PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Sakın pedofiliden bahsetmeyin!


Şüpheci Dinsiz
16-11-2012, 23:34
Sevgili arkadaşlar,

Sakın pedofiliden bahsetmeyiniz, aleyhinize peygambere ve cumhurbaşkanına hakaret etmekten dava açılabilir.

Buyrunuz.

Kaynak (http://www.birgun.net/actuels_index.php?news_code=1353057050&year=2012&month=11&day=16)
Kafka Türkiye'yi görse Dava'yı yeniden yazardı

Mor Çatı Kadın Sığınağı kurucularından Avukat Canan Arın, Antalya’da verdiği ‘kadına şiddet’ konulu seminerde, Hz. Muhammed ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çocuk yaşta kız çocuklarıyla evlendiğini söyleyince, hukuk tarihine geçecek bir dava açıldı. Avukatlara yönelik düzenlenen iç hizmet seminerine katılmamış on kişinin yaptığı ve aynı kalemden çıktığı anlaşılan şikayet dilekçesi üzerine savcılık, Adalet Bakanlığı’ndan da izin almadan soruşturma açtı. Soruşturma savcısı ise, daha önce İlhan Cihaner hakkında soruşturma başlatan savcı Osman Şanal.

Arın, soruşturmanın usule aykırı yapıldığı gerekçesiyle ifade vermeye gitmeyince, hakkında yakalama kararı çıkarıldı. Arın, tatil için gittiği Antep’te otel odasında gözaltına alındı. Bilirkişi, “Bu sözlerde hakaret yoktur” dediği halde Arın hakkında, iddianame düzenlendi. İddianamede Arın, “Peygamber efendimiz Hz. Muhammet’e (SAV) ve Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e hakaret içeren sözler söylemekle" suçlandı.


'KÜÇÜK YAŞTA EVLENDİRİLENLER'
Mor Çatı Kadın Sığınağı’nın kurucularından, kadın hakları savunucusu Avukat Canan Arın, avukatlara yönelik hizmet içi eğitim kapsamında Antalya Barosu’nun davetlisi olarak 4 Aralık 2011’de bu kente gitti. Baro binasında, ‘Kadına Yönelik Şiddet ve Kadın Hakları Hukuku’ üzerine meslektaşlarını bilgilendiren Arın, konuşması sırasında, kız çocuklarının evlendirilmesine de dikkat çekti. Arın, buna örnek olarak, Hz. Muhammed’in ve Cumhurbaşkanı Gül’ün eşlerinin evlendirildiklerinde çocuk yaşta olduğunu söyledi. Bu açıklamalardan sonra panele katılmamış on kişi Arın hakkında suç duyurusunda bulundu. Antalya Savcısı Osman Şanal, "Dini değerleri aşağılama" ve "Cumhurbaşkanı'na hakaret" iddialarıyla soruşturma açtı.


BİLİRKİŞİ POLİS: BURADA HAKARET YOK
Konferansın meslek içi eğitim kapsamında olması ve Cumhurbaşkanı’na hakaret suçlaması nedeniyle Adalet Bakanlığı’ndan izin alması gereken savcılık, bu yola başvurmadan doğrudan Arın’ı ifadeye çağırdı. Fakat Arın, arayan polis memuruna “İzin almanız gerekir” diye yanıt verdi. Bunun üzerinde savcılık da, “Şüpheli bu talimata sudan gerekçelerle gitmekten imtina etmiştir” diyerek, mahkeme kanalıyla Arın hakkında yakalama kararı çıkardı. Arın, tatil için gittiği Antep’te, 23 Haziran 2012’de, kaldığı otelde gözaltına alındı. İfadesi sonrasında dosya, bilirkişi incelemesi için Antalya Emniyet Müdürlüğü Terörle Mücadele Şubesi’nde görevli Yüksel Gün’e gönderildi. Bilirkişi Gün ise “Hakaret içeren sözlere rastlanılmamıştır” diye görüş belirttiği halde savcılık, Arın’a dava açtı.

