Orijinalini görmek için tıklayınız : Big Bang'den Önce
agnostikb
15-08-2012, 02:34
Konuya vakıf arkadaşlar, pek çok belgeselde izlediğim ve anlamadığım "big bang den önce", "zamanın yokluğu" gibi kavramları biraz açabilirler mi?
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/d/d5/Evrenin_geni%C5%9Flemesi.png
Bigbang kabul edildide öncesimi kaldı?
Big bangi açıklayamıyorlar daha....
Bir çuval teori var daha.
agnostikb
15-08-2012, 02:52
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/tr/d/d5/Evrenin_geni%C5%9Flemesi.png
Bu pek açıklayıcı olmadı sevgili skidrow:)
Konuya vakıf arkadaşlar, pek çok belgeselde izlediğim ve anlamadığım "big bang den önce", "zamanın yokluğu" gibi kavramları biraz açabilirler mi?
Zaman nedir?
Bu pek açıklayıcı olmadı sevgili skidrow:)
ne tür bir açıklama bekliyorsun ki? big bang'den öncesini ve patlamayı neyi tetiklediğini kimse bilmiyor. ama genel hatlarıyla evrenin oluşumu resimdeki gibi.
zamanın yokluğu konusuna gelince zaman zaten soyut bir kavram ve insan tarafından uydurulmuş bir şey. yalnızca evrenimizde hareket olduğu için zaman diye bir olgu çıkarılmış. mesela newton fiziğinde zaman hareketin olduğu her yerde vardır ama einstein'a göre tam tersi.. zamanın evrensel bir şey olmadığını savunmuş.
agnostikb
15-08-2012, 03:18
Geçenlerde Youtube da (garajımdaki ejder) evreni tanrı mı yarattı? adlı bir belgesel izledim. : big bang ten önce ne vardı sorusuna Hawking in yanıtı big bang ten önce diye bir soru anlamsız çünkü big bang ile birlikte zaman başlamıştır. bu biraz ağır geldi bana zamanın yokluğundan kastım budur. Konu dağılmasın diye diğer anlayamadıklarımı sonra tekrar açarım.
Patlamayı kim görmüş
canlıların evrildiğini de kimse görmedi. ama evrim bilimsel olarak defalarca kanıtlanmış bir şey mesela. big bang'in 'teori'de kalmasının en önemli nedeni sonsuzdan beri varolan bir evrenin aniden büyümesinin mantıksız olmaması. yani şu an evren genişlediğine göre bir zamanlar çok çok küçük bir noktaydı, tabii zaten varolan bir evren birtakım faktörler yüzünden durup dururken genişlemediyse. bu ihtimalin olmadığı her durumda big bang geçerlidir.
canlıların evrildiğini de kimse görmedi. ama evrim bilimsel olarak defalarca kanıtlanmış bir şey mesela. big bang'in 'teori'de kalmasının en önemli nedeni sonsuzdan beri varolan bir evrenin aniden büyümesinin mantıksız olmaması. yani şu an evren genişlediğine göre bir zamanlar çok çok küçük bir noktaydı, tabii zaten varolan bir evren birtakım faktörler yüzünden durup dururken genişlemediyse. bu ihtimalin olmadığı her durumda big bang geçerlidir.
Evrimi reddeden tek bir kanıt ortaya konamadı.
Evrim labaratuarda ürünler veriyor artık.Big bang ile aynı değil.Hala birçok teoriden sadece birisi
agnostikb
15-08-2012, 03:26
Evrimi reddeden tek bir kanıt ortaya konamadı.
Evrim labaratuarda ürünler veriyor artık.Big bang ile aynı değil.Hala birçok teoriden sadece birisi
Big bang te laboratuvarlarda test edilebiliyor, uzayda gözlemlenebiliyor. Big bang i de yanlışlayan bir şey ortaya konamadı. Dolayısıyla bilimsel değer olarak evrimden aşağı kalır yanı yok.
spartacus
15-08-2012, 03:33
Öncelikle ve bana göre, big-bang den önce zaman yoktu söylemi çelişkili duruyor. Big-Bang üzerine çok senaryolarda yazıldı. Yani teori olaylara bilimsel açıdan yaklaşan insanlardan çok, teolojik olarak yaklaşan insanlarca rağbet gördü.
Zaman, maddi ilişkilerin, hareketin ve değişimin sonucu. Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor. Zaman nesnel anlamda da görecelidir, yani her ortamda, her koşulda, her yerde aynı hızla açığa çıkmaz.
Big-Bang öncesi zamanın olmaması için Big-bang öncesi hiç bir şeyin olmaması gerekir. Bu günün tabiriyle demiyorum, ama artık her ne ise, tamamen hareketsiz, statik olması lazım. Tamamen hareketsiz, statik olması halinde de Big-bang nasıl olacak? Demek ki big-bang öncesi, bu süreci tetikleyen, o noktaya gelmesine neden olan bir şeyler ve hareket, değişim var.
Zamanı maddenin dışında düşünmeyelim, zaman madde ile beraberdir, maddenin hareket, değişim gibi özellikleri zamanı açığa çıkartır ve evren ya da nesnel durum ne dersek diyelim bir bütündür ve uzay da evrenin bir parçasıdır. Evrende, "evren zamana" bir birim vereceksek bu ışık hızı olabilir. Çünkü evrende zamanı açığa çıkartan şey harekettir ve evren zaman açısından baz alacağımız, hareketi ve açığa çıkarttığı hızı bakımından ışık hızı olacaktır. Işık da etkilere maruz kalır, kütle çekimi, ortam yoğunluğu ışığın hızını etkiler, hal böyle olunca bu da demektirki evrende sabit bir zaman yoktur, evren zamanı nesnel koşula göre görecelik arzeder. Mesela ışık kütle çekimine maruz kaldığında bükülür, yavaşlar, yoğun ortamda yavaşlar ve bu koşulda zamanda yavaşlar. Örneğin buradan hareketle denebilir ki, okyanusda zaman daha yavaştır. Fakat şu da vardır ki, zamanı referansla aldığımız için zaman ardışık olarak açığa çıkar. Dünyanın kendi etrafında dönmesi gibi, bu zaman olarak ardışık bir sonuç doğurur ama kendi etrafında dönmesi, yani hareket, ardışık değildir, üzerinedir, yani her gün yeni bir dünyayı kendi üzerine toplamayız, zamanı ise sürekli ardışık biçimde toplayarak ifade ederiz. Bu bizim bir adet dünyamızı sayısız dünya haline getirmez. Yani dün ki dünya(dünde kalan dünya), bu günki dünya, yarın olacak dünya ardışık değildir, zaman üzerimizde gerçekleşmiştir ve dünya zamansal olarak değil, sayısal olarak aynı dünyadır. Sadece konum değiştirmiş ve üzerinde bir çok hareket, değişim olmuştur. İşte Big-Bang süreci önceside bir şeyler olmak, değişmek zorunda, bu da zamanın olmadığı söyleminin çelişkili olduğu anlamına gelir. Zira zaman yoksa, Big-Bang de yoktur...
Yani evren, nesnel mevcut bir zamandan, bir başka zamana ardışık bir hayal yolu kat etmiyor, hareket nesnelliğin üzerinde gerçekleşiyor. Öyleyse Big-bang öncesi ile kastettiğimiz şey nesnelliğin kendisinden ve o anki hali-durumundan başka bir şey değildir ve değişim vardır ki Big-Bang meydana gelmiştir. Bu da zamanın olduğu anlamına gelir. Demek istediğimi kabaca anlaşılır kılarsam, spermdi, rahimdi, bu öncesi hali olsun, bebekti, bu big-bang hali olsun, değişim üzerinde gerçekleşti, şimdi, şimdiki halinde(büyüdü kocaman oldu) ve değişimler, hareket açığa koca ardışık(birbirini takip eden) bir zaman çıkarttı.... Eğer bir şeyden bahsediyorsak ve Big-Bang öncesi diyorsak bu zaten zaman kavramıyla konuşmaktır. Bunun olası tek tutarlı söylemi olabilir, ya Big-Bang öncesi yok(yani hiçlik) denmelidir ya da Big-Bang öncesinde zaman yoktu söylemi tutarsızdır.
Kısa ve tek satır, kaba tabirle hiç bir nesnellik ve hareket yoksa, zaman da yoktur, böyle bir şey yoksa Big-Bang'de yoktur, dolayısıyla öncesi diye bir tabir tutarsız olur. Zaten öncesi şu haliyle spekülatiftir(kurgusal) dolayısıyla felsefik açıdan çok çeşitli teoriler ortaya atıbailir.
@spartacus: big bang'den önce zaman vardı demek big bang'den önce madde ve enerji vardı demek aynı zamanda. günümüzdeki en mantıklı teori hawking'in öne sürdüğü 'evrenimiz bir başka evrenin içindeki bir karadelik olabilir' ifadesi.
ama bence patlama mikro alemde gerçekleştiğinden olaya kuantum açısından yaklaşmak daha uygun olur. gerçi bu teoriyi %100 anlamadan bunun üzerinden açıklama yapmaya kalkmak pek akıllıca değil o yüzden big bang'in öncesini şu an için bilmek imkansızdır bana göre.
Benim bu sitedeki en üstün paylaşımım eksiklerine rağmen Doppler etkisiydi malesef yeterli ilgiyi görmedi göremedi.Çünki sorgulayan ve birikimini zorlayan fazla insan yok ülkemizde.
Siz yasa haline gelmiş bir kuramla her tarafı delik deşik olmuş big bang kuramını aynı değerde görüyorsunuzya .
Ne okuyorsunuz ne araştırıyorsunuz ne sorguluyorsunuz.
Bu ülkede doğduğum için üzülüyorum.
Reklamların peşinde aydın olunmaz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !
spartacus
15-08-2012, 03:47
Madde tabirini ne olarak kullanıyorsun? Evren içi, şu anki haliyle mi? Ben artık her ne ise diye berliterek nesnellikden bahsediyorum ve Big-Bang kuramına şüpheyle bakıyorum, yine de, kurama göre konuşuyorum...
patlama bir nesnellik değil mi sence?
agnostikb
15-08-2012, 03:49
Big-Bang öncesi zamanın olmaması için Big-bang öncesi hiç bir şeyin olmaması gerekir. Bu günün tabiriyle demiyorum, ama artık her ne ise, tamamen hareketsiz, statik olması lazım. Tamamen hareketsiz, statik olması halinde de Big-bang nasıl olacak? Demek ki big-bang öncesi, bu süreci tetikleyen, o noktaya gelmesine neden olan bir şeyler ve hareket, değişim var.
Zaten hawking in tanrı yoktur iddiasını desteklediği nokta burası. Big bang den önce onu tetikleyen birşey yoktu(big bang in oluşumunu). Big bang zamanın başlangıcıdır diyor. yani senin zaman yoksa big bang te yoktur savın doğru değil. Adamın dediği bir şeyin varolması için bir sebep veya hareket veya tetikleyici gerekmez. Atom altı parçacıklardada sürekli var olup yok olan şeyler( artık herneyseler:)) vardır. Kısaca big bang ten önce hiçlik vardı, big bang in başlamasına da hiçbirşey sebep olmadı diyor(tabi bilimsel olarak açıklıyor bunları).
İnsanın gerçekten aklı uçuyor:)
spartacus
15-08-2012, 03:49
Sevgili Estagfurullah, o dediklerinin ilgi görmesi için o teorinin de arkasında politikacı, teoloji, felsefe, edebiyat ve bilim adamı ordusu ve tabi milyonlarca dolar finans ve tabi medya gerekli... Bunun senle ya da bizle alakası yok :)
spartacus
15-08-2012, 03:52
Zaten hawking in tanrı yoktur iddiasını desteklediği nokta burası. Big bang den önce onu tetikleyen birşey yoktu(big bang in oluşumunu). Big bang zamanın başlangıcıdır diyor. yani senin zaman yoksa big bang te yoktur savın doğru değil. Adamın dediği bir şeyin varolması için bir sebep veya hareket veya tetikleyici gerekmez. Atom altı parçacıklardada sürekli var olup yok olan şeyler( artık herneyseler:)) vardır. Kısaca big bang ten önce hiçlik vardı, big bang in başlamasına da hiçbirşey sebep olmadı diyor(tabi bilimsel olarak açıklıyor bunları).
İnsanın gerçekten aklı uçuyor:)
Yani böyle de demiş olabileceğimi mi iddia ediyorsun, soruyu Big-bang öncesi(zaman kavramı) diye sormuştun değil mi? :)
Eğer bir şeyden bahsediyorsak ve Big-Bang öncesi diyorsak bu zaten zaman kavramıyla konuşmaktır. Bunun olası tek tutarlı söylemi olabilir, ya Big-Bang öncesi yok(yani hiçlik) denmelidir ya da Big-Bang öncesinde zaman yoktu söylemi tutarsızdır. .
spartacus;
kuantum nesnellikle çelişiyor mu sence? eğer cevabın banaysa ben böyle anladım yanlış mı anladım?
maddeyi evet şu anki haliyle aldım. senin "Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor." sözüne ithafen.
Başka bir evrenin çöküşü yaşadığımız bu evrenin doğumuna neden olmuş olabilir.
Big Bounce or What Happened Before The Big Bang?
(Büyük Sıçrama veya Büyük Patlamadan Önce Ne vardı?)
http://www.sciencedaily.com/releases/2007/07/070702084231.htm
agnostikb
15-08-2012, 03:59
Yani böyle de demiş olabileceğimi mi iddia ediyorsun, soruyu Big-bang öncesi(zaman kavramı) diye sormuştun değil mi? :)
Burada yazdıklarım Hawking in söyledikleri ve benim beynimin error vermesine sebep olan düşünceleri:)
agnostikb
15-08-2012, 04:02
Başka bir evrenin çöküşü yaşadığımız bu evrenin doğumuna neden olmuş olabilir.
Big Bounce or What Happened Before The Big Bang?
(Büyük Sıçrama veya Büyük Patlamadan Önce Ne vardı?)
http://www.sciencedaily.com/releases/2007/07/070702084231.htm
Evrenin sürekli genişlediği ve bir zaman sonra içine çökeceği iddiasını da buna eklersek çok mantıklı gözüküyor. Acaba evren bir big bang ler kısır döngüsü mü?
Big-Bang öncesi zamanın olmaması için Big-bang öncesi hiç bir şeyin olmaması gerekir. Bu günün tabiriyle demiyorum, ama artık her ne ise, tamamen hareketsiz, statik olması lazım. Tamamen hareketsiz, statik olması halinde de Big-bang nasıl olacak? Demek ki big-bang öncesi, bu süreci tetikleyen, o noktaya gelmesine neden olan bir şeyler ve hareket, değişim var.
Yine spartacus'un zaman yoksa big bang yoktur onermesini bozulmaz. Cunku sorunuz zaman icermekte.
Bunun icin once zaman nedir ? onu ortaya koymaniz gerekir.
Hawking'in soyleminde de farklilik yok.
O da zaman iceren bir gorus bildiriyor.
Benim bu sitedeki en üstün paylaşımım eksiklerine rağmen Doppler etkisiydi malesef yeterli ilgiyi görmedi göremedi.Çünki sorgulayan ve birikimini zorlayan fazla insan yok ülkemizde.
Siz yasa haline gelmiş bir kuramla her tarafı delik deşik olmuş big bang kuramını aynı değerde görüyorsunuzya .
Ne okuyorsunuz ne araştırıyorsunuz ne sorguluyorsunuz.
Bu ülkede doğduğum için üzülüyorum.
Reklamların peşinde aydın olunmaz!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!!! !
Hicbir eksiginiz yok digerlerinden dusunce olarak.
Ama sizin eksiniz, evangelizm tarafindan desteklenmiyor olusunuz maddi anlamda..
ama bence patlama mikro alemde gerçekleştiğinden olaya kuantum açısından yaklaşmak daha uygun olur. gerçi bu teoriyi %100 anlamadan bunun üzerinden açıklama yapmaya kalkmak pek akıllıca değil o yüzden big bang'in öncesini şu an için bilmek imkansızdır bana göre.
Nicin dusunsel olarak kuantum'la yaklasmamiz gerekiyor? Bu bir dusunsel zorunluluk mu?
agnostikb
15-08-2012, 04:15
Yine spartacus'un zaman yoksa big bang yoktur onermesini bozulmaz. Cunku sorunuz zaman icermekte.
Bunun icin once zaman nedir ? onu ortaya koymaniz gerekir.
Hawking'in soyleminde de farklilik yok.
O da zaman iceren bir gorus bildiriyor.
Zaman, maddi ilişkilerin, hareketin ve değişimin sonucu. Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor. Zaman nesnel anlamda da görecelidir, yani her ortamda, her koşulda, her yerde aynı hızla açığa çıkmaz. Spartacusun bu zaman tanımı bence doğru. bu tanıma göre de big bang ten önce hiçlik olduğundan zaman kavramını meydana getirecek hiç bir bileşen yok. Bu sebeple big bang varlığı zamanın varlığı ile alakalı değil zaman üstü bir eylem oluyor. Çünkü zaman big bang ten doğuyor.
spartacus
15-08-2012, 04:17
spartacus;
kuantum nesnellikle çelişiyor mu sence? eğer cevabın banaysa ben böyle anladım yanlış mı anladım?
maddeyi evet şu anki haliyle aldım. senin "Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor." sözüne ithafen.
Sevgili Skidrow
Anladım, orada zaman kavramımız diyorum yani bizimle ilgili.
Sorunu anlamadım. Nesnelliği=madde olarak düşünmüyorum. Kuantum bir nesnelliktir, ses de nesnelliktir.... son tahlilde hiçlikde nesnelliktir, ama atıyorum Zeus, Pinokyo bir nesnellik değildir.
Sevgili dostum değerli insan spartaküs.Evet belli teoriler sınıfsal desteğe ihtiyaç duyar bunu anlıyorumda.Belli merkezler kamu oyunu modellerler .Çünki kamu oyu Basmagülün dediği gibi kozalaklardan oluşur ve kıvılcımı misket bombası gibi etrafa yayarlar bu kozalaklar.
Aydınların kozalak olmaması lazım.
Serzenişim o.
Doppler olayını tartışmaya açtım.İstedimki büyük asparagası deşifre edeyim.Diyalektik olarak o olayı mantığa vurdum.
Yanılıyor olsam bile o tartışma büyümeliydi.
Aydınlar hatalarından öğrenirler.Malesef Big bange karşı çıkmak Doppleri eleştirmek yürek işi.Oyürek herkeste yok.Savaşçı aydın tipi yorgun sinmiş pusmuş günü kurtarma derdine düşmüş aydınlar çağına terketmiş yerini.Sizlerin değeri büyük benim için.En azından kozalaklara zamanda yolculuk olmazı anlatabildik birlikte.Nevanında katkılarıyla
@Neva:
zorunluluk değil, daha uygun olur demek istiyorum.
kuantum dünyasına sağduyumuzla yaklaşamıyoruz, bir atom iki farklı yerde olabildiği gibi yoktan var da olabiliyor. dolayısıyla makro alemle yorumlamaktan daha uygun olur tabiki. sıfır hacimli bir noktadan bahsediyoruz sonuçta.
Zaman, maddi ilişkilerin, hareketin ve değişimin sonucu. Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor. Zaman nesnel anlamda da görecelidir, yani her ortamda, her koşulda, her yerde aynı hızla açığa çıkmaz. Spartacusun bu zaman tanımı bence doğru. bu tanıma göre de big bang ten önce hiçlik olduğundan zaman kavramını meydana getirecek hiç bir bileşen yok. Bu sebeple big bang varlığı zamanın varlığı ile alakalı değil zaman üstü bir eylem oluyor. Çünkü zaman big bang ten doğuyor.
Ben spartacus'un degil, sizin kisisel zaman taniminizi sormustum.
Yine ayni seyi yapiyor ve zaman'a iliskin yaziyorsunuz. Bakin alintida koyulastirdim gormeniz icin.
Sevgili Skidrow
Anladım, orada zaman kavramımız diyorum yani bizimle ilgili.
Sorunu anlamadım. Nesnelliği=madde olarak düşünmüyorum. Kuantum bir nesnelliktir, ses de nesnelliktir.... son tahlilde hiçlikde nesnelliktir, ama atıyorum Zeus, Pinokyo bir nesnellik değildir.
ben de aykırı bir şey söylemedim zaten. asıl demek istediğim şey olaya newton fiziğiyle değil kuantum fiziğiyle yaklaşmak. çünkü bu ikisi ciddi anlamda birbirinden ayrılıyor.
@Neva:
zorunluluk değil, daha uygun olur demek istiyorum.
kuantum dünyasına sağduyumuzla yaklaşamıyoruz, bir atom iki farklı yerde olabildiği gibi yoktan var da olabiliyor. dolayısıyla makro alemle yorumlamaktan daha uygun olur tabiki. sıfır hacimli bir noktadan bahsediyoruz sonuçta.
Sizce dogru mu koyulastirdigim yer?
Mesela nesiniz siz insan olarak?
Madde mi? Enerji mi?
Ayni anda iki farkli yerde gorebilir miyiz sizi insan olarak?
@Neva: kuantum fiziği ile ilgili konuşuyorum. newton fiziğiyle ilgili değil.
agnostikb
15-08-2012, 04:32
Ben spartacus'un degil, sizin kisisel zaman taniminizi sormustum.
Yine ayni seyi yapiyor ve zaman'a iliskin yaziyorsunuz. Bakin alintida koyulastirdim gormeniz icin.
Galiba tam olarak birbirimizi anlayamadık. Spartacus zaman olmadan big bang olmaz demişti. Bende bunun üzerine Hawking in big bang oluşumunun zaman ile ilgisi olmadığını manasındaki fikrini yazdım. Burada benim zamana ilişkin yazmamdan kastınız nedir tam anlayamadım
spartacus
15-08-2012, 04:36
ben de aykırı bir şey söylemedim zaten. asıl demek istediğim şey olaya newton fiziğiyle değil kuantum fiziğiyle yaklaşmak. çünkü bu ikisi ciddi anlamda birbirinden ayrılıyor.
Konu nesnellik olduğunda böyle bir ayrım koyamayız, kuantumda nesnelliktir. Meta-fizik deyiminin Newton ya da Kuantum fiziği ile bir alakası yok, bu deyim insan zihni yani ilk çıkış olarak ifade edersek(fiziğin felsefenin bir dalı olduğu dönemlerden) ruhani alem anlamı taşır, bunun dışındaki her şey benim için nesnelliktir. yani orada ne newton fiziği ne de kuantum olur, ama cinler, periler cirit oynar, çocuk annesinin beşiğini sallar, yani tamamen konu dışı.
spartacus
15-08-2012, 04:43
Sevgili dostum değerli insan spartaküs.Evet belli teoriler sınıfsal desteğe ihtiyaç duyar bunu anlıyorumda.Belli merkezler kamu oyunu modellerler .Çünki kamu oyu Basmagülün dediği gibi kozalaklardan oluşur ve kıvılcımı misket bombası gibi etrafa yayarlar bu kozalaklar.
Aydınların kozalak olmaması lazım.
Serzenişim o.
Doppler olayını tartışmaya açtım.İstedimki büyük asparagası deşifre edeyim.Diyalektik olarak o olayı mantığa vurdum.
Yanılıyor olsam bile o tartışma büyümeliydi.
Aydınlar hatalarından öğrenirler.Malesef Big bange karşı çıkmak Doppleri eleştirmek yürek işi.Oyürek herkeste yok.Savaşçı aydın tipi yorgun sinmiş pusmuş günü kurtarma derdine düşmüş aydınlar çağına terketmiş yerini.Sizlerin değeri büyük benim için.En azından kozalaklara zamanda yolculuk olmazı anlatabildik birlikte.Nevanında katkılarıyla
Öncelikle kuram ile yasa ayrımının iyi kavranması lazım.
Mesela bu gün için nasıl ki Newton sınır değildir, günümüz kuramları da elbetde sınır değildir.
Plazma evren modeli vardır, Big-bang'in en önemli eksikleri üzerinde durdu, sonuç ne? Sıfır, ama bu bir kayıp değil...
Konu nesnellik olduğunda böyle bir ayrım koyamayız, kuantumda nesnelliktir. Meta-fizik deyiminin Newton ya da Kuantum fiziği ile bir alakası yok, bu deyim insan zihni yani ilk çıkış olarak ifade edersek(fiziğin felsefenin bir dalı olduğu dönemlerden) ruhani alem anlamı taşır, bunun dışındaki her şey benim için nesnelliktir. yani orada ne newton fiziği ne de kuantum olur, ama cinler, periler cirit oynar, çocuk annesinin beşiğini sallar, yani tamamen konu dışı.
metafizik ne alaka anlamadım?
ben diyorum ki olaya kuantum açısından yaklaşırsak daha iyi sonuç alabiliriz. üçüncü yazışım bu hatta. aynı anda iki farklı yerde bulunmak da kuantumsal bir şey, metafizikle en ufak bi ilgisi yok.
ayrıca konu nesnellik olduğundan gayet de koyarız böyle bir ayrım. kuantum fiziğini yeterince okumamışsınız sanırım.
kuantumda;
- atomlar dalga şeklinde ilerler ve yalnızca olasılık vardır
- 'gerçeklik' gözlemcinin varlığına göre değişir
- bir atomun yoktan var olması veya evrenin bir ucundaki atomun diğer ucundaki bir atomla mükemmel bir ilişki içinde olması gibi gizemlerle doludur (bkz. dolanıklık kuramı)
dolayısıyla big bang'e de sağduyumuzla -veya newton fiziğiyle- yaklaşmak olayı daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.
