Orijinalini görmek için tıklayınız : Memleketin yüzde 60'ı hırsız
'Memleketin yüzde 60'ı hırsız'
Elazığ Valisi Muşmal, "Memleketin yüzde 99'u Müslüman ama yüzde 60'ı hırsız. Müslümanız diyoruz ama arkadaş, dolandırıcılık bizde" dedi
ELAZIĞ AA
Elazığ Valisi Muammer Muşmal, standart dışı yakıtların şehre girişlerinde "şeytanın bile zorlanacağı" çeşitlilikte yolsuzluklar yapıldığını söyledi.
Muşmal, "Bu memleketin yüzde 99'u Müslüman ama yüzde 60'ı hırsız. Böyle şey olur mu? Yani Müslümanız diyoruz, ama arkadaş, yalancılık, üçkâğıtçılık, dolandırıcılık bizde" dedi.
Yöntemleri anlattı
Elazığ Öğretmenevi'nde kaymakam ve resmi kurum müdürlerinin katıldığı toplantıda konuşan Muşmal, jandarmanın geçen yıl yaptığı ve bu yıla kadar devam eden kaçak operasyonunu hatırlattı.
"Bütün kurum ve kuruluşlarımız bu yakıt yolsuzluğunun şöyle veya böyle içinde" diyen Muşmal, standart dışı yakıtların şehre giriş yöntemlerini şöyle anlattı:
'Önemli olan engellemek'
"Şeytanın bile zorlanacağı çeşitlilikte maalesef yolsuzluklar yapılıyor. Ben hiçbir kurumumuzu zan altında bırakmak için söylemiyorum, kimseyi suçlamıyorum. Ama Türkiye genelinde yapılan işler... İnsanın olduğu yerde her şey olabilir. İlimizde bu işe bulaşmış kurum müdürü, elemanı, hizmetli de olabilir. Bunu engellememiz lazım, önemli olan bu."
'Aileler çok etkili değil'
Muşmal, müdürlerin devletin parasını kendi paraları gibi düşünmelerini de isteyerek sözlerini şöyle sürdürdü: "Devlet malı deniz, yiyen domuz. Bunu bu şekilde değiştirelim, her kapıya asalım. Müslümanız diyoruz, yalancılık, üçkâğıtçılık, dolandırıcılık bizde. Dünyada yok mu? Onlarda bizden fazla, ama bizde olmaması gerektiğini söylüyoruz. Fizik öğretmeninin, 'Haram budur, helal şudur, devletin malı şudur, hırsızlık yaparsan şudur' demesi lazım. Aileler çok fazla etkili değil artık çocukların üzerinde. Onun için öğretmenler önemli. İyi öğretememişiz çocuklara, hırsızlığın insanlık ayıbı, insan haklarını ihlal olduğunu."
"Memleketin yüzde 99'u Müslüman ama yüzde 60'ı hırsız.
Bu nasıl Allah korkusudur anlamadım gitti.Hırsızlık yaparak mı korkuyorlar Allah'tan bunlar :lol:
Birde müslüman olacaklar :D
sodomo--
03-11-2006, 13:46
Türkiye'deki ahlaki erozyon şeriatın yükselişi ile birlikte ivme kazanmıştır. 80 sonrası takunyalı başbakanlar ve bakanlar dönemi ile başlayan ahlaki çöküş öyle bir hal aldı ki, neredeyse her üç kişiden birisi bu hastalığa bulaştı.
Genellikle islamcılar dinin insanları doğru yola soktuğunu iddia ederler ve dinsizlerinde her türlü kötülüğe yatkın olduğunu söylerler ama bu koskoca bir yalandır. Bunun en tipik örneği Muhammed'in hayatıdır. Bütün hayatı ganimet peşinde koşarak geçmiş bir peygamberin sünnetini örnek alanlar karakter olarak ona benzeyen bir dönüşüme uğruyorlar. Din-kitap-Allah diye diye yediler, semirdiler, obez oldular adeta... Özellikle yurtdışındaki Türk işçilerin ve buradaki cahil insanların paralarını tırtıklaya tırtıklaya servetlerine servet kattılar ve bir taraftanda bu karşılıksız paralar ile edindikleri serveti kendi Tv'lerine, dergilerine, gazatelerine, dersanelerine, nur evlerine şuna buna dağıta dağıta bir "fikir" *ve "insan" altyapısı oluşturdular ve daha fazla insanı kendi cemaatlerine kattılar ve daha fazla para topladılar vb. bir döngü ile daha da semirdiler.
