Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed'in zevceleri / Ezvâc-ı Tâhirât
sodomo--
20-11-2006, 10:51
1- Hatice: (28 ya da 40 yaşında) Huveylid'ibn Esed'in kızıdır. Daha önce Ebû Hale Zürâre ile evlenmiş ve ondan Hind adında bir kızı olmuştur. O ölünce de Atik ibn Aiz ile evlenmiş Abdu Menaf isiminde bir çocuğu olmuştur; sonra ondan boşanıp Muhammed ile evliliğinde 6 çocuğu olmuştur ama gerek yaşı gerekse çocuklarının bazılarının Muhammed'den mi yoksa önceki kocalarından mı olduğu konusu tartışmalıdır. Özellikle Şii'ler Fatıma dışındaki kızlarının Muhammed'den olmadığını; ikinci kocasından veya kızkardeşinin çocukları olduğunu söylerler. Yaşı 28 ya da 40 dır. Bu konuyu şu linkte incelemiştim:
Hatice'nin yaşı 28 miydi? (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4812)
2- Sevde bint Zem'an : 50- 55 yaşında olduğu söylenir. Muhammed'in eşleri arasında en az bilgi sahibi olduğumuz o dur. Muhammed ile evlenmeden önce es-Sukran ibn Amir ile evli idi. Kocası onu Habeşistana götürmüş orada Hristiyan olmuş ama Sevde müslümanlığını korumuştur. Daha sonra kocası ölünce Mekke'ye geri dönmüş ve Muhammed bakılması ve yetiştirilmesi gereken ufak çocuklarını yetiştirmesi için onunla evlenmiştir. O da Muhammed'in çocukları ile kendi çocukları gibi yakından ilgilenmiş ve onları yetiştirip büyütmüştür. Lakin Muhammed ondan gördüğü bütün bu iyiliklere rağmen Sevde'nin yaşlı oluşuna daha fazla tahammül edemeyip onu boşamak istemiştir. Prof. İbrahim Canan'in ( Müslim, Rada 47) 'den olayı şöyle aktarır :
"Hz. Sevde (r.a.)'yi Efendimiz boşamak isteyince, büyük kadın gelmiş ve Allah Resulüne adeta yalvarmış...gününü Aişe (r.a.)'ye verdiğini ortaya koymuş, tek isteğinin peygamber zevcesi olarak vefat etmek olduğunu ifade etmişdi ki, bunlar Allah Resulü'nin nikahı altında kalabilmek için yapılan fedakarlıklardı." [Hadis Ansiklopedisi-Kütüb-i Sitte c.3 syf. 69]
Ölmeden önce kendi oturduğu daireyi Aişe'ye vasiyet etmiş ve o ölünce Aişe kendi yatak odasını genişletme imkanı bulmuştu. Bu bilgiyi de Hamidullah İslam Peygamberi s.561 no.1101'de Samhûdi, 2, s. 464'den yaptığı aktarımda buluyoruz.
3- Aişe: (Yaşı kesin olarak 9 'dur) Ebu Bekr'in kızıdır. Muhammed kendisi ile nikahlandığında henüz 6 yaşındaydı, zifafa girdiğinde ise 9. Aişe başlı başına ayrı bir başlık konusudur, bu liste içinde detay bilgi vermeyeceğim ama bilahire ayrı olarak inceleyeceğim. Şimdilik Martin Kings (Ebubekir Siraceddin)'in Hz. Muhammed'in Hayatı kitabı s.142'den bir ufak bir aktarım yapıyorum :
"Aişe (r.a.) şöyle anlatıyor : Ben arkadaşlarımla beraber bebeklerimle oynardım. O sırada Peyganber (s.a.v) gelirdi. Onu görünce arkadaşlarım kaçışırlardı. Fakat Peygamber (s.a.v) onları ben onlarla beraber olmak istediğim için geri getirirdi. Bazen onlar kaçmaya fırsat bulamadan: "Olduğunuz yerde kalın" derdi. Çocukları sevdiği ve kızlarıyla oynamaya alışık olduğu için bazen onlara katılıp oyun oynardı. Oyuncakların ve bebeklerin bir çok rolleri vardı. Aişe (r.a.) şöyle diyor: Bir gün ben oyuncaklarımla oynarken Peygamber (s.a.v) içeri girdi ve : "Ey Aişe bu hangi oyun ?" dedi. Ben "Süleyman'ın atları" dedim. O da bana güldü. Fakat bazen geldiğinde onları rahatsız etmemek için cübbesine bürünür beklerdi."
4- Hafsa: (Yaşı 18-22 arası olarak geçer kayıtlarda) Ömer'in kızıdır. Daha önce Huneys ibn Huzafe ile evliydi ama kocası H. 3. yılında Uhud'da hayatını kaybetti. Hafsa 18 yaşında dul kalmıştı ve babası onu önce Ebu Bekr'e vermek istedi ama o kabul etmedi sonnra Osman'a vermek istemesine rağmen Osman da evlenmek istemedi. (Neden acaba ? Belki Uhud'da ölen kocası Osman'ın yakın bir arkadaşıydı ve Osman onunla evlenme fikrini "etik olarak" kabul edemedi )
Bunun durumu Muhammed'e söyleyen Ömer, Muhammed'den şöyle dedi : "Ya Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir."
Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı. Osman’dan daha hayırlı damat kim olabilirdi ki ? Aradan birkaç gün geçtikten sonra Muhammed Hafsa’ya talib oldu--Osman'dan daha hayırlı olan kişi kendisiydi -- Ömer'e dedi ki: "Sen kızın Hafsa’yı bana nikahlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikahlarım..."
İlginçtir ama Sunni kaynaklarda Ebu Bekr ve Osman'ın Hafza'yı almayı reddetmesinin sebebi olarak bu iki ismin de "Peygamberlerinin Hafza ile evlenmek istediğini bilmeleri" diye geçer. Ömer onların teklifini reddetmelerine çok içerlenmiş ve kızmıştı, normal koşullarda bu iki ismin de saygı ve sevgi duydukları Ömer'in teklifini reddetme davranışında bulunmaları biraz uzak ihtimal, bu yüzden bu tahmin daha uygun düşüyor bu bağlamda.
Ebu Davud'da Ömer'den yapılan bir aktarım ile Muhammed'in onu boşadığı ama sonra tekrar geri aldığı (talak-ı reci) yazılıdır.
(Ebu Davud Talak, c. 2, 2276) Bu durum İbn İshak ve Taberi'de (c.9 dipnot 884 s.131)'de de geçer.
(Talak-ı reci: Koca bir defa “boş ol” “seni boşadım” derse ve sonra pişman olup eşine dönmek isterse ve kadının iddet müddeti geçmemişse mehir vermeden ve tekrar nikah kıymadan eşine dönebilir--Sadreddin Yüksel)
Hafza'nın yaşını şöyle hesaplayabiliriz :
Hicret yılı 622'dir.
Hicretin 45. yılı ölmüştür (S.Ateş S.332)
Yani 667 yılında vefat etti.
Öldüğünde 60 yaşındadır (Tabari c.39 syf.174)
O halde doğumu 607 dir.
Kocası Uhud savaşında ölünce dul kaldı.
Uhud savaşı yılı 625 tir.
Bu durumda dul kaldığında 18 yaşındadır
Babası Ömer o dul kalır kalmaz onu evlendirmek için Ebu Bekr ve Osman'a gitmiştir, kabul görmeyince Muhammed almıştır.
Bu durumda muhtemelen dul kaldığı sene evlenmiştir ve yaşı 18'dir. (Tabii 1 veya 2 yaş fazla olma ihtimali de Muhammed'in onu kocasının ölümüden ne kadar süre sonra aldığına bağlı olarak mümkündür)
5- Zeyneb binti Huzeyma : (30 yaşındaydı) Necidli Huzeyme'nin kızı. İlk kocası müslüman Tufeyl ibni Haris idi ama ondan boşanıp kardeşi Ubeyde bin Haris ile evlendi o da Bedir'de hayatını kaybedince dul kaldı. Muhammed onu amcasından istedi ve 400 dirhem gümüş mehir *vererek aldı. Muhammed onunla evlendiğinde 30 yaşındaydı (Hamidullah, İslam Peygamberi S. 564, n.1104) Muhammed ile evlendikten üç ya da sekiz ay sonra vefat etti.
6- Zeyneb bint Cahş :(Yaşı 35 ya da 36 dır) Çahş ibn Riab'ın kızı olup asıl adı Berre'dir. Muhammed onun ismini Zeyneb olarak değiştirmiştir. İlginçtir ama Muhammed'in Mustalık gazasında esir aldıktan sonra nikah kıydığı Cüveyriye'nin de ilk ismi Berre'dir. Muhammed'in bizzat kendisinden "Zeyd'in zevcesi" diye bahsederek Kuran ayeti indirdiği (!) tek eşi odur (Ahzap 35-37) ve Zeyneb Hane-i Saadet'de ki eşler arasındaki böbürlenme yarışında hep bunu öne çıkararak diğer eşlere havasını atardı. Muhammed Zeynebi alarak daha önce gayrimeşru olarak görülen bir anlayışı yıkımış ve bunun yerine üvey oğlunun hanımı ile evlenmeyi Kurani anlamda helal kılmıştır. Uğruna ayet bile indirmiş olması aşağıda Hamidullah'tan aşağıda okuyacağınız bir durumun sonucudur :
".... Rsulullah'ın sürekli müdahalesine rağmen Zeyd boşanmak istiyordu. Bir gün Resulullah (AS) onun ailesine karşı gösterdiği bu tutumu değiştirmek amacıyla bizzat evinde onu ziyarete gitti ise de Zeyd'i evde bulamadı. Zeyneb evdeydi ve yaklaşık 36 yaşında olmasına rağmen, safranlı suda yıkanmış elbisesi içinde pek cazibeli bir duruşu vardı; bu görüntü karşısında Resulullah (AS) şöyle söylenmekten kendini alamadı :
"Gönüller bir halden diğer bir hale evirip çeviren Allah'ın şanı ne yücedir !"
(M.Hamidullah, İslam Peygamberi s. 566 no.1106)
Zeyneb'in yaşı :
Hicret yılı 622'dir
Evlendiği yıl (H.3 yılı) 625'dir
Hicretin 20. yılı vefat etmiştir.(Hamidullah s. 567)
Yani 642 yılında
Vefat ettiğinde 53 yaşındaydı. (Tabari c.39 s.182)
O halde doğum tarihi 642 - 53 = 589'dur.
O halde evlendiğinde yaşı 625 - 589 = 36 'dır.
7- Ümmü Seleme: (Yaşı 27 ya da 29' dur) Ebu Umeyye'nin kızıdır. İlk kocası Ebu Seleme ile birlikte islamı ilk yıllarında kabul etmişti. Kocası Habeşistan'a hicret eden müslümanlar arasındadır ve akrabaları onun hicret etmesini engelleyip Mekke'de tutmuşlardır ama daha sonra Medine'ye tek başına gitmesine izin vermişlerdir. Hicretin 3 yılı olan 625'de Uhud savaşında kocası hayatını kaybetmesi üzerine 1 yıl yas tutmuş sonra da Muhammed ile 626 yılında evlenmiştir. İlginçtir kocası Uhud savaşında müslüman bir mücahit olarak hayatını kaybemiştir ama Uhud savaşında müslümanların ağır yenilgi almasına neden olan ünlü komutan Halid b. Velid'in de onun yakın akrabası olduğu söylenir. Genellikle yaşlı olduğu hatta Muhammed'den 1 yaş küçük olduğu söylenir ama bu koskoca bir yalandır. Vefatının hicretin ya 59. yılı ya da 61. yılı olduğu hemen hemen her kaynakta geçer ve ayrıca öldüğünde yaşının 84 olduğu da geçer, Öyleyse hesabımızı şöyle yapabiliriz ;
Ümmü Seleme'nin yaşı
Hicret yılı 622'dir.
59. hicret yılında öldü (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435)
Yani 681 yılında vefat etti
Öldüğünde 84 yaşındaydı. (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435)
Öyleyse doğumu 597 dir.
625 yılında Uhud'da kocası öldü ve dul kaldı.
1 yılı kocasının ölümüne üzülerek geçmiştir. (Hadislerde onun böyle yas tutması oldukça fazla geçer)
626 yılında Muhammed onu almıştır.
Bu durumda yaşı 626-597 =29 dur.
Ama eğer Hicretin 61. yılında vefat etti ise o zaman yaşı 27 dir.
8- Cüveyriye: (13, 14 ya da 15 yaşındadır) "Cüveyriyye", "cariyecik" demek. Çok küçük yaştaydı o sırada. 13 yaşında.. .Asıl adı Berre dir ve yahudi Mustalık oğullarından Haris ibn Ebi Dırar'ın kızıdır. Kocasının ismi Musaf bin Safvan dır ama Muhammed'in adamları baskın sırasında onu öldürmüştür.
Beni-Mustalık baskınında esir düştü ve Sabit ibn Kays ibn Şemmas'ın payına düşmüştür. Sâbit onunla mukâtebe yapmıştır. (Mukâtebe: Kölenin bedel karşılığı hürriyetinin verilmesi antlaşması) Cüveyriye'nin hürriyetinin bedeli 400 dirhemdir (ki karşılaştırma yapabilmeniz için şu örnek yerinde olacaktır : O dönem Mekke valisin maaşı aylık 30 dirhemdir) ve bu bedeli ödeyerek onu geri alacak olan ailesi de (öldürülen kocası hariç) esir durumundadır ve bütün servetleri de ganimet olarak ele geçirilmiştir.
Cüveyriye umutsuz bir durumdadır. Bu yaşadıkları onun gibi daha çocuk denecek yaştaki ufak bir kız için fazlasıyla ağırdır ve şok edicidir. İlginçtir ama birileri bu kızın oldukça güzel bir kız olduğu konusunda Muhammed'e haber uçurmuş ve böyle bir güzelliğin ancak ona layık olduğunu söylemişler ve bunun üzerine Muhammed'de onu yanına çağırmıştır. (Tabii kaynaklarda onun Muhammed ile görüşmek istediği de yazılıdır)Cüveyriye'nin o an ki halet-i ruhiyesi köle olmayı kabul edememiş ve kendisini özgürlüğe kavuşturmak için çırpınan ve fazlasıyla korku içinde olan ufacıcık bir kız izlenimi vermektedir. Muhammed ile yaptığı konuşma şöyle geçer :
"Ey Allahın Elçisi ! Ben kabilemin başkanı el-Haris'in kızıyım; başıma gelen felaketi ve içine düştüğüm durumu görüyorsun. Özgürlüğümü tekrar elde edebilmem için bana yardım et ! Allah da sana yardım edecektir" (Hamidullah'ın Muhabbar s.89-90'dan aktarımı)
Buna cevaben Muhammed de der ki : "Bundan daha iyisini ister misin ?" diye sordu. O da: "Bundan daha iyisi nedir" diye sordu. O: Senin fidyeni ben ödeyeyim, sen de benimle evlen" dedi.
Muhammed böyle dünya güzeli körpecik kıza, çözüm olarak kendisi ile evlenmeyi teklif etmiş o da kabul etmek zorunda kalmıştır; hem de kocasının ölümünden sorumlu olan birisinin teklifini. Muhammed onun hürriyet bedeli olan 400 dirhemi Sâbit'e ödeyerek onu satın alır.
Daha da ilginç olanı kaynaklar Cüveyriye'nin babası Haris'in kızının fidye bedelini ödemek için Muhammed'in yanına develer ile birlikte geldiğini ve bu develeri fidye bedeli olarak ödemek istediği yazar.
Haris Muhammed'in yanına gelerek ona şöyle der : "Sen kızımı esir aldın, işte fidyesi"
Muhammed: "Fakat Akik ovasında gizlediğin iki deve nerede ? diye sorar. Bunun üzerine Haris o iki deveyi de getirerek onları da Muhammed''e verir.
(Bu bilgi Martin Kings yani Ebubekir Siraceddin'in "Hz. Muhammed'in Hayatı" s.259'da vardır.)
Tabii bu kızcağız kocasının katili ile evlenecek ve daha kocasının kanı kurumamışken zifafa girmek zorunda kalacaktır.
Cüveyriye'nin yaşını matematiksel olarak hesaplayalım:
Hicret yılı 622'dir
Hicret'in 57. yılında vefat etti.(Hamidullah s.568)
O halde vefat tarihi 679 dur.
Vefat ettiğinde 65 yaşındaydı.(S.Ateş s. 333)
Öyleyse doğum tarihi 614 dür
Evlendiği yıl 628 dir. (Beni Mustalık gazası hicretin 6. yılıdır)
O halde evlendiğinde yaşı: 628 - 614 = 14 dür.
Not : Toplam 30'a yakın isim var hepsini tek tek anlatacağım, yani devamı var.....
ozgur_beyin
20-11-2006, 11:07
sevgili Sodomo
* * * * *yazdıklarını okurken ,aklıma Hacıvat *bilmem ne yapar,Karagöz ceremesini çekermiş, deyimi geldi. elimde olmadan güldüm.
* * * * *selamlar
sodomo--
21-11-2006, 13:19
9- Ümmü Habibe : (Yaşı 32 dir) Asıl adı Remle'dir. Ebu Süfyan'ın kızı. İslamı'ın ilk yıllarında kocası ile birlikte müslüman olmuştu. İlk kocası Ubeydullah ile Habeşistana hicret etmiş orda kocası Hristiyan olmuştu. Muhammed Habeşistana bir elçi göndererek onunla nikahını gıyaben kıymış ve elçi ile birlikte onu getirtmiştir. Bu evlilik Hicri 6. yılda oldu.
Babası Muhammed'in ezeli düşmanıdır. Muhammed onun kızını almış ve belkide bu düşmalığı gidermek istemiştir. Ama Süfyan kızı Ümmü Habibe Muhammed ile evlendikten sonra çok değişmiştir. Bir gün Medine'ye Muhammed ile görüşmeye gider ve bir arada da kızını görmek için Muhammed'in evine gider ve kızı ile şu konuşma geçer aralarında :
".....Önce, kızının, yani Resulullah (AS)’in hanımı olan Ümmü Habibe’nin yanına vardı. Küçücük odasında, yerdeki tek sergi, Resulullah (AS)’ın yatağı idi. Ümmü Habibe bunu derhal dürüp kaldırdı. Babası:
“Niçin böyle yaptın?” diye sorunca, ona şöyle cevap verdi:
“Bu Allah’ın Resulünün yatağıdır. Sen ise bir putperestsin ve buna oturamayacak kadar necîssin, pissin.”
Ebû Süfyân ise şu cümleleri homurdandı: (Yazık hem de çok yazık. Hamidullah "homurdandı" ifadesi ile güya Ebu Süfyanı küçümsemeye çalışıyor ama bu tip ifadeler ancak yazarını küçültür, hele hele söz konusu baba-kız arasındaki bir dialog ise )
“Kızcağızım! Sen bizi terk ettiginden beri ne kadar değişip bozulmuşsun.
(Hamidullah İslam Peygamberi s. 568-569)
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz:
Hicret yılı 622'dir
Hicri 44. yıl vefat etti (İbn Sa'd, et-Tabakat c.8, s.100)
O halde 666 yılında vefat etti.
70 yaşında iken vefat etti (İbn Sa'd, et-Tabakat c.8, s.100)
O halde doğum tarihi 666-70= 596 dır.
Evlendiği tarih 628 dir (Hicri 6.yıl)
O halde evlendiğinde yaşı 628 - 596 = 32 dir.
10- Safiyye: (Yaşı 17 dir) Huyeyy b. Ahtab'ın kızıdır ve asıl adı Zeyneb dir. Muhammed Hayber'in fethinden sonra kocası Kinane b. Ebi Hukayk'ı mücevher dolu "Mesk"in yerini öğrenmek için işkence yaptırdıktan sonra boynunu vurdurarak öldürmüş ve ayırca babası ile kardeşi de Muhammed tarafından öldürülmüştü. (Bu konuyu yakında "Hayber ve Allah'ın vaad ettiği ganimetler" konulu başlıkta daha detaylı inceleyeceğim) Safiyye sadece 2 aylık evli bir kadındı. Muhammed onu esir aldığı kadınlar arasından "safiyy" payı olarak seçmişti.(yani daha ganimet dağıtılmadan önce, Muhammed'in ganimetler arasında istediği malı keyfince seçtiği bir liderlik hissesi olarak)
"Katâde (r.a.) anlatıyor : Resulullah gazveye bizzat iştirak edince onun sehm-i safiyy denen riyaset hissesi olurdu. Bu hisse, taksimden önce
köle, cariye, at gibi ganimete dahil mallardan dilediğinden alırdı. Safiyye validemiz de işte bu hissedendi. Gazveye bizzat iştirak etmediği taktirde
bu hisse gıyabında ayrılırdı, ancak bu durumda seçme hakkı yoktu (ne ayrılmışsa onu kabul ederdi)" [Ebu Davud, Harâc 21, 2993]
Not: Kaynaklar da Safiyye'nin önce Muhammed'in elçisi Dıhye'nin payına düştüğü sonra da yine birilerinin bu güzel kadının ancak bir Allah resulüne yakışacağını söylemeleri üzerine Muhammed'in onu yanına getirttiği ve yüzünü açarak baktığı sonra da Dıhye'ye Safiyye'nin görümcesi yani Kinane'nin kızkardeşini verdiği de yazılıdır. Bu iki ayrı rivayet çelişkilidir çünkü sahm-i safiyy payı daha ganimet dağıtılmadan önce riyaset (liderlik) hissesi olarak komutan tarafından ve onun istediği şekilde seçilir ve bundan sonra ganimet dağıtımı başlar. Tabii Muhammed bu ganimet dağıtımında 1/5 humus payını ayrıca alır.
Muhammed asıl adı Zeyneb olan bu genç ve güzel kızın ismini "ganimet payı / ganimet malı" anlamına gelen "Safiyye" olarak değiştirdi. Artık bir ganimet malı olduğu isminden bile anlaşılıyordu. İlginçtir ki, Muhammed bu evliliğinde bir Kur'ân ayetini de ihlal etmişti.
Bakara 234. Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.
Muhammed apaçık Kuran'daki "iddet süresi" ile ilgili ayeti ihlal ediyordu.
"....Daha sonra Allah'ın elçisi Hayber dönüşünde, yolda Enes'in annesinin bezediği Safiyye ile zifaf olmuştur" (Buhari Meğazi 64)
".... Hz. Peygamber Hayber den ayrılıp bir hayli yol aldıktan sonra konakladığı Sahba' mevkiinde Hz. Safiyye ile gerdeğe girmiştir.
(İslam Tarihi, A.KÖKSAL,14/291)
Evet, Muhammed'in Hayber'de 4 ay 10 günden daha fazla kaldığını ispatlayacak olan varsa buna cevap verebilir.
İlginç bir bilgi de vardır kayıtlarda Safiyye ile ilgili:
"Ölüm döşeginde iken, mallarının üçte birini Yahudi dinine bağlanmakta ısrar eden yeğenine vasiyet etti. Bazı Müslüman sahabeler bu vasiyetin yerine getirilmesine karşı çıkmışlar, ancak Muhammed (AS)’in hanımı Ayşe, araya girerek vasiyet yapılanın lehine taraf tutmuştur" (Hamidullah. s. 569 no. 1110)
Peki ama ne kadar malı miras olarak bıraktı Safiyye ? Oldukça yüklü bir miktar olduğunu ve gayrimenkuller de bulunduğu yazılıdır kayıtlarda (100 bin dirhem değerinde) kızkardeşinin oğluna bırakmıştır. ( Not: O dönem mekke valisinin aylık maaşı 30 dirhem idi)
Safiyye konusunu İlhan Arsel'den okumak isteyenler bu linkten okuyabilirler:
http://www.ilhan-arsel.org/Kissalar2/kissa214.htm
Martin Kings / Ebubekir Siraceddin der ki: "Safiyye 17 yaşında ve Kinane ile evleneli henüz iki ay olmuştu." (s.287)
Aynı şekilde, Tabari (c.39 s.184)'de de 17 yaşında olduğu--ingilizce kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla---yazılıdır.
