Jolly Jocker
23-05-2012, 08:58
Taraf, malum olduğu üzere, liberallerin kıblesi. Ahmet Altan da onun baş yazarı. Bu yüzden Altan'ın yazıları önemli.
Ahmet Altan'ın sürekli işlediği bazı konular var. Bunlardan biri, AKP'nin ''demokrasi gazının bitmesi'' ve buradan doğan boşluğun CHP tarafından doldurulması gerektiği ama CHP'nin eski zihnietinden kurtulamadığı için bunu yapamadığı. Ahmet Altan, bahsettiği boşluğu fazlasıyla doldurabilecek gerçek bir demokratikleşmenin öznesinin kemalist CHP değil ancak sosyalistler olabileceğini biliyor olmalı. Ama liberal olmasından ötürü, anti-kapitalist bir harekete sıcak bakamıyor. Hala CHP'den medet umuyor. Birşey olmayacağını kendi de bildiği halde.
Düne kadar kendisinin yazdıklarını gözü kapalı alkışlayan AKP'liler bugün AKP'yi eleştirince Altan'ı eleştirmeye başlıyorlar. Çünkü AKP'nin derdi demokrasi getirmek değil iktidara tümüyle sahip olmaktı. Bunu yaptığı an frene bastı. AKP'lilerin derdi de demokratikleşme değil, kendilerince ''seküler diktatörlük'' olarak gördükleri rejimi aşındırıp dinciliğin önünü açmaktı. Bugün Altan'ın eleştirilerine olan tahammülsüzlükleri de bunu gösteriyor zaten. Tıpkı 19 Mayıs törenlerine karşı çıkmalarının, özgürlük ve anti-militarizmle değil mini etekli kızlara tahammülsüzlükleriyle ilgili olması gibi.
Memleketin 'büyük' üç partisi var ama hiçbiri asgari düzey demokrat bile olamıyor. Çünkü mesele en başta kültürel. Kültürümüz demokratik değil ki, oy verenlerin tercihleri demokrat partilerden yana olsun! Evvela milliyetçi-muhafazakar kültürle hesaplaşmak gerekiyor. Tek tipçiliği ve otoriterliği üreten o.
Altan'ın sık tekrarladığı bir diğer konu da Kürt meselesinde ve özellikle Uludere katliamında dindar vicdanın harekete geçmesi. Dindarların duyarlılığını artırmak için tabir caizse vicdan, din, iman gazı verip duruyor günlerdir. Düştüğü duruma bakınız! Ahmet Altan bu konuda yazdığı tüm yazıları dinin ''eşitlikçi'' ve ''hakşinas'' olduğu önkabulüne dayandırıyor. Ama bu önkabul yanlış. Din böyle birşey değil. Dindarlar da bu yüzden susuyor zaten. Altıncı Filo dururken devrimcileri taşlayanlar mı ''hakşinas''? Kendinden olmayan herkesi cehennem odunu olarak görenler mi insaflı? Annesini, karısını, kızını bile kendinden değersiz gören adamlar mı eşitlikçi? İmamından peygamberine, üslubundan vaat ettiği hurilere dek herşey erkekler için olan bir din ne kadar eşitlikçi olabilir?
Milliyetçilik de, din de kendi içinde sorunları ve eleştirilecek yönleri olan olgular. Milliyetçiliğe karşı dini öne çıkarırsan, dinciliğe karşı ne yapacaksın? Hadi Kürt sorununu milliyetçilikten arındırılmış bir islam ile çözdün diyelim; Alevilerin, gayrı müslimlerin, kadınların, eşcinsellerin sorununu dinle nasıl çözeceksin? Dinin bu saydıklarıma eşitlikçi falan davranamadığını biliyoruz. Ahmet Altan, ''Denize düşen yılana sarılır'' misali yazıyor. Dine değil demokrasiye ve özgürlüklere sığınması bence daha doğru olurdu. Ama dinin ideolojik hegemonyası öyle arttı ki, artık demokrasi ve hak mücadelesi bile ''dinin içinden'' yapılmak zorunda kalınıyor. İnançsız Ahmet Altan bile ne kadar çok din lafı etmek zorunda kalıyor. Çünkü dindarlar dinden başka hiçbir şeyden anlamıyorlar. Kafalarını Kuran'a gömmüş vaziyetteler maalesef. Dine atıf yapmazsan, sesini duyuramıyorsun. Artık anti-kapitalizm için bile dine atıf yapmak gerektiğini iddia edenler var.
Dinin hegemonyasını bu kadar artıranlar liberallerin ta kendileri. Milliyetçiliğe karşı dini kullanmayı mı planlamışlar yani? Ciddi ciddi din üzerinden bu ülkenin demokratikleşebileceğini düşünmüşler! Çok demokratik ve özgürlükçü bir dinimiz var ya! Dincilerimiz de öyle, çok demokrat ve vicdanlıdırlar, en son Sivas katliamını zaman aşımından düşürmelerinden görmüştük.
