Orijinalini görmek için tıklayınız : Din Ateistler İçin Din
ALAIN DE BOTTON çok ilginç bir yazar. Kitapları, okulları ve çalışmalarıyle tanınmış bir kişi. Sel yayınlarından çıkmış olan bu kitabın Türkçe tercümesi Ayşe Ece tarafından oldukça akıcı bir Türkçe ile yapılmış.
Bu kitapdaki yazarın tezine göre, modern dünyanın mevcut olan ilahi dinlerden öğrenecekleri vardır ve bunu kendi anlayışımız içinde yeni bir yorumlama yaparak, çok farklı yaklaşımlara varabiliriz.
Bu kitabın arkasındaki sunumda da, şöyle denilmektedir;
'' Günümüzde insanlar, dinle bağlarını ya tamamen koparmış, ya da en aza indirgemişlerdir. Oysa dinin eğitimden sanata, kibarlıktan dayanışma duygusuna, yaşamın birçok alanında geliştirdiği yorumlar, duygusal dünyamızın gereksinimlerini karşılaması açısından incelemeye değerdir. Mutluluğumuz için seküler dünyada dinlere yer açmak hayatlarımızı derinden değiştirebilir''
Bence, her konunun bir de karşıtı olan durum mevcuttur. İlahi dinlere bakarken onların olumsuz yönlerini gördüğümüz kadar, olumlu yönlerini de görmeye çalışmalıyız.
Sevecenlikle,
Olumlu yonleri oldugu da muhakkak, ancak olumsuz yonleri daha agir bastigi icin bizler din karsitiyiz.
Olimpiyat
20-12-2012, 10:13
Mutlaka bir dîne bağlanmak zorunda değilsiniz.
Topluluğa katılma ve bu sayede topluluktan güç alma ihtiyacı, zayıflık göstergesidir.
bu kitap dine ve dindarlara yarandigina yonelik cok elestiri almistir... yine de bir yaklasim tabii...
bence bize uygun degil.. daha ilimli (i'ler noktasiz;) ) toplumlara daha uygun
Topluluğa katılma ve bu sayede topluluktan güç alma ihtiyacı, zayıflık göstergesidir.
Sayın Olimpiyad,
Öyle bir önermeniz var ki sanki siz dağ başında yaşıyormuşsunuz izlenimi veriyor...
İnsanlar yalnız yaşayamazlar. Bunun pek çok değişik nedeni var. Sizin dediğiniz gerçek olsaydı, dünyada hiç bir ulus da olmazdı.
Esenlik dileklerimle,
Olimpiyat
21-12-2012, 21:34
Konumuz din;
Ben dini anlamda kastettim. Bir topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir dedim.Ben sosyal bir insanım. Ama bir dini akımın üyesi olmak ruhsal zayıflığın göstergesidir.
Bunun dağ başında yaşamakla alakası yok.
Konumuz din;
Ben dini anlamda kastettim. Bir topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir dedim.Ben sosyal bir insanım. Ama bir dini akımın üyesi olmak ruhsal zayıflığın göstergesidir.
Bunun dağ başında yaşamakla alakası yok.
Sayın Olimpiyat,
İster dinsel, isterseniz Fenerbahçe gibi bir spor klubüne üye olun ne farkeder ki? Sonuçta insanlar toplumsal yaşamak zorundadır. Bazen de iskambil oynayanları bir arada görmek mümkün olur. Arada bence hiç bir fark yok.
Cemaatler olsun, sivil toplum örgütleri olsun ne farkları var? Birliktelik hepsinin gerçek olan yanlarını göstermektedir; İNSAN YALNIZ YAŞAYAMAZ...Siz ise açıkça ''Bir topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir'' deyince artık sözünüzü geri almanızın imkanı da yok...
Sayın Olimpiyat,
İster dinsel, isterseniz Fenerbahçe gibi bir spor klubüne üye olun ne farkeder ki? Sonuçta insanlar toplumsal yaşamak zorundadır.
İşte toplumsal yaşarken de o toplumun kurallarına, inançlarına uyulmak zorunda kalınır, bu çoğu zaman bilinçsizce oluşan alışkanlıklardan varolan uyum, bazen bilinçli ve belki istemli uyum kimi zaman da bilinçli ve istemsizce varolan zorunlu uyumdur.
Uyumsuz olanlar o toplum tarafından zaten çoktan dışlanmıştır bu yalnız din konusunda değil, tarihte varolan tüm süreçte insan denilen varlığın topluluk oluştururken bir çok konuda, dış görünüş olarak bile kendinden farklısını içine almak istememesi ve topluluk olarak dışlaması olarak hep görülmüşür. Bu insanın yaşamak ve yaşamını sürdürmek için korunma, aidiyet ve kabul görme duygularından ileri gelen bir süreçtir.
