PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Recep Erdoğan vs Tayyip Erdoğan (Bir Başbakan İki Erdoğan)


Nevandaar
21-02-2013, 06:59
http://www.youtube.com/watch?v=IJt3pGaa7V0

ALKA
21-02-2013, 10:41
Önümüzde sadece bir dediği diğerini tutmayan 2 farklı başbakan değil aynı zamanda bukalemun gibi renk değiştirmekten ve gerekirse yalan söylemekten çekinmeyen koca bir parti ve bu partiye de yalan söylediğini bile bile oy veren yalansever ve yalan uygular milyonlarca seçmen var.

mhmd
21-02-2013, 13:25
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir."

Değişimden taviz mi vermektesiniz?
Ya da değişim içinde olanları küçümsüyor musunuz?

murted
21-02-2013, 16:13
Bunlar eskidi, sabah dediğini akşam yalanlıyor artık. :)
Bir de yandaşlar Kılıçdaroğlu'nun sürekli kıvırdığını, bugün söylediğini yarın değiştiğini sık sık vurguluyorlar ya, pişkinlikte avanesiyle beraber sınır tanımadığına bir kez daha şahit oluyoruz.
Tamam, Kılıçdaroğlu da çok tutarlı konuşmuyor, bunu zaten biliyoruz. Ama kendisininkinin yanında Kılıçdaroğlu'nunki devede kulak kalıyor mu, hiç sanmıyorum.
Bu arada esasında pek de değişmediği gün ve gün daha da netleşiyor. Değişen bir şey varsa o da yöntemdir.

Ekleme: Ben Refah dönemindeki haliyle Akp dönemindeki halinin karşılaştırıldığını düşünüp ona göre yorum yaptım. Güncel şeyler de varmış.
Bu ülke bile böylesini görmemiştir.

Hani dava adamı olsalar, gerçek fikirlerini gizlemiş olsalar, bir yere kadar... Öpüp de başımıza koyacağız neredeyse böyle olsalar. Oportünistin en önde gideniler, yürüttükleri siyasetin her hangi bir fikirsel dayanağı yok. Muhafazakar görünümleri de milleti gütmeye yönelik, fazlası değil.

Olimpiyat
21-02-2013, 17:26
Önümüzde sadece bir dediği diğerini tutmayan 2 farklı başbakan değil aynı zamanda bukalemun gibi renk değiştirmekten ve gerekirse yalan söylemekten çekinmeyen koca bir parti ve bu partiye de yalan söylediğini bile bile oy veren yalansever ve yalan uygular milyonlarca seçmen var.
Şimdi küfürlü bir şey yazamayacağım. O yüzden sansürleyip öpmek kelimesini kullanayım :)
Bizim milleti öpeceksin.Kendisini öpen insanları seviyor.Öptükçe değerli oluyorsun.
Dürüst, yalan söylemeyen insanları değil, kendisini öpecek insanları sever milletimiz.

spartacus
21-02-2013, 22:20
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir."

Değişimden taviz mi vermektesiniz?
Ya da değişim içinde olanları küçümsüyor musunuz?

Sevgili mhmd

Politikaların değişmesi ile kişinin değişmesi bence çok farklı kavramlar. Günümüzdeki iktidar bu güne kadar beslendiği kaynağı çok iyi biliyor. Yıllardır, Hem nalına, hem mıhına bir politika sürüyor, sahte oldukları açık. Üstelik o kadar çok şeylerini açığa verdiler ki, insanları sadece Allah ve Din ile kandırabiliyorlar, o yüzden de son 5 yıldır hızlı bir sus payı verme, sanata, kültüre, aydınlığa, bilime gittikçe daha düşman bir tavır alma pozisyonuna giriyorlar.

Türkiye bildiğim kadarıyla en çok gazeteciyi hapis tutan ülke olarak, insan hak ve ihlallerinde(hukuk çerçevesinde), Kadın cinayetlerinde birinci, çocuk işçiden, gelir adaletsizliğine, tecavüze kadar dünya sıralamasında ya ikinci, ya da üçüncü ülke konumunda.

