PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : İlkokulda dağıtılan skandal kitap; Einstein pistir,pasaklıdır.


Neva
19-10-2012, 01:04
Geçtiğimiz hafta Maltepe Mürüvvet Hanım İlköğretim Okulu'nda öğretmenlere zorla dağıttırılan "Her Taş Cevher Değildir" isimli kitapta skandal ifadeler yer alıyor. Kitaba göre Albert Einstein, "çorapsız dolanır, ayda bir yıkanır, sabun yemekten çok hoşlanır, pistir, saçlarını taramaz"...



Bazı öğretmenlerin dağıtmayı reddettiği "Büyük Adım Yayınları"na ait kitap, Bruno'dan Einstein'a , Puşkin'den Shakespeare'e bilim ve edebiyat insanlarının buluşlarını ve kişiliklerini yerden yere vurup onlara hakaretler savururken, Urfalı Nabi Molla Abdullah gibi kişileri ''gerçek bilim adamları'' olarak gösteriyor.

Açık artırma siteleri dışında kaydı bulunamayan ve içinde oldukça fazla yazım yanlışı bulunan kitaptan bazı alıntılar şöyle:''Einstein çorapsız dolanır, ayda bir yıkanır ve (belki şaşacaksınız ama) sabun yemekten çok hoşlanır. (İşin acı yanı o yıılarda Gestapolar Yahudileri fırınlayıp sabun yapmaktadırlar). Dahimiz pistir, pasaklıdır, saçlarını bile taramaz,lakin (manyetik alan üzerinde çok çalıştığından olacak) kadınlar üzerindeki çekim etkisi tartışılmaz.
Meslektaşı Mileva'yla (hamile kaldığı için) zoraki bir evlilik yapar, ancak güzel kuzeni Elsa'yla arayı düzünce onu tanımaz. Bu arada sekreteri Betty, Avusturyalı sarışın Margarette ve milyoner Estella ile adı çıkar.
Belki de bu şekilde kendini saklar. Zira Amerika'da yaşamasına rağmen sosyal demokratlığa oynar. Aslında ne sosyal, ne de demokrattır. Bir kere 'asosyal'dir ve demokrasiyi sosyalizm ve Siyonizm için kullanır. Üstelik sempatizan değil, militandır. Militan dediysek elbette gece afişe çıkıp semtinin sokaklarını sloganlarla boyamaz ama aranan komünistlere (mesela Hilaire Noulans ve adamlarına) yardım ve yataklıktan kaçınmaz...''

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/ilkokulda-dagitilan-skandal-kitap-einstein-pistir-pasaklidir-saclarini-bile



Haydi pisti, pasakliydi vs. neyse de , bilime bu kadar saldirmanin mantigini anlamis degilim.

idontneedagod
19-10-2012, 09:21
Amacı belli kitabın. Adnan Oktar'ın dağıttığı evrim teorisinin çöküşü kitapları gibi.

Biz dikkate almıyoruz tabi ancak bilim adına duydukları ilk şey bu kitapta yazılanlar olan çocukları ne yapacağız? Yobaz nesil yetiştiriyorlar göz göre göre.

mustafakemallerolmez
20-10-2012, 00:21
Geçtiğimiz hafta Maltepe Mürüvvet Hanım İlköğretim Okulu'nda öğretmenlere zorla dağıttırılan "Her Taş Cevher Değildir" isimli kitapta skandal ifadeler yer alıyor. Kitaba göre Albert Einstein, "çorapsız dolanır, ayda bir yıkanır, sabun yemekten çok hoşlanır, pistir, saçlarını taramaz"...

Geçtiğimiz hafta Maltepe Mürüvvet Hanım İlköğretim Okulu'nda, bilim insanlarının biyografi kitabı olduğu iddia edilen ''Her Taş Cevher Değildir'' isimli kitap, okul müdürü tarafından öğretmenlere zorla dağıttırıldı.

Bazı öğretmenlerin dağıtmayı reddettiği "Büyük Adım Yayınları"na ait kitap, Bruno'dan Einstein'a , Puşkin'den Shakespeare'e bilim ve edebiyat insanlarının buluşlarını ve kişiliklerini yerden yere vurup onlara hakaretler savururken, Urfalı Nabi Molla Abdullah gibi kişileri ''gerçek bilim adamları'' olarak gösteriyor.

