PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Özal'ın cenazesinin bozulmaması


rastaman
04-10-2012, 20:43
Çocukken bayılırdım ''mezarı açınca bir de görmüşler ki...'' hikayelerine.Eğer dindar biriyse cenaze genelde üzerinden ne kadar zaman geçerse geçsin bozulmamış olurdu.Evliyaların,velilerin,sıradan dindarların hatta bazen sözde firavunların bile cesetleri bilinmeyen bir güç tarafından korunmuş olurdu.Türbeleri bile var bu erenlerin.

Ezanla dalga geçenlerin,başını örtmeyenlerin cenazeleriyse bismillah şurdan aşağı keçiye,köpeğe dönüşüverirdi.

Tabi o zamanlar adli tıp DNA örneği de alamayacağına göre bunca mezarın neden açılmak zorunda kaldığı sorusuna verilecek bir cevap da yoktu,artık nasıl bir nekrofiliyse...

Özal'ın cenazesinin gövde bölümünün bozulmamış olması hepimizde benzer bir ''korkulu bekleyişe'' neden oldu,tam da ''o açıklama'' kimden gelecek derken Şifa Üniversitesi Dekanı Prof.Mustafa Sarsılmaz halkımızın duygularına tercüman olan açıklamasını yaptı;


Bilim adamından şok açıklama!

Prof. Dr. Sarsılmaz: Özal'ın bozulmayan cesedi sadece bilimle açıklanamaz

8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal'ın hayatını kaybettiği 17 Nisan 1993 tarihinde GATA'da nöbetçi tabip subay olan Şifa Üniversitesi Dekanı Prof. Dr. Mustafa Sarsılmaz, cesedinin bozulmadan günümüze kadar gelmesinin sadece bilimle açıklanamayacağını söyledi. Özal'ın defin sürecine tabip binbaşı olarak tanıklık eden, katafalka kaldırılmadan önce cesede tahnit işlemi uygulayan isimlerden biri olan Prof. Dr. Sarsılmaz, bugüne kadar bozulmadan kalmasıyla ilgili Cihan'a açıklamalarda bulundu. Devlet Denetleme Kurulu (DDK)'na, Özal'ın ölümünün ardından getirildiği GATA'da yaşanan süreçle ilgili tuttuğu notları veren Prof. Dr. Sarsılmaz, kabrin açılmasının kamuoyunun gerçeği öğrenebilmesi için 'çok doğru bir karar' olduğunu söyledi.

'HERŞEYİ BİLİMSEL OLARAK İFADE ETMEK MÜMKÜN DEĞİL'
Bazı olayların bilimsel olarak açıklanamadığını, merhum Cumhurbaşkanı Özal'ın cesedinin 19 senede bozulmamasının da böyle olduğunun altını çizen Sarsılmaz, "Her şeyi bilimsel açıklamak zorundayız ama bilimsel olarak açıklayamayacağımız durumlar var. Perdeler var. Bu perdeyi aralamak için bilimsel olarak çok uğraşıyoruz ama karşımıza başka bir perde daha çıkıyor. Alanımızın biraz dışında ama herkes biliyor. Eğer bir insan mağdur edilmişse, iyiliği dokunmuşsa 'şehit' ifadesini kullanıyoruz. Onlar korunuyor. Rahmetliyle ilgili bu kadar şey yapılmış. Düşünün, 'alelacele defnedilmiş' tarzında bir yaklaşıma rağmen Allah onu 19 sene nasıl korumuş görüyoruz." dedi.

'CESEDİN BOZULMASINI MEZARDAKİ SU ÖNLEMEZ'
Gazete ve televizyonlarda Özal'ın cesedinin bozulmamasının damlayan suya bağlanmasıyla ilgili haberler olduğunu ifade eden Sarsılmaz, "Dünden beri medyada okuyorum, bu kadar olur. Su damlamış, birikmiş, mumyaya dönmüş. Şöyle olmuş, böyle olmuş. O su nasıl damlıyor? 'Durgun su, akmayan su mikrop üretir' diye atasözümüz var. 19 senedir bu durgun suda nasıl mikrop üremiyor? Leğen kemiği tarafından aşağısı tamamen iskelete dönmüş. Damlayan su o zaman tamamen yukarıya mı damlamış, nasıl olmuş? Aşağısı iskelete döndü de niçin bedenin karın ve göğüs bölgesi, yukarısı sağlam kalmış?" değerlendirmesinde bulundu.


diyor sayın Profesör.
Olabilir,bilime inanmayan,güvenmeyen sözde biliminsanlarından çok var Türkiyede.
Ama tam da adam en azından kendince tutarlı diyecekken açıklaması çok farklı bir yönde devam ediyor;




"İki gün sonra pazartesi, komutanlığımız katafalka kaldırılması gerektiğini söyledi. Nisan ayının hafif yönlü sıcaklığı düşünülerek cesedin bozulmaması için tahnite karar verilmiş. Beni bu anlamda aradılar. Tahniti yapabilecek kurumun başında biz buluyoruz. Cihazlarım var. Aspiratör cihazı içeriden vakumla zararlı materyali alabiliyor."

"RAHMETLİYE TAMAMEN TAHNİT YAPILMADI"
Özal'ın cesedine, tahnit amacıyla bütün mikropları öldürebilecek ve hastalık bulaşmamasını sağlayacak bir dezenfektan olan formaldehit enjekte ettiklerini anlatan Prof. Dr. Sarsılmaz şu bilgiyi verdi: "Rahmetliye tamamiyle tahnit yapılmadı. Formaldehit için damarların açılmasına aile müsaade etmedi. Bu noktada biz kısmi tahnite gittik. Büyük bir ekip var, yapılanları komutanlarımız tek tek kayda aldırdı. Bunlar kayıtlarda duruyor. Ben tahnit esnasında neler yapıldığına dair, nerelere formaldehit verildiğine dair notlar aldım. Bu notları DDK'ye verdim. Benden başka not tutan olmamış. Biz göğüs, karın ve leğen boşluğuna, sırt kaslarına enjeksiyon halinde formaldehit enjekte ettik. Hattâ vefat eden komutanımız Fahrettin Alparslan Paşa, burundan mideye kadar uzanan bir sondajla girmek suretiyle epey bir formaldehit akıttı vücuda."

"BİR SAÇ KILI ALAMAMAK İÇİMDE HEP UKDE OLARAK KALDI"
Çeşitli platformlarda Özal'ın kabrinin açılması konusu gündeme geldiğinde cesedin çürümüş olacağı şeklinde beyanlarda bulunulduğunu aktaran Sarsılmaz şunları söyledi: "Bu söylenenlerden ben bile 'etkilenir' olmuştum. Verilen formaldehitin vücudu koruyacağına dair bilgimiz var. Bu 19 yıl sonra yapılan operasyonla gün yüzüne çıktı. Yapılan açıklamalarda, '100 sene geçse bile aynı görüntüyle karşılaşılabilir.' deniyor."
GATA'da Turgut Özal'dan bir saç kılı almamasının içinde hep bir ukde olarak kaldığını kaydeden Sarsılmaz, mezarın açılması sonucu her tür tetkike müsait bir tablo ortaya çıktığını belirtti.
http://www.haberturk.com/polemik/haber/782437-bilim-adamindan-sok-aciklama

Saygın Prof.'umuz önce cesedin bozulmamasını ''Allah onu 19 sene nasıl korumuş görüyoruz'',''sadece bilimle açıklanamaz'' gibi net ifadelerle Allah'a dayandırıyor,sonra da ''Verilen formaldehitin vücudu koruyacağına dair bilgimiz var. Bu 19 yıl sonra yapılan operasyonla gün yüzüne çıktı'' gibi enteresan cümlelerle kendini çürütüyor.

