Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkçe problemi
Kitaplarina gore durum tam tersi ALKA.
Zira islamiyette, kullar Allah'i modere edemezler. Yani Allah istedigi kuluna vahiy gonderecekse, hayir gonderemessin diyemezler.
Allah dilemedikce, siz dileyemessiniz ornegindeki gibi.
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
Konunun içine çığ gibi düşmüşsünüz .Sahi konumuz languistikmi ?.
Vahiymi?
Buna rağmen eleştiri kriterinizden rahatsız oldum.Eleştirdiğiniz söylemin alternatifini getirmeniz ahlaki olurdu.
Ciddiyetten uzak (kopan kuyruğa telafi eleştiri) eleştiri değildir.
Sapla samanı karıştırmayın ayırmanız güç olur.
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
Evet Turkce'yi cok iyi bildigim soylenemez. Bu konuda da hicbir zaman iddiam olmadi.
Ancak siz mod kelimesini baska yerde kullanip Turkce'yi kirletmiyorsaniz, ben de modere kullandigimda Turkce kirlenmiyor olmali.
Surada nicin Turkce'nizi kirlettiniz mesela?
Haydi diyelim ki bizler basit üyeleriz. Bu forumdaki yazılarımızı bazı durumlarda silmeyi başaramıyoruz. Ve idarecilerden rica ederek silinmesini sağlamaya çalışıyoruz.
Ama '' SUPER MODERATOR'' veya ''KIDEMLİ ÜYE '' olup da aynı duruma düşen arkadaşlar da olunca, insan ne de olsa şaşırmadan edemiyor...
Evet Turkce'yi cok iyi bildigim soylenemez. Bu konuda da hicbir zaman iddiam olmadi.
Ancak siz mod kelimesini baska yerde kullanip Turkce'yi kirletmiyorsaniz, ben de modere kullandigimda Turkce kirlenmiyor olmali.
Surada nicin Turkce'nizi kirlettiniz mesela?
Çok güldüm...
Sende gül emi
TÜRKÇE'ye karşı olanlara ben de karşıyım. Ben hiç bir yerde '' MOD'' diye bir sözcük kullanmadım. Sesli'yi de kendi gibi göstermek için verilen alıntı şu;
======================
Sesli´isimli üyeden Alıntı
Haydi diyelim ki bizler basit üyeleriz. Bu forumdaki yazılarımızı bazı durumlarda silmeyi başaramıyoruz. Ve idarecilerden rica ederek silinmesini sağlamaya çalışıyoruz.
Ama '' SUPER MODERATOR'' veya ''KIDEMLİ ÜYE '' olup da aynı duruma düşen arkadaşlar da olunca, insan ne de olsa şaşırmadan edemiyor...
===============================
Dikkat edilirse sizlerin kendinizi nasıl sunduğunuzu göstermektedir. Ve tırnak içinde oluşları bir alıntı olduğunun göstergesidir.
En büyük erdem yanlışını bilmek ve özür dilemekten geçer. Kişi yanlışını bilmez de karşısındakini de kendi gibi sanırsa, oldukça büyük bir yanılgıya düşer.
Türkçede ''MODERE ETMEK '' diye bir sözcük yok. Türkçe'yi kirletmeye kimsenin hakkı da yok. Bilmeyenler öğrensin. Düşüncelerini ifade edemeyenlerin tartışma forumlarında bu kabil gezintisi güzel mi oluyor?
TÜRKÇE'ye karşı olanlara ben de karşıyım. Ben hiç bir yerde '' MOD'' diye bir sözcük kullanmadım. Sesli'yi de kendi gibi göstermek için verilen alıntı şu;
======================
Sesli´isimli üyeden Alıntı
Haydi diyelim ki bizler basit üyeleriz. Bu forumdaki yazılarımızı bazı durumlarda silmeyi başaramıyoruz. Ve idarecilerden rica ederek silinmesini sağlamaya çalışıyoruz.
Ama '' SUPER MODERATOR'' veya ''KIDEMLİ ÜYE '' olup da aynı duruma düşen arkadaşlar da olunca, insan ne de olsa şaşırmadan edemiyor...
===============================
Dikkat edilirse sizlerin kendinizi nasıl sunduğunuzu göstermektedir. Ve tırnak içinde oluşları bir alıntı olduğunun göstergesidir.
En büyük erdem yanlışını bilmek ve özür dilemekten geçer. Kişi yanlışını bilmez de karşısındakini de kendi gibi sanırsa, oldukça büyük bir yanılgıya düşer.
Türkçede ''MODERE ETMEK '' diye bir sözcük yok. Türkçe'yi kirletmeye kimsenin hakkı da yok. Bilmeyenler öğrensin. Düşüncelerini ifade edemeyenlerin tartışma forumlarında bu kabil gezintisi güzel mi oluyor?
Eleştiri güzelde alternatif yok .
Soruyorum
Modere yerine hangi sözcük uygun olurdu?
Konunun içine çığ gibi düşmüşsünüz .Sahi konumuz languistikmi ?.
Vahiymi?
Buna rağmen eleştiri kriterinizden rahatsız oldum.Eleştirdiğiniz söylemin alternatifini getirmeniz ahlaki olurdu.
Ciddiyetten uzak (kopan kuyruğa telafi eleştiri) eleştiri değildir.
Sapla samanı karıştırmayın ayırmanız güç olur.
Sayın Kader,
Herhalde siz de TÜRKÇE karşıtı olacaksınız ki ''languistikmi?'' demekte bir sakınca görmemişsiniz. Eleştirimden rahatsız olmanız sizin sorununuz oluyor. Alternatif getirmemi istemeniz de pek ahlaki değil. Çünkü sayın yazarın ''MODERE'' diye uydurduğu sözcüğün manası da belirsiz. TÜRKÇE olmayan bir sözcüğe alternatifi sizin gibi olanlar getirebiliyorsa, buna şaşmamak gerek.
Siz sayın yazarın avukatı olsaydınız davayı da kaybederdiniz. Çünkü bilmeden ve anlamadan laf olsun diye yazmışsınız.
Eleştiri güzelde alternatif yok .
Soruyorum
Modere yerine hangi sözcük uygun olurdu?
Sayın Estafurullah,
Alternatifi benden değil de sayın Neva'dan sormanız daha uygun olmaz mı? Çünkü ben ''MODERE ETMEK'' diye Türkçe bir anlam çıkaramıyorum. Bu uyduruk sözcüğü yazandan sorsanız, O kişi de kafasını toplayark ne demek istiyorsa onu anlaşılır bir şekilde yazsa daha uygun olmaz mı?
Sayın Estafurullah,
Alternatifi benden değil de sayın Neva'dan sormanız daha uygun olmaz mı? Çünkü ben ''MODERE ETMEK'' diye Türkçe bir anlam çıkaramıyorum. Bu uyduruk sözcüğü yazandan sorsanız, O kişi de kafasını toplayark ne demek istiyorsa onu anlaşılır bir şekilde yazsa daha uygun olmaz mı?
Bakın sesli arkadaşım .
Eleştiri bir kültürdür.
Öz türkçesinide bilmediğini üzülerek görüyorum
Eleştiri=Yanlışlama
Öz türkçe ile ilgili traş yapacağı zaman uydurma berberler .
Samimi iseler doğruyu ortaya hoyarlar.
Siz sisteme eleştiri getirdiğiniz zaman Sistem kötü .
İyisistemide sistemin kendisi bulsun gibi;Kafadan gayrımüsellah bir cümle kurmamalısınız.
Öz türkçe katliamı olur.
Hatta öz türkçe asimilasyonu olur.
istatistik
04-08-2012, 03:32
Eleştiride bulunmak için, kimin, neyi, nerede ve nereden yazdığı gibi konuları tam olarak bilebilmek gerekir kanısındayım. Aksi durumda bir iddia ile ortaya atılmak, iddia sahibini olmadık durumlara düşürebilir.
Türkçenin etkin kullanımına yönelik eleştiriler konusunda da izlenilen yol yanlış. Bir kimseyi, kullandığı kelime Türkçe değil diye eleştirmek istiyorsanız, ortaya bir alternatif sunabilmeniz gerekir. Alternatif sunamıyorsanız da sen bu dili katlediyorsun bu kelimeyi kullanma gibi bir tepki vermek de mantıklı değildir. Ha diyorsan ki ben burada ne dendiğini anlamıyorum, o zaman neyi eleştirdiğin konusunda da bir fikrin yok derim. Zira daha yazılan konusunda bir aydınlanma yaşayabilmiş değilsindir. Bunun yerine, anlaşılmayan kısmın farklı bir yolla anlatılmasının talep edilmesi ve daha sonra bir alternatif sunulması daha mantıklı olacaktır.
Eleştirinin de bir yöntemi ve mantığı olmalıdır. Sırf karşı çıkmaya dayalı bir eeştiri ile bir yere varılmaz.
Sayın Estafurullah,
Alternatifi benden değil de sayın Neva'dan sormanız daha uygun olmaz mı? Çünkü ben ''MODERE ETMEK'' diye Türkçe bir anlam çıkaramıyorum. Bu uyduruk sözcüğü yazandan sorsanız, O kişi de kafasını toplayark ne demek istiyorsa onu anlaşılır bir şekilde yazsa daha uygun olmaz mı?
Ben sozcugu bircok kereler yazdim forumda niye o zaman elestiri getirmediniz?
Arama kutusuna modere yazip aratin bir.
Baska insanlar da yazmis.
Nicin sadece Neva? :)
Olimpiyat
23-08-2012, 11:26
Şimdi, modere etmenin Türkçesi ne?
Yoksa Türkçeleştirelim gitsin:). Sonuçta, tam bir karşılığı yoksa bir eksiklik vardır, onu da o ifade ile tamamlarız:)
Anima Libera
23-08-2012, 11:33
Sevgili Dil Kurumumuz bu konuda da mutlaka bir kelime uydurip bunu da 'Öztürkçe' diye bize yutturacaktır. Şüpheniz olmasın.
Allah razı olsun VraeL.
Türkçemize dikkat edelim. ERKEK KARDEŞ manasına olan sözcüğün doğrusu BİRADER olacak. Bilader değil.
demirefe
29-08-2012, 01:52
Birader Türkçe bir sözcük değildir. Her yabancı kelimeyi de aslına uygun telaffuz etmiyoruz. Hemen hepsini kendimize göre telaffuz ediyoruz. Niye merdiven diyorsunuz? Bunun aslı merduban'dır.
O kadar da kasmayın, mevzu bile değil bunlar... Şimdi mevzu bitti, bir birader bilader oldu, bunu sorun edeceğiz! Komik olmayın!
rastaman
01-09-2012, 16:52
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
''Uyduruk sözcükler''..TDK'nın bu halkın binlerce yıldır kullandığı kadim kelimeleri katledip yerine masa başında uydurduğu kelimelerden mi bahsediyorsunuz yoksa?
Sırf kökeni dolayısıyla bir kelimeyi yok etmek;buna etimolojik ırkçılık denir.Hem bu tür bir ırkçılık yapıyorlar,hem de bu ırkçılığa ortak olmayanları pişkince suçluyorlar.
Artık modern dünyada kelime alışverişi eskisinden çok daha hızlı,bunun önüne geçemezsiniz.İlle de Türkçesi kullanılacak diyen kurumlarınız ''gıçından uydurma'' işinde yetersiz ve etkisiz kalırsa insanlar kendi yoluna bakar,''moderate'' kelimesini modere etmek şeklinde kullanır.İnanın bu son derece doğal bir süreçtir;on binlerce yıldır dillerin evrimi de böyle olmuştur,masa başında değil.
rastaman
01-09-2012, 16:59
Sayın Sesli birkaç sorum olacak size.Dil Devriminin mimarlarının derdi gerçekten dili Türkçeleştirmek ve ''arılaştırmak'' ise neden özellikle Arapça ve Farsça kelimelere savaş açıldı,neden Rumca ve Ermenice kelimelere dokunulmadı?
Dertleri sadece doğu ve İslam kültürleriyle miydi yoksa?
Bir de bunların dilimize soktuğu Moğolca kelimelerin-hatta sözüm ona eklerin-Türkçede ne işi var?
Ha,ben uyduruk da olsa Arapça da olsa hepsini kullanırım o ayrı.Yerleşmişse zorlamanın alemi yok.
spartacus
01-09-2012, 17:14
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
Ne başlık nede konu bana göre ciddiye alınır türden değil. Bir başlığın içi-amacı böyle kişileri itham olarak ele alınıyorsa, bu tür başlıkları açan insanlarda sağlıklı düşünme yetisinin zaafa uğramış olduğunu düşünürüm... Heleki bir kaç kelimeden yola çıkıp da, "Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!"
Şu senden yaptığım alıntı, nasıl anlamlı bir cümle haline gelebilir?
Hem Türkçe bilmeyen diyorsun hem de türkçeyi kirletme çabası? Dayanak(modere) tamamen subjektif, kabul, bari çıkarım mantıklı olsaymış..
FARKINDALIK, FARKINDALIK, FARKINDALIK...
Dil kirletmek nedir? Muğlak ve genellemeden ibaret kalmış. Dilinizi geliştirin, geliştirmekten çekinmeyin. Dil'de insan gibi canlıdır, sürekli gelişir. Önemli olan yozlaştırmamaktır..
Ne başlık nede konu bana göre ciddiye alınır türden değil. Bir başlığın içi-amacı böyle kişileri itham olarak ele alınıyorsa, bu tür başlıkları açan insanlarda sağlıklı düşünme yetisinin zaafa uğramış olduğunu düşünürüm... Heleki bir kaç kelimeden yola çıkıp da, "Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!"
Şu senden yaptığım alıntı, nasıl anlamlı bir cümle haline gelebilir?
Hem Türkçe bilmeyen diyorsun hem de türkçeyi kirletme çabası? Dayanak(modere) tamamen subjektif, kabul, bari çıkarım mantıklı olsaymış..
FARKINDALIK, FARKINDALIK, FARKINDALIK...
Dil kirletmek nedir? Muğlak ve genellemeden ibaret kalmış. Dilinizi geliştirin, geliştirmekten çekinmeyin. Dil'de insan gibi canlıdır, sürekli gelişir. Önemli olan yozlaştırmamaktır..
Sayın Spartacus,
Siz ne dediğini dahi bilmeyen bir üyesiniz. Eğer yazım ciddiye alınır türden değilse, neden uzun bir zaman sonra bu yazıma bu şekilde yanıt verdiğinizi sanıyorsunuz? Benim yazdığım bir tümceyi dahi anlayamayan siz beni eleştirecek bir durumda değilsiniz ki! Bu yazıyı siz neden anlayamadınız? ''Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu! ''
Siz de Türkçemizi kirletenlerdensiniz. Çünkü Türkçede ''sübjektif '' diye bir sözcük yok. Hem bize emperyalistler masalını anlatır, hem de onların sözcüklerini bozup, bozup kullanırsınız.
Doslar,
Bizim gençlik devrimizde yabancı dillerden alınan uyduruk sözcükler bizi de etkilerdi. Mesela üniversitelerde kayıt manasına gelen ve TÜRKÇE olmayan ''INSKRIPSİYON'' sözcüğünü pek severdik. Sanırdık ki bu sözcüğü herkes bilmiyor. Ve sadece biz okuyanlar bilmekte. Gençlik işte...
Sayın Ajda Pekkan bu grup kişilerin başında gelirdi. Ve bu sevdasından bu yaşında dahi kendini kurtaramamış. Sıklıkla Türkçe olmayan uyduruk sözcükleri pek kullanır. Bir defasında, böyle uyduruk bir sözcüğü kullandığında muhatabi olan sayın İbrahim Tatlıses, haklı olarak, ''o dediğiniz nedir?'' diye sormak zorunda kalmıştı.
Özgürleşme çok geniş bir anlam içermektedir. Bu nedenle her konuda özgürleşmek mümkün de olmuyor. Kimimiz dinsel inançlarından, kimimiz tutkun olduğumuz sigara veya alkoldenbir türlü özgürleşemezken, bazılarımız da dilimizdeki bu işgalden pek özgürleşemiyoruz.
Bu konuyu aklıma getiren bu forumdaki TÜRKÇE olmayan, ama zorlanarak Türkçemize sokulmaya çalışılan ''SUPER MODERATOR'' söyleminden kaynaklandı.
''Super'', benim bilgime göre ''ÜSTÜN'' demektir. ''Moderator'', ise tartışmalarda ortamı yatıştımaya çalışan idareci.
Eğer bu bilgim yanlışsa lütfen hoş görün. Çünkü bu sözcükler Türkçemizde olmayan uyduruk sözcüklerdir.
Amerikanın bizi idare edişi, aslında uzun bir zamandan beri uygulanan bir Amerikan yöntemi, İslamın dahi ''MODERATE'' yani ''ILIMLI'' olması,aslında bir Amerikan icadı değil mi?
Üstün idareciler varsa, üstün olmayanlar da var demek olmuyor mu?
Bütün idareciler toptan üstün olsaydı, bu nitelemelere gerek de kalmazdı sanıyorum.
Bu gibi uyduruk sözcüklerin akla getirdiği de bunlara uygun olacak düşüncelerdir. Ne denir!
Esenlik dileklerimle,
Dark_Prince
01-10-2012, 22:53
Hava atmak maksadında filan değilim ama ben hangi dilden olursa olsun sevdiğim kelimeleri kullanmayı çok severim,tabi genel olarak bilinen yabancı kelimelerse kullanırım. Yani az bilinen bir yabancı kelimeyse kullanmam.