Açık artırma siteleri dışında kaydı bulunamayan ve içinde oldukça fazla yazım yanlışı bulunan kitaptan bazı alıntılar şöyle:

''Einstein çorapsız dolanır, ayda bir yıkanır ve (belki şaşacaksınız ama) sabun yemekten çok hoşlanır. (İşin acı yanı o yıılarda Gestapolar Yahudileri fırınlayıp sabun yapmaktadırlar). Dahimiz pistir, pasaklıdır, saçlarını bile taramaz,lakin (manyetik alan üzerinde çok çalıştığından olacak) kadınlar üzerindeki çekim etkisi tartışılmaz.

Meslektaşı Mileva'yla (hamile kaldığı için) zoraki bir evlilik yapar, ancak güzel kuzeni Elsa'yla arayı düzünce onu tanımaz. Bu arada sekreteri Betty, Avusturyalı sarışın Margarette ve milyoner Estella ile adı çıkar.

Belki de bu şekilde kendini saklar. Zira Amerika'da yaşamasına rağmen sosyal demokratlığa oynar. Aslında ne sosyal, ne de demokrattır. Bir kere 'asosyal'dir ve demokrasiyi sosyalizm ve Siyonizm için kullanır. Üstelik sempatizan değil, militandır. Militan dediysek elbette gece afişe çıkıp semtinin sokaklarını sloganlarla boyamaz ama aranan komünistlere (mesela Hilaire Noulans ve adamlarına) yardım ve yataklıktan kaçınmaz...''
http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/ilkokulda-dagitilan-skandal-kitap-einstein-pistir-pasaklidir-saclarini-bile

mustafakemallerolmez
20-10-2012, 00:24
*Yarattıklarını cezalandıran ve ödüllendiren ya da bizim yaşayacağımız bir irade türüne sahip bir tanrı düşünemiyorum. Bedensel ölümden sonra kişinin yaşamını sürdürdüğüne ne inanırım, ne de inanacağım... - Albert Einstein

Hypatia
20-10-2012, 00:26
Ne amaçla bunu yaparlar diye sorgulamıyorum artık , sadece üzülüyorum , bilimden uzak üretkenlikle uzaktan yakından ilgisi olmayan ülkem çocuklarını kara cahil yetiştirecekler.

Bu düzende çocuk sahibi olmak istemezdim doğrusu.

prozac
20-10-2012, 11:17
Çocuklarımızı , ''kin, nefret ve palavra '' saçan bu şuursuzlardan korumak gerekiyor , bu konuda ailelere çok iş düşüyor hergün ne öğretildiği okulda neler yapıldığı akşam tekrar gözden geçirilmeli ve bu gibi olaylara tepkisiz kalınmamalı..

Paçavraların içeriği hakkında '' Radikal ''biraz daha ayrıntı vermiş ;



Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü, 21 Eylül tarihli yazısında Maltepe Kaymakamlığı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışma Vakfı tarafından 5, 6, 7 ve 8. sınıf öğrencilerine ‘Büyük Adım Yayınları’na ait kitap ve ayraç ile maddi durumları iyi olmayan öğrencilere 400 adet çanta dağıtımı yapılacağını duyurdu. İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü’nün bahsettiği kitaplar Büyük Adım Yayınları’nın 15 kitaptan oluşan ‘Büyük Adım Biyografi Dizisi’ idi. Her biri 110 sayfadan oluşan kitapların yazarı yok. Kitaplarda “M. Sırrı Arvas editörlüğünde Büyük Adım Komisyonu tarafından hazırlanmıştır” notu var. Denetimden geçmeyen, bilimsel kaynakları belirtilmeyen kitapların dili sıkıntılı. Ayrımcı ifadelerin ve nefret dilinin hâkim olduğunu kitapların önsözünü H. Atmaca yazmış. Sıkıntı önsözde başlıyor:

“Büyük adam olmak hiç de uzak bir hayal değil. Sadece başaranlara ve kahramanlara değil, kötülükleriyle ve dalavereleriyle meşhur olan yöneticilere, bilim adamlarına ve nicelerine tanık olacaksınız… Bu hikâye tadındaki biyografilerin ‘enfes’ dedirten üslubuyla sizi baş başa bırakıyoruz.”



