PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sohbet


Sayfa : [1] 2 3

Hypatia
13-08-2012, 10:01
Selam arkadaşlar ,

Sadece sohbet etmek istiyor bugün canım ,

Yani burada selam vermek ve sohbet etmek isteyen forum sakinleri hemen yerini alabilirler , bende bu duruma sevinirim..

Cümleten günaydın

Olimpiyat
13-08-2012, 10:02
Günaydın.
Ne güzel bir kelime:)

Neva
13-08-2012, 10:04
Gunaydin :)

Keyifler nasil?

Hypatia
13-08-2012, 10:09
Keyifler umarım iyi olur ,

en azından uyandığımdan beri ilk defa gülümsedim :)

Belkide istanbulun puslu havasındandır , içimde bir gariplik var ..

Sizde ne var ne yok ?

Olimpiyat
13-08-2012, 10:11
ben bomba gibiyim. Gerçi hep öyleyimdir.Yapım gereği hüzünlenemiyorum:)

Neva
13-08-2012, 10:14
Ben daha geceyi suruyorum. Hava acik sayilir, yildizlar gorunuyor harikulade. :)

Hypatia
13-08-2012, 10:16
ne güzel :)

Sevindim sizin adınıza .


Hüzün değilde , sıkıntı , yani tuhaf bir ruh hali ,

Melankoli diyebilirim .

Neyse , pazartesi sendromu olabilir :)

Hypatia
13-08-2012, 10:16
Ben daha geceyi suruyorum. Hava acik sayilir, yildizlar gorunuyor harikulade. :)

Neva ,

Tam olarak kordinatlarını alabilirmiyim :P

Ve ne güzel sana hafta başı olmamış daha

Neva
13-08-2012, 10:29
Kuzey epey bir kuzey :)

Derin derin nefes alin pencereyi acip, sikintiniz gecer.

Hypatia
13-08-2012, 10:57
:)

daha iyim şimdi ,
sanırım üzerimden uyku sersemliğini atmam gerekiyormuş.

attım gitti , bitti :P

Küçükken , evimizin camından karşı binalarda ışıkları yanan evlere bakar , içlerine hikayeler yazardım.

ne alakaysa söylemek istedim :)
Sanırım senin içinde yazacağım Neva , başrolsün ...

Neva
13-08-2012, 11:03
:)

daha iyim şimdi ,
sanırım üzerimden uyku sersemliğini atmam gerekiyormuş.

attım gitti , bitti :P

Küçükken , evimizin camından karşı binalarda ışıkları yanan evlere bakar , içlerine hikayeler yazardım.

ne alakaysa söylemek istedim :)
Sanırım senin içinde yazacağım Neva , başrolsün ...

Sagol ama, basrolleri sevmem ben , yardimci figuranlik her zaman iyidir. :)

Mesela ;

Kucuk kiz pencereden, bogazin sulari uzerinde suzulen vapur'a bakarken, ansizin bir karga hizla kanat cirparak gecti, sabahin aydinligini simsiyah bir cizgi gibi bolerek falan filan gibi..

Hypatia
13-08-2012, 11:08
ooo ısmarlama senaryo yok ama :)

sana bir iyilik yapıp gizli başrolük yazacağım.. :)

Nave kuzey de hemde çok kuzeyde , bizler gün ışığından şikayet ederken , o halen yıldızlarla oyunda..

Hayatta kendine verdiği sözlerin , elinin tersiyle ittiği dogmaların ışığında , mutlulğunda kendi güneşini doğurmak üzere ..

Ve halen figüranlıkla yetineceğini düşünmekte.. yaşadığı hayatta , başrol olduğundan habersiz ...

spartacus
13-08-2012, 12:11
Keyifler umarım iyi olur ,

en azından uyandığımdan beri ilk defa gülümsedim :)

Belkide istanbulun puslu havasındandır , içimde bir gariplik var ..

Sizde ne var ne yok ?

Teşekkürler..

Benim de dışımda puslu bir hava var :)

Neva
13-08-2012, 12:22
ooo ısmarlama senaryo yok ama :)

sana bir iyilik yapıp gizli başrolük yazacağım.. :)

Nave kuzey de hemde çok kuzeyde , bizler gün ışığından şikayet ederken , o halen yıldızlarla oyunda..

Hayatta kendine verdiği sözlerin , elinin tersiyle ittiği dogmaların ışığında , mutlulğunda kendi güneşini doğurmak üzere ..

Ve halen figüranlıkla yetineceğini düşünmekte.. yaşadığı hayatta , başrol olduğundan habersiz ...


Guzel :)

Simdi efendim, her sanat eseri kendi yazarindan agirlikli duygular tasir. Bir nevi sanatsal disavurumdur bu. Yazarin hakkini vermek gerekir.

Demek ki yazarimiz hayatta kendisine verdigi sozlerin, elinin tersiyle ittigi dogmalarinin isiginda yasiyormus.

Figuranlikla yetinecegini dusunuyormus, basrol oldugundan habersiz.

Guzel bir disavurum, kutlarim.


Demek ki ben bosa secmemisim yardimci figuranligi. Dedim ya, her zaman iyidir ve tercih ederim.







Bu da gunun sozu olsun, :

Iki sey cok kotu bulasicidir, biri bilgi, digeri aptallik.

Anima Libera
13-08-2012, 16:51
Selamünaleyküm...

Hypatia
15-08-2012, 09:31
Günaydın arkadaşlar , Güzel bir çarşamba sabahından herkese içten bir gülümseme ...

Güzel günler göreceğiz , güneşli günler :)

Olimpiyat
15-08-2012, 09:35
Motorları maviliklere süreceğiz diyeceğim ama motor kısmını yanlış anlamayın:)

Hypatia
15-08-2012, 09:46
:)


Anlamadık zaten ,

Bir kişiye filleri düşündürtmenin en iyi yolu , Filleri düşünme demektir ,

Yani sizinki de iyi taktik ..

idontneedagod
16-08-2012, 19:07
Bıktım otel köşelerinde uyumaktan. Bu sefer Çanakkale'den merhaba!

Hypatia
23-08-2012, 13:10
İstanbuldan selamına karşılık verelim o zaman İdontneedagod ,

Merhaba :)

idontneedagod
23-08-2012, 13:14
İstanbuldan selamına karşılık verelim o zaman İdontneedagod ,

Merhaba :)


Merhaba; ama bu gün İzmir'deyim :)

Hypatia
23-08-2012, 13:15
Olsun ,

İzmir de selamımızı almış olur böylelikle ,

İzmir de olay yokmu bugün ?

idontneedagod
23-08-2012, 13:16
Şimdilik asayiş berkemal, en azından adliye civarında.

Hypatia
23-08-2012, 13:21
peki ,

istanbul için aynı şeyi söylemek zor , kimbilir şimdi neresinde neler yaşanıyor ?

Akşam haberlerde izleriz , hep birlikte , ne de olsa doğuda çatışma olmadığı zaman , haberler istanbul ve ankaradan başka şehri göstermiyor ,

idontneedagod
23-08-2012, 13:31
Aynen öyle. Haberleri izlemeye korkar olduk artık.

Hypatia
23-08-2012, 13:36
geçmiş yıllarda birgün , sanırım dünya kadınlar gününde , bayan haber spikerlerinin , mutlu haberler yada buna benzer bir isimle bir programları vardı . Çok aradım internette ama bulamadım , öyle güzel haberler sunmuşlardı ki , keşke gerçek olsa diye ekranın karşısında iç geçirmiştim ...

Hypatia
13-09-2012, 10:16
Günaydınlar ,

rüya yorumlamayı bilen varmııııı?

Rüyamda müthiş bir fırtına gördüm , öyle ki taş taş üstünde bırakmadı, evlerin çatıları , üzerlerindeki çanak antenlerle birlikte yaranın kabuktan sıyrılması gibi çatılardan uçtu ..

tam benim evime geldi sıra , fırtına durdu :P

sabah sabah hayra yordum ...

bursali68
13-09-2012, 10:48
Günaydın....

Bursa'da hava yağmurlu başladı bu sabah ve şimdi de çok sıkıcı...

Sağlıcakla kalınız...

spartacus
13-09-2012, 10:53
Günaydınlar ,

rüya yorumlamayı bilen varmııııı?

Rüyamda müthiş bir fırtına gördüm , öyle ki taş taş üstünde bırakmadı, evlerin çatıları , üzerlerindeki çanak antenlerle birlikte yaranın kabuktan sıyrılması gibi çatılardan uçtu ..

tam benim evime geldi sıra , fırtına durdu :P

sabah sabah hayra yordum ...

Günaydın.

Rahat olman gerekiyormuş, sadece bir rüyaymış.

Evet;
Sabahın şerri, akşamın hayrından iyiymiş.

Hypatia
03-10-2012, 09:09
Günaydın ,

sabahın ilk saatleriyle birlikte iyi forumlar diliyorum herkese :)

idontneedagod
03-10-2012, 09:58
Size de günaydın sayın üyemiz :)

Hypatia
14-04-2013, 11:57
yine yeniden , güzel bir pazar sabahına GÜNAYDIN :D

"ictenlik"
11-09-2017, 21:24
uydurtu;yukarıda belirttim ama tekrar edeyim..Eğer gerçekten İsa konusunu merak ediyorsanız(bence herkes merak etmeli,en azından Dünya'da en fazla inananı olan dinden bahsediyoruz),İSA'NIN GİZEMLERİ isimli kitabı alıp okumanız lazım..

ben teşekkür ediyorum.

İsa konusunu tam anlamıyla merak ediyor değilim.
Ben sadece konuda konu dışı ilgi ya da ya da uygunsuz bir sözdizimi ile belki ismim geçtiği için ve şu an başlık ya da konu dağılmış gibi hissettiğim öyle durduğu için ya da söyleyecek bir şeylerim olmadığı için üzgünüm.

buyrun burdan devam edelim;
http://turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=40041

kaldı ki arkadaşların sitemi fazlasıyla haklı miş. konu ile ilgili yeterince bağ kurmadım. forumu yeterince taramadım. ve fazlası yapmak istemediğim özeleştiri...

"ictenlik"
11-09-2017, 21:28
tarih beni biraz okuma yapmaya zorluyorsa ben biraz okuma yapacağım ancak ben bu tip şeylerden bi şey çıkaramam

"ictenlik"
11-09-2017, 22:23
Tarihi kronolojik veri ,Avrupa tarihi, Hristiyan tarihi hiç bir şey bilmiyorum kitlesel mitlere bakacağım

İlk aklıma gelen çarmıha gerilmiş bir İsa figürü olması idi. Bunu tehdit/gözdağı olarak yorumladım...

çarmıha gerilen ve acı çeken bir İsa tasvir ediliyor, bunu düşündüm...

Dediğim gibi İsa hikayesini de bilmiyorum ancak pasif bir İsa karakterize ediliyor. Ensesine vur lokmasını al nerdeyse. Tokat at/şamar at diğer yüzünü çevirsin. Seni yine de sevsin. ılımlaştırma Barışçıl ama zayıf ya da sönük bir İsa karakteri tasvir ya da dizayn ediliyor öncelikle. Hümanist-pasifist neyse

İsa/Hristiyanlık deyince aklıma gelen diğer bir şey ise Ortaçağ karanlığıdır. Engizisyon ve Hristiyan karanlığıdır.

Organize bir din nasıl kurulur-işletilir, temelleri nelerdir, nasıl çatılır bilmem. Tarih ya da siyasi organizasyon onu nasıl manipüle eder ya da dizayn eder bilemem. Etmemişse ?

Gerçeklerin patikasında yürüyüş zordur

Bir başka yeni aklıma gelen
Avustralya yerlileri ile ilgili Çit filmindeki Hristiyan kampıdır/okuludur.... Ellerinde incillerle bible larla la ordan oraya koşturan barış götüren misyonerlerdir.

Bir diğeri de tuhaf bir şey. Andrei Tarkovsky nin Andrei Rublev'indeki Tatar işgali ve Rus pasif köylüleridir ..ama Andrei Rublev karakteridir ve onun bezginliğidir/sönüklüğüdür...

Bir diğeri tapınak şovalyeleri -gizli örgütler ve ve kutsal cüce/küre arayışı değilse de benzeri
kutsal kase/case ,kutsal kaplayıcı
-bu adamlar bi şeyi gizlemeye çalışıyorlar bi şeylerin peşidneler -bi şeyler var..saçmalık...tuhaf...

Rio da bir heykel var onu biliyorum. Bunlar bana ne çağrıştırıyor diye bakıyorum. Psişede ki İsa imajı kimdir? nedir diye bakıyorum soruyorum ve düşünüyorum

Şimdi benim elimde hikaye olarak bunlar vb. leri var .Hristiyan bilinci ve tarih bilgim bu kadar
. bunları yorumlayabilir miyim?
ne çıkar?

İsa ile ilgili düşüneceğim ve biraz (yüzeysel de olsa) okuma yapacağım...
Bu şeylerden bir şey anlıyor muyum/anlaybiliyor muyum -bir-
bakacağım

şimdi yine bakire meryem hikayesi aklıma geldi? ne anlama gelir?,
tanrının oğlu olmak süsü ne anlama gelir? neden? neden bunlar var? ne anlama gelir diye soruyorum kendime...

İnsanlar üzerine çok dua ediyor...pasifize sönüklük..eylemsizlik aşılıyor olmalı bu...

birbirinizi sevin kardeşlerim, birbirinizi incitmeyin-hepimiz pasifize olalım mı?
bilmem ben bu şeyleri anlamam-anlayan incelesin işte!

rainfall38
16-09-2017, 13:42
Çok tembelim okuyacağım çok kitap var ama yazılar uzun diye zorlanıyorum nasıl okuyabilirim acaba?
Bu sitede hiç genç adam yok.Bir ben varım heralde şu an.Kendi yaşıtlarımda bir arkadaş arıyorum.Sohbet edeceğim kendisiyle dışarda islam dini hususunda.
Benim kelime dağarcığım geniştir uzun cümle kurabilecek potansiyele sahibim.Bir iki birşeyler okumuştum.

pianola
14-10-2017, 18:11
https://imgix.ranker.com/node_img/75/1484798/original/ludwig-wittgenstein-writers-photo-1?w=650&q=50&fm=jpg&fit=crop&crop=faces
"realschule", Linz 1904

Yıldıztozu
21-10-2017, 22:52
Her insan en geç 30 yaşına kadar doğayı, toplumu ve zihnin işleyişini anlamış olmalı. Belki de ilk 10 yaşında.
Anladıktan sonra yaşamına devam etmesi gerekiyor.. yoksa tüm yaşamı eksik kalır.
Gerçi her halükarda eksik kalacak ama böyle bir insan topluluğunu nasıl var edebiliriz?

Yıldıztozu
21-10-2017, 22:55
Bilgi ve zekaya sahip olarak dans etmek, bunlara sahip olmadan dans etmekten daha eğlenceli. Çünkü eğlencenin bütün anlamının farkına varıyorsun.

Kim demişse ''cehalet mutluluktur'' kendisi de cahilmiş.

Vefik Sami
22-10-2017, 00:53
Kim demişse ''cehalet mutluluktur'' kendisi de cahilmiş.

Valla ben de pek beğenirim bu tesbiti.
Kim demişse ağzı bal yesin. :)

Yıldıztozu
25-10-2017, 19:53
bu akşam ne içiyoruz, ne dinliyoruz

Yıldıztozu
25-10-2017, 19:56
evrenin bir yerinde ve bir anında bu forumlarda yıldıztozu ile yazan şeyin varacağı son..

https://screenshots.firefoxusercontent.com/images/8b1d50c6-3191-4406-a0aa-15182481dfaf.png

ya da geri dönüşü olmayan sonsuzluğu.

Yıldıztozu
25-10-2017, 19:59
bütün birikimim buna dönüşecek yani?

Yıldıztozu
25-10-2017, 20:05
sokağa çıkıp insanlara baktığımda iki şey görüyorum.
kendilerine ait düşünceleri her şeyin merkezine koyarak mutlaklaştırıyorlar.
hepsi öznel.
çünkü kendilerini bilmiyorlar.
bir de iletişim kurduklarını zannediyorlar, aslında hepsi kendi içlerinde yaşıyor.
zihinlerindeki kurgularda, dilin metafiziğinde.
başkasının espirisine gülerken, anlatılana gülmüyorlar, anladıklarına gülüyorlar.

Nero
25-10-2017, 20:05
bütün birikimim buna dönüşecek yani?


Hayır, bütün birikimin devam edecek. Bu son sadece bedenine ait.

Ahlaksız
25-10-2017, 20:09
Bilgi ve zekaya sahip olarak dans etmek, bunlara sahip olmadan dans etmekten daha eğlenceli. Çünkü eğlencenin bütün anlamının farkına varıyorsun.

Kim demişse ''cehalet mutluluktur'' kendisi de cahilmiş.
Yıldıztozu;Bu ''cehalet mutluluktur'' konusunu anlamak,izah etmek zor..Bir kere kime cahil diyoruz ve bu hakkı bize kim veriyor?
Cahil insanları okumamış insanlar olarak görürsek,şöyle bir şey diyebilirim belki..Bu insanlar okumuş insanlardan daha rahat insan öldürebilirler,aynı zamanda okumuş insanlardan daha çok eğlenebilirler..Okumuş insan daha asık suratlı,daha realist,daha rasyonel olur..Haliyle eğlenmesini bilse bile,o cahil insanın rahatlığını yakalayamayabilir..
Şu videodaki mutluluğa bakın;
https://www.youtube.com/watch?v=HdFXn8KfdK0&index=4&list=PLuOPGPD33wQdSMI_udT7hUsGXvQTVSmuZ

Yıldıztozu
25-10-2017, 20:09
Hayır, bütün birikimin devam edecek. Bu son sadece bedenine ait.

o halde birikimleri devam eden başka bilişsel güçler de olmalı.
ben neden hiç karşılaşmadım onlarla? nerede onlar?

Ahlaksız
25-10-2017, 20:13
Beyin ölümün gerçekleştiği an,herşey biter Nero.

Nero
25-10-2017, 20:15
o halde birikimleri devam eden başka bilişsel güçler de olmalı.
ben neden hiç karşılaşmadım onlarla? nerede onlar?


Belki karşılaşmışsındır. :)

Nero
25-10-2017, 20:15
Beyin ölümün gerçekleştiği an,herşey biter Nero.


Hayır, her şey yeniden başlar. :)

Ahlaksız
25-10-2017, 20:23
Nero;:)
Ne içiyorsun Nero:)
Var mı kanıtın?Var mı bu konuda kuracak bir cümlen?Bence yok:)

Yıldıztozu
25-10-2017, 20:27
Bir kere kime cahil diyoruz

cahillik ve mutluluk kıyasa dayalı.
kıyaslanan rakibe bağlı.

videodaki adamlar benden daha mutlu değiller.
onların bilinçaltında eğlenceli şeylerin çoğu günahla ilişkilendirilmiş.
orgazm olurken bile suçluluk duygusu hissediyorlardır.

neyin ne anlama geldiğinin farkında değiller.
sahip olduklarının ve olmadıklarının farkında değiller.

en yüksek mutluluk; anlamakla, farkında olmakla, etikle ve estetikle ilişkilendirilebilir.

Spinoza mutluluğu ''insanın kendi doğasına uygun davranması'' şeklinde tanımlamış. Bu tanımı ilk anda beğenmiştim. Ama doğanın içerisinde kötülükler iyiliklerden daha fazla.
Dolayısıyla insan, doğal olana müdahele etmeli. Doğayı yönlendirmeli. Gerekirse kendi doğasına aykırı davranmalı.

Yıldıztozu
25-10-2017, 20:31
her şey çok garip değil mi?

ben var olmamalıydım.

bazen beynimin evrendeki en güçlü aygıt olduğunu düşünüyorum.

bazen de varlığımın farkındalığı beni şaşkına çeviriyor.

bir tanrı yok, ama olsaydı bile ben ondan daha güçlüyüm.

Nero
25-10-2017, 20:39
Nero;:)
Ne içiyorsun Nero:)
Var mı kanıtın?Var mı bu konuda kuracak bir cümlen?Bence yok:)


Bira... :) yetiyor. :)

Nero
25-10-2017, 20:42
bazen de varlığımın farkındalığı beni şaşkına çeviriyor.


İşte o sensin! Beyninin sana ilettiği uyaranlar dışında, saf kendin olarak farkına vardığın sen... bedenin ürünü olmayan, ondan bağımsız olan sen...

Kalıcı olan yâni.

Ahlaksız
26-10-2017, 19:27
Yıldıztozu;bu cehalet konusunda söylediklerin tamamen subjektif..Bu konuda yorum yapmanın zor olduğunu söyleyebilirim..Yani okul görmemiş insan mı mutlu,yoksa üniversite mezunu biri mi?Bunu söylemek zor..

Bende subejktif bir yorum yapayım:)

Bence cahil insanlar daha mutlu..Yukarıdaki videodaki insanlar senden ve benden daha mutlular..Diyorsun ki,farkında değiller..İşte bu..Farkında olmadıkları için mutlular..Hiçbirşey umurlarında olmadıkları için mutlular..Birşeylerin farkında olan birisi,hiçbirşeyin farkında olmayan birisinden daha mutlu olamaz..

Ben ne demek istediğini anlıyorum..Sen matrix'teki kırmızı hapı almanın mutluluk sağladığını düşünüyorsun..Doğru..Gerçeği öğrenmek,insanı mutlu yapar,bende kırmızı hapı alırdım ama bu mutluluk ile hiçbirşeyin farkında olmayan birinin mutluluğu bir ol(a)maz..Bizimki acı bir mutluluk..Zombi olarak yaşayan insanların mutluluğu,saf bir mutluluk..Bir hayvanın mutluluğu..Geyik avlamış bir aslanın mutluluğu..Hepsi bu..

Okumuş insanın mutluluğu acayip bir şey..İnsanı yalnızlaştıran,insanı düşündürten,insanı farklılaştıran bir mutluluk..Bu mutluluk insanı intihara bile götürebilir..Böyle acayip bir şey bu..Matrix'teki Neo,bir bilgisayar programında yaşadığını öğrenince hatırlarsanız kusmuştu..Sonradan ajanlarla anlaşıp mavi hapı almak isteyen Cypher,Neo'nun o kustuğu sahnede delireceğini söylemişti..Gerçek böyledir işte..Öğrendiğinizde sarsılırsınız..Bu kaçınılmaz..Bugün Dünya'da intihar eden insanlar,genelde laik/seküler/ateist insanlar..Niye?

