PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Dinlerden özgürleşmemde en büyük etken yaratılışçıların skandallarına şahit olmamdı


Kozmik Perspektif
22-11-2012, 00:24
Dini düşüncelerden kurtulmamda en büyük paya sahip unsur yaratılışçıların sahtekarlıklarına şahit olmamdı.

Dindar bir Müslüman idim. 12 yaşlarındayken Harun Yahya grubunun eserleriyle tanıştım. Bana çok ilgi çekici gelmişti. Evrim Teorisi’ni kesin bir şekilde çürüten eserler olarak görmüştüm onları. Tabi o zamanlar bu adamın özel yaşamıyla ilgili skandallarından haberim yoktu. Fakat bu skandallardan haberim olunca bu gruptan soğudum (o sıralarda 15 yaşlarındaydım). Ama kitaplarında kullandığı argümanlar hala bende etkisini sürdürüyordu ve çok mantıklı geliyordu.

Daha sonra Said Nursi’nin eserlerine yöneldim (ve tabi Nurcularla daha sık irtibatta olmaya başladım). Dili ağır olmasına karşın kısa sürede alıştım. (Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Said Nursi hakkındaki tartışmalarda birçok ateist onun Kürtçü, bölücü ve İngiliz ajanı olduğunu iddia eder. Her ne kadar bu şahıs şeriat yanlısı olsa da bu tür asılsız ithamlarda bulunulmasına asla taraftar olmamalıyız. Said Nursi’nin Kürtçülük yapmadığını gösteren tarihsel deliller ezici çoğunluktadır. Sinan Meydan, Nihal Atsız, İsmet İnönü gibi kişiler bu konuda Said Nursi’ye haksız suçlamalarda bulunmaktadırlar. Ve Nurcuların bu konudaki delilleri anti-Nurculardan daha güçlü.)

Risale-i Nurlar’da kullanılan yaratılışçı argümanlar da diğerlerinden farklı değildi. İndirgenemez komplekslik argümanı dinsel, kelam ilminin terimleriyle anlatılıyordu.

Ancak 21 yaşımda ateistlerin dine karşı argümanlarını merak edip araştırmaya başladım. Aslında yapmak istediğim şey bir antitez geliştirmekti. Ancak bu durum maksadımın aksine dinden kopuş sürecimi başlattı.

Harun Yahya’nın eserlerinde pek çok alıntı sahtekarlığı yaptığını ve bilimsel açıdan pek çok hata ile dolu olduğunu gördüm. Kendi eserleri Amerika'daki ICR gibi Hıristiyan/yaratılışçı gruplardan çeviri olduğu ve onlardan finansal destek aldığını öğrendim. Tabi aynı alıntı sahtekarlıkları yabancı yaratılışçı gruplarda da vardı. Üstelik bunların bir kısmı Genç Dünya Yaratılışçılığı gibi akıl almaz bir bilim karşıtı iddiayı savunuyordu. Darwinizm ile mücadelede bilim etiği ile bağdaşmayan yollara sapıklarına şahit oldum. Bu yüzden tüm yaratılışçı gruplara güvenim zedelendi.

İndirgenemez komplekslik argümanının da bilimsel olarak çürütüldüğünü (delilleriyle birlikte) öğrenmem ve Evrim Teorisi’nin sayısız bilim kuruluşunca desteklendiğini görmem de tanrı fikrini terk etmemde büyük etkisi oldu. Tabi evrimin doğruluğunu bilmem sadece bilimcilere olan körü körüne bir güvenden kaynaklanmıyor. Bu konuda ateistforum ve diğer evrimci sitelerdeki pek çok makaleyi okudum. Richard Dawkins’in eserlerinden bazılarını okudum. Böylelikle evrimin bir gerçek olduğunu gördüm.

Kur’an’daki akıl ve ahlakla bağdaşmayan ayetleri incelememde de dinden kopuşumda etkisi oldu. Önceden Kur'an mucizesi olarak bildiğim bir çok şeyin birer birer fos çıktığını görmek bende şok etkisi yaptı.

Beni en şoke eden durum Kur’an’ın küçük yaşta evliliğe izin vermesiydi. Birçok fıkıh kitabında Talak 65/4 ayetine dayanarak henüz bulüğa ermeyen küçük kızlarla cima edilebileceği hükmü çıkarılmış. Bir de düşünme organı olarak açıkça “kalp” olarak gösterilmiş -ki bu da dönemin yanlış anlayışını yansıtıyordu.

Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı. Ayetin neyi kastettiği çok açık.

Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.

Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Evet, benim de böyle bir öyküm var.

Olimpiyat
22-11-2012, 10:33
Bence dine karşı başkaldırırken, o dinin mensupları değil, dinin teorik entrümanları eleştiri konusu olmalı.

Din, insanlık adına çok önemli ve temel şeyler söylüyorsa ama o dine inananlar bunu uygulamıyorsa sorumlusu din olmaz. O insanlara karşı çıkıp dine saldırmak doğru olmaz.

Yani şahısların yaptıkları üzerinden değil o dinin parametleri üzerinden tartışmak daha öncelikli olmalı.


Said Nursi konusunda katılıyorum. Kürtçü, bölücü vb.. eleştiriler doğru değil. Fikirleri eleştirilmeli.

Kozmik Perspektif
22-11-2012, 10:59
Zaten yazımda da açıkladığım gibi dinden kopuşum salt bazı yaratılışçı hareketlerin skandallarına dayanmıyor. Bunlar sadece sorgulama sürecinde bir başlangıç olmuştu. Tanrının varlığı konusundaki sunulan argümanların felsefi ve bilimsel açıdan çürütüldüğünü ve Kur'an'ın da tanrısal olamayacağını gösteren irrasyonel ayetleri incelemem buna sebep olmuştu. Yoksa her akımda o akımın yobazı olabilir. Ve bunların hüküm vermek için yeterli olmadığının bilincindeyim. Beni ikna eden en önemli şey de dinin temel dayanaklarının geçersiz olduğuna karar vermemdi.

vishnu
22-11-2012, 14:10
bir şekilde başlar sonra ilerledikçe dinden çıkılır. ufak bir ayrıntıyla başlar herşey.

vartor
22-11-2012, 16:56
Rasyonel dusunuldugunde, dinlerden kopmak hic de zor degildir. Hatta bazan, "insanlar bu sacmaliklara nasil inaniyorlar" deriz kendimizin de daha onceleri "onlardan" oldugumuzu unutup.

Insanlarin tarih boyunca yarattiklari din ve tanrilara, zamaninda, gunumuz tanrilari gibi torenlerle ibadet ettiklerini, ayni imanla inandiklarini bilmemiz bile bunlarin bir yaraticiyi degil, bir insan mahsulu oldugunu anlamamiza yetmesi gerekir; Zeusa gunumuzde, semavi din mensuplari ne gozle bakiyorsa, biz ateistler tanri fikrine ayni gozle bakiyoruz. Aslinda farkimiz, sadece bir tanriya daha "insan urunu" gozuyle bakabilmemiz.

Selalim
18-03-2013, 15:57
Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.

Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.
Değişim içinde olmak bazen yerinde saymaktan iyidir çünkü iyiye yükselmek için değişmek gerektir.

Bardağı taşıran son damlaya gelelim; Forumda yazanların çoğu gibi siz de his insanısınız. Dünyada pek çok olguyu anlamak için hisleri bir kenara bırakmanız gerektiğini de anlayacaksınız belki birgün. Hislerin yaşanmışlıklarla kazanıldığını ve sonradan edinildiğini...

Sizi rahatsız eden bu ayet, sizin hislerinize ve yüce olarak gördüğünüz değerlere ters, bir yarımadada ahlak kuralları dışında sayılmayan bir olgu, başka yarımadada ahlak kurallarına ters.

Ahlak insan kültür ve yaşayışına göre şekillendiğinden kısacası insanlar şekillendirdiğinden, bir kültürde yetişen başka bir kültürdekini ahlaksız olarak nitelendirebiliyor. Daha doğrusu hisleri aklının önüne geçtiğinden anlamasına imkan vermiyor. Ayetler bir toplum yaşayışına bir düzen getirmek için varolmuşsa ve o zamanın yaşantısı ve o günün şartları içinde bu bir düzeltme ve devrim ise bu tepkiniz ne diye?

Eskiden tüm dünyada evlilik yaşı çok küçük yaşlarda seyrederken bunu anlamamanızın manası ne?

Romeo ve juliet'in hikayesini bilirsiniz değil mi? Dillere destan? Peki Juliet kaç yaşındaydı ve babası zorla evlendirmek istememiş miydi? Neden çocuk aşkları hikayelere konu olmuşlar?

Bilmiyorum siz hangi dünyada yaşıyorsunuz ama nasıl bu kadar dar bakabiliyorsunuz olaylara geniş düşündüğünüzü iddia ederken? Hislerin etkisinde kalmanın adı olsa gerek bu.

Hisli olmak güzel ama bazen örtü olabiliyor, inkar ettirebiliyor, insanı, insanın doğasını, yaşanmışlıkları... Diyeceksiniz ki siz ayetleri mi savunuyorsunuz? Hayır yalnızca aslında o ayette insanların o zamanlar nasıl yaşadığını görüyorum.

''Ne ataların vaatleriyim ne de geleceğin kahini. Ne cehennem azabıyım ne de Cennetin zevki. Ne Ademin ne de Havanın soyundanım. Ne de cennetle ilgili yalandan inanan bir dünyadanım.''