Bence Türkiye'deki ahlaki erozyonun birinci nedeni şeriatçılığın yükselişidir.
Sn. Tewderi,
Ben bir akıllıyım/deliyim!
Ben bir yakışıklıyım/çirkinim!
Ben bir iyimserim/kötümserim!
Ben bir inançlıyım/inançsızım!
Ben bir Müslüman’ım/Müslüman değilim!
Bu değer yargıları kime göre?
Bu değer yargıları kimi bağlar?
Ayrıca ben de merak ederim dini aylarda azalan suç grafilerine!
Ama dedik ya; kişilerin kendilerini nereye koyduklarıyla mı değerlendireceğiz?
Yoksa hangi değerde olduklarını tarafsız gözle; kim kimdir diye?
Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın
Elazığ Valisi bu beyanatı hangi istatistiklere dayanarak vermiş?
spartacus
03-11-2006, 16:13
Valla sevgili K.C. doğru diyorsun.
Ama bende bu istatistike?! bakarak diyorum ki.
Memleketin %60 ı aç demek ki.(Benimkinin bir dayanağı yok, valininki ne ise benimkide odur) :)
Memleketin onuru abidesi, hortumculuk ise tertemizdir.
Diyarbakırda baklava çalan çocuklar 7 yıl ceza aldılar, peki ya trilyonları götüren hortumcular, 6 Ay tam pansiyon, sekreteri, tvsi vs ile ağırlanmadı mı?
exclusive
03-11-2006, 16:22
Bence vali bey yanılıyor. Biz yeteri kadar müslüman değiliz...
Bakın Afganistana, adamlar harbi müslüman, dünyada üretilen eroinin %85'ini tek başına üretiyor, dünya gençlerini zehirleyen başlıca ülke bu islam ülkesi. Bakın irana, onlar da harbi müslüman, dünyanın başına musallat en kanlı teröristler İran'daki kamplarda eğitim görüyor. Bizim insanımızı bile yine bizim aydınımızı katledecek bir caniye dönüştürmeyi başarıyorlar, tabi ki islam sayesinde. Ayrıca afgan eroinin de en büyük tüketicilerinden biri... Bakın Afrika'daki müslüman ülkelere, onlar da harbi müslüman, nüfusa oranla tecavüz suçunun en yaygın olduğu ülkeler onlar... Pakistan desen batıyor, ülkede kökten dinci akımlar ve suç yükselişte, Müşerref ne yapacağını şaşırmış. Hele hele namus cinayeti gibi suçlara bakarsanız bütün batılı ülkelerdeki suç miktarını toplasanız bi tane müslüman ülke etmez.
Allahın izniyle biz de bu islami holdingler ve islami yöneticiler sayesinde suç yelpazemizi genişletip din kardeşlerimizden geri kalmayacağız inşallah.
Elazığ Valisi bu beyanatı hangi istatistiklere dayanarak vermiş?
Mehmet ağardan almış belki ...
sodomo--
03-11-2006, 17:57
Spartacus sen de dinciler gibi yüzeysel ve sığ bir mantık üzerinden gidiyorsun. 50-60-70 li yıllr fakir ama mutlu insanların ve dahi dürüst insanların yılları idi. 80'li yıllardan sonra zenginleşme başladı ve hırsızlıkta arttı. Kardeşim biz evimizin kapısını açık bırakarak dışarı çıkardık.