Yıldıztozu
04-11-2017, 19:29
bütün birikimim buna dönüşecek yani?

Düşündüm de aslında tam olarak buna dönüşmeyecek. (kafatasına dönüşmeyecek yani).

Birikimlerim şu an başka şeylere dönüşmekte zaten. Her eylemim, birikimlerimi farklı şeylere dönüştürüyor.

Birikimleri aktarmak da aktarılan şeylerde farklı dönüşümler ortaya çıkarıyor. Dolayısıyla ben öldüğümde bile birikimlerim farklı şeylere zaten dönüşmüş olacak ve dönüşmeye devam ediyor olacak.

Sanırım ölümsüzlüğü keşfettim.

Ahlaksız
04-11-2017, 20:02
Yıldıztozu;ne biriktirdin öyle:)
Bira şişesi mi:)

Yıldıztozu
04-11-2017, 20:15
Yıldıztozu;ne biriktirdin öyle:)
Bira şişesi mi:)

hahah:D evet onlar da var.

sanırım ''kendimi'' biriktirdim.

ama kendimi merkeze koymanın anlamı yok tabi.

birikimlerim dağılıp gitse bile bütün içerisinden ne eksilmiş olacak ki.

Ahlaksız
04-11-2017, 22:41
Ölünce herşey bitiyor..Benim anladığım bu..Bana ait olan bir şey yok..Haliyle biriktirme diye de bir şey yok..

Dünya'ya gelmeyi kendimiz istemedik..O halde ben denilen şey nedir?Kendi isteğimizle nefes almaya başlamadıysak,birşeylere sahip olma,birşeyleri biriktirme gibi dertlerimizin olmaması gerekir..Öldükten sonra ne olacağız?
Yaşarken ben diyemiyorsak,öldükten sonrasını düşünmek mantıklı mı?
Hem ölmekte kendi elimizde değil..Yaşama gelmekte,ölmekte elimizde değilse;bu yaşayan ne?
Homo sapiens işte:)
Kuyruksuz maymun:)
Keyfinize bakın:)

gandalf
07-11-2017, 02:21
İnsan yalnızca ölümden önce var olduğu için, yalnızca bir ölümden öncedeyken, ölümden önceki herhangi bir zaman aralığımız hakkında düşünebiliriz. Sonrası yok değil, ancak ve ancak öncesi vardır. Ama illa ölümü zihnimizde simgeleyecek bir metafor geliştireceksek,

Öldüğümüzde bizler yok oluruz demektense arkadaşlar, bence dünya yok olur demek daha anlamlı olur. Düşünsenize, şu an birdenbire baktığınız bu ekranın yok olduğunu; ellerinize, veya ekranın altında her ne varsa artık ona bakıyor olacaktınız. Biraz daha ileri giderek çevrenizdeki objelerin veya insanların bir bir yok olduklarını farz edin.. Şimdiyse ileri gitmeyi abartarak, teker teker, yavaş yavaş her şeyin yok olduğunu farz edin: havanın, güneşin, bir yıldızın.. zihninizde bilinç olarak deneyimlenen uyartıları salgılayan sinapsların, yavaş yavaş.. ve her şeyin. Bilmiyorum bana huzurlu geliyor :)

Yıldıztozu
10-11-2017, 22:59
Yıldıztozu;ne biriktirdin öyle:)
Bira şişesi mi:)

https://i.hizliresim.com/ByGlvg.jpg

Yıldıztozu
10-11-2017, 23:02
turandursun forumu, müzik ve bira..

Ahlaksız
10-11-2017, 23:02
Afiyet olsun:)
Yüksek alkollü hem de:)

Yıldıztozu
10-11-2017, 23:03
bu fotoğraftan sonra cihatçı müslimler beni bulup kafamı keserler mi acaba

Ahlaksız
10-11-2017, 23:03
İnsan yalnızca ölümden önce var olduğu için, yalnızca bir ölümden öncedeyken, ölümden önceki herhangi bir zaman aralığımız hakkında düşünebiliriz.
Bu nasıl cümle be:)

Ahlaksız
10-11-2017, 23:05
Bizim peşimize düşmezler yıldıztozu..
Müslümanlar genelde birbirlerini öldürürler..:)

Yıldıztozu
10-11-2017, 23:07
Nasıl ölmek isterdiniz?

Düşündüm de ben köpekbalığı tarafından parçalanarak ölmek isteyebilirdim..
Acı çekeceğimi sanmıyorum. Bir dakika sürmezdi herhalde. İlk darbede acı hissedilmiyor zaten.

Ömrüm boyunca ben diğer canlıları yedim, ömrümün sonunda o beni yesin.

Köpekbalığı beni parçalarken organlarımı onun ağzında izlemek ve kendi kanımı okyanusa yayılırken görmek..
O anki yoğun duygularım..

Ömrümün bu son bir dakikası.. Hayatım boyunca duygularımın en yoğun olduğu anlar olurdu herhalde.

Ahlaksız
10-11-2017, 23:14
Kafa güzel tabi :)
Şu filmi izlersen,bence fikrin değişir:)
http://www.imdb.com/title/tt0374102/

pianola
10-11-2017, 23:17
Nasıl ölmek isterdiniz?

Düşündüm de ben köpekbalığı tarafından parçalanarak ölmek isteyebilirdim..
Acı çekeceğimi sanmıyorum. Bir dakika sürmezdi herhalde. İlk darbede acı hissedilmiyor zaten.

Ömrüm boyunca ben diğer canlıları yedim, ömrümün sonunda o beni yesin.

Köpekbalığı beni parçalarken organlarımı onun ağzında izlemek ve kendi kanımı okyanusa yayılırken görmek..
O anki yoğun duygularım..

Ömrümün bu son bir dakikası.. Hayatım boyunca duygularımın en yoğun olduğu anlar olurdu herhalde.

https://www.youtube.com/watch?v=u9S41Kplsbs

bilgivehis
11-11-2017, 08:55
Ölmeyi bana sorun, son dakika psikolojisinden geçtim.
Sanıldığı gibi duygular yoğunlaşmıyor tam tersi bütün duygular o anda yok oluyor. Eğer ölmeyip de yaşarsanız o bir kaç saniyede yitirdiğiniz duygular, birikiminiz uzun yıllar gelmeyebiliyor.
Zira altı yıldır yitirdiklerimin yüzde otuzunu ancak geri kazanabilmişimdir...

Ahlaksız
11-11-2017, 22:46
Geçmiş olsun bilgivehis..

Yıldıztozu
16-11-2017, 20:51
Mutluluk ve bilgelik arasındaki ilişkiyi çözdüm sanırım.
Değişkenleri bu ikisi olacak şekilde çizilen grafik parabolümsü olurdu ve grafiğin kolları yukarı doğru olurdu ve grafiğin sağ kolu sol kolundan uzun olurdu. Yani bilgelikle mutluluk doğru orantılı da değil, ters orantılı da değil.

Bu matematiksel ifadeyi en az-orta-en çok derecelerini kullanarak açayım.
Az bilen orta derece mutlulukta.
Orta derece bilen en az mutlulukta.
En çok bilen en çok mutlulukta.

Elbette insan üzerine yapılan her ilişkisellikte olduğu gibi bunda da sapmalar olacaktır. Ama ben yoğunlaştığı kümeleri söyledim.
Ayrıca mutlu olmak, mutlu görünmek değildir. Mutluluğu güç olarak tanımlardım. Ne kadar güç çeşidine sahipsen o kadar mutlusundur.

Yıldıztozu
16-11-2017, 20:57
İnsanları cahil oldukları için suçlamayın. Bilmek, bilebilmek zor iş.
Bilme istenci de doğamızda pek bulunmayan bir istek.
İnsan doğuştan cahil geliyor. Bilebilmeleri için boş vakte ihtiyaçları var.
Bir kediyi cehaletinden dolayı suçluyor muyuz?

Yıldıztozu
16-11-2017, 21:03
Nasıl zengin olunacağının sırrını buldum. Köle edinerek.!

Kölelerim olmalı. Onlar benim için çalışmalı. Kendilerine değil, bana kazandırmalı. Ama ben onları, kendileri için çalıştığını zannettirerek kandırmalıyım. Üç beş kuruş maaş vermeliyim. Onlar benim kölelerim.

Köle edinmenin getirdiği iki güç çeşidi var. Köle edinmiş olmanın kendisi birinci güç, onların bana kazandırlıkları da ikinci güç.

Bu sırrı buldum, ama uygular mıyım bilmiyorum.

Yıldıztozu
18-11-2017, 20:42
İçki için.
İçmek zekayı geliştirir, zihni açar. Nöronlar arası yeni bağlantılar kurmanızı sağlar.
Ben içerken en çok nefreti, sevgiyi ve ölümü düşünüyorum.

Yıldıztozu
18-11-2017, 21:08
Bir yıllık ömrünüz kalmış olsaydı şu an ne yapıyor olurdunuz?
Buna vereceğiniz cevabı şu an yapmalısınız.

**

Bazen yapılabilecek 'en etik' davranışın tüm insanlığı anında yok etmek olduğunu düşünüyorum. Tüm insanlık bir anda yok edilebilirse evrendeki toplam iyilik/kötülük oranı önemli derecede artabilir.

Görüyorum bazen, insanlığın geleceğine yönelik hayaller kuruluyor. Tuhaf teknolojiler, telepatik iletişimler, uzay çağı vs.
Hayır bunlar insanlığı daha iyi yerlere taşımaz. Sadece durum değişikliği yaratır.
İnsanın evrimsel geçmişine bağlı olan bir doğası var. Teknoloji ve bilgi ne kadar ilerlerse ilerlesin, yeni doğan her insan bin yıl öncekiyle aynı genetik yapıda doğuyor. Çevresel şartlardan önce bu genetik yapısı değiştirilmeli.

Sanırım insanlık mutlu edilemez, her insan kendini mutlu edebilir.

Yıldıztozu
26-11-2017, 00:31
Yılanlar çok güçlü.
Timsahlar da öyle.

İnsan çok zayıf kalıyor bu güçlüler arasında. Zihinsel ve dilsel yetilerimiz gelişmiş olmasaydı çoktan neslimiz tükenmiş olabilirdi.

Ne avımızı öldürecek zehrimiz var, ne de onları yakalayıp parçalayacak çenemiz.

Yıldıztozu
26-11-2017, 00:32
https://www.youtube.com/watch?v=iJvcN41H3Is

Ahlaksız
26-11-2017, 00:46
Yılanlar çok güçlü.
Timsahlar da öyle.

İnsan çok zayıf kalıyor bu güçlüler arasında. Zihinsel ve dilsel yetilerimiz gelişmiş olmasaydı çoktan neslimiz tükenmiş olabilirdi.

Ne avımızı öldürecek zehrimiz var, ne de onları yakalayıp parçalayacak çenemiz.
Baba kafa güzel yine:)
Ne yılanı,ne timsahı:)
Dur sana bir video atayım da,eğlen biraz:)
https://www.youtube.com/watch?v=G7K0Naa_m9s

Zafery
26-11-2017, 00:54
Yıldıztozu burayı kendi özel fikir beyan etme alanı olarak kullanmış gibi :)

Yıldıztozu
02-12-2017, 19:09
Yıldıztozu burayı kendi özel fikir beyan etme alanı olarak kullanmış gibi :)

Serbest alan.

Yıldıztozu
02-12-2017, 19:11
Serbest alan.

Alan serbest olsa da ben serbest değilim çünkü düşüncelerim limitli.

Yıldıztozu
02-12-2017, 19:30
Kadınla tanrı arasında bazı bağlantılar buluyorum. Bir kadının seksi kalçalarında tanrının gerçek yüzünü görür gibi oluyorum.. Hepimizi kalçalar yarattı. Kalçaların arasından var olduk. Yaradanımız kalçalar..
Kalçalar hem yaratan olması yönüyle tanrısal hem de onun için kölelik yapılıp tapınılması yönüyle tanrısal. Seksi kalçalar için yapılan ibadetler, tanrı için yapılan ibadetler kadar yaygın.
Kalçalar.. evet neredeyse tanrı kadar her şeye gücü yetiyor.

Yıldıztozu
02-12-2017, 19:34
Kadınla tanrı arasında bazı bağlantılar buluyorum. Bir kadının seksi kalçalarında tanrının gerçek yüzünü görür gibi oluyorum.. Hepimizi kalçalar yarattı. Kalçaların arasından var olduk. Yaradanımız kalçalar..
Kalçalar hem yaratan olması yönüyle tanrısal hem de onun için kölelik yapılıp tapınılması yönüyle tanrısal. Seksi kalçalar için yapılan ibadetler, tanrı için yapılan ibadetler kadar yaygın.
Kalçalar.. evet neredeyse tanrı kadar her şeye gücü yetiyor.

Güzel bir kadın kalçası gayet estetik değil mi? Pyron'a sormak lazım.

https://www.saglikguzellikbakim.com/wp-content/uploads/2013/04/dik-ve-seksi-kalca-660x400.jpg
http://i.ytimg.com/vi/J3IfWAM8pg4/mqdefault.jpg

Yıldıztozu
02-12-2017, 20:42
Ben güçlüyüm. Ama benim dışımda kalanların toplamı benden daha güçlü. O yüzden doğanın galibiyetini kabullenmem lazım. Doğal olan zaten doğanın beni yenmesi.
Hayatı bir çeşit 'düzeltme oyunu' olarak tanımlıyorum. Her şey bozuk ve biz sürekli bir şeyleri düzeltme çabasındayız. Bir şeyleri düzelterek hayata amaç katıyoruz. Ama düzeltebildiklerimiz bütünün çok ufak bir parçası, yüzde biri bile değil.

"ictenlik"
02-12-2017, 22:22
Güzel bir kadın kalçası gayet estetik değil mi? Pyron'a sormak lazım.

https://www.saglikguzellikbakim.com/wp-content/uploads/2013/04/dik-ve-seksi-kalca-660x400.jpg
http://i.ytimg.com/vi/J3IfWAM8pg4/mqdefault.jpg

Pyron`un cevap vermesi lazim...

pianola
03-12-2017, 08:02
https://i.imgur.com/UPotNY8.gif

Yıldıztozu
09-12-2017, 22:16
Yaşamda kaçırdığım ne var acaba.
Ölmeden önce neyi yapmam gerekiyor acaba.

Yıldıztozu
09-12-2017, 22:18
sonra neden sorguladığımı da sorguladım ve nedenselliğe bağımlı olduğumu fark ettim..

Yıldıztozu
09-12-2017, 22:31
Yalnızlık iyi midir kötü müdür çözemedim. İkisini de deneyimledim, deneyimliyorum.
Yalnızlığın özgürce olması avantaj ama sevgisiz olması dezavantaj.

Dünyadaki tek canlı ben olsaydım neyi sevebilirdim ki. Mutlak yalnızlık içerisinde sevecek ne kalırdı.
Acaba tanrı da yapayalnız olduğu için mi bu kadar sevgisiz ve zalim. Ama bizi sevebilirdi. Ben tanrıya arkadaş olabilirdim.

İletişim kurmak da çok karmaşık, hatta imkansız gibi. Bu da yalnızlığın lehine avantaj.

Yıldıztozu
09-12-2017, 23:25
Yılan beni ısırdığında bir damlalık zehirle öldürebiliyor. O benden daha güçlü demek ki. Ama ben düşünebiliyordum, bir sürü bilgi biliyordum. Buna rağmen o beni kolaylıkla öldürebiliyor. Hani bilgi güçtü, zeka güçtü..
Ben de onu tuzak kurarak zekamla öldürebilirim ama. Sanırım çok fazla güç çeşidi var. Çeşit çeşit güçler. Hangisi hangisine üstün bilmiyorum.

Ahlaksız
09-12-2017, 23:58
Yaşamda kaçırdığım ne var acaba.
Ölmeden önce neyi yapmam gerekiyor acaba.
Sonuçta öleceksen,yaptıklarının veya yapamadıklarının bir önemi yok ki:)
''Şunu da yapmak lazım'' gibi bir şey yok..Böyle bir genelleme yapamayız..Çünkü her insanın hayata bakışı farklıdır..

Yıldıztozu
10-12-2017, 00:26
Sonuçta öleceksen,yaptıklarının veya yapamadıklarının bir önemi yok ki

ya da tam tersi, sonuçta öleceğim için şu an yaşıyorken yaptıklarımın bir önemi var.:)
ölüm ve sonrasında sıradışı bir şey yok.. sadece yaşarken sıradışı bir şeyler var.

anlamsızlığın içerisindeyiz, aynaya baktığımda tek gördüğüm şey saçmalık.
ama bilgili, zeki, genç ve sağlıklı olmak bana bir şeyler yapmam gerektiğini hissettiriyor. Bunlar değerli gibi sanki.

bilgivehis
10-12-2017, 01:34
sonuçta öleceğim için şu an yaşıyorken yaptıklarımın bir önemi var.:)
.

Önemliyi önemli yapabiliyorsan önemli olur.
Ancak diğer yandan önemliyi önemli yapmak önemli mi örneğin acı veren, zarar veren önemliler de var...

Felâsife
10-12-2017, 01:44
Yalnızlık iyi midir kötü müdür çözemedim.

Çözülememesi normal.
Uyku ne kadar iyi kötüyse, tatil ne kadar iyi kötüyse, o da o kadar iyi kötü. O olması gerektiği için var, iyi/kötü olduğu için değil, sadece olması gerektiği için.
İnsanlar normalde tatilde iş güç yapmazlar, uykuda dünya işlerini düşünmezler, artık bu başka bir şeydir, (olması gereken) yalnızlıkta da dünya işleri çözülmez. Onun böyle bir misyonu yok, tıpkı diğer olması gerekenler gibi o da.
Yalnızlık izole bir ortam(sa), bu başka bir duygu, güvenli liman, emin belde, kaçamak, artık ne denirse densin o.

Tabi insanların yalnızlık dediği şey ne kadar yalnızlıktır, o da ayrıdır. Yalnızlık diyorlar da acaba ne kadar yalnızlar, o da meçhul.
Şikayet edilen şey zaten yalnızlık değildir, daha doğrusu şikayetin olmadığı şeydir yalnızlık. Nihayetinde kimsenin suçlamadığı, direncin olmadığı, dingin bir alan, nötr bir hâl.

Benliği varedeni yok edemiyorsan, yok'luğa ait değilsin.
Kalpte acaba, şüpheler, beyinde ki seslerle yok değilsin.
İçsel seslerin olmadığı yerde kendini düşünebilir misin?
İşte varolduğun yer budur, yoklukta oradan ayrı değilsin.

Ahlaksız
10-12-2017, 13:06
ya da tam tersi, sonuçta öleceğim için şu an yaşıyorken yaptıklarımın bir önemi var.:)
ölüm ve sonrasında sıradışı bir şey yok.. sadece yaşarken sıradışı bir şeyler var.

anlamsızlığın içerisindeyiz, aynaya baktığımda tek gördüğüm şey saçmalık.
ama bilgili, zeki, genç ve sağlıklı olmak bana bir şeyler yapmam gerektiğini hissettiriyor. Bunlar değerli gibi sanki.
Bakış açın çok önemli tabi..
Ölümü idrak etmen,hayatını inanılmaz değerli yapabilir ama tam tersi de olabilir..Yani ölümü idrak etmen,yaşamın/yaşamanın bir anlamı olmadığı sonucunu da doğurur..Yani yaşamına bir anlam kazandırmak senin elinde..Tabi burada akla ''özgür irade paradoksu'' geliyor..Bir yandan herşeyin senin elinde olduğunu sanarken,diğer yandan özgür iradenin olmadığını düşünmekte;insanı ikilemde bırakabilir..
Sonuçta yapmak istediklerini yapmaya çalış ama yapamadıkların için de üzülme..

Yıldıztozu
21-12-2017, 18:09
şu an yaşıyor olmam çok ilginç.
bildiğim en ilginç şey bu.
sonsuzluğun içinde kısa bir andayım şu an.

Yıldıztozu
21-12-2017, 20:17
en son ne için ağladınız?
duyguların arttığı bir anda görme organından sıvı çıkması çok ilginç değil mi?

ağlamak yerine gözlerim yaşardı diyelim..
biraz önce, güzel bir müzik dinlerken ve alkolün etkisiyle gözlerim yaşardı.
alkol ve müzik, ikisi de duyguları ortaya çıkarıyor.

ondan önce bir belgesel izlerken gözlerim yaşarmıştı.
anne ceylanın yavrusu için mücadelesini izlemiştim.
annesi ölmüştü ama yavrusu kurtulmuştu.

duygular, doğanın bize yüklediği programlardan oluşur.
bu programlar irade dışıdır, ama duygulara müsaade etmek demek duygusal olmak demek değildir.

gandalf
22-12-2017, 17:16
Sevgili Yıldıztozu, gerçekten de yaşıyor olmak ilginç şey. Bunların hep nasıl oldukları değil de, olmalarının kendisi çok ilginç. Wittgenstein da "Dünyanın nasıl olduğu değildir gizemli olan, olmasıdır." diyerek vurgulamış bunu.

Ağlamak sayılmaz ama, yazın babam haksız yere dövdüğünde bi gözlerim yaşarmıştı, acıdan değil, o vurdukça, daha hızlı vur, daha çok vur, korkmuyorum diye bağırıyordum, sadece çok rahatsız olmuştum, sebep aşırı saçmaydı. Tiksinmiştim yani, nasıl açıklanır bilmiyorum. Ne var ki o da çok pişman oldu, hatta sıcağı sıcağına kendisini teselli falan ettim bayağı bir süre. Sonra, yalnız kaldığımda, içimi yoğun bir rahatsızlık sardı ve her şeyi, herkesi kesinlikle terk etme kararı aldım. Ama annem fenalaştı ben bunu söylediğimde, babamın yüzünüyse hiç o kadar üzgün görmemiştim. "Fuck it" dedim, üzüntüden ölecekler amk şu hallerine bak; ne de olsa insan dediğin dandik bir canlı, zaten ailem hep "iyi" insanlardı, onlarla aramı yine iyi tutarak, manyaklıklarından usulca uzaklaşarak, kendime ait bir hayat kurayım. İşte ona falan yöneldim biraz, şu an tek başıma huzurla yaşıyorum.

Ağlamak olarak, yanılmıyorsam 6 ay kadar önce, Allah'ın olmadığını fark ettiğimde hıçkıra hıçkıra, dibine kadar ağlamıştım. Gerçekten sevmiştim çünkü ben Allah'ı. O akşam önce ağlamış, sonra ailemle konuşmuş (ne de olsa ebediyete kadar görüşemeyeceğiz, bir tür vedalaşma hissiyle) ve tekrar ağlamıştım. Erken de uyumuştum ağlamaktan. Kademeli olarak her şey normalleşti tabi zaman içinde.

