PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Soru: Şerefsiz kim? El cevap: % 49.7


upuaut
24-01-2013, 04:04
Son günlerde trendi yükselen, ki bu sözle ilgili veriler yeni yeni ortaya çıkmaya başladı, Anayasa Referandurumu öncesinde, 22 Ağustos 2010'da, söylenilen ve 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri öncesinde de gizlenmeye çalışılan "PKK temsilcileriyle görüştüğümüzü ispat edemeyenler şerefsizdir" şeklinde söylenilen sözü aslından saptı ve kamuoyunda "Şerefsiz kim?" şekline dönüştü.

Ben bu sözün nerede ve hangi tarihte söylendiğine dair Google ve Yahoo'da bir araştırma yapayım dedim ama gelen sonuçlar beni çok şaşırttı. Eğer bu sözü olduğu gibi Google'a yazarsanız, karşınıza 71 tane sonuç gelir ama bunların içinde bu sözün türevli olanları ayıklarsanız, elinizde 20 civarında bir sonuç kalır. Yahoo'da ise durum daha da korkunç. Orada 18 tane sonuç çıkıyor. Yine burada da türevli ifadeli olanları ayıklarsanız elinizde 12 tane net sonuç kalıyor.

Ben bu inanılmaz sonuçlar üzerine acaba medyada olduğu gibi internette de bir karartma mı yapılıyor diye endişeye kapıldım ama ikinci olarak, "Şerefsiz kim" sözünü araştırdığım zaman, Google'da 1,170,000, Yahoo'da da 83,000 tane sonuç olduğunu gördüm ve bu sözün aslından ziyade, sadece sonuca odaklı bir tartışmanın yaşandığını anladım.

Bu sözle ilgili Youtube'da şu videoları buldum:

1. Hükümet-PKK arasındaki gizli görüşmeler (24 Eylül 2012):

http://www.youtube.com/watch?v=6UHTW23NyRk

2. Abdüllatif Şener'in 6 Ocak 2013'te Ulusal Kanal'daki "Ezber Bozanlar" programındaki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=iUO-WGLeIBk

3. Sebahattin Önkibar'ın "Alternatif" adlı programındaki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=9RK1zjAeCIs

4. Kemal Kılıçdaroğlu'nun 20 Ekim 2012'deki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=E7RafenIW3E

5. Devlet Bahçeli'nin 12 Nisan 2012'deki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=XZy5EJPjBbE

6. Devlet Bahçeli'nin 5 Ocak 2013'teki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=lfDh_UpxClg

7. Devlet Bahçeli'nin 9 Ocak 2013'teki sözleri:

http://www.youtube.com/watch?v=rKrLcdUyuwo

8. Bir yerel TV'ye göderilen ilginç bir SMS:

http://www.youtube.com/watch?v=9n8BhhptVrw

Şimdi gelelim bu sözden neden % 49.7'mizin sorumlu olduğuna...

Bildiğiniz gibi Aziz Nesin'in "Zübük" adlı ölümsüz eserinde bu konu işlenmiş ve tanımı filmdeki bir oyuncuya şöyle yaptırılmıştı:

http://www.youtube.com/watch?v=5t6-hKwuFF4

Fakat aynı oyuncu filmin kapanış sahnesinde, "Bu zübükleri başımıza biz getirmiyor muyuz?" diyerek başlıktaki gerçeği ortaya koymuştur. Bu durumda başlıktaki sorunun yanıtı tastamam adresini bulmuş olup, doğrudur.

mücerred
24-01-2013, 12:45
Yazının sonu biraz agır olmuş,hatta ahmakça olmuş desem agır kaçar mı?

upuaut
24-01-2013, 19:13
Yazının sonu biraz agır olmuş, hatta ahmakça olmuş desem agır kaçar mı?

Yok öyle bir şey kardeşim. Dikkat edersen, ilk mesajdaki 8 videoda herkes birini suçluyor ama kimse bu suça neden olan % 49.7'yi düşünmüyor ya da görmezden geliyor. Bize göre asıl suçlu bunlardır.