Süper kelimesini çok kullanırım, idareci yerine Moderator kelimesini daha çok severim. Tamam derken çok sık "oke" kelimesini kullanırım ama Okey değil Oke, çünkü böylesini daha çok seviyorum. Örneğin Görüşürüz derken de İspanyolca Adios kelimesini kullandığım çok olur, veya Hasta La Vista, içimde hiçbir art niyet yok sadece sevdiğim için.
Türkçe'yi Amerika'dan çok Araplar tahrip etmişlerdir, örneğin biz ateistler bile alışkanlık olduğu için umarım yerine inşallah kelimesini kullanırız her ne kadar tam karşılıklar olmasalar da.
Bazı insanlar da üstüne basa basa sadece Türkçe sözcükler kullandıklarını söyleyerek övünürler ve hava atmaya ya da kendilerini bununla bilgiç göstermeye çalışırlar. Allah cümletimizi bu gibilerden korusun :)
Olimpiyat
02-10-2012, 08:57
Hangi sözcük Türkçe, hangisi değil.
Maksat saf Türkçe ise , İngilizce, Farsça, Arapça ve Fransızca kelimeleri çıkarsak Türkçe diye bir kalmaz.
Sanırım elde 10-15 kelimelik bir dil kalır:)
Ben de yakın zamana kadar dil dil diye tutturanlardandım ama keskin sınırlarla bunu çizmek çok zor ayrıca doğru da değil.
Süper kelimesi, Türkçe de benimsendi ise ve halk kullanıyorsa onu kabul etmek gerekir. Elbette büyük ünlü uyumu, küçük ünlü uyumu ortadan kaldırılmalı demiyorum.Türkçeyi Türkçe yapan öğretiler kalmalı ama halk bir şeyi benimsendi ise ve o yaygınlaşmışsa Türkçe olmuştur artık.En azından dilimize giren ama kullandığımız yabancı sözcükler kategorisinde değrlendirilebilir.
Ben de zaman zaman yabancı kelimeleri kullanıyorum ama hava atmak için değil.Gayri ihtiyari.Hava atmak meselesine gelince.İngilizce bildiği için hava atan ya da bunu kullanmak isteyen kaldığını sanmıyorum. En azından ben hava atmak istesem çok iyi derecede bildiğim Çinceyi, Rusçayı,Farsçayı vs.. kullanırım.Birçok arkadaşımızın İngilizce kelimeleri alışkanlıktan dolayı kullandığını düşünüyorum.hava atmak için değil.
İngilizce bilmeyen kalmadı ki, neyin havası bu:)
spartacus
03-10-2012, 00:42
Dilde insan gibi canlıdır ve bu gün hayatımızın her alanını dikenli çit gibi ören tabucu zihniyetlerin insana olduğu gibi dile de yabancılaştığı bir gerçek. Bir şeriatçıların bir de ırkçıların kof sloganları, spam tarzlı, kıyametçi siyaseti, insanlara hayatı zindan, dünyayı dar ediyor...
Neden telefon, televizyon deriz? Saysam sayamam, zira dil bir İLETİŞİM ARACI. Asli değeri buradadır ve bu kadar gereksiz bir açıyla, siyasete alet etmemek gerekir.. Örnek (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.506b531996a0f0.50199859). Örneğin television dilimize televizyon, phone, telefon olarak geçmiş, kökün kime ait olduğu değil, önemli olan bu kelime dile bir biçimle girmiş mi? Girmiş(dil tabu değil, iletişim aracı). Yine bazı türkçe kelimelerde başka dillere geçmiştir(Şimdi bu bir oyun mu?).
Dilde yozlaşma ise farklı bir kavram. Hiç bir iletişim aracının yozlaşmaması gerekir, bilhassa dil, çünkü dil yozlaşırsa, araç işlevini kaybeder. Tabi dile dışarıdan giren bir kelimenin, karşılığı varsa o tercih edilmelidir. Yok ise, işte o zaman dile giriyor ya da o an türetilmesi gerekir...
''Super'', benim bilgime göre ''ÜSTÜN'' demektir. ''Moderator'', ise tartışmalarda ortamı yatıştımaya çalışan idareci.
Amerikanın bizi idare edişi, aslında uzun bir zamandan beri uygulanan bir Amerikan yöntemi, İslamın dahi ''MODERATE'' yani ''ILIMLI'' olması,aslında bir Amerikan icadı değil mi?
Üstün idareciler varsa, üstün olmayanlar da var demek olmuyor mu?
Bütün idareciler toptan üstün olsaydı, bu nitelemelere gerek de kalmazdı sanıyorum.
Bu gibi uyduruk sözcüklerin akla getirdiği de bunlara uygun olacak düşüncelerdir. Ne denir!
Esenlik dileklerimle,
Birincisi islamın ılımlılığı ABD merkezli değil, zira ABD yüzyıllık stratejisinde daha az maaliyetli, daha kolay yoldan sonuç alıcı biçimde, ılımlı değil, ılımsız islamı seçti ve gündelik siyasetinde, statükosunda sibop olarak kullandı, kullanıyor.. Nerede, neyin tercih edilip edilmeyeceğini dönemin ve coğrafyanın koşulları ve geçerli durum(konjonktür) belirliyor. Bu gün Türkiye de islam neden ılımlı deyip, ardından illa ABD yi aramak bana göre hayıflanmaktır. Heleki şiddeti bir şeylere karşı olmanın kıstası olarak görmek, cehalettir. Emperyalizm nedir bilinmezse, sistem nedir bilinmezse, emperyalizm deyince kof subjektif, kurgusal, sığ zeminler aranırsa, yıllardır resmi ideolojin koltuk değneği olan din ve ırkçılık alternatif sanılırsa(bu kadar cahillik!)........ neyse.
Osmanlı toplumunda din aşırı değildi diye düşünüyorum(yani halk açısından bu böyle). Aşırılıklar, sadece siyasetin ihtiyaç duyduğu biçimde, gayrı meşruiyetin, meşru zemini olarak, resmi ideoloji ve sistemin tepe noktasında kullanıldı(günümüz Türkiye'sinde de hem din, hemde ırkçılık çerçevesinde görüldüğü gibi.) Türkiye'de ıslamın ılımlılığı Anadolu inançlarından, tasavvuf ve yerleşik bir çok kültüründe harmanlanmasından kaynaklı.. Bu gün her ne kadar bu yön törpülenmeye, yok edilmeye çalışılsa da bu böyle.. Türkiye'de toplumsal islamileşme-sekterleşme, TC ile başlamıştır.
Siz kullandığınız kelimelere bakmıyor musunuz? Örneğin "idare" nedir? (http://tr.wiktionary.org/wiki/Dizin:Arap%C3%A7a_K%C3%B6kenli_S%C3%B6zc%C3%BCkler ) Ya "dahi"kelimesi?
Bir diğeride Süper kelimesini yanlış bir zeminde tanımlamışsınız. Teknik bir tanım -YETKİ- yapmanız gerekirken, gündelik dil tanımına geçmişsiniz. Süper Moderatör ile Moderatör arasındaki fark nitelik çerçevesinde değil, teknik yetki çerçevesindedir. Yani üstün idareceiler, daha az üstün idareciler gibi ne idüğü belirsiz tanımlama size ait -ki maalesef bu açınızı da gösteriyor.
Böyle mi eleştiriyorsunuz? Sizi, objektif ve tutarlı bir eleştiri yapmaktan, siyaset yapmanız mı alıkoyuyor, yoksa yöntem açısından tüm bildiğiniz bu kadar mı?
Olimpiyat
03-10-2012, 00:57
spartacus
super moderator dennce benim aklıma , yönetici yardımcısı geliyor.Doğru bir tanım mı acaba?
spartacus
03-10-2012, 01:18
spartacus
super moderator dennce benim aklıma , yönetici yardımcısı geliyor.Doğru bir tanım mı acaba?
Sevgili Olimpiyat
tanım çerçevesinde değilde teknik olarak düşünürsek;
1.) Teknik olarak forumu kullanım becerisi.
2.) Forum kuralları ve uygulama sürecinde gelişim.
3.) Birde genelden değilde bazı forumlardan sorumlu olma noktasında başvurduğumuz bir yöntem denebilir ve zamanla Moderatörler, Süper Moderatör yetkisini alır, ya da direk öyle başlar.
Hal böyle olunca biz mecburen sistemde 2 farklı yetki tanımlıyoruz.
Forum sistemimiz, YK ve Moderatörlerden oluşuyor. Tümünün bileşimi ise Genel Yönetim'i oluşturuyor. Yani tüm Moderatörlerimiz de asli olarak yönetici..
"Süper" burada "kullanım açısından ayrıcalıklı" durum oluyor denebilir -Ki bu kelimenin bir diğer kullanımı da aslında bu. Kişisel ya da şahsi bir vasıf değil, kullanım-yetki çerçevesinde, teknik bir ayrıcalık :)
Ekstra olarakta bir diğer yönüne vurgu yaparsam, Yönetici kelimesi de kullanılabilir, ama bu kelime tam karşılamıyor(editör kelimesi gibi... yani tercih sebebi değil.)... Farzedelim kullandık, Forum Yöneticisini, 2 farklı biçimde kullandığımızda zaten bu kelime hem karşılamıyor hemde yapısı gereği farklı durumu izah etmek zorlaşıyor... "Forum Yöneticisi", "Daha Fazla Teknik Yetkisi-Sorumluluğu olan Forum Yöneticisi" demek gerekir ki, bu tarz seçimi tercih etmemiz için, gerekli bir sebebimiz yok... Bunlar dışında "Düzenleyici" desek, bu da hali, hazır teknik terimi karşılamıyor, oysa kişilerin yönetici vasfı var vs. Moderatör kelimesi hem yönlendirici, hem olay yöneticisi hemde çeki, düzen verici gibi niteliklere sahip.. Forum sistemimizde tanrı bile var, ama bu Zeus demek değil, tamamen teknik ve programlama, kodlamayla ilgili, kişisel değil :)
Dilin yalın haliyle kalması gerektiğini savunmak bence gereksizdir, komiktir. Dil, yaşayan bir varlıktır; bizim tarafımızdan gelişimini sürdürmelidir. İlköğretimde hepimiz öğrenmişizdir; devlet tarafından diline müdahale edildiğinde otobüse>çok oturgaçlı götürgeç, anneye>doğurgaç, İstiklal Marşı'na> ulusal düttürü gibi saçma sapan karşılıklar vardı.
Türkçe diline giren yabancı kelimeler, yazı dilinden arındırılmaya çalışılsa bile, halk dilinden temizlenemez ki. Bir çoğumuz, bir çok yabancı kelimeyi farkında olmadan kullanıyoruz, aynı şekilde ingilizce konuşurken de ingilizce olduğunu sandığımız kelimeyi (örneğin:assistant fransızca kökenli bir kelimeymiş) başka dillerden alıp telafuz ediyoruz,oysa farkında bile değiliz. Ne değişiyor? Sorun oluyor mu? Bence yaşayan dile müdahale etmek anlamsızdır. Bu yüzden dil, ne asimile olur ne de yozlaşır sadece GELİŞİR.
Her dil, içinde bulunduğu şartlara ve ihtiyaçlara göre yeni gelişmeler kaydeder. Çağın medeni gelişmelerine, kültürün verimine ifade aracı olarak dil sürekli yenilik halindedir. Dilde yozlaşma fikri hoş görülemez diye düşünüyorum. Keza büyük medeniyet hamleleriyle, içinde yaşadığımız toplumun kullandığı birbirinden farklı kitle iletişim araçlarıyla dili sadeleştirmek, yabancı kelimelerden arındırmak mümkün değildir. En basitinden bir çok bilgisayar proğramı ingilizce- enter yazıyor diye giriş yapmayacak mıyız :)
Yenilik arzusuyla dile giren herbir kelime kabulümdür. Eski çağrışımlar yerine, bir tazelik bir yenilik arzusu bu kelimelerin kullanımını da yaygınlaştırmaktadır. Tabi ki yeniliği yabancı kelimelerden yapalım demiyorum, dilimize illa ki yabancı kelime sokalım türkçe kelime kullanmayalım demiyorum; ama türkçedeki bir kelimenin, kullandıklarımızdan başka türkçe karşılığı yoksa neden yeni kelimeler katmayalım ki? Mesela; bakkal yerine>market diyoruz, gösteri yerine>show diyoruz. Bu kelimeler ülkemizde kırsal alanlarda dahi bu halleriyle yaygın şekilde kullanılıyor. Gösteriş meraklılarına gelince, öncelikle şunu söylemeden geçemeyeceğim. İngilizceyi artık herkes biliyor. Uzun yıllar Antalya'da yaşayıp da yaz aylarında Ruscayı da öğrenmemen imkansız gibi bir şey. Turizmde çalışıyorsan bir de, bir çok dili en azından kelime kelime öğrenmek çok kolay hale geliyor. Başka dilden (yaygın olan dillerden bahsediyorum, ing-alm-rusc gibi) sözcüklerle gösteriş yapmak, hava atmak olası görünmüyor bana. Git çince japonca öğren gel bana gösteriş yap havanı at, takdir ederim :) Farklı görünmek,dikkat çekmek için konuşma ve yazılarda kullanılan gereksiz yabancı kelimeleri de hoşgörüyle karşılıyorum bazen. En azından , bu insan benim bilmediğim farklı bi kelimeyi biliyor, yabancı bir kelime öğrenmiş,kendisine bir şey katmış diyorum ve başkalarında da merak uyandırabiliyorlar..Ama bunların artı olarak değil de; özenti olarak kullanılmaları farkında olmadan yaygınlaşmasına sebep olmakla birlikte kişinin kendisini çirkin gösteriyor.
İnsan, anadilini iyi öğrenip; yabancı dil öğretimine/öğrenimine ağırlık verirse konuştuğu dil gelişir. Bugün dilimizin bozulduğu ve kirlendiği yolundaki düşünceler, dilimizin tam olarak bilinmemesinden ileri gelmektedir. Bu durum, dili kullanan kişinin dil anlayışı, kültürü ve bilgi seviyesi ile ilgilidir diyorum.
Bazı akıllı dostlarımız ''halk kabul edince mesele de çözümlenmiş olur'' gibisinden atışlarda blununca gel de buna gülme!
''Halk AKP'yi de kabul etti. Halk şeriat taraflısı. Halk dinsel idareden yana, halk susmayı seviyor.'' dedikçe dibe gidersiniz...
Halkı olumlu yöne doğru yönlendirmek varken, halkı kendi haline bırakınca ne olacağı da açıkça bellidir.
Dil bir ülkenin en başta gelen, yani varlığının devamı için ve de egemenlik için gerekli bir olgunun adı.
Türkçe sözcükler dururken yabancı sözlükler kullananların kişilik bakımından pek sağlıklı olmadıkları bilimsel bir gerçektir.
Bilime karşı olanlar ''hoşuma gidiyor yabancı sözcükleri yeğ tutarım'' deyince, bu kişilerin uyuşturuculara bağımlılardan farkı da pek kalmıyor! İster uyuşturucu bağımlısı olun, ister yabancı sözcüklere bağımlı olun, siz sağlıklı değilsiniz demektir.
İngiliz ingilizce, Fransız Fransızca, İspanyol İspanyolca, Japon japonca, Çinli Çince,
konuştuğu gibi TÜRK de TÜRKÇE konuşur.
Yabancı bir ülkeye gittiğinizde siz o ülkenin dilini orada konuşabiliyorsanız, o zaman siz oldukça bilgili bir kişi sayılırsınız. TÜRK yurdunda Abuzittince konuşanlar Abuzittinlerdir...
idontneedagod
03-10-2012, 16:57
Türkçe sözcükler dururken yabancı sözlükler kullananların kişilik bakımından pek sağlıklı olmadıkları bilimsel bir gerçektir.
Bu çıkarımı nasıl yaptığınızı öğrenebilir miyiz?
Sayın Spartacus,
Diyorsunuz ki;''Bir diğeride Süper kelimesini yanlış bir zeminde tanımlamışsınız. Teknik bir tanım -YETKİ- yapmanız gerekirken, gündelik dil tanımına geçmişsiniz. Süper Moderatör ile Moderatör arasındaki fark nitelik çerçevesinde değil, teknik yetki çerçevesindedir. Yani üstün idareceiler, daha az üstün idareciler gibi ne idüğü belirsiz tanımlama size ait -ki maalesef bu açınızı da gösteriyor.
Böyle mi eleştiriyorsunuz? Sizi, objektif ve tutarlı bir eleştiri yapmaktan, siyaset yapmanız mı alıkoyuyor, yoksa yöntem açısından tüm bildiğiniz bu kadar mı?''
Diyelim ki Sesli isimli üye eleştirmeyi beceremiyor. Pekiyi o zaman siz burada lütfetseniz de bizde öğrensek.
Bu SUPER sözcüğü ne demektir? Bu sözcük Türkçe mi yoksa yabancı bir sözcük müdür?
''SUPER'' sözcüğünün ''teknik '' sözcüğü ile ilgisi nasıl olmaktadır?
''SUPER'' sözcüğünün ''YETKİ'' sözcüğü ile ilgisi nasıl olmaktadır?
Bunları öğrenmek bize bilgi verecektir. Buyrun sizi dinliyorum:
idontneedagod
03-10-2012, 17:12
Bazı akıllı dostlarımız ''halk kabul edince mesele de çözümlenmiş olur'' gibisinden atışlarda blununca gel de buna gülme!
''Halk AKP'yi de kabul etti. Halk şeriat taraflısı. Halk dinsel idareden yana, halk susmayı seviyor.'' dedikçe dibe gidersiniz...
Halkı olumlu yöne doğru yönlendirmek varken, halkı kendi haline bırakınca ne olacağı da açıkça bellidir.
