Orijinalini görmek için tıklayınız : 10 Kasım yas değil mücadele günüdür!
Ulu Önder Mustafa Kemal ATATÜRK'Ü saygıyla anıyorum. Bıraktığı ilke ve devrimleri tamamlamaya and içmiş biz Atatürk gençleri olarak 10 kasım bizim için yas değil onun devrimleri için, bursa nutkundan ve gençliğe hitabeden aldığımız görevi yerine getirmek için mücadele günüdür. Herkesi bulunduğu yerdeki önce resmi törene daha sonra yürüyüşlere,anma programlarına katılmayı milli birlik ve beraberliği sağlamayı öneriyorum. Gün artık birlikte olup gücümüzü dosta düşmana gösterme günüdür..
İnsanları hele böylesi bir büyük ATA'yı sadece ölüm günlerinde anmak bence hiç de hoş değil. Zaten eminim ATATÜRK bu durumu istemezdi. Atatürk'ü anmak demek onun yaşamını yani yarattığı güzel günleri anmak demektir. Ölüm ve yas tutmak hiç de Atatürk'e yakışmaz.
Onun doğum günlerini kutlamak varken, neden öldüğü zehabına kapılalım ki? ATATÜRK EBEDİ OLARAK YAŞAMAKTADIR. ONUN ÖLÜMÜ demek TÜRK ULUSUNUN ÖLÜMÜ DEMEKTİR.
Ondan sonra gelenler onun düşündüklerinden haberdar dahi değildi. Haberdar olsalardı böylesi yas günleri ihdas etmezlerdi.
aynen zaten genelde bu tarz şekilcilik olduğundan ülke bu duruma geldi. 10 kasım yas günü olarak kutladık 29 ekimi sadece balolarda kutladık. Bu gün bizler için yas değil milyonlarca Atatürk'ün doğum günü. Atatürk'ün doğum günü olarak kendisi söylediği için 19 mayıs olarak biliyoruz ama yunanistandaki tarihçi Osmanlı nüfus kayıtlarında bulduğunu söyledi ama daha yayınlamadı yayınlayınca doğum tarihini de öğreneceğiz bu kutlu günü ilerde kutlayacağız.Ama önemli olan Atatürk ilke ve devrimlerini her zaman yaşatmak,uygulamak.
Sami Dede
10-11-2012, 12:14
ATATÜRK ilke ve düşüncelerinin takipcisi olduğumuz sürece yaşamaya devam edecektir..
Baskoylu
10-11-2012, 15:46
Yer yuzunde butun insanlar Sevdiklerini ve saygi duyduklarini anabilir..
Buna kimsenin hic bir itrazi yok.
Babasini, Annesini, Kardesini, Esini, Dostunu yani cevresinde sevdigi, sevipte kaybettigi insanlari anabilir.
Birde toplumsal mucadelede kaybettiklerimizi saygi ile anabiliriz.
Bulundugu bolgede Din, Irk, Millet ve Renk ayrimi yapmadan, kendisini halka adiyan, halklarin kurtulusu icin mucadele edenler ile,
sadece kendi Milliyetci ve Irkciligi ile un yapmis, kendi Irkini ve Milletini diger halklardan ustun gormus, kendi Irkindan olmiyanlara yasama hakki tanimamis lider ve onderleri bir birinden ayirmanin dogru olacagini ve yapilan tespitlerin tarihi incelemekle dogrulari bulacagimiza inaniyorum/
Tarihte Halk Onderlerini saymakla bitiremeyiz, Halk Onderleri olarak kendilerini tarihe buyuk harflerle yazdirmis bir kac ismi buraya siraliyabiliriz.
Demirci Kawa, Pirsultan Abdal, Spartacus, Lenin, Mao, Che, Deniz Gezmis, Mahir Cayan, Ibrahim Kaypakkaya ve yoldaslari, vede Insanligin kurtulusu icin mucadele vererek topraga dusenleri anmak ILE.
Irkci, Milliyetci ve Dinci onderleri anmak arasindaki farklari gormek gerektigine inaniyorum.
Hz. Ibrahim, Hz. Isa, Hz. Musa ve Hz. Muhammed kendi urettikleri hayali inanclarin onderleridir. Yer yuzunde Insanliga ait olan guzellikleri yok saymis. emek hirsizligi yapmis, Insani yaratan Insan oldugu halde, insanin baskalari tarafindan yaratildigi ve yaratilmaya devam edildigi iddalari ile anilmaktadirlar.
Dehak, Roma Imparatorlugu, Bizans Imparatorlugu ve Osmanli Imparatorlugu ve daha sayamiyacagimiz tarihte insanlik dusmanligi yapmis nice Imparatorluklar var. Osmanli Imparatorlugun devami olan, Osmanli oyunlara bas vurarak, Sivas ve Erzurum kongrelerinde, yalan dolan vaatlerle Top, Tufek, Cephane ve Yiyecekleri halkin sirtinda tasittiran, Cephede savastirip birer birer topraga dusmesini sagliyan mantik, Kutulus Savasindan sonra, Turkiyede`ki halklarin bas dusmani olma unvanini kazanmistir, Bu mantik yasadigi gune kadar yaptigi toplu katliamlarla, Yargisiz Infazlarla ve Cinayetlerle un kazanmistir.
Ataturk`u kendisine Usta Secen, Irkcilik ve Milliyetcilik konusunda, Soykirim, Toplu Katliam ve Cinayetler konusunda kendisine onderlik yaptigini ve bu yuzden Ustasi kabul ettigi Ataturk`un ogrencilerinden birisi hic kuskusuz Adolf Hitler`dir.
Adolf Hitler, Ataturk, Winston Churchil, Benito Mussolini tarihte birer insanlik dusmanlari olduklarini kalin harflerle tarihe yazmislardir.
Bunlari ananlar ve bunlara sonsuz saygi duyanlarin olmasi elbette normaldir, Yoksa Irkci ve Milliyetciliklerini nasil sakliyabilirler, Kendi milletini baska insanlardan ve halklardan nasil ustun gorebilirler... Kendi Irkci ve Milliyetci dusunceleri ile baskasina ozgurluk hakki tanimama, fasist baski ve zulumulerin takipcisi olduklarini, bazen bilincli, bazen farkinda olmadan, Irkci ve Milliyetci cizgiden yurumeye devam ettiklerini gorebiliyoruz......
Ataturk; Kominizm, Sosyalizm ve Demokrasinin Dusmanidir.
Ataturk; 1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini... Bahar Bayramina Ceviren, Isci ve Emekci dusmani olan biridir.
Ataturk; Karadenizde 15 leri hunarca ketleden biridir.
Ataturk; Yasadigi Gune Kadar Fasist Diktatorlugu ile Bilinen Adolf Hitlerin Yandasidir.
Kazanan Insanlik Olacaktir.
Yasasin Dunya Halklarin Kardesligi.
Yassasin Sinirsiz ve Sinifsiz Bir Dunya.
Yasasin Demokratik Halk Devrimi.
Yasasin Devrimci Dayanisma.
Kahrolsun Fasizm ve Herturden Gericilik
Kahrolsun Kapitalizm ve Emperyalizm.
Fasizm Doktugu Kanda Bogulacaktir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Olimpiyat
10-11-2012, 16:52
Başköylü bir insanı her yönüyle düşman ilan etmek uygun değil.Atatürk ün milliyetçilik fikirlerine katılmam ama her yönüyle yerden yere vurmak da doğru değil.
Zaten gelinen noktada Atatürkçülük de pek kalmadı. Atatürk ün yattığı yerde cismi, duvarlar resmi, kitaplarda da ismi kaldı. Hepsi bu.
Uğraşmamız gereken Akp ve onun zihniyetidir. Zira şu an aktif ve güçlüler...
Atatürk de eleştirilir , başka liderler de.Ama şimdi sırası değil.
Yoksa Akp nin yangını bizi de yakar.
sefaqwzx
10-11-2012, 19:42
Sayı Baskoylu,
Atatürk dönemi de elbette ki bir çok uyguklamasıyla tartışılabilir. Yapılan her şey kusursuz ve aksi savunulamaz derecede doğru olmayabilir.
Anca öncelikle tarihi kişilikleri içinde bulunulan koşullardan bağımsız değerlendirmek onlara haksızlık olacaktır.
Dört bir yandan işgal altındaki bir ülkeyi, türlü zorluklara karşın savunup, işgalden arındıran bir dehadan sözediyoruz.
Babanızdan size bir ev kalsa müteşekkirliğinizi ifade etmeniz umulurken, işgalden size bağımsız bir ülke bırakan kişiliğe de asgari bir saygı duymanız gerekir.
Emekçiliğin değerine vurgu yaparken bir yandan da bu ülkenin emektarlarını Hitler'le aynı kefeye koyan bir ırkçılıkla suçlamanız, hem duygusal bir çelişkiniz hem de hakkaniyet ölçülerinden uzaklaşmanızdır.
Çağın milliyetçilik hareketini çağ içinde anlamaya çalışmak gerekiyor.
Bağımsızlığa ve bölünmeye, laikliğe karşı zaman zaman alınan önlemler acımasız ve haksızlıklarla dolu da olabilir. Ancak bunlar Atatürkü ırkçı yapmaz.
Atatürkün demokrasi ölçütünü günümüz şartlarıyla beğenmeyebilirsiniz. Ancak çağın koşullarına baktığınızda Atatürk devrimlerinin neleri devirip, neleri kaldırdığına dikkat ettiğinizde o koşullarda pek de yabana atılamayacak devrimler olduğunu göreceksiniz.
Bölük pörçük, küçük küçük ülke özlemi, uğradıkları kimi asimile haksızlıklarına duydukları öfkeden Atatürkün emeklerini toptan karalamaktan geri durmayacaklardır.
Beğenmesek de şu anda içinde yaşadığımız -her ne kadar ucundan kulağından bozan iktidarlara karşın-laik demokratik ülkeyi ve az uz da olsa özgürlüğümüzü,
Atatürke borçlu olduğumuzu unutmamalısınız.
Özetle "yiğidi öldür ama hakkını ver" erdem ölçüsünü size anımsatmak zorundayım.
Saygımla.
10 Kasım ile 30 Kasım arasında toplum nezdinde bir fark kalmadığı gün, Türkiye için işlerin yoluna girmeye başladığını düşüneceğim. 2012 yılının şu son aylarına girerken dahi o denli fikirsiz, çözümsüz ve geri durumdayız ki hala yüz yıl öncesinde yaşamış bir insanın bir yerlerden çıkıp gelmesini ve sorunlarımızı halletmesini bekliyoruz. Toplumun belki de %75'i Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerinin ve yaptıklarının hala geçerli ve değerlendirilmeye değer olduğunu düşünüyor. Sanki insanlık son yetmiş senede hiç tecrübe kazanmadı, akıl yürütme/bilim ilerlemedi, sanki Atatürk'ün tek başına yarattığı söylenen Türkiye kendine dünya arenasında çok büyük bir yer bulabildi de biz hala Atatürk'ün düşüncelerinin evrenselliğini, sorgulanamazlığını tartışıyoruz.
Atatürk'ün devlet tarafından yaratılmış bir kült/put olduğunu anlayamamak, onu doğa ötesi bir simgesellik içerisinde değerlendirerek sorgulanamaz kılmak ne cahilce bir tutum ise fikirlerinin hiç bir zaman bilimsel düşüncenin, objektif fikir üretiminin yerine koyulmaması gerektiğini anlayamamak da o denli cahilce bir tutumdur. Toplum içindeki Atatürk algısının yıkılmazlığına bakarak içinde bulunduğumuz çözümsüzlük kaosunun vahametini anlayabilmemiz mümkün.
mustafakemallerolmez
11-11-2012, 03:18
10 Kasım ile 30 Kasım arasında toplum nezdinde bir fark kalmadığı gün, Türkiye için işlerin yoluna girmeye başladığını düşüneceğim. 2012 yılının şu son aylarına girerken dahi o denli fikirsiz, çözümsüz ve geri durumdayız ki hala yüz yıl öncesinde yaşamış bir insanın bir yerlerden çıkıp gelmesini ve sorunlarımızı halletmesini bekliyoruz. Toplumun belki de %75'i Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerinin ve yaptıklarının hala geçerli ve değerlendirilmeye değer olduğunu düşünüyor. Sanki insanlık son yetmiş senede hiç tecrübe kazanmadı, akıl yürütme/bilim ilerlemedi, sanki Atatürk'ün tek başına yarattığı söylenen Türkiye kendine dünya arenasında çok büyük bir yer bulabildi de biz hala Atatürk'ün düşüncelerinin evrenselliğini, sorgulanamazlığını tartışıyoruz.
Atatürk'ün devlet tarafından yaratılmış bir kült/put olduğunu anlayamamak, onu doğa ötesi bir simgesellik içerisinde değerlendirerek sorgulanamaz kılmak ne cahilce bir tutum ise fikirlerinin hiç bir zaman bilimsel düşüncenin, objektif fikir üretiminin yerine koyulmaması gerektiğini anlayamamak da o denli cahilce bir tutumdur. Toplum içindeki Atatürk algısının yıkılmazlığına bakarak içinde bulunduğumuz çözümsüzlük kaosunun vahametini anlayabilmemiz mümkün.
Yaptığınız suçlamalar Atatürk'e değilde bugün onu anlamayan sözde Atatürkçüleredir. Zira kendisi der ki :
"Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."
"Ben size manevi miras olarak hiçbir ayet, hiçbir dogma, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım bilim ve akıldır. Zaman süratle ilerliyor, milletlerin, cemiyetlerin, fertlerin saadet ve bedbahtlık telâkkileri bile değişiyor. Böyle bir dünyada, asla değişmeyecek hükümler getirdiğini iddia etmek, aklın ve ilmin gelişimini inkâr etmek olur."
