PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Ben de ATATÜRKÇÜ değilim, olmayanlar buyursun okusun


kuvvaci
07-11-2006, 14:14
"Ben Atatürkçü değilim!"

Gazi (ATATÜRK) gözlerini açtı,doğruldu,çevresine baktı,birtakım adamlar toplanmış.
Sordu:
-Ne yapıyorsunuz?
-Her yıl bugün yas tutuyoruz,eğlence yerlerini kapatıyoruz,içkiyi yasak ediyoruz Atam.
-İyi halt ediyorsunuz,başka ne yapıyorsunuz?
-Senin kurduğun "CHP" yi kapattık Atam.
Gazi kaşlarını çattı:
-Neden?
-.....
-Peki başka ne yaptınız?
-Öğretim birliği devrimini yıktık Atam!Artık iki başlı eğitim yapıyoruz,imam liseleri açıyoruz.İmamlar öylesine çoğaldı ki hepsini önemli devlet görevlerine getiriyoruz.
-Madem ki böyle işler yapıyorsunuz,neden mezarımın başında toplanıyorsunuz?
-Seni seviyoruz Atam!
-Susun maskaralar!Anlatın başka neler yaptınız?
-Senin vasiyetini yırtıp,çöp kutusuna attık Atam.
-Yaaa!Nasıl yaptınız o işi?
-Hukuk devleti ilkelerini,medeni kanunu,miras hukukunu çiğnedik;özel vasiyetnameni değistirdik;Türk Dil ve
Tarih Kurumlarının özerkliğini yok ettik;kişiliklerini sildik.
-Nasıl oldu bu?
-Oldu bir kere Atam.
-Sonra?
-Laik Cumhuriyeti korumak çok zor Atam!Şimdi Türk-İslam sentezini devletin resmi ideolojisi yapmaya çalışıyoruz.
-Yapabildiniz mi?
-Direniş var,daha tam başarı kazanamadık Atam.
-Sonra?
-Atam!Sen kalk,ben yatam.
-Susun,saçmalamayın!Nereden çıktı bu münasebetsiz laf?
-Seni sevenler çıkarmış Atam.
-Hay sevmez olaymışlar.
-Hayat zorlaştı Atam!Artık sensiz yaşıyoruz,ama Amerikasız yaşayamıyoruz.
-O ne biçim laf öyle?
-Biçimsiz bir laf Atam.
-Peki,neden söylüyorsunuz?
-Söyleyene değil,söyletene bak Atam!Amerika artık bizim herşeyimiz Atam.
-Ben böyle mi öğretmiştim?
-Borçlandık Atam,36 milyar dolar dış borcumuz var Atam,ABD'ye teslim olduk Atam.
-Teslim mi oldunuz?
-Halkevlerinin canına okuduk Atam,eski yazıyı canlandırmak istiyoruz Atam,siyaset namazı kılıp,seçim orucu tutarak iktidar olabiliyoruz Atam,Washington'un desteklemediği,CIA'in tavsiye etmediği adam tasfiye ediliyor Atam,Amerika'dan icazet almadan iktidar olunamıyor Atam.
-Söylediklerinizi kulağınız duyuyormu?
-İşler bildiğin gibi değil Atam,biz Amerikasız yaşayamayız Atam,köşeyi dönmek için başka çare yok Atam.
-Ne demek köşeyi dönmek?
-Artık ülkede iki temel siyaset var Atam;birincisi köşeyi dönelim,ikincisi dön baba dönelim,hacılara gidelim Atam.
-Peki,Cumhuriyeti emanet ettiğim gençlik ne yapıyor?
-Gençliği ezdik Atam!Çeyrek yüzyıldan beri başkaldıran gençleri öldürüyoruz,asıyoruz,işkenceden geçiriyoruz,ceza evlerine kapatıyoruz;geriye kalanları da ya imam okullarına ya YÖK'e bağlıyoruz,ama seni çok seviyoruz Atam,sen kalk,biz yatalım Atam.Gazi,kalabalığa mavi mavi bakti:
-Siz kimsiniz yahu?
-Biz Atatürkçüyüz Atam!
Gazi:
-Yaaa!..dedi,öyleyse "Ben ATATÜRKÇÜ değilim!.."



_alınTıdır..www.arkasokaklar.net.

mep
07-11-2006, 14:58
Şubat 1933'te Bursa Ulucami'de toplanan 100 kadar irticacı camilerde Türkçe ezan okunmasına karşı bir ayaklanma girişiminde bulunurlar. Ayaklanma kısa sürede bastırılır. Atatürk Bursa'ya gider. Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte akşam yemeği yenildiği sırasında bir kişi Atatürk’e ayaklanmayla ilgili olarak şöyle diyecek olur: "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıta ve adliyeye olan güveninden ötürü..." Atatürk hemen konuşmakta olan kişinin sözünü keser ve aşağıdaki konuşmayı yapar:


''Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!''
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933

Bizler Atatürkün gösterdiği yolda yürümeliyiz,Rejimin ve Devrimlerin bekçileri bizleriz.
Gerekirse taşla,sopayla bu Devrimlere sahip çıkmalıyız.

NedimYilmaz
07-11-2006, 18:57
''Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!''
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933


Deniz Gezmiş..

walla
07-11-2006, 22:25
Bende Atatürkçü değilim( ama Atatürke hayranım)
Atatürkçülük SABİT FİKİRLİLİKtir. Oysa Atatürk der ki; Hayatta en doğru yol gösteren Bilimdir.

vartor
08-11-2006, 08:32
Herhalde, kalkip da gorse ne hale getirildigini bu vatanin, aninda kahrindan tekrar olurdu.
* Ugras didin, butn gucunle emperyalist guclere karsi koy, icerde coreklenmis yillanlarin basini ez, okuma yazma ogret, kiyafetini duzelt, cagdas dunyaya yaklastir toplumunu, sonra da uc kurus icin seni satsinlar.

byspy
08-11-2006, 15:36
Sayın Kuvvacı,
Türk gençligi için tek mirastır atanın düşünceleri ,dogruyu görmek,haklarını aramak,ezilmemek ve bu ülkeyi daha ileriye ve daha iyiye götürmek için bir ışıktır bu düşünceler...
Mep dostuma katılıyorum bizler Atatürkün gösterdigi yolda yürümeliyiz çünkü iyiye ve dogruya giden tek yol Atatürkün bizlere gösterdigi yoldur....
Saygılarımla

dersimmm
08-11-2006, 17:57
atatürk bi gün mezarından çıkmış tayyeb in yanına gitmiş. bunlar yağ bal karşılamışlar atatürk'ü, ona en güzel odayı wermişler. ertesi sabah atatürk kahvaltıya inmeyince tayyeb odasına gitmiş bi mektup bulmuş içinde:

ben istanbul'a gidiyorum, ordan samsun'a çıkıcam sonra erzurum'da kongre yapıcam.

che21
18-11-2006, 00:59
atatürk bi gün mezarından çıkmış tayyeb in yanına gitmiş. bunlar yağ bal karşılamışlar atatürk'ü, ona en güzel odayı wermişler. ertesi sabah atatürk kahvaltıya inmeyince tayyeb odasına gitmiş bi mektup bulmuş içinde:

ben istanbul'a gidiyorum, ordan samsun'a çıkıcam sonra erzurum'da kongre yapıcam.
bu cok guzeldi eline saglık:)

20-11-2006, 10:16
"Üstü Kalsın" adlı son şiirinde "Her ölüm erken ölümdür" diyerek aramızdan ayrılan Cemal Süreya, günlüğündeki 799. Gün'e Edip Cansever, Ece Ayhan ve kendisinin hiç Atatürk şiiri yazmadığını not düşer... Ve, şöyle devam eder: "Ahmed Arif, Can Yücel de öyle, Orhan Veli'de. Oktay Rifat, Metin Eloğlu, İlhan Berk?.. Onlar da mı?"

Adı Atatürk olan ya da, onun kavgasını anlatan bir şiiri olmasa da, Cemal Süreya'nın şiir serüvenini incelediğimizde Atatürk'e çokça rastlarız. Örneğin, "Behçet Necatigil Şiirlerini Nereye Yazardı" adlı şiirinden birkaç dize okuyalım:

Yazısı 1928 yazısı
Atatürk'ün elyazısı
Ama sıkılganlıktan mı neden
Fazlaca bastırılmış bir yazı

Necatigil için yazılmış bir şiirde karşımıza çıkan Atatürk'ü, Cemal Süreya'nın şair ve yazar dostlarını andığı başka bir şiirinde de görürüz:

Şu günlerde içkiye düştüm, ondan mıdır bilmem,
Daha çok seviyorum Cansever'i, Uyar'ı, Can Yücel'i.
Bir de Fethi Naci'yi ve elbet Mustafa Kemal'i.