Sevgiler.

Kozmik Perspektif
18-03-2013, 22:46
Yani “o zamanın şartları” diyorsun.

Bu meseleyi salt duygusal bir tepki olarak göstermek istiyorsunuz ama bu çabalarınız sonuçsuzdur. Çünkü Kur'an'ın koyduğu bu hüküm akıl ve iz'anla telif edilemez.

Şerrî hukukta el kadar çocukla zifafa girilmesinin legalleştirilmesi bugün dahi düvel-i İslamiyede pek çok çocuğun hayatını karartmaktadır. Her şeye kadir bir tanrı içkiyi ve domuzu yasaklayacağına sübyanla evlenmeyi yasaklasa ve köleliği kaldırsa daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı?

Ahlakın rölatifliği de bu ayetleri kurtarmaz. Tanrı anlayışları bile insanlar arasında epey değişkenlik gösterir. Ama Kur’an insanlara bu konuda bir serbestiyet tanıyor mu? Köhnemiş ortaçağ hukukunu modern zamanlara taşımak insanlara zulmetmek değil mi? Kız çocuklarını 30-40 yaşındaki adamın koynuna atmak eski çağlarda normal algılanıyor olabilir. Geçmişte Batı toplumlarında da yasal evlenme yaşı düşüktü. Ancak insanlığın şimdiki ulaştığı bilinç seviyesi bunun esasen yanlış bir uygulama olduğunu tespit etmiştir. Risalet davası güden birini eleştirirken sadece “yaşadığı dönemin adamı” nazarıyla bakılması isabetli bir yaklaşım olmaz. Onunla çağdaş olan bir düşünür bilememiş ve böyle adaletsiz bir uygulamayı normal karşılamış olabilir. Bu anlaşılabilir bir şey. Ama zamanüstülük iddiasında bulunan bir kitabın döneminin ilkel anlayışlarını yansıtması kabul edilemez.

Selalim
19-03-2013, 16:22
Yani “o zamanın şartları” diyorsun.

Bu meseleyi salt duygusal bir tepki olarak göstermek istiyorsunuz ama bu çabalarınız sonuçsuzdur. Çünkü Kur'an'ın koyduğu bu hüküm akıl ve iz'anla telif edilemez.

Şerrî hukukta el kadar çocukla zifafa girilmesinin legalleştirilmesi bugün dahi düvel-i İslamiyede pek çok çocuğun hayatını karartmaktadır. Her şeye kadir bir tanrı içkiyi ve domuzu yasaklayacağına sübyanla evlenmeyi yasaklasa ve köleliği kaldırsa daha hayırlı bir iş yapmış olmaz mıydı?

Ahlakın rölatifliği de bu ayetleri kurtarmaz. Tanrı anlayışları bile insanlar arasında epey değişkenlik gösterir. Ama Kur’an insanlara bu konuda bir serbestiyet tanıyor mu? Köhnemiş ortaçağ hukukunu modern zamanlara taşımak insanlara zulmetmek değil mi? Kız çocuklarını 30-40 yaşındaki adamın koynuna atmak eski çağlarda normal algılanıyor olabilir. Geçmişte Batı toplumlarında da yasal evlenme yaşı düşüktü. Ancak insanlığın şimdiki ulaştığı bilinç seviyesi bunun esasen yanlış bir uygulama olduğunu tespit etmiştir. Risalet davası güden birini eleştirirken sadece “yaşadığı dönemin adamı” nazarıyla bakılması isabetli bir yaklaşım olmaz. Onunla çağdaş olan bir düşünür bilememiş ve böyle adaletsiz bir uygulamayı normal karşılamış olabilir. Bu anlaşılabilir bir şey. Ama zamanüstülük iddiasında bulunan bir kitabın döneminin ilkel anlayışlarını yansıtması kabul edilemez.
Belki bir yerde haklısınız ama bir yerden ibaret değil dünya...

Sokrates'in dediği gibi düşünmek gerek belki bazen; ''Bildiğim tek şey hiçbir şey bilmediğimdir'' demek gerek... İnsanlara, bilgiye, bildiğine çok fazla güvenmemek gerek.

Bu konuya şimdilik çok fazla yazmak istemiyorum. İlk iletinizdeki Yarartılışcı diye nitelendirdiğiniz Karun Kahya ismine değinmek istiyorum; kendisinin ne olup olmadığı bu kadar belli olan şahıslardan savundukları her ne olursa olsun bu kadar üzerinde durarak ciddiye almanız hata olan.

Kendileri bir doğruya bin yanlış katarak yanlışı doğru olarak pazarlamak isteyen büyük güçler tarafından öne sürülen, satılan adamlardan yalnızca bir sima. Kendisi önemsiz, pazarlanmak istenen aslolan; O da; insanların inancını yok edemezsiniz ama değiştirebilir ve bir sapkınlık içine sürükleyebilirsiniz.

En kolay yolu bu insanları sapkınlığa sürükleyebilmenin; Bir doğruya bin yanlış katmak.

Sevgiler.

Selalim
19-03-2013, 16:54
Karun Kahya
:)

Benim klavye hatam sandım birden de :)

Sevgiler.

Kozmik Perspektif
20-03-2013, 14:03
Bu konuya şimdilik çok fazla yazmak istemiyorum. İlk iletinizdeki Yarartılışcı diye nitelendirdiğiniz Karun Kahya ismine değinmek istiyorum; kendisinin ne olup olmadığı bu kadar belli olan şahıslardan savundukları her ne olursa olsun bu kadar üzerinde durarak ciddiye almanız hata olan.


Evet, "Karun Kâhya" ona yakışan bir isim. :)

Karun Kahya dış güçlerden destek alan bir din tüccarıdır ve ciddiye alınacak biri değildir, doğru. Aslında burada olay Karun Kahya’nın kötü şöhretinden ibaret değil. Sonuç olarak kendi kitaplarında da diğer yaratılışçı gruplarla benzer argümanları kullanıyor. Bu yüzden dezenformasyon kampanyaları, işlenen entellektüel sahtekarlıklar ve ortaya atılan bilim dışı argümanlar diğer yaratılışçı yayınlarla paralellik gösteriyor. Fosillerin güvenilirliğine gölge düşürme çabaları, ateizmin suça ve intihara teşvik ettiği iddiası, bol sıfırlı olasılık hesaplamaları, “sadece bir teori” iddiası, doğal seleksiyon kuramının Sosyal Darwinizmi ve faşizmi meşrulaştıracağı iddiası vb. birçok iddia yerli ve yabancı pek çok yaratılışçı yayın organlarında dile getirilen safsatalardır. Bugün evrim kuramı baz alınarak tarımda, genetikte, hastalıkların tedavisinde vs. birçok yenilik yapılıyor ama biz hala “evrim var mı yok mu” tartışması yapıyoruz. Kısacası durum sadece Karun Kahya'nın kirli işleriyle sınırlı değil.

drdr
20-04-2013, 02:33
Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı.

TALAK 4 . ayetten sizin düşündüğünüz bu anlam çıkmaz.eski müfessirlerin bu anlamı çıkardığını biliyorum ama hatalı bir sonuç.Bu ayetten dolayı dinden uzaklaştığınızı yazdığınız için açıklama yapma ihtiyacı hissettim.Kuranın diğer ayetleriyle çapraz bir değerlendirme yaptığımızda bu sonuç çıkmaz hatta tam tersine bir sonuç çıkar. eğer ayetten küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenilebilir diye bir sonuç çıkar diyenler varsa onlara şu soruyu sorunuz.

not:islam fıkhı ile alakalı bir değerlendirmedir.
soru:eğer çocuk ve bebek yaştakilerle evlenilebiliyorsa, 4 yaşındaki bir kız nikahlandı ve 5 yaşında boşanma durumu oluştu. Bu kızın iddet süresi ne kadardır.
cevap:Talak-4 e göre 3 aydır çünkü :“Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” Yedi yaşındaki kız çocuğu adet görmez.CEVAP:3 AY
CEVAP 2:İddet yoktur.Ahzab 49 a göre:“Ey iman edenler! Kadınlarla nihaklanıp da ilişkiye girmeden boşadığınızda onlara iddet yoktur”. Yedi yaşındaki kız çocuğuyla cinsel ilişki düşünülemez.yani daha küçük yaşlarıda örnek verebilirsiniz.CEVAP:İDDET YOK
SONUÇ:Talak 4 te geçen ‘âdet görmeyenler’ ifadesini çocuk-küçük yaş diye anlayamayız.EĞER İFADEYİ O ŞEKİLDE ANLAMLANDIRIRSAK İKİ AYET ARASINDA ÇELİŞKİ ORTAYA ÇIKAR.
TALAK 4 te geçen âdet görmeyenler ifadesini çocuk diye anlamlandırmak hatalıdır.burada bir hastalık nedeniyle geçici bir süre veya kalıcı adet göremeyen erişkin bayanlar ile 18-20 yaşlarına gelipte hala adet görmeyen bayanlar kastedilmiştir.Allah en doğrusunu bilir







2. soru:Nisa sûrenin 4. âyetinde şöyle buyurmuştur:evleneceğiniz “Kadınlara mehirlerini cömertçe verin. Eğer ondan gönül hoşluğuyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yeyin.”
bu ayettende açıkca anlaşılıyor ki evlenecek olan kişi mal ve para kavramına sahip olması ve mal para bağışlama veya tasarruf etmenin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. bu ayette evlenecek kişinin aklı başında olması gerektiğini vurgular .