Yukarıdaki sözü zamanında hakkıyla idrak etmiş biri bugün bu sözü kullanmaz.
Ben bu tavrı şuna benzetiyorum:
Rafadan Adam ülkesinin bir siyasi parti lideri mitingtedir ve şöyle buyurur...
Tek ve Ulu Önderimiz Kafadan Adam'ın 1000 sene önce buyurduğu gibi, "bin sene öncesinden misal veren gerçek bir Rafadan Adam olamaz!"
Alkış kıyamet...
bravo shibumi dostum gayet iyi soyledin. devlet tarafindan yaratilmis bir put !!!!
tek ve ulu onderimiz...... bir hata var bu soylem de ama ne ;)
atanin dogum gununu bilmek neden bu kadar onemli ki? bir kutsal gun daha mi yaratilacak ?
Baskoylu
11-11-2012, 10:13
Başköylü bir insanı her yönüyle düşman ilan etmek uygun değil.Atatürk ün milliyetçilik fikirlerine katılmam ama her yönüyle yerden yere vurmak da doğru değil.
Zaten gelinen noktada Atatürkçülük de pek kalmadı. Atatürk ün yattığı yerde cismi, duvarlar resmi, kitaplarda da ismi kaldı. Hepsi bu.
Uğraşmamız gereken Akp ve onun zihniyetidir. Zira şu an aktif ve güçlüler...
Atatürk de eleştirilir , başka liderler de.Ama şimdi sırası değil.
Yoksa Akp nin yangını bizi de yakar.
Saygideger Olimpiyat Dost
Kimseyi dusman ilan etmedik, sadece kimileri tarafindan lider ve onder gosterilen, olmiyan guzel degerleri olmus gibi gostererek, farkli bir lider ve onder kimligine burundurmelerine olan tepkilerimizdir, tarihi gercekleri belge ve delillerle ortaya koyarak, sozde lider ve onderlerin sahip olduklari gercek kimlikleri aciklamaya calisiyoruz.
Herkesin dusuncesine ve inancina saygili oldugumuzu bir kez daha aciklarken, gecmiste var olan gercekleri ve dogrularin ustunu kapatarak, sahip olmus olduklari kimlikleri gormemezlikten gelmek, yapmis olduklari insanlik suclari ortbas etmek dogru bir yaklasim olmadigi gibi, insanlik gorevide bu olmamalidir.
Birakin en yakinlarimizi, onder ve lider gorduklerimizi soruglamayi, Kendimizi bile sorguluyacak cesarete sahip olmak zorundayiz... Eger kendimizi bile sorguluyabiliyorsak... O zaman insan oldugumuzu anliyacagiz ve Insanlik gorevimizi yerine getirmis oluruz.....
Bir yandan insanligin kurtulusu icin mucadele verecegiz!! diger yandan insanlik dusmanlarini kendimize onder ve lider secmeye calisacagiz!!!
Ataturk`un kurtulus savasinda Emperyalistlere karsi vermis oldugu onderligi dogru bir onderlik oldugunu, Emperyalizme karsi kazanilan zafer oldugunu savundugumuz gibi, Kurtulus savasindan sonra Turkiye sinirlari icinde ic savasin baslamasini goz ardi edemeyiz.
Toplu katliamlari, Yargisiz Infazlari, Cinayetleri, Hile ve Yalanlarla cevirdikleri dumenleri, ozellikle 1946 lara kadar tek partili Askeri Fasist diktatorlukle yonetilen bir ulkenin konumunu goz ardi etmemiz!! birakin bizim Ateist olma halimizi, demokratik yapimiza bile golge dusurur.
Bugun Turkiye`de verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesinin onderligini yapan PKK ve BDP nin Ilkel milliyetci ve gerici bir akim oldugunu savunup verilen mucadeleninde dogru oldugunu savunuyorsak.. Marksist ve Leninist bir dusunceye sahip oldugumuzu gosterir.
Bir yandan kendimizi Marksist, Leninist, Ateist, Ilerci ve Aydin gorecegiz, Diger yandan Irkci ve Milliyetci yanimizi surekli on planda tutacagiz!!!! yani hem Barut olacagiz hemde Ates olacagiz mantigina hizmet edersek, kendi kendimizi infilak etmis oluruz.....
Dolayisiyla Insanlik sucu islemis kim olursa olsun, halk ve halklarin dusmanligini yapmis kim olursa olsun, Isci ve Emekci dusmanligini yapmis kim olursa olsun... Ne duvarlarda Resmi, Ne mezarinda cismi, nede kitaplarda ismi kalmamalidir, tipki Dehak, Nemut, Yezit, Hitler, Mussolini ve daha nice insanlik dusmanlarin sinifina eklenmelidir.
Kurtulus savasinda yaptigi onderlik, yapmis oldugu Milli Burcuva Devrimleri abartmadan oldugu gibi bir aydin ve ilericiye yakisir tarzda tahlil etmek gerektigine inaniyorum.
Uğraşmamız gereken Akp ve onun zihniyetidir. Zira şu an aktif ve güçlüler...Demissiniz!!! Kemalist Zihniyet ile AKP Zihniyetin bir birinden cok farkli olmadigini akli selim herkesin gormesi gerekir, birisi Dinci, Yobaz, Gerici ve Fasist, Digeri ise ondan biraz daha liberal Dinci ayni zamanda Gerici, Yobaz, Irkci, Milliyetci Fasist bir zihniyet....
Dolayisiyla dusmanimin dusmani, Dostumdur mantigi sakat bir mantik....
Sonuc olarak bizler yer yuzunde insanliga zarar vermis, butun insanlik dusmanlarini mahkum etmek zorundayiz, yok degilse bizlerde birer insanlik dusmanligi yapmis oluruz......
Bizim bas dusman tespitimiz Emperyalizm ise, onun kollari olan ve temsilciligini yapan, Kapitalizm, Feodalizm, Fasizm ve Herturden Gericilige karsi mucadele vermezsek... dogru tahlil yapmadigimizdan dolayi yanilgidan yenilgiler kacinilmaz olur
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
11-11-2012, 10:37
Saygideger sefaqwzx Dost
Dört bir yandan işgal altındaki bir ülkeyi, türlü zorluklara karşın savunup, işgalden arındıran bir dehadan sözediyoruz.Demissiniz!!! Kurtulus savasinda yapilan onderlik dogru onderliktir, lakin DEHA olarak tahlil etmeden once, Kurtulus savasinda Yunanlilarin disinda, Ingiliz, Italyanlarin ve Fransizlarin neden ulkeden cekildiklerini arastirmanizi tavsiye ediyorum... Yunanlari denize dokerken... Fransizlari, Italyanlari ve Ingilizleri denize doktuk gibi nutuklar neden atilmiyor acaba!!!!!
Tarihi iyice incelemeden kimin deha oldugunu, kimin cehpede dusmanla gogus goguse carpistigini, kimin birer birer topraga dustugunu..... ve kurtulus savasindan sonra Vatana kimin ihanet ettigini gormemek icin kor olmamiz gerekir diye dusunuyorum...
Arastimak bizlerin baslica gorevidir, yok degilse saplantilarla sinirli kalip, kendimizi yenileme ve gelistirme adina bir adim dahi ileri gitmedigimizi goruruz.
Babanızdan size bir ev kalsa müteşekkirliğinizi ifade etmeniz umulurken, işgalden size bağımsız bir ülke bırakan kişiliğe de asgari bir saygı duymanız gerekir.Boyle bir dusunceye sahip olmaniz!! sizin gibi degerli bir dosta yakistirmiyorum...
Bizim herkese saygimiz var, lakin Ben kendi dilimi, gelenegimi, kulturumu, kimligimi ve yasam felsefemi yasama yansitamiyorsam, Egemen olan ulusun milli baskisi ve milli zulumu altinda inim inleyip, nice katliamlara magurz kaliyorsam..... bunun Turk, Yunan, Ingiliz, Fransiz, Italyan, Arap, Alman, vs vs olmalari fark edermi????
Sonuc olarak sizin gibi degerli bir dostun Kemalizm konusunda irkci ve milliyetci bir yaklasimla dar dusunmesi beni uzdu....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
barristor
11-11-2012, 12:48
Kimse Ataturkun irkcilik yaptigini ispat edemez.Ataturk 'milliyetci' degil,'milletcidir',yani 'uluscudur'.
1-Cumhuriyetcilik
2-Milliyetcilik
3-Halkcilik
4-Laiklik
5-Devletcilik
6-Devrimcilik
Ataturk'un 6 okuda 'Turkculuk' yoktur.Ulkedeki etnik kokenleri korumak/saymak adina HALKCILIK vardir.Sunnilerin ezicilik yapmamasi adina LAIKLIK vardir.
Ataturk 'Ne Mutlu Turk dogana' dememis,'Ne mutlu Turkum diyene' demistir.Bunu soyleme sebebide,Kurtleri,Lazlari,Cerkezleri vs gormezden gelmek,yok saymak asla degildir.
Bilakis 600 sene ,Turk kelimesini ,koylu,cahil,ezik manasinda kullanan,kendilerine hicbir zaman Turk demeyen,'Biz Osmanliyiz' diyenlere ne olduklarini hatirlatmak amaclidir.
'Turk milleti zekidir,Turk milleti caliskandir' sozleride ,aslinda bizim ne kadar aptal,ne kadar tembel oldugumuzu vurgulamak adina,toplumu gaza getirmek icin yapilan empati sozleridir.Yoksa zaten akilli,caliskan olan bir millete,Ataturk bu sozleri soylemeyecek kadar akilli ve zeki bir insandir.
Ataturkun ,kurtulus mucadelesinde oynadigi cift politikayi onun irkciligina,onun emperyalistlerle is birlikciligine baglamak vurdum duymazliktir ,cehalettir!
Kurtulus savasinda,Ruslar tarafindan takalarla karadenize gonderilen yardimin haddi hesabi yoktur.Bu yardim basta Cerkez Ethem ve ordusuna gonderilirken,daha sonra Mustafa Kemale donmustur.Bunun sebebide,mucadele sonrasi bu ulkenin rejimini soyalist yapacagiz diye verilen garantiledir.
Karadenizde suikaste ugrayan Mustafa Suphi ve 15 arkadasin ,Atatrukun emriyle Kazim Karabekir tarafindan mi,yoksa bizzat Stalinin emriyle Enver Pasa ve ittihatciler tarafindan mi olduruldugu hala tartisma konusudur. Ama tamamen isgal altinda olan Istanbuldan Ingilizlerin tek kursun atmadan neden cekildikleri hic sorgulanmaz.Ataturk bu politikanin sonunda Cumhuriyeti ilan ederek,tum emperyalist devletlere nanik yapmistir.
Kimse o deha insan Ataturkun burada Ingiltere/Rusya arasinda oynadigi cift politika oynunu gundeme getirmez.Cunku onun buyuk basarilarinin,kucuk beyinlere girmesi imkansizdir.
.
kemalistcan
11-11-2012, 13:47
Sayın Baskoylu o saydığınız, örnek verdiğiniz önderlerden hiç biri zeytin dalıyla, beyaz bayrakla, ikna yöntemiyle, toplumun evrimsel sürecine saygı gösterek devrim yapmamıştır; ki bunu onları kötülemek adına ya da onlar da yapmış ne olacak yani düşüncesiyle değil, bir haksızlığı gidermek için yapıyorum. Bugün Mao, Lenin için liberal ve muhafazkar kesimler aynı sizin Atatürk'e yakıştırdığınız, uygun gördüğünüz şeyleri söylemektedirler; ki yaptıklarına haklılığına bakmadan karşılaştırırsak en masumu yine Atatürk'tür çıkacaktır onların.
Örneğin Lenin döneminde Menşeviklerin nasıl kanlı çatışmalarla bastırıldğını ve Bolşevikler egemen olduktan sonra bile ülke sınırlarının dışına bile taşan bir biçimde Menşevikler için nasıl bir sürek avı başlatıldığını hepimiz biliyoruz. Boşlevikler egemenlik öncesi "Herkese egemenlik" derken, egemenlik sonrası yalnızca "Bolşeviklere egemenlik" diyebilmişler; hem kendi içlerindeki Troçki ve yandaşları gibi ayrı düşünenleri harcarken, kendilerine devrim boyunca destek vermiş ve önemli görevleri hakkıyla yerine getirmiş Sultan Galiyev gibi farklı yapılanmaların da üstüne gitmekten çekinmedikler gibi ilerici bir etmen olan Anarşitleri ve kimi demokratları da harcamaktan çekinmemişlerdir. Gördüğünüz gibi kimi kanlı olaylar gereklilikken, kimi olaylar tartışmalıdır.
Mao dönemi de öyledir; olmak zorundadır ama kimileyin şiddetin ve yıkımın amacından saptığını onaylamalıyız. Çin'in büyük coğrafyası ve o dönem Çin'e hakim olan sınıfların yadsınamaz gücü ve emperyalizmin bu sınıflara desteği düşünüldüğünde; bunlara karşı verilen ve kazanılan savaşı hiçbirşey gölgeleyeme yetmez ama yok da saymamıza neden olmaz. Örnek olarak verdiğiniz Mao'nun Atatürk'ü ve devrimlerini Çin'de okutulan Devrim Tarihi Kitabı'na eklemesi, örnek göstermesi ilginçtir; sizin Atatürk'ten ayrımaya çalıştığınız bu adam Atatürk'ü örnek veriyor ve büyük yürüyüş öncesinde tarihi şu cümleyi kuruyor: Ben Çin'in Atatürk'ü olacağım!
