Orijinalini görmek için tıklayınız : Suriye ordusu kiminle savaşıyor?
Bu müthiş belgeseli izleyin dostlarım.Tüyleriniz diken diken olacak.
Suriye ordusu kiminle savaşıyor?
http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/suriyeki1.jpg
Suriye’de yaklaşık 1.5 yıldır süren çatışmalara ilişkin Rusya 24 kanalının hazırladığı belgesel “fazla söze gerek yok” dedirtiyor.
http://haber.sol.org.tr/dunyadan/suriye-ordusu-kiminle-savasiyor-haberi-60577
Güzel bir belgesel, çıkar uğruna kan akıtan cani insanları gözler önüne sermiş, ortada zaten bir halk desteği olsa esad otomatik olarak düşer gider.
Savasiyor mu, savastiriliyor mu artik bilinmez.(!)
Sn xcan,
Öncelikle hoşgeldiniz. Yanlış değilsem bir yerlerde siteden gittiğinizi okumuştum (yanlışsam düzeltin lütfen:) )
Suriye konusunda çok uzatmadan fikrimi yazmak istedim. Ben, her daim üçüncü bir yol olduğuna inanırım. Suriye'de devam eden iç ve (şimdilerde) dış savaşın vuku bulmasında Esad kadar kapitalist ellerin de etkisi var.
Şöyle bir yazı vardı. Anlatımı ve konuyu ele alış şekli akıcı.. http://haber.sol.org.tr/dunyadan/emperyalistler-suriyede-dogrudan-denetim-pesinde-haberi-58450
Sn xcan,
Öncelikle hoşgeldiniz. Yanlış değilsem bir yerlerde siteden gittiğinizi okumuştum (yanlışsam düzeltin lütfen:) )
Suriye konusunda çok uzatmadan fikrimi yazmak istedim. Ben, her daim üçüncü bir yol olduğuna inanırım. Suriye'de devam eden iç ve (şimdilerde) dış savaşın vuku bulmasında Esad kadar kapitalist ellerin de etkisi var.
Şöyle bir yazı vardı. Anlatımı ve konuyu ele alış şekli akıcı.. http://haber.sol.org.tr/dunyadan/emperyalistler-suriyede-dogrudan-denetim-pesinde-haberi-58450
Selam dost kardeşim buradayım gitmedim .
Dediklerinizin bir bölümüne katılıyorum Sadece şuna katılamadım.
Esat değil suçlu olan ABD denilen Mahluk Petrol yiyor.
Bütün orta doğuyu ezecek parçalayacak ve yutacak.
Sırayla Mısır Libya Irak Suriye İran Pakistan Afganistan Azarbaycan veTürkiye var.
ABD mahluku yamyam gibi haçlı seferi yapıyo.
Irakta onbinlerce kadına kıza tecavüz ettiler.
Ortadoğunun tek bir katası var ABD denilen mahluka karşı kardeşçe birlikte savaşamadılar.Parçalanan halklar yenilir,kural budur.
rastaman
14-10-2012, 02:18
Kesin Esad'a karşı savaşanlar azılı İslamcılar,El Kaide,İsrail,ABD,Gargamel,Lucifer,Karındeşen Jack,şarkıcı Ajdar ve Nihat Doğan'dan oluşan bir şer ittifakıdır:)
Ne ister bu karanlık güçler Esad ve Ahmedinejad gibi çağdaş,antiemperyalist liderlerden anlamak mümkün değil.
Belgesel Rus yapımı,Rossiya 24 adlı bir devlet televizyonu hazırlamış.
Hani daha birkaç gün önce Suriye'ye silah yollarken suçüstü yapılan Rusya.
Zaten bu forumda Suriyeyle ilgili haberlerin dört kaynağı vardır;
SANA
Fars haber ajansı
Rus haber ajansları
Sol Haber
Bu dördü dışındaki haberler ''sahih'' sayılmaz.
Kimse de oturup sorgulamaz,''ya biz muhaliflere İslamcı diye karşı çıkıyoruz ama Suriyeye her tür yardımı,silahı,askeri yollayan İranlı mollalar çok mu laik,Hizbullah çok mu çağdaş'' diye...
Rusya her zaman olduğu gibi bu savaşta da Suriye'nin en büyük silah tedarikçisi.Halep'e,Şam'a düşen bombalar,binbir türlü cephane Rusyadan geliyor.Birçoğu da ekonomik darboğazda olan Esad'a borç ya da karşılıksız veriliyor.
Rusyanın herhangi bir antiemperyalist motivasyonu da yok,hatta sıradan yayılmacı bir mantıkla hareket ediyor.İş ortağı,müttefik hepsi bu.
O yüzden oturup bu belgeseli izlemekle vakit kaybetmeyin,savaşın eli en kanlı tarafının olayları nasıl çarpıtacağını tahmin etmek zor değil.
Daha acikca soylesen ne demek istedigini rastaman? Sarkastik yorumlar bazan anlasilmaz oluyor.
rastaman
14-10-2012, 04:09
Daha ne kadar açık olabilirim bilmiyorum.
Sayın Vartor;
İsteyen arkadaşlar olayları biraz sorgulayarak şu gazetelerden de yararlanabilirler:
1. Zaman
2. Vakit
3. Yenişafak
4. Taraf
5. Vb.
Yukarıdaki gazeteler ve bunun gibi dana niceleri varken Sol haber vb. neyin nesidir? Sorgulayın ve yukarıdaki gazeteleri de görün artık.
Kimse de oturup sorgulamaz,''ya biz muhaliflere İslamcı diye karşı çıkıyoruz ama Suriyeye her tür yardımı,silahı,askeri yollayan İranlı mollalar çok mu laik,Hizbullah çok mu çağdaş'' diye....
Bu bize yutturulmak istendiği gibi bir özgürlük veya demokratikleşme baş kaldırışı değil ki, açıkça yobazlar arasında üstü kapalı sürdürülen bir mezhep savaşı.. Şiiler Sünnilere karşı, bu çekişme 1400 yıldır sürüyor..
Bir avuç dolusu gerçekten laiklik ve demokrasi isteyen Suriyeli muhalifler ise İslamcılar tarafından zaten bertaraf ediliyor..
O yüzden Şiilerin ve Sünnilerin arasındaki bu savaşa hayır.. Yobazlar birbirlerini boğazlamayı bıraksınlar, demokrasiye dönsünler. Her iki taraftan hangisine yardım edeceksin ki..
O yüzden oturup bu belgeseli izlemekle vakit kaybetmeyin,savaşın eli en kanlı tarafının olayları nasıl çarpıtacağını tahmin etmek zor değil.
Mecburi yandaş ana akım medya ve bayıla bayıla yandaş medya Esad'a karşı savaşanları demokrasi havarileri, Esad'ı da tümden kaka olarak sunuyor. Bu videoyu hazırlayanlar da (oturup izlemedim ama anladığım kadarıyla) Esad'ı güzel bir adam, muhalifleri de topyekün azılı, dış destekli, radikal İslamcılar olarak sunuyor.
İki kesimin söylediklerini toplayıp ikiye böldüğümüzde gerçeğe yakın bir sonuç çıkacağını umut ediyorum. :)
Mecburi yandaş ana akım medya ve bayıla bayıla yandaş medya Esad'a karşı savaşanları demokrasi havarileri, Esad'ı da tümden kaka olarak sunuyor. Bu videoyu hazırlayanlar da (oturup izlemedim ama anladığım kadarıyla) Esad'ı güzel bir adam, muhalifleri de topyekün azılı, dış destekli, radikal İslamcılar olarak sunuyor.
İki kesimin söylediklerini toplayıp ikiye böldüğümüzde gerçeğe yakın bir sonuç çıkacağını umut ediyorum. :)
Evet, murted, oysa ki işler ne öyle ne de böyle, Suriye'de Şii, Sünni, Alevi, Hristiyan veya Kürt, tüm halkların özgürlüğünü sahiplenmeyen gruplar desteklenmemelidir. Suriye'de kansız ve savaşsız bir ülke isteyen halka destek vermek gerekir ki onlar da zaten eline silah almıyor. Olayları barışçıl bir şekilde anlaşarak çözmeye çalışıyorlar. Esad'a bakıyoruz bundan eser yok, muhaliflere bakıyoruz Alevileri tecrit etme derdindeler, Kürtlere bakıyoruz sadece kendi bağımsızlıkları ilgilendiriyor. Sünniler Alevilere hakkını vermeyecek, Şiiler de Sünnilerin.. Bunlardan birini desteklemek sadece taraf tutmak olacaktır. Cadı kazanı gibi kaynıyor.. Bir arada yaşamasını bilmiyorlarsa bıraksın bölünsünler. Bölünürlerse bu durumda belki daha az insan ölecek. Hepsinin ayrı sınırlar içinde yaşaması belki de daha hayırlı olacak.
rastaman
15-10-2012, 02:09
Bu bize yutturulmak istendiği gibi bir özgürlük veya demokratikleşme baş kaldırışı değil ki, açıkça yobazlar arasında üstü kapalı sürdürülen bir mezhep savaşı.. Şiiler Sünnilere karşı, bu çekişme 1400 yıldır sürüyor..