detaylı bilgi için bir araştırma yazısı:http://www.suleymaniyevakfi.org/kutsanan-gelenek-ve-kuran/kur%E2%80%99an-ve-gelenege-gore-kucuklerin-evlendirilmesi-meselesi.html#comment-15868


Evrim teorisine ise hiç değinmiyorum.adında anlaşılacağı gibi teori.
bu teori ideolojilerin çatışması için kullanılanıyor.siz ideolojileri bir kenara bırakırsanız bu teorinin hiçbir anlamı kalmadığını ve ayrıca bilime hiçbir şey katmadığını görürsünüz. bana bir tane icatta,buluşta veya önemli bir bilimsel - sağlık-tıp herhangi bir alanında gelişmeye yolaçtığını söyleyin.İlla inanmak istiyorsan Allah evrimi kullanarak canlıları yaratmış diyebilirsin.Evrim zaten sudaki ilk organizmayı oluşturan atomların nereden geldiğini veya suyu kimin nereden getirdiğine değinmiyor.saygılarımla

Kozmik Perspektif
23-04-2013, 00:06
Sayın drdr

Yani "henüz hayız görmeyenler" tabirini erişkin olduğu halde patolojik nedenlerle hayız görmeyenler anlamına hamlediyorsun. Nevzuhur ilahiyatçıların bu izahatını şöyle cevaplayalım:

Ayet hastalık durumunu da kapsıyor olabilir ama sadece bu tür istisnai durumları kapsadığını söylemek keyfi bir tevil olacaktır. Zira ayetteki malum ibare tam olarak çocuk yaşta olduğu için hayız görmeyenleri de kuşatıcıdır -ki zaten dört mezhep imamı ayeti bu şekilde yorumlamıştır. Ve onları hariç tutucu herhangi bir kayıt da yok.

Talak 4'de 3 grup insandan bahsedilir:

1. Hayızdan kesilenler.
2. Henüz hayız görmeyenler.
3. Hamileler.

Buradan anlaşılacağı üzere ayet henüz menstrüasyon dönemine girmemiş olanlarla hamilelerin ve hayızdan kesilmiş (menapoza girmiş) kadınların iddet sürelerini düzenliyor. Ayrıca "El-hükmü li'l ekser" kaidesince hüküm çoğunluğa göre verilir. Mesela "henüz saçı olmayanlar" cümlesini düşünelim. İnsanoğlu saçlı bir vasfa sahip olduğundan bu cümle ile ilk akla gelen yeni doğmuş bebeklerdir. Yani henüz çok erken olduğu için saçları uzamayanlar anlamına gelir. Ama doğuştan kellik gibi ender rastlanan vakalar kastedilmez.

Ayette de iki uçlu bir topluluktan bahsediliyor; hayızdan kesilenler ile henüz hayız görmeyenler. Dolayısıyla ikinci grubun çocuk yaştaki kızlar olduğu su götürmez bir gerçek.

Buhari ve Müslim'in Muhammed'in Aişe ile 9 yaşında zifafa girdiğini rivayet etmesi, Kur'an'da inananlara cennet ödülü olarak tomurcuk memeli kızlar verilmesi, 60 yaşındaki Halife Ömer'in Ali kızı Ümmü Gülsüm ile evlenmesi de bu hükmün sağlamasını yapmaktadır.

Her şeyi bir tarafa bırakıp sizin bahsettiğiniz yorumu doğru kabul etsek bile "O zaman neden Allah böyle yanlış anlaşılabilecek bir ibare kullanmış?" sorusu ortaya çıkar. Fazladan birkaç kelime daha kullanıp "küçük yaştakiler müstesna" diyebilirdi. Yani bu durum bile Kur'an'ın tanrısallığına gölge düşürür.

"Evrim teorisi ideolojik amaçlarla destekleniyor." dediniz.

Bunlar yalnızca yaratılışçı grupların ortaya attığı komplo teorilerinden ibarettir. Geçmişte evrim teorisinin politik amaçlar doğrultusunda sömürülmüş olması evrimi yanlışlamaz. Sosyal Darwinistlerin evrim teorisini istismar etmesi evrimi ideolojik yapar mı? Birçok uyuşturucu madde tedavi edici veya tedaviye yardımcı olması amacıyla üretilmişti. Zararları anlaşıldıktan sonra ise yasaklandılar. Ancak bir takım ahlaksız insanlar bu maddelerin ticaretini yaparak pekçok insanın hayatını kararttı. Şimdi bu durum kimya bilimini ideolojik yapar mı? Ayrıca bu şekilde yapılan bir karşı çıkış teknik açıdan da problemli. Zira "A yanlıştır. Çünkü A doğru ise akıbetimiz berbat olur" şeklinde bir itiraz mantıksal bir safsatadan öteye geçmez. Zira gerçek mutlak bir varlığa sahip olup insanların beğenilerine göre değişmeyen şeydir. Dahası bu ideolojinin vehmettiği gibi insan ırkları arasında öyle kalın çizgiler yoktur. En eski insan ırkları arasında azami 40,000 yıllık bir ayrışma vardır ki bu da genetik çeşitlenme için hayli kısa bir süredir. Ve insan ırkları arasındaki kalıtımsal farklılık da oldukça silik salmaktadır. Kısacası Sosyal Darwinizm ile evrim kuramını aynı kefeye koymak yanlış.

Kaldı ki dinî nutukların ve sloganların tahrip gücü Sosyal Darwinizm'den çok daha yüksektir. Günümüzde dahi İslam topraklarında ateistlere ve diğer azınlıklara karşı oluşan linç kültürü bunun somut bir örneğidir.

"bana bir tane icatta,buluşta veya önemli bir bilimsel - sağlık-tıp herhangi bir alanında gelişmeye yolaçtığını söyleyin."

Bir tane değil birçok gelişmeye yol açmıştır. Öncelikle evrim gerçeği biyolojinin temelini oluşturur ve bugün tüm biyolojik branşlarda onaylanmış bir kuramdır. Evrim mekanizmalarını kavramadan biyolojik çeşitliliği açıklamak mümkün olmadığı gibi ne tarımda ne mikrobiyolojide ne doğal çevreyi korumada ne de hastalıklarla mücadelede mesafe katedilebilir. Hayvan ve bitki nesillerini terbiye etme çalışmaları evrim bilgisi olmadan verimsizdir. Evrimin *işleyişi kavranılmadan tarım zararlılarıyla mücadelede başarıya ulaşılamaz. Farmakolojide yeni ilaç üretimi evrimsel kriterler esas alınarak uygulanmaktadır. Geniş bilgi için tıklayın. (http://evrimianlamak.org/e/Evrim_hayat_etkiler)

"İlla inanmak istiyorsan Allah evrimi kullanarak canlıları yaratmış diyebilirsin."

Evrim teorisi tanrıyı yalanlamayabilir, ancak dinleri kesin bir şekilde yalanlar. Çünkü bu kuram dinlerin öne sürdüğü yaratılış efsanelerini açıkça yanlışlıyor. Gerek Hristiyan gerekse Müslüman reformistler sembolizme saparak bu ayetleri kurtarma çabası içindeler. Ancak bu dinlerin ömrünü uzatmaktan başka bir işe yaramayan nafile bir girişimdir.

Britist Agent MKemal
30-05-2013, 21:53
Harun Yahya bugün yaptıklarıyla evrimi canlı tutan ve evrimcilerin elini güçlendiren 1 numaralı adamdır. Zaten o misyonla piyasada.

ALKA
30-05-2013, 22:14
Harun Yahya evrime olan ilgiyi artırmıştır denebilir.

h4yfans
13-07-2013, 01:26
Harun Yahta sayesinde ateistim diyebilirim. Ona karşı bir lafım yok ama kitapları okumaya çalıştım ve evrimin gerçek olduğunu anladım.

HzFederal779
14-07-2013, 22:07
Dinlerden arınmak..Saçmalıkları ve sapkınlıkları bir tarafa bırakmak.İnsan gibi,,insani kurallar çerçevesinde yaşamak...İslamın adamlarına bakıyorsun..muhamed---ömer--bunlar bebek denilecek yaşta küçük kızları alıp evlendik safsatasıyla çok yalnış örnek olmuşlar..zaten diğerleride onlarca kadın,,cariye sefası içerisinde yaşayarak en yakın arkadaşları taraflarından öldürülerek toprak olup gitmişlerdir..

okirpiko
14-11-2013, 13:10
Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı.

