PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : 'Büyük İnsanlık' ve Kapitalizm


Jolly Jocker
19-07-2012, 22:41
İnsancıl bir düzeni kurmak için insanlarda 'ütopik' bir dönüşüm olması gerekmiyor. Aksine, insancıl bir düzen insanları da değiştirecektir. Sosyal varoluş, bilinci belirler. Sevilme, yakın ilişkiler, arkadaşlık, bağlanmak, önemsenmek, fark edilmek, desteklenmek, kabul edilmek, sevgi görmek vb temel ihtiyaçlarımız var. Bunlar karşılandıkça merhametli, empati yetisi gelişmiş, düşünceli, yardımsever, barışçıl ve iyi insanlar oluruz. İnsanların yönelimlerini ve davranışlarını yaşanmışlıkları belirler. Peki sosyo-ekonomik sistemimiz bizim ihtiyaç duyduğumuz ilgiyi bize verebiliyor mu? Verebilseydi toplum bu kadar güvensiz ve üçüncü sayfa haberleri bu kadar korkunç olmazdı. Bize, insani olanın serpilip gelişebileceği insan ilişkilerine temel olacak yeni bir sosyo-ekonomik ilişkiler bütünü, yeni bir sistem gerekiyor.

KAPİTALİZM SOSYAL PSİKOLOJİYİ BOZUYOR
Suç ve suçlular ne gökten iniyorlar, ne genetik yapıları gereği böyleler, ne de fıtrat yüzünden. Suç toplumsal bir olgu. Sosyo-ekonomik sistemle ve o sistemde yetişen bireyle doğrudan ilgisi var. Herkes bağlı bulunduğu kültürün ya da altkültürün ürünü. Hayvanlarla büyüyen çocukların hayvan gibi davrandıklarını biliyoruz. Kültür ve yetişme çevresi çok önemli. İnsanlar arasındaki ilişkilerin en büyük belirleyeni de sosyo-ekonomik sistem. Araştırmalar ağır suç işleyenlerin çoğunluğunun küçüklüklerinde istismara uğradıklarını gösteriyor. Onları istismar edenler de bu sistemin ürünü. Sistem insanları, insan ilişkilerini, emeklerini ve ürünlerini, velhasıl tüm sosyal yaşamı alınıp satılabilen bir metaya dönüştürüyor. Herkese ve her şeye bir fiyat biçiyor. Tüketimi ve daha fazla tüketimi körüklüyor. Rekabet, bencillik, stres, güvencesizlik ve bunların sonucu olarak da empati yetileri körelen bireyler üretiyor. Bu bireyler etraflarına da zarar veriyor ve suç oranları düşmüyor. ABD'de yasalar, güvenlik güçleri, gelişmişlik ve refah seviyesinin yüksekliğine karşın suç oranının yüksekliğinin sırrı burada. Sosyo-ekonomik sistem üzerine temellenen insan ilişkileri sağlıklı değil. Dolayısıyla da sağlıklı bireyler üretmiyor. Kapitalizm tüm toplumu nevrotikleştiriyor. Kapitalizm sosyal psikolojiyi bozuyor. Kendisine tepeden bakıldığını, aşağılandıklarını düşünen, onca bolluğun ve alıcısı olmadığından çöpe giden malların yanıbaşında ihtiyaçlarını zar zor karşılayabilmek için çırpınan insanlar asabileşiyor. Tahakküm hissi insanın ruhsal sağlığını saptırıyor.

GÜNÜ KURTARMAK İÇİN YARINI TÜKETİYOR
Kapitalizm müsrif bir sistemdir. Kaynakların sınırlı olduğu, başta petrol olmak üzere git gide azaldığı, dünya nüfusunun arttığı ve ekolojik yıkımın kapıya dayandığı günümüz dünyasında müsrif bir sisteme tahammül yok. Kapitalizm sürekli tüketimi özendirir. Tasarruftan hoşlanmaz. Bol mal satabilmek için bol tüketim körüklemesi yapar. Bu arada, bol tüketimi karşılamak için yaptığı bol üretim ve dolayısıyla kaynak kullanımı umurunda değildir. Tüketici sayısı belli. İhtiyaçlar da katılımcı bir ekonomik dizaynla belirlenebilir. Örneğin, ilgili bölgede 100 aile varsa 100 çamaşır makinesi talebi olacaktır. Buna göre planlayıp üretmek varken, piyasada bu talebi karşılamaya talip beş şirket ortaya çıkar ve her biri 100'er makineden toplam 500 makine üretirler. Aralarında satış için kıyasıya rekabet başlar. Ne olursa olsun sadece 100 tane satılacaktır ve 400 tanesi elde kalıp çöpe atılacaktır. Dikkat buyurun, ihtiyacı olanlara dağıtılacaktır değil, çöpe atılacaktır! Böylece 400 makine üretimi için kullanılan işgücü ve kaynaklar da boşu boşuna kullanılmış olacaktır. Sistemin müsrifliği ortada. Dünyanın artık buna tahammülü yok. Bu kadar saçma, akıl dışı bir sistemle daha fazla devam edilemez. Bu sistemi aşarsak, gereksiz üretime son verileceği için emekçiler için gereksiz çalışma da son bulacak ve boş zaman, dolayısıyla da özgürlük olanağı artacaktır. Kapitalizm üretici güçleri son sürat geliştiriyor doğru. Ama bunu dünyayı tüketerek yapıyor. Günü kurtarmak için yarını tüketiyor. Ekolojik denge için planlı ekonomi günden güne daha elzem bir hale geliyor. Kaynakların yenilenme hızları ölçülmeli, daha hızlı tüketmemek üzere bir plan yapılıp kaynaklar buna göre değerlendirilmeli. Açık ki bu piyasanın asla yapamayacağı bir şeydir. Dünya ekolojik bir felakete doğru gidiyor. İnsanlığın ipleri eline alması, kaynak kullanımı ve üretimi planlaması gerekiyor.

UZUN ÖMÜRLÜ ÜRÜNLER
'EKONOMİK BÜYÜMEYE' TERS!
Piyasada uzun ömürlü malların üretimi hoş karşılanmaz. Çünkü dayanıklı, uzun ömürlü mal üretilirse, satışdöngüsü uzayacak ve şirketin kârlılığı düşecektir. Kapitalist, dinamik bir satış döngüsünü ister. Yani bir mal satılsın, çabucak tüketilsin ve sonra yine satılsın! Satış döngüsünün sürebilmesi için mal ne kadar kısa ömürlü olursa kapitalist o kadar çok satış yapar ve o kadar çok kâr eder. Bu yüzden gerçekten uzun ömürlü ürünleri üretmiyor, buna izin vermiyorlar. Uzun ömürlü ürünler 'ekonomik büyümeye' ters! Ama örneğin bol bol hasta olursa bolca ilaç satılacak ve yeni istihdam kapıları açılacaktır. Hastalıkların artışı ve insan sağlığının bozulması kapitalizme kâr ettirir, ekonomiyi büyütür. Bu akıl dışı sistemde ekonomik büyüme ve istihdam, insan sağlığıyla çelişebilmektedir! Bir kerede insanı tedavi eden ürünlerdense yavaş yavaş tedavi eden ürünleri -daha uzun satış döngüsü nedeniyle- üretmek kapitalist için daha kârlı ve tercih edilirdir. Ya da ciddi bir hastalığın, örneğin AİDS'in, tedavisi bulunursa sağlık endüstrisi ciddi zarara uğrayacaktır. O halde sizce tedavinin bulunmasını ya da bulunsa bile yayılmasını ister mi? Suç ve terörizm de aslında piyasa ekonomisinin işine gelmektedir. Zira polislere yeni istihdam olanakları yaratıp ekonomiyi büyüttüğü gibi güvenlik ürünlerine yönelik talebi de artırarak yeni yatırım ve satış imkânları doğurur. Günden güne özel sektöre devrolan kârlı hapishaneler de yeni 'müşterilerine' kavuşur.

NE KADAR ÇOK SAVAŞ,
O KADAR ÇOK KÂR
Ya savaşa ne demeli? Bu sistem savaştan da büyük paralar kazanır. Silah sanayisi en kârlı ve büyük endüstrilerden biridir. Savaş olmaması, üretilen malların (yani silahların) elde kalması, dolayısıyla yeni mallar için üretimin durması, bu da işten çıkarmalar ve iflas demektir. Sistem için hiç hoş değildir. Ama savaş olursa yeni yatırımcılar da ölüm makineleri üretecek, hatta en ''etkin'' ölüm makinesini kimin üreteceği konusundaki rekabet bu konuda büyük ''ilerlemelere'' de yol açacaktır. Ne kadar çok savaş, o kadar çok silah satışı ve kâr demektir. ''(Silah ve bomba) Alın, verin, ekonomiye can verin!'' Nasıl ama? Çok insancıl, çok demokratik, çok özgürlükçü değil mi! Üstelik sattığın silahlarla yıkılan, savaşlarda yerle bir olan herşeyi baştan üretmek için yeni yatırım ve satış olanakları da doğar! Ne güzel mantık değil mi? Önce yık, sonra baştan yarat! Sonra yine silah satıp kâr et ve yıktır, sonra yine baştan yapıp kâr et.

Piyasa ekonomisinde üretim maliyetlerinin düşüklüğü kârı ve rekabet gücünü artıracağı için tercih edilir. Üretim maliyetlerinin düşüşü ne demektir? Taşeronlaştırma, asgari ücretin de altında insanlık dışı ücretle çalıştırma, esnek çalışma ve iş güvenliği için gerekli maliyetleri önemsemeden işçi ölümlerine sebep olma! Belki kapitalizm delice temposu ve rekabetiyle, yoğun sömürüsüyle üretici güçleri sosyalizmden daha çok geliştiriyor. Ama ne pahasına? Bunu yıkıcı bir ekonomiyle, doğayı ve toplumu yıkarak, büyük bir müsriflikle, insanları ezerek yapıyor. Emekçileri tahakküm ederek, metalaştırarak, üretim sürecinin değiştirilebilir bir unsuruna indirgeyerek yapıyor.

KENDİ VÜCUDUNDAN BESLENEN VAMPİR
Bir de bu sistemin çarpık yapısından kaynaklanan ''teknolojik işsizlik'' diye bir şey var. Teknoloji geliştikçe ve insan gücünün yerini aldıkça, -ekonomi insan ihtiyaçları için değil kâr etmek için örgütlenmiş olduğundan-, işçiler işlerini kaybediyor. Tüm insanlık için yaşamı kolaylaştırması gereken teknolojik gelişim ve makineleşme maalesef tam aksine işsizliği yayıp gelir dağılımını bozma sonucunu veriyor. Çünkü sistem yapısal olarak çarpık. Sistemin hedefinde insan değil sermayenin büyümesi var. Geniş kitlelere, varlık içinde yokluk çektiriyor. Sanayi büyük ölçüde teknoloji yoğun hale geldiği için en büyük sektör hizmet sektörü. Ama artık orada da makineler yavaş yavaş insanların yerini alıyor. İnsana kaçış kapısı kalmıyor. İnsanlar işten çıkarıldıkça ve çalışanlar daha düşük ücretlere boyun eğdikçe tüketici talebi düşüyor. Çünkü tüketiciler dediğimiz insanlar çalışanlardan başkası değil ve çalışanın gelirinin düşmesi, tüketicinin gelirinin ve dolayısıyla alım gücünün düşmesi demek. Alım gücünün düşmesi ise deli gibi üretilen o malların yeterli oranda satılamaması ve elde kalması sonucunu doğuruyor. Ondan sonra krizler, iflaslar, işten çıkarmalar... Kapitalizm, kendi vücudundan beslenen bir vampiri andırıyor. Krize girmek zorunda. Görünmez el nedense bir türlü hiçbir şeyi organize edemiyor. Krizler rutinleşiyor. Ücretler sürekli düşüyor, kemer sıkma politikaları bitmiyor, sosyal haklar törpüleniyor ama bu, krizleri ve işten çıkarmaları önlemiyor, en fazla erteleyebiliyor.

PİYASADA HER ŞEY META
Sistem bizi diğer insanlarla öyle ilişkilendiriyor ki bencilliğe, yalnızlığa, kıstırılmışlık duygusuna sıkışıyoruz. Depresyon en yaygın hastalıklardan biri haline geliyor. Kendimiz olmaya değil sahip olmaya şartlandırlıyoruz. Kendi değerimizi sahip olduklarımız üzerinden ölçer hale getiriliyoruz. Zira bu sistemde geçer akçe bu. Tükettiğin kadar varsın. Stres, güvensizlik ve yalnızlık, bencilce çıkar ilişkileri toplumdaki empatiyi sakatlıyor, toplumu yozlaştırıyor. İnsanlar birbirlerinden korkuyorlar. Kimse kimseye güvenemiyor. Herkes birbirini kolayca nesneleştirebiliyor çünkü piyasada herşey meta. Piyasa ilişkileri insan ilişkilerine de yansıyor. Tüket, kullan ve at. İnsanlık ve etik yerin dibine sokuluyor.

SINIFSALLIK HER ŞEYİ BELİRLİYOR
Kapitalizmin sağladığı ''ilerleme'' ve ''yüksek yaşam standardı'' sadece üst sınaflar içindir. İstatistikler toplumsal piramitte aşağılara inildikçe; ortalama ömrün kısaldığını, bebek ölüm oranlarının arttığını, hastalıkların sıklaştığını gösteriyor. Daha eşit ülkelerde ise eşitsizliğin yoğun olduğu ülkelere göre; ortalama yaşam süresi daha yüksek, uyuşturucu kullanımı daha az, akıl hastalığı oranı daha az, insanların birbirlerine güvenmeleri (sosyal sermaye) daha fazla, cinayet oranı daha düşük, genel olarak suç oranı daha düşük, bebek ölüm oranı daha az, yenilik çok daha fazla! Nasıl ki kişi başı milli gelir, tek başına anlam taşımıyorsa ve söz konusu gelirin nasıl dağıldığı önemliyse, bireysel sağlık verilerinde de sınıfsal dağılım önemli. Yoksa bir ülkenin ortalama ömür bilgisi tek başına ele alındığında hiçbir şeyi doğru yansıtmıyor. Sınıfsallık her şeyi belirliyor.

KAPİTALİZM HEPSİNİ GEÇTİ
İnsanlık tarihi büyük diktatörler gördü. Çok kan döktüler. Ama kapitalizm hepsini geçti, Hitler'i bile! Pazar ve kaynak kapma yarışının sonucu olan Birinci Dünya Savaşının sorumlusu kapitalistlerdir. Milyonlarca insan ölmüştür. İkinci Dünya Savaşı da, Birincisi sonrasında Almanların maruz kaldıkları yaptırımların Alman milliyetçiliğini tetiklemesiyle çıkmıştır. Yine kapitalist-emperyalist sistem, dünyanın pek çok yerinde sola ve işçi mücadelesine karşı darbeleri, kontrgerilla cinayetlerini, faşist terörü beslemiştir.

Bu kadar da değil. Kapitalizm sebep olduğu kıtlıklarla milyonlarca insanın yaşamını söndürmüştür. Gandhi, ''Şiddetin en ölümcül biçimi yoksulluktur.'' der. Haklıdır. Yoksulluğu artırıp derinleştirmekten başka fonksiyonu olmayan kapitalizm bu en öldürücü silahı insanlığın başına musallat etmiştir.

KOMÜNİST AŞAMANIN MADDİ
KOŞULLARI HIZLA OLGUNLAŞIYOR
Ama iyi haberler de var. Kapitalizmin alternatifi 150 yıl öncesinden düşünüldü. O günden bugüne gerek teorik katkılar gerekse pratikten alınan derslerle gelişti, zenginleşti. Sosyalizm, insanlığın önündeki biricik kurtuluş kapısı olarak parıldıyor. Daha da iyi bir haber var. Bugün var olan işlerin ezici çoğunluğu otomatiğe bağlanabilir. Bilgisayar ve makine teknolojisi bu kadar ilerlemiş vaziyette. Belli sayıda işler için insan emeği harcanacak. Yakında bu da ortadan kaldırılacaktır.Bu da demektir ki ihtiyaca göre paylaşımın (komünist aşamanın) maddi koşulları hızla olgunlaşıyor. Devlete gereksinmemiz yok. Özyönetimle ekonomik yapıyı da siyasi-idari yapıyı da yürütmek mümkün. Gerçek bir özgürlük, eşitlik, demokrasi ve insanlık toplumunun koşulları her zamankinden daha olanaklı.


Bu yazım bugün BirGün'de de çıkmış: http://www.birgun.net/forum_index.php?news_code=1342686012&year=2012&month=07&day=19

apsimon
20-07-2012, 01:14
Bıkmadan ve usanmadan çarpık marksist bakışının gelip satıyorsun ya ve birgünde yazıların çıkıyor şapka çıkartmamak elde değil.

Bir kere yazılarının hiçbir yerinde emperyalizmi odağa yerleştirmiyorsun. Emperyalizmi odağa yerleştirmediğin için kıyımıların nasıl yapıldığı konusunda da kafan karışıyor. 3-5 kapitalisti hedefe koyma kolaycılığını gösteriyorsun. Bu tavır Tanrı var ve onunla hangi koşulda olursa olsun savaşılmaz tavrıdır. İlgili emperyalist devletlerin insan birikimini yadsıyorsun. Bilmeden yapıyorlar bilmeden destek oluyorlar kolaycığına düşüyorsun.