Oysa AKP nin gücü yıllarca din üzerinden toplumu sömürmek, palazlanmak üzerine gelişmiş, geniş bir taban gücüne dayanıyordu. Dolaşan paranın neredeyse %70 i, bu %40 a ait, ama nedendir, gelir adaletsizliği, hukuksuzluk, baskı ortamı, cinayetler katlayarak büyüyor. Hani dindi, imandı, hani vicdandı? Bunları sormamız gerekiyor.

Değişim varsa, biz bu tabloları görmezdik. Çiller dönemini ya geçmiş ya da hiç aşmamış durumda. İş hayatını dahi bitirdiler. Şu anda toplum ikiye bölünmüş durumda, AKP ya da tarikat yandaşları-sığınmacıları olanlar ve olmayanlar. Her alan, her sektör parsellenmiş durumda. İşçileri bırakın, işsizler arasında bile büyük bir dağılım adaletsizliği yaşanıyor. Örneğin alevi isen, ya da AKP ya da bir tarikat, ya da çevreye yakın referansın yoksa, işsiz kalıyorsun. zaten iş ilanları son 30 yılın en dibinde(çünkü ilana gerek kalmıyor, aradan yerleştiriyorlar). KPSS desen yine aynı, sağır sultan bile buradaki yolsuzlukları duydu. Hele elaman alımları gizli kapaklı yapılıyor, kamuya açık yapılması gereken hiç bir şeyin hesabı verilmiyor. Kaldı ki burjuva kültürü almış burjuvazi, tasviye ediliyor-bitiriliyor, özel sektörde sendikalar hangi işletmelerde mevcut buraya bakarak dahi, bu yobazlar sermayesinin ne kadar acımasız geldiğini görebilirsin. Maaş oranlarına bile bakmak kafidir. Ama tabi imamı, kur'an kursunu, sohbetleri eksik etmiyor, serbest ve teşvik ediyorlar. İşte insanların, bir şey sandıkları, ama hepi topu kuru laf olan(soyut) en büyük sermayesi, afyonu, gerisi açlık, yoksulluk ya da istemese de boyun eğme, onurunu verme.

İleri demokrasiden ise hiç bahsetmeyi düşünmüyorum, çok büyük hukuksuzluklar yaşamış, arkadaşlarım var, hiç sebepsiz içeri atıldılar. Çıkartıldılar, kedi gibi oynadılar, yine ceza biçtiler. Savcıların iddianamelerini görsen, sözde bir tanık var ama tanığın ifadesi o adam oradaydı, adam şuradaydı diyor, ama o adam dedikleri, bayan tutuklu ve üstelik yoldan geçen birisi siyasi bir iddianameye nasıl tanık olabilir? Ortada olay yok ki, görgü tanığı olsun?. Bırakın sosyal demokrat, solcu, sendikacı, öğrenci, sosyalist şu bu avukatlarını, bildiğiniz en basit suçların avukatları bile isyan ediyor. Hukuk bitmiştir diyor ve bu 10 yıldır böyle.

Sindirecek kimse kalmadı ki. 1980 Darbesi bu kadar etki yaptıysa ben bir şey bilmiyorum. Adı konmamış bir faşizm, şiddet ve ötekileştirme kültürü gelişiyor. Katı biçimde gelişiyor hemde. Din sayesinde kitleler sonuna kadar kullanılacak, kullanılmaya devam edilecek, değişen ya da azcık demokrasinin D si bulaşmış bir insan, hükümet bu tür uygulama ve yaklaşımların baskıcı olduğunu bilir. Hiç bir teokrasi ya da teokratik yapı demokratik olamaz, zira buna imkan yok. Demokrasi tepeden birilerinin buyurduğu bir biçim olabilir mi?