An itibariyle tüm gazete ve haber sitelerinin manşetinde bu Prof.(!)'un açıklamaları var,insanlar bu adamın çelişkilerinden bahsetmek yerine bu haberle iman tazelemenin huzurunu yaşıyor.

Adamın biri berbere gider,saçı kesilirken sorar;
-berber,benim saçlarım ağarmış mı?
-birazdan önüne düşecekler,der berber,görürsün ağarmış mı.

Adli tıp sonuçları yakında çıkacak,sizce ''cenazenin çürümemesiyle ilgili kurumumuzun herhangi bir açıklayıcı bulguya raslamadığını,tüm bilimsel yolların olayın aydınlatılmasında yetersiz kaldığını bildirir,konuyu Allah'a havale ederiz'' gibi bir rapor hazırlama ihtimali var mıdır?

murted
04-10-2012, 21:14
İktidarın Adnan Menderes ile beraber en sevdiği yerli süper kahramanın evliya mertebesine çıkarılmasında garipsenecek bir şey yok. Adnan Menderes'inki açılacak olsa onunki de çürümemiş olur.
Olay açık, adama çürümesin diye bir şeyler vermişler. Açıklanamaz dediğini ikide dakika sonra kendin açıklamış.
Burası Türkiye; fıkraların gerçek olduğu ülke.

Neva
04-10-2012, 21:19
Balyoz'un etkilerini kamuoyunda hafifletmek icin, zamanlama mukemmel.

Biraz daha once acsalardi sasardim dogrusu.

Millet adamin olumunu sorgulayacagina, 19 yil mucizesine takik vaziyette..

rastaman
04-10-2012, 21:32
Aklıma formaldehit ve su dışında bir ihtimal daha geliyor,o da siyanür.
Siyanürle intihar eden ya da zehirlenenlerin cesetlerinin mumyalaştığı biliniyor.Ama siyanür gibi hemen ortaya çıkabilecek bir maddenin kullanılmış olma ihtimali düşük.Yine de cesedin otopsi yapılmadan apar topar götürülmüş olması bu ihtimali hala geçerli kılıyor.


Olay açık, adama çürümesin diye bir şeyler vermişler. Açıklanamaz dediğini ikide dakika sonra kendin açıklamış.


Bir de işin şu yönü var,eğer Allah bu sürece bizzat el koyduysa tüm cesedin çürümemesi gerekirdi.Oysa baş ve belden aşağısı çürümüş,komple iskelet çıkmış ortaya.
Tabi bunda da vardır bir hikmet kesin.


Millet adamin olumunu sorgulayacagina, 19 yil mucizesine takik vaziyette..

Ben işin o kısmını hepten gözden kaçırmışım,doğru ya ''19'' yıl sonra açılıyor mezar.Ama o sayılmaz,19 yıla denk getirenler de kendileri:)

murted
04-10-2012, 21:50
Bir de işin şu yönü var,eğer Allah bu sürece bizzat el koyduysa tüm cesedin çürümemesi gerekirdi.Oysa baş ve belden aşağısı çürümüş,komple iskelet çıkmış ortaya.
Tabi bunda da vardır bir hikmet kesin.


Belden aşağısı ile çok günah işlemiştir de ondan çürümüştür belki. :)

Bence vatandaş "Bakın, ben tam sizin de istediğiniz gibi profesör unvanlı bir bilim düşmanıyım, beni değerlendirin." demek istemiş. Malum, bu tipleri kullanarak dinsel kökenli saçmalıkları bilimselmiş gibi sunma gayretleri ülkenin içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak oldukça ivme kazanmış durumda.
Açıklamayı yapmışken daha yüksek bir yerlere göz kırpmış, ilk söylediği ile ikinci söylediğinin uyumlu olmasının gerektiğini düşünmemiş, daha doğrusu bu umurunda olmamış. Ne de olsa rasyonel düşünme problemi akademisyenlerde aranılan bir özellik bu dönemde.

Neva
05-10-2012, 18:38
Belden aşağısı ile çok günah işlemiştir de ondan çürümüştür belki. :)

Bence vatandaş "Bakın, ben tam sizin de istediğiniz gibi profesör unvanlı bir bilim düşmanıyım, beni değerlendirin." demek istemiş. Malum, bu tipleri kullanarak dinsel kökenli saçmalıkları bilimselmiş gibi sunma gayretleri ülkenin içinde bulunduğu koşullara bağlı olarak oldukça ivme kazanmış durumda.


Bu tip akademisyenler, bir de arastirma sonucu ve rapor hazirlayarak yargiya destek veriyor. Al gulum, ver gulum.

ALKA
05-10-2012, 21:17
,''sadece bilimle açıklanamaz''
Laboratuvar yan gelip yatma yeri değildir, bilimsel bir şekilde araştırır incelersen her şeyi açıklarsın. Yeter ki cesaret et. :)

rastaman
05-10-2012, 21:25
Mürted doğru söylüyor,adam ben burdayım demiş.Görürler onu da yakında.

O değil de Özal merkez sağdaki diğer politikacılarla karşılaştırıldığında epey ileride kalıyor.İki ay sonra sonuçlar açıklanacakmış,çok büyük bir ihtimalle öldürüldüğü sonucuna varacaklar.Eğer cinayetse bu olay,muhtemelen Kürt sorunuyla ilgili görüşleri yüzünden öldürülmüştür.
Katilin kim olabileceğini bilmem söylemeye gerek var mı.

idontneedagod
06-10-2012, 23:00
Turgut Özalın naaşındaki 'o sır'


http://im.haberturk.com/2012/10/05/782738_detay.jpg?1349440863

NAAŞI 19 YIL NASIL ÇÜRÜMEDEN KALDI?

Bilim insanları (http://www.haberturk.com/etiket/bilim_insanları) bunu sabunlaşma denilen olaya bağlıyor. Onlara göre en önemli etken su. Uzmanlar için çürümeyen ceset hiç de yeni değil. Yani Adli Tıp (http://www.haberturk.com/etiket/adli_tıp) için çok da şaşırtıcı bir olay değildir.

"BU DURUM YALNIZCA MUCİZE KAVRAMIYLA AÇIKLANABİLİR"

Ancak aksini düşünenler de var. İlahiyatçı Yazar Arif Arslan (http://www.haberturk.com/etiket/ilahiyatçı_yazar_arif_arslan)'a göre, bu durum ancak, mucize kavramıyla açıklanabilir. Ve buna inanmanın dini olarak hiçbir sakıncası da yok.

İLK KEZ BU KADAR DETAYLI AÇIKLANDI

HABERTÜRK TV (http://www.haberturk.com/etiket/habertürk_tv), Turgut Özal'ın naaşındaki sırrı masaya yatırdı. Şifa Üniversitesi Rektör Yardımcısı Prof. Dr. Mustafa Sarsılmaz (http://www.haberturk.com/etiket/şifa_üniversitesi_rektör_yardımcısı_prof_dr_mustaf a_sarsılmaz) ve İstanbul Üniversitesi Tıp Fakültesi Adli Tıp (http://www.haberturk.com/etiket/adli_tıp) Uzmanı Prof. Dr. Nevzat Alkan, Gün Ortası (http://www.haberturk.com/etiket/gün_ortası)'nda Didem Yılmaz (http://www.haberturk.com/etiket/didem_yılmaz)'a çok çarpıcı açıklamalarda bulundu.