Meselede emperyalist aydın birikimi ve insan kalitesi meselesidir. 3-5 kapitalistin boyunu da aşar. Zannettiğinin aksine ilgili ülke kapitalistleri yani küresel sarmayenin şu anki hakim güçleri ülkeleri söz konusu olduğunda yaşam kalitesi açısından yuttaşlarına olabildiğince cömerttirler. Bunun adını koyalım milliyetcidirler. Bunu sadece ben değil sen de söylüyorsun. "Daha eşit ülkelerde ise eşitsizliğin yoğun olduğu ülkelere göre; ortalama yaşam süresi daha yüksek, uyuşturucu kullanımı daha az, akıl hastalığı oranı daha az, insanların birbirlerine güvenmeleri (sosyal sermaye) daha fazla, cinayet oranı daha düşük, genel olarak suç oranı daha düşük, bebek ölüm oranı daha az, yenilik çok daha fazla! Nasıl ki kişi başı milli gelir, tek başına anlam taşımıyorsa ve söz konusu gelirin nasıl dağıldığı önemliyse, bireysel sağlık verilerinde de sınıfsal dağılım önemli.
Ha dersen ki benim kastım ilgili ülkeler değildir. Bunun aksine tek bir örnek ülke vardır.

KAPİTALİZM HEPSİNİ GEÇTİ
İnsanlık tarihi büyük diktatörler gördü. Çok kan döktüler. Ama kapitalizm hepsini geçti, Hitler'i bile! Pazar ve kaynak kapma yarışının sonucu olan Birinci Dünya Savaşının sorumlusu kapitalistlerdir. Milyonlarca insan ölmüştür. İkinci Dünya Savaşı da, Birincisi sonrasında Almanların maruz kaldıkları yaptırımların Alman milliyetçiliğini tetiklemesiyle çıkmıştır. Yine kapitalist-emperyalist sistem, dünyanın pek çok yerinde sola ve işçi mücadelesine karşı darbeleri, kontrgerilla cinayetlerini, faşist terörü beslemiştir.

Bu kadar da değil. Kapitalizm sebep olduğu kıtlıklarla milyonlarca insanın yaşamını söndürmüştür. Gandhi, ''Şiddetin en ölümcül biçimi yoksulluktur.'' der. Haklıdır. Yoksulluğu artırıp derinleştirmekten başka fonksiyonu olmayan kapitalizm bu en öldürücü silahı insanlığın başına musallat etmiştir.

Bu savaşların müsebbbibi kapitalistleri olduğu kadar işçi sınıflarıdırda (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C4%B0kinci_Enternasyonal) bunu görmeden, Rosa dan bahsetmeden, Sosyal demokratların yaptıklarını ortaya koymadan bu parargaf eksik kalır. Ki özellikle sürekli eksik bırakıyorsun.

AB-D işçi sınıfı üzerinden beklentilerde bulunmak saftiriliğinda ötesinde bir beklentidir. Bunu marks zamanında bıraktı. Bi siz bırakamadınız.

Sayokan
20-07-2012, 01:34
Yazınız güzel olmuş fakat katılmadığım,abartılı bulduğum ve yanlış bilgilerin verildiği kısımları belirtmek isterim.

"Buna göre planlayıp üretmek varken, piyasada bu talebi karşılamaya talip beş şirket ortaya çıkar ve her biri 100'er makineden toplam 500 makine üretirler. Aralarında satış için kıyasıya rekabet başlar. Ne olursa olsun sadece 100 tane satılacaktır ve 400 tanesi elde kalıp çöpe atılacaktır. Dikkat buyurun, ihtiyacı olanlara dağıtılacaktır değil, çöpe atılacaktır!"

Kimse belli bir para harcadığı ürünü çöpe atmaz en azından ham maddesini satmaya çalışır.


"Piyasada uzun ömürlü malların üretimi hoş karşılanmaz. Çünkü dayanıklı, uzun ömürlü mal üretilirse, satışdöngüsü uzayacak ve şirketin kârlılığı düşecektir. Kapitalist, dinamik bir satış döngüsünü ister. Yani bir mal satılsın, çabucak tüketilsin ve sonra yine satılsın! Satış döngüsünün sürebilmesi için mal ne kadar kısa ömürlü olursa kapitalist o kadar çok satış yapar ve o kadar çok kâr eder."

Kapitalistlerin kendi arasındaki rekabet buna izin vermez,kalitesiz ürün demek satış oranlarının düşmesi demektir.Kim daha kaliteli ürün piyasaya sürüyorsa onun satış oranları artar ve ürünün fiyatını arttırır.Çok basit bir örnek Ferrari ve Şahin sizce hangisi daha uzun ömürlü.


"Ama ne pahasına? Bunu yıkıcı bir ekonomiyle, doğayı ve toplumu yıkarak, büyük bir müsriflikle, insanları ezerek yapıyor. Emekçileri tahakküm ederek, metalaştırarak, üretim sürecinin değiştirilebilir bir unsuruna indirgeyerek yapıyor."

Sosyalist bir yönetim doğayı koruyup hiç zarar vermeyecek öyle mi? Bu gülünç bir iddaadır bana göre.

"ABD'de yasalar, güvenlik güçleri, gelişmişlik ve refah seviyesinin yüksekliğine karşın suç oranının yüksekliğinin sırrı burada. Sosyo-ekonomik sistem üzerine temellenen insan ilişkileri sağlıklı değil."

ABD ' deki suç oranının yabancı göçmenlerin kurduğu suç çetelerinden dolayı olduğunu bilmedenmi yazıyorsunuz bunu.Meksika kartelleri,irlandalı çeteler,italyan mafyası,rus mafyası,zenci çeteler daha say say bitmez.Devletin kontrol altına alamamasından veya almak istemesinden kaynaklanıyor bu suçlar.


"Herkes birbirini kolayca nesneleştirebiliyor çünkü piyasada herşey meta. Piyasa ilişkileri insan ilişkilerine de yansıyor. Tüket, kullan ve at. İnsanlık ve etik yerin dibine sokuluyor."
Etikten söz etmişsiniz,etik insanlar tarafından kabul gören bir kavram mıdır ? Etiği çiğneyen insanlarda etiği çiğneme haklarını kullanıyor.İnsanlar birbirini kolayca nesnelleştiriyor demişsiniz ne yapılmalı duygusallık üzerine bir anlayışmı gelişmeli biz buna rekabetçilik diyoruz,mantığıyla hareket eden insanlar kazanır duygularıyla değil.Her insan çıkarlarına göre hareket eder.

"Ya savaşa ne demeli? Bu sistem savaştan da büyük paralar kazanır. Silah sanayisi en kârlı ve büyük endüstrilerden biridir. Savaş olmaması, üretilen malların (yani silahların) elde kalması, dolayısıyla yeni mallar için üretimin durması, bu da işten çıkarmalar ve iflas demektir. Sistem için hiç hoş değildir. Ama savaş olursa yeni yatırımcılar da ölüm makineleri üretecek, hatta en ''etkin'' ölüm makinesini kimin üreteceği konusundaki rekabet bu konuda büyük ''ilerlemelere'' de yol açacaktır. Ne kadar çok savaş, o kadar çok silah satışı ve kâr demektir. ''(Silah ve bomba) Alın, verin, ekonomiye can verin!'' Nasıl ama? Çok insancıl, çok demokratik, çok özgürlükçü değil mi!"

Sizin küçümsediğiniz savaşların sağladığı gelişmeler Almanya'nın yenilgisinden sonra Nasa'ya geçen nazi almanyası bilim adamları olmasaydı bugün insanlık Ay'a çıkacak roket teknolojisini geliştiremezdi.Savaşların sağladığı atılımları küçümsemeyin derim.

"Kapitalizmin sağladığı ''ilerleme'' ve ''yüksek yaşam standardı'' sadece üst sınaflar içindir. İstatistikler toplumsal piramitte aşağılara inildikçe; ortalama ömrün kısaldığını, bebek ölüm oranlarının arttığını, hastalıkların sıklaştığını gösteriyor."

Doğada bir seçilim söz konusudur zayıflar ölür , güçlüler yaşar.Yeterli yetenek ve zekaya sahip insanlar üst sınıfı oluştururlar üst sınıftan olmayı başarırlar.Kalan niteliksiz insanlar ise dediğiniz gibi çamura batar.Evrimde buna benzer zayıflar ortama adapte olamayanlar ölür,buda seçilimi mükemmel olanı öne çıkarır.



Dediğiniz gibi komünist aşamanın koşulları hızla oluşuyor peki oluştuktan sonra.

Komünizmi anlayabilmek için belli bir bilince , kültür düzeyine , zeka düzeyine sahip olmak gerekir. Dünyada bu kadar farklı kültür varken bu kadar bilinçsiz insan varken sizcede sonu sovyetler gibi çöküş olmayacak mıdır ?

Komünist düzen kurulduktan sonra çıkabilecek ırkçı faaliyetler hakkında düşünceniz nedir sizce bir tehdit oluşturur mu?

Komünist düzende din ortadan kalkacağından , insanlar bilime yöneleceğinden . İnsanların şu şu ırk üstündür gibi tezler ortaya koymayacağını kim garanti edebilir.

Özelliklede günümüzde dünyada kapitalist dediklerinizin büyük bir kısmı siyonist iken yarın öbür gün bu kişilerin dünyada bilime en çok katkı sağlayan insanları biz çıkarttık en zeki ırk biziz gibi iddaalar veya atıyorum zencilerin dünyadaki en iyi atletler biziz genlerimiz sizinkinden üstün iddaasına girmesine ne dersiniz ?


Şunu unutmayın etik ve vicdan kavramlarını ayakta tutan bir din olgusu vardır.Komünist dünyada bunlar yavaş yavaş yok olduğunda etik ortada kalır mı zannediyorsunuz.Bir insanın etiği çiğnememesi için hiçbir sebep yokken.
Ben ateistim ve etik ahlakım red ediyorum.

Irkçılığıın en kolay yetişebileceği ortam ateist ortamdır,dinler ırkçılara uygun zemin hazırlamamıştır(Bkz:Hitlerin hristiyanık hakkında ve evrim teorisi hakkında düşünceleri)

Kısacası bana göre hala ütopyadır ve gerçekleşse bile yeniden çökmeye mahkumdur.

Doğada olduğu gibi insanlarda da her konuda seçilimi sağlayacak bir sisteme ihtiyacımız vardır.Rekabetçi bir ortama ihtiyacımız vardır yoksa gelişim zayıflar ve duraklama başlar.

Ahlaksız
20-07-2012, 02:08
Güzel makale Jolly Jocker..Teşekkürler..

Brian
20-07-2012, 10:21
Yazıda katılmadığım bazı yerler olsa da yazı genel olarak iyi sayılır. Yani katıldığım yerler çok daha fazla.

Jolly arkadaşımız olayı güzel anlatmış...

Brian
20-07-2012, 11:09
Sayokan;

Rekabetçi anlayışı çok abartıyorsun, buna bağlı da evrim teorisini de yanlış yorumluyorsun diye düşünüyorum.

Evrimde iyi olanın seçilmesi sadece rekabet ile olmaz. İşbirliği ile olur. İşbirliği, organizasyon ile çok şey başarılır.

İşbirliğinin çok defa rekabetten bile önemli olduğunu Kropotkin vurgulamıştı.

Sen daha çok gördüğüm kadarıyla Spencer ekolündenki evrim teorisinden yola çıkıyorsun.

Katılmadığımı söyleyeyim.

Şu linklerde konuyu biraz daha açıklıyor:

http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=darwin-misunderstood

http://blogs.scientificamerican.com/primate-diaries/2011/09/13/prince-of-evolution/

http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=the-prince-of-evolution-peter-kropotkin

Çok aşırı rekabet, çok aşırı bencillik vurgusu işbirliğini zayıflatır, tümden yok edebilir. Ve bunun sonu çok da iyi olmaz. Bunun sonu çöküşe doğru gidiştir.

Daha önce örneğini vermiştim: Tragedy of Commons (http://en.wikipedia.org/wiki/Tragedy_of_the_commons)

Sosyalist bir yönetim doğayı koruyup hiç zarar vermeyecek öyle mi? Bu gülünç bir iddaadır bana göre.

Neden gülünç olsun ki...Şu ana kadar etkili bir sosyalist deneyim olmadı. Sovyetler birliği devlet kapitalisti bir ülkeydi.

Kapitalizmin çevre için yıkıcı olacağı çok açıktır.

"Ama iyi Ferrari'ye biniyorum"

Öte tarafta da bunun bedeli olarak küresel ısınma, ekolojik kriz olarak ödüyorsun. İyi Ferrari yoktan var olmuyor.

ABD ' deki suç oranının yabancı göçmenlerin kurduğu suç çetelerinden dolayı olduğunu bilmedenmi yazıyorsunuz bunu.Meksika kartelleri,irlandalı çeteler,italyan mafyası,rus mafyası,zenci çeteler daha say say bitmez.Devletin kontrol altına alamamasından veya almak istemesinden kaynaklanıyor bu suçlar.

Gelir dağılımı bozukluğu ile suç oranları, o ülkenin daha sağlıklı bir yapıya sahip olması arasında son derece ciddi bir ilişki var. Bu konuda sürüyle bilimsel çalışma var.

Kuşkusuz tek faktör bu değil ama bu da asla yadsınamayacak çok önemli bir faktör.

Sizin küçümsediğiniz savaşların sağladığı gelişmeler Almanya'nın yenilgisinden sonra Nasa'ya geçen nazi almanyası bilim adamları olmasaydı bugün insanlık Ay'a çıkacak roket teknolojisini geliştiremezdi.Savaşların sağladığı atılımları küçümsemeyin derim.

Savaşların her zaman için her koşul altında kötü olduğu söylenemez tabii. Ama her zaman için iyi olduğu da söylenemez.

Eğer ülkeler arasındaki savaşlar her zaman için çok iyi bir şey olsa her gün harp etmememiz gerekirdi. Ama ülkeler arasında artık eskisi gibi savaş olmuyor. Çünkü şimdi çok net anlaşılmıştır ki savaşlar son derece yıkıcıdır. Özellikle teknolojinin geldiği bu noktada. Yani teknolojinin geldiği bu noktada her türlü silahı kullanarak savaşlardan kazançlı çıkılacağını düşünmek bir tür çılgınlıktır.

Üstelik ne pahasına?

İkinci dünya savaşında 40 milyon insan öldü. Dünya nükleer silahlara sahip oldu. Ve dünyada tüm insanları yok edecek güce erişildi.

Bir dahaki büyük savaşta belki büyük savaşlara övgü düzemeyeceğiz ve insanlık bile olamayacak. Belki bu savaştan bir iki kişi sağ çıkar ve şöyle der:

-Dünyadaki tüm insanları ortadan kaldırdık ne iyi, artık keyfimizce yaşayabiliriz

Bu şekilde teselli iki üç kişinin bu sözleri yok olan insanların mantıklı bir şey yaptığını göstermez.


Dediğiniz gibi komünist aşamanın koşulları hızla oluşuyor peki oluştuktan sonra.

Komünizmi anlayabilmek için belli bir bilince , kültür düzeyine , zeka düzeyine sahip olmak gerekir. Dünyada bu kadar farklı kültür varken bu kadar bilinçsiz insan varken sizcede sonu sovyetler gibi çöküş olmayacak mıdır ?


Şartlar oluştuktan sonra komünizmin geleceği düşünüyorum. Bu konuda şartlar hızla olgunlaşsa da ekolojik vb. nedenlerden dolayı insanlık ciddi bir açmaza doğru girerse bırakın komünizmi insanlık bile olmaz.

Aslında komünizm insan doğasına aykırı filan değil. İnsanlar yüz binlerce yık ilkel komünist toplumlarda yaşadılar. Şartlar öyle idi. İnsanlar arasında büyük uçurumlar filan yoktu.

Kısacası bana göre hala ütopyadır ve gerçekleşse bile yeniden çökmeye mahkumdur.

Tabii her şey çökmeye mahkum.

Ama her şey çökmeye mahkum diye elimiz kolumuz bağlı oturacak değiliz.

Çocuklarımız, kendimiz için elbette daha iyi, sağlıklı bir şekilde yaşamak ve bunu istemek hakkımız.

Ama altta kalanın canı çıksın, bana ne, eşitsizliğin en yüksek boyutuna da razıyım şeklindeki düşünceler çok mantıklı değil. Bunlar nüfusun on binde hatta milyonda biri olan ayrıcalıklı sınıflar için savunulur. Diğerleri için değil.

Ben çok zengin değilim, zengin olma olanağım yok, çocuklarımın da yok diyen, üstelik iş, aş bulma kaygısı taşıyan birinin sosyalist toplum modelini desteklemek elbette mantıklıdır. Çünkü aksi takdirde kendi ayağına kurşun sıkmış olur.