Arın için, “Peygamber efendimiz Hz. Muhammed’e (SAV) ve gerekse Cumhurbaşkanımız Sayın Abdullah Gül’e yönelik aşağılayıcı hakaret içeren sözler” iddiasıyla Antalya 2. Sulh Ceza Mahkemesi’nde dava açıldı. Arın, ilk duruşması 11 Aralık’ta görülecek bu davanın öncesinde, Antalya’ya gitmekten çekindiği için bugün İstanbul Adliyesi’nde, talimat yoluyla ifade veriyor.


Av. Canan Arın: ‘Bu dava hukuka aykırı’
Av. Canan Arın, bu soruşturmada tüm hukuk kurallarının ihlal edildiğini, ifade özgürlüğünü suç kapsamında sokulduğunu, amacın tüm aykırı sesleri bastırmak olduğunu savunuyor. Arın, yaşananlarla ilgili şunları söyledi: “Bu dava, hukuka aykırı biçimde açılmış bir davadır. Antep’te verdiğim savcılık ifadesinde de bu aykırılıkları anlattım. Davaya konu olan sözler, tamamen Avrupa İnsan Hakları Sözleşmesi çerçevesinde ifade özgürlüğünün çok açık bir kullanımıdır. Herhangi bir hakaret ya da iltifat yoktur, mevcut bir durumdan söz edilmiştir. ‘Cumhurbaşkanlığı’na hakaret’ suçuyla ilgili dava açılması için izin alınması gerekirdi. Ben avukat olduğum için de izin alınması gerekiyordu, bu izinlerin hiçbiri alınmamıştır. Halk arasında 3. Yargı Paketi olarak bilinen kanunun geçici 1. maddesi çerçevesinde de bu davanın açılmaması gerekiyordu. Ancak tüm bunlara karşın dava açılmıştır. Hukuk kurallarının artık hiç çalışmadığı bir durumdayız.”


“Cumhurbaşkanına hakaret”in kovuşturma prosedürü
Türkiye'de mevcut yasalara göre, “cumhurbaşkanına hakaret” suçundan kovuşturma yapılması Adalet Bakanı’nın iznine bağlı. 5287 sayılı Türk Ceza Kanunu’nun 299’uncu maddesine göre, soruşturmanın, kolluk makam ve memurlara bırakılmayarak bizzat Cumhuriyet Başsavcısı veya görevlendireceği bir Cumhuriyet Savcısı tarafından yapılması gerekiyor. Soruşturma evresi sonunda toplanan delillerin kamu davası için yeterli görülmesi durumunda, Cumhuriyet Başsavcılığı, bir fezleke hazırlıyor ve Adalet Bakanlığı’na gönderiyor.

Avukatlar hakkında yapılacak soruşturmalarda da yine Bakanlık izni gerekiyor. 1136 sayılı Avukatlık Kanunu’nun 58’inci maddesinde, “Avukatların avukatlık veya Türkiye Barolar Birliği ya da baroların organlarındaki görevlerinden doğan veya görev sırasında işledikleri suçlardan dolayı haklarında soruşturma, Adalet Bakanlığı’nın vereceği izin üzerine, suçun işlendiği yerde Cumhuriyet savcısı tarafından yapılır” deniyor. Buna göre, avukat hakkında yapılan soruşturmaya ait dosyanın Adalet Bakanlığı’na gönderilmesi gerekiyor.
Sevgiler

ALKA
16-11-2012, 23:53
Ey şeriat şeriat, sen ne güzelsin öyle .. İşte şeriat, demokrasi kisvesi altında takiyecilik ede ede böyle geliyor..