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz :
Hicret yılı 622 dir
Hicri 50 yılında vefat etmiştir. (Hamidullah, no.1110)
Yani 672 yılında
Vefat ettiğinde 60 yaşındaydı. (Vefat ettiği yaşı Türkçe kaynaklarda bulamadım ama internetteki ingilizce Arap sitelerinin hepsinde 60 olarak geçiyor)
O halde doğum tarihi 612 dir.
Evlendiği yıl 629 (Hayber'in fethi)
O halde evlendiğinde 629 - 612 =17 yaşındadır.
Not : Safiyye konusunda bir çok detay bilgiyi önemli olmasına rağmen anlatmadım ama bir ara Safiyye konusunu ayrı bir başlıkta ele almak istiyorum.
Devam edeceğim...
Sevgili sodomo:
* * * * * Aklıma takılan bir şey var: Muhammed'in biri (Fatıma) hariç ,evlatlarının hepsi Muhammed'den önce vefat etmişler diye okumuştum. Bu ilginç gelmişti bana. Kaynaklarda da böylemi ?
sodomo--
21-11-2006, 16:04
Frodo, bu doğru herşeyden önce 3 erkek çocuğu da ufak yaşta öldü.
Kızlarından Zeyneb hicretin 8. yılı, Rukiye hicretin 2. yılı (kızamıktan), Ümmü Gülsüm hicretin 9. yılı vefat ettiler.
Zeyneb'in çocuklarından Ali, *Mekke'nin fethi zamanında öldü. Kızı Ümame ise teyzesi Fatıma öldükten sonra Ali ile evlenmiştir.
Rukiyye ise Osman'dan dünyaya getirdiği Abdullah adındaki oğlu 2 yaşında öldü.
Ümmü Gülsüm ise Rukiyye'nin vefatından sonra Osman ile evlendi ama ondan çocuğu olmadı.
Fatıma ise Ali'den Hasan, Hüseyin, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Muhsin adında çocuklar dünyaya getirdi ama Muhsin erken yaşta öldü. Fatıma Muhammed'in ölümünden 6 ay sonra vefat etmiştir.
Hasan ve Hüseyin de Kerbela'da öldürülünce Muhammed'in soyu devam etmemiştir.
Türkiye'de her önüne gelen tarikat şeyhi Muhammed'in soyundan geldiğini iddia ediyor ama bu soy erkeklerden geçen bir soy olamaz. Kızlardan soy geçer mi, orasını bilmem ama eğer bildiğimiz anlamda soy-neseb den bahsediliyorsa olmaz...
Netice itibarı ile Muhammed soyunu devam ettirememiştir.
Çocuklarının ölümü de zannımca bugün için çok basit bir şekilde önlenebilecek hastalıklardan olmuştur. Türkiye'de de hala "ishal" yüzünden ölen çocukaların haddi hesabı yoktur (sadece ishal olan çocuğa su vermedikleri için)
Değerli Sodomo,
Ben bu hıza yetişemiyorum inan.
Kim kimle ne zaman evlenmiş?
Kaç çocuğu olmuş?
Özler üveyler karıştı bende.
Ne karışık şeyler bunlar böyle eski eşler vs.
Tabii 11 eş başa bela olsa gerek :)
sodomo--
21-11-2006, 16:40
Billur ne 11 eşi ? En az 22 nikahlı eşi olmuştur hatta 30'un üstünde olduğu da söylenir. Bak internette bir liste buldum eşleri hakkında şimdi bu listeyi doğrulamaya çalışıyorum :
----------------
01-Hatice
02- Sevde binti Zem'a el-Amiriye (Sevde binti Zama)
* Meydan Larousse C.11, s.22
03- Ayse (Aise) Ümmü'l-mü'min Aise bint Ebi Bekr es Sidîk el-Kuresiyye
· Ayse'nin 6 yasinda iken Muhammed'e nikah olduguna dair hadisler için
bak. Sahi-i Buhari Muhtasari C. 10, s.77-79, Hadis no 1553
· Islam Ansiklopedisi C.2, s.201-205, Diyanet Vakfi
04- Safiye binti Huyey bin Ahtâb en-Nadriye el-israilliyye el-Haruniye
· Safiye binti Huyey bin Ahtar, Meydan Larousse C. 10, s. 822
· Seriat ve Kadin-Ilhan Arsel s. 246-247
· Seriat ve Kadin-Ilhan Arsel s. 265
· Sahi-i Buhari Muhtasari C. 8, s.429, Hadis no 1286
· Seriat ve Kadin-Ilhan Arsel s. 285
05- Cüveyriye binti Haris ibn Ebi Dirar el-Müstalikiye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 490
06-Zeynep binti Hüzeyme b. Haris b. Abdullah b. Amr b. Abdumenaf b. Hilal b. Amir b. Sa'saa el-Hilaliyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.4, s. 157
07- Meymune binti Haris el-Hilaliyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 490
08- Mariye binti Sem'un el-Kiptiye el-Misriyye (Cariye, ölen oglu Ibrahim'in
anasi)
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s.485, 502,509
09- Reyhane binti Sem'un el-Kurziye (Cariye)
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 485, 491, 538
10-Zeynep binti Cahs el-Esediyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.2, s. 284, 380
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.3, s. 261
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.4, s. 248-251, 253, 275, 426
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 435, 485, 486, 489, 497
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.6, s. 161, 276, 277, 378, 513, 515
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.7, s. 59, 169, 173, 174, 521,
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.8, s. 162
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.9, s. 181
11-Ümmi Seleme Hind binti Ümeyye el-Mahzumiyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.3, s. 98, 99, 138
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.4, s. 157
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 496
12- Aliye b. Zebyan b. Amr b. Avf b. Ka'b b. Abd b. Ebibekir b. Kilab
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 491
13- Esma binti Ka'b el Cevniyye (Umeyme)
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494
14- Ümmi Habibe Remle binti Ebi Süfyan Sahr b. Harb ibn Ümeyye el-Ümeviyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.3, s. 100
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.4, s. 244, 245,-247, 397, 496
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 496, 497
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.8, s. 53
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.10 90, s.
15- Hafsa binti Ömer b. Hattab el-Adeviyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.3, s. 265, 477
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.4, s. 294, 346
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 244, 253, 268, 269, 391, 434, 485, 486, 488, 496, 497, 536, 538
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.6, s. 24
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.7, s. 229, 230, 349, 373, 544,
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.8, s. 57
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.9, s.12,13,
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.10, s.542
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.12, s. 146
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.14, s. 330
16- Müleyka binti Ka'b
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 495
17- Leyla binti Hatim el-ensâriye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 498-499
18- Gaziyye binti Cabir b. Hakim
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 497, 500
19- Ümmü Serik el-Ensariye en-Ensariye en-Neccariye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494, 498
20- Senba
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 486
21- Ali b. Zebyan b. Amr b. Avf b. Ka'b b. Abd b. Ebibekir b. Kilab
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s.491
22- Havle binti Hakim es-Sülemi
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 17, 18 492, 497
23- Amre binti Yezid el-Gifariyye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 486
24- Katile binti Kays
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494
25- Esma binti Salt
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494
26- Hamze binti Haris el-Müzeniye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494 (nisanlandi)
27- Havle binti Hüzeyl b. Hubeyre et-Taglibi
· Samdan Muhammed'in yanina gelirken vefat etti.
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 491
28- Saraf binti Fudale b. Halife
· Havle binti Hüzeyl bi. Hübeyre et-Taglibi'nin teyzesi, Samdan
Muhammed'in yanina gelirken vefat etti.
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 491
29- Emine
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 492
30- Ümeyme binti Numan b. Serahil
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 492, 493
31- Fatima binti Dahhak b. Süfyan
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 59, 493
32- Amre binti Yezid el-Kilabiye
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494
33- Amre binti Zeyd
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 492
------
Nasıl ama ? Hem de İbn Kesir'den tek tek bulup çıkarmış mümin kardeşimiz. Helal olsun diyelim ona...
Değerli Sodomo,
Şaşkınlık içindeyim inan.Bırak bir insanın 22-30 eşi olmasını,bir peygambere yakışacak bir davranış değil bu yaptıkları.Yazacak birşey bulamıyorum... :evil:
sodomo--
21-11-2006, 17:19
Billur, eş sayısı işin bir yönü, diğer tarafta da eşlerinin yaşı hep bugüne kadar koca koca prof.lar tarafından gizlendi, hasır altı edildi, söylenmedi, anlatılmadı veya yalan söylendi. Eğer kaynaklar ilk elden taranırsa daha neler çıkar ortyaya neler. Baksana sadece İbn Kesir'den 33 eşi çıkartmış bu arkadaş. Bu konuda en detaylı çlışma Arif Tekin'e ait :
http://www.ideefixe.com/Kitap/tanim.asp?sid=U8V2PQIWDE7E2CIDXPWP
Tabii bu yaş konusunda da milleti hep "Peygamber efendimizin hanımlar dul ve yaşlıydı" vb. gibi ifadelerle aldatıyorlar. Dikkat edersen yaşlarını matematiksel ve kaynak bazında yazıyorum bu yüzden çünkü islamcı sitelerde ya bundan hiç bahsedilmez ya da yaşlar 50'nin üstüne çıkarılır.
Bir diğer yönü de bu konunun, Muhammed'in esir aldığı tutsak kadınlar ile kocalarını, babalarını öldürdükten sonra zifafa girmesi ki, bence en dramatik durumlar burada yaşanıyor. Mesela Cüveyriye, Safiyye, Reyhane bu şekilde Muhammed'in kurbanları olmuşlardı. Ama bak islamcı sitelerde hep "peygamber efendimizle evlenmekten büyük şeref duyuyorlardı" vb. ifadeler yazılıdır ki tek kelime ile yalanın dolanın dik alası, üstelik büyük bir şahsiyet bozukluğu var bu adamlarda. Hemen hemen hiç "vicdani" reaksiyon göstermiyorlar konu Muhammed'in kölelerine, cinayetlerine, savaşlarına, recm vb cezalarına gelince...
İşte bunları teşhir etmek lazım tek tek, yoksa şeriat ile mücadele etmek hiç te kolay değil, baksana koca koca okumuş etmiş adamlar nasıl da bağnaz zihniyetlerin kölesi oluyorlar. "İslam geldi güzellik geldi", "islam bana insan olmayı öğretti" gibi laflar edenler ya islamı bilmiyorlar ya insan olmayı...
6- Zeyneb bint Cahş :(Yaşı 35 ya da 36 dır) Çahş ibn Riab'ın kızı olup asıl adı Berre'dir. Muhammed onun ismini Zeyneb olarak değiştirmiştir. İlginçtir ama Muhammed'in Mustalık gazasında esir aldıktan sonra nikah kıydığı Cüveyriye'nin de ilk ismi Berre'dir. Muhammed'in bizzat kendisinden "Zeyd'in zevcesi" diye bahsederek Kuran ayeti indirdiği (!) tek eşi odur (Ahzap 35-37) ve Zeyneb Hane-i Saadet'de ki eşler arasındaki böbürlenme yarışında hep bunu öne çıkararak diğer eşlere havasını atardı. Muhammed Zeynebi alarak daha önce gayrimeşru olarak görülen bir anlayışı yıkımış ve bunun yerine üvey oğlunun hanımı ile evlenmeyi Kurani anlamda helal kılmıştır. Uğruna ayet bile indirmiş olması aşağıda Hamidullah'tan aşağıda okuyacağınız bir durumun sonucudur :
".... Rsulullah'ın sürekli müdahalesine rağmen Zeyd boşanmak istiyordu. Bir gün Resulullah (AS) onun ailesine karşı gösterdiği bu tutumu değiştirmek amacıyla bizzat evinde onu ziyarete gitti ise de Zeyd'i evde bulamadı. Zeyneb evdeydi ve yaklaşık 36 yaşında olmasına rağmen, safranlı suda yıkanmış elbisesi içinde pek cazibeli bir duruşu vardı; bu görüntü karşısında Resulullah (AS) şöyle söylenmekten kendini alamadı :
"Gönüller bir halden diğer bir hale evirip çeviren Allah'ın şanı ne yücedir !"
(M.Hamidullah, İslam Peygamberi s. 566 no.1106)
Zeyneb'in yaşı :
Hicret yılı 622'dir
Evlendiği yıl (H.3 yılı) 625'dir
Hicretin 20. yılı vefat etmiştir.(Hamidullah s. 567)
Yani 642 yılında
Vefat ettiğinde 53 yaşındaydı. (Tabari c.39 s.182)
O halde doğum tarihi 642 - 53 = 589'dur.
O halde evlendiğinde yaşı 625 - 589 = 36 'dır.
Sevgili hocam "Cahş" Arapça'da "eşek" demektir. Şimdi bu "Eşeğin kızı" mı oluyor? Özgür beyin dostum arapçayı daha iyi bilir. Cevaplarsa sevinirim.
Değerli Sodomo,
Yalanlar,ihanetler,savaşlar,açgözlülük,bencillik,k ıskançlık vs ne derseniz (yazmakla bitmez)adına,temelleri böyle kurulmuş olan bir dinden,kim ne bekleyebilirki.İnsanlar artık bu kadar apaçık gerçekleri göremiyorlarsa çok yazık...
Görülüyorki Muhammed,insanları kullanmayı çok iyi başarmış ve tabii en önemlisi insanları korkutmuş.
Ve bugünün prof.ları herşeyin farkındalar bana kalırsa ama yaptıkları hiçbirşey yok.
Muhammed peygamber olduğunu iddia etmiş,ama sonuçta bir insan o da.Elbette eleştireceğiz ve sorgulayacağız.Gerçekleri bilmenin başka bir yolu yok çünkü.
Ve koca koca adamlar bence insan olmayı bilmiyorlar Sodomo.Böyle giderlerse de hiçbir zamanda öğrenemeyecekler.
Saygılar
tedirgin_berlin
21-11-2006, 20:52
Saygideger Sodomo,arastirmaci kisiliginize hayran olmakla beraber,actiginiz konular herzaman ilgimi cekmistir.Asagida kalin yaziyla belirttigim aciklamanizla ilgili olarak sizinkinden farkli bir bilgiye sahibim.Hangisinin dogru oldugu konusunda beni aydinlatirsaniz sevinirim.
SODOMO:Muhsin erken yaşta öldü.
Benim edindigim bilgiye göre,Muhsin daha anne karninda iken HZ.Ali ve Hz.Fatima'dan biat almak üzere eve gelen Ömer'in tekme attigi kapinin arkasindaki civinin batmasi sonucu,Muhsinde Hz.Fatima'da can vermislerdir.Yani Muhsin kisa sürede degilde,daha anne karnindayken ölmüstür.
SODOMO:Hasan ve Hüseyin de Kerbela'da öldürülünce Muhammed'in soyu devam etmemiştir.
Bu konuda ise ,Hz.Hasan'in Kerbela'da degil,Kerbela'nin öncesinde,Muaviye tarafindan karisi eliyle zehirletilerek öldürüldügünü biliyorum.
Hz.Hüseyin ise,sizinde dediginiz gibi Kerbela'da Yezit tarafindan öldürtülmüstür.Fakat Hz.Muhammed'in soyu,Kerbela'da savasamayacak kadar hasta olan Hz.huseyn'in oglu Hz.Zeynulabidin ile devam etmistir diye biliyorum...
saygilar!!![/b][/i]
ozgur_beyin
21-11-2006, 21:27
sevgili sodomo.inançlı müslümanların çoğu elifi görse mertek zannedecek düzeyindedir.bunun en iyi örneği cami *cemaatleri.ötekide tarikatlara kapılanmış müritlerdir,gene aynı *düzeydedirler. biraz daha okumuşlarıda kendilerini TRUMAN SHOV da sanıyorlar. çünkü o kadar etkili bir propaganda bombardınına tutuluyorlarki.truman shov dan başka bir bilgi, bir yaşamın olduğunu farketmiyorlar.ve farkında olmadan alamut kalesindeki * Hasan Sabbah ın fedailerine dönüyorlar.
* * * * * *bu siteye gelen bilal, hilal *, birisi gibi tipler fazla girift olmayan, mizah kokan *metinlerdeki, nüansı bile *anlayamıyor. yorumlarına ki yorum derse , bakıyorsun ne zeka pırıltısı ,nede kırıntısı var . bireyde olamadıkları için yapacakları bir şey kalıyor, ona buna soytarılık.
* ama allahları var soytarılıkta üstlerine kimse yok.
* * * *PEYAMİ SAFA nı bir lafı var.
* * * *derki: *muhatap buhranı çekiyorum.
* * * * MEVLANA nı bir sözü var mealen söylüyorum: *sen ne anlatırsan ,anlat.karşındakinin izanı kadardır.
ozgur_beyin
21-11-2006, 21:46
sevgili jayjay * ozamanki arap geleneğinde genellikle *kabileler isim olarak hayvan ismi *seçerlerdi *tabi bu isimlerede yansırdı.
* örneğin bir kabilenin adı esed ken ( ASLAN), bir diğerinin adı kelb
(köpek) idi. *bildiğin gibi hayvan figürleri hemen hemen her toplumda kullanılmıştır. ve genellikle o hayvanla kendilerini özdeştirmişlerdir.
* *gelelim soruna cahş kelimesinin eşşek manasına geldiğini hatırlamıyrum. eşşeğin arapçada en belirgin ismi hımar dır.
* *arapça gerçekten geniş bir lisandır. devenin yaklaşık yüz elli adı vardır.
* *doğru olabilir çünkü bizdede kullanılan cevat *adı ,binek atı demektir.
8aslan
9
sevgili jayjay ozamanki arap geleneğinde genellikle kabileler isim olarak hayvan ismi seçerlerdi tabi bu isimlerede yansırdı.
örneğin bir kabilenin adı esed ken ( ASLAN), bir diğerinin adı kelb
(köpek) idi. bildiğin gibi hayvan figürleri hemen hemen her toplumda kullanılmıştır. ve genellikle o hayvanla kendilerini özdeştirmişlerdir.
gelelim soruna cahş kelimesinin eşşek manasına geldiğini hatırlamıyrum. eşşeğin arapçada en belirgin ismi hımar dır.
arapça gerçekten geniş bir lisandır. devenin yaklaşık yüz elli adı vardır.
doğru olabilir çünkü bizdede kullanılan cevat adı ,binek atı demektir.
Sevgili özgür_beyin,
"Cahş" kesinlikle arapçada eşek demektir. Arapça bilen tanıdıklarıma sordum. Çocukluğumdan beri eşekle ilgili arapça küfürler bilirim ve duyarım :).O yüzden de bu kelimeyi duyunca garipsedim ve "eşek" ismini kendine isim seçene şaşırdım.
Bu arada "Osman" ismi Nihal Atsız'ın sölediğine göre yılan yavrusu demekmiş. Doğru mu? Bilgin var mı?
Saygılar...
İşte bunları teşhir etmek lazım tek tek, yoksa şeriat ile mücadele etmek hiç te kolay değil, baksana koca koca okumuş etmiş adamlar nasıl da bağnaz zihniyetlerin kölesi oluyorlar. "İslam geldi güzellik geldi", "islam bana insan olmayı öğretti" gibi laflar edenler ya islamı bilmiyorlar ya insan olmayı...
Sevgili Sodomo,
Evet dostum. Teşhir etmek lazım. Teşhir etmeye devam. Zanetme ki bu çalışmaların boşa gidecek. Çünkü bu çalışmalarla karanlıklar aydınlanıyor. Yıllardır bir tabu haline getirilen bu dinin gerçek yüzünü insanlar görmeye başladılar. Bundan bir kuşkun olmasın. Bu sitenin günden güne büyümesi de bunun kanıtıdır. Gerçekler gün ışığına çıktıkça daha da büyüyeceğimizden hiç bir kuşkum yoktur. Sevgilerimle...
sodomo--
22-11-2006, 07:43
Tedirgin_berlin, zannımca fazla Şii kaynakları üzerinden gidiyorsun. Şii kaynaklarında Ömer, Aişe ve bir çok sahabe ile ilgili mezhepsel subjectivite mevcut. Mesela Uhud svaşında kaçanların arasında Ömer görünüyor Şii kaynaklarında ama Sunnilere göre ise Osman kaçtı vb...
Tabii Sunni kaynakları da bu mezhepsel bakıştan payını almıştır ama bu tip abartılı bilgilere pek raslanmaz. Konuyu detaylı bilmiyorum ve spesifik bir araştırma yapmadan br şey söylemek istemiyorum...Ama bu tip subjevite de eğer her iki taraftan bakılırsa bir bakıma bize faydası bile dokunur. En azından birinin gizlediği bir gerçekliği diğerinden öğrenebiliriz. Bundan faydalanalım bence...
sodomo--
22-11-2006, 08:10
Ezkamo hocam, adım adım bir iskelet oluşturuyoruz aslında... Ve sonra da buna deri giydireceğiz. Belki zaman alacak ama mutlaka şu dünyadan göçüp gitmeden önce arkamızda insanlara bırakacak bir eserimiz olsun istiyorum...Tabii bunu alıp devam edecekler de çıkacaktır mutlaka...Eğer bu şeriat illetininin belini kıramaz isek işte o zaman biz değil ama bizden sonraki kuşaklar çok cefasını çekerer bu durumun.. .
Ne yazık ki bizim asıl problemimiz "tehlikenin boyutlarını idrak edemeyen insanların çokluğu" İnsanlar eğer "şeriat gelirse bile ordu müdahale eder kurtarır "diye düşünüyor ama fena yanılıyorlar. İran devrimi çok büyük bir örnektir. Şah Rıza'nın ordusu, ortadoğunun en güçlü ordusu idi ve 5-10 gün de olay bitti...Oldukça sinsi ve organize ilerliyorlar ve dış destekleri var, içeride de tek bir parmak kıpırdatmayla harekete geçecek cahil-cühela bir kitleye sahipler.
Dün Ali Bayramoğlu'nu ve Sosyolog Nuray (soyadını hatırlamadım) izledim adeta şok geçirdim... Adamlar öyle bir yorum yapıyorlar ki "demokratlık" adına hayret edersin...Bu şeriatçılar adeta damardan narkoz vermişler insanlara ve mazlum edebiyatı ile kendi yanlarına çekmişler bir çok aydın insanı...
Sırada Çankaya var ve yakında bir kale daha onların eline geçiyor... Hala demokrasi istiyorlar iyi mi ? Yahu adamlar ele geçirdiler memleketi ve hala "hakkımız yeniyor" diye feryat figan...
Peki bre deyyuslar neden Diyanet'in bütçesinden haklarını gaspettiğiniz Alevilere zırnık bile vermiyorsunuz ? Neden bir tane bile "Cem evi" jest olsun diye açmıyorsunuz? Bari bir jest yapın değil mi ?
Yok çünkü bunlar hep kendilerine yontarlar hakkı hukuku ama sıra onlara gelince de "zalim" olmaktan hiç çekinmezler...
Bir şeriatçı hiçbir zaman mazlum olamaz, o daima zalimdir...Hem tarihte bu böyledir hem bugün böyledir...Ama ilginç bir şekilde bu "mazlum" rolünü büyük bir hünerle oynuyorlar...