Bir avuç dolusu gerçekten laiklik ve demokrasi isteyen Suriyeli muhalifler ise İslamcılar tarafından zaten bertaraf ediliyor..
O yüzden Şiilerin ve Sünnilerin arasındaki bu savaşa hayır.. Yobazlar birbirlerini boğazlamayı bıraksınlar, demokrasiye dönsünler. Her iki taraftan hangisine yardım edeceksin ki..
Yazdıklarına katılıyorum,fakaat...
Allah aşkına ALKA,şu forumda Suriye başlıklarında yazılanlara bir bak ve bana forum ateistlerinin bu savaşta herhangi bir tarafı desteklemediğini söyle.
Solun her renginden ulusalcılara kadar geniş bir kesim burada Esad yönetimini destekliyor,birbirimizi kandırmayalım.Hayır,Esad'ın bilmediğimiz bir yönü varsa söylesinler,biz de sevelim.Adam tıpkı Saddam ve Kaddafi ayarında despot bir baas diktatörü.
Bu savaş bunların göstermeye çalıştığı gibi ABD ve İsraile karşı verilmiyor,bu tesbiti doğru yaptığınızda karşınızda ''ABD ve işbirlikçilerine karşı savaşan direnişçi Esad'ı'' değil,''iktidarı bırakmamak için onbinlerin ölümünü umursamayan sıradan bir 3.dünya ülkesi diktatörünü''buluyorsunuz.
Ateistlerin Esad'i desteklemeleri gayet normal; Arap baharinin estigi ulkelerdeki, devrilen diktatorlerin yerine getirilen, alternatif seriatcilari mi destekleselerdi diyorsun?
Iran'da $ahi devirip demokrasi getirdikleri gibi bir demokrasi bekliyorsaniz diyecegim yok.
rastaman
15-10-2012, 03:47
Ateistlerin Esad'i desteklemeleri gayet normal; Arap baharinin estigi ulkelerdeki, devrilen diktatorlerin yerine getirilen, alternatif seriatcilari mi destekleselerdi diyorsun?
Iran'da $ahi devirip demokrasi getirdikleri gibi bir demokrasi bekliyorsaniz diyecegim yok.
O getirilen kelimesinde bahsettiğin amiller kim,yani o diktatörleri deviren kim?
Yazdıklarına katılıyorum,fakaat...
Allah aşkına ALKA,şu forumda Suriye başlıklarında yazılanlara bir bak ve bana forum ateistlerinin bu savaşta herhangi bir tarafı desteklemediğini söyle.
Solun her renginden ulusalcılara kadar geniş bir kesim burada Esad yönetimini destekliyor,birbirimizi kandırmayalım.Hayır,Esad'ın bilmediğimiz bir yönü varsa söylesinler,biz de sevelim.Adam tıpkı Saddam ve Kaddafi ayarında despot bir baas diktatörü.
Bu savaş bunların göstermeye çalıştığı gibi ABD ve İsraile karşı verilmiyor,bu tesbiti doğru yaptığınızda karşınızda ''ABD ve işbirlikçilerine karşı savaşan direnişçi Esad'ı'' değil,''iktidarı bırakmamak için onbinlerin ölümünü umursamayan sıradan bir 3.dünya ülkesi diktatörünü''buluyorsunuz.
Forumdaki ateistlerin çoğunluğunun Esad'ı desteklediğinden tam olarak emin değilim, forum genelinde muhaliflere yapılan eleştiri daha yoğun olsa da bu otomatik olarak Esad'ın desteklendiği veya masum olduğu anlamına gelmiyor.
Zira daha önce Libya, Tunus ve Mısır örneği görüldü. O dönemde hatırladığım kadarıyla forumda da bunun bir demokrasi ve özgürlük harekatı olduğuna inanılarak genellikle muhaliflerin desteklendiği mesajlar yazılmıştı ama hayal kırıklığıyla Arap Baharı'nın ne demokrasiye ne de eşit haklara götürdüğüne tanık olunduğundan, bilakis İslamcıların iktidarı ele geçirip diğerlerinin haklarının kısıtlanmasına götürdüğünden Suriye olayında bu sefer ters etki yarattı diye düşünüyorum. Bu yüzden daha çok muhalifler eleştiriyor olabilir. Ama özüne bakarsan birisi askeri diktatörlük diğeri dini diktatörlük..
O getirilen kelimesinde bahsettiğin amiller kim,yani o diktatörleri deviren kim?
Kimler mi? Bu ulkelerin halklarini laiklikten kurtarip, kendi cikarlarina hizmet etmesini hazirlamaya yonelik, demokrasi asigi tesekuller, ulkeler..
rastaman
15-10-2012, 16:44
Kimler mi? Bu ulkelerin halklarini laiklikten kurtarip, kendi cikarlarina hizmet etmesini hazirlamaya yonelik, demokrasi asigi tesekuller, ulkeler..
Arap isyanlarının kökenine dair görüşlerini kısaca yaz,ben de senin bu başlıktaki tüm argumanlarına topluca cevap vereyim.
AlbatrosS
15-10-2012, 20:29
İslamcıların bile ikrar ettiğini bazı dostlar nasıl göremiyor, hayret doğrusu. Bakın A. Bulaç(Zaman) neler diyor:
'' ...
) Türkiye, Suriye’nin farklı dini, mezhebi ve etnik unsurlardan müteşekkil sosyo-politik yapısını yanlış okudu. Suriye’nin nüfusu ağırlıklı olarak Sünni Arap, Kürt ve Türkmenlerden ibaret olmakla beraber, yüzde 25-30 arası Nusayri ve Hıristiyanlardan oluşmuş bulunuyor. Esed yönetimine karşı sivil-silahsız gösteriler başladığında Nusayri ve Hıristiyan unsurlar kimi zaman kaygılandı kimi zaman umutlandı. Ne zaman ki Körfez ülkelerinin aktif katılımıyla sivil muhalefet silahlı mücadeleye ve arkasından ülke iç savaş girdabına girdi, Nusayri ve Hıristiyan nüfus yönetimin yanına geçti. Ayrıca Sünni nüfusun kayda değer bir bölümü Esed’in yanında yer aldı, hâlâ da yer yer desteğini sürdürüyor. Oysa Türkiye, muhalefete bu iki unsura hukuk temelinde ve inandırıcı yollarla kontra teminatlar vermeyi telkin etmeliydi. Buna teşebbüs etmedi değil, ne var ki Körfez ülkelerinin silahlı provokasyonu bunu mümkün olmaktan çıkardı.
...
''
http://www.zaman.com.tr/suriyede-hatalar-1-yanlis-okuma/2001105.html
Nedenini ''açıkça diyemiyor'' ancak bu ibarelerden Türkiye'nin ''sünni eksenli ve mezhepçi'' bir savaşı kışkırttığını anlamıyor muyuz? Nusayri ve Hristiyanlardan da birçok muhalif olmasına rağmen savaşın ''dinci fanatiklerin ve sünni kamp''ın kontrolüne geçmesi üzerine hemen hepsi şu an ya ''3. bir seçenekte yahut rejimin yanında'' yer almakta.
Bakın Bulaç bu meseleye dair ikinci yazısında ne diyor:
''
...
Suriye’de eğer Sünni temkin modeli uygulansaydı –ki Türkiyeli Müslümanların modeli budur- belli bir süreçte Baas yönetimi değişecekti. Yazık ki Batı, Arap yarımadası ve Körfez ülkeleri Suriye’nin meşru, haklı muhalefetini maliyeti hayli yüksek silahlı mücadeleye ve oradan iç savaşa çevirdiler. Türkiye’nin hatası kendi asli yöntemini bir kenara bırakıp bu yönteme, “Harici radikalizm”e itibar etmesi oldu.