İslam içi bir liberalizm olur mu? Olmaz diye bilirdik.
Yazık be Ahmet Altan, çok yazık...
Ahmet Altan'ın sürekli işlediği bazı konular var. Bunlardan biri, AKP'nin ''demokrasi gazının bitmesi'' ve buradan doğan boşluğun CHP tarafından doldurulması gerektiği ama CHP'nin eski zihnietinden kurtulamadığı için bunu yapamadığı. Ahmet Altan, bahsettiği boşluğu fazlasıyla doldurabilecek gerçek bir demokratikleşmenin öznesinin kemalist CHP değil ancak sosyalistler olabileceğini biliyor olmalı. Ama liberal olmasından ötürü, anti-kapitalist bir harekete sıcak bakamıyor. Hala CHP'den medet umuyor. Birşey olmayacağını kendi de bildiği halde.
Düne kadar kendisinin yazdıklarını gözü kapalı alkışlayan AKP'liler bugün AKP'yi eleştirince Altan'ı eleştirmeye başlıyorlar. Çünkü AKP'nin derdi demokrasi getirmek değil iktidara tümüyle sahip olmaktı. Bunu yaptığı an frene bastı. AKP'lilerin derdi de demokratikleşme değil, kendilerince ''seküler diktatörlük'' olarak gördükleri rejimi aşındırıp dinciliğin önünü açmaktı. Bugün Altan'ın eleştirilerine olan tahammülsüzlükleri de bunu gösteriyor zaten. Tıpkı 19 Mayıs törenlerine karşı çıkmalarının, özgürlük ve anti-militarizmle değil mini etekli kızlara tahammülsüzlükleriyle ilgili olması gibi.
Memleketin 'büyük' üç partisi var ama hiçbiri asgari düzey demokrat bile olamıyor. Çünkü mesele en başta kültürel. Kültürümüz demokratik değil ki, oy verenlerin tercihleri demokrat partilerden yana olsun! Evvela milliyetçi-muhafazakar kültürle hesaplaşmak gerekiyor. Tek tipçiliği ve otoriterliği üreten o.
Altan'ın sık tekrarladığı bir diğer konu da Kürt meselesinde ve özellikle Uludere katliamında dindar vicdanın harekete geçmesi. Dindarların duyarlılığını artırmak için tabir caizse vicdan, din, iman gazı verip duruyor günlerdir. Düştüğü duruma bakınız! Ahmet Altan bu konuda yazdığı tüm yazıları dinin ''eşitlikçi'' ve ''hakşinas'' olduğu önkabulüne dayandırıyor. Ama bu önkabul yanlış. Din böyle birşey değil. Dindarlar da bu yüzden susuyor zaten. Altıncı Filo dururken devrimcileri taşlayanlar mı ''hakşinas''? Kendinden olmayan herkesi cehennem odunu olarak görenler mi insaflı? Annesini, karısını, kızını bile kendinden değersiz gören adamlar mı eşitlikçi? İmamından peygamberine, üslubundan vaat ettiği hurilere dek herşey erkekler için olan bir din ne kadar eşitlikçi olabilir?
Milliyetçilik de, din de kendi içinde sorunları ve eleştirilecek yönleri olan olgular. Milliyetçiliğe karşı dini öne çıkarırsan, dinciliğe karşı ne yapacaksın? Hadi Kürt sorununu milliyetçilikten arındırılmış bir islam ile çözdün diyelim; Alevilerin, gayrı müslimlerin, kadınların, eşcinsellerin sorununu dinle nasıl çözeceksin? Dinin bu saydıklarıma eşitlikçi falan davranamadığını biliyoruz. Ahmet Altan, ''Denize düşen yılana sarılır'' misali yazıyor. Dine değil demokrasiye ve özgürlüklere sığınması bence daha doğru olurdu. Ama dinin ideolojik hegemonyası öyle arttı ki, artık demokrasi ve hak mücadelesi bile ''dinin içinden'' yapılmak zorunda kalınıyor. İnançsız Ahmet Altan bile ne kadar çok din lafı etmek zorunda kalıyor. Çünkü dindarlar dinden başka hiçbir şeyden anlamıyorlar. Kafalarını Kuran'a gömmüş vaziyetteler maalesef. Dine atıf yapmazsan, sesini duyuramıyorsun. Artık anti-kapitalizm için bile dine atıf yapmak gerektiğini iddia edenler var.
Dinin hegemonyasını bu kadar artıranlar liberallerin ta kendileri. Milliyetçiliğe karşı dini kullanmayı mı planlamışlar yani? Ciddi ciddi din üzerinden bu ülkenin demokratikleşebileceğini düşünmüşler! Çok demokratik ve özgürlükçü bir dinimiz var ya! Dincilerimiz de öyle, çok demokrat ve vicdanlıdırlar, en son Sivas katliamını zaman aşımından düşürmelerinden görmüştük.
İslam içi bir liberalizm olur mu? Olmaz diye bilirdik.
Yazık be Ahmet Altan, çok yazık...