Gençler çok uyanık olmalı çok...
Ama bu gelişmelerden Atatürkçüler de sorumlu. Onlar ne Atatürk'ü anladılar ne de anlatabildiler ne de Atatürk'ün dediklerini yerine getirdiler...
En büyük tehlike, tehlikenin büyüklüğünü görememektir.
Sağlıcakla kal...
istavrit
22-11-2006, 21:28
sevgili sodomo,
iran ortadogunun islami haketmeyen tek ulkesidir..70 yillarda en az turkiye kadar laiktir..oysa simdilerde islam seriati altinda inlemektedir..
cok degil 30 yil oncesinin modern iran insani bugun islam zulmunu yasamaktadir..
sah riza pehlevi'nin adaletsiz yonetimi irani, islam cumhuriyeti karanligina sokmakla birlikte dunyada yasanan terorun merkez ussu haline getirmistir.
iki yuzlu takiyyeci islam ogretisi demokrasinin insan hak ve hurriyetlerini demokratlardan daha cok kullanarak sinsice ilerlemektedir..
hedefe varmak icin gerekirse papaz elbisesi giyerim diyen hazreti $ahane bu ulkenin basbakani olmustur..
dun cumhurbaskanini millet secsin diyenler,islam riyakarligina siginarak bugun meclis secer demektedirler..
omurgasiz bu dinin neferlerinde degistim, gelistim ilkelerini beklemek ahmakliktir..
imam hatiplilerin meclisten sonra cankayada oturmayacagini tahmin etmek kehanet degil artik..
ne yazikki sozde demokratlar bile bindikleri dali kesmekte, ataturk'un kible veya put oldunu sanmaktadirlar..onlarin o hayasiz yaklasimlari seriatcilara dusunce ozgurlugu altinda daha cok hareket sahasi kazandirmakta..
yazik oluyor ulkeme :(
Bu arada "Osman" ismi Nihal Atsız'ın sölediğine göre yılan yavrusu demekmiş. Doğru mu?
benim aklımda kalan ''osman, uluyan it'' manasında
sodomo--
23-11-2006, 16:14
11- Meymune binti Haris: (36 yaşındadır) Haris kızıdır. Asıl ismi Berre dir (hatırlarsanız Zeyneb b. Cahş ve Cüveyriye'nin de adı Berre idi)
İslamiyetten önce Mes´ud b. Amr ile evliydi ve ondan ayrılıp Ebu Rühm b. Abduluzza ile evlendi ve onun ölümü ile dul kaldı.
Kendisini Muhammed'e hibe etmiş ve bu yüzden mehir alamamıştır. (İbn Sa´d, Tabakâtü´l-kübrâ, c. 8, s. 132) bu bilgi ayrıca (Sahih Muslim c.2 no 1919)da bulunuyor.
Ahzap 50. ayetteki mehirsiz olarak kendini Muhammed'e hibe eden kadının o olduğu söylenir ( Başka isimlerde zikredilir kaynaklarda bu ayetteki isim için)
"Aişe diyor ki bu kendini hibe etme konusu ile ilgili : "Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?"
(Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/336 , Müslim hadis no: 1464; Tec-rîd, hadis no: 1721.)
Muhammed Hudeybiye anlaşması gereği çıktığı 3 günlük Umre ziyaretini uzatmak için Meymune ile yapacağı nikahı bahane olarak kullanmak istedi ve Mekkelilere şu öneride bulundu :
--İsterseniz, zevcemle evlenme törenini yapmak üzere burada üç gün daha oturayım ve çekeceğim düğün ziyafetine sizi de çağırayım
Onlarda şu cevabı verdiler:
--Artık yanımızdan ayrılıp git! Müddet dolmuştur!
Muhammed cevaben :
--Ben sizden bir kadını nikahlamışım. Onunla evlenme törenini yapıncaya kadar bırakılmamdan size ne zarar gelirdi. Ne olurdu, beni bıraksaydınız da, evlenme törenimi aranızda yapsaydım, sizin için yapacağımız düğün yemeğimizde de bulunsaydınız? diye ısrar eder ve
Böyle yapmak, size düşmez, yaraşmaz mıydı ? diye ekler.
Kureyş temsilcileri:
--Senin düğün yemeğinde bulunmak, bize gerekmez ! Bize ne sen, ne de düğün yemeğin gerek ! Hemen çık git artık yanımızdan ! (Asım Köksal İslam Tarihi)
İlginç dialoglar...Muhammed nikahını bile siyasi bir amaç için kullanıyordu..
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz:
Hicret yılı 622 dir.
Hicri 51. de vefat etti (Hamidullah s. 570)
Vefat yılı 673 dür.
Vefat ettiğinde 80 yaşındaydı.(Bütün kaynaklarda geçer)
O halde doğumu 593 dür.
Evlilik yılı 629 dur. (Hudeybiye'den 1 yıl sonra "umre" ziyaretinde )
O halde evlendiğinde 629 - 593 = 36 dır.
Tabii S.Ateş (Kuran'a göre Hz. Muhammed'in Hayatı s. 334)'de onunla 61. hicret yılında evlendiğini yazar. Eğer Ateş haklıysa o zaman Meynune'nin yaşı 10 yaş daha düşerek 26' ya iner. Şimdilik Hamidullah'ı dikkate aldım ama bu durumu araştıracağım.
12- Fatıma Dahhak bin Süfyan (el-Kilâbiyye): S.Ateşten aynen aktarıyorum :
"Hicretin 8. yılında Peygamberin kendisi ile evlendiği Fatıma, gerdek esnasında Peygamber'den Allah'a sığınınca Peygamber onu boşamıştır. Daha sonra "Ben ne bahtsızım !" diyerek kendisini kınayan Fatıma, 60. Hicret yılında ölmüştür."
(Kuran'a göre Hz Muhammed'in Hayatı s. 334-335)
Eğer öldüğü zamanki yaşı hakkında bilgi var ise o zaman evlendiği zamanki yaşını çıkartabiliriz ama ben bulamadım..
sodomo--
26-11-2006, 11:31
13- Reyhane binti Zeyd: Yahudi Kureyza kabilesine mensup idi. Güzelliği ile meşhur genç bir yahudi kadını idi.
Kocasının ismi Hakem idi ve Kureyza baskınında öldürülmüştü. Geriye kalan babası, kardeşleri ve diğer erkek akrabaları ise Kureyza esirlerleri arasında boynu Zübeyr ve Ali tarafından vurulanlar arasındaydı. Reyhane'nin Muhamed'in eşi olup olmadığı ve cariyesi olarak kalmış olabileceği de hep tartışma konusu olmuştur. İbn Sa'd da onun "safiyy" payı olarak daha ganimetler dağıtılmadan önce Muhammed'in onu kendisine ayırdığı ve onu hür zevceleri arasına kattığı yazılıdır. Kurtubi'ye göre de Muhammed kendisini azad edip onunla evlenmiştir. İbn İshak da ise cariye olarak kaldığı yazılıdır.
Hamidullah Belzuri'den yaptığı bir aktarma da Muhamed ve Reyhane arasında şöyle bir konuşma geçtiğini anlatır :
--Muhammed onu nikahlama önerisinde bulunmuş ve böylece özgürlüğüne kavuşacağını söylemiş, o ise şu cevabı vermişti.
"Beni nikahlamaktansa cariyen olarak al ! Ben bir cariye kadın olarak kalmayı yeğlerim, zira hür müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takmak istemiyorum" (İslam Peygamberi s.573 no: 1117)
Ayrıca siyer kaynaklarında (İbnu'l Kayyum 1/113, Cevzi, el-Vefa 647 ) Muhammed'in ona 500 dirhem gümüş mehir bedeli vererek nikahına aldığı ve gecelerini de öteki hür hanımlarıyla olduğu gibi eşit paylaştığı da yazılıdır.
Hamidullah'ın Samhûdi'den yaptığı aktarımında ise Reyhane Medine'ye yerleşmemiş eski evinde oturmaya devam etmiştir. Başka kaynaklarda da Muhammed'in Reyhaneyi bu eski evinde düzenli olarak ziyaret ettiği yazılıdır.
Reyhane'nin yaşının 19 olduğu rivayet edilir. Ölüm tarihi ise Hicri 10. yıldır.
14- Sena binti Esma (el-Neset bint Rifa): Benu Kilab veya Benu Harm kabilesindendir. Muhammed'in onunla nikahlandığı hemen hemen her kaynakta geçer. Aynı şekilde zifafın gerçekleşmediği de yazılıdır. (Tabari c.9 s.135-136. ve c. 39 s.166) 'da Muhammed ile nikahının kıyılmasının peşinden evlilik tamamlanmadan önce öldüğü yazılıdır. İslami kaynaklar da onun Muhammed ile evlendiği için duyduğu sevinçten dolayı öldüğü bile yazılıdır.
Not:Aslında islam tarihçileri evlilik konusunda "Nikah mı, zifaf mı, peçe mi kriter alınmalıdır ?" gibi sorularla kendilerine meşgale yaratırlar. Bu yüzden genellikle zifafa girmediği kadınları eş lisletsine koymazlar ve bu şekilde Muhammed'in eşlerinin sayısını düşürmeye çalışırlar. İlginçtir ama eğer zifaf kriter ise o zaman neden Marya ve Nefise gibi (hatta Reyhane de) Muhammed'in cinsel ilişki de bulunduğu cariyelerini eşler listesine dahil etmezler ? Bazı islam alimleri (!) bunlara "zevce-cariye" demişlerdir ama eş listelerinde bunlar dahil edilmez ve mümkün olduğu kadar Muhammed'in eşlerinin sayısı düşük tutulmaya çalışılır. Tabii aynı zaman dilimi içinde Muhammed'in en fazla 9 kadınla *evli olduğunu söyleyerek bu rakamı tek haneli hale getirme konusunda gösterdikleri hüner de taktire şayandır.
15- Esma (Ümeyme) ibn Cevn : Numan ibn Şürâhil el- Cevn el-Kindiyye'nin kızıdır. Bu kadın ile ilgili en ilginç satırlar S.Ateş'de var:
"Peygamber gerdekte yanına varıp da "Gel !" deyince "Sen gel !" demiş Peygamber de onu boşamıştır. Bir rivayete göre Allah'a sığınan kadın bu kadındır.
Buhari de şöyle diyor : Allah'ın elçisi (s.a.v) Şurahil kızı Umeyme ile evlendi. Yanına varıp elini uzatınca kadın hoşlanmaz bir tavır takındı. Peygamber Useyd'e bu kadını donatıp, iki beyaz keten elbise giydirerek geri göndermesini emretti. Başka bir rivayete göre peygamber Esma'ya. "Kendini bana hibe et !" dedi. Esma "Kraliçe kendini çobana hibe eder mi?" deyince Peygamber onu teskin etmek için elini onun üzerin koydu. Esma: Senden Allah'a sığınırım" dedi. Peygamber "Sığınacak yere sığındın ve tam sığındın" dedi ve Ebu Useyd'e, o kadına iki râziki elbise giydirip ailesine ulaştırmasını emretti." (S.Ateş-Kuran'a göre Hz. Muhammed'in Hayatı s.335)
Kütüb-i Sitte de bu konuda ki rivayet şöyle geçer :
5583 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatiyor: "****tu'l-Cevn Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yanına girince: "Senden Allah'a sığınırım!" dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
"Gerçekten büyüğe sığındın. Ailene dön!" buyurdular."
Buhari, Talak 3; Nesai, Talak 14, (6, 150).
Buhari Talak (Kitab'u Talak)'da 1832, 1833 no'lu hadislerde de S.Ateş'in verdiği bilgileri bulabilirsiniz (Not :İnternette rahatlıkla bulabilirsiniz)
ilginç bir dipnot buldum. Ne anlatmak istedigini pek kavramadım. Oldugu gibi alıyorum.
* * 'Kardeşine karşı çocuk sevgisinin belirtileri olarak nitelendirilmesi gereken sıkı fıkı ilişkileri halkın agzında yasak zina davranışları olarak nitelendirildi.' ( 546 )
* * Edward Gibbon Roma İmparatorlugunun Gerileyiş ve Çöküş Tarihi 3. cilt sf 184 de bu tümceyi yazdıktan sonra 546 no'lu dipnot açmış. Bu dipnota göz gezdirdigimizde aynen şunları okuyoruz :
* * ' İşte Olymplodere'nin kullandıgı deyimler bunlardır. Hiç kuşkusuz Muhammedin kızı Fatime'yi onurlandıran okşamalarına yollama yapmaktadır. Quando, demiştir peygamber, quando subit mihi desideriumparadisi, oscular eam et ingero linguam meam in os ejus. * * *Ne var ki tansıklar ve gizemler bu nefis istekleri mazur kılmaktaydı. Bu küçük tarih olgusu, Kur'an 'ın çevirisi ve reddinde sayın peder Maracci tarafından açıklanmıştır.
* * * Evet aynen böyle ,altı çizilen yerler yazara ait. Tam olarak anlamış degilim. Lisanı bilenler varsa ya da bu konuda malumatı olanlar varsa yardımcı olurlarsa sevinirim. Gibbon 18. yüzyılda yaşadıgına göre rahibin en az bu yüzyılda ya da daha önce yaşadıgı belli. Bir de eleştiri yapmış ve burada kavradıgım kaderiyle Muhammedi ensest bir ilişkiyle suçluyor.
* * * saygılarımla
6- *Zeyneb bint Cahş :(Yaşı 35 ya da 36 dır) Çahş ibn Riab'ın kızı olup asıl adı Berre'dir. Muhammed onun ismini Zeyneb olarak değiştirmiştir. İlginçtir ama Muhammed'in Mustalık gazasında esir aldıktan sonra nikah kıydığı Cüveyriye'nin de ilk ismi Berre'dir. Muhammed'in bizzat kendisinden "Zeyd'in zevcesi" diye bahsederek Kuran ayeti indirdiği (!) tek eşi odur (Ahzap 35-37) ve Zeyneb Hane-i Saadet'de ki eşler arasındaki böbürlenme yarışında hep bunu öne çıkararak diğer eşlere havasını atardı. Muhammed Zeynebi alarak daha önce gayrimeşru olarak görülen bir anlayışı yıkımış ve bunun yerine üvey oğlunun hanımı ile evlenmeyi Kurani anlamda helal kılmıştır. Uğruna ayet bile indirmiş olması aşağıda Hamidullah'tan aşağıda okuyacağınız bir durumun sonucudur :
".... Rsulullah'ın sürekli müdahalesine rağmen Zeyd boşanmak istiyordu. Bir gün Resulullah (AS) onun ailesine karşı gösterdiği bu tutumu değiştirmek amacıyla bizzat evinde onu ziyarete gitti ise de Zeyd'i evde bulamadı. Zeyneb evdeydi ve yaklaşık 36 yaşında olmasına rağmen, safranlı suda yıkanmış elbisesi içinde pek cazibeli bir duruşu vardı; bu görüntü karşısında Resulullah (AS) şöyle söylenmekten kendini alamadı :
"Gönüller bir halden diğer bir hale evirip çeviren Allah'ın şanı ne yücedir !"
(M.Hamidullah, İslam Peygamberi s. 566 no.1106)
Zeyneb'in yaşı :
Hicret yılı 622'dir
Evlendiği yıl (H.3 yılı) *625'dir
Hicretin 20. yılı vefat etmiştir.(Hamidullah s. 567)
Yani 642 yılında
Vefat ettiğinde 53 yaşındaydı. (Tabari c.39 s.182)
O halde doğum tarihi 642 - 53 = 589'dur.
O halde evlendiğinde yaşı 625 - 589 = 36 'dır.
Arkadaşlar,
Geçen kütüphane'de İslam Ansiklopedilerini karıştırıyordum, "Peygamberin Eşleri" bölümü dikkatimi çekti. Zeynep bin.t cahş bölümüne profesor ayrı bir yer ayırmış, ancak aşağıdaki hadisten hiç bahsetmemiş ve daha farklı bilgiler vermiş. Yazıyı okuyalım:
Zeynep bint. Cahş
Resullulah onunla evlenmesi teşrii (kanun vaz etme) gayeyle matuftur. Araplar cahilliye döneminde evlatlığın eşinin, öz oğlunun eşi gibi olduğuna inandıkları için onunla evlenmeyi haram sayıyorlardı. Rasulullah bu inancın batıl olduğunu göstermek için onunla evlendi. Yahudi ve münafıkların yalan uydurup iftira ederek gelenekleri çiğnediğini iddia etmelerinden korkunca şu ayet-i kerime nazil olmuştur: "Zeyd o kadından ilişiği kesince biz onu sana nikahladıkki (bundan böyle) evlatlıkları, karılarıyla ilişkilerini kestikleri(onları boşadıkları) zaman o kadınlarla evlenmek hususunda müminlerle bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir."(Ahzap37)
Sen buna Rasullulahın daha önce azatlı bir köle ile evlenmiş olmanın Zeynep'e getirdiği ezikliği gidermek ve itibarını korumak maksadıyla evlendiğini de ilave edebilirsin. Zeynep, Abdulmuttalip'in kızı ve Resullulah'ın halası olan Ümeyme'nin kızıydı. Resulullah onu azatlı kölesi Zeyd b. Harife için istemiş, fakat, bu teklif Zeynep'in ailesine güç gelmiştir. Zira Zeyd bir köleydi, ama peygamberin sözünü kabul etmeleri gerekiyordu. Evlendikten sonra Zeynep, Zeyd'e karşı onun tahammül edemeyeceği bir büyüklük ve kibir gösterdi. Zeyd, durumu Peygamber'e şikayet etmiş, o da, sabırlı olmasını tavsiye etmiştir. Fakat nazil olan ayet-i kerime Zeynep'in boşanmasını ve eşler arasındaki anlaşmazlığı kesip atmak için bizzat Resullulah onunla evlenmesini emretmiştir.
Böylece Arap ailelerinin en şereflilerinden birinin kızı olan Zeynep'in köle ile evlenmekte zedelenmiş olan itibarı iade edilecekti.
Bunun yanında resullullah'ın Zeynep ile evlenmesinde, İslam'ın tamayyuz ettiği eşitlik örneklerinin en yücesini de görmekteyiz. Bu sistemde peygamberin dünkü kölelerinden birinin eşi olan bir hanımla evlenmesi garipsenemez. Bu eşitlikki, Resulullah onun temellerini, Arab'ın en şereflilerinden biri ve kendi halasının kızı olan Zeynep'in azatlı kölesi ile evlendirilmekle atılmıştı. Ki, Zeyd Zeynep'i boşadıktan sonra Rasulullah onunla evlenmekten çekinmemiştir.
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Prof.Dr. Hasan İbrahim HASAN
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * İslam Tarihi Ansiklopedisi
* * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * * Cilt-I
Ahzap suresinin ilgili ayetinin sonunda "Allah'ın emri yerine getirilmiştir." kısmını okuduktan sonra içimden derin bir "oooh" çektim.
Umarım müslüman arkadaşlar da yazıdaki bariz çelişkili bakışı görebilmektedirler.
Sayın Profesor ya bizi ahlaksız, ahmak sanıyor ya da kendisi... neyse. Şimdi şuna dikkat edelim: Araplar'ın cahilliye devrindeki adeti çok ahlaklıdır. Çünkü evlatlık öz oğul gibidir denmesi çok ahlaklıdır bence. Ayrıca Zeyd hayatta iken Muhammed "sen çekil ben alayım" diyor ve profesor bunu ne kadar güzel bir olaymış gibi bize aktarıyor. Bu resmen namussuzluktur, ahlaksızlıktır.
Adam önce Muhammed toplumsal eşitliği sağlamak için zenginin kızını köleye veriyor diye anlatıyor (nasıl eşitlik sağlanacaksa), ardından da Muhamded o kadını alınca, onun zedelenen itibarını Resulullah kurtadı diye bize anlatıyor. Bu ne çelişki yaa? Sen bizi ahmak mı sandın zavallı? Sürekli Zeynep'in zedelenen itibarı... Bir kere sen eşitliği sağlamak niyetindeysen köleleri toplumda saygı duyulan insanlar gibi olmaları için uğraşacaksın, o konumlara getirmeye çalışacaksın. Öyle zavallı bir adamı öyle bir kızla evlendirirsen tabiiki kadın öyle davranır (bu bir çok kadının doğasında var). Ardından Muhammed'in tanrısı da işi gücü bırakıp Resullullah'ın cinsel yaşamının şenlenmesi için ilgili ayet-i kerimeyi indiriyor. Adam da sodomo hocamın yazdığı hadisten hiç bahsetmeden olayı örtbas ediyor. Sevgili H.İ.HASAN olayı demagoji içerisinde örtbas etmeye çalışmış ama maalesef başaramamış. Sen ancak gözleri kapanmış müslümanları kandırırsın.
ahzab 33. sure peygamber hakkında çıkan dedikoduları susturmak için, sözde inmiştir.
ayetlerde üstü örtülü bir şekilde dedkodulardan bahsedilir, görülen oki dedikodular zeyd’in karısı zeynep ile evliliğinden çok evlilik öncesi yaşanmış bir ilişki yüzünden çıkmıştır.
ahzab 4 Allah, bir adamın kendi (göğüs) boşluğu içinde iki kalp kılmadı ve kendilerini annelerinize benzeterek yemin konusu yaptığınız (zıharda bulunduğunuz) eşlerinizi sizin anneleriniz yapmadı, evlatlıklarınızı da sizin (öz) çocuklarınız saymadı. Bu, sizin (yalnızca) ağzınızla söylemenizdir. Allah ise, hakkı söyler ve (doğru olan) yola yöneltip-iletir.elmalılı ye göre zihar
ZIHAR: Bir kimsenin eşine "Sen bana anamın sırtı gibisin" demesidir ki, anam bana nasıl haram ise, sen de bana öyle haramsın demek olur. Araplar, böyle denilen bir kadını ana gibi kabul ederler, hemen ayırırlardı ve ana gibi sayıldığına göre tekrar nikâh edilememesi de gerekirdi. Burada onlara ana gibi demekle gerçekten ana oluvermeyecekleri anlatılarak bu adetin değiştirilmesinin gerekliliği gösteriliyor ki, ayrıntısı ile keffareti, (Mücadele) Sûresi'nde gelecektir. Evlatlıklarınızı da oğullarınız kılmamıştır.
demekki zeyneb zeyd ile evli iken muhammedin zeyneb’e hitap şekli ‘’anam’’ şeklinde idi, peki neden yemin konusu etmişti, neden ‘’ anam olsunki diye yemin etmişti, acaba bir dedikodu dan sonramı ‘’anam olsunki ‘’ diye yemin etmişti.
