Orijinalini görmek için tıklayınız : Türkiye'de Faşizmin Kurucuları & Kemalizm, CHP ve Bilinmeyen Bazi Gercekler
Baskoylu
11-11-2012, 18:27
Saygideger forum katilimcilari ve degerli dostlar.
Ulkemizde 12 Eylul cuntacilarindan Kenan Evren`in Askeri Fasist Diktatorlugu, "Demokrasinin Ozu" olarak gostermeye calismasi!!! hic kuskusuz 1923 lerden itibaren Turkiye`de uygulanan ve hayata gecirilen Fasizmin bir devamidir, ve ayni mantiga hizmet anlayisidir...
Turkiye`de Fasizmin gercek yuzunu hic kuskusuz Yoldas Ibrahim Kaypakkaya dogru tahlillerle aciga cikarmis ve bilimsel olarak tespit etmistir.
Saygideger bir dostun guzel yorumu ile buna biraz daha aciklik getirmis oluruz
Ülkemizde faşizm olgusu sürekli tartışılan konulardan başında gelmiştir. Türkiye devrimci hareketi gerek faşizmin tahlili, gerekse Türkiye’nin devlet yapısının faşizm olup olmadığı konusunda sürekli bir tartışma içinde olmuştur. Tüm tartışmalar faşizmin tahlili ve buna bağlı olarak bizim gibi ülkelerde faşizm sınıfsal niteliği, hangi sınıfların temsilcisi olduğu, faşizmin sürekli bir olgumu, yoksa gelip geçici bir olgumu olduğu konularıyla yakından ilintilidir. Ülkemizde faşizmi sadece MHP’le sırlayan anlayış az tartışılmadı. Yada faşizmi sadece askeri cuntalarla sınırlayan yaklaşımlar, parlamentonun varlığını faşizmle bağdaştırmayan teoriler ve değerlendirmelerin tümü ülkemizde faşizm tartışmalarının bir özeti niteliğindedir.
Faşizm olgusunu değerlendirirken, onun ortaya çıkış şartlarını ve sınıfsal dayanaklarını doğru bir şekilde izah edemediğimizde ebetteki yanlış sonuçlara varmamızda kaçınılmazdır. Faşizmin sınıfsal dayanakları ve temsil ettiği sınıfların emperyalist ülkeler ile yarı-sömürge ülkelerde aynılığını aramak elbetteki faşizm konusunda bazılarını yanlış sonuçlara götürecektir. Faşizmi değerlendirirken, tek tek ülkelerin özelikleri, tarihi gelişmeleri, farklı faşistleşme sürecine yol açmaktadır. Buda faşizmin değişik biçim ve yöntemlerine götürmektedir. ‘’Bütünsel diktatörlük (Almanya, İtalya), Faşist askeri diktatörlük (Bulgaristan,Yugoslavya, Japonya), dinsel faşizm (Avusturya, ispanya), Parlamentarizmin belli bir görünüm olarak kalması (Polonya, Macaristan, Finlandiya) vb ..faşist diktatörlüğün sınıfsal niteliğinde herhangi bir değişiklik yapmaksızın bu farklılıklar, sosyal-demokrasinin rolünün sınırlanması, reformist sendikaların tavsiyesi, ile onlardan bazı grupların çekilmesi ve yararlanılması derecesinde kendisini göstermektedir’’ (Kom. Ent. faşizm tahlili s.158)
Bizim gibi yarı-sömürge yarı-feodal ülkelerde faşizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının ortaklaşa diktatörlüğüdür. Bizim ülkemizde faşizm ‘kurtuluş savaşı sonrası’ 1923 de ‘kurtuluş savaşına’ önderlik eden Kemalistlerin iş başına gelmeleriyle devlet askeri faşist diktatörlüğe bürünmüştür. İbrahim yoldaş ‘’Kemalizm, komprador Türk büyük burjuvazisinin ve orta burjuvazisinin sağ kanadının ideolojisidir’’ der ve devamla ‘’Kemalizmin faşizmle bağdaşması bir yana, Kemalizm bizzat faşizm demektir. Kemalist diktatörlük, askeri faşist bir diktatörlüktür’’ tespitini yaparak, ülkemizdeki faşizmin sınıf karakterini açık olarak ortaya koymaktadır.
Bizim gibi ülkelerde faşizm süreklidir. Parlamentarizmin muhafaza edilmesi yada dönem dönem askeri darbelerle iş başına gelmesi faşizmin özünü değiştirmemektedir. Bu değişim sadece faşizmin dozunu artırmak veya biraz gevşetmekle alakası vardır. Ülkemizde egemen olan komprador burjuvazidir. Komprador burjuvazinin zayıflığı onu sürekli bir zora başvurmaya iter. Buna toprak ağalarının iktidara ortak olması ve feodalizmin sopa ve cebrinin de iktidara taşınması, faşizmin ülkemizdeki sınıfsal özünü tamamlar. Dolayısıyla bizim ülkemizde faşizm, Komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının ortak diktatörlüğüdür. İbrahim yoldaş PDA’yla girdiği polemikte PDA’nın faşizm değerlendirmesine karşı Birincisi; ‘’Faşizm, herhangi bir emperyalist ülkede olduğu gibi tekelci burjuvazinin diktatörlüğü değildir; Türkiye’de ve Türkiye gibi yarı-sömürge, yarı-feodal ülkelerde faşizm, Komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının diktatörlüğüdür’’ Dimitrov ‘’Sömürge ve yarı –sömürge ülkelerde aynı şeklide bazı faşist gruplar gelişmektedir. Ancak tabii ki bu, Almanya’da, İtalya’da ve diğer kapitalist ülkelerde görmeye alışkın olduğumuz faşizme benzemez. Buralardaki tümüyle özel ekonomik, siyasi ve tarihi koşulları incelemeli ve dikkate almalıyız. Söz konusu koşullarda faşizm kendine özgü biçimler almaktadır. Ve alacaktır.’’ F. Karşı B.cephe s.142) Kaypakkaya devamla ‘’Ayrıca tekelci burjuvazinin komprador niteliği de bir kenara bırakılarak emperyalist ülkelerle yarı-sömürge ülkeler arasındaki son derece önemli ayrım çizgisini silmişlerdi. Bunun tabii sonucu da elbette, anti-faşist mücadeleyi şehirlerde, tekelci burjuvaziye karşı yürütecek bir mücadele olarak görmek ve köylülerin anti faşist mücadeledeki rolünü inkar etmekti. (veya en azından küçümsemekti. Revizyonist klik zaman zaman köylülerden de bahsediyordu fakat köylülerin anti faşist mücadeledeki rolünü küçümsüyordu.)’’ İkincisi; ‘’faşizmin iktidara askeri darbe yoluyla geleceği düşünülüyordu ki, bu son derece sığ bir görüştü. Faşizm iktidara askeri darbe yoluyla gelebileceği gibi başka yollarla da gelebilirdi.’’ Üçüncüsü; ‘’faşist diktatörlüğün parlamento ile asla bağdaşmayacağını yaydılar. Oysa, bugün en koyu faşizmin iktidarda olduğu bir yığın ülkede, mesela Endonezya’da, Güney Vietnam’da, Pakistan’da, Hindistan’da, İran’da, İspanya’da …..parlamento mevcuttur. Faşist klikler, parlamentoyu feshetmek yerine hem bu ülkelerdeki halk kitlelerini aldatmak bakımından, hem de dünya demokratik kamuoyunu aldatmak bakımından parlamentoyu faşizmin aleti haline getirmeyi menfaatlerine daha uygun görüyorlar.’’(İK seçme yazılar s.352-53)
Dimitrov yoldaş faşizmin parlamentonun bir perde olarak kullanılmasını çok önceden göstererek şunları belirtir ‘’Tarihsel, toplumsal ve ekonomik koşullar, ulusal özellikler, hatta bir ülkenin uluslararası durumu, faşizmin ve faşist diktatörlüğün değişik ülkelerde değişik biçimlerde gelişmesine yol açmaktadır. Faşizmin geniş bir kitle dayanağı bulamadığı ve faşist burjuva kampın çeşitli grupları arasındaki mücadelenin keskin olduğu birtakım ülkelerde bu rejim, öncelikle parlamentoyu feshetme yoluna gitmez. Sosyal-demokrat partiler de dahil olmak üzere öteki burjuva partilerinin biraz meşruiyet elde etmelerine göz yumar. Başka ülkelerde eğer yönetici burjuvazi erken bir devrimin patlak vermesinden korkuyorsa, faşizmin sınırlandırılmamış olan siyasi tekelini kurar. Bunu ya hemen, ya da rakip parti ve gruplara karşı terör yöntemini ve kan kusmayı artırarak yapar. Kendi durumu özellikle açıklığa kavuşunca bu durum faşizmin, kendi temelini genişletmesini ve sınıfsal yapısını değiştirmeksizin açık terörist diktatoryayı kaba ve uydurma bir parlamentarizmle birleşmesini engellemez.’’ (aktaran İK SE s.347)
Ülkemizde faşizmin sürekliliği, devrimci durumun sürekliliğiyle koşut halindedir. Devrimci durumu var eden koşullar, faşizmin de sürekliliğinin varoluş şartlarını belirler. Ülkemizde faşizm gelip geçici bir olay değildir. Faşizmin bir hükümet değişikliğiyle ortadan kalkacağını savunan anlayışla, faşizmi askeri darbelere bağlayan anlayışlar tamamen iflas etmiştir. Bu faşizmin sınıfsal tahlilini çözümlemeyen, devletin yapısını kavrayamayan, küçük burjuva anlayışların ürünüdür. Kaypakkaya yoldaş ‘’ülkemiz açısından çıkaracağımız dersler şunlaradır’’ der şu doğru sonuçlara varır; ‘’Birincisi; Türkiye’de anti-feodal, anti-emperyalist cephenin sınıf muhtevasıyla anti-faşist cephenin sınıf muhtevası aynıdır. İçiler, köylüler, şehir küçük burjuvazisi, milli burjuvazisinin devrimci kandı. Bu sınıflar arasında birleşik cepheyi gerçekleştirme mücadelesi, aynı zamanda bizim şartlarımızda anti-faşist cepheyi gerçekleştirme mücadelesidir. (…..)
İkincisi; Türkiye’de anti-faşist iktidar mücadelesi aynı zamanda anti-emperyalist ve anti feodal iktidar mücadelesidir.’’der (age s.347)
Ülkemizde faşizm bir darbe yada seçim yoluyla iş başına gelemedi. O ‘kurtuluş savaşı’ sonrası askeri bir diktatörlük olarak iş başına geldi. Parlamentoyu bir maske olarak kullandı. Uzun bir dönem tek parti olarak ‘demokrasi’ gösterisi sergiledi. 1946’lardan sonra burjuvazinin bir kanadının artan hoşnutsuzluğu, Kemalistleri çok partili bir döneme zorladı. DP”nin kurulmasıyla başlayan çok partili dönem, başka burjuva partilerin kurulmasını birlikte getirdi. Faşist diktatörlüğün resmi olarak temsilcileri olan partileri üzerinden çıkar çatışmalarının sürdüğü ülkemizde, orduya hakim olan kesim dönem dönem darbeler yaparak açık askeri faşist diktatörlüğe geçtiklerini ilan ettiler. 1960 darbesi bunlardan biridir. Burjuvazi kendi içindeki çelişkileri dahi dönem dönem şiddet yoluyla halletmeye gitmiştir. 1960 darbesiyle Demokrat parti yöneticilerinin tutuklanması ve ardından idam edilmeleri bunu gösteriyor. Keza halk muhalefetinin en çok ezildiği dönemde askeri faşist diktatörlükler dönemi olmuştur. 1971 ve 1980 askeri faşist darbeleri bunu açık örnekleridir.
Ülkemizde, parlamento her zaman faşizmin ayıbını örten bir incir yaprağı gibidir. Göstermeliktir. Karalar sürekli orduyla birlikte alınmakta, perde arkasında alınan kararlar, sadece parlamentoda göstermelik tartışılıp oylamaya sunulup yürürlüğe konmaktadır. Demokrasi adına partiler serbesttir. Ancak Türkiye’de kapatılan parti sayısı dünyanın başka ülkelerinde yoktur. Türk şovenizmiyle şaha kalkan faşizmin Kürt örgütlenmelerine ve legal partilerine karşı nasıl bir uygulama içinde olduğu açıktır. Kapatılan Kürt legal partilerinin bir çok yöneticisi katledilirken, bir çoğu yüksek cezalara çarpıtılarak yılarca cezaevlerinde tutuldu. Keza muhalif devrimci ve ulusal güçler göstermelik bağımsız mahkemelerde yargılanmakta, bazen beraat kararları da çıkmaktadır. Ancak faşizminin özel silahlı (kontrgerilla) güçleriyle devrimci ve ulusal muhalefet güçleri ortadan kaldırılmaktadır. Hala naaşları bulunmayan binlerce insan kayıptır. Yine yayın serbestliği vardır. Ancak bu yayınlar her an polis denetimde olduğundan istenilen zaman bu yayınlar kapatılmakta, büroları basılmakta, çalışanları tutuklanmakta ve onlarca yıl hapis cezasıyla cezalandırılmaktadır. Sonuç itibarıyla ülkemizde faşizme karşı savaşım içte; Komprador burjuvazi ve toprak ağalarına, dışta ise emperyalizme karşı savaşım vermektir.
Faşizm kapitalizmin bir yönetim biçimidir ,emperyalizmin bir yönetim aracıdır .
Kapitalizmi yıkıp halk iktidarını kurmadığımız müddetçe faşizmden kurtulamayız .
Faşizm kapitalizmin bir yönetim biçimidir ,emperyalizmin bir yönetim aracıdır .
Kapitalizmi yıkıp halk iktidarını kurmadığımız müddetçe faşizmden kurtulamayız .
bunu aydoe mi söylüyor.bugünleri de gördüm ya, gam yemem artık.
bunu aydoe mi söylüyor.bugünleri de gördüm ya, gam yemem artık.
Ben bunu 35 sene önce söylemiştim ama gerçekleştiremedik , ölmeden o güzel günleri görmek umuduyla yaşatmaya ve mücadeleye devam .
Baskoylu
12-11-2012, 07:55
Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir. Dimitrov
Bir devlet biçimi olan faşizm, birinci emperyalist paylaşım savaşı sonrasında Turkiye, İtalya ve 1933’de Almanya’da iş başına gelmesini takip eden 2. emperyalist paylaşım savaşı sırasında ve şimdilerde olmak üzere milyonlarca insanın canına mal olmuştur. Faşizm elbette tesadüfü bir olay değildir. Faşizmi anlamak, sınıfsal özünü ortaya çıkartmak önemlidir. Sınıf savaşımın her aşamasında; köle sahipleri, feodal zorbalar ve burjuvazi kendi zorunu her zaman uygulamış ve ezilenleri daima yok etmek istemişlerdir. Bu baskı ve yok etme biçimleri faşizm olarak adlandırılmamaktadır. Faşizmin tarihsel olarak ortaya çıkışını emperyalizmden ayrı olarak izah etmek, öncesinde bunu aramak yanlıştır. Faşizm, proleter devrimler çağında, başta işçi sınıfı olmak üzere, onun öncüsüne, köylüğe ve toplumun diğer katmanları için bir karşı-devrimdir. ‘’varoluşu rastlantı değildir.’’ Emperyalizmin özünden fışkırmıştır. Tekelci sermaye faşizmle, kendine kapitalizmin bunalımından bir ‘’çıkış yolu’’ aramıştır. Bu gerçek, tekelci kapitalizmin ekonomisinde yatmaktadır; emperyalizmin her türlü politik ve ideolojik görüngüleri son tahlilde bu ekonomiyle açıklanır. Faşizmin sınıfsal niteliğini belirleyen kökleri işte bu toplumsal ve ekonomik temelde yatmaktadır.’’ (Komünist ent. Faşizm tahlili s.151)
Almanya’nın caddeleri ve şehirleri kanla sulandı. Viyana’nın işçi semtleri,askeri birliklerin ateşiyle yakılıp yıkıldı., harabeye döndü.Yoksulluk, yıkım, felaket ve acı. Üstünde insanlığın en ünlü beyinlerinin eserlerinin yakıldığı ortaçağa özgü odun yığınlarının alevleriyle aydınlatılmış kapitalist baskı ve uygarlığın batışı, giyotin ve cellat baltası. Faşizm işte bunları getirdi. Ayrıca dünyayı felakete, yeni bir korkunç katliama sürüklemek tehdidini de beraberinde getirmektedir. Dimitrov
Bir devlet biçimi olan faşizm, birinci emperyalist paylaşım savaşı sonrasında Turkiye, İtalya ve 1933’de Almanya’da iş başına gelmesini takip eden 2. emperyalist paylaşım savaşı sırasında ve şimdilerde olmak üzere milyonlarca insanın canına mal olmuştur. Faşizm elbette tesadüfü bir olay değildir. Faşizmi anlamak, sınıfsal özünü ortaya çıkartmak önemlidir. Sınıf savaşımın her aşamasında; köle sahipleri, feodal zorbalar ve burjuvazi kendi zorunu her zaman uygulamış ve ezilenleri daima yok etmek istemişlerdir. Bu baskı ve yok etme biçimleri faşizm olarak adlandırılmamaktadır. Faşizmin tarihsel olarak ortaya çıkışını emperyalizmden ayrı olarak izah etmek, öncesinde bunu aramak yanlıştır. Faşizm, proleter devrimler çağında, başta işçi sınıfı olmak üzere, onun öncüsüne, köylüğe ve toplumun diğer katmanları için bir karşı-devrimdir. ‘’varoluşu rastlantı değildir.’’ Emperyalizmin özünden fışkırmıştır. Tekelci sermaye faşizmle, kendine kapitalizmin bunalımından bir ‘’çıkış yolu’’ aramıştır. Bu gerçek, tekelci kapitalizmin ekonomisinde yatmaktadır; emperyalizmin her türlü politik ve ideolojik görüngüleri son tahlilde bu ekonomiyle açıklanır. Faşizmin sınıfsal niteliğini belirleyen kökleri işte bu toplumsal ve ekonomik temelde yatmaktadır.’’ (Komünist ent. Faşizm tahlili s.151)
Doğrudur, dünyada sadece Hitler faşizmi yoktu ama baskın güç bu idi. Amerika Soğuk Savaş Dönemi'nde Türkiye'nin kendi çıkarlarına göre yönetilmesinde ilk hızı mevcut olan bu faşizmi aldı ve gerek Atatürkçülük alanında, gerekse dinsel alanda daha da abarttı. Bugün Türkiye'de Atatürk ve din adına yapılan ne tür bir faşist uygulama varsa, bunların hepsi Amerika sayesinde ülkemize girmiştir.
İşte TBMM Komisyonu’na gönderilen belgeler arasında Köşk arşivlerinden çıkan sır bir mektup (http://siyaset.milliyet.com.tr/kosk-arsivlerinden-cikan-sir-mektup/siyaset/siyasetdetay/12.11.2012/1625662/default.htm) 12 Eylül döneminin Emniyet Genel Müdürü Küçüktiryaki’nin Amerika sayesinde yaptığı vahşetler buzdağının sadece görünen ama küçük bir kısmının gösteriyor bize.
Baskoylu
12-11-2012, 19:43
Saygideger upuaut Dost
Birilerini aklamak icin illa Gunah Gecisi aramak gerekmiyor, Kaldiki Turkiye`de Fasizm ve Askeri Fasist Diktatorlukle yonetme olgusu 1923 lerden itibaren baslamaktadir.
Batiya yanasma ve bati politikasi yine o zaman verilen bir karardir.
Komunizmin ve Sosyalizmin Turkiye icin buyuk bir tehlike gormesini Amerika saglamadi... Bizzat Ulkeyi isgal etmek istiyenlerle isbirligi icinde olan mantigin eseridir....
Gercekleri ve dogrulari kavramanin yolu, bir sureligine disari cikmamizin zorunlu oldugunu dusunuyorum, Yani Milliyetci duygularimizdan biraz olsun kendimizi arindirmamizla gerceklesir.
Gercekler aci`da olsa kabullenmeyi bilincimize kazandirirsak.. bir cok seyi daha net gorebiliriz.
Yani sucu baskasinda gormeye calismadan once, Kendimizi sorgulamak daha dogru ve yerinde bir karar olur.....
Muhalefet partisine gelince;
Degerli Dost, Parlementer sistemin neye ve kime hizmet ettigini gormek zorundayiz. Halki suclamak yerine, Halkin tepki gosterdigi ve elinin tersi ile tokatlamasini incelmenmesi gereken bir olgu olduguna inaniyorum.
CHP ile MHP arasinda hic bir fark yoktur, Sadece C harfi ile M Harfinin degisikligi var. Sosyal demokrat maskesi ile ozunde Irkci, Milliyetci ve Fasist bir parti oldugunu gormemek.. yine siyasi eksiklerimizden biri olsa gerek...
Yani AKP ne kadar tehlikeli ise.. CHP, MHP, BDP ve fasist parlementer sistem icinde yer alan butun partilerde Turkiye Isci ve Emekcisi icin bir o kadar tehlikelidir,
Duyarliligimizi korudugumuz surece, bunlarin bir birinden cok farki olmadigini gormus olacagiz...
Ne kotunun iyisini, nede iyinin kotusunu aramak gibi bir derdimiz olmamalidir. Turkiye Isci ve Emekci sinifin bas dusmani olan bu fasist parlementer sistemin yerle bir edilmedikce.. Demokratik Halk Devrimi gerceklesmedikce.... Ozgurlukten ve Bagimsizliktan soz edemeyiz....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
13-11-2012, 20:33
Saygideger Forum Katilimcilari ve Degerili Dostlar.
Kemalizm konusu Dinci yobaz AKP iktidara gelene kadar lehine istedigimiz herseyi uydurup soyliyebilirdik, buna kimsenin itrazi yoktu, ama Alehine bir ufak soz soylemek 3 Ay ile 3 Seneye varan cezalardan dolayi kimsenin arastirma veya sorgulama gibi hic bir sansi yoktu.
Bazi arkadaslarimizin bu konuda hassas olmalari elbette uzucudur.
Gecmisinden ders cikarmiyan Gelecege saglikli bakamaz. Yenilgileri hazmetmiyen, (kabullenmiyen) Zaferleri kutliyamaz..
ozellikle Kemalizmin gerceklerini arastirmiyan veya arastirmasina ragmen tutucu yaklasimlarindan ve ya Milliyetci yanlarindan dolayi bazi gercekleri kabul etmemeleri.... farkli tepkilere ve kisisel surtusmelere yon vermeye calisilmasi!!!
His kuskusuz forumda olumsuzluklara yol acmaktadir... Ideolijik, Politik ve fikir alisverisi yerine, SEN - BEN gibi kisisel satasmalara yon verilmektedir, Bunun temel nedeni ise.. BENLIGI (Bencilligi) asmamamizdan kaynaklanmaktadir. onumuze ne kadar belge ve kaynak gelirse gelsin... kabullenemiyor ve kabullenmek istemiyoruz..
Boylesi tutuculugumuzu birakmanin yolu.. kendimizi yenilemekten gecer... yok degilse saplantilarimizla kalip gideriz. Yanlis ile dogruyu secmekte zorlanir.. Aklin yolu ve vicdaninimizla hareket etmemis oluruz.
Boylesi bir ortam icinde olmanin verecegi sonuc.. Degil Kendimizi Ateist, Komunist, Sosyalist gormek...
Aydin, Ilerici ve Demokrat, bile gorme hakkina sahip degiliz....
Musadeniz olursa, arsivimde olan, CHP ve kuruculari, ondan ayrilan ayni dusunceye hizmet edenlerin gunumuze kadar gelinen asamalari kisaca aktaralim....
Belki bazi dostlarin ufkunu acmis olup ve biraz daha duyarli olmaya calisirlar....
Anayasaya değişikliği vesilesiyle ileri sürülen, “Atatürk İlke ve İnkılâpları”na yapılan atıfların Anayasadan çıkarılması önerisi, beklenildiği gibi statükocuların istemezük hezeyanlarıyla karşılaştı.
Bu tartışmalar içerisinde ileri sürülen akla ziyan savların hepsini bir tarafa bırakmakta yarar var. Tek bir noktayı belirtmek yeterli:
Kemalizm eleştiricileri cephesinde bile, bu anlayışın bir bütün olarak cesurca tartışılması ve artık aşılması gerektiğini dile getirecek net bir pozisyon alış sözkonusu değildir.
En liberal görünen burjuva ideologlar bile gerçekte belli Kemalist önyargılardan bütünüyle muaf değildirler.
1946’da Kemalist tek parti rejiminin sona ermesinin ardından, 1950 seçimlerine gidilirken, Atatürk ilke ve inkılâplarının geniş halk kitleleri gözündeki anlamını idrak etmiş olacak ki, zamanın CHP yönetimi, seçim bildirisinde, altı okun tümünü birden Anayasadan çıkarmayı taahhüt ediyordu: “Tek parti devrinin icabı sayılarak anayasaya sokulmuş olan 6 umdeyi oradan çıkaracağız.”[1] Bugünse Kemalistler benzer bir öneriyi vatana ihanetle eş tutuyorlar! Kemalizmin temel ilkeleri olarak sayılan altı okun nasıl şekillendiğine ve işçi sınıfı açısından ne anlama geldiğine bakalım.
Kemalizm “Milli Mücadele” döneminin ideolojisi değildir
Kemalist ideolojinin temel unsurları olarak görülen ve “altı ok”la sembolize edilen ilkeler; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık idi. Bu ilkeler, resmi eğitim sisteminin yıllar boyunca propaganda ettiği gibi daha “Milli Mücadele” yıllarında benimsenen ya da bu mücadeleye kılavuzluk eden ilkeler olmadığı gibi, TC’nin kuruluşuna damgasını basarak daha baştan resmiyet kazanmış da değillerdi. Bir başka deyişle, bugün generallerinden profesörlerine tüm Kemalistlerin iddia ettiğinin aksine bu ilkeler “Kurtuluş Savaşının ve TC’nin kuruluş felsefesini” yansıtmıyordu. Nitekim Milli Mücadeleyi yürütüp başarıya ulaştıran ve böylelikle de TC’ye giden yolu açan I. Meclisin yekpare bir felsefesi ya da siyasi anlayışı olmadığı gibi, bu Meclis içerisinde Bolşevizme içten bir sempati duyan küçük bir gruptan, saltanat ve hilafet yanlılarına kadar geniş bir yelpaze mevcuttu.
http://www.marksist.net/ozgur_dogan/kemalizmin_alti_oku_ve_gercekler.htm
sevgili baskoylu neden bu puntolar? inan yazıya bakamıyorum bile neden normal karakter kullanmıyorsun?
Baskoylu
13-11-2012, 21:18
Yukarida yorumlari Aklin yolu ile inceledigimizde, Kemalizmin icinde bulundugu yanlislar, eksikler, karsi devrimci yaklasimlarin mahkum edilmesidir, Kurtulus savasinda Ataturk`un yaptigi onderligin hakkini nasil veriyorsak, Kurtulus savasindan sonra, Kurulan T.C Devleti olarak yapilmis yanlislarin elestirilmesi ve mahkum edilmesini.. Ataturk`e karsi yapilan saygisizlik olarak degilde, aksine yaptigi dogrularla, yanlislarin ayrit edilmesi kadar daha guzel ne olabilir?
Kahrolsun Kemalizmle ile, Kahrolsun Ataturk deyimini ayni kulvarda ve ayni anlamda goren mantiga diyecek bir seyim yok,
Onemli olan yapici ve egitici bir yaklasimla yaklasmak, kirmadan, incitemeden ve dokmeden var olan gercekleri butun ciplakligi ile ortaya koymaktir.
Tartismalarimiz kisilere ve sahislara yonelik degildir, Dusuncelere, sistemlere, yasalara, kanunlara, ve yapilan yanlislari ortaya koymak, dogrulari almak, yanlislarida mahkum etmek bir insanlik gorevidir.
Belki farkinda degiliz ama MHP ve CHP nin savundugu milliyetciligin icinde oldugumuzu goremiyoruz, CHP ile MHP ozunde ayni dusunceye hizmet etmektedir,
Bunlari birbirinden ayiran sadece ve sadece bas harfleridir, Birisinde M digerinde C harifi farklidir, temel dusuncesi ve milliyetcilikleri tipa tip aynidir......
Anlamadiginiz ve Anlamak istemediginizde budur.....
Saygi ve Sevgilerimle...
Baskoylu
13-11-2012, 21:29
sevgili baskoylu neden bu puntolar? inan yazıya bakamıyorum bile neden normal karakter kullanmıyorsun?
Saygideger Kizil Dost.
Arsivimden oldugu gibi aktardigim icin, soylediginiz puntolari dikkate almadim, daha sonra degistirmeye calistiysamda, zaman doldugundan dolayi degistirme imkanim olmadi.
Saygideger gorevli dostlara mesaj yolladim, degisirdikten sonra gonderdigim bu cevabida kaldirirlarsa sevinirim...
Saygi ve Insani Sevgilerimle
sefaqwzx
13-11-2012, 21:45
Sayın baskouylu,
sevgili dost, ben ve benim gibi sıradan insanlara dost diye hitap ediyor ancak,dostça yaşamak değil, , asimilasyon ve kimi devlet adamlarınca kimi dönemlerde tüm azınlıklara, sadece kastettiğiniz kürtlere değil, yapılan haksız, hukuksuz, insani olmayan uygulamalardan hareketle, tüm ülkeyi, başta doğu anadolu olmak üzere,yakıp yıkmak, asker, sivil, okul çarşı, meydan, yol kavşak ayırmadan kan gölüne çeviren, dağı taşı savaş alanına çevirien bir örgüte terör örgütü değil, asıl terörist devlettir dişyerek uzun uzun yazıyorsunuz.
Atatürk olmasaydı, belki de, bakınız belki de yazdım, belki de siz ve ben olmayacaktık, ya da fransız, ingiliz, ermeni lerce tecavüz edilen analardan doğmuş kafası karışık, hegemonya altında, kola içip pizza yiyecektik 3 haftalık emeğimizin anca yettiği menü fişatlarıyla.
Yeter ama, yeter...
siz bu ülkeyi yakmak yok etmek, parçalamak için, tarihte hiç bir zaman olmamış, olamamış bir devlet bir -istan özlemiyle yanıp tutuşuyorsunuz diye, tüm özgürlük haklarınızı artık resmi devlet anlayışlarına ve tahakkümlerine karşın, savunmaya ve teslim etmeye çalışan koskoca ülkeyi, kan gölüne, bu ülkedeki onlarca ırktan biri olan ve ırkçılığın 100 lerce yıl önce tükendiğini göremeyen bir hitlerciliği aratan intikam güdülerinize bir dur diyin.
Sizin gibi düşünenlerin dağ bayır, pusu, katliamlarından onlarca yıldır türlü türlü acılar yaşadı bu ülke.
Yeter be kardeşim, sinsice, köy kent, dağ bayır katlediyor, hem saldırıları göğüslemeye çırpınan bu çilekeş yurdu terörist ilan ediyorsun...
Anadolu babanın malı olsun, ağalığı da, aşiretlerin faşizan baskısını da çoğunluk ırkı sana musallat etti sanmaktan ne gün kurtulacaksınız. Haklar, halklar diyip, Anadolunun tüm halklarının en temel sokakta yürüme hakkını sinsice bombaladığı yetmezmiş gibi, en masumu, en mazlumu oynamayı bırakmayanları savunmaktan, onlarla özdeşleşmekten vazgeçemediğinize hakkınızdır diye saygı duymaya çırpınıyorum, kendi adıma ama, bunu demokrasi yaşama hakkı, insana saygı diye servis etmenize ve bu ülkenin tüm değerlerine bomba koyan kininize karşı yapacak şey bulamıyorum.
Eşim kürt kökenliyse çocuklarımı ve onu bu sabaha karşı boğazlayayım mı ben sayın baskoylu...
Siz demokratik ve insani haklşar derdinde değilsiniz.
Ne pahasına olursa olsun halklar birbirine girsin, bu sabaha karşı çocuklarım ve karım beni boğazlayıp sokağa dökülsün, şu ülkeyi ve diğer 3 ülşkeyi kan gölüne döndürsün istiyorsun. Yeter ki üzerinde Kürdistan tabelası yazan bir ülke olsun.
Olsun babam olsun da. Sen terörü ne sanıyorsun.
Az önce çocuklarım beni boığazlayıp sokağa fırladı, istanbulun orta yerinde, şimdi sen buna insan hakları mı diyorsun.
Hocam bi ayar yap kendine, Allahın varsa Allah, insanın varsa insan, adına yalvarıyorum, şu ülkeyi pusularda katletmekten vazgeçin artık.
Bro, agır ketti dilamın, de beseeyi, de besseeyyi...
Saygı ve suni olmayan insani sevgilerimle, ermeni asıllı bir enişten.
karım ve balalarım benim göz bebeğim,Çocuklarıma ve karıma babalarını boğazlatmak için sınırsız kin güdenler gibi olma lütfen....
Baskoylu
13-11-2012, 22:05
Saygideger sefaqwzx Dost.
Beni yanlis anlamaniza uzuldum,
1. Ben Kurt Degilim
2. Kurtculuk, yani Kurt milliyetcisi hic degilim,
3. PKK nin vermis oldugu silahli mucadeleyi Halka karsi vermesini siddetle kiniyorum, yani her turlu bireysel ve halka yonelik eylemlerin karsi devrimci eylemler oldugunu savunuyorum.
4. PKK Turkiye Kurdistaninda Ulusal Kurtulus Mucadelesi Veriyorsa, Bu mucadeleyi Fasist Duzene karsi veriyorsa, Kendisine dogrultulan Tank, Top, Silah vs vs karsi gulle gidebileceginide savunmuyorum.
5. Turkiye`de halklarin Ozgurluge ve Bagimsizliga kavusmanin tek yolu, Fasist Kohne duzenin yikilmasi, yerine Demokratik Halk Devrimi ile Sosyalizme gidilmesi ile Turkiye`de sorunlarin cozulebilecegine inaniyorum....
Eger daha fazla aciklik getirmemi istiyorsaniz, baraz daha aciklik getirebilirim....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
4. PKK Turkiye Kurdistaninda Ulusal Kurtulus Mucadelesi Veriyorsa, Bu mucadeleyi Fasist Duzene karsi veriyorsa, Kendisine dogrultulan Tank, Top, Silah vs vs karsi gulle gidebileceginide savunmuyorum.
1- Türkiye Kürdistanı?
2- PKK'nın ulusal kurtuluş mücadelesi?
3- Faşist düzen?
4- Neyi savunuyorsunuz peki? Çorba mı ikram edelim? Yoksa toprakların bir kısmını "HEDİYE" mi edelim?
Anlaşılan o ki Kemalizm bir dogma haline gelmiş.
Kemalizm eleştrildiği zaman, onu eleştirenler vatan halini vb. diye nitelenirse zaten tartışmanın anlamı kalmaz.
Ki gelinen nokta budur.
Kemalizm bir dindir. Bir dogmadır. Bu da Kemalistlerce başarılmıştır. Ne mutlu onlara!
Anlaşılan o ki Kemalizm bir dogma haline gelmiş.
Kemalizm eleştrildiği zaman, onu eleştrirenler vatan halini vb. diye nitelenirse zaten tartışmanın anlamı kalmaz.
Ki gelinen nokta budur.
Kemalizm bir dindir. Bir dogmadır. Bu da Kemalistlerce başarılmıştır. Ne mutlu onlara!
:thumb:
:hail:YASASIN KEMMALiZLAM:hail:
sîya evînê
13-11-2012, 23:49
Anlaşılan o ki Kemalizm bir dogma haline gelmiş.
Kemalizm eleştrildiği zaman, onu eleştirenler vatan halini vb. diye nitelenirse zaten tartışmanın anlamı kalmaz.
Ki gelinen nokta budur.
Kemalizm bir dindir. Bir dogmadır. Bu da Kemalistlerce başarılmıştır. Ne mutlu onlara!
sırf bu tapınma yaklaşımı yüzünden , bu tür zihniyetler hem kaybetmeye mahkumlar hemde kaybettirecekler bir çok güzelliği
sefaqwzx
13-11-2012, 23:56
Sevgili Birian,
kemalizm bir din dir ya da değildir. Sana bir ülke verdi, şeyinde değil.
O ülkeyi de şimdi parçalamak için çırpınmaktalar, o da şeyinde değil, kıdemine yazık be usta, Anadolu'nun tarihine bak bir dön de...
Bu nedir ya, kemalizm kemalizm, baban kim arkadaşım, biliyorsun, çünkü, benim de senin de beğenmediğimiz binlerce unsuruna rağmen, baban anneni özgürce seçebilendi...
Bir kavram bulmuşsuzunuz, kemalizm, ardı ardına kesip biçiyorsunuz. Kapınız va ya şu 3-5 metre ötenizdeki kapınız, onu birileri şu yazıyı okuduğunuzda tekmeyle kırıp içeri giremiyorsa, benim de zaman zaman eleştirdiğim Atatürk sundu bunu size.
...
Bu ne ya, az uz, asgari hiç değilse bilinç (...)
Saygideger Forum Katilimcilari ve Degerili Dostlar.
Kemalizm konusu Dinci yobaz AKP iktidara gelene kadar lehine istedigimiz herseyi uydurup soyliyebilirdik, buna kimsenin itrazi yoktu, ama Alehine bir ufak soz soylemek 3 Ay ile 3 Seneye varan cezalardan dolayi kimsenin arastirma veya sorgulama gibi hic bir sansi yoktu.
Sayin Baskoylu;
AKP iktidara gelince, birilerini rahatca elestirir olduk kisminin ardindakini anlamakta zorlandim acikcasi.
AKP bunu saglamis olabilir, ancak degisen birsey olmamis mitoslar yer degistirmis, bu kez ayni seyler Allah, peygamber icin uygulanmaya baslamistir.
Hakkinda dava acilan onca yazar, cizerden haberdarsinizdir umarim.
Şüpheci Dinsiz
14-11-2012, 05:36
Sevgili arkadaşlar,
Forumda bazı üyelerin yerli yersiz dile getirdikleri bir Atatürk düşmanlığı var. Bir başka başlıktaki bir iletimde (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=466267&postcount=27) bu arkadaşların dönemin şartlarını iyi anlamadan haksız eleştirilerde bulunduklarını dile getirmiştim.
Aynı iletide Türk komünistlerin kendi özgün politikalarını, çözümlerini, pratiklerini üretemediklerini de belirtmiştim.
Bu Atatürk karşıtı arkadaşlara Atatürk'ü, partileri, mevcut kanunları bir kenara bırakarak şunları soruyorum :
Madem ki komünist, anti-emperyalist, anti-kapitalistsiniz, emekçinin hakkını koruyacaksınız :
1- Halkı bilinçlendirmek için yapacağınız yasal faaliyetlere bir engel var mıdır ?
2- Demokratik yollarla iktidara geçmenize bir engel var mıdır ?
3- İktidarda çoğunluk olmanız halinde dilediğiniz kanunları çıkarmanıza bir engel var mıdır ?
Bence engel yoktur. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet rejimi sayesinde yoktur.
Bakınız, malum parti çoğunlukla iktidara geldi ve dilediğini yapabiliyor. Buyrunuz, siz de çoğunlukla iktidara gelip dilediğiniz kanunu çıkarınız.
Atatürk, Cumhuriyeti gençliğe emanet etti, tam bağımsızlık dedi, "en hakiki mürşid ilimdir, fendir" dedi, "benim sözlerim bilimle çelişirse bilimin söylediğini izleyin" dedi.
Daha ne deseydi ?
Dogma bunun neresinde ?
Halk için, insanlık için daha iyisini yaptığınız sürece Atatürk'e karşı bir iş yapmış olmayacaksınız, onun başlattığı devrimleri ilerleteceksiniz. Bunda anlaşılmayacak birşey var mı ?
Sevgiler
Baskoylu
14-11-2012, 06:10
Sayin Baskoylu;
AKP iktidara gelince, birilerini rahatca elestirir olduk kisminin ardindakini anlamakta zorlandim acikcasi.
AKP bunu saglamis olabilir, ancak degisen birsey olmamis mitoslar yer degistirmis, bu kez ayni seyler Allah, peygamber icin uygulanmaya baslamistir.
Hakkinda dava acilan onca yazar, cizerden haberdarsinizdir umarim.
Saygideger Neva Dost.
Aynen katiliyorum size, AKP Aksine Daha Gerici ve Yobaz Bir Yaklasimla, Butun Aydin ve Ilerici Kesimi Bilincli ve Planli bir sekilde susturmaktadir.
Demek istedigim Ataturk`e karsi olduklarindan dolayi, gecmiste olan yassaklari kendileri icin kaldirdilar, Cunku Turkiye`de Isci, Koylu ve Emekciler kadar olmazsada, onlarda Kemalizmden az cok nasibini almislardir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
14-11-2012, 07:49
Saygideger Deist_tr Dost
Forumda bazı üyelerin yerli yersiz dile getirdikleri bir Atatürk düşmanlığı var. Bir başka başlıktaki bir iletimde (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=466267&postcount=27) bu arkadaşların dönemin şartlarını iyi anlamadan haksız eleştirilerde bulunduklarını dile getirmiştim.
Bazi gercekleri tartismak, bilmediklerimizi ogrenmek ve bildiklerimizi ogretmek adina Saygi cercevesi icinde kisisel satasmalardan uzak, Aydin olma ozelliklerimizi kullanarak bizlere yakisir sekilde bilgi alis verisinden neden rahatsiz oluyoruz???
Bunda iki ayri oge ile sinirliyabiliriz.
1. Gerceklerin ve dogrularin aciga cikip ilah gordugumuz ve tanri gibi taptigimiz ve koruma zorunlulugu his ettigimiz kisi ve kisileri koruma mantigi olabilir.
2. Dinci yobazlarin Hz. Muhammed`in Resimlerine, onun hakkinda cikan filimler ve Alehinde cikan soylemlere siddetle tepki gosterilmesi gibi. TC yasalarinda da bu mevcuttu, Her ne olursa olsun Ataturk ve onun kurdugu TC hakkinda hic kimse ulu orta konusamaz, Dersim`de Misto Kor olarak soylendiginden dolayi, bunu duyan bir cok yetkili soyliyenleri tutuklayip gunlerce iskence altina aldigi ve en az 3 ay iceride tutulduguna sahit olmusuzdur. Dolayisiyla Ataturk ve kurdugu TC hakkinda konusma, tartisma, elestirme, yargilama ve yorum yapma gibi hakka sahip degilmiyiz????
Nedir bu tepki?
Nedir bu siddet?
yukarida yazilan yazida Ataturk`un kisiligine Kufur ve hakaret gibi bir yaklasim varmidir?
Ataturk`e ozel dusmanlik beslememizin imkani yoktur, sadece tarihte yasanmis ve yasatilmis olumsuzluklari gundeme getiriyoruz, gun yuzune cikmamis gerceklerin teknolojinin gelismesiye gun yuzune cikmasidan dolayi belge, ve canli sahitlerin soylemleri ile yola cikip, elestirilerimizi yapiyorsak, bunda dusmanlik aramanin dogru olmadigini dusunuyorum.
Birakin Ataturk`u dunyada milliyonlarca insanlarin inandigi Allah denen hayali varligi elestiriyor ve mahkum ediyorsak... Peygamberleri, Dinleri, Mezsepleri, Hitleri, Mussolini, Ataturk`u, vede savundugumuz Karl Maxi, Lenini, Mao ve daha nice halk onderlerini cekinmeden elestirebilme cesaretine sahip olmak zorundayiz, ulu orta elestirmek yerine, Bilincimizle, Bilgimizle ve birikimlerimizle teorik olarak elestirebiliriz.
Elestiri ve ozellestiri bizlerin en iyi uzlasma ve anlasma aracimizdir, boylesi bir ortamdan neden rahatsiz oluyoruz?
Kendisine Ateist, Komunist, Devrimci, Ilerici, Aydin, Demokrat ve insanim diyen her birey birakin baskasini elestirmeyi, ve ozellestiri beklemeyi... Kendisini elestirmeli ve ozellestiri vermesini bilip boylesi cesarete sahip olmasi gerekmezmi?
Aynı iletide Türk komünistlerin kendi özgün politikalarını, çözümlerini, pratiklerini üretemediklerini de belirtmiştim.
Bu onyargili bir yaklasim olabilir veya dusundugunuzde haklida olabilirsiniz, dusuncenize ve fikirlerinize saygim var,
Ama Turkiye`de yasiyan bir insanin sadece ve sadece Kahrolsun Emperyalizm diye bir ileti yazarak bildiri dagitmaya calissin... Orada devlet politikasi ile linc edilmeye calisilir, linc edilmediginde ise tutuklanarak iskencelere magruz kalir.....
1985 de icerden ciktigimda bir kac arkadas ile birlikte Kadikoy`de "ATES ALTINDA," Nikaragua devrimi uzerine cevrilen bir filimi seyretmek icin sinamaya gitmistik, sinamadan ciktiktan sonra, etrafimiz sarildi, tutuklandik ve 3 gun boyunca iskencelere magruz kaldik. Turkiye gibi bir ulkede Komunistlerden cok sey beklemek biraz olsun haksizlik olur diye dusunuyorum.....
Bu Atatürk karşıtı arkadaşlara Atatürk'ü, partileri, mevcut kanunları bir kenara bırakarak şunları soruyorum :
Madem ki komünist, anti-emperyalist, anti-kapitalistsiniz, emekçinin hakkını koruyacaksınız :
1- Halkı bilinçlendirmek için yapacağınız yasal faaliyetlere bir engel var mıdır ?
2- Demokratik yollarla iktidara geçmenize bir engel var mıdır ?
3- İktidarda çoğunluk olmanız halinde dilediğiniz kanunları çıkarmanıza bir engel var mıdır ?
TC nin kurulusundan beri Turkiye`de Sosyalist ve Komunistlere karsi nasil yaklasilidigini 1 kitap bulundurmak degil, ufak bir bildiri ile bile yillarca iceride yatan insanlar var, birakin onu, disarda kalmis veya yarali birini bile iceri alan siradan bir insana... yatakliktan 3 yil ceza aliyor!!!!!
Turkiye`de Irkcilik, Milliyetcilik, Dincilik, Mezsepcilik serbest ve normaldir... Ateist, Komunist, Sosyalist ve Devrimci olmak suctur...
Halki bilinclendirmek icin yasal faliyetlerde engel olmadigini soylemenize sasirdim!!!
Denize acilip, kitaplardan aldigimiz sayfa kopyalari okurduk, eger guvenlik geldiginde veya birileri motor ve sandalla yaklastiginda kagitlari yirtar ve yutardik.........
2- Demokratik yollarla iktidara geçmenize bir engel var mıdır ?
Turkiye oldu olasi Fasist Diktatorlukle yonetilen bir ulke, Turkiye`de demokrasinin yasadigi tarihi yazarmisiniz, Dusunce ve Basin ozgurlugu olmiyan bir ulkede, Insan haklarinin olmadigi bir ulkede demokrasinden soz edilebilirmiyiz?
Fasist yasalar, fasist kanunlar ve fasist parlementer sistem icinde, Demokratik yollarla iktidara gidilebilecegi tahlilini nasil yapabilirsiniz....
3- İktidarda çoğunluk olmanız halinde dilediğiniz kanunları çıkarmanıza bir engel var mıdır
Nasil olacak bu cogunluk, dusunce ve basin ozgurlugu olmiyan bir ulkede, yargisiz infazlarin, goz altinda kayiplarin, Iskencelerin ve zindanlarda yasiyan ozgurluk mahkumlari vs vs saymakla bitiremiyecegimiz Fasist Duzenin Toplu katlaimlari ilemi secimlere gidip, fasist parlementer sistem icinde mucadele verecegiz!!!!!!!
Bence engel yoktur. Atatürk'ün kurduğu Cumhuriyet rejimi sayesinde yoktur.
Degerli dost,
Bunu sizin soylediginize inanmiyorum, inanmak istemiyorum, 1946 ya kadar neden tek parti ile gelindi acaba!!!! Ataturk ve askeri kurmaylarindan baska kimse yokmuydu ulkede!!!!
12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilar`da Ataturk ve kurmaylari gibi iktidarda kalabilirdi.... 12 Eylul Askeri Fasist Cunta CHP, MHP ve benzeri duzen partilerin koruma gucudur... 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilar, 1923 den 1946 ya kadar iktidarda kalanlardan daha ilimli olduklarini, yani 1923 den 1946 kadar iktidarda olan donemin generalleri ile 12 Eylul generalleri arasinda fazlalik var, eksiklik yok..... isterseniz buna dair belgelerle kanitliyabilirim......
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Şüpheci Dinsiz
14-11-2012, 13:43
Sevgili Baskoylu,
Saygideger Deist_tr Dost
Bazi gercekleri tartismak, bilmediklerimizi ogrenmek ve bildiklerimizi ogretmek adina Saygi cercevesi icinde kisisel satasmalardan uzak, Aydin olma ozelliklerimizi kullanarak bizlere yakisir sekilde bilgi alis verisinden neden rahatsiz oluyoruz???
Bunda iki ayri oge ile sinirliyabiliriz.
1. Gerceklerin ve dogrularin aciga cikip ilah gordugumuz ve tanri gibi taptigimiz ve koruma zorunlulugu his ettigimiz kisi ve kisileri koruma mantigi olabilir.
2. Dinci yobazlarin Hz. Muhammed`in Resimlerine, onun hakkinda cikan filimler ve Alehinde cikan soylemlere siddetle tepki gosterilmesi gibi. TC yasalarinda da bu mevcuttu, Her ne olursa olsun Ataturk ve onun kurdugu TC hakkinda hic kimse ulu orta konusamaz, Dersim`de Misto Kor olarak soylendiginden dolayi, bunu duyan bir cok yetkili soyliyenleri tutuklayip gunlerce iskence altina aldigi ve en az 3 ay iceride tutulduguna sahit olmusuzdur. Dolayisiyla Ataturk ve kurdugu TC hakkinda konusma, tartisma, elestirme, yargilama ve yorum yapma gibi hakka sahip degilmiyiz????
Nedir bu tepki?
Nedir bu siddet? Şahsen rahatsız olduğum noktaları açıkladım. Zamanın şartlarını, eldeki malzemeyi ve yüksek hedefleri iyi değerlendirmeden yapılan yorumlar karalamadan öteye gidemiyor.
yukarida yazilan yazida Ataturk`un kisiligine Kufur ve hakaret gibi bir yaklasim varmidir?
Ataturk`e ozel dusmanlik beslememizin imkani yoktur, sadece tarihte yasanmis ve yasatilmis olumsuzluklari gundeme getiriyoruz, gun yuzune cikmamis gerceklerin teknolojinin gelismesiye gun yuzune cikmasidan dolayi belge, ve canli sahitlerin soylemleri ile yola cikip, elestirilerimizi yapiyorsak, bunda dusmanlik aramanin dogru olmadigini dusunuyorum.
Birakin Ataturk`u dunyada milliyonlarca insanlarin inandigi Allah denen hayali varligi elestiriyor ve mahkum ediyorsak... Peygamberleri, Dinleri, Mezsepleri, Hitleri, Mussolini, Ataturk`u, vede savundugumuz Karl Maxi, Lenini, Mao ve daha nice halk onderlerini cekinmeden elestirebilme cesaretine sahip olmak zorundayiz, ulu orta elestirmek yerine, Bilincimizle, Bilgimizle ve birikimlerimizle teorik olarak elestirebiliriz.
Elestiri ve ozellestiri bizlerin en iyi uzlasma ve anlasma aracimizdir, boylesi bir ortamdan neden rahatsiz oluyoruz?
Kendisine Ateist, Komunist, Devrimci, Ilerici, Aydin, Demokrat ve insanim diyen her birey birakin baskasini elestirmeyi, ve ozellestiri beklemeyi... Kendisini elestirmeli ve ozellestiri vermesini bilip boylesi cesarete sahip olmasi gerekmezmi?Dediğim gibi, eleştirmek başkadır karalamak başka. Yazılarımda haksızlığa tepki vardır, ancak şiddet ve hakaret asla. Burayı tekrar dönmemek üzere hızlı geçelim ve asıl konuya gelelim.
Aynı iletide Türk komünistlerin kendi özgün politikalarını, çözümlerini, pratiklerini üretemediklerini de belirtmiştim.Demiştim.
Bu onyargili bir yaklasim olabilir veya dusundugunuzde haklida olabilirsiniz, dusuncenize ve fikirlerinize saygim var,Bu yarı itirazınız yarı hak verişiniz meselenin can damarıdır bana göre. Bu sebeple bu can damarını biraz açalım ve Atatürk'ten sonrasını şimdilik görmezden gelelim.
Elimizdeki malzemeler şunlar :
- Bitik bir İmparatorluk.
- Özellikle yakın tarihte yeni ülkelerin doğuşuna sebep olacak kadar fazla toprak kaybı.
- Onyıllardır yenilen zayıf bir ordu.
- Acz içinde bir padişah.
- Düşman başına bir şeyhülislam.
- Mandacı güruh.
- Vatan haini güruh.
- İç isyanlar.
- İmparatorluğu parçalamak ve yağmalamak isteyen işgalciler.
- Bin yıldır imparatorluğa egemen olan İslam denen bilim düşmanı Arap icadı.
- Millet değil ümmet olan feodalite ve taassup bataklığına gırtlağına kadar batmış über cahil bir halk.
- Sıfır sanayi.
- İlkel ötesi tarım.
Bu malzemeden bağımsızlık ve Laik Cumhuriyet rejimi çıkıyor. Sizce eldeki malzemelerle doğrudan komünizme mi geçilmeliydi ? Benim önyargılı yaklaşmış olabileceğim mesele neresidir ?
Ama Turkiye`de yasiyan bir insanin sadece ve sadece Kahrolsun Emperyalizm diye bir ileti yazarak bildiri dagitmaya calissin... Orada devlet politikasi ile linc edilmeye calisilir, linc edilmediginde ise tutuklanarak iskencelere magruz kalir.....Kahrolsun emperyalizm yazan bildirileri dağıtmakla emperyalizm kahroluyor mu ?
Bakınız, güzel bir atasözümüz vardır : Ayinesi iştir kişinin lafa bakılmaz.
Politikaya bulaşmayayım dedim, bulaştım. Pakala, sonuna kadar konuşalım. Ancak çok rica ederim papağanlardan alıntı yapmadan, halkın diliyle, özgün fikirlerimizle, dürüstlükle konuşalım ki, okuyan anlasın.
Her zaman öncelikle durumu iyi tespit etmek gerekir. Durum iyi tespit edilmediğinde belirlenecek stratejiler de işe yaramayacaktır çünkü.
Bence durum tam olarak şudur :
Komünizmin ana felsefesinde emekçilerden oluşan geniş kitlelerin kapitalistlerce sömürüldüğü, bu süreçte dinin fazlasıyla kullanışlı bir uyuşturma ve gütme aracı olduğu açıkça belirtilir. Kapitalistin komünizm aleyhindeki temel anti propoganda maddesi dinsiz şeytan olduklarıdır. Bu madde Türkiye'de de fazlasıyla kullanılmıştır.
Bakınız :
Vakı'a 9. Soldakiler, ne bahtsızdırlar onlar!
Diyanet vakfı tarafından meali alıntılanan, "soldakiler, yani defteri soldan verilenler cehenneme atılacaklar, ne bahtsızdır onlar" şeklindeki meal, sağ-sol çatışmalarının yoğun olduğu zamanda, Amerika'nın çıkarları gereği yeşil kuşağı güçlendirmek için Ruslara karşı kullanılmak üzere bakın nasıl meallendirilmiş :
Vakıa 9 (http://www.kuranmeali.org/56/vakia_suresi/9.ayet/kurani_kerim_mealleri.aspx):
Diyanet İşleri (eski) :
Kötülük işlediklerini belirtmek üzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazık o solculara!
Bekir Sadak :
Kotuluk islediklerini belirtmek uzere, amel defterleri soldan verilenler; ne yazik o solculara!
Ahmed Hulusi :
Ashab-ı Meş'eme (solcular, Hak'tan kozalı yaşamışlar), ne ashab-ı meş'emedir!
Ali Fikri Yavuz :
Solcular (amel defterleri sol ellerine verilenler) ise, o solcular ne acıklı durumdalar!...
İbni Kesir : Solcular; o solcular ne bahtsızdırlar.
Aynı durum Vakıa 41, 42, 45, 52'de de var.
Komünizm tehlike olmaktan çıkınca çoğu meal değişmiş, ancak meallerini revize etmeyenlerinki olduğu gibi kalmış.Kapitalizmin benzer propogandalardan vazgeçeceği de yoktur. Halk cahil bırakıldığı, küçük yaşta dinle beyni yıkandığı sürece bu propoganda geçerli ve yeterli olacaktır.
Yurdum komünistleri de bu tespiti yapmışlardır elbette, ancak işin gereğini yapmışlar mıdır ? Yapmadıkları ortada. Yüzde ile bile ifade edilemeyen bir oran ile çoktan ölmüş pratikleri tekrarlayıp duruyorlar. Bunların da çoğu Lenin papağanı.
1985 de icerden ciktigimda bir kac arkadas ile birlikte Kadikoy`de "ATES ALTINDA," Nikaragua devrimi uzerine cevrilen bir filimi seyretmek icin sinamaya gitmistik, sinamadan ciktiktan sonra, etrafimiz sarildi, tutuklandik ve 3 gun boyunca iskencelere magruz kaldik. Turkiye gibi bir ulkede Komunistlerden cok sey beklemek biraz olsun haksizlik olur diye dusunuyorum.....
TC nin kurulusundan beri Turkiye`de Sosyalist ve Komunistlere karsi nasil yaklasilidigini 1 kitap bulundurmak degil, ufak bir bildiri ile bile yillarca iceride yatan insanlar var, birakin onu, disarda kalmis veya yarali birini bile iceri alan siradan bir insana... yatakliktan 3 yil ceza aliyor!!!!!
Turkiye`de Irkcilik, Milliyetcilik, Dincilik, Mezsepcilik serbest ve normaldir... Ateist, Komunist, Sosyalist ve Devrimci olmak suctur...
Halki bilinclendirmek icin yasal faliyetlerde engel olmadigini soylemenize sasirdim!!!
Denize acilip, kitaplardan aldigimiz sayfa kopyalari okurduk, eger guvenlik geldiginde veya birileri motor ve sandalla yaklastiginda kagitlari yirtar ve yutardik.........
Turkiye oldu olasi Fasist Diktatorlukle yonetilen bir ulke, Turkiye`de demokrasinin yasadigi tarihi yazarmisiniz, Dusunce ve Basin ozgurlugu olmiyan bir ulkede, Insan haklarinin olmadigi bir ulkede demokrasinden soz edilebilirmiyiz?
Fasist yasalar, fasist kanunlar ve fasist parlementer sistem icinde, Demokratik yollarla iktidara gidilebilecegi tahlilini nasil yapabilirsiniz....
Nasil olacak bu cogunluk, dusunce ve basin ozgurlugu olmiyan bir ulkede, yargisiz infazlarin, goz altinda kayiplarin, Iskencelerin ve zindanlarda yasiyan ozgurluk mahkumlari vs vs saymakla bitiremiyecegimiz Fasist Duzenin Toplu katlaimlari ilemi secimlere gidip, fasist parlementer sistem icinde mucadele verecegiz!!!!!!!Dev-Genç Marmara sorumlusu mahalleden ortaokul sınıf arkadaşımın ağabeyiydi. Marksizmle bu şekilde tanıştım. Mahallede duvarlara yazılar yazarlardı, yürüyüşler yaparlardı, çoğunlukla tutuklanır, feci şekilde dayak yerlerdi. Kendisine "Bu yazılar, eylemler ne işe yarıyor ? Yazıyı okuyan hemen komünist mi oluyor ?" diye sorardım, beni pek ikna etmeyen bir dolu şey anlatırdı.
Yaşım 48, lisedeyken 1980 darbesini yaşadım, mahalleden 20, okuldan 20'den fazla devrimci arkadaşım öldürüldü. Bir gün sınıftayken bir tekmeyle kapı açıldı, içeri elinde silah olan devrimci bir abi girdi, şimdi adını hatırlayamadığım bir devrim şehidi için yürüyüşe katılmamız gerektiğini söyledi, katıldık. Hemen polis tarfından öldüresiye dövülerek içeri alındık. Yaşıtlarıma göre biraz iri olduğumdan, elebaşı muamelesi gördüm. Bir hafta aralıksız dövülüp hakarete uğradım. Babamın patronunun dıdısının nınısı sayesinde bırakıldım. Değişik tarihlerde yolda yürürken 5 kez daha içeri alınıp feci şekilde dövüldüm. İlk olayda yürüyüşlerin faydası olamayacağına kanaat getirerek bir daha yürüyüşlere katılmamıştım.
Kendi kendime ancak başarılı bir kariyerle ve mal varlığı edinerek başarılı olunabileceğine karar verdim. Toplumda önemli yerlere gelmeliydim, ve öyle bir şekilde yaşamalıydım ki, insanlar bana çamur atamamalıydılar, sözümü dinlemeliydiler, dediklerimi yapmasalar bile saygı duymalıydılar. Bu hedefe erişmek için elimden geleni yaptım. Sonuç, özellikle mal varlığı konusunda pek istediğim gibi olmadıysa da 20 yıla yakın meslek ve yöneticilik kariyerimde insanlara komünizmi anlattım, hatta elimden geldiği kadar yaşattım, halktan biri, onlardan biri oldum, dindeki çarpıklıkları, mantıksızlıkları anlattım, hep hak verdiler, ne var ki, çoğu binyılların geleneğini yıkmaya hazır değildi, ama en azından laik oldular, diğer görüşlere saygı duymaya başladılar. Belki yüzlercesini etkilemiş, onlarcasını dinden çıkarmışımdır. Başarılı çocuklara ders, burs verdim, gereçlerini aldım, velilik yaptım. Yaşam biçimimle onların örneği olmaya çalıştım.
Marksist Deist_tr kendi pratiğini kendi belirledi, halkının içinde yaşadı, herşeyini halkıyla paylaştı ve hiç kimseye baskı uygulamadan, zarar vermeden elinden geleni yaptı yani.
Bence doğru yöntem buydu. Keşke daha çok mal varlığım olsaydıda daha çok burs verebilseydim.
Aziz Nesin ağabeyimin ellerinden öpüyorum. Halktan biriydi, hep öyle oldu, kendi pratiğini belirledi, gerekeni yaptı, çok çalıştı, çok engeller aştı ve başardı. Nesin Vakfı'nı kurdu, yüzlerce çocuğu okuttu, hala okutuyor.
Degerli dost,
Bunu sizin soylediginize inanmiyorum, inanmak istemiyorum, 1946 ya kadar neden tek parti ile gelindi acaba!!!! Ataturk ve askeri kurmaylarindan baska kimse yokmuydu ulkede!!!!
12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilar`da Ataturk ve kurmaylari gibi iktidarda kalabilirdi.... 12 Eylul Askeri Fasist Cunta CHP, MHP ve benzeri duzen partilerin koruma gucudur... 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilar, 1923 den 1946 ya kadar iktidarda kalanlardan daha ilimli olduklarini, yani 1923 den 1946 kadar iktidarda olan donemin generalleri ile 12 Eylul generalleri arasinda fazlalik var, eksiklik yok..... isterseniz buna dair belgelerle kanitliyabilirim......
Saygi ve Insani Sevgilerimle.Atatürk sonrasını da konuşalım. Ama önce yaptıklarının hakkını teslim edelim.
Cuntacıları ve hüküm sürdükleri dönemde yapılanları 40'dan fazla arkadaşını toprağa veren birine anlatmanız gerekmiyor sevgili Baskoylu.
Tekrar, durumu doğru okuyup doğru strateji belirlemek gerekir diyeyim.
Durum şudur :
Üstte anlattığım malzemelerden böyle bir Cumhuriyet çıkmıştır. Atatürk'ten sonra, kalan malzemelerden de öyle bir CHP çıkmıştır, o CHP'den de 46'lar, 61'ler, 72'ler, 80'ler vesaireler çıkmıştır. Eldeki malzeme buydu yani. Bunda şaşılacak birşey yok. Devrimci aydınlar durumu doğru okuyamayıp stratejiyi doğru belirleyemediler, eh biraz da papağanlık, kibir, halktan kopukluk ve tembellik vardı tabi.
Strateji şudur :
Cemaatin yaptığını yapmalı, tabana yayılmanın bir yolunu bulmalılardı. Bunu hala yapabilirler. Aziz Nesin ağabey yaptıysa, tökezlenilse bile aşılmayacak yasal engel yok demektir.
Sevgiler
Kemalizm komünizm için ne demektir ve ne anlama gelir?
Tek başına Kemalizm dogma değildir, çünkü şöyle bir laf edilmiştir sözü tek başına bir şey ifade etmez. Çünkü lafla bu işler olmaz, önemli olan uygulama ve bu uygulamaların dayandığı felsefedir. Kemalizmin dayandığı felsefe de burjuvanın çıkarlarını öncelikli olarak savunan burjuva felsefesi ve kapitalizmdir.
Kemalizm baştan beri bireyin, işçi sınıfının siyasete katılmasını, düşüncelerini söylemesini dile getirmesini engellediği, her türlü sivil inisiyatifi ve buna bağlı politik yaşamın gelişmesine izin vermediği için oldukça gerici bir burjuva ideolojisidir. Kemalizm başta beri her türlü eleştiriye en ufak bir tahammülü olmamıştır. Bir zamanlar Katolik Kilisenin kendisini eleştirenleri türlü yollarla susturarak bilimsel düşünceyi ve gelişmeyi engellemesi gibi Kemalistler de bu ucuz yönteme sarılmışlardır. Kendilerinden başka hiç kimsenin konuşmasına, fikir söylemesine bile tahammül edemeyen, bu bakımdan da esaslı düzeyde gerici bir ideoloji olan Kemalizm, Sabahattin Ali gibi insanları arkadaş toplantılarında Kemalizm eleştiriliyor diye tutuklamakta, hapse atmakta sakınca görmemiştir.
Kemalizm kısaca özünde esaslı biçimde komünizm düşmanlığı demektir. Kemalizm demek öncelikli olarak burjuvanın ve toprak ağalarının çıkarlarını savunmak ve bunların çıkarları için gerekirse bilim karşıtı, bilim düşmanı olmak ve yobazlığı savunmak demektir. Kemalizm aynı zamanda ataerkil bir ideoloji olup toprak ağalarının yanında olmaktır. Ataerkil bağlantıların ve köklerin arkasına saklanarak yapılan sömürüyü haklı çıkarmanın adı Kemalizmdir. Ve yine geçmişte yapılanların arkasına saklanarak bugünü ve geleceği işçi sınıfının elinden gasp etmek isteyen ideolojinin adı Kemalizmdir.
Komünizm düşmanlığı bu ülkede Kemalizm ile esaslı biçimde başlamıştır. İktidarı halk ve işçi sınıfıyla hiç bir biçimde paylaşmak istemeyen ve her fırsatta işçi sınıfının önündeki tüm demokratik yolları yok etmeyi birinci amaç edinen, gerçek demokrasinin kırıntısını bile işçi sınıfına çok gören, bunun için her türlü gerici ve yobaz ideolojilerle işbirliği içinde olmakta da sakınca görmeyen Kemalizm baştan beri komünist düşünceye karşı inanılmaz düzeyde saldırgan davranmıştır.
Kemalizm bir verip on almayı savunan uyanık geçinen burjuva ideolojisidir. İşçiye bir şey verilir ama karşılığında ondan on, bin yüz misli şey alınır. Verilenler gece gündüz anlatılır, ama işçi sınıfından neler alındığı söylenmez. Kemalizm 12 Eylülleri, faşist cuntaları, askeri ve militarist gerici darbeleri savunmak demektir. Kemalizm işçi sınıfının çıkarlarını ve geleceğini yok etmeyi öncelikli olarak savunmak demektir. Kemalizm egemen burjuvazinin çıkarlarını korumayı amaç edinmek, bu yüzden NATO’nun ve emperyalizmin çıkarlarını öncelikli olarak savunmak, bununla gurur duymak demektir. Kemalizm demek Kenan Evrenler ve Gladio’nun yanında olmak demektir. Kemalizm demek sosyal demokrasiye bile tahammül edememek sonuna kadar sosyalizm ve sol düşmanı olmak demektir. Sosyalist devrimcileri sudan bahanelerle öldüren, tutuklayan, hapseden, işkence eden, aşağılayan, ezen, sindiren ve buna işte özgürlük bu bununla gurur duy diyen ideolojinin adı Kemalizmdir.
Tabii bunun meyvelerini Kemalistler topladı. Baştan beri komünizm var olacağına bu ülkede 'İslamcılar', 'Ülkücü faşistler', 'Şeriatçılar' gelsin, bu bile komünizmden milyon hatta milyar kat daha iyi olur şeklinde bir politika benimser, ikiyüzlü bir politikalarla ilerici gibi görünüp gerçekte gericiliğin en esaslısını savunmaya çalışsanız olacağı bellidir. Kemalizm baştan beri kendisini sosyalizm düşmanlığını ve kapitalizm destekçiliği üzerine dayandırdı. Bu ülkede sosyalizm baştan beri gelişmediyse, kendisini ifade edemediyse bunun birinci derecede sorumlusu Kemalizmdir.
Kemalistler neden İslamcıları desteklediler, neden Köy Enstitülerini kapattılar, neden Sabahattin Ali gibi insanların konuşmasından inanılmaz düzeyde rahatsız oldular, neden gerici politikaları çaktırmadan destekledikleri halde kendilerini ilerici ilan ettiler, neden solcu ve sosyalist aydınların çoğunu fırsat buldukça en büyük düşman ilan ettiler ve bunu 80 yıl boyunca acımasızca ve en şiddetli biçimde devam ettirdiler? Neden işçi sınıfı fırsat buldukça sürekli aşağılamayı benimsediler?
Bu sorunun yanıtı şudur: Kemalizm bir burjuva ideolojisidir. Kemalizm için önemli olan burjuvanın (zenginlerin), toprak ağalarının çıkarlarının, ayrıcalıklarının korunmasıdır. Asıl olan budur. Mücadele bunun mücadelesidir. Vatan, millet, din, ata, milli mücadele vb. sözleri ile işçi sınıfının kullanarak, kandırarak binlerce dönüm toprağın, bir sürü fabrikanın sahibi olarak bunları savunmanın dayanılmaz cazibesi de denilebilir buna.
Kemalizmde içerikten ziyade şovlar, göz boyamalar çok defa en ön plandadır. İçerik çok defa, ikinci plandadır. Bunun nedeni Kemalizmin akıl ve düşünceden ziyade otoriteye dayalı olması ve bir tür otoriter kapitalizmi savunmaktan öte yeni bir şey zaten ortaya koyamamasıdır. Ama bunu direk dile de getiremez. Köy Enstitülerini Kemalizm kapatmak zorunda kalmıştır; çünkü Köy Enstitüleri Kemalizmin kendisinin bu boş ve gerici bir ideoloji olması ile zaten çelişki halindeydi. Nitekim daha sonra burada da Kemalizm içerikten ziyade şov ve gösterge ve göz boyama ile yoluna devam etti.
Kemalistler baştan beri işçi sınıfının aydınlamasından korktular. "Vatan, bayrak millet, millet, milli mücadele" vb. laflarla işçi sınıfını susturmayı, kandırmayı, manipüle etmeyi ve hakkını bile aramayan, beyinsiz, apolitik bir işçi sınıfı yetiştirmeyi büyük bir hedef olarak gördüler. Şimdi bunu da başarı diye anlatıyorlar. Aynı zamanda belki de çıkarları gereği bunu söylüyorlardır. Kendi açtıkları Köy Enstitüleri onları korkuttu çünkü düşünen, sorgulayan insanlar çıkıyordu oradan. Kemalistler embesil gibi ne denirse yapacak ve sömürüye asla itiraz etmeyecek apolitik, beyinsiz insanlar istiyorlardı. Başarı dedikleri de bu işte.
“Ama SSCB ve sosyalizm çöktü Kemalizm ayakta kaldı.” denilecek. Bir düşüncenin veya ideolojinin uzun süre yaşaması o düşünce ve ideolojinin doğru olduğu anlamına gelmez. Ona bakarsak İslam da hala dimdik ayakta, evrim karşıtları hala dünya da var, buradan İslam ve evrim karşıtlarının daha iyi ve daha doğru düşündüğü söylenebilir mi? Elbette söylenemez.
Ama Kemalistler okuma yazma öğretti, o halde ilerici bir felsefe olması gerekir? Okuma yazma öğretilmesi tek başına bir ideolojiyi ilerici ve doğru yapmaz. Önemli olan özgür ve bağımsız düşünmektir. Kemalizmin istediği ise gerçek anlamda özgür ve bağımsız düşünen insan değildir. Onların istediği insan burjuvaya itaat eden, sömürüye açık insandır. Bunu görmedkten olmadıktan sonra tek başına okuma yazma öğretti, vay be demenin anlamı yoktur. Kaldı ki kapitalizmin istediği tümüyle cahil insan değildir, kapitalizmin istediği burjuvanın emir ve talimatlarını yerine getirecek insandır. Bu bakımdan okuma yazma öğretmek zaten burjuvanın istekleri de çelişki halinde değil. Birçok burjuva devletinde eğitimin zorunlu olması boşuna değil.
Bugün için ikinci bir alışkanlık da burjuva ve kapitalizmde sorun görmeyerek sorunu basit biçimde kişilere, partilere indirgeyerek sorunların çözüleceğine olan derin yanılgıdır. Kapitalist düzeni sorumlu olarak görmeyip bunların piyon, maşa ve kuklalarını asıl sorun olarak görmek yetmez. Çünkü burjuva ve kapitalist sistemdeki sorunları görmek ve anlamaktan ziyade A burjuva partisi mi yoksa B burjuva partisi mi diye tartışmanın çok da anlamlı bir tarafı yoktur. Çünkü artık burjuva ilerici rolünü tümüyle kaybetmiştir.
Burjuva ilerici rolünü aslında çok uzun süre önce kaybetmişti. O yüzden onun gericilikten ve yobazlıktan medet umması boşuna değildir. Bunu görmek ve anlamak yerine, sorunu başka yerlerde aramaya çalışmak doğru değildir. Sorun bizzat kapitalist sistemin kendisindedir. Hala ısrarla kapitalist sistemin içinde çözüm ve çıkış noktaları aramaya çalışmak nafile bir uğraştır.
Bu ülke ve iktidar halka aittir ve olmalıdır. Ama ne yazık ki Kemalistler tarafından bu hiç de öyle görünmedi. Bu ülke hala babadan oğla geçen padişah anlayışı gibi birilerinin şahsi malı olarak görülüyorsa, ki Kemalistler tarafından hala böyle görülüyor, en azından bu uygulama böyledir, işçi sınıfına hala Osmanlı’da olduğu gibi kul gibi davranılıyor ve 80 yıldır bu savunuluyorsa orada ciddi sorun var demektir. Kemalistlere göre olay böyledir, çünkü ülkeyi kuran, yapan, inşa eden yani yoktan var eden Kemalistlerdir. Onlara göre bu öyledir. Bu faşist bakış açısı işçi sınıfını tümüyle aşağılamak anlamına geldiği gibi onu insan bile yerine koymayan Osmanlı anlayışının apaçık biçimde devamıdır. Şartların gereği denilerek de bu politikalar savunulamaz. Çünkü hiçbir şart insanlara köle gibi davranma hakkı vermediği gibi onların iktidarını gasp etme hakkı veren faşist ve köleci bakış açısını haklı çıkaramaz. Böyle bir sömürge, mandacı, özgürlük karşıtı, tutsak edici, faşist, gerici ve yobaz, işçi sınıfını sonuna kadar aşağılayan, onu yok sayan, adam yerine bile koymayan, onun zorla ve cebren sömürülmesini meşru kılan, onu ezen bir anlayış kabul edilemez. Kimse çıkıp şartları keyfine göre yorumlayıp insanlara köle gibi davranmayı, özgürlüğünü ve konuşma hakkını yok saymayı, onları köle muamelesi yapmayı çok büyük bir ilericilik olarak anlatmasın. Eğer birileri şartları keyfine göre yorumlama hakkını kendinde buluyorsa biz de bu hakkı kendimizde bularak köle olmayı, tutsaklık içinde yaşamayı kabul etmediğimizi ilan ediyoruz.
Bir komünist köle sahibi için “hiç olmazsa bu kölenin yaşamasına izin veriyor, onu besliyor ve karnını doyuruyor, köle sahibi olmasa köle ölürdü, bu yüzden bu köle sahibi gurur duyulacak bir kişidir” demez, diyemez. Elbette köle sahibi bir takım iyilikler de yapmış olabilir. Ama bu köleliği ve tutsaklığı haklı çıkarmaz. Komünist biri aynı şekilde kapitalist bir patrona da işçilere iş veriyor diyerek övgüler düzemez. Çünkü sömürü ortadadır. Çünkü komünizmin savunduğu şeyler bellidir.
Burjuva yanlıları artık bilin ki sonuna ve ölümüne kadar gece gündüz savunduğunuz, kendi şahsi menfaatlerinizi savunmak için işçi sınıfına karşı uyguladığınız bu sömürge politikalarının sonuna doğru yaklaşıyoruz. Bankalardaki milyonlarca dolarınız, binlerce dönüm araziniz de sizi kurtaramayacak, çünkü beyinsiz hale getirdiğiniz, gece gündüz bunun için uğraştınız, bu halk da artık sizi kurtaramayacak.
Komünizm gelecekse şartlar öyle olduğu için gelecektir. İşte o zaman gerçek aydınlama başlayacaktır. Çünkü komünist sistemde asalak ve sömürücü sınıfa ihtiyaç olmadığı gibi bizzat işçi sınıfı ve halkın kendisi iktidarın sahibi olacaktır. İşçi sınıfı bu derece ezilmeyecek, adam ve insan muamelesi görecektir. İnsana insan gibi davranılacaktır. Doğaya ve çevrede bir takım şirketlere peşkeş çekilmeyecektir.
spartacus
14-11-2012, 16:13
Ben bu başlıklara, ayrı, ayrı başlık açmalara anlam veremiyorum(bu konuların başlıkları forumlarda zaten fazlasıyla mevcut). Bir kaç eleştiri yapmak gerekirse; Kemalizm ne düzeyde dogma ise Türkiyede sözde kendisine sözümona sosyalist diyen(marjinal) kesimlerde o düzeyde dogmatiktir(ve sembolcüdürler). TC nin sosyalistleri de, kemalistleri de kafa yapısı aynı!
Açıkcası yıllardır aynı yavan(ayet) tekrarları duymaktan sıkıldım. yani amacım birilerini eleştirmek değil, bıkkınlık veren tarzı en kaba biçimiyle dile getirmektir.
Bir örnek vereyim;
Bir gün bir lokaldeyiz. (10 yıl önce). 3 Kişi hararetli biçimde tartışıyor. Birbirlerine kullandıkları sözler ezberden dökülen tipik nağmeler, yani ayet gibi. Böyle 30 dk tartıştılar. Birisi diyor ki Türk solu kürt ulusal mücadelesine yeterli desteği vermediği için çöktü. Öteki diyor ki yok bilmem ne, onlar emperyalistlerle uzlaşıyor vs...
Araya girdim, arkadaşlar herhangi bir ulusal mücadeleye destek verip, vermemek bir ülkede solu çökertiyorsa, çöksün zaten! Efendim hemen beriki atladı, sol derken sosyalist demek istedik! O zaman hepten batsın! Sosyalist mücadele, ulusal mücadeleye destek vermediği için çöküyorsa çöksün zaten. Kaldı ki biriniz ulusal mücadele emperyalistlerle uzlaşıyor dediniz, uzlaşabilir, hatta uzlaşması gerektiği, çatışması gerektiği dönemler olur. Adı üstünde burjuva mücadele ve taktik o an ne gerektiriyorsa onu yapar. Siz ne bekliyordunuz? Burjuva karakterli bir mücadele kapitalistlerle değil de kimle uzlaşacak? İttifak olacak?...
Vay efendim, sen dev sola laf edemezsin! Burjuva mücadelesi veriyor diyemezsin! Alın size gün görmemiş taliban bozması mürit! Diğeri yok sen bilmem ne KP ye laf edemezsin, eleştiremezsin, hadi dışarı çık hesaplaşalım! (bıraksam yanımdaki arkadaşlar kafalarını kıracak :) ). Kafa yapısı mı arıyorsunuz buyrun. Kemalistlerden daha mı ilerideler, asla, hatta dinciler ile başa baş giderler... Bu kafa Türkiye'de sözde sosyalist diye geçinen, feodal kahramanlık bilincini dahi aşmamışların geçerli kafası... Kapitalist kültürden dahi gerideler, ama ne yazık ki sosyalizm, hala sözde sosyalist geçinen faşist kafalı sözümona devrimcilerin(tarikatlar ve müritler)etkisi altında.. Ülkeyi, sözde devrimci ve sosyalistlere 1 haftalığına bıraksak, hiç şüphem yok, önce bizi, üçüncü günde birbirleriyle geçinemez, birbirlerini boğazlarlar. Sosyalist oldukları için mi? hayır tipik feodal mürit oldukları için. Ne sosyalizmi bildikleri ne de kapitalizmi çözdükleri için değil, inandıkları için savaşan, imanlı cengaverler! Ne için savaşıyorlar(cihad)? haklı ve doğru oldukları için. Bu dil dinlerin asli dili değil mi? O yüzden dilleride yavan oluyor ve her daim bir tukaka, şeytanı seçme(!) temeli üzerine kurulu. Kısaca ülkede sosyalist var mı? (nadir). 3 kişi bir araya gelse adı örgüt oluyor, 3 gün sonra o 3 kişilik örgüt o kadar bereketli, doğurgan ve verimli ki, zerre objektif değer taşımayan sudan sebeplerle ondan 2 örgüt daha doğuyor(bol peygamber ve tarikat üretiyor). Ayranı yok içmeye, tüm vaktini tükettiği meselelere bakın....) Birde herkes oportunist, herkes revizyonist! Türkiye de anket yapsak oportunist nedir diye sorsak sanırım %99 u bilmez... Böyle başa böyle tarak..
