PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sol ve Din


mücerred
15-11-2012, 01:38
Solun geniş bir kesiminde oluşmuş bir kanaat vardır.O da toplumun dini anlayışıyla çatışmamak.
Bu ilk anda kulaga hoş gelen.,halkın degerlerine yabancılaşmayı redden bir politikayı ifade etmekte..
Aslında burada gözden kaçan solun iktidar olmasına engel olan ,hatta solun kendine harakiri yaptıgı degerlendirmesinde bile bulunabiliriz.

Sol dinle mücadeleden kaçarak iktidar olma perspektifinden uzaklaşıyor

Bu iddialı tespitin dayandıgı noktalar

Din bir ideolojidir İdeolojilerle mücedele etmenin en kestirme yolu ideolojik mücedeledir.
Solun genel anlamda karşıtı sag dır .Hiçbirimizin gözünden kaçıramayacagı gerçek ise sagı ayakta tutan en önemli şeyin din oldugudur.
Ülkemizdeki sol bugün AKP hükümetiyle mücadeleyi önüne hedef koymuş onu yıkmanın kendisini iktidar yapacagını düşünecek kadar malese öngörüsüzdür.
İslamcı partinin zayıflayacagını süreç içerisinde oy kaybedecegi olasılıgını degerlendirelim.
Sol bu durumda kitlelerin alternatifi olamaz.
İslamcı partinin alternatifi başka bir islamcı parti olacaktır.Ortanın sagı partiler daha fazla dindarlaşacak dinci politikalara daha fazla sesiz kalmaya çalışarak seçmeni tavlamaya çalışacaktır.
Bugün akp nin toplumda başarısız olduguna dair düşünce yaygınlaştıgında alternatifinin daha dinci bir parti olacagının işaretlerini özellikle dogu-kürt bölgelerinde görebilmekteyiz
*****************************
Enver Aysever tutarlı cesur,solcu bir mualif gazeteci profili çizmekte
Onun ateist oldugunu düşünmüşümdür .Onun ateist olmasada dinsiz oldugunu rahatlıkla söyleyebiliiriz.

Sayın Nişanyanla yaptıgı programda ,Enver Aysever ,Nişanyan a sorularıyla nefes aldırmamak için elinden geleni yaptı.
Enver Ayseverin
sevan nişanyana yönelik eleştirilerinin ana teması toplumun degerleriyle ne ugraşıyorsunuz ,bunlara neden saldırıyorsunuz şeklinde.

Türkiyedeki ateistlerin özellikle solcu ateistlerin %90 nı hatta daha fazlası enver aysever gibi düşünüyor..
Bunlar dinle mücadele etmenin toplumun degerleriyle mücadele etmek oldugunu bunu da solu halktan koparacagına inanıyorlar.

Solun bu tespiti aslında ahmaklıgıının da bir nişanesidir.

Sol dini altedmeden hiçbir zaman iktidar olamaz.Sol partiler bunu anladıgında da dinin bu topraklardaki ömrü uzun olmayacaktır

spartacus
15-11-2012, 01:58
Aslında çok daha detaylı bir konu, yine de ifadelerine katılıyorum.

Türkiye de solun en büyük sorunu bilinci hiçe saymasıdır. yani din ile mücadele pek bir anlam ifade etmiyor, önemli olan toplumsal bilinçlenmedir -ki sol bu konuda sınıfta kalıyor...

Dinler ile etkin mücadele bilinçten ve kitlelere, insanlara bilimi, aydın düşünceleri, hurafelerden arınmış algı, dünya görüşünü taşımak gerekir. Bu olmaz ve en öne alınmaz ise, din üzerinden yapılacak her türlü aksi çalışma, kitleleri dine ve sağa daha fazla bağlayacaktır..

Kapitalist bir ülkede iktidar partisinin gidip, gitmeyeceğini küçük ve orta sınıflar belirler. Onlar ekonomik olarak mutlu ise parti dini olmuş, sol olmuş, sağ olmuş farketmiyor...

Küçük ve orta sınıflar neredeyse toplumun tüm kamuoyunu ve medyasını belirleyen sınıflar. (yani dolaysız ilişki ve sağlam bağlar.) Bu kesimin tüm her şeyi, ticaret ve tüccarlık üzerine kurulu, hal böyle olunca asli dayanağı ekonomi ve istikrardır. Bırakın solu, emekten, insandan, alınterinden yana sağ bir parti dahi olsa oy alamaz, zira kamuoyunu oluşturan küçük ve orta sınıflarca maniple edileceği gibi, propagandası da yapılmaz..

