PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ateizmin Övgüye Gereksinimi mi var?


Sesli
01-11-2012, 22:23
Dostlar,

Ateizm nedir, ne değildir, burada çok anlatıldı. Bütün bunları doğal olarak kabul edebiliriz de, ateizmin övgüye gereksinimi olduğunu ben bilmiyordum. Bunu da buradaki ateist dostlarımızdan öğrendik.

Öyle ya Ateizm hakkında özlü sözler diye bir başlık açmak açıkça ateizmin övgüye gereksinimi olduğunu anlatmaktan öte bir gerçeklik taşıyor mu?

Bu arkadaşların vermeye çalıştıkları işaret bence şudur;'' Ateizm çok akıllı ve de güzel bir olgudur, bizler de ateist olduğumuza göre akıllıyız ve de güzeliz.'' Ben yanılıyorsam, bu kendini övmenin başka bir nedeni varsa, lütfetsinler de biz de öğrenmiş olalım.

Şimdi bir gerçek var ki onu söylemeden geçemeyeceğim, insan kendi kendini methetmeye yeltenirse, pek sağlıklı sayılmaz. Bu bilimsel bir saptamadır. Özlü sözleri de öyle kişiler söylemişler ki bunların hemen çoğu ünlü ve sanlı kişiler...Doğal olarak bu kişiler yeri gelince bu sözleri söylemişlerdir, bizim buradaki dostlarımız gibi övgüye gereksinim duyduklarından olamaz. Çünkü bu ünlü kişiler zaten herkesden övgüler almış olduklarından övgüye gereksinimleri de olamaz.

Buradaki dostlarımızın bu denli övgüye gereksinim duymalarının gerçek nedeni, kendilerince belli ki bilinmiyor, yani farkında değiller. Bu onlardaki eski tanrısal inançlarının belleklerindeki kalıntısı olup, zaman, zaman onları
böylesi gereksiz övgülerle eskiye duydukları özlemi su yüzüne çıkarmış olmaya zorlamış görünüyor.

KızıL
01-11-2012, 22:36
bakış açın farklı olduğu için bizi yanlış anlamış olma ihtimalin var mı?
ateizmin ve ateistlerin övgüye ihtiyaçları yoktur, övülesi bir durumda yoktur ben ateistim diye öbürleneni ben güzelim diyeni de hiç görmedim..
zeka muhtemelen bizde mevcut ama ben bununla övünen bir arkadaşımıda görmedim...


bir kaç alıntı;



Tanrı öldü. ~ Friedrich Nietzsche (http://tr.wikiquote.org/wiki/Friedrich_Nietzsche)
Tek tanrılı toplumlarda ateizm ya da allahsızlık, ahlak yoksunlugu ile eş anlamlı olmuştur. - Arthur Schopenhauer (http://tr.wikiquote.org/wiki/Arthur_Schopenhauer)



Tanrı'ya şükür ben bir ateistim. ~ Luis Buñuel (http://tr.wikiquote.org/w/index.php?title=Luis_Bu%C3%B1uel&action=edit&redlink=1)



Tanrı'yı yahudilerin öldürdüğüne inansam, yahudilere tapınırdım. ~ Bill Hicks (http://tr.wikiquote.org/wiki/Bill_Hicks)



Biz Tanrı'yı oynamazsak, kim oynayacak? ~ James Watson (http://tr.wikiquote.org/w/index.php?title=James_Watson&action=edit&redlink=1)

bunların neresinde övgü güzellik var? sanırım siz sesli düşünüyorsunuz...


dindarların her yeri yazı tahtasına çevirim yo onun yok bunun sözlerini paylaşmaları yazmaları anlatmaları sizi rahatsız mı etti ki bu durumu sorguluyorsunuz??


övgü ne anlama gelmekte bence buna bakınız ve burda yaptıklarımızla kıyaslayınız, sanırım kuyunun sonuna gelindi

yakında yaptığımız geyikleride eleştirip ateistlerin gülmeye ihtiyacı mı var diye başlık açacaksınız...


olur orayada yazarız bea ne olacak :)

ALKA
01-11-2012, 22:49
Pekala ateizme de övgü ve iltifat yapılabilir. Aynı şekilde herhangi bir bilim dalına, bilimin kendisine veya felsefi düşüncelere de. Ateizmin sahiplenmeye ve övgüye ihtiyacı var mı bilemeyeceğim, henüz kendisine şahsen yolda rastlamadım ve o yüzden de soramadım. Ama kendisinin buna ihtiyacı yoksa bile insanların olabilir.

İslam övülüyor, Hristiyanlık övülüyor, Komünizm övülüyor, Milliyetçilik övülüyor, e yani şimdi Ateistler öksüz mü kalsın? Değil mi yani? İlle de robot gibi duygusuz olacak halleri olmadığına göre duygularını da övgü yaparak ifade edeceklerdir. Ateizme övgü yapmak isteyen ateistler övgü yapmasın mı? İlla da övmek zorunda olunmadığı gibi övenlere karşı olmak da biraz zorlama bir düşünce. Nasıl ateizm yerilebiliyor veya eleştirilebiliyorsa aynı şekilde övülebilir de..