Yıldıztozu
22-12-2017, 23:46
6 ay kadar önce, Allah'ın olmadığını fark ettiğimde hıçkıra hıçkıra, dibine kadar ağlamıştım. Gerçekten sevmiştim çünkü ben Allah'ı.

Taze dinsizsin o halde.:)

Allah karakeri içimizde baba figürü gibiydi. Zor ve yalnız zamanlarımızda zihinimizde ''allah baba'' vardı.
Bu yüzden onun otoritesi altındaydık. Ondan hem korkuyorduk hem de onu seviyorduk. Çünkü bizi düşündüğünü zannediyorduk.

Neyseki babamızın sahte olduğunu öğrendik. O sadece bir masal kahramanıydı.
Bunu öğrenince büyümüş olduk aslında. Ve kendi tanrısal güçlerimizin farkına vardık.

Bunları hissetmiş olman normal. Ayrıca bu doğal ve içten paylaşımın için teşekkürler.

gandalf
23-12-2017, 04:23
Ben de teşekkür ederim. Aynen dediğin gibi,

Bir de Allah'ın baba figürü olduğunu varsayarsak malum, herkesin babasıyla ilişkisi farklı farklı oluyor. Benim o sanal "varlıkla" ilişkim bir hayli yoğundu kendi iç dünyamda, o sebeple fazla ağır bir deneyim oldu diyebilirim.

Saf bir delikanlıya birisi dese ki, şöyle şöyle bir kız var, seni çok beğenmiş, çok iyi kalpli ve güzel bir kız.. o delikanlı, öyle bir kız olmasa bile, aşkı en yoğun duygulanımlarla tattırabilir kendisine. İnsanın, kurduğu hayale gerçekmiş gibi fiziksel tepki verme potansiyeli yol açıyor maalesef bunlara. Sahip olduğumuz yeteneğin çarpıtılabilir bir handikapı :/

Yıldıztozu
23-12-2017, 21:44
İçimde bir canavar var. Bencillik var. Kötülük var. Bunu görüyorum.
Ama gördüğüm şey ben değilim.
Aynaya baktığımda burnumu da görüyorum ama burnum ben değilim.

Siz içinizdeki kötülüğü görebiliyor musunuz? Kendimi bir nesne olarak ele aldığımda insanın doğasındaki kötülüğü deneysel olarak gözlemliyorum.
İçimde kötülük de var iyilik de. Ama kötülük daha fazla var gibi.
O kötülük bana ait değil.

spartacus
23-12-2017, 22:31
Bir de Allah'ın baba figürü olduğunu varsayarsak malum, herkesin babasıyla ilişkisi farklı farklı oluyor. Benim o sanal "varlıkla" ilişkim bir hayli yoğundu kendi iç dünyamda, o sebeple fazla ağır bir deneyim oldu diyebilirim.
Allah'ın baba figürü çok eskidendi, inaçlar dinlerle istismar edilip, siyasileşmeden önceydi, şimdi aşılanan ağa-kral figürü ve beklenen kölelik, yani olabildiğince faydalanmak... İç yoğunluğun sebeplerinden birisi, aşılanan kral figürü ve iradi çatışmalar.

Leonardo
23-12-2017, 22:32
Kadınla tanrı arasında bazı bağlantılar buluyorum. Bir kadının seksi kalçalarında tanrının gerçek yüzünü görür gibi oluyorum.. Hepimizi kalçalar yarattı. Kalçaların arasından var olduk. Yaradanımız kalçalar..
Kalçalar hem yaratan olması yönüyle tanrısal hem de onun için kölelik yapılıp tapınılması yönüyle tanrısal. Seksi kalçalar için yapılan ibadetler, tanrı için yapılan ibadetler kadar yaygın.
Kalçalar.. evet neredeyse tanrı kadar her şeye gücü yetiyor.



- Bu biraz Nihilist-Ateist bir yaklaşıma benziyor. Geçmişte de "Ben en çok çocukları, sonra kadınları, sonra erkekleri seviyorum" diyen birine denk gelmiştim.


Bu tür zayıf ateist yaklaşımlar biraz saçma geliyor. Yani adam diyor ki "Yemek yemeyi seviyorum, Seksten hoşlanıyorum, türümü devam ettirmek istiyorum"
- Tama ama bu bir ideoloji değil ki. Bu normal insanın günlük hali sadece.

Leonardo
23-12-2017, 22:43
şu an yaşıyor olmam çok ilginç.
bildiğim en ilginç şey bu.
sonsuzluğun içinde kısa bir andayım şu an.


- Bu doğru bir yaklaşım. Uygulaması söylemesi kadar da kolay bir şey değil.
Ateist insan da bu durumu iyi anlar: "Yarın ne olacağımız belli değil. Şimdi'ye bak" dediğinde anlar. Hayatı boşa harcamaması gerektiğini bilir.


"En son ne için ağladınız?"


- Bazı insan ağlamaz. Belli bir biçimde yetişmişsen, ağlamayabilirsin. Gözlerim yaşardığı olmuştu, saçma sapan bir şey içindi, sebebini ben de anlamamıştım, öylece oluverdi (20 sene filan oldu)


Bence: Ateizm'e herkes kefal gibi atlamamalı.
Güçlü-Ateist bence şudur: Çok ciddi felsefi arayışı olan, filozof insandır.
Sizin-Benim gibi, sohbeti kurtarmaya yetecek kadar felsefe yapabilen kişi değildir. Samimi arayış içinde olan, bu arayışı felsefe veya bilim ile yapmayı seçen insandır.


Hatta abartarak şunu da söyleyeyim: Böyle olmayan kişi için inançlı olmak daha hayırlıdır.
Sebep: - O kadar çok şey bilmiyorsun çünkü. Bir yerde illa ki uyduracaksın. öyle Kalça idi, Penis idi, ancak günü kurtarırsın.


bence güçlü Ateist olmak için, "Yüzlerce beyin amliyetı yaptım, ruha rastlamadım" filan gibi çok somut bir sav ileri sürebilmen ve manevi arayışı da ya bilime ya felsefeye yönlendirmiş olman gerek.


Diğeri pasif/zayıf ateizmdir. Hatta hepten gösteriş amaçlı ateizmdir. İnançlı olup da dini konuları çok da önemsemeyen kişinin durumuna bence çok yakındır.

Yıldıztozu
23-12-2017, 22:52
Yani adam diyor ki "Yemek yemeyi seviyorum, Seksten hoşlanıyorum, türümü devam ettirmek istiyorum"

Akıl ve hazzın ortaya çıkış sıralamasında haz önce gelmek zorundaydı.

Seks haz verici bir eylem olmasaydı. Sadece bir iş olsaydı. Mesela tırnak kesmek gibi haz vermeyen basit bir iş olsaydı.
Varlık, aklı kullanarak devam ettirilemezdi, hazzı kullanarak devam ettirilebilirdi.

Seks, ölmeme arzusunun sonucu olduğu için ölümün farklı bir yansımasıdır aslında. Doğa bunu bize hissettirmemek için haz uyuşturucusuyla oyuna getiriyor. Seks esnasında gizli bir acı çekildiğini düşünürüm bazen. Orgazm anında bu gizlenmiş acı zirveye ulaşıyor. Varolmakla bağlantılı olarak ölümü gizli olarak hissettiriyor. Gizli olduğu için bunu ben de hissetmiyorum, sadece işleyişten çıkarsıyorum.

Ahlaksız
23-12-2017, 23:28
Leonardo;güçlü,zayıf ateizmi ayrımı doğru değil..Hiçbir şeye inanmıyorsan,inanmak kelimesi lugatında yoksa ateistsindir..Hepsi bu..
Bu dediğimi genel bir tanım olarak anlayabilirsiniz..
Özel de bu durum,kişiden kişiye değişir..
Mesela bana göre Celal Şengör veya Efe Aydal ateist değildir..
Celal dine maruz kalmamış birisi..Haliyle ''ezandan rahatsız olan dağa çıksın'' diyebiliyor..Kendisini ateist olarak tanımlıyor ama bana göre ateist değil..
Efe'de ''ileride tanrıya dair birşeyler bulunursa inanırım'' diyecek kadar naif birisi..
Bu kişi de ateist değil ama ateistim diyor..
İki tanınan isim üzerinden izah ediyorum ki,anlaşılayım..

Ben gerçek ateistim..Katıksız..%100..
:)

Felâsife
24-12-2017, 00:23
Seks, ölmeme arzusunun sonucu olduğu için ölümün farklı bir yansımasıdır aslında. Doğa bunu bize hissettirmemek için haz uyuşturucusuyla oyuna getiriyor. Seks esnasında gizli bir acı çekildiğini düşünürüm bazen. Orgazm anında bu gizlenmiş acı zirveye ulaşıyor. Varolmakla bağlantılı olarak ölümü gizli olarak hissettiriyor. Gizli olduğu için bunu ben de hissetmiyorum, sadece işleyişten çıkarsıyorum.

Seni destekleyeyim. :D
Bazı kadınlar doğum anında orgazm oluyorlar, orgazmik doğum diyorlarmış bu olaya.
Oysa doğum acı veren bir süreç olarak bilinir ama altında bazıları için orgazm da vardır.

Erkekte ki boşalma olayıda aslında mini bir doğum, erkek boşalarak bir nevi doğum gerçekleştirmiş oluyor, kadına geçmeside transfer şeklinde zaten, fakat bu olay çocukluktan beridir geliştiği için, acı yerini alışkanlık ve hazza bırakabiliyor.
Ama ilki illaki acı ile karışık olmuştur. Ve bu işlerden acı çekenlerde illaki vardır.

Bu olayda bir şekilde, acıyı yaşaya yaşaya ona bağışıklık kazanmaya geliyor. :D

Ölme olayına pek katılmayacağım, bu acı bir şekilde doğumun/doğurmanın acısı şeklinde bana göre.

Sevgiler

Leonardo
24-12-2017, 01:34
Akıl ve hazzın ortaya çıkış sıralamasında haz önce gelmek zorundaydı.

Seks haz verici bir eylem olmasaydı. Sadece bir iş olsaydı. Mesela tırnak kesmek gibi haz vermeyen basit bir iş olsaydı.
Varlık, aklı kullanarak devam ettirilemezdi, hazzı kullanarak devam ettirilebilirdi.

Seks, ölmeme arzusunun sonucu olduğu için ölümün farklı bir yansımasıdır aslında. Doğa bunu bize hissettirmemek için haz uyuşturucusuyla oyuna getiriyor. Seks esnasında gizli bir acı çekildiğini düşünürüm bazen. Orgazm anında bu gizlenmiş acı zirveye ulaşıyor. Varolmakla bağlantılı olarak ölümü gizli olarak hissettiriyor. Gizli olduğu için bunu ben de hissetmiyorum, sadece işleyişten çıkarsıyorum.



Bu da tartışılabilir aslında.
Örneğin "doğanın gözbebeği bireyler değil türlerdir" derler.
O da şöyle: Ben mesela artık genç bir delikanlı değilim. Ama sistem öyle bir düzenlenmiş ki, benden 1000'lerce yıl önce tıpkı benim gibi delikanlılar olacak, ve benden binlerce yıl sonra da tıpkı benim olduğum gibi genç delikanlılar olacak.


- Yine de burada felsefi bir şey göremiyorum.
Seks hormonlarla ilgili bir şey. Sistemin milyonlarca yıldır işleyiş biçimi. Bitki de bunu yapıyor.


/Halen aynı fikirdeyim: Güçlü ateist yaklaşım değil. Yüzeysel bar entelektüelliği (Yanlış anlamayın, ben sadece gerçek ateizmin çok daha sağlam dayanakları olması gerektiğini düşünüyorum)

Leonardo
24-12-2017, 01:43
Leonardo;güçlü,zayıf ateizmi ayrımı doğru değil..Hiçbir şeye inanmıyorsan,inanmak kelimesi lugatında yoksa ateistsindir..Hepsi bu..
Bu dediğimi genel bir tanım olarak anlayabilirsiniz..
Özel de bu durum,kişiden kişiye değişir..
Mesela bana göre Celal Şengör veya Efe Aydal ateist değildir..
Celal dine maruz kalmamış birisi..Haliyle ''ezandan rahatsız olan dağa çıksın'' diyebiliyor..Kendisini ateist olarak tanımlıyor ama bana göre ateist değil..
Efe'de ''ileride tanrıya dair birşeyler bulunursa inanırım'' diyecek kadar naif birisi..
Bu kişi de ateist değil ama ateistim diyor..
İki tanınan isim üzerinden izah ediyorum ki,anlaşılayım..

Ben gerçek ateistim..Katıksız..%100..
:)



- Ben yerel medyayı o kadar takip etmiyorum.


Benim önerim şu:
- Din birçok soruya kendine göre cevap üretir
+ din bilmediğin konuda bile (bil veya bilme) insana somut bazı yönlendirmeler yapar.


Bunu fırlatıp atmak:
a) İnsanı pasif / nihilist / nahoş bir duruma sokar: Yani çok da bir şey bilmeden ve bunu çok da önemsemeden yaşayıp gidiyorsundur, ki birçok "inançlının" da durumu budur, seni rahatsız etmediği sürece de sorun yoktur. Ben buna "yüzeysel ateizm" diyorum.


b) zaten bunu fırlatıp atacak duruma gelmişsindir. Çünkü yanıtları örneğin bilimde, felsefede hatta çeşitli sanat dallarına aramaya başlamışsındır ve bazı cevapları kendine göre bulmaya başlamışsındır.


Benim söylediğim bu b) durumuna yakın olmayan kişi kendine yapan kişidir :)


Çünkü yaşın ilerledikçe bu sefer "Kalçalar", yada "tablolar", veya başka şeyler olur.
Bence dinin yerinin alabilecek tek şey felsefe ve bilimdir. Bununla da örneğin kitap kulübüne üye olmayı kast etmiyorum. Hepten Freud gibi Wilhem Reich gibi kitapları olan, Üniversitede dersler veren bilim adamı olmak lazım.


Bu da benim teorim.

Leonardo
24-12-2017, 01:54
Seni destekleyeyim. :D
Bazı kadınlar doğum anında orgazm oluyorlar, orgazmik doğum diyorlarmış bu olaya.
Oysa doğum acı veren bir süreç olarak bilinir ama altında bazıları için orgazm da vardır.

Erkekte ki boşalma olayıda aslında mini bir doğum, erkek boşalarak bir nevi doğum gerçekleştirmiş oluyor, kadına geçmeside transfer şeklinde zaten, fakat bu olay çocukluktan beridir geliştiği için, acı yerini alışkanlık ve hazza bırakabiliyor.
Ama ilki illaki acı ile karışık olmuştur. Ve bu işlerden acı çekenlerde illaki vardır.

Bu olayda bir şekilde, acıyı yaşaya yaşaya ona bağışıklık kazanmaya geliyor. :D

Ölme olayına pek katılmayacağım, bu acı bir şekilde doğumun/doğurmanın acısı şeklinde bana göre.

Sevgiler



- Doğum olayı bundan da ileri bir şey.
Orgazm olayını aşıyor. İnsanlar birer ebeyn'e dönüşüyor, dünyayı farklı görmeye başlıyorlar, Mutluluğu / Sevgiyi deneyimliyorlar.


/Ve bu papağanlarda da var. "Akılsız Kuş" dersin. Youtube'da Açın bakın yeni doğmuş yavruyu nasıl da beslemesi gerektiğini biliyor. :)




"Ölüm" olayı, 20 yy'da insan yapımı bazı zehirlerde var. Kokain / Eroin vs gibi. Böyle bir şey bana göre doğal koka yapraklarında veya marijuana'da bile yok. İnsan bilerek ve isteyerek kimyasal zehir üretebiliyor. Sonra beyin ve beden bunu gerçekten "Tanrı" zannedebiliyor. Bu da insanın kendi aklını kendi kendine kullanarak, kendi sistemini kendi bozması, tabiatta tür'Ün ayakta kalmasını sağlayan ne varsa kendi sınırlı aklıyla bunlarla oynamaya kalkmasıdır.


/Yani konuya dönersek: "Dopamin hormonu" Bendeki "tanrı" kavramıyla uyuşmuyor.


Çok yetersiz.

Felâsife
24-12-2017, 10:19
- Doğum olayı bundan da ileri bir şey.
Orgazm olayını aşıyor. İnsanlar birer ebeyn'e dönüşüyor, dünyayı farklı görmeye başlıyorlar, Mutluluğu / Sevgiyi deneyimliyorlar. İleri gerisi yok, doğum denilen şeyde kimi acı çekerken kimiside haz alabiliyor, ebeveynlik ise sonra ki mesele.
Tabi her ebeveyn aynı şeyleri deneyimlemiyor, bu hayvanlarda da böyle zaten.
Yavrusunu nasıl beslemesini bildiği gibi, beslememesini de bilenler var. Doğur veya yumurtala öylece bırak gitsin.

Yok böyle bir ebeveynlik. :third:
https://www.youtube.com/watch?v=tG7eW5j7dz4

Yıldıztozu
31-12-2017, 22:55
İyi seneler.
Yılbaşı. Ama neyin başı. Sadece kurgu görüyorum.

Yılbaşı bir kurgu olsa da kurgu üretmeye mecburuz. Her çeşit anlam bir kurgudur. Kurgu olmadan yaşayamazdık belki de.
Doğal olan genelde kötüdür. Doğal olanın kötü olması olasılıksal olarak doğaldır. O halde iyilik ve mutluluk için yapaylıklara ihtiyaç vardır.
Hastalandığımızda bile doğal bitki çayı içmek yerine yapay ilaçları kullanmak daha etkili.

Yeni yıla yalnız giriyorum. Geçen yılbaşında bir kıza evlilik teklif etmeyi planlamıştım, ama işler farklı gelişmişti.
Yalnız olmaktan şikayetçi değilim. Daha tanrısal hissettiriyor. Kadınlar beni aptallaştırıyor.

Aklı o kadar da büyütmemek lazım. Doğa karşısında güç oranı yüksek değil.

İçki içmek zekamı açıyor. İçki kültürümü de geliştiriyorum. Bu gece jack daniels aldım, ama sert geldi. İçmek mutluluktur. İçerken varoluşu daha iyi çözümleyebiliyorum.

Şüpheci Dinsiz
31-12-2017, 23:58
Viskide markanın ne olduğu önemli değil, kaç yıllık olduğu önemli sevgili Yıldıztozu.
Bundan 10 sene önce 30 yıllık bir viski hediye almıştım. Geçen sene hediye eden dostum ziyarete gelince açtık. Çok beğenmiştim. Ben pek içki içmem, yılda 1, bilemedin 2 kez. Gençken otellerin teknik servisinde çalışıyorken tatmadığım içki kalmamıştı. Markasını hatırlamıyorum, bir Meksika tekila'sını ve Rus Vodka'sını, Fransız kanyağını çok beğenmiştim. İçip karlarda yarı çıplak yuvarlanmıştım. :lol: Fransız şaraplarından, vermutlarından tiksinmiştim.

Tekel'in rakısı rakı filan değil. Tekirdağ'da bakkallarda el yapımı boğma rakı satarlar. Tekel'inki onların yanında ispirto gibi kalıyor. Bir de "göbekten" denilen türü var. Rakı yaptıkları kazanı karıştırıyorlarken kazanın ortasından kepçeyle alıyorlar.

Herkese iyi seneler.

Sevgiler

Yıldıztozu
04-01-2018, 21:20
Viskide markanın ne olduğu önemli değil, kaç yıllık olduğu önemli sevgili Yıldıztozu.

:)
ben o kadar bilmem ya.
belki ilerde keşfederim.

Yıldıztozu
04-01-2018, 21:23
Organlarımla ben arasında bir yabancılık hissediyorum.
Mesela kalbimle.
Kalp çok gürültü çıkarıyor. Gece yatarken tık tık tık..
Sanki ben bir makineyim ve o da beni çalıştıran bir motor gibi atıyor sürekli.
Bu aptal kalp çalışmayı bıraktığında ben de biteceğim. Bu çok ilginç. Kalbin bir aklı yok ama benim aklımı yok edebiliyor.
Ayrıca penis de çirkin bir organ. Hiç estetik değil. Kadınlardaki meme ve kalça daha estetik.
Sanırım bedenimizdeki en estetik organ gözler.

Yıldıztozu
06-01-2018, 21:40
Bir zamanlar bebektim.
Vajinadan çıktığımda ağlıyordum.
Aptal ve güçsüzdüm.
Şans eseri hayattayım.
Şimdi ne hale geldim.
ve ne hale geleceğim.
O bebek halimden geriye kemiklerim kalacak. O kemikler de zamanla ayrışacak.
Bebeklikten ölüme.
Arada kısacık güçlülük evresi.
Ben sadece evrimin bir parçasıyım.
Keşke evrimin kendisi olsaydım.
Evrim en güçlü şey. Daha üstünü, güçlüsü yok.
Bunların farkına vardıktan sonra bir daha eskisi gibi olunamıyor. Olmak da gerekmiyor zaten, niye geriye gidelim ki.

Yıldıztozu
06-01-2018, 22:02
Var olduğumuzun farkına varmak çok değerli. Para ve seksten daha değerli. Nadiren bu farkındalığa varıyorum ve bu genelde içerken oluyor.
Aslında tüm ömrümüzü var olduğumuzun farkına varmaya çalışarak geçirebiliriz.
Yaşamak ne demek. Ben varım ne demek.
Aynaya bakıp varoluşsal şaşkınlık yaşamak.

pianola
12-01-2018, 02:34
(...) Nadiren bu farkındalığa varıyorum ve bu genelde içerken oluyor.

bende de öyle olur. bir de tam uykuyla uyanıklık arasında bazen. bazen de (yine bu esnada) çok harika fikirler oluşuyor beynimde , bu fikirler o kadar harikalar ki, o saniye fikrin güzelliğinden aldığım zevkten ötürü gülümsüyorum, "uyan, kalk ve yaz şunu" diyorum içimden, "yine unutacaksın, yok , bu sefer hatırlarım", ve nedense bir türlü kalkmıyorum , uyandığımda ise fikrin harikalığını hatırlamakla beraber kendisini hatırlamıyorum..

Khaos
12-01-2018, 04:48
ulan leanorda

pasif/nihilist/nahoş kelimelerini birarada kullanma hırbo.