upuaut
17-11-2012, 00:05
Kafka Türkiye'yi görse Dava'yı yeniden yazardı

Mor Çatı Kadın Sığınağı kurucularından Avukat Canan Arın, Antalya’da verdiği ‘kadına şiddet’ konulu seminerde, Hz. Muhammed ve Cumhurbaşkanı Abdullah Gül’ün çocuk yaşta kız çocuklarıyla evlendiğini söyleyince, hukuk tarihine geçecek bir dava açıldı. Avukatlara yönelik düzenlenen iç hizmet seminerine katılmamış on kişinin yaptığı ve aynı kalemden çıktığı anlaşılan şikayet dilekçesi üzerine savcılık, Adalet Bakanlığı’ndan da izin almadan soruşturma açtı. Soruşturma savcısı ise, daha önce İlhan Cihaner hakkında soruşturma başlatan savcı Osman Şanal.

Bu olayın karşılıklı bir savaştan kaynaklandığı açıktır. Yalnız, Hz. Muhammed çocuk yaşta değil, olgun bir yaştayken evlenmişti. Hz Muhammed Hatice ile evlendiğinde, kendisi 25 yaşında, Hatice ise 40 yaşlarında idi (Bkz. "Hz. Muhammed'in (s) Evliliği ve Çocukları (http://dinibil.com/default.asp?L=TR&mid=1309)").

Diğer taraftan, Sayın Cumhurbaşkanımız Abdullah Gül de en erken 29-30 yaşında iken evlenmiş (Bkz. Wikipedia'da Abdullah Gül (http://tr.wikipedia.org/wiki/Abdullah_G%C3%BCl)).

Bu soruşturmaları yürüten Savcı Osman Şanal'ı herkes tanır; İlhan Cihaner'in odasını basmaktan!

errata
17-11-2012, 00:08
Çocuk yaşta olanlar erkekler değil upuat, erkeklerin evlendiği kızlar.

Neva
17-11-2012, 00:14
Garip bir dava, yani simdi kalkip ulkenin bazi bolgelerinde kucuk yasta kizlar evlendiriliyor desek, bolgelere hakaret davasi mi acacaklar?

suzi
17-11-2012, 00:31
Bunu dillendirmek suçsa, küçük yaşta kız çocuğuyla evlenmek ne oluyor?

Jingo
17-11-2012, 01:43
Bugün "Allah yok." demek bile hakaret. Yakında onun da davaları başlar...

Ama "Ahlaksız ateistler." lafı hakaret değil. Ya da "tinerci" ateistler...

Süper bir ülkede yaşıyoruz.

guide
17-11-2012, 01:52
Aklıma bir haber geldi bunu görünce. Sanıyorum Kahramanmaraşta bi imamdı.

Yolda kendisine selam vermek isteyen bir kız öğrencinin, dudağından öpen imamın savunması :

‘o ağzından kuran okuduğu için öptüm’ şeklindeydi..

Bunu yapan ve bu şekilde savunan birileri ister peygamber olsun, ister imam, ister cumhurbaşkanı

bunların her türlüsü tutuksuz yargılanır(mış gibi) ya da göz ardı edilir.

Küçük yaşta çocuklarla münasebeti vicdanına sığdıran sakallı sapıklarla değil de;

dava edenlerle mi uğraşacaklarmış artık, pes diyorum!

guide
17-11-2012, 01:55
dayanamadım haberi (http://www.internethaber.com/kahramanmaras-imam-ogrencisine-taciz--443257h.htm) de buldum, çok değil 4-5 ay önce yaşanmış..