Bunun yanında Turan Dursun sitesinde forum sakinlerinin ateist duygularını rencide edecek söz ve eylemlere karşı 5 yıla kadar ağır hapis cezası ve 10.000 TL'ya kadar para cezası ön görüyoruz. Haberiniz olsun :)

Neva
02-11-2012, 22:15
Dostlar,

Ateizm nedir, ne değildir, burada çok anlatıldı. Bütün bunları doğal olarak kabul edebiliriz de, ateizmin övgüye gereksinimi olduğunu ben bilmiyordum. Bunu da buradaki ateist dostlarımızdan öğrendik.

Öyle ya Ateizm hakkında özlü sözler diye bir başlık açmak açıkça ateizmin övgüye gereksinimi olduğunu anlatmaktan öte bir gerçeklik taşıyor mu?

Bu arkadaşların vermeye çalıştıkları işaret bence şudur;'' Ateizm çok akıllı ve de güzel bir olgudur, bizler de ateist olduğumuza göre akıllıyız ve de güzeliz.'' Ben yanılıyorsam, bu kendini övmenin başka bir nedeni varsa, lütfetsinler de biz de öğrenmiş olalım.

Şimdi bir gerçek var ki onu söylemeden geçemeyeceğim, insan kendi kendini methetmeye yeltenirse, pek sağlıklı sayılmaz. Bu bilimsel bir saptamadır. Özlü sözleri de öyle kişiler söylemişler ki bunların hemen çoğu ünlü ve sanlı kişiler...Doğal olarak bu kişiler yeri gelince bu sözleri söylemişlerdir, bizim buradaki dostlarımız gibi övgüye gereksinim duyduklarından olamaz. Çünkü bu ünlü kişiler zaten herkesden övgüler almış olduklarından övgüye gereksinimleri de olamaz.

Buradaki dostlarımızın bu denli övgüye gereksinim duymalarının gerçek nedeni, kendilerince belli ki bilinmiyor, yani farkında değiller. Bu onlardaki eski tanrısal inançlarının belleklerindeki kalıntısı olup, zaman, zaman onları
böylesi gereksiz övgülerle eskiye duydukları özlemi su yüzüne çıkarmış olmaya zorlamış görünüyor.


Ateizm ovulebilir de yeri geldiginde, bunda ne gibi bir gariplik var sizce?

Mesela sizin her mesajinizda yazdiginiz, Farkindalik, Farkindalik'a iliskin, kendinizi ovuyor musunuz simdi siz?

Gercegi ortecek buyuklukte ortu yoktur(bir nevi gercegi birtek ben bilirim) diyerek? O zaman siz bilimsel olarak(!) cok sagliksiz bir insansiniz.



Buradan tanri inanci cikmaz yani ateistler icin , bosa caba sarfetmeyin.:)

Sesli
02-11-2012, 23:06
Ateizm ovulebilir de yeri geldiginde, bunda ne gibi bir gariplik var sizce?

Mesela sizin her mesajinizda yazdiginiz, Farkindalik, Farkindalik'a iliskin, kendinizi ovuyor musunuz simdi siz?

Gercegi ortecek buyuklukte ortu yoktur(bir nevi gercegi birtek ben bilirim) diyerek? O zaman siz bilimsel olarak(!) cok sagliksiz bir insansiniz.



Buradan tanri inanci cikmaz yani ateistler icin , bosa caba sarfetmeyin.:)



Sayın Neva,

Bir tartışmada kişileri hedef almaktan bir türlü kendinizi kurtaramadığınızı üzülerek belirtmek durumundayım. ''GERÇEĞİ ÖRTECEK BÜYÜKLÜKTE ÖRTÜ YOKTUR''söyleminden nasıl oluyor da Seslinin kendini övdüğü sonucu çıkıyor! Burada salt gerçeğin örtülemeyeceği anlatılmakta. Bu kadar basiti dahi siz anlayamayınca bu tartışmalara girmeniz de boşuna oluyor.

Ateistlerin inancı olmasaydı, buradaki ateist geçinen arkadaşların bir bölümü, ateist dinler için onlar ateist değiller diyerek karşı çıkmazdı. Bu ifadeleri, açıkça buradaki bazı ateistlerin kişisel inançlarının göstergesidir. İnanç olduktan sonra, ister tanrı olsun, ister bir başka kavram olsun ne fark eder ki? İnançların iki türlüsü var. Faydalı olanlar ve zararlı olanlar. Buradaki bazı ateistlerin inançları gerçeğe karşı olduğu için faydasız olanlardan. Ama inanç işte, kurtulamamışlar!

Tanrı nedir? Sizin tanrı denilince anladığınız çok sığ bir kavram olsa gerek ki
şunu da bir türlü anlayıp, algılayamadınız; FARKINDALIK herkesin her an için kendisine anımsatması gereken bir gerçek. Bu salt bir anımsatma. Bunun kişisel övünme ile uzaktan, yakından ilgisini de sizden başka biri bulamazdı...

Burada açıkça ateist olduklarını sıklıkla söyleyenler, aslında pek ateist de değiller. Çünkü ateist olmak önemli bir özellik değil. Bir durum gösteren bir olgu. Yerli yersiz ben buyum ve bununla övünmekteyim şeklinde bir beyan sağlıklı ise ne mutlu ateist olanlara!

Bu şekil bir övünme, ben insanım diyerek övünmeyle aynı durumda. Farkı yok. Burada ateizme ait özlü sözler diye başlık açmak bir övünme değilse nedir? Siz bunun övünmenin dışında ne olduğunu söylerseniz, ve bizi aydınlatırsanız biz de anlamaya çalışırız.

FARKINDALIK her zaman için hepimize gerekli olan bir bilinç durumu...

