Orijinalini görmek için tıklayınız : Abd seçimleri aldatmacası
kemalistcan
09-11-2012, 23:51
ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Rambolarla, Rakilerle, kara şimşeklerle, kovboy filmleriyle, Maykıl Ceksınlarla, Elvis Preslilerle, Holivudun ışıklı ve şaşalı dünyasının yurdumuzdaki yansımalarıyla büyümüş; kendi arabasını-uçağını yapamamanın ezikliği ile ABD’nin aya çıkışı, dünya jandarmalığı, İngilizcenin dünya dili olması, ABD rüyası vs ile kıl çadırla uzay çağı arasındaki ayrımla ABD’yi gözünde iyice büyütmüş ve yüceltmiş bir kuşak olarak; 12 Eylül sonrasında “Go hom yanki” diyenleri hiç görmediğimizden, duymadığımızdan ABD’ye yedeklenmiştik ister istemez. Oysa Kızılderililere, Vietnamlılara, Kuzey Korelilere, Afrikalılara, birçok üçüncü dünya yurduna ABD’nin yaptıklarını görmemiz için körfez savaşının patlak vermesi; 11 Eylül ve sonrası yaşananların nasılda ABD’nin aslında önceden planladığını, kendi halkını bile gözünü kırpmadan harcayabileceğini ve bunu ört bas ve ters düz etmek için büyük-devasa propaganda kaynakları olduğunu görmemizle başladı. Amerika’nın çiğliği, yırtıcılığı, kural tanımazlığı ilke edinip, gizli ve örtülü yöntemlerini bırakıp her türlü iğrençliği açıktan yapmaya başlamasıyla Amerika’ya olan kinimiz iyice arttı.
ABD Sovyetler Birliği’nin dağıldığı, Berlin Duvarı’nın yıkıldığı, demir perdenin tül perdeye dönüştüğü, dünyada solun-işçi sınıfının-ulusal hareketlerin zayıfladığı, sermayenin küreselleşme amacını oldukça yakaladığı bir dönemde kendi bunalımını atlatmak adına bu kadar pervasız davranmak için kendinde güç buldu ve bunu fırsat bildi; ancak kısa dönemde kazanmış gibi görünse de, uzun dönemde sürdürülemez ve eninde sonunda yitirilecek bir sürece girdi. Bu dönemde Buşun Envangalist, haçlı, şahin çıkışları da etkili oldu; ABD tüm Ortadoğu’nun ve üçüncü dünyanın şimşeklerini bir anda üzerine çekti. Öyleyse ABD önemli değişime, dönüşüme gitmeliydi; ki bu oldukça sinsice olacak, ABD’nin istediğini Ortadoğu kendi eliyle, isteyerek yapacaktı.
Bu değişimin sağlanması için Ortadoğu’daki ABD imgesini ve ABD’nin Ortadoğu üzerinde amaçlarına ulaşmak izlediği yöntemi değiştirmeliydi ABD. Önce imgeden başladı; Müslüman kökenli, Afrikalı, Kara derili, adı bile Üseyin olan, haçlı söylevlerinin yerini ılımlı sözlere bırakan bir başkandan daha iyisi Şam’da kaysı olurdu doğrusu. İkinci değişiklik ise Arap Baharı rüzgarıyla yeni bir aşamaya giren BOP idi. Irak’a demokrasi götürmek palavrasıyla yürütülen oyun bilmem kaçıncı kez sahneye giriyor ama bu kez emperyalistler daha bir geriden bu süreci yönetiyorlardı; oysa verdikleri örtülü ve açık destekler olayın boyutlarını görmemiz açısından yeterliyken, kimi çevreler ya kendi saflıklarından ya da bizi mal yerine koyma gafilliklerinden olsa gerek bize olayları çok değişik yansıtma çabasındaydılar.
Daha yeni sonuçlanan ABD başkanlık seçimleri yukarda söz ettiğim oyunun son perdesiydi. ABD politikaları Obama’nın gelmesiyle değişmedi, daha derinden akacak yeni bir yatak buldu kendine yalnızca. Ancak bunun Ortadoğu’ya, üçüncü dünyaya, Türk halkına, ABD kamuoyuna yedirilebilmesi için son perdede ABD iyi polis kötü polisi sahneledi. Romney Buş’dan rol çalarak kötü polisi canlandırırken Obama ılımlı ve sözde halkçı tutumlarla iyi polisi oynadı. Dünyanın jandarmasında, süper gücünde, tek kutubunda yaşanan bu seçimin önemli yol ayrımının da habercisi olabileceği yalanı üzerine kurulan yeni oyun görüldüğü üzere tuttu.