Dil bir ülkenin en başta gelen, yani varlığının devamı için ve de egemenlik için gerekli bir olgunun adı.
Türkçe sözcükler dururken yabancı sözlükler kullananların kişilik bakımından pek sağlıklı olmadıkları bilimsel bir gerçektir.
Bilime karşı olanlar ''hoşuma gidiyor yabancı sözcükleri yeğ tutarım'' deyince, bu kişilerin uyuşturuculara bağımlılardan farkı da pek kalmıyor! İster uyuşturucu bağımlısı olun, ister yabancı sözcüklere bağımlı olun, siz sağlıklı değilsiniz demektir.
İngiliz ingilizce, Fransız Fransızca, İspanyol İspanyolca, Japon japonca, Çinli Çince,
konuştuğu gibi TÜRK de TÜRKÇE konuşur.
Yabancı bir ülkeye gittiğinizde siz o ülkenin dilini orada konuşabiliyorsanız, o zaman siz oldukça bilgili bir kişi sayılırsınız. TÜRK yurdunda Abuzittince konuşanlar Abuzittinlerdir...
Mesajınızdaki kelimelerin kökenleri;
Bazı: Arapça
Akıl: Arapça
Dost: Farsça
Halk: Arapça
kabul: Arapça-İbranice
etmek: Türkçe
mesele: Arapça
çözmek: Türkçe
olmak: Türkçe
gibi: Türkçe
atmak: Türkçe
kaynak 1 (http://tonuk.me.metu.edu.tr/Sozluk/Sozluk2.pdf) kaynak 2 (http://www.nisanyansozluk.com/?)
Liste uzar da uzar, bunun farkında olduğunuzu biliyorum. Siz hangi Türkçe'den bahsediyorsunuz?
Ayrıca dillerin dinamizmini nasıl kişilik bozukluğuna yorarsınız aklım almıyor.
Saygılar (Türkçe)
Olimpiyat
03-10-2012, 17:25
Sayın Sesli
Türkçede aslında Türkçe olmayan ama halk benimsediği için artık dile yerleşmiş (bir nevi yabancı kökenli sözcük olduğu bile unutulmuş) yüzlerce kelime vardır.
Ama ben, Orta Asya da kullanılan Türkçeyi kullanmak isteyen Öztürkçeciyim(!) derseniz, o sizin bileceğiniz iş.
Bazı akıllı dostlarımız ''halk kabul edince mesele de çözümlenmiş olur'' gibisinden atışlarda blununca gel de buna gülme!
Bilime karşı olanlar ''hoşuma gidiyor yabancı sözcükleri yeğ tutarım'' deyince, bu kişilerin uyuşturuculara bağımlılardan farkı da pek kalmıyor! İster uyuşturucu bağımlısı olun, ister yabancı sözcüklere bağımlı olun, siz sağlıklı değilsiniz demektir.
Yabancı bir ülkeye gittiğinizde siz o ülkenin dilini orada konuşabiliyorsanız, o zaman siz oldukça bilgili bir kişi sayılırsınız. TÜRK yurdunda Abuzittince konuşanlar Abuzittinlerdir...
Sayın Sesli;
Elbette, halkın kabul etmiş olduğu dil, yaşamış olduğu toprakta konuşulan dildir. Bu dili konuşurken, sizin de farkında olmadan kullanmış olduğunuz bir çok kelime gibi, halk da öz-türkçe konuşmuş olduğu zanneder. Aslına bakarsanız ortada bir problem yok ki, çözümlenmiş olsun..siz yine de dilediğiniz kadar gülebilirsiniz; gülmek iyidir :)
Uyuşturucu bağımlısı olmakla; yabancı dil bağımlısı olmayı nasıl eş tutarsınız aklım almıyor, zira yabancı sözcüklere bağımlı olmak dilin gelişimine uyum sağlamaktır. Affınıza sığınarak soruyorum : Neye dayanarak 'sağlıksızlık' olarak nitelendirebiliyorsunuz?
Toparlayalım bence,bu durumda siz de dahil hepimiz Abuzittiniz, idontneedagod'ın çıkarttığı listeye bakacak olursanız bunun farkına varmışsınızdır diye düşünüyorum.
Saygılar,
Corpse Bride
03-10-2012, 19:34
hmmm. superi değiştirip ortaboy yada yada sadece bekçi yazılmalı.
örnk: bir forum bekçisi bu yazımı silecektir muhtemelen. pis bekçi
Türkçe sözcükler yerine yabancı dillerden bozma uyduruk sözcükler kullanmaya karşıyım.
Burada bazı arkadaşlar açıkça yabancı sözcükleri beğendiklerini belirtiyorlar. Bu onların seçimidir. Ancak bu onlara zevk verdiğine göre bir uyuşturucudan farkı da yoktur. Konuştuğunuz sözcüklerin yabancı olanlarından zevk almak pek doğal değil. Böyle olunca madde bağımlılığından farkı da olmuyor.
Bazı arkadaşlar da benim dediklerimi anlamak istemeyince, '' ÖZ-TÜRKÇE '' diye söyleneblmekteler. Ben salt Türkçemizin yabancı sözcüklerle kirletilmesine karşıyım.
Yüzlerce yıldan beri kullandığımız sözcüklere karşı değilim...
Osmanlıca gibi uyduruk bir dilden bizi kurtaranları sevgiyle ve saygıyla anmaktayım.
Tarzanca ile Abuzittinlik yapanları açıkça kınamaktayım.
Diline bugün yabancı sözcükleri sokanlar yarın da bu güzel ülkeye yabancıların yönetimini sokanlar olacaktır. Bundan yana hiç kuşku duymuyorum.
Anlayan anladı!
Esenlikler dilerim,
Corpse Bride
03-10-2012, 23:57
üye yerine de aza yazılmalı.
ben de forumda antin kuntin konu açıp saçma sapan tespit yapanları açıkça kınamaktayım. bence sayın sesli beyfendi forumda başta 22 yabancı dil bilen üye olimpiyat ve diğer fazladan 3-5 dil konuşanları kıss-kaa-nıı-yorr.
farkındalık/farkındalık/farkındalıkkkkkk/farkındalıkkkk/farkındalıkkkkkkkkk
Olimpiyat
04-10-2012, 10:50
Türkçe sözcükler yerine yabancı dillerden bozma uyduruk sözcükler kullanmaya karşıyım.
Burada bazı arkadaşlar açıkça yabancı sözcükleri beğendiklerini belirtiyorlar. Bu onların seçimidir. Ancak bu onlara zevk verdiğine göre bir uyuşturucudan farkı da yoktur. Konuştuğunuz sözcüklerin yabancı olanlarından zevk almak pek doğal değil. Böyle olunca madde bağımlılığından farkı da olmuyor.
Bazı arkadaşlar da benim dediklerimi anlamak istemeyince, '' ÖZ-TÜRKÇE '' diye söyleneblmekteler. Ben salt Türkçemizin yabancı sözcüklerle kirletilmesine karşıyım.
Yüzlerce yıldan beri kullandığımız sözcüklere karşı değilim...
Osmanlıca gibi uyduruk bir dilden bizi kurtaranları sevgiyle ve saygıyla anmaktayım.
Tarzanca ile Abuzittinlik yapanları açıkça kınamaktayım.
Diline bugün yabancı sözcükleri sokanlar yarın da bu güzel ülkeye yabancıların yönetimini sokanlar olacaktır. Bundan yana hiç kuşku duymuyorum.
Anlayan anladı!
Esenlikler dilerim,
Herşeye rağmen çok şanslısınız. Bütün derdiniz Türkçeye giren yabancı kelimeler olsun.
Bizlerin başına daha kötüleri geldi. Kürtçe, Zazaca gibi diller yasaklandı, bu dillerle şarkı söyleyenlerin başına gelmeyen kalmadı.
Ayrıca, şu an günlük dilde konuştuğumuz tiraj,arkeoloji,tempo, depresyon,editör,referandum,taç,devalüasyon,aroma, restorasyon,reenkarnasyon asparagas,dijital,terapi,referans, restoran,efor,ekoloji,radyoterapi kuaför, avans,bariyer,brifing,damping,radikal ,dekoder,türbülâns,demagoji,enstrüman vb.. kelimeleri hiç kullanmayın. Hiçbirisi Türkçe değil.
Anima Libera
04-10-2012, 18:46
'Mermer' bile Yunanca, sevgili dostlar...
Sayın Olimpiyat, saptamakta;''Ayrıca, şu an günlük dilde konuştuğumuz tiraj,arkeoloji,tempo, depresyon,editör,referandum,taç,devalüasyon,aroma, restorasyon,reenkarnasyon asparagas,dijital,terapi,referans, restoran,efor,ekoloji,radyoterapi kuaför, avans,bariyer,brifing,damping,radikal ,dekoder,türbülâns,demagoji,enstrüman vb.. kelimeleri hiç kullanmayın. Hiçbirisi Türkçe değil.''
''ARKEOLOJİ'' bir terimdir. Terimler doğal olarak kullanılacak. ''TÜRKOLOJİ'' ve benzerleri gibi.
Lütfen kullananlara söyleseniz, daha yerinde olurdu. Türkçe karşılıkları varken bu abuzittinleri kullananlar utansın... Utanmak varsa onlarda!
idontneedagod
04-10-2012, 22:15
Ortada utanılacak hiç birşey yok Sayın Sesli. Bu ülkede o kadar farklı kültürden insan yaşıyor ki, kimse onlara saygı göstermez iken siz kendi dilinizin mümkün olmayan şekliyle kullanılmasını istiyorsunuz.
Ortada utanılacak hiç birşey yok Sayın Sesli. Bu ülkede o kadar farklı kültürden insan yaşıyor ki, kimse onlara saygı göstermez iken siz kendi dilinizin mümkün olmayan şekliyle kullanılmasını istiyorsunuz.
Neden mümkün olmayan şekilmiş? Mümkün olan şekil sizce ''SUPER'' mi?
yoksa ''MODERATOR'' olan mı? Bu sözcüklerin Türkçesi yok mu?
Türkçe yerine yabancı sözcüklere öykünenler ancak bu ülkeye yabancı olanlardır.
Kültür demek yaşam şekli demektir. Kimsenin yaşam şekline karışan yok.
Ancak ülkemin dirliğine, birliğine ve diline karşı olanlara ben de karşıyım.
Bu kadar basiti anlayamayanlar da ancak yabancılardır.
istatistik
04-10-2012, 22:47
Türkçenin etkin ve düzgün şekilde kullanılması benim de savunduğum bir görüştür. Ancak, kimi durumlarda bunu denerken öylesine zorlamalara gdiliyor ki, anlatılmak istenen ile görünen anlam birbirine ters kalıyor.
Dilin yaygın şekilde kullanımı konusuna gelinirse; "Vatandaş Türkçe Konuş!" gibi tavırlar ile kimse kalkıp da bir başkasının istediği şekilde konuşmayacaktır/yazmayacaktır. Eğer illa ki bu sağlanmak isteniyorsa, insanların buna özendirilmesi gerekir. Bu da kişinin öncelikle kendi yazılarında ve söylemlerinde akıcı ve anlaşılır şekilde dili kullanmasıyla sağlanabilir. Aksi durumda yapılan itici ve bıktırıcı bir zorlama, emrivaki olacaktır ve daha da ters tepecektir.
Sayın Olimpiyat, saptamakta;''Ayrıca, şu an günlük dilde konuştuğumuz tiraj,arkeoloji,tempo, depresyon,editör,referandum,taç,devalüasyon,aroma, restorasyon,reenkarnasyon asparagas,dijital,terapi,referans, restoran,efor,ekoloji,radyoterapi kuaför, avans,bariyer,brifing,damping,radikal ,dekoder,türbülâns,demagoji,enstrüman vb.. kelimeleri hiç kullanmayın. Hiçbirisi Türkçe değil.''
''ARKEOLOJİ'' bir terimdir. Terimler doğal olarak kullanılacak. ''TÜRKOLOJİ'' ve benzerleri gibi.
Lütfen kullananlara söyleseniz, daha yerinde olurdu. Türkçe karşılıkları varken bu abuzittinleri kullananlar utansın... Utanmak varsa onlarda!
Sayın Sesli,
Hırpaladınız kendinizi, sizin dışınızda kalan herkes utansın diye. Yapmayın, siz yabancı sözcüklerin dilimize girmesinden bu kadar rahatsız oluyorken; bir çok yabancı kelimeyi de kullanmadan yorum yapamıyorsunuz. Çünkü bu özellikle dikkat edilmedikçe, mümkün olmayan bir şey. Kaldı ki, kökeni türkçe olmayan kelimeleri kullandığımız için utanılması gerektiğini söylüyorsunuz. Pekala, bana ''abuzittin'' kelimesini açıklayabilir misiniz? Nedir bu? Türkçe midir? Uydurma bir sözcük olarak kullandınız sanırım, yanlışım varsa buyrun düzeltin.
İsim : Abuzettin/Abuzittin
Anlamı : Din yolunda çabuk, hızlı giden
Kökeni: Arapça
kaynak :
http://yenibebekisimleri.blogspot.com/2008/02/arapa-kkenli-erkek-isimleri-ve.html
Ayrıca, türkçe dilinin düzgün şekilde kullanılmasını isteyenlerdenim ben de, ama bu sizin uyarımlarınızla olmayacaktır Sayın Sesli. Bu ülkede, birbirinden farklı kültürle yetişmiş bir çok insan varken, dili sizin söylediğiniz şekilde (türkçe olmayan kelime kullanmayarak) yabancı sözcüklerden arındıramayız. Ülkenin diline, kültürüne bu şekilde sahip çıkamayız ya da önceliğimiz bu değil..
Israrcı tavırlarınıza bakarak söylüyorum,iki gündür siz de yalnızca türkçe olan sözcüklerle konuşmuş olsaydınız, örnek olsaydınız keşke.
Olimpiyat
04-10-2012, 23:40
Sayın Sesli;
Türkçe problemi başlığı size mi ait?
Problem kelimesi Türkçe değil de...
Sayın Sesli;
Türkçe problemi başlığı size mi ait?
Problem kelimesi Türkçe değil de...
çok güldüm :)
rastaman
05-10-2012, 00:22
Şunu hazırlamak hayatımın 20 dakikasına mal oldu.
Başlığı hazırlayan üyenin yazdıklarına bir bakalım.
Kırmızı:Yabancı kelimeler
Mor:TDK tarafından masa başında türetilen uyduruk kelimeler.
Yeşil:Özel isim,ilgisiz vb.
Siyah:Türkçe kelimeler
http://imageshack.us/a/img717/8492/45496412.png
http://imageshack.us/a/img338/1001/70178182.png
Her mesajında Türkçe sanarak dilediği ''esenlik'' kelimesi de Farsçadır bu arada.
Emeğine sağlık rastaman..
Sayın Sesli;
Türkçe problemi başlığı size mi ait?
Problem kelimesi Türkçe değil de...
Ayrıca cümlede başlı başına bir anlatım bozukluğu var. Haşa, Türkçe problem olabilir mi? Problem Türkçe değil Yabancı kelime kullanımı. Yani başlık "Yabancı Kelimeler Problemi" olacakmış :)
Burada Sesli'ye karşı çıkanlar, açıkça ''SUPER'', ''MODERATOR'', ''NICK'' ve bunlara benzer yabancı sözcüklerle Türkçeyi kirletenlere destek verenlerdir.
Çünkü Türkçe sözcükleri bu gibi kişiler beğenmezler. Masa başında uydurulan sanırlar.
Ya da, yüzlerce yıldan beri Türk diline girmiş olan diğer sözcükleri de yabancı diye burada ilan etmeye yeltenenlerdir.
Sesli'nin dediklerini anlamaktan yoksun olanlar acaba neyi savunduklarının farkındalar mı?
Bu arkadaşlar öykündükleri sözcüklerin Türkçe olmadıklarını bilmektedir. Ancak Türkçesi varken, ısrarla bu uyduruk sözcükleri kullanmakla dilimizi kirlettiklerinin bilincinde olmadıkları kesin.
Neden bu uyduruk sözcüklere öykündüklerini bilmiş olsaydılar, burada TÜRKÇE'ye karşı birlik oluşturmazlardı. Türk dilini kirletenler dost mudur, yoksa düşman mı?
Açıkça bu konu dostu ve düşmanı belirtmiş olmuyor mu?
FARKINDALIK / FARKINDALIK / FARKINDALIK
Türkçe bilgimle forumda hava atayım derken havası sönenler egoları yüzünden tabi ki başkalarını kendine düşman bilecektir.
rastaman
05-10-2012, 21:49
.
Ya da, yüzlerce yıldan beri Türk diline girmiş olan diğer sözcükleri de yabancı diye burada ilan etmeye yeltenenlerdir.
FARKINDALIK / FARKINDALIK / FARKINDALIK
Farkındalık demişken;
Senin Türk Dil Devriminin nasıl yapıldığına,hangi kelimeleri hedef aldığına dair pek bir fikrin ve bilgin yok anlaşılan.
Bu uyduruk devrim ''yüzlerce yıldan beri Türk diline girmiş olan sözcükleri'' hedef aldığı için karşı çıkıyoruz zaten.Ortadan kaldırılan kelimelerin %70-75'i yaklaşık 600-800 yıldır kullanılan kelimeler.İnsan konuyla ilgili önce bilgi,sonra fikir sahibi olur.Ne gezer.
Ben sana ilk sayfada birkaç soru sormuştum bu arada,ne oldu o iş?
Açıkça bu konu dostu ve düşmanı belirtmiş olmuyor mu?
Dost ve düşman da Farsça kelimelerdir bu arada.
