PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : FLAŞ HABER: ORHAN PAMUK NOBEL ÖDÜLÜ ALDI


12-10-2006, 14:22
Milliyet Gazetesi'nden alıntıyı yorumumu katmadan veriyorum:

Yıllardır konuşulan ödül gerçek oldu, Nobel Edebiyat Ödülü Türk yazar Orhan Pamuk'a verildi. 2006 ödülü için Orhan Pamuk bahislerde favori gösteriliyordu.

* * *İsveç Akademisi ödülü kazanan Orhan Pamuk için şunları söyledi: "Pamuk, doğduğu şehrin melankolik ruhunu ararken kültür birleşmeleri ve çatışmalarını anlatmak için yeni semboller keşfetti".

* * *Ödülle ilgili bahislerde Pamuk 4'e karşı 1'le en tepede yer alıyordu. Pamuk'u 5'e 1'le Suriyeli ozan Adonis (Ali Ahmad Said Asbar) takip ediyordu. Ödüle aday gösterilen yazarlar arasında Philip Roth, Joyce Carol Oates, Thomas Pynchon, Don Delillo, John Updike ve Türkiye'de de tanınan Paul Austher yer alıyordu.

* * *Orhan Pamuk, geçen yıl da adaylar arasında bulunuyordu.
* *
* * Orhan Pamuk kimdir?

* * *1952 yılında İstanbul’da doğdu, Robert Kolej’i bitirdi. İstanbul Teknik Üniversitesi'ne girdi ancak İstanbul Üniversitesi Gazetecilik Yüksekokulu’ndan mezun oldu.
* * *Karanlık ve Işık adlı romanıyla 1979 Milliyet Roman Yarışması’nda birincilik ödülünü Mehmet Eroğlu ile paylaştı. Daha sonra Cevdet Bey ve Oğulları (1982) adıyla yayımlanan bu roman ayrıca 1983 Orhan Kemal Roman Armağanı’ nı da aldı. İkinci kitabı Sessiz Ev ( 1983 ) ile 1984 Madaralı Roman Ödülü’ nü kazandı.
* * *Bunu Beyaz Kale (1985), Kara Kitap (1990), Yeni Hayat (1994), Benim Adım Kırmızı (1998) izledi. Ardından Kar romanı geldi.
* *
* * 1982'den bu yana ödülü alanlar

* * *Nobel Edebiyat ödülünü 1982’den bu yana kazananların listesi şöyle:
* * *2006: Orhan Pamuk (Türkiye).
* * *2005: Harold Pinter (İngiltere).
* * *2004: Elfriede Jelinek (Avusturya).
* * *2003: John Maxwell Coetzee (Güney Afrika).
* * *2002: İmre Kertesz (Macaristan).
* * *2001: V.S. Naipaul (İngiltere).
* * *2000: Gao Şingcian (Çin).
* * *1999: Günter Grass (Almanya).
* * *1998: Jose Saramago (Portekiz).
* * *1997: Dario Fo (İtalya).
* * *1996: Wislawa Szymborska (Polonya).
* * *1995: Seamus Heaney (İrlanda).
* * *1994: Kenzaburo Oe (Japonya).
* * *1993: Toni Morrison (ABD).
* * *1992: Derek Walcott (St. Lucia).
* * *1991: Nadine Gordimer (Güney Afrika).
* * *1990: Octavio Paz (Meksika).
* * *1989: Camilo Jose Cela (İspanya).
* * *1988: Necib Mahfuz (Mısır).
* * *1987: Joseph Brodsky (ABD).
* * *1986: Wole Soyinka (Nijerya).
* * *1985: Claude Simon (Fransa).
* * *1984: Jaroslav Seifert (Çekoslovakya).
* * *1983: William Golding (İngiltere).
* * *1982: Gabriel Garcia Marquez (Kolombiya).

12-10-2006, 14:42
Yeni Hayat'ın yazarı bu ödülü almayı hak ediyordu açıkçası..

Tebrikler Pamuk!...

zulfeyet
12-10-2006, 15:16
inanılmaz bir başarı.genç yazarlara da büyük bir özgüven olgusu gelecektir artık.

byspy
12-10-2006, 15:30
Ben bu işin altında bişeyler oldugunu sanıyorum.Daha yaptıgı açıklamanın tartışmaları sürerken bir nobel ödülü ve ben artık bazı şeyler için nobel ve benzeri şeylerin kullanıldıgını düsünüyorum....

Cemal
12-10-2006, 16:07
bende bi yazar olaraktan pAmuku teprik ederim. *8O *adam olcek çocuk şeyinden belliydin zati.Bi çok ödül almış.
Eeeee bide Türklüğe falan hakaret filece edince*-ne kaldıydın nobel ödülü almasına engel:roll: .gavuru çok seviyom*-çokakıllı ve fırsatçı adamlar.
Bu millet iki ucu ......(şeyli) *da keskin kılıç..Bi tarafdan -
nefret ettikleri Müsnüman*-dier tarafdan..taa avrupanın ortasına kadan şeyini götürmüşbi millet Türk.. Buna gebertmek için ne lazımsa yapcen galik..ama dışardan..ama içerden..ha gayret... ama daa çok Atatürkler var bu milletin içinde..unuttukları o..:arrow: Hepimiz bir ATATÜRKüz.. ne içten ne dıştan yıkılmadık ..yıkılmayacaız.. ayaktayız..acık arad yalpalasakda..sacısıynan*solcusuynan-*dincisiynen*-atEvistiynen..yıkılmayacaız..

Keşkem bu arada öbür *-BoyNU bükük Oran gençEbay abimede bi şeyler veseydiler..acık bi şey.. :lol: ama o türklüe aşalamıyo..pek şassı yok garipin..

genede bi yazar pırof olaraktan çok sevindim..öle böle..bi nOPelimiz var galik..hayırlı ossun..hayırlı ossun..(..şeyimize bi inci tanesi daa kattık )

yAZAR*-pırof-*nobel adayı(gelcek yıla...ama o yıl nezamangelcek Allah biliyo.. :lol: ) önemli aDAm CeMaL

12-10-2006, 16:14
Bu ülke aydınlarının kaderidir. Biz kendi aydınlarımıza hiç bir zaman sahip çıkmadık ki. Bizim adımıza başkaları sahip çıkıyor. Ne kadar düşündürücü bir durum değil mi?
Vatan, millet, sakarya edebiyatıyla yıllardır bu ülkenin kaderini ellerinde tutanlara bir bakın. Ükeyi getirdikleri nokta ortada. Demek ki bir yerlerde bir yanlışlık yapılıyor. Bizler de farkında olmadan bu yanlışlıklara alet oluyoruz.
İşte bu aydın insanları hiç bir dönem anlayamadık ki. Orhan Pamuk da onlardan biri. Yaşar Kemal de onlardan biri. Nazım Hikmet de onlardan biriydi. Bu örnekleri daha da çoğaltabiliriz. Daha öldürülen aydınları buna katmıyorum. Başta Uğur Mumcu ve Turan Dursun olmak üzere.
Bu işin altında bir şeyler aramaya gerek yoktur. Ben bu aydınların her kesten çok bu ülkeyi sevdiklerini düşünüyorum. Her kesten çok insanlık için mücadele ettiklerini düşünüyorum. Bu insanların her zaman sevgiden, barıştan, mutluluktan yana oldukları da bir gerçektir.
Bu bağlamda nobel barış ödülünü alan Orhan Pamuk'u kutluyorum. Ülke olarak böyle bir yazarımız olduğu içim gurur duymamız gerektiğini düşünüyorum.

vartor
12-10-2006, 16:29
Ezkamo'nun sozlerine aynen katiliyorum, bir yazarimiza, yabancilar nobel baris odulu verirken biz az kaldi hapse atlyorduk armagan kazanan yazilarindan oturu.

vacsmt
12-10-2006, 16:41
Şimdi ismini vermeyeyim bir çöpçatan sitesinde;asla okumayacağınız
yazar diye bir bölüm vardı.Hayretle görmüştüm ki Orhan Pamuk
birinci sırada yazılmıştı.Yazarın bu 1 milyon Ermeni 30.000 Kürt 'ü
imha ettik lafı daha belleklerde taze idi.Şimdi aynı adama Nobel
Edebiyat Ödülü veriliyor.Ülkesinde sevilmediği ve okunmayacağı
beyan olan adama...Neyse ne diyelim hayırlı uğurlu olsun.....

frodo
12-10-2006, 16:44
Nedense hiç sevemedim ben Pamuk'u.Hiç bir kitabını sonuna
kadar okuyamadım.Bu anlamda subjektif olduğumu kabul ediyorum.
Ama sevemedim..
Yaşar Kemal adına da üzüldüm..Bence o hakediyordu..

byspy
12-10-2006, 17:00
Orhan pamuk nobel ödülünü eserleri dolayısı ile aldıysa guru duyanların başındayım ama orhan pamuk yaptıgı politik açıklamalar ile bu ödülü aldıysa ayaga kalkanların basındayım ayrıca ezkamo abim demiş
"Vatan, millet, sakarya edebiyatıyla yıllardır bu ülkenin kaderini ellerinde tutanlara bir bakın. Ükeyi getirdikleri nokta ortada. Demek ki bir yerlerde bir yanlışlık yapılıyor. Bizler de farkında olmadan bu yanlışlıklara alet oluyoruz"
Benmi yanlış anlıyorum ki yanlış anlamışsam affola bizler kendi tarihimize sahip cıkmazsak kim çıkacak.....
Atatürükün meşhur sözleri ile bitiriyorum...
"Tarihini bilmeyen uluslar, yok olmaya mahkumdur." M.Kemal Atatürk
Saygılarımla

Natan
12-10-2006, 17:13
bu gün bir tarihçi bayan la tartıştım ..orhan pamuğun başarısı üzerine ..kadın çok hararetliydi..pamuk tebrikler savunulmaya layıksın!!!

sargon
13-10-2006, 00:02
Türk edebiyatını dünyaya tanıtanlar vatan, millet, sakarya edebiyatı yapanlar değil de nedense onların karalama kampanyası düzenlediği kişiler oldu hep. Nazım Hikmet dünyanın en iyi şairlerinden kabul ediliyor. Orhan Pamuk ise Nobel edebiyat ödülünü kazanan ilk Türk yazarı olma şerefini kazandı.

Hakkı Devrim'in dediği gibi karalayanlar, kampanyalar düzenleyeler unutulacak ama Orhan Pamuk'un Nobel kazanan ilk Türk olduğu her yerde yazılacak. Bu yeterli.

Ayrıca Orhan Pamuk'un politik konulardaki düşüncelerine de aynen katılıyorum. Bundan dolayı ödül verildiğini düşünmüyorum ama Orhan Pamuk'tan doğru aydın tutumunu öğrenebileceğimizi düşünüyorum.

Kendisini kutlarım.

dilaver
13-10-2006, 00:54
bir türk e ödül verilmesi milli duygularımızı cus'u huruşa getiriyor bu normal.
* * ancak ben de orhan pamuk un romanlarından okudugum kadarını hiç sevmedim.Roman tadını almadım.Olabilir dedim romandan pek anlamıyorum herhalde.Sonra Yalçın Küçük 'ün eleştirilerini okudum.
* * Hayret o Pamuk'un nobel alacagını tahmin etmiş.Ne diyeyim başa bela bir adam bu yalçın küçük

* * *saygılarımla

erenkutsuz
13-10-2006, 01:01
bu alçağı eshefle kınıyorum...

kutluyanları ve tebrik edenlere de şaşıyorum...

bu adam Türk kimliği taşıyor ve nobel'i alan ilk Türk olarak lanse ediliyor...

iyi ama bu adam nobeli nasıl kazandı???

Türklüğü aşağılayarak Türkiye Cumhuriyeti'nin zarar göreceği birşeyden çıkarı olurmuşçasına söz edip dile vuran bu zat neyin nobelini aldı???

ya sizce hiç "ermeni soykırımı vardır" diyen birinin nobel alması fransanın "ermeni soykırımı yoktur demek suçtur" tasarısının meclisten geçmesi bunların AYNI GÜN olması tuhaf değil mi???

işte sorular buyrun cevaplayın!

bunların hepsi Türk halkı üzerinden rant elde etmek isteyen bencil satılmışların işidir!

dün ermeni soykırımını tanyan Türkler vardı dediler

şimdi ermeni soykırımını tanıyan bir nobel ödülü almış Türk(!) yazar var diyecekler...

bak sen şu imaja...

burada ayrıca kendi sitemde dinden ötürü uyanma zamanı geldi diye çok dil döktüm...

ama bundan sonra da uyanın ey aydınlar diye bağırıcam...

iyi akşamlar

ozgur_beyin
13-10-2006, 02:55
arkadaşlar başarıyı kesinlikle küçümsemiyorumfrodo gibiyeni hayatı 10 sayfa zorla okuyabildim.
* * * nobel aldıysa ben demekki edebiyatın eşşeğiyim başka anlamı yok.

ozgur_beyin
13-10-2006, 03:40
ezkamo *pamuk barış ödülümüaldı yoksa *edebiyatmı

13-10-2006, 05:00
(Erenkutsuz)
bu alçağı eshefle kınıyorum...
kutluyanları ve tebrik edenlere de şaşıyorum...

Sevgili Erenkutsuz,
Ben de seni kınıyorum. Açıklamanı talihsiz bir açıklama olarak değerlendiriyorum. Yıllarca bu ülkede Kürt halkı yok denildi. *Sonuç ne oldu. İşte geldiğimiz nokta ortada. Gerçekleri inkar ederek nereye kadar gidebiliriz.
İşte vatan millet sakarya edebiyatı dediğimiz edebiyat budur. Ama üzülerek görüyorum ki çoğumuz buna alet oluyoruz. Sen istediğin kadar ermeni soykırımı olmamıştır de. İstediğin kadar kürt halkı yoktur de. Bu bir şeyi değiştirmiyor. Çünkü bunlar tarihi gerçekler.
Yurtseverlik kimsenin tekelinde değildir. Ben bu ülkenin bir aydın bireyi olarak yurtsever geçinenlerden daha yurtseverim. Orhan Pamuk'unda onlardan daha yurtsever olduğunu düşünüyorum. Bir Nazım Hikmet de, Uğur Mumcu da, Turan Dursun da, Yaşar Kemal de bunlardan çok ülkesini ve milletini seven insanlardı. Onlar *aydınlanma savaşçılarıydı. Onlar bu ülkenin gerçek aydınlarıydı. Kimi vatan hainliğiyle suçlandı. Kimi öldürüldü. Kimi de düşüncelerinden dolayı hapislerde yattı. Ve hiç bir dönem bu aydın insanları anlamaya çalışmadık. Onlara sahip çıkamadık. Bizim yerimize başkaları sahip çıktı.
Tüm bunlardan hareketle benim bu düşüncelerimden kimse parsa toplamaya çalışmasın. Benim ne düşündüğümü her kes biliyor. Benim bunları belirtmemdeki amaç gerçekleri söylemek. Gerçekleri red ederek bir yere varamayız. Bu gerçekleri görmezden gelerek çözüm üretemeyiz. Eğer bir çözüm üretilecekse bu gerçekler üzerinde üretilmesi gerekir. İşte ülke olarak bunları yapamadığımız için bu gün sorunlar yumağına dönüşmüşüz. Bir türlü bu sorunları çözemiyoruz. Bizim adımıza başkaları çözmeye çalışıyor.
Bu ülke bu millet bunları hak etmiyor. Yıllardır insanlarımız bir takım masallarla uyutuldu. Halen de uyutulmaya devam ediliyor. Geçmişte sağ-sol, alevi-suni, şimdi Türk-Kürt ve laik, anti-laik çatışması yaratıldı ve yaratılmak isteniliyor. Ben bu sitede işte bu oyunları boşa çıkarmanın mücadelesini yürütüyorum. Aklımızı başımıza toplayalım. Ben kendimi bir Türk olarak görüyorum. Kürtler de benim kardeşlerimdir. Aynı şekilde inançlı insanlarımızı da bir kardeş olarak görüyorum. Aynı bayrak altında ve aynı topraklar üzerinde yaşıyoruz.
Biliyorum bu tür olaylarda milliyetçi damarımız hemen kabarıyor. İlk önce sen gerçek bir milliyetçiysen ülken emperyalizmin siyasi, kültürel, ekonomik işgali altında. Sen önce bunu bir düşün. Ondan sonra kalk milliyetçilikten bahset. Aylardır bağımsızlık ve demokrasi mücadelesi diyorum. Bu feryadıma kaçınız yanıt verdiniz. Şimdi de kalkmış ahkam kesiyorsunuz.

Değerli arkadaşlarım,
Orhan Pamuk bir vatan haini değildir. O bu ülkenin aydın bir insanıdır. Düşüncesine katılmayabilirsiniz. Ama bu değerli insana dil uzatmaya hakkımız yoktur. Hiç bir şeye saygımız yoksa bile sanatına saygımız olsun. Kabul etsek de etmesek de dünya edebiyatına damgasını vurmuş bir edebiyatçımızdır. Aynı Nazım Hikmet gibi. Aynı Yaşar Kemal gibi...Lütfen kendi değerlerimize sahip çıkalım. Bu değerler öyle kolay yetişmiyor...

vartor
13-10-2006, 06:45
Turkiye'de yasayan herkes turk milletinin bireyleridir. Memleketi esas bolenler ,milleti bir butun olarak gormeyip irkcilik yapanlardir. USA diye bir devlet var, bu ulkenin fertleri, degisik kokenli, oradan buradan goc eden insanlardir. Amerika'nin koyu milliyetciligini, tek bir irk olarak yasayan milletlerde bile goremezsiniz. Nedeni, o topraklara bir butun olarak sahip cikip, menfaatlerini, bireysel menfaatlerinin ustunde tutabilmesini ogrenmis olmalarindandir. Milliyetcilik budur. Senin tarifin irkciliga daha yakin sevgili erenkutsuz.
* Adamin nufus cuzdanina rum, ermeni, yahudi yazilsin, ve sen bu insanlardan turkum demelerini iste. Kanada nufus cuzdanimda, ne turk yazili, ne de musluman. Amerikalinin ki de oyle, bu ulkeleri daha az milliyetci olarak gorursen yanilirsin.
* Dunya Nobel baris odulu almis, ve dunyanin turk diye tanidigi birini, sen kendinden hissetmiyorsan, bence o senin problemin.

kuvvaci
13-10-2006, 08:36
Ülkem adına tabiki gurur duydum. Bende yeni hayat ve benim adım kırmızı kitaplarını okudum. Yalnız ben şuna inanıyorum Türkiyede ençok kitabı satılan yazar ancak en az okunan yazar olarak görüyorum konuştuğum arkadaşlarda hep kitaplarını pek sevemediklerini veya yarıda bıraktıklarını söylediler. Galiba sn Özgür Beyninde dediği gibi biz edebiyatın eşeğimiyiz? saygılarımla

13-10-2006, 09:50
Nobel ödülünü yazdığı eseri ile almışsa Orhan Pamuğu bir vatandaşı olarak tebrik ederim.



İngiltere kralı Edward seni saygı ile anıyorum aşkın uğruna tahtı bıraktığın için.

13-10-2006, 10:03
[quote:6df5cc3eed="Cemal"]BoyNU bükük Oran gençEbay abimede bi şeyler veseydiler.. ama o türklüe aşalamıyo..pek şassı yok garipin..[/quote:6df5cc3eed]

Bu Nobel ödülünü verenler işi bilmiyo, ben biliyom,
Dünyanın en büyük edebiyat ödülü Nobel ne ola ki, önemli olan benim kime oy verdigimdir,
Her seyi ben bilirim, benim dediklerim dorudur,
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi edebiyattan anlamas ben anlarım,
Ben her şeyin dorusunu bilirim.
:)

dersimmm
13-10-2006, 10:34
altında bi şey war ewet. altında bir harika kitap serisi war. tebrikler orhan pamuk

erenkutsuz
13-10-2006, 11:45
haydaaa

demek Nazım Hikmet Yaşar Kemal ile bu adam aynı kefede insandı...

EE SEVGİLİ EZKAMO BANA SÖYLERMİSİN BU ADAMLAR NEDEN NOBEL ALMADILAR???

BİR TURAN DURSUN UĞUR MUMCU PROF AHMET TANER KIŞLALI NEDEN NOBEL ALMADI BANA BUNU SÖYLE BENDE HERRKESTEN ÖZÜR DİLİYİM...

ab'nin bi tarafını yalayan bu adam nobel aldı... NE TESADÜF?????

vatan millet sakarya diyenlerden olmadım!

Atatürk Türkiye'sine ihanet edenleri içime sindiremem! onlara aydın demem!

bu ülkede yazma hakkını ona Türk halkı vermiştir... ama o bunu kötüye kullanmıştır!

yalan mı? kim öldürmüş ermenileri? yıllardır üst kademelerde görev yapmış insanlar (ermeni kürt rum vs. vs.vs.) kalkıyor avrupanın desteiğini alarak bize karşı ayaklanıyor!

neden?

çünkü sömürülebilecek topraklar memleketler var!

ermeni soykırımı yoktur kardeşim! onlar bizleri öldürecek biz onları öldürmiycez... yok ya

kürtler yıllardır insanlarımızı öldürdü biz onları susturmıycaz... yok ya

nedir ya neyi inkar ediyoruz?

sotkırımın apayrı bir hukuku vardır! bizler savaş sırasında bizi arkadan vuran kürtü de öldürmüşüz ermeniyi de...

neden? neden çünkü bunlar da çetecilik yapıp türk halkını öldürmüş!

şimdi neyi inkar ediyorum söyle bakalım?

Natan
13-10-2006, 12:07
orhan pamukla gurur duyuyoruz..edebiyat dalında tarihe adını yazdırdı

liopleurodon
13-10-2006, 12:26
Anlamak zor. Adam bir iddia da bulunuyor. doğrudur, değildir, bilmem ama, sayıp döküyorsunuz hemen...

Türkiye bu soykırımınız yaptı mı? yapmadıysa, çekinecek neyi var ki, bunu tabu haline getiriyor. Kaçınız eremnilerin hangi belgeye dayandığını biliyorsunuz? buna cevabınız var mı? Varsa haberiniz var mı?

Bu ülkede birilerinin çıkıp bu budur demes lazım ki, bizde doğru dürüst doğruları bulabilelim. Biz de babadan duyduğumuzla "Ermeni soykırımı yoktur" diyoruz. Ama elimizde başka bir söylev yok. Keşke, şahit denen adamlar vs. henüzsağken, 40 yıl önce biz bunları tartışabiliyor olsaydıkta, konu buralara hiç gelemeseydi.

Ama biz hala, vay alçak, namussuz, nasıl öyle dersin diye adamın üstüne yürüyoruz..

Bu, daha ötesi, türkiye'de düşünce özgürlüğünün vs. vardığı yeri göstermesi açısından daha önemlidir. Bu adam hala Türkiye'de yazabiliyorsa, bu bizdek demokrasinin büyüklüğünü gösterir. Demokrasi elbette dileyen dilediğini söyler demek değil, ama, fikirleri sopayla bastırmaya çıkarsanız, sopa bir gün mutlaka size döner..

Cemal
13-10-2006, 13:45
cEM abim,
saol bize taklit yapmışın..taklit edilmek iyidir.. :mrgreen:
taklikler aslını yaşatır..ama asla aslı gimi olamas.. 8O
(üzülme aslı gimi olamassa kerem gimi olur*mesele tatlıya balanır.)

Yannız:

yAŞAR Kemal gimi bi adam yıllarca kapı önünde*nober alcen-nobel alcen-az daa bekle aslan parçası*- deyi bekletilip de-
Türklüe dokunduran bu adamın-Türklere aşaılayıcı(yanı tektaraflı bi itdayı -ama gerçekde olabilir içinde-ama tek taraflı itdaa-yanı ermenide kesmiş Türkü-Türkde kesmiş ermeniyi harp içinde) bu itdayı ortaya attıı için batı tarfından kayırıldıı konusunu neden göz altına alıyosun.
(Yokarda Allah var ..yok yokarda değil aşadaydın..yok yok ..orda deildin..yaw nerdeydin..en iyisi aramayı bi kenara koyalım ..YOK *kardeşim deyi kısa keselim.. :lol: *yeri konusunda tartışma olmasın)
Yanı bu adam*-Türkler bi millon ermeni kesti*-30 bin Kürt öldürdü*demeseydi nober alırmıydı*?? Olmayan Allah için*-elini vicdanına koy söle..Tamda ermeni soykılım tasarısının tesçil günü...bak bak tasüdüfün böölesii...Allah Allaaaahhhh.çık çık.çık...tevafuk efendim tevafukk...
**bak bu yargınna cahil cEMal sana tartcek..ona göre cevap yaz..
Yani. Yaşar Kemal-ler gibi dev*-NAZIM HikMET gibi dünyaca kabul görmüş bi süper dev göz ardı ediyoda..Türklüe batılı gözüyne baktı diye..sümüklü bi edebiyatçı..batı tarfından el üstünde tutuluyo..bu çok normalmi sence..
(Bu sümüklü OPAmuK deill haa..banada teklif var..gelcek sene sana aday yapcez..orda accık kaktır Türklüe filece diye teklf varda..sümüklü olalaktan kemdime kasıt yapıyomm :roll: .. kimseye yormayın..hayra yorun..(zabaha karşı *-hayrolsun yareppim deyi yorumyapın.. :wink:

Cem abim..şu yazıya bak abi..bu adam boşuna gelcek sene nOBEre aday göstertilmiyo..hadi hadi *itiraf edin..

lmc (pırof-*fikir adamı*-yazar*-edebiyatçı...özet karizma ceMAL :oops: )

kuşku
13-10-2006, 14:06
Yazılanları okudum ve üzüldüm, Pamuk’la *Nazım Hikmet’in ismini yan yana yazan arkadaşımızın kafa karışıklığına…

Orhan Pamuk’un posmodernist olduğunu biliyor muyuz?

Yani, yeminli sosyalizm karşıtı!

Son romanında satır aralarında olsa bile İslamcılara destek verdiğini!

Şu da mı düşündürmeyecek bizi; Türkleri soykırımcı ilan eden Avrupa, aynı gün bir Türk’e Nobel Edebiyat Ödülü veriyor! Ve, ‘soykırım yaptık!’ diyen bir Türk’e…

mep
13-10-2006, 14:42
Vatan hainliği,en kolay takabildiğimiz yafta insanlara.
* Pek çok vatan hainimiz var o yüzden.dediklerin çatışıyorsa resmi ideolojiyle,vatan hainisin bir kalemde hemen.önce asıp sonra yargılamak adalet anlayışımızın temeli.
* Orhan Pamuk ödül aldı,gurur duyduk.ödül almak ve ödül almış bir sanatçıyla gurur duymak vatan hainliğiyse Selam olsun sana Nazım usta
* * * * * * * * * * * * BİZ HALA VATAN HAİNİYİZ.

frodo
13-10-2006, 15:36
Tartışmalarda, Orhan Pamuk'un düşüncelerinin,özellikle
"ermeni soykırımı" iddiasının nobel ödülünü almasında
rol oynadığını düşünenlerin olduğunu görüyorum.
Bu olguyu inkar etmek güç.

Ancak ben yazar olarak Orhan Pamuk'u sevmediğimi ve belki de bu anlamda subjektif olduğumu kabul ediyorum.Orhan Pamuk,Ahmet Altan vb yazarları tarihe bakışlarında düştükleri "öznellik" nedeniyle sevmiyorum.

Diğer yandan yargılanmalarını asla kabul etmiyorum.Batının
Orhan Pamuk'un yargılanmasında gösterdiği duyarlılığı neden
M.İlmiye Çığ'ın yargılanmasında göstermediğini de düşünmemiz
gerekmez mi? Belki nobel ödülünün ona verilmesindeki temel
dürtü batının "Türk düşmanlığı" değildir ama bunun payı yok mudur?

13-10-2006, 16:25
(Kuşku)
Yazılanları okudum ve üzüldüm, Pamuk’la *Nazım Hikmet’in ismini yan yana yazan arkadaşımızın kafa karışıklığına…
Orhan Pamuk’un posmodernist olduğunu biliyor muyuz?
Yani, yeminli sosyalizm karşıtı!
Son romanında satır aralarında olsa bile İslamcılara destek verdiğini!

Sevgili Kuşku,
Yapmayın etmeyin. Bu nasıl zihniyettir. Bir şey ya aktır ya da karadır. Bunun ortası olamaz. Orhan Pamuk Salman Rüşdü fetvası verildiği zaman bunu eleştiren biriydi. Yaşar Kemal yargılanırken destek olanlardandı. Bir ermeni soykırımı lafı etti diye vatan haini ilan ettik. Bu bir edebiyat ödülü. Ben o ödülü değerlendiriyorum. Bunu niye anlamaya çalışmıyorsunuz.

Ben her zaman derim ki birini eleştirebilmek için eleştiri hakkımızın olması gerekir. Orhan Pamuğu eleştirmeye ne sizin ne de benim hakkım var. O kişiler nerde bizler nerde. Öyle ya. Biz her şeyi biliyoruz. Bunlar kim oluyor ki bizim yanımızda. Dürüst olmakta yarar var sevgili Kuşku.
Bir tabir var. Yiğidi öldür ama hakkını ver. Bizde Orhan Pamuğu öldürelim ama hakkını verelim. Benim sizlere anlatmak istediğim de budur.

Yani birinin aydın olabilmesi için sosyalizmden yana mı olması gerekiyor. Ben sosyalist değilim. Şimdi ben aydın değil miyim? İşte hep bu anlayışlar değil mi bizi bu duruma getiren. Böyle düşündüğümüz sürece bir yere varamayız. Varamadığımız da zaten ortada.

Yaşar Kemal gibi Nazım Hikmet gibi Orhan Pamuk da bu ülkenin aydınlarındandır. Şimdi mangalda kül bırakmayanlar onu yargılamaya çalıştılar. Madem ki *vatan hainliği yaptı niye yargılayamadılar. Bunu hiç düşündünüz mü? Abdullah Öcalanı yakalayıp getirdiler de ne oldu? Sen eğer kendi ülkenin gerçeklerini görüp ona göre hareket etmezsen birileri de senin adına hareket edecektir. Kimse bana kalkıp martaval okumasın. Milliyetçilikten yurtseverlikten dem vurmasın. Yıllardır vatan millet edebiyatıyla köşe dönenleri görelim. Bu ülkeyi soyup soğana çevirenleri, ve halkı yoksulluğa mahkum edenleri görelim. Tüm bunlar yapılırken bunlara karşı çıkanları da vatan hainliğiyle suçladılar. Ülkemizin gerçeği budur.

Sevgili Erenkutsuz,
Ben burda kimseyle polemiğe girmek istemiyorum. Yanıt hakkım doğduğu için yazıyorum. Sana tek bir şey söyleyeceğim. Atatürk Türkiyesine asıl ihanet edenleri görmeye çalışalım. Nazım Hikmet örneği bunun somut kanıtıdır. Uyanalım artık. Her aydının benim yanımda ayrı bir değeri vardır. Tüm içtenliğimle bu aydınların da en az bizler kadar ülkesini ve milletini sevdiğini düşünüyorum...Onları anlayabilmemiz için yılların geçmesi gerekiyor. Bu ülkede hep böyle olmuştur. Ama iş işten geçtikten sonra hep aydın insanlarımızı anlamışızdır. İşte ondan dolayıdır ki bocalayıp duruyoruz...

13-10-2006, 17:58
bize politik gibi gelen bu karar, politik yada taraflı değil nobel kriterleridir,kişi yalnızca eserleriyle değil, aynı zamanda dünya ya bakış açısıyla, duruşuyla yaşadığı ülkenin şartlarına bakmaksızın fikrini söylemesiyle bu ödüle layık görülür,bakınız dünyada barış ödülü almış bir çok insan kendi ülkelerinde hain ilan edilmişlerdir,Martin Luther king,
Mihail Gorbaçov, İzak Rabin,Şirin Ebadi, gibi dünya barışına katkı sağlamış insanlar,barış ödülü aldıkları zaman ülkelerini satmakla itham edildiler,ama bu itham o ülke gerçeklerini örtmedi,pamuk ermeni soykırımı hakkında konuşarak hata etti,ancak sözde fikir savunucusu faransanın bu kararına tepki göstermeyerek ikinci hatayı yaptı, tüm avrupanın karşı çıktığı 301.maddenin aynısını şimdi fransa yürürlüğe koymak üzere,pamuk fikir özgürlüğünü savunuyorsa buna karşı çıkmalıydı

herşeye rağmen bu ülkede nobel almış bir yazarın olması gurur verici,
ismi sadece *eroin kara para kadın ticareti ile anılan kolombiyadan
Gabriel García Márquez in nobel almış olması benim ve benim gibi
bir çok insanın kolombiyaya bakış açısını değiştirmiştir,bu ödülden sonra
insanların türkiye ye bakış açısı olumlu yönde olacaktır buna kimsenin
şüphesi olmasın, benim naçizane fikrim budur

akson
13-10-2006, 18:30
Orhan Pamuk un politik,siyasi kisiligi bir tarafa,edebiyatinin nobel odulu alacak duzeyde olmadigini lise duzeyinde edebiyat bilgisine sahip olanlar bilirler.Ayrica yazdiklari ve yazma amaci da tamamen *sahsi gorusum "kalbur ustu"takiminadir.Ben T.C nin bu odulu Orhan Pamuk'tan daha fazla hakeden yazarlarin oldugunu dusunuyorum.O yuzden bir talihsizliktir bir taraftan.Cunku gercekten ulkemizde kitabinin ikinci baskini yaptirmaya *gucu olmayipta harcanan bir cok yazarin hakki yenmistir.Yine her zaman ki gibi para emegi silerken ,para parayla birlikte sohreti de getirmistir.Ozeti bence budur.Ama yine de bir taraftan en azindan harita da Tarkan ve Galatasaray dan sonra adimizi ve yerimizi edebiyat dunyasinda da duyuracak bir yazarimiz var.

akson
13-10-2006, 19:35
Orhan Pamuk'un vatan hainligine gelince;

* *Batinin da insanlik adina yuz kizartici suclari olmustur.Gercek bir baris gonullusu bence gercekten sahsi cikarlari icin degil insanlik adina bir adim atmissa bence kurt vatandaslarimiza ya da azinliklarimiza yapilan haksizliklarin yaninda bu listeyi de uzatmaliydi;

*İSPANYOL VE AMERiKALILARIN KIZILDERİLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
1492`de, Kristof Kolomb`un ayak bastığında nüfusu 8 milyon olan Arawaks yerlilerinin sayısı 22 yıl içerisinde 28 bine indi.