Bu seçimin AKP’de yansımaları biraz daha değişiktir. Romney’in direk müdahaleci tavrı ile birlikte ürkütülen vak vakvaklar yüzünden ve yeni patronun AKP ile ilişkilerinin geleceğinin öngörülememesi nedeniyle Taşeronluktan olma, büyük yırtıcılardan arta kalan leşleri yiyememe korkusu yaşayan AKP için sonuç daha anlamlı ve değerlidir. Ancak boşuna düşünüp, tasalanıyorlar; Türkiye Türklere bırakılmayacak kadar değerli olduğundan, ABD böyle bir kuklayı arasa bulamaz.
Sonuç olarak ABD kah Holivud ile kah ezici gücü ile kah dolaplarıyla kendine yedeklemeyi sürdürmektedir dünyanın önemli bir bölümünü. Bu seçim de danışıklı bir dövüşün parçasıdır. Her türlü kazanan ABD, yitiren dünya olacaktır.
Kemalistcan
Beni en çok üzen de bu Amerikan seçimlerinde bizim televizyonlarımızın ağız birliği yapmışcasına kameralarını ve mikrofonlarını bu seçime çevirmesiydi.
Tartışma programlarında dahi, hangi aday kazanırsa Türkiye için daha iyi olacağını söyleyebilen, ama bilimle ilgisi olmayan uyduruk bilim adamlarıydı.
1- Türkiye'yi açıkça ABD'nin bir sömürgesi gören ve bizi yönetenleri de sömürge valisi olarak algılayanlar, bu seçimlerde kendilerine de herhalde uygun bir yüceliş sağlamışlardır. Kimbilir!
2- ABD denilen ülkede kim başkan olursa olsun, uygulanmakta olan dış ve iç politikada bir değişiklik olamayacağından habersiz olan bilim adamı geçinenler var ya! İşte o bilim adamı geçinenler o gece epeyce yorulmuşlardı.
3- ABD'de 20-25 yıllık uzun vadeli dış politika programlarını yapanlar Amerikan Başkanları değildir... Bunlar doğrudan, AMERİKAN DERİN DEVLETİNİN yaptığı ve uygulamaya koyduğu programlardır. Bu programları uygulamaya yan çizecek olan başkan olursa sonu ölümle bitmekte ve J.F.KENNEDY gibi onu ortadan kaldırmaktadırlar.
Yani ABD'yi kukla olan başkanlar yönetmektedir. Hangisi gelirse gelsin, dış politikada bir değişim olamaz. Zaten OBAMA'nın dediklerni yapamayış nedeni de budur. Bunu bilmeyen bizim garibanlar boşuna çenelerini seçim gecesinde yordular, durdular.
noam chomsky
10-11-2012, 01:51
Bu yazıya göre,
11 Eylül birileri tarafından önceden planlanmış ve sonrasında gerçekleşecek süreçlerin bilindiği bir komplodur. Bu birileri ABD’nin imajını kurtarmak için Müslüman kökenli, Afrikalı, Kara derili, adı Üseyin birini bilinçli olarak iktidara getirmiştir. Bu birileri Obama’nın tekrar kazandığı ikinci seçimlerde Romney’e, Obama’nın kendileri tarafından başkan yapılacağını fakat dünya kamuoyuna karşı Obama’nın karşısında Bush’tan rol çalmış kötü polisi oynaması gerektiğini söylemiştir. Romney seçilmeyeceğini bile bile, göstermelik olarak Başkan adayı olmuştur. Obama’nın ilk dönemdeki iç ve dış politika uygulamalarının, milyonlarca dolarlık seçim yatırımının ve milyonlarca ABD vatandaşının oy kullanmasının seçim sonuçlarına dair hiçbir etkisi yoktur. Lobicilik yapan onlarca senatörün, seçim sonuçlarını tahmin etmeye çalışan anket şirketlerinin çabaları boşunadır. Obama’nın, Bush’tan aldığı enkaz ekonomiyi düşük gelirli sınıfların sırtına yüklememesinin, sağlık sistemini reforme etmesinin, Amerikan ordusunun Irak’tan çıkartılmasının, vatandaşların Bush’un maceracı radikal politikaları yerine Obama’nın soft power’ını desteklemesinin hiçbir rolü yoktur.