''
http://www.zaman.com.tr/suriyede-hatalar-2-temkinden-haricilige/2002036.html
Temkin modelinden kasıt Gülen hareketinin Türkiye'de uyguladığı model: Merkezi otoriteyle gerektiğinde ''uyumlu görünerek'' şiddetle çatışmaktan kaçınma! Ulusalcılar dahi, Esad'ı ''dört başı mamur'' demokrasi havarisi addetmiyor en nihayetinde.
Tüm bunları daha en başından demokratik sol ve sosyalist muhalefet söylüyordu. Hadi Bulaç'a inanmadınız, bakın aklı selim bir siyaset doçenti Yüksel Taşkın ne diyor :
''
...
Esad’ın çok çabuk düşeceğine dair hesap yaptı ve yanıldı. Ama şu da var. AK Parti, Suriye Ulusal Konseyi’nin oluşumunda baştan itibaren Müslüman Kardeşler yanlısı bir tavır takındı. Ben o dönemde Suriye’ye çok gidip geldim. Bunu o süreçlere katılan Suriyeli muhaliflerden de duydum. AK Parti hükümetinin daha baştan Müslüman Kardeşler’e çok fazla angaje olduğunu söylüyorlar. Zaten AK Parti’nin, Esad’a karşı mücadeleyi Müslüman Kardeşler üzerinden götürmeye çalışması yüzünden Konsey, Esad karşıtlarının tümünü çatısı altına alamadı. Bir sürü muhalif, Konsey’e katılmadı. Ayrıca AK Parti Konsey’den, Kürtlerin gelecek Suriye rejiminde etkin bir konuma gelmemelerini de istedi.
...
''
http://t24.com.tr/haber/doc-taskin-bugune-kadar-akpye-oy-veren-gulen-cemaati-simdi-endise-duyuyor/215240
Akp'nin ''dinsel milliyetçilik'' yaptığını güçlü argümanlarla destekleyen Taşkın, bunu da ''sünni mezhepçilik'' üzerinden kurguladığını ifade ederken çok çarpıcı bir saptamada bulunuyor: Osmanlı ile ortadoğu arasında sıcak bir ilişki olduğu bunun da Cumhuriyetle yıkıldığı... gibi bir ideolojik icat kurgulanmakta:
''Kurgudaki gibi, Osmanlı’nın Araplarla kültürel bir alışverişi yok ki! Osmanlı’da 215 vezir var. Bunların ancak üçü Arap’tır. Bu vezirlerden 78’i Türk, 30’u ise Arnavut. Osmanlı’nın ulema hiyerarşisinde de Arap medreselerinden gelen insan yok. Hukukçular hep İstanbullu. Ayrıca Arap paşaların Osmanlı ordusunda bir yeri yok.
Tam olarak ne anlatmak istiyorsunuz?
Şunu söylemek istiyorum. Ne askerî olarak, ne dinî olarak, ne de yönetimsel olarak Osmanlı, Arap’tan besleniyor. Sadece Balkan toprakları kaybedildikten sonra Halifeliği ve din kardeşliğini kullanma anlamında Abdülhamit’in bazı hamleleri oluyor. Ama AK Parti’nin kurgusunda, Araplarla sıkı ilişkilerin Cumhuriyet’le kesildiğine ve şimdi AK Parti’nin bu ilişkiyi tamir ettiğine dair gerçek hayatta karşılığı olmayan bir söylem var. Çünkü AK Parti bazı meseleleri tamamen ideolojik açıdan görüyor. Bu yüzden de Suriye meselesinde şunu söyleyemiyor. “Türkiye, Kürt’üyle, Ermeni’siyle, Hıristiyan’ıyla, bütün Suriye vatandaşlarının anayasal haklarıyla var olacağı özgür bir Suriye özlüyor” diyemiyor.
''
http://t24.com.tr/haber/doc-taskin-bugune-kadar-akpye-oy-veren-gulen-cemaati-simdi-endise-duyuyor/215240
Tam da bu noktada Foti Benlisoy'a kulak vermekte fayda var:
'' ...
Türkiye’nin Suriye’ye yönelik aktif angajmanının ardındaki saiklerden birinin bu ülkedeki Kürtlerin kendi kendilerini yönetme ihtimallerinin önünü bir biçimde almak olduğunu artık sağır sultan bile duymuş durumda. Suriye’ye dönük olası bir askeri girişime karşı çıkarken, bunun Kürt meselesi etrafındaki militarist pratiklerin bir devamı, uzantısı olduğunu her fırsatta hatırlatmamız gerekiyor.
...
İşte Türkiye kendi periferik emperyal özlemleri uğruna bu hareket alanını değerlendirmek istiyor. Becerir mi beceremez mi bilinmez elbet. Kesin olan, sorunumuzun “emperyalizmden bağımsızlık” meselesi olmaktan ziyade, ya da bunun kadar, aynı zamanda Türkiye sermaye sınıfının, Türkiye kapitalizminin temel yönelimleriyle alakalı olduğu. Türkiye’nin Suriye’ye angaje olma biçiminin ardında Obama’nın sopası değil, kendi âli çıkarları var. Artık Ortadoğu, Balkanlar, Orta Asya, hatta Afrika’da cirit atan Türk sermayesinin âli çıkarları… Dolayısıyla meselemiz emperyalizme (ABD’ye) “bağımlılık” meselesinden, Türkiye’nin “bağımsız” bir dış politika izlememesinden falan ibaret değil. Meselemiz, Türk kapitalist devletinin emperyal zincir içerisinde yeniden konumlanma arayışının Türkiye’yi bölgesel ihtilaflar içerisinde giderek daha saldırgan bir biçimde yer almaya itmesi.
...
''
http://fotibenlisoy.tumblr.com/post/33076798309/savas-kars-t-hareket-ve-muharrem-ince
Soykırımcı Sudan lideriyle askeri işbirliği antlaşmaları imzalayan Türkiye'nin derdinin ''demokrasi havariliği'' olmadığı çok açık. Ne olduğunu da Foti ayrıntılı anlatıyor: Palazlanan yeni sermayenin hırslı bir ''bölgesel alan hakimiyeti'' stratejisi!
İktidarın ''söylem cinlerine'' karşı uyanık olmakta fayda var: Yoksa 2 hafta geçmesine rağmen ''bomba var BOMBA!!!'' dediğiniz şeylerin bir tekini bile gösteremezsiniz. Suriye'ye bir müdahale olursa ''bunun tarafı olacağını'' ilan eden Rusya'yı ''silah yollamakta'' diye itham ediyorsanız bunu Rusya bile ''ciddiye almaz''. O silahın ''şahını'' hiç de zorlanmadan Suriye topraklarına sokmaya muktedir bir ülkenin sivil uçaklarla kırk takla atıp senaryo yazmaya ihtiyacı yoktur. (Malum Suriye'de üsleri var)
Esat diktatör peki diğerleri ne özgürlük yanlısı mı?
Öyledir zaten.
Hep öyle olmuştur.
rastaman
16-10-2012, 19:41
Albatros farkında mısın bilmem ama yorumun ''dış mihraklar'' söylemini anımsatıyor.İster devlet,ister örgüt,isterse örgütsüz hareketler olsun tüm bölgesel güçler belli bir aşamadan sonra ister istemez global güçlerle dirsek temasına geçer,bu kaçınılmazdır.Ama bu,''orada bir sorun yok,herşeyi dış güçler çıkardı'' gibi bir sonuca bizi götürmemeli.Hiçbir güç,yara olmayan yeri kaşıma gibi bir zaman kaybına girmez.
Eğer yazdıklarıma katılmıyorsanız Kürt sorunu diye bir problemimiz olmadığına,bunun dış güçlerin oyunlarından ibaret olduğuna da inanmanız gerekir;PKK'nin onca dış bağlantısı malum.
Ama o zaman tüm gerçeklerin üzerini örtmüş,kafanızı kuma gömmüş olursunuz.
Bir de bu Suriye olayları havadan düşmedi,Arap isyanlarının bir parçası olarak değerlendirilmeli.Tayyip destek yollamış,Obama falan fıstık demiş,ufak işler bunlar.En temele inmek lazım,neden çıktı bu Arap isyanları;meselenin özü bu.
