Orijinalini görmek için tıklayınız : Yeniden doğmak mümkün müdür?
Olmaz, yuh artık o kadar da demeyin arkadaşlar. Bilim adamlarının geçmişte yaşayan canlı türlerini geri getirme çabaları var ya çok ilginç, yani gen haritası çıkartılıyor sonra deniyor ki efendim bu nesli tükenen canlı geri gelebilir, mesela 60 bin yıllık mamut buldular tabi buzullarda olduğu içn DNA bozulmamış, O DNA'yı kullanarak embriyo üretip sonra da bu embriyoyu bir filin rahmine yerleştireceklermiş. Hatta diyorlar ki neandertaller neden geri gelmesin diyorlar. Bilim adamları uçmuş ya insanın aklına şu geliyor bütün ölen insanlar yeniden doğabilir mi?
İslam inancına göre tüm ölen insanlar Ahirette yeniden canlanacaktır.
Tabiki şu an için ölen insanların yine bu dünyamızda yeniden canlanması söz konusu değil ( şu an için en azından ) Kaldı ki xx yıl önce ölen bir insanın dna sından o insanı değil sadece onun biyolojik kopyası yapılabilir herhalde.
http://www.sabah.com.tr/fotohaber/yasam/buz_icinde_230_olu_dirilmeyi_bekliyor/30180
http://www.alcor.org/
Neva bu biraz ayrı bir boyut sanırım. hatac Nesli tükenmiş veya biyolojik olarak ölmüş hücreleri zarar görmüşlerden bahsediyor sanırım.
Neva bu biraz ayrı bir boyut sanırım. hatac Nesli tükenmiş veya biyolojik olarak ölmüş hücreleri zarar görmüşlerden bahsediyor sanırım.
O uymadi ise su linki de verebiliriz.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=28285
Bu konuyuda inceleyecem üstün körü bir baktım. Laboratuvarda insandan daha üstün bir ırk mı yaratıldı yada konuşan değişik nesneler mi? Yapılan iş dölleyip rahime yerleştirmek. kopyalamak vs.
İslam inancına göre tüm ölen insanlar Ahirette yeniden canlanacaktır.
Tabiki şu an için ölen insanların yine bu dünyamızda yeniden canlanması söz konusu değil ( şu an için en azından ) Kaldı ki xx yıl önce ölen bir insanın dna sından o insanı değil sadece onun biyolojik kopyası yapılabilir herhalde.
maddeciler için sorun yok çünkü onlar zaten ruha inanmıyorlar, biyolojik kopya onlar için yeterlidir, biz ateist olduğumuz için öbür taraf mavallarına zaten inanmıyoruz canım
http://www.sabah.com.tr/fotohaber/yasam/buz_icinde_230_olu_dirilmeyi_bekliyor/30180
http://www.alcor.org/
Paylaşım için teşekkürler arkadaşım, bu olayları daha önceden biliyorum, vücudu dondurup sonra diriltiyorlarmış da, aslında benim bahsettiğim mamut olayı biraz farklı bunlar mamutun DNA'sında bulunan çekirdeği alıp çekirdeği çıkarılmış bir fil hücresine yerleştirip,sonra onu da bir filin rahmine yerleştirip mamutun tekrar dünyaya gelmesini sağlayacaklarmış. Daha önce buna benzer denemeler yapılmış ama başarısız olmuş sanırım, sonuç da bir filin mamut doğurması olasılığı zor gibi, başarısız olabilir, çünkü fil farklı bir hayvan, mamut farklı bir hayvan...
hatac kopya yeterli ise siz yeniden birşey yaratmıyorsunuz ki. Varolanı üretiyorsunuz bu yeniden diriltme vs. kapsamına girmez mantık olarak.
Öteki dünyaya inanıp inanmamak sizin tasarrufunuzdadır.
hatac kopya yeterli ise siz yeniden birşey yaratmıyorsunuz ki. Varolanı üretiyorsunuz bu yeniden diriltme vs. kapsamına girmez mantık olarak.
Öteki dünyaya inanıp inanmamak sizin tasarrufunuzdadır.
Varolan şey demek ki bu tarafta dirilecek akıllı, Muhammed'in kitabını kastediyorsan eğer zaten ilahiyatçılar kitapta yazılanların sembolik olduğunu ifade ediyorlar daha neyini uzatıyorsunuz, ahiret denildiğinden neden aklınıza başka bir dünya geliyor
lionawar
10-09-2012, 10:17
İslama göre bilimsel yeniden doğma:
Muhammed in mirac olayı ile göksel seyahati sırasında suyu süt gibi beyaz olan bir deniz görmüş. Bunun ne olduğunu sorduğunda ise Cebrail : "O denizin suyu kıyametten sonra insanların üzerine yağdırılır ve insanlar o suyla tekrar diriltilirler."
Kimyasal olaylarda "katalizör" ismi adı altında kullanılan malzemeler o kimya olayını aşırı hızlandırabilmekteler.
Buradaki sıvı da bir çeşit katalizör ancak daha fazlası. Daha fazlası çünkü insanın yeniden dirilme olayı birden fazla kimyasal, biyolojik olaylar zinciri.
Diğer gerekli malzemeler de işe katılacak ve tekrar dirilme olayı vuku bulacak..
İslama göre bilimsel yeniden doğma:
Muhammed in mirac olayı ile göksel seyahati sırasında suyu süt gibi beyaz olan bir deniz görmüş. Bunun ne olduğunu sorduğunda ise Cebrail : "O denizin suyu kıyametten sonra insanların üzerine yağdırılır ve insanlar o suyla tekrar diriltilirler."
Kimyasal olaylarda "katalizör" ismi adı altında kullanılan malzemeler o kimya olayını aşırı hızlandırabilmekteler.
Buradaki sıvı da bir çeşit katalizör ancak daha fazlası. Daha fazlası çünkü insanın yeniden dirilme olayı birden fazla kimyasal, biyolojik olaylar zinciri.
Diğer gerekli malzemeler de işe katılacak ve tekrar dirilme olayı vuku bulacak..
Coooooook bilimsel bir aciklama; bence bu aciklama nobel odulune aday olabilecek bir bilimsellik iceriyor, hemen bilim kurumlari, dergilerine yazmak lazim.
milomanara
10-09-2012, 16:33
Böyle gerzek bir başlığa neden cevap yazıyorum bilmiyorum, içimden geldi her halde.
Misalen vatandaş A'nın DNA'sından insan kopyaladınız, bu insan(vatandaş B diyelim) fiziksel olarak A'yla birebir aynı olsa da A'dan başka biri olur. Çünkü insan donanım(vücut) ve yazılım(bilinç)'dan müteşekkildir. Bilinç denen kompleks veritabanı doğumdan itibaren kaydedilen eğitim ve deneyimlerin yanısıra kişinin çıkarımlarıdır. Bilinç kopyalanabilseydi zaten vücut mesele olmazdı. Beni biraz daha tombik birine kopyalayabilirsin, mevcudiyetimi devam ettirmek için sesimi çıkarmazdım sanırım.
Neva dondurma işleminden bahsetmiş, hangi akla hizmet insanlar kendilerini dondurtuyorlar anlamış değilim. Yazılımın dondurulup tekrar çözülebileceğini nereden çıkarıyorlar? Yani diyelim ki donanımlarını nihayete erdiren neden ortadan kalktı(kanser, kalp krizi, vs...) donanımı tekrar fişe takınca içindeki yazılımın da çalışacağı ne malum?