Şimdi dinciler allahsız adam ahlaksız olur diyorlar sen de fakir adam ahlaksız olur diyorsun ve sen de onlar gibi yanılıyorsun...
spartacus
03-11-2006, 20:05
Sevgili sodomo
Kafaya giren bilgi, boğazdaki ekmekten geçer, ahlakda, eğitimde, öğretimde.
Geçen verdim yine vereyim.
Asgari ücret 350, bu ücretten kesilen vergi 140, dolaylı vergiler ile kalan 250.
Bir kitap ortalama 20 YTL, bir tiyatro bileti 10 YTL, bir muayene ve kan tahlilli ücret 60-70 YTL, Ev Kiraları 300-450 YTL, Ortalama sağlıklı ayakkabı 60 YTL, Mutfak giderleri 200 YTL, Enerji Gideri 200 YTL....
Önce toplum kendisini kendisi ile, önce insan kendisini insan ve insanca temsil edebilmeliki, sonrasında onun tercihlerine bakalım. Bu gün yaşamak kolay mı? Lafla peynir gemisi yürüse idi, rızkı veren İlahtır sözlerine karşı edilen milyonlarca dua karşılık bulurdu. Bizim için önemli olan dua edenleri suçlamak değil, onu börtüye böceğe dua etmeye muhtaç bırakan koşulları sorgulamaktır, bundan kellisinde ben ciddiyetde çözümde göremem. Muhtaç etmemek için insanları din gibi kurgulara köle eden koşulları sorgulamak gerekir, aksi dinlerden özgürlük hiç bir zaman mümkün değildir. Ha konu karşılıklı fikir tartışmasıdır, oradada diyeceklerimden zerre kadar çekinmem.
Ayrıca Dünyada her ulustan 800 milyonu aşkın köle var demiştim, niye, neden, niçin? Bakın tarla borcu için hayatı karartılan bir kadına örnek verdim, din bunun neresinde, ırk bunun neresinde. Açlığın artışı ile ahlakın azalışı doğru orantılıdır, bu kişilerin iradesinden bağımsızdır, benimkisi valiye bir gönderme idi, ciddiyetle ele alacağım bir şey değil, en son şikayet edecek merciler konuşuyor çünkü. Bana göre %60 hırsız değil, %60 açtır, ve aç olmak hırsız olmak değildir, öyle bir sözüm düşüncemde yok, vali çarpıtmış ben düzelttim, nede olsa avam takımından bahsediyor haşmetlüler?! Benimkisi bir tepki idi, yanlış anlaşılmışsam düzeltir özür dilerim. %60 Aç diyecekken, utanmazca çarpıtmış(kertiği görmüyor) %60 hırsız demiş. Ben ise asıl gerçeğe gönderme yaptım, aklımda hırsızlık vs yok.
Nedenlerden bakılmayan her şeyde, salt sonuçlardan gitmenin en derin yeri dahi yüzeydir, ben bunu bilir bunu söylerim, kişilerin inancı, ırkı bu nedenler için derinde değil malesef menfi açıdan kullanılanlar olarak yüzeydedir, sadece sonuçturlar.
Alınan vergiler karşılığı hiç bir zaman sağlanmayan hizmetler.
Sağlıklı bir Eğitim ve Öğretim.
Sağlık.
Barınak
Yaşam ve meslek Garantisi.
Kaldırılmayan sömürü.
Toplumdaki eşitsiz ve adaletsiz dağılım, ayrımcılık ve ekonomik kastlar...
1960 lar öyleydi, bu günler böyle diyorsunuz, suç ise dinde, imanda yada islamda diyorsunuz, oysa toplum açısından gelir dağılımı, üzerinde yaşayan insana yetmeyecek olan topraklar bölüne bölüne yetmez olmuş, toprak sabit nüfus artmış, haydi yallah böyük şeere, kimilerinide sopa ile doldurrr. Toplum geniş kesimleri ile kötüye giderken ne hikmetse, zenginler multileşmiş, adalet ve gelir dağılımı arasındaki uçurum onlarca kat artmış, alım gücü sıfıra dayanmış......... Dünyanın en zengini Afrikadan zenginken, ülkenin zenginleride, ülkeden ve tüm toplumdan daha zengin olmuş, ırmak gibi akıyor topluma damlalar, kaçan sızıntılar kalıyor..... Ve durumun kötüye gitmesinde bunların zerre kadar önemi yok öylemi?... Umarım şu asıl gerçek başka şeylere kurban edilirken çözümünde, durumunda üzeri küllenmesin...
