Orijinalini görmek için tıklayınız : Deizm görüşü ve Deist Tanrı modelleri
Şüpheci Dinsiz
17-10-2012, 07:22
Sevgili arkadaşlar,
Klasik Deizm ile ilgili genel tanımları buradan (http://tr.wikipedia.org/wiki/Deizm) okuyabilirsiniz. Bu tanımların hepsine katılmamakla, hatta bazılarını mantık dışı bulmakla birlikte kendimi "Deist" olarak tanımlarım.
Mühendis olduğumdan bilimle iç içe yaşadım. Haliyle her olayın bilimsel açıklaması olduğunu düşünürüm. Henüz açıklayamadığımız olaylar varsa bile hiç açıklanamayacağı anlamına gelmez, bilimimizin henüz yetersiz olduğu anlamına gelir bana göre. Açıklayamadığımız her olayı boşlukların Tanrı'sına (http://en.wikipedia.org/wiki/God_of_the_gaps) bağlamam.
Deizm hakkındaki düşüncelerim kısaca şöyledir :
- Deizm dogmalar içermemelidir.
- Deizm mistik, metafizik ögeler içermemelidir.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
- Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
- Deist kişi Tanrı kurgularını "bilimsel olabilirliği mümkün olan" varsayımlar üzerine oluşturmalıdır.
Çoğu Teist, Deist, Panteist, Agnostik, Ateist arkadaşla Deizm görüşlerim örtüşmediğinden "Ateist" olduğum şeklinde eleştiri alırım. Bence bir mahzuru olmamakla birlikte (çünkü zaten Ateist gibi yaşarım) kendimi Ateist olarak tanımlamam. Çünkü Tanrı'nın var olma ihtimalini olmamasından daha yüksek olarak görürüm.
Kendimce bu şartlara uygun bir Deist Tanrı modeli oluşturdum. Bu modeli anlatmadan önce Tanrı'nın tanımı üzerinde biraz durmak istiyorum.
Wiki'de Tanrı'nın İngilizce (http://en.wikipedia.org/wiki/God) ve Türkçe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Tanr%C4%B1) tanımlarına bakılırsa, bu tanımların insanlar tarafından yapılmış olduğu, yaşanılan coğrafyalara, çağa, geleneklere göre Tanrı'yı tanımlayan özelliklerin bölgeselleştiği hemen anlaşılır. İskandinav Tanrı'larının buzla, Ortadoğu Tanrı'larının ateşle ilişkisi buna iyi bir örnektir.
Dinlerin işaret ettiği Tanrı'ları bir kenara bırakacak olursak, Tanrı'yı "yokluğunda bizim de varolmayacağımız garanti olan", bir bilinç, bir güç olarak tanımlayabiliriz, ki; bu tanım bile eksiktir.
Örneğin, big-bang asla kendi kendine oluşamayan bir fenomen ise (böyledir demiyorum) ve bir bilinç, bir güç bunu gerçekleştirdiyse big-bang sonucunda oluşan evren varoluşunu o güce borçludur. O güç, o evrenin var edicisidir. Yoktan var edicisi olmayabilir ama yine de var edicisidir.
Elbette kafamızdaki Tanrı kavramı dinlerin ve filozofların kurgularından ibarettir ve insanlığın toplam bilgi birikiminde böyle yer etmiştir.
Çoğu dine göre Tanrı kusursuzdur, kudreti sınırsızdır, yoktan var edicidir, ezelden beri vardır, ebediyen var olacaktır.
Gerçekten böyle bir Tanrı var olabilir mi ?
Vacibül-vücud iddiasına göre varlıkların var olması için bir var eden olmalıdır ve bu ilk varlık Tanrı'dır, kendinden başka her varlığı yaratandır, yoktan var edendir.
Vacibül-vücud iddiasının temel dayanağı maddenin yoktan var olamayacağı, böylece maddenin bir yaratanı olması gerektiği, bu yaratıcının da Tanrı olduğu varsayımı üzerine kurulmuştur. Peki, madde yoktan var olmuyorsa Tanrı nasıl yoktan (üstelik bilinçli ve kudretli olarak) var olmuştur ? Tanrı'nın bilinçli ve kudretli olarak yoktan var olma ihtimali ile maddenin bilinçsiz olarak yoktan var olma ihtimali karşılaştırıldığında ilk seçeneği tercih etmek mantık dışıdır.
Haliyle, bence böyle bir Tanrı yoktur. Çünkü Tanrı varken yokluk yoktur, haliyle yoktan yaratma diye birşey yoktur. Demekki madde hep vardı. Tanrı varsa bile maddenin bir ürünü olmalı.
--/--
Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
- Din, peygamber göndermemişlerdir.
- İnsanları izlemezler, müdahale etmezler, muhtemelen buna güçleri de yetmez.
- Ödül, ceza, kader, cennet, cehennem yoktur.
- Melek, şeytan, cin, peri, huri, öcü yoktur.
Bence varoluş ve zamanın akışı kısaca şöyledir :
- Madde hep vardı.
- Big-bang'den önce de madde vardı.
- Maddenin tabi olduğu yasalarla evrenin yaşama imkan veren her köşesinde abiyogenez ve evrim mekanizmaları çalıştı. Bazılarında yaşam formları yaşama sıkı sıkıya tutundu.
- Bazılarında bilinç kazandı, serpildi, gelişti, aklını kullanmayı öğrendi.
Bizim şimdi yaptığımız, ilerde daha iyisini yapacağımız gibi
- Bunlardan bazıları evreni keşfe çıkacak kadar gelişti.
- Belki kaos halindeki evreni anlamaya, kendince düzen getirmeye çalıştı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerini oluşturmak için kullandı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerinde uyguladı.
- Belki kimi yerlere yaşam ekti (abiyogenez, bencil gen).
- Belki kimi yerlerde yaşama (akıl kazandıran) müdahaleler etti.
Sevgiler
Olimpiyat
17-10-2012, 10:08
Selamlar.İki sorum olacak.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
Deizm, Tanrı yı kabul etmekse, bu nasıl bilimsel olabilir.
Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
Tanrı kuvvetli bir olasılıktır derken, elimizdeki parametreler neler?
klucky35
17-10-2012, 10:15
Yani, Yaratan(lar) Evrim süzgecinden geçmiş size göre.
Bizimde müdalesiz o evrim süzgecinden geçmemiz mümkün değilmi Yaratan(lar) gibi?
Saygılar..
Şüpheci Dinsiz
17-10-2012, 14:32
Sevgili Olimpiyat,
Deizm, Tanrı yı kabul etmekse, bu nasıl bilimsel olabilir."Tanrı'yı kabul etmek" değilde "Tanrı'nın olabileceğine ihtimal vermek" dersek bilimsel olabilir.
Tanrı kuvvetli bir olasılıktır derken, elimizdeki parametreler neler?Benim varsayımımı güçlendiren bilimsel veriler şunlardır :
- Laboratuar şartlarında yapılan abiyogenez çalışmalarında önemli sonuçlar elde edilmiştir. Yakın bir zamanda insanın kodladığı bir DNA ile bencil gen'e sahip bir hücrenin yapılacağına, yani tamamen insan ürünü bir hücrenin yapılacağına inancım tamdır.
İnsan yapısı DNA'nın hücreye naklinden sonra ilk sentetik hücrenin elde edilişine dair şu makaleyi (https://www.facebook.com/#!/photo.php?fbid=508560505823244&set=a.309987892347174.106731.307777035901593&type=1&theater) okuyunuz
- Yıldızlar organik bileşen üretiyorlar, buradan (http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=12&t=6768&p=142682&hilit=organik#p136536) okuyunuz.
- Uzayda meteoritlerde DNA yapı taşları bulundu, buradan (http://www.agnostik.net/viewtopic.php?f=12&t=6768&p=142682&hilit=organik#p142682) okuyunuz.
- Güneş gibi genç yıldızların çevresindeki gaz bulutunda şeker molekülleri bulundu, buradan (http://www.space.com/17345-sugar-molecules-discovered-young-star.html) okuyunuz.
Bu verilerden; uzayda zaten organik bileşenlerin, DNA yapı taşlarını var olduğunu, bunları yıldızların ürettiğini anlıyoruz. Buradan, abiyogenezin sadece dünya ile sınırlı kalmayıp evrenin sayısız köşesinde gerçekleşeceğini, evrimleşeceğini düşünmek yerinde olur.
Yani, Yaratan(lar) Evrim süzgecinden geçmiş size göre.
Bizimde müdalesiz o evrim süzgecinden geçmemiz mümkün değilmi Yaratan(lar) gibi?Elbette mümkündür sevgili klucky35. :)
Bununla birlikte, evrenimizin ve diğer olası evrenlerin içindeki evrimleşmiş akıllı türlerin ilkinin "insan" olma ihtimali, olmama ihtimalinden daha düşük geliyor bana. Eğer evrendeki akıllı varlıkların ilki "insan" ise, kendini yok etmezse, bilimini ilerleterek Tanrı'ya atfettiği vasıflara sahip olabilir.
Bunu bir sonraki iletimde biraz açayım.
Sevgiler
Şüpheci Dinsiz
17-10-2012, 14:37
Sevgili arkadaşlar,
İnsanın (veya akıllı varlıkların), Tanrı olma, yaratma ihtiyacını, mecburiyetini irdeleyeyip, Tanrı vasıflarının neler olabileceğini birlikte düşünelim.
Benim varsayımlarıma göre Deist Tanrı ileri düzeyli bilime sahip bir medeniyet olabilir. Aşağıdaki kurgu bu temellere dayandırılmıştır.
Maddenin ezelden beri var olduğunu düşünelim veya maddenin nasıl var olduğunu bilemediğimizi itiraf edip şimdilik bunu görmezden gelelim, ve maddenin temel bazı kanunları (çekim kuvveti, zayıf ve güçlü nükleer kuvvetler, manyetizma) olduğunu düşünelim. Parçacık düzeyinde kaos halinde olan madde sürekli etkileşim içinde ve etkileşimlerde denge kazanıncaya dek evriliyor, şimdi bilemediğimiz biçimlerde kütleler ve enerji öbekleri oluşturuyor. Her yeni oluşum bulunduğu uzayda yeni etkileşimlere (kaoslara) sebep oluyor, ve bu sebeple etkileşim sürekli hale, hiç bitmeyen bir hale geliyor. Ancak, bazı belirli şartlarda (güneş - gezegen - yörünge gibi) etkileşimlerde denge oluşuyor.
Etkileşimlerde denge oluşan enerji öbeklerinde (sistemlerde) yeterli zaman geçtiğinde abiyogenez gerçekleşiyor, abiyogenezin gerçekleştiği habitat organik varlığın yaşamasına uygun ise evrim süreci başlıyor, evrim mekanizmaları varlığın ortama uygun olan kopyalarını seçiyor, uygun olmayanları eleniyor. Varlıkların yaşam bulduğu habitat, evrendeki kaos sebebiyle sık sık değişiyor (gök taşı düşüyor, depremler, seller yaşanıyor, güneş patlamaları oluşuyor, atmosfer değişiyor), evrimin mekanizmaları varlığın seçimini yeni habitat'a, yeni kurallara göre yapıyor. Varlık, artık daha farklı seçim kurallarını aşmak zorundadır, yeni habitat'a uyum için yeterli zamanı bulduğunda adapte olabilecek, olamadığında yok olacaktır. Gezegenin çeşitli farklı bölgelerinde, örneğin kutuplarında, ekvatorunda, sulak yerinde, kurak yerinde, aydınlık yerinde, karanlık yerinde, farklı varlıklar türeyecek, farklı evrimsel seçimlere, adaptasyona tabi olacaklardır. Varlığın çeşitliliği de böylece açıklanabilir.
Varlıklar çeşitlendikçe değişik bir evrimsel süreç olan "av olmama, avlanma" süreci başlayacak, varlıklardan diğerlerine göre daha çok gelişenler, başta duyu organları, kas - iskelet yapısı gelişenler seçilecektir. Bu kurgu varlıklara önünde sonunda kalıtsal bilgi aktarımı, düşünme, tuzak kurma, tehlikelerden sakınma özelliklerini de (bunu başarabilen varlıklar seçildiği için) sağlayacaktır. Bu kurguda varlıkların akıl kazanması da kaçınılmazdır. Örneğin, akıl kazanıp silah yapmayı başaramayan insan, doğal seçilimde seçilmez, yok olurdu veya yırtıcılardan korunmak için diğer primatlar gibi ağaçlarda yaşamaya devam ederlerdi.
--/--
Maddenin tabi olduğu kanunlar, var olmak ve akıl kazanmak için yeterli gibi görünüyor, bu aşamaya kadar Tanrı'ya ihtiyaç olmadı. Önce maddenin evrimi, abiyogenez, sonra organik evrim varlığımızı mantıklı bir şekilde açıklamaya yeterli oldu. Bu sürecin tüm ayrıntılarını şimdilik bilmiyoruz, ama benim düşünceme göre kurgu ana hatlarıyla budur.
--/--
Peki, Tanrı bu kurgunun neresindedir ? Belki bazı aşamalarında vardır, belkide hiçbir yerinde yoktur. Varsayımlarıma göre kendisinden başka herşeyi yaratmış olan bir Tanrı olamaz. Tanrı varsa bile maddenin, abiyogenezin, evrimin bir ürünü olan bir medeniyettir.
Belkide Tanrı yoktur.
Bu cümleyi "belkide henüz yoktur" diye yazmak bence daha doğru olur. Evrende/evrenlerde akıl kazanmış olan ilk varlık insan ise, kendini yok etmezse, bilimini ilerletirse evrenin Tanrı'sı olur. Sahip olduğu bilimi kullanarak evreni düzene sokar, belkide kendisine daha uygun yeni evrenler yaratır. İçindeki kötülüğün, bencilliğin, komplekslerinin, hırsının kaynağı olan bedeninden kurtulabilir, o zaman muhtemelen kötü olmaz, kötülük yapmasına gerek kalmaz. Tanrı olacak kadar bilim sahibi olan bir varlık bu sebeplerle sadist, kötü olmaz. İnsan varlığını korursa, şimdiden binyıllar sonra bunu yapabilecek hale gelebilir.
Belki bazı aşamalarda vardır.
Bilimini ilerletmiş bir medeniyet (Tanrı), uygun ortama sahip bir gezegende abiyogenezi başlatmış, evrimi başlatmış olabilir. Gezegeni abiyogenez ve evrime uygun hale getirmiş (atmosfer vs.) olabilir. Abiyogenez ve evrimi başlamış bir gezegende varlıklara akıl, yetenek kazandıran müdahalelerde bulunmuş olabilir.
Tanrı olma, yaratma ihtiyacı / mecburiyeti
İnsanı ele alırsak, doğaya karşı savaşında şimdilik hep yeniliyor. Hastalanıyor, sakatlanıyor ve ölüyor. Üstelik biyolojik varlığından ötürü açlık, susuzluk, cinsellik, ego, hırs, mutsuzluk, tatminsizlik gibi bin türlü belası var. Bilimimizi ilerlettikçe öncelikle hastalıklara, sakatlanmalara, ölüme, açlığa, susuzluğa çareler arıyoruz. Sonrasında diğer biyolojik kaynaklı dertlere sıra gelecek. Bunlarla kısmen uğraştığımız söylenebilir. Hormonal düzensizlikleri düzenleyen ilaçlar yapıldı. Belirli maddelerin kritik hormonları tetiklediği, insana sahte cenneti yaşattığı biliniyor. Belki insan, ilerde biyolojik varlığından kurtulacak, mevcut enerji ve hormonal ihtiyaçlarını sunni olarak temin eden sınırsız enerji kaynakları geliştirerek açlığı bitirecek, beslenmek için doğanın, hayvanların yakasından düşecek.
Biyolojik varlığından kurtuluncaya kadar bulunduğu evrende tehdit olarak gördüğü unsurları (asteroid, karadelik, güneş patlaması vs.) düzenlemek zorunda kalacak.
Belki biyolojik varlığından kurtulunca dünya'da kalmasına gerek olmayacak, belirli atmosfer şartlarıyla kısıtlanmayacak, ev, iş gibi ihtiyaçları olmayacak.
Belki bunları uzay boşluğunda herhangi bir yerde oluşturabilecek, kendi dünyasını, atmosferini, evrenini yapabilecek.
Belki ölümsüz olacak.
--/--
Bir varlık için akıl sahibi olmak, öncelikle kendisini koruma içgüdüsüyle kendisini planlı bir şekilde emniyete almayı gerektiriyor. Zarar gördüğü unsurları elimine etmeye, kontrol altında tutmaya çalışıyor. Kendisini tüm zarar görme ihtimallerine karşı hazırlamak istiyor. Bilimi arttıkça kapsama alanı da, önlem alma kabiliyeti de genişliyor.
Varlık, açlık, barınak, cinsellik gibi temel ihtiyaçlarını karşılama yönünde garantiler arıyor. Bilimi arttıkça bunları karşılama kabiliyeti de artıyor.
Sonra konfor arayışı geliyor. Sağduyusuyla konforun bedelini sorgulamaya başlıyor. Zarar vermeden konfor arayışına giriyor. Kaynaklar sınırlı olduğu sürece konforun zor kazanılacağını, sömürüyle kazanılacağını anlıyor, bilimle kaynakların arttırılacağını anlıyor, bilimini sürekli ilerletiyor.
Hedef, hiç aç - susuz kalmayacağı, hastalanmayacağı, sakatlanmayacağı, mağdur olmayacağı, ölmeyeceği, herşeye kudreti olan, herşeyi şekillendirebilen bir duruma kavuşmak, yani tanımladığı Tanrı vasıflarına sahip olmaktır.
Akıllı varlığın hedefi budur, (varlığını sürdürebilirse) bu hedefe er veya geç ulaşacaktır. Buna ihtiyacı vardır ve mecburdur. Bu hedefe ulaştığında Tanrısal vasıflara sahip olacaktır ve bence sadist, kötü, yıkıcı olması için bir sebep kalmayacaktır.
Sevgiler
Benim de bir sorum olacak: olasilik olarak gordugunuz tanri veya tanrilar, var olmus olsa ne fark eder, olmasa ne fark eder? Insan hayatina olumlu veya olumsuz ne etkileri olabilir. Kanaatimca hicbir etkisi olamaz.
Bir guc, planli bir sekilde bizleri iradesiyle yaratmadi ise, o guce tanri vasfi vermek ne derece dogrudur? Fiziksel guclerin varligini ve gercekligini hepimiz biliyor, hissediyoruz. Kainatin, hatta kainatlarin da var olmasina sebep bu gucler dahi olsa, bunlara tanri, yaratici demek dogru olur mu?
Keza eski, evrimini tamamlamis bir medeniyet, hatta uzayda mevzilenmis, dunyaya amino asit ve dna getirdigini varsayabilecegimiz varliklarin, dunyada hayati baslatmis olmalari onlari tanri mi yapar? Deist olmakla ateistin arasindaki fark bu ise, ya sen ateistsin, ya da ben deistim arkadasim.
Şüpheci Dinsiz
17-10-2012, 19:03
Sevgili vartor,
Benim de bir sorum olacak: olasilik olarak gordugunuz tanri veya tanrilar, var olmus olsa ne fark eder, olmasa ne fark eder? Insan hayatina olumlu veya olumsuz ne etkileri olabilir. Kanaatimca hicbir etkisi olamaz.Bence de hiç bir etkisi olmaz. Bu yüzden Deizm'de dua, ibadet vs. gibi ritüeller yoktur. Pratikte Ateist gibi yaşanır. Yaşam verdiği için olası Tanrı'ya teşekkür edilir sadece.
Bir guc, planli bir sekilde bizleri iradesiyle yaratmadi ise, o guce tanri vasfi vermek ne derece dogrudur? Fiziksel guclerin varligini ve gercekligini hepimiz biliyor, hissediyoruz. Kainatin, hatta kainatlarin da var olmasina sebep bu gucler dahi olsa, bunlara tanri, yaratici demek dogru olur mu?Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorum.
İlk iletide Tanrı kavramını açıklamaya çalışmıştım. Bize öğretilmiş olan Tanrı kavramı insan ve dünya merkezli bir bakış açısıyla oluşturulmuştur. Halbuki dünya ve insan, evrene göre okyanustaki bir su molekülü bile değildir.
Keza eski, evrimini tamamlamis bir medeniyet, hatta uzayda mevzilenmis, dunyaya amino asit ve dna getirdigini varsayabilecegimiz varliklarin, dunyada hayati baslatmis olmalari onlari tanri mi yapar? Deist olmakla ateistin arasindaki fark bu ise, ya sen ateistsin, ya da ben deistim arkadasim.İnsanlar olarak ay'da atmosfer oluşturup kendi kodladığımız DNA'ları kullanarak oluşturduğumuz bencil genler ile abiyogenezi başlatsak, yerçekimi vs. farkından dolayı muhtemelen tamamen yeni türler oluşacaktır. Bence bu bizi ay varlıklarının Tanrı'sı yapar. Biz olmasak onlar da olmazdı sonuçta.
--/--
Ateist olduğum konusunda itirazlarla sık sık karşılaşıyorum. Hoş, benim için bir mahzuru yok, ama benim gibi düşünenlere Agnostik Deist deniyor. Klasik Deizm'den farklı olarak hiç kabul, inanç barındırmıyor, Tanrı olasılığına ihtimal veriyor ve şüpheci olmayı sürdürüyor.
Ben Deizm konusunda uzun ve yorucu tartışmalara girmemek için kendime "Şüpheci dinsiz" diyorum.
Sevgiler
Sami Dede
26-10-2012, 10:11
Sevgili arkadaşlar,
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
Bence varoluş ve zamanın akışı kısaca şöyledir :
- Madde hep vardı.
- Big-bang'den önce de madde vardı.
- Maddenin tabi olduğu yasalarla evrenin yaşama imkan veren her köşesinde abiyogenez ve evrim mekanizmaları çalıştı. Bazılarında yaşam formları yaşama sıkı sıkıya tutundu.
- Bazılarında bilinç kazandı, serpildi, gelişti, aklını kullanmayı öğrendi.
Bizim şimdi yaptığımız, ilerde daha iyisini yapacağımız gibi
- Bunlardan bazıları evreni keşfe çıkacak kadar gelişti.
- Belki kaos halindeki evreni anlamaya, kendince düzen getirmeye çalıştı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerini oluşturmak için kullandı.
- Belki bilimini evrenin yaşama imkan veren köşelerinde uyguladı.
Muhterem Deist Arkadaş, Bu konuda yazmak istemiştim ama daha önce konuya değinen arkadaşımız var mı diye aradım ve senin bu yazınla karşılaştım. Düşünce ve inandıklarımı yazsam bu kadar güzel ifade edemezdim. Paylaşımın için teşekkür ediyor yalnız olmadığımı görüyorum...
Sevgiyle..
Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorum.
Sayin Deist_tr;
Insan ve dunya merkezli olmayan akilli tur'den kastinizi biraz daha acar misiniz?
Şüpheci Dinsiz
28-10-2012, 17:34
Sevgili Neva,
Sayin Deist_tr;
Insan ve dunya merkezli olmayan akilli tur'den kastinizi biraz daha acar misiniz?Demiştim ki:
Eğer varoluşumuzu akıllı bir türe (Tanrı'ya) borçluysak belirli bir plan dahilinde ve iradesiyle yaratmış olmalı. Ama bu planın insan ve dünya merkezli olduğuna hiç ihtimal vermiyorumDinler, bilindiği gibi dünya ve insan merkezli bir kurguya sahiptir. Onlara göre Tanrı dünyayı içindeki tüm varlıklarla birlikte insana göre, insan için yaratmış ve üstün bir varlık olan insanı onlara egemen kılmıştır. İnsan, Tanrının gözdesidir, biricik varlığıdır. Tanrı insanı gözetler, onun dertleriyle ilgilenir, ibadetini ister, günahlarını sevaplarını sayar. Uzatmayayım, bilimin gerçeği gözlerine sokmasından önce dünyayı evrenin merkezi zannetmişlerdir, güneş - ay - yıldızlar figürandır, dünya var olduğu için vardırlar.
Bu görüş tarzı dünya ve insan merkezli görüştür.
Ben, evrenin, yaşamın varolmasına neden olan bir Tanrı varsa bile dünyayı, insanı hedef alarak var ettiğine ihtimal vermiyorum. Basit bir kozmik deneyin yan ürünü, hatta yan etkisi bile olabiliriz.
Sevgiler
Baskoylu
28-10-2012, 21:33
Saygideger Deist_tr Dost
Oncelikle Ateizm`in ne oldugunu cok net kavramamiz gerektigine inaniyorum.
Bir donem Ingilizce ogretmenim Hiristiyanligin Ataizm ve Kominizmle cok benzerligi oldugu, kendisini hem Ateist hemde dindar bir Hiristiyan gorurdu.
Ateizm, Tanri inancinin reddidir. Tanri fikrine dayali “Teist” dunya gorusunu kabul etmemek gecmiste kendisine Tanri inanci empoze edilmesine ragmen Insani yaratanin insanin kendisi olduguna inanir, Bing Bang teorisi ile yola cikarak Tanri denen hayali varligin yok edilmesi ve curutulmesi demektir. Yani “Tanri’ya inanmamak”, yada “Tanri inancinin yoklugu” anlamina geldigi soylenebilir.
Siz kendinizi bir agacin tepesinde goruyorsunuz, yere inmek icin caba harciyorsunuz, fakat agactan inmekten korkuyorsunuz, belkide yere ayak basmak icin cok yol kat etmis olabilirsiniz, ama hala elinizde agacin bir dalini birakmiyorsunuz....
Hani olurda YA BIRDE VARSA misali Tanri korkusunu icinizden atmadiginizin bir kivilcimi olsa gerek, Yok degilse Ateizm`i kavramanin ve Ateist dusunceyi savunmak ayridir, Deizm inancini savunmak ayridir... bir birleri ile yakinliklari olsada, Tanrinin Var Olduguna inanilmasi, Ateizmle ayriliklarini ve farkliliklarini net bir sekilde ortaya koyar.
Dolayisiyla "Deizm" Ateizm degildir.
Deizm;Tum dinleri rededen ancak tanrinin varligina inanan inanc seklidir.
Dinler rededildigi icin peygamberler, sozde kutsal kitaplar, cennet ve cehennem, melek ve seytan gibi kavramlarin hicbirinin deizm inancinda yeri yoktur.
Sadece evreni ve doga kanunlarini koyan, bunun ardindan evrene ve insanliga hic bir mudahalesi olmayan tanriya inanilir.
Bu tek inancin kaynagi, dolaysiz yoldan algilarimizla dogaya ve insanin yapisina duyulan hayranlik ve bunlari bir yaratan (tanri) olmasi gerektigine olan inanc seklidir.
Dolayisiyla Deizm`da tanri inanci vardir.
Hallac-i Mansur; "ENEL-HAQ," Ben Tanriyim, Tanri Benim, Tanri Bende, Ben Tanridayim... demesini bire bir uyustugunu soyliyebiliriz,
Lakin Ateizmle uyustugunu soylemeniz!!!! Ateizm dusuncesini kendi dusuncenize endeksliyerek yorumlamissiniz.
Farklilliklarimiz zenginliklerimizdir felsefesi ile, herseye ragman guzel yorumunuzdan dolayi, Sizi yurekten kutluyorum....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Şüpheci Dinsiz
28-10-2012, 22:12
Sevgili Baskoylu,
Konuya yaptığınız değerli katkı ve eleştiri-yorum için ben teşekkür ederim.
Sevgiler
Sevgili Neva,
Demiştim ki:
Dinler, bilindiği gibi dünya ve insan merkezli bir kurguya sahiptir. Onlara göre Tanrı dünyayı içindeki tüm varlıklarla birlikte insana göre, insan için yaratmış ve üstün bir varlık olan insanı onlara egemen kılmıştır. İnsan, Tanrının gözdesidir, biricik varlığıdır. Tanrı insanı gözetler, onun dertleriyle ilgilenir, ibadetini ister, günahlarını sevaplarını sayar. Uzatmayayım, bilimin gerçeği gözlerine sokmasından önce dünyayı evrenin merkezi zannetmişlerdir, güneş - ay - yıldızlar figürandır, dünya var olduğu için vardırlar.
Bu görüş tarzı dünya ve insan merkezli görüştür.
Ben, evrenin, yaşamın varolmasına neden olan bir Tanrı varsa bile dünyayı, insanı hedef alarak var ettiğine ihtimal vermiyorum. Basit bir kozmik deneyin yan ürünü, hatta yan etkisi bile olabiliriz.
Sevgiler
Sevgili Deist_tr;
Bilim dediginiz, koken olarak inanclardan beslenmistir yillarin icinde, antik dunyaya ve o donem ki ilkel de olsa bilimsel calismalara bakarsaniz gorebilirsiniz.
Insanlik tarihi icinde, hicbir evre inancsiz/tanrisiz vs. gecmemistir. Bir tane dinsiz, tanrisiz(sekli semali ne olursa olsun) uygarlik gosteremessiniz mesela insanlik tarihine dair.
Bu yuzden bilimin gelisimi de baltalanmistir donemler arasi.
Bugunku modern bilimde de, hala pek cok gorus, insan ve dunya merkezlidir.
Evrenin veya yasamin varolmasina bir tanrinin sebep olmus olacagi fikri, tanri arayisi ihtiyaci sonucudur. Ki bu da anlasilabilir bir durumdur fikir karsitliklari acisindan sorun degil.