Dolayısıyla aynı donanımla tekrar dünyaya gelmek mümkün olsa da, aynı yazılımla devam etmek -günümüz teknolojisiyle- mümkün değildir. Dünya'ya birebir kopyam, Vatandaş Kamil'in gelmesi de beni zerre kadar heyecanlandırmaz.
lionawar
10-09-2012, 17:33
Haklısın.
A insanından elde edilen DNA ile oluşturulan B insanı A ile fiziksel ve biyolojik olarak aynı özelliklerde olur. Kişilik olarak da %90 ın üzerinde benzer.
Ama bilinçler farklı olacak tabii ki. Yani kısaca aynı yumurta ikizi olacak A nın.
Bu olay günümüzde yapılabiliyor. İsmi klonlama.
İnsan klonlanması yapmadık deniliyor, ancak bu yasal olmadığı için bunu yapanlar gizli bir şekilde yapmışlardır.
Bu na kısaca donanımsal kopyalama diyebiliriz. Ancak insanı oluşturan öz "bilinç" dir. Bu da sayın milomanara nın dediği gibi doğumdan itibaren insanın yaşadığı hayatta edindiği tecrübeler / bilgiler bütünüdür.
Bunu nasıl kopyalayabiliriz. Yada kopyalanabilir mi ?
İşte Allah yeniden yaratılış sürecinde bu işlemide gerçekleştirecek. Hani şu inanmadığınız yada inanamadığınız her yaptığımız kaydoluyor atfı gereği gerçekten de her yaptığımız iş kayıt altına alınıyor.
Bu işlem sağ ve sol omuzlarımıza oturmuş 2 melek ile yazılıyor gibi hayali bir hikaye değil.
Bu işlem gerçekte insan bedenimizin göndermiş olduğu sinyallerin bir veri merkezinde süper bilgisayarlar aracılığı ile kayıt edilmesi işlemidir.
Peki real time mı ? dersek. Bu RT olabilir se de gecikmeli gönderi işlemide olabilir. Tabii eğer RT değilse bu durumda ara / temp bir veri saklama alanı olmalı, ki belkide yine bu şekilde ihtimaldir ki uykuda iken veri gönderimi daha yoğun olabilir.
Bu işin RT mi yoksa gecikmeli olduğu belirsiz. Bu detay ayrıntı tabii ki.
Bu durumda şöyle bir nokta daha ortaya çıkıyor:
Bilinç bilgisinin bir insan bedenine yüklenme durumuna göre bu durumda baştaki A bedeni yerine herhangi bir bedene yükleme olabilir mi ?
Kısaca işin özü gerçekte bedenimizden çıkan sinyallerin kayıt altına alındığıdır.
Beyinsiz insan olamaz.. Büyük ihtimalle insanı insan yapan en önemli organ veya organlarında aynı zamanda bu sinyal gönderme işlevide mevcut.
Yani ayak değil mesela, ayağınız olmasa da insansınız hala. Ama beyin ve kafatası olmadığı zaman insan değilsiniz, kafasız insan olmaz. Bu takdirde beyin ve kafatası hem fonksiyonel olarak sinyal üretici hem de yayını göndermek üzere gönderici anten işlevlerini yerine getirebiliyor.
milomanara
10-09-2012, 18:29
İşte Allah yeniden yaratılış sürecinde bu işlemide gerçekleştirecek. Hani şu inanmadığınız yada inanamadığınız her yaptığımız kaydoluyor atfı gereği gerçekten de her yaptığımız iş kayıt altına alınıyor.
Bu işlem sağ ve sol omuzlarımıza oturmuş 2 melek ile yazılıyor gibi hayali bir hikaye değil.
Bu işlem gerçekte insan bedenimizin göndermiş olduğu sinyallerin bir veri merkezinde süper bilgisayarlar aracılığı ile kayıt edilmesi işlemidir.
Peki real time mı ? dersek. Bu RT olabilir se de gecikmeli gönderi işlemide olabilir. Tabii eğer RT değilse bu durumda ara / temp bir veri saklama alanı olmalı, ki belkide yine bu şekilde ihtimaldir ki uykuda iken veri gönderimi daha yoğun olabilir.
Bu işin RT mi yoksa gecikmeli olduğu belirsiz. Bu detay ayrıntı tabii ki.
Ne içiyorsan ben de istiyorum.
(...)
Kısaca işin özü gerçekte bedenimizden çıkan sinyallerin kayıt altına alındığıdır.
Beyinsiz insan olamaz.. Büyük ihtimalle insanı insan yapan en önemli organ veya organlarında aynı zamanda bu sinyal gönderme işlevide mevcut.
Yani ayak değil mesela, ayağınız olmasa da insansınız hala. Ama beyin ve kafatası olmadığı zaman insan değilsiniz, kafasız insan olmaz. Bu takdirde beyin ve kafatası hem fonksiyonel olarak sinyal üretici hem de yayını göndermek üzere gönderici anten işlevlerini yerine getirebiliyor.
Ne sinyali muhterem? Bedenimizden ne sinyali çıkıyormuş? Fezaya enerji gönderen yogacı kaçıkların boş bakışlarıyla İslamı nasıl yoğurdun bilmem ama o hamur gaz yapar.
Başlığa gerzek deme nedenim "yeniden doğma" olgusunun doğa-üstü olmasındandı. Tam da yazdığın türden mesnetsiz üfürmeler. Münker'le Nekir'in USB 4.0'la veri aktardığını söylemek gibi, kasıtlı espri olarak yapılmadıysa delilik alameti olan ifadeler. Real time mış! Fesüphanallah!
Bilinç denen şeyin ruhla muhla alakası yoktur. Bilinç, beyin denen organik veri işleme/depolama sisteminin, evrim sonucu ortaya çıkmış bir yan ürünüdür. Bu yüzden kedilerde de beyin var ama bilinç yok.
İslama göre bilimsel yeniden doğma:
Muhammed in mirac olayı ile göksel seyahati sırasında suyu süt gibi beyaz olan bir deniz görmüş. Bunun ne olduğunu sorduğunda ise Cebrail : "O denizin suyu kıyametten sonra insanların üzerine yağdırılır ve insanlar o suyla tekrar diriltilirler."
Kimyasal olaylarda "katalizör" ismi adı altında kullanılan malzemeler o kimya olayını aşırı hızlandırabilmekteler.
Buradaki sıvı da bir çeşit katalizör ancak daha fazlası. Daha fazlası çünkü insanın yeniden dirilme olayı birden fazla kimyasal, biyolojik olaylar zinciri.
Diğer gerekli malzemeler de işe katılacak ve tekrar dirilme olayı vuku bulacak..
Evet o gun bugundur, Nasrettin hoca gole yogurt calar ve Anadolu'da hala bugun bile ciy damlasi ile sut mayalayanlar vardir.
Fakat verdiginiz ornegin(islama gore bilimsel yeniden dogma) bilimsellikle uzaktan yakindan bir alakasi yok.
Bir de onlarca insan-hayvan dirilecek, nasil sigisacagiz ayri bir konu. Toplu ziplasak ote dunyayi ekseninden dusurebilir miyiz?
