Jolly Jocker
13-06-2012, 00:01
Bilindiği gibi ÖDP'nin, Halkevlerinin v.b. kongreleri oluyor bu ay. Solun ideolojik ve hatta programatik olarak sıkıntısı yok. Ama genel teoriyi somut taleplere dönüştürmek ve bunun propogandasını yapmak, bu talepleri belirleyip kitleselleştirmek açısından sıkıntısı var. Solun başarısızlığının ana nedeninin bu olduğunu düşünüyorum. Sosyalizm hedefiyle güncelliğin bağını kuramıyor, güncele ilişkin kısa vadeli çözüm sunmak yerine herşey için ''devrimden sonra'' diyen ertelemeci bir anlayışa teslim oluyor. Ya da susuyor, apolitikleşiyor, başka bir gücün(AKP, CHP, BDP) peşine takılabiliyor. İlke savunusundan politika yapmaya geçemedik henüz. İstiyorum ki bu başlıkta kısa vadeli hedefler konusunda, kitleselleşmek için yapılabilecek önerileri dile getirelim. Ertelemeci olmadan bugünden çözümler sunalım. Neler olabilir? Aşağıya bu konuya dair kendi önerilerimi sıraladım. Bence bu önerileri kitleselleştirse(mesela ÖDP), duyursa, bunun politikasını yapsa çok daha başarılı olunabilirdi. Çünkü kitleler evvela somut talepler görmek, bu konuda samimiyet ve ısrar görmek ister. Öyle ki o talepler duyulduğunda akla sen gelmelisin. Bu talepler yönünde toplumda ortak bir arzu yaratmak için çalışmalısın. Bu arzu, kitle mücadelesinin yakıtı olurdu. Deleuze'nin 'arzu politikasının' içeriğini biraz daha genişleterek dikkate almak lazım kanısındayım. Güncele ve kısa vadeye ilişkin önerilerim;
- Solun vergi politikası olmalı. Zenginlerden daha çok vergi almayı, artan oranlı vergi almayı, temel besin maddelerini vergi dışı bırakmayı, dolaylı vergileri azaltıp gelir ve servet vergisini artırmayı savunmalı. İskandinav ülkelerini örnek göstermeli.
- Solun bütçe politikası olmalı. Emekçiler, yoksullar, işsizler, yardıma muhtaçlar, engelliler v.b. için bütçeden ayrılan payın artırılmasını, sosyal transferlere ağırlık verilmesini savunmalı.
- Toplumsal özgürlükleri artırarak örgütlü toplum kurmayı, örgütsüz emekçi bırakmamayı, grev hakkını, memura siyaset yapma hakkını, kılık kıyafet özgürlüğünü, sendikalaşmayı, işyeri ve fabrika komiteleri kurup yaymayı; kısacası ekonomiyi halkın kontrolüne alarak üzerinde demokratik denetim kurmayı savunmalı.
- Devletten birşey beklemeden halkın kendini yönetebilirlik yetisini geliştirmeyi, demokratik kitle örgütlerini(isteyen ''STK'' desin) aktifleştirmeyi, devletin milliyetçi ve dinci ideolojilerden arındırılmasını savunmalı. Diyanetin devlet kurumu olmamasını, inanç finansmanının inanırlara bırakılmasını, Alevi ve Hıristiyanların da kendi okul ve ibadethanelerini açabilmesini savunmalı. Zorunlu ya da seçmeli din dersi kaldırılmalı, din öğretimi ''sivil topluma'' bırakılmalı.
- Sol ifade hürriyetini, ''dini değerleri aşağılama'' maddesinin kaldırılmasını, ''Atatürk'e hakaret'' maddesinin kaldırılmasını, 301. maddenin her türlü izdüşümünün kaldırılmasını, cinayet ve katliamların layıkıyla soruşturulmasını(Hrant, Zirve, Uludere, Sivas v.b.), tam bir darbe ve kontrgerilla yargılamasının yapılmasını, TMY ve ÖYM'lerin kaldırılmasını, polis sayı ve yetkisinin azaltılmasını savunmalı.
- Sol, askeri harcamaların düşürülmesi, NATO üslerinin kapatılması, askerlerin de sendikalaşmasını savunmalı.
