Orijinalini görmek için tıklayınız : En İyi Din Hangi Dindir?
Dostlar,
Leonardo Boff ”din biliminde hürriyet” akımının geliştiricilerinden biridir. Bir masa etrafına oturmuş, din ve hürriyet hakkında fikir alışverişinde bulunurken, merak ve birazda hınzırlık olsun diye Dalai Lama’ya sorar:
-”Kutsal efendim, sizce en iyi din hangisidir?”.
http://www.marmarismanset.com/genel/en-iyi-din-hangisi%E2%80%8F.html
Olimpiyat
20-08-2012, 00:48
Bütün dinler iyi , aralarından en iyisini mi seçeceğiz?
Ya da birden fazla iyi din var, en iyisini mi seçeceğiz?
Kaldı ki, göreceli kavramdır.Müslüman için İslamiyet, Yahudi için Musevilik en iyi dindir hatta tek gerçek din.
Bütün dinler iyi , aralarından en iyisini mi seçeceğiz?
Ya da birden fazla iyi din var, en iyisini mi seçeceğiz?
Kaldı ki, göreceli kavramdır.Müslüman için İslamiyet, Yahudi için Musevilik en iyi dindir hatta tek gerçek din.
Siz bu konuda her din mensubunun kendi dinini en iyi olduğunu sandığını söylerken DALA-İ LAMA böyle dememiş. Ve soranı dahi şaşırtmış...
Zaten soruyu bize sormuyorlar... Soru bir dinin başındaki kişiye sorulunca sizin dediğinizi demiyor... Dikkat edilmesi gereken husus bu değil mi?
Ahlaksız
20-08-2012, 23:43
En iyi sigara diye birşey yoksa,en iyi din diye birşey de yoktur:)
bakkalmahmud
20-08-2012, 23:45
Bahailik ,bana göre tabiki.
En iyi sigara diye birşey yoksa,en iyi din diye birşey de yoktur:)
En iyi sigara neden olmasın? Eğer tütünü kendiniz sarıyorsanız ve eklenen yabancı ve zehirli madde yoksa, en iyi sigara da olabilir. Mesele sigaradan anlamaktadır. Anlayana sorsanız bakın ne diyecek!
Ahlaksız
20-08-2012, 23:56
En iyi sigara neden olmasın? Eğer tütünü kendiniz sarıyorsanız ve eklenen yabancı ve zehirli madde yoksa, en iyi sigara da olabilir. Mesele sigaradan anlamaktadır. Anlayana sorsanız bakın ne diyecek!
Abi,yabancı/zehirli madde olmadan sardığımız ota sigara diyemeyiz ki:)
anthemoessa
22-08-2012, 22:22
Konunun basligi, "Dalai Lama`ya gore en iyi din..." olsaydi basligin altinda boyle alakasiz, girgirina mesajlar olmazdi. :) Cunku insanlar okumuyor, bir tek basligi okuyup dusuncelerini yaziyor. Ilk mesajda tam olarak ne anlatilmak istenmis, verilen linkte ne anlatiliyor, kimsenin bunlara bakacak vakti yok sanirim. :)
Bu arada, Dalai Lama`nin bu gorusleri, gercekten istisnai. Kendisi "en iyi din Buddhizm`dir" demek yerine "En iyi din, seni daha iyi insan yapan dindir" diyor kendisine yakisan sekilde.
Zaten genelde, uzakdogu dinlerinin inanirlari "en iyi din benim dinim" demez. Yani bu tip bir gorus ana kaynaklarda da yoktur. "Semavi" dinlerin "tek gecerlisi bu, bu olmadan 'Baba'ya ulasilmaz, Allah katinda gecerli din budur" gibi soylemleri uzakdogu dinlerinde yoktur.
Anima Libera
22-08-2012, 22:28
En iyi din, yalan söylediğini itiraf eden dindir.
Nevandaar
23-08-2012, 01:55
En iyi din; insanlara iyiliği, çalışkanlığı, az şeylerle mutlu olabilmeyi(açlıktan ağzı kokarken bile şükretmeyi değil), sorgulamayı öğütleyen, insanın iç huzurunu koruyan bir dindir.
Tabi kişisel ihtiraslara kapılmadan böyle evrensel değerleri içeren bir kitap yazan kişi var mıdır bilemiyorum.
wehavethefossils
24-08-2012, 01:25
en iyi din hangi dindir? gibi saçma bir soruyu sormanın, en büyük takım hangi takımdır sorusunu sormaktan en ufak bir farkı yoktur. iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik gibi kavramlar kişiye göre değişen kavramlardır. isevi olan biri en iyi dinin kendi dini olduğunu söyler. tıpkı müslüman, budist, hindu, şintoist ve diğer tüm din mensuplarının kendini dinlerinin en iyi din olduğunu söyleyecekleri gibi. örneğin türkiye'de yaşayan müslümanları ele alalım. x isimli bir şahsiyet tamamen tesadüfen türkiye'de doğduğu ve müslüman bir çevrede yetiştiği için müslüman kimliği kazanmıştır. müslümanlığı seçmek için özel bir nedeni yoktur. aynı x kişisi türkiye'de değil de italya'da doğmuş olsa elbette ki katolik kimliği kazanacak, yine aynı x kişisi mitolojik dönemlerin danimarkasında doğmuş olsa elbette ki zeus ve thor gibi tanrılara inanacaktır. bu sebeple hangi din'in iyi olduğundan çok iyilik ve doğruluk kavramlarının ne kadar rasyonel olduğunu tartışmak daha doğru olacaktır.