Kendisi bu toplumun(dinle) epey yoğrulduğunu biliyor, ve topluma şimdi çıkıp deseki aslında ben değişmemiştim, taktik gereğiydi, toplum biliyorduk der, zira islamiyet siyasi bir din ve mesele siyaset, sömürü vs olunca hakkı, hukuku, Allah'ı olmayan bir din. İhtiyaç olarak doğduğu dönemler köleci dönemler ve doğası gereği uygun.

Açık emperyalist hegomanyaya ise hiç girmeyecem, kemik telaşıyla yeşil sermayeye Ortadoğu'dan, Afrika'dan ne kopartacaklar zaman gösterecek. İliklerini sökecekler ortadoğu ve afrikanın, aynen anadolu'nun söktükleri gibi, oralarda 2 kat sökecekler. Böyle stratejilerin lider konumundakiler affedersiniz de bu gün tersim der, yarın düzüm, sabah yamuğum der, akşam üçgenim, yamukları bilmem ne edeyim de der, üç gün sonra üçgenleri bilmem ne eder, ben kareyim der vs. Pasta ortada, toplum da belli, çobanlıkta kolay, din sopası.

mhmd
22-02-2013, 14:06
Sn. hocam,

Yazınıza katılmamak mümkün değil.
SiyasetDin denkleminin sağ tarafındakileri görmemek için kör, mazlumları duymamak için sağır olmak lazım.
Daha dün iktidar partisinin, ilçe belediye başkan yardımcıları ile tartıştık. Milyarlarca lira harcayıp binlerce kişiye iftar organizasyon vereceğinize bu ödeneklerle kimsesizler bakım evi açılsın diye. Çalıştığımız yer 24 saat umuma açık bir yer olduğundan gece kalacak yeri bulunmayan bu kişileri sıkça görmekteyiz. Kimisi yaşlı, kimisi çocuk. Daha geçen hafta iki genç kanepelerde uyumuş. Bizim pürtelaş sorumlu amirimiz de güvenliği çağırıp GÜVENLİK sağlamış. Sabah bize anlatırken üzüldüm, bir o kadar da kızdım. Önce ona sonra çözüm bulamayanlara.
İtirazımız bu denklemin bozukluğuna değildir.
Kişiye de değildir.
Tayyiban zihniyetin tüm ağırlığını sadece muhalefettekiler hissetmiyor emin olun.
İtirazımız; ortaya konan tezin nedenselliğinedir.
Politikaların değişmesi ile kişinin değişmesi bence çok farklı kavramlar.
Bilakis, politikaları insanlar üretir. İnsan değişir ise politikası da değişir, tersi de doğrudur.
Değişime uğramayan insanların dar görüşlülüğü ve saplantılarını sizler yermektesiniz. Bizler de katılmakta.
Tüm anlattıklarınızın cevabı ilk mesajda girilen video değil.
Tüm çarpıklıkların nedeni Değişim hiç değil.

Bu kadar olumlu bir fiili, bu tezin gösterdiği rezilane ve olumsuz nedenselliğine heba etmektir esas itirazımız.
Hepsi bu...
Ve tekrarlıyoruz.
"Özgürlükleri bağlayan her türlü zincir kırılmalı, en başta da kafalardaki "iman zinciri". İman zincirine bağlı düşünce sabittir, değişmezdir. Bu ise doğanın değişken yapısına terstir. Zincirli zihin gelişme gösteremez; değişmelere, gelişmelere ayak uyduramaz. Dünyamızdaki her türlü olumlu gelişme, dinin ve imanınki başta olmak üzere, tabuların zincirinden kurtulabildiği, yol bulabildiği ölçüde gerçekleşebilmiştir. İnsan aklı, bilim, teknoloji, insan hakları alanında ulaşılan noktalar, bu yoldaki adımların ürünleridir."

vartor
22-02-2013, 17:12
Senin tabirinle mhmd, "bizce" anlasildi; Sorun olan degismek degil, olumsuz yonde degismek. Ve baslarda demokrasi ve insanliktan bahsederek bazi ateistlerin bile otunu, pardon, oyunu alan Tayyip de bu yonde dort nala ilerliyor gibi...

spartacus
22-02-2013, 18:11
Sevgili Mhmd

Değişimden taviz mi vermektesiniz?
Ya da değişim içinde olanları küçümsüyor musunuz?