NORVEÇLİLERİN TATERLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
Norveçliler, 1920-30`larda çıkardıkları yasalarla Nordik ırkın ariliğini korumak için etnik grup Tater (Göçerler) kızlarını zorla kısırlaştırdılar. Kısırlaştırma yoluyla ehlileştirilemeyen Taterler üzerinde insülin ve elektroşok yöntemleri uygulanıldı.

İNGİLİZLERİN AVUSTRALYALI YERLİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İngiltere Krallığı 1788-1938 tarihleri arasında sömürge amacıyla gittikleri Avustralya`da yerleşik halk Aborjinleri sistematik olarak yok ettiler. İngilizlerin aralarına salgın hastalık yaydığı, bununla da yetinmeyip yemeklerine zehir katarak yok etmeye çalıştığı 750 bin siyah derili Aborjinden geriye sadece 31 bin kişi sağ kalabildi.

ALMANLARIN BATI AFRİKA`DA NAMİBYALILARA UYGULADIĞI SOYKIRIM
Almanlar 1891 yılında hammadde ve işgücü ihtiyaçlarını karşılamak amacıyla Güney Batı Afrika (Namibya)`ya sömürge kurmak amacıyla çıktılar. Bölgedeki çok zengin altın ve zümrüt madenlerini ele geçirmenin yolunun yerel Herero ve Nama halklarını yok etmek olduğuna karar veren Almanlar harekete geçti. Alman askerleri yaşlı, kadın, çocuk dinlemeden herkesi katlettiler. Katliamdan kurtulanlar işkenceyle öldürüldü. Yaklaşık 132 bin yerliden geriye 15 bini sağ kalabildi.

DANİMARKALILARIN ALMAN MÜLTECİLERE UYGULADIĞI SOYKIRIM
İkinci Dünya Savaşı`nın bitiminde Sovyet Ordusu`nun Alman topraklarına doğru ilerlemesinden kaçan 250 bin Alman mülteci Danimarka`ya sığındı. Üçte birini 15 yaşından küçük çocukların oluşturduğu Almanlar tel örgülerle çevrili toplama kamplarına alındılar. Binlerce çocuk ve yetişkin tifüs, barsak iltihabı, ishal sonucu yaşamlarını kaybettiler.

YAHUDİ VE ÇİNGENELER KATLİAMA UĞRATILDI
Almanlar 1933-45 yılları arasında Büyük Alman İmparatorluğu`nu kurmak ve mükemmel Alman ırkını yaratmak hedefiyle diğer milletlerden 21 milyon insanı topluca kurşuna dizerek, toplama kamplarında fırınlarda yakarak, gaz odalarında zehirleyerek soykırıma uğrattılar. Alman yönetimi öncelikle kendilerinden olmadığına inandığı bütün ırkları tespit edip harflerle sınıflandırdı. Bu kampanya uyarınca Çingenelerin yüzde 94`ü kısırlaştırdı. ikinci hedef grup olarak Yahudiler seçildi. Milyonlarca Yahudi sistematik bir biçimde öldürüldü.

DRESDEN`DE AMERİKAN VE İNGİLİZ VAHŞETİ
Amerikalılar ve İngilizler, Almanlar`ın savaşı kaybetmelerinin ardından, Dresden kentine sığınan Alman göçmenlerin üzerine 3 gün süreyle havadan bomba yağdırdılar. Savunmasız insanların sığındığı Dresden kentine intikam amacıyla uygulanan bombardıman sırasında 3 bin 900 ton tahrip gücü yüksek bomba ve 200 bin napalm bombası atıldı. Bu yok etme harekatında çoğunluğu çocuk ve kadınların oluşturduğu 200 bin kişi öldü. Japonya`nın Hiroşima ve Nagazaki kentlerine atılan atom bombaları sonucu 135 bin kişinin öldüğü gerçeği Dresden`e uygulanan soykırımın büyüklüğünü gözler önüne serdi.
KIBRIS`TA TÜRKLERE UYGULANAN SOYKIRIM
İngilizler 1912-1974 döneminde Kıbrıs Adası üzerindeki egemenliklerini sağlamak amacıyla Rumlar`ın ENOSİS`i gerçekleştirmelerine göz yumup Türkler`e karşı saldırı başlattırdılar. 1912`de adada yasayan Rumlar Kıbrıs`ın 35 ayrı noktasında Türkler`e ait işyerleri, camii ve evleri yakıp yıkmaya insanları katletmeye başladılar. 1952 yılında kurulan EOKA terör örgütü sistematik bir biçimde başlattığı saldırılarda 100 Türk`ü, 100 İngiliz vatandaşını öldürerek 30 Türk köyünü yaktı. 1963 yılında EOKA`cılar yeni bir etnik temizleme planını devreye soktular, bu saldırılarda 500 Türk öldürüldü, 130 Türk köyü yakıldı, 25 bin Türk evlerini terk etmek zorunda kaldı.
FRANSIZ SOYKIRIMI
Charles De Gaulle, (Cezayir; 1954-1962): Tarihin en kanlı soykırım mağdurlarının başında Cezayirliler geliyor. Fransızlar'ın Cezayirlilerin özgürlük hareketlerini işkence ve kanlı katliamlarla önlemeye çalışırken, bağımsızlık savaşı veren 2 milyonu aşkın Cezayirli'yi tehcir edip, bunlardan 1 milyon Cezayirli'yi de katlettikleri ve de bu rakama yakın insanı da kayıplara karıştırdıkları kaydedilmiştir. Fransızlar, Cezayir'de 1954 yılı ile 1962 yılları arasında 1 milyon Cezayirliyi öldürerek, Müslüman Cezayirlilere sistematik bir biçimde soykırım uygulamıştır. Cezayir halkı, ödediği bu ağır bedellerden sonra bağımsızlığına kavuşabilmiştir.

Tarih bu katliamları unutmayacak
Postmodern soykırım- ABD önderliğindeki koalisyon güçlerinin işgali altındaki Irak`ın Felluce kentinde 1 milyon 500 sivilin sokaklarda öldürülüp çürümeye terk edildiği, cesetlerin köpeklerce yenilmeye başlandığı ve 250 bin kişinin bölgeden sürüldüğü iddia ediliyor. Yeni dünyada, Felluce katliamı `post modern` soykırım olarak nitelendirilmeye başlandı.

Ben acikcasi Orhan Pamuk'un bu konular hakkinda bir yorumuna ya da mucadelesine sahit olmadim,gozumden kactiysa affola.!

"Bir yerde kucuk insanlarin buyuk golgeleri olusuyorsa orada GUNES BATIYOR demektir.!"

erenkutsuz
13-10-2006, 20:04
Sevgili Ezkamo,

cevap hakkını kullan buyur...

ben sana sus konuşma demedim demem de ben özgürlükleri savunan bir insanım...

her cümleme bir eleştiri sunabilirirsin....

bende sana ve orhan pamuk'u gururla öven arkadaşlara soruyorum:

neden Turan Dursun, Uğur Mumcu, Aziz Nesin, Yaşar Kemal, Ahmet Taner Kışlalı... neden bu isimler bu pamuk denen adamdan yüzlerce kat daha çaplı dolu insanlar olmasına rağmen nobeli alamadılar da bu adam çıktı ve aldı???

buyur bunu açıklayın bana hadi bunu açıklayında göreyim!

13-10-2006, 20:17
[quote:d560f07953="akson"] Orhan Pamuk un politik,siyasi kisiligi bir tarafa,edebiyatinin nobel odulu alacak duzeyde olmadigini lise duzeyinde edebiyat bilgisine sahip olanlar bilirler.[/quote:d560f07953]

Yok yaa! Demek ki lise mezunları bile Pamuk'un Nobel alamayacak edebiyat yaptığını bilirler. Bu ne bilgiçlik, bu ne ukalalık sayın akson.

Desen ki "Bana göre Pamuk Nobel alacak düzeyde değildi" bunu anlarım. Ama bilgiçlik ve kibirlik içinde "Lise mezunu bile bunu anlar" deme ukelalığınızı şiddetle kınıyorum. Ukela diyorum çünkü dünyanın en büyük edebiyat ödülü kabul edilen Nobel'i veren kurulu edebiyattan anlamıyor kabul etmeniz kibirinizen öte bir şey değildir.

Ayrıca, kişisel tarih bilgimle söyleyebilirim ki Dresden bombardımanı şubat 1945'de yapılmıştır. Yani savaş bittikten sonra değil. Savaş nisan 1945 de bitmiş idi. Ayrıca ölü sayısı 200.000 değil 40.000 idi. Size bu yalan-yanlı bilgiyi kim verdi?

Ayrıca yukarıda saydığınız kitle katiamları ve soykıırmları batıda kabul edilmekte, tanınmaktadır. Oysa Türkiye, Ermeni soykırımını tanımamıştır. Yani mesele kimin hangi soykırımı yaptığı meselesi değildir. Yapılanları açık yüreklilikle kabul etmektir. Zaten dikkat ediniz batıda "bu soykırımı neden yaptınız, yapmamalıydınız vs." şeklinde ifadeler yok. Sadece "soykırımı tanıyın" şeklinde ifadeler var. Bundan dolayı yukarıda yaptığınız listelemenin hiç bir anlamı yoktur bana göre.

13-10-2006, 20:57
Arkadaşlar, içimizde kaç kişi Nobel ödülü almış bir yazar okumuştur, ben şahsen okudum ve açıkçası Pamuk'un onlardan aşagı kalan bir yönünü görmedim.

Diğer yazarlarımızın neden kaybettiklerine gelince, kendi dilinizde süper bir yazar olabilirsiniz, İstediğiniz düşünceleri kendi dilinzi paylaşan insanlara çeşitli söz sanatları ile anlatabilirsiniz. Ancak, yazı diliniz başka bir dile çevirince akıcılıgını ve uslubunu kaybediyorsa, sizin kitabınız yerel kalacaktır.
Kendi dilinizi paylaşanlara hissettirebildiğiniz duyguları başka bir dilde okuyan kişiye de verebilmelisiniz. Elbette ki çevirenin bunda rolü çok önemlidir. Ama yazı dili de önemlidir. Ve tabii yazarın bizzat kendisinin yapılan çevirileri kontrol etmesi gerekmektedir. Bizde çevirilerine Pamuk'tan başka önem veren, başka ülkelere gidip kitap tanıtımına katılan yazar görmedim ben. Maddiyatın önemi kadar profesyonel balış açısının da önemi var. diğer yazarlarımız Pamuk kadar şanslı değildi belki. Olanlar ise onun kadar çalışkan.

Ben Pamuk'un bazı kitapalrını çok beğendim, Yeni Hayat ve Kara Kitap gibi. Bazılarını da beğenmedim, Benim Adım Kırmızı ve Kar gibi.
Pamuk'tan daha çok beğendiğim *Türk yazarlar uok mu ? Tabi ki var, ancak dediğim dil konusuna ve usluba ve profesyonelliğe kim Pamuk kadar önem gösterdi.

Onu eleştirdiğim yönleri var tabi ki bir okur olarak. Ama bu kişisel görüşümdür. Onu vatan haini olarak nitelemek büyük bir yanlış olur.

Yapmamız gereken bence yıllar süren emeğinin karşılıgını almış, dünya genelinde kendi romanlarını sattırmayı başarmış bir yazarı alkışlamak olmalı. Geçmişe dair düşüncesi ne olursa olsun, o da bizden biri.

13-10-2006, 21:26
Ayrıca yukarıda saydığınız kitle katiamları ve soykıırmları batıda kabul edilmekte, tanınmaktadır. Oysa Türkiye, Ermeni soykırımını tanımamıştır. Yani mesele kimin hangi soykırımı yaptığı meselesi değildir. Yapılanları açık yüreklilikle kabul etmektir. Zaten dikkat ediniz batıda "bu soykırımı neden yaptınız, yapmamalıydınız vs." şeklinde ifadeler yok. Sadece "soykırımı tanıyın" şeklinde ifadeler var. Bundan dolayı yukarıda yaptığınız listelemenin hiç bir anlamı yoktur bana göre.

Konunun dışına çıkıldı doğal olarak, ama madem çıkıldı devam edelim. "Soykırım" (genoside) ile "katliam" aynı anlamda kullanılan sözcükler değil. Türkiye'nin asıl sorunu bunu "soykırım" olarak tanımakta, bir "katliam" ya da "kıyım" olduğunu aklıbaşında insanlar zaten reddetmiyorlar. Orhan Pamuk'un söylediği de aslında "Anadolu'da 1 milyon Ermeni, 30.000 Kürt öldürüldü" idi. Soykırım değil.

İkinci nokta, bu katliam, Osmanlı Devleti döneminde olan bir olay (915-918). 1920 ve daha sonrasına uzanmıyor. O tarihlerde doğu cephesinde Ermeni'ler ile çarpışmalar var, 2 silahlı gücün çarpışması yani. İki tarafın da çoğunluğu, kendini mazlum, diğerini zalim gösterme konusunda sözleşmiş gibi. Ermeniler bu konuda çok daha başarılı gerçi.

Orhan Pamuk konusunda da, keşke bu ödülü alması ile siyasi görüşleri arasında bir ilişki kurmasaydık, ama o tepki çeken sözlerini ilk dile getirdiğinden beri haklı ya da haksız "Nobel'e oynuyor" sözleri dolaşmakta. Ödülü aldıktan sonraki açıklaması ise, beni gururlandırdı doğrusu. "Bu ödül sadece bana değil, Türkiye ve Türkçe'ye verilmiştir" gibi bir açıklaması vardı yanılmıyorsam.

13-10-2006, 22:39
[quote:49d7c5789e="neutrino"]İkinci nokta, bu katliam, Osmanlı Devleti döneminde olan bir olay [/quote:49d7c5789e]

Bence Ermeni katliamı değil soykrımıdır yapılan. Çünkü doğu anadoluda yaşayan Ermeniler arasında çeteci ayrımı yapılmaksızın, bir bütün olarak, bir halk ya olduğu yerde katledilmiş ya da Suriye'ye sürülerek tümden temizleme gerçekleştirilmiştir. Eğer sadece Ermenilerin bir kısımı katledilse veya sürülse idi kaliam olarak tanımlayabilirdik. Oysa günümüzde doğu anadoluda hemen hiç ermeni kalmadığını biliyoruz. Bunların hepsi çeşitli yollardan yok edildiği için soykırım tanımlaması doğrudur görüşüme göre.

Rus cephesinde savaş sürerken bazı Ermeni çetecilerinin Osmanlıya saldırması, Osmanlının tüm Ermeni halkını imha etmesini gerektirmezdi. Yani dağdaki Ermeni çeteciyi temizleyemeyip onların köyde oturan suçsuz anasını, babsını, dedesini, kızkardeşini katletmek büyük bir insanlık suçu idi. Bugün bize düşen görev bu soykırımı kabul etmektir.

Kaldı ki bu tür katliamlar ve soykırımlar Osmanlı tarihinde ilk de değildir. Yavuz döneminde ve Kuyucu Murat *döneminde de Aleviler soykırıma yakın derecede katliama uğramışlardır.

Benim babanemin dayısı 1915 yılında doğuda askermiş. Bir Ermeni köyü halkının tamamını yakında bulunan bir derenin köprüsünde, kafaları kesilmek üzere götürüyorlarmış. Bu öyküyü anlatanlar baba tarafından akrabalarım. Kesilmeye görürülen Ermeniler içinde 15 yaşlarında güzel bir Ermeni kızını görmüş babanemin dayısı. Hemen komutanının yanına gitmiş ve o Ermeni kızıyla evlenmek istediğini, ayrıca müslüman da yapmak istediğini söylemiş. Komutanı kabul etmiş. Ama o kız dışında yaşlı, genç, kadın, erkek tüm Ermeniler köprüde idam edilmiş. Derenin adı Kızıldere olmuş akan kandan dolayı.

Annem 1960 lı yılların sonlarında gelin olduğunda işte o kızın yaşlılığını görmüş. 5 vakit namazında imiş. Bu olayı anneme de anlatmışlar akrabalarımız. Çeşitli akrabalarımdan da olayın doğruluğunu pekiştirdikten sonra benim kendi adıma Ermeni soykırımı yaptığımıza yönelik şüphem kalmadı. Sizlere de tavsiyem doğu anadoluda eskiden beri yaşayan samimi yakınlarınız, akrabalarınız varsa onlara sorun. Dedelerinden aktarılan öyküleri samimiyetle aktardıklarında *sizler de emin olacaksınızdır sanırım.

cccp13
13-10-2006, 22:50
türkün türkten başka dostu yoktur sözü aslında bizi özetliyor. neden kendimizden başka dostumuz yok ? hep mi biz haklıyız ? neden objektif olmayı beceremiyoruz? neden görüşlerimize ters açıklama yapan birini hep vatan haini, alçak hakaretlerine maruz bırakıyoruz ?
orhan pamuk pek sevdiğim bi yazar değildir. ancak sırf ermeniler öldürüldü dedi diye onu vatan haini yapmak aczden başka bir şey değildir. aksini iddia eden çıkar belgeleri sunar. vatanımı çok seven biri olarak ben de söylüyorum türkiyede binlerce ermeni ve kürt öldürülmüştür. ha bunun adı soykırım olur mu? o ayrı şey. ama bu insanların öldürüldüğü gerçeğini değiştirmez.eğer kıyım yapan biz değilsek ermenilerse neden büyük kısmı ermeni olan doğuanadoluda bugün ermeni yok. evet bazı şeyleri dönemin koşullarında yapmak zorundaydık. bu açıklama tatmin edici. ama kimseyi öldürmedik demek yüzsüzlüğün daniskasıdır.
orhan pamuk ve onun gibiler bu ülkenin yüzakıdır. yıllarca suçlanan diğer sanatçılarımız gibi adı hep yaşayacaktır

13-10-2006, 22:54
sevgili cem
bu konuda sana tamamen katılıyorum,benzer şeyler duydum köyümüzde
yaşayan eskilerden,yaşlı bir teyze vardı 114 yaşında öldü,bıze bu konularda
çok şey anlattı,işin ilginç tarafı ne zaman bu ermeni meselesi geçse bizim şark kurnazları elde kazma kürek toplu mezarların başında poz veriyorlar,
peki adama sormazlarmı sen bu mezarların yerini elinle koymuş gibi nerden
biliyorsun,o dağlık bölgelerde tesadüfen bulunacak mezarlar değil bunlar,
kanımca arşivlerde mevcut yerleri,bizim kurnazlar akılları sıra bunu silah olarak kullanıyorlar,kabul etmeli ve özür dilenmeli,yoksa hep engel olarak
kalacak bu ülkenin önünde, insanlarda devletlerde geçmişleriyle yüzleşmeli.

13-10-2006, 22:57
"Bence Ermeni katliamı değil soykrımıdır yapılan. Çünkü doğu anadoluda yaşayan Ermeniler arasında çeteci ayrımı yapılmaksızın, bir bütün olarak, bir halk ya olduğu yerde katledilmiş ya da Suriye'ye sürülerek tümden temizleme gerçekleştirilmiştir. Eğer sadece Ermenilerin bir kısımı katledilse veya sürülse idi kaliam olarak tanımlayabilirdik. Oysa günümüzde doğu anadoluda hemen hiç ermeni kalmadığını biliyoruz. Bunların hepsi çeşitli yollardan yok edildiği için soykırım tanımlaması doğrudur görüşüme göre."

Soykırım asıl olarak II. Dünya savaşı sonrasında, Nazi'lerin yaptıklarına göre tanımlanıyor ve oldukça ağır bir suç. Hukuksal olarak "soykırım" için yapılanların korkunçluğu dışında da bazı kriterler aranıyor. Irkçılık temelinde olması gibi, bir ırkın tümünün yok edilmeye çalışılması gibi. Yukarıda altını çizdiğim bölümler özellikle önemli.

Daha önce yazdığım gibi, olanları görmezden gelmek ya da üste çıkma değil, bu kavramları ve içeriklerini, bu kavramları kullanmanın getireceklerini de göz önüne almamız gerekiyor. Osmanlı devletinin senin de belirttiğin gibi diğer tebaalarına karşı uyguladıklarından çok da farklı değildi yapılanlar, en büyük kıyıma uğrayanlar da Türkmen'ler oldu Osmanlı tarihi boyunca. Ama yine de II.Dünya savaşı sonrasında yeniden tanımlanan "Genoside" içine girmiyor bu yapılanlar.

13-10-2006, 23:05
sevgili cem
...,kabul etmeli ve özür dilenmeli,yoksa hep engel olarak
kalacak bu ülkenin önünde, insanlarda devletlerde geçmişleriyle yüzleşmeli....

Özür dileyip kabul etmeyi kim adına kim yapacak peki? Bu olayın sorumlusu Türkiye Cumhuriyeti'midir? Kendimizi Osmanlı'nın "devamı" gibi göstermekle zaten bu sorunların bu noktaya gelmesine neden olmadık mı? Türkiye Cumhuriyeti'nin özür dileyebileceği eylem, doğu cephesinde Ermenilerle yapılan çarpışmalar olabilir ancak. O konuda da bir talep yok benim bildiğim kadarı ile.

Büyüklerimizin anlattıklarından devam edersek, ben de 1 üyesi dışında tümü yok olmuş ailelerden bahsedebilirim.

Biraz daha netleştirmek gerekirse, bu konuyu 2 maddede tartışabiliriz.
1. Olanlar güncel tanımı ile bir "soykırım (genoside)" midir?
2. Yapılanların sorumluluğunu alması gereken, ya da o uygulamaya sahip çıkması gereken Türkiye Cumhuriyeti midir?

neutrino

13-10-2006, 23:44
TC kuruluşunun ilk yıllarında kendisini Osmanlının borçları dahil sorumluluklarını aldığını açıkladı. Zaten Lozan'a bu şekilde katılabildik. Osmanlının borçlarını da TC ödedi. Yani TC *Osmanlıdan çok farklı hukuksal temelde kurulmuş olsa bile Osmanlının yükümlülüklerini kabul etmek zorunda kaldı uluslararası gereklerden dolayı. Bu nedenle İttihat ve Terakki döneminde işlenen bu soykırımı itiraf etmemizde bir sakınca yok diye düşünüyorum.

On yıl kadar evvel Rize yaylalarına çıkmıştım turistik amaçla: Elevit, Tirevit, Polovit vs... Hepsinin adlarının da gayrı-müslimlere ait olduğu apaçık belli oluyor değil mi? Ama hiç birinde de gayrı-müslim yok. Ne oldu bunlara? Muamma mı? Değil. Her şey apaçık belli.

Gandalf bu arada senin duyduğun öyküleri de merak ediyorum. Bizlerle payşaşırsan memnun olurum.

Cemal
14-10-2006, 01:25
pSiko abim,

İngiltere kralı Edward seni saygı ile anıyorum aşkın uğruna tahtı bıraktığın için.

sen iNGilis kırALını kutlamışın.Bende seni kutlarımabim .sessizlerin sesini duyduun için.saol.

kardeşin cml.
gerçekte hiç bi şey bilmes*-kendinin dışında..

akson
14-10-2006, 02:08
Cem;bu cikisini hakettigimi ve "ukalalik" boyutunda bir aciklama yaptigimi zannetmiyorum.Inan yazdiklarini okuyunca acayip bir onyargin oldugunu dusunmeye basladim.Neden mi?

Ben lise duzeyinde biri bileyazmadim dikkatini cekerim,lise duzeyinde yazdim cunku o kadar yakistirmalarindan uzak biriyim ki ben lise mezunu edebiyat duzeyinde kitaplarini okudugum halde icinden cikamadigim hatalarini ve karmasikligini gordum kitaplarinda bu birincisi.Ikincisi ben ermeni soykirimi olmamistir demedim Orhan Pamuk un ermenilere ve kurtlere yapilan zulumlerin yaninda dunyadaki zulumlere karsi ayni tutumlari sergilemedigini soyledim ayrica varsa bende bilmiyorsam affola diye ekledim.Ucuncusu kibarca rakamlarla ve tarihlerle ilgili bilginin kaynagini isteseydin verirdim bunun icin hic "haketmedigim"yargilamalara girmene gerek yok cunku bilgisiz yargi onyargidir.Ayrica dusuncelerimin sonuna kadar arkasindayim Orhan Pamuk dan daha fazla bu odule layik bir suru yazarimiz var bunun edebiyat bilgisi ve duzeyi ile alakali degil tamamen o kulvara surulen atin cikisa varmasi olarak dusunuyorum.Ayrica bu konu ile ilgili haberi hic arastirmadan (yaptigi aciklamalari ve Nobel odulu aldigini bile hic arastirip okumadan senin formundaki yazidan ogrendim)Bu ise hakaretlerinin altindaki kin,tartisalim,yoksa sen fazla oldun diyorsan bileyim.Acikligi severim arkadasim,ama kendime hakaret ettirmem.

*Orhan Pamuk'un Kara Kitap indan bazi alintilar;
...Atatürk kendini içkiye vermiş meyhane kalabalığına, cumhuriyeti emanet etmiş olmanın güveniyle gülümsüyordu..
...sonra bir cumhuriyet, Atatürk, damga pulu havasına girdiğimizi hatırlıyoruz... "
...çocukluğunda kız kardeşi ile tarlada karga kovalayan sapık bir padişah..
..."sonra kasaba alanına dolanır. Atatürk heykellerine sıçan güvercinleri ayıplar... vs..

* Ben bunlarin Nobel edebiyat odulu adina oynatilan kalem degil sohret adina oynanan kasitli serpistirmeler oldugunu dusunuyorum.Kimse kimseyi sevmek zorunda degil ama erdemli her insan durust olmak zorundadir.Evet ben T.C adina bu odulu almak icin kisiligimden odun verdim *yapmam gerekiyordu desin bende sahsi cikarlari icin degil nobel odulunu verenlerin silahiyla onlari vurdugunu dusuneyim.Ya da Ataturk u sevmiyorum desin bende saygi duyayim.Ama ben tekrar altini cizerek soyluyorum;zeka, denge ve tutarlilik ister her zaman herkesi kandiracagini dusunmek kendini akilli sananlarin en buyuk yanilgisidir.

exclusive
14-10-2006, 07:22
Ben sevmiyorum Orhan Pamuk'u. Okuduğum kitaplarını beğendim, yetenekli bir yazar, ama bir Türk aydını olarak görmüyorum. Bence bunun için hayal gücü dışında başka bazı meziyetler gerekiyor ve Orhan Pamuk bunlardan yoksun. Aslında anlatım tarzını da sevmiyorum, sadece hayal gücü iyi bence...

Ödül almış, tebrik ederim... Orhan Pamuk'u sevmeyen birisi olarak ödül almasından rahatsızlık duymadım.

Eğer hapis cezası alsaydı üzülürdüm. Bizde yazara hapis cezası, ancak vatanı uğruna gözünü karartıp cesurca gerçekleri yazan, sadece yeteneğiyle değil, idealleriyle de gerçekten Türk aydını diyebileceğimiz örnek kişilere verilir.

Örneğin Nazım Hikmet Ran şiirleri ve yazıları yüzünden toplam 11 defa yargılanmıştır. Bunlar arasında aldığı en ağır ceza 28 yıl 4 ay hapistir.

İstanbul, Ankara, Çankırı ve Bursa cezaevlerinde 12 yıldan fazla hapis kalmıştır.

Ayrıca 25 Temmuz 1951 tarihinde Bakanlar Kurulu kararıyla Türk vatandaşlığından çıkarılmıştır.


Bir başka örnek de Aziz Nesin... Amerikan yardımının Türkiye üzerindeki emellerine değindiği “Nereye Gidiyoruz?” adlı yazısı nedeniyle; 12 Ağustos 1947’de on ay ağır hapis ve üç ay on gün de Bursa’da “emniyet-i umumiye nezareti” altında bulundurulma cezasına çarptırılmıştır.

Azizname kitabı yüzünden arandığını öğrenince gidip kendisi teslim olmuş ve "kaçabilir" gerekçesiyle 4 ay tutuklu yargılanıp suçsuz bulunmuştur.

6-7 Eylül tarihlerinde İstanbulda gerçekleşen azınlıkların ev ve dükkanlarının yağmalanması olayında azınlıkların mallarını Aziz Nesin'in yağmaladığını iddia eden sıkı yönetim tarafından tutuklanmış ve birkaç hafta göz altında tutulmuştur. Daha sonra mahkemeye sevkedilmeden serbest bırakılmıştır.

2 Temmuz 1993'de Pir Sultan Abdal etkinliklerine katılmak üzere Sivas'a gitmiş ve 33 aydınımızın yaşamını yitirdiği Madımak Oteli Katliamında yobazlar tarafından linç edilmekten son anda kurtulmuştur.


Kısaca iyi bir yazar ve vatanını seven bir aydın aldığı ödüllerden değil, aldığı cezalardan belli olur. Ödülün bir önemi yok bence... Zaten Aziz Nesin de aldığı ilk uluslararası ödül olan Altın Palmiye ödülünü devlet hazinesine bağışlamıştır.

14-10-2006, 08:58
"Yok yaa! Demek ki lise mezunları bile Pamuk'un Nobel alamayacak edebiyat yaptığını bilirler. Bu ne bilgiçlik, bu ne ukalalık sayın akson.

Desen ki "Bana göre Pamuk Nobel alacak düzeyde değildi" bunu anlarım. Ama bilgiçlik ve kibirlik içinde "Lise mezunu bile bunu anlar" deme ukelalığınızı şiddetle kınıyorum. Ukela diyorum çünkü dünyanın en büyük edebiyat ödülü kabul edilen Nobel'i veren kurulu edebiyattan anlamıyor kabul etmeniz kibir ve kompleksinziden öte bir şey değildir."

Sevgili Cem;Hanım yaptı hayrola halayık yaptı iki gözü körolayı;1 hafta içinde iki kere gösterdiğiniz için sizlere müteşekkirim.

Demokratik bir platformda fikrini; doğrudur,yanlıştır hakaret etmeyen bir anlayışla ortaya koyan Akson arkadaşımıza bir yönetici olarak hakaret etme serbestinizi anlayabilmiş değilim.

Düzeyli bir site yaratmak isteyen,demokrasi havarisi arkadaşlarım sizleri de ayrıca tebrik ederim.

Hanım yaptı ama sorun değil.

Şimdi gelelim öteki konuya;Benim dedem Urfa'nın Birecik kazasında o tarihlerde yaşayan olaylara şahit birisidir.Orada Gavur mahlesi adı verilen bir mahalle vardır(Şimdiki adı sancak mahallesi)Orada yapılan kıyımı anlatırken iki gözü iki çeşme ağlayayıp o anı yaşadığını,Annem de gözleri dolarak,ayrıntıları ile anlatırken,bu insanlık dramını bizlerde gözlerimiz dolarak dinleriz.

Ama birde şahitliğin doğru yapılması gerek,ailem'in Bahai olduğu biliniyor o tarihlerde ve aileme bir şey yapılmıyor.Şu an bile güneydoğu anadoluda yaşamakta olan Süryaniler var.
Evet ülkemizde yönetim boşluğunda bir Ermeni kıyımı yapıldığı variddir.Variddir de acaba bugün iddia edilen gibi midir?Üstelik neden bu olay Rumlarla,Ermenilerin başına gelirken Süryani veya diğer azınlıkların başına gelmemiştir ?

Bilimi yere göğe koyamayanlar bilmiyorlar mı ki etkisiz tepki olmaz ?Evet diyebiliriz ki etkiye göre tepki kastı aşmış mı aşmış,aşmış olmasına ama tarihi belgelerin içinde varolmayan bir nüfusun katledildiği de açık bir abartı ve yalan.

Bu bir insanlık dramıdır ve kabul edilmemesi bu gerçeği değiştirmez.

Nazım Hikmet Ran,Yaşar Kemal,Kemal Tahir,Aziz Nesin siyasi yazarlardır.Bu konumları dolayısı ile hapis yatmışlar yargılanmışlar ve ülkeleri dışında yaşamak zorunda olan da olmuştur içlerinden.
Nazım usta'nın "Vatan haini" isimli şiirinde ki öze göre bende vatan haini olmak isterim.Ama başkaları kendi pisliklerini görmeyip,Fransa'nın temsilcisi horoz gibi kendi pisliğine basarken şarkı söyleyip,bu şarkıya beni de ortak edip istediklerini sahneye koymalarına izin vermem.

Hadi Osmanlı ve Cumhuriyet tarihlerimizi tam olarak hiç birimiz bilmiyoruz kabul.Peki AB ne giriş sürecinde izlenen rotayı da mı bilmiyoruz,görmüyoruz el insaf içinde yaşıyoruz ve 15-20 yaşında ki çocuklar bile artık bunu görüp yaşıyorlar.Peki o halde ;
Ama her zaman ben siyaseti sevmem,siyaset üstüyüm diyen biri olan Orhan Pamuk neden apaçık siyaset demek olan "Ermeni katliamı" veya "Kürt olayını" ortaya koymaktadır ?Bu ve alınan nobel ödülü sizce de büyük bir tesadüf müdür ?