bakkalmahmud
24-08-2012, 01:31
en iyi din hangi dindir? gibi saçma bir soruyu sormanın, en büyük takım hangi takımdır sorusunu sormaktan en ufak bir farkı yoktur. iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik gibi kavramlar kişiye göre değişen kavramlardır. isevi olan biri en iyi dinin kendi dini olduğunu söyler. tıpkı müslüman, budist, hindu, şintoist ve diğer tüm din mensuplarının kendini dinlerinin en iyi din olduğunu söyleyecekleri gibi. örneğin türkiye'de yaşayan müslümanları ele alalım. x isimli bir şahsiyet tamamen tesadüfen türkiye'de doğduğu ve müslüman bir çevrede yetiştiği için müslüman kimliği kazanmıştır. müslümanlığı seçmek için özel bir nedeni yoktur. aynı x kişisi türkiye'de değil de italya'da doğmuş olsa elbette ki katolik kimliği kazanacak, yine aynı x kişisi mitolojik dönemlerin danimarkasında doğmuş olsa elbette ki zeus ve thor gibi tanrılara inanacaktır. bu sebeple hangi din'in iyi olduğundan çok iyilik ve doğruluk kavramlarının ne kadar rasyonel olduğunu tartışmak daha doğru olacaktır.
Hosgeldiniz,budizme tu kaka diyemeyiz tabi din grubu icinde sayarsak,ugruna savas olmamis ne köle edinmis nede köle satmisdir.
bakkalmahmud
24-08-2012, 01:34
uzakdogu dinleri bizim semavi dinlerden cok cok iyidir bu konuda firat84 arkadasin genis bilgisi var umarim birkacsatir yazar,cogumuzun dinleri reddetmesi onlarin kötü olmasindan deyil insan yapisi oldugunu bildiyimizden.
wehavethefossils
24-08-2012, 02:11
Hosgeldiniz,budizme tu kaka diyemeyiz tabi din grubu icinde sayarsak,ugruna savas olmamis ne köle edinmis nede köle satmisdir.
teşekkür ederim hoşbulduk. içinde dogmatik unsurlar içeren tüm öğreti ve dini sistemlerin tanrısını seçmek için özel bir neden olmadığı düşüncesindeyim...elbette ki budizm, semavi dinlere göre çok daha farklı bir öğreti ancak bir insanın iyi olabilmesi için bir din'e ihtiyaç duymasının mantıksız olduğu savunuyorum.
Proculte
26-08-2012, 23:42
wehavethefossils (http://www.turandursun.com/forumlar/member.php?u=11996) yakistiramadim sana profil resminde ucan makarna tanrisi var ,tercihini bu yonde yapmani beklerdim :)
en iyi din hangi dindir? gibi saçma bir soruyu sormanın, en büyük takım hangi takımdır sorusunu sormaktan en ufak bir farkı yoktur. iyilik-kötülük, güzellik-çirkinlik gibi kavramlar kişiye göre değişen kavramlardır. isevi olan biri en iyi dinin kendi dini olduğunu söyler. tıpkı müslüman, budist, hindu, şintoist ve diğer tüm din mensuplarının kendini dinlerinin en iyi din olduğunu söyleyecekleri gibi. örneğin türkiye'de yaşayan müslümanları ele alalım. x isimli bir şahsiyet tamamen tesadüfen türkiye'de doğduğu ve müslüman bir çevrede yetiştiği için müslüman kimliği kazanmıştır. müslümanlığı seçmek için özel bir nedeni yoktur. aynı x kişisi türkiye'de değil de italya'da doğmuş olsa elbette ki katolik kimliği kazanacak, yine aynı x kişisi mitolojik dönemlerin danimarkasında doğmuş olsa elbette ki zeus ve thor gibi tanrılara inanacaktır. bu sebeple hangi din'in iyi olduğundan çok iyilik ve doğruluk kavramlarının ne kadar rasyonel olduğunu tartışmak daha doğru olacaktır.
''En iyi din hangi dindir'' diye soran kişi de, sizinle aynı düşüncede. Sanıyor ki sizin sandığınız gibi, DALAY LAMA da en iyi din BUDİZM diyecek...
Ancak yanıt, Dalay Lama'dan sizin beklediğiniz gibi gelmiyor...
Konu bu ... Konuyu anlamadan, soruyu saçma sananlar kendi düşüncelerinin saçmalığını algılayamayınca ne desek boştur.
Corpse Bride
27-08-2012, 10:02
Din gereklimidir ki en iyi din hangisidir soruluyor. dalay lama, tanrıya en çok yaklaştıran deken iyi insan olmaktan bahsederken bunu çıkarı için kullananaları -o kadar iyimserki hala göremiyor- bu iyimserliğinde ona "din gereklimidir" diye sorulsa yine evet derdi sanırırm, gaye tanrıya ulaşmak çunki. etki ve tepkiden bahsedilirken iyilik göreceli hal alıyorsa evrnsellikten bbahsedilemez. bu sohbet hiç samimi değil. çok mıy mıy
Evet aklımdan geçende buydu, Dalai Lama söylemiş :)
”- Yani, daha İNSAFLI,
- daha DUYGUSAL,
- daha ALINGAN,
– daha SEVGİ DOLU,
- daha MERHAMETLİ,
- daha SORUMLU,
- daha ETİK
kılan din hangisi ise, işte en iyi din o dur”.
hazarlar, rivayete göre bizans "hristiyan olun" diye araplar da "müslüman olun" diye kulis yapmaya başlayınca hazar hakanı üç semavi dinden bulabildiği en büyük din alimlerini çağırtmıştır. sonra da müslüman din adamına sormuştur:
- hristiyanlık mı size daha yakın musevilik mi?
- musevilik ehven-i şerdir. hiç olmazsa şirk koşmazlar.
sonra hristiyan din alimine dönerek:
- müslümanlık mı size daha yakındır musevilik mi?
- musevilik daha yakındır. onların kitabı eski ahittir. müslümanların kitabının ise bizde yeri yoktur.
hazar hakanı da bu beyanlara dayanarak: "ikiniz de museviliğin hak yol olduğunda mutabık olduğunuza göre biz de museviliği seçiyoruz" demiş ve hazar imparatorluğu'nun yüksek halk tabakası musevi olmuştur.
