Sesli
23-10-2012, 17:03
Dostlar,
Tüm tartışmaların, tüm anlaşmazlıkların, tüm sorunların esas nedeni, insan denilen canlının huzur ve mutluluğu bulmaya yönelik olan gayret ve çabalarından kaynaklanmaktadır.
Bugünün dünyasında, bilim ve teknoloji her ne kadar ileri bir düzeyde olsa da, insanları mutlu etmeye yetmemektedir.
Para, zenginlik, şöhret, ve diğer tüm çabalar insanı mutlu edememektedir.
İnsan mutluluğu sahibi olacağını umduğu maddelerle veya durumlarla yakalamak için olağanüstü bir geyret sarfetmektedir. Öyle ki, dünyayı dolaşmaktan tutun da, dağların en tepesine tırmanmaya kadar, herşeyi insan denemekte, ancak bütün bunlar kişiye aradığı mutluluğu verememektedir.
Ülkeler de aynı şekilde, kendilerinde olmayan doğal kaynaklara sahip olma uğrunda, diğer ülkelerin topraklarını işgale kadar uzanan bir edime kalkabilmektedir.
Aranılan mutluluk uğrunda, dinlerin oluştuğunu ve dinler sayesinde insanların mutluluğa kavuşacağı inancını da görmekteyiz.
Bütün yanılgıların kaynağı, aslında, aranılan gerçeğin, yani mutluluğun insanın kendisinde bulunduğunun farkında olmayışta yatmaktadır.
İnsanlar ZİHİN denilen oluşumun nasıl çalıştığını öğrenebilselerdi, mutluluğun kendilerinde olduğunu da bileceklerdi.
İnsanları bu denli mutlu ettiği gibi, mutsuz eden de, yine zihindir. ZİHNİN HAPİSANESİNDEN kurtulmayı başardığımız anda, karşımızda mutluluk oksyanusunun alabildiğine uzandığını da görebiliriz.
Bu nedenle MANİ PADMA mantırası, aslında, MÜCEVHERİN ÇİÇEĞİN İÇİNDE olduğunu anımsatmaktadır.
Bunu daha da açılmış şekliyle söylersek; HAZİNE SİZİN İÇİNİZDEDİR burada hazine, mutluluk olup, çiçek de sizsiniz.
Sevecenlikle,
Tüm tartışmaların, tüm anlaşmazlıkların, tüm sorunların esas nedeni, insan denilen canlının huzur ve mutluluğu bulmaya yönelik olan gayret ve çabalarından kaynaklanmaktadır.
Bugünün dünyasında, bilim ve teknoloji her ne kadar ileri bir düzeyde olsa da, insanları mutlu etmeye yetmemektedir.
Para, zenginlik, şöhret, ve diğer tüm çabalar insanı mutlu edememektedir.
İnsan mutluluğu sahibi olacağını umduğu maddelerle veya durumlarla yakalamak için olağanüstü bir geyret sarfetmektedir. Öyle ki, dünyayı dolaşmaktan tutun da, dağların en tepesine tırmanmaya kadar, herşeyi insan denemekte, ancak bütün bunlar kişiye aradığı mutluluğu verememektedir.
Ülkeler de aynı şekilde, kendilerinde olmayan doğal kaynaklara sahip olma uğrunda, diğer ülkelerin topraklarını işgale kadar uzanan bir edime kalkabilmektedir.
Aranılan mutluluk uğrunda, dinlerin oluştuğunu ve dinler sayesinde insanların mutluluğa kavuşacağı inancını da görmekteyiz.
Bütün yanılgıların kaynağı, aslında, aranılan gerçeğin, yani mutluluğun insanın kendisinde bulunduğunun farkında olmayışta yatmaktadır.
İnsanlar ZİHİN denilen oluşumun nasıl çalıştığını öğrenebilselerdi, mutluluğun kendilerinde olduğunu da bileceklerdi.
İnsanları bu denli mutlu ettiği gibi, mutsuz eden de, yine zihindir. ZİHNİN HAPİSANESİNDEN kurtulmayı başardığımız anda, karşımızda mutluluk oksyanusunun alabildiğine uzandığını da görebiliriz.
Bu nedenle MANİ PADMA mantırası, aslında, MÜCEVHERİN ÇİÇEĞİN İÇİNDE olduğunu anımsatmaktadır.
Bunu daha da açılmış şekliyle söylersek; HAZİNE SİZİN İÇİNİZDEDİR burada hazine, mutluluk olup, çiçek de sizsiniz.
Sevecenlikle,