AlbatrosS
16-10-2012, 21:21
Albatros farkında mısın bilmem ama yorumun ''dış mihraklar'' söylemini anımsatıyor.İster devlet,ister örgüt,isterse örgütsüz hareketler olsun tüm bölgesel güçler belli bir aşamadan sonra ister istemez global güçlerle dirsek temasına geçer,bu kaçınılmazdır.Ama bu,''orada bir sorun yok,herşeyi dış güçler çıkardı'' gibi bir sonuca bizi götürmemeli.Hiçbir güç,yara olmayan yeri kaşıma gibi bir zaman kaybına girmez.
Eğer yazdıklarıma katılmıyorsanız Kürt sorunu diye bir problemimiz olmadığına,bunun dış güçlerin oyunlarından ibaret olduğuna da inanmanız gerekir;PKK'nin onca dış bağlantısı malum.
Ama o zaman tüm gerçeklerin üzerini örtmüş,kafanızı kuma gömmüş olursunuz.
Bir de bu Suriye olayları havadan düşmedi,Arap isyanlarının bir parçası olarak değerlendirilmeli.Tayyip destek yollamış,Obama falan fıstık demiş,ufak işler bunlar.En temele inmek lazım,neden çıktı bu Arap isyanları;meselenin özü bu.
''Kesin Esad'a karşı savaşanlar azılı İslamcılar,El Kaide,İsrail,ABD,Gargamel,Lucifer,Karındeşen Jack,şarkıcı Ajdar ve Nihat Doğan'dan oluşan bir şer ittifakıdır:) '' (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=461763&postcount=6) yazan sen değil misin? Ali Bulaç da mı Esad yanlısı?
1. Orada kimse ''sorun olmadığını'' söylemedi, söylemiyor.
2. Artık sağır sultan bile Suriye'deki savaşa Türkiye, Katar ve S. Arabistan'ın dahil olduğu(lojistik, silah, para, eğitim vs); Suriye'nin İran, Lübnan ve elbet Rusya kanalıyla direndiğini biliyor. Bunu ne Türkiye'deki ''hükümet yanlıları'' ne de Suriye'deki militanlar reddediyor, reddedebilir.
Peki biz ne diyoruz?
Ali Bulaç'ın ''bile'' söyleyebildiği şeyi: Türkiye (Katar ve Arabistan'ın yaptığına yakın) bu savaşa mezhepçi bir saikten ve bunu önceleyen ideolojik bir ''bagajla'' yaklaşmakta. Buna ister ''neo-Osmanlıcılık'' de, ister Tc'nin ''kendi hegemonik hayalleri'' de, ister ''stratejik çıkarları, de...
Yine Ali Bulaç'ın bile dürüstçe ikrar ettiği bir şeyi ifade ettik, ediyoruz: Suriye'de Türkiye'nin oyunu mezhepçidir ve bu oyun özellikle ''Müslüman Kardeşler'' üzerinden palazlandırılmaktadır. Bunun manası şudur: Bu oyunda rejim karşıtı Kürtler, Aleviler, Hristiyanlar ve diğer laik Sünniler yoktur. Daha da beteri, Türkiye Vahabi-Selefi radikalleri de desteklemeye başlamıştır ve bunlar ''sır'' değildir. Ali Bulaç'ın sözleriyle ''nasıl olsa kısa sürede kazanırız'' diyerek Türkiye'nin ''harici radikalizme'' itibar etmesi... üzerine hiç düşünmeyecek misin? Şiddeti ve çatışmaları Esad rejimi kadar Türkiye ve radikal İslamcı güçlerin kışkırttığını söylemeyecek miyiz? Bunları söylemek bizi ''Baasçı'' mı yapar? Kusura bakma ama Uludere'de öldürülenleri eleştirmek bizi ne kadar ''PKK'li'' yaparsa, bunu söylemek de o kadar Baasçı yapar. Ve senin de egemenin siyasal ''propaganda''sını bu derece sorgusuz sualsiz tekrar etmen düşündürücü değil midir? Yok mudur bu işin hiç ''üçüncü/başka'' bir düşünme tarzı, yolu ve ifadesi? Siyaset bu denli ''siyah/beyaz'' mıdır?
Suriye'de bir rejim sorunu elbet vardı. Suriye olayları da elbet mevcut bir sorunun üzerinde başladı. Fakat bu sorun başta iktidar zümreleri çevresinde yanlış okunup çarpıtılmaktadır! Suriye rejimi Türkiye'ye benzer bir ''askeri/bürokratik'' korparatif bir rejimdir, doğru. Ancak, bunun adından gayrı ''ne sosyalizmle'' ne de ''Nusayrilik''le alakası yoktur. Bilakis, orta ve üst sınıf sayısız Sünni'nin de sınıfsal çıkarının olduğu otoriter bir rejimden bahsediyoruz. Kozmoz aşkına, yoksul ve ezilen Hristiyan ve Alevi zümreleri Esad'a el mi açıyordu düne kadar? Yahut soruyu şöyle soralım: Türkiye'deki Kemalist otoriter rejime ''İslamcı zümreler''in başını çektiği(Refah Partisi çizgisinin örneğin) ''silahlı bir kalkışma'' olsaydı bunların demokrasi ''aşkı''na bu kalkışmayı destekler miydin? Kendi payıma ben böylesi bir ''savaş''ı desteklemezdim. Neden? Çünkü, bu savaşta muvaffak olmaları durumunda -en azından- Kemalizmi aratmayacak yeni bir otoriter rejimi öngörebilirdik. Ancak, seçimle ''iş başına gelmiş'' bir Rp'nin de otoriter bir askeri ''darbe'' yoluyla devrilmesini desteklemezdim!
Gördüğün gibi ''mücadelenin meşruiyeti''ni her zaman ''TALEPLER'' belirler. Özgür Suriye Ordusu denilen ve irili ufaklı sayısız küçük birliklerden oluşan cephenin ''demokrasi nazarında'' şüphelere mahal vermeyecek ASGARİ MEŞRU talepleri mevcut mudur? Dikkat!!!: Topyekun bir ''muhalif cephe''den bahsetmiyoruz. Bulaç'ın bile ifade ettiği gibi ''silahsız gösteriler'' devam ettiğinde Esad'a karşısında yer alan birçok kesim bugün ya rejimle birlikte yahut üçüncü bir cephededir...
Arap ''isyanları''nı değerlendirelim değerlendirmesine de ortaya çıkan şeyin ''demokrasi devrimi olup olmadığını'' da TARTIŞALIM değil mi? Aynen Mısır'daki gibi:
Mısır'da Mursi'yi devlet başkanlığının 100. gününde protesto eden ve gerçek anlamda temsilin sağlandığı bir Kurucu Meclis talebiyle gösteri yapan seküler devrimci gruplara, kendileri aleyhine atılan sloganlar sebebiyle alanda Deve Savaşı'nın sorumlusu olan eski devlet yetkililerinin mahkeme tarafından serbest bırakılmasını protesto eden Müslüman Kardeşler üyeleri saldırdı.
http://www.marksist.org/dunya/afrika/8570-misir-hesap-sorulabilirlik-gosterisine-musluman-kardesler-saldirdi
rastaman
16-10-2012, 22:19
Bunun bir mezhep savaşına dönüşmeye başladığını,yüzlerce yıl önceki Osmanlı ve İran'ın güç mücadelesinin bir anlamda devamı olduğunu daha önce de söyledik.Hatta dış politikada tarihin belli bir dönemine cuk oturan dejavulara sıkça raslanır;Balkanlara,doğu Avrupaya,kısacası dünyanın neresine bakarsanız bakın varolan tüm ittifaklarda bunu görürsünüz.
Ama Ali Bulaçmış,mezhep savaşıymış,tüm bunlar asıl sorunun yanında solda sıfır kalır,Arap isyanları neden başladı?
Suriye olayları,mezhep savaşı falan küçük ölçekli işler,dünya sallanıyor,bizse hala tek tek ülkeler ve o ülkelerin etnik dinsel yapılarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz.Tunusda mezhep sorunu mu var,Mısırlının derdi Şia ya da Sunnilik mi?
Bu isyanlar arasındaki bağlantıyı görmemek,her birini yerel olgularla anlamaya çalışmak ciddi bir fiyaskodur.