Cehennemde yaşayanlara Cennet umuyorlar diye şikayet etme hakkınız ne zamandan beri var? Bu cehennem tellallarını hiç etkiliyor mu? Tam tersine ona doğru mahkum oluyor insanlar...
Siz nedenleri, ekonomik sistemlerde, sosyo-ekonomik toplumsal yapı, üretim ilişkileri ve bölüşümde aramıyorsanız, bunun yerine kampcı bir biçimde, A cılık, B cilik diye bakıyor iseniz ben sığ ve yüzeysel olmaya razıyım.
Ayrıca Beni ölçüt anlamında insan öznesi dışında müslümanların, onun bunun şunun bakış açısı ilgilendirmez. Ölçütde değillerdir, kuru kılıflar insanı AY'a götürse idi, şimdi bizler Marsdan yazışıyor olurduk. Dua edenden, etmeyenden şikayet edeceğimize şu koşulları bir sorgulasak daha iyi olmayacak mı? Onları buna muhtaç bırakmış iken, ben zerre kadar insanı 3-5 godomanı dışta tutarak düşüncelerinden dolayı ne dışlar nede kurban edemem, gerçek bu. Hırsızıda benimdir, körü körüne bağlananıda, bilginide, cahilide, yoksuluda... Ne verdim ki ne istiyorum?
Sevgili Spartaküs;
"Siz nedenleri, ekonomik sistemlerde, sosyo-ekonomik toplumsal yapı, üretim ilişkileri ve bölüşümde aramıyorsanız, bunun yerine kampcı bir biçimde, A cılık, B cilik diye bakıyor iseniz ben sığ ve yüzeysel olmaya razıyım."
Senin gibi sığ ve yüzeysel birini maalesef görmedim.Keşke herkes senin kadar sığ ve yüzeysel olabilseydi.
Kendi adıma bu sığ ve yüzeysel arkadaşımın razılığına birebir katılırken ben de bu anlamda sığ ve yüzeysel olmaya razıyım.
Sevgilerimle
istavrit
03-11-2006, 21:03
bugunki sabah gazetesinde bir istatistik vardi..
turkiyede insanlarin % 1'i kendini ateist olarak tanimlamis...
% 80 'i ise dindar...
% 1 toplumun 70.000 eder..ateistler yani..suc isleyenler yuzbinleri gecmekte..o zaman kimse matamatiksel olarak bu suclari ateistler islemistir diyemez..
dinlerin insani terbiye etmeye yetmiyor..
hatta islamin insanlari "bagislayan, affeden" ozelliginden oturu suc islemeye tesvik ettigini soylemek yanlis olmaz sanirim..
dursun uyar'da musluman degilmi? ustelik vesikalisi..onunla ayni protekolu paylasan insanlarda en az onun kadar suclu degillermi..
benim vergilerimi en yararli sekilde kullanacak adamin(kemal unakitan)nin *bu kadar saibeli oldugu ulkemizde, sokaktaki her insanin suc isleme hakki verdir..
layik oldugu sekilde yonetiliyorlar
sosyalist18
03-11-2006, 21:25
Sevgili spartacus,Izin verirsen yazinin altina bende imzami eklemek isterim...
Aziz Nesin'de milletin %60'ı aptal demişti. Bir istatistiğe dayanmadan.
Oranlar istatistik olmasa da ve doğru rakamı tam olarak vermese de, sorunları ifade etme açısından yanlış değildir. Kişi deneyimlerine ve gözlemlerine göre ifadelerini etkili ve anlaşılabilir kılabilmek için bu tür oranlara başvurabilir. Bu açıdan orana değil de, soruna dikkatimizi vermek daha doğrudur.