Jingo
02-11-2012, 23:23
Sayın Neva,

Ateistlerin inancı olmasaydı, buradaki ateist geçinen arkadaşların bir bölümü, ateist dinler için onlar ateist değiller diyerek karşı çıkmazdı. Bu ifadeleri, açıkça buradaki bazı ateistlerin kişisel inançlarının göstergesidir. İnanç olduktan sonra, ister tanrı olsun, ister bir başka kavram olsun ne fark eder ki? İnançların iki türlüsü var. Faydalı olanlar ve zararlı olanlar. Buradaki bazı ateistlerin inançları gerçeğe karşı olduğu için faydasız olanlardan. Ama inanç işte, kurtulamamışlar!



Sayın "Sesli".

"Ateist inanç" diye birşey yoktur. Her düşünceyi/akımı kendi pencerenizden yorumlamayınız. Sizinki "inanç" diye, bizimki de mi "inanç" olacak?

Ateist = Tanrıtanımaz.

Hani neresi inanç bunun? Birşeye inanmıyoruz ki.

"Bilim'in/somut şeylerin" gösterdiklerini kabul ediyoruz sadece, ki onlara da "inanç" denmez.

Yerçekimine "inanıyor" musunuz?

Siz Tanrı'ya inanırsınız, bir "kabul etmeyiz".

Sizinki inançtır, bizimki değil.



Burada açıkça ateist olduklarını sıklıkla söyleyenler, aslında pek ateist de değiller.



Neyiz peki? Musevi mi?

Müslümanlar da böyle davranır hep, bilir misiniz?

"Siz aslında Allah'a inanıyorsunuz. Ama çok kibirli olduğunuz için, onu inkar ediyorsunuz." derler.

"Ateist insan olamaz. Aslında herkesin inancı vardır." derler.

Ateistlerin "ateist" olduğunu bile kabul edemezler.

Eğer "övünmek"ten, "kibir"den falan bahsedeceksek, bence buradan başlayalım.



Çünkü ateist olmak önemli bir özellik değil.



Hayır, bence önemli bir özellik. Dinsel mitolojilere (masallara) bağlı kalmadan, salt olarak bilimin/somut gerçeklerin verilerine göre yaşamak, "önemli bir özellik"tir. Siz kabul etmeyebilirsiniz, saygı duyarız.



Bir durum gösteren bir olgu. Yerli yersiz ben buyum ve bununla övünmekteyim şeklinde bir beyan sağlıklı ise ne mutlu ateist olanlara!



Evet ne mutlu bizlere ki; bir adamın (İsa) "ölüleri" dirilttiğine inanmıyoruz.



Bu şekil bir övünme, ben insanım diyerek övünmeyle aynı durumda. Farkı yok. Burada ateizme ait özlü sözler diye başlık açmak bir övünme değilse nedir? Siz bunun övünmenin dışında ne olduğunu söylerseniz, ve bizi aydınlatırsanız biz de anlamaya çalışırız.



Müslüman, Müslümanlığı ile övünür.

Musevi, Museviliği ile övünür.

Geçen gün, neredeyse bütün bilim adamlarını Musevi ilan etmiştiniz. Hatırladınız mı? Bu sizinki övmek/övünmek değil mi?

Onlar yapınca "normal" de, biz yapınca mı "olumsuz" bir şekle büründü bu iş?

Ben, ateist olmakla övünüyorum evet. Dinlerin mitolojik saçmalıkları ile yaşamıyorum çünkü.

Ben, ateist olmanın "övünülecek" bir olay olduğunu da savunuyorum. Tıpkı dünyadaki tüm insanların, kendi fikirleri/ideolojileri için bunu yaptığı (kendi fikirleriyle övündüğü) gibi.

Bu olaya böyle bakarsanız, sanıyorum anlaşılacaktır.

Saygılar.

istatistik
02-11-2012, 23:54
Öncelikle belirtmek istediğim "Başlık açayım derken çığır açmışsınız."

Forumda kendi yazılarımı incelesem, hiç de azımsanmayacak bir kısmında "kavramların iyi anlaşılması gerekir" kalıbını bulacağımdan eminim. Bu belki kendini tekrar etmek olarak da algılanabilir ancak, burada asıl anlatmak istediğim, kavramları bilmeden yorumda bulunmanın hele hele tespit yapmanın, kişiyi çok zor durumlara düşürebileceğidir.

Öncelikle, övgü, böbürlenme, yüceltme gibi kavramların net şekilde "öğrenilmesi" gerektiğini düşünüyorum. Şimdi; bir ateist olarak, ateizmin (ya da diğer bir dinden özgür düşüncenin) doğru olduğunu düşünüyorsam, bunun karşısında duran görüşün eleştirisini yaptığım sürece, ister istemez kendi görüşümü onun üstünde tutacağım. Bunun nedeni, yapmış olduğum eleştirilerde, eleştirdiğim görüşteki maddi hataları, tutarsızlıkları ve yanlışlıkları gün yüzüne vuruyor olmam; sonucunu da kendi görüşümün "doğruluğuna" bağlamam.

Bu bağlamda, eleştirdiğiniz "Ateizm Hakkında Özlü Sözler" başlığı genel olarak incelenirse, teist düşünce tarzına eleştirel bakışta bulunulduğunu göreceksiniz. Bu bakımdan, yukarıda belirttiğim kendi görüşümün "doğruluğu" tezini savunmamda bana oldukça faydalı argümanlar sağlarlar. Bunun nedeni, onları ünlü kişilerin söylemiş olması da değildir. Akıllıca ve taşı gediğine oturtan cinsten sözler olmasıdır.