Corpse Bride
10-09-2012, 20:03
Paylaşım için teşekkürler arkadaşım, bu olayları daha önceden biliyorum, vücudu dondurup sonra diriltiyorlarmış da, aslında benim bahsettiğim mamut olayı biraz farklı bunlar mamutun DNA'sında bulunan çekirdeği alıp çekirdeği çıkarılmış bir fil hücresine yerleştirip,sonra onu da bir filin rahmine yerleştirip mamutun tekrar dünyaya gelmesini sağlayacaklarmış. Daha önce buna benzer denemeler yapılmış ama başarısız olmuş sanırım, sonuç da bir filin mamut doğurması olasılığı zor gibi, başarısız olabilir, çünkü fil farklı bir hayvan, mamut farklı bir hayvan...
mamut fil ailesinden değil mi? en uygun hayvan fil bence. başka mamut olmadığına göre.
Neva dondurma işleminden bahsetmiş, hangi akla hizmet insanlar kendilerini dondurtuyorlar anlamış değilim. Yazılımın dondurulup tekrar çözülebileceğini nereden çıkarıyorlar? Yani diyelim ki donanımlarını nihayete erdiren neden ortadan kalktı(kanser, kalp krizi, vs...) donanımı tekrar fişe takınca içindeki yazılımın da çalışacağı ne malum?
Baslik hic de gerzekce bir baslik degil, aksine merak edilip ogrenilmesi ve sorgulanmasi icin ideal.
Fise takinca calisacak diye bir kesinlik yok zaten, boyle bir iddia da yok kesin ve bilimsel olarak. Calisma sadece bu. Ama kayda deger bir calisma bilim acisindan.
Dondurursun niye dondurmayasin ki? Gerekcen nedir?
Kucuk olcekli zaten dondurmaktasin hayatin icinde. :)
Bazi onemli ameliyatlarda da donma esigine getiriliyorsun . Isitilinca(mecazen) yazilim calisiyor mu? Calisiyor. Sorun nedir?
Basit bilgi;
http://en.wikipedia.org/wiki/Cryonics
Bu calismanin faydasi ne olur? Atiyorum ileri derecedeki bir kanser vs.hastasina, ileriki bir donemde care bulabilirsin. Kesin olum surecinde, beynin ne sekilde kendini bloke ettigi ve hucrelere hasar verdigi sorusuna cevap bulabilirsin.
Kanser veya diger caresiz beyinsel vakalar, vucutta bir sekilde(genetik veya cevresel) gelisir, ancak evrimsel surecte disardan beslenerek de bolunur vs. cogalir, gelisme gosterir veya tam tersi de olabilir.
Genetik kendine dair zar attirmaz cunku, ama uyum saglar(olumlu/olumsuz) buyuk olcude. Koyduguna cevap verir yani.
Richard Feynman nanorobotlardan bahsederken hic de haksiz degildi. Bak bugun insanlar, sorunlu kalbe chip takili sekilde yasayabiliyorlar gayet guzel sekilde.
Senin bakis acinla bakarsak, beyin transferi fikrini de kestirip atmamiz lazim, calisacagi ne malum diyerek..:eyebrows:
Misalen vatandaş A'nın DNA'sından insan kopyaladınız, bu insan(vatandaş B diyelim) fiziksel olarak A'yla birebir aynı olsa da A'dan başka biri olur. Çünkü insan donanım(vücut) ve yazılım(bilinç)'dan müteşekkildir. Bilinç denen kompleks veritabanı doğumdan itibaren kaydedilen eğitim ve deneyimlerin yanısıra kişinin çıkarımlarıdır. Bilinç kopyalanabilseydi zaten vücut mesele olmazdı. Beni biraz daha tombik birine kopyalayabilirsin, mevcudiyetimi devam ettirmek için sesimi çıkarmazdım sanırım.
Ayni kodu arda arda, hicbir zaman dizemeyecegine kanitin nedir bilimsel olarak?
Genetikle oynayabildigimiz bir cagda ustelik.
Bilinc dogumdan itibaren kaydediliyorsa sayet, sen nicin bir bebege nasil aglamasini gerektigini ogretemiyorsun?
Veya bir ileri derecede Alzheimer hastasina, nicin her sabah yeniden, yeniden nasil yurumesi gerektigini ogretmiyorsun?
Insani, insan yapimi, bilgisayar program ve yazilimi vs. benzetmesi ile tanimlama takintisindan siyrilmadikca, tabula rasa onermesinden de siyrilamayacagiz anlasilan.:yo:
Bu na kısaca donanımsal kopyalama diyebiliriz. Ancak insanı oluşturan öz "bilinç" dir. Bu da sayın milomanara nın dediği gibi doğumdan itibaren insanın yaşadığı hayatta edindiği tecrübeler / bilgiler bütünüdür.
Bunu nasıl kopyalayabiliriz. Yada kopyalanabilir mi ?
İşte Allah yeniden yaratılış sürecinde bu işlemide gerçekleştirecek. Hani şu inanmadığınız yada inanamadığınız her yaptığımız kaydoluyor atfı gereği gerçekten de her yaptığımız iş kayıt altına alınıyor.
Bilinc nedir bana bir tanimini yapar misiniz? Veya beyin haritasi uzerinde gosterir misiniz yerini?
Beyin butunsel bir yapidir. Sizin, inanciniza yonelik beden /ruh gibi ayirmaniza benzer sekilde, beyinden, islevsellik bakimindan bagimsiz calisan bir yapi degildir bilinc.
Allah'iniz nasil diriltecek su dokup?:rip:
güzel bir tartışma konusu. lenski deneyinde (evrimin olduğunun en büyük kanıtlarındandır) bakteriler her nesilde dondurulmuş daha sonra yeniden hayata gelmişlerdir. her ne kadar bu deneyin amacı farklı olsada buradan aynı zamanda canlıların dondurulduktan sonra metabolizmasının yeniden devam edebileceğine örnektir. gelelim bilinç olayına bu konuda tam bilgim yok bu tamamen nöronların hasar görüp görmeme durumuna bağlı ama mesela bakteride fonsiyonlarını yapan hücreler zarar görmeyip tekrar aynı şekilde çalıştığına göre beyinde de nöronlar hasar görmeden çalışabilir. ondan dondurulmak bence mantık dışı değil heleki bilimde artık hızla gelişme ivmesini yakaladığımız günlerde..
güzel bir tartışma konusu. lenski deneyinde (evrimin olduğunun en büyük kanıtlarındandır) bakteriler her nesilde dondurulmuş daha sonra yeniden hayata gelmişlerdir. her ne kadar bu deneyin amacı farklı olsada buradan aynı zamanda canlıların dondurulduktan sonra metabolizmasının yeniden devam edebileceğine örnektir. gelelim bilinç olayına bu konuda tam bilgim yok bu tamamen nöronların hasar görüp görmeme durumuna bağlı ama mesela bakteride fonsiyonlarını yapan hücreler zarar görmeyip tekrar aynı şekilde çalıştığına göre beyinde de nöronlar hasar görmeden çalışabilir. ondan dondurulmak bence mantık dışı değil heleki bilimde artık hızla gelişme ivmesini yakaladığımız günlerde..
Insana iliskin, hasar olabilir, bu ihtimal her zaman saklidir ancak yasam fonksiyonlarini (hayatta kalis sureci) ne derece etkiler, simdilik bilmiyoruz.
Genetik cok iyi bir oyuncu zira, buyuk olcude uyum saglar(olumlu/olumsuz) koydugunuza cevap verir yani.
Ancak yapilamayacak birsey degil yani, beyin hergun sasirtmaya devam ediyor zira.
Insana iliskin, hasar olabilir, bu ihtimal her zaman saklidir ancak yasam fonksiyonlarini (hayatta kalis sureci) ne derece etkiler, simdilik bilmiyoruz.
