upuaut
25-11-2012, 04:17
Arkadaşlar, bildiğiniz gibi ADNAN Menderes gibi Turgut Özal da Ak Parti için önemli siyasi referanstı.
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sık sık atıf yaptığı bu iki lider, AK Parti tarafından seçim kampanyası yüzü olarak da kullanılmıştı.
2007 seçimlerinde bilbordları süsleyen afişler anımsanacaktır.
"Demokrasinin Yıldızları" başlığının altında, Erdoğan ile birlikte Menderes ve Özal’ın fotoğraflarının yer aldığı bu afişlerdeki şu sözler herhalde unutulmamıştır:
"Atatürk’ün açtığı demokrasi yolunda bayraklaşan liderler... Onlar demokrasi ufkunda parlayan yıldızlar..."
VARAN 1: "Özal 12 Eylül darbecileriyle işbirliği yapmıştır (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22004158.asp)"
DARBECİLERLE İŞBİRLİĞİNE GİRDİ
Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun Salı günü Meclis Başkanlığı’na teslim edeceği ana raporunun taslak metninde şunlar yazılıdır: "Her ne kadar 1960 ve 1971 dönemlerine ilişkin tarihsel olarak bir fırsat kaçtıysa da 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinin aktörlerinin hemen hemen hepsi bugün hayattadır. Örneğin, Turgut Özal, 12 Eylül darbecileriyle ciddi bir işbirliği içerisine girmiştir. Başbakan yardımcılığı yapmıştır ama kendisi bugün bir demokrasi kahramanı olarak algılanmaktadır. Bu tutarsızlıktır çünkü darbe, kendi bakanlarını, kendi bürokrasisini, kendi polis teşkilatını da yaratmıştır. Darbecilere karşı ayakta duran ve "Hayır, ben sizlerle birlikte hareket etmek istemiyorum, çünkü sizler bu ülkede demokrasiyi yok ediyorsunuz." diyen siyasetçiler, gazeteciler ya da daha önemlisi aktörler çok az sayıdadır ve bugün onları değil, hâlâ onlarla işbirliği yapanları Türkiye’nin anıyor olması önemli bir paradokstur, önemli bir çelişkidir."
Özal'ın diğer foyalarını linkten siz okursunuz artık. Çünkü sadece bu foya bile Özal'ın ne kadar büyük bir demokrasi kahramanı (!) olduğunu göstermeye yeter ve artar bile.
VARAN 2: DP iktidara gelir gelmez, ilk olarak Spil Dağı'nda ağaç katliamına girişti! (http://tr.wikipedia.org/wiki/Manisa_Tarzan%C4%B1)
"Manisa Tarzanı (http://www.bolfilm.com/manisa-tarzani-film-indir-izle.htm)" filminde anlatılan bu olay Wikipedia'daki alıntıya göre şöyle gerçekleşmiştir: 1950 Genel Seçimi'nde bayan bir öğretmenle birlikte Demokrat Parti (DP) (ki aynı adlı filmde bu parti "Ulusal Parti" olarak değiştirilmiş şekilde geçer) lehinde şehirde sanki bir "Milli Görev"miş gibi büyük bir kampanyaya girişir. Tüm şehir onun arkasında DP'ye destek için bir arı sürüsü gibi çalışır. Kampanyada kimler yok ki: Hacısı, hocası, belediyede çalışanı, köylüsü, şehirlisi vs., özetle, tüm Manisa halkı. Amma seçimler yapılıp DP'nin ezici bir üstünlükle seçimi kazandığı radyodan açıklanınca Spil Dağ'ı Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi yine katran karası çehresine bürünür. Bunu düşman yapmamıştır; Amerikan destekli DP iktidarı yapmıştır.
Atilla İlhan'ın 1948'te yazdığı "Mustafa Kemal" adlı şiirinin şu girişi Spil dağının ve onun içinde bulunduğu mevcut durumu çok iyi yansıtır:
"Dağ başını efkâr almış,
gümüş dere durmaz ağlar.
Gözyaşından kana kesmiş gözlerim,
ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar.
Ağlar ağlar, cihan ağlar."
Çok geçmez; bu kahır içinde yaşayan Manisa Tarzanı Adnan Menderes'in idamından 3 yıl (31 Mayıs 1963) sonra hayata gözlerini yumar. Belki de o, Spil dağının kurtuluşunu gördü ve öylece hayata veda etti.
Ben ülkemizin ilk çevrecisi Manisa Tarzanı (http://www.atlantismanisa.com/tarzan/index.php)'nı hatırladıkça, HES Projesi'ne karşı çıkarken biber gazı yiyip kalp krizinden göçen emekli öğretmen Metin Lokumcu'yu anıyorum. Çünkü o da bir çevreci idi ve bu da AKP'nin bir foyası idi.
Demek ki neymiş? Bize "Demokrasi Kahramanı", hatta "Demokrasi Şehitleri" olarak yutturulan liderler öyle değillermiş!!!