- Sol yerel ve yerinden yönetimci olmalı, yönetim hizmetinin hızlanması ve yönetimin halka yakınlaştırılmasını savunmalı.
- Sol, her görüşün serbestliğini tanımalı, çeşitliliği zenginlik kabul etmeli ama kimsenin kendi doğrusunu dayatmasına izin vermemeli, özgürlükçü olmalı. Bunu bir değer olarak toplumsallaştırma mücadelesi vermeli.
- Sol, ''Emeğin Avrupası'' hedefini savunarak AB üyeliğini savunmalı.
- Sol, Kürt halkının varlığının ve eşitliğinin anayasada tanınması, anadilde eğitim ve diğer haklarının teslimini savunmalı.
-Sol, siyasi tutsaklara özgürlüğü savunmalı. Fikir suçu olmamalı.
- Sol eğitimdeki milliyetçi, dinci, cinsiyetçi yapıyı dönüştürmeyi hedef almalı. Resmi tarih derslerine ve evrim öğretimi üzerindeki baskıya karşı mücadele etmeli, bilimin özgürlüğünü savunmalı. Toplumsal cinsiyet ve cinsel eğitim dersleriyle gençlerin bilinçlendirilmesini savunmalı, kadın sığınma evlerini yaygınlaştırmalı ve yönetimini kadınlara bırakıp finansmanını kamu kaynaklarından yapmalı, anne soyadını tanıyarak evlenip boşanmalarda kadınların nüfus kütükleriyle uğraşması sorununu dikkate almalı, evlilik ve boşanmayı kolaylaştırmalı, kadına karşı suç kavramını hukuka koymayı savunmalı, bekaret kontrolü v.b. uygulamaların suç kabul edilmesini savunmalı, taciz ve tecavüz durumlarında kadının beyanı esastır ilkesini savunmalı, fiili eşitlik sağlanana dek pozitif ayrımcılık uygulanmasını savunmalı, kadının kendi bedeni üzerinde yegane söz sahibi olduğunu savunmalıdır.
- Sol, NATO'dan çıkışı, IMF ve DB ile ilişkileri kesmeyi, dış borçları ödememeyi, iç borçlarda da orta ve büyük burjuvaziye olan borçları ödememeyi savunmalıdır. Bu kaynaklar halkın ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
- Sol, kamulaştırmayı savunmalı ama devletçi olmamalıdır. Kamusal alanın demokratikleştirilmesini, üretenlerin yönetmesini savunmalıdır. Özelleştirmeye karşı özerkleştirme seçeneğini savunmalıdır.
- Sol, sanatta her türlü sansüre ve sanatın piyasalaşmasına karşı olmalıdır.
- Sol, ''Emek, Değişim, Demokrasi, Her türlü vesayetin tasfiyesi(askeri, sermaye, Amerikan, Diyanet v.b. vesayetleri), Çoğulculuk, Farklılıkların Birlikteliği, Kadın Özgürlüğü, Emekçilerin ve yoksulların bireysel özgürlüğü ve Barış'' başlıklarını öne çıkararak politika yapmalıdır(özellikle demokrasi ve değişim başlığı).
- Sol, çalışma sürelerinin ücretlerde bir düşüş yaşanmadan düşürülmesini, işten çıkarmaların durdurulmasını, geniş bir sosyal güvenceyi savunmalıdır. Kamulaştırma, çalışma saatlerinde düşüş ve kara dayalı üretimin tasfiyesiyle işsizlik sorunu da kökten çözülecektir. Ama bu sağlanana dek herkese yurttaşlık hakkı olarak ücret ödenmelidir.
- Sol, temel insan haklarından olan eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetlerinin parasız olmasını savunmalıdır.
- Sol, LGBTT bireylerin haklarını tanımalı, anayasaya cinsel yönelim özgürlüğü maddesi koymalıdır.
- Sol ekolojist olmalı, enerji kaynaklarının kullanımında yenilenebilirlik ve sürdürülebilirliği gözetmeli, HES'lere karşı çıkmalıdır.