“Mutlu olmak kader değil; senin seçeneğindir. Gerçeklikten daha iyi hiç bir din yoktur.”
(alıntı)
Olimpiyat
15-09-2012, 02:25
En iyi din ölü dindir.
Buraya uydu mu, bence uydu:)
Firestorm
15-09-2012, 02:37
Din, dindir hepsi aynı...
santa sangre
16-09-2012, 22:38
din iyi bir şey olsa idi bugüne kadar her yer güllük gülistanlık olurdu.(efendim bunda kuranın suçu ne der şimdi bazıları. ben de derim ki: bir din bu kadar mı yanlış anlaşılır? bir tane bilim, sanat ve özgürlük açısından ilerlemiş islam ülkesi gösterin bana?)
cennet bahçesi için dalkavukluk yapan, beyni yerine kalpleri ile düşünenler yerine felsefe sanat ve bilim gönüllüsü insanlarla dolardı dünymız. hangisi iki yüzlü ve çıkarcı olmaktan başka ne katmış insanlara?
halk yığınlarını kontrol altında tutmak için güzel bir yöntemdir din. bazıları bal kaymak yiyip yan gelip yatarken, birileri öteki taraf için bir taraflarını yırtar, bu dünyada ölmeden evvel öldürür kendini. böyle inandırılmıştır çünkü. kendini acımasızca uyuşturan, iğdiş eden cellatlarına hizmet bile eder farkında olmadan.
Zihnimizi şartlanmalardan ve tepki vermekten özgürleştirmedikçe, zihinlerimizdeki fırtınadan kurtulamayız. Zihnimizi böylesi bir özgürlüğe kavuşturamadıkça, dinsiz de olunsa bir faydası olmaz ...
O nedenle hangi din veya öğreti zihnimizi özgürleştirmeyi öğretiyorsa, işte o din veya öğreti bizi mutlu eder.
Farkındalık / Farkındalık / Farkındalık
santa sangre
17-09-2012, 00:44
ne tufatır ki tüm dinler en iyi dinin kendi dinleri olduğunu söylerler. dinin özgürleşmek için olmazsa olmaz olduğunun altını çizerler.
farkında olmak ve özgürleşmek için dine ve tanrıya ihtiyaç yoktur. metafiziğe yaslanıp mantıklı bir şekilde nesneler dünyası nasıl açıklanır? bir inançlı kişi gelsin bana açıklasın!
ve unutulmasın ki tüm dinler birbirleri ile hem uyum içinde hem de taban tabana zıt. toplumların koşullarına göre indiyse ne demeye kuran diğer dinleri geçersiz kılıyor? ya da diğer dinler kuranı görmezden geliyor? hayır tüm bunlar olmuyorsa iki zıt görüşün olduğu ayetleri çelişki olarak görmeyeceğiz de ne olarak göreceğiz? bu sadece kurana mahsus bir özellik de değil. incil ve tevratta da bu zırvalara rastgeliyoruz. çok tanrılı dinlerin hikayelerini bile üç büyük dinde görmek mümkün.
zihnimizi özgürleştirmek istiyorsak dinlerden dogmalardan tanrı ve cehennem korkusundan arındırmalıyız kendimizi. felsefe ile uğraşmak seçkinlerin din ile uğraşmak sıradanların işidir. ve birçok filozof din ve tanrı olmadan mutluluğa ulaşmışlardır. gerçek erdem ve iyilik çıkar beklemeden vücut bulandır. kumarbaz edasıyla ya varsa deyip körü körüne inanmak değildir. yok efendim biliyorum da inanıyorum derseniz inanç önermesini seçimli olmaktan çıkarırsınız ve kendinizle çelişirsiniz. o yüzden yüzde yüz bir bilgiyle onaylanması mümkün olmayan ve aralarında anlaşamayan dinlerin inançtan öteye gidemeyeceği açıkken kimse akıl ve mantıktan bahsedip dinlerin mutluluğu getirdiğini söylemesin bana! bu zamana kadar hangi din milleti uyuşturmaktan ya da vahşi bir canavar yapmaktan başka ne getirmiş? bu kadar mı yanlış anlaşılıyor dinler? demek ki onda da yanlış bir şeyler var!
En iyi din ölü dindir.
Buraya uydu mu, bence uydu:)
son derece basari bir yorum.... bence de uymus dostum
Sami Dede
19-10-2012, 13:44
Kendini huzurlu ve mutlu hissettiğin yer neresi ise orası Kutsalındır...
Şüpheci Dinsiz
19-10-2012, 15:04
Sevgili arkadaşlar,
Öncelikle din ne demektir ?
Nişanyan sözlük
Kaynak (http://www.nisanyansozluk.com/?k=din)
~ Ar dīn دين [#dyn1] inanç ve ibadet kuralları sistemi ~ OFa dēn a.a. ~ Ave daenā- a.a., özellikle Ahuramazd veya Zerdüşt dini
● İrani sözcüğün Elamca vasıtasıyla eski Babil Akadcasından alıntı olma ihtimali üzerinde durulmuştur. Karş. Akad dīnu (yasa, yargı) > İbr/Aram dīn (a.a.). Karş. düyun.
TDK sözlük
Kaynak (http://www.tdk.gov.tr/index.php?option=com_gts&arama=gts&guid=TDK.GTS.5081358ae18541.05184634)
1. isim, din b. (***) Tanrı'ya, doğaüstü güçlere, çeşitli kutsal varlıklara inanmayı ve tapınmayı sistemleştiren toplumsal bir kurum, diyanet
2. din b. (***) Bu nitelikteki inançları kurallar, kurumlar, töreler ve semboller biçiminde toplayan, sağlayan düzen
3. İnanılıp çok bağlanılan düşünce, inanç veya ülkü, kültDinin tanımından görebileceğimiz gibi bilgi olmayan bir inanç ve bu inancın sistematiğe kavuşturulması, kurumlaşması söz konusudur. Dinin Tanrı'sına atfedilen yücelik, yanılmazlık vasıfları sebebiyle dinde değişiklik yapılması söz konusu bile olamaz, çünkü bu yanılmaz Tanrı'yı aşağılamak ile eş anlamlıdır. Bu yüzden dinlerin kuralları statiktir, sonsuza kadar değişmeyecektir.