5. Onları (evlat edindiklerinizi) babalarına nisbet ederek çağırın; bu, Allah Katında daha adildir. Eğer babalarını bilmiyorsanız artık onlar, dinde sizin kardeşleriniz ve dostlarınızdır. Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır. Allah, bağışlayandır, esirgeyendir.
muhtemelen ahzab 5, dedikodulardan sonra zeyd’in zeyneb’i boşamasından sonra sözde indi, öyle ya peygamberlik iddasındaki bir adam heva’sına yenik düşmüş, üstelik yaptığı yetmiyormuş gibi dedikoduları bastırmak için evlatlığının karısı ile evlenmişti, ancak bu kezde ahlaki bir mesele ile karşı karşıya kalmıştı, yıllarca oğlum dediği insanın karısı ile evlenmişti, ahzab 5 hem bu tür bir ahlaki meseleyi halletletmek hemde ’’Hata olarak yaptıklarınızda ise, sizin için bir sakınca (bir vebal) yoktur. Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek (taammüden) yaptıklarınızda vardır’’ bir önceki hatasını örtbas etmek için sözde inmişti , acaba evlatlık ile ilgili bir ayette nasıl bir hata etmişti peygamber, ‘’Ancak kalplerinizin kasıt gözeterek’’ kasıt gözetmek, kasıt gözetmeden nasıl bir hata işlemişti, acaba zeyneb’e aşık olduğunumu ima etmeye çalışmıştı peygamber.
ahzab 37 de bu ayeti çok açık bağlayan ve muhamed in zeyneb’ e aşık olduğunu ima etmeye çalıştığını göreceğiz
37. Hani sen, Allah'ın kendisine nimet verdiği ve senin de kendisine nimet verdiğin kişiye: "Eşini yanında tut ve Allah'tan sakın" diyordun; insanlardan çekinerek Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun; oysa Allah, Kendisi'nden çekinmene çok daha layıktı. Artık Zeyd, ondan ilişkisini kesince, Biz onu seninle evlendirdik; ki böylelikle evlatlıklarının kendilerinden ilişkilerini kestikleri (kadınları boşadıkları) zaman, onlarla evlenme konusunda mü'minler üzerine bir güçlük olmasın. Allah'ın emri yerine getirilmiştir.
bitmek bilmeyen dedikoduların önüne geçmek için allah katında nikah, peygamber burada zeyneb’e gönlünün kaydığını ancak insanlardan çekindiği için bunu açıklayamadığını, lakin buna kendisini alllahın zorladığını ima etmeye çalışıyor. ’’ Allah'ın açığa vuracağı şeyi kendi nefsinde saklı tutuyordun;’’ bu gönül kaymasının allah tarafından istendiğini, insanlardan değil allahtan utanmalı idi, yani yaptığı her ne ise allah katında günah yada utanılacak bir şey değildi, kasıt gözetmemişti, o yüzden evlilik öncesi yaptığı her ne ise allah tarafından istenmişti.
devam edecek
Peygamberler Sultanı Zât-ı Risâletpenâhın izdivaçlarında, değişik yönler vardır: Zât-ı Ahmediye’ye (sav) taallûk eden hususlar, umumî olarak izdivaçlarında gözetilmiş olabilecek hedef ve maksatlar; bir kısım zarûretler ve nihayet zevcâtın hususî durumlarının gereğini yerine getirme gibi keyfiyetler... Şimdi sırasıyla bu hususları teker teker tahlil edelim.
Mevzuu ilk önce, O pâk şahsiyete bakan yönüyle ele alalım. Her şeyden evvel bilinmelidir ki, O mübeccel Zât, yirmi beş yaşına kadar hiç evlenmedi. O sıcak memleketin hususî durumu da nazar-ı itibara alınacak olursa, bu kadar zaman iffetiyle yaşaması ve bunun da, dün ve bugün böylece kabul ve teslim edilmesi, O’nda iffetin esas olduğunu ve müthiş bir irade ve nefis hâkimiyeti bulunduğunu gösterir. Eğer bu hususta, küçük bir inhiraf bulunsaydı, dünkü ve bugünkü düşmanları, bunu cihana ilân etmekten bir an bile geri kalmayacaklardı. Hâlbuki eski ve yeni bütün hasımları, O’na hiç olmayacak şeyleri isnat ettikleri hâlde, bu istikamette bir şey söyleme cüretini gösterememişlerdir.
Peygamberimiz (sav) ilk izdivaçlarını, yirmi beş yaşlarında iken yaptılar. Bu izdivaç, Allah ve Resûlü katında çok yüce ve müstesna; fakat başından iki defa evlenme geçmiş kırk yaşındaki bir kadınla olmuştu. Bu mutlu yuva tam yirmi üç sene devam etmiş ve peygamberliğin sekizinci senesi kapanan bir perde gibi arkada acı bir hasret bırakarak sona ermişti. Bu defa Efendimiz (sav) yirmi beş yaşına kadar olduğu gibi, yine yapayalnız kalmıştı. Evet, aile, çoluk-çocuk her şeyiyle yirmi üç senelik bu mesut hayattan sonra, yeniden dört-beş sene bekâr olarak yaşamışlardı ki; yaşları da elli üçe ulaşmış bulunuyordu.
İşte, bütün izdivaçları da böyle izdivaca alâkanın azaldığı bu yaştan sonra başlar ve devam eder ki; sıcak bir memlekette elli beş yaşından sonra yapılan izdivaçta, beşerîlik ve şehevîlik görmek, ne insafla ne de iz’anla kat’iyen telif edilemez.
Burada akla gelen diğer bir mesele de, Peygamberlik müessesesiyle çok evlenmenin telifi keyfiyetidir. Buna da bir iki cümle ile temas etmek istiyorum.
A) Evvelâ, bilinmelidir ki, bunu serrişte edenler, ya hiçbir din ve prensip kabul etmeyenlerdir ki, onların böyle bir şeyi kınamaya aslâ ve kat’â hakları yoktur; Zira onlar, bütün prensiplere karşıdırlar. Hiçbir kânun ve kayda tâbi olmaksızın, pek çok kadınla münasebet kurar; hatta mahremleriyle dahi nikâhı tecviz ederler. Yahut bunlar, belli kitaplara dayanan bazı din müntesipleridir. Onların hücumu da, insafsızca, garazlı ve teemmül edilmeden yapılmış, hatta kendi namlarına üzülecek bir keyfiyettir. Çünkü, ellerindeki kitapların ve o kitaplara bağlı cemaatlerin teslim ve kabul ettiği, kendi peygamberleri bilip uydukları, nice enbiyâ-yı izâm vardır ki; bunlar birçok kadınla evlenmiş ve başlarından daha çok nikâh geçmiştir. Meselâ; Süleyman (as) ve Davud (as) peygamberleri düşününce, onlara mensup olduklarını iddia edenlerin bu meseleyi serrişte etme hususunda insaflı davranmadıkları açıkça ortaya çıkar. Binâenaleyh, çok kadınla izdivacı, Peygamberimiz (sav) başlatmadığı gibi; aynı zamanda çok izdivaç, nübüvvetin ruhuna da zıt değildir. Kaldı ki; daha sonra anlatmaya çalışacağım hususlarda görüleceği gibi “teaddüd-ü zevcât”ın peygamberlik vazifesi nokta-i nazarından, tasavvurlar fevkinde faydaları vardır.
Evet, çok kadınla izdivaç, bilhassa ahkâmla gelen enbiyâ için bir bakıma zarurîdir. Zira, dinin, aile mahremiyeti içinde cereyan eden pek çok yönleri vardır ki, ona ancak bir insanın nikâhlısı muttali olabilir. Binâenaleyh, dinin bu yönlerini anlatmak için herhangi bir istiâre ve kinâyeye başvurmadan -ki çok defa bu türlü anlatma tarzı anlamayı bulandırır ve istinbatı zorlaştırır- her şeyi alabildiğine vuzûh içinde anlatacak, mürşidelere ihtiyaç vardır.
İşte, her şeyden evvel, nübüvvet hânesinde olan bu temiz ve pâkize zevcât, kadınlık âlemine karşı irşat ve tebliğ vazifesinin sorumluları ve nakilcileri bulunmaları itibarıyla, peygamber için de, peygamberlik için de; kadınlık âlemi için de gerekli, hatta elzem olur.
B) Diğer bir husus da, umumî mânâda Efendimiz’in zevceleriyle alâkalı oluyor ki, o da:
1) Zevceler arasında, yaşlı, orta yaşlı ve gençler bulunması itibarıyla, bu devre ve dönemlerin hepsine ait çeşitli ahkâm vaz’ediliyor. Ve bizzat Peygamber (sav) hânesi içinde bulunan bu pâkize zevceler sayesinde tatbik imkânı buluyordu.
2) Zevcelerin her birerleri, çeşitli oymaklardan olması sebebiyle, evvelâ o kabileler arasında; sonra da muazzez şahsiyetiyle akrabalık tesis buyurduğu bütün cemaatler içinde, köklü bir sevgi ve alâkaya yol açılıyordu. Her kabile ve oymak, O’nu, kendinden biliyor, din hissinin yanında, cibillî bir bağlılıkla O’na karşı derin bir alâka hissediyordu.
3) Her kabileden aldığı kadın, O’nun hayatında ve irtihalinden sonra, kendi cemaati arasında çok ciddî dinî hizmete vesile olabiliyor; uzak yakın bütün akrabalarına, zâhir ve bâtın-ı Ahmediye (sav) hususunda tercümanlık yapıyordu. Bu sayede O’nun kabilesi de, kadın ve erkeğiyle, Kur’ân’ı, tefsiri, hadîsi ondan öğreniyor ve dinin ruhuna vâkıf olabiliyordu.
4) Bu izdivaçlar vasıtasıyla, Nebiyy-i Ekmel, âdeta bütün Ceziretü’l-Arap’la yakınlık tesis etmiş gibi, her hânenin, teklifsiz misafiri hâline gelmişti. Herkes bu karâbet vasıtasıyla o mehâbet âbidesine yaklaşabiliyor ve dinî umûru öğrenme fırsatını buluyordu. Aynı zamanda bu ayrı ayrı aşiretlerin her biri, bir çeşit, kendini O’na yakın sayıyor ve bununla iftihar ediyordu. Mahzumoğulları, Ümmü Seleme vasıtasıyla; Emevîler, Ümmü Habîbe vasıtasıyla; Hâşimîler, Zeynep bintü Cahş (ra) vasıtasıyla kendilerini ona yakın kabul edip, bahtiyar sayıyorlardı...
C) Buraya kadar olanlar umumî mânâda ve bazı yönleriyle de, diğer peygamberlere şâmil olacak şekilde idi. Şimdi bir de, hususî mânâda ve teker teker her zevcenin serencâmesi içinde, meseleyi ele alalım:
Evet, burada dahi göreceğiz ki; mantık, vahiy ile müeyyed o Zât’ı hayat-ı seniyyesi karşısında toprak kadar aşağı kalıyor; tabir-i diğerle beşer düşüncesi Fetânet-i A’zam önünde rükûa varıp iki büklüm oluyor.
1) İlk zevceleri Seyyidetinâ Hz. Hatîce’dir (ra). Kendinden on beş yaş daha büyük olan bu nâdîde kadınla izdivaçları, her evlilik için en büyük örnek mahiyetindedir. O, bütün bir hayat boyu, derin bir vefâ ve sadakatle eşlerine bağlı kaldıkları gibi, zevcelerinin vefatından sonra dahi O’nu hiçbir zaman unutmamış, hatta her vesile ve fırsatta O’ndan bahisler açmıştır.
Hz. Hatîce’den sonra Peygamberimiz (sav) dört-beş sene evlenmediler. Başlarında birçok yetim bulunmasına rağmen, onların meûnetine katlanıp, bir bakıma hem annelik, hem de babalık vazifesini yürüttüler. Muhâlfarz, evvel ve âhir kadınlara karşı küçük bir zaafı olsaydı, böyle mi hareket ederlerdi?..
2) Sıra itibarıyla olmasa bile ikinci zevceleri, Âişe-i Sıddîka’dır (ra). En yakın arkadaşının kızı; acı-tatlı bütün bir hayatı beraber yaşayan bu büyük insana karşı, nebînin en mutenâ ikramı... Umum neseplerin sona erdiği günde, sona ermeyen karâbetiyle onun yanında bulunma şerefi ancak bu sayede olacaktır. Evet, Âişe-i Sıddîka ile, Hazreti Ebû Bekir, maddî-mânevî hiçbir boşluk bırakmayacak şekilde kurb-u Nebevîye mazhar olmuşlardı.
Ayrıca, Hz. Âişe gibi çok zeki bir nâdire-i fıtrat, dâvâ-yı nübüvvete tam vâris olabilecek yaradılışta idi. İzdivaçtan sonraki hayatı ve daha sonraki hizmetleriyle kat’iyen sübut bulmuştur ki; o muallâ varlık, ancak nebî zevcesi olabilirdi. Zira o, yerinde en büyük hadisçi, en mükemmel tefsirci ve en nâdide fıkıhçı olarak kendini gösteriyor, zâhir ve bâtın-ı Muhammedî’yi (sav) emsâlsiz kavrayışıyla, bihakkın temsil ediyordu.
Bunun içindir ki; Efendimiz’e rüyasında, onunla izdivaç yapacağı iş’âr ediliyor ve henüz gözlerine başka hayal girmeden peygamber hânesine kadem basıyordu...
Bu sayede o, Hz. Ebû Bekir (ra) için vesile-i şeref olacak ve kadınlık âlemi içinde, bütün istîdat ve kâbiliyetlerini inkişaf ettirerek, Efendimiz’in en başta talebelerinden biri olma hüviyetiyle, büyük mürşide ve mübelliğe olmaya hazırlanacaktı. İşte böylece, o da hem bir zevce, hem de bir talebe olarak saadet hânesine intisap etmiş bulunuyordu.
3) Yine izdivaç sırasına göre olmamakla beraber üçüncü zevceleri, Ümmü Seleme’dir (ra). Mahzum Oymağı’ndan ve ilk Müslümanlardan olan Ümmü Seleme, Mekke’de tazyik görmüş; ilk olarak Habeşistan’a, ikinci defa da Medine’ye hicret etmiş ve o günkü şartlara göre ilk saftakiler arasında yer almıştı.
Kendisiyle beraber bu uzun ve meşakkatli yolculuklara katlanan bir de kocası vardı. Ve, Ümmü Seleme’nin nazarında eşi, menendi olmayan bir insandı. Bütün çile devrini beraber yaşadığı, bu eşsiz hayat arkadaşı Ebû Seleme’yi Medine’de kaybedince çocuklarıyla baş başa kaldı. Yurdundan, yuvasından uzak, bir sürü yetimle hayat külfetini yüklenmiş bu kadına, ilk şefkat elini, Ebû Bekir ve Ömer (ra) uzatırlar; fakat o bu talepleri reddetti; Zira onun gözünde Ebû Seleme’nin yerini dolduracak insan yoktu.
Nihayet, izdivaç teklifiyle Allah Resûlü (sav) ona el uzattı. Bu izdivaç da gayet tabiîydi, zira İslâm ve iman uğrunda hiçbir fedâkârlıktan dûr olmayan bu muallâ kadın, Arab’ın en soylu oymağı içinde uzun zaman yaşadıktan sonra yapayalnız kalmıştı ve dilenciliğe terk edilemezdi. Hele ihlâs, samimiyet ve İslâm için katlandığı şeyler düşünülünce, ona muhakkak ki el uzatılmalıydı... Ve, işte Kâinatın Fahrı, onu nikâhı altına alırken bu inâyet elini uzatmıştı. Evet, gençliğinden beri yaptığı; kimsesizleri görüp gözetme ve yetimlere el uzatma iş ve vazifesini, o günkü şartların iktizasına göre bu şekilde yerine getiriyordu.
Ümmü Seleme de Hz. Âişe gibi dirâyet ve fetâneti olan bir kadındı. Bir mürşide ve mübelliğe olma istîdadındaydı. Onun için bir taraftan şefkat eli onu, himâyeye alırken diğer taraftan da, bilhassa kadınlık âleminin medyûn-u şükran olabileceği bir talebe daha ilim ve irşat medresesine kabul ediliyordu.
Yoksa, altmış yaşına yaklaşmış Fahr-i Kâinat Efendimiz’in, bir sürü çocuğu olan dul bir kadınla evlenmesini ve evlenip bir sürü külfet altına girmesini, başka hiçbir şeyle izah edemeyiz. Hele şehevîlik ve kadınlara düşkünlükle aslâ ve kat’â!...
4) Bir diğer zevceleri de Remle bint-i Ebî Süfyan’dır (Ümmü Habîbe) (ra). Peygamber (sav) ve peygamberlik karşısında bir müddet küfrü temsil eden birinin kızı... Bu da ilk Müslüman olanlardan ve birinci safta yerini alanlardandı. Çile devrinde Habeşistan’a hicreti, orada kocasının önce tanassur etmesini, sonra da vefâtını görmüş mûzdarip bir kadın...
O gün sahabi, sayı itibarıyla az; mal yönünden fakirdi. Herhangi birine bakacak, medar-ı maîşetini temin edecek durumları yoktu. Buna göre, Ümmü Habîbe ne yapacaktı? Ya tanassur edip, Hıristiyanların yardımına mazhar olacak; ya küfür yuvası olan baba evine dönecek veya kapı kapı dolaşıp dilenecekti. Bu en dindar, en soylu, aile itibarıyla en zengin kadının bunlardan hiçbirini yapması mümkün değildi. Bir tek şey kalıyordu; o da Efendimiz’in müdahalesi ve muâlecesi...
İşte, Ümmü Habîbe ile izdivaçta da bu yapılıyordu. Dini için her türlü fedakârlığa katlanmış bu kadın, yurdundan yuvasından uzak; zenciler arasında; kocasının irtidat ve vefâtı kendisini dilgîr ettiği günlerde; Necâşi’nin huzurunda, Peygamberimizle nikâhının kıyılması gibi en tabiî bir şey yapılıyordu. Bunu değil kınamak “Rahmeten li’l-Âlemîn” olmanın gerektirdiği bir hususun îfâsı sayarak alkışlamak lâzımdır.
Kaldı ki; bu büyük kadının da, emsâli gibi kadın-erkek Müslümanların irfan hayatına getireceği çok şey vardı. O da bu suretle hem bir zevce hem de bir talebe olarak, o saadethâneye intisap ediyordu.
Aynı zamanda bu evlilik sayesinde, Ebû Süfyan ailesi de, Hâne-i Nübüvvete teklifsiz girip çıkma imkânını elde ediyor ve değişik bir bakış kazanarak yumuşamış oluyordu.. Hem değil sadece Ebû Süfyan ailesi, belki bütün Emevîler’de tesir icrâ edebilecek bir hâdise olma karakterinde. Hatta denebilir ki; alabildiğine sert ve bağnaz olan bu aile, Ümmü Habîbe’nin nikâhı sayesinde oldukça yumuşadı ve her türlü hayrı kabul etmeye hazır hâle geldi.
5) Saadet hânesine girenlerden biri de Zeyneb bint-i Cahş’dır (ra). Alabildiğine asil ve o kadar da ince, iç derinliğine sahip Hz. Zeyneb, Sultân-ı Enbiyâ’nın yakın akrabası ve yanı başında büyüyen, gelişen bir kadındı. Efendimiz (sav) Zeyd (ra) için O’nu talep ettiği zaman, ailesi biraz çekimser kalmış ve bu arada Efendimiz’e verme temâyülünü göstermişlerdi. Sonunda Peygamberimizin (sav) ısrarıyla Zeyd b. Hârise’ye vermeye râzı olmuşlardı.
Zeyd, bir zamanlar hürriyetini yitirmiş; esirler arasına girmiş ve sonra Kâinatın Efendisi tarafından hürriyetine kavuşturulmuş bir âzâtlı idi. Peygamber Efendimiz (sav) bu izdivaçtaki ısrarıyla, insanlar arasındaki müsavâtı tesis, tahkîm ve tersîn etmek istiyor ve bu çetin işe de, yine yakınlarıyla başlıyordu. Ne var ki, Zeyneb gibi çok yüce fıtratlı bir kadın, emre imtisâlden ibaret olan bir evliliği, uzun sürdüremeyecek gibiydi. Bu evlilik, Zeyd için de bir şey getirmemiş ve sadece bir ızdırap ve hasret olmuştu.
Nihayet boşama hâdisesi oldu; fakat Efendimiz Zeyd’i vazgeçirmeye ve evliliğin devam ettirilmesine çalışıyordu. Tam o esnada, Cibrîl (as) geldi ve semâvî fermanla, Zeyneb’in Peygamber Efendimiz’le izdivaç etmesi emrini getirdi. Efendimiz’in mâruz kaldığı imtihan oldukça ağırdı; zira, o güne kadar, kimsenin cesaret edemediği bir şey yapılıyor ve yerleşmiş, kök salmış âdetlere karşı, ilân-ı harp ediliyordu. Bu çok çetin bir mücadeleydi. Ancak Allah emrettiği için yapılabilirdi. Ve işte Efendimiz, derin bir kulluk şuuruyla, nezih şahsiyetine karşı çok ağır gelen bu işi yaptı. Hz. Âişe’nin dediği gibi, muhâl-farz, Peygamberimiz’in, vahy-i münzelden bir şeyi ketmetmesi câiz olsaydı Zeyneb’le izdivacını emreden âyetleri ketmederdi. Evet, bu Zât-ı Risâlet Penâhiye o kadar ağır gelmişti...
İlâhi hikmet ise, bu temiz ve yüce varlığı, Peygamber hânesine sokmak, ilim ve irfan yönüyle hazırlamak, irşat ve tebliğle vazifeli kılmak istiyordu. Nihayet, öyle de oldu. Ve daha sonraki nezih hayatı boyunca, Peygamber zevceliğinin iktizâ ettiği inceliklere riâyet etti.
Ayrıca, cahiliye devrinde, evlâtlıklara evlât deniyor ve onların eşleri de aynen evlâdın eşi gibi kabul ediliyordu. Cahiliyeye ait bu âdet, kaldırılmak murat buyurulunca, yine tatbikata Efendimiz’le başlanıldı. Herhangi bir kimseye “evlâdım” demekle, evlâdınız olamayacağı gibi, “evlâdım” dediğinizin zevcesi de gelininiz olamaz. (1)
Zeyneb’le izdivaç hususunda söylenecek daha çok şey olmakla beraber, sual-cevap mevzuunun istiâb haddini aşacağı için, şimdilik tek başına tahlîl edileceği âna havale ediyor ve kısa kesiyorum.
6) Saadet hânesiyle şerefyâb olanlardan biri de, Cüveyriye bintü’l-Hâris’dir (ra). Gayr-i müslim olan kabîlesine karşı harp edilmiş ve kadın erkek esarete dûçar olmuşlardı. Hissiyatı alt üst olmuş, gururu kırılmış bu saray mensubu kadın, huzûr-u risâlete getirildiğinde, kin ve nefretle doluydu.
İşte o zaman Fetânet-i A’zam, yağdan kıl çekme kolaylığı içinde meseleyi bir hamlede halletti.
Peygamber Efendimiz Hz. Cüveyriye (ra) ile nikâh akdedince, Cüveyriye, mü’minlerin anası mevkiine yükseldi ve sahabenin bakışında bir ihtirâm âbidesi hâline geldi. Hele Ashâb-ı Resûlullah, “Peygamber’in akrabaları esir edilmez.” deyip, ellerindeki esirleri bırakınca, hem Cüveyriye (ra) hem de onun aşiretin’in gönlü fethediliverdi.
Görülüyor ki, Peygamberimiz altmış yaşları dolaylarında, yaptıkları bu izdivaçta dahi pek çok meseleyi bir çırpıda hallediyor; kızıl kıyamet hâdiselerin içinde, sulh ve sükûn meltemleri estiriyordu.
7) Talihliler arasına karışanlardan birisi de, Safiyye bintü Huyey’dir (ra). Hayber emirlerinden birinin kızı. Meşhur, Hayber Vak’ası’nda, babası, kardeşi ve kocası öldürülmüş; kabilesi de esir edilmişti. Safiyye (ra) büyük bir öfke ve intikam hırsıyla yanıp tutuşuyordu. Nikâh akdedilip, mü’minlerin hürmet duyacağı, Efendimiz’e zevce olma muallâ mevkiine yükselince, hem Ashab’ın (ra) “Anam anam” tâzimleri ve hem de Efendimiz’in eritici ve tüketici yüceliği karşısında, Hz. Safiyye (ra) olup biten her şeyi unuttu ve Peygamberimiz’e zevce olmakla iftihar etmeye başladı.