Prof. Dr. Sarsılmaz, 'Beyine bir madde vermedik, o nasıl korundu?. Özal'ın beynine tahnit yapmamamız istendi. derken, Prof. Dr. Alkan ise, 'Çürümeyi durduran mumyalaşma dediğimiz olay olabilir. Merhum Cumhurbaşkanı için tespit edilen sabunlaşma olayıdır.' şeklinde açıkladı.

MUCİZE Mİ DEĞİL Mİ?

Programa telefonla bağlanan İlahıyatçı Ali Rıza Demircan (http://www.haberturk.com/etiket/ilahıyatçı_ali_rıza_demircan), "Bir kere 'şehitlerin cenazesi çürümez' şeklindeki gerçek gibi bilinen bu olgu yanlıştır. Çünkü; Peygambere bile isnat edilen bu söz, herhangi bir peygamberin bulunan cesediyle ispatlanabilmiş değildir. " dedi.

Tv. programı
(http://video.haberturk.com/haber/video/ozalin-naasi-nasil-sapasaglam-kaldi/67646)

Sene 2012 tartışılan şeye bak. Daha bügün babaannemle konuşuyordum konuyu. Başladı yine bilmem kimin mezarını açmışlar da öyle bir zatmış da çürümemişmişmiş..

Bir cesedin görece daha iyi durumda olmasını sağlayacak koşullar bellidir. Daha neyin tartışması bu?

rastaman
07-10-2012, 10:52
Bugün Habertürkte ilginç bir haber yayınlandı konu hakkında;

Toprak olmayabiliriz!

Pek çok ceset artık bozulmuyor çünkü...


Bir haftadır 8'inci Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın naaşının nasıl olup da 19 yıl bozulmadan kaldığını konuşuyoruz. Biliyorsunuz, İstanbul Üniversitesi Adli Bilimler Ana Bilim Dalı Başkanı Prof. Dr. Gürsel Çetin'e göre bu şaşırtıcı bir durum değil; "Naaş sulu ve soğuk bir ortamdaysa ve yağ dokusu fazlaysa çürüme yavaşlar. Cilt altındaki yağların hidrojenleşmesi sonucu lipitler oluşur. Buna sabunlaşma denir ve beden neredeyse hiç bozulmaz" Anadolu'da da özellikle türbelerde bunun örneklerine rastlandığını ve bunlara mistik anlamlar yüklendiğini hatırlatalım. Ama bu açıklamaların üstüne biyolog Prof. Dr. Barbaros Çetin'in söyledikleri, bizi bambaşka bir konuyla yüz yüze bırakıyor; Biyolojik çevrim bozulduğu için artık pek çok insanın cesedi çürümüyor...

Ölünce neden çürümeyebiliriz?

Parçalanıp ekosisteme geri dönelim diye toprağa gömülüyoruz. Burada bizi organik halden inorganik hale dönüştürecek bakteriler, mantarlar ve böcekler var. Fakat toprak gün geçtikçe kirleniyor. Avrupa’ya bakın. Sanayii devrimi geçirdi, kirlendi. Son 5 yıldır bazı mezarlıklarda cesetlerin çürümediği gözleniyor. Fabrika atıkları, otomobillerden çıkan gazlar, yağmur suyu gibi iklimsel faaliyetlerle toprağa geçiyor. Bu yüzden toprakta bizi ayrıştıracak olan canlı türlerinin miktarı mililitrede milyarlardan binlere düştü. Bu birinci sebep.

İkincisi?

İçinde koruyucu madde olduğu için 30-40 gün bozulmayan sütler var. Yoğurtlarda mantar oluşmuyor artık. Yaşarken besin zinciri yoluyla aldığımız gıdalarla, konservelerle vücudumuza giren kimyasallar var. Bunların basında gıdaların ömrünü uzatan koruyucu maddeler ve tarım ilacı kalıntıları geliyor. Karaciğerde, dalakta özellikle de yağ dokularında birikiyorlar. Vücut bunları yok edemiyor. Kimya deposuna dönüyoruz, öldüğümüzde bu kimyasallar bir çeşit mumyalama etkisine neden oluyor. Beden bozulmuyor.

Böyle giderse ne olur?

Dünya ölü bataklığına döner. Bu bir çeşit ekolojik kıyamettir. Geçen yıl Amerika’daki Dünya Nüfûs Merkezi’nin yaptığı bir açıklamaya göre modern insan var olduğundan bugüne kadar yeryüzünde ölen insan sayısı yaklaşık 108 milyar. Bu kadar kişi öldü ve sisteme geri döndü. Bu bir kısır döngüdür. Devam etmesi gerekiyor.

Ne önerirsiniz?

Din bilginleri, sosyologlar ve biyologlar oturup tartışabiliriz. Bazı dinlerde ölüler yakılıp küle çevriliyor.

Küle çevirmek ekolojik sisteme fayda sağlar mı?

Böyle bir şey söyleyemem. Bu, ülkemizde büyük tartışmalara neden olur. Sizi inanmamakla eş tutabilirler.

‘SUYUN KORUYUCU ETKİSİ VAR'

Cesetlerin çürümesi için nasıl bir ortam gerekir?

Şehir dışında, sanayi bölgelerinden ve egzoz salımının yoğun olduğu otobanlardan uzak yerlere yeni mezarlıklar kurabiliriz. Toprak tahlileri yapılır. Mantar, böcek, bakteri gibi ayrıştırıcılar bakımından zengin topraklar seçilir.

Ve sulak alanlarda olmasın, değil mi?

Evet, Suyun koruyucu bir etkisi var. Taban suyunun yüksekliği en azından 10 metrenin altında olmalı.

Türkiye'de "Burada cesetler çürümüyor" diyeceğimiz yerler var mı?

Öyle bir araştırma yok. Ama tarım alanları ve sanayi bölgelerine yakın yerler tehlike altında. Dünyada havası en pis 7'nci kent İstanbul. Rahmetlinin cenazesi trafiğin yoğun olduğu bir otoban kenarında. Egzoz salımı fazla, çevre kirliliği var, Naaşın çevresindeki toprak incelendiğinde yüksek miktarda ağır metallere ve kimyasallarla rastlanacaktır. Bu sebeple, topraktaki bakteriler ve mantarlar görevlerini yapamıyor olabilir.
http://www.haberturk.com/yasam/haber/783047-toprak-olmayabiliriz

murted
07-10-2012, 23:26
Rastaman, Habertürk'teki yorumlara baktım da yarıdan fazlası hala olayın ciddi ciddi mucize olduğunu iddia ediyor. :)

qlause
07-10-2012, 23:41
Ya inanamıyorum ne diyeyim :), ben üniversitedeyim öğretmenlik okuyorum, ama hocalar hep dinci, yok evlenmeden yaşanmaz öyle şey olmaz, yok yüce rabbim ne güzel yaratmış gibi değişik dini propogandalar var, ama antropoloji öğretmenimizi çok sevdim, dinin yalan olduğunu daha ilk ders söyledi :)

Neva
08-10-2012, 00:00
Mürted doğru söylüyor,adam ben burdayım demiş.Görürler onu da yakında.

O değil de Özal merkez sağdaki diğer politikacılarla karşılaştırıldığında epey ileride kalıyor.İki ay sonra sonuçlar açıklanacakmış,çok büyük bir ihtimalle öldürüldüğü sonucuna varacaklar.Eğer cinayetse bu olay,muhtemelen Kürt sorunuyla ilgili görüşleri yüzünden öldürülmüştür.
Katilin kim olabileceğini bilmem söylemeye gerek var mı.