Peki neden burada ünlü kişilerin sözleri paylaşılmakta? Bu adamların sözleri söyledikleri yerde kalmıyor ve bizlere kadar ulaşabiliyor da ondan. Yoksa ben de isterim sokaktaki simitçinin, kahvede okeye dönen uzak akrabamın eleştirel bir sözünü paylaşmak. Ancak benim bu uzak akrabam okey dış yaparak oyunu bitiren rakibinin allahına/kitabına sövmekten daha fazlasını yapamıyorken ben nasıl paylaşayım?!

Peki sizin yukarıdaki eleştirileriniz ne zaman doğru olur? Ben çıkıp da "Biz ateistler çok zekiyiz yeaaa" gibi bir cümle kurarsam geçerli olur. Çünkü bu kendini tatmindir. Böbürlenmektir ve megalomanlık belirtisidir.

Ancak, ben buraya gelip; "Benim savunduğum görüş, aklın, bilimin rehberliğinde ilerlerken siz hurafeler peşinde koşuyorsunuz" dersem, bu ortada duran gerçeğin beyanından başka bir şey değildir. Çünkü, ben duruma pozitif bilimler açısından bakarken, karşımdaki kitle, bir adamın ayı yardığına (toprak bükücü), diğerinin denizi ayırdığına (su bükücü), ötekinin ateşe atılsa da yanmadığına (ateş bükücü), şu kenarda duranın da rüzgar gibi gittiğine (hava bükücü) inanmakta!

Neva
03-11-2012, 00:04
Sayın Neva,

Bir tartışmada kişileri hedef almaktan bir türlü kendinizi kurtaramadığınızı üzülerek belirtmek durumundayım. ''GERÇEĞİ ÖRTECEK BÜYÜKLÜKTE ÖRTÜ YOKTUR''söyleminden nasıl oluyor da Seslinin kendini övdüğü sonucu çıkıyor! Burada salt gerçeğin örtülemeyeceği anlatılmakta. Bu kadar basiti dahi siz anlayamayınca bu tartışmalara girmeniz de boşuna oluyor.

Ateistlerin inancı olmasaydı, buradaki ateist geçinen arkadaşların bir bölümü, ateist dinler için onlar ateist değiller diyerek karşı çıkmazdı. Bu ifadeleri, açıkça buradaki bazı ateistlerin kişisel inançlarının göstergesidir. İnanç olduktan sonra, ister tanrı olsun, ister bir başka kavram olsun ne fark eder ki? İnançların iki türlüsü var. Faydalı olanlar ve zararlı olanlar. Buradaki bazı ateistlerin inançları gerçeğe karşı olduğu için faydasız olanlardan. Ama inanç işte, kurtulamamışlar!

Tanrı nedir? Sizin tanrı denilince anladığınız çok sığ bir kavram olsa gerek ki
şunu da bir türlü anlayıp, algılayamadınız; FARKINDALIK herkesin her an için kendisine anımsatması gereken bir gerçek. Bu salt bir anımsatma. Bunun kişisel övünme ile uzaktan, yakından ilgisini de sizden başka biri bulamazdı...

Burada açıkça ateist olduklarını sıklıkla söyleyenler, aslında pek ateist de değiller. Çünkü ateist olmak önemli bir özellik değil. Bir durum gösteren bir olgu. Yerli yersiz ben buyum ve bununla övünmekteyim şeklinde bir beyan sağlıklı ise ne mutlu ateist olanlara!

Bu şekil bir övünme, ben insanım diyerek övünmeyle aynı durumda. Farkı yok. Burada ateizme ait özlü sözler diye başlık açmak bir övünme değilse nedir? Siz bunun övünmenin dışında ne olduğunu söylerseniz, ve bizi aydınlatırsanız biz de anlamaya çalışırız.

FARKINDALIK her zaman için hepimize gerekli olan bir bilinç durumu...

Sayin Sesli;

Sizde kisileri hedef aliyorsunuz efendim, bunu niye goremiyorsunuz acaba?

Filanca'nin Turkce'si, filanca birsey bilememesi, filanca mesaj yazanin Turk dusmani olusu vs.vs. Isterseniz kopyalayip dokeyim buraya tek tek..

Efendim olmayan ve zorla yaratilmaya calisilan saplanti urunleri icin elbetteki, insanlar hayir diyeceklerdir. Bundan daha dogal ne olabilir ki?
Tipik teist mantigi cunku.



Siz once oradan buradan link verip anlatacaginiza;

once bir " tanri nedir? " onu aciklayin bakalim.

Biz de sizin anlatmaya calistiginizi anlayalim. Yalniz bize Budizm'i anlatacaksaniz kalsin, onu biliyoruz.


Farkinda olan bir insanin yapmasi gereken ilk is budur. Yoksa bizde farkindalik farkindalik diye yazariz ama bunun altini doldurmadikca bir onemi yok maalesef..

Ateist olmak kus kondurmak degildir, ancak ateizm hakkinda en ufak bir fikri olmaksizin, kalkip birkac dini ateizm sinifina sokmak mantiksizliktir.

Bunu zaten oryantalist bati vs. yapiyor zaten dinlerin kardesligi adi altinda. Hani farkindaliga sahip bir insansaniz bunu bilmeniz gerekir herseyden once.