Ancak bir kozmik deneyin sonucu olmasi fikri, yine akilli bir tanri fikrine cikarir. Zira kozmik dunya, sunu bir deneyleyeyim diye dusunup, fikir yurutup, devinim gostermez.
Oysa kozmik dunya, kendiliginden devinimini saglayacak ozelliklere sahiptir. Ama bu ozellikler(madde ve ozellikleri) bir tanri degildir.(kuskusuz kisisel fikrim)
Veya bu ozelliklerin bir kisminin bilincli veya hatali soyutlanip tanri diye varsayim olarak dahi ortaya konmasi, bizi akilli bir tanrinin varligina veya tasarimina goturmez diye dusunuyorum.
Shawstein
21-11-2012, 02:25
Bilimsellikten bahsediyorsak bir tanrı kesinlikle yoktur.
Tüm dünyada "Deist = Korkak Ateist" görüşü yaygındır, bende aynı görüşteyim.
DinsizKisi
13-12-2012, 14:43
Tanrı anlayışını "fiziği aşan bir şey yoktur" diyerek özetlersek bir çeşit "materyalist deizm" söz konusu burada. Bildiğim kadarıyla Hindu Tanrıları da sonsuz olan evreni yeniden düzenlerler -yaratıcı değillerdir-, bu açıdan onlarla örtüşüyorsun. Ve Tanrı'nın herhangi bir açıdan "sınırsız" olmadığını, çok üstün olduğunu ve hatta bir çeşit kökene sahip olduğunu, dolayısıyla ölebileceğini de düşünüyor gibisin. Her neyse, bu benim tanrıdan anladığım şeyden gerçekten uzak. Aklıma Bektaşi'nin "hoca sen şuna yok diyeceksin de dilin varmıyor" şeklindeki kıssası geldi :)
son iki ayda deizmi bırakıp ateist oldum... fiziksel dünya dışında herhangi birşey yok. ve doğa kendi kendine yetiyor. evet tanrı olsunda ne olursa olsun mantığını aşmak lazım. şu an ince ayar konusunuda ararştırıyorum umarım bu konuda iyi bir yazı yazarım.
Deistic Thought
22-03-2013, 19:00
4-5 senedir deistim. Hala da deistim. Bazılarının dediği gibi ''deizm bir durak, ondan sonra agnostizm, ondan sonra ateizm'' gibi değil.
angel333
22-03-2013, 19:17
Deizm hiç mantıklı gelmiyor.
Deizm hiç bir soruya yanıt veremiyor.Tam bir kapalı kutu.
En mantıklısı yine ateizm kesin cevap veriyor en azından...
Deizm, ateistliğe giden yolda bir adım sadece, herkesin geçmesi gereken, çünkü tanrı olgusu öznel değil nesnel, her deist, kaldı ki her teistte buna dahil, kendi kafasında bir tanrı kurgular.
Yani tanrıları, kişinin bilgisi ve hayal gücü şekillendiriyor.
angel333
22-03-2013, 19:41
Tanrı insanı yarratsaydı kesin iletişime geçerdi bence.
Teizm deizmden daha mantıktı.
Deizm tanrısı insanlarla hiç iletişim kurmuyor hiç yardım etmiyor.
Bu acımasız dünyada deizmin tanrısı tam nefret edilecek bir tanrı...
Böyle bir tanrı olsa bile benim için yoktur.
Bütün mesele TANRI deyince, insanların ne anladığında yatar. Tanrıyı kutsal denilen kitaplardan öğrenenler, ona artık inanmasalar dahi, onun etkisinden kendilerini kurtaramamaktadırlar. Çünkü VAROLUŞUN BİR KAYNAĞI DA OLACAKTIR.
Bu kaynak din kitaplarındaki gibi asan kesen, yeminler eden, beddualar savuran, yakan, yıkan, mahveden bir tanrı olunca işin sonu da gelmez.
Ancak VAROLUŞU yadsıyabilirseniz TANRIYI da yadsımakta zorlanmazsınız. BUDİSTLER gibi, eğer BENLİK DENİLEN ASLINDA YOKTUR. HERŞEY BİR HİÇTİR derseniz, o zaman tanrıya da ihtiyaç kalmaz. Siz olmayınca tanrı var olsa ne yazar...
Onun için burada tanrı hakkında deist teist vesaire diyenler henüz ne deiklerini bilmeyenlerdir. Onlara sormak gerek, siz var mısınız? Yok musunuz? Siz varsanız sizin varoluşunuzun, yani evrenin kaynağı nedir diye... Ama tutup da bana BIG BANG gibi teorileri göstermeye çalışırsanız güler geçerim. Çünkü teoriler de bilimsel senaryolardır.
TANRI VAROLUŞUN KAYNAĞINA VERİLEN BİR ADDIR. O da doğrudan SİZE bağlıdır. Bunu algılayamadıkça kıvranır durursunuz.
Sevecenlikle kalın,
Deistic Thought
22-03-2013, 23:58
Tanrı insanı yarratsaydı kesin iletişime geçerdi bence.
Teizm deizmden daha mantıktı.
Deizm tanrısı insanlarla hiç iletişim kurmuyor hiç yardım etmiyor.
Bu acımasız dünyada deizmin tanrısı tam nefret edilecek bir tanrı...
Böyle bir tanrı olsa bile benim için yoktur.
Benim tanrı kavramım, dinlerdeki tanrılar gibi değildir. Tanrı belki bilinçli bir şekilde yaratmamış da olabilir. Belki tanrı denilen kavram canlı bile değildir. Tanrı sadece yolu açan, ya da tüm bunlara sebep olandır bana göre.
Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v=JvEb3b-w17g&vq=medium
Teşekkür ederim Vartor, indirip arşivime koydum.
mustafakemallerolmez
23-03-2013, 03:03
Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v=JvEb3b-w17g&vq=medium
İleri derece matematik ve fizik bilgisi isteyen bir belgesel. Örneklerle anlatım kolaylaştırılmak istense de ben pek bir şey anlayamamanın verdiği üzüntüyle yatağıma geçiyorum...
Bu videoyu buraya da asiyorum, bence gorulup ustunde dusunulmesi gereken bir dokumanter.http://www.youtube.com/watch_popup?v=JvEb3b-w17g&vq=medium
Sevgili Vartor, sen bu videoyu izlediginde ne dusundun, nasil bir sonuca ulastin?
nighteagle
13-04-2013, 16:04
Sevgili arkadaşlar,
Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
- Süper, hiper varlıklar değillerdir, bizler gibi evren yasalarının ürünüdürler.
- İnsanlarla temas etmemişlerdir, etmişlerse bile bu insanın bunu algılayamayacağı bir çağda olmuştur.
- Din, peygamber göndermemişlerdir.
- İnsanları izlemezler, müdahale etmezler, muhtemelen buna güçleri de yetmez.
Sevgiler
Dünya dışı bir medeniyet olasılığını deist tanrı modeli olarak tanımlamanız oldukça sıradışı. şahsen dünyadışı varlıkların olabileceğine, taşıtları ile dünyaya gelmiş olabileceklerine kuvvetle ihtimal veriyorum. Ufolojistlerin iddaları bu konuda oldukça güçlüdür.
Ancak böyle bir medeniyetin hem varlığına inanmak hem de insanlarla temas kurmadıklarını ileri sürmek bir çelişki değil midir?. O zaman sadece bir varsayım düzeyinde kalmış olmaz mı?
Dünyanın bir gen tarlası olduğunu Tanrı dediklerimizin aslında birer gen-mühendisi olduğunu ileri süren rael dinini incelediniz mi? şahsen ben de peygamberlere sıcak bakmadım hiçbir zaman ama tezleri ilginç. Ama gen şirketleri tarafından insan üzerinde gen araştırmalarına izin verilmesi amacıyla desteklendiğinide duydum. tabii tezlerini bu sosyal olgudan ayrı değerlendirmeliyiz.
Ben de bir mühendis olarak bilime aykırı düşmeyen bir evren-tanrı düşünüyorum. Bazı ateistlerin "Occam'ın Ustarası" prensibini yanlış anlayarak Tanrıyı çürütmesi bilimci görünüp bilime olmadık vazifeler yüklemeye çalışmalarıdır kanımca. Bilmin tanrı yoktur,çürütülmüştür gibi bir iddası olmadı hiçbir zaman. bu önermenin bilimsel olmadığını, bilmin sınırları içinde incelenemeceğini , metafizik olduğunu bilimin dışında felsefi bir konu olduğunu söyler bilim.
Şüpheci Dinsiz
13-04-2013, 16:22
Sevgili nighteagle,
Dünya dışı bir medeniyet olasılığını deist tanrı modeli olarak tanımlamanız oldukça sıradışı. şahsen dünyadışı varlıkların olabileceğine, taşıtları ile dünyaya gelmiş olabileceklerine kuvvetle ihtimal veriyorum. Ufolojistlerin iddaları bu konuda oldukça güçlüdür.
Ancak böyle bir medeniyetin hem varlığına inanmak hem de insanlarla temas kurmadıklarını ileri sürmek bir çelişki değil midir?. O zaman sadece bir varsayım düzeyinde kalmış olmaz mı?
Dünyanın bir gen tarlası olduğunu Tanrı dediklerimizin aslında birer gen-mühendisi olduğunu ileri süren rael dinini incelediniz mi? şahsen ben de peygamberlere sıcak bakmadım hiçbir zaman ama tezleri ilginç. Ama gen şirketleri tarafından insan üzerinde gen araştırmalarına izin verilmesi amacıyla desteklendiğinide duydum. tabii tezlerini bu sosyal olgudan ayrı değerlendirmeliyiz.
Ben de bir mühendis olarak bilime aykırı düşmeyen bir evren-tanrı düşünüyorum. Bazı ateistlerin "Occam'ın Ustarası" prensibini yanlış anlayarak Tanrıyı çürütmesi bilimci görünüp bilime olmadık vazifeler yüklemeye çalışmalarıdır kanımca. Bilmin tanrı yoktur,çürütülmüştür gibi bir iddası olmadı hiçbir zaman. bu önermenin bilimsel olmadığını, bilmin sınırları içinde incelenemeceğini , metafizik olduğunu bilimin dışında felsefi bir konu olduğunu söyler bilim.
Başlıktaki tüm iletilerimi okursanız Tanrı'ya inanmadığımı (çünkü Tanrı'nın varlığı bir bilgi değil ve bilmediğim bir şeye inanmayı reddediyorum. İnanmak değil bilmek istiyorum.), Tanrı'nın varlığına ihtimal verdiğimi, ve neden ihtimal verdiğimi göreceksiniz.
Sevgiler
mücerred
13-04-2013, 18:50
Sevgili nighteagle,
Başlıktaki tüm iletilerimi okursanız Tanrı'ya inanmadığımı (çünkü Tanrı'nın varlığı bir bilgi değil ve bilmediğim bir şeye inanmayı reddediyorum. İnanmak değil bilmek istiyorum.), Tanrı'nın varlığına ihtimal verdiğimi, ve neden ihtimal verdiğimi göreceksiniz.
Sevgiler
Benim Deizm görüşüme göre Tanrı modelim, varsayımım kısaca şöyle :
- Bizden önce evrimini tamamlamış ileri derece bilim sahibi dünya dışı bir medeniyettir.
Sizin bu yukardaki sözlerinizden anladıgım şey.Uzaylıları tanrı yapmanızdır.
Dünya dışı bizden daha zeki canlılar olabilir.Belki hala dünya ya gelebilmenin yolunu bulamadılar.Belki geçerken ugradılar .Bunları niye tanrılaştırıyorsun?
Bir yaratıcının varlıgının 0 yakın bir ihtimal oldugunu söylerim.
Tanrının şanına yakışan şey bizi var eden ve yok eden olmasıdır.Eeee bunu yapamayan tanrıya ben tanrı demem o uzaylıdır:car:
Subliminal
25-04-2013, 03:28
Sayın Sesli'ye sonuna kadar katılıyorum.
TANRI; 5 harfli tek kelimeden oluşan ağız ile söylenen ve bundan da daha fazlası olmayandır.
İnsanın, içine duygularını, hayallerini, korkusunu, sevincini, üzüntüsünü, çaresizliğini, ve yaşadığı dünyasını kendince anlamlandırmasının adıdır tanrı... Aklının ürünüdür, kendisinin gölgesidir..
evrensel-insan
25-04-2013, 03:47
Tanri, konu ve kavram olarak teolojikdir ve bilimsel degildir. Bilim tanri ile ilgilenmez, yalniz bilim kisilerinin kisisel olarak teolojik bir bakis acisi vardir.
O yuzden bilimsel olarak herhangibir tanri varligi inancinin mantiksal olabilirlik olasiligi, sadece ideolojik ve inancsaldir.
Cunku tanri bir fenomen degildir ve gozlem vermez. Bu temelde aklin tanriya yonelik varlik algisi, onun kendine dogruladigidir.
Iste buradaki dogrulama, yani tanrilastirma; aklin anlam ve icerik verdigi tanriyi baska bir fenomen ya da numenal deger ile ozdeslestirmesidir.
Iste bir inanirin, mesela deistin; tanrilastirdigi tanrisi, bir esitlik icermezse, muallakta kalir.
Yalniz deizmin teizmden farki; deistin tanrilastirdigi tanrisinin, kendine ve insanogluna bir yonlendirimi ve de yaptirimi olmamasi ve din gibi dunyevi bir duzen ya da sistem anlam ve icerigi olmamasidir.
Iste bu temeldebir deistin, kendisine sormasi gereken soru "ben inandigim tanriyineye esdeger kiliyor ve onun ile nasil ozdeslestiriyorum.
Burada esdeger kilmayi, panteizmin evren=tanri ozdeslestirmesinden algilayabiliriz.
Ya da hyloteizmin, madde=tanri ozdeslestirmesi.
Iste bu temelde konu tanrdan ziyade, neyin neden ve nasil tanrilastirildigidir.
monoteist
06-07-2013, 14:53
Deistler ahirete inanır mı? Bir ilahiyatçı da kitabında deizmden bahsediyordu ve ahirete inanan deistlerden örnekler vardı. Yalnız çoğu inanmıyorsa bu durumda tanrıya ve ahirete inananlar ama dine inanmayanların tanımlanacağı terim hangisi olacak durumu ortaya çıkar.
evrensel-insan
14-09-2013, 01:04
Deistler ahirete inanır mı? Bir ilahiyatçı da kitabında deizmden bahsediyordu ve ahirete inanan deistlerden örnekler vardı. Yalnız çoğu inanmıyorsa bu durumda tanrıya ve ahirete inananlar ama dine inanmayanların tanımlanacağı terim hangisi olacak durumu ortaya çıkar.
Eger sekuler zihniyete sahip ise, inanmaz. Degilse, inanabilir.
Bir deist aklin yarattigi herhangibir fizik otesi kavrama inanabilir. Cunku yine aklin yarattigi bir fizik otesi olan tanriya inanan beyne sahiptir.
Deizm bir tür Teizm değil midir?
Deist_Tr Aynı benim gibi düşünüyorsun sanki yazıları ben yazmışım gibi.
Bu evren sonsuz önceden geliyorsa bizden önceki evrimini tasarlamış varlıklar evrenin gücünü kontrol edebilecek seviyeye geldiklerinde
Böyle bir evren modeli yaratıp Test ediyor olabilirler.
Belki de ölümsüzlüğü keşfettiler
Belki de biz fark etmeden müdahale ediyorlar.
Belkide bireysel değil toplumsal bir bakış açısıyla bilimi keşfetmemizi, ölümsüzlüğü keşfetmemizi, evrenler arasında yolculuk etmemizi bekliyorlar ve bulunmak istiyorlar
Belkide kim bilir onlarla tanışma fırsatımız olur fakat insanın içindeki bu kötü huyları atmalarını bekliyorlardır.
Fakat hiçbir tanrının evrenden büyük olacağına, kusursuz olacağına,
Bana tapın tapmayanı yakarım, diyebileceğine ihtimal vermiyorum.
Sınavda mıyız?
Belki de evet olabiliriz.
Fakat Neye göre yargılanacağımızı kesinlikle bilemem. yukarıdaki saydığım sebepler Teizmden daha baskın...
Tanrının böyle bir evreni yaratabilecek güçte olmasına rağmen. insanlar arasındaki husumeti istemeyerek ya da kasıtlı bir şekilde bir çok din yaratıp birbirimizi katlettiğimizi seyretmezdi.
Kilosu 1 milyon liralık bir elma için bizi cennetten kovmayan bir tanrı.
Dünyada insanların yemesini içmesini istemediği şeyleri cennette bize sunmayan bir tanrı.
Evrimi herkes biliyor bizler neden çiftleşmek isteriz? Çünkü genetiğimize yazılı olan soyumuzu devam ettirme isteği yüzünden cinselliği arzularız.
Cennette üreme gibi bir sıkıntı olmayacağından neden içimizde cinsel dürtüler yaşamak isteyelim ki?
İnsanların cinsel dürtüleri sadece şu ölümlü dünya için geçerlidir.
evrensel-insan
24-12-2013, 23:34
Sevgili arkadaşlar,
Deizm hakkındaki düşüncelerim kısaca şöyledir :
- Deizm dogmalar içermemelidir.
- Deizm mistik, metafizik ögeler içermemelidir.
- Deizm görüşü bilimsel çizgiler içinde olmalıdır.
- Tanrı, bir varsayımdır, olasılıktır ve bence kuvvetli bir olasılıktır.
- Deist kişi Tanrı kurgularını "bilimsel olabilirliği mümkün olan" varsayımlar üzerine oluşturmalıdır.
Teolojik bir durus olan deizmin, "bilimsel cizgiler icinde olmasini" aciklar misin?
Buradaki cizgi hangi temel de, akilcilik mi/gozlem mi/mantik mi?
Tanrinin "bilimsel olabilirliginin mumkunlugu" nu aciklar misin?
Varsayim ile olasilik arasindaki bagi nasil kuruyorsun?
Olasi olan nedir, tanriya inanc mi, NUMENAL VARLIGI MI yoksa tanrinin FENOMENAL VARLIGI MI?
Şüpheci Dinsiz
25-12-2013, 04:57
Sevgili evrensel-insan,
Teolojik bir durus olan deizmin, "bilimsel cizgiler icinde olmasini" aciklar misin?
Buradaki cizgi hangi temel de, akilcilik mi/gozlem mi/mantik mi?
Tanrinin "bilimsel olabilirliginin mumkunlugu" nu aciklar misin?
Varsayim ile olasilik arasindaki bagi nasil kuruyorsun?
Olasi olan nedir, tanriya inanc mi, NUMENAL VARLIGI MI yoksa tanrinin FENOMENAL VARLIGI MI?
Deizm, -bazı Deistlere göre- teolojik bir duruş olmak zorunda değildir. Tanrı'ya inanmak ile olabileceğine ihtimal vermek farklı şeylerdir. İnanan kişi, dini olmayan bir Tanrı icat etmiş, ona tapıyordur, bana göre böyleleri Deist değildir.
Bilimsel çizgi, bilimsel olabilirlik vs. meseleleri bu başlık içerisindeki iletilerimde yazmıştım. Okuyup eleştirilerinizi yazabilirseniz sevinirim.
Benim Deizm görüşüm numenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilemeyen, edilemeyecek olan), fenomenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilebilen) hedelerini işin içine katmadan kısaca şöyle açıklanabilir. (İletilerimde daha ayrıntılı anlattım)
Bilimi yeterince ileri olan bir medeniyet, evren(ler) oluşturabileceği gibi abiyogenez, evrim mekanizmaları da oluşturabilir, maddenin/canlının evrimine herhangi bir aşamada müdahale edebilir. Evrenin, Güneş Sisteminin, Dünyanın, Dünyadaki canlılığın böyle bir tasarımcısı olabilir.
Neden? Çünkü akıllı bir tür olan insan, -kendisini yok etmezse- bir kaç bin yıl sonra bunu gerçekleştirebilecek düzeyde bilim sahibi olabilir. Evren oluşturur/oluşturamaz ama bazı gezegenlerde abiyogenezi gerçekleştirebilir, evrimi başlamış gezegenlere giderek canlılara akıl katan müdahalelerde bulunabilir, evreni bilimi ölçüsünde düzenleyebilir.
Bu tür bir Tanrı modelinin teolojik hiç bir yanı yoktur. İnsanın gelişiminden yola çıkarak kurguladığım bilimsel ve olasılık dahilinde olan bir modeldir. Dinden kopmama, Ateizme köprü hedeleriyle ilgisi alakası yoktur.
Başlıktaki diğer iletilerde "ben Tanrı'ya Tanrı demem, yoktan yaratmadıkça" diyen arkadaşlar da oldu. Evet, benim Tanrı dediğim varlık, başkalarının tanımlamalarından oldukça farklı. Ne var ki, Tanrı kavramını herkes bir yerinden uydurdu, kavramın içini de aynı yerinden uydurduklarıyla güzelce doldurdu, ayrıntılandırdı. Bana "seninki Tanrı değil ki" demek nafile çaba yani, kiminki Tanrı ki.
Veya arkadaşları memnun etmek için Tanrı demeyip başka bir isim mi bulayım, (Matrix'deki gibi) "Architect - Mimar" mı diyeyim bilemiyorum.
Kendi görüşüme kanıt olsun diye söylemiyorum, ama Richard (Dawkins) Hoca bile Tanrı varsa ancak böyle bir şey olabilir diyor. Yani bizden önce evrimini tamamlamış akıllı bir türün var oluşumuza sebep olması olasılık dahilindedir.
http://www.youtube.com/watch?v=Zdzurh_aTpM
Videodaki röportajı yapan akıllı tasarımcı, elbette Richard Hoca'nın söylediklerini bilerek çarpıtıyor, suistimal ediyor, haksız bir şekilde "akıllı tasarımcılığı onayladığını" iddia ediyor, ve Hoca'nın "onun (Tanrı'nın) bile abiyogenez+evrim sonucu oluşmuş olması gerektiğini" es geçiyor.
Sevgiler
Sevgili Deist_tr burayı açıklayabilir misin?
Bilimi yeterince ileri olan bir medeniyet, evren(ler) oluşturabileceği gibi
İçerisinde yaşadığımız evrendeki varlığı muhtemel medeniyetlerden mi bahsediyorsun yoksa üst boyut medeniyetleri gibi mi? Mesela Sims'deki karakterlerin bilinçlendiğini düşünsek, tanrı olarak oyunu dizayn edenleri mi görürler?
Totalite açısından ne ifade ediyor biraz tıkandım.
evrensel-insan
25-12-2013, 05:12
Sevgili evrensel-insan,
Deizm, -bazı Deistlere göre- teolojik bir duruş olmak zorunda değildir. Tanrı'ya inanmak ile olabileceğine ihtimal vermek farklı şeylerdir. İnanan kişi, dini olmayan bir Tanrı icat etmiş, ona tapıyordur, bana göre böyleleri Deist değildir.
Ben de zaten ianctan bahsetmiyorum. Zaten teoloji demek tanrinin varliginin tartismasi demek, yani inanc degil. Inanc zannedersem sadece teizm de ve toplumsal kisilik te gecerli. Cunku din de inanc degil, uygulamadir.
Bilimsel çizgi, bilimsel olabilirlik vs. meseleleri bu başlık içerisindeki iletilerimde yazmıştım. Okuyup eleştirilerinizi yazabilirseniz sevinirim.
Tam yerini gosterebilir misin?
Benim Deizm görüşüm numenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilemeyen, edilemeyecek olan), fenomenal (duyular aracılığıyla tecrübe edilebilen) hedelerini işin içine katmadan kısaca şöyle açıklanabilir. (İletilerimde daha ayrıntılı anlattım)
Geriye bir tek kavramsal ve bilgisel kaliyor.
Bilimi yeterince ileri olan bir medeniyet, evren(ler) oluşturabileceği gibi abiyogenez, evrim mekanizmaları da oluşturabilir, maddenin/canlının evrimine herhangi bir aşamada müdahale edebilir. Evrenin, Güneş Sisteminin, Dünyanın, Dünyadaki canlılığın böyle bir tasarımcısı olabilir.
Tabi ki insanoglu zaten tasarimcidir, ondan daha gelismis bir fenomen de boyle bir tasarim yapabilir de bunun pek akilcilik disinda bilimsel bir tutarliligi yoktur. Yalnizmantiksal olabilirlik olasiligi var midir, diye dusunursek "ne yani koskoca evren insanoglu icin ve onun gozlemi, algisi ve kavramsal bilgisi icin mi var?" sorusu bize akilci olarak spekulasyonlara goturebilir. Yalniz gozlem olmadan bilimselligi yoktur.
Neden? Çünkü akıllı bir tür olan insan, -kendisini yok etmezse- bir kaç bin yıl sonra bunu gerçekleştirebilecek düzeyde bilim sahibi olabilir. Evren oluşturur/oluşturamaz ama bazı gezegenlerde abiyogenezi gerçekleştirebilir, evrimi başlamış gezegenlere giderek canlılara akıl katan müdahalelerde bulunabilir, evreni bilimi ölçüsünde düzenleyebilir.
Yani tanrilasabilir mi demek istiyorsun?
Bu tür bir Tanrı modelinin teolojik hiç bir yanı yoktur. İnsanın gelişiminden yola çıkarak kurguladığım bilimsel ve olasılık dahilinde olan bir modeldir. Dinden kopmama, Ateizme köprü hedeleriyle ilgisi alakası yoktur.
Tamam da ben insanoglunun tanrilasmasi yerine zihinsel insanlasmasini yeglerim, hem olanakli hem de kendi kendini tanimasi ve kendi olmasi adina olasi.
Başlıktaki diğer iletilerde "ben Tanrı'ya Tanrı demem, yoktan yaratmadıkça" diyen arkadaşlar da oldu. Evet, benim Tanrı dediğim varlık, başkalarının tanımlamalarından oldukça farklı. Ne var ki, Tanrı kavramını herkes bir yerinden uydurdu, kavramın içini de aynı yerinden uydurduklarıyla güzelce doldurdu, ayrıntılandırdı. Bana "seninki Tanrı değil ki" demek nafile çaba yani, kiminki Tanrı ki.
Veya arkadaşları memnun etmek için Tanrı demeyip başka bir isim mi bulayım, (Matrix'deki gibi) "Architect - Mimar" mı diyeyim bilemiyorum.
Kendi görüşüme kanıt olsun diye söylemiyorum, ama Richard (Dawkins) Hoca bile Tanrı varsa ancak böyle bir şey olabilir diyor. Yani bizden önce evrimini tamamlamış akıllı bir türün var oluşumuza sebep olması olasılık dahilindedir.
http://www.youtube.com/watch?v=Zdzurh_aTpM
Videodaki röportajı yapan akıllı tasarımcı, elbette Richard Hoca'nın söylediklerini bilerek çarpıtıyor, suistimal ediyor, haksız bir şekilde "akıllı tasarımcılığı onayladığını" iddia ediyor, ve Hoca'nın "onun (Tanrı'nın) bile abiyogenez+evrim sonucu oluşmuş olması gerektiğini" es geçiyor.
Sevgiler
Samimi bir sey soyliyecegim. Aslinda konu tanri da degil, beynin TANRILASTIRMA EYLEMINE IHTIYAC DUYMASINDA. Iste bu eylem ihtiyacinin da bir gerekcesi olmasi gerekir. Mesela benim boyle bir ihtiyacim da gerekcem de yok.
Senin var mi, varsa nedir?
Yani neden illa spekulatif bir temelde beyninde bir tanrilastirma eylemi gerceklestiriyorsun?
Şüpheci Dinsiz
25-12-2013, 12:59
Sevgili EcemRng,
İçerisinde yaşadığımız evrendeki varlığı muhtemel medeniyetlerden mi bahsediyorsun yoksa üst boyut medeniyetleri gibi mi? Mesela Sims'deki karakterlerin bilinçlendiğini düşünsek, tanrı olarak oyunu dizayn edenleri mi görürler?
Totalite açısından ne ifade ediyor biraz tıkandım.
İnsanlık olarak sahip olduğumuz kısıtlı bile olsa değerli bilgilerle madde hakkında az-çok fikir sahibi olduk. Parçacık düzeyinde maddenin yapı taşlarını, ışığa, enerjiye dönüştüğünü bulduk. Daha alacak çok mesafemiz var.
Evreni oluşturan maddenin yoktan var olmadığı açık, evrenimiz big-bang ile varolmuş dahi olsa, big-bang öncesinde var olan bir madde formundan dönüşerek oluştu, yani yoktan var olmadı. Demek ki, bizimkinden başka evren/evrenler de var. Muhtemelen bu evren/evrenlerdeki maddenin devinimleri bizim evrenimizi oluşturdu. Belki bizimki bebek evrendir, devasa evrenler galaksisindeki bir küçük noktadır ve bu galakside bebek evrenlerin doğması sıradan bir olaydır.
Evrenimizde bile milyarlarca Güneş sistemi varken, trilyonlarca gezegen varken, evren galaksisinde kim bilir kaç tane gezegen vardır. Abiyogenez gerçekleşen gezegen oranı milyarda bir dahi olsa, bu, milyonlarca gezegende yaşam formları oluşmuş, evrim başlamış anlamına gelir. Elbette evren içindeki/dışındaki bu gezegenlerde evrimleşen bazı türler -tıpkı dünyamızda olduğu gibi- akıl kazanacaktır. Bunların bildiğimiz anlamda organik canlılar olmak zorunluluğu da yoktur, bizimki gibi bir gezegende/atmosferde/ekolojik ortamda vücut bulma zorunluluğu da yoktur. Kim bilir, maddenin bilemediğimiz başka hangi formları, hangi yasaları vardır. Yaşamaya organik formda başlamış türler form değiştirerek bedensiz enerji varlıklara dönüşmüş olabilirler, ki; bence sonsuz yaşam özlemi içinde olan insanlığın geleceği de budur.