Yine aynı biçimde örnek verdiğiniz Mahir, Deniz gibi gençlik önderlerinin, devrimci mücadelenin mihenk taşlarının Atatürk, devrimler ve kurtuluş savaşı ile ilgili düşünceleri açıktır ve ortadadır. Bugün siz 10 Kasım anmalarına karşı çıkarken Mahir ÇAYAN o dönemin gerici ortamında Atatürk yontularına karşı gösterilen yıkım eylemlerine karşı tutumunu kimi büstlerde sabahlamak pahasına tuttuğu nöbetlerde göstermiştir. Yine Mahir ÇAYAN'ın mahkeme sürecinde yaptığı savunmasındaki Kemalizm çözümlemeleri ve Kemalizme sınıfsal karakterinden ötürü eleştirel yaklaşmakla birlikte kimileyin yaptığı övgü, bir apartman dairesinde sıkıştırıldığında sarf ettiği "Yaşasın Atatürk'ün tam bağımsızlık ülküsü!" sözü, yine Kızıldere'de çevresi sarılıp kendisinden İngilizleri serbest bırakması istendiğinde "Atatürk Çanakkale'de binlerce İngilizi öldürdü, biz de gerekirse bir avuç İngiliz'i öldürmekten geri durmayacağız!" sözleri bunu açık olarak ortaya koymaktadır.
Deniz bu konuda daha açık bir örnektir. Devrim gazetesine berdiği demeçte "Kemalist devrimi tamamlayacağız." vb birçok söz söylemiştir. Düzenlediği Atatürk yürüyüşü yine güzel bir örnektir. Babasına gazete yoluyla gönderdiği açık mektupta "Baba beni bir kemalist olarak yetiştirdiğin için sana minnettarım." sözünü nereye koymak gerek acaba?Yine idama, ölüme giderken ki savunmasında söylediği sözler ortadadır. Aynı Mahir gibi kurtuluş savaşını emperyalizme karşı atılmış ilk şamar, başarıya dönüşmüş ilk savaş, üçüncü dünyanın önünü açan bir örnek olarak görmüş ve söylemiştir. "Bizim Atatürkçülüğümüzün sahte, taktiksel olduğunu söylüyorlar; bunu hiçbir devrimci kabul etmez, Atatürk'e sahip çıkan birileri varsa onlar bizleriz." derken bunu iyice belirginleştiriyordu. Yine çoğu ezik solcunun aksine Türk sözcüğünü, Türk halkına hizmet ettiğini gururlar söyleyebilmiştir savunmasında.
Sonuç olarak kemalizmi ve Atatürk'ü devrimin öncü sınıfının karakteri yüzünden eleştirmiş olmaklta birlikte çoğu konuda hakkını vermişlerdir. Onlardan o dönem ayrı tutabileceğim tek kişi İbrahim KAYPAKKAYA'dır; Kemalizm faşizmdir, emperyalizmle iç içedir diyen tek kişi odur.
Yine Che'nin yurdu Küba'da "Yurtta barış, dünyada barış." yazılı bir Atatürk anıtı vardır. Önekler çoğaltılabilinir. Sonuç olarak sizin örnek gösterdiğiniz, Atatürk'ten ayrı bir yere koymaya çalıştığınız insanlar Atatürk'ü dışlmamışlar sahip çıkmışlar, onu değerli bir önder olarak görmüşlerdir. Bu yönde söyledikleriniz bu anlamda hükümsüzdür, değersizdir, anlamsızdır, harala güreledir, laf ola beri geledir.
başköylü sen sözde devrimci olup devrimin nasıl yapıldığını bilmeyenlerdensin. tarihte kansız devrim varmı devrimi yapanlar ya yaparken yada yaptıktan sonra devrimin tamamlanması sırasında her zaman sert kararlar alırlar zaten bu devrimin kuralıdır. önce kendi kellesini koltuğuna almayan daha sonrada kelle almayı bilmeyen birisi devrim yapamaz bu çok açık bir durum. Yani senin katliam dediklerine biz devrimlere karşı gelenleri tasfiye diyoruz.
Atatürk'ün bu döneme göre yargılaman zaten senin olayları analiz etme kabiliyetini gösteriyor. Atatürk emperyalizmi yenmiş ilk kişidir. akabinde okuma yazma oranının %3-4 olan bir ülkede bu devrimleri yapmış kişidir. yaptığı devrimler saymama gerek yok hepsi bir toplumu resmen bir çağdan başka bir çağa getirmiştir. avrupanın yüzyıllardır yaptığı devrimi 15 yıl gibi kısa bir süreye sığdırmıştır. ne yazık ki kendisini erken kaybettiğimizden bunların halk tarafından benimsenmesi, tamamlanması olmamıştır. bu günde bunun sorunlarını çekmekteyiz. birde arada 1946ya kadarki tek başına diktatörlükten bahsetmişsin birde kendini devrimci görürsün hangi devrimci devrimini tamamlamadan yönetimden çekilir zaten bizim şuanki sorunların temelide bu değilmi Atatürk'ün devrimlerini tamamlayamadan vefat etmesi. her zaman söylediğim gibi çok partili hayata erken geçmemiz en büyük hata olmuştur. oyunun kuralarını bilmeyenlerle oyuna başlanmaz. biz daha halkı eğitemeden hemen uygulamasına geçtik ve özellikle dinciler bunu kullandılar şuanki duruma geldik.
özetlersek basköylü sen devrimci kesilip devirim şartlarını bilmeyen, sen sosyalist olduğunu söyleyip feodalist ayaklanmaların bastırılmasına katliam diyen klasik kalıplaştırmış olduğun yada duyduğun sözleri söyleyen birisin. ondan senin Atatürkü eleştirmen Atatürkü benim gözümde dahada büyütmektedir. bizler bu mücadelemizi hem sizlere hemde dincilere sonuna kadar vereceğiz 10 kasımlar sizlere karşı mücadele günüdür..
kemalistcan
11-11-2012, 14:32
Atatürk'ü anmak için bunların her biri tek başına bile yeterli değil midir acaba?
1.Kurtuluş Savaşı
2.Saltanata son verilmesi
3.Cumhuriyetin ilanı
4.Kapitilasyonların, yabancılara verilen ayrıcalıkların kalırılması ve birçok yabancı kuruluşun kamulaştırılması ile başta duyunu umumiye, rej, yasası gibi
5.Kabotaj kanunu ile limanların ve ulusal kara sularımızın kullanımı
6.Hilafetin Kaldırılması
7.Şeriata dayalı tüm yasa ve kurumların kaldırılması
8.Genel oy hakkı(önceden yalnızca mülk sahipleri oy kullanabiliyordu)
9.Kadının aile, toplum, okul ve diğer alanlardaki kazanımları
10. Halk evleri
11.Köy enstitüleri
12.devlet Üretme çiftlikleri
13. Binlerce kilometre demiryolu
14. Millet Mektepkeri
15. Okullarda din derslerinin kaldırılması
16. İskan kanunları ile başlıyan toprak reformuna kadar giden çalışmalar
17. Hatay'ın Türkiye topraklarına katılması
18. Bir sürü kurum-kuruluş ve işletme
19. Ulusal ekonomi yolunda kendi yolcu uçağını yapar duruma gelme
20. Karma, laik, demokratik, bilimsel eğitim
21. Ziraat bankası, halk bankası, iş bankası
22. Kooparatiflleşmenin özendirilmesi....
Atatürk'ün mirasını hepimiz biliyoruz. Manevi çocukları ve Makbule Hanım'a maaş bağlanması, Erdal İnönü'ye burs sağlanması dışında bütün mal varlığını devlete bırakmıştır. Atatürk'ün ne mal varlığı olabilir diyenleri araştırmaya davet ediyorum; yüze yakın çiftlik, işletme, fabrika, bağ, bahçe vs vs. Peki bu mirasın nasıl bırakıldığını biliyor musunuz? Atatürk hastalığın henüz tam olarak pençesine düşmeden önce Başbakanlığa bir yazı gönderir cumhurbaşkanı sıfatıyla; yazıda; "Hatırlar mısın İnönü bir zamanlar Köylü milletin efendisidir, demiştim. Şimdi o sözümü yerine getirmenin zamanı. Zamanı geldiğinde en büyük armağanı vereceğim ulusuma; canımı". diyecektir.
Kimi arkadaşlar burda yazdıklarımın kimilerine itiraz edeceklerdir ama çoğunluğuna kesinlikle katılacaklardır; öyleyse sormak gerek niye ne adına konuşuyorsunuz daha?
Bugun Turkiye`de verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesinin onderligini yapan PKK ve BDP nin Ilkel milliyetci ve gerici bir akim oldugunu savunup verilen mucadeleninde dogru oldugunu savunuyorsak.. Marksist ve Leninist bir dusunceye sahip oldugumuzu gosterir.
PKK ilkel milliyetçi ve gerici ama verdiği mücadele doğru ve sen de bu mücadeleyi savunduğun için Marksist ve Leninistsin öylemi ?
Sen Kürt aidiyetinden kurtulamamışsın ki olaylara sınıfsal bakasın enternasyonalist olabilesin .
Baskoylu
11-11-2012, 18:38
Tartismalarimiz ve bilgi alis verislerimizi daha saglikli gecmesi icin hic kuskusuz Dialetigi kavramanin onemi cok buyuktur.
Bilimin gelişmesiyle kendini sınırlamayan ve başıboş bir özgürlük içinde alabildiğine pratik gerçeklikten uzaklaşan düşünce, zorunlu olarak metafiziği gerektirmiştir. Her an gelişen bilimle sınırlanan ve bilimsel pratikle kendini denetleyerek gelişme yoluna giren düşünce de böylece zorunlu olarak diyalektiği gerektirmektedir.
Bütün doğa, en küçük şeyden en büyüğüne, bir kum taneciğinden güneşe, ilk canlı hücreden insana kadar sürekli bir meydana geliş ve yok oluş, sürekli bir akış durmayan bir devim (hareket) ve değişme içindedir. Nesnel denen eğitişim (diyalektik) , bütün doğada geçerlidir. Öznel denen eğitişim, yani eyitişimsel düşünce ise bütün doğada zıtların karşıtlığından doğan devimin geçerliliğini yansıtır. Düşünce ve bilinç, insan beyninin ürünüdür. İnsan da doğanın bir ürünüdür, doğa çevresinde doğayla birlikte gelişmiştir. Bundan şu doğal sonuca varılır ki, insan beyninin ürünleri -ki, sonuç olarak onlar da doğanın ürünleri demektir- doğayla gelişme halinde değil doğanın bütünüyle uygunluk halindedir. (Diyalektik Ve Tarihsel Materyalizm -Marks) Doganin butunu ile uygunluk halinde olabilmemiz icin, Saygi`yi, Sevgi`yi ve Hosgoru ilkesini yuregimizde tasimamiz ve kendimize amac edinmemizden gecer.
Etki - Tepki, Arti - Eksi, Canli ve Olu hucrelerin catismasi, yani zitlarin birligi yasamimizin her alaninda var oldugu kesindir...
O zaman farkliliklarimizi zenginlilklerimiz olarak algilayip, insan olma ozelliklerimize tasimak ve yansitmak zorundayiz...
Yok degilse...
Sen Kürt aidiyetinden kurtulamamışsın ki olaylara sınıfsal bakasın enternasyonalist olabilesin .
başköylü sen sözde devrimci olup devrimin nasıl yapıldığını bilmeyenlerdensin.
Sen Kürt aidiyetinden kurtulamamışsın ki olaylara sınıfsal bakasın enternasyonalist olabilesin . Bu yönde söyledikleriniz bu anlamda hükümsüzdür, değersizdir, anlamsızdır, harala güreledir, laf ola beri geledir. Kimse o deha insan Ataturkun burada Ingiltere/Rusya arasinda oynadigi cift politika oynunu gundeme getirmez.Cunku onun buyuk basarilarinin,kucuk beyinlere girmesi imkansizdir.Konulari "farkliliklarimiz zenginliklerimizdir" felsefesini yerine kisisel saldirilara birakir, kisir tartisma ve cikmaza goturur....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sevgili Başköylü kardeşim ,
Sevgi ,saygı ve hoşgörü benden sana olsun.
Burası bir forum ve tartışma platformudur , insanlarda yazdıklarından sorumludur.
Siz aşağıya alıntıladığım paragrafınızda ülkemizde PKK ve BDP 'nin önderliğni yaptığı ilkel milliyetçi ve gerici ulusal kurtuluş mücadelesi olduğunu ve bu mücadelenin doğru olduğunu söylemektesiniz .
Ve de bu söyleminiz de sizin Marksist Leninist olduğunuzu gösterirmiş !
Marksizm-Leninizmin ne alakası var ilkel milliyetçi ve gerici ulus mücadelesi ile .
''Bugun Turkiye`de verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesinin onderligini yapan PKK ve BDP nin Ilkel milliyetci ve gerici bir akim oldugunu savunup verilen mucadeleninde dogru oldugunu savunuyorsak.. Marksist ve Leninist bir dusunceye sahip oldugumuzu gosterir.'' Başköylü
Mustafa Kemal 'de ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş o faşistmiş.
Abdullah Öcalan 'da faşist mi ?
barristor
11-11-2012, 20:14
Tartismalarimiz ve bilgi alis verislerimizi daha saglikli gecmesi icin hic kuskusuz Dialetigi kavramanin onemi cok buyuktur.
Doganin butunu ile uygunluk halinde olabilmemiz icin, Saygi`yi, Sevgi`yi ve Hosgoru ilkesini yuregimizde tasimamiz ve kendimize amac edinmemizden gecer.
Konulari "farkliliklarimiz zenginliklerimizdir" felsefesini yerine kisisel saldirilara birakir, kisir tartisma ve cikmaza goturur....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sevgili Baskoylu ,Atamizin olumunun 74 cu seney-i devriyesinde onu anmak icin acilan bir konuda ona,katil demek,fasist diktator demek ,demokrasi ve emekci dusmani demek ne kadar saygi gerektiriyorsa, ben ve diger arkadaslar zorlanarakta olsa bunu fazlasiyla gostermistir.