Şair ve yazar adlarının geçtiği şiirlerinde Cemal Süreya'nın Atatürk'ü de anması ilginçtir. Yalnızca şiirlerinde değil, kendisiyle yapılan bir söyleşide de yaşam öyküsünü anlatan Cemal Süreya şunları söyler: "Sözgelimi Atatürk 1938'de öldü. Ama ondan üç ay önce küçük kalbimdeki kuş ölmüştü. Sürgün oluşumuz, annemin ölüşü de o yıl içinde."

Atatürk'ün öldüğü yıl olan 1938'de Cemal Süreya annesini kaybeder... Ve, aynı yıl bir yük vagonuna hükümet zoruyla bindirilip babası ve kardeşleriyle birlikte sürgüne gönderilir. Cemal Süreya yedi yaşındadır!..

Cemal Süreya'ya göçebelik babasından miras olarak kalır. 1938'den sonra gezgin olan Cemal Süreya en güzel yolculuğunu şiiriyle yapar. Müfettiş olarak Anadolu'nun birçok köşesini gezerken, Atatürk'ün 20. ölüm yıldönümü olan 10 Kasım 1958'de yolu Nazilli'ye düşer. 13 Kasım günü ilçede yayınlanmakta olan "Kervan" gazetesinin ilk sayfasında şu haber yer alır: "10 Kasım günü şehrimizde bulunan değerli sanatçı Cemal Süreya önemli bir konuşma yaptı."

Gazetenin birinci sayfasından başlayıp ikinci sayfada devam eden yazı, Cemal Süreya'nın Atatürk üzerine yaptığı konuşmanın metnini içermektedir. Sözlerine Jean Paul Sartre'ın "Bir entelektüel hiçbir zaman tam bir revolüsyoner" olamaz deyişiyle başlayan Cemal Süreya bakın nasıl bitiriyor konuşmasını: "..."Mustafa Kemal bir temeldir. Bir yöndür. Yapılmış, her şeyi bitmiş bir bina değildir. Onu ancak devam ettirerek, sürdürerek sevebiliriz. Kendisine yeni şeyler, yeni değerler ekleyerek sevebiliriz. Yalnız yüreğimizle değil, aklımızla da sevelim. Mustafa Kemal en büyük zaferini o zaman kazanmış olacak, işte o zaman

Mustafa Kemal'in bir yön olduğunu, yapılmış, her şeyi bitmiş bir bina olmadığını söyleyen biri daha vardır. Ki, o da ta kendisidir Atatürk'ün: "Bugüne kadar elde ettiğimiz başarılar bize ancak gelişmeye ve uygarlığa doğru bir yol açmıştır. Yoksa gelişmeye ve uygarlığa henüz ulaştırmış değildir."

Günümüzde adına "Kemalizm" denilen devlet mimarisi Pizza Kulesi görünümü veriyorsa bunun temelinde Atatürk'ün mirasçısı olduğunu söyleyen sahtekârlar bulunmaktadır. Göçebeliğin Cemal Süreya'ya babasından miras kaldığını söylemiştik. Atatürk'ün miras olarak ne bıraktığını biliyor muyuz?.. İşte yanıt:
"Ben manevi miras olarak, hiçbir donmuş ve kalıplaşmış kural bırakmıyorum. Benim manevi mirasım ilim ve akıldır."

Demokrasiye karşı yapılan darbelerle zorbaların Mustafa Kemal adına oluşturdukları "dogma", "donmuş" ve "kalıplaşmış" kurallar sisteminin bırakılan manevi miras olmadığı yukarıdaki sözlerde açık değil midir?.. Böylesi bir mirastan hiçbir kimsenin rahatsız olmayacağı gibi, ayetlere dayalı bir düzen kurmak isteyenlerin ve kalıplaşmanın en çirkini olan ırkçıların, saklandıkları Atatürkçülük paravanı arkasında sobelenmeleri gerekir!..

Cemal Süreya, politikacıların ikiyüzlülüğünü 904. Gün'de yazdığı bir devlet töreninde gözler önüne serer: "İçişleri Bakanı kürsüye çıktı ve yaptığı konuşmada Atatürk'ün yurdu düşmanlardan kurtardığını, 23 Nisan Bayramı'nın buradan kaynaklandığını söyledi. O anda Meclis salonunda düşmanların çocuk temsilcileri de vardı. Hem kardeşlik şölenine çağırıyorsun, hem de sizin gibi düşmanlardan kurtulduk diyorsun!..."

"Kısa Türkiye Tarihi" adlı şiirde ise 12 Eylül öncesi ve sonrasını şöyle tanımlar:
1970 li yıllarda Atatürkiye
1980'li yıllarda Adıtürkiye

Halkın boğazına takılan birer kılçık gibi duran işgal ülkelerinin savaş gemileri arasından yol alan Bandırma Vapuru'yla, 16 Mayıs 1919'da, İstanbul'dan ayrılan Atatürk, sekiz yıllık bir aradan sonra 1 Temmuz 1927'de geri döner ve Dolmabahçe Sarayı'nda yaptığı konuşmada şunları söyler: "Bu saray zıllullahların değil, zil olmayan, hakikat olan milletin sarayıdır"... Oysa 90'lı yıllarda kapitalizmin zincirlerinden biri olan özelleştirme yasasıyla tarihi yapılar dönemin "zıllullahlarına", yani sermayeye peşkeş çekilmiştir. Dolmabahçe Sarayı'nın yakınındaki Çırağan Sarayı ve Kız Kulesi bu çerçevede "milletin" elinden alınıp sömürü denilen illetin hanesine yazılmışlardır. Dolmabahçe Sarayı'nın özelleştirilip otel, kafeterya ya da satış merkezi yapılmayışının nedeni Atatürk'ün orada ölmüş olmasıdır. Bu ayrıcalıktan bakıldığında Pizza Kulesi'ndeki eğriliğin nereden kaynaklandığı açıkça görülür.

Yazımızı son dönem şiirlerinde "Doğru söyle / Beni mi seviyorsun, Atatürk'ü mü?" diyen Cemal Süreya'nın bir dizesiyle soru işaretinin çengeline asalım:

Anıtkabir romen rakamıyla kaç?

Turdur
04-11-2018, 19:40
Dursun Ali Erzincanlı'nın Muhammed gelseydi ne yapardık gibi bir şiiri vardı.
Bu yazıda buna benzemiş.
Atatürk kutsanmayı geçiyor, birileri tarafından tanrılığında ötesinde birisi haline geliyor.
Atatürk kalkacakmış insanlar utanacakmış.
Adamın bir insan olduğunu kabullenemiyoruz, söylediğimiz zaman "biz ona tapmıyoruz" diyorlar. Bugün kendi başımızın çaresine biz bakacağız.

Yukarıda yazılan Bursa Nutku'da Muhammed'i anlatan hadisler gibi. Öyle bir nutuk yok, bir şey uydurup Atatürk'e mal ettiler hepsi bu.

Leonardo
04-11-2018, 19:52
Atatürkçülük Cumhuriyetçiliktir. Cumhuriyetçilik tıpkı komünizm gibi evrensel bir kavramdır. Felsefe yapmadan anlaşılamaz. Mesela Rousseau'nun "Toplum sözleşmesini" satın almanız ya da bir şekilde okumanız gerekir.

CHP'de mesela "9 Işık" filan vardır. Bunlar yetersizdir. Hepten işin felsefesini yapmak, mesela Platon'un "Devletini" filan da okumak gerek.

Sonra "Cumhuriyet nedir?" sorusunu iyice yanıtlayacak hale geldiğinde, Atatürk'ü zaten anlamışsın demektir.

Darbelerin en kötü sonucu işte milleti "Rahat - hazır ol" şeyine alıştırmış olmalarıdır. Oysa ki 15-16 yaşında gayet anlaşılır bir şey. Laiklik mesela. Fransa'da 15 yaşında gence sor açıklasın. Bizde de öyle olması lazım.

Descartes diğer yandan. Dediğim gibi, amatör felsefeci olmadan cumhuriyet anlaşılamaz. daha doğrusu biraz felsefe bilmeden bence siyaset de yapılamaz.