Din olgusu içindeki bu gerçeği kavradıktan sonra dinlerin ilerleyen zaman içinde neden toplumlara ayak bağı olduğunu anlayabiliyoruz.
- Bilim ilerlemiştir.
- İnsanlar tarihi / arkeolojik / antropolojik / biyolojik / astronomik bulgulara erişebilmektedirler.
- İnsanlar bilgilerini özgürce paylaşabilmekte, tartışabilmektedir.
- İnsanların bilgisi artmıştır.
- İnsanların ihtiyaçları değişmiştir.
- İnsanların hukuku ilerlemiştir.
- İnsanlar özgürce fikir belirtebilmektedir.
Ama birkaç milenyumluk dinler oldukları gibi kalmışlardır. Haliyle bu dinlere körü körüne bağlı olan dindar toplumlar da, insanlar da zamanın gerisinde kalmışlardır.
Zihnimizi şartlanmalardan ve tepki vermekten özgürleştirmedikçe, zihinlerimizdeki fırtınadan kurtulamayız. Zihnimizi böylesi bir özgürlüğe kavuşturamadıkça, dinsiz de olunsa bir faydası olmaz ...
O nedenle hangi din veya öğreti zihnimizi özgürleştirmeyi öğretiyorsa, işte o din veya öğreti bizi mutlu eder.İnsanlar şu soruları objektif olarak cevaplasalardı sizce neler söylerlerdi ?
1. Sizi ne mutlu eder ?
2. Doğru ve evrensel mutlu olma şekli nedir ?
Bence cevaplar tabi olunan coğrafyaya, millete, milliyete, dine ve sahip olunan duygusal, eğitimsel, bilimsel, kültürel birikime bağlı olarak çok farklılıklar gösterecektir. Örneğin, dini ibadetle mutlu olmaya şartlanmış bir birey taassubun ta dibine batmaktan mutlu olacaktır.
Ben, yapısı statik olan hiç bir kurallar bütününün (dinlerin) çağdaş ve evrensel olabileceğine asla ihtimal vermem. Çünkü dogmaya körü körüne inanç temellidirler ve manifestolarında özgür düşünmek, özgürleştirmek diye bir madde bulunması eşyanın tabiatına aykırıdır. :)
Bence herhangi bir dine, öğretiye tabi olmadan, bağlı kalmadan sürekli okumak, dinlemek, üzerinde düşünmek, empati yapmak ve fikrini söylemekle çağdaş ve özgür olunabilir.
Sevgiler
Sevgili arkadaşlar,
Öncelikle din ne demektir ?
Nişanyan sözlük
TDK sözlük
Dinin tanımından görebileceğimiz gibi bilgi olmayan bir inanç ve bu inancın sistematiğe kavuşturulması, kurumlaşması söz konusudur. Dinin Tanrı'sına atfedilen yücelik, yanılmazlık vasıfları sebebiyle dinde değişiklik yapılması söz konusu bile olamaz, çünkü bu yanılmaz Tanrı'yı aşağılamak ile eş anlamlıdır. Bu yüzden dinlerin kuralları statiktir, sonsuza kadar değişmeyecektir.
Din olgusu içindeki bu gerçeği kavradıktan sonra dinlerin ilerleyen zaman içinde neden toplumlara ayak bağı olduğunu anlayabiliyoruz.
- Bilim ilerlemiştir.
- İnsanlar tarihi / arkeolojik / antropolojik / biyolojik / astronomik bulgulara erişebilmektedirler.
- İnsanlar bilgilerini özgürce paylaşabilmekte, tartışabilmektedir.
- İnsanların bilgisi artmıştır.
- İnsanların ihtiyaçları değişmiştir.
- İnsanların hukuku ilerlemiştir.
- İnsanlar özgürce fikir belirtebilmektedir.
Ama birkaç milenyumluk dinler oldukları gibi kalmışlardır. Haliyle bu dinlere körü körüne bağlı olan dindar toplumlar da, insanlar da zamanın gerisinde kalmışlardır.
İnsanlar şu soruları objektif olarak cevaplasalardı sizce neler söylerlerdi ?
1. Sizi ne mutlu eder ?
2. Doğru ve evrensel mutlu olma şekli nedir ?
Bence cevaplar tabi olunan coğrafyaya, millete, milliyete, dine ve sahip olunan duygusal, eğitimsel, bilimsel, kültürel birikime bağlı olarak çok farklılıklar gösterecektir. Örneğin, dini ibadetle mutlu olmaya şartlanmış bir birey taassubun ta dibine batmaktan mutlu olacaktır.
Ben, yapısı statik olan hiç bir kurallar bütününün (dinlerin) çağdaş ve evrensel olabileceğine asla ihtimal vermem. Çünkü dogmaya körü körüne inanç temellidirler ve manifestolarında özgür düşünmek, özgürleştirmek diye bir madde bulunması eşyanın tabiatına aykırıdır. :)
Bence herhangi bir dine, öğretiye tabi olmadan, bağlı kalmadan sürekli okumak, dinlemek, üzerinde düşünmek, empati yapmak ve fikrini söylemekle çağdaş ve özgür olunabilir.
Sevgiler
Eğer dinin manası, sözlüklerden anlamaya gayret ediliyor, ve böylece gerçek dışı söylemler yineliyorsa, bu durum, açıkça ''din'' denilince, salt ilahi dinlerin anlatıldığı ve ateist dinlerden habersiz olunduğu da böylece kanıtlanmış olur.
Psikoloji ile ilgilenenler, zihnin içindeki çalkantılardan çıkma konusunda bunun en sağlıklı bir şekilde, ateist dinler sayesinde oluştuğunu bilmektedirler.