Bir filmde görmüştüm, "New York Çeteleri (Gangs of New York) (http://www.imdb.com/title/tt0217505/)" adlı filmde New York çetelerinin üyelerinin ele geçecek olması ya da ele geçmesi üzerine General'e soruyorlar "Bunları ne yapalım?" diye. General de, "Hayır, hiçbirini tutuklamayın. Onlar bize öyle davranıyor muydu? Hepsini vurun!" diye karşılık veriyordu.

Yarın AKP başımızdan gittiğinde, biz bu AKP çetesiyle başbaşa kalacağız ve onlarla çok güzelce konuşacağız. Bundan hiç şüphen olmasın.

Anima Libera
24-01-2013, 21:48
Yüzde 50,3'ünün şerefsiz olduğu daha kuvvetli ihtimal.

Pirate
24-01-2013, 21:56
'Cahil ve kandırılmış' dersek daha doğru olur sanırım.

Corpse Bride
24-01-2013, 22:53
hırsızın hiç suçu yok. ne güzel. bu bakış açısıyla kazık yiyen kandırılan aldatılan iyiniyeti suistimal edilen tüm dünya insanı şerefsiz. hmm ben ozaman şerefsizin önde gideniyim.
şerefli sayın upuaut

istatistik
24-01-2013, 23:37
Meseleye şerefsizin kim olduğu yerine insanları kimin şerefsiz olduğuna inandırmak şeklinde bakmak daha doğru olacaktır.

Politikacılar meslek hayatlarına başarılı bir şekilde devam edebilmek amacıyla, rakiplerini köşeye sıkıştırmaya ve dışarıdaki insanı bir şeylere inandırmaya çalışırlar. Bunun yolu ise ithamlardan geçer. Şöyle ki:

A: B zamanında X yaptı. O bir M'dir!
B: A bana X yaptı demiş ama zamanından önce o da aynını yaptı asıl M kendisidir!
A: B beni suçlarken X yaptığını kabul etti. Kendisi N kere M'dir!

Burada mesele en kafa bulandırıcı kimin olacağı ve dışarıdaki insanı ne derecede aldattığıdır. Bu bakımdan, sokaktaki vatandaşı istatistiksel veriler vererek herhangi bir şeyle itham etmek pratikte mantıksızdır.

upuaut
25-01-2013, 01:39
Mesajlarınıza bakıyorum da, suçluyu teşhis etmeniz yerine kişisel hesaplar peşinde koşuyorsunuz.

Şimdi lütfen herkes ilk mesajımdaki videolara baksın ve gerçek suçluyu teşhis etsin. Ama bu videoların çoğunda siyasi parti liderleri olduğu için, suçlunun % 49.7 olduğunu itiraf edemiyorlar. Ancak ben onların itiraf edemedikleri gerçeği söylüyorum ve suçlu 12 Haziran 2011 Genel Seçilmleri'ndeki % 49.7'dir diyorum.

Ayrıca ben kimseye şerefsiz demedim; yalnızca bu kesimin 12 Haziran 2011'de bir hata yaptığı söyledim. O videolar bu hatanın bir göstergesidir.

Bu sözler üzerine siz üstünüze nasıl alırsanız alın, beni ilgilendirmez.

En iyisi siz bana kızacağınıza, bana başka bir tartışmada yanıt veren şu kişinin AKP ile ilgili anısına bir bakarsanız, herhalde ülkemizde neler döndüğünü belki biraz olsun anlayabilirsiniz.

Sayın upuaut,

Anladığım kadarıyla milliyetçiliği kastediyorsunuz, elbette ırkçılık kabul edilemez. Bana göre bu bir paradoks, ben Atatürk'ün milliyetçilik söylemlerini İslam'ın uyuşturduğu milli duyguları tekrar harekete geçirmek adına yaptığını düşünüyorum, zaten kendiside konuyu yazdığı kitaplarda bu şekilde açıklıyor.