Turdur
04-11-2018, 19:58
Atatürkçülük Cumhuriyetçiliktir. Cumhuriyetçilik tıpkı komünizm gibi evrensel bir kavramdır. Felsefe yapmadan anlaşılamaz. Mesela Rousseau'nun "Toplum sözleşmesini" satın almanız ya da bir şekilde okumanız gerekir.

CHP'de mesela "9 Işık" filan vardır. Bunlar yetersizdir. Hepten işin felsefesini yapmak, mesela Platon'un "Devletini" filan da okumak gerek.

Sonra "Cumhuriyet nedir?" sorusunu iyice yanıtlayacak hale geldiğinde, Atatürk'ü zaten anlamışsın demektir.

Darbelerin en kötü sonucu işte milleti "Rahat - hazır ol" şeyine alıştırmış olmalarıdır. Oysa ki 15-16 yaşında gayet anlaşılır bir şey. Laiklik mesela. Fransa'da 15 yaşında gence sor açıklasın. Bizde de öyle olması lazım.

Descartes diğer yandan. Dediğim gibi, amatör felsefeci olmadan cumhuriyet anlaşılamaz. daha doğrusu biraz felsefe bilmeden bence siyaset de yapılamaz.

Atatürkçülük evrensel bir kavram değildir. "Atam kalk ben yatam" hiç evrensel değildir. Neredeyse bayrak ve Türkiye adının önüne çekecekler ve hatta çekenlerin olduğunu düşünüyorum Atatürk ismini.
Platon ve onun ardılı filozoflar belli bir zümrenin devleti yönetmesini yazmamışlar mıdır ?
Cumhuriyet ile demokrasi Türkiye'de paralel gitmedi ve hiç bir zaman gitmeyecek.

byspy
04-11-2018, 21:40
Dursun Ali Erzincanlı'nın Muhammed gelseydi ne yapardık gibi bir şiiri vardı.
Bu yazıda buna benzemiş.
Atatürk kutsanmayı geçiyor, birileri tarafından tanrılığında ötesinde birisi haline geliyor.
Atatürk kalkacakmış insanlar utanacakmış.
Adamın bir insan olduğunu kabullenemiyoruz, söylediğimiz zaman "biz ona tapmıyoruz" diyorlar. Bugün kendi başımızın çaresine biz bakacağız.

Yukarıda yazılan Bursa Nutku'da Muhammed'i anlatan hadisler gibi. Öyle bir nutuk yok, bir şey uydurup Atatürk'e mal ettiler hepsi bu.


Gerçekten ironiyi anlamıyor musunuz? Yoksa at gözlükleri çok mu bol geliyor da olanı,olmakta olanı ve hatta olacak olanı kendi bakış açınızdan ibaret mi zannetmektesiniz?

Kimsenin kalktığı yok, yattığı yok. Bilal oğlana anlatır gibi mi olmalı herşey. Atanın yaptıkları akabinde gelinen nokta ve aradaki farklılık. Biraz teşbih, biraz mizah az biraz da ironi.

Saygılar.

Leonardo
04-11-2018, 21:46
Biz bunu tartışırdık.

Gerçekte: Tek bir kişinin bu kadar yüceltilmesi de aslında tehlikeli bir şeydir.

Ben Atatürk'ü tabi ki seviyorum / sayıyorum.

Ama Atatürk olmasa ben ölmem. Ben Cumhuriyetçilik nedir? Bunu anlamanın önemini savunuyorum. Cumhuriyeti kendin anlayabiliyorsan, Atatürk'ü hiç duymamış olsan da olur.

Turdur
04-11-2018, 23:38
Gerçekten ironiyi anlamıyor musunuz? Yoksa at gözlükleri çok mu bol geliyor da olanı,olmakta olanı ve hatta olacak olanı kendi bakış açınızdan ibaret mi zannetmektesiniz?

Kimsenin kalktığı yok, yattığı yok. Bilal oğlana anlatır gibi mi olmalı herşey. Atanın yaptıkları akabinde gelinen nokta ve aradaki farklılık. Biraz teşbih, biraz mizah az biraz da ironi.

Saygılar.

Bunu direk alan milyonlar var. Atatürk gibi asacan Atatürk gibi kesecen diye.
Bu işler hiç şakaya gelmiyor.

Bakın din konusunda cahil halka Kuran'da bu yazıyor diyorsunuz yutuyorlar, böyle bir hadis var diye uyduruyorsunuz yutuyorlar değil mi ?

Atatürkçülüğü peygamberaneliğe yada tanrısallığa çekenler yada buna dolaylı-dolaysız hizmet edenlerin gençliği bilgilendirmekten ziyade militanlaştırdığına hiç mi şahit olmuyorsunuz.


Hele Bursa Nutkuna ne demeli ? İroninin nutuklaştırılmış halimi ?

byspy
05-11-2018, 03:47
Bunu direk alan milyonlar var. Atatürk gibi asacan Atatürk gibi kesecen diye.
Bu işler hiç şakaya gelmiyor.

Bakın din konusunda cahil halka Kuran'da bu yazıyor diyorsunuz yutuyorlar, böyle bir hadis var diye uyduruyorsunuz yutuyorlar değil mi ?

Atatürkçülüğü peygamberaneliğe yada tanrısallığa çekenler yada buna dolaylı-dolaysız hizmet edenlerin gençliği bilgilendirmekten ziyade militanlaştırdığına hiç mi şahit olmuyorsunuz.


Hele Bursa Nutkuna ne demeli ? İroninin nutuklaştırılmış halimi ?

Din konusunda cahil halka kuranda şu bu yazıyor diyorsun, aslında en başta ki yanlış saptamanın cevabını vermiş oluyorsun.

Cehalet.

"Atatürkçülüğü peygamberaneliğe yada tanrısallığa çekenler yada buna dolaylı-dolaysız hizmet edenlerin gençliği bilgilendirmekten ziyade militanlaştırdığına hiç mi şahit olmuyorsunuz."

Olmuyorum. Olmadım da. Hangi militanlık? Nerede? Ne zaman? Ben görmedim ki ata böyle istiyor haydi yakalım yıkalım diyeni. Militanlıktan kasıt nedir ki? En son Atatürkçü diye lanse edilen adamlar saçma sapan davalar ile içeri atılmadı mı? İçeride ölmek dışında nasıl bir militanlık yaptılar? Kendilerine Fetöcü diyen şeref yoksunları tankla tüfekle insanları katletmedi mi? Hangisiydi atatürkçü? Madımak mı atatürkçü? Faili mechuller mi atatürkçü? Yada halen dağdaki satılmışların,kansızların borozanlığını yapan ve her buldukları fırsatta sağı solu birbirene katan hainler mi atatürkçü.

Benim hatırladığım bir gezi zamanı sloganlar var ki komple bunu atatürkçülüğe indirgeyebilir miyiz?

Yani realitede söyledikleriniz gerçekten anlamsız. Bir genç atatürkü anlamaya çalışıyorsa zaten dediklerinize karşı çıkmış olmuyor mu? "benim naçiz vücudum birgün elbet toprak olacaktır fakat türkiye cumhuriyeti ilelebet yaşayacaktır" diyen bir karakterden nasıl bir put çıkarılabilir?

Yıllardır aynı şey devam ediyor. Kimsenin atayı putlaştırdığı yok bu saydıklarımın dışındaki herkes ise put diyor ilah diyor yahu yok biz demiyoruz işte siz diyorsunuz sonrada inanıyorsunuz.

Lakin bu şekilde düşüncelerin oluşmasına zemin olacak bir takım olaylar da yaşandı. Şeyh uçmaz mürid uçurur minvalinde tarihte dedikleriniz ile paralel vakalar mevcut. Fakat zaman geçiyor insanlar bilgiye daha kolay ve çok daha kısa yoldan ulaşıyor. Korkmayınız Atatürkün din gibi etkisi de yok. Bağımlılık yapmıyor. Düşünceleri sınırlamıyor. Aksine hep ileri. Değil mi? Kaldı ki sadece söyledikleri üzerinden analiz yapsak burda haklılık paidesi kendisinde olmayacakmı ki bundan değilmidir halen günümüz şartların da bile her başı sıkışanın gaziyi şemsiye olarak kullanması. Kaldı ki bunu yapanlar atayı silmeye çalışanlar.

Son olarak bursa nutku ile alakalı olarak neresi rahatsız etti? Nedir canınızı sıkan kısım? Ne tesadüf ki son yıllarda yaşananlar ne kadar da manidar tamda nutka uygun? Polis,genç,devlet ve cumhuriyet.