Genetik cok iyi bir oyuncu zira, buyuk olcude uyum saglar(olumlu/olumsuz) koydugunuza cevap verir yani.
Ancak yapilamayacak birsey degil yani, beyin hergun sasirtmaya devam ediyor zira.
tabi ki hasar olabilir hatta bu konu araştırmalarında denemelerin başlarında çok olacaktır ama bilimin bunu en az hasarda yapabilecek seviyeye geleceğine inanıyorum.
sonuçta bunun olabileceğine dair bir umut var en önemlisi bu bence...
milomanara
10-09-2012, 21:14
Baslik hic de gerzekce bir baslik degil, aksine merak edilip ogrenilmesi ve sorgulanmasi icin ideal.
Yeniden doğmak mümkün değildir, nokta. :) Başlık gerzekçedir çünkü, kırmızı başlıklıkızın babannesinin kurdun karnından çıkması gibi masalsı, saftirik, metafizik bir beklenti içinde sorulmaktadır.
Dondurursun niye dondurmayasin ki? Gerekcen nedir?
Superfresh mi bu yahu? Neyi donduruyorsun? Milyarlarca molekülün dondurulup tekrar birebir aynı duruma gelmesi mümkün olabilir mi? Biz daha Yeni Rakı'yı dondurup eski haline getiremiyoruz! :)
Bilmem anlatabiliyor muyum? Beynini dondurtan muhteremlerden 50 yıl sonra hijyenik beyin salatası olabilir, buna itirazım yok ama içinde bolca donunca genişleyen su molekülü olan organik bir yapının bırak zarar görmeden eski haline dönmesini, aynı zamanda işlevsel olmasını umuyorsun. Bu babannenin kurdun karnından çıkacağını ummak gibi absürd.
Bazi onemli ameliyatlarda da donma esigine getiriliyorsun . Isitilinca(mecazen) yazilim calisiyor mu? Calisiyor. Sorun nedir?
Ölme eşiği ve ölüm aynı şey mi?
Basit bilgi;
http://en.wikipedia.org/wiki/Cryonics
Evet, muhteşem! Belki bir gün canlandırırız diye beyin turşusu yapıyorlar. Bu işlemin bilimle ne alakası var allasen?
Bu calismanin faydasi ne olur? Atiyorum ileri derecedeki bir kanser vs.hastasina, ileriki bir donemde care bulabilirsin. Kesin olum surecinde, beynin ne sekilde kendini bloke ettigi ve hucrelere hasar verdigi sorusuna cevap bulabilirsin.
Kanser veya diger caresiz beyinsel vakalar, vucutta bir sekilde(genetik veya cevresel) gelisir, ancak evrimsel surecte disardan beslenerek de bolunur vs. cogalir, gelisme gosterir veya tam tersi de olabilir.
Genetik kendine dair zar attirmaz cunku, ama uyum saglar(olumlu/olumsuz) buyuk olcude. Koyduguna cevap verir yani.
Richard Feynman nanorobotlardan bahsederken hic de haksiz degildi. Bak bugun insanlar, sorunlu kalbe chip takili sekilde yasayabiliyorlar gayet guzel sekilde.
Neva mantığın bende kısmi beyin felci yapıyor. Kalp çipi ile ne alakası var, birisi bilimsel yöntemi izleyen meşru bir çalışma öbürü hurafe! Neden mi? Aynı Çin tıbbı ya da alternatif tıbbın hurafe oluşu gibi üzerinde çalışamayacağın kadar çok parametre var. Bilinci antrikot gibi dondurabilceğini düşünmek bilimsellik değil hayal perestliktir. Cryoculardan henüz ayakları yere basan bir yöntem önerisi gelmemiştir. Yakın zamanda da geleceğini düşünmüyorum.
Senin bakis acinla bakarsak, beyin transferi fikrini de kestirip atmamiz lazim, calisacagi ne malum diyerek..:eyebrows:
Ayni kodu arda arda, hicbir zaman dizemeyecegine kanitin nedir bilimsel olarak?
Genetikle oynayabildigimiz bir cagda ustelik.
Bilinc dogumdan itibaren kaydediliyorsa sayet, sen nicin bir bebege nasil aglamasini gerektigini ogretemiyorsun?
Veya bir ileri derecede Alzheimer hastasina, nicin her sabah yeniden, yeniden nasil yurumesi gerektigini ogretmiyorsun?
Senin mantığınla simya araştırmalarına da devam edilsin. Fakirliğin çaresini bulmuş oluruz :D Bu arada son cümlelerini samimiyetle anlamadım.
Insani, insan yapimi, bilgisayar program ve yazilimi vs. benzetmesi ile tanimlama takintisindan siyrilmadikca, tabula rasa onermesinden de siyrilamayacagiz anlasilan.:yo:
Tüm sistemler belli kaideler üzerine kuruludur. Bir şeyi "takıntılı" bir şekilde başka bir şeye benzettiğim yok. Asıl "canlı ve cansız sistemlerin ortak özellikleri yoktur" gibi bir önerme fazlasıyla romantik olur görüşündeyim.
Kismi beyin felci moduna gecmissin. Derdimiz insanin yeniden dogmasi degil burada, kesin olum surecinde neler olup bittigini okuyabilmek.
Bunu kesfedebilirsek, insan omrunu daha da uzatabiliriz. Evrim bunu sagliyor cunku. Ayrica varsay ki evrimsel ve genetik gelismeler yeniden dogmayi sagladi, ne yapacaksin bilimi red mi edeceksin?
Uzay bilimlerine benzemez genetik, ikisini karistirma.
Mesaj icerigini anlamaman normal, bilinci tanimlayan sensin oysa! :) Ustteki mesajin:
"Çünkü insan donanım(vücut) ve yazılım(bilinç)'dan müteşekkildir. Bilinç denen kompleks veritabanı doğumdan itibaren kaydedilen eğitim ve deneyimlerin yanısıra kişinin çıkarımlarıdır "
Klasik bilgisayar mantigini, insan anatomisine yukleme takintisi. Beyin ve vucudu ayirma ogretisi.
Hani nerde bilincin, goster bana beyin haritasi uzerinde nokta olarak!!!?:)
Tabula Rasa felsefesiyle gitmiyor maalesef genetik gelismeler. Idealizm'e yolculuk yapmana gerek yok yani.
Ustte sordugum bebek ve Alzheimer hastasi sorusuna cevap verirsen, niye gitmedigini de ogrenmis olursun.
Yasar haldeki insan dondurmaktan bahsediyoruz, sense beyin dondurmaktan bahsetmektesin.
Hele de anatomiyi ve genetigi, rakinin dondurulmasi ve cozdurulmesi ile eslestirmissin, tam bir tebriklik durum :)
Ben gercek bilimin ve genetigin hicbir zaman %100 kesin konustugunu duymadim.
lionawar'ın yazdığı yazılar beni bitirdi :)
bazı arkadaşlarında değindiği gibi, bir insanı kopyalasak dahi, bilinç ile fiziksel beden ayrı şeyler olduğundan dolayı aynı kişi olmaz.
Bu iş ancak dondurulma yöntemi, ileride mümkün olursa beynin dondurulup daha sonra oluşturulacak bir bedene nakledilmesi.
Veya şuan bilim kurgucuların söylediği, mevcut bilinci bir yere aktarma veya nano teknoloji ile yapılan ve yaşlanmayan bir beyine aktarma ile mümkün olabilir.