''Mücadele seküler diktatörlerle İslamcı diktatörler arasındadır'' diyen adamı oryantalistlerle aynı safta olmakla suçlarım.Şu iletide bile muhalifler İranlı ayetullahlara benzetiliyor,Vartor ne yazmış;
Ateistlerin Esad'i desteklemeleri gayet normal; Arap baharinin estigi ulkelerdeki, devrilen diktatorlerin yerine getirilen, alternatif seriatcilari mi destekleselerdi diyorsun?
Iran'da $ahi devirip demokrasi getirdikleri gibi bir demokrasi bekliyorsaniz diyecegim yok.
Sanki Humeyni demokrasi vaadiyle gelip diktatörleşmiş gibi bir izlenim veriliyor,Humeyni;Mursi ve Gannuşiyle,hatta Tayyip'le bir tutuluyor.
Senin yazdıkların da pek farklı şeyler anlatmıyor aslında.Bunların hepsi sıradan bir batılının ağzındaki baklalardan çok farklı değil;
''Demokrasi bu ortadoğuluların neyine,sandığı bunların önüne koysan her seferinde İslamcıları seçeceklerdir.En iyisi başlarına laik bir diktatör koymak''
Kapatalım dükkanı gidelim o zaman,nasılsa hepsi diktatörleşecek.Seçimler de iptal olsun,askeriye gelsin başa.Birçoğunuzun yazdıklarının ucu mecburen buraya varıyor.Farkında olmadan 28 şubatçı oluveriyorsunuz.
Ortadoğu halklarının demokrasiyi hak etmediğini düşünüyorsunuz,bir çoğunuz böyle.İsraildeki adam da korku içinde izliyor olayları,birçok batılı da.Bakmayın muhaliflere destek veren tavırlarına,Demokrat partililer bile Obama ve Hillary'nin Arapların demokrasi denemesine''bir şans verme'' politikasını desteklemiyor.
Ne Tayyip ne de Mursi parlementoyu iptal edip bir İslami diktatörlüğe gitmeyecektir,bunu böyle bilin.Aptal değil bu adamlar,diktatörlerin başına ne geldiğini iyi biliyorlar.Gerek de yok böyle bir şeye,dünyanın seçimle gelen bir İslami hukumete Ahmedinejad muamelesi yapmadığını görüyorlar.Onların amaçları toplumu dönüştürmek,ne olursa olsun iktidardan gitmemek değil.Bu çağda başka bir çıkar yol olmadığını biliyorlar.
Bunun diğer bir ayağı da Latin Amerikada yaşanıyor,nasıl ki ortadoğunun İslamcıları parlamenter demokrasinin yöntemlerine teslim olduysa Chavez ve Markos gibi sosyalistlerde aynısını yapıyor,artık hepsi bir zamanlar eleştirdikleri ''burjuva demkorasisi'' nin kurallarına uyuyor.
Bu bağlantıları kurmadıktan sonra gerisi boş.
İlk gençlik yıllarımda yasal bir parti kurup mecliste mücadele etmekten bahseden herhangi bir devrimci oportünizmle,reformizmle suçlanırdı.En radikalim diyenler bile tek tek parti kurdu,tükürdüklerini yaladılar,isim vermeye gerek yok.Bu,tüm dünyada farklı ama yakın zamanlarda yaşandı.
Dinlerin ve ideolojilerin parlamenter demokrasiye boyun eğişidir bu,ve tıpkı diğerleri gibi bir yönüyle iletişim devrimidir.Kitle iletişim araçlarının toplumları her sarsışında olduğu gibi önce din,sonra etnisite,nihayetindeyse ideoloji alanında kendini gösterir.Konuşacağız daha bunları.
AlbatrosS
17-10-2012, 00:55
Bunun bir mezhep savaşına dönüşmeye başladığını,yüzlerce yıl önceki Osmanlı ve İran'ın güç mücadelesinin bir anlamda devamı olduğunu daha önce de söyledik.Hatta dış politikada tarihin belli bir dönemine cuk oturan dejavulara sıkça raslanır;Balkanlara,doğu Avrupaya,kısacası dünyanın neresine bakarsanız bakın varolan tüm ittifaklarda bunu görürsünüz.
Esad rejimi bir Nusayri rejimi midir peki? Değilse bu savaş niye mezhep savaşına dönmekte? Ali Bulaç'ın bile işaret ettiği yanlışlardan olmasın?
Ama Ali Bulaçmış,mezhep savaşıymış,tüm bunlar asıl sorunun yanında solda sıfır kalır,Arap isyanları neden başladı?
Esad'ın ''mezhepçiliği''nden değil herhalde?
Suriye olayları,mezhep savaşı falan küçük ölçekli işler,dünya sallanıyor,bizse hala tek tek ülkeler ve o ülkelerin etnik dinsel yapılarıyla bir yerlere varmaya çalışıyoruz.Tunusda mezhep sorunu mu var,Mısırlının derdi Şia ya da Sunnilik mi?Bu isyanlar arasındaki bağlantıyı görmemek,her birini yerel olgularla anlamaya çalışmak ciddi bir fiyaskodur.''Mücadele seküler diktatörlerle İslamcı diktatörler arasındadır'' diyen adamı oryantalistlerle aynı safta olmakla suçlarım.Şu iletide bile muhalifler İranlı ayetullahlara benzetiliyor,Vartor ne yazmış;Sanki Humeyni demokrasi vaadiyle gelip diktatörleşmiş gibi bir izlenim veriliyor,Humeyni;Mursi ve Gannuşiyle,hatta Tayyip'le bir tutuluyor.
Senin yazdıkların da pek farklı şeyler anlatmıyor aslında.Bunların hepsi sıradan bir batılının ağzındaki baklalardan çok farklı değil;
Suriye muhalefeti de(Savaşan gruplardan bahsediyoruz) ''demokrasi söylemi'' kullanmıyor pek. Kullananlar da savaşmıyor artık. Anladın mı? Bu savaş ''özgürlük ve az da olsa demokrasi isteyenlerin savaşı'' olmaktan çıktı.
''Demokrasi bu ortadoğuluların neyine,sandığı bunların önüne koysan her seferinde İslamcıları seçeceklerdir.En iyisi başlarına laik bir diktatör koymak''
Kapatalım dükkanı gidelim o zaman,nasılsa hepsi diktatörleşecek.Seçimler de iptal olsun,askeriye gelsin başa.Birçoğunuzun yazdıklarının ucu mecburen buraya varıyor.Farkında olmadan 28 şubatçı oluveriyorsunuz.
Akp'nin demokrat olmadığını söylemek bizi ne kadar ''Kemalist'' yaparsa Suriyeli Vahabi, İhvancı ve Selefilerin de demokrat olmadıklarını söylemek o kadar Esadçı yapar. Sense benzetmek lazımsa, Uludere'de iktidarı eleştirdik diye bizi ve o ''kaçakçıları'' Pkkli yapıyorsun. Uludere'deki vahşete neden olan, tecavüzcü müdürleri atayan ve Hrant'ın katillerini kollayan da Türkiye'nin ''baharı''nın mimarı bir iktidar. Araplar ''demokrasiyi hakketmiyor'' demekle Akp demokrat değil, demek arasındaki farkı anlayabiliyorsun umarım. Daha iyi, aklı selim ve güzel bir yol mümkünken-ütopyadan bahsetmiyoruz- neden buna razı olmamız gerekiyor? Kırk satır mı kırk katır mı, diyelim?
Ortadoğu halklarının demokrasiyi hak etmediğini düşünüyorsunuz,bir çoğunuz böyle.İsraildeki adam da korku içinde izliyor olayları,birçok batılı da.Bakmayın muhaliflere destek veren tavırlarına,Demokrat partililer bile Obama ve Hillary'nin Arapların demokrasi denemesine''bir şans verme'' politikasını desteklemiyor.
Ne Tayyip ne de Mursi parlementoyu iptal edip bir İslami diktatörlüğe gitmeyecektir,bunu böyle bilin.Aptal değil bu adamlar,diktatörlerin başına ne geldiğini iyi biliyorlar.Gerek de yok böyle bir şeye,dünyanın seçimle gelen bir İslami hukumete Ahmedinejad muamelesi yapmadığını görüyorlar.Onların amaçları toplumu dönüştürmek,ne olursa olsun iktidardan gitmemek değil.Bu çağda başka bir çıkar yol olmadığını biliyorlar.
