PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dere Yatağı Fantazisi


Neva
17-08-2012, 09:27
Terörle mücadalede hep biz hata yapacak değildik ya, bu sefer PKK yaptı. Bölgeden bir milletvekilini kaçırdı sonrası malum. Dün de serbest bıraktı. Vekil, bana iyi davrandılar dedi. Yuhaladık. Savaş istemiyorlar dedi.Yuhaladık.Barış istiyorlar dedi.Yuhaladık. Teröristler için gençler dedi. Yuhaladık. Evlerine dönmek istiyorlar dedi.Yuhaladık. Biz yuhalarken eminim bazı anneler ağlıyordu. Kimi yitip giden gencecik evladına, Mehmet'ine... kimi de acaba benim evladım dönebilecek mi diyen düşünen, Mehmet'le neden savaştığını bilmeyene...Her ne kadar birkaç Mehmet öldü diye(!), meclisi toplamayacak olsak da, Daha bu memlekette ölecek çok Mehmet olsa da.
Barışın ve kardeşliğin vakti gelmiştir memlekette.

Şemdinlide bir oğlu dağda ve iki oğlu askerde olan annenin dramı, burada yazıldığı kadar basit, bir nefeste okunası bir şey değildir. Bir an için kendinizi o annenin yerine koyup düşünmenizi rica ederim. Geceleri gözünüze uyku girerse de bana annelikten bahsetmeyin. Nerde kalmıştık, Derede kaldık, Yuhaladık.

Misal buradan anladık ki Şamil'in dediği gibi çok da iyi ağırlamamışlar.
Bir dere yatağında iki gün kalmışlar. Kaçırılan noktadan 1 km uzakta. Biz onlara ulaşamamışız ama Bahoz Erdal ulaşmış. Sağ salim geri teslim edin demiş. Bu sefer de örgüt, milletvekilinin can güvenliğini sağlamak için güvenlik önlemlerini arttırmış. Yahu bu cümle nerden baksan falso...Baştan aşağı mantık hatası ama öyle. Velhasılı, barış istiyorlar dedi, yuhaladık. Öldürselerdi ve kimileri mutlu olsaydı bu ölümden, yine yuhalayacaktık. Kötü davransalardı, yuhalayacaktık. Barış istemiyorlar deseydi,yuhalamaya devam. Birebir örtüşmese de, bu kaçırılma örgütün Uludere'si oldu. Kıssadan hisse.

Bu savaş, bu dram, bu kavga hepten yanlıştır. Kavganın vatan evlatlarının kavgası olmadığını, kim oldukları belli odakların bizi birbirimize düşürdüğünü, birbirimizi yemekten, dış tehditlere karşı savunmasız kaldığımızı görmemiz gerekir. Güneşi görmenin vakti gelmiştir. Gözü kapalı olanların açması, sosyetik kalın filmli gözlük takanların çıkarıp dünyayı görmesi gerekmektedir. Bu memlekette artık değil birkaç Mehmet, bir Mehmet bile şehit olmamalıdır.

Aklı selim, vicdanı olan herkesin şu soruyu sorması gerekir,
Sen kimin çocuğunu hangi hakla ne için hayattan koparıyorsun? Yaşamaktan büyük erdem, ana ocağından öte vatan var mıdır?

Umut Sari/gazetesiz.com


Sahi, birilerinin yuhalamasi gereken baska birsey kaldi mi?

AlbatrosS
17-08-2012, 17:16
* adı üstünde: Şamil tay-yar/(ağaa). Bu adama daha da bişi diyemiyorum. Bunun başka bir Kürt devşirme versiyonu vardı, Metin(!)er! Sırrı SÜREYYA'dan öyle bir tokat yedi ki, daha kendine gelemedi.

* Maalesef bu ülkenin asıl sorunlarından biri ''devşirmeler'' oldu. Resmi ideolojiyi bu denli içsel ve fanatikçe benimsemiş kitlelere bakalım örneğin: Kafkas, Balkan, Kürt ve Karadeniz devşirmeleri... 1800 sonu ve 1900'ler başının akıl almaz kaotik ortamı ve ulusal kalkışmaları sırasında Balkanlar, Kafkaslar, Karadeniz ve Kürtler arasından canını zor kurtaran (özünde gayrı türk ama müslüman) unsurlar büyük bir acı ve buhranla anadoluya gelmişlerdi.

* Etnik ve ulusal çatışmaların içinden geçip yerlerinden yurtlarından edilmiş bu muhacirlerin yeni rejime angaje olmaları kolay oldu. Öfkeliydiler. Acılıydılar. Travma yaşıyorlardı. Göçerdiler.

* Dönemlerinin neredeyse doğal bir tarzı üzerinden hareket ettiler: Nasıl ki geride bıraktıkları malları ve canlarına el konduysa onlar da -yeni rejimin de teşvikiyle- geldikleri yerdeki can ve mallara el koydular. (hatırlayın, bir hükümet temsilcisi ne diyordu: o göçler, olaylar vs olmasaydı nasıl bir ulus yaratabilirdik?)

* Toplumların tuhaf ve acı bir tarihsel belleği vardır. Unutulur sanılan şeyler aslında unutulmazlar. Hatta kendilerini yeniden üretirler, ama başka başka biçimlerle; başka başka hayallerle: İşte bu muhacirler bunu yaptılar. Yeni kimlikler, yeni var oluşlar edindiler. Hatta bununla yeniden var oldular. Aslında yaptıkları yalnızca acıyı yeniden ''üretmek'' oldu.

Bu yüzdendir Karadeniz'in hırçınlığı. Bu yüzdendir Ege'nin kibri. Bu yüzdendir Kürt reislerinin küstahlığı. Bu yüzdendir Kafkas göçerlerinin kini. Ben de bir göçerim. Daha doğrusu dedelerim. (Balkan). Bilirim ruh hallerini, bilirim yüzlerindeki tarihi mağruriyeti, bilirim derinlerde yatan acılarını, bilirim özlemlerini. Bu acı, bu kibir, bu öfke, bu travma nasıl biter, bilmiyorum. Bildiğim tek şey zor! Sahiden zor. Kendilerinden ve sahip oldukları tek varoluştan vazgeçmelerinİ BEKLEMEK bu. Yaşadıkları travmayla yüzleşmek demek, sahip oldukları son varlıkla hesaplaşmak demek gibi.