Bilinç beyinden ayrı değildir fakat atıyorum 30 yaşında birinin 2 klonunu yaparsak bu klonlar hayata 0 bilgi ile başlarlar, çünkü kaynak kişinin beynindeki veriler dna ile alakasızdır.
bu kişiler tamamen öğrendikleri yeni şeylerle kendi bilinçlerini ve düşünce tarzlarını oluşturur.
Aslında dondurulma bana fantezi gibi geliyor, beyni sudan ve kandan arındırıpta hala işlevsel tutabilirlerse belki suyun donması sırasındaki genişleme özelliği ile ilgili hasar meydana gelmez.
Kismi beyin felci moduna gecmissin. Derdimiz insanin yeniden dogmasi degil burada, kesin olum surecinde neler olup bittigini okuyabilmek.
Bunu kesfedebilirsek, insan omrunu daha da uzatabiliriz. Evrim bunu sagliyor cunku. Ayrica varsay ki evrimsel ve genetik gelismeler yeniden dogmayi sagladi, ne yapacaksin bilimi red mi edeceksin?
Uzay bilimlerine benzemez genetik, ikisini karistirma.
Mesaj icerigini anlamaman normal, bilinci tanimlayan sensin oysa! :) Ustteki mesajin:
"Çünkü insan donanım(vücut) ve yazılım(bilinç)'dan müteşekkildir. Bilinç denen kompleks veritabanı doğumdan itibaren kaydedilen eğitim ve deneyimlerin yanısıra kişinin çıkarımlarıdır "
Klasik bilgisayar mantigini, insan anatomisine yukleme takintisi. Beyin ve vucudu ayirma ogretisi.
Hani nerde bilincin, goster bana beyin haritasi uzerinde nokta olarak!!!?:)
Tabula Rasa felsefesiyle gitmiyor maalesef genetik gelismeler. Idealizm'e yolculuk yapmana gerek yok yani.
Ustte sordugum bebek ve Alzheimer hastasi sorusuna cevap verirsen, niye gitmedigini de ogrenmis olursun.
Yasar haldeki insan dondurmaktan bahsediyoruz, sense beyin dondurmaktan bahsetmektesin.
Hele de anatomiyi ve genetigi, rakinin dondurulmasi ve cozdurulmesi ile eslestirmissin, tam bir tebriklik durum :)
Ben gercek bilimin ve genetigin hicbir zaman %100 kesin konustugunu duymadim.
Sayın neva bebekler ilk 9. haftalarında hareket etmeye başlarlar, beyin ile kaslar arasında bağlantı kurulur ve istemsiz hareketler gerçekleşir. yani doğan bebeğin ağlaması olayı otomatik bir tepkidir öğrenilmeye ihtiyacı yoktur.
Bazı bebeklerde doğduklarına ağlamaz fakat daha sonra normal olarak ağlamaya devam ederler.
Beyin ve vücut ayrılamaz zira ikisi de vücudun bir parçası, ancak bilinç elle tutulur bir şey olmadığı için çeşitli görüşler mevcut ama ortak kanı bilincin kendinin farkında olmak yani farkındalık olmasında birleşir, bilinç kişinin şimdiye kadar öğrendikleri ve kendi yorumlarına dayanır.
Alzheimer hastasına yeniden yürütülme öğretilemez çünkü yürümeyi öğrenmiş olan motor hafızada fiziksel sorunlar vardır.
Sayın neva bebekler ilk 9. haftalarında hareket etmeye başlarlar, beyin ile kaslar arasında bağlantı kurulur ve istemsiz hareketler gerçekleşir. yani doğan bebeğin ağlaması olayı otomatik bir tepkidir öğrenilmeye ihtiyacı yoktur.
Bazı bebeklerde doğduklarına ağlamaz fakat daha sonra normal olarak ağlamaya devam ederler.
Beyin ve vücut ayrılamaz zira ikisi de vücudun bir parçası, ancak bilinç elle tutulur bir şey olmadığı için çeşitli görüşler mevcut ama ortak kanı bilincin kendinin farkında olmak yani farkındalık olmasında birleşir, bilinç kişinin şimdiye kadar öğrendikleri ve kendi yorumlarına dayanır.
Alzheimer hastasına yeniden yürütülme öğretilemez çünkü yürümeyi öğrenmiş olan motor hafızada fiziksel sorunlar vardır.
Iste o otomatik tepki nedir? Bir izah etsen bize.
Nicin sen bir bebege nasil aglamasi gerektigini ogretemessin?
Yurumek ogrenilebilen bir davranis bicimidir. Dogdugunuzda direk yurumezsiniz mesela, bir asama/surec gerektirir.
Bu sebeple ileri derecede Alzheimer hastalarinin tumu yatalak degildir ve siz ona hergun yurumeyi ogretmezsiniz. Ama o yurur.
Oysa geri hafizada hasar vardir, hatirlamaz. Nasil izah edersiniz bunu, bilinc uzerinden, bilimsel olarak?
Iste o otomatik tepki nedir? Bir izah etsen bize.
Nicin sen bir bebege nasil aglamasi gerektigini ogretemessin?
Yurumek ogrenilebilen bir davranis bicimidir. Dogdugunuzda direk yurumezsiniz mesela, bir asama/surec gerektirir.
Bu sebeple ileri derecede Alzheimer hastalarinin tumu yatalak degildir ve siz ona hergun yurumeyi ogretmezsiniz. Ama o yurur.
Oysa geri hafizada hasar vardir, hatirlamaz. Nasil izah edersiniz bunu, bilinc uzerinden, bilimsel olarak?
Konunun uzmanı değilim, ancak kısıtlı bilgimle ağlamanın bir tepki olduğunu söyledim, yani organizmanın bir uyarıya verdiği tepki öğrenilmiş değil istem dışı bir şey yani bebeğin kontrolünde değil.
Beyin gelişimi başladığı gibi, kaslara sinyaller yollanmaya başlıyor, bu donanımın hissedilmesi otomatik yani hiç bir çaba gerektirmiyor beyin de bu donanımı kullanıyor. tıpkı elektronik kolu kendi kolu zanneden maymunlar gibi.
Hatta basit bir ayna deneyi var sağ kolunuzu hem sağ hem sol kol olarak hissediyorsunuz ilginç bir şey benim çok hoşuma gitmişti.
Bilinçle ilgili bir konu var, dış dünya modeli bu 5 duyu organımızla algıladıklarımızın beynimizde bir model oluşturması ve rüyaları görmemizi sağlar, kör biri rüyasında görüntü göremez çünkü dünya modelinde o veri yoktur, felç doğan bir bebek ağlayamaz çünkü beyni o donanımla asla bağlantı kurmamıştır.
Örneğin rüya görürken insanlar uyku felci denilen bir evrededir dışarıdan herhangi bir sinyal alınmazken, rüyada koşabilir zıplayıp hoplar hepsini hisseder çünkü bir model vardır.
Doğan bebekte sadece duyma ve hissetme modeli var, birde doğunca hemen değişik organlarını da hissediyor ciğerleri gibi.
Göz kırpmakta ağlamak gibi öğrenilemez bir şey, bunlar otomatik ve organizmanın doğası budur. ancak siz bir bebeği kafasında temel matematikle doğurtamazsınız.
Bir klonda aynı şekilde organizmanın gereği olan refleksler ile meydana gelir ancak beyninde herhangi bir model yoktur, ve hiç bir şekilde matematik veya kopyası olduğu canlının herhangi bir bilgisini taşımaz.