TALAK 4 . ayetten sizin düşündüğünüz bu anlam çıkmaz.eski müfessirlerin bu anlamı çıkardığını biliyorum ama hatalı bir sonuç.Bu ayetten dolayı dinden uzaklaştığınızı yazdığınız için açıklama yapma ihtiyacı hissettim.Kuranın diğer ayetleriyle çapraz bir değerlendirme yaptığımızda bu sonuç çıkmaz hatta tam tersine bir sonuç çıkar. eğer ayetten küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenilebilir diye bir sonuç çıkar diyenler varsa onlara şu soruyu sorunuz.

not:islam fıkhı ile alakalı bir değerlendirmedir.
soru:eğer çocuk ve bebek yaştakilerle evlenilebiliyorsa, 4 yaşındaki bir kız nikahlandı ve 5 yaşında boşanma durumu oluştu. Bu kızın iddet süresi ne kadardır.
cevap:Talak-4 e göre 3 aydır çünkü :“Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” Yedi yaşındaki kız çocuğu adet görmez.CEVAP:3 AY
CEVAP 2:İddet yoktur.Ahzab 49 a göre:“Ey iman edenler! Kadınlarla nihaklanıp da ilişkiye girmeden boşadığınızda onlara iddet yoktur”. Yedi yaşındaki kız çocuğuyla cinsel ilişki düşünülemez.yani daha küçük yaşlarıda örnek verebilirsiniz.CEVAP:İDDET YOK
SONUÇ:Talak 4 te geçen ‘âdet görmeyenler’ ifadesini çocuk-küçük yaş diye anlayamayız.EĞER İFADEYİ O ŞEKİLDE ANLAMLANDIRIRSAK İKİ AYET ARASINDA ÇELİŞKİ ORTAYA ÇIKAR.
TALAK 4 te geçen âdet görmeyenler ifadesini çocuk diye anlamlandırmak hatalıdır.burada bir hastalık nedeniyle geçici bir süre veya kalıcı adet göremeyen erişkin bayanlar ile 18-20 yaşlarına gelipte hala adet görmeyen bayanlar kastedilmiştir.Allah en doğrusunu bilir







2. soru:Nisa sûrenin 4. âyetinde şöyle buyurmuştur:evleneceğiniz “Kadınlara mehirlerini cömertçe verin. Eğer ondan gönül hoşluğuyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yeyin.”
bu ayettende açıkca anlaşılıyor ki evlenecek olan kişi mal ve para kavramına sahip olması ve mal para bağışlama veya tasarruf etmenin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. bu ayette evlenecek kişinin aklı başında olması gerektiğini vurgular .

detaylı bilgi için bir araştırma yazısı:http://www.suleymaniyevakfi.org/kutsanan-gelenek-ve-kuran/kur%E2%80%99an-ve-gelenege-gore-kucuklerin-evlendirilmesi-meselesi.html#comment-15868


Evrim teorisine ise hiç değinmiyorum.adında anlaşılacağı gibi teori.
bu teori ideolojilerin çatışması için kullanılanıyor.siz ideolojileri bir kenara bırakırsanız bu teorinin hiçbir anlamı kalmadığını ve ayrıca bilime hiçbir şey katmadığını görürsünüz. bana bir tane icatta,buluşta veya önemli bir bilimsel - sağlık-tıp herhangi bir alanında gelişmeye yolaçtığını söyleyin.İlla inanmak istiyorsan Allah evrimi kullanarak canlıları yaratmış diyebilirsin.Evrim zaten sudaki ilk organizmayı oluşturan atomların nereden geldiğini veya suyu kimin nereden getirdiğine değinmiyor.saygılarımla


arkadas bence cok guzel acıklamıs ve ben hayret edıyorum bir kez daha anladım kı ınsan oglu mezhep ımamıda olsa yanılabılır. bazıları dıyebılır yav kardesım sen kımsın fıkıh bılmıon tefsır bılmıon arapca bılmıon sen mı dogrusunu bılıon evet bunları bılmıom ama 4 mezhep ımamıda fızyolojıyı. anatomıyı, embroyolojıyı bılmıodu. (mesela ısım yanlsı olabılır ama ımam safı hz lerının net bır hatasını soyleyeyım fıkıhta bır erkek baglansa ve kadın onla zorla ılıskıye gırse zına olur mu bu dıye evet dıyor cunkı erkek cınsel organı ereksıyon olması kısıye baglıdır dıyor yanlıs ıste neden cunkı ereksıyon bır cınsel seylerı dusunmekle olur bırde penısı uyarmakla bır erkek uykuda olsa ve penısını uyarırsanız sanırım parasempatık sıstemdı yanlıs olmasın penıs ereksıyon olur. ve cınsel ılıskı mumkun hale gelır. yanı kasıt olmasada ) ya henuz adet gormeyenler sozunden nasıl cocukları cıkartabılıyorsunuz ben anlamıyorum anlayamıyorum. ben doktorum kız 15-16-17-18-20 yasına gelmıs hala adet gormemıs. nıye testıkuler femınızasyon , ımperfore hymen uterın hıpoplazı bır suru sey yazılabılır bence ayet bunu duzenlıo yanı kronolojık olarak buluga ulasmıs ama hala adet gormemısse supheye dusersenız bunlarıda 3 ay bekleyın dıyor . neden ımperfore hymen yanı kapalı kızlık zarı ıse adet gormez ama evlenırse ılıskı ıle hamıle kalabılır ama testıkuler femınızasyon hıpoplazık uterus ıse hamıle kalamaz bu kadar basıt. 3 ay bekleın kı emın olun dıyor. USG baktırın kanda HCGn baktırın denemıyor 3 ay bekleyın dıyor. sımdı bazı arkadaslar dıcek kuran evrensel bır dın 2 kelıme daha koysaydı yaratıcı deseydı. e dememıs dese sen ateıst olmucadın. artı modern cagdakı ınsanın aklınıda anlamıom sımdı kızlar 13-14 yasında adet goruyor . evlenılecek kızlar mı bunlar yasal olarak cocuk evet ama ısın dogasında yetıskın buluga ermıs yanı ısın tıbbı boyutunda bu kız cocugu hamıle kalabılııııır. cocuk yapabılır. ıster kabul edın ıster etmeyın ıster sapıklık deyın cınsel serbestlıgın oldugu bır cok ulkede kız cocukları 13-14 yasında cınsel ılıskıye gırıp hamıle kalıo ve kurtaj yaptırıo. kuranda hıc bır yerde su yastakı kızla evlenılır bu yastakı ıle evlenılemez dememıs bunu her kultur kendı duzenlıo mesela tv ızlıom 15-16 yasında kız mankenlık yapıo benım 2 katım yanı ne yapıo bedenını ve kıyafetı sergılıo kımse ayıplamıo. o dogru oburu yanlıs nasıl bır celıskıdır kı bu. her ulke evlılık cagını kendı duzenlıo mesela turkıyede 16 yasındakı bır kızla kendı ıstegıyle bıle olsa cınsel ılıskı suc ama bazı avrupa ulkelerınde degıl eee turkıye daha mı modern bır ulke

inferno
14-11-2013, 13:37
Burada atladığınız bir nokta var hadisler. Muhammed ayşe ile evlendiğinde 6 yaşındaydı.
Bunu cümle alem biliyor Talak 4 te ise Ayşenin durumundaki kızlardan bahsettiği apaçık ortada iken neden istisnai durumları göz önünde bulundurarak 20 yaşında bir kızın halen adete başlamamış olmasını işin içine dahil ediyorsunuz?
Hadi diyelim ki dahil ettiniz. Kuran apaçık bluğa ermemiş bir kadın ile evlenilmez dememiş. ve 1400 yıldır islam dünyasını pedofiliye boğmuştur.
Allah geleceği biliyor ise bunu bu duruma geleceğini de bilmeliydi ve açıklayıcı bir ayet yollamalıydı.
O zaman allah yetersiz demeye getirmiş oluyorsunuz.
Yani Allahı sanunacam diye çırpınmalar, allahın sıfatlarına saldırmış oluyorsunuz.

Öyle ise ya iki ayette çelişki var demelisiniz yada allah yetersiz bir kitap yolladı demelisiniz.
Hangi cevabı vereceğinizi merak ile bekliyorum. ona göre şekillenen konudan ilerleme yapalım.

Kozmik Perspektif
14-11-2013, 20:43
İslam'da evlenme yaşı kültürel yapıya bırakılmışsa Pakistan, Afganistan, Yemen, Arabistan gibi ülkelerde çocuk gelinlerin var olması Kur’an açısından eleştirilemez. Örfe aykırı olması da dinen evlenme cevazını ortadan kaldırmaz. “Allah’ın müsaade ettiği birşeyi kul yasaklayamaz” görüşü fıkıh metodolojisinde hakimdir. Tahrim Suresi delil sayılabilir.

okirpiko
15-11-2013, 00:26
Burada atladığınız bir nokta var hadisler. Muhammed ayşe ile evlendiğinde 6 yaşındaydı.
Bunu cümle alem biliyor Talak 4 te ise Ayşenin durumundaki kızlardan bahsettiği apaçık ortada iken neden istisnai durumları göz önünde bulundurarak 20 yaşında bir kızın halen adete başlamamış olmasını işin içine dahil ediyorsunuz?
Hadi diyelim ki dahil ettiniz. Kuran apaçık bluğa ermemiş bir kadın ile evlenilmez dememiş. ve 1400 yıldır islam dünyasını pedofiliye boğmuştur.
Allah geleceği biliyor ise bunu bu duruma geleceğini de bilmeliydi ve açıklayıcı bir ayet yollamalıydı.
O zaman allah yetersiz demeye getirmiş oluyorsunuz.
Yani Allahı sanunacam diye çırpınmalar, allahın sıfatlarına saldırmış oluyorsunuz.

Öyle ise ya iki ayette çelişki var demelisiniz yada allah yetersiz bir kitap yolladı demelisiniz.
Hangi cevabı vereceğinizi merak ile bekliyorum. ona göre şekillenen konudan ilerleme yapalım.