Tartsmalarda saygi beklemek en dogal haktir ama bunun icin insanlarin kendi mesajlarina biraz daha ozen gostermesi gerekir.Cunku benim bildigim kadariyla ,verip veristirdikten ,herturlu tehdit ve hakareti yaptiktan sonra karsi taraftan saygi bekleyenler sadece teist insanlardi.
.
Baskoylu
12-11-2012, 07:42
Sevgili Başköylü kardeşim ,
Sevgi ,saygı ve hoşgörü benden sana olsun.
Burası bir forum ve tartışma platformudur , insanlarda yazdıklarından sorumludur.
Siz aşağıya alıntıladığım paragrafınızda ülkemizde PKK ve BDP 'nin önderliğni yaptığı ilkel milliyetçi ve gerici ulusal kurtuluş mücadelesi olduğunu ve bu mücadelenin doğru olduğunu söylemektesiniz .
Ve de bu söyleminiz de sizin Marksist Leninist olduğunuzu gösterirmiş !
Marksizm-Leninizmin ne alakası var ilkel milliyetçi ve gerici ulus mücadelesi ile .
''Bugun Turkiye`de verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesinin onderligini yapan PKK ve BDP nin Ilkel milliyetci ve gerici bir akim oldugunu savunup verilen mucadeleninde dogru oldugunu savunuyorsak.. Marksist ve Leninist bir dusunceye sahip oldugumuzu gosterir.'' Başköylü
Mustafa Kemal 'de ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş o faşistmiş.
Abdullah Öcalan 'da faşist mi ?
Saygideger aydoe Dost.
Lenin ulusal sorun uzerine; Ezilen ulusun milliyetciligi ilericiliktir, fakat herturden ulusal mucadelenin altinda pazar yattigini soyler.
yani Ezilen ulusun, kendisi uzerinde Milli baski ve milli zulum varsa, onun varligini inkara gidip, yok etmek icin caba harciyorsa... kimligini yok sayip, asimile politikalari ile varligini ve kimligini yok etmeye calisiyorsa... Ezilen ulus kendi hak ve ozgurlukleri icin verdigi ve verecegi mucadele ilerici bir mucadeledir. yanlis anlasilmasin Marksist ve Leninist cizgisinde bir mucadele degildir.
Tipki Dinci, Gerici ve Feodal bir kadinin kocasinin fasizan baskilarina karsi gosterdigi tepki ve aradigi ozgurluklerin Ilericilik olarak kabul edilmesi gibi.
Sinif bilincini kavramamis ama is verene karsi haklarini almak icin greve gitmesi ve farkli eylemlerle hakkini aramasinin Ilericilik olarak kabul edilmesi gibi.
Dolayisiyla Turkiye Kurdistaninda Verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesi Ilerici ve hakli bir mucadeledir.
PKK ve BDP Kurt Halkinin hakli mucadelesine onderlik yapacak bilince sahip olup olmadigi tartisilir, Kurt halkinin bagimsizlik ve ozgurluk mucadelesine onderlik yapa bilecek kapasitedemidir, degilmidir tartisilir.
Sonuc olarak Turkiye`de PKK, BDP, Dev Yol, Dev Sol, MLKP, TIKKO ve sayamadigimiz daha bir cok orgutun Terorist olarak gosterilmeye calisilmasi.. Fasist duzenin borazanligidir.
Asil Terorist, yani Turkiye sinirlari icinde 1920 lerden bu yana toplu katliamlari ile, Cinayetleri ile yargisiz infazlari ile, iskenceleri ile, goz altinda kayiplari ile fasist teror estiren, TERORIST Fasist duzenin kendisidir...
Bu fasist kohne duzen kuruldugundan bu yana fasist yasalari ve kanunlari ile kendisini ve kendi lider ve onderlerini koruma altina almis, dokunulmazliklari ile Turkiye halklarini sindirmis ve korkutarak, nutuklari ile, yalan ve sahtekarliklari ile basin, yayin ve okullarda bagira bagira zorla insanlara empoze edilmektedir.
Yani Kurtulus Savasindan Sonra, Irkci, Milliyetci Gerici ve Batili Emperyalislerin Yalakaligini Yapmis olmasina ragmen...
Emperyalizme Karsi Verilen Ulusal Kurtulus Mucadelesini nasil destekliyor ve dogru bir mucadele oldugunu savunuyorsak....
Turkiye Kurdistaninda verilen ulusal mucadeleyide ayni sekilde desteklemek her Marksist ve Leninist Devrimcinin gorevidir, Her domokrat ve aydinin gorevidir.
Oncelikli olarak, Kurt Sorunu parcali bir sorundur.
Yani Kurdistan olarak tanimlanan bolge,tek bir ulkenin topraklari icersinde olmadigindan dolayi,
Komunistler bu sorunun cozumunu ,leninizmin olmazsa, olmaz ilkelerinden olan UKKTH baglaminda ele almalidirlar.
Yani komunistler, uluslarin kendi kaderlerini belirleme hakkini,
kosulsuz ayrılma hakkinida icerecek bicimde savunmalidirlar.
Eger komunistler ezen ve ezilen ulus proleterlerinin birligini saglamak icin mucadele vermek istiyorsa,
ilk yapmaları gereken,her iki ulus proleterleri arasinda var olan etnik ayirimcilik temelinde ortaya cikmis veya duzen tarafindan bilincli olarak yaratilmis olan bu guvensizlik ortamini ortadan kaldirmasi gerekir.
Halklarin kardes oldugunu, Fasist duzen ve komprador burcuvazinin kalles oldugunu siyasi bilinci ile ispatlamalidir.
Bunun temel yoluda, yukarda tanimladigimiz gibi UKKTH ni savunmaktan gecer.
Burada dikkat edilmesi gereken konu, iki ayri kavrami birbirinden ayrimaktir. Hakkin savunulması ile bu hakkin kullanilmasi kavramlarini, bir ve ayni gorulmesi basli basina yanlistir.
Hakkin savunulmasi bir mutlaklik tasirken,
hakkin kullanilmasi belirli kosullara baglidir.
Hakki kullanacak olan ve bunun kararini verecek olan ezilen ulusun kendisidir.
Tabiki komunistler birlikten yanadirlar.
Ancak bu birliktelik gonulluluk temelinde olabilir. Bunun disinda ezen ulus proleterlerinin, bu konuda ortaya koyacagi her tavir,
ezilen ulus proleterlerinin ozgur iradesine ipotek koyma, veya etkisi altina alma anlamina gelir ve dayatma olur.
Bunun siyasi literaturdeki adı,
"SOSYAL SOVENİZM dir."
Hakkin kullanilmasinda temel alinacak kosullar ne olmalidir?
1) Bu hakkin kullanılmasinda,
Hakki kullancak olan halkin,kendi ozgur iradesiyle,her hangi bir empereyalist mudahale olmadan bu kullanima karar vermesi
2)Bu kullanimin isci ve emekci sinifinin genel ve evrensel cikarları ile celismemesi.
Komunistler olaylara ve olgulara sinif temelinden bakarlar.
Taraf olduklari ve olmalari gereken olgu, emek ekseninin cikarlari olmaldir,
Iste bu temele dayali yaklasim ve bakis,
Komunistlerin bagimsiz sinif siyasetini olusturur ve sinif bilincini yukseltir.
Mustafa Kemal 'de ulusal kurtuluş mücadelesi vermiş o faşistmiş.
Abdullah Öcalan 'da faşist mi ?Ataturk`un Kurtulus Savasinda Emperyalistlere karsi verdigi mucadelenin fasist bir mucadele oldugunu soylemis olsaydim!!!!! boylesi bir soru sorma hakkina sahip olabilirdiniz..... bazen yazilan makaleleri ve konulari anlamadan cevap yazmaya calismamiz bizleri telafisi olmiyan hata ve yanlislara iter.
Dolayisiyla bazi arkadaslarin Etkinin nitelik ve niceligini kavramadan veya anlamadan tepkileri cok sert ve kisisel hakaretlere kadar gitmektedir.. Bu konuda herkes kendisine yakisani yapmaktadir.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
idontneedagod
12-11-2012, 14:33
Sonuc olarak Turkiye`de PKK, BDP, Dev Yol, Dev Sol, MLKP, TIKKO ve sayamadigimiz daha bir cok orgutun Terorist olarak gosterilmeye calisilmasi.. Fasist duzenin borazanligidir.
Sayın Baskoylu dostum;
Aslında tartışmaya katılmak istemiyorum. Kendimi bu konuda yetkin de görmüyorum. Ancak şunu sormadan geçemeyeceğim;
Bir ülkede kolluk kuvvetlerine karşı silahlanan ve onlarla mücadeleye giren, orada burada bomba, mayın patlatan, binlerce kişiyi öldüren, çok daha fazla sayıda üyesini de kurban veren bir grup insan sizce ne olarak adlandırılmalıdır? Bu ve bunun gibi örgütler karşı mücadele verdiği ülkeye göre terörist değil de nedir?
Kürt Halkının haklı taleplerinin (Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında)savunulması mı konu yoksa ülkenin doğusunu Irak ve Suriye'nin kuzeyini içine alan bir Kürt Devleti mi? Önce bunu belirginleştirirsek, tartışmanız daha anlamlı olacaktır. PKK neyin mücadelesini vermektedir?
Bir mücadelenin büyük devlete, egemen güce karşı veriliyor olması o mücadelenin "faşizme karşı / emperyalizme karşı" verildiğinin göstergesi midir? Bir ülkenin kendi sınırlarını korumaya çalışması ve saldırılara cevap vermesi neden faşizm diye adlandırılsın?
Sorularımı sorduktan sonra da beni bir nebze tanıyabilmeniz için kendi düşüncemi birkaç cümlede özetlemek isterim.
Atatürk Türkiye Cumhuriyeti tarihinde önemli bir figürdür. Dönemin şartlarına göre ve ülke çıkarları doğrultusunda yaptığı bir çok yararlı reform olmasına karşın, bir çok uygulamasının da bugün hala zararlarını görmekteyiz. Herkes ve herşey tartışılabilir, buna Atatürk de dahil.
PKK ve Kürt mücadelesi konusunda ise Kürt halkına karşı T.C. sınırları içerisinde yürütülen / yürütülmüş kültürel olarak asimilasyon politikalarına tamamen karşı olmakla beraber Kürt halkının kültürel taleplerini sonuna kadar desteklemekteyim. Buna anadilde eğitim / savunma hakkı gibi haklar da dahildir. Ancak bu mücadelenin siyasi olarak verilmesi taraftarıyım. Ülkenin iç huzur ve güvenliğine karşı silahlı hiçbir mücadeleyi tasvip etmemekle beraber, PKK'nın gerçek amacının Kürt halkının kültürel hakları olduğuna inanmamaktayım. Bu hakların alınması zaten PKK'nın varlığını anlamsızlaştıracaktır. PKK bir baskı unsuru olarak var olmak ve olası bir Kürt devletinin güvenlik amiri olmayı istemektedir.
Saygılar.
Baskoylu
12-11-2012, 17:58
Saygideger idontneedagod Dost
Bir ülkede kolluk kuvvetlerine karşı silahlanan ve onlarla mücadeleye giren, orada burada bomba, mayın patlatan, binlerce kişiyi öldüren, çok daha fazla sayıda üyesini de kurban veren bir grup insan sizce ne olarak adlandırılmalıdır?
Kurtulus savasinda, Emperyalizme karsi verilen mucadeleye ne ad verilirse, bunada ayni sekilde adlandirabilirsiniz.
Tarihte haklar yalvarmakla alinmamistir, egemenler hic bir zaman kendi istekleri ile hak vermemistir.
Hak ve Ozgurlukler hep zor ile alinmistir.
Basta DEVLET nedir olgusunu kavrarsak, Devlet kimin temsilcisi ve kimin koruyucusudur bunlari kavrarsak kimin terorist oldugu, kimin saldirgan ve nice haksizliklara imza attiginida gormus oluruz.
PKK nin zaman zaman halka yonelik yapmis oldugu karsi devrimci eylemleri siddetle kinamak her devrimci ve ilericinin gorevidir, Ayni zamanda PKK nin Fasist duzene karsi vermis oldugu hakli mucadeleyi desteklemek yine her devrimci ve ilericinin gorevidir.
Devrim, Devrimci ve Devrimcilik kistaslarina disardan bakildiginda bir birine cok yakin gorunmesine ragmen bir birinden cok farklidir.
PKK nin verdigi mucadeleyide bu gozle baktigimizda daha dogru tahliler yapacagimizdan eminim.
Baska bir ornek verecek olursak, ABD`nin dunya genelinde estirdigi Teror ile katliamciligini ve insanlik dusmanligini bilmiyen bir ulke gosteremezsiniz.
Dunya Halklarin Bas Dusmani Olan Emperyalizmin Basini Ceken ABD`ye karsi gelen her ulke ve her birey terorist olarak gosterilmeye calisip, Halklari ABD yanlisi ve taraftari olmaya caba gosteriliyorsa........
Fasist T.C de bunun aynisini yapmaktadir, Cunku Ondan Ders Alan, Onun Direktifleri ile hareket eden bir duzendir....
Kürt Halkının haklı taleplerinin (Türkiye Cumhuriyeti çatısı altında)savunulması mı konu yoksa ülkenin doğusunu Irak ve Suriye'nin kuzeyini içine alan bir Kürt Devleti mi? Önce bunu belirginleştirirsek, tartışmanız daha anlamlı olacaktır. PKK neyin mücadelesini vermektedir?