AKP nin kalıcı mı, gidici mi olduğunu ekonomi belirleyecek. Ve tabi kapitalist istikrar. 10 yıldır piyasa açsından bilhassa yeşil sermaye açısından da istikrarlı görünüyor. Çalışan ve üretenler içinse 10 yıldır pek bir tuğla atılmadı... Asgari ücret hala aynı seviyede ve ülke çalışanların-üretenlerin-işçi cehennemi özelliğini hala koruyor...

10 Yıl boyunca AKP, borçlanarak, ülke kaynaklarını(yerüstü, yer altı, arazi ve tarihi eser, orman, sahil, rant vs) sürekli satarak, kiralayarak ve ihracatı arttırarak(ki topluma dönüşü pek yok, kişilerin cepleri şişiyor), yiyici takım bürokrasiden de kaynak arttırabildi. yani 3 gidiyorsa, 5 koyarak 2 arttırdı...

AKP gelecek seçimde de hemen, hemen aynı oranda oy alacak, zira ilk paragrafta bahsettiğim sınıf ve kesimler hallerinden, sermaye ve kazançlarından memnun. Her ne kadar bu kesimlerde kafa olarak AKP karşıtı çok ise de, sınıfsal ve ekonomik çıkarları gereği AKP partizanı gibi davranıyorlar. Bu sınıflar şöyle bir iki ay sallansın, ekonomik olarak çalkalansın, isterse en dindar görünümlüleri olsun AKP vs dinlemez, hemen başka alternatif peşine düşerler. Din sonuçta bu ve buna benzer sermaye, rant ve tüccar kesiminin en ideal kitle sigortası, en ideal sitikrar garantisi, en ideal kabullendirici, talep etmeyen, hakları konusunda her şeye rıza göstermiş toplum tornası.

dilaver
15-11-2012, 02:00
Sevgili mücerred

Bu sitenin olduka eski solcularından biri olaral bu şekilde düşünmüyrum ve artı solun yeri geldigi zaman hata ettiğini düşünüyorum.

Şayet biz ateist isek ve yeni bir dünya kurmayı amaçlıyorsak o dünyanın nüvelerini ve insanlarını şimdiden kurmamız gerekiyor.

Bu anlamda parti faaliyetlerimizi ateist dinsiz eksennin içinde olmak zorunda. Biz yeni dünyaya önce kendimizden başlamak zorundayız. Başka yolu yok.

Belki aykırı, belki yanlış düşünüyorum ama ben böyle düşünüyorum.

saygılarımla

mücerred
15-11-2012, 02:40
AKP gelecek seçimde de hemen, hemen aynı oranda oy alacak, zira ilk paragrafta bahsettiğim sınıf ve kesimler hallerinden, sermaye ve kazançlarından memnun. Her ne kadar bu kesimlerde kafa olarak AKP karşıtı çok ise de, sınıfsal ve ekonomik çıkarları gereği AKP partizanı gibi davranıyorlar. Bu sınıflar şöyle bir iki ay sallansın, ekonomik olarak çalkalansın, isterse en dindar görünümlüleri olsun AKP vs dinlemez, hemen başka alternatif peşine düşerler. Din sonuçta bu ve buna benzer sermaye, rant ve tüccar kesiminin en ideal kitle sigortası, en ideal sitikrar garantisi, en ideal kabullendirici, talep etmeyen, hakları konusunda her şeye rıza göstermiş toplum tornası.

Bedava kömürü götüren yoksullardan ,milyarları yutan bezirganlara kadar hepsi akp li çıkarları buna uygun ,bu partide saf tutuyorlar bunda hem fikiriz.

Gözden kaçan şey ise yoksullardan zengine bütün akpliler ideolojik olarak ta şekilleniyor.Dindarlaşıp ,muhafazakarlaşıyorlar.Yaşam alışkanlıkları degişiyor.Hayatlarında ekmek mücadelesinin yanında öbür dünya da ki cenneti kazanmanın mücadelesini de veriyorlar.
Halkın siyasi partilere yaklaşımındaki dinin rolü artıyor.
Akp de bir gün gücünü kaybedecetir.Din ideolojisiyle şekillendirdigi tabandan sola kayma olmaz .Bu insanlar kendilerine umut veren başka dinci partilere yönelecekleridir.