Üstelik siyaset üstü olan birisinin bir yerin ayıbını dile getirirken diğer ayıpları görmemesi ifade etmemesi insanlığın kayıbı değil midir ?

Buradaki tüm sıkıntı Nobel ödülü alan bir insan dünyaca tanınacak demek değil midir ?Sahneye konmak istenen sizce nedir ?

Nihat Genç'in iddiaları da bayağı ilginçtir intihal açısından.Cevabını inanılmaz bir merakla beklemekteyim.

Satrançta şah çekiliyor biz piyonla uğraşıyoruz bravo bize.

spartacus
14-10-2006, 10:11
Orhan Pamuk'un eserlerini ilk okuduğum dönemlerde aşırı subjektivist algıladığım için ben sevememiştim, bu ise yazdıklarının edebi değerinden değil, benim okuduklarımca kendi açımdan çıkarttığım bir yargıdır ancak. Ama bu ne bir başkası çok sevdi nede *ben sevemedim yada benimseyemedim diye, yazdıklarının edebi değerini ne yükseltir ama nede düşürür. Bizler bunu anlayamıyoruz, sanıyoruz ki, ben elmayı sevmezsem hiç kimse sevmeyecektir yada elmanın değeri olmayacaktır. Oysa doğru yaklaşım bu değildir, yazarlara olsun, konularına olsun, yaşam alanına olsun, inançlara olsun, düşünceye olsun ne olursa olsun, hiç bir şeyin kendi içsel değeri, bizlerin şahsi yada kanımızca ortaya çıkarttığımız değer yada yargılarımızla ifade edilemez. Her şeyin değeri kendisi olmasındadır ve önce yok etmek, yok saymak yerine, hoşumuza gidiyormu gitmiyor mu ayırdımından önce, o şeyin ne olduğunun hakkını vermek zorundayız.
Avrupa Birliğini, meşru bir kurum sayanlar, Bilderberg gibi illegal oluşumları meşru, karanlık ilişkilerin içinde resmi bulunumları meşru sayanlar, Ülkenin orta göbeğinde İncirlik Üssü nü meşru sayanlar, yol-su-elektrik-barınak-sağlık-eğitim gibi bırakın milleti, insanın en doğal haklarının dahi yok sayılmasını meşru sayanlar, bireyi toplumdan üstün tutan ve vergilerimizin ama bununla en insani haklarımızın çarçur edilmesini meşru sayanlar, vergilerinin godomanlara peşkeş çekilmesini vatan, millet sakarya hengameleri ve manipülasyonları içinde sindirenler, bir tabela için canından olan insanları görmezden gelenler, sanki çok meşru kuruluşlarmış gibi, Dünya ve Avrupa kupalarında bayrak sallarken, orada dönen zırtapozlara gık demeyenler, ABD nin kotalarına gık demezken, IMF gibi kuruluşların çiftçinin taban fiyatını, işçinin maaaşını, ev kiralarını belirlemesine gık demezken meşru sayanlar....................
Nobel ödülü veren kuruluşun meşruluğunu neden bu kadar derinden ve savaşa gider gibi tefe koymaktadırlar, hiç düşündüler mi acaba? *
Öyle yada böyle, tüm ulusötesi yada parsa ve çıkar kuruluşları ister ülke içi olsun isterse ülke dışı, toplum karşısında ne kadar meşru olabilirlerdi, ama madem orası bir edebiyat alanı ama madem bir düşünsel alan, olayların perde gerisinden evvel Orhan Pamuk'u tebrik ediyorum. Yazarların yazdıkları ayrı bir şey iken, düşünce ve fikirleri farklı şeylerdir, politik tercihleride. Bunu anlamamak için ben elmayı sevmiyorum demek lazım. Terzi terzilik dışında, yer, içer, su içer, imnanır, dail olur, düşünür, uyur, okur, okumaz, gazete okur, oy verir...... Görüyoruz ki, Nobel Edebiyat Ödülü, spekülatif baskı ilede olsa, özünde edebiyat ödülü veren bir kurumdur.
UEFA Kupasında onca karanlık hatta otel ilşkilerine kadar sipekülatif şeyler ile dönerken, ellerimzde bayrak, balkonlardan kurşun atarken, çığlıklar ile 3. olduk diye sokaklara çıkarken, Beyoğlu ortasında gökyüzünü aydınlatıp balonlar uçuruken, acaba ne oluyor diye soruyormuyduk? Bu gün soruyorsak neden haksızlık yapıyoruz? O gün ata binmiş bu gün eşekten düşmüş mü olduk, yazık bize de, bizlerede, düşüncelerimizede. Çok yazık.

Tarih konusunda ise konu buralara kadar gelmiş, söyleyeceklerim var.
Bülbüle emir lisan öğren vakvaktan anlat tarih anlat balığın tırmandığı kavaktan.

Tarihte görüyoruz ki, milletler birbiri ile savaşırken bin bir çeşit sebepleri kullanmaktalar, ama yine görüyoruz ki tarih kitapları, aynı milletten olanların savaşımında dahi savaşı, şunlar, şu milet kazandı diyebilmektedir. Örnekle sabitleştirmek gerekirse, çaldıran Savaşında, karşılıklı güçlerin cephe nüfusuna göre savaşı Osmanlılar kazanırken, kaybeden taraf ise Türklerdir. Farklı bir ümmettirler ama Türktürler, yazışmalarını dahi Farsca yazan bir devlet orada zafer kazanmış iken, muhabere tam bir kırım savaşı olmuştur. Tarih ne der, Savaşı Türkler kazandı. Oysa smanlı Devleti, bizzat Türkiye Devleti kuruluşu ile dağıtılmış bir devlet iken, yıkılmış bir devlet iken, hala tarihe yansız yaklaşmaktan aciz durumda kalıyor isek, bu bizim yıkamadığımız tabulardan kaynaklı ise, insan olarak tabularımızı, kullanılır hale getirdiğimizde ortadadır. Saygınlık, kullanmamakk kadar kullandırmamaklada ortaya çıkar ve gerçekçi olmak, yanlı yaklaşımlardan, önyargı ve tabulardan kurtulmak ile mümkündür.
Vatanı sevmek ise tabuların(taputların), kullandırılmış olmakla ortaya çıkan sahte sahipciliğin, çanak yalayıcılığını yapmak değildir, bu saygınlığında yoksunlaştırılması iken, insanın insanca iradesinin önüne çekilen setler iken, kör olmasına yol açan bir durumda ortaya çıkartır.
Tabulardan özgür olunmadıkça, gerçeklere, yaşantımıza, dünyaya ve evrene olan bakışımız hiç bir zaman doğru bir zeminde olmayacaktır. Tarih farklı milliyetlerin olduğu gibi aynı miletlerin birbirini boğazladığı, farklı ümmetlerin birbirini boğazladığı gibi, aynı ümmetlerinde birbirini boğazlaması ile doludur. Asıl gerçeği görmek ise, neden sorusunu doğru yerden sormak ve doğru yanıtı bulmak ile mümkündür. Kimki değerlerini başka emellerce çıkar yada parsa şeklinde kullanıyor nede bir başkasına kullandırıyor ise orada saygınlığın ve değerin bitirilmesine ortak oluyor demektir. Asıl sorun buradadır ve insanları çeşitli kullanım kisveleri ile, manüpilasyon ve yapay ayırdımlar ile birbirine boğazlatan kamplar oluşturmak, bu kamplarda olanı olmayanı vatan haini diye adlandırmak, gerçek nedenler ortaya çıkartılıp bilince edilmediği sürece, değerlerimizin nasıl ve ne maksatla, niçin kullanıldığını hiç bir zaman anlayamayacağız.

Savaşlar ve kırımları, vatan-millet edebiyatı ile örtmek zihniyeti, tarihe insan olarak değil, omzunda tabuları altında ezilmiş olarak bakmak demektir, ve resmi tarih hiç bir zaman mantıklı davranamamış, yanlı eğilimden dolayı insanlar budala yerine konmuştur.
Bakın kitaplarımıza, padişahın, ağanın, beyin yaşamı, doğumu, altın çanağı, sarayın güzelliği ve bir avucun yaşamı dışında, tarlada Çalışan milyonlarca Irgat Süleymanı, Irgat Hatçeyi hiç anlatıyor mu?

14-10-2006, 10:36
Demokratik bir platformda fikrini; doğrudur,yanlıştır hakaret etmeyen bir anlayışla ortaya koyan Akson arkadaşımıza bir yönetici olarak hakaret etme serbestinizi anlayabilmiş değilim.

Dünyanın en büyük edebiyat ödülü olan Nobel'i veren kurulu edebiyattan anlamayan bir grup olarak tanımlamak, aşağılamak, hakaret etmektir. Lise edebiyatı öğrenenlerin Pamuk'un Nobel alamayacağını iddia etmek de Pamuk'u beğenenleri lise eğitimi bile almamış edebiyat cahilleri olarak tanımlamaktır. Bu ifadeler tekrar vurgulayarak söylüyorum, kendini beğenmişlikten, kibirden öte bir şey olamaz bana göre. Bu lafları söyleyenlere ben de bu sıfatları takma hakkını kendimde görüyorum. Bu sert ve sarsıcı bir üslup olabilir ancak hakaret değildir bana göre. Bazen bir insana sınırlarını göstermek için yarı-sert üslup da gösterilebilir bence.

Cemal
14-10-2006, 10:45
Bu lafları söyleyenlere ben de bu sıfatları takma hakkını kendimde görüyorum. Bu sert ve sarsıcı bir üslup olabilir ancak hakaret değildir bana göre. Bazen bir insana sınırlarını göstermek için yarı-sert üslup da gösterilebilir bence.

Cem abi bu tavrı aLdostunun-terbiyesislie gösterttii *-hakaret*yazılarına yazannara karşı göstertmediniz.O yazannar atevis olduu içinmi olmuştu bu?

cml.

14-10-2006, 11:27
Bu başlığın 1. sayfasındaki erenkutsuz'un mesajına bakarsan "bu alçağı eshefle kınıyorum... " diye yazmış Orhan Pamuk'a hitaben. Bunu görmüş olmama rağmen sesimi çıkarmadım. İfadesi bence sert ve uygunsuz idi ama sansüre uğrayacak düzeyde de değildi bence. Bu kadarlık ifade olanağı olabilmeli bu forumda. Zaten dikkat ederseniz Akson'u sertçe eleştirmeme rağmen yazısını silmedim, değiştirmedim ve değiştirmesi için baskı da yapmadım. Yani demokratik işleyişimize aykırı bir uygulama yapmış değilim. Sadece karşı fikir beyan etme hakkımı kullandım. Bu beyandaki üslubumda, benim erenkutsuza, aksona ve diğerlerine tandığım hakkı kendime de tanımam en doğal hakkım idi.

Aldostu olayında da karşı tarafa gerekli uyarılar yapılmış idi. Bir çifte standart durumu olduğunu sanmıyorum.

Bu Nobel ödülünü verenler işi bilmiyo, ben biliyom,
Dünyanın en büyük edebiyat ödülü Nobel ne ola ki, önemli olan benim kime oy verdigimdir,
Her seyi ben bilirim, benim dediklerim dorudur,
İsveç Kraliyet Bilimler Akademisi edebiyattan anlamas ben anlarım,
Ben her şeyin en dorusunu bilirim.

14-10-2006, 11:51
Sevgili Cem;Orhan Pamuk veya nobeli veren kurum sanırım sen değilsin.Şahsına yapılan bir hakaret yok.Eğer hakaret unsuru bir şey varsa bu olgu,yönetimin buna müdahale hakkını tanır.
Bunu sende bende biliyoruz.

Ama ne "Sahtekar" ne de "Ukalalık" "Kompleksiniz" gibi direk şahsa yönelik hakareti hoş gösterecek alt yapıyı oluşturur ve mazur gösterir mi ?

Yönetim olarak size düşen doğru yaklaşım yapmadığını düşündüğümüz arkadaşa doğru soruyu oluşturup doğru yaklaşımın anlaşılmasını sağlamak mı?(Bakınız Spartakus'ün yazısı)

Benim sorum buydu?

dilaver
14-10-2006, 12:02
Orhan Pamuk 'u vatan haini oldugunu iddia etmek abesle istigal etmektir.Vatan hainligi bu kadar kolaymıdır.İnsanların düşüncelerini söylemesinin vatan hainligi olmadıgının idrakine artık varmak gerekiyor.
* * *Orhan Pamuk'un aydın oldugunu ve de demokrasi savaşımcısı oldugunu söylerken de bir kaç dakika düşünmek gerekiyor diye düşünüyorum.Söylenemeyen tabuları dile getirdi diye onu yüceltiyoruz.Hangi dönemde bunu söylemiştir Orhan Pamuk 2006 yıllarında.Her şeyin güllül gülistanlık oldugu bir dönemde,ceza almayacagının yüzde yüz bilincinde oldugu bir dönemde.Bu tür söylemlerin kendisine prim getirecegini bildigi bir dönemde.
* * * *Ben aydın diye İsmail Beşikçiye derim.En zor koşullarda işkence altında,agzından çıkan her sözün kendi özgürlügünden alınan günler oldugunu bile bile sıkıyönetim paşalarının karşısında dim dik 'ben böyle düşünüyorum' diyebilen ve aydın olmanın bedelini ödeyebilme cesaretine sahip olana derim.Bu arada İsmail Beşikçinin ne dedigi önemsizdir.Bunun tartışmasına girmek gerekmiyor.Ama onun hangi koşullarda düşüncesinden nasıl taviz vermedigi önemlidir.Ve bu yüzden ödedigi bedel önemlidir.
* * * * Koyunun olmadıgı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derlermiş.Orhan Pamuk 'un tavrını buna benzetiyorum.Sormak istiyorum.Ermeni soykırımı tespitine bugün mü vardın ey Orhan Pamuk.Bugün vardıysan amenna, ama yok bunlar daha evvelce de düşüncelerinse 20 senedir neredeydin.
* * * * Ne olursa olsun tavır tavırdır.Tabuları kırmak önemlidir.Ama Orhan Pamuk'un bu söyleminde bir aydın tavrı olmadıgını düşünüyorum.Ceza almayacagını bile bile prim yapmaya çalışan bir tatlı su kurnazı tavrı olabilecegini hissediyorum.
* * * * *Bu belki öznel bir tepki Pamuk a karşı.Pamuk'un tepeden inme edebiyata sokuldugunu düşünüyorum.Ne zaman meşhur oldu Pamuk.Milliyet gazetesi sayesinde.Yarışma ile büyük edebiyatçı atandıgı bir devirdeyiz artık.Deger yargılarımız o kadar depoliteze olmuş ki romancılarımızı da büyük sermeye atıyor.
* * * * * Bir Fikret Başkaya,bir İsmail Beşikçi nin adı bile anılmazken sırça köşkünde ahkam kesen Orhan Pamuk demokrasi havarisi kesiliyor.Kınıyorum bu aymazlıkları.Degerlerimize bile sahip çıkmanın artık emperyalizmin güdümünde olmasından utanç duyuyorum.
* * * * * Şanlı sosyal demokrat ecevit'in hükmü iktidarında yaşama dönüş operasyonu altında onlarca genç cezaevinde katledilirken neredeydi bu Orhan Pamuk.İnsanlar düşünceleri yüzünden yaşamdan izole edilirken nerede bu edebiyat medar!ı iftiharımız.
* * * * * Aydın olabilmek bu kadar ucuz degildir arkadaşlar ve ucuz olmamalı.Orhan Pamuk aydın ise digerlerine ne demeli.Devlet vatan haini diyor.Orhan Pamuk'un bir yazar oldugu gerçek ama bana göre icazetli bir yazar.Yazar olarak atanmış biri.Bizim siyasi üst yapımıza depolitize olmuş toplumumuza biçilmiş bir kaftan.Hayırlısı olsun diyorum.
* * * * * 2007 de bu söylemler artık tabu olmaktan çıkıyor ve çıkmalı da.Buna ragmen Orhan Pamuk'un bunları dile getirmesi gene de olumlu diyorum.Ama onun tavrının aydın yavrından daha farklı oldugunu düşünüyorum.Nitekim sakıp sabancı yıllar evvelce kürt meselesi ile ilgili düşüncesini söyledi ve bunun da bedelini özdemir sabancı olarak ödedi.
* * * * * *Kemalizmin bir özelligi var.İnkar etmek.İnkar temelinde geçmişi unutturarak yeni bir tarih yazmak.Buna göre Kürt de yoktur,ermeniler de ölmemiştir,öldüyse de bu bir mahale kavgası gibidir.Zaten her şey Atatürk ile başlamıştır.O bizi tek başına kurtarmıştır vs vs.
* * * * * * İnkarcılık ise düşünen ve araştıran beyinlere toslaya toslaya yumuşatılmaya başlamıştır.Bugün artık bir kürt ulusu gerçegi yadsınamıyor.Ermeni kıt'ali de bir gerçek.Sayılarla oynanıyor.Bu bir soykırım mıdır.Neye göre soykırımdır.Soy kırımın önsellerinden biri de planlı olması ve soykırım amacı güdülmesidir.Enver,Talat ve Cemal böyle bir şey planlamışlar mıdır.Yıllarca millet i Sadıka olan ermeniler neden ve hangi gerekçeyle ortadan kaldırılması gereken bir millet halini almışlardır.Bunlar düşünülmesi gereken sorular.
* * * * * * *Resmi söylemlere göre asgari 300,000 ermeni azami 1,5 milyon ermeni öldürülmüş.Bu resmi yazılarda olan bir gerçeklik.Bu kadar insan durup dururken öldürülmez.Bir art niyet aramak şart.Ama bu katliamda Türklerden çok kürtlerin de parmagı var.Hamidiye alaylarının kalıntılarının da parmagı var.Bu da ayrı bir yön.
* * * * * * * Ancak mülk sahibi bir devlet olarak bazı gerçeklerle yüzyüze gelmek bir bedel gerktiriyorsa,bir tazminat gerektiriyorsa alınan toprakların geri verilmesini gerektiriyorsa bu fakir milliyetçiler ne yapsın.
* * * * * * * Ya yardan ya serden vazgeçecekler.

* * * * * * * saygılarımla

14-10-2006, 12:24
[quote:a986b6b9b8="psikokemoterapi"]Sevgili Cem;Orhan Pamuk veya nobeli veren kurum sanırım sen değilsin. Şahsına yapılan bir hakaret yok.Eğer hakaret unsuru bir şey varsa bu olgu,yönetimin buna müdahale hakkını tanır.
Bunu sende bende biliyoruz. [/quote:a986b6b9b8]

Bunu sende bende biliyoruz demişsin ancak bildiğin yok psiko arkadaşım. Forum Kurallarının 4. maddesini açıp okursan şunu görürsün:

"Gerek bu forumun üyelerine gerekse de tarihsel, politik şahsiyetlere, çeşitli kurumlara; başka din, mezhep, ırk ve cinsiyetteki kişilere yönelik, onlar burada olmasa bile hakaret, aşağılama, kişilik hakkı ihlali içeren söz..."

Demek ki sadece forumdaki şahısları değil çeşitli kurumları da aşağılamak kabul edilmiyormuş. Bunu eski bir yöneticimizin bilmemesi şaşırttı beni. Görevinizi yaparken ne güzel öğrenmişsiniz forum kurallarımızı, tekrar tebrikler.

Ayrıca daha önce de belirttiğim gibi aksonun yazısını forum kuralları ihlali tanımlamasına sokmadım. Soksaydım zaten yazısını silme veya düzeltmeye, ya da uyarı yaparak onun değiştirmesini isterdim. Yazısını sadece haksız ve aşırı kibirli buldum. Genelleme yaparak lise edebiyatı düzeyinde olanların bile Pamuk'u beğenmeyeceği iddiası kendi yargısını doğru kabul edip Nobel kurulunu küçümsemesi demektir ki bu da haddini bilmezliktir, kibirdir.

14-10-2006, 12:49
Ermeni soykırımı/katliamı ile ilgili Türker Alkan'ın yazısı

"...
Balkan Savaşı, Birinci Dünya Savaşı, Kurtuluş Savaşı... İnsanların, ailelerin yaprak gibi savrulduğu, toza dumana karıştığı zamanlar. Benzer öyküleri hemen her ailede bulabilirsiniz. Parçalanan aileler, soykırımlar, yok oluşlar...
İmparatorluk yıkıldı, altında insanlar kaldı.
En çok da Türkler. Yıkılan onların devletiydi. Onlar kaçıyordu, yollar boyunca, perişan.
Bu kaç-kaçta (halk böyle demişti) en çok ezilenler Türkler oldu. Öldürülen Türklerin sayısının 5 milyonu bulduğu söylenir.
Ama kimse Türklerin hesabını tutmadı.
Zira onlar Batılının gözünde barbardı, Müslüman'dı, müstevliydi.
..."

tamamı: http://www.radikal.com.tr/haber.php?haberno=201470

14-10-2006, 14:07
Can Dündar'ın tamamen katıldıgım *bugünkü yazısından bir parça...

Orhan Pamuk bence özelde Türkiye'de, genelde Doğu dünyasında, Batı konusunda imrenme ile iğrenme arasında gidip gelen bu ikircikli ruh halini yakaladığı için aldı ödülü...

Jürinin "buldu" dediği "kültürel çatışmalara dair yeni semboller" bunlardır.
Her eşyanın "Avrupa'sı"nı arayan, biri yere tükürse "Avrupa'ya rezil oluyoruz" diye sızlanan, Avrupa istedi diye yasalarından barbarlığı ayıklayan bir hayranlığın, ilk bocalamada yerini "Onlar kendilerine baksın" refleksine bırakması ve Avrupa menşeli eşyaları hedef alması bir romancı için eşsiz malzemedir.

....

Kitaplarını okuyanlar iyi bilirler ki Pamuk, ne o eski düş ülkesinin hayalcisi ne de bugünkü Batı garezinin destekçisi olmuştur.

"Bu ödülü Türkiye'ye küfrederek aldı" tesellisi sizi rahatlatacaksa ve sinsi Avrupa'nın Türkiye'ye yönelik yeni bir tuzağına düşmediğiniz hissini yaratacaksa, varın buna inanın.

Ama geçen yıl aynı ödülü, İngiltere'nin Irak politikasını yerden yere vuran Harold Pinter'ın aldığını unutmayın.

Fransa'nın ayıbı bir hafta sonra unutulacaktır.
Pamuk'un gururu ise bir asır sonra bile anımsanacaktır.



Tamamını okuyabileceğiniz link;
http://www.milliyet.com.tr/2006/10/14/yazar/dundar.html

14-10-2006, 15:32
Sevgili Neutrino,
Bir önceki yazında katliam ile soykırım arasında fark olduğunu sen söylemiştin. Yukarıda bahsettiğin sahneler tarihte pek çok savaşta zaten görülen olgular. Ancak soykırım bunlardan öte bir şey. Bir ulusun, ırkın *veya soyun tümden imha edilmesi olgudur. Bu olgu doğu anadolu bölgemizde tamamlanmış ve buradaki Ermeni soyu kurutulmuştur, soy-kırılmıştır. Bugün hala Ermeni adıyla anılan pek çok köyde hiç Ermeni yoktur.

Radikalden belge vermişsin, Okudum Türker Alkan açıkça çarpıtmış. "Tehcir sırasında ölmüş bu Ermeniler" diye yazmış. Ben de belge vereyim, bakalım tehcir de mi ölmüşler sadece :

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/f/f1/Armeniangenocidemap.gif</img>

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/6/62/BE046109.jpg</img>

14-10-2006, 18:29
cem yazdı
Gandalf bu arada senin duyduğun öyküleri de merak ediyorum. Bizlerle payşaşırsan memnun olurum.

cem *ermeni katliamları hakkında duyduklarım değilde, delillerini gözlerimle
gördüğüm bir katliamdan bahsetmek isitiyorum,çocukluğumun geçtiği köy
ağrı tutak ilçesine bağlı,ancak malazgirte daha yakındır, köyümüze yakın kürtçe kaşi sor denilen( türkçesi kırmızı tepe) üç tarafı tepe *bir tarafı da
murat nehrinin kollarından biriyle çevrili bir bölge vardı,o bölgeye kimse
girmeye cesaret edemezdi, yaşlı ninenin bu bölge hakkında anlattıklarını
aynen size aktarıyorum.
'' her taraftan devletin kürtleri öldürdüğü haberleri geliyordu,bizim köyle diğer köylerin erkekleri toplanıp uzun uzun tartıştılar,hatta bir çok kez kavga çıktı anlaşamadılar aralarında,kimileri birlik olup kürtlere katılmaktan bahsediyordu kimileri bu haberlerin uydurma olduğunu herkesin köyünde kalmasını savunuyordu,en sonunda kendi aralarında
anlaştılar herkes burda kalacaktı ama silahlı 200 250 kişilik bir grup
kuruldu,eğer bizide öldürmeye gelirlerse onlarla çatışırız dediler,köylerin
üzerinden sürekli tayyareler geçiyordu,köylülerden biri alçaktan geçen bir tayyareye ateş açmıştı tayyare düştü,bütün köyler toplandı
içindekiler ölmüştü,köylüler tayyareyi mer le dirgenle parçaladılar
bir hafta sonra müfreze geldi köyleri basıp erkekleri sordular,biz erkekler
dağda dedik, o gece köyde kalmaya karar verdiler gece erkekler baskın verdi, çok kayıp verdiler,müfreze çekildi,erkeklerde dağa kaçtı,
bir ay sonra devletin çok ağır bir müfrezeyle bu tarafa geldiği haberleri
geliyordu,kimi kadınlar çocuklarını alıp erkekleriyle dağa çıktı kimileri çıkmak istemedi, bende istemedim, müfreze geldiğinde yanlarında
kürtler vardı önlerine çıkan her köyden kadın çocuk yaşlı herkesi toplayıp
buraya getirmişlerdi,yine erkekleri sordular,biz erkekler dağda dedik,
hepimizi topladılar kaşi sora götürdüler,orada çok insan vardı,hepside kadın ve çocuk ve yaşlıydı,çok az genç erkek vardı,akşam oluncaya kadar
beklediler,tepelerde hiç görmediğim silahlar vardı, askerler birşeyler
konuşuyorlardı,güneş batmak üzereyken askerlerden biri elini havaya kaldırdı,elini indirmesiyle üzerimize ateş açıldı, büyük silahın sesiyle
ciğerim parçalanacaktı korkudan, kendimi yere attım,tepelere doğru
koşanlar vardı,daha tepenin yarısına varmadan düşüp aşağıya kadar kayıyordu cesetleri,bir çocuk vardı hiç unutmam çok korkuyordu koynuma aldım sarıldım ama birden elimden kaçıp tepeye doğru koşmaya başladı
daha tepeyi yarılamadan büyük silah vurdu onu,parçaları üzerime kadar geldi,silah sesleri susunca bir kaç müfreze aşağı indi sağ kaln varmı diye
ben üzerime düşenlerin altında zor nefes alıyordum,gözlerimi kapadım
epey sessizlik olunca gece çıktım ortaya,koşarak köye geldim,korkudan
ölecektim nerdeyse,müfrezenin uzaklaştığını gören erkekler cesetler
arasında bir kaç kişi daha bulmuşlar kimisi epey yaralıydı,ikisi sabaha doğru öldü,kaşi sora kimse gitmeye cesaret edemiyordu,iki gün sonra
makine gürültüleri gelince herkes dağlar kaçtı,gözcüler görmüş büyük makineler ve bir sürü asker varmış kaşi sora gitmişler,askerler gittikten
vardık gördükki cesetlerin üzerini toprakla kapatmışlar.''

ninenin bize kürtçe olarak anlattıkları bunlardı,benim gördüklerim ise
bu bölgede insan kemikleriydi,in var cin var şehitlerin ruhu dolaşıyor
diye korkutuyorlardı insanları kimse cesaret edemiyordu bu bölgeye girmeye,her yağmur yağdığında insan kemikleri ortaya çıkıyordu
bunu bende gözlerimle gördüm,ve halende eminimki öyledir.

van erçiş te *gelie zila (türkçesi zilan deresi) olarak bilinen bölgedede
bir katliam olmuş, o katliam cumhuriyet gazetesinin 16 temmuz 1930
tarihli sayısında şöyle yer etmiştir.
"Ağrı eteklerinde eşkıyaya katılan köyler yakılarak, ahalisi Erciş'e sevk ve orda iskan olunmuştur. Zilan Harekatı’nda imha edilen eşkıya miktarı, 15 binden fazladır. Yalnız, bir müfreze önünde düşüp ölenler 1000 kişi tahmin ediliyor. Zilan Deresi'ne sıvışan 5 şaki teslim olmuştur. Buradaki harp, pek müthiş bir tarzda cereyan etmiştir. Zilan Deresi, lebalep (tamamen) cesetlerle dolmuştur."
bir toplum geçmişiyle yüzleşmeli dediğimiz olay budur.
saygılarımla

14-10-2006, 20:51
Gandalf,

1930 yılında hangi "helikopter" den bahsetmektesin? Sanırım uçak olacak onlar.

"köylerin üzerinden sürekli helikopterler geçiyordu,köylülerden biri alçaktan geçen bir helikoptere ateş açmıştı helikopter düştü,bütün köyler toplandı "

Anlatılan olay sanırım Dersim isyanı. Burada da bir "katliam" (ya da toplu kırım) dan bahsedebiliriz. Haklı haksız gibi bir değerlendirmeye hiç gitmeden. Söz konusu olan bir "soykırım" mı değil mi, o farklı bir konu. *

Cem,

Anlaşamadığımız nokta şu, "Soykırım" olarak kullandığımız "Genoside" çok rahat kullanılabilen bir sözcük değil. Hukuki bir tanımı ve şartları var. Tekrar tekrar sen de yazıyorsun, Doğu Anadolu'daki Ermeni'ler yok edildi (sürülerek ve öldürülerek). "Doğu Anadolu Ermenileri" nin kırımından bahsediyoruz, adı "Ermeni" olan tüm Osmalı tebaasından değil. Bir bölgede geçen, doğrudan ırkçılık ile ilişkilendirebilmenin mümkün olmadığı bir olaydan.

Sanırım yanlış anlaşılıyorum, rakamlar az ya da çok olabilir, böyle bir olayın olmadığı gibi bir savunmam yok. "Ermeniler öldürülmedi, sadece sürüldüler" gibi bir savunma yaptığımı da sanmıyorum. O dönem Osmanlı sınırları içerisinde yaşayan 1.400.000 Ermeni var eğer yanlış hatırlamıyorsam (rakamlar konusunda 100% emin değilim). Bunların 600.000 kadarı mı bu uygulamaya maruz kalıyor? Verdiğin haritada batı bölgelerden de göç ettirilen Ermeni nüfus söz konusu, gerçi ağırlık olarak Doğu Anadolu bölgesindeler. Ancak bugün bile batı bölgelerde (Ankara dahil) oldukça az da olsa bir Ermeni nüfus bulunmakta. Osmanlı egemenliği altında olan "Tüm" ermeniler, "Ermeni" kimlikleri nedeni ile bu uygulamaya maruz kalmıyorlar. Ek olarak, Maraş'tan Fransızlar tarafından Musul'a götürülen Ermeniler de var değil mi? Dilaver, bir noktaya daha değinmiş, Hamidiye Alayları. Şu an o adı Ermenice olan köylerde "kim" oturuyor? Ermenilerin katledilmelerinin tüm yükümlülüğünü "planlı, hesaplı uygulanan" bir devlet politikasına bağlamak mümkün mü peki? Ne ile kıyasladığımı daha açık yazayım, II. Dünya savaşı döneminde, yapılmış olan Yahudi soykırımı (Genoside denince akla bu geliyor zaten). Doğu Anadolu'da bugün hiç Ermeni köyü kalmamıştır, doğrudur. Yine de bazı soruları sormamız lazım. Doğu cephesinde 1919'dan sonra "Kim" ile çarpışılmıştır? Tekrar hatırlatma gereği duyuyorum nedense, olayları "haklı" göstermek gibi bir savım yok, adını doğru koyma endişem var. Bir ülke/devlet/toplum "Ben Soykırım gerçekleştirdim" dediği zaman, bu sadece bir özür dileme ile de geçiştirilebilecek bir durum değil. "Ben bunu soykırım olarak görüyorum" demek ile de bir ülkenin/devletin/toplumun bunu soykırım olarak kabul etmesi farklı.

Türker Alkan'ın yazdığını "belge" olarak değil, başka bir bakış açısı nedeni ile getirdim. Osmanlı'nın sağa sola dağıttığı Türkmen ve müslüman nüfus her toprak kaybı ile anadolu'ya geri kaçtı. Bu geri dönüşler hiç de kolayca olmadı doğal olarak. O kayıplar planlı, bilinçli bir kitle kıyımı mıydı? Büyük olasılıkla değildi. Bir de, aynı dönem, Yahudiler ile birlikte soykırım'a (Çingene oldukları tek nedeni ile) tabi tutulan Çingene'leri hatırlatması amacı ile de gönderdim.

neutrino

14-10-2006, 21:36
bizim orda havada uçan tüm makinalara tayyare derler,ninede tayyare demişti,ama alçaktan uçtuğu için ben helikopter olduğuna kanaat getirmiştim
ilk dinlediğimde,aklımdada öyle kalmış,kaldıkı benim bahsettiğim insan sayısı
2000 2500 kişi,dersimde katledilen insan sayısı 60 ila 70 bin arası,hayatı boyunca köyden hiç dışarı çıkmamış nine, dersimi nerden bilsin,o bölgeyi
gözlerimle gördüm,sanırım ya ban yada nineye inanmadın,bu katliamdan
sağ kurtulmuş bir kaç kişiden birisiydi nine,kaldiki orada ölenlerin torunları
hala hayatta,bu civarda yaşayan herkes bu olayı bilir

14-10-2006, 21:41
Gandalf,

Şöyle birşeyler de yazmışım. Dersim isyanı kısmı hatalı olmuş olabilir. O cümleyi kaldırıp, ikinci cümleden itibaren tekrar okursan "inanma/inanmama" ile ilgili bir cevap olmadığını anlaman lazım.