@Neva: kuantum fiziği ile ilgili konuşuyorum. newton fiziğiyle ilgili değil.
Hicbir ayrima gitmeden, kendi yorumunuza iliskin, siradan bir soru sordum size.
Siz nesiniz insan olarak?
Madde? Enerji?
Biz sizi iki farkli yerde, ayni anda gorebilir miyiz?
Sadece buna cevap istemistim.
Cunku kuantum'a denklediniz, ayni anda iki farkli yerde olabilmek dediniz.
Ve mesajlarimin hic birinde Newton veya Newton fizigi filan gecmedi dikkat ederseniz.
Hicbir ayrima gitmeden, kendi yorumunuza iliskin, siradan bir soru sordum size.
Siz nesiniz insan olarak?
Madde? Enerji?
Biz sizi iki farkli yerde, ayni anda gorebilir miyiz?
Sadece buna cevap istemistim.
Cunku kuantum'a denklediniz, ayni anda iki farkli yerde olabilmek dediniz.
Ve mesajlarimin hic birinde Newton veya Newton fizigi filan gecmedi dikkat ederseniz.
bir varlığı insan boyutundan ele alıyorsanız otomatik olarak newton fiziğinden bahsetmiş olursunuz.
atom maddedir, insan da maddedir ama ölçekleri farklıdır. mikro alem ve makro alem diye bir ayrım var. neyse cevabı verdim uzatmanın manası yok, nereye varacağınızı merak ettim açıkçası.
Galiba tam olarak birbirimizi anlayamadık. Spartacus zaman olmadan big bang olmaz demişti. Bende bunun üzerine Hawking in big bang oluşumunun zaman ile ilgisi olmadığını manasındaki fikrini yazdım. Burada benim zamana ilişkin yazmamdan kastınız nedir tam anlayamadım
Bakin sizin yazdiginiz sudur;
Zaman, maddi ilişkilerin, hareketin ve değişimin sonucu. Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor. Zaman nesnel anlamda da görecelidir, yani her ortamda, her koşulda, her yerde aynı hızla açığa çıkmaz. Spartacusun bu zaman tanımı bence doğru. bu tanıma göre de big bang ten önce hiçlik olduğundan zaman kavramını meydana getirecek hiç bir bileşen yok. Bu sebeple big bang varlığı zamanın varlığı ile alakalı değil zaman üstü bir eylem oluyor. Çünkü zaman big bang ten doğuyor.
Zaman nedir?
Zaman ustu nedir?
Bunlarin tanimini yapar misiniz?
spartacus
15-08-2012, 05:14
Zaman, maddi ilişkilerin, hareketin ve değişimin sonucu. Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor. Zaman nesnel anlamda da görecelidir, yani her ortamda, her koşulda, her yerde aynı hızla açığa çıkmaz. Spartacusun bu zaman tanımı bence doğru. bu tanıma göre de big bang ten önce hiçlik olduğundan zaman kavramını meydana getirecek hiç bir bileşen yok. Bu sebeple big bang varlığı zamanın varlığı ile alakalı değil zaman üstü bir eylem oluyor. Çünkü zaman big bang ten doğuyor.
Sevgili agnostikb; ilk yazımda bir yerde bende aynı şeyi söyledim. Ama esas bağlayıcı ölçütümüz ne idi? Zaman idi. Haliyle eğer biz Big-Bang'den önce zaman yoktu dersek, bu Big-Bang öncesi hiçlikten öte bir nesnellik yoktu demek durumundayız.
Bu söylem gördüğün gibi tartışmaya açık. çünkü önsel bir kabule dayanıyor. İşte burada devreye kurgusallık girer. Yani biz önsel kabulümüz olan Big-bang öncesi zaman yoktu deyimine sadık kalırsak, zorunlu olarak bu sonuca çıkarız. Burada sorgulamamız gereken Big-bang öncesi gerçekten zaman yok muydu ve bu gün ölçümlediğimiz şeyler başka patlamaların mı(süpernova gibi hayal edebiliriz (http://tr.wikipedia.org/wiki/S%C3%BCpernova)) yoksa değil mi bu konuda çok net, kesin olabildiğimiz söylenemez. Yani üzerinde yoğunlaşmamız gereken asıl noktalar buralardır.
Hiçlikten doğma vs ise bir çok erken ön yargıyı barındırıyor. Yok olmak tabirini bir zamanlar dindar arkadaşlarımız da kullanırdı, nasıl yok olmaz, suyu kaynatırsın uçar yok olur derlerdi. Göremiyor olmak, ya da artık algı dışı bir hale gelmesi vs bir şeylerin yok olduğu anlamına gelmez, hiçlikle eş tutulamaz. Bir anda hiçlikten devasa bir bing-bang çıkışı, öncesinde zaman yoktu gibi söylemlerden daha büyük açmazlar içeriyor. hem neden patlıyor, patlamayacağı biçimde çıkamıyor mu? Üstelik hiçlikde bir nokta belirlenemez, dolayısıyla şu noktadan çıktı deme şansına sahip olunamaz. Bir birikimde yoktur ki, aha hiçlik burada biriktirdi de o yüzden diyelim. Hiçliğin içi de yoktur dışı da hal böyle olunca hiçliğin her milimetre karesinden değilde, neden big-bang'in çıktığı noktadan çıkış olsun? :)
Hawking'in fantastik anlatımları da oldu, paralel evrenler, evrendeki eşim vs. Bunlar fizikten çok kurgu içeriyor... örneğin kötü bir haber alacağımı hissettim aslında bu paralel evrendeki eşizimin olayı benden önce yaşamasının sonucudur vs gibi... Yani kuram, kurgu ve yasayı ayırabilmemiz gerekir. Bu demek değil ki, okumayacağız, biz ayıralım da hepsini okuyalım..
bir varlığı insan boyutundan ele alıyorsanız otomatik olarak newton fiziğinden bahsetmiş olursunuz.
atom maddedir, insan da maddedir ama ölçekleri farklıdır. mikro alem ve makro alem diye bir ayrım var. neyse cevabı verdim uzatmanın manası yok, nereye varacağınızı merak ettim açıkçası.
Efendim hicbir fizikten bahsetmedim dikkat ederseniz, kuantum'u one suren sizsiniz;
Newton'u filan esgecin. Newton'dan soz etmek isteseydim Newton derdim degil mi? :)
Basit bir soru size;
Siz nesiniz insan olarak?
Madde? Enerji?
Biz sizi iki farkli yerde ayni anda gorebilir miyiz?
Bakin demissiniz ki; atom da maddedir, insan da maddedir.
Atom'la , insanin olcek farki nedir? Aciklar misiniz bize?
Gorebilir miyiz sizi iki yerde, ayni anda?
Efendim hicbir fizikten bahsetmedim dikkat ederseniz, kuantum'u one suren sizsiniz;
Newton'u filan esgecin. Newton'dan soz etmek isteseydim Newton derdim degil mi? :)
Basit bir soru size;
Siz nesiniz insan olarak?
Madde? Enerji?
Biz sizi iki farkli yerde ayni anda gorebilir miyiz?
Bakin demissiniz ki; atom da maddedir, insan da maddedir.
Atom'la , insanin olcek farki nedir? Aciklar misiniz bize?
Gorebilir miyiz sizi iki yerde, ayni anda?
o ölçeğin sınırı bilinmiyor ama yaygın olarak isimlendirilişi atomaltı ölçek ve atomüstü ölçektir.
ben fizikçi falan değilim ve size sadece öğrendiklerimi söylüyorum.
"atomaltı ölçekte kuantum mekaniği geçerlidir"
"atomüstü ölçekte newton fiziği (günümüzde gözlemlediğimiz olaylar) geçerlidir"
bu bağlamda tabiki insan için aynı anda iki farklı yerde görünme diye bir şey söz konusu olamaz.
Efendim hicbir fizikten bahsetmedim dikkat ederseniz, kuantum'u one suren sizsiniz;
Newton'u filan esgecin. Newton'dan soz etmek isteseydim Newton derdim degil mi? :)
Basit bir soru size;
Siz nesiniz insan olarak?
Madde? Enerji?
Biz sizi iki farkli yerde ayni anda gorebilir miyiz?
Bakin demissiniz ki; atom da maddedir, insan da maddedir.
Atom'la , insanin olcek farki nedir? Aciklar misiniz bize?
Gorebilir miyiz sizi iki yerde, ayni anda?
Zor soru soruyorsun Neva
Kuantumuda bilmeden sallıyor birçok kişi şimdi şu gelebilir.''AMA KUANTUM BAZINDA AYNI ANDA İKİ YERDE EEEE...''
bu bağlamda tabiki insan için aynı anda iki farklı yerde görünme diye bir şey söz konusu olamaz.
Tesekkur ederim.
spartacus
15-08-2012, 05:28
metafizik ne alaka anlamadım?
ben diyorum ki olaya kuantum açısından yaklaşırsak daha iyi sonuç alabiliriz. üçüncü yazışım bu hatta. aynı anda iki farklı yerde bulunmak da kuantumsal bir şey, metafizikle en ufak bi ilgisi yok.
ayrıca konu nesnellik olduğundan gayet de koyarız böyle bir ayrım. kuantum fiziğini yeterince okumamışsınız sanırım.
kuantumda;
- atomlar dalga şeklinde ilerler ve yalnızca olasılık vardır
- 'gerçeklik' gözlemcinin varlığına göre değişir
- bir atomun yoktan var olması veya evrenin bir ucundaki atomun diğer ucundaki bir atomla mükemmel bir ilişki içinde olması gibi gizemlerle doludur (bkz. dolanıklık kuramı)
dolayısıyla big bang'e de sağduyumuzla -veya newton fiziğiyle- yaklaşmak olayı daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.
Sevgili Skidrow ne demek istediğini anladığımı sanmıyorum. Siz Kuantum açısından yaklaşın olaya, ne sonuca vardınız anlatın. Newton fiziği, şu fiziği ayrımı yaptığımı da hatırlamıyorum, ama eminim Kuantumu fazlasıyla okumuşumdur. Yine de fizik ile kuantum arasına ördüğünüz uçurum yüksek fizikçilere değil gördüğüm kadarıyla size ait.
Bir atomun, evrenin öbür ucundaki atomla ilişkisi antik çağdan beri dile gelir, diyalektik yüzyıllarca bunu söyledi zaten... bana yabancı değil, bende çok defa söylemişimdir. kuantum hiçlik dışında zaten diyalektik madddelerin neredeyse tümünü olumladı. Kuantumcu yüksek fizikçiler de bu yüzden aslı dururken, mistizm bulaşmış haline hayran oldular...
Şu anki gözlemlerin sonucunda ulaştığımız verileri bu kadar kozmik bir büyüklükte, bu kadar kesin olarak ifade etme cesaretiniz hayranlık verici... Bence siz de bir şeyler anlatın, konu ve başlığı belli..
@Neva:
zorunluluk değil, daha uygun olur demek istiyorum.
kuantum dünyasına sağduyumuzla yaklaşamıyoruz, bir atom iki farklı yerde olabildiği gibi yoktan var da olabiliyor. dolayısıyla makro alemle yorumlamaktan daha uygun olur tabiki. sıfır hacimli bir noktadan bahsediyoruz sonuçta.
Simdi ustteki mesajinizi da goz onune alarak(41 numarali mesaj), big bang'i yorumlar misiniz?
Big bang neye gore olcumlenmistir? Bu olculerin icinde zaman ve birimleri mevcut mudur?
Siz bu teoriyi neye gore dogru kistas kabul edebilirsiniz?
Sevgili Kaos bu kuantumculara iyi bir ders vermişti uykusuzluktan bulamadım o yazısını .
Kuantum dünyası diyorlarya :
Tövbe kuantumla alakalı bir birikim çıkmaz altından...
Kuantum dünyasına dair bir atom aynı anda iki yerde olur diye birşey okumadım.Kuantumun kendisi atom içi olaylarla ilgili diye biliyorum
Sevgili Skidrow ne demek istediğini anladığımı sanmıyorum. Siz Kuantum açısından yaklaşın olaya, ne sonuca vardınız anlatın. Newton fiziği, şu fiziği ayrımı yaptığımı da hatırlamıyorum, ama eminim Kuantumu fazlasıyla okumuşumdur. Yine de fizik ile kuantum arasına ördüğünüz uçurum yüksek fizikçilere değil gördüğüm kadarıyla size ait.
Bir atomun, evrenin öbür ucundaki atomla ilişkisi antik çağdan beri dile gelir, diyalektik yüzyıllarca bunu söyledi zaten... bana yabancı değil, bende çok defa söylemişimdir. kuantum hiçlik dışında zaten diyalektik madddelerin neredeyse tümünü olumladı. Kuantumcu yüksek fizikçiler de bu yüzden aslı dururken, mistizm bulaşmış haline hayran oldular...
Şu anki gözlemlerin sonucunda ulaştığımız verileri bu kadar kozmik bir büyüklükte, bu kadar kesin olarak ifade etme cesaretiniz hayranlık verici... Bence siz de bir şeyler anlatın, konu ve başlığı belli..
demek istediğim tam olarak şuydu aslında:
"Açıklama yaparken kaçınılmaz olarak nedenselliğe başvurulmasının nedeni, gözlemlediğimiz olguların fiziksel bir nedene (Newton fiziğine) bağlı olarak gerçekleşmesidir. Ancak evrenin oluşumunu açıklarken kullanılan kuantum fiziğinin yasaları bu basit nedenselliğe gerek duymamaktadır. Dolayısıyla Stephen Hawking’in kuantum fiziği ile yaptığı gibi, evrenin oluşumu bir Tanrı’ya ihtiyaç duymadan açıklanabilirken, "Tanrı" argümanın kendi nedensiz varlığının açıklanamaz oluşu bu argümanı geçersiz kılmaktadır."
buyrun bir de yüksek fizikçinin yazısından okuyun, daha iyi anlayacağınızdan şüphem yok.
http://tanrivarmi.blogspot.com/2010/09/stephen-hawking-tanriya-gerek-yok.html
Simdi ustteki mesajinizi da goz onune alarak(41 numarali mesaj), big bang'i yorumlar misiniz?
Big bang neye gore olcumlenmistir? Bu olculerin icinde zaman ve birimleri mevcut mudur?
Siz bu teoriyi neye gore dogru kistas kabul edebilirsiniz?
büyük patlama hacmi dahi olmayan bir noktadan meydana geldiyse, konu kuantumun ilgi alanındadır diyorum, bana big bang'i yorumlayın diyorsunuz. yukarıda attığım linki okursanız daha iyi anlayacaksınız.
şuanda big bang teorisi elimizde verilerle desteklenen en iyi teori. tabi bu konu ilerde değişebilir ama şuanda elimizdeki en iyi teori. evrenin hızla artarak genişlediğini biliyoruz. bunu ters sardığımızda bir noktadan genişleyeceğini düşünmek mantıklı. birde bigbangi doğrulayan en büyük veri evrenin 300.000 yılından yaptığı ışımayı arka fonda görebilmemiz. daha galaksilerin yıldızların oluşmadığı dönem. wmap bunu kısa bir sürede kanıtladı şimdi yeni planck adlı uyduyla daha net bir haritalama çıkarılacak.
gelelim big bang öncesine. bu konu hakkında şimdilik kimsenin bilgisi yok sadece teorik fizikçilerin bir kaç hipotezi dışında. zamanın göreceliğini hepimiz biliyoruz uzay zamanın büküldüğü yere yakınlaştıkça zaman yavaşlamakta. spartacus dediğine farklı bir açıdan yaklaşacağım. şuandaki zaman ve bütün fizik kuralları genişleyen evrenin içinde geçerli. peki bu genişleyen evren dışında farklı zaman yada fizik kuralları olamaz mı?. sonuçta çoğu teorik fizikçi big banginde bir yıldırım çakması kadar basit olabileceğini farklı evrenlerin olabileceğini söylemekteler. buda big bangi ortaya çıkaran eylemleri açıklayabilir. ama tabi bu konularda daha çok gerilerdeyiz. daha kendi evrenimizdeki kuralları birleştiremedik.şuanki fizikçilerin çıkmazı kuantum fiziğiyle görelilik arasında bağ kuramaması. hawking buna uğraşmakta ama kuantum fiziği her geçen gün fizikçileri şaşırtmakta. şuanda atom altı parçacıkları aynı anda başka yerde olabiliyor. kendi kendine oluşup yok olabiliyor. sonra atomun yapısı ve maddenin katılığı çok dikkat çekici. atomun çerdeğini bir top düşünürsek atom bir stadyum büyüklüğünde yani bu büyük boşluk elektronların oluşturugu manyetik alan oluşturmakta. ve atomlar bu şekilde birleşerek katı madde oluşturmakta. ondan hala mikro fizikle makro fizik birleştirmesi çok büyük sorun.
şuanda big bang teorisi elimizde verilerle desteklenen en iyi teori. tabi bu konu ilerde değişebilir ama şuanda elimizdeki en iyi teori. evrenin hızla artarak genişlediğini biliyoruz. bunu ters sardığımızda bir noktadan genişleyeceğini düşünmek mantıklı. birde bigbangi doğrulayan en büyük veri evrenin 300.000 yılından yaptığı ışımayı arka fonda görebilmemiz. daha galaksilerin yıldızların oluşmadığı dönem. wmap bunu kısa bir sürede kanıtladı şimdi yeni planck adlı uyduyla daha net bir haritalama çıkarılacak.
gelelim big bang öncesine. bu konu hakkında şimdilik kimsenin bilgisi yok sadece teorik fizikçilerin bir kaç hipotezi dışında. zamanın göreceliğini hepimiz biliyoruz uzay zamanın büküldüğü yere yakınlaştıkça zaman yavaşlamakta. spartacus dediğine farklı bir açıdan yaklaşacağım. şuandaki zaman ve bütün fizik kuralları genişleyen evrenin içinde geçerli. peki bu genişleyen evren dışında farklı zaman yada fizik kuralları olamaz mı?. sonuçta çoğu teorik fizikçi big banginde bir yıldırım çakması kadar basit olabileceğini farklı evrenlerin olabileceğini söylemekteler. buda big bangi ortaya çıkaran eylemleri açıklayabilir. ama tabi bu konularda daha çok gerilerdeyiz. daha kendi evrenimizdeki kuralları birleştiremedik.şuanki fizikçilerin çıkmazı kuantum fiziğiyle görelilik arasında bağ kuramaması. hawking buna uğraşmakta ama kuantum fiziği her geçen gün fizikçileri şaşırtmakta. şuanda atom altı parçacıkları aynı anda başka yerde olabiliyor. kendi kendine oluşup yok olabiliyor. sonra atomun yapısı ve maddenin katılığı çok dikkat çekici. atomun çerdeğini bir top düşünürsek atom bir stadyum büyüklüğünde yani bu büyük boşluk elektronların oluşturugu manyetik alan oluşturmakta. ve atomlar bu şekilde birleşerek katı madde oluşturmakta. ondan hala mikro fizikle makro fizik birleştirmesi çok büyük sorun.
Sevgili kurmay bilim çevrelerinde Kozmik fon radyasyonu sıkı eleştiriliyor.Dopler etkisi eleştiriliyor sürekli yani teoriler ortaya atılıyor.Big bang kuramı sürekli yanlışlanmasına rağmen popülerliğini evangelistlerin desteğiyle ayakta tutmaya devam ediyor.Big bang karşıtı bilim adamlarının deklerasyonları var .Evrenin genişlemesinin tartışıldığı bir çok kaynak ve yeni kuram var kesinkes şudur budur demenin bir doğruluk taşımıyacağını düşünüyorum.Bu konunun tartışıldığı konu başlıklarıda var sitede onlarada göz atabilirsiniz
demek istediğim tam olarak şuydu aslında:
"Açıklama yaparken kaçınılmaz olarak nedenselliğe başvurulmasının nedeni, gözlemlediğimiz olguların fiziksel bir nedene (Newton fiziğine) bağlı olarak gerçekleşmesidir. Ancak evrenin oluşumunu açıklarken kullanılan kuantum fiziğinin yasaları bu basit nedenselliğe gerek duymamaktadır. Dolayısıyla Stephen Hawking’in kuantum fiziği ile yaptığı gibi, evrenin oluşumu bir Tanrı’ya ihtiyaç duymadan açıklanabilirken, "Tanrı" argümanın kendi nedensiz varlığının açıklanamaz oluşu bu argümanı geçersiz kılmaktadır."
buyrun bir de yüksek fizikçinin yazısından okuyun, daha iyi anlayacağınızdan şüphem yok.
http://tanrivarmi.blogspot.com/2010/09/stephen-hawking-tanriya-gerek-yok.html
Tanri nedir?
Sevgili kurmay bilim çevrelerinde Kozmik fon radyasyonu sıkı eleştiriliyor.Dopler etkisi eleştiriliyor sürekli yani teoriler ortaya atılıyor.Big bang kuramı sürekli yanlışlanmasına rağmen popülerliğini evangelistlerin desteğiyle ayakta tutmaya devam ediyor.Big bang karşıtı bilim adamlarının deklerasyonları var .Evrenin genişlemesinin tartışıldığı bir çok kaynak ve yeni kuram var kesinkes şudur budur demenin bir doğruluk taşımıyacağını düşünüyorum.Bu konunun tartışıldığı konu başlıklarıda var sitede onlarada göz atabilirsiniz
tabi eleştiriler olabilir farklı teorilerde sonuçta bu konu diğer konulardan daha çok teoriye müsait bir konu ama genelde fizikçiler bunu kabul görerek çalışmakta. birde zaten eleştiri olmassa sıkıntı. eleştiriler iyidir her zaman yeniliğe olabildiğince doğruya götürür. ama genel kabul böyle şuanki çalışmalar deneyler big bang üstünden yapılmakta. dediğim gibi şuanda elimizdeki en iyi teori. ilerisi için bize beklemekten başka bir şey düşmüyor :)
büyük patlama hacmi dahi olmayan bir noktadan meydana geldiyse, konu kuantumun ilgi alanındadır diyorum, bana big bang'i yorumlayın diyorsunuz. yukarıda attığım linki okursanız daha iyi anlayacaksınız.
Hacmi dahi olmayan veya olan, bir noktadan meydana geldigine emin misiniz?
Ayrica fizikcinin degil, ben sizin sahsi dusuncenizi soruyorum.
Olimpiyat
15-08-2012, 09:34
peki bana birisi şunu açıklayabilir mi?
Bugünkü matematiksel hesaplamalara göre, big bang' in ilk saniyesinde evrenin yaklaşık yüzde yetmişlik bir kısmı oluştu. Böyle bir genişlemenin bu kadar kısa sürede olması için ışık hızının milyonlarca kez aşılması lazım.
Kütlesi olan bir cisim ışık hızına bile yaklaşmazken, ışık hızı 2-3 kat ya da 100 , 500 kat değil, milyonlarca kat nasıl aşılabilir?
O zaman fizik kanunları mı farklıydı, farklı değilse, ışık hızı milyonlarcas kat nasıl aşılabilir?
Hacmi dahi olmayan veya olan, bir noktadan meydana geldigine emin misiniz?
Ayrica fizikcinin degil, ben sizin sahsi dusuncenizi soruyorum.
sonsuzdan beri varolan bir evrenin durup dururken genişlemediğinden emin misiniz?
sorduğunuz soru tam olarak buna benzer.
ki ikisi de big bang'e aykırıdır...
konuyu tanrıya bağladığınız için ayrıca tebrik ediyorum
spartacus
15-08-2012, 16:06
spartacus dediğine farklı bir açıdan yaklaşacağım. şuandaki zaman ve bütün fizik kuralları genişleyen evrenin içinde geçerli. peki bu genişleyen evren dışında farklı zaman yada fizik kuralları olamaz mı?.
Neden olmasın. Sanırım en başından beri, yazdığım yazının neye göreliği göz ardı ediliyor. Yazıyı yazarken soruya ve konuya sadık kalmalıyım ve sorunun soruş biçimiyle tutarlı cevap yazmak zorundayım, ve eğer sadık kaldığım çerçevede bir eleştiriniz varsa seve, seve görmek isterim. örneğin demek istediğimi elma üzerine bir soruya, armut üzerinden cevap vermemek gibi düşünebiliriz.
spartacus
15-08-2012, 16:11
Big-bang teorisinin ardındaki güç, kuramın kendisi değil eğer belirli bir çevrenin koşulsuz sahiplenmesi ve dünyalar dolusu kirli bilgi yaratması ise burada durup düşünmemiz gerekir(bu konular daha önce ayrı başlıkalrda ele alındı zaten, tekrar gündemimiz olursa neden katılmayalım). En az Big-Bang kadar değer görmesi gereken kuramlar var, çoğunlukla kimsenin bunlardan haberi yok. (örneğin:Herhangi bir süpernova saatde milyon km hızlarla genişlemiyor mu?) Çünkü Big-bang daha teorik kurgu sürecinde iken dahi yaratılış efsanesine yani teolojiye göndermeler yapıyordu. Ardından milyonalrca dolar ve inanmış bir kitle ordusuyla buluştu vs.... Big-bang teorisinin yani kuramın ötesinde kalan her şey bu kurama eklendi. Yani düşünün ötesi diyorum, big-bang ötesi ne varsa, aklınıza dilediğiniz kadar saçmalık bile getirebilirsiniz, Big-bang'in adı kullanılarak ulamlandı. Çünkü bir kez Bing-Bang adı kullanıldı mı, artık kurgulara bir kapı açılabiliyordu. Bu başlıkda da adı var kendi yok ama bir baskın güç gibi kuantum lafzı etmemiz gibi. kelime var ama içerik göremiyoruz. ah bir açılsa, kesin, mutlak sandıkları şeylerin tek bir kelimeye dayandığını görecekler(henüz bilmiyoruz, bilmiyoruz, neden böyle davrandığını bilmiyoruz, gözlemleyemiyoruz, gözlem, gözlem olmaktan çıkıyor(yani henüz kesin-sağlıklı bir şeyler söylemek zor)...
