Sesli
13-11-2012, 22:27
Dostlar,
Pek çok kitapta, pek çok dinsel metinde, devamlı olarak, kurtuluştan söz edilir. Ve KURTARICI olarak da kutsal kişiler işaret edilir.
Nedir bu kurtuluş denilen, doğrusu uzun zaman bunun üzerinde düşünmüşümdür. Acaba mensubu olunan dinden kurtulmak gerçekten kurtuluşa ermek midir? Ya da tanrıya artık inanmıyorsak, bu durumda kurtulmuş sayılır mıyız?
Bu kurtuluş sorunu, aslında insanın ne dinden ne imandan, ne de tanrıdan kurtulması demektir. Çünkü bunlardan kurtulsanız dahi sizi esir eden başka bir düşünce gelip sizin zihninize yerleşebilir. Örnek vermek gerekirse, hiç gereği yokken ateist olduğunu bir övgüsel söylemle süsleyenleri gördüğümde, aslında bu kişilerin henüz kurtulamadıklarını da anlamaktayım. Çünkü ateist olmak doğal bir olguyken, bunu doğaüstü bir olguymuşcasına etrafa göstermek aslında zihin denilen hapisaneden kurtulunmadığının açık bir göstergesi olmaktadır.
O zaman açık olan gerçek şudur; kurtulmamız gereken zihnin hapisanesidir. Zihin hapisanesi dinden de kurtulsanız, tanrıdan da kurtulsanız, sizi yine de, hapiste tutabiliyorsa, kurtuluş aslında bu hapisaneden kurtulmakla mümkün olacak demektir.
Ne tanrıya, ne dine, ne de dinsel bir inanca bağlı olmayan nice kişiler bilmekteyim ki bunlar zihinlerinin hapisanesinden bir türlü kurtulamamışlardır. Kendisinde bir hastalık olduğu zehabına kapılanlardan tutun da, herşeyin başının para olduğu düşüncesiyle, paraya taparcasına tutunanları düşünürsek, ve buna benzer nice zihinsel esaretin, insanları harab ettiği gerçeğini de belki kolaylıkla görebilriz.
Yani aslında kurtulmamız gereken ne dindir, ne dinsel inanç, ne de tanrı düşüncesi, eğer zihnimizin zindanından kurtulabiliyorsak ne mutlu bizlere.
Sevecenlikle kalın,
Pek çok kitapta, pek çok dinsel metinde, devamlı olarak, kurtuluştan söz edilir. Ve KURTARICI olarak da kutsal kişiler işaret edilir.
Nedir bu kurtuluş denilen, doğrusu uzun zaman bunun üzerinde düşünmüşümdür. Acaba mensubu olunan dinden kurtulmak gerçekten kurtuluşa ermek midir? Ya da tanrıya artık inanmıyorsak, bu durumda kurtulmuş sayılır mıyız?
Bu kurtuluş sorunu, aslında insanın ne dinden ne imandan, ne de tanrıdan kurtulması demektir. Çünkü bunlardan kurtulsanız dahi sizi esir eden başka bir düşünce gelip sizin zihninize yerleşebilir. Örnek vermek gerekirse, hiç gereği yokken ateist olduğunu bir övgüsel söylemle süsleyenleri gördüğümde, aslında bu kişilerin henüz kurtulamadıklarını da anlamaktayım. Çünkü ateist olmak doğal bir olguyken, bunu doğaüstü bir olguymuşcasına etrafa göstermek aslında zihin denilen hapisaneden kurtulunmadığının açık bir göstergesi olmaktadır.
O zaman açık olan gerçek şudur; kurtulmamız gereken zihnin hapisanesidir. Zihin hapisanesi dinden de kurtulsanız, tanrıdan da kurtulsanız, sizi yine de, hapiste tutabiliyorsa, kurtuluş aslında bu hapisaneden kurtulmakla mümkün olacak demektir.
Ne tanrıya, ne dine, ne de dinsel bir inanca bağlı olmayan nice kişiler bilmekteyim ki bunlar zihinlerinin hapisanesinden bir türlü kurtulamamışlardır. Kendisinde bir hastalık olduğu zehabına kapılanlardan tutun da, herşeyin başının para olduğu düşüncesiyle, paraya taparcasına tutunanları düşünürsek, ve buna benzer nice zihinsel esaretin, insanları harab ettiği gerçeğini de belki kolaylıkla görebilriz.
Yani aslında kurtulmamız gereken ne dindir, ne dinsel inanç, ne de tanrı düşüncesi, eğer zihnimizin zindanından kurtulabiliyorsak ne mutlu bizlere.
Sevecenlikle kalın,