Bunun diğer bir ayağı da Latin Amerikada yaşanıyor,nasıl ki ortadoğunun İslamcıları parlamenter demokrasinin yöntemlerine teslim olduysa Chavez ve Markos gibi sosyalistlerde aynısını yapıyor,artık hepsi bir zamanlar eleştirdikleri ''burjuva demkorasisi'' nin kurallarına uyuyor.
Bu bağlantıları kurmadıktan sonra gerisi boş.
İlk gençlik yıllarımda yasal bir parti kurup mecliste mücadele etmekten bahseden herhangi bir devrimci oportünizmle,reformizmle suçlanırdı.En radikalim diyenler bile tek tek parti kurdu,tükürdüklerini yaladılar,isim vermeye gerek yok.Bu,tüm dünyada farklı ama yakın zamanlarda yaşandı.
Dinlerin ve ideolojilerin parlamenter demokrasiye boyun eğişidir bu,ve tıpkı diğerleri gibi bir yönüyle iletişim devrimidir.Kitle iletişim araçlarının toplumları her sarsışında olduğu gibi önce din,sonra etnisite,nihayetindeyse ideoloji alanında kendini gösterir.Konuşacağız daha bunları.
Mezhepçi bir kirli savaştan parlamenter demokrasiye boyun eğecek ''asgari bir demokrasi'' ÇIKMAZ. Çıkması için;
a. Esad'ın uzlaşma ve barışla gitmeye zorlanması
b. Ülkedeki ''laik, sol, liberal, Alevi,Kürt ve Hristiyan'' zümrelere garanti verilmesi
gerekir.
50 SEFER SÖYLETMEK ZORUNDA bırakma: Ali Bulaç'ın bile gördüğünü sen göremiyorsun: Ülkenin neredeyse yarısı kendilerince farklı sebeplerle İslamcıların savaşının tarafı değil. Kozmoz aşkına bu adamların hepsi de Esad'a bayılmıyor.
rastaman
19-10-2012, 00:28
Esad rejimi bir Nusayri rejimi midir peki? Değilse bu savaş niye mezhep savaşına dönmekte? Ali Bulaç'ın bile işaret ettiği yanlışlardan olmasın?
Ali Bulaç ortadoğu meselelerinde yazmadan önce biraz tarih çalşmalı.
İran-Irak savaşına bakalım;
Esad;
Laik,Arap,Baasçı,Şii
Saddam;
Laik,Arap,Baasçı,Sunni
Humeyni
İslamcı,Fars,Şii
Diğer tüm Arap ülkeleri Saddam’ı desteklerken,Suriye net bir şekilde mezheptaşı İran’ı desteklemiştir.Öyle ya,Saddamla aralarında aynı partinin adamı olmaları dahil bir çok ortak nokta varken Şeriatçı Humeyniye destek vermesi bile Esad rejiminin Nusayri/Şii yönünü görmek için yeterlidir.
Savaştan önce de Esadların Irakla yaşadığı en önemli sorun,’’Iraktaki Şiilerin durumu’’ydu
Tarih yine tekerrür ediyor,her zaman olduğu gibi Şii İran ve Nusayri Esad ailesi omuz omuza.
Esad rejimi mezhepçi değil de İran ne arıyor Suriyede?Onbinlerce İranlı ‘’turist’’ var şu an Suriyede.Kimi savaşçı,keskin nişancı,kimi mühendis.İran boşuna mı yırtınıyor Suriyede,eğer İran’ın Esad rejimine gözü kapalı destek vermesinin nedeninin mezhep dayanışması olmadığını iddia edebilecek biri varsa buyursun gelsin.
Esad İsrail karşıtıysa Kaddafide öyleydi,İran neden sahip çıkmadı Kaddafiye Esad’a yaptığı gibi? Tam tersi Libyadaki isyancılara destek verdi mollalar,ne çabuk unuttunuz?
Suriyede Nusayri yönetimi olduğu konusunda İranlılar da yanılıyor demek.İran yönetimi milyarlarca dolarını Esad için boşuna harcıyor yani,Esad da kara kaşı için mollaları nükleer santraller konusunda destekliyor.Tüm dünyayı karşısına alma riskini göze alarak.
Esad ailesi birçok Levanten Hristiyan için önemlidir,hem Suriye hem Lübnanda.Rejim gücünü sadece Nusayrilerden değil,Hristiyanlardan da alır,bu çok normal.Esad ailesi başa geldiğinden beri Suriye ve Lübnan Hristiyanlarının koruyuculuğunu oynuyor;Suriye ordusunun bir zamanlar Lübnana girmesinin temel nedeni de budur.
Bu politika hem Esad’a Avrupada yıllarca kısmi bir sempati kazandırmış,hem de içeride güçlü Hristiyan cemaatleriyle yerini sağlamlaştırmıştır.
Esad rejimi Nusayri-Şiici değilse eğer;
- Lübnan’ı işgal eden Suriye,Lübnanda Hristiyanlara ve Şilere verdiği desteği,hoşgörüyü neden Lübnanlı Sunnilerden esirgemiştir?Neden Lübnan sunnileriyle devamlı sorun yaşamıştır?
Esad rejimi Nusayrici değilse eğer;
-Lübnan iç savaşının başından sonuna kadar Suriye neden Şii gruplara destek vermiştir?Bu o boyuttadır ki Şii Emel örgütüne yıllarca-ve hala-Suriye’nin paravan örgütü gözüyle bakılmıştır.Bu Lübnanlı Şii örgütün kurucusu Musa el Sadr’ın İranlı olduğunu belirtelim.Örgütü kurar kurmaz ilk icraatlarından biri de Suriyeli Nusayrilerin ‘’Şii’’ olduğunu belirten bir fetva yayınlamak olmuştur.
-Kuruluşundan bugüne Hizbullah en büyük yardımı Nusayrici Esad yönetiminden almıştır.Düşünün laik ya da şeriatçı olmaları hiç önemli değil,aralarındaki bağ’’Şiilik’’ o kadar önemli.
Öyle üç beş Sunni bakan atamakla olmuyor bu işler,bu rejimin mezhepçi yönleri örtmekle kapanacak gibi değil.
Akp'nin demokrat olmadığını söylemek bizi ne kadar ''Kemalist'' yaparsa Suriyeli Vahabi, İhvancı ve Selefilerin de demokrat olmadıklarını söylemek o kadar Esadçı yapar. Sense benzetmek lazımsa, Uludere'de iktidarı eleştirdik diye bizi ve o ''kaçakçıları'' Pkkli yapıyorsun. Uludere'deki vahşete neden olan, tecavüzcü müdürleri atayan ve Hrant'ın katillerini kollayan da Türkiye'nin ''baharı''nın mimarı bir iktidar. Araplar ''demokrasiyi hakketmiyor'' demekle Akp demokrat değil, demek arasındaki farkı anlayabiliyorsun umarım. Daha iyi, aklı selim ve güzel bir yol mümkünken-ütopyadan bahsetmiyoruz- neden buna razı olmamız gerekiyor? Kırk satır mı kırk katır mı, diyelim?
Yukarıda anlattığımız gibi,Akp de tıpkı kemalistler ve Türkiyeli sosyalistler gibi ‘’mecburen demokrat’’.Çünkü hızla gelişen iletişim,kitlelere sandıktan başka yolları olmadığını anlamalarını sağlıyor.Markos ya da Chavez ne kadar demokratsa Erdoğan da ancak o kadar demokrat.Hepsine birden yaşama şansı vermek,ama uyanık olmak zorundayız.Hem Chavezgillere,hem de Erdoğangillere karşı.
Mezhepçi bir kirli savaştan parlamenter demokrasiye boyun eğecek ''asgari bir demokrasi'' ÇIKMAZ.
Mezhepçi olmayan bir diktatörden de mezhep savaşı çıkmaz.
Çıkması için;
a. Esad'ın uzlaşma ve barışla gitmeye zorlanması
b. Ülkedeki ''laik, sol, liberal, Alevi,Kürt ve Hristiyan'' zümrelere garanti verilmesi
gerekir.
Zaman kaybı bunlar,Suriyenin bir an önce bölünmesi gerekir.Tıpkı Türkiye,İran,Irak ve daha birçok bölge ülkesi gibi.