Söz buraya gelince ''"mindfulness" (sati; smṛti) '' yani Türkçesiyle
''FARKINDALIK''denilince ve bunun psikoterapilerde kullanıldığı alanı bilimsel olarak görmek ve de anlamak için;
http://archive.org/search.php?query=subject%3A%22Satipatthana%22
Bu da sizi tatmin etmezse, bir başka bilimsel kaynak;
http://www.psychologytoday.com/blog/crisis-knocks/201003/mindfulness-based-stress-reduction-what-it-is-how-it-helps
Yukardaki adreslerden ateist dinlerdeki bir uygulamanın bugünkü bilimde nasıl fayda sağladığını size basit bir şekilde anlatmak isterim.
Onun için bilmeden her dini aynı kefeye koyarsak ve ilgisiz kişilerden ve ilgisiz yerlerden din nedir diye öğrenmeye yeltenirsek, sonunda yanılmayı baştan kabul etmiş oluruz.
Öncelikle dinlerin hepsinin bir inanca bağlı olmadığını, ilahi dinlerdeki, inanç temelli olan deneyimsizliğin ve dogmaların yerine ateist dinlerdeki deneyimin yer aldığını öğrenirsek, belki yanlış inançlarımızdan böylece kurtulabilmemiz kolaylaşabilir diye düşünmekteyim.
Sevecenlikle,
angel333
21-10-2012, 22:01
En kötü dinler
İslam, Satanizm, Musevilik.....
Mükemmel din yok...
En iyi din
Hristiyanlık, Budizm, Uzak doğu dinleri...
Kendi inancım ateizm...
Oda din sayılmaz....
guillotin
05-06-2013, 17:33
En iyi din, "sadece Yaratıcı'ya bağlılık" içeren dindir.
Daha önce söylendi mi bilmiyorum. Olmayan dindir!
yucemanitu
01-07-2013, 21:56
En iyi din, yalan söylediğini itiraf eden dindir.
Çok doğru... İmza
ylmz3490
30-11-2013, 16:17
En iyi din bütün yüzyılların insanına mucizeler gösteren kitabı olan dindir. (Henüz bulunamadı) Böylelikle adalet de sağlanmış olurdu. Mucizeyi ya da peygamberi görenler şanslı durumda olurken, aradan 14 asır geçtikten sonra bir insanın görmediği halde inanmak zorunda olması ne kadar adaletli?
en iyi din mitolojiye donusmus eglencelik masallar sinsilesidir... yunan dini yani mitolojisi gibi...
kimse inanmaz ama anlayana binbir turlu nasihat vardir...
İbrani dinlerin günümüze uyarlanmış bazı şekilleri var. Tanrının Yolu Topluluğu gibi Bahailik gibi. İbrani dinlerin eski zamanın koşullarından kaynaklanan saldırgan ilkelerini bir kenara bırakarak evrimin yüceliğini kabul eden dinler.
Bu tarz dinler insanlık için kabul edilebilir.
anthemoessa
02-12-2013, 00:46
En iyi din/dinsel felsefe, hayatta hepimizin ya da çoğumuzun sorduğu temel soruları en tatmin edici şekilde yanıtlayabilendir. Yani "Tanrı ya da Tanrı denilen şey, evreni neden yaratmıştır?" sorusuna gerçekten tatmin edici bir yanıt verebilmelidir. "Yaratma kelimesinden kasıt tam olarak nedir" bunu tam olarak açıklayabilmelidir. "İnsan yaratılmış mıdır yaratılmışsa neden? Yoksa olmuş mudur, olmuşsa neden?" Bu sorulara tatmin edici yanıt verebilmelidir. "Evrende kötülük nasıl açıklanabilir" sorusuna tatmin edici yanıt verebilmelidir.
3 "semavi" din, bu saydığım sorulara tatmin edici yanıt vermenin yanından yakınından bile geçemiyor. "Test için, imtihan için", "Kulluk etmek için" gibi yanıt olmaktan çook çok uzak yanıtlardan başka elle tutulur bir şey bile zaten yok. Buradaki, şu andaki hayatı açıklama anlamında da "Tanrı şeytanı yaratmıştı sonra Tanrı şeytana yetki verdi, Şeytan/Yılan geldi. Sonra Adm Havva'yı kandırdı, yasak ağaçtan meyve yediler, Tanrı kızdı hoop işte uzun zamandır milyonlarca/binlerce yıldır buradayız" şeklinde çocuk masallarında okunsa dahi komik bulunacak açıklamalardan başka "dünya hayatı" konusunda da herhangi bir açıklama yok semavi denilen dinlerde.
Jolly Jocker
02-12-2013, 05:05
Biraz farklı bir açıdan bakalım...
''Evren neden veya nasıl var oldu?'', ''İnsan neden veya nasıl var oldu?'' v.b. 'büyük' soruların biricik yanıtı 'bilmiyorum'dur. Bilinmeze ilişkin düşünürken en büyük yardımcımız ise akıl ve mantıktır. O halde felsefe yapacağız demektir. Elbette esas öncelikli ve önemli olanın cevap bulmak değil soru sormak ve yanıtı aramak olduğunu, yani arayışın öncelikli olduğunu unutmadan. Din, felsefenin yozlaşmasıdır. Anlayamayan kitleler inanmaya başlar. Öz, kabuk bağlar ve zamanla kabuk özü yutup unutturur. İyi bir din yoktur. Eğer bir felsefe dinleşmişse hapı yutmuş demektir.
Vefik Sami
02-12-2013, 11:38
Dünyânın neresinde üç kişi bir araya gelse, muhakkak aralarında görüş ayrılıkları çıkar. Fakat ilginçtir; milyarlarca insan içine doğduğu kültürün kendisine "din" diye dayattığı inanç sistematiğini sorgusuz sualsiz kabul etmiş görünür.
Bilerek "Kabul etmiş görünür" şeklinde yazdım.