Saygılar.

Turdur
05-11-2018, 04:04
Son olarak bursa nutku ile alakalı olarak neresi rahatsız etti? Nedir canınızı sıkan kısım?

Saygılar.

Bakın "Bursa Nutku" diye bir şey yok. İşte bu sonradan uydurulmuş "hadis" oluyor. Bu çok tehlikeli değil mi ?
Siz bile hala buna inanıyorsunuz. İşte böyle algılar ve kutsallaştırmalar doğuyor. Dinlerde böyle doğdu. Sonra yalan ayetler ve hadislerle hurafeler türetildi.



Ne tesadüf ki son yıllarda yaşananlar ne kadar da manidar tamda nutka uygun? Polis,genç,devlet ve cumhuriyet.

Saygılar.

Tesadüf değil, bilinçlice yazılmış ve CHP dışında bir partinin iktidar olduğunda kadrolara dokunacağı biline biline yazılmıştır bu nutuk yalanı. Bu itinayla yazılmış yalanı "Atatürk'ün ileri görüşlülüğü" adı altında sundular. Gençliğe Hitabe'ye suistimalidir bu nutuk.

kartopu
05-11-2018, 09:30
Cülük İzm gibi kavramlar her türlü sapmaya müsaittir.

Atatürkçülük te öyle Ortanın solu -İsmet İnönü -Karma Ekonomi Bülent Ecevit- Milliyetçi CHP Deniz Baykal- Sosyal Demokrasi Bu günün CHP si
İşte cilik bu. Hangisi Atatürkçülük oluyor.

Bence cilikte Cülük te sorun var zamana uymuyor zamanı cılık a uydurmak istiyorsun o kaba sığmıyor.

byspy
05-11-2018, 15:48
Bakın "Bursa Nutku" diye bir şey yok. İşte bu sonradan uydurulmuş "hadis" oluyor. Bu çok tehlikeli değil mi ?
Siz bile hala buna inanıyorsunuz. İşte böyle algılar ve kutsallaştırmalar doğuyor. Dinlerde böyle doğdu. Sonra yalan ayetler ve hadislerle hurafeler türetildi.



Tesadüf değil, bilinçlice yazılmış ve CHP dışında bir partinin iktidar olduğunda kadrolara dokunacağı biline biline yazılmıştır bu nutuk yalanı. Bu itinayla yazılmış yalanı "Atatürk'ün ileri görüşlülüğü" adı altında sundular. Gençliğe Hitabe'ye suistimalidir bu nutuk.

Anlaşamadığımız bir nokta mevcut. Bursa nutkunun onceden veya sonradan yazılmış olması mi sorun. Nitelik mi yoksa nicelik mi. Benim inandığım, inanmadığım kavramlar etkisizdir. -Kaldı ki sonradan yazıldı diyorsunuz muhakkak ki dayanaklariniz mevcuttur fakat tam aksini iddia eden dayanak,kaynaklarda mevcut ama dediğim gibi konu bu değil-

Yani bunu ata söylese ne olur daha sonra sarı çizmeli mehmet söylese ne olur. içerikte sıkıntı var mi. Kaldı ki sonradan olsa bile adam ne devlete ne ataya ne polise herkes hakkında şüphelenip değişecek duruma karşı tavır ortaya koymuş. Dediğim gibi buna bizim dışımızda ki herkes kafayı takıyor, takmayın.

Bir diğer konu olarak Chp icin olmuş olsa mevcut durumun farklı olması gerekmez miydi. Yani kadro icin yada daha net elinde ki gücü kaybetmemek icin ise neden Chp bu halde. Madem ki etkili madem ki militan oluşturabilecek kadar tehlikeli chp en son ne zaman yönetiyordu ülkeyi.

Sayın Kartopu
Sizinle paralel düşünüyorum lakin dedikleriniz şu zaman ve realite de çok mümkün değil. Bu başta da belirttiğim gibi aslında eğitim ile alakalı bunlara ihtiyaç duymadığımız zaman gelene kadar bu böyle olmaya devam edecek. Yani halen ata nın söyledikleri geçerlilik ve mantık konusunda tutarlılık gösteriyorsa halen zamanın önünde demektir ki bizim önüne geçmemiz gerekir.

Telafuz ve kelime yazım hataları olmuş olabilir. Telefon klavyesi yazdığından kusura bakmayınız.

Saygilar

Barlas
05-11-2018, 19:56
Bursa Nutku uydurulmuş falan değil, buz gibi ATATÜRK'e aittir.

Bkz: http://www.egemeclisi.com/kose-yazisi/5027/bugun-de-bubursa-nutku.html

Turdur
05-11-2018, 20:14
Bursa Nutku uydurulmuş falan değil, buz gibi ATATÜRK'e aittir.

Bkz: http://www.egemeclisi.com/kose-yazisi/5027/bugun-de-bubursa-nutku.html

Barlas; Her şeyi peşinen kabul etmiyoruz. Özellikle kaynağı olmayan hiç bir şeyi.

Barlas
05-11-2018, 20:18
En son Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu bu nutkun ATATÜRK'e ait olduğunu söyledi.
Sen istersen etme gene.

Turdur
05-11-2018, 20:30
En son Türk Tarih Kurumu eski başkanı Prof. Dr. Yusuf Halaçoğlu bu nutkun ATATÜRK'e ait olduğunu söyledi.
Sen istersen etme gene.

Diyanet işleri başkanı da namaz kılmayan cennete giremez demişmiş.

Siz Atatürkçüyüm diyorsanız buyurun uygulamaya geçiniz. Taş sopa eskidi daha doğrusu polis ve jandarma bunlara bağışıklık kazandı, siz molotof ve pompalı kullanabilirsiniz.

bilgivehis
05-11-2018, 21:29
Diyanet işleri başkanı da namaz kılmayan cennete giremez demişmiş.


Atatürk'ü hazmedemeyebilirsin ama yalana bir başka yalanla onu doldurmaya çalışmanız sadece kendinizi kandırmaktan ibarettir.
Bursa Nutku için söylenen yalanlara ve sizin de bu yalana iştirak etmenize karşılık, bu yalanı çürütecek işte kanıtlar.

-Bursa Nutku, 1935 yılı yayını bir dergide görünüyor. İlerde 1975'te Kayseri 2. Ağır Ceza Mahkemesi dosyasına kanıt olarak konuyor.

-Bursa Nutku, 1947 yılında Rıza Ruşen Yücer'in "Atatürk'e Ait Birkaç Fıkra ve Hatıra" adlı kitabında yer alıyor.

-Bursa Nutku, 1949 yılında, "İzmir II. D.P. Büyük Kongresi"'nde Celal Bayar tarafından Şeref Balkanlı'ya okutuluyor. Nutku okutarak verilmek istenen mesaj: ""Gerici CHP'yi madem yargı durduramıyor, Gençlik durdursun…" mesajı verilmek isteniyor (Atatürk düşmanları nasıl da çalışırmış)...

-Bursa Nutku, 1954 yılında Ankara Üniversitesi Ziraat Fakültesi'nin Atatürk heykeli arkasındaki taşlar üzerinde yazılır.

-3 Eylül 1963 tarihinde böyle bir nutkun mevcut olup olmadığı Senatör Özel Şahingiray tarafından ve Milli Eğitim Bakanı İbrahim Öktem'in yanıtlaması talebiyle Senato'ya getirilir. Bakan verdiği yanıtta, Türk İnkılap Tarihi Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Afet İnan'ın verdiği yanıtı Senato'da okur. Bu yanıta göre, dönemin tanık ifadeleri dikkat alınarak," bu sözlerin mealen Atatürk tarafından söylendiği anlaşılmaktadır" denilmekte ve konuya ilişkin dosyanın herkes tarafından incelenebileceği ifade edilmektedir.