Asıl mesele ise indirgemecilik(idealizm), indirgemeci mantıktır. Düşünsenize bir elmanın, en küçük parçası diye gidiyoruz, öyle küçüğe geliyoruz ki artık elma namına bir şey kalmıyor elimizde. Burada sorun en küçük parçaya inmek değil elbetde, sorun bütünselliği ret etmekle ve en küçük parça ile her şeyi açıkladığını, her şeyin bilgisine eriştiğini iddia etmekle başlıyor. İdealist, metafizikçi bir mantık hakim hale geliyor -ki bu gün toplumsal alanda, medya vs den felsefeye kadar, hakim olan idealizm ve indirgemeciliğin getirdiği fantastik mistizm vb çekici nedenler gereği hakim hale gelmiştir. Peki neyi açıkladınız bu şekilde, bakıyorsunuz hiç bir şey yok. Olmuyorda, çünkü indirgemecilik ile parçalara ayırmak arasındaki asıl fark görülemiyor. İndirgemeci yaklaşımın en önemli arızası, bütünselliği ret etmek gibi, ilişkileri ve bağıntıları da hiçe saymasıdır, ve hareketi de ret eder, parçayı salt kendi olarak alır(yalıtmak) ve statik olarak bakar. Mikro ve makroyu buluşmamacasına ayırır, aradaki bütünselliği ve ilişkiyi, hareketi, bağıntıyı ret eder. Bu bir balığın sudan karaya atılıp, yaşamasını istemek gibi bir şey(yani onu tüm ortam ve ilişkilerden, onu o yapan tüm özelliklerden vs yalıtmışsınız). Örneğin anlaşılır ama kaba bir örnekle, dünyanın hareketini, güneşi hiçe sayarak açıklayabilir misiniz. bu idealist, indirgemeci-mantıkçılar, teoloji destekli finans kaynaklarından ayyuka çıkmış bir biçimde, açıkladığını iddia etmeye yelteniyorlar. garip ki, insanlık onları baz alıyor, aynen bir din gibi. Sonuçda elinde kala, kala tek başına hiç bir anlam ifade etmeyen parça kalıyor, onuda tanımlayamaz bir biçimde, ne olduğunu bilmiyorum deyip çıkıyor. Geriye ise şapkadan tavşan çıkartmak işi kalıyor, orasını da teoloji hallediyor.. Ya da hokus, pokusçular türüyor, her şeyin bilgisine haiz olduğunu, çünkü elindeki parçayı gördüğünü iddia ediyor, hiçlik üzerine edebiyat parçalanıyor, parçalayan dahi neyden bahsettiğinden habersiz, cesaretinin kaynağı sağlıksız olduğu defalarca dile getirilmiş gözlemlere ve nedenini bilmiyoruz denmiş ucu açık ifadelere dayanıyor. Sorduğu hiç bir soru, yönelttiği hiç bir soru yok, sadece kabullenmiş ve dayatıcı. Üstelikde kesin biliyor, hem de her şeyi biliyor, üslup ve dil ise malesef teolojik.
spartacus
15-08-2012, 16:27
Bir yeri atlamışım, Big-Bang modellerini değil, bir yerde Bing-Bang ötesi dediğimiz kurgusal alan çerçevesinde, neden ama neden tek bir modeli(teolojik inançlarla uyum sağlayan) esas aldığımız sorusunu da sormak gerekiyor.
Bir yeri atlamışım, Big-Bang modellerini değil, bir yerde Bing-Bang ötesi dediğimiz kurgusal alan çerçevesinde, neden ama neden tek bir modeli(teolojik inançlarla uyum sağlayan) esas aldığımız sorusunu da sormak gerekiyor.
bu banaydı galiba.
buyrun o zaman big bang'in en genel tanımı neymiş bakın;
"Büyük Patlama ya da Big Bang, evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] kozmolojik model."
eğer siz bu modele inanmıyorsanız veya farklı modeller öne sürüyorsanız, onun ismi big bang olmaz
ayrıca müslüman değilim, teolojik inançlarla uyum sağlayan kuramları savunmak en son benim işime gelir ama yeterince objektif bakıldığında olayın teolojiyle uyum sağlayıp sağlamamasının hiçbir önemi olmadığının farkında olursunuz.
son olarak asıl söylemek istenenleri değil de, yazılanları farklı açılardan yorumlayıp eleştirmek çok yaygın herhalde bu forumda. ama benim için sorun yok, en az sizin kadar eğleniyorum merak etmeyin.
spartacus
15-08-2012, 17:03
bu banaydı galiba.
buyrun o zaman big bang'in en genel tanımı neymiş bakın;
"Büyük Patlama ya da Big Bang, evrenin yaklaşık 13,7 milyar yıl önce aşırı yoğun ve sıcak bir noktadan meydana geldiğini savunan evrenin evrimi kuramı ve geniş şekilde kabul gören[1] kozmolojik model."
eğer siz bu modele inanmıyorsanız veya farklı modeller öne sürüyorsanız, onun ismi big bang olmaz
ayrıca müslüman değilim, teolojik inançlarla uyum sağlayan kuramları savunmak en son benim işime gelir ama yeterince objektif bakıldığında olayın teolojiyle uyum sağlayıp sağlamamasının hiçbir önemi olmadığının farkında olursunuz.
son olarak asıl söylemek istenenleri değil de, yazılanları farklı açılardan yorumlayıp eleştirmek çok yaygın herhalde bu forumda. ama benim için sorun yok, en az sizin kadar eğleniyorum merak etmeyin.
Ah be sevgili Skidrow
ne diyeyim ki be sana, kuram ile modeli ayırt edememişsiniz. Siz model diye gidin, biraz araştırın umuyorum ki ne demek istediğimi anlarsınız..
Ah be sevgili Skidrow
ne diyeyim ki be sana, kuram ile modeli ayırt edememişsiniz. Siz model diye gidin, biraz araştırın umuyorum ki ne demek istediğimi anlarsınız..
merak etmeyin farklarını çok iyi biliyorum. ama siz big bang'le çelişen argümanlar ileri sürüp olayı teolojiye bağlamaya çalışırsanız hala böyle önemsiz kelime oyunları üzerinden tartışmak zorunda kalacağız
spartacus
15-08-2012, 17:48
merak etmeyin farklarını çok iyi biliyorum. ama siz big bang'le çelişen argümanlar ileri sürüp olayı teolojiye bağlamaya çalışırsanız hala böyle önemsiz kelime oyunları üzerinden tartışmak zorunda kalacağız
O zaman seni tutan nedir? Gel başlığa birlikde bakalım, mesnetsiz biçimde, 2 kelime ile insanların kelimeleriyle oynayan kim? Bu masajından bir önceki mesajına bak, 2 satır, ve sırf anlamından kopatılmış kelime oyunu üzerine kurulu, aynen öbürleri gibi (sana yazsam adını anardım değil mi? Bu düzeyde sorunlu bir algılama biçimin var, ön yargılı, irdelemeden uzak, peşin hüküm ve kabullüsün).
Neden bunu yapan senden başkası değil? Demek ki açıklayamadığın bir sıkıntın olmalı, iyide bunlardan banane.. bak sevgili Skidrow, ele alınan konularda antipatik olan şey, hiç bir şey söylemediğin halde, başkalarını mıncıklayan, cımbızlarla, hamasi sözler üretmektir, kendine yer edinmektir. Söylemediğim, ima etmediğim şeyleri kendi hayal dünyandan yaratıp, birde tersin geri bana söyletiyorsun. Bu resmen zulüm yahu... İşte konu burada, işte yazdıkların(tek bir tane içerik yok, boş), 3 sayfa geriye doğru bakan, yazdıklarını zaten görüyor, 2 cümlecik laf sokmalar, didişme temelinde.. Senin kendine ait görüşün, fikrin, bilgin, dimağın yok mudur?
Nerede teoriden, nerede kitleden, nerede finans kaynağından, nerede inançlardan nerede kabulden, nerede kabullerden bahsediliyor, nerede insan algısından, nerede bilgiden, nerede kuram, nerede modelden, nerede kurgudan bahsediliyor, kime, neye göre ayrımlar konmuş, anlamadan, görmeden, kendi, kendimize hamasi söylemler üretirsek saçmalamış olmaz mıyız?
Eğer siz bu dediklerimin ayrıdımında değilseniz, lütfen bana göre yazmayın ve ne olur, lütfen diyorum, benim yazılarımı heleki kelimeleri anlam bakımından cümleden kopartarak maksadından yalıtarak, akla hayale gelmez yargılar, kelime oyunları türetmeyin, beni mıncıklamayın,. Siz de üretin, sizde içi dolu bir şeyler yazın, seve, seve okuruz(e hadi yapın neyi bekliyorsunuz?). ya da size sorulan sorulara cevaplar verin, ben artık sana soru bile sormuyorum, korkuyorum ki muhataplığımız uzayacak diye. zaten sorulara cevap yerine amuda kaldırıp soruyla dönüyorsun, bilimsel ya da felsefik ne dersek diyelim, tartışma yöntem ya da ilkelerine sahip değilsin.
Ben diyorum Antarktika, sen diyorsun gel gözüme mantar tıka.. Zeus aşkına, gına geldi yeter yahu!
spartacus
15-08-2012, 18:23
Bazen şöyle savunularla karşılaşıyoruz. Evrim teoriside bir teori değil mi? (bu pandoranın kutusunun açıldığı, bizim yuh dediğimiz yerdir.) Oysa Evrim bir olgudur ve ardında gözlemlediğimiz, ölçümlediğimiz, somutladığımız yasalar yatar. Burada teori olmayan nedir?. Bizzat evrimdir. hal böyle olunca atıyorum olgu ile teoriyi ayırt edemezde;
Efendim holografik evren modeli, efendim paralel evrenler, efendim açık evren modeli, efendim kapalı evren modeli, efendim plazma evren modeli, efendim big-bang, ve bağlı evren modelleri(açık, kapalı vs) efendim....
Evrim teorisi bir teori ise, bunlarda demek ki doğru! gibi dayatımların altında, ön yargılı, yanlı yaklaşımlar yatar. Yani kişi kendi subjektif değerlerini, inançlarını o düzeyde öne çıkartırki, gerçeklik ve fark algısını kaybeder ve öğrenime de tartışmaya da kapalıdır... Bu tarz akıl yürütümlerine kapılmadan önce neyi, neyle kıyasladığımıza iyice bakmamız gerekir.r.
Şimdilik kısa olduğu için ve içeriğin, mantık, yöntem ve düşünme biçimi olarak bize ışık tutan nüveleri gereği faydalı olacağını düşündüğüm bir link vereceğim. Bu linki seçtim çünkü bu link düşünme yöntemi üzerine bilgiler içeriyor.
Eğer bir şeyden bahsediyorsak ve Big-Bang öncesi diyorsak bu zaten zaman kavramıyla konuşmaktır. Bunun olası tek tutarlı söylemi olabilir, ya Big-Bang öncesi yok(yani hiçlik) denmelidir ya da Big-Bang öncesinde zaman yoktu söylemi tutarsızdır. .
Big Bang, genel olarak, bugün evrende görünen kozmolojik ölçekli yapıları evrenin başlangıcındaki olaylara atıfta bulunarak açıklamaya çalışmaktadır. Bu nedenle “evrenin nasıl başladığı” problemi bu paradigmanın can damarı ve bu problemin cevaplanması da ülküsüdür. Evrenin bugünkü yapısının kökeninin araştırılması, evrenin kökeninin araştırılması olarak değerlendirilmektedir. Oysa biz, evrenin nasıl başladığının Big Bang paradigmasına ait bir problem olduğunu düşünüyoruz. Çünkü bu soru örtük olarak evrenin başlangıcının olduğunu zaten kabullenmiştir. İrdelersek, açık olarak soru şudur: Evrenin bir başlangıcı vardır, öyle ise evren nasıl başladı? Peki evrenin bir başlangıcı olduğu kanıtlanmış mıdır, nasıl kanıtlanacaktır, kanıtlamak olanaklı mıdır? Kozmolojiyi evrenin bir başlangıcı olduğu düşüncesi ile sınırlandırmamakta ve başlangıcı olmayan bir evren modellemesinin, bugünkü bilgilerimizle, olanaklılığının değerlendirmesinde yarar olduğunu düşünüyoruz
http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/pdfdosya/plazmaevren.pdf
O zaman seni tutan nedir? Gel başlığa birlikde bakalım, mesnetsiz biçimde, 2 kelime ile insanların kelimeleriyle oynayan kim? Bu masajından bir önceki mesajına bak, 2 satır, ve sırf anlamından kopatılmış kelime oyunu üzerine kurulu, aynen öbürleri gibi (sana yazsam adını anardım değil mi? Bu düzeyde sorunlu bir algılama biçimin var, ön yargılı, irdelemeden uzak, peşin hüküm ve kabullüsün).
Neden bunu yapan senden başkası değil? Demek ki açıklayamadığın bir sıkıntın olmalı, iyide bunlardan banane.. bak sevgili Skidrow, ele alınan konularda antipatik olan şey, hiç bir şey söylemediğin halde, başkalarını mıncıklayan, cımbızlarla, hamasi sözler üretmektir, kendine yer edinmektir. Söylemediğim, ima etmediğim şeyleri kendi hayal dünyandan yaratıp, birde tersin geri bana söyletiyorsun. Bu resmen zulüm yahu... İşte konu burada, işte yazdıkların(tek bir tane içerik yok, boş), 3 sayfa geriye doğru bakan, yazdıklarını zaten görüyor, 2 cümlecik laf sokmalar, didişme temelinde.. Senin kendine ait görüşün, fikrin, bilgin, dimağın yok mudur?
Nerede teoriden, nerede kitleden, nerede finans kaynağından, nerede inançlardan nerede kabulden, nerede kabullerden bahsediliyor, nerede insan algısından, nerede bilgiden, nerede kuram, nerede modelden, nerede kurgudan bahsediliyor, kime, neye göre ayrımlar konmuş, anlamadan, görmeden, kendi, kendimize hamasi söylemler üretirsek saçmalamış olmaz mıyız?
Eğer siz bu dediklerimin ayrıdımında değilseniz, lütfen bana göre yazmayın ve ne olur, lütfen diyorum, benim yazılarımı heleki kelimeleri anlam bakımından cümleden kopartarak maksadından yalıtarak, akla hayale gelmez yargılar, kelime oyunları türetmeyin, beni mıncıklamayın,. Siz de üretin, sizde içi dolu bir şeyler yazın, seve, seve okuruz(e hadi yapın neyi bekliyorsunuz?). ya da size sorulan sorulara cevaplar verin, ben artık sana soru bile sormuyorum, korkuyorum ki muhataplığımız uzayacak diye. zaten sorulara cevap yerine amuda kaldırıp soruyla dönüyorsun, bilimsel ya da felsefik ne dersek diyelim, tartışma yöntem ya da ilkelerine sahip değilsin.
Ben diyorum Antarktika, sen diyorsun gel gözüme mantar tıka.. Zeus aşkına, gına geldi yeter yahu!
eyvallah, birlikte bakalım..
sadece ikimizin diyaloğu üzerinden gidelim istersen. muhabbet benim attığım şu mesajla başladı;
@spartacus: big bang'den önce zaman vardı demek big bang'den önce madde ve enerji vardı demek aynı zamanda. günümüzdeki en mantıklı teori hawking'in öne sürdüğü 'evrenimiz bir başka evrenin içindeki bir karadelik olabilir' ifadesi.
ama bence patlama mikro alemde gerçekleştiğinden olaya kuantum açısından yaklaşmak daha uygun olur. gerçi bu teoriyi %100 anlamadan bunun üzerinden açıklama yapmaya kalkmak pek akıllıca değil o yüzden big bang'in öncesini şu an için bilmek imkansızdır bana göre.
sonra senin bana -hala anlamlandıramadığım- cevabın şöyle oldu;
Madde tabirini ne olarak kullanıyorsun? Evren içi, şu anki haliyle mi? Ben artık her ne ise diye berliterek nesnellikden bahsediyorum ve Big-Bang kuramına şüpheyle bakıyorum, yine de, kurama göre konuşuyorum...
patlama bir nesnellik değil mi sence?
sonra
kuantum nesnellikle çelişiyor mu sence? eğer cevabın banaysa ben böyle anladım yanlış mı anladım?
maddeyi evet şu anki haliyle aldım. senin "Bu anlamda demek ki zaman kavramımızın hayat bulması için madde(enerji de deyimin içinde), hareket ve değişim gerekiyor." sözüne ithafen.
mesajıma karşılık
Anladım, orada zaman kavramımız diyorum yani bizimle ilgili.
Sorunu anlamadım. Nesnelliği=madde olarak düşünmüyorum. Kuantum bir nesnelliktir, ses de nesnelliktir.... son tahlilde hiçlikde nesnelliktir, ama atıyorum Zeus, Pinokyo bir nesnellik değildir.
yazmışsın.
(buraya kadar basit yanlış anlaşılmalar dışında bir sorun yok gibi ama burdan sonra derdimi anlatamadım galiba. gel onlara da bakalım)
bunlara yorum yapmayacağım zira şu yazdıklarımı anlamamakta ısrarlı birine yorum yapma gereği duymadım.
ben: asıl demek istediğim şey olaya newton fiziğiyle değil kuantum fiziğiyle yaklaşmak. çünkü bu ikisi ciddi anlamda birbirinden ayrılıyor.
sen: Konu nesnellik olduğunda böyle bir ayrım koyamayız, kuantumda nesnelliktir. Meta-fizik deyiminin Newton ya da Kuantum fiziği ile bir alakası yok, bu deyim insan zihni yani ilk çıkış olarak ifade edersek(fiziğin felsefenin bir dalı olduğu dönemlerden) ruhani alem anlamı taşır, bunun dışındaki her şey benim için nesnelliktir. yani orada ne newton fiziği ne de kuantum olur, ama cinler, periler cirit oynar, çocuk annesinin beşiğini sallar, yani tamamen konu dışı.
ben: metafizik ne alaka anlamadım?
ben diyorum ki olaya kuantum açısından yaklaşırsak daha iyi sonuç alabiliriz. üçüncü yazışım bu hatta. aynı anda iki farklı yerde bulunmak da kuantumsal bir şey, metafizikle en ufak bi ilgisi yok.
ayrıca konu nesnellik olduğundan gayet de koyarız böyle bir ayrım. kuantum fiziğini yeterince okumamışsınız sanırım.
kuantumda;
- atomlar dalga şeklinde ilerler ve yalnızca olasılık vardır
- 'gerçeklik' gözlemcinin varlığına göre değişir
- bir atomun yoktan var olması veya evrenin bir ucundaki atomun diğer ucundaki bir atomla mükemmel bir ilişki içinde olması gibi gizemlerle doludur (bkz. dolanıklık kuramı)
dolayısıyla big bang'e de sağduyumuzla -veya newton fiziğiyle- yaklaşmak olayı daha karmaşık hale getirmekten başka bir işe yaramıyor.
sen: Sevgili Skidrow ne demek istediğini anladığımı sanmıyorum. Siz Kuantum açısından yaklaşın olaya, ne sonuca vardınız anlatın. Newton fiziği, şu fiziği ayrımı yaptığımı da hatırlamıyorum, ama eminim Kuantumu fazlasıyla okumuşumdur. Yine de fizik ile kuantum arasına ördüğünüz uçurum yüksek fizikçilere değil gördüğüm kadarıyla size ait.
Bir atomun, evrenin öbür ucundaki atomla ilişkisi antik çağdan beri dile gelir, diyalektik yüzyıllarca bunu söyledi zaten... bana yabancı değil, bende çok defa söylemişimdir. kuantum hiçlik dışında zaten diyalektik madddelerin neredeyse tümünü olumladı. Kuantumcu yüksek fizikçiler de bu yüzden aslı dururken, mistizm bulaşmış haline hayran oldular...
Şu anki gözlemlerin sonucunda ulaştığımız verileri bu kadar kozmik bir büyüklükte, bu kadar kesin olarak ifade etme cesaretiniz hayranlık verici... Bence siz de bir şeyler anlatın, konu ve başlığı belli..
en sonunda başından beri savunduğum şeyi anlatan şu alıntıyı yaptım ama cevap vermedin. çok merak etmiştim açıkçası cevabını ama nasip değilmiş napalım. buyur:
"demek istediğim tam olarak şuydu aslında:
"Açıklama yaparken kaçınılmaz olarak nedenselliğe başvurulmasının nedeni, gözlemlediğimiz olguların fiziksel bir nedene (Newton fiziğine) bağlı olarak gerçekleşmesidir. Ancak evrenin oluşumunu açıklarken kullanılan kuantum fiziğinin yasaları bu basit nedenselliğe gerek duymamaktadır. Dolayısıyla Stephen Hawking’in kuantum fiziği ile yaptığı gibi, evrenin oluşumu bir Tanrı’ya ihtiyaç duymadan açıklanabilirken, "Tanrı" argümanın kendi nedensiz varlığının açıklanamaz oluşu bu argümanı geçersiz kılmaktadır."
buyrun bir de yüksek fizikçinin yazısından okuyun, daha iyi anlayacağınızdan şüphem yok."
olay atomaltı ölçekte gerçekleştiği için kuantumun alanında demek kime göre neye göre boş bir cümledir? tabiki yanılabilirim, bir başkası çıkıp newton fiziğiyle açıklasın olayı saygı duyarım
ama yazdıklarımı alakasız şekilde yorumlayıp hiçbir dayanağı olmayan saçma sapan ifadeler kullanarak görüşleri kötülemeye çalışan çok bilmişlerle bir daha tartışmayacağım burada, zira dediğin gibi senin benimsediğin tartışma yöntemine uygun değilim.
spartacus
15-08-2012, 23:28
Sevgili Skidrow Mesala şimdi mesajında yazmışsın şu şekilde;
"big bang'den önce zaman vardı demek big bang'den önce madde ve enerji vardı demek aynı zamanda. günümüzdeki en mantıklı teori hawking'in öne sürdüğü 'evrenimiz bir başka evrenin içindeki bir karadelik olabilir' ifadesi."
daha ilk cevabımda konu buraya gelince zaten şunu demişim;
"Eğer bir şeyden bahsediyorsak ve [B]Big-Bang öncesi diyorsak bu zaten zaman kavramıyla konuşmaktır. Bunun olası tek tutarlı söylemi olabilir, ya Big-Bang öncesi yok(yani hiçlik) denmelidir ya da Big-Bang öncesinde zaman yoktu söylemi tutarsızdır. "
Evrenin merkezinde karadelik olabilir(bu gayet doğal) yine de en fantastik model, Hawking'in paralel evren modelidir. Paralel evrendeki eşizimin annesinin benimkinden önce ölmesinin, bende yarattığı buruk taddır..
Amacım Big-bang'in kendisini tartışmak değil, soru Big-Bang çerçevesinde sorulduğu için bu modele sadık kalarak cevaplamaktır. Eğer soru plazma evren modeline göre sorulsa bu seferde bir fikrim varsa ona göre yazardım.. umarım anlatabiliyorum..
Ancak biz, zamanın evrenin başlangıcı ile başladığı şeklindeki açıklamayı bir totoloji olarak görüyoruz. Çünkü, söz konusu paradigma içerisinde evrenin başlangıcı demek uzay-zamanın başlangıcı demektir. Bu nedenle de zamanın evren ile başladığını söylemek, zamanın uzay-zaman ile başladığını yani zamanın zaman ile başladığını söylemek olur. http://www.zamandayolculuk.com/cetinbal/pdfdosya/plazmaevren.pdf
Siz paradigma nedir hiç düşündünüz mü? Atıyorum bir tanesi A ile ilgili iken, siz boş ver onu Z(kuantum) var diyemezsiniz, dersiniz de paradigmayı ele almamış olursunuz... Şöyle düşünelim, gözlem yapan birisine gidip, ne yapıyorsun, galaksileri gözlemeye çalışıyorum, aman boşver(hınk!!), kuantum var, bak bu fizikçi böyle demiş demek bir şey ifade etmiyor :). Şimdi yukarıdaki alıntıda paradigma ele alınıyor, fizikçinin sözünü altına ekleyip, itiraz etmen bir anlam ifade eder mi? Elbetde söz anlamlıdır da yeri midir? Ben o yüzden diyorum ki, bunları yazmana ele aldığım konu itibariyle bir anlam veremiyorum(yani içerik anlamsız demiyorum, yaptığına anlam verememek açısından, seni anlayamıyorum demek istemiştim)..
Kuantum adına dizdiğin o maddeleri ise tartışmaya gerek görmüyorum, henüz onca belirsizliği ve muammalarına rağmen, bu kadar erken, kesin kabullü, bu kadar rahat yasalar üretmek, nasıl bu kadar kolay oluyor, yüksek fiziği, kuantum fiziğini düşündüğümde(işin kişilere göre felsefe katılmamış yönü) ben bilmiyorum...
--------------------------------------------------------------------
Bir link vereyim; http://www.rizeface.com/dinimiz-islam-bolumu/dini-bilgiler-kategorisi/kapali-evren-acik-evren-modeli-26590.html
Bu dil hatalıdır, sizce bu linkdeki en temel hata nedir, nerede başlamıştır?.
kursat76
16-08-2012, 00:05
peki bana birisi şunu açıklayabilir mi?