- Sol, sosyalizmi Doğu Blokundaki modellere indirgemeye kalkan ve gerçek sosyalist seçeneği görünmezleştirmeye çabalayan, dünyadaki anti-kapitalist hareketleri görmezden gelip kapitalizmi kaçınılmaz gören liberal anlayışa karşı kapsamlı bir ideolojik mücadele vermelidir. Liberallerin kapitalist sistemin tarihsel suçlarıyla(sola karşı desteklenen darbeler, kontrgerilla, vesayet düzenleri, emperyalist savaşlar v.s.) yüzleşmeleri sağlanmalıdır. Özgürlük, demokrasi, bireysellik ve insan hakları başlıkları liberallerin istismarından alınmalıdır. Herkes için(emekçi çoğunluk için de!) demokrasi ve bireysel özgürlük savunulmalı, bu talep ile kapitalist sistam arasındaki çelişki teşhir edilmelidir. Liberallerle bu konularda polemik ve halka açık tartışmalardan kaçınılmamalıdır.
- Sol, sokak mücadelesi ve kitle dinamizmini, örgütlü toplumu temel almalı; aksi halde ya bürokratikleşip yozlaşacağını ya da düzenin parlamentosunda iç edileceğini bilmelidir. Sol partilerin esas yönü partide değil kitle hareketinde, sokakta olmalıdır. Örgütlü toplum ve özyönetim yaygınlaşmadan sokak dinamizminin dinmesi en büyük tehlike olacaktır.
- Sol hiçbir şeyi sosyalizm ya da devrim sonrasına ertelememeli, bugünden sorunları çözmek için mücadele etmeli, bunu yaptıkça sosyalizme ilerleyebileceğini unutmamalıdır. Solculuğun sadece siyasal değil(partili mücadelede değil), günlük toplumsal yaşamda da onun etiğine göre yaşanan özgürlükçü ve dayanışmacı bir bireysellik olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda hem devrimci bireylerin hem de partinin daha bugünden kadına şiddeti önleme, inançsal hoşgörüsüzlükle mücadele, ırkçılık mağdurlarına sahip çıkma, yoksullar arası dayanışmayı sağlama, toplu eğlencelerle kitlenin kaynaşmasını organize etme, bulunduğu çevrede özgürlüğü sağlama, mağdurları biraraya getirme ve daha geniş farkındalık yaratma v.b. sorumlulukları vardır. Yani senin olduğun yerde bir kadın şiddet görüyor ve sen sesini çıkarmıyorsan devrimci falan değilsin demektir. Evini, deresini, sağlığını korumak isteyenlere yol göstermiyor, saçı uzun diye sıkıştırılana sahip çıkmıyor, içki içen ya da sevgilisiyle öpüşenleri korumuyorsan devrimci olamazsın. Ya da bir eşcinsel, sırf bu yüzden haksızlığa uğruyor ve sen de bakıyorsan devrimci değilsin demektir. Gerek bireysel gerek örgütlü olarak bu konularda da sorumluluğumuz olduğu unutulmamalıdır. Her parti örgütü(ya da 'devrimci kovan') çeşitli açılardan mağdur olan herkesin sığınabileceği br dayanışma merkezi olmalı aynı zamanda. Bu açıdan topluma da çağrı yapılmalı. Denmeli ki, ''Irkından, cinsiyetinden, cinsel yöneliminden, yaşam tarzından, inancından ya da inançsızlığından ötürü mağdur mu edildin, desteğe mi ihtiyacın var? Bize gel!'' Böylece toplumun sevgi ve güvenini kazanır, kendimizi tanıtır, ilişkilerimizi güçlendirir, devrimci değerleri yayar, yeni nesle de güzel bir devrimci örneği ve rol modeli teşkil ederiz. Mağdur olan herkes bilmeli ki devrimciler var! Böyle dediğimizde birileri çıkıp bize, ''Eşkiya mısınız, size mi düştü?'' diyebilir. Cevabı şimdiden verelim, evet, 'devrimci eşkiyalarız!'