Ayrıca, Hz. Safiyye vasıtasıyla pek çok Yahudi’nin, Efendimiz’i yakından görüp tanıma ve yumuşama imkânı da doğuyordu. Bir şeyle her şey yapan ve bir fiilinde binler hikmet bulunan Hazreti Allah (cc) bütün izdivaçlarda olduğu gibi, bunda da pek çok hayır ve bereket yaratmıştı.
Bundan başka, düşmanların iç âlemine muttalî olma bakımından, ümmetine bir ders vermiş olabileceğini zikretmek de muvafık olur zannederim. Hazreti Safiyye ve emsâli ayrı milletlerden olan kadınların, o milletlerin iç durumlarına nüfûz bakımından büyük ehemmiyeti vardır; elverir ki insan onların hâin olanlarıyla kendi sırlarını düşmanlara kaptırmasın.
8) Bu bahtiyarlardan biri de Hz. Sevde Validemizdir. İlk safta yerini alanlardan; kocasıyla Habeşistan’a hicret edenlerden ve Ümmü Habibe’nin kaderine benzer şekilde, kocasının vefatıyla ortada kalanlardan.
Efendimiz, bu kalbi kırığın da, yarasını sardı; onu perişan olmadan kurtardı ve ona enis oldu. Zaten sadece Efendimiz’in nikâhı altında bulunmayı düşünen bu büyük kadının, dünya adına istediği başka hiçbir şey de yoktu.
İşte bütün izdivaçlarında, bu türlü hikmet ve maslahatlar bulunan Peygamber Efendimiz (sav) hiç mi hiç nefsânî duygularıyla bu işin içine girmemiştir. Ya Râşid Halifelerin ilk ikisine karşı olduğu gibi, vezirleriyle bir karâbet tesisi ve zevcesi olacak kadındaki istîdat ve kabiliyet; veya teker teker, diğerlerinde gördüğümüz gibi, başka hikmet ve maslahatlarla evlenmiş ve büyük yük ve meûnetlerin altına girmiştir.
Bunlardan başka, Peygamber Efendimiz’in bu kadar kadının, mesken, nafaka, elbise gibi ihtiyaçlarını, en âdil şekilde temin etmesi ve onlara karşı muâmelesinde kılı kırk yararcasına, adâlet ve hakkâniyete riâyette bulunması; aralarında meydana gelmesi muhtemel huzursuzlukları peşinen önlemesi, vârit olan geçimsizlikleri yağdan kıl çekme rahatlığı içinde halletmesi, Bernard Shaw’ın ifadesiyle “En büyük problemleri kahve içme kolaylığı içinde halleden.” O müstesna Zât’ın peygamberliğine delâlet eder...
Bir kadın ve bir iki çocuğun dahi, idaresinin ne kadar müşkül olduğunu gören ve bilen bizler; daha evvel başka yuvalar kurmuş; başka âile yapılarına şâhit olmuş; girdiği yuvalarda farklı mizaçlar kazanmış pek çok kadını, bir şiir âhengi ve ritmi içinde idare eden, o muallâ ve mübeccel varlık karşısında iki büklüm oluyoruz.
Bir husus kaldı ki, o da, zevcelerin adedinin, ümmetine meşru kılınan adedin üstünde olma keyfiyetidir. Bu, bir hususî teşrîdir. Evet, bildiğimiz ve bilemediğimiz pek çok maslahat ve hikmetleri hâvi bir hususî kanundur. Bir müddet bu mevzuda mutlak izin verilmiş; belli bir müddet sonra ise sınır konmuş ve evlenmesi yasak edilmiştir.
muhamedin haticeden kalan evi son derece gösterişli büyük bir ev idi, tüm kadınları çocukları ve evlatlığı zeyd ile bu evde kalıyordu, muslümanların zeyd in evini bir başka yerde göstermelerinde ki amaç evlilik öncesi ilişkiyi örtbas etme çabasıdır, oysaki o dönemde günümüzdeki gibi bir sosyal yaşam mevcut değildi, geniş ve zengin aileler *3 kuşak bir arada yaşardı.
bu ilişki zeyd tarafından bilinmesine karşın, karşı koyacak gücü yoktu, karşı koysa bile allahın buyruklarına karşı gelmiş olacaktı, zeydin pasif direnişine muhammed ahzab 36 ayet ile cevap verdi.
36 - Bununla beraber Allah ve Resulü bir işe hükmettiği zaman, gerek mümin bir erkek ve gerekse mümin bir kadın için, o işlerinde başka bir tercih hakkı yoktur. Her kim de Allah ve Resulüne âşi olursa açık bir sapıklık etmiş olur.
zeyd için tutunulacak dal kalmamıştı bu ayetten sonra, aksi takdirde daha fazla itiraz ederse allahın buyruğuna karşı geleceği için kellesi gidecekti, zeyd için zeynebi boşamaktan başka çare yoktu, zaten muhammed zeynebi elde etmek için daha önce araplar arasında ayıp sayılan akraba kızları ile evliliği ahzab 50 ayet ile helal hale getirmişti, zeyneb muhammedin teyze kızıydı önce akraba ile evliliği düzene sokması gerekiyordu. ahzab 50. ayetteki teyze kızlarının helal kılınması zeyneb içindir.
sayın Meraklı
mümkünse yazdığınız ya da kopyalayıp yapıştırdığınız yazıyı daha kolay anlayabilmemiz için türkçeleştirme yoluna gitseniz.. ben arapça bilmiyorum kusura bakmayın... 8O
kopyaladığım şey gayet türkçe :D
yalnız bazı kavramlar türkçe ifade edildiği zaman cümle manasından ödün vermiş oluyor.
know how gibi :D
sodomo--
27-02-2007, 00:10
16- Ümmü Şerik : Guzeyye b. Cabir'in kızı olduğu islami kaynaklarda yazılıdır. Ümmü Şerik ismi ile çağrılmasının sebebi onun daha önceki evliliğinden Şerik isminde bir oğlu olması. Ahzap 50'nci ayette geçen Muhammed'e kendini hibe eden kadının bu olduğu da (İbn Sad-Tabakat vb.) kaynaklarda yazılıdır. Tabii aslında bu ayette bahsedilen kadının tek bir kadın veya özel olarak bahsedilen herhangi bir kadın olmadığı da açıktır. Bu ayette kendini Muhammed'e hibe edecek herhangi bir kadın sayı sınırlamasına tâbi olmadan bahsedilmektedir. Genel görüş bu hibe eden kadın sayısının 4 olduğu yönündedir. Bunlar Meymune, Zeynep b. Huzeyme, Ümmü Şerik ve Havle b. Hakim'dir.
Bu ismi aynı zamanda İslam'ı yayma konusunda oldukça fazla çaba göstermiş bir Mekekli kadın olarak da görürüz.
Muhammed'in onunla evliliği ile ilgili çeşitli rivayetler vardır, bunlar;
--Muhammed'in onunla evlendikten sonra zifafa girmeden boşadığı S.Ateş
--Muhammed'in onu yaşlı olmasına rağmen güzel olduğu için aldığı Vakidi'de *
--Muhammed'in önce onunla evlendiği sonrada görmeye gittiği ve yaşlı olduğunu görünce de boşadığı Taberi'de
--Muhammed'in ona evlenme teklif ettiği ama evlenmediği İbn Sad' da
--Muhammed'in onun kendisini hibe etmesinden sonra onunla evlendiği ve zifafa girdiği Diyarbekiri'de
ve daha bir çok kaynakta geçer
17- Kuteyle b. Kays : Eş'as'ın kızkardeşi olarak bahsedilir kaynaklarda. Daha doğrusu Muhammed'in ölümünden kısa bir süre önce *Eş'as kızkardeşini önce Muhammed'e nikahlamış sonrada onu getirmek için Hadramuta gitmiş ama yolda gelirken Muhammed ölmüştür. İlginç olan şu ki, bu kadın daha sonra Ebu Cehil'in oğlu İkrime ile evlenmiş ama halife Ebu Bekir Ahzap suresi 53. ayet gereğince bu evliliğe karşı çıkmış ama Ömer b.Hattab kadının Muhammed ile zifafa girmediğini söyleyerek Ebu Bekir'i ikna etmiştir. Her zaman Muhammed'in evliliğin alâmeti olarak üç kriter tartışılmıştır halifeler döneminde. Bunlar zifaf, peçe ve *nikah dır. Bu önemli bir konu olmuştur çünkü birincisi Muhammed'in zevcelerine onun ölümünden sonra evlilik yasağı vardır (Ahzap 53) ve bunu kontrol edecek olan da halifelerdir. İkincisi Muhammed'in zevcelerine devlet bütçesinden tahsis edilen atıyye (bağış maaş) ile ilgili olarak da önem kazanmıştır bu durum.
Burada ilginç başka bir durum daha vardır. M.Ü. İlahiyat Fak. Prof. Sadrettin Gümüş'ün "Resulullah'ın Aile Hayatı ile ilgili Ayetlerin Toplu Değerlendirilmesi" isimli makalesinde (Hz. Peygamber ve Aile Hayatı-Ensar Neşriyat s.225) Mustaiza isimli bir kadından bahseder. Bu kadın Muhammed'in ölümünden sonra Kuteyle'nin abisi yani Muhammed'e kızkardeşini veren Eş'as ile evlenmiştir. Bu durum Ömer b. Hattab'ı çok öfkelendirmiş ve Ömer b. Hattab her ikisine de recm cezası uygulamak istemiştir ama daha sonra Ömer b. Hattab'a Mustaiza'ya "müminlerin annesi" denilmediği, perde (hicab) arkasına alınmadığı ve Muhammed ile cinsi münasebette bulunmadığı hatırlatılmış, o da recm cezasından vazgeçmiştir.
Görüldüğü gibi Ahzap 53. ayet adeta Muhammed'in eşlerinin başında bir kılıç gibi sallanmıştır.
Muhammed ile yakın akrabalık bağına sahip olanlara onun ölümünden sonra tahsis edilen "atıyye"ler ise "atâ hukuku" adı ile başka bir konuda incelenecektir, bu yüzden burada bu konunun detaylarına girmiyorum.
18-Havle b. Huzeyl: *Bu kadının da Muhammed ile nikah kıydığı ama zifafa girmeden yolda gelirken vefat ettiği söylenir başta Taberi olmak üzere bütün kaynaklarda. İlginçtir Havle'nin ölümü ile birlikte onun yerine aynı ailden Şeraf b. Halife gönderilir Muhammed'e.
19-Şeraf. b. Halife : Muhammed'in ünlü elçisi Dıhye'nin kızkardeşidir. M. Hamidullah (İslam Peygamberi n. 887)'de şöyle der: Dıhyetu'l Kelbi Resulullah AS'a kızkardeşini eş olarak vermiş, ancak bu hanım henüz Medine'ye varmadan yolda vefat etmiştir. Dıhye bir başka kızkardeşini vermek istediyse de bu kez Resulullah AS onun gelişinden önce son nefesini vermiştir.
M.Hamidullah ( İslam Peygamberi no.1779)'da isim vermeden "Resulullah Dıhye'nin güzelliği ile ün yapmış kızkardeşini nikahlamak istemişti" derken *acaba bu yukarıdaki isimlerden hangisini kastetmiştir, orasını bilmiyorum.
Anlaşılan o ki; bu iki kadın ile zifaf *gerçekleşmeden evlilikler son bulmuştur. Bu anlamda bu iki kadın Muhamed'in "nikahlayıp da birleşemediği kadınlar" grubunda yer alacaktır.
20- Havle b. Hakim : Muhammed'e kendisini (nefsini) hibe eden (Ahzap 50 gereğince) kadınlardan birisi olduğu yönünde neredeyse ittifak vardır. Bu isim ile ilgili oldukça ilginç bir hadis vardır:
"Hz.Urve, Hz. Aişe'den naklediyor: Hz. Aişe buyurmuştur ki: Havle bintu Hakim Resulullah'a kendisi gelip evlenme teklif edenlerdendir. Aişe devamla dedi ki: Ben (kıskançlığın şevkiyle) "Kadın kısmı bir erkeğe evlenme teklifi yapmaktan sıkılmaz mı" diyerek bu şekilde Peygambere teklifte bulunanları kınardım. Ne zaman ki: "Onlarsan kimi dilersen geri bırakır, kimi dilersen yanına alabilrisin. Geri bıraktıklarınndan kimi istersen almakta sana güçlük yoktur... (Ahzab 51) mealindeki ayet nazil oldu kendimi tutamayarak: "Ey Allah'ın Resulü, görüyorum ki, Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor" dedim. [(Buhari, tefsir, Ahzab 7, Hikah 29; Müslim Rıda 49 (1464); Ebu Davud, Nikah 39 (2136); Nesai, Nikah 1, (6,54)]
Tabii burada Prof. İbrahim Canan Hadis Ansiklopedisi C.3.s 77'de "Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor" diye çevirerek adeta bu sözü yumuşatmıştır. Çünkü kendisi s. 79'da bu cümlenin kelime kelime tercüme edilince su-i edeb ifade eden mana çıktığını adeta itiraf etmiştir.
Nedir bu sözün Arapçası ona bakalım: "Mâ erâ (urâ) rabbeke illâ yüsâriu hevâke"
Dikkat ederseniz burada "hevâ" kelimesi geçiyor. Nedir hevâ ? Nefsin arzu ve istekleri
Nefsin arzû ve isteklerine hevâ denmesi, kimde bulunursa onu Cehennem'e düşürdüğü içindir. Hevâ sâhiblerine de ehl-i hevâ denmesi, bunlar Cehennem'e düşeceği içindir. (İmâm-ı Şa'bi)
İşte İbrahim Canan'ın kelime kelime çevirirsek su-i edep ifade eder dediği durum bu.
"Hevâ" kelimesi öncelikle "nefsani" arzu ve istekleri idafe eder ve söz konusu konu kendisini Muhammed'e *hibe eden bir kadın ile ilgili ise o zaman bu nefsani isteğin ne olduğu çok rahatlıkla anlaşılabilir. İlginç olan şu ki Ahzap 52 ile Muhammed'İn evlillik sayısına sınır getirilmiştir. Bu ayet indiğinde Muhammed'in 9 eşinin hayatta olduğu söyleniyor..
- "Ey Muhammedi Bundan sonra, sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzelliklerini ne kadar hoşuna giderse gitsin; hiçbirini başka bir eşle değiştirmen helâl değildir. Allah herşeyİ gözetmektedir." (Ahzap 52)
Bu ayetin bir "sınır" koyduğu, bu sınırlama nedeniyle. MuhamÂ*med'in artık o zamanki zevcelerinden başka bir eş alamayacağını hükme bağladığı belirtilir.
Fakat Muhammed'in eş sayısına konan bu sınır Ahzap suresinin 50. ayeti ile kaldırılıyor. Peki nasıl olur ? 52. ayetin hükmü 50. ayet ile kaldırılır derseniz orada da kanıtlarımız şunlar.
Bu ayetteki "sınırlamanın, 50. ayette kaldırıldığı, 52. ayetin, asÂ*lında 50. ayetten önce olduğu da savunulur. (Bkz. Tefsirler, örneğin Râzi, 25/223.)
Kuran'da bir çok böyle ayet vardır. Mushaf sıralamasında sonraki olan bir çok ayet ayet nüzul sıralamasında öncekidir. Yeri gelince bu tip ayetlerden örnekler vereceğim.
Bir diğer kanıtmız ise şu :
Aişe şöyle bir açıklaÂ*ma yapıyor:
- "Peygamber, kendisine kadınlar (sınırsız olarak) helâl kılınmaÂ*dan ölmedi." [(Bkz. Tırmizi, Tefsir, Ahzap (3214); Nesâi, Nikah 2 (6,56)]
İlave olarak :
Prof. İbrahim Canan (Hadis Ansk. *C.3. s. 83)'de şu açıklamayı yapar: İbnu Ebi Hatim'in, Ümmü Seleme'den yaptığı bir rivayet de bunu teyid eder. Der ki: Resulullah ölmezden önce mahremi olanlar hariç, dilediği kadınla evlenmek kednisine helal kılındı. Bu husus şu ayette açıklandı: "Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur..." (Ahzap 51)
İbn Kesir bu ayeti zikrettikten sonra der ki: Bu sonuncu ayet tilavet itibarıyla hemen arkasından gelen ayeti neshetmiştir. Bu mensuh ayet mealen şöyledir: Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir. Allah her şeyi gözetler (Ahzap 52)
Bunun bir benzeri de Bakara suresinde geçmiştir. Oradaki iki ayetten önce okunan nesheder ki bu ayetlerden birincisi yani nasih olan şudur :
Bakara 234. Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.
Neshedilmiş olan mütaakip ayet de şudur :
Bakara 240. Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden çıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda (sağlıklarında) vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları meşru şeylerden size bir günah yoktur. Allah azizdir, hakimdir.
Bu sonuncu ayet islamın bidâyetindeki durumu açıklamaktadır. O zaman kocası ölen kadın miras alamaz, yalnız bir yıl kocasının evinde kalırdı ve bu esnada kendisine bakılırdı. Bu durumda iddet de bir yıldı. Kadın bu esnada çeker giderse bakılma hakkını kaybederdi. Bilahire yukarıda bahsettiğimiz Bakara 234. ayet bunu neshetti.
(İbrahim Canan-Hadis Ansiklopedisi C.3 s. 84)
Görüldüğü gibi birbirisi ile çelişkili iki ayet mevcut ve bunlardan mushaf sıralamasına göre önce gelen 234. ayetin mushaf sıralamasına göre sonra gelen 240. ayetin hükmünü ortadan kaldırdığını söylenmekte ve bu durumun benzerinin de Ahzap 50-51-52. ayetlerle benzerlik arzettiğini açıklamaktadır İslam uleması.
Devamı gelecek...
sodomo--
27-02-2007, 00:14
16- Ümmü Şerik : Guzeyye b. Cabir'in kızı olduğu islami kaynaklarda yazılıdır. Ümmü Şerik ismi ile çağrılmasının sebebi onun daha önceki evliliğinden Şerik isminde bir oğlu olması. Ahzap 50'nci ayette geçen Muhammed'e kendini hibe eden kadının bu olduğu da (İbn Sad-Tabakat vb.) kaynaklarda yazılıdır. Tabii aslında bu ayette bahsedilen kadının tek bir kadın veya özel olarak bahsedilen herhangi bir kadın olmadığı da açıktır. Bu ayette kendini Muhammed'e hibe edecek herhangi bir kadın sayı sınırlamasına tâbi olmadan bahsedilmektedir. Genel görüş bu hibe eden kadın sayısının 4 olduğu yönündedir. Bunlar Meymune, Zeynep b. Huzeyme, Ümmü Şerik ve Havle b. Hakim'dir.
Bu ismi aynı zamanda İslam'ı yayma konusunda oldukça fazla çaba göstermiş bir Mekekli kadın olarak da görürüz.
Muhammed'in onunla evliliği ile ilgili çeşitli rivayetler vardır, bunlar;
--Muhammed'in onunla evlendikten sonra zifafa girmeden boşadığı S.Ateş
--Muhammed'in onu yaşlı olmasına rağmen güzel olduğu için aldığı Vakidi'de Â
--Muhammed'in önce onunla evlendiği sonrada görmeye gittiği ve yaşlı olduğunu görünce de boşadığı Taberi'de
--Muhammed'in ona evlenme teklif ettiği ama evlenmediği İbn Sad' da
--Muhammed'in onun kendisini hibe etmesinden sonra onunla evlendiği ve zifafa girdiği Diyarbekiri'de
ve daha bir çok kaynakta geçer
17- Kuteyle b. Kays : Eş'as'ın kızkardeşi olarak bahsedilir kaynaklarda. Daha doğrusu Muhammed'in ölümünden kısa bir süre önce  Eş'as kızkardeşini önce Muhammed'e nikahlamış sonrada onu getirmek için Hadramuta gitmiş ama yolda gelirken Muhammed ölmüştür. İlginç olan şu ki, bu kadın daha sonra Ebu Cehil'in oğlu İkrime ile evlenmiş ama halife Ebu Bekir Ahzap suresi 53. ayet gereğince bu evliliğe karşı çıkmış ama Ömer b.Hattab kadının Muhammed ile zifafa girmediğini söyleyerek Ebu Bekir'i ikna etmiştir. Her zaman Muhammed'in evliliğin alâmeti olarak üç kriter tartışılmıştır halifeler döneminde. Bunlar zifaf, peçe ve  nikah dır. Bu önemli bir konu olmuştur çünkü birincisi Muhammed'in zevcelerine onun ölümünden sonra evlilik yasağı vardır (Ahzap 53) ve bunu kontrol edecek olan da halifelerdir. İkincisi Muhammed'in zevcelerine devlet bütçesinden tahsis edilen atıyye (bağış maaş) ile ilgili olarak da önem kazanmıştır bu durum.
Burada ilginç başka bir durum daha vardır. M.Ü. İlahiyat Fak. Prof. Sadrettin Gümüş'ün "Resulullah'ın Aile Hayatı ile ilgili Ayetlerin Toplu Değerlendirilmesi" isimli makalesinde (Hz. Peygamber ve Aile Hayatı-Ensar Neşriyat s.225) Mustaiza isimli bir kadından bahseder. Bu kadın Muhammed'in ölümünden sonra Kuteyle'nin abisi yani Muhammed'e kızkardeşini veren Eş'as ile evlenmiştir. Bu durum Ömer b. Hattab'ı çok öfkelendirmiş ve Ömer b. Hattab her ikisine de recm cezası uygulamak istemiştir ama daha sonra Ömer b. Hattab'a Mustaiza'ya "müminlerin annesi" denilmediği, perde (hicab) arkasına alınmadığı ve Muhammed ile cinsi münasebette bulunmadığı hatırlatılmış, o da recm cezasından vazgeçmiştir.
Görüldüğü gibi Ahzap 53. ayet adeta Muhammed'in eşlerinin başında bir kılıç gibi sallanmıştır.
Muhammed ile yakın akrabalık bağına sahip olanlara onun ölümünden sonra tahsis edilen "atıyye"ler ise "atâ hukuku" adı ile başka bir konuda incelenecektir, bu yüzden burada bu konunun detaylarına girmiyorum.
18-Havle b. Huzeyl: Â Bu kadının da Muhammed ile nikah kıydığı ama zifafa girmeden yolda gelirken vefat ettiği söylenir başta Taberi olmak üzere bütün kaynaklarda. İlginçtir Havle'nin ölümü ile birlikte onun yerine aynı ailden Şeraf b. Halife gönderilir Muhammed'e.
19-Şeraf. b. Halife : Muhammed'in ünlü elçisi Dıhye'nin kızkardeşidir. M. Hamidullah (İslam Peygamberi n. 887)'de şöyle der: Dıhyetu'l Kelbi Resulullah AS'a kızkardeşini eş olarak vermiş, ancak bu hanım henüz Medine'ye varmadan yolda vefat etmiştir. Dıhye bir başka kızkardeşini vermek istediyse de bu kez Resulullah AS onun gelişinden önce son nefesini vermiştir.
M.Hamidullah ( İslam Peygamberi no.1779)'da isim vermeden "Resulullah Dıhye'nin güzelliği ile ün yapmış kızkardeşini nikahlamak istemişti" derken  acaba bu yukarıdaki isimlerden hangisini kastetmiştir, orasını bilmiyorum.
Anlaşılan o ki; bu iki kadın ile zifaf  gerçekleşmeden evlilikler son bulmuştur. Bu anlamda bu iki kadın Muhamed'in "nikahlayıp da birleşemediği kadınlar" grubunda yer alacaktır.