Saygideger Dost
4 Ulke tarafindan isgal edilen, milli baski ve milli zulum altinda inim inim inletilen Kurt halkinin Kendi Kader Tayin Hakkini Tayin etmesi kayitsiz sartsiz desteklenmelidir, ayni zamanda yapilan onderligin nitelik ve nicelik teki cizgisine yani izledigi siyasi cizgisi Anti Komunist, Anti Sosyalist ve Anti Demokrasi bir cizgide ise desteklendigi gibi, buna karsi ideolojik mucadelede verilmesi gerekir.
Vurgulamaya calistiginiz sekilde, Kurt Halkinin asirlarca yasadigi topraklar Kurt Halkinin kendi topraklaridir, 4 Ulke sinirlari icinde olan bolge KURDISTANDIR.....
Komunistlerin Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunya yaratma teorisi ise bu gibi sinirlari yerle bir edecektir.
Bir mücadelenin büyük devlete, egemen güce karşı veriliyor olması o mücadelenin "faşizme karşı / emperyalizme karşı" verildiğinin göstergesi midir? Bir ülkenin kendi sınırlarını korumaya çalışması ve saldırılara cevap vermesi neden faşizm diye adlandırılsın?
Saygideger Dost.
Bu konuda "V. İ. Lenin: Uluslarin Kaderlerini Tayin Hakki"
kitabini incelerseniz aradiginiz cevabi bulursunuz.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Kürtlerin kültürel haklarının Türk kökenli Türkiye vatandaşları tarafından desteklenmesi Kürt'lerin sorununu tek başına çözmeye yetseydi sorun zaten çözülürdü. Türkiye Devleti bunca sözde iyileştirmeye, kardeşlik tatavalarına rağmen Türkiye'nin doğusunda umarsızca insan öldürüyor, yalnızca askeri yatırımlarını artırıyor, Kürdistan Coğrafyası'nın kullanılamaz hale gelmesi için elinden ne geliyorsa yapıyor. Daha bir kaç ay önce 34 insanı öldürüp bir özür bile dilemediler, üstelik olayın olduğu ilk günlerde birbilerini tebrik ve takdis etmekle meşguldüler. (Yakın bir zamanda Ümit Kıvanç'ın bu konuyla ilgili bir belgeseli olacak. Yayımlandığında şuradan (http://gecetreni.com/) izleyebilirsiniz.)
Ne AKP hükümetinin ne de bundan önceki hükümetlerin bu sorunu çözme diye bir derdi yoktu. Tek yaptıkları, evvelden bu zamana intikal etmiş Kürt asimilasyonunu farklı farklı boyutlarda devam ettirmek. Zira asimilasyon süreci artık tek başına değil, bir halk gütme politikasının da yan ürünü olarak devam ediyor ve Türkiyeli Türk'ler "Dur ulan ne oluyor!" demedikçe sorunun çözüme ulaşması zor.
Muhafazakarlık soslu Türk milliyetçiliği, yani günümüzde AKP'yi seçen zümrenin çoğunluğu bu sorunun çözümü önündeki engelin ta kendisi. Aslında bu bir paradoks. Zira halkın çoğunluğunu bu denli çözümsüz bir kafa yapısına evrilten de yine bu çarpık, devletçi siyasi anlayışın kendisi. Bu nedenle, büyük ihtimalle herhangi bir Türk siyasi liderinin Kürt cephesiyle müzakere edeceği varsa bile bunu yapması yakın gelecekte olanaksız. Çünkü seçimlerde oy alabilmek için tüm liderler uzlaşmaz olmak zorunda. Elbette çoğu lider zaten uzlaşmak derdinde bile değil, varolan siyasi tavrı daha da ileri götürerek, yapılan insanlık suçlarını dahi "milli" maskelerle süslüyor karıncanın belini de incitmeden oy topluyorlar. Halkın büyük kesiminin tutuculuğu, çözümsüzlüğü "dış mihraklarla mücadele" sandığı bir ülkede tersini yaparak oy toplanamaz. Ne gariptir ki bu dış mihrakların dünya genelindeki en büyük ticari, askeri müttefiki de yine Türkiye Devleti.
Bu yalan dolan girdabı içinde hemen hemen hiç bahsedilmeyen en sahici şey ise gerçekten madur durumdaki fakir Kürt bireylerinin bitmeyen insanlık dramı. Genel siyasi anlayış bu insanlara da devletin tinercilere, sokak çocuklarına, travestilere, çingenelere, zerdüştlere, "afedersin" Rum'a Ermeni'lere yaptıklarını reva görüyor. Sanrım Türk Devletinin ayrımcılığa gitmediği tek nokta "ötekilere" yaptığı zulmün dozu.
Sevgili Başköylü ,
Konuyu güzel ele almışsın yazdıklarına katılıyorum.
Türkiye Cumhuriyeti bir ulus devlet projesidir ve de mimarı Mustafa Kemal'dir .
Osmanlı yıkılıyor ve küllerinden yeni bir cumhuriyet kuruluyor keşke koşullar uygun olsaydı da bu cumhuriyet demokratik halk devrimiyle kurulsaydı ,adı Anadolu Cumhuriyeti olsaydı ve tüm halklar kendilerini temsil hakkını bulabilselerdi .
Osmanlı heterojen bir topluluk her tür millet var ,Çerkesler ayaklanmış ,Rumlar karadeniz bölgesinde ,Kürtler Doğu ,Güneydoğu 'da kurucu önder de TC ye vatandaşlık bağı ile bağlı olan herkes Türk'tür demiş.
Kabul eden etmiş etmeyenler de savaşıyor .
Mustafa Kemal döneminde çok büyük işler yapmış çok akıllı iyi bir asker ve iyi bir siyasetçi .
Başarılı olmuş ki halen kurmuş olduğu TC 'de yaşamaktayız .
Halkımız ne yapmış ?
Mustafa Kemal 1938 de ölmüş ,öleli 74 yıl olmuş .
Ne yapmışız 74 yılda ?
Bizler ateistiz değl mi? Bir zamanlar bu ülkede ezan Türkçe okunmuş , mümkünmü şimdi ezanı Türkçe okutabilmemiz ?
Mustafa Kemal dönemine göre ilerici ,ulusal kurtuluş mücadelesine önderlik etmiş ve bir ulus devlet kurmuş .
Biz ne yaptık ?
Sovyetler Birliği dağıldı sosyalizmin inşası başarısız oldu .
Suçlusu Lenin mi ?
Kürt meselesi uzun mevzuu bu konuyu Kürt meselesi başlığında tartıştık .
Kürtler davalarında haklıdır ,ben de Kürt olsaydım herhalde PKK lı olurdum.
Adam ben Kürdüm ,ben Türküm diyeceğine ben işçiyim ,ben emekçiyim ben halkım ben her şeyden önce insanım dese daha iyi değil mi ?
Kürdistan kurulacak diye binlerce insan ölecek ,kuruldu diyelim ne olacak ?
Kuzey Irakta Kürdistan'ı ABD kurdurdu 1990 yılından beri ABD ordusu Irak'ta .
Ama etnik ve dini temelde halkları bölüp parçalamak ve savaştırmak emperyalizmin bir oyunu ve ortadoğuda kontrol edilebilir düşük ve de orta yoğunlukta savaş onları işine geliyor .
Ulusların kaderlerini tayin hakkı olmalıdır tabiki ama siz yazmışsınız
Hakkin kullanilmasinda temel alinacak kosullar ne olmalidir?
1) Bu hakkin kullanılmasinda,
Hakki kullancak olan halkin,kendi ozgur iradesiyle,her hangi bir empereyalist mudahale olmadan bu kullanima karar vermesi
2)Bu kullanimin isci ve emekci sinifinin genel ve evrensel cikarları ile celismemesi.
Bölge emperyalizmin müdahalesi ve fiili işgali altındadır .
Kürtlerin bu savaşı işçi ve emekçi sınıfa ne kazandıracaktır ?
Şüpheci Dinsiz
12-11-2012, 22:56
Sevgili arkadaşlar,
Atatürk'ün yaşadığı çağa göre çok ileri düşünen, askeri ve siyasi dahi bir önder olduğunu düşünürüm. Geçmişi çok iyi tahlil etmiş, ülkesinin geleceğini de çok iyi tespit etmiş, güçlü iradeli, anti emperyalist, devrimci eşsiz bir liderdir bana göre. Bütün bu özellikleri ile birlikte aynı zamanda bir insandır. Hata da yapabilir, yapmıştır da.
Kendisini acımasızca eleştirenler, faşist olmakla itham edenler olayları bütünüyle değerlendirmemektedirler.
Bir yanda yok olmak üzere olan bir imparatorluk, bir yanda sefahat ve acz içinde padişah, bir yanda işgalci emperyalistler, bir yanda cehalet ve sefalet içinde halk, bir yanda işgalcilerin borazanı olmuş şehülislam, bir yanda hain bürokratlar, mandacılar, bir yanda yıllardır galibiyet kazanamamış zayıf bir ordu, bir yanda iç isyanlar, bir yanda sürekli yaşanan toprak kayıpları...
Bu durumdaki bir enkazdan bağımsızlık fikrinin doğması ve yurdun her yanının gezilerek anlatılması, bağımsızlık iradesinin ortaya konması, insanların desteğinin kazanılması, işgalcilerin ve hainlerin olumsuz etkilerine karşı direnilmesi, ihtihbarat sağlanıp istihbarat verilmemesi, tarihte çığır açan "hattı müdafaa yoktur sathı müdafaa vardır" askeri savunma stratejisinin doğuşu, düşmanın savaşlarda planlı bir şekilde adım adım zayıflatılması, nihayetinde ezilerek yurttan atılması...
Kişisel bir menfaat güdülmeksizin Cumhuriyetin, meclisin kurulması, Arapçı Osmanlı zihniyetinin tüm izlerinin silinmeye çalışılması, harf devrimi, dil devrimi, kılık kıyafet devrimi, tekke ve zaviyelerin kapanması, eğitim seferberliği, kadın hakları, seçme seçilme hakkı, hukuk konularındaki dönemine göre oldukça ileri düzenlemeler, tamtakır bir hazine, iç muhalefetle mücadele, gerici isyanlar, yurt gezileri, toplantılar, kanunlar, sanayi hamleleri...
Bunları yaparken geçmişten alınan dersler nelerdi ? Özlemler nelerdi ? Elde neler vardı, insanların zihinsel, kültürel, eğitimsel durumu nasıldı ? Neler yapıldı ? Nasıl yapıldı ?
Denebilir ki, bazı uygulamalar hatalıydı. Evet, bazı uygulamalar şimdiki şartlarımızla değerlendirildiğinde hatalıydı. Belki o zamanın şartlarına göre de hatalıydı. Ama bir kaç hata yapılmış olması, Atatürk'ü faşist olarak nitelendirmek için haklı bir gerekçe olmaz.
Bu yüzden ne söylediğimizi bilerek konuşalım.
--/--
Çok genç yaşta Marksizm ile tanıştım ve ilerleyen yaşlarda Marksizm ile tanışmama vesile olan abilerin Marx, Lenin gibi kişilerin papağanı olduğunu düşünmeye başladım.
Benim Das Kapital'den anladığım, Marx'ın gerçek bir dahi olduğu ve kapitalistlerin insanları nasıl sömürdüğünü, nasıl sınıflar yarattığını çok iyi biçimde deşifre ettiğiydi. Das Kapital bu anlamda bir baş yapıttı. Marx, deşifreyi nefis bir şekilde tamamladıktan sonra kapitalizmin nasıl kırılacağına ilişkin kendi pratiğini de sunuyordu. Pratiğinde halkın nasıl örgütleneceği, üretim araçlarının nasıl geliştirileceği, üretimin nasıl yapılacağı, toplumda kadının, çocuğun rolünü ince ayrıntılarına kadar düşünmüş, sunmuştu.
Benzer şekilde Lenin de kendi pratiğini sunuyordu. Lenin'e göre halkın en azından uzun bir süre aydınlarca yönlendirilmesi, eğitilmesi gerekiyordu vs., uzatmayayım, elbette bir çok komünist pratik geliştirilmiştir. Bazıları da fiilen bazı ülkelerde uygulanmıştır, uygulanmaktadır. Bu pratikler halkın gıda, sağlık, eğitim, barınak, enerji gibi temel ihtiyaçlarının karşılanması noktasında göreceli başarılı olmakla birlikte özgürlük, huzur gibi noktalarda da çok başarısız olmuştur. Alternatifi olmayan yayın organlarıyla beyin yıkamaya, insanların fişlenmesine, sürgününe, mahkumiyetine, idamına sebebiyet veren bir yöne gitmesi kaçınılmazdı ve nihayetinde Stalin ve Mao'nun tereddütsüz faşizm olarak nitelendirebileceğimiz uygulamalarında 75 milyondan fazla insan öldürülmüştür.
Bu bakışla komünizmi değerlendirirsek, toplumda çok çok geniş kitlelerce benimsenmediğinde kolayca bir baskı rejimine dönüşeceğini, bundan insanların zarar göreceğini anlamak gerekir. Haliyle Marx'ın, Lenin'in, diğerlerinin pratikleri kendilerini bağlar. Bir Türk komünist, kendi halkının dokusuna uygun politikalar geliştirmeli, halkını buna hazırlamalı, bilinçlendirmeli ve kendi komünist pratiğini geliştirmelidir. Komünizm talebi öncelikle halktan, üstelik halkın çok çok büyük çoğunluğundan gelmedikçe faşizme dönüşmeye ve başarısız olmaya mahkumdur bana göre. Marx'ın, Lenin'in, Engels'in, diğerlerinin öğretilerini okuyup faydalanmak başkadır, onların papağanı olmak başkadır. (Hayatımdaki papağanlarla uzun süre önce ilişkimi kesmişimdir. Bunlarla bir şey tartışmak mümkün değildir çünkü. Müslüman "peygamber" der, bunlar "Lenin". Müslüman, çocukların beynini Kuran'la, hadisle yıkar, bunlar da gençlerin beynini Lenin'in kitaplarıyla, aralarında bir fark görmem.)