O yil, tesadufen/kaza sonucu(!) vs. ismi duyulmus olenlerin listesine bir bak.

xcan
08-10-2012, 00:24
CESEDİN BOZULMASINI MEZARDAKİ SU ÖNLEMEZ'
Gazete ve televizyonlarda Özal'ın cesedinin bozulmamasının damlayan suya bağlanmasıyla ilgili haberler olduğunu ifade eden Sarsılmaz, "Dünden beri medyada okuyorum, bu kadar olur. Su damlamış, birikmiş, mumyaya dönmüş. Şöyle olmuş, böyle olmuş. O su nasıl damlıyor? 'Durgun su, akmayan su mikrop üretir' diye atasözümüz var. 19 senedir bu durgun suda nasıl mikrop üremiyor? Leğen kemiği tarafından aşağısı tamamen iskelete dönmüş. Damlayan su o zaman tamamen yukarıya mı damlamış, nasıl olmuş? Aşağısı iskelete döndü de niçin bedenin karın ve göğüs bölgesi, yukarısı sağlam kalmış?" değerlendirmesinde bulundu.



Altı üstü iskelete dönmüş bir çürümüş cesede :
Çürümedi demek alçaklıktır ,bilimsellikten uzak olmaktır ve daha önemlisi AKP yalakalığıdır. Dahada önemlisi İnanan insanların inançlarının alçakça sömürülmesidir.Özaldan Evliya çıkaramazsınız.
Şapkadan tavşan çıkar Fil çıkmaz.
Özal ABD hizmetinde Bopçu biridir.
Özelleştirme adına Milli ekonominin yabancılara peşkeş sürecini başlatmış bir ABD hizmetlisidir.
Halka düşman olandan evliya çıkmıyor.
Bu zavallılar bunca laf edeceklerine mezardaki bir reşmini koysalardı!
Ne gezer

murted
08-10-2012, 00:37
Bu da güzelmiş. Argümana bak hizaya gel. Referans atalarımız bu kez. :)

Dünden beri medyada okuyorum, bu kadar olur. Su damlamış, birikmiş, mumyaya dönmüş. Şöyle olmuş, böyle olmuş. O su nasıl damlıyor? 'Durgun su, akmayan su mikrop üretir' diye atasözümüz var. 19 senedir bu durgun suda nasıl mikrop üremiyor? Leğen kemiği tarafından aşağısı tamamen iskelete dönmüş. Damlayan su o zaman tamamen yukarıya mı damlamış, nasıl olmuş? Aşağısı iskelete döndü de niçin bedenin karın ve göğüs bölgesi, yukarısı sağlam kalmış?

rastaman
08-10-2012, 01:43
Bu da güzelmiş. Argümana bak hizaya gel. Referans atalarımız bu kez. :)

Dünden beri medyada okuyorum, bu kadar olur. Su damlamış, birikmiş, mumyaya dönmüş. Şöyle olmuş, böyle olmuş. O su nasıl damlıyor? 'Durgun su, akmayan su mikrop üretir' diye atasözümüz var. 19 senedir bu durgun suda nasıl mikrop üremiyor? Leğen kemiği tarafından aşağısı tamamen iskelete dönmüş. Damlayan su o zaman tamamen yukarıya mı damlamış, nasıl olmuş? Aşağısı iskelete döndü de niçin bedenin karın ve göğüs bölgesi, yukarısı sağlam kalmış?

Yıl 2027.
Sağlık bakanı Prof.Sarsılmaz,yüksek oranda fruktoz içeren muz,hurma gibi meyvelerin kışın tüketilmesi gerektiğini belirterek ,tüm gastronomi müfredatının ‘’yazın yediğin hurmalar,kışın götünü tırmalar’’ gibi atasözlerimizin üzerine inşa edilmesiyle ilgili endişelerin yersiz olduğunun altını çizerken,’’göte giren şemsiye açılmaz’’şeklindeki atasözümüzün bakanlıkça nasıl uygulanacağını tam olarak anlayamamış olan halktaki gergin bekleyiş sürüyor.

basitrasin
02-11-2012, 13:25
Otopsi raporu çıktı: 'Özal zehirlendi'

milliyet.com.tr (http://siyaset.milliyet.com.tr/otopsi-raporu-cikti-ozal-zehirlendi-/siyaset/siyasetdetay/02.11.2012/1620795/default.htm)

Derin devletin bir marifeti daha tescillendi.
Siyasetcilerin öldürlmediği günler dileği ile.

Firestorm
02-11-2012, 13:27
Adli Tıp'ta haberi yalanladı.

http://www.cnnturk.com/2012/turkiye/11/02/adli.tip.zehirlendi.iddiasini.yalanladi/682898.0/index.html

idontneedagod
02-11-2012, 13:30
Adli Tıp'tan flaş açıklama!

"Rapor henüz tamamlanmadı"


http://im.haberturk.com/2012/11/02/790429_detay.jpg?1351850779 (javascript:;)



Adli Tıp Kurumu (http://www.haberturk.com/etiket/adli_tıp_kurumu) Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce, 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal (http://www.haberturk.com/etiket/turgut_özal)'ın ölümü konusunda yapılan otopsi çalışmaları hakkında, çıkan bir takım sonuçlar olduğunu, ama bu sonuçları hep birkaç defa çalışarak teyit haline getirdiklerini söyledi.

.....


''Gazetede çıkan haberde yer alan maddeyi biz bulmadık. Bu haber nasıl oluştu onu da bilmiyoruz. Benim burada taahhüt ettiğim bir süreç var. Bu süreç sonunda da raporu hazırlayıp Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceğiz. Bunun disiplinli bir şekilde yürütüldüğünü toplumumuza duyurmak istiyorum. Sabırla beklemeleri gerekiyor. Bu haber nasıl çıktı, hiçbir fikrim yok. Biz bu çalışmanın başından itibaren başta Cumhuriyet Başsavcılığı olmak üzere Emniyet Müdürlüğü Olay Yeri İnceleme ekipleri ve Adli Tıp Kurumu (http://www.haberturk.com/etiket/adli_tıp_kurumu) iyi uygulamalar örneği gösteriyoruz. Bu süreçler sizin olduğu kadar bizim de kafamızı karıştırıyor. Bayram tatili demeden gece gündüz çalışan arkadaşlar var. Bunların sonuçları bize geliyor, gelmesi de çok normal. Bunların değerlendirmesini yapıyoruz. Adli Tıp Kurumu (http://www.haberturk.com/etiket/adli_tıp_kurumu)'nun disiplin içinde çalıştığını, en kısa zamanda da raporu Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceğini bilmesini istiyoruz. Bu tip haberlere itibar edilmemesinin bizim için önemli olduğunu düşünüyoruz.''


....

Haberin tamamı (http://www.haberturk.com/gundem/haber/790429-adli-tiptan-flas-aciklama)


Bir de bu var sayın Basitrasin. Buna ne diyeceksiniz?

ALKA
02-11-2012, 14:21
'Striknin kreatin' adında bir madde de yokmuş.. Striknin varmış..

'Striknin kreatin' diye bir madde yok

Adli Tıp uzmanları Turgut Özal'ın ölümünden sorumlu olduğu iddia edilen 'striknin kreatin' adlı bir maddenin var olmadığını açıkladı. Striknin diye bir madde var ancak onunla zehirlenilmesi durumunda ölüm şekli faklı oluyor.

....

STRİKNİN NEDİR?