Size bunu daha once de anlattim, Ateizm nedir ne degildir konusunda.


Sorunuz mantik icermiyor.

Cunku aynini kendiniz uygulamaktasiniz.

Size gore, siz, zihnini hapsolmaktan kurtarmis insanlardan birisiniz.

Yani kendi uygulamis oldugunuz birseyi, ama ateistler niye boyle yapiyorlar diye yorumlarsaniz, o zaman adama soyle derler;

Ateistler mutant degildir, gokten zembille inmemistir.

Ayrica ateizm'in pek cok onemli yani vardir.

Birkac ornek verirsek;

Tum dinlere ayni mesafede durusu

Bir din'i digerine ustun tutmayisi

New Age akimlarin etkisinde eski dinlerden bozma yaratilan yeni dinleri iyi gozlemleyisi.

Bir kisim farkli inanirlarin ateizm'den nemalanmaya calismalarini ortaya koyus.

vs.vs.

Sunu hicbir zaman unutmayiniz, kisisel veya grupsal olarak birilerine, bilimsel(!) olarak sagliksiz derseniz, o zaman biz de sizin saglikliliginizi sorgulariz dogal olarak.

Cunku herseyden once siz kimsiniz?

Hayatiniz boyunca, bizim bahsettigimiz baglamda ateist oldunuz mu?

Şüpheci Dinsiz
03-11-2012, 04:20
Sevgili Sesli,

Burada (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=463344&postcount=4)ki iletide muhtemelen başlığın konusunu tam anlamadan yazmış olduğunuz ileti sevgili Neva'nın da dediği gibi oldukça kişisel, küçümseyici ve saldırgandı. Muhattabınızı bilgisizlikle, itham etmiştiniz ve üstelik iletiniz içinde önemli hatalar vardı. Sizi kırmamak için cevap yazmadım. Şimdi yeri gelmişken yazıyorum. Umarım sizi incitmemek için gösterdiğim çabayı anlar, aynı nezaketle karşılık verirsiniz.

Anladığım kadarı ile, dinleri Tanrı'lı dinler ve Ateist dinler olarak ayırıyorsunuz, kendi mensubu olduğunuz din olan Budizm'in diğer dinlerden üstün olduğunu, Ateist dinler sınıfına girdiğini, bu sebeple dinlere yapılan acımasız eleştirilerden muaf tutulması gerektiğini düşünüyorsunuz. Kendinizce haklı olabilirsiniz.

Kişisel fikrimce Budizm, insanın kişisel gelişimi, dinginliği ve huzurunu temin etmek üzerine önemli öğretiler barındırır. Budist filozofların öğretileri kesinlikle inanç, görüş farkı olmaksızın tüm insanlar tarafından okunmalı, vücuttaki eksik bir minerali, vitamini alır gibi özümsenmelidir. Ne var ki, bir öğreti ne kadar saygın ve faydalı olursa olsun ritüel haline geldiğinde düşünceleri kalıplaştırır, Tanrı'lı veya Tanrı'sız olması farketmez, dine dönüşür, statikleşir ve nihayetinde faydalı olmaktan çıkar.

Yani, öğretilerinden faydalanmak gerekmekle birlikte bir inanç olarak tabi olmanın yanlış olduğunu düşünüyorum. Bu hem kendimiz, hem öğreti için yanlıştır, hem kendimize zarar verir, hem öğretiye.

Atatürk üzerinden bir örnek vermek konuyu daha iyi anlamamızı sağlayabilir.
Atatürk, laik demokratik Cumhuriyetimizin kurucusudur. Cumhuriyetçilik, devletçilik, milliyetçilik, halkçılık, devrimcilik, laiklik ilkeleri vardır. Cumhuriyeti kurduktan sonra yaşamının sonuna kadar ülkemizi daha yüksek bir medeniyet seviyesine yükseltmek için elinden geleni yapmıştır. Bu yolda önemli mesafeler katetmiştir.

Öldükten sonra maalesef Atatürkçü olduğunu iddia eden kişiler tarafından Atatürkçülük adı altında önemli rezaletler yaşanmıştır.
Olan şudur :
- Atatürk enkazdan bile kötü durumda olan bir imparatorluğun küllerinden bir ülke yaratmıştır.
- İmparatorluğun sorunlarını iyi bilmektedir. Bunlar bilimsizlik, tembellik, bağnazlık, cahillik vesairedir. Hazine boştur, yetişmiş eğitimli insan yoktur. Bilim neredeyse sıfırdır. Genç nüfusun çoğu bağımsızlık savaşlarında ölmüştür.
- Ülke halkını bilime yönlendirmesi gerekmektedir, bunun için bir çok devrim yapmıştır. Bu devrimlerle cahilliği, bağnazlığı, feodaliteyi yıkmak istemiştir.
- Ömrünün sonuna kadar canla başla çalışmış, tarihte eşi benzeri olmayan sanayileşme, demokratikleşme, hukuk, eğitim hamleleri yapmıştır.

Bu eylemlere dışarıdan bakışla tek başına devrimcilik ilkesiyle bile Atatürk'ün niyetinin halkını bilime, medeniyete yönlendirmek olduğu, isteğinin çağa göre devrimlerin sürdürülmesi olduğu kolayca anlaşılır.

Buraya kadar olan kısmı Budizm'deki öğretilere benzetebiliriz.