Keşke tüm sorunlar bu kadar basit bir detaydan kaynaklansaydı, ben hiç ihtimal vermiyorum, bu ülkeyi bu denli cahil bırakan şey bu söylemler değil, heykeller değil ki. Kaldı ki toplumdaki bu ayrışma Cumhuriyet ile başlamadı, aynı sorun Osmanlı zamanında da vardı.

Biz hep ABD, İngiltere, Rusya gibi büyük güçlerin etkisinde ezildik, soğuk savaştan nasibimizi almadık mı? 1980 yılında yaşananları ABD tezgahlamadı mı? Bu güçler toplumu bölecek bir şey illaki bulur, hiç bir şey bulamazsa sana Tutsi der, bana Hutu, seni destekler, silahı bana verir.

Bilmiyorum, sorunu birazda toplumun karakterinde aramak gerek, firmamda çalışan bir arkadaşım var, kendisi ODTÜ mezunu, okumuş yani pek cahilde değil, "AKP sayesinde 3 ev aldım, artık ev almam şimdi dükkan alacağım" diyor, bunlar kendini pahalıya satanlar, birde bir çuval kömüre satın alınanlar var.

upuaut
25-01-2013, 12:59
mücerred, rakıbalık ve istatistik, mevcut durumu bilmeden hemen yangına benzinle gitmeyin lütfen!

Bakın, ben size mevcut durum hakkında biraz yardımcı olmaya çalışayım.

Yeniçağ gazetesi 12 Haziran 2011 Genel Seçimleri'nden hemen sonra, 27/10/2011-22:27:10'da "AKP 6 kez ateşkes istedi! (http://www.yenicaggazetesi.com.tr/yg/habergoster.php?haber=58211)" haberini yaparak % 49.7'mizin nasıl uyutulmuş olduğunu bir güzel yansıttı.

Sözkonusu bu habere göre KCK Konseyi Başkanı Zübeyir Aydar şu açıklamalarda bulundu:

Aydar: "Her seçim öncesi çatışmaların durması için arabulucu gönderdiler..."

Her şey oy için

Oslo’da MİT’le PKK adına görüşen Zübeyir Aydar da Roj TV’ye çıkıp Karayılan’ın sözlerini doğruladı ve ekledi: 2002 genel, 2004 yerel, 2007 genel, 2009 yerel, 2010 referandum, 2011 genel seçimleri sürecinde AKP arabulucular gönderdi ve ateşkesler ilan edildi. Seçimleri kazanınca verdiği sözleri unuttu.

Arabulucular gönderdi

Karayılan’ın açıklamalarının doğru olduğunu ifade eden KCK Yürütme Konseyi Üyesi Zübeyir Aydar da müzakerelere ilişkin şok iddialarda bulundu. AKP dönemindeki ateşkeslere dikkat çeken Aydar şu çarpıcı açıklamayı yaptı: “2002 genel, 2004 yerel, 2007 genel, 2009 yerel, 2010 referandum, 2011 genel seçimleri sürecinde AKP hükümeti arabulucular gönderdi ve ateşkesler ilan edildi. AKP bu seçimleri kazandı. Bu süreçler gerillanın fedakarlığı üzerine kuruldu. Ancak AKP bu süreçleri doğru değerlendirmedi. Sadece AKP ihtiyacı olduğunda PKK ile görüşme, ihtiyacı olduğunda söz verme, ama sözünde durmayarak bu dönemleri sadece zaman kazanma olarak değerlendirdi. Yani fırsatçılık yaptı.” Aydar, AKP’nin müzakereleri tıkayan politikalarına ve çözüm için Öcalan’ın sunduğu protokollere ilişkin de şu bilgileri verdi: “Bu görüşmeleri biz Kürt tarafı kesmedik. Örgütle, Öcalan ile var olan randevuları devlet iptal etti. Önceden belirlenen randevulara devlet heyeti gelmedi.”

Peki yenilir yutulur cinsten olmayan bu sözler doğru mu?

İşte Zübeyir Aydar'ın şok sözleri...

http://www.youtube.com/watch?v=PPIN-BroH50

Peki sonuç ne?

