PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Turan Dursun'un "Yeni Düşünce" Gazetesine yazdığı mektuptan


ALKA
21-11-2012, 02:21
"...Röportaj için babama niye gidiliyor? Seksen yaşını çoktan aşmış, kulakları bile çok az duyan yaşlı kişiyi konuşturmaktaki amaç ne? Benim dinsizliğimi kanıtlamak mı? Ben saklamıyorum ki. Dinlerin insanlığa ettiği kötülüğü düşünerek, dinsizliğimle övünüyor, onur duyuyorum. Dinler ne yaptı ve ne yapmakta? Bir din öbür dinle, bir mezhep öbür mezheple anlaşamaz. Dar bir "din kardeşliği." Bağlı bulunulan "din"in ya da "mezheb"in çerçevesinde. "İnsan hakları" değil; inanılan dindeki "mümin hakları" söz konusudur. Bu görüşüm "yanlış" mı? Keşke yanlış olsaydı. Tarih boyunca da, günümüzde de, "din"ler hep "kan", "gözyaşı", "ölüm" getirmiştir. Bir inanç ve görüşte olanlar, başka inançta olanlar eliyle ölümlerin en beterine atılmışlardır. Diri diri yakılmışlardır. Yakılanlar arasında kadınlar ve çocuklar da vardır.(...) "Akıl" tıkıldığı hapishaneden ve zincirinden kurtulmamış olsaydı bugünkü Batı dünyası böyle olmayacaktı. Aynı türden acımasızlıklar yönünden bir de İslam'ı düşünün. Kur'an'daki, İslam'ın güçsüz döneminin ürünleri olan: "Senin dinin sana, benim dinim bana" ilkesi, "dinde zorlama yoktur" diyen ayet ve benzeri ayetler sizi yanılgıya düşürmesin. Aynı Kur'an'da inanmazlar gösterilerek "nerede bulursanız öldürün!" denir.(...) Öldür, öldür, öldür... Ben bunun için dinden arınmışlığı bir insanlık, bir onur sayıyorum. Onun için dinsizliğimi açıklamayı seve seve yapıyorum. Ve onun için diyorum ki "DİNSİZLİK BİR SAPIKLIK DEĞİL, İNSANLIĞIN GELİŞMİŞ, DERİNLEŞMİŞ BİÇİMİDİR." İslam, Türklere de bir şey kazandırmamıştır. "İman"ıyla insanlarımızın ayaklarına, uygarlık yolunda pranga olmuştur. Esasen Muhammed Türkler için de hiç de iyi şeyler söylememiştir. Dahası, bu toplumu en kötü düşmanlarından saymıştır.(...) Kur'an, başka toplumları değil, "Araplar"ı "muhatap" almıştır. Türk toplumuna, İslam Şeriatı'nı kaldırıp atarak uygarlık yolunu gösteren Atatürk, "İslam" için boşuna "Arap Dini" demez.(...)

Yazdıklarım, hep kanıtlı, en sağlamından kaynaklara dayalı. Çürütmek istiyorsanız bu yolla çıkın karşıma. Çamur atmadan. Bilginiz yetmiyorsa, en bilirinden "Ulema"nızı çıkarın. Babama gidiyorsunuz. Bırakın o yaşlı adamı. Telaşını anlıyorum, ama boşuna. Yalanlarla örülü "tabu"lar yıkılacaktır. Bu, önlenemeyecektir. Ve bunda insanlığın yararı vardır, lütfen görün. Daha güzel bir dünya için savaşım veriyorum. Aklın, imana kurban edilmemiş bilimin geçerli olduğu özgürlüklü bir dünya. Benim de katkım olsun istiyorum. Karşı mı çıkıyorsunuz? Buyurun, uygarca tartışalım. Kanıtları, kaynakları sergileyerek.. Var mısınız?" -

Turan Dursun, "Yeni Düşünce" Gazetesine yazdığı mektuptan, 27.10.1989, Din Bu 2, Kaynak Yayınları, Kasım 1993, s.276 vd.

bakkalmahmud
21-11-2012, 12:12
Turan Dursunun,Dinler hakkindaki bilgisi ,karsi olan cesareti ve güzel kisiliyi cok etkileyici,bu insana hayranim,hayatda olsaydi cok güzel olurdu.

kemalistcan
22-11-2012, 00:28
Gerçekten soylu bir davranış. Ustamın önünde saygıyla eğiliyorum ve onu şükranla anıyorum. Bu noktaya gelmemizde en büyük pay kuşkusuz onunla İlhan ARSEL'indir; ancak o müslüman, takva sahibi, fetva verme derecesinde hoca olabilecek, mümin bir geçmişi olan ve onu aşan biri olarak çok daha değerlidir.

İlgimi çeken bir başka nokta ise birçok yerde, kitaplarında, demeçlerinde aynı burda olduğu gibi Atatürk aydınlanmasına değinmesine, bu aydınlanmadan övgüyle ve şükranla söz etmesine karşın, üstada atıftda bulunan, onu bir değer addeden birçok ateisttin ve solcunun bu konuda ketum, ikircikli, yadsıyıcı hatta düşman bir tutum içinde olmasıdır. Turan DURSUN'u da öyle ya da nötr gösterme çabası içindedirler. Bunun içinde kendiyle yapılan bir röportajda Atatürkçü olmadığını söylemesini örnek verirler. Oysa adamcağız hemen sözünün devamında, Atatürk Atatürkçü değildiki ben olayım diyecektir bugünkü abuk, sapmış, Atatürk'ü paravan yapan kimi Atatürkçüleri kast ederek.

Aynı tutumu halkevleri ve köy enstitüleri gibi konularlda da görüyoruz. Bunlar kıyasıya övülürken ne hikmetse Atatürk dışarda bırakılmaya çalışılınır. Kurtuluş savaşından, hukuk ve eğitim gibi değerlerdeki değişimden, kadının geldiği noktadan, yurttaki değişimden söz etmek istemezler.

Yine Türk sözünü söylemek bir utanç kaynağıdır onlar için; ama başka herkes kimliğini bağıra çağıra söylemeli, yurt mikonlarına bölünmelidir. Örneğin ben Sırrı Süreyya ÖNDER'in Türk olduğunu teke teke programında öğrendim ve şaşırdım. Fatih ALTAYLı bunu yüzüne söylediğinde; o bunu aştığını söyledi. Şimdi birileri çıkıp bunu sosyalizmin dünya yurttaşlığına yoracaklar ama yağma yok; öyleyse bunu herkes için istesin, kimlik siyaseti yapmasın. Bu anlamda üstadın Türk sözcüğünü dillendirmiş olması ayrıca değerlidir.

Kendisine, düşüncelerine, ürettiklerine, emeğine, mücadelesine ve bunlar uğruna feda ettikleri önünde bütün saygımla yeniden eğiliyorum. Onun kılı bile olabilirsem ne mutlu bana...