıyla, tarihi aksi yüzlerce tanığa rağmen terz yüz edip ''istihbarat aygıtlarının'' merceğinden okumanın BİLİMSEL ETİKLE bağdaşır bir tarafı var mıdır? Beyan ettikleri fikirlerin dönemin tüm istihbarat aygıtları ve onların oyuncağı olmuş medyada aynen tekrar edilmiş olması bir tesadüf olabilir mi? Muhafazakar sağ populizmin siyasal okumalarını yeniden üreterek bilim yapılabilir mi? Bir yazara ne yazacağını söylemek haddimiz elbette değildir; ancak solcuların başının üzerindeki çöpte bile eleştirecek bir malzeme bulup buna mesai harcayan adama ''bu ne perhiz, bu ne lahana turşusu'' demek hakkımızdır. Siyasal ve etik ilkeleri hiç edip günceli ve tarihi yorumlamaya kalkarsanız, sonunda anlı şanlı katliamları dahi savunmak durumunda bulursunuz kendinizi. O saatten sonra sizin ya siyaseten alıklaştığınız(ki bu iyi ihtimaldir) ya da istihbarat oyuncağı olduğunuz düşünülür...