OFF OF dıkkat edıyorum hep takılınan konular ıslam ulkelerınde nıye böyle arkadasım pedofılının yasal oldugu ulke tayvan cocuk sexının en yaygın oldugu ulkeler hındıstan uzak dogu . ya bana soylermısınız kuranın neresınde cocuklar ıle cinsel ılıskıye gırebılırsınız yazıyor nerde. donup dolasıp kıç dinine geliyoruz. insanlar yanlıs kararlar vermiş olmaz mı ya bır de cogunluga göre karar verilirmis. cogunluk hep dogrumu bilecek. tam tersı özgur kadınların istegı dısında evlendırılmesı bıle mumkun degıl.

hz aişe olayına gelınce

Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice'yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm'a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde'yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir' in kızı Hz.Ayşe'yi istetti.

Hz. Peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe'nin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli' nin "Asr-ı saadet" kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe'nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma'nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma'dan bahsederken diyorlar ki: "Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber'den önce Cübeyr'le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı." (Hatemü'l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)


buda net bir açıklama . peygamberlıkten 6 yıl once dogmus peygamberlık 40 yasında geldıgıne göre ve hz hatıce öldugunde 10 yıl sonra 50 yasında evlendıgıne gore yaklasık 17 yasında oluyor. 50 yasındakı kısı 17 yasındakı kisi ile evlenebılırmı . baskası yapınca bu ask oluo da peygamber yapınca neden pedofılı olsun kı. bu banada dokunuo yanı bız ask evlılıgı yaptık esımle aramızda yaklasık 16 yas var napalım ayrılalım mı. sıze daha oncede soyledım sızın, kanunlarınız ve kurallarınız benı ılgılendırmıyor. hz aişenin peygamberimize askı sevgısı cok net bır cok unlude bu sekılde evlenıyor kımse onları asagılamıyor hatta magazin programlarında flash flash dıye verıyorsunuz.

gelelim ALLAH neden mutlak guc ve zeka sahıbı olmasına ragmen neden mudahale etmedı tersten dusunelım blug nedır kadın için adet görmemi kronoljık yas mı , yoksa 1.80 cm boy mu hangısı söyleyın hangisi cevap hıc bırısı. 9 yasında bır kız adet gorebılırmı cevap evet dunyada bu sekılde dogum yapan cocuklar var, kronoljık yasda blug herzaman olmuyor herkesde farklı oluyor, 1.80cm boy mu buda dogru degıl demek blug göreceli bir kavram. kuran bir tıp kıtabı degıl kı. net olarak yazsın ne yazacaktı kuranda 18 yasına gelmıs bır kız cocugunda adet gormek kaydı ıle boyuda en az 1.60-70 olmak kaydı ıle evlenılebılır mı yazacaktı. bu yaratıcının zaafı degıl kı ınsana bırakmıs. pedofoli varsa toplumun genelınde kuran napsın. yaratıcı dunyada ınsanlara kuralları koyuyor ve mudahale etmıyor ama ölumden sonra buyuk mahkemede hesap soracak. ayrıca afganıstan pakıstan demıssınız parası olan avrupalılar tayvana akın edıo. afganıstana pakıstana degıl. yetersız bır kıtap mıdır kuran eger bır fızyolojı kıtabı beklıyorsanız fizyolojı kıtabı degıl kı. en bılınen fızyolojı kıtabı guyton bıle hele bılmem kaç bın sayfa . demek kuran baska bısey anlatıo. kuranı bır anayasa gıbı dusunun tum kanunları kapsıyor ve herseyden genel bahsedıo ama detaya girmıo. detaylandıran peygamberın davranısları mesela kuranda namaz kılın dıyor ama nasıl namaz kılınacagını anlatmıyor peygameberden ogrenıyoruz

mrdragon
15-11-2013, 00:43
Sayın okirpiko;

Güzel dediğiniz açıklama buysa, gerçekten hastaların haline acıdım şimdi.


Eğer ayetten küçük yaştaki kız çocuklarıyla evlenilebilir diye bir sonuç çıkar diyenler varsa onlara şu soruyu sorunuz.

not:islam fıkhı ile alakalı bir değerlendirmedir.

Soru: Eğer çocuk ve bebek yaştakilerle evlenilebiliyorsa, 4 yaşındaki bir kız nikahlandı ve 5 yaşında boşanma durumu oluştu. Bu kızın iddet süresi ne kadardır.

Cevap:Talak-4 e göre 3 aydır çünkü :“Kadınlarınız içinden âdetten kesilmiş olanlarla, âdet görmeyenler hususunda tereddüt ederseniz, onların bekleme süresi üç aydır.” Yedi yaşındaki kız çocuğu adet görmez.CEVAP:3 AY

4 yaşındaki bir kız için tereddüt edilir mi? Tereddüt ederseniz demekte. Buradan ne anlarsınız sayın doktorum. Bluğ çağına yaklaşmış bir kız çocuğu değil mi ama. Onu dahi düşünemiyorsanız hali ile tanrının anlatım bozukluğu altında ezilmesini yediremeyim dur sevgili tanrı seni paklayacağım ama yüzüme gözüme bulaştırıyorum işte idare et moduna geçersiniz.

Hayır islami fıkıhta yıllarca bu konuda tereddüt yaşamamış en azından islam çizgisi altında ayet ve hadis içerikli düşünce üretme girişimleri var elemanların da, böylesine basit halk arası gerçekten apaçık tereddüt kavramlı ayeti bile kavrayamayan tanrı paklayıcılar hoş oluyor.

Mizahen yazsam da aslen aşağıdaki gibi sorulara islami fıkıh cevap aramıştır.
İslami fıkıh yaklaşımı: Hamdi abi eş diye dişi eşek aldı. Error islamda bunun yeri yok. Soruyu patlattı dişi eşek almam hataydı boşuyorum onu tereddütlerim var 3 ay beklemeli miyim?

Hoca efendi; Bre günahkar tevbe et ve af bekle bilmez misin eşeğin fıtratı ile seninki farklıdır. Eşekler hamile kalmazlar tereddüt etmene gerek yok. İslami fıkıhta eşek ile münasebetin zinaya girer ama şahitler konusunda tereddütlerim var. Cezai bir yaptırım yoktur.


CEVAP 2:İddet yoktur.Ahzab 49 a göre:“Ey iman edenler! Kadınlarla nihaklanıp da ilişkiye girmeden boşadığınızda onlara iddet yoktur”. Yedi yaşındaki kız çocuğuyla cinsel ilişki düşünülemez.yani daha küçük yaşlarıda örnek verebilirsiniz.CEVAP:İDDET YOK


Burada çelişik bir durum yok. 2 farklı durum kriteri belirlenmiş. küçük çocukla da ilişkiye girilmiyorsa yine iddet yok, girilirse de 1. ayete göre tereddüt durumunuz olması gerekir. Kısacası tanrının doğum kontrol mekanizmalarından haberi olmadığı içindir ki, zaruriyetten acaba baba olacak mıyım diyen adama 3 ay bekleme süresi tanıması şarttır. Var olan sistemi değiştiremiyor ne yazık ki sadece bir adamın dilinden var olan sistem sahipleniliyor. Ben yaptım ben ama yaptığım herşeye yabancıyım işte yersen.

SONUÇ:Talak 4 te geçen ‘âdet görmeyenler’ ifadesini çocuk-küçük yaş diye anlayamayız.EĞER İFADEYİ O ŞEKİLDE ANLAMLANDIRIRSAK İKİ AYET ARASINDA ÇELİŞKİ ORTAYA ÇIKAR.
TALAK 4 te geçen âdet görmeyenler ifadesini çocuk diye anlamlandırmak hatalıdır.burada bir hastalık nedeniyle geçici bir süre veya kalıcı adet göremeyen erişkin bayanlar ile 18-20 yaşlarına gelipte hala adet görmeyen bayanlar kastedilmiştir.Allah en doğrusunu bilir



Hali ile düşüncesizlikte son nokta itibari ile iki ayet arasında çelişki yoktur. Yaklaşım tamamen sakat hali ile sonuçta hatalıdır.

Tabi memleketimin insanı, dilsiz tanrı profili adına mecburen modern bilimler eşliğinde bildikleri kadarı ile tanrıya yeni sayfalar açmaya devam edecek. Ne yapsınlar mecburlar tarihte onca hatalı yaşayışı da salla gitsin değil mi ama. Yeteneksiz tanrı iletişim yöntemlerinin kurbanları diyelim geçelim..


2. soru:Nisa sûrenin 4. âyetinde şöyle buyurmuştur:evleneceğiniz “Kadınlara mehirlerini cömertçe verin. Eğer ondan gönül hoşluğuyla size bir şey bağışlarlarsa onu afiyetle yeyin.”
bu ayettende açıkca anlaşılıyor ki evlenecek olan kişi mal ve para kavramına sahip olması ve mal para bağışlama veya tasarruf etmenin ne anlama geldiğini bilmesi gerekir. bu ayette evlenecek kişinin aklı başında olması gerektiğini vurgular .

detaylı bilgi için bir araştırma yazısı:http://www.suleymaniyevakfi.org/kuts...#comment-15868

Nisa 5. Allah'ın geçiminize dayanak kıldığı mallarınızı aklı ermezlere (reşit olmayanlara) vermeyin; o mallarla onları besleyin, giydirin ve onlara güzel söz söyleyin.