Ben burada değişimin sorgulanmaması gerektiği yönünde bir ifaden varmış gibi bir kanıya varmıştım. Yanlış mı anladım?

Bunun dışında, AKP bünyesi gereği de tüccar bir siyaset izliyor. Yani AKP nin asıl omurgası, gücü, halka yabancılaşmış, tüccarlar, orta sınıf ve bazı üst sınıflar. Asıl gücü birleşmiş, örgütlü, vahşi kapitalist bir sermayeden geliyor diye düşünüyorum ve mesele para(tanrı) olduğunda gözlerinin nasıl döndüğünü kafamda canlandırabiliyorum. Bazı şeyleri değişmek değilde, faydacı, bezirgan zihniyet ve tüccar mantığı çerçevesinde takla atmak olarak düşünüyorum. Yani bu örnekler değişimin değil, değişen koşullar ve menfaatler gereği sabah dediğini, akşam inkar etmeler. Çıkar ve yaranma ne taraftan esiyorsa ona göre konuşmalar. Hepsi bir yana değişimde sorgulanmalıdır diye düşünüyorum. Evet değişiyorlar, ama garip biçim ve örneklerle faşizme, siyasi diktatörlüğe doğru. Öğrenciler, memurlar, işçiler en küçük bir eylem yapamaz oldular, önce dayak, gaz, sonra topla hapis. meydanlar herkesin, doğa herkesin, istersem çıkar anırırım? Hiç kimsenin, insanların demokratik hakkını gasp etmeye hakkı yok. 10 yıldır, en basit bir protestonun ya da talebin dile getirilemediği faşist bir ülkedir Türkiye! Gazeteciler yıllardır yazamıyor, faşizm o düzeyde ki başbakan direk telefon edip tehdit edebiliyor ya da şantaj yapıyor. vs.vs. Bu ortam nasıl sağlanacak, tabi ki başbakanın bir dediğiyle, diğerinin tutmamasıyla...

Ciddi bir toplumsal mobbing uyguluyorlar ve bakalım bunun sonu nereye varacak.

Yazına katılıyorum ve ben anlıyorum ki tabular kırılmadıkça ve heleki birileri bu tabuları kullandıkça insanlar özgür düşünemeyecekler ve bazı konularda değişemeyecekler.

ismail truth
24-02-2013, 20:25
Önümüzde sadece bir dediği diğerini tutmayan 2 farklı başbakan değil aynı zamanda bukalemun gibi renk değiştirmekten ve gerekirse yalan söylemekten çekinmeyen koca bir parti ve bu partiye de yalan söylediğini bile bile oy veren yalansever ve yalan uygular milyonlarca seçmen var.

Bu bizde devlet geleneğidir. Atatürkün elini açıp dua ettiği resimler akla geliyor.

ismail truth
24-02-2013, 20:29
Bazı şeyleri değişmek değilde, .....

Bence pekçok şey değişiyor. Daha nolsun? Baksana? Daha özgür bir konuşma ortamı var. Genelkurmay artık bize parmak sallamıyor. PKK sorununu da bu dediğin "faydacı" zihniyet çözüyor. Yani tüccarlar ekonominin faydası için barış istiyor. Askerlerin keçi inadı ekonomiyi değil Türklük kibrini öne koyuyordu. Neyse, bunları hatırlatmaya bile gerek yok ama, otomatik bir anti-AKP'cilik tabi bu ülkede ilericilik sanılıyor.

murted
01-03-2013, 18:39
Videoyu bir daha seyretmeyi deneyin.
Şununla karşılacaksınız:

"Bu içerik hükümet tarafından yapılan yasal bir şikayet nedeniyle bu ülkenin alan adında kullanılamıyor."

'Bir Başbakan iki Erdoğan' videosuna hükümet yasağı (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/bir-basbakan-iki-erdogan-videosuna-hukumet-yasagi-haberi-69055)

Başbakan Erdoğan'ın birbirine tamamen ters açıklamalarının derlendiği videoya hükümetin talebiyle yasak geldi.