Cemaatler olsun, sivil toplum örgütleri olsun ne farkları var? Birliktelik hepsinin gerçek olan yanlarını göstermektedir; İNSAN YALNIZ YAŞAYAMAZ...Siz ise açıkça ''Bir topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir'' deyince artık sözünüzü geri almanızın imkanı da yok...
Topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir, insan da zaten zayıf bir varlıktır. Hatta en zayıfıdır. O kadar zayıftır ki hep bir kabul görme duygusu ile kendini bitirir durur.
Çok az insan yalnız yaşayabilir.
Sevgiler.
O kadar zayıftır ki hep bir kabul görme duygusu ile kendini bitirir durur.
Çok az insan yalnız yaşayabilir.
Misal bir ateist; dinlere inanmayan biri; sürekli dinlerle uğraşır durur, özellikle de içinde yaşadığı toplumun dini ile, çünkü kabul görmüyordur ve kabul görme arzusu ile doludur. Kendisine kendi gibi olan bir topluluk arıyor, yaratmak istiyordur ve böylece mutlu olacağını, dilediği hayata kavuşacağını...
Yoksa dinlerle bu kadar uğraşmanın manası nedir?
Aynı şekilde dine inanan kesim... Dinlerinin elden gittiğinden toplumlarının ve düzenlerinin her şekilde bozulacağını ve korunamayacaklarını düşünerek dine karşı olan herkesi düşman edinir.
Bu basit olgunun üzerine kafa yormaksa insanı anlayamayanların işidir.
İnsan; dünyaya zarar.
Sevgiler.
ALAIN DE BOTTON çok ilginç bir yazar. Kitapları, okulları ve çalışmalarıyle tanınmış bir kişi. Sel yayınlarından çıkmış olan bu kitabın Türkçe tercümesi Ayşe Ece tarafından oldukça akıcı bir Türkçe ile yapılmış.
Bu kitapdaki yazarın tezine göre, modern dünyanın mevcut olan ilahi dinlerden öğrenecekleri vardır ve bunu kendi anlayışımız içinde yeni bir yorumlama yaparak, çok farklı yaklaşımlara varabiliriz.
Bu kitabın arkasındaki sunumda da, şöyle denilmektedir;
'' Günümüzde insanlar, dinle bağlarını ya tamamen koparmış, ya da en aza indirgemişlerdir. Oysa dinin eğitimden sanata, kibarlıktan dayanışma duygusuna, yaşamın birçok alanında geliştirdiği yorumlar, duygusal dünyamızın gereksinimlerini karşılaması açısından incelemeye değerdir. Mutluluğumuz için seküler dünyada dinlere yer açmak hayatlarımızı derinden değiştirebilir''
Bence, her konunun bir de karşıtı olan durum mevcuttur. İlahi dinlere bakarken onların olumsuz yönlerini gördüğümüz kadar, olumlu yönlerini de görmeye çalışmalıyız.
Sevecenlikle,
Bizimde amacımız kötü yanını değil, gerçek olmadığını tartışmak, insanlara lanse edil vaat edilen şeylerin gerçekliğini tartışmak,
Olimpiyat
22-12-2012, 12:26
Sayın Olimpiyat,
İster dinsel, isterseniz Fenerbahçe gibi bir spor klubüne üye olun ne farkeder ki? Sonuçta insanlar toplumsal yaşamak zorundadır. Bazen de iskambil oynayanları bir arada görmek mümkün olur. Arada bence hiç bir fark yok.
Cemaatler olsun, sivil toplum örgütleri olsun ne farkları var? Birliktelik hepsinin gerçek olan yanlarını göstermektedir; İNSAN YALNIZ YAŞAYAMAZ...Siz ise açıkça ''Bir topluluğa bağlılık zayıflık göstergesidir'' deyince artık sözünüzü geri almanızın imkanı da yok...
Kelime oyunları yapmayı çok seviyorsunuz ya da mantık denen alanda ciddi sorunlarınız var.
Ben her platformda birçok topluluğun içinde yer aldım. Ama hiçbir zaman o toplulukla mod a mod gönül bağım olmadı. Olmaz da.
Ben, öğrenebileceğim herşeyi insanlardan öğrenirim ama benim -kendime ait, özel- bir hayat yolum vardır.
İnsanın yalnız yaşaması ayrı, dini bir topluluğun üyesi olup kalabalıktan güç alması ayrı.
Ben dini bir topluluğa üye değilim diye yalnız mı yaşıyorum şimdi. Ya da onu mu savunuyorum.
Dini olmayan, şiddet içermeyen, yasadışı olmayan ya da pornografik olmayan her topluluğa katılıp destek olmak isterim, o ayrı...Kendi başıma yapamayacağım şeylerde, örgütsel bir birlik kurulmuşsa seve seve üye olur desteklerim (uluslararası ateistler birliği gibi)
Ama dini topluluklarda BİAT kültürü vardır.Bu başlı başına zayıflık göstergesidir.
Buradan size ekmek çıkmaz.