50 SEFER SÖYLETMEK ZORUNDA bırakma: Ali Bulaç'ın bile gördüğünü sen göremiyorsun:
Ali Bulaç’ın bir halt göremediğini biraz önce kanıtlarıyla gösterdim.Laik tribünlere oynamış Bulaç,Suriyedeki iktidar hakkında fena halde yanılıyor.Erdoğan da yanılıyor,Suriyeli Kürtlerden yediği gol bile bunu anlamaya yeter.Allasanız da pullasanız da başından beri mezhepçidir Esad rejimi,durduk yere başlamadı hiçbir şey.
spartacus
19-10-2012, 03:03
Çok kısa bir iki şeye değinmek gerekir.
Mesele özünde mezhep meselesi değil. Mezhepler ülke stratejileri için hem kolay yönlendirilen hazır bir güç olarak hem de en temelde kaldıraç olarak kullanılıyor. Temel siyaset mezhep siyaseti değil. Suriye, İran, Rusya üçlüsü ile Arabistan, Türkiye, Amerika üçlüsü arasında çatışma 10 yılı aşkındır sürmekte. Önemli bir sorun Rusya ile Avrupa arasında enerji krizi olarak kendisini göstermişti.... Kısaca ciddi bir enerji paylaşımı ve dağıtımı sorunu yaşanıyor. Batı bu sorunu ne kadar yaşarsa, çeşitli doğu ülkeleri ellerinden de o kadar kolay sıyrılıyor(İran gibi ülkeler)
Suriye elbette Irak'ı değil, İran'ı desteklemiştir, zira bunun asıl ve tek nedeni de mezhep değildir, yine ABD-Rusya(Çin) merkezli kamplaşmadan dolayıdır... Bu kamplaşmalar da bir kaç yıllık değil 20 yıllık süreçleri kapsıyor...
AKP nin Libya, Mısır açsından göstermediği şiddetli taşeronluğun altında -ki elbette- mezhepçilik yatıyor. Fakat bu; AKP nin yaklaşımının temelinde, ana belirleyen unsur olarak mezhep sorunu var demek değildir. Esad'ın sünni olmaması, AKP ve ABD gibi ülkeler açısından iyi bir koz, iyi bir zayıf yan.... AKP ise zaten bu zayıf yana-yöne vurmaya dünden razı, her yönüyle işine geliyor. Hem mezhepçi bakışı hem de taşeronluğu cuk diye rayına oturtabiliyor ve sözde üzerinden etkili bir siyaset yapıyor görünüyor...
Bu savaş ne zaman biter?
1.) ABD ve müttefikleri ortadoğu enerji sorununu aştığında.(Yani başarılabilirse, Çin ve Rusya yalıtıldığında)
2.) Doğudan batıya enerji akışı, boru hatları vs ABD ve müttefiklerinin projeleri çerçevesine oturduğunda.. Ciddi bir enerji hattı sorunu yaşanıyor ve İran, Suriye, Libya gibi ülkeler ABD ve müttefikleriyle değil, Çin ve Rusya ile işbirliği yaptılar(kısaca, çağımızın egemen sistemi kapitalizm açısından, kendi iplerini, kendileri çekti. Gerçi en doğrusu dünya kaynaklarının, insanca ve ihtiyaç çerçevesinde kullanımı olmalıdır, ama gel görki dünya toplumları sağır, dilsiz ve ama(kör).... 3-5 Kara para babasının, soyguncu bezirganın dünya hayatı adına, milyonlarca insanın sömürüldüğü, ezildiği hatta ekonomik çıkarları-siyasetleri uğruna katledildiği bir dünya var olduğu sürece bu paylaşım çerçeveli savaşlarda var olmaya devam edecek. Esad değil kim gelir ve giderse gitsin, bu savaşlar yine sürecektir....)
TurkceRap
21-10-2012, 01:09
Yazdıklarına katılıyorum,fakaat...
Allah aşkına ALKA,şu forumda Suriye başlıklarında yazılanlara bir bak ve bana forum ateistlerinin bu savaşta herhangi bir tarafı desteklemediğini söyle.
Solun her renginden ulusalcılara kadar geniş bir kesim burada Esad yönetimini destekliyor,birbirimizi kandırmayalım.Hayır,Esad'ın bilmediğimiz bir yönü varsa söylesinler,biz de sevelim.Adam tıpkı Saddam ve Kaddafi ayarında despot bir baas diktatörü.
Bu savaş bunların göstermeye çalıştığı gibi ABD ve İsraile karşı verilmiyor,bu tesbiti doğru yaptığınızda karşınızda ''ABD ve işbirlikçilerine karşı savaşan direnişçi Esad'ı'' değil,''iktidarı bırakmamak için onbinlerin ölümünü umursamayan sıradan bir 3.dünya ülkesi diktatörünü''buluyorsunuz.
Kusura bakma da ben olaya böyle bakanları suçlayamıyorum malesef...
Yakın tarihte belkide bir ilk oldu, ilk defa bir diktatör mazlum oldu, acı ama gerçek.
Ne solcuyum ne ulusalcı, ama körfez ülkelerine bakıyorum, bir de o ülkeleri yönetenlere, hemen hemen hepsi ülkelerini babasının çiftliği gibi yönetiyor.
Bir Tarafta Suriyeye demokrasi getirmeye kalkan Monarşik Suudi Arabistan-Katar, diğer yanda onlara görece daha çağdaş görünümlü Laik Esad, hangisinin daha iç açıcı olduğunu söylemeye gerek yok.
diğer muhalfet dediklerinin Şamdaki barışcıl muhalefetle pek alakası yok, Libyadan şuradan-buradan gelen kiralık katili, Cihadisti, elkaidesi boku-püsürü.
Hiç kusura bakmayın, ortadoğuda bir dönüşümü, demokrasiyi herkes gibi ben de isterim, ama dincilerden özgürlük bekleyecek kadar da avanak değilim.
Ben diğer taraftan olaya kahrolsun emperyalizm çerçevesi dışından bakmak istiyorum.
Abd.li stratejistler Ortadoğu denklemine hatalı yaklaştılar, keza her ülkeye/bölgeye farklı bir yaklaşım benimsenmeden böyle bir dönüşümün olması mümkün değil.
ilk hata Türkiyede yapıldı, Akp.nin Suriyeye girme konusunda neden kamuoyu desteği alamadığını uzun uzun bilahare yazmak isterim, ama Örn. Türkiyede olaylar rüzgarın tersine gelişti.
Ben şahsen Türkiyedeki en büyük hatanın tüm kesimleri kucaklayan merkez bir partinin iktidara gelmemiş olması olarak görüyorum.
Gerçi Akp bu tarz söylemlerle yola çıktı ama populizm ve otoriterlik sevdası yüzünden yıprandı, yoksa bu dönemde akp kamuflaj olarak kullanılıp insanımız için çok büyük kazanımlar elde edilebilirdi.
Mesela Tunus'da strateji büyük ölçüde doğrydu, Irak'da güç kullanılması hataydı, Mısırda olaylar naasıl gelişecek göreceğiz, ama oradada ppek iç açıcı değil, Libyada en azından siyasl zeminde doğru bir adım atıldı.
Suriyeye dönecek olursak, eğer amaç yıkmak değilde bölmekse bu strateji yanlış değil ama eksik, ama köklü bir değişim isteniyorsa bu değişim laik öğelerle olmak zorunda, çünkü Suriye Arapca konuşan ülkeler arasında laik yapıyı en içselleştirmiş olanı diyebiliriz, o yüzden bir değişim olacaksa bu ya sosyal demokrat öğeler taşıyan bir yapı ya da Merkezci ve seküler bir yapı olmak zorunda, yoksa siz Esad'a en muhalefet edenini bile Esadın etrafında kenetlersiniz ki, adam kahraman da olur, mazlum da.
TurkceRap
21-10-2012, 01:25
Forumdaki ateistlerin çoğunluğunun Esad'ı desteklediğinden tam olarak emin değilim, forum genelinde muhaliflere yapılan eleştiri daha yoğun olsa da bu otomatik olarak Esad'ın desteklendiği veya masum olduğu anlamına gelmiyor.