Sol bu nu görmelidir.
Sol iktidar olmak istiyorsa rakibi olan sagın mayası olan dine karşı gizli bir ajandası olmalıdır.Buda dine karşı ideolojik bir savaş açmaktır.

Sevgili mücerred

Bu sitenin olduka eski solcularından biri olaral bu şekilde düşünmüyrum ve artı solun yeri geldigi zaman hata ettiğini düşünüyorum.

Şayet biz ateist isek ve yeni bir dünya kurmayı amaçlıyorsak o dünyanın nüvelerini ve insanlarını şimdiden kurmamız gerekiyor.

Bu anlamda parti faaliyetlerimizi ateist dinsiz eksennin içinde olmak zorunda. Biz yeni dünyaya önce kendimizden başlamak zorundayız. Başka yolu yok.

Belki aykırı, belki yanlış düşünüyorum ama ben böyle düşünüyorum.

saygılarımla
Üstad
Solcuların % 30 din konusunda senin gibi düşünse ve buna göre hareket etse dinci partiler hak ettikleri yerde olurlar, yani insanlıgın tarih müzesinde görücüye çıkarlar.

spartacus
15-11-2012, 02:49
Bedava kömürü götüren yoksullardan ,milyarları yutan bezirganlara kadar hepsi akp li çıkarları buna uygun ,bu partide saf tutuyorlar bunda hem fikiriz.

Gözden kaçan şey ise yoksullardan zengine bütün akpliler ideolojik olarak ta şekilleniyor.Dindarlaşıp ,muhafazakarlaşıyorlar.Yaşam alışkanlıkları degişiyor.Hayatlarında ekmek mücadelesinin yanında öbür dünya da ki cenneti kazanmanın mücadelesini de veriyorlar.
Halkın siyasi partilere yaklaşımındaki dinin rolü artıyor.
Akp de bir gün gücünü kaybedecetir.Din ideolojisiyle şekillendirdigi tabandan sola kayma olmaz .Bu insanlar kendilerine umut veren başka dinci partilere yönelecekleridir.

Sol bu nu görmelidir.
Sol iktidar olmak istiyorsa rakibi olan sagın mayası olan dine karşı gizli bir ajandası olmalıdır.Buda dine karşı ideolojik bir savaş açmaktır.

Elbette. Bir yapı nereden ve ne ile besleniyorsa, onu sürekli üretecek ve diri tutacaktır.

Yine de asli belirleyici unsur ekonomidir. Tabi ideolojiler dönmekte olan çarkın yel değirmenleridir ama her şey çarkın dişlerinin sağlam olup, olmamasına bağlı...

Din ile uğraşmanın temel yolu bana göre siyasi-ideolojik olarak yekten karşıya almak değil(bu biçimde zaten yine hiç bir kitle elde edilemeyeceği gibi, aksine karşı tarafa itecektir), bilim ve bilinç çerçevesinde mücadele etmek gerekir. Bu uzun soluklu, sabırlı bir süreçtir kabul, ama malesef Türkiye de yapılmayan da bu. Bu yapılmadığı sürece AKP de olur, her tarafı örümcek ağı gibi sarmış, tüm varlığı bezirganlık ve sömürü olan tarikatlarda var olmaya, güçlenmeye devam eder diye düşünüyorum... İnsanları, toplumları yerinden oynatacak, ya da oynarken doğru bir zemine yerleştirecek en temel unsur bilinçtir diye düşünüyorum. Çünkü bilinç soyut bir şey iken, o muhteşem ve somut bir güce dönüşebilir. İşte o güç toplumun o bilinci almasıyla ilgili, bilinç soyut iken örgütlenmiş bir toplumda somut bir güce dönüşür. Türkiye de diğer tüm ideolojiler gibi sol da;; bilinç faktörünü, ana, asıl faktörü küçümsedi ve küçümsemeye de devam ediyor diye düşünüyorum.

Din eleştirisinden kitle psikolojisi yada kitle kuyrukçuluğu çerçevesinde özellikle uzak duruyorlar, daha doğru tarifi ise bana göre resmi ideoloji eleştirisinden özellikle uzaklar. Bu ideoloji aşılamıyorsa solun ne anlamı var? solu, sol yapan ne var? bence hiç bir şey yok...

mücerred
15-11-2012, 16:23
Elbette.