20- Havle b. Hakim : Muhammed'e kendisini (nefsini) hibe eden (Ahzap 50 gereğince) kadınlardan birisi olduğu yönünde neredeyse ittifak vardır. Bu isim ile ilgili oldukça ilginç bir hadis vardır:
"Hz.Urve, Hz. Aişe'den naklediyor: Hz. Aişe buyurmuştur ki: Havle bintu Hakim Resulullah'a kendisi gelip evlenme teklif edenlerdendir. Aişe devamla dedi ki: Ben (kıskançlığın şevkiyle) "Kadın kısmı bir erkeğe evlenme teklifi yapmaktan sıkılmaz mı" diyerek bu şekilde Peygambere teklifte bulunanları kınardım. Ne zaman ki: "Onlarsan kimi dilersen geri bırakır, kimi dilersen yanına alabilrisin. Geri bıraktıklarınndan kimi istersen almakta sana güçlük yoktur... (Ahzab 51) mealindeki ayet nazil oldu kendimi tutamayarak: "Ey Allah'ın Resulü, görüyorum ki, Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor" dedim. [(Buhari, tefsir, Ahzab 7, Hikah 29; Müslim Rıda 49 (1464); Ebu Davud, Nikah 39 (2136); Nesai, Nikah 1, (6,54)]
Tabii burada Prof. İbrahim Canan Hadis Ansiklopedisi C.3.s 77'de "Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor" diye çevirerek adeta bu sözü yumuşatmıştır. Çünkü kendisi s. 79'da bu cümlenin kelime kelime tercüme edilince su-i edeb ifade eden mana çıktığını adeta itiraf etmiştir.
Nedir bu sözün Arapçası ona bakalım: "Mâ erâ (urâ) rabbeke illâ yüsâriu hevâke"
Dikkat ederseniz burada "hevâ" kelimesi geçiyor. Nedir hevâ ? Nefsin arzu ve istekleri
Nefsin arzû ve isteklerine hevâ denmesi, kimde bulunursa onu Cehennem'e düşürdüğü içindir. Hevâ sâhiblerine de ehl-i hevâ denmesi, bunlar Cehennem'e düşeceği içindir. (İmâm-ı Şa'bi)
İşte İbrahim Canan'ın "kelime kelime çevirirsek su-i edep ifade eder" dediği durum bu.
"Hevâ" kelimesi öncelikle "nefsani" arzu ve istekleri idafe eder ve söz konusu konu kendisini Muhammed'e  hibe eden bir kadın ile ilgili ise o zaman bu nefsani isteğin ne olduğu çok rahatlıkla anlaşılabilir. İlginç olan şu ki Ahzap 52 ile Muhammed'İn evlillik sayısına sınır getirilmiştir. Bu ayet indiğinde Muhammed'in 9 eşinin hayatta olduğu söyleniyor..
- "Ey Muhammedi Bundan sonra, sana hiçbir kadın, cariyelerin bir yana, güzelliklerini ne kadar hoşuna giderse gitsin; hiçbirini başka bir eşle değiştirmen helâl değildir. Allah herşeyİ gözetmektedir." (Ahzap 52)
Bu ayetin bir "sınır" koyduğu, bu sınırlama nedeniyle. MuhamÂ*med'in artık o zamanki zevcelerinden başka bir eş alamayacağını hükme bağladığı belirtilir.
Fakat Muhammed'in eş sayısına konan bu sınır Ahzap suresinin 50. ayeti ile kaldırılıyor. Peki nasıl olur ? 52. ayetin hükmü 50. ayet ile kaldırılır derseniz orada da kanıtlarımız şunlar.
Bu ayetteki "sınırlamanın, 50. ayette kaldırıldığı, 52. ayetin, asÂ*lında 50. ayetten önce olduğu da savunulur. (Bkz. Tefsirler, örneğin Râzi, 25/223.)
Kuran'da bir çok böyle ayet vardır. Mushaf sıralamasında sonraki olan bir çok ayet ayet nüzul sıralamasında öncekidir. Yeri gelince bu tip ayetlerden örnekler vereceğim.
Bir diğer kanıtmız ise şu :
Aişe şöyle bir açıklaÂ*ma yapıyor:
- "Peygamber, kendisine kadınlar (sınırsız olarak) helâl kılınmaÂ*dan ölmedi." [(Bkz. Tırmizi, Tefsir, Ahzap (3214); Nesâi, Nikah 2 (6,56)]
İlave olarak :
Prof. İbrahim Canan (Hadis Ansk. Â C.3. s. 83)'de şu açıklamayı yapar: İbnu Ebi Hatim'in, Ümmü Seleme'den yaptığı bir rivayet de bunu teyid eder. Der ki: Resulullah ölmezden önce mahremi olanlar hariç, dilediği kadınla evlenmek kednisine helal kılındı. Bu husus şu ayette açıklandı: "Onlardan dilediğini geriye bırakır, dilediğini de yanına alırsın. Boşadığın hanımlarından arzu ettiğini tekrar yanına almanda, senin üzerine bir günah yoktur..." (Ahzap 51)
İbn Kesir bu ayeti zikrettikten sonra der ki: Bu sonuncu ayet tilavet itibarıyla hemen arkasından gelen ayeti neshetmiştir. Bu mensuh ayet mealen şöyledir: Bundan sonra artık başka kadınlarla evlenmen, elinin altında bulunan cariyeler hariç, güzellikleri hoşuna gitse bile, bunların yerine başka hanımlar alman sana helal değildir. Allah her şeyi gözetler (Ahzap 52)
Bunun bir benzeri de Bakara suresinde geçmiştir. Oradaki iki ayetten önce okunan nesheder ki bu ayetlerden birincisi yani nasih olan şudur :
Bakara 234. Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.
Neshedilmiş olan mütaakip ayet de şudur :
Bakara 240. Sizden ölüp de (dul) eşler bırakan kimseler, zevcelerinin, evlerinden çıkarılmadan, bir yıla kadar bıraktıkları maldan faydalanmaları hususunda (sağlıklarında) vasiyet etsinler. Eğer o kadınlar, (kendiliklerinden) çıkıp giderlerse, kendileri hakkında yaptıkları meşru şeylerden size bir günah yoktur. Allah azizdir, hakimdir.
Bu sonuncu ayet islamın bidâyetindeki durumu açıklamaktadır. O zaman kocası ölen kadın miras alamaz, yalnız bir yıl kocasının evinde kalırdı ve bu esnada kendisine bakılırdı. Bu durumda iddet de bir yıldı. Kadın bu esnada çeker giderse bakılma hakkını kaybederdi. Bilahire yukarıda bahsettiğimiz Bakara 234. ayet bunu neshetti.
(İbrahim Canan-Hadis Ansiklopedisi C.3 s. 84)
Görüldüğü gibi birbiri ile çelişkili iki ayet mevcut ve bunlardan mushaf sıralamasına göre önce gelen 234. ayetin mushaf sıralamasına göre sonra gelen 240. ayetin hükmünü ortadan kaldırdığı söylenmekte ve bu durumun benzerinin de Ahzap 50-51-52. ayetlerle benzerlik arzettiğini açıklamaktadır İslam uleması.
Devamı gelecek...
sodomo--
27-02-2007, 00:23
----
Ya ben ne zaman Muhammed'in eşlerinin çokluğuyla ilgili bir yazı okusam aklıma hemen
bir hadisi gelir.Hadise göre Cebrail tarafından Muhammed'e 40 erkeğin cinsel güçüne
denk bir cinsel güç bahşedilmiştir !Eee tabii şimdi diyorum ki bana da 40 erkeğinkine
denk cinsel kudret verilseydi ben de 15-20 eş bir o kadar da cariye edinirdim kendime !
Burada Muhammed peygambere hakkını teslim etmek gerek ! :)
commandante
02-04-2007, 19:44
Muhammed’in birden fazla kadınla evlenmesi Medine dönemine ve yaşlılık günlerine rastlar. Hatice’den sonra, Hicret’e kadar yalnız Zem’a kızı Sevde ile evli kalmıştır. Hatice ile evlendiği sırada kendisi 25 yaşında, o ise 40 yaşında iki kocadan dul kalmış bir kadındı. 15 yıl birlikte yaşadılar. Hatice, Hicret’ten 3 yıl önce 65 yaşında öldü. Peygamberin hayatını evlilikler açısından birkaç dönemde görmek gerekir:
25 yaşına kadar bekâr
25-50 yaş arasında tek evlilik hayatı
50-60 yaş arasında çok evlilik hayatı
60 yaşından sonra hiç evlenmedi
Diğer yapıtlarda ileri sürüldüğüne göre, Muhammed aynı anda 9 kadınla evli olmuş. Taberi gibi bazı tarihçiler, 15 kadınla evli olduğunu söylerler. Bu doğrulanmış değildir. Rivayetlerden şu bilgiler çıkarılabiliyor: Zifaf olduğu 11, olmadığı 2 karısı olmuştur. Bunlara 2 cariyeyi eklersek 15 eder. Prof. Uman’a göre, doğrusunu “Allah bilir”.
Taberi ve başkaları Aişe’den rivayet ederler: “Peygamber evde ne yapardı?” diye sorulmuş. “Sizin yaptığınız gibi” demiş”; “Şunu indirir, bunu kaldırır, ailelerinin işlerini görür, etlerini doğrar, evi süpürür, uşağa yardım eder.” Şöyle bir sözü vardır karılarını döven erkekler için: “Hem karılarını köle gibi döverler, hem de utanmadan onlara sarılır yatarlar.” (Kaynak: Ibni Sa’d, c.8, s.148)
Arkadaşlarından Enes anlatır: “Peygamber 9 ya da 11 karısı varken, günün belirli saatlerinde bütün karılarını dolaşır, hepsi ile cinsel ilişkide bulunurdu”
Enes’e sordular: “Peki, Peygamber buna nasıl güç yetiştiriyordu?”
Enes şöyle dedi: “Biz aramızda, Peygamber’in otuz erkek gücünde olduğunu konuşurduk.” (Kaynak: Buhari, Tecrid/192)
Muhammed, karılarına eşit süre ayırır, aynı gece hepsini dolaşır, sıra kimdeyse onun yanında kalırdı. (Kaynak: Müsned, c.6, s.108)
Yolculuğa çıkmak istediğinde aralarında kura çeker, hangisi çıkmışsa onunla giderdi. Hac için hepsini yanında götürdü. (Kaynak: Ibnü Sa’d, Tabakat)
işte muhammedin karıları
hatice,sevde,aişezeynep,hafsa,ümmü habibe,ümmü seleme,cüveyriye,safiye,Haris’in kızı Meymune Huzeyme kızı Zeynep,marya,reyhane,esma,amre bu kadarcık
http://www.islamiyetgercekleri.org/muhammedinkarilaricariyeleri.html
commandante
02-04-2007, 20:03
mesajım neden buraya eklendi merak ettim
InVitatio
13-04-2007, 03:30
Soru 1: Peygamberimizin Hz. Aişe ile evliliğini diline dolayanlar en çok onun yaşına takılıyorlar. Gerçekten Hz. Aişe annemiz çocuk denecek yaşta mı evlenmişti? Bununla ilgili bizleri bilgilendirirseniz memnun oluruz.
Cevap 1: Hz. Aişe Validemizin doğum tarihiyle ilgili bir takım görüşler ileri sürülmüştür. Bunun sebebi ise o dönemde çocukların doğum tarihine önem verilmez ve tespit edilmezdi. Bilahare çocuk meşhur biri olursa insanlar onun doğum tarihiyle ilgilenir ve tespite çalışırlardı. İşte Hz. Aişe validemiz (r.a) için de böyle olmuştur. O’nun peygamberliğin dördüncü yılında doğduğunu söyleyenler, Mekke döneminin sonunda da Hz. Muhammed (s.a) ile evlendiğini iddia ederek; bu evliliği dokuz yaşında yapılmış gibi göstermeye çalışmışlardır. Bunun doğru olmadığını Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet ortaya koymaktadır: "Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)" Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir. Hz.Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre yukarıdaki iddianın doğru olması mümkün değildir. Olayları ayrıntılarıyla hatırlayabilmek ve sokakta oynayan bir çocuk olması için en az beş veya altı yaşında(veya daha büyük) olması gerekir. Kamer suresi Mekke devrinin dördüncü yılında indiğine göre dördüncü yılda beş-altı yaşında olunca Hz. Peygamberle evlendiği zaman en az ondört – onbeş yaşında olması gerekir. Bunu doğrulayan bir başka delil ise kız kardeşi Esma’nın durumudur. Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir.
Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir. Bu dönemde inen Kur’an sure ve ayetlerini teferruatıyla hatırlayan bir çocuğun en az bu yaşlarda olması gerekir. Buna göre ise peygamberlikten dört yıl önce doğmuş olduğu kesinlik kazanmaktadır. Böyle olmasını gerektiren bir başka sebep ise Hz. Muhammed (a.s) ın eşinin vefatıyla çocuklarının bakıma ihtiyacının olmasıdır. Kızı Fatıma henüz çocuk yaşta ve bu işin üstesinden gelecek durumda değildir. Bu nedenle evini idare edip çocuklarına sahip çıkacak bir eşe ihtiyacı vardır. Dokuz yaşında bir çocuğun bunları yapması mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin kızı Fatıma (r.a) nın peygamberlikten bir yıl önce doğduğu ve hicretin ikinci yılında da Hz. Ali ile evlendirildiği bilinmektedir.
Evlendiklerinde Hz. Ali 21 yaşından biraz büyük Fatıma’nın ise 15 yaşından biraz fazla olduğu bilinmektedir. Hz. Fatımayı Hz. Ali ile evlendirmeden önce Ebu Bekir ve Ömer(R.A) onunla evlenmek için peygamberimizden istemişler, ancak peygamberimiz onlara cevap vermemiş ve Hz. Ali ile evlendirmiştir.
Buradan hareketle şunu söylemek istiyoruz: Bu bölgede ve bu zamanda kız çocukları dokuz yaşında evlenecek çağa geliyor ise niçin peygamberimiz evinde büyüttüğü Ali ile Fatımayı evlendirmek için 15-16 yaşına kadar beklemiştir? Yine dava arkadaşları onunla evlenmek istediklerine göre bu kadar süre (6-7 yıl) niçin beklemiş olsunlar? Hz. Muhammed (a.s) ile kendi kızını dokuz yaşında evlendirmiş olan Hz. Ebu Bekir niçin aynı yaşa gelince bu teklifi Hz. Muhammed (a.s) a yapmadı da yedi yıl bekledi?
Bu noktadan bakıldığında da bu iddianın doğru olması mümkün görünmemektedir. Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur. Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir:
Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir. Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar. Bu olayda birkaç yıllık bir yanılma payının olması aklen mümkün iken dokuz yıllık bir yanılmayı akıl asla kabul etmez. Bir insanın yaşının bu kadar önemli olmasının nedeni malum olduğu üzere bir dinin peygamberine uygun olmayan bir işin isnad edilmesidir. Müslümanlar inanırlar ki peygamberler meşruiyetin örneğidir. Onlar bir hata yaparsa Allah onların hatasını düzeltir. Böylece bir dini ilk yaşayan insanın kusursuz olmasını sağlayarak insanlara doğru bir örneklik sunar.
Peygamberimizin gerek ailevi ilişkilerinde, gerekse toplumsal olaylarla ilgili düzeltilmesinin Kur’an da örneklerini de görmekteyiz. (Tahrim 1-5, Abese 1-4 ) gibi. Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır.
www.iktibas.info/dergi/2004/temmuz/mektup.htm (http://www.iktibas.info/dergi/2004/temmuz/mektup.htm)
ben takmiyorum zaten bu hadislere, ama hadis zirvalarina dayanrak peygamberin dokuz yasinda biri ile evlendigini idaa edenlere de hadislere dayali bir cevap vermek gerekir düsüncesi ile iletiyi astim....
muhtemelen bu yukardaki bahsi gecen hadislerin sahih olmadigi söylencektir simdi, ama kime göre hangi hadis sahih veya degil ? .
InVitatio
13-04-2007, 04:26
ne yazik ki bu hz ayse konusunda vikipedia'da bir makale var ama almanca.......
almanca bilenlere ve ilgilenlere sunulur......
http://de.wikipedia.org/wiki/Aischa_bint_Abi-Bakr
commandante
13-04-2007, 09:07
(Yaşı *kesin *olarak *9 *'dur) *Ebu *Bekr'in *kızıdır. *Muhammed *kendisi *ile *nikahlandığında *henüz *6 *yaşındaydı, *zifafa *girdiğinde *ise *9. *Aişe *başlı *başına *ayrı *bir *başlık *konusudur, *bu *liste *içinde *detay *bilgi *vermeyeceğim *ama *bilahire *ayrı *olarak *inceleyeceğim. *Şimdilik *Martin *Kings *(Ebubekir *Siraceddin)'in *Hz. *Muhammed'in *Hayatı *kitabı *s.142'den *bir *ufak *bir *aktarım *yapıyorum *:
*
"Aişe *(r.a.) *şöyle *anlatıyor *: *Ben *arkadaşlarımla *beraber *bebeklerimle *oynardım. *O *sırada *Peyganber *(s.a.v) *gelirdi. *Onu *görünce *arkadaşlarım *kaçışırlardı. *Fakat *Peygamber *(s.a.v) *onları *ben *onlarla *beraber *olmak *istediğim *için *geri *getirirdi. *Bazen *onlar *kaçmaya *fırsat *bulamadan: *"Olduğunuz *yerde *kalın" *derdi. *Çocukları *sevdiği *ve *kızlarıyla *oynamaya *alışık *olduğu *için *bazen *onlara *katılıp *oyun *oynardı. *Oyuncakların *ve *bebeklerin *bir *çok *rolleri *vardı. *Aişe *(r.a.) *şöyle *diyor: *Bir *gün *ben *oyuncaklarımla *oynarken *Peygamber *(s.a.v) *içeri *girdi *ve *: *"Ey *Aişe *bu *hangi *oyun *?" *dedi. *Ben *"Süleyman'ın *atları" *dedim. *O *da *bana *güldü. *Fakat *bazen *geldiğinde *onları *rahatsız *etmemek *için *cübbesine *bürünür *beklerdi."
NEbukadnezzar
13-04-2007, 10:26
(Yaşı *kesin *olarak *9 *'dur) * *:evil: *abi ne saçma *bir düşünce 9 ya da 6 yaşında *bır *çoçukla evlenen bır *ınsanın anlattıklarına *kım *ınanır ?
InVitatio
13-04-2007, 11:14
arkdaslar neye göre kesin olarak 9dur ?
türkleri öldürün diyen buhariye göre mi ?
hani kendi ön yargilarinizi manifesto etmek icin mi siz bu hadislere takiyorsunuz?
bakin yukardaki ileti'de dokuz yasinda olamayacagi yaziyor,
yani oradaki bilgilerden de sonucta bir hadis'den
ama hangi gerekce ile yok o sahih degil bu hadis sahih denilebiliyor ?
gerekce kendi "egolarinizi tatmin" etmek olmasin ?
Muhammed'in Aişe ile evlenmesi konusu bu forumlarda defalarca tartışıldı İnvatio. Kendi egomuzu
tatmin etmek için böyle bir argümana ihtiyacımız da yok. Ama sen ve senin gibi düşünenler için
bir açmaz var. Eğer Muhammed bir çocukla evleniyorsa nasıl Allah Rasulü olur sorusu ..
Sadece o değil Ömer Bin Hattab'ın buluğa ermemiş Ali'nin kızı ile evlenmesi de cabası...
Bu linke bir bak. Seni ikna eden olguları nasıl ele almışlar. Bir dinci akademisyenin yazısı bu.
Aişe kaç yaşındaydı ? (http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4540&highlight=savunmac%FD)
InVitatio'nun bahsettiği Wikipedia sayfasına baktım. Bu sayfanın ingilizcesi de varmış. Burada yazılanların ilgili kısmını aktarayım:
Aişe'nin ne zaman doğduğu belirsiz. Genellikle araştırmacılar Muhammetle evlendiğinde 9 yaşında olduğundan doğum tarihini evlendiği tarihten çıkararak buluyorlar. Ancak bu durum tartışmalı, başka varsayımlar da var. Daha sonra okuyucu başka sayfaya yönlendiriliyor. Bu sayfada
http://en.wikipedia.org/wiki/Aisha%27s_age_at_marriage
Sahih Buhari, Sahih Muslim, Sunan Abu Davud ve Tarık el Tabari'ye göre Aişa evlendiğinde (zifafta) 9 yaşındadır. Diğer taraftan 9 yaşından büyük olduğunu savlayanlar da var. Ancak bunlardan hiç birisi hadis değil (onları buraya almak çok zor, uzun), örneğin Aişe'nin Muhammet'e Badir savaşı ile sonuçlanan baskında katıldığı (624) (Buhari ve Müslim'e göre) ve baskına katılanların en az 15 yaşında olanlarına izin verildiğinden Aişe'nin 622'de hicrette 13 yaşında olması sonucunu çıkardıkları, gibi çeşitli yan olaylarla yaş saptamaya çalışmışlar.
Buradan ilk sayfaya dönersek Aişe'nin Buhari ve Müslimi'ye göre 9 , ama diğerler 'malzeme'nin (yukarıda bahsedilen ve anlaşılan küçük yaş dolayısıyla utanıldığı için)) Aişa'nin evlendiğinde 12 ila 20 yaş arasında yazdığını söylüyorlar.
Bu sayfada başka ilginç (Safwan ile zina, Muhammet'in karıları ile arasındaki bal hikayesi falan gibi) var. Sonunda da bu başlığı ilgilendiren bir not daha var. Aişe ve kumalarının mutsuz olduğu, çünkü bir Hıristiyan olan Meryem el-Kıpti'nin - ki Muhammet'e yaşamış bir oğul doğurmuş - Muhammet'in başını döndürdüğünü yazmışlar. (Çeşitli rivayete göre bu bir köleymiş, bazıları ise müslüman yapılıp azat adildiği ve karı alındığını söylüyorlarmış)
InVitatio
13-04-2007, 17:20
sevgili buralp
hadis dedigin tarih'den anekdotlar....simdi bu anektdotlari tutanlari sorgulayacagin yerine....yooook sadece buharinin anektdotlari dogrudur cünkü isime öyle geliyor demek ne kadar dogru ?
evet bu konudaki diger görüs kabul görülmüyor, neden ?
farkli birsey söylemeye cesaret ettikleri icin mi ?
bilmiyorum farkindamisiniz,
ama bu neyüdügü belirsiz hadis zirvalamalari sayesinde islam icinde olmamasi gereken bir ruhban sinifi olustu, ve bu hadisci soytarilar, "bizim yazdigimiz anekdotlara karsi gelmek, peygamberi kücük görmektir, peygamberi kücük görmek iste, Allah'a sirk'dir" diye bir kendini kabul ettirme mekanizmasi kurmus....
allah ne ettsin buhariyi onu bunu ?
adamlar utanmasa cebrail bize de bir aksam ugradi diyecekler....dilleri varmiyor.....
birde peygamber o kadar kadinla beraber olma imkani varken, ne etsin 9 yasindaki cocugu ?
burada sizlerin derdi, peygamberin ahlak anlayisini sorgulamak.......ve bunu yaparken, peygamberligine "gölge" düsürmek istemeye ugrasmak......sizin derdiniz ne ayse ne fatma.....
peygamber nasil olursa olsun ? sizler kendi ahlak anlayisina dikkat edin, toplum icin daha faydali olur düsüncesi ile
InVitatio
sodomo--
13-04-2007, 18:01
burada sizlerin derdi, peygamberin ahlak anlayisini sorgulamak.......ve bunu yaparken, peygamberligine "gölge" düsürmek istemeye ugrasmak......sizin derdiniz ne ayse ne fatma..... (InVitatio)
Öyle deme, özellikle Safiyye ve Cüveyriye'nin çok acıklı hikayeleri vardır. Aklıma geldikçe üzülürüm bu iki kıza. Bari ilk sayfadaki giriş yazımı okusaydın InVitatio, kısmen anlattım ama bu ikisi için ayrı bir başlık açsam yeridir çok hüzünlüdür hikayeler. Özellikle Safiyye'nin ömür boyu o Hayber fethinden sonra başına gelenleri unuttuğunu sanmıyorum. Zaten mirasını da yahudi akrabalarına bırakmıştı.