Zira daha önce Libya, Tunus ve Mısır örneği görüldü. O dönemde hatırladığım kadarıyla forumda da bunun bir demokrasi ve özgürlük harekatı olduğuna inanılarak genellikle muhaliflerin desteklendiği mesajlar yazılmıştı ama hayal kırıklığıyla Arap Baharı'nın ne demokrasiye ne de eşit haklara götürdüğüne tanık olunduğundan, bilakis İslamcıların iktidarı ele geçirip diğerlerinin haklarının kısıtlanmasına götürdüğünden Suriye olayında bu sefer ters etki yarattı diye düşünüyorum. Bu yüzden daha çok muhalifler eleştiriyor olabilir. Ama özüne bakarsan birisi askeri diktatörlük diğeri dini diktatörlük..
vALLAHA Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi de, bu forumda da, internet aleminde başka mecraalard da ayakları yere basmayan, reelpolitik gerçekliklerden bihaber birsürü insan var malesef.
vALLAHA Perşembenin gelişi Çarşambadan belliydi de, bu forumda da, internet aleminde başka mecraalard da ayakları yere basmayan, reelpolitik gerçekliklerden bihaber birsürü insan var malesef.
Konuyla ilgili, Suriyeli muhalifler de ikiye ayrılıyor. Kabaca ilki "Suriye Ulusal Koalisyonu", bu grupta Suudi militanlar çoğunlukta ve şeriat yanlısı ve örgüt İslamcı gruplar tarafından yönlendiriliyor.
Diğeri de "Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi", bu grupta da daha ziyade İslamcı olmayan yapılanmalar tarafından yöneltiliyor. Bu gruplar mesela Türkiye'yi topraklarından Suriye'ye Suudi militanlar sokmakla ve Suriye'ye zarar vermekle suçluyor.
Suriyeli muhaliflerden Türkiye'ye suçlama
Beşşar Esad rejimine karşı mücadele eden Suriye Ulusal Koalisyonu dışındaki muhaliflerin şemsiye örgütü Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi, Türkiye'yi topraklarından Suriye'ye Suudi militanlar sokmakla suçladı.
Rusya ’nın Sesi Radyosu’na konuşan Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi Sözcüsü Heytem Menna, "Bu militanlar Suriye ’ye zarar veriyor. Ne yazık ki Türkiye gibi siyasi güçler, onların Suriye’ye sızmasına müsaade ediyor. Ve burada amaç sadece Suriye değil. Ülkemiz bu hedefin sadece bir halkasıdır" dedi.
Suriye Ulusal Koalisyonu’ndan sonra gelen en önemli muhalefet grubu olan Hasan Abdül Azim liderliğindeki Demokratik Değişim için Ulusal Koordinasyon Komitesi 13 muhalefet partisini bünyesinde barındırıyor. (DHA)
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1109910&CategoryID=81
Suriye'deki insanların neden ayaklandığı konusunda bazı önemli noktalar geçiştiriliyor.
Bu önemli nokta Suriye'de yaşanan kuraklığın ve artan gıda fiyatlarının Suriye'yi son derece olumsuz etkilemesidir. Milyonlarca insanı son derece yoksul bırakan, yüz binlerce insanın geçim kaynaklarını kaybettiği olaydan söz ediyoruz.
http://www.irinnews.org/Report/85963/SYRIA-Drought-driving-farmers-to-the-cities
http://www.irinnews.org/Report/88554/SYRIA-Why-the-water-shortages
Bazı araştırma ve çalışmalar İklim Krizi ile bu Ayaklanmalar arasında bağlantı olduğunu söylüyor.
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=climate-change-and-rising-food-prices-heightened-arab-spring
http://thinkprogress.org/climate/2012/03/03/437051/syria-climate-change-drought-and-social-unrest/
http://www.guardian.co.uk/environment/blog/2013/mar/06/food-riots-new-normal
http://www.americanprogress.org/issues/security/report/2013/02/28/54579/the-arab-spring-and-climate-change/
İnsanlar aç kaldıklarında ayaklanırlar. Çünkü açlık direk olarak insanların yaşamlarını tehdit eder. Onları çaresiz bırakır. (Tabii ayaklanacak bir yapı, örgütlenme ve silah olursa ayaklanabilir insanlar.)
Yani Suriye ayaklanmaya son derece uygun bir kitle vardı. Bu insanlar artan gıda fiyatları ve bölgeyi vuran kuraklıktan son derece olumsuz etkilendiler. Bunun yanında bu kuraklığı ve birden artan gıda fiyatlarından ortaya çıkan şoku Esad rejimi başarılı şekilde idare edemedi.
Elbette kapitalizmde kriz birileri için fırsattır. Ve birileri bu fırsatı kullanmak, bu fırsattan istifade ederek kendi çıkarlarını gerçekleştirmek isteyebilir. Bu krizden kimin yararlanmak istediği açık.
Bazı tahminlere göre, bunları küçümsememek gerekir, iklim krizi bölgeyi epey etkileyecek gibi görünüyor. Tabii tüm bunları dünyadaki ekolojik krizi, enerji krizi, artan enerji fiyatları, kapitalizmin yaşadığı krizi de değerlendirmek gerekir. Bunlar birbiriyle ilintili.
http://www2.ucar.edu/sites/default/files/news/2010/2030-2039wOceanLabels.jpg
Çok kısa bir iki şeye değinmek gerekir.
Mesele özünde mezhep meselesi değil. Mezhepler ülke stratejileri için hem kolay yönlendirilen hazır bir güç olarak hem de en temelde kaldıraç olarak kullanılıyor. Temel siyaset mezhep siyaseti değil.
Suriye, İran, Rusya üçlüsü ile Arabistan, Türkiye, Amerika üçlüsü arasında çatışma 10 yılı aşkındır sürmekte. Önemli bir sorun Rusya ile Avrupa arasında enerji krizi olarak kendisini göstermişti.... Kısaca ciddi bir enerji paylaşımı ve dağıtımı sorunu yaşanıyor.
Batı bu sorunu ne kadar yaşarsa, çeşitli doğu ülkeleri ellerinden de o kadar kolay sıyrılıyor(İran gibi ülkeler)
Suriye elbette Irak'ı değil, İran'ı desteklemiştir, zira bunun asıl ve tek nedeni de mezhep değildir, yine ABD-Rusya(Çin) merkezli kamplaşmadan dolayıdır... Bu kamplaşmalar da bir kaç yıllık değil 20 yıllık süreçleri kapsıyor...
AKP nin Libya, Mısır açsından göstermediği şiddetli taşeronluğun altında -ki elbette- mezhepçilik yatıyor. Fakat bu; AKP nin yaklaşımının temelinde, ana belirleyen unsur olarak mezhep sorunu var demek değildir. Esad'ın sünni olmaması, AKP ve ABD gibi ülkeler açısından iyi bir koz, iyi bir zayıf yan.... AKP ise zaten bu zayıf yana-yöne vurmaya dünden razı, her yönüyle işine geliyor. Hem mezhepçi bakışı hem de taşeronluğu cuk diye rayına oturtabiliyor ve sözde üzerinden etkili bir siyaset yapıyor görünüyor...
Bu savaş ne zaman biter?
1.) ABD ve müttefikleri ortadoğu enerji sorununu aştığında.(Yani başarılabilirse, Çin ve Rusya yalıtıldığında)
2.) Doğudan batıya enerji akışı, boru hatları vs ABD ve müttefiklerinin projeleri çerçevesine oturduğunda.. Ciddi bir enerji hattı sorunu yaşanıyor ve İran, Suriye, Libya gibi ülkeler ABD ve müttefikleriyle değil, Çin ve Rusya ile işbirliği yaptılar(kısaca, çağımızın egemen sistemi kapitalizm açısından, kendi iplerini, kendileri çekti.
Gerçi en doğrusu dünya kaynaklarının, insanca ve ihtiyaç çerçevesinde kullanımı olmalıdır, ama gel görki dünya toplumları sağır, dilsiz ve ama(kör).... 3-5 Kara para babasının, soyguncu bezirganın dünya hayatı adına, milyonlarca insanın sömürüldüğü, ezildiği hatta ekonomik çıkarları-siyasetleri uğruna katledildiği bir dünya var olduğu sürece bu paylaşım çerçeveli savaşlarda var olmaya devam edecek. Esad değil kim gelir ve giderse gitsin, bu savaşlar yine sürecektir....)
Dogru bir noktaya dikkat cekmissin. Mezhepler sadece arac..
Ve gercek resmi gorebilmek icin, en az bir 20 hatta daha fazla surec geriye bakmak gerekiyor.
Dinler de zaten guzel bir kilif.. E daha ne olsun..
Küresel çaptaki islami terör gruplarıyla ve bu gruplardan da destek alması muhtemel bir avuç Suriye Devrimcisiyle savaşıyor.
Tabi, bu düşüncemin tümüyle subjektif, manipülatif duyumlara dayandığını da belirtmeliyim.