Zübeyir Aydar 6 seçimdir kandırıldıklarını itiraf ediyor ve elleri mahkum olduğu için daha çok kandırılacaklarını söylüyor. Çünkü önderleri İmralı'da tutuklu ve onsuz PKK'nın, dolayısıyla Kürt halkının başı kesik tavuk gibi dolaşacağını iddia ediyor. Ona göre sorun Kürt halkının kültürel haklarıdır ve bunun kendilerine verilmediği için temsiliyette sıkıntı yaşadıklarını söylüyor.

Fakat herkes biliyor ki, bu sıkıntılar Türk milletinden değil, AB-D ve İsrail'in bölgedeki emperyalist projesinden kaynaklanıyor. Çünkü Önder Öcalan 1999'da ABD'nin postasıyla Kenya'da yakalanıp Türkiye'ye gönderildikten sonra Ecevit Hükümeti'nde böyle bir durum sözkonusu bile değildi. Ama 2002 Genel Seçimi'nden sonra Öcalan ve onunla birlikte Kürt halkı Türk milletinin kontrolünde bir satranç taşı gibi kullanılmaya başlandı. İşte Zübeyir Aydar 10 yıldır seçimlerde 6 kez kullanıldıkları bunun için itiraf ediyor.

Şimdi, Pirate'in de,

'Cahil ve kandırılmış' dersek daha doğru olur sanırım.

dediği gibi % 49.7'imiz kandırılmış olabilir, ama tam 6 kere, ancak geriye kalan % 50.3'ümüzün bu kandırmacaya sessiz kalmamız beklenemez. Sorun başlıkta söylediğim gibi "Şerefsizlik"te değil, "Kandırmaca"dadır. Siz 6 kere kandırmaya ne ad verirseniz verin, ama bu ad başlıktaki gibi çok ağır ithamlara kadar gider. Bilirsiniz, kör bile aynı çukura 2 kere düşmez!

upuaut
28-01-2013, 17:57
"Türklük" kavramı yerine "Anadoluluk" kavramı getirilse bence daha iyi olur. Hatta ülkenin ismi Anadolu Cumhuriyeti olsun.

Zaten "Türklük" yalandır. Bu ülkede herkes Türkleşmiş Rum ve Ermenilerin torunudur. "Türk" olsa insanlar Moğollara benzerdi.

O da kurtarmaz. Çünkü insanlar bu sefer de "sen Anadolulusun, ben babadoluluyum (kürdüm, lazım, çerkezim vs.)" derler ve şimdikinden daha kötü bir bölünme ortamı doğardı.

Onun için öncelikle şu tespitin herkes tarafından bilinmesi ve kabul edilmesi gerekir: Göktürkler'in torunları kendi kendilerine "Türk" demiyorlardı; bunu onların torunları Anadolu'ya yerleştikten ve Doğu Roma (Bizans) İmparatorluğu'nu (İstanbul'u) fethettikten sonra Avrupa'ya karşı bir tehdit olarak algılayan Batılılar ilk kez dile getirmiştir.

"Türk" adına ait ilk kayıt Orhun Yazıtları'nda geçer. Bu yazıtlarda "Türük" kelimesi "Türk" anlamına gelir. Çinliler ise Altay dağlarının güneyinde yaşayan atalarımıza "Tükin" diyor. Daha sonra buna Arapça'da "-iyya" soneki getirilerek "Türkiyya" şeklinde bu ad yaygınlaşıyor.