Eğitim Sen: Toplatılmalı

Kitaplardaki sorunları ortaya çıkaran Eğitim Sen 5 Nolu Şube Yönetim Kurulu kitapların toplatılmasını isteyerek, Maltepe Kaymakamlığı ve İlçe Milli Eğitim Müdürlüğü hakkında suç duyurusunda bulunacaklarını belirtti. Şube Başkanı Mehmet Aydoğan “Henüz 10-13 yaş aralığındaki çocuklara milli eğitim aracılığıyla okutulan ,yalan-çarpıtma ve hurafelerle dolu aynı zamanda dil ve edebi açıdan kepazelik arz eden bu korsan kitaplarla amaçlanan nedir? ‘Dindar-Kindar’ bir nesil yetiştirme hedefinin araçlarından birisi olarak mı kullanılmıştır?” Yahudi, ermeni düşmanlığı, Hıristiyanlığı aşağılama,dindar olmayan insanları aşağılama, sol felsefi bakışı aşağılama yapılmıştır” diye konuştu.

‘İçeriğini bilmiyordum’


Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Faik Kaptan kitapların içeriğini bilmediğini söyledi: “Kitapların adına bakınca olumlu mesajlar veriyor diye düşündüm. Üslubunu bilmiyorum, okumadım. Ama söylediğiniz argo üslup, nefret dili hoş değil. İnsanları yaftalamanın bir anlamı yok. Doğru değil. Dağıtılan kitapları ilçe milli eğitim müdürlüğünde denetlemek pek mümkün değil.”

KİTAPTAN ÖRNEKLER

(Hafıza Defterine Adını Yazdıranlar) Charles Robert Darwin: Küçük Charles’in iki derdi vardır. Birincisi Yahudi’dir ve kendini gizlemek zorundadır. İkincisi çıkık alnından, iri burnundan ve şekilsiz dişlerinden nefret eder. Okuldan ziyade hayvanat bahçesine takılır, maymunlara fıstık atar. Pasifik’te üç beş tane renkli kertenkele görünce nesli kesilmiş canlılarla yaşayanlar arasında münasebet kurmaya çalışır. Tam 20 yıl boyunca tezine uyacak malzemeler araştırır. Evet, şüphe içindedir ve kendini kandırdığının farkındadır...

Albert Einstein: Albert evde muhatap bulamadığından olacak ancak dört yaşında konuşmaya başlar. Okulu tırnağı kadar sevmez. Çekilir köşesine, bol bol hayal kurar. Tabiri caizse fazla uçar, ışık demetlerine filan binmeye kalkar. Albert iletişim özürlüdür. Çorapsız dolanır, ayda bir yıkanır ve sabun yemekten çok hoşlanır. (İşin acı yanı o yıllarda Gestapolar Yahudileri fırınlayıp sabun yapmaktadırlar) Dâhimiz pistir, pasaklıdır.

Thomas Edison: “Yapacak çok iş var ve hayat öyle kısa ki” sözüyle tanınan Edison, akarken küpünü doldurmaya bakar.”

(Mermerde kalanlar) Sır Isaac Newton: İşte ağaç altında pinekleyip sineklendiği günlerden birinde kafasına bir elma düşer. Newton “peki ay niye düşmüyor” dan hareketle yer çekimi ve merkezkaç kuvvet arasındaki hassas dengeyi yakalar. Bütün bunlar asırlar önce, Kindi, Razi, Biruni, Hazini ve İbn-i Heysem’in eserlerinde detaylarıyla anlatılmıştır.

Charlie Chaplin: Londra (http://www.radikal.com.tr/index/Londra) ’da doğar. Babası sirklerden sebeplenmeye çalışan çulsuzun tekidir. Anası deseniz ona keza. Bilirsiniz Amerika (http://www.radikal.com.tr/index/Amerika-Birlesik-Devletleri) ’da parayı bulanlar ya karılarını değiştiriler ya da yeni bir araba alırlar. Şarlo ikisini de yapar, güzel arabalar alır ve alımlı kadınlarla takılmaya başlar.



Afife Jale (http://www.radikal.com.tr/index/Afife-Jale) ’ye büyük ayıp


Afife Jale: “Müslüman kadınlara sahnenin yasak olduğu dönemde ‘tiyatroculuğa’ merak salar. Asrın başında birileri maşa kullanmaktan hoşlanır. Ona ‘asrın yıldızı’ gibi davranırlar. Garibim ailesine de dönemez zira mahallenin bitirimleri ‘Afife’ye ‘Aşufte’ gözüyle bakar.”