Bugünkü matematiksel hesaplamalara göre, big bang' in ilk saniyesinde evrenin yaklaşık yüzde yetmişlik bir kısmı oluştu. Böyle bir genişlemenin bu kadar kısa sürede olması için ışık hızının milyonlarca kez aşılması lazım.
Kütlesi olan bir cisim ışık hızına bile yaklaşmazken, ışık hızı 2-3 kat ya da 100 , 500 kat değil, milyonlarca kat nasıl aşılabilir?
O zaman fizik kanunları mı farklıydı, farklı değilse, ışık hızı milyonlarcas kat nasıl aşılabilir?
Boyle bir seyi nereden duydun bilmiyorum ama bu yanlis.Cunku su anda bilinen evrenin genislemesinin surekli hizlandigi.Butun galaksiler birbirlerinden giderek artan bir hizla uzaklasiyorlar.Bunu gozonune alirsan ilk saniyede birak 70i,yuzde biri bile olusmus olamaz.
kursat76
16-08-2012, 00:25
http://www.youtube.com/watch?v=OAnrYnMxIGo&feature=related
Arkadaslar bing bang oncesi hiclik konusunu Lawrence Krauss"un calismalarini gormeden tartismaniz biraz havada kalir.Hicligin ne olduguna dair bir kitabi var.Hicligin aslinda bizim bildigimiz gibi hicbirsey demek olmadigini(fiziksel testlerle) gosteriyor ve sonunda hicbirseyin mutlaka birseye donusecegini soyluyor.Hicbirseyin cok guzel bir animasyonunu da gosteriyor.
Bu degerli astronomun bizim icin diger onemli yani ise biyolog Richard Dawkinsle dunyayi dolasarak insanlara dinlerin tamamen yalan ve uydurma oldugunu anlatmalari.
Youtubeda ararsaniz yuzlerce videolarini bulabilirsiniz.Ben turkce olan,bayilarak izleyeceginizi umdugum bir soylesinin de linkini veriyorum.
http://www.youtube.com/watch?v=x8yJcJ4_-NM
spartacus
16-08-2012, 00:33
Boyle bir seyi nereden duydun bilmiyorum ama bu yanlis.Cunku su anda bilinen evrenin genislemesinin surekli hizlandigi.Butun galaksiler birbirlerinden giderek artan bir hizla uzaklasiyorlar.Bunu gozonune alirsan ilk saniyede birak 70i,yuzde biri bile olusmus olamaz.
Tabi şöyle de düşünmek lazım. Örneğin, birbirinden farklı açılarla yol alan 2 şeyin arasındaki mesafe, hızları yavaşlasa dahi büyür.. hatda öyle bir hale gelebilri ki, aralarındaki mesafe hızları yarıya indiği halde dahi, eskisine oranla çok daha hızlı büyüyebilir, açıya bağlı...
Evrenin genişlemesi dediğinize göre bunu küresel dolayısıyla farklı açılarda hareket olarak düşünmeliyiz. Galaksilerin hızı yavaşlasa dahi, birbirine olan açıları gereği, aralarındaki mesafeler artacaktır. Ne kadar yol alırlarsa mesafe o kadar artacaktır ve mesafe artımı hızları sabit de kalsa, azalsa da, artacaktır. Bu bize gün geçtikçe hızları daha da artıyormuş gibi görünebilir, çünkü hareket merkezden dışa doğrudur ve açı gereği gün geçtikçe mesafeler artar. Bu nedenle hızın değişip, değişmediğini ölçmek için, daha evvel hızı neydi, şimdi nedir diye bakmak gerekir. Kısaca sağlıklı bir hız hesabı ancak diğerine olan mesafesiyle değil, daha önceki kendi hızı ile şimdiki hızı arasındaki kıyasla mümkündür diye düşünüyorum.
kursat76
16-08-2012, 01:06
Tabi şöyle de düşünmek lazım. Örneğin, birbirinden farklı açılarla yol alan 2 şeyin arasındaki mesafe, hızları yavaşlasa dahi büyür.. hatda öyle bir hale gelebilri ki, aralarındaki mesafe hızları yarıya indiği halde dahi, eskisine oranla çok daha hızlı büyüyebilir, açıya bağlı...
Evrenin genişlemesi dediğinize göre bunu küresel dolayısıyla farklı açılarda hareket olarak düşünmeliyiz. Galaksilerin hızı yavaşlasa dahi, birbirine olan açıları gereği, aralarındaki mesafeler artacaktır. Ne kadar yol alırlarsa mesafe o kadar artacaktır ve mesafe artımı hızları sabit de kalsa, azalsa da, artacaktır. Bu bize gün geçtikçe hızları daha da artıyormuş gibi görünebilir, çünkü hareket merkezden dışa doğrudur ve açı gereği gün geçtikçe mesafeler artar. Bu nedenle hızın değişip, değişmediğini ölçmek için, daha evvel hızı neydi, şimdi nedir diye bakmak gerekir. Kısaca sağlıklı bir hız hesabı ancak diğerine olan mesafesiyle değil, daha önceki kendi hızı ile şimdiki hızı arasındaki kıyasla mümkündür diye düşünüyorum.
Sevgili Spartacus sen fikir yurutuyorsun.Bu konuyla ugrasan bilimadmlari ise bi fikir yurutme islerini bitirmisler (bizden daha iyi yurutecekleri de kesin),bunun olcumlerini yapmislar.Eminim senin bahsettigin acilari,farkli yonlerde hareket etmeyi falan hesap etmislerdir.Aslina bakarsan bunu konusmamiz bile cok komik.
Yani su anda bu bilinen bir gercek ,evrenin artan bir hizla buyudugu.Bu konuda fikir yurutemezsin.Ha dersin ki evren bi buyuyo bi kuculuyo.Ona eywallah.Ama su anki durum hizlanarak buyudugu.
Olimpiyata verdigim cevap da bu bilimsel gercek isigindaydi.Zaten bir yerde yazmiyor ilk anda evrenin yuzde yetmisinin olustugu.
sonsuzdan beri varolan bir evrenin durup dururken genişlemediğinden emin misiniz?
sorduğunuz soru tam olarak buna benzer.
ki ikisi de big bang'e aykırıdır...
konuyu tanrıya bağladığınız için ayrıca tebrik ediyorum
Ancak baglamaya mecbur birakan siz oldunuz.
Ben sizin kendi oz fikrinizi soruyorum, siz bana link verip tanri-var mi blogspot bilmemne okuyunuz diyorsunuz. :)
Onlar hic okumadigimiz bilmedigimiz seyler filan mi zannediyorsunuz, acaba?
Iste ikisinin de big bang'e aykiri olmasi durumunda, big bang ille de bir zorunluluk mudur?
Zorunluluksa niye? Gerekceniz nedir yani?
(yine kendi oz fikrinizi sormaktayim)
Ancak baglamaya mecbur birakan siz oldunuz.
Ben sizin kendi oz fikrinizi soruyorum, siz bana link verip tanri-var mi blogspot bilmemne okuyunuz diyorsunuz. :)
Onlar hic okumadigimiz bilmedigimiz seyler filan mi zannediyorsunuz, acaba?
Iste ikisinin de big bang'e aykiri olmasi durumunda, big bang ille de bir zorunluluk mudur?
Zorunluluksa niye? Gerekceniz nedir yani?
(yine kendi oz fikrinizi sormaktayim)
kendi fikrim, sadece, big bang'in, newton fiziğiyle, değil, kuantum fiziğiyle, yorumlanmasının, daha, uygun, olduğu. ve, bu fikrimde, stephan hawking'in, düşüncelerinden, ilham, aldığım, doğrudur. ben, sadece, bu düşüncenin, mantıklı, olduğunu, söylemeye, çalışıyorum. zorunluluk, diye, tek, bir, kelime, yazmadım.
ve, tekrar tekrar, söylüyorum ki, eğer, stephan hawking, haklı çıkarsa, bu, big bang'in, öncesinin, olması, gerekmediği, anlamına, gelir, ki, bu, durumda da, başlık, kendi, içinde, anlamsızlaşır, dolayısıyla, nesnelliği, yüzde yüz, olarak, etkiler.
son, kez, belirteyim, söylediklerim, yalnızca, big bang'i, bağlar, eğer, evren, bir, dünya, büyüklüğündeyken, genişlemeye, başladıysa, bu, benim, görüşümü, zaten, otomatik, olarak, yanlışlar.
eğer, anlatmak, istediğimi, anladıysanız, tebrik, ederim, ve, vurgunun, türkçe'mizde, ne muhteşem, bir, icat, olduğunu, bir, kez, daha, görmekten, ötürü, çok, mutlu, olurum.
eğer hala anlamadıysanız alıntı butonuna basıp laf çarpıtma sanatına girişmek için hiç zahmet etmeyin zira bir daha bu konuya cevap yazmayacağım ve sizinle bir daha tartışmayacağım.
kendi fikrim, sadece, big bang'in, newton fiziğiyle, değil, kuantum fiziğiyle, yorumlanmasının, daha, uygun, olduğu. ve, bu fikrimde, stephan hawking'in, düşüncelerinden, ilham, aldığım, doğrudur. ben, sadece, bu düşüncenin, mantıklı, olduğunu, söylemeye, çalışıyorum. zorunluluk, diye, tek, bir, kelime, yazmadım.
ve, tekrar tekrar, söylüyorum ki, eğer, stephan hawking, haklı çıkarsa, bu, big bang'in, öncesinin, olması, gerekmediği, anlamına, gelir, ki, bu, durumda da, başlık, kendi, içinde, anlamsızlaşır, dolayısıyla, nesnelliği, yüzde yüz, olarak, etkiler.
son, kez, belirteyim, söylediklerim, yalnızca, big bang'i, bağlar, eğer, evren, bir, dünya, büyüklüğündeyken, genişlemeye, başladıysa, bu, benim, görüşümü, zaten, otomatik, olarak, yanlışlar.
eğer, anlatmak, istediğimi, anladıysanız, tebrik, ederim, ve, vurgunun, türkçe'mizde, ne muhteşem, bir, icat, olduğunu, bir, kez, daha, görmekten, ötürü, çok, mutlu, olurum.
eğer hala anlamadıysanız alıntı butonuna basıp laf çarpıtma sanatına girişmek için hiç zahmet etmeyin zira bir daha bu konuya cevap yazmayacağım ve sizinle bir daha tartışmayacağım.
Anladim, kendi oz fikriniz yok bu konuda.
Sadece varolan tekrarlardan ibaret dusunceleriniz.
Bu laf carpitmak degil, yazilan mesaja(dusunceye) karsin ortaya konulan bir karsi dusuncedir sadece. Forumlarin amaci budur.
Zorunluluk kelimesi bana ait zaten, size degil.
Tesekkurler.
Olimpiyat
16-08-2012, 08:59
Boyle bir seyi nereden duydun bilmiyorum ama bu yanlis.Cunku su anda bilinen evrenin genislemesinin surekli hizlandigi.Butun galaksiler birbirlerinden giderek artan bir hizla uzaklasiyorlar.Bunu gozonune alirsan ilk saniyede birak 70i,yuzde biri bile olusmus olamaz.
Alan guth tan okumuştum tabi 6-7 yıl önceydi.Teorik fizik doktorasına başlarken konu olarak evrenin genişlemesini seçmiştim.Alan guth da en büyük otoriteydi. (Sonradan tez konusu olarak kara deliklere yöneldim, bıraktım ilk konuyu)
Zaten evrenin genişlemesi de yanlış bilinen bir husus. Genişleyen evrenden ziyade uzayın dokusu. Bu da galasiklerin arasının açılmasına neden oluyor.Evrenin sınırlarını (!) bilmiyoruz ki, evren genişliyor diyelim.Ama başka türlü ifade edilmediğ için böyle söyleniyor. Uzayın dokusunun gerilmesi kaynaklı bir genişleme var.Ama kafa karıştırıcı bir şekilde.Evrenin şekli ve yapısını bilmiyoruz, evren küreye yakın biçimde ise bu daha rahat işin içinden çıkılabilecek bir şey.
%70 in kaynağını kaynağını hatırlamıyorum ama önemli olan ışık hızının kat be kat aşıldığı. Bu matematiksel olarak gösterildi. Sıkıntıda burada başlıyor.Aşıldı.Ama nasıl aşıldı.
Bu konuda Dünyadaki en büyük 2-3 otoriteden birisi olan Alan Guth u okumanı tavsiye ederim.
http://blogs.scientificamerican.com/degrees-of-freedom/2011/12/06/alan-guth-interview/
http://ned.ipac.caltech.edu/level5/Guth/Guth_contents.html
http://www.pbs.org/wnet/hawking/mysteries/html/guth_1.html
Subliminal
16-08-2012, 11:11
Bence Big bang herseyin baslangıcı degil...heleki zamanın hiç degil spartacus dedigi gayet mantıklı anladıgım kadariyla big bang in olusabilmesi icin hareket gerekir hareket de zamanin oldugunu gösterir. patlama eylemi yada genisleme eyleminin olusabilmesi icin onunda gerisinde bazı olusumların olmasi gerekir bunu tanrısallık baglamında söylemiyorum.. Bir belgeselde izlemistim membranlardan bahsediyordu bi cesit zar gibi tasvir ediliyor bu zarların birbirine carpması sonucunda birden fazla big bangler meydana geldiginden bahsediliyordu...bir kez olduysa bircok kezde oluyordur..
benim anladıgım bizim evren diye algıladigimiz en basından buyana kadar resmin sadece gördügümüz bir bölümünü teskil ediyor...zamanın daha büyük bir boyutta var olması gerekiyor mantıgı cıkarıyorum..
Olimpiyat
16-08-2012, 11:54
Big bang, zaten var olan evrenin( enerji dolu bir evrenin bugünkü evrene doğru uzanan) bir geçiş evresi olabilir.Bilinmiyor tabi, hipotez üretip matematiksel çıkarımlarını yapmaya çalışmaktan başka çaremiz yok.
spartacus
16-08-2012, 12:07
ve, tekrar tekrar, söylüyorum ki, eğer, stephan hawking, haklı çıkarsa, bu, big bang'in, öncesinin, olması, gerekmediği, anlamına, gelir, ki, bu, durumda da, başlık, kendi, içinde, anlamsızlaşır, dolayısıyla, nesnelliği, yüzde yüz, olarak, etkiler.
Hawking nasıl haklı çıkar? Söylemi lokaldir ve kendine dayanır lokallikten, bir tekillik çıkmaz diye düşünüyorum.
Evrenin sürekli genişlediği ve bir zaman sonra içine çökeceği iddiasını da buna eklersek çok mantıklı gözüküyor. Acaba evren bir big bang ler kısır döngüsü mü?
Eğer böyle bir kısır döngü var ise, her evrende sürekli kara delikler olucağı için maddesel bir azalma olucak ve en sonunda oluşan evren o kadar küçük olucakki yok olucak. (yani eğer böyle bir kısır döngü varsa)
Olimpiyat
16-08-2012, 13:36
Big bang ismi ortaya atıldı, bang patlama manasına geliyor ama artık ortada bir patlama olmadığı konusunda konsensus oluştu gibi.
Atom gibi yani.Atom, bölünemez, maddenin en küçük birimi vs.. demek ama bölündüğü ortaya çıkmasına rağmen ona atom diyoruz.
Big bang , büyük patlama değil artık.Bu manada atomla aynı kaderi paylaşıyor.
Özetle, patlamış mısır gibi patlayan bir şey yok yani.
spartacus
16-08-2012, 14:02
İnsanca üretilmiş Paradoksların, hangisi salt öznel(yani insana-zihnine bağlı) hangisi nesneliğe dayanıyor(iradeden bağımsız objektif veriye dayanır) bunu bile tam bilmiyoruz.
Örneğin varlık felsefesi, insanlık tarihinin son dönemlerinde(10.000 yıl diyelim) var oluş felsefesine dönüşmüştür. varlık mı? Var oluş mu? Olmak mı? Ortadalık mı? Teolojinin baskın karakteri felsefeyi teslim almıştır. Varlık, ortadalık olarak değil bir oluş olarak ortaya atılmıştır. Oluşu esas almadan oldurmak, oluş yaratılış fikrinin ayakları yere basmayacaktır. Hal böyle olunca önce bir lokal(!) yokluk tayini yapıldı. Daha sonra ise yokluktan bir oluş yani var olmak düşüncesi hasıl oldu ve bir yaratıcı irade öngörüldü.. Oluşlar özünde olaylar zinciridir, yani sürekli devinim ve devinen, çeşitli olaylara yol açar, oysa varlık bir olay değil, bir nesnelliktir(neyse bu farklı bir konu). Benim buradan anladığım oluş değil, ortadalık ve devinim(hangi biçim ve hale bürünmüşse bürünsün) olarak düşünmem gerektiği ve varlık-yokluk düzleminin birbiri içerisinde başlangıç tayin edilemez bir birliktelik olduğudur.
Big-Bang(100 yıllık! geçmişli) her tarafı delik, deşik olmuş yamalı bir model olma özelliğinden çok, başlangıç(yani paradoksal) merkezli bir teori olduğu için çok daha önem kazandı. Nobel ödüllü başka fizikçilerin çalışmaları ise görmezden gelindi, daima magazin dünyasında isim yapan insanlar Nobel ödüllü, büyük başarılı olarak sunuldu-görüldü. Tamamen buraya odaklanıldı ve bütün çaba bu yönde malesef. Hal böyle olunca insan faktörü, nesnelliği gölgede bıraktı. Artık görmek için bakmıyoruz ve neyi görmek istersek onu görme noktasına vardık. Kökeninde ise öznel yani zihni paradokslar yatıyor. Şu linke bakın, Big-bang'in savunusu bilimsel mi yoksa iradi, subjektif mi? Tamam bilimsel olmasın, zaten olmak zorunda değil, felsefik mi, teolojik mi? http://www.evrenvebilim.com/paralel_evren.html
Ana temasına bakın, mantık neyin üzerine kurulu? Bir başlangıç! (Evren Sonsuz Değildir; Bir Başlangıcı Vardır) Dünya insanlığının an itibariyle sosyo-politik, düşünsel durumu, konumu bellidir, bu tür anlatılar ve benzeri anlatılar insana daha cazip geliyor çünkü Neyi görmek isterse onu görüyor.
Hiç bir şeyin olmadığı bir yokluk sonlu olabilir mi? Ve eğer yokluktan bir tekillik ve bu tekillikten varlık oluşuyorsa bu neden salt kendine has bir tekillik olsun? Ve neden yokluğun, varlık merkezi o tekillik olsun? Ve neden tek tekillik, bu olsun... Ve neden yoklukda, bir tır dolusu oluş bir noktada, merkezde yoğunlaşsın, yokluğun tarafgirliği garip değil mi? Böyle binlerce tekillik olabilir. Bunun için bile önce yokluğa bir sınır tayin etmek gerekir, bu halde yokluk sonludur demek gerekir. Yokluk sonsuz ise ve bir içeriği yok ise o halde bu sonsuz yoklukda sonsuz sayıda patlama olacağı anlamına gelir. Zira başlangıçcılar, hiçliği esas alıyorlar, hal böyle olunca hiçlik, belirlenebilir bir sınıra, içeriğe sahip olmadığı için, süreğen ve sonsuz başlangıçlar içerir. Sonsuz yoklukda ya sonlu varlık olmalı ya da sonsuz varlıkda sonlu bir yokluk. Ya da varlığa bir yokluk tayin etmenin en ideal yolu yokluğa da bir başlangıç tayin etmektir. Bu halde yoklukda Big-bang ile başladı denmelidir, bu durumda da başlangıç arayan ve paradokslar üreten insan zihni(illa bir başlangıç arayacak ya) varlık-yokluk öncesi ne vardır diyecektir? Çıkacak yine yokluk diyecek. Peki bu durumu değiştiren nedir o halde? demek ki mutlak bir yoklukdan söz etmek kadar saçma bir şey yok. Zira mutlak yoklukda değişimi iddia etmek, zaten yokluğu ret etmektir, ve Big-bang öncesi zaman vardı demektir.. Zira düşünme yapısı paradoksaldır, yani başlangıçcıdır ve filmi, canı istediği bir yerde dondurmaktan yanadır. Oysa insan için her başlangıç bir zaman tayinidir ve düşündüğümüzde varlık-yokluğun başlangıçsız ve birlikte olduğu sonucuna varırız. paradoks işte burada temelini yitirir ve ortadan kalkar. Aksi taktirde bir başlangıç tayini, bir son tayini halini alacak ve sonsuz bir salınıma dönecek bu da ilk başlangıç ifadesinde yeniden salınıma dönecek, yani neresinden tutsak da paradoks, illa bir başlangıç zorunluluğunu dayattığı için, yinelenip duracak. Başlangıçdan bahsedebilmek için önceden de bahsedebilmek gerekir, bu da mantıken Big-bang öncesinden-ötesinden söz etmek anlamına gelir. Bu da zaman kavramı ile konuşmaktır ve teori burada çöküşe geçer, zira en temel dayanağı yoktan bir başlangıçtır. Üstelik lokal değil(yani materyal deviminde içsel, kendine özgü tanımlanmış, referanslanmış değişimler değil) yoktan, evrensel salt kendine has bir tekillikir... Bu lokalliği nasıl ifade edebilirim bilmiyorum ama bir örnekle, gözlediğiniz bir deniz kenarında, süreğen bir biçimde hava kabarcıklarının, su yüzeyine çıktığını düşünün. Siz her hangi birisini esas(referans alıyor) ve oluşuna bakıyorsunuz. İşte o oluş için ifade edeceğiniz başlangıç hem lokaldir, hemde öncesizlik içermez, öncesizlik içermediği içindir ki siz bir başlangıç tayin edebiliyorsunuz. Big-bang ise hem lokaldir hem de öncesizlik iddiasında bulunur. Yani baktığınız o deniz yoktur ama bir anda, sırf sizin referans aldığınız su kabarcığı vardır(diğerleri ise yoktur), bu durum paradoksaldır ve birden fazla paradoks barındırır. Birisi zamandır, diğeride varlık-yokluk düzleminin ayrıştırılmasıdır. (devam edecek)
kursat76
17-08-2012, 01:22
Alan guth tan okumuştum tabi 6-7 yıl önceydi.Teorik fizik doktorasına başlarken konu olarak evrenin genişlemesini seçmiştim.Alan guth da en büyük otoriteydi. (Sonradan tez konusu olarak kara deliklere yöneldim, bıraktım ilk konuyu)
Zaten evrenin genişlemesi de yanlış bilinen bir husus. Genişleyen evrenden ziyade uzayın dokusu. Bu da galasiklerin arasının açılmasına neden oluyor.Evrenin sınırlarını (!) bilmiyoruz ki, evren genişliyor diyelim.Ama başka türlü ifade edilmediğ için böyle söyleniyor. Uzayın dokusunun gerilmesi kaynaklı bir genişleme var.Ama kafa karıştırıcı bir şekilde.Evrenin şekli ve yapısını bilmiyoruz, evren küreye yakın biçimde ise bu daha rahat işin içinden çıkılabilecek bir şey.
%70 in kaynağını kaynağını hatırlamıyorum ama önemli olan ışık hızının kat be kat aşıldığı. Bu matematiksel olarak gösterildi. Sıkıntıda burada başlıyor.Aşıldı.Ama nasıl aşıldı.
Bu konuda Dünyadaki en büyük 2-3 otoriteden birisi olan Alan Guth u okumanı tavsiye ederim.
http://blogs.scientificamerican.com/degrees-of-freedom/2011/12/06/alan-guth-interview/
http://ned.ipac.caltech.edu/level5/Guth/Guth_contents.html
http://www.pbs.org/wnet/hawking/mysteries/html/guth_1.html
Isik hizi asilmali ki hiclikten bir seyler olusabilsin,enerji maddeye donussun.Onerilerin icin tesekkurler,okuyacagim
spartacus
18-08-2012, 15:51
"Daima devinim halinde olmasına karşın durağan." Lao Tzu (aktaran R.M.Smulyan, Tao Sessizdir s:15) Bu sözü, tek tanrılı dinlerin gölgesiyle oluşturulmuş, hali hazır oldurmak yönlü düşüncemize bir alternatif olduğu için ekledim. Olaylar ve oluşlar var, iradi bir fiil olarak olmak-oldurmak diye bir şey yok. Daima devinim halinde (http://www.haber10.com/haber/294207/) ama buna karşın durağan. yani burada demek istenen, daima devinir(her türlü biçime, şekle evrilebilir, bunlarda sürekli lokal başlangıçlar, oluşlar üretir) ama kendisi için bir başlangıç tayin edilemez, zira o varlık-yokluk birlikteliği, kısaca ortadalıktır, ister aşırı hareketli, isterse diğerine göre stabil olsun farketmez. Devamla "O, hiç bir şey yapmaz, ama gene de her şey onun aracılığıyla olur" diyor. Buradaki hiç bir şey yapmamak, iradiliğe sahip olmamak anlamıyla yani bildiğimiz nesnellik, doğa, kendiliğindenlik, materyal olarak alıyoruz.
Üzerinde eğilmemiz gereken zaman kavrayışımızdır. Zaman kavrayışımızın, aynen zihnimizin de tek boyutlu, lineer(düzgün-doğrusal) olması gibi, lineer ve tek boyutlu olması konusunun, oluşturacağı problemler üzerine yoğunlaşmalıyız. Zaman kavrayışımızı değiştirmediğimiz sürece, değişimin materyalin üzerinde gerçekleştiği ve bu değişimleri esas alarak, öncelik, sonralık gibi zaman kavramı tayin ettiğimizi, aslında dışımızda bir zamanın olmadığı, aksine zamanın şeylerdeki hareket ve değişimlerin bir sonucu olduğunu kavrayamayacağız...