Yani mal kısmı korunaklıdır. Nisa suresi aslında yetim kadınlara yönelik başlamıştır. Bu neden ile akli yeterlilik yaklaşımı yine sevgili fıkıhçılar için tereddüt oluşturmamıştır. Ama burada bir durum var. Akli yaşı yetmiyorsa yetene kadar mallarını korumak görevinizdir. Yettikten sonra malları konusunda dilediği tasarrufu yapma hakkı verilmiştir.

EcemRng
20-11-2013, 18:20
OFF OF dıkkat edıyorum hep takılınan konular ıslam ulkelerınde nıye böyle arkadasım pedofılının yasal oldugu ulke tayvan cocuk sexının en yaygın oldugu ulkeler hındıstan uzak dogu . ya bana soylermısınız kuranın neresınde cocuklar ıle cinsel ılıskıye gırebılırsınız yazıyor nerde. donup dolasıp kıç dinine geliyoruz. insanlar yanlıs kararlar vermiş olmaz mı ya bır de cogunluga göre karar verilirmis. cogunluk hep dogrumu bilecek. tam tersı özgur kadınların istegı dısında evlendırılmesı bıle mumkun degıl.

hz aişe olayına gelınce

Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice'yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm'a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde'yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir' in kızı Hz.Ayşe'yi istetti.

Hz. Peygamberin bu isteği, vahyin başlangıcından 10 yıl sonradır. Hz. Ayşe vahiy başlangıcından beş altı yıl önce doğmuştur. Dolayısıyla Hz. Ayşe'nin peygamberimizle evlendiği yaşın 17-18 olduğu ortaya çıkar.

Bu konu, daha detaylı bir şekilde Mevlana Şibli' nin "Asr-ı saadet" kitabında geçer. (İst. 1928. 2/ 997)

Hz. Ayşe'nin evlendiği zaman yaşının büyük olduğunu, ablası Esma'nın biyografisinden kesin olarak anlıyoruz. Eski biyografi kitapları Esma'dan bahsederken diyorlar ki: "Esma 100 yaşındayken, hicretin 73. Yılında vefat etmiştir. Hicret vaktinde 27 yaşındaydı. Hz. Ayşe ablasından 10 yaş küçük olduğuna göre, onun da hicrette tam 17 yaşında olması icap eder. Ayrıca Hz. Ayşe, Hz. Peygamber'den önce Cübeyr'le nişanlanmıştı. Demek evlenecek çağda bir kızdı." (Hatemü'l enbiya Hz. Muhammed ve hayatı, Ali Himmet Berki, Osman Keskioğlu, s. 210)


buda net bir açıklama . peygamberlıkten 6 yıl once dogmus peygamberlık 40 yasında geldıgıne göre ve hz hatıce öldugunde 10 yıl sonra 50 yasında evlendıgıne gore yaklasık 17 yasında oluyor. 50 yasındakı kısı 17 yasındakı kisi ile evlenebılırmı . baskası yapınca bu ask oluo da peygamber yapınca neden pedofılı olsun kı. bu banada dokunuo yanı bız ask evlılıgı yaptık esımle aramızda yaklasık 16 yas var napalım ayrılalım mı. sıze daha oncede soyledım sızın, kanunlarınız ve kurallarınız benı ılgılendırmıyor. hz aişenin peygamberimize askı sevgısı cok net bır cok unlude bu sekılde evlenıyor kımse onları asagılamıyor hatta magazin programlarında flash flash dıye verıyorsunuz.

gelelim ALLAH neden mutlak guc ve zeka sahıbı olmasına ragmen neden mudahale etmedı tersten dusunelım blug nedır kadın için adet görmemi kronoljık yas mı , yoksa 1.80 cm boy mu hangısı söyleyın hangisi cevap hıc bırısı. 9 yasında bır kız adet gorebılırmı cevap evet dunyada bu sekılde dogum yapan cocuklar var, kronoljık yasda blug herzaman olmuyor herkesde farklı oluyor, 1.80cm boy mu buda dogru degıl demek blug göreceli bir kavram. kuran bir tıp kıtabı degıl kı. net olarak yazsın ne yazacaktı kuranda 18 yasına gelmıs bır kız cocugunda adet gormek kaydı ıle boyuda en az 1.60-70 olmak kaydı ıle evlenılebılır mı yazacaktı. bu yaratıcının zaafı degıl kı ınsana bırakmıs. pedofoli varsa toplumun genelınde kuran napsın. yaratıcı dunyada ınsanlara kuralları koyuyor ve mudahale etmıyor ama ölumden sonra buyuk mahkemede hesap soracak. ayrıca afganıstan pakıstan demıssınız parası olan avrupalılar tayvana akın edıo. afganıstana pakıstana degıl. yetersız bır kıtap mıdır kuran eger bır fızyolojı kıtabı beklıyorsanız fizyolojı kıtabı degıl kı. en bılınen fızyolojı kıtabı guyton bıle hele bılmem kaç bın sayfa . demek kuran baska bısey anlatıo. kuranı bır anayasa gıbı dusunun tum kanunları kapsıyor ve herseyden genel bahsedıo ama detaya girmıo. detaylandıran peygamberın davranısları mesela kuranda namaz kılın dıyor ama nasıl namaz kılınacagını anlatmıyor peygameberden ogrenıyoruz

Ayşe'nin kaç yaşında olduğu bilinemez, o yüzden öyledir/böyledir şeklinde bir ifade tarzı komik oluyor. Verdiğiniz kaynakların bir somutluğu da yok, ben de size bir sürü kaynak gösterebilirim Ayşe'nin 6 ya da 7 yaşında olduğuna dair söylemlerde bulunan ve aksini herhangi bir şekilde kanıtlayamazsınız. Dolayısıyla mevzunun bu kısmıyla vakit kaybetmemek gerekir bana kalırsa.

Ama şu kısmıyla vakit kaybetmek daha makul sanırım;

Ey Peygamber! Şüphesiz ki biz, mehirlerini verdiğin eşlerini ve Allah'ın savaş ganimetinden elin altına verdiği cariyeleri; seninle beraber hicret eden amcan kızlarını, halaların kızlarını, dayın kızlarını, teyzelerin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca mü'min bir kadın kendini peygambere bağışlar, peygamber de onunla evlenmeyi arzu ederse, onu, mü'minlere değil de sadece sana has bir hüküm olarak helâl kıldık. Biz, mü'minlere, eşleri ve cariyeleri hakkında neleri farz kıldığımızı biliriz. Bu sana bir sıkıntı olmaması içindir. Allah çok bağışlayan ve çok merhamet edendir.

Bir tanrı düşünüyorum, kendi varlığını alenen açıkladığı bir insana yukarıda görülen pasajdaki sözleri 1. elden söylemiş, "kendisine sıkıntı olmaması" için. Nazi kamplarında canlı canlı yakılan 2 milyon çocuğu görmezden de aynı tanrı idi sanırım? Eğer sizin tanrı anlayışınız buysa, kusuruma bakmayın ama birazcık sıkıntı var. Dünya ve hayat 1500 yıl öncesinin Arap çölündeki bir Kureyş kabilesine özgü değil bildiğiniz üzre. Kısacası "peygamberliğin gelişinden sonra" gibi sözleriniz gerçekten vahiy falan indiği manasına gelmiyor, bunu farketmenizde fayda var.

Kozmik Perspektif
20-11-2013, 18:26
Olacak şey midir ki bir Tanrı koskoca evreni yaratsın da kadının saç teliyle, bacak arasıyla, Muhammed'in hevasıyla, yatak hayatıyla uğraşsın. Tanrı'ya bu gibi küçük hesaplarla uğraşmak yakışmaz. Ama iman denen mental handikap basireti bağlar ve soru sormayı durdurur. Dua edin de bir Tanrı olmasın, aksi halde Onun adına uydurduğunuz bu iddialar yüzünden sizi bi güzel hırpalardı. :)

DisturbiaLogicFeel
08-01-2014, 00:24
insanı küçük ayrıntıları önemsememek batırır

spartacus
08-01-2014, 01:57
9 yasında bır kız adet gorebılırmı cevap evet dunyada bu sekılde dogum yapan cocuklar var, kronoljık yasda blug herzaman olmuyor herkesde farklı oluyor.....


18 yaşına kadar her birey çocuktur ve başkaları onların ömür boyu hayatını belirleyecek çerçevede, onun adına karar veremezler! Ebeveynleri dahi. Her insanın bir iradesi vardır bu yeni doğmuş bir bebekten ölüm döşeğindeki insana kadar ve hiç kimsenin, hiç bir kimsenin iradesini, benliğini, öz güvenini vb yok sayma ve buna göre hayatında belirleyici olma hakkı yoktur. Kısaca insan iradesine saygılı olmak gerekir, bir bebek dahi zorla tıktığınız yiyeceği yemek istemiyorsa zorlama hakkınız yoktur, açlık hissetmemiştir, o halde ihtiyacı yoktur.

Bir insanı hadi geçtik, değil 9, 18 de bile olsa islama davet için ya da buna benzer nedenlerle(örneğin tarlalar bölünmesin, efenim sülale dışına çıkılmasın, yok bizim oğlan onların kızına gönül bağlamış, bizim kızı onalrın büyük oğluna verekte, onların kızı alak vb) bir başkasına nikahlama hakkınız yoktur, zira siz böyle bir karar veremezsiniz, karar verdiğiniz her kim olursa olsun bir iradesi, bir canı ve bir hayatı var! Bu önemli bir konudur ve heleki siyasi istem ve arzularınıza ya da başka türden isteklerinize insan istismarının savunulacak bir yanı-yönü olmadığını düşünüyorum.