Bu tarzdan uzak durmak gerekir. Atıyorum Atatürk olmasaydı, TC de resmi kapitalist ideoloji ve kullanılan subjektif değerler başka türlü mü olacaktı? Sebep? Hadi bunları geçtim, kabul ediyorum, Atatürk vampirdir dedim, sonuç ne? hani neo-liberaller yazarya, Ho Chi Minh diktatördü, Lenin vampirdi, Stalin şöyleydi, lakırtı o kadar boştur ki, 3 satırı geçmez, biraz zorlasanız(adam yerine koyup) yine aynı şeyler ve çok rahatlardır, o öyledir, bu böyledir, tamam kabul hepsi vampir, eee ne oldu şimdi? Sonuç ne? Sanki karşımızda, şeker bekleyen at, ödül bekleyen bir bebek, ya da ne bileyim hastalıklı, deşarj olmaya muhtaç bir tip var... Umarım ifade edebiliyorum...
Türkiye de egemen olan faşizm değil, tipik kapitalizmdir. (ayrı bir konu ama her 3 kelimeden birisi emperyalizm, öteki faşizm olan yazılar ne kadar uzun olursa olsun okumanın yararlı olacağını düşünmüyorum. Zira hamasi, içeriksiz ve faydasız olurlar. Ajitasyonun da en kötüsü parçalanır). Kapitalizmde hiç bir kapitalist devlet, kendi varlığını kökten sarsacak hiç bir güce, gül vermez. Belirli makul ölçülerin dışı, doğasına aykırı. Sosyalizmde gül dağıtmaz. tarihte sözde hiç bir sosyalist ülke, iç güvenliği dama atmamıştır? SSCB de kime gel geç dendi ki, kapitalist bir devlet desin... O halde sırf buradan bakarak her ikisi de faşist mi?
Sözde sosyalist doğu bloku ülkelerine bakın. Fişlenmeyen 1 kişi yok(şizofren devlet modelleri). 15 yıl önce KDP(Alman Komünist Partisi) Doğu Almanya Seksiyonunun arşiv belgelerini okumuştum. Doğu Almanya da fişlenen insanların fişleri uç, uca eklendiğinde, ülkeyi çepe çevre dolanıyor! Üstelik doğu Almanya cezavelerinde, batı Almanya sosyalistleri mahkum :). Yine Çin, yine SSCB nin askeri bürokrasisi de keza öyle...
Nasılsa TC deki sosyalistlerde aynı. Mürit ve sembol bağımlısı, yani maruzatları var arkadaşalrın, çünkü tabuları var!.. SSCB de ne oldu? Orak, çekiçli kızıl bayrak yüksek, çoook yüksek direklere, kocaman asıldığında bunun adı sosyalizm oldu(İsa yere indi!). beri tarafta zaten sosyalizm denince, dinsel bir inanç ve sembol tapınırı kitle, mest oldu. Bu mest oluş sosyalizm için yeterli olacak ki, sosyalizm adı altında askeri dikatörlükler kuruldu... Adına da sosyalizm dediler? sebep? Orak çekiçli kızıl bayrak dalgalanıyor ya? Daha ne olsun.... Birde materyalizm ve diyalektikten bahsederler, oysa kendileri düpedüz idealist...
Neyse uzatmayayım, neo liberallerin Stalin şöyle katliamlar yaptı, sosyalizm şöyle kötü, sosyalizm böyle diktatör, sosyalizm şöyle totaliter kafasıyla birebir aynı biçimde, üstelik kapitalizm rafa kaldırılarak sanki her şey kişisel ve şahıslara dayalıymış gibi, kan davası ve çamur, hutbe düzeyini aşmayan, şu şöyle kötü, böyle kötü, şöyle etti, yaptı yazılarının en azından kendi adıma hiç bir değeri yok.
Buradaki başlık Kemalizm olduğu için yazdım.
Başlık Türkiye'de sosyalizm olsaydı o konuda da yazardım. Bununla birlikte Türkiye'de sosyalizm epey marjinal düzeyde kalmıştır, gelişmesine fırsat verilememiştir. Bundan elbette sosyalistler de bir ölçüde sorumlu olabilir ama konu bu olmadığı için burada onu yazmıyorum.
Kemalizmin durumu ise farklıdır. Kemalizm yıllarca iktidarda kalmıştır. Bir şeyler iddiasındadır. Şimdi aynı şekilde sosyalistler iktidarda olsa ve yanlış şeyler yapsa, olur bir şey, bunu konuşmanın manası bile yoktur demenin de benim için pek bir anlamı yoktur.
Kaldı ki ben ne Stalin'i ne de otoriter sosyalizmi ve türevlerini savunmuş biriyim. Stalin de yanlış yaptıysa, olur böyle şeyler demem. Kimse eleştirilemez değil. "Ama başkaları da öyle söylüyor." Biz başkaları öyle söylediği için değil öyle olduğu için söylüyoruz. O yüzden "Stalin de bunları yapmıştı, hatta çok daha ileriye gitti. O yüzden Kemalist biri de yaptıysa ne olmuş ki, bunların ne önemi var mı, konuşmaya bile değmez." türünden sözleri de doğru bulmuyorum. Eğer aynı ve benzer şeyleri Stalin de yaptıysa yanlış yapmış, yanlışın savunulacak tarafı bana göre olamaz. Stalin'de de bu durum değişmez. Ona özel davranacak değiliz.
Diğer bir nokta ise tüm kapitalist iktidarların tam anlamı ile aynı olduğunu da düşünmüyorum. Çok farklılıklar olabilir. İsveç ile Türkiye bir mi? Finlandiya ile Türkiye bir mi? Değil.
İsveç, Finlandiya vb. ülkelerde sosyal demokrasi vb. önemli ölçüde gelişmiştir. Gelir dağılımı bu derece bozuk değildir. Türkiye gelir dağılımda OECD ülkeleri arasında ABD ve Meksika ile birlikte son sıralarda.
Birçok bakımdan İsveç, Finlandiya'daki kapitalizm tam anlamıyla Türkiye'dekine benzemez. Sonuçta ikisi de kapitalistler ama çok farklı farklı kapitalist uygulamaların var olabileceğini de anlamak gerekir. Evet ikisi de kapitalist ama bariz bir fark olduğu açık.
Kaldı ki ben ne Stalin'i ne de otoriter sosyalizmi ve türevlerini savunmuş biriyim. Stalin de yanlış yaptıysa, olur böyle şeyler demem. Kimse eleştirilemez değil. "Ama başkaları da öyle söylüyor." Biz başkaları öyle söylediği için değil öyle olduğu için söylüyoruz. O yüzden "Stalin de bunları yapmıştı, hatta çok daha ileriye gitti. O yüzden Kemalist biri de yaptıysa ne olmuş ki, bunların ne önemi var mı, konuşmaya bile değmez." türünden sözleri de doğru bulmuyorum. Eğer aynı ve benzer şeyleri Stalin de yaptıysa yanlış yapmış, yanlışın savunulacak tarafı bana göre olamaz. Stalin'de de bu durum değişmez. Ona özel davranacak değiliz.
Burada yanlış deyince, ciddi ve bir takım önemli sonuçlar doğuran hatalardan söz ediyorum. Elbette herkesin ufak tefek pek önemli sonuçlar doğurmayan yanlışları olabilir.
Ama bu yanlış son derece ciddi sonuçlar doğuruyorsa, birçok kişiyi yakından ilgilendiriyorsa bunların üzerinde düşünmek gerekir.
Peki bu nasıl önlenebilir?
Bunun bir yolu düşünce özgürlüğünün ilerlemesi ve gelişmesi yönünde adımlar atmaktır.
Bunun yerine bir takım bürokratik sınıf, parti sınıfı veya burjuva sınıfının özgürlüğünü genişletmeyi tek ve yegane amaç edinirseniz, diğerlerini görmezden gelirseniz ve bunun için bir takım bahanelerin(dış düşmanlar, kapitalizm, daha gelişmedik vb.) arkasına her seferinde saklamayı seçerseniz bunun cevap olmadığını söyleyenler de olacaktır. Ve her seferinde size itiraz edenler elbette ki liberaller veya neoliberaller olmayacaktır.
Diğer bir nokta daha var.
Burada Kemalizm için yazdığım yazıyı kendim için yazmış filan değilim.
Bu ülkede Kemalizmi halen sol olarak görenler, anlayanlar var.
Yoksa Kemalizmin neyle ittifak yapmak isteyeceği bence elbette açık, ama birçok kişi için bu o kadar açık değil. Bunları anlatmak gerekir.
Bazı sosyalistlerin bunu bilmesi herkesin bunu söylenmeden otomatik olarak bileceği veya çıkaracağı anlamına gelmiyor.
Baskoylu
14-11-2012, 19:45
Diğer bir nokta daha var.
Burada Kemalizm için yazdığım yazıyı kendim için yazmış filan değilim.
Bu ülkede Kemalizmi halen sol olarak görenler, anlayanlar var.
Yoksa Kemalizmin neyle ittifak yapmak isteyeceği bence elbette açık, ama birçok kişi için bu o kadar açık değil. Bunları anlatmak gerekir.
Bazı sosyalistlerin bunu bilmesi herkesin bunu söylenmeden otomatik olarak bileceği veya çıkaracağı anlamına gelmiyor.
Saygideger Brian Dost
Katkilarinizdan dolayi tesekkurler....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
14-11-2012, 20:28
Ben bu başlıklara, ayrı, ayrı başlık açmalara anlam veremiyorum(bu konuların başlıkları forumlarda zaten fazlasıyla mevcut). Bir kaç eleştiri yapmak gerekirse; Kemalizm ne düzeyde dogma ise Türkiyede sözde kendisine sözümona sosyalist diyen(marjinal) kesimlerde o düzeyde dogmatiktir(ve sembolcüdürler). TC nin sosyalistleri de, kemalistleri de kafa yapısı aynı!
Açıkcası yıllardır aynı yavan(ayet) tekrarları duymaktan sıkıldım. yani amacım birilerini eleştirmek değil, bıkkınlık veren tarzı en kaba biçimiyle dile getirmektir.
Bir örnek vereyim;
Bir gün bir lokaldeyiz. (10 yıl önce). 3 Kişi hararetli biçimde tartışıyor. Birbirlerine kullandıkları sözler ezberden dökülen tipik nağmeler, yani ayet gibi. Böyle 30 dk tartıştılar. Birisi diyor ki Türk solu kürt ulusal mücadelesine yeterli desteği vermediği için çöktü. Öteki diyor ki yok bilmem ne, onlar emperyalistlerle uzlaşıyor vs...
Araya girdim, arkadaşlar herhangi bir ulusal mücadeleye destek verip, vermemek bir ülkede solu çökertiyorsa, çöksün zaten! Efendim hemen beriki atladı, sol derken sosyalist demek istedik! O zaman hepten batsın! Sosyalist mücadele, ulusal mücadeleye destek vermediği için çöküyorsa çöksün zaten. Kaldı ki biriniz ulusal mücadele emperyalistlerle uzlaşıyor dediniz, uzlaşabilir, hatta uzlaşması gerektiği, çatışması gerektiği dönemler olur. Adı üstünde burjuva mücadele ve taktik o an ne gerektiriyorsa onu yapar. Siz ne bekliyordunuz? Burjuva karakterli bir mücadele kapitalistlerle değil de kimle uzlaşacak? İttifak olacak?...
Vay efendim, sen dev sola laf edemezsin! Burjuva mücadelesi veriyor diyemezsin! Alın size gün görmemiş taliban bozması mürit! Diğeri yok sen bilmem ne KP ye laf edemezsin, eleştiremezsin, hadi dışarı çık hesaplaşalım! (bıraksam yanımdaki arkadaşlar kafalarını kıracak :) ). Kafa yapısı mı arıyorsunuz buyrun. Kemalistlerden daha mı ilerideler, asla, hatta dinciler ile başa baş giderler... Bu kafa Türkiye'de sözde sosyalist diye geçinen, feodal kahramanlık bilincini dahi aşmamışların geçerli kafası... Kapitalist kültürden dahi gerideler, ama ne yazık ki sosyalizm, hala sözde sosyalist geçinen faşist kafalı sözümona devrimcilerin(tarikatlar ve müritler)etkisi altında.. Ülkeyi, sözde devrimci ve sosyalistlere 1 haftalığına bıraksak, hiç şüphem yok, önce bizi, üçüncü günde birbirleriyle geçinemez, birbirlerini boğazlarlar. Sosyalist oldukları için mi? hayır tipik feodal mürit oldukları için. Ne sosyalizmi bildikleri ne de kapitalizmi çözdükleri için değil, inandıkları için savaşan, imanlı cengaverler! Ne için savaşıyorlar(cihad)? haklı ve doğru oldukları için. Bu dil dinlerin asli dili değil mi? O yüzden dilleride yavan oluyor ve her daim bir tukaka, şeytanı seçme(!) temeli üzerine kurulu. Kısaca ülkede sosyalist var mı? (nadir). 3 kişi bir araya gelse adı örgüt oluyor, 3 gün sonra o 3 kişilik örgüt o kadar bereketli, doğurgan ve verimli ki, zerre objektif değer taşımayan sudan sebeplerle ondan 2 örgüt daha doğuyor(bol peygamber ve tarikat üretiyor). Ayranı yok içmeye, tüm vaktini tükettiği meselelere bakın....) Birde herkes oportunist, herkes revizyonist! Türkiye de anket yapsak oportunist nedir diye sorsak sanırım %99 u bilmez... Böyle başa böyle tarak..
Bu tarzdan uzak durmak gerekir. Atıyorum Atatürk olmasaydı, TC de resmi kapitalist ideoloji ve kullanılan subjektif değerler başka türlü mü olacaktı? Sebep? Hadi bunları geçtim, kabul ediyorum, Atatürk vampirdir dedim, sonuç ne? hani neo-liberaller yazarya, Ho Chi Minh diktatördü, Lenin vampirdi, Stalin şöyleydi, lakırtı o kadar boştur ki, 3 satırı geçmez, biraz zorlasanız(adam yerine koyup) yine aynı şeyler ve çok rahatlardır, o öyledir, bu böyledir, tamam kabul hepsi vampir, eee ne oldu şimdi? Sonuç ne? Sanki karşımızda, şeker bekleyen at, ödül bekleyen bir bebek, ya da ne bileyim hastalıklı, deşarj olmaya muhtaç bir tip var... Umarım ifade edebiliyorum...
Türkiye de egemen olan faşizm değil, tipik kapitalizmdir. (ayrı bir konu ama her 3 kelimeden birisi emperyalizm, öteki faşizm olan yazılar ne kadar uzun olursa olsun okumanın yararlı olacağını düşünmüyorum. Zira hamasi, içeriksiz ve faydasız olurlar. Ajitasyonun da en kötüsü parçalanır). Kapitalizmde hiç bir kapitalist devlet, kendi varlığını kökten sarsacak hiç bir güce, gül vermez. Belirli makul ölçülerin dışı, doğasına aykırı. Sosyalizmde gül dağıtmaz. tarihte sözde hiç bir sosyalist ülke, iç güvenliği dama atmamıştır? SSCB de kime gel geç dendi ki, kapitalist bir devlet desin... O halde sırf buradan bakarak her ikisi de faşist mi?
Sözde sosyalist doğu bloku ülkelerine bakın. Fişlenmeyen 1 kişi yok(şizofren devlet modelleri). 15 yıl önce KDP(Alman Komünist Partisi) Doğu Almanya Seksiyonunun arşiv belgelerini okumuştum. Doğu Almanya da fişlenen insanların fişleri uç, uca eklendiğinde, ülkeyi çepe çevre dolanıyor! Üstelik doğu Almanya cezavelerinde, batı Almanya sosyalistleri mahkum :). Yine Çin, yine SSCB nin askeri bürokrasisi de keza öyle...
Nasılsa TC deki sosyalistlerde aynı. Mürit ve sembol bağımlısı, yani maruzatları var arkadaşalrın, çünkü tabuları var!.. SSCB de ne oldu? Orak, çekiçli kızıl bayrak yüksek, çoook yüksek direklere, kocaman asıldığında bunun adı sosyalizm oldu(İsa yere indi!). beri tarafta zaten sosyalizm denince, dinsel bir inanç ve sembol tapınırı kitle, mest oldu. Bu mest oluş sosyalizm için yeterli olacak ki, sosyalizm adı altında askeri dikatörlükler kuruldu... Adına da sosyalizm dediler? sebep? Orak çekiçli kızıl bayrak dalgalanıyor ya? Daha ne olsun.... Birde materyalizm ve diyalektikten bahsederler, oysa kendileri düpedüz idealist...
Neyse uzatmayayım, neo liberallerin Stalin şöyle katliamlar yaptı, sosyalizm şöyle kötü, sosyalizm böyle diktatör, sosyalizm şöyle totaliter kafasıyla birebir aynı biçimde, üstelik kapitalizm rafa kaldırılarak sanki her şey kişisel ve şahıslara dayalıymış gibi, kan davası ve çamur, hutbe düzeyini aşmayan, şu şöyle kötü, böyle kötü, şöyle etti, yaptı yazılarının en azından kendi adıma hiç bir değeri yok.
Saygideger spartacus Dost
Ateizm, Komunizm, Sosyalizm, Demokrasi ve Sosyal Demokrasinin nasil bir birinden farkli anlamlari ve amaclari varsa....
Devrim, Devrimci ve Devrimcilik ayni sekilde cok benzer gorulsede bir birinden cok farkli anlamlari var.
Kendisine Komunistim diyen her birey komunist olabilirmi?
Kendisine Marksistim diyen her birey Marksist olabilirmi?
Kendisine Sosyalistim diyen her birey Sosyalist olabilirmi?
Kendisine Devrimciyim diyen her birey Devrimci olabilirmi?
Kendisine Insanim diyen her birey Insan Olabilirmi?
Bunlari cogaltabiliriz.
DEVRIM;
1.Kurulu bir hukümetin veya politik sistemin zorla ve tamamen yikilması;
2. Toplumsal yapida sistem ve duzenden hosnut olunmamasi halinde, aniden meydana gelen, genellikle siddetle yaratilan, radikal ve yaygın degisiklik;
3. Herhangi bir seyde meydana gelen butunsel ve bariz degisiklik;
4. Mekanik ve astronomide bir cismin kendi etrafinda veya baska cisimler etrafinda donusu.
4 ayri anlamda soylenenleri goz onunde bulundurursak... Ataturk`un yapmis oldugu yenilikler ve degisiklikler, Milli Burcuva Devrimler olarak tahlil etsekte, Adina Devrim ve Devrimler diyebiliriz, bunda bir sorun yok, sorun yapilan Devrimlerin kime ve neye hizmet ettigidir, yapilan devrimlerin nitelik ve nicelikler tartisilir. yani asil ihtiyac ve gereksinim olan devrimlerin yapilip yapilmadigi vs vs .
Sonuc olarak Fetullah Gulen politikasi ile, AKP ninde yaptigi kendisine gore bir yeniliktir, yani kendisini deviren ve kendi varligini sadece Dianet Isler bakanligi ile sinirli birakan bir dusunceyi yeniden turetmek, bilimsel egitim yerine, Ilahayet fakultelerini kurmak, her kose basinda kuran kursalarini acip insanlarin dinci olmalarini hizlandirmak vs vs.
Adolf Hitler`de kendisine gore Devrim yapmistir, onun devrimi`de insanlari firinlarda kavurmak, kendisine karsi gelen kim olursa olsun yok etmek, dunyaya hakim olup, kendi inancina gore Allah`a teslim etmekti.....
Marksist DEVRIMCi;
Hic bir cikar beklemeden 24 Saat kendisini halka ve devrime adiyan, Ser verip sir vermiyendir.
Devrimcilik;
Firsati oldukca, kendisini Marksist, Sosylist, ilerici ve aydin goren ve gormeye calisan, bir kac ogrendigi bilgilerle kendisini devrimci katagorisi icinde his eden, bilgi ve birikimin olmadigi ve zaman zaman siddete bas vuran, isin icinden siyrilmak icin bencillik egosunu on plana cikararak, sen bilmiyorsun, bir kac sey bilmekle kendini bir sey saniyorsun, sen yanlis biliyorsun, ezberlemissin, vs vs gibi cikislarla bilimsel tartisma yerine, yapici ve egitici tartisma yerine, kisir tartisma ve kisisel satasmalardan oteye gitmiyen bir yapilanma icine girer.....
Dolayisiyla sizin yukarida verdiginiz orneklerle bunlari goz onunde bulundurursaniz umarim kisada olsa aciklamalarimla size cevap vermis oldugumu dusunuyorum.
Ayrica IKI LIDER, IKI ONDER kitabi elinize gecerse, Devrimci ve Devrimcilik konusunda size cok net bilgi verecektir.
Ibrahim Kaypakkaya ile Dogu Perincek`in yakalanmalari doneminde, birisi yedi sulalesini anlatip, kiminle ne konustugunu, nerede gorustugunu, kiminle ne yaptigini tek tek anlatirken.....
Digeri ise Tirnaklari Cekilir, Parmaklari Kesilir, Insanligin kabul edemiyecegi iskencelerden gecer... "Ser Verilir Sir Verilmez" teorisini dunya halklarina kazandirir.
Not: Saygideger Deist_tr Dost`a zaman sorunundan dolayi daha sonra cevap verecegimden. beni bagislamasini diliyorum.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Bugun sabah bir haber programında bir sunucu seyircilerden gelen facebook ve twitter mesajlarını okurken bir seyircinin benim hayalim Türkiyede komunizm görmek mesajına verdiği cevap gülmek ve tabi bu da onun hayali demek oldu adtea dalga geçti küçük beyniyle. İşte Türrkiye sosyalistlerinin en büyük problemi biraz hayal ürünü görünen marjinal girişimlerden vazgeçip kendini dev aynasında görüp insanlara sacmasapan görünen ideolojileri savunmasıdır. Halktan aldıkları destek bu yüzden 1000 delerle bile hesap edilememektir. Biraz topluma açık öneri ve somut birşeyler anlatmanın zamanı geldi evet Atatürk bir adım attı ve ülkeyi bağnazlıktan kurtardı birçok arkadaşın dediği gibi artık o zamanlarda yaşamayı bırakıp aynı zamanda lenin ve marks döneminde yaşamayıda bir kenara bırakmalı yeni dünya konjektüründe neler yapılabilir veya yapılmalı bunlar halkın önüne koyulmalıdır.
Çünkü son günlerde gelişen olaylar gösterdi ki tayyip milletin zannettiği o müthiş kriz yönetici lider olmaktan çıktı populist politikalarla mhp vari seçim yarışlarına başladı. Ülkeyi tamamen sağ eksene çekmeye devam ediyor. Hala idamı ortaya atabilecek kadar gerici bir zihniyete varolduğunu gösterdi. Ortada ise fokur fokur kaynayan bir gündem var. Çok yakında kapitalizmin çöküşünü veya ortadoğu ile başlayan bir yeni dünya savaşına bile tanıklık edebilecek durumdayız. Ama bakıyorum herkes kendi kıc derdinde ortada halkı doğru dürüst yönlendirecek bir lider yok. Çoğu kişi alternatifsizlikten akpyi destekliyor. Aslında bu durumdan sol faydalanıp gerçek bir lider ortaya çıkarıp yepyeni bir Türkiye nin temellerini atabilir.
spartacus
15-11-2012, 00:37
Sonuc olarak Fetullah Gulen politikasi ile, AKP ninde yaptigi kendisine gore bir yeniliktir, yani kendisini deviren ve kendi varligini sadece Dianet Isler bakanligi ile sinirli birakan bir dusunceyi yeniden turetmek, bilimsel egitim yerine, Ilahayet fakultelerini kurmak, her kose basinda kuran kursalarini acip insanlarin dinci olmalarini hizlandirmak vs vs.
Sevgili Baskoylu, ortada bir çark bir sistem var ve bu her şeyin merkezinde. o çarkta üretim ilişkileri ve üretim tarzından mamul, kısacası, kapitalizm. haliyle bu çark çok çeşitli biçimler altında dönebilir, kapitalistlerin en fazla ihtiyaç duyduğu şey çok az maaliyetle daha fazla kar, İSTİKRAR ve tabi talep etmeyen, hakkını arayamayan, itaatkar ve kör inançlarla uyuşmuş, ucuza kapatılmış, fakat hangi inançtan olursa olsun, isterse islamcı olsun, aşırı ve isyankar(!) olmayan düzeyde işlenmiş, tornadan çıkmış bir toplum. Ele fırsat geçtikçe her daim AKP gibi yapılanmalar çıkacak ve en büyük desteği tüccarlardan, küçük ve orta ölçekli işletmelerden alacaktır... artık hangi inanç, düşünce, subjektif bağlılık(din, millet, inanç, sözde sosyalistlerde olduğu gibi dava, yüce inanç, semboller, ezan, bayrak vs) prim yapıyorsa o kullanılacaktır. Gel gelelim ki bu tarz, maalesef Türkiye de kendisine sosyalist diyen sözüm ona dindarlığı aşmayanlarda da hakim(aydınlanmış ve gerçekten sistemlerin bilincinde olan, işi kahramanlık, fedailik yok kutsal dava, yüce ülkü, yüce liderimiz gibi tabu düzeyinde bağnaz sebeplerle, dindar ve kindar olmayan, ya feodal adanmışlık, ya psikolojik maceracılık ya da mafyatik kafayla yapmayanlar, gerçekten dünyayı, toplumları, sistemleri çözerek, gayet sabırlı, mantıklı ve insanca, aydın ve asalak olmadan yaşayarak hareket edenler hariç.). Tüm bu tarz sosyalizme de, materyalist felsefeye de, sosyalist insan karakterine de aykırı, bir çeşit tarikat örgütlenmesi gibi.. Kapitalist insan yapısına dahi uzak bir düzeyde. Kısacası yönetimin teokratik olduğu, haliyle siyasi örgütlenme mantığınında teokratik ve inanç merkezli olduğu bir dünyadan-siyasetten miras, feodalizm. Kemalizm eleştirilerine bakıyorum, hamasi kişi bağımlı. Dönem irdelemelerine bakıyorum tek bir tanesi konjonktürel değil. Bir kez olsun sistem kapitalizmdir temelinde bakış yok. Napolyon az mı savaştı?! Kemalisti, sözde sosyalisti, liberali, neo liberali, hep böyle teori, tabu ve şablon parçalar oldu.. belkide günümüzün modasıdır.
Adolf Hitler`de kendisine gore Devrim yapmistir, onun devrimi`de insanlari firinlarda kavurmak, kendisine karsi gelen kim olursa olsun yok etmek, dunyaya hakim olup, kendi inancina gore Allah`a teslim etmekti.....
Kişi olarak Hitler mi attı fırına, tüm suç sadece Hitler'in mi? Hitler olmasa olmayacak mıydı?. Hitler kendi elleriyle kaç kişiyi yakmış ya da öldürmüştür? Oysa Hitler toplumun büyük çoğunluğunun oyuyla geldi. Toplumun desteğiyle yaptı ve ondan evveliyatı, hakim tüccarlar ve egemen sınıf, daha fazla kar ve dünyada daha fazla dış sömürge isteğiyle Hitler'den yarım yüzyıl öncesinden beri çalışıyorlar ve öyle bir iktidar istiyorlardı.. Öyle ya daha dün rahatlıkla kırbaçladığı işçiyi kırbaçlayamaz, hizmetçisinin dişini sökemez ve işçiyi 3 kuruşa 16 saat çalıştıramadığı gibi, önünde de diz çöktüremez olmuştu. İstikrar kalmamış , gelişen kapitalist ülkeler, bozulan dengeler-paylaşımlar ve sermaye sınıfının yayılma-sömürge hissi ve beri yanda devrim, sosyalizm, sosyal demokrasi(! ki o dönem faşizmle ezilecek en önemli şeydi) korkusu bu süreci hızlandırdı. O faşist ve adi eylemleri, o suçları işleyenlere Hitler yap dediği için değil, kendileri de öyle istedikleri için yaptılar. Kısacası Hitler dağların, taşların değil, onu orada görmek isteyen ve o şekilde hareket etmesini uman büyük bir kitlenin isteği, arzusu ve talepleri doğrultusunda hareket etti, kitle manken, tribün, içlerindekini dışa vuracak, haykıracak lider, sergi malı istiyordu, talep vardı, arz ayaklarıyla geldi ve kitle Hitler üzerinden deşarj oldu, parmakları sızlayana kadar alkış tuttu...(aksi olsa, Hitler bir gün orada duramazdı). Ortada bir devrim mi var? hayır, kapitalizmin doğasında var olan bir şey hayat buldu o kadar...
Marksist DEVRIMCi;
Hic bir cikar beklemeden 24 Saat kendisini halka ve devrime adiyan, Ser verip sir vermiyendir.
99 luk tespih alıp günde 500 kere ya sosyalizm de demesi gerekir mi? Yani sosyalist olmak için kapitalizmi, sosyalizmi çözmek değilde, illa sıradışı, ilahi, kutsal, sırf adanmışlık(fedai), olağanüstü, inancıyla dağları delen ferhat mı olması gerekir.. Yani bu iş insan bünyesi(fizik), inanç ve 7/24 adanmışlık, halka rağmen, halk adına modern peygamberlik ve ant içilmiş kutsal! davadan, hizmetten mi geçiyor? demek bu kadar idealist. Önceki yazımda ifade edememişim...
Bu haliyle TC de ilk yıllarda, bir taraftan emperyalizme kendisini satmış saltanata karşı, beri yanda ağalık sistemi(feodalite), öte yanda emperyalist haydutlara karşı canını budaktan esirgemeyen, kendisini davasına ve halkına adamış, 7/24 bu uğurda savaşmış, can vermiş, ser vermiş................................. bir biçimde yaratılmadı mı? O halde bence 99 luk tespihimizi alalım ve hayata böyle bakmaya devam edelim. Eğer bunlar bize bilinç sağlıyor ve yetiyorsa, başka şeye ne gerek?
Ömer İskenderiye kütüphanesini yakarken, kitapları getirin demiş. Sırayla kitaplara bakmış, demiş ki bu konu zaten kur'an'da var yakın!. Diğerine bakmış bu Kur'an'da yok!? O halde yakın zira Kur'an'da olmayan gereksizdir...... marksist olmak için ser verip sır vermemek gerekiyor-yetiyor demek...
Anlaşılmadığımı ya da daha doğrusu ifade edemediğimi düşünüyorum, zira bir kaç kalemde ifade edemeyeceğim kadar çetrefilli bir durum var, o yüzden daha fazla yazmayı ve konuyu dallandırmayı düşünmüyorum. Kısaca, Hitler böyle, Stalin şöyle, Mao diktatör, Che manyak, Atatürk böyle gibi kişi analizlerinin ve bilinç temelinde hiç bir değer taşımayan, 6 yaşında bebenin, oy verdiği partinin başkanını bilmeyen mankenlerin dahi ifade edebileceği bir üstünkörülükle, sırf ajitasyon ya da bu tarz söylemler üzerinden kuru propaganda maksadıyla harcanan vaktinde, harflerinde hiç bir değeri olmadığını düşünüyorum. Kullanılış biçimine baktığımda ise tencere-kapak ile karşılaşıyorum, bütün ifade etmek istediğim bu özetten ibaret.... Biz bu sitede ana, asıl temel ve kaynak din dururken, binlerce kez sırf kişi odaklı biçimde Muhammed şöyledir, böyledir desek(yani kişiyi hedef alan ötesi olmayan), müslümanlar bizim ellerimize mi sarılacak, binlerce kez teşekkür edip, aydınlandıklarını mı düşünecekler. Sebep?
"Koşullar birçok şeyi, hatta hemen her şeyi koşullar belirliyor. " sözüne katılırım.
Stalin’in var olmasını sağlayan koşullardı. Aynı koşullar kapitalizmin var olmasını sağladı. Dünya’da yaşamın var olmasını, bizim var olmamızı da sağlayan yine bu koşullardır. Dinlerin var olması da bir takım koşulların sonucudur.
Kısaca elbette belirleyici olan koşullardır. Bunun yanında çok sınırlı da olsa bir belirleyici daha olduğunu düşünüyorum: insan bilinci.
Gerçi insan bilincini de belirleyen koşullar olduğu için gerçek belirleyici koşullardır denilebilir. Evet öyle düşünülebilir, o zaman herkes yapması gerekeni yapıyor da denilebilir buna.
“Dinler var.” Koşullar öyle gerektiği için bu böyle.
“Stalin böyle böyle yaptı” Koşullar onu gerektiriyordu.
“Hitler insanı fırana attı” Koşullar öyle idi, Hitler koşulların gereğini yapmak zorunda idi.
“Bugün bir faşist durduk yerde sosyalist olduğum için gözüme okkalı bir yumruk indirdi.” O faşist dediğiniz kişi tümüyle koşulların bir ürünüdür, koşullar öyle gerektirdiği için o faşist o yumruğu attı. O yumruk koşulların bir yansımasıdır vs vs denilebilir.
Fakat yine de insan bilinci, iradesi ile bir takım şeyleri çok sınırlı da olsa da değiştirebilir. Çünkü deneyimlerimizden biliyoruz ki bazı şeyleri sınırlı da olsa değiştirme, etkileme gücümüz var. (İnsan bilinci de koşuların ürünü olduğu için bu biçimde ifade kısır döngü olarak da düşünülebilir ama olsun bunun bazı bakımlardan bize bir takım kolaylıklar sağlayacağını düşünüyorum. İnsan bilinci ve iradesi her ne kadar koşulların ürünü de olsa, kendi başına o koşullara bağımlı da olsa soyutlama, düşünme ve karar verme yetkisine sahip. Elbette karar verirken insan koşullardan etkilenecek, ama düşünme gücümüzle, soyutla yeteneğimizle sınırlı da olsa, doğru ile yanlışı ayırt etme potansiyeline sahip olduğumuzu düşünüyorum. Bu sahip olduğumuz güç koşulların ürünü de olsa insanoğlunun büyük bir gücü ve önemli bir güç.)
Örneğin alış veriş yaparken kasadaki adam alacağımız parayı yanlış saydı ve eksik biçimde bize verdi bu yanlışı gördük ve onu uyardık. Bu uyarıyı yapmasak aldanacaktık. İstediğimizi belirtmek ve yanlışı ortaya koymak en doğal hakkımız, belki de gereklilik. Yanlış yapanlar hakimler, bilim adamları, doktorlar, öğretmenler, siyasetçiler de olabilir.
Bu yanlışların bir kısmı yanlış teori ve yargılara, ideolojilere, çıkar ilişkilerine dayanabilir. Ve bunlarla mücadele etmek tek tek kişilerle mücadele etmekten zaman zaman daha zor olabilir. Nihayetinde kişiler ölebilir ama yanlış teori, ideoloji, düşünce ve yöntemler kuşaktan kuşağa aktarabilir. Bunun yanında zaman zaman kişiler ölse bile bu kişiyle onun oluşturduğu ideoloji, düşünce vb. arasında bazen öyle bir ilişkiler kurulur ki kişi o ideoloji, düşünce, yöntem vb. ile adeta ölümsüzleştirilir. Böylesi durumlarda bazen kişi ile onun ideolojisi birebir örtüştürülerek, kişi ile birlikte ideolojisi putlaştırılır. İşte o zaman o kişi ile veya onun ideolojisi ile mücadele etmek arasındaki fark da son derece belirsiz hale gelebilir. Evet bunlar da koşulların ürünüdür. Ama koşullar öyle demek sorunu anlamak ve çözmek için tek başına çok kolaylaştırıcı bir tespit değil. Örneğin adamın birisi kafasından vuruldu ve acile servise getirildi diyelim. Doktor adamın kafasına baktı ve dedi ki: “koşullar öyle olduğu için adam kafasından yara almış, aslında kurşun burada suçlu değil, adamın kafasını düzeltmek için koşulları düzeltmek gerekir.” İyi de adamın kafasında kurşun hala duruyor. Bu sorunu yaratan koşullar ama kurşun da bu sorunu yaratanların bir parçası olmuş durumda. Ve kurşun belki de sorun en önemli halkası durumunda. Elbette kurşunun tek başına suçu yok ama kafaya bir şekilde girmiş işte. Kurşun kafada kaldığı ve buna müdahale edilmediği sürece iş daha çok büyüyecek...
Unutmayalım bir takım yanlışlıkları, bunlar koşulların ürünü de olsa değiştirme şansımız var.
Galileo, “Dünya, Güneş’in çevresinde dönüyor.” dediğinde kilise yanlışa karşı direndi, Galileo’nun doğrularına karşı koydu. Ama sonunda bilimsel doğrular galip geldi. Kuşkusuz bunda o zaman için bilimi kendi çıkarları için kullanmak isteyen, bilimde yarar gören ve bu yüzden bilimsel düşünceye destek veren burjuvanın desteği çok önemli bir rol oynadı.(Bununla birlikte bugün burjuva bilimi artık istediği gibi bilimi kullanarak, kendi çıkarları için gerektiğinde manipüle ederek kapitalizmin devam etmesini sağlama konusunda tüm potansiyelini ve gücünü tüketmek üzere, bu da son derece açık. Burjuva bu konuda ne kadar uğraşsa da artık akıntı bu defa onun aleyhine akacak ve ne yazık ki burjuva bu defa bu devasa akıntının, bilimsel doğruların ve bir takım gerçeklerin altında kalacak.)
Elbette her zaman koşulları ne kadar istesek de isteğimiz gibi yönlendiremeyiz. Ama yine de Galileo gibi birey ve insanların davranışları da, sınırlı da olsa, son derece önemliydi. Elbette bunlar da koşulların sonucu oldu. Ama tümüyle etkisiz eleman değiliz, koşullar bizi belirleyebilir, yaratabilir; ama biz beynimizle düşünerek, gözlemleyerek, neyin doğru neyin yanlış olduğu konusunda bir takım kararlar vererek koşulları kendi lehimize sınırlı da olsa, belli ölçüler içersinde değiştirebiliriz. Bazı konularda koşulların ne şekilde değişeceğini, değiştirebileceğimizi bilmiyoruz. Denemeden de sınırları asla bilemeyiz. Bu önemsiz gibi görünse de, gerçekte önemsiz bir şey değil; üstelik sahip olduğumuz en önemli güçlerden biri, örgütlenme ve işbirliği ile bu gücün çok daha artacağı açık.
Ayrica IKI LIDER, IKI ONDER kitabi elinize gecerse, Devrimci ve Devrimcilik konusunda size cok net bilgi verecektir.
Ibrahim Kaypakkaya ile Dogu Perincek`in yakalanmalari doneminde, birisi yedi sulalesini anlatip, kiminle ne konustugunu, nerede gorustugunu, kiminle ne yaptigini tek tek anlatirken.....
Digeri ise Tirnaklari Cekilir, Parmaklari Kesilir, Insanligin kabul edemiyecegi iskencelerden gecer... "Ser Verilir Sir Verilmez" teorisini dunya halklarina kazandirir.
Bu sözlerinizin devrimcilikle ilgisi yok,ama feodal değerlerle ilgisi var.
Önemli olan sonuçlardır.
bugün Kaypakkayacı kim var,
Kaypakkaya-nın görüşleri bugün nerde değer buluyor.
Kaypakkaya-nın görüşleri Taraf ve Zaman Gazetesinde ve döneklerin ideolojik gerekçelerinde ancak yer bulabiliyor.
Hala "Ser ve Sır" edebiyatıyla ancak geriliğe seslenebilirsiniz ama bu Kaypakkaya ideolojisinin bugün Taraf ve Zaman yazarlarından başka bir yerde artık ilgi görmediği de uyarıcı olmalı.
AlbatrosS
27-11-2012, 23:18
Sevgili Birian,
kemalizm bir din dir ya da değildir. Sana bir ülke verdi, şeyinde değil.
O ülkeyi de şimdi parçalamak için çırpınmaktalar, o da şeyinde değil, kıdemine yazık be usta, Anadolu'nun tarihine bak bir dön de...
Ömründe gitmediği, gitmiyeceği ve gitmekten imtina edeceği toprakları bu denli ''sahiplenen'' ulusalcı kibirden tiksinmemek elde değil. Bu laf eblehliklerinin peşi sıra, ''Kürtlerin ilkelliği, feodalliği ve dillerinin iğrençliği'' üzerine yazılar döşeyecek sayısız ''milliyetçi'' biliyorum ki askerlikte de ve örneğin me'muriyette de Kürt illerinde yaşamamak için kırk takla atacak.
Memleketim, dediği topraklardan, o toprağın kültürlerinden, insanlarından tiksinen sayısız insan... Ve onların soyut bir ''ÜLKE'' sevicilikleri. Burada bir çelişki yok mu sence? Yani siz milliyetçiler, misal Kürtler için bugün mümkün olan en demokratik, en çoğulcu ve eşitlikçi ''ilkeleri'' talep ediyorsunuz da, sanki uzaydan ve üstelik Kürtlerin haklarını hiçe sayan birileri siyasi sınırları değiştirmeye çalışıyor gibi davranıyorsunuz.
Bu nedir ya, kemalizm kemalizm, baban kim arkadaşım, biliyorsun, çünkü, benim de senin de beğenmediğimiz binlerce unsuruna rağmen, baban anneni özgürce seçebilendi...
Velev ki babamı tanımıyorum! Velev ki, belli değil! Eeee, ne olmuş???
''babası kim'' şüphesiyle her sene 1000 kadın öldürülmekte; kadınların üçte biri ''babasının kim olacağının bilinemiyeceği ihtimali'' ile dayak ve şiddetin her türlüsüne ma'ruz kalmakta... Gel gör ki MODERN ve uygar olduğunu İDDİA eden Kemalist meczupluk KADIN DÜŞMANLIĞININ, İLKELLİĞİN VE NAMUSSUZLUĞUN bizzatihi dilini kullanmaktan kaçınmamakta!
Velev ki ******yum, velev ki iffetsizim n'olmuş!!!!
Modernmiş, pehhh!
İşte siz ''modernleşmeci'' zübüklerin özünde nasıl SÖMÜRGECİ-FEODAL köle tacirliğiyle kolaylıkla ilişebildiğiniz; tam da bu yüzden asla ve kat'a MODERN olamıyacağınızın (en azından bu kafayla) İLANIDIR bu cümleler.
****** olmak da onun çocuğu olmak da suç mudur?
Bir kavram bulmuşsuzunuz, kemalizm, ardı ardına kesip biçiyorsunuz. Kapınız va ya şu 3-5 metre ötenizdeki kapınız, onu birileri şu yazıyı okuduğunuzda tekmeyle kırıp içeri giremiyorsa, benim de zaman zaman eleştirdiğim Atatürk sundu bunu size.
...
Bu ne ya, az uz, asgari hiç değilse bilinç (...)
Tarih fukaralığınız burada da ortada. Arkadaşım bu ülkede ne bahsini ettiğiniz gibi topyekün bir ''düşman işgali'' ne böyle bir işgalin ''şartları'' ne de böyle bir işgale ''niyet'' hasıl olabilmiştir!
Birinci dünya harbinden sonra, belli başlı yörelerde ''geçici yönetimler'' ilan edilmiş, sevr antlaması kabul edilse dahi İstanbul Türkler'de kalmak kaydıyla şimdikinden daha küçükçe bir DEVLET kabul edilmiş olacaktı. Böyle bile olsa kimse kimsenin kapısından bacasından giremeyecek; hatta Yunanlı ve Ermeni Komşularımızla yanyana yaşamış olacaktık. Adım gibi eminim ki, öylesi bir Anadolu bugünkünden çok daha laik, çağdaş ve kültürlü ve elbette BATILI kalacaktı. (batılılaşma hareketlerinde azınlıklar müslümanlardan birkaç gömlek ilerideydi çünkü)
Başkaca bir ifadeyle Türkler, gayrı müslim azınlıkları göndererek aslında en büyük kötülüğü kendilerine yaptılar. Bu sayede kendilerinden çok daha ''batılı, kültürel evresi ileri'' zenginlikleri kaybettiler. Bunun yerine bağnazlığı Kemalist dışında kimsenin şüphesi olmayan sofu bir ideolojik fetişizm icat ettiler. Koskoca bir ülkeyi uzun yıllar ''hayvanları koruma derneği açılması bile na-mümkün'' bir karabasana çevirdiler! Hal böyle olunca, düğün dernek zurnayla ilan edilen ne LAİKLİĞİNİZİN NE DE LAİK KURUMLARINIZIN gerçekçi bir ivmesi kazanılamadığı gibi topluma da mal edilemedi. Çünkü ''ilerici'' fikirleri topluma taşıyacak potansiyel tüm güçleri ''rejim karşıtı''diye de tasfiye ettiler.
Diyorsunuz ki neden? neden kemalizm? ne yaptık ''çağdaşlığı istediysek''? Sorun da bu ya, hiçbir zaman ne modern ne de çağdaş olmadılar ki:)
Komünizm düşmanlığıBöyle bir şey kökten sakat bir nitelik taşır.
Bunun da sebebi bu şekilde değerlendirilmiş bir siyasi kavramın doğru olduğuna dair duyulan inançtır.
Aslında bu tümce ile bizlere komünizmin doğru yol olduğuna dair bilinçaltı ataklar yapıyorsunuz.
İsteyen istediği siyasi düşünceye karşıt olabilir, çok da normaldir bu.
Ama ne zaman ki bu, içine dahil olan kişilerce karşı tarafa suçlama niteliği taşırsa, işte orada sorun başlar.
Ben nasıl ki "ulusal birlik düşmanları" deyip ulusal birlikçi politikayı yüceltmiş olursam sizde komünizm düşmanları diyerek komünizmi yüceltmiş oluyorsunuz.
Bu topraklar için komünizm kurtuluş yolu değildir ve ben bu ifadeyi olumlu bulmuyorum.
Böyle bir şey kökten sakat bir nitelik taşır.
Bunun da sebebi bu şekilde değerlendirilmiş bir siyasi kavramın doğru olduğuna dair duyulan inançtır.
Aslında bu tümce ile bizlere komünizmin doğru yol olduğuna dair bilinçaltı ataklar yapıyorsunuz.
İsteyen istediği siyasi düşünceye karşıt olabilir, çok da normaldir bu.
Ama ne zaman ki bu, içine dahil olan kişilerce karşı tarafa suçlama niteliği taşırsa, işte orada sorun başlar.
Ben nasıl ki "ulusal birlik düşmanları" deyip ulusal birlikçi politikayı yüceltmiş olursam sizde komünizm düşmanları diyerek komünizmi yüceltmiş oluyorsunuz.
Bu topraklar için komünizm kurtuluş yolu değildir ve ben bu ifadeyi olumlu bulmuyorum.
Aslında ben burada herhangi bir şeyi yüceltmiş filan değilim. Sadece bir takım gerçekleri dile getirdim. Eğer gerçekler yüceltme olarak algılanıyorsa yapacak çok da fazla bir şey yok.
Bir düşüncenin, ideolojinin dile getirilmesine engellemek ve aynı zamanda o düşünceyi savunanları susturmayı, yok etmeyi vb. savunmak, bunları uygulamak sizce normal mi? Eğer normalse hangi durumlarda bu normaldir ve bunun sınırlarını kim, nasıl belirleyecek?
Sanırım size göre normal çünkü oturup ciddi ciddi cevap yazmışsınız.
Komünizmin doğru olmadığına inanmak başka bir şey ona düşmanca davranmak, o düşünceyi inanan ve savunanları her fırsatta susturmaya çalışmak başka bir şey. Kemalizm burada ikisini birden aynı anda uyguluyor. Bir düşünceye katılmayabilirsiniz ama onu her fırsatta susturmaya çalışmak biraz daha ileri boyutta bir olaydır. Kemalizm komünizmi yalnızca doğru bulmakla kalmıyor aynı zamanda onu her fırsatta düşmanca davranıyor ve susturmaya çalışıyor. Sadece komünizme değil aynı zamanda tüm sol ve sosyal demokrasiye düşmanca davranan bir ideoloji diyorum Kemalizm için. Bununla birlikte Kemalizm tüm bunları yaptıktan sonra kendisini sol ve ilerici bir ideoloji olarak tanıtıyor. Öte yandan dolaylı biçimde Kemalizm faşistleri, ülkücüleri, toprak ağalarını solculara, sosyalistlere, komünistlere karşı desteklemekten çekinmiyor.
Ben bu durumu normal ve doğru bir tutum olarak görmüyorum. Sol bir düşünceyi (sosyalizm, komünizm vb.) her fırsatta susturmaya çalışmak, susturmak doğru bir tutum ve davranış şekli değil bana göre.
Kemalizm bu bakımdan gerici bir burjuva ideolojisidir. (İşçi sınıfı için) Otoriter ve faşist yöntemleri benimsemiştir.
Tabii bir Kemalist için bu yanlış olmayabilir. Çünkü o zaten burjuva felsefesi ve Kemalizmin doğru olduğuna inanmış. Ona inandığı ve çıkarları bunu gerektirdiği için komünistlere bu şekilde davranıyor olabilir. Buna sınıfsal bakış açısından kaynaklanan fark diyoruz.
Ana komünistler bu açık gerçeği dile getirdiklerinde yine suçlanan kesim oluyorlar. Çünkü böylece size göre güya komünizm yüceltilmiş oluyor. Öte yandan insanlar elbette inandıkları görüşü savunacaklar ve onu birçok açıdan doğru görecekler, bunda çok garipsenecek bir şey yok.
Kemalizm aslında Osmanlı bürokrasi ile birlikte Sunni İslam ve onun tabanının ürettiği bir çözüm biçimidir.
Biliyoruz ki Sunni İslam apolitik yaşamı ve düşünce özgürlüğüne karşı sert tutumu öteden beri benimsemiş bir yaklaşım. Sunni İslam diğer önemli bir unsuru devletçi bir tutumudur. Ve aslında Sunni İslam düşüncesinde devlet ile din iç içedir. Aykırı olan düşünülemez. Devlet demek din demektir, din demek devlet demektir. Yapılacaksa devlet yapar. Fakat bu devlet dediğimiz şey burada düşünce, felsefe vb. özgürlükleri sonuna kadar askıya alan, bu konudaki tekeli yani düşünme ve politikayı olduğu gibi egemen sınıfına bırakan bir iktidar biçimine dayanmakta olduğunu da görmek gerekir. Din burada egemen sınıfın iktidar yapısını güçlendiren ve bu iktidarın topluma hükmetmek ve aynı zamanda toplumu biçimlendirmek, yeniden yaratmak için kullandığı bir unsur. Tabii toplum bu şekilde devlet tarafından programlanıp, yeniden yaratılınca ve bu topluma her türlü ideolojik iktidar aygıtları insanların kafalarına dogmatik biçimde yerleştirilince toplumun çoğunluğu da bu şekildeki bir iktidar yapısını gayet tabii ve normal karşılıyor ve hatta onaylıyor. Çünkü bu şekildeki toplum yapısında birçok şeye sorgulamadan itaat etmek esas olduğundan bunun dışına çıkmak neredeyse imkansız oluyor.
Kemalizm din ile birlikte topluma hükmetmek için yeni iktidar yapılarını ve aygıtlarını (bilim, laiklik, modernite, oy kullanma hakkı vb.) ve bunların ideolojik unsurlarını kendi göre yorumlayarak kullandı.
Yine Türkiye’de birçok otoriter sosyalist biçimi ve çözümü de köklerini bir ölçüde buradan alıyor diye düşünüyorum. Marksizm Türkiye’de çok defa otoriter, devletçi vb. olarak algılanıyor. Çünkü yine şu veya bu biçimde beslendiği kökler bunlar. (Bununla birlikte Marksizm kendisinden kaynaklanan devletçi, otoriter vb. yaklaşımlar da asla yadsınamaz.)
Bu bakımdan Kemalizm dediğimiz şey aslında Osmanlı bürokrasinin kendi egemenlik biçimlerini modern bir dünyada devam ettirmek için toplumu yeniden dönüştürmek istediğinden başka bir şey değil. Tabii toplumunda buna onay verdiğini ve bunun dışındaki tüm çözümleri çoğunluk vb. baskısıyla susturduğu ve bunun için Kemalist bürokratlara bir süre iş birliği içinde davrandığını görmezden gelemeyiz. Toplumun çoğu bu şekilde davrandı çünkü yukarıda da söylediğimiz gibi toplumun çoğu zaten bu doğrultuda iktidara ve devletin bürokratlarına itaat edecek biçimde oluşturulmuştu. Elbette zaman zaman buna karşı bazı muhalifler oluştu ama devleti Tanrı olarak gören bir anlayış ve çoğunluk için bunların ne şekilde susturduğu çok da önemli değildi.
İşte her ne kadar paradoksal ve çelişkili gibi görünse de Kemalizm aslında Sunni İslamın ve onun iktidar yapısının bir kriz ile karşılaştığında bu krize karşı verdiği tepkinin bir ifadesidir. Ve aynı zamanda iktidar elitlerinin kriz durumunda ortaya koydukları bir çözümdür.
Tabii bu çözümde iktidar yapısını zaman içersinde önemli oranda belirleyen güç burjuva olduğu için Kemalizm kısa süre içersinde burjuva iktidarının bir unsuru haline geldi. Tabii globalleşme ile birlikte burjuva sınıfında ağırlık kazanan ulus ötesi şirketler Kemalist iktidar yapısı belirler hale geldi. Aslında Kemalizm Suni İslamın dönüşüme uğratılması gibi bir dönüşümden geçmekte. Zaten aslında 12 Eylül’de bu türlü ayarlar Kemalizme yapılmıştı şimdi ise bu süreç devam etmektedir.
Baskoylu
01-12-2012, 18:12
FECHAN
bugün Kaypakkayacı kim var,
Kaypakkaya-nın görüşleri bugün nerde değer buluyor.
Kaypakkaya-nın görüşleri Taraf ve Zaman Gazetesinde ve döneklerin ideolojik gerekçelerinde ancak yer bulabiliyor.
Hala "Ser ve Sır" edebiyatıyla ancak geriliğe seslenebilirsiniz ama bu Kaypakkaya ideolojisinin bugün Taraf ve Zaman yazarlarından başka bir yerde artık ilgi görmediği de uyarıcı olmalı.
Taraf ve Zaman gazetesinde yer bulduguna dair bir kaynak gosterebilirmisiniz?
Mahir Cayan, Deniz Gezmis ve arkadaslarin siyasi dusuncesini savunmaya calisanlar... Onlarin sahip olmus olduklari Ideolojik dusuncesini savunmak degil, Kemalizme olan yaklasimlarindan dolayi. Gerici ve Yobaz AKP`ye karsi gostermelik olarak, Kopruyu gecene kadar bilmem neye dayi demek teorisinden baska bir sey degildir.
Deniz Gezmis ve Arkadaslarini, Mahir Cayan ve Arkadaslarini katleden Fasist Irkci ve Milliyetci Kemalist duzenin kendisidir.
Bir ara MHP li biri ile tartistigimda... Biz Deniz Gezmis, Mahir Cayan gibi Ataturkculeri savunuruz, gecmiste aramizda olan gavgalarin yanlis oldugunu kavradik. gibi yaklasimlar soylemlerinizle tipa tip benzemektedir.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
birSık sık deniliyor ki: "Kemalist devrim Türkiye'de kadınlara çok şey kazandırdı. Eğitim alanında olsun, daha birçok alanda olsun o kadar çok şey yapıldı ki daha ne olsun?"
Açık biçimde gelinen bazı noktalar göz ardı edilerek “Daha ne olsun ki?” deniliyor bir de. Daha çok şey yapılabilirdi kuşkusuz. Ama Kemalistler için bu öyle olamaz zaten Kemalizm en doğru ideoloji olarak kabul ediliyor bir kere. Yani baştan Kemalizm sorgulamayı kabul etmeyen bir düşünce biçimi.
Doğrudur kimi kadınlar Kemalist devrim sayesinde bir şeyler kazandı. Kimi kadınlar Kemalist devrim sayesinde tiyatrocu oldu, eğitim aldı vb. Ama kimi kadınlar için bu öyle oldu. Peki diğerleri ne olacak?
Biz burada genel olarak tüm kadınların, insanların, çocukların vb. durumu ile ilgileniyoruz. Ama mesele nedense bu öyle anlatılmıyor. Sanki tüm kadınlar, insanlar inanılmaz eğitim almış gibi olay anlatılıyor. Böyle olmadığı gün gibi açık net. Öyle olsaydı Kemalist devrim eğitimde zaten büyük başarılar yakalasaydı bugünlere gelmezdik. Gelinen nokta belli. Bu da tuhaf biçimde başarı diye anlatılıyor. Diğer yandan da Kemalistler gelinen noktadan zaman zaman şikayet ediyor. Halbuki bu nokta baştan beri Kemalistlerin çok bilinçli ve sistematik çalışması (Ulus ve ulus ötesi burjuva ile kapsamlı işbirliğine giderek tüm sol ve sosyalist örgütleri engellemeleri, ülkeyi ileri taşıyacak demokratik örgütlenme bilincini sistematik olarak yok etmeleri, işçi sınıfının bilinçsel olarak gelişmesinin engellenmesi için sol ve sosyalist aydınları ve bu paraleldeki düşünce namına her şeyi susturmaları buna karşın dolaylı ve dolaysız biçimde ülkede milliyetçi, şeriatçı, dinci, ülkücü vb. her türlü gerici oluşumu desteklemeleri ) sonucu ortaya çıkan bir tablodur.
Kadınlar denildi ya çıkan bu tabloda, gelinen bu noktada sadece birkaç noktaya bakalım. 2011 yılından bir haber:
ANKARA - Kadının Statüsü Genel Müdürlüğünce hazırlanan Türkiye ’de Kadının Durumu Aralık 2010 raporuna göre, halen 4 milyona yakın kadın okuma-yazma bilmiyor. Bunların 2,5 milyonu 50 ve üzeri yaş grubunda bulunurken, 6-24 yaş arasında 220 bin kadın okuma yazma bilmiyor.
http://www.radikal.com.tr/Radikal.aspx?aType=RadikalDetayV3&ArticleID=1038519&CategoryID=77
Ama denilecek ki 2011 yılında bu böyle Kemalist devrim zamanlarında böyle değildi. Evet böyle değildi bundan çok daha iyi olduğunu söylemek yine de çok güç. İçerik konusuna hiç girmiyorum bile.
Ama kadınlara oy hakkı ve seçme seçilme hakkı verildi. Bunların dışında pek fazla bir şey söylenmediği için buna benzer sözler aslında Kemalizmin demokrasiye nasıl boş biçimde baktığını açık olarak göstermektektedir. Nazi Almanyasında kadınların oy hakkı, seçme seçilme hakkı vardı, orada da kadınlar eğitim alıyordu. Tek başına seçme seçilme hakkı, oy kullanma bir şey ifade etmez. Ama Kemalizm kavramlarının içini boşaltarak, onları uygulamada önemli düzeyde işlevsiz hale getirerek bir gösterge ve görüntü ideolojisi olmaya burada da devam ediyor. Aslında bütüncül baktığımızda toplumun Kemalizm için ödediği bedel ile aldıklarını karşılaştırdığımızda göreceğiz ki Kemalizmin halka, işçi sınıfına doğru dürüst verdiği bir şey yok (aldıkları çok fazla oldukları için verdiklerinin bir anlamı kalmıyor zaten). Halk ve işçi sınıfı Kemalizm için büyük bedel ödemiştir: en önemli bedel de işçi sınıfı Kemalist ideoloji ile burjuvanın kölesi haline gelmiştir.
Kısaca görmemiz gereken asıl şey ise Kemalist devrimin başarısı kimin içindir? Burjuvanın çıkarlarını en esaslı bakımdan korumak, kollamak açısından düşünülürse Kemalizm devrimin başarılı olduğu, hatta burjuvanın çıkarlarını korumada çok ileri gittiği söylenebilir. Bununla birlikte burjuva tümüyle cahil insan istemez. Burjuva istediği tüketim kültürü ve sömürüyü oluşturabilmek için belli düzeyde bir eğitim seviyesine ihtiyaç duyar. Çünkü bu sayede hem üretilen mallar satılabildiği gibi, hem belli konulardaki talimatları okuyup anlayabilen işçiler sayesinde belli şeyler üretecektir. Öte yandan Kemalist devrim toplumdaki elit ve burjuva sınıfından olmayanlar açısından bazı konularda kısmi başarılara elde etse bile genel anlamda çok ciddi düzeyde başarısız olmuştur. Asıl olarak bakılması ve düşünülmesi gereken yer burasıdır.
Buradaki en önemli mesele şudur: ülke kapitalist hala gelirken işçi sınıfının düşünmesi, örgütlenmesi Kemalistlerce türlü şekillerde her fırsatta engellenmeye çalışılmış veya sarı sendika ve güdümlü siyasi anlayışla işçi hareketleri şiddetli biçimde pasife edilmiş, işçi sınıfının tüm demokratik hak arama ve örgütlenme ve bilinçlenme girişimleri Kemalist devrimi savunanlarca hep engellenmiş ve bu yapılanlar ilericilik, solculuk, devrimin gereği diye anlatılmıştır. Bu yüzden Kemalist devrim işçi sınıfının düşüncelerini dile getirmesini yani bir bakıma düşünmesini ve gelişmesini solculuk diye engelleyen gerici bir burjuva ideolojisidir.
Bir toplumun gelişmesi için en önemli unsurlar ve vazgeçilmezlerden biri örgütlenme ve düşünce özgürlüğüdür. Eğer bu ikisi de etkili bir şekilde yok edilirse toplum bir bakıma beyni olmayan veya beyni sakatlanmış bir tür zombiye dönüşür. İşte Kemalizmin burjuva sınıfını oluştururken ülkedeki örgütlenme, düşünme vb. özgürlüklerini neredeyse tümüyle işçi sınıfı ve halkın aleyhine oluşacak bir şekilde düzenledi. Tabii bunun sonuçları işçi sınıfı için muazzam düzeyde yıkıcı oldu. İşçi sınıfı ve halk düşünsel ve örgütsel anlamda gelişemedi, bilinçlenemedi. Bu yüzden Kemalizm burjuvanın çıkarlarını korumak için bir anlamda toplumun beynine onluk çivi çakarak onu felç eden bir ideoloji olarak düşünülebilir.
Kadınların da işgücüne katılması ve bu sömürünün bir parçası olması buna dahildir. Ama buradaki asıl amaç işçinin özgürleşmesi değil tam aksine sömürüye ve itaate olabildiğince açık olabilmesidir. Sömürünün olabilmesi için işçi sınıfın itaati gerekir o yüzden burjuva Ve Kemalist ideoloji asla dinden tam olarak vazgeçmedi. Ve kapitalist aşama ilerledikçe, kapitalizm güç kazandıkça burjuva bu itaat aracından daha fazla yararlanma gereği duydu. Vahşi kapitalizm gelir dağılımı ve sosyal dokuyu bozar, insanlara baskı kurar. Hem gelir dağılımını bozup hem kapitalizmi devam ettirmenin en önemli yolu da din vb. yardım istemektir. İşte Kemalizmin yaptığı bunlardan yardım isteyerek her şeye rağmen kapitalizmi devam ettirmektir. Bunu yıllarca başarılı biçimde devam ettirdiler, ama bu yolun sonu az çok belli idi. Ama Kemalistler için bu pek önemli değil, onlar için önemli olan burjuvanın iktidarın devam etmesidir.
Aslında kapitalizm bu yüzyılda din vb. yardımı olmadan varlığını devam ettiremeyecek hale gelmiş gerici bir ideolojidir. Bu bakımdan Kemalizm kapitalizmin yaşadığı krizin yansımasını yaşamaktadır. Bunu görmedikten sonra havanda su dövmeye devam ederiz. Ama tabii burjuvanın asıl derdi bilim ve doğrulardan ziyade kendi çıkarlarını korumak olduğu için, sınıfsal varlığının gereği fırsat buldukça bilimi ve en açık doğruları da inkâr edecektir. Bunu da bilmek ve anlamak gerekir. Bir burjuva ideoloji olan Kemalizm de bugün burjuvanın içinde bulunduğu çıkmazın içindedir. “Ama Kemalizm bilimi destekliyor, bilimden yana” sözleri Kemalist ideolojinin burjuva ideolojisi olduğunu ve asıl olarak burjuvanın çıkarlarını koruduğunu ve bunun için bilimi ve en açık doğruları da inkar edeceğini görmemize engel olamaz. Kemalizmin bilimsel olması demek bilimin ve eğitimin burjuvanın çıkarları için kullanılması, burjuvanın çıkarlarını korumayan bilimsel düşünce ve anlayışların top yekün inkâr edilmesidir. Yani bu anlamda işçi sınıfı ve halkın çoğunluğu Kemalizm aslında bilim dışı bir ideolojidir, sınıfsal varlığı reddetmiştir
Burjuva ideolojisi Kemalizmin sömürü için itaat araçları din, eğitim ve Kemalist ideolojidir. Elbette Kemalist devrim burjuvanın çıkarlarını savunur. Diğer yandan kadınlar tam anlamıyla işgücüne katılamamıştır. Bu da belki kısmen burjuvanın istediği bir kalkınma biçimi idi. Belki de bu konu Türkiye’ye biçilen bir rol veya saniyeleşme konusunda ülkenin biraz geri kalması ile ilgili bir şeydi. Buna rağmen Kemalizm burjuvanın ve ulus ötesi burjuvaların çıkarlarını korumak konusunda çok ileri gitmiştir. Tabii burjuva için ileriye gitmenin ve kazanmanın bir sonu yoktur. Bu bakımdan da Kemalizm burjuvanın çıkarlarını koruma konusunda sonu olmayan bir ideolojinin parçası olarak düşünülebilir. Burjuvanın çıkarları ve istekleri bitmediği sürece Kemalizm de bitmeyecektir. En azında rafta burjuva için bekletilecek ve yeri geldiğinde tekrar tekrar ulusal ve ulus ötesi burjuvanın çıkarlarını korumak için kullanılacaktır.
O yüzden yol ayrımında olan işçi sınıfıdır. İşçi sınıfı için bundan böyle kapitalizmin seçilmesi çok yıkıcı sonuçlar doğuracaktır. Kapitalizm ilerici yönünü kaybetmiştir. Kapitalizm bu yüzyılda işçi sınıfı için bilimin ve en açık gerçeklerin bile inkarı demektir.
Shawstein
09-12-2012, 16:11
Başlığı okudum, savunulan ideolojinin ne kadar saçma olduğunu Sn.Deist_tr burada (http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=466591&postcount=24) zaten çok güzel açıklamış.
Bende sadece aynı yönde bu görüşü destekleyen ünlü bir söz eklemek istedim:
"Yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur." Bernard Shaw
Bu tür fikirleri değerli Shaw'ın söylediği gibi ancak sivilcelerinden kurtulamamış bireyler dillendirir.
Tüm seçimlerde sandıktan kapitalizm çıkar, halkın ne istediği ortadayken, halk adına aksi yönde konuşmak ancak boş konuşmak olur ve sonu yine Shaw'ın dediği gibi biter.
"Kahramanca can vermek, yeteneksiz kişilerin ünlü olabildikleri tek yoldur"
Bir ideoloji çoğunluk öyle istiyor diye yanlış olmaz, her şey çoğunluğun keyfine göre de olmaz.
Çoğunluk şeriat istese şeriat doğru mu ve iyi bir şey mi olacak? O zaman çoğunluk böyle istiyor diye şeriat için bir şey demiyecek miyiz? Yine diyeceklerimiz az çok bellidir.
Ve en önemlisi çoğunluğun düşüncesi değişmez diye bir şey yoktur.Şartlar şu anda böyle olduğu için insanlar kapitalizmi savunuyor.
Ve sosyalistler yeterince kendilerini ifade edebilseydi insanlar sosyalist düşünceye bağlı partileri de seçecekti. Almanya, İsveç vb. sosyalistlerin aldıkları oylar ortada. Bunlara oy verenler de akılsız filan değil.
Türkiye'de sosyalizm neden gelişmiyor. Çünkü Kemalistlerin bilinçli gayreti yüzünden böyle oldu. İşçi sınıfı sosyalist, sosyal demokrat partilere oy vereceğine dinci, ülkücü ve faşist partilere oy veriyor. Çünkü zemin böyle düzenlenmiş.
Sosyalizm filanca kişi onu akılsız bulduğu için akılsızca olmaz. Tabii burjuva düşüncesine inanmış biri için elbette sosyalizm akılsızca olacaktır. Bunu da anlamak gerekir.
Ama işçi sınıfı ve bizim için, sosyalizme inanlar için asıl akılsızca olan kapitalist ideolojidir.
Shawstein
09-12-2012, 18:23
Bir ideoloji çoğunluk öyle istiyor diye yanlış olmaz, her şey çoğunluğun keyfine göre de olmaz.
Çoğunluk şeriat istese şeriat doğru mu ve iyi bir şey mi olacak? O zaman çoğunluk böyle istiyor diye şeriat için bir şey demiyecek miyiz? Yine diyeceklerimiz az çok bellidir.
Ve en önemlisi çoğunluğun düşüncesi değişmez diye bir şey yoktur.Şartlar şu anda böyle olduğu için insanlar kapitalizmi savunuyor.
Ve sosyalistler yeterince kendilerini ifade edebilseydi insanlar sosyalist düşünceye bağlı partileri de seçecekti. Almanya, İsveç vb. sosyalistlerin aldıkları oylar ortada. Bunlara oy verenler de akılsız filan değil.
Türkiye'de sosyalizm neden gelişmiyor. Çünkü Kemalistlerin bilinçli gayreti yüzünden böyle oldu. İşçi sınıfı sosyalist, sosyal demokrat partilere oy vereceğine dinci, ülkücü ve faşist partilere oy veriyor. Çünkü zemin böyle düzenlenmiş.
Sosyalizm filanca kişi onu akılsız bulduğu için akılsızca olmaz. Tabii burjuva düşüncesine inanmış biri için elbette sosyalizm akılsızca olacaktır. Bunu da anlamak gerekir.
Ama işçi sınıfı ve bizim için, sosyalizme inanlar için asıl akılsızca olan kapitalist ideolojidir.
Sayın Brian,
Elbette ideoloji çoğunluk aksini istiyor diye yanlış olmaz, ancak kabul görmez ve hayata geçirilirse Sovyetler birliğinin dağılması gibi sonuçlanır, bu anlamda öncelikle toplum tarafından kabul görmesi gerekir, Fransız ihtilali gibi bir zeminin olması gerekir.
Shaw'ın sözünü iyi irdelemek gerekir.
Baskoylu
10-12-2012, 07:43
Sayin Shawstein
Saygideger Deist_tr sizinle ayini dusuncede oldugunu sanmiyorum, Cunku Tutucu ve Irkci olan Bernard Shaw` gibilerin Anti Sosyalist, Anti Komunistlerin sozlerini buraya aktarmaniz!!! Irkci, Milliyetci ve Gerici bir zihniyet tasiyan Ataturk ve onun irkci kurmaylari tarafindan kaleme alinan Istiklal Marsi ve Gencilige Hitabesi bu ulkede yasiyan her bireyin beynine yerlesirilmeye calisilmistir, Gecmiste bizlerede okullarda bunlari okutup Fasist Irkci ve Milliyetci bir yapilanma icine itilmeye calisildi.... Bizler eger Fasist Irkci ve Milliyetci nutuklara kanmis olsaydik, arastimaya ve kendimizi yenilemeye yonelik hic bir mucadele vermemis olsaydik... Inanin sizlerden hic bir farkimiz olmazdi.. Bizlerde sizin gibi Gerorge Bernard Shaw, Adolf Hitler, Mussolini, W. Churchill gibi fasist Irkci ve Milliyetcilerin savunucusu olup, Sinirsiz ve sinifsiz dunya yaratmak istiyen dusuncenin dusmanligini yapardik... aramizdaki fark budur....
Shawstein
"Yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur." Bernard ShawBunu Ornek vermekle Ataturk`un sahip oldugu Irkci, Milliyetci ve Fasist dusuncelerine isik tutmayami calisiyorsunuz?
Ataturk saadece Bernard Shaw gibilere yakin degil, Ataturk ustasi oldugu Adolf Hitlerin`de Ogretmenidir.
Political activism
Shaw declined to stand as an MP, but in 1897 he was elected as a local councillor to the London County Council (http://en.wikipedia.org/wiki/London_County_Council) as a Progressive.[12] (http://en.wikipedia.org/wiki/George_Bernard_Shaw#cite_note-12)
"Biz ne bolşeviğiz ne de komünist;ne biri ne diğeri olamayız.
Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız."
Mustafa Kemal Atatürk
"Bolşeviklere gelince, bizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz, adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamiyle böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Türkiye'de ne büyük kapitalistler, ne de milyonlarca zanaatkar ve işçi vardır. Diğer taraftan zirai bir problemimiz yoktur. Son olarak, sosyal bakımdan dini prensiplerimiz bolşevizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır." (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)turkeyarena.netBütün bu olayları yakından izlemiş olan Atatürk, 1932 yılında Amerikalı subay Mac Arthur'la yaptığı bir konuşmada komünizmle ilgili düşüncelerini bütün açıklığıyla şöyle ifade etmiştir:
"Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekün bir şekilde, dünya ihtilali gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malum olmayan, yepyeni siyasal metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir.turkeyarena.com Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizmdir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95)Ataturk`un yandasi Adolf Hitler; Ataturk icin bakin ne diyor!!
Mustafa Kemal; bir millet, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.
Adolf HitlerSonuc olarak Irkci, Milliyetci ve Gericiler bir birlerini desteklemek icin, Isci ve Emekci Dusmanligini yapar, Dunya halklarin tek kurtulusu olan Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunya yaratmak icin mucadele veren felsefeye karsi Dunyadaki Butun Irkci, Milliyetci ve Gerici yobazlarin sozlerini kendilerine klavuz secer... yeri geldiginde kendilerini Demokrat, Aydin ve Ilerici gormeye calisirlar!!!!!!!!!!!!!!!
Ya Oldugumuz gibi Olalim.
Yada Gorundugumuz gibi gorunelim.....
Yalan ve Hilelerle bugune kadar hic bir basari elde edilmedi.... Bundan sonrada edilmiyecektir...
Kazanan Insanlik Olacaktir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Bende sadece aynı yönde bu görüşü destekleyen ünlü bir söz eklemek istedim:
"Yirmisinde komünist olmayanın kalbi, kırkında hala komünist olanın aklı yoktur." Bernard Shaw
Bu tür fikirleri değerli Shaw'ın söylediği gibi ancak sivilcelerinden kurtulamamış bireyler dillendirir.
Tüm seçimlerde sandıktan kapitalizm çıkar, halkın ne istediği ortadayken, halk adına aksi yönde konuşmak ancak boş konuşmak olur ve sonu yine Shaw'ın dediği gibi biter.
"Kahramanca can vermek, yeteneksiz kişilerin ünlü olabildikleri tek yoldur"
Sayin Shawstein
Saygideger Deist_tr sizinle ayini dusuncede oldugunu sanmiyorum, Cunku Tutucu ve Irkci olan Bernard Shaw` gibilerin Anti Sosyalist, Anti Komunistlerin sozlerini buraya aktarmaniz!!!
Shaw, sosyalisttir yalnız.
Shawstein
10-12-2012, 12:28
Sayin Shawstein
Saygideger Deist_tr sizinle ayini dusuncede oldugunu sanmiyorum, Cunku Tutucu ve Irkci olan Bernard Shaw` gibilerin Anti Sosyalist, Anti Komunistlerin sozlerini buraya aktarmaniz!!! Irkci, Milliyetci ve Gerici bir zihniyet tasiyan Ataturk ve onun irkci kurmaylari tarafindan kaleme alinan Istiklal Marsi ve Gencilige Hitabesi bu ulkede yasiyan her bireyin beynine yerlesirilmeye calisilmistir, Gecmiste bizlerede okullarda bunlari okutup Fasist Irkci ve Milliyetci bir yapilanma icine itilmeye calisildi.... Bizler eger Fasist Irkci ve Milliyetci nutuklara kanmis olsaydik, arastimaya ve kendimizi yenilemeye yonelik hic bir mucadele vermemis olsaydik... Inanin sizlerden hic bir farkimiz olmazdi.. Bizlerde sizin gibi Gerorge Bernard Shaw, Adolf Hitler, Mussolini, W. Churchill gibi fasist Irkci ve Milliyetcilerin savunucusu olup, Sinirsiz ve sinifsiz dunya yaratmak istiyen dusuncenin dusmanligini yapardik... aramizdaki fark budur....
Bunu Ornek vermekle Ataturk`un sahip oldugu Irkci, Milliyetci ve Fasist dusuncelerine isik tutmayami calisiyorsunuz?
Ataturk saadece Bernard Shaw gibilere yakin degil, Ataturk ustasi oldugu Adolf Hitlerin`de Ogretmenidir.
Ataturk`un yandasi Adolf Hitler; Ataturk icin bakin ne diyor!!
Sonuc olarak Irkci, Milliyetci ve Gericiler bir birlerini desteklemek icin, Isci ve Emekci Dusmanligini yapar, Dunya halklarin tek kurtulusu olan Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunya yaratmak icin mucadele veren felsefeye karsi Dunyadaki Butun Irkci, Milliyetci ve Gerici yobazlarin sozlerini kendilerine klavuz secer... yeri geldiginde kendilerini Demokrat, Aydin ve Ilerici gormeye calisirlar!!!!!!!!!!!!!!!
Ya Oldugumuz gibi Olalim.
Yada Gorundugumuz gibi gorunelim.....
Yalan ve Hilelerle bugune kadar hic bir basari elde edilmedi.... Bundan sonrada edilmiyecektir...
Kazanan Insanlik Olacaktir.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Yazdıklarını tekrar oku, daha sonra:
"Dünyada barışı sağlamak isterseniz; politikacıları öldürün yeter, halklar anlaşır." Bernard Shaw
Aranızdaki farkı görebildin mi?
Shawstein
10-12-2012, 13:32
Shaw, sosyalisttir yalnız.
Cümle içerisinde kapitalizm kelimesi geçince, "gerçekçi olmak" yerine "kapitalizm" savunuluyor sanıldı herhalde.
Koyu bir sosyalisttir hemde, aynı zamanda kadın hakları savunucusu, başka bir hatayıda ben söyleyeyim; Atatürk Shaw'ın öğretmenidir denmiş, oysa Shaw 1856 doğumlu.
"Gerçekçi olmak" ve "boş konuşmak" daha iyi anlaşılmıştır umarım.
Baskoylu
10-12-2012, 17:25
Shaw, sosyalisttir yalnız.
Saygideger murted Dost
Gerorge Bernard Shaw`un sosyalistlligi Bulent Ecevit`in, Deniz Baykal`in Turkiye`de buna benzerlerin Sosyalistligidir.
Ayni zamanda Ataturk`un ogrencisi olan Adolf Hitler`de Gerorge Bernard Shaw gibi sosyallst`ti...
Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nasyonal_Sosyalist_Alman_%C4%B0%C5%9F%C3%A7i_Parti si) Bu parti Adolf Hitlerin partisiydi...
Sonuc olarak kendisini Marksist, Sosyalist, Devrimci, Ilerici ve Aydin goren ve gormek istiyen herkes bu vasiflarin nitelik ve niceligini bilmeden kendisine gore yorumluyabiliri veya kendisini oyle gorme cabasi icinde olabilir.
Devlet Bahceli`ye sorsunlar belki kendisini cok iyi bir sosyalist gorebilir....
Yani Geroge Bernard Shaw gibi sosyalistler Turkiye`de, Almanya`da Italya`da ve Ingiltere`de yiginlarla var.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Shawstein
10-12-2012, 18:01
Saygideger murted Dost
Gerorge Bernard Shaw`un sosyalistlligi Bulent Ecevit`in, Deniz Baykal`in Turkiye`de buna benzerlerin Sosyalistligidir.
Ayni zamanda Ataturk`un ogrencisi olan Adolf Hitler`de Gerorge Bernard Shaw gibi sosyallst`ti...
Nasyonal Sosyalist Alman İşçi Partisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nasyonal_Sosyalist_Alman_%C4%B0%C5%9F%C3%A7i_Parti si) Bu parti Adolf Hitlerin partisiydi...
Sonuc olarak kendisini Marksist, Sosyalist, Devrimci, Ilerici ve Aydin goren ve gormek istiyen herkes bu vasiflarin nitelik ve niceligini bilmeden kendisine gore yorumluyabiliri veya kendisini oyle gorme cabasi icinde olabilir.
Devlet Bahceli`ye sorsunlar belki kendisini cok iyi bir sosyalist gorebilir....
Yani Geroge Bernard Shaw gibi sosyalistler Turkiye`de, Almanya`da Italya`da ve Ingiltere`de yiginlarla var.....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Topluma ne yapması gerektiğini söyleyeceksin.
Kimin ne olduğuna sen karar vereceksin.
Yargılayıp, hükmüde kendin vereceksin.
Bir tek benim bildiğim doğrudur diyeceksin.
vb...