1920 ler ve sonrasında Big-Bang evreni açıklamaktan çok, evren nasıl ortaya çıktığı yönüne eğilmiş, yani kozmolojiye bir yarar sağlamaktansa, felsefik sorulara bir cevap arayan bir biçimle ortaya çıkmış bir teoridir. başlangıcı ve ilk nedeni aramakdan yola çıkmıştır ve en büyük ilgiyi kiliselerden almıştır. Oysa ilk neden diye bir şey anlamsızdır, nesnelliğe ilk aramak, nesnelliğin kendi içinde, kendisine bir ilk aramaktır. Bu anlamsız değil mi?.
Şöyle düşünebiliriz, kapalı bir kutuyu düşünelim. Zaman dediğimiz şey, o kutunun içindeki değişimlerle açığa çıkıyor. Başlangıcı olmayan şey nedir peki? Kutunun kendisi. Zira başlangıçlar-bitişler zaten kutuya bağlı açığa çıkıyor, yani ancak kutunun içinde ortaya çıkıyor, kutu varsa onlar var. Zaman kutunun değil, ama kutu zamanın sebebi. Anlaşılması, kavranması zor olabilir, malesef zamanın kendine münhasır bir varlığı yok ve sanki zamanın kendine münhasır bir varlığı varmış gibi sorular üretmek, anlamsızdır. Hareketi düşünelim, hareket var mıdır? Vardır. nasıl vardır? İşte zaman da hareket gibidir, nesneldir, ama bu kendine münhasır değildir.
Geçmişde yüksek fizikçiler de yüzyıllardır edinegeldiğimiz idealist(yani insan kavrayışı açısından idealize etmek) kavramlarımızın çıkmazına düşmüş ve çıkış aramışlardır.. Bir kaç örnek vermek gerekirse;
Filozof-fizikçi Heisenberg'in Herakleitosçu oluşum kavramına nasıl yaklaştığını izlemekte yarar var (bkz. Fizik ve Felsefe, çev.: Y. Öner, 1976, s.40):
"Efesli Herakleitos'un felsefesinde, oluşma kavramı en önemli yeri tutmaktadır. Herakleitos, ateşi, hareket eden şeyi ana-madde olarak görüyordu. Birleştirici bir temel ilke fikrini, olayların sonsuz dönüşümü ile bağdaştırma problemini Herakleitos, karşıtlar arasında aralıksız süregelen çatışkıyı bir çeşit uyum birliği, yani harmoni olarak göz önüne almak suretiyle çözdü. Herakleitos için dünya aynı zamanda bir şey ve birçok şeydi, 'bütün'ün birliğini karşıtlar arasındaki gerilim sağlıyordu... 'Bilmek zorundayız ki, bütün varoluşların temel ve ortak ilkesi savaştır ve savaş aynı zamanda adaletli bir denge sağlar. Tüm şeylerin çatışkı yoluyla doğmakta ve yeniden kaybolmakta olduğunu bilmeliyiz'. (M.Yılmaz Öner, Bilim ve Gelecek, Maddeci diyalektiğin babası: Herakleitos, Tarihsel maddecilğin babası: Nagarjuna, sayı:37)
"Modern fiziğin, Herakleitos'un öğretisine bir bakıma yaklaştığına burada işaret etmek yerinde olur. Ateş sözcüğü yerine enerji sözcüğünü kullanırsak, Herakleitos'un anlatımı bizim bugünkü görüşümüze kelimesi kelimesine uyar gibidir. Enerji, gerçekten de kendisinden tüm elementer taneciklerin tüm atomların ve bundan böyle tüm şeylerin oluştuğu maddedir ve enerji aynı zamanda, hareketi, değişmeyi yaratan kuvvete sahiptir." (Heisenberg, a.g.kitap, aktaran a.g.makale)
[I]"Atom fiziği dalında yapılan keşiflerle ortaya çıkan görüşlerin hiçbiri... tamamen başka, hiç duyulmamış ya da yepyeni değildirler. Kendi uygarlığımızda bile bunların öncüllerine rastlayabiliriz. Ancak Buddhist ve Hindu öğretilerde bunlar çok daha yaygındırlar. Bize düşen görev, bu eski açıklamaların desteklenmesi, düzenlenmesi ve geliştirilmesidir". Julius Robert OPPENHEIMER, Science and Common Understanding , s. 8-9. (Aktaran Capra, Fiziğin Taosu, s:14)
"Atom kuramı ile ilgili paralellikleri aramak istiyorsak, ... insanı var oluşun büyük dramı sırasında hem seyirci ve hem de aktör olarak ele alan Buddha ve Lao Tzu gibi düşünürlerin karşılaştıkları sorunlara yönelmemiz gerekecektir". Niels BOHR, Atomic Physics and Human Knowledge, s. 20. (Aktaran Capra, a.g.e, s:14)
"Son 'büyük savaştan beri Japonya'nın kuramsal fizik dalına sağladığı büyük bilimsel katkı, belki de Uzak Doğu geleneklerinde varolan felsefî fikirlerle kuantum kuramının felsefî özü arasındaki benzerliğe işaret etmektedir" Werner Heisenberg Physics and Philosophy , s. 202. (aktaran Capra a.g.e s:15)
"Heraklitus'un felsefesinde daha da belirginleşmektedir. Örneğin Heraklitus, sürekli değişen ve ebedî olarak "oluşan" bir dünyaya inanıyordu. Heraklitus'a göre durağan olan tüm varlıklar birer hayal ürünü idi. Cisimlerin sürekli akışını ve değişimini simgeleyen ateş ise ona göre evreni sembolize etmekteydi. Heraklitus, dünyada görülen değişimlerin, karşıtlıkların dinamik ve devirsel etkileşimlerinden meydana geldiğini düşünüyor ve karşıtlık çiftini, bir bütün olarak kabul ediyordu. Karşıt kuvvetleri içeren ve aşan bu bütünlüğe de "Logos" ismini vermişti." Capra a.g.e, s:40
Bu son alıntı ile yazımın ilk paragrafındaki Lao Tzu'nun sözünü karşılaştıralım. Tamamen aynıdır.
Yılmaz Öner, "Zaman Neden İçimizde Nasıl Dışımızda" eserinde dile getirmişti diye hatırlıyorum, "Her an şimdiki andayız" Mısırlılar da Dün, daha öncesi olmayan, içinden kurtulunamayan ebedi bir dün iken, Yarın hiçbir vakit geçmişe dönüşmeyen ebedi bir Yarındır. diyor(aktaran Y.Öner)
Yani bu şu demek oluyor, ilk de->şimdi, sonda->şimdi, dünde->şimdi, yarında->şimdi.. Aradaki fark sadece materyalin aldığı hal ve değişimlerden ibaret. Şimdi aranan ilk nerede?
Ben Bing bang e inanmıyorum, teoriyi ortaya atan bir papazdır. Bing bang de inanmayan bilim adamları bing bangcılar büyük galaksilerin nasıl oluştuğunu açıklasınlar demektedirler, bu galaksilerin oluşması için en az 100 milyar yıl gerekirken nasıl olur da 15 milyar yıl da meydana gelirler diyorlar bence bing bang teorisinin yaması çok
Ben Bing bang e inanmıyorum, teoriyi ortaya atan bir papazdır. Bing bang de inanmayan bilim adamları bing bangcılar büyük galaksilerin nasıl oluştuğunu açıklasınlar demektedirler, bu galaksilerin oluşması için en az 100 milyar yıl gerekirken nasıl olur da 15 milyar yıl da meydana gelirler diyorlar bence bing bang teorisinin yaması çok
Çok doğru bir eleştiri katılıyorum asla galaktik oluşumları açıklayamayan bir kuramdır Bigbang
Daha Bing Bangın açıklayamadığı bir sürü mesele vardı, benim okuduğum yazıda çok uzun bir yazıydı. Hatta kitap bile basılmış yani evren genişliyor deniliyor ya, gezegenlerin belli bir hızları varmış mesela adamlar diyorlar ki bilmem kaç milyon ışık yılı uzaktaki gezenin şu kadar hızla ilerlediğini düşünelim 15 milyar gibi bir zamanda o gezegen o hızla o uzaklığa nasıl gitti diyorlar, tabi ben uzay bilimci değilim, sadece aklımda kalanı söylüyorum, onlar gezegenin hızlarını falan da rakamsal olarak vermişlerdi.
Daha Bing Bangın açıklayamadığı bir sürü mesele vardı, benim okuduğum yazıda çok uzun bir yazıydı. Hatta kitap bile basılmış yani evren genişliyor deniliyor ya, gezegenlerin belli bir hızları varmış mesela adamlar diyorlar ki bilmem kaç milyon ışık yılı uzaktaki gezenin şu kadar hızla ilerlediğini düşünelim 15 milyar gibi bir zamanda o gezegen o hızla o uzaklığa nasıl gitti diyorlar, tabi ben uzay bilimci değilim, sadece aklımda kalanı söylüyorum, onlar gezegenin hızlarını falan da rakamsal olarak vermişlerdi.
Sevgili hatac bu sitede epey tartıştık bu konuyu
Buyrun buradan okuyabilirsiniz
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=25006
Olimpiyat
08-09-2012, 12:07
Ben Bing bang e inanmıyorum, teoriyi ortaya atan bir papazdır.
Sevgili Hatac
Big bang inanç işi değildir. Ama çok yaması olduğu doğrudur.Belki de daha iyi teori ile karşılacağız ve bunu terkededeğiz.
Ben Bing bang e inanmıyorum, teoriyi ortaya atan bir papazdır. Bing bang de inanmayan bilim adamları bing bangcılar büyük galaksilerin nasıl oluştuğunu açıklasınlar demektedirler, bu galaksilerin oluşması için en az 100 milyar yıl gerekirken nasıl olur da 15 milyar yıl da meydana gelirler diyorlar bence bing bang teorisinin yaması çok
klasik ateist sekli..isine gelmeyene inanma:=)
nebukadnezar
14-09-2012, 14:04
klasik ateist sekli..isine gelmeyene inanma:=)
Evren'in oluşumu (BigBang) sizin anlamak istediğiniz, veya olmasını istediğiniz şekilde yoktan var edilmeyi değil, var olandan yeni bir durumun nasıl ortaya çıktığını kanıtlar.
Gerçi BigBang teorisine ben de inanmıyorum.
spartacus
08-01-2014, 22:01
http://www.hurriyet.com.tr/planet/24736755.asp
Yeni gördüğüm bir başlık. Bu konuda bilgisi olan var mı?
Big Bang teorisinin sorunlu hallerinden bir kaçı;
Bu teoriye göre uzayda sonsuz boşluk olmalı. Yani patlamadan önce o minik portakal dışında uzayda hiç bir şeyin var olmadığını öne sürmek, kabul mantıkla bakmayalım, o halde dayanak nedir? Kilise. Başka dayanak var mı ? yok.
- Gözlemlenen evrende böyle bir boşluğa rastlandı mı? Ya da gözlemlemek mümkün mü?
- Doppler etkisi ve yanılsama vs.
William B. Bonnor (İngiliz Fizik profesörü): “Fiziksel bir süreci betimlemeye çalışan matematiksel bir modelde ortaya çıkan tekillik genellikle kuramın çöktüğüne işaret eder. Böylesi bir durumda bir fizikçinin olağan tepkisi daha iyi bir model aramak olur.”
Daha önce bir hayli başlıkta dile getirmiştim, birbirini ardışık olarak takip eden süreçler ancak insan zihninde-mantık-matematikte olur, matematik ise bilim değildir, zira matematik bilim olsaydı gözleme gerek kalmazdı. SIFIR noktası nedir? İşte başlangıç(yani 1) Big bang'dir, sıfır noktası ise sıfır noktasıdır ve buna göre ardışık süreçler birbirini takip eder, 2,3,4 yok bilmem kaçıncı saniyede şu oldu vs, tam bir simülasyon. Big-bang mantığı gelir burada tökezler, zira teoriyi gerçekçi kılabilmek için uzay-zaman'ı birbirinden ayırmak gerekir, ama sonuç, zamanında big bang ile başladığı ifadesidir. Bu halde bir başlangıç varsa o başlangıç hiç bir zaman olmadı. Big bang teorisine göre Big bang diye bir şey, hiç bir zaman olmamıştır, zira zaman yoksa başlangıçta yoktur, yada Big Bang her şeyin başlangıcı değildir...
http://www.bilimvegelecek.com.tr/?goster=718
http://www.sonsuz.us/book/export/html/1031
Alfvén[Hannes Alfven Arp bn:spartacus], Anthony Peratt ve diğerleri gibi bilimciler, statik değil dinamik olan, fakat zamanda bir başlangıç gerektirmeyen bir evren modeli üzerinde özenle çalıştılar. Hubble genişlemesi olgusu bir açıklama gerektirir. Fakat bu açıklama için büyük patlama zorunlu değildir. Büyük bir patlama şüphesiz bir genişleme yaratır, fakat bir genişleme mutlaka büyük bir patlamayı gerektirmez. Alfvén’in dediği gibi, aksini iddia etmek, “tüm köpekler hayvan olduğundan, tüm hayvanlar köpektir demek gibi bir şeydir.
Alfvén, Kant-Laplace Bulutsu Hipotezinin doğruluğunu kanıtlamıştı.
...
(1989’da, bugün yaygın kabul gören bu hipotez kesin olarak doğrulandı; bilimciler, belirli bir buluttaki bütün yıldızların dönme eksenlerinin, bulutun manyetik alanıyla aynı doğrultuda olduğunu –yani açıkçası manyetik alan kontrollü bir yıldız oluşumunu– gözlemlediler.)
George F. Smoot “Büyük Patlama yaratılışın günümüzdeki versiyonudur”
Nobel Ödüllü fizikçi Arp Plazma Evren modelini ortaya koyduktan sonra bilim dünyasında başına gelmedik kalmamış. Arp'e göre Big Bang; Büyük patlama, bir söylencedir, haksızlık etmeyelim, belki de iyi bir söylence. Çünkü bünyesinde bir Hint söylencesi olan çevrimsel evreni, Çin söylencesi olan kozmik yumurtayı, evrenin altı günde yaratıldığını ileri süren İncil söylencesini, Batlamyus’un sonlu evren söylencesini ve daha bir çoğunu barındırma becerisini göstermekte ve bu nedenle bir şeref madalyasını hak etmektedir
Bilim de, tekillik öngörüsünün işi ne? İnsanlık tarihine baktığımızda, evren ve dünyayı önce sonsuz bir düz yer ve üstünde gök ve bu göğünde belirli katmanlarında ışık saçan nesneler olarak tasavvur ettiler. Sonra bu alan genişledi, zira hiç kimse güneşin battığı yeri bulamadı. Mitolojide Zulkarneyn(!) hariç, baknz: Kur'an.
Burada insanın, ufkun sonunu görme isteği yattığı açık.
Sonunda güneşin battığı yere kadar ulaştı ve onu kara çamurlu bir gözede batmakta buldu, yanında bir kavim gördü. (Kehf Suresi, 86)
Sonra uzay daha bir genişletildi, evren güneş sistemine, sonra galaksiye(Saman yolu) sonra da galaksiler ötesine kadar genişledi. Hala evrenin sonunu arıyorlar. Evrenin sonu bulunsa o da ne hadi uzayın sonunu bulalım isteği hayat bulacaktır. Uzay ise bu halde sonsuz olmalı, zira sonsuzluk sınırlanamaz, aslında sınır aramadığımız sürece sonsuzlukta anlamsızdır. Sonunda ne olursa olsun onunda bir yapısı, ötesi olmak zorunda yani hiçlik öngörülse bile bu hiç bir şeyi sınırlayamaz.. Her neyse, birileri SON VE BİR BAŞLANGIÇ aramaya devam ede dursun, Big bang'in günümüzün modern yaratılış efsanesi olduğunu düşünüyorum.
Big bangden öncesi ne idi sorusuna zannederim aşağıdaki yazı bir cevap olabilir.
-------
Maddenin Sakımı Kanunu
Bir Büyük Bütün’ün Varlığını Kanıtlar.
Var oluşun nedenleri, niçinleri, nasılları konusunda üretilen yanıtların çokluğu ve çeşitliliğine rağmen bunları iki büyük grupta toplamak mümkündür.
Tanınmış bir bilim insanına göre varoluş ya yaratılmış ya da yaratılmamıştır. Bu ikisi dışında başka cevap yoktur.
Eğer yaratılmış ise bir Yaratıcı iradenin olması gerekecektir. Fakat yaratılışı kabul etmek için yokluktan, hiçlikten bir şeylerin meydana geldiğini kabul etmek gerekir; bunu da bilim ret eder diyerek yaratılışı inkâr ederler, kanıt olarak bilimin temellerinden biri olan maddenin sakımı kanununu gösterirler.
İnkar edilemez bilimsel bir gerçek olan maddenin sakımı ve termodinamik kanunları bu görüşü onaylar gibidir.
Tersinim ise bu kanunların eksik ve yanlış yorumlandıkları görüşündedir.
Maddenin sakımı kanunu hiç bir maddenin yoktan var, vardan da yok olmayacağını ancak şekil değiştireceğini belirtir.
Materyalistler varoluşu önce maddeye dolaysıyla evrene indirgerler.
Ardından da maddenin sakımı kanununa göre var olan evrenin yoktan var olamayacağını, var olduğu içinde ezelden beri var olması gerektiğini belirtirler.
Belirtirler ama var olan bir madde yokluktan var olamayacağından her madde gibi evreninde bir kaynağının olması gerekir
Nitekim big bang teorisine (tersinime göre genişim evresine) göre evrenin kaynağı kütlesiz bir enerji zerresidir.
Diğer ifade ile evren bir kütlesiz enerji zerresinin patlaması (genişimi) sonucu meydana gelmiştir.
Eğer evrenin kaynağı bir kütlesiz enerji zerresi ise maddenin sakımı ve termodinamik kanunlarına göre bu zerrenin de bir kaynağı olması gerekecektir.
Bu böyle ezele kadar devam edip gider.
Taraftarları için evrenin bir kaynağının, kaynağında bir kaynağının olması, bunun ezele kadar devam edip gitmesi gerektiği materyalist felsefeyi etkilemez. Aksine doğrular. Onlar bu görüş ve iddiadadırlar.
Materyalist çevreler önceleri evrenin kaynağı olan enerji zerresinin ezelden beri var olduğunu; takriben on dört milyar yıl önce patlayarak (genişerek) tüm evreni meydana getirdiğini savundular.
Kimi kanıtlar bu iddiayı doğrular. Gerçektende evrenin genişlediği konusunda çok ciddi kanıtlar vardır.
Fakat burada bir kaç gerçeği daha göz önüne almak gerekir.
Bu gerçeklerde evrenin bir başlangıcının, belirli bir hacminin ve kütlesinin olmasıdır.
Bu gerçekler ateist materyalist öngörüleri tepetaklak edecek kadar önemli olabilir.
Nedeni ise maddenin korunumu kanununa göre sınırlı bir evreni meydana getiren enerji zerresinin BİR BÜYÜK BÜTÜNÜN minik bir parçası olması zorunluluğudur.
Bu BÜYÜK BÜTÜN kütlesiz bir enerji-nur olmalıdır. Bu nedenle sonsuzdur. Ezelden gelip ebede giderr. Evrenimizi ve diğerlerini sarıp sarmalamıştır.
Büyük Bütünü enerji-nur olarak tanımlamamız nitelemeye uygun başka bir kelimenin olmamasındandır.
Büyük Bütün algılama sınırlarımızın dışındadır.
Uzay diye isimlendirip ezelden gelip ebede uzanan bir hiçlik olarak nitelendirdiğimiz evren dışı alemin gerçekte bir hiçlik olmadığı açıktır.
Evrenimiz Bir Büyük Bütünle kuşatılmış minicik bir hava kabarcığı gibidir ama tek değildir. Tek olması akıl ve mantık dışıdır.
Bu Büyük Bütünün içinde sonsuz büyüklükte bir ummanda bulunan sayısız hava kabarcıkları gibi evrenimize benzeyen ya da benzemeyen başka evrenlerde bulunmalıdır.
Evrenimizin varlığı Büyük Bütünün varlığının en büyük kanıtıdır.
Büyük bütün olmasaydı evrenimiz (ve diğerleri) var olamazdı.
-------
Alıntıdır.
spartacus
07-08-2014, 23:28
Big bangden öncesi ne idi sorusuna zannederim aşağıdaki yazı bir cevap olabilir.
-------
Var oluşun nedenleri, niçinleri, nasılları konusunda üretilen yanıtların çokluğu ve çeşitliliğine rağmen bunları iki büyük grupta toplamak mümkündür.
Varoluşun değil, VARLIĞIN.
Tanınmış bir bilim insanına göre varoluş ya yaratılmış ya da yaratılmamıştır. Bu ikisi dışında başka cevap yoktur.
Yine yanlış ifade varoluş değil VARLIK. Dolayısıyla ne yaratılmıştır ne de VAR OLMUŞTUR.
Materyalistler varoluşu önce maddeye dolaysıyla evrene indirgerler.
Madde yoksa ÖNCE-SONRA ifadeside YOKTUR. Madde yok ise zaman yoktur. Dolayısıyla materyalistler MADDEDEN ÖNCE DİYE bir tabir kullanmazlar, kullanan var isede ya iki yüzyıl eskilerdeki bilimin ışığıyladır ya da materyalizmi hala mekanik materyalizm (ki o zamanlar insanlar vampirden tutunda envai çeşit batıla inanırdı) olarak yaşamaktadır.
Ardından da maddenin sakımı kanununa göre var olan evrenin yoktan var olamayacağını, var olduğu içinde ezelden beri var olması gerektiğini belirtirler.
Madde varsa ezel ve ebed gibi ifadeler kullanabilirsiniz, lakin EZELDE, EBEDDE insanın zihninden başka bir yerde değildir. Ezel, ebed diye bir şey yok, hali hazır ortam(evren, parçalar, hareket, değişim kısaca materyal ve devinim vardır, ezseli, ebedi yoktur, o anı vardır ve insanlar hafızlarında yada farklı biçimde kayıtta tuttğu farklı haller arasını esas alarak zamandan ve zamansal terimlerden söz eder(ezel, ebed gibi, yalnız tüm bunlar subjektiftir, objektif değillerdir.)
Belirtirler ama var olan bir madde yokluktan var olamayacağından her madde gibi evreninde bir kaynağının olması gerekir
Var oluş, var olmak gibi bir ifade başında belirttiğim gibi anlamsız ve dürüst değil, var olmak yok VARLIK var ve varlığın devinimi(sürekli değişim). Oluş ise varlığın deviniminde açığa çıkan değişimler ve tüm bu sürecin açığa çıkarttığı farklılıklar-olaylar için geçerli. kısaca oluşlar fiilidir ve fiilin kaynağı maddedir-materyaldir.
Nitekim big bang teorisine (tersinime göre genişim evresine) göre evrenin kaynağı kütlesiz bir enerji zerresidir.
bu teori defalarca kez çürüdü. yamalı çaput...
Eğer evrenin kaynağı bir kütlesiz enerji zerresi ise maddenin sakımı ve termodinamik kanunlarına göre bu zerrenin de bir kaynağı olması gerekecektir.
Evrenin kaynağı materyaldir, ister evveliyatı enerji olsun ister toz, ister enerji bulutu isterse atmasyon bir portakal büyüklüğü enerji olsun, MATERYALDİR, maddedir. Madde = enerji, enerji=madde 'dir.
Bu böyle ezele kadar devam edip gider.
Ezelin ne olduğunu ve böyle bir objektifliğin olmadığı bu kavramın düşünsel, subjektif olduğunu daha önce ifade ettim.
Asıl mantıksızca ezele!? kadar gidecek olan yoktan bir şeyin var olamayacağı(halbuki yokluğun varlığı zaten tersinden varlığın da varlığının kabulüdür, yokluk var olabiliyorsa varlığın nesi eksik?!) dolayısıyla bir yaratıcının olması gerektiği inancıdır, halbu ki yoktan bir şey olmuyorsa yaratıcının da anlamı yoktur zira varlığı imkansızdır.
Büyük bütün olmasaydı evrenimiz (ve diğerleri) var olamazdı.
Diğerleri? Muhtemel (ki muhtemel diyorum eldeki verilerle bu varsayıma eriyorum) uzay diye baktığımız alan aynen galaksi adaları gibi evren adaları biçimindedir ve büyük patlama zaten çoktan balon oldu patladı. Israrla sürdürülmesinin sebebi bu teroinin arkasındaki kilise, toplumsal inançlar ile az çelişme vs desteği ve bir çok yönüyle hem ideolojik, hem siyasi hemde ekonomik nemalanmadır.
Çok basit örnekler verilebilir, ama ben iki tane zırvalayım. Galaksilerin birbirine yakınlaşması(galaksilerin hareket açılarıyla genel hatlarıyla merkezi bir nokta bulunabilir, lakin galaksi kümelerinin hareketi bu konuda hiçte iç açıcı değil.) Homojenliğin olmayışı, doppler etkisi, evrenin merkezi diye anılan büyük patlamada sözde açığa çıkan saçılımın (dış evrendeki parçalar) ulaştığı mesafenin ışık yılı bazında imkansızlığı(büyük patlama öncesi galaksi-kütlelerin varlığı!) Örneğin z8_GND_5296 (dünyaya 30 milyar ışık yılı mesafede!!!). "Bu tespit ettiğimiz en uzak galaksi ve onu Büyük Patlama'dan 700 milyon yıl önceki haliyle görüyoruz" Steven Finkelstein. Bu cümleye gülüyorum..