Çünki; üç kişinin dahi kendi aralaraında anlaşamadığı dünyâmızda, milyarlarca insandan din noktasında neredeyse hiç itiraz çıkmıyor olması, bu hususdaki samimiyetsizliği göstermektedir.
Mevcut algılanış biçimleriyle dinler, bu kadar çok samimiyetsiz insan üretiyorsa, herhangi biri için "iyi" nitelemesi yapmak pek mümkün değildir.
Bahailik ve artık geçerliliği kalmayan eski mitolojik dinler.
Bence Konfüçyüsyanizm en güzeli. :)
Aslında o Konfüçyüsyanizm bir din değil, felsefeyle ilgili bir düşünce.
Bence dinler de felsefe, ama genelde insanliga yararindan cok, zarari olan , ayrimciliga iten, otekini kotu gosteren(Ayni basbakanin yuruttugu gibi) bir felsefe sekli.
Bence dinler de felsefe, ama genelde insanliga yararindan cok, zarari olan , ayrimciliga iten, otekini kotu gosteren(Ayni basbakanin yuruttugu gibi) bir felsefe sekli.
Katılıyorum.
Kurallar koyup, "Eğer bu kuralların dışına çıkarsanız yada şuna buna iman etmezseniz şöyle olur, böyle olur..." diyerek insanları strese sokuyorlar. :)
Kendimden biliyorum... Alevi bi aileden geliyorum ve Alevilik'in katı kuralları filan da yok. Ama o da diyor işte: "El Bel Dil kuralının dışına çıkma" diye.
Eğer Tanrı olsaydı niye kurallar koyarak insanları cennete alıyor. Saçma bi davranış. :D
Neyse, size katılıyorum. Ama insanlara zararsız felsefeler, yaşam tarzları da var.
Herhalde en zararsız düşünce: Konfüçyüsyanizm ve Budizm'dir. Ben böyle düşünüyorum.
Vefik Sami
05-04-2014, 17:51
Ayıların burnuna halka takılıp kontrol edildiği gibi, dinler de insanı menfaatlerinden yakalayıp, "zapt-u rapt" altına alır.
İnancı ile menfaatlerini birleştiren insan(lar), dünyanın gelmiş-geçmiş en vahşi/gaddar yaratığı olur.
Halbuki, görünürde tüm dinlerin amacı; insanı, "inasan-ı kâmil" yapmaktır.
Ne yaman çelişki değil mi ?
Dinlerin amacı bireyi, 'insan-ı kamil ' yapmaksa,
Bu dinlerin tanrıları neden 'kamil' değil ?
Dinlerin amacı bireyi, 'insan-ı kamil ' yapmaksa,
Bu dinlerin tanrıları neden 'kamil' değil ?
Çoğunun kâmil olduğu doğru, ama argodaki Kâmil gibi.
İnsan topluluklarına "beni lider seçerseniz karınızı belleyeceğim, bazılarınızı boğazlayacağım, kız kardeşinizle beraber olup babanızı öldüreceğim, benim tanrım için büyük ağabeyinizi katledeceksiniz" gibi vaadlerle kendinizi lider seçtiremezsiniz. Eğer elinizde güç bulundurmuyorsanız.
Doğal olarak sinsilik etmeniz gerekiyor.
Günümüzde Vatikan ve uzantısı Gülen cemaatinin ve doğal olarak benzerlerinin ne denli sinsi olabildiğini biliyorsunuz. Bu o zamanlar da böyleydi. Elbette o zamanlar, şimdiki gibi organize ve birbiriyle koordineli çalışmaların yürütüldüğünü söylemiyorum.
Şu da bir gerçek ki semavi oldukları söylenen dinlerin tümü belli bir siyasal ve yerel hedefi bertaraf edebilmek maksadıyla ortaya çıkıp zamanla evrensel açmazlar ve katı ahlak kurallarına dönüşmüş görünüyor.
Bu tür katı dinlerin ortak noktası insanı eninde sonunda insaniyetten uzaklaştırıp sapkın davranış bozukluklarına sevketmesi. Üstelik bir dindar olarak durumu öyle içselleştiriyorsunuz ki beyniniz durumun vehametini irdelemenize dahi izin vermiyor.
Felâsife
06-04-2014, 02:25
Başka dinleri bilmemde "İnsan-ı kâmil" ne İslami, nede kurani bir tabir değildir, direk tasavvufun içinde, öğretilerinde geçen özel bir tabirdir.
Tasavvufa göre insan olmak helede kamil insan hiç kolay değildir, zira Kemalât içinde sadece iman değil, inkarıda barındırır, yoksa o Kemalât noksan sayılır.!!
Noksan sayılanda Kemâl olmaz, haliyle bir takım noksanları/tabuları olan insana da "İnsan-ı kâmil" denmez.!
Hatta bu yüzden tasavvufçular, adeta şifre gibi Tasavvuf "Hasenatül ebrar, seyyiatül mukarrabin" dir derler.
Ebrar yani iyilik sahipleri, yani beriler ulemalar demek, onların iyilikleri falan filanlar dahi, mukarreblerin yani İnsan-ı Kâmilin yanında kötülüktür demektir.
Başka değişle, namazdır niyazdır vs.ler, mukarrebler için kötülük (seyyie) demektir.
Bu yüzden çoğu İslam uleması böyle bir "İnsan-ı kâmil" profiline, kendilerince haklı olarak "İnsan-ı kâfir" yaftası yapar ki "İnsan-ı kâmil" İslamın istediği insan profiline zaten uymaz.
İslamın istediği, bilmediğinin ardına gitmeyen, söz dinleyen, mu'min, teslim olan, fazla kurcalamayandır.
Tasavvuftaysa, sonuna kadar giden, yaşarken ölen vs.
Veya kuran tedbirinizi alın derken, tasavvufi bir sadırdan ;
Tedbîrini terk eyle tâkdir Hudâ’nındır, Sen yoksun o benlikler hep vehm‐ü gümânındır.