-Ege Üniversitesi Fikir ve Sanat Kulübü bir broşür yayınlamış ve "Nasıl Bir Gençlik?" başlığı altında Atatürk'ün Bursa Nutku'nu yayınlamıştır. "Bu nutuk halkı anarşiye teşvik ediyor" savıyla Bornova Cumhuriyet Başsavcılığı bu Fikir Kulübü'nün kapatılması için dâvâ açıyor ve Bornova Asliye Hukuk Hakimliği, böyle bir nutkun var olup olmadığının tespiti için 27 Eylül 1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazı ve bu yazıya ekli Bursa Nutku metnini Türk Tarih Kurumu'na gönderip, görüş istiyor.
Bunun üzerine toplanan TTK Yönetim Kurulu aşağıdaki kararı alıyor:
" Türk Tarih Kurumu Yönetim Kurulu'nun 24 Ekim 1966 tarihli toplantısında Bornova Asliye Hukuk Hakimliği'nin 27/9/1966 tarih ve 1966/338 sayılı yazısı ve bu yazıya ekli Atatürk'ün Bursa Nutku ile ilgili sözleri üzerine gerekli incelemeler yapılmıştır. Bu incelemeler sonucunda bu sözlerin Atatürk'ün 1933 Şubat'ında Bursa'da yaptığı konuşmadan mealen alınmak suretiyle çeşitli tarihlerde basılmış olduğu kanaatine oybirliğiyle varılmıştır."

Turdur
05-11-2018, 21:32
bilgivehis; 1935 yılında hangi dergide görülmüş bundan Atatürk'ün haberi olmuş mu ? Belli ki Atatürçülüğü terörize bir hale sokmaya çalışıyorsunuz. Copy/Paste ile bende size yüzlerce hadis kaynağı atabilirim.

byspy
05-11-2018, 21:43
Diyanet işleri başkanı da namaz kılmayan cennete giremez demişmiş.

Siz Atatürkçüyüm diyorsanız buyurun uygulamaya geçiniz. Taş sopa eskidi daha doğrusu polis ve jandarma bunlara bağışıklık kazandı, siz molotof ve pompalı kullanabilirsiniz.

Sayın Turdur,
En azından mevzubahis zamanın gelmiş olduğunu farketmeniz ve buna istinaden nutuk ta bahsedilen reaksiyonu sorgulamanız da güzel. Ne ilginç değil mi yine dediği çıktı.

En başında bahsettiğim gibi ironi yapmak gerekiyor biraz. Yak,yık,yağmala değil de hani mücadele et hakkını savun minvalinde incelemek daha sağlıklı.

Molotof v.b envanterler ile sağa sola terör salanlar ise malesef atatürkçüler değil dağda gezinen kansız hainlerin içimizdeki yandaşlarıdır. İnanın ben hiç görmedim Atatürk diyip te molotof sallayan ama sürekli terörist başının adını bağıranların malesef ellerinden düşmemekte. Karıştırmamak lazım.

Saygılar.

bilgivehis
05-11-2018, 21:54
bilgivehis; 1935 yılında hangi dergide görülmüş bundan Atatürk'ün haberi olmuş mu ? Belli ki Atatürçülüğü terörize bir hale sokmaya çalışıyorsunuz. Copy/Paste ile bende size yüzlerce hadis kaynağı atabilirim.

Bornova hukuk hakimliğince kabul edilmişse o halde konuşma hakkın da yoktur, gider Bornova hakimliğine sorarsın. Böyle atmasiyonla olmaz bu işler.

Turdur
05-11-2018, 21:58
Sayın Turdur,
En azından mevzubahis zamanın gelmiş olduğunu farketmeniz ve buna istinaden nutuk ta bahsedilen reaksiyonu sorgulamanız da güzel. Ne ilginç değil mi yine dediği çıktı.

En başında bahsettiğim gibi ironi yapmak gerekiyor biraz. Yak,yık,yağmala değil de hani mücadele et hakkını savun minvalinde incelemek daha sağlıklı.

Molotof v.b envanterler ile sağa sola terör salanlar ise malesef atatürkçüler değil dağda gezinen kansız hainlerin içimizdeki yandaşlarıdır. İnanın ben hiç görmedim Atatürk diyip te molotof sallayan ama sürekli terörist başının adını bağıranların malesef ellerinden düşmemekte. Karıştırmamak lazım.

Saygılar.

Sizi tebrik ederim. Ne demek istediğimi kavradınız. Şehir merkezlerinde molotof atan tiplerle Bursa Nutku'nu okuyup kafaya takanların yapacağı şey eninde sonunda aynıdır.
İşte bu yüzden Bursa Nutku diye bir şey yoktur. Çünkü nutuk devlet hiyerarşisine bile aykırıdır. Bir yüzbaşının bir albayı dinlememesi gibi, ve maalesef ülkemiz bu aşamalardan geçmiştir.
Bir devletin yada rejimin kurucu-fikir babasının "savcıyı jandarmayı polisi ipleme" manasına gelecek bir nutku olamaz. Bu nutuk bir algı operasyonudur. Atatürk'ü aşağıya çekmektir, illegalite halinde göstermektedir. Gündelik sokak hareketlerine legallik oluşturma ve gençleri dolduruşa getirme çabasıdır.
Buna karşı uyanık olanlara, "bilgivehis" isimli kişinin şu an yaptığı normaldir. "Sen Atatürk düşmanısın haz edemiyorsun" demektir. İşte sorgulayan ve ısrarla kaynak yada gerçeklik arayan insanların her zaman karşılaştıkları tutum budur.
Bu yüzden buna hala inananlar varsa kafalarından silip yerine Gençliğe Hitabe'yi koymaları yerinde bir tutum olabilir. Atatürk, gençliğe Cumhuriyetin zaruri hale düştüğü zaman ne yapması gerektiğini öğütlediği sözler Gençliğe Hitabe'de söylenmiştir.

Turdur
05-11-2018, 22:01
Bornova hukuk hakimliğince kabul edilmişse o halde konuşma hakkın da yoktur, gider Bornova hakimliğine sorarsın. Böyle atmasiyonla olmaz bu işler.

Ne demek konuşma hakkım yok. Atatürkçülüğü militanlaştırmaya çalışanlara karşı her zaman konuşurum.

Erdal Eren'i de asan hakimlerdi "sus konuşmaya hakkın yok" demek mantık işi midir ?

Böyle bağnazlık yapmaya her zaman hakkınız var. Buna önlem alamıyoruz.

Leonardo
05-11-2018, 22:08
Wikipedia'da şöyle bir açıklama var;

Mustafa Kemal'in Bursa'ya gidişi[değiştir | kaynağı değiştir]

O sırada yurt gezisinde olan Mustafa Kemal, olayı 3 Şubat'ta İzmir'de öğrenmiştir. Dönemin belediye başkanı Ali Muhiddin Dinçsoy, Mustafa Kemal'e telgraf çekerek yaşananları "Bursa'da irticai ayaklanma oldu" şeklinde bildirmişti. Derhal Bursa'ya gitmek üzere hazırlanan Mustafa Kemal, 4 Şubat'ta Afyon'a vardı ve İsmet Paşa ile buluşarak 5 Şubat'ta sabaha karşı otomobille Bursa'ya ulaştı.[3] Ertesi gün Adalet Bakanı ile İçişleri Bakanı da Bursa'ya gelerek incelemeler yaptı. Olayın düşünüldüğü kadar büyük olmadığı anlaşıldı. Bakanlar aynı gün Ankara'ya dönerek Bakanlar Kurulu'na konu ile ilgili bilgi verdiler.[3]


Vikikaynak'ta Bursa Nutku
ile ilgili metin bulabilirsiniz.

O akşam, Çekirge yolu üzerinde bulunan bir köşkte verilen akşam yemeğinde cemaatin yürüyüşü ile ilgili olarak "Bursa gençliği olayı hemen bastıracaktı, fakat zabıtaya ve adliyeye olan güveninden ötürü..." şeklinde bir söz sarfedilmesi üzerine sinirlenen Mustafa Kemal'in konuşmakta olan kişinin sözünü keserek "Bursa Nutku" diye anılan konuşmayı yaptığı ifade edilmiştir.

Sert ifadelerin yer aldığı konuşmanın ardından geçen sürede yumuşayan Mustafa Kemal, 6 Şubat'ta Bursa'dan ayrılmadan önce Anadolu Ajansı'na verdiği demeçte olayın çok da önemli olmadığı şeklinde kanaatini açıklamış; Bursa olayı ile ilgili soruşturma 13-14 Şubat'ta sona ermiştir. Olayla ilgili beş kişi ikişer yıl, yedi kişi birer yıl, yedi kişi de beş ay ağır hapis cezasına çarptırılmıştır.[3]

- Bazı yerleri de çizdim

Lİnk de şurada:

https://tr.wikipedia.org/wiki/Bursa_Nutku

bilgivehis
05-11-2018, 22:08
Ne demek konuşma hakkım yok. Atatürkçülüğü militanlaştırmaya çalışanlara karşı her zaman konuşurum.