Daha bir hayli delik var bu büyük patlama balonunda ama ne hikmetse hala uçuyor, daha doğrusu bu işte bir keramet var :)
-------
Alıntıdır.
Nereden? Yoksa amuda kaldırılmış bir insan düşüncesi, zekası ile saçmalayan, debelenen ve cebelleşen Tersinim'mi? (supermeydan -> Tersinim, frmtr-> dini sohbetler -> Tersinim gibi forum alanları)
Bilim ilerlemediği zamanlarda insanlar güneşin bir tanrı olduğunu, bizlere hayat verenin kendisi olduğunu ileri sürmüşlerdi, o dönemin filozofları güneşin de aslında bu evrenin bir parçası olduğunu bunun bu şekilde olmasının bir nedeni olduğunu savunmuşlardı.
o dönemde de (bilimin boşluğundan olsa gerek) bir çok tartışma çıkmış ama kazanan sürekli güneşin tanrı olduğunu ileri sürenler olmuştu, ta ki bilim yeni bir şey bulana kadar.
Aynı şekilde Zeus'un sinirlendiğinde gökten tepemize tükürmesinin aslında yağmur olduğunu öğrendiğimiz gibi.
Bilim ilerleyip Big bangin öncesini de keşfettiğinde, Tanrı Big bangin öncesindeki başka bir evreye saklanıp bize oradan seslenecek.
Tanrı ilk doğa ile özdeşti her bir doğa olayı birer tanrıydı. Sonra güneş, sonra ay ve güneş sonra yıldızlara saklandı, galaksinin dışına kaçtı. şu an big bangin öncesinden bize sesleniyor. big bangi de bulduğumuzda onun da öncesine kaçacak.
Bilimi bir evin su tesisatına Tanrıyı da tıpaca benzetiyorum.
boru uzadıkça tıpaç borunun ulaştığı en son noktasına monteleniyor.
evrensel-insan
07-08-2014, 23:49
Big bangden öncesi ne idi sorusuna zannederim aşağıdaki yazı bir cevap olabilir.
Big bang mekansal degil, zamansal bir bakisacisidir. Dolayisi ile adina ne mekani dersen de, big bang bir mekan uzerinde olmustur ve zamansal bir bilgidir.
Bu temelde evren mekan olarak daimidir ve zamandan bagimsizdir.
Ayrica zaman insanoglu urunu olarak, ancak mekan varliginda mumkundur.
-------
Maddenin Sakımı Kanunu
Bir Büyük Bütün’ün Varlığını Kanıtlar.
Var oluşun nedenleri, niçinleri, nasılları konusunda üretilen yanıtların çokluğu ve çeşitliliğine rağmen bunları iki büyük grupta toplamak mümkündür.
Varolus felsefi bir bakis acisidir ve var ile olmak birlikteligi olarak, buradaki olmak fiilinin yapilandiricisi insanogludur.
Tanınmış bir bilim insanına göre varoluş ya yaratılmış ya da yaratılmamıştır. Bu ikisi dışında başka cevap yoktur.
Varolus idealist bir bakis acisidir ve teslimiyetcidir. Var bir insanoglu algisinin algi isaretidir. Olmak ise vara insanoglunun verdigi ozelliklerdir.
Eğer yaratılmış ise bir Yaratıcı iradenin olması gerekecektir. Fakat yaratılışı kabul etmek için yokluktan, hiçlikten bir şeylerin meydana geldiğini kabul etmek gerekir; bunu da bilim ret eder diyerek yaratılışı inkâr ederler, kanıt olarak bilimin temellerinden biri olan maddenin sakımı kanununu gösterirler.
Bir seyin yaratilisi ona bir yaratan oznesi yukler. Burada bu yaratan oznenin yaratilis kisir dongusu vardir. yokluk/hiclik bunlar da bir algidir ve algi olarak pozitif, anlam olarak negatiftir.
Tek bilinen yaratici, insanoglunun kendisidir. Soyutu, kavrami ve bilgiyi yaratmistir.
İnkar edilemez bilimsel bir gerçek olan maddenin sakımı ve termodinamik kanunları bu görüşü onaylar gibidir.
Tersinim ise bu kanunların eksik ve yanlış yorumlandıkları görüşündedir.
Maddenin sakımı kanunu hiç bir maddenin yoktan var, vardan da yok olmayacağını ancak şekil değiştireceğini belirtir.
Omadde degil, enerjidir. Yani harekettir.
Materyalistler varoluşu önce maddeye dolaysıyla evrene indirgerler.
Ardından da maddenin sakımı kanununa göre var olan evrenin yoktan var olamayacağını, var olduğu içinde ezelden beri var olması gerektiğini belirtirler.
Belirtirler ama var olan bir madde yokluktan var olamayacağından her madde gibi evreninde bir kaynağının olması gerekir
Bilim, var, ol, inandan degil; bilden yola cikar. Yani bilir ve bildirir. Bu da insanoglunun algisi ve gozlemi ile ortaya konur. Iste buradaki akilci algi yagozlem vermez, ya da belirli bir ideolojik inancsal temelinde gozlem verir.
Nitekim big bang teorisine (tersinime göre genişim evresine) göre evrenin kaynağı kütlesiz bir enerji zerresidir.
Diğer ifade ile evren bir kütlesiz enerji zerresinin patlaması (genişimi) sonucu meydana gelmiştir.
Evren daimidir.
Eğer evrenin kaynağı bir kütlesiz enerji zerresi ise maddenin sakımı ve termodinamik kanunlarına göre bu zerrenin de bir kaynağı olması gerekecektir.
Bu böyle ezele kadar devam edip gider.
Taraftarları için evrenin bir kaynağının, kaynağında bir kaynağının olması, bunun ezele kadar devam edip gitmesi gerektiği materyalist felsefeyi etkilemez. Aksine doğrular. Onlar bu görüş ve iddiadadırlar.
Ezel de ebedi de mekansal degil; zamansal degerlerdir.
Materyalist çevreler önceleri evrenin kaynağı olan enerji zerresinin ezelden beri var olduğunu; takriben on dört milyar yıl önce patlayarak (genişerek) tüm evreni meydana getirdiğini savundular.
Kimi kanıtlar bu iddiayı doğrular. Gerçektende evrenin genişlediği konusunda çok ciddi kanıtlar vardır.
Neymis o kanitlar. Mesela okyanusta hareket eden gemiler okyanusu genisletiyor mu? Ayrica neyin bunyesinde/icinde genisliyor?
Fakat burada bir kaç gerçeği daha göz önüne almak gerekir.
Bu gerçeklerde evrenin bir başlangıcının, belirli bir hacminin ve kütlesinin olmasıdır.
Evet senin gercegin olabilir, ama olgu degildir.
Bu gerçekler ateist materyalist öngörüleri tepetaklak edecek kadar önemli olabilir.
Nedeni ise maddenin korunumu kanununa göre sınırlı bir evreni meydana getiren enerji zerresinin BİR BÜYÜK BÜTÜNÜN minik bir parçası olması zorunluluğudur.
Bu BÜYÜK BÜTÜN kütlesiz bir enerji-nur olmalıdır. Bu nedenle sonsuzdur. Ezelden gelip ebede giderr. Evrenimizi ve diğerlerini sarıp sarmalamıştır.
Büyük Bütünü enerji-nur olarak tanımlamamız nitelemeye uygun başka bir kelimenin olmamasındandır.
Büyük Bütün algılama sınırlarımızın dışındadır.
Uzay diye isimlendirip ezelden gelip ebede uzanan bir hiçlik olarak nitelendirdiğimiz evren dışı alemin gerçekte bir hiçlik olmadığı açıktır.
Evrenimiz Bir Büyük Bütünle kuşatılmış minicik bir hava kabarcığı gibidir ama tek değildir. Tek olması akıl ve mantık dışıdır.
Bu Büyük Bütünün içinde sonsuz büyüklükte bir ummanda bulunan sayısız hava kabarcıkları gibi evrenimize benzeyen ya da benzemeyen başka evrenlerde bulunmalıdır.
Evrenimizin varlığı Büyük Bütünün varlığının en büyük kanıtıdır.
Büyük bütün olmasaydı evrenimiz (ve diğerleri) var olamazdı.
-------
Alıntıdır.
Son olarak ne ateizm ne de materyalizm bilimsel degildir ve bilimin de konusu degildir. Varlik temelli ontolojinin ve teolojinin konularidir.
Ayrica varligin ne oldugunun felsefi temelde hic bir ortak bir evrensel onay almis tanimi da yoktur.
Bakis temeline gore degiskendir.
Mustakil var olan varlik;
Madde, dusunce ve yok
Gercek varlik;
Nesneloznel ve isimsel.
Bu tartisma bilimin degil; metafizik temelli varlik felsefesinin cikmaz tartismasidir.
Bilim ise gozlemini algiladigini bildirir. Burada bildirilen bu gozlem tabani olan fenomendir ve bilim bu fenomeni algilar ve gozlemler, sonra da bu algi ve gozlemini bildirir.
Ayrica bu alintinin kaynagi nedir ve senin kendi goruslerin v.s. konu ve kavram ile ilgili yok mudur, ya da en azindan bu alintida yazilanlarin hepsine neye dayanarak katiliyorsun?
spartacus
13-08-2014, 17:17
Bir kaç başlıkta zaman konusunu ele almıştık, tabi zaman konusunda, zamanın madde-hareketin sonucu olarak açığa çıkan bir soyutlama olduğunu defalarca ifade etmiştim. Kısaca varlığa başlangıç belirlemek, ciddi anlamda saçma bir varsayım olur. Yine zaman açısından dün ve yarının daha doğrusu geçmiş ve geleceğin sanal olduğunu da ifade etmiştim. Biz insanlar maddelerin çeşitli hareket ve değişimle edindiğimiz referans noktalarını baz alıp biriktiriyor ve sayıyoruz(iradi). Tüm bunlar maddelerin, hareket ve ilişkilerin açığa çıkarttığı değişim adedini bir nevi sayısala dökmekten başka bir şey değil. Zaman materyalin bünyesindeki hareket ve değişimlerdir ve biz bir yaş-zaman tabiri kullanacaksak bu materyalin kendisi için değil, materyalin değişimlerle aldığı haller veya etkidiği haller içindir. Ve başlangıçlarımız, bitişlerimiz hep bu haller çerçevesindedir. Bu Big bang kurgusununda aslında dayanabileceği en uç nokta hal değişimin ifadesinden başka bir şey olamazdı. (efenim yoktan varoluşlar, sıfırdan başlangıçlar vb safsatadan öteye geçmiyor.)
Örneğin bu gün biz yılları dünya ve güneşin arasındaki ilişkiye-harekete göre belirliyoruz, ve evrenin yaşınıda teoriye göre güneşin, dünyanın olmadığı zamanları dahi, dünya-güneş zamanına göre sayıp döküyoruz. Evet güneş, dünya materyal açısından bir hal, durum değişimidir, lakin materyalin kendisi açısından zaman kavramı anlamsızdır. Kısaca materyal sürekli deviniyor, değişiyor ve biz hal ve durumlara göre referanslar alıp zamanı türetiyoruz. Dönüp, dönüp materyale başlangıç, bir yaş vb tayin etme çabası anlamsız. Kabaca materyal ortada ve sürekli deviniyor, değişim bünyede gerçekleşiyor ve dolayısıyla zaman da dışsal değil içsel, bünyevi, bünyede olan değişimlerden açığa çıkıyor. Dün diye bir şey yok, nesnelliği yok, yarında nesnel değil, sadece içinde ve parçası olduğumuz materyalin hali, durumu ve hareketidir gerçek olan. Zaman birikmez, birikemez, bir nesnelliğe sahip değil, ancak hareket çelişkiler barındırır ve ilişkiler, hareketler, yeni hareket ve ilişkilere yol açar ve bu böyle devinir.
Kısaca biz sanıyoruz ki materyal zamana bağlı olarak, zaman geçtiği için değişiyor, halbuki durum tam tersidir, materyalin devinimi-değişimiyle biz zaman kavramını soyutluyoruz. Örneğin sürekli tekrar etmişimdir;
Zaman geçtiği için demir paslanmıyor, demir paslandığı için zaman açığa çıkıyor. (buna basit bir gözlem içinde bir demiri ikiye kırıp bir parçasını balkona, diğerini odamıza koyuyoruz, hangisi erken paslandı?) Demek ki demir zamana bağlı paslanmıyor, maddelerle, bünyesindeki çelişkilerle, koşulla kısaca maddi ilişkiler, etki-tepkilerle değişime uğruyor.
Herneyse, bir yazıdan alıntı yapmayı düşünüyorum, ;
Evrenin bir başlangıcı olması gerektiği fikri insan icadı bir fikirdir. Önümüzde başlangıcı ve sonu olan şeyler gördüğümüzü düşünürüz, hâlbuki gördüğümüz sadece maddenin biçim değiştirmesidir.
Maddenin belli bir biçimi ya da konfigürasyonunun bir başlangıcı ya da sonu olabilir, fakat madde ve enerjinin yaratılamayacağı ve yok edilemeyeceği fiziğin temel aksiyomlarından biridir.
Michael Rivero
Birinci paragraf durumun özetidir, ikinci paragraf ise aslında ikincil bir açıklamadır, bir gereklilik olarak ifade bulmuş.
Kaynak (http://www.ateizm.org/yeniportal/big-bang-bilim-maskesi-takmis-din-midir/)
evrensel-insan
13-08-2014, 18:50
Big bang nedir? Bir patlamadir.
Bu patlamanin, insanoglu eliyle bir patladigi tarih var mi? Var, 13.7 milyar yil.
Peki bu patlama nerede oldu? Bir mekanda.
Iste bu mekan evrendir, zamana ihtiyaci da yoktur, zamansal bir ilki baslangici da.
Henuz insanoglu evrenin boyutlarini bilmemektedir.
Demekki big bang, insanogluna gore evren mekaninin belirsiz bir yerinde belirli bir zamandaki patlamadir.
Tabi ki bu patlama ile evren mekaninda baska parcalar da olusmustur.
Kisaca evren bir kaptir, her bir parca da bir icerik.
Insanoglu evren bunyesindeki her bir gozlem veren mustakil var olan varligin, zamansal olusumunu ortaya koyabilir.
Cunku her bir mustakil var olan varligin, sadece kendi butunsel temelinde bir cesit "omru" vardir ve bu omur her bir mustakil var olan varlik parcasi (ki kendi bunyesinde butundur ve o yuzden de mustakildir) icn farklidir.
Iste Dunya bunlardan biridir ve gunesten 4.5 milyar yil once kopmus ve kendi mustakilligini olusturmustur.
Big bang zamansal olarak henuz bir teoridir ve gozlemi uzerinde calisilmaktadir. Gozlemine ulasildigindfa da fenomenal bir olgu olacaktir.
Burdan cikarak eger insanoglu "big bang evrendeki bilinen ilk ve en eski patlamadir" dediginde, bunu yanlisliyabilmek yine gozlemselmumkun olacaktir.
Yani diyelim, insanoglu big bang oncesi baska bir patlamayi ya da degisimi gozlemleyecek ve boylece big bang zamansal patlamasinin "ilk ve eskiligi" yanlislanacak, yerini yeni gozlemlenen big bang oncesi olan baska bir olgu alacaktir.
Dolayisi ile insanoglunun her hangibir mustakil var olan varlik ile ilgili zamansal aciklamasi, gozlem ile her zaman o zamanin oncesine baska bir mustakil varlik gozlemi ilecekilebilir.
Buna en guzel ornek evrilimdeki mustakil varlik zamansal siralamasidir. Diyelim bir turun su anki bilinen evrilim zamani A iken, ayni turun A oncesi bulunmasi ve gozlemi; bu zamani geriye cekecektir.
Son olarak evren mekani olmadan hic bir mustakil var olan varlik ta zamansal bir saptama da mumkun degildir.
Ayrica zaman insanoglu olarak ilklik ve oncelik/sonralik kisir dongusunu tasir.
Bu temelde bir zamansal baslangic evrene degil; onun bunyesindeki mustakil vart olan bir varlik icin gecerli olabilir, o da her bir mustakil varligin zamansal biri birinden olusum farkini gosterir.
Big bang oncesi mekan olarak evren vardi ve evren zamana ihtiyac duymayan bir mekan olarak daimidir.
Yıldıztozu
22-09-2014, 23:42
bigbang'in varlığı natüralist ateizm bakış açısından cidden sıkıntılı bir konu.
Thelogical Facts
22-09-2014, 23:55
bigbang'in varlığı natüralist ateizm bakış açısından cidden sıkıntılı bir konu.
Hayır. Şöyle düşünün çoklu evrenler görüşü bilim dünyasında kabul görmeye başladı kanıtları gelmeye devam ediyor.Buna bakarak,bundan yola çıkarak şöyle bir şey olmuş olabilir.
Bizim evrenimiz madde-antimadde dengesinin bozulduğu evrenlerden yalnızca birisidir.Diğerlerinde hassasiyet yani bugünkü 4 temel kuvvetin dengesi yakalanamamış ve diğer evrenlerin bazıları içine çökmüş hiç oluşamadan yok olmuş veya bombış bir uzay şeklinde kalmış olabilir.Biz bu evrenlerin içerisinde yaşam barındıran bir gezegende uygun koşullar olduğu için var olduk.Şöyle düşünebiliriz zaten diğer evrenlerde yani yaşam oluşamayan evrenlerde var olamazdık bu soruyu da soramazdık.Yaşam barındıran koşullardaki fizik kanunlarının işlediği evrenlerden birinde olduğumuz için kendimizi ön yargılı bir şekilde özel hissediyor olabiliriz.Çünkü biz büyük resmi göremiyoruz onca boş,hiç oluşamadan yok olmuş evrenin olabileceğini düşünmüyoruz.Biz kendimizi şanslı hissediyoruz çünkü evren bizim için ayarlanmış hissine sahibiz.Fakat biz sadece şans eseri(bizim burda olmamız değil evrenin yaşam barındıran koşullara sahip olması şans eseri) bizim var olmamıza olanak sağlayacak fizik kanunlarının işlediği bir evren içinde olabiliriz ve bu gayet kabul görmeye devam eden bir görüş.Bu da bizim evrenimizin özel olmadığını gösterir.Anlatabildim mi bilmiyorum ama sonsuz evrenler denizinde yaşam olan evrenlerden birinde olup da büyük resmi görmeyip bu evren yaşam için veya bizim için yaratılmış demek ön yargılı ve kasıtlı bir yaklaşım.Ki Teistik görüşlerin yanlış olduğunu biliyoruz.Deistik görüş de pek mantıklı gözükmüyor.
evrensel-insan
23-09-2014, 02:55
bigbang'in varlığı natüralist ateizm bakış açısından cidden sıkıntılı bir konu.
Naturalist ateizm diye bir bakis acisi yoktur.
Ya ontolojik naturalism vardir, ya da yontemsel (epistemolojik) naturalism.
Ateizm bir teolojik durus olduguna gore bilimsel degil, felsefidir ve metafizik naturalizme girer. Temeli de materyalizme ve maddeye ozne vermeye dayanir, mesela, "doganin kanunlari vardir" diyerek; dogaya ozne icerigi vermek gibi.
Yıldıztozu
23-09-2014, 12:08
Hayır. Şöyle düşünün çoklu evrenler görüşü bilim dünyasında kabul görmeye başladı kanıtları gelmeye devam ediyor.Buna bakarak,bundan yola çıkarak şöyle bir şey olmuş olabilir.
Bizim evrenimiz madde-antimadde dengesinin bozulduğu evrenlerden yalnızca birisidir.Diğerlerinde hassasiyet yani bugünkü 4 temel kuvvetin dengesi yakalanamamış ve diğer evrenlerin bazıları içine çökmüş hiç oluşamadan yok olmuş veya bombış bir uzay şeklinde kalmış olabilir.Biz bu evrenlerin içerisinde yaşam barındıran bir gezegende uygun koşullar olduğu için var olduk.Şöyle düşünebiliriz zaten diğer evrenlerde yani yaşam oluşamayan evrenlerde var olamazdık bu soruyu da soramazdık.Yaşam barındıran koşullardaki fizik kanunlarının işlediği evrenlerden birinde olduğumuz için kendimizi ön yargılı bir şekilde özel hissediyor olabiliriz.Çünkü biz büyük resmi göremiyoruz onca boş,hiç oluşamadan yok olmuş evrenin olabileceğini düşünmüyoruz.Biz kendimizi şanslı hissediyoruz çünkü evren bizim için ayarlanmış hissine sahibiz.Fakat biz sadece şans eseri(bizim burda olmamız değil evrenin yaşam barındıran koşullara sahip olması şans eseri) bizim var olmamıza olanak sağlayacak fizik kanunlarının işlediği bir evren içinde olabiliriz ve bu gayet kabul görmeye devam eden bir görüş.Bu da bizim evrenimizin özel olmadığını gösterir.Anlatabildim mi bilmiyorum ama sonsuz evrenler denizinde yaşam olan evrenlerden birinde olup da büyük resmi görmeyip bu evren yaşam için veya bizim için yaratılmış demek ön yargılı ve kasıtlı bir yaklaşım.Ki Teistik görüşlerin yanlış olduğunu biliyoruz.Deistik görüş de pek mantıklı gözükmüyor.
Çoklu evrenlere inanmak, tanrıya inanmaktan bile zordur. Çünkü farklı evrenler ve farklı boyutlar bizim algılarımız dışındadır. Kendi evrenimizde deney ve gözlem yaparak diğer evrenlerin varlığına yorum yapamayız. Diğer evrenlerde zaman ve mekan olmak zorunda değil. Hatta fizik ve matematik kuralları bile farklı olabilir. Bu yüzden evrenimizdeki formülleri diğer evrenlere genelleyemeyiz. Dolayısıyla çoklu evrenlerin hiçbir zaman kanıtlanamayacağı kanaatindeyim.
Yıldıztozu
23-09-2014, 12:13
Naturalist ateizm diye bir bakis acisi yoktur.
Ya ontolojik naturalism vardir, ya da yontemsel (epistemolojik) naturalism.
Ateizm bir teolojik durus olduguna gore bilimsel degil, felsefidir ve metafizik naturalizme girer. Temeli de materyalizme ve maddeye ozne vermeye dayanir, mesela, "doganin kanunlari vardir" diyerek; dogaya ozne icerigi vermek gibi.
Ateistim diyen bir kişi natüralist de olmak zorundadır. Çünkü ezelilik ve yaratıcılık güçlerini doğaya vererek tanrısızlığı savunabilir. Evrenin ezeli olmadığının anlaşılmasıyla bu natüralist bakış açısı sorun yaşamıştır. Bunu inkar edemeyiz. Bu durumdan kurtulmak için çoklu evrenlere sığınmaktan başka çare yok gibi ateizm paradigması açısından.
Çoklu evrenler varsa bile yine başlangıçtan kurtulamayacaktır. Dolayısıyla ateizm için ezeli varlık eksikliği vardır. Bence ateizmin en büyük sorunu da budur. Bu soruna soruyla karşılık verilir genelde. Tanrıyı kim yarattı sorusuyla.
Dialectics
23-09-2014, 12:57
Çoklu evrenlere inanmak, tanrıya inanmaktan bile zordur. Çünkü farklı evrenler ve farklı boyutlar bizim algılarımız dışındadır. Kendi evrenimizde deney ve gözlem yaparak diğer evrenlerin varlığına yorum yapamayız. Diğer evrenlerde zaman ve mekan olmak zorunda değil. Hatta fizik ve matematik kuralları bile farklı olabilir. Bu yüzden evrenimizdeki formülleri diğer evrenlere genelleyemeyiz. Dolayısıyla çoklu evrenlerin hiçbir zaman kanıtlanamayacağı kanaatindeyim.
Çoklu evrenlere aslında olasılık veren bir yaklaşım var bence. "As above so below" / "Yukarıdaki neyse aşağıdaki de odur" felsefesinden hareketle, mikrokozmos ve makrokozmosun benzer şekilde işlediği düşüncesinden hareketle şu olasılık söz konusu olabilir:
Nasıl ki qunatum fiziğine göre bir atomun etrafında dönen bir elektronun o atom ile yörüngesi arasındaki pozisyonu bir ihtimaldir, her yerde o elektronun olabilme olasılığı vardır ve ne zamanki bir gözlemci o elektrona baktığında elektronun bu dalga fonksiyonu belli bir pozisyona çöker ve sabit bir pozisyon değeri kazanır ise, evrenler için de benzer olasılık teorileri söz konusu olabilir. Belki de bizim evrenimiz, bambaşka bir gözlemcinin (kozmik düşünce diyelim buna misal) gözlemlediği, tüm olası diğer evrenlerin dalga fonksiyonlarının maddeselliğe çökmüş bir halidir...
Aslında bizati kendi yaşadığımız evren de her an tüm olasılıklar içinden birini seçerek ona çökmektedir. Dünyamızda 7 milyar 200 milyon gözlemci var ve bu gözlemciler yapmayı seçtikleri tüm hareketlerle tüm diğer trilyonlarca olasılık yerine dünyanın bugün bulunduğu şekilde olmasını sağlıyor...