Sapıkların babası Freud

Sigmund Freud: Sapıkların babası. Özellikle siyonistler ve Marksistler Freud’a sahip çıkar. Freud teorisi ise, Allahü tealanın kainatın şereflisi olarak yarattığı insanı, bir takım adi içgüdülerin esiri gibi gösteren bir teori.



Cemil Meriç: Meriç’i sahiplenen çok olur lakin üstad “sağcı” denilmesinden de “solcu” denilmesinde de hoşlanmaz. Ona göre bunlar hakikatleri kapamaya yarayan uydurma mefhumlardır. Sosyal sınıflara ayrılmamış bir ülke neye yarar? Yine üstadın kızdığı kelimelerden biri çağdaşlıktır. ..Ona sorarsanız çağdaşlık masalı , Batının ihraç metaıdır, kokain gibi, LSD gibi, frengi gibi…Şuuru felce uğratan bir zehir.



Cemil bu dönemde felsefeye çok takar, Marks, Engels, Freud derken bocalamaya başlar. İnançsız, yıldızsız, cıvıltısız, katran gibi geceler vıcık vıcık ısdırap… mümin desem değil, kafir desem hiç değil. Kemalist değil, Marksist değil, ateist değil, liberal değil, hümanist değil. Değil, değil, değil… Kendini “pozitivist” sandığı dönemlerde bile Hafız İdris Efendi’nin torunu olduğun unutmaz, seccadesinin üstünde sabahlayan ve cübbesinin içinde yok olan Allah dostunu hatırından çıkarmaz.



Ermeniler gerginlik çıkarır


Sütçü İmam: Maraşlı Ermenilerin bir eli yağda bir eli baldadır, henüz”millet-i sadıka”lıktan “güruh-u sabıka” lığa geçmedikleri içn memurluk yapar….adamlar bal kaymak yer, köşklerde, keşanelerde oturular….Sebeplendikleri çanağa tükürürler…Türklerin hoşgörüsüne sığınan çapulcular narsımıza basar…İngiliz askerler ekseri Hintli Müslümanlardan seçildiği için Maraşlılarla takışmazlar. Halk da onlardan rahatsız olmaz. Ermeniler havayı germek için çok uğraşırlar..” “Yol gözükmeli olunca Hintli Müslümanlar Türklere gizli gizli silah ve cephane sızdırırlar... Anladıkları dilden Ermeniler 31 Ekim 1919 günü hepten zıvanadan çıkar, arkalarını Fransız askerlerine dayayınca saldırılarının dozunu artırırlar.



Salvador Dali: ...Bunlar çarpık ilişki adına akla gelecek her haltı onaylar,gırtlaklarına kadar pisliğe batarlar. Göz ne görürse, gönül ona konar derler ya Dali’de “abuk saçık” resimler yapar. Kaldı ki yakın arkadaşları da sağlam papuç sayılmazlar, nitekim oda çizgi dışı bir adam olur çıkar. Saçlarını uzatır, dudaklarını boyar, gözlerini börtlete börtlete bakar ve aklını poşetlik resimlerle bozar.



Noel (http://www.radikal.com.tr/index/Noel) baba karaktersiz

Noel Baba: ...Sam amcalar her şeye “dolar” gözlüğüyle baktıkları için...

Her yıl yarım milyon saf çocuk Kuzey Kutbuna mektup atar, Noel Baba’ya sipariş yağdırırlar. Eh, bu iş için kurulan vakıflar da propaganda fırsatını kaçırmazlar...Ancak veledlerin istekleri gitgide büyür , bisiklet , motosiklet , araba derken Noel Baba’yla araları bozulur, dikçe kopiller geyik muhabbetinden sıkılmaya başlarlar...Avrupalılar Hristiyanlığa uymak yerine dini kendilerine benzetmeye çalışır, putperest kültürden kurtulamazlar... Çocuklar üzerine yazıp çizenler Noel Baba’yı Nasreddin Hoca’yla karşılaştırırlar ve ortaya bir “ medeniyetler çatışması” çıkar. Bir kere Noel Baba çocukları bedavacılığa iter, halbuki Hocamız düdüğü “parayı verene “ çaldırır. Hoca karakterlidir. ..Noel’i kapıdan kovsanız bacadan girer, bilirsiniz bu tipler bütün hukuk sistemlerinde “haneye tevavüzden” yargılanırlar.