Din ile uğraşmanın temel yolu bana göre siyasi-ideolojik olarak yekten karşıya almak değil(bu biçimde zaten yine hiç bir kitle elde edilemeyeceği gibi, aksine karşı tarafa itecektir), bilim ve bilinç çerçevesinde mücadele etmek gerekir. Bu uzun soluklu, sabırlı bir süreçtir kabul, ama malesef Türkiye de yapılmayan da bu. Bu yapılmadığı sürece AKP de olur, her tarafı örümcek ağı gibi sarmış, tüm varlığı bezirganlık ve sömürü olan tarikatlarda var olmaya, güçlenmeye devam eder diye düşünüyorum...


Din konusunda solun,ateist politikacıların,aydınların ikna edilmesi gerektigine inanıyorum.
Bir defa sol beynini dumura eden şu düşünceden kurtulmalı toplumun degerleriyle karşı karşıya gelmeyelim,halktan kopmayalım
Senin dedigi gibi bunu yaparken de usturuplu yapmalı.

Bilimsel çalışma gurupları ile islamcıların elindeki bütün kaleleri yerle bir edebiliriz.
Türkiye deki islamcıları en fazla etkilemiş olan hatta onu yüzyılın müceddidi sayanların putlaştırdıgı said nursiyi tartışmaya açan, bir akademik tartışma gurubu yaratılabilir.

Solun iktidar yürüyüşündeki en büyük engelin din oldugunu ikna edecek bir aygıta ihtiyacımız var.
Bunun adı ateist bir dernek olabilir ya da buna benzer bir şey.

KızıL
15-11-2012, 21:33
solculara söz hakkı verdiler dediler geldim :)
sevgili mücerred bende belirli açılardan sana katılmamaktayım..

olaya bütünlüksel bakıyorum, dini gericiliği dinin siyasete alet edilmesini hepsini aynı çuvalın içinde hesaplamalıyız, eğer ki biz ilericiysek bu ülkenin aydınlarıysak, halkın durumunu az da olsa analiz edebiliyorsak onları ileri taşıyacak onlara siyaset taşıyacak olan bizlersek burda ciddi bir görev var ki bu görev evvela cesaret gerektirir..

zamanında yaşadık özgürlük adı altında türbana destek veren solcuları gördük,
ramazan ayında iftar düzenleyen solcularıda gördük..

bu hareketler halkı, bu ülkenin halkını asla bize kazandırmaz, aksine bu sola yakışmayan bir "hoş görünüm perdesidir"
yada yalakalık..
diyalektik materyalizmin ışığında iftar yemeği!
halktan kopmamak lazım...

bu lümpenlik kabul edilesi bişey değil. halkı içine battığı karanlığa elimde fenerle bir adımda ben mi iteyim..

sol yeni bir dünya düzeni kurmayı hedefler bunun içinde ilk önce yeni insanın yaratılmasıdır. biz halkı bilime, bilimsel düşünceye sevk etmeliyiz onlara sorgulatmalıyız. halka yalan söyleme lüksümüz yok ne kendi dini düşüncelerimizi nede gerçekleri saklamamalıyız..

evet zor bişey evet sorunlu bir durum hiç şüphesiz öyle allahsız komünist diye az kovalamadılar :)

yeni insanı yaratacaksan tırnaktan kemiğe başarmak zorundayız.. öncelikle yeni nesile bunu aktarabilmeliyiz..

mücerred
15-11-2012, 22:14
solculara söz hakkı verdiler dediler geldim :)
sevgili mücerred bende belirli açılardan sana katılmamaktayım..


Degerli dostum hangi konuda katılmadıgını anlamadım.
Sol sagın karşıtıdır.Bir başka deyim ile sag halklar için zehir ise sol panzehirdir.
Sagı alt etmenin yolu ise sag kültürün mayası olan onu birleştiren din ile mücadele etmekten geçer.
Bunun yoluda sol din üzerine yapılan araştırmaları çalışmaları teşvik etmelidir.Araştırmacılara destek ve cesaret vermelidir.