Sonrada başkalarına faşist ve diktatör diyeceksin :)
Baskoylu
10-12-2012, 18:31
Sayin Shawstein
Toplu Katliamci, Soykirimci, Iskenceci, Yargisiz Infazci, yiginalarla Cineyetlerin sorumlusu, Irkci, Milliyetci ve Gerici olanlari elbette teorik olarak nasil bir yapiya sahip oldugunu acikliyacagiz... insanlik sucu olan bu gibi olumsuzluklarin sorumlularini yargilamak, sahip olduklari gercek kimliklerini aciklamak neden zorunuza gitti anlamis degilim.....
Topluma ne yapması gerektiğini söyleyeceksin.
Kime ne yapmasi gerektigini soyledim? Sadece kendi dusuncemi ortaya koymakla yukumluyum, kimsenin benim dusuncemi aynen kabul etmesi gibi dayatmalar soz konusu degil... boylesi bir yorum yerine, yani konuyu kisisellestirme yerine, baslik altinda yazilan yaziya karsilik Anti Komunist ve Anti Sosyalist nutuklara bas vuracaginiza, teorik olarak baslik altinda savunulan teoriyi curutmeniz daha dogru olmazmi?
boylesi bilgi ve birikime sahip degilseninz, iyi bir dinleyici ve seyirci olmayidami beceremiyorsunuz?
ben bilmedigim ve ozellikle fazla bilgi sahip olmadigim konulari okur, bilgi edinmekle yetinirim, ulu orta laf olsun diye soz soylemek O konuyu sabote etmektir........
Kimin ne olduğuna sen karar vereceksin.
Kimin ne olduguna ben karar vermiyorum, Tarih bunu ispatlamaktadir, Ataturk, Adolf Hitler, Mussolini, Shaw ve daha nicelerini gorme imkanimiz ve onlarla yasamisligimiz yok, dolayisiyla Tarihi kaynaklardan yola cikarak, kimin neye sahip oldugu, neyi savundugu uzerine kaynaklar ve delillerle tahlil etmek size gore sucmudur?
Yargılayıp, hükmüde kendin vereceksin.
Kimseyi yargiladigimiz yok... Toplu katliamlari ile, Soykirimlari ile, Cinayetleri ile, Yargisiz Infazlari ile, Irkci, Milliyetci ve Gericiligi ile Turkiye`de yaptiklarini mahkum etmek, Insanlik sucu oldugunu soylemek size gore yargilamismi oluyoruz?
Yargiliyanlar ve hukum verip nice katliamlara imza atanlar ve bu katliamci, irkci ve milliyetcinin savunuculugunu yapanlar butun ciplakligi ile ortada iken, bize hukum vermek ve yargilamak gibi bir yaklasim soz konusu olabilirmi?
ben sadece bildigim ve tespit ettigim dogrularla varligimi surduruyorum, bazilari ise Yalan ve Hilelerin devamini surdurmektedir.....
Bir tek benim bildiğim doğrudur diyeceksin.
Oyle bir iddam yok, kaynak ve delillerle teorik olarak iddalarim varsa... Bir Tek Benim anlamina gelmez.... Kaldiki Benligin dusmaniyim, bazen boylesi olumsuzluklarin zaman zaman uzerimde olmasi gibi olusum gorudugum zaman kendimi yargilamayi ve sorgulamayi cok iyi bilirim ve yapmakta geri durmam....
Sonrada başkalarına faşist ve diktatör diyeceksin :)
Fasist, Irkci, Milliyetci ve Gerici Kemalizm`i mahkum etmek, sahip olmus oldugu gercek kimligini butun ciplakligi ile belge, kaynak ve canli taniklarla ispatlamak Fasist ve diktatorluk ise!!!! yani size gore Fasist ve Diktator bensem!!! buna saygi duyarim, siz boyle dusunebilirsiniz...
Ama Fasizm ve Diktatorlugun ne oldugunu kavrayin, sonra bana boylesi insanlik dusmani olan meslekleri yamalamaya calisin olurmu??
Siyasi Yetersizligin Verdigi Sonuc, Kaba Guctur.
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Shawstein
10-12-2012, 19:06
Sayın Baskoylu,
Bu başlığı benim çürütmeme gerek yok, ideolojinin kendisi zaten çürümüş.
Örnek mi istiyorsun? Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, dağılıp gitti, dağılan tüm parçalar fuhuşun sembolü oldu.
Birde karaladığınız isimlerin eserlerine bir bakın, objektif olduktan sonra gerçekler fazlasıyla çıplak.
Komünizmdeki ortak mülkiyet tam bir saçmalıktır, ben söylemiyorum, kime sorarsan sor öyledir, örneğin Jean Jacques Rousseau'ya görede öyledir, Jean Jacques Rousseau'yu neden örnek almıyorsunuz? Atatürk'ün en çok okuduğu ve fikirlerini benimsediği adamlardan biridir.
Önüne gelene bu faşist, bu diktatör demek kolay; bir ülkede bu ideoloji kursunda görelim desem; Rusya bu illetten kurtulmak için kendi insanlarına soykırım yaptı, çoluk çocuk demeden halkın üzerine ölüm kustu.
Şunu öncelikle belirteyim ki ben burada bir günde veya çok hızlı biçimde komünizme geçilsin diye bir şey söylemedim.
Fakat bazı önemli şeyler vardır ve sosyalistlerin bunlardan taviz vermemeleri veya vazgeçmemeleri gerekir diye düşünüyorum.
1. İşçi sınıfı, sosyalistler, halk vb. için düşünce özgürlüğü
2. İşçi sınıfın örgütlenmesi ve siyasi yaşama katılması.
3. Sosyalist parti ve bu paraleldeki sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına izin verilmesi vb.
Kemalistler bu yukarıda saydığım üç şeye de karşı çıkmışlardır. Veya şu veya bu biçimde engellemişlerdir. Engelleme sadece sıradan halka karşı değil eğitim görmüş, aydın sayılacak insanlara karşı da yapılmıştır. Örneğin Sabahattin Ali, arkadaş toplantılarında Kemalizmi eleştirdiği için tutuklanmıştır. Bizim bu tür yaklaşımları kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü düşünceleri engellemek işçi sınıfının bilinçlenmesine engel olmak demektir. Böylece Kemalizm işçi sınıfının bilinçlenmesine fırsat tanımamıştır. Ve böylece işiçi sınıfı için demokrasinin önünü tıkamış, işçi sınıfını gericilere (dinci, ülkücü vb.) mahkum etmişlerdir.
Türkiye bugün gelir dağılımda OECD ülkeleri arasında en kötü ülkelerden biridir. Ve bu konuda büyük ihtimalle daha da kötüye gidecektir.
Türkiye'nin bu bakımdan, gelir tablosu, sosyal adalet vb. konular açısından İsveç, Finlandiya vb. ülkeler gibi olma durumu pek yoktur. Bu ülkelerde sosyalist partiler, sol hareket gelişmiştir. Sosyalizm değil sosyal demokrasi bile Kemalizme fazla gelmiş ve Kemalizm tercihini vahşi kapitalizm, otoriterlikten yana kullanarak işçi sınıfının gerici partileri tercih etmesini bu eşitsizliğin devamı için daha makul görmüş ve ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir.
“Ama sosyalizm kötü bir şey, SSCB’de denendi ve başarısız olduğu görüldü.” Tek başına birkaç örnek üzerinden karar verilemez. Bir tek başına SSCB’de veya buna benzer ülkelerde sosyalizm yeterince uygulanamamış olması sosyalizmin uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bunun yanında bu ülkeler zaten gerçek anlamda sosyalist ülke sayılmaz. SSCB gibi ülkeler sosyalist değil devlet kapitalizmi uygulamışlardır.
Bazı kötü ve yanlış veya yetersiz ve eksik örneklere deneyimlere bakıp işte sosyalizm buymuş, uygulaması olmuyormuş, bundan sonra da uygulanmayacaktır diye bir sonuç çıkarılamaz. Çünkü tarihte ilerleme bu şekilde olmaz. Nasıl ki bir çocuk bin defa düşse de, düşme kötü olduğu için yürümekten vazgeçecek değilse, toplumlarda daha iyi yönetim anlayışlarından vazgeçecek değillerdir. Geçmiş başarısızlıklar gelecekte de başarısız olacağımız anlamına gelmez. İnsanların köleliğe, baskıya karşı mücadelesi devam edecektir. Daha önceleri de köleliğe karşı mücadele de benzer şeyler söylendi, böyle şeyin olamayacağı belirtildi ama mücadele devam etti. Demokrasi mücadelesi de öyledir. Tiranlar, egemen sınıf vb. kendi çıkarlarını korumak için sürekli olarak demokrasiyi engellemeye çalıştılar. Ama çabalar devam etti.
Sosyalizm insanın, işçi sınıfının kölelikten kurtulma mücadelesidir. Sosyalizm insanın, işçi sınıfının, halkın özgürleşme mücadelesidir. Bu mücadele insanlık, işçi sınıfı ve halklar yok olmadıkça asla çürümez. İnsanın, işçi sınıfının ve halkların özgürlüşme mücadelesi çürüyecek bir mücadele değildir. Geçmiş yenilgiler ve başarısızlıklar bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır. Bin defa yenilsek de başarısız olsak da başarılı olmasını eninde sonunda öğreneceğiz.
Biz bunu görüyor ve söylüyoruz, yoksa kimse burada bir günde sosyalizm, komünizm gelecek demiyor.
Shawstein
10-12-2012, 20:55
Şunu öncelikle belirteyim ki ben burada bir günde veya çok hızlı biçimde komünizme geçilsin diye bir şey söylemedim.
Fakat bazı önemli şeyler vardır ve sosyalistlerin bunlardan taviz vermemeleri veya vazgeçmemeleri gerekir diye düşünüyorum.
1. İşçi sınıfı, sosyalistler, halk vb. için düşünce özgürlüğü
2. İşçi sınıfın örgütlenmesi ve siyasi yaşama katılması.
3. Sosyalist parti ve bu paraleldeki sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına izin verilmesi vb.
Kemalistler bu yukarıda saydığım üç şeye de karşı çıkmışlardır. Veya şu veya bu biçimde engellenmişlerdir. Engelleme sadece sıradan halka karşı değil eğitim görmüş, aydın sayılacak insanlara karşı da yapılmıştır. Örneğin Sabahattin Ali, arkadaş toplantılarında Kemalizmi eleştirdiği için tutuklanmıştır. Bizim bu tür yaklaşımları kabul etmemiz mümkün değildir. Çünkü düşünceleri engellemek işçi sınıfının bilinçlenmesine engel olmak demektir. Böylece Kemalizm işçi sınıfının bilinçlenmesine fırsat tanımamıştır. Ve böylece işiçi sınıfı için demokrasinin önünü tıkamış, işçi sınıfını gericilere (dinci, ülkücü vb.) mahkum etmişlerdir.
Türkiye bugün gelir dağılımda OECD ülkeleri arasında en kötü ülkelerden biridir. Ve bu konuda büyük ihtimalle daha da kötüye gidecektir.
Türkiye'nin bu bakımdan, gelir tablosu, sosyal adalet vb. konular açısından İsveç, Finlandiya vb. ülkeler gibi olma durumu pek yoktur. Bu ülkelerde sosyalist partiler, sol hareket gelişmiştir. Sosyalizm değil sosyal demokrasi bile Kemalizme fazla gelmiş ve Kemalizm tercihini vahşi kapitalizm, otoriterlikten yana kullanarak işçi sınıfının gerici partileri tercih etmesini bu eşitsizliğin devamı için daha makul görmüş ve ülkeyi derin bir çıkmaza sürüklemiştir.
“Ama sosyalizm kötü bir şey, SSCB’de denendi ve başarısız olduğu görüldü.” Tek başına birkaç örnek üzerinden karar verilemez. Bir tek başına SSCB’de veya buna benzer ülkelerde sosyalizm yeterince uygulanamamış olması sosyalizmin uygulanmayacağı anlamına gelmez. Bunun yanında bu ülkeler zaten gerçek anlamda sosyalist ülke sayılmaz. SSCB gibi ülkeler sosyalist değil devlet kapitalizmi uygulamışlardır.
Bazı kötü ve yanlış veya yetersiz ve eksik örneklere deneyimlere bakıp işte sosyalizm buymuş, uygulaması olmuyormuş, bundan sonra da uygulanmayacaktır diye bir sonuç çıkarılamaz. Çünkü tarihte ilerleme bu şekilde olmaz. Nasıl ki bir çocuk bin defa düşse de, düşme kötü olduğu için yürümekten vazgeçecek değilse, toplumlarda daha iyi yönetim anlayışlarından vazgeçecek değillerdir. Geçmiş başarısızlıklar gelecekte de başarısız olacağımız anlamına gelmez. İnsanların köleliğe, baskıya karşı mücadelesi devam edecektir. Daha önceleri de köleliğe karşı mücadele de benzer şeyler söylendi, böyle şeyin olamayacağı belirtildi ama mücadele devam etti. Demokrasi mücadelesi de öyledir. Tiranlar, egemen sınıf vb. kendi çıkarlarını korumak için sürekli olarak demokrasiyi engellemeye çalıştılar. Ama çabalar devam etti.
Sosyalizm insanın, işçi sınıfının kölelikten kurtulma mücadelesidir. Sosyalizm insanın, işçi sınıfının, halkın özgürleşme mücadelesidir. Bu mücadele insanlık, işçi sınıfı ve halklar yok olmadıkça asla çürümez. İnsanın, işçi sınıfının ve halkların özgürlüşme mücadelesi çürüyecek bir mücadele değildir. Geçmiş yenilgiler ve başarısızlıklar bizi yolumuzdan alıkoyamayacaktır. Bin defa yenilsek de başarısız olsak da başarılı olmasını eninde sonunda öğreneceğiz.
Biz bunu görüyor ve söylüyoruz, yoksa kimse burada bir günde sosyalizm, komünizm gelecek demiyor.
Sayın Brian,
Yazdıklarınıza içtenlikle katılıyorum, bu yazıda katılmadığım bir nokta yok ancak sadece ben birilerini yaftalamayı "bindiğin dalı kesmek" olarak yorumluyorum.
Neden?
Doğru olan kişileri yermek midir, fikirleri tartışmak mıdır?
Bugünde Cumhurbaşkanına kişisel olarak hakaret ederseniz hapse girersiniz, bu tür eylemlere gerçekten ihtiyaç var mı? Bile bile ucuz kahramanlığın ne gereği var? Fikirlere eleştiri yapılsaydı ceza alır mıydı?
Bu ülkede saydığınız 3 maddeyi benimseyen/benimseyebilecek kişiler kimler? Ben fikirleri bir kalıba sokmayı doğru bulmuyorum, söz konusu bir kalıp olduğunda içine fazla görüş sığmıyor, esnemiyor, ilerlemiyor sonunda çıka çıka ortaya bir din çıkıyor.
Bana göre Atatürk'e kişisel olarak saldıranlar aynı şeyi yapıyor, bir ismin karşısına başka bir isim çıkarıyorlar, fikirler nerede?
Bugün, bu sayfada bir şeyler yazıp çizilebiliyorsa, bu o dönemde yapılan büyük devrimlerin eseridir.
Kişiler üzerinden gidilmezse ve fikirler üzerinden gidilirse ben ortada bir sorun göremiyorum; daha açıkça bir insana Atatürk faşist derseniz bu büyük hata olur, fakat Atatürk'ün şu fikri saçmadır derseniz kimsenin itirazı olacağını düşünmüyorum.
1. İşçi sınıfı, sosyalistler, halk vb. için düşünce özgürlüğü
2. İşçi sınıfın örgütlenmesi ve siyasi yaşama katılması.
3. Sosyalist parti ve bu paraleldeki sivil toplum örgütlerinin çalışmalarına izin verilmesi vb. Bu üç maddeyi benimsemeyen birinin ben Atatürkçüyüm demesi soytarılık olur, Atatürkçülük bu üç maddeyi kapsar, zaten bunların olmasını sağlayan Atatürk ve yoldaşlarıdır.
"Kemalistler bu yukarıda saydığım üç şeye de karşı çıkmışlardır. Veya şu veya bu biçimde bunları engellemişlerdir."
Bu söylemi objektif ve gerçekçi bulmuyorum çünkü bugüne kadar gelen iktidarların hepsi sağcı ya da muhafazakar oldu, bunları engelleyen, olanı yok eden hep onlar oldu. Bugünkü iktidarda Atatürk düşmanı ve saydıklarınızı yok etti ve yok etmeye devam ediyor.
Birbirini en iyi anlayabileceğini düşündüğüm iki görüşün bu denli çatışması beni gerçekten düşündürüyor.
Neredeyse 60% oy almış bir iktidar var, biz birbirimizi suçluyoruz.
Baskoylu
11-12-2012, 02:09
Sayin Shawstein Dost
Bu başlığı benim çürütmeme gerek yok, ideolojinin kendisi zaten çürümüş.
Örnek mi istiyorsun? Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği, dağılıp gitti, dağılan tüm parçalar fuhuşun sembolü oldu.
Ideolojinin kendisi zaten curumus dediginiz felsefeyi, Sovyetler Sosyalist Cumhuriyetler Birligi ile sinirli tutmaniz!! iddanizi tamamen curutmektedir.
Siz Emperyalizmin sloganlarini atabilirsiniz, Kapitalizme hizemet etmeyi kendinize gorev saymis olabilirsiniz.
Lakin Curumus dediginiz Ideoloji dunyanin her kosesinde Okullarda ders olarak gorulmektedir, Curuyen bir Ideolojinin okullarda ders olarak verilebilirmi?
Yukaridaki tahlisiz ve yersiz yorumu yapmadan once, Basta Sovyetler Birliginde asama olarak nereye kadar gidildi, ne yapildi ve ne oldugu hakkinda genis bilgi sahibi olmaniz gerekir,
Yanlis algilamadiysam, Jean Jacques Rousseau kitaplarindan baska kitap okumamissiniz.
Jean Jacques Rousseau ile Marksizmin ve Leninizmin ne ilgisi var, vaya Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunya yaratma, (Komunizmi) yaratma ile ne ilgisi var....
28 Haziran, 1712 - 2 Temmuz, 1778 arasi yasamis olan Jean Jacques Rousseau
1816 - 1883 donemlerinde yasiyan Karl Marx ile nasil bir baglanti kuruyorsunuz!! anlamis degilim, ikisinide okumusum ve kimi ornek almam gerektigine ve kimin sinirsiz ve sinifsiz bir dunya yaratmaya calistiginida goruyorum, kimin insanliga nasil ve ne kadar faydali oldugunuda gorebiliyorum. onemli olan insanlik icin yaratilmis butun degerlere sahip cikmaktir.
Dolayisiyla Insanliga hizmet eden, insanligin kurtulusu icin mucadele veren her birey ve toplumu kendime ornek almayi cok iyi bilirim.
Tarihte halk onderleri ve halk kahramanlari ornek alinmalidir, varsa yanlislari ve eksikleri ayni guzellikle mahkum edilmelidir.
Yok degilse O Allahin Elcisidir, istedigi kadinla istedigi kizla yatar, Allah buyurmustur, O da yapmistir, 50 yasindaki birisinin 6 yasindaki bir cocuga goz dikmesine ve 9 yasinda tecavuz etmesine bile seyirci kalir, Allahin Elcisi oldugu icin saygida ve inancinda kusur etmez, Cennnete gitmek icin yapilan butun cirkinlikleri ve insanlik dusmanliklarini kabul eder.
Tutucu olmak yerine, Irkci ve Milliyetci duygularimizla hareket etmek yerine, Insani degerlerimizi yasama yansitarak, dogruya dogru, yanlisa yanlis deme olgusuna sahip olmaliyiz.
Degil sevdiginiz ve onder gordugunuz kisi ve kisileri, Babanizi, Annenizi, Kardesinizi ve ozellikle kendinizi bile sorgulama cesaretine sahip olmaniz gerekir...
Yok degilse yasadiginiz surece Insanlik gorevi yaptiginizi dusunmeyiniz... Taraf tutmak, tarafli davranmak, yanlis ve olabilecek butun haksizliklari mahkum etmemek!! insanlik gorevimizi yapmamis oludugumuzu ve insanlik dusmanligi yaptigimizi kabullenmemiz gerekir....
Aklin yolu ve vicdanimizla hareket ettigimiz surece, dogruya dogru, yanlisa yanlis diyebilecek cesarete sahip olabiliriz.
Komünizmdeki ortak mülkiyet tam bir saçmalıktır, ben söylemiyorum, kime sorarsan sor öyledir,
Yani Kapitalizm ve Emperyalizmin borazanligini yapmak dogru olandir diyorsunuz!!
Arti deger, Somuru ve Zulumun dogru bir yaklasim oldugunu savunuyorsunuz!!
Insanlik yasadikce Somuren ve Somurulenin, Ezen ve Ezilenin olmasini sart oldugunu savunuyorsunuz!!
Size gore Turkiye`de herkesin sizin gibi dusundugunu sizinle ayni fikirde degilim, yani herkes sizin soylediginiz gibi soylemiyor...
Ozellikle 12 Eylul Askeri Fasist Cuntanin gelisinden sonra, Turkiye`de yasiyan gencligin, Kemalist ve Hizbullahci olarak yetismesindeki olan cabasi kucumsenmiyecek cogunluk yaratmistir... Genciligi yozlastirmak bu fasist duzenin baslica cabasidir, bu caba simdi baslamadi... Ittihat ve Terrakki doneminden beri gelen politikadir.
Sizinde boyle dusunmesi gayet normaldir.....
Önüne gelene bu faşist, bu diktatör demek kolay; bir ülkede bu ideoloji kursunda görelim desem; Rusya bu illetten kurtulmak için kendi insanlarına soykırım yaptı, çoluk çocuk demeden halkın üzerine ölüm kustu. Burun bende size kaynak, delil, canli tanik gostereyim, sizde gosterin.... Coluk cocuk demeden kim Cayir cayir yakti, bombaladi, toplu katliamlar yapti ve yaptirdi....
Maras, Corum, Gazi, Sivas katliamlari Dersim Katliamin Devamidir.... ayni zihniyet, ayni mantik, ayni Irkci, Milliyetci ve Fasist Saldirilarlar ve katliamlardir.....
Yanlis biliyor ve yanlis yaziyorsam, buyrun sizi dinliyorum....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayın Brian,
Bu söylemi objektif ve gerçekçi bulmuyorum çünkü bugüne kadar gelen iktidarların hepsi sağcı ya da muhafazakar oldu, bunları engelleyen, olanı yok eden hep onlar oldu. Bugünkü iktidarda Atatürk düşmanı ve saydıklarınızı yok etti ve yok etmeye devam ediyor.
Birbirini en iyi anlayabileceğini düşündüğüm iki görüşün bu denli çatışması beni gerçekten düşündürüyor.
Neredeyse 60% oy almış bir iktidar var, biz birbirimizi suçluyoruz.
Sayın Shawstein en azından yukarıda sayılanlara karşı çıkmamanızı olumlu buluyorum.
Diyorsunuz ki bunları engelleyen hep sağcı ya da muhafazakar iktidarlar oldu. Biliyorsunuz ki Köy Enstitüleri CHP tarafından kapatıldı. Örnekler çoğaltılabilir.
Diyelim ki tüm engellemeler sağcı ya da muhafazakar kesim tarafından yapıldı. Peki o zaman Kemalistler buna nasıl izin verdi ve seyirci kaldı? Bunlara izin vermek bu kadar kolay bir mesele mi?
Bunlara şu veya bu biçimde izin vermek, sessiz kalmak vb. şeyler de bir bakıma bunları dolaylı biçimde onaylamak anlamına gelir.
Shawstein
11-12-2012, 15:40
Siz Emperyalizmin sloganlarini atabilirsiniz, Kapitalizme hizemet etmeyi kendinize gorev saymis olabilirsiniz.
Sosyalizmi bir kaç kelimeden ibaret sanananların böyle algılaması gayet doğal, sosyalizm tekbir getiren dindarlar gibi sürekli "kahrolsun faşizm" diye bir tarafını yırtmak değildir, Kurt Cobain'in dediği gibi "monkey see monkey do (I don't know why)", ne yaptığını bilmeden gördüğünü yapıyorsan lütfen "Stay Away".
Lakin Curumus dediginiz Ideoloji dunyanin her kosesinde Okullarda ders olarak gorulmektedir, Curuyen bir Ideolojinin okullarda ders olarak verilebilirmi?
Başka evrenlerden haberdar değilim, dünyanın neresinde komünizm dersi veriliyor? Bugün heryerde "hastalık", "kanlı tarih" başlıklarıyla anılır, e tabii bunda "monkey see monkey do" zihniyetinin emeği çoktur.
Yanlis algilamadiysam, Jean Jacques Rousseau kitaplarindan baska kitap okumamissiniz.
Algı söz konusu olmayınca, doğru ya da yanlış diye nitelemekte anlamsız olur. Ben JJ Rousseau'da okurum, Hitlerin Kavgam kitabınıda okurum, Russell, Freud, Nietczhe, Shaw, Twain, Dawkins, Hawking, Sagan kitaplarınıda okurum, antik tarihi, insanlık tarihinide okurum, Türk, Arap, Yahudi, Avrupa demem tüm tarihleri okurum yeterki kitap olsun ne bulursam okurum, hiç birşey bulamazsam yerdeki kağıdı, duvardaki yazıyı okurum.
Jean Jacques Rousseau ile Marksizmin ve Leninizmin ne ilgisi var, vaya Sinirsiz ve Sinifsiz bir dunya yaratma, (Komunizmi) yaratma ile ne ilgisi var....
28 Haziran, 1712 - 2 Temmuz, 1778 arasi yasamis olan Jean Jacques Rousseau 1816 - 1883 donemlerinde yasiyan Karl Marx ile nasil bir baglanti kuruyorsunuz!
JJ Rousseau aydınlanmanın öncülerindendir, ilk özel mülk eleştirmenlerinden biridir, Marks ya da Lenin anasının karnından "kahrolsun kapitalizm" diye mi fırladı? ne demek nasıl bağlantı kuruyorsun?
Tutucu olmak yerine, Irkci ve Milliyetci duygularimizla hareket etmek yerine, Insani degerlerimizi yasama yansitarak, dogruya dogru, yanlisa yanlis deme olgusuna sahip olmaliyiz.
Ben tam olarak bunu yapıyorum aksine siz sadece birilerine hakaret edip, bilinçsizce slogan atıyorsunuz, tek bir kaynaktan beslenilirse olacağı budur; insanlık tarihini bilmeden, kendi toplumunu analiz etmeden, başka fikirlere değer vermezseniz savunduğunu yapamazsın.
Komünizmdeki ortak mülkiyet tam bir saçmalıktır, ben söylemiyorum, kime sorarsan sor öyledir,
Yani Kapitalizm ve Emperyalizmin borazanligini yapmak dogru olandir diyorsunuz!
Arti deger, Somuru ve Zulumun dogru bir yaklasim oldugunu savunuyorsunuz!
Insanlik yasadikce Somuren ve Somurulenin, Ezen ve Ezilenin olmasini sart oldugunu savunuyorsunuz!
"ortak mülkiyet tam bir saçmalıktır" diyorum, az önce "dogruya dogru, yanlisa yanlis deme olgusuna sahip olmaliyiz" diyordunuz?
Size gore Turkiye`de herkesin sizin gibi dusundugunu sizinle ayni fikirde degilim, yani herkes sizin soylediginiz gibi soylemiyor...
Ozellikle 12 Eylul Askeri Fasist Cuntanin gelisinden sonra, Turkiye`de yasiyan gencligin, Kemalist ve Hizbullahci olarak yetismesindeki olan cabasi kucumsenmiyecek cogunluk yaratmistir... Genciligi yozlastirmak bu fasist duzenin baslica cabasidir, bu caba simdi baslamadi... Ittihat ve Terrakki doneminden beri gelen politikadir.
Sizinde boyle dusunmesi gayet normaldir.....
Denemesi bedeva sokağa çıkıp insanlara "komünizm" nedir diye bir sor bakalım, kaç kişinin bu konuda fikri var? Kaç kişi bu görüşü destekliyor? 12 Eylül ABD tezgahıdır, insanlar Kemalist olarak yetişseydi bu oyuna gelmezdik; Kemalizm ile Kenanizm ayrımını yapamıyorsan bu senin ayıbındır.
Maras, Corum, Gazi, Sivas katliamlari Dersim Katliamin Devamidir.... ayni zihniyet, ayni mantik, ayni Irkci, Milliyetci ve Fasist Saldirilarlar ve katliamlardir.....
Yanlis biliyor ve yanlis yaziyorsam, buyrun sizi dinliyorum....
Yozgatta Çapanoğlu isyan etti çünkü Osmanlıya bağlıydı, Cumhuriyeti devirmek için bir tehditti.
Dersimde isyan çıktı çünkü ağalıktan, beylikten vazgeçemeyenler vardı, Cumhuriyeti devirmek için büyük tehditti.
Çerkez Etem bu ülkeden sürüldü (sayesinde Türkmenistan kuruldu) çünkü bir tehditti, tehditlerin ortadan kaldırılması ve isyanların bastırılması ırk gözetmeksizin yapıldı, çünkü "Atatürk ben kişileri toplumdan üstün tutmam" dedi..
Cumhuriyet sizin için "kapitalizm" ise JJ Rousseau kapitalist ya da faşist midir?
Bu memleketteki en büyük sorun herkesin kendini dahi sanması, her gelen kendini Atatürk'ten akıllı sandı ancak görüyoruz ki daha akıllısı çıkmadı.
Beethoven safsatalarını bırakalımda biraz gerçekleri konuşalım.
Ortak mülkiyet düşüncesi neden saçma olsun ki?
Örneğin şu an kullandığımız yollar, kütüphaneler, soluduğumuz hava, piknik yerleri, vb. birçok yer bir bakıma ortak mülkiyet değil mi?
Şimdi bunlar yollar, soluduğumuz hava, göller, ırmaklar, içtiğimiz sular, denizler, ormanlar vb. belli kişilerin ortak mülkiyeti olsaydı yaşam daha mı güzel olacaktı?
Doğrusu hiç sanmıyorum. Gerçi kapitalizmin bu aşamasında artık her şey özelleştirebilir diye düşünülüyor. Yani yollar, içme suları, ırmaklar, göller vb. özelleşirse daha iyi olacak diye düşünen epey sayıda insan da var.
Aslında bunların sonuçlarının işçi sınıfı için çok kötü olacağı açıktır.
Mülk hakkı aynı zamanda insanlarda ciddi eşitsizliğin kaynaklarından biridir. Sınırlı düzeyde mülkiyet hakkı bir takım nedenlerden dolayı savunulabilir ama bir kişinin inanılmaz düzeyde mülkiyete sahip olması ciddi eşitsizlikler yaratır, bu da toplumsal dokuyu ve demokrasiyi son derece olumsuz biçimde etkiler diye düşünüyorum.
Rousseau ortak mülkiyeti neden saçma bulmuş anlayamadım doğrusu. Çünkü Rousseau'ya göre insanı bozan şey özel mülkiyet vb. değil miydi?
For Rousseau, man’s nature is essentially good, but he was corrupted by various “advances” in human civilization (especially the institution of private property)
In the famous fragment on the origin of inequality, Rousseau seems to believe that private property was simply invented by a madman;
http://en.wikiquote.org/wiki/Jean-Jacques_Rousseau
Özel mülkiyet fikrinin eleştirisi 18. yüzyıl boyunca süren Aydınlanma döneminde de, Jean Jacques Rousseau gibi düşünülerle devam etti
http://tr.wikipedia.org/wiki/Kom%C3%BCnizm
Rousseau was one of the first modern writers to seriously attack the institution of private property, and therefore is considered a forebear of modern socialism and Communism (see Karl Marx).
http://www.lucidcafe.com/library/96jun/rousseau.html
Shawstein
11-12-2012, 21:01
Sayın Brian,
Öncelikle yaftalamayıp neden diye sorduğunuz için teşekkürler ve fırsat bulup çabuk cevap veremediğim üzgünüm.
Dikkat ederseniz yukarıda bende Rousseau ilk özel mülkiyet eleştirisini yapan kişilerdendir dedim, ne üzerine? maalesef bizim toplumumuz o kadar tutucu bir toplum ki Rousseau ile Marx arasında nasıl bağlantı kuruyorsun diye çıkışabiliyor işte.
Örneğin şu an kullandığımız yollar, kütüphaneler, soluduğumuz hava, piknik yerleri, vb. birçok yer bir bakıma ortak mülkiyet değil mi?
Şimdi bunlar yollar, soluduğumuz hava, göller, ırmaklar, içtiğimiz sular, denizler, ormanlar vb. belli kişilerin ortak mülkiyeti olsaydı yaşam daha mı güzel olacaktı?
Keşke olsaydı, elbette çok güzel olurdu ancak ne yazık ki değil, henüz geçen yıl Çanakkale'ye gittim, her girdiğim plaja, parka, orman kampına para ödedim, otobanlara para ödedim, Fethiye'de hiç abartmıyorum 100-150 metre bir tünel açılmış girişine 4 tane gişe yapılmış, feribot iskeleleri özelleştirilmiş.
Rousseau ortak mülkiyeti neden saçma bulmuş anlayamadım doğrusu. Çünkü Rousseau'ya göre insanı bozan şey özel mülkiyet vb. değil miydi?
Rousseau özel mülkiyeti eleştirmiştir ancak Rousseau başka şeylerde söylemiştir, örneğin:
Bir ülkenin denizlere kıyısı var ve aynı zamanda dağlık bölgelere sahipse (bizim ülkemiz) o ülke için Cumhuriyet fikri saçma olur.
* Neden saçma olduğunu kitabında uzun uzun anlatmıştır, saçma kelimesinin bir anlamıda "yetersiz" dir, bu anlamda "saçma" kelimesi ağır ise ön koşullar yetersizde diyebiliriz.
Atatürk'ün Türkiye Cumhuriyetini kurarken en fazla referans aldığı isim Rousseau'dur, insanlar soruyor neden bu adam bu kadar acımasız davrandı diye, bu tamamen cahillikten kaynaklanıyor. Eğer Atatürk kişileri toplumdan üstün tutan bir insan olsaydı bu Cumhuriyet 10 sene bile ayakta kalamazdı. Atatürk'ün ne yaptığını ve neden yaptığını tam olarak anlamadan dinlemeden sürekli eleştirmek kolay, peki mantıklı mı?
Diyorsunuz ki bunları engelleyen hep sağcı ya da muhafazakar iktidarlar oldu. Biliyorsunuz ki Köy Enstitüleri CHP tarafından kapatıldı. Örnekler çoğaltılabilir.
İşte en büyük sıkıntı bu söylemler, kalıplar, etiketler. CHP kimdir? neyi temsil eder? benim gözümde Atatürk ismini sömürmek için içi boşaltılmış, nasıl olsa 20% oyumuz cepte zihniyetinde iğrenç bir partidir.
Köy enstitülerini kapattılar çünkü artık Atatürk yoktu, ne yapacaklarını bilemediler, karşılarında ezanı tekrar Arapça yapacağım diye yola çıkan, bugünde o günde sadece dinci söylemleriyle toplumun çoğunluğunu cebinde tutan bir rakip vardı.
Ve artık "paşam ne yapalım" diye sorabilecekleri bir deha yoktu, sen olsaydın bu çıkmazdan kurtarabilir miydin? halka ne derdin?
Yine çıkmam gerekiyor, fırsat bulunca konuya biraz daha derinlik katmak isterim çünkü fazlasıyla acele bir cevap oldu.
Bana göre ülke her geçen gün daha fazla batıyor, ütopyaları bırakıp gerçekçi olmak gerek, bugüne kadar bu topraklarda olumlu işler yapmış çok az insan var, bunlardan biride Atatürk, yermek değil anlamak gerek.
İnsanlar her gün Cumhuriyet kurmuyor, bu ancak bir kez tecrübe edilebilecek bir şey, bu anlamda Atatürk elinden geleni yapmış (bana göre olabilecek en iyisini yapmıştır), tekmelemek yerine üzerine bir taş daha koymak gerekiyor.
Bana göre ülke her geçen gün daha fazla batıyor, ütopyaları bırakıp gerçekçi olmak gerek, bugüne kadar bu topraklarda olumlu işler yapmış çok az insan var, bunlardan biride Atatürk, yermek değil anlamak gerek.
Gerçekçi olmak var olanı olduğu gibi kabul etmek üzerine mi yoksa var olanı değiştirip onu daha iyiye doğru götürmek üzerine mi kurulu?
Eğer gerçekçi olmak var olan sorunları değiştirmeden, sorunlara bir çözüm olabileceğini kabul etmeyip olanı olduğu gibi kabul etmek ve ortaya konulan daha iyi çözümleri de bunlar 'ütopya, hayal' vb. diyerek çok düşünmeden peşinen reddetmeye dayalı ise böylesi bir gerçekçi olmayı bir tür kaderciliğe mahkumiyet ile eş anlamlı olarak görüyorum.
Evet gerçekçi olmak gerekir. Ama bizim gerçeği algılayışımız onu sadece olduğu gibi kabul etmek üzerine kurulu değil, aynı zamanda onu değiştirebileceğimiz ve yeni bir takım gerçekler oluşturabileceğimiz üzerine kuruludur. İnsanoğlu hayallerini gerçekleştirebilen bir canlı ve onu cansızlardan ve birçok canlıdan farklı kılan bu hayalleri ve düşüncelerini zaman zaman gerçekleştirebilmesi, geçmişte olmaz denilen şeyleri yapabilmesi.
Bu yüzden karşıma çıkan toplumsal yaşamı daha ileri götürecek hayalleri, ütopyaları aşağılamıyorum. Ama kapitalist düzende ne yazık ki silahlar vb. konular söz konusu olunca akla hayale gelecek distopyalar, hayaller bile yaşama geçirilmeye çalışırken, toplumsal düzen ve insanca yaşamla ile ilgili en basit çözümler bile ütopya ve fantezi denilerek peşinen kolayca reddediliyor. Bizim ise artık silahlar vb. ziyade toplumsal yaşamın iyileşmesi ile ilgili düşüncelere ihtiyacımız var. Ve ne yazık ki Erich Fromm'un deyimiyle atom çağında yaşamamıza rağmen siyaset, devlet ve toplumla ilgili düşüncelerimizin çoğu, bilim çağının çok gerisinde kalmaya devam ediyor.
Shawstein
12-12-2012, 02:07
Gerçekçi olmak var olanı olduğu gibi kabul etmek üzerine mi yoksa var olanı değiştirip onu daha iyiye doğru götürmek üzerine mi kurulu?
Sayın Brian,
Vazgeçelim anlamında söylemiyorum, gerçekçi olmayı mantıklı olmak anlamında kullanıyorum; şuan toplum için komünizm, anarşi ya da terörizm ile eş anlamlıdır, ABD bunu insanların beynine kazımayı tüm dünyada başarmıştır, bu hükumette ABD tezgahıdır ve sayesinde komünizm vatan hainliği olarak resmileştirilmiştir.
Bana göre şuan ucuz kahramanlıkların hiç zamanı değil, benim için devrime en güzel referans evrimdir ve evrimin kuralları da bellidir, insanoğlu önce ayağa kalkar önce yürümeyi daha sonra koşmayı öğrenir. Şuan hadi millet koşalım demek için uygun bir zaman mı? Şuan çıkıp komünizm sloganı atılırsa, ucuz kahramanlık olur, ölenin tişörtleri basılır kazanan yine kapitalizm olur.
Ben bu forumlardaki söylemlerden şunu anlıyorum: Atatürk'ün Cumhuriyetin kurulmasında bir katkısı yoktur bu millet kendi kendine Cumhuriyeti kurmuştur fakat Atatürk faşisttir ve sosyalizmi engellemiştir.
Sizin gerçekçiliğiniz bu mu? ben mi yanlış anlıyorum?
Eğer öyleyse şuan gelinen noktanın izahatı nedir? Eğer bu toplum Cumhuriyeti kurabilecek erdemlere sahipti ise neden sandıktan bir kez olsun TKP, ÖDP, İP gibi bir parti çıkmamıştır? ve halen çıkmamaktadır?
Ben gerçekçi bir adamım, şuan için toplum komünizm ya da sosyalizmden fazlasıyla uzak.
Sosyalizm için önce bu topluma millet kavramının ne olduğunu öğretmek gerekir.
Ülkeyi ABD'nin elinden kurtarmak gerekir.
Eğitim sisteminin yeniden yapılandırılması gerekir.
Bu sayede işçi sınıfını temsil edebilecek nitelikte insanlar yetiştirmek gerekir.
Bu toprakların devletin değil milletin malı olduğunu öğretmek gerekir.
Gerçekte sosyalizm nedir onu öğretmek gerekir.
...
Bu yarım yamalak başlıkların her birine çok uzağız, şuan solun ayrışmaya değil birleşmeye, ne olursa olsun uzlaşmaya, en küçük anlamdada olsa ortak paydalarda buluşması gerekir.
Atatürk konusunda ise,
Bu toplum için cepheden cepheye koşmuş, göğsünden kurşun yemiş, böbreklerini mevzilerde çürütmüş, her cephede en önde durmuş, Çanakkale'de Osmanlının komutasına verilmiş niteliksiz Alman generalin geride kal emrine karşı gelip, boş koyda beklemeyip çıkartmanın yapıldığı noktada savaşın kaderini değiştirmiş, emrindeki askerlerin hayatlarını zaferlerle ölümsüzleştirmiş, tüm bunları demokratik ve laik bir Cumhuriyet ile süslemiş, toplumun gönlünde yer etmiş bir önderin ve mücadelesinde onun yanında olup Cumhuriyetin kurulmasında emeği geçen herkesin hakkı verilmeli.
Çünkü,
Bu toplum için canını vermiş insanlara saygı duymayan ve bir cahil gibi bir resmin altına yazılan iki satır safsataya inanan birisi benim gözümde asla sosyalist olamaz.
Birileri Atatürk'ü put yapmışsa bu onların ayıbıdır, Atatürk'ün bana Anıtkabir gibi bir mezar yapın diye vasiyeti mi oldu?
"Beni övme sözlerini bırakınız; gelecek için neler yapacağız, onları söyleyin!" diyen birisinin böyle bir arzusu nasıl olur?
23 Nisan'ı çocuklara armağan eden "Yurtta barış dünyada barış" diyen, tüm dünyayı kucaklayan bir insan nasıl faşist olur? Onun sayesinde benim Sudan, Nijerya, Fransa, Çek Cumhuriyeti gibi pek çok ülkeden çocuk yaşta arkadaşım oldu, o sayede tüm dinlerden ve kültürlerden gerçek anlamda haberim oldu.
Sayın Shawstein;
Beni çoğunluğun ne düşündüğünden ziyade düşüncenin doğru mu yanlış mı olması ilgilendiriyor. Doğru düşünce ile ilgili argümanlar ve argümanların yine güçlü, yerinde ve doğru olması benim için önemlidir. En büyük kıstasım budur.
Şimdi çoğunluğun ne düşündüğüne göre karar vermeye kalksaydım, ona göre tavır alsaydım, hayatımı ona göre yönlendirseydim, kıstasım o olsaydı, çok defa inanmadığım ve doğru olmayan şeyleri de savunmak durumunda kalırdım. Bunun sonu nereye varır acaba?
Evrim teorisinden söz açılmışken çoğunluğun fikrine bakarsak "evrim teorisine" de yanlış demek gerekir. Ama derler ya "Yanlış hesap Bağdat'tan döner." Ve yanlış hesaplara çok fazla bel bağlamının da bir bedeli vardır. Yanlış hesaplarla, işlerle ancak kendimizi kandırmış oluruz. Belki bir süre bu yanlış işler ile bazı şeyler yolunda gider ama eninde sonunda bu yanlışların bir bedeli vardır, gerçekler vardır ve bunlarla yüzleşmek durumunda kalırız. Evet evrim teorisinde şartlar belirleyicidir. Ve buradaki şartlar sadece toplumun istediğinden ibaret değildir. Şartlar dediğimizde fiziksel, ekonomik, ekolojik vb. etkenle de inanılmaz düzeyde belirleyicidir.
Shawstein
13-12-2012, 02:22
Sayın Brian,
Çoğunluğun ne düşündüğü ile ilgilenen biri değilim, yani yazdıklarımdan "çoğunluğun fikrine bakarsak "evrim teorisine" de yanlış demek gerekir" e nasıl geldiniz bilmiyorum çünkü ben somut gerçeklerden bahsediyorum.
Komünizm özünde iyide olsa tamamen hayal ürünüdür, bir anlamda değirmenlerle savaşmaktır.
Bana göre Zeitgeist bile komünizmden daha inandırıcıdır çünkü en azından insan ihtiyaçlarının zaten elinde olduğu gerçeğini işçi sınıfına değil teknolojiye dayandırır. İnsan doğası gereği iyi falan değildir, bunu söylemek tüm insanlık tarihini inkar etmek olur, insan açgözlüdür, her zaman daha fazlasını ister.
İşçi sınıfının söz sahibi olması zaten bu mevcut sistemde de uygulanabiliyor/uygulanıyor. Her ne kadar sömürü düzeni gibi görünsede çalışanlar kıdemlerine ve konumlarına göre şirket hisselerine, dolayısıyla yönetim içerisinde söz sahibi oluyor/olabiliyor, bu örnek her şeyin zaten insanın elinde olduğunun bir ispatı. Toplum paylaşmak istiyorsa paylaşır, ancak birileri dikte ederse bu etki karşılığını tepki olarak fazlasıyla alır.
Aynı örnek ortak mülkiyet konusu içinde geçerli, bizim toplumumuz yediği yere/kaba pisleten bir toplum, olmuyorsa bu yüzden olmuyor, ortak alanlar özelleştiriliyor çünkü toplum o alanların ortak olduğunu dahi kavrayabilmiş değil.
Eskiden sosyalistim dediğim günler oldu, ancak daha sonra sadece kendim olacağım dedim çünkü etiketin ne olduğunu öğrendim, bugün kendim olacağım deyimi ile çıktığım yolda çokta güzel yerlere geldim, bu durumdan fazlasıyla memnunum.
Benim için bugün sosyalizm paylaşmaktır, Atatürk'ün yaptığı gibi toplumu "ıslah" etmektir. Okul açmak, maddi anlamda sıkıntı çeken çocuklara eğitim için destek vermek, kimseyi yaftalamadan düzgün eğitim almış, minnet etmeyecek gençler yetiştirmektir, yapabileceğim gerçeği yapmak hiç bir şey yapmamaktan iyidir.
Ben bunun doğru olduğunu bilip bunu yapıyorum, çünkü ihtiyacım olduğu dönemlerde sosyalistim diyen birini hiç görmedim.
Sayın Shawstein;
Konu başlığı burada komünizmin neden gerçekleşmeyeceği değil. Ayrıca komünizm konusuna gelince bu forumda komünizm ile ilgili birçok konuyu tartıştık.
Evrim teorisi yanlıştır demediniz ama çoğunluğun neyi seçtiği, seçeceği, seçmeyeceği türünden bir yaklaşımla olaya yaklaşıyorsunuz. Ben de çoğunluğun neyi seçtiğinden ziyade doğrunun ve iyinin hangi tarafta olduğu daha önemlidir diyorum. Evrim teorisine de buna örnek veriyorum.
İnsan doğası kötüdür demişsiniz. Bunu niçin söylediniz anlayamadım.
İnsan doğası gereği işbirliğine ve birlikte çalışmaya yakındır. Yani insan doğası tümüyle kötü, bencil filan değildir. Üstelik insan doğasının iyi olduğunu söyleyen bilimsel çalışmalar var.
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=scientists-probe-human-nature-and-discover-we-are-good-after-all
this research suggests that our intuitive responses, or first instincts, tend to lead to cooperation rather than selfishness.
http://www.scientificamerican.com/article.cfm?id=scientists-probe-human-nature-and-discover-we-are-good-after-all&page=3
Evet insanın kötülük etme potansiyeli var. Ama sadece bunu ön plana çıkarmak ve sanki daha çok kötülük, bencilik, şiddet ister gibi sürekli insan doğasının kötüye dayandığını söylemek bize çok da bize kazandırmaz. Çünkü insan doğasının iyi yönleri de vardır. Eğer insan doğası gereği tümüyle kötü bir canlı ise, kötüyse, bencil ise çok merak etmeyin bu kapitalizm de bu kadar bencillik ve kötülük ile çok bir yerlere gidemez. Bunun yanında kapitalizmin insan doğasının kötü yanlarına çok daha fazla biçimde hitap ettiği, bencilliği, aç gözlülüğü, şiddetli rekabeti ve saldırganlığı teşvik ettiği açık bir gerçek. Bu durumda insan doğası kötü diyenler ve insan doğasının iyi tarafını sürekli göz ardı edenler kapitalizm ile insan doğasının kötü yanlarına daha çok hitap ettikleri gibi bir bakıma yangına körükle gitmekteler. Bunun ise çözüm olmadığı ilerde görülecektir.
Shawstein
13-12-2012, 21:10
Sayın Brian,
Öncelikle ben kapitalizmi savunmuyorum, bu şekilde düşünmeniz sanırım ön yargılardan kaynaklanıyor.
Yazdıklarımın başlık ile ilgili olduğunu düşünüyorum, çünkü siz bizi engelleyen Kemalizmdir dediniz; ben ise bu tarz bahaneler üretmeye gerek yok bunu engelleyen toplumun kendisidir diyorum.
Ve bunu örnekliyorum; bugün mevcut sistemde bile sosyalizmin uygulanabileceğini ancak bunun insan faktörü başta olmak üzere çok daha gerçekçi nedenlere bağlı olduğunu söylüyorum.
Atatürk'e yakıştırılanlar son derece çirkin, sizin "Kemalizm" dediğiniz ve bana göre "Kenanizm" olan, ABD tezgahını görmemek, bir ideolojinin önüne engel olarak geçmişte yaşamış ve şuan hayatta olmayan birini koymak fazlasıyla gerçek dışı, anlamsız ve amaçsız.
Ben pek çok panele katılan, bir çok kitle ile birlikte fikir alış verişi yapan bir insanım, bu coğrafyanın tarihini bilenler, dış güçlerin yarattıkları sistemleri, oynadıkları oyunları ne yazık ki her zaman birbirini suçlayarak göremiyor. Örneğin Osmanlı döneminden bu yana var olan "doğu sorunu"nun İngiltere kökenli olduğunu bilmiyor muyuz, görmek mi istemiyoruz yoksa tarihi inkar mı ediyoruz? Bu coğrafyada İngiltere kurtuluş savaşı esnasında uçaklardan "yardım paketleri" adı altında bazı azınlıklara bildiri, silah vb. sağlayarak ayaklanmalarında öncülük etmiştir, tüm işgalci güçler bu coğrafyada soykırım denebilecek düzeylerde insan katletmiştir.
Bugün İngiltere ilişkili/kökenli insanların bazı sahte belgelerle aynı sorunları canlandırmaya çalışması ve halkı kışkırtması tesadüf müdür? Tutsi ve Hutuların yaratıcısı Fransızların "Ermeni" şeklinde bugün ırkçılığa yeniden çanak tutması tesadüf müdür?
Çok açık bazı sorular sormak istiyorum umarım yanıt verirsiniz: sosyalizm toplum barışını sağlamak mıdır yoksa insanları ayrıştırıp anarşi yaratmak mıdır?
Toplumu bir arada tutan şeyler nedir?
Biz tam olarak hangi tarafta yer almalıyız?
Bundan yaklaşık 12 yıl kadar önce başımdan geçen ilginç bir olayı anlatayım; ABD'de üç arkadaş bir devlet kurumu projesi kapsamında görev aldık, ABD'li bir vatandaş ile aramızda ilginç bir diyalog yaşandı. Hiç tanımadığımız bu kişi ülkemiz hakkında görüşlerinden bahsetmeye başladı, ne düşündüğümüz vb. sorular sordu ve AKP diye bir partiden bahsetti, oysa üçümüzünde böyle bir partinin varlığından haberimiz yoktu, acaba ismimi yanlış söylüyor diye tekrar sorduk vs. ancak adam ısrarcıydı. Sonra AKP'yi övmeye başladı, konu Atatürk'e kadar geldi, adam bu konudaki görüşlerinide sıraladı, gelişmiş toplumlarda önderler olmaz yok etmek gerekir gibi söylemleri oldu. Hangi gelişmiş toplumda yok diye sordum; öyle ya bugün Norveç bile krallıktır, İngiltere'de sembolik krallık ayaktadır, ABD'nin pek çok tapındığı isim vardır. Adam bunlardan haberdar mı değildi yoksa Türk bulmuşken ABD'nin gündemini mi bizimle paylaştı?
Bu olayla ilgili yorum yapmıyorum.
Sayın Brian,
Öncelikle ben kapitalizmi savunmuyorum, bu şekilde düşünmeniz sanırım ön yargılardan kaynaklanıyor.
Yazdıklarımın başlık ile ilgili olduğunu düşünüyorum, çünkü siz bizi engelleyen Kemalizmdir dediniz; ben ise bu tarz bahaneler üretmeye gerek yok bunu engelleyen toplumun kendisidir diyorum.
Ve bunu örnekliyorum; bugün mevcut sistemde bile sosyalizmin uygulanabileceğini ancak bunun insan faktörü başta olmak üzere çok daha gerçekçi nedenlere bağlı olduğunu söylüyorum.
Mevcut sistemde sosyalizm nasıl uygulanabilir? Kuşkusuz bu da ayrı bir tartışma konusu.
Tabii bunun nasıl olacağını örneklerle açıklamak ve iyice tememlendirmek gerekebilir. İsveç, Finlandiya gibi İskandinav ülkeler kısmen sosyalist olarak düşünülebilir tabii. Bu karma ekonomik modeller nereye kadar başarılı olur, istediğimiz şeyler gerçekten buna benzer şeyler mi? Bunlar da ayrı ayrı tartışma konuları.
Çok açık bazı sorular sormak istiyorum umarım yanıt verirsiniz: sosyalizm toplum barışını sağlamak mıdır yoksa insanları ayrıştırıp anarşi yaratmak mıdır?
Toplumu bir arada tutan şeyler nedir?
Biz tam olarak hangi tarafta yer almalıyız?
Aslında tek istediğimiz barış değil. Barışla birlikte:
1. Köle olmadan özgürce yaşamak istiyoruz.
2. Çocuklarımız, kendimiz için mutlu bir gelecek istiyoruz.
3. Ekonomik olarak daha çok güven içinde yaşamak istiyoruz.
4. Ekolojik çevrenin tahrip olmamasını istiyoruz.
5. İnsanlar arasındaki sorunların güvenilir, barışçıl, adil ve daha eşitlikçi bir şekilde çözülmesini istiyoruz.
Tek istek barış olsaydı ve her koşulda barış olsaydı ve sadece insanların verilen talimatları yerine getirmesi istenseydi, yeterli mi olacaktı? İnsanları bir takım yöntemlerle zombi haline getirip köleleştirerek barış sağlanabilir. Öte yandan bu durumda bu köleliğe karşı çıkanların istekleri yersiz değildir.
Yani bence tek istek barış değil ve bundan ibaret bir istek konuyu basite indirgemek olur. İnsanların özgürce düşünmesi, özgür olabilmesi de önemli bir istek. Yukarıda söylediğim maddelere karşı çıkan veya yeni isteklerde bulunanlar da çıkabilir kuşkusuz. Demek istediğim burada tek istenilen şeyin barıştan ibaret olmadığı ve toplumsal sorunların birçok karmaşıklığı barındırdığıdır.
Tüm bunlara çözüm ne diye soracak olursanız? Bu da epey uzun bir yazının konusu olur. Şimdilik vaktim olmadığı için bu kadar yazabildim.
Fırsat bulursam o konuya da değinirim.
Shawstein
14-12-2012, 05:07
Sevgili Brian,
Tüm bunlardan bahsedebilmek için tüm gerçek devrimciler gibi; örneğin Küba gibi "ya vatan ya ölüm" ya da bizim gibi "ya istiklal ya ölüm" demek gerekir, yani önce bir vatan olması gerekir.
Şuan ülkemiz büyük bir savaşa doğru adım adım ilerliyor, ABD ve İsrail son dönemde ülkemiz üzerine oynanan oyununda fazlasıyla galip durumdalar. Arka planda adım adım yürütülen bir oyun var ve bu oyun "şike", "türban", "Özal" gibi içi boş gündemlerle hep perdelendi. "Ergenekon" adı altında tüm askeri kaleler devrildi, "one minute" gibi safsatalarla sahte bir kahraman yaratıldı, medya tam olarak ele geçirildi, engel olamasa bile pürüzler yaratan "CHP" nin içi tamamen boşaltıldı, stratejik anlamda çok büyük önem taşıyan telekomünikasyon alt yapısı dışa bağımlı hale getirildi, Osmanlının son dönemindeki gibi toplumsal ayrışma had safhaya çıktı, ülkede askeri alanda başbakanın söylemiyle "sessiz bir devrim" gerçekleştirildi ve seri şekilde ilk olmayan ancak ilk diye lanse edilen tanklar, helikopterler vb. araçların seri üretimine geçildi... vb.
Olan biten hiç bir şey tesadüf değil, 11 Eylül sonrası ABD politikaları tamamen değişti, artık yeni bir dünya yaratmak istiyor.
- ABD İslam=Terörizm dedi, Bush'ta bunu "haçlı seferi" diyerek olayı dinselleştirdi.
- Bir türlü satın alamadıkları, ulaşamadıkları bir zamanlar CIA ajanı olan Saddam devrildi, idam edildi, Irak ABD'nin ilk kalesi haline getirildi.
- Türkiye önemli bir bölgeydi ancak önce tam anlamıyla ele geçirilmeliydi çünkü mevcut bürokrasi işlerini fazla engelliyordu.
- AKP 11 Eylül'den bir yıl sonra iktidara geldi.
- İlk faaliyetleri kamu dairelerini ele geçirmek, savunma sanayindeki yöneticileri değiştirmek oldu, örneğin TAI, Havelsan, Roketsan gibi.
- Türkiye Dinci, Laik, Türk, Kürt vb. başlıklar altında ayrıştırıldı.
- Bazı bilim adamları, savunma sanayi çalışanları, siyasetçiler öldürüldü.
- Türkiye, AB'nin Libya'da ne işi var dedi, yemedi AB Libya'ya girmelidir dedi.
- "Suriye kardeşimiz" denildi, İsrail mayınları temizleyecek orası İsrail'e kiraya verilecek çünkü "tarım" yapılacak denildi, şimdi Suriye ile savaş durumundayız, teskeremiz hazır ve bu teskere sadece Suriye ile sınırlı değil.
...
- ABD tarihinde ilk defa petrol kaynaklarının yarısını sattı.
- Türkiye'nin kasalarındaki altınlar yavaş yavaş boşaldı (bkz:altın fiyatları)
- AB, şuan Türkiye'yi füze kalkanı yapıyor
Çok yakın bir gelecekte olacakları yazmaya gerek var mı?
Sayın Shawstein;
Söylediğim şeyler 'bütünsellik' içinde düşünülmelidir. Olaya bütünsellik içinde bakarsak meseleyi daha iyi anlarız.
Nasıl ki beyni olmayan ama kalbi ve diğer vücut organları çalışan bir insanın yaşaması çok şey ifade etmez ise tek başına vatan da çok şey ifade etmez. İnsanlar zombi gibi olduktan sonra, beyinsel faaliyetlerini kaybettikten sonra tek başına vatan neyi ifade eder ki? Vatan olsa bile insanlar iş bulmak için, özgürlük için şu için bu için gidip gurbet kapılarında Alman elçilerinde yalvar yakar olmak zorunda kalıyorsa, o vatan bir grup güçlü burjuvanın çıkarlarına en öncelikli olarak hizmet ediyorsa bu da çok övünülecek bir başarı değildir.
Çevre ve ekolojik sorunlar da bu bütünselliğin parçasıdır ve bir ölçüde tüm dünyadaki insanları ilgilendirir. Vatan kurtulsun ama çevre ve ekoloji sorunları ile dünya yaşanmaz hale gelsin mantığı ile sorunlar yine çözülmez. Çünkü dünyada ekolojik sistem tahrip olursa vatan da bundan etkilenir.
O yüzden sözünü ettiğim şeyler birbirleri ile son derece ilişki içindedir. Sadece birini ön plana çıkarıp diğerlerini görmezden gelmek olmaz.
Daha sonra tartışmak üzere yazdıklarımı sildim.
Shawstein
18-12-2012, 02:51
Söylediğim şeyler 'bütünsellik' içinde düşünülmelidir. Olaya bütünsellik içinde bakarsak meseleyi daha iyi anlarız.
Nasıl ki beyni olmayan ama kalbi ve diğer vücut organları çalışan bir insanın yaşaması çok şey ifade etmez ise tek başına vatan da çok şey ifade etmez. İnsanlar zombi gibi olduktan sonra, beyinsel faaliyetlerini kaybettikten sonra tek başına vatan neyi ifade eder ki? Vatan olsa bile insanlar iş bulmak için, özgürlük için şu için bu için gidip gurbet kapılarında Alman elçilerinde yalvar yakar olmak zorunda kalıyorsa, o vatan bir grup güçlü burjuvanın çıkarlarına en öncelikli olarak hizmet ediyorsa bu da çok övünülecek bir başarı değildir.
Açıkçası çok anladığımı söyleyemem, bu açıdan tüm dünya aynı şekilde çalışmıyor mu? tüm dünya piramidin tepesindeki bir grup tarafından yönetiliyor, ABD başkanı bile göstermelik, mevcut düzende bu elit grup kimi gösterirse halk onu seçer.
Bu anlamda nereye giderseniz gidin aynı sistemin içerisindesiniz.
Filistin, Irak, Afganistan gibi sadece sömürmek, silah satmak ve sağlık ticareti yapmak için yapılandırılmış ülkelerde var, biz bu denli karamsar olursak bu ülkeler ne yapsın.
Benim "önce vatan" söylemim zaten savaş anlamında değil, ben ne olursa olsun bir savaşta silahlı taraf olmam, benim içinde Einstein'in dediği gibi bir insan savaşta da öldürülse bu bir cinayettir.
Bir savaş söz konusu olursa muhtemelen gideceğim ülke Norveç olur.
Çevre ve ekolojik sorunlar da bu bütünselliğin parçasıdır ve bir ölçüde tüm dünyadaki insanları ilgilendirir. Vatan kurtulsun ama çevre ve ekoloji sorunları ile dünya yaşanmaz hale gelsin mantığı ile sorunlar yine çözülmez. Çünkü dünyada ekolojik sistem tahrip olursa vatan da bundan etkilenir.
Zeitgeist'in bir çözüm önerisi var peki olabilirliği? Tüm savaş karşıtlarının bir arada olduğu bir topluluk nasıl olacakta mevcut düzeni yıkacak :)
Şirkette bir kampanya başlattık TEMA'ya bağış yaptık ismi geçen her çalışana zarf içerisinde teşekkür belgesi göndermişler :)
Konuyu çok dağıtmak istemiyorum.
Sosyalizmi savunan birinin Kemalist olması mümkün değildir.
Çünkü Kemalizm özünde burjuva ideolojisidir.
"Ama ben hem sosyalizmi hem Kemalizmi savunuyorum" diyenler çıkacaktır. Bunlar sosyalizmi doğru düzgün anlayamamış veya yanlış anlamış kişilerdir.
"Ama dünyadaki düzen böyle"
Dünyadaki düzen kölelik sistemine dayalı olsa, kölelik iyi ve doğru diye savunulmaz. Çünkü köleliğin savunulacak bir tarafı yok. Aynı şey kapitalizm içinde fazlasıyla geçerlidir.
Bununla birlikte kapitalizm çok fazla ömrünün kalmadığı da açık bir gerçektir. Kapitalizm 21. yüzyılın ideolojisi değildir. Ama tüm buna ve bir sürü açık gerçeklere rağmen kapitalist sistemde ısrar edenler bunun faturasını da kötü biçimde ödeyecek ve tüm insanlığı da bu bedeli ödetecektir.
Shawstein
23-12-2012, 02:28
Sosyalizmi savunan birinin Kemalist olması mümkün değildir.
Çünkü Kemalizm özünde burjuva ideolojisidir.
Sevgili Brian,
Pek çok kez söylemişimdir, ben kemalist değilim, X ya da Y de değilim, hiç bir kalıba girmem ve girilmemesi gerekildiğini savunurum.
"Kemalizm" aynen diğer kalıplar her ne ise aynen odur, kişi ne anlıyorsa ya da neye inanmak istiyorsa odur; birileri "müslümanım" diyor ancak görüyoruz ki kitapta yazanları dahi kabul etmiyor.
Beni bir tarafa bırakırsak, konu ile alakalı söylemim benimsediğiniz ideolojinin önünde "kemalizm" bir engel değildir, her insan kendi doğruları ile yaşar, bu ülkede "kemalizm" nedir kaç kişi biliyor? Atatürk ilkelerini say desen kimse sayamaz, bu toplum daha Cumhuriyet nedir onu bile bilmiyor.
Bir önceki yazımda TEMA ile ilgili bir örnek verdim, TEMA ona bağış yapanlara bir kağıt zarf içerisinde teşekkür belgesi yolluyor? Basit bir örnek olabilir ancak istediğin alana uyarla bu ülkede kimse neyi neden yaptığını dahi bilmiyor.
Baskoylu
29-03-2013, 18:59
Üniter yapının garantisi biziz (http://siyaset.milliyet.com.tr/uniter-yapinin-garantisi-biziz/siyaset/siyasetdetay/29.03.2013/1686603/default.htm)
Bu ülkeyi kuran kadroların CHP’yi de kurduğunu, partinin köklerinde Kuvayımilliye olduğunu’ ifade eden Kılıçdaroğlu, ”Bu ülkenin bağımsızlığı, özgürlüğü, bütünlüğü için mücadele edeceğiz. Bu bizim temel görevlerimizden birisidir. Varlık nedenimiz de budur zaten. Yeter ki bu ülkede barışı ve huzuru sağlayalım. Bu bizim en büyük hedeflerimizden birisidir” diye konuştu.
Kılıçdaroğlu, önemli günlerde Mustafa Kemal Atatürk (http://www.milliyet.com.tr/index/Mustafa%7EKemal%7EAtat%C3%BCrk/default.htm)’ün de ruhu için camilerde Fatiha okutulduğunu, bunun bir kadirşinaslık olduğunu belirterek, ”Bu tarihimize saygının bir gereğidir. Bunu kaldırırsanız kendi tarihinize ihanet etmiş olursunuz” dedi.
Şehitlerin ve gazilerin huzurlu bir Türkiye (http://www.milliyet.com.tr/index/T%C3%BCrkiye/default.htm)’de yaşanılması için mücadele ettiğini vurgulayan Kılıçdaroğlu, ”Neden Mustafa Kemal Atatürk’ün adını silmek istiyoruz. Neden kaldırmak istiyoruz. Esnaf ve sanatkarlar odası başkanından Mustafa Kemal Atatürk’ün adını duymak beni onurlandırdı” diye konuştu.Sayin Kemal Kilicdaroglu`nun Fasist, Irkci ve Milliyetci bir partide gorev almasindan once yapmasi gereken onemli gorevlerinden biri, Soyadini edit degistirmesidir.
Kendi tarihine ihanet eden bizzat kendisidir, keklik cinsinden olan Kilicdaroglu, ...edit.. battikca batmaktadir, Hizir Pasa`yi aratir olmustur
Sayin Kemal Kilicdaroglu`nun Fasist, Irkci ve Milliyetci bir partide gorev almasindan once yapmasi gereken onemli gorevlerinden biri, Soyadini edit degistirmesidir.
Kendi tarihine ihanet eden bizzat kendisidir, keklik cinsinden olan Kilicdaroglu, ...edit.. battikca batmaktadir, Hizir Pasa`yi aratir olmustur
Hakli olabilirsiniz kendinizce, ancak hic degilse Kilicdaroglu'nun kadin saplantisi yok. Akil kadinlari da icerdiginden fikirleri, batmaz merak etmeyin.
Ancak sizin Ataturk'le saplantiniz varsa, bunu Kilicdaroglu ile bagdastirip onun uzerinden kusmaniza gerek yok.
Sizin mantiginizla gidecek olursak, memlekette bir o kadar da Sa... Kurt ilan etmemiz gerekir degil mi? Halbuki onlar da bir birey.
Ah su hastalikli ummetsel milliyetcilik zihniyeti! :)
Pkk=Kurt
Alevi=Gomunist
ekseninden cikamiyor maalesef..
Baskoylu
30-03-2013, 06:47
Turkiye vatandasi olan herkesin tek bir soyadi olmadigi ve inanilmaz soyisim tasiyanlara sahit olmamiza regmen, Sayin Kemal Kilicdaroglu`nun verdigi demeclerden yola cikarak... soyisim degisikligine gitmesinin dogru olacagini soylemem! bazi arkadaslar tarafindan uslup bozuklugu olarak algilanmis, ustune ustluk ceza puani olarak hanemize kayit etmistir.
Bir insan kendi ana dilini inkar ederse!!!
bir insan gecmisine ait olan kimligini inkar ederse!!
bir insan insanlik degerleri ayaklar altina alip, kurk ve saltanat icin farkli kiliklara girerse!!
Bir insan kendi halkini ve toplumunu hunarca katleden mantigin savunuculugunu yapiyorsa.. bence boylesi insanlara soylencek cok fazla soz olmamalidir... zaten bende kendisine hakaret etmedim, sadece dogru bir yaklasimdan oteye gitmedimgimi dusunuyorum.....
Birilerine hakaret etmek veya kucumsiyecek bir yaklasim gostermek gibi yaklasimlar elbette bizlere bir sey kazandirmiyacaktir, aksine kedimizi yetersizlige itmis oluruz.
Yasamin her alaninda Gercek ve Dogrulari vicdanimiz ve yuregimizle haykirdigimizda, hem kendimize karsi hemde icinde yasadigimiz ve ozgurlugu icin mucadele verdigimiz topluma karsi durust oldugumuzu gostermis oluruz........
Dolayisiyla NAMUSLULAR`DA; NAMUSUZLAR KADAR CESARETLI OLSALAR, NAMUSUZLAR ISTEDIGI SEKILDE HAREKET ETMEKTEN UTANIR OLURLARDI.... VE BU TOPLUMA GIRMEKTEN KORKAN BIRER BIREY OLURLARDI.....
Turkiye`deki Fasist Parlementer Sistemden hala umutlu olup, bu kohne duzenin temsilcilerini koruma ve kollamaya calisanlar... gunu gelecektir, yaptiklarinin hesabini kendilerine vermekten bile korkar bir ortam icine girecekleri kesindir....
Sonuc olarak duzenin temsilciligine soyunan kim olursa olsun, bu fasist kohne duzeni yonetmek istiyen kim olursa olsun... kurulmus olan bu kohne fasist duzenin temsilciligini yapmak icin her turlu oyunlara bas vurup, kiliktan kiliga girmekten cekinmiyenlerdir.....
Bunlarin tutum ve davranislarina karsi hakli ve dogru tepkilerimizin, ozellikle dostlar tarafindan boylesi bir ortam yaratilmasi elbette uzucudur.
Yani dusuncelerimize, hak ve ozgurluklerimize sadece duzen ve duzenin temsilcileri zincir vurmuyor.. bizden diye dusundugumuz dostlarin ozgurluklerimize zincir vurmasi... bizler icin hayal kirikligindan oteye gitmemektedir.......
Ancak sizin Ataturk'le saplantiniz varsa, bunu Kilicdaroglu ile bagdastirip onun uzerinden kusmaniza gerek yok.
Sizin mantiginizla gidecek olursak, memlekette bir o kadar da Sa... Kurt ilan etmemiz gerekir degil mi? Halbuki onlar da bir birey.
Ah su hastalikli ummetsel milliyetcilik zihniyeti! :)
Pkk=Kurt
Alevi=Gomunist
ekseninden cikamiyor maalesef..
Benim saplanti gibi olumsuzluklarla ilgim yokken, Saygideger Dostumuzun boylesi bir yaklasimi, yani karsi saldiriya gecmesini normal karsilamanizda dusundurucu.....
Birilerin Ataturk`u sevmesi ne kadar normal ise, bir baskasinin Ataturk`u elestirmesi ve yanlislarini belgelerle mahkum etmeye calismasi`da bir o kadar normal olarak karsilanmasi gerekmiyormu?
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Benim saplanti gibi olumsuzluklarla ilgim yokken, Saygideger Dostumuzun boylesi bir yaklasimi, yani karsi saldiriya gecmesini normal karsilamanizda dusundurucu.....
Birilerin Ataturk`u sevmesi ne kadar normal ise, bir baskasinin Ataturk`u elestirmesi ve yanlislarini belgelerle mahkum etmeye calismasi`da bir o kadar normal olarak karsilanmasi gerekmiyormu?
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayin Baskoylu;
Siz veya bir baskasi, birilerini sevmeyebilir veya sevebilir vs. bunun onemi yok.
Ama bu, kisilere bahsettiginiz hakareti savurmanizi gerektirmez.
Kilicdaroglu Uniter devlet soyleminde bulunmasaydi, o mesaji yazar miydiniz ornegin?
Ne yani bizde simdi kalkip, baska isimlere hakaret etsek hos olur mu? Sirf kendi siyasi anlayisimizla ortusmedi diye!?
Elestiri baska seydir, hakaret baska seydir.
Bir insan kendi ana dilini inkar ederse!!! Edebilir.
bir insan gecmisine ait olan kimligini inkar ederse!! Edebilir.
bir insan insanlik degerleri ayaklar altina alip, kurk ve saltanat icin farkli kiliklara girerse!! Girebilir.
Bir insan kendi halkini ve toplumunu hunarca katleden mantigin savunuculugunu yapiyorsa.. Yapabilir, nereden ve nasil baktigina baglidir.
Baskoylu
30-03-2013, 14:47
Siz veya bir baskasi, birilerini sevmeyebilir veya sevebilir vs. bunun onemi yok.
Ama bu, kisilere bahsettiginiz hakareti savurmanizi gerektirmez.
Kilicdaroglu Uniter devlet soyleminde bulunmasaydi, o mesaji yazar miydiniz ornegin?
Etki varsa, tepkinin olmasi normal degilmi? Etki gosteren kisinin kendisine gore ne kadar dogrulari ve hakli nedenleri varsa.... tepki gosterip kisi ve kisilerin gercek yapilanmasini ortaya koyuyorsa, gercek ve dogrulari soyliyorsa... bunun altinda farkli bir sey aranmasi, veya onun karsiti olan olusumdan dolayi var olan rahatsizligindan kaynakli koruma ve kollamaya calisilmasi da bir o kadar yanlis ve hatalidir.
Ne yani bizde simdi kalkip, baska isimlere hakaret etsek hos olur mu? Sirf kendi siyasi anlayisimizla ortusmedi diye!?
Kimsenin kimseye hakaret etme hakki olamaz, kendi siyasi anlayisimiza ortusmemesini bir yana birakalim, kendimize dusman gordugumuz kisi ve kisilere hakaret etme gibi bir ortam icine girmeside kesinlikle yanlistir....
Hakaret ile dogru tespitleri bir birinden ayrit etmek yine bilgi ve birikimlerimizin bir yansimasi olsa gerek......
Yalanciya; yalanci demek hakaret oluyorsa, Hirsiz`a; hirsiz demek hakaret oluyorsa, Dolandiriciya; dolandirici demek hakaret oluyorsa... burada art niyetin oldugu ve taraf tutarak kendi dusuncesi ve siyasi olusumuna yakin olanlari koruma ve kollama adi altinda... birilerini illa suclamak amacidir......
Elestiri baska seydir, hakaret baska seydir.
Bunun bilincinde olsak ve bir birinden ayrit edebilsek... aynen katiliyorum...
Bir insan kendi ana dilini inkar ederse!!! Edebilir.
Edemez demedimki!! inkar etmenin ne anlama geldigini acikladik... burada yanlis nedir?
bir insan gecmisine ait olan kimligini inkar ederse!! Edebilir.
Edemez demedimki!! inkar etmenin ne anlama geldigini acikladik... burada yanlis nedir?
bir insan insanlik degerleri ayaklar altina alip, kurk ve saltanat icin farkli kiliklara girerse!! Girebilir.
Giremez demedimki!!! Pir Sultan Abdal`i asan Hizir Pasaya dedigini sanirim biliyorsunuz... Bir kurk icin kopeklestin demesi, yani bir kurk icin kendi toplumuna eziyet ve zulum ediyorsun, bir kurk icin kendini sattin demesi, Hizir Pasa`ya hakaretmidir? yoksa gosterdigi hakli tepkimidir?
Bir insan kendi halkini ve toplumunu hunarca katleden mantigin savunuculugunu yapiyorsa.. Yapabilir, nereden ve nasil baktigina baglidir.
Bende nereden ve nasil baktigini acikliyarak, CHP gibi duzenin Irkci, Fasist ve Gerici Partilerinden biri olan CHP genel baskanligina karsilik, Varligini, Benligini ve Sahip Olmus Oldugu Gercek Kimligini hice saymasinin anlamini acikladik....
Fasizmin Zindanlarinda ve Iskencehanelerinde zayiflik yaparak, canimi kurtarmak, aci cekmemek icin, yoldaslarima ve halkima olan bagliligimi ve sorumlulugumu hice sayarak... bir bir otuyorsam, cozuluyorsam.. yoldaslarima ve halkima zarar veriyorsam... bana soylenmesi gereken, Ihanetci, Isbirlikci, Teslimiyetci vs gibi sozler.. Bana hakaretmi olur?
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Siz veya bir baskasi, birilerini sevmeyebilir veya sevebilir vs. bunun onemi yok.
Ama bu, kisilere bahsettiginiz hakareti savurmanizi gerektirmez.
Etki varsa, tepkinin olmasi normal degilmi? Etki gosteren kisinin kendisine gore ne kadar dogrulari ve hakli nedenleri varsa.... tepki gosterip kisi ve kisilerin gercek yapilanmasini ortaya koyuyorsa, gercek ve dogrulari soyliyorsa... bunun altinda farkli bir sey aranmasi, veya onun karsiti olan olusumdan dolayi var olan rahatsizligindan kaynakli koruma ve kollamaya calisilmasi da bir o kadar yanlis ve hatalidir.
Kimsenin kimseye hakaret etme hakki olamaz, kendi siyasi anlayisimiza ortusmemesini bir yana birakalim, kendimize dusman gordugumuz kisi ve kisilere hakaret etme gibi bir ortam icine girmeside kesinlikle yanlistir....
Hakaret ile dogru tespitleri bir birinden ayrit etmek yine bilgi ve birikimlerimizin bir yansimasi olsa gerek......
Yalanciya; yalanci demek hakaret oluyorsa, Hirsiz`a; hirsiz demek hakaret oluyorsa, Dolandiriciya; dolandirici demek hakaret oluyorsa... burada art niyetin oldugu ve taraf tutarak kendi dusuncesi ve siyasi olusumuna yakin olanlari koruma ve kollama adi altinda... birilerini illa suclamak amacidir......
Bunun bilincinde olsak ve bir birinden ayrit edebilsek... aynen katiliyorum...
Edemez demedimki!! inkar etmenin ne anlama geldigini acikladik... burada yanlis nedir?
Edemez demedimki!! inkar etmenin ne anlama geldigini acikladik... burada yanlis nedir?
Giremez demedimki!!! Pir Sultan Abdal`i asan Hizir Pasaya dedigini sanirim biliyorsunuz... Bir kurk icin kopeklestin demesi, yani bir kurk icin kendi toplumuna eziyet ve zulum ediyorsun, bir kurk icin kendini sattin demesi, Hizir Pasa`ya hakaretmidir? yoksa gosterdigi hakli tepkimidir?
Bende nereden ve nasil baktigini acikliyarak, CHP gibi duzenin Irkci, Fasist ve Gerici Partilerinden biri olan CHP genel baskanligina karsilik, Varligini, Benligini ve Sahip Olmus Oldugu Gercek Kimligini hice saymasinin anlamini acikladik....
Fasizmin Zindanlarinda ve Iskencehanelerinde zayiflik yaparak, canimi kurtarmak, aci cekmemek icin, yoldaslarima ve halkima olan bagliligimi ve sorumlulugumu hice sayarak... bir bir otuyorsam, cozuluyorsam.. yoldaslarima ve halkima zarar veriyorsam... bana soylenmesi gereken, Ihanetci, Isbirlikci, Teslimiyetci vs gibi sozler.. Bana hakaretmi olur?
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Elbetteki normal tepki vermek, biz tepki vermeyin demiyoruz , elestirmeyin de demiyoruz, hakaret etmeyin demekteyiz.
Evet hep ayni sekilde buna hakkimiz yok demektesiniz, fakat goruneni oyle degil maalesef. Zira sizden baska kisilerin de burada var oldugunu ve bunu hakaret olarak algilayabilecegini dusunmuyorsunuz.
Hayir uzgunuz ki, burada taraf tutmak veya ona yakin olanlari korumak gibi bir caba icerisinde degiliz. Ama boyle bir caba icerisinde olmayisimiz, genel katilimcilar acisindan, sizin mesaj akisinizi gormememiz icin engel degil.
Derdimiz karsitliklara, karsi fikirlere ragmen, butunu saglayabilmek.
bursali68
31-03-2013, 23:39
Turkiye`deki Fasist Parlementer Sistemden hala umutlu olup, bu kohne duzenin temsilcilerini koruma ve kollamaya calisanlar...
Merhaba,
Eleştiriniz doğru veya yanlış, sorum şu...: Çözüm öneriniz nedir...? " Faşist Parlementer Sistemi " nasıl ortadan kaldırır ve doğru olduğunu düşündüğünüz - ki o sistem nedir onu da bilmek isteriz - sistemi nasıl uygularsınız....?