Oysa ki, özgün fikirler üretmek düşünebildiğinizin, tarafsız bakabildiğinizin, üretken olduğunuzun en önemli kanıtıdır.
Özellikle Marx çok önemli bir değerdir, kitapları din, dil, ırk, görüş ayırdetmeksizin tüm insanlar tarafından okunmalıdır. Ancak her kişi, görüş, ülke kendi pratiğini üretmek ve halkını bilinçlendirmek durumundadır. Bu yönde fikir üretimi en kötü ihtimalle halkın bilinçlenmesi ve demokrasinin, hukukun, hakların, özgürlüklerin gelişmesi demek olur ki; bu, toplumda geniş kitleleri memnun edecek bir sonuçtur.
Kitaplardaki pratikler ve geçmişteki ugulamaların Osmanlı'nın devamı olan bir halkta aynen uygulanabileceğini düşünmek gerçekçi değildir bana göre ve halkı çok mağdur edecektir.
Sevgiler
Kürt sorununun salt Kürdistan kurma davası olduğunu savunan, dönüp dolaşıp dış mihraklar, emperyalizm emelleri türevi devlet kökenli savunular sunan birinin devrimci halk hareketini veya Kürt'lerin içinde bulunduğu durumu anladığını düşünmüyorum. Olayın merkezinde de zaten bu tür "ortada bir sorun yok, Kürtler ne yapmak istiyor?" minvalinden şeyler yatıyor aslında. Devlet, "Kürt yoktur dağ Türk'ü vardır" dan ancak buraya gelebildi, onu da kimsenin beğenmediği PKK'nın zoruyla başardı.
Bence "terör terör" diyenlerin "terör nedir?" sorusunu bir etraflıca düşünmeleri gerekiyor. Terör, çoğunluk örgütü devletin elinden çıkınca nasıl dış mihraklarla kutsal mücadeleye dönüşüyor ve meşrulaşıyor? Terörist kime denir? Filistin Kurtuluş Örgütü kime göre terörist bir örgüttür, kime göre değildir? Neden asker tek atımda 34 kişi öldürünce ölenler Merkür'lü muamelesi görüyor da İstanbul'da bir vekilin oğlunun burnu kanayınca olaylar patlak veriyor?
Sen bunlara tek cevap vermeyip yalnızca teröristler şöyle böyle diye ahkam kesersen elbette bir şeyleri gerçekten idrak edemiyorsun, devletin zokalarını güzel yutuyorsun demektir. Burada zihin okuması yapıp vay sizi Kemalist borazanları demem işi çözmüyor. Ancak kemalist, Atatürkçü arkadaşların 2012 yılında hala neden Atatürk idealleriyle bir yerlere varmaya çalıştıklarını da anlamam mümkün değil. Atatürk için yüksek dava adamı, büyük asker, büyük kurtarıcı diyorsun vs. hepsine eyvallah. Zira bunları söylemek bana dayatılmadığı sürece umrumda değil. Ama bitir ve ileriye dön artık arkadaş yeter, dünya 1938'den bu yana kaç tur attı, neler gördü geçirdi sen hala aynı kafanın ürünleriyle yaralarını iyi etmeye çalışıyorsun. İnsanın kendini tenkit ederken gerçekten nesnel olması demek, kangren parmağı düşünmeden kesmeye hazır olmayı gerektirir. Bir mürid için o sakalları tek seferde kesmek, dergahtan ayak kesmek zor. Ama en azından bir ışık göster be arkadaşım göster ki gelecek için umutlanalım.
İşin düşündürücü diğer yanı ise din putundan kurtulmuş zihinlerin bu ikinci putu bir türlü bertaraf edememeleri. Devlet öyle fiziksel, kanlı canlı bir hamaset, korku, ego putu yaratmış ki her kırılan kabuğun altından yeni farklı kabuklar ortaya çıkıyor.
Ulusalcılıkla şoven duygularla milliyetçilikle hala biyerlere gelinebilkeceğini zannedenler varsa tarih çok kısa zamanda yeniden gösterecektir ki bu beyhude bir uğraş..
halkların kardeşçe yaşamasının en mümkün yolu sınıfsal tabanlıdır..
sorunların çıban başı emperyalizm yenilmeden sorunsuz bir yaşam zaten yaratmak mümkün olmayacaktır..
kapitalizmle mücadele etmeden emperyalizm yenilmeden hiçbir dünya halkı kardeşçe yada aynı topraklarda yaşayamaz..
bu mücadelede asla milliyetçilikle olmayacaktır
tek çıkar yol sınıf savaşıdır...
Öncelikle güneydoğuda kürdistan hayallerine kapılanlarla tartışmaya gerek yok bu kişilerin amacı ne haktır ne hukuktur asıl amacları ırkçı bir tutumdan ibarettir. bölgede bir devlet kurmak demek hangi mantığa uyar sosyalist birisi bütün ülkedeki fakir,yoksulları düşünmesi gerekmezmi niye sadece belli bir ırk temel alınmakta hani sınıf kavgası bırakacaksınız bu ayakları. sizlerle ne zaman konuşsak aşiret ağalarının ayaklanmalarını desteklersiniz ama lafa gelince feodalizme karşıyız olur. başınızdaki ağalara şeyhlere baş kaldırmazsınız gelir devlete kafa tutarsınız sonrada devlet bize bakmıyor olur. bu ülkede sadece güneydoğusu değil yer yerinde fakirlik var her yerinde özgürlük sorunu var bana bu terörist hareketleri haklı göstermeye çalışmayın tarihsel baktığımızda hep amaç aynı ülkeyi bölmek olmuştur. ne zaman oradaki aşiretlere dokunulmuştur o zaman isyan çıkmıştır. ne zaman oradaki aşiretler dış merkezli kışkırtılmıştır o zaman isyan çıkmıştır. devlet oradaki halkı bu kan emicilerden kurtarmak istemiştir eğitmek istemiştir bu seferde asimilasyon yapıyorlar denilmiştir. hani o zamanki aşiret ağalarını anlarımda şimdiki sözde sosyalistler niye bunları destekler hiç anlamam. varsa bir sorun genel çözülür kürt açılımı mesela tamamen bölücülük benim memleketimdede çok fakir var sıkıntı çeken var özgürlükleri kısıtlı olan var ama açılım yapan yok bu kürtlerin ülkeyi bölme amacındaki isteklerinin dışındaki istekleri hep ortak isteklerdir. gelin bunları beraber çözelim ama bana kürdistandan bahsedersen ozaman orada söz biter mücadele başlar..
kemalistcan
13-11-2012, 01:47
Bugün Marks'ı, Lenin'i anladım, içselleştirdim, benimsedim diyen kimilerinin aslında biçimsel ve yüzeysel bir yaklaşımla olaylara baktığını, ayrıntıdaki şeytanı görmediklerini görüyoruz.
Marks der ki "Bir olay bir biçimde gerçekleşmişse başka türlü gerçekleşemediğinden, gerçekleşemiyeceğinden o biçimde gerçekleşmiştir."
Öyleyse suçu başkalarına atmadan, kendini de suçlamadan bu gerçekliği görmeli ve içselleştirmelisiniz. Bugün dünyada 6 tane Türk devleti varken, Ortadoğuda bir sürü Arap devleti varken, sayıları Kürtler kadar olmayan birçok toplum devlet olabilmişken, Amerika'nın ittirmesi dışında hiçbir Kürt devletinin olmayışı tarihsel süreçlerin sonucunda, yaşamın eytişiminde aranmalıdır. Kürtler geçmişte devletler kurmuş olabilirler, ileride de kuracak olabilirler ama bugün tam anlamıyla bu devlet olmayı gerektirecek ölçütlerde, olgunlukta değillerdir. Bunun savaşımını verebilirler ve belki de başarılı da olabilir; ancak bu savaşım kimi başarılar da elde etse, karşı güçlere önemli oranda zarar da verse Kürtler ulus olmadan başarıya ulaşmıyacaktır. Ki Kürtler ulus olduklarında onları kimse tutamıyacaktır.
Ulusların kendi geleceğini belirleme hakkını ele alırken önce ulusun ne olup ne olmadığına bakmak gerekir. Marksist bir bakış açısıyla ulus: “Tarihsel olarak evrilmiş istikrarlı bir dil, toprak, ekonomik yaşam ile kendini kültür ortaklığı ile dışa vuran psikolojik yapıdan oluşan bir topluluktur.” Ulus olabilmek için bütün ögelerin bir arada olabilmesi gerekmektedir Marksist birikime, dağarcığa göre. Örneğin dil tek başına yeterli bir ölçüt değildir. Örneğin Çingeneler ve Çerkezler ulus değillerdir yukarıdaki ölçütlere uymadıkların; en başta dil, toprak ve tolumsal-ekonomik örgütlenme gibi ölçütlere uymadıklarından.Toprak, ekonomik ve toplumsal örgütlenme ile birlikte büyük oranda örtüşen ve kopuk olmayan kültürel bir ortaklığı da içermektedir ulus dil varlığı ile birlikte; öyleyse dünya üzerindeki Türkleri kapsayan bir ulus olgusundan söz edemeyiz. Bu ölçütler değerlendirildiğinde anadoluda yaşayan bir Kürt, Çerkez, Rum, Zaza, Abhaza, Ermeni anadolu ve Türkiye devleti özgülünde Türk ulusunun bir parçası iken; Orta Asya'da ya da Sibirya'da yaşayan bir Türk anadolu ve Türkiye özgülünde Türk ulusu'nun bir parçası değildir. Çünkü ulus olmanın en önemli öğelerinden biri olan aynı toprağı paylaşmak söz konusu değldir farklı coğrafyalarda yaşayan Türklerde. Anadolu halklarının, toplumlarının Türk ulusunun bir parçası olması konusunda tek çekince dil olabilir; ama anadolu halklarının ortak dilinin, iletşim dilinin, yazı dilinin Türkçe olduğu gerçeği de bunu aşmamıza neden olacaktır. Öyleyse temcit pilavı gibi önümüze koyduğunuz 4 ülkeye yayılmış kürtçe konuşan, kürt kültürünü sergileyen, kürt kimlikli insanlar kürt ulusunu oluşturmazlar; çünkü bunlar arasında ekonomik ve siyasi örgütlenme sağlanmadığı gibi, birbirine yalıtık olmayan kültürler değillerdir bu topluluklar
Ayrıca ulus politik, ideolojik, sınıfsal bir kavramdır aynı zamanda. Marksist birikime göre ulus kapitalist üretim ilişkilerinin gelişdiği, feodal ve monarşik üretim ilişkilerinin gerilediği bir evrede ortaya çıkmıştır. Asya tipi üretimden ve toprağa dayalı ekonomiden kopuşu, kendini her türlü aidiyetin ötesinde yurttaş olarak tanımlar hale gelmeyi, çağdal hukuk değerlerini benimsemeyi, demokrasiyi içselleştirmeyi gerektirir. Peki kürtler öyle midir? Yalnızca Şanlıurfa'nın Viranşehir ilçesinde ona yakın aşiret vardır; tarım ve hayvancılık bölgede aşılamamış olup, bu bağlarından kopmuş olanların büyük bir bölümü bile hala töre denen bir tür kuran şeriatı olan şeye bağlıdır; din çoğu zaman en temel aidiyet olup aynı etnik yapıdan olanları bile bu temelde bölebilmektedir.
Yukarda yazdıklarımı kimi marksistler ve demokratlar faşistçe bulacaktır; onlara öncelikle bu konudaki tüm marksist kaynakları ve ırkçı olmayan diğer tüm kaynakları taramalarını öneririm.
Sapla samanı ayırmak gerektiğini düşünerek birkaç bir şey daha eklemek istiyorum. Ben bütün kimliklerin kendi kültürlerini başkalarının özgürlüğüne dokunmadan yaşamalarından, yaşatmalarından yanayım. Kürtçeyi bir varsıllık olarak görürüm; yazılı ve sözlü olarak gelişmesini, hatta eğitim ve bilim dili haline gelmesini de isterim aynı anadoludaki diğer diller için istediğim gibi. Ancak koşullar olgunlaşmadan, tavuğun kaza öykünerek kaz yumurtası çıkarmaya çalışması örneği devlet kurma, devlet kurmaya girişme olmaz. Özellikle bunu birçok sivili hatta devrimci grupları hatta ve hatta Kava gibi kimi Kürt grupları hedef almış, çok çapraşık ilişkiler içinde olan bir örgütle bunu gerçekleştirmeye çalışmak hiç olmaz.
Madalyonun diğer tarafına bakalım biraz da. Türk devleti birçok ötekine uyguladığı gibi Kürt insanına da devlet terörü uygulamıştır; bunu hiçbir zaman inkar etmiyeceğiz, onaylamıyacağız, bunun yanlısı ve uygulaycısı olmuyacağız doğal olarak. Cumhuriyetin ilk dönemlerinde de kimi aşırılıklar olmuş, Kürt kimliği Türk kimliğinin içinde eritilmek istenmiştir; ben kendi adıma bunları da onaylayamam. Açıkçası kimliklerin korunarak(ama buna gereğinden fazla önem addetmeden)da bir ulus olunabilineğini düşünürüm. Ancak insanları din ve ırk söylevleriyle sömüren iç boranların ve bu bağlamda kullanan dış baronların ekmeğine yağ sürülmesini engellemeye dönük olarak iskan kanunu desteklerim. Şeyhleri, ağaları, beyleri doğal ortamlarından uzaklaştırmak ve şeyhlik, ağalık, beylik gibi statüleri kaldırmak büyük bir devrimdir!