"Anlatılan olay sanırım[s:15e379b9af] Dersim isyanı.[/s:15e379b9af] Burada da bir "katliam" (ya da toplu kırım) dan bahsedebiliriz. Haklı haksız gibi bir değerlendirmeye hiç gitmeden. Söz konusu olan bir "soykırım" mı değil mi, o farklı bir konu. *"

neutrino

exclusive
14-10-2006, 22:47
ERMENİ TEHRİCİ

Ermeni Tehrici olayı Osmanlıda 2. meşrutiyet döneminde, 1. dünya savaşı yıllarında yaşanmış ve şöyle gelişmiş:

Kasım 1914'de Osmanlı ve Ruslar arasında savaş başladığında Ermeniler Ruslarla işbirliği halinde silahlı eyleme geçtiler ve Bitlis, Halep, Dörtyol ve Kayseri'de ayaklanma başlattılar.

Ayrıca Rus ordusunda Ermeni alayları oluşturuldu ve Rus ve Ermeni askerler Osmanlı askerleriyle çarpıştı. Doğu cephesinde Osmanlı ordusu, biraz da Enver Paşa'nın beceriksizliği yüzünden, ağır yenilgiler aldı.

Nisan 1915'de Ermeniler Van'ı ele geçirdi ve binlerce Türk ve Kürt'ü öldürdü. Daha sonra Rus birlikleri de Van'a girdi.

Bu çarpışmalar sırasında Bayburt, Erzurum ve Diyarbakır'da da Ermeni isyanları başladı ve buralarda da Türk ve Kürtler öldürüldü.

Osmanlı 24 Nisan 1915 tarihinde Ermenileri Suriye'ye sürme (Ermeni Tehciri) kararını aldı.

Bu sürgün 80.000 askerimizin tek kurşun bile atmadan, hastalanarak öldüğü yıllarda, Ermeni ve Türk-Kürt halkları arasındaki düşmanlığın had safhaya ulaştığı yıllarda yapılmıştır.

Sürülen Ermenilerin can ve mal güvenliğinin sağlanması konusunda ayrıntılı emirler verilmiş olmasına karşın bu güvenlik sağlanamamış ve hem katliamlar hem de doğal koşullar ve dönemin imkansızlıkları sebebiyle tehric edilen 1 milyon Ermeninin yarıya yakını ölmüş ya da öldürülmüştür.

1. Dünya savaşı sonrasında bu tehricden sorumlu 1400 memur Divan-ı Harp'te yargılanmış ve pek çok hapis cezası yanında 40 kişi de Ermenilerin ölümüne sebebiyet verdiği için idam edilmiştir.

Ayrıca aralarında gazeteci ve aydınlar da bulunan pek çok üst düzey asker ve yönetici de Müttefikler tarafından yargılanmış ve Malta'ya sürülmüştür. Bunlar hakkında somut delil bulunmadığı için daha sonra serbest bırakılmıştır.


KURTULUŞ SAVAŞI SIRASINDA ERMENİ SORUNU

Ermeni Soykırımı iddialarını Osmanlı'nın 1. dünya savaşı yıllarında yaptığı Ermeni Tecrihi olayıyla sınırlamayıp Kurtuluş Savaşı yıllarına yaymaya çalışanlar da var.

Buyrun, Kurtuluş Savaşında Ermeni Soykırımı:

Kurtuluş savaşımız sırasında Ermenilerin saldırıları ilk Sarıkamış ve Kars'da başlamış ve Ermeniler Türk ve Kürtleri katlederek bölgede nüfus çoğunluğu oluşturmaya çalışmış.

Kazım Karabekir karşı saldırı için Ankara'dan defalarca izin istediyse de Bolşeviklerle ittifak kurma arayışları sebebiyle karşı saldırı için izin verilmemiş.

Daha sonra Mustafa Kemal Kazım Karabekir'e istediği izni vermiş. (Burada Emre Kongar şöyle yazmış: "Sevgili okurlarım, bu noktaya çok dikkat etmek gerek: Mustafa Kemal Paşa, Ankara'da yeni Sovyet Hükümeti'yle anlaşmadan Doğu Harekatı'nın başlamasına izin vermiyor.)

Yani uzun süre Ermeniler sadece yerel Türk ve Kürt halklarının direnişiyle karşılaşarak saldırılarını düzenli şekilde devam ettirmişler ve bu yerel direnişlere karşı da kolayca üstün gelmişler.

Mustafa Kemal harekat emrini verince Kazım Karabekir Sarıkamış ve Kars'ı 30 Ekimde geri alıyor. 7 Kasımda Gümrü alınıyor ve 8 Kasımda Ermenilerin isteğiyle ateşkes koşulları görüşülmeye başlanıyor.

10 Kasımda Ermeniler ateşkes koşullarını reddediyorlar ve savaş tekrar başlıyor.

Ermeni soykırımı, soykırım yapan ve soykırıma maruz kalan tarafların karşılıklı ateşkes anlaşması imzalamak için masaya oturduğu ilk soykırım olsa gerek. Sanırım aynı zamanda soykırıma maruz kalanın anlaşmayı kabul etmediği ilk soykırım olması özelliği de vardır.

Bu arada güneyde Fransız işgali altında olan Maraş, Antep, Urfa ve Mersin'de Fransız destekli Ermeni gerilla hareketleri başlıyor. Türk ve Kürt yerel halk son derece yetersiz çete savaşlarıyla bunlara karşı koymaya çalışıyor. Fransızlarla 20 Ekimde imzalanan Ankara anlaşmasıyla da bu Ermeni saldırıları sona eriyor.

Kurtuluş Savaşı sonrasında, Ermenistan sınırı belli olduktan çok sonra bile pek çok Türk diplomat Ermeni teröristlerce düzenlenen suikastler sonucu yaşamını yitirmiştir. 4 kıtada, 20'den fazla ülkede, 200'den fazla saldırı gerçekleştirilmiştir...

Kaynak: Emre Kongar "Tarihimizle Yüzleşmek"


Tarihimizle yüzleşelim ama yüzleşelim derken yüzümüze gözümüze de bulaştırmayalım. Gerçeklerle yüzleşelim, maksatlı yalanlarla değil. Prof. Dr. Emre Kongar gibi Sosyolog ve Tarihçilerimiz dururken Orhan Pamuk gibi popülist romancıları referans alarak gerçek tarihimizle yüzleşebileceğimizi sanmıyorum, ancak bize biçilmek istenen tarihle yüzleşebiliriz.

15-10-2006, 02:11
Bir insan düşünün günümüz Türkiyesinde.Evi yok,arabası yok,parası yok.
Ama tv de çıkıp para babalarının,egemenlerin duymak istemediği herşeyi söyleyebiliyor.Yani tam 10.köylük birisi.Bu adama ne dersiniz?Dürüst mü ?
Kafası mı çalışmıyor ?Elinden iş mi gelmiyor?
Ama adam yazar.
Yeni bir başlığımız var Maneviyatın anlamı nedir ?
Evet gerçekten maneviyatın anlamı nedir ?
Bu yazar yani Nihat Genç iddia ediyor ki;Nobel ödülü almış olan beyaz kale isimli romanın iskeletini oluşturan sayfalar tek kelimesine dokunulmadan,Petlov'un seyahatı isimli bir eserden intihal edilmiştir.
Nobele giden yol ise eski bir amerika dışişleri bakanının eski eşi olan Victoria isimli bir hanımın nobel veren kurul dahil çokuluslu şirketlerle olan münasebetleri sonucu alınmıştır.Edebi bir yanı olduğundan değil.
Bunlar tv ekranında milyonlarca insanın önünde ortaya atılan ve iddia sahibinin,son derece iddialı bir biçimde;buyursun beni mahkemeye versin diyebilecek kadar cesur konuşması da işin cabası.

Bu iddialı konuşmasını Dünyaca tanınmış Nazım Hikmet'imizin.Aziz Nesin'imizin dünyaya mal olmasının zaten nobel olduğunu ifade eden ama neden dünyanın kabul ettiği edebiyat şahaserlerinin sahiplerine değilde,içinde bulunduğumuz konjüktürün şu an bizi itelemeye çalıştığı bir yöne doğru;hayatında siyasi bir söyleme bulaşmamış birinin aniden bu konjüktüre uygun ifadeler kullanması neticesinde,nobel ödülünün gelmesinin nasıl bir tesadüf olduğunu sormamız gerektiğini yinelemektedir.
Bunu da ahlakın erezyona uğraması olarak nitelemektedir.
Acaba bu yazar kıskançlığından mı bu maneviyatsızlığı yapmaktadır?

Yoksa yazar haklı da,buna maşa olduğu iddia edilen Orhan Pamuk ve onu gözü gibi koruyanlar mı?

Gerçekten nedir bu maneviyat ?İlla konuya dinsel mi bakmak lazım?

sargon
15-10-2006, 03:56
Bir günde ne kadar yazı yazılmış bu konuda yahu!

Sitemiz her ne kadar dinlerle ilgili bir site olsa da bence yıllardır tabu sayılan bir konunun tartışılmaya başlandığını görmek son derece güzel. Orhan Pamuk'un Nobel edebiyat ödülü almasının arkasından böyle bir tartışmanın başlamış olması daha da güzel. Çünkü milliyetçilik ateşi ve kompleksiyle kavrulan bir toplumda bir başarısızlığın ardından yaşanacak milliyetçi patlamaların çok acılarını çektik. Ermeni soykırımı, koca Osmanlı'nın birkaç onyıl içinde dağılmasının, ülkenin kurtuluş formülünün milliyetçi hareket geliştirmek olduğunu düşünen/farkeden Türk milliyetçi hareketi (İttihat Terkakki'nin) *üzerinde yarattığı dehşet ve korkunun ifadesiydi. Umarım yine böyle acılı, sarsıcı yıkılışlar yaşamayız da başka başka acılara neden olacak felaket silsileleri yaratmayız. Tarihimizin kan ve dehşetini Orhan Pamuk'un kazandığı zaferin eşliğinde tartışmak bir parça da olsa yüreğimizi rahatlatan ve tartışmayı kolaylaştıran bir şey oluyor çünkü. Hiç değilse anti-Pamuk çıkışlarda "Avrupa'nın ödülünü istemeyiz", "ödül geri alınmalı" şeklinde yedi düvele nam salan ecdadımızın kemiklerini sızlatmıyoruz.

Fazla ağır giriş oldu, ama devamı hafif. Orhan Pamuk'un son romanlarındaki post-modern tarzı çok iyi bilmiyorum. Ben ilk kitaplarında kalmıştım. Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev'i severek okumuştum. Beyaz Kale idare ederdi. Sonra koptum. Edebiyattan çok iyi anlamam ama edebiyat eleştirisi yapanlardan anlarım. *:D Yıllar önce Attila İlhan, köy yazarları diye sınıfladığı yazarlara sert eleştiriler yöneltirdi. Mahmut Makal'la başlayan Yaşar Kemal'le doruğa varan bir yazar grubunu eline alır, vurup dururdu. Kemalgil'ler diye alaya alırdı. Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar vb. idi hedefi. Attila İlhan şiirde çok iyi ürünler verdi. Ancak romanda aynı başarıyı gösteremedi. Romanları 47 dile çevrilen Orhan Pamuk'la Kemalgillerin kıyaslanması bana fazlaca köyden bakış gibi görünüyor. Orhan Pamuk'tan önce kaç yazarımızın kitapları yabancı dillere çevrildi. Yaşar Kemal'in kitapları İngilizce'ye karısı tarafından çevrildi, ancak tutulmadı. Diğerleri doğru dürüst çevrilmedi bile.

Orhan Pamuk'la ilgili olarak Türk sol aydınını en çok etkileyen kişi aslında bir edebiyatçı değil, bir tarih, ekonomi, politika yazarı Yalçın Küçük oldu bence. Birçok argüman ona ait. Yalçın Küçük eleştiri yaparken fazlaca ileriye gitti. Nerdeyse aydınların yarısını Sabetayist saydı. Muhteşem bir komplo teorisi kurdu. İslamcılardan devşirilmiş Yahudi düşmanlığı/Sabetayist eleştirisinin bayrağını sağdan sola geçirdi. Bu eleştirinin solculuğunu anlamış değilim, Yahudilerin İslamın baskıları yüzünden illegal yaşam sürmeleri ve illegal bir tür dini tarikata dönüşmelerinde eleştirilmesi gereken şey buna neden olan gericilik iken, Orhan Pamuk başta olmak üzere birçok aydın, politikacı, asker vb. oldu. Y. Küçük'ün isim listesi burda saymakla bitecek gibi değil. Tansu Çiller'den İsmail Cem'e, Genelkurmay Başkanlarından (Y. Küçük listesine almasa da İslamcılar tarafından alınan) Mustafa Kemal'e kadar uızanır bu liste.

Orhan Pamuk Türk aydınıdır. Attila İlhan'ın Kemalgillerinden değildir. Köy romanı değil, şehir romanı yazar. Avrupalının *merak ettiği, ilgisini çeken şeyleri yazar. Avrupa'da Orhan Pamuk Doğu-Batı çelişkisini/çatışmasını/ilişkisini işleyen yazar olarak tanınıyor. Bizim için çok önemli olmayabilir bu konu ama bence bu yüzden Batı'da tutulmuştur. "Bu ülkede 1 milyon Ermeni 30 bin Kürt *öldürüldü" dediği için kitapları bir iki yıl içinde hemen 47 dile çevrilmedi herhalde. Orhan Pamuk'un kitapları bizim aydınımıza ters geliyor belki de. Batı aydını ve okuru seviyor, çevriliyor, okunuyor ve satılıyor.

Ermeni ve Kürt katliamları konusunda da söyleyecek şeylerim var, onları da yazacağım.

15-10-2006, 09:32
Fazla ağır giriş oldu, ama devamı hafif. Orhan Pamuk'un son romanlarındaki post-modern tarzı çok iyi bilmiyorum. Ben ilk kitaplarında kalmıştım. Cevdet Bey ve Oğulları ile Sessiz Ev'i severek okumuştum. Beyaz Kale idare ederdi. Sonra koptum. Edebiyattan çok iyi anlamam ama edebiyat eleştirisi yapanlardan anlarım. :D Yıllar önce Attila İlhan, köy yazarları diye sınıfladığı yazarlara sert eleştiriler yöneltirdi. Mahmut Makal'la başlayan Yaşar Kemal'le doruğa varan bir yazar grubunu eline alır, vurup dururdu. Kemalgil'ler diye alaya alırdı. Orhan Kemal, Yaşar Kemal, Kemal Tahir, Kemal Bilbaşar vb. idi hedefi. Attila İlhan şiirde çok iyi ürünler verdi. Ancak romanda aynı başarıyı gösteremedi. Romanları 47 dile çevrilen Orhan Pamuk'la Kemalgillerin kıyaslanması bana fazlaca köyden bakış gibi görünüyor. Orhan Pamuk'tan önce kaç yazarımızın kitapları yabancı dillere çevrildi. Yaşar Kemal'in kitapları İngilizce'ye karısı tarafından çevrildi, ancak tutulmadı. Diğerleri doğru dürüst çevrilmedi bile.

Orhan Pamuk'la ilgili olarak Türk sol aydınını en çok etkileyen kişi aslında bir edebiyatçı değil, bir tarih, ekonomi, politika yazarı Yalçın Küçük oldu bence. Birçok argüman ona ait. Yalçın Küçük eleştiri yaparken fazlaca ileriye gitti. Nerdeyse aydınların yarısını Sabetayist saydı. Muhteşem bir komplo teorisi kurdu. İslamcılardan devşirilmiş Yahudi düşmanlığı/Sabetayist eleştirisinin bayrağını sağdan sola geçirdi. Bu eleştirinin solculuğunu anlamış değilim, Yahudilerin İslamın baskıları yüzünden illegal yaşam sürmeleri ve illegal bir tür dini tarikata dönüşmelerinde eleştirilmesi gereken şey buna neden olan gericilik iken, Orhan Pamuk başta olmak üzere birçok aydın, politikacı, asker vb. oldu. Y. Küçük'ün isim listesi burda saymakla bitecek gibi değil. Tansu Çiller'den İsmail Cem'e, Genelkurmay Başkanlarından (Y. Küçük listesine almasa da İslamcılar tarafından alınan) Mustafa Kemal'e kadar uızanır bu liste.

Orhan Pamuk Türk aydınıdır. Attila İlhan'ın Kemalgillerinden değildir. Köy romanı değil, şehir romanı yazar. Avrupalının merak ettiği, ilgisini çeken şeyleri yazar. Avrupa'da Orhan Pamuk Doğu-Batı çelişkisini/çatışmasını/ilişkisini işleyen yazar olarak tanınıyor. Bizim için çok önemli olmayabilir bu konu ama bence bu yüzden Batı'da tutulmuştur. "Bu ülkede 1 milyon Ermeni 30 bin Kürt öldürüldü" dediği için kitapları bir iki yıl içinde hemen 47 dile çevrilmedi herhalde. Orhan Pamuk'un kitapları bizim aydınımıza ters geliyor belki de. Batı aydını ve okuru seviyor, çevriliyor, okunuyor ve satılıyor.

Ermeni ve Kürt katliamları konusunda da söyleyecek şeylerim var, onları da yazacağım.

Sevgili Sargon yani özetle diyorsun ki Orhan Pamuk bu Nobel ödülünü;Kemalgiller gibi köylü olmadığı için,şehir romanları yazıp,Romanları 47 dile çevrildiği için bileğinin,beyninin gücü ile aldı.
Bu nobel ödülünün altında;Ermeni soykırımının Fransada kabulünün,onun aldığı ödül ve söylediği sözlerin bağlantısı yok.Bu şekilde yazanlar komplo teorileri üretiyorlar ?
Doğru mu anlamışım ?

"Bu ülkede 1 milyon Ermeni 30 bin Kürt *öldürüldü" dediği için kitapları bir iki yıl içinde hemen 47 dile çevrilmedi herhalde.
Güzel bir soru aklın dışında olmayan bir soru ?İşte Victoria isimli kadın ve grift ilişkileri bu açıdan sorulmuş bir soru idi.
Ayrıca bu sitede gördüğüm aydın insanlardan biri olan Sevgili Sargon'un yani senin akıl dolu yaklaşımlarına yönelik bir soruda ben aklımın yettiğince he yaw bu nedir acaba dediğim bir soru vardı senden onunla ilgili bir kelime duyamadım.
Senin kadar yeterince araştırmacı olmadığımı alenen söylemişimdir sitede.Sen ise iyi bir araştırmacı olduğunu her zaman ortaya koymuşundur.Acaba "Bugüne kadar siyasi hiç bir söylemi olmadığı,siyaset üstü bir kişiliği olduğu,tam nobel öncesi buu sözleri sarfettiği"söylendiğinde şahsım gaza mı geldim ?
Fransa'nın ortaya koyduğu tablo ile onun söylemlerinin aynı olduğu konusunda komplo teorilerine mi kandım?
Seni severim ve araştırmacılığına da saygı duyarım bilirsin.Ama hayatım boyunca kimin söylediğinden daha çok neyin söylendiği ve bu söylenenin tarih ve elimizdeki bilgi,belgelere ne kadar uyum gösterdiği şahsım için çok daha değerli olmuştur.
Sence Orhan Pamuk;bu tür olayları hep yazılarında ve konuşmalarında amansızca savunmuş şimdi üstümü örtülüyor ?Yoksa salt bu konuşmaları Nobel öncesinde konjüktüre uygun bir zamanda mı sarfetmiş ?
Birde intihal konusu var acaba doğru mu ?
Alınan ödül gerçekten hayranlık verici göğüs kabartıcı,ancak verilmişse ödün sonucu çok ama çok kötü olaylara gebe değil mi ?
Bu memleket elinde bulunan Cumhuriyet ve BAĞIMSIZLIĞINI;Ülkenin inanılmaz darbeler aldığı,karşılığında Nazım usta'nın "eğer bunlarsa vatanseverlik ben vatan hainiyim" dediği kişisel menfaatler karşısında İncirlik üslerine,çok uluslu şirketlere peşkeş çekilerek şu anlara gelmedi mi?
Umarım şahsım bir halüsünasyon görüyorumdur.Orhan Pamuk bileğinin ve beyninin gücü ile edebi bir şekilde bu ödülü almıştır.

S.T.K olmanın hedeflendiği bir sitede bunları dile getirmem Orhan Pamuğa bir düşmanlık değil,gerçeklerin ortaya çıkıp hep beraber onurlu bir şekilde ülkemiz topraklarında yaşayıp çocuklarımıza;özgür ve refah içinde bağımsız bir ülke bırakabilmenin,evlatlarımızdan bazılarının,şehit veya gazi olmadan yapılabilmesi çabası ötesinden başka bir şey değildir.

Başka ne diyeyim vatan millet sakarya gibi afaki konuşmaları sevmem.Ancak ülkemde bir kenardan başlayıp bağırsaklarımızı geçip midemize kadar gelen,sen ve senin gibi beyinlerin İzmirde içilecek bir rakıya hasret kalmalarını sağlayan atraksiyonların artık ülkeme ve dolayısı ile içinde bağımsız !! yaşayan bizlere bana dokunmayan yılan olmasını istemiyorum.

Tek derdim bu

15-10-2006, 10:46
[quote:e8b8095c68="exclusive"]Kasım 1914'de Osmanlı ve Ruslar arasında savaş başladığında Ermeniler Ruslarla işbirliği halinde silahlı eyleme geçtiler ve Bitlis, Halep, Dörtyol ve Kayseri'de ayaklanma başlattılar. [/quote:e8b8095c68]

İşte Ermeni soykırımını mazur gösterme en sinsice böyle bir cümleyle yapılır. Soykırmı mazur göstermek için "Ermenilerin bir kısmı" ifadesini kullanmak yerine "Ermeniler" diyerek genelleme yapmak, Emre Kongar gibi şoven milliyetçilere özgü olsa gerek. Bu gibi ifadelerle kandırılıan beyinlerimiz sanki Rus savaşında tüm Ermenilerin bizlere karşı savaştığı yanlış izlenimine kapılmaktadır.

Bir Ermeni anısında şöyle yazıyor:

"1. dünya savaşı başladığında askere alınmak için başvuruda bulunduk ve bizi askere aldılar. Bir süre sonra, biz askerdeyken gelip tutukladılar, askerlikten çıkardılar"

Demek ki devletini seven-sayan Ermeniler de mevcut idi. Bazı yörelerde Ermeni çetelerinin varolması hatta bunların Türklere saldırması tüm Ermenilerin aynı olduğu anlamına gelmez idi.

Bir Rus tarihçisi şöyle bir yorum yapıyor:

"Osmanlı, Ruslarla savaşırken cephe gerisindeki Ermeni çetelerine karşı şiddet uygulaması zaten beklenen bir olgu idi ancak şiddetin boyutu inanılmaz derecede yüksek ve hedef gözetmeksizin oldu"

Benim de katıldığım görüş budur. Osmanlı, suçlu-suçsuz ayrımı yapmaksızın tüm Ermeni halkını, bir bütün olarak, topluca imha etmeyi seçmiştir. Bakınız bu aşağıdaki Ermeni anne ve küçük oğlu da mı Ermeni çetecisi idi:

http://upload.wikimedia.org/wikipedia/en/f/fd/Armeniangenocide_starved.JPG

Bir halkı, kadın-erkek, yaşlı-çocuk, hiç bir ayrım yapmaksızın ya olduğu yerde idam ediyor ya da beslenmelerini sağlayamayacağınızı bildiğiniz, açlıktan öleceklerini tahmin ettiğiniz halde çoluk çocuk göç yollarında ölmelerine sebeb oluyorsanız bu da büyük bir insanlık suçudur, soykırımdır.

Tekrar Orhan Pamuk'a dönersek,

Bir yazarı değerli kılan sadece yazdığı eserlerdeki edebi değer değil, bununla birlikte başta kendi ülkesinde olmak üzere (başka ülkeleri, toplumları eleştirmek daha kolaydır) insalık hakkındaki aydın tutumudur. Bu açıdan bakarsak Orhan Pamuk, Türkiye gibi milliyetçi egoizmin hakim olduğu bir toplumda Ermeni Soykıırmı'nı tanıyarak ve ifade ederek aydın cesaretini göstermiştir. Orhan Pamuk bunu ifade ederken Nobel ödülü motivasyon yapmış olabilir bir ihtimalle. Ancak Orhan Pamuk, inanmadığı bir Ermeni Soykımını sırf Nobel alabilmiş olmak için söylememiştir. Ancak ve ancak, zaten inandığı bir gerçeklik olan Ermeni Soykımı'nı ifade etmek için bu anı beklemiş olma ihtimalini ben d ekabul ediyorum. Ancak bu çok büyütülecek bir sorun değildir. Eleştirilebilir neden daha evvel söylemedin bunları diye ancak hakim şoven milliyetçilerimiz asıl bu yüzden değil "bizi dünyaya rezil ettin, içimizde saklı tuttuğumuz ermeni soykırımını dünyaya duyurdun" diye kızmaktadır.

Nihat Genç'in TV de söyledikleri ise çarpıtmadır. Beyaz Kale'nin sadece girişindeki birkaç sayfası sözü edilen kitaptan çalıntıdır. Ancak Beyaz Kale'yi okuyanlar sanırım benle şu görüşü paylaşacaklardır ki; Beyaz Kale'yi, Beyaz Kale yapan kısımları girişteki esir alma öyküsünde değil kitabın ilerleyen kısımlarındadır.

Orhan Pamuk'un kuşkusuz eleşitrilecek yönleri vardır bunlar gibi, ancak bunlardan dolayı bir bütün olarak Orhan Pamuk'u karalamak, onu değersiz gibi göstermek sanırım insana değer verilmeyen, kendisinden olmayanları katliamlara uğratan hatta Osmanlı dönemi boyunca toplam 45 vezirin kellesi uçuran acımasız hakim anlayışın günümüze yansıyan yumuşatılmış şekli olmalı.

sargon
15-10-2006, 12:23
Sevgili Psiko,

doğru anlamışsın. Komplo teorisi üretiliyor diye düşünüyorum. Anti-emperyalist olma iddiasıyla üretilen hedefi saptırılmış bir komplo teorisi üretiliyor. Ama ben sorunu tam anlayamadım.

Acaba "Bugüne kadar siyasi hiç bir söylemi olmadığı,siyaset üstü bir kişiliği olduğu,tam nobel öncesi buu sözleri sarfettiği"söylendiğinde şahsım gaza mı geldim ?

Soru bu muydu? Şu anda bir gaza getirme kampanyası olduğu açık zaten. Orhan Pamuk'un adı geçen yıl da Nobel adayları arasında geçiyordu. O zaman da Emre Kongar'ın da içinde olduğu milliyetçi cephe tarafından hain ilan edilmişti ve Pamuk'a Nobel verilirse politik açıklamalarından dolayı verilecek deniyordu. Geçen yıl ödül İngiltere'ye Harold Pinter'a gitti. Bizim milliyetçilerimiz kampanya hazırlığını zaten yapmışlardı. Bir yıl sonraya sarktı. Eğer 5 yıl sonra ödül gelseydi, hiç mertak etme 5 yıl sonra yapılacaktı.

Nobel tarihinde bu tür olaylar oldukça fazla. Ben bir zamanlar Sinclair Lewis'e verilen ödülü örnek vereyim. O da Amerikan toplumunu, özellikle orta sınıflarının sert eleştirisini yapıyor ve şimşekleri üstüne çekiyordu. Birçok Nobel ödüllü yazar kendi ülkelerinde sert milliyetçi tepkilere maruz kaldılar.

Orhan Pamuk'un karşısına Yaşar Kemal'i çıkarmaya çalışanlar da sanırım Yaşar Kemal'in "Kürt seferleri" yazılarını okumadılar. Yaşar Kemal de orda Türk devletinin cumhuriyet boyunca çıktığı Kürt seferlerini anlatır. Gariptir Nazım Hikmet'i bugün büyük şair diye göstermek bir moda oldu. Eğer 1930'larda, 40'larda yaşasaydınız, o zamanın milliyetçi cangılında değil onu savunmak adını bile ağzınıza alamazdınız.

Ermeni/Kürt katliamlarına yine geçemedik.

15-10-2006, 12:42
Sevgili Sargon
"Orhan Pamuk'un karşısına Yaşar Kemal'i çıkarmaya çalışanlar da sanırım Yaşar Kemal'in "Kürt seferleri" yazılarını okumadılar. Yaşar Kemal de orda Türk devletinin cumhuriyet boyunca çıktığı Kürt seferlerini anlatır. Gariptir Nazım Hikmet'i bugün büyük şair diye göstermek bir moda oldu. Eğer 1930'larda, 40'larda yaşasaydınız, o zamanın milliyetçi cangılında değil onu savunmak adını bile ağzınıza alamazdınız."
Geçmişlerimizi ve içimizdekileri tam olarak bilemeyiz.Onun için Nazım usta'nın savunucusu olup olmadığımız veya olamayacağımızı bir kenara alalım.
Senin bana cevabındaki mavi yazı ile işaretlenmiş olguyu sormuştum.Yaşar Kemal kitabında işlemiş bir konuyu.Orhan Pamuk ermeni ve kürt olayını işlemişmi ki gündeme getirdi idi soru ?
Sevgili Cem'den intihal'in cevabını aldık.

Bazı arkadaşlara forumlardaki başlıklarda verdiğim cevaplarda dolmuşa binmeyi pek sevmediğimi ya arabayla ya da yaya gitmeyi sevdiğimi ifade etmiştim çünkü az çok bilirim ki :
Hani bayram değil seyran değil diyen bir atasözümüz vardır .
"Herkes alim olabilir ama herkes arif olamaz" senin imzanda olduğu gibi.

Neyse benim açımdan konu uzadı ben bu tür uzayan konuların güdülenme sebebi olduğunu düşünür olayların akışını zamana ve tarihe havale ederim.Zaten zor olan bir yaşamı daha da yaşanmaz kılacak olayların başımıza gelmemesi umudumla.
Sevgilerimle...

Cemal
15-10-2006, 13:19
Benim de katıldığım görüş budur. Osmanlı, suçlu-suçsuz ayrımı yapmaksızın tüm Ermeni halkını, bir bütün olarak, topluca imha etmeyi seçmiştir. Bakınız bu aşağıdaki Ermeni anne ve küçük oğlu da mı Ermeni çetecisi idi:

*-* burda bi resim var ama ona kopyalamyı bilmiyom.Cem abi bunu bizim gibilere bi öretsene.Walla sevaba(o sevabı Allahmı vecek?bilmiyom)girersin*-*

Bir halkı, kadın-erkek, yaşlı-çocuk, hiç bir ayrım yapmaksızın ya olduğu yerde idam ediyor ya da beslenmelerini sağlayamayacağınızı bildiğiniz, açlıktan öleceklerini tahmin ettiğiniz halde çoluk çocuk göç yollarında ölmelerine sebeb oluyorsanız bu da büyük bir insanlık suçudur, soykırımdır.

CEm abi- bizim büyüklerimiz kavede kIbrıs konusu tartışma yapılırkan-aynı bu senin sölediini söliüyolar.Makaros denen bi pApas varmış..bu resimde olduu gimi*-çoluk çocuk evin banyosunda kesmişler*-
1- bu bilgi dorumu?Uyduruk milliyetçi atmasyonmu*?
2-Doruysa*-nası deerlendiriyon.
**buda bi issannık ayıbımı?
**yoksa savaş olunca*-istesende istemesende böle şeyler oluyomu*?
*-eRmeni soykırımı iddası gimi bunada lanet yapıyonmu?

--Bide abim bi şey dıkkatimi çekti.

Sen dail bi çok Atevis abimin*- Türklük hakında ne çok karın arınız varmış.Türkler şöle-türkler böle. adetam tuuu-kaka..
Bu hınçın sebebi ne olaki?
senin bizim çocukluumuzda ve önçesinde yapılan asker darbeleri ve netekim Kenan Evren gen.kUrm. başkannıı döneminde *-içeri alınmışlıın varmı?
Türklüü ve kendimizi çokda aşalmasak daa iyi olmasmı?
ERmeni hiç Türk kesmmemişmi?
Arkadan vurmamışmı?
Erzurumda teve lerde gösterrilen-ermenilerin topluca kesip gömdüü* Türk mezarları uydırmamı?

Mesela bu teVEde göstertilen fıransısların *-bi asker sokak ortasında bi garip adamı ve çocuu tüfenkle dan diye vuruyo.Bunnar yalanmı*-sen bu 1 buçuk millon cezayirlinin kesilmesi öldürülmesi olayını*-
ha cezayirli kesilmiş-*
ha cezerye kesilmiş*-ne farkedermi diyon??(açık söliyim abim -böle düşündünü sannetmiyom*-ama yazının giidişi öle oldu.)

Allah razı olsun-
oPaMUK nobel aldıda *-bizde içimizdekileri... çıkattık.Yoksam baya gaz varmış karnımızda.Baksana sAlGOn abim bu konuda daa neler nelr annatcakmış.Bakalım dünyanın en aşalık milletleri neler yapmış..Azz sona.

OpAmUK içinde son sözü(!) söliyim.
eveeett .. *.hımmmmmmmm bu konuda çok konuşuldu ama:(dıkkatinize çekerim hımda çok mmmmm var ..yanı ben sizlerden epey kalte bi adamımm..açıklamıştımm... neticede
OrPamUK bir Türkdür.
Noneri bir Türk almıştır.
vede nober Türkiyeye gelmiştir.
PaMuk Türklük hakkında sölediklerinden-çark etmeye başlamıştır.
Üstüne çok gidipde adamı-küfürle karşılayıp*-taşlayıp kaçırtmak olmas.
Ona saip çıkalak kasanmalıyız.
Ona kaybbedersek TÜrkiye kaybeder.
Hayatta her insan hata yapabilir.
Hatayı yapan deil afeden daa büyüktür.
Yazarlıı öle*-yazarlıı böle.
Nazım usta daa büyüktü-Yaşşaar kEMal daa büyüktü..falaca filece..
müim deil.
Onnar almadı..bu aldı.Bu adamda Türk.
Sonuçta Türkiye kazandı.
Bide sacı-solcu..
hepimiz atınca mangalda kül bırakmıyos.
Sankı sölediklerimisde herbişey mahakkak her kelimesiynen doru..