Şeyh Galip
sözleri çıkabilir.
Hatta Mevlana da bu noktada çok ağır bir sözle "Biz kuranın özünü aldık, fosasını ise köpeklerin önüne attık" der ki, ulema ve İslam anlayışı ile arasını fersah fersah açar.
Özetle "İnsan-ı kâmil" kavramı Vahdet-i vücud kavramındanda daha derin ve bilinmez bir kavramdır.
Ama üzerinden kısaca olgun insan denilip geçilmiştir, sağlık olsun, o da bir şeydir.
Bir şeyi gizlemek mi istiyorsunuz?
Onu açın ve basitçe açıklayın..
İşte size en güzel gizleme çeşiti.
Açıkta ve basit olan şeyi kimse aramaz.. :)
Vefik Sami
06-04-2014, 11:05
Dinlerin amacı bireyi, 'insan-ı kamil ' yapmaksa,
Bu dinlerin tanrıları neden 'kamil' değil ?
"Görünürdeki amacı" demiştim zâten.
Gerçek amaç bu olsa idi, amaç ile bu güne kadar ortaya çıkmış târihsel veriler bu deni farklı olmazdı.
Kapitän;
Yazdıklarını üzerime alınmam gerekiyor mu bilmiyorum.
Fakat rahatsızlık duyduğumu söylemeliyim.
Bu forumda F. GÜLEN'i siyaset erbablarıyla mukayese etmenin yanlış olacağına dâir görüş serdettim.
Bu benim "Fethullahçı" olduğumun göstergesi değildir.
Düşmanım da olsa; amacına/yürüttüğü dâvasına sadâkatle bağlı insanlara inanç ve düşüncelerine bakmaksızın saygı duyarım.
F. GÜLEN daha doksanlı yıların başında "Ben ABD ile anlaşma yolları aramadan, dünyanın hiç bir yerinde okul açamam" demişti.
Yâni adam yaptığınnı gizlemiyor ki ?
Hattâ gizlemeye çabalasa da tutmaz.
Çünki; şu an ki ikâmedgâhı mâlum.
Yaptıklarını onayladığım düşünülmesin.
Ama o yapılanlar Muhammed'in vaktiyle tâkip ettiği metodların hemen hemen aynısı.
Hattâ Muhammed öyle işler yaptı ki; bunun onda birini GÜLEN yapsa, dünyadaki müslümanların kahır ekseriyeti onun müslümanlığına inanmazdı.
Hudeybiye muahedesi imzalanırken, Mekkeden gizlice kaçıp Muhammed'e sığınan bir müslümanı - Ebu Cendel b. Süheyl b. Amr - Mekkelilere geri teslim etmişti. Gerekçesi; bu şahsın anlaşmanın imzalanmasından sonra Muhammed'e sığınmış olmasıydı. Halbuki, korunması gereken müslüman yoksa anlaşma yapmanın da bir mantığı yoktur.
Şimdiki müslümanların çoğu "Efendimiz" dediği peygamberini tanımadan Kur'an'ı anladığını yâhut İslâmı yaşadığını iddia ediyor.
Her şeyi elimden geldiğince açıkça yazmak gibi bir prensibim var.
Gizli/saklı işler peşinde değilim.
Felâsife;
Tasavvufda sınırlı denilebilecek bilgilerim var.
Pek iddialı olduğum bir alan değildir.
Ama temel bilgilerine iyi kötü vâkıf durumdayım.
Bir İslam tasavvufçusuna sormuşlar "Tasavvuf nedir ?" diye
"Haddelenmiş demirdir" cevabını vermiş.
Elbette yakılmak üzere kesilen "odun-kütük" ile meyve veren ağaç aynı değil.
İslâmi tasavvufta insan-ı kâmil yetiştirmenin amacı; İslâm'a hizmettir.
Daha üst seviyeye gelenlere, mürşid olanlara "mürşid-i kâmil-i mükemmil" derler.
Her bireyin bu dereceye germesi mümkün görünmemektedir.
Hülâsa-yı kelâm; "insan-ı kâmil" ile "Mürşid-i kâmil-i mükemmil" birbirinden farklı kavramlardır. Sizin "insan-ı kâmil den ne anladığınızı yazınızdan pek anlayamadığım için, herhangi bir yorumda bulunmayacağım. Ancak bir şekilde "olgun insan" nitelemesiyle kavramsal anlamda küçümsediğiniz o olgun insanların sayısı daha fazla olsaydı; şu an dünya göreceli olarak daha yaşanabilir bir yer olurdu.
Bir şeyi gizlemek mi istiyorsunuz?
Onu açın ve basitçe açıklayın..
İşte size en güzel gizleme çeşiti.
Açıkta ve basit olan şeyi kimse aramaz..
Evet.
Açık, basit yazmak; anlaşılır olmak gibi bir hassasiyet içindeyim.
Çüki amacım anlaşılır olmaktır.
Ağdalı cümleler arkasına "tam siper" olup şişkin ego ile gösterisi peşinde olmadım hiç bir zaman.
Gerçi ağdalı cümleler kurabilmek de bir meziyet-yetenek işidir.
Bende bu tip vbir meziyet yok.
Ama olsaydı da asla kullanmazdım.
Vefik Sami
06-04-2014, 12:13
Başka dinleri bilmemde "İnsan-ı kâmil" ne İslami, nede kurani bir tabir değildir, direk tasavvufun içinde, öğretilerinde geçen özel bir tabirdir.
Tasavvufa göre insan olmak helede kamil insan hiç kolay değildir, zira Kemalât içinde sadece iman değil, inkarıda barındırır, yoksa o Kemalât noksan sayılır.!!
İnsan-ı kâmil olmanın kolay bir şey olduğunu yazdığımı hatırlamıyorum.
"Dinlerin görünürdeki amacı" demiştim.