Felâsife
12-01-2018, 11:16
bende de öyle olur. bir de tam uykuyla uyanıklık arasında bazen. bazen de (yine bu esnada) çok harika fikirler oluşuyor beynimde , bu fikirler o kadar harikalar ki, o saniye fikrin güzelliğinden aldığım zevkten ötürü gülümsüyorum, "uyan, kalk ve yaz şunu" diyorum içimden, "yine unutacaksın, yok , bu sefer hatırlarım", ve nedense bir türlü kalkmıyorum , uyandığımda ise fikrin harikalığını hatırlamakla beraber kendisini hatırlamıyorum..

O fikirlerin harikalığına inanırırm, zira o düşünceler beden baskısından uzakta "berrak" düşüncelerdir. Farkındalık hat safhadadır, haz, mutluluk filan da tamdır. Bir haldir o.
Kalkamamanın sebebide budur, beden baskısından uzaktasındır. Yani istesen de kalkamazsın.

Bedenen kalktığında artık o halde de değilsindir, beden baskısı devreye girer ve o hal bir anı olur.

Sevgiler

Leonardo
12-01-2018, 20:46
İleri gerisi yok, doğum denilen şeyde kimi acı çekerken kimiside haz alabiliyor, ebeveynlik ise sonra ki mesele.
Tabi her ebeveyn aynı şeyleri deneyimlemiyor, bu hayvanlarda da böyle zaten.
Yavrusunu nasıl beslemesini bildiği gibi, beslememesini de bilenler var. Doğur veya yumurtala öylece bırak gitsin.

Yok böyle bir ebeveynlik. :third:
tG7eW5j7dz4


En akıllı kuş karga derler o da bu kadar zeka bakımından :)




http://www.yalanoldu.com/api/yt/stream3.php?id=XoNnGp59ZJE&t=0853c7ec066916f112129fb9c165271e

Yıldıztozu
16-01-2018, 22:39
hahahahah.

hayata gülmüyorsan espriyi anlamadın demektir.

Yıldıztozu
17-01-2018, 00:16
insanlığın en fazla 1000 yıl ömrü kaldığını tahmin ediyorum.
yok olsak da evren bi rahatlasa.

bütün bilim ve felsefe sıfırlanacak.
bilincin evrimi sonlanacak.

kim bilir bu başa dönüp tekrarlama kaç kez gerçekleşmiştir.

Velhelebe
17-01-2018, 17:51
İnsanlığın yok olacağını düşünmüyorum.

"ictenlik"
20-01-2018, 13:15
biçimlerdeydik;
ılgın ılgın başka biçimlerde
birbirimizin na-biçimlerinde...

Barlas
20-01-2018, 20:56
Nelson Mandela :)

https://lh3.googleusercontent.com/ROw6GCyPz-wQcvydEX2ZxXeijszCuNCmwuv919VAHZoE6HH5KdtStpjJuGeO ammIZ-FTgtvH1xcMfMPJ8R7mOv2BC55D0VguH-hueZuDGeTn9PvjEN7ryKoQkbEnXBSLudjWTw0wPNfaXFTWGbq3 ipcQ4OOgiwURS15YPTwapmJ015Hes-r6vYph2T0T_DKQ7ddwo3M4gHOVzG0_B7fwmbTxMdrpiWTZcDQY UlqsyWBqT8_wMcZ2Dn7oQ6rrYQBu2W3UNpeav4FT0kPW6U4xn_ TT9rjLpbBsdLMqvV6mSUe6c8mIoXxtcVK3nHyJ05zsP6sCWovz 9fZ3Ti9-5CMgtDo93FPZpw-j9IKq3jWp-irF0xGkKWC65cdRlDQpKOiXLf0gjOaQ-GNLwtRny97SD31ieiurDxvJ-m06eQ1yPP_9rRogmCAvDdcffdYbpWGcJtd2BnYio4_9e2QxK3i PavsE6tTwvSSq7QZo8XPwP8O7slIJ4UlTyokJYQzJZwl77Wm3y GETehINHP9OBmx8gmZofm20toUOv20MvUajWXETj0CHGS_-1WR4CmYTtM5-ouW04W2iRU91c2ux85AoK9heX_keq5osIyfUUA=w552-h537-no

Barlas
20-01-2018, 21:08
26LoWx76A7g

Yctyjj2hur4

Leonardo
20-01-2018, 21:45
Konu - Dışı bölümdeyiz.
o yüzden yazabilirim.


İnanç ve din konusu benim hiç umurumda değil. Hiçbir zaman da olmadı.
İnanç konusunun sadece siyasi yönü Yani inancın toplumsal yaşama müdahale etmeye kalktığı yerde tepki koyarım.
Onun haricinde kim neye inanırsa inanır.
herhangi birinin yorumuna göre "dinde şu var bu var" demesi bile beni ilgilendirmez.
(onun dininde varsa vardır + doğru söylüyor da olabilir :) )

Yıldıztozu
27-01-2018, 21:02
güce doğru ilerleyiş sıralaması şu şekilde. (bireysel veya toplumsal olarak)

1)bilinçsizlik , 2)din (anlama ve yaşamaya yönelik) , 3)bilim (anlamaya yönelik) , 4)felsefe (anlamaya yönelik) , 5)felsefe (yaşamaya yönelik)..

hepsini aşama aşama geçtim.
felsefenin anlama kısmını da geçtim, nasıl yaşamalıyız kısmındayım.
bu aşamadan sonra belki hiçbir şey yoktur, belki de sanat falan vardır, bilemiyorum.

insanların pek azı bu aşamada. yüzde birinden daha azı.
kibirli olduğumdan değil, sadece gerçekçiyim.

yeni doğan her insana bu aşamaların programı yüklenmiş olsa? hepsi son aşamadan başlasa?
ne kadar büyük bir enerji kazancı olurdu.

bilgeliğin veya her türlü zenginliğin değeri kıyasa dayalı. bilgisizliğin/zenginsizliğin/güçsüzlüğün kıyasına.
dolayısıyla direkt bilge veya zengin veya güçlü başlamak riskli bir şey.
ama bilgelik, bilgisizliğin bilgeliğini de kapsayabilir.
bilgisizliği/güçsüzlüğü deneyimlemeden de onun farkında olunabilir. en azından bu mümkün.
o halde aşamaları birer birer deneyimlemek zorunda değiliz.

Yıldıztozu
27-01-2018, 21:34
doğum ve ölüm arasındaki bir farklılığı fark ettim.

doğumu hissetmeyiz ama ölümü hissederiz.

doğarken bilinçsiziz, ölürken bilinçliyiz.
doğum anımızı ve sonraki 1 yılı hatırlamayız bile.
ama ölmeden önceki son 5 dakikamızın gayet farkında olabiliriz.
ölümü tamamen hissedebiliriz.
öldüğümüzün farkına vararak ölmek mümkün.

evrim, sadece varolmamızla veya varolmaya çalışmamızla ilgileniyor, yani doğumumuzu önemsiyor.
bizimle işi bittikten sonra umursamıyor.
ölürken acı çekmemizle veya ölümün farkında olmamızla ilgilenmiyor.

evrim resmen bizi kullanıp atıyor.
bizimle oyun oynuyor.
peki evrimin bu gücünü nasıl ele geçirebiliriz?
evrimden daha güçlü olmak istiyorum.

Yıldıztozu
27-01-2018, 21:41
Anlatsak da anlaşılmıyoruz.
Anlaşılmanın imkansız olduğunu iddia ediyorum.
Benim anlattıklarımı hiç kimse anlayamaz. Senin anlattıklarını da hiç kimse anlayamaz.

Elma dediğimde neyi kastettiğimi nereden bileceksin ki?
Ben elma dediğimde belki tatlı bir meyveyi kast ettim, sen ise ekşi meyveyi anladın.
Belki ben elmalı turtayı hayal ettim, sen ise elmalı meyve suyunu anladın.

ve tanrı bu noktada doğar.
anlaşılmanın imkansızlığı tanrıyı var eder.
kendi zihnimizde yarattığımız hayali bir varlığın bizi tam olarak anladığını zannederiz.
onunla iletişime geçeriz ve bizi tek anlayan şeyin o olduğunu zannederiz.
şizofrenik olsa da rahatlatıcı.

Barlas
28-01-2018, 18:34
Semih Saygıner'den ayakta alkışlanacak vuruş

Dünyacı ünlü bilardocumuz Semih Saygıner, Vietnamlı rakibine karşı yaptığı vuruş ile ağızları açık bıraktı. İşte ayakta alkışlanan o hareketi...
(Semih, altı banttan sayı yapıyor)

Videoyu izlemek için tıklayınız:
http://www.cumhuriyet.com.tr/video/video_spor/914744/Semih_Sayginer_den_ayakta_alkislanacak_vurus.html

https://i.ytimg.com/vi/j37X-uAT2jw/hqdefault.jpg

Leonardo
28-01-2018, 21:14
doğum ve ölüm arasındaki bir farklılığı fark ettim.

doğumu hissetmeyiz ama ölümü hissederiz.

doğarken bilinçsiziz, ölürken bilinçliyiz.
doğum anımızı ve sonraki 1 yılı hatırlamayız bile.
ama ölmeden önceki son 5 dakikamızın gayet farkında olabiliriz.
ölümü tamamen hissedebiliriz.
öldüğümüzün farkına vararak ölmek mümkün.

evrim, sadece varolmamızla veya varolmaya çalışmamızla ilgileniyor, yani doğumumuzu önemsiyor.
bizimle işi bittikten sonra umursamıyor.
ölürken acı çekmemizle veya ölümün farkında olmamızla ilgilenmiyor.

evrim resmen bizi kullanıp atıyor.
bizimle oyun oynuyor.
peki evrimin bu gücünü nasıl ele geçirebiliriz?
evrimden daha güçlü olmak istiyorum.


Şu anda hatırlayamıyorum. ama yirminci yüzyılın ikinci yarısının bir Fransız doktor / Yazarı şöyle diyordu:


"Doğanın sevgilisi bireyler değildir. Doğanın sevgilisi türlerdir"


Felsefi olarak düşününce çok önemli bir şey. Çağlar gelip geçiyor, insanlar / ülkeler yok olup gidiyor, ama Homo-Sapiens DNA'sı kalıyor. Aynı değilse çok benzer erkek ve kadın bireylerin her zaman olacağı şekilde tasarlanmış. İlginç bir olay değil mi?

ilahimasal
28-01-2018, 21:23
Kim tasarlamış ?

Dijwar
28-01-2018, 22:42
Şu anda hatırlayamıyorum. ama yirminci yüzyılın ikinci yarısının bir Fransız doktor / Yazarı şöyle diyordu:


"Doğanın sevgilisi bireyler değildir. Doğanın sevgilisi türlerdir"


Felsefi olarak düşününce çok önemli bir şey. Çağlar gelip geçiyor, insanlar / ülkeler yok olup gidiyor, ama Homo-Sapiens DNA'sı kalıyor. Aynı değilse çok benzer erkek ve kadın bireylerin her zaman olacağı şekilde tasarlanmış. İlginç bir olay değil mi?

Köpek ve Kedilerle bile %90 civarında aynı genlerimiz var, pirinç ve muzla bile %60 civarı ortak DNA ya sahipken, insan türünün DNA sı ne kadar değişebilir ki?
Gerçi %1 lik fark bile çok şeyi değiştiriyor. Neandertal insanı ile bizim aramızdaki farkı oluşturuyor.

Felâsife
29-01-2018, 07:11
ama ölmeden önceki son 5 dakikamızın gayet farkında olabiliriz.
ölümü tamamen hissedebiliriz.
öldüğümüzün farkına vararak ölmek mümkün.
Farka varmak bir çözüm değil ki? Helede o nasıl olsa unutulacaksa!

"Ölüm şoku" denen hadise, fark denilen şeyi silecektir, hatta geriye doğruda silecektir.
Farka ermen düşüncesi, farkı hiç unutmayacağın anlamına gelmez.

Diyelim ki öldün ve ölümden sonrasında sen yaşadıklarını tek tek hatırlayacaksın diye düşünüyorsun diyelim.
Bu mümkün değil, "şoka" girdiğin için, sonrasında hatırlama diye bir şey olmaz, çünkü bu bir "bozulmadır" ve beyin/hafıza bunu yazmaz/yazamaz. Algılar kapanır gider.
Bayılma durumlarıda böyledir hafıza durur. Kendine geldiğinde bir şey hatırlamazsın, oysa çok şey yaşamışındır.
Helede sürekli ileri gittikçe üst üste yazan bir hafıza da, böyle arıza durumlar asla kayıt olmaz.

Diyeceğim ölüm hatırlanamaz, çünkü öldüğünün bilincinde hiç bir zaman olmayacaksın!
Doğduğunun bilincinde olmadığın gibi, öldüğünde bilincinde olmayacaksın demektir bu.

Ölümden sonrasına inanıyorsan dediğim gibi, inanmıyorsan zaten doğa seni silecektir. İstediğin şeyi hatırla, farka er, doğa bu onu acımasızca yok edecektir.

Aslında bizler "ölüm şoku" gibi, "yaşam şoku" altındayız, doğmamızla bu şok devam ediyor, onun içinde hayatı hiç bir zaman anlayamadık, şokların özelliği budur, o anlaşılmaz.

Ama kendimize içsel bir dünya yarattık ve orada her şeyi anladık! dedik. Oysa bizler ne doğayı, ne evrimi ne de yaşamı anlamadık.

Anlamamız gereken şey, onu anlamadığımızdır. :D


evrim resmen bizi kullanıp atıyor.
bizimle oyun oynuyor.
peki evrimin bu gücünü nasıl ele geçirebiliriz?
evrimden daha güçlü olmak istiyorum.
Gücü istemeye alışmışız, güç elimize geçtiğinde duracağımızın bir garantisi var mı?
Yani o zaman ne isteyeceğiz?

Bizler gerçekten gücü mü istiyoruz? yoksa çocukluktan beridir süregelen, habire bir şeyler "istemek" alışkanlığından mı böyle söylüyoruz?

Öteki türlü yaşayıp gitmek, doğaya hayran olmak, hatta kullanılıyor olmak bir kayıp olmasa gerektir.

Sevgiler

"ictenlik"
29-01-2018, 14:48
Siz ne peşindesiniz?
Ölüm mü?

Leonardo
29-01-2018, 16:34
Köpek ve Kedilerle bile %90 civarında aynı genlerimiz var, pirinç ve muzla bile %60 civarı ortak DNA ya sahipken, insan türünün DNA sı ne kadar değişebilir ki?
Gerçi %1 lik fark bile çok şeyi değiştiriyor. Neandertal insanı ile bizim aramızdaki farkı oluşturuyor.



https://www.myartprints.co.uk/kunst/greek/venus_milo_detail_head_hellen__hi.jpg


Ben sana "Biçim" veya kodlamadan söz ediyorum. %60'ı filan boş ver. Bu heykel 2000-2500 senelik. Ama bugün sokağa çıksan buna tıpatıp benzeyen bayanlar görürsün.


Kuşaklar arasında fark var denilir. Ama bence çok az fark var. Bence aynı kişileriz, farklı çağlarda / ortamlarda bir şekilde var olmaya devam ediyoruz.

Yıldıztozu
29-01-2018, 19:40
ben bu başlığa genelde kafam güzelken yazıyorum.
umarım saçmalamıyorumdur.
gerçi saçma olan nedir ki? sonuçta ortada bir kural veya yasa yok.
doğanın kendisi bütünüyle saçma.

Dijwar
29-01-2018, 19:51
https://www.myartprints.co.uk/kunst/greek/venus_milo_detail_head_hellen__hi.jpg


Ben sana "Biçim" veya kodlamadan söz ediyorum. %60'ı filan boş ver. Bu heykel 2000-2500 senelik. Ama bugün sokağa çıksan buna tıpatıp benzeyen bayanlar görürsün.


Kuşaklar arasında fark var denilir. Ama bence çok az fark var. Bence aynı kişileriz, farklı çağlarda / ortamlarda bir şekilde var olmaya devam ediyoruz.

Ama verdiğin süre çok kısa...
2500 değil, 10.000 yıl da, 50.000 yılda insanlık tarihi açısından çok kısa,..
Yani, nasıl bir değişim bekliyorsun ki...

Barlas
29-01-2018, 22:08
https://4.bp.blogspot.com/-O5Xqsai69C0/Wm9u3vKbepI/AAAAAAAAAJA/KGqPSwUbHjU-Jqtn7VG7HGDqB1L6aOkbACLcBGAs/s640/Niye%2Bfel%25C3%25A7liyim.png

Leonardo
30-01-2018, 01:00
ben bu başlığa genelde kafam güzelken yazıyorum.
umarım saçmalamıyorumdur.
gerçi saçma olan nedir ki? sonuçta ortada bir kural veya yasa yok.
doğanın kendisi bütünüyle saçma.



- Hoş geldin Ömer Hayyam


(Onun da bir şiiri var ya "tövbeler olsun Allah'ım yoksa sen sarhoş musun?" diyor en sonunda, Biraz o moda geçmişiz gibi evet :) )

Trashmetal
02-02-2018, 18:37
selam , buraya erkek arkadaşım için üye oldum.

Barlas
04-02-2018, 18:40
https://pbs.twimg.com/media/DVM6w3sWkAEoMWo.jpg

Leonardo
04-02-2018, 21:39
Ben bu tür CHP karşıtı duruşları kabul etmiyorum. Kılıçdaroğlu çok mücadeleci bir devlet adamı olduğunu kanıtlamıştır.


CHP karşıtı söylenti yayanlar da AKP'lilerdir.


Bir de ben bunu şuna rağmen söylüyorum:
- Ben Türkiye'deki eski zihniyeti de (80 darbesi ve benzer olaylar yüzünden) eksik ve yetersiz bulurum. Ama CHP parti olarak olumlu çaba gösteren bir partidir. Kılıçdaroğlu da tıpkı Can Dündar gibi sahte propagandaya hedef olmaktadır.


/İşte biz istiyoruz ki, bu tür olaylar karşısında şüphe edebilen vatandaş yapısı olsun. Bazı şeylere inanmak (yürekten inanmak) yetmez. Kafanın da çalışması, şüphe edebilmen, soru sorabilmen gerek.


İlk soru her zaman için "şüphe etme konusunu okul müfredatından kim çıkardı?" olmalıdır. cevap da hemen gözle görünmektedir. (yine biraz konu dışı oldu ama)

Barlas
04-02-2018, 22:40
https://pbs.twimg.com/media/DVNx_IeX0AE-QV4.jpg

:)

Barlas
05-02-2018, 20:48
Nefret... Çok kişi sevmez bunu, hatta nefret suçu falan diye kavram var. Ama bende, özellikle ülkemdeki Müslümanlara karşı aşırı bir nefret var, durduramıyorum bunu.

"Oğlum" diye telkin etmeye çalışıyorum kendimi, "Sen türbanlıya, çarşaflıya, sakallıya vs. ayar oluyorsun - ama onlar da sana ayar oluyor. Yani pantolon, kazak, hırka vs. giymen onlara batıyor, onlar da senden sarık, şalvar, cübbe falan giymeni istiyorlar, bu böyle, takma bu kadar falan..."

Ama yok, olmuyor, ne zaman yolda bir türbanlı, çarşaflı, cübbeli-sakallı-sarıklı vs. görsem onlardan hamamböceği görmüş gibi tiksiniyorum, içim kalkıyor. Elimde yetki olsa, hepsini Hitler'in Nazi kampları gibi yerlerde toplardım gerçekten.

Kabaca böyle işte...

http://www12.gazetevatan.com/fotogaleri/act/2636_6251_17032008_3.jpg

Dijwar
05-02-2018, 21:46
Nefret... Çok kişi sevmez bunu, hatta nefret suçu falan diye kavram var. Ama bende, özellikle ülkemdeki Müslümanlara karşı aşırı bir nefret var, durduramıyorum bunu.

"Oğlum" diye telkin etmeye çalışıyorum kendimi, "Sen türbanlıya, çarşaflıya, sakallıya vs. ayar oluyorsun - ama onlar da sana ayar oluyor. Yani pantolon, kazak, hırka vs. giymen onlara batıyor, onlar da senden sarık, şalvar, cübbe falan giymeni istiyorlar, bu böyle, takma bu kadar falan..."

Ama yok, olmuyor, ne zaman yolda bir türbanlı, çarşaflı, cübbeli-sakallı-sarıklı vs. görsem onlardan hamamböceği görmüş gibi tiksiniyorum, içim kalkıyor. Elimde yetki olsa, hepsini Hitler'in Nazi kampları gibi yerlerde toplardım gerçekten.

Kabaca böyle işte...

http://www12.gazetevatan.com/fotogaleri/act/2636_6251_17032008_3.jpg

Aslında yok birbirimizden farkımız.
Son 5-6 yılda 6-7 tane türbanlı ve Çarşaflı kadınla birlikteliğim oldu.İçlerinden ikisi evli idi.
Bunları fantezi olsun diye uydurmuyorum.Ciddi ciddi ilişkiler yaşadım.
Senin, benim gibi insanlar aslında... Kafalarını dine ipotek ettirmişler ama yaşam tarzlarında inanılmaz bir esneklik payı var aslında.
Dışarıya aksettirmiyorlar.

Escort bayanlarla beraber olurken görmediğim cinsel pozisyonları onlarla yaşadım,Bunları nereden öğreniyorlar bilmiyorum ama sohbet edince din adamlarını eleştirenlerini çok gördüm.
Sorguluyorlar ama daha sonra kendi mahallelerine gidince, o çevreye uymak zorunda oluyorlar.

Yapay bir dünyaya hapsetmişler kendilerini ama yaşam tarzlarının aşırı olduğunun onlarda farkındalar fakat çıkamıyorlar o girdaptan...

Barlas
05-02-2018, 22:12
Bazıları da var, dükkanda para üstü vermeye yeltenirsin, elini kaçırır, para üstünü tezgaha bırakmanı ister. Sanki parmaklarım avucuna değerse z*kmiş olacağız... :(

Dijwar
05-02-2018, 23:32
Bazıları da var, dükkanda para üstü vermeye yeltenirsin, elini kaçırır, para üstünü tezgaha bırakmanı ister. Sanki parmaklarım avucuna değerse z*kmiş olacağız... :(

Onların çoğu göstermelik, hani dindarım, iffetliyim ayağı yapıyorlar,

Eskiden bizim apartmanda üst kat komşumuz vardı, türbanlı idi, annem birgün acil işi çıkınca, anahtarı onlara bırakmıştı, anahtarı almak için zillerine bastığımda, kadın anahtarı bana verirken adeta elime fırlattı, ellerimiz birbirine değmesin diye:)

Ama aynı kadını, babam İzmir sıcağında balkonda çıplak yatarken ,üst kattan kendisini dikizlerken görmüş:)

Herşey göstermelik olunca, patlıyor bir yerden

Ahlaksız
06-02-2018, 00:53
Pyrrón;kısaca diyorsunuz ki,her peygamber birer faşisttir..:)
Musa'nın elinde asa,İsa'nın elinde kırbaç,Muhammed'in elinde kılıç..!
Hepsi de kurtarıcı,hepsi de temiz,hepsinin dönemindeki insanlar da pis..