Erdoğan'ın birbirine zıt açıklamalarının derlendiği video hükümet şikayetiyle kaldırılırken, video birçok yerde paylaşılmaya devam ediyor.

Youtube’a yüklenen ilk videoya artık giriş yapılamıyor. İlgili videoya tıkladığınızda “Bu içerik, hükümet tarafından yapılan yasal bir şikayet nedeniyle bu ülkenin alan adında kullanılamıyor” şekliden bir yazıyla karşılaşıyorsunuz.

Selalim
01-03-2013, 19:21
Akıllının teki(!) videoyu düzenleyerek(!) akıllılık yaptığını sanıyor.

Önce bir gerizekalılığını anlatayım kendisinie, diğerlerini kendisi bulsun;

Videonun yerinde Erdoğan diyorki;

Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir; yalan! koskoca yalan!

Doğruydu; Bugün diğer konu altında yazdıklarımı ima ediyordu kendisi de. Gavurun sahiplik yaptığını anlatıyordu. Kendisi milletti ve yok edlmek istenenlerdendi.

Sözde bir yerinde de diyor ki (seneler sonra); Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir! Evet seneler sonra bunun asl olması gerektiğini o gavurlara anlatıyordu kendisi. Gavurluğunuz sökmez diyordu. Milletin dediği olacak, darbe değil! diyordu. Ve generalleri hizaya getirerek gösteriyordu bunu.

Göstermedi mi?

Tıpkı Davostaki samimiyeti gibi.

Avrupa Birliği için söyledikleri gibi; seneler önce söyledikleri doğrudur; onun da Abdullah Gül'ün de.

Ve Avrupanın önde gelenleri, düşünürleri bugün Avrupanın kalın kafasını ve Avrupanın birgün Türkiyenin önünde diz çökeceklerini bağırıyor ama nafile!

Azıcık gündemi izleyin!

Türkiye'yi kaale almayanlar, köpek muamelesi bile yapmayanlar bugün Türkiyeye sefer yapıyor. Azıcık kafanızı çalıştırın!
Kendi egonuzu değil, memleketinizin itibarını düşünün.

Kendisi bir politikacıdır, iyi bir politikacı, milletten, milletine samimi. Milletin politikacısı olmak dünyanın en zor işlerinden biri, elbetteki plan değişiklikleri, söz kaymaları ve hataları olacak.

Önemli olan onun gerçekten ne olduğu ve ne istediği.

O milletten biri, büyük bir lider, eşi benzeri bulunmayacak bir politikacı ve milletin istediği istediği.

Hmmm, hatasız kul olur mu? Vermeden almak? Bunlar olduğu yerin zorunluluğu.

Sevgiler.

upuaut
01-03-2013, 19:37
Videoyu bir daha seyretmeyi deneyin.
Şununla karşılacaksınız:

"Bu içerik hükümet tarafından yapılan yasal bir şikayet nedeniyle bu ülkenin alan adında kullanılamıyor."

'Bir Başbakan iki Erdoğan' videosuna hükümet yasağı (http://haber.sol.org.tr/devlet-ve-siyaset/bir-basbakan-iki-erdogan-videosuna-hukumet-yasagi-haberi-69055)

Çok yazık. Demek iş oraya kadar varmış!

Fakat ben bundan çok daha korkunç olan bir gelişmeyi size haber vereyim mi?

İnternet 1990 yıllarda da vardı ve 1990-2002 yıllarına kadar internette yapılan hiçbir faaliyette geçmiş Başbakan ve Cumhurbaşkanlarımız'ın kişiliklerine ne bir saldırı, ne de bir küfür duymadım. Olmuşsa da kimsenin haberi olmamıştır. Fakat sadece Youtube'a girin ve şimdiki Başbakan ve Cumhurbaşkanı hakkında ne deniyor diye bir bakın lütfen! Youtube küfürden geçilmiyor. Ya diğer yerlerde? Oraları da aynı.