Yaklaşık 2 milyar tıfıl olduğunu farz edelim. Noel Baba’nın Müslüman çocuklarına çarpı çektiğini ve sadece Hristiyan veledlerine servis yaptığını düşünsek dahi karşımıza 400 milyon gibi bir rakam çıkar.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1104570&CategoryID=77

upuaut
20-10-2012, 17:10
Arkadaşlar, Radikal gazetesindeki "Çocuklara daha 'enfes' kitaplar bulamadınız mı? (http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1104570&CategoryID=77)" haberine göre, "Edison küpünü doldurdu, Einsten pasaklı bir Yahudiydi, Darwin'in gençliği maymunlara fıstık atmakla geçti." Bunlar, Maltepe'de öğrencilere dağıtılan ve önsözüne göre 'enfes' olan kitaplardan alıntılar...

Bu şahsiyetler, dünyanın gidişatına yön vermiş ve dünyanın kaderini değiştirmiş bilim adamlarıdır.

Bunların arasında dünya çapındaki sanatçılar da vardır. Örneğin, benim en çok değer verdiğim sanatçılardan biri değil, en çok değer verdiğim sanatçı Charlie Chaplin'dir. Bu sanatçı şöyle tanıtılmış:

Charlie Chaplin: Londra’da doğar. Babası sirklerden sebeplenmeye çalışan çulsuzun tekidir. Anası deseniz o da keza. Bilirsiniz Amerika’da parayı bulanlar ya karılarını değiştiriler ya da yeni bir araba alırlar. Şarlo ikisini de yapar, güzel arabalar alır ve alımlı kadınlarla takılmaya başlar.

http://ozcanbicer.files.wordpress.com/2011/10/charlie-chaplin-the-great-dictator-konuc59fmasc4b1-youtube.png
"Büyük Diktatör (The Great Dictator)" adlı filmden alınma bir sahne. Şarlo bu filmde kendisini diktatör zanneden Hitler ve şimdiki diktatörlerle alay ediyor.

Şarlo'yu bilirsiniz; Şarlo sinema dünyasına adım atmadan önce çulsuzun tekiydi ama asla karaktersiz biri değildi. Doğrudur, tiyatro dünyasından sinema dünyasına geçip, orada şöhreti yakalayıp ve voliyi vurduktan sonra hayatında pekçok değişiklik yaptı: Sevgili değiştirir gibi sürekli arabasını değiştirdi ve koleksiyonuna birçok güzel kadın kattı. Adam da acayip bir cinsel açlık vardı. Sürekli sevgili değiştiriyordu.

Fakat bunlar Şarlo'nun özel hayatına ait bilinen şeylerdi. Dolayısıyla, Şalo'yu özel hayatında yaptıklarından yola çıkarak eleştirmeyi doğru bulmuyorum.

Peki Muhammed ve sahabesi nasıldı? Onlar özel hayatlarında bize yansıtıldığı gibi çok mu temizlerdi? Hayır. Örneğin, Muhammed 9 yaşındaki "Aişe" adlı fresh (taze. Hem de taptaze)'e karı alacak kadar gözü dönmüş biri değil miydi? Ya Muhammed'in evlatlık olarak aldığı Zeyd'in karısı Zeynep'e göz koyması ve Ahzab 37 ile kendisine eş olarak almasına ne demeli?

İşte bu son olay Yücemanitu tarafından şöyle karitüre alınmıştı!

http://i1180.photobucket.com/albums/x410/brainkebab/mhmmmmm1.jpg

Evet, Cin olmadan kimse kimseyi çarpmaya kalkmasın. Yoksa böyle çarpılırsınız!

basitrasin
20-10-2012, 22:43
Her dahinin yüce Atatürkümüz gibi kusursuz olmasını. bütün alanlarda başarılı olmasını ve tek başına bir ülkeyi kurtarmasını bekleyemezsiniz. Malesef ecnebilerin dahileri etten kemikten ve bir sürü insani kusuru olan yaratıklar. Hiçbiri bizim süper kahramanımız gibi kusursuz değil. Ama haklısınız bu gerçekler çocuklardan saklanmalı. Sonra dahi dediğimiz kişilerinde aslında çeşitli kusurları olan, kendileri gibi sıradan insanlar olduğunu, çok çalışarak birşeyleri başardığını öğrenirlerse öz güvenleri artar. Hayatta birşeyler için çaba sarfederler. En kötüsü geleceğe umutla bakabilirler. O zaman onları düşman kamplara bölmek, sağa sola saldırtmak pek mümkün olmaya bilir. Aman ha dikkat.
Bol kusursuz bol dahili günler dileği ile.