Nevandaar
17-11-2012, 02:07
Dinini ve peygamberini az çok bilip de akla ve mantığa ters gelen durumlara karşı bu tip karşılıklar veren insanların esasında islamiyete inanmadıklarını ancak bunu kendilerine itiraf edemediklerini ve bu yüzden saldırgan bir tutum içerisine girdiklerini düşünüyorum.
Yoksa her şeyiyle %100 müslüman olan bir insan neden muhammedin çocuk yaştaki ayşe ile evlendiğine ve/veya buna benzer durumlara böyle tepkiler verir ki?
Onların da aklına yatmıyor; kabullenemiyorlar ancak "ben müslüman değilim" de diyemiyorlar ve sonuç olarak saçmalıklar silsilesi meydana geliyor.
Dinlerin insanlığa verdiği zararı hesaplayacak bir matematik formülasyonu daha geliştirilemedi...

vartor
17-11-2012, 02:12
Soylemek suc ise, fiili islemek ne olur merak ediyorum. Inanabilsem mahkemelerin adaletli olduguna, hakaret davasini acani, peygambere, Gul'e hakaretten iceri atmasi gerekir.

spartacus
17-11-2012, 02:48
Garip bir dava, yani simdi kalkip ulkenin bazi bolgelerinde kucuk yasta kizlar evlendiriliyor desek, bolgelere hakaret davasi mi acacaklar?


Açmazlar fırsat buldukça ne kadar küçük kız var almak için çalışırlar. Yeterki fırsat olsun..

Bunu dillendirmek suçsa, küçük yaşta kız çocuğuyla evlenmek ne oluyor?

Çocuk demezsen suç sayılmıyor.. Örneğin 9 yaşında bir kızla evlendi dersen suç değildir, hatta 6 yaşında da evlendirilebilir, yeter ki kız densin, ama çocuk denmesin...

Suriye den kaçan mültecilerin -aman çocuk demiyorum-, 10-12 yaşlarında KIZLARINI, para ile satın alan Suudiler ne kadar güzel ve sevimli insanlar değil mi? Bizim TC dekilere de pek bir benziyorlar, pek bir insanlar?... Akılları şeylerinde, yani insanlıkta.. Şeriat hepsinin yolunu açıyor, zira şeriat, 2.000 yıl eskide kalmış, çağımızın çoook gerisinde, ilkel diyebileceğimiz, artık köhnemiş diyebileceğimiz yasa ve geleneklere tam teslim olmaktır... Murted olanları da bıçakla doğramaya başlarlarsa şaşırmam, ve sanırım şimdi, önce murtedleri de yargılamaya başlamaları gerekiyor. Aman siz, siz, olun dini bütün müslüman olun, malum bir mafyaya katılan çıkamaz bir de dine... İkisinin de kuralları aynı. Sadece itaat edecek, emir ve buyrukları yerine getirecek sorgulamayacak, yapacaksın ve ne emredilirse ona inancaksın(inancından emirle geleni makbul demek ki, böyle bir inanç nasıl oluyorsa!?)... İkisi de yer altından yönetilir(gerçekten)....

Bazen özgürlükten yanayım, ama bazen hata mı yapıyorum diye düşünüyorum. Özgürlüğün ne olduğunu, değerini kavramayanlara, özgürlük fazladır diye de bir kriter mi edinmeliyim(zira ellerine fırsat geçince kimseye acımıyorlar, faşist oluyorlar)? Din ile demokrasinin bağdaşmayacağı açık.

KızıL
18-11-2012, 00:47
pedofiliyi çokça kez savunmadılar mı? türlü türlü bahaneler garip anlamlar çıkartarak peygamberlerini ve ondan sonrasını hep savunmadılar mı? zaten bunu yapmak suç değil yapanları söylemek.. ne dersen hakaret ile yargılanıyorsun!
hukuk ellerinde eleştiremezsin ağzını açman 5 aydan başlıyor.. özgürlük karanlığa çoktan gömüldü tüm ülke uyurken..

yapmak suç değil yaptınız demek suç..

Shawstein
18-11-2012, 02:13
Yorumları okuyunca konuya ters bir yaklaşım yapıldığını düşündüm, genel olarak yapmak suç değil, söylemek suç şeklinde değerlendirilmiş.

Ancak, bu kişiler çocuk yaşta bir kız ile evlenmeyi suç olarak görmüyor.