Seçimlerle ilgili birkaç anekdot:
ABD’deki eyaletlerin büyük çoğunluğunda oy kullanmak için kimlik gösterme zorunluluğu bulunmazken, birçoğunda sandığa bile gitmeden e-mail ya da postayla oy kullanmak da mümkün.
Seçim Kurulu Başkanı Nuri K. Elabbar, ‘’Bu sistemi başka bir ülkeye transfer etmek şu anda neredeyse imkansız. Çünkü insanları ‘sözüne güvenilir’ yapmak ciddi bir eğitim gerektiriyor’’ şeklinde konuştu. Lübnanlı gözlemci ise oy pusulalarının yerel görevlilere teslim edilmesini ve oy kullanmadan sonra bile onlarda kalmasına duyulan güvene şaşırdığını dile getiriyor. Fas’ta kullanılmamış oy pusulaları ek oy olarak kullanılmasın diye seçim akşamı yakılıyor. Rusya’da ise çekiçle kullanılmaz hale getiriliyor. http://amerikabulteni.com/2012/11/07/abdde-beyana-guven-temelli-oy-verme-yabanci-gozlemcileri-saskina-ugratti/ (http://amerikabulteni.com/2012/11/07/abdde-beyana-guven-temelli-oy-verme-yabanci-gozlemcileri-saskina-ugratti/))
Maine ve Maryland Eyaletleri’nde eşcinsel evlilik onaylandı. Colorado ve Washington Eyaletleri’nde ise marihuana üretim, satış ve bulundurma yasal hale geldi. (http://t24.com.tr/haber/maine-ve-maryland-eyaletlerinde-escinsel-evlilik-onaylandi/216854 (http://t24.com.tr/haber/maine-ve-maryland-eyaletlerinde-escinsel-evlilik-onaylandi/216854)
Şunlar da şimdilik benim ekleyeceklerim:
İsrail devletinin çabalarına ve Yahudi lobisinin varlığına rağmen ABD’li Yahudiler de Obama dedi. (Obama’nın Filistin politikası için önemli bir iç destek). Türkiye çerçevesinde, demokratların Türkiye’de sivil hükümetleri muhatap almaları açısından olumlu bir sonuç.
kemalistcan
10-11-2012, 13:12
11 Eylül birileri tarafından önceden planlanmış ve sonrasında gerçekleşecek süreçlerin bilindiği bir komplodur.
11 Eylül saldırıları dediğimiz şey 4 yolcu uçağının füze olarak kullanılarak stratejik hedeflerin vurulmasıdır. Yalnızca bir uçak hedefine ulaşamamış, Amerika'nın önemli ekonomik simgelerinden ikiz kuleler içlerindeki insanlarla birlikte yok edilmiş, Pentagon'da(ABD savunma bakanlığı)vurulmuş ve onda da önemli oranda yıkım ve insan yitimi oluşmuştur. Bun anlamıyla gerçekten başarıya ulaşmış bir eylemdir. Her ne kadar bu kadar basit görünse de işin tüm teknik ayrıntılarıyla öngörülmesi, tüm gizli haber alma ögütlerinden saklı bir biçimde yürütülmesi, hiçbir sorun çıkmadan eylemin yerine getirilmesi gibi ögeler tek tek incelendiğinde hiç de bu kadar basit olmadığı görülecektir. Bu bir; ama yeterli değil kanıt olarak.
BOP denen şey islami teröristleri yok etmek ve diktatörleri yıkarak bölgeye demokrasi getirmek için midir; yoksa ABD'nin hegomınik egemenliğini sağlama ve bu yolla bir yandan dünya jandarmalığı ve tek kutup rolünü pekiştirirken bir yandan da kimi kaynaklara, birikimlere öyle ya da böyle el koyma girişimi midir? Bildiğiniz üzre ABD 11 eylül saldırıları sonrası bu yola çıktı; ama bunu dillendirmesi bu eylemden daha da önceydi. Bu da iki.
Bu eylemi gerçekleştirenlerin ABD'nin eski kankileri olması da kaderin bir cilvesidir kanımca(!) Bir yandan Afganistan'da Rus işgaline karşı beslediği Taliban, bir yanda da yedikleri içtikleri ayrı gitmeyen Suudi Arabistan içinden çıkmış bir El Kaide ve onun CIA ile yetiştirildiği ortaya çıkarılan önderi Usame Bin Ladin. Bu da üç.