"Ama ben çok zenginim ne diye sosyalist olacağım, sosyal adaleti savunacağım ki, güçlü olan kazanmalıdır."

Elbette çok zengin biriysen bunu diyeceksin. Ama şu an dünya ekolojik olarak çöküyor ve gittikçe daha yaşanamaz hala geliyor. Kapitalizme destek vermek bir bakıma buna destek vermektir. Çünkü tüm bu olanlardan kapitalist iktidar sorumludur. Ve bu politikalar uzun vadede herkese zararlıdır.

Sosyalist toplum bir günde var olamayabilir. Ama eşitsizliğin azaltılması, sosyal adalet, çevre vb. konularla ilgili politikalarının uygulanmasının getirdiği yararlar açık: İsveç, Finlandiya vb.

Buna karşı piramitin en altında yaşama durumu olduğu halde kalkıp bir tür firavun düzenini savunup, buna övgüler düzmenin çok anlamı yok.

Brian
20-07-2012, 11:30
Şurayı hatalı biçimde yazmışım, özür diliyorum:

Evrimde iyi olanın seçilmesi sadece rekabet ile olmaz.

İyi olanın seçilmesi diye bir şey evrimde var mı?

Aslında böyle bir şey yok tabii.

Evrim teorisinde doğal seçim var. Doğal seçimi ise koşullar belirliyor.

Sayokan
20-07-2012, 13:32
Şurayı hatalı biçimde yazmışım, özür diliyorum:



İyi olanın seçilmesi diye bir şey evrimde var mı?

Aslında böyle bir şey yok tabii.

Evrim teorisinde doğal seçim var. Doğal seçimi ise koşullar belirliyor.
Yazınızdan özetle anladığım sonuç uzun uzun yazmazsam,ayrıcalıklı olan sınıf 5-10 bin kişi diyorsunuz.Birde evrim iş birliği ilede olur diyorsunuz.
Bakın doğal seçilim doğada var peki biz bunu yapay olarak insanlardan oluşan sistemlerde nasıl sağlayacağız ? Bizde doğal koşullar yok bunun için temelini atacağımız sistemlerde bunların olması gerek.
Doğal seçilim daha iyi olanın hayatta kalmasını sağlıyor,sosyalizmde böyle bir durum yok.
Örnek vermek gerekirse mesela Türkiye'de YGS-Matematik sorularından hiçbirini yapamayan insanlar var ilkokul matematiğinden bahsediyoruz mesela bunu yapamayan birisi ile eşit şartlarda yaşamak benim zekama hakaret olur.

Bence sosyalist bir düzende de doğaya zarar verilecektir,çünkü teknoloji yapaydır doğaya ait değildir.Yani bir araba kullanıldığında yine karbon monoksit vs. ortaya çıkacaktır.Fabrikalardan zehirli gazlar çıkacaktır.İnsanlar parfüm kullanmayacak mı sosyalist düzende.
Pek çok örnekle bunu arttırabilirim.

Birde zengin olmayan birinin bu düzeni savunması saçma demişsiniz galiba bana hitaben.
Doğrusu zenginim diyemem ama ortalamanın üstünde bir durumum var.Özel bir lisede okuyorum,Iphone4S kullanıyorum.Marka giysiler alıyorum vs. vs. kendimi övmek için söylemiyorum sadece düzeni savunacak ölçüde düzenin kaymağını yediğimi düşünüyorum.

apsimon
20-07-2012, 18:37
Yazınızdan özetle anladığım sonuç uzun uzun yazmazsam,ayrıcalıklı olan sınıf 5-10 bin kişi diyorsunuz.Birde evrim iş birliği ilede olur diyorsunuz.
Bakın doğal seçilim doğada var peki biz bunu yapay olarak insanlardan oluşan sistemlerde nasıl sağlayacağız ? Bizde doğal koşullar yok bunun için temelini atacağımız sistemlerde bunların olması gerek.
Doğal seçilim daha iyi olanın hayatta kalmasını sağlıyor,sosyalizmde böyle bir durum yok.




Buna yanıt zamanıda verilmiştir.Kropotkinin buna itirazı var. Eee haliyle benimde;

"Aynı türün bireyleri arasında mücadeleden çok yardımlaşmanın sayısız kanıtını, onlarca hayvan türünü örnek gösterererek vermiştir." evrimin bir faktörü Karşılıklı Yardımlaşma Pyotr Kropotkin ( alıntı Kitap arka kağaından )


Türkiye'de YGS-Matematik sorularından hiçbirini yapamayan insanlar var ilkokul matematiğinden bahsediyoruz mesela bunu yapamayan birisi ile eşit şartlarda yaşamak benim zekama hakaret olur.




Batılıların tipik bakış açısı ;

Hasbalkader seçilmişsin(doğal seçilim) ve bununla övünüyorsun(şoven yaklaşım). Tüm ezilenlerin bunu hakettiğini düşünüyorsun. Öldürülürse doğal olandır. Arabayı sen kullanırsın onun ne işi var arabayla... Doktor sana bakacak ona değil. Iphone sen kullanacaksın.

Bence sen arada bir şükür duası da etmeyi ihmal etme...

Not : AB-D uluslarının yurttaşları aynı arkadaş gibi düşünüyor. Bizde de bu hastalık yeni yeni başladı. Muassır medeniyeti yakaladık galiba...

Sayokan
20-07-2012, 18:47
Buna yanıt zamanıda verilmiştir.Kropotkinin buna itirazı var. Eee haliyle benimde;

"Aynı türün bireyleri arasında mücadeleden çok yardımlaşmanın sayısız kanıtını, onlarca hayvan türünü örnek gösterererek vermiştir." evrimin bir faktörü Karşılıklı Yardımlaşma Pyotr Kropotkin ( alıntı Kitap arka kağaından )



Batılıların tipik bakış açısı ;

Hasbalkader seçilmişsin(doğal seçilim) ve bununla övünüyorsun(şoven yaklaşım). Tüm ezilenlerin bunu hakettiğini düşünüyorsun. Öldürülürse doğal olandır. Arabayı sen kullanırsın onun ne işi var arabayla... Doktor sana bakacak ona değil. Iphone sen kullanacaksın.

Bence sen arada bir şükür duası da etmeyi ihmal etme...

Not : AB-D uluslarının yurttaşları aynı arkadaş gibi düşünüyor. Bizde de bu hastalık yeni yeni başladı. Muassır medeniyeti yakaladık galiba...
Brian arkadaşınız gayet düzgün bir üslupla tartışırken benim fikrimi neden şoven diye nitelendirdiniz anlamadım ? Ben insanların ölmesini savunmadım kapitalizmden daha az vahşi bir sistem varsa getirilmeli demiştim daha önceki yazılarımda. Fakat rekabeti ortadan kaldıran seçilimi ortadan kaldıran bir sistemin yürümeyeceğini ifade ediyorum size.Buna neden tahammül dahi edemiyorsunuz ? Beni şovenlikle suçluyorsun. Bakın benim ailem hepsi fakir insanlardı kendi yaşlarında bugün ortalamanın üstünne bir düzeye çıktılar ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarına inanıyorum.Bende aynı insanların genlerini taşınıyorum.Dayım , teyzem büyük bir çoğunluğu doktor , avukat vb. meslekler seçip bugün zengin konumdalar.Bunu başaran insanlarla aynı geni taşıdığım için rastgele bir seçilim olmadığını düşünüyorum.
Hayatımda hiçbir zaman şükür etmedim,başkalarının acılarından zayıflıklarından kendilerine fayda çıkaranlar dünyadaki en zavallı insanlardır.

Orda sadece brian'a sistemi savunacak kadar ondan faydalandığımı düşündüğümü belirtmek için yazdım,yoksa kendimi haşa(!) Koç veya Sabancı gibileriyle kıyaslamadım.

Ortak çalışmadan bahsediyorsun , ortak çalışma sizce durduk yeremi olur ? Ortak bir çıkar için birleşir kitleler,peki sürekli iş birliği olur mu ? İşte bu ütopik ne zamanki kitleler ortak çıkar doğrultusunda hedefe eriştiklerinde bu seferde çıkar ayrılıklarından dolayı rekabet doğacaktır.

En güzel örneği ise insandır , insanlık tarihidir.

Size şunu diyorum halk arasında bir tabir vardır, sen ağa ben ağa bu ineği kimm sağa ?"

Yani bir yerde kanalizasyon borusu patladığında orayı kim temizleyecek herkes kendini diğer insanlarla eşit gördüğünde ?

Felsefi düşünmekten yoksun,zeka seviyesi ortalamanın altında insanlara sizlerle eşit koşullarda yaşam şansı vermek insanlığın gelişimini kısıtlayacaktır.Ortada hırs ve idealizm denen bir şey kalmayacaktır.

Bunu savunmak şovenlik değildir.
Sizin zavallı diye savunduğunuz insanlar,bu ülkede sizin gibileri sahiplenmeyenlerle aynı zihniyetteler.Siz insanlar için,eşitlik için,işçiler için ölürsünüz.Onlar sizi (iyiki geberdi pis komünistler) diye anar.
Kendinize boşu boşuna zulmetmeyin,komünist düşünceye sahip birinin zaten yeterli bir zeka seviyesine sahip olduğunu düşünmekteyim.
Zekanıza hakaret etmeyin sizden daha az kabiliyetli,daha düşük zekaya sahip , cahil insanlar için kendinizi yormayın.

Komünizm 150 sene içerisinde gerçekleşir mi? Evet olabilir ama ömrü ne kadar olacak asıl soru bu ?

apsimon
20-07-2012, 19:11
Brian arkadaşınız gayet düzgün bir üslupla tartışırken benim fikrimi neden şoven diye nitelendirdiniz anlamadım ? Ben insanların ölmesini savunmadım kapitalizmden daha az vahşi bir sistem varsa getirilmeli demiştim daha önceki yazılarımda. Fakat rekabeti ortadan kaldıran seçilimi ortadan kaldıran bir sistemin yürümeyeceğini ifade ediyorum size.Buna neden tahammül dahi edemiyorsunuz ? Beni şovenlikle suçluyorsun. Bakın benim ailem hepsi fakir insanlardı kendi yaşlarında bugün ortalamanın üstünne bir düzeye çıktılar ellerinden gelenin en iyisini yaptıklarına inanıyorum.Bende aynı insanların genlerini taşınıyorum.Dayım , teyzem büyük bir çoğunluğu doktor , avukat vb. meslekler seçip bugün zengin konumdalar.Bunu başaran insanlarla aynı geni taşıdığım için rastgele bir seçilim olmadığını düşünüyorum.
Hayatımda hiçbir zaman şükür etmedim,başkalarının acılarından zayıflıklarından kendilerine fayda çıkaranlar dünyadaki en zavallı insanlardır.

Orda sadece brian'a sistemi savunacak kadar ondan faydalandığımı düşündüğümü belirtmek için yazdım,yoksa kendimi haşa(!) Koç veya Sabancı gibileriyle kıyaslamadım.

Ortak çalışmadan bahsediyorsun , ortak çalışma sizce durduk yeremi olur ? Ortak bir çıkar için birleşir kitleler,peki sürekli iş birliği olur mu ? İşte bu ütopik ne zamanki kitleler ortak çıkar doğrultusunda hedefe eriştiklerinde bu seferde çıkar ayrılıklarından dolayı rekabet doğacaktır.

En güzel örneği ise insandır , insanlık tarihidir.

Size şunu diyorum halk arasında bir tabir vardır, sen ağa ben ağa bu ineği kimm sağa ?"

Yani bir yerde kanalizasyon borusu patladığında orayı kim temizleyecek herkes kendini diğer insanlarla eşit gördüğünde ?

Felsefi düşünmekten yoksun,zeka seviyesi ortalamanın altında insanlara sizlerle eşit koşullarda yaşam şansı vermek insanlığın gelişimini kısıtlayacaktır.Ortada hırs ve idealizm denen bir şey kalmayacaktır.

Bunu savunmak şovenlik değildir.
Sizin zavallı diye savunduğunuz insanlar,bu ülkede sizin gibileri sahiplenmeyenlerle aynı zihniyetteler.Siz insanlar için,eşitlik için,işçiler için ölürsünüz.Onlar sizi (iyiki geberdi pis komünistler) diye anar.
Kendinize boşu boşuna zulmetmeyin,komünist düşünceye sahip birinin zaten yeterli bir zeka seviyesine sahip olduğunu düşünmekteyim.
Zekanıza hakaret etmeyin sizden daha az kabiliyetli,daha düşük zekaya sahip , cahil insanlar için kendinizi yormayın.

Komünizm 150 sene içerisinde gerçekleşir mi? Evet olabilir ama ömrü ne kadar olacak asıl soru bu ?

Bakın sizin anlamadığınız nokta şudur;

Zekanıza bir değer biçebilirisniz, herkesten ( yada kastettiklerinizden) iyi düşünüyor da olabilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri hemde hiçbiri sizin daha iyi yaşama sebebiniz olamaz. Diğerlerinden daha iyi yaşama isteği her zaman şovenizmi yedeğinde taşır. Altı her zaman doldurulur. Ben zaten farkında olmamanız sebebiyle yaklaşım tabirini kulllandım. Yoksa direk şoven de derdim. Çoğu insan farkında olmaksızın bu suçu işliyor zaten.

Sayokan
20-07-2012, 19:18
Bakın sizin anlamadığınız nokta şudur;

Zekanıza bir değer biçebilirisniz, herkesten ( yada kastettiklerinizden) iyi düşünüyor da olabilirsiniz. Ancak bunların hiçbiri hemde hiçbiri sizin daha iyi yaşama sebebiniz olamaz. Diğerlerinden daha iyi yaşama isteği her zaman şovenizmi yedeğinde taşır. Altı her zaman doldurulur. Ben zaten farkında olmamanız sebebiyle yaklaşım tabirini kulllandım. Yoksa direk şoven de derdim. Çoğu insan farkında olmaksızın bu suçu işliyor zaten.
Sizin tanımladığınız şovenlik insanın doğal yapısında olan bir şeydir.Eğer sizin şovenlik tanımınız buysa evet dünyanın en zirvesine kadar tırmanmak isterim(sınıf anlamında).Evet şovenim her insanın şoven olduğu gibi.

Sizinkide kendinizi diğer insanlardan daha bilinçli,daha merhametli,daha eşitçi adil görmek için yaptığınız bir eylem.Siz sosyalistim,adaletçiyimm diyerek kendinizi tatmin etmiş diğer insanlardan daha gelişmiş biriyim,daha insancılım,hümmanistim bu düşünceyi savunarak diye içinizden geçirmiyor musunuz ?

Bu size bir tatmin duygusu sağlıyor.

Brian
20-07-2012, 19:35
Bence sosyalist bir düzende de doğaya zarar verilecektir,çünkü teknoloji yapaydır doğaya ait değildir.Yani bir araba kullanıldığında yine karbon monoksit vs. ortaya çıkacaktır.Fabrikalardan zehirli gazlar çıkacaktır.İnsanlar parfüm kullanmayacak mı sosyalist düzende.
Pek çok örnekle bunu arttırabilirim.

Tek bir sosyalizm ya da komünizm düşüncesi yok. Bir sürü sosyalist düşünce var.

Örneğin ben aynı zamanda ekolojik sosyalizmi savunuyorum.

Komünizm reelde uzun süredir pek gerçekleşme imkanı bulamadı.

Ama dediğim gibi bu şartlarla ilgili bir konu. Olmamasının sebebi komünizmin kötü olması, zayıf olması filan değildir.

Aslında doğal seçimde iyi olanın seçilmesi diye de bir şey yok. Çünkü neye göre iyi, kime göre iyi?

Örneğin doğal seçilim dinlerin var olmasını sağlamıştır, din bu yüzden iyidir denilebilir mi?

Ya da yine doğal seçilim sinek gibi canlıların yaşamasını da olanak veriyor.

Hatta iş en iyi dayanmaya, uyum sağlamaya gelince birçok bakteri, insanların bile yaşayamayacağı, en zor koşullar altında yaşayabilir. Buradan bakteri insandan daha iyidir, üstündür mü diyeceğiz?

İyi olan doğanın koşullarına uyum sağlamak anlamında kullanılabilir. Ama doğanın koşulları sürekli değişim içinde. Sabit bir şey yok. Bugün iyi dediğimize yarın kötü de diyebiliriz.

Örneğin dinozorlar bir zaman için koşulların gereği güçlü bir canlıyken, ani değişiklik sonucu bu tür yok olup yerini kendisinden çok daha güçsüz canlılara bırakıyor.


Komünizm 150 sene içerisinde gerçekleşir mi? Evet olabilir ama ömrü ne kadar olacak asıl soru bu ?

Aslında daha öncede söyledim insanlar ilkel komünist dönemde yüz binlerce yıl yaşadı.

Bu bakımdan komünizm çok daha istikrarlıdır. Kapitalizm aşırı bencilliği vb. sürekli ön plana çıkardığı için son derece istikrarsız da olabilir.

Kapitalizmin tarihi şurada ne kadar?

Şimdi teknolojinin, kitle imha silahlarının birçok ülkenin elinde olduğu bu sistemde aşırı egoistlik elbette bir anda yok oluşa neden olabilecektir.

apsimon
20-07-2012, 20:07
Sizin tanımladığınız şovenlik insanın doğal yapısında olan bir şeydir.