Kopya edilen canlının bütün beyinsel verileri kopyalanıp diğer klona aktarılsa dahi bunlar tamamen aynı bilgilere sahip olsalar dahi aynı kişi olamayacaklar, diğeri daima başka biri olacak, ikisi farklı farklı yaşamlarına devam edecekler ilk başta aynı gibi olsalar da belli bir süre farklı ortamlarda yaşayınca tamamen değişik insanlar olacaklar.
Burada şöyle bir şey oluşuyor eğer tam bir dirilme istiyorsak, beynimizdeki bütün dünya modeli görüş ve bilgi ne varsa her şeyi bilgisayar tabiriyle kesip başka bir beyne yapıştırmamız gerek yani o beyinde hiç bir bilgi bırakmayacağız?
Buda mantıksız yani zaten gözlemlenemeyen ve soyut olan gerçekte var olmayan bir şeyi nasıl kes yapıştır yaparız, ileride belki kopyalama olur ancak ölü insanın beyni kopyalanıp bir vücuda aktarılsa dahi o aynı insan olmayacaktır . belki onun gibi davranabilir ben ölmedim mi der ama yinede o olmayacak.
Bilinçle ilgili bir konu var, dış dünya modeli bu 5 duyu organımızla algıladıklarımızın beynimizde bir model oluşturması ve rüyaları görmemizi sağlar, kör biri rüyasında görüntü göremez çünkü dünya modelinde o veri yoktur, felç doğan bir bebek ağlayamaz çünkü beyni o donanımla asla bağlantı kurmamıştır.
Niye?
Kor biri de senin gibi dunyayi algiliyor. Ruyalar direk senin bilincinle alakali degildir ki!? Dusunme yetisinin gozu yoktur.
Sen acacagin kapiyi gozlerinle gorunuyorsun, o ise eliyle yoklayarak bilgi sahibi oluyor.
Bilinc ve isleyisi acisindan hicbir farkiniz yok anatomik olarak.
Felcli bebekler de aglar ayrica.
Ha bir de, dunya modeli nedir ? Anlayamadim tam olarak.
Nevandaar
11-09-2012, 05:26
İslama göre bilimsel yeniden doğma:
Muhammed in mirac olayı ile göksel seyahati sırasında suyu süt gibi beyaz olan bir deniz görmüş. Bunun ne olduğunu sorduğunda ise Cebrail : "O denizin suyu kıyametten sonra insanların üzerine yağdırılır ve insanlar o suyla tekrar diriltilirler."
Kimyasal olaylarda "katalizör" ismi adı altında kullanılan malzemeler o kimya olayını aşırı hızlandırabilmekteler.
Buradaki sıvı da bir çeşit katalizör ancak daha fazlası. Daha fazlası çünkü insanın yeniden dirilme olayı birden fazla kimyasal, biyolojik olaylar zinciri.
Diğer gerekli malzemeler de işe katılacak ve tekrar dirilme olayı vuku bulacak..
İslamda insanların tekrar diriltilmesi konusu üzerinde düşünüyor ve bu konunun içerdiği çelişki üzerine burada yazmayı düşünüyordum ki siz bu konuya değinmişsiniz :)
O zaman sorum size.
Varsayalım ki tekrar dirileceğiz tüm vücut olarak. Ancak ortada bir sorun var. İlk insanlardan(adem ve havva olsun) beri bir çok insan öldü ve atomları toprağa karıştı. Kimi atomlar ot oldu ceylan yedi inek yedi, kimi atomlar sebzeye meyveye karıştı başka insanlar yedi, atomların karıştığı otları yiyen hayvanları bazı insanlar yedi ve ölen insaların atomlarının bir kısmını yine vücudlarına geçirdiler.
Kısacası şu anda hepimizin vücudunda bir zamanlar yaşayıp ölmüş birçok insanın atomları mevcut.
Peki o zaman tam dirilme nasıl olacak?
Sonuçta vücudumuzun atomları bir nevi devir daimden geçiyor doğada...
Burada şöyle bir şey oluşuyor eğer tam bir dirilme istiyorsak, beynimizdeki bütün dünya modeli görüş ve bilgi ne varsa her şeyi bilgisayar tabiriyle kesip başka bir beyne yapıştırmamız gerek yani o beyinde hiç bir bilgi bırakmayacağız?
Buda mantıksız yani zaten gözlemlenemeyen ve soyut olan gerçekte var olmayan bir şeyi nasıl kes yapıştır yaparız, ileride belki kopyalama olur ancak ölü insanın beyni kopyalanıp bir vücuda aktarılsa dahi o aynı insan olmayacaktır . belki onun gibi davranabilir ben ölmedim mi der ama yinede o olmayacak.
Bizi biz yapan hatıralarımız sadece beyinde depolanmıyor, başka organlarımızda da var olabiliyorlar. Yapılan organ nakillerinde, hastaların, organ sahibi kişilerin bazı hatıralarını kendi yaşanmışlıkları gibi sanma olayları olmuş. Bunun sebebi tam olarak bilinemiyor. Şahsen ben bunun kan yoluyla olduğunu düşünüyorum. Nakledilen organlarda sahibinden kalan eser miktarda kan ile anılar yeni kişiye geçiyor herhalde.
İlk duyduğumda şok olmuş ve vampir filmlerinde vampirlerin, birinin hatırlarını çalabilmek için ısırıp kanını içmesi olayı aklıma gelmişti.
Acaba vampirler gerçekten var oldu mu bir ara diye düşünmeden edememiştim :)
lionawar
11-09-2012, 17:58
atom bir maddeyi meydana getiren en küçük yapıtaşı..
Burada söz konusu olan atom değil.. "Molekül yapı dizilimi"...
Zor anlatacağım bu konuyu galiba ama deneyeyim..
Şimdi diyelim A kişisinin bedeninde belli bir atom var. Ona isim verelim adı: XK15 olsun. Bu kod o atomun cinsini değil kendisini ident ediyor. yani belirliyor. Örneğin bu atom bir oksijen cinsi bir atom olsun. İnsan vücudunda belkide yüzbinlerce oksijen atomu var. Atomlar sürekli vucudda yenilenir. Yani oksijen atomu biz ölmesek de A kişisi yani vücttan atılacak.
Diyelim atılma olmadan öldük ve o XK15 kodunu verdiğimiz oksijen atomu vücutta iken ölüm oldu. Burada yeniden dirilme derken o A kişisinin bedeni yeniden oluşturulurken bu atoma ihtiyaç yok, sadece gerekli olan yerde aynı cins atoma ihtiyaç var. Bu noktayı ayırt edemediğiniz için bana bu soruyu sormuşsunuz.. Öncelikle bunu ayırt etmeye çalışın.
İnsan da önemli olan vücut + data dır. Zaten bir vücut 3-4 ayda bir tamamen başka atomlarla yenilenmekte. Yenilenmeyen dizayn dır.
Örneğin parmağınız kırık. Kırık olan parmak atomları zamanla yenilenir, ama kırıklığı hariç.
Bu noktayı geçelim.. Bir robotla örnek vermeye çalışayım:
Bir robotun aynısını yapmak için, öncelikle var olan robotun tüm dizayn bilgisi ile aynı donanımda bir makina yapmalı sonra da eski robottaki data yı yeni robota kopyalamalı ve aktif etmelisiniz.
"Bilinç" dediğimiz şey belli bir organda belli bir yerde olan bir uzuv değildir. Tıpkı bu forumun database i gibidir. Yani bilinç bir database.