Bu birileri ABD’nin imajını kurtarmak için Müslüman kökenli, Afrikalı, Kara derili, adı Üseyin birini bilinçli olarak iktidara getirmiştir.
Sonuç olarak Körfez Savaşı her ne kadar kısa dönemde başarılı olsa da uzun dönemde yitirilen, sakat kalan, ruh halleri bozulan ABD askerleri ve orada büyük bir askeri varlığı tutmanın mali boyutları ile işgalle birlikte artan ABD düşmanlığı savaşın uzun dönemde yitirileceğinin belirtilerini vermiş ve bu bağlamda yitirilen dünya veABD kamuoyunu ve yine yitirilen ABD'nin meşrutiyetini yeniden kazanmak için bir ara gazına gereksinim duyulmuştur. Oğul Buş kendi ağzıyla 11 Eylül sonrası müdahaleyi haçlı seferlerine benzetip, tanrının kendisine düş yollu ileti yolladığını öne sürerken, Konzolize Rays'ın BOP bağlamında 22 yurdun sınırları ve rejimleri değişecek diyebilmiştir; ki hem bu haçlı zihniyetinin arkasında ne olduğunu görmemiz anlamında hem de bu haçlı zijhniyetinin ABD ve diğer hristiyan dünyası için bir kamuoyu oluşturma nedeni olabilecekken ortadoğuda bu taktiğin ters teptiğini ve direnci artırdığını görebiliyoruz; bu bağlamda da B planı devreye sokulacaktır.
Bu birileri Obama’nın tekrar kazandığı ikinci seçimlerde Romney’e, Obama’nın kendileri tarafından başkan yapılacağını fakat dünya kamuoyuna karşı Obama’nın karşısında Bush’tan rol çalmış kötü polisi oynaması gerektiğini söylemiştir. Romney seçilmeyeceğini bile bile, göstermelik olarak Başkan adayı olmuştur. Obama’nın ilk dönemdeki iç ve dış politika uygulamalarının, milyonlarca dolarlık seçim yatırımının ve milyonlarca ABD vatandaşının oy kullanmasının seçim sonuçlarına dair hiçbir etkisi yoktur. Lobicilik yapan onlarca senatörün, seçim sonuçlarını tahmin etmeye çalışan anket şirketlerinin çabaları boşunadır. Obama’nın, Bush’tan aldığı enkaz ekonomiyi düşük gelirli sınıfların sırtına yüklememesinin, sağlık sistemini reforme etmesinin, Amerikan ordusunun Irak’tan çıkartılmasının, vatandaşların Bush’un maceracı radikal politikaları yerine Obama’nın soft power’ını desteklemesinin hiçbir rolü yoktur.
Gerçekten güzel bir soru; sağ ol. Ancak unuttuğun bir şey var: Bu seçim yalnızca ABD başkanını belirlemiyor; Temsilciler Meclisi(bu mecliste şu an cumhuriyetçiler çoğunlukta)ve Senato için de seçim yapıldı. O yüzden koskoca Cumhuriyetçiler bunca yıllık geleneği, birikimi ve elde edilen kazanımları bir yana bırakacak kadar aptal değiller kesinlikle; bu bağlamda harcanan paralar ve emekler boşa gitmedi. Bununla birlikte Romney’in seçimi yitireceğini bile bile ya da yitirmek adına seçime girdiğini de düşünmüyorum; ama Holivut'tan bir tek Klint Esvut'ca desteklendiği de bir gerçek(bu da bir gösterge). Danışıklı dövüş dediğim süreçtir; ABD seçim sonucuna göre ABD politikalarının köklü bir biçimde değişeceğine, Obama'nın güvercin olduğuna bizi inandırarak kendine yedeklemeye çalışmıtştır.
Savaş ve ekonomik bunalım önemli ölçüde yıkıcı olmuştur; ki bu değişim dönüşümün de nedeni budur. ABD bölgeden bu değişimle birlikte önemli oranda askerini çekmiştir; bu para kaynağı olmasa da önemli bir harcama kaleminin devre dışı bırakılmasıdır. ABD kriz sonrası yaralarını sarma konusunda önemli adımlar atamasa da; zaman geçtikçe ilk dip dalganın etkisi kırılmıştır. Obama halka dönük kimi adımlar atmış olabilir ama büyük şirketlere önemli paralar aktarmıştır kurtarma paketleri çerçevesinde. Yani tamamen halkçı diyemeyiz.