İlkel komünal toplumlarda bahsi geçen daha iyi yaşama isteği (bencillik gibi) suçtur. Paylaşmamak suçtur. Cezası ayıplanma ve dışlanmadır. İstediğin kadar iyi balık tut yada iyi avcı ol bu farketmez. İnsan sosyal bir varlıktır. İlkel topluluklarda insanın kendi varlığı topluluğun varlığı ile bütünleşir, ayrı düşünülemez.




Siz sosyalistim,adaletçiyimm diyerek kendinizi tatmin etmiş diğer insanlardan daha gelişmiş biriyim,daha insancılım,hümmanistim bu düşünceyi savunarak diye içinizden geçirmiyor musunuz ?



Geçebilir hatta diğer insanlara kızabilirm de bazen hakarette ederim. Belkide benim düşüncemde kalan daha kötüdür bilemem. Ancak şunu söyleyebilirim. En insancıl düzen sosyalizmdir. Niye mi? Doğal olanı odur.

Dünyanın birçok ilkel topluluğu incelenmiştir. En vahşilerin de bile kendi içlerinde dayanışma ve paylaşma vazgeçilmez kuraldır.

Sayokan
20-07-2012, 22:30
Tek bir sosyalizm ya da komünizm düşüncesi yok. Bir sürü sosyalist düşünce var.

Örneğin ben aynı zamanda ekolojik sosyalizmi savunuyorum.

Komünizm reelde uzun süredir pek gerçekleşme imkanı bulamadı.

Ama dediğim gibi bu şartlarla ilgili bir konu. Olmamasının sebebi komünizmin kötü olması, zayıf olması filan değildir.

Aslında doğal seçimde iyi olanın seçilmesi diye de bir şey yok. Çünkü neye göre iyi, kime göre iyi?

Örneğin doğal seçilim dinlerin var olmasını sağlamıştır, din bu yüzden iyidir denilebilir mi?

Ya da yine doğal seçilim sinek gibi canlıların yaşamasını da olanak veriyor.

Hatta iş en iyi dayanmaya, uyum sağlamaya gelince birçok bakteri, insanların bile yaşayamayacağı, en zor koşullar altında yaşayabilir. Buradan bakteri insandan daha iyidir, üstündür mü diyeceğiz?

İyi olan doğanın koşullarına uyum sağlamak anlamında kullanılabilir. Ama doğanın koşulları sürekli değişim içinde. Sabit bir şey yok. Bugün iyi dediğimize yarın kötü de diyebiliriz.

Örneğin dinozorlar bir zaman için koşulların gereği güçlü bir canlıyken, ani değişiklik sonucu bu tür yok olup yerini kendisinden çok daha güçsüz canlılara bırakıyor.




Aslında daha öncede söyledim insanlar ilkel komünist dönemde yüz binlerce yıl yaşadı.

Bu bakımdan komünizm çok daha istikrarlıdır. Kapitalizm aşırı bencilliği vb. sürekli ön plana çıkardığı için son derece istikrarsız da olabilir.

Kapitalizmin tarihi şurada ne kadar?

Şimdi teknolojinin, kitle imha silahlarının birçok ülkenin elinde olduğu bu sistemde aşırı egoistlik elbette bir anda yok oluşa neden olabilecektir.
İyiden kastım genetik materyal bakımından üstün olmak,bakteri sizden şu bakımdan üstündür mesela dünyaya meteor çarpsa onun soyunu devam ettirme olasılığı sizinkinden yüksek.

Komünizm işte ilkel toplumlarda işleyen bir sistem teknoloji geliştikçe dünya globalleştikçe bu sistemin hayat bulması daha zorlaşıyor.

Komünizme en güzel örnek Şirinler diye bir çizgi film vardı küçüklüğümde o olabilir.(Dalga geçmek amaçlı söylemiyorum herkes eşit mutlu ve görev paylaşımı var zorluklara karşı dayanışma var)

Sayokan
20-07-2012, 23:38
İlkel komünal toplumlarda bahsi geçen daha iyi yaşama isteği (bencillik gibi) suçtur. Paylaşmamak suçtur. Cezası ayıplanma ve dışlanmadır. İstediğin kadar iyi balık tut yada iyi avcı ol bu farketmez. İnsan sosyal bir varlıktır. İlkel topluluklarda insanın kendi varlığı topluluğun varlığı ile bütünleşir, ayrı düşünülemez.




Geçebilir hatta diğer insanlara kızabilirm de bazen hakarette ederim. Belkide benim düşüncemde kalan daha kötüdür bilemem. Ancak şunu söyleyebilirim. En insancıl düzen sosyalizmdir. Niye mi? Doğal olanı odur.

Dünyanın birçok ilkel topluluğu incelenmiştir. En vahşilerin de bile kendi içlerinde dayanışma ve paylaşma vazgeçilmez kuraldır.

Fakat şunu anlamıyorsunuz günümüz toplumu 10-15 kişilik kabilerden oluşmuyor.6 milyar insanın yaşadığı bir dünyada herkes birbirinden çıkarı olabileceğini düşünerek asla düşman edinmez kimse kimseyi genelde dışlamaz en basit insan ilişikisinden tutunda şirket ülkeye kadar bu böyledir.Kapitalizm zaten paylaşımsızlığın , bencilliğin resmiyette kabul görmüş halidir.

Brian
21-07-2012, 00:05
İyiden kastım genetik materyal bakımından üstün olmak,bakteri sizden şu bakımdan üstündür mesela dünyaya meteor çarpsa onun soyunu devam ettirme olasılığı sizinkinden yüksek.

Komünizm işte ilkel toplumlarda işleyen bir sistem teknoloji geliştikçe dünya globalleştikçe bu sistemin hayat bulması daha zorlaşıyor.

Komünizme en güzel örnek Şirinler diye bir çizgi film vardı küçüklüğümde o olabilir.(Dalga geçmek amaçlı söylemiyorum herkes eşit mutlu ve görev paylaşımı var zorluklara karşı dayanışma var)

Teknolojinin neler getirip götüreceğini kesin olarak bilmek çok zor...

Teknolojinin gelişmesini hep kapitalist sistemin gelişeceği şeklinde yorumlamışsın...

Nükleer silahlar, vb. ekolojik kriz bunun pek de öyle olmayabileceğini gösteriyor.

Yani kolay anlaşılsın diye söylüyorum, elinin altında bir sürü patlamaya hazır bomba var...Teknoloji ile bunların gücü giderek, silahların gücü, artıyor....

Bunlar kullanılmayacak diye bir şey de yok....

O yüzden globalleşme, teknoloji her zaman kapitalizme yaramaz, bilakis ona esaslı ve belini doğrultamayacağı biçimde kalıcı bir mezarda olabilir.

Komünizm gelişmiş bir teknoloji ile birlikte olabilir mi?

Bunun yanıtını bilmiyorum....Çünkü böyle bir şey denenmiş değil...

Aynı sorun bir ölçüde kapitalizm içinde geçerliliğini koruyor: bu teknolojik aşamada daha ne kadar devam edebilir? Ve bunun sonu nasıl olacak? Bunun sonu insanlığın sonu anlamına gelirse teknoloji ile kapitalizm çok iyi uyum içinde, insanlık kapitalizmin doğasına çok iyidir filan mı diyeceğiz? Yanıtın o zaman nasıl olacağı açık...

Ama bize düşen buna rağmen eşitsizliğe övgü olmamalı. Sosyal adalet politikalarının yararları çok açık...

Sayokan
21-07-2012, 00:12
Teknolojinin neler getirip götüreceğini bilmek çok zor...

Teknolojinin gelişmesini hep kapitalist sistemin gelişeceği şeklinde yorumlamışsın...

Nükleer silahlar, vb. ekolojik kriz bunun pek de öyle olmayabileceğini gösteriyor.

Yani kolay anlaşılsın diye söylüyorum, elinin altında bir sürü patlamaya hazır bomba var...Teknoloji ile bunların gücü giderek, silahların gücü, artıyor....

Bunlar kullanılmayacak diye bir şey de yok....

O yüzden globalleşme, teknoloji her zaman kapitalizme yaramaz, bilakis ona esaslı ve belini doğrultamayacağı biçimde kalıcı bir mezarda olabilir.

Komünizm gelişmiş bir teknoloji ile birlikte olabilir mi?

Bunun yanıtını bilmiyorum....Çünkü böyle bir şey denenmiş değil...

Aynı sorun kapitalizm içinde geçerliliğini koruyor: bu teknolojik aşamada daha ne kadar devam edebilir?

Ama bize düşen buna rağmen eşitsizliğe övgü olmamalı. Sosyal adalet politikalarının yararları çok açık...

Sayın Brian,
Zaten BM'de bunun için yok mu? 2.Dünya Savaşı'ndan sonra zaten daha savaş olmayacağını hepimiz açıkça gördük.Nükleer silahların yaratabileceği yıkımı gördükten sonra zaten sıcak savaşlar beklemeyin,artık soğuk savaş dönemi istihbarat örgütlerinin,devletin ekonomilerini çökertmenin,içten yıkmanın dönemidir.
Size şöyle diyeyim her ülkenin politikasını o bölgenin kapitalistleri belirliyorsa ki bu kişiler baya zeki olmalı,savaşmadanda anlaşabiliyorlar,yani sömürmenin artık kolay yolunu buldular.
Ancak Hitler gibi biri bir devletin başına geçmelidir ki bu dediğiniz olsun.Hittler gibi birinin güçlü bir devletin başına geçme koşulları şu anda yoktur.Hitler gibi insanların yaratan çok ağır baskılar ve emperyalizmi çok ağır bir şiddetle uygulamalarından kaynaktı.Bugünkü modern kölelik sistemi buna izin vermiyor.

Sosyal adalete inanmıyorum,dediğim gibi insan faktörü oldukça her türlü hile düzenbazlık olacaktır .

Brian
21-07-2012, 10:55
Sayın Brian,
Zaten BM'de bunun için yok mu? 2.Dünya Savaşı'ndan sonra zaten daha savaş olmayacağını hepimiz açıkça gördük.Nükleer silahların yaratabileceği yıkımı gördükten sonra zaten sıcak savaşlar beklemeyin,artık soğuk savaş dönemi istihbarat örgütlerinin,devletin ekonomilerini çökertmenin,içten yıkmanın dönemidir.
Size şöyle diyeyim her ülkenin politikasını o bölgenin kapitalistleri belirliyorsa ki bu kişiler baya zeki olmalı,savaşmadanda anlaşabiliyorlar,yani sömürmenin artık kolay yolunu buldular.
Ancak Hitler gibi biri bir devletin başına geçmelidir ki bu dediğiniz olsun.Hittler gibi birinin güçlü bir devletin başına geçme koşulları şu anda yoktur.Hitler gibi insanların yaratan çok ağır baskılar ve emperyalizmi çok ağır bir şiddetle uygulamalarından kaynaktı.Bugünkü modern kölelik sistemi buna izin vermiyor.

Sosyal adalete inanmıyorum,dediğim gibi insan faktörü oldukça her türlü hile düzenbazlık olacaktır .

Sayın Sayokan;

BM milletler sizce kimi temsil ediyor? Etkisi ve gücü ne kadar ve kimin için?

Güvenlik konseyinin onaylamadığı kararların BM'de uygulanabilirliği ve çok anlamı yoktur.

Güvenlik konseyi üyelerini saymama gerek var mı?

Dünyanın neredeyse dörtte üçünün temsil edilmediği bir oluşuma neden güveniyorsunuz bu kadar?

"Biraz zenginim, kendimi kurtarmış durumdayım, epey bir gelirim var, bana ne yahu" yaklaşımı güdülebilir.

Ama şunu unutmayın emperyalizm güçlü, saldırgan ve kimsenin göz yaşına kolay kolay bakmaz. Ve adamı kolayca bir saniye içinde düşünmeden hemen harcar.

Saddam, Kaddafi vb. sonları ortada...

Kendi ülkelerinin zenginliklerini vermek istemiyordu. Ama adam gelip zorla almak istiyor. Geldi ve zorla aldı.

Irak'ta düşük yoğunluklu nükleer silahların kullanıldığı söyleniyor. Yüz binlerce insan öldü.

Şimdi adam kaynak şu bu sıkıntısı çekiyor diyelim. (Tabii insanın istek ve arzuları bitmez, ve bunun sınırı da yok gibi.) Gücü de var. Gelip sıkıştığı zaman tabii sen kaynaklarına saldıracak ve gerekirse güç de kullanılacak. O nükleer silahları ve övdüğünüz teknolojiye de emin olun ki üzerinizde denemekten kaçınmayacaktır. BM mi güveniyorsunuz? BM zaten onlar demek.

Sayokan
21-07-2012, 14:05
Sayın Sayokan;

BM milletler sizce kimi temsil ediyor? Etkisi ve gücü ne kadar ve kimin için?

Güvenlik konseyinin onaylamadığı kararların BM'de uygulanabilirliği ve çok anlamı yoktur.

Güvenlik konseyi üyelerini saymama gerek var mı?

Dünyanın neredeyse dörtte üçünün temsil edilmediği bir oluşuma neden güveniyorsunuz bu kadar?

"Biraz zenginim, kendimi kurtarmış durumdayım, epey bir gelirim var, bana ne yahu" yaklaşımı güdülebilir.

Ama şunu unutmayın emperyalizm güçlü, saldırgan ve kimsenin göz yaşına kolay kolay bakmaz. Ve adamı kolayca bir saniye içinde düşünmeden hemen harcar.

Saddam, Kaddafi vb. sonları ortada...

Kendi ülkelerinin zenginliklerini vermek istemiyordu. Ama adam gelip zorla almak istiyor. Geldi ve zorla aldı.

Irak'ta düşük yoğunluklu nükleer silahların kullanıldığı söyleniyor. Yüz binlerce insan öldü.

Şimdi adam kaynak şu bu sıkıntısı çekiyor diyelim. (Tabii insanın istek ve arzuları bitmez, ve bunun sınırı da yok gibi.) Gücü de var. Gelip sıkıştığı zaman tabii sen kaynaklarına saldıracak ve gerekirse güç de kullanılacak. O nükleer silahları ve övdüğünüz teknolojiye de emin olun ki üzerinizde denemekten kaçınmayacaktır. BM mi güveniyorsunuz? BM zaten onlar demek.
Tamamda zaten sömürmek için sömürgeleştirmek için girdiği ülkelerin kendini koruyabilecek yeterli gücü yoktu.
BM'ye güvememin sebebi savaşmadan ortak bir yol bulmaları veya en azından sonucu ağır olacak nükleer savaşlı engellemeleri(Bkz:Suriye'ye girilemedi sebebi Rusya,Çin'in veto kararı)
Fakat nükleer silahlar tüm kaynakları yok eder.Bu yüzden Japonya'da kullanıldıktan sonra bir daha kullanılacağını zannetmiyorum.Çünkü sizin herhangi bir yere atacağınız nükleer bomba sadece o ülkeyi değil,çevresinde ülkeleride alakadar eder.
Benim kendi görüşüm nükleer silahlar tamamen bir devleti dünya siyasetinde söz sahibi yapan kullanılmadan beklemeye mahkum silahlardır.

Türkiye'ye ilerde bir saldırı olacağını düşünmemekteyim.Adamlar zaten istediği gibi yer altı,yer üstü kaynaklarımızı dilediği gibi tüketiyor.(Akdenizde İsrail'in bizden izinsin petrol arama ve çıkartma faaliyetleri,Karadeniz'de de aynı biçimde ABD)
Yani onlara bir tehdit teşkil etmediğimiz kanısındayım.

Brian
21-07-2012, 14:43
Tamamda zaten sömürmek için sömürgeleştirmek için girdiği ülkelerin kendini koruyabilecek yeterli gücü yoktu.
BM'ye güvememin sebebi savaşmadan ortak bir yol bulmaları veya en azından sonucu ağır olacak nükleer savaşlı engellemeleri(Bkz:Suriye'ye girilemedi sebebi Rusya,Çin'in veto kararı)
Fakat nükleer silahlar tüm kaynakları yok eder.Bu yüzden Japonya'da kullanıldıktan sonra bir daha kullanılacağını zannetmiyorum.Çünkü sizin herhangi bir yere atacağınız nükleer bomba sadece o ülkeyi değil,çevresinde ülkeleride alakadar eder.
Benim kendi görüşüm nükleer silahlar tamamen bir devleti dünya siyasetinde söz sahibi yapan kullanılmadan beklemeye mahkum silahlardır.

Türkiye'ye ilerde bir saldırı olacağını düşünmemekteyim.Adamlar zaten istediği gibi yer altı,yer üstü kaynaklarımızı dilediği gibi tüketiyor.(Akdenizde İsrail'in bizden izinsin petrol arama ve çıkartma faaliyetleri,Karadeniz'de de aynı biçimde ABD)
Yani onlara bir tehdit teşkil etmediğimiz kanısındayım.

O zaman durum daha vahim diye de düşünebiliriz...