Sağlıcakla kalınız....
Sayın başköylü
Atatürk demek bilim demek, çağdaşlık demek, uygarlık demektir. Sen Atatürkün sayesinde Türkçe konuşuyorsun. Yoksa arapça konuşurdun. Osmanlı şeriat ülkesinde yaşardın. Bir bak bu arap ülkelerine. Hangi yönetim Türkiyenin yönetimine benziyor?
Atatürk laik ve hukuk devletini kurdu. Atatürkün sayesinde herkes istediği gibi yiyip içiyor, giyiniyor. Ama akp sayesinde türkiye demokrat çizgisinden çıktı, yani durum budur.
Asıl diktatör Recep Tayyiptir. Baskıları görmüyor musun?
NOT: Hayatında ilk defa bir frum sitesiyle tanıştırdım annemi bugün. Ve bu mesajı yazmak istediğini benden rica etti. Dolayısıyla hem ilk deneyimini gerçekleştirdi hem de ricasını yerine getirmiş oldum. Yazı bana ait değildir. Forum katılımcılarına duyrulur.
Saygılarımla
Baskoylu
01-04-2013, 06:33
Saygideger Natan Dost.
Ozellikle sizin gibi degerli bir dost`a can veren, yaratici ozelligine sahip olan Saygideger Anne`nize Saygilarimi iletiyorum.
Sanirim yazi Saygideger Natan Dost`a ayit degil, yaziniza kisaca cevap vermek size karsi olan saygi sorumlulugumdur.
Atatürk demek bilim demek, çağdaşlık demek, uygarlık demektir.Bunlari sizden ogrenmek isterim, Bilimin, Cagdas ve uygar bir olusumun Ataturk tarafindan nasil ve ne zaman getirildigini ogrenmek isterim.
Size gore Bilim`e hizmet etmek, Cagdas ve uygar olmanin kistaslari nedir?
Sen Atatürkün sayesinde Türkçe konuşuyorsun. Yoksa arapça konuşurdun.Dil benim icin basli basina Bir KULTURDUR, Dil insanlar arasinda uzlasma aracidir, Benim Ana dilim ZAZACA dir, Ben 5 dil konusurum, imkanim olsa daha fazla dil ogrenmeyi yegelerim, begenmediginiz Arapca`yida ogrenmek isterim, yani her Dil bir insandir, Insanliktan daha degerli bir varligin olmadigini bildigim icin... DIL DUSMANLIGIM ASLA OLMAMIS, OLAMAZ.
Kaldiki Osmanli doneminde Turkiye`de arapca konusulmuyordu... Turkce konusuluyordu ama Arapca alfabesi vardi.... Cin ve Japon Alfebesi`de olabilirdi... bunda fark eden sizce ne olabilir?
Osmanlı şeriat ülkesinde yaşardın.Osmanli tarihinde Islam agirlikli kanunlar olsa`da seriat kanunu gelmemistir, gelmisse, hangi padisah tarafindan ve ne zaman gelmistir, aciklayin bizde ogrenmis olalim.
Barbar Osmanli Imparatorlugun bir subayi olan ve Imparatorlugun cokusu ile, kendi iktidarini kurma pesinde olan, sozum ona yaptigi yenilikler ise, burcuva yeniliklerden oteye gitmemis, Laiklik adi altinda sadece Devlet ile Din olusumunu bir birinden ayrit etmis, Din denen olusumu devlet icinde farkli bir kurum haline getirmis bir mantigin... Osmanli Imparatorlugundan sizce ne kadar farki olabilir!!!!!!
Tarihlerden beri barbar Osmanli Imparatorlugun zulumunden ocu gibi insanlar korkutularak,
Insan haklari ve ozgurluklerin aranmasi yerine.....
Irkci, Milliyetci ve Gerici bir yapilanmadan oteye gitmiyen, Askeri Fasist Diktatorlukle yonetilen, Fasist kanunlari ve yasalari ile Adolf Hitler, Mussolini ve franco gibilerine ornek olan, Irkci ve Milliyetci lider gorunumune girip boylesi bir unvan sahibi olan biri ile ovunmek!!!!! Onu Uygar, Cagdas ve Bilime hizmet etmis biri olarak gormenizi saskinlikla karsiliyorum
Bir bak bu arap ülkelerine. Hangi yönetim Türkiyenin yönetimine benziyor?Arap ulkelerine benzememesi sadece ve sadece Seriat kanunlarin olmamasi var... Onun disinda Almanya nazi cemberini soyle ve boyle mahkum etti, Italya Mussolini irkciligini rafa kaldirdi, Ispanya Franco nun Irkciligini kismi olarak rafa kaldirirken... Turkiye hala Irkci, Milliyetci ve Gerici yapilanmanin bir adim onune bile gecemedi!!!! sizce bunun sebebi nedir?
Atatürk laik ve hukuk devletini kurdu.Turkiye`de %90 belkide daha fazlasi Laikligin anlamini bilmemektedir, Laiklik Turkiye`de toz pembe gosterilmis, cok iyi bir sistemmis veya cok farkli bir yapilanmaymmis gibi gosterilmis, insanlar bu kelime ile ovgulerle soz etmektedirler.....
1923 lerden beri Turkiye`de Kanunlar kimin icin ve Hukukun nasil yurudugune dair tarih bunun en buyuk sahididir......
Atatürkün sayesinde herkes istediği gibi yiyip içiyor, giyiniyor.Bunu isterseniz cevrenizde yasli insanlar varsa O donemi yasamis olanlar varsa bizzat kendilerine sorun, Gunumuze gelince..... Yoksulluk sinirini birakin, Aclik sinirinda binlerce insanlarimiz varken... boylesi bir tahlilinizi anlamis degilim........
Ama akp sayesinde türkiye demokrat çizgisinden çıktı, yani durum budur.Turkiye`de hic bir zaman DEMOKRASI GELMEDI VE YASANMADI`KI... AKP denen Dinci ve Yobaz parti demokrasiyi yok etmek icin mucadele versin....
Yani AKP nin Demokrasiye karsi verecek ve verebilecek bir mucadeleye ihtiyaci yok... Sadece Din Ile Devleti Ic Ice Alma Cabasi var... Yani Sozum Ona Laiklik denen olusumun Eski haline getirilme cabasidir... Birinin digerinden cok farki olmadigi icin.... Ezilen Yoksul ve Cillekes Halklarin bunlara hic ihtiyaci olmadigi ve iki olusumda Halklar icin bir sey ifade etmedigi icin cokta onemli degil....
Sonuc Olarak Demokratik Halk Devrimi Olmadan, Sosyalizme Giden Yola Adim Atilmadan... Hak ve Ozgurluklerden soz edilemez....
Bol, Parcala ve Yonet Politikalarini bugune kadar surdurduler, bugunden sonrada surdurmeye devam etmektedirler.......
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
01-04-2013, 07:11
Merhaba,
Eleştiriniz doğru veya yanlış, sorum şu...: Çözüm öneriniz nedir...? " Faşist Parlementer Sistemi " nasıl ortadan kaldırır ve doğru olduğunu düşündüğünüz - ki o sistem nedir onu da bilmek isteriz - sistemi nasıl uygularsınız....?
Sağlıcakla kalınız....
Geleceğimiz, Ellerimizdedir! Sömürüye ve Zulme Karşı Çözüm, Sandıkta Değil Demokratik Halk Devrimindedir!
Emperyalist-kapitalist hâkim dünya sistemi içerisinde, bu gerici düzene yarı-sömürge ve yarı feodal ekonomik ve toplumsal yapısıyla bütünleşmiş ülkemiz; Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfının azgın sömürü ve zorbalık politikalarının cenderesinde adeta can çekişmektedir.
Hükümetler, düzen partileri bu büyük emperyalist sermaye tekelleri tarafından kurulmakta, aralarında ittifaklar sağlanmakta ve bir bütün olarak Türk devlet sistemi idare olunmaktadır.
Faşist diktatörlüğün hüküm sürdüğü ülkemizde, meclis, ezilen, sömürülen halk yığınları yararına dünden bugüne tek bir yasa çıkarmak bir yana; tam tersine her seçim süreci sonrası şekillenen yeni yapısıyla birlikte “özgürlükler” ve “demokrasi” aldatmacaları eşliğinde daha fazla sömürü ve zulüm yasalarını çıkarmış ve onaylamıştır.
Halkın örgütlü gücü dışında, halk yararına en ufak bir hak kazanımının mümkün olmadığı ülkemizde, meclisin kendisini yenileme ve meşrulaştırma, kaybettiği itibarını toparlama işlevi gören genel seçimler, günümüzde de aynı işlevini sürdürmektedir.
Genel emekçi kitle hareketlerinin dinamizm içerisinde olduğu ve fakat dağınık ve esas olarak da devlet güdümlü sendikaların denetiminde olduğu; devrimci ve demokratik halk güçlerinin, meclis dışında geniş halk yığınlarının desteğini almış, güvenini kazanmış fiili, meşru bir mücadele çizgisinden ve mevzilerinden uzak olduğu günümüzde, seçimlere katılım çağrısı yapmak, doğrudan bu gerici düzenin meşrulaştırılmasına katkı sunmak olacağı gibi halkın haklı davasının da “Yeni CHP” eksenli yaratılan yanılsamalara yönlendirilmesi anlamına gelecektir.
Burada, güncel objektif ve sübjektif koşullar altında, doğru devrimci tutum ve politika, emekçilere ve ezilenlere bıkıp usanmadan, var gücüyle, esas hedefe AKP, CHP ve MHP gibi düzen partilerini koyarak, tüm alanlarda sistemin ve seçimlerin teşhirini yapmaktır.
Ezilen ve sömürülen yığınlara, devrim propagandası yapmak, kitleleri kendi öz güçleriyle örgütlenmeye, demokratik, fiili, meşru kitle hareketleriyle hak alma mücadelesinde seferber etmek, günün doğru devrimci taktik politikası olarak kendisini dayatmaktadır.
http://www.demokratikhaklarfederasyonu.org/templates/rt_versatility4_j15/images/blank.gif (http://www.demokratikhaklarfederasyonu.org/)
Ana Sayfa (http://www.demokratikhaklarfederasyonu.org/)
http://www.demokratikhaklarfederasyonu.org/templates/rt_versatility4_j15/images/blank.gif (http://www.demokratikhaklarfederasyonu.org/)
Baskoylu
30-08-2013, 15:28
Atatürk Anıtı'na çıkıp oynayınca...
AKSARAY'da 30 Ağustos Zafer Bayramı, kutlamaları sırasında psikolojik rahatsızlığı bulunduğu önü sürülen 42 yaşındaki Orhan D., koşarak Atatürk Anıt'na çıkıp oynayıp, halay çekmesi üzerine gözaltına alındı.
inShare
0
http://icube.milliyet.com.tr/YeniAnaResim/2013/08/30/ataturk-aniti-na-cikip-oynayinca--3567965.Jpeg
Hasan BÖLÜKBAŞ / AKSARAY (DHA)
30 Ağustos Zafer Bayramı kutlamaları Atatürk Anıt'ına çelenk sunumuyla başladı. Ardından Vali Selami Altınok, Garnizon Komutanı Albay Mehmet Aytekin, Belediye Başkanı Nevzat Palta halkın bayramını kutladı. Halk oyunları gösterisi sırasında psikolojik rahatsız olduğu öne sürülen Orhan D., kalabalığın arasından koşarak Atatürk Anıt'ına çıkıp, oynayıp halay çekmeye başladı. Polisin müdahalesiyle anıttan indirilen Orhan D., ifadesi alınmak üzere polis merkezine götürüldü. Kutlamalar, resmi geçit töreni ile sona erdi.
href='http://reklam.milliyet.com.tr
Baskoylu
30-08-2013, 15:35
10 Kasim`da 17 yasimda iken, saygi durusunda durmadim diye, tutuklayip sorguya alinip iskence gormustum.
Fasizmin besigi olarak gordugumuz, Mussolini, Adolf Hitler, Franco ve benzerlerini gorup Onlari hedef tahtasi gosterirken.. Asil onlarin ustasi olan; "Ataturk" Irkci ve Milliyetciligi ile yasadigi donemde yaptigi ve yaptirdigi katliam, cinayet, soykirim ve benzeri nice fasist diktatorlukleri bugune kadar surmektedir....
Yani Asil Fasist Diktator, Fasist Yasalari ve Kanunlari ile yasatilirken, Onun Mugrutleri ise kismi olarak O ulkedeki Irkci ve Milliyetci fasistler tarafindan anilmaktadir.
Akil hastasi birinin Ataturke olan hayranligindan dolayi, cikip halay cekmesi bile suc sayilip goz altina aliniyorsa!!! Gunumuzde Ataturk`e yonelik ufak bir yanlis yapilmasi halinde tututklanmasi Neyin Ifadesi ve Neyin Aciklamasi olabilir...
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
prometheZEus
30-08-2013, 17:35
10 Kasim`da 17 yasimda iken, saygi durusunda durmadim diye, tutuklayip sorguya alinip iskence gormustum.
Fasizmin besigi olarak gordugumuz, Mussolini, Adolf Hitler, Franco ve benzerlerini gorup Onlari hedef tahtasi gosterirken.. Asil onlarin ustasi olan; "Ataturk" Irkci ve Milliyetciligi ile yasadigi donemde yaptigi ve yaptirdigi katliam, cinayet, soykirim ve benzeri nice fasist diktatorlukleri bugune kadar surmektedir....
Yani Asil Fasist Diktator, Fasist Yasalari ve Kanunlari ile yasatilirken, Onun Mugrutleri ise kismi olarak O ulkedeki Irkci ve Milliyetci fasistler tarafindan anilmaktadir.
Akil hastasi birinin Ataturke olan hayranligindan dolayi, cikip halay cekmesi bile suc sayilip goz altina aliniyorsa!!! Gunumuzde Ataturk`e yonelik ufak bir yanlis yapilmasi halinde tututklanmasi Neyin Ifadesi ve Neyin Aciklamasi olabilir...
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayın Baskoylu!
Paylaştığınız haber cidden rahatsız edicidir.Böyle bir insanı hoşgörmek yerine onu gözaltına almak en hafif tabiriyle alçaklıktır.
Ancak oradaki polislerin bilemeyeceği birşey var sayın başkoylu;oraya aniden çıkıp oynamaya başlayan kişi,bir akıl hastası değilde bir saldırgan olabilirdi.Ve fotodan da görüleceği üzere,çok ilginç bir poz olmuş..Bunu dalga geçmek için yaptığınıda düşünmüş olabilirler,zira en ufak birşey de artık karakola çekiyorlar...Orada videodaki amcaya işkence falan yapıldığını düşünmüyorum.Muhtemelen hemen salınmıştır...
Size yapılan vahşeti kınamak gerekir.17 yaşında bir gence nizami bir durumda bulunmadığı için yapılan eziyet bir bakıma gülünçtür.Şöyle ki;17 yaşında bir genç orada yaptığı eylemle sizin devletinizi yıkmayacak,küçültmeyecek..17 yaşında bir genci sanki devlete karşı bir eylemde bulunuyormuş gibi ciddiye almak oradaki şahısların şizofrenliğidir.
Ancak katılmadığım bir bölüm var yazınızda.Hitler'di Musoliniydi,falandı filandı...Atatürk onların ustasıydı..Bu gülünçten öte bir iddia.Atatürk bildiğimiz anlamda bir ırkçıydı doğrudur,ama asla fizik-ırkçı'lık yapmamıştır.Yani senin göz rengin şu'dur,senin tipin bu'dur vb. şeklinde..Böyle bir ırkçılık göremezsiniz Atatürk'te..Örnek verdiğiniz Hitler fizik-ırkçı biriydi...Atatürk milliyetçidir,ırkçıdır.Bu o dönem en doğal şeydir.
Bakınız;O dönemin Sovyetler'i bile Stalin ırkçılığıyla çalkalanıyor.Stalin Almanlar'ı aşağılamış,ırk olarak aşağılamış hemde.Ve Rus ırkını övmüştür.En azından tarihteki başarılarını falan.
Yani o dönemin sosyalist Sovyetler'i bile ırkçılık yapıyorken,Atatürk'e ırkçıların babasıdır,faşistlerin kralıdır falan gibi kelimeler,yakışıksız ve çirkindir.
Saygıyla...
Firestorm
30-08-2013, 17:41
Sayın Baskoylu!
Paylaştığınız haber cidden rahatsız edicidir.Böyle bir insanı hoşgörmek yerine onu gözaltına almak en hafif tabiriyle alçaklıktır.
Ancak oradaki polislerin bilemeyeceği birşey var sayın başkoylu;oraya aniden çıkıp oynamaya başlayan kişi,bir akıl hastası değilde bir saldırgan olabilirdi.Ve fotodan da görüleceği üzere,çok ilginç bir poz olmuş..Bunu dalga geçmek için yaptığınıda düşünmüş olabilirler,zira en ufak birşey de artık karakola çekiyorlar...Orada videodaki amcaya işkence falan yapıldığını düşünmüyorum.Muhtemelen hemen salınmıştır...
Size yapılan vahşeti kınamak gerekir.17 yaşında bir gence nizami bir durumda bulunmadığı için yapılan eziyet bir bakıma gülünçtür.Şöyle ki;17 yaşında bir genç orada yaptığı eylemle sizin devletinizi yıkmayacak,küçültmeyecek..17 yaşında bir genci sanki devlete karşı bir eylemde bulunuyormuş gibi ciddiye almak oradaki şahısların şizofrenliğidir.
Ancak katılmadığım bir bölüm var yazınızda.Hitler'di Musoliniydi,falandı filandı...Atatürk onların ustasıydı..Bu gülünçten öte bir iddia.Atatürk bildiğimiz anlamda bir ırkçıydı doğrudur,ama asla fizik-ırkçı'lık yapmamıştır.Yani senin göz rengin şu'dur,senin tipin bu'dur vb. şeklinde..Böyle bir ırkçılık göremezsiniz Atatürk'te..Örnek verdiğiniz Hitler fizik-ırkçı biriydi...Atatürk milliyetçidir,ırkçıdır.Bu o dönem en doğal şeydir.
Bakınız;O dönemin Sovyetler'i bile Stalin ırkçılığıyla çalkalanıyor.Stalin Almanlar'ı aşağılamış,ırk olarak aşağılamış hemde.Ve Rus ırkını övmüştür.En azından tarihteki başarılarını falan.
Yani o dönemin sosyalist Sovyetler'i bile ırkçılık yapıyorken,Atatürk'e ırkçıların babasıdır,faşistlerin kralıdır falan gibi kelimeler,yakışıksız ve çirkindir.
Saygıyla...
Bu yüzden ne diyoruz;
Türk milleti çalışkandır! Türk milleti zekidir!
Zaten diğerleri de gerizekalı ya :)
He bi de;
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Diğerleri depresyonda ya çaktırma :)
Açık konuşmak gerekirse suçlama filan yapmıyıcam sonuçta bunlar tarih yani olmuş bitmiş şeylerdir ama yine de eski zamanlarda yapılan araştırmalar olduğunu duymuştum. Mesela binlerce kişinin kafatasının ölçülmesi vb araştırmalar yani o konuda biraz daha bakıp öyle konuşmak çok daha doğru olucaktır.
prometheZEus
30-08-2013, 17:47
Bu yüzden ne diyoruz;
Türk milleti çalışkandır! Türk milleti zekidir!
Zaten diğerleri de gerizekalı ya :)
He bi de;
Ne mutlu Türk'üm diyene!
Diğerleri depresyonda ya çaktırma :)
Açık konuşmak gerekirse suçlama filan yapmıyıcam sonuçta bunlar tarih yani olmuş bitmiş şeylerdir ama yine de eski zamanlarda yapılan araştırmalar olduğunu duymuştum. Mesela binlerce kişinin kafatasının ölçülmesi vb araştırmalar yani o konuda biraz daha bakıp öyle konuşmak çok daha doğru olucaktır.
Sayın frestorm!
Siz bazı cümlelerin alıp içini boşaltıyorsunuz.Türk milleti çalışkandır,zekidir sözünü dönemin koşulları altında inceleyin.Yahu söyler misiniz,hani lider var ki mensup olduğu milliyeti yüceltmesin ?
Bunu sosyalist liderler içinde söyleyebiliriz.Sosyalist enternasyonalist olmak durumunda buna rağmen Stalin,Mao gibi hatta Lenin gibi birçok sosyalist liderde bağlı bulundukları milleti,ulusu yüceltme vardır.
Yapmayın rica ederim.Yapmayın bunu...Bu kadar milli değerlerinize düşman olmayın.
Atatürk'ün söylediği her söz ayet olmadığı gibi,dalga geçilecek günümüzden bakarak değerlendirilecek'te değildir...Bu hataya düşüyorsunuz.
Atatürk zamanında kimin kafası ölçülmüş yahu?Kaynak ve belge gösterin.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
Saygıyla..
Firestorm
30-08-2013, 18:12
Sayın frestorm!
Siz bazı cümlelerin alıp içini boşaltıyorsunuz.Türk milleti çalışkandır,zekidir sözünü dönemin koşulları altında inceleyin.Yahu söyler misiniz,hani lider var ki mensup olduğu milliyeti yüceltmesin ?
Bunu sosyalist liderler içinde söyleyebiliriz.Sosyalist enternasyonalist olmak durumunda buna rağmen Stalin,Mao gibi hatta Lenin gibi birçok sosyalist liderde bağlı bulundukları milleti,ulusu yüceltme vardır.
Yapmayın rica ederim.Yapmayın bunu...Bu kadar milli değerlerinize düşman olmayın.
Atatürk'ün söylediği her söz ayet olmadığı gibi,dalga geçilecek günümüzden bakarak değerlendirilecek'te değildir...Bu hataya düşüyorsunuz.
Atatürk zamanında kimin kafası ölçülmüş yahu?Kaynak ve belge gösterin.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
Saygıyla..
Ben mutsuz mu oliyim şimdi?
İçini boşaltmıyorum. İddanıza yönelik bana rusları yücelten ve stalin veya lenin'in sözünü yada çinlileri özellikle öven bir mao'nun sözünü getirirseniz sevinirim.
http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/17/64-000-kisinin-kafatasini-olctuler/
http://turkirki.blogcu.com/tarihte-turk-irki/4858296
Ayrıca 1933 yılında yazılan andımız diye geçen ve okulun en başından beri okutulmaya başlanılan marş....
"Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe
durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
"Ne mutlu Türküm diyene!""
Türk olan olmayan herkese okutulmuştur ve kişilerin asimilasyonu sağlanması için elden gelen bütün çaba devlet tarafından gösterilmiştir. Türk olmayan birisini varlığının türk varlığına armağan edilmesi ne kadar komik değil mi sonra dersiniz ki yok öyle bi şey... Hayır var öyle bi şey...
prometheZEus
30-08-2013, 18:49
Ben mutsuz mu oliyim şimdi?
İçini boşaltmıyorum. İddanıza yönelik bana rusları yücelten ve stalin veya lenin'in sözünü yada çinlileri özellikle öven bir mao'nun sözünü getirirseniz sevinirim.
http://belgelerlegercektarih.wordpress.com/2012/09/17/64-000-kisinin-kafatasini-olctuler/
http://turkirki.blogcu.com/tarihte-turk-irki/4858296
Ayrıca 1933 yılında yazılan andımız diye geçen ve okulun en başından beri okutulmaya başlanılan marş....
"Türküm, doğruyum, çalışkanım,
İlkem; küçüklerimi korumak, büyüklerimi saymak,
yurdumu, milletimi özümden çok sevmektir.
Ülküm; yükselmek, ileri gitmektir.
Ey büyük Atatürk! Açtığın yolda, gösterdiğin hedefe
durmadan yürüyeceğime ant içerim.
Varlığım, Türk varlığına armağan olsun.
"Ne mutlu Türküm diyene!""
Türk olan olmayan herkese okutulmuştur ve kişilerin asimilasyonu sağlanması için elden gelen bütün çaba devlet tarafından gösterilmiştir. Türk olmayan birisini varlığının türk varlığına armağan edilmesi ne kadar komik değil mi sonra dersiniz ki yok öyle bi şey... Hayır var öyle bi şey...
Arkadaşım Türkiye mozaik bir ülkedir.Doğru ancak bu çimento Türklük kavramıdır.Türklük kavramını çıkardığın an,mozaik darmaduman olur.Sizin milliyet hissiniz vardır yoktur,beni ilgilendirmez..Orası senin bileceğin iş.Andımız okunurken rahatsız oluyormuş,sen hangi ülkede böyle birşeyin olmadığını ispatlayabilirsin ?Sanıyormusun Türkiye den ayrılmak isteyen ayrı etnik unsurlar yaşasın insanlık diyecek?Onlarda ayrımın feriştahını yapacak.Bunun sonunu getiremeyeceksin...Şuan neyi savunmak istediğini anlıyorum,açıktan Kürtler eziliyor demek istiyorsun.Doğrudur ancak ezilen o kürtler, ermeniler'i kestiler doğuda,ki hepsi aynı kökten geliyorlar,sırf dinleri farklı diye kestiler..Hani insanlık?Nerede?
Yani bu ayrılıkçı unsurlara sempatiyle bakarak ne kazanacaksınız?Onlarda bağımsızlığını sağlasa,kendi topraklarında yaşayan bir Türk istemeyecekler bu kadar basit.Hayat kavgadır...
Atatürk ırkçıydı bunu yazımda da belirttim.Attığınız linkleri(kafatası ölçümüyle ilgili olan)inceledim.Ve bunu tasvip etmiyorum.Tamam tasvip etmiyorum da,oturup Atatürk'ü baştan aşağı eleştirmiyorum...1 yanlış 10 doğruyu götürmez.Ama Atatürk demişmidir Türk olmayanlar bu topraklardan gitsin defolsun?Hitlerin yahudilere uyguladığını Atatürk hangi ırka uyguladı?Yok böyle birşey...
Anayasa da tanım açık Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk denir kardeşim.Kör müsün daha nasıl açıklasınlar adamlar? Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında rol alan,boşnak,abaza,çerkez,arnavut,kürt,türk,laz vs. unsurlara tek tek teşekkür mü etsin?Bunların mozaik olmasını sağlayan bir durum var.O;Türklük..
Bu kadar açık ve net.
Aşağıda stalin'in konuşması.Almanları genelleyerek konuşuyor ve Ruslar'ı övüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=RapR1ojnQJ0
Mao Çin'in Atatürk'ü bu kadar basit ve açık.Çin ilkokul kitaplarında Atatürk'ün devrimi anlatılıyor.Doğu Perinçek bunu çok net biçimde açıklıyor.Atatürk'ü senin için kötü Mao'yu senin için özel kılan ne olabilir?Mao hep çin ulusuna seslenir,şöyledir böyledir.. Çinliler iyidir hoştur. Böyle bir sözden bahsetmedim.Ama adam milletini övüyor işte,şunu başardık bunu başardık diye.Kaynak yayınlarından çıkan Seçme Eserler vardır 6 cilt onları oku.Hatta 1.cildine baksan yeter Mao'nun ne yazdığı..
Baskoylu
30-08-2013, 18:54
prometheZEus
Ancak katılmadığım bir bölüm var yazınızda.Hitler'di Musoliniydi,falandı filandı...Atatürk onların ustasıydı..Bu gülünçten öte bir iddia.Atatürk bildiğimiz anlamda bir ırkçıydı doğrudur,ama asla fizik-ırkçı'lık yapmamıştır.Yani senin göz rengin şu'dur,senin tipin bu'dur vb. şeklinde..Böyle bir ırkçılık göremezsiniz Atatürk'te..Örnek verdiğiniz Hitler fizik-ırkçı biriydi...Atatürk milliyetçidir,ırkçıdır.Bu o dönem en doğal şeydir.
Saygideger Dost prometheZEus,
Guluncten ote bir idda degil, Bu benim iddam`da degil, Adolf Hitler`in soylemidir.
Adolf Hitler’in hayranlik besledigi Irkci ve Milliyetci devlet adami ve askerler arasinda Mustafa Kemal Ataturk basta gelenlerin arasindadir.
Hitler, Ataturk’e hediye ettigi zihrli bir Mercedesle de gosterdigi bu hayranligini cesiitli vesilelerle ve orneklerle hep yinelemistir.
Adolf Hitler Versailles Anlasmasini yirtarken, Sevr’i kastederek "Ataturk’un 10 Yil Once Yaptigini Biz Simdi Yapabiliyoruz" surekli tekrarlamasi unludur..
Adolf Hitleri`in "Hitler’in Sofra Sohbetleri" adli bu kitap, Alman devlet adaminin 2. Dunya Savasi butun hiziyla surerken gizli karargahindaki aksam yemeklerinde yaptigi konusmalardan Turkce`ye civrilisine bakalim.
1. "Arkasında ordusu olmayan bir kumandan uzun süre ayakta kalamaz. Atatürk de iktidarını Halk Partisi sayesinde güvenceye aldı. İtalya’da da aynı şey geçerli. Eğer Antonescu bugün ortadan kaybolacak olsa, ordu içinde onun yerine talip olacaklar arasında korkunç bir mücadele başlar. Ama onun yerine geçecek kişiyi belirleyecek bir örgüt olsa, bu olmazdı.’"
Adolf Hitler.
2. "Bizim Amacımız Dünyayı Nazi Egemenliği Altına Almak Ama Ben Türkiye İle Hiç Bir Zaman Düşman Olmayacağım...yani, "Dünyada savaşmayacağım tek ülke Türkiye'dir."
Adolf Hitler
3. "Benim ustam Il-Duce'dir, ama onun ustası da Mustafa Kemal'dir."
Adolf Hiler
4. "Bütün enerjimi Atatürk'ten alıyorum.O'nun hayatı bizim feyizli ışığımızdır."
Adolf Hitler
5. “Mustafa Kemal'in ilk oğrencisi Mussolini,ikinci öğrencisi de benimdir.”
Adolf Hitler.
Bakınız;O dönemin Sovyetler'i bile Stalin ırkçılığıyla çalkalanıyor.Stalin Almanlar'ı aşağılamış,ırk olarak aşağılamış hemde.Ve Rus ırkını övmüştür.En azından tarihteki başarılarını falan.
Yani o dönemin sosyalist Sovyetler'i bile ırkçılık yapıyorken
Bunu hangi belge ile kanitliyabilir ve acikliyabilirsiniz?
Atatürk'e ırkçıların babasıdır,faşistlerin kralıdır falan gibi kelimeler,yakışıksız ve çirkindir.
Yakisiksiz ve cirkin olan, var olan gerceklerin inkaridir, 1923 den 10 Kasim 1938 e kadar yaptigi ve yaptirdigi butun insanlilk suclarini toz pembe gostererek, Ulu Basbug Mustafa Kemal Ataturk Olarak onder gosterip Irkci, Milliyetci ve Diktator birini kendimize onder gormektir.
Ben bunlari tek tek bizzat yine onun silah arkadaslari ve yakin dostlarin itraflari ve bizzat yaptiklari ile kanitliyabilirim,
Her yil ve her gecen zaman icinde ATATURK`UN GUN YUZUNE CIKMAMIS FOTOGRAFLARI VE KONUSMALARI ortaya cikmasinin nedeni nedir Acaba???
Yaptigi ve Yaptirdigi insanligin kabul etmedigi katliamlari bugune kadar baskalarinin uzerine atilmasi cabasinin yani sira. Adolf Hitler ve onun gibi Irkci, Milliyetci fasistlerle ayni cati altinda gorulmesini englleme cabasi degilmidir?
Tahrite`ki butun gercekler bugunun sahidi olacaktir.
Hic bir guc Karanliklarin Aydinliga Cikmasini Engellemiyecektir.
Fasizim Doktugu Kanda Bogulacaktir.
Baskoylu
30-08-2013, 19:08
Arkadaşım Türkiye mozaik bir ülkedir.Doğru ancak bu çimento Türklük kavramıdır.Türklük kavramını çıkardığın an,mozaik darmaduman olur.Sizin milliyet hissiniz vardır yoktur,beni ilgilendirmez..Orası senin bileceğin iş.Andımız okunurken rahatsız oluyormuş,sen hangi ülkede böyle birşeyin olmadığını ispatlayabilirsin ?Sanıyormusun Türkiye den ayrılmak isteyen ayrı etnik unsurlar yaşasın insanlık diyecek?Onlarda ayrımın feriştahını yapacak.Bunun sonunu getiremeyeceksin...Şuan neyi savunmak istediğini anlıyorum,açıktan Kürtler eziliyor demek istiyorsun.Doğrudur ancak ezilen o kürtler, ermeniler'i kestiler doğuda,ki hepsi aynı kökten geliyorlar,sırf dinleri farklı diye kestiler..Hani insanlık?Nerede?
Yani bu ayrılıkçı unsurlara sempatiyle bakarak ne kazanacaksınız?Onlarda bağımsızlığını sağlasa,kendi topraklarında yaşayan bir Türk istemeyecekler bu kadar basit.Hayat kavgadır...
Atatürk ırkçıydı bunu yazımda da belirttim.Attığınız linkleri(kafatası ölçümüyle ilgili olan)inceledim.Ve bunu tasvip etmiyorum.Tamam tasvip etmiyorum da,oturup Atatürk'ü baştan aşağı eleştirmiyorum...1 yanlış 10 doğruyu götürmez.Ama Atatürk demişmidir Türk olmayanlar bu topraklardan gitsin defolsun?Hitlerin yahudilere uyguladığını Atatürk hangi ırka uyguladı?Yok böyle birşey...
Anayasa da tanım açık Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk denir kardeşim.Kör müsün daha nasıl açıklasınlar adamlar? Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında rol alan,boşnak,abaza,çerkez,arnavut,kürt,türk,laz vs. unsurlara tek tek teşekkür mü etsin?Bunların mozaik olmasını sağlayan bir durum var.O;Türklük..
Bu kadar açık ve net.
Aşağıda stalin'in konuşması.Almanları genelleyerek konuşuyor ve Ruslar'ı övüyor.
http://www.youtube.com/watch?v=RapR1ojnQJ0
Mao Çin'in Atatürk'ü bu kadar basit ve açık.Çin ilkokul kitaplarında Atatürk'ün devrimi anlatılıyor.Doğu Perinçek bunu çok net biçimde açıklıyor.Atatürk'ü senin için kötü Mao'yu senin için özel kılan ne olabilir?Mao hep çin ulusuna seslenir,şöyledir böyledir.. Çinliler iyidir hoştur. Böyle bir sözden bahsetmedim.Ama adam milletini övüyor işte,şunu başardık bunu başardık diye.Kaynak yayınlarından çıkan Seçme Eserler vardır 6 cilt onları oku.Hatta 1.cildine baksan yeter Mao'nun ne yazdığı..
Ben bunu daha once izlemistim, bir kez daha sayenizde izlememi sagladiginiz icin size tsk ederim.
Bir Rus Dunyaya Bedeldir.
Rus Olmez.
Rus Acikmaz.
Rusya Ruslarindir.
Ne Mutlu Rus`um Diyene.
Vs vs vs gibi bir olusum gorebiliyormusunuz?
Iyi izleyin, Alman isgalciler ile Alman halklarini ayirmaktadir.
Stalin Dunya Halklarin Bas Komiseridir.
Stalin Sunu haykirmistir.
Butun Dunya Halklarini Alman Nazi Fasistlerine Teslim Edemeyiz. Gun Dunya Halklarin Kurtulus Gunudur. Dunya Halklarin Dusmani Olan Alman Fasist Isgalcilere destek olan, onlarin tarafini tutarak Kizil Orduya arkadan saldiran Oz Babam, Annem, Kardesim yani kim olursa olsun, acimayin, cunku, Gun Dunya Halklarin Kurtulus Gunudur.
Elbette iktidarda kaldigi donemde bir cok eksigi ve yanlisi olmustur, bunlari elestirmek ve mahkum etmek dogru bir yaklasimdir. lakin sizin verdiginiz konusmada hic bir yanlis gorulmemektedir, Irkci, Milliyetci ve Adolf Hitlerin ustasi olan Ataturk`u aklamak icin boylesi bir caba malesef Stalin yoldasi daha da yuceltmekte ve Dunya Halklarin Savunucusu oldugunu gostermektedir, Irkci yani hic olmamistir, Irkci yani olmiyan birinin Irkci yanini ararken, gozlerinizin onunde tahrite`ki butun Irkci ve Milliyetcileri golgede birakan birini savunmaniz!!!! dusundurucu degilmidir!!!!
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
30-08-2013, 19:22
http://img233.imagevenue.com/loc119/th_58369_mustafa_hitler_122_119lo.jpg
Dusunce Olarak biri digerinin ustasi, Ayrica Resim olarak ne kadar benzediklerinide gorebiliyoruz.
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
prometheZEus
30-08-2013, 19:24
Ben bunu daha once izlemistim, bir kez daha sayenizde izlememi sagladiginiz icin size tsk ederim.
Bir Rus Dunyaya Bedeldir.
Rus Olmez.
Rus Acikmaz.
Rusya Ruslarindir.
Ne Mutlu Rus`um Diyene.
Vs vs vs gibi bir olusum gorebiliyormusunuz?
Iyi izleyin, Alman isgalciler ile Alman halklarini ayirmaktadir.
Stalin Dunya Halklarin Bas Komiseridir.
Stalin Sunu haykirmistir.
Butun Dunya Halklarini Alman Nazi Fasistlerine Teslim Edemeyiz. Gun Dunya Halklarin Kurtulus Gunudur. Dunya Halklarin Dusmani Olan Alman Fasist Isgalcilere destek olan, onlarin tarafini tutarak Kizil Orduya arkadan saldiran Oz Babam, Annem, Kardesim yani kim olursa olsun, acimayin, cunku, Gun Dunya Halklarin Kurtulus Gunudur.
Elbette iktidarda kaldigi donemde bir cok eksigi ve yanlisi olmustur, bunlari elestirmek ve mahkum etmek dogru bir yaklasimdir. lakin sizin verdiginiz konusmada hic bir yanlis gorulmemektedir, Irkci, Milliyetci ve Adolf Hitlerin ustasi olan Ataturk`u aklamak icin boylesi bir caba malesef Stalin yoldasi daha da yuceltmekte ve Dunya Halklarin Savunucusu oldugunu gostermektedir, Irkci yani hic olmamistir, Irkci yani olmiyan birinin Irkci yanini ararken, gozlerinizin onunde tahrite`ki butun Irkci ve Milliyetcileri golgede birakan birini savunmaniz!!!! dusundurucu degilmidir!!!!
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayın Başkoylu!
Stalin dünya halklarının başı falan değildir.Stalin hiçbirşey değildir.Atatürk'e diktatör Stalin'e süper lider demeye getirirseniz,kültürel olarak soykırıma uğramışsınız derim..Atatürk dışlanacak,binlerce Türk'ün katili Stalin önderimizdir denecek.Espri yaptığınızı düşünüyorum..
Stalin 2.dünya savaşında milyonların ölmesine sebep oldu sayın baskoylu!
Hitlerle eşit düzeydedir,katillikte yarışırlar..
Stalin dünya halklarının komiseri değil kasabıdır!
Saygıyla..
prometheZEus
30-08-2013, 19:28
Saygideger Dost prometheZEus,
Guluncten ote bir idda degil, Bu benim iddam`da degil, Adolf Hitler`in soylemidir.
Adolf Hitler’in hayranlik besledigi Irkci ve Milliyetci devlet adami ve askerler arasinda Mustafa Kemal Ataturk basta gelenlerin arasindadir.
Hitler, Ataturk’e hediye ettigi zihrli bir Mercedesle de gosterdigi bu hayranligini cesiitli vesilelerle ve orneklerle hep yinelemistir.
Adolf Hitler Versailles Anlasmasini yirtarken, Sevr’i kastederek "Ataturk’un 10 Yil Once Yaptigini Biz Simdi Yapabiliyoruz" surekli tekrarlamasi unludur..
Adolf Hitleri`in "Hitler’in Sofra Sohbetleri" adli bu kitap, Alman devlet adaminin 2. Dunya Savasi butun hiziyla surerken gizli karargahindaki aksam yemeklerinde yaptigi konusmalardan Turkce`ye civrilisine bakalim.
1. "Arkasında ordusu olmayan bir kumandan uzun süre ayakta kalamaz. Atatürk de iktidarını Halk Partisi sayesinde güvenceye aldı. İtalya’da da aynı şey geçerli. Eğer Antonescu bugün ortadan kaybolacak olsa, ordu içinde onun yerine talip olacaklar arasında korkunç bir mücadele başlar. Ama onun yerine geçecek kişiyi belirleyecek bir örgüt olsa, bu olmazdı.’"
Adolf Hitler.
2. "Bizim Amacımız Dünyayı Nazi Egemenliği Altına Almak Ama Ben Türkiye İle Hiç Bir Zaman Düşman Olmayacağım...yani, "Dünyada savaşmayacağım tek ülke Türkiye'dir."
Adolf Hitler
3. "Benim ustam Il-Duce'dir, ama onun ustası da Mustafa Kemal'dir."
Adolf Hiler
4. "Bütün enerjimi Atatürk'ten alıyorum.O'nun hayatı bizim feyizli ışığımızdır."
Adolf Hitler
5. “Mustafa Kemal'in ilk oğrencisi Mussolini,ikinci öğrencisi de benimdir.”
Adolf Hitler.
Bunu hangi belge ile kanitliyabilir ve acikliyabilirsiniz?
Yakisiksiz ve cirkin olan, var olan gerceklerin inkaridir, 1923 den 10 Kasim 1938 e kadar yaptigi ve yaptirdigi butun insanlilk suclarini toz pembe gostererek, Ulu Basbug Mustafa Kemal Ataturk Olarak onder gosterip Irkci, Milliyetci ve Diktator birini kendimize onder gormektir.
Ben bunlari tek tek bizzat yine onun silah arkadaslari ve yakin dostlarin itraflari ve bizzat yaptiklari ile kanitliyabilirim,
Her yil ve her gecen zaman icinde ATATURK`UN GUN YUZUNE CIKMAMIS FOTOGRAFLARI VE KONUSMALARI ortaya cikmasinin nedeni nedir Acaba???
Yaptigi ve Yaptirdigi insanligin kabul etmedigi katliamlari bugune kadar baskalarinin uzerine atilmasi cabasinin yani sira. Adolf Hitler ve onun gibi Irkci, Milliyetci fasistlerle ayni cati altinda gorulmesini englleme cabasi degilmidir?
Tahrite`ki butun gercekler bugunun sahidi olacaktir.
Hic bir guc Karanliklarin Aydinliga Cikmasini Engellemiyecektir.
Fasizim Doktugu Kanda Bogulacaktir.
Bahsettiğiniz kitabın araştırmasını yaptım nette adı sanı belli değil.Sözlüklerde bahsediliyor.Sizinde sözlükleri kaynak alacağınız düşünmüyorum.
Piyasa da bir sürü kitap var,bunlar para kaygısı güdülerek yazılmış eserlerdir.Bu hitlerin sofrası falan bu kitabı hiçbir tarihçinin işaret ettiğini görmedim,izlemedim,okumadım.
Diyelim ki böyle bir kitap var ve yazarı doğru söylemiş,yahu Hitler Atatürk'ü örnek alıyor diye,Atatürk katil mi olacak?Yani hitlerin işlediği tüm cinayetlerden Atatürk mü sorumlu tutulacak.
Hitler bir katildi,resime bayılırdı,ressamdı..O halde resim sanatı kötüdür mü diyeceksiniz?
Düz mantık,nato mermer nato kafa..
Saygıyla..
Liderin ulusunu yüceltmesi yada bir ulus bilincine sahip vatandaşın, kendi milletini sevmesi, sayması yada diğer milletler önünde birincil planda tutması normaldir; aynı şekilde bir ulusun diğer uluslararasında ayrım gözetmemesi de normaldir. Bakış açısına göre değişiyor.
Türkiye Halkına Türk deniliyorsa problem yoktur. Fakat bir ırktan bahsediliyorsa ben benimsemiyorum bunu.
prometheZEus
30-08-2013, 19:37
http://img233.imagevenue.com/loc119/th_58369_mustafa_hitler_122_119lo.jpg
Dusunce Olarak biri digerinin ustasi, Ayrica Resim olarak ne kadar benzediklerinide gorebiliyoruz.
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Sayın Baskoylu!
Bu foto ile nasıl bir yorum yaptınız,cidden inanamıyorum...
İkisi birbirine ne kadar benziyor o halde ikisi kardeştir demek kadar saçma yahu.İnsanların yüzleri,tipleri benziyor diye fikirleride mi benzemek zorunda.
Atatürk karizmatik birisi,yanına koyun Brad Pitt'i yarışacak surat var,o halde Brad Pitt Atatürk'ün torunumudur diyeceğiz?
Yapmayın yahu...
Saygıyla..
mrdragon
30-08-2013, 20:59
Sayın Başköylü;
Bakalım okuduklarınızdan ne anlayabiliyorsunuz?
Aşağıda Hitler abimizden alıntılar var:
Beceri ve yetenek eğitimin bir ürünü değildir. Bu yetenek kişide doğuştan vardır. Yani bu Tanrı'nın bir lütfudur.
Ben savaş istiyorum. Benim için her türlü vasıta doğru olacaktır. Benim sloganım "ne yaparsan yap, düşmanı rahatsız et" değildir. Benim sloganım şudur: "bir şekilde onu yok et!". Ben bu savaşı sürdürecek insanım
Ben sizi vicdan olarak adlandırılan hülyadan azat ediyorum.
Dünyayı Tanrı'ya içinde Yahudiler olmadan teslim edeceğim.
Düşünce özgürlüğü tüm kötülüklerin anasıdır.
Eğer savaş kaybedilmişse halkı da kaybetmenin hiçbir önemi yoktur.
Gaye hak temin etmek değildir. Esasen hak temin edilmiş ve ele geçirilmiş olsa idi, ortada ihtilaf da olmazdı. Esas gaye en kuvvetli olmaktır.
Gerçek deha, yaratılıştan var olandır. Hiçbir zaman terbiye veya eğitimle deha olunmamıştır.
Irkı vücuda getiren şey, dil değildir. Irkı vücuda getiren unsur kandır.
Kadının da savaş meydanı var. Ulusu için dünyaya getirdiği her çocuk ile ulusunun davasında savaşır.
Aslında oraya alınacak tonla kaçık hitler mesajı var.
Ne güzel de; aşağıdakiler de Hitler'in sözleri:
Bir devletin değeri hakkında verilecek karar, milletine sağladığı fayda ile ölçülür.
Milletini seven bir kimse, bu sevgisini ancak milleti için göze almaya ve katlanmaya hazır olduğu fedakarlık ve dayanıklılıkla ispat edebilir. Yalnız çıkar peşinde koşan bir milli duygu, söz konusu olamaz.
Bir ülkeyi yükseltenler o ülkenin vasıflı insanlarıdır. Bu insanların yetişmesi ise gayretli ve sağlam eğitimciler sayesindedir. Ancak iyi öğretmenlerden, iyi eğitimler alarak yetişen, iyi vatandaşların göstereceği gayret ve çaba bir ülkeyi yükseklere taşıyacaktır.
Bir fikir hareketi, hiçbir zaman bıçak, zehir veya tabanca aracı ile başarılı olamaz. Böyle bir fikirsel akımın başarısı ancak sokağı fethetmekle mümkün olur.
Bir kimse milletiyle iftihar edebilmek için milletine ait her sınıf insanla gurur duyabilmelidir. Ama eğer bir milletin yarısı aç ve sefil haldeyse, yarısı geleceğinden endişe içindeyse, yarısı ahlaki erezyonda yok olmuşsa bir kimse böyle bir milletin ferdi olmaktan nasıl gurur duyabilir ki?
Biz, millete hiçbir korunma olanağı sağlamayan bir devleti savunmak için değil, tam tersine milleti ve devleti yok etmek isteyenlere karşı, milletin savunmasını üstlenmek amacıyla hareket ediyoruz.
Biz halkımız için dünyayı karşımıza aldık!
Biz halkımızın refahından başka bir şey düşünmüyoruz.
Biz vatanımızın hayatı, milletimizin birliği, çocuklarımızın her günkü ekmeği için mücadele etmek zorundayız.
Büyük bir fikir, ne kadar kutsal ve ne kadar yüksek olursa olsun, halkın kuvvetli desteği olmadan uygulamaya geçemez
Cephede ölmek her zaman bir ihtimaldir. Ama cepheden kaçarken ölmek bir ihtimal değil, kaçınılmaz bir sondur
Dış siyaset bir amaca ulaşmak için bir araçtan başka bir şey olamaz. Bu amaç da, özellikle milletin yararıdır.
Hani, fikirler arasında bir terslik olsa gerek değil mi? Muhammed misali insani olan siyasi arenada izleyen sözler böyledir. Tarih boyunca da değişmemiştir. İnktidar savaşına çıkmış insan psikolojisi budur. Hepsini toparlarsınız özünde bu vatandaş neyi hedeflemiş, ne düşünmüş, nasıl hareket etmiş, hangi koşullarda o söz söylenmiş v.s. diye sonuca ulaşmayı denersiniz. Biz buna analiz diyoruz da sizlerin genelde yabancı kaldığı bir kavram, oku, kafa salla itaat et ile örtüşmez.
Peki, bu hitler amcam Mustafa Kemal Atatürk'e hayran olabilir mi?
Aşağıda da Atatürk'e işaret eden sözler var:
Mustafa Kemal; bir milletin, bütün vasıtalarından mahrum edilse dahi, kendini kurtaracak vasıtaları yaratabileceğini ispat eden adamdır.
Mustafa Kemal dehasından sonra Türkiye'yi bir avuç aptal yönetmeye başladı.
Türkiye Büyük Meclisi’ne ve Türk halkına, Türkiye Cumhuriyeti’nin Başkanı Atatürk’ün ölümü üzerine en derin üzüntülerimi bildiriyorum. Büyük bir asker, dahi devlet adamı ve tarihi bir şahsiyet kayboldu. Yeni Türkiye Cumhuriyeti ile nesilden nesile devam edecek büyük bir anıt oluşturdu
Sırası ile;
1) Milli benliğini tamamen kaybetmiş, şuursuz bir toplumdan yeni bir nesilli kendine has vasıflarda yaratacak kadar dahidir.
2) Bu görüşe de katılıyorum, Atatürk'ü anlamak sanıldığı kadar kolay değildir. Adımları, koşulları nedenleri ve hedefleri iyi belirlemek gerekir. Sonrasında gelenlerin uyguladıkları sistemler baştan sona kadar hatalı işlemiş diyebilirim de, hitlerin kast ettiği dönem belli neyse,
3) Aslında hangi vasıflara hayranlık duyduğunu dillendiren bir söylem olmuş, Atatürk'e hayranlığını 1. ve 3. düşünce tamamlar.
Askeri anlamda, ülkeyi yokluktan var edecek bir dehanın tarihte asla unutulmayacak nesilden nesile aktarılacak özel bir karakter olduğunu net izah etmiş.
Onca tanrısal egosu ile, ırksal milliyetçilik taşıyan bir şahsiyetin, Atatürk'ün liderlik vasıflarında ve ulaştığı başarılarda dahi gözünün içine sokulmuş bir gerçek açığa çıkıyor.
Bu arada Hitler detaylı inceleseydi Muhammed'e de hayranlık duyardı. Neye hangi gözle baktığını algılamayı deneyin.
Ahlaksız
30-08-2013, 21:22
10 Kasim`da 17 yasimda iken, saygi durusunda durmadim diye, tutuklayip sorguya alinip iskence gormustum.
Şimdi anlaşıldı..
belangaz
30-08-2013, 21:35
Mustafa kemal olmasaydi sizler bu gun bu kadar hur olabolirmiydiniz.
Türkiyede bu gun horlanmiyor ve asaglanmiyorsaniz iste bu gun buyuk onder mustafa kemal sayesinde dir .
Akil hastasi birinin Ataturke olan hayranligindan dolayi, cikip halay cekmesi bile suc sayilip goz altina aliniyorsa!!! Gunumuzde Ataturk`e yonelik ufak bir yanlis yapilmasi halinde tututklanmasi Neyin Ifadesi ve Neyin Aciklamasi olabilir...
onu yapan zihniyet bunu da yapmıştı
http://www.youtube.com/watch?v=1Qkqb_rgYIM
Sayın frestorm!
Siz bazı cümlelerin alıp içini boşaltıyorsunuz.Türk milleti çalışkandır,zekidir sözünü dönemin koşulları altında inceleyin.Yahu söyler misiniz,hani lider var ki mensup olduğu milliyeti yüceltmesin ?
Bunu sosyalist liderler içinde söyleyebiliriz.Sosyalist enternasyonalist olmak durumunda buna rağmen Stalin,Mao gibi hatta Lenin gibi birçok sosyalist liderde bağlı bulundukları milleti,ulusu yüceltme vardır.
Yapmayın rica ederim.Yapmayın bunu...Bu kadar milli değerlerinize düşman olmayın.
Atatürk'ün söylediği her söz ayet olmadığı gibi,dalga geçilecek günümüzden bakarak değerlendirilecek'te değildir...Bu hataya düşüyorsunuz.
Atatürk zamanında kimin kafası ölçülmüş yahu?Kaynak ve belge gösterin.
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE!
Saygıyla..
ırkı yüceltme ve ırk tarafından yüceltilme ancak saydığın firavunlukarda, krallıklarda olur. mustafa kemal de bir firavun, bir kral olarak ırkı yüceltmiş ve o ırk tarafından yüceltilmek istemiştir. oysa demokrasinin olduğu ülkelerde böyle şeyler pek olmaz. bugün hitler'in memleketi olan almanya'da bile andımız gibi bir şey okutulmaz, çocuklara "ey büyük atatürk şey heil hitler", "ne mutlu almanım diyene" dedirtilmez mesela. şimdi almanlar bunları yapmayarak alman düşmanı mı olmuş oluyorlar? mustafa kemal'in sözleri yasalarla korunup onlarla dalga geçilmesi engelleniyorsa, o sözler ayetleştirilmiş demektir. bu ülkede mustafa kemal, allah'tan ve peygamberden daha kutsal kabul edilmektedir ve ona hiçbirşey ortak koşulamaz.
http://www.youtube.com/watch?v=k8nKyvsbqKQ
Arkadaşım Türkiye mozaik bir ülkedir.Doğru ancak bu çimento Türklük kavramıdır.Türklük kavramını çıkardığın an,mozaik darmaduman olur.Sizin milliyet hissiniz vardır yoktur,beni ilgilendirmez..Orası senin bileceğin iş.Andımız okunurken rahatsız oluyormuş,sen hangi ülkede böyle birşeyin olmadığını ispatlayabilirsin ?Sanıyormusun Türkiye den ayrılmak isteyen ayrı etnik unsurlar yaşasın insanlık diyecek?Onlarda ayrımın feriştahını yapacak.Bunun sonunu getiremeyeceksin...Şuan neyi savunmak istediğini anlıyorum,açıktan Kürtler eziliyor demek istiyorsun.Doğrudur ancak ezilen o kürtler, ermeniler'i kestiler doğuda,ki hepsi aynı kökten geliyorlar,sırf dinleri farklı diye kestiler..Hani insanlık?Nerede?
Yani bu ayrılıkçı unsurlara sempatiyle bakarak ne kazanacaksınız?Onlarda bağımsızlığını sağlasa,kendi topraklarında yaşayan bir Türk istemeyecekler bu kadar basit.Hayat kavgadır...
Atatürk ırkçıydı bunu yazımda da belirttim.Attığınız linkleri(kafatası ölçümüyle ilgili olan)inceledim.Ve bunu tasvip etmiyorum.Tamam tasvip etmiyorum da,oturup Atatürk'ü baştan aşağı eleştirmiyorum...1 yanlış 10 doğruyu götürmez.Ama Atatürk demişmidir Türk olmayanlar bu topraklardan gitsin defolsun?Hitlerin yahudilere uyguladığını Atatürk hangi ırka uyguladı?Yok böyle birşey...
Anayasa da tanım açık Türkiye Cumhuriyetini kuran Türkiye halkına Türk denir kardeşim.Kör müsün daha nasıl açıklasınlar adamlar? Türkiye Cumhuriyeti'nin kurulmasında rol alan,boşnak,abaza,çerkez,arnavut,kürt,türk,laz vs. unsurlara tek tek teşekkür mü etsin?Bunların mozaik olmasını sağlayan bir durum var.O;Türklük..
Bu kadar açık ve net.
bu çimento neden türklük oluyor? neden kürtlük değil, neden çerkezlik ya da lazlık değil? tc'yi kuran halka (neden tc oluyor o da ayrı bir tartışma konusu) neden türk halkı deniyor da boşnak, abaza, çerkez, arnavut, kürt, laz denmiyor? diğerlerinin başı kel mi?
bugüne kadar türkiye'den ayrılmak isteyenlerin ağzından "ne mutlu kürdüm diyene" gibi bir laf çıkmış mıdır? nerden biliyorsun onların insanlıktan yana olmadıklarını? bildiğim kadarıyla bunlar bir halkı yüceltmek yerine halkların kardeşliğinden yanadırlar. ne kadar samimiler tartışılabilir ancak zahiren durum bu. bugüne kadar kürtlere yapılanlar ister istemez onlarda bir türk önyargısı meydana getirmiş olduğundan ilk bakışta topraklarında bir türkü (kürt düşmanını) istememeleri gayet anlaşılır bir durumdur. mustafa kemal kimseyi bu ülkeden kovmamış olabilir (toruncukları habire kovuyorlar ama bkz. "mollalar iran'a") ancak mustafa kemal'in kullarından birinin aynen şöyle bir beyanatı vardır:
"türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. saf türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler!"
burada buram buram ırkçılık da koktuğunu ekstradan belirtmeme gerek yok sanırım.
mustafa kemal, hitler'in yahudilere uyguladığının bir benzerini dersimde ve istiklal mahkemelerinde uygulamıştır.
Mao Çin'in Atatürk'ü bu kadar basit ve açık.Çin ilkokul kitaplarında Atatürk'ün devrimi anlatılıyor.Doğu Perinçek bunu çok net biçimde açıklıyor.Atatürk'ü senin için kötü Mao'yu senin için özel kılan ne olabilir?Mao hep çin ulusuna seslenir,şöyledir böyledir.. Çinliler iyidir hoştur. Böyle bir sözden bahsetmedim.Ama adam milletini övüyor işte,şunu başardık bunu başardık diye.Kaynak yayınlarından çıkan Seçme Eserler vardır 6 cilt onları oku.Hatta 1.cildine baksan yeter Mao'nun ne yazdığı..evet, mao çin'in atatürküdür; ataçin'dir. o da mustafa kemal katliamcının, diktatörün biridir. mao gibileriyle yakınlığı olan birine hümanist bir demokrat denilecek değil elbette, değil mi?
prometheZEus
31-08-2013, 01:32
onu yapan zihniyet bunu da yapmıştı
http://www.youtube.com/watch?v=1Qkqb_rgYIM
ırkı yüceltme ve ırk tarafından yüceltilme ancak saydığın firavunlukarda, krallıklarda olur. mustafa kemal de bir firavun, bir kral olarak ırkı yüceltmiş ve o ırk tarafından yüceltilmek istemiştir. oysa demokrasinin olduğu ülkelerde böyle şeyler pek olmaz. bugün hitler'in memleketi olan almanya'da bile andımız gibi bir şey okutulmaz, çocuklara "ey büyük atatürk şey heil hitler", "ne mutlu almanım diyene" dedirtilmez mesela. şimdi almanlar bunları yapmayarak alman düşmanı mı olmuş oluyorlar? mustafa kemal'in sözleri yasalarla korunup onlarla dalga geçilmesi engelleniyorsa, o sözler ayetleştirilmiş demektir. bu ülkede mustafa kemal, allah'tan ve peygamberden daha kutsal kabul edilmektedir ve ona hiçbirşey ortak koşulamaz.
http://www.youtube.com/watch?v=k8nKyvsbqKQ
bu çimento neden türklük oluyor? neden kürtlük değil, neden çerkezlik ya da lazlık değil? tc'yi kuran halka (neden tc oluyor o da ayrı bir tartışma konusu) neden türk halkı deniyor da boşnak, abaza, çerkez, arnavut, kürt, laz denmiyor? diğerlerinin başı kel mi?
bugüne kadar türkiye'den ayrılmak isteyenlerin ağzından "ne mutlu kürdüm diyene" gibi bir laf çıkmış mıdır? nerden biliyorsun onların insanlıktan yana olmadıklarını? bildiğim kadarıyla bunlar bir halkı yüceltmek yerine halkların kardeşliğinden yanadırlar. ne kadar samimiler tartışılabilir ancak zahiren durum bu. bugüne kadar kürtlere yapılanlar ister istemez onlarda bir türk önyargısı meydana getirmiş olduğundan ilk bakışta topraklarında bir türkü (kürt düşmanını) istememeleri gayet anlaşılır bir durumdur. mustafa kemal kimseyi bu ülkeden kovmamış olabilir (toruncukları habire kovuyorlar ama bkz. "mollalar iran'a") ancak mustafa kemal'in kullarından birinin aynen şöyle bir beyanatı vardır:
"türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. saf türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler!"
burada buram buram ırkçılık da koktuğunu ekstradan belirtmeme gerek yok sanırım.
mustafa kemal, hitler'in yahudilere uyguladığının bir benzerini dersimde ve istiklal mahkemelerinde uygulamıştır.
evet, mao çin'in atatürküdür; ataçin'dir. o da mustafa kemal katliamcının, diktatörün biridir. mao gibileriyle yakınlığı olan birine hümanist bir demokrat denilecek değil elbette, değil mi?
Arkadaşım yazını nereden tutsam elimde kalıyor ancak gene de cevaplayayım.
Atatürk hiçbir zaman kendisine tapınılmasını falan istemiş değildir.Benim naciz vücudum elbet toprak olacaktır ancak Türkiye Cumhuriyeti ilelebet payidar kalacaktır.Bu sözü söyleyen bir kişi,kimse kusura bakmasın,kendisine tapınılmasını falan isteyecek birisi asla olamaz.Açık açık söylüyor,bende sizin gibi bir canlıyım ve ölümlüyüm...
Eğer tapınma istiyorsan,Kuzey Kore'yi incele neymiş lidere tapınmak görürsün.
Heil Hitler denmiyormuş Almanya da şuan.Yahu arkadaşım NAZİ almanya'sı yıkılalı yıllar oldu,uyan balığa gidelim...
Şuan okullarda yaşasın fatih sultan mehmet demek kadar saçma olurdu,almanya da heil hitler denmesi...
Yahu Sovyetler'e yenildikten sonra zaten NAZİ almanyası çöktü sonra farklı bir Almanya doğdu..Bunun daha ayrımında değilsin başka ne yazayım ki sana..
Neden Türk diye soruyorsun,Kürt,Laz,Çerkez desek ya diyorsun..Yahu sen tarihi bilmiyorsun,siyaseti bilmiyorsun,sosyoloji bilmiyorsun..Hiçbirşey bilmiyorsun.Çıkmışsın neden Türkiye Cumhuriyeti diyoruz diye soruyor adam yahu...Türk bir çimentodur.Türklük kavramını ortadan kaldırırsanız sonunuz Irak olur,Libya olur,hala anlayamıyormusunuz?Ya da bilerek isteyerek bunu mu arzuluyorsunuz..Yani Türkiye'nin bölünmesinden çıkarınız mı var..Veya bahsettiğin etnik unsurlardan birinemi mensupsun..Ne yaranız varmış Atatürk'e karşı arkadaş...Ne yapmış bu kadar dokunmuş size,onu bi anlatıver bize.
Kürt ayrılıkçıların ağzından ırkçılık lafı çıkmış mı ? İşte buna gülerim.Yahu ırkçılığın alasını pkk'lılar yapıyor...
Neyi savunduğun yavaştan ortaya çıktı..Bu saatten sonra yazdığın herşey provakasyon amaçlıdır.Laz,Çerkez,Boşnak,Abaza falan onları sakın sos yapmayın sizin bölücülüğünüzün yanına sakın!
Ayrılmak istiyorsunuz,diğer Türk unsurlarınıda kışkırtmaya çabalıyorsunuz...
NE MUTLU TÜRK'ÜM DİYENE !
kendisini ilahlaştıran, kendisi için ilahiler düzen dalkavuklara ve/ya kendi putlarını diken putçulara engel olmaya çalışmış mıdır? hadi diyelim dünküler yaptılar bir eşeklik ve yurdu ördüler demir putlarla. peki bu eşekliği yapanların torunları neden temizlemiyorlar bu demir yığınlarını? bak başlık sahibi 10 kasım'da kıyama durmadığı için işkence görmüş. tapınma görmek için illa k.kore'ye gitmeye gerek yok anlayacağın. bugün böyle şeyler yaşanmıyor olabilir belki ancak yarın radikal kemalistler gücü ele geçirdiklerinde aynısını belki de daha fazlasını yapacaklardır. mesela sen, fazlasıyla radikal kemalist potansiyeli taşıyorsun.
diyorsun ki, nazi diktatörlüğü yıkıldı ancak kemalist diktatörlük hala dimdik ayakta. hangi devirde yaşıyorsunuz siz? uyanın, artık 21.yy'dasınız. o diktatörlükler çağı (sözde de olsa) geride kaldı. artık demokrasi (!), insan hakları (!) var.
ben de diyorum ya işte. başka çimento markası yok mu türklük markasından başka? neden kürt markasını ya da laz markasını kullanmıyorsunuz? yoksa bunlar yeterince sağlam değil mi? türklük olmazsa ülke libya, ırak olurmuş. türklük olunca da pkk hortluyor, ne olacak şimdi? türklük olmayınca ülke ne libya, ne de ırak oluyor. demek ki çibanın başı bu türklük denen şey. türklükle bir sorunum olduğu düşünülmesin; biz de türküz, türkü çığırırız. (agır kêtyê dıllêmın xew nakêwê çavêmın) benim eleştirdiğim türklük, diğer etnisitelere dayatılan türklüktür. anlatabiliyor muyum?
ülkenin bölünmesinden çıkarımız mı var? eğer bu üniter yapı bizim istediğimiz biçimde şekillenmeyecekse, ülkenin bölünmesi daha hayırlı olabilir diye düşünmekteyim.
kürt ayrılıkçılarının ırkçı söylemlerinden bir kuple alabilir miyiz yoksa "sen şusun sen busun" diye delilsiz mesnedsiz kara propaganda yapmaya devam etmeyi mi düşünüyorsun?
NE MUTLU PATATES'İM DİYENE !
prometheZEus
31-08-2013, 11:58
kendisini ilahlaştıran, kendisi için ilahiler düzen dalkavuklara ve/ya kendi putlarını diken putçulara engel olmaya çalışmış mıdır? hadi diyelim dünküler yaptılar bir eşeklik ve yurdu ördüler demir putlarla. peki bu eşekliği yapanların torunları neden temizlemiyorlar bu demir yığınlarını? bak başlık sahibi 10 kasım'da kıyama durmadığı için işkence görmüş. tapınma görmek için illa k.kore'ye gitmeye gerek yok anlayacağın. bugün böyle şeyler yaşanmıyor olabilir belki ancak yarın radikal kemalistler gücü ele geçirdiklerinde aynısını belki de daha fazlasını yapacaklardır. mesela sen, fazlasıyla radikal kemalist potansiyeli taşıyorsun.
diyorsun ki, nazi diktatörlüğü yıkıldı ancak kemalist diktatörlük hala dimdik ayakta. hangi devirde yaşıyorsunuz siz? uyanın, artık 21.yy'dasınız. o diktatörlükler çağı (sözde de olsa) geride kaldı. artık demokrasi (!), insan hakları (!) var.
ben de diyorum ya işte. başka çimento markası yok mu türklük markasından başka? neden kürt markasını ya da laz markasını kullanmıyorsunuz? yoksa bunlar yeterince sağlam değil mi? türklük olmazsa ülke libya, ırak olurmuş. türklük olunca da pkk hortluyor, ne olacak şimdi? türklük olmayınca ülke ne libya, ne de ırak oluyor. demek ki çibanın başı bu türklük denen şey. türklükle bir sorunum olduğu düşünülmesin; biz de türküz, türkü çığırırız. (agır kêtyê dıllêmın xew nakêwê çavêmın) benim eleştirdiğim türklük, diğer etnisitelere dayatılan türklüktür. anlatabiliyor muyum?
ülkenin bölünmesinden çıkarımız mı var? eğer bu üniter yapı bizim istediğimiz biçimde şekillenmeyecekse, ülkenin bölünmesi daha hayırlı olabilir diye düşünmekteyim.
kürt ayrılıkçılarının ırkçı söylemlerinden bir kuple alabilir miyiz yoksa "sen şusun sen busun" diye delilsiz mesnedsiz kara propaganda yapmaya devam etmeyi mi düşünüyorsun?
NE MUTLU PATATES'İM DİYENE !
Speech anlaşıldı senin ne mal olduğun..Atatürk'ü heykeli var diye eleştiren zübüğe bak hele..Yok onun için methiyeler düzülmüş(müş)..
Şimdi,senin pkk'lı olduğun ya da en azından sempatizanı olduğun görülüyor.Söyle bakalım sen apo'yu ne olarak görüyorsun?Ulan sen Atatürk'e putlaştırdınız diyorsun,siz apo maymununu tanrı yaptınız ulan tanrı..Şeref yoksunuz varlıklarsınız,bu ülkeye de ortadoğuya da zararsınız.Kazananı tarih belirleyecek ve sizin gibi bölücüler,her zaman tarihin çöplüğüne süpürüleceksiniz..Liberal bozması pkk'lı seni..
Efendim 21.yy dayız demokrası çağındayız.Ulan demokrasinin beşiği İngiltere bile krallık,ABD desen göstermelik bir demokrasi'si var..Sen neyin demokrasiisnden bahsediyorsun bre gafil?
Sen kürdistanı kurduğunda demokrasi mi gelecek?Barzani mi getirecek demokrasiyi?Pkk mı getirecek?Apo yu tanrı gören ben değilim,adam kendi kendini tanrı ilan ediyor.
http://www.youtube.com/watch?v=T6WFy9EFQ1U
Yukarıdaki videoyu baştan sona izleme diye söylüyorum.12-13 dakika'ya getir videoyu öyle izle.Bir Allah var hani hata yapmaz,bende hata yapmam diyor,kendini yarıştırıyor.Bu 2-3 kelimeyi zor konuşan,çapsız.
Aşağıda senin pkk'nın ya da çok sevdiğin kürt demokratların(!) kafasına ne kazınıyor bak bakalım...
http://www.youtube.com/watch?v=goWvvq3alnk
Yukarıdaki video birçok pkklının ne düşündüğünü açıklıyor,by kürt IRKÇISI seni.
Ve aslında sana hak veriyorum,bu bir kavga...Hayat kavga..Ve siz bu kavgada yok olacaksınız.İstediğiniz kadar güçlendik deyin,yok olacaksınız.Hiçbir kaçarınız yok.
Sana kürt ayrılıkçılardan kuble değil KULE verdim...Kalkmış bir pkk lı bana demokrasi öğretecek,ulan siz önce örgütünüzün yaptığı cinayetleri açıklayın.Kendi içinizde önderlik diye birşey geliştirdiniz,sabah akşam apo'ya tapınıyorsunuz...Ne olduğun da belli değil,bi yandan pkk'yı bi yandan ahmet davudoğlunu savunuyorsun,akpyi savunuyorsun sanırım aşağıdaki çocuk sensin;
http://www.youtube.com/watch?v=uVJcm5rwnPs
burasi iyice politika ama kotu politika alani oldu.. bence boyle fasist ve ayrilikci politikaya artik musamaha gosterilmeli... uyarilmali.. burasi ateism sitesi degil mi yoksa marjinallerin atkosturma alani mi yanlis mi yere geldik...
Speech anlaşıldı senin ne mal olduğun..Atatürk'ü heykeli var diye eleştiren zübüğe bak hele..Yok onun için methiyeler düzülmüş(müş)..
Şimdi,senin pkk'lı olduğun ya da en azından sempatizanı olduğun görülüyor.Söyle bakalım sen apo'yu ne olarak görüyorsun?Ulan sen Atatürk'e putlaştırdınız diyorsun,siz apo maymununu tanrı yaptınız ulan tanrı..Şeref yoksunuz varlıklarsınız,bu ülkeye de ortadoğuya da zararsınız.Kazananı tarih belirleyecek ve sizin gibi bölücüler,her zaman tarihin çöplüğüne süpürüleceksiniz..Liberal bozması pkk'lı seni..ben apo'yu senin gibi görüyorum. sen neysen, apo da o benim gözümde.
Efendim 21.yy dayız demokrası çağındayız.Ulan demokrasinin beşiği İngiltere bile krallık,ABD desen göstermelik bir demokrasi'si var..Sen neyin demokrasiisnden bahsediyorsun bre gafil?
diktatörlük isterük diyon yani.
Sen kürdistanı kurduğunda demokrasi mi gelecek?Barzani mi getirecek demokrasiyi?Pkk mı getirecek?Apo yu tanrı gören ben değilim,adam kendi kendini tanrı ilan ediyor.
Yukarıdaki videoyu baştan sona izleme diye söylüyorum.12-13 dakika'ya getir videoyu öyle izle.Bir Allah var hani hata yapmaz,bende hata yapmam diyor,kendini yarıştırıyor.Bu 2-3 kelimeyi zor konuşan,çapsız.hatasız kul olmaz. ama senden iyi konuşuyor ha, onu söyliyim.
Aşağıda senin pkk'nın ya da çok sevdiğin kürt demokratların(!) kafasına ne kazınıyor bak bakalım...
Yukarıdaki video birçok pkklının ne düşündüğünü açıklıyor,by kürt IRKÇISI seni."ne mutlu kürdüm diyene, ey büyük atakürt" veya "saf kürt soyundan olmayanların bu ülkede tek hakları vardır o da köle olma hakkı" gibi ifadelere rastlayamadım.
Ve aslında sana hak veriyorum,bu bir kavga...Hayat kavga..Ve siz bu kavgada yok olacaksınız.İstediğiniz kadar güçlendik deyin,yok olacaksınız.Hiçbir kaçarınız yok.yiyin birbirinizi de elimizi pisliğe bulamadan ganimete konalım.
Sana kürt ayrılıkçılardan kuble değil KULE verdim...Kalkmış bir pkk lı bana demokrasi öğretecek,ulan siz önce örgütünüzün yaptığı cinayetleri açıklayın.Kendi içinizde önderlik diye birşey geliştirdiniz,sabah akşam apo'ya tapınıyorsunuz...Ne olduğun da belli değil,bi yandan pkk'yı bi yandan ahmet davudoğlunu savunuyorsun,akpyi savunuyorsun sanırım aşağıdaki çocuk sensin;
demokrasiyi bir kemalist ulusalcıdan ve bir pkkliden öğrenecek değilim ama illa öğrenecek olsam ve bu ikisinden birini seçecek olsam pkkliyi seçerim sanırım.
Vefik Sami
31-08-2013, 14:05
Başlığı açan arkadaş 10 kasımda saygı duruşuna iştirâk etmediği için sorgulandığını anlatmış. Yazdıklarının doğru olmadığını iddia edebilmemiz için elimizde kanıt olması ikitzâ eder. Ama, Türkiye'nin her yerinde durumun böyle olduğu anlamına da gelmiyor.Misâl ben öğretmenlik mesleğimi sürdürüken - İslamdan irtidat etmeden evvel - koyu bir İslamcı idim. İslam kimliği ile yaşadığım hayatın son sekiz yılı filen bir tarikate intisablı geçmişti. Böyle bir günde şehir meydanında 10 kasım törenlerinin gerçekleştiği sırada ve saygı duruşu için sirenler çalarken iki-üç öğretmen arkadaş herkesin gözü önünde yürüyerek oradan ayrılmış ve bir kahvehaneye giderek çay içmiştik. Ne peşimize polis takıldı, ne de fişlendik. Anlattığım şey 2002 10 kasımınıda gerçekleşmişti.
Tabii daha sonra o "köprü"nün altından epey "su" aktı. 2008 de ben İslamdan irtidat edip "mürted" oldum. Evvelce bilinçsiz bir şekilde karşı çıktığım/eleştirdiğim Gazi Paşa'ya karşı son derece mahcûbiyet içerisindeyim. İnsanların hayatını kayıtsız ve şartsız teslimiyet yönetiyor ise, orada ya bir sakatlık ya da menfaat vardır. Bu teslimiyet ister bir dine olsun, ister bir ideolojiye. "Adres" değişikliği mantıksız/koşulsuz teslimiyeti meşrûlaştırmıyor.
Her devrim sonrası kurucuların ardıları döneminde o devrimin esasından, amacından uzaklaşılır ve gerçekleşenler sulandırılır. Muhammed'in rahle-i tedirisnden yetişenler O'nun ölümü sonrasında menfaat ve siyaset derdine düştüler. Hiç kimse Cemel Vak'ası ve Sıffın savaşında ölenlerin - seksenbin kişi - "Allah için" öldüğünü iddia etmesin. Belki Ali tarafında olanlara biraz ihtiyatla yaklaşılabilir ama; Ayşe, Osman ve Muaviye tarafından menfaat kokuları gelmekte.
Gazi Paşa döneminde olan devrimler birer üstyapı devrimleri idi. Cumhuriyetin ilân edildiği dönemde okuma yazma oranı en yüksek ihtimal ile % 10'u bile bulmuyordu. 623 yıllık bir monarşik yapının tesiri âdetâ halkın genlerine işlemişti. Bu durumda sivil tabana dayalı demokratik devrimler nasıl yapılabilirdi ki ?
Gâzi Paşa'nın yaptığı; Demokrasinin, siyasi ve hukuki altyapısını oluşturmak idi. Bu devrimlerin dayanabileceği bir sivil taban henüz olşamdığı için "Cumhuriyeti koruma ve kollama" görevi TSK'ya ihâle edilmişti. Ama bu durumun ilelebed bu şekilde devam etmesi gerekmiyordu.
Gâzi Paşadan sonra Demokrasi istikametinde hummalı bir eğitim çalışması yapılması, Demokrasinin memlekette tüm kurumlarıyla yerleşebilmesi açısından, olmazsa olmaz ön koşul idi. Fakat dönemin iç ve dış konjonktürü, siyasete egemen olanların devrimlerin taban bulması amacıyla değil de, "şeflik" hevesiyle iştigâl eylemelerine yol açtı. Her devirde olduğu gibi, menfaatlerin meşrulaştırılması adına, Atatürk heykelleri önünde biat ritüelleri sergilendi.
Kemalizm ve Atatürk'çülük ayrı hususulardır. Kemalizm; devrimlerin teorisidir. Atatürk'çülük ise bu teorinin kişilerde davranışa dönüşmüş şeklidir. Fakat bizde gerçek bir davranıştan ziyâde, daha üst mevkilere uzanabilme adına, bir 'etiket' olarak kullanılmıştır.
Gâzi Paşa'nın akşam sofralarında Paşa'nın "Sıfır nedir ?" sorusuna 'Sizin karşınızdaki benim paşam' diyecek kadar yamulup/yavşaklaşan "cumhuriyet şairleri" türemiştir.
Teori ve pratik her zaman el-ele, kol-kola gidemiyor maalesef.
Hep işin bir tarafından menfaat ekseni baş kaldırıp duruma hâkim oluyor.
Erdem Alaca
31-08-2013, 15:40
"ne mutlu kürdüm diyene, ey büyük atakürt" veya "saf kürt soyundan olmayanların bu ülkede tek hakları vardır o da köle olma hakkı" gibi ifadelere rastlayamadım.
O zaman 0:29'dan sonrasına kulak ver bir daha izle sn.speech. Bak ben senin için o bölümü yazıyorum:
Ey Kürt Genci.
Ey asırların zulmünü istikar eden civanmert milletin oğlu, beni dinle.
İnsanlık tarihinin şafağı ağarırken...
(0:29)...Hint Denizi'nden Kafkaslar'a, küçük Asya'nın doğu yamaçlarından
Orta Asya'ya kadar uzayan yüksek dağlarda, ve güneşli yaylalarda seni
doğuran BÜYÜK IRKIN mağrur alnına isabet etmiştir.
Derler ya "dinime küfreden bari müslüman olsa", o hesap işte.
"Büyük Irkın Mağrur Alnına"...
sn.speech buna da "Orada -Bizler Kürt Irkçısıyız- ifadesini göremedim?" diyecektir muhtemelen.
Sağlık olsun; ulu önder Atatürk ve onun yolundan gidenlerden daha büyük "ırkçı" düşünülemez zaten değil mi? :(
Mesela aşağıdaki resimler "ırkçılıktan" ziyade "kardeşlik/beraberlik" kavramlarını ifade ediyor olsa gerek(!)
Amerika'da bir restorantın tabelası:
"Köpekler, Zenciler ve Meksikalılar Giremez"
http://turandursun.com/forumlar/picture.php?albumid=88&pictureid=275
Yine 1940'larda Amerika'dan bir foto. Zencilerin su içebileceği yer bile ayrıştırılmış:
http://bursa33nutku.files.wordpress.com/2013/08/mid-20thcenturyafricanamericanfountain.jpg?w=545&h=373
Atatürk'le beraber, aynı sistem uygulanmaya başladı bu ülkede(!) değil mi sn.speech?
"Kürt'ler buradan su içecek"
"Roman'lar bu tuvaleti kullanacak."
"Arnavut'lar otobüsün bu kısmına binecek."
"Laz'lar lokantanın bu kısmında yemek yiyecek."
"Gürcü'ler buraya giremez."
...gibi.