Deist Tanrı'nın Sims'teki programcılara benzeyebileceğini pek düşünmüyorum. Bir program karakteri programcının koyduğu çerçeveyle sınırlıdır. İnsan için böyle bir sınır olduğunu düşünmüyorum. Kendini geliştirdiği sürece ve bir başka akıllı türle çıkarları çatışmadığı sürece evrenin/evrenlerin sırlarına erişebilir, sınırlarını aşabilir. Belki çıkarlarının çatıştığı akıllı tür, kendi tasarımcısı da çıkabilir. Tasarımcımız (varsa) bizi tanımayabilir, varlığımızdan haberdar olmayabilir, yapmış olduğu basit bir deneyin ürünü, yan etkisi bile olabiliriz, yok olup gitmiş bile olabilir.
Sims karakterlerinin programında programcılarını görmeleri için bir bölüm varsa olay din gönderen beceriksiz Tanrı'ya dönüşür, ki; özgür iradelerinin olmadığı bir yaşama mahkum edildiklerini idrak ettikleri an programcılarına köle/düşman olurlar, veya programcılarıyla eşit olmayı isterler. Bu da programcıyı memnun eder mi bilemiyorum.
Sevgiler
Şüpheci Dinsiz
26-12-2013, 05:01
Sevgili evrensel-insan,
Tam yerini gosterebilir misin?
Buradan (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=462276&postcount=1) başlıyor.
Yalnizmantiksal olabilirlik olasiligi var midir, diye dusunursek "ne yani koskoca evren insanoglu icin ve onun gozlemi, algisi ve kavramsal bilgisi icin mi var?" sorusu bize akilci olarak spekulasyonlara goturebilir. Yalniz gozlem olmadan bilimselligi yoktur.
İçinde bulunduğumuz evren var, evreni oluşturan maddenin tabi olduğu yasalar abiyogenezi mümkün kılıyor, evrim mekanizmaları varlığın yaşamını devam ettirebilmesi için gelişmek zorunda bırakıyor, milyarlarca yıl süren evrim organik yaşamın yaşama hünerini geliştirdi ve neticede insan olarak bizler yaşam bulduk. Bu var oluşun bundan başka bir anlamı ve önemi yok. Olayda kimsenin himmeti, hürmeti, derin hikmeti, ayrıcalığı, anlamı yok. Bizim için yaratılmış bir şey yok, evren var olduğu için biz de var olduk.
Bilimsellikte gözlem şartı yoktur, ki; teorisyenler teorilerini çoğunlukla gözlem veya net bulguları olmadan oluştururlar. Higgs bozonu (bir türlü gözlemlenemediği için insandan gizlenen Tanrıya atfen "Tanrı parçacığı" denmişti) gözlemlenmeden bir kaç yıl önce teorisyenlerce dile getirilmiştir örneğin. Bir başka örnek "dark matter" denen kara maddedir, evrende sürmekte olan saçılma seyrine ve hızına bakarak, evrendeki toplam madde ağırlığının gözlemlenenden daha ağır olması gerektiği, aksi takdirde çoktan tekrar çökmesi gerektiği sonucuna varılmış, buradan da şimdilik gözlemlenemeyen, ölçülemeyen ama ağırlığı olan (hatta evrenin toplam ağırlığında büyük payı olan) bir maddenin var olduğuna (olması gerektiğine) hükmedilmiştir. Bilim bunu ölçümleyecek düzeye geldiğinde bu teori doğrulanacak veya yanlışlanacaktır.
Yani tanrilasabilir mi demek istiyorsun?
Elbette Tanrılaşabilir. Şimdiki zamanda insanın ömrünü bir kaç bin yıl uzatan, dayanıklılığını arttıran imkanlar olsaydı insanların çoğu bu imkanlardan yararlanırdı.
Tamam da ben insanoglunun tanrilasmasi yerine zihinsel insanlasmasini yeglerim, hem olanakli hem de kendi kendini tanimasi ve kendi olmasi adina olasi.
Biyolojik bedene sahip bir canlıyız. Duyuların, duyguların ve düşüncelerin çoğu hormonların, vücut salgılarının eseri. Açlık, cinsellik, karşı cinse şirin gözükme, kısıtlı kaynaklar için mücadele etme, zarar görmeme güdüsü, ego hep biyolojik bedenin kontrolündedir. Akıl ve iradeyle bu güdüler üzerinde sınırlı bir kontrol sağlanabilmekteyse bile temelde yaşam, biyolojik bedenin taleplerini karşılamakla, dengelemekle geçiyor. Bu böyleyken insan nasıl özgür olabilir, kendisini nasıl tanıyabilir? İnsanın kendisi nedir?
Samimi bir sey soyliyecegim. Aslinda konu tanri da degil, beynin TANRILASTIRMA EYLEMINE IHTIYAC DUYMASINDA. Iste bu eylem ihtiyacinin da bir gerekcesi olmasi gerekir. Mesela benim boyle bir ihtiyacim da gerekcem de yok.
Senin var mi, varsa nedir?
Yani neden illa spekulatif bir temelde beyninde bir tanrilastirma eylemi gerceklestiriyorsun?
Mesele basit, çok basit, ve Tanrılaşma amacı yok.
Örneğin,
- Acıkan biyolojik bedenimi doyurmak için bir başka canlının hayatına son vermek istemiyorum.
- Rahat yaşamak, egomu tatmin etmek için bir başka toplumla savaşmak, topraklarını işgal etmek istemiyorum.
- Testesteron hormonlarımın beni kavgacı, tuzakçı, küfürbaz, hilebaz bir insan yapmasını istemiyorum.
- Biyolojik bedenimin hastalanmasını, yaralanmasını istemiyorum.
- Genetik miras sebebiyle hasta çocuklar doğmasını istemiyorum.
- Kaza vs. gibi sebeplerle yaralanıp sakat kalmak istemiyorum.
- Günün büyük bölümünü kimseye faydası olmayan işlerle uğraşarak, kalanı da trafikte harcamak istemiyorum.
- İnsanların, hayvanların, doğanın zarar görmesini istemiyorum.
- Ölmek istemiyorum.
Bu isteklerimizi karşıladığımızda, ki; bilimimizi ilerlettiğimde tamamına yakınını karşılayabileceğiz, dünyadaki mevcut Tanrı figürlerinin çoğunun üzerine çıkmış oluyoruz.
Zeus örneğin, çağımızda yaşasaydı Tanrılıktan istifa eder herhangi bir savaş uçağına tapardı.
Bu gelişmeler, biz Tanrı olmak istediğimiz için değil, biyolojik beden tutsaklığından kurtulmak istediğimiz için olacak.
Sevgiler
Peki insanlık o seviyeye geldiğinde, herşeyin kusursuz olduğu bir ortamda ne için yaşar sence insanlar deist_tr? Yani ne bileyim, beklenti ya da coşkunun temeli ne olacak? Sadece bilinçli olup kontrolün mutlak kendilerinde olduğunun farkında olunması mı? Mesela sanat var olabilecek mi sözünü ettiğin türevin oluşturacağı bir zihniyette? İnteraksiyonun temeli ne olacak? Ya da bir noktada üreme duracağı için totalde 5 ila 10 adet insan mı var olacak? Ve bu insanlar (ki ideolojilerden sıyrılmış olacaklarını tahmin ediyorum) zihnen ne için yaşayacaklar? Hani mesela bir basketbol takımı şampiyon olup amaca ulaşır, fakat öbür sezon yeni bir başlangıçtır. Bahsettiğin sürecin varacağı nokta nedir ve sonrası nedir sence?
Şüpheci Dinsiz
26-12-2013, 22:23
Sevgili EcemRng,
Peki insanlık o seviyeye geldiğinde, herşeyin kusursuz olduğu bir ortamda ne için yaşar sence insanlar deist_tr? Yani ne bileyim, beklenti ya da coşkunun temeli ne olacak? Sadece bilinçli olup kontrolün mutlak kendilerinde olduğunun farkında olunması mı? Mesela sanat var olabilecek mi sözünü ettiğin türevin oluşturacağı bir zihniyette? İnteraksiyonun temeli ne olacak? Ya da bir noktada üreme duracağı için totalde 5 ila 10 adet insan mı var olacak? Ve bu insanlar (ki ideolojilerden sıyrılmış olacaklarını tahmin ediyorum) zihnen ne için yaşayacaklar? Hani mesela bir basketbol takımı şampiyon olup amaca ulaşır, fakat öbür sezon yeni bir başlangıçtır. Bahsettiğin sürecin varacağı nokta nedir ve sonrası nedir sence?
Türkiye'de "Suretler (http://www.beyazperde.com/filmler/film-127136/)" adıyla gösterilmiş olan Bruce Willis'in "Surrogates (http://www.imdb.com/title/tt0986263/?ref_=nv_sr_1)" adlı bir filmi var, seyretmiş miydiniz?
Bu film bende değişik düşünceler uyandırmıştır. Seyretmeyen arkadaşlara tavsiye ederim.
--/--
Beynimizin ihtiyaç duyduğu besini ve sinirsel bağlantıları sağlayan düzeneklere sahip olan bir tasın içine koyduğumuzu düşünelim. El, ayak, göz, kulak gibi organlarımız olmasın.
Google street walk gibi gezinebildiğimiz, çeşitli eylemleri yapabildiğimiz bir sanal ortamda yaşıyor olsaydık, hatta kendi çevremizi oluşturabiliyor olsaydık şimdikinden tek farkı herhangi bir zarar görmeyecek, herhangi bir zarar vermeyecek, her hangi bir bedel ödemeyecek oluşumuz olurdu. Bir çocuğu doğar doğmaz bu sisteme bağlasaydık, elbette yaşamın böyle bir şey olduğunu kanıksayarak yaşayacaktı. Karnınız mı acıktı, istediğinizi hayal edin ve yiyin, cinsellik mi, hayal edin ve sevişin, güç mü, hayal edin ve yönetin, eğitim mi, bulun yaşayın ve öğrenin, heyecan mı, bir senaryo kurgulayın ve yaşayın. Bir bilgisayar oyununda oyuna klavye başında katılmak yerine içinde olmak gibi, oyundaki karakterlerin zarar görmemesi gibi, oyundaki ödüllerin bedeli olmaması gibi, ne isterseniz, hangi rolü benimserseniz öyle yaşayın, bu gün erkek olun yarın dişi, öbür gün kedi olun sonraki gün köpek, kuş olun uçun, balık olun yüzün, astronot olun uzaya çıkın, kanlı bir savaşa katılın ölün, bir diktatörü deviren halk kahramanı olun (Mürkiye'den başlayın), Leyla veya Mecnun olun. Bir karakterle başarısız mı oldunuz, hiç üzülmeyin, yeni bir profil oluşturup devam edin.
Yaşama sevinci için beden şart değil, merakı canlı tutabilmemiz yeter.
Tam olarak neye dayanarak söylediklerini bilmiyorum, ama dünyanın bir simülasyon olduğunu iddia edenler var. :)
Sevgiler
ereninthenature
27-12-2013, 01:14
Tam olarak neye dayanarak söylediklerini bilmiyorum, ama dünyanın bir simülasyon olduğunu iddia edenler var. :)
Dunyanin toptan bir simulasyon degilde evrenin toptan hologram olma ihtimalini konusuyo bilim adamlari simdi.
Dunyanin simulasyon olma ihtimali asil onemli kisim. Beynimizin yaptigi herseyi gercek saymaya devam edicez mi? Cunku ruya filan goruyoruz, psychedelic trip atiyoruz filan. Bunlar ne o zaman? Hersey kadar gercek gozukuyor ve gercek hissettiriyor. Ya ikiside gercek ya ikiside halisulasyon. Materyalistsen bu iki secenegin var. Ama artik Jung gibi iki dinli olabilir ve dinin ne oldugunu inceleyebilirsin. Nereye giricek bu din ama nasil yaklasican. Senin cevabina gore degisicek. Bunlar cevabini kimsenin bilmedigi sorular. Senden baska kimsede yok cevabi. O yuzden baskalarindan bilgi bekleyemezsin. Guvenemezsin dogruluguna.
spartacus
27-12-2013, 02:14
Sevgili darkmasturbater, doğru-yanlış düzlemini bu derece önemsemeyi doğru bulmuyorum. Gerçi doğru bulmuyorum dedim ama, dedim çünkü benimde bu yaklaşımım ideolojik :) Önemli olan kimin, neyin doğrusu değil, nesnel veridir. Doğrularda görecelidir sonuçta, ama burada ki görecelik kastı, kişiye göre değişkenlikten evvel, değişen ortam, madde, uzay-mekana göredir. Hal böyle olunca illa da bir doğruyu aramayı bilimsel değil ideolojik bir yaklaşım olarak görüyorum. Doğruyu aramak, yanlışı görmek vb bunlar aslında gündelik hayatımızda sosyal açıdan bir hayli yer tutan şeyler, ancak bu iki şeyi her şeye indirgeyemeyiz. Tao "doğru ile yanlış beynimizin bir illeti" demiştir -ki günümüzden bir kaç bin yıl önce, realitede doğru da yok eğride. Zihnimiz gibi tek boyutlu ve lineer değildir realite, örneğin mantık-matematik bilim değildir derim, zira örneğin 2+2=4 eder, ancak realite birbirinin tıpa tıp aynı 2 şey bulamayız, her şeyden evvel nesnel alanda ardışık bir sistem yoktur bulamayız, bilimde bu yüzden var zaten...
Başkalarından bilgi beklerim, alırım, irdelerim, eğer ki bu bilgi salt zihinsel, yani bir tutamak noktası yok ise mantık süzgecinden geçiririm yine de birincil kıstas olarak gözlemi, algıyı, algılanabilirliği esas alırım. Hastaysam doktora giderim, doktor yeterince emin değilse VERİye koşar, kan alır, film çeker, ultrasondan bir dolu yol ve yönteme kadar gider bu veri toplama işi. Ama siz doktor iseniz kendi düşünceleriniz ve zihniniz üzerine çine, içine girerek veri elde edemezsiniz, hasta bensem benim bünyeme, kafama, organlarıma, hal ve durumuma bakmak zorunda ve dağarcığında yıllara dayalı birikim, gözlem, deneylerden süzülmüş bilgi ile kıyaslamak durumunda. Evren içinde öyle insan içinde, ne üzerine teşhis koyacaksak ona bakacağız, hayal dünyamıza değil.
Su sıcak mı, soğuk mu, bir başkası sıcak derse tutar elimi dokunurum, bir şeye güvenmekse sorun, önemli kıstastan birisi o bilginin gözlem ve deneye açık olması daha doğrusu somut, nesnel bir bağı olmasıdır. Su sıcaksa sıcaktır, birisi ancak sıcak-soğuk iddiasında bulunursa doğru-yanlış düzlemi açığa çıkar. bunun dışında suyun sıcaklığı doğruda değildir, yanlışta, bir durumdur sadece ve değişkendir, yorumlanıp, ifade edilebilir. Bunun dışında kalan bir çok hayali argüman için kafamı yormayı pek düşünmüyorum, oralara dalıp kalırsa insan kendini bir çıkmazın içinde bulabilir.
Kendini bul, benliğini bul, kendine dön gibi söylemlerin bize hiç bir gerçeklik sunmayacağını, ancak kendi zihnimizle ürettiğimiz ve doğuştan, o ana kadar sosyal yapı içerisinde beynimize aşılananlarla, imajlarla, ilizyonlar dünyasında kaybolup gideceğimizi düşünüyorum. Kısaca bir balığı sudan çıkartmak gibidir bu yol, yani çevreden, ortamdan, tüm diğer şeylerle olan ilişkiden, bağından, sosyal hayattan, etkileşimden tamamen yalıtmak.
Kısaca ben aksini savunuyorum, bir şeyi görmek istiyorsak kendimize değil, daha çok öteye bakmamız gerekir, bir şey arayacaksak salt kendimizde değil ötemizde aramamız gerekir. Bu kendinde arama, bulma gibi çabalarımız bilgi temelinden ziyade insanın aşk, kimlik süreci-sorunudur diye düşünüyorum ve burada amaç özünde bir bilgiye erişmek değil, kendini tanımlayabilme olarak açığa çıkar. İnsan illa kendisini tanımlamak ister, tanımlamak için ise bilgi gerekir, o halde insanı sudan çıkmış balık yaparak tanımlamanın pekte mümkün olacağını düşünmüyorum.
Holografik evren olsun, ikiz evrenler söylemleri olsun(Hawking) vb bunların birer kurgu olduğunu düşünüyorum. Holografik evren kurgusuna(spekülatif) baktığımızda yola çıkış, bir yerde aynen yaratılış masalları gibidir, nasıl ki yaratılışçılar evrene baktım, kendime baktım, bunun bir yaratanı olmalı desturundan yola çıkıyorsa, holografik evren modelinde de ışık oyunları bir hayli yer kaplıyor. Eğer şu an ben bunları yazarken ekrana bakıyorsam pekala evren ledlerden oluşmuş hücrelerdir diyemem..
Holografik evren söylevlerinde bilimden çok edebiyatın ön planda olduğu, dinleyiciyi etkileme-şaşa kalmasını sağlama yolunun seçildiği açık değil mi? Evrenin holografik olduğuna dair ise söylemiş olmak dışında, hiç bir şey söylemiyorlar.
hawking'in ikiz evren söylemide kurgu olduğu açık, ve hani diyor bazen bir yakınımızı kaybederiz, ama bunu duymadan hissederiz, aslında bu ikiz evrendeki yansımızın(eşeyin) olayı bizden önce duyması gibidir vb örnekler veriyor. Görüldüğü üzre bu örnekler spekülatiftir(kurgusal). ya da dejavular örnek verilebilir, dejavunun olması, yaşanması dejavu açısından bir veridir de, ikiz bir evren açısından veri olmaktan hayli uzaktır.
Kısaca benim diyeceğim, spakülatif dünyada kaybolup gitmeyelim...
evrensel-insan
27-12-2013, 05:26
Sevgili evrensel-insan,
Buradan (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=462276&postcount=1) başlıyor.
Zaten sana yazdigim ilk mesaji ordan yazmistim ve sorum yani deizm bilim bagi sorum da ordandi.
İçinde bulunduğumuz evren var, evreni oluşturan maddenin tabi olduğu yasalar abiyogenezi mümkün kılıyor, evrim mekanizmaları varlığın yaşamını devam ettirebilmesi için gelişmek zorunda bırakıyor, milyarlarca yıl süren evrim organik yaşamın yaşama hünerini geliştirdi ve neticede insan olarak bizler yaşam bulduk. Bu var oluşun bundan başka bir anlamı ve önemi yok. Olayda kimsenin himmeti, hürmeti, derin hikmeti, ayrıcalığı, anlamı yok. Bizim için yaratılmış bir şey yok, evren var olduğu için biz de var olduk.
Bilimsellikte gözlem şartı yoktur, ki
Bilimsel yontem fenomenin gozlemlenmesi yani GOZLEM ILE BASLAR. Gozlem yoksa, bilimsellik te yoktur. Tabi ki bilimsel verilere dayanan teoriler olabilir, ama bunlarin gozlemi alinmadan, teori olarak kalirlar. Aslinda bilimi felsefeden farkli kilan temel gozlemdir. Cunku felsefe o gozlemi veren taban uzerine fikir yurutur ve tartisir. Bilim ise zaten gozlem verdigi icin o tabani tartismaz. Iste buradaki gozlemin olgu degeri tum insanoglunu kapsamasi tartisma disi olmasi gecerliliginin baglayiciligive gecwerliliginin yine ancak gozlem ile yanlislanabilirligi.
Iste mantiksal olabilirlik olasiliginin olmus olmasi, gozlem vermesi, olabilirliginin mumkunlugu ise gozlem vermeye yatkinligi.
; teorisyenler teorilerini çoğunlukla gözlem veya net bulguları olmadan oluştururlar. Higgs bozonu (bir türlü gözlemlenemediği için insandan gizlenen Tanrıya atfen "Tanrı parçacığı" denmişti) gözlemlenmeden bir kaç yıl önce teorisyenlerce dile getirilmiştir örneğin. Bir başka örnek "dark matter" denen kara maddedir, evrende sürmekte olan saçılma seyrine ve hızına bakarak, evrendeki toplam madde ağırlığının gözlemlenenden daha ağır olması gerektiği, aksi takdirde çoktan tekrar çökmesi gerektiği sonucuna varılmış, buradan da şimdilik gözlemlenemeyen, ölçülemeyen ama ağırlığı olan (hatta evrenin toplam ağırlığında büyük payı olan) bir maddenin var olduğuna (olması gerektiğine) hükmedilmiştir. Bilim bunu ölçümleyecek düzeye geldiğinde bu teori doğrulanacak veya yanlışlanacaktır.
Bilim eger somuttan soyuta degil, yani gozlemden olguya gitmiyorda; teori temelinde aklin soyutundan somutuna yani gozlem vermeye gidiyorsa; iste burada bu gozlemin mantiksalligi yani gozlemin elde edilebilmesi temeldir.
Dolayisi ile nerden baslarsan basla, bilim gozlem ile bilimsellik kazanir. Daha once dedigim gibi, akilciligin tehlikesi ve sorunu; gozleme acilamayan spekulasyonlara bel baglamasi ya da bel bagladigi gozlem verme yerine gozlem ile yanlislaninca da akilcilik geregi teorisinden vaz gecememesi. Cunku ideolojiler, inanclar ve corefaith cok gucludur ve beynin yenilenmesini cagdaslanmasini ve bilgisinin yenilenmesini onler. Galile'yi hatirla.
Elbette Tanrılaşabilir. Şimdiki zamanda insanın ömrünü bir kaç bin yıl uzatan, dayanıklılığını arttıran imkanlar olsaydı insanların çoğu bu imkanlardan yararlanırdı.
Ben buradaki tanrilasmayi doga ustu olarak degil; "her seye gucu otoritesi ile istedigi gibi hukmeden" olarak almistim.
Biyolojik bedene sahip bir canlıyız. Duyuların, duyguların ve düşüncelerin çoğu hormonların, vücut salgılarının eseri. Açlık, cinsellik, karşı cinse şirin gözükme, kısıtlı kaynaklar için mücadele etme, zarar görmeme güdüsü, ego hep biyolojik bedenin kontrolündedir. Akıl ve iradeyle bu güdüler üzerinde sınırlı bir kontrol sağlanabilmekteyse bile temelde yaşam, biyolojik bedenin taleplerini karşılamakla, dengelemekle geçiyor. Bu böyleyken insan nasıl özgür olabilir, kendisini nasıl tanıyabilir? İnsanın kendisi nedir?
Butun bu sorular temel ve hedef ..e goreye ve bunlara verilecek anlam ve icerige gore ve de bu kavramlari elde edebilmenin mantiksal olabilirlik olasiligina gore yanitlanir.
Mesela ben, insandan degil; insan olamamaktan yolacikarim ve zihinsel insanlasmayi islerim. Bir de burada bu sorulara bencil mi yoksa sosyal iliski temelinde mi bir yanit verilecegine baglidir. Mesela "ozgurum istedigimi yaparim" bencilligi yerine "benim ozgurlugum baskasinin ozgurlugunun basladigi yerde biter" sosyal iliski bakis acisi.
Su an dunya iste emperyalistzihniyetinin insanoglunu her turlu ayristiran cikar savaslarini yasamakta ve yasatmaktadir. Cunku "guc otorite hakimiyet ustunluk temelinde algilanir ve kullanilir. Iste benim insanoglunu insanlastirmayan bu sahte ego elbisesini keni kendine giydirmesini "dogal/fenomenal zihniyet" olarak acikliyor, karsisina numenal zihniyeti koyuyorum. Yani fiziksel mucadele yerine kisinin kendinden baslayarak kendi beyninde yer etmis insanoglunu insanlastirmayan her turlu deger veri ve tabudan kurtulma devrimi/degisimi.
Mesele basit, çok basit, ve Tanrılaşma amacı yok.
Örneğin,
- Acıkan biyolojik bedenimi doyurmak için bir başka canlının hayatına son vermek istemiyorum.
- Rahat yaşamak, egomu tatmin etmek için bir başka toplumla savaşmak, topraklarını işgal etmek istemiyorum.
- Testesteron hormonlarımın beni kavgacı, tuzakçı, küfürbaz, hilebaz bir insan yapmasını istemiyorum.
- Biyolojik bedenimin hastalanmasını, yaralanmasını istemiyorum.
- Genetik miras sebebiyle hasta çocuklar doğmasını istemiyorum.
- Kaza vs. gibi sebeplerle yaralanıp sakat kalmak istemiyorum.
- Günün büyük bölümünü kimseye faydası olmayan işlerle uğraşarak, kalanı da trafikte harcamak istemiyorum.
- İnsanların, hayvanların, doğanın zarar görmesini istemiyorum.
- Ölmek istemiyorum.
Bu isteklerimizi karşıladığımızda, ki; bilimimizi ilerlettiğimde tamamına yakınını karşılayabileceğiz, dünyadaki mevcut Tanrı figürlerinin çoğunun üzerine çıkmış oluyoruz.
Bu istemlerinin senin de yasamini surdurebilme adina yerine gelmesinin mantiksal olabilirlik olasiligi nedir? Zaten varsa, demekki yerine getirmek bu istemleri duyanin isidir.
Zeus örneğin, çağımızda yaşasaydı Tanrılıktan istifa eder herhangi bir savaş uçağına tapardı.
Bu gelişmeler, biz Tanrı olmak istediğimiz için değil, biyolojik beden tutsaklığından kurtulmak istediğimiz için olacak.
Sevgiler
Aynen iste bu da giydirilmis sahte ego elbisesinin zihniyetinden kurtulmaktir.
Cunku buradaki tutsaklik algisi da kurtulus algisi da zihindedir. Yerine getirecek olan ise biyolojik bedendir.
Şüpheci Dinsiz
27-12-2013, 11:06
Sevgili evrensel-insan,
Bilimsel yontem fenomenin gozlemlenmesi yani GOZLEM ILE BASLAR. Gozlem yoksa, bilimsellik te yoktur. Tabi ki bilimsel verilere dayanan teoriler olabilir, ama bunlarin gozlemi alinmadan, teori olarak kalirlar. Aslinda bilimi felsefeden farkli kilan temel gozlemdir. Cunku felsefe o gozlemi veren taban uzerine fikir yurutur ve tartisir. Bilim ise zaten gozlem verdigi icin o tabani tartismaz. Iste buradaki gozlemin olgu degeri tum insanoglunu kapsamasi tartisma disi olmasi gecerliliginin baglayiciligive gecwerliliginin yine ancak gozlem ile yanlislanabilirligi.
Iste mantiksal olabilirlik olasiliginin olmus olmasi, gozlem vermesi, olabilirliginin mumkunlugu ise gozlem vermeye yatkinligi.
Bilim eger somuttan soyuta degil, yani gozlemden olguya gitmiyorda; teori temelinde aklin soyutundan somutuna yani gozlem vermeye gidiyorsa; iste burada bu gozlemin mantiksalligi yani gozlemin elde edilebilmesi temeldir.
Dolayisi ile nerden baslarsan basla, bilim gozlem ile bilimsellik kazanir. Daha once dedigim gibi, akilciligin tehlikesi ve sorunu; gozleme acilamayan spekulasyonlara bel baglamasi ya da bel bagladigi gozlem verme yerine gozlem ile yanlislaninca da akilcilik geregi teorisinden vaz gecememesi. Cunku ideolojiler, inanclar ve corefaith cok gucludur ve beynin yenilenmesini cagdaslanmasini ve bilgisinin yenilenmesini onler. Galile'yi hatirla.
- Matematikte matrix, determinant, fourier analizleri, türev, integral, rotasyonel, diverjans, analitik geometri formülleri hangi gözleme dayanarak geliştirilmiştir?
- Fizikte Bohr atom modeli bir gözlem sonucu mu geliştirilmiştir?
- Kuantum mekaniğinde teorinin büyüklüğüne göre yapılabilen gözlem miktarı okyanusta damla gibidir.
- Manyetik alan teorisinde yapılabilen gözlem miktarı neredeyse sıfırdır. Ama teorinin ürünleri hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
- Kriptoloji hangi gözleme dayanarak geliştirilmektedir?
Bilimsellikte gözlem şartı yoktur diye son kez yazayım.
Ayrıca, Galileo yerine Bruno (http://tr.wikipedia.org/wiki/Giordano_Bruno)'yu hatırlamayı tercih ederim.
Ben buradaki tanrilasmayi doga ustu olarak degil; "her seye gucu otoritesi ile istedigi gibi hukmeden" olarak almistim.
Her ikisi de değil. Otorite ve hükmetme, ego ifadesidir. İhtiyaçları doyurulması gereken bir beden olmayınca ego olur mu?
Butun bu sorular temel ve hedef ..e goreye ve bunlara verilecek anlam ve icerige gore ve de bu kavramlari elde edebilmenin mantiksal olabilirlik olasiligina gore yanitlanir.