Çevre açısından dediğin gibi nükleer silah kullanmak istemeyebilirler. Bu oldukça mantıklı. En son çare nükleer silah...Gerçi Irak'ta çevreyi filan pek umursamadılar ama neyse...

Ben şunu demek istiyorum: adamlar bir şekilde neredeyse her tarafı ele geçirmişler, buna karşı çok güçlü bir direniş olursa çaresiz kaldıklarında bu silahları da kullanabilirler.

Ama öte yandan Türkiye ve başka birçok ülke için buna gerek kalmayabilir. (Zaten teslim olduk diyorsun ya. Bunun da aslında övünülecek bir tarafı yok, istediği zaman işini bitirebilir anlamına gelir, o kadar, sana ihtiyacı olmadığında veya ayak bağı olduğunda ortadan kalkacaksın bu kadar basit ve direnemeyeceksin bile doğru dürüst.)

Yani bu diğer silahları üzerinde (biyolojik vb.) kullanmayacakları ve kullanmak istemeyecekleri anlamına gelmez.

Jolly Jocker
21-07-2012, 23:24
Ahmet Altan ve Yetmez Ama Evet tutumunu eleştiren bir yazı daha göndermiştim, o da yayınlandı. Sesimizi duyurabiliyoruz. http://www.birgun.net/forum_index.php?news_code=1342858950&year=2012&month=07&day=21

apsimon
22-07-2012, 20:48
Allah çarşına pazar versin. İyi yutturuyorsun.

Brian
23-07-2012, 00:31
Bakın doğal seçilim doğada var peki biz bunu yapay olarak insanlardan oluşan sistemlerde nasıl sağlayacağız ? Bizde doğal koşullar yok bunun için temelini atacağımız sistemlerde bunların olması gerek.
Doğal seçilim daha iyi olanın hayatta kalmasını sağlıyor,sosyalizmde böyle bir durum yok.
Örnek vermek gerekirse mesela Türkiye'de YGS-Matematik sorularından hiçbirini yapamayan insanlar var ilkokul matematiğinden bahsediyoruz mesela bunu yapamayan birisi ile eşit şartlarda yaşamak benim zekama hakaret olur.

Bence sosyalist bir düzende de doğaya zarar verilecektir,çünkü teknoloji yapaydır doğaya ait değildir.Yani bir araba kullanıldığında yine karbon monoksit vs. ortaya çıkacaktır.Fabrikalardan zehirli gazlar çıkacaktır.İnsanlar parfüm kullanmayacak mı sosyalist düzende.
Pek çok örnekle bunu arttırabilirim.



Burayı da yanıtlayayım ki yanlış anlaşılmasın:

Bir şekilde seçim olmalı diyorsun...

Seçimi kim yapıyor, o kişinin yaptıklarını neden kabul edeceğiz?

Ayrıca bir şekilde seçim olması onu çok iyi ve doğru da yapmaz....(Belki bazen yapabilir.)

Ayrıca şimdiki düzen çok iyi imiş, sanki zeki olanları hep koruyormuş gibi savunma içindesin. Üstelik insanların çoğunun doğuştan gelen bir aptallığı olduğunu da sanmıyorum. Ama bilinçli olarak aptallaştırma var.

Yani sistemin zeki olanları koruması diye bir şey yok. Bu tamamen senin doğru olmayan bir varsayımın.

Kendinden örnek vermen de bunu haklı göstermez...

Ben de sana kendimden karşı örnek vererek bunu kabul etmediğimi söylüyorum. Sadece kendimden de değil kendi gördüklerimden, yaşadıklarımdan örnekler verebilirim tonlarca.

Benim eğitim durumum iyi, üniversite mezunuyum, iyi okullarda okudum. Ama bir sürü tanıdığım kişi babadan, şuradan buradan elde ettikleri ile benden bin kat, belki de on bin kat daha iyi durumdalar.

Eğer diyorsun ki o adam daha üstün, zeki ondan böyle, bunu kabul et. Eğer bunu söylüyorsun ben ne diye bunu kabul edeceğim, bunu kabul etmem demek benim beyinsiz olduğumu kabul etmem anlamına gelir. Ve bu varsayımlar ve kabuller daha çok zengin olanların kendi zenginliklerini savunmak için kullandıkları savunmalar. Katılmam mümkün değil. Katılacak bir tarafı yok. Diyeceksen ki düzen böyle: bu düzene de katılmam mümkün değil. bu düzen Tanrı'nın emri de değil. Değişmez ve mutlak doğru da değil.

Diyorsun ki o seçildi, ne şekilde seçilirse seçilsin, bir şekilde seçilenler başa gelenler üstündür.

Bunu söylüyorsun ama bu varsayımına da katılmıyorum.

Şimdi bir hapishanede yaşıyoruz diyelim. Hareketlerimiz son derece kısıtlı ve gardiyanların bu hapishanede inanılmaz gücü var. Çünkü sen bir şekilde mahkum durumdasın. Şimdi bu gardiyanlar en beyinsizleri seçip onlara büyük ayrıcalıklar tanısın. Kafası çalışan mahkumlara da en rezil biçimde davransın, onları her türlü haklardan mahrum etsin.

Şimdi bu durumda kafası çalışan mahkumların seçilmemiş olduklarını, aptal olduklarını mı düşüneceğiz? Elbette düşünmeyeceğiz....

Onların gardiyanların esiri olması da beyinsiz oldukları anlamına gelmez. Belki organize olamamışlardır, karşı tarafın hilelerini fark edememişlerdir vs vs.

Ama senin varsayımınla düşünecek olsak bu gardiyanların seçtiği kişiler üstün, zeki insanlar bile dememiz gerekecek neredeyse ki katılmam mümkün değil.

Sayokan
23-07-2012, 00:40
Burayı da yanıtlayayım ki yanlış anlaşılmasın:

Bir şekilde seçim olmalı diyorsun...

Seçimi kim yapıyor, o kişinin yaptıklarını neden kabul edeceğiz?

Ayrıca bir şekilde seçim olması onu çok iyi ve doğru da yapmaz....(Belki bazen yapabilir.)

Ayrıca şimdiki düzen çok iyi imiş, sanki zeki olanları hep koruyormuş gibi savunma içindesin. Üstelik insanların çoğunun doğuştan gelen bir aptallığı olduğunu da sanmıyorum. Ama bilinçli olarak aptallaştırma var.

Yani sistemin zeki olanları koruması diye bir şey yok. Bu tamamen senin doğru olmayan bir varsayımın.

Kendinden örnek vermen de bunu haklı göstermez...

Ben de sana kendimden karşı örnek vererek bunu kabul etmediğimi söylüyorum.

Benim eğitim durumum iyi, üniversite mezunuyum, iyi okullarda okudum. Ama bir sürü tanıdığım kişi babadan, şuradan buradan elde ettikleri ile benden bin kat, belki de on bin kat daha iyi durumdalar.

Eğer diyorsun ki o adam daha üstün, zeki ondan böyle, bunu kabul et. Eğer bunu söylüyorsun ben ne diye bunu kabul edeceğim, bunu kabul etmem demek benim beyinsiz olduğumu kabul etmem anlamına gelir.

Diyorsun ki o seçildi, ne şekilde seçilirse seçilsin, bir şekilde seçilenler başa gelenler üstündür.

Bunu söylüyorsun ama bu varsayımına da katılmıyorum.

Şimdi bir hapishanede yaşıyoruz diyelim. Hareketlerimiz son derece kısıtlı ve gardiyanların bu hapishanede inanılmaz gücü var. Çünkü sen bir şekilde mahkum durumdasın. Şimdi bu gardiyanlar en beyinsizleri seçip onlara büyük ayrıcalıklar tanısın. Kafası çalışan mahkumlara da en rezil biçimde davransın, onları her türlü haklardan mahrum etsin.

Şimdi bu durumda kafası çalışan mahkumların seçilmemiş olduklarını, aptal olduklarını mı düşüneceğiz? Elbette düşünmeyeceğiz....

Onların gardiyanların esiri olması da beyinsiz oldukları anlamına gelmez. Belki organize olamamışlardır, karşı tarafın hilelerini fark edememişlerdir vs vs.
Bakın ben kapitalizmdeki seçilim kusursuz demedim.Ama sosyalizm seçilim olayını tamamen ortadan kaldırıyor.
Yanlışta olsa bir seçilimi,seçilimsizliğe tercih ederim.İşin özeti bu yani...
Yani sosyalizm insanlığın bilimsel ilerlemesini yavaşlatır , mesela rekabetçilikte örnek İsrail tarım alanında biyo genetik araştırmaları yapmakta,İngiltere doğada var olmayan canlı türleri üretmeye çalışıyor.Bunlardan elde edilecek ürünler dünyaya satılacak,adamlar kar etme yarışında olduğu için çok büyük ve hızlı bir gelişme oluyor bilim dallarında.
Mesela silah teknolojilerinin gelişmesini ele alalım,silah gücünü mermiyi fırlatmasından alır,özetle kinetik enerji.Lazer teknolojilerinin üstünde bu kadar durulmasının sebebi ne sizce ? Lazer teknolojisinin gelişmesine olanak sağlıyor her an olabilecek bir savaş durumu.Lazerle siz hidrojeni helyumada dönüştürebilirsiniz.Gemileri insanlarıda yok edebilirsiniz.Yani siz roket teknolojisini bulduğunuzda hem aya çıkabiliyorsunuz,hemde kıtalar arası füzeleri geliştirmiş oluyorsunuz.
İşin özeti budur yani.Komünist bir dünyada yaşadığımızda insanlar neyin yarışına girecek ? Para içinmi ? Hakimiyet için mi? Bilim adamlarını sıkıştıracak,tüm potansiyellerini kullandıracak bir sistem olmalı.

Kapitalizmde dediğiniz gibi babadan gelenlerde var ama anladığım kadarıyla sizde alt düzey bir ekonomik duruma sahip değilsiniz, sizin çocuğunuzda sizden zengin olur.Öyle öyle 3-4 nesil sonra baba parası yiyen diye tabir ettiğiniz kişiler sizin torunlarınız olur.

Brian
23-07-2012, 00:44
Ama sosyalizm seçilim olayını tamamen ortadan kaldırıyor.

Neden kaldırsın ki...

Örneğin biri beyin cerrahı olmak istiyor diyelim, sosyalizm her önüne gelen olabilir mi diyor.

Demiyor...

Şunu söylüyor:

İnsanlara eşit imkanlar verilmeli diyor...(Mutlak eşitlik olmayabilir ama yine de eşit imkanlar konusunda çaba harcanmalı diyor.)

Yani ben cerrahlık konusunda yetenekliyim, param yok, babam okula gönderemiyor. Sosyalizm bu insana da fırsat verilsin diyor...

Kapitalizm ne diyor: parası olana gücü olana büyük üstünlük verilsin diyor.

Örneğin babam çok zengin, üniversitede çok zorlanmadan gider özel bir üniversitede okur, sonra babamın açtığı özel hastanede çalışabilirim.

Gariban biri çok yetenekli bile olsa, belki hiç okuyamaz, okusa bile iş bulamaz, iş bulsa bile dandik yerlerde iş bulabilir.

Fark bu...

Sayokan
23-07-2012, 00:55
Neden kaldırsın ki...

Örneğin biri beyin cerrahı olmak istiyor diyelim, sosyalizm her önüne gelen olabilir mi diyor.

Demiyor...

Şunu söylüyor:

İnsanlara eşit imkanlar verilmeli diyor...(Mutlak eşitlik olmayabilir ama yine de eşit imkanlar konusunda çaba harcanmalı diyor.)

Yani ben cerrahlık konusunda yetenekliyim, param yok, babam okula gönderemiyor. Sosyalizm bu insana da fırsat verilsin diyor...

Kapitalizm ne diyor: parası olana gücü olana büyük üstünlük verilsin diyor.

Örneğin babam çok zengin, üniversitede çok zorlanmadan gider özel bir üniversitede okur, sonra babamın açtığı özel hastanede çalışabilirim.

Gariban biri çok yetenekli bile olsa, belki hiç okuyamaz, okusa bile iş bulamaz, iş bulsa bile dandik yerlerde iş bulabilir.

Fark bu...

Bakın cerrahlık olayına büyük bir açıklama yapma ihtiyacı hissettim.İnsanlar senelerce , insanlara yardım aşkı ile tıpmı okuyor zannediyorsunuz?
Sayısal öğrencisiyim arkadaşlarımın çoğu tıp okumak istiyor.6sene okuyacaksın uzmanlıktı şuydu buydu.Bunu ilerde 10-30 bin lira arası maaş almak için yapıyor insanlar.Eğer siz insanlara geçim sıkıntısı veya altta kalma korkusu vermezseniz o adam niye çabalasın cerrah olsunki.

Adam cerrah neden olmak istiyor ? Saygınlık,BMW audi tarzı arabalara binmek,bin liralık pantolon tişört almaki.
Yani her şeyin en pahalısını almak için, villada oturmak için.

İnsanlara geçim sıkıntısı denen şeyi vermezseniz kolay kolay kimse 10 senesini ayrıca öğrencilik yaparak geçirmez.

Ve baba parası yiyenler genelde muhasebe iktisadi bilimler seçiyor.

Brian
23-07-2012, 00:57
Yani sosyalizm insanlığın bilimsel ilerlemesini yavaşlatır , mesela rekabetçilikte örnek İsrail tarım alanında biyo genetik araştırmaları yapmakta,İngiltere doğada var olmayan canlı türleri üretmeye çalışıyor.Bunlardan elde edilecek ürünler dünyaya satılacak,adamlar kar etme yarışında olduğu için çok büyük ve hızlı bir gelişme oluyor bilim dallarında.

Bak özetle şunu diyorum:

Bir düzen beni köle yapıyorsa, özgürlüğümü elimden alıyorsa onu savunmam mümkün değil.

Bilim filan da umurumda değil.

Eğer o bilim köle düzeni kurup beni köleleştirme, ezme ve başkalarını inanılmaz derece de yüceltme amacıyla kullanıyorsa o bilimi de savunmam.

Brian
23-07-2012, 01:00
Adam cerrah neden olmak istiyor ? Saygınlık,BMW audi tarzı arabalara binmek,bin liralık pantolon tişört almaki.
Yani her şeyin en pahalısını almak için, villada oturmak için.

.

Bu varsayımı da katılmıyorum.

Sen öyle düşünüyorsun...Çevrendekiler öyle düşünüyor...

Çünkü öyle yetiştiniz.

Bir sürü kişi var üniversitede, bilim için çalışıyorlar. Sanıyor musun ki hepsinin son model arabası var, lüks içinde yaşıyorlar. Öyle değil...

Öyle olmadığı da çok açık...Çünkü biz de biliyoruz bunu....

Doktorlar için öyle olabilir dediğim nedenlerden dolayı....

Küba vb. ülkeler sürüyle nasıl doktor yetiştirdi...Hepsine BMW filan mı verdi sanıyorsun. Değil tabii.

SSCB'de bu konuda başarılıydı...

Sayokan
23-07-2012, 01:01
Bak özetle şunu diyorum:

Bir düzen beni köle yapıyorsa, özgürlüğümü elimden alıyorsa onu savunmam mümkün değil.

Bilim filan da umurumda değil.

Eğer o bilim köle düzeni kurup beni köleleştirme, ezme ve başkalarını inanılmaz derece de yüceltme amacıyla kullanıyorsa o bilimi de savunmam.
Bende diyorum isyan etmek fayda sağlamıyor,destekçi bulamıyorsunuz en iyisi yükselmeye çalışmak.

Sayokan
23-07-2012, 01:02
Bu varsayımı da katılmıyorum.

Sen öyle düşünüyorsun...Çevrendekiler öyle düşünüyor...

Çünkü öyle yetiştiniz.

Bir sürü kişi var üniversitede, bilim için çalışıyorlar. Sanıyor musun ki hepsinin son model arabası var, lüks içinde yaşıyorlar. Öyle değil...

Öyle olmadığı da çok açık...Çünkü biz de biliyoruz bunu....

Doktorlar için öyle olabilir dediğim nedenlerden dolayı....

Küba vb. ülkeler sürüyle nasıl doktor yetiştirdi...Hepsine BMW filan mı verdi sanıyorsun. Değil tabii.

SSCB'de bu konuda başarılıydı...
Peki madem bu kadar başarılıydı ? SSCB neden yıkıldı.
Bahsettiğiniz latin amerika ülkelerinde fuhuşun yaygın olmasının sebebi nedir ?
Refah seviyesi yüksek olmayan ülkelerde fuhuş mesleği yaygın olarak icra edilir.

Brian
23-07-2012, 01:13
Peki madem bu kadar başarılıydı ? SSCB neden yıkıldı.
Bahsettiğiniz latin amerika ülkelerinde fuhuşun yaygın olmasının sebebi nedir ?
Refah seviyesi yüksek olmayan ülkelerde fuhuş mesleği yaygın olarak icra edilir.

SSCB'nin yıkılması konusunda bir sürü teori var...

Hangisi doğru bilmiyorum...

Bakın çok iyi bir şey bile çok ufak bir nedenden dolayı yıkılabilir. Örneğin arının, sineğin biri gelip ısırıp koca bir insanı öldürebilir, bu sineğin çok üstün ölen insanın da çok aptal olduğu anlamına gelmez.