Erdal Eren'i de asan hakimlerdi "sus konuşmaya hakkın yok" demek mantık işi midir ?

Böyle bağnazlık yapmaya her zaman hakkınız var. Buna önlem alamıyoruz.

Sana kanıt getirdim, bunu kanıt saymadın, ben de git yerinden öğren dedim, sen buna rağmen hakim kararını da kanıt saymadın, o halde nasıl bir kanıt istersin, emredin getirelim, çünkü kanıtlar sizin zevkinize göre olmalı.

Leonardo
05-11-2018, 22:19
- Şİmdi Atatürk o dönemde artık siyaset ve düşünce adamı.

Hataları / kusurları da olabilir.

Bu bir "hadis" meselesi değildir. Benim felsefe üzerinde durmamın sebebi budur.

Diyelim ki böyle bir tartışma var. Burada sorulacak olan şey "CUmhuriyet nedir?" siz şu anda Atatürk'ü değil, "Cumhuriyet nedir?"i tartışıyorsunuz.

Eski düzende teokrasi var. Arapça ezan var. Ümmet var. cemaati müslümin var. Yurttaşlık yok, Türkçe ezan yok, baş örtüsü var, şeriat var. halk da bugünkü gibi, bilmeden sokağa dökülmüş. Sonra bende anlamadım. Paşa da gayet de mantıklı bir şey söylemiş. - Doğru. Devrimler beleş değil ki.

Bir de Cumhuriyet militan bir ideolojidir. Gericilik ile savaşmış bir ideolojidir. Avrupa'da eskiden din devleti idi, Vatikan tarafından yönetilirdi. Unutmayalım.

Hata bize sunulan "demokrasi / Atatürkçülük" türünde. Bizdeki askeri düzen ile paralel ilerleyen, gayet otoriter, hatta kısmen Sovyet modelinden esinlenmiş karma bir sistem.

Gerçek cumhuriyetçilik Bursa nutkundaki cumhuriyetçiliktir.

Ama şunu da ekleyebiliriz: Fransa'nın milliyetçi / sağcı kesimi de bir bakıma "cumhuriyetçi"dir. Zaman içinde, bazı insanlar için "cumhuriyetçilik" bir çeşit muhafazakarlık, yani ulusalcılığı / milliyetçiliği ön plana çıkartan, daha otoriter ve muhafazakar bir düzenin temsilcisi haline gelmiştir.

Ama bu felsefi / tarihsel bir hatadır. Cumhuriyetçilik devrimci, aktif, mücadeleci bir ideolojidir. BAtıda bu devrimcilik rolünü büyük oranda sol partiler üstlenmiştir. Bizde sol yok edildiği için böyle bir şansımız kalmadı. Ama olsun. Cumhuriyetçilik de devrimcidir.

Yani Bursa metni cumhuriyet anlayışı ile uyumludur. Atatürk'e ait olmama olasılığı var deniyor (yazılarda) Ama büyük ihtimalle Atatürk'e ait ve mantıklı. :)

Turdur
05-11-2018, 22:41
Leonardo "Ama büyük ihtimalle Atatürk'e ait ve mantıklı" diyorsanız, bir yalan uydurup mantık çerçevesinde nasıl Atatürk'e yapıştırabiliriz, sanırım 30'larda internet olmuş olsaydı daha bir çok Atatürkçülük hurafesi görecektik. İhtimal ve mantık yeterli olacaktı. Yeter ki Cumhuriyet ruhuna ve felsefesine uygun dursun. Olmamış bir olayı yada söylemi bir ruha uygundur diye gerçekleşmiş saymak biraz tuhaf kaçıyor.

Sanırım Fransız Devrimi sürecinde ki terör dönemine aklınız gitti. Bu terörize yada anarşi tutumu devrim sürecinin parçasıdır devamının değil. Aksi halde, her Cumhuriyet elden gidiyor diyen polisi ve devlet kurumlarını askıya alıp her an her yerde olay çıkarabilir. Bu Bursa Nutku yalanı Atatürkçülerden daha çok komünist-gerilla tipi devrimcilere daha yanaşık duruyor.

Kaç kilo rakı içtiğinden kahvaltısında ki beyaz peynirine ve uyandığı saatin dakikasına kadar, gittiği her yer ve konuştuğu her şey kayıt altına alınan bir devlet büyüğünün böyle bir nutku nasıl kayıt edilmez ? Bu kayıtlar ciltler halinde yayınlanmıştır. Öyle bir portre çiziliyor ki sanki konuştukları hep dedikodu halinde yayılmış. İşte Atatürk'ün söylediği iddia edilen sözleri bu kayıtlarda bulamayız ki, kayıt dışı ne varsa "Atatürk bunu söyledi" diye kulaktan kulağa yayılır olmuş. Ve her nasıl oluyorsa böyle bir nutuk sokak hareketlenmeleri dönemlerinde baya irdelenmiş.

bilgivehis; dergi üzerinden ve bilmem nerede ki bir hakimden kaynak üretmeye çalışıyorsunuz. Büyük ihtimal o hakimde bu kafada birisiydi. Yusuf Hallaçoğlu ise 1966 yılında böyle bir karar verilmiş diye bu döneme ait bir karar veriyor.
Saçmalık çok büyük. Bir hakimin verdiği kararda kani iseniz, Erdal Eren olayı hakkında her zaman susmamız gerekmektedir, velev ki kararı veren yine bir hakimdir.

Bana ne idüğü belirsiz bir dergi sayfasından yada bilmem nerede ki hakimden kaynak vereceğinize "Atatürk Araştırma Merkezi Başkanlığı" yada Atatürk'ün resmi kaynaklarca yayınlanmış ve ciltler halinde vatandaşın hizmetine sunulmuş söylemler ve konuşmaları kitabından kaynak verseydiniz daha tutarlı olurdu.

bilgivehis; Bursa Nutku bir gerçeklikten ziyade, sizin kafanızda ki algılara hitap ettiği için çok amiyane bir yorumda bulundunuz ve beni de baya şaşırttınız.

Leonardo
05-11-2018, 23:10
Gençliğe hitabe'de yazılanın biraz daha açıkça ifade edilmiş hali.

Ve doğru. Benim tek şüphem "Mustafa Kemal Türk halkına bunu o dönemde açık açık söyler miydi?" ile ilgili.

Zaten benim için ilkeler önemli.

Cumhuriyetçiysen, - Evet Cumhuriyeti kendi polisine / askerine / devletine hatta halkına karşı savunursun. İran'a bakın mesela. Ahmedi Nejat'a karşı cumhuriyeti savunamaz mıyım?

Mantık yürütün. :)

Turdur
06-11-2018, 04:59
Gençliğe hitabe'de yazılanın biraz daha açıkça ifade edilmiş hali.

Ve doğru. Benim tek şüphem "Mustafa Kemal Türk halkına bunu o dönemde açık açık söyler miydi?" ile ilgili.

Zaten benim için ilkeler önemli.

Cumhuriyetçiysen, - Evet Cumhuriyeti kendi polisine / askerine / devletine hatta halkına karşı savunursun. İran'a bakın mesela. Ahmedi Nejat'a karşı cumhuriyeti savunamaz mıyım?

Mantık yürütün. :)

Bu nutku okuyup Sabahattin Ali'yi öldürmek. Olmaz olmaz demeyin. Tek dert gerici ayaklanma değildir ya.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi de olabilir. Orada Cumhuriyeti koruyacak bir subay olamaz mı ?
Sayın Leonardo Cumhuriyeti koruyoruz. Menemen Olayından sonra ki mahkemelerde koruduk. Gomünistleri Maraş'ta gömdük koruduk. Askeri polisi savcısı bir oldu mu birde bir kaç bakan yol verdi mi ver elini fail-i meçhuller. Cumhuriyeti koruyok.
Kim neyi nasıl koruyorsa artık ? Bu nutkun açık açık anlamı, CHP harici kimse iktidara gelemez, koruruz da koruruz demek.
Bunu Mustafa Kemal Türk halkına okumuş mu ? Açık açık söyleyememesi için bir vesayet altında mıydı ? Söyleyeceğini söyleyemeyen bir Atatürk !
Nerede söylemiş bu nutku, kaydı yok kuytu yok.
Siz bu aralar Robespierre okuyorsunuz sanırım.

bilgivehis
06-11-2018, 15:52
bilgivehis; Bursa Nutku bir gerçeklikten ziyade, sizin kafanızda ki algılara hitap ettiği için çok amiyane bir yorumda bulundunuz ve beni de baya şaşırttınız.