Sevgili InVitatio,
Ben sadece sizin söylediğiniz sayfayı tercüme ettim. Bunu da tarafsızlıkla yaptım. İsterseniz başka bir arkadaşınıza baktırın. Kendi yorumum pek azdır ve kaışmasın diye italik yazılmıştır.
güncellemedim yahu, neden baskı yapıyorsunuz. ( smiley )
saygılarımla
Ben pek güncelleme yapmam, yazarım güncellenir.
Ama vgm'nin "Muhammed'in boşadığı eşleri" başlığına yazacağım mesajı dalgınlıkla bu sayfaya yazdığımdan silip güncelleme yazdım zorunlu kalarak..
Yoksa niyetimiz zorla bu başlığı okutmak değil, yanlış anlaşılmasın. :)
bir itirafta bulunayım.
Sodomo'nun bu güzel yazılarını bir siteye gönderdim. Onlar da asmak için izin istediler, ben de TD de yer alan tüm yazılar anonimdir dedim, ister imza atın isterseniz de atmayın. Onlar da yayınladılar ve sitemiz destek masasına teşekkür iletisi gönderdiler.
Bunu belirtmek isterim, kimsenin emeginin üzerine yatmayalım, çünkü sodomo nicki tarih oldu. Ergenekondan kurtulursa şayet kendisine tekrar teşekkür edelim. :)
Bu anlamda da güncellenmesi yerinde oldu. Degerli bilgiler içeriyor.
saygılarımla
serüvenci
28-05-2008, 00:56
Peygamberin haremi
alıntı
TvT, hiç bir şekilde, kendisini özel olarak İslam ve daha özel olarak da Muhammed eleştirisiyle sınırlı tutmuyor. İslam peygamberinin haremi, sadece üzeri örtülmek istenen bir konuyu bilinçlere çıkarmak hedefiyle yayınlanmaktadır ve böyle bir 'zevce listesi' veya harem, sadece 14 asır önceki Arap toplumunun genel koşulları içinde değerlendirilebilirse anlaşılabilir ve 'anlamlı' hale gelebilir.
İslami 'ulema', 'peygamber efendimizin hanımları' dediği vakit, hangi ölçülere göre, 'peygamber zevcesi' tayin ettiğini gizlemektedir. Örneğin, Muhammed'in 'nikahlı' olmadığı bir cariyesi ile cinsel ilişki kurması ve ondan çocuk sahibi olması, ilgili kadının 'zevce/eş' kategorisine girmesine yetiyor mu, yetmiyor mu? Dikkatli her okur, İslami ulemanın, Muhammed'in cariyelerini ve bu cariyelerin 'kadın'lık vasıflarını gizlemeye çalıştığını; onları 'Muhammed efendimizin hanımları' kategorisi dışına attığını fark edecektir.
'Muhammed'in haremi', öteki yönüyle eski toplumun 'tek eşlilik/çok eşlilik' kavrayış ve uygulamasının değişik yönlerinin açıklığa kavuşturulmasına da hizmet etmesi için ele alınmaktadır.
***
01-Hatice
02- Sevde binti Zem'a el-Amiriye (Sevde binti Zama)
Meydan Larousse C.11, s.22
03- Ayşe (Aişe) Ümmü'l-mü'min Aişe bint Ebi Bekr es Sidîk el-Kuresiyye
Ayşe'nin 6 yaşında iken Muhammed'e nikah olduğuna dair hadisler için bak.
Sahi-i Buhari Muhtasari C. 10, s.77-79, Hadis no 1553
İslam Ansiklopedisi C.2, s.201-205, Diyanet Vakfı
04- Safiye binti Huyey bin Ahtâb en-Nadriye el-israilliyye el-Haruniye
Safiye binti Huyey bin Ahtar, Meydan Larousse C. 10, s. 822
· Şeriat ve Kadın-İlhan Arsel s. 246-247
· Şeriat ve Kadın-İlhan Arsel s. 265
· Sahi-i Buhari Muhtasari C. 8, s.429, Hadis no 1286
· Şeriat ve Kadın-İlhan Arsel s. 285
05- Cüveyriye binti Haris ibn Ebi Dirar el-Müstalikiye
Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 490
06-Zeynep binti Hüzeyme b. Haris b. Abdullah b. Amr b. Abdumenaf b. Hilal b. Amir b. Sa'saa el-Hilaliyye
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.4, s. 157
07- Meymune binti Haris el-Hilaliyye
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 490
08- Mariye binti Sem'un el-Kiptiye el-Misriyye
(Cariye, Muhammed'in ölen oğlu İbrahim'in anası)
Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s.485, 502,509
09- Reyhane binti Sem'un el-Kurziye (Cariye)
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 485, 491, 538
10-Zeynep binti Cahs el-Esediyye
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.2, s. 284, 380
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.3, s. 261
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.4, s. 248-251, 253, 275, 426
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 435, 485, 486, 489, 497
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.6, s. 161, 276, 277, 378, 513, 515
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.7, s. 59, 169, 173, 174, 521,
Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.8, s. 162
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.9, s. 181
11-Ümmi Seleme Hind binti Ümeyye el-Mahzumiyye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.3, s. 98, 99, 138
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.4, s. 157
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 496
12- Aliye b. Zebyan b. Amr b. Avf b. Ka'b b. Abd b. Ebibekir b. Kilab
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 491
13- Esma binti Ka'b el Cevniyye (Umeyme)
· Ibni Kesir, Büyük Islam Tarihi, C.5, s. 494
14- Ümmi Habibe Remle binti Ebi Süfyan Sahr b. Harb ibn Ümeyye el-Ümeviyye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.3, s. 100
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.4, s. 244, 245,-247, 397, 496
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 496, 497
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.8, s. 53
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.10 90, s.
15- Hafsa binti Ömer b. Hattab el-Adeviyye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.3, s. 265, 477
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.4, s. 294, 346
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 244, 253, 268, 269, 391, 434, 485, 486, 488, 496, 497, 536, 538
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.6, s. 24
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.7, s. 229, 230, 349, 373, 544,
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.8, s. 57
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.9, s.12,13,
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.10, s.542
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.12, s. 146
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.14, s. 330
16- Müleyka binti Ka'b
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 495
17- Leyla binti Hatim el-ensâriye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 498-499
18- Gaziyye binti Cabir b. Hakim
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 497, 500
19- Ümmü Serik el-Ensariye en-Ensariye en-Neccariye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 494, 498
20- Senba
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 486
21- Ali b. Zebyan b. Amr b. Avf b. Ka'b b. Abd b. Ebibekir b. Kilab
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s.491
22- Havle binti Hakim es-Sülemi
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 17, 18 492, 497
23- Amre binti Yezid el-Gifariyye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 486
24- Katile binti Kays
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 494
25- Esma binti Salt
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 494
26- Hamze binti Haris el-Müzeniye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 494 (nişanlandı)
27- Havle binti Hüzeyl b. Hubeyre et-Taglibi
· Şamdan Muhammed'in yanına gelirken vefat etti.
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 491
28- Saraf binti Fudale b. Halife
· Havle binti Hüzeyl bi. Hübeyre et-Taglibi'nin teyzesi, Şamdan Muhammed'in yanına gelirken vefat etti.
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 491
29- Emine
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 492
30- Ümeyme binti Numan b. Serahil
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 492, 493
31- Fatima binti Dahhak b. Süfyan
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 59, 493
32- Amre binti Yezid el-Kilabiye
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 494
33- Amre binti Zeyd
· Ibni Kesir, Büyük İslam Tarihi, C.5, s. 492
***
serüvenci
28-05-2008, 00:58
[ Bunların bir bölümünü daha yakından tanıtan bir anonim Çalışma]
1- Hatice:
(28 ya da 40 yaşında) Huveylid'ibn Esed'in kızıdır. Daha önce Ebû Hale Zürâre ile evlenmiş ve ondan Hind adında bir kızı olmuştur. O ölünce de Atik ibn Aiz ile evlenmiş Abdu Menaf isiminde bir çocuğu olmuştur; sonra ondan boşanıp Muhammed ile evliliğinde 6 çocuğu olmuştur ama gerek yaşı gerekse çocuklarının bazılarının Muhammed'den mi yoksa önceki kocalarından mı olduğu konusu tartışmalıdır. Özellikle Şii'ler Fatıma dışındaki kızlarının Muhammed'den olmadığını; ikinci kocasından veya kızkardeşinin çocukları olduğunu söylerler.
2- Sevde bint Zem'an:
50- 55 yaşında olduğu söylenir. Muhammed'in eşleri arasında en az bilgi sahibi olduğumuz o dur. Muhammed ile evlenmeden önce es-Sukran ibn Amir ile evli idi. Kocası onu Habeşistan'a götürmüş orada Hristiyan olmuş ama Sevde müslümanlığını korumuştur. Daha sonra kocası ölünce Mekke'ye geri dönmüş ve Muhammed bakılması ve yetiştirilmesi gereken ufak çocuklarını yetiştirmesi için onunla evlenmiştir. O da Muhammed'in çocukları ile kendi çocukları gibi yakından ilgilenmiş ve onları yetiştirip büyütmüştür. Lakin Muhammed ondan gördüğü bütün bu iyiliklere rağmen Sevde'nin yaşlı oluşuna daha fazla tahammül edemeyip onu boşamak istemiştir. Prof. İbrahim Canan'in ( Müslim, Rada 47) 'den olayı şöyle aktarır :
'Hz. Sevde (r.a.)'yi Efendimiz boşamak isteyince, büyük kadın gelmiş ve Allah Resulüne adeta yalvarmış... gününü Aişe (r.a.)'ye verdiğini ortaya koymuş, tek isteğinin peygamber zevcesi olarak vefat etmek olduğunu ifade etmişdi ki, bunlar Allah Resulü'nin nikahı altında kalabilmek için yapılan fedakarlıklardı.' [Hadis Ansiklopedisi-Kütüb-i Sitte c.3 syf. 69]
Ölmeden önce kendi oturduğu daireyi Aişe'ye vasiyet etmiş ve o ölünce Aişe kendi yatak odasını genişletme imkanı bulmuştu. Bu bilgiyi de Hamidullah İslam Peygamberi s.561 no.1101'de Samhûdi, 2, s. 464'den yaptığı aktarımda buluyoruz.
3- Aişe:
(Yaşı kesin olarak 9'dur) Ebu Bekr'in kızıdır. Muhammed kendisi ile nikahlandığında henüz 6 yaşındaydı, zifafa girdiğinde ise 9. Martin Kings (Ebubekir Siraceddin)'in 'Hz. Muhammed'in Hayatı' kitabı s.142'den bir ufak bir aktarım yapıyorum :
'Aişe (r.a.) şöyle anlatıyor : Ben arkadaşlarımla beraber bebeklerimle oynardım. O sırada Peyganber (s.a.v) gelirdi. Onu görünce arkadaşlarım kaçışırlardı. Fakat Peygamber (s.a.v) onları ben onlarla beraber olmak istediğim için geri getirirdi. Bazen onlar kaçmaya fırsat bulamadan: 'Olduğunuz yerde kalın' derdi. Çocukları sevdiği ve kızlarıyla oynamaya alışık olduğu için bazen onlara katılıp oyun oynardı. Oyuncakların ve bebeklerin bir çok rolleri vardı. Aişe (r.a.) şöyle diyor: Bir gün ben oyuncaklarımla oynarken Peygamber (s.a.v) içeri girdi ve : 'Ey Aişe bu hangi oyun ?' dedi. Ben 'Süleyman'ın atları' dedim. O da bana güldü. Fakat bazen geldiğinde onları rahatsız etmemek için cübbesine bürünür beklerdi.'
4- Hafsa:
(Yaşı 18-22 arası olarak geçer kayıtlarda) Ömer'in kızıdır. Daha önce Huneys ibn Huzafe ile evliydi ama kocası H. 3. yılında Uhud'da hayatını kaybetti. Hafsa 18 yaşında dul kalmıştı ve babası onu önce Ebu Bekr'e vermek istedi ama, o kabul etmedi sonra Osman'a vermek istemesine rağmen Osman da evlenmek istemedi. (Neden acaba ? Belki Uhud'da ölen kocası Osman'ın yakın bir arkadaşıydı ve Osman onunla evlenme fikrini 'etik olarak' kabul edemedi… )
Bunun durumu Muhammed'e söyleyen Ömer'e, Muhammed şöyle dedi : 'Ya Ömer! Hafsa, Osman'dan, Osman da Hafsa'dan daha hayırlı birisiyle evlenecektir.'
Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı. Osman'dan daha hayırlı damat kim olabilirdi ki ? Aradan birkaç gün geçtikten sonra Muhammed Hafsa'ya talib oldu--Osman'dan daha hayırlı olan kişi kendisiydi -- Ömer'e dedi ki: 'Sen kızın Hafsa'yı bana nikahlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsüm'ü Osman'a nikahlarım...'
İlginçtir ama Sunni kaynaklarda Ebu Bekr ve Osman'ın Hafza'yı almayı reddetmesinin sebebi olarak bu iki ismin de 'Peygamberlerinin Hafza ile evlenmek istediğini bilmeleri' diye geçer. Ömer onların teklifini reddetmelerine çok içerlenmiş ve kızmıştı, normal koşullarda bu iki ismin de saygı ve sevgi duydukları Ömer'in teklifini reddetme davranışında bulunmaları biraz uzak ihtimal, bu yüzden bu tahmin daha uygun düşüyor bu bağlamda.
Ebu Davud'da Ömer'den yapılan bir aktarım ile Muhammed'in onu boşadığı ama sonra tekrar geri aldığı (talak-ı reci) yazılıdır.
(Ebu Davud Talak, c. 2, 2276) Bu durum İbn İshak ve Taberi'de (c.9 dipnot 884 s.131)'de de geçer.
(Talak-ı reci: Koca bir defa 'boş ol' 'seni boşadım' derse ve sonra pişman olup eşine dönmek isterse ve kadının iddet müddeti geçmemişse mehir vermeden ve tekrar nikah kıymadan eşine dönebilir--Sadreddin Yüksel)
Hafza'nın yaşını şöyle hesaplayabiliriz :
Hicret yılı 622'dir.
Hicretin 45. yılı ölmüştür (S.Ateş S.332)
Yani 667 yılında vefat etti.
Öldüğünde 60 yaşındadır (Tabari c.39 syf.174)
O halde doğumu 607 dir.
Kocası Uhud savaşında ölünce dul kaldı.
Uhud savaşı yılı 625 tir.
Bu durumda dul kaldığında 18 yaşındadır
Babası Ömer o dul kalır kalmaz onu evlendirmek için Ebu Bekr ve Osman'a gitmiştir, kabul görmeyince Muhammed almıştır.
Bu durumda muhtemelen dul kaldığı sene evlenmiştir ve yaşı 18'dir. (Tabii 1 veya 2 yaş fazla olma ihtimali de Muhammed'in onu kocasının ölümünden ne kadar süre sonra aldığına bağlı olarak mümkündür)
5- Zeyneb binti Huzeyma :
(30 yaşındaydı) Necidli Huzeyme'nin kızı. İlk kocası Müslüman Tufeyl ibni Haris idi ama ondan boşanıp kardeşi Ubeyde bin Haris ile evlendi o da Bedir'de hayatını kaybedince dul kaldı. Muhammed onu amcasından istedi ve 400 dirhem gümüş mehir vererek aldı.
Muhammed onunla evlendiğinde 30 yaşındaydı (Hamidullah, İslam Peygamberi S. 564, n.1104) Muhammed ile evlendikten üç ya da sekiz ay sonra vefat etti.
6- Zeyneb bint Cahş :
(Yaşı 35 ya da 36 dır) Çahş ibn Riab'ın kızı olup asıl adı Berre'dir. Muhammed onun ismini Zeyneb olarak değiştirmiştir. İlginçtir ama Muhammed'in Mustalık gazasında esir aldıktan sonra nikah kıydığı Cüveyriye'nin de ilk ismi Berre'dir. Muhammed'in bizzat kendisinden 'Zeyd'in zevcesi' diye bahsederek Kuran ayeti indirdiği (!) tek eşi odur (Ahzap 35-37) ve Zeyneb Hane-i Saadet'de ki eşler arasındaki böbürlenme yarışında hep bunu öne çıkararak diğer eşlere havasını atardı. Muhammed Zeyneb'i alarak daha önce gayrimeşru olarak görülen bir anlayışı yıkmış ve bunun yerine üvey oğlunun hanımı ile evlenmeyi Kurani anlamda helal kılmıştır. Uğruna ayet bile indirmiş olması aşağıda Hamidullah'tan aşağıda okuyacağınız bir durumun sonucudur :
'.... Resulullah'ın sürekli müdahalesine rağmen Zeyd boşanmak istiyordu. Bir gün Resulullah (AS) onun ailesine karşı gösterdiği bu tutumu değiştirmek amacıyla bizzat evinde onu ziyarete gitti ise de Zeyd'i evde bulamadı. Zeyneb evdeydi ve yaklaşık 36 yaşında olmasına rağmen, safranlı suda yıkanmış elbisesi içinde pek cazibeli bir duruşu vardı; bu görüntü karşısında Resulullah (AS) şöyle söylenmekten kendini alamadı :
'Gönüller bir halden diğer bir hale evirip çeviren Allah'ın şanı ne yücedir !'
(M. Hamidullah, İslam Peygamberi s. 566 no.1106)
Zeyneb'in yaşı :
Hicret yılı 622'dir
Evlendiği yıl (H.3 yılı) 625'dir
Hicretin 20. yılı vefat etmiştir. (Hamidullah s. 567)
Yani 642 yılında vefat ettiğinde 53 yaşındaydı. (Tabari c.39 s.182)
O halde doğum tarihi 642 - 53 = 589'dur.
O halde evlendiğinde yaşı 625 - 589 = 36'dır.
serüvenci
28-05-2008, 00:59
7- Ümmü Seleme:
(Yaşı 27 ya da 29' dur) Ebu Umeyye'nin kızıdır. İlk kocası Ebu Seleme ile birlikte islam'ı ilk yıllarında kabul etmişti. Kocası Habeşistan'a hicret eden müslümanlar arasındadır ve akrabaları onun hicret etmesini engelleyip Mekke'de tutmuşlardır ama daha sonra Medine'ye tek başına gitmesine izin vermişlerdir. Hicretin 3 yılı olan 625'de Uhud savaşında kocası hayatını kaybetmesi üzerine 1 yıl yas tutmuş sonra da Muhammed ile 626 yılında evlenmiştir. İlginçtir kocası Uhud savaşında müslüman bir mücahit olarak hayatını kaybemiştir ama Uhud savaşında müslümanların ağır yenilgi almasına neden olan ünlü komutan Halid b. Velid'in de onun yakın akrabası olduğu söylenir. Genellikle yaşlı olduğu hatta Muhammed'den 1 yaş küçük olduğu söylenir ama bu koskoca bir yalandır. Vefatının hicretin ya 59. yılı ya da 61. yılı olduğu hemen hemen her kaynakta geçer ve ayrıca öldüğünde yaşının 84 olduğu da geçer, Öyleyse hesabımızı şöyle yapabiliriz ;
Ümmü Seleme'nin yaşı
Hicret yılı 622'dir.
59. hicret yılında öldü (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435)
Yani 681 yılında vefat etti
Öldüğünde 84 yaşındaydı. (Sahih Müslim c.2 dipnot: 1218 s.435)
Öyleyse doğumu 597 dir.
625 yılında Uhud'da kocası öldü ve dul kaldı.
1 yılı kocasının ölümüne üzülerek geçmiştir. (Hadislerde onun böyle yas tutması oldukça fazla geçer)
626 yılında Muhammed onu almıştır.
Bu durumda yaşı 626-597 =29 dur.
Ama eğer Hicretin 61. yılında vefat etti ise o zaman yaşı 27 dir.
8- Cüveyriye:
(13, 14 ya da 15 yaşındadır) 'Cüveyriyye', 'cariyecik' demek. Çok küçük yaştaydı o sırada. 13 yaşında.. .Asıl adı Berre dir ve yahudi Mustalık oğullarından Haris ibn Ebi Dırar'ın kızıdır. Kocasının ismi Musaf bin Safvan dır ama Muhammed'in adamları baskın sırasında onu öldürmüştür.
Beni-Mustalık baskınında esir düştü ve Sabit ibn Kays ibn Şemmas'ın payına düşmüştür. Sâbit onunla mukâtebe yapmıştır. (Mukâtebe: Kölenin bedel karşılığı hürriyetinin verilmesi antlaşması) Cüveyriye'nin hürriyetinin bedeli 400 dirhemdir (ki karşılaştırma yapabilmeniz için şu örnek yerinde olacaktır: O dönem Mekke valisin maaşı aylık 30 dirhemdir) ve bu bedeli ödeyerek onu geri alacak olan ailesi de (öldürülen kocası hariç) esir durumundadır ve bütün servetleri de ganimet olarak ele geçirilmiştir.
Cüveyriye umutsuz bir durumdadır. Bu yaşadıkları onun gibi daha çocuk denecek yaştaki ufak bir kız için fazlasıyla ağırdır ve şok edicidir. İlginçtir ama birileri bu kızın oldukça güzel bir kız olduğu konusunda Muhammed'e haber uçurmuş ve böyle bir güzelliğin ancak ona layık olduğunu söylemişler ve bunun üzerine Muhammed'de onu yanına çağırmıştır. (Tabii kaynaklarda onun Muhammed ile görüşmek istediği de yazılıdır) Cüveyriye'nin o an ki halet-i ruhiyesi köle olmayı kabul edememiş ve kendisini özgürlüğe kavuşturmak için çırpınan ve fazlasıyla korku içinde olan ufacık bir kız izlenimi vermektedir. Muhammed ile yaptığı konuşma şöyle geçer :
'Ey Allahın Elçisi ! Ben kabilemin başkanı el-Haris'in kızıyım; başıma gelen felaketi ve içine düştüğüm durumu görüyorsun. Özgürlüğümü tekrar elde edebilmem için bana yardım et ! Allah da sana yardım edecektir' (Hamidullah'ın Muhabbar s.89-90'dan aktarımı)
Buna cevaben Muhammed de der ki : 'Bundan daha iyisini ister misin ?' diye sordu.
O da: 'Bundan daha iyisi nedir' diye sordu.
O: Senin fidyeni ben ödeyeyim, sen de benimle evlen' dedi.
Muhammed böyle dünya güzeli körpecik kıza, çözüm olarak kendisi ile evlenmeyi teklif etmiş o da kabul etmek zorunda kalmıştır; hem de kocasının ölümünden sorumlu olan birisinin teklifini. Muhammed onun hürriyet bedeli olan 400 dirhemi Sâbit'e ödeyerek onu satın alır.
Daha da ilginç olanı kaynaklar Cüveyriye'nin babası Haris'in kızının fidye bedelini ödemek için Muhammed'in yanına develer ile birlikte geldiğini ve bu develeri fidye bedeli olarak ödemek istediği yazar.