Atatürk'ün ölümünden sonrasında olanlar şöyle özetlenebilir :
- Atatürkçü olduğunu iddia eden kişilerce saymış olduğum ilkeler ilerletilmeden, gereği yapılmadan aynen korunmaya çalışılmıştır.
- Zaman değişmiştir, ihtiyaçlar değişmiştir, ancak Atatürk'ün fikirlerine bir kutsal kitapmışcasına bağlılık gösterilmiştir, üstelik çarpıtılarak totemleştirilmiştir.
- Atatürk'ün sözleri, eylemleri arkasına sığınılarak devrimcilik ilkesi hiçe sayılmış, muhafazakarlaşılmıştır.
- Atatürk'ün eylemleri arkasına sığınılarak diğer fikirler, görüşler ötekileştirilmiş, zaman zaman cezalandırılmış, bu gruplar Atatürk'e düşman edilmiştir, haliyle devrimci fikirlerine zarar verilmiştir, devrimlerinin benimsenmesine engel olunmuştur.

Bu kısmı ise bir öğretinin dine, inanca dönüşmesi halinde zarar vereceğine örnek olarak gösterebiliriz.

--/--

Budizm içindeki bir çok felsefeyi beğenerek okudum, çok faydalandım, ancak ona tabi olmak, bir din olarak benimsemek, bir din gibi inanmak aklımın ucundan bile geçmedi. Herhangi bir başka öğretiye bir dine inanırcasına bağlanmanın doğru olduğunu düşünmüyorum.

--/--

İnsanlar genellikle yetiştirilme biçimlerine uygun (veya yetişme biçimlerinin etkilediği) şekilde mutlu olmayı öğrenirler. Örneğin çayırı, çimeni, ağacı bol olan bir yerde büyüyen bir çocuk büyüdüğünde bunlardan mahrum kalırsa mutsuz olur. Küçük yaştan itibaren kitap okuma alışkanlığı edindirilmiş bir çocuk kitap okuyamadığında mutsuz olur. Deniz kenarında büyümüş bir çocuk kırsalda mutsuz olur ama kırsalda büyümüş bir çocuk için ise deniz çok değişik gelebilir, bundan mutlu olabilir.

Yani, insanoğlu olarak eldeki imkanlarla mutlu olmayı öğreniriz. Mutlu olmanın bir tek reçetesi yoktur. Bize iç huzurumuzu veren, bizi mutlu eden bir eylem başkasının ilgisini çekmeyebilir, bunun tersi de olabilir. Demekki, mutluluk öğrenilen bir şeydir. Bir şekilde mutlu olabiliyorsak bununla yetinmemeli, başka yolları da denemeliyiz.

Bizi mutlu eden şeyler herkes için mutlak geçerli değildir. İşin doğrusu, özellikle mutluluk konusunda mutlak geçerlilik diye birşey yoktur.

Örneğin, İslam öğretisini sevmek üzerine koşullandırılmış insanlar yaptıklarının doğru olduğu söylenen ortamlarda çok mutlu olurlar. Buna İslami sitelerdeki üyelerin birbirlerine düzdüğü karşılıklı övgüleri gösterebiliriz. Bunlara ilişmezseniz hayatlarının sonuna kadar mutlu yaşayacaklardır. Ne var ki, bu mutluluk görecelidir. Aynı kişiler Hıristiyan öğretisini sevmek üzerine koşullandırılmış olsalardı ondan mutlu olacaklardı.

İnsanların vücutları büyürken, içinde bulundukları sosyal ortamdan, gıdalardan, eylemlerden mutlu olacak şekilde hormanlarını düzenlenir, insanlar bu eylemler tekrar edildikçe mutlu olurlar. Dindar insanlar da ibadet ederken bu sebeple mutlu olurlar. Bu tekrarlar insanda bir tür morfin veya uyarıcı etkisi yapar.

Temelde dopamin, endorfin, adrenalin, seratonin gibi hormonların, salgıların yönettiği biyolojik bir makineyiz. Tehlike, şaşkınlık, üzüntü, kızgınlık, sevgi, dikkat, mutluluk gibi duygular bu tür hormonların değişik miktarlarda salgılanmasıyla oluşur. Uzun süreli, tekrarlı eylemlerimiz vücut tarafından öğreniliyor ve eylemin sonuçlarının iyi, zevk verici, acı veren olmasına göre vücut bizden eylemin tekrarını veya tekrarlanmamasını isteyebiliyor.

Örneğin, nikotin, endorfinin (ağrı çekilmemesini sağlayan, vücudu rahatlatan salgı) hedefi olan doğal sistemin önüne geçerek bir duvar oluşturuyor, nikotin alınmadığında endorfin yerine ulaşamıyor, vücut rahatlamadığı için huzursuzluk meydana geliyor. Nikotin alınınca endorfin yerine ulaştığı için rahatlama gerçekleşiyor, ancak böbrekler kandaki nikotini temizleyip seviyeyi düşürünce tekrar sigara içme isteği doğuyor, bir kısır döngü içinde bu bağımlılık devam edip gidiyor. Bağımlılığı sona erdirebilmek için vücudun bu eylemi unutması, nikotinin vücuttan tamamen temizlenmesi, veya bu mekanizmanın yerine daha zararsız başka bir uyaran (nicotine replacement) koyması gerekiyor.