Takdir okuyucuların.
prometheZEus
31-08-2013, 16:04
burasi iyice politika ama kotu politika alani oldu.. bence boyle fasist ve ayrilikci politikaya artik musamaha gosterilmeli... uyarilmali.. burasi ateism sitesi degil mi yoksa marjinallerin atkosturma alani mi yanlis mi yere geldik...
sayın uyar!
Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i savunmak marjinallik değildir.Konuştuğunuz lafı dikkatli kullanmanızı rica ediyorum.
Faşizm eşittir Atatürk,bunu fetullahcılar ve pkk lı apocular söylüyor..
Atatürk'ü savunmak sizin gibi aydın,dini eleştiren,tanrıyı eleştirebilen insanların bu topraklarda yaşama şansıdır.
Atatürk'ün laik cumhuriyeti yıkılsın,bakın görün bu forumda veya gerçek hayatınızda bu kadar serbest ve özgür konuşabilecek misiniz?
Ben kahin değilim,gelecekten haber veren nostradamus falan da...
Yalnız bildiğim birşey var;Atatürk'ün adı ve devrimleri bu ülkeden silinir ve Cumhuriyet, islamcıların eline geçerse(ki büyük ölçüde geçti ve şuan görüyoruz ne kadar palazlandıklarını)hiçbirimizin bu topraklarda şansı kalmaz.
Speech bölücüdür ve yazısında belirtiyor bunu.Türkiye gibi bir ülke bölünmeli diyor..Söyler misiniz bunun neyini savunacaksınız?Veya beni neden eleştiriyorsunuz,buna karşı Atatürk'ü ve Cumhuriyet'i savunuyorum diye mi ?
Benim,senin,hepimizin bu topraklardaki varlık garantisidir Atatürk.Onun da içini boşaltırsak,düşeriz sonra bu pkk lı ve fetullahcıların eline..
Ve emin olun asıl o zaman görürsünüz faşizmi..Acımazlar,yakarlar...
Saygıyla...
@prometheZEus
speech nickli üyenin bazen sırf muhalefet olmak için inanmadığı şeyleri savunduğunu, sırf provokasyon amaçlı yazdığını görüyorum. Misal şu Davutoğlu'nun önüne konanlarla ilgili başlıkta dükkan sahibi bile çok daha fazla çeşitten bahsedip bunun Davutoğlu'na özel olmadığını söylerken o gelip orada on çeşit falan olduğunu söyleyebiliyor.
Bununla beraber bu kimseye ona hakaret etme hakkını vermiyor. Zaten speech böuyle yapmaya devam ederse o da yaptırımlara maruz kalacak.
Yani siz de bir karar verin; bu adam yandaş bir "liboş" mu, yoksa demokrasiyi suistimal eden Akp'li bir dinci mi, yoksa ayrılıkçı Bdp/Pkk çizgisinde bir Kürtçü mü? Bildiğim kadarıyla aynı anda hepsi birden olunamıyor.
Sizin ve speech nickli arkadaşın vesilesiyle söylemiş olalım:
Lütfen, üsluplarınıza dikkat edin. Fikirlerinizi söyleyin; hakaret etmedikçe, yaftalamadıkça bu konuda bir sıkıntı yok ama karşı tarafı şuculukla buculukla itham etmeyin.
Bununla beraber herkesin her söylediğine cevap vermek zorunda değilsiniz. Sinirlerinize hakim olamayacağınızı ya da cevap vereceğiniz kişinin buna değmeyeceğini düşünüyorsanız cevap yazmayınız.
Tekrar etmek gerekirse, lütfen herkes üslubuna dikkat etsin. Aksi takdirde yaptırımlar gündeme gelecektir.
prometheZEus
31-08-2013, 16:09
@prometheZEus
speech nickli üyenin bazen sırf muhalefet olmak için inanmadığı şeyleri savunduğunu, sırf provokasyon amaçlı yazdığını görüyorum. Misal şu Davutoğlu'nun önüne konanlarla ilgili başlıkta dükkan sahibi bile çok daha fazla çeşitten bahsedip bunun Davutoğlu'na özel olmadığını söylerken o gelip orada on çeşit falan olduğunu söyleyebiliyor.
Bununla beraber bu kimseye ona hakaret etme hakkını vermiyor. Zaten speech böuyle yapmaya devam ederse o da yaptırımlara maruz kalacak.
Yani siz de bir karar verin; bu adam yandaş bir "liboş" mu, yoksa demokrasiyi suistimal eden Akp'li bir dinci mi, yoksa ayrılıkçı Bdp/Pkk çizgisinde bir Kürtçü mü? Bildiğim kadarıyla aynı anda hepsi birden olunamıyor.
Sizin ve speech nickli arkadaşın vesilesiyle söylemiş olalım:
Lütfen, üsluplarınıza dikkat edin. Fikirlerinizi söyleyin; hakaret etmedikçe, yaftalamadıkça bu konuda bir sıkıntı yok ama karşı tarafı şuculukla buculukla itham etmeyin.
Bununla beraber herkesin her söylediğine cevap vermek zorunda değilsiniz. Sinirlerinize hakim olamayacağınızı ya da cevap vereceğiniz kişinin buna değmeyeceğini düşünüyorsanız cevap yazmayınız.
Tekrar etmek gerekirse, lütfen herkes üslubuna dikkat etsin. Aksi takdirde yaptırımlar gündeme gelecektir.
sayın murted!
Yeni çıktı aynı anda hepsi olunabiliyor.Buna bdp+akp işbirliği diyoruz.Neredeyse aynı fikirleri,ideolojileri savunuyorlar.Günümüzde akp'liler said kürdi'yi savunuyor,bdp'liler de said'i kürdi'yi savunuyor.Bu örnekler artırılabilir.
Akp kongresinde barzaniye Türkiye seninle gurur duyuyor denebiliyor,bdpliler zaten barzani'yi 2.başkanları olarak görüyorlar..
Bunun gibi daha birçok örnek sayarım.
Yani aynen dediğiniz gibi hem akp'yi hem bdp'yi hem liberalizmi savunabiliyorlar..Bu da karışık bir durum ancak gerçekler böyle..
Saygıyla...
Erdem Alaca
31-08-2013, 16:11
Tekrar etmek gerekirse, lütfen herkes üslubuna dikkat etsin. Aksi takdirde yaptırımlar gündeme gelecektir.
Ben şahsım adına konuşmak istiyorum. Sn. Neva'ya da birden çok kere söyledim, eğer hatalı bir üslubum/davranışım/paylaşımım varsa lütfen yönetici arkadaşlar uyarsın beni. Buna her zaman açığım, ve böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
Olabilir, insanız, hata yapabiliriz, vb. - önemli olan forumun huzurunu bozmadan burada vakit geçirebilmek, bilgilenmek, paylaşmak.
Saygılarımla,
Erdem.
sayın murted!
Yeni çıktı aynı anda hepsi olunabiliyor.Buna bdp+akp işbirliği diyoruz.Neredeyse aynı fikirleri,ideolojileri savunuyorlar.Günümüzde akp'liler said kürdi'yi savunuyor,bdp'liler de said'i kürdi'yi savunuyor.Bu örnekler artırılabilir.
Akp kongresinde barzaniye Türkiye seninle gurur duyuyor denebiliyor,bdpliler zaten barzani'yi 2.başkanları olarak görüyorlar..
Bunun gibi daha birçok örnek sayarım.
Yani aynen dediğiniz gibi hem akp'yi hem bdp'yi hem liberalizmi savunabiliyorlar..Bu da karışık bir durum ancak gerçekler böyle..
Saygıyla...
Peki, anladım.
Ben şahsım adına konuşmak istiyorum. Sn. Neva'ya da birden çok kere söyledim, eğer hatalı bir üslubum/davranışım/paylaşımım varsa lütfen yönetici arkadaşlar uyarsın beni. Buna her zaman açığım, ve böyle olması gerektiğini düşünüyorum.
Olabilir, insanız, hata yapabiliriz, vb. - önemli olan forumun huzurunu bozmadan burada vakit geçirebilmek, bilgilenmek, paylaşmak.
Saygılarımla,
Erdem.
Herkes sizin gibi yazsa bizi emekli ederlerdi. :)
Erdem Alaca
31-08-2013, 16:19
Herkes sizin gibi yazsa bizi emekli ederlerdi. :)
Güzelmiş sn.murted :)
sayın uyar!
Faşizm eşittir Atatürk,bunu fetullahcılar ve pkk lı apocular söylüyor..
Atatürk'ü savunmak sizin gibi aydın,dini eleştiren,tanrıyı eleştirebilen insanların bu topraklarda yaşama şansıdır...
ataturk adiyla yapilan fasizmi bu ulke cok yasadi ve yasamaya devam ediyor...
feto veya pkk bunu soylemesi gercegi degistirmez...
sevgili prometeus dostum kardesim.... ataturku asmanin zamani geldi de geciyor.. sizin gibi m kemal askerleri bunu gorebilse....
ataturku savunmak tek sansimizsa vay halimize !!!!!!!
@prometheZEus Sizin ve speech nickli arkadaşın vesilesiyle söylemiş ......
Tekrar etmek gerekirse, lütfen herkes üslubuna dikkat etsin. Aksi takdirde yaptırımlar gündeme gelecektir.
tesekkurler dostum...... ad hominem saldirilar onlenmeli !!!!!!
O zaman 0:29'dan sonrasına kulak ver bir daha izle sn.speech. Bak ben senin için o bölümü yazıyorum:
Ey Kürt Genci.
Ey asırların zulmünü istikar eden civanmert milletin oğlu, beni dinle.
İnsanlık tarihinin şafağı ağarırken...
(0:29)...Hint Denizi'nden Kafkaslar'a, küçük Asya'nın doğu yamaçlarından
Orta Asya'ya kadar uzayan yüksek dağlarda, ve güneşli yaylalarda seni
doğuran BÜYÜK IRKIN mağrur alnına isabet etmiştir.Derler ya "dinime küfreden bari müslüman olsa", o hesap işte.
"Büyük Irkın Mağrur Alnına"...
sn.speech buna da "Orada -Bizler Kürt Irkçısıyız- ifadesini göremedim?" diyecektir muhtemelen.
Sağlık olsun; ulu önder Atatürk ve onun yolundan gidenlerden daha büyük "ırkçı" düşünülemez zaten değil mi? :(
Mesela aşağıdaki resimler "ırkçılıktan" ziyade "kardeşlik/beraberlik" kavramlarını ifade ediyor olsa gerek(!)burada da bir ırkı yüceltme olduğu söylenebilir ancak bu ifade bir "ne mutlu kürdüm diyene" etmez, hele bir "saf kürt soyundan olmayanların bu ülkede tek hakları vardır o da köle olma hakkı" hiç etmez. sonra böylesi bir ırk yüceltmenin aşırı aşağılanmaya uğramışlığın getirdiği bir refleks olduğunu düşünüyorum. siz adamları kart kurt diye aşağılarsanız adamların "hayır, biz öyle kart kurt denilebilecek basit bir ırk değiliz" nevinden bir tepki göstermeleri gayet anlaşılabilir bir durumdur.
Mesela aşağıdaki resimler "ırkçılıktan" ziyade "kardeşlik/beraberlik" kavramlarını ifade ediyor olsa gerek(!)
Atatürk'le beraber, aynı sistem uygulanmaya başladı bu ülkede(!) değil mi sn.speech?
bu ülkede kürtçe konuşanlar cezalandırıldı, kürtçe şarkı okuyanlara mutfak takımı fırlatıldı, kürtçe isim almalarına izin verilmedi vs... bunlar ırkçılıktan da öte şeylerdir, bir nevi soykırımdır.
sevgili speech...
hepimiz irkci soylemlere karsiyiz.. kimse kurtlere yapilanlari inkar etmiyor.. bu yaralari sarmak hepimizin borcu merak etme...
Erdem Alaca
01-09-2013, 03:43
burada da bir ırkı yüceltme olduğu söylenebilir ancak bu ifade bir "ne mutlu kürdüm diyene" etmez,"Ne mutlu Türk'üm diyene" demek "Ne mutlu Türk Irkı'ndanım" demek değildir.
hele bir "saf kürt soyundan olmayanların bu ülkede tek hakları vardır o da köle olma hakkı" hiç etmez.Kim, kimi, nerede, ne zaman köle olarak görmüş? Herkes herkesle kardeştir, bu memleketin çimentosu budur. Bu ülkede Kürt kökenli Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahi olmuşsa, bu söylediğin manasızdır.
sonra böylesi bir ırk yüceltmenin aşırı aşağılanmaya uğramışlığın getirdiği bir refleks olduğunu düşünüyorum. siz adamları kart kurt diye aşağılarsanız adamların "hayır, biz öyle kart kurt denilebilecek basit bir ırk değiliz" nevinden bir tepki göstermeleri gayet anlaşılabilir bir durumdur.Kürt ırkçıları da bize "Tırko" diye hitap ediyor ya? Bir kısım kendini bilmezin yaptığı yanlışlar geneli bağlamaz. 2-3 sene önceki Van Depremi'ni hatırlayın, tüm ülke yine tekvücut olmamış mıydı yardım göndermek için oraya?
Herkes Kürt'leri senin dediğin gibi aşağılar, köle olarak görür vaziyette olsa, o kadar yardım göklerden mi geldi?
İnsanların hayatının mahvolduğu o depremde, PKK yardım malzemelerini çalıp satmıştı, hatırladın mı? Yaa... Kürt'lerin hakkını savunuyormuş(!) - yersen.
bu ülkede kürtçe konuşanlar cezalandırıldı, kürtçe şarkı okuyanlara mutfak takımı fırlatıldı, kürtçe isim almalarına izin verilmedi vs... bunlar ırkçılıktan da öte şeylerdir, bir nevi soykırımdır. Bir kısım yanlışlar olmuştur elbet, ama bunu düzeltmenin yolu eline silah alan, uyuşturucu trafiği yöneten emperyalizm kuklası kalleş bir örgütden medet ummak değildir, olmamalıdır.
Biz hiç mi haksızlığa uğramıyoruz mesela? 30 senedir bilinçli olarak bitirilmiyor bu terör. Yoksa ver Osman Paşa'ya yetki, 20-30bin eğitimli asker, en geç 6 ayda kökünü kurutsun bu işin. Görevde olduğu 2 senede 6.000-7.000 teröristi yok eden bir komutan...
Neden bitirilmez bu terör? Bu uğurda şehit olan gencecik askerlerimiz, aileleri haksızlığa uğramamışlar mıdır? Ya da ülkeye yatırım olacak milyar dolarları savaşa, cephaneye harcayan millet?
Haksızlıksa herkese haksızlık var.
"Ne mutlu Türk'üm diyene" demek "Ne mutlu Türk Irkı'ndanım" demek değildir."Muhtaç olduğun kudret, damarlarındaki asil kanda mevcuttur."
"Doğuşumdaki tek olağanüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir."
"Hayattaki yegane üstünlüğüm Türk doğmaktır."
"Türkiye Türklerindir. Kanını taşıyandan başkasına inanma."
Kim, kimi, nerede, ne zaman köle olarak görmüş? Herkes herkesle kardeştir, bu memleketin çimentosu budur. Bu ülkede Kürt kökenli Başbakan ve Cumhurbaşkanı dahi olmuşsa, bu söylediğin manasızdır.türkler daha doğrusu "beyaz türkler", gerek kendi soylarından olan "zenci" türkleri, gerekse de yakın akrabaları olan kürtleri köle olarak görmüş ve görmektedirler. bu ülkede bir kürt kökenli olarak başbakan ve cumhurbaşkanı olunabilir, kürt olduğunu ifade etmemek, ön plana çıkarmamak, türkler tarafından asimile edilmiş olmayı, bir kürt kökenli olunmasına rağmen türk kabul edilmeyi kabullenmek şartıyla. aksi halde muhtar bile olamazsın, en fazla yarasa olabilirsin.
Kürt ırkçıları da bize "Tırko" diye hitap ediyor ya? Bir kısım kendini bilmezin yaptığı yanlışlar geneli bağlamaz. 2-3 sene önceki Van Depremi'ni hatırlayın, tüm ülke yine tekvücut olmamış mıydı yardım göndermek için oraya?
Herkes Kürt'leri senin dediğin gibi aşağılar, köle olarak görür vaziyette olsa, o kadar yardım göklerden mi geldi?
İnsanların hayatının mahvolduğu o depremde, PKK yardım malzemelerini çalıp satmıştı, hatırladın mı? Yaa... Kürt'lerin hakkını savunuyormuş(!) - yersen.dedim ya; sen kart kurt dersen adam doğal olarak refleks gösterip tırko da der, hırbo da der.
van depremi'nde kimlere yardım edildi? asimilasyonu kabullenmiş kürtlere edilmiştir. "biz türk değiliz, kürdüz" diyenlere yardım edilir miydi? "geber, pkk piçi!!! ne mutlu türküm diyene!!! çıııktııık aaaçııık aaalınlaaa..." diye ölüme terkedilirlerdi.
Bir kısım yanlışlar olmuştur elbet, ama bunu düzeltmenin yolu eline silah alan, uyuşturucu trafiği yöneten emperyalizm kuklası kalleş bir örgütden medet ummak değildir, olmamalıdır.savaşmayalım sevişelim ama bazıları sevişmek yerine tek taraflı olarak sürekli gibiyorsa başka çare kalmaz.
Biz hiç mi haksızlığa uğramıyoruz mesela? 30 senedir bilinçli olarak bitirilmiyor bu terör. Yoksa ver Osman Paşa'ya yetki, 20-30bin eğitimli asker, en geç 6 ayda kökünü kurutsun bu işin. Görevde olduğu 2 senede 6.000-7.000 teröristi yok eden bir komutan...
Neden bitirilmez bu terör? Bu uğurda şehit olan gencecik askerlerimiz, aileleri haksızlığa uğramamışlar mıdır? Ya da ülkeye yatırım olacak milyar dolarları savaşa, cephaneye harcayan millet?
Haksızlıksa herkese haksızlık var.vah vah... 30 yıldır Osman Paşa'lar katlede katlede kürtlerin kökünü kurutamamışlar :'(
ulu önder yüce büyük great big boss patron efendi TÜRK ULUSU'na böyle bir haksızlık yapmak kimin haddine?!!! >:-<
Erdem Alaca
01-09-2013, 14:40
vah vah... 30 yıldır Osman Paşa'lar katlede katlede kürtlerin kökünü kurutamamışlar :'(
Sn.speech, hadi diğerlerini geçiyorum, anlaşmamız mümkün değil besbelli de, habire manipülasyon yapıyorsunuz.
"Kürtlerin kökünü kurutmak" ne demek yahu? Terörist var orda - terörist.
PKK sırf Kürt'lerden mürekkep değil ki?
Türk'ü de var orda, Ermeni'si de, Suriye'lisi de, şu an hatırıma gelmeyen başkaları da var, var babam var.
Baskoylu
01-09-2013, 20:45
Saygideger Dostlar.
Karsilikli bilmem ne yarisina girmek yerine ve Birbirimize karsi Argo kelimeler kullanarak, hakaret vari soylemler yerine, Farkliliklarimizi zenginliklerimiz olarak algilayip, Aklin Yolu ve Vicdanimizla hareket ederek, var olan gercekler ve dogrulari aci`da olsa bugune kadar kandirildigimizi ve yanildigimizi anliyarak Insan olmanin gorevlerini yerine getirmis olmazmiyiz? Kendisini yenilemiyen ve gelistirmiyen, arastirmalardan korkan, var olan dogrulardan ve gerceklerden korkan bir toplum olma aliskanligimizi ne zaman uzerimizden atacagiz?
Kendimizi yenilemek yerine, Tuttugumuzu birakmama inadini neden tercih ediyoruz?
Tartistigimiz ve sohbet ettigimiz kisiye hakaret ve kufurler savurarak kendimizi hakli cikaracagimizimi saniyoruz!!! Aksine kisilik bozukluguna sahip oldugumuzu acikliyoruz.
Insan olan, insan vasiflarini yerine getirerek, insanca tartismasini, hatasi varsa ozellestiri vermesi, hakli yani varsa, yanlislari teorik olarak mahkum etmesi kadar guzel ve dogru ne olabilir.....
Degerli bir dostun, Ataturk`e yonelik iddalarim kendisine ters dusebilir, katilmiyabilir, hem fikir olmiyabilir, ama Ona gore benim iddalarimin APTALCA olmasi onun sahip oldugu kisiligi ortaya koymuyormu?
Benim iddalarima karsi varsa kendi kanit ve belgeleri onlarla Ataturk`u savunup benim tezlerimi curutmesi daha dogru olan degilmidir. Boylesi bir yaklasimi hem benim Ataturk hakkinda yanlis tespitlerimi curutmus olur, hemde benim edindigim yanlis bilgilerden vaz gecmemi saglar.......
Bu Baslik altinda Ataturk hakkinda bir cok iddalarim ve kanitlarim var, bunlara belge ve kaynaklarinizla cevap vermeniz gerekirken, Edep Erkan icinde insanca ve dostca tartisip muhabet etmemiz gerekirken, Saldirmak gibi yaklasimlar bize bir seyin kazandirmiyacagini ve akabinde kisir tartismalardan ve kisisel saldirilardan oteye gidilmiyecegini cok iyi bilmemize ragmen, bilincli olarak, boylesi olumsuzluklar icine girmenin, konulari saglikli tartismalarin otesine goturmenin ve cirkinlikleri yaratmaya ne gerek var!!!!!
Düz mantık,nato mermer nato kafa..!!!!!!!!!!!!!
10 Kasim`da 17 yasimda iken, saygi durusunda durmadim diye, tutuklayip sorguya alinip iskence gormustum.
Baskoylu
Şimdi anlaşıldı..
NOLAN
Size gore ne anlasildi Saygideger NOLAN dost.??
Gunlerce iskencelerden gecen kisilere iskence yapan duzenin iskencecileridir. Sistemin onlara verdigi olanak, verdigi gorevi yapmaktadirlar. Dolayisiyla onlarin yaptigi iskencenin temel kaynagi duzenin getirdigi yasalar ve kanunlardir.
Mesela duzenin iskencehanelerinde destanlar yaratan birinin soyle bir guzel soylemi var.
"Sen sana verilen gorevi yerine getirerek, beni konusturmak ve elde etmek istedigin ihstihbaratlari toplamak icin iskenceni yaparak beni cozmek icin gorevini yerine getiriyorsun.
Bende Iskencelerinize Karsi Direnerek, Halkima ve Yoldaslarima Karsi Olan Gorevimi Yerine Getiriyorum, Igrenc kufurler savurarak, Igrenc Kisiliginizi Ortaya Koymak ve Cirkinlesmek Zorundamisiniz".
Dolayisiyla, Sizin dusundugunuz ve tahmin etmeye calistiginiz bir yaklasimla boylesi bir dusunceye ulasmadim!!! Arastirarak, tarafsiz bir yaklasimla dogrulari bularak gercekleri ve dogrulari Aklin Yolu ile tespit ederek Vicdani ozelliklerimide yasama yansitarak, haksizlik yapmadan dogrulari aciklamaya calisiyorum.
Sonuc olarak Ataturk`un ozel kisiligine ve ozel yasamina yonelik her hangi bir iddalarimiz yok, yani onun ozel yasami bizi ilgilendirmez, Lakin TC nin kurulusu ile birlikte, oldugu gune kadar Turkiye Halklari Uzerinde Yaptiklari ve Yaptirdiklarini arastirarak karanliklari aydinliga cikarmanin ne yanlisi olabilir? Kisitli da olsa gizlenen bir yigin belgelerin disinda az miktarda var olan gerceklerle, Dogrulari savunarak dogru tespitler yaparak karanliklari aydinliga cikarmaya calisanlara karsi bu denli suursuzca saldirilar neyin ifadesi olabilir?
1923 den sonra Cikarilan T.C anayasasinda Savundugunuz ve Savunmaya Calistigini Hangi Kanun ve Yasalar var??? Buyrun aciklayin....
TC nin kurulusundan itibaren kurulan Kanun ve Yasalar, 12 Mart ve 12 Eylul Askeri Fasist Cuntanin yasalarindan daha olumlu ve yapici ise buyrun aciklayin bizde sizden ogrenelim,
Yok degilse Eger daha acimasiz ve katmerli yasalar mevcut ise, 12 Mart ve 12 Eylul Askeri Fasist Cuntacilara, "CUNTACI, FASIST" gibi deyimler kullanmaniz dogru olabilirmi? 1946 ya kadar tek partili Askeri Fasist Diktatorlukle Yonetilen Ulkeyi Kana Bogan bir yapilanmayi, Laik, Cumhurriyetci, Demokrat vs vs gibi yapilanmalar icinde gormek!!!! 12 Mart ve 12 Eylul askeri fasist Cuntacilarida savunmak goreviniz olsa gerek. Yok degilse, bilmeden savundugunuz Ataturk`nuzu kendiniz Cuntaci, Fasist, Irkci, Milliyetci vs vs gormenizle es anlamina gelir.
Daha once`de yazdim, Ozgurlugu savunursuzun. Demokrasiyi Savunurusunuz, Insan Haklarini Savunursunuz!!!!! Diger Yandan Ise Askeri Fasist Diktatorlugunu Savunmaya Calisirsiniz!!!!!!!!
Kimileri Mustafa Suphi ve 14 yoldasini savunur, 1 Mayis Dunya Emekci Bayramini savunur ve 1 Mayis`ta Alanlara gider, Diger yandan Mustafa Suphi ve Yoldaslarini Karadenizde Bogazlatan ve Hunarca Katleden birini savunur!!!!!!
1 Mayis Dunya Emekci Bayramini Yassakliyan, 1 Mayis Bahar Bayramina Ceviren, birini savunur, Diger yandan 1 Mayis Baraminda Alanlara gidip, 1 Mayis Dunya Emekci Bayramini kutlamaya calisir.... Kimse uzerine alinmasin ama Turkce`de buna "RIYAKARLIK ve IKI YUZLULUK" denir.
Yani ya Gorundugumuz Gibi Olalim, Ya`da Oldugumuz Gibi Gorunelim.
Sonuc Olarak Kisir Tartismalara Yol Acacak, Kufur ve Hakaretlerle Olumsuzluklar Yaratmak Yerine, Bize Yakisir Bir Yaklasimla Tartisip, Kendimizi Gelistirip ve Yeniliyelim......
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Erdem Alaca
01-09-2013, 20:51
Valla başköylü ağabey, bu forumda her sorun çözülür icabında, ama bu sorunu çözemeyeceğimize iyice inandım ben. Geçen "son kez yazıyorum" dedim, gene kendimi tutamayıp yazmışım. Bu konularda kimsenin kafasındakiler değişmiyor/değişmeyecek, aslında en güzeli bunlara burada hiç girmemek... Bu kez başarırım umarım.
Baskoylu
01-09-2013, 21:02
Saygideger Erdem Alaca Dost.
Insanligi kendisine Arac degilde Amac edinenler, Insan olmanin vasiflarini yerine getirmeye calisan, Tabulari Yikip, Yasaminda Her Alanda Insanca Yaklasimlarimizi on planda tutarsak, Cozulmiyecek ve Anlasilmiyacak hic bir seyin olmiyacagini dusunuyorum.
Onemli olan tabulari yikmak, Ozellikle Tanrinin Varligini ve Yoklugunu tartisan dostlarin, Kamalizm tabusunu, Fasist, Irkci ve Milliyetci yanlarini sorgulamalari kadar guzel ne olabilir...
Kendisini yenilemiyen ve tarihte var olan haksizliklari ortbas edip, kendi tabularini tanri haline getiren kim olursa olsun, insanlik gorevini yerine getirmeyip, insanlik dusmanligi yapmakta oldugunu gormek zorundadir.....
Birilerinin hata ve yanlislarini ortbas etmeye calismak, onu yanlis ve hatalari ile oldugu gibi kabul edip, yanlis ve hatalarinda.. Dogru olarak kabul edenler, en az onun kadar bu hata ve yanlislarin ortaklaridir... bilmeden Insanliga yonelik yapilan haksizliklari, zulum ve bir yigin olumsuzluklari savunur durumuna gelmektedir....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Erdem Alaca
01-09-2013, 21:09
Bir gün umarım diyelim, sn.başköylü ağabey...
Saygılarımla,
Erdem kardeşin.
Dogru, forumda pek cok sorun cozulur veya en azindan uzlasilir bir sekilde.
Karsiti veya tarafi farketmez, henuz Ataturk bir kult olarak asilabilmis degil ne yazik ki..
Ataturk'suz kus ucmuyor anlayacaginiz. Daha once de yazmistim, hani Kuran misali, " havada ucan kusu Ataturk tutuyor" hesabi.
Dogru, forumda pek cok sorun cozulur veya en azindan uzlasilir bir sekilde.
Karsiti veya tarafi farketmez, henuz Ataturk bir kult olarak asilabilmis degil ne yazik ki...
neyse tartismalarin buraya evrilmesi ve aklin biraz olsun geri gelmesine sevindim..
bugun gordugum kadariyla da kadikoydeki ataturkun "askerleri" her gecen gun sanki biraz daha azaliyor gibi... buralar bunu gormezse ulkemin diger taraflarini dusunemiyorum bile..
bu bizim en buyuk sorunumuz..
bence en buyuk ikinci sorun ise karadeniz kiyilarindaki "emosyonel" akp gencligi..
evrensel-insan
01-09-2013, 23:20
Guneydogu sorunu uc ana dalda ele alinabilir.
Toplum ve farkli halk (Kurd halki) sorunu
Teror ve terorizm Sorunu
Siyasi ve iktidari sorun
Bu uc dalda konuya bakildiginda, Toplum ve kurd halki sorunu, tamamen devleti ilgilendiren bir sorundur. Buradaki en buyuk sorunda, TC'de devletin hic bir zaman olamamis olmasi, sadece siyasi iktidarin elinde bir yonlendiren ve yoneten aygit olmasidir.
Burada olmasi gereken, kurd halkinin kimlik ve hak ve ozgurluklerinin antiayrimci bir sekilde insan haklari ve evrensel hukuk temelinde dil, kultur, kimlik olarak taninmasi ve temsil edilmesinin saglanamamis olmasi sorunudur.
Bu konuda devlet, referanduma giderek halkin ne istedigini, neden onu istedigini nasil istedigini arastirmasi ve ortaya bir istatistik cikarmasi gerekir.
Buradan uc turlu gorus cikabilir, ayrilma, ozerklik ve antiayrimci hak ve ozgurluklerin taninmasi ve temsil edilmesi.
Yapilan istatistikler Kurd halkinin ayrilmak ve ozerklikten ziyade antiayrimci olarak hak ve ozgurluklerinin taninmasi ve temsili temelinde TC bunyesinde yasam surmeleridir.
Sorunun siyasi kismina gelindiginde, burada hangi siyaset ve ne icerikte olura olsun, TC toplumunu ve farkli halklarini dusunur, kisaca devletin olmasi gereken gorevini yuklenir bir siyasi icerik yoktur. Aksine sadece bu devletin vermesi gereken hak ve ozgurlukler bir oy ve duygu somurusu olarak her siyasi gorus bunyesinde degerlendirilmektedir.
Burada bir sorun da bu bolge kurd halkinin parlementoya soktugu siyasi partinin halkinin yerine terorist gucun gudumundeki izledigi ve terorizmi "destekler" tavridir.
Teror ve terorizm sorunu ise, hem ulke butunu hem de bolge adina guvenlik sorunudur. Burada da sorun devletin olmasi gerekirken, iktidarin kendi siyasi politikalari temelinde yurutulmesi bolge halkinin guven ve desteginden yoksun olmasi ve bolgede guvenligin saglanamamis olmasi sorunudur.
Buradan da ozetlersek bir devlet yoksunlugu sorunu ve siyasi sorunun hem teror iciceligi hem de toplum ve halkinin hak ve ozgurluklerine yonelik olmayan ve ustelik bu hak ve ozgurlukleri politik cikar ugruna, her turlu somuruye maruz kilan sorundur. Buna hem genel hem de bolge siyasi parti ve gorusu dahildir.
Bu acidan guneydogu cografi bolgesinin her turlu sorununun cozumu, devlet ve siyaset farkinda ve kararliliginda teror ile olan guvenlik mucadelesinde ve bunu siyasete karistirmama da, bolge kurd halkinin devlet olarak guven ve desteginin kazanilmasinda ve bu bolgedeki her turlu teror ve terorizm baginin kesilmesinde ve teror ve terorizm guvenliginde yatmaktadir.
Devlet politikanin gudumunde kaldikca, teror ile siyaset birlikte oldukca, bolge kurd halkinin guven ve destegi alinmadikca ve teror ve terorizmden temizlenmedikce, o bolge halkinin hak ve ozgurlukleri tanimi ve temsili saglanmadikca, o bolge devlet disinda kalan her turlu agalik ve teror duzeninden kurtulmadikca, referandum ile kurd halkinin ne istedigi tespit edilmedikce cografi sorun uc farkli koldan ve derinleserek devam eder.
Baskoylu
02-09-2013, 04:03
Saygideger Dostlar.
Fasizm; Demagojik soyleminin temel unsurlari; Burjuva devletin ve duzenin kutsanmasi, koyu Irkcilik, Milliyetcilik, Militarizm ve azgin bir Anti-Komunizmdir.
Mustafa Kemal Ataturk, iktidara geldigi gunden itibaren Kurtulus savasinda kendisine en buyuk destegi veren, Ulkede bir cok Emperyalist guclerin terk etmesini sagliyan Bolsevik iktidarina sirt cevirmis, Turkiye Musluman ve Milliyetci bir ulke oldugunu ve Sosyalizmin Turkiye icin bir sistem olmadigini, Izmir Iktisat Kongresinde`ki konusmasinda, Emperyalizme ve Milli Burjuvaziye ulkeyi nasil teslim edilmesi gerektigini acik acik soylemistir.
En yakin arkadaslarin hepisinin Irkci ve Milliyetci oldugunu goz onunde bulundurursak, CHP icinde turuyen MHP ayni mantigin urunudur. sozum ona CHP den daha Irkci ve Milliyetci gorunum veren ozunde ise ayni mantiga hizmet eden bir yapilanmadir.
Demokrat ve Sosyal demokratlari da icinde barindirma amacinda olup, Halkci Parti gorunumunu vererek, Turkiye`de Demokrat ve sosyal demokratlarida kendi fasist yapilanmasi icinde barindirarak susturmaya ve gelisebilecek mucadelelerden ali koyma cabasidir.
Basbug Alparslan`dan once Basbug Ataturk vardi... Dolayisiyla Ulkucu-Fasist hareket soz konusu oldugunda da durum degismemektedir, CHP ile MHP arasinda sadece iki BAS harf degisikligi vardir, Yani C ile M harflerin farkliliklarindan baska bir degisiklik yoktur.
Ulkucu-Fasizmin ideolojisi de, kendi Irkci ve Milliyetci devleti kutsiyan,
Komunizmi; Milliyetcilige ve Burjuva devlete karsi oldugu icin en buyuk dusman ilan eden, Laikcilik, Demokrasi gibi yaftalamalarla kendisini toz pembe gosterip, genis kitle yiginlardan gelebilecek mucadeleyi engellemek icin bas vurdugu siyasi kurnazligin en guzel aciklamasidir.
Sonuc olarak Genclige Hitabesinde, Istiklal Marsinda ve butun nutuklarinda Turk Irkini "Ustun Irk" olarak goren, Milliyetci, Irkci ve Soven bir anlayisa dayandigini gorebiliriz.
Dolayisiyla Turk Fasizmin Ideolojik Koku, Turkcu ve Turancicilik Ataturk`un temel dusuncesinden geldigini nutuklarinda ve genel soylemlerinde gorebiliriz
Turkiye`de Fasist Kemalist gunumuzun (Kontrgerillasi)Osmanli donemin Ittihat ve Terakki olusumu ve uzantisidir.
Ulkucu- Fasist Ideolojinin bir diger unsuru olan, Ataturk`un yasama uyguladigi "Turan" ulkusu Devleti kurtarma, refleksinin uzantisi olarak Turk Irkina Dayali Bir Milletin Olustudugu Bir Devlet Kurma Fikrinin Somutlasmasidir.
Turk Irkciligin ve Milliyetciligine Turancilik verilen bu akim, 1910`lu yillarda Carlik Rusya`sinda yasiyan ve "Turklerin yasadigi butun topraklarin tek bir Turk Devleti altinda birlstirilmesi" idealini savunan Turk Milliyetciler (Gaspirali Ismail, Ahmet Agaoglu, Yusuf Akcura" vs gibi kisilerce yaratilmis ve Osmanli`daki Turkculer de bunlardan etkilenerek Milliyetci ve Irkci fikirleri savunmaya baslamalarindan dolayi, Son Osmanli Donemin en onemli Siyasi Gucu Olan, Ittihat ve Terakki olusum tarafindan sahiplenmesi, Turanciligin resmi ideolojisi ve "Turan" idealinin ve devlet politikasinin vaz gecilmez ideolijisi haline gelmmistir.
Ataturk bu olusumun icinden gelmesi, Iktidara gelir gelmez, Irkci ve Milliyetci nutuklarla, kendisine karsi gelen farkli etnik kimliklere yonelik, katliam ve soykirimlara bas vurmasi rastlanti degildir..
Bazi arastirmacilar tarafindan Ozellikle Nihal Atsiz`i Turkiye`de Fasizmin temel kurucusu ve savunucusu olarak gormeye calismalari, Ozunde Fasizmin temel kurucusu olan Ataturk`u kollama ve Koruma mantigindan oteye gitmemektedir.
Sonuc olarak Turkiye`de Ulkuculuk, Turancilik, yeni bir olusum degildir, Osmanli doneminde Ittihat ve Terakki okullarinda egitilmis, Ataturk, ve Arkadaslari iktidara geldiklerinde bunu TC kanun ve yasalarina uygulamis, Cinayetleri, Katliamlari ve Soykirimlari ile, Adolf Hitler ve Mussolini gibi Irkci ve Milliyetcilerin ustasi olma unvanini elinde bulundurmaya devam etmektedir.....
Fasizm kendine hizmet eden ve kendi Celladi olanlarin isi bittiginde, bildikleri ile yok etmesi tarihte olan gerceklerden biridir. nasilmi?
Ataturk`un en buyuk cellatlarindan biri olan Topal Osmanin daha once basinin kesilmesi, basi kesildigi icin, daha sonra bu katil cellata verilen idam cezasindan dolayi basi olmadigi icin ayaklarindan meydanda asilmasi!!!! Fasizmin Kan Emici Bir Vampir Oldugunu gorebiliriz. boylesi ve benzeri ornekleri ile..... Fasizmin nasil bir insanlik dusmani oldugunu ispatlamistir........
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Ben bu başlıklara, ayrı, ayrı başlık açmalara anlam veremiyorum(bu konuların başlıkları forumlarda zaten fazlasıyla mevcut). Bir kaç eleştiri yapmak gerekirse; Kemalizm ne düzeyde dogma ise Türkiyede sözde kendisine sözümona sosyalist diyen(marjinal) kesimlerde o düzeyde dogmatiktir(ve sembolcüdürler). TC nin sosyalistleri de, kemalistleri de kafa yapısı aynı!
Açıkcası yıllardır aynı yavan(ayet) tekrarları duymaktan sıkıldım. yani amacım birilerini eleştirmek değil, bıkkınlık veren tarzı en kaba biçimiyle dile getirmektir.
Bir örnek vereyim;
Bir gün bir lokaldeyiz. (10 yıl önce). 3 Kişi hararetli biçimde tartışıyor. Birbirlerine kullandıkları sözler ezberden dökülen tipik nağmeler, yani ayet gibi. Böyle 30 dk tartıştılar. Birisi diyor ki Türk solu kürt ulusal mücadelesine yeterli desteği vermediği için çöktü. Öteki diyor ki yok bilmem ne, onlar emperyalistlerle uzlaşıyor vs...
Araya girdim, arkadaşlar herhangi bir ulusal mücadeleye destek verip, vermemek bir ülkede solu çökertiyorsa, çöksün zaten! Efendim hemen beriki atladı, sol derken sosyalist demek istedik! O zaman hepten batsın! Sosyalist mücadele, ulusal mücadeleye destek vermediği için çöküyorsa çöksün zaten. Kaldı ki biriniz ulusal mücadele emperyalistlerle uzlaşıyor dediniz, uzlaşabilir, hatta uzlaşması gerektiği, çatışması gerektiği dönemler olur. Adı üstünde burjuva mücadele ve taktik o an ne gerektiriyorsa onu yapar. Siz ne bekliyordunuz? Burjuva karakterli bir mücadele kapitalistlerle değil de kimle uzlaşacak? İttifak olacak?...
Vay efendim, sen dev sola laf edemezsin! Burjuva mücadelesi veriyor diyemezsin! Alın size gün görmemiş taliban bozması mürit! Diğeri yok sen bilmem ne KP ye laf edemezsin, eleştiremezsin, hadi dışarı çık hesaplaşalım! (bıraksam yanımdaki arkadaşlar kafalarını kıracak :) ). Kafa yapısı mı arıyorsunuz buyrun. Kemalistlerden daha mı ilerideler, asla, hatta dinciler ile başa baş giderler... Bu kafa Türkiye'de sözde sosyalist diye geçinen, feodal kahramanlık bilincini dahi aşmamışların geçerli kafası... Kapitalist kültürden dahi gerideler, ama ne yazık ki sosyalizm, hala sözde sosyalist geçinen faşist kafalı sözümona devrimcilerin(tarikatlar ve müritler)etkisi altında.. Ülkeyi, sözde devrimci ve sosyalistlere 1 haftalığına bıraksak, hiç şüphem yok, önce bizi, üçüncü günde birbirleriyle geçinemez, birbirlerini boğazlarlar. Sosyalist oldukları için mi? hayır tipik feodal mürit oldukları için. Ne sosyalizmi bildikleri ne de kapitalizmi çözdükleri için değil, inandıkları için savaşan, imanlı cengaverler! Ne için savaşıyorlar(cihad)? haklı ve doğru oldukları için. Bu dil dinlerin asli dili değil mi? O yüzden dilleride yavan oluyor ve her daim bir tukaka, şeytanı seçme(!) temeli üzerine kurulu. Kısaca ülkede sosyalist var mı? (nadir). 3 kişi bir araya gelse adı örgüt oluyor, 3 gün sonra o 3 kişilik örgüt o kadar bereketli, doğurgan ve verimli ki, zerre objektif değer taşımayan sudan sebeplerle ondan 2 örgüt daha doğuyor(bol peygamber ve tarikat üretiyor). Ayranı yok içmeye, tüm vaktini tükettiği meselelere bakın....) Birde herkes oportunist, herkes revizyonist! Türkiye de anket yapsak oportunist nedir diye sorsak sanırım %99 u bilmez... Böyle başa böyle tarak..
Bu tarzdan uzak durmak gerekir. Atıyorum Atatürk olmasaydı, TC de resmi kapitalist ideoloji ve kullanılan subjektif değerler başka türlü mü olacaktı? Sebep? Hadi bunları geçtim, kabul ediyorum, Atatürk vampirdir dedim, sonuç ne? hani neo-liberaller yazarya, Ho Chi Minh diktatördü, Lenin vampirdi, Stalin şöyleydi, lakırtı o kadar boştur ki, 3 satırı geçmez, biraz zorlasanız(adam yerine koyup) yine aynı şeyler ve çok rahatlardır, o öyledir, bu böyledir, tamam kabul hepsi vampir, eee ne oldu şimdi? Sonuç ne? Sanki karşımızda, şeker bekleyen at, ödül bekleyen bir bebek, ya da ne bileyim hastalıklı, deşarj olmaya muhtaç bir tip var... Umarım ifade edebiliyorum...
Türkiye de egemen olan faşizm değil, tipik kapitalizmdir. (ayrı bir konu ama her 3 kelimeden birisi emperyalizm, öteki faşizm olan yazılar ne kadar uzun olursa olsun okumanın yararlı olacağını düşünmüyorum. Zira hamasi, içeriksiz ve faydasız olurlar. Ajitasyonun da en kötüsü parçalanır). Kapitalizmde hiç bir kapitalist devlet, kendi varlığını kökten sarsacak hiç bir güce, gül vermez. Belirli makul ölçülerin dışı, doğasına aykırı. Sosyalizmde gül dağıtmaz. tarihte sözde hiç bir sosyalist ülke, iç güvenliği dama atmamıştır? SSCB de kime gel geç dendi ki, kapitalist bir devlet desin... O halde sırf buradan bakarak her ikisi de faşist mi?
Sözde sosyalist doğu bloku ülkelerine bakın. Fişlenmeyen 1 kişi yok(şizofren devlet modelleri). 15 yıl önce KDP(Alman Komünist Partisi) Doğu Almanya Seksiyonunun arşiv belgelerini okumuştum. Doğu Almanya da fişlenen insanların fişleri uç, uca eklendiğinde, ülkeyi çepe çevre dolanıyor! Üstelik doğu Almanya cezavelerinde, batı Almanya sosyalistleri mahkum :). Yine Çin, yine SSCB nin askeri bürokrasisi de keza öyle...
Nasılsa TC deki sosyalistlerde aynı. Mürit ve sembol bağımlısı, yani maruzatları var arkadaşalrın, çünkü tabuları var!.. SSCB de ne oldu? Orak, çekiçli kızıl bayrak yüksek, çoook yüksek direklere, kocaman asıldığında bunun adı sosyalizm oldu(İsa yere indi!). beri tarafta zaten sosyalizm denince, dinsel bir inanç ve sembol tapınırı kitle, mest oldu. Bu mest oluş sosyalizm için yeterli olacak ki, sosyalizm adı altında askeri dikatörlükler kuruldu... Adına da sosyalizm dediler? sebep? Orak çekiçli kızıl bayrak dalgalanıyor ya? Daha ne olsun.... Birde materyalizm ve diyalektikten bahsederler, oysa kendileri düpedüz idealist...
Neyse uzatmayayım, neo liberallerin Stalin şöyle katliamlar yaptı, sosyalizm şöyle kötü, sosyalizm böyle diktatör, sosyalizm şöyle totaliter kafasıyla birebir aynı biçimde, üstelik kapitalizm rafa kaldırılarak sanki her şey kişisel ve şahıslara dayalıymış gibi, kan davası ve çamur, hutbe düzeyini aşmayan, şu şöyle kötü, böyle kötü, şöyle etti, yaptı yazılarının en azından kendi adıma hiç bir değeri yok.
Yerinde bir elestiri...
Bu durum tum siyasi ideolojiler icin gecerli.
Maalesef elestiri/degerlendirme vs. yaparken, hala dunyadan, dunyada olan bitenlerden, mevcut rejimlerden vb. unsurlardan izole bir bicimde yorum yapma takintisi devam ediyor.
Insanlarin ideoloji sahibi olmasi normaldir, bu baglamda elestiri yapmasi da normaldir, ancak fazlasi din gibi, afyonlanmis murit gibi soylemlerden ote gidemiyor ne yazik ki...
Arkadaslar ateizm/ateist elestirisi icin, lutfen Ateizm bolumunu kullaniniz.
http://www.turandursun.com/forumlar/forumdisplay.php?f=104
Baskoylu
17-11-2013, 23:00
Faşizm
Vikipedi, özgür ansiklopedi
Türkiye
Türkiye (http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrkiye)'de Cumhuriyet'in İlanından (http://tr.wikipedia.org/wiki/Cumhuriyet%27in_%C4%B0lan%C4%B1) beri açık bir şekilde partileşmiş faşist hareketlenmeler olmamıştır. gibi gorunsede, 1946 ya kadar Askeri Fasist Diktatorlukle yonetilmis, Turkiye`de Irkci ve Milliyetciligin ust saflarda ilerlemis, Mussolini ve Adolf Hitlerin ustasi olma unvanini elinde bulunduran,Ataturk`un kurdugu yasa ve kanunlar yukaridaki Irkci ve Milliyetcilere onderlik yaptigi, Fasizmin temel dusuncesinin Kemalizmden dogdugu aciklanmamaktadir, Cunku Turkiye`de Kemalizmin savunuculari cogunlukta oldugundan dolayi, Yasaklar ve fasist cezalar sonucu suskun bir toplum haline getirilmistir, ayrica 1944'te gerçekleşen Irkçılık-Turancılık Davası (http://tr.wikipedia.org/wiki/Irk%C3%A7%C4%B1l%C4%B1k-Turanc%C4%B1l%C4%B1k_Davas%C4%B1)'nda Hüseyin Nihal Atsız (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nihal_Ats%C4%B1z) ve arkadaşlarının aşırı Türkçü (http://tr.wikipedia.org/wiki/T%C3%BCrk%C3%A7%C3%BCl%C3%BCk) söylemleri onların faşizme onderlik ettigi. Ayrica Hüseyin Nihal Atsız'ın II. Dünya Savaşı (http://tr.wikipedia.org/wiki/II._D%C3%BCnya_Sava%C5%9F%C4%B1) sırasında Nazi Almanyası (http://tr.wikipedia.org/wiki/Nazi_Almanyas%C4%B1)'nı desteklediği söylenmektedir. Ancak bu konu ile ilgili herhangi bir yazılı belge veya siyasi söylem bulunmamaktadır. Bununla beraber, iddiaların aksine Türkçülerin -özellikle Hüseyin Nihal Atsız'ın- faşizme ve nasyonal sosyalizme karşı olduklarını gösteren pek çok yazılı belge ve söylem mevcuttur. İddialar karşısında en güvenilir belge, Hüseyin Nihal Atsız'ın "Yolların Sonu" adlı şiir kitabındaki "Davetiye" şiiridir.
Birçok kişi tarafından 12 Mart 1971 (http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Mart_1971_Muht%C4%B1ras%C4%B1) ve 12 Eylül 1980 (http://tr.wikipedia.org/wiki/12_Eyl%C3%BCl_Darbesi) tarihlerinde gerçekleşen askeri darbe dönemleri Turkiye ye gelmemis sozde demokrasinin yara almasının yanında faşist olarak nitelenmesinden bile korkanlar, Kemalizmin Fasizm oldugunu inkarindan baska bir sey degildir. . Özellikle 12 Eylül rejimi kuvvetli antikomünist vurgusu ve şiddete dayalı yöntemleriyle Şili (http://tr.wikipedia.org/wiki/%C5%9Eili)'deki Pinochet (http://tr.wikipedia.org/wiki/Pinochet) iktidarına benzer bir takım özellikler göstermiş olsa da Pinochet rejiminden farklı olarak 12 Eylül rejimi, darbenin başında bulunan Kenan Evren (http://tr.wikipedia.org/wiki/Kenan_Evren)'in cumhurbaşkanı olmasına karşın, siyasi partilerin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyasi_parti) yeniden kurulmasına ve parlamentonun yeniden faaliyete geçmesine olanak sağlamıs olmasini gerekce gostererek, Kenan Evren gibi eli kanli canileri aklamaya gitmistir, Tipki Ataturk ve onun kurdugu fasist yasalari korumak gibi.
Günümüzde internet üzerinden örgütlenen ufak Türk neonazi oluşumları bulunsa da aktif siyasette bulunmamaktadırlar. cunku gunumuze kadar gelmis yalan ve hilelerle ilerlemis fasist Kemalizm yapilanmasi olusmustur. Turkiye`de Fasizm Cumhuriyetin kurulusundan beri vardir ve devam etmektedir...
http://tr.wikipedia.org/wiki/Fa%C5%9Fizm?veaction=edit
İbrahim yoldaş ‘'Kemalizm, komprador Türk büyük burjuvazisinin ve orta burjuvazisinin sağ kanadının ideolojisidir'' der ve devamla ‘'Kemalizmin faşizmle bağdaşması bir yana, Kemalizm bizzat faşizm demektir. Kemalist diktatörlük, askeri faşist bir diktatörlüktür'' tespitini yaparak, ülkemizdeki faşizmin sınıf karakterini açık olarak ortaya koymaktadır.
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir."
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
MAHİR CAYAN,dan DEVRİMCİ sözler
· Örgütü, örgüt yapan, onu kitlelere tanıtan, programlar veya yaldızlı laflardeğil, devrimci eylemdir.
· Erleri geri çekin, rütbeliler gelsin!
· Biz Marksizmi entellektüel gevezelik ve dünya devrimci hareketinin trafikpolisliğini yapmak için okuyup öğrenmiyoruz. Biz dünyayı değiştirmek için,dünyanın Türkiye’sinde devrim yapmak için Marksizmi öğreniyoruz!
· Asıl siz teslim olun!
· Biz buraya teslim olmaya değil, ölmeye geldik!
· Onların bugün büyük görünen güçleri ve imkanları bizlerevız gelir. Onlar bir avuç, biz ise milyonlarız. Kaybedeceğimiz hiçbir şeyyoktur ama kazanacağımız koca bir dünya vardır.
· Devrim yolu engebelidir, dolambaçlıdır, sarptır.
· Kurtuluş bayrağı bu yolu tırmanan gerillalarınbirbirine iletmesi ile oligarşinin burçlarına dikilecektir.
· Her engebede düşen gerillaların gövdesi bir devrim fırtınası yaratır.
· üşen gerillaların kanı devrim yolunu kızıllaştırır,Düşenler geride kalmazlar, onlar; emekçi halkın kalbinde, ruhunda vebilincinde, devrimin önder ve itici sembolleri olarak yaşarlar.aydınlatır.
· Ve onlar; liderdirler, liderler devrim savaşında masa başında oturmazlar,bu savaşta en ön safta savaşırlar.
·Düşenler devrim için, devrim yolunda vuruşarakdüştüler. Kalbimize, ruhumuza ve bilincimize gömüldüler.
· Onlar; kurtululuşa kadar savaş şiarını devrim yolunda kanlarıyla yazdılar.Yolumuz; devrim yolunda düşenlerin yoludur.
·Kemalizm emperyalist boyunduruk altında olan yarısömürge ülkelerin devrimci milliyetçilerinin bir kurtuluş bayrağıdır.
· Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümreninisyan bayrağıdır.
·Milli Kurtuluşçu bir tutum yansıtması açısından bizlersapına kadar Atatürkçüyüz. Onun Milli Kurtuluşçuluk bayrağını, hayatımız dadahil, her şeyimizi ortaya koyarak biz dalgalandırıyoruz.
· Varsın bütün oklar üstümüze yağsın. Biz, doğru gördüğümüz bu yolda sonunakadar yürüyeceğiz. Bu yolda çeşitli suçlamalara, haksız kötülemelere,iftiralara, küfürlere hatta, provokasyonlara hedef olacağız. Dünyanın herhangibir ülkesinde oportünizm tarafından bu çeşit suçlamalara hedef olmamış, birmarksist- leninist hareket gösterilebilir mi? Ve yine gösterilebilir mi ki, buçeşit suçlamalarla oportünizmin bir marksist- leninist hareketin üstesindengeldiği? Hayır, hayır arkadaşlar, dünyanın her yerinde, her zaman marksisthareket oportünizmin suçlamalarına, iftiralarına, hatta provokasyonlarınarağmen, emperyalizmin ve hakim sınıfların insanlık dışı bütün cebir vebaskılarına rağmen, giderek güçlenmiş, çelikleşmiş ve zafer kazanmıştır
Bu mücɑdele sınıflɑr mücɑdelesidir. Burɑdɑ eltitremesine, tereddüte ve kɑrɑrsızlığɑ yer yoktur. Sınıflɑr mücɑdelesindeproletɑryɑ yoldɑşlığının dışındɑ feodɑl ve ɑtɑerkil ilişkilere yer yoktur.
· Çɑrk dönmesine devɑm edecek; cuntɑlɑr birbirini tɑkip edecektir. Kimileri“Atɑtürkçü, lɑik” kimileri “reformcu” diye lɑnse edilecek, yurtsever ɑydınlɑrher defɑsındɑ yeni bir umutlɑ yeni gelenlere bel bɑğlɑyɑcɑk, sonrɑyɑnıldıklɑrını ɑnlɑyɑcɑklɑr, tekrɑr bir “ilerici” ɑtılım olmɑsınıbekleyeceklerdir.
Emperyɑlizmin işgɑli ɑltındɑki ülkelerde bu çɑrk hepböyle döner. Ülkemizde de pɑrçɑlɑnɑnɑ kɑdɑr bu çɑrk hep böyle dönecektir.
· Egemen sınıflɑr, sɑğlıklɑrındɑ büyük devrimcileri ɑrdı ɑrkɑsı gelmezkıyıcılıklɑrlɑ ödüllendirirler; öğretilerini, en vɑhşi düşmɑnlık, en koyu kin,en tɑşkın yɑlɑn ve kɑrɑçɑlmɑ kɑmpɑnyɑlɑrıylɑ kɑrşılɑrlɑr. Ölümlerinden sonrɑ,büyük devrimcileri zɑrɑrsiz ikonlɑr durumunɑ getirmeye, söz uygun düşerse,ɑzizleştirmeye, ezilen sınıflɑrı “teselli etmek” ve onlɑrı ɑldɑtmɑk içinɑdlɑrını bir ɑylɑ (hâle) ile www.orjinalsozler.com (http://www.orjinalsozler.com) süslemeye çɑlışırlɑr.Böylelikle, devrimci öğretileri içeriğinden yoksunlɑştırılır, değerdendüşürülür ve devrimci keskinliği giderilir. Burjuvɑzi ve işçi hɑreketioportünistleri, bugün işte mɑrksizmi “evcilleştirme” biçimi üzerindebirleşiyorlɑr. Ögretinin devrimci yɑnı ve devrimci ruhu unutuluyor, siliniyorve değiştiriliyor. Burjuvɑzi için kɑbul edilebilir yɑ dɑ öyle görünen şeyler,ön plɑnɑ çıkɑrılıyor ve övülüyor.
MAHİR CAYAN,dan DEVRİMCİ sözler
Kemalizm soldur, Milli Kurtuluşçuluktur, emperyalizme karşı bu zümreninisyan bayrağıdır.
Kemalizm konusunda İbo ve Mahir taban tabana zıd analizler yaptılar. İbo kemalizmi faşizm olarak görürken, Mahir onu sol olarak görüyor.
Aslında ikisi de değil. Kemalizm, millî burjuvazinin milliyetçi ideolojisiydi. O devirde bu da gayet doğaldı. Kurtuluş savaşı ardından Mustafa Kemal ve arkadaşlarının ilk fırsatta İngiltere ile iyi ekonomik ve politik ilişkiler geliştirmelerini ve Türkiye'nin geleceğini Batı düzeninde, kapitalist sistemde aramaları bunun göstergesidir.
İbo da, Mahir de yanılıyordu.
Lenin in M.KEMAL ve ulusal kurtuluş savaşı hakkındaki düşünceleri
Lenin, daha doğrusu Sovyetler Birliği Merkez Komitesi, Ocak 1922’de “askerlik işlerinden” anlayan Litvanya büyükelçisi Semiyon İvanoviç Aralov’ u Ankara’ya Sovyetler Birliği Büyükelçisi olarak görevlendirir. Lenin, Aralov’a yeni görev yerini anlatırken Anadolu’nun ve Mustafa Kemal Paşa’nın portresini çizer. Bu arada Mustafa Kemal’in ve Anadolu kurtuluş hareketinin siyasal yönelimleri hakkında tespitlerde bulunur; Aralov’a gittiği ülke (Türkiye) ile ilişkilerinde nelere dikkat etmesi gerektiğini anlatır. Ancak Lenin, sözlerinde devrim ihracına yönelik en ufak bir beklentiye yer vermez; onunki, emperyalizme karşı kurtuluş mücadelesi veren bir halka karşı 17 Ekim devrimiyle birlikte evrenselleşen insani duygulardır.
Atatürk’le diplomatik sınırları aşan, dostluk düzeyinde bir ilişki geliştiren Aralov, anılarında* Lenin’in Atatürk ve Kurtuluş Savaşı hakkında kendisine söylediklerini şöyle anlatır:
“
Türkler, millî kurtuluşları için savaşıyorlar. Emperyalistler Türkiye'yi soyup soğana çevirdiler, hâlâ da soyuyorlar. Köylüler ve işçiler buna katlanamadılar ve baş kaldırdılar. Sabır bardağı taştı, gerek Doğu halkları gerek biz, emperyalist kuvvetlere karşı savaşıyoruz. Sovyetler Birliği emperyalistlerle olan işini bilirdi. Onları bozguna uğrattı ve memleketten kovdu. Onların dişlerini söktük, keskin tırnaklarını vücudumuza geçirmelerine izin vermedik.
Mustafa Kemal Paşa. tabii ki sosyalist değildir ama, görülüyor ki, iyi bir teşkilatçı... Kabiliyetli bir lider, milli burjuva ihtilalini idare ediyor. İlerici, akıllı bir devlet adamı. Bizim sosyalist inkılabımızın önemini anlamış olup, Sovyet Rusya'ya karşı olumlu davranıyor.
Bir şey İzm olmaya başladığında aslından uzaklaşır ve başkalarının elinde maşa haline dönüşür. M.Kemal ve ulusal kurtuluş savaşı ın amacı bu ülkeyi modern devletler seviyesine ulaştırmaktı amacı bu ülke halklarının mutluluğu yakalaması idi.
M.Kemal den sonrakiler yani Kemalistler bu ülkeyi hitler musolini dahil her pis işin içine soktular İşte onlar kemalisttiler
Ve en iyi gösregeleri 1971 de ki muhtıra idi İlk yaptıkları icraat devrimcileri katletmek fikir özgürlüklerini yasaklamak ve en önemlisi 1961 anayasasını işlemez hale sokmak Bu muhtıra ve sonraki 1980 darbesi faşist bir darbe darbeciler ve onları destekleyenler faşistti.
İşte yarattıkları eserler bu gün hala bu halkın başında bela olarak duruyor.
Baskoylu
12-09-2017, 04:28
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir."
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
YUKARIDAKI SORULARI FORUM DOSTLARI GORDUGUNDE!!
Vay beee neymissin sen be Nero abi???
Sen boyle soru sorabilecek bir yapidamisin?
Saygideger Dostlar,
Sayin Nero nun bana yonelttigi sorulari gorunce diger forumda tartistigim "Hortis" uye arkadasin sorulari oldugunu hatirladim.
Bu link`i daha once burada verdim, Okumus, ordaki sorulari yuzu kizarmadan ve utanmadan bana burada soru olarak sorma cesaretini gosteriyor... sordugu sorularin altinda kalkamiyacagini dusunmeden boylesi bir ortama girmesi bizim icin sevindirici.
INSANLIK DUSMANI ISLAM CIRPINDIKCA BATMAYA MAHKUMDUR... CUNKU BATAKLIKTAN CIKAMIYACAKLAR... BATAKLIKTA CIRPINANLAR, BATMAYA DEVAM EDECEKLER.
Evet Turkiyenin kamburu ve Virusu olan AKP nin sure gelen aliskanligi, kiliktan kiliga girerler, Bir Ak olur, Bir kara olarak karsimiza cikar, igrenc kufurler, ahlaksizca igrenc soylemler, insanliga sigmiyacak bir ortam yaratirlar....
Bunlar yaratmaya devam etsinler, Bizim gorevimiz bunlarin igrencliklerini, pisliklerini, ahlaksizliklarini ve insanliga sigmiyacak tutumlarini ve davranislarini karanliklardan aydinliga cikaririz......
Diger forumda, "Hortis" katilimci arkadasa, gerek katilimci arkadaslar, Gerek Ibrahim yoldasin tahlilleri sorulan sorulara aciklik getirmsine ragmen, tartismanin ilerlemesinden dolayi,
Özgür Doğan Dostun yazi ve degerlendirmeleri kendisine daha net ve aciklik getirdigine inaniyorumki akabinde tepkisi de olmadi....
Burada oyle bir tartisma gecmedigi icin, Yazi ve yorumlarin buraya aktarmadim.....
""Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." ibrahim kaypakkaya
marksistlere sorular:
1- her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 40 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
sorularım şimdilik bunlar...
https://www.sosyalistforum2.net/images/ahsite/statusicon/post_old.gif 05-12-2013, 00:36 #4 (https://www.sosyalistforum2.net/showpost.php?p=282757&postcount=4)
https://www.sosyalistforum2.net/image.php?u=44332&dateline=1386537134 (https://www.sosyalistforum2.net/member.php?u=44332)
Hortis (https://www.sosyalistforum2.net/member.php?u=44332)
Üyeliği durduruldu
Kullanıcı Profili Üyelik tarihi: Nov 2012
Üye No: 44332 Mesajlar: 649
Teşekkür Grafikleri Ettiği Teşekkür: 0
6 Mesajına 6 Teşekkür Aldı
Baskoylu
12-09-2017, 04:37
" Burada Daha Iyi ve Net Anlasilmasi icin Diger Forumda Saygidege Özgür Doğan`in Kemalizm Alti Oku ve Gercekleri uzerine dogru tespitleri.
Saygideger Dostlar
Yer yuzunde Almanya`nin Adolf Hitleri, Italya`nin Mussolini`si ve genel olarak Ulusal yapilanmalari uzerine Turkiye kadar Irkci ve Milliyetci soven yaklasimlarini gormenin mumkunu yok. Turkiyede`ki Irkcilik ozellikle Kemalizm tarafindan sozum Ona 1927 de, Laiklik, Cumhuriyetçilik, Milliyetçilik, Halkcilik 1931 de, Devletcilik ve Inkilapcilik ile, Ozellikle Turkiye`de Azinliklar uzerinde yurutulen cirkin politikalarla, Uygulamada olan Askeri Fasist Diktatorlugu golgede birakmak, Hile ve Yalanlari ile gunumuze kadar Turkiye Isci ve Emekci Yiginlari uzerinde Fasist Diktatorluk sistemini gunumuze kadar getirmistir....
Isterseniz Bu Fasist Generaller Tayfasinin Tek Partili 1946 ya Kadar Askeri Fasist Diktatorlugun, Getirdigi Alti Faktorun Nitelik ve Niceliklerini Inceliyelim....
Kemalizmin Altı Oku ve Gerçekler
Anayasaya değişikliği vesilesiyle ileri sürülen, “******* İlke ve İnkılâpları”na yapılan atıfların Anayasadan çıkarılması önerisi, beklenildiği gibi statükocuların istemezük hezeyanlarıyla karşılaştı. Bu tartışmalar içerisinde ileri sürülen akla ziyan savların hepsini bir tarafa bırakmakta yarar var. Tek bir noktayı belirtmek yeterli: Kemalizm eleştiricileri cephesinde bile, bu anlayışın bir bütün olarak cesurca tartışılması ve artık aşılması gerektiğini dile getirecek net bir pozisyon alış sözkonusu değildir. En liberal görünen burjuva ideologlar bile gerçekte belli Kemalist önyargılardan bütünüyle muaf değildirler.
1946’da Kemalist tek parti rejiminin sona ermesinin ardından, 1950 seçimlerine gidilirken, ******* ilke ve inkılâplarının geniş halk kitleleri gözündeki anlamını idrak etmiş olacak ki, zamanın CHP yönetimi, seçim bildirisinde, altı okun tümünü birden Anayasadan çıkarmayı taahhüt ediyordu: “Tek parti devrinin icabı sayılarak anayasaya sokulmuş olan 6 umdeyi oradan çıkaracağız.”[1] Bugünse Kemalistler benzer bir öneriyi vatana ihanetle eş tutuyorlar! Kemalizmin temel ilkeleri olarak sayılan altı okun nasıl şekillendiğine ve işçi sınıfı açısından ne anlama geldiğine bakalım.
Kemalizm “Milli Mücadele” döneminin ideolojisi değildir
Kemalist ideolojinin temel unsurları olarak görülen ve “altı ok”la sembolize edilen ilkeler; cumhuriyetçilik, milliyetçilik, halkçılık, devletçilik, laiklik ve inkılâpçılık idi. Bu ilkeler, resmi eğitim sisteminin yıllar boyunca propaganda ettiği gibi daha “Milli Mücadele” yıllarında benimsenen ya da bu mücadeleye kılavuzluk eden ilkeler olmadığı gibi, TC’nin kuruluşuna damgasını basarak daha baştan resmiyet kazanmış da değillerdi. Bir başka deyişle, bugün generallerinden profesörlerine tüm Kemalistlerin iddia ettiğinin aksine bu ilkeler “Kurtuluş Savaşının ve TC’nin kuruluş felsefesini” yansıtmıyordu. Nitekim Milli Mücadeleyi yürütüp başarıya ulaştıran ve böylelikle de TC’ye giden yolu açan I. Meclisin yekpare bir felsefesi ya da siyasi anlayışı olmadığı gibi, bu Meclis içerisinde Bolşevizme içten bir sempati duyan küçük bir gruptan, saltanat ve hilafet yanlılarına kadar geniş bir yelpaze mevcuttu.
Sözkonusu ilkeler, Kemalist bürokrasinin öncülük ettiği burjuva dönüşüm sürecinin çeşitli evrelerinde, günün ihtiyaçlarına yanıt olarak pragmatist bir biçimde gündeme getirilmiş, altları farklı dönemlerde farklı şekilde doldurulmuş, adları sonradan konmuş ve resmiyet kazanmışlardı. 1925 tarihli Takrir-i Sükûn Kanunu ve İstiklal Mahkemeleriyle, Kürtlerin ayaklanmaları bastırılmış, işçi sınıfının örgütleri dağıtılmış, bununla da yetinilmeyip, burjuva devlet aygıtı içinde ve Milli Mücadeleye önderlik eden kadrolar arasında da kapsamlı bir “temizlik” gerçekleştirilmişti. Böylelikle CHP’nin tek parti diktatörlüğünün önündeki engeller temizlenmişti. 1927’de CHP’nin II. Kurultayında Mustafa Kemal’in 36,5 saat süren Nutuk’u aslında, Milli Mücadeleyle başlayıp o güne dek uzanan tarihsel sürecin, zafer kazanmışlar tarafından yeniden yazılması ve böylelikle bir mitolojinin de temellerinin atılmasıydı. Aynı Kurultayda, CHP’nin ilkeleri olarak cumhuriyetçilik, milliyetçilik ve halkçılık benimsenmişti. 1931’deki III. CHP Kurultayında ise bunlara laiklik, devletçilik ve devrimcilik de eklendi. 1935’deki IV. Kurultayda ise, parti programına, “Partinin güttüğü bu esaslar Kemalizm prensipleridir” cümlesi eklenerek, “Kemalizm” ifadesine resmiyet kazandırılmıştı. Sözkonusu ilkeler 1937’de de Anayasaya dâhil edildi.
Cumhuriyetçilik
İttihat ve Terakki’nin tüm genç subayları gibi Mustafa Kemal de “devlet-i Osmaniyi kurtarma” ve onu modern temellerde ayağa kaldırma heveslisi bir gelenekten geliyordu. Bunun yolu ona göre de Batı ile bütünleşmekten ve onun düzeyine çıkmaktan geçiyordu. Padişahın yetkilerinin sınırlandırıldığı ve göstermelik bir düzeye çekildiği Anayasal monarşi bu açıdan biçilmiş kaftandı ve yeni gelişmekte olan burjuvazinin çıkarlarıyla da uyumluydu. I. Dünya Savaşının öncesinde arzulanan ve yaşananlar da bu yöndeydi. Ne var ki Osmanlı’nın savaştan yenik çıkması ve başkenti olan İstanbul’un işgal edilmesi durumu değiştirdi. Emperyalist işgale tümüyle boyun eğen saltanatın, üstelik de kendisini kurtarmaya çalışanları vatan haini ilan edip haklarında idam fermanı çıkarması, anayasal monarşi hayallerinin suya düşmesini ve Mustafa Kemal ekibinin ister istemez saltanatı dışlayan bir çözüm arayışına girişmesini beraberinde getirdi.
Böylece Batı kapitalizmine entegre olarak devleti kurtarmanın ve onu modern kapitalist temellerde yeniden inşa etmenin tek yolu, saltanatın tasfiye edilmesinden, monarşiye son verilmesinden ve dolayısıyla cumhuriyetten geçiyordu. Bu aynı zamanda Sarayın aforoz ettiği Mustafa Kemal ve ekibi açısından siyasal iktidar üzerinde belirleyici olmanın geriye kalan tek yolu idi. Bu bağlamda, egemenliğin kayıtsız şartsız millete ait olduğu meşhur vecizesi, egemenliğin gerçekten “millete” ait olduğunu değil ama artık kesinlikle padişaha ait olmaması gerektiğini anlatıyordu. Dolayısıyla, cumhuriyetçilik, egemenliğin mülk sahibi sınıflarda ve onunla iç içe geçip ona öncülük eden Kemalist bürokraside olduğu gerçeğinin ifadesiydi.
İşin aslında cumhuriyet, sözcük anlamıyla, egemenliğin “bir yerde toplanmış halk topluluğunda”, cumhurda, olduğu anlamına gelir. Cumhuriyet sözcüğünün karşılığı olduğu respublica, siyasetin “kamu”ya, yani tüm topluma ait olduğu rejim demektir. Bu durumda cumhuriyet, toplumun kendi kendisini yönetmesini yani demokrasiyi de içinde barındırmalıdır. Ne var ki, kavramların soyut dünyasından gerçek dünyaya geri döndüğümüzde, hiçbir burjuva cumhuriyette, siyasal iktidarın tüm topluma ait olduğunu göremeyiz. Toplum sınıflara bölünmüştür ve siyasal egemenlik de gerçekte iktisaden egemen olan sınıfa aittir. Kapitalist toplumda demokrasi, burjuva demokrasisidir. Ancak burjuvazi normal koşullarda egemenliğini olağan yollardan sürdürebilmek için işçi sınıfı ve emekçilerin de siyasal haklarını belli ölçüde tanımak zorunda kalır. Yalnızca tüm toplumun üyelerinin biçimsel eşitliği anlamına geliyor olsa bile, bu durum, kapitalizm öncesi toplumlara göre önemli bir ilerlemedir. İşte cumhuriyet ve demokratik haklar arasındaki bu içsel ilişkiden ötürüdür ki, işçi sınıfı, feodalizme, monarşiye ve Asyatik despotizme karşı mücadele bayrağına cumhuriyet talebini de işlemişti.
İşçi sınıfı açısından cumhuriyet rejimini savunulur ve anlamlı kılan şey, onun demokratik mahiyetidir. Dolayısıyla demokratik olmayan kendinden menkul bir cumhuriyet işçi sınıfı için bir şey ifade etmediği gibi, cumhuriyet olmadan da burjuva demokrasisi pekâlâ mümkündür. Kapitalizmin beşiği olan Hollanda ve İngiltere bugün bile krallıktırlar; ancak burjuva demokrasisinin göreli genişliği, bu ülke işçi sınıflarının siyasal gündeminden cumhuriyetçilik ilkesinin zaman içerisinde düşmesi sonucunu doğurmuştur. Aynı şeyi Belçika, İspanya ve Japonya için de söylemek mümkün. Burada önemli bir hususa daha değinelim. İşçi sınıfı açısından demokratik cumhuriyet talebinin hiçbir şekilde yeterli olamayacağı gerçeği daha 1848 devrimleri sırasında ortaya çıkmıştı. Demokratik cumhuriyet talebiyle yola çıkan burjuvazinin o günkü en ilerici kanadının programı bile işçi sınıfı açısından yetersiz idi ve tam da bu nedenden ötürüdür ki, işçi sınıfı kendi hedefini yalnızca demokratik bir cumhuriyetle sınırlamamış, daha o günden önüne sosyal bir cumhuriyet hedefini koymuştu. Bu hedef, zaman içerisinde Komün tipi bir iktidarla somutlaşıp Sovyet Cumhuriyeti olarak 1917’de zafere ulaşacaktı.
Kemalist cumhuriyetçilik anlayışı bu açıdan temel bir sorunu içinde taşır. Bu cumhuriyet daha en başından itibaren ne ilkesel olarak ne de pratikteki uygulamalarıyla demokratik bir içeriğe sahiptir. Demokratlık prensibi, Kemalizmin ne temel ilkeleri arasında ne de sonradan icat edilen “yardımcı ilkeler” arasında mevcuttur. Kemalist rejimin Adalet Bakanı ve önde gelenlerinden Mahmut Esat Bozkurt, Hitler’in ve Mussolini’nin *******’ü örnek aldığını söylemelerinden gurur duyuyor ve şöyle diyordu: “gerek nasyonal sosyalizmin ve gerek faşizmin Mustafa Kemal rejiminin az çok değiştirilmiş birer şeklinden başka bir şey olmadıklarını söylüyor[lar]. Çok doğrudur. Çok doğru bir görüştür. Kemalizm otoriter bir demokrasidir. … Demokrasi de bundan başka bir şey olamaz.”[2]
İşçi örgütlerinin, grevlerin, komünist parti ve düşüncenin yasaklanması, Kürt isyanlarının defalarca kıyımlarla bastırılması, azınlıkların mübadelesi ve geriye kalanların büyük baskı altına alınması, Takrir-i Sükûn Yasası, İstiklal Mahkemelerince binlerce kişinin sudan sebeplerle idam edilmesi, 30’larda siyasi ve toplumsal baskının faşizan boyutlara tırmanması vb. gibi cumhuriyetin ilanından sonraki anti-demokratik uygulamalar bu otoriter “demokrasi” hakkında yeterli fikir vermektedir. Ayrıca, cumhuriyetin ilanını takip eden süreçte olduğu gibi onu önceleyen süreç de, mülk sahibi sınıfların muhalif temsilcilerinin dahi suikastlara varacak boyutlarda baskıcı yöntemlerle susturulmasını içeriyordu. Bu süreçte yaşananlar, cumhuriyet döneminde yaşanan çok daha ağır baskı koşullarının bir habercisiydi. Nitekim saltanatın kaldırılması görüşmelerinde yaşananlar bunun sadece bir örneğiydi.
Mecliste saltanatın kaldırılması görüşmeleri, Mustafa Kemal’in de içinde olduğu 82 milletvekilinin önergesiyle başlamış ancak sonuç alınamamıştı. 1 Kasım 1922’de tekrar görüşülen konu, komisyona havale edilmiş ve komisyonda da görüşmeler tıkanma noktasına gelmişti. Mustafa Kemal’in “burada toplananlar, meclis ve herkes sorunu doğal bulursa, sanırım ki uygun olur. Yoksa yine gerçek, yöntemine göre saptanacaktır ama, belki birtakım kafalar kesilecektir” şeklindeki tehdidi ile aynı gün saltanat oybirliği ile kaldırıldı. Ne var ki, Milli Mücadeleye önderlik eden bu I. Meclis, daha önce de değindiğimiz üzere, cumhuriyet kurmak için değil, saltanat ve hilafeti kurtarmak ve işgali kırmak amacıyla yola çıkmıştı. Mustafa Kemal ve ekibi, Meclis içerisinde kendilerine muhalif olanların direncini kırmayı başaramamıştı. Önce kendilerini Müdafaa-ı Hukuk grubu olarak örgütleyen Kemalist ekip, ardından Milli Mücadelenin amaçlarını ve çerçevesini belirleyen Erzurum ve Sivas Kongrelerinin kararlarını bu grubun biricik amacı olarak ilan ettiler. Böylelikle, Milli Mücadelenin yalnızca kendileri tarafından verildiği şeklinde bir izlenim yaratılmış oluyordu.[3] 1923 Nisanında Hıyanet-i Vataniye kanununda yapılan değişiklikle muhalefet imkânsız hale getirildi. Ardından da Meclis dağıtıldı. Yeni Meclise kimlerin milletvekili “seçileceğini”, oluşturulacak listede kimlerin yer alacağını belirleyen tek bir kişi vardı: Mustafa Kemal. Göstermelik bir seçimin ardından oluşan II. Meclisin neredeyse tamamı artık bu gruptan oluşuyordu. Grup kendisini 9 Eylül 1923’de Halk Fırkası olarak adlandırdı. İktidarın bir parti aracılığıyla tek bir ekibin elinde tekelleşmesine rağmen, cumhuriyetin ilanı yine aynı grup içinde yaşanan şiddetli iç tartışmaların ardından ancak 29 Ekim 1923’de gerçekleştirilebildi.