İnsan da ölmeyen bir molekül var. Yani yok olmayan, geri dönüşüme uğramayan.
Zaten aynısından bir insan yapmak için (yani donanımsal olarak) bir DNA molekülü yetiyor.
İşte bu şekilde DNA molekülünden bizim aynımız yapıldıktan, gerisi bilinç datasını yüklemek.
Bu data da insan bedeni dışında tutulduğu için sonradan dışardan yüklenecek.
Nevandaar
11-09-2012, 18:50
Ölü hücrelerin atılması durumunu gözden kaçırmışım.
Ancak bilgi birkimimiz, bizi biz yapan şeyler atomlarımıza işleniyor. Muhtemelen değişmeden kalan bazı noktalarımız var ve orada depo ediliyorlar. Öldükten sonra depolanan kısım da yok olup toprağa karışacak ancak siz sahip olduğumuz birikimin dışarıdan tekrar yüklenebileceğini iddia ediyorsunuz.
Şimdi bu bilimsel bir yaklaşım mı yoksa dinin söylemini bilime uydurmaya çalışmak mı?
Niye?
Kor biri de senin gibi dunyayi algiliyor. Ruyalar direk senin bilincinle alakali degildir ki!? Dusunme yetisinin gozu yoktur.
Sen acacagin kapiyi gozlerinle gorunuyorsun, o ise eliyle yoklayarak bilgi sahibi oluyor.
Bilinc ve isleyisi acisindan hicbir farkiniz yok anatomik olarak.
Felcli bebekler de aglar ayrica.
Ha bir de, dunya modeli nedir ? Anlayamadim tam olarak.
Elbette rüya görür ve dünyayı algılar ben sadece görüntü göremez çünkü öyle bir veriyi hiç almamıştır dedim.
lionawar
12-09-2012, 11:49
Atomlara değil, moleküllere.. bu noktaya dikkat edelim. Yani esasen molekül de değil, bir sistem var ortada. Yani insan vücudu biyomekanik elektronik bir sistem. Gerçi daha da fazlasıda. Şimdilik böyle alalım.
En ufak bir karınca hani o ufacık bedeni ile bile sinyal gönderebiliyor.
İnsan vücudundan da bazı sinyaller çıkmaktadır. Çünkü sinir sistemi dediğimiz şey aslında biyoelektronik bir devredir. Ve örneğin kolumuzu hareket ettirmek için beynimizden kolumuza bir sinyal gitmektedir. Eğer bu yol bir şekilde hasar görürse kolumuz sağlam dahi olsa hareket ettiremeyiz. Hani halk arasında "felç" dediğimiz hastalık.
İnsan vücudundan çıkan sinyaller çok uzaklara gidebilmekteler.
Bu sinyaller "Melekler"in kontrolü altındaki bir veri sistemince yakalanmakta ve depolanmaktadır. Hangi verilerin gittiğini hesaplamamız için insandan çıkan sinyali deşifre edebilmeliyiz. ancak bu teknolojimiz yok. Şu an ki teknolojimiz ile bunun var olduğunu keşfetmiş bulunuyoruz.
Buna "brainwaves" beyin dalgaları diyoruz. Bazı ufak noktalarda yararlandık bunlardan örneğin birisi "yalan makinesi".. Ayrıca yine EEG ile tıp alanında kullanıyoruz kısmen de olsa.
Mesela EEG ile elde edilen verileri normal sağlıklı insanların kine oranla bir karşılaştırma ile değerlendirme analizimiz var. Yoksa o beyin dalgalarının şifrelerini çözmüş değiliz.
lionawar
12-09-2012, 12:03
Bakın söylediklerimi destekleyecek bilimsel teoriler de var:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1097785&CategoryID=138
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29013
Beyni hacklemek..
Bu bilimsel bilgilerin hepsine inanıp da Allah sizin bütün bilgilerinizi kaydediyor dediğinde ise neden saçma geliyor ki ?
Daha bu işin başındakiler insan beyninden bilgileri bir şekilde alabilecek bir sistem dahi yapılabilir diyor iken bir yandan da Allah ben zaten alıyorum diyor.
Bilimi seviyorum, çünkü ondaki tüm kuralları Allah yaratmış ve kendiside ona uygun hareket etmekte, asla sihir felan değil, O nun yaptığı herşey bilimi en ileri düzey bilmesi ile ilgili.
Bakın söylediklerimi destekleyecek bilimsel teoriler de var:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1097785&CategoryID=138
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29013
Beyni hacklemek..
Bu bilimsel bilgilerin hepsine inanıp da Allah sizin bütün bilgilerinizi kaydediyor dediğinde ise neden saçma geliyor ki ?
Daha bu işin başındakiler insan beyninden bilgileri bir şekilde alabilecek bir sistem dahi yapılabilir diyor iken bir yandan da Allah ben zaten alıyorum diyor.
Bilimi seviyorum, çünkü ondaki tüm kuralları Allah yaratmış ve kendiside ona uygun hareket etmekte, asla sihir felan değil, O nun yaptığı herşey bilimi en ileri düzey bilmesi ile ilgili.
Ya Allah zaten her şeyi bilmiyor mu? neden zaten kayıtlı bilgiyi tekrardan kaydetsin ne mantığı var bunun? :)
lionawar
15-09-2012, 10:39
Neden mi ?
Çünkü kendi koyduğu kanunlara aykırı hareket etmiyor..
Sizin veya müslüman veya müslüman olmayan bir çok kişinin bilinç altında Allah için şöyle bir izlenim var:
"O herşeyi bilen bir sihirbaz. Herşeyi yapabilir. Şapkadan tavşan çıkarmayı bırakın, düz duvardan tavşa çıkarır. "
Yanlışın birincisi şu :
Allah ın gücü ile örnek verilemez.
Anlamı: Örneğin bir konuşmada Allah gücü herşeye yeter, o istese şunu yapabilir. Bunu yapabilir. örneğin Yukarda dediğim gibi şu duvardan tavşan çıkarabilir demek kesinlikle hatalıdır. Böylelikle sanki Allah ın gücü kendi himayesinde imiş gibi bir görüntü ortaya çıkar. Bu şekilde ne fikri bir açıklama, ne de bir tartışma olamaz.
Yanlışın ikincisi ise:
Allah adetlerinde değişmeye olmayandır.
O asla bilime aykırı hareket etmez. Şöyle düşünelim. Bir kurallar sistemi oluşturdunuz. Ancak bu kurallara aykırı işlem yapıyorsunuz. Yani kendi koyduğunuz kuralı bozuyorsunuz.
Örneğin .NET FRAMEWORK E dayalı bir sistem yazıyorsunuz, ama bir yere geldiniz ve işi halletmek adına bu çerçevenin dışında işlem yapıyorsunuz. O zaman koyduğunuz sistemin ne önemi kaldı.
İŞte Allah da bir şeyler yaparken, asla kendi yarattığı bu bilimselliğin dışına çıkmıyor. Şu noktayı gözden kaçırmayın. Bazı işlerin çok teknolojik olmasından dolayı o size sanki sihirmiş gibi gelebilir. İlerleyen zamanla bu azalıyor aslında. Örneğin Musa peygamber ateşsiz bir ışık görmüştüde bunu mucize olarak değerlendirmişti. Çünkü onun çağında ateş olmadan ışık olmazdı. Ama günümüzde bu sıradan bir olay.