Aksi takdirde tüm dinler Cennet'e "bilet" sağlayan sıradan araçlar olurdu.
.
Hatta Mevlana da bu noktada çok ağır bir sözle "Biz kuranın özünü aldık, fosasını ise köpeklerin önüne attık" der ki, ulema ve İslam anlayışı ile arasını fersah fersah açar.
Tasavvufa dâir fazla bilgimin olmadığını belirtmiştim.
Mevlâna'nın Kur'an'ı "öz ve posa" şekilnde ikiye ayırması muhaldir.
Çünki; bu takdirde Allah sözüne eksiklik/zaaf/terki gereken hususlar isnad edilmiş olur.
Fakat; "öz" derken anlaşılması gerekeni; "posa" derken de avamın anladığını kasd etmişse onu bilemem.
Ama bu takdirde; bir tasavvuf erbâbının, kendisiyle aynı İlah'a inanan insanları farklı iman algılarından dolayı küçümseyerek "köpekler" şeklinde nitelemiş olması gerçekten anlaşılabilir bir yaklaşım değil. Bu tip bir tavır - Mevlânâ'yı geçtim - tassavvuf kapsına ilk adımını atmış sıradan bir sâlik için bile son derece kerih bir davranış biçimidir.
Çünki tasavvufta hüner belâgattan ziyâde Yunus'un tabiriyle "gönül yıkmamak" tır.
Tasavvuf işin adamlık tarafı, belâgat ise edebiyat yönüdür.
Felâsife
06-04-2014, 20:13
İnsan-ı kâmil olmanın kolay bir şey olduğunu yazdığımı hatırlamıyorum.
"Dinlerin görünürdeki amacı" demiştim.
Aksi takdirde tüm dinler Cennet'e "bilet" sağlayan sıradan araçlar olurdu.
Tamam.
Mevlâna'nın Kur'an'ı "öz ve posa" şekilnde ikiye ayırması muhaldir.
Çünki; bu takdirde Allah sözüne eksiklik/zaaf/terki gereken hususlar isnad edilmiş olur.
Kuran kendi içinde aslının Levh-i mahfuzda olduğunu söyler mesela, dolayısıyla kuran yakılsa bile bunun kuran değil, aslında kağıt ve mürekkep olduğu hemfikri vardır.
Zaten bu gibi sebepler yüzünden eskiler buna kuran değilde, bu mushaftır demişlerdir.
Fakat; "öz" derken anlaşılması gerekeni; "posa" derken de avamın anladığını kasd etmişse onu bilemem.
Kuranın içinde tasavvufi ayetler vardır, örn. Hicr / 99 ayeti gibi, muğlak konularda tasavvufçuların her daim akla mantığa sığmaz fikirleri görüşleri vardır.
Aslında bu ayet ile ilgili bir yazıda yazmayı düşünüyorum.
Bu gibi sebepler yüzünden posa/öz ayrımına gider tasavvufçular.
Ama bu takdirde; bir tasavvuf erbâbının, kendisiyle aynı İlah'a inanan insanları farklı iman algılarından dolayı küçümseyerek "köpekler" şeklinde nitelemiş olması gerçekten anlaşılabilir bir yaklaşım değil. Bu tip bir tavır - Mevlânâ'yı geçtim - tassavvuf kapsına ilk adımını atmış sıradan bir sâlik için bile son derece kerih bir davranış biçimidir.
Bu maalesef böyledir.
Hatta eskiler birini aralarına almak için ona olmadık işler bile yaptırırlarmış, hırsızlık yaptırmak, çarşıda çıplak dolaşmasını istemek vb.
Neticede tasavvuf her kişiyi değil, er kişiyi arzular, dolayısıyla er kişide ne kadar samimidir test edilir.
Bu tabii eskilerde böyleymiş artık böyle şeyler duyulmaz görülmez, görülse bile bunun artık tasavvufi tarafı ne kadar düzgündür bilinmez.
Tehlikelerle dolu bir yoldur bu-ki sizde iyi kötü vâkıf durumdayım demişsiniz-bilirsiniz.
Bende hiç böyle yollara girmedim, birilerinin peşine düşmedim, önünde diz çökmedim ama Ankara Hacıbayram da 20 yılım geçti diyebilirim, gerçi artık o eski otantik mistik havası kalmadı turistik bir yer oldu, haftanın en az beş günüm orada geçerdi, açıkcası ruhum adeta oraya çekilirdi..artık 7-8 senedir hiç gitmiyorum, gerekte kalmadı ama bu sitedeki tartışmaların pek çoğunuda ben zaten oradan bilirim.
Çünki tasavvufta hüner belâgattan ziyâde Yunus'un tabiriyle "gönül yıkmamak" tır.
Tasavvuf işin adamlık tarafı, belâgat ise edebiyat yönüdür.
Aslında tasavvufta halka şirin görünmek gibi bir durumda yoktur diyebilirim, Çoğunun şiir/yazı belâgat yönü iyidir evet ama Mesnevide belden aşağıda hikayelerde anlatılır mesela.
Sırf bu gibi sebepler yüzünden tasavvufu kötü olarak bilen tanıyan insan sayısı hiçte az değildir.
Nette bile Mevlana için sapık, eşcinsel vs. yazılar mevcuttur.
Öncede dediğim gibi bunlar Kemalâtın cilveleridir, bir nevii yem'dirde, dediğim gibi aranılan "her kişi değil, er kişi" dir.
Hatta bu konuda Hacı Bayram-ı Velinin: "Padişaha selam söyleyin. Benim birbuçuk müridim var. Herkesten vergi alsınlar" meseli çok hoştur.
Gerçeği arayanlar kalabalıklar içerisinde sadece bir kaç kişidir, diğerleri değildir maalesef.
Anadolulu
09-05-2014, 18:28
Atalarınızın dini neyse size göre odur İranlılar zerdüşttiler hala öyleler hristiyanlıkta islamda batıyor hadi pagan olalım atalarımız izinden gidelim