Kaybedenler, yenilenler her zaman aptal oldukları, düşüncesiz, güçsüz oldukları için yenilmezler. Belki çok güçlüdür, çok akıllıdırlar ama hayatın doğası böyle...Ufak bir sinek bile bir ısırışta çok akıllı bir insanı öldürebilir.

Hangi nedenden dolayı yıkıldığı konusunda emin değilim:

Bence Gorbaçov'un ve baştaki kişilerin yüzünden yıkıldı:

Yani şöyle sistemin en tepesindeki kişiler hayli ayrıcalıklı olmuştu. Parti ellerinde idi.

Bir bakıma sınıf atlamışlardı....Öyle olunca her zaman için sosyalizmi savunmalarının anlamı yok. Üst sınıftaki insanlar sosyalizmi ne diye savunsun ki...

Sovyet ve bir bakıma Çin'de olan budur...

Küba ufak bir ülke...

ABD ambargo koydu bu ülkeye...

Küba'nın kaynakları son derece sınırlı....Ama buna rağmen bir şeyler başarıyor...Kolay mesele değil...

Ama tabii Sovyet modeli gibi bir şey Küba'nın uyguladığı...Castro ölürse ne olur belli değil...

Ben bu tür sosyalist modellerin eksiklikleri olduğunu söylüyorum zaten...Ama yine de başarılı tarafları var...

Brian
23-07-2012, 01:25
Bende diyorum isyan etmek fayda sağlamıyor,destekçi bulamıyorsunuz en iyisi yükselmeye çalışmak.

Biz de yükselmeye çalışıyoruz...Ama özgürlük anlayışımızda ne köle ne de efendi vardır. İkisi de yoktur. Çünkü efendinin ve köleliğin olduğu yerde özgürlük olmaz.

En büyük yükselme de özgürlüğün bizzat kendisidir...

Bizim sizden farkımızı şu: siz bireysel bir çapa içindesiniz. En önemlisi sistemin bir dişlisi ve çarkı olma gayret içindesiniz. Böyle bir durumda sistemi değiştirmezsiniz, özgür de olamazsınız...

Sadece sistemin çarkı ve dişlisi olabilirsiniz...Sistem sizi kullanır ve size ihtiyaç duymadığı zaman da sizi yok eder, kendinizi savunamazsınız bile...

Bizim ise böyle bir derdimiz yok...

Analoji kurmak gerekirse durum şuna benziyor:

Kısaca biz hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe doğru kaçmak istiyoruz siz ise gardiyanlarla birlikte olup hapishanede daha iyi yer kapma derdindesiniz...

Sayokan
23-07-2012, 01:32
Biz de yükselmeye çalışıyoruz...Ama özgürlük anlayışımızda ne köle ne de efendi vardır. İkisi de yoktur. Çünkü efendinin ve köleliğin olduğu yerde özgürlük olmaz.

En büyük yükselme de özgürlüğün bizzat kendisidir...

Bizim sizden farkımızı şu: siz bireysel bir çapa içindesiniz. En önemlisi sistemin bir dişlisi ve çarkı olma gayret içindesiniz. Böyle bir durumda sistemi değiştirmezsiniz, özgür de olamazsınız...

Sadece sistemin çarkı ve dişlisi olabilirsiniz...Sistem sizi kullanır ve size ihtiyaç duymadığı zaman da sizi yok eder, kendinizi savunamazsınız bile...

Bizim ise böyle bir derdimiz yok...

Kısaca biz hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe doğru kaçmak istiyoruz siz ise gardiyanlar birlikte olup hapishanede daha iyi yer kapma derdindesiniz...
Çok güzel özetlemişsiniz mevzuyu.Dünyadaki herkes burda tartıştıklarımızı anlayacak bilgi ve kültüre sahip olsa zaten gardiyanların tarafını tutmazdım.

Sayokan
23-07-2012, 01:35
SSCB'nin yıkılması konusunda bir sürü teori var...

Hangisi doğru bilmiyorum...

Bakın çok iyi bir şey bile çok ufak bir nedenden dolayı yıkılabilir. Örneğin arının, sineğin biri gelip ısırıp koca bir insanı öldürebilir, bu sineğin çok üstün ölen insanın da çok aptal olduğu anlamına gelmez.

Kaybedenler, yenilenler her zaman aptal oldukları, düşüncesiz, güçsüz oldukları için yenilmezler. Belki çok güçlüdür, çok akıllıdırlar ama hayatın doğası böyle...Ufak bir sinek bile bir ısırışta çok akıllı bir insanı öldürebilir.

Hangi nedenden dolayı yıkıldığı konusunda emin değilim:

Bence Gorbaçov'un ve baştaki kişilerin yüzünden yıkıldı:

Yani şöyle sistemin en tepesindeki kişiler hayli ayrıcalıklı olmuştu. Parti ellerinde idi.

Bir bakıma sınıf atlamışlardı....Öyle olunca her zaman için sosyalizmi savunmalarının anlamı yok. Üst sınıftaki insanlar sosyalizmi ne diye savunsun ki...

Sovyet ve bir bakıma Çin'de olan budur...

Küba ufak bir ülke...

ABD ambargo koydu bu ülkeye...

Küba'nın kaynakları son derece sınırlı....Ama buna rağmen bir şeyler başarıyor...Kolay mesele değil...

Ama tabii Sovyet modeli gibi bir şey Küba'nın uyguladığı...Castro ölürse ne olur belli değil...

Ben bu tür sosyalist modellerin eksiklikleri olduğunu söylüyorum zaten...Ama yine de başarılı tarafları var...
Castro ölürse Küba düşecektir kanaatindeyim.Tek adam sistemleri genelde o kişi öldükten sonra yıkılır.

apsimon
23-07-2012, 03:53
Hiç unutmam lisedeyim ;

Hoca "çocuklar bu devirde babana bile güvenmeyeceksin" diye ahkam kesiyor. Konu neydi hatırlamıyorum ancak bende biraz da zıpırlık olsun diye " Hocam valla sabah gelirken adam bana para verdi. Üstüne evde yemek veriyor. üstüne giyecek alıyor. yetmedi evinde yatırıyor. Ona güvenmeyeceğim de kime güveneceğim."

Şu rekabet denen olguyu kapitalist kültür olduğundan fazla sosyal hayatın bir gereği sayıyor.

Şöyle denebilir. Babanla rekabet koşulları oluşmamıştır ancak işyerin de yada öğrencilik hayatında rekabet olmazsa olmaz.

Aslında öğrencilik hayatında da güven rekabetin her zaman önündedir (takım çalışması).

İşe girerken mulakatta bana sorulan ve benim verdiğim cevap üzerinde bir örnek ;

Soru : Zemin katta sigorta kutusu var. Ve sende 4. Katta çalışmak zorundasın. Sigortayı açtın sonrasında ne yaparsın ?

Cevap : Uyarı levhası koyarım. Ancak bilirim ki bizim insanımız meraklıdır kurcalar. Orda iş arkadaşımı bırakır işime bakarım. (yine takım çalışması )

Sanayi toplumunun işleyişinde bile rekabetten önce güven esastır. Hiçbir patron( yada temsilcisi) iş arkadaşı ile rekabeti esas alan birini iş yerinde barındırmaz.

Sayokan
23-07-2012, 04:48
Arkadaşım senin verdiğin örnek tek taraflı bende şöyle örnek vereyim.

En yakın dostunun işten atılması için onun hazırladığı dosyaları bilgisayarından gizlice silen biri.
Sonra arkadaşı işten atılınca gelsin terfi,gelsin zam.
(Bu örnek hayali örnek değildir,özel sektörde çalışan insanlar özel sektörün ne kadar acımasız olduğunu bilir)

Fuhuş kasetlerinden tutunda, daha pek çok şantaj varken senin verdiğin örnek tek taraflı masum bir örnek.

apsimon
23-07-2012, 12:47
Arkadaşım senin verdiğin örnek tek taraflı bende şöyle örnek vereyim.

En yakın dostunun işten atılması için onun hazırladığı dosyaları bilgisayarından gizlice silen biri.
Sonra arkadaşı işten atılınca gelsin terfi,gelsin zam.
(Bu örnek hayali örnek değildir,özel sektörde çalışan insanlar özel sektörün ne kadar acımasız olduğunu bilir)

Fuhuş kasetlerinden tutunda, daha pek çok şantaj varken senin verdiğin örnek tek taraflı masum bir örnek.


Senin söylediğin yönetici katlarında olur ve kapitalist sistemde normaldir.( Harami düzeni) Bende yadsımıyorum zaten. Fakat üretimin olması için ekip çalışması şart. Senin argümanın bu tür yozlaşmanın ilerleme getirdiği üzerine kuruludur.

Ben şimdi hayatımı emanet ettiğim insanın işten atılması için kumpas kuracam. Öyle mi? Ve senin verdiğin örnek gelişmeyi sağlıyacak. Ve bu yozlaşma üzerinden zeki ve işi bilen insanların ilerlediğini düşüneceğiz. Verdiğin örnek rekabetin ilerleme sağladığına üzerine delil değildir.

zozyaliz
23-07-2012, 20:11
Biz de yükselmeye çalışıyoruz...Ama özgürlük anlayışımızda ne köle ne de efendi vardır. İkisi de yoktur. Çünkü efendinin ve köleliğin olduğu yerde özgürlük olmaz.

En büyük yükselme de özgürlüğün bizzat kendisidir...

Bizim sizden farkımızı şu: siz bireysel bir çapa içindesiniz. En önemlisi sistemin bir dişlisi ve çarkı olma gayret içindesiniz. Böyle bir durumda sistemi değiştirmezsiniz, özgür de olamazsınız...

Sadece sistemin çarkı ve dişlisi olabilirsiniz...Sistem sizi kullanır ve size ihtiyaç duymadığı zaman da sizi yok eder, kendinizi savunamazsınız bile...

Bizim ise böyle bir derdimiz yok...

Analoji kurmak gerekirse durum şuna benziyor:

Kısaca biz hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe doğru kaçmak istiyoruz siz ise gardiyanlarla birlikte olup hapishanede daha iyi yer kapma derdindesiniz...


Sen sosyalizm diye sanıyorum cenneti düşünüyorsun. Orada tabi bal akan nehirler var. Meyveleri Allah yaratıyor, sana melek hizmetkarlar getiriyor. Kimseye çalışmamız gerekmiyor, tamamen özgürüz.

Anlamıyorsun ki her zaman üretmek zorundayız. Ve organize olmazsak anca herkes kendi arka bahçesinde buğday yetiştirip onu yer, kendi koyununu kırpıp ondan kendine çul yapar onu giyer, tezeğini de yakar. Yere de çukur kazıp tuvaletini de oraya yapar. Yakın bir dereden kendine su taşır. Toplumsal bir işbölümü olmadan olabilecek hayat sadece böyledir. Herşeyini kendin üreteceksin.

Eğer ki toplumsal işbölümü olacaksa o zaman senin "sistem" dediğin ve işte "seni ezer çiğner atar vs" diye kınadığın olay aynen geri geliyor. Çünkü "sistem" derken zaten bu işbölümü organizasyonundan bahsediyoruz. Başka nedir ki "sistem"?

Şimdi anlaman gerekiyor ki insanların bir kısmı belki sosyalizme gönülden inanıp, bunun niye önemli gerekli olduğunu anlayıp, kendi bencil arzularından vazgeçmeyi, ve toplum için çalışmayı, ortaklaşa yaşamayı kabul edebilir. Ama herkes bu şekilde olmaz bunu da biliyorsun. Herkes heyecanla ve şevkle sabah koşup sosyalist bir ülkedeki işine "bugün gene topluma katkımı yapacam" diye gitmeyecek. Belki sen öyle bir insansın. Ama biliyorsun ki herkes böyle değil. Büyük ihtimal toplumun çoğunluğu böyle değil. O zaman napılacak?

İşbölümü elzem olduğuna göre bu organizasyon insanların keyfine bırakılmayacak. Çünkü insanlara desen ki "ey insanlar, artık tüm mal mülk ortak olsun, hepimiz toplum için ortaklaşa çalışalım, ama bunu yapmak için zorlanmayacaksınız, artık polis olmayacak, devlet ve yasalar olmayacak, herkes bilinçli bir vatandaş olarak doğru davransın lütfen" işte eğer böyle desen insanlara, biliyorsun ki bu iş yürümez.

Ve mecburen devlet gene işin işine girmek zorunda. Bu da yani insanları bu işbölümüne, kooperasyona zorlamak şeklinde olacak. Ve senin dediğin o içinden kaçmak istediğin hapishane, ve seni kullanıp atan sistem bin beter olarak geri gelmiş olacak.

Yok dersen ki "ama bu şekilde devlet insanları bir 100 sene, 200 sene idare etse, yeni nesiller bunu içselleştirip belki artık komunist yaşamı sever, içlerinden gelerek yaparlar", ben de derim ki git bak bakalım biyologlara bir sor. Acaba evrim sürecinde ortaya çıkan insan beyni ve onun bütün temel doğası ve davranışları gerçekten de 200 senede buhar olup uçar mı? O insan doğası buhar olup uçmadan malesef devlet de buhar olup uçamaz.

Şimdi kapitalizm işbölümü sorununu nasıl hallediyor buna bakalım. Burada insanlar işbölümüne zorlanmaz. Çünkü zaten doğa insanları zorluyor. Adam bakıyor ki çalışmazsa aç kalacak. Ve işe girip çalışıyor. Sen onun kafasına bir silah dayamıyorsun. Ya da onu hapse atmakla tehdit etmiyorsun. İnsanlar kendi ihtiyaçlarını karşılamak için topluma katkı yapmaya kendi kendilerini mecbur hissediyorlar ve işbölümüne kendi ayaklarıyla dahil oluyorlar. Ve daha çok kazanmak için daha çok üretmeye, kendilerini eğitmeye ve geliştirmeye, toplumda işleri kolaylaştıracak yeni metotlar ve icatlar düşünmeye ve geliştirmeye kendilerini zorunlu hisediyorlar. Ki bu herkesin faydasına. Yani burada normalde çarpık ve uzlaşması zor olan insan doğası en verilmli şekilde toplumun faydasına kanalize edilmiş oluyor.

Bu şekilde ortaya çıkan sistem tabiki mükemmel değil. Ama en azından "hapishane" veya "kölelik" gibi mecazları illa kullanacaksak bu tabirler kapitalizmden çok sosyalizme yakışıyor. Bunu da eğer dürüst bir adamsan artık kabul et. Sosyalizm bugüne kadar 30 tane ülkede uygulandı. Git bak. Bugünkü Kuzey Kore'ye bak. Sonra da yüzün tutuyorsa gel Almanya, Amerika, İngiltere için "hapishane" de.

Sonuçta kapitalizm aynı Winston Churchill'in demokrasi için söylediği şey gibidir: "Demokrasi rezalet bir sistem ama mevcut seçenekler içinde en iyisi". Kapitalizm de böyledir. Bize düşen bu sistemi kendi içinde elden geçirmek, düzeltmek, yontmak, daha adil daha insancıl hale getirmek. Bu da modern sosyaldemokrasinin projesidir. Almanya, İsveç, Norveç gibi ülkelerde de bu ıslah edilmiş kapitalizm gayet güzel işliyor.

Siz de madem ilerici siyasette faydalı olabilecek gençlersiniz, komunist saçmalıkları bırakın da faydalı bir işin ucundan tutun. Muhafazakarlarla uğraşmak bir yana enerjimizi size harcıyoruz bir de.

Sayokan
23-07-2012, 20:20
Zozyaliz insanların fikirlerine dahi tahammül edemeyen,kendini sosyal demokrat diye nitelendiren bir zavallı düşünceye sahipsin.
Burda sosyalizmi savunan insanlar senden daha bilinçli ve daha kültürlü olduğu kesin,en azından senin gibi sosyal demokratlık adı altında yutturulan ABD CIA 'in planlarının ön ayağı olan planlara senin gibi kanmıyorlar.
"Winston Churchill" gibi siyonistlerin menfaatleri uğruna halkını Nazilere öldürttüren bir adamı nasıl savunuyorsun anlamak güçtür,İngiliz Lordllar Kamarasının büyükk bir çoğunluğunun Yahudi olduğunu bilmeyecek kadar bilgisiz bir insanın . Gelip burda en azından dünya adına bir fikirleri olan başkalarının demokratlık adı altında ezberlettiği konuşmaları okumayan , bilgili insanlara ders anlatman bir saçmalıktır.
Senin gibi demokratlar taraf gazetesinin yazarları hepiniz sorosun çocuklarısınız, sahte demokratlar.
Sosyal demokratlık mandacılık,emperyalizmin savunuculuğunun yeni adıdır.