Peki biz tavan yapmış bu yeni gelişmede bütün suçu gelişen teknoloji ve bilişim dünyasına mı atacağız?

Hiç şüphesiz, gelişen teknoloji ve bilişimin bunda bir payı var. Örneğin 1990'larda birçok paralı olan yerler bugün bedavaya gelmiş durumdadır. Bugün Facebook, Twitter, Youtube olan yerler bedavadır ama 1990'larda bunlara karşılık gelen sosyal ağlar üyelik istiyordu ve yaptığınız tüm faaliyetler yalnızca orada kalıyor, dışarıya sızmıyordu. Örneğin alay etme, hakaret etme, küfür etme, etnik ya da diniyle dalga geçme üyelik sözleşmelerinde geçen maddeler arasındaydı. Bunlardan birini yaptığınız anda derhal o grubun üyeliğinden derhal atılıyordunuz ve bir daha başka bir kullanıcı adıyla olsa bile (IP nedeniyle) o gruba giremiyordunuz. Ama bugün öyle mi? Facebook, Twitter, Youtube'da istediğinizi yayınlayabilir, istediğinizi söyleyebiliyorsunuz. Hatta canınız sıkıldığı zaman küfür bile edebiliyorsunuz. Çünkü nasıl olsa denetleyen kimse yok. Varsa da uydurmadır, yani sizi takip edemezler. Daha doğrusu etmezler.

Bence, bugünkü Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımız şapkaya önlerine koymalı ve şöyle demeliler: "Ne oluyor yahu!"

Çünkü onlara karşı tepki inanılmaz boyutlarda. Bu kitle nerdeyse ülke ölçeğinde. Ağzı olan konuşuyor yani. Alın bu kitleyi Suriye'de ÖSO'nun yerine koyun, devlet Başkanı Esad derhal ülkeyi terkeder. Ama nedense burada bir şey olmuyor. Ne demek bu?

Bu nedenle Başbakanımız ve Cumhurbaşkanımızın gelişen bilişim dünyasında bu tür tepki olaylarının sıfırlanamayacağını ama son derece cılız bir sese indirgeyecek şekilde minimize etmeyi çalışmaları ve artık Facebook, Twitter, Youtube'a girdiğimizde kendileri hakkında küfür görmek istemiyoruz. Çünkü bu onları rahatsız ettiği gibi, seven sevmeyen herkesi de rahatsız ediyor.

İşe, önce nefret söylemlerinden vazgeçmeyle başlamak gerekiyor.

Corpse Bride
01-03-2013, 21:44
nette yazmışlar siz de okursanız.


BAŞBAKAN TAYYİPTEN İNCİLER

Elhamdulillah şeriatçıyız (21.11.1994 milliyet)

Yılbaşına karşıyım (19.02.1994 sabah)

Ben tekkeye değil dergaha gittim (22.01.1997 gözcü)

Ataya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok (12.05.1994 hürriyet)

10 kasımda yaygara koparıldı 14.11.1994 hürriyet )

İstanbulu medine yapacağız (akis )

Bütün okullar imamhatip yapılacak (17.09.1994 cumhuriyet)

Ben istanbulun imamıyım (08.01.1994 hürriyet)

Milli piyango zulumdür (29.09.1994 hürriyet)

Taksimdeki caminin temelini inşallah atacağız (21.07.1994 )

Cumhurbaşkanının imamhatipli olacağı günler yakındır (05.02.1996 akit)

Sarık operasyonu çok komik(15.05.1995 sabah)

İmamlarda nikah kıysın (09.05.1995 milliyet)


"rektörler işini yapsın. aksi takdirde diğerleri de böyle olur"

"sevsinler seni" dubai tovers istanbul hakkında olumsuz yorum yaparak soru soran bir gazeteciye cevabı.

"benim bakanım kendi döneminin faturasını değil, geçmişin faturalarını mı ödeyecek?" malatya'da çocuklara yapılan işkence hakkındaki yorumu.