Olimpiyat
20-10-2012, 22:56
Kusur ayrıdır, hakaret ayrıdır.



Baştan aşağı bilimden uzak, haysiyetsiz, karaktersiz insanların yazdığı...

Hakaret etmiyorum, kusurlarını söyledim!

idontneedagod
20-10-2012, 23:10
Her dahinin yüce Atatürkümüz gibi kusursuz olmasını. bütün alanlarda başarılı olmasını ve tek başına bir ülkeyi kurtarmasını bekleyemezsiniz. Malesef ecnebilerin dahileri etten kemikten ve bir sürü insani kusuru olan yaratıklar. Hiçbiri bizim süper kahramanımız gibi kusursuz değil. Ama haklısınız bu gerçekler çocuklardan saklanmalı. Sonra dahi dediğimiz kişilerinde aslında çeşitli kusurları olan, kendileri gibi sıradan insanlar olduğunu, çok çalışarak birşeyleri başardığını öğrenirlerse öz güvenleri artar. Hayatta birşeyler için çaba sarfederler. En kötüsü geleceğe umutla bakabilirler. O zaman onları düşman kamplara bölmek, sağa sola saldırtmak pek mümkün olmaya bilir. Aman ha dikkat.
Bol kusursuz bol dahili günler dileği ile.

Hiç kimse kusursuz ve eleştirilemez değildir. Bu bir.

Buradaki amacı gözden kaçırdığınızı düşünüyorum. Dünyanın gelmiş geçmiş en büyük dahilerini, bilim adamlarını ve sanatçılarını aşağılayarak sözde islami bilimadamlarını yüceltiyorlar. Bu da iki.


Ayrıca Atatürk bir süperkahraman değildir. Süper kahraman, süpermen, batman falandır.

Corpse Bride
21-10-2012, 00:40
tarih böyle yazılır.

upuaut
21-10-2012, 01:08
Ben aslında "Bilim" forumunda yeni bir konu açmıştım (ki olay Bilim ile ilgilidir) ama Neva konuyu benden önce açtığı için, mesajımı buraya taşımış.

Şimdi, Kindar İslamcılar'ın bu ve benzeri olaylarda yapmak istedikleri şey nedir ve bizim bunlardan çıkartmamız gereken ders nedir?

Bence, bu gibi olaylarda esas üzerinde durmamız gereken konu, dünyanın hemen her yerinde söylenilen "Bize bir Atatürk lazım!" sözünün gerçek anlamını kavramaktır.

Bunun bir nedeni, Atatürk'ün Osmanlıca'dan Türkçe'ye geçerek bir devrim yapmış olmasıdır. Bu konuda "2/3 Kesrinin Kökeni Hakkında (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=365827&postcount=26)" mesajımdan gerekli bilgileri alabilirsiniz. İsteyen, bu mesajımda "Bize bir Atatürk lazım!" sözüne ilişkin 7 tane link verdim ve bunlardan kendisini aydınlatabilir. Fakat dünyanın çeşitli yerlerinden aynı sözün söylenmesine birçok neden olsa da, bence gerçek neden bunlardan hiçbiri değildir.

Örneğin bu nedenlerden biri, NEWSWEEK'TEN İLGİNÇ YAZI: BİZE BİR ATATÜRK LAZIM (http://www.habervitrini.com/haber/newsweekten-ilginc-yazi-bize-bir-ataturk-lazim-90172/) haberine göre, NEWSWEEK Dergisi, son sayısında George F. Will imzasıyla yayımladığı yazıda ABD’nin Kaliforniya eyaletinde sekiz ay önce yapılan seçimlerde yeniden vali seçilen Gray Davis’ten halkın hiç de memnun olmadığı belirtilerek ''Kaliforniyalılar'ın bir Atatürk'e ihtiyaçları var'' denildi, şeklindedir.