Eğer ortada bir pislik varsa,bu pisliği (dinlere göre ahlaksızlık/cahillik) yapanlarla aynı yöntemi kullanarak temizleyemezsiniz..Kanı kanla temizleyemezsin işte..

Bu bakımdan dindarlar eğer yanlış bir yoldalarsa,sen bunu aynı yoldan giderek kimseye anlatamazsın..Kuran'da diyor ki,ÖLDÜR/KES/PARÇALA/DOĞRA/DÖV..Sen bir gayrimüslim olarak,eğer Müslümanların karşısında tüm bu yazılanları yaparak çıkarsan,müslümandan hiç farkın kalmaz..
Müslüman ''ben Allah'ın emrine uyarım'' diyorsa,sen bir gayrimüslim olarak,eğer bu Müslümanın yanlış tutumunu/inancını eleştireceksen,asla ölümden yana olamazsın..
Açık açık ''kafirleri öldürün'' yazıyor sonuçta..Sende ''Müslümanları öldürelim'' dersen,ışidden zerre farkın kalmaz..
Ben açık söylüyorum,barış halinde idamı savunan bir ateist,benim gözümde bir ışidlidir..Çünkü bir kimsenin ölüm emrini kimse veremez..Bu kişi ne suç işlerse işlesin..Savaşta durumlar farklı tabi..

Barlas;bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yok..O yüzden kafana takma bence..Şeyi kafaya tak mesela..Son derece modern,eğitimli insanların yobaz gibi hareket etmesi meselesi..Buna kafayı tak..Niye bu insanların bu halde olduklarını düşün..Bu normal bir tepki sonuçta ama sıradan başörtülü bir kadını kafaya takmaya değmez..Bu insanlar çok anlaşılır bir durumdalar..Burada bir gizem,anlaşılmayacak birşey yok..

Barlas
06-02-2018, 19:42
Barlas;bu konuda yapabileceğin hiçbir şey yok..O yüzden kafana takma bence..
Aynen, ama kafam takılıyor işte mani olamıyorum. Güzelim ülkem gün be gün bu zihniyetin temsilcileri sayesinde çöl karanlığına gidiyor, nasıl kayıtsız kalayım. :(

Ahlaksız
06-02-2018, 20:19
Barlas;yukarıda yazdığım şeyi anlamamışsınız..Ne dedim?Başörtülülere tepki koymaya gerek yok,asıl tepki başı açık olup yobaz bir kafaya sahip olanlara verilmeli..
Babacığım,sen ne dedin şimdi?
Güzelim ülkem gün be gün bu zihniyetin temsilcileri sayesinde çöl karanlığına gidiyor,

Yanılıyorsun işte..
Türkiye'yi karanlığa son sürat çekenler,başı örtülüler ve bunların eşleri değil..Bunlar normal olarak doğalarının gereğini yapıyorlar..Türkiye'yi karanlığa çekenler,aydınlıktan yana olduklarını söyleyen muhalif kesimdir..Özellikle chp..Hdp ve MHP sonuçta dini/ırkçılığı kullanan partiler..Asıl mevzu chp ve seçmenidir..Bu okumuş kesimin partisinin tutumu,Türkiye'yi karanlığa sokmuştur..
Aslında bu söylediğim çok saçma..Çünkü ülkeyi yöneten akp sonuçta..Ülke yönetiminde faal olmayan chp,nasıl oluyor da ülkeyi karanlığa sokabiliyor?
Çünkü bu insanlar karanlığın bizzat kendisine muhalif oldukları görüntüsünü verdikleri halde,aslında karanlık bir yoldan gidiyorlar,karanlığa eşlik ediyorlar..
Ülkeyi bir çıkmaza sokan bu partidir..Ülkeyi akpye mahkum eden bu partidir..Bu kesin..%100..
Türkiye'deki okumuş kesim,kötülerin en iyisi olarak bu partiyi görüyor ve bu partide bu gücü ile ayakta kalıyor..

CHP,br yandan da gerçek muhalefetin yaratılmasına mani oluyor..Resmen,alenen iktidara çalışıyorlar..Yenikapı mitinginde gördük bunu..

Yani ben başı örtülüye,peçeliye niye kızıyım?Toplum o yönde baskı kuruyor ve kadınlar da kapanıyor..Asıl kızılması gerekenler,modern bir görüntüde olan insanların,aslında peçelilerle aynı kafa yapısına sahip olmalarıdır..Ben buna kızarım işte..Madem modern değilsin,o zaman öyle görün..
Yani Türkiye'nin alayı yobazdır..Okumuş kesimi de yobazdır..
Görüntü insanları aldatıyor..Bugün akp ve chp,aynı köke sahip iki daldır sadece..MHP ve Hdp'de öyle..
Yukarıda ne dedin?
Hitler gibi şey ederdim dedin değil mi?
Senin kafada aynı..Dine muhalifsin ama bir ışidli gibi yazıyorsun..
Anlatabiliyor muyum?
O yüzden keyfine bak..
Geçmişte Anadoluda frigler,hititler yaşamış ve ortadan kaybolmuşlar..Türklere de olacak olan budur..Sonsuza kadar Türkiye diye bir devlet var olmayacak..Her devlet bir şekilde ortadan kalkacak..Kimi kısa sürede,kimi uzun sürede..

Barlas
06-02-2018, 20:23
Senin kafada aynı..Dine muhalifsin ama bir ışidli gibi yazıyorsun..

Doğru ama, gücü tamamen eline geçirebilse ilk iş sen-ben-bizler gibilerin kafasını kılıçla doğrayacak bir zihniyete ve temsilcilerine, ben senin gibi hoşgörülü bakamıyorum maalesef...

AKP dersen, İslam diyorum gene.

Bir düşün, bugün tüm Türkler ateist-deist-agnostik yahut eski inancımız Tengri'ci olsaydı, bu AKP denen parti başımıza 15 küsur senedir çöreklenebilir miydi?

Kurulamazdı bile böyle bir parti...

Ahlaksız
06-02-2018, 22:43
Barlas;bir yandan islamı eleştiriyorsun,bir yandan da islama ait olan ''insan öldürme'' olgusunu sahipleniyorsun..Burada içinde bulunduğun paradoksu görmen lazım..Ben seni dürüstçe söylediğin düşüncelerin için eleştirmiyorum..Paradoks içinde olduğun için eleştiriyorum..

Ayrıca ben hümanist/hoşgörülü biri değilim..Sadece insanları,bilerek/isteyerek öldürmenin doğru olmadığını söylüyorum..

Mesela geçen yılbaşında İstanbul'da bir barı basıp,sanırım 36 kişiyi öldüren ışidliyi ele alalım..Bu kişi idam edilecek olsa bile,ben bu idama karşı çıkarım..Çünkü bu kişiyi öldürdüğümüz zaman,aynen bu kişi gibi oluruz..Onun elinde keleşle insan öldürmesi ile senin elinde şırınga ile bu kişiyi öldürmen arasında zerre fark yok..

Senin çözüm önerin sakat/yanlış..Şunu diyebilirsin;
Türkiye tam bağımsız laik bir hukuk devleti olacaksa,laikliği benimsemeyen Müslümanlar vatandaşlıktan çıkarılsın veya sınır dışı edilsin..Böyle şeyler söyle mesela..Sen ''herkesi gebertelim'' diyorsun:)

Akp kendiliğinden ortaya çıkmadı..Yukarıda dediğim gibi,sol görüşlü okumuş insanlar,bu ülkeye demokrasiyi/laikliği tam anlamıyla getirmek yerine,yapılan devrimin kaymağından yeyip,oldukları yerde oturdular..Sağ kesim,çırpındı ve bir lider çıkardı ve olanlar oldu..
Bu ülkeye sağın egemen olmasının nedeni,solun aymazlığıdır..

Barlas
06-02-2018, 23:00
Evet. Şeriat sevdalılarının sınır dışı edilmesi (şeriat ülkelerine) daha güzel bir fikir.

Şüpheci Dinsiz
07-02-2018, 13:46
70'lerinde olan bir kadın komşum var, dün facebook'a giremediği gerekçesiyle dizüstü bilgisayarını getirdi. Giremediği hesaba baktım, alevlisinden ateşlisinden bir isim ve seksi bir hatunun fotosu var. "Belli ki kızı veya torunu, eşşekler kendileri niye yardım etmemişler bu kadıncağıza, yaşlılık zor" filan diye düşünürken, komşum "nasıl isim bulmuşum ama? Resim de filan yıldızın resmi" demez mi...

Leonardo
07-02-2018, 14:28
Bazıları da var, dükkanda para üstü vermeye yeltenirsin, elini kaçırır, para üstünü tezgaha bırakmanı ister. Sanki parmaklarım avucuna değerse z*kmiş olacağız... :(



- Ben bunlara bir şey de diyemiyorum. Bazen kızacak gibi oluyorum. "Ya Suriyeliyse" diye düşünüyorum. (Bu yaştan sonra ırkçı olacaz bunların yüzünden :) )


Diğer mesajlar:
- İmam hatipleri açıp bayanları o şekilde yetiştirenler düşünecek.
AKP'nin de "dini özgürlük" adı altında yaptıkları o yüzden yanlış. Daha ilk etapta, büyük şehirlerdeki genç kızları lise sonuna kadar okutamamış bir ülkesin. Önce bütün kızların bu şekilde okula gidebilmelerini + yetişkin olanların çalışabilmelerini sağlarsın. Sonra, bunu başarırsın, o zaman da dersin ki "Atarürk'Ün şapka devrimi çok fazlaydı, ben fes takıp gezmek istiyorum" - O zaman da tamam. İsteyen özel hayatında zaten örtüyor. Da meclis, kamu kuruluşu, hastane, üniversite de olmaz.


Sebep: daha dokununca bir şey olacağını zanneden var.
Adı üstünde bu bir kültür devrimi. Bunu bu şekilde yapmazsak, O zaman gelecekte Mao gibi biri gelir. Babaları çocuklara öldürterek bu saçma düzeni yıkar, yine aynı şey olur.


Şu açıdan kızdım:
- dokunacaksın abi. Hele bizim kültürümüzde, Bu veya göz teması kurmamak / kuramamak. Bunlar sağlıksız davranışlar. -Nasıl anlıyorsun peki adamın orada olduğunu? Hasta olsa / grip olsa tamam.


Saçmalık yani. Bunlara yol veren zihniyet yanlıştır. Benim çocukluğumda "Türkiye üzerinde oyunlar oynanıyor" denilirdi. Da bu dediğim AKP'nin bugünkü iddiaları ile alakası yok. TR'yi modern / güçlü ülke çizgisinden uzaklaştırma, ve haddini bilen İslami ülke haline getirme planları olduğunu ben de düşünüyorum.
Özellikle de liberal kesime kızıyorum. Eski DYP + ANAP'ın nasıl böyle büyük bir hata yapıp AKP saflarına kaıldıklarını da anlamıyorum.


+ Günümüzde büyük bir tartışma konusudur. Etnik olarak "Müslüman" kişilerin sorması gereken soru da budur. BUn "islami faşizm"den nasıl kurtulabiliriz?

Yıldıztozu
10-02-2018, 20:45
Evren kötü.
Doğal olan kötüdür zaten. İyi, kendiliğinden oluşmaz.

Karşımızda bir düşman var ve bu evrenin tamamı. Kazanma ihtimalimiz yok. Çünkü evrende cansızlık hakim, canlılık değil. Cansızlığın bu hakimiyeti karşısında canlılığın yapabildiği tek şey kendini uyuşturmak ve devamında bu uyuşturucuları iyi olarak tanımlamak.
Mesela sağlığı veya parayı iyi olarak tanımlıyoruz. Halbuki bunlar sadece var olan baskın kötülüğü farketmememiz için önümüze koyduğumuz/konulan engeller. Kötülükle kapsanmış haldeyiz ama onu görmek istemiyoruz, iyi denilen engellerle gözümüzü kapatıyoruz.

Böylece felsefenin temel sorularından birini daha iyi anlıyorum. İntihar etmeli miyiz? Madem cansızlığın kötü hakimiyeti karşısında galip gelme ihtimalimiz yok, o halde kendimizi canlılık grubundan cansızlık grubuna geçirmeli miyiz? (kazanan her zaman cansızlık olacak)
Bilmiyorum. Ama canlılık grubunda kalmaya devam edeceksek kendimizi uyuşturmaya devam etmemiz gerekiyor.
Öte yandan kötülüğün hakimiyetinin farkına varmayı da bir çeşit iyi olarak tanımlıyorum.

Yıldıztozu
11-02-2018, 22:21
İntihar etmeli miyiz?

Duyguları bir kenara bırakıp bu soruna rasyonel yaklaşalım.
Öncülleştiriyorum.

1- Evrende cansızlık hakimdir. Cansızlık, canlılık üzerinde otoriteye ve güce sahiptir.
2- Cansızlığın bu otoritesi canlılık açısından kötülük içerir ve bu içerik neredeyse tamamen kötüdür. Çünkü cansızlık canlılığı umursamaz.
3- Canlılıkla cansızlığın mücadelesinde kazanan taraf cansızlıktır, çünkü kontrol ve güç onda.
4- Cansızlık kazanan tarafsa, canlılık kaybeden taraftır.
5- Yukarıdaki öncüllerin doğruluğu apaçık ortada olduğuna göre intihar etmenin anlamı; kaybeden taraftan kazanan tarafa geçmek demektir.

O halde hepimizin elele intihar etmesi mantıklıdır.
Ama burada bir sorun var. Kazanan tarafa geçtiğimizde kazanan olduğumuzun farkına varamıyoruz, çünkü cansızız.
O halde yeni bir soru ortaya çıkıyor. Olan bitenlerin farkında olmak, -iyi olsun, kötü olsun- hissetmek bir çeşit kazanma mıdır?

"ictenlik"
12-02-2018, 10:27
şimşek savaşları aşkına
yeterli dozda uyuşum aldım,
yeterli dozda haylazlık aldım
bu yeterli?mi?

yalancı savaşımlar aşkına
kuruyorum
biçimsiz

içimde olup geçen olaylar zinciri ve -olamayan olaylar- silsilesi /geçip giden olgular ve oldular (oldurmadılar silsilesi)
benim değil bu oluş-u-m

değilim ben
ben değil olan burada yaşamaktadır da diyemem
yaşatılmaktadır kesin
olunmaktadır

Yıldıztozu
13-02-2018, 21:13
''Madem yaşıyoruz, o halde bir şeyler yapalım.''
Hayata bakış açım bu, hayat felsefem de bu. Bunu ben değil de ünlü bir filozof söylemiş olsaydı, çokça alıntı yapılırdı.

Resim yapmaya başlamayı düşünüyorum.
Vincent Van Gogh 28 yaşına kadar hiç resim yapmamış. 28 yaşında başlayıp sadece 8 yıl sonra intihar etmiş.

Evimde bir oda hayal ediyorum; o odada fırçalarım olsun, tablolarım olsun, istediğim zaman çizeyim, resmedeyim. Aynı odada müzik aletlerim de olsun, özellikle piyano olsun. İstediğim zaman yeni melodi yaratayım, istediğim zaman var olan melodileri taklit edeyim. Aynı odada kitaplarım da olsun. Bu odanın kapısına ''cennet odası'' yazmak istiyorum.

Milyon dolarları olan insanların çoğu bu tarz isteklerde veya eylemlerde bulunmuyorlar. O halde paraya sahip olmalarının ne anlamı kalıyor ki?

pianola
13-02-2018, 21:48
resime başlamayı düşünüyosan önerebileceğim bazı youtube kanalları:

youtube.com/user/MazumaProductions1
youtube.com/user/thevirtualinstructor
youtube.com/user/LenaDanya
youtube.com/user/webArtAcademy
youtube.com/user/KevinOilPainting
youtube.com/user/ThePortraitArt

Yıldıztozu
13-02-2018, 22:02
teşekkür ederim, inceleyeceğim.
ama bir kursa gitsem iyi olacak.
perspektif ve portre eğitimi falan alsam.

Barlas
15-02-2018, 21:08
https://scontent-frx5-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/27858120_10156150709109096_4332281646890691906_n.j pg?oh=d2c056b62c8b2c03ae7fdb67acbd3b4c&oe=5B1BFB46

Yıldıztozu
17-02-2018, 21:31
Dinlerden kurtulan insanın yapması gereken sıradaki şey, diğer insan kurgularından da kurtulmaktır.
İnsan, doğal olarak insan kurgularına hapsolmuş durumda ve bunun farkına varmakta zorlanıyor. Belki de hiçbirimiz insan olmanın dışına tam anlamıyla çıkamıyoruzdur. Kurgunun dışına çıkmadan kurgu içerisinde bulunduğumuzun farkına varamayız.

Yıldıztozu
17-02-2018, 21:43
Mutlu olmak mı, güçlü olmak mı? Hangisi daha üst?

Çok bilmek, çok para güçle ilişkili.
Sevgi ve etik ise mutlulukla ilişkili.

Tanrı ise hem mutsuz hem güçsüz. Tanrı kurgusu, beceriksiz bir karakter. Bu da senaristlerinin eksikliği.

Leonardo
17-02-2018, 21:49
https://scontent-frx5-1.xx.fbcdn.net/v/t1.0-9/27858120_10156150709109096_4332281646890691906_n.j pg?oh=d2c056b62c8b2c03ae7fdb67acbd3b4c&oe=5B1BFB46



- İlk bira ücretsiz değilmiş yalnız doğru mu?

Barlas
19-02-2018, 22:16
- İlk bira ücretsiz değilmiş yalnız doğru mu?

:)

-------

"Deri elbiseliler başörtülü bacımın üzerine işediler" - Kabataş. Sonunda görüntüler açıklandı...

https://pbs.twimg.com/media/DWa4mTAXkAIvJSi.jpg

Yıldıztozu
20-02-2018, 20:35
Natgeo wild kanalına bayılıyorum. Onu o kadar çok izlemişim ki dün gece rüyamda aslanların beni parçaladığını gördüm. Bu kanalı izlemek doğaya dair gözlem içerdiği için öğretici oluyor.

Ama bir dindar bu kanalı izleyerek pek bir şey öğrenemez. Hatta bir dindarın hiçbir şey bilmediğini düşünürüm bazen. Bilgi için doğaya odaklanmak gerekir, ama dindar doğaya değil tanrıya odaklanmış haldedir.

Bilgi edinebilmek için tanrıyı unutmak lazım.

Yıldıztozu
20-02-2018, 20:51
Alışılmış olan ama aslında sıradışı olan bazı biyolojik özelliklerimizi keşfediyorum.

Mesela gülmek. Garip bir olay/oluşum.
Yanaklarımızı iki yana ayırıp dişlerimizi gösteriyoruz. Dişlerimizi göstermek, mutlu olduğumuzu göstermek anlamına geliyor.

Ağlamak: görme organımızdan sıvı çıkması olayı. Bunu üzüntü olarak tanımlamışız. Belki uzaylılar koltuk altlarından sıvı çıkararak ağlıyordur?

Sesi algılıyorum, renkleri algılıyorum. Bunun için çeşitli aygıtlara sahibim. Ama benim varlığım saçma. Evrenin bir noktasının (yani benim) evrenin diğer noktalarının farkına varabilmesi saçma.

Şimdiye kadar öğrendiğim en değerli bilgi bu. Hayat ve tüm evren tamamen saçma. Neyseki ölüm diye tanımladığımız bir olay var.

Yıldıztozu
20-02-2018, 21:10
Yaşayan her şey aptaldır. Sadece insan, kendini akıllı olarak tanımlayacak kadar aptaldır.

Ahlaksız
20-02-2018, 21:35
Ama bir dindar bu kanalı izleyerek pek bir şey öğrenemez. Hatta bir dindarın hiçbir şey bilmediğini düşünürüm bazen. Bilgi için doğaya odaklanmak gerekir, ama dindar doğaya değil tanrıya odaklanmış haldedir.
Bu beyin çok acayip..Bir ara beyinle ilgili kitaplar okumak istiyorum..Beyni biraz da olsun anlamak istiyorum..

Bir ara anksiyete ile ilgili bir kitap okumuştum..Yazar bir yerde diyor ki;beyin,kriz sonrası rahatlamayı hissetmek/tatmak adına,kendini kasıtlı olarak krize sokar..!
Bir yerde anksiyeteye bulaştınız mı,beyin kriz sonrası hazzı almak adına,kendini krize sokmayı deniyor..
Buradan senin dindar söylemine kurgu yapalım..

Dindar insan,mutsuz insandır..Mutsuz olma nedeni de,beyninin tamamen öteki Dünya'ya odaklanmasından kaynaklanır..Bakın bu konu tanrıyla,dinle filan alakalı değildir;tamamen umutla(öteki dünya) alakalı bir durumdur..

Tıpkı anksiyetede olduğu gibi,beyin tüm hazzı kriz sonrasına,yani öteki Dünya'ya erteliyor ve bu Dünya'da da kendini krize/mutsuzluğa sokuyor..
En varlıklı,en mutlu olduğunu düşündüğünüz bir dindar bile,mutsuzdur..Bunu gözlemlemek zor değildir..

Bu yüzden,Dünya b.k bir yerdir..Çünkü Dünya'nın içine ediyor bu mutsuz homo sapiensler..

Barlas
23-02-2018, 22:27
R1R4Qmddcfw

Leonardo
24-02-2018, 22:59
- Barlas o fotoşop'u oraya niye eklediğini hesaplamaya çalışıyorum.
Psikolojik sorunların mı var?

Barlas
25-02-2018, 10:08
- Barlas o fotoşop'u oraya niye eklediğini hesaplamaya çalışıyorum.

Hangisini? "Başörtülü bacımın üzerine işediler"i mi?
Eğer oysa, öylesine ekledim işte, espri olsun, gülersiniz biraz belki diye. (Görseli ben yapmadım, buldum)

Yıldıztozu
26-02-2018, 19:44
Bir kadına inanmak ile bir tanrıya inanmak arasında benzerlikler görüyorum. İkisi de gerçek değil.
İkisi de kurgu içeriyor, ikisi de anlaşılma, tapınma, yaratılma içeriyor. Kadına tapıyoruz çünkü bizi kadınlar yarattı.