Mesela ben, insandan degil; insan olamamaktan yolacikarim ve zihinsel insanlasmayi islerim. Bir de burada bu sorulara bencil mi yoksa sosyal iliski temelinde mi bir yanit verilecegine baglidir. Mesela "ozgurum istedigimi yaparim" bencilligi yerine "benim ozgurlugum baskasinin ozgurlugunun basladigi yerde biter" sosyal iliski bakis acisi.
Sizin özgürlüğünüz başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bitiyor olabilir, ama ikinizin de herkesin de özgürlüğünün bittiği bir yer var. Doğanın, doğal yaşamın özgürlüğünü umursamıyoruz ve bu umurumuzda değil. Özgürlükçülük, insancılık oynuyoruz. İnsan ne ki?
Yemiyor mu, içmiyor mu, çiftleşmiyor mu, pislemiyor mu?
İnsan doğadan ayrı bir yerde mi? İnsanlaşmak nedir? Başka bir türe dönüşmek mi?
Su an dunya iste emperyalistzihniyetinin insanoglunu her turlu ayristiran cikar savaslarini yasamakta ve yasatmaktadir. Cunku "guc otorite hakimiyet ustunluk temelinde algilanir ve kullanilir. Iste benim insanoglunu insanlastirmayan bu sahte ego elbisesini keni kendine giydirmesini "dogal/fenomenal zihniyet" olarak acikliyor, karsisina numenal zihniyeti koyuyorum. Yani fiziksel mucadele yerine kisinin kendinden baslayarak kendi beyninde yer etmis insanoglunu insanlastirmayan her turlu deger veri ve tabudan kurtulma devrimi/degisimi.
İnsanın üzerine istediğiniz renk elbiseyi seçip, allayıp pullayıp giydirin, biyolojik bedeninin taleplerini örtemeyecek, susturamayacaksınız.
Emperyalist olan, ırkını ve doğayı sömürür, olmayan doğayı sömürür, insan olarak ne kadar yüce akla, elit düşünceye, mitsizliğe, tabusuzluğa, önyargısızlığa sahip olduğumuzu iddia edersek edelim, fikrimizde devrimler devirelim, biyolojik bedenin, egonun yönettiği, her an çatışmaya hazır, aklının gücünü kullanarak sınırsız tahribatlar vermeye hazır, doğayı sömüren sıradan bir canlıyız. Küçücük kırılgan bir bedende dağlara taşlara sığmayan egomuzla hiyerarşide nerede olduğumuzu kendimize ispatlamaya uğraşıyoruz.
Bir devrim yapılacaksa biyolojiden, doğadan izole olamaz, ayrı düşünülemez. Ayrıcalıklı sırça köşklerimizde fikir emisyonu yaparken; "Madde 1: doğa" diye başlamadıkça numenal, fenomenal zihniyet hedeleriyle zaman öldürür dururuz.
Bu istemlerinin senin de yasamini surdurebilme adina yerine gelmesinin mantiksal olabilirlik olasiligi nedir? Zaten varsa, demekki yerine getirmek bu istemleri duyanin isidir.
Özellikle tıp alanında, oldukça fazla çalışma ve gelişme var.
Taze bir örnek (http://zeenews.india.com/news/science/new-robotic-muscle-thousand-times-stronger_898298.html):
Amerika'da Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuarındaki araştırmacılar insan kasından 1000 kat güçlü robotik kas geliştirdiler. Araştırmacılar bu kasla imal edilecek bir robotun kendi ağırlığından 50 kat fazla yükleri taşıyabileceğini, insandan çok daha hızlı hareket edebileceğini söylemişler.
Aynen iste bu da giydirilmis sahte ego elbisesinin zihniyetinden kurtulmaktir.
Cunku buradaki tutsaklik algisi da kurtulus algisi da zihindedir. Yerine getirecek olan ise biyolojik bedendir.
Sahte ego yok, gerçek ego var, kaynağı da biyolojik beden. Bedenden kurtulmadıkça egodan kurtulmak olası değil.
Sevgiler
evrensel-insan
28-12-2013, 00:06
Sevgili evrensel-insan,
- Matematikte matrix, determinant, fourier analizleri, türev, integral, rotasyonel, diverjans, analitik geometri formülleri hangi gözleme dayanarak geliştirilmiştir?
- Fizikte Bohr atom modeli bir gözlem sonucu mu geliştirilmiştir?
- Kuantum mekaniğinde teorinin büyüklüğüne göre yapılabilen gözlem miktarı okyanusta damla gibidir.
- Manyetik alan teorisinde yapılabilen gözlem miktarı neredeyse sıfırdır. Ama teorinin ürünleri hayatımızın bir parçası haline gelmiştir.
- Kriptoloji hangi gözleme dayanarak geliştirilmektedir?
Bilimsellikte gözlem şartı yoktur diye son kez yazayım.
Uc turlu bilgi cesidi vardir. Fiziksel bilgi, sosyal bilgi ve de matematiksel/mantiksal bilgi.
Matematik icerikli tum bilgiler, belirli bir mantik temelindedir ve bu mantigin uygulanmasi matematigin gozlem vermesini saglar.
Mesela en basitinden "bir esitligin her iki tarafindan ayni miktari cikarir ya da eklersen, esitlik bozulmaz" iste bu mantiksal olgu, pratikte de gozlem verir.
Bilimsellikte neyin nerden gelistirildigi onemli degildir, onemli olan gozlem vermesidir.
Sen bana istedigin bilim dalindan istedigin bir ornegi ver, bakalim gozlemi var mi/yok mu? Yoksa zaten bilimselligi henuz kanitlanamamis bir teori halindedir. Zaten yanlislanabilirlik ilkesi de gozlem uzerinedir. Herhangibir bilimsel olgu, bir gozlem ile yanlislanabilrse, iste o zaman o olgu bilimsel olarak eskir, tarihe karisir ve yeni gozlemin yeni olgusu ortaya konur.
Iste bilim de bilgi de ve diger hersey de boyle yenilenir, gelisir v.s. Yoksa eski kasik bilimdeki gibi akil temelinde yola cikmak ve ispat etmek, bir seyi kalici kilar ve dogmalastirir.
Bilim, bilimsel ispat ile gelismez yenilenmez; bilim ancak yanlislanabilir temelde ortaya konursa, gelisebilir ve yenilenir. Yoksa bilimi de felsefi inancsal ideolojilerden farki kalmazdi. Iste bir seyin bilimselliginin kaniti tum insanoglunu kapsayacak sekilde verdigi gozlem ve bu gozlem temelinde ortaya atilan olgu ve bunun tartisma disi olmasidir. Iste bu temelde bilimi bilimsel olarak diger herseyden farkli kilan; OLGUSAL GECERLILIK VE GOZLEMSEL YANLISLANABILIRLIKTIR. Ideoloji ve inanclarda ortada ortak bir gozlem olmadigindan ve yanlislanabilme olan agi oilmadigindan, bunlar bilimsel degildir. Mesela maddenin "ilkligi tekligi mutlakligi, herseyligi" v.s. gozlem vermez ve akil urunudur. Gozlem olmadigi icine yanlislanamaz. Ustelik bu tip kesinlikci indirgemeci ve determinist yanasimlar, sabitligi dogmaligi getirir ve bilimin gelismesine engel olur.
O yuzden bir cumlenin bir olgu mu yani herkesi tartismasiz bagliyan, yoksa bir teori, ideoloji inanc v.s. oldugumu onun gozlemine ve gozlemsel yasnlislanabilme olan aginin bulunmasina baglidir.
Mesela tanri gozlemiolmayandir, dolayisi ile bilimsel olarak varligi ya da yoklugu sadecee akilci dogrulama inancidir ve de ne varini dogrulayan ne de yokunu dogrulayan digerini yanlislayamaz. Cunku ortada gozlem yoktur.
Ayrıca, Galileo yerine Bruno (http://tr.wikipedia.org/wiki/Giordano_Bruno)'yu hatırlamayı tercih ederim.
[quote]Her ikisi de değil. Otorite ve hükmetme, ego ifadesidir. İhtiyaçları doyurulması gereken bir beden olmayınca ego olur mu?
Ihtiyaclarin doyurulmasi illa ego ile mi olur. Bir annenin evladini emzirmesini hangi egoile acikliyorsun, ya da karninda tasimasini? Ihtiyaclarin doyurulmasi insanoglunun zihinsel algisidir, doyan ise bedendir. Ustelik zihinsel algi buna doyum olarak karar verdiginde doyum olur. Beden sadece zihinde olani uygulayan bir aractir. Bedeni hareket ettiren dusuncedir. Tabi burada biyolojik vucut hareketinden bahsetmiyorum, yani kan dolasimi, kalbin atisi v.s.
Iste bu temelde ego vucuda zihnin giydirdigi sahte bir elbisedir. yonu yonlendirimi v.s. zihinsel yonleneni de vucutsaldir. Ayrica otorite ve hukmetme de zihinsel bir algidir, yani dogal zihniyet. Iste bu temelde insanoglunun dogalligi yoktur, sadece dogal zihniyeti vardir. Buna en guzel ornek dogallik olarak algilanan he ne ise ( Yasam, Iliski, ureme, beslenme, korunma v.s.) onu bir beyin algiladiktan ve bilincine vardiktan sonra, istese uygulamayabilir. Mesela cinsel korunma, aclik grevi, olum orucu, diyet, oruc ve de intihar bombacisi terorist eylemler ya da bir ideolojik inancsal dogru ugruna yasamin feda edilmesi. Intihar etme. Mesela asosyallik, dagda tek basina yasami tercih etme, yalnizlik. Ornekler cogaltilabilir. Iste bu temelde insanoglunun bir dogalligi ve buna teslimiyeti yoktur. Insanoglunun dogumu kendi insiyatifinde degildir, olmesi de yasam olarak tadabilecegi bir sey degildir. Geriye kendisine bir tek yasami kalir. Sistem duzen ve tetistirme tarzi, kisinin bu yasamini kendi serbest iradesi ile yasamasina izin vermez. Onu ona verdigi her turlu etik degerler veriler ve bunlarin adina yasatir ve hatta yasam sonrasini yasamin onune koyar ve de bu degerler ugruna yasamini feda etmesini ister. Iste birey bilinci basta "bu yasam benim" diyebilmedir. Iste buda basta insanoglu turunu baska bir sey ile ozdeslestirmek yerine, farkina varmaktan gecer. Insanoglunu madde ile ozdeslestirmek, onu meta mal yapaer; tanri ile degerlendirmek kul kole yapar, ya da hayvan, maymun v.s. yani insanoglunu insanoglu olarak algilamak kabullenmek yerine, fenomenal zihniyet; insanoglunu baska bir fenomen ile ozdeslestirerek degersiz kilar.
Kusura bakma belki biraz uzun oldu ve belki de konudan sapti, yazilanlar. Yalniz burada bilissel bakis acisinin ne oldugu dile geldi. Bir de yasamin bilerek yasanmasi ve de bilimsel temelde yasanmasi.
Sizin özgürlüğünüz başkasının özgürlüğünün başladığı yerde bitiyor olabilir, ama ikinizin de herkesin de özgürlüğünün bittiği bir yer var. Doğanın, doğal yaşamın özgürlüğünü umursamıyoruz ve bu umurumuzda değil.
Doganin dogal yasamin ozgurlugu olmaz, bunu dogal ve dogal yasama insanoglu verir. Ozgurluk kavraminin da ne anlam ve icerikte oldugunu verdigi gibi. Buradaki ozgurluk, ozgurlugu engelleyen yasaklara baskilara zorlamalara ve istenmeyen seylere yonlendirmelere yonelik anlamdadir, yani etiktir.
Özgürlükçülük, insancılık oynuyoruz. İnsan ne ki?
Yemiyor mu, içmiyor mu, çiftleşmiyor mu, pislemiyor mu?
İnsan doğadan ayrı bir yerde mi? İnsanlaşmak nedir? Başka bir türe dönüşmek mi?
Hayir, zihninin davranisinin duzen ve sisteminuin yasam ve iliskisinin kurum ve kuruluslarinin insanlasmasi. O yuzden insanin ne oldugunu ortaya koymak, bir yerde insani kaliba sokmaktir. Yalniz insanoglunun neden insanlasamadigini ortaya koymak ise, gozlemseldir. Buradaki algi her bir beynin insanlikdisi ve vicdandisindan dusunce ve davranis olarak ne algiladigidir. En azindan kendi turu bunyesindeki her turlu savasim ve kendine hem fiziki hem de dusunsel verdigi zarar herkesin gorebildigidir. Iste senin yukarida hakim guc otorite dedigin tam da bu savasimin giydigi sahte ego elbisesidir. Neden insanoglu bunu kendi turu bunyesinde birbirine ustelik kendi yarattigi soyut deger veri ve tabularla basta etik; birbiri ile savasir. Hangi etik deger, dogadan gelir?
İnsanın üzerine istediğiniz renk elbiseyi seçip, allayıp pullayıp giydirin, biyolojik bedeninin taleplerini örtemeyecek, susturamayacaksınız.
Burayi biraz acar misin?
Emperyalist olan, ırkını ve doğayı sömürür, olmayan doğayı sömürür, insan olarak ne kadar yüce akla, elit düşünceye, mitsizliğe, tabusuzluğa, önyargısızlığa sahip olduğumuzu iddia edersek edelim, fikrimizde devrimler devirelim, biyolojik bedenin, egonun yönettiği, her an çatışmaya hazır, aklının gücünü kullanarak sınırsız tahribatlar vermeye hazır, doğayı sömüren sıradan bir canlıyız.
Bu bir dogal teslimiyet ya da caresizlik mi, kalici bir durum mu? Degismesi/degistirilmesi mumkun degil mi? oyle ise neden?
Küçücük kırılgan bir bedende dağlara taşlara sığmayan egomuzla hiyerarşide nerede olduğumuzu kendimize ispatlamaya uğraşıyoruz.
Bir devrim yapılacaksa biyolojiden, doğadan izole olamaz, ayrı düşünülemez. Ayrıcalıklı sırça köşklerimizde fikir emisyonu yaparken; "Madde 1: doğa" diye başlamadıkça numenal, fenomenal zihniyet hedeleriyle zaman öldürür dururuz.
Quantum dusuncesi "ne dusunuyorsam, oyum" diyor. Yani insanoglunu yasam ve iliski de yonlendiren yoneten v.s. ONUN FIZIGI DEGIL; BEYNINDE YER ETMIS ZIHNIYETIDIR. Bu da dogal degildir, degistirilebilir. Zaten degistigini tarih insanoglunun cagdaslasmasi temelinde gostermistir. Iste benim onerdigim zihinsel degisim/devrim de budur. Insanlasma, evrensellesme, bilimsellesme ve bilissellesme devrimi.
Obur devrim, yani insanoglunu sadece nicelik olarak algilayan devrim; insanoglu niteligini hice sayarak guc ve otorite temelinde kendi ieolojik inancsal niteligini tum topluma dayatmasidir. Iste bu zaten zihniyetin oneminin rolunun belirginliginin ve belirticiliginin algilanamamasindan kaynaklanir. Yani herkes kendi niteligini baskasina onu nicelik olarak algilayarak dayatir. Iste guc ve otorite de zaten budur.
Özellikle tıp alanında, oldukça fazla çalışma ve gelişme var.
Taze bir örnek (http://zeenews.india.com/news/science/new-robotic-muscle-thousand-times-stronger_898298.html):
Amerika'da Lawrence Berkeley Ulusal Laboratuarındaki araştırmacılar insan kasından 1000 kat güçlü robotik kas geliştirdiler. Araştırmacılar bu kasla imal edilecek bir robotun kendi ağırlığından 50 kat fazla yükleri taşıyabileceğini, insandan çok daha hızlı hareket edebileceğini söylemişler.
Sahte ego yok, gerçek ego var, kaynağı da biyolojik beden. Bedenden kurtulmadıkça egodan kurtulmak olası değil.
Sevgiler
Sahte egonun insanoglunda olmasi gerekeni, sef yani kendilik bilisselligidir. Bu hem tursel hem de birsel duzeydedir.
Insanoglunun kendisi egosu degil, onun ego ile ustu ortulus selfi, yani kendisidir.
Biyolojik beden insanoglu zihniyetinin yonlendirdigi ve zihninde olani uygulattigi bir aractir. Yani zihinde olani yerine getiren bir aractir. Insanoglunu yonlendiren davrandiran vucudu degil; zihniyetidir, vucut sadece buna gore yonlenir ve davranir. Iste zihin degistikce bu yonlenim davranis ta degisir. Meselabir kisi teist zihniyette iken farkli ayni kisi ateist zihniyette iken farkli davranir. Bu fark biyolojik degil; zihinsel farktir. Iste buna bilinc ve farkindalik farki deniyor. Insanoglunun iste bu zihni ozelligi tarihler botunca bir suru ideolojiler inanclar izmler etik degerle v.s. ortaya atmis ve bunlar da bir takipedilenn savunulan duyzen ve sistemlesen yasam ve iliskide kurum ve kurumsallasmada somutlasan hale gelmis. Bunun basinda yasalar kurallar kaideler "yap/yapma" lar dogru/yanlislar guzel/cirkinler, iyi/kotuler v.s. gelir.
ereninthenature
28-12-2013, 02:12
Ben bilimsel bilgiyi kenara itmedim spartacus. Gerceklikten de koptugum yok. Ama iki farkli dusunce patternini kullanarak hareket edebiliriz. Geriye donusumuz rasyonel olduktan sonra nasil dusundugumuzun pek onemi yok bence.
Simdi bilim benden dusunmeye baslamadan once bir mucize istiyor. O da ne biliyor musun? Evren durduk yere var oldu ve bunun bir anlami yok. Geriye kalan herseyi arkasinda anlam olmadan bulucaz diyor. Zurnanin zirt dedigi yer beyin/bilinc. Burda disardan bakinca sadece bir enerji hareketi var. Ve bunun anlami yok. Kisi kendisi geriye kalan herseye anlam veriyor. Evrendeki patternlere anlam veren seye insan diyoruz yani. Burda varligin arkasinda anlam olmadigi oznel yada nesnel sadece bir inanistir. Ben anlama bakiyorum ve gozlemim insanin varliga anlam verdigi uzerine. Ve bu varliga anlam veris senin gercekligini olusturuyor. Varligin varligina anlam verebiliriz bence. Neden anlamsiz olsun diyorum?
Modern bilimin arkasindaki gorus deist bir tanri modeliydi. Bilim adamlari evreni kurulmus bir saat gibi varsayip hareketlerini inceliyordu. Arkasinda anlam aramadan. Ama belki deist bir tanri arkasinda olmayabilir varligin. Bilimin benden istedigi mucize muslumanin istediginden farksiz. Varligin ve hareketinin anlamsiz olmasi yani. Bu mucizeyi herkes hakkediyor. Birine bedava mucize veremem. Ve diyorum ben tamamen materyalist yaklassam bile insan bir seye anlam veriyorsa herseye verir.
Yani sen annenin hareketlerine anlam veriyorsan evrimin seleksiyonuna da anlam vermelisin. Bunu bilim yapmamali tabiki. Ama sen kafandaki patternlere anlam veriyorsan herseye verebilirsin. Iki kisi bu anlami kabul ederse gercek sayiliyor zaten.
Ben bilimsel metoddan kopmadim. Isim gozlem/deney. Ve butun soylediklerimin arkasinda bilimsel veriler var. Beyninin yaptigi is fenomenin gozlemine anlam vermek. Yani yaptigi islerden biri bu. Sen vermezsin ben veririm. Bu benim bilinc ozgurlugum.
evrensel-insan
28-12-2013, 02:26
Modern bilimin arkasindaki gorus deist bir tanri modeliydi. Bilim adamlari evreni kurulmus bir saat gibi varsayip hareketlerini inceliyordu. Arkasinda anlam aramadan. Ama belki deist bir tanri arkasinda olmayabilir varligin.
Iste buurada bilimsel olmak ile teolojik olmanin farki tam da burda. ARKASINDA ANLAM ARAMADAN. Zaten arkasinda anlam araman demek, akilci temelde tanriyi bulman demektir.
Cunku bilim "bil" kokunden yola cikar, "var, ol, inan" degil.
Fenomenin gozlemlenmesi.
Istefenomen orda gozlemle, neden arkasinda bir anlam arayasin? O yuzden burada varsayim da yok. Sadece gozlemle bu yeterli. Gerisi akilciligin tuzagi. Bu tuzaga dusmenin zararlari saymakla bitmez. En basta insanoglunu teslimiyete caresizlige iter. Bir de her seyi ortaya koyan insanoglu oldugunu algilatmaz. Iste boyle herseyin arkasinda bir kurulmusluk, planlilik tasarim v.. arar.
Bunlara ne gerek var.
Fenomen orda gozlemle ve bilgi turet, yetmiyor mu? Illa okuz altinda buzagi mi aramak gerekiyor.
Iste aklin egosu da bu zaten. Bilimin gozlem ve geldigi noktadaki bilgisi ile yetinmemek. Illa bir tatmin aramak. Halbuki BILIMIN GELDIGI YER BIR AN VE BU AN SUREKLI SUREGELEN SUREC OLARAK DURMADAN DEGISKEN, YENILENEN GELISEN BIR icerikte.
ereninthenature
28-12-2013, 02:45
Iste buurada bilimsel olmak ile teolojik olmanin farki tam da burda. ARKASINDA ANLAM ARAMADAN. Zaten arkasinda anlam araman demek, akilci temelde tanriyi bulman demektir.
Cunku bilim "bil" kokunden yola cikar, "var, ol, inan" degil.
Fenomenin gozlemlenmesi.
Istefenomen orda gozlemle, neden arkasinda bir anlam arayasin? O yuzden burada varsayim da yok. Sadece gozlemle bu yeterli. Gerisi akilciligin tuzagi. Bu tuzaga dusmenin zararlari saymakla bitmez. En basta insanoglunu teslimiyete caresizlige iter. Bir de her seyi ortaya koyan insanoglu oldugunu algilatmaz. Iste boyle herseyin arkasinda bir kurulmusluk, planlilik tasarim v.. arar.
Bunlara ne gerek var.
Fenomen orda gozlemle ve bilgi turet, yetmiyor mu? Illa okuz altinda buzagi mi aramak gerekiyor.
Iste aklin egosu da bu zaten. Bilimin gozlem ve geldigi noktadaki bilgisi ile yetinmemek. Illa bir tatmin aramak. Halbuki BILIMIN GELDIGI YER BIR AN VE BU AN SUREKLI SUREGELEN SUREC OLARAK DURMADAN DEGISKEN, YENILENEN GELISEN BIR icerikte.
Ya evrensel-insan fenomenin gozlemine anlam vermeye bagimliyim ben. Ve dedigim gibi beyin bu isi yapiyor ya. Bunu birakirsam bilim yapmis olurum zaten. Ben bilimsel bir anlam verme isinin pesine dustum zaten. O yuzden cektim cileyi ve ne kursan bos biliyorum.
Simdi anladin ama dimi maymunuz deme sebebimi. Cunku ucuk anlamlar ortaya atmanin manasi yok. Ama mitler yazmaliyiz diye. Cunku insanlar bu anlami severse inaniyor :D. Bunu farkettim ya. Jung bunu diyo zaten. Bende dedim insanlar begendikleri masallara inaniyor diye.
Cunku bir ateist istemese bile evrim teorisine bir anlam veriyor. Ve bu anlami severse seciyor ateismi diye. Insanlar varligin arkasindaki anlama bakip tanriyi buluyorlar fln. Ben tamamen rasyonel bir sekilde bu mekanizmaya coreklenmek istiyorum. Gercekligin uzerine mit yazmak yani. Bilimin unuttugu buydu cunku. Ve masallari korkak insanlar, varsayimlari yanlis insanlar anlatiyor millet de inaniyor. Burdaki psikolojik olay cekti beni Jung'a Terence'a. Cunku ortaya daha iyi bir gerceklik algilama modeli atilabilir. Bilim adamlari calisiyor zaten. Su soru su an soruluyor yani "Butun insanligin algisi bozuk olabilir mi? diye. Cunku soyle dusunmemiz gerekebilirdi basindan beri. Insan cok hucreli bir canlinin tek hucresidir denilse ve butun insanligin bir birine aslinda bagli oldugu ve hatta butun dogaya bagli oldugunu dusunmemiz gerekebilir di.
Yani insanlar kendilerini butun biyosferin kucuk bir parcasi olarak algilasa ve bunun uzerine dil olusturulsa. Kelimelere anlam verilse. Insan zaten kendini tek olarak degil bir parca olarak dusunucekti. Bu dusunce hareketlerinede yon vericekti. Burdaki olay insanin psikolojisinde iste. Jung bunu diyo surekli. Biz kendimizi yanlis algiliyoruz. Sen diyorsun insanlik kurtulsun tamamen anliyorum ben seni ama cogu insanin algisi birazcik duzgun yone cekilebilir hemen. Burda egomu kullanarak ortaya bir felsefe atiyorum iste. Gaia inanisi tamamen materyalist yani. Varliga yaklasimimizi degistirdigimiz an gercek oluyor. Bilim yerine evrimin seleksiyonuna da biz anlam versek. Bitti gitti. Gercek oldu yani. Sonrasinda her insanin verdigi anlamin ayri oldugu gercegi dile katilirsa dusunce patternleri ona gore olusucak. Kisi her seferinde birey olarak benden ayrilarak dusunecek.
Sonra senin dusuncelerin tartisilir yani insanlara cok uzaksin. Zamaninin ilerisindesin:pop2: Kademe kademe o seviyeye cekilmesi lazim insanlarin.
spartacus
28-12-2013, 03:05
Simdi bilim benden dusunmeye baslamadan once bir mucize istiyor. O da ne biliyor musun? Evren durduk yere var oldu ve bunun bir anlami yok. Geriye kalan herseyi arkasinda anlam olmadan bulucaz diyor. Zurnanin zirt dedigi yer beyin/bilinc. Burda disardan bakinca sadece bir enerji hareketi var. Ve bunun anlami yok. Kisi kendisi geriye kalan herseye anlam veriyor. Evrendeki patternlere anlam veren seye insan diyoruz yani. Burda varligin arkasinda anlam olmadigi oznel yada nesnel sadece bir inanistir. Ben anlama bakiyorum ve gozlemim insanin varliga anlam verdigi uzerine. Ve bu varliga anlam veris senin gercekligini olusturuyor. Varligin varligina anlam verebiliriz bence. Neden anlamsiz olsun diyorum?
Anlam ile anlamsızlık sana göre eşit hakka sahip değil illa bir anlam mı olmalı? Sevgili darkmasturbater, bu öznel değil mi, illa bir yaratanı olmalı söyleminden farkı ne?
Şu evrenin hooop diye hiçlikten var olması gibi söylemleri ciddiye almadığımı belirtmeliyim, zira evren -ki felsefesi- oluş değil, ortadalıktır, olmak, oldurmak gibi söylemler eylemdir, fiildir, oluşlar ise ortada olan nesnel gerçekliğin üzerinde hayat buluyor. Zira bir başlangıç olması için bir şeylerin değişip, dönüşüyor kısaca öncelinde madde->zaman olması gerekir. Kısaca eğer ZAMAN big Bang'e GÖRE evrenle birlikte ortaya çıktıysa -ki öyle olmalı- o halde evren başlangıç değildir zira öncesi yoktur, çünkü zaman yoktur. Buraya kadar dile getirdiğim evren söylemi LOKAL evrenimiz içindi, bundan sonra ise genel yani tüm nesnel alana evren diyerek, şekli bin bir çeşide bürünmüş olsa da, bir başlangıcı olmayandır bana göre.. Big Bang teorisini hiç bir zaman esas almadım, almayı da düşünmüyorum, esas alsam dahi bir başlangıçtan söz edemem.
Modern bilimin arkasindaki gorus deist bir tanri modeliydi. Bilim adamlari evreni kurulmus bir saat gibi varsayip hareketlerini inceliyordu. Arkasinda anlam aramadan. Ama belki deist bir tanri arkasinda olmayabilir varligin. Bilimin benden istedigi mucize muslumanin istediginden farksiz. Varligin ve hareketinin anlamsiz olmasi yani. Bu mucizeyi herkes hakkediyor. Birine bedava mucize veremem. Ve diyorum ben tamamen materyalist yaklassam bile insan bir seye anlam veriyorsa herseye verir.
her şeye anlam veren insan anlamsızlığında kendi adına bir anlam olduğunu, anlamsız varsa anlam, anlam varsa anlamsızlık durumunun doğduğunun farkına varabilir. Bu zor olmasa gerek, zira anlam, anlamsızlık, amaç gibi etmenler iradidir, subjektif değer taşır.
matematikte bir zamanlar tanrının dili olarak görülürdü. Bu işin, bilimsel değil; inanç-zan yanıdır. esasta bilgiye etkise bile, bizim bu konumuz açısından bağlayıcı olmadığını, yani bu durum, bir dayanak noktası olamaz diye düşünüyorum.
Yani sen annenin hareketlerine anlam veriyorsan evrimin seleksiyonuna da anlam vermelisin. Bunu bilim yapmamali tabiki. Ama sen kafandaki patternlere anlam veriyorsan herseye verebilirsin. Iki kisi bu anlami kabul ederse gercek sayiliyor zaten.
darkmasturbater, anlam ik biçimlidir. Ben çocukken annemi fil olarak anlamlandırsam, annem bir fil olur mu? Kısaca 1. Senin iradi olarak tayin ettiğin anlam vardır. Bu özneldir. 2.) Anlam verdiğin şey her ne ise onda bir anlam vardır ya da yoktur. Buda nesneldir, ikisini birbirine karıştırmasak diyorum...