Şunlar da şimdilik benim ekleyeceklerim:
İsrail devletinin çabalarına ve Yahudi lobisinin varlığına rağmen ABD’li Yahudiler de Obama dedi. (Obama’nın Filistin politikası için önemli bir iç destek). Türkiye çerçevesinde, demokratların Türkiye’de sivil hükümetleri muhatap almaları açısından olumlu bir sonuç.
İsrail'in desteklediği bir adayı Holivud'un desteklememesi ilginçtir. Her dönem gizli ve derinden polikalar üreten, dünya sermaye birikiminin önemli bölümünü elinde tutan yahudilerin vak vaklarıürkütecek şahinlere değil güvercin görünümlü şahinlere yedeklenceğini ummak daha mantıklıdır diye düşünüyorum. Türkiye Obama sürecinde dış ilişkilerde sıfır sorundan, hep soruna doğru evrildi; Suriye özelinde Çin, Rusya, İran gibi büyük güçleri karşısına aldı; terör aldı başını gidiyor; bu hamaset ortamında önemli oranda ihracat ve turizm sektörlerinde sekteye uğradı; içerdeki öğrneci, gazeteci, muhalif, asker sayısı bize yurdumuzun ya işgal edildiğini ya da diktatör kukla bir yönetimce yönetildiğini düşündürüyor. Yani ben ABD olsam böyle bir hükümeti muhattap alır hatt başımın üstünde gezdiririm.
Saygılar...
Sami Dede
10-11-2012, 16:53
Bu durum ne kadar sürecek sevgili dostlar, İlanihaye Amerikan emperyalizmi hakim mi olacak ???
ABD BAŞKANLIK SEÇİMLERİNİN DÜŞÜNDÜRDÜKLERİ
Sonuç olarak ABD kah Holivud ile kah ezici gücü ile kah dolaplarıyla kendine yedeklemeyi sürdürmektedir dünyanın önemli bir bölümünü. Bu seçim de danışıklı bir dövüşün parçasıdır. Her türlü kazanan ABD, yitiren dünya olacaktır.
Kesinlikle dogru, ama her turlu ABD kazanacaktir icin dogru diyemeyiz.
kemalistcan
15-11-2012, 00:11
Kesinlikle dogru, ama her turlu ABD kazanacaktir icin dogru diyemeyiz.
Bunu söylerken amacım ABD'nin yenilmez oluşu değildir. Burdaki amacım bizler eğer iki başkandan birini destekleyip onun ABD'nin tutumunda bir değişikliğe gideceğini safça umarsak kazanan her türlü ABD olacaktırı anlatmaktır. Yani al birini vur ötekine...
11 Eylül ve sonrası yaşananların nasılda ABD’nin aslında önceden planladığını, kendi halkını bile gözünü kırpmadan harcayabileceğini ve bunu ört bas ve ters düz etmek için büyük-devasa propaganda kaynakları olduğunu görmemizle başladı.
Eğer Romney, seçim öncesi "Ben 11 Eylül olayını akıllarda hiçbir kuşku kalmayacak şekilde çözeceğim ve tüm sorumlularını cezalandıracağım" deseydi, Obama'ya açık ara fark atardı.
Bilin bakalım, 9/11 olayının olduğu New York'ta seçimi kim kazandı?
http://upload.wikimedia.org/wikipedia/commons/thumb/4/44/ElectoralCollege2012.svg/349px-ElectoralCollege2012.svg.png
Bu da 2008'deki ABD Seçim Sonuçları:
http://talksharelearn.files.wordpress.com/2008/11/us-elections.png
Yukardakinin tıpkısının aynısı. Olayla ilgili zamanında kayıtları (ki Youtube'da halen kayıtları mevcuttur) incelemiş ve New York halkının çok korktuğunun yakın tanığıyım. Örneğin, olay sonrasında hemen 2 genç tarafından yapılan "Loose Change" adlı videoyla ilgili New York halkı adeta saklanarak konuşuyordu. Çünkü Bush döneminde medyaya ambargo konulduğundan, açıktan konuşmak kolay değildi.
İşte New York halkı 2008 ve ardında da 2012 seçimlerinde sandığa bu halde gitti.
Şimdi söyler misiniz, Bush döneminde 9/11 olayıyla Cumhuriyetçiler tarafından tamamen sindirilen New York halkı neden 2008'de Mc Cain'e ve 2012'de de Romney'e oy versin? Vermedi zaten!