Başbakan Tayyip Erdoğan’ın sık sık atıf yaptığı bu iki lider, AK Parti tarafından seçim kampanyası yüzü olarak da kullanılmıştı.
2007 seçimlerinde bilbordları süsleyen afişler anımsanacaktır.
"Demokrasinin Yıldızları" başlığının altında, Erdoğan ile birlikte Menderes ve Özal’ın fotoğraflarının yer aldığı bu afişlerdeki şu sözler herhalde unutulmamıştır:
"Atatürk’ün açtığı demokrasi yolunda bayraklaşan liderler... Onlar demokrasi ufkunda parlayan yıldızlar..."
VARAN 1: "Özal 12 Eylül darbecileriyle işbirliği yapmıştır (http://www.hurriyet.com.tr/gundem/22004158.asp)"
DARBECİLERLE İŞBİRLİĞİNE GİRDİ
Meclis Darbeleri Araştırma Komisyonu’nun Salı günü Meclis Başkanlığı’na teslim edeceği ana raporunun taslak metninde şunlar yazılıdır: "Her ne kadar 1960 ve 1971 dönemlerine ilişkin tarihsel olarak bir fırsat kaçtıysa da 12 Eylül ve 28 Şubat sürecinin aktörlerinin hemen hemen hepsi bugün hayattadır. Örneğin, Turgut Özal, 12 Eylül darbecileriyle ciddi bir işbirliği içerisine girmiştir. Başbakan yardımcılığı yapmıştır ama kendisi bugün bir demokrasi kahramanı olarak algılanmaktadır. Bu tutarsızlıktır çünkü darbe, kendi bakanlarını, kendi bürokrasisini, kendi polis teşkilatını da yaratmıştır. Darbecilere karşı ayakta duran ve "Hayır, ben sizlerle birlikte hareket etmek istemiyorum, çünkü sizler bu ülkede demokrasiyi yok ediyorsunuz." diyen siyasetçiler, gazeteciler ya da daha önemlisi aktörler çok az sayıdadır ve bugün onları değil, hâlâ onlarla işbirliği yapanları Türkiye’nin anıyor olması önemli bir paradokstur, önemli bir çelişkidir."
Özal'ın diğer foyalarını linkten siz okursunuz artık. Çünkü sadece bu foya bile Özal'ın ne kadar büyük bir demokrasi kahramanı (!) olduğunu göstermeye yeter ve artar bile.
VARAN 2: DP iktidara gelir gelmez, ilk olarak Spil Dağı'nda ağaç katliamına girişti! (http://tr.wikipedia.org/wiki/Manisa_Tarzan%C4%B1)
"Manisa Tarzanı (http://www.bolfilm.com/manisa-tarzani-film-indir-izle.htm)" filminde anlatılan bu olay Wikipedia'daki alıntıya göre şöyle gerçekleşmiştir: 1950 Genel Seçimi'nde bayan bir öğretmenle birlikte Demokrat Parti (DP) (ki aynı adlı filmde bu parti "Ulusal Parti" olarak değiştirilmiş şekilde geçer) lehinde şehirde sanki bir "Milli Görev"miş gibi büyük bir kampanyaya girişir. Tüm şehir onun arkasında DP'ye destek için bir arı sürüsü gibi çalışır. Kampanyada kimler yok ki: Hacısı, hocası, belediyede çalışanı, köylüsü, şehirlisi vs., özetle, tüm Manisa halkı. Amma seçimler yapılıp DP'nin ezici bir üstünlükle seçimi kazandığı radyodan açıklanınca Spil Dağ'ı Kurtuluş Savaşı'ndaki gibi yine katran karası çehresine bürünür. Bunu düşman yapmamıştır; Amerikan destekli DP iktidarı yapmıştır.
Atilla İlhan'ın 1948'te yazdığı "Mustafa Kemal" adlı şiirinin şu girişi Spil dağının ve onun içinde bulunduğu mevcut durumu çok iyi yansıtır:
"Dağ başını efkâr almış,
gümüş dere durmaz ağlar.
Gözyaşından kana kesmiş gözlerim,
ben ağlarım, çayır ağlar, çimen ağlar.
Ağlar ağlar, cihan ağlar."
Çok geçmez; bu kahır içinde yaşayan Manisa Tarzanı Adnan Menderes'in idamından 3 yıl (31 Mayıs 1963) sonra hayata gözlerini yumar. Belki de o, Spil dağının kurtuluşunu gördü ve öylece hayata veda etti.
Ben ülkemizin ilk çevrecisi Manisa Tarzanı (http://www.atlantismanisa.com/tarzan/index.php)'nı hatırladıkça, HES Projesi'ne karşı çıkarken biber gazı yiyip kalp krizinden göçen emekli öğretmen Metin Lokumcu'yu anıyorum. Çünkü o da bir çevreci idi ve bu da AKP'nin bir foyası idi.
Demek ki neymiş? Bize "Demokrasi Kahramanı", hatta "Demokrasi Şehitleri" olarak yutturulan liderler öyle değillermiş!!!