Hadi ben porf um*-her yazdıım.azımdan çıkattıım her kelime doru.. :lol:
Size ne oluyo böle- işte..öle böle ortalama bi vatandaşkene*itdaalaşıyonuz 8O ..

Ne gernk var bunnara..
Her yazılanın*-her itdaaanın içinde gerçek olabilir tamamı doru olmasada..
Karşılıklı olarak fikir tartışmalarının yaşandığı bu tip forumlarda, genellikle hepimiz bir çok mantık veya fikir yürütme hatası yapıyoruz ve buda tartışmaların daha sağlıklı bir zeminden çıkmasına neden olup bizi kısır tartışma ortamlarına sürüklüyor. (sodomodan
yürüttüm.. :wink: )

sargon
15-10-2006, 13:48
Her insanın düşünme biçimini belirleyen şeyler kuşkusuz yaşadıklarıdır, somut gerçekliğidir. Ben de sosyal demokrat alt kademe bir askerin çocuğu olarak büyüdüm. Genelkurmay'ın Türkçülük ve "Kürt diye bir halkın olmadığı" üzerine kitap ve broşürleri evimizde epey bol sayıda olurdu hep. Üniversite yıllarına kadar da kafamda sert, laftan anlamaz, yola gelmez, kara adamlar olarak Kürtler, "nifak tohumları" olarak de Ermeniler vardı. Irkçı değildim ama popüler kültür bombardımanından etkilenen soradan biriydim işte. Solculuğumuz da vardı tabi, Kürt miliyetçiliğine ezilmiş bir halk oldukları için Türk milliyetçiliğinden daha hoşgörü ile baktım ama hiç Kürtçü olmadım.

Size beni çok etkileyen bir anımı aktarayım. Yıl 1986 falan. 20'li yaşlarda öğrenciyiz. 4 arkadaş aynı evi paylaşıyoruz. Aramızda Konya'lı bir arkadaşımız vardı. Bunun arkadaşları ziyarete geldiler. Ben odalardan birinde ders çalışırken başka bir arkadaşım içeri girdi. Sinirden bütün hatları gerilmiş, titriyordu. "Şu xxx(Konyalı arkadaşı kastediyor)'e söyle bu gelenleri evden çıkarmazsa, burda kan çıkacak." Her zaman halim selim olan ve fazlaca tartışmalara girmeyen bu arkadaşın nasıl böyle deliye döndüğünü anlayamadım. İçerde konuşulan şeyi anlattı. Misafirlerimizden biri askerden yeni gelmiş. Güneydoğu'da bir yerde askerlik yapıyormuş. Bir köye girmişler. PKK'ya yardım ettiğinden şüphelenilen bir yer olsa gerek. Arama falan yapılırken köylülerden biri gelip komutana şikayette bulunmuş. Askerlerden biri ahırda benim eşeğimi iğfal ediyor diye. Komutan o askeri çapırmış, bir tokat atmış ve sonra da: "Utanmıyor musun bunların kızları, karıları varken eşekleri yapmaya" demiş. Ardından da askerler tarafından kadın ve kızlar içeri alınıp hepsine tecavüz edilmiş. Askerliğini yapıp gelmiş olan vatandaş bunu zevkle, eğlene eğlene anlatıyormuş. Gerçekten inanılacak gibi olmayan, tüyler ürpertici bir öyküydü bu. Arkadaşın misafirlerini elimizden bir kaza çıkmadan evden defettik, ama günlerce şokunu yaşadık bu olayın.

Yukardaki olay daha çok yeni yaşanmış bir olay. 20 yıllık. Ermenilerle ilgili olay ise çok daha eski *ve canlı tanıkları kalmadı ancak herkes kendi dedelerinden biraz birşeyler duymuştur. Benim büyükdedem Enver Paşa'nın Sarıkamış'a götürüp de kurşun atmadan dağlarda dondurduğu 90.000 Mehmetçik'ten biriydi. Daha doğrusu bizim köyde herkesin büyük dedesi Sarıkamış'da donarak şehir olmuştur. Bir başka rivayete göre de Ermeniler sürgüne giderken bazı mallarını dedeme bırakmak istemişler ama o kabul etmeyip "siz kendi rızanızla mı gidiyorsunuz ki kabul edeyim" demiş. Bu dedem ile Sarıkamış'ta ölen dedem aynı kişimidir bilmiyorum. Ama önemli olan başka birşey. Bu insanlar yüzlerce yıl aslında aynı topraklarda kardeşçe yaşamışlardı. Ta ki Osmanlı dağılıp da İttihat Terakki ülkeyi milliyetçilikle kurtarma sevdasına düşünceye kadar.

Bizim ilçenin adı ise Zara'dır. Zaro Ağa adında bir Ermeni ağasının kurduğu ve adının ordan geldiği söylenir. Ancak bugün Zara'da Ermeni kalmamıştır. Çocukluğumda babamla birlikte bir tepeye gittiğimizi ve o tepe ile babamın anlattıklarını hatırlıyorum. Yıllardır köylüler arasında anlatılan şeyler bunlar aslında. Sürgün kararı gelince bazı Ermeniler sürgüne gitmeyi reddedip silahlanarak o tepelere çıkıyorlar. Sonra ordu gelip "çeteleri" tepeden indiriyor. O kadar çok insan ölüyor ki, tepeden günlerce kan akıyor ve tepedeki taşlar kıpkırmızı oluyor. Yıllar geçtikten sonra bile taşlar kırmızı kalmış.

Ancak beni asıl üzen şey, bu insanlara geçmişte yapılan değil, bugün bile yapılması sürdürülen şeylerdir. Yıllar sonra bazı Zara'lı Ermenilerle tanıştım. Ne adları Ermeni adıydı, ne de hıristiyandılar. "Dönme" oldukları söylendi. Tüylerim ürperdi doğrusu. Bir insan siyasi görüşünü, dinini değiştirebilir ama Türklükten, Kürtlükten, Ermenilikten dönebilir mi? Bu insanlara ne acılar yaşatmışız.

Ben Türk'üm ve atalarım soykırım, katliam yapmış diye de utanmıyorum. Niye utanayım ki. Her halkın tarihinde böyle olaylar olur, önemli olan bunları açık yüreklilikle kabul edip, ırkçı önyargılardan sıyrılmaktır, geçmişimizle yüzleşmektir. Vikingler diğer Avrupa'lıları katletti diye İsveç'liler, Danimarka'lılar bunalımlar mı geçiriyorlar. Kendi çürüğünü sürekli gizlemeye çalışan daha çok çürümeye mahkum olur. Gerçeği reddetmek için komplo teorileri kurar, yolun sonu yoktur, çürüme ve bozulma büyüdükçe büyür. Bu bozulmaya dur denmesi ve göğsümüzü demokratik sistemizle gererek dolaşmak varken, her an korkular ve huzursuzluklar altında yaşayan insanlar niye olalım.

Cemal
15-10-2006, 14:04
Askerlerden biri ahırda benim eşeğimi iğfal ediyor diye. Komutan o askeri çapırmış, bir tokat atmış ve sonra da: "Utanmıyor musun bunların kızları, karıları varken eşekleri yapmaya" demiş. Ardından da askerler tarafından kadın ve kızlar içeri alınıp hepsine tecavüz edilmiş


saLGoN abim yapma güzel abim*-bu kadan saf olma..gözün bu kadan yannı yönnü bakmasın..
İtin birinin uydurduu salakça-terbiyesisce annattıı bi şeye delil diye yapışma..senin şanına yakışmıyo..Araştırmacılıına yazık ediyon..
Biride çıksa şimdi atevis şerf...iz biri askerde şöle şöle yapmıştı dese *biz inanıp sana karşı delilmi kullancez..
hAnı biz cailiz uydururuz-*uydurulana kanarız ama-ama sene yakışmadı..
Arif olana din gerekmiyo tamamda
akıl ve tarafsıs araştırmacılık her zaman gerenkli dimi sAlgON abim..

Gözümüzdeki kıymetini*-otun bokun lafına itibar yaparak düşürme..san severiz.fikirnerine tam iştirak yapmasakda saygı duyarız..reca ederiz...

lmc.

15-10-2006, 14:22
Sevgili dostum Sargon;
Zengin bir ailenin çocuğu olarak büyüdüm.Halamın kocası T.İ.P gaziantep il başkanı idi.Dedemin fabrikasındaki işçilere o dönem yeni çıkan ocakgazlardan edinebilmeleri için dedemin karşısında ki o halimi hala unutmam.Dedeme tüm işçilerine ocakgaz aldıran torun diye anılırım.
Evimize gelen hizmetçi kadının öğle yemeğinde kendine ayrı sofra kurmasına annemin bizzat elleri ile tabağı,bardağı ve kaşığı getirip "Sen emeğini veriyor olsanda neticede bizim gibi insansın.Yerin orası değil burasıdır"sözü ve davranışı ile ve bunun benzeri uygulamaları yaşamımızda görerek İNSANI sevdik yaftalarını değil.
Hayatımın bazı kısımlarını zengin bir ailenin militan solcu evladı olarak geçirdim.
Ama hiç bir zaman içimdeki insana olan sevgiyi reddetmeden.Arkadaşlarımla Alpaslan Türkeşin 9 ışığını okuduğum için kavga ettim.Askerde solcu kisveli bir arkadaşımla sırf sağcı olduğu için bir acemiyi döven arkadaşımla da.Sağcı kisveli bir başka arkadaşımı Ermeni çocukları bilemeyecekleri soruları sorup dövmesine gırtlağına kasaturayı batırıp eğer bir daha yaparsa onu öldüreceğimi söyleyerek son verdirdim.
İNSANLIĞI hep sevdim dostum.Ama gerçekler kimden gelirse gelsin kabulüm oldu.
Bir delikanlının şu kızı hallettim demesine karşın o kızı çağırıp yüzleştirip bunun tamamen hayal mahsulü olduğunu bir güzel haşlayıp ortaya koydum.
Abartı insan neslinin en önem verdiği şeylerden biridir.O askerin bunu gerçekten yapıp yapmadığını bilemiyoruz beyanı yaptıkları yönünde olsa da.
Varid yani olması muhtemel bir olay yaşanmışKi.Bu bir insanlık ayıbıdır.Atalarımız tarafından yapılan benim yırtındığım ise atalarımız olan İNSANLAR bunu hep yapmışlar ve yapmakta da devam ediyorlar.
Neden birileri pislikleri ayaklarına bulaşmış pişmiş kelle gibi sırıtırken diğerinin ayıbı ile uğraşırlar kafam bunu almaz benim.Komplo teorisyeni olmasam da Osmanlı ile olan maçın Türkiye Cumhuriyeti ile olan devamı gibi gelir nedense bana.
Sevr de;istenilen Milletimizin Atamız önderliğinde tüm dünya kurtuluş savaşlarına önderlik eden Kurtuluş savaşımız sayesinde sahneye konulamayanın,sanki şimdi maçın tekrarı ve tekrar sahnelenmek istemesi gibi gelir bana da kimsenin komplo teorisine bakmadan gaza gelmeden nedense.
İnsanlık oturup Evrensel insan hakları beyannamesi,Cenevre uluslar arası savaş kurallarını,Birleşmiş milletlerde insan hakları ihlalleri konusunda çalışmalar yapıyorsa bu onların geçmişte yapılanlardan utanç duyulduğunu ve sessiz de olsa kabulünü,düzeltme çabalarını gösterir.
Ama kendi yaptıklarını bu tarzda düzeltmek isteyenlerin bize bunu haykırın demesini anlayamıyorum.
Haydi tüm dünya ülkeleri geçmişte ve şimdi yaptığınız insanlık suçlarını hep birlikte haykıralım bu haykırışta Türkiyenin de olacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Bu haykırışı bizim yerimize Orhan Pamuğa yaptırıp bizi aşağılamasınlar tek isteğim ve arzum bu.
Yani ADALET

15-10-2006, 14:28
karşıt yönde yazı yazanlardan aldığım genel initba orhan pamuk tan ziyede
avrupa düşmanlığı, yada avrupa ülkelerine karşı olan nefretin dışa vurumu
yalnızca bu forumde değil tüm türkiyede ''onlar neden kendi soykırımlarına bakmıyorda bizimkini görüyorlar'' kanaati yaygın,orhan pamuk a duyulan
öfke ''sendemi brutus bari sen söyleme,bir ödül için sattın bizi,biz senelerdir
gizliyoruz dışardan gelen tüm saldırıları önledik,ama sen kalenin içinde
isyana teşvik ediyorsun'' öfkesidir,mesele kimin soykırımının daha büyük
olduğu değildir,mesele üzerindeki kirden arınmak temizlenmektir.

mesele yapılıp yapılmadığı tartışması değil, kabul edip etmeme tartışması
olmalıdır,mesele "İçerde bir Kürt tehdidi, dışardan gelebilecek bir Rus tehdidinden daha tehlikelidir" diyen Enver Paşa nın çoğunluğu kürtlerden
oluşan 90 bin kişilik birliği dağlarda ölüme sürmesi meselesidir.

NedimYilmaz
15-10-2006, 15:38
Şaşılacak konu, basının daha 1 ay öncesine kadar dışladığı adamın, gene aynı basında bu kadar sahiplenilmesi..

sargon
15-10-2006, 15:39
Sen dail bi çok Atevis abimin*- Türklük hakında ne çok karın arınız varmış.Türkler şöle-türkler böle. adetam tuuu-kaka..
Bu hınçın sebebi ne olaki?
senin bizim çocukluumuzda ve önçesinde yapılan asker darbeleri ve netekim Kenan Evren gen.kUrm. başkannıı döneminde *-içeri alınmışlıın varmı?
Türklüü ve kendimizi çokda aşalmasak daa iyi olmasmı?
ERmeni hiç Türk kesmmemişmi?
Arkadan vurmamışmı?
Erzurumda teve lerde gösterrilen-ermenilerin topluca kesip gömdüü* Türk mezarları uydırmamı? (Cemal)

oPaMUK nobel aldıda *-bizde içimizdekileri... çıkattık.Yoksam baya gaz varmış karnımızda.Baksana sAlGOn abim bu konuda daa neler nelr annatcakmış.Bakalım dünyanın en aşalık milletleri neler yapmış..Azz sona. (Cemal)

Haydi tüm dünya ülkeleri geçmişte ve şimdi yaptığınız insanlık suçlarını hep birlikte haykıralım bu haykırışta Türkiyenin de olacağından kimsenin şüphesi olmasın.
Bu haykırışı bizim yerimize Orhan Pamuğa yaptırıp bizi aşağılamasınlar tek isteğim ve arzum bu.
Yani ADALET (psiko)

Yukardaki iki arkadaşın sözleri bir konuyu daha ortaya koyuyor. Türkiye'de nedense Ermenilere soykırım yapıldı demek Türklüğü aşağılamak sayılır. *Anlaşılmaz saçma sapan birşey olmasına karşın büyük bir ittifakla kabul edilen birşeydir bu. Yani tarihe ne kadar önyargısız yaklaşmış olursanız olun, Ermeniler katledildi *yada soykırıma uğradı derseniz otomatik olarak Türklüğü aşağılamış olursunuz. Bu bir tür beyin uyuşması mıdır? Bu ülkede köşebaşındaki kitapçıda Ermeniler, Kürtler, Yahudiler, Çingeneler hatta Hindular hakkında bile açıkça ırkçılık yapan bir sürü kitap açıkça satılır. Boyalı basınımızda hergün çarşaf çarşaf açıkça ırkçılık yapılır, kimse birşey demez bunlara. Ermenilere soykırım yapıldı dendiğinde, bir tarihsel gerçek dile getirildiğinde nasıl olursa birden bire Türklüğe hakaret edilmiş olunur ve hatta mahkemeler bile bu şaşılığı dava açarak şereflendirilirler.

Naziler Yahudilere karşı soykırım yapmışlardı. Bunu bugün söylediğinizde Alman ulusuna hakaret etmiş mi oluyorsunuz. Haa, evet Naziler üstüne alınabilir, ama sıradan bir Alman niye bunu kendisine hakaret saysın. Orhan Pamuk'un söylediği şey şuydu: "Bu ülkede 1 milyon Ermeni ve 30 bin Kürt öldürüldü, kimse bunları konuşmuyor". Söylediği şeyin çok doğru olduğu ortaya çıktı. Bunların konuşulması bile tabudur ve hatta Türklüğü aşağılamadır!!

Sevgili Cemal, Türk tarihi ile ilgili yazdığımız bir dünya yazı var bu sitede. Eğer içimizde dediğin gibi bir hınç olsaydı şimdiye kadar yazardık. Kim tutacaktı ki. Bak bakalım şimdiye kadar neler yazmışız, nasıl yazmışız. Herşeyden önce "dünyanın en aşağılık milletleri" diye bir kavram benim kitabımda yok. Her "millet" benim için aynıdır ve değerlidir. "Karnımdaki gaz"lar meselesinde de sana bir ayna gerekiyor gibi geldi bana.

15-10-2006, 15:50
Sevgili Sargon bu kadar yazdığımı böyle anladıysan ne diyeyim.İnsanlık içinde Türkler de olmak üzere aşağılık işler yapmıştır.Burada aşağılanması gereken salt Türkler midir benim sorumun özü bu.Yoksa ne benim ne de senin dedelerimizi,atalarımızı sıyırtmak gibi bir çabam yok olamazda.Tüm istediğim bu aşağılığı tüm ırkların,milletlerin he arkadaş yaptık ya bu yaptıklarımız İNSANLIK AYIBIDIR bunu beraberce nasıl telafi edebilirizdir.
Ama bu insanlığın ortak ayıplarında olay;salt Türklerin aşağılanması ise iş ben yokum olanın yolu açık olsun.

15-10-2006, 15:58
[quote:186c94f6bd="Cemal"]CEm abi- bizim büyüklerimiz kavede kIbrıs konusu tartışma yapılırkan-aynı bu senin sölediini söliüyolar.Makaros denen bi pApas varmış..bu resimde olduu gimi*-çoluk çocuk evin banyosunda kesmişler*- [/quote:186c94f6bd]

Banyonun küvetinde kurşunlanan çocukların olduğu aile katliamından bahsediyorsun sanırm. Evet, bunlar milliyetçi duygularla yapılan katliamlar. Hepsini kınıyorum. Sırpların Bosna'da yaptığı da sanırım soykırım idi. Ancak tamamlanamamış bir soykırım.

Bizim ise tamamlanmış, hedefine ulaşmış bir soykırımımız var. Bu konuda sanırım dünya liderliğinde ilk sıralarda yer alabiliriz. Çünkü Hitler bile Yahudilerin soyunu tamamen kıramamıştı. Ancak biz Türkler ve Kürtler (Kürtler de soykırıma yardım etmiştir aktif olarak, bkz. Hamiye Alayları) Doğu Anadolu bölgesinde büyük bir başarı (!) ile Ermeni soyunu tamamen kırarak, soykırımı tamamlamıştır. Doğu Anadolu'da halen pek çok köy, dere, coğrafik bölge Ermeni adıyla anılırken 2500 yıllık eski sahiplerinin yerlerinde yeller esmektedir.

Avrupalının bizden farkı, yaptıkları katliamları, soykırımları tanımaları, kabul etmeleridir. Biz ise inkar ediyoruz. Hataları kabul etmek büyüklüktür, inkar etmek ise küçüklüktür.

Toplumumuzdaki şiddet öğelerini azalttmak istiyorsak tarihteki şiddet uygulamalarımızın özeleştirisini yapmamız gerekir. Yoksa Leeds United'lı taraftarları bıçaklayarak öldüren taraftarlarımızı veya İsviçreli futbolcular bizi elediler diye çıkış tünelinde sille tokat döven Milli futbolcularımızı ve benzerlerini gelecekte de görmeye devam edeceğiz.

15-10-2006, 16:08
Sevgili Cem;
Olaki gözümden kaçmıştır.Amerika kızılderililerde,Fransa Cezayirde,AB üyesi olan bir çok ülke sömürgelerindeki kıyımları tanımışlar mı diyorsun ?
Bu tanıma Devlet ifadesi ile mi olmuş ?Fransız parlemetosu kararı gibi bir başka soykırımı tanıyan hukuk yapılanması var mı ?Bu olaylar karşısında.
Bu sorumu hakikaten konuyu bilmediğimden soruyorum.Lütfen konu ile ilgili bilgi ve belgelere nereden ulaşabilirim yardımını rica ederim.
Sevgilerimle

15-10-2006, 16:49
http://www.kesfetmekicinbak.com/kultur/tarih/02156/index.php *Bu linkte yapılan güzel bir çalışma var.İsteyen arkadaşımız bakabilir.
Ama şu ana kadar özür konusunda tek bir bilgi ve belgeye rastlamadım google da arayıp duruyorum.
Ama bir yazarın veya araştırmacının çıkıp Ülkem şunu yapmıştır bunun adı katliamdır bu insanlık ayıbıdır demesini özür dilemek kabul etmek ve büyüklük diye niteliyorsak sanırım bunu Pamuk Orhandan daha önce yapan aydınlarımız da var yanılıyor muyum ?

Cemal
15-10-2006, 17:00
Toplumumuzdaki şiddet öğelerini azalttmak istiyorsak tarihteki şiddet uygulamalarımızın özeleştirisini yapmamız gerekir. Yoksa Leeds United'lı taraftarları bıçaklayarak öldüren taraftarlarımızı veya İsviçreli futbolcular bizi elediler diye çıkış tünelinde sille tokat döven Milli futbolcularımızı ve benzerlerini gelecekte de görmeye devam edeceğiz.

abim bu terbiyesislie yapannara nalet olsun.Ne zaman oldu tam hatırlamıyom ama*-futbol tarftarını bıçaklamak-İsveçrelielre bizi yendi diya saldırma*-hakget çok utandıım şelerdi benim*-ayıp.Sipor bu *-yenersinde yeniliesinde..
ama bu olaylların açıklanmasında ben bide-yeminne gavur(.... :lol: .) milletinin wallada billada *-bizden nefretininde payı çok abim.Adam müsnümandan nefret ediyo..bide sen gitmişin adamın börüne kadan gidip..izini bırakmışın..adam sana semiyo..
benim dıkkat çektiim nokta bu.yanı bizde yapmışızdır.onnarda yapmıştır.Ama öle bi annatılıyoki onnarın öldürmesi nomel*-efendiçe*-ve hattama gerekli idi..bizinki çok aşalık bişe..
yanı bu çifte standart oluyo..
bide tekit yapınca bozulmamak lazım.
İşte gördük abim..
biz sALgon abim*-taraflı olmak sana yakışmas *diyos..
O bizden *-eşya gimi bassediyo*-bu iki arkadaş diyo..
yani*- bu 2 arkadaşım*-filece diyemiyo..
bak biz cailkene(kendimi sölüyom)..daa tatlı fikir çarpışıyoz..
oteki(napim abim..bu souklua sen yaptın)tekide dayanamadı..
1*- bizden eşa gimi basesediyo..
2- Bide aynaya bak diyo..
biz bakıyoz abim..merak etme sen..
biz caillimize biliyoz.ama sanada *-sana yakışanı yap * diyoz.Demekine sen bizim gözümüsde büyüksün ki*-yakışanı yap deyebiliyoz.

cEm abi cevabına saol.
Keşkem cevap yazarken daa geniş ve heryönden bakabilsek hepimis.
yanı*-illama benim dediim doru..*hiç yannış yapmam ben demesek..
garip cemalin imazsındaki *-alayı bi annayabilsek..

herkesin kardeşi cemali garip.
hiçbişeye bilmez-kendine bilmee uraşır.

vartor
15-10-2006, 17:38
Sevgili Psikokemoterapi, Hic kovboy filmi gormedin mi? Amerika ve Kanada,da, kizilderililere ozel statuler taninmis ve kendilerine ait topraklar (reserve) verilmistir. Burada yasayanlar vergiden bile muaftir.
* *Kanada hukumeti, birak kizilderilileri, ikinci dunya savasinda, Japon asilli vatandaslarina uyguladiklari haksizligi taniyip resmen ozur dilemis ve sembolik olarak bir tazminat bile odemistir ki, bu haksizlik oldurme filan degil , sadece goz altina almaktir. Japon asilli vatandaslarini digerlerinden ayri tuttugu icin kinamistir kendi kendini.
* Cumhuriyet Turkiyesinde bile, azinliklar ikinci sinif vatandas gozuyle gorulmeye devam etmistir. Nufuslarinin din hanesine ermeni, rum, gibi din degil, koken ayriliklarini yazmaga devam etmistir. Varlik vergisi, 6-7 eylul hadiseleri, hala hatiralarda, bunlar bir devletin, milletini siniflandirmasi degil de nedir?
* * *Turk askeri olarak vatani vazifeye cagirdigi gayrimuslimlere, silah egitimi yerine tas kirdirip, yol yaptirdigini eminim siz de biliyorsunuzdur.
* *Bunlar soykirim tarifine girmez tabii ki, ancak soy ayiriminin gunumuze kadar ulastigi da kacinilmaz bir gercektir.
* Soylemek istedigim, zihniyet sakat kurallar ustune oturtulursa, soy ayirim da, soy kirim da kacinilmaz sonuclari olacaktir.

15-10-2006, 18:03
Canım ağabeyim;
Şahsımı biraz tanıyanlardansın.Yaftası ne olursa olsun insanın tırnağına zarar gelmemesi düşüncesinde ve düşünceyi uygulama çabası içinde olan biriyim bilirsin.Dee Brown isimli yazarın "Beni vatanıma gömün" isimli tamamı senatodaki oturum belgelerine dayalı o muhteşem eserini 3 defa gözlerimden yaş,kalbimden kan akarak okudum.
Soykırım kimden kime gelirse kabul edilecek bir olay değildir.
Kızılderililerin şu an reserve lerde oluşları bazı haklar tanınıyor olması bu gerçeği değiştirmez.
Konumuz DEVLETLER düzeyinde bir özür var mıdır ?Kişiler düzeyinde ki özürler kimbilir kaç kez güzel,duyarlı insanlar tarafından dile getirilmiş ve kınanmıştır.
Amerika,Fransa,İngiltere,Hollanda,Almanya,Belçika, ve daha nice DEVLET özür dileyip bir başka ülkeye soykırımı kabul ettirme konusunda hukuku zorlamış mıdır?
Eğer bu başlıkta 2 yi tıklarsan benim dedemin anlattığı ve tüm ailemizin içinin parçalandığı bu insanlık dramını reddetmediğimi ve elimizden artık gözyaşı dökmek ve bir daha olmaması için ne yapılabirse katkıda bulunmak için çabadan başka bir şey gelmediği şu dönemde yukarıda dediğim DEVLET bazında yapılmayan bir şeylerin başka bir devletten istenmesi,kaşınması sorun.
Çünkü sebebsiz bir şey olamayacağını bilecek kadar büyüdük hepimiz.
Eğer büyük olan Orhan Pamuğun açıklamaları bizi büyütecekse,küçük olan şahsım milyonlarca kez özür dilerim.Tüm olay burada kalacaksa eğer.Sanırım aysbergin yukarısındayız daha bunun kocaman bir altı var.

Bu kaşımalar kime huzur verip barışa hizmet edecek devletlerin artık geldiği şu noktada ?

exclusive
15-10-2006, 18:15
Hotel Rwanda'yı izleyenler bilir. İzlemeyenler için kısaca anlatayım:

Film Ruanda'da 1994 yılında gerçekleşen ve çocuk, kadın farkı gözetmeksizin 1 milyondan fazla insanın, Çinden ithal edilen palalarla kesilerek yaşamını yitirdiği bir soykırımı anlatıyor.

Ülke bu tarihe kadar Belçikalıların kontrolünde kalmış. Tabi belçikalıların burada yaptığı ilk icraat halkı "çok siyahlar" ve "biraz siyahlar" olarak 2 kategoriye ayırmak olmuş. Bu ayrım herkesin nüfus cüzdanına yazılmış.

Biraz siyahlara sadece çok siyahları yönetmeleri emredilmiş, çok siyahlar ise yıllarca en ağır şartlarda yaşamaya maruz bırakılmış.

Yıllar sonra Belçikalılar gidince çok siyahlar yönetime gelmiş ve yıllarca kendilerine eziyet eden biraz siyahları yok etmek istemişler. Öyle ki çocukları bile öldürüp tek bir biraz siyahı bile sağ bırakmamaya çalışmışlar.

Film böyle bir ortamda geçiyor işte. İzlemeyenlere şiddetle öneririm...

Şimdi yüzyıllarca hiç bir ayrısı gayrısı olmadan beraber yaşamış bu insanlardan bir grubunun diğer guruba uyguladığı bu soykırımın gerçek suçlusu kim?

Eşit şekilde yaşarken bir anda bütün haklarından yoksun bırakılan ve yıllarca ezilen çok siyahlar mı? Belçikalıların emirlerine uyan ve yıllarca çok siyahları yöneten biraz siyahlar mı? Yoksa sadece ufak bir renk tonu farkından yola çıkarak böl-yönet stratejisini başarıyla uygulayan uygar Belçikalılar mı?

Ermeni soykırımı meselesini de böyle düşünmemiz gerekiyor bence. Ermeni, Türk ve Kürt halkları yüzyıllarca anadoluda beraber yaşamıştı.

Elbette Türk ve Kürtler Ermenileri katletti, yarım milyon Ermeni yaşamını yitirdi. Ermeniler de yarım milyon kadar olmasa da yüzbin kadar Türk ve Kürdü öldürdü...

İngilizlere ise hiç bişey olmadı. Onlar Ermenilere vaatlerde bulunup sonra da olup bitenleri uzaktan izlediler sadece. Gerçekleşen olay pek onların planladığı gibi olmasa da iyi değerlendirildiği takdirde başka fırsatlar vadeden bir olaydı...

sargon
15-10-2006, 18:49
Cemal kardeşim, bence sen yazdıklarımı bir daha oku. Sanırım öfken anlamana engel olmuş. Bir sürü karın ağrısı, mide ağrısı falan lafları etmişsin. Ti'ye almışsın. Sorun değil, olur, o kadar hukukumuz var senle. Ama arkasından da biz ona saygı duyuyoruz, o bizi eşya gibi görüyo tripleri yapma lütfen. Senin ve psiko'nun cümlelerinden yola çıkarak bir bakış açısını ele almış, tartışmışım. Karın ağrısı, mide ağrısı gibi gereksiz lafların için de aynaya bak demişim.

Sevgili Psiko,

Bu özür dileme konusu ilginç. Ben Bill Clinton'un Maya katliamında Amerika'nın payından dolayı resmi olarak bir özür dilediğini hatırlıyorum. Ama Kızılıderililerle ilgili bir özür dilediler mi bunu bilmiyorum. Ama asıl önemli olan özür dilemek de değil, ardından bu yaşanan acıları tazmin etmeye çalışmak. Acı olan hala inkar eşliğinde düşmanlıkların sürmesi.

idil
15-10-2006, 18:55
Orhan Pamuk 'un nobel ödülünü aldığı gün bir bayramdır arkadaşlar neden böyle öenmli bir edebiyat ödülüne çemtik atıyorsunuz ki . Ben kendim almışımcasına samimiyetle sevindim . Hem bunu bir Türkiyeli aldığı için değil Orhan Pamuk aldığı için. *:cool:

15-10-2006, 19:14
ölüm ve sonrası

memurlarının maaşlarını vermek için imf ye danışmak zorunda olan bir
ülkenin vatandaşısın,yıllarca türkü türke pohpohlama politikası sizi
bu hale getirdi,bu kafa 3.dünya ülkesi kafası, değişmedikçe bu ülkede
hiçbir şey *düzelmeyecek,hani jilet markasının reklamı var, ali desidero
o reklam bu ülkenin özetidir,o abiler bi konuşma patlatacaklar sende
alkışlayıp uyumaya devam edeceksin,iyi uykular

15-10-2006, 19:31
ölüm ve sonrası

senden rica etsem şu bilim ve teknolojiye inanan bizlerin bilim alanında
bir çalışmasına ve teknoloji alanında bir buluşuna örnek versen bizde
aydınlansak sayende,ha pardon şimdi hatırladım davul fırını biz icad
etmiştik tüh nasılda unutmuşum,hadi bilimede sen örnek ver

agnostic_z
15-10-2006, 20:21
Bundan 1 yıl kadar önce kuaförde şöyle göz attığım bir gazeteden aklımda kalmıştı.Ermeni soykırımı ve onunla alakalı bi makale vardı.Sanırım ilkokul düzeyinde tarih bilgisi olan birisi 1000 li yılların başında türklerin anadoluya gelip burayı aldığını bilir.Peki şimdi şöyle düşünelim;asya,avrupa ve afrikanın ortasında yer alan,bulunduğu konumuyla herşeyiyle mükemmel ve medeniyetler beşiği anadolu türkler geldiğinde in cin top oynar bi sahra çölü müydü?Elbette hayır.Burda yüzbinlerce ermeni vardı.Bunlar buhar olup uçmadı ya.Ya öldürüldü,ya göçetti veya da bizzat türk ırkının arasında kaynayıp yokoldu.İngiliz bir antropoloğun halk arasında yaygın olan türklüğün simgesi olan kafasının boyunla birleşme yerindeki top şeklindeki çıkıntı kemiği ermeni mezarlarındaki ermenilerin kafasında da tespit etmesi nedir peki?Biz de bu vatanın evlatlarıyız,vatanımızı ve milletimizi sever ve yücelmesini canu gönülden isteriz.Ama bu ortaçağ bencil kafasını bırakıp olaylara objektif bakabilmeliyiz.Her ne kadar onlar bizi kırdıysa biz de onları kırdık.Ortada bi soykırım vardır elbette ama tek taraflı diye bi iddia ortada yok.Ortada karşılıklı bi soykırım çabası ve katliam var.Şimdi yok bi ermeninin burnu kanamadı,soykırım var diyen vatan haini demek bu ortaçağ kafasını bütünüyle bize yansıtır.lütfen biraz da empati yapmayı deneyelim oldu mu?

mep
15-10-2006, 20:48
öldükten sonra gelen abim.
Abi nasıl geldin öyle yav.ateşlerde yanıpta gelmiş gibisin valla çok acı çekmiş gibi bi halin var.