- Sol, kendi somut taleplerini koymalı, ısrarla savunmalı, yaymalıdır. Herhangi başka bir fraksiyon ya da partiyle ittifaka girecekse de somut taleplerinden taviz vermemeli, bu talepler üzerinden girmelidir. Kendi örgütsel ve programatik bağımsızlığını korumaya özen göstermelidir. Hakkını alacak ve demokrasi ile özgürlükleri kazanacak olan halkın kendisidir. Partinin görevi halkın arasına karışıp yardım etmek, farklı mücadeleleri biraraya getirmek, farklı mağduriyetler arasında dayanışma ve farkındalık yaratmak, mücadeleleri bir programla tamamlamak, kitleleri programdaki hedeflere kazanmak, mağdur olana omuz vermek, sınıfın hafızası olmak, kitlelerle kader birliği etmek, emekçi kitlelerin bireyselliklerini keşfetmelerini de cesaretlendirmek, özgürlükçü bir dayanışma kültürünü bireycileşmemiş bireylerle inşa etmektir. Bir parti, toplumsal-siyasal bir harekete ancak böyle dönüşür. Fatsa'dan günümüze bu devrimci yolu yeniden ve aşkla örmek hepimizin sorumluluğundadır.
- Solun vergi politikası olmalı. Zenginlerden daha çok vergi almayı, artan oranlı vergi almayı, temel besin maddelerini vergi dışı bırakmayı, dolaylı vergileri azaltıp gelir ve servet vergisini artırmayı savunmalı. İskandinav ülkelerini örnek göstermeli.
- Solun bütçe politikası olmalı. Emekçiler, yoksullar, işsizler, yardıma muhtaçlar, engelliler v.b. için bütçeden ayrılan payın artırılmasını, sosyal transferlere ağırlık verilmesini savunmalı.
- Toplumsal özgürlükleri artırarak örgütlü toplum kurmayı, örgütsüz emekçi bırakmamayı, grev hakkını, memura siyaset yapma hakkını, kılık kıyafet özgürlüğünü, sendikalaşmayı, işyeri ve fabrika komiteleri kurup yaymayı; kısacası ekonomiyi halkın kontrolüne alarak üzerinde demokratik denetim kurmayı savunmalı.
- Devletten birşey beklemeden halkın kendini yönetebilirlik yetisini geliştirmeyi, demokratik kitle örgütlerini(isteyen ''STK'' desin) aktifleştirmeyi, devletin milliyetçi ve dinci ideolojilerden arındırılmasını savunmalı. Diyanetin devlet kurumu olmamasını, inanç finansmanının inanırlara bırakılmasını, Alevi ve Hıristiyanların da kendi okul ve ibadethanelerini açabilmesini savunmalı. Zorunlu ya da seçmeli din dersi kaldırılmalı, din öğretimi ''sivil topluma'' bırakılmalı.
- Sol ifade hürriyetini, ''dini değerleri aşağılama'' maddesinin kaldırılmasını, ''Atatürk'e hakaret'' maddesinin kaldırılmasını, 301. maddenin her türlü izdüşümünün kaldırılmasını, cinayet ve katliamların layıkıyla soruşturulmasını(Hrant, Zirve, Uludere, Sivas v.b.), tam bir darbe ve kontrgerilla yargılamasının yapılmasını, TMY ve ÖYM'lerin kaldırılmasını, polis sayı ve yetkisinin azaltılmasını savunmalı.
- Sol, askeri harcamaların düşürülmesi, NATO üslerinin kapatılması, askerlerin de sendikalaşmasını savunmalı.
- Sol yerel ve yerinden yönetimci olmalı, yönetim hizmetinin hızlanması ve yönetimin halka yakınlaştırılmasını savunmalı.
- Sol, her görüşün serbestliğini tanımalı, çeşitliliği zenginlik kabul etmeli ama kimsenin kendi doğrusunu dayatmasına izin vermemeli, özgürlükçü olmalı. Bunu bir değer olarak toplumsallaştırma mücadelesi vermeli.
- Sol, ''Emeğin Avrupası'' hedefini savunarak AB üyeliğini savunmalı.
- Sol, Kürt halkının varlığının ve eşitliğinin anayasada tanınması, anadilde eğitim ve diğer haklarının teslimini savunmalı.
-Sol, siyasi tutsaklara özgürlüğü savunmalı. Fikir suçu olmamalı.