Yıldıztozu
23-09-2014, 13:27
Çoklu evrenlere aslında olasılık veren bir yaklaşım var bence. "As above so below" / "Yukarıdaki neyse aşağıdaki de odur" felsefesinden hareketle, mikrokozmos ve makrokozmosun benzer şekilde işlediği düşüncesinden hareketle şu olasılık söz konusu olabilir:
Nasıl ki qunatum fiziğine göre bir atomun etrafında dönen bir elektronun o atom ile yörüngesi arasındaki pozisyonu bir ihtimaldir, her yerde o elektronun olabilme olasılığı vardır ve ne zamanki bir gözlemci o elektrona baktığında elektronun bu dalga fonksiyonu belli bir pozisyona çöker ve sabit bir pozisyon değeri kazanır ise, evrenler için de benzer olasılık teorileri söz konusu olabilir. Belki de bizim evrenimiz, bambaşka bir gözlemcinin (kozmik düşünce diyelim buna misal) gözlemlediği, tüm olası diğer evrenlerin dalga fonksiyonlarının maddeselliğe çökmüş bir halidir...
Aslında bizati kendi yaşadığımız evren de her an tüm olasılıklar içinden birini seçerek ona çökmektedir. Dünyamızda 7 milyar 200 milyon gözlemci var ve bu gözlemciler yapmayı seçtikleri tüm hareketlerle tüm diğer trilyonlarca olasılık yerine dünyanın bugün bulunduğu şekilde olmasını sağlıyor...
Zaten çoklu evrenlerin çıkış noktası kuantumdu. Ama kuantum mikro seviyede geçerli bir kuram. Makro seviyeyle uyuşmuyor. Bu yüzden kuantumu evrenlerin oluşumuna genelleyemeyiz. Her şeyin teorisini bulma çabaları da kütleçekimiyle kuantumu birleştirme amacında.
Bizim evrenimizde bile farklı farklı işleyen doğa yasaları varsa, evren dışında ve evren öncesinde çok daha farklı yasalar var olabilir. Hiçbir zaman tüm doğa yasalarına ulaşamayacağız. Bu kesin bir gerçeklik.
Thelogical Facts
23-09-2014, 14:05
Zaten çoklu evrenlerin çıkış noktası kuantumdu. Ama kuantum mikro seviyede geçerli bir kuram. Makro seviyeyle uyuşmuyor. Bu yüzden kuantumu evrenlerin oluşumuna genelleyemeyiz. Her şeyin teorisini bulma çabaları da kütleçekimiyle kuantumu birleştirme amacında.
Bizim evrenimizde bile farklı farklı işleyen doğa yasaları varsa, evren dışında ve evren öncesinde çok daha farklı yasalar var olabilir. Hiçbir zaman tüm doğa yasalarına ulaşamayacağız. Bu kesin bir gerçeklik.
Size göre zor ama ben biliyorum ki bilim dünyasında gittikçe kabul görüyor.
Yıldıztozu
23-09-2014, 14:16
Size göre zor ama ben biliyorum ki bilim dünyasında gittikçe kabul görüyor.
çünkü bilim tanrısız bir yol bulmak zorunda olduğu için çoklu evrenleri kabul etmek zorunda kalıyor. Bilim tarafsız yönetilmiyor artık. Tanrısızlığı nasıl açıklarız diye uğraşan bir sürü bilim insanı var günümüzde. Ama eskiden pek öyle değildi. Bilim insanları tanrının zihnini anlamak için bilimle uğraşırlardı. Neyse o ayrı bir konu.
Thelogical Facts
23-09-2014, 14:19
çünkü bilim tanrısız bir yol bulmak zorunda olduğu için çoklu evrenleri kabul etmek zorunda kalıyor. Bilim tarafsız yönetilmiyor artık. Tanrısızlığı nasıl açıklarız diye uğraşan bir sürü bilim insanı var günümüzde. Ama eskiden pek öyle değildi. Bilim insanları tanrının zihnini anlamak için bilimle uğraşırlardı. Neyse o ayrı bir konu.
İyi debilim Tanrıyı zaten sevmez.Ne demelerini istiyorsun Tanrı yapmıştır diyip saçma sapan bir şekilde gizeme gizem katmalarını mı?
Yıldıztozu
23-09-2014, 18:41
İyi debilim Tanrıyı zaten sevmez.Ne demelerini istiyorsun Tanrı yapmıştır diyip saçma sapan bir şekilde gizeme gizem katmalarını mı?
Bilimib tanrıyı sevmediğini söyleyemeyiz. Bilimin tamamını bilmiyoruz ki. Belki tamamını öğrenince tanrıya ulaşıcaz.
Ayrıca son asırdaki önemli bilimsel gelişmeler ateizm aleyhine teizm lehine oldu çoğunlukla.
evrensel-insan
23-09-2014, 19:12
Ateistim diyen bir kişi natüralist de olmak zorundadır. Çünkü ezelilik ve yaratıcılık güçlerini doğaya vererek tanrısızlığı savunabilir. Evrenin ezeli olmadığının anlaşılmasıyla bu natüralist bakış açısı sorun yaşamıştır. Bunu inkar edemeyiz. Bu durumdan kurtulmak için çoklu evrenlere sığınmaktan başka çare yok gibi ateizm paradigması açısından.
Çoklu evrenler varsa bile yine başlangıçtan kurtulamayacaktır. Dolayısıyla ateizm için ezeli varlık eksikliği vardır. Bence ateizmin en büyük sorunu da budur. Bu soruna soruyla karşılık verilir genelde. Tanrıyı kim yarattı sorusuyla.
Konu naturalist olmak degil, hangi felsefi dalda naturalist olmak.
Yani varliksal mi, yoksa yontemsel mi?
Iste bu temelde, ateizm; yontemsel degil, varliksal naturalisttir.
Evren zamansal olarak, ezeli de degildir;ebedi de degildir. Daimidir. Daimilik te basve son yoktur, yani zaman soz konusu degildir.
Coklu evrenler, sadece bir kacistir. Insanoglu bugun gozlem veren evren mekaninin, mekansal ebatini ortaya koyamazken, coklu evrenler; sadece bir kacis ve parapsikolojidir.
Ateizm iki farkli temelde olabilir, materyalizm ve pozitivizm. Aslinda idealist ateizm de var. Yani dusunceden yola cikarak ateist olmak.
Mesela nietzche akildca tanriyi oldurmustur (oldurmek), Schopenhauer de oznel ateisttir.
Yani tanrinin maddesel temelinden yola cikip, tanriyi varliksal olarak yoklamak yerine; tanrinin dusunsel temelinden cikip, zihninde tanriyi oldurmektir.
Ayrica ateizmin humanistve ideolojik farklari da vardir.
Ateizm de tanrinin varliksal bir temeli olmadigi icin tanri yoklanir. Bu varliksal temel, materialist de, idealist de positivist de oilabilir.
Ateizm bilimsel olmadigindan varliksal temelde bir sorunu yoktur.
evrensel-insan
23-09-2014, 19:19
Bilimib tanrıyı sevmediğini söyleyemeyiz. Bilimin tamamını bilmiyoruz ki. Belki tamamını öğrenince tanrıya ulaşıcaz.
Ayrıca son asırdaki önemli bilimsel gelişmeler ateizm aleyhine teizm lehine oldu çoğunlukla.
Bilimin tanri konusu sevgi degildir.
Bilimsel olarak tanri diye algiya gozlem veren bir fenomen tabani yoktur.
Ayni tabansizlik, teolojik noncognitivizm de, anlamsizliga gereksizlige ve luzumsuzluga tasinir. Yani tanri ayni manri gibi bir anlam ifade etmez.
Billimin tamami diye bir bilimsel algi yoktur. Bilim bilgiye dayanir ve bilgi de su anki sinirin gecerliligidir. Bu sinir yanlislandikca bilgi esker degisir ve yenilenir.
O yuzden bilimin gelinen siniri kavramsal bilgidir. Bu da daimi degisken yenilenen ve genisleyendir.
Aksi zaten sabitlenmis, mutlaklasmis inancsal/ideolojik dogmalardir ve bilim bilgi olarak degistikce de, gericilesir, yabazlasir, tutuculasir ve cagin gerisinde kalir.
Hic bir bilimsel gelisme, teolojik her hangi bir varliksal olumlu ya da olumsuz durusun lehine ya da aleyhine olmaz.
Cunku tanrinin varligi olan teoloji, bilimin degil; felsefenin metafiziginin bir dalidir.
Yıldıztozu
23-09-2014, 19:38
Bilimin tanri konusu sevgi degildir.
Bilimsel olarak tanri diye algiya gozlem veren bir fenomen tabani yoktur.
Ayni tabansizlik, teolojik noncognitivizm de, anlamsizliga gereksizlige ve luzumsuzluga tasinir. Yani tanri ayni manri gibi bir anlam ifade etmez.
Billimin tamami diye bir bilimsel algi yoktur. Bilim bilgiye dayanir ve bilgi de su anki sinirin gecerliligidir. Bu sinir yanlislandikca bilgi esker degisir ve yenilenir.
O yuzden bilimin gelinen siniri kavramsal bilgidir. Bu da daimi degisken yenilenen ve genisleyendir.
Aksi zaten sabitlenmis, mutlaklasmis inancsal/ideolojik dogmalardir ve bilim bilgi olarak degistikce de, gericilesir, yabazlasir, tutuculasir ve cagin gerisinde kalir.
Hic bir bilimsel gelisme, teolojik her hangi bir varliksal olumlu ya da olumsuz durusun lehine ya da aleyhine olmaz.
Cunku tanrinin varligi olan teoloji, bilimin degil; felsefenin metafiziginin bir dalidir.
Bana göre bilim- felsefe- din üçlüsünün amacı ortaktır. Üçü de gerçeğe ulaşmamızı sağlayan araçlardır. Birbiriyle ilişkilendirilmesi gerekir. Bilim ve felsefe dinle çelişebilir de uyuşabilir de.
İlk yorumunda evren daimidir derken neyi kast ettin tam olarak
evrensel-insan
23-09-2014, 19:45
Bana göre bilim- felsefe- din üçlüsünün amacı ortaktır. Üçü de gerçeğe ulaşmamızı sağlayan araçlardır. Birbiriyle ilişkilendirilmesi gerekir. Bilim ve felsefe dinle çelişebilir de uyuşabilir de.
İlk yorumunda evren daimidir derken neyi kast ettin tam olarak
Bilim gercege degil, olguya ulasir.
Gercek bir insanoglu yapilandirilmisligi olarak, heer bir varliksal inancsal ve ideolojik taban olarak farklilasir ve tartismalidir.
Bilim bilgi ve teknige ulasir.
Felsefe yol ve yontemin alinasn felsefi dal ve taban temelli mantiksal cikarimlaridir.
Din ise dogmadir ve felsefe olarak fizik otesi ve akilci inanca ve uygulamaya dayanir, kisiye onun istedigi yasami degil de; ondan istenen yasami yasatir. Din ne insanoglu bilinci ne de birey bilincini icermez. Sadece teslimiyeti ve caresizligi sorgulanmayan imanin inanci temelinde icerir.
Daimilik mekanin zamandan bagimsizligidir. Yani algisinda ve gozleminde bir zamansal sinir yoktur. Dolayisi ile zamanin zamansal ilklik ve oncelik sonluk ve sonralik cikmazlarini icermez.
Yıldıztozu
12-12-2014, 23:21
Bigbang zamandan münezzehtir.
Zaman ise öncelik-sonralık ilişkisi değildir.Mekan gibi içinde olduğumuz bir boyuttur.
Mekanın da zamanın da dışı vardır.
Mekansızlık ve zamansızlık.
evrensel-insan
12-12-2014, 23:43
Bigbang zamandan münezzehtir.
Zaman ise öncelik-sonralık ilişkisi değildir.Mekan gibi içinde olduğumuz bir boyuttur.
Mekanın da zamanın da dışı vardır.
Mekansızlık ve zamansızlık.
"Mekansizlik" ne demek, aciklar misin?
Insanoglu oncesi zaten zamansizdi.
Bir mekanin disi ancak o mekanin tum boyutlari gozlem ile bilinebilirse mumkundur ki, zaten o duruimda o mekanin da icinde bulundugu digger mekan gozlem verir.
Boyutlari henuz bilinmeyen evren mekaninin ise bu temelde disindan bahsetmek sadece spekulasyondan baska bir sey degildir.
Big bang aksine tam da zamana baglidir, cunku bir patlamadir ve bu patlama bir mekan bunyesinde ve zamanlidir. Zamaninin da teorik olarak 13.7 milyar yil oldugu one surulmekte ve gozlem ve deneyi uzerinde de CERN'de calisilmaktadir.
roger penrose weyl eğriliğinden bahsediyor , zamanı termodinamiğin kanunuyla entropi kavramı ile açıklıyor.
Dialectics
12-12-2014, 23:52
Bugün zamanın beyin tarafından sürekli(continuous) hale getirildiğini öğrendim. Aslında bir yerlerde zamanın da bölünemeyen birimlerden oluştuğunu okumuştum. Planck sabiti kadar küçük birimlerden oluşuyor.
Beyin, kesikli(discrete) dünyayı analog algılamamızı mı sağlıyor acaba?
evrensel-insan
12-12-2014, 23:58
Bugün zamanın beyin tarafından sürekli(continuous) hale getirildiğini öğrendim. Aslında bir yerlerde zamanın da bölünemeyen birimlerden oluştuğunu okumuştum. Planck sabiti kadar küçük birimlerden oluşuyor.
Beyin, kesikli(discrete) dünyayı analog algılamamızı mı sağlıyor acaba?
Peki sen algidaki zamansal tersligi nasil acikliyorsun?
Zaman "spatiotemporal" acidan bir gecici an iken, yasamda dun-gecmis bugun-simdiki yarin-gelecek olarak bir uclemdir. Bunu dunyanin hareketi belirledigi gibi, beyin de "beliris, belirisin sureci, kaybolus" olarak saptayabilir.
Bu iki birbirine ters olan durum aslinda biribirini tamamlar. Her bir hareketin bir ani ve sureci vardir. Bu zaman ile olculur. Belirisi ve belirisinin kaybolusu vardir. Bu da baslangic ve son olarak aciklanabilir.
Bu beliren ve kaybolan bir fenomen olabilir, mesela dinazor; ya da bir soyut olabilir, mesela fikir.
Iste bu temelde beyin fenomeninin karmasik dinamik system yapisi, "emergence" yani beliris olarak daimi bir degiskenlik icerir. Yani her an bir sey belirebilir, ya da her an belirmis bir sey yok olabilir.
Dialectics
13-12-2014, 00:14
Peki sen algidaki zamansal tersligi nasil acikliyorsun?
Zaman "spatiotemporal" acidan bir gecici an iken, yasamda dun-gecmis bugun-simdiki yarin-gelecek olarak bir uclemdir. Bunu dunyanin hareketi belirledigi gibi, beyin de "beliris, belirisin sureci, kaybolus" olarak saptayabilir.
Bu iki birbirine ters olan durum aslinda biribirini tamamlar. Her bir hareketin bir ani ve sureci vardir. Bu zaman ile olculur. Belirisi ve belirisinin kaybolusu vardir. Bu da baslangic ve son olarak aciklanabilir.
Bu beliren ve kaybolan bir fenomen olabilir, mesela dinazor; ya da bir soyut olabilir, mesela fikir.
Iste bu temelde beyin fenomeninin karmasik dinamik system yapisi, "emergence" yani beliris olarak daimi bir degiskenlik icerir. Yani her an bir sey belirebilir, ya da her an belirmis bir sey yok olabilir.
Aslında beynin, ya da bilincin yaptığı temel bir şey var: odaklanmak. Bilinçaltı kocaman karanlık bir orman ise bilinç te elinden bir fener ile bu karanlık ormanda turlamaya çıkmış biri gibidir. Ancak ışık tuttuğu ya da odaklandığı yeri görür.
Zaman şüphesiz ki hareketle ilişkilidir ve evet bir boyut olarak da ifade edilebilir. Örneğin bir olaya x1, y1, z1 diye 3 koordinat atarken bir de t1 diye bir zaman boyutu atayabilirsiniz. İşte beyin bu 4 koordinatın yani olayların fotoğraflarını çeker, kaydeder.
Bilinç sanki zaman düzlemindeki gözlemcidir. Bu düzlemde sürekli olarak ileri doğru hareket eder, ancak yeri geldiğine hem kendisinin zaman düzleminde nerede olduğunu hem de yaşanılan geçmiş olayın fotoğrafına odaklanarak verileri birleştirir ve hatırlama olayını gerçekleştirir.
Gelecek ile ilgili olarak ise geçmiş ve şu andaki verilerinden hareketle simülasyon yapar. Hani matematikte vardır ya muhtelif "forecasting" metotları. Geçmiş datalara bakarak önümüzdeki sezon ne kadar talep olacağını, mevsimsel etkileri filan tahmin etmeye çalışırsın... Gelecekte muhtemelen bu şekilde hayal edilir.
evrensel-insan
13-12-2014, 00:40
Aslında beynin, ya da bilincin yaptığı temel bir şey var: odaklanmak. Bilinçaltı kocaman karanlık bir orman ise bilinç te elinden bir fener ile bu karanlık ormanda turlamaya çıkmış biri gibidir. Ancak ışık tuttuğu ya da odaklandığı yeri görür.
Zaman şüphesiz ki hareketle ilişkilidir ve evet bir boyut olarak da ifade edilebilir. Örneğin bir olaya x1, y1, z1 diye 3 koordinat atarken bir de t1 diye bir zaman boyutu atayabilirsiniz. İşte beyin bu 4 koordinatın yani olayların fotoğraflarını çeker, kaydeder.
Bilinç sanki zaman düzlemindeki gözlemcidir. Bu düzlemde sürekli olarak ileri doğru hareket eder, ancak yeri geldiğine hem kendisinin zaman düzleminde nerede olduğunu hem de yaşanılan geçmiş olayın fotoğrafına odaklanarak verileri birleştirir ve hatırlama olayını gerçekleştirir.
Gelecek ile ilgili olarak ise geçmiş ve şu andaki verilerinden hareketle simülasyon yapar. Hani matematikte vardır ya muhtelif "forecasting" metotları. Geçmiş datalara bakarak önümüzdeki sezon ne kadar talep olacağını, mevsimsel etkileri filan tahmin etmeye çalışırsın... Gelecekte muhtemelen bu şekilde hayal edilir.
"Bugun dunun tecrubesini yarinin umudunu icerir." :)
Tabi ikisi de bilincin farkindaligi temelindedir.
Bilincalti genelde bir kisinin kendi kisiligini katmadan beyninde bulunani otomatik, yerlesmis ve alisilagelmis olarak kullanmaktir. Kisi aractir
Bilinc ise kisinin kendisini katarak beyninde bulunani degerlendirerek, tartarak sorgulayarak secerek ve karar vererek kullanmasidir. Kisi amactir.
Sigur Ros
13-12-2014, 06:20
zaman hafızanın evriminin ortaya çıkardığı karşılaştırma yeteneğinin yan ürünüdür.yani bir varlık da hafıza varsa zaman kavramı da vardır. zaman kavramı yoksa hafıza da yok demektir. canlılık da başlangıç ve son vardır ancak cansızlık zaten ölümsüzdür. biz onlara öncelik sonralık bahşetsek de onlar sadece anı yaşarlar... bigbangi evreni oluşturan değil de evrendeki bir patlama olarak görüyorum. patlama oldu. evren milyon derece sıcak, tek varlık o herşey o, sonra niye soğuyor, onu ne soğutuyor? evren nereye genişliyor? hani varsa bu sorulara yanıt bekliyorum, yoksa neden hala bigbang için kütlenin başlangıcı ya da enerjinin başlangıcı demeyip evrenin başlangıcı diye diretiyorlar merak ediyorum.
Yıldıztozu
13-12-2014, 10:57
"Mekansizlik" ne demek, aciklar misin?
Insanoglu oncesi zaten zamansizdi.
Bir mekanin disi ancak o mekanin tum boyutlari gozlem ile bilinebilirse mumkundur ki, zaten o duruimda o mekanin da icinde bulundugu digger mekan gozlem verir.
Boyutlari henuz bilinmeyen evren mekaninin ise bu temelde disindan bahsetmek sadece spekulasyondan baska bir sey degildir.
Big bang aksine tam da zamana baglidir, cunku bir patlamadir ve bu patlama bir mekan bunyesinde ve zamanlidir. Zamaninin da teorik olarak 13.7 milyar yil oldugu one surulmekte ve gozlem ve deneyi uzerinde de CERN'de calisilmaktadir.
Mekansızlığın ne olduğunu kimse bilmiyor ama var olduğunu biliyoruz.
İki ihtimal var bence.
Birincisi uzay boyutlarının dışında farklı boyutların içinde olmaktır mekansızlık.
İkincisi hiçbiryerde olmadan heryerde olmaktır.
evrensel-insan
13-12-2014, 16:03
Mekansızlığın ne olduğunu kimse bilmiyor ama var olduğunu biliyoruz.
İki ihtimal var bence.
Birincisi uzay boyutlarının dışında farklı boyutların içinde olmaktır mekansızlık.
İkincisi hiçbiryerde olmadan heryerde olmaktır.
Var oldugunu neye gore ve nasil biliyorsun? Eger elinde bir gozlem ya da very varsa bu zaten mekansaldir.
Zaten aciklamalarin celisiyor, "farkli boyutlarin icinde olmak" demek zaten o farkli boyutlari bir mekan yapar.
Hicbir yer ve her yersonucta yer uzerinedir, yer de zaten mekandir.
Dolayisi ile mekansizlik sadece aklin bir spekulasyonudur ve mantiksal degildir.
Yıldıztozu
13-12-2014, 17:07
Var oldugunu neye gore ve nasil biliyorsun? Eger elinde bir gozlem ya da very varsa bu zaten mekansaldir.
Zaten aciklamalarin celisiyor, "farkli boyutlarin icinde olmak" demek zaten o farkli boyutlari bir mekan yapar.
Hicbir yer ve her yersonucta yer uzerinedir, yer de zaten mekandir.
Dolayisi ile mekansizlik sadece aklin bir spekulasyonudur ve mantiksal degildir.
Farklı boyutlar bizim için mekan olmayabilir.Bizim mekan tanımımız ve algımız sadece uzaydaki 3 boyuta göredir.
Zamanın ve mekanın çok güçlü illüzyonlar olduğunu düşünüyorum.Bunların yokluğunu bilmediğimiz için bunların tanımını da yapamayız.
evrensel-insan
13-12-2014, 17:32
Farklı boyutlar bizim için mekan olmayabilir.Bizim mekan tanımımız ve algımız sadece uzaydaki 3 boyuta göredir.
Zamanın ve mekanın çok güçlü illüzyonlar olduğunu düşünüyorum.Bunların yokluğunu bilmediğimiz için bunların tanımını da yapamayız.
Gozlem veren her seyin, bir mekani bir kendfi mustakilligi bir de gozlemi alinan zamani vardir.
Mekanin yoklugu diye bir mantik olamaz. Cunku bu mantigi yurutenin zaten mekani vardir.
Zaman ise insanoglu urunu ve fenomenlestirdigi bir olcumdur.
Shutur Nahundi
30-11-2016, 12:29
Big bang'den önce evren ve tanrı yoktuysa eğer, yani yaratılma bigbang'le başladıysa, big bang'den önce Methuselah HD140283 yıldızı vardı. Öyleyse evreni yaratan Methuselah olabilir. Çünkü Methuselah HD140283 yıldızı 14,5 milyar yaşında. Evren 13,8 milyar yaşında, Methuselah evrenden daha yaşlı. Big bang'den önce belki parçacık veya antiparçacık idi, henüz bilinmiyor, belki big bang sırasında yıldız oldu ama biliniyorki Methuselah yaş olarak, evrenden daha yaşlı hemde epey yaşlı, 700 milyon yıl daha yaşlı. Methuselah star, evrenimizin bigbang ile ortaya çıkmasını tetiklemiş de olabilir. Bunlar ihtimal dahilinde. Tanrı da bir ihtimal sonuçta. Ayrıca bir tane de Sculptor galaksisinde var, S1020549 adlı yıldız. Bu da evrenle aynı yaşta. Oysa bigbang oluşmasıyla ortaya çıkan maddenin, yıldız oluşturması ve doğan bir yıldızın olgulaşması 10 - 15 milyon yıl sürer. Ama big bang sırasında Sculptor S1020549 adlı yıldız, olgun bir yıldızmış.
Felâsife
30-11-2016, 14:51
Afrika'lı Bambaraların mitoslarına göre, kendi bing bang versiyonları.
Bambara mitoslarına göre başlangıçta gla denilen sonsuz bir boşluk vardı. Gla'da meydana gelen bir iç devinimle ortaya sağlam ve parlak cisimler çıktı. Bu cisimler, birbirini izleyen iki evrede eridiler. Bu erimeden sonra gla ile ikiz kardeşi dya dört yönü belirlediler. Bu yönlerden ilki, varlıkların ilk kaynağı olan yöne, yani doğuya yöneldi. Bundan sonra gla aşağıya ve yukarıya doğru yaptığı devinimlerle zincirlerini kopardı ve böylece varlıklar birer ruha kavuştu.
Aynı anda, iki gla arasında meydana gelen temas sonucu büyük bir patlama oldu; bu kez ortaya "sağlam ve güçlü bir madde" çıktı. Bu madde henüz yaratılmamış nesnelerin üzerine çöktü, ve her nesneyi adlandırdı. Bundan sonra da bütün nesneler gla'nın düşüncesine uygun olarak yavaşça devinmeye başladı.