Yeni rejimin tek adam ya da tek parti diktatörlüğü olduğu şeklindeki eleştirilere karşı Mustafa Kemal’in açıklamaları, bunu reddeden değil açıkça ilan eden bir içeriktedir: “Bu milletin siyasi fırkalardan çok canı yanmıştır. Halk Fırkası dediğimiz zaman bunun içine bir kısım değil, bütün millet dâhildir.” Mademki Halk Fırkasına bütün millet dâhildir, bu durumda “milli egemenlik” de CHP’nin egemenliği anlamına geliyordu! CHP’nin bu egemenliği hangi temsilciler aracılığıyla kullanacağı, Meclise kimlerin gireceği, kimlerin devlet aygıtının hangi pozisyonunda yer alacağı vb. ise yine öldüğü tarihe kadar Mustafa Kemal tarafından belirlenecekti.[4] Klasik burjuva devrimlerinin cumhuriyet talebi parlamenter demokrasiden ayrı düşünülebilir bir şey değildi. Gerçekten de burjuva demokrat anlamda bile “özgür” seçimlerin olmadığı bir cumhuriyet ise, “milli egemenlik” düşüncesiyle çelişmektedir. Türkiye’de yaşanan durum bu açıdan 20. yüzyıl dünya tarihindeki ilk cumhuriyet garabetlerinden biridir ama sonuncusu olmamıştır.
http://www.marksist.net/ozgur_dogan/..._gercekler.htm
Özgür Doğan
https://www.sosyalistforum2.net/showthread.php?t=65074&page=2
Baskoylu
12-09-2017, 04:41
Milliyetçilik
Kara Harp Okulunun 2007 yılı açılışında, Kara Kuvvetleri Komutanı Orgeneral Başbuğ, "Türkiye Cumhuriyeti'nin doğuşu ve gelişiminin bir devrim olduğunu" ifade ederek şunları söylüyordu: "Ataturk'ün ulus devlet anlayışı dinsel ve etnik temellere bağlı değildir ve bağlanmaya da çalışılmamalıdır. Onun devrimi ümmet toplumundan laik ulus devlete dönüşümdür."[5] Üzerinden 80 yıl geçtikten sonra bile en üst düzey generallerin her fırsatta ve biteviye Kemalist milliyetçiliğin ne demek olduğunu açıklama gayretleri dikkat çekicidir. Peki bu gayretler ne tür bir sıkıntının dışavurumudur? Herhalde, her şeyden önce, Kemalist milliyetçiliğin tam da etnik kökene son derece yoğun bir vurgu yaptığı gerçeğini örtbas etme kaygısının olsa gerek. Bıraktık etnik kökeni öne çıkarmasını, 30'lu yıllarda milliyetçilik en militarist, en saldırgan ve en ırkçı biçimlere bürünmüştü. "Güneş Dil Teorisi" ve "Türk Tarih Tezi" ile tüm insanlık uygarlığının temelinde "Türk uygarlığı"nın yattığı, Türklerin en üstün millet olduğu düşüncesi resmi ideolojinin en önemli parçası durumundaydı. Türklerin asker bir millet olduğu ve iki ordusunun bulunduğu söyleniyordu. Bunlardan birincisi TC devletini korumak için ölüp öldürecek askerlerden oluşuyordu; ikincisi de gençlere ne için ve neden ölüp öldürmeleri gerektiğini kavratacak olan öğretmenler ordusuydu. Uzun yıllar CHP Genel Sekreterliğini ve İçişleri Bakanlığını yapmış, Kemalist ekibin önde gelen faşistlerinden Recep Peker, "İnsanlık 20. yüzyıla açılırken tek bir şey, Türk kanı bütün bu gürültüler içinde temiz kalmıştır" diyordu. 1930 yılında Ağrı'da patlak veren Kürt isyanı hakkında Başbakan İnönü şunları söylüyordu: "Bu ülkede sadece Türk ulusu etnik ve ırksal haklar talep etme hakkına sahiptir. Başka hiç kimsenin böyle bir hakkı yoktur."[6] Ayaklanmanın bastırıldığı günlerde Adalet Bakanı Mahmut Esat Bozkurt ise, "bu iki ırkın savaşıdır, ne ilktir ne de son olacaktır" diyor ve dönemin yaygın ırkçı anlayışını şöyle dile getiriyordu: "Türk bu ülkenin yegâne efendisi, yegâne sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette bir tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. Dost ve düşman ve hatta bu dağlar bu hakikati böyle bilsin."[7]
Bu militarist ve ırkçı milliyetçilik anlayışı, bir taraftan özellikle 30'lu yılların ortalarından itibaren Alman faşizmiyle iktisadi ve siyasi planda sağlanan yakınlaşmaya, diğer taraftan da halk kitleleri arasında gerçekte varolmayan bir milliyetçi değerler setini bir an önce oluşturmanın rejimin bekası için zorunlu olduğu düşüncesine dayanıyordu. Cumhuriyetin kuruluşunun öncesindeki on yıllar, İmparatorluğun milliyetçi ayaklanmalarla parçalanmasına şahit olmuş ve buna bir tepki olarak Kemalist önderliğin de içinden çıktığı İttihat ve Terakki geleneği, "devleti koruyup kurtarma" adına, Türk milliyetçiliğini geliştirmeyi, Osmanlı sınırları içerisindeki gayri Müslim azınlıkları tasfiye etmeyi amaçlamıştı. Birinci Dünya Savaşının başlangıcında Ermeniler fiilen büyük ölçüde temizlendikten sonra 1920'li ve 30'lu yıllarda sıra Kürtlere gelmişti. Modern bir ulusal bilincin gelişebileceği gelişkin bir kapitalist temelin yokluğunda ve Kürtlerin arkası kesilmeyen isyanları karşısında, geçmişin korkularını üzerinden atamayan Kemalist yönetici kadrolar, tüm diğer sorunlarda olduğu gibi ulusu inşa etme sorununda da tepeden inme, baskıcı ve totaliter yöntemlerle, faşist Almanya'dan kopyalanmış muazzam bir propaganda aygıtını kullanarak çözüme ulaşılabileceğini düşündüler.
Halkçılık, Devletçilik
Solcu geçinen çeşitli çevrelerin Kemalizme olan sevdasının temel nedenlerinden biri, onun devletçi, ulusal kalkınmacı ve güya halkçı çizgisidir. Halkçılık olarak bilinen ilkenin ortaya çıkışı, onun içeriğinin ne denli halkçı olmaktan uzak olduğunu da gösterir. I. Meclis içerisinde Bolşevizme sempati duyan bir Halk Zümresi grubunun oluşması, bu grubun komünistlerle ilişkiye geçmesi ve Çerkez Ethem'in Yeşil Ordu güçlerinin de desteğini alması, Mustafa Kemal'e büyük bir tehdit olarak görünür. Yeşil Ordu ve Halk Zümresinin emekçilerden yana tutum ve söyleminin etkisini kırmak için Mustafa Kemal 13 Eylül 1920'de kendi "halkçılık programı"nı açıklayıverir: "[Onları] Hükümetten ayrı bir grup yapmaktan vazgeçirmek istedik, mümkün olmadı. Fakat şimdi halkçılık programı altında hükümetçe bir program kabul ettik. ‘Halk Zümresi' kendiliğinden dağılmış gibidir." Aynı günlerde Kemalistlerin, güvendikleri adamlarına bir resmi "Türkiye Komünist Partisi" kurdurttuğunu ve "komünist" fikirler savunulacaksa bu partiye üye olunmasını şart koştuğunu da hatırlatalım! Ne var ki, olaylar hiç de Mustafa Kemal'in dediği gibi gelişmemiş, ne Halk Zümresi ne de Yeşil Ordu kendiliğinden dağılmıştır. Her ikisinin üzerine de iç savaş yöntemleriyle gidilmiş ve fiziksel olarak tasfiye edilmişlerdir. Mustafa Suphi önderliğindeki gerçek komünist önderler kadrosunun ise aynı dönemde Karadeniz'de vahşice katledildiğini biliyoruz.
Kemalist halkçılıkla kastedilen, halkın en geniş kesimlerinin çıkarları doğrultusunda bir politika izlemek değildi. Bu ilke, toplumda çıkarları birbiriyle çatışan sınıfların bulunmadığını, toplumun birbiriyle dayanışma içinde ve birbirine muhtaç çeşitli mesleklerdeki bireylerden oluştuğunu ileri sürer. Ancak gerçekliğin tümüyle reddine dayanan bu savın hiçbir bilimsel temeli yoktur. Burjuva sosyologlar bile toplumun sınıflardan oluştuğunu ve üstelik de bu sınıfların bir çıkar çatışması içerisinde bulunduğunu bilir ve reddetmezler.
"Sınıfsız, imtiyazsız, kaynaşmış bir kitleyiz" söylemi, Kemalist rejimin totaliter özünü açıkça ortaya seriyordu.[8] Sınıfsızlık maskesi altında, burjuvazinin toplumsal egemenliğinin temelleri atılmaya, korunmaya ve güçlendirilmeye çalışılıyordu. Her şey gerçekte halka rağmen, görünüşte ise halk için yapılıyordu! Mademki halk sınıfsız ve kaynaşmış bir kitleydi, bu durumda bu kitlenin çıkarlarını korumak için Halk Partisinden başka bir partiye de, demokrasiye de gerek yoktu. Bir taraftan sınıfların varlığı reddedilirken, diğer taraftan faşist İtalyan ceza yasalarından kopyalanıp 1990'lara kadar devam edecek olan meşhur 141 ve 142. maddeler komünistlere karşı bir önlem olarak yürürlüğe sokuluyordu. Bu maddeler, "bir toplumsal sınıfın diğerleri üzerinde tahakküm kurmaya teşebbüsünü" suç olarak düzenliyordu. Olmadığı söylenen, yani hayali bir sınıfın, olmayan diğer sınıflar üzerinde tahakküm kurmasını istemek, hiç de hayali olmayan, gayet de gerçek bir ağır hapis cezası demekti: 8 yıldan 15 yıla kadar.
Kemalizmi devletçi olduğu için sol olarak görmek, ulusal kalkınmacı olduğu için de anti-emperyalist olarak değerlendirmek diğer bir yaygın yanılsamadır. Oysa Kemalizmin, sol düşünceyle, sosyalist fikirlerle hiçbir ortak tarafı yoktur. Kemalist devletçilik, devlet kapitalizmi demektir. Sermayeye karşı değildir, bilakis sermaye sınıfını temel alır, onun gelişimini teşvik eder ve kapitalist sanayinin gelişiminin zeminini hazırlar. Nitekim daha cumhuriyet kurulmadan önce, Şubat 1923 İzmir İktisat Kongresinde, Kemalistler, hem emperyalist sermayeye hem de yerli burjuvaziye ve özellikle de İstanbul'un kozmopolit ticaret burjuvazisine güvenceler vermişlerdi. Osmanlı borçlarının devralındığı ve hiçbir şekilde karşılıksız millileştirmeye girişilmeyeceği karara bağlanmıştı. Kongrede Mustafa Kemal, "yabancı sermayeye gereken güvenliği sağlamaya her zaman hazırız" diyordu. 20'li yıllarda bir dizi önlemle gerek yerli burjuvazinin gelişiminin önündeki engeller kaldırılmaya gerekse de yabancı sermayenin ülkeye gelmesi teşvik edilmeye çalışıldı.
Her türlü teşvike ve emeği sınırsızca sömürme hakkına rağmen 20'li yıllarda özel sektörün sanayileşme yolunda ciddi bir adım atamaması ve beklenen yabancı sermaye akışının bir türlü gerçekleşmemesi rejimi sıkıntıya sokuyordu. 1929'da tüm kapitalist dünyayı sarsan büyük buhran Türk ekonomisini de fena halde vurmuştu. Kemalist bürokrasi, bu krizin etkilerini hafifletebilmek için, 1930'lu yılların başlarından itibaren bizzat kendi eliyle temel tüketim maddelerini, sanayi için hammadde ve ara mamulleri üretecek büyük sınai kuruluşları inşaya girişirken bir taraftan da sanayinin gelişmesi için gerekli altyapı yatırımlarını yapmaya başladı. CHP'nin 1931 ve 1935 programlarında devletçilik şöyle formüle ediliyordu: "Aslolan ekonomik faaliyette bireysel teşebbüstür, ama bunun yetmediği yerlerde devlet gücü devreye girerek ekonomik kalkınmayı sağlar." Yani devlet kapitalist sanayinin gelişimine destek olur ve onun zeminini hazırlar.
Böylelikle sağlanan iktisadi canlılık ve büyümeden faydalanan yine de uzun yıllar boyunca ticaret ve tarım burjuvazisi oldu. Sanayi burjuvazisi de bu dönemde gelişimini sürdürdü ama onun ciddi bir atılım yapması ancak 50'li yılların sonlarından itibaren mümkün olacaktı. Devletçilik politikasının önemli sonuçlarından biri de asker-sivil bürokrasinin giderek çok daha büyük oranlarda iş âlemine dalarak "burjuvalaşması" olacaktı. Devlet kapitalizmiyle burjuvazinin iktisadi gelişiminin önünü açan "halkçı" Kemalist rejim, sıra o halkın çoğunluğunu oluşturan işçi sınıfı ve emekçi kitlelerin ekonomik ve demokratik haklarına gelince kılını bile kıpırdatmadı. Bir iş yasasının çıkması için cumhuriyetin ilanının üzerinden 13 yıl geçmesi gerekti. Sendika hakkı ancak 1947'de, Kemalist tek parti diktatörlüğü dönemi bittikten sonra tanındı. Grev ve toplusözleşme hakkı için ise işçi sınıfı tam 40 yıl beklemek zorunda kalacaktı.
Peki kapitalizmi devlet eliyle geliştirme anlamına gelen devletçilik emekçilere ne sağladı? Dizginsiz, kuralsız ve sınırsız bir sömürü! Emekçi halk kitlelerinin dizginsiz sömürüsü daha da arttıkça Kemalist rejimin "halkçılık" söyleminin de güçlendiğini görürüz! Daha 1927 yılında İsmet İnönü Meclis kürsüsünden şöyle haykırıyordu: "Memlekette şimendifer yok, liman yok, köprü yok, yol yok, mektep yok, velhasıl hiçbir şey yok! Ben bunları yapacağım, bunları yapabilmek için paraya ihtiyaç var. Onun için milletin cebinde on para da bulsam alacağım." Köylü memleketin "efendisi" idi ve buğday üretiyordu, ama dünya krizi koşullarında köylüyü korumak için Buğday Koruma Kanunu da şarttı; ekmek yiyen herkes ekmek başına bir kuruş vergi verecekti! Her yetişkin erkek yıllık 8 ila 15 lira "yol vergisi" verecekti. Ortalama bir köylü ailesi için bu, yıllık yaklaşık 60 lira demekti, 1 ton buğday ise o dönemde 40 liraya satılıyordu! Tüketim malları üzerindeki vergiler 1927'den 1934'e %53 artarken, aynı dönemde kişi başına düşen gelir %40 azalmıştı. Hapishaneler vergisini ödeyemeyenlerle doluyor, 1932'de 700 bin kişi vergi ödeyemediğinden zorla yol yapımında çalıştırılıyordu! İlerleyen yıllarda burjuva devlet iki bin milyoner yetiştirmekle övünürken, zorla çalıştırma daha da yaygınlaşıyor, ücretler daha da düşüyor, işgünü resmen 11 saate çıkarılıyordu. Tüm bunlar, devletçiliğin kimin çıkarına olduğunu göstermesinin yanı sıra tek parti diktatörlüğü dönemi bittiğinde, CHP'nin neden büyük bir seçim yenilgisine uğradığını da açıklıyor olsa gerek.
http://www.marksist.net/ozgur_dogan/..._gercekler.htm
Özgür Doğan
https://www.sosyalistforum2.net/showthread.php?t=65074&page=2
Baskoylu
12-09-2017, 04:42
Laiklik
Yukarıda değindiğimiz konuşmasında orgeneral Başbuğ, laiklik ilkesinin "Türkiye Cumhuriyeti'ni oluşturan tüm değerlerin temel taşı" olduğunu vurgulayarak, devletin ulusal, üniter ve laik olma ilkelerinin, "Türkiye Cumhuriyeti'nin kuruluş felsefesinin temel unsurlarını oluşturduğu"nu söylüyor. Laiklik konusundaki bu yorum da yanlıştır. Baştan başlayalım. I. Meclis'in açılış töreninin nasıl yapılacağı ve tüm yurtta kutlamaların nasıl yapılması gerektiği bizzat M. Kemal tarafından bir bildiriyle açıklanmıştı. Buna göre, "vatanın istiklali, yüce Hilafet ve Saltanat makamının kurtarılması" görevini yapacak olan Meclis'in açılışı için bilinçli olarak Cuma günü tespit edilmişti. Tüm vekillerle birlikte Cuma namazı kılınarak Kur'an okutulacak ve onun "nurundan feyz alınacak"tı. Ardından "Sakal-ı Şerif" ve "Sancak-ı Şerif" alınarak Meclise gidilecek, Meclis kapısında dualar okunarak kurban kesilecekti. Meclis'in açılacağı güne kadar her ilde hatim indirilecek, "Halifemiz, Padişah efendimizin yüce varlıklarının, şanlı ülkesinin ve bütün tebaasının bir an önce kurtulmaları" için dualar okunacak, vaazlar verilecekti. Tüm bunlar harfiyen yerine getirildi ve yıllar sonra Mustafa Kemal ünlü Nutuk'unda, bu durumu "o günün duygu ve düşüncelerine uymak zorunda kaldıklarıyla" açıkladı. Ne de olsa "şartlar ve zemin" uygun değildi! Ama yine de bu dini tören ve ritüeller, daha en baştan ulusal ve laik bir devleti hedeflediği iddia edilen bir önderlik için pek de uygun bir başlangıç olmasa gerek! Benzer dini törenler, İslam dinine atıflar vb. ilerleyen yıllarda da devam edecekti. Oysa 1908'de II. Meşrutiyet Meclisi açılırken bu tür dini törenlerin hiçbiri sözkonusu olmamış, övgüler Hilafet ve Saltanat makamına değil, Anayasaya yapılmıştı.
Cumhuriyetin ilanından bir ay önce Mustafa Kemal'in kurduğu Halk Fırkasının program niteliğindeki dokuz maddelik bildirisinin ikinci maddesinde, "Hilafetin en yüksek dini makam olarak korunacağı" yazılıydı. Bu madde 1927 yılına kadar değiştirilmedi. Laiklik ilkesinin çok daha sonraları icat edildiğinin en bariz göstergesi, 3 Mart 1924'de halifelik kaldırılmış olmasına rağmen, Nisan ayında yürürlüğe giren 1924 Anayasasının ikinci maddesinde "Türkiye Devletinin dini İslamdır" ibaresinin yer alıyor oluşudur. Üstelik bu madde 1928'e kadar yürürlükte kalmıştır! Halifeliği kaldıran düzenlemeyle birlikte, Diyanet İşleri Başkanlığı kurulmuş, din eğitimi ya da dinsel temellere göre eğitim veren gayri resmi okullar kapatılıp resmi imam-hatip liseleri kurulmuş, din dersleri resmi devlet okullarında da zorunlu ders olarak verilmeye başlanmıştı. Böylelikle gerek din eğitimi, gerekse de dini ibadetler devletin denetimi altına alınarak resmileşiyordu. Bu durum anayasal bir devlet dininin varlığıyla da birleşince, kesinlikle laik olmayan bir devlet anlamına geliyordu. TC'de ortaya çıkan bu durum aslında Osmanlı'nın son döneminde oluştuğu şekliyle devletin dinsel alan üzerindeki egemenliğinin devam ettiği anlamına geliyordu. Toplumsal yaşamın her alanında olduğu gibi din alanında da devlet, kendi anladığı, uygun gördüğü bir anlayışı yerleştiriyor, dinsel kurumları örgütlüyor ve besliyordu.
Muhalefete göz açtırılmadığı, farklı siyasal parti kurmanın yasak olduğu, söz, basın ve örgütlenme özgürlüğünün bulunmadığı koşullarda huzursuzluk kendisini geleneksel kanalların dışında ifade edemez hale gelir. İşte daha TC'nin kuruluşundan itibaren yaşanan da tam bu olmuştur. Çeşitli iç isyanların ve en önemlisi de Şeyh Sait'in önderlik ettiği Kürt isyanının İslami motifleri de içinde barındırmasının nedenlerinden biri bu idi. Geleneksel dini toplanma yerlerinde giderek yükselen huzursuzluğun dışa vurulması, devlet tarafından uygulanan baskının daha da artmasına yol açmış, Takrir-i Sükûn yasası ve İstiklal Mahkemeleriyle bir terör dönemi başlamış idi. Bu terör dalgasından, işçi sınıfı, komünistler, Kürtler ve kimi burjuva muhaliflerden sonra geleneksel dini kurum ve mekânlar da paylarına düşeni aldılar. Muhalefetin bu geleneksel kanallarını da ortadan kaldırmak üzere, 1925 sonunda tekkeler, zaviyeler, türbeler kapatıldı, dini cemaatler ve tarikatlarla birlikte devletin denetimi dışında her türlü dini faaliyet, unvan, sıfat ve giysi de yasaklandı.
Ne var ki, yasaklamalarla ne bir din ortadan kaldırılabilir ne de muhalefet sonsuza kadar yok edilebilir. Nitekim öyle de oldu ve yasaklanan her şey yeraltına geçerek devam etti. Tabii bunlarla birlikte bürokrasinin rejimin bekasını sağlama korkusu da! Bu korkunun derinleşip kökleşmesiyle, nihayet 1928'de TC Anayasasından "devletin dini İslamdır" ibaresi çıkarıldı. Laiklik ilkesi 1931 yılında CHP'nin programına, 1937'de ise Anayasaya dâhil edilmesine rağmen devlet dinden elini hiçbir zaman çekmedi. Din hiçbir zaman resmilikten çıkıp tam olarak sivilleşmedi. İslam dininin başı olarak halifelik kurumunu kaldıran ama bizzat kendisi dinin başı olarak hareket eden bir devletin laik olduğu yutturmacası bugün de devam ediyor. Gerçekte hiçbir zaman laik olmamış olan TC'nin 1937'ye kadar hukuki olarak da laik bir devlet olmadığını burada not edelim.
Öyle gözüküyor ki, generalimizin bahsettiği "laik kuruluş felsefesi"nin ("resmi tarih" yazma girişiminin demek daha doğru olur) temelleri ancak 1927'deki muzafferler kongresinde okunan Nutuk ile atılmaya başlanmış ve 30'lu yılların ortalarında bütünsel bir şekle kavuşmuştur!
http://www.marksist.net/ozgur_dogan/..._gercekler.htm
Özgür Doğan
Baskoylu
12-09-2017, 04:46
İnkılâpçılık
Uzun yıllar boyunca devrimcilik olarak anılan bu ilke, 12 Eylül faşizmiyle birlikte "inkılâpçılık" olarak kullanılmaya başlandı. Ne de olsa devrimcilik tehlikeli bir şey idi! Bu "ilke" devrimciliği övmez, tersine zaten Mustafa Kemal'in "yanılmaz" önderliği sayesinde "geleneksel kuruluşları modern kuruluşlarla" değiştiren devrimler yapıldığını iddia ederek, böylece ortaya çıkan "modern yapı"nın tanınıp, kabul edilmesini ve korunmasını söyler. Bir başka deyişle, statükonun muhafaza edilmesini belirtir.
İktisadi ve siyasi alanda yapılan "inkılâplar", toprak devrimi gibi kapsamlı bir dönüşümün yapılamamasının yarattığı belirleyici daraltıcı etkiye rağmen yine de burjuva toplumun iktisadi gelişiminde ilerletici bir rol oynamışlardır. Bu açıdan Elif Çağlı, Mustafa Kemal ve onun önderliğini şöyle değerlendirir: "M. Kemal kendi döneminde tarihi ve iktisadi açıdan burjuva toplumu ilerletici bir rol oynamıştır. Fakat bu durum, onun siyasi çizgisinin ve siyasal uygulamalarının, işçi sınıfını ve halk kitlelerini ezen zorba ve baskıcı bir siyasal karaktere sahip olduğu gerçeğini asla değiştirmez."[9] Yukarıda bu ilerlemenin işçi ve emekçilerin ne denli dizginsiz bir sömürüsüne ve nasıl bir siyasal despotizme dayandığını görmüştük. Ne var ki, toplumsal planda ve eğitim ve kültür alanında sınıflandırılan "inkılâplar"a geldiğimizde işler değişmeye başlar. Bunlar hakkında söylenmesi gereken ilk şey, tüm bu reformların emekçi halkın çıkarına olsun diye yapılmadığı, çoğunun göstermelik ve biçimsel girişimler olarak kaldığı ve toplumun geniş kesimlerinin gündelik yaşamına pek nüfuz edemediğidir.
Topluma tepeden dayatılan, çoğunlukla üstyapısal dönüşümleri hedefleyen biçimsel uygulamalarla sınırlı bu reform girişimlerini bir devrim olarak adlandırmakla, aslında "halk yararına" gerçek bir toplumsal devrimin ve kültürel atılımın yapılamadığı gerçeği gözlerden gizlenmeye çalışılıyordu. Çağdaşlaşma adına doğrudan toplumsal hayatı düzenlemeye dönük reform girişimlerinin çoğu büyük ölçüde fiyaskoyla sonuçlanmıştır.
Birkaç örnek verelim. Kadının erkekle eşit haklara kavuşturulduğu iddiasının koca bir yalan olduğu ortada değil midir? Şapka ve kıyafet devrimi gereğince "modernleşmedikleri" için onlarca insanın idam edildiği bir başka ülke var mıdır? Ya da "devrimin" üzerinden 82 yıl geçmişken halen başörtüsüyle uğraşan bir başka ülke? Lâkap ve unvanların kaldırılmasıyla övünülür, ancak yasaklanan sıfatların birçoğu kullanılmaya devam edilmiştir; bugün bile ortalık "beyler"den, "hanımefendiler"den geçilmediği gibi, Kemalist devrimlerin koruyucusu sıfatlı generaller kendilerine "Paşa" denilmesinden büyük gurur duyarlar. Bir taraftan "Türkiye Cumhuriyeti şeyhler, dervişler, müritler ve meczuplar ülkesi olamaz" denilip geleneksel dini mekânlar kapatılırken, diğer taraftan birçok "Şeyh"in tek parti rejimi sona erene dek daimi mebusluğa atanmasına ne demeli? İnsanların ölülerden medet ummaması gerekçesiyle türbeler yasaklanır, oysa kendileri kişi putlaştırmasının en alasını yaparlar. Ya da pek laik eğitim sisteminde zorunlu din derslerine, devlete ait imam-hatip liselerine, ilahiyat fakültelerine, okullardaki mescitlere ve en başta da Diyanet İşleri Başkanlığına ne demeli? Öztürkçeleştirme amacıyla girişilen dil devriminin en önemli sonuçlarından biri, dilin kısırlaşmasına yol açarak torunların dedelerinin söylediklerini ve yazdıklarını anlamamaları olmadı mı?
İktisadi bir temele dayanmaksızın da birtakım kararnamelerle toplumun gündelik yaşantısının bugünden yarına dönüştürülebileceğini, kültür kararnameleriyle bir kopuş yaratılarak Batı seviyesine çıkılabileceğini hayal eden bu tepeden inmeci, seçkinci anlayışın gündelik yaşam içerisinde yaratabileceği tek şey muazzam bir toplumsal travma idi. Tek parti diktatörlüğü dönemindeki bu çabaların en önemli sonucu, bir bütün olarak toplumsal yaşamda kent ile kır arasındaki çatlağın genişlemesi ve uçurumun derinleşmesi oldu. Nüfusun çok küçük bir kesiminin yaşadığı kentlerde mülk sahibi sınıfların mensupları ve bu arada öğretmenler, hâkimler, müdürler, valiler, kaymakamlar, devletlû aydınlar vb. gibi düzenin gözbebeği durumundaki ayrıcalıklılar ordusu, Batı'dan aynen kopyalanmış, ama içi boş kalan bir modern kapitalist kültürle yaşamlarını sürdürürlerken, toplumun sözde efendisi olan köylüler, bir Amerikalı gözlemcinin sözleriyle, Hititlerden kalan yöntemlerle tarımla uğraşıyor ve onlar gibi yaşıyorlardı. Bu muazzam kopukluk, bugün "Beyaz Türk" lakabıyla anılanların atalarının, kırı sürekli bir tehdit ve gericilik kaynağı olarak görüp horlamalarını da beraberinde getirmişti.
Bir bütün olarak bakıldığında bu dönüşüm çabalarının esas amacı, Kemalistlerin iddia ettiği gibi, modernleştirerek halkın yaşam düzeyini yükseltmek değildi. Bu reformlar, esas olarak mülk sahibi sınıfların kapitalist Batı dünyasıyla ilişkilerinde ortaya çıkan uyumsuzlukları ortadan kaldırmayı, özel mülkiyet rejimini ve emeğin sömürü olanaklarını genişleterek güvence altına almayı amaçlıyordu. Özel mülkiyet sisteminin önü bir kez açıldığında, zaman içerisinde kapitalist gelişmenin hızlanması zaten kaçınılmazdır. Ne var ki, geniş emekçi kitlelerin seferberliğine dayanarak toprakta pre-kapitalist ilişkileri Jakoben bir tarzda ortadan kaldırmakla, kırsal kesimde kapitalist gelişimi Prusya tipinde sancılı bir evrimsel sürece havale etmek arasında dağlar kadar fark vardır. Kemalist rejim, ikinci yoldan yürümüş ve kırı kendi kaderine terk etmiştir. Hatta bununla da yetinmemiş, kırın geri unsurlarıyla (toprak ağaları, şeyhler, vb.) ittifak kurarak onları meclise taşımıştır.
Kurtarıcı mesihlere aldanma
Gördüğümüz gibi CHP'nin meşhur altı oku, Milli Mücadelenin başarıyla sonuçlanmasının ardından kurulan ve 20'li yılların sonlarına doğru ancak pekiştirilebilen bir olağanüstü burjuva rejimin ideolojik dayanakları olarak sonradan imal edildiler. Kemalizme boyundan büyük bir anlam yükleyenlerin, onu anti-emperyalist bir hareket olarak değerlendirip, ona son derece abartılı bir ilericilik hatta solculuk atfeden sol çevrelerin temel yanılgılarından biri, Kemalizm denen program ya da ideolojinin, bir olağanüstü burjuva düzenin resmi ideolojisi olarak şekillendiğini görememektir. Bu ilkeler, halk kitlelerinin devrimci seferberliği için daha baştan ortaya konan bir "burjuva devrim programı"nın ilkeleri değildirler. Düpedüz, halk kitlelerinin sınırlı etkinliğinin de boğulması üzerinden kurulmuş ve ardından kendisini pekiştirmeye girişmiş bir burjuva diktatörlüğün resmi ideolojisi olarak ortaya konulmuşlardır.
Burjuvazi adına hareket ederek onun kolektif çıkarlarını hayata geçiren bürokratik önderlik, bir taraftan halkın devrimci etkinliğinin en küçük belirtilerini bile boğarken, diğer taraftan burjuvazinin sınıf egemenliğini kurmakla tepeden bir devrim gerçekleştirmiş oldu; halk kitlelerinin içinde yer almadığı ve böyle olduğu için de onların gündelik yaşantısını köklü bir değişikliğe uğratamayan bir "devrim"! Burjuvazinin toplumsal ve iktisadi gücünün zayıflığıyla ters orantılı olarak, onun adına hareket eden önderliğin toplum üzerindeki baskısı alabildiğine yoğun oldu. Bu yoğun baskıya son derece eklektik, yapaylığı paçalarından akan, keyfi ve hiçbir bilimsel dayanağı olmayan, sonradan imal edilmiş ve kişi putlaştırmaya dayanan bir resmi ideoloji eşlik etti. Zafer kazananlar, geriye dönüp tarihi de kendi arzularınca, kendilerini yücelten bir tarzda yeniden yazarak resmileştirdiler. Kemalist kadronun hiçbir öğreti ve sistematiğe dayanmıyor olması, yani ciddi bir düşünsel temelinin olmaması, yüce bir erdem olarak sunuldu. Tarih, şaşmaz ve yanılmaz önderin kafasının içindeki planların açılıp serpildiği bir süreç olarak resmedildi; oportünist manevralar önderin politik dehasının göstergesi olarak aklandı; nitekim o en başından itibaren neyi hedeflediğini ve hedeflenen şeye nasıl ulaşılacağını en ince detaylarıyla bilmesine rağmen "şartlar ve zemin" oluşmadığından bunları saklamış ve ancak zamanı geldiğinde hayata geçirmişti! Halk kitleleri denileni yaptığı sürece, süreç zaten onun dışında gelişen ve mülk sahibi sınıfların arasındaki bir politika oyunundan ibarettir. Ve bu oyunda, ideolojik berraklık ve buna uygun açık, net politik tutumlar en para etmez ilkelerdir. Çünkü tepeden devrimler Bizans entrikalarının da en parlak sahneleriydiler.
20. yüzyıl yalnızca Türkiye'de değil dünyanın birçok bölgesinde emekçi halkları kurtaracağı iddiasındaki bürokratik önderliklere şahit oldu. Fasist Diktator Kemalist rejimden, Arap sosyalizminin babası Nasır'dan "21. yüzyıl sosyalizmi"nin mucidi Chavez'e kadar birçok önderlik, farklı sınıfsal temellere dayansalar da, kendi iktidarlarını işçi sınıfını ve emekçileri kurtardıkları ya da kurtaracakları iddiasıyla meşrulaştırmaya çalıştılar, çalışıyorlar. İşçi sınıfının kurtarıcılara ihtiyacı yok, tepeden devrimlere de artık karnı tok olmalı. Her türlü emekçi düşmanı ideolojiye karşı kendi bağımsız sınıf çıkarları temelinde, kendi ideolojisiyle yani Marksizmle donanıp harekete geçtiği sürece, Marx'ın, "işçi sınıfının kurtuluşu kendi eseri olacaktır" düşüncesinin gerçek kılınmasının önünde hiçbir engel yoktur.
http://www.marksist.net/ozgur_dogan/..._gercekler.htm
Özgür Doğan
Baskoylu
12-09-2017, 04:48
Saygideger Dostlar.
Kemalizmi kavramak ve dogru tahlil etmenin yolu, Irkci ve Milliyetci yanimizi rafa kaldirmamizdan gecer.
Gizli Irkcilik ve Milliyetcilik, Asiri Irkci ve Milliyetcilikten daha tehlikeli ve zararlidir, Cunku boylesi mantiga sahip olanlar, Devrimin onunde en buyuk engeldirler.
Turkiye`de kendisine Demokrat, Aydin, Ilerici ve daha ileri giderek Sosyalist, Marksist, Kominist Devrimci olarak goren ve gormeye calisanlar bile Kemalizmin gercek yuzunu gormekten korkmaktadirlar.
Turkiye Halklarin Bas Dusmani Olan Kemalizmin Yaptigi Milli Burjuva Devrimlerin Halka yonelik devrimler (Yenilikler) olmadigini, Turk Irkciligi ve Milliyetciligine yonelik yenilikler oldugunu gormenin yolu, Duyarli olmaktan gecer.
12 Eylul Askeri Fasist Cunta, 1923 den 1946 ya kadar olan Askeri Fasist Diktatorlugun yaninda ufak bir kivilcim ve onun ufak bir yansimasi oldugunu gormek icin, Turkiye tarihini kavramaktan gecer.
1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini, Bir Mayis Bahar Bayrami Olarak Ceviren, 1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini Yaskliyan, Fasist Yasa ve Kanunlarin kurucusu`nu Devrimci, Ilerici, Aydin ve Demokrat gormeye calismak!! Siyasi yetersizlik ve zayifliktir.
Mustafa Suphi ve 14 yoldasini Karadenizde turlu oyunlarla hunarca katleden mantik, Sosyalizmin ve Kominizmin bas dusmani oldugunu, Adolf Hitlerin ustasi oldugunu gosteren en guzel ornekleridir.
Turkiye Ezilen Halklarin Kardes Olduguna dair hic bir yazisi ve nutku bulunmiyan, Butun Nutuklari Irkci, Milliyetci ve Gerici soylemlerle gercek kimligini acikliyan mantik, Turkiye Halklarin Dusmani olup,
NE MUTLU TURKUM DIYENE.
Ataturk.
Ey Türk gençliği ! Birinci vazifen Türk istiklal ve cumhuriyetini ilelebet korumak ve müdafaa etmektir.Muhtaç olduğun kudret damarlarındaki asil kanda mevcuttur.
Ataturk
Türk çocuğu ecdadını tanıdıkça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktır.
Ataturk.
ve benzeri bir yigin Kurtcu ve Turanci mantigin en guzel ornekleridir...
Kendisini Demokrat, Sosyal Demokrat, Aydin, Ilerici ve daha ileri giderek Sosyalist yapilanma icinde goren ve gormek istiyenler, 1 Mayis Dunya Emekciler Bayraminda Alanlara Gidip Kutlamaya Calisirken, Diger Yandan 1 Mayisi Yasakliyan Zihniyetin takipcisi ve savunusu olmaya calismanin anlami! Ayni anda hem beyaz hemde siyah olmayi savunmaktir, kabacasi Riyakarlik ve Inkarciliktir, Iki Yuzluluktur....
Kendi Ateslerinde Yanamayanlar, Baskalarinin Ateslerinde Yanamazlar.
Kendi Ateslerinde Sinamayanlar, Baskalarina Sinamada Ornek Olamazlar.
Devrimcilik Bir Yasam Bicimidir.
Kendisinden Baskasinin Olamayanlar, Asla ve Kesinlikle Devrimci Olamazlar....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
12-09-2017, 05:12
"Ne Mutlu TURKUM Diyene" Irkci ve Milliyetci Mantik Kamalizm`i destekliyen ve onun Inkilapci, Laikci, Devrimci, Ilerici vs vs goren, Mantik Devrimci ve Ilerici olamaz.
Kemalizm kurtulus savasindan sonra ulkeyi emperyalizme peskes cektiren, ulkeyi Emperyalizme bagli kilan mantigin da kendisidir, Ulkeyi Emperyalist isgalden Kamalist Mantik kurtarmadi, Turkiye halklarin kani ve cani bahsina veridigi mucadele ve Sovyetlerin verdigi destekle, Isgalciler kovuldu, akabinde Emperyalislerin usagi olan Kemalist mantik kendisine karsi gelen havada ucan kusu bile yok etmeyi kendisine gorev saydi...
Izmir Iktisadi Kongresinde Soylemleri ve Nutuklari, neye ve kime hizmet ettigini, Turkiye Halklarin Bas Dusmani Oldugunu, Iflas Eden Osmanli Hanedanligini bitirmek adina kendi Diktatorlugunu kurmus, Fasist Diktatordur.
"Kac Milyonerimiz var? Hic Bundan Doalyi Biraz Parasi Olanalara da Dusman Olacak Degiliz"
Mustafa Kemal Ataturk.
"Turk Milleti Amerika Milleti Hakkinda Derin ve Kuvvetli Bir Muhabbet Ister.
"Temsil Etmekle Mubayi Oldugum Tukr Milletinin, Yeni Turkiye Cumhuriyetinin Gayesi, turkler ve Amerikalilar Arasindaki Sevgiyi Baki Kilmaktir"
"Amerika Milletinin Turk Milleti ile Beraber Oldugundan Suphem Yoktur"
Mustafa Kemal Ataturk.
Kemalizm Koprador Burjuvazi ve Emperyalizm Hayranidir. Kemalizm, Yoksulun, Iscinin, Emekcinin, Koylunun, Demokrasinin, Sosyal Demokrasinin, Sosyalizmin ve Kominizmin Dusmanidir.
Ulkeyi Amerikaya Pazarlamak icin buyuk ugraslar veren Kemalist Mantigin Amerika icin sarf ettigi sozlerle ornek verebiliriz.
Yalanın "sır"ları bir bir dökülüyor, gerçek, bütün çıplaklığıyla gün yüzüne çıkıyor.
Çok önceden olmalıydı, bir gecikmişlik halidir yaşadığımız. Zamanı geçen her şey gibi. O da bütün çürümüşlüğü ve kokuşmuşluğu ile ortalık yere akıverdi.
Bazen bir bendin arkasında biriken suyun basıncı, zamanında kapaklar açılıp yeterli su akıtılmadığı için öylesine yükselir ki, o bentte küçücük bir delik açıldığında su basıncının bütün şiddeti o deliğe doğru yoğunlaşacağından delik patlar ve bütün bir bent bir anda sulara kapılır.
Onur Öymen'in Kürtlere yönelik devlet katliamlarını Meclis kürsüsünden savunduğu konuşması Kemalizm bendine ilişkin tam da böyle bir rol oynadı.
Kemalizm küçük burjuva ideolojisi midir, burjuva ideolojisi mi? Sol kanadı, sağ kanadı var mıdır, ilerici midir, "Cumhuriyetin kazanımları"ndan geriye düşülür mü vb. tartışmalar birden geri plana düştü ve Kemalizm faşizm midir, "Kemalizm faşist miydi" sorgulaması her şeyin önüne geçti. 80 yılda tartışılmayan ne varsa 8 saatte tartışılır hale geldi.
Kemalizmin ideolojik hegemonyası, Kürtler ve politik İslamcılarca önemli ölçüde kırılmıştı, şimdilerde kalan Aleviler de çemberin dışına çıkma arayışında. Kemalizmin temel ideolojik paradigması olan "tek tipleştirme" darmadağan oldu.
70-80 yıl önceki politikalarla bugünün yönetilemeyeceğini burjuvazinin egemen kesimleri de biliyor, onların emperyalist efendileri de. Faşist devlet aygıtını yönetme ayrıcalığını elinden kaçırmak istemeyen faşist subaylar ve onların bürokrasi ve yargı içindeki faşist uzantıları ile onlarla aynı doğrultudaki faşist siyasi partilere kaldı Kemalizm. Kuşkusuz ırkçı-faşist eğitimle beyinleri dumura uğratılmış, kirli savaşın ırkçı-şoven ideolojik atmosferi içinde yetişmiş, yaşam tarzını korumak için Kemalizmi tutunacak son dal olarak gören, ana gövdesini şehirli küçük burjuvazinin oluşturduğu önemli bir kitle de varlığını korumaktadır. Ne ki, art arda açığa çıkan gerçekler bunların bir kısmını faşizm yönünde tutuculaştırırken giderek artan bölümün hayal kırıklığı içinde ana kitlenin dışına savrulmasına neden oluyor.
Kemalizme dair gerçekler hangi biçimde ve kim tarafından dile getirilmiş olursa olsun devrimci bir rol oynamaktadır. Türk halk bilincinden Kemalizm sökülüp atılmadıkça halk bilincinin aydınlanmasından söz edilemez. Kemalizm bu coğrafyanın en büyük karanlığıdır.
Bu karanlığın sür git devam etmesinde ne yazık ki Türkiye'nin ilerici kuvvetlerinin de payı büyüktür. Her şeyden önce onlar kendi bilinçlerinden Kemalist karanlığın perdesini bütünüyle yırtıp atabilmiş değildir.
Kemalizmin bir burjuva ideolojisi olduğu kuşku götürmez bir gerçek.
Peki nasıl bir burjuva ideolojisidir bu, belirleyici niteliği nedir, ilericilik mi gericilik mi?
Bu soru yanıtlamaya çalışılırken çoğunlukla ne Türkiye'nin özgünlükleri hesaba katılmıştır, ne de tarih bir "süreç" olarak kavranmıştır. Kemalizmin en sert eleştiricilerin bir bölümü dahi ondaki "tarihsel ilerlemecilik"ten kuşku duymamışlardır.
Kemalizmin Mustafa Kemal'le başından itibaren var olmadığı, M. Kemal'in eylemlerinin belirli bir tarihsel andan sonra oluştuğu çoğunlukla hesap dışı bırakılmaktadır.
Kemalizmi işgal karşıtı mücadeleyle başlatmak en büyük yanılgıdır. İşgal karşıtı mücadelede Kürtler vardır, yoksul köylü gerilla hareketi vardır, komünistler vardır, İslami kurtuluş gayesi ile katılanlar vardır; Türk toprak ağaları ve ticaret burjuvazisinin temsilcileri, İttihat ve Terakki'nin ardılları vardır. M. Kemal bu son üç kesimin en önde gelen politik sözcülerinden biridir.
İşgalden kurtuluş mücadelesinde M. Kemal vardır ama Kemalizm yoktur. Bu dönemin bütün aktörlerinin az çok temsil edildiği bir Meclis, işgale karşı mücadelenin en üst organıdır. Türk toprak ağaları ve ticaret burjuvazisi ile Osmanlı artığı ittihatçı bürokratların temsilciliğini yapan M. Kemal liderliğindeki burjuva koalisyon her türlü burjuva hile ve despotlukla Mecliste ipleri eline geçirmiştir. Bu burjuva koalisyonun Kemalizmle hiçbir ilişkisi yoktur, bu yönde bir programdan da söz edilemez. Kaldı ki, bu koalisyon içinde daha sonra M. Kemal'in idam ettirdiği ya da sürgüne gönderdiği onlarca şahsiyet vardır. Bütün burjuva dalavere, despotizm ve katliamcılıklar, emperyalist işgalin sona erdirilmesini söyleyenlerden ve saltanatın kaldırılmasını onaylayanlardan olan bu burjuva aktörlerin tarihsel olarak ilerici bir rol oynadıkları gerçeğini karartmaz.
Cumhuriyetin ilan edilmesi, 1924 Anayasası'nın hazırlanması ve Hilafetin kaldırılmasında M. Kemal'in birinci derecede etkili olduğu doğrudur, yine de bunlar birebir Kemalizmle eşitlenemez.
Cumhuriyetin ilanı, 1922'de saltanat yönetimine son verilmesinden sonra ortaya çıkan devlet biçimine göre bir tarihsel ilerleme sayılmaz. Saltanatın ilgasıyla birlikte kesin olarak eski devlet biçimi reddedilmiş, "hakimiyetin kayıtsız şartsız millete" ait olduğu yeni bir devlet biçimi benimsenmiştir. Bu, adı konmamış demokratik yönü zayıf da olsa burjuva cumhuriyet yönetimidir. 1923'te cumhuriyetin ilanı, daha ileri bir hamle değildir. Tam aksine cumhuriyetin ilanı M. Kemal'in diktatörlük hevesini ifade eder. M. Kemal'in amacı Meclisin denetiminde ve Meclise karşı sorumlu olan hükümeti kendi denetimine ve sorumluluğuna almaktır.
Cumhuriyetin ilanından önce her bakan Meclis içinden, Meclis tarafından ayrı ayrı seçilirken cumhuriyetle birlikte hükümet topyekün Meclis onayına sunulmakta ve bakanlar kurulunu onaylamak Cumhurbaşkanı yetkisine bırakılmaktadır. Meclisin bu yetki devrinin tarihsel bir ilerleme sayılmayacağı açıktır. M. Kemal'in belirleyici rolü ne derece olursa olsun, hangi biçimde değerlendirilirse değerlendirilsin cumhuriyetin ilanı Kemalizmin bir tezahürü olarak değerlendirilemez. Ortada henüz bir "Kemalizm" yoktur ve cumhuriyetçilik saltanatın kaldırılmasından sonra yalnızca M. Kemal'in değil burjuva koalisyonun genel eğilimidir. Aralarındaki tartışma cumhuriyete dair değil, bu vesileyle M. Kemal'in kendine diktatörlük yolunu döşemesine ilişkindir.
Aslında cumhuriyetin kendinden önceki döneme (1. Meclis) göre bir gerilemeyi temsil ettiği 1924 Anayasası ile de bellidir. Cumhuriyetin ilanından sonra yürürlüğe konan yeni Anayasa, 1921'in görece demokratik Anayasasına göre açık bir geriye düşüşü resmeder. Aynı zamanda Kürtlerin cumhuriyetten dışlanarak bunun bir Türk Cumhuriyeti ve Türklerin egemen ulus olduğunu tescil eder bu Anayasa.
1922'de saltanat kaldırılırken Hilafet de Meclise bağlı bir kurum haline getirilmişti. 1922'den geriye kalan bu ceset 1924'te gömüldü. 1924 Anayasası gibi Hilafetin kaldırılması da salt M. Kemal'in değil burjuva koalisyonun genel yaklaşımını ifade ediyordu. M. Kemal'e muhalefet eden işgal karşıtı burjuva koalisyon önderlerinin Hilafetin kaldırılmasına karşı çıkışları söz konusu değildi.
İşgal karşıtı mücadelede Türk toprak ağaları ve burjuvazisi ile kader birliği yapan hatta bu kader ortaklığına sadakatin gereği sayıp o dönemde patlak veren kimi Kürt isyanlarının bastırılmasına onay veren Kürt yerel egemenler, ulusal hakları ve varlıkları yok sayılarak ihanete uğramalarına 1925 isyanıyla karşılık verdi. M. Kemal ayaklanmayı vahşice bastırmakla yetinmedi, bu vesileyle Takrir-i Sükun Kanunu ilan ederek bütün muarızlarından (muhaliflerinden) kurtulmanın yolunu aradı.
M. Kemal önderliğindeki burjuva koalisyon daha önce Çerkes Ethem ve komünistleri hile ve despotlukla ezmişti, sonra Kürtleri aşağılayarak ve katlederek bir kenara itti. Ve en sonunda M. Kemal kendi fraksiyonu dışında kalan işgal karşıtı mücadelenin diğer burjuva önderlerini (K. Karabekir, R. Orbay, A. F. Cebesoy vb..) saf dışı bıraktı. Bu, aynı zamanda onun tam diktatörlüğü için artık hiçbir engel kalmadığı anlamına geliyordu.
"Kemalizm"le ifade edilen M. Kemal'in tasarımlarını ve uygulamalarını en doğru biçimde onun tam hakimiyeti sağladıktan sonraki süreçte yaptıklarıyla değerlendirebiliriz.
Her ne kadar "Kemalizm" terimi 1930'lu yıllarda kullanılmış olsa da gerçekte onu Şeyh Said isyanının bastırılması ve Takrir-i Sükun'la başlatmak daha yerinde olur. 1930'larda Kemalizm her şeyiyle ete kemiğe büründü. 1925-'38 yıllarındaki uygulamaları Kemalizmin biçimlenme dönemi olarak tespit etmek 1925 öncesini yok saymak anlamına gelmez. Yine de daha önce de belirtildiği gibi M. Kemal'in her türlü muhalefet basıncından kurtulduktan sonra ve kendini sınırsız yetkilerle donatmasıyla birlikte atılan adımların Kemalizmin içeriğini doldurduğunu söylemek gerekir. Kuşkusuz bu dönemde, kimisi ilerlemeyi ifade eden burjuva modernizme dair kimi düzenlemeler yapılmıştır, ama bunlar Kemalizmin niteliğini belirleyici değildir.
Baskoylu
12-09-2017, 05:33
KEMALIZM; SADECE IRKCI, MILLIYETCI FASIST DIKTATORLUK DEGIL.
AYNI ZAMANDA DINCI YOBAZDIR.
1. Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla hiç ilgisi olmadığını bildiriyor. Bazı kimseler çağdaş olmayı kâfir olmak sayıyorlar. Asıl küfür onların bu zannıdır. Bu yanlış tefsiri yapanların maksadı İslâmların kâfirlere esir olmasını istemek değil de nedir? Her sarıklıyı hoca sanmayın, hoca olmak sarıkla değil, dimağladır.
Mustafa Kemal Ataturk.
2. Bizi yanlış yola sevk eden habisler, biliniz ki, çok kere din perdesine bürünmüşlerdir. Saf ve nezih halkımızı hep şeriat sözleriyle aldatagelmişlerdir. Tarihimizi okuyunuz, dinleyiniz, görürsünüz ki, hep din kisvesi altındaki küfür ve alçaklıktan gelmiştir. Onlar her hayırlı hareketi dinle karşılarlar, halbuki hamdolsun hepimiz dindarız, artık bizim dinin icaplarını, dinin yasaklarını öğrenmek için şundan bundan derse ve akil hocalığına ihtiyacımız yoktur. Milletimizin içinde hakiki, ciddi alimler vardır. Milletimiz bu gibi alimleriyle iftihar eder. Bu gibi alimlere gidin, bu efendi bize böyle diyor, siz ne diyorsunuz deyin. Fakat umumiyetle buna da ihtiyaç yoktur. Bilhassa bizim dinimiz için herkesin elinde bir ölçü vardır. Bu ölçü ile hangi şeyin dine uygun olup olmadığını kolayca takdir edebilirsiniz. Eğer bizim dinimiz akla mantığa uygun bir din olmasaydı mükemmel olamazdı, dinlerin sonuncusu olmazdı.
Mustafa Kemal Ataturk.
3. Bütün zorba hükümdarlar hep dini alet edindiler; Hakiki ulema, dini bütün alimler hiçbir vakit bu zorba hükümdarlara boyun eğmediler. Fakat gerçekte alim olmamakla beraber, sırf o kılıkta bulundukları için alim sanılan, çıkarına düşkün haris ve imansız bir takım hocalar da vardır. Hükümdarlar işte bunları ele aldılar ve işte bunlar dine uygundur diye fetva verdiler. Gerektikçe yanlış hadisler uydurmaktan çekinmediler. Gerçek ve imanlı ulema her vakit her devirde bunların kinine hedef oldu.
Mustafa Kemal Ataturk.
4. Şu anda batıl itikatlardan oluşan ikinci bir din mevcuttur.Fakat bu cahiller sırası gelince aydınlatılacaktır.
Mustafa Kemal Ataturk.
5. Milletimiz daha da dindar olmalıdır diyorum.Ama bütün sadelik ve güzelliği ile.Dinime,bizzat gerçeğe nasıl inanıyorsam buna da öyle inanıyorum.Şuura aykırı ilerlemeye engel hiçbir şey ihtiva etmiyor.
Mustafa Kemal Ataturk.
6. Size Bombasırtı vakasını anlatmadan geçemeyeceğim. Karşılıklı siperlerimiz arasında mesafemiz sekiz metre, yani ölüm muhakkak, muhakkak... Birinci siperdekiler hiçbiri kurtulamamacasına tamamen düşüyor, ikincidekiler onların yerine gidiyor. Fakat ne kadar gıptaya şayan bir itidal ve tevekkülle, biliyor musunuz? Öleni görüyor, üç dakikaya kadar öleceğini biliyor, en ufak bir fütur bile göstermiyor; sarsılmak yok. Okumak bilenler ellerinde Kur'anı Kerim, cennete girmeye hazırlanıyorlar. Bilmeyenler, kelimei şahadet getirerek yürüyorlar. Bu, Türk askerindeki ruh kuvvetini gösteren, şaşılacak ve övülecek bir misaldir. Emin olmalısınız ki, Çanakkale Muharebesini kazandıran bu yüksek ruhtur.
Mustafa Kemal Ataturk.
7. Hiçbir zafer gaye değildir. Zafer ancak kendisinden daha büyük bir gayeyi ede etmek için belli başlı vasıtadır. Gaye fikirdir. Bir fikre dayanmayan zafer yaşayamaz. Her büyük zaferin kazanılmasından sonra yeni bir alem doğmalıdır. Yoksa başlıbaşına zafer boşa gitmiş bir gayrettir.
Mustafa Kemal Ataturk.
8. Efendiler, camiler birbirimizin yüzüne bakmaksızın yatıp kalkmak için yapılmamıştır. Camiler itaat ve ibadet ile beraber din ve dünya için neler yapmak lazım geldiğini düşünmek yani meşveret için yapılmıştır. Millet islerinde her ferdin zihni başlıbaşına faaliyette bulunmak elzemdir.
Mustafa Kemal Ataturk.
9. Bir dinin tabiî olması için akla, fenne, ilme ve mantığa uygun olması lazımdır, bu`da islamdir.
Mustafa Kemal Ataturk.
10. Bizim dinimiz, milletimize hakir, miskin ve zelil olmayı tavsiye etmez. Tam tersine Allah da, Peygamber de insanların ve milletlerin izzet ve şerefini korumalarını emrediyor.
Mustafa Kemal Ataturk.
11. Türkiye'de Bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümetinin ilk gayesi, halka hürriyet ve saadet vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halkımıza da iyi bakmaktır.
Mustafa Kemal Ataturk.
12. Büyük dinimiz çalışmayanın insanlıkla ilgisi olmadığını söyler. Bazı kimseler modern olmayı kafir olmak sayıyorlar. Asil kafirlik onların bu inanışıdır.
Mustafa Kemal Ataturk.
13. İlk olarak KURAN'ın dilimize çevrilmesini emrettim. Bu da ilk defa olarak Türkçe'ye çevriliyor.
Mustafa Kemal Ataturk.
YUKARIDAKI SORULARI FORUM DOSTLARI GORDUGUNDE!!
Vay beee neymissin sen be Nero abi???
Sen boyle soru sorabilecek bir yapidamisin?
Saygideger Dostlar,
Sayin Nero nun bana yonelttigi sorulari gorunce diger forumda tartistigim "Hortis" uye arkadasin sorulari oldugunu hatirladim.
Bu link`i daha once burada verdim, Okumus, ordaki sorulari yuzu kizarmadan ve utanmadan bana burada soru olarak sorma cesaretini gosteriyor... sordugu sorularin altinda kalkamiyacagini dusunmeden boylesi bir ortama girmesi bizim icin sevindirici.
INSANLIK DUSMANI ISLAM CIRPINDIKCA BATMAYA MAHKUMDUR... CUNKU BATAKLIKTAN CIKAMIYACAKLAR... BATAKLIKTA CIRPINANLAR, BATMAYA DEVAM EDECEKLER.
Evet Turkiyenin kamburu ve Virusu olan AKP nin sure gelen aliskanligi, kiliktan kiliga girerler, Bir Ak olur, Bir kara olarak karsimiza cikar, igrenc kufurler, ahlaksizca igrenc soylemler, insanliga sigmiyacak bir ortam yaratirlar....
Bunlar yaratmaya devam etsinler, Bizim gorevimiz bunlarin igrencliklerini, pisliklerini, ahlaksizliklarini ve insanliga sigmiyacak tutumlarini ve davranislarini karanliklardan aydinliga cikaririz......
Diger forumda, "Hortis" katilimci arkadasa, gerek katilimci arkadaslar, Gerek Ibrahim yoldasin tahlilleri sorulan sorulara aciklik getirmsine ragmen, tartismanin ilerlemesinden dolayi,
Özgür Doğan Dostun yazi ve degerlendirmeleri kendisine daha net ve aciklik getirdigine inaniyorumki akabinde tepkisi de olmadi....
Baskoylu, beni sabah sabah güldürdün. Pyrron beni yormuştu, üzerine senin bu komikliğin iyi geldi. :)
Hiç aklıma gelmemişti böyle bir tepki vereceğin, olayı böyle anlayacağın...
Ama demiştim ya, sen 2. Dünya savaşının bittiğini kabul edemeyen Japon askeri gibisin. Senin idrakın, dimağın, zihnin, belleğin 2. Dünya savaşı zamanında donup kalmış. Bu olayı da böyle algılaman normal.
Yahu hiç düşünemedin mi benim o kişi olabileceğim?! Neden oradan mesaj intihaline başvurayım? Kendi mesajım olamaz mı?
Bende cümle çok. Ben senin gibi kopyala-yapıştır yapan biri değilim ki. Benim arşivim de yok. Benim rutubetli, küflü sandığım da yok. Ben doğaçlama yazarım. Ben sadece bana ait cümleler kurarım.
O mesaj da, o mesajdaki sorular da bana ait. Kısacası Hortis benim, ben Hortis'im.
Bu arada iltifatın için sağol.
"Vay beee neymissin sen be Nero abi???
Sen boyle soru sorabilecek bir yapidamisin?" demişsin. Teşekkürler... Evet, ben öyle bir yapıdayım. :)
Ve hayır, o rezil forumda sorduğum o sorulara cevap veremediler, açıklık getiremediler. Ben de bunu defalarca belirttim. Forum sayfaları orada duruyor. Bakıp hatırlayabilirsin.
Zaten o sorularıma verebilecekleri tutarlı bir cevap olamazdı. Sorularım gayet mantıklı itirazlar içeriyordu çünki. İstersen sen dene cevap vermeyi. Bakalım verebilecek misin? Ama lütfen uzun uzun alıntılarla, okunmayan metinlerle gelme. Kendine ait, mantıklı cümlelerin varsa onlarla gel.
Kolaylık olsun diye buraya tekrar alıyorum:
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
Buyur baskoylu, bekliyorum.
Dusunen adam
12-09-2017, 21:00
Türkiye'de demokrasi, ifade özgürlügü, hukukun üstünlügü/bagimsizligi ve insan haklarinin önemini anlamis insan yok denecek kadar az. Buna basta siyasal Islamci sünniler olmak üzere, Atatürkçüler, Türkçüler, milliyetçiler, aleviler, dinsizler, Kürtler, Türkler, yani herkes dahil. Bu yüzden bir arpa boyu yol alamiyoruz; çünkü hemen herkes cahil, bilinçsiz, sahtekar veya ahlaktan yoksun.
CHP liler şöyle diyor. Dünyanın her yerinde Muhalefet iktidara Muhalefet ederken Türkiye de Muhalefet Muhalefete muhalif oluyor.
Bazı siyasi analizciler şöyle diyor. Türkiye de sol solun kurdudur.
Faşizm= Emperyalizm çağında sermayenin tekelleştiği dönemde ekonominin ve siyasetin krize düştüğünde sistemi kurtarmak için sistem yöneticileri tarafından ülke siyasetine müdahaledir.
Bu durumda M. Kemal döneminde istense de faşizm mümkün değil. Ama maddi şartların bu olması bir ülkede faşistlerin ve faşist düşüncenin olmayacağı anlamı taşımaz.
İkinci dünya savaşı döneminde Türkiye de bir çok devlet yöneticisi ve bürokrat Hitler ve Musollini den etkilenmiş bıyıklarını bile hitlerin bıyıklarına benzetmiştir.
Türkiye de rejimde faşizm göstergeleri 1966 lardan sonra görülmüştür. Çünkü Sermayenin tekelleşme süreci 1964 lerden sonra başlamıştır.O dönemden sonra MİT -CIA bu ülkede komünizmle mücadele dernekleri, ocakları ve örgütleri kurmuşlardır.
Ülkücü hareket ler, Feytullah Gülen hareketleri komünizmle mücadele örgütlerinde yeşertilmiştir.
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
Buyur baskoylu, bekliyorum.
Bekliyorum... :)
Baskoylu
13-09-2017, 16:20
Baskoylu, beni sabah sabah güldürdün. Pyrron beni yormuştu, üzerine senin bu komikliğin iyi geldi. :)
Hiç aklıma gelmemişti böyle bir tepki vereceğin, olayı böyle anlayacağın...
Ama demiştim ya, sen 2. Dünya savaşının bittiğini kabul edemeyen Japon askeri gibisin. Senin idrakın, dimağın, zihnin, belleğin 2. Dünya savaşı zamanında donup kalmış. Bu olayı da böyle algılaman normal.
SIZE GORE BEN JAPON ASKERIYIM, PEKKI KONDINIZI GOREBILIYORMUSUNUZ? 1400 ONCE CINSI SAPIKLIGIN ORTAYA CIKISIN VE ONU BEYNINE ORUMCEK GIBI KAPLANDIGINI DUSUNUYORMUSUNUZ?
Yahu hiç düşünemedin mi benim o kişi olabileceğim?! Neden oradan mesaj intihaline başvurayım? Kendi mesajım olamaz mı?
BU IMKANSIZ, YOK DEGILSE GELDIGIMDE ATATURK KONUSUNDA YAZISMALAR OLDU, BUNLARI SORABILIRDINIZ, KALDIKI BEN LINK`I VERDIKTEN SONRA KOPYALAYIP BURAYA AKTARDIGINIZI DUSUNUYORUM....
Bende cümle çok. Ben senin gibi kopyala-yapıştır yapan biri değilim ki. Benim arşivim de yok. Benim rutubetli, küflü sandığım da yok. Ben doğaçlama yazarım. Ben sadece bana ait cümleler kurarım.
BAKALIM SORACAGIM SORUYU BILECEKMISINIZ, HATIRLIYACAKMISINIZ, YOKSA DAHA ONCE VERDIGIM SITE LINKINDEN KOPYALAYIP BURADA BOYLE BIR KILIGAMI GIRDINIZ!!!
BIN BIR SURATLARDAN, YALANDAN, RIYAKARLIKTAN, SEHTEKARLIKTAN, UCKAGITCILIKTA VS VS NEFRET EDERIM....
O mesaj da, o mesajdaki sorular da bana ait. Kısacası Hortis benim, ben Hortis'im.
Bu arada iltifatın için sağol.
"Vay beee neymissin sen be Nero abi???
Sen boyle soru sorabilecek bir yapidamisin?" demişsin. Teşekkürler... Evet, ben öyle bir yapıdayım. :)
Ve hayır, o rezil forumda sorduğum o sorulara cevap veremediler, açıklık getiremediler. Ben de bunu defalarca belirttim. Forum sayfaları orada duruyor. Bakıp hatırlayabilirsin.
Zaten o sorularıma verebilecekleri tutarlı bir cevap olamazdı. Sorularım gayet mantıklı itirazlar içeriyordu çünki. İstersen sen dene cevap vermeyi. Bakalım verebilecek misin? Ama lütfen uzun uzun alıntılarla, okunmayan metinlerle gelme. Kendine ait, mantıklı cümlelerin varsa onlarla gel.
Kolaylık olsun diye buraya tekrar alıyorum:
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
Buyur baskoylu, bekliyorum.
Sayin Nero veya kiliktan kiliga giren igrenc kufurbaz, Simdi de "Hortis" oldugunu savunuyorsunuz!!!!!
Diger forumda Sayin Hortis ile yazismalarimizda, Sayin Hortis bana ozel mesaj gonderdi...
Nasil bir ozel mesaj gonderdigini yazarsaniz, Hortis oldugunuza inanacam...
Yok degilse nasil bir kisilige sahip oldugunuzu benim soylemem ve aciklamama gerek kalmiyacak, kendiniz aciklamis olacaksiniz.
Kopyalayip sordugun sorularin cevabi gonderdigim cevaplarda mevcuttur, Sizde Bunlari anliyacak ne beyin var nede kisilik var, Cunku sizin amaciniz bilgi paylasimi degil, Ahlaksizca kiliktan kiliga girmek, igrenc kufur ve hakaretlere bas vurmak, ortaligi bulandirmaktir..
Kisisel saldiri ve kisisel polemiklerden uzak durmayi tercih ettigim icin, sordugum soruya cevap verirseniz, Yazilan yorumlari anlamadiginiz icin, sizin anliyabileceginiz sekilde cevabi verebilirim....
Sapiklik ve Uckur uzerine kurulmus bir DININ mensubu olan birinin Bilimsel tartismalardan anlamasininda mumkunu yok diye dusunuyorum.. Cunku akli fikri, Ahlaksizlik uzerine kurulmus bu dinin, baska dusunce ve inanclarinda dusmanidir
Baskoylu...
Senin kötü niyetli biri olmayıp, kötü zihinli biri olduğunu savunuyordum. Bu tahminimde haklı olduğumu düşünüyorum. Beni doğrulayan bir cevap daha yazmışsın.
Senin yazım sırana göre cevap vereyim. Polemikçi üslubumu terk edip sade ve kısa cevaplar vereceğim. (Gereksiz bulduğum sorularına ve cümlelerine cevap vermeden geçeceğim.)
"Yahu hiç düşünemedin mi benim o kişi olabileceğim?! Neden oradan mesaj intihaline başvurayım? Kendi mesajım olamaz mı?" Nero
"BU IMKANSIZ, YOK DEGILSE GELDIGIMDE ATATURK KONUSUNDA YAZISMALAR OLDU, BUNLARI SORABILIRDINIZ, KALDIKI BEN LINK`I VERDIKTEN SONRA KOPYALAYIP BURAYA AKTARDIGINIZI DUSUNUYORUM...." Baskoylu
Ben bu foruma birkaç aydır üyeyim. Senin bu forumdaki eski yazılarını okumamıştım. Sen linkleri verince bu başlığı ve o iğrenç forumdaki ilgili başlığı okudum ve bir zamanlar benim de sana o forumda sorularımı sormuş ve tartışmaya katılmış olduğumu gördüm.
"Sayin Nero veya kiliktan kiliga giren igrenc kufurbaz, Simdi de "Hortis" oldugunu savunuyorsunuz!!!!!" Baskoylu
Yıllardır pek çok forumda farklı mahlaslarla yazdım ama tek bir kere bile yalan yazmadım, bana ait olmayan veya katılmadığım bir sözü söylemedim. Farklı kullanıcı adlarıyla girmemin çeşitli nedenler var. En önemli nedeni ise o forumlardan haksız biçimde uzaklaştırılmış olmamdır. Seni de uzaklaştıran o rezil forum beni de pek çok kez uzaklaştırdı. Ben de bir süre onlarla mücadele etmek için farklı isimlerle forumlarına girip derslerini verdim.
Sana küfreden o kişi olmadığımı sana birkaç kez söyledim. Üstelik o kişiyle aynı anda bu forumda yazdığımız halde yine de benim o kişi olabileceğimi düşünüyor olmana şaşırmadım. Bu sadece benim senin zihninle ilgili iddiamı destekler.
"Diger forumda Sayin Hortis ile yazismalarimizda, Sayin Hortis bana ozel mesaj gonderdi...
Nasil bir ozel mesaj gonderdigini yazarsaniz, Hortis oldugunuza inanacam..." Baskoylu
Yıllar önceki özel mesajı nereden hatırlayayım?! Üstelik o isimle ben o forumda yasaklıyım. Sonraki girdiğim isim ise Alevliyıldız idi. O isimle de yasaklandım. Sana özel mesaj gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Foruma çevrimiçi girebilsem bakar, söylerim. Ama giremiyorum.
"Kopyalayip sordugun sorularin cevabi gonderdigim cevaplarda mevcuttur" Baskoylu
Hangi cevaplarda? Buraya aktarır mısın? O forumda benim o sorularıma cevap vermemiştin. Senin yerine "yoldaşların" kırık kuruk birkaç cevap vermeye kalkmıştı. İstersen onları da buraya alıntılayabilirim. İncir çekirdeğini doldurmayan cevaplardı bunlar.
"Sizde Bunlari anliyacak ne beyin var nede kisilik var" Baskoylu
Ooo... Benim sana karşı ithamımı sen de bana yöneltiyorsun. İyi, ama ben ispatlı itham ediyorum, sende ise ispat yok. :)
Ama ben kişiliğini karıştırmamıştım. Sadece zihnî melekelerine laf etmiştim.
Neyse, polemik yapmayacağım demiştim. Uzatmayayım.
Sadede gelecek olursak, ben Hortis'im ve o forumda da burada da sorduğum 4 sorunun cevabını bekliyorum. Tabii kısa ve öz olması tercihimdir. Uzun alıntılı yazılar istemiyorum. Kısa, net, öz, sade olsun lütfen.
Özel mesajlaşmamız neyle ilgiliydi acaba? Bir kısmını açıklarsan geri kalanını hatırlayabilirim belki.
Baskoylu
13-09-2017, 18:21
"Diger forumda Sayin Hortis ile yazismalarimizda, Sayin Hortis bana ozel mesaj gonderdi...
Nasil bir ozel mesaj gonderdigini yazarsaniz, Hortis oldugunuza inanacam..." BaskoyluYıllar önceki özel mesajı nereden hatırlayayım?! Üstelik o isimle ben o forumda yasaklıyım. Sonraki girdiğim isim ise Alevliyıldız idi. O isimle de yasaklandım. Sana özel mesaj gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Foruma çevrimiçi girebilsem bakar, söylerim. Ama giremiyorum."Bin Bir Surat Nero"Oradan alinti yapmadigini, Ayni sorulari burada sordugunu idda ediyorsunuz!!!!
Pekki oradan kopyalayip buraya aktarmadiysaniz!!! Nasil olurda bir harf, kelime ve cumle bile eksik degilken, hatirliyorsunuz`da
Akabinde, Yillar once mesajlari nasil hatirliyayim diyebiliyorsunuz!!!!!!
Dunya tukenir Yalan Tukenmez.
Dunyada Cok Sayida Yalanci Vardir, Bunlari Huylarindan Vazgecirmek de, Imkansizdir...
Bunlardan biri de Sayin Nero Olabilirmi?
Yalandan, Yalan Soyliyenden, Kisilik bozukulugu Yasiyan Nero gibi Sizofrenlere verecek en guzel cevap... kendi hallerine birakip, kisisellestirilmeye calisilan tartismalardan uzak durmak, Dogru olandir
Sizofren, kiliktan kiliga girmeyi kendisine amac edinmis.
Nero,Yıllardır pek çok forumda farklı mahlaslarla yazdım ama tek bir kere bile yalan yazmadım, bana ait olmayan veya katılmadığım bir sözü söylemedim. Farklı kullanıcı adlarıyla girmemin çeşitli nedenler var. En önemli nedeni ise o forumlardan haksız biçimde uzaklaştırılmış olmamdır. Seni de uzaklaştıran o rezil forum beni de pek çok kez uzaklaştırdı. Ben de bir süre onlarla mücadele etmek için farklı isimlerle forumlarına girip derslerini verdim.Nero Seni de uzaklaştıran o rezil forum beni de pek çok kez uzaklaştırdı. Bence O forum rezil degil, Yalanlarla, Hile ve Igrenc oyunlarinizla rezil olan sizsiniz....
Farkli niklerle buraya geldiginizide biliyoruz.
Dolayisiyla Sana cevap vermek senin seviyene inmektir.
Yazi ve yorumlarin tumunun okunmasi halinde,
Bin Bir Surat Nero nun baska forumdan kopyaladigi sorularin cevabini bulabilir kanisindayim.....
Yahu Baskoylu, sen şaka mısın, trajedi misin? Sana ağlasam mı, gülsem mi? Gülerken ağlasam, yahut ağlarken gülsem?..
Ben o rezil forumdaki 4 sorumu kopyalayıp buraya yapıştırdım. Bunu anlamak çok mu zor?
Hatta o forumdaki 4. Soruda "40 yıldır" diyorum, burada onu değiştirip "50 yıldır" yaptım.
Sana oradan alıntı yapmadığımı nerede söyledim?
Nereden uydurdun bunu? Yahu ben nasıl hatırlayayım oradaki mesajımı? Tabii ki oradan kopyala-yapıştır yaptım.
Ama sana yazdığımı söylediğin özel mesajı çevrimiçi olmadan göremiyorum. O nedenle de bilemem.
Ben o tür rezil forumlarda farklı mahlaslarla giriş yaptım. Burada sadece Nero olarak varım. Başka bir mahlasım yok bu forumda.
O rezil forumu savunman da ibretlik. Seni de uzaklaştırmışlar. Ama beni küfürlerle, hakaretlerle ve tehditlerle uzaklaştırdılar. İdeolojik olarak baş edemedikleri için bunları yaptılar.
al maarri
13-09-2017, 21:21
Nasıl ki Stalinizm Stalinin yardakçıları tarafından troçkinin ifadesiyle epigonlarınca oluşturulmuş bir ideolojiyse Kemalizm de Atatürkün epigonlarınca oluşturulan bir uydurma ideolojidir.Başköylü belli ki Kaypakkayanın (o da Şnurovun Türkiye proletaryası kitabından bu kanaate ulaşmıştı) tezlerini savunuyor ve Atatürkün faşist zorba biri olduğunu söylüyor üstüne kurtuluş savaşında verdiği mücadeleye gölge düşürmeye çalışıyor. Şimdi öncelikle Atatürkün iktidarlık döneminde yaptığı işlere bakarsak ta askeri lise yıllarında hayalini kurduğu işleri yaptığını görmekteyiz öyle kompradorluk yapıp emperyalistlerin fikirlerini arakladığı yok yani.Zaten halifeliğin ilgası olsun dil devrimi ve kılık kıyafet kanunları olsun daha evvelinde kılıçzade hakkı abdullah Cevdet vb isimlerce tasarlanan şeylerdi Atatürk ise ta Ali Suaviden beri dillendirilen fikirlerin bir uygulayıcısı olmayı başardı zaten bunu Nutuk ta da dile getirir nutuk tam anlamıyla bir meydan okumadır ben bütün bu aptallara rağmen başardım ve bu ülkeyi aydınlığa çıkarttım mesajı verilir. Gelelim Atatürkün milliyetçilik anlayışına onun bir milliyetçi olduğu ortada fakat bu biyolojik bir ırkçılık değil daha çok toplumcu bir milliyetçiliktir.Atatütk ermeni olaylarına da karışmamış bu kirli olaylarda bir parmağı olmayan birisi ayrıca.Bence Atatürkün en büyük yanlışı Kürtlere karşı uygulamalarıdır önce bir özerkliğin gündeme getirilmesi sonra vazgeçilip bir asimile politikasının güdülmeye başlanmasının büyük hata olduğu görülmektedir.Bence bu çaba da ülkede tam olarak iç huzuru oturtulması gerekirse şiddet yoluyla asayişi sağlanması düşüncesinden kaynaklanıyordu.Atatürkün bir diktatör olduğu konusuna gelirsek eğer, bunu kendisi de fethi Okyara söylemiş " şu anda benim iktidarım batılı çevrelerde bir diktatörlük olarak görülmekte ben bu algıdan hoşlanmıyorum o yüzden bir an evvel çok partili hayata geçelim "diyerek bu endişesini dile getirmiştir zaten açık yüreklilikle.Atatürkün iktidarında dünyada bir faşizm dalgası tek adam kültünün yaygın olduğunu biliyoruz haliyle bu anlayış türkiyeye de sirayet etmeye yavaş yavaş 30 lu yıllarda başlamıştı bunu dönemin Atatürkü öven şiirlerinde görebiliriz bu şiirler bize bir deizm havasının da estiğini göstermekte yani öyle başköylünğn dediği gibi bir dinin dayatılması islamın öne çıkartılması diye bir şey söz konusu değil.Bu anlayışın oluşmasında yani Atatürkün fikirleri olmamasına rağmen etrafındakilerce dillendirilen daha çok jakoben bir zihniyetle düşünülen pek çok yanlış fikir vardı bu fikrin sahipleri ise Kemalizmin asıl kurucularıdır kimdir bu isimler peki? 1)MAHMUT ESAT BOZKURT 2)RECEP PEKER 3)KILIÇ ALİ 4)KEL ALİ 5)REŞİT GALİP 6)MUNİS TEKİNALP bilhassa bu isimler Kemalizmin kurucularıdır. Sonuç olarak şunu söyleyeyim Atatürk kurtuluş savaşının tek kazananıdır ve bunu bileğinin hakkıyla yapmıştır zekasıyla askeri strateji bilgisiyle en az hannibal kadar bir askeri strateji bilgisi olduğunu göstermiş ve doğru hamlelerle yere sağlam basarak sabırla hedefine doğru ilerlemiş ve sonucunda da muzaffer olmuştur.
Yıllar önceki özel mesajı nereden hatırlayayım?! Üstelik o isimle ben o forumda yasaklıyım. Sonraki girdiğim isim ise Alevliyıldız idi. O isimle de yasaklandım. Sana özel mesaj gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Foruma çevrimiçi girebilsem bakar, söylerim. Ama giremiyorum.
------------------------
Şimdi çaktım seni. Alevliyıldız -Kaçak- Sosyalist forum -Sol Paylaşım. nereye gittinse sepetlenmişsin.
Yıllar önceki özel mesajı nereden hatırlayayım?! Üstelik o isimle ben o forumda yasaklıyım. Sonraki girdiğim isim ise Alevliyıldız idi. O isimle de yasaklandım. Sana özel mesaj gönderdiğimi bile hatırlamıyorum. Foruma çevrimiçi girebilsem bakar, söylerim. Ama giremiyorum.
------------------------
Şimdi çaktım seni. Alevliyıldız -Kaçak- Sosyalist forum -Sol Paylaşım. nereye gittinse sepetlenmişsin.
Sen çakmadın kartopu, ben söyledim. Sen hatırladın.
Baskoylu bana inanmıyor, belki sana inanır.:)
Ben senin avukatın mıyım. Dün evlat edinecektin, şimdi avukat mı tuttun. Yerinde bir sabit dur da insan seni anlasın sürekli kayıyorsun.
Sen kimsin bizi bile hafiye yaptın.
Ben sinin avukatı mıyım. Dün evlat edinecektin, şimdi avukat mı tuttun. Yerinde bir sabit dur da insan seni anlasın sürekli kayıyorsun.
Sen kimsin bizi bile hafiye yaptın.
Hahahaaaa!!!... 😅🤣😂
Ne şirin, espri anlayışından yoksun biri olarak insanı amma da güldüren birisin kartopu. :)
Yahu ben seni ne zaman evlât edinecektim? Allah göstermesin! Dedim ya o gün de, öyle olsa tanrıya isyan ederdim diye. :)
Senden avukat olsa bütün davaları kaybeder insan. Hatta evlatlıktan red davasını bile. ;)
Baskoylu
15-09-2017, 15:46
Nasıl ki Stalinizm Stalinin yardakçıları tarafından troçkinin ifadesiyle epigonlarınca oluşturulmuş bir ideolojiyse Kemalizm de Atatürkün epigonlarınca oluşturulan bir uydurma ideolojidir.Başköylü belli ki Kaypakkayanın (o da Şnurovun Türkiye proletaryası kitabından bu kanaate ulaşmıştı) tezlerini savunuyor ve Atatürkün faşist zorba biri olduğunu söylüyor üstüne kurtuluş savaşında verdiği mücadeleye gölge düşürmeye çalışıyor. Şimdi öncelikle Atatürkün iktidarlık döneminde yaptığı işlere bakarsak ta askeri lise yıllarında hayalini kurduğu işleri yaptığını görmekteyiz öyle kompradorluk yapıp emperyalistlerin fikirlerini arakladığı yok yani.Zaten halifeliğin ilgası olsun dil devrimi ve kılık kıyafet kanunları olsun daha evvelinde kılıçzade hakkı abdullah Cevdet vb isimlerce tasarlanan şeylerdi Atatürk ise ta Ali Suaviden beri dillendirilen fikirlerin bir uygulayıcısı olmayı başardı zaten bunu Nutuk ta da dile getirir nutuk tam anlamıyla bir meydan okumadır ben bütün bu aptallara rağmen başardım ve bu ülkeyi aydınlığa çıkarttım mesajı verilir. Gelelim Atatürkün milliyetçilik anlayışına onun bir milliyetçi olduğu ortada fakat bu biyolojik bir ırkçılık değil daha çok toplumcu bir milliyetçiliktir.Atatütk ermeni olaylarına da karışmamış bu kirli olaylarda bir parmağı olmayan birisi ayrıca.Bence Atatürkün en büyük yanlışı Kürtlere karşı uygulamalarıdır önce bir özerkliğin gündeme getirilmesi sonra vazgeçilip bir asimile politikasının güdülmeye başlanmasının büyük hata olduğu görülmektedir.Bence bu çaba da ülkede tam olarak iç huzuru oturtulması gerekirse şiddet yoluyla asayişi sağlanması düşüncesinden kaynaklanıyordu.Atatürkün bir diktatör olduğu konusuna gelirsek eğer, bunu kendisi de fethi Okyara söylemiş " şu anda benim iktidarım batılı çevrelerde bir diktatörlük olarak görülmekte ben bu algıdan hoşlanmıyorum o yüzden bir an evvel çok partili hayata geçelim "diyerek bu endişesini dile getirmiştir zaten açık yüreklilikle.Atatürkün iktidarında dünyada bir faşizm dalgası tek adam kültünün yaygın olduğunu biliyoruz haliyle bu anlayış türkiyeye de sirayet etmeye yavaş yavaş 30 lu yıllarda başlamıştı bunu dönemin Atatürkü öven şiirlerinde görebiliriz bu şiirler bize bir deizm havasının da estiğini göstermekte yani öyle başköylünğn dediği gibi bir dinin dayatılması islamın öne çıkartılması diye bir şey söz konusu değil.Bu anlayışın oluşmasında yani Atatürkün fikirleri olmamasına rağmen etrafındakilerce dillendirilen daha çok jakoben bir zihniyetle düşünülen pek çok yanlış fikir vardı bu fikrin sahipleri ise Kemalizmin asıl kurucularıdır kimdir bu isimler peki? 1)MAHMUT ESAT BOZKURT 2)RECEP PEKER 3)KILIÇ ALİ 4)KEL ALİ 5)REŞİT GALİP 6)MUNİS TEKİNALP bilhassa bu isimler Kemalizmin kurucularıdır. Sonuç olarak şunu söyleyeyim Atatürk kurtuluş savaşının tek kazananıdır ve bunu bileğinin hakkıyla yapmıştır zekasıyla askeri strateji bilgisiyle en az hannibal kadar bir askeri strateji bilgisi olduğunu göstermiş ve doğru hamlelerle yere sağlam basarak sabırla hedefine doğru ilerlemiş ve sonucunda da muzaffer olmuştur.
al maarri;1)MAHMUT ESAT BOZKURT 2)RECEP PEKER 3)KILIÇ ALİ 4)KEL ALİ 5)REŞİT GALİP 6)MUNİS TEKİNALP bilhassa bu isimler Kemalizmin kurucularıdır.