Farkındalık demişken;
Senin Türk Dil Devriminin nasıl yapıldığına,hangi kelimeleri hedef aldığına dair pek bir fikrin ve bilgin yok anlaşılan.
Bu uyduruk devrim ''yüzlerce yıldan beri Türk diline girmiş olan sözcükleri'' hedef aldığı için karşı çıkıyoruz zaten.Ortadan kaldırılan kelimelerin %70-75'i yaklaşık 600-800 yıldır kullanılan kelimeler.İnsan konuyla ilgili önce bilgi,sonra fikir sahibi olur.Ne gezer.
Ben sana ilk sayfada birkaç soru sormuştum bu arada,ne oldu o iş?
Dost ve düşman da Farsça kelimelerdir bu arada.
Sayın Rastaman,
İşte şimdi ne denli dost olduğunuzu kusuverdiniz. Uyduruk olan hangi devrimmiş? Osmanlıca uyduruk bir dildi, onu silenleri siz anlayamayınca, doğaldır sizin dostluktan ne anladığınız.
600 yıl egemen oldukları topraklarda ne Osmanlıca ne de Türkçe öğretenleri siz tutuyorsanız, size söylenecek söze yazık olur.
Burada benim anlatıklarım size neden dokundu acaba? Ben açıkça burada AMERİKAN kakasını sevenlerden söz etmekteyim. Siz bunu anlamazdan gelince ayıp olmuyor mu?
Benim sözünü ettiğim sözcükler oldukça fazla, yazmaya kalksam sayfalara sığmaz. Bir zamanlar ÖZAL da, ''TÜRKİYE INDEPENDENT BİR ÜLKEDİR '' diyordu. Bu kişi hakkında ''THE ÖZAL'' isimli bir kitap yayınlanmıştı.
Ben bunları anlatmaktayım. Lütfen konuyu çarpıtmaya çalışmayınız.
Tarzanca İngilizcesini dilimize sokmaya çalışanlar bizim dostumuz olabilir mi?
Tarzanca İngilizcesini dilimize sokmaya çalışanlar bizim dostumuz olabilir mi?
Sunlar oluyorsa, onlar niye olmasin?
orgasm olamaz mı?
Orgazm.
egolarımızın
Ben
polarizasyon
Kutuplanma
SAUDİ ARABİSTAN
Turkce yazmak istiyorsaniz, Suudi Arabistan, yok Ingilizce yazmak istiyorsaniz Saudi Arabia.
Sayın Alka,
Palavra demek söz demektir. Her konuşan palavra anlatmaktadır. Palavra aslında İspanyolca bir sözcük ve manası da ''söz'' veya ''laf''...
Herhangi bir konuda gerçeğe aykırı, uydurma söz veya haber: (tdk)
Siz mert ve dürüst bir kişiyseniz, sevmediğiniz bir milletin diliyle neden yazarsınız ki?
Sozlu-yazili iletisim deniliyor buna, daha once duymus muydunuz?
rastaman
05-10-2012, 22:22
Şu dost ve düşman psikolojisinden bir kurtulun artık.Bir de sözümona savunmaya kalktığınız Türkçeyi,tarihini,evrimini,etimolojisini doğru bir şekilde öğrenin.Türkçe düşmanı ilan ettiğiniz forum üyelerinin hemen hepsi Türkçeyi sizden çok daha düzgün ve dikkatli bir şekilde kullanıyor,bilmem fark ettiniz mi...
Türk diliyle ilgili tercihlerinizin ne olduğu önemli değil,konuya hakim bir Öztürkçeciyle keyifli bir sohbet bile yapabilirdik,ama açıkçası sizin çook eksiğiniz var.
Başlıkta dil üzerine sürdürülen bir tartışmada ilgisiz iki mesaj denetime alınmıştır.
Bu sitenin kırmızı çizgilerinden birisi de "ırkçı yaklaşımlara en az tolerans" tır dostlara
bir kez daha hatırlatırım.
Sozlu-yazili iletisim deniliyor buna, daha once duymus muydunuz?
Yazı zaten sözlerden oluşur. Bu nedenle ne demek istediğinizi anlayamadım. Açıklarsanız belki anlaşılır.
Yazı zaten sözlerden oluşur. Bu nedenle ne demek istediğinizi anlayamadım. Açıklarsanız belki anlaşılır.
Oyleyse, yazi dilinden, insanlari nasil oluyor da dost/dusman seklinde ayiriyorsunuz?
Sizin insanliginiz, ideolojinizin arkasinda mi gidiyor, yoksa onunde mi?
Baska bir deyisle insanliginizi, kic cebinizde mi tasirsiniz, yoksa gomlek cebinizde mi?
Sesli derdin bağcı dövmekse yanlış yerdesin. D.Prince'in ve ondan alıntı yaptığın senin mesajının denetime alındığını yazmama rağmen tekrar o çirkin ibareleri yazmanın anlamı ne ?
Oyleyse, yazi dilinden, insanlari nasil oluyor da dost/dusman seklinde ayiriyorsunuz?
Sizin insanliginiz, ideolojinizin arkasinda mi gidiyor, yoksa onunde mi?
Baska bir deyisle insanliginizi, kic cebinizde mi tasirsiniz, yoksa gomlek cebinizde mi?
Sayın Neva,
Siz karşınızdaki kişinin söylemlerinden (burada doğal olarak yazılarından) size veya sizin milletinize karşı olan duygularını anlayamaz mısınız?
Açıkça söylüyorlar, siz de anlıyorsunuz...İnsanlık konusunda taşınacak bir özel yer yok. Nerenizde taşıdığınızı sanıyorsanız oradadır.
İdeolojileri sevmediğim için pek benim konum değil.
Sesli derdin bağcı dövmekse yanlış yerdesin. D.Prince'in ve ondan alıntı yaptığın senin mesajının denetime alındığını yazmama rağmen tekrar o çirkin ibareleri yazmanın anlamı ne ?
Hangi çirkin ibareymiş? Açıkça yazarsanız herkes de görür. Kimseyi dövmek benim harcım değil. D.Prince açıkça Türk milletini aşağılayınca kabahat benim mi oluyor?
istatistik
05-10-2012, 22:45
Dil öylesine farklı bir mesele ki, kendisine uygun olmayanı, hoşuna gitmeyeni zaten bir şekilde pasifize (ops yabancı bir kelime kullanım [Hay bin kunduz ops da yabancı kökenli]) eder ve yüz üstü bırakır, dışlar. doğal işleyiş budur. Öncelikle bunu kavramak gerekir.
Bunun yanında, kişileri sırf kullandıkları kelimeler yüzünden (kelime kökenine bakarak) ötekileştirmek faşist bir yaklaşımdır ve faşist yaklaşımlar yapıcı değil yıkıcıdır. Pabuç bırakılmamalıdır.
Sayın Neva,
Siz karşınızdaki kişinin söylemlerinden (burada doğal olarak yazılarından) size veya sizin milletinize karşı olan duygularını anlayamaz mısınız?
Açıkça söylüyorlar, siz de anlıyorsunuz...İnsanlık konusunda taşınacak bir özel yer yok. Nerenizde taşıdığınızı sanıyorsanız oradadır.
İdeolojileri sevmediğim için pek benim konum değil.
Duygu olceriniz mi var? Hayirdir?
Siz insanliginizi nerede tasidiginizdan dahi haberdar degilsiniz.
Ama isinize geldiginde, her turlu canliya saygi, diye guzelleme yapmayi biliyorsunuz.
Bu durumda ideolojinizin insanliginizin onunde gittigi cok acik. Aidiyetleriniz olabilir, herkesin aidiyetleri vardir.
Ancak bu aidiyetler karsidaki insanin diliyle asagilama duzeyinde dalga gecilerek, yurtdisinda yasadigi icin kendisine bir nevi silah olarak dogrultularak, yabanci diye addedilerek, Abuzittin diye cagrilarak sergilenmez.
Ola ki bir Abuzittin de cikip, sizi dile dolayabilir. Dalga gecebilir, cunku buna meydan veren sizsiniz.
Memleket kavrami, dilde, yazida, iki kelime yanlis yazmakla vs. ilgili degildir.
Hayır kabahat onun oluyor. Bu nedenle de mesajı kaldırılıyor. Ama sen bu işleme rağmen tekrar o ibareleri foruma taşımaya, aklınca onu yazanı "afişe" etmeye kalkınca bunun adı "bağcı dövmek oluyor".
E haliyle bağcı dövmek benim işim olduğundan ben alınıyorum. Tavsiyem sen üzüm yemeye çalış. Dövme işini biz yaparız.
Hayır kabahat onun oluyor. Bu nedenle de mesajı kaldırılıyor. Ama sen bu işleme rağmen tekrar o ibareleri foruma taşımaya, aklınca onu yazanı "afişe" etmeye kalkınca bunun adı "bağcı dövmek oluyor".
E haliyle bağcı dövmek benim işim olduğundan ben alınıyorum. Tavsiyem sen üzüm yemeye çalış. Dövme işini biz yaparız.
Sayın Fredo,
Burada sorunları kişisel düzlemlerde yürütmek çok yanlış. Ben o kişinin yazısının kaldırıldığından haberdar değildim. O nedenle yinelemiş olabilirim.
Ancak sizin olaylara tarafsız bir gözle bakmanız gerekirken, adamı dövmekten söz edişiniz endişe verici! Bu taraftar gözettiğinizin göstergesi olmaz mı?
Bir de, lütfen senli benli yazışmayalım. Beğenmediğiniz kişi de olsa lütfen, ''SİZ'' diyerek hitabederseniz, görevinizi daha uygun şekilde yürütmüş olursunuz.
Duygu olceriniz mi var? Hayirdir?
Siz insanliginizi nerede tasidiginizdan dahi haberdar degilsiniz.
Ama isinize geldiginde, her turlu canliya saygi, diye guzelleme yapmayi biliyorsunuz.
Bu durumda ideolojinizin insanliginizin onunde gittigi cok acik. Aidiyetleriniz olabilir, herkesin aidiyetleri vardir.
Ancak bu aidiyetler karsidaki insanin diliyle asagilama duzeyinde dalga gecilerek, yurtdisinda yasadigi icin kendisine bir nevi silah olarak dogrultularak, yabanci diye addedilerek, Abuzittin diye cagrilarak sergilenmez.
Ola ki bir Abuzittin de cikip, sizi dile dolayabilir. Dalga gecebilir, cunku buna meydan veren sizsiniz.
Memleket kavrami, dilde, yazida, iki kelime yanlis yazmakla vs. ilgili degildir.
Sayın Neva,
Şahsıma ait beğenmediğiniz hususları lütfen özelden yazarsanız daha etkili olabilir. Buradaysa, kişisel olaylar yerine, konunun tartışılmasından yanayım.
Sevecenlikle kalın,
Sayın Neva,
Şahsıma ait beğenmediğiniz hususları lütfen özelden yazarsanız daha etkili olabilir. Buradaysa, kişisel olaylar yerine, konunun tartışılmasından yanayım.
Sevecenlikle kalın,
Pardon nicin ozelden yazmam gerekiyor acaba?
Sizinle ne samimiyetim var ki, ozelden sahsinizi elestireyim? Bizatihi genele yazmis oldugunuz mesajlar uzerinden elestiriyorum. Sizin yaptiginizi yapiyorum yani.
Siz baskalarini genelden, hicbir hassasiyet duymadan elestiriyor, yabanci, dost/dusman, Abuzittin diye kisisellestirip yazip aklinizca asagiliyorsunuz, biz genelden yazinca nicin sorun oluyor?
Ozel misiniz siz? Ayricaliginiz nedir? Nicin size cifte standart uygulayacagiz?
Hayir bizatihi konuyla ilgili yazilanlar.
Ortaya bir elestiri koyuyorsaniz, once sozunuzun arkasinda durmayi bileceksiniz.
Sayın Fredo,
Ancak sizin olaylara tarafsız bir gözle bakmanız gerekirken, adamı dövmekten söz edişiniz endişe verici! Bu taraftar gözettiğinizin göstergesi olmaz mı?
Bir de, lütfen senli benli yazışmayalım. Beğenmediğiniz kişi de olsa lütfen, ''SİZ'' diyerek hitabederseniz, görevinizi daha uygun şekilde yürütmüş olursunuz.
Efendim Fredo(dogrusu Frodo) uye sesine kulak verip arzu ettiginiz seyi yapiyor, yine elestiriyorsunuz.
Siz degil miydiniz su cumleleri yazan ve elestiri getiren?
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=456719&postcount=1
Oradaki "dovmek" fiilinin gercek haliyle alinmadigini cok iyi biliyorsunuz.
Soz konusu cumlenin de Turkce'de bir deyim oldugundan sanirim haberdarsinizdir. Degilseniz ogrenin;
http://tr.wiktionary.org/wiki/maksad%C4%B1_%C3%BCz%C3%BCm_yemek_de%C4%9Fil,_ba%C 4%9Fc%C4%B1y%C4%B1_d%C3%B6vmek
Ancak hala bagci dovmek azmiyle kendinizle celisiyorsunuz. Uzumler dallarda bekliyor oysa.
Pardon nicin ozelden yazmam gerekiyor acaba?
Sizinle ne samimiyetim var ki, ozelden sahsinizi elestireyim? Bizatihi genele yazmis oldugunuz mesajlar uzerinden elestiriyorum. Sizin yaptiginizi yapiyorum yani.
Siz baskalarini genelden, hicbir hassasiyet duymadan elestiriyor, yabanci, dost/dusman, Abuzittin diye kisisellestirip yazip aklinizca asagiliyorsunuz, biz genelden yazinca nicin sorun oluyor?
Ozel misiniz siz? Ayricaliginiz nedir? Nicin size cifte standart uygulayacagiz?
Hayir bizatihi konuyla ilgili yazilanlar.
Ortaya bir elestiri koyuyorsaniz, once sozunuzun arkasinda durmayi bileceksiniz.
Sayın Neva,
Kimseye kişisel bir saldırıda bulunmak benim alışkanlığım değil. Burada ben sadece İngilizceden bozma sözcükler kullanarak Türkçemizi kirletenlerden söz etmekteyim. Bu durum yalnız buradaki bazı üyelere özel değil ki!
Çarşı, pazar, dükkan isimleri dahi böyle değil mi?
Geçenlerde bizim oralarda bir mahalle bakkalı dahi tabelasında şöyle yazmış;HASAN BAKKALİYE since 1972 bu gibi durumların ne derecede komik oldukları açıkça belli olmuyor mu?
Sizse, doğrudan burada ilgisi olmadığı halde bana hitap edince, bunun konumuz haricinde olduğunu sizin daha önceki uyarılarınızdan öğrenmiş olarak size geri sunmaya çalıştım. Her zaman için sözümün arkasındayım.
yoksa sizden özel bir muamele talebinde bulunmadım ki.
Lütfen kişisel değil de, konuya ilişkin bir söyleminiz varsa, burada belirtin.
Sevecenlikle,
Sayın Neva,
Kimseye kişisel bir saldırıda bulunmak benim alışkanlığım değil. Burada ben sadece İngilizceden bozma sözcükler kullanarak Türkçemizi kirletenlerden söz etmekteyim. Bu durum yalnız buradaki bazı üyelere özel değil ki!
Çarşı, pazar, dükkan isimleri dahi böyle değil mi?
Geçenlerde bizim oralarda bir mahalle bakkalı dahi tabelasında şöyle yazmış;HASAN BAKKALİYE since 1972 bu gibi durumların ne derecede komik oldukları açıkça belli olmuyor mu?
Sizse, doğrudan burada ilgisi olmadığı halde bana hitap edince, bunun konumuz haricinde olduğunu sizin daha önceki uyarılarınızdan öğrenmiş olarak size geri sunmaya çalıştım. Her zaman için sözümün arkasındayım.
yoksa sizden özel bir muamele talebinde bulunmadım ki.
Lütfen kişisel değil de, konuya ilişkin bir söyleminiz varsa, burada belirtin.
Sevecenlikle,
Efendim sadece bununla kalmiyorsunuz maalesef, gozumuz var ve mesajlarini okuyoruz. Donup bir mesajlarinizi okuyunuz lutfen.
Turkce'yi kirletenlerden biri de sizsiniz. Bu birden fazla kez orneklendi size.
Ben ornegin sizin kadar Turkce'ye vakif degilim, elimden geldigince duzgun yazmaya calisiyorum, mutlaka hatam oluyordur.
Hicbir zaman da Turkce'yi cok iyi bilirim diye bir iddiam olmaz.
Ancak siz bunu kalkip, yabanci, dusman, Abuzittin diye alay konusu yaparsaniz, otekilestirirseniz ayni sekilde elestiri alirsiniz.
Siz kimsiniz ki, bizim yabanciligimizi sorguluyorsunuz?
Kisiselligimize atif yapiyorsunuz?
Buyrun sizden inciler salt bu baslik altinda;
Burada oldukça ilginç sözcükler de öğrenmeye başladık.
Mesela ''kullar Allah'i modere edemezler'' Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu!
Başka bir açıklama yapılabilir mi?
Sayın Spartacus,
Siz ne dediğini dahi bilmeyen bir üyesiniz. Eğer yazım ciddiye alınır türden değilse, neden uzun bir zaman sonra bu yazıma bu şekilde yanıt verdiğinizi sanıyorsunuz? Benim yazdığım bir tümceyi dahi anlayamayan siz beni eleştirecek bir durumda değilsiniz ki! Bu yazıyı siz neden anlayamadınız? ''Kulların Allahı ''modere ''edemediklerinden anladığım tek şey var. Türkçe bilmeyenlerin böyle uyduruk sözcükler saçarak dilimizi kirletme çabasında olduğu! ''
Siz de Türkçemizi kirletenlerdensiniz. Çünkü Türkçede ''sübjektif '' diye bir sözcük yok. Hem bize emperyalistler masalını anlatır, hem de onların sözcüklerini bozup, bozup kullanırsınız.