Bir alevi deyişi vardır, benim kabem insandır, bu söz bir çok şeye bedeldir diye düşünüyorum. Size göre insanın değeri nedir? Bu dünyaya El İlah'a kulluk(kölelik) etsin diye yollanmış mahluklardır, başka bir anlamı, önemi yok. Bu saplantı M.Ö 5000 lerden kalma.

Ne yazık ki yazdığınız bir kaç paragraf dahi bir çok yönden sorun teşkil ediyor.


Peygamberliğin gelişinden on yıl sonra, 50 yaşındayken eşi Hz. Hatice'yi kaybeden peygamberimiz (asm.) kendisine hem ev işleri ve çocuklarının bakımında yardımcı olacak, hem de İslâm'a davet faaliyetlerinde destek olacak eşlere ihtiyacı vardı. Bunun için bir yandan yaşlı ve dul bir kadın olan Sevde'yi, öte yandan da en yakın arkadaşı olan Hz. Ebubekir' in kızı Hz.Ayşe'yi istetti.


Yorumsuz geçsem diyorum.. geçemiyorum. Ayşeyi nikahına almazsa Ayşe kimseyi islama davet etmezdi demek istiyorsun. Yani bu işin yolu bu mudur? 30 a yakın eş, bir cümle cariye, bil cümle köle demek hepsi ev işleri içindi. İslam cennetmiş haberimiz yok.

Azıcık sıkıştığınızda diyorsunuz ya yazıyor mu Kuran'da, kaç vakit namaz kılacağın yazıyor mu, nasıl kılacağın yazıyor mu, kaç rekat olacağı yazıyor mu, hangi surelerin, ayetlerin okunacağı yazıyor mu? (!) Yazıyor mu Kur'an da, Sevde'yi neden aldığı Ayşeyi islama davet için nikahına aldığı vs? İslama davet için 6 yaşında nikahlanıp, 9 unda havlete girmek gerektiğine dair bir kaide mi var? nerede?

İnsanları islama davet ediyor musun peki? Ya da eder misin?

bakkalmahmud
08-01-2014, 02:26
Olacak şey midir ki bir Tanrı koskoca evreni yaratsın da kadının saç teliyle, bacak arasıyla, Muhammed'in hevasıyla, yatak hayatıyla uğraşsın. Tanrı'ya bu gibi küçük hesaplarla uğraşmak yakışmaz. Ama iman denen mental handikap basireti bağlar ve soru sormayı durdurur. Dua edin de bir Tanrı olmasın, aksi halde Onun adına uydurduğunuz bu iddialar yüzünden sizi bi güzel hırpalardı. :)
Varolan herseyi Allahin yaratdigina inanan biri icin DISKIyida Allah yaratmisdir,demekki Allah Gezegenlede diskiylada ugrasirmis.saygilar

gordion
05-02-2014, 17:24
Dışkı dediğin gübre oluyor, gün içinde yediğin içtiğin neredeyse bütün ürünlerin yetişmesinde dışkı diye aklınca kötülediğin gübrenin büyük önemi var.

gordion
05-02-2014, 17:25
Bilim bilim diye ateist olmuşunuz da biraz da bilimden haberiniz olsun.

vartor
05-02-2014, 17:43
Bilim bilim diye ateist olmuşunuz da biraz da bilimden haberiniz olsa fena olmaz hani.

Siz yobazlar icin tek bilim islam bilimidir; Gerci onu da ateistler sizden daha cok bilir ya. Apacik kitabi, hadisleri biraz sokebilene alim demeniz, aslinda " herkesin anlayacagi dilden, apacik bir kitap indirdim" diyen tanrinizn sozuyle, ne buyuk bir celiskidir.

gordion
05-02-2014, 18:11
Siz yobazlar icin tek bilim islam bilimidir; Gerci onu da ateistler sizden daha cok bilir ya. Apacik kitabi, hadisleri biraz sokebilene alim demeniz, aslinda " herkesin anlayacagi dilden, apacik bir kitap indirdim" diyen tanrinizn sozuyle, ne buyuk bir celiskidir.

o yobaz dediğin kişi size dışkının aslında bir gübre olduğunu,
ve ömrünüz boyunca yiyip içtiğiniz sayısız meyve ve sebzelerin oluşmasında o aklınızca dalga geçtiğiniz dışkının etkisinin büyük olduğunu öğretti ya o size yeter de artar.

vartor
05-02-2014, 18:31
Bak bu dersi hic unutmayacagiz. Ey ateistler, bilim ogrenin, bilim. Kanalizasyon sistemlerini tarlalara baglasalar memleket tarim urunlerinden koseyi doner valla. gordion dugumu cozuldu.

horror
06-02-2014, 04:18
deist olmama ramak kaldı!!!
Ülkemizde kuran okuyan ve tek bir kelimesini bile anlamayan milyonların olduğunu kimse inkar edemez ve bize ısrarla kuran Türkçe okunmaz diye nasihatlar verildiğinide.Peki neden okunmaz kardeşim ?
açıklama: Çünkü arapça karışık bir dildir ve tam olarak diğer dillere çevrilemez.
soru :Allah arapmıdır? Bütün evreni yaratanı anlamak için neden bütün dünya arapça öğrenmek zorunda?Allah istese bütün dillerde gönderemezmiydi kitabını?

hadi onu geçtik.Neden kuranın yorumlanması gerek?Yani okuyunca direk tartışmasız bir sonuca varılmıyor? Allah bu kitabı onu anlayalım ve varlığını bilelim inanalım diye göndermedimi? Neden onu anlamamızı zorlaştırır gibi anlaşılması zor ayetler gönderiyor?Mesela doğrudan kız çocukları ile evlenmeyin?Herkes eşittir köle cariye gibi insanlık dışı uygulamalar günahtır yapmayın yada kadın erkek eşittir hepsi benim kulumdur nasılki bir kadın bir erkekle evlenebiliosa bir erkek de bir kadınla evlenebilir .Yada peygamberin evine izinsiz girmeyin gibi ayetler.sadece anlamak için soruyorum

bilig
06-02-2014, 17:09
Fazla sormayın Sayın Horror yoksa dinden çıkarsınız... Müslümanlar böyle derler ve haklıdırlar. Kur'an tabii ki Türkçe ya da anadiliniz ne ise anlayacağınız dilde okunmasın isterler, çünkü İslam'ın ne olduğunu anlarsınız. Anlamadan okuyunca sanki çok mübarek şeylerden bahsediliyormuş gibi oluyor. Arapça bilmeyen birine mesela Ahzab - 50'yi tilâvetle okuyun, belki duygulanacak hatta gözleri dolacaktır ancak anlayacağı dilden okursanız, ayette pek de insanı duygulandırıp gözlerini yaşartacak bir konudan bahsedilmediğini görecektir.

Kur'an evrenin yaratıcısından falan gelmemiştir. Meselâ Muhammed 10 sene daha yaşasaydı 10 sene daha vahiy gelmeye devam edecekti merakınız olmasın. Düşünsenize, koskoca evrenin bir yaratıcısı var ve bu yaratıcı tüm evreni bir kenara bırakmış, hatta dünyayı da bir kenara bırakmış bir tek adam ve çevresiyle ilgileniyor, oturup o adama örneğin Ahzab - 50'yi gönderiyor. Eğer bir yaratıcı varsa, O'na asıl hakaret böyle bir şeye ihtimal vermektir, böyle bir şeyi düşünmek ve O'na bunu yakıştırabilmektir. Bu yaratıcı işi gücü bırakmış, Muhammed'in eşlerine; "Elçimi üzmeyin yoksa ben ona daha iyilerini bulurum" diyor, Zeyneb ile Muhammed'i kendi katında nikahlıyor vb. Allah ile Dest-i İzdivaç programı sunucusu sanki... Böyle bir yaratıcı olabilir mi? Eğer bir yaratıcı varsa, kompleksli bir diktatör gibi davranarak kendi partisine üye olmayanları değil, kendisine bu tür şeyleri yakıştırabilenleri cezalandıracaktır.

Bu her şeye gücü yeten yaratıcı oldukça tuhaf ayrıca. Meselâ Muhammed'in iddialarına katılmayanların bir kısmı kendisine oğlu olmadığı için ebter "soyu kesik" diyorlar. Her şeye gücü yeten yaratıcı ise elçisine bir oğul verip elçisine inanmayanları madara edeceği yerde, anaokulu çocukları gibi; "Asıl ebter onlardır" diyor ve Müslümanlar koskoca yaratıcı ile sıradan kullar arasındaki bu ağız dalaşını her gün namazlarında, Kevser Suresinde tekrar ediyorlar; "inne şanieke huv'el ebter"... Muhammed de ona ebter diyenler de ölmüş gitmiş, aradan 1400 yıl geçmiş, Muhammed'in taraftarları hâlâ "asıl soyu kesik onlardır" diyorlar... Ayrıca bunu kime diyorlar? Allah'a mı? Kendilerine mi? O da belli değil. Allah'a diyorlarsa Allah zaten konuyu biliyor, kendilerine diyorlarsa bunun ne anlamı var? Kişi zaten Muhammed'e inanıyor, ister ebter olsun ister olmasın...