Sayın arkadaşım, bu forumda Atatürk karşıtı bir arkadaş vardı, Atatürk karşıtı olduğu halde kendisini sevmiştim, çünkü her cümlesinden sonra bir kanıt gösterirdi, diğer iddia sahiplerinden de kanıt isterdi.
Sana en az on tane kanıt gösterdiğim halde sen kalktın sadece işin hakim tarafına dokundun. Bu da ön yargılı olduğunu gösterir. İşte bu işler böyle olmaz, kanıtla geleceksin ve kanıtı bir başka kanıtla çürüteceksin. Sana bu yüzden tepki gösterdim.

Turdur
06-11-2018, 17:04
Sayın arkadaşım, bu forumda Atatürk karşıtı bir arkadaş vardı, Atatürk karşıtı olduğu halde kendisini sevmiştim, çünkü her cümlesinden sonra bir kanıt gösterirdi, diğer iddia sahiplerinden de kanıt isterdi.
Sana en az on tane kanıt gösterdiğim halde sen kalktın sadece işin hakim tarafına dokundun. Bu da ön yargılı olduğunu gösterir. İşte bu işler böyle olmaz, kanıtla geleceksin ve kanıtı bir başka kanıtla çürüteceksin. Sana bu yüzden tepki gösterdim.

Ben bu nutuk yoktur diyorum siz benden kanıt bekliyorsunuz. Ben nereden kanıt göstereyim "yoktur" diyorum.
Mesela "Ne Mutlu Türküm Diyene" sözü yoktur desem bunun yokluğunu ispat edemem ama siz Atatürk'ün video kaydını getirip anında beni çürütürsünüz.

Leonardo
06-11-2018, 19:46
Bu nutku okuyup Sabahattin Ali'yi öldürmek. Olmaz olmaz demeyin. Tek dert gerici ayaklanma değildir ya.
Diyarbakır 5 Nolu Cezaevi de olabilir. Orada Cumhuriyeti koruyacak bir subay olamaz mı ?
Sayın Leonardo Cumhuriyeti koruyoruz. Menemen Olayından sonra ki mahkemelerde koruduk. Gomünistleri Maraş'ta gömdük koruduk. Askeri polisi savcısı bir oldu mu birde bir kaç bakan yol verdi mi ver elini fail-i meçhuller. Cumhuriyeti koruyok.
Kim neyi nasıl koruyorsa artık ? Bu nutkun açık açık anlamı, CHP harici kimse iktidara gelemez, koruruz da koruruz demek.
Bunu Mustafa Kemal Türk halkına okumuş mu ? Açık açık söyleyememesi için bir vesayet altında mıydı ? Söyleyeceğini söyleyemeyen bir Atatürk !
Nerede söylemiş bu nutku, kaydı yok kuytu yok.
Siz bu aralar Robespierre okuyorsunuz sanırım.

- Bence söylemiş olma ihtimali %80'lerde ve haklı. Biz böyle yetiştik. "Cumhuriyeti koruyacaksınız" diyor açık açık.

Sonraki olumsuz olayların sebepleri var.

İnönü zamanında nazizmin yükselişi filan var. sonraki dönemlerde soğuk savaş var. Türkiye de (o zamanlar) SSCB ile komşu.

O yüzden o kadar önemli değil. Mühim olan: -Evet cumhuriyeti korumak görevindir, gerekirse devlete karşı koruman gerekir. Bu doğru.

kartopu
07-11-2018, 10:09
''Türk Genci, devrimlerin ve cumhuriyetin sahibi ve bekçisidir. Bunların gereğine, doğruluğuna herkesten çok inanmıştır. Yönetim biçimini ve devrimleri benimsemiştir. Bunları güçsüz düşürecek en küçük ya da en büyük bir kıpırtı ve bir davranış duydu mu, "Bu ülkenin polisi vardır, jandarması vardır, ordusu vardır, adalet örgütü vardır" demeyecektir. Elle, taşla, sopa ve silahla; nesi varsa onunla kendi yapıtını koruyacaktır.

Polis gelecek, asıl suçluları bırakıp, suçlu diye onu yakalayacaktır. Genç, "Polis henüz devrim ve cumhuriyetin polisi değildir" diye düşünecek, ama hiç bir zaman yalvarmayacaktır. Mahkeme onu yargılayacaktır. Yine düşünecek, "demek adalet örgütünü de düzeltmek, yönetim biçimine göre düzenlemek gerek"

Onu hapse atacaklar. Yasal yollarla karşı çıkışlarda bulunmakla birlikte bana, başbakana ve meclise telgraflar yağdırıp, haksız ve suçsuz olduğu için salıverilmesine çalışılmasını, kayrılmasını istemeyecek. Diyecek ki, "ben inanç ve kanaatimin gereğini yaptım. Araya girişimde ve eylemimde haklıyım. Eğer buraya haksız olarak gelmişsem, bu haksızlığı ortaya koyan neden ve etkenleri düzeltmek de benim görevimdir."

İşte benim anladığım Türk Genci ve Türk Gençliği!''
Mustafa Kemal Atatürk
Bursa, 5 Şubat 1933
.

Çok garipliklerle dolu bir konuşma, sanki. *Gerçekse eğer.* Seçim meydanlarında iktidara muhalefet yapan bir parti genel başkanı gibi.
Atatürk kim, polis kim, devrimi ve cumhuriyeti kimden niçin koruyacaksın pek anlaşılamıyor.

Yıl 1924 değil 1933. Sistem yerine oturmuş, muhalefet temizlenmiş en küçük başkaldırı en büyük ceza ile ödüllendirildiği bir dönemde bu tür sözler ancak probaganda maksatlı olabilir.

Yani Atatürk bir tehditi dikkate alarak bu sözleri söylemiş olabilir bu sözler in arkasında Anti komünizm kokusu geliyor bana göre. -Eğer bu sözler gerçekse-

Dünya 1929 -1933 Burhanı yaşıyor İtalya da Faşist ler (mussolini) iktidarda. Almanya da ocak 1933 Hitler iktidara geliyor ortalık karışık Kuzeyde (SSCB) Stalin iktidarda. Dünya yeni bir karışık döneme doğru gidiyor .Türkiye bir yol ayrımında .
Atatürk neyi nasıl yönetecek kiminle ittifak yapacak eski dostu almanlarla mı yoksa can düşmanı Komünistlerle (SB)mi.

Belkide zor geçecek günlerin mevzilerini kazıyordur.

Leonardo
07-11-2018, 14:45
- Hayır gereksiz yere eşeliyorsunuz.

Çok basit. Cumhuriyete inanıyor musunuz?
- Mesela bazı komünistler inanmaz. Spartakus gibi, daha "doğrudan" bir demokrasi türü olarak gördükleri "Sovyet" demokrasisine inanırlar.
- Faşist, ya da popülist, karacahil, saltanat yanlısı, siyasal İslamcıysanız inanmazsınız.

/Sağcılık - Solculuk bu aşamadan sonra.

Cevap "Evet" ise. O zaman o Cumhuriyet bedava değildir. bedeli kanla ödenmiştir. Muhafaza edilmesi gerekecektir. Çünkü mesela Almanya'da geri dönüş oldu. Fransa'da, devrimden hemen sonra geri dönüşler oldu (Fransa'da şu anda üçüncü cumhuriyet var, iki kere yıkıldı, 2 kere baştan kuruldu, hep kavga ile mücadele ile)

Ama "Atatürk'ün üslubu bu kadar sert değildir" derseniz de, sebebi Türkçe ezana karşı muhalefetin ortaya çıkıp, çevresindeki Atatürk'Ün neden bahsettiğini bile anlamadan ona ittat eden kişilere öfkelenmiş olması olabilir. Gerçekten yalnız olduğu çünkü çevresindekiler "Paşam - Paşam" diye çevrezinde gezip onun asıl fikirlerini anlamıyorlardı.

/Bu forumdakiler bile bazen anlamıyor. O yüzden açık açık söylemiş olabilir. :)

kartopu
08-11-2018, 11:43
Sn Leonardo.
Cumhuriyet inanılacak veya inanılmayacak bir sistem değil Sistemler Monarşi, Oligarşi, Cumhuriyet diye ayrılır bunlara inanmak veya inanmamak gibi bir olasılık olmaz.
Ayrıca Sovyet sistemi de bir cumhuriyetti. Her halde demokrasi demek istedin

Bu ülkede 1946 ya kadar tek parti vardı hükümetin istemediği bir kimse Millet Vekili, vali, kaymakam, belediye başkanı, olamazdı. 1938 -1950 arası tek şeflik dönemi hakimdi.