Bazı akıllı dostlarımız ''halk kabul edince mesele de çözümlenmiş olur'' gibisinden atışlarda blununca gel de buna gülme!
''Halk AKP'yi de kabul etti. Halk şeriat taraflısı. Halk dinsel idareden yana, halk susmayı seviyor.'' dedikçe dibe gidersiniz...
Halkı olumlu yöne doğru yönlendirmek varken, halkı kendi haline bırakınca ne olacağı da açıkça bellidir.
Dil bir ülkenin en başta gelen, yani varlığının devamı için ve de egemenlik için gerekli bir olgunun adı.
Türkçe sözcükler dururken yabancı sözlükler kullananların kişilik bakımından pek sağlıklı olmadıkları bilimsel bir gerçektir.
Bilime karşı olanlar ''hoşuma gidiyor yabancı sözcükleri yeğ tutarım'' deyince, bu kişilerin uyuşturuculara bağımlılardan farkı da pek kalmıyor! İster uyuşturucu bağımlısı olun, ister yabancı sözcüklere bağımlı olun, siz sağlıklı değilsiniz demektir.
İngiliz ingilizce, Fransız Fransızca, İspanyol İspanyolca, Japon japonca, Çinli Çince,
konuştuğu gibi TÜRK de TÜRKÇE konuşur.
Yabancı bir ülkeye gittiğinizde siz o ülkenin dilini orada konuşabiliyorsanız, o zaman siz oldukça bilgili bir kişi sayılırsınız. TÜRK yurdunda Abuzittince konuşanlar Abuzittinlerdir...
Türkçe sözcükler yerine yabancı dillerden bozma uyduruk sözcükler kullanmaya karşıyım.
Burada bazı arkadaşlar açıkça yabancı sözcükleri beğendiklerini belirtiyorlar. Bu onların seçimidir. Ancak bu onlara zevk verdiğine göre bir uyuşturucudan farkı da yoktur. Konuştuğunuz sözcüklerin yabancı olanlarından zevk almak pek doğal değil. Böyle olunca madde bağımlılığından farkı da olmuyor.
Bazı arkadaşlar da benim dediklerimi anlamak istemeyince, '' ÖZ-TÜRKÇE '' diye söyleneblmekteler. Ben salt Türkçemizin yabancı sözcüklerle kirletilmesine karşıyım.
Yüzlerce yıldan beri kullandığımız sözcüklere karşı değilim...
Osmanlıca gibi uyduruk bir dilden bizi kurtaranları sevgiyle ve saygıyla anmaktayım.
Tarzanca ile Abuzittinlik yapanları açıkça kınamaktayım.
Diline bugün yabancı sözcükleri sokanlar yarın da bu güzel ülkeye yabancıların yönetimini sokanlar olacaktır. Bundan yana hiç kuşku duymuyorum.
Anlayan anladı!
Esenlikler dilerim,
Sayın Sesli,
Bu konu hala neden kapanmadı ve neden sürekli aynı yerdesiniz anlam veremiyorum.
Düzgün kullanılması gerektiğini savunduğunuz Türkçe'yi, bir çok kez kirlettiğinizi size kendi alıntılarınızla bizzat defalarca örneklendirdik. Bu yaşıma kadar ana dilimi en etkin şekilde kullanıyorum diye bir iddiam olmadı; hatta çoğu kelimenin Türkçe olduğunu zannederek, sizi rahatsız edecek bir çok cümle kurmuşumdur.
Sayenizde bu başlık altında hangi kelimenin kökeni nedir, Türkçe midir yoksa değil midir öğrenme fırsatım oldu. Diyeceğim o ki, bir çok üye de bu şekilde, sizin açtığınız başlık altında ilerleme kaydetmiş oldu. Siz neden olduğunuz yerdesiniz? Üç beş kelimenin daha aslında Türkçe olmadığını farkedip, yorumlarınızı neden yabancı sözcüklerden kurtarmadınız, bu sizi de mutlu edecekti eminim.
Burada, insanların fikirlerini söylemeleri sizi neden bu derece rahatsız etti?
Sahiden, dilinize,milletinize bu üslupla sahip çıkabileceğinizi mi düşünüyorsunuz?
Sayın Neva,
Benim incilerimi burada yinelediğiniz için sağolun. İnanın şu söyleminizin manasını bunca söze karşın bir türlü açıklamadınız;''kullar Allah'i modere edemezler''
Ne demektir bu? Bir açıklasanız da bizim gibi cahiller de bu ilginç söylemin manasını anlasalar.
Sayın Guide neden konuyu kapatmıyorum diye bana soruyor? Konu bence çoktan kapandı. Ancak ısrarcı istemler olunca yanıtsız bırakmak nezaket dışı olur düşüncesindeyim.
Sevecenlikle,
Sayın Neva,
Benim incilerimi burada yinelediğiniz için sağolun. İnanın şu söyleminizin manasını bunca söze karşın bir türlü açıklamadınız;''kullar Allah'i modere edemezler''
Ne demektir bu? Bir açıklasanız da bizim gibi cahiller de bu ilginç söylemin manasını anlasalar.
Sayın Guide neden konuyu kapatmıyorum diye bana soruyor? Konu bence çoktan kapandı. Ancak ısrarcı istemler olunca yanıtsız bırakmak nezaket dışı olur düşüncesindeyim.
Sevecenlikle,
Rica ederim , kendinizi gelistirmenize yardimci olacaksa her zaman.
Siz sayet o sozcugu bana duzgun bir lisanla sorup, uyarmis olsaydiniz, ben onu memnun olup duzeltirdim.
Anlayan anlamis demek ki yazdigimi, ki sizden baska kimse cikip da, son derece kaba bir sekilde, Turkce'yi kirletiyorsun vs. diyerek saydirmadi.
Aksi halde tum forumun yabanci ve dusman, bir tek sizin Turk ve Turkce'yi kirletmeyen oldugunuzu dusunurduk.
Fakat bu forumun uyeleri icin bictiginiz elestiri genisligini, kendi mesajlariniza dair kullanamiyorsunuz ne yazik ki.
Siz cahil degilsiniz maalesef. Kendinizce bir dusun politikasi uyguluyor izlenimi veriyorsunuz ancak bir cok yerden siritiyor. Bunlar yabanci, bunlar dusman, bunlar Abuzittin , bunlar bilmemne.
Once benim soruma cevap verme nezaketini gosterirseniz sevinirim.
Bunca yazmis oldugunuz soylemi bir cirpida yutup, konuya donmeniz, konuya bir islevsellik kazandirmaz.Daha once de soyledim, birsey ortaya koyuyorsaniz, iddia ediyorsaniz arkasinda durmayi bileceksiniz sozlerinizin.
Siz kimsiniz ki, buradaki insanlarin yabanci/dusman/dost/Abuzittin olduguna dair yorumlarda bulunuyorsunuz?
Moderate'in anlamini aciklasam da anlamayacaksiniz, zira isinize gelen kismini almissiniz kendinizce. Cunku maksadiniz dil uzerine konusmak yerine, isi Turkce kullanimi uzerinden, politikaya dokmek ve bunun uzerinden kisilere yazmak/YAFTALAMAK.
Doslar,
''Super'', benim bilgime göre ''ÜSTÜN'' demektir. ''Moderator'', ise tartışmalarda ortamı yatıştımaya çalışan idareci.
Eğer bu bilgim yanlışsa lütfen hoş görün. Çünkü bu sözcükler Türkçemizde olmayan uyduruk sözcüklerdir.
Amerikanın bizi idare edişi, aslında uzun bir zamandan beri uygulanan bir Amerikan yöntemi, İslamın dahi ''MODERATE'' yani ''ILIMLI'' olması,aslında bir Amerikan icadı değil mi?
Üstün idareciler varsa, üstün olmayanlar da var demek olmuyor mu?
Bütün idareciler toptan üstün olsaydı, bu nitelemelere gerek de kalmazdı sanıyorum.
Bu gibi uyduruk sözcüklerin akla getirdiği de bunlara uygun olacak düşüncelerdir. Ne denir!
Esenlik dileklerimle,
Bakalim Moderate'in kac anlami varmis? Ve ben hangi cumlede kullanmisim tartisma esnasinda?
Hangi cumlede kullanmisim?
"Kullar Allah'i modere edemezler"
Hangi anlamda kullanmis olabilirim sizce? Buyrun cevap verin.
1 ılımlı
2 ılımlı kimse
3 makul
4 başkanlık etmek fiil
5 orta
6 ılıman
7 ölçülü sıfat
8 yatıştırmak, yumuşatmak, azaltmak, hafifletmek; yatışmak, yumuşamak, azalmak, hafiflemek fiil
9 ehven
10 moderat T
Sayın Neva,
Benim incilerimi burada yinelediğiniz için sağolun. İnanın şu söyleminizin manasını bunca söze karşın bir türlü açıklamadınız;''kullar Allah'i modere edemezler''
Ne demektir bu? Bir açıklasanız da bizim gibi cahiller de bu ilginç söylemin manasını anlasalar.
Sayın Guide neden konuyu kapatmıyorum diye bana soruyor? Konu bence çoktan kapandı. Ancak ısrarcı istemler olunca yanıtsız bırakmak nezaket dışı olur düşüncesindeyim.
Sevecenlikle,
Peki neden bu nezaketinizle, sorulan onca soruyu yanıtsız bıraktınız?
Dark_Prince
06-10-2012, 14:03
Başlıkta dil üzerine sürdürülen bir tartışmada ilgisiz iki mesaj denetime alınmıştır.
Bu sitenin kırmızı çizgilerinden birisi de "ırkçı yaklaşımlara en az tolerans" tır dostlara
bir kez daha hatırlatırım.
Frodo hocam, ırkçılıktan nefret ederim, sadece birilerinin bir milleti, dilini vb. kutsallaştırmaları sinir ediyor beni. Geneli düzgün insanlardan oluşmuyor ama düzgün olanlarını severim diyim, kalanını at çöpe gitsin :)
İnadına "have a good day" diyorum tüm forumdaşlara ve ardına "adios" ekliyorum :)
Sayın Neva,
Diyorsunuz ki:''
Siz cahil degilsiniz maalesef. Kendinizce bir dusun politikasi uyguluyor izlenimi veriyorsunuz ancak bir cok yerden siritiyor. Bunlar yabanci, bunlar dusman, bunlar Abuzittin , bunlar bilmemne. ''
Şimdi izninizle bir incelemede bulunalım;''Siz cahil degilsiniz maalesef''
Bu söyleminizden anlaşılan, esef edilmesi gereken Sesli'nin cahil olmaması mı? Yani cahil olsaydı esef etmeyecek miydiniz. Cahil olmayınca buna esef ediyorsanız, sizinle iletişim konularında anlaşmamızın imkanı da böylese ortadan kalkmış olur. Çünkü seçtiğiniz sözcükler manasız bir durum sergilemiş oluyor. Düşündüğünüzü tam olarak ifade edemeyince, ortaya düşündüğünüzün tersi bir durum çıkmış olmuyor mu? Esef edilmesi gereken her durumda CEHALETTİR. Cahil olmayana esef edilmez ki...
Söz düşüncenin dışarıya çıkan şeklidir. Dost düşüncede dostluk, düşmanca düşüncede düşmanlık, sevgi dolu düşüncede sevgi, nefret dolu düşüncede nefret kendini gösterir. Yanlış sözcüklerin kullanılışı, o dile hakim olunmadığının göstergesi olmaz mı? Bütün bunlar düşünen kişiyi ele vermiş olmuyor mu?
Belli, belirsiz, kuvvetli, zayıf düşünce ve duygular da aynı ölçülerde sözlerle bir kişiden diğerine geçiş yapar. işte biz buna iletişim adını vermekteyiz.
Sözlerimin arkasındayım. Gereği olmadığı halde, Türkçesi varken, İngilizceden bozma, uyduruk sözcükleri söylemlerinin içine sokuşturanlar Türkçeyi kirletmektedir. Bu kişiler bu İngilizceden bozma sözcükleri araya sıkıştırmak yerine, Türkçe konusunda daha verimli bir yol izleseler daha doğru olmaz mı? Anlattığım budur.
Türkçeyi kirletenlerin dostluk ve düşmanlıkla değilse, bilgisizlikten veya yabancılıktan doğan yanılgılarla bu davranışı sergilediklerine sizin itirazınız var olabilir.
Türkçeyi kirletenleri savunmanızın anlamı size göre neye dayanmaktadır?
O zaman lütfeder, itirazınızı ortaya koyarsınız. Yoksa kişisel düzlemlerden tartışmak hiç bir konuyu çözümleyemez. Size bu gerçeği dün de anlatmaya çalıştım. Ancak anlatamadığım, sizin konuyu yine kişisel düzleme taşımanızdan anlaşılmış oluyor.
Kişisel saldırılar yerine düşünsel düzlemleri yeğlememiz gerektiğini pek çok vesileyle üyeleri uyararak belirten siz değil misiniz? Şimdi ne oldu da, düşünceleri bırakıp Sesli'ye yerli, yersiz veriştirmeye kalkıyorsunuz?
Ben bu konunun kapandığını umarken, ortamı geren siz olmuyor musunuz?
Sevecenlikle kalın,
Sayın Neva,
Diyorsunuz ki:''
Siz cahil degilsiniz maalesef. Kendinizce bir dusun politikasi uyguluyor izlenimi veriyorsunuz ancak bir cok yerden siritiyor. Bunlar yabanci, bunlar dusman, bunlar Abuzittin , bunlar bilmemne. ''
Şimdi izninizle bir incelemede bulunalım;''Siz cahil degilsiniz maalesef''
Bu söyleminizden anlaşılan, esef edilmesi gereken Sesli'nin cahil olmaması mı? Yani cahil olsaydı esef etmeyecek miydiniz. Cahil olmayınca buna esef ediyorsanız, sizinle iletişim konularında anlaşmamızın imkanı da böylese ortadan kalkmış olur. Çünkü seçtiğiniz sözcükler manasız bir durum sergilemiş oluyor. Düşündüğünüzü tam olarak ifade edemeyince, ortaya düşündüğünüzün tersi bir durum çıkmış olmuyor mu? Esef edilmesi gereken her durumda CEHALETTİR. Cahil olmayana esef edilmez ki...
Söz düşüncenin dışarıya çıkan şeklidir. Dost düşüncede dostluk, düşmanca düşüncede düşmanlık, sevgi dolu düşüncede sevgi, nefret dolu düşüncede nefret kendini gösterir. Yanlış sözcüklerin kullanılışı, o dile hakim olunmadığının göstergesi olmaz mı? Bütün bunlar düşünen kişiyi ele vermiş olmuyor mu?
Belli, belirsiz, kuvvetli, zayıf düşünce ve duygular da aynı ölçülerde sözlerle bir kişiden diğerine geçiş yapar. işte biz buna iletişim adını vermekteyiz.
Sözlerimin arkasındayım. Gereği olmadığı halde, Türkçesi varken, İngilizceden bozma, uyduruk sözcükleri söylemlerinin içine sokuşturanlar Türkçeyi kirletmektedir. Bu kişiler bu İngilizceden bozma sözcükleri araya sıkıştırmak yerine, Türkçe konusunda daha verimli bir yol izleseler daha doğru olmaz mı? Anlattığım budur.
Türkçeyi kirletenlerin dostluk ve düşmanlıkla değilse, bilgisizlikten veya yabancılıktan doğan yanılgılarla bu davranışı sergilediklerine sizin itirazınız var olabilir.
Türkçeyi kirletenleri savunmanızın anlamı size göre neye dayanmaktadır?
O zaman lütfeder, itirazınızı ortaya koyarsınız. Yoksa kişisel düzlemlerden tartışmak hiç bir konuyu çözümleyemez. Size bu gerçeği dün de anlatmaya çalıştım. Ancak anlatamadığım, sizin konuyu yine kişisel düzleme taşımanızdan anlaşılmış oluyor.
Kişisel saldırılar yerine düşünsel düzlemleri yeğlememiz gerektiğini pek çok vesileyle üyeleri uyararak belirten siz değil misiniz? Şimdi ne oldu da, düşünceleri bırakıp Sesli'ye yerli, yersiz veriştirmeye kalkıyorsunuz?
Ben bu konunun kapandığını umarken, ortamı geren siz olmuyor musunuz?
Sevecenlikle kalın,
Sayin Sesli;
Bakin yazdiklarinizi unutuyorsunuz.
Sayın Neva,
Ne demektir bu? Bir açıklasanız da bizim gibi cahiller de bu ilginç söylemin manasını anlasalar.
,
Soymeninize karsilik "siz cahil degilsiniz maalesef" demekteyim. Ve devami ustteki mesajimda yazili. Yeterince acik mi? Anlasilmayan bir taraf var mi?
Soz bir ifade bicimidir.
Sozcuklerin yanlis kullanilisi, dost/dusman/yabanci vs. gibi tanimlari karsilamaz maalesef. Bugun yurtdisinda yuzlerce cocuk var buyuyen ve bunlar kendi dillerini maalesef olmasi gerektigi konusamiyor yetersizlikler sebebiyle, kirik-bozuk bir Turkce konusuyorlar.(okul vs.)
Simdi bu cocuklar-yarinin yetiskinleri, ulkeye dair dusman mi sizce? Bu kadar "sig" bir yaklasim olabilir mi?
Ustelik siz de Turkce'yi kirletirken, bu durum "Ele verir talkimi, kendi yutar salkimi" gibi durmuyor mu?