Devamı >>> Bambara Kabilesi ve Dinleri (http://www.dunyadinleri.com/bambara_bambaralar_kabilesi_mitosu_dini.html)
NickMickyok
30-11-2016, 15:32
Dr MatthewPieri nin bu açıklamaları için ne düşünüyorsunuz?From the Big Bang, the expansion of the Universe was decelerating, and then we crested the hill about seven billion years ago, and it was like something putting the foot on the pedal and the acceleration occurred
Dark energy is something that increases with time. As the Universe expands, it gives us more space and therefore more energy, and at some point dark energy takes over from gravity to end the deceleration and drive an acceleration," the Portsmouth University, UK, researcher said.
Büyük Patlama'dan sonra evrendeki genişleme yavaşlamıştı; bu yaklaşık yedi milyar yıl önce doruğa ulaştı ve sonra sanki bir şey pedala basmış gibi evrendeki genişleme hızlanmaya başladı.
Karanlık enerji, zamanla artan bir şey. Evren genişledikçe daha fazla uzay ve daha çok enerji söz konusu oluyor ve belli bir noktada karanlık enerji, yer çekimine baskın çıkıyor ve böylece yavaşlama son bulup hızlanma başlıyor.
spartacus
30-11-2016, 21:16
Big bang'den önce evren ve tanrı yoktuysa eğer, yani yaratılma bigbang'le başladıysa, big bang'den önce Methuselah HD140283 yıldızı vardı. Öyleyse evreni yaratan Methuselah olabilir. Çünkü Methuselah HD140283 yıldızı 14,5 milyar yaşında. Evren 13,8 milyar yaşında, Methuselah evrenden daha yaşlı. Big bang'den önce belki parçacık veya antiparçacık idi, henüz bilinmiyor, belki big bang sırasında yıldız oldu ama biliniyorki Methuselah yaş olarak, evrenden daha yaşlı hemde epey yaşlı, 700 milyon yıl daha yaşlı. Methuselah star, evrenimizin bigbang ile ortaya çıkmasını tetiklemiş de olabilir. Bunlar ihtimal dahilinde. Tanrı da bir ihtimal sonuçta. Ayrıca bir tane de Sculptor galaksisinde var, S1020549 adlı yıldız. Bu da evrenle aynı yaşta. Oysa bigbang oluşmasıyla ortaya çıkan maddenin, yıldız oluşturması ve doğan bir yıldızın olgulaşması 10 - 15 milyon yıl sürer. Ama big bang sırasında Sculptor S1020549 adlı yıldız, olgun bir yıldızmış.
Birde o yıldızın oluşum sürecini eklersek, birde o yıldızın dahil olduğu galaksinin oluşumunu, bu yaş farkı milyon değil artık milyarlarla ifade edilebilir.
Zaten gözlemlenen evrende uzak gökadalardaki yıldızların yeni oluşmakta olan hatta ve hatta henüz galaksilerin oluşmadığı bir tür gaz bulutu görüğnümü yansıtmaları gerekirken, basbaya yaşlı yıldızlar içeriyor -ki bu gökadalar sözde Big bang'den sonra, ilk 500.000.000 yılları içeriyor, alınan ışığın kat ettiği yol ve ömrüne bakıldığında böyle...
İlgili gök adalar ve aralarındaki ilişkinin-flamenter yapının- oluşması için ise milyarlarca yıl gerektiği ifade ediliyor, yapılan simülasyonlarda ise max 70-80 milyar yılda oluşabilir gökadalar sorunu doğuyor. haliyle Evren 100 milyar yaşlarına varıyor, Big bang teorisi ise 14 milyar yıldan bahsediyor.
Big Bang, Big Bang'den 300-380 bin yıl sonra, plazmanın oluştuğunu iddia eder, oysa gözlemlenen galaksi ve yıldızların ömrü ve yapıtaşı olarak plazma halin ve flamanter yapının varlığı Big bang'den milyarlarca yıl evveli işaret eder.
Aslında mevcut evrende, çok daha yaşlı yıldızların gözlemlenememesinin sebebi Big bang'e biçilen ömür değil, yıldızların kütlesine oranla ömürlerinin belirli bir süreye tekabül etmesi gerçeğidir. Böylece aslında ortada olan evren ve galaksiler dahilinde, süreğen yıldız ölüm ve oluşumalrına gebedir, böylece meselenn bu yönünün aşılması namına Big bang'e gereksinim kalmamaktadır.
Eğer muhtemel ömrü 7-8 milyar yıl olan bir yıldıza bakarsak ve baktığımız yıldızda dağılmış ve çekirdeğine ayrılmış halde ise ve eğer alınan ışık günümüzden 7-8 milyar yıl evvelleri yansıtırsa, 14-8=6 milyar yıl eder ki, ömrü 8 milyar varsaydığımız yıldızın ilk 2 milyar yılı Big bang öncesine tekabül eder :)
Diğer sorunda, galaksilerin birbirinden uzaklaşmasına dair ifadelerin tabanı nedir ki, belirli bir süreç sonra hızlandığı vb iddia edilebilsin? Milyarlarca yıl evvel, daha yavaş olduğuna dair gözlemler mevcut mu?
Neden soruyorum çünkü gözlemlediğimiz evrende, yakın galaksilerden yayılan ışık, daha kısa mesafe kat ettiği, evrendeki madde yoğunluğunca kızıla kayacak denli sönümlenmediği için, değil birbirinden sözde bir merkezden,varsayılan merkezi bir noktadan saçılma açısıyla hızla uzaklaşan , aksine karmakarışık doğrultularda birbirlerine yakınlaşan, uzaklaşan bir çorba niteliği yansıtıyor. örneğin Andromeda ile Samanyolu birbirine yakınlaşıyor, ikisi birbirine yakınlaşırken, ikisi de diğer komşu galaksilerden uzaklaşıyor, ikisinden de uzaklaşan herhangi başka bir galaksi, doğrultusunda yer alan galaksilere ise aksine yakınlaşıyor... Yani tabri caizse, merkezi bir noktadan genişlemeye dair tek bir gözlem, bulgu yokken, aksine merkezsiz biçimde(çorba gibi) birbirine yakınlaşıp-uzaklaşma hali gözlemleniyor. Bu gözlemler ise Big bang'in aksine bir tutum sergiliyor.
Hasılı, maddeye bir başlangıç tayin etme işi(başlangıcı olmayana, süreç mahsulü olmayan orta yerdeliğe başlangıç tayin etmek ve süreç mahsulü gibi hareket-değişimlere odaklamak) idealist.
Örneğin uzayın kendisi süreç mahsulü olabilir mi? başlangıcı, bir merkezi vs? Varlık süreç mahsulü olabilir mi(olamaz), zira süreç dediğimiz zaten varlığın hareket-değişimiyle ilgili, varlık koşuluyla-ortadalığıyla ilgili değil. hareketli, değişen bir şey yoksa, süreç de, başlangıç iddiası da, zaman da yoktur, o halde elde ne kaldı? Hiç, hiç'in lafazanlığı işi ise idealist ve teolojiktir, kaldı ki her başlangıç(süreç dahili!), bir öncekine gebedir -ki başlangıç olarak ifade edilebilsin. Varlık ve uzay açısından bir başlangıç yok, olamaz da, zira başlangıç ve bitişler maddenin dinanizmi, biçimi, yapısı, niteliği ve bunların değişmesine dair, harici değil dahili kavramlardır. başlangıç olarak referans alınan maddenin varlığı değil, hal/durumu olabilir(plazma idi güçlü bir toparlanma ile yine plazma olan yıldıza dönüştü, yıldız barutunu tüketti, madde tekrar saçıldı, böylece yıldız(maddenin yoğun hali) başladı ve bitti(dağıldı), başlayan, biten ne? madde mi? hayır, değişen durumları, halleri, koşulları, nitelik, biçimleri).
Bir diğer sorunda Termodinamiğin yasasını öner sürerken dikkat edilmeyen koşuldur, kapalı sistemler namına(içeriden, dışarıdan girdinin olmadığı) koşullara dayalı yasa, evrene-uzaya uyartılmaya çalışıyor, uzay resmen sınırlı, kapalı bir sistem olarak düşünülüyor ki, bu bile ciddi yanlışlara savrulmaya yol açıyor.
Şüpheci Dinsiz
02-12-2016, 19:45
Çeviri yapılması gereken bir yazı:
forbes.com (http://www.forbes.com/sites/bridaineparnell/2016/11/28/could-einstein-have-been-wrong-about-the-speed-of-light/?utm_source=TWITTER#209c4f8c1109)
İş yoğunluğundan 1-2 ay zaman bulamayabilirim. Vakti olan arkadaşlardan yapan olursa seviniriz. :)
Could Einstein Have Been Wrong About The Speed Of Light?
Physicists have proposed a new experiment to test their theory that Einstein was wrong about the speed of light being a constant, the foundation on which much of modern physics is based.
Professor João Magueijo from Imperial College London and Dr. Niayesh Afshordi of the Perimeter Institute in Canada proposed back in the 1990s that there may have been a time right after the Big Bang when the speed of light was much faster than it is now.
Gözlemlenebilir evrenin (93 milyar yıl), evrenin yaşından (13.8 milyar yıl) çok daha büyük olduğu bu başlıkta bir kaç kez dile getirilmişti. Bu durum Big Bang teorisinin önemli açmazlarından biriydi.
Alıntıdaki yazıda bu açmaza ilişkin şöyle bir çözüm olabileceği anlatılıyor:
Einstein ışık hızı(nın sabit olduğu) hakkında hatalı olabilir mi?
Yazıdan kısa özetle; "Big Bang'in ilk patlama anında çok yüksek yoğunluklu olan madde, ışık hızından çok daha hızlı saçılmış, madde yoğunluğu seyreldikçe şimdiki hızına düşmüş olabilir" deniyor. Buna ilişkin deneyler yapılabileceğinden söz ediyor. Yani ışık hızının madde yoğunluğuna bağlı bir değişken olabileceği dile getiriliyor. Gerçekten çok ilginç.
Sevgiler
spartacus
02-12-2016, 22:10
Çeviri yapılması gereken bir yazı:
forbes.com (http://www.forbes.com/sites/bridaineparnell/2016/11/28/could-einstein-have-been-wrong-about-the-speed-of-light/?utm_source=TWITTER#209c4f8c1109)
İş yoğunluğundan 1-2 ay zaman bulamayabilirim. Vakti olan arkadaşlardan yapan olursa seviniriz. :)
Gözlemlenebilir evrenin (93 milyar yıl), evrenin yaşından (13.8 milyar yıl) çok daha büyük olduğu bu başlıkta bir kaç kez dile getirilmişti. Bu durum Big Bang teorisinin önemli açmazlarından biriydi.
Alıntıdaki yazıda bu açmaza ilişkin şöyle bir çözüm olabileceği anlatılıyor:
Einstein ışık hızı(nın sabit olduğu) hakkında hatalı olabilir mi?
Yazıdan kısa özetle; "Big Bang'in ilk patlama anında çok yüksek yoğunluklu olan madde, ışık hızından çok daha hızlı saçılmış, madde yoğunluğu seyreldikçe şimdiki hızına düşmüş olabilir" deniyor. Buna ilişkin deneyler yapılabileceğinden söz ediyor. Yani ışık hızının madde yoğunluğuna bağlı bir değişken olabileceği dile getiriliyor. Gerçekten çok ilginç.
Sevgiler
Sevgili Şüpheci Dinsiz
Aslında garip, zira hesaplamalarda sabit değere ihtiyaç duyulduğundan boşluktaki hızı değer alınıyor, ışığın hızı sabit denmiyor, aksine genelde daha yavaş...
Öne sürdükleri ifade de pek geçerli değil. Öne sürdükleri madde diyelim ki, ışık hızından 10 kat daha hızlı saçılıp, uzaklaşmış olsun, iyi de gözlemlerindeki verinin kaynağı ışık.
A aracı ışığın 2 katı hızla uzaklaşıyor olsun, iyi de sizin referansınız ışık ise, verili mesafe aralığını da zaten ışığa ve hızına göre yapacaksınız ve bu mesafe Big Bang'i aşıyorsa! A aracı gerçekte 100 km de ise, aldığınız ışık aralığı size A aracının 50 km de olduğunu yansıtır, çünkü A aracı ışığın 2 katı hızla ilerliyor, böylece ışığa göre gözlemlediğiniz araç 50 km de varsayılacak ve bu mesafe de Big bang'i aşıyorsa ne olacak?
Bütün hesaplar ışığın kat ettiği mesafeye göre yapılıyor...
Yani Evrenin Big bang'le oluşmadığı ya da 14 milyar yaşlarında olmadığını kabul etmektense, ilginç biçimde hala spekülatif, bilimsel metod dışında kurgu üretip duruyorlar, kara madde, karanlık enerji, protonun ömrü kısacıktır(bu iddialarıda çürüdü, hatta o düzeyde çürüdü ki, protonun ömrü 1034 belirtildi)... gerçek teoriye ne kadar uymuyor, bunlar da o kadar çok kurgu üretiyor, gerçeği eğip, büküyor, bilim değil, teolojiye çevirdiler..
Bunca somut gözlem ve elde edilmiş veriyle, Big bang'in neredeyse tümüyle yanlışlandığı halden yola çıkarak kendilerinin yanılmış olduğunu düşünmek istemiyorlar.
Sanki şöyle, safsataya dayalı(kendisi süreç olmayan şeyleri süreç mahsulüymüş gibi görme hatası) bir kanun var;
Uzay-Evren başlatılmak zorunda, sebep? -> teolojik şartlanmalar, safsata, başka hiç bir sebebi yok. Oysa uzay-evren başlatılamaz, heleki zamanı, zaman ile yaratmak, nasıl bir mantık hatası? Neden illa başlangıç olmak zorunda olsun ki? Derdimiz ne?!
pekala Evren oluşan ve dağılan haller, nitelikler, formlar esasında devinimden başka bir şey de olmayabilir(yani yıldızların oluşması, dağılması ve tekrar oluşması gibi, evrenin dinanizmi, hareket-değişim zemininde böylece süreğen deviniyor da olabilir, kim sınırlayacak, neye dayanarak?) ve süreç dediğimizde değişken form/nitelikler arası namına kullandığımız bir kavram, zaman kavramı da bu zeminde hayat kazanıyor.
Uzay'ın başlangıcı var mı? olmak zorunda mı? Mümkün mü?
Felâsife
02-12-2016, 22:45
Sanki şöyle, safsataya dayalı(kendisi süreç olmayan şeyleri süreç mahsulüymüş gibi görme hatası) bir kanun var;
Uzay-Evren başlatılmak zorunda, sebep? -> teolojik şartlanmalar, safsata, başka hiç bir sebebi yok. Oysa uzay-evren başlatılamaz, heleki zamanı, zaman ile yaratmak, nasıl bir mantık hatası? Neden illa başlangıç olmak zorunda olsun ki? Derdimiz ne?!
Eyvallah... :thumb:
Big Bang Teorisi büyük ölçüde kabul görür yada herhangi bir şekilde büyük ölçüde doğrulanmaya başlanırsa;
Yaratıcının varlığı kabul edilebilir mi ?
Bu video da patlamadan çok uğultu olduğunu çözmüştür diyor.
Bu uğultu yada ses hakkında dini kitaplarda geçen bir ayet-söz var mı ?
8XCjE5YVHpk
ilahimasal
11-08-2018, 23:22
Big bangdan önce iblis 5 vakit ezan okuyordu!!!
Cebrailin imamlığın da ve diğerleri hiçlik caminde namaz kılıyordu. Kaameti YILAN HAZRETLERİ OKUYORDU.
Her yer suydu , abdest almaya gerekte kalmıyordu.
Büyük patlamanın ismi patlama diye kaldı ama ortada bir patlama olmadığı artık kabul ediliyor. Eş zamanlı bir çok farklı noktada ortaya çıkan bir çatırdı demek daha doğru. Ama herkes halen 1970 lerdeki patlama modelinin etkisinde kalmış.
Velhelebe
12-08-2018, 22:17
İnsanlar büyük patlamayı hiç sorgulamadan kabul eder ama evrime gelince aşırı bir şüphe duyar. Çünkü büyük patlama tanrıyla çok uyumlu gibi gözükür, evimde ise kendiliğindenlik ve tesadüf işlerine gelmez ve reddederler.
Büyük patlama var mı, varsa öncesi var mı, öncesi varsa öncesinde ne var belli değil. Öncesi varsa öncesinde fiziksel şeyler vardır, tanrı beklemeyin.
Yıldıztozu
07-06-2019, 19:47
İnsanlık tarihi boyunca sorulan en saçma sorulardan biri ''big bangden önce ne vardı''
Sözde bilimsel bir soruymuş.
Bu insan hiçbir zaman akıllanmayacak gibi.
Her zaman kendini merkeze koyacak gibi.
spartacus
11-06-2019, 00:03
Big bangdan önce iblis 5 vakit ezan okuyordu!!!
Cebrailin imamlığın da ve diğerleri hiçlik caminde namaz kılıyordu. Kaameti YILAN HAZRETLERİ OKUYORDU.
Her yer suydu , abdest almaya gerekte kalmıyordu.
:) :)
spartacus
11-06-2019, 01:28
İnsanlık tarihi boyunca sorulan en saçma sorulardan biri ''big bangden önce ne vardı''
Sözde bilimsel bir soruymuş.
Bu insan hiçbir zaman akıllanmayacak gibi.
Her zaman kendini merkeze koyacak gibi.
Öyle, 360 derece etrafına bakar, 360 derece efrafından ışığı alır,
ışık her yönden gelmektedir,
böylece alıcımız, kendini merkeze koyar,
öylece evrenin merkezi olur, her şeyi, kendisinin etrafında dönüyor sanır
oysa kendisi yönden bağımsız uzayda, kendi etrafında dönmektedir...
Varlığın olmayan öncesi ne anlam ifade edecek?
İlla bir başlangıç saplantısı, varsayımlarla bilim olur mu? sözde oluyormuş, bu da ayrı mesele.
Derler ki, zaman madde ile başladı.
Fakat zaman yoksa nasıl başlangıçtan söz edilebilir.
Bu sefer de haliyle, "öncesinde ne vardı?" denilir...
Bu paradoks sonsuza kadar uzar mı?
Tavuk mu yumurtadan, yumurta mı tavuktan çıktı gibi
ama bu paradokslar sonsuza kadar uzamaz
tavuk yumurtadan çıkar...
Zaman da varlığın hareketinden.
Oysa bilim der ki, "zaman uzaysallaştırılamaz".
Olmadı şimdi,
Birileri yerine, esasında ölçme işinden gelen, uzaysallaşırılamaz, boyut lafzını ortaya atar,
öyle bir üfürmeye başlar ki, bir türlü uyduramaz,
Zaman metafizikçisi ise, 24 adet boyut üfürmüş, ama gerçeği, bir türlü teoriye uyduramamıştır
Bundan sonra imdadına metafizik koşacaktır
nasılsa eski masallarda da öyle olmadı mı?
Varlık-yokluk, hiç başlamadı, ortadaydı, dolu ile boş arasında, formlar, parçalar, parçacıklar çatışıp duruyor, dünya dönüyor, gece ve gündüz oluyor, nesneler, nesnecikler, çetin bir ilişki, çatışma içinde...
Bir akşam vakti, etraf ışıklarla dolu.
Bir panayır havası, atlı karıncaya binen insan
Dönmeye başlıyor, artık ne varsa, kendisinin etrafında dönüyormuş gibi görünmektedir.
Mum alevinin aydınlattığı ortam gibi, önce küçük bir alandır, sonra bir ampül, evren daha da genişledi, sonra bir projektör, daha da genişledi, ne kadar uzağa bakabiliyorsa, evren de o kadar genişlemektedir...
Tabi bir de, radyo dalgası dediğimiz ışık vardır, gözlemci nereye dönerse dönsün, o ışığı almaya devam edecektir, bunu hesaba katmaz, zira ilgili frekansın 360 derecede alımı, çevresindeki milyarlarca galaksiden gelmektedir..
İlla sınırlayacaktır, ışığın kırılganlığı, soğurulması yardıma koşar, görüntü almanın yollarında sınırı belirler.
okyanus ortasında etrafına projektör tutan bir sualtı belgeselcisinin, kamerası gibi,
ışığın erişebildiği kadar mesafeyi görebilir, bu alan, okyanusunun sınırı olabilir mi?...
Veriler hasır altı edilmeye başlanır, olmadık varsayımlar, hikayeler türetilir, parçacık metafiziği ve idealist indirgeme mesnetsizliği, alakasız genelleme safsatası devrededir, artık bol kazançlı hikayeler yazılabilir, kuantum lafzından tavşanalr çıakrtanlar da cabasıdır...
Ya teori, ya da gerçek, birisi kurban edilecektir, gerçek teoriye uydurulmaya çalışılır, masal da burada başlar...
kendosertadam
11-06-2019, 04:40
Orgazm bir Big Bang provasıdır. numune olabilir.
Kan dolaşımı hızlanır ,cinsel organ kanlanır ,bölgede ısı artar ve Ereksiyon gerçekleşir : "Big Bang ".
Big Bang için önce "heyecan" "haz" gibi duygular gerekiyor. Herşeyden önce "Kadın" şart. Hayalde olsa şart.
Kadın yoksa dert etmeyin. Kolay tarifi var.
Big Bang için gerekli malzemeler :
İki adet yumurta veya tercihen
Bir büyük soğan
Uzunca salam veya sucuk
Mayonez
Ortadan ikiye yarılmış ufak lahana
Yemeği yaptık yedik midemizde hazmoldu.sıra "Big Bang " da.
S.çmak "Big Bang" e örnektir.
Sonuç :
Big Bang için malzeme ,ön hazırlık ve süreç gerekir. Big Bang den önce hiç bir şey olmaması bizi Tanrının varlığına götürebilir. Yoktan var etmek bizim için mümkün olmalı ki Big Bang öncesini tanımlayabilelim .
Şu anda insanlık için yoktan var etmek mümkün değil .mümkün değilse Big Bang dan önce ne vardı bilmemiz de mümkün değil .
Big Bang den önce."heyecan " "haz" "enerji" "sevgi" "aşk" olmalıydı ; eğer "orgazm" Big Bang ise.nede olsa sevişirken bunlar gerekli.
Fakat kıyasımız "S.çmak" ise durumun rengi değişir (kahverengi )
Yemek yerken "haz" "huzur" "keyif "alırız. Bazılarımız sevişir gibi yemek yer .yemek yemekte bir tür "orgazm" diyebiliriz.
S.çmak "boşalma"ya benzer mi ...belki.
Big Bang "s.çmak "gibiyse , Big Bang öncesi büyük bir basınç olmalı. Tıpkı bağırsaklarımızda ki basınç gibi. Sonra Big Bang ve "rahatlama"...
Tanrı evreni yarattı.7 nci gün dinlendi derler.bu "dinlenme"yorgunluktan dinlenme değildir. Çünkü Tanrı yorulmaz.
S.çtıktan sonra da biz yorulmayız. Öyleyse S.çtıktan sonra ki "dinlenme" yorgunluktan değil rahatlamanın, huzurun getirdiği bir dinlenmedir. Öyledir de ,eğer kabız değilseniz. Tabi ihtiyarlık,Şişmanlık,Bağırsak ,eklem probleminiz, yok ise ve çömelerek ihtiyacınızı gidermiyor iseniz .
Tuvaletten sonra "taharetlenmek"ve sifonu çekmek zorundayız. Dünyanın suyla kaplı olması bununla açıklanabilir. Dünyanın da temizlenmesi gerekiyor "Su" ile yağmur, deniz,akarsu,göl ile...yayılan kokunun karşılığı ne olabilir diye düşünüyorum.leş ,bataklık,baharat kokusu olabilir. Ormanda,Hayvanlarla iç içe yaşasaydık burnumuza ölen hayvanların,bataklığın kokusu gelecekti ...
"Orgazm" "vajina ve penis" in birleşmesiyle olur. Başka türlü de olur ancak demirbaş malzemelerimiz bunlar. Kıllıdır bu namussuzlar. Dünyada kıllıdır. Ormanlar,çayırlar,çimenler ,çalılıklar dünyanın "kıl"ıdır.
.
ilahimasal
18-06-2019, 01:00
https://bilimvegelecek.com.tr/index.php/2019/06/17/big-bangdan-once-ne-vardi/
tam yüzyıl
patinaj yapıp
eveleyip gevelediler
dansöz gibi kıvırdılar
şimdi matematik tekillik denen zırvadan yakalarını kurtarabilmek için
aslında orijinal büyük patlama modelini inkar eden hipotezlere yönelmişler
daha önce de yamalı bohçaydı bi(n)g bang
şimdi ise tümden R yapmışlar
demek ki neymiş
matematikle başa çıkılabiliyormuş
aksini iddia eden bi sahtekar vardı
matematik ve geometrik tekillik yerine icad ettikleri fiziksel tekilliğin
tanımına biraz dikkatli bakan
hiç de yeni bi şey söylenmediğini anlar
çünkü plankın hiç bir iddiası evrenin tümüne dair değildir
tüm sabiteleri parçacığa dairdir
doğruluğu/yanlışlığı önemsiz
önce ceviz/portakal evrendi
sonra enflasyon evren oldu
şimdi ise kendi içine çöken evrenin yeniden genişlemesi
şu kozmologlar var ya
100 yıldır bi halt ettikleri yok
umutlarını parçacık fizikçilerine bağlamışlar
parçacık fizikçileri ise
heisenbergden beri tecavüze uğramış beyinlerini toparlayamadı