Örnegin Said Nursi türkiyeli müslümanların en önemli refaranslarından biridir.
Bu adamın ne kadar kof eserlerinde bilim ve akıl dışı ne kadar çok şey oldugunu gözler önüne serecek bir kampanya başlatabilir.
Böyle bir çalışma yapılsa kendilerine önder seçtikleri adamın ne oldugun anladıklarında sokaga çıkacak yüzleri olmaz.

KızıL
15-11-2012, 23:14
"Solun geniş bir kesiminde oluşmuş bir kanaat vardır.O da toplumun dini anlayışıyla çatışmamak.
Bu ilk anda kulaga hoş gelen.,halkın degerlerine yabancılaşmayı redden bir politikayı ifade etmekte.."

çok değil sevgili mücerred genel olarak aynı şeyleri söylemişiz eğer yanlış anlamadıysam
sadece bu tespitinde katılmadım :)

kemalistcan
16-11-2012, 01:09
Kimi solcular düşünce özgürlüğü ile birlikte düşünce ve inanç özgürlüğü olarak ya da o çerçevede, düşünce özgürlüğü bağlamında ve kapsamında yalnızca inanç özgürlüğü olarak ele alırken, kimileri temel, olmazsa olmaz kişi hak ve özgürlüklerinden biri olarak görmektedir dini yaşayışı. O yüzden Kemalistler ve kimi solcular Türban gibi olgulara insanı ve kadını aşağılayan uygulamlalar olarak görürken kimi solcular inanç özgürlüğü, kişisel seçim, bireysel özgürlük ya da bireysel alan gibi yorumlar yapmaktadır. Yine aynı biçimde kimilerinin çocuğunu okula göndermeme, dini eğitim verme, din temelli yetiştirme olgularına da yine aynı bakış açısıyla yaklaşmaktadırlar

Kimi solcular ise dinleri dönemsel olarak ileri ve devrimci görür. Kimi solcular ise dini egemenlerin dine biçtiği rol dışında kişileri bağlayan, kimileyin bir ihtiyaçtan doğan ve topluma kimi değerler kazandırdığından kimileyin yararlı görülebilecek bir şeydir. Kimi solculara göre din bir varsıllıktır.

Bildiğim kadarıyla en sekter uygulamalarda bile din yasaklanmamıştır; örneğin sovyetler din aleyhine propaganda yapılmasına izin verilmesine karşın inanç özgürlüğünü tanımış ve garanti altına almışlardır. Yine Türkiye'de cumhuriyetin belli bir döneminde dinin toplumsal ve siyasal yaşamdan kazınmasından sonra, din derslerinin kaldırılmasına, imam hatiplerin kapatılmasına, kimi ders kitaplarında din kıyasısya eleştirilmesine ve Kamal Atatürk'ün 1937'de daha önce söylenmiş birçok sözünün yanı sıra CHP halk partisi programını açıklarken dinlerin "kutsal" kitaplarını "gökten indiği sanılan kitaplar" olarak yaftalamasına ve bir demecinde "Tarih bize öğretir ki, bütün dinler, milletlerinin cehaletinden faydalanarak, utanmaksızın Tanrı tarafından gönderildiklerini söyleyen adamlar tarafından tesis olunmuştur." demesine karşın yine de dini direk yasaklayan bir tutum takınılmamıştır

O yüzden bu konu tartışılırken buz dağının altını da görmek gerek diye düşünüyorum; belki de kazın ayağı öyle değildir...

xcan
18-11-2013, 19:48
Kemal Okuyan'la söyleşi: ‘Sol Cephe gerçek bir ihtiyaç’

http://haber.sol.org.tr/sites/default/files/imagecache/haber_resmi_v4/images/kemalokuyansolcephe45734675.jpg