Kemalizmin kuruculari bunlar degil, Bu Irkci ve Milliyetciler, Irkci ve Milliyetci Ataturk`un yandaslariydi.
Mustafa Suphi ve yoldaslarini Karadenizde katlettiren mantik, Irkci ve Milliyetci yandaslarini odullendirmesi rastlantimidir sizce... Kuruculari baska olup onun adini nasil verebilirler!!!!!
al maarri; Sonuç olarak şunu söyleyeyim Atatürk kurtuluş savaşının tek kazananıdır ve bunu bileğinin hakkıyla yapmıştır
Kurtulus Savasinda onculuk yapmis veya oncu olarak secilmistir... Tek kazanan oldugunu neyle ve nasil ispat edebilirsiniz? Eline silah alip cehpeye gitmiyen birisi TEK KAZANANI nasil olabilir..
Taktik ve Stratejik alanda uygulamalarinin akabinde kazanilan zaferde hem fikir olabiliriz, Lakin Kurtulus Savasinda Kazanan Turkiye Halklaridir.
Trockiyi savunmaya calistiginiza gore, sanirim "Ihanete Ugriyan Devrim" kitabini da okumussunuzdur... Eger okuduysaniz, Devrimin Bolsevikler tarafindan degilde, Reviziyonist Mensevikler tarafindan yapilmasi gerektigini, yanlis eller tarafindan, Donemin Carlik iktidarin yikilisinin yanlis eller tarafindan yapildigini savunmaktadir....
Bu Turkiye Devrimci Hareketi Icinde de farkli ideolojilerle, farkli savunmalar ve farkli tahliller yapilmasini da ML teori ile incelersek, Reviziyonizmi ve Oportunizm yapilanmalari da gormus olacagiz...
Bunu asagida verecegim guzel bir yorum ve aciklama ile netlik kazandirmis oluruz kanisindayim..
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Atatürk eline silah alıp cepheye gitmemiş asdfghh:D
Mustafa Suphi ve yoldaşlarını Karadeniz'de öldüren politik gücün kim olduğu çok net değildir. Enver Paşa tarafdarlarının olma ihtimali büyüktür.
Baskoylu
15-09-2017, 16:07
Fasist TC nin Zindanlarinda Ser Verip Sir Vermiyen.
Ibrahim Kaypakkaya nin Kemalizm Tahlili
"1— Kemalist devrim, Türk ticaret burjuvazisinin, toprak ağalarının, tefecilerin, az miktardaki sanayi burjuvazisinin, bunların üst kesiminin bir devrimidir. Yani devrimin önderleri, Türk komprador büyük burjuvazisi ve toprak ağaları sınıfıdır. Devrimde, milli karakterdeki orta burjuvazi önder güç olarak değil, yedek güç olarak yer almıştır.
2— Devrimin önderleri, daha anti-emperyalist savaş yıllarında iken İtilaf emperyalizmi ile el altından işbirliğine girişmişlerdir; emperyalistler Kemalistlere karşı hayırhah bir tutum takınmış, bir Kemalist iktidara rıza göstermeye başlamıştır.
3— Kemalistler, emperyalistlerle barış imzaladıktan sonra bu işbirliği daha da koyulaşarak devam etmiştir.
4— Kemalist hareket, özünde «işçilere ve köylülere, bir toprak devrimi imkânına karşı» gelişmiştir.
5— Kemalist hareketin sonucunda, Türkiye'nin sömürge, yarı-sömürge, yarı-feodal yapısı; yarı-sömürge ve yarı-feodal yapı ile yer değiştirmiştir; yani yarı-sömürge ve yarı-feodal iktisadi yapı devam etmiştir.
6— Sosyal alanda, eski milli azınlıklara mensup komprador büyük burjuvazinin ve eski bürokrasinin, ulemanın hakim mevkiini, milli karakterdeki orta burjuvazi içinden palazlanan ve emperyalizmle işbirliğine girişen yeni Türk burjuvazisi, eski Türk komprador büyük burjuvazisinin bir kesimi ve yeni bürokrasi almıştır. Eski toprak ağalarının, büyük toprak sahiplerinin, tefecilerin, vurguncu tüccarların bir kısmının hakimiyeti devam etmiş, bir kısmının yerini yenileri almıştır. Kemalistler, bir bütün olarak, milli karakterdeki orta sınıfın çıkarlarını temsil etmemekte, yukardaki sınıf ve zümrelerin menfaatlerini temsil etmektedir.
7— Politik alanda, hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresinin yerini, yeni hakim sınıfların çıkarlarına en iyi cevap veren idare, burjuva cumhuriyeti almıştır. Bu idare, sözde bağımsız, gerçekte siyasi bakımdan emperyalizme yarı-bağımlı bir idaredir.
8— Kemalist diktatörlük, sözde demokratik, gerçekte askeri faşist bir diktatörlüktür.
9— «Kemalist Türkiye bile, gittikçe daha çok bir yarı-sömürge ve gerici emperyalist dünyanın bir parçası haline gelerek nihayet kendini İngiliz-Fransız emperyalizminin kucağına atmak zorunda kalmıştır.»
10— Kurtuluş Savaşı'nı takip eden yıllarda, devrimin baş düşmanı Kemalist iktidardır. O dönemde komünist hareketin görevi, hakim mevkiini kaybeden eski komprador burjuvaziye ve toprak ağaları kliğine karşı, Kemalistlerle ittifak değil (böyle bir ittifak zaten hiç bir zaman gerçekleşmemiştir), komprador burjuvazinin ve toprak ağalarının bir başka kliğini temsil eden Kemalist iktidarı devirmek, yerine işçi sınıfı önderliğinde ve işçi-köylü temel ittifakına dayanan demokratik halk diktatörlüğünü kurmaktır."(Age, s. 140-141)
"1— Türkiye'de Kurtuluş Savaşı'nın sonundan itibaren komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iktidara hakimdir. Fakat komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları iki büyük siyasi kliğe ayrılmıştır. İktidara ve devlet mekanizmasına hakim olan klik, önce İngiliz-Fransız emperyalizminin, 1935'lerden itibaren de Alman emperyalizminin işbirlikçiliğini yapmıştır. İkinci Dünya Savaşı öncesine kadar, genel olarak orta burjuvazi de bu kliğin safında yer almıştır.
2— İkinci Emperyalist Dünya Savaşı yıllarında Alman işbirlikçisi hakim klik, koyu bir faşizm uygulamasına ve vurgunculuk politikasına girişmiştir. Bu klik, içerde işçi sınıfı dahil bütün demokratik güçlere, dışarda da SSCB'ye ve İngiliz-Fransız-Amerikan blokuna karşı Alman faşizminin safında yer almıştır. Fakat dünyadaki güçler dengesi ve SSCB'nin varlığı, bunların Alman faşistlerinin safında savaşa katılmasına engel olmuştur.
3— Öte yandan da daha sonra DP ve MP içinde örgütlenen, komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının muhalif kliği, bunun peşinde de, o zamana kadar CHP saflarında tali bir unsur olarak yer alan reformcu orta burjuvazi ve diğer demokratik unsurlar yer almıştır. TKP de bu kliğin kuyruğuna takılmıştır. Bunlar, dünya çapında Amerikan-İngiliz-Fransız blokuyla ve SSCB ile ittifak kurmuşlardır. İkinci Dünya Savaşı, Alman faşistlerinin ve müttefiklerinin yenilgisiyle bitince, Türkiye'de bu blok güçlenmiştir. Fakat savaş sona erer ermez, ABD emperyalizminin desteğiyle ve CHP'nin Almancı faşist diktatörlüğüne halkın ve demokratik güçlerin duyduğu nefret ustalıkla kullanılarak 1950'de DP iktidara getirilmiştir.
4— Böylece Alman emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının yerini, ABD emperyalizminin uşağı olan komprador büyük burjuvazinin ve toprak ağalarının iktidarı almıştır. Söz konusu olan şey, «savaş sırasında vurgunculukla palazlanan büyük burjuvazi»nin «uluslararası sermayenin kanatları arasına iyice girmesi» değil, Alman emperyalizminin «kanatları»nın yerini, ABD emperyalistlerinin «kanatları»nın alması, Alman uşağı gericilerin yerini de ABD uşağı gericilerin almasıdır.
5— Proletaryanın ve küçük-burjuvazinin muhalefetini kendi bendinde boğan kararsız orta burjuvazi, bu muhalefeti bir müddet DP'nin kuyruğuna taktıktan sonra, DP'nin faşizan uygulamaları karşısında, tekrar muhalefetteki CHP katarına katılmıştır. Proletarya önderliğinde, bağımsız ve güçlü bir halk hareketinin yaratılamamış olması, işçi sınıfının, emekçi halkın ve demokratik unsurların muhalefetinin, komprador büyük burjuvazi ve toprak ağaları kliklerinin bazen birini, bazen diğerini iktidara getirmeye yarayan bir kaldıraç gibi kullanılmasına yol açmıştır.
6— Muhalefetteyken «demokrasi» havarisi kesilen komprador büyük burjuvazi ve toprak ağası klikleri, iktidara geçtikleri zaman, en azılı halk düşmanı kesilmişlerdir." (Age, s. 149-151)
Katı, keskin, abartılı sıfatlarla dolu, katı, keskin, abartılı ifadeler... Emperyalizmin uşağı... Sömürge, yarı-sömürge, askerî faşist diktatörlük...
Bu eski, arkaik sol literatür artık kalmadı baskoylu... :)
"hanedanlık çıkarları ile birleştirilmiş olan meşrutiyet idaresi" baskoylu
Hanedan çıkarlarıyla birleştirme falan değil, hanedan giderek kenarda kalmış, zayıf bir figüre dönüşmüştü. Meşrutiyet idaresinin asıl güç sahipleri, hanedanı kukla gibi oynatan, sultan indirip çıkartan Osmanlı subayları ve yöneticileriydi.
Baskoylu
15-09-2017, 16:42
Alıntı:
M. Kemal Atatürk: "Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir."(Faruk Şükrü Yersel, Eskişehir Gazetesi, 1926)
Alıntı:
6 Şubat 1921'de,
"Komünizm içtimai bir meseledir. Memleketimizin hali, memleketimizin içtimai şeraiti, dini ve milli ananelerinin kuvvetli, Rusya'daki komünizmin bizce tatbikine müsait olmadığı kanaatini teyit eder bir mahiyettedir." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, C. III, 2. Baskı, s .20)
Alıntı:
2 Kasım 1922'de,
"Şurası unutulmamalı ki, bu tarz-ı idare, bir bolşevik sistemi değildir. Çünkü, biz ne bolşevizim ne de komünist; ne biri ne diğeri olamayız. Çünkü, biz milliyetperver ve dinimize hürmetkarız. Hülasa, bizim şekl-i hükümetimiz tam bir demokrat hükümetidir ve lisanımızda bu hükümet halk hükümeti diye yad edilir." (Ag.e, c .3, 2. Baskı, s. 20)
Alıntı:
21 Haziran 1935'te,
"Türkiye'de bolşeviklik olmayacaktır. Çünkü, Türk Hükümeti'nin ilk gayesi halka hürriyet ve saadet verme, askerlerimize olduğu kadar, sivil halkımıza da iyi bakmaktır." (A.g.e., c. 3, 2. Baskı, s. 99)
Alıntı:
Ulkeyi batiya pazarlama cabsinda olan Atatürk, 1932 yılında Amerikalı subay Mac Arthur'la yaptığı bir konuşmada komünizmle ilgili düşüncelerini bütün açıklığıyla şöyle ifade etmiştir:
"Bugün Avrupa'nın doğusunda bütün uygarlıkları ve hatta bütün insanlığı tehdit eden yeni bir güç belirmiştir. Bütün maddi ve manevi imkanlarını top yekün bir şekilde, dünya ihtilali gayesi uğruna, seferber eden bu korkunç kuvvet, üstelik Avrupalılar ve Amerikalılarca henüz malum olmayan, yepyeni siyasal metodlar tatbik etmekte ve rakiplerinin en küçük hatalarından bile mükemmelen istifade etmesini bilmektedir. Avrupa'da çıkacak bir savaşın başlıca galibi ne İngiltere, ne Fransa, ne de Almanya'dır. Sadece bolşevizmdir. Rusya'nın yakın komşusu ve bu memleketle en çok savaşmış bir millet olarak biz Türkler, orada cereyan eden olayları yakından izliyor ve tehlikeyi bütün çıplaklığıyla görüyoruz. Uyanan Doğu milletlerinin düşünce yapılarını mükemmelen sömüren, onların milli ihtiraslarını okşayan ve kinleri tahrik etmesini bilen bolşevikler, yalnız Avrupa'yı değil, Asya'yı da tehdit eden başlıca kuvvet halini almışlardır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 94-95)
Alıntı:
Atatürk Ali Fuat Cebesoy'a yazdığı mektupta komünizm tehlikesine karşı Türk Milleti adına duyduğu endişeyi şöyle dile getirmiştir:
Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük tehlikesidir. Her görüldüğü yerde ezilmelidir.
Alıntı:
"Komünistliğin memleketimizde değil, henüz Rusya'da bile tatbik kabiliyeti hakkında açık kanaatler hasıl olamadığı anlaşılmaktadır. Bununla beraber içerden ve dışardan çeşitli maksatlarla bu akımın memleketimizi içine girmekte olduğu ve buna karşı akla uygun tedbir alınmadığı takdirde milletin pek çok muhtaç olduğu birlik ve sükununu bozan durumların ortaya çıkması da imkan dairesinde görülmüştü. ..." (31 Ekim 1920, SD, IV, s. 360-361, Ali Fuat Cebesoy'a yazdığı mektuptan)
Alıntı:
Atatürk, tüm dünyayı tehdit eden bu tehlikeye karşı, milletin düşüncelerinde ve sosyal kurumlarda uygulanacak yöntemleri çözüm olarak görmektedir. Bu tehlikeye karşı öngördüğü değişiklikleri ise kendi sözleriyle şöyle özetlemek mümkündür
"Rusya hariç olmak üzere bütün dünyada, her kişi menfaat ve zararı kendine ait olmak üzere hayatını düzenler. Yalnız her kişiye çalışmalarında yeni yasal vasıtalar ve haklar verilir." (Medeni Bilgiler ve M. K. Atatürk'ün El Yazıları, Afet İnan, s. 68)
Alıntı:
1935 yılında yaptığı bir konuşmada "Türkiye hiçbir zaman bolşevik olmayacaktır. Çünkü Türk Hükümeti'nin ilk amacı halka özgürlük ve mutluluk vermek, askerlerimize olduğu kadar sivil halka da iyi bakmaktır." (Atatürk'ün Söylev ve Demeçleri, c. 3, s. 99) ifadelerini kullanmıştır.
Alıntı:
Eylül 1919 tarihli muhtırada Mustafa Kemal Paşa, Milli Harekat'ın amacını anlatmış ve komünizmle ilgili görüşlerini şöyle dile getirmiştir:
"Bolşeviklere gelince, bizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz, adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamiyle böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Türkiye'de ne büyük kapitalistler, ne de milyonlarca zanaatkar ve işçi vardır. Diğer taraftan zirai bir problemimiz yoktur. Son olarak, sosyal bakımdan dini prensiplerimiz bolşevizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır." (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)
[...] Irkci Fasizmin mimarlarindan olan Ataturk, yukaridaki slogani ile, Yassasin Fasizim ve gericilik demektedir.
Oldugu gune kadar sozde Cumhurriyet ve laiklikle yonetilen ozunde ise Askeri Fasist Diktatorlukle tek partili sistemle (Fasist Cunta) yonetilen ve 1946 ya kadar devam eden bu Askeri Fasist Diktatorluk, cok partili doneme gecmesi bile Irkcilik, Milliyetcilik ve Gericilik yapilanmadan oteye gitmemistir..... Gunumuzde onun Fasist, Irkci, Milliyetci, Gerici Yasalari devam etmektedir...
M. Kemal Ataturk, Adolf Hitlerin Ustasi Olma Unvanini Kimseye Verilmesin, Yokdegilse, Tarihi Yanilgi ve Haksizlik Olur.
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
"Komünizm, Türk Dünyası'nın en büyük düşmanıdır. Her görüldüğü yerde ezilmelidir." sözünün Atatürk'e ait olmadığını Çetin Altan zamanında açıklamış ve sanırım ispatlamıştı. Gericilerin sarıldığı bu söze şimdi de baskoylu sarılıyor; sırf kendi palavralarını destekleyebilmek için. :)
"Bolşeviklere gelince, bizim memleketimizde bu doktrinin hiçbir şekilde bir yeri olamaz. Dinimiz, adetlerimiz ve aynı zamanda sosyal bünyemiz tamamiyle böyle bir fikrin yerleşmesine müsait değildir. Türkiye'de ne büyük kapitalistler, ne de milyonlarca zanaatkar ve işçi vardır. Diğer taraftan zirai bir problemimiz yoktur. Son olarak, sosyal bakımdan dini prensiplerimiz bolşevizmi benimsemekten bizi uzak tutmaktadır." (Atatürk'ün Tamim, Telgraf ve Beyannameleri, IV., 1917-1938, Ankara, 1964, s.78)
[...] Irkci Fasizmin mimarlarindan olan Ataturk, yukaridaki slogani ile, Yassasin Fasizim ve gericilik demektedir. (baskoylu)
Yahu adam komünist olmak zorunda mı? Komünizmi eleştirmiş, onun hakkındaki olumsuz görüşlerini yazmış. Neden bu yüzden [...] ırkçı ve faşist oluyor?
Senin demokrasi anlayışın bu mu?
Baskoylu
15-09-2017, 16:50
Degerli dostlar.
[...]
ATATÜRKTEN EMIR "ALEVILERI DAGITIN"
bugün saat iki bucuk civarinda „euro star" televizyonun da yayinlanan YOLLARIN MÜLAYIMI adli tv programinda TC geleneginin ne oldugu yine ortaya cikti.
Kendi Resmi politikasini asla saklamak ,gizlemek gibi problemi olmayan TC fasist mantalitesi acikca kendini itiraf etmeye devam ediyor.
1960 li yillarda karadeniz deki bir dogal afet den devletin destegini (ev ,arazi) alarak HATAY sehrine tasinanlar üzerine olan program „TC Fasizminin pervasizligini da gözler önüne seriyor.
Programin sunucusu yasi baya ilerlemis bir adamla konusuyor.
„Amca nasilsin ,masallah iyisin
"hamdolsun iyiyim
"Amca kurtulus savasini gördünmü?
"Tunceli –Alevi harbine katildim.
„Dersim harbi yani
„Evet Dersim –Alevi harbi.
„Nasil di harb,anlatirmisin?
"Ben 36 ci taburdaydim,Atatürk bize emir verdi "Bunlarin hepsini atacaksiniz buradan."dedi.
"ATATÜRK Ü gördün yani?
"Nasil görmem ,bize emir verdi dedimya"
Iki mintikayi temizledik,GÖTÜRÜP SUYA ATDIK. 3.cü mintikaya sira gelmeden Atatürk öldü basa INÖNÜ geldi.Onlar Inönü nün adamiydiya o yüzden Inönü emir verdi,karismayin artik dedi"
Bazi satilik,Tunceli li li cumhuriyetcilerin "Dersim olayin da Atatürk ün hicbi sucu yok, aklamasi"na tokat gibi cevap bizzat [...] asker leri tarafindan veriliyor.
Bakalim ayni pervasizliklarina devam edebileceklermi
ATATÜRKTEN EMIR "ALEVILERI DAGITIN"
Ali munzuir
Baskoylu
15-09-2017, 16:52
[...] (ATATURKUN) DERSIMDE YEDIGI KURSUN SU YUZUNE CIKMAKTADIR.
Ataturk`un Dersimde yedigi kursunla [...] gittigi, Gun gectikce, daha da netlik kazanmaktadir,
Guya,
"TARİH: 10 Ocak 1937. Atatürk acı haberi İstanbul'da Dolmabahçe Sarayı'nda aldı; Nuri Conker (Ünlü sosyolog Prof. Nur Vergin'in dedesi) vefat etmişti.
Haber duyulunca sarayda derin bir sükût hákim oldu. Herkes biliyordu ki, Nuri Bey, Atatürk'ün en yakın arkadaşıydı. Deyim yerindeyse "ruh ikizi"ydi."
Neymis efendim, buna cok uzulmuste, Siroz hastaligina kapilmismis.......
Bumu dogru yoksa, Dersimde hunarca katlettirdigi 80 binin uzerindeki Cocuk, Kadin, Genc Yasli insanlarin cesedine basarak Dersimdeki onurlu direnis karsisinda aciz kaldigindan dolayi,
BIR AVUC DERSIMI NASIL TESLIM ALMAZSINIZ narasi ile Dersime gidisi ve Dersimde Yedigi kursunun Kara Cigerine saplanmasi ile, Teknoloji yetersizliginden dolayi gereken mudahalenin yapilmamasi, sonucu [...] gitmesini saglamistir,
Yurt disina gitmeyi red eden, Yurt disinda gelebilecek hic bir dokturu kabul etmiyen, BENI TURK HEKIMLERINE EMANET EDIN nutkunu atan bu Dersim katliamin bas sorumlusu fasistin,
Ismet Inonu gecirdigi bir hastaliktan dolayi Fransadan Uzman doktor getirmistir,
"TARİH: 20 Eylül 1937.
Atatürk ile İsmet İnönü'nün yolları bu tarihte ayrıldı. Atatürk'ün isteği üzerine İnönü başbakanlıktan istifa etmek zorunda kaldı.
Bu ayrılığın sebepleri arasında; Atatürk Orman Çiftliği'nin harcamaları gibi içsel; Nyon Antlaşması gibi dışsal siyasal anlaşmazlıklar gösterilse de; aslında gözden kaçan temel sebep, Atatürk'ün henüz teşhis edilmemiş hastalığıydı.
Atatürk asabileşmişti.
Başbakan İnönü'nün her sözünü kendisine yapılmış bir tehdit gibi algılıyordu.
Ve ne yazık ki Atatürk'ün bu tür davranışlarının sebebi üzerinde kimse durmuyordu. Ona ne hastalık ne ölüm yakıştırılıyordu!
Hastalık bilinse belki böyle bir ayrılık olmayacaktı.
VASİYETİNİ YAZDIRIYOR
5 Eylül 1938.
Ayrılığın üzerinden bir yıl geçmişti.
Atatürk'ün hastalığı gün geçtikçe ağırlaşmaktaydı.
Tesadüf: İsmet İnönü de hastaydı. Safrakesesi, iltihap kapmıştı. İnönü'nün çok ağır bir hastalığa yakalandığı bilgisi Atatürk'e ulaştı. İnönü'nün yaşamasının güç olduğu söylendi.
Atatürk, Fransa'dan getirttiği iç hastalıklar uzmanı Prof. Fissenger'i İnönü'yü tedavi etmesi için Ankara'ya gönderdi."
Ismet Inonu icin Fransadan uzman doktor getirtiren birisi, kendisi imakan olsa Uzaya giderdi,
Uzayda bile yedigi kursun ortaya cikacabilecegi korkusundan dolayi, yabanci doktor ve yurt disina cikmayi red etmistir,
Kendisini sakliyacak olan kendisi gibi Fasist milliyetci bir mantik olabilir.
[...]
Baskoylu
"[...]" (baskoylu)
Sen bu hakaretlerini söylemeye devam et ve bu forum da seni hâlâ sessizce seyretsin. Yazıklar olsun sana da, bu forumun sözde yöneticilerine de!..
Saint-Just
15-09-2017, 16:58
ben bunu daha öncede söylemiştim, ibrahim kaypakkaya kemalizm hakkındaki tezlerini yazarken, çok dar bir zamanda, son derece sınırlı tarihsel belgeye ve kaynağa bakarak yazmıştır. kendi özgün tezleri de değildir. sadece şnurov'dan alıntı yapmıştır. tamamen bir copy-paste yani.
kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini söylemek aynı zamanda, lenin'in kompradorlara yardım ettiğini söylemekle eş değerdir. dolaylı yoldan lenin'in de bu emperyalist anlaşmada taraf olduğunu bilmeden ortaya koymaktır.
ne kadar şnurov gibi aksini söyleyenler olsa da. lenin, hikmet kıvılcımlı, mihri belli vs. gibi isimlerinde dahil olduğu ezici bir komünist çoğunluk, kemalizm'i (özetininde özeti şeklinde) ilerici bir burjuva devrimi olarak tahlil ediyor ve belkide bu analizin sadece detaylarında görüş ayrılıkları mevcuttur.
türkiye solunun benimsemesi gereken şey şu bence, kemalist aydınlanma aşılmalı fakat kesinlikle onun gerisine de düşülmemeli. islamcılığa karşı demokrasiyi, şeriata karşı laikliği ve cumhuriyeti savunmak bizim boynumuzun borcu. çünkü bunların ötesinde tam bağımsız, demokratik bir sosyalist cumhuriyet hayal ediyorsak eğer, her şey den önce bunları gericiliğe ve emperyalizme karşı korumamiz gerekir.
örneğin esad'ın bugün komünizm ve sosyalizm ile bir alakası olmamasına rağmen, suriye iç savaşı'nda neden onun desteklenmesi gerekiyor? çünkü sosyalizm'den önce suriye'nin toprak bütünlüğünün korunması ve öso gibi paralı askerlerden oluşan islamcı teröristlerin suriye'yi abd güdümlü bir şeriat devletine dönüştürülmesinin engellenmesi gerekiyor.
bu yüzden sert bir kemalizm düşmanlığı sola yalnızca zarar getirir. ''neden milliyetçilik yapıldı?'' gibi çoçukça düşüncelerle, tamamen duygusal hareket eden ve diyalektik düşünmeyenler sadece gericilerin ekmeğine yağ sürüyorlar. tutarsız analizlerinde de (ingiliz emperyalizmi ile işbirliği gibi) gericilerle aynı argümanları kullandıklarınn farkında bile değiller.
kendi fikrimce deniz gezmiş, mahir çayan ve ibrahim kaypakkaya gibi isimler çok yiğit devrimciler olmalarına rağmen. gençliklerin de verdiği heyecanla tamamen bir ''sol sapma'' ve goşizm içerine giriyorlar. lenin bu hareketleri ''sol komünizm bir çoçukluk hastalığı'' eserinde zaten çok önceden mahkum etmiştir. eylemleri tamamen kitlesel destekten yoksun olduğu için sapma içerisindeler. bu ''küçük burjuva ihtilalciliği'' olarak da adlandırılır çoğu zaman..
ben bunu daha öncede söylemiştim, ibrahim kaypakkaya kemalizm hakkındaki tezlerini yazarken, çok dar bir zamanda, son derece sınırlı tarihsel belgeye ve kaynağa bakarak yazmıştır. kendi özgün tezleri de değildir. sadece şnurov'dan alıntı yapmıştır. tamamen bir copy-paste yani.
...
Diğer yazdıklarına da katılıyorum. Ancak sen bunu daha önce yazdığında ben Şnurov'un Türkiye'de proleterya yazısını okudum. İbrahim Kaypakkaya onun görüşlerini alıp kopyalamış olabilir ama yarı-feodal vb saçmalığı Şnurov'da yok. Onları herhalde Mao'dan vb almıştır.
Saint-Just
25-09-2017, 15:16
Diğer yazdıklarına da katılıyorum. Ancak sen bunu daha önce yazdığında ben Şnurov'un Türkiye'de proleterya yazısını okudum. İbrahim Kaypakkaya onun görüşlerini alıp kopyalamış olabilir ama yarı-feodal vb saçmalığı Şnurov'da yok. Onları herhalde Mao'dan vb almıştır.
mao'nun da kemalizm'e yönelik böyle tahlilleri yoktur ki. o da bahsettiğim gibi kemalizm'i doğru analiz eden çoğunluktandır.
daha önce başıma geldiği için biliyorum. bir şeyi eleştirmeye çalışırken, herhangi bir özgün analiz geliştirmeden, farklı başlıklar ve konular altında sürekli sürekli (hiç doğru düzgün okunmadığına da emin olduğum) aynı şeyleri kopyala-yapıştır yapmak. yeni hiç bir şey söylemek ve verilen cevaplara kayıtsız kalıp buna sürekli devam etmek trollüktür. ve forum yönetiminin neye karşı çıkılıyor yada ''eleştirilmeye'' çalışılıyor olursa olsun buna izin vermemesi gerekir.
bakın yanlış anlaşılmasın mustafa kemal veya kemalizm eleştirisi yapılamaz demiyorum.
ancak her ne kadar baskoylu arkadas ile aynı siyasi safta olsak ta, kullandığı dil ve eleştirmeye çalışırken benimsediği tutumlar çok keskin, kavgacı, polemikçi, hakaretvari, aşırı jargoncu ve copy-paste'cidir.
bu arkadaşın yaptığı eleştiri falan değil, trollüktür. düşman olduğumuz ''baban kimdi bilemezdin''ci yobazların tutumundan da hiç bir farkı yoktur.
mao'nun da kemalizm'e yönelik böyle tahlilleri yoktur ki. o da bahsettiğim gibi kemalizm'i doğru analiz eden çoğunluktandır.
daha önce başıma geldiği için biliyorum. bir şeyi eleştirmeye çalışırken, herhangi bir özgün analiz geliştirmeden, farklı başlıklar ve konular altında sürekli sürekli (hiç doğru düzgün okunmadığına da emin olduğum) aynı şeyleri kopyala-yapıştır yapmak. yeni hiç bir şey söylemek ve verilen cevaplara kayıtsız kalıp buna sürekli devam etmek trollüktür. ve forum yönetiminin neye karşı çıkılıyor yada ''eleştirilmeye'' çalışılıyor olursa olsun buna izin vermemesi gerekir.
bakın yanlış anlaşılmasın mustafa kemal veya kemalizm eleştirisi yapılamaz demiyorum.
ancak her ne kadar baskoylu arkadas ile aynı siyasi safta olsak ta, kullandığı dil ve eleştirmeye çalışırken benimsediği tutumlar çok keskin, kavgacı, polemikçi, hakaretvari, aşırı jargoncu ve copy-paste'cidir.
bu arkadaşın yaptığı eleştiri falan değil, trollüktür. düşman olduğumuz ''baban kimdi bilemezdin''ci yobazların tutumundan da hiç bir farkı yoktur.
İbo'nun, Mao'nun yarı-feodal, yarı-sömürge tespitlerini almış olabileceğini söylemek istemiştim.
Baskoylu
25-09-2017, 16:56
Sayin finneas,
Sizinle ayni safta Oldugunuzu Soyliyorsunuz parentez icinde Bunun Mumkunu yok..
finneas,;bu arkadaşın yaptığı eleştiri falan değil, trollüktür. düşman olduğumuz ''baban kimdi bilemezdin''ci yobazların tutumundan da hiç bir farkı yoktur. Sonra bunlari zikir ediyorsunuz!!!!!!
Benim yaptigim elestiri degil...
Kemalizmi Mahkum etmektir.
Elestiri ve Ozellestiri iki insanin karsilikli, Yorumlar, Yazilar, Mekaleler, Fikir ve Dusuncelerin Tartismasinda kullanilir.
finneas; Şnurov'un Türkiye'de proleterya yazısını okudum. İbrahim Kaypakkaya onun görüşlerini alıp kopyalamış olabilir ama yarı-feodal vb saçmalığı Şnurov'da yok. Onları herhalde Mao'dan vb almıştır.Hem kopyaliyor hemde Yari - Feodal, Yari - Somurge SACMALIGI!!!! yok diyorsunuz!!!!
Bu nasil kopyala-yapıştır oluyor?
Sayin finneas... Yazi ve yorumlara katilmadiginiz konularda kendi fikir ve dusuncelerinizle curutmek yerine, Ayaklariniz yerden kopuk ulu orta polemik yaratmaniz dogru bir yaklasim degildir..
Engels bir konu isleyip yayinladiktan sonra.. Hegel siddetle tepki gostermis, bunu ben filan tarihte dile getirdim, Engels benim dusuncelerimi yayinliyor vs vs.
Engels sunu aciklar, sizin boyle bir yazinizi okumadim ve bilmiyorum, Eger boyle bir yazi ve yorumunuz varsa... Dunya Halklari Adina Size Bin Kere Tesekkur ediyorum der.....
Bugun savundugumuz veya savunacagimiz her hangi bir fikir ve dusuncenin Peygamberlerin biri tarafindan savunulmasi veya yasama yansitilmasi, Dusmandir, Ocudur, anlayisi ile tersini savunmaya calismak dogru bir yaklasim olmadigina gore, Butun guzellikler ve dogrular Insanlik icin kurtulus ve ozgurluk getiriyorsa....
kesintisiz alinmalidir ve faydalanmalidir..
finneas,
kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini söylemek aynı zamanda, lenin'in kompradorlara yardım ettiğini söylemekle eş değerdir. dolaylı yoldan lenin'in de bu emperyalist anlaşmada taraf olduğunu bilmeden ortaya koymaktır.
Bu ne yaman celiski!!!
"kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini"
Nerde geciyor bu? Ornek olarak alinti yaparmisiniz?
Ben senin yalanlarınla ve hilelerinle baş edemedim, bu bana dert oldu. ben de senin önünde diz çökmedim, bu da sana dert olsun.
...
Hem kopyaliyor hemde Yari - Feodal, Yari - Somurge SACMALIGI!!!! yok diyorsunuz!!!!
Bu nasil kopyala-yapıştır oluyor?..
Bu Baskoylu gerçekten japon askeri! Benim mesajımı finneas'ın mesajı gibi algılamış! :)
türkiye solunun benimsemesi gereken şey şu bence, kemalist aydınlanma aşılmalı fakat kesinlikle onun gerisine de düşülmemeli. islamcılığa karşı demokrasiyi, şeriata karşı laikliği ve cumhuriyeti savunmak bizim boynumuzun borcu. çünkü bunların ötesinde tam bağımsız, demokratik bir sosyalist cumhuriyet hayal ediyorsak eğer, her şey den önce bunları gericiliğe ve emperyalizme karşı korumamiz gerekir.
Keskin bir din karşıtlığı üzerine kurulu militan bir laikçilik savunuculuğu Komünistlerin önceliği değildir. Dolayısıyla Şeriatçığıla karşı Kemalizm savunuculuğu yapmak gibi bir yükümlülükleride yoktur. Zira Komünistler siyasal yapıyı olduğu kadar, dinsel ve toplumsal yapıyıda üretim ilişkileri üzerinden tanımlarlar. Zira metaryalist oldukları için bilincin etkileyen değil, etkilenen konumda olduğunu kabul ederler. Bu bağlamda dinde, insanı hakimiyeti altına alan üretim ilişkilerinin ve onun bir sonucu olan toplumsal yapının insan zihnindeki yansıması olarak kabul edilir.
Engels'e göre dinler, insanı hakimiyeti altına alan güçlerin, yine aynı insanın bilinç altına yansımasıdır. İlk çağlarda insan üzerinde egemenlik kuran güçler büyük oranda tabiat unsurları olduğu içinde dinlerde büyük oranda totemler ve çok Tanrıcılık üzerine kuruludur. Zamanla insanoğlu doğa karşısında kısmide olsa bir denge sağlaması ile birlikte tabiatın insan üzerindeki etkisi, üretim ve toplumsal ilişkilere kıyasla ikincil bir dereceye düşmüştür. İnsan üzerinde asli olarak hakim olan üretim ilişkileri ile toplumsal yaşantı olmuştur. Bunun sonucu olarakta antik çağın çok tanrıcı inançları veya ilkel kabile totemleri yerini Hristiyanlık, Yahudilik gibi tek tanrıcı olan, toplumsal karakterli dinlere bırakmıştır. Yine Engels'e göre dinler, ancak insanı kendisine yabancılaştıran, onun emeğini metalaştıran kapitalist üretim biçimi ortadan kaldırıldığında, yerine üretim araçlarının kollektif mülkiyetine dayalı Sosyalist bir üretim biçimi ikame edildiğinde yok olacaktır. Zira artık insanı egemenliği altına alacak kapitalizm türü bir maddi ilişkiler bütünü olmayacağı için, bunun insanın zihnine, bilinçaltına din olarak yansıması şeklinde bir sonuçta olmayacaktır.
Dolayısıyla Kemalizmin keskin laikçiliğinin, ne Marksizm ile ne Leninizm ile zerre kadar alakası olmadığı gibi dine yönelik algısıda idealist olduğu ölçüde felsefi olarak Marksizm/Leninizmden uzaktır.
türkiye solunun benimsemesi gereken şey şu bence, kemalist aydınlanma aşılmalı fakat kesinlikle onun gerisine de düşülmemeli. islamcılığa karşı demokrasiyi, şeriata karşı laikliği ve cumhuriyeti savunmak bizim boynumuzun borcu. çünkü bunların ötesinde tam bağımsız, demokratik bir sosyalist cumhuriyet hayal ediyorsak eğer, her şey den önce bunları gericiliğe ve emperyalizme karşı korumamiz gerekir.
------------------------------------
Türkiye de bu hep yanlış anlaşılmıştır.
Komünistlerin hedefi bir şeyi aşmak değil yıkmaktır. Yıktıklarında yerine koyacakları yepyeni bir şeydir eskisiyle alakası olmayan yeni bir şey.
Kemalizm le geçici ittifak sağlanır, ama onu aşmak diye bir düşünce asla olmaz. Çünkü Kemalizm in elinde çok devrimci kanı vardır 12 mart 12 eylül kemalizm adına yapılan darbelerdir bu darbeler bir çok devrimcinin boynuna ip astı bir çok devrimciyi katletti.
Kemalistler her zaman devrimcilere ağabeylik yapmasını sevmiştir ama devrimciler rüştünü isbat etti artık bir ağabey e ihtiyaçları kalmadı onun için onlara neyi aşarak bir yere varacaklarını söylememeliler.
Kemalistler kendi yanlışlarını ve kendilerinin aşması gereken yerleri anlamalı söyledikleri ve yaptıklarına bakıldığında aşamadığı çok şey olduğunu göreceklerdir.
Çok Savundukları laikliği bile uygulamışlar mı baksınlar.
Artık kimse kimseye akıl vermesin ne yapacağını söylemesin. Sadece kiminle nereye ve hangi amaçla ne kadar birlikte olunur onu hesaplasın.
Devrimcilerin amacı özel mülkiyetçi düzeni yıkmak ortak mülkiyeti toplumun önüne koymaktır. Devrimciler bütün sömürücülerden hesap soracaktır sömürüsüz adil ve eşitlikçi bir düzen kuracak . İşte Kemalistler bu söylediğim her şeye karşılar ve bunu tarihleri boyunca yaptılar.
Baskoylu
27-09-2017, 02:24
Atatürk muhalifini boğarak öldürdüler
Karadeniz açıklarında 'Komünist Mustafa Suphi' ile 14 arkadaşını öldüren Kahya Yahya'yı, iddialara göre Atatürk'ün koruması Giresunlu Topal Osman Ağa infaz etmişti. Kahya cinayetini Meclis'te sürekli gündeme getiren ve Hilafet kurumunun kaldırılmasına karşı çıkarak Mustafa Kemal'le sert tartışmalara girişen Trabzon Mebusu Ali Şükrü Bey de Ankara'da Topal Osman'ın evinde boğularak öldürüldü. Halk Partisi'ne zor anlar yaşatan Ali Şükrü'nün katli, Meclis'te kıyameti kopardı
Çok geçmeden 'cinayetin bir numaralı şüphelisi' Topal Osman Ağa, Meclis Muhafız Taburu'nun operasyonuyla öldürüldü. Canlı olarak yakalanması beklenen Osman Ağa, yaralı olarak ele geçirildiği çatışmanın ardından başı kesilerek infaz edilmişti. Böylece kısa bir sürede hem Ali Şükrü hem de Topal Osman ortadan kaldırılmıştı. O gece Çankaya'daki Papazın Bağı'nda neler olduğu hâlâ gizemini koruyor
Cumhuriyetin ilan edilmesinden yedi ay kadar önce Trabzon Mebusu Ali Şükrü'nün öldürülmesi hem Trabzon'da hem Ankara'da infiale sebep oldu. Ali Şükrü Bey, Mustafa Kemal Paşa'ya Meclis'te en sert şekilde muhalefet eden isimlerden biriydi. 'Yahya Kahya Olayı'nı da kurcalayıp duruyordu. Tam da bu sırada ortadan kaybolması ve iki gün sonra cesedinin bulunması cinayetin bu nedenle işlendiği kanaati veriyordu.
Yahya Kahya'nın Topal Osman tarafından öldürtüldüğüne dair şayialar, bu cinayeti aydınlatmak isteyen Ali Şükrü'yü hedef haline getirmişti. Bu yüzden Ali Şükrü cinayetinin baş şüphelisi de Mustafa Kemal Paşa'nın sadık muhafızlarından 'Giresun Gönüllüler Taburu'nun kumandanı Topal Osman idi.
Bir diğer görüşe göre Ali Şükrü'nün Mustafa Kemal Paşa'ya muhalefet etmesi Topal Osman'ı çileden çıkarıyordu. Paşa'yı canından çok seven Topal Osman bu durumu hazmedemiyordu. Yani Osman Ağa'nın hisleri galeyana gelmişti.
Topal Osman, Ataturkun cellatligini yapmasini cok pahali odedi.. Cok gizli cinayetlerin sorumlusu olup, Ataturk`un emirlerini harfiyen yerine getirmesinin akabinde kendisinin ugriyacagi bedeli hicmi hic dusunmemisti...
Kellesi ucuruldugu halde, Tandogan Meydaninda Ayaklarindan Asili Olarak Dar-Agacinda Saatlerce Asili Kaldi....
Baskoylu
27-09-2017, 04:23
http://c11.incisozluk.com.tr/res/incisozluk/11000/3/91153_od0b1.jpg
Baskoylu
27-09-2017, 04:46
Mahmut Esat Bozkurt Irkci Sözleri:
Devlet idaresindeki kaba sofuların elindeki dine kutsallık tanımak, bana göre Afrika zencilerinin çömlek ve taş parçalarına tapmalarından fazla bir anlam ifade etmez. Birinci olayla ikinci olay arasındaki fark, ilki kuruntuya dayanan bir inanç, ikincisi de bir toprak parçasına güvenmekten ibarettir. Türk medeni kanunu yürürlüğe girdiği gün, milletimiz on dört asırdır kendini çeviren sakat ve karışık inançlardan kurtulmuş olacaktır. / Mahmut Esat Bozkurt
İslâmlık terakkiye manidir. Bu dinle yürünmez, mahvoluruz ve bize de kimse ehemmiyet vermez. / Mahmut Esat Bozkurt
Türk genci! Düşman kalemiyle çizilen tabloyu görüyor musun?! İyi dikkat et. Bu tablo ebediyettir. O kadar büyük ve yüksek ki onu ebediyetler bile kavrayamaz ve kaldıramaz. İşte, Türk budur. / Mahmut Esat Bozkurt
Türk, bu ülkenin yegane efendisi, yegane sahibidir. Saf Türk soyundan olmayanların bu memlekette tek hakları vardır; hizmetçi olma hakkı, köle olma hakkı. dost ve düşman, hatta dağlar bu hakikati böyle bilsinler! / Mahmut Esat Bozkurt
Ölümden korkmamak, ihtilâle başarı sağlayan büyük hasletlerdendir. Bununla beraber, asıl olan ölmek değil, gerekirse hayatı hiçe sayıp ölümün üstüne güle güle yürümektir. / Mahmut Esat Bozkurt
Cumhuriyet savcıları; Meriç kıyılarında çalışan Türk köylüsünün kaybolan sabanlarından tutunuz da, bu yurtta yaşayanların uğrayacakları en ufak bir haksızlıktan, hatta Bingöl dağlarının ıssız kuytularında nafakalarını bekleyen öksüzlerin gözyaşlarından siz sorumlusunuz. / Mahmut Esat Bozkurt
Atatürk ölebilir mi? Türk milleti, Türk vatanı yaşadıkça o da yaşayacaktır. / Mahmut Esat Bozkurt
Atatürk yalnız dış düşmanla savaşmadı; iç düşmanlarla da uğraştı. Yeni ekonomisiyle, sosyal ve siyasal meseleleriyle bugünkü yepyeni Türkiye´yi yarattı. Atatürk´ün karşısına Büyük İskender mukayese konusu bile olamaz. / Mahmut Esat Bozkurt
Kendi hesabıma son sözüm şudur: Bir ihtilâl hangi milletin hesabına yapılırsa, mutlaka o milletin öz evlâdının eliyle yapılmalı ve onun elinde kalmalıdır. Meselâ: Türk ihtilâli, öz Türklerin elinde kalmalıdır. Hem de kayıtsız ve şartsız. Yabancıların yardımı ile başarılan ihtilâller yabancılara borçlu kalırlar. Bu borç ödenmez. / Mahmut Esat Bozkurt
Saati çalınca ölümü, bir dost kucaklar gibi kucaklamak, büyük davaların ardı sıra koşan ihtilâlciler için kaçınılmaz bir zorunluktur. / Mahmut Esat Bozkurt
Cumhuriyetin kuruluş yıllarında Kemalist kadroların kullandığı aşırı uluscu dil, daha henüz ulusal bilince sahip olamamış, feodal kültürün ve onun şekillendirdiği dinsel ilişkilerin hakim olduğu Türk toplumuna ulusal bir bilinç kazandırmayı amaçlamıştır. Özellikle Kurtuluş Savaşı yıllarında çok net bir şekilde görülmüştür ki ulusal bilinçten yoksun bir halk, yabancı işgallerine karşı bu bilince sahip olan kitlelerden çok daha kayıtsız ve umursamaz bir tutum takınabilmektedir. Bu durum Kurtuluş Savaşı'nı gözlemlemiş olan Yakup Kadri'nin romanlarında da hi görülebilir. Yaban romanında köylülerin ''biz Türk değiliz Müslümanız'' diyerek savaştan kendilerini soyutlamaları, köy ağasının Yunan ordusuna erzak verip, neden verdiği sorulduğunda da ''verdim, helali hoş olsun'' demesi aslında bir roman kurgusu olmakla birlikte, Yakup Kadri'nin Kurtuluş Savaşı sırasında Anadolu halkı üzerinde yaptığı incelemelere dayandığı ölçüde de bir gerçeklik payı taşımaktadır. Yine mesela Kütahya ve Eskişehir mağlubiyeti sırasında Türk ordusunun kaybı sadece 1.500 kişidir. Fakat ordudan kaçanların sayısı 35 bini bulur. Atatürk bu durumu, Anadolu halkının milli bir terbiyeden geçirilmemesine bağlar. Milli bir farkındalık yoksun olan Anadolu halkı, verilen savaşın mahiyetinide anlayamamaktadır. Bu sebeple de Cumhuriyetin kuruluşu ile birlikte toplumun ulusal gururunun canlandırılması, milli bilincin uyandırılması, kurucu kadroların eğitimde ve toplumsal hayata ilişkin tasavvurlarında başat bir rol oynar. Bu doğrultuda kimi zaman tarihsel gerçekliklerden kopuk bir şekilde Türk ulusunun yüceltilmesi, ona aslında gerçek olmayan payelerin verilmesi görülebilmektedir. Fakat burada amaçlanan yıllarca Türk olduğunu bile bilmemiş bir halka, ulusal bir farkındalık ve gurur aşılamaktır. Tarihe ilişkin bir gerçekliği saptamak değil!
Bu konu ne zaman açılsa muhakkak söz döner dolaşır Mahmut Esat Bozkurt'a gelir. Aslında Mahmut Esat Bozkurt, keskin uluscu söylemlerine rağmen aslında bir milliyetçilikten ziyade devrimci karakteri ile ön plana çıkar. Yazılarında hakim olan düşünce, devrimlerin toplumsal gelişime olan pozitif etkisidir. ''Milletler menfaatleri ini ihmal eden halkları silahla devirirler. Türkiye halkıda böyle yaptı. İcap ederse yine aynı şeyi yapmaya kadirdir'' diyen Bozkurt, ihtilallerin ve devrimlerin toplum hayatında olumsuz değil, olumlu etki yaptığını ısrarla belirtir. Toplumsal ve siyasal yapının hızla değiştiği Kemalist devrimler çağında Bozkurt, bu devrimlerin önemine ve değerine dikkat çeken ateşli bir devrimci olmuştur.
Sn başköylü, üzerine basa basa atatürk muhaliflerini öldürtmüş diye paylaşım yapmak çok saçma olmuş, her iktidar muhalifini sindirir, Öldürür, hapse atar, sürgün eder vs. Lenin, stalin ve uzantıları da muhaliflerini yanına oturtup "gel ülkeyi birlikte yönetelim" dememişlerdir, onlarda yoketmişlerdir. (Yani Atatürkün muhalifleri iyi ama stalinin muhalifleri kötülerdi diyemezsin) Dünya kurulduğundan beri bu böyle olmuştur. Bunu sende iyi biliyorsun ama tarafsız olmuyorsun. İyi insan olabilirsin ama farklı fikirleri canavar gibi görmekten ötekileştirmekten vazgeçmelisin ki eşit olalım.
Sn başköylü, üzerine basa basa atatürk muhaliflerini öldürtmüş diye paylaşım yapmak çok saçma olmuş, her iktidar muhalifini sindirir, Öldürür, hapse atar, sürgün eder vs. Lenin, stalin ve uzantıları da muhaliflerini yanına oturtup "gel ülkeyi birlikte yönetelim" dememişlerdir, onlarda yoketmişlerdir. (Yani Atatürkün muhalifleri iyi ama stalinin muhalifleri kötülerdi diyemezsin) Dünya kurulduğundan beri bu böyle olmuştur. Bunu sende iyi biliyorsun ama tarafsız olmuyorsun. İyi insan olabilirsin ama farklı fikirleri canavar gibi görmekten ötekileştirmekten vazgeçmelisin ki eşit olalım.
Doğru... Mesela Lenin ve Stalin de muhalifleri ortadan kaldırdı. Hatta Stalin ortada komünist bırakmadı. Bolşevik devrimi gerçekleştiren en önde gelen kadroları ortadan kaldırdı. Geriye kendine bağlı, vasat bir grup bıraktı.
Ama bu baskoylu Stalin'i savunur, Lenin'i savunur. Onlara böyle büyük harflerle "kâtil", "cellat" vb demez.
Stalin'i veya Lenin'i insan savunabilir. Bunda sorun yok. Onların yaptıkları kötü işleri bilir ve buna rağmen savunabilir. Ben de Lenin'i kötü görmem mesela.
Ama baskoylu'nun bu çirkin tarzını başkaları da pekâlâ Leinin ve Stalin için uygulayabilir, onlara da aynı tarzda saldırabilir. İtiraz edenlere de "ne var, ben gerçekleri ortaya koyuyorum, işte bunlar da belgeleri" diyebilir.
O zaman baskoylu ne yapar acaba? Belki o zaman iğrenç tarzının fenalıklarını biraz anlar.
İnsan muhalif olabilir bu anlaşılan bir şeydir. Ama bir devlet kurmak ancak kanla oluyor Kan akmadan devlet olmuyor. Eğer ideallerinde bir devlet kurmak varsa kan akıtılacaktır.
Manas çok güzel örnek vermiş. Stalin, Atatürk ten daha kanlı devlet oluştur du. Lenin le birlikte merkez komitesinde çalışmış üyelerin 3 te 2 sini yok etti kalanlarda Stalin e biat ettiği için canını kurtardı. Bence muhalefet ederken bile muhalefet ettiğin kişiyi anlamak gerekir.
Bir kitap okudum İnan tüğlerin diken diken oldu Aytekin Yılmaz yazmış, Kitabın adı-Yoldaşını öldürmek-, korkunç etkilendim PKK içinde örgüt çatışması ve adaletin hiç işlemediği hukukun liderin iki dudağının arasında olduğu.
Bir örgütte bunlar olursa bir devlette neler olabilir. Bence devlet varsa çıkar vardır hırs vardır kişisellik vardır güç vardır.
Birde şu vardır bir insan bunları açıklıyor diye suçlu ilan edilmez. Savunucular suçlayanın haksız olduğunu ispatlamak durumundadır.
Kimse melek değildir Şeytanda değildir iki kimliği de taşıyabilir.
İnsan muhalif olabilir bu anlaşılan bir şeydir. Ama bir devlet kurmak ancak kanla oluyor Kan akmadan devlet olmuyor. Eğer ideallerinde bir devlet kurmak varsa kan akıtılacaktır.
Manas çok güzel örnek vermiş. Stalin, Atatürk ten daha kanlı devlet oluştur du. Lenin le birlikte merkez komitesinde çalışmış üyelerin 3 te 2 sini yok etti kalanlarda Stalin e biat ettiği için canını kurtardı. Bence muhalefet ederken bile muhalefet ettiğin kişiyi anlamak gerekir.
Bir kitap okudum İnan tüğlerin diken diken oldu Aytekin Yılmaz yazmış, Kitabın adı-Yoldaşını öldürmek-, korkunç etkilendim PKK içinde örgüt çatışması ve adaletin hiç işlemediği hukukun liderin iki dudağının arasında olduğu.
Bir örgütte bunlar olursa bir devlette neler olabilir. Bence devlet varsa çıkar vardır hırs vardır kişisellik vardır güç vardır.
Birde şu vardır bir insan bunları açıklıyor diye suçlu ilan edilmez. Savunucular suçlayanın haksız olduğunu ispatlamak durumundadır.
Kimse melek değildir Şeytanda değildir iki kimliği de taşıyabilir.
Çok doğru!.. Aytekin YIlmaz eski bir PKK'li olarak, cezaevinde de epeyce yatmış biri olarak yaşanmış politik cinayetlere bizzat tanıklık etmiş. Dev-Sol'un, PKK'nin ve diğer grupların nasıl kendi üyelerini öldürdüğünü, işkence ettiğini, hatta bir sol örgütün, kendisine sığınan bir solcuyu, kaçtığı sol örgütüne iade ettiğini yazmış.
Mesela Erdal Eren'i 17 yaşında idam ettiği için Evren cuntasına kızarız ve haklı olarak nefret ederiz ondan. Ama aynı şeyi, üstelik tamamen hukuksuz biçimde mesela Dev-Sol da yapmış. 18 yaşından küçük bir elemanını, bir kızcağızı, hain diye itham edip önce tecrit etmiş, sonra işkence ve sonra da infaz...
Atatürk hanedan mensuplarını yurtdışına sürdü ve canlarına dokunmadı. Oysa bu baskoylu'nun pek yükseklerde tuttuğu Lenin ve onun ekibi çarlık hanedanının kalan tüm üyelerini topluca öldürdü. İçlerinde 3 yaşında bir çocuk da vardı!
Bu cinayeti başka sol grupların üzerine atar resmî tarihleri ama doğru değildir.
Atatürk hanedan mensuplarını yurtdışına sürdü ve canlarına dokunmadı. Oysa bu baskoylu'nun pek yükseklerde tuttuğu Lenin ve onun ekibi çarlık hanedanının kalan tüm üyelerini topluca öldürdü. İçlerinde 3 yaşında bir çocuk da vardı!
-----------------------------
Bu da yanlış bilgi veya taraflı propaganda
O senin dediğin kişiler devrim anında halkın çara isyanı sırasında çıkmış halkın çara öfkesi sonucu olmuş olaylardır. Yargılanmadan kimse infaz edilemez.
Nero hayatında bir de dürüst ol.
Bu da yanlış bilgi veya taraflı propaganda
O senin dediğin kişiler devrim anında halkın çara isyanı sırasında çıkmış halkın çara öfkesi sonucu olmuş olaylardır. Yargılanmadan kimse infaz edilemez.
Nero hayatında bir de dürüst ol.
Yok kartopu, sana yalan söylemişler. Bak:
"Bolşeviklere karşı savaşan Beyaz Ordu kuvvetlerine bağlı Çek Lejyonunun bölgeye yaklaşması ve çarı kurtarmaları olasılığı üzerine, yerel yetkililerin kararıyla, 16-17 Temmuz gecesi Çar II. Nikolay, Çariçe Aleksandra, kızları Olga, Tatyana, Anastasia, Maria, oğulları Aleksey, aile doktoru Yevgeniy Botkin, halayık Aloiziy Trupp, Çariçe'nin hizmetkarı Anna Demidova ve aşçı İvan Haritonov hapsedildikleri evin bodrumunda kurşuna dizilerek öldürüldüler. Cesetler terk edilmiş bir maden ocağında yakıldıktan sonra yakınlardaki ormanlık araziye gömüldü."
https://tr.wikipedia.org/wiki/II._Nikolay
Yalçın Küçük Hocanın Fitne kitabında Ergenekon davalarına ilişkin çok güzel ve değerli bir tespiti vardır. Özetle, Ergenekon davalarında FETÖ'cülerin ele geçirdiği yeni devlet, biz eski Kemalist devletin üyelerini, temsilcilerini yargılıyordu. Yani bir tür ''karşı devrimdi'' varolan, der. Kaybettikleri an ise bizim dışarı çıktığımız an değil, bizi idam etmekte gevşek davrandıkları andı. Çünkü hiç bir yeni düzen, eski düzeni tamamen ezmedikçe kurulamaz, der. Örnek olarakta İstiklal Mahkemelerini ve Fransız Devrimini gösterir.
İster olumlu, ister olumsuz nitelikte olsun, ister devrimci, isterse karşı-devrimci(gerici) olsun, her yeni siyasal ve toplumsal kurumun inşası bu şekilde olur. Eski düzen ve o düzeni temsil edenler ezilir. Bu sebeple eskiyi değiştirerek, yerine yeni bir düzen kurma iddiasındaki Kemalist devrim, eğer İstiklal Mahkemeleri ile eski Monarşinin ve onun feodal uzantılarının başını ezmeseydi, Türk devrimide başarılı olamazdı. Tarih boyuncada toplumsal ve siyasal devrimler, değişimler, dönüşümler hep bu şekilde olmuştur.
Bolşeviklere karşı savaşan Beyaz Ordu kuvvetlerine bağlı Çek Lejyonunun bölgeye yaklaşması ve çarı kurtarmaları olasılığı üzerine, yerel yetkililerin kararıyla, 16-17 Temmuz gecesi Çar II. Nikolay, Çariçe Aleksandra, kızları Olga, Tatyana, Anastasia, Maria, oğulları Aleksey, aile doktoru Yevgeniy Botkin, halayık Aloiziy Trupp, Çariçe'nin hizmetkarı Anna Demidova ve aşçı İvan Haritonov hapsedildikleri evin bodrumunda kurşuna dizilerek öldürüldüler. Cesetler terk edilmiş bir maden ocağında yakıldıktan sonra yakınlardaki ormanlık araziye gömüldü."
--------------------
yani bir iç savaş sonucu savaşın bir an önce bitmesi için çar ve ailesinin yok edilmesi gerekiyormuş bu konuda yerel yöneticiler bir karar vermişler.
Onu mu demek istiyorsun. İkinci dünya savaşında Almanya da ABD uçaklarından veya Rus uçaklarından atılan bombalarda kaç alman bebek öldü biliyormusun
Veya o barınaklarda saklanan alman çocuklar hangi bombaralarla öldürüldü.
Savaş bir cinayet eylemidir savaşan her kesin görevi öldürmektir.
Bu arada Mustafa Kemal ile Lenin-Stalin kıyaslamaları konusunda bir gerçekliği belirtmemiz gerekir. Stalin ve Lenin, demokrasiye inanmıyorlardı. Devleti, sınıfsal baskının bir aracı olarak gördükleri için, demokrasinin de işlevsiz olduğunu düşünüyorlardı. Özellikle Lenin'in demokrasiye ilişkin oldukça keskin eleştirileri vardı. Lenin'in, Burjuva Demokrasisi ve Proleterya Diktatörlüğü adı altında derlenen ve kitaplaştırılan yazılarını okuyabilirsiniz. Ona göre her demokrasi özünde bir burjuva diktatörlüğüydğ. Çünkü devlet, demokrasilerde bile sınıfsal bir baskı aracı niteliği taşıyordu ona göre. Bu sebeple onun tasavvur ettiği devlet yapısı, işçi sınıfının sınıfsal diktatörlüğünü ve iktidarını ifade ediyordu ki işçi sınıfının bu diktatörlüğü de, Sovyetler Birliğinde hakim olan Komünist parti organı aracılığıyla sağlandığı kabul ediliyordu. Lenin'in hiç bir zaman demokrasi gibi bir önceliği ve hassasiyeti olmamıştır.
Halbuki Mustafa Kemal, demokrasinin önem ve değerine inanıyordu. İktidarı tek parti kontrolü altında geçmiş olsa da bu durumu, toplumun düşünsel ve iktisadi gelişiminin sınırlı olması sebebiyle mecburi bir durum olarak telakki ediyordu. İlerleyen süreçte bir demokratik sistemin kuruluşunu amaçlıyordu. Başarısız olsa bile iki kere çok partili sisteme geçiş denemesinin yapılması da Mustafa Kemal'in demokrasiye olan inancını göstermektedir.
Vefik Sami
27-09-2017, 12:50
Sn. kartopu;
Anlayabildiğim kadarıyla sn. metaxas bir durum tesbiti yapıyor.
Ölme ve öldürmeleri tasvip ettiğini söylemiyor.
Eğer, bir varolma mücâdelesi içinde iseniz ulusunuzu koruma adına, gerektiğinde öldüreceksiniz.
Dünya bu güne kadar böyle geldi.
Beylik lâflarla "sevgi pıtırcıkları" ile yürümüyor işler.
Sn. kartopu;
Anlayabildiğim kadarıyla sn. metaxas bir durum tesbiti yapıyor.
Ölme ve öldürmeleri tasvip ettiğini söylemiyor.
Eğer, bir varolma mücâdelesi içinde iseniz ulusunuzu koruma adına, gerektiğinde öldüreceksiniz.
Dünya bu güne kadar böyle geldi.
Beylik lâflarla "sevgi pıtırcıkları" ile yürümüyor işler.
Bende aynı şeyi söylüyorum Sn Vefik Sami. ve bütün devletlerin böyle yaptığını söylüyorum.
yani bir iç savaş sonucu savaşın bir an önce bitmesi için çar ve ailesinin yok edilmesi gerekiyormuş bu konuda yerel yöneticiler bir karar vermişler.
Onu mu demek istiyorsun. İkinci dünya savaşında Almanya da ABD uçaklarından veya Rus uçaklarından atılan bombalarda kaç alman bebek öldü biliyormusun
Veya o barınaklarda saklanan alman çocuklar hangi bombaralarla öldürüldü.
Savaş bir cinayet eylemidir savaşan her kesin görevi öldürmektir.
Hayir kartopu, bir kere de bir lafı bir kerede anla! Lütfen, çok şey istemiyorum...
Savaşta atılan bombalarda insanların ölmesi başka, bilerek ve hedef alarak 3 yaşındaki bir bebeği öldürmek başka. Böyle karşılaştırma yapamazsın.
Yerel yöneticiler böyle bir karar veremezler. Olayı basitleştirmeye kalkma. Mahkeme kurulmadan, yargılama yapılmadan yapılan bütün insan öldürmeleri cinayettir.
Sn Mataxas.
Demokrasi ile diktatörlük aynı şeydir ikiside sınıf iktidarıdır. Lenin işçi sınıfı iktidarında işçi sınıfı demokrasisinden söz eder M. Kemal de burjuva iktidarında burjuva demokrasisinden.
Konu şudur sen kendini hangi sınıfın içinde görüyorsun. Lenin döneminde henüz devlet tam oturamadı Tıpkı Mustafa Kemal döneminde parti kurmak 1946 kadar yasak olması gibi.
Konuya tarih sahnesinden ve aciliyetlerin hangi ölçüde öne çıktığından bakmak gerekir.
Saint-Just
27-09-2017, 13:37
çarın ve hatta karısının değil ama daha yetişkin bile olmayan çoçuklarının, doktorlarının, hizmetçilerinin vs. öldürülmesi nasıl açıklanabilir ki? ne suçları vardı onların?
bırakın şimdi devrim'i, karşı-devrim'i falan. bende devrim için gerektiğinde sert önlemler alınması ve fedakarlıklar yapılması gerektiğini biliyorum ve savunuyorum. ancak bu olay gerçekten de canilikten başka bir şey değildir.
tamam bir iç savaş halindesin ve çarın ve ailesinin düşmanın eline geçmesini istemiyorsun. üstelik bu çarın cezalandırılması da gerekiyor. ancak bu bile bu şekilde yargılanmadan olmaz. çarın çoçukları senin için tehlike oluşturabilecek olsa bile, onlara dokunmaman gerekir. çünkü sen haklı bir savaş yürütüyorsun. onlardan farklı olduğunu kanıtlaman gerekir. devrimin adalet olduğunu savunacaksın, komünistler zulmün en amansız düşmanıdır diyeceksin, zulme karşı savaşıyoruz diyeceksin ve bunları yapacaksın. bunu ne insan aklı alır ne de vicdanı..
bu çoçukların gerçekten de öldürülmesi gerekmez di. yeni kurulacak devlette gayette sıradan bir vatandaş olarak yaşayabilirlerdi. bir iktidar mücadelesi olsa da, feodal bir taht kavgası değildi sonuçta. bunları öldürmüşken, doktoru, hizmetçileri falan da öldürelim diye hepsini öldürmüşler ve ölülerine bile saygısızlık yapmışlar. sırf aziz-şehit muamelesi falan yapmasınlar diye.
ancak şunu da söylemek gerekirki bu olayın sorumluları buna karar veren adamlar (zira lenin ve diğer bolşevikler bu işin içinde olmayabilir, yerel sovyetin buna karar verdiği daha yüksek ihtimal olduğu yazılıyor) kadar, bu iç savaşı çıkaran gericiler ve emperyalistler de sorumludur. yinede lenin'de buna karar verdiyse ona da yazıklar olsun diyorum.
bu sadece bir film olarak çekilmiş ama bunu bile izlerken ben kötü oluyorum.
https://www.youtube.com/watch?v=e3rUcRyQ32I
Saint-Just
27-09-2017, 13:38
bu arada mataxas'ı da ciddiye alıp cevap falan vermeyin. bedevi olduğu 100 metre öteden anlaşılıyor. troller beslenmez.
Bu arada ben de eklemede bulunayım; bebeklerden biri ölmemiş. Anastasia kurtulmuş ve gizlenip hayatta kalmayı başarmış. Sanırım Brezilya'da falan saklanmış, başka bir kimlikle...
bu arada mataxas'ı da ciddiye alıp cevap falan vermeyin. bedevi olduğu 100 metre öteden anlaşılıyor. troller beslenmez.
Yanlışlık yok değil mi? bir ara beni de "bedevi" sanıyorlardı bu forumdaki bazıları...
Saint-Just
27-09-2017, 14:30
Yanlışlık yok değil mi? bir ara beni de "bedevi" sanıyorlardı bu forumdaki bazıları...
yok onun yazım tarzını falan biliyorum. büyük ihtimalle o kanaatimce. adamı 100 kerede banlasalar buraya gelip trollük yapmaya çalışıyor. işi gücü yok heralde..
Saint-Just
27-09-2017, 14:34
bir de bedevi dakka başı başka bir düşüncenin adamı olarak karşı tarafı kışkırtmaya ve kavga çıkarmaya çalışır. sende öyle bir tutum yok. belki ilk başlarda daha bir aykırı veya muhalif gözüktüğün için öyle sanmış olabilirler. şüpheci ve sorgulayıcı tavrından ileri geliyor olabilir :)
bir de bedevi dakka başı başka bir düşüncenin adamı olarak karşı tarafı kışkırtmaya ve kavga çıkarmaya çalışır. sende öyle bir tutum yok. belki ilk başlarda daha bir aykırı veya muhalif gözüktüğün için öyle sanmış olabilirler. şüpheci ve sorgulayıcı tavrından ileri geliyor olabilir :)
Ah şu bedevi ah!.. Onun yüzünden Spartacus bana "beyinsiz bedevi" falan demişti.
Hele bir kesinleşsin o olduğu, bak ben ona neler yapacağım, trolün allahını görecek o!.. :)
Sn Mataxas.
Demokrasi ile diktatörlük aynı şeydir ikiside sınıf iktidarıdır. Lenin işçi sınıfı iktidarında işçi sınıfı demokrasisinden söz eder M. Kemal de burjuva iktidarında burjuva demokrasisinden.
Konu şudur sen kendini hangi sınıfın içinde görüyorsun. Lenin döneminde henüz devlet tam oturamadı Tıpkı Mustafa Kemal döneminde parti kurmak 1946 kadar yasak olması gibi.
Konuya tarih sahnesinden ve aciliyetlerin hangi ölçüde öne çıktığından bakmak gerekir.
Lenin için devlet, bir sınıfın diğer sınıfı baskı altına aldığı bir aygıt olduğu için demokraside anlamsızdır. Zira devletin olduğu yerde özgürlükte olamaz. Lenin'in devlete yüklediği anlam, burjuvazinin ezilmesi noktasında işçi sınıfının kullanacağı bir aygıt olmasıdır. Burjuvazi ve burjuvazinin izlerini taşıyan ekonomik ilişkiler silindiğinde devlette anlamını yitireceği için sönümlenecektir. Dolayısıyla Lenin için hiç bir zaman demokrasi yakın veya uzak vadeli bir hedef olmamıştır. Sadece Marx'ın ''parlamenterizm denilen domuz ahırından yararlanmak'' şeklinde ifade ettiği gibi kapitalist ülkelerde Sosyalizm mücadelesi için ihtiyaç duyulan örgütlenme ve ifade özgürlüğü için kullanılabilecek bir araçtır demokrasi. Fakat Sosyalist bir rejim için bir anlam ve değer ifade etmez. Bir hedefte teşkil etmez.
Mustafa Kemal ise bu görüşte değildir. Uzak vadelide olsa bir demokrasi hedefi ve arzusu vardır.
Saint-Just
27-09-2017, 16:19
Sayin finneas,
Sizinle ayni safta Oldugunuzu Soyliyorsunuz parentez icinde Bunun Mumkunu yok..
Benim yaptigim elestiri degil...
Kemalizmi Mahkum etmektir.
Elestiri ve Ozellestiri iki insanin karsilikli, Yorumlar, Yazilar, Mekaleler, Fikir ve Dusuncelerin Tartismasinda kullanilir.
ben, senide benim gibi komünist sanıyordum baskoylu. neden mümkünü olmasın?
eleştirmek veya mahkum etmek. kelimelere o kadar da fazla takılmamak lazım neticede. ben yinede bu sınırlı bilgiyle ve copy-pasteci anlayışla, yeterince karmaşık bir konuda ''mahkum etme'' kadar iddialı cümleler kullanmazdım. yani bunu bilimsel eleştirinin ''en üst düzeyi'' olarak kavrayacaksak eğer..
Hem kopyaliyor hemde Yari - Feodal, Yari - Somurge SACMALIGI!!!! yok diyorsunuz!!!!
Bu nasil kopyala-yapıştır oluyor?
Sayin finneas... Yazi ve yorumlara katilmadiginiz konularda kendi fikir ve dusuncelerinizle curutmek yerine, Ayaklariniz yerden kopuk ulu orta polemik yaratmaniz dogru bir yaklasim degildir..
daha öncede belirtildiği üzere alıntıladığın yazı bana ait değil. ben zaten bir önceki mesajımda, katılmadığım konularda ve kendi bilgim dahilinde, gayet açık bir şekilde çürütmeye çalıştım.
benim amacım polemik yaratmakda değildir. sadece forum yönetiminin trollüğe izin vermemesi gerektiğini söyledim. yukarıda açıkladığım sebepler yüzünden de tamamen trollük yaptığını da ekledim.
bunun sebebi senin mustafa kemal veya kemalizm karşıtlığın da değildir. ben aynı trollce yöntemler kapitalizme karşı yapılmış olsaydı da aynı şeyleri söylerdim. tıpkı bir ateist olarak, son açtığın konuda da muhammed'e veya islam'a karşı ''eleştiri'' tarzının yanlış olduğunu düşündüğüm gibi.
Engels bir konu isleyip yayinladiktan sonra.. Hegel siddetle tepki gostermis, bunu ben filan tarihte dile getirdim, Engels benim dusuncelerimi yayinliyor vs vs.
Engels sunu aciklar, sizin boyle bir yazinizi okumadim ve bilmiyorum, Eger boyle bir yazi ve yorumunuz varsa... Dunya Halklari Adina Size Bin Kere Tesekkur ediyorum der.....
Bugun savundugumuz veya savunacagimiz her hangi bir fikir ve dusuncenin Peygamberlerin biri tarafindan savunulmasi veya yasama yansitilmasi, Dusmandir, Ocudur, anlayisi ile tersini savunmaya calismak dogru bir yaklasim olmadigina gore, Butun guzellikler ve dogrular Insanlik icin kurtulus ve ozgurluk getiriyorsa....
kesintisiz alinmalidir ve faydalanmalidir..
engels ile kaypakkayya yada sen arasında şöyle bir fark var. engels, hegel'in yazısının tamamını noktasına, virgülüne dokunmadan almıyor. sadece özü bakımından benzerlikler taşıyor. bu da hegel'in, engels'in öncüsü-ustası olması bakımından gayet doğaldır. engels'inde yazısını yayınlarken, hegel'in yazısından haberdar olmadığından da eminim zaten. kaypakkaya'nın durumu ise öyle değil.
yazıyı yazarken ''şnurov yoldaş şöyle diyor'' yada ''sözü şnurov'a bırakıyoruz'' gibi şeyler dışında kendi yazdığı bir şey yok. ne bir örnek veriyor ne de tarihsel bir noktaya dayandırıyor. ne de kendince bir takım eleştiriler yapıp yeni bir yorum geliştiriyor. sadece güzel bir özetini çıkarıyor o kadar.
tabiki sırf bu sebepler yüzünden tezler yanlıştır demiyorum. ancak dünya komünistlerinin ezici çoğunluğunun fikrine bakarsak eğer bu tezler yanlıştır. ortada kemalist devrimi alkışlamış bir komintern gerçeği var. kemalizm'in öyle yada böyle ilerici olduğunu düşünüyorlar. şnurov gibi yanlış ve tutarsız analizler sürenler de oldukça azınlıkta kalmış bir durumda.
insan elbette bir şeyi eleştirirken yazılardan, makalelerden faydalanabilir. bunları bütünüyle kopyala-yapıştır yaparak gösterebilir de. ancak sen bunun dışında bir şey yapmıyorsun. sürekli farklı başlıklar ve konular altında aynı şeyleri kopyala-yapıştır yapıp duruyorsun. ''eleştirilerini'' düzgün ve oturaklı bir zemine, örneklere, tarihsel noktalara dayandırmadan
verilen cevaplara kayıtsız kalıp buna sürekli aynı şekilde devam ediyorsun. hiç bir yeni yorum, hiç bir özgün düşünce geliştirmiyorsun. bende bu kopyala-yapıştır yöntemlerine sürekli ve sürekli devam ettirmenin trollükten başka bir şey olmadığını söylüyorum.
ayrıca ibrahim kaypakkaya'yı çok sevdiğimi de belirteyim parantez içerisinde.
Bu ne yaman celiski!!!
"kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini"
Nerde geciyor bu? Ornek olarak alinti yaparmisiniz?
eğer bu tezleri doğru düzgün okuyup anlasaydın zaten bunu sorma ihtiyacı hissetmezdin.
Bütün bunlar şunu gösteriyor ki, Milli Kurtuluş Savaşı'nın önderliği, ta başından itibaren İttihat ve Terakki içindeki Türk komprador büyük burjuvazisinin, toprak ağalarının ve tefecilerin eline geçmiştir. Bu sınıfları, kurtuluş savaşına iten sebepleri biraz yukarıda Şnurov yoldaş açıklamaktadır...
http://wikisosyalizm.org/%C4%B0brahim_Kaypakkaya_-_Se%C3%A7me_Eserler:Kemalist_Devrime_%C3%96nderlik _Eden_S%C4%B1n%C4%B1flar
Engels bir konu isleyip yayinladiktan sonra.. Hegel siddetle tepki gostermis, bunu ben filan tarihte dile getirdim, Engels benim dusuncelerimi yayinliyor vs vs.
Engels sunu aciklar, sizin boyle bir yazinizi okumadim ve bilmiyorum, Eger boyle bir yazi ve yorumunuz varsa... Dunya Halklari Adina Size Bin Kere Tesekkur ediyorum der....
Bu baskoylu nasıl birisi diye sorsalar "masalcı birisi" derim; işte bir masalı. Engel ile Hegel...
Yahu Hegel 1831 yılında ölmüş. Engels ise 1820 yılında doğmuş. Engels Hegel'in yazısından 11 yaşından önce mi kopya çekmiş de Hegel ona tepki göstermiş?! :)
Bu baskoylu böyle biri işte... Doktorluğu "bitirmiş", şimdi de beni bitirdi, gülmekten!.. :)
Saint-Just
27-09-2017, 16:43
Bu baskoylu nasıl birisi diye sorsalar "masalcı birisi" derim; işte bir masalı. Engel ile Hegel...
Yahu Hegel 1831 yılında ölmüş. Engels ise 1820 yılında doğmuş. Engels Hegel'in yazısından 11 yaşından önce mi kopya çekmiş de Hegel ona tepki göstermiş?! :)
Bu baskoylu böyle biri işte... Doktorluğu "bitirmiş", şimdi de beni bitirdi, gülmekten!.. :)
belkide hegel ya da engels'den birisi aslında farklı biridir yada ikiside farklıdırda bu onlara ithafen efsaneleşmiş olabilir. yada baskoylu kahramanlardan birisini yada ikisini birden yanlış hatırlıyor. ben bu hikayeyi doğru olarak kabul ederek, yorum yaptım. yani doğum yıllarına falan hiç dikkat etmedim :)
belkide hegel ya da engels'den birisi aslında farklı biridir yada ikiside farklıdırda bu onlara ithafen efsaneleşmiş olabilir. yada baskoylu kahramanlardan birisini yada ikisini birden yanlış hatırlıyor. ben bu hikayeyi doğru olarak kabul ederek, yorum yaptım. yani doğum yıllarına falan hiç dikkat etmedim :)
Ben de Hegel'in Marks ve Engels'den daha önce yaşadığını tahmin ediyordum, baskoylu'nun yazısındaki bu kısmı görünce bir bakayım dedim.
Masal anlatıcısı baskoylu yaşı gereği mi, başı gereği mi ne, pek çok şeyi birbirine karıştırıyor. Hegel, Engels, daha kimbilir kimi ve neyi karıştırdı? :)
Şimdi düşündüm de, acaba baskoylu tıbbı bitirdiğini söylerken de karıştırmış olabilir mi?! :)
Saint-Just
27-09-2017, 17:15
Türkiye de bu hep yanlış anlaşılmıştır.
Komünistlerin hedefi bir şeyi aşmak değil yıkmaktır. Yıktıklarında yerine koyacakları yepyeni bir şeydir eskisiyle alakası olmayan yeni bir şey.
Kemalizm le geçici ittifak sağlanır, ama onu aşmak diye bir düşünce asla olmaz. Çünkü Kemalizm in elinde çok devrimci kanı vardır 12 mart 12 eylül kemalizm adına yapılan darbelerdir bu darbeler bir çok devrimcinin boynuna ip astı bir çok devrimciyi katletti.
Kemalistler her zaman devrimcilere ağabeylik yapmasını sevmiştir ama devrimciler rüştünü isbat etti artık bir ağabey e ihtiyaçları kalmadı onun için onlara neyi aşarak bir yere varacaklarını söylememeliler.
Kemalistler kendi yanlışlarını ve kendilerinin aşması gereken yerleri anlamalı söyledikleri ve yaptıklarına bakıldığında aşamadığı çok şey olduğunu göreceklerdir.
Çok Savundukları laikliği bile uygulamışlar mı baksınlar.