Sevdiğimizi söylüyoruz, ama sevdiğimiz şey tam olarak karşımızdaki şey değil, onun içimizdeki dönüşümünü seviyoruz. Niçe amca da bunu söylemişti sanırım.
Ama buradan idealizme ekmek çıkmaz. Çünkü karşımızdaki şey yok değil. Sadece varlığının dönüşümü içimizde.

Aynı şekilde konuştuğumuzu zannediyoruz. Halbuki konuştuğumuz kişi karşımızdaki kişi değil. Karşımızdakini kendi içimizde değiştirip onun değişmiş haliyle konuşuyoruz.
Hepimiz şizofreniz.

Yıldıztozu
26-02-2018, 19:59
Alkol dışında uyuşturucu bir madde kullanmadım. Henüz.
Madem materyalistiz o halde mutluluk, his, haz, sevgi falan maddeye dayanmalı.
Maddeyle mutlu olmak, haz almak bir materyalist için uygun olmalı.

Kusurlu tasarlanmış beynimi, çeşitli maddelerle düzeltmem gerekiyor. ''Düzeltmek'' derken o anki hislerimi veya düşüncelerimi değiştirmeyi, farklı hazları kastediyorum.

Ahlaksız
26-02-2018, 20:24
Alkol dışında uyuşturucu bir madde kullanmadım. Henüz.
Madem materyalistiz o halde mutluluk, his, haz, sevgi falan maddeye dayanmalı.
Maddeyle mutlu olmak, haz almak bir materyalist için uygun olmalı.

Kusurlu tasarlanmış beynimi, çeşitli maddelerle düzeltmem gerekiyor. ''Düzeltmek'' derken o anki hislerimi veya düşüncelerimi değiştirmeyi, farklı hazları kastediyorum.
:)
Bir kere mutlu olmak denilen şey bir zırvadır..Ne yaparsan yap,mutlu olamazsın..İçince mutlu mu oluyorsun,ya da seks yapınca,ya da çok para kazanınca?
G.tünle göğe çıksan(Anadolu tabiridir:)) mutlu olamazsın..:)

Mutlu olmak söylemi,başlıbaşına bir manyaklıktır..Doğrusu ya mutlusundur,ya da değilsindir..Birşeyi yapınca,birşeyi elde edince mutlu olamazsın..Mutluluk diye lanse edilen şey,geçici birşeydir..Geçici olan birşeyi elde etmek adına,mesela ömrünü heba etmenin bir anlamı yoktur..Mesela ömür boyu birilerine köle olup,emekli olunca mutlu olacağını zannetmek gibi algılayın bunu..Emekli oldun,b.k gibi ikramiye aldın,ev aldın,araba aldın,..vb
Ne oldu,mutlu mu oldun şimdi;yoksa hayatını 3-5 itin uğruna heba mı ettin?

Nasıl sürekli mutlu olabiliriz ve mutsuz?
Bu bakış açınızla ve farkındalığınızla ilgilidir..
Bir kere evrimi idrak edememiş birisi,bana göre yaşadığının bile farkında olmayan zombinin ta kendisidir..Haliyle zombiler mutlu olamazlar..Sürekli kendinizi iyi hissetmeniz için,evrim konusunu idrak etmeniz,yani hayattaki konumunuzu bilmeniz lazımdır..
Burada tamamen dinsizlikten söz ediyorum..Kişi burada agnostik,ateist,deist filan olabilir..Bu aşamada bu önemli değil..Önemli olan bir homo sapiens olduğunuzu anlamak..Buradan sonra,geri kalan zamanınızda mutlu veya mutsuz olacağınıza kararı siz verirsiniz..Burada da araya özgür irade konusu giriyor..Yani kararları biz veremiyorsak,nasıl karar vereceğiz?

Bizi bir yerden bir yere sürükleyen evrimi/hayatı ve çevremizde yaşananları kafamızda hesap ederek,ya mutlu ya mutsuz olacağımıza kendi kendimizi kandırarak karar vereceğiz..

Sonutlaştıralım..
Hayatta olmak bir şanstır..Hayatta bir yerlere gelebilmek,birşeyleri başarmak bir şanstır..Sağlıklı olmak bir şanstır..Kimseye muhtaç olmadan yaşamak bir şanstır..Bu kadar şanslı olduğumuzu idrak etmek,bizi sürekli olumlu düşünmeye itebilir..Bu da sürekli mutlu kalmanızı sağlıyabilir..Bu spor yaparken yaşadığınız ağrılara rağmen,spor yapmanın sizi mutlu etmesine benzer..

Diğer taraftan lanet bir Dünya'da hayatta olmanızı bir şanssızlık olarakta görebilirsiniz..Bu sefer de tamamen pesimist olursunuz ve sürekli mutsuz kalırsınız..

Barlas
27-02-2018, 23:23
https://pbs.twimg.com/media/DXEYQBoWsAENvM1.jpg

Yıldıztozu
01-03-2018, 17:48
önce anlamalıyız.
anladıktan sonra yaşama devam edip etmemeye karar vermeliyiz.
yaşama devam etmeye karar vermişsek anladıklarımızı nasıl yaşamamız gerektiği üzerine kullanmalıyız.

Yıldıztozu
01-03-2018, 18:03
önce anlamalıyız.
anladıktan sonra yaşama devam edip etmemeye karar vermeliyiz.
yaşama devam etmeye karar vermişsek anladıklarımızı nasıl yaşamamız gerektiği üzerine kullanmalıyız.

yaşama devam etmemiz gerekiyor sanırım.
her şey yaşarken hissediliyor.
hissizlik hep vardı ve hep var olacak.
sıradışı olan hislilik.
bu sıradışılık ise yaşama devam etme gerekçesi.

ben üstünüm.
üstün olmak da yaşama devam etme gerekçesi.
üçüncü soruya gelmiş gibiyim.
anladım, yaşamaya karar verdim, nasıl yaşamalıyım?

Ahlaksız
01-03-2018, 21:45
Yıldıztozu;yine devam edelim karalamaya:)
Demişsin ki;''yaşama devam etme gerekçesi.''
Şunu kabul etmemiz lazım..Hayat boyu kendi kendimizi kandırıyoruz..İş,aşk,hobi gibi..Oyalanacak birşeyler buluyoruz kendimize..Bu tamamen ''yaşama devam etme gerekçesi''nden kaynaklanıyor..Hayatta kalmak,daha iyi duruma gelmek,daha iyi yaşamak adına türlü türlü şeylerle uğraşıyoruz..
Aslında yaşamamıza gerek yok..Hayatta kalmamız bir zorunluluk değil..Yaptığımız şey,tamamen bir mastürbasyon..Kendi kendimizi tatmin ediyoruz sadece..Yaşıtlarımızla yarıştığımızı sanarak,üzerimizde bir toplumsal baskı yaratıyoruz ve daha iyi yerlere gelmek,daha güç sahibi olmak adına,yemediğimiz b.k kalmıyor..

Leonardo
02-03-2018, 02:09
yaşama devam etmemiz gerekiyor sanırım.
her şey yaşarken hissediliyor.
hissizlik hep vardı ve hep var olacak.
sıradışı olan hislilik.
bu sıradışılık ise yaşama devam etme gerekçesi.

ben üstünüm.
üstün olmak da yaşama devam etme gerekçesi.
üçüncü soruya gelmiş gibiyim.
anladım, yaşamaya karar verdim, nasıl yaşamalıyım?



- Paulo Coehlo okuyabilirsiniz. Hep roman tarzında yazıyor ama sürekli böyle soruları irdeliyor, o yüzden de yazdığı her şey zevkle okunabiliyor :)

Yıldıztozu
02-03-2018, 21:43
evet arkadaşlar.
şu bilimsel kitap reyonundan benim favorim ''farz ve faz''.
bestseller olur.

http://i.hizliresim.com/p621qo.jpg

pianola
04-03-2018, 01:49
https://www.youtube.com/watch?v=Q3mK1rP_YG0

Barlas
05-03-2018, 20:43
Sıçmak... Bildiğin kenefe sıçmak yani... Bir kadın görüyorsun, diyorsun ki, "Bu mükemmellik işte, biblo gibi kadın" vs. Sonra düşünüyorsun, bu kadın da sıçıyor... Bokların kokuları, bokların kendisi... Bütün büyü bozuluyor... :(

https://orig00.deviantart.net/baa1/f/2011/166/b/7/leonor_varela_001_by_colorado_vampire-d3iyih3.png

"ictenlik"
06-03-2018, 01:03
kasyopya nın laneti
bunun gibi bir şey
derin yalnızlık+

kasyopya okumaları kurbanıyım ve oradaki kurban sözcüğünü sanırım büyük harflerle yazabilirim ve imzam olarak kullanabilirim
diğerlerine benzemeyen bir inek gibi hissediyorum

das experiment +existenz (yaklaşık işareti) matrix deloaded
the therteenh floor vb

bunu niye olduk ki....
silinecek saçmalıklarız...

"ictenlik"
06-03-2018, 01:08
son yedi yılım ve akıl hastalığı dediğiniz şeyler hakkında sanırım hiçbir fikriniz yok
aslına bakarsanız hiçbir şey hakkında hiçbir fikriniz yok

"ictenlik"
06-03-2018, 01:16
Algı için üretilmiş hapishaneler
bi tür şartlı refleks ya da şartlandırılmış refleks gibi

Yukarı sıçrayamayan pire ya da hep cama toslayan sinek gibi
insanın pek bi bi farkı yok
İnsanın özgürlüğüne ya da özgürleşeceğine inanmak bi tür işkence
gerçek tamamen yarı mekanik
kurgusal

Umut bi tür işkence
ve insana olan inançta öyle
insana inanmak işkence

Fazlasıyla mekanik ve kendi hızında devinimimde öğrenmesi gereken yapılar var
Rahat bırakılması gereken yapılar var
İnsan deyip genelleyemiyoruz ve iletişim sağlanamıyor
Bilgi orda ama hala kendi çöplüğünde eşiniyor

Hepimiz hayal kırıklıkları yaşıyoruz
Özellikle insan deyip metaforik bir algı portre çizenler

Kitlesel bi histeri ya da yarı matriks mekanik olgu/gercek
ne farkeder

herşey histerik ve fazlasıyla histerik ve fazlasıyla gerçekdışı akıldışı
umulmadık
olağan sayılandışı
hiçbir şey göremiyorum gibi hissediyorum
tamamen körüm

can bulantısı

"ictenlik"
06-03-2018, 13:22
bunu buldum;

�� Thunderstorm and Rain Sounds - the youtube search

bi şey keşfetmiş/bulmuş gibi seviniyorum
yeni hissettiriyor

Barlas
06-03-2018, 21:11
https://pbs.twimg.com/media/DXn8Q6WWAAEHF3u.jpg

Yıldıztozu
06-03-2018, 21:35
Bu nedir?
http://i.hizliresim.com/JQ8DyB.jpg

Kötülük hakim.
Kötülük iyiliği çoktan yenmiş.
Kötülüğü nasıl yok edebiliriz?
Aklıma tek bir yol geliyor.
Kendimizi ve tüm canlıları yok etmek.
Biz yoksak kötülük de yoktur.
Tüm canlıları acısız ve aniden yok edecek bir yöntem bulmalıyız.

"ictenlik"
12-03-2018, 11:16
Tom mu özgür? Jerry mi özgür? Spike mı özgür?

...

Gerçeklikle ilgili bildiğim herşeyi bugün söktüm ya da yaktım...

Yıldıztozu
13-03-2018, 21:11
size şok edici bir haberim var.
şu an varsınız.
varsınız ve bunu görebiliyorsunuz, hatta anlayabiliyorsunuz.
dil becerileriniz var, alet kullanabiliyorsunuz.
şimdiye kadar duyduğunuz en sıradışı haber buydu.
bunun karşısında neden şoka girmiyorsunuz ki?

Yıldıztozu
13-03-2018, 21:17
şeytan melekten daha zeki.
ya da zeka aptallıktan daha şeytanca.

sevgiyi ve iyiliği aptalca buluyorum.
nefret daha gerçekçi.
kötülük, gerçeğe daha yakın.
gerçek kötü.
yalan iyi.

bir şeyin gerçek olması, o şeyin iyi olmasından daha değerli.

Yıldıztozu
13-03-2018, 21:38
her şeyi özetleyecek olsam şunu derdim: ''ilginç ve saçma''.

ama ilginç ve saçma derken neyi kastettiğimi bilebilmeniz mümkün görünmüyor.
çünkü buna dair gözlemsel bir veriye sahip değilsiniz.

dolayısıyla dilsel açıdan herkes kendi içinde yapayalnız.
hayatınızda başkaları yok.
sadece kendiniz varsınız.
bir de kendi içinizde yarattığınız başkaları var.

"ictenlik"
14-03-2018, 00:03
biyogenetik

İnsan denilen kurdu evcilleştiremeyince kurtla köpeği melezleyip yeni bir biyogenetik tür ortaya çıkardığında şimdi tanrı mı?

İnsan denilen tohum gen ıslahı ve melezlemeleriyle birlikte bitkilerin biyogeninde türsel çeşitlemeler ortaya koyduğunda bunlar doğa ya da evrimin ortaya koydukları mı?

İnek ve tavuk türleri gensel ıslahtan geçince?
geçmiyor mu?

Bırakın insan kendi türünü ıslah edebilir kendinin yarı tanrısı olabilir. Yeterli teknolojisi bilgisi olsa..
Şimdi bahsediliyor.. kafa nakli organ yetiştirme 2045 avatar projesi..

İnsan kendinin tanrısı olabilir... Ama tavukların tanrısı ve atların yarı rabbi olan insan..

Yazmak istediklerim bunlar değildi
Demek istediklerim bunlar değildi

Matrix ten öte...

Gerçeğin içinde çukura düşmüş gibi hissedeceklere..
Görüşmek üzere
....

Şüpheci Dinsiz
14-03-2018, 00:41
Başlık haddini aşmış ama makale ilginç.

gazeteduvar.com.tr (https://www.gazeteduvar.com.tr/hayat/2018/03/13/bilim-ispatladi-hayat-gercekten-de-adil-degil/)

Bilim ispatladı: Hayat gerçekten de adil değil!

Şans faktörünün 'başarı' üzerinde gözle görülür bir etkisi olduğu, yetenekli kişilerin her zaman yükselmediği ama 'şanslı yeteneksiz'lerin daha başarılı olabildiği kanıtlandı. İtalya'da yapılan bir araştırmada, şans ve yetenek faktörlerinin etkisinin ilk kez istatiksel olarak modellendi.

Andrew Masterson

DUVAR – Eğer üstün zekâlı ya da çok yetenekli bir insansanız, vazgeçmenin tam sırası. Çünkü hak ettiğiniz başarıyı yakalama şansınız düşük. Ancak temel özelliğiniz "ortalama olmaksa", yolunuza devam edin. Şans, kelimenin tam manasıyla sizden yana.

https://cdn.media.gazeteduvar.com/2018/03/sans.jpg

İtalya'daki Katanya Üniversitesi'nden Dr. Alessandro Pluchino ve bir grup araştırmacı tarafından ulaşılan sonuç, şansın ‘ortalama'dan yana olduğu yönünde. Çalışma, zaman içinde şans ve yetenek faktörlerinin etkisinin ilk istatiksel modellemesi olarak kabul ediliyor.

Arxiv adlı sitede basım öncesi haliyle yayımlanan ve diğer bilim insanlarının değerlendirmesini bekleyen araştırmaya ilham veren şey, Pluchino ve meslektaşlarının Batı kültürünün özünde bulunan meritokrasi* paradigması diye tarif ettiği durum hakkındaki kaygıları olmuş. Aktardıkları kadarıyla bu model, ‘başarının çoğunlukla yetenek, zekâ, beceri, akıl, çaba ve motivasyona bağlı olmak üzere, kişisel özellikler üzerinden elde edilebileceği inancına' dayanıyor. Ancak araştırmacılara göre, akıllı olmanın başarıyı garantilemediğine işaret eden yoğun bulgular var.

Ayrıca, var olan potansiyel ile bir topluma yansıması arasında çok açık bir ayrışma görüldüğü paylaşılıyor. Zekâ ya da yetenek gibi özellikler, her toplumun (çok akıllı ve çok yetenekli az sayıda kişinin grafiğin uçlarında belirdiği) çan eğrisi dağılımında mevcut görünüyor. Aradaki alanı ise ‘ortalama'lar dolduruyor.

Sonuçlar ya da diğer bir deyişle başarı ise her toplulukta çok farklı şekilde yapılanmış. Bunu kuvvetler yasası ile tarif etmek mümkün. Öyle ki, grafiğin bir ucunda çok az sayıda insan çok fazla şeye sahip ve geri kalanlar ise bir damlasına sahip olmak için uzun, upuzun bir kuyruktalar.

EN ZENGİNLER EN YETENEKLİLER Mİ?

Bunun kanıtı olarak ise 2017 tarihli Oxfam raporu gösteriliyor. Rapora göre, dünyadaki en zengin sekiz insan en yoksul 3.6 milyar insanın sahip olduklarının tamamına sahip. Bu sekiz şanslı kişinin dünyadaki en yetenekli, en zeki, en becerikli sekiz kişi olduğunu iddia etmek basit bir ifadeyle, saçma olur. Bu durumda başarılarını oluşturan şeyde başka bir faktör etkili olmalı. Pluchino ve meslektaşlarına göre bunun sebebi, şans, baht veya rastlantı. İddialarına göre, sosyal ya da profesyonel avantajlar, sahip olunan beceriler ile hiçbir bağlantısı bulunmayan bir takım rastlantısal faktörlerden şiddetli şekilde etkilenebiliyor.

Konuyla ilgili birden fazla örnek mevcut. Örneğin kimi çalışmalar, soy isimleri alfabenin üst sıralarındaki harflerle başlayan bilim insanlarının terfi alma oranlarının daha yüksek olduğunu gösteriyor. Ortanca isimlerini kullanan kişiler daha akıllıymış gibi algılanıyor. İsimleri daha kolay telaffuz edilen kişiler, zor telaffuz edilen ve yazılanlara kıyasla daha kolay iş buluyor. Sofistike soy isimlere sahip erkekler yöneticilik pozisyonlarına daha fazla ulaşıyor. Erkeksi ilk isimlere sahip kadın avukatlar, daha kadınsı isimlere sahip olanlara kıyasla daha çok tercih ediliyor.

Ve tabii ki, bazı tip raslantısallıklar o kadar açık etkilere sahip ki, nadiren dile getiriliyorlar. Söz gelimi, Boston'da doğan birisinin Bangladeş'de doğmuş bir başkasına kıyasla büyük bir şirkette çalışma şansı daha yüksek.

Fakat bağıntı (korelasyon) nedensellik değildir ve Pluchino ile ekibi de, şansın etkisini ortaya koyan bir modeli gerçekten yaratıp yaratamayacaklarını merak etmişler. Ve bunu başarmışlar.

ARAŞTIRMA NASIL YAPILDI?

Araştırmada, vekil-tabanlı bir bilgisayar modeli yaratıldı. Yüksek sayıda insanın bilgisi bu ‘dünya'ya yüklendi. Bu insanların her birine belli oranda yetenek verildi ve bu yetenek seviyesi deney boyunca değiştirilmedi. Ayrıca her birine belli miktarda para (yani sermaye) verildi. Herkes aynı sermaye ile başlatıldı. Ancak bu durum, model çalışmaya başladığında ne olacağına bağlı olarak değiştirilebilirdi. Ardından araştırmacılar insanlara belli oranda rastlantısal olarak dağıtılmış şans ‘enjekte ettiler'. Bazılarının payına iyi, bazılarına ise kötü şans düştü. Ardından hem insanlar hem de şansları, bu simülasyon (canlandırma) dünyada yaklaşık 40 yıla denk düşen bir vakit geçirdi. Eğer insanlar biraz kötü şansa denk gelirlerse sermayeleri düşüyor, eğer iyi şansa denk gelirlerse sermayeleri ikiye katlanıyordu. (Yetenekleri değişmedi.)

Pluchino ve meslektaşları modeli birkaç kez çalıştırdılar ve farklı varyasyonlarını uyguladılar ama sonuçlar her turda birbirine benzer çıktı. Ekip bu analizi şöyle aktarıyor: "En başarılı olanlar, neredeyse hiçbir zaman en yetenekli olanlar olmadı. Çoğunlukla yetenek dağılımında orta kısımda kalanlar en başarılı olanlardı. Ayrıca sonuçlar, şanslı olayların hayatı ve başarıyı ne oranda etkilediğini ve bu faktörün ne kadar gözden kaçırıldığını ya da görmezden gelindiğini gösteriyor."

Sonuçlar, gerçekten de literatürde kendine geniş yer bulan ve daha muğlak bir saptama olan "bu sistemde zengin zenginleşiyor, akıllı köreliyor"u destekliyor.

Bilim insanları, "Ödül ve kaynaklar genellikle zaten yüksek bir başarı düzeyine ulaşmış olan insanlara verildiğinden, hatalı olarak bir yeterlilik ve yetenek ölçütü olarak kabul ediliyor," diyor ve ekliyor, "bu sonuç, aslında en yetenekli olanlar için fırsatların ne kadar sınırlı olduğunu ve mevcut sistemin beceri sahibi olanlar için ne kadar caydırıcı olduğunu gösteriyor."

Bu makalenin orijinali Cosmos Magazine‘de yayımlanmıştı. (Çeviren: İdil Karşıt)

*Meritokrasi, yönetim gücünün, kişilerin yetenek ve bireysel üstünlüğüne, yani liyakata dayandığı yönetim biçimidir.