24 aydının ilk imzacısı olduğu ve kamuoyunda geniş yankı bulan Sol Cephe hakkında Kemal Okuyan’la görüştük. 29 Ekim günü Kadıköy’deki mitingde cephe ihtiyacını dile getiren Okuyan’a göre, Sol Cephe, solun bağımsız ve ilkeli biçimde nasıl yaygınlaşacağını gösterecek.
24 aydının ilk imzacısı olduğu ve kamuoyunda geniş yankı bulan Sol Cephe hakkında gazetemiz genel yayın yönetmeni ve Türkiye Komünist Partisi Merkez Komitesi üyesi Kemal Okuyan’la görüştük. 29 Ekim günü Kadıköy’de düzenlenen mitingdeki konuşmasında cephe ihtiyacını dile getiren Okuyan’a göre, Sol Cephe, solun bağımsız ve ilkeli bir biçimde nasıl yaygınlaşacağını gösterecek.
Geçtiğimiz günlerde bir grup aydın, sanatçı, akademisyen ve siyasetçi, Sol Cephe’nin kurulması doğrultusunda bir çağrı yayınladı. Siz de 29 Ekim’de, Kadıköy’de yapılan mitingde yaptığınız konuşmada ilk kez Sol Cephe ismini zikrettiniz. Bu fikir nereden çıktı?
Bu fikir tek bir merkezden çıkmadı. Zaten ihtiyaç da yeni değil. Yıllardır Türkiye’de farklı düzlemlerde mevcut örgütlenemelerin ötesine geçecek, belki o örgütlenmelere ek toplumsal enerji sağlayacak, parti ya da dernek dışı biçimler konusunda arayış var, hatta hayata geçirilmeye çalışılan projeler var. Sol Cephe, daha sınırlı ve açıkçası daha az iddialı bir önerinin toplumsal mücadele açısından ağırlıklı isimler tarafından başkalaştırılması, “daha başka bir ihtiyaca” dönük vurguların yapılması sonucu ortaya çıktı.
“Daha sınırlı ve az iddialı öneri”yi açmanız mümkün mü?
İki yıldır faaliyetini sürdüren ve bazı alanlarda gerçekten çok ciddi bir üretime imza atan Sosyalistlerin Meclisi’ni toplumsal zemine taşımaya, yani merkezde belli sayıda aydının düşünce ürettiği bir odak olmaktan çıkarmaya dönük bir tartışma vardı. Bu son derece önemli bir dönüşümdü ancak birçok dostumuz bu dönüşümün sınırlarına işaret etti; Türkiye’de ilkeleri çok net ama özlü bir biçimde ifade edilmiş ve bu ilkeleri savunan, benimseyen herkese açık bir örgütlenme konusunda ısrarcı oldu. Bu örgütlenmenin herhangi bir siyasi oluşumla tanımlanmış bir ilişkisi olmaması, gerçek toplumsal kanallarda serpilip gelişmesi herkesin üzerinde durduğu ve benimsediği bir yaklaşım oldu. Sosyalistlerin Meclisi’nde bu tanıma tam uymayan yönler vardı. Sol Cephe bu anlamda çok cesur, çok iddialı, heyecan verici bir açılım.
Sosyalistlerin Meclisi TKP kongre ve konferans belgelerine geçmiş, kuruluşu TKP’nin çağrısı ile gerçekleşmiş bir oluşumdu. Kastettiğiniz “uyumsuzluk” temel olarak bu mu?
Sosyalistlerin Meclisi, başka bir gereksinimin ürünüydü. TKP’liler vardı, CHP’liler vardı, bir siyasi partiye üye olmayanlar çoğunluktu ama TKP’nin girişimiydi, bu hiç gizlenmedi. Öte yandan, TKP ya da başka bir partinin gölgesi düşmedi Sosyalistlerin Meclisi çalışmalarına. Orada herkes dostça, karşılıklı güven ve anlayışla tartıştı, üretti. Sol Cephe ise oldukça farklı. Bu fikir kimi görüşme hatta sohbetlerde birçok kişi tarafından dillendirildi. İlk olarak Sosyalistlerin Meclisi’nde görüşüldü. Ancak onun çok ötesine geçmişti zaten fikrin etki alanı. “Bu işin başını çekenler arasında olurum” diyenler, en genel hatlarıyla bir çağrı yayınladılar. Ve bu fikrin hayata geçmesi için ilk adım atılmış oldu. Gerisi gelecek.
‘Düzene meydan okuyan bir toplumsal hareket’
Gerisi gelecekse, nereye gidecek Sol Cephe?