Artık kimse kimseye akıl vermesin ne yapacağını söylemesin. Sadece kiminle nereye ve hangi amaçla ne kadar birlikte olunur onu hesaplasın.
Devrimcilerin amacı özel mülkiyetçi düzeni yıkmak ortak mülkiyeti toplumun önüne koymaktır. Devrimciler bütün sömürücülerden hesap soracaktır sömürüsüz adil ve eşitlikçi bir düzen kuracak . İşte Kemalistler bu söylediğim her şeye karşılar ve bunu tarihleri boyunca yaptılar.
aşmak veya yıkmak, yine kelimelere bu kadar takılmak bu kadar önemlimidir?
bende sizinle tamamen aynı görüşteyim. kemalistlerin en azından sol kesiminin bugün sosyalistlerin en büyük müttefiki olduğunu ve geçici bir ittifak yapilabileceğini düşünüyorum.
şu devrimcilere ''ağabeylik'' mevzusunu hakikaten kemalistlerin çoğu kesiminde görebilirsiniz. bugün bile tartıştığım bazılarında ''komünizm gelecekse onuda biz getiririz'' anlayışı hakim. gerçektende söylediğiniz gibi onların daha aşamadığı çok şey var.
12 mart veya 12 eylül'ü kemalistler mi yaptı gerçekten? bu tartışmaya açık bir konu. dürüst konuşmak gerekirse bunun hakkında bir fikir belirtemiyorum. çünkü bunun üzerine çok fazla okumadım ve net bir düşünceye sahip değilim.
bu islamcı-muhafazakar çeteye karşı kemalistlere daha bir yakın hissediyorum sadece.
Baskoylu
28-09-2017, 03:51
Baskoylu; Engels bir konu isleyip yayinladiktan sonra.. Hegel siddetle tepki gostermis, bunu ben filan tarihte dile getirdim, Engels benim dusuncelerimi yayinliyor vs vs.
Engels sunu aciklar, sizin boyle bir yazinizi okumadim ve bilmiyorum, Eger boyle bir yazi ve yorumunuz varsa... Dunya Halklari Adina Size Bin Kere Tesekkur ediyorum der.....Engels`in Hegel`den yaptigi alintiyi Genclik donemlerimde okumus olup, boyle hatirlamam ve kaleme almamdan dolayi Degerli dostlardan Ozur dilerim...
Dogru olan, Engels`in Hegelden aldigi alintiya Hegelciler tarafindan, Engels`e tepki verilmesinden dolayi Engels; Hegelcilere, Hegeli takip eden biri olarak Hegel`in boyle bir yazisini okumama ragmen, Eger boyle bir yazi ve yorumu varsa Dunya Halklari Adina Kendisine Bin Kere Tesekkur Ediyorum Der....
Zaten Diyalektik Materyalizm felsefi gelenegi olarak, Karsit egilimleri ve catismalariyla bilimsel olarak Hegel`den diyaletigi ve Feuerbach`tan da materyalizmi alarak, her iki teorinin kendinde tasidiklari teorik sorunlarin feslefi olarak yeni bir duzenleme ve anlasilir olarak savunulmustur.
Sonuc olarak Diyalektigin degisimci teorisi ile materyalimin maddeci aciklamasi birlesitirilmistir....
Georgi Plehanov ve Ilyic Lenin Diyalektik Materyalizmi kendi yazdiklari eserlerinde gelistirmeye calistilar.
Diyalektik Materyalizm terimini Engels`in son yillarinda ilk kaleme alan Georgi Plehanov dur....
Yani Georgi Plehanov`un kullandigi bir terimdir....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
12 mart veya 12 eylül'ü kemalistler mi yaptı gerçekten? bu tartışmaya açık bir konu. dürüst konuşmak gerekirse bunun hakkında bir fikir belirtemiyorum. çünkü bunun üzerine çok fazla okumadım ve net bir düşünceye sahip değilim.
bu islamcı-muhafazakar çeteye karşı kemalistlere daha bir yakın hissediyorum sadece.
Sn finneas.
12 eylülü biliriz Atatürkle yatıyor Atatürkle kalkıyorduk ve ceza evlerinde işkencelerde niçin Atatürkçü olmadığımız dan işkence gördük
Elbette Mustafa Kemal başka Kemalistler başkadır İzim kendine rehber ettiğin kişi veya felsefecinin yolundan yürümektir. Ama bu yürüyüş şartlar değiştiğinde adımlar ayak izleri de değişir onun için izinden yürüyenler giderek izinden yürüdüğünü söylediği kişiden uzaklaşır.
K.Marks ın bir sözü çok hoşuma gider Ben Marksist değilim der. İst olduğunda bazı amaçların için kullanım malzemesi olursun.
İşte 12 martçılar 12 Eylülcülerde o kadar Atatürkçü.Aslında NATO cu Kont Gerillacı Ama kendilerini Kemalist olarak ifade ediyor onları inkar eden Kemalist te yok.
Bu gün sosyalistlere Kemalizm i aşın tavsiyesinde bulunanlar önce kandileri aşmalı ki zaten aşmak onların işi. Sosyalistler Lenin i Stalin i aşacaklar aşmak onlara dünyayı daha iyi görmeyi sağlar yoksa bağnaz dincilere dönerler. Devrimci olacaklarına muhafazakar olurlar.
bu islamcı-muhafazakar çeteye karşı kemalistlere daha bir yakın hissediyorum sadece
Bende senin gibi düşünüyorum demokrasi, liyakat (laiklik)bireyi daha fazla geliştirir bilimi daha fazla ön plana çıkarır.
Engels`in Hegel`den yaptigi alintiyi Genclik donemlerimde okumus olup, boyle hatirlamam ve kaleme almamdan dolayi Degerli dostlardan Ozur dilerim...
Dogru olan, Engels`in Hegelden aldigi alintiya Hegelciler tarafindan, Engels`e tepki verilmesinden dolayi Engels; Hegelcilere, Hegeli takip eden biri olarak Hegel`in boyle bir yazisini okumama ragmen, Eger boyle bir yazi ve yorumu varsa Dunya Halklari Adina Kendisine Bin Kere Tesekkur Ediyorum Der....
Zaten Diyalektik Materyalizm felsefi gelenegi olarak, Karsit egilimleri ve catismalariyla bilimsel olarak Hegel`den diyaletigi ve Feuerbach`tan da materyalizmi alarak, her iki teorinin kendinde tasidiklari teorik sorunlarin feslefi olarak yeni bir duzenleme ve anlasilir olarak savunulmustur.
Sonuc olarak Diyalektigin degisimci teorisi ile materyalimin maddeci aciklamasi birlesitirilmistir....
Georgi Plehanov ve Ilyic Lenin Diyalektik Materyalizmi kendi yazdiklari eserlerinde gelistirmeye calistilar.
Diyalektik Materyalizm terimini Engels`in son yillarinda ilk kaleme alan Georgi Plehanov dur....
Yani Georgi Plehanov`un kullandigi bir terimdir....
Wikipedia'dan bakıp bu bilgileri neden buraya yarım yamalak da olsa aktardığını anlamadık sanma; hafızanda sorun olmadığını ispatlama derdindesin. Ama buna gerek yok, biz senin hafızanla değil, kafa yapınla, zihniyetinle, ardniyetinle kavgalıyız.
Özür dileyeceksen bunlar için özür dile, konumuzla alakasız bir bilgiyi yalan yanlış burada paylaşman nedeniyle değil.
Sâhi tıbbı "bitirdin" mi? O da bir gençlik dönemi yanılgısı olabilir mi? :)
Baskoylu
28-09-2017, 15:18
Sayin Nero,
Konulara ve yorumlara farkli dusunce, bilgi ve birikiminiz varsa yazin.
Fikirler catissin.
Sizin surekli yaptiginiz Kisisel satasma ve kisisel saldiridir..
Daha Fazla Ahlaksizlik yapmayin.
Sayin Nero,
Konulara ve yorumlara farkli dusunce, bilgi ve birikiminiz varsa yazin.
Fikirler catissin.
Sizin surekli yaptiginiz Kisisel satasma ve kisisel saldiridir..
Daha Fazla Ahlaksizlik yapmayin.
Kızgınlığını saklayamamışsın son cümlende. :)
Seni kızdırmış olmaktan memnunum.
Fikirlerin çatışmasına gelince... sana 4 adet basit soru sordum. Onlara hâlâ cevap vermiş değilsin. Bak bu başlık tam da o soruların konusu olan yer. O halde 4 sorumu cevapla işte.
Fikirlerimiz çatışsın...
Baskoylu
28-09-2017, 16:25
#1 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=465987&postcount=1)
#138 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=610322&postcount=138)
#161 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=610538&postcount=161)
#139 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=610323&postcount=139)
#140 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=610324&postcount=140)
#141 (http://turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=610325&postcount=141)
Sizin tarafinizdan degilde, Baska forumda soru soran uyenin cevabi yukarida ki linklerde ve bir cok yorumda mevcuttur, buralarda hem fikir olmadiginiz ve baska forumda sorulan soruya akliniz ermiyorsa, Benim beynim sadece Dinci Yobazlik icin calistigindan dolayi, biraz daha benim anliyacagim sekilde aciklarmisin dersen.. sorun olmaz....
Sayin Nero.
Siz ve sizin gibiler kiliktan kiliga girmenizin ve forumdan foruma gezmezin temel sebebi..
Fasist Duzen Tarafindan gorevlendirilip, Fasist Devletin Muhbirligini yapmaktir.
Sen ve senin gibiler yapmis oldugunuz bu gorev karsisinda duzenli olarak ucretinizi aliyorsunuz.
Bu Forumda gorevli, yetkili ve forum katilimcilarin verdigi mucadele farkliliklari paylasmak adina verilen mucadeledir.
Dolayisiyla sizin goreviniz Fasist Duzen ve Onun Gerici, Bagnaz, Yobaz ve Vahsi Dini olan Islam hakkinda yazilan yorumlari farkli taktiklerle gah kisisellestirme Gah Saldirma, Gah kiliktan kiliga girip igrenc kufurler vs vs vs
Senin sordugun soru olmadigi baska forumdan copy-paste yaptigini ve orda yine kiliktan kiliga girdigini itraf etmen, burada kiliktan kiliga girdigini de baska forumda aciklaman supriz olmiyacagini dusunuyorum. CUNKU DEVLETIN GOREVLI ELEMANISINIZ...
Sosyalist oluyorsun!!
Sosyalist dusmani oluyorsun!!
Demokrat oluyorsun!
Demokrasi dusmani oluyorsun!!
Kemalist oluyorsun!!
Kemalizmi Sevmiyorsun!!
Dinci oluyorsun?
Dinci gorunmemeye calisiyorsun! vs vs vs.
Ya Dissosiyatif kisilik bozukluguna sahipsiniz, yada yukarida belirttigim gibi Duzen tarafindan gorevlendirilmis kisisiniz.
Sizden Ricam Benden Uzak Durun...
Cunku sizin neye hizmet ettiginizi biliyorum...
Sizden Ricam Benden Uzak Durun...
Cunku sizin neye hizmet ettiginizi biliyorum...
Sizden uzağım zaten. Ama forumdaki tahripkâr varlığınızın da karşısında yer alacağım.
Size sorduğum 4 basit ve makul soruya aynı basitlikte, kısa kısa 4 cevap rica ediyorum. Size ait olsun bu cevaplar. Çünki o 4 soru bana ait.
Başka birinin sorularını kopyalayıp burada kendi sorummuş gibi gösterecek kadar ahlak düşkünü birisi değilim. Cümle kurmada ve kendimi ifade etmede sorunum olmadığını anlamış olmanız gerekirdi.
Bu nedenle bana karşı öyle uzun uzun, okunmayan ve okunamayan cümleler barikatıyla savunmaya geçeceğinize, lütfen size ait olan kısa ve makul cevapları verin ve artık sadece fikir tartışması yapalım.
Sorularımı tekrar edeyim, herkese kolaylık olsun:
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
Saint-Just
29-09-2017, 21:25
K.Marks ın bir sözü çok hoşuma gider Ben Marksist değilim der. İst olduğunda bazı amaçların için kullanım malzemesi olursun.
marx o sözü senin kullandığın anlamda söylemiyor. hatırladığım kadarıyla yazdığı bir mektupta, ya lafargue'nin ''tembellik hakkı'' kitabına karşı yada fransız marksistlerinin yazdıklarına ve tutumlarına karşı tepki olarak ''eğer marksizm buysa ben marksist değilim'' şeklinde tepki gösteriyor.
Saint-Just
29-09-2017, 21:53
bu arada ''kemalizm'in altı oku ve gerçekler'' makalelesinin alıntılandığı site olan marksist.net, troçkist bir oluşumdur. troçkizm'de ciddi sol çevrelerde ciddiye alınan bir akım değildir ve hatta ''sapma'' olarak değerlendirilir. özellikle cliff ve dsip benzeri oluşumlar ve kişiler ise benim sadece midemi bulandırmaktadır. ilginç olan alıntıları yapan kişinin de troçki'den hazzetmemesi.
neyse biz baskoylu'ye, mustafa kemal'e ve kemalizm'e açtığı kopi pastacı savaşda başarılar dileriz. ''konuyla alakası yok ama yazılanlara cevap veremiyorum zaten, biraz viki'den bakıp diyalektik materyalizm hakkında falan şeyler yazayımda sol hakkında cahel sanmasınlar'' diye harcadığı çabayı gerçekten diyalektiği öğrenmeye harcasaydı bunlar yaşanmazdı zaten.
neyse biz baskoylu'ye, mustafa kemal'e ve kemalizm'e açtığı kopi pastacı savaşda başarılar dileriz. ''konuyla alakası yok ama yazılanlara cevap veremiyorum zaten, biraz viki'den bakıp diyalektik materyalizm hakkında falan şeyler yazayımda sol hakkında cahel sanmasınlar'' diye harcadığı çabayı gerçekten diyalektiği öğrenmeye harcasaydı bunlar yaşanmazdı zaten.
Okulu da kopya çekip bitirdiyse... alışkanlık yapmıştır tabii... Ezberci eğitim sistemimizin acı sonuçları... :)
Saint-Just
29-09-2017, 22:22
Okulu da kopya çekip bitirdiyse... alışkanlık yapmıştır tabii... Ezberci eğitim sistemimizin acı sonuçları... :)
bunun üzerinden yüklenmeye çalışmak doğru değil. gerçekten söylediği gibi yurtdışında tıp bitirmiş olabilir belli olmaz.
ama bu gerçek olsa da, olmasa da, her iki durumda da biraz ''beni önemseyeceksiniz, saksı değilim ben'' türü bir şey seziliyor yine konuyla alakasız yerlerde yazıldığından. sadece bu gerçek değilse durum daha da vahim oluyor. çünkü (eğer yanlışsa) böyle bir yalanla kendini ispat etmeye çalışıyor. kendisine tavsiyem elinden geldiğince kendiyle ilgili dürüst olması. ilköğretim mezunu bile olsa (ki bende öyleyim) kimse onu küçümseyecek değil. önemli olan (bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp hesabı) yine kendini geliştirmek, öğrenmek veya yükselmek için çaba harcamaktır. ki etrafınıza bakarsanız üniversite bitirmiş ama cahil olan (ve hatta adam olamayan) çok kişiye rastlarsınız. ama bunlar biraz derin konular olduğundan uzatmıyorum. :)
Karaiskakis
29-09-2017, 22:29
bunun üzerinden yüklenmeye çalışmak doğru değil. gerçekten söylediği gibi yurtdışında tıp bitirmiş olabilir belli olmaz.
ama bu gerçek olsa da, olmasa da, her iki durumda da biraz ''beni önemseyeceksiniz, saksı değilim ben'' türü bir şey seziliyor yine konuyla alakasız yerlerde yazıldığından. sadece bu gerçek değilse durum daha da vahim oluyor. çünkü (eğer yanlışsa) böyle bir yalanla kendini ispat etmeye çalışıyor. kendisine tavsiyem elinden geldiğince kendiyle ilgili dürüst olması. ilköğretim mezunu bile olsa (ki bende öyleyim) kimse onu küçümseyecek değil. önemli olan (bilmemek ayıp değil öğrenmemek ayıp hesabı) yine kendini geliştirmek, öğrenmek veya yükselmek için çaba harcamaktır. ki etrafınıza bakarsanız üniversite bitirmiş ama cahil olan (ve hatta adam olamayan) çok kişiye rastlarsınız. ama bunlar biraz derin konular olduğundan uzatmıyorum. :)
Bilgin yok, fikrin var! Konuyla ilişkili olarak söyleyebileceğin, o sınırlı kapasitenin elvereceği bir şey var ise ortaya koyda cevabını verelim. 2 sayfadır ufak bir bilgi kırıntısı bile taşımayan, saçma sapan, karşındaki ile polemik yapmaktan öteye geçmeyen iletiler yolluyorsun. Ne konuyla ne de konu başlığı ile ilintili tek bir cümlen yok. Eğer Başköylü ile kişisel problemlerin varsa özel mesaj yolu ile hallet.
Saint-Just
29-09-2017, 22:34
Bilgin yok, fikrin var! Konuyla ilişkili olarak söyleyebileceğin, o sınırlı kapasitenin elvereceği bir şey var ise ortaya koyda cevabını verelim. 2 sayfadır ufak bir bilgi kırıntısı bile taşımayan, saçma sapan, karşındaki ile polemik yapmaktan öteye geçmeyen iletiler yolluyorsun. Ne konuyla ne de konu başlığı ile ilintili tek bir cümlen yok. Eğer Başköylü ile kişisel problemlerin varsa özel mesaj yolu ile hallet.
heyt bea bedevi. gene bitirdin bizi :D
heyt bea bedevi. gene bitirdin bizi :D
Fazla belli ediyor. :)
Ben ki kimseyi bilmeden itham etmem, bunda yazmadan duramadım. :)
Saint-Just
29-09-2017, 22:44
Fazla belli ediyor. :)
Ben ki kimseyi bilmeden itham etmem, bunda yazmadan duramadım. :)
yine hemen hemen eminim diyelim :) öyle olmasa bile provokatör olduğu kesin.
Vefik Sami
29-09-2017, 23:07
bunun üzerinden yüklenmeye çalışmak doğru değil. gerçekten söylediği gibi yurtdışında tıp bitirmiş olabilir belli olmaz.
Siyasi çizgisi ya da dinsel tercihi farklı olan insanların inançlarını, siyasi çizgilerini eleştirmek ayıp ya da kusur değil. Yapıcı, yararlı eleştiriler her zaman faydalıdır. Soru, insanın zihnini kemiren kurttur. Muhatabınızı yazdıklarınızla iknâ edemeseniz de okudukları üzerinden içine bir "kurt" düşürmüşseniz, artık o kişi cevabı bulmadan rahat edmez.
Eleştiri böyle olursa yararlı ve yapıcı olur.
Ne var ki bu "zât-ı muhterem" insanları düşünmeye, uyandırmaya sevk etmek yerine, onları kışkırtıyor, kinlendiriyor ve nihayet toplumdaki kutuplaşmaların daha da keskinleşmesine yol açacak tarzda yazılar yazıyor. Bahsettiğim stratejiyi uygularken son derece etkin ve mahâretli görünen sn. Baskoylu; sergilemiş olduğu sinsi eylemler açık edilince de salağa yatıyor. Kendisine yöneltilen ithamlar karşısında savunmasını yaparken, ilkokul terk biri düzeyinde yazıp "Tıpı" bitirdim" demesi de bir kamuflaj taktiği...
yine hemen hemen eminim diyelim :) öyle olmasa bile provokatör olduğu kesin.
Valla "provokatör" mü, yoksa kendince eğlenen biri mi bilmem.
Zaman zaman "Vefik dayı" diye söze başlayıp bana da salladığı oldu.
Ama; şurası muhakkak ki adam boş biri değil.
Dalgsını geçse de kanım ısındı kerataya...
"Stockholm Sendorumu" gibi bir şey.
Karaiskakis
29-09-2017, 23:14
heyt bea bedevi. gene bitirdin bizi :D
Ne kadar seviyesizsiniz!
Saint-Just
29-09-2017, 23:16
Siyasi çizgisi ya da dinsel tercihi farklı olan insanların inançlarını, siyasi çizgilerini eleştirmek ayıp ya da kusur değil. Yapıcı, yararlı eleştiriler her zaman işe faydalıdır. Soru, insanın zihnini kemiren kurttur. Muhatabınızı yazdıklarınızla iknâ edemeseniz de okudukları üzerinden içine bir "kurt" düşürmüşseniz, artık o kişi cevabı bulmadan rahat edmez.
Eleştiri böyle olursa yararlı ve yapıcı olur.
Ne var ki bu "zât-ı muhterem" insanları düşünmeye, uyandırmaya sevk etmek yerine, onları kışkırtıyor, kinlendiriyor ve nihayet toplumdaki kutuplaşmaların daha da keskinleşmesine yol açacak tarzda yazılar yazıyor. Bahsettiğim stratejiyi uygularken son derece etkin ve mahâretl görünen sn. Baskoylu; sergilemiş olduğu sinsi eylemler açık edilince de salağa yatıyor. Kendisine yöneltilen ithamlar karşısında savunmasını yaparken, ilkokul terk biri düzeyinde yazıp "Tıpı" bitirdim" demesi de bir kamuflaj taktiği...
kesinlikle, bende sizin gibi düşünüyorum. bu ''tıp bitirme'' meselesini ve baskoylu'nun nasıl biri olduğunu siz benden çok daha iyi açıklamışsınız. o yüzden bu tür yöntemlere yönetimin izin vermemesi gerektiğini söyledim.
Baskoylu
30-09-2017, 05:49
Siyasi çizgisi ya da dinsel tercihi farklı olan insanların inançlarını, siyasi çizgilerini eleştirmek ayıp ya da kusur değil. Yapıcı, yararlı eleştiriler her zaman faydalıdır. Soru, insanın zihnini kemiren kurttur. Muhatabınızı yazdıklarınızla iknâ edemeseniz de okudukları üzerinden içine bir "kurt" düşürmüşseniz, artık o kişi cevabı bulmadan rahat edmez.
Eleştiri böyle olursa yararlı ve yapıcı olur.
Ne var ki bu "zât-ı muhterem" insanları düşünmeye, uyandırmaya sevk etmek yerine, onları kışkırtıyor, kinlendiriyor ve nihayet toplumdaki kutuplaşmaların daha da keskinleşmesine yol açacak tarzda yazılar yazıyor. Bahsettiğim stratejiyi uygularken son derece etkin ve mahâretli görünen sn. Baskoylu; sergilemiş olduğu sinsi eylemler açık edilince de salağa yatıyor. Kendisine yöneltilen ithamlar karşısında savunmasını yaparken, ilkokul terk biri düzeyinde yazıp "Tıpı" bitirdim" demesi de bir kamuflaj taktiği...
Valla "provokatör" mü, yoksa kendince eğlenen biri mi bilmem.
Zaman zaman "Vefik dayı" diye söze başlayıp bana da salladığı oldu.
Ama; şurası muhakkak ki adam boş biri değil.
Dalgsını geçse de kanım ısındı kerataya...
"Stockholm Sendorumu" gibi bir şey.
Sayin Vefik Sami.
Tipi bitirme vaya baska bir dalda uzman olma olgusunu Bir Branch veya bir meslek dali olarak size ilettim.
Anlama ve Algilama Kapasiteniz bu iste!!
Sizin ahlaksizca Bana Yonelik Yaptiginiz igrenc kufurun Cevabiydi,
Yani sorun olmadigi halde,
Size karsi kem soz kullanmadigim halde,
Sizinle tartismadigim halde, Durup dururken bodaslama bir sekilde kisilik bozuklugunuzu size aciklamak istedim... Ama siz bunu da anliyacak beyine sahip degilsiniz...
Pir Sultandan ornek verdim.
Vali olup da, babasini ayagina getiren Validen ornek verdim... Yine anlamadiniz!!!
Yani Siz degil yazi tura ogretmeni, isterseniz uzaya gidip geri gelin... Kullandiginiz kufurle, Adam Olamazsiniz... demek istedim.
Benim neyi bitirdigim, meslegimin ne oldugunu ne olabilecegini, anlamak veya algilamak yerine, Size verilen cevapta birazcik olsun insan olma adina aynaya bakip kendinizi gormenizi onermistim...
Sizin beyniniz Kufur ve Hakaretlere calisir...
Daha once de dedigim gibi..
Sen ve senin gibiler SOZUN BITTIGI YERDESINIZ...
Baskoylu
30-09-2017, 06:10
bu arada ''kemalizm'in altı oku ve gerçekler'' makalelesinin alıntılandığı site olan marksist.net, troçkist bir oluşumdur. troçkizm'de ciddi sol çevrelerde ciddiye alınan bir akım değildir ve hatta ''sapma'' olarak değerlendirilir. özellikle cliff ve dsip benzeri oluşumlar ve kişiler ise benim sadece midemi bulandırmaktadır. ilginç olan alıntıları yapan kişinin de troçki'den hazzetmemesi.
neyse biz baskoylu'ye, mustafa kemal'e ve kemalizm'e açtığı kopi pastacı savaşda başarılar dileriz. ''konuyla alakası yok ama yazılanlara cevap veremiyorum zaten, biraz viki'den bakıp diyalektik materyalizm hakkında falan şeyler yazayımda sol hakkında cahel sanmasınlar'' diye harcadığı çabayı gerçekten diyalektiği öğrenmeye harcasaydı bunlar yaşanmazdı zaten.
Sayin finneas;
Özgür Doğan`in dogru tespitleri veya size gore yanlis olan tespitlerini tartismak yerine, onlari kendi bildiginiz dogrularla curutmek yerine,
Onun veya O sitenin Trockist site veya Trockist dusunce sahip biridir, ciddiye alinmaz, ciddiye almayin gibi yaygara yapmak yerine, yaziya yonelik katilmadiginiz konuda tartismak daha dogru bir yaklasim olmazmi?
Kendi fikir ve dusuncelerimin yani sira yapilmis olan dogru tahlilerinde forum katilimcilarinin tartismasina veya konu uzerine herkesin kendi fikir ve dusuncesini aciklamasi dogru bir yaklasim degilmidir?
Yukaridaki soylemleriniz Kahvede ve sokak baslarinda ulu orta baskalarinin dedikodusunu yapmak birilerini cekistirmekten oteye gitmiyen bir yaklasiminiz siz ve sizin gibileri nereye goturur?
Hem Irkci olacaksiniz!!
Hemde Sosyalist!
Hem Dine karci olacaksiniz!!!
Hemde Dinci yobozlarla ele ele vereceksiniz!!!
Turkiyede, Turkiye halklarin dusmanini savunacaksiniz!!
Hemde Halktan biri olacaksiniz!!!
Hem Milliyetci olacaksiniz!!!
Hemde Demokrat ve ilerici goruneceksiniz!!
1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini kutliyacaksiniz!!
Hemde I1 Mayis Dunya Emekciler Bayramini, Bahar bayramini yapani SAVUNACAKSINIZ!!!!
Ataturk; Turkiye sinirlari icinde Soykirim yapmismidir? Yapmistir, kanitlarim.
Ataturk; Adolf Hitler ve Mussolini gibi Irkcilari golgede birakmismidir? Birakmistir, Belgelerim.
Ataturk; Toplu katliam, Cinayet, Yargisiz Infaz, Idam ve toplu tutuklamalarin mimarimidir? Mimaridir, Belgelerim.
Ataturk; Halka yonelik hic bir Yenilik (Devrim) yapmadigi, Milli Burjuva Yenilikler (devrimler) yaptigini kanitlarim.
Ataturk; Kendi yaveri olan ve susturulmasi gerektigini bildiginden dolayi, Kellesi Koparildigi halde, Ayaklarindan asmismidir? Astirmistir, Belgelerim.
Ataturk, hic bir soylevi ve nutkunda Demokrasi, Sosyal Demokrasi veya Ilerici gibi bir cumle cikmismidir? hayir belgeliyen varsa buyrun...
Ataturk; Dinci yobaz nutuklari varmidir? Var, belgelerim....
Ataturk; Fasist Franco yu Yaptigi Katliamlardan Dolayi Tebrik etmismidir? Etmistir, Belgelerim.
Ataturk; Kendisine karsi cikan ve gelen kim olursa olsun, Katletmismidir? katletmistir belgelerim.
Ataturk; Mustafa Suphi ve Yoldaslarini hunarca katletirmismidir? ettirmistir, belgelerim.
Ataturk`un yandaslari ve en yakin arkadaslari IRKCI, MILLIYETCI FASISIT YAPIYA SAHIPMIYDI? Sahipti. Belgelerim.
Ataturk`un ilerici ve aydin bir arkadasi varmiydi? yoktu. Irkci olmiyanlara yasam hakki tanimadi.
Ataturk`un kurdugu Cumhurriyet, yani Generaller Tayfasi ile 1946 ya kadar ASKERI FASIST DIKTATORLUKLE YENETILMISTIR.
12 Eylul Askeri Fasist Cunta... Kemalizmin kurtugu Cumhurriyetin yaninda ufacik bir kivilcimdir....
Sonuc olarak Kemalizm hakkinda, Belge, Kaynak, Delil ve Canli tanik olarak oldukca genis aciklamalar var... Bunlari curutebilecek Bilgi, Bilinc, Cesaret ve Yurek varsa... Bunlarin karsinda ezilmiyecek bir durusunuz varsa.. Hodro Meydan.
Yok degilse iyi bir dinleyici ve izleyici olmayi becerin...
KEMALIZMI SAVUNANLAR; Birakin Marksist, Leninist, Sosyalist, Sosyal Demokrat, Devrimci, Ilerici, Aydin olmayi.... Demokrat olmayi bile beceremiyecek kadar GIZLI IRKCI BIR YAPIYA SAHIP OLMAKTIR.
Saygilarimla.
Sorularımı tekrar edeyim, herkese kolaylık olsun:
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
2- Altı ok belli: halkçılık, milliyetçilik, devletçilik, devrimcilik, laiklik, cumhuriyetçilik... bunların hangisi feodalitenin ideolojisi olabilir?
3- Marksizm-leninizme göre faşizm, tekelci burjuvazinin en gerici, en saldırgan kesiminin ideolojik-politik programıdır. bu doğruysa, nasıl oluyor da komprodor burjuvaziyle feodalitenin ideolojisi faşizm olabiliyor?
4- Türkiye'de feodalite olduğu sonucuna kapsamlı bir araştırma yaparak mı ulaşıldı? eğer öyleyse, aradan geçen 50 yılın ardından bu araştırmanın yenilemesi gerektiğini düşünür müsünüz? hani diyalektiğin yasası ne der, bilirsiniz: her şey sürekli değişir.
Baskoylu, bu 4 basit ve masum sorumu neden cevaplamıyorsun? Neden? Niçin? Niye?..
Uzun uzun alıntıları kopyala-yapıştır yoluyla aktarmak kolay oluyor, ama 4 tane soruya cevap vermek mi zor? Bu mu?..
Bâri tek bir tanesini cevapla. N'oooluuurrrr!... :)
Mesela 1. Soru veya 2. Soru. Bunlara makul, ikna edici cevaplar verir misin? Kısa, az ve öz... Mesela 2. Soruma "6 Ok'un (atıyorum) laiklik ilkesi feodalitenin ilkesidir" gibi...
Bu kadar basit bir seyi yapabilir misin? Çok rica ediyorum.
Eğer bu isteğimi yerine getirirsen, Vizontele'de Yılmaz Erdoğanın deyişiyle, "çok şahane olur!" :)
Karaiskakis
30-09-2017, 12:08
O zaman soralım:
1- Her sınıfın ayrı bir ideolojisi varsa nasıl oluyor da kemalizm, hem burjuvazinin hem de feodalizmin ideolojisi oluyor?
Ben Kaypakkaya'yı ve görüşlerini benimsemiyorum ama soruna ben cevap vereyim. Kaypakkaya ve onun çizgisini devam ettirerek 70'lerde Partizan dergisi etrafında örgütlenen güruhların bu konudaki görüşü şu şekilde olmuştur;
Geri kalmış ülkelerde kapitalizm ve feodalizm iç içe geçmiştir. Emperyalizmin ürünü olan yabancı sermaye, ülkedeki feodal kalıntıları ile işbirliği yaparak faaliyet gösterir. Bu gibi ülkelerde burjuvazi, feodal unsurların ortadan kalkması ile değil, onların içinden çıkarak veya onlarla ilintili olarak faaliyet gösterebilir. Zaten bu yüzden 70'lerde ki çoğu sol fraksiyon önlerine ilk hedef olarak Sosyalizmi değil, yarı feodal yarı sömürge olarak adlandırdıkları Türkiye'de ki bu feodal kalıntıları kaldırabilmek adına Milli Demokratik Devrimi ilk hedef olarak belirlemişlerdir. Milli Demokratik devrim, özünde toprak devrimini ihtiva eden burjuva demokratik bir devrime tekabül eder.
Ben Kaypakkaya'yı ve görüşlerini benimsemiyorum ama soruna ben cevap vereyim. Kaypakkaya ve onun çizgisini devam ettirerek 70'lerde Partizan dergisi etrafında örgütlenen güruhların bu konudaki görüşü şu şekilde olmuştur;
Geri kalmış ülkelerde kapitalizm ve feodalizm iç içe geçmiştir. Emperyalizmin ürünü olan yabancı sermaye, ülkedeki feodal kalıntıları ile işbirliği yaparak faaliyet gösterir. Bu gibi ülkelerde burjuvazi, feodal unsurların ortadan kalkması ile değil, onların içinden çıkarak veya onlarla ilintili olarak faaliyet gösterebilir. Zaten bu yüzden 70'lerde ki çoğu sol fraksiyon önlerine ilk hedef olarak Sosyalizmi değil, yarı feodal yarı sömürge olarak adlandırdıkları Türkiye'de ki bu feodal kalıntıları kaldırabilmek adına Milli Demokratik Devrimi ilk hedef olarak belirlemişlerdir. Milli Demokratik devrim, özünde toprak devrimini ihtiva eden burjuva demokratik bir devrime tekabül eder.
Ever, bunları biliyorum, ama bir ideoloji nasıl olur da birbirinden tamamen farklı iki sınıfin da ideolojisi olabilir? Mesela laiklik, cumruhiyetcilik, milliyetçilik, vb nasıl olur da feodal kesimlerin de ideolojisi olur?
Atatürk döneminde iki sınıfın ittifak ve işbirliği yaptığını söylese anlarım, yine katılmam tabii, ama anlarım.
Ama iki sınıfın ortak ideolojisi diyor.
Karaiskakis
30-09-2017, 12:31
Ever, bunları biliyorum, ama bir ideoloji nasıl olur da birbirinden tamamen farklı iki sınıfin da ideolojisi olabilir? Mesela laiklik, cumruhiyetcilik, milliyetçilik, vb nasıl olur da feodal kesimlerin de ideolojisi olur?
Atatürk döneminde iki sınıfın ittifak ve işbirliği yaptığını söylese anlarım, yine katılmam tabii, ama anlarım.
Ama iki sınıfın ortak ideolojisi diyor.
Eğer iki sınıfın çıkarları istisnai bir tarihsel süreçte birbiri ile çatışmıyor, hatta uzlaşıyor ise bu uzlaşmayı temsil eden bir ideoloji olabilir. Aslında her sınıfın bir ideolojisi vardır ifadesi yanlıştır. Mesela Cumhuriyetçilik kavramı, ona yüklenen farklı anlamlar doğrultusunda hem burjuvazi, hemde komünistler tarafından savunulabilmiştir. Bu sebeple her sınıfın bir ideolojisi olduğunu söylemek yerine her ideolojinin belirli sınıf ve sınıfların izlerini taşıdığı, onların çıkarlarını savunduğunu söylersek daha doğru bir tespitte bulunmuş oluruz.
Cumhuriyetçilik, laiklik gibi ilkeler ile feodalizmi temsil eden sınıfların nasıl uzlaştırılabileceği sorunada büyük ihtimal bu kavramların içlerinin boşaltıldığı, feodal kültürü tehdit etmeyecek kadar devrimci içeriğinden koparıldığını söyleyeceklerdir.
Eğer iki sınıfın çıkarları birbiri ile çatışmıyor, hatta uzlaşıyor ise bu uzlaşmayı temsil eden bir ideoloji olabilir. Aslında her sınıfın bir ideolojisi vardır ifadesi yanlıştır. Mesela Cumhuriyetçilik kavramı, ona yüklenen farklı anlamlar doğrultusunda hem burjuvazi, hemde komünistler tarafından savunulabilmiştir. Bu sebeple her sınıfın bir ideolojisi olduğunu söylemek yerine her ideolojinin belirli sınıf ve sınıfların izlerini taşıdığı, onların çıkarlarını savunduğunu söylersek daha doğru bir tespitte bulunmuş oluruz.
Cumhuriyetçilik, laiklik gibi ilkeler ile feodalizmi temsil eden sınıfların nasıl uzlaştırılabileceği sorunada büyük ihtimal bu kavramların içlerinin boşaltıldığı, feodal kültürü tehdit etmeyecek kadar devrimci içeriğinden koparıldığını söyleyeceklerdir.
Evet ama mesela Türkçe ezan gibi radikal uygulamaları nasıl açıklayacaklar acaba? Feodal ideolojiyle iç içe yaşayan kesimler gizli gizli arapça ezan okuyorlardı. Buna ne diyorlar acaba. :)
Her sınıfın ayrı ideolojisi lafı tam doğru değil, evet. Ama bunu marksizm veya bizdeki marksistler söylüyor.
Aslında bizde feodalite olduğu savı da doğru değil.
Karaiskakis
30-09-2017, 12:45
Evet ama mesela Türkçe ezan gibi radikal uygulamaları nasıl açıklayacaklar acaba? Feodal ideolojiyle iç içe yaşayan kesimler gizli gizli arapça ezan okuyorlardı. Buna ne diyorlar acaba. :)
Her sınıfın ayrı ideolojisi lafı tam doğru değil, evet. Ama bunu marksizm veya bizdeki marksistler söylüyor.
Aslında bizde feodalite olduğu savı da doğru değil.
Ezanın Türkçe okunması, feodal kültürün etkisi altındaki kimi kesimleri rahatsız etmiş olabilir. Fakat Türkçe ezan okunmasının özellikle kırsaldaki feodal ilişkilerin çözülmesi ve kaldırılması noktasında ne gibi bir etkisi olabilir ki? Eğer Kemalizm tüm büyük toprak sahipliğinin herhangi bir tazminat söz konusu olmadan kaldırıldığını, bu toprakların devletleştirildiğini veya küçük parçalar halinde toprağı olmayan köylüye dağıtılacağını bir politika olarak açıklayıp, uygulasaydı o zaman dediğin durum söz konusu olabilirdi. Fakat bu yapılmadığı gibi feodal ilişkilerde başta Doğu bölgeleri olmak üzere varlığını sürdürmüştür.
Ezanın Türkçe okunması, feodal kültürün etkisi altındaki kimi kesimleri rahatsız etmiş olabilir. Fakat Türkçe ezan okunmasının özellikle kırsaldaki feodal ilişkilerin çözülmesi ve kaldırılması noktasında ne gibi bir etkisi olabilir ki? Eğer Kemalizm tüm büyük toprak sahipliğinin herhangi bir tazminat söz konusu olmadan kaldırıldığını, bu toprakların devletleştirildiğini veya küçük parçalar halinde toprağı olmayan köylüye dağıtılacağını bir politika olarak açıklayıp, uygulasaydı o zaman dediğin durum söz konusu olabilirdi. Fakat bu yapılmadığı gibi feodal ilişkilerde başta Doğu bölgeleri olmak üzere varlığını sürdürmüştür.
Doğrudur. Buna katılıyorum. Ancak yine de ezanı Türkçe okutan, Batı kültürünü dayatmak ve yaymak için Türk sanat müziğini bile bir ara yasaklatan anlayış herhalde feodal ideolojiye uygun olmasa gerekir.
Belli ki bir aydınlanma kuşağı bunlar ve batı tipi, modernist, aydınlanmacı, çağdaşlaşması bir çizgiyi benimsemişler. Fedaileri tasfiye etmeyi gerçekçi bir hedef olarak görmüyorlar. Zaten güçleri sınırlı. Ayrıca o feodallerden bazılarını kapitalistleştirmeyi de sağlıyorlar. Amaç milyoneri, kapitalisti bol bir çağdaş ülke.
"Kemalizm, komprador burjuvazi ve toprak ağalarının kurduğu faşist diktatörlüğün, altı ok ile doktrine edilen ideolojisidir." İbrahim Kaypakkaya
------------------------
Bence tartışma özden uzaklaşmış detaylar üzerinden yapılmakta.
Öncelikle İ.Kaypakkaya Komprador burjuvadan söz ediyor. Aslında tartışma bu sınıftan başlamalı. Komprador burjuva başka (yabancı) sermaye hesabına çalışan yerli tüccar sınıfıdır. Bu sınıfın sermayesi yoktur başka (yabancı) sermayedarların hesabına belli pay karşılığında çalışır. Bu sınıf feodalizm in olduğu düzende de vardır.
Örneğin Osmanlı da etkin bir sınıftır.
Han düzeninde Çin çok büyük örnektir. Türkiye de Ermeniler Yahudiler bazı Rumlar ve onlarla iş birliği yapan türk ve çeşitli kökene ait kimseler bunu Osmanlı döneminde yapmıştır. Cumhuriyetin ilk yılarında da bu sınıflar etkindi. 6-7 eylül olaylarını hatırlamak gerekir.
Faşistlik, anti demokratik ırkçı ve tek ulusçuluk gibi kavramları da içine alan idolojik görüştür. Faşistle faşizm birbirine karıştırılmamalı.
Bunların bazıları olmasına rahmen Kemalizm i ben İ. Kaypakkayadan farklı anlıyorum
Karaiskakis
30-09-2017, 13:34
Han düzeninde Çin çok büyük örnektir. Türkiye de Ermeniler Yahudiler bazı Rumlar ve onlarla iş birliği yapan türk ve çeşitli kökene ait kimseler bunu Osmanlı döneminde yapmıştır. Cumhuriyetin ilk yılarında da bu sınıflar etkindi. 6-7 eylül olaylarını hatırlamak gerekir.
Yanlış! Osmanlı dönemindeki gayrimüslim burjuva unsurları komprador burjuvaziye tekabül etmez. Zira İngiliz, Fransız emperyalizmi ile ilintili, yabancı sermaye ihracı üzerinden hareket eden unsurlar değildir bunlar. Özellikle 16. ve 17. yüzyılda geniş Osmanlı coğrafyasının coğrafi konumunun sağladığı avtantajdanda yararlanarak gerçekleştirdikleri ticaret vasıtası ile sağladıkları sınırlı sermaye birikimi üzerinden gerçekleştirilen ekonomik girişimciliğin bir sonucudur Rum, Ermeni burjuvazisi. Sözünü ettiğin işlevi Osmanlı'da Levantenler görüyordu. Hatta Rumlar ile Levantenler arasında bu sebeple rekabet vardı. Özellikle Yunan işgali sırasında Levantenlerin hoşnutsuzluğuda bu rekabetin bir sonucuydu.
Bu sınıf feodalizm in olduğu düzende de vardır.
Örneğin Osmanlı da etkin bir sınıftır.
Bu sınıf feodalizmin olduğu düzende de vardır değil. Oradaki ''de'' eki fazla. Zira sadece feodalizmin kalıntılarının söz konusu olduğu, milli karakterde gelişen bir kapitalizmin söz konusu olmadığı, bu sebeple de yabancı sermaye akışına ihtiyaç duyulan bir düzende söz konusudur.
Faşistlik, anti demokratik ırkçı ve tek ulusçuluk gibi kavramları da içine alan idolojik görüştür. Faşistle faşizm birbirine karıştırılmamalı.
Ne gibi bir fark var?
Saint-Just
03-10-2017, 14:48
Sayin finneas;
Özgür Doğan`in dogru tespitleri veya size gore yanlis olan tespitlerini tartismak yerine, onlari kendi bildiginiz dogrularla curutmek yerine,
Onun veya O sitenin Trockist site veya Trockist dusunce sahip biridir, ciddiye alinmaz, ciddiye almayin gibi yaygara yapmak yerine, yaziya yonelik katilmadiginiz konuda tartismak daha dogru bir yaklasim olmazmi?
Kendi fikir ve dusuncelerimin yani sira yapilmis olan dogru tahlilerinde forum katilimcilarinin tartismasina veya konu uzerine herkesin kendi fikir ve dusuncesini aciklamasi dogru bir yaklasim degilmidir?
Yukaridaki soylemleriniz Kahvede ve sokak baslarinda ulu orta baskalarinin dedikodusunu yapmak birilerini cekistirmekten oteye gitmiyen bir yaklasiminiz siz ve sizin gibileri nereye goturur?
baskoylu o kadar iğrenç bir tartışma üslubun ve yöntemin varki, gerici yobazları bu konuda gölgede bırakırsın. tartışmayı bilimsel bir zemine çekmek için yapılan bütün eleştirel sorulara ve verilen cevaplara rağmen, tartışmayı ilerletmek adına bunlara yönelik bir hiç bir yanıt yazmayıp, sanki bunlar hiç olmamış gibi salağa yatıyor ve insanları itham ediyorsun.
ilgili site troçkist bir oluşum bile değildir. suriye iç savaşı'nda açıkça öso gibi cihatçı çeteleri destekleyip, esad ve stalin gibi isimlere ''katil'' ''diktatör'' diyen, sovyetlere ''emperyalist devlet kapitalisti'' gibi abuk subuk yakıştırmalar yapan oluşumlar sol açısından sadece oportunisttir. sosyalist bakış açısından, oportunist oluşumların kemalizm veya başka herhangi bir konuyla ilgili yazdığı şeyler ne kadar ciddiye alinabilir?
ben diyorumki
-ibrahim kaypakkaya kemalizm hakkındaki tezlerini yazarken, çok dar bir zamanda, son derece sınırlı tarihsel belgeye ve kaynağa bakarak yazmıştır ve bir kaç ufak tefek değişiklik haricinde tamamen şnurov'dan alıntıdır.
-kurtuluş savaşını türk komprador burjuvazisinin verdiğini söylemek aynı zamanda, lenin'in kompradorlara yardım ettiğini söylemekle eş değerdir. dolaylı yoldan lenin'in de bu emperyalist anlaşmada taraf olduğunu bilmeden ortaya koymaktır.
-bu tezler komintern'in resmi olarak kabul ettiği dmitrov'un faşizm tanımı ile de çelişmektedir. eğer faşizm ''tekelci burjuvazinin, finans-kapitalin en gerici en şovenist, en emperyalist unsurlarının açık terörcü diktatörlüğü'' ise yukardaki şartlardan hiç ama hiç biri kemalist devrim ile uyuşmamaktadır.
kaldı ki daha öncede söylendiği üzere zaten faşizm hem komprador burjuvazi ile toprak ağalarının, hem de tekelci burjuvazi ile finans kapitalin aynı anda diktatörlüğü olamaz.
-marksistler için devrim iktidarin bir siniftan digerine gecmesi ile birlikte uretim tarzi ve iliskilerinin daha ileri bir safhada degisimi ve gelisimidir. kemalist devrim ile birlikte, türkiye'nin geç dönem burjuva devrimi tamamlanmış, feodalizm'den kapitalizme, şeriat ile yönetilen
bir monarşi'den, laik bir cumhuriyete geçiş yapılmıştır. bütün bunlar burjuva değerler taşımasının yanı sıra eski feodalizmin karşısında diyalektik olarak çok daha iyi ve ileriyi temsil ettiği ve türkiyenin her açıdan tarihsel ilerlemesinde önemli işler sağladığı için kemalist devrim bir burjuva devrimi olsa da, (şimdilik) bu toprakların gördüğü en büyük devrimdir. komünistler nasıl fransız devrimi'ni zamanına göre olumluyorsa, aynı şekilde kemalist devrimi de bu kriterlere uyduğu için olumlamaktadır.
-bunun haricinde zaten lenin, mao, hikmet kıvılcımlı, mihri belli vs. gibi isimlerinde dahil olduğu ezici bir komünist çoğunluk, kemalizm'i (özetininde özeti şeklinde) ilerici bir burjuva devrimi olarak tahlil etmektedir ve bu analizlerin sadece detaylarında görüş ayrılıkları mevcuttur. bütün bir komintern, kemalist devrimi alkışlamıştır. şnurov gibi yanlış ve tutarsız analizler sürenler ise çok küçük bir azınlıkta kalmıştır.
ne diyalektik hakkında, ne marksizm-leninizm hakkında, ne de dünya solunun tarihi hakkında hiç bir fikre sahip olmadığın ve bununla ilgili tek bilgilerinin internetin ikinci el bilgiler içeren çöplüklerinden tek tük gördüğün için ''niye milliyetçilik yapıldı?, ''mustafa kemal ırkçıydı. soykırım yaptı, mustafa suphi'yi öldürdü!'' gibi şeyler söylüyorsun.
mustafa suphi'yi gerçekten türkiye komünist hareketi'nin ilk önderi olarak görüyorsan üstüne bu kadar düşersin elbette. mustafa suphi'yi, mustafa kemal'in öldürdüğü kesin değildir ve bu gerçek olsa bu kadar üzerine düşülecek kadar önemli de değildir.
çünkü mustafa suphi, galiyev'den oldukça etkilenmiş biriydi. galiyev'de marksizm'den falan hiç bir şekilde çakmayan bir gerizekalı olduğu ve sovyetler birliği'nde ayrılıkçı hareketlere girişen, sbkp'ye ihanet eden biri olduğu için infaz edilmiştir. mustafa suphi'de sovyetlere gitseydi bile muhtemelen sonu onunla aynı olacaktı zaten. türkiye komünist hareketinin ilk gerçek önderleri hikmet kıvılcımlı, mihri belli gibi isimlerdir ve bu kişiler kemalist devrimi olumlamaktadır.
mustafa kemal'in öyle ''ırkçılık'' yada ''soykırım'' diye tanımlanabilecek bir uygulaması da yoktur. bir burjuva devrimcisinin ortalama burjuva laflara sahip olması yada milli mücadelelerinin ardından uluslaşma çabasından olan bir ülkenin burjuva devriminde milliyetçilik kullanılması yada gerici ve karşı-devrimci hareketlere karşı baskı kurulmasından daha doğal ne olabilir?
bütün bu ortalama ulusçu çabaların ''ırkçılık'' olarak yaftalanması metafiziktir. çünkü geç dönem burjuva devrimi ve kapitalist modernleşmenin acı olaylar getirebilse de, avrupa dahil tüm burjuva devrimi dönemini yaşayan ülkelerde böyle olaylar yaşanmıştır.
ben zaten meydandayım, ama baskoylu'yu hiç bir zaman göremedim. zira bu yazdıklarımın çoğunu önceden dile getirmiştim ama bir cevap alamamıştım. eğer yazdıklarımın yanlış olduğunu düşünüyorsanız, buyrunuz madde madde ilerleyelim.
Karaiskakis
03-10-2017, 16:24
finneas,
başköylü ile zerre kadar aynı fikri paylaşmıyorum ama o kadar zırvalamış, cahilce konuşmuşsun ki cevap vermeden edemeyeceğim.
esad ve stalin gibi isimlere ''katil'' ''diktatör'' diyen, sovyetlere ''emperyalist devlet kapitalisti'' gibi abuk subuk yakıştırmalar yapan oluşumlar sol açısından sadece oportunisttir.
Başta Tatarlar olmak üzere pek çok halkın katili olan, Troçki, Buharin, Zinovyev, Kamanev gibi Bolşevik devriminde rol oynayan pek çok kişiyi kişisel iktidar hırsı ile öldüren, Çin devrimi sırasında ÇKP'ye burjuva Kuomintang partisine girme emri verip, Çinli Komünistlerin Çan Kay Şeyk tarafından katledilmesine yol açan, 2. Dünya Savaşı sonrası İngiltere ile işbirliği yaparak, ülkelerinde iktidarı ele geçirmelerine ramak kalmış Yunan Komünistleri ortada bırakıp, onları İngiltere ve Yunan faşistlerine satan, Kapitalizmin ulusal sınırları aştığı bir dönemde Sosyalizmi ulusal sınırlara hapsederek Kapitalist üretim biçiminin bile gerisine düşen gerici bir Sosyalist anlayışını temsil eden Stalin bir katil olduğu kadar Marksizm Leninizminde düşmanıdır.
-marksistler için devrim iktidarin bir siniftan digerine gecmesi ile birlikte uretim tarzi ve iliskilerinin daha ileri bir safhada degisimi ve gelisimidir. kemalist devrim ile birlikte, türkiye'nin geç dönem burjuva devrimi tamamlanmış, feodalizm'den kapitalizme, şeriat ile yönetilen
bir monarşi'den, laik bir cumhuriyete geçiş yapılmıştır.
Alt yapı, üst yapıyı belirler. Bu en temel Marksist varsayımdır ama Sosyalizm fetvası veren şahsınızın bundan daha haberi bile yok sanırım. Devrimler, üretici güçleri geliştirmezler! Gelişen üretici güçlerin bir sonucu olarak siyasal ve toplumsal yapıyı, o üretici güçlere uygun hale getirecek şekilde dönüştürürler.
bir monarşi'den, laik bir cumhuriyete geçiş yapılmıştır. bütün bunlar burjuva değerler taşımasının yanı sıra eski feodalizmin karşısında diyalektik olarak çok daha iyi ve ileriyi temsil ettiği ve türkiyenin her açıdan tarihsel ilerlemesinde önemli işler sağladığı için kemalist devrim bir burjuva devrimi olsa da, (şimdilik) bu toprakların gördüğü en büyük devrimdir.
Kemalist devrim sonrası kırsal bölgelerde feodalizmin tasfiyesi noktasında ne gibi bir gelişme oldu? Mesela 1909 Osmanlısında 200'e yakın farklı siyasal anlayışlar ve etnik güruhlar tarafından çıkarılan gazete varken, Kemalist devrim sonrası basın özgürlüğünün durumu neydi? İşçilerin örgütlenme ve grev hakkı varmıydı? Burjuva devriminin ilerici karakteri bu kritler üzerinden değerlendirilir. Bilmiyorsan öğren...
ünkü mustafa suphi, galiyev'den oldukça etkilenmiş biriydi. galiyev'de marksizm'den falan hiç bir şekilde çakmayan bir gerizekalı olduğu ve sovyetler birliği'nde ayrılıkçı hareketlere girişen, sbkp'ye ihanet eden biri olduğu için infaz edilmiştir. mustafa suphi'de sovyetlere gitseydi bile muhtemelen sonu onunla aynı olacaktı zaten. türkiye komünist hareketinin ilk gerçek önderleri hikmet kıvılcımlı, mihri belli gibi isimlerdir ve bu kişiler kemalist devrimi olumlamaktadır.
Yani Mustafa Suphi zaten Lenin tarafından öldürülecekti (hoş bu senin iftirandır), o yüzden iyi ki Karadeniz'de öldürüldü, hem Lenin'de boşa zahmete girmedi diyorsun yani. Yaptığın akıl yürütmesinin mantığı budur...
Ayrıca Galiyev bir şovendi. Mustafa Suphi ise ''yeryüzü vatanımız, insanlık ulusumuz'' diyebilen enternasyonaldi...
Saint-Just
03-10-2017, 16:38
ya he bedevi he
Karaiskakis
03-10-2017, 16:45
ya he bedevi he
Sen bir kere devrim, üretici güçleri geliştirir diyerek Marksizmin ırzına geçiyorsun adeta. Zira Marx'ın somut durumun somut tahlili olarak nitelendirebileceğimiz paradigmasının devrime dair öngörüsü, ''varolan üretim ilişkileri'' üzerinden biçimlendirilmiştir. Zaten bu yüzden Marx'ın Sosyalizm algısı çağdaşı olan bir çok Sosyalistin aksine ütopik olmayıp, bilimseldir. Diğer yandan sosyalist devrim paradigmasını, diyalektikten ve nedensellikten kopartıyorsun böyle yaparak...
Eğer üretici güçlerin gelişiminin önündeki engelleri kaldırır deseydin o zaman söylediğin doğru olurdu. Zira Marx'da üretim ilişkileri ile toplumsal ve siyasal yapı arasındaki çelişkinin bir sonucu olarak devrimi tanımlamıştır. Fakat Marksist/ Leninist literatüre o kadar yabancısın ki bu aradaki farkı bile anlayamıyorsun.
Tartışma iyi bir yöne doğru ilerlemiş. Ben iki tarafa da hem biraz katılayım, hem biraz şerh koyayım.
Sırayla gideyim. Esed ve Stalin elbette birer diktatör ve katildir, bu açık. Stalin marksizmi de leninizmi de bir açıdan yaşatmış, bir açıdan da katletmiştir. İsmen yaşamasını sağlamış (bunu, sovyetler birliğini savaşta yıkılmaktan koruyarak başarmış) cismen ise bunun bir bürokratik devlete dönüşmesine sebep olmuştur. Bu açıdan Karaiskakis'e katılıyorum.
Altyapı üstyapıyı belirler kısmında da Karaiskakis'e katılıyorum. Dahası, cumhuriyet rejimi, feodalizmden kapitalizme ve şeriatten laikliğe geçiş demek değildi. Bir kere bizde feodalizm öyle yaygın bir rejim değildi. Avrupada olduğu gibi yerelde iktidar olan küçük beylikler yoktu. Bu kısmen Kürd illeri için geçerli. Ancak onlar bile daha sıkı bağlarla merkeze bağlıydı.
Osmanlı şeriatı uygulamıyordu. İçki satışından ve kerhane işletmelerinden vergi alan bir rejim şeriat rejimi olmaz. Dine dayalı bir sistem vardı elbette ama katı şeriat rejiminden söz edilemez.
Cumhuriyete geçiş de öyle pek de ilerici bir hamle şeklinde olmadı. Basit ve kadük kaldı. Aydınlanma ve ilerleme boyutu çok sınırlıydı. Millî sermaye sınıfının olmaması ve yönetememe korkusu, pek çok atılımın önünü kesti.
Mustafa Suphi'nin Galiyev'den etkilendiği söylenir. Belki bu nedenle Lenin onun öldürülmesini çok dert etmemiş olabilir. Zaten katliam sonrası sovyetler bunu pek de mesele yapmadı. Ayrıca katliamı kimin hanesine yazacağımız net değil. Enver paşa taraftarları da bunu yapmış olabilir.
Finneas'ın yazdıklarından Lenin zaten öldürecekti anlamı çıkmaz. Geleceği kimse bilemez.
Karaiskakis
04-10-2017, 22:01
İsmen yaşamasını sağlamış (bunu, sovyetler birliğini savaşta yıkılmaktan koruyarak başarmış) cismen ise bunun bir bürokratik devlete dönüşmesine sebep olmuştur. Bu açıdan Karaiskakis'e katılıyorum.
Bürokrasiyi çok fazla abartmanın pek doğru olmadığını düşünüyorum. Sovyetler Birliği'nin yıkılışı'nı bürokratik bir karşı devrimle açıklama eğilimi sıkça başvurulan bir eğilimdir. Fakat Sovyetler Birliği'nin hiç bir döneminde Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında büyük bir bürokrat memurlar ordusu olmamış, hatta çoğu Avrupa ülkesinden daha az sayıda olmuştur bunlar. Diğer yandan eğer iddia edildiği gibi böyle güçlü bir bürokrasi egemenliği söz konusu olsaydı Sovyetler Birliği'nin yıkılışı sırasında güçlü bir direnç göstermeleri gerekirdi. Fakat böyle bir direnci hiç bir zaman göstermedikleri gibi çözülüşü hızlandırıcı bir kayıtsızlık takındılar.
Millî sermaye sınıfının olmaması ve yönetememe korkusu, pek çok atılımın önünü kesti.
Dönemin Türkiye İşçi ve Çiftçi Sosyalist Fırkası lideri Şefik Hüsnü bu konu üzerinde özellikle durur. Kemalizmin ekonomik programının temelinde milli karakterde bir burjuvazi yaratılması olduğunu ve bu doğrultuda sermaye birikiminin sağlanmasınında işçi ve köylü kitleleri üzerinde yoğun vergiler uygulayarak, onların sosyal haklarını kısıtlayarak buradan elde edilen gelirin milli burjuvazinin yaratılması amacıyla onların fonlanmasına ayrıldığını belirtir. Fakat Kemalizmin bazı noktalarda ilerici bir karakter taşıdığınıda belirtmekten geri durmaz.
Mustafa Suphi'nin Galiyev'den etkilendiği söylenir. Belki bu nedenle Lenin onun öldürülmesini çok dert etmemiş olabilir.
Mete Tunçay, Mustafa Suphi'nin ölümü karşısında gereken tepkinin gösterilmemesini , Sosyalist anavatan olarak kabul edilen Sovyetler Birliği ile bölgesel bir Komünist partinin çıkarları arasında bir tercih yapılması olarak yorumlamıştır. Yapılan tercih ise Sosyalist anavatanın çıkarları lehinde olmuştur. Buna benzer pek çok durum Sovyetler Birliği tarihi boyunca sıkça yaşanacaktır.
Enver paşa taraftarları da bunu yapmış olabilir.
Katliamda başrol oynayan Yahya Kaptan ile Enver'in akrabası olan Halil Paşa arasındaki ilişki üzerinden böyle bir tahminde bulunuyorsun sanırım. Fakat Mustafa Suphi'nin ölümünün Enver için pratikte bir yararı olmadığı için onun ölümünü tertip etmesi içinde bir gerekçe yoktur. Fakat yinede vakanın bir hayli muğlak olması, sadece varsayımlar üzerinden hareket edilebilmesi hasebiyle ben, kesin bir şey söylemenin tam olarak mümkün olmadığını düşünüyorum.
Bürokrasiyi çok fazla abartmanın pek doğru olmadığını düşünüyorum. Sovyetler Birliği'nin yıkılışı'nı bürokratik bir karşı devrimle açıklama eğilimi sıkça başvurulan bir eğilimdir. Fakat Sovyetler Birliği'nin hiç bir döneminde Batı Avrupa ülkeleri ile kıyaslandığında büyük bir bürokrat memurlar ordusu olmamış, hatta çoğu Avrupa ülkesinden daha az sayıda olmuştur bunlar. Diğer yandan eğer iddia edildiği gibi böyle güçlü bir bürokrasi egemenliği söz konusu olsaydı Sovyetler Birliği'nin yıkılışı sırasında güçlü bir direnç göstermeleri gerekirdi.
Çift dincilik kavramı ile açıklanıyor bu pasif tutum. Sosyalist görünüp, içten içe kapitalizme ve batı tipi yaşama özenmek. Eski KP yöneticileri başta olmak üzere bürokrasi bu gidişe çok da kapalı değildi.
Tabii bunda Stalin'in payı büyük olsa gerek. Ortada inançlı komünist bırakmayınca, geriye bu tür kişiler kaldı. Hayatta kalabilmek için kişiye biat kültürü gelişti ve bu da komünizmin özüne ters.
Katliamda başrol oynayan Yahya Kaptan ile Enver'in akrabası olan Halil Paşa arasındaki ilişki üzerinden böyle bir tahminde bulunuyorsun sanırım. Fakat Mustafa Suphi'nin ölümünün Enver için pratikte bir yararı olmadığı için onun ölümünü tertip etmesi içinde bir gerekçe yoktur. Fakat yinede vakanın bir hayli muğlak olması, sadece varsayımlar üzerinden hareket edilebilmesi hasebiyle ben, kesin bir şey söylemenin tam olarak mümkün olmadığını düşünüyorum.
Mustafa Suphi, Enver paşanın bölgeye gelmesinden hiç memnun değildi ve zaten ittihatçıları sevmiyordu. Enver paşa da o sıralar kendisini komünist ve sovyet yanlısı gibi göstermeye çalışıyordu. Halklar kurultayında Enver paşayı konuşturmadılar ve mesajını başka birine okuttular. O da alaycı biçimde okumuş!
Mustafa Suphi'nin Anadolu'ya girişinden itibaren onu geri döndürmeye çalışan güç Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir. Bu kesin. Hatta kitle gösterilerini de onlar tertipletiyor. Ama sonrasında onların dahli yok gibi.
bilgivehis
04-10-2017, 23:03
Mustafa Suphi'nin Anadolu'ya girişinden itibaren onu geri döndürmeye çalışan güç Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir. Bu kesin. Hatta kitle gösterilerini de onlar tertipletiyor. Ama sonrasında onların dahli yok gibi.
Sayın Nero buradada mı karşıma çıktın:)
O tarihte Türkiye'de komünizm olması gereken sistemi bozmaktan başka bir işe yaramazdı, komünizm şartlarının henüz esamesi bile yoktu.
Zararlı otlar ayıklanır, her sistem için geçerlidir, bu durumda Atatürk'ü suçlu görmeniz yanlıştır. Atatürk yapmışsa olması gerekeni yapmıştır...
Karaiskakis
04-10-2017, 23:08
Çift dincilik kavramı ile açıklanıyor bu pasif tutum. Sosyalist görünüp, içten içe kapitalizme ve batı tipi yaşama özenmek. Eski KP yöneticileri başta olmak üzere bürokrasi bu gidişe çok da kapalı değildi.Tabii bunda Stalin'in payı büyük olsa gerek. Ortada inançlı komünist bırakmayınca, geriye bu tür kişiler kaldı. Hayatta kalabilmek için kişiye biat kültürü gelişti ve bu da komünizmin özüne ters.
Anlatamadım sanırım. Eğer Sovyet düzeni bir bürokrasi egemenliğine tekabül ediyorsa, o zaman bürokratların bu düzende ayrıcalıklı ve güçlü bir konumları var demektir. Dolayısı ile bu ayrıcalıklı konumu kendilerine veren bir düzenin ortadan kalkmasını istemezler. Ya da daha farklı bir siyasal düzenin tesisini. Aksi yönde bir durum kendi güçlerini zaafa uğratır ki, hiç kimse böyle bir şeyi arzulamaz. Mesela 19. yüzyılda monarşiyi ve onunla ilintili bir dinsel, feodal unsurları devirmeye kalkan burjuva devrimleri vuku bulduğunda, buna ilk karşı çıkanlar kim oldu? O düzende hakim ve ayrıcalıklı bir konumu bulunan Kral ile onun etrafında kümelenen feodal beyler ile Kilise... Bunun gibi ( sizin varolduğunu iddia ettiğiniz) bir bürokratik bir egemenlikte tehdit edilidiğinde ona karşı çıkanlar, bu egemenliği temsil eden, konumlarını bu düzene borçlu olan bürokrat yığınlar olur. Fakat Sovyetlerde bu olmadı.
Mustafa Suphi, Enver paşanın bölgeye gelmesinden hiç memnun değildi ve zaten ittihatçıları sevmiyordu.
Birbirlerini sevmeyebilirler ama Enver ile Mustafa Suphi'nin çatışmasını gerektirecek bir durum yok ortada. Zira ikisininde önceliği birbirlerinden ziyade Ankara hükümeti ile olan ilişkileri. Özellikle Enver'in derdi kurtuluş savaşı'nı kendi kontrolü ve liderliği altında toplamak. Bu noktada Mustafa Suphi'nin aşılması gereken bir engeli teşkil etmesi ise söz konusu değil.
Mustafa Suphi'nin Anadolu'ya girişinden itibaren onu geri döndürmeye çalışan güç Mustafa Kemal ve Kazım Karabekir.
Doğru... Özellikle Kazım Karabekir'in, Suphi ve arkadaşlarına yönelik büyük bir nefreti olduğu anlaşılıyor. Sanırım bu Karabekir'in sahip olduğu yoğun dini duyguların ve Komünistleri, dini ortadan kaldıracak bir Tanrı tanımaz şer odağı olarak görmelerinin sonucu. Bu doğrultuda Mustafa Suphi ve arkadaşlarının gittiği her Anadolu şehrinde hakarete ve hatta fiziki saldırıya uğrayarak yaka paça kovulmalarında Karabekir'in rolü olması muhtemeldir.
Anlatamadım sanırım. Eğer Sovyet düzeni bir bürokrasi egemenliğine tekabül ediyorsa, o zaman bürokratların bu düzende ayrıcalıklı ve güçlü bir konumları var demektir. Dolayısı ile bu ayrıcalıklı konumu kendilerine veren bir düzenin ortadan kalkmasını istemezler. Ya da daha farklı bir siyasal düzenin tesisini. Aksi yönde bir durum kendi güçlerini zaafa uğratır ki, hiç kimse böyle bir şeyi arzulamaz. Mesela 19. yüzyılda monarşiyi ve onunla ilintili bir dinsel, feodal unsurları devirmeye kalkan burjuva devrimleri vuku bulduğunda, buna ilk karşı çıkanlar kim oldu? O düzende hakim ve ayrıcalıklı bir konumu bulunan Kral ile onun etrafında kümelenen feodal beyler ile Kilise... Bunun gibi ( sizin varolduğunu iddia ettiğiniz) bir bürokratik bir egemenlikte tehdit edilidiğinde ona karşı çıkanlar, bu egemenliği temsil eden, konumlarını bu düzene borçlu olan bürokrat yığınlar olur. Fakat Sovyetlerde bu olmadı.
Anlıyorum, ama şöyle olmuş olabilir: kapitalizmde daha ayrıcalıklı hâle geleceklerini hissedip eski düzenin devamı için fazla istekli olmamış olabilirler. Zaten öyle de oldu. Özelleştirme yağmasından paylarını aldılar, bir gecede milyarder oldular; kimisi yeni düzende yeni iktidar sahipleri de olabildiler. KPMK üyeliğinden kapitalist düzenin politik liderliğine geçebildiler.
Yani bu açık, değil mi? Mesela Haydar Aliyev. Adam SB KPMK üyesiydi daha önce. Herhalde ayrıcalıklı bir yapısı vardı. Ama kapitalist restorasyondan hemen sonra Azerbaycan'da burjuva politik örgütlenmesinin başına geçti ve Elçibey'den sonra da ülkenin "prezidant'ı oldu. :)
Mesela Boris Yeltsin... Adam yine SB KPMK üyesiydi. İşte böyle adamların oralara kadar yükselebilmiş olması ve devamında böyle taban tabana zıt bir hayata geçmeleri çok ilginç. Demek ki çift dincilik olgusu gerçekmiş. Büyük bir çürüme varmış içten içe.
Bizde de böyle değil mi? Sol örgütlerin tepelerinde ve tabanında çok keskin görünümlü kişiler ilk dönemeçte nerelere savrulmadılar mı? Aynı şey...
Mesela dün Küba'daki sağlık sisteminin içyüzü ile ilgili bir yazı okudum. Yazan kişi oraya gidip doktorluk yapmış ve fotoğraflar da çekip paylaşmış. Yazdıkları bizlerin ezberindekiyle çok ters. Kısacası sıradan halk için sağlık hizmetleri dökülüyormuş...
Ama propaganda çok başarılı. Sosyalist Küba parasız sağlık hizmetlerinde devrim yapmış!..
Bu moral bozucu ama gerçekler neyse onu söylemeli...
Saint-Just
06-10-2017, 13:57
Tartışma iyi bir yöne doğru ilerlemiş. Ben iki tarafa da hem biraz katılayım, hem biraz şerh koyayım.
Sırayla gideyim. Esed ve Stalin elbette birer diktatör ve katildir, bu açık. Stalin marksizmi de leninizmi de bir açıdan yaşatmış, bir açıdan da katletmiştir. İsmen yaşamasını sağlamış (bunu, sovyetler birliğini savaşta yıkılmaktan koruyarak başarmış) cismen ise bunun bir bürokratik devlete dönüşmesine sebep olmuştur. Bu açıdan Karaiskakis'e katılıyorum.
Altyapı üstyapıyı belirler kısmında da Karaiskakis'e katılıyorum. Dahası, cumhuriyet rejimi, feodalizmden kapitalizme ve şeriatten laikliğe geçiş demek değildi. Bir kere bizde feodalizm öyle yaygın bir rejim değildi. Avrupada olduğu gibi yerelde iktidar olan küçük beylikler yoktu. Bu kısmen Kürd illeri için geçerli. Ancak onlar bile daha sıkı bağlarla merkeze bağlıydı.
Osmanlı şeriatı uygulamıyordu. İçki satışından ve kerhane işletmelerinden vergi alan bir rejim şeriat rejimi olmaz. Dine dayalı bir sistem vardı elbette ama katı şeriat rejiminden söz edilemez.
Cumhuriyete geçiş de öyle pek de ilerici bir hamle şeklinde olmadı. Basit ve kadük kaldı. Aydınlanma ve ilerleme boyutu çok sınırlıydı. Millî sermaye sınıfının olmaması ve yönetememe korkusu, pek çok atılımın önünü kesti.
Mustafa Suphi'nin Galiyev'den etkilendiği söylenir. Belki bu nedenle Lenin onun öldürülmesini çok dert etmemiş olabilir. Zaten katliam sonrası sovyetler bunu pek de mesele yapmadı. Ayrıca katliamı kimin hanesine yazacağımız net değil. Enver paşa taraftarları da bunu yapmış olabilir.
Finneas'ın yazdıklarından Lenin zaten öldürecekti anlamı çıkmaz. Geleceği kimse bilemez.
stalin konusuna daha önceden kapsamlı cevaplar verdiğim ve çok tartışıldığı için girmek istemiyorum. ancak esad, emperyalistlere ve onların taşeronluğunu yapan islamcı teröristlere karşı ülkesinin bağımsızlık mücadelesini yürüten bir adamdır. suriye'nin bugünkü tarihsel koşullarında olabilecek en iyi ve meşru hükümet de onundur. anonymous gibi bir oluşum bile izlediğim bir videolarında ''tanrı esad'ın ve suriye halkının yardımcısı olsun'' diyerek desteklerini belirtmişti. böyle bir adama karşı yandaş medyanın yakıştırmalarını kullanmak, gericilerin ve emperyalistlerin yanında olmaktır. bu tür kişiler üstüne birde solcu-sosyalist falan olduğunu iddia ediyorsa çok açık bir şekilde oportunisttir.
altyapı, üstyapıyı belirler evet. ben de aksini söylemedim zaten. ben ''devrimler üretici güçleri geliştirir'' diye bir şey de söylemedim. üretim tarzı daha ileri bir safhada değişir ve gelişir dedim. ne zamandan beri üretim tarzı ve üretici güçler aynı şey oldu? ama trollün biri tutturmuş ''devrim üretici geliştirir dedin ve şimdi marx gelecek'' diye. sonrada sanki ben aksini söylemişim gibi üretim ilişkileri ile üretici güçlerin niteliği arasında zorunlu uygunluk yasasından bahsediyor. trollere cevap vermekten kaçınsam da bu mesajda belirteyim dedim.
osmanlı'da batıya özgü bir feodalizm olmadığı doğrudur. marx bu doğu toplumlarını ''asya tipi üretim tarzı'' başlığında inceliyordu yanılmıyorsam. ama her ne olursa olsun ortada daha ileri bir üretim tarzına geçiş söz konusu. ayrıca osmanlı'da en azından son zamanlarına bakarsak katı bir şeriat rejimi uygulanmasa da din odaklı bir eğitim ve yönetim anlayışı vardı. böyle bir yönetimden laikliğe geçiş olduğunu görüyoruz. dahası bugün ateist olduğumuz için kimse bizi mahkeme önüne çıkarıp yargılayamıyorsa bunuda mustafa kemal'in yaptığı devrime borçluyuz.
yalnız ben ''cesaretiniz varsa karşıma çıkın. hodri meydan.'' falan diyen prof.dr baskoylu neden hala aramızda değil onu merak ettim. seminerde falansa bilgimiz olsun.
Karaiskakis
06-10-2017, 15:10
stalin konusuna daha önceden kapsamlı cevaplar verdiğim ve çok tartışıldığı için girmek istemiyorum. ancak esad, emperyalistlere ve onların taşeronluğunu yapan islamcı teröristlere karşı ülkesinin bağımsızlık mücadelesini yürüten bir adamdır. suriye'nin bugünkü tarihsel koşullarında olabilecek en iyi ve meşru hükümet de onundur. anonymous gibi bir oluşum bile izlediğim bir videolarında ''tanrı esad'ın ve suriye halkının yardımcısı olsun'' diyerek desteklerini belirtmişti. böyle bir adama karşı yandaş medyanın yakıştırmalarını kullanmak, gericilerin ve emperyalistlerin yanında olmaktır. bu tür kişiler üstüne birde solcu-sosyalist falan olduğunu iddia ediyorsa çok açık bir şekilde oportunisttir.
Finneas şu son yazdıklarından sonra emin oldum ki sen Marksizm hakkında hiç bir halt bilmiyorsun. Öyle ki o sövüp, saydığın baskoylu senin yanında bir Micheal Lowy, bir Tonny Cliff kalır.
Bir kere Esad anti-emperyalist değildir. Zira anti-emperyalist olmak öncelikle anti-kapitalist olmak gerektirir. Zira emperyalizm, kapitalist üretim ilişkilerinin bir sonucudur. Dolayısı ile emperyalizmi doğuran üretim ilişkilerini hedef almadığın sürece emperyalizme karşı anlamlı bir karşıtlıkta üretemezsin. Sırf Amerika ile çatışması üzerinden bir lideri ve onun liderlik ettiği güçleri anti-emperyalist olarak adlandıramazsın. Adlandırsanda bu senin kendi hezeyanın olur. Marksist bir perspektifi ifade etmez. Diğer yandan senin mantık yürütmenle hareket edeceksek olursak o zaman Hitler'i, Mussolini'yi de anti-emperyalist yapmamız gerekir. Onlarda çünkü Amerika ile savaşmışlardı. Hatta dinci terör örgütü Hizbullah'ı bile anti-emperyalist yapabiliriz.
Diğer yandan bugün kapitalizmin ulaştığı aşamada Suriye gibi geri kalmış ülkeler açısından tam bağımsızlık söz konusu değildir, olamaz! Bunu Troçki 4. Enetrnasyonal bildirisinde çok güzel ifade eder; ''Geri bir devletin bağımsızlığı kaçınılmaz olarak hayali bir bağımsızlıktır. Dış baskıların ve iç sınıf çelişkilerinin bir sonucu olarak kaçınılmaz bir şekilde.... Çin'de Kuomintang örneğinde olduğu gibi halka akrşı bir diktatörlük olacaktır.'' Tarih, Troçki'nin daha 20. yüzyılın ilk yarısında söylediği bu sözleri haklı çıkarmıştır. Soğuk Savaş döneminin anti-emperyalist olarak lanse edilen Doğu Avrupa diktatörlüklerini, Orta Doğu'nun Baasçı Arap tiranlıklarının, Latin Amerika'nın militarist ülkelerinin üstü biraz kazındığında altından çıkan şey, halkın değil, bireyler ya da belirli bir azınlığın iktidarı olmuştur. Bu ülkenin politikalarına yön verende halkın değil, bu azınlığın çıkarları olmuştur. Hele ki Esed'in kurduğu düzen, zorbaca olduğu kadar tamamen ailesel ve mezhepsel bağlara bağlı olduğu ölçüde feodal ve gericidirde...
Diğer yandan bugün en az Amerikan emperyalizmi kadar halkların düşmanı olan emperyal bir blok ortaya çıkmaktadır. Soğuk Savaş sonrası dönemde tek kutuplu hale gelen dünya düzeninde pay kapmaya, kendi emperyal bloklarını kurmaya çalışan Rusya, Çin, Hindistan, İran gibi güçler faaliyet göstermektedir. Bunlardan en güçlüsü olan Rusya'nın Suriye'de ki varlığını, bu emperyal saiklerden bağımsız olarak değerlendirmek mümkün değildir. Ve en az Amerikan emperyalizmi kadar bu yükselen Rus emperyalizmide Sol'un mücadele etmesi gereken bir unsurdur.
altyapı, üstyapıyı belirler evet. ben de aksini söylemedim zaten. ben ''devrimler üretici güçleri geliştirir'' diye bir şey de söylemedim. üretim tarzı daha ileri bir safhada değişir ve gelişir dedim. ne zamandan beri üretim tarzı ve üretici güçler aynı şey oldu?
Hiç söylediklerini abuk sabuk tevillerle farklı şekillerle sokmaya kalkma. Üretim tarzı ve ilişkileri ile üretici güçler birbirlerinden bağımsız ve farklı şeyler değildir. Üretim tarzı, üretici güçlerin aldığı biçimler doğrultusunda şekillenir. Yani söylediğin şey üretim tarzı olsa bile yine aynı derecede hatalıdır. Çünkü; üretim tarzı ve ilişkileri de alt yapıyı ifade eder.
ama trollün biri tutturmuş ''devrim üretici geliştirir dedin ve şimdi marx gelecek'' diye. sonrada sanki ben aksini söylemişim gibi üretim ilişkileri ile üretici güçlerin niteliği arasında zorunlu uygunluk yasasından bahsediyor. trollere cevap vermekten kaçınsam da bu mesajda belirteyim dedim.
Bırak bana hakaret ederek olayı kişiselleştirip, konuyu mecrasından saptırmaya çalışmayı da konuya ilişkin ortaya koyabileceğin üç beş bilgi kırıntısı varsa ortaya dökte cevabını vereyim ya da doğrusunu öğreteyim sana. Yoksa senin kısıtlı bilgi birikimin hasebiyle benim gibi bir entelektüele karşı herhangi bir tartışmayı yürütemeyeceğin bariz bir şey.
Saint-Just
06-10-2017, 15:32
he :)
Faşizm mi dediniz, bir de şuna bir bakın:
http://www.tarihiolaylar.com/img/galeri/galeri_adolf-soz-18-jpg_171796579_1440790164.jpg
Hitler, acaba faşizmin kanıtlarını İslam'da mı bulmuştu?