PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Partilerin Program Eleştirisi


Jolly Jocker
13-07-2012, 02:20
Özellikle sol sosyalist partilerin programlarını tarayarak temel fikirlerini bulmak ve eleştirmek yoluna gidelim diye düşündüm. Böylece hangi partinin neyi savunduğu ve ona uzak duranların neden uzak durduğu da daha fazla netleşmiş olur.

Elbette her partinin programını olduğu gibi alıntılayıp baştan sona eleştirebilmenin olanağı yok. Önemli gördüklerimizi, belli başlı fikirlerini eleştirsek yeterli bence.

Jolly Jocker
13-07-2012, 02:52
DSİP ile başlayalım. ''Yetmez Ama Evet''çi bu parti, bence solda İP'in temsil ettiğine benzer ama ters yönlü bir sapmayı temsil ediyor. Bu partinin programına biraz bakalım. Gerçi partinin bir programı yok! ''Temel Fikirlerimiz'' başlıklı kısa bir bildirisi var. Temel görüşlerini yazmışlar. Görüşleri klasik troçkist bir partiyi andırıyor. Katıldığım ve katılmadığım görüşlerini alıntılamak ve eleştirmek isterim. Temel görüşleri kısa olduğu için tümünü değerlendirebiliriz. Aşağıya önce Partinin temel görüşlerini yazdım, köşeli parantez içinde de katıldığım ve katılmadığım noktaları yazdım.

''Aşağıdan sosyalizm
-Kapitalist toplumda tüm zenginliklerin yaratıcısı işçi sınıfıdır. Yeni bir toplum, işçi sınıfının üretim araçlarına kolektif olarak el koyup üretimi ve dağıtımı kontrol etmesiyle mümkündür. [Kısmen katılıyorum. Çünkü 'işçi sınıfının' kapsamı değişmiştir. Gençlik örneğin, geleceğin işçi ve işsizleri olarak bugünden emek güçlerinin bir parçası sayılmalıdır. Kapitalist toplum fabrikalaştığı için, mülk sahibinin tahakkümündeki herkes işçileşmiştir. DSİP'nin bu konularda hiçbir fikri olmadığı göze çarpmaktadır. Hala eski işçi sınıfı şablonunu kullanmaktadır. Sömürüyü tahakküm üzerinden anlamlandırma perspektifinden yoksundur.]


''Reform değil, devrim
-İçinde yaşadığımız sistem reformlarla köklü bir şekilde değiştirilemez, düzeltilemez. [Katılıyorum. Fakat bu tespit, reform mücadelesinin sekter biçimde reddedilmesini gerektirmez.]

-Bu düzenin kurumları işçi sınıfı tarafından ele geçirilip kullanılamaz. Kapitalist devletin tüm kurumları işçi sınıfına karşı sermaye sahiplerini, egemen sınıfı korumak için oluşturulmuştur. [Katılıyorum.]

-İşçi sınıfına, işçi konseylerinin ve işçi milislerinin üzerinde yükselen tamamen farklı bir devlet gereklidir. [Kısmen katılıyorum. Evet gerekli olan budur ama işçi konseyleri ve işçi milislerinin yönetimini de bir ''devlet'' olarak görmek bence yanlıştır. Bu, devletsizliğe işaret eder. Böyle bir söylemle bunu savunmak daha doğru olacaktır. Öte yandan, bu hedefin gerçekleşebilmesi için de emekçilerin bir leninist öncü partinin destekçisi olması değil, bugünden özyönetim yetisini ve örgütlerini geliştirmesi gerekir. Fakat devrim talebi, henüz bu tür bir özyönetim kültürü ve organları yayılmadan da gündeme gelebilir. Zaten pek çok tecrübede böyle olmuştur. Yığınlar düzene isyan etmiş ama kendini yönetecekleri organları yeterli sayıda oluşturmamıştır. Bu durumda, hiyerarşik olmayan ve son derece demokratik bir devrimci parti devleti ele geçirmelidir. Fakat devlet minimalize edilmeli, gerek yönetim gerekse planlama katılımcılaştırılmalı, yerel yönetimlere ağırlık verilmelidir. Minarşik bir sosyalizm öngörülmelidir.]

-Bu sistemi sadece işçi sınıfının yığınsal eylemi devirebilir. [Kısmen katılıyorum. Çünkü önemli olan yığınsal eylemdir. DSİP'nin eski işçi sınıfı şablonu dışında kalan unsurlar da devrim için yeterli potansiyeli oluşturabilir.]

-Sosyalizm için mücadele dünya çapında bir mücadelenin parçasıdır. Sosyalistler başka ülkelerin işçileri ile daima dayanışma içindedir. [Katılıyorum.]

-Sosyalistler kadınların tam bir sosyal, ekonomik ve politik eşitliğini savunur. [Katılıyorum ama bunun yolu, troçkist-leninist bir öncü partinin kadın kollarının faaliyetine indirgenemez. Partiden özerk-bağımsız bir kadın kurtuluş hareketi varolmalıdır. DSİP'nin böyle bir perspektifi yok.]