Bilim ve teknoloji alalından gelişicez. Bütün eğlence yerlerini , kahveneleri , barları , discoları kapatıcaz

Amerikanında rusyanında ingiltereninde hepsininde canına okuyacağız.

* Allah yardımcın olsun abi iyi gaz almışsın nerden aldıysan,yanlız lafla peynir tenekesi yürümüyo.sen istersen amerikadan başla can okumaya biz teraviden sonra geliriz yardıma..
* Kaveleri filan kapatınca teknolojik alanda gelişebiliyosak,kolay bişey bu teknoloji yaw.büyüklerimiz niye düşünmediki bunu,demek o0nun için amerikada filan barlar diskolar kaveler yok,ayağımızı bağlayan oymuş demekki.
* Dönüş ne zaman kısmetse abim,ararlar şimdi seni öte tarafta.hani zebani filan şeyetmesin sonra kızar mızar.

15-10-2006, 21:13
color=darkred] Bu ülkeye ne oldu ise Türk Milletinin üstün olduğuna ,zeki olduğuna *inanmayanlardan oldu[/color]

bunu kim demişse halt etmiş,hele hele senin *yazdıklarından sonra demişlerse ayıp etmişler,söyle kim dediyse kulağını çekeyim

bu vatanda yaşayıp bu ülkede ekmek yiyen ve Bir buluş yaptığında ülke dışına çıkıp başka ülkeler adına çalışan herkes VATAN HAİNİDİR.

bu yazında sanırım orhan pamuk u kastettin,evet bencede vatan hainidir,
sen yap onca buluşları sonra git amerikalara ver ayıp ya,çok haklısın çok
yerden göğe kadar

kuantumfizik
15-10-2006, 22:55
Alsın bir tarafına monte etsin. Vatan haini olan bir kişinin aldığı nobeli nabalım biz.

Türkler 1.000.000 Ermeniyi ve 35.000 kürtü katletti dedi ödülü aldı. Şayet biraz delikanlı ise
" Hatamı anladım. Türkler Ermenileri katletmemiştir ve soykırım yapmamıştır" desin.

Bakın bakalım o nobeli geri alıcaklarmı yoksa o nobel onda kalıcakmı. Hadi sıkıyorsa desin bu dediğimide aldığı nobeli görelim.

Edebiyat dalında vermişler. Pöhh.. Onunki edebiyat ise burada yazan herkesin 5 Nobel ödülü alması lazım.

Bu ödülden sonra Nobelinde artık gözümde değeri kalmadı.

pante
15-10-2006, 23:54
Gördüğüm kadarıyla arkadaşların çoğu Orhan Pamuk'la soykırım kabulünü özdeşleştirmiş ve bu yargıyla yorumda bulunmuşlar.
Hal böyle olunca soykırım iddialarını kabullenmeyen arkadaşların çoğu Orhan Pamuk'un nobel ödülünü almasına pek sevinmemiş gözüküyor.
Sevinenlerde ise, soykırım iddiasını kabullenir bir hava görüyorum.

Birincisi, Orhan Pamuk açıkça soykırım iddiasını kabul ettiğini beyan etmemiştir.
O, akıl hocalarının kendisine verdiği taktiklerle hedefine ulaşmaya çalışmış ve bunu başarmıştır. Bu taktikler arasında " Bu ülkede 1 milyon Ermeni, 30.000 Kürt öldürülmüştür." beyanatı ödülü almasında önemli rol oynamıştır.

Orhan Pamuk bu taktiklerle politikacı gibi davranmış ve nobel önündeki engelleri ancak bu şekilde aşabilmiştir. Benzer taktikleri Yaşar Kemal uygulasaydı, çok daha önce bu ödüle kavuşabilirdi.

Önemli olan bir şairin şiirleri, bir yazarın romanları, bir sporcunun sportif başarıları, bir ressamın resimleridir.
Nazım Hikmet'in yıkanmayı sevmemesi ve yılda sadece 1-2 kez banyo yapması bizi pek ilgilendirmemeli. Ya da Zeki Müren'in metroseksüelliği ve cinsel tercihi.
Ama bir yazarımızın kişisel başarısı uğruna , tarihimizi ve ulusal birliğimizi zedeleyici beyanatta bulunması ne derece kabul edilebilir?
Orhan Pamuk bu rakamlardan ne kadar emin? Tarihçiler dahi kesin rakam veremezken bu haddini bilmezlik bir ödül için yakışıyor mu?
Nazım Hikmet çok mu milliyetçiydi de bunlardan söz etmedi?

Tüm bunlara rağmen, bir Türk yazarı nobel ödülü almıştır ve zamanla bu burukluk geçecek, Orhan Pamuk nobel ödülü alması nedeniyle saygıyla anılacaktır.
Burukluğa rağmen bu ödüle ben sevindim ve geri vermesi isteklerini de popülist buluyorum.

Soykırıma inanan arkadaşlara gelince, soykırım gerçekleşmiş olsa, bu kadar Ermeni vatandaşı nasıl oluyor dünyada?
Soykırımdan değil ama techirin plansız, hazırlıksız ve güvenliksiz olması nedeniyle istemeyerek soykırıma teşebbüs sayılabilecek düzeyde büyük bir katliamdan bahsedebiliriz. Techir kararının ve katliam sebeplerinin ise ülkemizi işgal eden düşmanla işbirliği ve Türklere yönelik saldırı ve katliamlar olduğu tarihi bir gerçektir.
"Meseleye objektif yaklaşabilmek için biraz tarih araştırması yapmak yeterlidir." diye düşünüyorum.

akson
16-10-2006, 00:05
Sen ne kadar vermeye calissanda vereceklerin karsindakinin alacagi kadardir.!
Nobel odulu bildigim kadari ile ortaya cikarilan eserin yazarinin ana dilindeki hata yoksunluguna,edebiyat bilgisine degil,tamamen konu ve icerigine gore veriliyor.O halde Orhan Pamuk'a verilen odul,edebi eserlerinin imlasina degil,konu icerigine kurgusuna verilmistir.O yuzden aldigi Nobel Odulu,onun benim olcumde iyi bir yazar olmasini gerektirmez.Eserleri kurgusu acisindan yeteneklidir,ama bence Turkce'si Ingilizcesi kadar iyi degildir.O yuzdendir ki aldigi Nobel Odulu bana gore onu bir yazar olarak ulkemizin medar-i iftari yapmaz.Sanirim anlatabildim.!O yuzden ben hic bir kurumu asagilamak gibi bir lukse girmiyorum Cem,sen oyle algiliyorsun,cunku "onyargilisin".
Ayrica "hakaretle" "yari sert elestri uslubu"ayirt edebilecek yastayim,o yuzden bana karsi kullandigin uslubu, kendinde "hak iddia etmeni"kendime yapilan haksizlik olarak goruyorum.Bunu da belirtmek en dogal hakkimdir.!Uslubun ayni devam edecekse bu uslub benim tarzim degil,bu sekilde de seninle hicbir fikir alisverisinde bulunamam,uzgunum.

spartacus
16-10-2006, 09:54
Alsın bir tarafına monte etsin. Vatan haini olan bir kişinin aldığı nobeli nabalım biz.(kuantumfizik)
Dünyanın en kolay işidir vatan haini olmak.
Yıllarca ABD vs üslerine sahip olan bir ülkede, savaşlarda oradan kalkan uçaklar komşu ülkeyi bombalarken vatan haini olunmaz, UEFA gibi kurumlarda oynanan maçlarda sevinç çığlıkları atılırken olunmaz, IMF gibi kurumlar Ülkenin kaderini belirlerken GIK denmez, Nobel Kurumu bir ödül verildiğinde, sırf şöyle dediği için, sırf böyle dediği için vs ile meşruluk aranmaya kalkılır, ama ne zaman sorgulamaya kalkarsınız, ne zaman ülkenin 51 nolu eyalet edilmiş olduğunu söylersiniz artık vatan haini olmanız içten bile değildir.
Nazım Hikmet'in ben vatan hainiyim şiiri vatan hainliğini yeterince ifade ediyor bence.

Görülmeyen bir gerçeğe bir daha vurgu yapmak gerekirse,
Feodal toplum düzenin yerleşik bir şekilde dünya üzerinde oturduğu dönemler evveli, ortadoğuda olsun, anadolu ve makedonyada olsun, köleci ve kabile toplumları egemendi. Köleci toplumlardan yerleşik-merkezi feodal toplumlara geçiş ileri ve devrimci bir aşamayı gösterirken, yeni sistemin sütun taşları ise din ve ümmet olgusu üzerinde inşa edilmekteydi. Tanrının tekliği kadar ümetinde tek bir merkezden sevk ve idaresi, totaliter saltanat anlayışı ve hakim sınıfların merkezi egemenliği olarak böylelikle işlev kazanmakta idi. Görürüz ki, 18. yüzyıl önceleri savaşlar, savaşlar uğruna kulanılan araçlar ümmet olgusu ve ümmetçilik olgusu üzerinden yürümüştür. Tarih ümmetlerin ve ümmetçiliğin dünya coğrafyasını yeniden çizdiği bir dönemi işaret etmektedir..
13. Yüzyılda ise, manifaktürün(toprak dışı üretim) ilk gelişimleri gösterdiği, tüccarlığın, toprak ürünlerinden atölye(manifaktür) yani sanayi ürünlerine doğru gelişmesi, üretimin toprağa dayalı konumundan, ağa ile maraba durumundan, birde burjuva ve işçisi konumuna doğru gelişim göstermektedir. Feodal toplum ve düzeni ise, bu yeni gelişen üretim anlayışı ile bağdaşmadığı gibi, devlet ve kurumsal kurumların yapısı olarakta çelişki göstermekte idi. Artık feodal hakim sınıflar, ihtişamlı binalarını inşa ettikleri sütun taşları olan din ve ümmet olgusunu sürekli ve sürekli, gelişen burjuva akım ve aydınlanmaya karşı korumak zorunda idiler. Burjuvazi feodal merkezi otoriteyi dağıtmak ve onu araçlarından yoksun bırakmak için 2 şeye fazlası ile yükleniyordu. Ümmet ve din, ve köylüye toprak.
Tarih kitaplarında yüzeyselde olsa, ortaçağ sonrası aydınlanma ve gelişen burjuva akımlara kısa değinilerde bulunur. Burjuva akımları ile gelişenin, eşitli, kardeşlik ve en nihayetinde milliyetçilik olarak.
Feodal düzen ve hakim sınıflar kendilerini ve binalarını korumak için, daha çok din ve hurafe olgularına yönelip, otoriteyi kilise üzerinden sağlamaya çalışırken, burjuvazide, dini eleştiri potasına koyduğu gibi, uygulamalarınıda çoktan masaya yatırmıştır. Burjuvazi kendisine yeni bir din kurmamış ve kurumsal anlamda hakim sınıfların egemenliğini, ümmet olgusu üzerinden bina etmemişse dahi, bu boşluğu o şekilde bırakmamış yerine milli aidiyetliği kullanmıştır. Artık binanın sütun taşları ümmet değil, millettir, ve insanlık ve dünya üzerinde insan olmak ümmet kampından millet kampına doğru belirlenirken, bir zamanların sınırlarını çizen ümmet yerine, şimdi dünya coğrafyası tekrar şekillenmekte ve çizilmektedir.

Feodal yapılarda, ümmet olma olgusu bir coğrafik birlik ve hakim sınıflar için alt yapı oluştururken, sınırlar dahilinde kalan diğer ümmetler ise, ümmet olmanın ayrı bir devlet olabilme durumunu gözler önüne serdiği için, feodal sistemli devletlerde, ayrı bir devlet oluşturma potansiyeline sahip ümmi birlikler sürekli baskı altına alınmış, sindirilmiş yada kıyımlara gidilmiştir. Örnek vermek gerekirse, Yavuz Sultan Selim döneminde sırf Sivas, Tokat, Yozgat, Amasya çevresinde katledilen alevi sayısı 70.000 dolaylarındadır. Görüyoruz ki,bir devlet birliği ve egemenler için coğrafik potansiyel sağlayan ümmet, diğer ümmetlerede aynı hakkı tanırken, diğer bir taraftan da tehlike oluşturmaktadır.
Bilhassa 18. Yüzyıl sonrasında gelişen Milliyetçilik ve millet olgusu, ümmet olgusunun yerine yeni bir sistem olan kapitalizm için geçerken, dünya coğrafyası millet etrafında yeniden şekillenmeye başlamıştır. Fransız devrimi, 1848 Alman Devrimi ve etkileri ile yayılan, ayrı ümmet değil ama ayrı bir millet iseniz, devlet kurma hakkınız vardır sonucu dolayısı ile, Batıda gelişen milliyetçilik, Balkan savaşlarına yol açmış, bu savaşlarda ayrı milliyet olanlar, ümmet değiama millet olarak sınırlarını belirlemiş ve devletlerini kurmuşlardır.
Aynı sınırlarda aynı ümmet olanların farklı millet oluşturmaları sorunu üzerine.
Batıda gelişen yeni tipde bir toplum düzenine bağlı olarak, yıllarca aynı ümmet olmaktan dolayı bir arada bulunan farklı milletler açısından, artık değişen toplumsal yapı ve bağlı devlet modelinin millete evrilmesinden dolayı, geleceğe dönük büyük çatışmaların habercisi olarak, çekişme ve çatışmalar ortaya çıkmıştır. Her millet millet olma özelliğinden dolayı ayrı bir devlet olma haklarını iddia eder duruma gelmiştir, çünkü tarih bu değişimin üzerinde durmaktadır. Bu şartlarda bir zamanlar aynı ümmet olmakla bir arada olan uluslar, ayrı milletler hakim sınıfları ve egemenlerinin parsa toplama, iktidar olma, egemenliklerini din yoksa bile milliyet var ayrıdımı ile, binalarının sütun taşlarını dikmeye başladıklarında, bu amaç uğruna halkları, milletleri birbirlerine karşı amansızca kullanmak durumunda kalmışlardır. Çoğunluk olan, coğrafyası dahilinde ki başka milliyetten azınlıklarda kurtulmak zorundadır. Çünkü dönemin kapitalist devlet anlayışı, sadece ama sadece tek bir milleti egemen olarak öngörmekte ve örgütlemekte iken, sınırlar dahilinde kalan diğer milletler ise potansiyel tehlike arzetmektedir. Bu durum onların farklı milliyet olmalarından ziyade, yeni tipdeki devletin ve sınırların ulus-devlet modelinden kaynaklıdır Bu gün şu denemez, tarihte din savaşları nasıl olmuş ise, ümmet savaşları nasıl olmuş ise, Fransız devriminden sonra ise artık ümmet savşlarının yerini, milli ve millet savaşları almamıştır denemez, aksine dünya tekrar ve yeniden paylaşılmakta, coğrafya yeniden milli unsurlar üzerinde tekrar çizilmektedir.
Bundan sonrasını ise, tek tek yazmaya gerek yoktur, bu çalkantılar dahilinde, dünyanın her yerinde azınlık olup, ayrı bir millet oluşturma potansiyeline sahip olan milletler sindirilme durumuna tabi edilmişlerdir. Çatışmalar vardır, katliamlar vardır, sürgünler vardır.
Türkiye için ise, 1924 ve sonrası açısından Mecbur-i İskan ve 1934 Takrir-i Sükun yasaları ve maddeleri serinkanlı bir biçimde incelenebilir. Mesala Başka uluslardan olanların, topluca bir arada olmaları, sanat ve kültürel çalışma yürütmeleri..... yasaklanmıştır. Çünkü 18. Yüzyıldan sonra gelişen çağ, milletlerin potansiyel devlet kurma güçleri olduğu gibi, kurulmuş devletler açısından da farklı milliyetlerin potansiyel açıdan ayrılma tehlikesi taşırlar. Bu durum Osmanlı Devletinin 18. Yüzyıldan sonraki sürecine denk gelir ve Osmanlı Ümmi birliği sağlamakta ne kadar zorlanmış ise, feodal düzeni milli oluşumların varlığı ve parçalanan ümmet birliği ile sağlayamaz hale gelmiştir. Çatışmalar ve karşılıklı savaşlar o dönemlerden başlamıştır.
Dedelerimizin anlattıkları ise insana bir gerçeği ifade ediyor, kafaları kesilen, kanları nehire akıtılan insanlar vardır ve bunları dedelerimiz anlatmıştır, kim bilir belkide dedelerimiz, ümmi birliği putlaştırmış iken henüz onlarda milli anlayış ön plana çıkmadığı gibi ön yargı oluşumunuda engellemiştir.

Soykırıma inanan arkadaşlara gelince, soykırım gerçekleşmiş olsa, bu kadar Ermeni vatandaşı nasıl oluyor dünyada?(Panteidar)

Sevgili Panteidar, şu sözünüze bakarak rahatlıkla şunu söyleyebiliriz, Hitler Yahudi soykırımı yapmamıştır eğer yapmış olsa idi, bu gün Yahudi vatandaşı nasıl olurdu dünyada?
Bu tür olaylar ve olgular, dünya ölçeğinde değil çatışma ve çelişkilerin olduğu coğrafya genelindedir. Yani Avrupanın her hangi bir yerinde yerleşik Çinliler olsa idi ve siz orada onları sürmeye çalışsanız onlarda gitmemek için ayak dirediklerinde soykırıma gitmiş olursanız, bu durumda * *dünyada Çinli yine olacaktır, sorun coğrafik alanla sınırlıdır. Soykırım demek, cephe savaşı değildir, sivil halkın eritircesine ve potansiyelini yok etmek üzere küçük-büyük, asker-sivil demeden eritilmesidir.
Ve 18. Yüzyıl öncesi tarih Ümmi savşların tarihi sonrası dünya tarihi ise, Milli savşalar tarihidir. Din nasıl kullanılan bir olgu iken, ümmet adına savaşlar ve insanlar tepedekilerin hoşnutluğu için birbirini boğazlamış ise, sonrasında ise milletler tepedekilerin hoşnutluğu için birbirini boğazlamıştır.
İnsan insanı planlı ve düzenli bir şekilde öldürmektedir ki *sebebi ve kullanılan araçları ne olusa olsun, bu insalık adına doğal bir şey değildir. Aynı cins canlıların birbirlerini öldürmeleri!? Bu sorgulanmalıdır.

16-10-2006, 10:34
[quote:2ce180e2a9="akson"] Sen ne kadar vermeye calissanda vereceklerin karsindakinin alacagi kadardir.![/quote:2ce180e2a9]

Ukalalık ve küstahlık yapmaya devam ediyorsun. Sen, benim veya benim düşünceme yakın kişilerin ne kadar alabileceğini, muhakeme ve algılama gücünün ne kadar olabileceğini hangi hakla iddia edebiliyorsun? Ne kadar tanıyorsun buradakileri. Bu küstahlık değil de nedir?

[quote:2ce180e2a9="akson"]Pamuk'a verilen odul,edebi eserlerinin imlasina degil,konu icerigine kurgusuna verilmistir.O yuzden aldigi Nobel Odulu,onun benim olcumde iyi bir yazar olmasini gerektirmez.[/quote:2ce180e2a9]

İşte baştan beri böyle yazsaydın tamamdı. "Benim ölçümde" demen seni bağlardı sadece. Sen beğenir veya beğenmezsin, saygı duyarıma ancak ilk yazında böyle değildi, bak ne yazmıştın:

[quote:2ce180e2a9="akson"] Orhan Pamuk un politik,siyasi kisiligi bir tarafa,edebiyatinin nobel odulu alacak duzeyde olmadigini lise duzeyinde edebiyat bilgisine sahip olanlar bilirler.[/quote:2ce180e2a9]

Bu ilk yazınla son yazdığın arasındaki anlam farkını sanırım şimdi görmüşsündür.

akson
16-10-2006, 10:42
Bilgisiz yargi on yargidir demistim Cem.!Bak bunu bastan deseydin diyorsun.!Hakaret etmeyipte uslubunu degistirseydin zaten aciklardim.O yuzden israrla onyargilisin diyorum.Ayrica senin benden alacaklarin bu onyargin devam ettigi surece senin alabilecegin kadardir.!Bu bir hakaret degil benim dusuncemdir.Onyargili olmak senin anlayisinda hakaretse bence kendini sorgula.!Uslubunu degistirmedigin surece muhattabim degilsin.!
Ayrica sen beni ne kadar taniyorsun da hakaret etme hakkini kendini goruyorsun?Tanimadigin onyargindan yola cikarak sahsima yazdigin hakaretlerden *acikca ortadadir.

16-10-2006, 13:45
Önyargılı değilim ama sanırım hatanı biraz sert üslupla uyardım. Sen de hatanı görüp, sonuçta doğru üslupla yazdığına göre, benim açımdan sorun, büyütülmemesi gereken duruma gelmiştir.

akson
17-10-2006, 00:23
Ben hatami gorup kabullenecek kadar olgun biriyim,senin yansitmaya calistigin gibi kibirli ve ukala biri degilim.Onyargili degilim diyorsun ve ettigin bir suru hakareti sindirmemi bekliyorsun.Ayrica hatani gordugune gore benim icin sorun bitmistir diye onca hakaretin ustune sunger cekebiliyorsun.Tabiki sen en dogrusunu bilirsin.!Demokratiklik bu olsa gerek,onca bebegi insani oldurup de biz buraya kafa koparmaya degil demokrasi getirdik diyenlerden ne farki bu isin?Demokratikligin anlami bu mudur Cem bey?Demokrasi ne zamandan beri insana kibirli ukala kendini begenmis gibi asilsiz hakaretlerde bulunma hakkini veriyor insana?Oh ne guzel o zaman herkes kendine uymayan dusunceyi demokrasi kilifi icinde hakaret ve karalamalarla sindirsin.!Ayip ediyorsun.Bana mal etmeye calistigin her turlu demokratik seviyesizligi sana iade ediyorum.Umarim bu seninde hatani anlayacak kadar yeterli bir ders olur.

exclusive
17-10-2006, 02:06
Fazıl Hüsnü Dağlarca bile "nobel bir propagandadır, siyasettir" demiş. Gerçi o bilmez, bilmemnerenin krallık akademisi bilir en iyisini...

Tabi en büyük Türk edebiyatçısı Orhan Pamuk'un Nobel'i almış olması icabında havai fişşekler patlatıp tüm yurtta kutlamamız gereken bir olay.

Ne de olsa bir TÜRK nobel aldı...

Bir Türk nobel aldı diye sevinmeyen varsa olsa olsa fanatik Türk ırkçısıdır... Artık nasıl oluyosa???

17-10-2006, 03:05
Şu sözünüz ukalalık ve küstahlık idi:

"Sen ne kadar vermeye calissanda vereceklerin karsindakinin alacagi kadardir.!"

Burada bir fikir değişikliğim halen yok. Çünkü bu ifade kendini beğenmişlik ifade eder ve karşındakine, onun ne kadar az algılama ve yorumlama kapasindesinde olduğunu söylemeniz demektir ki sadece sizden farklı düşünüyor diye böyle bir ifade kullanmanız doğru değildir. Bu ifade küçümseme içerir, bu nedenle küstahçadır.

Bana mal etmeye calistigin her turlu demokratik seviyesizligi sana iade ediyorum.

Demokrasinin ne olduğunu bile bilmediğini düşünüyorum. Çünkü senin her hangi bir ifaden silinmedi, değiştirilmedi. İfade olanakların sınırlandırılmadı. *Buna benzer şeyler sana karşı yapılsaydı o zaman demokrasinin uygulanmadığını ya da kötü uygulandığını iddia edebilirdin.

Tekrar söylüyorum, "lise düzeyinde edebiyat öğrenen birisi, Pamuk'un Nobel alamayacak düzeyde olduğunu bilir" demek ukalalalıktır. Bu bir hakaret değil tam yerine oturmuş bir tanımlamadır. Sen hakaret kabul edersin ama ben bu lafı söyleyene "ukala" deme hakkını kendimde görüyorum. Ayrıca buna benzer ifadelere bu sitede bize karşı da olsa müsade ediyorum. Bakınız Turan Dursun Hakkında adlı Foruma, bu forumda nasıl açılmış başlıklara bile izin vermişim:

-Turan Dursun 'un Saçma İftiraları
-T.DURSUN = DONKİŞOT
-TURAN DURSUN VE KOÇA MASTURBASYON

Demek ki sizin kızdığınız ifadelerimin benzerlerine, karşı taraftan yapıldığında da belli bir tolerans gösteriyoruz. Demek ki sadece kendime tanıdığım bir hak değil bu.

Panteidar arkadaşımız, Ermeni konusunda bir fikir ileri sürüyor ama çok da iddialı değil çünkü "Madem Ermeniler soykırıma uğradı, bugün *neden bu kadar çok Ermeni var dünyada?" diye soru soruyor ve hem Spartacsus'ten hem de benden yanıtını alıyor ama siz sanki bu konuya çok hakimmiş havasında hem de ukalaca araya girip:

"Sen ne kadar vermeye calissanda vereceklerin karsindakinin alacagi kadardir.!" diyorsunuz Panteidar'a, bizi kasdederek.

Bu küstahlık değil de nedir? Bu sözü söylemeye nasıl cüret edersiniz? Bu söz, konu hakkında fikir beyan etmeden karşıdakini küçümseme demek değil midir? Hakaret değil midir? Asıl seviyesizlik bu değil midir?

exclusive
17-10-2006, 03:15
Genelkurmay başkanımız SEVR tehlikesinden bahsediyor.

Yani şu anki Türkiye Cumhuriyeti'nin Doğu Anadolu bölgesinde bir Ermeni devleti kurulmasını öngören Sevr anlaşmasına geri dönülmesi tehlikesinden.

Mustafa Kemal'in ve Anadolu halkının canlarını hiçe sayıp bir destan yazarak mani oldukları bir Sevr anlaşmasına geri dönülmesi tehlikesinden...


Ermenilerin soykırım iddiaları için çok geçerli bir sebepleri var. Değil soykırım iddiaları ortaya atmak, bu uğurda insanların canlarını bile verdiği, vereceği kadar geçerli bir sebep...

İsrail devletinin ne zaman ve nasıl kurulduğunu hepimiz biliyoruz... 2. Dünya Savaşı sonunda Birleşmiş Milletler desteğiyle bu soykırıma uğramış halka bir devlet kurulması kararlaştırılmadı mı? Bu uğurda yüzbinlerce filistinli öldürülmedi mi? Ve sonunda İsrail Devleti tüm ihtişamıyla kurulmadı mı?

Tabi tabi, Doğu Anadolu Ermeni sınırlarına katılmaz, 80 küsür yıllık Türkiye Cumhuriyeti'nde olacak şey mi yani... Zaten Genelkurmay Başkanımız da anlamaz böyle meselelerden...


Neyse konumuz Orhan Pamuk... Müthiş edebiyatçı Orhan Pamuk 655.000 Iraklı'nın ölümüyle sonuçlanan Amerikan işgali hakkında da bir açıklama yapar mı sizce? Tabi 655.000 dediysek şimdilik 655.000, bu rakam tıpkı gmail gibi artmaya devam ediyor...

Ya da artık 1 milyon 600 küsür bin dolarlık bir sevr-etin, pardon servetin sahibi, duyarlı ve samimi insan Orhan Pamuk acaba bu servetinin ne kadarını Ermenilerin acılarını bir parça olsun hafifletmeye ayırır? Acaba çıkıp "evet ben de bir Türküm ve Türklerin yaptığı bu soykırımdan kendi adıma utanç duyuyorum ve üzüntümün bir göstergesi olarak da şu miktarda parayı soykırımda zarar görmüş Ermenilerin ailelerine bağışlıyorum" der mi?

Amaç yanlışlarımızı eleştirmekse bu Aziz Nesin'in, Nazım Hikmet'in yaptığı gibi yapılır. Gerekirse bu uğurda hapislerde yatılır ama yurt dışından ahkam kesilmez. Belki bu yolla milyonlarca dolarlık servetin sahibi olamaz insan ama elbet kendisini saygıyla, hayranlıkla anacak milyonlarca insanın yüreğinde yaşar.

Orhan Pamuk bir vatan haini mi? Bence değil... Sadece aklını kullanmış, fırsatını değerlendirmiş, cebini doldurmuş uyanık biri...

Orhan Pamuk'a değil vatan haini demek, onu yarım gün nezarette sorgulamak bile Aziz Nesin'e, Nazım Hikmet'e, Uğur Mumcu'ya ve daha nice tutuklanmış, sorgulanmış, cezalar almış aydınımıza bir haksızlıktır.

Orhan Pamuk tek kuruşunu sağa sola heba etmeyip en akıllı yatırımlarda değerlendireceğine adım gibi emin olduğum milyon dolarlık servetini güle güle harcasın...

kuvvaci
20-10-2006, 18:48
Oscarıda alacak dostlar daha durun :D

walla
20-10-2006, 20:44
Nobel yaşasaydı kahrından ölürdü.

agnostist
20-10-2006, 22:42
Orhan Pamuk'u aldığı nobel ödülünden dolayı kutluyorum.
Beyaz Kale ve Benim Adım Kırmızı romanlarını okudum.Müthiş ve gizemli bir anlatım yeteneği var.O bu ödülü hak etti.

pante
20-10-2006, 22:44
1948'de tanımlanan soykırım yasası ile 1915'deki olayları ve bugün olmayan bir devletin yerine kurulmuş devleti yargılamak abesle iştigaldir.
Bu tarihi nereye kadar geri çekilebilir? Bir sınırlaması var mı? Yok.
O halde Amerika, İspanya, İngiltere, Fransa, İtalya, Almanya, Sırbistan, Rusya, Çin, Arabistan vb. ülkelerin tümü yargılanmalıdır.

Yargılamada aranacak en önemli kriter " Soykırım niyeti taşımak"tır.
Yahudilere, kızılderililere, zencilere, Cezayir'lilere, Japonlara, Türklere karşı yapılan katliamlarda bu soykırım niyetini açıkça görmek mümkündür.

Ermenilere karşı ise zorunlu olarak alınmış tehcir kararında ve uygulamasında soykırım niyeti yoktur. Savaş şartları içinde toprak ve halkın can güvenliğini sağlama amacıyla tehditkar ve isyankar olarak görülen bir grubun aynı ülke sınırları içinde zorunlu yer değiştirmeye tabi tutulduğunu görmekteyiz. Ancak yeterince güvenlik tedbiri alınmadan, gerekli hazırlıklar yapılmadan uygulanan tehcir eylemi ihmaller nedeniyle acı sonuçlara dönüşmüştür. Göç sırasında yaşanan büyük kayıpların en önemli sebepleri bulaşıcı hastalıklar, açlık, Kürt çetelerinin baskın ve yağmalarıdır.

"Soykırım gerçekleşmiş olsa bu kadar Ermeni nasıl oluyor dünyada?" sorusu Atatürk'e aittir.
Burada amacım Atatürk'ü kullanmak değil. Ancak sözün söylendiği dönem 1920'li yıllardır.
Avrupa ve Amerika'ya giden Ermenilerin büyük bir kısmı bu yıllarda sürüldükleri Suriye üzerinden göçmüşlerdir.
Dolayısıyla bir Ermeni-Yahudi kıyaslaması yanlıştır. Yahudiler yüzyıllar öncesinden dünyaya yayılmışlardır. Ermenilerin ise en yoğun yayılışı 1915 sonrasıdır.
Bu ise tehcirin kısmen de olsa başarıldığını göstermektedir. Keşke hiç olmaz olsaydı...

vartor
21-10-2006, 00:28
Sevgili exclusive, dunyada yasayan yahudi sayisi 20 milyon civarindadir, bu rakkama bakarak yahudi soykirimi olmamistir diyebilir misin?

Turk_Ibrahim
21-10-2006, 01:39
Oscarıda alacak dostlar daha durun :D

hiççç şaşmam.

exclusive
21-10-2006, 02:59
Sevgili exclusive, dunyada yasayan yahudi sayisi 20 milyon civarindadir, bu rakkama bakarak yahudi soykirimi olmamistir diyebilir misin?
Diyemem. Zaten ben yaşayan Ermeni sayısına bakıp Ermeni Soykırımı olmamıştır da demedim ki. Şu anda dünyada kaç Ermeni yaşadığını bile bilmiyorum...

Ben sadece bu konuda Ermenilerin abartmak için çok geçerli sebepleri olduğuna dikkat çekmek istiyorum. İsrail örneğini bu yüzden verdim. Yahudiler gerçekten soykırıma uğradılar ve Birleşmiş Milletler tarafından İsrail Devleti kuruldu. Ermeni olsaydım kıskanırdım vallaa, "biz de soykırıma uğradık, biz de toprak isteriz" derdim...

21-10-2006, 06:28
Orhan Pamuk konusunda en çok yadırgadığım şey, onun hiç bir kitabını okumadığı halde onun bu ödülü almaya layık olmadığını iddia edenler oldu. Fikir sahibi olmadan yargı sahibi olanları yadırgıyorum ve bunların sayısının hiç de az olmadığını biliyorum. Orhan Pamuk'un hiç bir kitabını okumayanlar onun Nobel alamayacak düzeyde olduğuna kanaat getirdiler. Bu kanaatlerine siyasi önyargıları yeterli oldu.