Striknin, Türkçe’de Kargabüken adıyla bilinen karga gözü, baykuş gözü, kusma cevizi olarak da bilinen Uzakdoğu kökenli Strychnos nux-vomica adlı bir ağaçtan elde edilen zehirli bir madde olarak biliniyor. Vatanı Sri Lanka ve Doğu Hindistan ’ın Madagaskar sahilleri alan Kargabüken, günümüzde Malezya, Endonezya , Kuzey Avustralya ve Batı Afrika ’da yetiştiriliyor. Bu ağaçtan elde edilen ekstreler ise iştah açıcı, vücuda kuvvet verici ve cinsel isteği ve gücü artırıcı, tansiyon düşürücü, gastrit, kabızlık, bulantıyı önleyici sinirsel ve ruhsal çöküntüyü önleyici, sindirim sistemini kuvvetlendirici özelliklere sahip olarak biliniyor. Kargabüken ekstresi elde edilen Striktinin 50mg’Inın bile öldürücü olabildiği biliniyor. Striknin dünya polisiye edebiyatına da girmiş bir madde. Bu tarzın efsane yazarı Agatha Christie’nin Türkçe’de, "Ölüm Sessiz Geldi" adlı ilk romanında cinayet silahı olarak striknin kullanılıyordu.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1106288&CategoryID=78

Neva
02-11-2012, 21:29
Semra Ozal, elindeki sac telini teslim etmis miydi ilgililere? Bilen var mi?

Ozal'in olumu uc asagi bes yukari belliydi cunku. Bahsedilen madde(Alka'nin belirttigi) ile zehirlenmis olsa buyuk olasilikla daha kisa surede olmesi gerekirdi.

http://en.wikipedia.org/wiki/Strychnine_poisoning


----------------------------------------------------------------------------------
Iddia;


Turgut Özal'ın öldürüldüğü ve Bulgaristan Büyükelçiliği'nde içtiği limonatayla zehirlendiği en ciddi iddia olarak arşivlerde yerini almıştır. Bu iddiayı Reha Muhtar gündeme taşımıştır. Bu iddia gündeme şöyle taşınmıştı :

"Cumhurbaşkanı Özal'ın ölümü üzerindeki sis perdesi dağılmıyor. Reha Muhtar, Özal'ın Bulgar Büyükelçiliği'nde içtiği limonatadan zehirlenerek öldüğü iddiasını ortaya attı. Muhtar, iddiasına delliller sıralıyor. İşte Zeynep Özal'ın , 'Bir Kadın Birkaç Hayat' adlı kitabında Müge Anlı'ya anlattığı esrarengiz olayın ayrıntıları...
Seyahatten yeni dönmüştü.. Cuma sabahı çalışma ofisine inerek imzalanması gereken evrakları inceledikten sonra eşinin yanına döndü.. Eşofmanları giyerken, Semra Hanım'a "Dün geceki uyku yetmedi, biraz daha dinleneceğim.." diyordu..
Fakat saat 19.00'da telaşla konutun kapısını çalan Kaya Toperi'nin sözleri bu istirahate izin vermeyecekti..-"Efendim sanırım gözden kaçırdığınız bir daveti size hatırlatmak istedim..

Bulgar sefaretinde bir Bulgar ressamın sergisi açılıyor.. Kokteyl veriliyor. Muhakkak gitmemiz lazım.."Programa genellikle uymasıyla tanınan Turgut Bey her zamankinden farklı olarak bu kez karşı koydu:-Kaya çok yorgunum.. Gitmeme imkan yok.. Beni bırakın.. Dinlenmek istiyorum.. Kaya Toperi ısrarına devam edince Semra Hanım girdi devreye..- Çocuklar görmüyor musunuz, çok yorgun.. Niye bu kadar ısrar ediyorsunuz?.. Hem ben de gelemem.. Çin yolculuğu için bavulları hazırlamam lazım..Kaya Toperi geri adım atmıyordu.. Tüm isteksizliğine rağmen bu kadar ısrar karşısında çaresiz, "Tamam," dedi Turgut Bey.. Ayrılırken kendisini endişeli gözlerle izleyen eşinin yanağına bir öpücük kondurarak, "Merak etme" dedi: "Fazla kalmaz hemen dönerim." İki saat sonra köşke döndüğünde keyifsizliği artmıştı.. Yatak odasına doğru yönelirken akşam yemeği için hazırlanan eşine, "Ben yemeyeceğim" dedi. Kızdı Semra Hanım, "Yoksa dışarıda bir şeyler mi yedin yine?."
Eşine sevgiyle sarılan Turgut Bey, kendini savunmaya başladı.. - Yok hayatım hiçbir şey yemedim.. İçki içmiyorum diye limonata hazırlamışlar, onu içtim.." - Ben sana açıkta gelen bir şeyi içme demiyor muyum?..Semra Hanım'ın en korktuğu şey başına gelmişti.. Suikastten sonra Turgut Bey'in dışarıda kapağı önceden açılmış hiçbir şeyi içmesine müsaade etmiyordu.. Hatta Turgut Bey'e köşkte soda getirildiğinde bile şöyle diyordu:"Sodayı mutfakta açmayın.. Şişeyi burada açın.. Gazı gidiyor.. Turgut Bey sevmiyor.. "Bulgar Büyükelçiliği'nde ikram edilen açık limonatanın ertesi günü cumartesi sabahı, duşunu alıp traşını oldu Turgut Bey.. Kahvaltı masasına doğru ilerlerken, yatak odasıyla oturma odası arasındaki spor aletlerinin durduğu bölüme girdi.. Yürüme bandına çıkmıştı ki, vazgeçti.. Yanına gelen Semra Hanım'a "Yürümeyeceğim.. Terlerim şimdi.. Yeniden banyo yapmak istemiyorum" dedi.


Semra Özal kahvaltıyı hazırlamak için dönmüştü ki arkasında bir gümbürtü koptu.. Korkuyla arkaya döndü eşini gördü.. Turgut Bey boylu boyunca yerde yatıyordu.. Hiç zaman kaybetmeden eğildi, nabzını yokladı.. Atmıyordu.."
Ayrıca eşim Semra Özal, Turgut Özal'ın ayakta ölmüş olduğunu; ani bir ölüm gerçekleştiğini; Ayrıca hemen dönüp Turgut Özal'ın yanına vardığında ağzından beyaz bir köpük geldiğini beyan etmiştir.

http://www.nasill.com/Turgut_%C3%96zal_nas%C4%B1l_%C3%B6ld%C3%BC

Jingo
02-11-2012, 21:32
Bence Özal'ın zehirlendiği kesin.

Ancak devlet bunu saklayacaktır.

ALKA
02-11-2012, 22:03
Bahsedilen madde(Alka'nin belirttigi) ile zehirlenmis olsa buyuk olasilikla daha kisa surede olmesi gerekirdi.

http://en.wikipedia.org/wiki/Strychnine_poisoning

Striknin zehirlenmesinde insan 2-3 saat içinde ölürmüş (the subject dies within 2–3 hours after exposure). Turgut Özal ise ertesi gün ölüyor. Zehirlenmişse başka bir zehirlenme türü olmalı.

Neva
02-11-2012, 22:11
Striknin zehirlenmesinde insan 2-3 saat içinde ölürmüş (the subject dies within 2–3 hours after exposure). Turgut Özal ise ertesi gün ölüyor. Zehirlenmişse başka bir zehirlenme türü olmalı.


Buyuk olasilikla oyle ilmali ALKA. O yuzden sordum sac telini vermis miydi Semra Ozal diye..