"bayram değil, seyran değil" cumhuriyet bayramı resepsiyonuna cumhurbaşkanının rektörleri çağırmasını yorumlarken.

"kısaca geçtiğimiz ay zıvanadan çıktı bu..."

"ben size bana ismimle hitap etme hakkını ne zaman verdim" - recep tayyip erdoğan, also known as insan, saygı hakkını doğuştan kazanmış bir varlık.

"başbakan bir kere konuşur."

"ben penguen değilim , hayvan hiç değilim...bunu kanıtlamak için tüm yasal yolları kullanacağım."

"bilim ve teknolojinin tek ihtiyacı daha imanlı bilim adamlarıdır.bunu sağlayabilmek için tübitak'a el koyuyoruz."


"sel konusu abartıldı" 4 kasım 2006 40 kişinin öldüğü sel felaketinden sonra

başbakanın emniyet müdür vekilini eleştiren açıklamaları düşüyor gazete sayfalarına:
"kadın ve çocuklarla yol kapatılmış. yolun açılması talimatını ben verdim. biber gazı sıkacaksa o zaman sıkacak."

"insan olarak laik değilim ama laikliği korumakla yükümlüyüm"

insana verdiği değeri gösteren bir sözü. bir insanın çaresizlikten satışa çıkardığı böbreği için "burası sakatatçı değil kardeşim.."

izmarit
02-03-2013, 00:04
Siyasette olur boyle seyler. Halkta buna alismis ki, pek sesini cikarmiyor, basiyor oyu. Alan razi, veren razi. Yani adam oylede soylese oy aliyor, boylede soylese oy aliyor. Demek ki millet ne soyledigine gore oy vermiyor, ne olduguna gore oy veriyor. Bunu anlamak bu kadar zor olmasa gerek...

http://www.youtube.com/watch?v=b38vof4SWwI
http://www.youtube.com/watch?v=69UaZGWsA-s

bursali68
02-03-2013, 01:34
Merhaba,

Forumda, benden yaşça büyüklerim var...Onlar belki daha iyi bilir...Ancak ben bildim bileli, bu kadar dediklerini TEKZİP eden, kendi sözlerini yalanlayan bir başbakan görmedim şimdiye dek....!

Sağlıcakla kalınız....

mhmd
02-03-2013, 13:16
Ben burada değişimin sorgulanmaması gerektiği yönünde bir ifaden varmış gibi bir kanıya varmıştım. Yanlış mı anladım?

Doğru anlamışsınız hocam.
Değişim; nesnel, somut ve ampiriktir.

Olumlu yönde değişti, olumsuz yönde değişti.
İyileşti, kötüleşti.
Sair belirtmeler ise öznel, soyut ve test edilemez.

Şayet A şahsı düşüncesiyle, sözleriyle ve hareketleriyle değişim içinde ise (ki biz değişim olması tarafındayız) sorun yoktur.
Bize göre kötü ya da iyi değişimin anlamı ancak kişisel olarak yine bizi bağlar evrensel bir nitelik taşımaz.

Şayet B şahsı düşüncesiyle, sözleriyle ve hareketleriyle 10 yıl öncesinin statükosunu taşıyor ise evrensel olarak büyük sorun var demektir. (Düşünceleri, sözleri ya da hareketleri ne kadar iyi, olumlu ya da hayırlı olursa olsun.)

Son yazınızdaki kişisel değerlendirmelerinize canı gönülden katılıyorum. Çok daha fazlasını biliyor ve üzülüyorum.
Ancak eminiz ki; Pırıl pırıl gökkuşağını görmek için önce yağmuru yaşamak gerekir. (Fr. Atasözü)

Yağmurun kötülüğü ya da gök kuşağının iyiliği dahi bize göredir, kişiseldir... :)

Audaz
09-03-2013, 18:54
H07y6R9rC2c

Nevandaar
24-03-2013, 02:48
http://www.youtube.com/watch?v=_7hD5M_QLUc

Bitiş kısmı harika olmuş :)