İnsanların demokrasi talebi her zaman olmuştur bunda ne sakınca var. Sistemlere eleştirel bakmak geliştirici bir anlayıştır .Bunun komünistlik monarşi isteği ile alakası yoktur.
Ha Türkiyede Atatürk İnönü iktidarını eleştirmişsin ha Sovyetlerde Stalin hiç fark yoktur. Her eleştir kendi mekânsal anlayışın içinde yapıldı mı bu eleştiri olumludur.

Yukardaki bursa konuşması bazı kuşkular uyandırması çok normal .Bu konuşma niçin ve hangi koşullarda yapılmış tehlike uyarısı neden var kim tehlikelidir. Bu sorular sorulmalı ki konuşmayı açan arkadaş bunlara cevap versin.

Konuşmanın tarihi 1933 dünyada bir faşizm yükselişi var. Dünya 1929 burhanı yaşıyor yani çok güçlü kriz göstergesi. Tehdit kim diye niçin sorulmasın.

kartopu
08-11-2018, 12:20
Türkçe Kuran, tekbir ve kamet, 3 Şubat 1932 ye rastlayan Kadir Gecesinde Ayasofya Camiindeki mevlidde okundu.
Ezanın -Tanrı uludur - diye Türkçe okunması sıkı bir şekilde takip edildi. Ama Arapça okunmasını yasaklayan bir kanun yoktu. Onun için buna uymayanlar, cami içinde ve dışında ve minare kapılarında polis ve jandarma bekletilerek yıldırıldı.

1 Şubat 1933-de ezan Arapça okunarak Bursa Ulucami de bir tepki gösterildi. Ama bu hadiseye karışan 19 kişi hapis ve sürgün cezalarına çarptırıldı.
4 Şubat 1933 de ezan ve kameti Türkçe okumayanların kati ve şedid (kesin ve şiddetli) bir şekilde cezalandırılacağı bildirildi.

1941 de meclisten şu karar çıktı:
Arapça ezan ve kamet okuyanların üç aya kadar hapis veya 10 liradan 200 liraya kadar para cezası verileceği


Bu mu bu konuşmanın sebebi bu olmamalı, Sorunu polisiye tedbirlerle çözmüşler zaten. Asıl sorun Ezan veya Kuran arapça okunduğunda sorunlar çözülmüş mü oluyor. Arapça bilmeyenler Ezanı veya Kuran ı nasıl anlayabiliyor bunu o bilmeyenlere kimler nasıl anlatıyor araya bir ruhban sınıfı girmiyor mu.

Bence o konuşmanın arkasında daha önemli sebepler olmalı çünkü dünya yeni bir kriz dönemine yükselmiş durumda ve krizin çözümü faşizm de denilen yeni yönetim sistemlerinde aranıyor.

Konu 3,5 dincinin çıkışı olmadığını düşünüyorum.

Leonardo
08-11-2018, 18:00
Sn Leonardo.
Cumhuriyet inanılacak veya inanılmayacak bir sistem değil Sistemler Monarşi, Oligarşi, Cumhuriyet diye ayrılır bunlara inanmak veya inanmamak gibi bir olasılık olmaz.
Ayrıca Sovyet sistemi de bir cumhuriyetti. Her halde demokrasi demek istedin

Bu ülkede 1946 ya kadar tek parti vardı hükümetin istemediği bir kimse Millet Vekili, vali, kaymakam, belediye başkanı, olamazdı. 1938 -1950 arası tek şeflik dönemi hakimdi.

İnsanların demokrasi talebi her zaman olmuştur bunda ne sakınca var. Sistemlere eleştirel bakmak geliştirici bir anlayıştır .Bunun komünistlik monarşi isteği ile alakası yoktur.
Ha Türkiyede Atatürk İnönü iktidarını eleştirmişsin ha Sovyetlerde Stalin hiç fark yoktur. Her eleştir kendi mekânsal anlayışın içinde yapıldı mı bu eleştiri olumludur.

Yukardaki bursa konuşması bazı kuşkular uyandırması çok normal .Bu konuşma niçin ve hangi koşullarda yapılmış tehlike uyarısı neden var kim tehlikelidir. Bu sorular sorulmalı ki konuşmayı açan arkadaş bunlara cevap versin.

Konuşmanın tarihi 1933 dünyada bir faşizm yükselişi var. Dünya 1929 burhanı yaşıyor yani çok güçlü kriz göstergesi. Tehdit kim diye niçin sorulmasın.

- İşte sen doğduğunda vardı demek ki. Bir de olmadığını düşün. Ki zaten de yok aslında.

Ama "cumhuriyetçiyim" demenin eskiden "sosyalistim" demekten farkı yoktu. Bir nevi suyu çıktı diyebiliriz. Afrika diktatörlüğü "cumhuriyet". SSCB "Cumhuriyet", Tayyip "Laik cumhuriyet", İran "Cumhuriyet.

Ama yine de bunların Avrupa cumhuriyeti ile aynı şey olmadığını bilirsin.

Onun için de araştırmak gerek. Cumhuriyet ilk adımdır. Sosyalizm, komünizm vs. ikinci adımdır.

Saygılar,

vitus werdegast
08-11-2018, 19:49
Devrimler tarihini okursanız, geçiş süreçlerinin her zaman sancılı olduğunu fark edersiniz.

Atatürk döneminde eleştirilmesi gereken çok uygulama var. Gayrimüslimlere yapılanlar, milliyetçi politikalar, bürokratik yolsuzluk gibi birçok gerçeklik var. Elbette bunlardan bahsedilmeli.

Diğer yandan Atatürk, Sosyal Demokrat Parti iktidarındaki İsveç'te darbe yapıp başa gelmedi. Yurttaşlık hakkının, demokrasinin 100 yıllık maziye bile sahip olmadığı, halkın tebaa, kul olarak görüldüğü, zamanının gerisinde kalmış bir ülkede mücadele verdi.
Kaldı ki bazı konularda yeterince radikal olmadığını düşünüyorum. Osmanoğulları, Bourbonlar veya Romanovlar ile aynı muameleyi görseydi boş beleş torunları şu an ortalarda şehzade diye dolaşmazdı.

Kısacası, tarihi olayları koşullarına göre değerlendirmekte ve değerlendirmeden önce muadillerine, benzerlerine bakıp karşılaştırmakta fayda var. Elbette "dönemin koşulları" argümanı yapılan her şeyi meşru kılmaz. Ancak, 700 yıllık bir demokrasiye sahip olan İngiltere'yle, rönesans ve reform süreçlerini yaşamış ülkelerle Türkiye'yi aynı klansmana sokup, geçiş döneminde "demokrasi" beklemek pek mantıklı olmaz.

kartopu
09-11-2018, 11:21
İnsanların eleştiri hakları olmalıdır her kes aynı şeyi farklı biçimde görebilir . Türkiye cumhuriyeti ve kurucuları da bu eleştiriden nasibini almalıdır yoksa kutsallaşır ve dokunulmaz olur ki bu da ruhani bir yükseliştir.

Atatürk İnönü istiklal savaşı dahil Cumuhuriyetin kuruluşu eleştirilir. Eleştiri yapanlar tü kaka denilemez insan nasıl savaşta, kıtlıkta, krizlerde bedeller ödemişse saygı görmek düşüncelerini açıklamak hakkına sahiptir.
Birisini sevmek veya sevmemek hakkına sahiptir. Bunun için bu ülkeyi terk et deme hakkı kimsede yoktur.

Bu ülkede ezan ın Türkçe okunması 1932 de yasaklanmış ama 1950 de 18 yıl sonra CHP lilerin de oyları ile yasak kalkmıştır. Ama bu ülkede 141-142 ./1961 anayasasına kondu tan 30 yıl sonra 1991 de ancak kaldırılabildi.* 1930 larda çeşitli biçimde gelen anti komünist yasaklamalar 1961 de yasa oldu.

Kimse bundan söz etmiyor.

Bu durumda yasaklar ve demokrasiyi her kes kendine istiyor. Onun için biz yasak ve demokrasiyi sadece kendimize istediğimizde sorunlar ortadan kalkmıyor herkes istediğimizde sorunlar kalkıyor.

Demokrasi liyakat ve hukuk insan için yaşam biçimi olmalıdır. Her kese her keyfe göre değil.