istatistik
16-07-2012, 23:03
Ateist ve ateizm konusunda sınırlı (kimi zaman da hiç) bilgiye sahip olan kişilerin, karşısındakinin ateist olduğunu öğrendiği an ile "Peki Dünya nasıl oluştu?" sorusunu sorduğu an arasında geçen zaman kimi zaman o kadar kısadır ki, sorunun muhatabı olan kişi bir süre kendine gelemez.
Bunun sebebi, sorunun muhatabının yetersizliği, bilgisizliği ya da cevapsız oluşu değildir. Bunun asıl nedeni, sorunun muhatabının gerçekte muhatap olmamasıdır. Çünkü, ateizmin temelinde dünyanın, hayatın, Higgs Bozonu'nun, izafiyet teorisinin... ve daha bir çok bilimsel konunun açıklığa kavuşturulması yoktur. Bunlar bilimin ve alanlarına göre bilim adamlarının cevaplandırabileceği sorulardır. Nasıl ki makro ekonominin, mikrobiyolojinin, antropometrinin din ile bir ilgisi yoksa, yaşamın ve evrenin gizemlerinin de ateizm le bir ilgisi yoktur.
Peki inanırlardaki "Ateist olan kişinin her sorunun yanıtını verebilmesi gerekir. Veremezse Tanrı vardır!" şeklindeki hatalı ön kabulü nereden gelmektedir? Anladığım kadarıyla bu düşüncenin temeli, kutsal olarak bildikleri kitaplarında "Her şey Tanrının eseridir" anlamına gelen ayetlere dayanmaktadır. Yani, dünya nasıl oluştu, evren nasıl oluştu, evrendeki işleyişin mantığı ve temeli nedir, deprem nasıl oluşur, gece-gündüz nedir, eşek neden var... gibi sorulara verilen tek bir cevabın (Tanrı yaptı) olması, inanırlar için yeterlidir ve kendilerini tatmin etmektedir. Bu sebeple, bu tek cevabı yok sayan bir kişinin, tüm cevapları bilmesi gerekir. Aksi halde yanılıyordur ve Tanrının varlığı kanıtlanır.
Bu düşüce, saçma olduğu kadar aptalcadır. Bunun nedeni, bir insanın sırf tanrıya inanmıyor diye her şeyi bilmesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, her şeyi bilip açıklar diye tanıtılan kitap da orta çağ bilgisinin ötesine geçememiştir (seçilen kitaba bağlı olarak ilk çağ bilgisinin de ötesinde olmayabilir) ve ortalama bir ateistten daha az bilgiye sahiptir. Bu bakımdan, bir teistin, kendisinin de cevabını bilmediği bir soruyu bir ateiste yönelterek, "Bilmiyorum(ya da henüz bilmiyoruz)" cevabını alması ateistin çıkmazı ya da ateizmin açmazı değildir. Soru, mantıklı olduğu sürece ve bilim serbest bırakıp ilerlemesi engellenmedikçe, cevaplanabilirdir(Bugün olması şart değil). Böylesi bir davranış ve beklenti, cevap diye mantık dışı hikayelerin sunulmasından çok daha tutarlıdır.
Bunun sebebi, sorunun muhatabının yetersizliği, bilgisizliği ya da cevapsız oluşu değildir. Bunun asıl nedeni, sorunun muhatabının gerçekte muhatap olmamasıdır. Çünkü, ateizmin temelinde dünyanın, hayatın, Higgs Bozonu'nun, izafiyet teorisinin... ve daha bir çok bilimsel konunun açıklığa kavuşturulması yoktur. Bunlar bilimin ve alanlarına göre bilim adamlarının cevaplandırabileceği sorulardır. Nasıl ki makro ekonominin, mikrobiyolojinin, antropometrinin din ile bir ilgisi yoksa, yaşamın ve evrenin gizemlerinin de ateizm le bir ilgisi yoktur.
Peki inanırlardaki "Ateist olan kişinin her sorunun yanıtını verebilmesi gerekir. Veremezse Tanrı vardır!" şeklindeki hatalı ön kabulü nereden gelmektedir? Anladığım kadarıyla bu düşüncenin temeli, kutsal olarak bildikleri kitaplarında "Her şey Tanrının eseridir" anlamına gelen ayetlere dayanmaktadır. Yani, dünya nasıl oluştu, evren nasıl oluştu, evrendeki işleyişin mantığı ve temeli nedir, deprem nasıl oluşur, gece-gündüz nedir, eşek neden var... gibi sorulara verilen tek bir cevabın (Tanrı yaptı) olması, inanırlar için yeterlidir ve kendilerini tatmin etmektedir. Bu sebeple, bu tek cevabı yok sayan bir kişinin, tüm cevapları bilmesi gerekir. Aksi halde yanılıyordur ve Tanrının varlığı kanıtlanır.
Bu düşüce, saçma olduğu kadar aptalcadır. Bunun nedeni, bir insanın sırf tanrıya inanmıyor diye her şeyi bilmesi gibi bir zorunluluğu yoktur. Kaldı ki, her şeyi bilip açıklar diye tanıtılan kitap da orta çağ bilgisinin ötesine geçememiştir (seçilen kitaba bağlı olarak ilk çağ bilgisinin de ötesinde olmayabilir) ve ortalama bir ateistten daha az bilgiye sahiptir. Bu bakımdan, bir teistin, kendisinin de cevabını bilmediği bir soruyu bir ateiste yönelterek, "Bilmiyorum(ya da henüz bilmiyoruz)" cevabını alması ateistin çıkmazı ya da ateizmin açmazı değildir. Soru, mantıklı olduğu sürece ve bilim serbest bırakıp ilerlemesi engellenmedikçe, cevaplanabilirdir(Bugün olması şart değil). Böylesi bir davranış ve beklenti, cevap diye mantık dışı hikayelerin sunulmasından çok daha tutarlıdır.