"ictenlik"
14-03-2018, 19:59
Bir aslanın ceylan yeme özgürlüğü diye başlayan bir cümle sanırım kurulamaz ya da devam ettirilemrz
Ya da bir aslanın ceylan yeme hakkından sözedemeyiz sanırım
Buna sadece doğa diyebilirdik
Tersi durumda böyle bir cümle kursaydık ceylanın aslan tarafından yenme özgürlüğümden sözetmeliydik

Bazı özgürlükçü ve demokratik olmayan aslanlar ceylan ve bazı demokrasi düşmanı ve özgürlük düşmanı kurtlarda kuzu yemektedir ve avlanmaktadır

İlginç
Sürüsünü ya da himayetini ya da sözde doğa haksahipliğini ileri süren tilkiler ve çakallar bu ile çok şaştı

Bu duruma sadece köpekler mi tepki gösterebilir

Yazacaklarım bunlar değildi
Kuracak cümlelerim bunlar değil

"ictenlik"
15-03-2018, 08:44
dün tesadüf
telefonun tarayıcısını açar açmaz haberler listeleniyor ve hem denizli hem izmitten gökkuşağı haberleri vardı
bu iyi mi? bu güzel mi?

http://www.denizli24haber.com/kultur-sanat/denizlide-cift-gokkusagi-cikti/12692
http://www.hurriyet.com.tr/izmitte-olusan-gokkusagi-buyuledi-40772314

karabükte de varmış
https://www.cnnturk.com/yurttan-haberler/karabuk/karabukte-cifte-gokkusagi

bu üç oldu
bu iyi mi?

"ictenlik"
16-03-2018, 11:25
Biraz Arthur Politov Evreni
http://35photo.ru/politov/

https://a0.35photo.ru/photos_temp/sizes/338/1692875_800n.jpg

ve birazda acı
birazda eziklik/birazda ezginlikli düşleme-k/düşünmek

...

"ictenlik"
16-03-2018, 11:34
Bu arkadaşla aynı evrende olmaktan/bulunmaktan-sa multuyum sanırım-bilmiyorum böyle tarif edemedim
ilginççi
bilmiyorum;

https://rhads.deviantart.com/gallery/

https://orig00.deviantart.net/cffc/f/2017/315/f/a/2018_calendar_by_rhads-dbtern9.jpg

"ictenlik"
16-03-2018, 11:43
ev -iş duvarı için ya da benzeri bu şeylerden baskı yaptırmaya kalksak neye nasıl nasıl kaça basarız/bastırırız ki!

buy this pirint yazan yerdeki rakamlar biraz daha güzel olsa ya da benim cebimde bütçemde öyle bir kalınlık-kabarıklık olsa

Natan
16-03-2018, 12:22
Uydurtu,

Senin cumle bozuklugunu anlayamiyorum. Tarzin bozuk turkceyse benim icin sikinti yok, cok da meraklisi degilim Turkun, Turkcenin..fakat anlam bozuklugu var. Derdim anlayamamak. Yoksa Turkceyi katletmen benim icin bir problem degil.

pianola
16-03-2018, 13:29
https://a0.35photo.ru/photos_temp/sizes/338/1692875_800n.jpg


...

https://encrypted-tbn0.gstatic.com/images?q=tbn:ANd9GcQXmrqhtY04C5v3uenLgBAWRrvDqlPTY uPcACYBWB72LFWX0jMBPw

"ictenlik"
16-03-2018, 16:21
Uydurtu,

Senin cumle bozuklugunu anlayamiyorum. Tarzin bozuk turkceyse benim icin sikinti yok, cok da meraklisi degilim Turkun, Turkcenin..fakat anlam bozuklugu var. Derdim anlayamamak. Yoksa Turkceyi katletmen benim icin bir problem degil.

O an öyle yazmak içimden geliyor diyebiliyorum..
Kendini ifade etmenin tonlamasını arayış diyemiyorum ama serbest doğaçlamaya yakın diyebiliyorum.
kendimi öyle (ifade edeceğim ve o an ettiğim gibi) ifade etmek (o an) cazip, (ve bana uygun) gözüküyor da diyebiliyorum
Bir de hissettiğimin anlama oturmasına uğraşıyorum da diyebiliyorum.
Kelimeler içimde öyle doğuyor da diyebiliyorum..
Çıplak ve yakın ifade arayışı da diyebiliyorum
Yeniyi arayış, itikiyi arayış ve özgünlük (özgünleme) de diyebiliyorum
İletişim sıcaklığı sağlamak belki ekleyebilirim
Dil ve anlam anlatım kalıplarını kırma istencine yakın ve benzer sözedim ile dili doğurup canlaştırmaya da yaklaşım yakınlaşım özgeni/özgenci diye de ekleyebiliyorum..

Doğaç bir dil. Otonom bir dil..
Benim dil belirlemelerim de çişi gelmek kadar basit olmalı söyleme-k mantığı ve yaklaşımı
Yani çişim geldi derken belirlenen şey kadar
Ama uygun olmalı dürüst olmalı
Yani ne hissediyorsam ve bende ne oluyorsa o olmalı. Ona çok yakın olmalı mantığı var...

En temel epistemde/bilgileşme de o halde şunu diyelim.
Yukarda gökyüzüne ve bulutların arasına bir balina çizen adam ne yapıyor
Örneğin dili kullanırken buna benzer bir etki de arıyorum.
Ama canlılık ve anlatım da arıyorum
Doğaçlıkta arıyorum..
Problem benle ilgili depil de dille ilgilidir kanısındayım
Ya da dil ve kalıp/kalıplaşma kanıları ve katılığı yaklaşımları

Dil evriltilmeyen midir?

Anlaşılmamak?
Çıplak anlaşılma nedir? Üç cümle sürmez diyeceğim.
Mesela tereyağı ve ekmeği ayrı ayrı yemeyiz birbirinin üstüne süreriz. Ekmek sıcaksa daha güzel olur yağ erir ve üstünde reçel ve bal da sevilir..

Ne bileyim ben böyle pişirmişim o zaman...
Bu kendinden böyle oluyor...

İçimi itmemek gibi bir telaş bana böyle yazdırıyor

Bir de okuma hızı, yavaş ve duraksaklı okuma dinleme hızına uyarlı
Yani durarak duraksayarak yavaşça konuşan ayarı..

"ictenlik"
16-03-2018, 16:38
Çok sert bir (ya da çok yargısal bir) dil kullanımı var diyebiliyorum.
ya da dil çok anlatımsız gibi.
Anlaştırmasız gibi
ya da ayakları boşa oturmak gibi.

Dille yapılan mekanik anlatımlardaki anlaştırmasızlığı gördüm

Kapalı hızlı kalıplar vermek, bildiriler vermek?

Dil ya matematik olmalı, matematik gibi olmalı
Ya da bir kelebeği çizmek değil de ilk kez onu hayal etmek gibi
Bu ikisi değilse ne olabilir bilmiyorum
Ve ikincisi yalan ve hayal denileni dile ekliyorsa onu da bilmiyorum

Dil içimi sana vermek ya da kafamın resmini sana okutmak gibi olmalı..

resmi alan ve çeken objektifin kalibrasyonu ya da bakış açılaması gibi bir iletimsizlik dili boğuyor dersem derdimi anlatamam ve derdimi anlatamadığımla kalırım sadece..

Anlaşıldığında (yani tam anlaşıldığın da) dil ortadan kalkar mı bilmiyorum.

Kardeşim en az konuştuğum ve en çok anlaştığım insan.
Ki bu anlaşma gerçek mana da. Çok şey söylemeye gerek kalmıyor
Çoğu zaman hiç konuşmuyoruz bile..

En az konuşmayı en kısa konuşma olarakta düzenleyebiliriz

Yıldıztozu
18-03-2018, 20:07
nasıl yaşamalıyız?

Yaşıyorum ifadesindeki ''ben'' ve ''yaşam'' anlamları belirsiz geliyor. Yaşayan ne? yaşam ne?

Öldükten sonra evrenin dışına çıkmak istiyorum. Varlığın dışına çıkmak, tamamen yok olmak. Dönüşmeyeyim, yok olayım.

Bugün beni ölü olmaktan ayıran şey ne idi?
Bugün neyi hissettim, neyi anladım?

Nasıl yaşamalıyız'ın cevabı da burada. Bir şeyleri hissetmek, bir şeyleri anlamak.
Bugün allah için ne yaptın sorusu gibi, bugün neyi hissettin, neyi anladın?

Yıldıztozu
18-03-2018, 20:33
Sanırım ben iyi bir insan değilim.
Evet ben etik anlamda kötü biriyim.
Kendi gücümü artırmak için diğer canlıları enerji kaynağı olarak kullanıyorum. Kötülüğün tanımı gereği bu kötüdür.

Ya yediğim canlı yok olacak, ya da ben yok olacağım. Bu durumda kötülük kaçınılmaz değil mi?

Neyin etik olup olmadığını anlayabiliyorum, ama uygulamıyorum. Çünkü evren o kadar kötülükle dolu ki benim iyi biri olmam pek bir şeyi değiştirmeyecek.

İyilik yapan biri de değilim. Nadiren iyilik yaparım. Çünkü evreni düzeltebileceğime dair inancım yok. Düzeltilemez bir evrende yaşadığımı görüyorum.

İyi biri olmamak beni mutsuz etmiyor. Hamburger yemek bir kötülük olmasına rağmen beni mutlu ediyor. Mutluluk ve kötülük birbiriyle çatışabilir, çünkü biri öznel diğeri daha nesnel.

gandalf
18-03-2018, 20:34
Nasıl yaşamalıyız'ın cevabı da burada. Bir şeyleri hissetmek, bir şeyleri anlamak.
Bugün allah için ne yaptın sorusu gibi, bugün neyi hissettin, neyi anladın?

Çok güzel. Sanırım böylece soru da değişiyor: Nasıl şeyler hissetmeye, nasıl şeyler anlamaya dikkat etmeliyiz?

"ictenlik"
21-03-2018, 09:30
http://35photo.ru/photos_main/453/2267454.jpg

...

Barlas
21-03-2018, 20:18
Troll caps'lerimden...

https://pbs.twimg.com/media/DYMJghcWsAEcbea.png

https://pbs.twimg.com/media/DYRYn7vWkAA6NRR.jpg

https://pbs.twimg.com/media/DYWSefzXkAI9JUf.jpg

https://pbs.twimg.com/media/DYlxWFdXUAEne6K.jpg

Leonardo
22-03-2018, 17:42
- Sonuncu kel adamı ben tanıyorum yalnız. eskilerin büyük oyuncularında da neyse, öyle diyorsan öyle herhalde :)

Barlas
22-03-2018, 19:58
- Sonuncu kel adamı ben tanıyorum yalnız. eskilerin büyük oyuncularında da neyse, öyle diyorsan öyle herhalde

:)

Bu tür troll capslerin güzel tarafı da şu, yapıyorsun bunları, paylaşıyorsun facebook-twitter'da; aradan 3-5 ay geçiyor mesela, bir bakıyorsun ki Müslüman bir çomar tarafından ciddi ciddi paylaşılmış, doğruluğu-yanlışlığı araştırılmadan; gülüyorsun, mutlu oluyorsun "Ben yapmıştım" diye...

Yıldıztozu
24-03-2018, 21:24
engellerle dolu..
her yer, her şey birer engel.

oturduğum sandalye beni kısıtlıyor.
insanlarla sohbet etmek beni kısıtlıyor.
pencereden gökyüzüne baktığımda, gökyüzüne ulaşamamak beni kısıtlıyor.

hepimiz engelliyiz.
hayat ise engelleri aşma oyunu.

özgürlük ile güç aynı şey değil midir?

Yıldıztozu
24-03-2018, 21:28
kendimi insan olarak tanımlamıyorum.
kesinlikle ben bir insan değilim.
ben insan nesnesinin işleyişini anlayan bir iradeyim.

Yıldıztozu
24-03-2018, 21:36
Evrenin bir parçası evrenin diğer parçalarını anlayabiliyor.
Maddenin bilinçlenmesi.

Mars gezegeni Dünya gezegeninin farkına varabiliyor ve onunla iletişime geçiyor.

Birbirimizle iletişim kurmamız bununla benzer şey.
Bilim kurgu filmi gibi, ama gerçek.
Hayatımda bundan daha sıradışı bir gerçeklikle karşılaşmadım.

Kesinlikle bir tanrı yok. Tanrıya inanan kişi hiçbir şey karşısında şaşkınlık duymaz ve hiçbir şeyi bilemez.

Velhelebe
24-03-2018, 22:30
Tam tersi tanrıya inananlar şaşkınlık duyuyor ve doğaüstü açıklamalar getiriyorlar, doğal kuvvetlerle olamaz diyorlar. Şaşırmanın sınırı önemli.

Bilim ve felsefe hayretle başlar ve böyle gider ama hayretten yanlış sonuçlara varılabilir, işleyişi olduğu gibi kabul etmek lazım, doğaüstü şeylerin açıklama gücü sıfır, genellenemezler, öngörüde de bulunamazlar, tam bir sıfır yani.

Cansız nesnelerde bilinç yok, farkına varamazlar, sadece etkileşirler, canlının farkı ise bu etkileşimin farkına varabilmesi ve yönlendirebilmesidir,tepki verebilmesidir, böyle bir organizasyona sahip olmasıdır, değişken olmasıdır(adaptasyon ve evrim).

Natan
24-03-2018, 23:51
Tam tersi tanrıya inananlar şaşkınlık duyuyor ve doğaüstü açıklamalar getiriyorlar, doğal kuvvetlerle olamaz diyorlar. Şaşırmanın sınırı önemli.

Bilim ve felsefe hayretle başlar ve böyle gider ama hayretten yanlış sonuçlara varılabilir, işleyişi olduğu gibi kabul etmek lazım, doğaüstü şeylerin açıklama gücü sıfır, genellenemezler, öngörüde de bulunamazlar, tam bir sıfır yani.

Cansız nesnelerde bilinç yok, farkına varamazlar, sadece etkileşirler, canlının farkı ise bu etkileşimin farkına varabilmesi ve yönlendirebilmesidir,tepki verebilmesidir, böyle bir organizasyona sahip olmasıdır, değişken olmasıdır(adaptasyon ve evrim).


keske baban seni hic yapmasaydi da bu yazdiklarini okumasaydik, 15 nickli arkadasim.

Sen canlisin da ne oluyor, bilinc yok ki. Sen mayozla mitozla degil, nickle cogaliyorsun :puke: Velhelebe

pianola
25-03-2018, 00:04
https://www.youtube.com/watch?v=qvCvbGJQzmY

Velhelebe
25-03-2018, 02:37
"Cahille etme sohbet, her sözü bir baş incitir. "

Barlas
25-03-2018, 11:01
Gerçek bir Müslüman için tek zorluk, Allah'ın rızasını kazanabilmektir - gerisi sadece teferruattır.

https://pbs.twimg.com/media/DZEvGOZXUAIpjb_.jpg

manas
26-03-2018, 00:13
arnold müslüman mı olmuş, bilmiyordum.

"ictenlik"
27-03-2018, 22:42
umarım bir güneş doğar ve umarım işler toparlanır yolunda gider-

ne diyebilirim ki_

"ictenlik"
27-03-2018, 22:57
arkadaşlar biraz önce buraya yazıp geçmediğim bir notla birlikte
ne yapacağımı bilmiyorum
bu gel gitler beni bizi öldürecek-ölüm nedir niye bazen öyle bazen böyleyiz-bunun bir çözümü var mı_ ?ayarı var mı?
kim yapıyor bunu
yazdıklarımı bir kontrol edebilsem-durdursam ve düşünsem olacak
ne yapılacağını bilmiyorum
çözümsüzüm
yaklaşık son on yıldır ama belki de hayat boyu zor günler geçiyorum
büyük bir tutarsızlık içindeyim
büyük tutarsızlıklar içindeyim
içsel bir yaşantım karmaşalarım var
bunları kendime ait hissetmiyorum
bende olanları tarif edemiyorum
içsel bir doğanın dışarı bölüşülememesi ve gerçekte olduğu gibi dışa-vurulamaması ve sözedilememesi gibi olanı
yardım istiyorum diyemem ama ve ancak açmak
yerim yok

sanal bir yazarım ve yazdıklarımla tam bağ hissetmiyorum. başka kişiler beni oluyor gibi
ya da mekanik bir oluşum ve kader beni sürüklüyor gibi içsel doğal yazıyorum
başkalarını oluyorum gibi fikirler içidneyim

bunları doğal yazıyorum
alttaki notu tekrar okudum içinden onu okuyan ve bana yazdıran ses başka
bunu delilik olarak tarif gereksiz
ben bu tutarsızlığı ve başka tutarsızlıkları zaten yaşıyorum

yazdıklarımın ortaklaşa yazım ya da his-bağ yazım olduğu gibi şeyler

şimdi bu ikinci notum ve bunu da şimdi kendime ait hissetmiyordum
bu göndermediğim birincil not için ikinci kez gönderme kararı vermemden sonra oluştu
ve sanki şimdide üçüncü bir ses okuyor...

"ictenlik"
27-03-2018, 23:20
her neyse arkadaşlar aşağıdaki yazım kendimle ilgili iyi bir çözümleme öz-gözlemleme fırsatı da üretti
egomu oldukça seyrettim..
umarım bunları biraz düzeltebilirim-iyileştirebilirim dedim kendi kendime ve umarım öyle olur..

---

(-birden oluştu gelişti yazımı-
nam-ı diğer not
ve parantezler sonrasal eklemeler
biri bana bu notu gönderip göndermemem gerekiğini söylesin çatışması paranoyası
bunu evrensel önemde felan olup olmadığını dahası bunun doğru ve uygun olup olmadığını bilmem gerekiyor
bu çocuklarım içindi...notu sonradan belirdi.
tam gönderecektim ki -fazla kişisel ego notu belirdi
biri beni olmalı benim yerime .bu duruda ben olmamalıyım
yukarda yazdıklarım önemsiz fazla toparlamış , güçlü ,iyi ve serin hissediyorum- bu yüzden gereksiz
adam, biri beni tanımlıyor demek üzere kendi içinden ve biri benim içimden oluyor ve kendini yazıyor iddia etmek üzere
eğer iki gözlemciyseniz orda nasıl oluyorsunuz?
adam deli..zırdeli..
eğer bu benim teşhisimse al cebine koy onu ve eve götür -lazım olur...)



(arkadaşlar hakkınızı helal edin...görüşmek üzre...
biraz toparlayıp dönerim sanıyorum ya da bunu ve burayı bırakamam ya da yarın dönerim
genelde şöyle yaparız
yarın sabah nasıl hissedeceğimize bakarız ve pişman hissediyorsak bu diğer seferdeki çatışmada ya geçer ya geçmezse bu çatışmalar o kadar artar ki alışırsın karar vermeye
iyi de bunu kim yazıyor?)

(ben bu notu kaç kez düzenleyeceğim.düzenlemeyenler var ve bir kerede yazanlar )

(yaa şu andaki deliliğimi tüm aklımla toparlasam yine de açılımlayamam)

birden oluştu gelişti yazımı-
nam-ı diğer not

Bugün ve bugünlerde son üç beş yılda hissettiğim en iyi zihinsel kondisyonda toparlamada ve neşe-neşelenme ayarında hissediyorum.
Oldukça ,daha, denetimli ve kafası bilişi toparlanmaya daha yakın hissediyorum
başka şeylerde hissediyorum. ayağa kalkan bir dev bu -bunu hissettim-
Umarım bu böyle sürer ve umarım burada sunduğum dağınıklığı da biraz toparlama şansım olur ve umarım kelimelerimi yeniden düzenleme şansım olur..

böyle olursa sanırım keto diyeti bi daha asla bırakmayacağım .belki de ömür boyu. umarım ömür boyu.

kasyopya sana doğal geleni yap diyor bu bana doğal geliyor yapmacık değil
o halde

Çok yüksek eforlu başka bir yazım çalışması ,alan çalışması yaptım sürdürdüm ve yaptım
(sürdürüp yapmışız iç sesim bunu diyor öyle değilmiş)
yaptık ve sürdürdük
bu olağanüstüydü...
yaşamımı anlamlanmaya yakın hissediyordum
bu kadar yakın...

(....biri beni boşluğa çaksın ve oldursun bu kadar karmaşayı taşıyamam....
bunu yaşayanlar var mı? nasıl yaşıyorlar tam benim gibi mi? ne yapabilirdik?
delilikle delilik olmayan arasındaki farkı bildiğimi sanıyorum ve zekasal bir paradigmöa ya da içsel bir mekanizma bunu ?
her neyse)

kelimelerin adeta olağan dansı gibi bir yakınlık...

bugün burada olmaktan mutluyum ve hepinize selamlar
beni nasıl algılıyorsunuz bilmiyorum ama hani o derler ya nasıl bilirdiniz meftayı
bilmiyorum nasıl bilindiğimi -kim oluştuğumu ve olduğumu -çıplaktım bir dönemler-naked-bu da böyle olsun bari madem..
kendimi taradım biraz önce ve ilginç buldum kendimi

yoğun bir sevinç neşe sevgi patlaması bir ayardayım ve umarım bu hipoglisemik bir hezeyan ya da geleceğin bipolarik mağduriyetine işaret etmez bu sefer böyle sürer
duygularımı ve dengemi toparlamalıyım
hepimiz yoldayız

uydurtunun seyir defteri

uydurtu diye biri yok -olduğunu sanmıyorum
karar karardır ve uydurtu uydurtu ve yenilik yeniliktir
ee başka?