21-10-2006, 10:49
Sevgili Cem kimse onun nobeli alamayacak bir yazar olmadığı konusunda konuşmadı sanırım.Önyargı gerçekten kötü bir şey.
Sizinde burada yazılarınızda kabul ettiğiniz iki şey var ki biri intihal ikincisi makyevelist yaklaşım,itirazlar buna idi.Tabi Victoria'nın varlığının gölgeleri de ayrı bir konu.

Fransızların 1915 te Ermenilerin bazılarını kışkırttıkları ve sonucu bugün soykırım diye nitelenen olayın diyetini ödemeleri çabalarını haklı görmesekte,normal addedelim de,bunu;Fransızların 1789 u insanlığa hediye etmiş bir ruhun içine ederek hukuku katlederek yapmalarına diyet ödeme diyelimde,Nobel alabilmek adına makyevelist bir yaklaşımla alet olanlara idi itiraz.Sen hayatın boyunca siyasi tek kelime etme,ama tam bu olay öncesi kalk avrupalılarla fransızlarla aynı dili konuş.Adama bayram değil seyran değil hayırdır enişte diye sormazlar mı ?

Üstelik arkadaşımız Akson'a edebiyat eleştirmeni misin tarzındaki sert üslupla seslenen şahsınızın,burada okuduk ama anlayamadık bir roman tadı alamadık diyen arkadaşlara sanki,Akson'un kızdığınız yaklaşımını yapıyormuşunuz gibi olmadı mı şimdi bu yaklaşımınız ?

Ayrıca sanırım Tarih; bizlere bu ödülün Edebi olduğu için mi siyasi olduğu için verildiğini gösterecektir benim gibi senin de kuşkun olmasın.

21-10-2006, 11:37
Sevgili Cem kimse onun nobeli alamayacak bir yazar olmadığı konusunda konuşmadı sanırım

Orhan Pamuk'un bu ödülü yazarlığından ziyade Türklüğe hakaret ederek aldığı görüşü kamuoyunda oldukça hakim görünüyor. Bizim forumda da benzeri düşüncede olanlar oldu, biraz göz gezdirseydin başlığa, görebilirdin:

"Ben bu işin altında bişeyler oldugunu sanıyorum.Daha yaptıgı açıklamanın tartışmaları sürerken bir nobel ödülü ve ben artık bazı şeyler için nobel ve benzeri şeylerin kullanıldıgını düsünüyorum.. Byspsy"

Byspsy'ın açıklamasından anladığım: Pamuk aslında bu ödülü haketmedi, yabacılar bazı emelleri için bu ödülü kullandılar.

Aşağıdaki ifade de erenkutsuz'un:

"bu alçağı eshefle kınıyorum...
kutluyanları ve tebrik edenlere de şaşıyorum...
bu adam Türk kimliği taşıyor ve nobel'i alan ilk Türk olarak lanse ediliyor...
iyi ama bu adam nobeli nasıl kazandı??? *erenkutsuz"

Erenkutsuz acaba hiç Orhan Pamuk kitabını okudu mu? Bence okumadı. *"İyi ama bu adam Nobeli nasıl kazandı?" demek, aslında Orhan Pamuk Nobel'i edebiyatıyla değil malum siyasi açıklamasıyla kazandı demektir.

Demekki sayın psikokemoterapi, bu başlıkta tüm yazanların avukatlığına soyunmadan evvel her birini incelemeniz gerekiyordu. Hele hele böyle bir inceleme yapmakdan evvel beni önyargılı olarak hiç suçlamamanız gerekiyordu.

[quote:d959fac292="psikokemoterapi"]burada okuduk ama anlayamadık bir roman tadı alamadık diyen arkadaşlara sanki,Akson'un kızdığınız yaklaşımını yapıyormuşunuz gibi olmadı mı şimdi bu yaklaşımınız ?[/quote:d959fac292]

Arkadaşım, sen önceki yazımda yazdığımı iyice okumadın mı, yoksa amacın demagoji mi yaratmak? Bak, bir üstteki yazımda ne yazmışım:

" Orhan Pamuk konusunda en çok yadırgadığım şey, onun hiç bir kitabını okumadığı halde onun bu ödülü almaya layık olmadığını iddia edenler oldu."

Demek ki Orhan Pamuk'un kitabını okumayanları kastetmişim. Senin çarpıttığın gibi okuyup ta "roman tadı alamadık" diyenleri değil. Cümlem gayet anlaşılırmış: Pamuk'un kitabını okumadığı halde onun Nobele layık olmadığını iddia edenleri eleştiriyorum. Şahsınız ise açık bir çarpıtmaya girerek sanki romanı okuyup ta olumsuz görüş bildirenleri de kınıyormuşum havasına sokmuşsunuz.

Arkadaşım senin derdin ne? Önce sohbet odalrında merwe'ye saldırıp durdun, şimdilerde yazmadığım bir ifadeyi bile çarpıtıp benim üstüme gelmeye çalışıyorsun. Amacının gerçekten konuyu tartışmak olduğunu sanmıyorum.

vys
21-10-2006, 13:10
‘’Mesele Pamuk'un dünya çapına yükselip bu milletin denetiminden bir ölçüde sıyrılmışlığının medya kışkırtmasıyla kamuoyunda yarattığı hırçınlıktır. Pamuk, romanları hemen hemen bütün dünya dillerine çevrilmekle kalmamış, o dillerin de hayranlıkla okunan, her fırsatta ödüllendirilen bir yazarı olmuştur. Ona yönelik hırçınlığımızı besleyen de işte budur. Çünkü bu Türklük denilen belalı ailenin fertleri olarak hepimiz gayet iyi biliriz ki yen içinde kalan kırık kollardan biri olmaktan kurtulanı, kalanlar hakkında söz alanı varlığımızı tehdit olarak görmeye mecburuz. O, artık yaban ellerde sözü dinlenen, insanlık tarihinde kendine bir sayfa açmış, her şeyden öte dünyanın gözünde Cumhurbaşkanımızdan ve ordumuzdan bile daha itibarlı bir vatandaş olmuştur. Bunun hazmedilebilmesi elbette çok güç. Ama toplumların enfantil cemaat dürtülerinden kopup tekamül edebilmesi için bütün dünya dillerinde karşılığı olan yaratıcılarının yolunu açıp, onları en azından hırpalamamayı becerebilmesi gerekir. Aksi takdirde sürgün yaratıcıları yetiştiren bir kültür olarak dilinizi, dünyayı inandıramadığınız mazlumiyet manzumelerine rehin bırakırsınız.’’

‘’ . Hâlâ anlamıyorlar. Orhan Pamuk sizin mehter takımınız, gönüllü diplomatınız olmayı seçmedi.
Onun sürüden ayrılarak dokunulmazlık kazanması çıldırtıyor habis vasat sözcülerini. Orhan Pamuk üstünde yitirdikleri denetime yas tutuyorlar. Çünkü Nobel'i alan Kapıkule'yi geçti bile. Bir yazarın karşısında çaresiz kalmak, onu muma çeviremeyeceğinizi bilmek ağır olsa gerek. Alışacaksınız. Bu yoldan başka yazarlar da geçecek. Hazmedeceksiniz. Siz kasık çatlatan retoriğinizle Nobel'li yazarın ahlaklısını ve sportmenini sevdiğinizden dem vuruyorsunuz. İşte bu yüzden bu bütün tartışmalara rağmen hâlâ saygın ödülün ve diğer ödüllerin umurunda değilsiniz.
Sartre hakkında De Gaulle'ün dediklerini okuyoruz bu aralar
sıkça. De Gaulle, Sartre'ın Cezayir konusundaki eleştirileri üstüne kendisini kışkırtan şahinlerine, "Sartre, Fransa'dır" demiş.
De Gaulle'ü hâlâ hatırlıyor olmamızın nedeni, kendisini
kıyasıya eleştiren bir yazar için bu sözleri söyleyebilmiş bir muktedir olmasıdır. Tarihin ilk unuttukları ise gönüllü gardiyanlar, her zulmün küçük hisseli ortaklarıdır.

‘’ Dünyanın her yerinde okunmaya. Yoksa bu kuytuda ömür boyu kendinizi ve birbirinizi yiyerek titreşeceksiniz.
İkircikliler. Aranızda birbirinize yüksek sesle Turgut Özakman'dan bölümler okuyabilirsiniz. Kimsenin karıştığı yok. Ama dünya Orhan Pamuk'u okunası buluyor.’’
Yukardaki yazı Yıldırım Türker in 16/10/2006 tarihli radikal gazetesinden alıntıdır. Altına imzamı atıyorum. Saygılarımla..

vartor
21-10-2006, 19:27
Sevgili dostlarim,
* Ozel problemlerinizi, birbirinize ozelden yazmaniz bence hem forumun sihhati yonunden hem de alenen herkesin gormesinin gereksizigi yonunden, daha faydali olacagina inaniyorum.( Evet, ateistin de inanma hakki vardir).
* * Bazi basit yanlis anlamalar, sahsiyete dokuldugunde,bundan olumsuz neticeler ciktigini tecrubelerle ogrendik. Bircok degerli dostlar kaybettik, hem de incir cekirdegine dolmayacak often puften nedenlerle. Bunlardan ders alip, hic degilse, olgun uyelerimizin daha dikkatli olmalari gerektigine inaniyorum.
* Sevgiler hepinize.....

sargon
22-10-2006, 01:48
Ben asıl olarak şunları merak ediyorum.

Nobel edebiyat ödülü nasıl bir ödüldür? Kimlere verilir? Bu ödülü emperyalist devletler içişlerine karışmak istedikleri ülkelerin aydınlarına mı vererler? Nobel ödül kurulu İsveç'li değil Fransa'lı mıdır? ABD, Fransa ile İsveç arasında bilmediğimiz bir ilişki mi vardır? Yoksa Avrupalı ve halkının çoğu hıristiyan (gerçi İsveç'te dine inanan bence oldukça azdır) olması yeterli midir?

Eğer Nobel, emperyalist devletlerin maşa olarak kullandıklarına verdikleri bir ödülse ne gibi bir değeri vardır? Bu ödülün maşalık yapmamış olan yazarlarımıza verilmesini niye isteyelim o zaman? Lanet olsun emperyalist Nobel ödülüne demek daha doğru bir tutum olmaz mı?

Nobel ödülleri fizik, kimya, tıp, edebiyat, ekonomi ve barış alanlarında veriliyor. Bu ödüllerin hepsi mi emperyalist çıkarlara göre verilmektedir? Önümüzdeki yıllarda Abdullah Öcalan'a Nobel Barış ödülü verilebilir mi? İlerde bir Türk Nobel barış ödülünü alırsa acaba hali ne olacaktır? Nobel Ödüllerinin Türkiye sınırlarından içeri sokulmasını engelleyen bir yasa tasarısını meclise getirecek bir babayiğit milletvekilimiz yok mudur?

Biraz fazla soru işareti oldu ama, epey sorunlu bir ödül..

sodomo--
22-10-2006, 02:12
"Eğer Nobel, emperyalist devletlerin maşa olarak kullandıklarına verdikleri bir ödülse ne gibi bir değeri vardır? Bu ödülün maşalık yapmamış olan yazarlarımıza verilmesini niye isteyelim o zaman? Lanet olsun emperyalist Nobel ödülüne demek daha doğru bir tutum olmaz mı?" (Sargon)

Sevgili Sargon, "topyekün reddiyecilik" doğru bir yaklaşım değildir ve kaynağını ideolojik bakıştan alır. "Kahrolsun emperyalizm" dersen sadece "slogan" atmış olursun.

Biraz dünya ile barışık yaşamaya ne dersin ?

Nobel edebiyat ödülü bir "emperyalist ödül" değildir.

Nobel'in de dinamiti keşfeden bir bilim adamı oluşu da bu ödülün büyüklüğüne gölge düşürmez. Üstelik "dinamit" insalığa büyük faydası olan bir patlayıcıdır, bütün barajlar dinamit sayesinde inşaa edilir, madenlerden dinamit sayesinde faydalanılır. Herkesin evinde bıçak var ama onunla ekmek de kesersin adam da öldürürsün.

Dünyayı kafamızdaki çerçeveli düşüncelere göre algılamamlıyız ve esnek düşünmesini de öğrenmeliyiz.

sargon
22-10-2006, 02:38
Sevgili Sodomo, sana tamamen katılıyorum. Soruları da bu tartışma açılsın diye soruyorum zaten. Dünyayla barışık yaşayalım artık. Bir emperyalizmdir gidiyor. Neyin emperyalizm olduğu neyin olmadığı da birbirine karıştı zaten.

Milliyetçisi anti-emperyalist, çünkü milletini koruyor, dincisi anti-emperyalist çünkü dinini koruyor, sosyalisti anti-emperyalist çünkü sınıfını koruyor. Anti-emperyalizm artık ciddiyeti olmayan bişey haline getirilmiş durumda, amaç emperyalizme karşı olmak değil aslında, o sadece bir kılıf. Amaç kendi partimizin, politikamızın, inandıklarımızın karşısına çıkanı ezmek. Her derde deva ilaç niyetine artık. Hergün kendimize sorabiliriz. Bugün emperyalizme karşı ne yaptın? *:D

Mesela Orhan Pamuk'un Nobel ödülünü emperyalistlerin bir oyunu sayesinde almış olduğunu, aslında hiç hakketmediğini anlatmak halkımız arasında anti-emperyalist bilincin gelişmesine önemli katkılarda bulunur. Türkiye'de iktidarın göbeğinden bağlı olduğu İsveç emperyalizmine karşı kitleleri bilinçlendirmiş oluruz.

Kahrolsun İsveç ve müttefiklerinin emperyalizmi! *:D

22-10-2006, 06:42
Nobel Ödülü, 27 Kasım 1895 tarihli ve 30 Aralık 1896 tarihinde Stockholm'de açıklanan vasiyetnamesiyle Alfred Nobel tarafından kurulan derneğin verdiği, insanlığa hizmet edenleri ödüllendirmek amacını taşıyan prestijli bir ödüldür. İlk Nobel ödülleri 1901 tarihinde verilmeye başlanmıştır.
Nobel ödülü verilen alanlar
Nobel'in servetinin yıllık geliri beş eşit parçaya ayrılmıştı.

"Fizik", "Kimya", "Fizyoloji veya Tıp" alanlarında en önemli icadı yapan kişilere
Edebiyat alanında en soylu ve en içten ideali örnek alarak meydana getiren eserin yazarına
Halklar arasında kardeşliğin gerçekleştirilmesi, orduların kaldırılması veya sayısının azaltılması, barış kongrelerinin yapılması ve yaygınlaştırılması için en çok çalışan kişilere verilir.
Başta beş dalda verilen ödüllere 1969 yılında İsveç Bankası Alfred Nobel anısına bir de İktisat ödülü ekledi. Bu ödüllerin dağıtılmaya başlaması 1901 tarihine denk gelmektedir ve günümüze kadar sürmüştür.

Fizik ve Kimya ödülleri İsveç Akademisi, Tıp ve Fizyoloji ödülleri Stockholm Karolin Enstitüsü, Edebiyat ödülü Stockholm akademisi, Barış ödülü de Norveç Storting'i tarafından seçilen beş kişilik bir komisyon tarafından dağıtılır

Kitabi olarak durum böyle.
Ama seninde bildiğin gibi öyle şeyler var ki insan düşünemeden edemiyor.
Mesela ülkemizde 20 küsür kg baklava çalanlar 9 yıl hapis yatarken,bu değerin milyonlarcası edecek değerde parayı götürenlere bir şey olmuyor.
Yasalarla belirlenmiş (doğrudur yanlıştır o ayrı)TRT ile ilgili yasa varken ülkeyi yöneten ve yasaları korumakla görevli birisi,oğluna bir tv kanalı açıyor sorulan soruya ise "Yasaları bir kere çiğnemekten bir şey olmaz" pişkin yanıtını verebiliyor.
Şimdi diyeceksin ki bu anlattıkların Türkiyede yaşananlar konumuzla alakası nedir ?
Bu bir ZİHNİYETTİR.Bir anlayıştır,ben yaptım oldu,olur,olacak anlayışının hayata yansımalarıdır.
Bu zihniyet ve anlayıştan Türkiye'nin olmadığı gibi,ne Amerika,ne Avrupa,ne de İsveç ari değildir.

Mutlaka herşeyi kendi içinde değerlendirmek gerekirse yani kitabi olmak gerekirse,dünyanın içinde bulunduğu durumu anlamak pek kolay olmayacaktır sanırım.Çünkü bu tür grift olgular hayatı inanılmaz çekilmez yapmaktadır.

Hepimizin intihal yaptığını kabul ettiğimiz,makyevelist bir tarz izleyen(Edebiyat alanında en soylu ve en içten ideali örnek alarak meydana getiren eserin yazarına !!),kitaplarını okuyan bazılarımızın köyü değil,şehri anlatan yazarımız Orhan pamuğu süper sevdiğimiz bazılarımızınsa anlayamadığımız ve sevemediğimiz görülebilecektir.
Peki herkes yazarı anlamak ve sevmek zorunda mı ?
Herkes bu ödülleri dağıtanların kitabi davrandığına inanmak zorunda mı ?
Demokratik bir biçimde ve kimseyi kırmadan,hakaret etmeden,sen anlamazsın demeden,aynı görüş ve fikirde olmadığımızı anlatamayacak mıyız ?

Sevgili Aldostu'nun güzel bir benzetmesi vardı tahtırevallinin iki ucundakiler diye.Birileri bugün Allah için ne yaptın yazısını minibüslerin ön paneline yapıştırıp "abi param yok beni şuraya kadar arabaya alır mısın ?" sorusuna " in lan aşağıya burası hayır kurumu mu ?"cevabı ile Allah için o gün "Zorlaştırmayınız kolaylaştırınız" sözünü nasıl yerle bir ettiğine şahit olabilirsiniz.Ama kendisine sorsanız minibüsçü arkadaşımız su katılmamış bir inanırdır.Bir büfe önünde pişirilen dönere inanılmaz aç bir halde bakan,bir garibana yarım ekmek döner vermeyen büfe sahibinin,büfesinde en görünen yerde yine aynı yazıya rastlayacağınızdan adınız kadar emin olabilirsiniz.

"Hergün kendimize sorabiliriz. Bugün emperyalizme karşı ne yaptın ?"
Bence de sormak lazım ne yaptık ? Ne yapıyoruz ve ne yapacağız ?

"De Gaulle'ün dediklerini okuyoruz bu aralar
sıkça. De Gaulle, Sartre'ın Cezayir konusundaki eleştirileri üstüne kendisini kışkırtan şahinlerine, "Sartre, Fransa'dır" demiş.
De Gaulle'ü hâlâ hatırlıyor olmamızın nedeni, kendisini
kıyasıya eleştiren bir yazar için bu sözleri söyleyebilmiş bir muktedir olmasıdır"(Sevgili vys den alınmıştır)

Sevgilerimle

sargon
22-10-2006, 08:11
Sevgili psiko,

Nobel ödülünün nasıl girift bir ilişkiler ağı içerisinde olup da emperyalizmin hizmetine koşulmuş olduğunu bana anlatabilmiş değilsin. Nobel'in kim olduğunu, ödülün ne demek olduğunu araştırıp yazmışsın, güzel. Sonra ise ne dediğin hiç anlaşılmıyor. O girift ilişkiler nedir kardeşim.

Aldostunun lafı çirkin bir laftı. Cevabını verdim ve tartıştık. Yeniden gündeme getirmendeki amaç nedir, onu da anlamadım. Aldostu'na göre atesitler ile yobazlar tahteravallinin iki ucunda oturuyorlardı. Amacı açıkça ateistleri aşağılamaktı. Psiko, amacın üzüm mü yemek bağcı mı dövmek diye düşünüyor insan.

Sevgili Psiko, bazı anlayışlar vardır. İddialarının hiçbir mesneti olmamasına rağmen, bunları ortaya atılırlar ve taraftar da toplarlar. Dünyadaki bütün kötülüklerin kaynağının Yahudilik ve masonluk olduğuna inanır kimi. Kimisi Kuran'ın eşsiz güzelliklerde bir kitap olduğuna inanır. Kimisi *Bahailerin her kötülüğün nedeni olduğuna, Fethullah'ın *Bahailerin gizli lideri olduğuna inanır. Günümüzün batıl inanışlardır bunlar da. Gördüğün gibi ortaya atıldıkları zaman karşısına çıkıyoruz. Eğer Nobel ödülünün arkasındaki o karmaşık ve girift ilişkileri bana açıklayamazsan seninde böyle batıl inanışları olan biri olduğunu düşüneceğim.

Sevgilerle..

exclusive
22-10-2006, 08:24
[quote:080e68f46f="psikokemoterapi"]"Hergün kendimize sorabiliriz. Bugün emperyalizme karşı ne yaptın ?"
Bence de sormak lazım ne yaptık ? Ne yapıyoruz ve ne yapacağız ?
[/quote:080e68f46f]
Hocam sormak lazım bence de ama verilebilecek iyi bir cevap da yok gibi...

16. yüzyıldan beri dünyayı şekillendiren politikaların en önemlisi emperyalizm olmuş. O dönemden bu döneme imparatorluklar yıkıldı ama emperyalizm sapasağlam ayakta kaldı. Uluslararası ilişkilere, ulusal çıkarlar yön verdikçe de emperyalizm var olmaya devam edecek...

22-10-2006, 08:58
Sevgili Sargon;
"Rüşvetin belgesimi olur" sözü çok bilinen ama bir türlü belgeye dayanmayan Türkiyenin arabesk yönetildiği yılların yaşanmışıdır.Bilinir ama belgelenemez.Yeni bir başlık açmışın Ermeni örgütleri ile ilgili.
"Yukarda yazılanların hemen tamamının uydurma olduğunu göreceğiz. Zaten aklı başında kimse herhangi bir partinin ana amacının yazarın iddia ettiği gibi *“Türklerle Kürtlerin görüldüğü yerde vurulmaları; hainlerin, ahdinden dönenlerin ve Ermeni hafiyelerinin öldürülmeleri” falan değildir. Yazar ırkçı fantazileriyle uyduruyor. "
Resmi bir belgeye kendi yorumunu koyuyorsun.Yorumunu koyman senin doğal hakkın değil mi?
"Zaten aklı başında kimse herhangi bir partinin ana amacının yazarın iddia ettiği gibi *“Türklerle Kürtlerin görüldüğü yerde vurulmaları; hainlerin, ahdinden dönenlerin ve Ermeni hafiyelerinin öldürülmeleri"
Sanırım mhp ninde ana amacının ve tüzüğünün bu şekilde olmadığını,bu şekilde yazılamayacağını sende,bende biliyoruz.Ama tüzükleri ne olursa olsun yaptıklarını sen sanırım herkesten daha fazla hissettin yaşamında.

Ne bulmamız gerekiyor araştırmalarımız veya sonuçlarını yorumlarken batıl inanış olmaması adına.
Fetullah Gülen Bahailerin gizli lideridir safsatasında sen ve panteidar'ın bana yardımcı olmanızı hatırlatman konu ile neden bağlantılı onu anlayamadım bende.Diyet mi ödemem gerekli ?
Her türlü ırk,din,dil gibi önyargı taşımama gayretlerinde olan şahsım bazı yorumlarda bulunamaz mı?
Ben intihali ifade ettim Cem kabul etti.Ben Orhan pamuğun nobeli alışında Victoria Holsbruk'un etkileri olduğunu iddia ettiğimde Orhan Pamuğun konuyu kullandığını da kabul etti.
Tesadüflere inanmam.Bu benim bakış açım.Siyasi tek bir kelime etmemiş birinin Fransız parlementosundan çıkan bir yasayı;süper destekleyecek olan şeyin,Türkiyenin aleyhine olan bu yasaya;Türk olan birinin üstelikte nobel almış birinin ağzından "evet bunu biz yaptık " sözlerinin dünyada ne kadar etkin olacağını bilecek kadar da tarih ve insan psikolojisine vakıf durumdayım.
Elimde belge yok ama bunlara bakarak yorum yapıyorum.Yapmamalı mıyım ?
Eğer sen "Rüşvetin belgesi mi olur" a rağmen nobeli verenlerle konunun griftliğini açıklayabilme adına benden bilgi ve belge istiyorsan,şu an bunu sunamayacağım sana,bana batıl inanışın varmış seninde deme olayına rağmen.Tarih ve yaşam gösterecek onu.

Amacım üzüm yemek bağcı dövmek değil.Demokratik bir platformda başkalarının fikrine katılmamak olamaz mı ?
Akson şahsıma ve inancıma o kadar yüklenmesine rağmen bu başlıkta tasvip etmediğim bir konuda Akson'un yanında oldum.Düşman mı olmalıydım ona ?Demokrasi nasıl gelişecek.Empati nasıl yapılacak ?
Sevgilerimle.

sargon
22-10-2006, 09:55
Psiko,

anlamadığını düşünüyorum. Senden neyin diyetini isteyeceğim yahu. Senin aksondan yada mesnetsiz suçlama yapan herhangi birinden farklı bakıp bakmadığını soruyorum. Aslında farklı bakmadığını gördüm. Yıllardır kürdünü, yahudisini, ermenisi, çingenesini, bahaisini, şusunu busunu haksız ithamlar karşısında savunurum. Hiçbirinden diyet falan istemedim. *Ama hepsi de ellerine bir fırsat geçtiği anda kendisine haksızlık yapanlarla aynı davranmaktan vazgeçmiyorlar. Sen de farklı davranmıyorsun.

MHP'nin ne olduğunu binlerce belgeye dayanılarak kolayca ispatlanır. Zor birşey değil ve yapıldı da zaten. Ermenilerle ilgili yazımda da belgeler koyuyorum ortaya gördüğün gibi. Afaki tartışmıyorum. Çarpıtma lütfen. Sen de Nobel ödülü konusunda bunu pekala yapabilirsin. *Rüşvetin belgesi olmaz deyip kaçmak işin kolayı tabii. Nobel ödülünün kimlere verildiğini çıkarırsın, sonra da bana dersin ki bak işte Nobel ödülü emperyalizmin aracıdır. Böyle kullanılıyor. Sen hiçbirşeye dayanmıyorsun ki. Kafandan uyduruyorsun, sonra da bir sürü alakasız lafla konuyu geçiştiriyorsun.

Cem'in, Orhan Pamuk'un çalıntı yapmış olduğu şeklindeki sözlerini de ikide bir kullanıp duruyorsun, ama orda söylediği şeyi anlamamışsın. Roman'ın sadece ilk sayfalarında bir kaynak kullanılıyor demiş. Tarih romanları yazan bir kişi ile araştırma yapan farklıdır. Tarihçi kaynak vermek zorundadır. Romancı bir kaynaktan yararlanır, bu bir tarih kitabı olabilir, bir gazete haberi olabilir, bir söyleşi olabilir. Gerisini kendisi kurar. O romanda da romanın ilk birkaç sayfasında romanın kahramanı bir belge bulur ve ordan bazı aktarmalar verir. Sonrasını yazar kendi kurar. Önemli olan yaratılan kişiler, onların ilişkileri, atmosfer vb.dir.

Cem'in söyledikleri bunlardı, sen burdan çalıntı sonucu çıkarmış ve ikide bir Cem çalıntı dedi, Cem çalıntı dedi diyorsun. *Umarım bu yazdıklarım anlaşılır, yoksa her seferinde başa dönüyoruz seninle.

sodomo--
22-10-2006, 11:16
bu alçağı eshefle kınıyorum...
kutluyanları ve tebrik edenlere de şaşıyorum...
bu adam Türk kimliği taşıyor ve nobel'i alan ilk Türk olarak lanse ediliyor...
iyi ama bu adam nobeli nasıl kazandı??? (erenkutsuz)

Ben de seni esefle kınıyorum...

Bir yazar, ozan, edebiyatcı, felsefeci vb. hakkında böyle şeyler düşünenlerin tamamını esefle kınıyorum.

Bu ülkede devlet, ben bildim bileli yazarla, şairle, edebiyatçı ile uğraşır ve fırsat buldukça onları vatandaşlıktan çıkarır, ihanet ile suçlar vb...
Bununla da kalmaz, ha babam yazarlar, şairler, ozanlar, edebiyatçılar aleyhinde gazete ve tv'lerde menfi propogandalar yaparak halkı da bu değerli insanlara karşı kışkırtarak tek taraflı beyin yıkama çabasına girer.

Ne oldu Nazım da vatan hainiydi, o da vatandaşlıktan çıkarılmıştı hani ?

İşte görün, Nazım'a Türk milleti nasıl sahip çıktı ve kitapları, şiirleri ile bugün en çok okunan şair durumunda...

Yahu koca Yaşar Kemal bile sözlerinden dolayı cezaevinde yattı...

---
---
---

22-10-2006, 11:22
Sevgili Sargon
Evet anlamıyorum doğru.Neden anlamıyorum ve neden başa dönüyoruz:

"Her ne kadar “Beyaz Kale” romanındaki kimi sayfalarda, “Pedro'nun Zorunlu İstanbul Seyahati/16. Yüzyıl'da Türkler'e Esir Düşen Bir İspanyol'un Anıları” adlı kitaptan “kolajlanmış” bölümlerin varlığı “su götürmez” şekilde kanıtlandıysa da (Orhan Pamuk, sonradan kitaba alıntı yaptığını belirtir bir ibare koydu), bu durum, sadece “Beyaz Kale” ile sınırlı bir zaaftır ve öteki romanlarındaki büyülü atmosfer, o yanlışı kat be kat affettirecek düzeydedir."

Sözü hiç uzatmadan, açıkça söyleyeyim: Orhan Pamuk, intihalcidir! Fuad Carım'ın ‘‘Kanuni Devrinde İstanbul’’ isimli eserinin birçok bölümünü intihal etmiş ve ‘‘Beyaz Kale’’ adındaki romanın temelini Carım'ın bu kitabı üzerine kurmuştur. Hem de bazı cümleleri neredeyse aynen alarak...

Fuat Carım, 1892 ile 1972 seneleri arasında yaşadı. Mülkiye'yi bitirdi, Kuvá-yı Milliye'ye katıldı, milletvekilliği, Dışişleri Genel Sekreterliği ve büyükelçilik yaptı. Son derece entellektüeldi, çok ilginç kitaplar yazdı ama bunları az sayıda bastırdı. ‘‘Kanuni Devrinde İstanbul’’, bunlardan biriydi.

Kitabın kahramanı 1550'lerde üç yıl boyunca esir olarak İstanbul'da yaşayıp hatıralarını kaleme alan Pedro de Urdemalas adında bir İspanyol'du ve Fuad Carım, tam dört asır sonra, 1964'te, metnin Türkçe'sini yayınlamıştı. Eser, daha sonra ‘‘1001 Temel Eser Serisi’’nden bir başka isimle çıktı.

Bu intihal konusunu bundan birkaç sene önce de gündeme getirmiş ama ‘‘Modern edebiyatta böyle şeyler olur’’ gibisinden abuk subuk bir cevap almıştım. Üstelik, Beyaz Kale'nin sonundaki ‘‘kaynaklar’’ listesinde Carım'ın eseri yoktu ve Fuad Carım'ın adı ‘‘kaynaklar’’a ancak benim yazımdan sonra, kitabın sonraki baskılarında görünmüştü.

İşte, Pedro de Urdemalas'ın Beyaz Kale'ye küçük farklarla giren bazı cümleleri... Pedro'nun sözlerini Fuad Carım çevirisinin Güncel Yayıncılık'tan ‘‘Pedro'nun Zorunlu İstanbul Seyahati’’ adıyla çıkan ikinci, Orhan Pamuk'un cümlelerini de ‘‘Beyaz Kale’’nin 11. baskısından naklediyor ve sayfalarını da gösteriyorum...
Orijinali
‘‘Cenova'dan Napoli'ye giderken, hareketimizi haber alarak Ponz Adaları'nda bekleyen Türk donanmasının hücümuna uğradık’’ (Carım, 11)
İntihali
‘‘Venedik'ten Napoli'ye gidiyorduk, Türk gemileri yolumuzu kesti’’ (Pamuk, 11)
Orijinali
‘‘Gene esir düşebiliriz korkusuyla, kürekçileri sıkıştırmaktan vazgeçtiler. ...Esir düşerlerse şikáyet göreni feci şekilde cezalandırırlar, hatta yokederler’’ (Carım, 12)
İntihali
‘‘Esir düşerse cezalandırılmaktan korkan kaptanımız, kürek kölelerini şiddetle kırbaçlatmak için bir türlü emir veremiyordu’’ (Pamuk,11)
Orijinali
‘‘Rampacılar gemiye daldılar ve herkesi çırılçıplak ettiler. Beni tepeden tırnağa soymadılar, sırtımdakiler, onların hoşlanmadıkları ve beğenmedikleri şeylerdi’’ (Carım, 13)
İntihali
- ‘‘Rampacılar gemimize ayak basarlarken kitaplarımı sandığıma koyup dışarı çıktım. ...Dışarıda herkesi toplamışlar, çırılçıplak soyuyorlardı. ... Önce bana ilişmediler’’ (Pamuk, 14)
Orijinali
‘‘...Láfa, sözü geçen kaptanlardan Durmuş Reis karıştı. Cenevizli dönme Durmuş Reis, 'İdrar ve nabız hekimidir, cerrahtan daha faydalıdır' dedi. Kürekten, işte bu suretle kurtuldum’’ (Carım, 13)
İntihali
‘‘Reis sordu: İdrardan ve nabızdan anlıyor muydum hiç? Anladığımı söyleyince hem küreğe verilmekten kurtuldum, hem de bir iki kitabımı kurtarmış oldum’’ (Pamuk, 14)
Orijinali
‘‘En üste, Muhammed'in sancaklarını astılar; bunların altına bizden aldıkları bayrakları, haçları ve Meryem Anamız'ın tasvirlerini astılar. Külhanbeyler, başaşağı asılan bu haçlarla tasvirleri, bir ok yağmuruna tuttular’’ (Carım, 18)
İntihali
‘‘Bütün direklerin tepesine sancaklar çektiler, altlarına da bizim bayrakları. Meryem Ana tasvirlerini, haçlarını tersinden asıp külhanbeylerine aşağıdan oklattılar’’ (Pamuk, 15)
Orijinali
‘‘İşi çaktım ve bir kaşık isteyerek gözü önünde üç kere doldurup içtikten sonra ...beş hap gerekirken altı tane yaptım. Altısını da kendisine verdikten sonra, bir tanesini isteyip yuttum’’ (Carım, 22)
İntihali
‘‘Paşa zehirlenmekten korktuğu için göstererek şuruptan bir yudum içip haplardan bir tane yuttum’’ (Pamuk, 17)

Ama şahsım için soru işareti şu: neden yanlışı kat be kat affettirecek olanlar değilde bu roman nobel alıyor ?