Shawstein
13-11-2012, 02:02
Shibumi sana Atatürk'ün putlaştırıldığını düşündüren net bir ifade ile nedir?
Soruyorum çünkü yazdıkların hep çelişkili, net değil;
Toplumun belki de %75'i Mustafa Kemal Atatürk'ün fikirlerinin ve yaptıklarının hala geçerli ve değerlendirilmeye değer olduğunu düşünüyor
Belki de diyorsun... bir varsayım ile yola çıkıp bir yerlere varmaya çalışmak zar atmak olmuyor mu?
Net ifadeler kullan, somut örnekler, böylece birbirimizi daha iyi anlarız.
Shawstein
13-11-2012, 03:58
Baskoylu!
Aynı şekilde sende hiç bir dayanağın olmadan, somut örnekler vermeden Atatürk hakkında kendi iç dünyanın propagandasını yapıp adeta foruma kusmuş sun.
Kürtler tarihi olmayan, başarısız bir toplum, öncelikle bu öz eleştiriyi yapmalı ve tarihsel bir gerçeği kabul etmeli Kürt halkı, bu aklın gereğidir. Ben cevap vereyim, en büyük nedeni cehalet! Atatürk'ün bizzat yazdığı kitapları ve gerçek tarihi okursan göreceksin... Türkleri düştüğü o lağım çukurundan çekip çıkaran Atatürk aynı şekilde Kürtler içinde elinden gelen mücadeleyi vermiştir. Köy enstitüleri açmış, toprak reformu yapmak istemiştir ancak Kürt efendileri yani asıl sizin toplumunuzdaki diktatörler Kürt halkının özgürlüğünü engellemiş ve efendilerine hizmet eden halk bugün olduğu gibi o günde İngiliz uçaklarının attığı silahları eline alıp milli mücadeleden yeni çıkmış ve yapılanmaya çalışan Cumhuriyete kurşun sıkarak emperyalistlerin maşası olmuş, çözümü olan bir sorunu çözülemeyecek hale getirmiştir.
Tüm bunlar yalan diyorsan şunlara cevap ver ve beni aydınlat lütfen; neden halen ağalık var? neden açılan okullar yakılıyor? neden öğretmenler kaçırılıyor? neden töre cinayetleri var? saymakla bitmez bu halkın sorunu, çünkü hep kendi başarısızlığı için başkalarını suçluyor.
Atatürk'e diktatör demek için bir insanın aklını yitirmesi lazım! Eğer savunduğun özgürlük bugün dindarların savunduğu özgürlük benzeri kara çarşaf, başörtüsü gibi ilkellikse buna diktatörlük değil devrim deriz biz! Ve devrimler öyle öpe okşaya olmazlar, hangi toplum bağnazlıktan güle oynaya çıkmıştır bir örnek ver bana.
Rusya kendi insanlarını kurşuna dizdi, resmi bir sayısı bile yok ortada, kendi halkına soy kırım yaptı.
Japonlar kendi samuraylarını İngilizler ve ABD'lilerle birlikte katletti.
Tüm bu örnekler varken Atatürk'ün yaptığı karşısında tüm dünyanın nutku tutuldu, çünkü taş devrinden kalma insanlardan bir Cumhuriyet kurdu, bir kaç kişi üzülmüş çok mu?
İnsaf yahu! bir insana bu kadar haksızlık yapılamaz.
Kadınları köpeklikten kurtardı insan yaptı! Bir kaç beyinsiz çıkıp ben Humeyniyi seviyorum Atatürk hain, keşke onun yerine İngiltere'nin sömürgesi olsaydık dedi diye mi Atatürk diktatör oluyor.
Eğer bu diktatörlük YAŞASIN DİKTATÖRLÜK!
Baskoylu
13-11-2012, 08:27
Sayin RIEB
Once saygili olmayi ogrenin, Hitap sekliniz tipa tip birilerini anlatiyor.... forumda farkli dusunce ve fikirlere sahip olsakta, Saygi olgusunu surekli on planda tutmasini bilmisizdir.
Kimsenin foruma kustugu filan yok, kusmak istiyen sizin gibi gelir gelmez bilincli ve haberli olarak boylesi uslup bozukluklari ile saldirarak, forumda usulsuzluk ve seviyesizlik yapmaya calisilar.
Sizin olu hucrelerinizle canli hucrelerinizin catismasini merak ediyorum, yani kendisi ile barisik olmiyan, kendisini bilmiyen, kendisine saygisi olmiyan bir baskasina karsi farkli bir yapi beklenmesi kesinlikle yanlistir.
Kendisini sevmiyen baskasini sevmez, Ya Allah yada ilahlastirdigi kisi ve kisiler disinda kimseye saygisi olmaz....
Siz, Ben ve Bir baskasinin farkli dusune ve farkli inanclari olabilir.... onemli olan saygi cercevesi icinde hareket etmektir.... kisilere yonelik saldirilara bas vuracaginiza bilgi ve birikimlerinizle idda edilen ve sana ters gelen fikirleri curutmeye bakin, yok degilse boylesi emir vaki ve cocuguna konusur tarzda konusma hakkina sahip degilsiniz......
Baskoylu!
Aynı şekilde sende hiç bir dayanağın olmadan, somut örnekler vermeden Atatürk hakkında kendi iç dünyanın propagandasını yapıp adeta foruma kusmuş sun.Foruma gelir gelmez kimin kusmak istedigini gormemek mumkunmu? ikimizin hitap sekli ile basliyalim istersen.......
Kürtler tarihi olmayan, başarısız bir toplum,Nerden anladiniz veya kim size ogretti bunlari? Askerdemi ogrendiniz bunlari??
Toplum dusmanliginizin temel sebebi irkci ve milliyetciliginizin temel felsefesinden kaynaklanmasin!!!!!
öncelikle bu öz eleştiriyi yapmalı ve tarihsel bir gerçeği kabul etmeli Kürt halkı, bu aklın gereğidir. Ben cevap vereyim, en büyük nedeni cehalet! Atatürk'ün bizzat yazdığı kitapları ve gerçek tarihi okursan göreceksin...Ozellestiri vermesini bilmiyen, gelir gelmez uslup bozuklugu ile saldiran, kendi hata ve yanlislarini gormiyen... baskasini elestirmeye veya baskasinin hatalarini gormeye hakki olabilirmi sizce?
Sahi yaa Ataturk`un yazdigi kitaplarin ismini soylermisin, belki ben ve benim gibiler okuma ozurlu olduklari icin, Dunya Isci ve Emekcisine yol gostermis ve cigir acmis birinden haberimiz olmiyabilir!! sayenizde ogrenmis olur, size tesekkurlerimizi borc biliriz.......
Ama sen istersen ben sana Ataturk`un akil hocalarin ismini sayabilirim. Akil hocalarin ismi ile yola cikarak Ataturk`u daha iyi tanimis olursunuz....
Yanliz sunu unutmayin, Ataturk`e yonelik onyargili davranip, her hangi bir dusmanligimizin olmadigini, sadece sadece Belge, Kaynak ve Canli taniklarin soylemeleri ile yola cikarak tespitlerimizi yapmaya calisiyoruz, Saldiracaginiza biraz daha kendinize zaman harcayin, Ataturk hakkinda tarafimca yazilan yazilari okuyun, onlara cevap verip benim dusuncelerimin dogru olmadigini belge ve kaynaklarla ispatlamaya calisin... bence bir insan olarak size yakisanda bu olmali.
Türkleri düştüğü o lağım çukurundan çekip çıkaran Atatürk aynı şekilde Kürtler içinde elinden gelen mücadeleyi vermiştir.Cok cirkin bir hitap sekli, bence kendinize yakisani yapiyorsunuz, Hangi Turkler LAGIM cukuruna dustu!!!! ne zaman dustu? Nasil cikardi, cikariken kendisinede bulastimi?????
gercekten cok cirkin bir uslup tarziniz var....
Kurtler icin nasil bir mucadele vermistir??? bunun kaniti ve kaynagini gosterebilirmisiniz?
Ben size bir cok kaynak ve belge gosterebilirim isterseniz......
Köy enstitüleri açmış,
Yapmayin efendim; ben cok yaslandim ama daha bunamadim, bildigim kadari ile 17 nisan 1940 da koy enstituleri kurulmya baslanir!! Ataturk ile ne alakasi var bunun, kaldiki koy enstitulerin hangi amacla kuruldugu yine tartisilma konusudur.....
toprak reformu yapmak istemiştir ancak Kürt efendileri yani asıl sizin toplumunuzdaki diktatörler Kürt halkının özgürlüğünü engellemiş ve efendilerine hizmet eden halk bugün olduğu gibi o günde İngiliz uçaklarının attığı silahları eline alıp milli mücadeleden yeni çıkmış ve yapılanmaya çalışan Cumhuriyete kurşun sıkarak emperyalistlerin maşası olmuş, çözümü olan bir sorunu çözülemeyecek hale getirmiştir.Buna dair delil ve kaynaginiz varmi? Ucan kus bile ondan sorulurken... nasil olurda Toprak Reformu istemiste!!! Kurt Efendileri buna engel olmus!!! 61 yasima basmadan, 62 yasima basacam galiba........
Tüm bunlar yalan diyorsan şunlara cevap ver ve beni aydınlat lütfen; neden halen ağalık var? neden açılan okullar yakılıyor? neden öğretmenler kaçırılıyor? neden töre cinayetleri var? saymakla bitmez bu halkın sorunu, çünkü hep kendi başarısızlığı için başkalarını suçluyor.
Ne haddime, sizin soylediklerinize YALAN demek hem kendime hemde size karsi saygisizlik olur.
Sadece yanlis bilgi edindiginizi, size soylenen bu ninnileri ben daha once ogrenmis ve bunlari asmis durumdayim... nasilmi? arastirdigim icin....
Agaligi yaratan ve kolliyan kimse ona sorun, Toprak agalarin koylu uzerindeki egemenligini saglamaya calisan, hatta ve hatta 365 koy sahibi olan birine koylerin koyluden alip kimin tarafindan verildigini arastirin bulursunuz......
Okullarin yakilmasimi??? Erdogan gibi konusuyorsunuz!!!! Okullarin yakilmasina hem fikir olan yok, lakin Turkiye Ermeni, Ingiliz, Fransiz ve Yunanlilarin elinde olmus olsaydi... Ana diliniz Turkce, size zorla Yunanca okutulursa... okullarda ana dili olan Turkceyi kaza ile konusan cocuklara meydan dayagi atilirsa!!!! cocuklarin gelip sana soylerse... sen Cocuklar okulda olmadigi zaman aynisini yapmazmiydin???
Tore cinayetleri duzenin isine geliyor, Kirsal kesim ne kadar geride kalirsa, ne kadar egitimsiz olursa, Milli burcuvazinin cikarinadir.. bunu bilmiyecek ve cozmiyecek bir zorluluk yok sanirim....
Atatürk'e diktatör demek için bir insanın aklını yitirmesi lazım! Eğer savunduğun özgürlük bugün dindarların savunduğu özgürlük benzeri kara çarşaf, başörtüsü gibi ilkellikse buna diktatörlük değil devrim deriz biz! Ve devrimler öyle öpe okşaya olmazlar, hangi toplum bağnazlıktan güle oynaya çıkmıştır bir örnek ver bana.Ataturk`u aklamak icin Basortulu, Carsafli ve Dindarlari on planda tutarak, aklamaya calismaniz, kendi ayaginiza baltayi vurmak demektir....
Ataturk`un Esine bakin!! resimleri Carsafli ve basortulu degilse, ben sizden ozur diliyecem.
Sahi yaa Mecliste Kac Tane Kadin Vekil vardi? bundan heberiniz varsa bizi bilgilendirin ve aydinlatin....
Kadinlarin hangi hak ve ozgurlukleri verildi, bilginiz varsa yine bizi aydinlatin...
"Devrim`in " Anlamini biliyormusunuz? Neo Nazilere gore Yahudileri firinlarda kavurmak Bir Devrimdi!!!! Iran`da Halkin Mucahitleri iktidari devirmek icin verdikleri mucadeleden dolayi Devrimci olarak gorulurdu... umarim anlamissinizdir, baska bir baslik altinda bu konuyu ele almam daha dogru olur.
Rusya kendi insanlarını kurşuna dizdi, resmi bir sayısı bile yok ortada, kendi halkına soy kırım yaptı.Bunu nereden ogrendiniz, kim, nicin ve ne zaman yapti ???
Kadınları köpeklikten kurtardı insan yaptı! Bir kaç beyinsiz çıkıp ben Humeyniyi seviyorum Atatürk hain, keşke onun yerine İngiltere'nin sömürgesi olsaydık dedi diye mi Atatürk diktatör oluyor.
Yani Anneniz ve Babanizin Nenesi yukarida soylediginiz sifatimi tasiyordu!!!! cok am cok cirkin ve kadin sinifina bir saldiridir, saygisizliktir, Buna dair kaynak ve bilgi verirmisiniz sayin RIEB
Shibumi sana Atatürk'ün putlaştırıldığını düşündüren net bir ifade ile nedir?
Soruyorum çünkü yazdıkların hep çelişkili, net değil;
Belki de diyorsun... bir varsayım ile yola çıkıp bir yerlere varmaya çalışmak zar atmak olmuyor mu?
Net ifadeler kullan, somut örnekler, böylece birbirimizi daha iyi anlarız.
Bu Dostumuza ve Arkadasimiza karsi, Emir vaki hakkini nereden aliyorsunuz????