Ben bilimsel metoddan kopmadim. Isim gozlem/deney. Ve butun soylediklerimin arkasinda bilimsel veriler var. Beyninin yaptigi is fenomenin gozlemine anlam vermek. Yani yaptigi islerden biri bu. Sen vermezsin ben veririm. Bu benim bilinc ozgurlugum.
beynin yaptığı iş yorumlamaktır sonuçta. Fakat gözlem kendi başına, algıdan muaf bir eylem değildir, bütün organlarımız sonuçta nesnel algı temelinde işliyor ve beyinde kendisine iletilen tepkime şiddetine göre bir yorumlama süreci işletiyor, imajlar oluşturuyor vs.... Bu insan beyninin kabaca çalışma mantığı diyelim, bizim mantığımız böyle işliyor diye fizik dünyasında da her şey böyle tek boyutlu diyemeyiz diye düşünüyorum.
İnsan ağaca da anlam yükleyebilir, ama bu ağacın değil insanın sorunu. Yani biz anlam yükledik diye o şey her ne ise onunda bir anlamı ya da yüklediğimiz biçimde bir gayesi olmak zorunda değil.
Dersen ki niteliklerini çözümlemek anlarım, bu durumda sen bana nitelik çerçevesinde bir anlam göstermek durumundasın. Kısaca, atıyorum nitelik yerine, anlam çözümleme işi bana göre bir anlam ifade etmiyor, zira anlam yorumlamak-tanımlamaktan başka bir şey değil.
evrensel-insan
28-12-2013, 03:10
Ya evrensel-insan fenomenin gozlemine anlam vermeye bagimliyim ben. Ve dedigim gibi beyin bu isi yapiyor ya. Bunu birakirsam bilim yapmis olurum zaten. Ben bilimsel bir anlam verme isinin pesine dustum zaten. O yuzden cektim cileyi ve ne kursan bos biliyorum.
Simdi anladin ama dimi maymunuz deme sebebimi. Cunku ucuk anlamlar ortaya atmanin manasi yok. Ama mitler yazmaliyiz diye. Cunku insanlar bu anlami severse inaniyor :D. Bunu farkettim ya. Jung bunu diyo zaten. Bende dedim insanlar begendikleri masallara inaniyor diye.
Cunku bir ateist istemese bile evrim teorisine bir anlam veriyor. Ve bu anlami severse seciyor ateismi diye. Insanlar varligin arkasindaki anlama bakip tanriyi buluyorlar fln. Ben tamamen rasyonel bir sekilde bu mekanizmaya coreklenmek istiyorum. Gercekligin uzerine mit yazmak yani. Bilimin unuttugu buydu cunku. Ve masallari korkak insanlar, varsayimlari yanlis insanlar anlatiyor millet de inaniyor. Burdaki psikolojik olay cekti beni Jung'a Terence'a. Cunku ortaya daha iyi bir gerceklik algilama modeli atilabilir. Bilim adamlari calisiyor zaten. Su soru su an soruluyor yani "Butun insanligin algisi bozuk olabilir mi? diye. Cunku soyle dusunmemiz gerekebilirdi basindan beri. Insan cok hucreli bir canlinin tek hucresidir denilse ve butun insanligin bir birine aslinda bagli oldugu ve hatta butun dogaya bagli oldugunu dusunmemiz gerekebilir di.
Yani insanlar kendilerini butun biyosferin kucuk bir parcasi olarak algilasa ve bunun uzerine dil olusturulsa. Kelimelere anlam verilse. Insan zaten kendini tek olarak degil bir parca olarak dusunucekti. Bu dusunce hareketlerinede yon vericekti. Burdaki olay insanin psikolojisinde iste. Jung bunu diyo surekli. Biz kendimizi yanlis algiliyoruz. Sen diyorsun insanlik kurtulsun tamamen anliyorum ben seni ama cogu insanin algisi birazcik duzgun yone cekilebilir hemen. Burda egomu kullanarak ortaya bir felsefe atiyorum iste. Gaia inanisi tamamen materyalist yani. Varliga yaklasimimizi degistirdigimiz an gercek oluyor. Bilim yerine evrimin seleksiyonuna da biz anlam versek. Bitti gitti. Gercek oldu yani. Sonrasinda her insanin verdigi anlamin ayri oldugu gercegi dile katilirsa dusunce patternleri ona gore olusucak. Kisi her seferinde birey olarak benden ayrilarak dusunecek.
Sonra senin dusuncelerin tartisilir yani insanlara cok uzaksin. Zamaninin ilerisindesin:pop2: Kademe kademe o seviyeye cekilmesi lazim insanlarin.
Deist -dr ile yazisirken, ben ona galile ornegi verdim, o da bana bruno ornegi verdi.
Soyle bir baktim ve su aciklamasindakendimi buldum.
"Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."
Ustelik bu adam soylemleri temeline bir panteist ve zaten kariyerleri dunyada yasadigi donem v.s. dini tarafini one cikariyor.
Dedigin cok dogru. Bir zamanlar bir filozoflar arasi felsefi toplantida x ve y nin nasil yapilandirilmis oldugundan ve bu yapilandirilmisliginin sorunuun algisi ve cozumunun ortaya koymasi insanoglunun insanlasmasinin basinda gelir seklinde bir aciklama yaptigimda "iyi guzelde bu senin dediklerinin kitlesellesmesi icin en az 500 yil gerekir. Bugun vbunun algilanmasui da uygulanmasi da noncognitivisttir. O yuzden bu temelde sana destek veremeyiz" deyip, hem bilgi ve dusuncenin ekonomik teslimiyetine saptilar, hem de mantiksal olabilirlik oasiligini algiladiklari halde KITLESELLESEMEZ bahanesi ile yan cizdiler.
Ustelik bu 500 yil batilinin getirdigi, bize uyarlarsan 900 e cikiyor. :)
Ama tarihte bunun ornekleri coktur. Bir omer hayyam 900 yil once yasamis ve bugun turkiyede yasayan benim diyen, ilerici, devrimci v.s. olarak kendini lansa eden cogu beyinden; cok daha aydin ve cagdastir.
Aslinda tarihteki serbest dusunurler, icinde bulunduklari cagin beyni degildir. Hepsi insanoglunun her turlu dunyssini alt ust eecek dusunce ve bilgiye imza atmislardir. Tabiki meyvalari cok sonra toplanmistir.
O yuzden dile gelenlerin bugunun "ustunde" olmasi degildir, onemli olan. Yeni bir kapinin varligini ortaya koymaktir. Evet, kim bu kapiyi fark eder, kim gerek duyar, kim yikmak ister, kim baska kapilarla karistirir, kim arkasinda ne oldugunu merak eder, kim kilitli sanir, kim erisilmez sanir, kim utopik sanir, kim sacma olarak algilar, kim alay eder, kim ilgilenir onemser ve etkilenir v.s. butun bunlar; yazilanlari okuyan ve kendi beyin duzeyi ile degerlendirenlerin sorunudur.
Tabi ki oyle veya boyle ilgisini ceken ve sorgulayan ve de daha detayli ogrenmek isteyenler de az degildir.
Mesele bundan ibarettir. Herbeyin hersseyi kendi degerleri ile degerlendirir ve bu degerlendireni baglar.
Su anda belki de internette hic bilmedigim sitelerde hic bilmedigim kisiler kendilerince gerekli gordukleri yazilarimi almis sitelerine koymus.
Aslinda baslarina da dert almislar. Cunku bir yanit alsalar nasil yanit verecekler, yazi onlarin beyninden cikmadiu. Boyle oldugu halde bu riski goze aliyorlar.
Kisaca kim ne derse desin, bu senin deyim ile "cag ustu" yazilar; okun uyor, begeniliyor ve sanal forum aleminde de kendine bir yer buluyor.
Yukarida koyulastirdigim yazin bile bir ilericilik. Cunku aslinda benden istenen tam tersi, yani herkesin dogrusuna gore yazmak. Yani "herkesin tefine gore oynamak" buna en guzel uyarilari da "ya arkadas senelerdir soyluyoruz yanlis yoldasin diye, ayni zirvalari tekrarliyorsun"
Iste zaten bu tip yanitlar, yazanin bilgi ve dusunce pilinin bittigi ya da aklinda yer etmis bir deger sinirinin zorlandigi yerdir.
Bende her zaman oyle diyorum" eger okudugunu anlamak isteyen, neresini neden anlamadigini sorar ben de soruya gore yanitlarim ve bundan da ne gocunurum ne bikarim. Yeterki kisi ilgilendigini onemsedigini ya da etkilendigini gostersin.
Bunca yillik forum yazismalarida meyvalari da aliyorum. Yani gozlem olarak kisinin yazilarindan bilicinin degistigini ezberini bozdugunu daha bir algilanir oldugunu gozlemliyorum.
Isin acisi kisi bunu bilincli yapmadigi icin kendi bunun farkinda bile degil.
ereninthenature
28-12-2013, 03:20
Şu evrenin hooop diye hiçlikten var olması gibi söylemleri ciddiye almadığımı belirtmeliyim, zira evren -ki felsefesi- oluş değil, varolandır, olmak, oldurmak gibi söylemler eylemdir, fiilidir. Zira bir başlangıç olması için bir şeylerin değişip, dönüşüyor kısaca öncelinde madde->zaman olması gerekir. Kısaca eğer ZAMAN big Bang'e GÖRE evrenle birlikte ortaya çıktıysa -ki öyle olmalı- o halde evren başlangıç değildir zira öncesi yoktur, çünkü zaman yoktur. Buraya kadar dile getirdiğim evren söylemi LOKAL evrenimiz içindi, bundan sonra ise genel yani tüm nesnel alana evren diyerek, şekli bin bir çeşide bürünmüş olsa da, bir başlangıcı olmayandır bana göre.. Big Bang teorisini hiç bir zaman esas almadım, almayı da düşünmüyorum, esas alsam dahi bir başlangıçtan söz edemem.Ben bir ornek attim sadece ortaya. Sen beni yanlis anladin buyuk ihtimal. Ben ateizm ve samanizmden bahsederken bundan bahsettim. Maddeye materyalist insanlar teolojik bir anlam verebilir. Bu sacma olsa bile verebilir. Ben veriyorum oluyor. Terence vermis ve anliyorum. Terence olaya tamamen bilimsel yaklasim bir anlam veriyor. Cunku bilim bunu yapmiyor. Jung'ta diyo ki insanlar istedikleri masallara inaniyor. O yuzden bende samanizm masalini anlatirim diyorum. Hem rasyonel materyalist gozunden gercek hemde bir gozlemci gozunden gercek. Ve psychedelic trip'te ciddi ciddi bir tecrube ve mantar gelip kiziyor niye egoistlik yaptin diye. Terence sacmaliyor saniyorsan yaniliyorsun diyorum iste. Gel birde burdan bak rasyonel kal anlarsin. Cunku hissediceksin bu algiya sahip oldun mu. Ciddi ciddi gercekmis gaia diye. Karsinda canli bir organizma duruyor ve konusuyor fln senle. Bu din incelenmeli diyorum :D.
Onundeki olay hem mantarla insanin simbiyotik iliskisinin urunu hem de bilimsel olarak gercek. Yani dunyanin biyosferi toptan bir canli olabilir ve sen onunla ciddi ciddi konusuyo olabilirsin. Burdan yola cikip toptan algiyi degistirebilirsin ve ateist olmaya devam edebilirsin. Samanistin gozunden dunyaya bakar anlamlari gorursun ve ateistin gozunden bakar bilim/muhendislik yaparsin. Cunku burasi zurnanin zirt dedigi yer. Burdan baktiginda bilim cikmaz ama manyak mitler yazilir diyorum :D. Yani cevrem cok seviyo bu yaptigim rasyonel mitleri. Cunku insanlar benim mitlerime inanmazlarsa islama fln inaniyor. Gerceklik uzerine masal yazalim diyorum yani. Bilimsel verilerden uzaklasmadan. Insanligin ihtiyaci bu cidden. Masallara inaniyor herkes.
evrensel-insan
28-12-2013, 03:30
Maddeye materyalist insanlar teolojik bir anlam verebilir. Bu sacma olsa bile verebilir. Ben veriyorum oluyor. .
Bu senin dediginin teolojik adi hyloteizm yani maddenin tanrilasmasi/ tanrilastirilmasi
Sonucta akilce ve gozlem vermeyen temelde "ilk, tek mutlak" ortakligi hem materyalizmin maddesinde hem de kulun/inananin tanrisinda var.
Dolayisi ile metafizigin ontolojik temellerinin ve de teolojik tanriyi ortaya koyus temellerinin ortak noktasi akilcilik oldugudur.
Iste eger bunu eski klasuik bilimde oldugu gibi, bugun bilime tasimak; BILIMI AKLIN TUZAGI ile bulamaktir. Felsefeyi builime tasima yerine; BILIMI FELSEFEYE TASIMAK ve felsefi sahte sozde bilim yapmaktir.
ereninthenature
28-12-2013, 03:50
Deist -dr ile yazisirken, ben ona galile ornegi verdim, o da bana bruno ornegi verdi.
Soyle bir baktim ve su aciklamasindakendimi buldum.
"Ne gördüğüm hakikati gizlemekten hoşlanırım, ne de bunu açıkça ifade etmekten korkarım. Aydınlık ve karanlık arasındaki, bilim ve cehalet arasındaki savaşa her yerde katıldım. Bundan dolayı her yerde zorlukla karşılaştım ve cehaletin babaları olan resmi akademisyenlerin yanı sıra kalın kafalı çoğunluğun öfkesinde hedef olarak yaşadım."
Ustelik bu adam soylemleri temeline bir panteist ve zaten kariyerleri dunyada yasadigi donem v.s. dini tarafini one cikariyor.
Dedigin cok dogru. Bir zamanlar bir filozoflar arasi felsefi toplantida x ve y nin nasil yapilandirilmis oldugundan ve bu yapilandirilmisliginin sorunuun algisi ve cozumunun ortaya koymasi insanoglunun insanlasmasinin basinda gelir seklinde bir aciklama yaptigimda "iyi guzelde bu senin dediklerinin kitlesellesmesi icin en az 500 yil gerekir. Bugun vbunun algilanmasui da uygulanmasi da noncognitivisttir. O yuzden bu temelde sana destek veremeyiz" deyip, hem bilgi ve dusuncenin ekonomik teslimiyetine saptilar, hem de mantiksal olabilirlik oasiligini algiladiklari halde KITLESELLESEMEZ bahanesi ile yan cizdiler.
Ustelik bu 500 yil batilinin getirdigi, bize uyarlarsan 900 e cikiyor. :)
Ama tarihte bunun ornekleri coktur. Bir omer hayyam 900 yil once yasamis ve bugun turkiyede yasayan benim diyen, ilerici, devrimci v.s. olarak kendini lansa eden cogu beyinden; cok daha aydin ve cagdastir.
Aslinda tarihteki serbest dusunurler, icinde bulunduklari cagin beyni degildir. Hepsi insanoglunun her turlu dunyssini alt ust eecek dusunce ve bilgiye imza atmislardir. Tabiki meyvalari cok sonra toplanmistir.
O yuzden dile gelenlerin bugunun "ustunde" olmasi degildir, onemli olan. Yeni bir kapinin varligini ortaya koymaktir. Evet, kim bu kapiyi fark eder, kim gerek duyar, kim yikmak ister, kim baska kapilarla karistirir, kim arkasinda ne oldugunu merak eder, kim kilitli sanir, kim erisilmez sanir, kim utopik sanir, kim sacma olarak algilar, kim alay eder, kim ilgilenir onemser ve etkilenir v.s. butun bunlar; yazilanlari okuyan ve kendi beyin duzeyi ile degerlendirenlerin sorunudur.
Tabi ki oyle veya boyle ilgisini ceken ve sorgulayan ve de daha detayli ogrenmek isteyenler de az degildir.
Mesele bundan ibarettir. Herbeyin hersseyi kendi degerleri ile degerlendirir ve bu degerlendireni baglar.
Su anda belki de internette hic bilmedigim sitelerde hic bilmedigim kisiler kendilerince gerekli gordukleri yazilarimi almis sitelerine koymus.
Aslinda baslarina da dert almislar. Cunku bir yanit alsalar nasil yanit verecekler, yazi onlarin beyninden cikmadiu. Boyle oldugu halde bu riski goze aliyorlar.
Kisaca kim ne derse desin, bu senin deyim ile "cag ustu" yazilar; okun uyor, begeniliyor ve sanal forum aleminde de kendine bir yer buluyor.
Yukarida koyulastirdigim yazin bile bir ilericilik. Cunku aslinda benden istenen tam tersi, yani herkesin dogrusuna gore yazmak. Yani "herkesin tefine gore oynamak" buna en guzel uyarilari da "ya arkadas senelerdir soyluyoruz yanlis yoldasin diye, ayni zirvalari tekrarliyorsun"
Iste zaten bu tip yanitlar, yazanin bilgi ve dusunce pilinin bittigi ya da aklinda yer etmis bir deger sinirinin zorlandigi yerdir.
Bende her zaman oyle diyorum" eger okudugunu anlamak isteyen, neresini neden anlamadigini sorar ben de soruya gore yanitlarim ve bundan da ne gocunurum ne bikarim. Yeterki kisi ilgilendigini onemsedigini ya da etkilendigini gostersin.
Bunca yillik forum yazismalarida meyvalari da aliyorum. Yani gozlem olarak kisinin yazilarindan bilicinin degistigini ezberini bozdugunu daha bir algilanir oldugunu gozlemliyorum.
Isin acisi kisi bunu bilincli yapmadigi icin kendi bunun farkinda bile degil.
Senin felsefenin bilimle bulustugu yer psychedelic tecrube iste. Kesinlikle olmeden bak derim. Beyninde varliga verdigin anlamlar firlayacak surekli. Bir tabaga odaklanip saatlerce izleyebilirsin. Ona en manyak anlamlari verebilirsin. Komik gozukebilir, korkunc gozukebilir. Beyin bunu yapiyo zaten. Bir tecrubeden sonra ne yaptigini anliyorsun artik. Anlam veriyorsun etrafindaki kaos'a :D.
Ve bir bakiyorsun. Nasil anlamlar vermisler ne kadar sacma hersey cok egoistce anlamlandirilmis. Dil bu anlamlardan olusturulmus ve Terence su lafi cok soyler "The world made out of language". Bu dil insanin dusunce dunyasini sekillendiriyor direk. Verdigin anlamlar senin kisiligini sekillendiriyor. Insana ait hersey bu anlamlarla sekilleniyor. Dusunce patternleri, durtuler bu anlamlardan yola cikiyor. Kisi rasyonel degilse sacma patternlere bakip sacma egoist anlamlar veriyor.
Zaten amazonda bu isi yapan shaman egoistce dusunme diye yapiyor ve butun egoist algini gozunun onune koyup sana gosteren bir teknoloji var. Dunyada insana algisinin, varliga verdigi anlamin ne kadar egoistce oldugunu gosteren bir teknoloji mevcut. Bu teknoloji senin felsefenin bilimsel temeli resmen. Haklisin yani kisinin butun gercekligini anlamlar olusturuyor. Bu anlamlar kotulestikce gercekligi depresiflesiyor, bu anlamlar iyilestikce kisi mutlu oluyor. Yani felsefeni kabul eden insan varliga kendi anlamini verip direk mutlu olabilir :D. Ben cok rahatladim bu gercekle karsilasinca.
Egoist insanlarin cile dolu dunyasi kendilerinin eseri. Insanlar bu ruyadan uyanicak uyanicak. Cok bilim adami akademi disinda bu antik teknolojiye yukleniyor. Burda olay cikicak. Insanin dusunce algoritmasi degismezse ciddi ciddi soyumuz tukenicek, biliyorsun. Sen felsefe kismini tut ben masal anlaticam:wave:.
ereninthenature
28-12-2013, 04:03
Bu senin dediginin teolojik adi hyloteizm yani maddenin tanrilasmasi/ tanrilastirilmasi
Sonucta akilce ve gozlem vermeyen temelde "ilk, tek mutlak" ortakligi hem materyalizmin maddesinde hem de kulun/inananin tanrisinda var.
Dolayisi ile metafizigin ontolojik temellerinin ve de teolojik tanriyi ortaya koyus temellerinin ortak noktasi akilcilik oldugudur.
Iste eger bunu eski klasuik bilimde oldugu gibi, bugun bilime tasimak; BILIMI AKLIN TUZAGI ile bulamaktir. Felsefeyi builime tasima yerine; BILIMI FELSEFEYE TASIMAK ve felsefi sahte sozde bilim yapmaktir.
Bilim yapmiyacak bunu ya. Baya Terence gibi filozoflar yapmali. Cunku insanlar neden bilinc hapisanesinde yasiyo biliyor musun. Bu anlamlari kisiye ailesi/toplumu veriyor. Kultur kisinin kendi anlamini vermesine izin verse ve ona deli gozuyle bakmasa bu algiya sahip oldugu icin ortaya inanilmaz bir zenginlik cikicak. Problem bu zaten. Bilinc diktatorlugunde yasiyoruz resmen bizim verdigimiz anlami vericen diyo herkes yoksa hasta oluyorsun. Ama ben her camp yapisimda kendimi gaia'nin gogusleri arasinda gibi hissediyorum nabayim yani kafam iyi cok mutluyum. Bu algiyi mantiklica koyunca ortaya insanlar bu sanat abi diyorlar. Ama gercek ayni zamanda. Bunu cok iyi yapiyorum ve yaziyorum su an bir mit.
Ve gercekten sunu anliyacak insanlik bir gun. Su sebepten 60'lardan sonra Mars'a gidilemedi: Cunku insanlar bunun hayalini kurarken bir uzay gemisinde sadece insanin oldugunu dusunduler. Soyle bir bilim kurgu yok nerdeyse. Insanlik diger gezegene butun biyosferi toplayip gidiyor. Bunun hayali kurulmaliydi. Ama insan tek gittigini hayal etti. Bu bencillik zaten var olan psikoljinin urunu.
Yani evrensel-insan bir sure insanlar bir seyin hayalini kuruyor ve bu 200-300 yil sonra gercek oluyor. Yani biz su an 16.yy insanin nirvanasinda yasiyoruz. Ama bunun bilincinde degiliz :D. Ama bu gercek. Su an ne hayal kurdugumuz cok onemli yani. O yuzden duzgun hayal kuralim bak gercek oluyo diyorum :).
evrensel-insan
28-12-2013, 04:16
Senin felsefenin bilimle bulustugu yer psychedelic tecrube iste. Kesinlikle olmeden bak derim. Beyninde varliga verdigin anlamlar firlayacak surekli. Bir tabaga odaklanip saatlerce izleyebilirsin. Ona en manyak anlamlari verebilirsin. Komik gozukebilir, korkunc gozukebilir. Beyin bunu yapiyo zaten. Bir tecrubeden sonra ne yaptigini anliyorsun artik. Anlam veriyorsun etrafindaki kaos'a :D.
Ve bir bakiyorsun. Nasil anlamlar vermisler ne kadar sacma hersey cok egoistce anlamlandirilmis. Dil bu anlamlardan olusturulmus ve Terence su lafi cok soyler "The world made out of language". Bu dil insanin dusunce dunyasini sekillendiriyor direk. Verdigin anlamlar senin kisiligini sekillendiriyor. Insana ait hersey bu anlamlarla sekilleniyor. Dusunce patternleri, durtuler bu anlamlardan yola cikiyor. Kisi rasyonel degilse sacma patternlere bakip sacma egoist anlamlar veriyor.
Zaten amazonda bu isi yapan shaman egoistce dusunme diye yapiyor ve butun egoist algini gozunun onune koyup sana gosteren bir teknoloji var. Dunyada insana algisinin, varliga verdigi anlamin ne kadar egoistce oldugunu gosteren bir teknoloji mevcut. Bu teknoloji senin felsefenin bilimsel temeli resmen. Haklisin yani kisinin butun gercekligini anlamlar olusturuyor. Bu anlamlar kotulestikce gercekligi depresiflesiyor, bu anlamlar iyilestikce kisi mutlu oluyor. Yani felsefeni kabul eden insan varliga kendi anlamini verip direk mutlu olabilir :D. Ben cok rahatladim bu gercekle karsilasinca.
Egoist insanlarin cile dolu dunyasi kendilerinin eseri. Insanlar bu ruyadan uyanicak uyanicak. Cok bilim adami akademi disinda bu antik teknolojiye yukleniyor. Burda olay cikicak. Insanin dusunce algoritmasi degismezse ciddi ciddi soyumuz tukenicek, biliyorsun. Sen felsefe kismini tut ben masal anlaticam:wave:.
Benimkisi bir felsefe degil bir zihniyet, yani icinde sadece felsefe yok. Temeli bilimsel builissel biilgisel, evrensel, insansal, bireysel en kisa sifatlariyla.
Insanoglunun zihniyeti degisti mi, herseyi degisiyor. Basta eski kendier yabancilasiyor.
Iste benim zihniyetin temelinde VARLIK INANC VE OL YOK, SADECE BIL VAR.
Bu bil oyle bir bil ki, bildigini zannettiklerini alt ust eden, sana bugune kadar ogretilenin tamamen hayvani bir icerigi oldugunu agilatan, insanoglunun fizigini hedef alma yerine, zihnini hedef alan, bassi sonu olmayan, ve neyi neden ve nasil bilineceginin bilincini tasiyan.
Sana kisaca soyle bir cumle yazayim; seyin ne olarak olusturuldugu degil, olusturulmus nenin neden nasil ve oyle olusturulmuslugunun bilinmesi.
Iste bu bizi insanoglu sahte zihniyetinin en temel yapilandirilmis yapi ve isleyisine goturuyor. Daha oncezaten zihinsel devrim mumkun degil, degisim mumkun.
Sen masallarini anlatmaya devam et, sonucta her masalda zihnin ortaya koymak istedigi ve de kendi zihniyetini ortaya koydugu bir anlam ve icerik vardir.
Onemli olan bunu verildigi gibi algilamak.
O yuzden evrensel-insan zihniyeti; bugune kadar insanoglu ortaya ne atmissa ve koymussa ve de bunu hangi dalda yapmis ise onu iceriyor.
Temeli de hedefi de belli. Ustelik temel de hedef te, insanoglu disi ya da ustu bir ozdeslestirim degil; aksine tam da insanoglunun kendisi. Cunku ben bu turun bir ferdiyim ve bunun disinda bir yeti tasimiyorum.
O yuzden insanoglu disinda hic bir sey degilim. Ne madde, mal mulk, kul kole ne de beni benden alan herhangibir sey.
O yuzden de insanoglunu maddelestirmek, mallastirmak, mulklestirmek, kullastirmak, kolelestirmek ya da baska birseylestirmek yerine; INSANLASTIRMAYI HEDEF ALDIM.
spartacus
28-12-2013, 04:21
Onundeki olay hem mantarla insanin simbiyotik iliskisinin urunu hem de bilimsel olarak gercek. Yani dunyanin biyosferi toptan bir canli olabilir ve sen onunla ciddi ciddi konusuyo olabilirsin. Burdan yola cikip toptan algiyi degistirebilirsin ve ateist olmaya devam edebilirsin. Samanistin gozunden dunyaya bakar anlamlari gorursun ve ateistin gozunden bakar bilim/muhendislik yaparsin. Cunku burasi zurnanin zirt dedigi yer. Burdan baktiginda bilim cikmaz ama manyak mitler yazilir diyorum :D. Yani cevrem cok seviyo bu yaptigim rasyonel mitleri. Cunku insanlar benim mitlerime inanmazlarsa islama fln inaniyor. Gerceklik uzerine masal yazalim diyorum yani. Bilimsel verilerden uzaklasmadan. Insanligin ihtiyaci bu cidden. Masallara inaniyor herkes.
peki, tamam madem yeteneklerin konuşacak yaz. Hem belli mi olur belki bende inanırım :fish: :evil:
evrensel-insan
28-12-2013, 04:24
Bilim yapmiyacak bunu ya. Baya Terence gibi filozoflar yapmali. Cunku insanlar neden bilinc hapisanesinde yasiyo biliyor musun. Bu anlamlari kisiye ailesi/toplumu veriyor. Kultur kisinin kendi anlamini vermesine izin verse ve ona deli gozuyle bakmasa bu algiya sahip oldugu icin ortaya inanilmaz bir zenginlik cikicak. Problem bu zaten. Bilinc diktatorlugunde yasiyoruz resmen bizim verdigimiz anlami vericen diyo herkes yoksa hasta oluyorsun. Ama ben her camp yapisimda kendimi gaia'nin gogusleri arasinda gibi hissediyorum nabayim yani kafam iyi cok mutluyum. Bu algiyi mantiklica koyunca ortaya insanlar bu sanat abi diyorlar. Ama gercek ayni zamanda. Bunu cok iyi yapiyorum ve yaziyorum su an bir mit.
Ve gercekten sunu anliyacak insanlik bir gun. Su sebepten 60'lardan sonra Mars'a gidilemedi: Cunku insanlar bunun hayalini kurarken bir uzay gemisinde sadece insanin oldugunu dusunduler. Soyle bir bilim kurgu yok nerdeyse. Insanlik diger gezegene butun biyosferi toplayip gidiyor. Bunun hayali kurulmaliydi. Ama insan tek gittigini hayal etti. Bu bencillik zaten var olan psikoljinin urunu.