AlbatrosS
23-07-2012, 21:50
Şimdi kapitalizm işbölümü sorununu nasıl hallediyor buna bakalım. Burada insanlar işbölümüne zorlanmaz. Çünkü zaten doğa insanları zorluyor. Adam bakıyor ki çalışmazsa aç kalacak. Ve işe girip çalışıyor. Sen onun kafasına bir silah dayamıyorsun. Ya da onu hapse atmakla tehdit etmiyorsun. İnsanlar kendi ihtiyaçlarını karşılamak için topluma katkı yapmaya kendi kendilerini mecbur hissediyorlar ve işbölümüne kendi ayaklarıyla dahil oluyorlar. Ve daha çok kazanmak için daha çok üretmeye, kendilerini eğitmeye ve geliştirmeye, toplumda işleri kolaylaştıracak yeni metotlar ve icatlar düşünmeye ve geliştirmeye kendilerini zorunlu hisediyorlar. Ki bu herkesin faydasına. Yani burada normalde çarpık ve uzlaşması zor olan insan doğası en verilmli şekilde toplumun faydasına kanalize edilmiş oluyor.


Bu artık iyice ayyuka çıkmış bir ''yalan''. Sosyalistler arasında zannediyoruz ki aklı başında kimse insanları kafasına silah dayayıp ''çalıştırma'' derdinde değil. Sense 100 yıl önceki birtakım acı tarihsel tecrübelerden yola çıkıp son derece ''banal'' genellemeler yapmakla meşgulsün(kara propaganda, goebbells).

Kapitalist devlet formasyonunda insanlar çalışmaya zorlanmaz(mı)?

Reel işsizliğin %30'u gördüğü bir ülkede ''rekabet'' gibi size göre sihirli bana göreyse oldukça ''lanetli'' bir olgu varken insanları çalışmaya ''zorlamak'' için silaha gerek yoktur zaten. Tamam, gidip bir fabrikada ''taşeron'' ve ''güvencesiz'' ortalama 12 saat çalışmak zorunda değilim. İyi de pazarda ''limon satmak'' için bile peşime ZABITA diken bir devlet varken ben ''legal'' işler yapmak zorundayım. Bilmem ne tekstil firmasında ve tersanelerde kayıtsız/güvencesiz çalışan yüzbinlerce fabrika ve işletmeyi ''denetlemeyi'' aklına getirmeyen yüce devlet, pazarda limon satmak için bile yüzlerce zabıta tutuyorsa burada bir TERSLİK yok mudur?

Hani bize hep ''gidin kendi işinizi kurun'' dersiniz ya. Tamam, kendimize yetecek kadar kuralım, devlet de gölge etmesin diyoruz. Yer mi? Mümkün mü?

Bu durum şuna benziyor: Bugüne dek kolluk güçlerinin kadınlara yönelik şiddetine bir tane insani haslet, duyarlılık ve sorumluluk belirtisi göstermeyen bir muktedirin Kürt kadın vekil S. Tuncel'in polis müdürüne attığı tokata ''öfke kusması''...

Ondan da öte, dünyanın tüm gelişmiş toplumlarında bir ''hak'' olarak bilinen(ki elbette oralarda bile somut durumun tehdidine ve toplumsal örgütlülüğe göre durum değişebilir) ''grev, iş yavaşlatma vb'' eylemler kolluk/devlet zoruyla engellenir. Üretimin/işin devamlılığının ''kollukça'' korunması dünyanın tüm devletlerinde ''olağan'' bir haldir. E, tabi üretimin belli süre durdurulup işin yavaşlaşlatılması da. Oysa sorun şu, özellikle bizimki gibi ülkelerde ''hak'' bilinenler bile cebirle engellenirken, gelişmiş toplumlarda bile üretimin ''fabrika dışı'' durdurulmasını örgütleyecek eylemlilikler de belli şartlara bağlanır. Öyle her kafasına esen her istediği gibi eylem yapamaz:

Bakınız ABD işgal eylemleri ve devletin sert tepkisi...

Eylemleri ve örgütlenme hakkını ''şartlara bağlama'' da cebir ve zorun dolaylı bir göstergesi değilse nedir?


Son olarak ''pazarda limon satma'' örneğinde olduğu gibi, devletin ''mülkü'', o mülk aracılığıyla üretilen ''değer''i sürekli vergilendirme çabası ve o çabanın ''yasalar ve cebirle'' korunması zorbalık değilse nedir?

RENAULTFERRARİ
23-07-2012, 22:09
Biz de yükselmeye çalışıyoruz...Ama özgürlük anlayışımızda ne köle ne de efendi vardır. İkisi de yoktur. Çünkü efendinin ve köleliğin olduğu yerde özgürlük olmaz.

En büyük yükselme de özgürlüğün bizzat kendisidir...

Bizim sizden farkımızı şu: siz bireysel bir çapa içindesiniz. En önemlisi sistemin bir dişlisi ve çarkı olma gayret içindesiniz. Böyle bir durumda sistemi değiştirmezsiniz, özgür de olamazsınız...

Sadece sistemin çarkı ve dişlisi olabilirsiniz...Sistem sizi kullanır ve size ihtiyaç duymadığı zaman da sizi yok eder, kendinizi savunamazsınız bile...

Bizim ise böyle bir derdimiz yok...

Analoji kurmak gerekirse durum şuna benziyor:

Kısaca biz hapishane duvarlarını yıkıp özgürlüğe doğru kaçmak istiyoruz siz ise gardiyanlarla birlikte olup hapishanede daha iyi yer kapma derdindesiniz...


Dunya makinesinin islemesi icin ufacik civatada lazim muazzam buyuklukte dişlide lazim..
Sen makinan her dislisini eşit yaparsan
Makina guzel bir mamul cikaramaz
calisamaz calissada bozuk calisir atıl vaziyette durur...

Ne eglence merkezleri olur ne stadyumlar olur nede kopruler metrolar vs. Hic bir sey olmaz...

Evet dunya makinesinde bir disli olmalisin.. Cunku dunya makinesi sana o disliyi muhtactir.. Anladin mi esitlik boyle herkes birbirine muhtac... Muhtac olmasa zaten dunya durur..

Fitratla harp edem butun sistemler coker nitekim yikildi iste sovyetler birligi


Bes parmagin beside bir degil kardesim sen her parmagi esit yapicam dersen bu el islemez..

Sayokan
23-07-2012, 22:14
Dunya makinesinin islemesi icin ufacik civatada lazim muazzam buyuklukte dişlide lazim..
Sen makinan her doslisini eşit yaparsan
Makina guzel bir mamul cikaramaz
calismaz atıl vaziyette durur...

Ne eglence merkezleri olur ne stadyumlar olur nede kopruler metrolar vs. Hic bir sey olmaz...

Evet dunya makinesinde bir disli olmalisin.. Cunku dunya makinesi sana o disliyi muhtactir.. Anladin mi

Fitratla harp edem butun sistemler coker nitekim yikildi iste sovyetler birligi
Arkadaşım bunu bile fıtrat ile açıklıyorsun ya ne diyeyim.Bu işin çark olmakla alakası yok.Kapitalizmde güçlü olan yükselir,güçsüz olan düşer eziyet görür.Bunun global yansımaası emperyalizmdir,güçlü devletler güçsüzleri sömürür kontrol eder.
Sosyalizmde stadyumda olur,metroda,köprüde.Nitekim sovyetler birliği uzaya ilk insanı çıkardı,fakat bize tarihte gösterdiki kapitalizm daha hızlı bilimsel gelişme sağladığından hem sovyetler çöktü, hemde aya NASA ilk insanı çıkardı.

Sosyalizm fıtratla harp etmez sadece ilkel toplumlara göre benim görüşüm.Şirinler adlı çizgi filmi izlemenizi tavsiye ederim bir ilkel toplumda gayette düzenli işler.

RENAULTFERRARİ
23-07-2012, 22:23
Fitratta Eko sistem var.. Mesela Kocaman agac ufacik bir bocege muhtactir...
...
Guclu devletler gucsuzu somurur.. Demissin
Ahlaki kuraldir.
Hakim olma meylin yoksa sevket ve azametin coker.. Seni yerler...

Mesela amerika nerde oturuyor nereye elini uzatiyor... Neden biliyormusun
Cunku Hakim olabilirim diyor.. Hakimiyete meyli var..
Hakimiyete meylin olmazsa. Sevket ve azametin coker..

Mesela ya ben bu isi yapamam hakim olamam..Dedin mi
Yikilirsin.. Baskasi cikar o yapar.. Sana da elinin bir isareti ile otur dedi mi
Oturursun..

Biz bu ise hakim olamayiz dedin mi dusersin..

Ahlak der ki yani Huy guzelligi derki :
Bir ailenin veya bir toplumun sevket ve azameti hakimiyete olan meyline baglidir

Sayokan
23-07-2012, 22:31
Fitratta Eko sistem var.. Mesela Kocaman agac ufacik bir bocege muhtactir...
...
Guclu devletler gucsuzu somurur.. Demissin
Ahlaki kuraldir.
Hakim olma meylin yoksa sevket ve azametin coker.. Seni yerler...

Mesela amerika nerde oturuyor nereye elini uzatiyor... Neden biliyormusun
Cunku Hakim olabilirim diyor.. Hakimiyete meyli var..
Hakimiyete meylin olmazsa. Sevket ve azametin coker..

Mesela ya ben bu isi yapamam hakim olamam..Dedin mi
Yikilirsin.. Baskasi cikar o yapar.. Sana da elinin bir isareti ile otur dedi mi
Oturursun..

Biz bu ise hakim olamayiz dedin mi dusersin..

Ahlak der ki yani Huy guzelligi derki :
Bir ailenin veya bir toplumun sevket ve azameti hakimiyete olan meyline baglidir

Ahlak dediğin kavram alt tabakadan olan insanların derdidir.Devletlerin kaderlerine karar veren insanların ahlakı umursamadığı çok bellidir.
Fıtratla eko sistemin alakası yok,hangi ağaç böceğe muhtaç ?
Bir işi yapabileceğini düşünmekle,eylem farklı olaydır.Amerika yer altı kaynakları için saldırıyor , kazanç için saldırıyor bunu nasıl bilmiyorsun.

Bizim gibi 3-5 tane basit insan olsada olur olmasada olur.Kapitalist çarkın işlemesi için.

apsimon
24-07-2012, 01:36
Fıtrat meselesine Brian daha 6. mesajda cevap yazdı.

İşbölümü toplumsal hayatın gerekliliğidir. Toplumsal hayatta bireyin hayatının bir gereğidir. Kapitalist sistem de sonucunda toplumsal hayatı belirler. Ve toplumsal hayatın işleyişinin için gerekli tüm unsurları barındırmak zorundadır.

Gün itibari ile verim kapitalist sistemin dinamosu olarak kabul edilir. Toplumun işleyişi için bireylerinden maksimum faydaya ( ilerleme,kar,yaşam kalitesi vb.) kapitalist sistem sayesinde ulaşıldığı genel kabuldür. Sosyalistler arasında bile bu düşünce de olanlar çoktur. Zira gelişmiş kapitalist toplumlar bu konuda bize fazla bir seçenek sunmuyor.

Gerek brain la gerekse diğer sosyalist arkadaşlarla asıl ters düştüğümüz yer de tamda burasıdır. Gelişmiş kapitalist toplumlar yurttaşlarına zannedildiği gibi baskıcı ve cimri değildir. Gelişmiş kapitalist toplumlar gerek yaşam kalitesi açısında sunduğu imkanlar bakımından ve gerekse sağladığı özgürlükler bakımından dünyanın diğer toplumlarının bireylerine sağladığı imkanların kat ve kat üstünde imkanlar sağlar.

İmkan denince hemen sağlanmıyor. Dünyanın kapitalizmle tanışması ilgili ülkelerde oluyor. İlk zamanlar pekte tekin geçmiyor. Emperyalist devletler sanayi devriminin hammadde talebi ve sağladığı imkanlar sayesinde dünya coğrafyasının en ücra köşelerine kadar yağmalıyor. Bu yağmadan pekte rahat durmayan işçi sınıflarına sus payları dağıtılıyor. Günümüz dünyasının özeti budur.

Rekabet felan hikaye, adam en "salak" insanına bile babalar gibi bakıyor.

RENAULTFERRARİ
24-07-2012, 04:19
Beşparmağın beşi de bir değil kardeşim sen bunu eşitlemeye kalkarsan bu el işlemez

Bu kadar basit !
Zengin ile fakir arasinda uçurum kadar fark olucak Kardesim..
sen bunu eşitlemeye bu farki azaltmaya alışırsan ufak bir sosyal dalgalanma ile derhal yıkılırsin..

Ne demis evliyaullahlar
İhtirasat-ı nefsani ile kurulan medeniyetler yine ihtirasat-ı nefsaniyle yıkılıyor
Bu yıkılışta değil görenin gözü ile a'manın gözü ile dahi temaşa ediliyor

EŞİTLEMEYE KALKMAK fitratla harp etmektir.. Fıtratla harp eden tepelenir!

FITRAT kimini hazreti yusuf gibi en guzel en yakışikli bir beşer yapiyor. Yine ayni FITRAT ifrit gibi hircin çirkin bir beser yapiyor arada ucurum kadar fark var..

Brian
24-07-2012, 10:09
Dunya makinesinin islemesi icin ufacik civatada lazim muazzam buyuklukte dişlide lazim..
Sen makinan her dislisini eşit yaparsan
Makina guzel bir mamul cikaramaz
calisamaz calissada bozuk calisir atıl vaziyette durur...

Ne eglence merkezleri olur ne stadyumlar olur nede kopruler metrolar vs. Hic bir sey olmaz...

Evet dunya makinesinde bir disli olmalisin.. Cunku dunya makinesi sana o disliyi muhtactir.. Anladin mi esitlik boyle herkes birbirine muhtac... Muhtac olmasa zaten dunya durur..

Fitratla harp edem butun sistemler coker nitekim yikildi iste sovyetler birligi


Bes parmagin beside bir degil kardesim sen her parmagi esit yapicam dersen bu el islemez..


Herhalde tam ne demek istediğimi anlamadınız...

Demişsin ki ufak dişli de lazım, büyük makine de lazım...

İyi de ben ne dişliyim, ne makineyim, ben insanım, ve diğer insanların benden üstün olması için bir neden ve fark göremiyorum...Ben insanım onlar da insan, o halde diğerleri ne diye insanüstü bir muamele görsün...

Sen öyle bir yazmışsın ki akla hayale gelecek her türlü eşitsizliğin normal olduğunu filan savunmuşsun...

Senin söylediklerinden en radikal düzeyde, en berbat rezil ve köleci bir kapitalist düzen çıkar:

Şunu derler senin mantığınla: yahu eşitlik diye bir şey mi var, yok, o zaman ne kanun önünde, ne başka yerde eşitlik olsun ki, kölelik de olabilir, insan alınıp satılabilir de, hatta alt tabakada insan bir maldır, maldan farkı yoktur, mal olu maldır, al bu malı sat, köle gibi kullan filan...

Gerçi birçok İslam ülkesi senin dediğin mantıkla hareket ediyor: eşitsizlik almış başını gidiyor. Savunduğun düzen sayısı çok az olan bir grup elitin insanüstü, Tanrı gibi muamele görüp yüceltilmesine yol açarken diğer avamın köle gibi eşitsizlik buna bağlı adaletsizlik altında ezilmesine yol açar bunu görmüyorsun....

Bir elin parmağını göstermiş ve demişsin ki:

Bes parmagin beside bir degil kardesim sen her parmagi esit yapicam dersen bu el islemez.

İyi de benim mutlak eşitliği savunduğumu nereden çıkardın...

Elbette ufak tefek eşitsizlikler çıkar...Bu normaldir....

Ama diyelim ki boyun 1,80 metre...Parmağının birinin uzunluğu da 2 metre filan olsun...

Vücut o parmağı taşır mı, eşitsizlik var diye buna taşımaya mahkum mu? Değil.

Sen eşitsizlik var o halde her türlü eşitsizlik normaldir, kabul edilebilirdir varsayımınla hareket ediyorsun...Buna katılmam mümkün değil. Zaten verdiğin örnek de bunu doğrulamıyor...

Yine toplum da her türlü anormal eşitsizlikleri kaldırmak ve taşımak zorunda değil. Kalkıp tüm toplumun kazancının çok büyük kısmını ufak bir azınlığa vermek demek de koca bir vücudu, haddinden fazla uzamış bir parmağın kaprislerine mahkum etmektir...

Ve ne yaparlar o parmağı biliyor musun? Keserler. Ama siz taşınmasını ve bedelini de tüm toplumun ödemesini savunuyorsunuz.

Brian
24-07-2012, 11:53
Fitratla harp edem butun sistemler coker nitekim yikildi iste sovyetler birligi

İnsanı bir dişli, makine parçası gibi bir yerlere monte edip, diğerleri de doğuştan insanüstü, Tanrısal filan ya, sonra da fıtrattan söz etmeniz komedi olmuş...

Ayrıca bir şeyin doğal olması filan otomatik onu doğru da yapmaz.

Bak: Naturalistic fallacy: http://en.wikipedia.org/wiki/Naturalistic_fallacy

Ya da diğer bir deyişe bak: "doğal safsata": http://yalansavar.org/tag/safsata/

Kapitalizm doğaya uyumlu mu?

Herhalde var olan ekolojik krizi, küresel ısınmayı, nükleer silahları, nükleer kirliliği görmüyorsun, yok sayıyorsun, gelip burada fıtrattan söz ediyorsun...