Siz maalesef burada hicbir gercek anlatmis degilsiniz. Sadece yaftalamaktasiniz.
Yani mealen;
Siz insanlari kullandiklari dil yuzunden dost/dusman/yabanci/Abuzittin diye keyfinizce yaftalayacaksiniz, ama siz hic elestirilmeyeceksiniz.
Nerde o yogurdun bollugu? Size nicin cifte standart taniyalim?
Ayricaliginiz nedir?
Dikkat ederseniz ben sayin Sesli'yi, yazdigi mesajlar uzerinden elestiriyorum.
Yani mealen eger elestiriden rahatsizsaniz, donup soyle bir kendi yazdiklarinizin icerigine bakiniz, karsidaki insanlarin safhina bir kac dakika olsa da gecip, acaba ne dusunurler diye bir kafa yorunuz.
Empati diyoruz buna.
Baskasinin ayakkabisi ile yurumeyi hic denemediyseniz hayatinizda, kendi ayakkabilarinizla kostugunuzu zannedersiniz ama yerinizde kosarsiniz. En iyi ayakkabi bende dusuncesine kapilirsiniz.
Ardinizdan herkes gelecek diye bir kural yoktur.
Gerilmis bir ortam yok maalesef, insanlarin size fikirleriniz sebebiyle yonelttikleri elestiriler var sadece.
Frodo kardeşim
Başlık açarken biraz daha özenli olmak lazım, "Uydurulmuş Ayetler" diye nitelendirdiğin başlığın içeriğinde ise "ne anlaşılması gerektiği açık olmasa da tartışma konusu" diye bahsediyorsun.
Buradan anlaşılıyor ki tartışmaya niyetiniz yok hüküm verilmiş karar verilmiş, tartışmaya gerek görülmeden "Uydurulmuş Ayetler" yakıştırması yapılmış bile.
Oysa ben ateistlerin kanıt olmadan bir şeye inanmayacaklarını bilirdim, demek ki yanılmışım biraz şüphe götüren mesele olursada canlarının istedikleri gibi karar verebiliyorlarmış...
edit:
Başında ki Edip Yüksel: şimdi dikkatimi çekti sözümü geri alıyorum.. :)
Sayın Barudi,
Hepsi güzel de şu son bölümdeki ''EDIT'' sözcüğü acaba ne demektir? Bu sözcük Türkçe olmayıp İngilizce olması açısından siz söylemlerinizde bir karıştırma yapmış olmuyor musunuz? Öyle ya biliyorsanız tüm söyleminizi İngilizce yazarsınız. Yok Türkçe yazmaya yelteniyorsanız, o zaman TÜRKÇE yazarak, böylesi karışıklığa meydan vermezdiniz..
Bir de mana bakımından, şimdi bu son bölümde sözlerinizi geri aldıysanız, neden silmek yerine böylesi bir karmaşayı yeğ tutmaktasınız? Bu ''edit'' anlaşılmadığı gibi, içeriği de anlaşılamamış oluyor...
Şöyle bir okudum da yazılanları, dilimize yabancı dillerden girmiş kelimelere "Türkçe değil" diyenler burada da çıkmış.
Oysa adı üzerinde, "dilimize girmiş",demek ki artık yabancı değil. Sana komşu olan kişiye birkaç gün sonra artık yabancı muamelesi yapmıyorsun ama diline yerleşmiş ve dilinin ruhuna uyumlanmış kelimelere yabancı muamelesi yapıyorsun.
Bir de "öztürkçe kelime" muhabbeti var. Bu ne demek? Yani sen, kendi uydurup türettiğin kelimelere "öz" derken, yüzlerce yıldır kullandığın, dilinin ayrılmaz bir parçası olmuş, deyimlerine, atasözlerine girmiş kelimelere üvey muamelesi yapıyorsun.
Bu ne nankörlüktür? Bunun neresi ilericilik? Oysa böyle bir algı da oluşmuş bizde. Dilde "özleşmeye" karşı çıkanlar sağcılar olagelmiş, öztürkçeciliği savunanlar ise solcular. Bu bir tek bizde böyle sanırım. Diğer başka ülkelerde bu tür bir rol dağılımı olmamış. Mesela eski SSCB'de bu tür bir özleştirme anlayışı ırkçılık olarak görülmüş diye biliyorum.
Bu özleştirme dilimize o kadar büyük zarar vermiş ki, dünyanın en kurallı dillerinden olan dilimiz kurallılığını kaybeder olmuş. Türkçenin kurallarına aykırı türetilen kelimeler kuralların doğal mantığını bozmuş. Eski ahenkli hâlini de bu nedenle kaybetmiş. Takır tukur bir dile dönmüş.
Bu "öztürkçe" kelimeler yüzünden aramızda anlaşma sorunu yaşar olmuşuz. Çünkü bir "yabancı" veya "üvey" kelimeye karşılık kullanıma sokulan "öztürkçe" bir kelime, dile yerleşmiş ama hesaba katılmayan başka bir anlamda da yerleşmiş. Böylece ne demek istendiği anlaşılmamaya başlamış.
Misal "olası"... Bu kelime günümüzde hem "mümkün" hem de "muhtemel" karşılığında kullanılıyor. Oysa ilk kullanıma sokulduğunda sadece "muhtemel" anlamında önerilmişti.
Düşünün, ne haldeyiz! Artık mümkün ve muhtemel kavramlarımız birleşmiş ve "olası" olmuş. Üstelik gerekli-gereksiz her yerde kullanılabiliyor. Sanki daha bir anlam kattığını mı sanıyorlar, nedir?
Mesela "düş"... Bu kelime de "rüya" karşılığı kullanılır idi. Ama artık "hayal" karşılığı da kullanılıyor.
Mesela "iletişim". Bu kelime de "haberleşme" karşılığı türetilmişti. Oysa artık daha çok "irtibat" yerine kullanılıyor.
Böyle pek çok kelime var ve bunlar hem kulak tırmalıyor, hem de kavram kargaşasına yol açıyor.
Tabii yaygınlaşmayan "imge", "sorunsal", "olumlamak", "geri besleme" vb kelimeleri hiç saymıyorum bile. Bunlar daha çok kitaplarda yer alıyor ve kitabı açmamızla kapamamızın bir olmasına sebep oluyor. :)
Şöyle bir okudum da yazılanları, dilimize yabancı dillerden girmiş kelimelere "Türkçe değil" diyenler burada da çıkmış.
Oysa adı üzerinde, "dilimize girmiş",demek ki artık yabancı değil. Sana komşu olan kişiye birkaç gün sonra artık yabancı muamelesi yapmıyorsun ama diline yerleşmiş ve dilinin ruhuna uyumlanmış kelimelere yabancı muamelesi yapıyorsun.
Bir de "öztürkçe kelime" muhabbeti var. Bu ne demek? Yani sen, kendi uydurup türettiğin kelimelere "öz" derken, yüzlerce yıldır kullandığın, dilinin ayrılmaz bir parçası olmuş, deyimlerine, atasözlerine girmiş kelimelere üvey muamelesi yapıyorsun.
Bu ne nankörlüktür? Bunun neresi ilericilik? Oysa böyle bir algı da oluşmuş bizde. Dilde "özleşmeye" karşı çıkanlar sağcılar olagelmiş, öztürkçeciliği savunanlar ise solcular. Bu bir tek bizde böyle sanırım. Diğer başka ülkelerde bu tür bir rol dağılımı olmamış. Mesela eski SSCB'de bu tür bir özleştirme anlayışı ırkçılık olarak görülmüş diye biliyorum.
Bilindik, Türkçe karşıtı söylemler. Aslı astarı olmayan, kulaktan dolma hurafeler. Kadir Mısıroğlu stayla :)
Öñcelikle "Türkçeleşmiş Türkçedir" söylemini açmak gerek. Türkleşmiş Türkçedir, peki. Bu durumda şu soru gündeme gelir: "Türkçeleşmiş nedir?" Hangi sözüñ Türkçeleşip Türkçeleşmediğini saptamamızı sağlayacak ölçüt nedir? Söz gelimi "egzajere étmek" söylemindeki egzajere sözü Türkçeleşmiş midir? Türkçeleşmemişse neden? Örneğin, "domine étmek kullanımındaki domine sözü Türkçeleşmiş midir? Türkçeleşmemişse neden? Şöyle bir yanıt gelebilir: "Hayır, bu sözler Türkçeleşmemiştir, çünkü déyimlemizde, şarkılarımızda, Türkülerimizde yér almamaktadırlar." Bu durumda ben de şöyle bir söylemde bulunurum: "Bu sözlere de, diğerleri kadar, dile yérleşecek uzun bir kullanım süresi tanırsañız, onlar da dile yérleşecek, yani Türkçeleşeceklerdir". Özünde "teşekkür étmek" ile "egzajere étmek" arasında hiçbir fark yoktur, teşekkür de Türkçe değildir, egzajere de. Aralarındaki fark, teşekkür sözünüñ Arapça hayranlarınca 600 yıl öñce Türkçeye sokuşturulmuş olmasıdır yalñızca, egzajere ise batı hayranlarınca şu anda dilimize sokuşturulmaya çalışılan bir söz, tek farkları bu, egzajere'ye de 600 yıllık bir kullanım süresi tanırsañız, o da 600 yıl soñra "dilimize mâl olmuş, artık dilimiziñ ayrılmaz bir parçası hâline gelmiş" biçiminde adlandırılan sözlerden olacaktır.
Asıl "üvey evlat" gibi davranılan sözler Türkçe kökenli sözlerdir. Örneğin betik sözü Türkçede yaklaşık 2000 yıl boyunca kullanılmışken, Arap hayranlarınca yaklaşık 800 yıl öñce dilimize sokuşturulan kitap, betik sözünü yérinden étmiştir, dilimize hiçbir yeñi bilgi katmamıştır. Bu durumda, asıl "üvey evlat" muamelesi gören Türkçe kökenli betik sözüdür, dağdan gelen bağdakini kovmuştur. Dilimiziñ öz köklerinden gelen bir söz dışlanmış, Arapça kökenli bir söz baş tâcı édilmiştir, işte asıl tasfiyecilik budur. Bu tıpkı, evlat édindiğin çocuğu öz çocuğun gibi benimseyip, gerçek çocuğunu sokağa atmak gibidir. Oysa ikisini de sokağa atma, evlat édindiğin çocuğu da sev, öz kanından olan çocuğu da, doğru yol budur.
Öz Türkçe konusuna da değinelim, öz Türkçe démek doğru değil, doğrusu "Türkçe kökenli Türkçe" ya da "Arapça kökenli Türkçe" démektir (ya da ilgili söz handi dilden geliyorsa). Yukarıda örnekten gidersek, betik Türkçe kökenli Türkçe bir söz iken, kitap Arapça kökenli Türkçe bir sözdür.
Bu arada "uydurulan söz" déye bir şey de yoktur. Yéryüzündeki tüm dillerdeki bütün sözler kişilerce türetilmiştir, gökten zembille inen bir söz yoktur.
Bu özleştirme dilimize o kadar büyük zarar vermiş ki, dünyanın en kurallı dillerinden olan dilimiz kurallılığını kaybeder olmuş. Türkçenin kurallarına aykırı türetilen kelimeler kuralların doğal mantığını bozmuş. Eski ahenkli hâlini de bu nedenle kaybetmiş. Takır tukur bir dile dönmüş.
Bu "öztürkçe" kelimeler yüzünden aramızda anlaşma sorunu yaşar olmuşuz. Çünkü bir "yabancı" veya "üvey" kelimeye karşılık kullanıma sokulan "öztürkçe" bir kelime, dile yerleşmiş ama hesaba katılmayan başka bir anlamda da yerleşmiş. Böylece ne demek istendiği anlaşılmamaya başlamış.
Bu yazdıklarıñız tümüyle mahalle dédikodusu tarzı, Kadir Mısıroğlu tarzı uydurmacı/iftirâcı tarihçilik örnekleri. Dilimiziñ gördüğü zararlara örnek vériñiz, yitirdiği kurallara örnek vériñiz. Tam tersi, siziñ bu dédikleriñiz Osmanlı'nıñ dilimize vérdiği zararlardır. Bunuñ için ayrı bir başlık açılmalı. Ahenk dédiğiñiz uzun sesli içeren Arapça, Farsça sözler ise, bu tümüyle kulak zevki ile ilgili bir durumdur, baña da uzun sesli içeren sözler çok ahenksiz gelir örneğin, kişisel bir algı bu, dilbilimle ilgisiz bir konu. Takır tukur dérken de yine tümüyle kişisel bir beğeni algısından söz édiyorsuñuz dilbilime ilgisiz. Muhakkak, tahakkuk, hukuk, aşk, taaşşuk gibi Arapça sözler ne de ahenkli oysa değil mi? :) Baña da bu sözler takır tukur geliyor ne olacak şimdi? Yalñızca siziñ gibi Türkçe karşıtı, Arap-Fars hayranlarınıñ kulak zevkini mi baz alacağız?
Misal "olası"... Bu kelime günümüzde hem "mümkün" hem de "muhtemel" karşılığında kullanılıyor. Oysa ilk kullanıma sokulduğunda sadece "muhtemel" anlamında önerilmişti.
Düşünün, ne haldeyiz! Artık mümkün ve muhtemel kavramlarımız birleşmiş ve "olası" olmuş. Üstelik gerekli-gereksiz her yerde kullanılabiliyor. Sanki daha bir anlam kattığını mı sanıyorlar, nedir?
Olası sözünü kimi kişileriñ yañlış kullanıyor olması Türkçe ile ilgili bir sorun değildir, bu kişileriñ Türkçe bilmezliği ile ilgili bir durumdur. Arapça, Farsça, Fransızca kökenli bir sürü söz de yañlış kullanılıyor. Örneğin eñ sık yañlışlardan biri muhattap yazımı, oysa muhatap'dır aslı. Bir diğer örnek, şok olmak, oysa aslı şoke olmaktır. Bu durumda, bu gibi yañlış kullanımlardan ötürü muhatap gibi şoke gibi yabancı kökenli sözler dilimizi añlaşılmaz kılmıştır, dilimizi bozmuştur da dénebilir, siziñ mantığınıza göre.
Bu arada mümkün de muhtemel de dilimizde kullanılmakta. Yani hayalî şikâyetiñiz geçersiz bir şikâyet. İsteyen muhtemel dér, isteyen olası, kişiniñ seçimidir, ikisi de Türkçedir.
Mesela "düş"... Bu kelime de "rüya" karşılığı kullanılır idi. Ama artık "hayal" karşılığı da kullanılıyor.
Bu da yine bilgi eksikliğinden kaynaklanan bir söylem. 1600'lü yıllarda yazılmış olan Meninski Sözlüğü'nden aktarım
https://i.hizliresim.com/r2L8Bz.jpg
Gördüğüñüz gibi düş sözünüñ "rüyâ" añlamı da var "hayâl" añlamı da tıpkı İngilizcedeki dream sözünde olduğu gibi.
Ülkemizdeki Türkçe karşıtlarınıñ eñ büyük sorunları bu, Türkçeyi kendi bildiklerinden ibaret sanıyorlar. Tıpkı deñizden bir bardak su alıp: "İşte bütün deñiz benim bu bardağımdaki kadardır" démek gibi. Bütün Türkçe karşıtları bu durumdadır, Türkçeyi kendi bildikleri kadar sanırlar. Bütün söyledikleri yalan, bütün söyledikleri eksik ya da çarpıtılmıştır. Bütün iddiaları iftira, bütün savları uydurmadır. Kadir amcalarından ne öğrendilerse papağan gibi tekrar éderler.
Öncelikle, Kadir Mısıroğlu'nu sevmem ve ciddiye almam. Ben Nihat Sami Banarlı'nın ve Yağmur Atsız'ın yazdıklarından etkilendim. Biraz da Nişanyan'dan...
Türkçeleşmiş nedir? Dile yerleşmiş olmak demektir. Teşekkür gibi eksajere de Türkçeleşebilir ileride. Yeter ki bu doğal yoldan olsun. Birisi kullanabilir ve benimsenip genele yayılabilir. Bu doğal olanıdır.
İdeolojik olmasın, görgüsüz ve bilgisizce yalan yanlış ileri sürülmesin. Ama böyle olsa bile yerleştikten sonra artık o yalan yanlış kelimeler bile artık Türkçedir, türkçeleşmiştir.
Bu arada "teşekkür"ün nasıl girdiğini bilemezsin. Arap hayranlığı yüzünden olmayabilir. Unutma ki Türkçe bir imparatorluk dilidir. Her uygarlıktan kelime almıştır. Ama onları Türkçenin bütünlüğü içinde eritip uygun hâle getirmişti. Arapçada teşekkür diye bir kelime bulunmamaktadır.
Betik ise unutulmuştur. Bu arada betik kitap mıydı, mektup mu? Görüyorsun değil mi, karışıklık başladı. Oysa kitap da mektup da net!
Ses ahenginden söz ederken kişiye göre değişen bir zevk meselesinden bahsetmiyorum. Bundan 60-70 yıl önceki bozulmamış dilimizin doğal ahengini kastediyorum. Bugün o kalmamış.
Türkçenin bu hatalı özleştirme çalışmalarında gördüğü zararlara örnek: mesela senin de kullandığın köken kelimesi. Kök Türkçede vardı zaten. Peki sonuna eklediğiniz -en ekinin yeri ve işlevi nedir? Türkçenin hangi kuralına uymaktadır?
Pek çok başka örnek var: Anımsamak, işlev, özgü, görsel, olası, görev, imge, okul, vb...