Neyse, dinde mantık aranmaz. Fazla sormayın Sayın Horror, dinden çıkarsınız.

vartor
06-02-2014, 17:56
Fazla sormayın Sayın Horror yoksa dinden çıkarsınız... Müslümanlar böyle derler ve haklıdırlar. Kur'an tabii ki Türkçe ya da anadiliniz ne ise anlayacağınız dilde okunmasın isterler, çünkü İslam'ın ne olduğunu anlarsınız. Anlamadan okuyunca sanki çok mübarek şeylerden bahsediliyormuş gibi oluyor. Arapça bilmeyen birine mesela Ahzab - 50'yi tilâvetle okuyun, belki duygulanacak hatta gözleri dolacaktır ancak anlayacağı dilden okursanız, ayette pek de insanı duygulandırıp gözlerini yaşartacak bir konudan bahsedilmediğini görecektir.

Kur'an evrenin yaratıcısından falan gelmemiştir. Meselâ Muhammed 10 sene daha yaşasaydı 10 sene daha vahiy gelmeye devam edecekti merakınız olmasın. Düşünsenize, koskoca evrenin bir yaratıcısı var ve bu yaratıcı tüm evreni bir kenara bırakmış, hatta dünyayı da bir kenara bırakmış bir tek adam ve çevresiyle ilgileniyor, oturup o adama örneğin Ahzab - 50'yi gönderiyor. Eğer bir yaratıcı varsa, O'na asıl hakaret böyle bir şeye ihtimal vermektir, böyle bir şeyi düşünmek ve O'na bunu yakıştırabilmektir. Bu yaratıcı işi gücü bırakmış, Muhammed'in eşlerine; "Elçimi üzmeyin yoksa ben ona daha iyilerini bulurum" diyor, Zeyneb ile Muhammed'i kendi katında nikahlıyor vb. Allah ile Dest-i İzdivaç programı sunucusu sanki... Böyle bir yaratıcı olabilir mi? Eğer bir yaratıcı varsa, kompleksli bir diktatör gibi davranarak kendi partisine üye olmayanları değil, kendisine bu tür şeyleri yakıştırabilenleri cezalandıracaktır.

Bu her şeye gücü yeten yaratıcı oldukça tuhaf ayrıca. Meselâ Muhammed'in iddialarına katılmayanların bir kısmı kendisine oğlu olmadığı için ebter "soyu kesik" diyorlar. Her şeye gücü yeten yaratıcı ise elçisine bir oğul verip elçisine inanmayanları madara edeceği yerde, anaokulu çocukları gibi; "Asıl ebter onlardır" diyor ve Müslümanlar koskoca yaratıcı ile sıradan kullar arasındaki bu ağız dalaşını her gün namazlarında, Kevser Suresinde tekrar ediyorlar; "inne şanieke huv'el ebter"... Muhammed de ona ebter diyenler de ölmüş gitmiş, aradan 1400 yıl geçmiş, Muhammed'in taraftarları hâlâ "asıl soyu kesik onlardır" diyorlar... Ayrıca bunu kime diyorlar? Allah'a mı? Kendilerine mi? O da belli değil. Allah'a diyorlarsa Allah zaten konuyu biliyor, kendilerine diyorlarsa bunun ne anlamı var? Kişi zaten Muhammed'e inanıyor, ister ebter olsun ister olmasın...

Neyse, dinde mantık aranmaz. Fazla sormayın Sayın Horror, dinden çıkarsınız.

Guzel aciklamissiniz, Allah olmadigina memnun olmalari lazim imanli arkadaslarimizin, Olsaydi kendini bu derece rezil edenleri, ayaga dusurenleri once cezalandirirdi.

babageldi
01-03-2014, 16:43
Dini düşüncelerden kurtulmamda en büyük paya sahip unsur yaratılışçıların sahtekarlıklarına şahit olmamdı.

Dindar bir Müslüman idim. 12 yaşlarındayken Harun Yahya grubunun eserleriyle tanıştım. Bana çok ilgi çekici gelmişti. Evrim Teorisi’ni kesin bir şekilde çürüten eserler olarak görmüştüm onları. Tabi o zamanlar bu adamın özel yaşamıyla ilgili skandallarından haberim yoktu. Fakat bu skandallardan haberim olunca bu gruptan soğudum (o sıralarda 15 yaşlarındaydım). Ama kitaplarında kullandığı argümanlar hala bende etkisini sürdürüyordu ve çok mantıklı geliyordu.

Daha sonra Said Nursi’nin eserlerine yöneldim (ve tabi Nurcularla daha sık irtibatta olmaya başladım). Dili ağır olmasına karşın kısa sürede alıştım. (Şunu da belirtmeden geçemeyeceğim: Said Nursi hakkındaki tartışmalarda birçok ateist onun Kürtçü, bölücü ve İngiliz ajanı olduğunu iddia eder. Her ne kadar bu şahıs şeriat yanlısı olsa da bu tür asılsız ithamlarda bulunulmasına asla taraftar olmamalıyız. Said Nursi’nin Kürtçülük yapmadığını gösteren tarihsel deliller ezici çoğunluktadır. Sinan Meydan, Nihal Atsız, İsmet İnönü gibi kişiler bu konuda Said Nursi’ye haksız suçlamalarda bulunmaktadırlar. Ve Nurcuların bu konudaki delilleri anti-Nurculardan daha güçlü.)

Risale-i Nurlar’da kullanılan yaratılışçı argümanlar da diğerlerinden farklı değildi. İndirgenemez komplekslik argümanı dinsel, kelam ilminin terimleriyle anlatılıyordu.

Ancak 21 yaşımda ateistlerin dine karşı argümanlarını merak edip araştırmaya başladım. Aslında yapmak istediğim şey bir antitez geliştirmekti. Ancak bu durum maksadımın aksine dinden kopuş sürecimi başlattı.

Harun Yahya’nın eserlerinde pek çok alıntı sahtekarlığı yaptığını ve bilimsel açıdan pek çok hata ile dolu olduğunu gördüm. Kendi eserleri Amerika'daki ICR gibi Hıristiyan/yaratılışçı gruplardan çeviri olduğu ve onlardan finansal destek aldığını öğrendim. Tabi aynı alıntı sahtekarlıkları yabancı yaratılışçı gruplarda da vardı. Üstelik bunların bir kısmı Genç Dünya Yaratılışçılığı gibi akıl almaz bir bilim karşıtı iddiayı savunuyordu. Darwinizm ile mücadelede bilim etiği ile bağdaşmayan yollara sapıklarına şahit oldum. Bu yüzden tüm yaratılışçı gruplara güvenim zedelendi.

İndirgenemez komplekslik argümanının da bilimsel olarak çürütüldüğünü (delilleriyle birlikte) öğrenmem ve Evrim Teorisi’nin sayısız bilim kuruluşunca desteklendiğini görmem de tanrı fikrini terk etmemde büyük etkisi oldu. Tabi evrimin doğruluğunu bilmem sadece bilimcilere olan körü körüne bir güvenden kaynaklanmıyor. Bu konuda ateistforum ve diğer evrimci sitelerdeki pek çok makaleyi okudum. Richard Dawkins’in eserlerinden bazılarını okudum. Böylelikle evrimin bir gerçek olduğunu gördüm.

Kur’an’daki akıl ve ahlakla bağdaşmayan ayetleri incelememde de dinden kopuşumda etkisi oldu. Önceden Kur'an mucizesi olarak bildiğim bir çok şeyin birer birer fos çıktığını görmek bende şok etkisi yaptı.

Beni en şoke eden durum Kur’an’ın küçük yaşta evliliğe izin vermesiydi. Birçok fıkıh kitabında Talak 65/4 ayetine dayanarak henüz bulüğa ermeyen küçük kızlarla cima edilebileceği hükmü çıkarılmış. Bir de düşünme organı olarak açıkça “kalp” olarak gösterilmiş -ki bu da dönemin yanlış anlayışını yansıtıyordu.

Talak 65/4 ayetine makul bir açıklama bulabilmek için çok uğraştım, hatta reformcuların yorumlarını bile inceledim, ama nafile, gerçekler çok açıktı. Ayetin neyi kastettiği çok açık.

Bu ayet olmasaydı diğer çelişkileri, ve bilime ters düşen ayetleri sindirebilirdim belki ama bu ayet bardağı taşıran son damla oldu.

Şu an ise kendimi panteizme daha yakın hissediyorum. Felsefe ve popüler bilim kitapları okuyarak kendimi geliştirmeye çalışıyorum.

Evet, benim de böyle bir öyküm var.
peki o zaman ben de şöyle bir soru sorsam kızmazsınız değil mi?size adet görmemiş kız çocuklarıyla ilişkiye girilmez kuralını empoze eden hangi din veya ahlak kuralıydı?daha basit soracak olursam(onu da nerden çıkardınız?)
aman sakın benim pedofili sapkını olduğumu filan sanmayın haa;):heh:.bir de harun yahya veya başkalarının alıntı yapmaları.yaptıkları alıntının geçersiz olmasını mı gerektirir.son olarak da evrim teorisini destekleyen bilim kuruluşlarını da paylaşırsanız bizler de onların fikirleriyle aydınlanmış oluruz.saygılar...