- Sol eğitimdeki milliyetçi, dinci, cinsiyetçi yapıyı dönüştürmeyi hedef almalı. Resmi tarih derslerine ve evrim öğretimi üzerindeki baskıya karşı mücadele etmeli, bilimin özgürlüğünü savunmalı. Toplumsal cinsiyet ve cinsel eğitim dersleriyle gençlerin bilinçlendirilmesini savunmalı, kadın sığınma evlerini yaygınlaştırmalı ve yönetimini kadınlara bırakıp finansmanını kamu kaynaklarından yapmalı, anne soyadını tanıyarak evlenip boşanmalarda kadınların nüfus kütükleriyle uğraşması sorununu dikkate almalı, evlilik ve boşanmayı kolaylaştırmalı, kadına karşı suç kavramını hukuka koymayı savunmalı, bekaret kontrolü v.b. uygulamaların suç kabul edilmesini savunmalı, taciz ve tecavüz durumlarında kadının beyanı esastır ilkesini savunmalı, fiili eşitlik sağlanana dek pozitif ayrımcılık uygulanmasını savunmalı, kadının kendi bedeni üzerinde yegane söz sahibi olduğunu savunmalıdır.
- Sol, NATO'dan çıkışı, IMF ve DB ile ilişkileri kesmeyi, dış borçları ödememeyi, iç borçlarda da orta ve büyük burjuvaziye olan borçları ödememeyi savunmalıdır. Bu kaynaklar halkın ihtiyaçlarına ayrılmalıdır.
- Sol, kamulaştırmayı savunmalı ama devletçi olmamalıdır. Kamusal alanın demokratikleştirilmesini, üretenlerin yönetmesini savunmalıdır. Özelleştirmeye karşı özerkleştirme seçeneğini savunmalıdır.
- Sol, sanatta her türlü sansüre ve sanatın piyasalaşmasına karşı olmalıdır.
- Sol, ''Emek, Değişim, Demokrasi, Her türlü vesayetin tasfiyesi(askeri, sermaye, Amerikan, Diyanet v.b. vesayetleri), Çoğulculuk, Farklılıkların Birlikteliği, Kadın Özgürlüğü, Emekçilerin ve yoksulların bireysel özgürlüğü ve Barış'' başlıklarını öne çıkararak politika yapmalıdır(özellikle demokrasi ve değişim başlığı).
- Sol, çalışma sürelerinin ücretlerde bir düşüş yaşanmadan düşürülmesini, işten çıkarmaların durdurulmasını, geniş bir sosyal güvenceyi savunmalıdır. Kamulaştırma, çalışma saatlerinde düşüş ve kara dayalı üretimin tasfiyesiyle işsizlik sorunu da kökten çözülecektir. Ama bu sağlanana dek herkese yurttaşlık hakkı olarak ücret ödenmelidir.
- Sol, temel insan haklarından olan eğitim, sağlık ve ulaşım hizmetlerinin parasız olmasını savunmalıdır.
- Sol, LGBTT bireylerin haklarını tanımalı, anayasaya cinsel yönelim özgürlüğü maddesi koymalıdır.
- Sol ekolojist olmalı, enerji kaynaklarının kullanımında yenilenebilirlik ve sürdürülebilirliği gözetmeli, HES'lere karşı çıkmalıdır.
- Sol, sosyalizmi Doğu Blokundaki modellere indirgemeye kalkan ve gerçek sosyalist seçeneği görünmezleştirmeye çabalayan, dünyadaki anti-kapitalist hareketleri görmezden gelip kapitalizmi kaçınılmaz gören liberal anlayışa karşı kapsamlı bir ideolojik mücadele vermelidir. Liberallerin kapitalist sistemin tarihsel suçlarıyla(sola karşı desteklenen darbeler, kontrgerilla, vesayet düzenleri, emperyalist savaşlar v.s.) yüzleşmeleri sağlanmalıdır. Özgürlük, demokrasi, bireysellik ve insan hakları başlıkları liberallerin istismarından alınmalıdır. Herkes için(emekçi çoğunluk için de!) demokrasi ve bireysel özgürlük savunulmalı, bu talep ile kapitalist sistam arasındaki çelişki teşhir edilmelidir. Liberallerle bu konularda polemik ve halka açık tartışmalardan kaçınılmamalıdır.