Olası kelimesini birilerinin hatalı kullanmasının sebebi, bu kelime türetme merakıdır. Olası dendiğinde muhtemel mi yoksa mümkün müdür kastediliyor, bu anlaşılmıyor. Dahası, kimse artık bu iki farklı kavram arasındaki farkı bilmiyor ve önemsemiyor. Bu durum seni rahatsız etmiyorsa ben sana daha ne diyeyim ki!
Betik ise unutulmuştur. Bu arada betik kitap mıydı, mektup mu? Görüyorsun değil mi, karışıklık başladı. Oysa kitap da mektup da net!
Betik "kitap" démektir, hiçbir karışıklık söz konusu değil.
Ses ahenginden söz ederken kişiye göre değişen bir zevk meselesinden bahsetmiyorum. Bundan 60-70 yıl önceki bozulmamış dilimizin doğal ahengini kastediyorum. Bugün o kalmamış.
Bu kuru bir iddia, bence günümüz Türkçesi oldukça ahenkli bir dil. Ayrıca bütün dilleriñ söyleniş (telaffuz) farklılıkları geçirmesi doğaldır ve bu ortalama 90-100 yılda bir gerçekleşir. Önemli olan yazım biçimi değiştirmemektir. Söz gelimi bugün Fransızcanıñ yazılışı ile okunuşu arasında dağlar kadar fark vardır, bunuñ nedeni yazılışıñ hâlâ 1500'lerdeki gibi kalmasıdır, oysa söyleniş zaman içinde yavaş yavaş (ortalama 90'ar, 100'er yıllık aralıklarla) değişegelmiştir. Örneğin bordeaux yazılır "bordo" okunur, neden? Çünkü 1500'lerde soña yazılan -aux kısmı da söylenirdi, Yunanca, Kürtçe, Azericedeki gibi "x" sesi gırtlaktan çıkarılan hırıltılı bir "h" olarak seslendirilirdi, ancak zaman içinde seslendirilmez olmuş. Bu değişim doğaldır, bizde de 90 yıl öñceki telaffuz farklarıyla bugünkü söyleniş farkları da böyledir, 100 yıl soñra daha da değişecek söylenişler, önemli olan yazılışı değiştirmemek.
Türkçenin bu hatalı özleştirme çalışmalarında gördüğü zararlara örnek: mesela senin de kullandığın köken kelimesi. Kök Türkçede vardı zaten. Peki sonuna eklediğiniz -en ekinin yeri ve işlevi nedir? Türkçenin hangi kuralına uymaktadır?
Pek çok başka örnek var: Anımsamak, işlev, özgü, görsel, olası, görev, imge, okul, vb...
Bakıñız sevgili Nero, yazdığıñız her şey bilgi esikliği kaynaklı, ancak buna bakmadan ahkam kesiyorsuñuz ve art niyetlisiñiz. Sorun burada, Türkçe'ye karşı olumsuz, öñyargılı bir bakışıñız var zaten, size ne dénse yine Türkçe karşıtı olacaksıñız zaten. Ancak yine de açıklayayım.
Köken sözü eski bir sözdür öñcelikle, geçtiği eski kaynaklardan örnekler (Nişanyan Sözlük'ten):
"fidan" [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
"kavun ve karpuz kökeni budaklanmak ve ˁuruḳ atmak"
"kişi veya bitkinin köklendiği yer" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
"köken: Mahall-i aslī, menba, vatan. Nebatatın fide mahalli"
Gördüğüñüz gibi köken sözü 1461 tarihli bir yazma da bile var, ikinci kaynak 1876 tarihli Lehce-i Osmanî. Başka kaynaklarda da geçmektedir ayrıca, Meninski'de de var, añlamı "ana kökten ayrılan küçük kökler".
Buradaki /+en/ eki eski bir ek, küçültme ekidir. Bu eki Osmanlı pek kullanmadığı için siz bilmiyor olabilirsiñiz ancak Türkçede böyle bir ek vardır, /+cık/ eki gibi sevimlilik añlamı katmadan, yalñızca boyutsal küçüklük añlamı katar, bukunduğu söz örnekleri: köken (küçük kök), topan (küçük top), kovan (küçük kova), temren (mızrak ve oklarıñ ucundaki küçük demir < temir-en)... Osmanlılar Türkçeye burun kıvırdıkları için elimizde fazla örnek kalmamış ancak eski Türkçede daha nice örnek var.
Yazdığıñız diğer sözlere de değinelim. Anımsamak, eski Türkçede vardır, ancak añlamı farklıdır, asıl añlamı "anar gibi olmak"tır, çünkü Türkçede /+ımsa-/ eki "gibi olmak" añlamı katar, yani anımsamak'ı "hatırlamak" añlamında kullanmak yañlıştır ancak bu yañlış yine kullananlarıñ yañlışıdır, Türkçe ile ilgili değil. Türkçede anmak "zikrétmek 2. yâd étmek 3. hatırlamak" démektir zaten, yani yalñızca anmak démek yeterlidir, bir de eslemek vardır tam olarak "hatırlamak" démektir.
İşlev sözü de Türk dillerinde vardır, türetme değildir (ki türetme olsa da yañlış değildir). Burada konu biraz uzayabilir kısa keseceğim, işlev sözü Kırım Tatarcasında olan bir sözdür, yalñızca işlev değil sınav ve söylev de Kırım Tatarcasıdır. Bu sözler Kırım Tatarcasından alınmıştır. Dilimizle hiçbir akrabalığı olmayan dillerden alınan onlarca, yüzlerce söze karşı çıkmayanlarıñ, dilimizle akraba olan Kırım Tatarcasından alınmış hepi topu 4-5 (işlev, söylev, ödev, türev, sınav, hepsi bu) söze karşı çıkmaları kendileriyle çelişmektir. Üstelik tüm bu sözleriñ Oğuzcada da kökleri vardır: işle-, söyle-, öde- türe-, sına- tüm bu éylemlere /+v/ yani eski Türkçedeki /+g/ ekini getirebiliriz, Türkçeniñ kurallarına uygundur.
Açıklayayım... Eski Türkçede éylemlerden ad yapan /+g/ eki vardı. Örnek: yaz- > yazıg, öl- > ölüg, tir- > tirig, tiz- > tizig vb.
Kıpçak dillerinde bu sözler, soñlarındaki -g'leriñ yumuşamış biçimiyle günümüze gelmiştir: yazuv, ölüv, tiriv, tiziv vb. Oğuz dillerinde ise yumuşama biraz daha ilerlemiş ve bu g'ler yitmiştir: yazı, ölü, diri, dizi vb.
Oğuzcada, söz konusu éylem, tek heceli olup, sessiz ile bitiyorsa bu durum gerçekleşir: yaz- > yazı gibi, yani soñdaki arkaik g yiter.
Ancak, söz konusu éylem iki heceli ise ve sesli ile bitiyorsa ne olur? Kıpçak dillerinde fark étmez, sesli ile de bitse, sessiz ile de bitse eski /+g/ler > /-v/ olur. Bizde ise, yalñızca éylem iki heceli ve sesli ile bitiyorsa arkaik /+g/ > /+v/ olur.
Örnek: sıva- görüldüğü gibi bu éylem iki heceli ve sesli ile bitiyor, buradan türeyecek olan ad > sıvağ olamaz, o eski Türkçedeydi, sıvav olamaz, çünkü iki "v" ard arda söylenişi zorlar, bu nedenle ilgili söz sıva olmuştur. İşte bu nedenle éylem olan sıva-(mak) ile ad olan sıva (sıvanan şey < eski Türkçe sıvag) karıştırılmamalıdır.
Osmanlılar, çok az eski ve öz Türkçe söz kullandığı için bu gibi sözlerimiz pek yok, bir iki örnek var, biri sıva biri de boya (eski Türkçe boyag). İşte, Osmanlı Arapça imtihan'ı kullanmasaydı, bizim eski Türkçe sınag > bugüne ya sına ya da sınav olarak gelecekti zaten.
Yani özetle, iki heceli ve sesli ile biten éylemlerden soñra yapım eki olarak /+v/ Türkçede vardır, eski < /+g/ ekidir. İşle- (iki heceli, sesli ile bitiyor) > işlev olur, olmaz dérseñiz ad olarak işle olur, tıpkı sıva- (éylem) sıva (ad) gibi, sına- kökünden de sınav olur, olmaz dérseñiz sına olur, boya- (éylem), boya (ad) gibi. Ancak burada şu önemli, sıva- ile boya- éylemlerindeki "v" gibi "y" gibi sesler yakın sesler, bu nedenle sözcük soñudaki "v" yitmiş olabilir, sıvav, boyav démek güç, muhtemelen bu nedenle sıva ve boya oldular. Ancak işlev'de böyle bir güçlük yok, burada tam tersi ad olarak işle démek güç olur, bu nedenle işlev Türkçe kurallarına gayet uygundur.
Yazdığıñız diğer sözlere de kısaca değineyim, onları bu kadar uzatmayacağım :)
Özgü, çok da yañlış olduğu söylenemez, zirâ eski ve öz Türkçedeki gözgü "ayna" sözü de göz adına /+gü/ eki getirilerek türemiş olabilir.
Görsel, evet yañlıştır, -sal, -sel konusuna girmeyeceğim iyice uzar. Özet geçeyim, doğrusu görümcül
ya da görümlük olmalıdır. Bu arada görsel sözü 1930'larda ortaya çıkmadı, soñ 10 yılıñ ürünü...
Olası, pek yañlış değil. Türkçede /+ası/ eki "bir şeye değerlik, lâyık olma" ya da "ihtimal" bildirir: gezilesi yérler (gezmeye değer, gezmeye lâyık yérler) gibi. İhtimal añlamı véren türü, İstanbul yazı dilinde pek kullanılmamıştır Osmanlılarca, daha çok halk dilinde vardır: Üsen borcunu véresi deel (Hüseyin borcunu véresi değil, vérmeyecek gibi gözüküyor, muhtemelen/olasılıkla vérmeyecek). Boş yére bekleme, o işiñ olası yok (Boşuna bekleme, o işiñ olacağı/olma ihtimali/olasılığı yok). Osmanlı, halk dilinden uzak, karma bir yazı dili kullanırdı, bu nedenle Türkçeniñ bu gibi inceliklerinden uzaktır.
Görev, yañlış türetimdir. Nâdir yañlışlardan birini tutturmuşsuñuz kutlarım :) gör- kökünden > görü olur, görev değil, görev olabilmesi için filiñ *görü- olması gerekirdi, yukarıda değindik (iki heceli ve sesli ile biten). Bu sözcük muhtemelen "iş görmek" déyimi üzerinden türetilmiş, oysa *işgörü ya da *işgörüm dénseydi yañlış olmazdı, bu durumda "görevli" yérine de *işgören (işvéren gibi) ya da *işgörümcü dénebilirdi...
İmge < Fransızca image'den esinle ortaya çıkarılmış. Ancak kökü Türkçe, im "işâret, iz" déye bir söz var eski Türkçede. Bu sözü de tıpkı öz > özge, baş > başka gibi eski sözler üzerinden im > imge gibi düşünebilirsek de (yani türetiliş biçimi tümüyle doğru) ancak image'a beñzetme kaygısı seziliyor. Simge de buradan esin... İmge'ye de simge'ye de gerek yok oysa, eski Türkçe ongun var...
Okul, bu sözüñ Urfa ağzındaki okulağ'dan alındığı söylenir. Doğruysa muhtemelen eski Türkçe okulak'tan gelmeli. Okul- tıpkı yazıl- gibi édilgen çatı (diğer türevi okun-), éylemlerden yér adları yapan /+ak/ ile okulak "okunulan yér" démek olur, tıpkı durak (durulan yér), yatak (yatılan yér), barınak (barınılan yér) gibi. Ancak okulak öñce okulağ, soñra da okula olur, tıpkı eski Türkçe tarılağ'ıñ bugün tarla olması gibi. Bu söz de köken doğru dések bile Fransızca école'e beñzetme kaygısı güdülmüş gibi duruyor, ben olsam hiç bu toplara girmeden öğrenek "öğrenme yéri" dérdim :)
Olası kelimesini birilerinin hatalı kullanmasının sebebi, bu kelime türetme merakıdır. Olası dendiğinde muhtemel mi yoksa mümkün müdür kastediliyor, bu anlaşılmıyor. Dahası, kimse artık bu iki farklı kavram arasındaki farkı bilmiyor ve önemsemiyor. Bu durum seni rahatsız etmiyorsa ben sana daha ne diyeyim ki!
Bu durumuñ Türkçe kökenli sözler kullanmakla bir ilgisi yok. Yabancı kökenli nice söz de yañlış kullanılıyor, o hâlde bu mantıkla gidip, "Yabancı kökenli sözcükler, dilimizi añlaşılmaz kıldı" da démeñiz gerekir, mantık siziñ ben démiyorum :)
Olası "muhtemel" démektir, "ihtimal dâhilinde" démektir, gayet açık, karışacak bir durum yok bence. Mümkün için türetilmiş olan sözcük olanaklı'dır < olanak "imkân" kökünden. Nasıl ki Arapçada imkân "olanak" > mumkin "olanaklı" ise onuñ gibi.
Bu arada Arapça muhtemel "yüklenilmiş" démektir :) añlamını da biliñ yani, ihtimal"yüklenme" démektir < hamala "yüklemek" kökünden, haml "yük", hammal "yükçü", tahammül "yük alma, yüklenme 2. dayanma" falan hep o kökten gelir.
Mümkün de < Arapça mumkin < "pekişik, sağlam" démektir, temkin "sağlamlama, pekiştirme", imkân "pekişme, sağlamlanma" vb.
Arapçadan birebir çevirmemiz gerekmez, zaten Türkçeleri añlamsız oluyor. Bunlara Türkçeniñ kendi iç mantığıyla karşılıklar bulunmuş ve bence gayet de güzeller, karışacak bir durum yok: olanaklı "mümkün", olası "muhtemel". İki söz de aynı kökten < ol- geliyor déye karıştırılıyorsa bu durum, dédiğim gibi karıştıran kişiniñ sorunudur. Bunları karıştıran kişi müttefik ile ittifak'ı da karıştırıyordur muhtemelen :)
Sevgili ang, bana hem "sevgili Nero" deyip hem de artniyetli olduğumu söylemen bile anlatmak istediklerimi doğrulayan bir komiklik. Artniyetli İsem neden bana yakınlık ifadesiyle hitap ediyorsun ki? Ama ben seni artniyetli görmüyorum. O nedenle sana hitabımda samimiyim. :)
Elimde olmaya nedenlerle cevabımı sanırım pazartesiye bırakıyorum.
Betik "kitap" démektir, hiçbir karışıklık söz konusu değil.
Bu kuru bir iddia, bence günümüz Türkçesi oldukça ahenkli bir dil. Ayrıca bütün dilleriñ söyleniş (telaffuz) farklılıkları geçirmesi doğaldır ve bu ortalama 90-100 yılda bir gerçekleşir. Önemli olan yazım biçimi değiştirmemektir. Söz gelimi bugün Fransızcanıñ yazılışı ile okunuşu arasında dağlar kadar fark vardır, bunuñ nedeni yazılışıñ hâlâ 1500'lerdeki gibi kalmasıdır, oysa söyleniş zaman içinde yavaş yavaş (ortalama 90'ar, 100'er yıllık aralıklarla) değişegelmiştir. Örneğin bordeaux yazılır "bordo" okunur, neden? Çünkü 1500'lerde soña yazılan -aux kısmı da söylenirdi, Yunanca, Kürtçe, Azericedeki gibi "x" sesi gırtlaktan çıkarılan hırıltılı bir "h" olarak seslendirilirdi, ancak zaman içinde seslendirilmez olmuş. Bu değişim doğaldır, bizde de 90 yıl öñceki telaffuz farklarıyla bugünkü söyleniş farkları da böyledir, 100 yıl soñra daha da değişecek söylenişler, önemli olan yazılışı değiştirmemek.
Bakıñız sevgili Nero, yazdığıñız her şey bilgi esikliği kaynaklı, ancak buna bakmadan ahkam kesiyorsuñuz ve art niyetlisiñiz. Sorun burada, Türkçe'ye karşı olumsuz, öñyargılı bir bakışıñız var zaten, size ne dénse yine Türkçe karşıtı olacaksıñız zaten. Ancak yine de açıklayayım.
Köken sözü eski bir sözdür öñcelikle, geçtiği eski kaynaklardan örnekler (Nişanyan Sözlük'ten):
"fidan" [ Pîr Mehmed b. Yusuf, Terceman, <1461]
"kavun ve karpuz kökeni budaklanmak ve ˁuruḳ atmak"
"kişi veya bitkinin köklendiği yer" [ Ahmed Vefik Paşa, Lehce-ı Osmani, 1876]
"köken: Mahall-i aslī, menba, vatan. Nebatatın fide mahalli"
Gördüğüñüz gibi köken sözü 1461 tarihli bir yazma da bile var, ikinci kaynak 1876 tarihli Lehce-i Osmanî. Başka kaynaklarda da geçmektedir ayrıca, Meninski'de de var, añlamı "ana kökten ayrılan küçük kökler".
Buradaki /+en/ eki eski bir ek, küçültme ekidir. Bu eki Osmanlı pek kullanmadığı için siz bilmiyor olabilirsiñiz ancak Türkçede böyle bir ek vardır, /+cık/ eki gibi sevimlilik añlamı katmadan, yalñızca boyutsal küçüklük añlamı katar, bukunduğu söz örnekleri: köken (küçük kök), topan (küçük top), kovan (küçük kova), temren (mızrak ve oklarıñ ucundaki küçük demir < temir-en)... Osmanlılar Türkçeye burun kıvırdıkları için elimizde fazla örnek kalmamış ancak eski Türkçede daha nice örnek var.