ALKA
02-11-2012, 22:20
Buyuk olasilikla oyle ilmali ALKA. O yuzden sordum sac telini vermis miydi Semra Ozal diye..
Vermemişti diye biliyorum ama doğru da olmayabilir. Hatta ortada Semra Özal'ın Turgut Özal'ı öldürdüğü iddiaları bile var bu saç meselesi yüzünden.. Semra Özal'ın bu tür iftiralara maruz kalması da ayrı bir üzücü olay..

Neva
02-11-2012, 22:22
Vermemişti diye biliyorum ama doğru da olmayabilir. Hatta ortada Semra Özal'ın Turgut Özal'ı öldürdüğü iddiaları bile var bu saç meselesi yüzünden.. Semra Özal'ın bu tür iftiralara maruz kalması da ayrı bir üzücü olay..

Dogrudur, Turkistan gezisinden donuste, olmasi da ilgi cekici tabi ki...

kader
02-11-2012, 23:00
Özal ABD uşağı idi 24 ocak kararlarıyla Milli ekonomiyi dinamitleyen ,ülke ekonomisini dinamitleyen Faşist biri idi .
Bir tek bardak çayı 50 kuruşa içerken 100 tl maaş alıyorduk zamanında ve açız diyerek genel greve gittik.
Ben bir köpeğin bile zehirlenmesini istemem.
Millete,Halka ,İşçi sınıfına savaş açan .Komşu ülkelere karşı işgalci politikalar uygulamaya çalışan Mess patronlarının yok edilmesine ise asla karşı çıkmam .
OHHHHHHH!İYİ OLMUŞ DERİM.
FAKAT GERÇEKTE ÖZAL ZEHİRLENMİŞ DEĞİLDİR.
Zehirlenmemiştir çünki;
Özal zaten seçimleri kaybetmiş halktan tokadı yemişti.
Ayrıcada bir ay içinde istifa edeceğini açıklamıştı.
Peki şimdi neden bu iddia üzerine çürümüş cesedi inceleniyor?
Sebebi basit
,
Ergenokon ve balyoz davalarını ABD patentli sahte delillerle yürüten Bopçuların Özalın leşinden çıkar elde etme çabasıdır.
CUMHURİYETİMİZİ YIKANLAR BAYRAK TAŞIYAN HALKA BİBER GAZI ,TAZZİKLİ SU VE COPLA SALDIRANLAR HER TÜRLÜ SAHTEKARLIĞI YAPABİLECEK KAREKTERDEDİR.

Kahrolsun ABD ve onun Bopçu uşakları

irsArtvin
04-11-2012, 16:27
Yandaş basın Özal’ı zehirlemekte ısrarcı

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/yandas_zehir_ic_0.jpg

Birkaç gündür yandaş basında köşe yazarlarından haberlere kadar Özal’ın vücudunda aşırı miktarda zehirli madde bulunduğu iddiaları yazılıyor. Adli Tıp Başkanı iddialar doğru değil demesine rağmen haberin ısrarla bu eksende verilmesi soru işaretleri yarattı.

Özal’ın zehirlenip zehirlenmediği ile ilgili tartışma devam ediyor. Adli Tıp Kurumu Başkanı’ın iddiaları yalanlamasına son zamanlarda yandaş basında ısrarla Özal’ın vücudunda zehir bulunduğuna yönelik yapılan ve bugün de devam eden haberler, sürecin nereye evirilebileceğine ilişkin soru işaretleri yarattı.

Bugün Gazetesi'nin iddiası gerçekmiş gibi tartışılmaya devam ediliyor
Bugün Gazetesi’nin ortaya attığı iddia Adli Tıp Kurumu’ndan gelen net yalanlamaya rağmen gerçekmiş gibi tartışılmaya devam ediliyor. Bugün gazetesinde, Özal'ın vücudunda 5-20 dakika içinde solunum yollarını felç ederek kalp krizine neden olan "striknin keratin" adlı madde bulunduğunun iddia edilmesinin ardından konu manşetlere taşındı ve zehirlenme iddiasının doğruluğuna bakılmadan Özal’ı kimin zehirlemiş olabileceğine dair olasılıklar gündeme getirildi.

Elitaş Ergenekon dedi
AKP Grup Başkan Vekili Mustafa Elitaş’ın, "Özal'ın zehirlendiğinin ortaya çıkması halinde Ergenekon'la ilgili işin daha ciddi boyutlara doğru gitmesi gerekeceğini" kaydetmesi ise, haberlerde ısrarla zehirlendi vurgusunun yapılmasının sürecin nereye götürülmek istenebileceği hakkında fikir vermesi açısından önemli görünüyor.

Elitaş şu ifadeleri kullandı: "Umuyorum ve diliyorum ki vadesiyle bir dünya değiştirme gerçekleşmiş olsun. Aksi takdirde, rahmetli Özal'ın 20 yıl önce Türkiye üzerine yaptığı gelişmeler ve ortaya koyduğu tezlerin birilerini aşırı derecede rahatsız ettiği, Türkiye'nin önündeki ufku daraltmak, önündeki aydınlığı karartmak için suikast sonucu hayatına son verildiği, bir şehit haline dönüştürüldüğü görülecek ki Ergenekon ile ilgili işin daha ciddi boyutlara doğru gitmesi gerekir."

Bugün yazarı Taşgetiren zehir iddialarının ufkunu genişletti
İddianın sahibi bugün gazetesi yazarlarından Ahmet Taşgetiren de katıldığı bir televizyon programında Özal’ın Cumhurbaşkanlığı köşkünde ya da bir başka ülkeyi ziyareti sırasında zehirlenebilmiş olabileceğini iddia ederek devlet içi odakları işaret etti ve şu ifadeleri kullandı:

İddialar yalanlandı
Medyada tartışılan bu iddiaları Adli Tıp Kurumu Başkanı Doç. Dr. Haluk İnce net bir açıklama ile yalanladı:

"Bir takım bulgularımız var. Bunları rapor haline getirmemiz gerekiyor. Bütün çalışmaları Aralık ayı içinde Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceğiz. Sonuçları kendi içimizde değerlendiriyoruz. Yan çalışmalarla sonuçları doğrulatıyoruz. Önümüzdeki ay, rapor Cumhuriyet Başsavcısı'na ulaştırıldıktan sonra açıklama yapacaktır.

Bugün Gazetesi'nde çıkan haberdeki maddeyi bulmadık. Bu haber nasıl oluştu bilmiyoruz. Bir süreç var ve süreç sonunda raporu Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceğiz. Halk da sabırla çalışmanın bitmesini beklemeli. Emniyet Müdürlüğü, Cumhuriyet Başsavcılığı ve Adli Tıp olarak disiplinli bir süreç yürütüyoruz. Bayram tatili boyunca çalışanlarımız oldu. Vatandaşlarımız disiplinli bir biçimde çalıştığımızı bildirmek istiyorum.

Adli Tıp Kurumu son dönemde disiplinli bir çalışma yürütüyor. Haberin kaynağı biz değiliz. Herkesin yapılan işe saygı duyması gerekiyor. Biz çok özenli, disiplinli ve bilimsel çalışıyoruz. Gece 12'de laboratuvardan çıkan arkadaşlarımız var. Onların emeğine saygı duyulmalı. Önümüzdeki hafta İhtisas Kurumu'na sonuçlarımızı veririz diye düşünüyorum. Aralık ayı içinde Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı'na göndereceğiz. İşin sahibi mahkemelerimiz ve başsavcılıklarımız."

Başsavcılık da iddiaları yalanladı
Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı 8. Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın vücudunda yüksek miktarda etkili bir zehir olan 'striknin kreatin' maddesi belirlendiği iddiasına ilişkin bir açıklama yaptı. Ankara Cumhuriyet Başsavcılığı, "Elimize ulaşan bir rapor yok" dedi.