Yani evrensel-insan bir sure insanlar bir seyin hayalini kuruyor ve bu 200-300 yil sonra gercek oluyor. Yani biz su an 16.yy insanin nirvanasinda yasiyoruz. Ama bunun bilincinde degiliz :D. Ama bu gercek. Su an ne hayal kurdugumuz cok onemli yani. O yuzden duzgun hayal kuralim bak gercek oluyo diyorum :).
Evet ben kendi zihniyetimin yasamima ve iliskilerie uyarlamami en azindan kendim kendi yasam ve iliskilerimde yasiyorum. Bu da benim zihinsel yonum ile yasam/iliskisel yonum arasindaki bagi saglamadaki sorgulamami sagliyor.
Kisaca ben benim disimdan beni degerlendiriyorum. Ayrica her bir iliskisel sorun da sorunun kaynagini kendimde ariyorum. Baaskasinda aramam, sadece zaman kaybi ve benim her turlu gelisuimimin onunde bir engel. Sonucta sorunu kendimde aramak, kendimi sorgulamak demek; sorunu baskasinda aramak ise sadece ego tatmini ve oldugun yerde saymak demek.
ereninthenature
28-12-2013, 04:36
O yuzden de insanoglunu maddelestirmek, mallastirmak, mulklestirmek, kullastirmak, kolelestirmek ya da baska birseylestirmek yerine; INSANLASTIRMAYI HEDEF ALDIM.
Bende dalga gecmeyi hedef aldim. Kisinin dusunce patterninde en buyuk degisimi bu yapiyor cunku.
Ve doga dalga geciyor insanla, egoist insanla. Benim ortada gordugum bir olay var. Bu sekilde dusunen insanlar kaybolucak. En nefret ettigim insanlar kaybolucak. Nasil mi ya dogada muzik festvalinde kaybedicekler benliklerini yada nukleer savasta :D. Bunun dusuncesi kahkaha attiriyor bana yani.
Bu dusunce patterininden bencillikten baska birsey cikmadi, gene cikmayacak. Bir para 1000 kere atilir ve hepsinde yazi gelirse bir daha yazi gelme ihtimali bu insanlara gore 1/2. Ben biraz daha kumarbaz gibi dusunup kesin yazi gelicek diyorum:D.
ereninthenature
28-12-2013, 05:03
Evet ben kendi zihniyetimin yasamima ve iliskilerie uyarlamami en azindan kendim kendi yasam ve iliskilerimde yasiyorum. Bu da benim zihinsel yonum ile yasam/iliskisel yonum arasindaki bagi saglamadaki sorgulamami sagliyor.
Kisaca ben benim disimdan beni degerlendiriyorum. Ayrica her bir iliskisel sorun da sorunun kaynagini kendimde ariyorum. Baaskasinda aramam, sadece zaman kaybi ve benim her turlu gelisuimimin onunde bir engel. Sonucta sorunu kendimde aramak, kendimi sorgulamak demek; sorunu baskasinda aramak ise sadece ego tatmini ve oldugun yerde saymak demek.
Bunlar existantial crisis kafasi sakinlesirim ilerde kesin. Ama insanlarla iletisim problemim oldugu icin bu dusunceleri uretiyorum hep. Bir iletisim noktasini koparmamak icin yapiyorum. Dedigim gibi ben hippi genclere donup konusmak istiyorum ve bunlari duymak istiyorlar. Hepsi cok kizgin cunku toplumun geri kalan kismina. Kesinlikle materyalist yaklasmiyo hic biri ve cok kizginlar ya insanlara. O yuzden benlik tatminleri icin dusunceler uretiyorum. Insan sadece dusuncesiyle egosunuda tatmin edebilir. Bunu ogretiyorum ayni zamanda insanlara. Cunku cok problemliler. Travma dolu hayatlari. Su sekilde dusunursen o kadar kotu degil demek benim amacim. Insanlara hemen yardimci olmayi ve sosyal olmayi seciyorum bunu seviyorum yani.
evrensel-insan
28-12-2013, 05:33
Bende dalga gecmeyi hedef aldim. Kisinin dusunce patterninde en buyuk degisimi bu yapiyor cunku.
Ve doga dalga geciyor insanla, egoist insanla. Benim ortada gordugum bir olay var. Bu sekilde dusunen insanlar kaybolucak. En nefret ettigim insanlar kaybolucak. Nasil mi ya dogada muzik festvalinde kaybedicekler benliklerini yada nukleer savasta :D. Bunun dusuncesi kahkaha attiriyor bana yani.
Bu dusunce patterininden bencillikten baska birsey cikmadi, gene cikmayacak. Bir para 1000 kere atilir ve hepsinde yazi gelirse bir daha yazi gelme ihtimali bu insanlara gore 1/2. Ben biraz daha kumarbaz gibi dusunup kesin yazi gelicek diyorum:D.
Yaalniz unutma, o nukleer savasta sen de yasamini kaybedecegin icin, kahkaha atamazsin. :)
evrensel-insan
28-12-2013, 05:36
Bunlar existantial crisis kafasi sakinlesirim ilerde kesin. Ama insanlarla iletisim problemim oldugu icin bu dusunceleri uretiyorum hep. Bir iletisim noktasini koparmamak icin yapiyorum. Dedigim gibi ben hippi genclere donup konusmak istiyorum ve bunlari duymak istiyorlar. Hepsi cok kizgin cunku toplumun geri kalan kismina. Kesinlikle materyalist yaklasmiyo hic biri ve cok kizginlar ya insanlara. O yuzden benlik tatminleri icin dusunceler uretiyorum. Insan sadece dusuncesiyle egosunuda tatmin edebilir. Bunu ogretiyorum ayni zamanda insanlara. Cunku cok problemliler. Travma dolu hayatlari. Su sekilde dusunursen o kadar kotu degil demek benim amacim. Insanlara hemen yardimci olmayi ve sosyal olmayi seciyorum bunu seviyorum yani.
Zaten sosyal iliski karsilikli her turlu paylasim ve yardimlasmadir.
Bunlar existantial crisis kafasi sakinlesirim ilerde kesin. Ama insanlarla iletisim problemim oldugu icin bu dusunceleri uretiyorum hep. Bir iletisim noktasini koparmamak icin yapiyorum. Dedigim gibi ben hippi genclere donup konusmak istiyorum ve bunlari duymak istiyorlar. Hepsi cok kizgin cunku toplumun geri kalan kismina. Kesinlikle materyalist yaklasmiyo hic biri ve cok kizginlar ya insanlara. O yuzden benlik tatminleri icin dusunceler uretiyorum. Insan sadece dusuncesiyle egosunuda tatmin edebilir. Bunu ogretiyorum ayni zamanda insanlara. Cunku cok problemliler. Travma dolu hayatlari. Su sekilde dusunursen o kadar kotu degil demek benim amacim. Insanlara hemen yardimci olmayi ve sosyal olmayi seciyorum bunu seviyorum yani.
Gecicidir bu donemler, ilerde normale(yani rutine) donersin.(anormalsin demek istemedim burada belirteyim.)
Cok sasilacak seyler degil urettiklerin. Senin simdiki dusuncelerinin, benzerinin ilerisi de en az nukleer kadar tehlikelidir zira insanlik icin. Yani istismara aciktir.
Bende dalga gecmeyi hedef aldim. Kisinin dusunce patterninde en buyuk degisimi bu yapiyor cunku.
Seninle de dalga gecerler ama dikkat et.:biggrin1:
ereninthenature
28-12-2013, 07:43
Yaalniz unutma, o nukleer savasta sen de yasamini kaybedecegin icin, kahkaha atamazsin. :)
Abi olmuyorsun ki zaman algin kayboluyo sadece sen anlamamissin, ben anlatayim sana:D.
Gecicidir bu donemler, ilerde normale(yani rutine) donersin.(anormalsin demek istemedim burada belirteyim.)
Cok sasilacak seyler degil urettiklerin. Senin simdiki dusuncelerinin, benzerinin ilerisi de en az nukleer kadar tehlikelidir zira insanlik icin. Yani istismara aciktir. Valla savas baska yerde donuyo iste Natan ve orada cidden nukleer bombalar patliyo. Insanlar kendilerine yapiyo bunu. Cunku boyle dusunmektense intihar edicek kadar ileri gidebiliyor bazi insanlar. Belki iste o zaman cidden yeni bir dusunce tarzi kesfediyorsundur. Bilemiycem ama dallarda hala maymunlar duruyo. Birsey yapmazsan birsey olmuyo. Bence insanin delilik diye korktugu sey evriminin onune cekilmis bir set zaten. Toplumsal bir geri donukluk. Gelecekten korkus. Bunlarda anlasilicak ilerde.
Valla savas baska yerde donuyo iste Natan ve orada cidden nukleer bombalar patliyo. Insanlar kendilerine yapiyo bunu. Cunku boyle dusunmektense intihar edicek kadar ileri gidebiliyor bazi insanlar. Belki iste o zaman cidden yeni bir dusunce tarzi kesfediyorsundur. Bilemiycem ama dallarda hala maymunlar duruyo. Birsey yapmazsan birsey olmuyo. Bence insanin delilik diye korktugu sey evriminin onune cekilmis bir set zaten. Toplumsal bir geri donukluk. Gelecekten korkus. Bunlarda anlasilicak ilerde.
Natan'la karistirmissin. Neva ben merhaba:)
Ikisi de ayni oranda tehlike icerir, ustte aciklamistim sana..
ereninthenature
28-12-2013, 08:08
peki, tamam madem yeteneklerin konuşacak yaz. Hem belli mi olur belki bende inanırım :fish: :evil:
O zaman soyluyorum sana olanlari. Ac su sarkiyi (https://soundcloud.com/eurythmy/not-a-love-song) once dinle.Gecenlerde kizilderili samanin ruhuyla gorustum. Gaia sana cok kiziyormus. Onun guzelligi sende biraktigi sicaklikti, sevgiydi. Insanin pesinde kosmasi gereken buydu. Hisleriydi, asklariydi. Para, pul degildi. Ve zenginlik aslinda insan gibi dogal hissedebilmekti. Bencillige verilecek cevap gerekirse canini vermekti. Cok kizgin sana cok. Sakin cikma karsisina. Orgazmik nirvanalar yasak sana. Devletcisin ne de olsa yasal da degil:heh:.
evrensel-insan
28-12-2013, 22:00
Abi olmuyorsun ki zaman algin kayboluyo sadece sen anlamamissin, ben anlatayim sana:D.
Buyur anlat, zevkle okurum.
ereninthenature
29-12-2013, 22:40
Buyur anlat, zevkle okurum.
Olen yada oldugunu dusunen insanlar genelde degisiyorlar. Bir degisim oluyor. Benim gozlemim bu. Etrafimda her insan ya bir kere oldugunu dusunmus insanlar yada ciddi ciddi bir kere kalbi durmus insanlar olunca bu insanlarin dusuncelerindeki degisimin ne yonde oldugunu biraz anladim.
Gozlemim su; bu degisim insan sekuler olsa bile bir new-age dinine inaniveriyor olmasiydi. Bir kere olen adam hemen baska sekilde yasamaliyiz tribi atiyordu :love:. Adam ateist ve sekuler ama neler diyor. Zaman algimiz yanlis. Aslinda sadece su an var. Cikariyor Osho'yu okuyor birseyler fln. Abi nabtin sen kendini neye inandirdin diyip yaklasmak gerekiyor boyle insanlara. Kafalarindaki cogu dusuncenin yanlis oldugunu ve surekli yanlis davrandiklarini farketip el aleme borcunu filan oduyorlardi, ozur diliyorlardi insanlardan fln.
Hepsi kafasindaki butun dusunce patternlerinin kendilerinin degilde baskalarinin social-construct'lari kullanilarak olusturulmus oldugunu farkediyordu. Davranislari, durtuleri butun hayatlarini olusturmus resmen. Biraz daha sevseydik tripleri atiyorlardi.
Simdi bu degisimin ne oldugu hakkinda biraz bilgim var. Bir ornek atayim ortaya madem. Mesela normallik social-construct'i. Bu bir social-construct arkadaslar ve bu zamanin insanina gore sabah 8 aksam 5 ise gitmek fln. Ben cocuklugumden beri hic sevmedim bu oyuncagi. At gozlugu birader bu bildigin cunku. Niye takayim ben bu oyuncagi. Bi bok anlasilmiyo bu oyuncakla oynadin mi. Bak orda kizlar var nabayim ben bunu ya. Ama neyse biraz inceleyelim bari bu oyuncagi. Normal neyki acaba. Niye insanlar normal olmaya calisiyor. Ne bileyim. Cidden bilmiyorum bastan soyliyim. Ama ne yaptigi hakkinda gozlemim var. Insanin cok sey gormesini engelliyor. Evet boyle bir etkisi var.
Bir beyin neden dusunur. Bir insan neden dusunur. Cunku maymun atalari dallardan inip cok anormal isler yaptiklari icin. Cok garip tripler atti maymunlar. Ates yaktilar, muzik yaptilar, dans ettiler. Ilk basinda nasil oldu peki. Bir adam kalkip dans ettiginde ne dediler acaba? Hic dusundunuz mu. Baya deli bu birader dediler tabiki ne diyecekler. Ama insan onu sevmesini ogrendi bir sekilde iste. Ve bunu kulturune katti. Sonra garip olmadi. Dogal oldu. Aaa benim dogal diye bir oyuncagim var iste. Bak bundan bahsetmek sanki cok daha mantikli.
Benim dogal oyuncagima gore insan kendi oyuncagini yapmali. Bu garip bir oyuncak. Hayal aleminde. Herkes goremez. Dogal oyuncagima gore oyunlar oynadigimda milletin at gozlugu gibi sacma oyuncaklariyla oynamama gerek kalmiyor. Cunku insana hem duygulariyla, hem hisleriyle hem de yuzyillarin bilgisiyle ve hisleriyle bakabiliyorum. Ben bu oyuncaga bagimliyim resmen.
Bir normal espriler var ve birde kalp krizi gecircem galiba sakin olmaliyim dedigin espriler var hayatta iste. Bize dagin basina gelip nabiyonuz gencler bu normal degil diyen adama biz nasil guluyoruz bir bilsen. Ben cikar kovalarim hemen bu tipleri. Isim bu kabilede. Bizim kabilede dogallik var. Normallik yok.
Normal insanlarin; normal dusunceleri, normal asklari, normal hayatlari ve normal davranislari olur. Normal seksleri ve sevgilileri olur. Normal muzik zevkleri olur. Normal giyinirler. Bir at gozlugunu cikarir daha buyugunu takarlar akillandim sanarlar. Yularini bir oyuncaktan digerine verirler.
Aaa kirildi lan bu normal oyuncagi. S*ktir et cin maliymis zaten. Bulursun baska oyuncak.
spartacus
29-12-2013, 23:02
Gozlemim su; bu degisim insan sekuler olsa bile bir new-age dinine inaniveriyor olmasiydi. Bir kere olen adam hemen baska sekilde yasamaliyiz tribi atiyordu :love:. Adam ateist ve sekuler ama neler diyor. Zaman algimiz yanlis. Aslinda sadece su an var. Cikariyor Osho'yu okuyor birseyler fln.
Sevgili dark
Önceki mesajındaki müziği dinledim, ruhumu tırmaladı! Beğenmedim :)
Zaman algimiz yanlis. Aslinda sadece su an var.
Doğru söylemiş, ama bunun için ölüp, ölüp dirilmesine gerek yoktu :) Olur mu öyle şey, dünde olan her şey dünde kaldı diyen, resime baksın.
http://media4.ntvmsnbc.com/j/NTVMSNBC/Components/ArtAndPhoto-Fronts/SectionsThumbnails-TSM-Colorbox/NTVBilim/131018_skull.hlarge.jpg
1.8 milyon yıllık kafatası olduğu iddia ediliyor. Hala bizimle, bir yerlere gittiği yok :)
ben de öyle söylüyorum tabi elimden geldiğince ifade ederek ama işin kötü tarafı hiç ölmedim :) Osho'yuda okumadım, biraz göz gezdirdim, hayatıma baktım, yok uygun düşmüyor. Henüz hayatı öyle yaşayacak denli kazanamadım nedense.
Birde senin Terra benim hakkımda yalan söylemiş, zira bana uygun düşmüyor söyledikleri. seni kandırmış haberin ola :)
Kırılmayan oyuncak başka oyuncakları kırmaya yararmış, boşver kırılan olsun, Çin malı olsun önemli değil :)
O, bu değilde, bu konuyu bir hayli rayından çıkarttık gibi geliyor bana.
evrensel-insan
29-12-2013, 23:20
Olen yada oldugunu dusunen insanlar genelde degisiyorlar. Bir degisim oluyor. Benim gozlemim bu. Etrafimda her insan ya bir kere oldugunu dusunmus insanlar yada ciddi ciddi bir kere kalbi durmus insanlar olunca bu insanlarin dusuncelerindeki degisimin ne yonde oldugunu biraz anladim.
Gozlemim su; bu degisim insan sekuler olsa bile bir new-age dinine inaniveriyor olmasiydi. Bir kere olen adam hemen baska sekilde yasamaliyiz tribi atiyordu :love:. Adam ateist ve sekuler ama neler diyor. Zaman algimiz yanlis. Aslinda sadece su an var. Cikariyor Osho'yu okuyor birseyler fln. Abi nabtin sen kendini neye inandirdin diyip yaklasmak gerekiyor boyle insanlara. Kafalarindaki cogu dusuncenin yanlis oldugunu ve surekli yanlis davrandiklarini farketip el aleme borcunu filan oduyorlardi, ozur diliyorlardi insanlardan fln.
Hepsi kafasindaki butun dusunce patternlerinin kendilerinin degilde baskalarinin social-construct'lari kullanilarak olusturulmus oldugunu farkediyordu. Davranislari, durtuleri butun hayatlarini olusturmus resmen. Biraz daha sevseydik tripleri atiyorlardi.
Simdi bu degisimin ne oldugu hakkinda biraz bilgim var. Bir ornek atayim ortaya madem. Mesela normallik social-construct'i. Bu bir social-construct arkadaslar ve bu zamanin insanina gore sabah 8 aksam 5 ise gitmek fln. Ben cocuklugumden beri hic sevmedim bu oyuncagi. At gozlugu birader bu bildigin cunku. Niye takayim ben bu oyuncagi. Bi bok anlasilmiyo bu oyuncakla oynadin mi. Bak orda kizlar var nabayim ben bunu ya. Ama neyse biraz inceleyelim bari bu oyuncagi. Normal neyki acaba. Niye insanlar normal olmaya calisiyor. Ne bileyim. Cidden bilmiyorum bastan soyliyim. Ama ne yaptigi hakkinda gozlemim var. Insanin cok sey gormesini engelliyor. Evet boyle bir etkisi var.
Bir beyin neden dusunur. Bir insan neden dusunur. Cunku maymun atalari dallardan inip cok anormal isler yaptiklari icin. Cok garip tripler atti maymunlar. Ates yaktilar, muzik yaptilar, dans ettiler. Ilk basinda nasil oldu peki. Bir adam kalkip dans ettiginde ne dediler acaba? Hic dusundunuz mu. Baya deli bu birader dediler tabiki ne diyecekler. Ama insan onu sevmesini ogrendi bir sekilde iste. Ve bunu kulturune katti. Sonra garip olmadi. Dogal oldu. Aaa benim dogal diye bir oyuncagim var iste. Bak bundan bahsetmek sanki cok daha mantikli.
Benim dogal oyuncagima gore insan kendi oyuncagini yapmali. Bu garip bir oyuncak. Hayal aleminde. Herkes goremez. Dogal oyuncagima gore oyunlar oynadigimda milletin at gozlugu gibi sacma oyuncaklariyla oynamama gerek kalmiyor. Cunku insana hem duygulariyla, hem hisleriyle hem de yuzyillarin bilgisiyle ve hisleriyle bakabiliyorum. Ben bu oyuncaga bagimliyim resmen.
Bir normal espriler var ve birde kalp krizi gecircem galiba sakin olmaliyim dedigin espriler var hayatta iste. Bize dagin basina gelip nabiyonuz gencler bu normal degil diyen adama biz nasil guluyoruz bir bilsen. Ben cikar kovalarim hemen bu tipleri. Isim bu kabilede. Bizim kabilede dogallik var. Normallik yok.
Normal insanlarin; normal dusunceleri, normal asklari, normal hayatlari ve normal davranislari olur. Normal seksleri ve sevgilileri olur. Normal muzik zevkleri olur. Normal giyinirler. Bir at gozlugunu cikarir daha buyugunu takarlar akillandim sanarlar. Yularini bir oyuncaktan digerine verirler.
Aaa kirildi lan bu normal oyuncagi. S*ktir et cin maliymis zaten. Bulursun baska oyuncak.
Evrensel-insan zihniyeti basligina yazdigim son yaziyi okmani oneririm. Bu anlattiklarina yardimci olur. :)
ereninthenature
30-12-2013, 09:30
Önceki mesajındaki müziği dinledim, ruhumu tırmaladı! Beğenmedim :)Tamamen varliga ve insana ait bir sarki. Hic bir acidan bakmiyor insana. Sadece varligindan bahsediyor. Sevmezsin tabiki.
Bana arkadaslarim ne diyo biliyor musun? Sen niye herkesin mukemmel muzik zevki olmasini istiyorsun diyorlar. Sadece bunu diyorlar ve bende herkes hakediyo arkadaslar diyorum. Herkes dinlemeli bu sarkiyi birader benim tribim. Ve duyamiyorsun kozmik dalgalarin cikardigi sesleri. Gozlerinle ve kulaklarinla algilayamazsin.
1.8 milyon yıllık kafatası olduğu iddia ediliyor. Hala bizimle, bir yerlere gittiği yok :)Degisiyo mu lan bu. Neymis o oyle. Hic gormedim ben. Pokemon bence. Evriliyodur kesinde.
ben de öyle söylüyorum tabi elimden geldiğince ifade ederek ama işin kötü tarafı hiç ölmedim :) Osho'yuda okumadım, biraz göz gezdirdim, hayatıma baktım, yok uygun düşmüyor. Henüz hayatı öyle yaşayacak denli kazanamadım nedense.Olme degil ki olay. Oldugunu dusunenler yapiyo bunu dedim. Olulerle mi konusuyoruz saniyorsun ya :D. Oldugunu hatirlamiyorsun demek. Olmedin yani. Bir ara bir cocuklugun vardi. Garip davraniyordu biraz. Az biliyordu ama mutluydu. Kafasinda dert yoktu pek. Noldu o cocuga ya? Degisti mi? Oldu mu yoksa?
Dogdugunu hatirliyo musun? Dogdun mu peki?
Birde senin Terra benim hakkımda yalan söylemiş, zira bana uygun düşmüyor söyledikleri. seni kandırmış haberin ola :)Sen inanma inlere cinlere. Bende inanmiyorum. Ama cok fantastik olaylar oluyor hayatta. Olmus adamlarin hayatlarini harcadiklari dusunceler yasayanlarda tekrar olusuyor. Gozlem ve bilgiyle birlesiyor. Sanat giriyor. Ve adam bize cok iyi anlatiyor eserini. Hayatini anlatiyor bazi insanlar.
Terence cok manyak adam. Niye biliyor musun? Hakli da ondan. Hakli oldugunu bildiginden dalga gecmekten hic cekinmiyor. Ve bu isi cok iyi yapiyor. Terence'i anlasan cok gucune gidicek. Cok dalga geciyor cunku cok. Bazi insanlar cok bilgili ve cok genis perspektife sahip. Sadece manzarayi izleyip bidi bidi yapiyo. Ve cok daha guzel bir eser birakiyor ortaya. Oldugunde anlicaksin ama. Baska insanlarin social-construct'larina satmamaliydin hayatini. Maddeye de degil. Sen yaratmaliydin butun dusuncelerini ozgurce. Ve sadece bu ana odaklanmaliydin. Gelecek filan yok. Cidden yalan. Neresinden bakarsan bak.
Insanligini olum korkusuna satman insanlik disidir.
Kırılmayan oyuncak başka oyuncakları kırmaya yararmış, boşver kırılan olsun, Çin malı olsun önemli değil :)Trip atma diye yavas yavas kiriyorum. Ama kirilmicak oyuncak yok iste anlarsin. Bilirsinde. Ama oynarsin iste.
O, bu değilde, bu konuyu bir hayli rayından çıkarttık gibi geliyor bana. Deizm, tanri fln oyuncak hep. Cok oynadik yeter artik. Etraf sacma oyuncak dolu, kirmak lazim bir ikisinide oyun icin arada.
Gaia hipotezinin bildiğimiz fiziksel evrimden temelde bir farkı var mı? Neresinden bakarsanız bakın mevcut -void- içerisindeki her bir bilinçli/bilinçsiz olgu yine yıldızlara, daha gerisinde elektromanyetizme, zayıf ve güçlü kuvvetlere mahkum değiller mi? Nereye gidiyor ki dünya? Bir zamanlar uzayda gezinirken çekim kuvvetinden bir araya gelmiş başı boş kozmik cisimlerin mümkün kıldığı bir realite değil mi dünya dediğiniz şey?
Deizmin oyuncak olarak neden nitelenebileceğini anlamıyorum. Sonuçta hiç bir şekilde gizem çözülmüş olmuyor (oluyor mu?) herhangi gidişat hipotezleriyle ya da kavramsal isimlendirmelerle/algı yorumlarıyla. Varlığın varlığının tanımı bilişsel düzeyde yapılamayacağından deizmi yanılgı olarak görebileceğimi sanmıyorum, yapılsa bile mantıken tek bir sonuca ulaşmaz mıyız? Çünkü bildiğim kadarıyla varlığı karakterize eden hiç bir şekilde özüm değil, siz bilincinizde elektrik çarpmaz diye inansanız da çarpıyor, kendi bilincinizi neye şartlarsanız şartlayın matematiksel patternlerin karakterize kuvvetler vasıtasıyla yarattığı etkilerin önüne geçemiyorsunuz, ve bu sistemi var eden de bilindik öznelliğiniz değil. Sistem belirli şekilde karakterize olduğu için kontrol dışı meydana gelen bilinciniz seçimler ile mevcut halini alıyor. Sistemi var eden özünüz ise -bile- bu bilgi bilişselliğiniz dahilinde değil, ki zaten bu durumda kendini kendinden gizleyen tanrısınız demektir. Yine deizmde bir problem yok bu açıdan da.
Demem o ki, mesela varlığın karakterize bir yapı olmadığını kanıtlayabilirseniz, neden karakterize olmayacak şekilde karakterize olduğuna da açıklık getirmek gerekir ve bu sorgulamanın bir sonu yok. Sorguladığınız sürece de mantık, sonuna kadar deizm diyor. Sadece sorgulamazsanız deizm sonucuna ulaşmazsınız, bu da bir seçenek tabi ki. Sorgulamamalıyız -mı-, - neden?
Biri açıklama getirse de aklım ferah bulsa :)
ereninthenature
30-12-2013, 20:18
Gaia hipotezinin bildiğimiz fiziksel evrimden temelde bir farkı var mı? Neresinden bakarsanız bakın mevcut -void- içerisindeki her bir bilinçli/bilinçsiz olgu yine yıldızlara, daha gerisinde elektromanyetizme, zayıf ve güçlü kuvvetlere mahkum değiller mi? Nereye gidiyor ki dünya? Bir zamanlar uzayda gezinirken çekim kuvvetinden bir araya gelmiş başı boş kozmik cisimlerin mümkün kıldığı bir realite değil mi dünya dediğiniz şey? Simdi gercek materyal dunya mevcut ama insan bunun her ozelligini ve bilgisini bilmedigi icin sadece materyaldir demek bence sacma. Bu bile bir ilisyon olabilir diyorum ama. Cok garip bir ruya goruyo olabiliriz yani. Ama bunlar onemli degil. Bu dusunceler sadece materyal dunya algimizi genisletmek icin fikirler, dusunceler, anlamlar vs.
Insan beyninde anlamanamayan kavramlar var. Bunlar iste tanri, evren, insan, gerceklik gibi kavramlar. Ben uzun arastirmadan sonra problemin sebebinin kokusunun beynin algiyamadigi kavramlarda oldugunu farkettim. Ve kimse bir halt dokememis ortaya resmen. Anlam olsun bilgi olsun hersey yanlis. Cogu fikir insanin degismedigi varsayimindan basliyor mesela yada degismeyecegi ondan sonrasi hayir etmiyo zaten.
Insanin algiyamadigi bu kavramlari benlik problemlerini tatmin etmek icin yarattigini dusunuyorum. Yani kisi bir seylerin varligindan korkuyorsa bu korku butun dusunce patternlerini ve davranislarini etkiliyor. Beyni kontrol altinda tutma mekanizmalari bunlar bence. Anliyamayacagin seyleri engellemek icin beyin haz, gariplik, mistik bir hava veriyor sana. Muslumanlar bunu bilir ateistler buna actir. Bu varliga asik olmaktir acitsa bile. Din kendini varliga birakmaktir bana gore.
Mevlana mesela bir vakit tesbih cekerken bir anda kalp gozu acilmis:D ve evrendeki patternleri gormus. Herseyin dondugunu gormus. O zaman bende donerim demis ve kendini varligin harmonisine birakmis. Ayni sey mecnun icinde gecerli. Leyla'yi degilde Leyla'nin kendinde biraktigi hisse asik oluyor bence Mecnun. Budist rahipler ayri bir his, varlik, haz ve zevk aleminde gezerler. Shintoistler ayri.