-Sosyalistler insanların cinsel yönelimlerinden dolayı aşağılanmalarına ve baskı altına alınmalarına karşı çıkarlar. [Katılıyorum ama bunun yolu da LGBTT hareketin özerk biçimde inşasıdır, yoksa troçkist öncü partinin bir kolu derekesine indirilmesi değil.]


''Enternasyonalizm
-Sosyalistler, bir ülkenin işçilerinin diğer ülkelerin işçileri ile karşı karşıya gelmesine neden olan her şeye karşı çıkarlar. [Katılıyorum.]

-Sosyalistler ırkçılığa ve emperyalizme karşıdırlar. Bütün halkların kendi kaderlerini tayin hakkını savunurlar. [İlk cümleye katılıyorum, sosyalistler ırkçılığa ve emperyalizme karşıdırlar. Ama UKKTH konusu artık farklılaşmalı diye düşünüyorum. Her ulusun ulusal haklarını kazanma(ana dilde eğitim v.s.) hakkı vardır. Ama bu haklarını aldıktan sonra hala ulus kimliği üzerinden hareket etmek ve bu ulus kimliği üzerinden ayrılmaya kalkmak v.s. milliyetçiliktir. Ulus kimliği, ulusal haklar alınana dek söz konusu olabilir. Alındığı anda terk edilmelidir. Zaten bir ulusun ayrılıp kendi ulus devletini kurması, ulus devletçi ideolojinin o veya bu bahaneyle desteklenmesi anlamını taşıyacağı için milliyetçilik olacaktır. Bir ulus ancak kendi ulusal haklarını ayrılmadan alabilme olanağı kalmamışsa ayrılabilir.]

-Sosyalistler bütün haklı ulusal kurtuluş hareketlerini desteklerler.[Sosyalistler ulusal değil sınıfsal kurtuluş hareketlerini destekler. Ulusallıkla sınıf mücadelesinin bölünmesini ise kınamalıdırlar. Sınıfsal kurtuluş, ulusal ezilmişliklere zaten son verecektir.]

-Rusya deneyi göstermiştir ki, sosyalizm tek bir ülkede izole olarak yaşayamaz. Rusya, Çin, Doğu Avrupa ve Küba sosyalist değil, devlet kapitalistidir. [Rusya, Çin, Doğu Avrupa v.s. sosyalist değil devlet kapitalistidir, doğru. Ama ilk cümleye katılmıyorum; 'proleterya yönetimi' tek ülkede de -komünizme ulaşamasa bile- uzun süre yaşayabilir.]

-Sosyalistler bu ülkelerde işçi sınıfının iktidardaki bürokratik egemen sınıfa karşı mücadelesini destekler. [Kısmen doğru. Söz konusu kitle hareketi gerçek bir sosyalizmi hedefliyorsa destekleriz ama dinci, milliyetçi, piyasacı v.s. yönelimdeyse, söz konusu hareket emekçi çoğunluklu olsa bile desteklenmemelidir. İran'daki gerici 'devrimi' de halk kitleleri yapmıştı. Halk olsun da ne olursa olsun, gözü kapalı destekleyelim anlayışı ucuz popülizmden başka birşey değildir. DSİP'de bu yanılgı çok fazla ve tüm politikasını belirliyor.]


''Devrimci parti
-Sosyalizmin gerçekleşebilmesi için, işçi sınıfının en militan, en mücadeleci kesimi devrimci sosyalist bir partide örgütlenmelidir. Böylesi bir parti işçi sınıfının yığınsal örgütleri ve hareketi içindeki çalışma ile inşa edilebilir. [Devrimci örgütün amacı, devrimci hareketin kitlesini devrimcileştirmek, sosyalist bilinçle donatmaktır. Kitlenin özyönetim yetisini geliştirmektir. Başka birşey değil. Bunun için söz konusu devrimci örgütün illa 'en militan ve en mücadeleci işçilerden' oluşması gerekmez. Parti ya da örgüt, işçi sınıfının tüm kesimlerini kapsar. Mücadeleci unsur ile geri unsur yan yanadır. Mücadeleci unsur, geri unsurları bilinçlendirir. Partiye işçi sınıfının sadece mücadeleci unsurunu almak, geri unsur görülen kitleleri totaliter tarzda yönetmenin yolunu açan bir zihniyeti yansıtır. Troçkistler adına büyük bir çelişki olan bu durum, DSİP'nin zayıf karınlarından biridir.]

-Sosyalistler pratik içinde diğer işçilere reformizmin işçi sınıfının çıkarlarına aykırı olduğunu kanıtlamalıdır. [Katılıyorum]''

DSİP programının alıntılandığı kaynak: http://dsip.org.tr/index.php?option=com_content&view=article&id=73%3Adspin-temel-fikirleri&catid=52%3Asabt-cerk&Itemid=96

Anima Libera
13-07-2012, 12:43
-Rusya deneyi göstermiştir ki, sosyalizm tek bir ülkede izole olarak yaşayamaz. Rusya, Çin, Doğu Avrupa ve Küba sosyalist değil, devlet kapitalistidir. yaşayabilir.]