Peki, neden aşağılama olarak algılayıp dava açılıyor? Bu söylem Mor Çatı kadın sığınağı vakfının çocuklara yönelik cinsel istismar ve tecavüz ile ilgili bir panelinde dile getiriliyor.

Olaya bu şekilde baktığımızda davanın neden açıldığını anlamak güç değil.

- Bu ülkede kurban ile ilgili eleştiri yapıldığında, bırakın kurban kesmeyi kur'an'da kardeşini keseceksin yazsaydı bunu yapardım diyebilecek kadar uçmuş insanlar var. Bu başlık altında değerlendirildiğinde peygamberin kaç yaşında bir kız ile evlendiğinin bir önemi kalmıyor.

- İslam tam olarak peygamber ne dedi ve ne yaptı ise odur diyorsak; küçük yaşta kız(lar) ile evlenmek Müslümanlar için sünnettir.

- Toplum tarafımdan namus değeri olarak benimsenmiş, bir kızın daha önce cinsel ilişkiye girmemiş olması, hatta hiç bir erkek tarafından dokunulmamış olması gerektiğine dair ilkel, kadını aşağılayan bir bakış açısı var. Erkek söz konusu olduğunda hiç bir şart yok. Bu konu sadece inananlar tarafından desteklenmediğinden dolayı çok önemli.

- Bir önceki maddeden yola çıkılarak toplum nezrinde namuslu bir evlilik için kızın yaşının küçük olması çok önemli bir parametre olur.

Bu maddelerin sayısı arttırılabilir... ancak özetle, ne yazık ki sevdiği ile beraber olmuş bir kız, hayat kadınlarıyla düşüp kalkmış bir Müslüman erkeğine göre namussuz oluyor.

Asıl korkutucu olan bu davanın kabul görmesi; kanun "kamu düzenini bozmaya elverişli durumlarda / dini alenen aşağılama" şeklindedir, bu maddeye bakılırsa Türkiye'de adaletin kalmadığını söyleyebiliriz, çünkü ne kamu düzenini bozma söz konusu ne de dini alenen aşağılama söz konusu.

Diğer bir konu ise güç gösterisi, din eksenli bir politika ile ülkeyi karanlığa götürenler artık bu işi gövde gösterisi haline getirdiler. Bir doktora, hastanede çalışan bir personelin "Başbakana hakaret etti" söylemi üzeriden 15 yıl hapis cezası verildi.

Bu baskı artık dindar olmayanları, olmasalar dahi baskı ile hizaya getirme eylemlerine dönüştü.

Ben, bugün gelinen vaziyetin zeminini "aydın" kimliği altında yıllarca Müslüman toplumu aşağılayarak eğitime ve aydınlığa düşman eden siyasetçiler ve medyanın hazırladığı kanaatindeyim. Atatürk bu denli radikal söylemler ile dini yok etmeye çalışsaydı Cumhuriyet asla kurulamazdı, Türkçe eğitim ile bilinçlenen toplumun bu beladan kurtulacağının bilinci ile atılımlar yaptı, oysa kendini akıllı sananlar sert söylemler ile bugünü hazırladı.

AlbatrosS
27-11-2012, 22:49
Muhammed yapıyorsa buna ''keramet'' gözüyle bakıyorlar çünkü. Savunmaları da basitçe bu: Hayır işleri! :) Kendi kardeşini iktidar hırsıyla boğdurtan padişahların yaptığını ''devletin bekası'' diye bugün bile normal bulacak sayısız insan var. E, böyle bakınca ''erkek'' denen sapkın türün ''namusu temizledim'' diyerek karısını paramparça etmesine şaşırmamak lazım. Fallik dönem travmalarını atlatamamış köle tacirliğinin dili ve tutumudur bunlar. Bir zar için ya rap, ne bedenler kanıyor... demiş şairimiz. Ama mesele zar değil: Hegemonya, korku, travma...