Aynı yazıda şu ifadeler de kullanılmış: “Halka rağmen halk için Hükümet.’ Kaliforniyalılar’ın buna benzer bir kişiye ihtiyaçları var. Davis’in karşılaştığı türden zor tercihleri yapan ve halka yaptığı seçim tercihlerine ilişkin sorumluluğu kolayca bir tarafa atamayacağını söyleyecek biri. Kaliforniyalılar’ın bir Atatürk’e ihtiyaçları var.”

İkinci olarak şu örneği verebiliriz.

Yahudi asıllı akademisyen Deniz Ojalvo, Taraf'ın genç gazetecisine yazdığı mektupta Atatürk'ü bir Yahudi olarak neden sevdiğini anlatırken şu soruyu sorar ve cevabı da anında yapıştırır:

Peki Yahudiler Atatürk’ü niye severler?

Cevabı çok kolay: Ulus mensubiyetini ve bireylerin toplumdaki eşitliğini vatandaşlıkla bağdaştırdığı için! (Bkz. "BİR YAHUDİ ATATÜRK'Ü NEDEN SEVER (http://www.odatv.com/n.php?n=bir-yahudi-ataturku-neden-sever-0401111200)")

Bana göre bu da gerçek neden değildir. Gerçek neden, Atatürk'ün Osmanlı'daki safsata ve hurafelerle dolu yukarıda anılan bu saltanatı kaldırması ve bizi iskemleden kaldırıp son derece konforlu koltuğa oturtmuş olmasıdır (bu kölelikten kurtarıp özgürleştirmesidir). Çünkü AKP eliyle şimdi yapılmaya çalışılan şey, tekrar aynı saltanata geri dönmektir.

Şimdi anladınız mı bu adamların neden çırpındığını? Çünkü Osmanlı döneminde hep birlikte hareket ediyor ama kimse bundan aykırı hareket edemiyordu. Ama şimdi, ayrıştık ve bir kısmımız bundan rahatsız oluyor. Olay bundan ibarettir.

basitrasin
21-10-2012, 09:14
İngiltere kaynaklı habere bakarsanız. Nobel ödülü alan bilim adamı John B. Gurdon'un, okuldayken, hemde ödül aldığı dalın temeli olan, fen bilgisi derslerinde başarısız bir öğrenci olduğunu görürsünüz.
biyomuhendislik.com (http://biyomuhendislik.com/index.php/blog)
Lisedeyken okul müdürünün fen bilgisi notları nedeniyle, "Fen bilimi kariyeri yapma umudu çok komik" Dediği basına yansıdı.
İngilteredeki müslümanlar bilimi kötüleyip herkezi tarikat mensubu yapmaya mı çalışıyor?
Ne dersiniz.
Paranoyaklıktan uzak. Daha mantıklı günler dileği ile.

sefaqwzx
21-10-2012, 11:41
Herkese merhaba,
Dinler bilimi, bilim insanını sevmez.
Din rivayetçi ve nakilcidir; bilim insanıysa, araştırır, sorar, deneyleyerek kuramlara, yasalara ulaşır ve evreni vareden yapı taşlarına, hatta sosyal olay ve oluşumlara, insan davranışlarına akılcı yaklaşır.
Bulduklarıyla dini yalanladığında sorun oluşur. Din aynı zamanda kindardır, yanlışlandığında tahammül edemez, çünkü erki elden gidecek, sırça sarayı çatırdayacaktır.
Her şeye dair bir fikri vardır dinin ama hiç birini kanıtlayamaz. Bilimin kanıtladıklarından nefreti bu nedenledir.
Bilim insanlarından nefret eden ilkel ve saldırgan, hatta cahilce saldırıları, bilimsel açıklamaları çürütemeyeceğinden, bilim insanına bel altından, ahlaktan, gelenekten vs. vurmaya çalışır.
Psikolojide buna yansıma deniyormuş, geçen bir partinin başkanı da açıkladı. Kendi yaptığı pislikleri karşı tarafın yaptığını iddia etmek.
Çünkü dindir ilkel gelenek ve inanışları dayatan, olmazsa küfür, hakaret, nefret ve kan dökmeye giden.
Dinlerin sorunu şu ki, günümüzde bilgi hızla yayılmakta. Artık eskisi gibi, "enfes hikayeler" anlatmakla durum kurtarılamamaktadır.
Sosyal medya diye bir bilgi ve düşünce ağı vardır artık, anında haberleşebilmektedir insanlar.
Ve "sabun yiyen"in gerçekte kim olduğunu çabucak ilan edilmektedir.
Evet "tabu can çekişiyor"...
Arap baharının bir ateşleyicisi de budur.
İnsanlar körü körüne nakillerle ve bağnazlıkla idare edilmek istemiyor.
Dinler ve dinle yönetenler can çekişiyor.
Çok daha saldırgan, "hayasız", iftiracı ve kindar olmaları bundan.
Bir yandan yalanlayamadıkları bilim insanlarının ortaya koydukları bilimsel gerçekleri dine maletmeye çalışırken diğer yandan, onları "teharet muslukları yoktu" noktasından aşağılamaya çalışarak, dinlerini ve kinlerini aşağılamış olacaklar.
Bence o kitaplar tüm dünya dillerine çevrilerek dağıtılmalı, üzerine konuşulmalı, dinci rezaletler "ayyuka" çıkmalıdır.
Sevgiyle kalın