Sekuler dunya bu hislere ac bence. Kendilerini sacma bir sekilde politikaya birakmalari bunun gostergesi bence. Cok cakma sekuler insan gordum. Hepsi bir fikre rabita etmis. Ben evrimde eksiklikler oldugunu biliyorum ve herseyi bununla aciklayamayacagimi da biliyorum. Cogu ateist yapmaz bunu. Evrim herseyi aciklar fln.
Burda unutulan sey iste beyinde bir problem varsa eger varliginin herseye yansiyacak olmasi :D. Yani basindan beri bilimsel bilgiyi algilayamadigimiz, farketemedigimiz, istemedigimiz icin goremiyor olabiliriz. Burdan mis gibi kokular geliyor rasyonel insanlarin burnuna. Korkaklar kaciyor. Butun patternler, problemler, duygular, hisler, hepsi hersey kafamizin icinde. Ve bunlari anlamlandirma hastaligina kapilmis durumdayiz.
Halbuki insan bilir. Bilmek farkli yapar insani. Cogu hayvan sadece hisseder. Bence cok cok ilkel anlamlarda veriyorlar etraftaki olaylara. Avci hayvanlar ozellikle biraz farkinda gozukuyor bana. Diger hayvan bilincleri arasindaki farklari merak ediyorum. Insani ayiran bilgidir ama bizde hissediyoruz ve bu hislerimiz bence hayvanlarla ayni direk. Insan bir hayvanin olusturdugu hapisanede bir ruh bence. Ruh baya metafizik gibi algilanabilir ama bilmedigimiz bir sey demek istiyorum.
Bu hep burdaydi iste. Insan'la hayvan arasindaki farki kendimden ve dunyadan gozlemledigimde bunun herkes icin ayni oldugunu goruyorum evrensel-insan gibi. Yani herkesin icinde biraz hayvan biraz insan var. Amacimiz sadece insan olmak aslinda. Bunun icin bu hayvandan korkmadan bilgiler ve anlamlar pesinde kosuyorum. Ve gozlemlerime gore cogu insan direk bilincsiz bence. Jung'un arkasindayim yani. En azindan butun hayvani durtulerini inanilmaz hazlarla doyurmazsan hayvan senin bilincini birakmiyor, sana kendi istekleri dogrultusunda dusunceler olusturtuyor ve kisi cok sorgulamiyorsa geziyo uckurunun pesinde.
Iste insanin icinde doyurmazsan butun hayatini ve diger insanlarin hayatini mahveden istekler var. O yuzden sevginin pesinde kosmali kisi. Sevdigin seyler aslinda ihtiyacin olan seyler. Insanlar yemege ve sex'e ihtiyac duyuyorlar. Bunlar tamamen dusunce dunyasindan silinmezse kafanda dolasip durup onunu gormeni engelliyorlar.
Tum dunyada insanin varliga olan ihtiyaci ve aski programlaniyor. Insanlarin beyinlerini yapmacik ve insanlik disi social constructlarla kirletiyorlar. Kisi kendisi olmuyor. Baska biri oluyor. Kendiyim saniyor. Burda egoya yukleniyor tum dunya. Herkesin dusuncesi benin etrafinda donuyor. Insanlik tanimi yanlis olunca kisinin herseyi, her durtusu, dusuncesi her seyi yanlis oluyor.
Iste bu gizemlere bilim adami gibi yaklasilmasi gerekliligini goruyorum ama buraya sadece kisi kendi girebilir ve bilimsel degildir bu bilgi :D. Bilinc yani bilimin giremedigi, girmeye korktugu bir alan. Bilimsel bilgilerle ilerleyemiyorlar bir, odleri b*klarina karisiyor iki. Cunku kimse bu alanlari finanse etmiyor. Neden? Tum psikiloji bastan yazilcak biliyorlar. Tum kapitalizm sisteminin ne oldugu anlasilacak, insanlar reklam gordugunde kufur edicekler ne yaptigini gorduklerinde.
Iste buraya girilmesi lazim. Onun icin bilimin deneyini/gozlemini yapamadigi alana ozgur dusunurler giricek. Ben aslinda kendime psychonaut demeyi tercih ederim. Bilinc alemine girip gozlemlerle cikmayi ve bunun bilimsel bilgisini bir sekilde ortaya koymaya calisan bir insanim. Yani hem dusunur hem bilim adami gibi yaklasiyorum bilince.
Onumuzde kocaman bir evren var yani Ecem ve biz onun mini modelleriyiz. Evrendeki patternler bizi olusturdu. Anlam aramak aslinda cocukluk sadece. Insanlarin dustugu hata buydu. Anlami disarda aramak ve kafasinin icinde aramak arasinda secim yapti bazi insanlar. Disarda arayanlar savas, bencillik, aci, kin, nefret getirdiler sadece. Ama dunyaya baktigimda bazi insanlarin anlami baska yerde aradigini farkettim o da kendi iclerinde arayanlardi. Bu felsefelrin/mitlerin ortak ozelligi ise ego mekanizmasini kontrol amaci. Yani toplum artik birbirimizi oldurmyelim diye ortaya bir masal atmis. Ego tatmini yapalim fln, korkmayalim ve anlami varmis gibi davranalim tripleri. Bir taraf dogal insanligin yolunu bulmus diger taraf evrendeki patternlerin bilgisini. Ama rasyonel bakilinca ortaya cok fena bir manzara cikiyor. Yani amazonlardaki insanlar aslinda o kadar ilkel degil. Biraz fazla dogallar :). Biraz fazla insan onlar sadece. Biraz ayaklari yere basan versiyonlari dunyanin ihtiyaci olan insanlar bana gore. Cunku ego mekanizmalari hic olmamis insanlar. Tamamen kabile bilincine sahipler ve bir saman su an dunyadaki en sert politikacidan daha bilgili ve korkusuz hayat hakkinda. Cunku bilincin mekanizmalari hakkinda cok fazla toplumsal ve bireysel bilgiye sahipler. Simdiki politikacilarin bilincinin icinde sakli korkulari onlari yonetiyor. Cikip dogada 10 adim atamazlar tek baslarina. Saman tek basina ne alemlerde geziyor bir bilsen :D. Gelince din kurmamak icin zorlaniyor insan. Rasyonel kalmak icin ikinacagim hic aklima gelmezdi. Ama burda bence insanligin son kesif adasina geldik. Bilinci bir cozsek genis anlamda nasil isliyor cok fazla problemimiz cozulecek. Ve politikacilar bir kere samanin iksirini icse kiz cocugu aglayacak insanlar. O yuzden goremiyorlar bu problemleri ve onlarin butun dusuncelerini nasil etkiledigini. Samanin psikolojisi cok guclu. Budistlerin, Shintoistlerin de oyle. Beyaz bencil adam erkegim diye gezip dolaniyor etrafta sadece. Burnunun onundeki problemleri goremiyecek kadar salak yada gormezden gelecek kadar korkak. Benim amacim tirsmadan girmek bu alana. Bu is boyle oluyor cunku. Yoksa muhammed gibi din kuruyorsun :D. Cok gordum kendi dinini kurup, girip icine yasayan adam cok.
Eee bilginin pesinde kosma isleri bunlar. Anlam mi istiyorsun? O zaman samanlik yapmam lazim. Bilim bunu yapmiyor iste. Problem de bu.
Hayattan cikaracagin tek anlam ise ne kurduysan kafanda daha yuce ve guzel oldugudur. Bunu anladin mi anlam aramayi birakir ve gozunu acarsin. Cunku degistirmeye ve tam olarak bilmeye gerek yok. Cunku hic bir zaman anliyamiyacagiz tam olarak ve bilemeyecegiz. O yuzden ben diyorum ben vericem kendiminkini. Bu benim yasamim. Ve hayat kafanda ne kurduysan ondan cok daha yuce ve guzeldir diyorum. Bunu tam olarak anlarsan Alice harikalar diyarinda uyanirsin iste. O vakit sacmalamisim ya dersin. Cidden cok guzel sadece bunu anlamam lazimmis diye.
Ama anliyamiyor insanlar iste. Anlam diyarlarinda kayboluyorlar. O yuzden ucuna gidiceksin. Gaia herkese gostermiyor guzelligini. Baya gitmelisin yani. Gezmelisin hem bilincinde hem dogada. Cok guvendigin dostlarin olmali. Kesin kaybolucaksin cunku birinin gelip almasi lazim :D.
Anlayamazsin. Insanlik neyin tribini atti saniyorsun binlerce yildir. Kolay degil. Inanmiyacaksin kurdugun anlama. Goruceksin. Ve haddinide biliceksin. Bilmezsen bir guzelligini gorur olursun sadece. Tam olarak gormen icin inanmayacaksin. Cok tehlikeli bir ask varlikla olan ask. Cingene kizlarindan daha manyak gaia. Delirtiyor insanlari.
O yuzden Antalya'da bir daga cikacaksin. Gunes dogmadan uyanicaksin ve dogumundan baslayip 24 saat boyunca hem yildizlari hem bulutlari hem denizi izlemelisin. Goz bebeklerin kocaman olmali. Agliyor olmalisin. Kalbin kut kut kut atiyo olmali. Kalp krizi gecirmesem bari dersin ama olsem de cok umrumda degil demelisin. O kadar cok sevmelisin.
spartacus
30-12-2013, 20:28
Tamamen varliga ve insana ait bir sarki. Hic bir acidan bakmiyor insana. Sadece varligindan bahsediyor. Sevmezsin tabiki.
...
Ve duyamiyorsun kozmik dalgalarin cikardigi sesleri. Gozlerinle ve kulaklarinla algilayamazsin.
Neremle algılayacam başka :)
Degisiyo mu lan bu. Neymis o oyle. Hic gormedim ben. Pokemon bence. Evriliyodur kesinde.
Dedik ya evrende sadece devinim var, evrilmekten ziyade-ki elbette evriliyor da- deviniyor artık, evrim ise sürüyor, ayna, ayna güzel ayna diye ayna karşısına geçmek yeterli :)
http://www.ntvmsnbc.com/id/25473103/
http://www4.cnnturk.com/fotogaleri/bilim.teknoloji/bilim/2013/10/18/bilim.adamlarini.heyecanlandiran.kafatasi/16309/index.html
Olme degil ki olay. Oldugunu dusunenler yapiyo bunu dedim. Olulerle mi konusuyoruz saniyorsun ya :D. Oldugunu hatirlamiyorsun demek. Olmedin yani. Bir ara bir cocuklugun vardi. Garip davraniyordu biraz. Az biliyordu ama mutluydu. Kafasinda dert yoktu pek. Noldu o cocuga ya? Degisti mi? Oldu mu yoksa?
Beyaz ışık görmemişler mi ? o tiplerden değiller seninkiler yani :)
Dogdugunu hatirliyo musun? Dogdun mu peki?
Bu bakış açısı fazlasıyla indirgenmiş, ben hatırlamıyorum ama doğduğuma somut kanıtlar var, hatta gözlemi bile var :)
Tabi ölenler nereyemi gider, hiç doğmayanalrın olduğu yere demiş Seneca, bak burası ayrı, hiç doğmamış olmak ile doğmuş olmak arasındaki ince çelişki.
Sen inanma inlere cinlere. Bende inanmiyorum. Ama cok fantastik olaylar oluyor hayatta.
İnanmasam da okumak, dinlemek, izlemek iyi oluyor. Mesela ayda en az 2 kez bilim kurgu, fantastik film izlerim, gülmek istediğimde ise korku filmleri izliyorum, örneğin evin her tarafında elektrik düğmesi varken, karanlıkta gezenleri görünce gülerim, ne zaman birinin başına bir şey gelir ya da bir nida yükselir o da ne düğmeye basıverirler :)
Terence cok manyak adam. Niye biliyor musun? Hakli da ondan. Hakli oldugunu bildiginden dalga gecmekten hic cekinmiyor. Ve bu isi cok iyi yapiyor. Terence'i anlasan cok gucune gidicek. Cok dalga geciyor cunku cok. Bazi insanlar cok bilgili ve cok genis perspektife sahip. Sadece manzarayi izleyip bidi bidi yapiyo. Ve cok daha guzel bir eser birakiyor ortaya. Oldugunde anlicaksin ama. Baska insanlarin social-construct'larina satmamaliydin hayatini. Maddeye de degil. Sen yaratmaliydin butun dusuncelerini ozgurce. Ve sadece bu ana odaklanmaliydin. Gelecek filan yok. Cidden yalan. Neresinden bakarsan bak.
Öldüğümde anlamam ben ya :)
Insanligini olum korkusuna satman insanlik disidir.
Kesinlikle! lakin istismar kelimesi hayli geniş alanı kapsayabiliyor, unutmamak gerekir :)
Trip atma diye yavas yavas kiriyorum. Ama kirilmicak oyuncak yok iste anlarsin. Bilirsinde. Ama oynarsin iste.
Seninkisi kırmak değil, zulüm oluyor, zulüm yaparsan dağlarıda yıkarsın...
Deizm, tanri fln oyuncak hep. Cok oynadik yeter artik. Etraf sacma oyuncak dolu, kirmak lazim bir ikisinide oyun icin arada.
Masallar kırılmıyor ancak unutulmalı, Zeus gibi, ama toplumu dilediğince gütmek* için Zeus'u oyuncak edenlerde yok değildi hani :)
Gütmek kelimesi sadece koyunla özdeşleştirilmemeiş, zira motive kelimesininde kökeni gütmektir, insanlar sürekli motive-güdülemek- kelimesini kullanırlar, özüne bakmadan, mesleğin gereğide birde zaanında bunun eğitimini almış, alırken dahi kullanmayacam bu yöntemi demiştim. Şimdi sen benim kullanmayacam bu yöntemi kullanmaktan bahsediyorsun, hemde bir yerde çelişkili bir duruma dönüşen Insanligini olum korkusuna satman insanlik disidir. diyerek! :)
Simdi gercek materyal dunya mevcut ama insan bunun her ozelligini ve bilgisini bilmedigi icin sadece materyaldir demek bence sacma. Bu bile bir ilisyon olabilir diyorum ama. Cok garip bir ruya goruyo olabiliriz yani. Ama bunlar onemli degil. Bu dusunceler sadece materyal dunya algimizi genisletmek icin fikirler, dusunceler, anlamlar vs.
Insan beyninde anlamanamayan kavramlar var. Bunlar iste tanri, evren, insan, gerceklik gibi kavramlar. Ben uzun arastirmadan sonra problemin sebebinin kokusunun beynin algiyamadigi kavramlarda oldugunu farkettim. Ve kimse bir halt dokememis ortaya resmen. Anlam olsun bilgi olsun hersey yanlis. Cogu fikir insanin degismedigi varsayimindan basliyor mesela yada degismeyecegi ondan sonrasi hayir etmiyo zaten.
Insanin algiyamadigi bu kavramlari benlik problemlerini tatmin etmek icin yarattigini dusunuyorum. Yani kisi bir seylerin varligindan korkuyorsa bu korku butun dusunce patternlerini ve davranislarini etkiliyor. Beyni kontrol altinda tutma mekanizmalari bunlar bence. Anliyamayacagin seyleri engellemek icin beyin haz, gariplik, mistik bir hava veriyor sana. Muslumanlar bunu bilir ateistler buna actir. Bu varliga asik olmaktir acitsa bile. Din kendini varliga birakmaktir bana gore.
Mevlana mesela bir vakit tesbih cekerken bir anda kalp gozu acilmis:D ve evrendeki patternleri gormus. Herseyin dondugunu gormus. O zaman bende donerim demis ve kendini varligin harmonisine birakmis. Ayni sey mecnun icinde gecerli. Leyla'yi degilde Leyla'nin kendinde biraktigi hisse asik oluyor bence Mecnun. Budist rahipler ayri bir his, varlik, haz ve zevk aleminde gezerler. Shintoistler ayri.
Sekuler dunya bu hislere ac bence. Kendilerini sacma bir sekilde politikaya birakmalari bunun gostergesi bence. Cok cakma sekuler insan gordum. Hepsi bir fikre rabita etmis. Ben evrimde eksiklikler oldugunu biliyorum ve herseyi bununla aciklayamayacagimi da biliyorum. Cogu ateist yapmaz bunu. Evrim herseyi aciklar fln.
Burda unutulan sey iste beyinde bir problem varsa eger varliginin herseye yansiyacak olmasi :D. Yani basindan beri bilimsel bilgiyi algilayamadigimiz, farketemedigimiz, istemedigimiz icin goremiyor olabiliriz. Burdan mis gibi kokular geliyor rasyonel insanlarin burnuna. Korkaklar kaciyor. Butun patternler, problemler, duygular, hisler, hepsi hersey kafamizin icinde. Ve bunlari anlamlandirma hastaligina kapilmis durumdayiz.
Halbuki insan bilir. Bilmek farkli yapar insani. Cogu hayvan sadece hisseder. Bence cok cok ilkel anlamlarda veriyorlar etraftaki olaylara. Avci hayvanlar ozellikle biraz farkinda gozukuyor bana. Diger hayvan bilincleri arasindaki farklari merak ediyorum. Insani ayiran bilgidir ama bizde hissediyoruz ve bu hislerimiz bence hayvanlarla ayni direk. Insan bir hayvanin olusturdugu hapisanede bir ruh bence. Ruh baya metafizik gibi algilanabilir ama bilmedigimiz bir sey demek istiyorum.
Bu hep burdaydi iste. Insan'la hayvan arasindaki farki kendimden ve dunyadan gozlemledigimde bunun herkes icin ayni oldugunu goruyorum evrensel-insan gibi. Yani herkesin icinde biraz hayvan biraz insan var. Amacimiz sadece insan olmak aslinda. Bunun icin bu hayvandan korkmadan bilgiler ve anlamlar pesinde kosuyorum. Ve gozlemlerime gore cogu insan direk bilincsiz bence. Jung'un arkasindayim yani. En azindan butun hayvani durtulerini inanilmaz hazlarla doyurmazsan hayvan senin bilincini birakmiyor, sana kendi istekleri dogrultusunda dusunceler olusturtuyor ve kisi cok sorgulamiyorsa geziyo uckurunun pesinde.
Iste insanin icinde doyurmazsan butun hayatini ve diger insanlarin hayatini mahveden istekler var. O yuzden sevginin pesinde kosmali kisi. Sevdigin seyler aslinda ihtiyacin olan seyler. Insanlar yemege ve sex'e ihtiyac duyuyorlar. Bunlar tamamen dusunce dunyasindan silinmezse kafanda dolasip durup onunu gormeni engelliyorlar.
Tum dunyada insanin varliga olan ihtiyaci ve aski programlaniyor. Insanlarin beyinlerini yapmacik ve insanlik disi social constructlarla kirletiyorlar. Kisi kendisi olmuyor. Baska biri oluyor. Kendiyim saniyor. Burda egoya yukleniyor tum dunya. Herkesin dusuncesi benin etrafinda donuyor. Insanlik tanimi yanlis olunca kisinin herseyi, her durtusu, dusuncesi her seyi yanlis oluyor.
Iste bu gizemlere bilim adami gibi yaklasilmasi gerekliligini goruyorum ama buraya sadece kisi kendi girebilir ve bilimsel degildir bu bilgi :D. Bilinc yani bilimin giremedigi, girmeye korktugu bir alan. Bilimsel bilgilerle ilerleyemiyorlar bir, odleri b*klarina karisiyor iki. Cunku kimse bu alanlari finanse etmiyor. Neden? Tum psikiloji bastan yazilcak biliyorlar. Tum kapitalizm sisteminin ne oldugu anlasilacak, insanlar reklam gordugunde kufur edicekler ne yaptigini gorduklerinde.
Iste buraya girilmesi lazim. Onun icin bilimin deneyini/gozlemini yapamadigi alana ozgur dusunurler giricek. Ben aslinda kendime psychonaut demeyi tercih ederim. Bilinc alemine girip gozlemlerle cikmayi ve bunun bilimsel bilgisini bir sekilde ortaya koymaya calisan bir insanim. Yani hem dusunur hem bilim adami gibi yaklasiyorum bilince.
Onumuzde kocaman bir evren var yani Ecem ve biz onun mini modelleriyiz. Evrendeki patternler bizi olusturdu. Anlam aramak aslinda cocukluk sadece. Insanlarin dustugu hata buydu. Anlami disarda aramak ve kafasinin icinde aramak arasinda secim yapti bazi insanlar. Disarda arayanlar savas, bencillik, aci, kin, nefret getirdiler sadece. Ama dunyaya baktigimda bazi insanlarin anlami baska yerde aradigini farkettim o da kendi iclerinde arayanlardi. Bu felsefelrin/mitlerin ortak ozelligi ise ego mekanizmasini kontrol amaci. Yani toplum artik birbirimizi oldurmyelim diye ortaya bir masal atmis. Ego tatmini yapalim fln, korkmayalim ve anlami varmis gibi davranalim tripleri. Bir taraf dogal insanligin yolunu bulmus diger taraf evrendeki patternlerin bilgisini. Ama rasyonel bakilinca ortaya cok fena bir manzara cikiyor. Yani amazonlardaki insanlar aslinda o kadar ilkel degil. Biraz fazla dogallar :). Biraz fazla insan onlar sadece. Biraz ayaklari yere basan versiyonlari dunyanin ihtiyaci olan insanlar bana gore. Cunku ego mekanizmalari hic olmamis insanlar. Tamamen kabile bilincine sahipler ve bir saman su an dunyadaki en sert politikacidan daha bilgili ve korkusuz hayat hakkinda. Cunku bilincin mekanizmalari hakkinda cok fazla toplumsal ve bireysel bilgiye sahipler. Simdiki politikacilarin bilincinin icinde sakli korkulari onlari yonetiyor. Cikip dogada 10 adim atamazlar tek baslarina. Saman tek basina ne alemlerde geziyor bir bilsen :D. Gelince din kurmamak icin zorlaniyor insan. Rasyonel kalmak icin ikinacagim hic aklima gelmezdi. Ama burda bence insanligin son kesif adasina geldik. Bilinci bir cozsek genis anlamda nasil isliyor cok fazla problemimiz cozulecek. Ve politikacilar bir kere samanin iksirini icse kiz cocugu aglayacak insanlar. O yuzden goremiyorlar bu problemleri ve onlarin butun dusuncelerini nasil etkiledigini. Samanin psikolojisi cok guclu. Budistlerin, Shintoistlerin de oyle. Beyaz bencil adam erkegim diye gezip dolaniyor etrafta sadece. Burnunun onundeki problemleri goremiyecek kadar salak yada gormezden gelecek kadar korkak. Benim amacim tirsmadan girmek bu alana. Bu is boyle oluyor cunku. Yoksa muhammed gibi din kuruyorsun :D. Cok gordum kendi dinini kurup, girip icine yasayan adam cok.
Eee bilginin pesinde kosma isleri bunlar. Anlam mi istiyorsun? O zaman samanlik yapmam lazim. Bilim bunu yapmiyor iste. Problem de bu.
Hayattan cikaracagin tek anlam ise ne kurduysan kafanda daha yuce ve guzel oldugudur. Bunu anladin mi anlam aramayi birakir ve gozunu acarsin. Cunku degistirmeye ve tam olarak bilmeye gerek yok. Cunku hic bir zaman anliyamiyacagiz tam olarak ve bilemeyecegiz. O yuzden ben diyorum ben vericem kendiminkini. Bu benim yasamim. Ve hayat kafanda ne kurduysan ondan cok daha yuce ve guzeldir diyorum. Bunu tam olarak anlarsan Alice harikalar diyarinda uyanirsin iste. O vakit sacmalamisim ya dersin. Cidden cok guzel sadece bunu anlamam lazimmis diye.
Ama anliyamiyor insanlar iste. Anlam diyarlarinda kayboluyorlar. O yuzden ucuna gidiceksin. Gaia herkese gostermiyor guzelligini. Baya gitmelisin yani. Gezmelisin hem bilincinde hem dogada. Cok guvendigin dostlarin olmali. Kesin kaybolucaksin cunku birinin gelip almasi lazim :D.
Anlayamazsin. Insanlik neyin tribini atti saniyorsun binlerce yildir. Kolay degil. Inanmiyacaksin kurdugun anlama. Goruceksin. Ve haddinide biliceksin. Bilmezsen bir guzelligini gorur olursun sadece. Tam olarak gormen icin inanmayacaksin. Cok tehlikeli bir ask varlikla olan ask. Cingene kizlarindan daha manyak gaia. Delirtiyor insanlari.
O yuzden Antalya'da bir daga cikacaksin. Gunes dogmadan uyanicaksin ve dogumundan baslayip 24 saat boyunca hem yildizlari hem bulutlari hem denizi izlemelisin. Goz bebeklerin kocaman olmali. Agliyor olmalisin. Kalbin kut kut kut atiyo olmali. Kalp krizi gecirmesem bari dersin ama olsem de cok umrumda degil demelisin. O kadar cok sevmelisin.
Güzel yazmışsın dark :) /Social construct/struct-network vb konusundaki tüm sözlerine katılıyorum, ki her zaman aynı bakış açısındaydım. Ama devamındaki "şuraya yönelinmesi hoş olur" tutumu biraz egoist öğeler barındırıyor (yani tüm yazıyı tam doğru mu anladım ondan da emin değilim ama) ya da bir açıdan Nirvana'nın bir çeşidi gibi geldi. Ki mesela Budistlerin "huzur" kavramını içimden hep ayıpladım :D Sebebi de emptadiydi yani deli misiniz yahu bu dünyada ne huzuru? Yani olup biten hiç birşey umrunuzda değil mi güzel arkadaşlarım? -İnsan- nasıl huzur bulacak ki onca adaletsizliğin her türlü kontrol dışı var olduğu bir ortamda. Oturup ağlarsın en fazla, çünkü elinden birşey gelmiyor. Ama acı çekiliyorken sen ne huzuru bulacaksın ? Kavradığın değerlere adilik değil mi? Yani kendi içinde huzur bulmaya yüzü olmamalı insanlığına sahip çıkan bir kimsenin, bilmem yanılıyor muyum. Evet belki, sonucunda belki birşey de elde etmeyeceksin ama öbür tarafı da egoizm değil mi bu işin?
Söylediğin yöntemlerle mesafe kat edebilirim, evrene aşık da olabilirim ama evrenin yaptıklarına gerçekten aşık olamam. Ben kendi anlamlarımı yaratsam dahi, hatta hiç bir şeye anlam yüklemesem dahi canlıların acı çektiği gerçeği değişmiyor ve bunu algılayacak bir donanımla buluverdim bu gezegende kendimi.
Elektronlar neden akıl hastası gibi dönüyor bilemiyorum (ne sebeple döndüğünü bilsem de), dünyanın (ya da evrendeki herhangi bir yapının) potansiyelini bilemediğim gibi. Bildiğim tek şey ne bildiğim, ve bildiğim şeylerin arasında şu da var; bu bilişleri BEN kendime dayatmadım. Sadece var oluverdim, ve fizik kurallarını alter edemiyorum. Bunun bilincinde olduktan sonra geriye kalan ya da zihnime dayatacağım herşey -cognitive deception- olmaktan öteye, en azından benim için gidemiyor. He tabi, belki de doğrusu budur, Ömer Hayyam gibi olmalı, o da bir duruş bu evrene. Ama temeli seçim, o da midenin kaldırabildiği kadarıyla. Herhangi birşeye yüklediğin ya da yüklemediğin anlamları, ve bunların ne olduklarını düşünüp düşünmemeyi seçmekten farkı yok :peace:
ereninthenature
30-12-2013, 21:24
Neremle algılayacam başka :)
Beyninle. Goz gormuyo beyne bilgi iletiyor. Beyin goruyor. Bir anlayamadin ya. Anlayamazsin tabiki. Sen gozunun beyne ilettigi bilgiye bakiyorsun. Tamemen objeye degil. Ve objeye ait bilgileri silip kendin koymazsan milletin gozunden bakarsin sadece. Bilmedini de gormezsin:D.
Dedik ya evrende sadece devinim var, evrilmekten ziyade-ki elbette evriliyor da- deviniyor artık, evrim ise sürüyor, ayna, ayna güzel ayna diye ayna karşısına geçmek yeterli :)
Ya neyse bende birileri degismedigini soyluyo sanmistim. Ilisyonmus meger.
Bu bakış açısı fazlasıyla indirgenmiş, ben hatırlamıyorum ama doğduğuma somut kanıtlar var, hatta gözlemi bile var :)
Tabi ölenler nereyemi gider, hiç doğmayanalrın olduğu yere demiş Seneca, bak burası ayrı, hiç doğmamış olmak ile doğmuş olmak arasındaki ince çelişki.
Dogan sey bedenindi. Kisiligin degil. Fikirlerin degil.
Ben sana beden olarakta yaklasabilirim ama sen bu degilsin diyorum iste anla artik. Yani insan vucud degil ya. Bir tarafi daha var. O da bilinc. O tam calisiyomu acaba? Onda problem var mi? Ya bilincteki problemler birseyleri gormemizi engelliyorsa? Yani uzayli gibi bakamiyorsun dunyalilara. Bunu yapamazsan tabiki yuzersin sana kurulan oyun parkinda.
Ben varliga ontolojik yaklasiyorum diyorum ya. Indirgeme zorunlu. Dil duzgun calismiyor. Iletisim bozuk zaten insanligin basindan beri. Benim problemlerim bunlar zaten. Ben anya diyorum millet konya anliyor. Bunun uzerin dusunceler gelistiriyorum. Ve senin hakkinda gozlemlerim fena :D...