Zaman Gazetesi zehirlendi haberlerine devam ediyor
Zaman gazetesi zehirlenme iddialarının ilgili kurumlar tarafından açık bir şekilde yalanlanmasına rağmen iddialarına bugün de devam etti. Gazete isim vermeden Adli Tıp Kurumu uzmanlarına dayandırdığı haberde, Özal'ın vücudunda zehir bulunduğu iddiasını yineleyerek şunları kaydetti:

“Ankara Cumhuriyet Baş-savcılığı’nın talimatıyla mezarından çıkarılarak otopsi yapılan 8. Cumhurbaşkanı merhum Turgut Özal’ın ölümüyle ilişkili adli süreçte önemli bulgulara ulaşıldı. Adlî Tıp uzmanları, Özal’dan alınan örnekler üzerindeki toksikolojik inceleme sırasında fazla miktarda zehir bulgusu tespit etti. Bunun üzerine uzmanlar zehrin mezar bölgesinden geçme ihtimaline ve bu konuda gelebilecek itirazlara karşı toprak analizlerine de başvurdu. Analizlerde Özal’ın anıtmezardan alınan kabir toprağında herhangi bir zehir bulgusuna rastlanmadı. Bu çapraz sonuç, öldürücü maddenin Özal’ın vücuduna dışarıdan verildiğini ispatlıyor. Miktarın fazla olması ise zamanla insan vücudunda hava kirliliği, sigara, besinlerdeki koruyucu, renk ve tat verici gibi maddelerden geçen kimyasallardan farklı olduğunu gösteriyor. Uzmanlar, tarım ilaçları ve ağır metaller gibi vücuda dışarıdan verilen maddeler üzerinde duruyor.”

Zaman tesadüfen haber yapar mı?
Zaman gazetesinin içeriden istihbarat alma ihtimali göz önünde bulundurulur ve bu gazetenin birçok konuda hükümetin atacağı adımların sinyalini önceden verdiği hatırlandığında Özal’ın zehirlenmesi tartışmalarının tesadüfen sıcak tutulmadığını tahmin etmek güç değil. AKP’li Eliteş ve Taşgetiren gibi isimler de devlet içi odaklara işaret etmiş durumdalar. Bu sürecin kamuoyunda meşruluğunu tamamen yitiren Ergenekon davasını yeniden hareketlendirmek için kullanılıp kullanılmayacağı ise merak konusu. Yaklaşan seçim sürecinde Erdoğan'ın Özal konusunu propaganda malzemesi yapabileceği de ihtimaller arasında yerini alıyor.

(soL -Haber Merkezi)
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/yandas-basin-ozali-zehirlemekte-israrci-haberi-61884

ALKA
08-12-2012, 12:51
Rapor sonuçlanmış, buna göre Turgut Özal'ın naaşında bulunan zehirli maddelerin onun ölüme yol açacak nitelikte olmadıkları tespit edilmiş. Acaba bu konu gündemde de kapanır ve itirazsız kabul edilir mi hiç sanmam..

Turgut Özal zehirlenmemiş!

Sabah gazetesinin haberine göre, sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın naşından alınan örnekler üzerinde yapılan incelemelerde iddia edilenin aksine Özal'ın zehirlenmediğini ortaya çıktı. Naaşta tespit edilen 4 maddenin Özal'ın zehirlenme sonucuna ölümüne yol açan maddeler olmadığı sonucuna varıldı.

Adli Tıp Kurumu'nun alt birimlerinde yapılan tetkikler geçtiğimiz günlerde 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na ulaştı. Kamuoyunu tatmin edebilmek ve tarafsız karar alabilmek adına dışarıdan bilim adamı desteği alan Kurul, araştırmalarını birkaç gün önce tamamladı. Edinilen bilgilere Özal'ın naaşında bulunduğu belirtilen 4 maddenin, zehirlenmesini kanıtlayacak dozda olmadığı tespit edildi. Yüksek dozda olduğu iddia edilen DDT maddesinin, yıllar içinde çeşitli sebze ve meyvelerden tarım ilaçları aracılığıyla alınarak, vücutta yağ tabakasında biriken bir madde olduğu, Özal'ın vücudunda da bu nedenle bulunduğu sonucuna varıldı. Kimyagerler de bu yönde kanaat bildirmişti. 1980 öncesi yaygın olarak kullanılan DDT'nin, o dönem yaşayan kilolu insanların vücutlarında tespit edilmesinin normal olduğu belirtilmişti. Polonyum adlı radyoaktif maddenin ise çevresel etkenler vesilesiyle vücuda girdiği kanaatine varıldı. Kefende bile zehirli madde tespit edilmesi radyoaktif maddelerin çevresel faktörler konusunda kanaat oluşmasında etkili oldu. İki radyoaktif madde için Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nden uzman desteği alındı.

Devamı
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1111148&CategoryID=77

upuaut
08-12-2012, 21:35
Rapor sonuçlanmış, buna göre Turgut Özal'ın naaşında bulunan zehirli maddelerin onun ölüme yol açacak nitelikte olmadıkları tespit edilmiş. Acaba bu konu gündemde de kapanır ve itirazsız kabul edilir mi hiç sanmam..

Turgut Özal zehirlenmemiş!

Sabah gazetesinin haberine göre, sekizinci Cumhurbaşkanı Turgut Özal'ın naşından alınan örnekler üzerinde yapılan incelemelerde iddia edilenin aksine Özal'ın zehirlenmediğini ortaya çıktı. Naaşta tespit edilen 4 maddenin Özal'ın zehirlenme sonucuna ölümüne yol açan maddeler olmadığı sonucuna varıldı.

Adli Tıp Kurumu'nun alt birimlerinde yapılan tetkikler geçtiğimiz günlerde 1. Adli Tıp İhtisas Kurulu'na ulaştı. Kamuoyunu tatmin edebilmek ve tarafsız karar alabilmek adına dışarıdan bilim adamı desteği alan Kurul, araştırmalarını birkaç gün önce tamamladı. Edinilen bilgilere Özal'ın naaşında bulunduğu belirtilen 4 maddenin, zehirlenmesini kanıtlayacak dozda olmadığı tespit edildi. Yüksek dozda olduğu iddia edilen DDT maddesinin, yıllar içinde çeşitli sebze ve meyvelerden tarım ilaçları aracılığıyla alınarak, vücutta yağ tabakasında biriken bir madde olduğu, Özal'ın vücudunda da bu nedenle bulunduğu sonucuna varıldı. Kimyagerler de bu yönde kanaat bildirmişti. 1980 öncesi yaygın olarak kullanılan DDT'nin, o dönem yaşayan kilolu insanların vücutlarında tespit edilmesinin normal olduğu belirtilmişti. Polonyum adlı radyoaktif maddenin ise çevresel etkenler vesilesiyle vücuda girdiği kanaatine varıldı. Kefende bile zehirli madde tespit edilmesi radyoaktif maddelerin çevresel faktörler konusunda kanaat oluşmasında etkili oldu. İki radyoaktif madde için Küçükçekmece Nükleer Araştırma Merkezi'nden uzman desteği alındı.

Devamı
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1111148&CategoryID=77

Bu mesajı okurken geşmişim canlandı hafızamda. Neden çünkü haberde Küçükçekmece'deki Nükleer Araştırma Merkezi'nden bahsediliyor.