Bana göre de hırsızlık, farklı biçimlerle, yol ve yöntemlerle de olsa vatandaşlarımızın büyük çoğunluğunun başvurduğu bir çıkar kaynağı haline gelmiştir.
Bunu hortumculuk olarak adlandırdığımız büyük yolsuzluklardan tutun da, evlerin, dükkanların soyulmasından insanların gaspedilmesine, kazıklanmasına, aldatılmasına, vergi kaçırılmasına, yalan beyanlarla menfaat sağlanmasına, başkalarının emeğine sahiplenilmesine, korsan kitaba, kasete, mp3'e, vergi iadesindeki, telefon görüşmelerindeki, internetteki suistimallere, kaçak su ve elektrik kullanılmasına, naylon faturacılığa, kaçak yapılaşmaya kadar tüm örnekleri verebiliriz.
Hırsızlığın kökeni herhalde insanın kökenine kadar gider. Hiçbir zaman da tamamen sıfırlanamaz.
Üstelik te kleptomani gibi bir çalma hastalığı varken..
Ülkemizdeki hızlı artışının ise sosyal, siyasal ve ekonomik sebepleri vardır.
Özellikle 80'li yıllardan itibaren tüketen bir toplum haline gelişin, köşe dönmeciliğin özendirilmesinin, yolsuzluk ve hırsızlığın hakkıyla cezalandırılmamasının, işsizlik ve yoksulluğun artmasının, fırsat eşitliğinin yokolması ve toplumsal refah dengelerinin haksız şekilde bozulmasının etkisi büyüktür.
Dinlerin tamamı hırsızlığa karşıdır ve ağır cezai hükümler getirmiştir. Hiçbir din hırsızlığı, ahlaksızlığı, kötülüğü, yalanı,dolanı, talanı hoşgörmez, teşvik etmez. Tersine tüm bunları önlemeye çalışır. Hırsızlık ve yolsuzluğa etkide dinleri değil, dini ticarete, siyasete alet edenlerde, din bezirganlarında, dini yolla toplanan yardımlar üzerinden menfaat sağlayanlarda görmek gerekir. Bu da son yıllarda hızla tırmanışa geçmiş ve bu yolla toplumu mağdur eder hale dönüşmüştür.
Servet düşkünlüğü ile yeltenilen hırsızlıklar bir yana, asıl neden Spartacus'un de değindiği gibi ekonomik olup sistemden-düzenden kaynaklanmaktadır.
Diğer taraftan valinin serzenişi ise "bu nasıl müslümanlık" anlamındadır ve sade dindarlığın çok az olduğuna işaret etmektedir.
Wali demiş ki;
Fizik öğretmeninin, 'Haram budur, helal şudur, devletin malı şudur, hırsızlık yaparsan şudur' demesi lazım.
Helal-haram kavramı hukukta varmı, yok nerde var DİNDE...
Yav adam hükümete mektup atıyor daha iyi bir vilayete tayin için, adam ŞERİAT istiyor şeriat.
Fizik dersine bile DİN sokmaya çalışıyor ama anlayana...
bazen evin içini komşular daha iyi bilir,şu kısa film herşeyi açıklıyor,
irtica varmıymış yokmuymuş
http://www.youtube.com/watch?v=eeisjipCmCo
sodomo--
04-11-2006, 19:49
Spartacus sen de dinciler gibi yüzeysel ve sığ bir mantık üzerinden gidiyorsun. dedim ama görüyorum ki bazı arkadaşlar sanki ben sana "yüzeysel ve sığ birisin" demişim gibi bir sonuç çıkartarak kendi kavlince sözler söylemişler.
Doğrusu "yüzeysel ve sığ bir mantık üzerinden gidiyorsun" demenin
"yüzeysel ve sığı birisisin" demek ile ne gibi bir bağlantısı var anlamadım belki lafazanlık yapmayı becerebildiğimde anlarım.