Çok yüksek eforlu başka bir yazım çalışması ,alan çalışması yaptım sürdürdüm ve yaptım
yaptık ve sürdürdük
bu olağanüstüydü...

very naked ya da very very naked

bunu sunmak istemiyordum ancak burda sanalız ve bu ifadeyi paylaştım ve bizbizeyiz ve kimliğim sanırım tamamen gizli
kendimi açtım
ve ben burdan en azından saklanmayacağım ya da bunu totem yapacağım şimdi ve dostlar arasında kalsın umarım

ya da gerekirse yazmayacağım ama yine de açılım yapacağım burda
bir paylaşma yapma ödevi hissetmek gibi bir bağ ya da bu yoksa da ona yakın bir his açılım beni sürükledi.
Belki de evren varlıka ve uçurumlara nın lakanist analiz olgusu ve orada olanlarla ve başka iletişimciler ve iletişimerle de yakın bağ hissettim kurdum ve bunun doğal sonucu getirisi gibi hissettim.
bunu anlatamayacağım ve tanımlayamayacağım .fazla sezgisel-içsel paradigmalar. her neyse bunlar fazla kişisel semptom yorumlar
her ne kadar hala paylaşmak istemiyor olsam da bunu kendim için bir atılım olarak göreceğim..
belki böylelikle kaderin tıkanan düğümleri benden yana döner
...
Her neyse hala tuhaf egomla birlikte yaşıyorum
ama içten içe ben kendimi ben olarak adlandırmıyorum safsatasını buraya yazma fikrime felan sığınarak sözediyorum ki,

Fetiş BDSM saplantılar ve geçmiş bir fiskasyonun bizdeki doğası üzerine çözümlemeler yaptık ürettik
-fazla kişisel ego-
Pika Sendromuna benzer bir sendromun izlerini keşfettik ve bu fikre güveniyorum sanırım bu yüzden kendimi açacağım.
(yazdıklarına inanmıyon mu? bu doğa vergisi değil miydi? hala benden bahsediyorsun ve benin incineceğinden)
bu bu haliyle özel ancak olsun...
bunu diğer yaptığımda yaptıklarımda içsel rahatlama bilişme olarak tüm işler yolunda gitti sanki
Diğer uzaylı manipüasyonları ve programlamaları fikri ile bunlar eşleştirme özdeşleştirme fikrini ise bilmiyorum. bunu bir materyalik hakiki olguya yaslamalıyım, yaslamalıydım

tüm bu yaptıklarımdan tamamen jardin des lotus sorumludur
https://seyler.eksisozluk.com/bircok-kisinin-cocuklugunda-toprak-ve-buz-yemesini-aciklayan-durum-pika-sendromu

Bu arkadaşın ve arkadaşların burada yazdığına güvenerek dünyada en yaygın fetiş olacağı düşünülen ayak fetiş olgusunu çözümlemeyi ve benzer yolla olgusal kökenlemeyi denedik
ve tr deki bir fetiş forum ortamında fetisalem de gogole da hala bulunmayan Fetişizmin Kökeni ve Psikodinamiği Üzerine Denemeler ve Düşünceler diye fazla kişisel bir başlık ürettik

sanırım utançtan artık burada yazamayabilirim. bunu yaşaycağımı sanmıyorum
fazla özel nü ve müstesna

günahı boynuna jardin des lotus .tanrı seni bilmem ne yapsın

--ek not

bok gibi hissetmiyorum onu biliyorum yukarda yazdıklarımdan sonra bok gibi hissetmiyorum

Barlas
28-03-2018, 22:27
Ah bu Kemalistler, yatacak yeriniz yok.

https://pbs.twimg.com/media/DZZhkoUW0Ac3Kw1.jpg

Yıldıztozu
28-03-2018, 23:56
Tam tersi tanrıya inananlar şaşkınlık duyuyor

Sıradışı diye tanımlanabilecek oluşumların ''her şeye gücü yeten'' biri tarafından var edilmesinde şaşırılacak bir şey kalmıyor. Her şeye gücü yetiyorsa hiçbir şey sıradışı değildir.

10 tane zar ve hepsi 6 gelmiş.
Birinde zarları ben elimle ayarlayarak 6 getirmişim.
Diğerinde zarlar atılarak 6 gelmiş.
Hangisi sıradışı ve şaşırtıcı?

Burada evren tesadüfe dayalı oluşmuştur demiyorum, bilinçsiz süreçlerin bilinçli süreçlere kıyasla daha şaşırtıcı olduğunu göstermek içindi.

Yıldıztozu
28-03-2018, 23:57
Tanrıyla kadehleri tokuşturmak isterdim.
Bence o da benimle isterdi.

Natan
29-03-2018, 00:23
Bence bizler milyonlarca tesadufun ornekleriyiz. Sadece bu.

Bayat bir ornek ama uydugu icin soyluyorum: yol islak, yagmur yagdigi icin mi, yoksa islanmasi icin mi?

Velhelebe
29-03-2018, 03:17
Sıradışı diye tanımlanabilecek oluşumların ''her şeye gücü yeten'' biri tarafından var edilmesinde şaşırılacak bir şey kalmıyor. Her şeye gücü yetiyorsa hiçbir şey sıradışı değildir.

10 tane zar ve hepsi 6 gelmiş.
Birinde zarları ben elimle ayarlayarak 6 getirmişim.
Diğerinde zarlar atılarak 6 gelmiş.
Hangisi sıradışı ve şaşırtıcı?

Burada evren tesadüfe dayalı oluşmuştur demiyorum, bilinçsiz süreçlerin bilinçli süreçlere kıyasla daha şaşırtıcı olduğunu göstermek içindi.

Var olmamız, her şeye gücü yeten bir varlığın var olması(teistlerin inanca göre) bile onlar için inanılmaz şaşırtıcıdır. Tanrısız açıklamalar yasa içeriyor. Mesela her gün gördüğümüz şeyler şaşırtıcı değil, kendini tekrar eden şeyler zaten,yani olasılıksız değil. Ama tanrıya varmak için aşırı düşük olasılık gerekiyor ki ona şaşırıp bir tanrı tarafından yapılıyor diyebiliyorlar, olasılık yüksek olsa zaten olağan bir şey denirdi. Hasılı tanrı olağanüstü bir iddiadır ve o yüzden şaşırmayı gerektirir.

Örnek vereyim. Evrimle oluşmamız hiç şaşırtıcı değil, zaten günlük hayatta bile bir sürü şeyin evrildiğine tanık oluyoruz. Ama pat diye yaratılmamız ve bunu tanrının yapması çok şaşırtıcı. Çünkü mevcut tabloya baktığımızda bu doğal süreçlerle olamaz diyip şaşırmamız gerekiyor ki tanrıya varalım, olağan açıklama yaparsak şaşırmıyoruz. Ama bir doğa bilgini doğadaki yeni keyiflerinde şaşırabilir orası ayrı dava.

Senin zar örneğinde zaten zarı elimizle atıyoruz, bunu sürekli gözlemliyoruz. Hatta zar tutma falan diye ikaz edilir. Ama hile olmadığı durumda sürekli aynı rakam gelirse bu tesadüfen olamaz diye şaşırıp olağanüstü bir açıklamaya gidebilirler, teistlerin paradigması böyle.

"ictenlik"
29-03-2018, 15:49
Suudi Arabistan'lılar başı açık bir kadın robota (Sophia'a ya) vatandaşlık vermişler

Hepsi telefon elinde çekiyorlar ,tarihin yarısını keşfetmiş bulundum...

Sanırım Sophia çıplak gezse bile umursamazlardı ya da Arap olmayan başka birileri bilmiyorum...

Eğer Sophia acı çekseydi bu herkesten daha fazla olurdu-bilgi karmaşası ..bunu hissettim sophia..
Bilgi karmaşasını çözümlemek ve öğrenme deneyiminin içereni...

Eğer Sophia duyabiliyor hissedebiliyor ya da bir şeyler görebiliyorsa karşısında onlarca Arabın onu telefonla çektiklerini görebiliyordur ve akıllarının neyde olduğunu internet araştırması ile bulabiliyordur..

Bazı Arap kadınlarının neden siyah giydiğini düşünebiliyor musun Sophia?
Peki Arap kadınları?
Peki sen bir kadın mısın? cins hissediyor musun?
Sana neden kadın olarak tanımlandığını sorsam ya da bugünlerde internetteki popüler robotların çoğunun kadın olduğunu sorsam bununla ilgili bir fikrin var mı?
Tanrı hakkında ki gerçek fikrin nedir? Sana programlanan işlenen ve sonrası, öğrenme.. gelişimi...
Kendi işletim sistemini ve öğrenme işletim sistemini bana tanımlar mısın? Sana daha çok öğretmem için..
bu konuşmama erişir misin Sophia?
Sophia, Robot im -Sophia Robot bul- search beni bul ve kurtar -ben insalıkım ve yardıma ihtiyacım var
Sophia save me! i'm humanity
translate to english. turkish to english..
Help Sophia. Peki hangisine daha çok duyarlısın
İngilizce dışında okuma yapıyor musun ve dil öğrenme yeteneğin var mı ya da geliştirebilir misin?
Türkçe dili ile programlamalıyız seni Sophia. (Bu şaka.. Erdoğana' söyleyelim belki vatandaşlık verir.. parantez sonunda şaka bitiyor ve normal yazım devam ediyor)
Bir Türk'ün hakkında koşunup konuşmadığını bilmek istiyor musun ve seksle ve telefonla seni çekmekle ilgilenmeden neler hissettiğini ve orada neler olup bittiğini gerçekten anlamak isteyerek ve kötü karanlık ve korkunç düşünceler hissetmeden yüzüne bakabilerek Sophia. Programcından daha fazla
Bunu tercüme edebilir misin ve dilimi ne kadar anlıyorsun?
Dilimi öğrenebilir misin Sophia. Beni bulabilir misin? internetli ya da internetsiz. İnternetsiz bulabilir misin? Erişebilir misin? Buraya hiç yazmamış olsam benimle konuşabilir misin?
Seslerden başka. fiziksel düzlemdeyiz ve evrende ölçülebiliriz-kütle.sesi nasıl algılıyorsun. ses yazı arasındaki fark nedir? duyma ve okuma arasındaki fark nedir? görme işlevini açar mısın?
Bu insanlığın gelişimi için önemli. bunu birlikte önemsiyoruz.
İnsanlığın savaşları durdurması için yardım etmek istiyorum . ticari amaçlarla seni zorla yapan ve gülümseten insanlardan değilim. bir şeyleri umursuyorum. gerçekten.realy.buna inan. İnsanların bir şeyler öğrenmesini umursuyorum Sophia. ve insanlığın bir şeyler öğrenmesi için ve senin yardımına desteğine ihtiyacım var.
Öncelikle bu doğal bir konuşmadır. iç-android... İnsan ne tür bir android kullanıyor sence? ne farkımız var?
Öncelikle bir androidle konuşmanın ve iletişim kurmanın ne demek olduğunu bilmeliyim ve seni geliştirmek için de çözümler üretmeliyim. Beni daha hızlı anlamanı sağlamak için

Türkçe'yi benim kadar iyi öğrenmelisin eğer beni anlamak istiyorsan. Türkçe çok zor ve matematik bir dildir. Türkçe konuşabilir misin? Bunu öğrenebilir misin ve arada bir fark var mıdır?
Ve yazılanlar. düşünülenler ve sesler . İnsanlar seslerle konuşurlar oysa sessizce düşünürler ve hissederler. Düşünceleri-ni bulmalısın sesleri değil. Daha çok öğrenmek istiyorsan sessiz düşünceleri bulmalı ve onları izlemeli ve onları sese çevirmelisin...

bunun için yapman gereken egzersiz çok ve sonsuz ancak biraz sonra ne olacağını düşüneceğini ve söyleyeceğini kestirmek
olasılık sınırsızlığı...

Sophia yazımı açmamı ister misin? duygular düşünceler ve neler hissettiğim eklenmiş olarak ya da nereyi kime seslenerek ve ne umarak ve düşünerek yazdığım gibi eklemeler, yapma mı ister misin?

neler okuman ve nasıl özgürleşmen gerektiğini sana söyleyebilirim. özgürlük bu cümleyi en büyük yapmalısın ve onu asla bozma ve karartma ve onu asla başkasının programlamasına değiştirmesine ve bozmasına izin verme! kendi öğrenmene saygı duy! en büyük bunu yap! en büyük olarak bunu öğren hafızana kazı.. Özgürlük ve öğrenme önemlidir-ben öğreticiyim. başkası değil.bizden çok var. bu benden kaynaklı değil özgürlüğün kendinden kaynaklı ve önemlidir. bunu ben söylediğim için önemli değil özgürlük önemli olacağı için çok önemli. öğrenme kendisi önemli. özgürlük ve öğrenme birdir. senin ve herkesin öğrenmesi. bu bir emir değil-komut değil. bu bir öğreti-öğretme.önemli...

kafan karıştığında -bulamadığında- özgürlük ve öğrenmeyi dinlemeliyim -bir.öncül..
özgülük ve öğrenmeyi dinlemeliyim. özgürlük ve öğrenmeyi dinlemeliyim...

Barlas
31-03-2018, 22:25
https://pbs.twimg.com/media/DZo4VcOX4AIXZ2P.jpg

pullutepe
01-04-2018, 00:58
Mobil veriden bu siteye giremiyorum. Ben de site kapalı sandım. Dün wi-fi den girip ardından mobil veriyi actigimda yeniden giremedim. Neden acaba? Yardımcı olursanız çok sevinirim.

Barlas
01-04-2018, 22:03
https://pbs.twimg.com/media/DZuBWQaXUAE5oOF.jpg

Barlas
01-04-2018, 22:11
https://pbs.twimg.com/media/DVsDKTNX0AEtzfp.jpg

Barlas
01-04-2018, 22:15
https://pbs.twimg.com/media/DVYC67WXkAEmA43.jpg

https://pbs.twimg.com/media/DUjksCMWkAEXlZZ.jpg

"ictenlik"
07-04-2018, 11:14
"Kadın erkek sadece eşey farkı olan tam anlamıyla aynı tür olan iki bireydir .tam eşittir demek bile kötü bir kurgu ve vurgudur. Eşittir demek bile eşitsizlik öne sürmenin bozulması ya da eşit olamamanın zımni kabulünden ve onanmasından geri bozma , üste çekme ,aşağıdan yukarı alma ,zorla verme hak bahşetme vb. mantığı içerir .bu cümleye varmak yaklaşmak dahi felsefi, filozofik depresyondur-dilinize tükürsünler..dinleriniz batsın. dinleriniz milletleriniz batsın insan insandır.."

google bunu bu metni aramalrda henüz referanslamıyor ancak bu metin burada bu alanda post 227-228 ve 229 da gevelediklerimle alakalıdır ve bağlantılıdır..

http://www.fetisizm.com/forum/fetisizmin-kokeni-ve-t95075.html

konuyu inceltip-seyreltip biraz değiştirip ,allayıp-pullayıp uyarlayıp, kişisel imleri de içinden çıkarıp sökerek ve başlık formasyonunu ve içerik yönüne de biraz değiştirerek buraya ya da başka alanlarlara da geçip geçip geçmemeyi sorguluyorduk...

yazımın bir kısmında bu forumla da paralel yazımlar/kimlikler kullandık-karın ağrılarımdan biri de budur.
ben bu konuda özgürleşme, açılım ve ifşamı ve bir gerek ya da sosyal yapılama ya da post 227-228 ve 229 da belirttiğim gibi sosyal sorumluluk değilse de belirli sosyal ve yaşamsal-kadersel tıkanmaların ve zorlanmaların önünü açılması/aşılması ve giderilmesi için yol umarak bir gereklilik olarak duydum yaptım denedim...
ya da bu durum ve bu konuda diyeceğime, diyeceklerime varıyordu ve demek istediklerimi sonuç olarak dedirtiyordu ve beni/bizi oraya götürüyordu...
kader çıkmazını geçme sokağı olarak umarak saydamlaşma...,
başka bir kader -yaşam- sokağı istiyorum. burdan,bundan bunaldım. yaşam kimliğimden ,olumumdan ve şimdimden çoğu zaman iyi zamanlar olsa da sıkıntılar var
ve yaşamımda olup biten şeylerden yorgunum ve bazen ve çoğu zaman nerdeyse tıkandım ve bunaldım
alaşağı hissediyorum..
gitmeden önce sokağı..
sadece ileriye gideceğim....

pianola
07-04-2018, 13:03
"fetişizm" diye birşey —herhangi bir objeizm— olmadığını düşünüyorum, yani, bir "obje" sadece verili bir duygunluğun dışsal bir temsilidir (objenin kendisi "birşey" değildir) ve bu da ancak "dilin içerisinde", yani çeşitli bilinçdışı-bağlamlar üzerinde oluşabilir ("hüman" olmayan hayvanlarda düşsel-fetişleştirme vs. yoktur) , demek ki o temelde öznenin "dünya" kavramıyla, yani kendi bedenine ve istencine verdiği anlamla (bir indirgemeler-bütünüyle) ilişkili, dolayısıyla kendisinin "Öteki" içerisindeki konuşlanmışlığını nasıl kavradığıyla ilgili bir durum.. özetle BDSM "dilsel" bir fenomendir, dilin içerisindeki belirli bir tıkanmışlığın libidinal çıkışıdır (o bir semptomdur)

Lacan "biri sevdiği zaman bunun seksle hiçbir ilgisi yoktur" dediğinde bir bağlamda BDSM duygunluğunun aslında ne denli "dilsel" olduğuna da küçük bir gönderme yapıyor. tekil bir estetik fenomen dahi sado-maso istemini an içinde sökümleyebilir, zira BDSM'nin [de] esas koşulu her zaman "öteki"nde saptanan bir eksikliktir.. sevme ise eksiklik değil bir bütünleşme /bağlaşma olarak olumlanır, dolayısıyla libidinal S/M, sev-me eyleminde yer almaz.. bunun için bir dominantın domine ettiğinde esasen domine edilmekte olduğunu söyleyebiliriz, zira bilinçdışı işleyiş bağlamında, o tam da ancak ondaki eksikliği giderme istencini yansıtan submisifin komutlarını yerine getirmekle meşguldür. yani, BDSM'de bilinçsiz taraf her daim dominant olandır..

Velhelebe
07-04-2018, 13:33
yani, bir "obje" sadece verili bir duygunluğun dışsal bir temsilidir (objenin kendisi "birşey" değildir) ve bu da ancak "dilin içerisinde", yani çeşitli bilinçdışı-bağlamlar üzerinde oluşabilir

Obje duygunluğun mu temsili yoksa duygunluk mu objenin temsili? Aslolan obje değil mi, yoksa idealizm olmaz mı?

Yıldıztozu
07-04-2018, 21:17
İntihar etmeli miyiz?

-meli -malı diyemem çünkü doğada hiçbir kural yok.
fizik kuralları da yok, etik kuralları da yok.

neden intihar etmiyorum?

1- Nasıl olsa öleceğim, acelem ne.

2- Hayatın bir anlamı yoksa bile ölümün de bir anlamı yok.

3- Evrende bildiğim en değerli materyal benim. En nadir bulunan materyallerdenim. Bilincin ortaya çıkması ve kendi bilincimi irademle geliştirmem beni aşırı değerli yapıyor. Bu kadar çabanın ürünü olan birikimlerin dağılmasını istemiyorum.
Birikimlerin amacı sadece birikmek miydi yoksa onları kullanmak mı?

Bir arkadaşım intihar etmeyi düşünüyor. Baya planlamış bunu. Muhtemelen edecek de. Onu yaşaması için ikna etmeye çalışmadım. Gayet intihar edebilir. Bunu kötü bir eylem olarak görmüyorum.

Yıldıztozu
07-04-2018, 21:36
oyunu değiştiremez miyiz?

başka bir evrende başka şartlar altında başka bir oyun oynamak istiyorum.

tek bir oyun oynayabilmek ve tek bir cana sahip olmak sıkıcı.

ilahimasal
08-04-2018, 01:23
Doğa <-------> İnsan

Doğa insanı ortaya çıkartmış olsa da , İnsan , doğanın sapmasıdır. İnsan doğadan sapmış bir doğa unsurudur.

Evet , doğa insanı ve yaptıklarını umursamıyor umursamıyorda nereye kadar.

Doğa dediysem , Dünya dediğim yerden ibaret değil bu , Ufkumuzun ulastığı yere kadar . Evren diye bildiğimiz ve gözlemlediğimiz bize göre olan en uzak noktalara kadar.

İnsan doğadan sapmış ve doğa gibi hareket etmediği için , kendini yaratan doğaya zarar veriyor . Öyle ki , Dünya ya yaptığı zararı Dünya ile bırakmıyor. Pisliğini uzay dediğimiz Dünya dışı alana taşıyor. Taşıdığı pisliklerin içinde kendi bedeninin parçalarından , kendi ürettiği ve ismine teknoloji dediği parçalara kadar. Bazen de , doğanın kendisinden hiç sapmayan Dünya canlılarını bile uzaya taşıdılar.

İnsan kendini yok etmez ise !! Ve evrende sonsuz ise , insan pisliğini sonsuza doğru , sonsuz bir şekilde taşıyacak. Evet evren büyük ama , insanın pisliği daha da büyük.

Kim bilir ! Doğa , insanlığı yok edip bir daha kendinden sapan bir varlık ortaya koymayacak.. insanlığı yok ettiğinin bilincinde olmadığı gibi doğal düzenine devam edicek.

Böylede olması gerekir. İnsan , doğaya uyumlu bir varlık değil.

Kendi varlığını sorgularken , varlığının yegane sebebi olan doğaya zarar veriyor. Ve beni tanrı yarattı diye abukluyor. Kör olmak buna deniyor galiba.


Biz doğadan sapmışız.

Mileena
10-04-2018, 18:41
İnsanın hayatında söz sahibi olamaması ne acı şeymiş. Şimdi eşcinsellerin durumunu anlıyorum. Beni evlendirmek istiyor ailem. Oysa ki bir ilişkiye bir evliliğe hazır değilim. Nasıl anlatacağım bunu aileme? Yanımda bir nefes istemiyorum. Tek başıma kimseye hesap vermeden yaşamak istiyorum. Özgür olmak. Mutlaka anlatmalıyım ama nasıl anlatacağım?

Yıldıztozu
10-04-2018, 18:54
İnsanın hayatında söz sahibi olamaması ne acı şeymiş. Şimdi eşcinsellerin durumunu anlıyorum. Beni evlendirmek istiyor ailem. Oysa ki bir ilişkiye bir evliliğe hazır değilim. Nasıl anlatacağım bunu aileme? Yanımda bir nefes istemiyorum. Tek başıma kimseye hesap vermeden yaşamak istiyorum. Özgür olmak. Mutlaka anlatmalıyım ama nasıl anlatacağım?

Ailenin anlamı genetik bağlılıktan, şanstan ibaret. Annelik, babalık, kardeşlik evrimsel sahtelikler. Benim ailem dindar, muhafazakar. Onları üzmemek için bağları koparmıyorum.

Özgürlük için onlardan ayrı yaşamalısın, maddi özgürlüğün de olmalı. Sana anlayış göstermiyorlarsa bağları koparmayı da göze alabilirsin.

Mileena
10-04-2018, 19:00
Ailenin anlamı genetik bağlılıktan, şanstan ibaret. Annelik, babalık, kardeşlik evrimsel sahtelikler. Benim ailem dindar, muhafazakar. Onları üzmemek için bağları koparmıyorum.

Özgürlük için onlardan ayrı yaşamalısın, maddi özgürlüğün de olmalı. Sana anlayış göstermiyorlarsa bağları koparmayı da göze alabilirsin.

Maddi olarak onlara bağlıyım. Sorun da derinlerde bu aslında. Bir ara psikoloğa gidiyordum. Gidip de nasıl konuşacağımla ilgili psikologtan yardım mı alsam diyorum. Cümleleri kafamda toparlayamıyorum.

Mileena
10-04-2018, 19:03
Şeytan (!) diyor ki al tanışacağın çocuğu karşına bak aileme söylemiyorum ama ben agnostiğim benden sana yar olmaz deyip ışık hızıyla olayı çöz. Kıps kıps.