Dinle, ibadetle mutlu olan insanlar, bunların yerine bir şey koyamazlarsa çok mutsuz olurlar. Aşırı dindarlık söz konusuysa, tüm yaşamlarını din üzerine kurguladıklarından, dinden çıkmaları iyice zorlaşır. Böyle insanların dinden çıkmaları halinde uzun süreli uyum terapilerine ihtiyacı olabilir.

Özetlersek, hissettiğimiz durum, gerçeklik, veya sizin deyiminizle FARKINDALIK, biyolojik bedenimizin bir çok doğru-nötr-yanlış şartlanma sonucunda şekillenmiş özgün halidir. Bu bağlamda, belirli ortak müştereklerimiz olsa da sanırım en doğru tespit, gerçek denen şeyin herkesin kendi gerçeği oluşudur.

Tek gerçek olmadığının tespitinden sonra, her görüşün kendi özgün gerçeğimize katkı sağlayabileceğini ama hiç bir inanca, hiç bir görüşe kökü körüne bağlı kalmamak gerektiğini söyleyebiliriz, ki; tüm görüşlere bilimsel yaklaşmamız halinde bir çok hatadan kaçınmamız da mümkün olacaktır.

Örneğin, yukarıdaki örnekte yer alan İslam, Hıristiyan sitelerdeki mutluluk halini bilimsel inceleme altına alsaydık, dinden duyulan hazzın temelinin öğretinin kendisinin harika oluşuna değil, uzun süreli şartlandırmaya bağlı olduğunu görürdük. İşte, bilimsel bakış bizlere doğru-yanlış hakkında ipucu veriyor. Aslında kendi gerçekliğimizi oluştururken elimizdeki tek güvenilir dayanağımız bilimdir, bilim olmalıdır. Bu örnekte bilim bize doğru inanç şudur demiyor ama net bir şekilde "dinler dogmadır, hiç bir kanıtları yoktur, çocukların beyninin dogmalarla yıkanması yanlıştır" diyor.

--/--

Bu uzun ve lüzumsuz ön bilgilerden sonra Ateizm eleştirinize gelecek olursak, tek gerçek olmaması doğru olmakla birlikte yine de kişilerin özgün gerçekliklerinin bilimle sınanması mümkündür ve bilimin bildiği kadarıyla doğru sonuç verir. Ateizm, katı ve kibirli görünmekle birlikte (ki, öyle olmak zorundadır), bilimi koşulsuz tek rehber edinmiş olan en doğru yaklaşıma sahiptir.

Sevgiler

Sesli
03-11-2012, 16:03
Sayın Deist_tr,


Kısacası anlattıklarım belli oluyorki tarafınızdan pek iyi anlaşılmış değil. Bir defa Sesli dinsiz bir kişi, Budist filan da değil. Sadece Budizm'in zihin konusunda bugünkü bilimin dahi varamadığı ölçüde insanı bilgilendirdiğini görmüş ve bunu anlatmış bir kişi.


''Özetlersek, hissettiğimiz durum, gerçeklik, veya sizin deyiminizle FARKINDALIK, biyolojik bedenimizin bir çok doğru-nötr-yanlış şartlanma sonucunda şekillenmiş özgün halidir. Bu bağlamda, belirli ortak müştereklerimiz olsa da sanırım en doğru tespit, gerçek denen şeyin herkesin kendi gerçeği oluşudur.''



Farkındalık denileni de yanlış yorumlamışsınız. Farkındalık sadece bir bilinç durumudur. Ve o anda yapılan eylemin bilincinde olmaktır. Bir şartlanma söz konusu olursa o farkındalık olamaz... bu konuları pek bilmediğiniz anlaşılıyor.

Ve arkasından diyorsunuz ki;

''Bu uzun ve lüzumsuz ön bilgilerden sonra Ateizm eleştirinize gelecek olursak, tek gerçek olmaması doğru olmakla birlikte yine de kişilerin özgün gerçekliklerinin bilimle sınanması mümkündür ve bilimin bildiği kadarıyla doğru sonuç verir. Ateizm, katı ve kibirli görünmekle birlikte (ki, öyle olmak zorundadır), bilimi koşulsuz tek rehber edinmiş olan en doğru yaklaşıma sahiptir.''


Hem herkesin kendi gerçeğinin gerçek denilen olduğunu söylüyor, hem de ardından
en doğru yaklaşıma sahip olanın ateizm olduğunu iddia ediyorsunuz.

Öncelikle tartışmalarda bilinmesi gereken husus, çok laf edince yanlışa düşmenın kaçınılmazlığı ve çelişkilerin bundan doğduğudur...

Ateizmi eleştirdiğimi de nereden çıkardınız? Ben kendini ateist sananları eleştirmeye çalışmıştım, hepsi bu.


Sevecelikle,

Sesli
03-11-2012, 16:09
Sayın Neva,

Gerçeği söylemekle, kişileri eleştirmek ayrı konular. Önce bunu algılayabilmeniz gerek.

Türkçe'de bir yanlış ifadeyi belirtmiş ve onun doğrusunu yazmışsam, bu kişiyi eleştirme değildir. Bilimin saptadığı bir gerçeği dillendirmişsem, o da bir kişiyi eleştirmek olamaz.

Size gerekli olan da hepimiz gibi sadece FARKINDALIK

Sevgilerimle,

Sesli
03-11-2012, 16:18
Sayın Jingo,

Diyorsunuz ki;''Ateist = Tanrıtanımaz.

Hani neresi inanç bunun? Birşeye inanmıyoruz ki.''