- Sol, sokak mücadelesi ve kitle dinamizmini, örgütlü toplumu temel almalı; aksi halde ya bürokratikleşip yozlaşacağını ya da düzenin parlamentosunda iç edileceğini bilmelidir. Sol partilerin esas yönü partide değil kitle hareketinde, sokakta olmalıdır. Örgütlü toplum ve özyönetim yaygınlaşmadan sokak dinamizminin dinmesi en büyük tehlike olacaktır.
- Sol hiçbir şeyi sosyalizm ya da devrim sonrasına ertelememeli, bugünden sorunları çözmek için mücadele etmeli, bunu yaptıkça sosyalizme ilerleyebileceğini unutmamalıdır. Solculuğun sadece siyasal değil(partili mücadelede değil), günlük toplumsal yaşamda da onun etiğine göre yaşanan özgürlükçü ve dayanışmacı bir bireysellik olduğu unutulmamalıdır. Bu bağlamda hem devrimci bireylerin hem de partinin daha bugünden kadına şiddeti önleme, inançsal hoşgörüsüzlükle mücadele, ırkçılık mağdurlarına sahip çıkma, yoksullar arası dayanışmayı sağlama, toplu eğlencelerle kitlenin kaynaşmasını organize etme, bulunduğu çevrede özgürlüğü sağlama, mağdurları biraraya getirme ve daha geniş farkındalık yaratma v.b. sorumlulukları vardır. Yani senin olduğun yerde bir kadın şiddet görüyor ve sen sesini çıkarmıyorsan devrimci falan değilsin demektir. Evini, deresini, sağlığını korumak isteyenlere yol göstermiyor, saçı uzun diye sıkıştırılana sahip çıkmıyor, içki içen ya da sevgilisiyle öpüşenleri korumuyorsan devrimci olamazsın. Ya da bir eşcinsel, sırf bu yüzden haksızlığa uğruyor ve sen de bakıyorsan devrimci değilsin demektir. Gerek bireysel gerek örgütlü olarak bu konularda da sorumluluğumuz olduğu unutulmamalıdır. Her parti örgütü(ya da 'devrimci kovan') çeşitli açılardan mağdur olan herkesin sığınabileceği br dayanışma merkezi olmalı aynı zamanda. Bu açıdan topluma da çağrı yapılmalı. Denmeli ki, ''Irkından, cinsiyetinden, cinsel yöneliminden, yaşam tarzından, inancından ya da inançsızlığından ötürü mağdur mu edildin, desteğe mi ihtiyacın var? Bize gel!'' Böylece toplumun sevgi ve güvenini kazanır, kendimizi tanıtır, ilişkilerimizi güçlendirir, devrimci değerleri yayar, yeni nesle de güzel bir devrimci örneği ve rol modeli teşkil ederiz. Mağdur olan herkes bilmeli ki devrimciler var! Böyle dediğimizde birileri çıkıp bize, ''Eşkiya mısınız, size mi düştü?'' diyebilir. Cevabı şimdiden verelim, evet, 'devrimci eşkiyalarız!'
- Sol, kendi somut taleplerini koymalı, ısrarla savunmalı, yaymalıdır. Herhangi başka bir fraksiyon ya da partiyle ittifaka girecekse de somut taleplerinden taviz vermemeli, bu talepler üzerinden girmelidir. Kendi örgütsel ve programatik bağımsızlığını korumaya özen göstermelidir. Hakkını alacak ve demokrasi ile özgürlükleri kazanacak olan halkın kendisidir. Partinin görevi halkın arasına karışıp yardım etmek, farklı mücadeleleri biraraya getirmek, farklı mağduriyetler arasında dayanışma ve farkındalık yaratmak, mücadeleleri bir programla tamamlamak, kitleleri programdaki hedeflere kazanmak, mağdur olana omuz vermek, sınıfın hafızası olmak, kitlelerle kader birliği etmek, emekçi kitlelerin bireyselliklerini keşfetmelerini de cesaretlendirmek, özgürlükçü bir dayanışma kültürünü bireycileşmemiş bireylerle inşa etmektir. Bir parti, toplumsal-siyasal bir harekete ancak böyle dönüşür. Fatsa'dan günümüze bu devrimci yolu yeniden ve aşkla örmek hepimizin sorumluluğundadır.