Bakın, çok ama çok açık ve özlü bir biçimde formüle edilen bir çağrı metni var. Şu anda o çağrıyı yapanları ve o çağrıya uyarak “ben de varım” diyenleri bağlayan o metindir. O metin dinci gericiliğe karşıdır, emperyalizme karşıdır, kapitalist sömürüye karşıdır. Bunlar çok açık bir biçimde belirtilmiş. Başka ne belirtilmiş, AKP’ye karşı mücadeleye odaklanmak gerektiği belirtilmiş. Sonra tek tek siyasi oluşumların çeşitli nedenlerle bu sorumluluğu tek başına yerine getiremediği söylenmiş. Elde bu çerçeve var. Bu çerçevenin nasıl ete kemiğe bürüneceğine ilişkin değerlendirmeler var; öneriler var, bunlar hep birlikte kararlaştırılacak. Ancak hedef belli. Türkiye’de solun genel ve tartışılamayacak değerlerini yaymak, toplumu yerelliklere kadar örgütlü kılmak, umutsuzluğu kırmak ve kapitalist düzene, gericiliğe, emperyalizme meydan okuyan bir toplumsal hareket yaratmak. Bu hareketin kaynağı mevcut bugünkü Türkiye’de.
‘Hareketin kaynağı Haziran Direnişi’nde’
Bunu neye dayanarak söylüyorsunuz?
Bunu bir sürü şeye dayanarak söyleyebilirim ama sadece Haziran Direnişi’ni hatırlatmak isterim. Herkes kendince sonuçlar çıkarıyor. Ancak Haziran Direnişi, en fazla yukarıda anlatılan çerçeveye oturur. Bütünüyle ve her şeyiyle bu değildir ama en azından bu çerçeveyle barışıktır.
Çağrı yeni yayınlandı. İlgi nasıl? İmzacıların sayısı ne?
İmza toplayan tek bir merkez yok. Elden ele dolaşıyor, herkes kendine iş edindi. Zaten imza toplanmıyor. “Ben bunu destekliyorum” diye bir metin değil ki söz konusu olan ya da Erdoğan’ı istifaya çağıran bir açıklamadan söz etmiyoruz. İmzasını koyan, “ben bu işte varım” demiş oluyor. Bu bir örgütlenme çağrı ve iddiasıdır. Çok yaygın bir ilgi ve destek var. “Bu nereye gider” diye soranlar… “Hayır, bu çerçeve bana uymaz” diyene pek az rastlanıyor anladığım kadarıyla…
“Sol nihayet birleşiyor” gibi bir tepki alıyor musunuz?
Hayır. Çerçeve, Sol Cephe’nin bir birlik projesi olmadığını açık bir biçimde ortaya koyuyor. Her şeyden önce, buraya örgütler değil kişiler katılıyor. Sol Cephe’ye “katılma” konusunda bir siyasi parti ya da örgüt karar alabilir, Sol Cephe’yi savunabilir. Ancak Sol Cephe bir örgütler ya da partiler toplamı değil, bir partinin uzantısı da değil. Toplumsal bir örgütlenme. Bu ilkeleri savunan, niyeti olan ve kendine güvenen herkes için bir zemin. Bunun dışındaki bir örgütlenmenin zaten başarı şansı yok.
Peki, TKP neresinde duruyor Sol Cephe’nin?
TKP, Sol Cephe’nin bir gereklilik, zamanın da böyle bir hamle için çok uygun olduğunu düşünüyor. Çok farklı kişilerden, hatta başka siyasi partilere üye, orada etkili olan siyasetçilerden gelen ve giderek kolektifleşen bir fikrin hayata geçmesi için kolaylaştırıcı girdiler yapıyor. O kadar. Bunun dışında, çok önemsiyor Sol Cephe’yi.
Daha açık olması için şöyle soracağım. Bir siyasi parti olarak Türkiye Komünist Partisi’nin hedefleri açısından Sol Cephe neden önemli? TKP, Sol Cephe’ye neden katılacak?