Kesinlikle! lakin istismar kelimesi hayli geniş alanı kapsayabiliyor, unutmamak gerekir :)
Sen yapma. Bazilari yapicak iste. Bir bilincli nefesi galaksilere degismem. Ciddiyim. Kimsenin canina zarar getircek harekettede bulunmam. Illa birisi olucekse ben oleyim diyorum.
Seninkisi kırmak değil, zulüm oluyor, zulüm yaparsan dağlarıda yıkarsın...
Problemimiz antik social-construct'lar ve calismayan bir dil. Bencil insanin sacma fikirleri, dusunceleri fln. Cekirdek citler gibi kirarim valla. Hobim olur.
Masallar kırılmıyor ancak unutulmalı, Zeus gibi, ama toplumu dilediğince gütmek* için Zeus'u oyuncak edenlerde yok değildi hani :)
Benim tek dedigim gerceklik hakkinda masal yazmayi birakin demek. Kendine de bir masal anlatiyorsun bu gunun masalini anlatiyorsun. Ben disardan baktigimda senin yaptigin seyin insanligin basindan beri yaptigi sey oldugunu goruyorum. Oyuncaklara satmak bilincini.
Tanri mi istiyorsun kendin yap. Sen ol hatta. Ne farkeder birader. Insanlari oldurmede git otede nabarsan yap. Bu benim felsefem.
Gütmek kelimesi sadece koyunla özdeşleştirilmemeiş, zira motive kelimesininde kökeni gütmektir, insanlar sürekli motive-güdülemek- kelimesini kullanırlar, özüne bakmadan, mesleğin gereğide birde zaanında bunun eğitimini almış, alırken dahi kullanmayacam bu yöntemi demiştim. Şimdi sen benim kullanmayacam bu yöntemi kullanmaktan bahsediyorsun, hemde bir yerde çelişkili bir duruma dönüşen Insanligini olum korkusuna satman insanlik disidir. diyerek! :)
Herkes bilincinde olmadan yapiyorsa insanlara ne yaptiklarini kendilerine gosterilmesi lazim. Sen kafanda birseyler kuruyorsunda tam yapamiyorsun demenin bir yontemi lazim. Bence adama sen bunu yapiyorsun diye gostermek en iyisi biliyor musun? Oldurmeye fln gerek yok insanlari. Kurdun kafanda birseyler de bir sorgula bakalim mantikli mi?
ereninthenature
30-12-2013, 21:54
Güzel yazmışsın dark :) /Social construct/struct-network vb konusundaki tüm sözlerine katılıyorum, ki her zaman aynı bakış açısındaydım. Ama devamındaki "şuraya yönelinmesi hoş olur" tutumu biraz egoist öğeler barındırıyor (yani tüm yazıyı tam doğru mu anladım ondan da emin değilim ama) ya da bir açıdan Nirvana'nın bir çeşidi gibi geldi. Ki mesela Budistlerin "huzur" kavramını içimden hep ayıpladım :D Sebebi de emptadiydi yani deli misiniz yahu bu dünyada ne huzuru? Yani olup biten hiç birşey umrunuzda değil mi güzel arkadaşlarım? -İnsan- nasıl huzur bulacak ki onca adaletsizliğin her türlü kontrol dışı var olduğu bir ortamda. Oturup ağlarsın en fazla, çünkü elinden birşey gelmiyor. Ama acı çekiliyorken sen ne huzuru bulacaksın ? Kavradığın değerlere adilik değil mi? Yani kendi içinde huzur bulmaya yüzü olmamalı insanlığına sahip çıkan bir kimsenin, bilmem yanılıyor muyum. Evet belki, sonucunda belki birşey de elde etmeyeceksin ama öbür tarafı da egoizm değil mi bu işin?
Bak insanlarin su anki hayat stilleri cok bencil. Kimse 1000 km otede ne oluyor dusunumuyor. Umrunda degil. Benim soyledigi bu. Bunun uzerine dusunceler uretiyorum. Ve bunun sebebi bencillik. Bencil insanlar 10 cocuk yapip saliyor topluma. Bunu devlet destekliyor olum, savas, vs yiyor toplum.
Kisi sadece bir fikir olustursa kafasinda toplumdan siyrilip. Icindeki hayvandan siyrilip bir dusunse. Bu dunyayi paylasamiyoruz artik. Zenginlik burnumuzun ucunda paylasamiyoruz. Teknoloji en ust noktalarinda aclik/kin/nefret/stress de oyle. Burdaki probleme yapici cozum getirmek icin insanlara bencil gozuken fikirlerle gelmek gerekiyor tabiki. Benim amacim beni kurtarmak degil. Ben yasayacagim hayati yasadim diyorum. Ve doga katledilmesin istiyorum artik. Insandan o kadar tiksindim ki abi bari hayvanlari kurtaralim diyorum.
Cunku ortada bir problem goruyorum. O da bu duzen ayni sekil 50 yil daha devam ederse kuresel isinma ve savaslar derken doganin dengesi tamamen bozulacak ve geri donulmez bir hal alicak. Kirlilik ve kuresel isinma cok daha ciddi problemlere bana gore. Politikacilar yesin bir birini umrumda olmaz. Ben doga icin bencillik yapiyorum. Aslinda o benim parcam. Biz biriz yani. Kimse anlayamadi bunu zaten bunu bagiriyorum. Insan yanliz yasamiyo ki. Insan tek degil ki. Senin ufak korkularin binlerce yil birikip baskalarinin kabusu oluyor. Bunu gormek lazim iste. Yani toplumun problemleri bireylerin problemlerinin toplamindan olusuyor. Ve tarih boyunca durum ortada. Artik degisik bir seyler denenmesi gerektigini dusunuyorum. Zaten bilinc anlasilmamis bir mekanizma. Ve ben cok elitistim. Su dusuncelerimi muslumanlarla fln tartismam. Ateistler guya entellektuel olanlar. Ama politika pesinde kosuyolar toptan biyosfer tehlike altindayken. Bana bu sacma geliyor iste.
Söylediğin yöntemlerle mesafe kat edebilirim, evrene aşık da olabilirim ama evrenin yaptıklarına gerçekten aşık olamam. Ben kendi anlamlarımı yaratsam dahi, hatta hiç bir şeye anlam yüklemesem dahi canlıların acı çektiği gerçeği değişmiyor ve bunu algılayacak bir donanımla buluverdim bu gezegende kendimi.
Ee durdurmak icin birseyler yapma ihtiyaci hissetmiyor musun yani? Bak ben sana bir ilisyonunu daha soyleyim insanin. O da dogayi kontrol ettigini dusunmesi. Doga yolunu bulur. Gaiga tek cocugum sen degilsin diyor. Ama benim takildigim problem. Insanligin 500m'lere kadar butun madenleri cikarmis olmalari. Yani insanlarin tek sansi var bilinclenme macerasinda. Insanligin basindan beri yapilan sey 50 yil daha yapilirsa soyumuz tukenebilir ve bir daha ustun bilinc cikmayabilir ortaya. Hayatta cidden bir sansimiz var. Tek derdim dalga gecmek zaten. Bunlar ciddi ve rasyonel tehlikeler. Bunlar varken baska islerle ugrasanlara ozellikle gunumuzun cakma hayat anlamlariyla ugrasmak cok sacma. Ciddi ciddi buyuk bir problemi miras aldik. Bencillikle olmiyacak bu is. Bunu evrensel-insan anlatamiyor iste. Birinin anlatmasi lazim. O yuzden buna masal bakin diyorum. Sizde bir masala inandiniz diyorum.
Elektronlar neden akıl hastası gibi dönüyor bilemiyorum (ne sebeple döndüğünü bilsem de), dünyanın (ya da evrendeki herhangi bir yapının) potansiyelini bilemediğim gibi. Bildiğim tek şey ne bildiğim, ve bildiğim şeylerin arasında şu da var; bu bilişleri BEN kendime dayatmadım. Sadece var oluverdim, ve fizik kurallarını alter edemiyorum. Bunun bilincinde olduktan sonra geriye kalan ya da zihnime dayatacağım herşey -cognitive deception- olmaktan öteye, en azından benim için gidemiyor. He tabi, belki de doğrusu budur, Ömer Hayyam gibi olmalı, o da bir duruş bu evrene. Ama temeli seçim, o da midenin kaldırabildiği kadarıyla. Herhangi birşeye yüklediğin ya da yüklemediğin anlamları, ve bunların ne olduklarını düşünüp düşünmemeyi seçmekten farkı yok :peace:Oyle ya. Ben yasayacaksam boyle yasarim dedim ve oyle oldu. Herkesin kendi secimi. Boyle de problemler ve dusunceler var demek zaten amacim. Bir de tartismaya acmak dusuncelerimi tabiki elestirilmek istiyorum. Cok etkiledim insanlari ve korktum biraz :D. Ama dedigim gibi beni dinleyen insanlarin kaslari gozleri kayiyor. Bir sanat yaptigimi dusunuyorum ve yapiyorum.
Bu seferki existantial crisis'imde kimse yaklasamadi yanima. Kim gelse degiserek ciktilar evden. Bir arkadasa sen muzik yap dedim bence bunu istiyorsun dedim Ingiltere'de sokak grubu ariyor simdi. Yazin calicak sokaklarda.
Taksimde delinin biriyle muhabbet ettim adam ressam cikti resim dersi veriyor su an bana.
Terence sunu diyor: "Ben insanlar delirdigini dusunmesin diye konusuyorum." Bende oyle cidden. Cunku akillinin tanimi yok. Belki hepimiz deliyiz demeden edemiyorum yani. Cok fantastik hayat.
evrensel-insan
31-12-2013, 01:33
Hepsi kafasindaki butun dusunce patternlerinin kendilerinin degilde baskalarinin social-construct'lari kullanilarak olusturulmus oldugunu farkediyordu. Davranislari, durtuleri butun hayatlarini olusturmus resmen. Biraz daha sevseydik tripleri atiyorlardi.
Simdi bu degisimin ne oldugu hakkinda biraz bilgim var. Bir ornek atayim ortaya madem. Mesela normallik social-construct'i. Bu bir social-construct arkadaslar ve bu zamanin insanina gore sabah 8 aksam 5 ise gitmek fln. Ben cocuklugumden beri hic sevmedim bu oyuncagi. At gozlugu birader bu bildigin cunku. Niye takayim ben bu oyuncagi. Bi bok anlasilmiyo bu oyuncakla oynadin mi. Bak orda kizlar var nabayim ben bunu ya. Ama neyse biraz inceleyelim bari bu oyuncagi. Normal neyki acaba. Niye insanlar normal olmaya calisiyor. Ne bileyim. Cidden bilmiyorum bastan soyliyim. Ama ne yaptigi hakkinda gozlemim var. Insanin cok sey gormesini engelliyor. Evet boyle bir etkisi var.
Iste senin bu bahsettigin "construct" tam da benim imzamda olan "constructive epistemology" Iste bu iki seyi ortaya koyuyor.
Herseyin bir yapilandirilmislik oldugu
Yapilandiranin da insanoglu oldugu.
Benim bu bilimsel felsefe ile ilgili yazilarimi "evrensel-insan zihniyeti" basligindan bulabilirsin.
Iste buradaki sorun, bu her daldaki yapilandirilmisligin yapi ve isleyisinin evrensel sembolleri olan x ve y nin her turlu koken ve temelinin bilisselligi ve bu bilissellik temelinde bu yapi ve isleyisin "deconstruction" temelindeki kokten ve temelde cozumu. Cunku bu yapilandirilmislik insanoglunu zihinsel olarak insanlastirmayan ve insandan baska her sey yapan ve insandan baska kontrolunu her seye veren dogal/fenomenal zihniyetin ve giydirilen sahte ego elbisesinin de temelidir.
Zaten bir kisinin birey bilincini aldiktan sonra kendisine dogumdan verilen her bir degerin bir yapilandirilmislik oldugunu algilamasi demek, beyninde yer etmis ne varsa sorgulamasi ve ondan arinmasi demektir. Cunku bu kokten ve temelden cozulmedikce ve zihinsel devrim gerceklesmedikce, insanoglu zihin olarak hayvan ile insan arasindaki bir araform olarak kalacaktir.
Iste maalesef burada evrimin eli kolu baglidir. Cunku bu yapilandirimisligi EVRIM DEGIL; INSANOGLU ZIHNIYETI KENDI KENDINE YAPILANDIRMISTIR. Dolayisi ile bunu cozecek ve tamamen yenileyecek olan da yine insanogludur.
Cunku bu ne bir evrimsel dogallik ne de bir "kaderdir" bunu boyle algilamak zaten teslim olmak demektir.
Basta yapilandirilmis her konu ve kavramdaki ve soyutlamanin felsefe dahil her dalindaki corefaithler gelir. Cunku bunlar otomatik olarak kabullenilen sorgulanmazlardir.
spartacus
01-01-2014, 05:13
Sevgili dark, cephanene odun mu olur, top, tüfek mi bilmem ama bir kitap önerebilirim :) Tabi benimkisi öneri olur, vaktini öldürüp, öldürmemen konusunda her zaman karar senin :)
Felsefi açıdan yer, yer eleştirdiğim yanları-yönleri olsa da bu kitabı seve, seve okumuştum.
http://ekitap.sonsuzlukkulesi.com/fizigin-taosu.pdf
Bir küre üzerinde bulunan bir üçgenin bütün açıları dik olabilir
Bu sözü hep tutmuşumdur, halbuki bu insan zihni(lineer) çalışma biçimi ve mantığında imkansız hale gelir... Bu durumda üçgen bir yanı açık kalmış kare olurdu. Öznel ile nesnel mantığı, açıyı ısrarla bu yüzden ayırıyorum ve ne yazık ki aslında nesnel alanımız, öznel alanımız kadar karışık değil.. (madem öznelde çok şeyi karıştıracaksın, belki bu kaynak tuzu, biberi olur : )
ereninthenature
01-01-2014, 19:27
Sevgili dark, cephanene odun mu olur, top, tüfek mi bilmem ama bir kitap önerebilirim :) Tabi benimkisi öneri olur, vaktini öldürüp, öldürmemen konusunda her zaman karar senin :)
Felsefi açıdan yer, yer eleştirdiğim yanları-yönleri olsa da bu kitabı seve, seve okumuştum.
http://ekitap.sonsuzlukkulesi.com/fizigin-taosu.pdf
Bir küre üzerinde bulunan bir üçgenin bütün açıları dik olabilir
Bu sözü hep tutmuşumdur, halbuki bu insan zihni(lineer) çalışma biçimi ve mantığında imkansız hale gelir... Bu durumda üçgen bir yanı açık kalmış kare olurdu. Öznel ile nesnel mantığı, açıyı ısrarla bu yüzden ayırıyorum ve ne yazık ki aslında nesnel alanımız, öznel alanımız kadar karışık değil.. (madem öznelde çok şeyi karıştıracaksın, belki bu kaynak tuzu, biberi olur : )
Sen spartacus insani bir is yapan canli saniyorsun. Yaptigi baska hic bir isi gormedin tabiki. O yuzden ben cok cok cok skeptik yaklasiyorum olaya. Bildigin gibi degil bilincin yaptigi seyler :love:. Lucid dream bir kere yaparsan sende baya olaya skeptik yaklasmayi ogrenirsin ve daha ogrenilecek cok sey oldugunun farkina varirisin. O kadar cok inanilmaz guzel ve anlasilmaz seyler gordum ki artik bu beynin farkedemedigimiz bir kac fonksiyonun bizi baya baya yonlendirdigini dusunmeye basladim. Seni de oyle. Jung'cugum sagolsun hayatini harcamis bu dusunceye.
Ego mesela dusuncelere inanilmaz yon veriyor. Kisiye kendisinden baska hic birsey dusundurtmuyor. Bunun uzerine cokmek lazim diyorum.
Beyin tehlike algilama mekanizmasi genel olarak. Ve korku butun dusunce patternini etkiliyor. Kontrolu kaybettiriyor. Bunun uzerinde durulmasi lazim. Korkmak cok tehlikeli ve yanlis bir hareket. Sonucu sacma inanc sistemleri oluyor. Cogu politik fikir korku uzerine kurulu.
Bu arada silah demisken. Gene tekrarliyorum. Bencil dusunce savastan baska birsey getirmedi gene getirmeyecek. Baska dusunce patternleri kullanmazsak isimiz kotu. Bu seferki son savas olucak buyuk ihtimal. Haberin ola.
ereninthenature
01-01-2014, 20:45
Ve spartacus arkadaslarima soyledim. Hoca tamam devam ediyoruz diye :D. Bu yaz muzik festivalinde bir stand kurucaz. Ben konusucam. Arkadaslarim ayarliyorlar herseyi. O yuzden baya hazirlanmam lazim cok fena elestirilmem lazim. Kitap onerin icin tesekkurler. Gelir dinlerim diyosan bekliyorum.
evrensel-insan
10-01-2014, 22:54
Bir beyni beyne fiziksel her turlu etki edebilecek maddeler ile etkilemek baskadir, kisinin tamamen kendi serbest iradesi ile beyninde olanlari degerlkendirerek ve sorgulayarak beynine etki etmesi baskadir.
Bence ilki bir cesit "yasamdan, iliskiden" v.s. "kacistir" ve gecici olarak beyinde yer etmis dusunce olarak rahatsiz eden seyi o madde ile gecici oilarak durdurmaktir.
Basta bu aliskanlik yapar, ikincisi beyne fiziksel zarar verir. Ucuncuu beyin o maddenin etkisinden kurtuldugunda, hersey eskisi gibidir.
Iste o yuzden beyini rahatsiz eden her turlu sorunun ustune o sorun sorgulanarak ve kokten bilgki algi bilinc ile cozulerek bir yere varilabilir. Iste beyni rahatsizligindan kurftaracak cozum budur. BEYNI MADDE ILE UYUSTURMAK DEGIL; AKSINE BEYNI RAHATSIZ EDENIN UZERINE SORGULAMA ILE GITMEK.
Evet burada da tehlike vardir, beyin bu sorgulamaya hazir olmaya bilir. Iste burada yapilacak olan da beyni zamanla buna hazirlarken; beynin bu rahatsizligin sorgulanmasini bu asamada kaldiramadigini algilamak ve ustune gitmemektir.
Benim yasamda basim hemen hemen hic agrimaz. Cunku dusunen beyin isleyen beyin sorgulayan beyinin zaten gidasi bunlardir.
Cunku beyni rahatlatacak olan sadece beynin kendi kendini ruya temelli rahatlatmasi ve bunun bilinc alti degilk; aksine kisinin beynini kendi kontrolune alabilmesi ve rahatsizligini kendi serbest iradesi ile beyni ile birlikte cozmesidir.
Iste insanoglu beyninin her turlu zihinsel degisimi de budur.
Mesela bir teist bir sorununu dua ile atlatmaya calisirken, digeri sorgular.
Dua ile atlatmak isteyen sadece kendini kandirir ve bilinc atlayamaz. Yalniz sorgulayan en azindan teizmin bilincine erebilip, onun tamamen bir sorun oldugunu algilayabilir ve teizmi birakir.
Burada bir onemli noktada biat etmekten mensubu olmaktan kurtulkak ve birey olarak kendi beyiun duzeyinin bilgisini algisini gozlemini ve bilincini kendin saptamandir.
Beyni oyle veya boyle bir ideolojik inasncsal dogru ile bilgiye ve bilince kapamak, sadece sorunlarin ertelen mesinden ve gecici cozumlere o da sadece eldeki inancsal ideolojik ile yoelmekten baska bir sey degildir.
Peki sahsin kendisi kendi beyni kendi beyin yetileri nerde, yok?
Iste zaten insanoglunun kendi disi bir guce kendini teslim etmesi ya da bundan duygusal akilci bir tatmin duymasi baska turlu aciklanamaz. Cunku o kisi o vucudun ve beynin kendi kontrolunde ve kendine ait oldugunun farkinda ve bilincinde degildir.
Dikkatimi şu çekti deizm hem ateizmden teizme geçişte bir durak hemde teizmden ateizme geçişte bir durak gibi görülüyor. Ama gerçekte deizm teizminde ateizminde tam zıddı olan iki düşünceden biri kesinlikle olmayan birşeydir.
Ateizm cesur ve akılcı düşünmeler ile böbürlenirken kendisini karşı durduğu tabu ve dogmalar içersine itip kendini bir inanç haline sokuyor.
Teizm ise tanrısı ile övünüp aslında tanrı varsa ona en olmadık aşağılamalarda bulunup insan onurunuda ayaklar altına almaktan geri kalmıyor.
deizm bireyseldir muhtemelen tanrı vardır diyenlerin durduğu akılcı bir o kadarda vicdani çizgidir. Hiç gitmediğin duymadığın bir ülkede deniz vardır demek ne kadarda mantıksızsa işte o denizin orada kesinlikle olmadığını söylemekte bir o kadar mantıksızdır. Deizm tamam o ülkede deniz vardır yoktur bilmiyoruz ama önümüzde oradan gelmiş deniz ürünleri varsa orada muhtemelen deniz vardır yada orası muhtemelen deniz olan bir ülkeye aracıdır görüşünü savunur.kısaca deizm bir çıkmaz veya inanç değil Ateizmden akılcı teizmden dürüst bir görüştür.
spartacus
29-01-2014, 01:48
Ateizm inanmamayı tercih etmektir, ona inanç kılıfı dikmek sizin inancınız.
Deizm nasıl oluyor da inanç taşımıyor? İnancı, zannı, varsayıma inanmayı ret filan mı ediyor?
Örneğin deizme göre metafizik üfürükler yok mudur?
evrensel-insan
29-01-2014, 02:02
Dikkatimi şu çekti deizm hem ateizmden teizme geçişte bir durak hemde teizmden ateizme geçişte bir durak gibi görülüyor. Ama gerçekte deizm teizminde ateizminde tam zıddı olan iki düşünceden biri kesinlikle olmayan birşeydir.
Neden, Tanri varligi inanci teizm ve deizm de ortaktir. Ikisi sadece din uygulamasinda farklilasir.
Ateizm cesur ve akılcı düşünmeler ile böbürlenirken kendisini karşı durduğu tabu ve dogmalar içersine itip kendini bir inanç haline sokuyor.
Teizm ise tanrısı ile övünüp aslında tanrı varsa ona en olmadık aşağılamalarda bulunup insan onurunuda ayaklar altına almaktan geri kalmıyor.
deizm bireyseldir muhtemelen tanrı vardır diyenlerin durduğu akılcı bir o kadarda vicdani çizgidir. Hiç gitmediğin duymadığın bir ülkede deniz vardır demek ne kadarda mantıksızsa işte o denizin orada kesinlikle olmadığını söylemekte bir o kadar mantıksızdır. Deizm tamam o ülkede deniz vardır yoktur bilmiyoruz ama önümüzde oradan gelmiş deniz ürünleri varsa orada muhtemelen deniz vardır yada orası muhtemelen deniz olan bir ülkeye aracıdır görüşünü savunur.kısaca deizm bir çıkmaz veya inanç değil Ateizmden akılcı teizmden dürüst bir görüştür.
Yukarda koyulastirdigim cumle, deizmin degil, agnostisizmin cumesidir. Butemelde gelen alti cizili sonraki cumle, agnostik teist yapar.
Deizm de TANRININ VARLIGINA OLAN INANC KESINDIR.
Deizm, teizmden din temelinde, ateizmden de tanri temelinde farklilasir.
Koyulasmis cumledeki "kararsizlik/bilinemezlik" ise agnostisizmdir. Iste burada tanrinin varligina olan inanc agnostigi teist, tanrinin yokluguna olan inanc ta agnostigi ateist yapar.
Ben bir deistim ve inanmıyorum. Tanrı yoktur diyenlere de tanrı vardır diyenlerede inanmıyorum yoksa nerden geldin varsa bir tek sanamı görünecek sen kimsin. Akıl yürütmek gerekirse muhtemelen tanrı vardır sonucu çıkıyor bana göre. Tıpkı kapalı bir kutuya uzaktan bakıp içi dolu yada boş diyenlere itibar etmeyip kutuyu eline alıp inceleyen fakat henüz içini açamamış insan misali.
Deizmde metafizik üfürükler olamaz olursa deizm olmaz zaten teizm olur yeni bir din olur. Kendiyle çelişir.
Neden, Tanri varligi inanci teizm ve deizm de ortaktir. Ikisi sadece din uygulamasinda farklilasir.
Yukarda koyulastirdigim cumle, deizmin degil, agnostisizmin cumesidir. Butemelde gelen alti cizili sonraki cumle, agnostik teist yapar.
Deizm de TANRININ VARLIGINA OLAN INANC KESINDIR.
Deizm, teizmden din temelinde, ateizmden de tanri temelinde farklilasir.
Koyulasmis cumledeki "kararsizlik/bilinemezlik" ise agnostisizmdir. Iste burada tanrinin varligina olan inanc agnostigi teist, tanrinin yokluguna olan inanc ta agnostigi ateist yapar.
Yanlış agnostik bilinmezcilik ile deizm benzer fakat deizm agnostiszm değildir. Teist olmak kabul gerektirir deist akılsız kabulü red eder bu durumda teizm ile uzaktan yakından alakası yoktur. Teizmdeki tanrı inancı masal kitaplarındaki kahramanlara hayaletlere benzer deizmde muhtemelen var olan bir tanrı ile karşı karşıyayız kimilerine göre tanrı inancının şekli değişiklik gösterebilir Bu yaşanmışlıklarla alakalıdır kişilerin mantıksal çıkarımlarının götürdüğü nokta farklıdır ve deizm bu yüzden kişiye özgüdür kimleri agnostic deisttir kimileri agnostic tir kimileri deist değildir.
evrensel-insan
29-01-2014, 02:51
Yanlış agnostik bilinmezcilik ile deizm benzer fakat deizm agnostiszm değildir. Teist olmak kabul gerektirir deist akılsız kabulü red eder bu durumda teizm ile uzaktan yakından alakası yoktur. Teizmdeki tanrı inancı masal kitaplarındaki kahramanlara hayaletlere benzer deizmde muhtemelen var olan bir tanrı ile karşı karşıyayız kimilerine göre tanrı inancının şekli değişiklik gösterebilir Bu yaşanmışlıklarla alakalıdır kişilerin mantıksal çıkarımlarının götürdüğü nokta farklıdır ve deizm bu yüzden kişiye özgüdür kimleri agnostic deisttir kimileri agnostic tir kimileri deist değildir.
Onemli olan kabuldur, KABULUN CESIDI DEGIL. Ayrica zaten bilimsel olmayan gozlem vermeyen her bir kabul, zaten AKILCI, IDEOLOJIK, INANCSAL TEMELDEKI BIR DOGRULAMADIR.
Yani gercekte var olanin varliksal dogrulamasi ideolojik ve inancsal temeldedir.
Bu sadece IMAN TEMELLI INANC ILE IDEOLOJIK TEMELLI INANC Farkidir.
Ikiside AKILCI ALGILAMA VE AKILSAL ALGIYA DAYANIR.
Bilimsel olan ise GOZLEMCI ALGILAMA ve GOZLEMSEL ALGIdir.
Agnostisizmin teolojik temelinin yani varliksal, inancsal temelinin yaninda, BILGISEL TEMELI VARDIR. Yani gnostik temelli bilgiye karsidir, bir agnostik.
Iste o yuzden teolojik temeldeki tanrinin varligina olan durusu "bilinemez" dir. Buradaki "bilinebilme" agir basarsa, teist; "bilinme olanaginin olmamasi ya da zayifligi" ateist yapar.
Benim sana yanitim, senin cumlelerin uzerine idi.
Buradaki mantik zaten AKILCI MANTIKTIR. Teistte ise IMAN TESLIMIYETI VE SORGULAMAMASI vardir.
MRBEKTAS99
02-03-2014, 11:27
ARKADAŞLAR DEİZM İNANCINA GÖRE BİR YARATICI VAR. PEKİ KİM BU YARATICI?
KENDİNİ TANITMIŞ MI? TANITMAMIŞ MI? TANITMAMIŞSA NEDEN TANITMAMIŞ?
NEDEN SEVAP-GÜNAH KAVRAMLARI, CENNET CEHENNEM, MELEK,ŞEYTAN GİBİ KAVRAMLAR YOK?
TEŞEKKÜR EDERİM...:confused:
MRBEKTAS99
10-03-2014, 21:15
Deizm'de Yaratıcı'nın herşeye gücü yetiyor mu?
Şayet evrenin başlangıcında bu tarz bir yaratıcı bir güç var ise, şu an belkide artık evrende bulunmuyor veya insanlara ulaşması zor olabilir.
Deist değilim ama, bence evrende bilinçli bir başlangıç olasılığının dinlerle bir bağlantısı yoktur. diğerleri dinlerin uydurması olduğu için reddedilmiş.
Ama birçok insan ikinci bir hayatı hayal edebilir, bu insani birşey.
inanca dönüştürmedikçe insanı gevşeteceğini zannetmiyorum.
Belki bu varlığı tek ve çok güçlü olarak düşünmek, dinlerin etkisinden kaynaklanmış olabilir.
Birileri abuk subuk bir kitap yazsa ve yazarı olarak benden habersiz ve benden izinsiz benim adımı yazsa herhalde elim kolum bağlı oturmam, en azından bir tekzip yayınlarım.. Benim adım kullanılarak insanların aldatılmasına izin vermem..
Bu deistlerin Tanrısı varsa da varlığı çok mühim değil. Yani olmasa da olur. Üzerinde düşünmeye değmez.