Bunu yazan DSIP'li arkadaslarin kafasi güzeldi galiba. Temsil ettikleri 'komünizmin' hangi kavramdan geldigi ve ne anlama geldiginin farkinda degiller sanirim. Tam aksine, tam tersidir. Komünist toplum tek basina da uzun süre var olabilir.

G Milat
01-08-2012, 11:27
Genel hatları itibariyle bilmekle birlikte, ayrıntısını merak ettiğim bir konu açılmış. Açıkçası son yıllarda Türkiye'de yapılanan veyahut değişime uğrayan partilerin tüzükleri hakkında pek araştırma yapmaya vaktim olmuyor. Zamanım oldukça HDK gibi (tırnak içerisinde!) 'yeni' oluşumların tüzüklerini inceliyorum. Alanım itibariyle, daha çok Dünya siyasetine kayınca, Türkiye'deki ayrıntıları takip etmek de hayli zor oluyor haliyle. :) Neyse ki maraza dönüşen merakımı giderecek bir konu buldum!

DSİP ile ilgili yukarıda yazılan bazı yerlere katılmakla birlikte son dönemlerde DSİP'i eleştirdiğim farklı açılar var. Bunlara daha sonra vaktim olursa değineceğim. Öncelikle ÖDP, KESK, TKP(ayrıldıktan sonra), Yeni yol gibi sol parti ve bazı fraksiyonları merak ediyorum.

AlbatrosS
01-08-2012, 18:43
Genel hatları itibariyle bilmekle birlikte, ayrıntısını merak ettiğim bir konu açılmış. Açıkçası son yıllarda Türkiye'de yapılanan veyahut değişime uğrayan partilerin tüzükleri hakkında pek araştırma yapmaya vaktim olmuyor. Zamanım oldukça HDK gibi (tırnak içerisinde!) 'yeni' oluşumların tüzüklerini inceliyorum. Alanım itibariyle, daha çok Dünya siyasetine kayınca, Türkiye'deki ayrıntıları takip etmek de hayli zor oluyor haliyle. :) Neyse ki maraza dönüşen merakımı giderecek bir konu buldum!

DSİP ile ilgili yukarıda yazılan bazı yerlere katılmakla birlikte son dönemlerde DSİP'i eleştirdiğim farklı açılar var. Bunlara daha sonra vaktim olursa değineceğim. Öncelikle ÖDP, KESK, TKP(ayrıldıktan sonra), Yeni yol gibi sol parti ve bazı fraksiyonları merak ediyorum.

Teoride çok ''keskin'' farklılıkları kalmadı. Fakat, bahsi geçen her örgütün 'örgütlenme modelleri' epey farklılık gösteriyor. Yeni TKP'yi pek tanımıyorum ama Kesk dahil tüm bu örgütler parti ve örgüt ''bürokrasisi''nden kısmen de olsa hala muzdaripler. Son dönemlerde, aynı gelenekten gelseler dahi bunu kıran en önemli oluşum HALKEVLERİ. Yakından biliyorum, özellikle batıdaki birçok sol örgütü de giderek ''dönüştüren'' bir model. Solun mevzi kaybettiği ''sokak/mahalle'' örgütlenmelerine büyük önem veriyorlar. Hepsinden önemlisi şubelerinde ''bürokratik hava''dan eser yok. Şu ana kadar gittiğim tüm şubelerin ''başkanlarını'' bilmem. Başkanları kimdir, nedir tanımam. Hatta öyle ki şu an genel başkanlarını bile bilmiyorum. (En son bir kadındı ama değişmiş sanırım) Sanırım ''parti örgütlülüğü'' olmadıkları için bu konuda sahiden çok esnekler.

Kabul edelim ki kapitalizm sol mücadele tarzını da değiştiriyor.

Anti
02-08-2012, 01:19
Komünizmin uygulanamayacağını, ütopya olduğunu bu görüşün savunucuları da belirtmektedir zaten. Onlar için elzem olan nokta tüm toplumların komünizme geçmesidir.
Fakat ben yine de dünya üzerinde komünizmin uygulandığını düşünüyorum.
Bugün daha keşfedilmemiş kabileler var dünyada, işte Amazonlarda geçen yıllarda keşfedilen kabile, bunlar için hangi siyasi ideolojiden bahsedilebilir ki?
İlkelce, yaşam kavgası namına yaşıyorlar ve bu hayat biçimini, siyasi ideolojilerden komünizmle bağdaştırabiliriz.
Ama ben o özgür insanları bir siyasi kalıba dahil edecek kadar utanmaz biri değilim.
Onlar sadece insan.
Ecce homo!