Batı'da ise bu adın ilk kez Romanyalı Tarihçi Marino Sanudo Torsello 1369 tarihinde "Istoria (Romanya'nın Tarihi)" adlı yapıtında "Selçuklu Sultanı"nı "Soldan della Turchia" şeklinde tanımladığını görüyoruz (Bkz.:

1. Turcia (http://ro.wikipedia.org/wiki/Turcia),
2. Wikipedia (http://books.google.com.tr/books?id=Su6SC42lhagC&pg=PA1438&lpg=PA1438&dq=Wiki,+Medieval+Latin,+Turchi&source=bl&ots=Ah2_7G03kc&sig=MmqRacqgvESJ3_aqWOX9zXtFyGA&hl=tr&sa=X&ei=CoMGUeSlGajm4QSE8IDQDA&ved=0CGMQ6AEwBw#v=onepage&q=Wiki%2C%20Medieval%20Latin%2C%20Turchi&f=false),
3. Tourkia :first mentions of Anatolia with this name.Do ever byzantines named such? (http://www.historum.com/middle-eastern-african-history/49532-tourkia-first-mentions-anatolia-name-do-ever-byzantines-named-such.html),
4. Origin of etymology of countries (http://www.allempires.com/forum/forum_posts.asp?TID=84&PID=667221))

Osmanlı döneminde ise devletin adına Osmanlı Türkçesi'nde "دَوْلَتِ عَلِيّهٔ عُثمَانِیّه Devlet-i ʿAliyye-yi ʿOsmâniyye" ve Modern Türkçe'de "Osmanlı İmparatorluğu" deniliyor. Burada "Ottoman (Osmanlı)" kelimesi üzerinde durmak gerekiyor. Çünkü bu ad Avrupalılar'ın kullandığı isimdir. Örneğin bazı Erkek Alman isimlerinde "Otto (Osman)" kullanılır (Bkz. Ottoman Empire (http://en.wikipedia.org/wiki/Ottoman_Empire))

Fakat Batı'da "Ottoman (Osmanlı)" ve "Turkey (Türkiyya (Türkiye))" şeklinde 2 farklı hesap açılır. Batı bu çifte hesapla bizi sözde ayrıştırmaya çalışmış ama biz ikincisini kullanmışızdır. Örneğin Osmanlı Devleti'nin kuruluş aşamasında Şeyh Edebali'nin ve babası Ertuğrul Gazi'nin de Osman Bey'e bir vasiyeti vardır. Bu vasiyetlerden ilkinin 14. yüzyılda yazılmış uyrdurma olduğu söylenilir ama ikincisi Ertuğrul Gazi'nin mezarında mevcuttur ve gerçektir.

Şimdi "Türk" adı için Hz. Osman'ın kılıcına yakından bir göz atalım.

ŞEYH EDEBALİ ve HZ. OSMAN’IN KILICI (http://www.aytendirier.com/blog/blog.asp?id=590)

Araştırmacı Oktan Keleş’in yazdığına göre; Hz. Osman'ın, Topkapı Saray'ı Mukaddes Emanetler bölümüne sergilenen bir kılıcı vardır ki; aslında bu kılıç, Yavuz Sultan Selim'in, Mısır Seferi sonucunda getirilen emanetlerle birlikte İstanbul'a gelmemiştir.

Bu kılıç, daha Osmanlı İmparatorluğu kurulmadan önce, Hz. Osman döneminden, Ertuğrul Gazi'nin eline Şeyh Edebali kanalıyla "kutsal bir işaret" olarak teslim edilmiştir. Şeyh Edebali'nin eline geliş silsilesi ise: Sultan Seyyid Hoca Ahmed Yesevi tarafından onu takip eden halifeleri vasıtasıyla ulaşmıştır; 'bir Allah sırrı olarak'…

Ertuğrul Gazi, Osmanlı İmparatorluğu'nun kurucusu, Osman Bey'in babasıdır. Şeyh Edebali ise, Osman Bey'in kayınpederidir. Osman Bey'in gerçek ismi Orhun'dur. Kayı Boyu'nun, o günkü tüm isimlerine baktığımızda, bir tane bile Arap kökenli isim göremezsiniz. Ertuğrul Gazi, Alp Arslan, Konuralp… Nitekim, Osman Gazi'nin oğlunun ismi de yine Türk ismi Orhan'dır.