İşte şimdi neden kayda gerek var sorusunun cevabı da bu mantık oluyor..
Levhi mahfuz diye bahsedilen sistem, yani yüksek korumalı. Korunmuş yer.
Bunun anlamı çok basit. Bir bilgi sistemleri merkezi. Bir bankayı düşünün bilgi sistemleri merkezi de ne de korumalıdır. Bilir misiniz ? Yangın sistemleri, Sıcaklık alarm sistemleri, enerji kesintisi sistemleri, depreme karşı sistemler. Yedekleme sistemleri. Şifreli geçiş kapıları. .... vs vs.. Bir sürü koruma, güvenlik sistemleri. İşte levhi mahfuz da bunun gibi büyük bir veri merkezi. Ve oldukça da fazla koruması var.
Allah bunları kaydediyor dediği zaman ortada bir efsun, büyü, sihir felan yok. Gerçektende bir kayıt sistemi var. İnsan vücudundan çıkan tüm elektronik sinyaller bu noktada kaydediliyor. Buna engel olmanız için beyin ve sinir sisteminizi yok etmeniz gerekir..
Olimpiyat
15-09-2012, 10:48
İŞte Allah da bir şeyler yaparken, asla kendi yarattığı bu bilimselliğin dışına çıkmıyor.
Yapmayın bari bunu:)
Kuran bilimdışılıklarla dolu.Daha ne kadar bilmin dışına çıkmayacak:)
Bakın söylediklerimi destekleyecek bilimsel teoriler de var:
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1097785&CategoryID=138
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29013
Beyni hacklemek..
Bu bilimsel bilgilerin hepsine inanıp da Allah sizin bütün bilgilerinizi kaydediyor dediğinde ise neden saçma geliyor ki ?
Daha bu işin başındakiler insan beyninden bilgileri bir şekilde alabilecek bir sistem dahi yapılabilir diyor iken bir yandan da Allah ben zaten alıyorum diyor.
Bilimi seviyorum, çünkü ondaki tüm kuralları Allah yaratmış ve kendiside ona uygun hareket etmekte, asla sihir felan değil, O nun yaptığı herşey bilimi en ileri düzey bilmesi ile ilgili.
Su yuzden anlamsiz geliyor.
1-Allah'i tanimlayamiyorsunuz. Tanimlayabiliyorsaniz, buyrun tanimlayin:
Allah tarafindan yaratildigi ve yollandigi iddia edilen her birseyden bagimsiz olarak, Allah'i tanimlayin bize. Melekler sinyallerle ilgilidir diyorsunuz, melek'e melek adini veren kim?
2-Bilimsel bilgilere inanilmaz, bilimsel bilgi sadece bilinir. Cunku suphe tasir.
3-Ustte saydiginiz calismalar ve benzerleri yalnizca bir calismadir, bilim tarafindan yanlislanabilir, yenisi uretilebilir veya tamamen kaldirilip cope de atilabilir. Sonucta insanin ortaya koydugu bir urundur. Sizin, iman ettiginiz guce dair suphe tasima veya yanlislama luksunuz var mi?
lionawar
15-09-2012, 11:41
Allah neden sorularının başıdır. Bilimin en büyük sorusu budur. Biz sadece kuralları bilebiliriz, ama nedenleri bilemeyiz. Kural: yerçekimi kanunu. Ama neden ? : cevap yok.
Newton bu şekilde düşünüyor.
Yanlışlığı üretilene kadar bu çalışmalar geçerlidir. O takdirde hiç ispatlanmamış olan evrim kanunu ismini alamayan evrim teorisine inanmazdık değilmi..
Ayrıca yalan makinesi, adı üstünde makine ve demekki bu işlem çalışıyor. Ayrıca EEG ile insan sağlığı üzerinde bilgi alınabiliyor. Demekki bunlar gerçek. Demekki gerçektende insan beyninden bir sinyal çıkıyor. Çıkmıyor ise ölçülen ney, kandırmacamı ? Bu artık bilimsel bir gerçek. DNA yı çözdük mü ? Hayır. Ama DNA nın bir bilgi olduğunu, bir veritabanı olduğunu biliyoruz değil mi ?. Beyin dalgaları ölçülebiliyor mu ? Evet. Bu veriye göre Allah ın verilerinizi kaydediyoruz demesi mantıklıdır. Olabililirlik sınırları içindedir. Sorunuz şu olursa mantıklıdır:
Olabilir, ama olmuş mudur ?
Bunu bilemeyiz. Ama düşüncelerimiz olabilirlik sınırlı içindedir.
Tanrı, Allah vardır. Olmalıdır. Nedensiz bir madde, taş, kaya parçası insan doğurmaz.
Hele de günümüzde dahi çözemediğimiz, aşırı üstün bir teknolojik kod içeren bir tasarım.
Daha iyisini yapana kadar en iyi tasarım da bu. Eğer kötü diyorsanız da gidersiniz daha iyi bir göz yaparsınız, daha iyi bir kan maddesi yaparsınız.
Daha iyisini yapamadığımız gibi aynısını bile yapamıyoruz, 1 gram kan yapalım da kan vermeye gerek olmasın.
Çöpten bir iphone bulup da aa nasılda kendi kendine oluşmuş rüzgarlar esmiş, toprak kaymışda demek nasıl mantıklı ise bir bilgisayardan daha karışık insan beyni de kendi kendine tasarlandı demek aynı. tek bir sinir hücresi 50000 den fazla bağlantı oluşturuyor. Ve milyonlarca sinir hücresi var iken hangisinin hatalı, rastgele bağlantı yaptığı düşünülebilir. Veya milyonlarca rastgele bağlantının bir kontrol / veri / yönetim / işleyiş merkezi olabilmesi için kaç trilyon yıl gerekir bir hesaplayalım. Deyiniz ki 100 milyon sinir hücresinin rastgele 50000 bağlantı yaparak bir düşünme sistemi oluşturma ihtimali nedir ?
KISACA:
Yeniden doğmak mümkün müdür ?
Bilimsel olarak olabilirdir. (Bizim teknolojimiz buna asla yetmeyecektir.)
Allah neden sorularının başıdır. Bilimin en büyük sorusu budur. Biz sadece kuralları bilebiliriz, ama nedenleri bilemeyiz. Kural: yerçekimi kanunu. Ama neden ? : cevap yok.
Dikkat ederseniz, ben yukarida Allah neden .....? diye baslayan bir cumle kurmadim.
Bilimin buyuk sorusu Allah filan degildir. O soruyu soracak olsaydi, Allah'tan degil, cok tanrili dinlerin tanrilarindan baslardi once..
Tanrı, Allah vardır. Olmalıdır. Nedensiz bir madde, taş, kaya parçası insan doğurmaz.
Ya birden fazla tanri varsa? Niye tanrilar degil de, tanri olmali?
lionawar
15-09-2012, 12:00
O zaman kargaşa çıkardı ve düzen olmazdı..
O zaman kargaşa çıkardı ve düzen olmazdı..
Ne tip bir duzen ki bu bahsettiginiz yeniden dogmaya iliskin?
Ya biliyorsunuz eskiden yaşayan canlı türlerinin geri getirilme çabaları var ya, aynı şey insan türü için de yapılamaz mı? İnsanların gen haritası çıkarılarak, insan türünün geri getirilmesi de mümkün olabilir mi acaba? Yani eskiden yaşayan neandertaller falan, ya da ölmüş insanların gen haritaları çıkarılarak ger getirilebilirler mi?