Olimpiyat
21-10-2012, 13:23
basitrasin
Öyle şeyler yazıyorsun ki, akıldan, mantıktan zerre kadar nasibini almamış sözler.Yazdıklarınla, konunun hiç alakası yok.

Ya sen de, her insanda bir miktar olması gereken mantık eksik.
Ya da bilerek ideolojik davranmak için laf ola beri gele yazıyorsun.Bilerek yapıyorsan o senin görüşün bir şey diyemem.

Ama bilmeden yapıyorsan Türkiye nin işi çok zor. Bu kadar mantıktan uzak bir nesille Türkiye nasıl yerin dibine batmamış ona hayret ederim.

Okuld falanca hoca bunu demiş şunu demiş.Yanılmış.EEe ne yapalım tüm bilimi kaldırıp okulu umursamayalım mı.Bilim adamlarını aşağılayalım mı.Okulları tarikat dersleri ile mi dolduralım.

Bunu böyle mi dolduralım.


Ah ulan ah.Yazık olmuş sana güzel ülkem Türkiyem...
İki tane anlamlı cümleyi peşpeşe kuramayanlar, başımıza demokrat kesilmiş..
Bu insanları nasıl üstünde taşıdın

frodo
21-10-2012, 23:46
Basitrasin otomatik iktidar savunusu yapma ihtiyacı duyan bir yapıya sahip. AKP'ye yönelik eleştirel her haberi özüne yapılmış bir hakaret olarak görüyor.

Dağıtılan kitapların iğrençliği ortada. Bunu savunabilmek için verdiği örnekle hiç ilgisi olmadığını bile bile iğrençliği görmezden geliyor.

ALKA
12-02-2013, 12:28
Muhammed için pasaklı bir Müslüman denilse dine hakaret diye hemen soruşturma açılır ama bu bir Yahudi hakkında söylenmiş ise soruşturmaya izin bile verilmez..

Nefret kitapları'na soruşturma izni bile yok..

Maltepe Kaymakamlığı, Edison için ‘küpünü doldurduğu’, Einsten için ‘pasaklı bir Yahudi olduğu’, Darwin için ‘gençliğinin maymunlara fıstık atmakla geçtiği’, Afife Jale için ‘aşufte’ olduğu yolunda ifadeler bulunan kitapların öğrencilere dağıtılmasından sorumlu Maltepe İlçe Milli Eğitim Müdürü Faik Kaptan ve Şube Müdürü Muzaffer Doğan hakkında soruşturma izni vermedi. Eğitim - Sen 5 Nolu Şube Başkanı Mehmet Aydoğan, müfettişlerin ‘görevi kötüye kullanma’ tespitine rağmen iznin verilmediğini söyledi.

http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1120961&CategoryID=86

enverates
12-02-2013, 17:43
Burada şahıslar üzerinden nasıl oluyor da koca bir dine laf atabiliyorsun. Bilim bunu mu söylüyor yeşil bir elmaya bakarak bütün elmaların yeşil olduğunu mu söylüyor...

vartor
12-02-2013, 17:57
allah, allah, allah, yalancisi muhammed, muhammed, muhammed. Ben ateistim ve gusulsuzum. Burasi dinlerden ve onlarin sozde yaraticilarindan ozgurluk sitesi.. Tenkitlere tahammulun yoksa, okumazsin olur biter. Haddini bil! Varsa eger bir tanri, o karar verecek degil mi sinav sonucunda? Sana mi dustu allahin gorevine sarilmak, muhammedi savunmak?