TKP Sol Cephe’ye katılmayacak. TKP üyelerine, dostlarına ve kamuoyuna Sol Cephe’de çalışmak, örgütlenmek için çağrı yapacak. Yapacak çünkü, Türkiye’de toplumsal alanda her türlü milliyetçilik ve liberalizmle hesaplaşacak, sömürüye, gericiliğe, emperyalizme karşı direnecek ve saldıracak geniş, heyecan veren, tartışan, kararlar alan, dinamik bir örgütlenmeye inanıyor. Kim inanıyorsa gelir. TKP inandığı için gelecek. Falanca örgüte üye olan, olmayan filan, bunların bir değeri yok. Toplumsal bir örgütlenmede o örgütlenmeyi ortaya çıkaran ilkeler dışındaki kriterler geçerli değildir. Bu tür örgütlenmeler dinamik, neye evrileceği önceden belirlenemeyecek karakterdedir. Çağrıcılar arasında Merdan Yanardağ var, demek ki, Sol Cephe cezaevlerinde de olacak. Çağrıcılar arasında akademisyenler var, demek ki Sol Cephe üniversitelerde olacak. Sanatçılar, bilim insanları… Ama her şeyden önce, yerelliklerde emekçi halk olacak. Tartışmak için bir araya gelmeyecekler. Alternatif üretmek, mücadele etmek, liberalizmle milliyetçilikle hesaplaşmak için, sömürü düzenine alternatif oluşturmak için tartışacaklar ve gerisini getirecekler. Benim konuştuğum dostlardan edindiğim izlenim, herkesin bu noktada hemfikir olduğu…
Sol Cephe bir TKP projesi olarak damgalanırsa?
Bu, damgalayanların sorunu olur. Türkiye’de bu ihtiyaç yıllardır konuşuluyor. Artık bıçak kemiğe dayandı. Sol Cephe nasıl TKP projesi olacak ki? Bu ihtiyacı, bu şekliyle ilk formüle edenler TKP üyesi değil. CHP’liler var, başka siyasi hareketlerle ilişkilenler var. Bunu kimse ciddiye almaz. TKP toplumsal ilişkilerine, örgütlülüğüne, siyasetine, ideolojisine güvenen bir parti, manipülasyon araçlarına ihtiyaç duyacağını sanmıyorum.
‘İlkeli biçimde nasıl yaygınlaşacağını gösterecek’
Benzer projeler var. HDP ve Milli Merkez örneğin. Fark nerede ya da bu onlara bir yanıt mı?
Hiçbir benzerlik yok. Andığınız iki oluşum birbirinden farklı. Hem içerik, hem biçim olarak. Sol Cephe ise tamamen farklı Sol Cephe’nin gericilik, emperyalizm, sömürü düzeni üçlemesi, karşıtlık anlamında, bunlardan hangisinde var? Türkiye solu sınıf işbirlikçiliğinden ve bazı ilkelerin üzerinin örtülmesinden çok çekti. Ancak bu sayede güç kazanılabileceğini düşünenler aldanıyor. Sol Cephe, solun bağımsız ve ilkeli bir biçimde nasıl yaygınlaşacağını gösterecek.
Seçimler, Sol Cephe’nin ilk sınavı mı olacak?
Sol Cephe seçimlerle ilgili bir ihtiyacın ürünü değil. Sol Cephe seçim olsun, olmasın; gerekiyor. Elbette seçimlere ilişkin bir yaklaşım geliştirecek, hatta bazı kritik başlıklara yanıt verecek, çözüm yolu zorlayacaktır. Bunları herhalde konuşacağız. Bir de unutmayalım, seçimlere dört aydan fazla var. Bu çok uzun bir süre. İyi değerlendirilmeli.
soL gazetesi Sol Cephe’yle nasıl ilişkilenecek?
soL, kendini dar anlamıyla bir siyasi partinin yayın organı olarak hiç konumlandırmadı. Sol Cephe, gazete için büyük önem taşıyor. Dolayısıyla Sol Cephe’yi gözeten, kollayan, onu merkez yerleştiren bir yayıncılık yapacaktır soL gazetesi. Ancak bunun “resmi” yanı gazeteye bağlı değil. Sol Cephe’de bağlanacak bir konu bu.
Son olarak, Sol Cephe ne zaman kurulacak?
Bilmiyorum, çağrıcılar, katılımcılar karar verecek ama herkes bir an önce adım atma yanlısı. Türkiye’de öyle çok beklenecek durum yok.

http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/kemal-okuyanla-soylesi-sol-cephe-gercek-bir-ihtiyac-haberi-82816

Anti
26-11-2013, 02:33
Yıl olmuş 2013, hâlâ solda birlik, sol cephe, yeni sol vs. konuşuluyor.
"Gerçekçi ol, imkânsızı iste." Che güzel söylemiş :)
Gezi Parkı sürecinde güldüğüm bir şey vardı, alanın bir ucunda TKP bayrağı, hemen yakınında TKP 1920 bayrağı.
Bu örnek solda birliğin namümkünlüğünü göstermesinin yanı sıra aklıma da eski ile araya duvar çekmek için kuruluş tarihini kullanan futbol takımlarını getiriyor: 1461 Trabzonspor, 1923 Aydınspor gibi :)