Siz farkında değilsiniz ancak, olmayan bir varlığı tanımadığınızı sıklıkla ifade ederseniz
bu sizin zihninizin derinlerinde o varlığa inandığınızın göstergesi olur.

Bu dünyada olmayan pek çok konu bulunabilir. Hangimiz olmayan konuları dilimize dolayıp da onunla yatıp kalkıyoruz?

Size gerekli olan tek husus FARKINDALIK.

Sevecenlikle,

Jingo
03-11-2012, 16:32
Sayın Jingo,

Siz farkında değilsiniz ancak, olmayan bir varlığı tanımadığınızı sıklıkla ifade ederseniz
bu sizin zihninizin derinlerinde o varlığa inandığınızın göstergesi olur.

Bu dünyada olmayan pek çok konu bulunabilir. Hangimiz olmayan konuları dilimize dolayıp da onunla yatıp kalkıyoruz?

Size gerekli olan tek husus FARKINDALIK.

Sevecenlikle,

Sayın "sesli"

Siz bu "farkındalık" denilen şeyi elde etmiş gibi konuşuyorsunuz. Ancak şu yazdıklarınız, bunun tam tersine işaret ediyor.

Bir örnek vereyim: "Ben vampirleri tanımıyorum/kabul etmiyorum." dediğiniz zaman, vampirlere inanmış mı oluyorsunuz?

"Olmayan konuları dilimize dolamak" diye geçiştirilecek kadar basit değil bu iş. Siz işin esas boyutunu görememişsiniz "farkındalık" sahibi biri olarak.

Biz, bir mücadele veriyoruz. Mitolojik masallarla değil, bilimin gerçekleriyle yaşanılması için verilen bir mücadele. Detaylara girmeyeyim, ama din'lerin bir "hastalık" olduğu ortada. Biz, tedavi için uğraşıyoruz. "Boş yere" uşramıyoruz yani, ya da dinleri "takıntı" haline getirmiş değiliz. "Madem inanmıyorsun, o zaman kapat bu konuyu." diyecek kadar boş değil bu olay.

Bir örnek vereyim: Eğer çocuğunuz vampirlere inansa ve bundan sürekli korksa; siz çocuğunuza, bu vampirlerin gerçekte "var olmadığını" anlatmak için gerekirse yıllarca uğraşırsınız, vampir'lerle "yatıp kalkarsınız" değil mi?

Bu sizin vampirlere inandığınızı mı gösterir peki?

Şimdi sizin mantığınızla bu soruya cevap verecek olursak: "Sesli, vampirlere inanıyor aslında. Çünkü sürekli onlarla yatıp kalkıyor." demek lazım. Halbuki siz, sadece çocuğunuzu bu hayalden kurtarmak için çabalıyorsunuz.

İşte bizim olayımız da aynen böyledir.

Günün birinde "farkındalık" sahibi olursanız, bunu da anlarsınız. Görünen o ki, sizde bu "farkındalık" denilen şeyin "f"si bile yok. Olsaydı, şu cümleyi kurmazdınız:



Bu dünyada olmayan pek çok konu bulunabilir. Hangimiz olmayan konuları dilimize dolayıp da onunla yatıp kalkıyoruz?



"Bu dünya"yı geçelim, ülkemiz için bugün birincil problem "din"dir. O yüzden esas konu da "din" olacak tabi ki.

Müslüman değilsiniz sanırım. 5 vakit ezanların "inlemesinden" rahatsızlık duymuyor musunuz?

Yoksa Suudi'lerde olduğu gibi, dayak zoruyla insanların camilere tıkıldığı bir ülke mi istiyorsunuz?

Saygılar.

Neva
04-11-2012, 01:43
Sayın Neva,

Gerçeği söylemekle, kişileri eleştirmek ayrı konular. Önce bunu algılayabilmeniz gerek.

Türkçe'de bir yanlış ifadeyi belirtmiş ve onun doğrusunu yazmışsam, bu kişiyi eleştirme değildir. Bilimin saptadığı bir gerçeği dillendirmişsem, o da bir kişiyi eleştirmek olamaz.

Size gerekli olan da hepimiz gibi sadece FARKINDALIK

Sevgilerimle,

Iste farkindalik acisindan ayni seyi sizin de algilamaniz gerek sayin Sesli. :)

Siz de kisileri elestirmekle, gercegi karistirmaktasiniz. Inlarin Turkce'sini elestirmek ayri bir durumdur, insalar Turkce'yi duzgun kullanamiyor diye, onlari dusman vs. nitelemek ayri bir konudur. :)

Nedir bilimsel saptadiginiz doneler, koyar misiniz buraya saglikli olmamak baglaminda?

Bilgi, bilmek, yalnizca ben gercegi bilirim demekle olmaz, altini doldurursaniz sozlerinizin irdelenmeye deger, degeri olur.

Gercek gercek diyorsunuz ancak, gercege iliskin yazmis oldugunuz bir mesaj yok ne yazik ki...

Ileri surdugunuz iddianin once altini doldurmalisiniz.

VraeL
04-11-2012, 02:07
evet, güzel.
kavramlar ve düşünceler üzerine hoş ve faydalı tartışmaların döndüğü bir başlık olmuş.
her yorum ayrı ayrı bir şeyleri eleştiriyor eliyor detaylıca, klasik kişisel saldırı içeren islam başlıklardan farklı olmuş biraz,
afferim gençler böyle devam :D :P