Peki Orhun ismi, nasıl olmuş da Osman olmuştur? Şeyh Edebali, rüyayı açıkladıktan sonra bizzat Orhun'a: “Bundan sonra senin ismin Osman olsun, soyun bu isimle anılsın” demiştir. Hz. Osman'ın o kılıcının "mânâ sırlarını" Osman Bey'e söyleyerek teslim etmiştir.

http://www.aytendirier.com/blog/galeri/743524433.jpg
http://www.aytendirier.com/blog/galeri/5723993182.jpg

Bu kılıcı, bizzat kılıç ustası Sureyc kabilesinden Türk Sahâbî Ubeydullah yaparak, Hz. Osman'a hediye etti.

Kayı Boyu'nun damgası “IYI” kılıç üzerinde durmaktadır. Çıplak gözle net bir şekilde görülmektedir. Çünkü bu kılıcın ustası Ubeydullah, Kayı Boyun'dandır.

Orhun'un Osman olmasının sırrı bu kılıç ile beraberdir. Kayı Boyu'nun kılıcı; Türk Sahabî Ubeydullah tarafından Mekke'de dövülüp, Hz. Osman'a teslim edildi.

Hz. Osman'dan Osman Bin Talhâ'ya geçmiş; Arslan Baba isimli sahabî tarafından İslâmiyeti ilk benimseyen Karahanlı Türk Devleti’ndeki Hoca Ahmet Yesevî’ye verildi.

Ahiyan-ı Rum aracılığıyla Anadolu’ya getirilen kılıç, Şeyh Edebali aracılığıyla Osman Gazi’ye teslim edildi. Kayı Boyu damgalı kılıç, ait olduğu yere döndü...

Beylikten, Cihan hâkimiyetine yol açan sırlardan biri oldu.

Horasan Erenleri'nin ve Melâmîlerin Piri, Hoca Ahmed Yesevî'ye selâm olsun!

Demek ki neymiş? Biz Türkmüşüz. Batı'nın hakkımızda 2 farklı hesap açması, bizi birbimize düşürmekten başka bir şey değilmiş. Kaldı ki şimdi Batı rüzgarıyla "Neo Osmanlıcılık" hayaline kapılan devlet yöneticilerimizin Araplar'ın bize "Türk" demesini ve Hz. Muhammed peygamberimizin bir rüyasında "Bunlar ne (hangi) kavimdendir (millettendir)" dediğini bile umursamazlar. Ancak aşağıdaki Osmanlı İmparatorluğu'nun kuruluşunda ortaya konan vasiyetin kendileri için de geçerli olduğunu unutuyorlar:

Şeyh Edabâli'nin Osman Gazi'ye vasiyeti (http://forum.kanka.net/showthread.php?646459-Ertu%C4%9Frul-Gazi-nin-Osman-Gazi-ye-vasiyeti)

Oğul,

İnsanlar vardır, şafak vaktinde doğar, akşam ezanında ölür.

Avun oğlum avun. Güçlüsün, kuvvetlisin, akıllısın, kelamlısın, ama, bunları nerede, nasıl kullanacağını bilmezsen, öfken ve nefsin bir olup aklını yener, sabah rüzgarlarında savrulur gidersin.

Daima sabırlı, sebatlı ve iradene sahip olasın.

Dünya senin gözlerinin gördüğü gibi büyük değildir.

Bütün fethedilmemiş sırlar, bilinmeyenler, görülmeyenler ancak senin fazilet ve gayretinle gün ışığına çıkacaktır.

Ananı, atanı say.

Bereket büyüklerle beraberdir.

Bu dünyada inancını kaybedersen, yeşilken çorak olur, çöllere dönersin.

Açık sözlü ol. Her sözü üstüne alma, gördün söyleme, bildin bilme.

Sevdiğin yere sık gidip gelme, kalkar itibarın, muhabbet olmaz.

Üç kişiye acı: Cahiller arasındaki alime, zenginken fakir düşene, hatırlı iken itibarını kaybedene.

Unutma ki, yüksekte yer tutanlar, aşağıdakiler kadar emniyette değildir.

Haklı olduğun mücadelenden korkma.

Bilesin ki atın iyisine doru, yiğidin iyisine deli derler...