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Shawstein
13-11-2012, 12:55
Benim yazımda tek satır hakaret yok, eleştiri var, fakat sen sürekli hakaret etmişsin, birine "saygılı olmak" bu şekilde ifade edilemez ki sen bu topraklara gelmiş tüm dünyanın saygı duyduğu bir dehaya hiç bir dayanağın olmadan hakaret edebilen birisin. Hatta Hitler vs. lafların senin iç dünyanın yansımasının ürünü.
Öncelikle benim hakkımda hiç bir şey bilmiyorsun, benim savunduğum özgürlükleri şuan kimse benimseyemez. Ne Atatürk ne de ben ırkçı değiliz, bunu iddia etmen sadece kendini tatmin etmektir.
Ancak, Kürt halkının "DEVLET BİZE DEVLET KURSUN" şeklindeki tutumu ve masum insanları katleden PKK yı özgürlük savunucusu olarak sunmasına aklı olan her insan karşı çıkar.
Kürtler tarihi olmayan, başarısız bir toplum
Tüm bunlar yalan diyorsan şunlara cevap ver ve beni aydınlat lütfen
Bana saldırmak yerine başarılı tarihini anlat ve yanıldığımı göster! Neden Osmanlı gibi bir emperyalist gücün sömürgesi oldunuz yarım asır boyunca ve bugüne kadar? ve şimdi bunun için Atatürk'ü mü suçluyorsun? gerçekten çok gülünç! Sömürüyü bırakıp Atatürk'ün Kürt tarihi ile kesişimi kaç yıldır dürüstçe cevap ve bana.
Ataturk`un akil hocalarin ismini sayabilirim
Sayabilirim deyip bırakma say lütfen ve propaganda değil belge lütfen! belgen yoksa mantıksal gerçeklerde olur.
Turkler hangi LAGIM cukuruna dustu
Atatürk'ün dediği gibi İSLAM ve dolayısıyla CEHALET lağımına düştü, sen bilmezsin Türklerin tarihini çünkü kendi tarihini bilmiyorsun ya da kabul etmek istemiyorsun. Benim farkım bu işte atalarım hata yaptı diye bunu gurur meselesi yapmam kabul ederim bu tarihi yanlışı. Türkleri Arapların katlettiğini tüm dünya biliyor! İSLAM denen illeti Türklerin evine bekçi koyarak kabul ettirdiler.
Sence ben RTE gibi konuşuyorsam, bu ülkede seni kimse anlamaz.
Benim gözümde ne AKP ne de CHP nin bir değeri yok, tek derdi milleti sömürmek olan zihniyetleri benimle bir tutma.
Her yazdığına bir cevabım var ama "Saygi ve Insani Sevgilerimle" yazmakla saygılı olunmuyor, bu nedenle son yazdıkların bir cevabı hak etmiyor. Ancak şunu geçmeyeyim Atatürk'ün karısı evlendiğinde kara çarşaflı değildi.
AKP nin yarısı Kürt milletvekillerinden oluşuyor, Cumhuriyetin kurulduğunda tek partide olsa içinde yeterince Kürt millet vekilleri vardı.
Sen kendini kandırıyorsun ve dediğim gibi kendi başarısızlığın için başkalarına saldırıyorsun.
"DEVLET BANA DEVLET KURSUN" zihniyetini bırakın! Başarı sadaka değildir, hakaret ettiğin ATATÜRK kimseye dilenmemiştir, buna rağmen onda olan insan sevgisinin emsali görülmemiştir, isteseydi halifeliğini ilan eder krallar gibi yaşar ve O'da insanları sömürürdü ama yapmadı! Demokrasiyi kurdu, insanlara özgürlük verdi, monarşiyi yıktı ve EGEMENLİK KAYITSIZ ŞARTSIZ MİLLETİN, YURTTA BARIŞ DÜNYA'da barış dedi.
Gücü olduğu halde kendi krallığını kurmaması tüm bunların tarihsel kanıtıdır.
Daha gerçekçi olursan sevinirim...
Arkadaşlara yazdıklarımda mantıksal yada gerçeklik anlamında bir hata varsa beni düzeltin, ilk yazımda bir eleştiri değil hakaret varsada.
Shawstein
13-11-2012, 13:19
Şunu atlamışım:
Kadınları köpeklikten kurtardı insan yaptı
Yani Anneniz ve Babanizin Nenesi yukarida soylediginiz sifatimi tasiyordu!!!! cok am cok cirkin ve kadin sinifina bir saldiridir, saygisizliktir, Buna dair kaynak ve bilgi verirmisiniz sayin RIEB
Kadınlar söz konusu iken Babanız? Senin baban kadın mı? nasıl bir oluşum bu!
Evet bilgi verebilirim... Islam kadınları insan yerine koymaz (kadına verdiği değer köpekten bile aşağılıktır, en azından insan baktığı köpeğine zulüm etmez) bunun için burada boş ve anlamsız kutsal şiirleri Türkçeye çevirmek gibi bir niyetim yok.
bursali68
13-11-2012, 13:26
Merhaba,
Kadınlar söz konusu iken Babanız? Senin baban kadın mı? nasıl bir oluşum bu!
Sn.RIEB..." Babanız " demiyor cümle...! Ya ne diyor...: Babanizin Nenesi diyor...!
Sağlıcakla kalınız...
Shawstein
13-11-2012, 14:46
Bursalı! teşekkürler dikkat çektiğin nokta için,
Ben babanızın nesli gibi algılamışım, o cümleyi.
Birazda kadınlar konusunda "babanız" lafının kullanılması bu duruma neden olmuştur, kadınlar söz konusu iken anlatım bozukluğu yaratan bir kullanım... annenin nenesi ya da nesli erkek mi? neden baba?
Bu vesile ile bir ekleme daha yapayım, Atatürk sayesinde ne Annem ne de nenesi köle olarak doğmadı, Cumhuriyetin ve medeniyetin özgür insanları olarak doğdu, bu nedenle kişisel olarakta minnettarım bu büyük insana.
Çünkü ben her zaman insanların tam bağımsız şekilde yaşamasından yana bir insanım, söz konusu bir tanrı dahi olsa ve gerçekten gökyüzünden inip "bana köle olmazsan seni yakarım" derse onu beklemez ben kendimi yakarım.
Korku ve cehalet minneti doğurur! minnet eden birisinin özgürlükten bahsetmesi gülünç olur.
--------------------------------------------
Köy enstitüleri fikri Atatürk'ündür, 1940 yılında hayata geçmesi bunu değiştirmez.
Neden karşı çıktıkları ortada cahil toplum "komünist" yuvası ve "kadın erkek aynı yerde zina oluyor" dediği için kapatıldı. O gün %3-4 olan okur yazarlık bugün ne durumda?
Doğuda ne durumda? Okul yakıp öğretmen öldürmek mi çözüm olacak?
Atatürk'ün ömrü yetmediyse tüm hayatını millete adadığı içindir.
Kurtuluş savaşı sonrasında vatandaşların sadece %3-4 'ünün okuma yazması vardı. Halkın %80'i köylerde yaşıyordu.*
Atatürk ilk defa Köy Enstitülerinin kuruluş yasalarını çıkardı.
İlk önce askerliğini çavuş olarak yapmış erlerden köy öğretmeni yetiştirilip köylerine öğretmen olarak gönderilme projesini önerdi ve bu proje uygulandı.
Hasan Keseroğlu, Türk kütüphaneciliği, Köy enstitülerinde okuma ve kütüphane, 2005
Yetkin, Karşı devrim s.251
kemalistcan
14-11-2012, 01:08
http://www.youtube.com/watch?v=oKcxNTd6wNk
Ben yapamadım; yönetici arkadaşlardan biri video olarak düzenlerse sevinirim. (Edit: düzenlendi)
http://www.egedesonsoz.com/images/image/KOYBUCA.jpg
Yukardaki görsel ve Can DÜNDAR'ın belgeseli göstermektedir ki ilk Köy Enstitüsü 1937 yılında Eskişehir'de kurulmuştur ama kurumlaşmasıve yaygınlaşması daha sonrasıdır; söz söylemeden önce biraz araştırın arkadaşlar. Yani açık ve seçik olarak köy enstitülerinin başlangıç tarihi 1937'dir. Bunla birlikte bu eğitim yapılanmasının öncüsü nitelikteki eğitim yapılanmalarını ve evrim sürecini düşünürsek tarih daha da geri çekilebilinir.
http://web.deu.edu.tr/ketam/index.php/hakkimizda/koy-enstituleri-tarihi
Faşist bir ortamda bu öğrenciler bu marşı nasıl okuyabilmiştir acaba ya da başka bir deyişle bu ortamda böyle bir marş nasıl ortaya çıkmıştır?
KÖY ENSTİTÜLERİ (ZİRAAT) MARŞI
Sürer, eker, biçeriz, güvenip ötesine
Milletin her kazancı, milletin kesesine,
Toplandık has çiftçinin Atatürk'ün sesine,
Toprakla savaş içini ziraat cephesine.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz,
Biz yurdun öz sahibi, efendisi köylüyüz.
İnsanı insan eden, ilkin bu soy, bu toprak.
En yeni aletlerle en içten çalışarak,
Türk için yine yakın dünyaya örnek olmak,
Kafa dinç, el nasırh, gönül rahat, alnı ak.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Kuracağız öz yurtta, dirliği düzenliği.
Yıkıyor engelleri, ulus egemenliği
Görsün köyler bolluğu, rahatlığı, şenliği.
Bizimdir o yenilmek bilmeyen Türk benliği.
Biz ulusal varlığın temeliyiz, köküyüz.
Biz yurdun öz sahibi, efendisi, köylüyüz.
Güfte: Behçet Kemal ÇAĞLAR
Beste: Ahmet Adnan SAYGUN
İlgimi çeken başka bir şey ise kimilerinin piyasacı, gerici, işbirlikçi güçlerin egemenliğinin iyice belirginleştiği ve bu güçlerin Kemalizm ve Kemalist düşmanlıklarının iyice ayyuka çıktığı bir dönemde sanki bir fırsatçı bir yandaş gibi Kemalizme ve Kemalistlere saldırmalarıdır; forumda başlık açan açana, yorum atan atana. Bu böyle değilse, böyle bir dönemde Kemalizme ve Kemalistlere saldırmalarının absürdlüğü ortadadır. Oysa emperyalizmin ve içerdeki gerici işbirlikçilerinin en güçlü olduğu bir dönemde yurtsever ve ilerici güçlerinin birlikte olması, birlikte hareket etmesi gerektiği ortadadır. Aynı sözüm kemalistleredir aynı biçimde; ilerici, devrimci, yurtsever olup da kemalizmi, kemalistleri soldan soyutlamak olmaz. Mahir ÇAYAN'ın dediği üzere "Kemalizm soldur." Bizler sınıf gerçeğini, emperyalizmin kapitalimzden bağımsız düşünülemiyeceğini, yurtsever olduğumuz kadar da wmekçi olduğumuzu unutmamalıyız.
Arkadaşlardan(hem kemalistlerden hem de marksistlerden)ricam bu saçmalığa alet olmamalarıdır, enerjilerini ve zamanlarını böyle saçma şeylere harcamamalarıdır. Bunla birlikte Kemalizmin hakkı verildiği ve ilerici yönü onaylandığı sürece her türlü eleştiriye açığım; Kemalistler de bu bağlamda öz eleştiri vermekten kaçınmamalıdır. Ben kendi özeleştirimi verdiğimi, vermekte olduğumu düşünüyorum yazdıklarımla.
Görüyorum ki yazdıklarım o kadar açıktır ki yanıt veren yok ama yine de başka başlıklar altında saldırılar sürüyor. Bugün hiçbir solcu kurtuluş savaşını, hilafetin-saltanatın-şeyhülislamlığın kaldırılmasını ve bu bağlamda hukukta, kurumsal yapıda, toplumsal düzende yaşanan devrimci değişikliği yadsıyamaz özellikle kadınlar ve köylüler için. Yine köy enstitülerini, halk evlerini, millet mekteplerini kimse görmezden gelemez. Yine dinci gericiliğin üzerine nasıl gidildiğini kimse yok sayamaz. O çok eleştirdiğiniz iskan kanununda şeyhlik, ağalık, beylik yasaklanmıştır maddesini ve bu kaunla topraksız köylünün topraklandırılmasını kimse görmezden gelemez. Liberalizm vatan hainliğidir, diyen bir aklı kapitalistlikle, burjuvalıkla suçluyanlar devlet üretme çiftliklerine, kooparatifçilik çalışmalarına, küçük köylü ve esnafın bankalar elile desteklenmesine, iskan kanuna ve geç de olsa çıkan ve kısmen(Şanlıurfa ve Afyonkrahisar)uygulanan toprak reformu kanuna bakmalılardır. Bunlara diyecek sözü olan var mı? Halkevlerine, köy enstitülerine diyecek biri var mı acaba?
Tüm bunlar ele alındığında kemalizmin eleştirilecek(hatta sıkı eleştirilecek)yönleri olmakla birlikte hakkının da kesinlikle verilmesi gereği ortadadır. Bunun dışında yaklaşımlara sahip olanlar düşünsel sığlık ya da eziklik içinde değillerse gerçekten önemli bir sorunumuz var demektir.
Size(hem kemalistlere hem marksistlere hem de diğer ilerici ve yurtsever güçlere)açık öneri: Bir başlık altında altında konuşup, anlaşalım, birbirimizin topuğuna sıkmaktan vaz geçelim ve olabildiğince, ortak konularda(hak, özgürlük, yurtseverlik bağlamında)birlikte hareket edelim. Ne biz kemalistler ne siz marksistler sırça köşklerde yaşayan insanlarız; hepimiz hem yurttaşız hem de emekçileriz.
Saygılar, sevgiler, esenlikler...