Ekolojik sosyalizmi ve özgürlükçü sosyalizmi savunduğum için SSCB'yi savunmuyorum. Ama bu SSCB'nin her bakımdan hatalı olduğu anlamına gelmez...

RENAULTFERRARİ
25-07-2012, 00:02
Bırayn !
Dünya makinasında sen en muazzam büyüklükte bir dişili de olsan.. makinanın çalışması için en ufak bir çivataya muhtaçsın.. o civata da sana muhtaçtır.. ikinizden biri olmazsa makina çalışmaz..
o halde kanun önünde en muazzam bir şekilde ikinizde eşitsiniz.. anladın mı ?
o ufacık civata düştümü yerine o civatanın yerine tutacak birini bulman şart..


1000 ton tartan bir tartın var... doktor dedi ki bir mili gram ilaç lazım sana..
1000 ton tartın işe yaramaz..bir mili gram tartan tartıya muhtaçsın.. anladın mı ?
....

2 metre parmak olursa Yıkılırsın... bu el işlemez..
verdiğin örnek doğru değil..
herşey yerli yerinde uzunlukta agırlıkta seviyesinde olduğunda dolayı Kapitalist düzen Yıkılmıyor..
herkesi eşitlemeye veya aradaki ucurum kadar farkı azaltmaya kalkarsan.. dünyada bütün işler durur..

fıtratta : Cüzz ü Kül yekdiğerinde eyler istimndadıdat kanunu vardır..
meali: büyük küçükten.. küçük büyükten yardım ister yardımına muhtaç olarak yaşar
Kainat böyle işliyor...
insan üstü muamale gören küçüğe... Küçükte büyüğe muhtacdır
İnsan üstü mumala gören küçükten yardım ister... Küçükte İnsan üstü muamele göreden yardım ister..

FITRAT Herkesi Eşit yaratmamış Eşitsiz yaratmış..
Eşit olmasınlarda birbirlerinden yardım istesinler.. merhamet ettsin.. oda ona hurmet etsinde.. muhabbet doğsun diye
İnsanlar neden birbirine sevemiyor.. zengin fakire merhamet etmediğinden. fakirde zenginin merhametini görmeyip ona hurmet etmediğinden...

Brian
25-07-2012, 00:38
Bırayn !
Dünya makinasında sen en muazzam büyüklükte bir dişili de olsan.. makinanın çalışması için en ufak bir çivataya muhtaçsın.. o civata da sana muhtaçtır.. ikinizden biri olmazsa makina çalışmaz..
o halde kanun önünde en muazzam bir şekilde ikinizde eşitsiniz.. anladın mı ?
o ufacık civata düştümü yerine o civatanın yerine tutacak birini bulman şart..


1000 ton tartan bir tartın var... doktor dedi ki bir mili gram ilaç lazım sana..
1000 ton tartın işe yaramaz..bir mili gram tartan tartıya muhtaçsın.. anladın mı ?
....

2 metre parmak olursa Yıkılırsın... bu el işlemez..
verdiğin örnek doğru değil..
herşey yerli yerinde uzunlukta agırlıkta seviyesinde olduğunda dolayı Kapitalist düzen Yıkılmıyor..
herkesi eşitlemeye veya aradaki ucurum kadar farkı azaltmaya kalkarsan.. dünyada bütün işler durur..

fıtratta : Cüzz ü Kül yekdiğerinde eyler istimndadıdat kanunu vardır..
meali: büyük küçükten.. küçük büyükten yardım ister yardımına muhtaç olarak yaşar
Kainat böyle işliyor...
insan üstü muamale gören küçüğe... Küçükte büyüğe muhtacdır
İnsan üstü mumala gören küçükten yardım ister... Küçükte İnsan üstü muamele göreden yardım ister..

FITRAT Herkesi Eşit yaratmamış Eşitsiz yaratmış..
Eşit olmasınlarda birbirlerinden yardım istesinler.. merhamet ettsin.. oda ona hurmet etsinde.. muhabbet doğsun diye
İnsanlar neden birbirine sevemiyor.. zengin fakire merhamet etmediğinden. fakirde zenginin merhametini görmeyip ona hurmet etmediğinden...

Tamamıyla akakasız bir cevap yazmışsın...Ben sana o örneği anlaman için verdim. Çünkü her türlü eşitsizliği savunur bir temelde akıl yürütüyordun.

Saçmalıklar, hastalıklı yapılar çok ciddi olduğunda önüne geçilmedinde tüm organizmayı etkileyerek onun ölümüne ilerde sebep olabilir. Ama illada birden ölecek diye bir şey yok. Veya öldürmez, öyle hastalıklar da vardır, dengesizlikler de vardır ama hayat kallitesini düşürür, süründürür. Anlamadığın yer burası işte. Bir insan hasta olunca, vücudunda dengesiz bir durum olunca hemen mi ölüyor? Hemen ölecek diye bir şey var mı? Her hastalık veya vücutta oluşan her dengesiz bir durum için bu yok değil mi? Ama ölmemesi bunların her zaman iyi olduğu anlamına da gelmez. O yüzden önce bunu anla lütfen...

Ben ne diyorum sen ne diyorsun....

Hala alakasız alakasız fıtrattan söz ediyorsun, sanki kapitalizm doğaya şuna buna önem veriyormuş gibi.

Ayrıca kapitalizm yıkılıyor sen göremiyorsun, çünkü görmek istemiyorsun...

Tabii bu yıkılma bir anda olup biten bir şey olmadığı için bunu göremiyorsun diyelim.

Bundan da öte senin savunduğun en gerici kapitalizm başka bir şey değil.

O yüzden sana ne anlatsak boş...

Neyse bana cevap yazma artık...

RENAULTFERRARİ
25-07-2012, 01:25
Hadisat beni hakli cikariyor.. Sen oldukten sonra mi yikilicak bıraynim ! : D
Olur olur yarin olur
Yarin olucak diye vakit gecirmeklik iyi bir sey dehildir ki !
Oldu oldu gozletim doldu deniyor buna..

Prygamber efendimizin huzuruna imanli bir kapitalist geldi
Ya Resullullah ben bir cok işci calistiriyorum bunlara ne ucret vereyim
-Aa! Onun olcusu olmaz dedi peygamberimiz
Kiyasi nefs yaparsiniz kendinizi onun mevkini indirirsiniz siz o iş yapmis olsaniz ne kadar razi olurdunuz ne kafara razi olursaniz, onada o kadarini veriniz
İmanli kapitalis PEK ALA Dedi hayran kaldi
Pek ala ne vakit vereyim ?
-Teri kurumadan

Hazreti Muhammed (aleyhissalatu vesselam) iki seyi Talim ediyor
Calisan işci calissin hain olmasi terlesin parayi hak etsin
Parayi ona hak ettiren patronda uzerinde durmasin kendisi ne kadar razi olursa onada o kadarini versin..

Simdi islamin iktisadi bu emri devam etseydi. fakiri zengine dusman yapan cirkin nazariyeler olurmuydu ve Bu gun sen sovyetler birligini konusurmuydun biraynim !

İLERİDE İSTİKBALDE kapitalizim yine olucak ama boyle olucak peygamberin dedigi gibi
Allahin kanunu bu...
Akıllara hayretlik veren ilahi tecelli boyledir.. İnsanlar kisim kisim yaratilmistir.
Kim muthis bir zeka dehset bir akil... kimisi ise akil fakiri.. Hadi bunlari esitlesene bıraynim !

Bir ganarel biri copcu hadi bunlari esitlesene biraynim ! Esitlemeye kalkarsan yikilirsin

Sen 100 kilosun ben 60 hadi esitlesene bıraynim !
100 grm ekmek verdin sen 100 grm ekmegini hepsini yersin
Ben 60 kilo oldugum icin 50 gramini yerim
Bana verdin ekmegin 50 grami ne olucak.. Maddelerde esitlik yapamazsin kime ne lazimsa ona inu vereceksin
Adam muthis bir kabiliyetbpara kazandikca kazaniyor.. Sen onu nasil baltalayabilirsin
İsleri yolunda gidiyor kazandikca kazaniyor onui nasil baltalayabilirsin ki..
Baltaladigin anda kendinide baltalarsin yikim muhakkaktir..
Cebri kuvvet kullanarak
Cebri kuvvet asayisi sagliycagina busbutun asayisi bozar..

Sonra seninde itiraf ettigin gibi O Esitlik isteyen kendi yerini ayirmistir.. Sen merak etme onun yeri hazirdir..

Brian
25-07-2012, 01:45
Hadisat beni hakli cikariyor.. Sen oldukten sonra mi yikilicak bıraynim ! : D
Olur olur yarin olur
Yarin olucak diye vakit gecirmeklik iyi bir sey dehildir ki !
Oldu oldu gozletim doldu deniyor buna..

Prygamber efendimizin huzuruna imanli bir kapitalist geldi
Ya Resullullah ben bir cok işci calistiriyorum bunlara ne ucret vereyim
-Aa! Onun olcusu olmaz dedi peygamberimiz
Kiyasi nefs yaparsiniz kendinizi onun mevkini indirirsiniz siz o iş yapmis olsaniz ne kadar razi olurdunuz ne kafara razi olursaniz, onada o kadarini veriniz
İmanli kapitalis PEK ALA Dedi hayran kaldi
Pek ala ne vakit vereyim ?
-Teri kurumadan

Hazreti Muhammed (aleyhissalatu vesselam) iki seyi Talim ediyor
Calisan işci calissin hain olmasi terlesin parayi hak etsin
Parayi ona hak ettiren patronda uzerinde durmasin kendisi ne kadar razi olursa onada o kadarini versin..

Simdi islamin iktisadi bu emri devam etseydi. fakiri zengine dusman yapan cirkin nazariyeler olurmuydu ve Bu gun sen sovyetler birligini konusurmuydun biraynim !

İLERİDE İSTİKBALDE kapitalizim yine olucak ama boyle olucak peygamberin dedigi gibi
Allahin kanunu bu...
Akıllara hayretlik veren ilahi tecelli boyledir.. İnsanlar kisim kisim yaratilmistir.
Kim muthis bir zeka dehset bir akil... kimisi ise akil fakiri.. Hadi bunlari esitlesene bıraynim !

Bir ganarel biri copcu hadi bunlari esitlesene biraynim ! Esitlemeye kalkarsan yikilirsin

Sen 100 kilosun ben 60 hadi esitlesene bıraynim !
100 grm ekmek verdin sen 100 grm ekmegini hepsini yersin
Ben 60 kilo oldugum icin 50 gramini yerim
Bana verdin ekmegin 50 grami ne olucak.. Maddelerde esitlik yapamazsin kime ne lazimsa ona inu vereceksin
Adam muthis bir kabiliyetbpara kazandikca kazaniyor.. Sen onu nasil baltalayabilirsin
İsleri yolunda gidiyor kazandikca kazaniyor onui nasil baltalayabilirsin ki..
Baltaladigin anda kendinide baltalarsin yikim muhakkaktir..
Cebri kuvvet kullanarak
Cebri kuvvet asayisi sagliycagina busbutun asayisi bozar..

Sonra seninde itiraf ettigin gibi O Esitlik isteyen kendi yerini ayirmistir.. Sen merak etme onun yeri hazirdir..

Cevabın bu mu?

Doğrusu bu cevap olmamış.

Çünkü önce:

Karşındakinin neyi savunduğunu iyi bileceksin, ama sen bunu yapmıyorsun. Neyi savunduğumu bile bilmeden anlamadan yazıyorsun ve bu temelde doğru tespitlerde bulunmuyorsun.

Sana neyi savunduğumu söylüyorum ama sen söylediklerimi ya çarpıtıyorsun ya da anlamıyorsun.

Ve söylediklerimi çarpıtmayın, ben mutlak eşitliği savunmadım, elbette herkes emeğinin karşılığını almalı.

Ama birisi 80 milyar dolar kazanacak diğeri açlıktan ölecek. Böylesi bir eşitsizliği savunmuyorum.

Muhammed'ten söz etmişsiniz sanırım. Demek peygamber zamanında imanlı kapitalist gelmiş. O sözleri söylemiş, nerede yazıyor bu? Kaynak verir misiniz?

Peygamber zamanında kapitalizm mi vardı?

Bak Ferarri, insan doğasına ve fıtratına en uygun sistem komünizmdir. İnsanoğlu yüzbinlerce yıl komünist sistemde yaşamıştır.

Ve eskiden bu kadar eşitsizlik yoktu....

Ama tabii daha sonra bozuldu. Bazı uyanıklar zekalarını kullanarak, fırsatını bularak toplulukları esir ettiler.

Bu arada Allah'ın emri demeniz ilginç olmuş. Demek Alllah en doğru sistem kapitalizm filan dedi? Gerçekten ilginç....Kur'anda bile böyle şey yazmıyordu. Ama siz buldunuz sanırım. Neyse.. .Doğruları konuşun Allah'ın adını vererek yalan söylemeyin ve uyanıkların savunuculuğu yapmayın çok fazla...

RENAULTFERRARİ
25-07-2012, 02:08
ben diyceğimi dedim sen anladın anladın.. anlamadım yapacak bir şey yok

Brian
28-08-2012, 15:32
Gerek brain la gerekse diğer sosyalist arkadaşlarla asıl ters düştüğümüz yer de tamda burasıdır. Gelişmiş kapitalist toplumlar yurttaşlarına zannedildiği gibi baskıcı ve cimri değildir. Gelişmiş kapitalist toplumlar gerek yaşam kalitesi açısında sunduğu imkanlar bakımından ve gerekse sağladığı özgürlükler bakımından dünyanın diğer toplumlarının bireylerine sağladığı imkanların kat ve kat üstünde imkanlar sağlar.

İmkan denince hemen sağlanmıyor. Dünyanın kapitalizmle tanışması ilgili ülkelerde oluyor. İlk zamanlar pekte tekin geçmiyor. Emperyalist devletler sanayi devriminin hammadde talebi ve sağladığı imkanlar sayesinde dünya coğrafyasının en ücra köşelerine kadar yağmalıyor. Bu yağmadan pekte rahat durmayan işçi sınıflarına sus payları dağıtılıyor. Günümüz dünyasının özeti budur.

Rekabet felan hikaye, adam en "salak" insanına bile babalar gibi bakıyor.

Gelişmiş kapitalist toplumlar, mesela özellikle ABD vb, işçi sınıfı için ne gibi bir özgürlük sağlıyor? Nasıl babalar gibi bakıyor? Bu konuda neye dayanarak konuşursunuz?


ABD'de milyonlarca insan sigortasız çalışıyor ve yoksulluk sınırının altında yaşıyor.

http://www.guardian.co.uk/world/2011...ls-record-high

According to the US Census Bureau, in 2007, 45.7 million people in the U.S. (15.3% of the population) were without health insurance for at least part of the year

http://en.wikipedia.org/wiki/Health_care_in_the_United_States

ABD'de işçi olarak çalışmak, yaşamak öyle sanıldığı kadar kolay değil. Bu ülkede yaşayan birçok işçinin durumu sanıldığı kadar iyi değil.

Barbara Ehrenreich'in yazmış olduğu Nickel and Dimed kitabından da bunu anlayabiliriz. Barbara Ehrenreich, ABD işçi olmanın nasıl bir şey olduğunu denemeye karar veriyor. Çıkardığı sonuç ve yaşadığı tecrübeler hiç de iç açıcı değil. Çoğu defa geçimini sağlamak, ev kirasını ödemek için iki işte çalışmak zorunda kalıyor.

ABD gelir dağılımı bozukluğu bakımından da OECD ülkeleri arasında en kötü ülkeler arasında.

Bunu neden söylüyorum. Şu yüzden tek başına bir ulusun zengin olması o ülkede çalışan birçok kişi için pek bir şey ifade etmeyebilir. ABD bunun örneğidir. İsveç, Finlandiya vb. bir bakıma karşı örneğidir. Ama bu tek başına ekonomik gelişmişlikle değil bilinçli sol ve sosyalist politikalar sonucudur.

Şimdi Türkiye'de ulusalcıların savunduklarına gelirsek. Ulusalcılar kısaca firavun düzeni gibi bir düzeni savunup bunun işçi sınıfı için kabul edilebilir olduğunu savunuyorlar.

Firavun düzeni gibi bir sistemi savunup, ama biz antiemperyalizme karşıyız demenin anlamı ne? İnsanlar neden antiemperyalizme karşı sömürüye karşı oldukları için değil mi? İşçi sınıfını A veya B sömürmüş değişen ne? Sömürü sömürüdür. Sömürüyü savunmak işçi sınıfını yüceltmez. Ama ulusalcılar kısaca şöyle diyor: buradaki işçiyi dışarıdaki adam sömürmesin onu buradaki çakallar esaslı biçimde yamultarak sömürsün çözüm bu diyor. Ve milliyetçiliği vb. kullanarak bunu, yani sömürüyü esaslı biçimde meşru kabul ettirmeye çalışıyor. Bunun kabul edilecek bir tarafı olmadığı açıktır.

İlle böyle olmak zorunda mı? Değil tabii. Ama Türkiye'de ulusalcıların bu konuda çaba harcadıklarını düşünmem için epey neden var.