Yazdığıñız diğer sözlere de değinelim. Anımsamak, eski Türkçede vardır, ancak añlamı farklıdır, asıl añlamı "anar gibi olmak"tır, çünkü Türkçede /+ımsa-/ eki "gibi olmak" añlamı katar, yani anımsamak'ı "hatırlamak" añlamında kullanmak yañlıştır ancak bu yañlış yine kullananlarıñ yañlışıdır, Türkçe ile ilgili değil. Türkçede anmak "zikrétmek 2. yâd étmek 3. hatırlamak" démektir zaten, yani yalñızca anmak démek yeterlidir, bir de eslemek vardır tam olarak "hatırlamak" démektir.
İşlev sözü de Türk dillerinde vardır, türetme değildir (ki türetme olsa da yañlış değildir). Burada konu biraz uzayabilir kısa keseceğim, işlev sözü Kırım Tatarcasında olan bir sözdür, yalñızca işlev değil sınav ve söylev de Kırım Tatarcasıdır. Bu sözler Kırım Tatarcasından alınmıştır. Dilimizle hiçbir akrabalığı olmayan dillerden alınan onlarca, yüzlerce söze karşı çıkmayanlarıñ, dilimizle akraba olan Kırım Tatarcasından alınmış hepi topu 4-5 (işlev, söylev, ödev, türev, sınav, hepsi bu) söze karşı çıkmaları kendileriyle çelişmektir. Üstelik tüm bu sözleriñ Oğuzcada da kökleri vardır: işle-, söyle-, öde- türe-, sına- tüm bu éylemlere /+v/ yani eski Türkçedeki /+g/ ekini getirebiliriz, Türkçeniñ kurallarına uygundur.
Açıklayayım... Eski Türkçede éylemlerden ad yapan /+g/ eki vardı. Örnek: yaz- > yazıg, öl- > ölüg, tir- > tirig, tiz- > tizig vb.
Kıpçak dillerinde bu sözler, soñlarındaki -g'leriñ yumuşamış biçimiyle günümüze gelmiştir: yazuv, ölüv, tiriv, tiziv vb. Oğuz dillerinde ise yumuşama biraz daha ilerlemiş ve bu g'ler yitmiştir: yazı, ölü, diri, dizi vb.
Oğuzcada, söz konusu éylem, tek heceli olup, sessiz ile bitiyorsa bu durum gerçekleşir: yaz- > yazı gibi, yani soñdaki arkaik g yiter.
Ancak, söz konusu éylem iki heceli ise ve sesli ile bitiyorsa ne olur? Kıpçak dillerinde fark étmez, sesli ile de bitse, sessiz ile de bitse eski /+g/ler > /-v/ olur. Bizde ise, yalñızca éylem iki heceli ve sesli ile bitiyorsa arkaik /+g/ > /+v/ olur.
Örnek: sıva- görüldüğü gibi bu éylem iki heceli ve sesli ile bitiyor, buradan türeyecek olan ad > sıvağ olamaz, o eski Türkçedeydi, sıvav olamaz, çünkü iki "v" ard arda söylenişi zorlar, bu nedenle ilgili söz sıva olmuştur. İşte bu nedenle éylem olan sıva-(mak) ile ad olan sıva (sıvanan şey < eski Türkçe sıvag) karıştırılmamalıdır.
Osmanlılar, çok az eski ve öz Türkçe söz kullandığı için bu gibi sözlerimiz pek yok, bir iki örnek var, biri sıva biri de boya (eski Türkçe boyag). İşte, Osmanlı Arapça imtihan'ı kullanmasaydı, bizim eski Türkçe sınag > bugüne ya sına ya da sınav olarak gelecekti zaten.
Yani özetle, iki heceli ve sesli ile biten éylemlerden soñra yapım eki olarak /+v/ Türkçede vardır, eski < /+g/ ekidir. İşle- (iki heceli, sesli ile bitiyor) > işlev olur, olmaz dérseñiz ad olarak işle olur, tıpkı sıva- (éylem) sıva (ad) gibi, sına- kökünden de sınav olur, olmaz dérseñiz sına olur, boya- (éylem), boya (ad) gibi. Ancak burada şu önemli, sıva- ile boya- éylemlerindeki "v" gibi "y" gibi sesler yakın sesler, bu nedenle sözcük soñudaki "v" yitmiş olabilir, sıvav, boyav démek güç, muhtemelen bu nedenle sıva ve boya oldular. Ancak işlev'de böyle bir güçlük yok, burada tam tersi ad olarak işle démek güç olur, bu nedenle işlev Türkçe kurallarına gayet uygundur.
Yazdığıñız diğer sözlere de kısaca değineyim, onları bu kadar uzatmayacağım :)
Özgü, çok da yañlış olduğu söylenemez, zirâ eski ve öz Türkçedeki gözgü "ayna" sözü de göz adına /+gü/ eki getirilerek türemiş olabilir.
Görsel, evet yañlıştır, -sal, -sel konusuna girmeyeceğim iyice uzar. Özet geçeyim, doğrusu görümcül
ya da görümlük olmalıdır. Bu arada görsel sözü 1930'larda ortaya çıkmadı, soñ 10 yılıñ ürünü...
Olası, pek yañlış değil. Türkçede /+ası/ eki "bir şeye değerlik, lâyık olma" ya da "ihtimal" bildirir: gezilesi yérler (gezmeye değer, gezmeye lâyık yérler) gibi. İhtimal añlamı véren türü, İstanbul yazı dilinde pek kullanılmamıştır Osmanlılarca, daha çok halk dilinde vardır: Üsen borcunu véresi deel (Hüseyin borcunu véresi değil, vérmeyecek gibi gözüküyor, muhtemelen/olasılıkla vérmeyecek). Boş yére bekleme, o işiñ olası yok (Boşuna bekleme, o işiñ olacağı/olma ihtimali/olasılığı yok). Osmanlı, halk dilinden uzak, karma bir yazı dili kullanırdı, bu nedenle Türkçeniñ bu gibi inceliklerinden uzaktır.
Görev, yañlış türetimdir. Nâdir yañlışlardan birini tutturmuşsuñuz kutlarım :) gör- kökünden > görü olur, görev değil, görev olabilmesi için filiñ *görü- olması gerekirdi, yukarıda değindik (iki heceli ve sesli ile biten). Bu sözcük muhtemelen "iş görmek" déyimi üzerinden türetilmiş, oysa *işgörü ya da *işgörüm dénseydi yañlış olmazdı, bu durumda "görevli" yérine de *işgören (işvéren gibi) ya da *işgörümcü dénebilirdi...
İmge < Fransızca image'den esinle ortaya çıkarılmış. Ancak kökü Türkçe, im "işâret, iz" déye bir söz var eski Türkçede. Bu sözü de tıpkı öz > özge, baş > başka gibi eski sözler üzerinden im > imge gibi düşünebilirsek de (yani türetiliş biçimi tümüyle doğru) ancak image'a beñzetme kaygısı seziliyor. Simge de buradan esin... İmge'ye de simge'ye de gerek yok oysa, eski Türkçe ongun var...
Okul, bu sözüñ Urfa ağzındaki okulağ'dan alındığı söylenir. Doğruysa muhtemelen eski Türkçe okulak'tan gelmeli. Okul- tıpkı yazıl- gibi édilgen çatı (diğer türevi okun-), éylemlerden yér adları yapan /+ak/ ile okulak "okunulan yér" démek olur, tıpkı durak (durulan yér), yatak (yatılan yér), barınak (barınılan yér) gibi. Ancak okulak öñce okulağ, soñra da okula olur, tıpkı eski Türkçe tarılağ'ıñ bugün tarla olması gibi. Bu söz de köken doğru dések bile Fransızca école'e beñzetme kaygısı güdülmüş gibi duruyor, ben olsam hiç bu toplara girmeden öğrenek "öğrenme yéri" dérdim :)
Bu durumuñ Türkçe kökenli sözler kullanmakla bir ilgisi yok. Yabancı kökenli nice söz de yañlış kullanılıyor, o hâlde bu mantıkla gidip, "Yabancı kökenli sözcükler, dilimizi añlaşılmaz kıldı" da démeñiz gerekir, mantık siziñ ben démiyorum :)
Olası "muhtemel" démektir, "ihtimal dâhilinde" démektir, gayet açık, karışacak bir durum yok bence. Mümkün için türetilmiş olan sözcük olanaklı'dır < olanak "imkân" kökünden. Nasıl ki Arapçada imkân "olanak" > mumkin "olanaklı" ise onuñ gibi.
Bu arada Arapça muhtemel "yüklenilmiş" démektir :) añlamını da biliñ yani, ihtimal"yüklenme" démektir < hamala "yüklemek" kökünden, haml "yük", hammal "yükçü", tahammül "yük alma, yüklenme 2. dayanma" falan hep o kökten gelir.
Mümkün de < Arapça mumkin < "pekişik, sağlam" démektir, temkin "sağlamlama, pekiştirme", imkân "pekişme, sağlamlanma" vb.
Arapçadan birebir çevirmemiz gerekmez, zaten Türkçeleri añlamsız oluyor. Bunlara Türkçeniñ kendi iç mantığıyla karşılıklar bulunmuş ve bence gayet de güzeller, karışacak bir durum yok: olanaklı "mümkün", olası "muhtemel". İki söz de aynı kökten < ol- geliyor déye karıştırılıyorsa bu durum, dédiğim gibi karıştıran kişiniñ sorunudur. Bunları karıştıran kişi müttefik ile ittifak'ı da karıştırıyordur muhtemelen :)
Betik kitap demektir ama aynı zamanda yazı, belge gibi anlamlara da sahiptir. Günümüzde mektup anlamında da kullanıldı.
Böylece çelişki, kargaşa başlıyor. Kimi mektup anlamında kullanıyor, kimi kitap, kimi kimbilir hangi anlamda.
Peki buna gerek var mı? Kitap dururken betiği canlandırmaya çalışmanın dilimize ne gibi bir faydası var? Bu çabanın işaret ettiği tek bir şey var. O da şu: yüzlerce yıldır dilimize yerleşmiş, dilimizin bir parçası olmuş kelimelere yabancı muamelesi yapmak, yahut üvey evlat muamelesi yapmak. Oysa ilk mesajımda da dediğim gibi, insan bir hafta sonra yanıbaşındaki komşusuna yabancı muamelesi yapmayı bırakıyor. Dilimizin parçası olmuş kelimelere bu nankörlük niye?
İmlamızın sık sık değişmesi konusuna ben de değinmiştim. Bu konuda seninle hemfikiriz.
Eski Türkçenin o zamanın ihtiyaçlarına göre oluşmuş bir yapısı ve ahengi vardı. Divan-ı Lügat-it Türk'ü incelersen görürsün ki kelimeler aşırı ölçüde eyleme ve pratik gündelik hayatın ihtiyaçlarına göre oluşturulmuş. Eylem ağırlıklı bir dil. Somut anlamlar ağırlıklı bir dil. Soyut ifadeler çok az. Ses yapısı olarak ise büyük ünlü uyumu nedeniyle ve bazı harflerde ses yumuşaması olgusunun henüz başlamamasından ötürü daha sert ve kalın bir ses yapısında.
Bu bizim, bizim derken Türklerin bir kolunun bin yıl önceki dil durumu. Tabii ki bin yıl içinde dilimiz, biz Anadolu coğrafyasını mesken tutmuş olan Türklerin dili, koskoca imparatorluk kurup yönetmiş bir devletin dili, elbette etkileşime girip değişmiş. Kelime almış, kelime vermiş. Aldığı kelimeleri aynısıyla almamış, kendine benzeterek alıp kullanmış. Şimdi olduğu gibi yazılışına dek varan bir itaatkarlıkla alıp boyun eğmemiş.
"Gûl"ü alıp "gül" yapmış. "Gûşe"yi "köşe". İnceltme ve uzatma seslerini keşfedip diline uyarlamış. Dilimizin ses yapısını, ahengini bambaşka bir seviyeye taşımış. takır tukurlu bir dil değildi bizim dilimiz.
Başka dillerden kelime almayı ayıp sayan bir komplekse sahip değilmiş o zaman atalarımız. Kendine güvenleri varmış. Oysa şimdi hem alıyor, hem de aldıklarını aldığı yerde yazıldığı gibi yazmamayı cahillik sayıyor, hem de yüz yıllık kelimelerini atıp yerlerine uydurgaçlı oldurgaçlı kelimeleri ikame etmeye çalışıyor. :)
Senin hatan, Osmanlıyı Türklükten ayrı bir olgu gibi görüp ele almandan kaynaklanıyor. Osmanlı Türkçeyi çiğneyip yerine uyduruk bir dil ikame etti diyenlerdensin sen de. Bu temelde yabancı kelimeleri keyfî olarak aldığını ileri sürüyorsun. Oysa diller böyle değişmez.
Bu konu Osmanlı'yla ilgili değildir. Mesela Azerbaycan Türkçesinde de Rusça ve Farsça ağırlıklı kelimeler çok fazladır. Düşün ki Oğuz Türklerinin en önde gelen bir atasözüne bile geçmiş olan bardak kelimesi varken, tutup Rusçadan "İstekan"ı almış, benimsemiş. Çünkü bardağı eski çamlardan kesilip yapılan bir nesne olarak kabul edegeldiği için, çay koyulan cam bardaklara istekan adını verip ayrı bir yere yerleştirmeyi uygun görmüş.
Tek tek senin verdiğin örnekleri alıp karşı cevap yazmak konuyu farklı yere götürecek. Asıl önemli olan, asıl vurgulamak istediğim konudan uzaklaşacağız. "Menşe" varken "köken"i alıp yerine geçirnenin dilimize faydası-zararı üzerinde düşünülmeli. Köken "fidan" anlamındaymış ama bu dil komiserlerinin sayesinde şimdi "soy" anlamında. Fidan nere, soy nere?!..
Gerek var mı? "Hatırlamak" dururken "anımsamak" anlamlı mı? Anar gibi yapmak nedir? Var mı bizim dilimizde böyle abuk sabuk bir mantık? Anar gibi yapmak nedir? Soruyorum.
"Hatırlamak"ın yerini "anmak" da tutmaz. Kelimelerde nüanslar önemlidir. Bu ise nüansı bile aşıyor.
"Olası"yı hâlâ savunuyorsun ya, pes!.. "Bu iş olası değil" derken kullandığın "olası"yla "olası deprem" aynı türde mi? Nasıl ilkini diğerine örnek gibi gösterirsin? Evet, ilkinde ihtimaliyet içeren bir kullanım var. Ama bu, "olası"yı muhtemel yapmaya yetmez. Dilimizde "lanet olası" da var hem.
Ayrıca tekraren, ne gerek var "olası" gibi bir garabete? "Muhtemel"in ne kusurunu gördünüz? Dilde ırkçılık yaklaşımınız yüzünden ille de atılması mı gerekiyordu bu arapça soylu, ama türkçe olan kelimenin?
Anlatmak istediğimi iyi açıklayan bir örnek olay yaşadım. Size ondan söz edeyim.
Bir toplantıda birisi edebiyatın edepli olmak zorunda olmadığını, ayrıca edebiyat kelimesinin arapça olduğunu, bu nedenlerle kendisinin "edebiyat" yerine "yazın"ı tercih ettiğini söyledi.
Bu kişi edebiyatın edepli olmak zorunda olmadığı gerekçesiyle "edebiyat"ı kullanmak istemiyor, ama edebiyat yazılı olmak zorunda olmadığı halde "yazın"ı kullanmakta isteksizlik göstermiyordu.
Ama asıl vahimi şu: "edebiyat"ı kolayca arapça diye harcama hakkını kendinde görebilen bir cahil bilgiçliği. "Edebiyat" arapça değil, Türkçe. Arapçada "edebiyat" diye bir kelime yok.
Bu kişi mesela "yazılı ve sözlü edebiyat" demek yerine "yazılı ve sözlü yazın" diyebilecek. Bilmiyorum, tabii zihinlere zarar böyle bir ifade onu rahatsız eder mi, etmez mi, emin değilim.
Böyle laflar edebilen birileri bunu hem de edebî bir toplantıda söylüyor. Hem de sol, sosyalist ağırlıklı bir kitlenin katıldığı bir toplantıda. Ama hazin ve doğal olarak kimseden bir tepki görmüyor.
Bunları anlatmak istiyorum işte...
Eski güzel Türkçemizde bir kavramla ilgili pek çok seçeneğimiz vardı. Mesela "refîkâm" derdik, "zevcem" derdik, "karım" derdik vb...
Oysa şimdi "eşim" diyoruz. "Karım" demek ayıp sanki, "kocam" demek ayıp, "eşim"... Çok yavan bir Türkçeye doğru bir adım daha...
Yârimize "ruh-u revânım" diye hitap ederdik. "Ruhlar ruhu" demektir. Şimdi bu nostaljik filmlerde ve yaşlıların dilinde kaldı. Yerine günümüzde ne diyoruz, bilemiyorum.
Sevgiliye çok güzel, çok ahenkli, çok müzikal kelimelerle, teşbihlerle, tasvirlerle hitap ederdi eskiler. Şimdilerde kuru hangi birkaç kelimeyi kullanıyoruz, bilmiyorum.
"Refîkâ"ya Türkçe değil diyenler, "zevce"ye üvey evlat muamelesi yapanlar, dilimizi birkaç kuru, sıska, cılız, renksiz, ruhsuz kelimenin kıraçlığına terk ettiler.
Memnunlar mı şimdi acaba? Eşleriyle eşleşip aynı kısır "sözcükleri" kullanarak anlaşamamaktan memnunlar mı?