Yıl 1984. Büyükçekmece'de arkadaşlarla yol üzerindeki bir kafeteryada oturmuş; kimimiz tavla oynuyor, kimimiz pişti, kimimiz okey. Derken biri bağırdı, Turgut Özal geliyor diye. Biz ne oluyor diye etrafımıza bakındık ve hemen kaldırıma çıktık. Turgut Özal bir otobüsün kapı tarafında, elinde bir mikrofonla halka konuşuyor. Tabii biz de o sırada yanımızdan geçerken el salladık Turgut Özal'a. Turgut Özal da bize, "Merhaba çocuklar" dedi. O sırada otobüs çok yakınımızdan geçmişti (ki hepimiz kaldırımdaydık ve otobüs de kaldırıma yakın geçiyordu) ve Turgut Özal bize birkaç metre uzaklıktaydı. Meğersem, Turgut Özal Büyükçekmece'den geçerken Kırkpınar'a, 623. Yağlı Güreş Festivali'ni izlemeye gidiyormuş.

Hiç üşenmedim, bu festival ile ilgili haberi Google'dan araştırarak buldum. Milliyet gazetesi bu haberi şöyle vermiş:

"Başbakan Turgut Özal,Kırkpınar yağlı güreşlerini izleyecek. TAKİ DOĞAN ANKARA'dan bildirivor (http://gazetearsivi.milliyet.com.tr/K%C4%B1rkp%C4%B1nar%20Ya%C4%9Fl%C4%B1%20G%C3%BCre% C5%9Fleri/): 'Olanakları seferber edeceğiz ve güreşlerimiz için elimizden geleni seferber edeceğiz' Başbakan Turgut Özal ile şeklinde konuştu."

Ben bu adamı hiç düşünmeden Lise'de iken arkadaşlarıma karşı savunmuştum. Ama şimdi aynı fikirde değilim. Anlarsınız ya, o sırada aklım özgür değildi. Bu konuda sadece şunu söyleyebilirim. Turgut Özal 1986'ya kadar, belki de darbenin etkisiyle olacak, iyi çalıştı ama bu tarihten sonra iyice sapıttı.

Şimdi gelelim asıl konumuza. Wikipedia'daki Turgut Özal (http://tr.wikipedia.org/wiki/Turgut_%C3%96zal)'ın biyografisinin son paragrafında eşi Semra Özal tarafından şu iddia ortaya atılmıştır:

"Bir suikasta kurban gitmiş olabileceği de yıllardır tartışılmaktadır. Turgut Özal'ın limonatasına katılan arsenikle zehirlendiği iddiasını ortaya atan eşi Semra Özal,[13] delil olarak da saç örneğini ABD'de tahlil ettirdiğini belirtmektedir. 2 Ekim 2012 tarihinde Merhum Cumhurbaşkanı Turgut Özalın 19 yıl aradan sonra kabri açılmış olup ölümünün bir suikast olup olmadığı araştırılmaktadır."

Ben yine hiç üşenmedim ve bu iddiayı bilimsel makalelerden araştırdım. Yine Wikipedia'ya göre "Arsenik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Arsenik)" hakkında bilgilerin verildiği sayfadaki "Arsenik zehirlenmesi" başlığının altında şu bilgiler verilmiş:

"Çeşitli arsenik bileşiklerinin vücut dokuları ve fonksiyonları üzerindeki zararlı etkileridir. Arsenikli bileşikler, böcek ve tarım ilaçları, fare zehiri, bazı kanser ilaçları, boya, duvar kağıdı, seramik gibi çeşitli ürünlerin imalatında kulanılır.

İnsanda arsenik zehirlenmesi, genellikle arsenik -3- oksit (arsenik anhidrit), bakır asetoarsenit, kalsiyum veya kurşun arsenat gibi arsenik bileşikleriyle hazırlanmış böcek ilaçlarının ağız veya teneffüs yoluyla alınmasından meydana gelir. İlaçlı meyve ve sebzelerin yıkanmadan yenmesi de zehirlenmeye yol açacak seviyede arseniğin vücutta birikmesine sebeb olabilir.

Arseniğin zehirli etkilerinin, vücuttaki bazı enzimlerle birleşerek hücre metabolizmasına bozucu etkide bulunmasından ileri geldiği zannedilmektedir. Arsenik zehirlenmesi, ya bir kerede alınan yüksek dozda arsenikten (akut zehirlenme) veya küçük dozlarda ard arda alınmaktan (kronik zehirlenme) kaynaklanır. Akut zehirlenmenin başlıca belirtileri mide bulantısı, kusma, ağız ve boğazda yanma ve şiddetli karın ağrılarıdır. Bunu takiben dolaşım bozukluğu ve kalp yetersizliği başlar ve birkaç saat içinde zehirlenme ölümle neticelenebilir. Kronik zehirlenme ise, yavaş yavaş güçten düşme, boşaltım bozuklukları, deride tümör meydana gelmesi, şuur bozukluğu, sinir sistemi bozukluğu, kansızlık ve tırnaklarda tipik çizgilerin belirmesiyle belli olur. Akut arsenik zehirlenmesinde ilk iş mideyi yıkamak ve zaman kaybetmeden demirkaprol ilacını almaktır. Arsenik-3- oksit renksiz ve tatsız bir tozdur. Adli tıpta kimyasal araştırma tekniklerinin geliştirilmesine kadar cinayet amacıyla en çok kullanılan zehirlerin başında geliyordu.

Arsenik zehirlenmelerinde kullanılacak spesifik antidot Dimerkaprol(BAL)'dür.

Arsenik antik çağlarda tunç yapımında da kullanılmıştır fakat Kalay+Bakır alaşımıyla yapılan tunçtan sertliği ve döküm kolaylığı bakımından kalitesi daha düşüktür."

Bu bilgilere ek olarak; arsenik insan vücudunda en fazla 3 gün duruyor ve 4. günde tamamen atılıyormuş vücuttan. Bu durumda Turgut Özal'ın 19 yıllık cesedinde arsenikin barınması mümkün olamaz. Acaba Semra Özal'ın iddiası arsenik yiyen bakteriler olabilir mi?

upuaut
08-12-2012, 22:15
Hayır, Adli Tıp Kurumu'nun Turgut Özal'ın cesedi hakkındaki raporuna inanmıyorum. Yutrsever insanlarımızın Balyoz'dan ve Ergenekon'dan .oktan nedenlerle içeri atıldığı bir dönemde bu rapor kabul edilemez. Bence, rapor yeniden ele alınmalı ve Turgut Özal'ın cesedinde "Ergenekon zehri" bulunduğu açıklanmalıdır. Mazallah, bu zehir insana bir bulaştı mı, vücuttan bir daha çıkmaz.

http://www.turknorthamerica.com/wp-content/uploads/2012/06/071106_BushErdogan_wide-horizontal.jpg

Çok tehlikeli bir zehirdir bu. Bu zehir taa ABD ve AB'den algılanmış ve 2007'de ABD Başkanı George Bush bu zehrin Türkiye'nin bünyesinden atılması için emir vermiştir.

Bu rezilliği ne Allah temizleyebilir, ne de dini bütün insanlar. Çünkü onlar Türkiye'deki bu zehirlenmeyi sözde müslümanım diyenler ve onların peşinden giden gerçek müslümanlar yapmıştır.

Sırf bu olaydan hareketle bile aşağıda karikatürize edilmiş gerçek kabak gibi bir kez daha tescil edilmiştir.

http://www.egonomik.com/wp-content/uploads/2011/09/penguen-dergisi-bahad%C4%B1r-baruter.jpg

Evet, "Allah yok, din yalandır"