Bir hırsızın nesini konuşmamızı istiyorsun ?Sömürge döneminin büyük hırsızları olanların Afrikadan gelen muz paraları ile zengin olmuş ve bu zenginlikle bugün afra tafra yapanların,kendileri gibi hırsız birisiyle grift ilişkiler içinde olabileceklerini düşünmek abes mi oldu şimdi ?

Jean Paul Satre yi örnek vermemdeki amaç ise belki sen anlayabilirsin diyeydi ?
1964 te verilen nobel ödülünü,aynı kral Edward'ın tahtı reddetmesi gibi kim reddetmişti neden reddetmişti acaba ?
Sevgili Sargon birilerini sevmek veya nefret etmek bizleri adaletten alıkoymamalı.
Şahsımı basit bir ırkçı bakışla bakmakla,hiç bir belge ve bilgiye dayanmadan dolmuşa veya gaza gelerek hareket etmekle suçluyorsun,senin milliyetçilere olan öfken ve kızgınlığının,bunların üstünde bir bakış açısını kapatmasına izin verme lütfen.
Benim derdim ne sosyalistler,ne milliyetçiler,ne dinciler,derdim her gün insanlığa,kendi istek ve arzularını doğru ve haklıymış gibi sunmaya çalışanlara,çanak olanların kılıfları ne olursa olsun farkedilmesi.

sodomo--
22-10-2006, 11:36
Psiko senin derdin ne arkadaşım ?

Orhan Pamuk'u karalamak için özel bir çaba içinde olmanı neye bağlayalım ? Vatanperverliğine mi ? Yoksa tek taraflı menfi gelenekselleşmiş *derin devlet propagandalarının etkisinde kalmış olmana mı ? Ufak detaylardan büyük sonuçlar çıkartmak da neyin nesi ? Hele söz konusu olan edebiyat ise...

Bırakın arkadaşım bu basitlikleri.. Aşın bunları aşın.

İntihal yapmış mış....İntihal bilimsel, felsefi vb. eserlerde olur edebiyatta olmaz.

Birazcık akıllı olun akıllı...

Her birinizle ayrı ayrı uğraşmak zorunda mıyız ?

Yahu sürekli bakım isteyen çocuklar gibisiniz. Bunun yerine geliştirin biraz kendinizi de insanlar sürekli sizlerle uğraşmak zorunda kalmasın...

sodomo--
22-10-2006, 11:40
Şuna şöyle desenize :

"Orhan Pamuk Ermeni meselesinde mesnetsiz laflar söyledi biz de onun romanlarına saldırarak onu gözden düşürmeye çalışıyoruz"

Böyle deyin de, takdir edelim en azından "açık ve net" ifade ediyorlar kendilerini diyelim...

sodomo--
22-10-2006, 11:46
Bir hırsızın nesini konuşmamızı istiyorsun ?Sömürge döneminin büyük hırsızları olanların Afrikadan gelen muz paraları ile zengin olmuş ve bu zenginlikle bugün afra tafra yapanların,kendileri gibi hırsız birisiyle grift ilişkiler içinde olabileceklerini düşünmek abes mi oldu şimdi ?

Psiko, keşke cahil-cühela takımı ile bir farkın olduğunu ispatlayabilseydin. Bu sözlerin senin benim gözümden düştüğünün en açık delilidir. Orhan Pamuk gibi bir edebiyatçıya "hırsız" demek gafletine düştün ki, bu affedilir bir şey değilidir.

Yazık çok yazık....

sargon
22-10-2006, 12:25
Psiko, ben milliyetçilere bir öfke falan duymuyorum. Tersine çok sayıda sevdiğim milliyetçi vardır. Asılsız mesnetlerle başkalarına saldıranlara kızıyorum. Milliyetçi olan milletini savunur, haksız eleştiri yapılırsa karşısına çıkar. Ama başkalarına mesnetsiz saldıran benim için milliyetçi değildir, haksızdır, hak yiyicidir, adaletsizdir. Derdi millet falan değildir. İktidardır, güçtür, başkasını ezmedir, tatminsizliktir.

Bilmem açıklayabildim mi..

sosyalist18
22-10-2006, 13:01
Ama başkalarına mesnetsiz saldıran benim için milliyetçi değildir, haksızdır, hak yiyicidir, adaletsizdir. Derdi millet falan değildir. İktidardır, güçtür, başkasını ezmedir, tatminsizliktir.

"Milliyetcilik kendi milli cikarlarini herseyin ustunde tutmaktir".Bu milli cikara aykiri herturlu soylemlere ve kisilerre saldirirlar.Karalamak isterler.
yukarda soylediginiz,hakyiyicilik,adaletsizlik milliyetciligin dogal sonucudur bence.

sodomo--
22-10-2006, 13:20
"Sömürge döneminin büyük hırsızları olanların Afrikadan gelen muz paraları ile zengin olmuş ve bu zenginlikle bugün afra tafra yapanların...."

Şimdi ne ilgisi var bu konunun sömürgeyle, muz parasıyla şunla bunla ? Laf olsun beri gelsin anlayışı... Konuyu dağıtmak ve ilgisiz bağlantılar kurarak demogoji, laf kalabalıklığı, kasaba politikacısı lafazanlıkları, sığlık, ajitasyon ve daha bir sürü şey...Üstelik bunları söyleyen arkadaşımız bu sitede oldukça edebi yazıları ile sempatimizi kazanmış belki de bir roman yazabilecek duygu ve düşünce dünyası olabilecek derinlikte bir arkadaşımız.

Tam anlamıyla bir hayal kırıklığı oldu bu benim için. Bunun bir benzerini Y.Küçük Sovyetler'de Gorbaçov dönemindeki askeri darbeyi övdüğü zaman yaşamıştım. Benim boyumun iki misli kitaplar yazan bir insan askeri darbeyi övüyordu...

Onca büyük birikimlerden bunca küçük yorumlar.

Yazık vallahi yazık...

22-10-2006, 13:21
Orhan Pamuk, Türkiye'yi kalemiyle evrenselleştiren yazar...
Çetin Altan

Orhan'ın Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış olması, bende sadece Türk edebiyatından da bir yazarın evrensel sanat pırlantaları koleksiyonunda hak etmiş olduğu yere oturmuşluğunun sevincini değil, aynı zamanda yüreğimdeki küskün ve sönmüş yıldızların ortak cümbüşünü de yeniden yarattı.
***
Türkiye'den de, insanlığın ortak deha bahçelerine, açtıkları özel çiçeklerle layık değerde, yaratıcı kalemler geçti; Nâzım Hikmet'ler geçti, Sabahattin Ali'ler geçti, Kemal Tahir'ler geçti, Orhan Kemal'ler geçti, Rıfat Ilgaz'lar geçti, Peyami Sefa'lar geçti, Haldun Taner'ler geçti, Sait Faik'ler geçti...
Öylesine renkli bir büyük buket içinde Yahya Kemal de vardı, Necip Fazıl da vardı, Kerim Korcan da vardı, Abbas Sayar da vardı, Fakir Baykurt da vardı...
Kimler kimler yoktu ki; Refik Halit'ler, Yakup Kadri'ler, Memduh Şevket'ler, Reşat Nuri'ler...
***
Orhan Pamuk'un 2006 Nobel Edebiyat Ödülü'ne, hepsi galaksilerden el çırpıyor olmalı...
Yüreğimdeki küskün ve sönmüş yıldızların ortak cümbüşü de o yüzden...
***
32 bin köy, 20 bin mezranın sonsuz çileleriyle sarmalana gelmiş köylü ağırlıklı bir toplumda; ne yazık ki okullardan geçmiş kesimlerle, makam sahibi asık yüzlü otoriteler bile; Türkçe dilinin yazı doruklarından öylesine uzak ve o dünyaya öylesine yabancılaşmışlar ki...
Aralarında, yazı adamlarına alfabe bilen bir arzuhalci gibi bakanlar bile bir hayli fazla...
"Köylü efendimizdir" sloganlarının arkasındaki gerçeklere eğilmiş kalemlere uzanmış suçlayıcı parmaklar ve bitip tükenmeyen suçlamalar:
- Çağdaşlık imajımızı bozup, Cumhuriyeti yıpratarak, bizi arkamızdan hançerliyorlar.
***
Orhan Pamuk'un, "onlar-biz" ayrımıyla ikiye çatlatılmış dünyalardan, kaleminin imbiğinden geçip insancıl bir sentez yaratan romanlarındaki tat, uzun soluklu bir disiplinin kremasıyla lezzetlendirilmiş bir tat...
İsterdim aynı tadın, milyonlar tarafından da "yazı"ya duyulan hayranlık peteği içinde paylaşılmasını...
Romanları şimdiye dek 45 dile çevrilmiş olan Orhan Pamuk'u, kendi ülkesinde anadili Türkçe olanlardan, daha çok benimseyenler çıkacak tüm dünyada neredeyse...
***
Politikacılar, kendilerini aşırı abartmalarına karşın, ikinci sınıf insanlardır.
Caddelerde ayaküstü bir anket yapılsa, son 80 yılda gelmiş geçmiş başbakanlardan kaç tanesini sayabilecek ki insanlar?..
Bir de Nobel Edebiyat Ödülü'nü almış yazarlardan birkaçına bakalım:
André Gide, William Faulkner, Bertrand Russell, Albert Camus, Boris Pasternak, John Steinbeck, Pablo Neruda vs...
Şimdi artık onların arasında, ilk kez bir Türk yazarı da var Orhan Pamuk...
Bayrakların direklerini ne kadar yükseltirseniz yükseltin, bayraklar o ülkeden ilk kez Nobel ödülü almış bir yazar kadar görünemiyor dünyadan...
Bunu anlamak o kadar zor mu kuzum?
***
Türkiye'nin yaşamış olduğu gerçeklerle, içinde bulunduğu gerçekleri, şeffaflıktan yoksun tutmaya, azmi cezmi kastetmiş görünen politikacılar, neden bu kadar öfkeleniyorlar ki, politik söylemlere biraz da kuşku pudrası eken yazarlara?
***
Bir politikacı, son 80 yılda Hazine'den geçinmeli bürokratların iç ve dış gezilerine ödenmiş harcırah toplamının, kaç yüz milyar dolar olduğunu saklamalı mıdır halkından?
Yahut son 80 yılda resmi araba alımlarıyla bakımlarına kaç yüz milyar dolar harcanmış olduğunu?
***
Ne var sanki bütün bunlar kitlelere açıklansa...
Beyinleri buzlanmak istenmiş yığınların, nasıl ve kimlerden kazık yediği ortaya çıkar diye mi korkuluyor?
Aynı toplumun yazarları da, ortak mı olmalılar çağdışı bir oligarşinin demode horozlarıyla?
***
2006 yılı Nobel Edebiyat Ödülü bir Türk yazarına, Orhan Pamuk'a verildi...
Nihayet görebildim böyle bir günü de...
Orhan'cığım kutlar, yanaklarından öperim; medeni cesaretinle de bin yaşa...

22-10-2006, 14:24
Değerli akadaşlar;Şahsım isteyenin kabul edeceği isteyenin etmeyeceği mesnetlerimi ortaya koyarak,fikirimi beyan ettim.Bunda büyütülecek ne var.Bakın sevgili Ezkamo sevgili Çetin Altan'ın yazısısını ortaya koyup Değerli Orhan Pamuğu yanaklarından öperek,medeni cesaretinden ötürü kutlamış.
Bunlar demokratik bir forumda karşılıklı fikirlerin ortaya konmasıdır.
Siz Orhan Pamuğun mükemmel bir yazar olduğuna,bileğinin hakkı ile yazarak bu ödülü aldığına inanırsınız ve buna uygun methiyelerle yazınızı yazar fikrinizi ortaya koyarsınız.
Bende sizin için önem arzetmeyen,ama ne milliyet,ne din,ne de başka bir gaye gütmeyen kendi yaşamımın ideallerine uygun olmayan bir yaklaşım olduğunu düşündüğüm yazarın bu hal ve hareketinden yola çıkarak onu eleştiririm.
Fikirlerin önünde çin seddi yok ya.

Bu arada sevgili Sargon "Psiko, ben milliyetçilere bir öfke falan duymuyorum. Tersine çok sayıda sevdiğim milliyetçi vardır. Asılsız mesnetlerle başkalarına saldıranlara kızıyorum. Milliyetçi olan milletini savunur, haksız eleştiri yapılırsa karşısına çıkar. Ama başkalarına mesnetsiz saldıran benim için milliyetçi değildir, haksızdır, hak yiyicidir, adaletsizdir. Derdi millet falan değildir. İktidardır, güçtür, başkasını ezmedir, tatminsizliktir."

Bilmem açıklayabildim mi..

Harika açıklamışsın sağol.Benim tanıdığım Sargon'da budur.
İntihalcilik senin ve başka arkadaşlar için gayet normal karşılanabilir.Şahsınızca herhangi bir olaya mesnet de teşkil etmiyor denebilir.Victoria'nın varlığı ve katkılarını mesnedi yok salt edebi bir olay için birlikteliktir de denilebilir.Nobel ödülünü Romanın muhteşemliğinden aldı,ödülü verenlerin bu tür kumpaslarla ilgisi yok dolayısı ile mesnedini bulmakta mümkün değil denilebilir.
İntihalden yola çıkarak,bunu yapan kişinin ödül için herşeyi yapabileceği kanaati ile fikrimi beyan ettim.Hatta ilk mesajım burada :
"psikokemoterapi




Joined: Feb 11, 2006
Posts: 155

Status: Online *Posted: 2006-10-13, 11:40:36 * *Post subject: Re: FLAŞ HABER: ORHAN PAMUK NOBEL ÖDÜLÜ ALDI * *

--------------------------------------------------------------------------------

Nobel ödülünü yazdığı eseri ile almışsa Orhan Pamuğu bir vatandaşı olarak tebrik ederim.

İngiltere kralı Edward seni saygı ile anıyorum aşkın uğruna tahtı bıraktığın için.


Sevgili Sodomo yazılarımı sizin gözünüze girmek için yazmadım zaten.Onlar benim bakış ve anlayışımın yansımaları idi.Siz benim bu bakışlarımdan birine katılmama olayınızı şahsıma hakaret içeren sözcüklere dökerek cevaplama hakkına sahip değildiniz.Ezkamo hocama havale ediyorum sizi.

sargon
22-10-2006, 15:02
Ama başkalarına mesnetsiz saldıran benim için milliyetçi değildir, haksızdır, hak yiyicidir, adaletsizdir. Derdi millet falan değildir. İktidardır, güçtür, başkasını ezmedir, tatminsizliktir.

&quot;Milliyetcilik kendi milli cikarlarini herseyin ustunde tutmaktir&quot;.Bu milli cikara aykiri herturlu soylemlere ve kisilerre saldirirlar.Karalamak isterler.
yukarda soylediginiz,hakyiyicilik,adaletsizlik milliyetciligin dogal sonucudur bence.


Sosyalist kardeşim,

bu kadar kavga gürültünün içinde bula bula bunu mu buldum yahu. *:D

Ne demek istediğimi açıklayayım. Milliyetçilik denen şey bence iki türlüdür. Negatif milliyetçilik diğerlerini yok sayar, yada kendinden aşağı sayar. Pozitif milliyetçilik ise (bazıları buna vatanseverlik de der) kendi halkı gibi başka halkların da olduğunu ve birlikte kardeşçe yaşanabileceğini düşünür. Ama kendi ulusal varlığını da korumayı düşünür, ezilmesine izin vermez. Örneğin Türkçe'nin gelişmesi için çaba göstermek, yabancı dillerin boyunduruğundan kurtulması için çalışmak pozitif birşeydir. Birçok pozitif milliyetçilik örneğini sıralayabiliriz bu şekilde.

Tersinden Kürt'lerin aslında bir ulus olmadığını, kuyruklarının olduğunu, Alevilerin mumsöndü yaptığını, Yahudilerin çocuk kestiğini falan söyleyip diğerlerini dışlamak, düşmanlık beslemek vb. ise negatif milliyetçiliktir. Negatif milliyetçilik için dediğin şey doğru. Milli çıkar onun için sadece kendi doğrularından oluşur. Yalan dolan da olsa başkalarını dışlamaya çalışmayı milli çıkarlarına hizmet etmek sanır. Halbuki ağır zararlar vermektedir. Bunun da birçok örneğini sıralayabiliriz.

pante
22-10-2006, 16:08
Doğrusu Psiko kardeşimizin görüşlerine böyle dozu yüksek tepkiler gösterilmesine şaşırdım.
Hele Sodomo'nun yazdıkları hayret verici..
Herkes senin gibi düşünmek zorunda değil Sodomo.
O nedenle hoşgörülü olmak zorundasın. Üstelik de fikirlerini, düşüncelerini az çok bildiğin birine bu kadar katı tavır alamazsın. "Senin derdin ne?","Basitlik" diyerek, "akıllı olun" diyerek, "gaflet" diyerek, "cahil cühela takımıyla farkın olduğunu ispatlayabilseydin" diyerek sadece Psiko'yu kırmıyor, bizi de şaşırtıyorsun.

Pamuk'u sert eleştirenleri haklı bulmasam da, Pamuk'un bu denli gönülden desteklenmesini de doğru bulmuyorum.
Pamuk bir şekilde ödülü almıştır. Bu tartışmalar ödülünü kaybettirmez, kaygılanmayın.
Bana göre bir Nazım Hikmet, Yaşar Kemal bu ödüle çok daha layıktılar.
Pamuk'tan 60-70 yıl önce yazıldıkları halde onların eserlerini çok daha anlaşılır, çok daha akıcı, çok daha edebi buluyorum. Pamuk'un ise eserlerini beğenmiyorum, sevmiyorum, okumuyorum.
Üstelik bu görüşlerimi ödül almadan çok önce bu forumda yine yazmıştım.
Şimdi bu görüşlerim nedeniyle ben de Psiko gibi aynı eleştirilere mi maruz kalmalıyım?

Psiko kardeşim;
Hırsız sözünü ağır bulmakla birlikte yazdıklarına, düşüncelerine saygı duyuyorum.
Nasıl bir yöntemle almışsa almış, neticede bir Türk yazarımız Nobel sahibi. Ne mutlu bize..
Önemli olan bundan sonrası.
Bakalım bir diyet ödeme çabası içinde olup halkımızı üzücü tavırlarını sürdürecek mi?
Yoksa, "bu benim değil, tarihçilerin işi" deyip akıllı davranacak ve topluma daha doğru ve faydalı mesajlar mı sunacak?
Hep birlikte göreceğiz..

walla
22-10-2006, 16:15
Haklısın sevgili panteidar
1915-16 yıllarında olan/olduğu var sayılan SOYKIRIMdan 1923 de kurulmuş TÜRKİYE CUMHURİYETİnin ne sorumluluğu var. Hem bu iddaacılar bilmiyorlarmı ki Osmanlı, Türklerede SOY KIRIM uygulamıştır.

Khazar
22-10-2006, 16:37
Çok uzun yazacak vaktim ne yazık ki yok, ancak yeri gelmişken gündemdeki bu konular hakkında şahsi kanaatimi kısaca beyan etmekte yarar gördüm.

1) Orhan Pamuk'un birkaç eserini inceledim; açıkçası Cevdet Bey ve Oğulları dışındaki hiçbir romanının ciddi bir edebi değer taşımadığı kanısındayım, ve bu konuda önemli edebiyat eleştirmenlerinin bir çoğu ile de tamamen hemfikirim. Bu durumda Orhan Pamuk'a nobel verilmesini kendimce nasıl değerlendirdiğime gelince: Günümüzde global sisteme egemen olan Amerikan tipi ve Amerikan güdümlü demokrasi anlayışının, sanat alemini "postmodernizm" adı altında ne denli talan ettiğinin en son ve en trajik yansımalarından biridir.

Fazla öteye gitmeye gerek yok, komplo teorilerine dalıp paranoyalarda boğulmaya da gerek yok.

Günümüzde sanat eseri diye yutturulmaya çalışılan ve binbir tane ödül alan, estetik kaygısından ve zevkten tamamen yoksun, plastik şehirlerde kurum yutarak birey olmaya çalışmanın dayanılmaz ağırlığı altında ezilip büzülen yamuk, avam ruhların bol dumanlı yansımalarından ibaret sayısız örneğe bakıp, Orhan Pamuk'un eserleri ile kıyaslamaya gitmek bu teşhisi koymak için yeterli olacaktır. Bunun üstüne bir de Avrupa'nın oryantalizmi eklenince, bu omurgasız ve fakat sivri şahsiyetin ödüle layık görülmesi şaşılacak şey değildir.

Bir zamanlar sahne dekorasyonunda gizlenmeye çalışılan çelik konstrüksiyonun bugün dekorasyon şaheseri olarak gözlerimize sokulduğu bir dünyada, Orhan Pamuk'un gri kelimelerinin ve sakil cümlelerinin ödüllendirilmesine diyecek birşey yoktur. Kıstaslar böyle olunca fazlasıyla hak etmiş denebilir. Hayırlı olsun, darısı nice yeteneğin başına.

2) Bilindiği üzere soykırım hukuk dünyasına İkinci Dünya Savaşı'ndan sonra takdim edilmiş bir kavram. Terörizm, meşruiyet vesaire gibi hukuksal kavramların pek çoğu gibi bu da pek tabii ki tartışmalı bir kavramdır. Sınırları tam çizilememiştir. Hal böyle olunca, gene pek çok hassas hukuki kavram gibi bu da uluslararası ilişkiler dünyasının anarşik yapısında, oyuncuların birbirlerine karşı kullanmaya çalıştığı silahlar arasında yerini almıştır.

Aynı bağlamda inanıyorum ki, günün birinde İsrail ve uluslararası Yahudilik zayıf düşerse, bugün sadece İslamistan'ın Cuma çıkışlarında, ya da kızıl nostaljistlerin ateşli sloganlarında kendini gösteren "Filistin soykırımı" tartışma konusu haline gelip belki de parlementolarda kabul görmeye başlayacaktır.

Bu kadar netlikten yoksun bir ortamda, hele ki Üçüncü Krallık döneminde Nazi devletinin resmi ideolojisi haline gelip okullarda okutulmaya başlanmış anti-semitizm ve uygulamaları ile kıyaslanamayacak bir fenomen masaya yatırılmışken, insanın "bilimsel objektivite" ile hareket etmesi olanaksızdır, zira: a) tarih bir bilim değildir, tarih yazımında birçok şey ister istemez çarpıtılır, b) ulusal çıkarlar söz konusu olduğunda realpolitik'e göre davranmanın hayati önemi vardır ve Atina - Melos diyaloğundan bugüne, tarihte hiçbir devlet, idealizmi ulusal çıkarlarına tercih ederek hayatta kalamamıştır.

Konunun bu perspektiften değerlendirilmesinde fayda görüyorum.

Saygılar.

sodomo--
22-10-2006, 17:37
Pamuk'un ise eserlerini beğenmiyorum, sevmiyorum, okumuyorum.
Üstelik bu görüşlerimi ödül almadan çok önce bu forumda yine yazmıştım.
Şimdi bu görüşlerim nedeniyle ben de Psiko gibi aynı eleştirilere mi maruz kalmalıyım (Pante)

İşte bak demek ki beni anlamamışsın. Neden aynı eleştiriye maruz kalacaksın ki.. Beğenmeyebilrisin, edebi bulmazsın şudur budur ama burada benim bahsttiğim bu değildi. Ne demek istediğimi şu cümlede açıklamıştım :

Orhan Pamuk Ermeni meselesinde mesnetsiz laflar söyledi biz de onun romanlarına saldırarak onu gözden düşürmeye çalışıyoruz"

Psiko'nun derdi başka. O Nazım'ı yıllarca hapislere atan ve sonra da onu vatandaşlıktan çıkaran zihniyetin bugünkü bir temsilcisi gibi konuşuyor. "

"Fikirlerini beğenmiyorum o halde o kötü bir romancıdır" daha da ötersi "hırsızdır, alçaktır, vatan hainidir şudur budur.

Sürekli bel altı vurma taktiği...Karala, gözden düşürmeye çalış, iftira at ve daha ne gerekiyorsa yap. Amaç roman eleştirisi falan değil. Bir hırsın, kinin, kıskançlığın dışa vurumu...

Ben niyete bakarım...

Üstelik romanda intihal olmaz ve bir roman öyle paragrafları bir köşeye konularak "analiz" edilerek eleştirilemez. Eleştireceksen eleştirin "edebi" olacak, siyasi bir art niyetin yansıması değil...

spartacus
22-10-2006, 17:45
Bu minvalde şu konunun tartışmaya değer zerre kadar yeri yoktur!

sodomo--
22-10-2006, 18:02
Bak Spartacus kardeşim, ben bir anti-şeriatçıyım ama hiç aklımdan Necip Fazıl aleyhine birşeyler söylemek geçmedi --ki geçse bile alçak, hırsız vb. ithamlar ile bir şairi bir romancıyı itham ederek ve karalayarak eleştirmem. Haaa nedir bu ? Bir asgari standarttır. Önce herkes bu standartta olacak ondan sona tartışma olacak, fikir alışverişi olacak şu bu olacak...Ben bir romancıya, şaire "alçak", "hırsız", "vatan haini" vb. laflar ile iftiralar atan *ve onu halkın gözünde küçük düşürmeye çalışan hiç kimseyi muhattap almam, her hangi bir şeyi tartışmam veya ciddi ciddi onun "öyle olmadığını" ispatlamaya çalışmam.

Önce asgari bir standartı herkes tutturacak. Onun üzerine inşaa edilir herşey.

walla
22-10-2006, 18:04
Nobel (Alfred Bernhard Nobel) Dinamitin ve dumansız barutun mucididir. Fakat Nobel bu kimyasalların insanlık için değilde İnsanlığa karşı kullanılmasına üzülmüş, mirası ile bir vakıf kurularak insanlığa hizmette bulunanların ödüllendirilmesini vasiyet etmiştir.

Evet Orhan Pamuğun İnsanlığa yaptığı hizmet nerededir. Bu Ödülü Alfred Bernhard Nobel yaşasaydı acaba Orhan Pamuğa veririmiydi. Karar tamamıyla siyasi gibi görülüyor.
Eminim bu ödülü aldı diye Orhan Pamuğun eserlerini okuyan Batılı kardeşlerimiz Hatal Kırıklığı Yaşayacak...

sargon
22-10-2006, 18:08
spartakus,

senin yazılarını okumak niye bu kadar zor ya. Her yazından sonra bir ağrı kesici alıyorum.

Turk_Ibrahim
22-10-2006, 18:24
kusura bakmayın başka forumlardaki sinirim de yansıdı biraz. bazı konular yumuşak olmuyor. Bu Vatan biz Gençlere Emanet. 30 kupona da alınmadı. Yüzbinler var altında yediden yetmişe. İhanet edene acımak yok. He çıkıpta vuracakmısın? Edebiyatçı biri. tek gücü kalemi kağıdı üstüne satılmışlığı . bence değmez ve yanlış ama aşağılamak ve dışlamak şarttır bu hainleri. Ki bu ülkeye bir daha giremeyecek kadar. kovulmuş ve aşağılanmış biri olarak. ki haddini bilsin herkes.

walla
22-10-2006, 18:28
den den * * * *den den

sodomo--
22-10-2006, 19:02
Ben de merak ediyorum seni ne zaman postalayacaklar diye..

20.03'de mesajı geçmiş ve neredeyse 1 saat oluyor hala şutlanmadın...

1 saat daha bekleyeyim eğer hala şutlamazlarsa seni, seninle bizzat ben ilgileneceğim...

vartor
22-10-2006, 20:04
Sevgili Sodomo,
* *Hist hist sakin ol, sinirlerine hakim ol diye bir pop sarkisi vardi. Kan tepeme sicramaya baslayinca, bu sozleri getiriyorum aklima, bayagi faydasi oluyor.

spartacus
22-10-2006, 20:24
spartakus,

senin yazılarını okumak niye bu kadar zor ya. Her yazından sonra bir ağrı kesici alıyorum.

Bende aldım.

26-11-2006, 16:20
Hürriyet gazetesinde Hadi Uluengin'in Orhan Pamuk'la yaptığı söyleşiyi aşağıdaki linklerden okuyabilrsiniz:

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5489520&tarih=2006-11-23

http://hurarsiv.hurriyet.com.tr/goster/haber.aspx?id=5495728&tarih=2006-11-24

08-12-2006, 14:24
Orhan Pamuk'un dün (7 aralık 2006) İsveç Kraliyet Akademisinde yaptığı Nobel Ödülü konuşmasını benim gibi dinlemek istediği halde kaçıranlardan iseniz aşağıdaki sayfadan izlemeniz mümkün:

http://www.ntvmsnbc.com/modules/habervideo/video.asp?CatID=5&VideoSearch=&NewsType=

Gerek duygusal gerekse de düşünsel yönü zengin bir konuşma yaptığını düşünüyorum. Özellikle babasıyla olan etkileşimini ele alan yönleriyle konuşmanın sıkıcı, monoton havaya bürünmemesini -ki uzun konuşmalarda bu risk her zaman vardır- sağladı. Bu özelini herkesle paylaşması güzeldi. .

Nobel
08-12-2006, 16:21
Ben Nihat Gençi yeni tanidim. Populist olabilir, her dedigine katilmiyorum ama buna ragmen dediklerini dinledim. Siz neler düsünürsüyonuz ?
Su arada, Nobeli Yasar Kemal Orhan Pumaktan 1000 defa hak etmisti !

Nobel ödülün arkasinda her zaman politika oldu. 2005'te Thomas Schelling ve Robert Aumann "Oyun teorisi" için Nobel ekonomi ödülünü paylastilar.

Vietnam savasinda, 1964'te milli güvenlik danismani McGeorge Bundy, McNaughton'a ve Thomas C. Schelling'e yeni bir srateji yapmalarini istiyor. Ilk strateji, 24 mart 1965'te, "Rolling Thunder" isimdi ama basrili olmadi. Kuzey vietnamli askerlerin kararlarini sarsmamisti. McNaughton ve Thomas C. Schelling sunu tavsiye ettiler: 6 milyon bomba sonra, Thmas Schellingin "Oyun teorisi" 2milyon kisi öldülürdü. Ve Thomas Schelling Kyoto protokola karsi.

Robert Auman, asiri bir sionist dincidir. "Professors for a Strong Israël" dernekte militanlik yapiyor. Bu dernekle Oslo anlasmalari engelledi. Büyük yahudi irk ayrimi Israel kurmak istiyor. Filistin devlet kurmasina karsi bir kisi.

Bunalr sadece bir örnekti. Ama böyle daha çok var.

Nihat Genç - Orhan Pamuk Nasıl Nobel Aldı? (1. Bölüm)

http://www.youtube.com/watch?v=d7LkE_pIiAo

Nihat Genç - Orhan Pamuk Nasıl Nobel Aldı? (2. Bölüm)

http://www.youtube.com/watch?v=DzcuvJQ2TVE

08-12-2006, 16:36
Sevgili Nobel,

Herkes şu noktayı unutuyor, anadili ingilizce olmayan bir yazarı düünya çapında ünlü yapan kişi onun çevirmenidir. Yani, diğer bir deyişle, çevirmeniniz ne kadar iyi ise, yurt dışında o kadar iyi bir yazarsınız. Sanırım Türk yazarları arasında bu hususa en dikkat eden Orhan Pamuk oldu.

Dün akşam, Ntv'de çevirmenlerinden biri ile olan bir söyleşiyi izledim. Adam Norveç'te Türkoloji profesörü.

Evet, Yaşar Kemal çok iyi bir yazardı, ama kendini ifade edemedi. Orhan Pamuk ise akıllı ve titiz bir çalışma ile kendini tanıttı.

Söylediği laflardan önce de tanınıyordu bu adam yurtdışında. Nasıl tanınıyordu peki?

Herşeyde komplo teorisi aramadan önce, ne nasıl olmuş önce bir ona bakalım. Eksikliğimizi görelim.

Nihat Genç konusuna gelince, bence kendisinin yorumları mantıktan çok duygulara dayanıyor. Evet, duygular güzeldir. Ancak bir konuda yorum yapacaksanız, eleştiri yapacaksanız, hislere değil, elinizdeki veriye ve dataya bakarsınız. Nihat Genç, kesinlikle duyguları öne çıkararak, uçuk komplo teorilerini insanlara anlatıyor.

Sevgiler...

08-12-2006, 16:40
Not: Eleştirmeme rağmen Nhat Genç'i fırsat bulursam izlerim. 99 'unda tutturamaz belki ama o 1'i de kaçırmamak lazım. *:wink:

erdalcan
02-02-2008, 01:35
korsan kitap saticilarini kadin saticilarindan daha ahlaksiz niteleyerek rengini belli etmistir.