Haris Muhammed'in yanına gelerek ona şöyle der : 'Sen kızımı esir aldın, işte fidyesi'
Muhammed: 'Fakat Akik ovasında gizlediğin iki deve nerede ? diye sorar. Bunun üzerine Haris o iki deveyi de getirerek onları da Muhammed''e verir.
(Bu bilgi Martin Kings yani Ebubekir Siraceddin'in 'Hz. Muhammed'in Hayatı' s.259'da vardır.)
Tabii bu kızcağız kocasının katili ile evlenecek ve daha kocasının kanı kurumamışken zifafa girmek zorunda kalacaktır.
Cüveyriye'nin yaşını matematiksel olarak hesaplayalım:
Hicret yılı 622'dir
Hicret'in 57. yılında vefat etti.(Hamidullah s.568)
O halde vefat tarihi 679 dur.
Vefat ettiğinde 65 yaşındaydı.(S.Ateş s. 333)
Öyleyse doğum tarihi 614 dür
Evlendiği yıl 628 dir. (Beni Mustalık gazası hicretin 6. yılıdır)
O halde evlendiğinde yaşı: 628 - 614 = 14 dür.
9- Ümmü Habibe :
(Yaşı 32 dir) Asıl adı Remle'dir. Ebu Süfyan'ın kızı. İslam'ın ilk yıllarında kocası ile birlikte müslüman olmuştu. İlk kocası Ubeydullah ile Habeşistan'a hicret etmiş orda kocası Hristiyan olmuştu. Muhammed Habeşistan'a bir elçi göndererek onunla nikahını gıyaben kıymış ve elçi ile birlikte onu getirtmiştir. Bu evlilik Hicri 6. yılda oldu.
Babası Muhammed'in ezeli düşmanıdır. Muhammed onun kızını almış ve belki de bu düşmanlığı gidermek istemiştir. Ama Süfyan kızı Ümmü Habibe Muhammed ile evlendikten sonra çok değişmiştir. Bir gün Medine'ye Muhammed ile görüşmeye gider ve bir arada da kızını görmek için Muhammed'in evine gider ve kızı ile şu konuşma geçer aralarında :
'.....Önce, kızının, yani Resulullah (AS)'in hanımı olan Ümmü Habibe'nin yanına vardı. Küçücük odasında, yerdeki tek sergi, Resulullah (AS)'ın yatağı idi. Ümmü Habibe bunu derhal dürüp kaldırdı. Babası:
'Niçin böyle yaptın?' diye sorunca, ona şöyle cevap verdi:
'Bu Allah'ın Resulünün yatağıdır. Sen ise bir putperestsin ve buna oturamayacak kadar necîssin, pissin.'
Ebû Süfyân ise şu cümleleri homurdandı: (Yazık hem de çok yazık. Hamidullah 'homurdandı' ifadesi ile güya Ebu Süfyanı küçümsemeye çalışıyor ama bu tip ifadeler ancak yazarını küçültür, hele hele söz konusu baba-kız arasındaki bir dialog ise )
'Kızcağızım! Sen bizi terk ettiğinden beri ne kadar değişip bozulmuşsun.
(Hamidullah İslam Peygamberi s. 568-569)
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz:
Hicret yılı 622'dir
Hicri 44. yıl vefat etti (İbn Sa'd, et-Tabakat c.8, s.100)
O halde 666 yılında vefat etti.
70 yaşında iken vefat etti (İbn Sa'd, et-Tabakat c.8, s.100)
O halde doğum tarihi 666-70= 596 dır.
Evlendiği tarih 628 dir (Hicri 6.yıl)
O halde evlendiğinde yaşı 628 - 596 = 32 dir.
serüvenci
28-05-2008, 01:00
10- Safiyye:
(Yaşı 17 dir) Huyeyy b. Ahtab'ın kızıdır ve asıl adı Zeyneb'dir. Muhammed Hayber'in fethinden sonra kocası Kinane b. Ebi Hukayk'ı mücevher dolu 'Mesk'in yerini öğrenmek için işkence yaptırdıktan sonra boynunu vurdurarak öldürmüş ve ayrıca babası ile kardeşi de Muhammed tarafından öldürülmüştü. Safiyye sadece 2 aylık evli bir kadındı. Muhammed onu esir aldığı kadınlar arasından 'safiyy' payı olarak seçmişti.(yani daha ganimet dağıtılmadan önce, Muhammed'in ganimetler arasında istediği malı keyfince seçtiği bir liderlik hissesi olarak)
'Katâde (r.a.) anlatıyor : Resulullah gazveye bizzat iştirak edince onun sehm-i safiyy denen riyaset hissesi olurdu. Bu hisse, taksimden önce köle, cariye, at gibi ganimete dahil mallardan dilediğinden alırdı. Safiyye validemiz de işte bu hissedendi. Gazveye bizzat iştirak etmediği taktirde bu hisse gıyabında ayrılırdı, ancak bu durumda seçme hakkı yoktu (ne ayrılmışsa onu kabul ederdi)' [Ebu Davud, Harâc 21, 2993]
Not: Kaynaklar da Safiyye'nin önce Muhammed'in elçisi Dıhye'nin payına düştüğü sonra da yine birilerinin bu güzel kadının ancak bir Allah resulüne yakışacağını söylemeleri üzerine Muhammed'in onu yanına getirttiği ve yüzünü açarak baktığı sonra da Dıhye'ye Safiyye'nin görümcesi yani Kinane'nin kızkardeşini verdiği de yazılıdır. Bu iki ayrı rivayet çelişkilidir çünkü sahm-i safiyye payı daha ganimet dağıtılmadan önce riyaset (liderlik) hissesi olarak komutan tarafından ve onun istediği şekilde seçilir ve bundan sonra ganimet dağıtımı başlar. Tabii Muhammed bu ganimet dağıtımında 1/5 humus payını ayrıca alır.
Muhammed asıl adı Zeyneb olan bu genç ve güzel kızın ismini 'ganimet payı / ganimet malı' anlamına gelen 'Safiyye' olarak değiştirdi. Artık bir ganimet malı olduğu isminden bile anlaşılıyordu. İlginçtir ki, Muhammed bu evliliğinde bir Kur'ân ayetini de ihlal etmişti.
Bakara 234. 'Sizden ölenlerin, geride bıraktıkları eşleri, kendi başlarına (evlenmeden) dört ay on gün beklerler. Bekleme müddetlerini bitirdikleri vakit, kendileri hakkında yaptıkları meşru işlerde size bir günah yoktur. Allah yapmakta olduklarınızı bilir.'
Muhammed apaçık Kuran'daki 'iddet süresi' ile ilgili ayeti ihlal ediyordu.
'....Daha sonra Allah'ın elçisi Hayber dönüşünde, yolda Enes'in annesinin bezediği Safiyye ile zifaf olmuştur' (Buhari Meğazi 64)
'.... Hz. Peygamber Hayber den ayrılıp bir hayli yol aldıktan sonra konakladığı Sahba mevkiinde Hz. Safiyye ile gerdeğe girmiştir.
(İslam Tarihi, A.KÖKSAL,14/291)
İlginç bir bilgi de vardır kayıtlarda Safiyye ile ilgili:
'Ölüm döşeğinde iken, mallarının üçte birini Yahudi dinine bağlanmakta ısrar eden yeğenine vasiyet etti. Bazı Müslüman sahabeler bu vasiyetin yerine getirilmesine karşı çıkmışlar, ancak Muhammed (AS)'in hanımı Ayşe, araya girerek vasiyet yapılanın lehine taraf tutmuştur' (Hamidullah. s. 569 no. 1110)
Peki ama ne kadar malı miras olarak bıraktı Safiyye ? Oldukça yüklü bir miktar olduğunu ve gayrimenkuller de bulunduğu yazılıdır kayıtlarda (100 bin dirhem değerinde) kızkardeşinin oğluna bırakmıştır. ( Not: O dönem Mekke valisinin aylık maaşı 30 dirhem idi)
Safiyye konusunu İlhan Arsel'den okumak isteyenler bu linkten okuyabilirler:
http://www.ilhan-arsel.org/Kissalar2/kissa214.htm
Martin Kings / Ebubekir Siraceddin der ki: 'Safiyye 17 yaşında ve Kinane ile evleneli henüz iki ay olmuştu.' (s.287)
Aynı şekilde, Tabari (c.39 s.184)'de de 17 yaşında olduğu--ingilizce kaynaklardan öğrendiğim kadarıyla---yazılıdır.
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz :
Hicret yılı 622 dir
Hicri 50 yılında vefat etmiştir. (Hamidullah, no.1110)
Yani 672 yılında
Vefat ettiğinde 60 yaşındaydı. (Vefat ettiği yaşı Türkçe kaynaklarda bulamadım ama internetteki ingilizce Arap sitelerinin hepsinde 60 olarak geçiyor)
O halde doğum tarihi 612 dir.
Evlendiği yıl 629 (Hayber'in fethi)
O halde evlendiğinde 629 - 612 =17 yaşındadır.
11- Meymune binti Haris:
(36 yaşındadır) Haris kızıdır. Asıl ismi Berre dir (hatırlarsanız Zeyneb b. Cahş ve Cüveyriye'nin de adı Berre idi)
İslamiyetten önce Mes´ud b. Amr ile evliydi ve ondan ayrılıp Ebu Rühm b. Abduluzza ile evlendi ve onun ölümü ile dul kaldı.
Kendisini Muhammed'e hibe etmiş ve bu yüzden mehir alamamıştır. (İbn Sa´d, Tabakâtü´l-kübrâ, c. 8, s. 132) bu bilgi ayrıca (Sahih Muslim c.2 no 1919)da bulunuyor.
Ahzap 50. ayetteki mehirsiz olarak kendini Muhammed'e hibe eden kadının o olduğu söylenir ( Başka isimlerde zikredilir kaynaklarda bu ayetteki isim için)
'Aişe diyor ki bu kendini hibe etme konusu ile ilgili : 'Olacak şey mi? Bir kadın utanmaz mı ki, kendini bir erkeğe armağan etsin?'
(Buhari, e's-Sahih, Kitabu Tefsiri'l-Kur'an/336 , Müslim hadis no: 1464; Tec-rîd, hadis no: 1721.)
Muhammed Hudeybiye anlaşması gereği çıktığı 3 günlük Umre ziyaretini uzatmak için Meymune ile yapacağı nikahı bahane olarak kullanmak istedi ve Mekkelilere şu öneride bulundu :
--İsterseniz, zevcemle evlenme törenini yapmak üzere burada üç gün daha oturayım ve çekeceğim düğün ziyafetine sizi de çağırayım
Onlarda şu cevabı verdiler:
--Artık yanımızdan ayrılıp git! Müddet dolmuştur!
Muhammed cevaben :
--Ben sizden bir kadını nikahlamışım. Onunla evlenme törenini yapıncaya kadar bırakılmamdan size ne zarar gelirdi. Ne olurdu, beni bıraksaydınız da, evlenme törenimi aranızda yapsaydım, sizin için yapacağımız düğün yemeğimizde de bulunsaydınız? diye ısrar eder ve
'Böyle yapmak, size düşmez, yaraşmaz mıydı ?' diye ekler.
Kureyş temsilcileri:
--Senin düğün yemeğinde bulunmak, bize gerekmez ! Bize ne sen, ne de düğün yemeğin gerek ! Hemen çık git artık yanımızdan ! (Asım Köksal İslam Tarihi)
İlginç dialoglar...Muhammed nikahını bile siyasi bir amaç için kullanıyordu..
Yaşını şöyle hesaplayabiliriz:
Hicret yılı 622 dir.
Hicri 51. de vefat etti (Hamidullah s. 570)
Vefat yılı 673 dür.
Vefat ettiğinde 80 yaşındaydı.(Bütün kaynaklarda geçer)
O halde doğumu 593 dür.
Evlilik yılı 629 dur. (Hudeybiye'den 1 yıl sonra 'umre' ziyaretinde )
O halde evlendiğinde 629 - 593 = 36 dır.
Tabii S.Ateş (Kuran'a göre Hz. Muhammed'in Hayatı s. 334)'de onunla 61. hicret yılında evlendiğini yazar. Eğer Ateş haklıysa o zaman Meynune'nin yaşı 10 yaş daha düşerek 26' ya iner. Şimdilik Hamidullah'ı dikkate aldım.,
12- Fatıma Dahhak bin Süfyan (el-Kilâbiyye): S.Ateşten aynen aktarıyorum :
'Hicretin 8. yılında Peygamberin kendisi ile evlendiği Fatıma, gerdek esnasında Peygamber'den Allah'a sığınınca Peygamber onu boşamıştır. Daha sonra 'Ben ne bahtsızım !' diyerek kendisini kınayan Fatıma, 60. Hicret yılında ölmüştür.'
(Kuran'a göre Hz Muhammed'in Hayatı s. 334-335)
13- Reyhane binti Zeyd:
Yahudi Kureyza kabilesine mensup idi. Güzelliği ile meşhur genç bir yahudi kadını idi.
Kocasının ismi Hakem idi ve Kureyza baskınında öldürülmüştü. Geriye kalan babası, kardeşleri ve diğer erkek akrabaları ise Kureyza esirlerleri arasında boynu Zübeyr ve Ali tarafından vurulanlar arasındaydı. Reyhane'nin Muhamed'in eşi olup olmadığı ve cariyesi olarak kalmış olabileceği de hep tartışma konusu olmuştur.
İbn Sa'd da onun 'safiyy' payı olarak daha ganimetler dağıtılmadan önce Muhammed'in onu kendisine ayırdığı ve onu hür zevceleri arasına kattığı yazılıdır. Kurtubi'ye göre de Muhammed kendisini azad edip onunla evlenmiştir. İbn İshak da ise cariye olarak kaldığı yazılıdır.
Hamidullah Belzuri'den yaptığı bir aktarma da Muhamed ve Reyhane arasında şöyle bir konuşma geçtiğini anlatır :
--Muhammed onu nikahlama önerisinde bulunmuş ve böylece özgürlüğüne kavuşacağını söylemiş, o ise şu cevabı vermişti.
'Beni nikahlamaktansa cariyen olarak al ! Ben bir cariye kadın olarak kalmayı yeğlerim, zira hür müslüman kadınlar gibi başıma örtü ve yüzüme peçe takmak istemiyorum' (İslam Peygamberi s.573 no: 1117)
Ayrıca siyer kaynaklarında (İbnu'l Kayyum 1/113, Cevzi, el-Vefa 647 ) Muhammed'in ona 500 dirhem gümüş mehir bedeli vererek nikahına aldığı ve gecelerini de öteki hür hanımlarıyla olduğu gibi eşit paylaştığı da yazılıdır.
Hamidullah'ın Samhûdi'den yaptığı aktarımında ise Reyhane Medine'ye yerleşmemiş eski evinde oturmaya devam etmiştir. Başka kaynaklarda da Muhammed'in Reyhaneyi bu eski evinde düzenli olarak ziyaret ettiği yazılıdır.
Reyhane'nin yaşının 19 olduğu rivayet edilir. Ölüm tarihi ise Hicri 10. yıldır.
serüvenci
28-05-2008, 01:01
14- Sena binti Esma (el-Neset bint Rifa):
Benu Kilab veya Benu Harm kabilesindendir. Muhammed'in onunla nikahlandığı hemen hemen her kaynakta geçer. Aynı şekilde zifafın gerçekleşmediği de yazılıdır. (Tabari c.9 s.135-136. ve c. 39 s.166) 'da Muhammed ile nikahının kıyılmasının peşinden evlilik tamamlanmadan önce öldüğü yazılıdır. İslami kaynaklar da onun Muhammed ile evlendiği için duyduğu sevinçten dolayı öldüğü bile yazılıdır.
Not: Aslında İslam tarihçileri evlilik konusunda 'Nikah mı, zifaf mı, peçe mi kriter alınmalıdır ?' gibi sorularla kendilerine meşgale yaratırlar. Bu yüzden genellikle zifafa girmediği kadınları eş listesine koymazlar ve bu şekilde Muhammed'in eşlerinin sayısını düşürmeye çalışırlar. İlginçtir ama eğer zifaf kriter ise o zaman neden Marya ve Nefise gibi (hatta Reyhane de) Muhammed'in cinsel ilişkide bulunduğu cariyelerini eşler listesine dahil etmezler ? Bazı İslam alimleri (!) bunlara 'zevce-cariye' demişlerdir ama eş listelerinde bunlar dahil edilmez ve mümkün olduğu kadar Muhammed'in eşlerinin sayısı düşük tutulmaya çalışılır. Tabii aynı zaman dilimi içinde Muhammed'in en fazla 9 kadınla evli olduğunu söyleyerek bu rakamı tek haneli hale getirme konusunda gösterdikleri hüner de takdire şayandır.
15- Esma (Ümeyme) ibn Cevn :
Numan ibn Şürâhil el- Cevn el-Kindiyye'nin kızıdır. Bu kadın ile ilgili en ilginç satırlar S. Ateş'de var:
'Peygamber gerdekte yanına varıp da 'Gel !' deyince 'Sen gel !' demiş Peygamber de onu boşamıştır. Bir rivayete göre Allah'a sığınan kadın bu kadındır.
Buhari de şöyle diyor : Allah'ın elçisi (s.a.v) Şurahil kızı Umeyme ile evlendi. Yanına varıp elini uzatınca kadın hoşlanmaz bir tavır takındı. Peygamber Useyd'e bu kadını donatıp, iki beyaz keten elbise giydirerek geri göndermesini emretti.
Başka bir rivayete göre peygamber Esma'ya. 'Kendini bana hibe et !' dedi. Esma 'Kraliçe kendini çobana hibe eder mi?' deyince Peygamber onu teskin etmek için elini onun üzerin koydu. Esma: Senden Allah'a sığınırım' dedi. Peygamber 'Sığınacak yere sığındın ve tam sığındın' dedi ve Ebu Useyd'e, o kadına iki râziki elbise giydirip ailesine ulaştırmasını emretti.' (S.Ateş-Kuran'a göre Hz. Muhammed'in Hayatı s.335)
Kütüb-i Sitte de bu konuda ki rivayet şöyle geçer :
5583 - Hz. Aise radiyallahu anha anlatıyor: '****tu'l-Cevn Resulullah aleyhissalatu vesselam'in yanına girince: 'Senden Allah'a sığınırım!' dedi. Aleyhissalatu vesselam da:
'Gerçekten büyüğe sığındın. Ailene dön!' buyurdular.'
Buhari, Talak 3; Nesai, Talak 14, (6, 150).
16- Ümmü Şerik :
Guzeyye b. Cabir'in kızı olduğu İslami kaynaklarda yazılıdır. Ümmü Şerik ismi ile çağrılmasının sebebi onun daha önceki evliliğinden Şerik isminde bir oğlu olması. Ahzap 50'nci ayette geçen Muhammed'e kendini hibe eden kadının bu olduğu da (İbn Sad-Tabakat vb.) kaynaklarda yazılıdır. Tabii aslında bu ayette bahsedilen kadının tek bir kadın veya özel olarak bahsedilen herhangi bir kadın olmadığı da açıktır. Bu ayette kendini Muhammed'e hibe edecek herhangi bir kadın sayı sınırlamasına tâbi olmadan bahsedilmektedir. Genel görüş bu hibe eden kadın sayısının 4 olduğu yönündedir. Bunlar Meymune, Zeynep b. Huzeyme, Ümmü Şerik ve Havle b. Hakim'dir.
Bu ismi aynı zamanda İslam'ı yayma konusunda oldukça fazla çaba göstermiş bir Mekkeli kadın olarak da görürüz.
Muhammed'in onunla evliliği ile ilgili çeşitli rivayetler vardır, bunlar;
--Muhammed'in onunla evlendikten sonra zifafa girmeden boşadığı S. Ateş'de
--Muhammed'in onu yaşlı olmasına rağmen güzel olduğu için aldığı Vakidi'de
--Muhammed'in önce onunla evlendiği sonrada görmeye gittiği ve yaşlı olduğunu görünce de boşadığı Taberi'de
--Muhammed'in ona evlenme teklif ettiği ama evlenmediği İbn Sad' da
--Muhammed'in onun kendisini hibe etmesinden sonra onunla evlendiği ve zifafa girdiği Diyarbekiri'de
ve daha bir çok kaynakta geçer
17- Kuteyle b. Kays :
Eş'as'ın kızkardeşi olarak bahsedilir kaynaklarda. Daha doğrusu Muhammed'in ölümünden kısa bir süre önce Eş'as kızkardeşini önce Muhammed'e nikahlamış sonrada onu getirmek için Hadramut'a gitmiş ama yolda gelirken Muhammed ölmüştür.
İlginç olan şu ki, bu kadın daha sonra Ebu Cehil'in oğlu İkrime ile evlenmiş ama halife Ebu Bekir Ahzap suresi 53. ayet gereğince bu evliliğe karşı çıkmış ama Ömer b.Hattab kadının Muhammed ile zifafa girmediğini söyleyerek Ebu Bekir'i ikna etmiştir.
Her zaman Muhammed'in evliliğin alâmeti olarak üç kriter tartışılmıştır halifeler döneminde. Bunlar zifaf, peçe ve nikah'dır. Bu önemli bir konu olmuştur çünkü birincisi Muhammed'in zevcelerine onun ölümünden sonra evlilik yasağı vardır (Ahzap 53) ve bunu kontrol edecek olan da halifelerdir. İkincisi Muhammed'in zevcelerine devlet bütçesinden tahsis edilen atıyye (bağış maaş) ile ilgili olarak da önem kazanmıştır bu durum.
Burada ilginç başka bir durum daha vardır. M.Ü. İlahiyat Fak. Prof. Sadrettin Gümüş'ün 'Resulullah'ın Aile Hayatı ile ilgili Ayetlerin Toplu Değerlendirilmesi' isimli makalesinde (Hz. Peygamber ve Aile Hayatı-Ensar Neşriyat s.225) Mustaiza isimli bir kadından bahseder. Bu kadın Muhammed'in ölümünden sonra Kuteyle'nin abisi yani Muhammed'e kızkardeşini veren Eş'as ile evlenmiştir. Bu durum Ömer b. Hattab'ı çok öfkelendirmiş ve Ömer b. Hattab her ikisine de recm cezası uygulamak istemiştir ama daha sonra Ömer b. Hattab'a Mustaiza'ya 'müminlerin annesi' denilmediği, perde (hicab) arkasına alınmadığı ve Muhammed ile cinsi münasebette bulunmadığı hatırlatılmış, o da recm cezasından vazgeçmiştir.
Görüldüğü gibi Ahzap 53. ayet adeta Muhammed'in eşlerinin başında bir kılıç gibi sallanmıştır.
18-Havle b. Huzeyl:
Bu kadının da Muhammed ile nikah kıydığı ama zifafa girmeden yolda gelirken vefat ettiği söylenir başta Taberi olmak üzere bütün kaynaklarda. İlginçtir Havle'nin ölümü ile birlikte onun yerine aynı ailden Şeraf b. Halife gönderilir Muhammed'e.
serüvenci
28-05-2008, 01:01
19-Şeraf. b. Halife :
Muhammed'in ünlü elçisi Dıhye'nin kızkardeşidir. M. Hamidullah (İslam Peygamberi n. 887)'de şöyle der: Dıhyetu'l Kelbi Resulullah AS'a kızkardeşini eş olarak vermiş, ancak bu hanım henüz Medine'ye varmadan yolda vefat etmiştir. Dıhye bir başka kızkardeşini vermek istediyse de bu kez Resulullah AS onun gelişinden önce son nefesini vermiştir.
M.Hamidullah ( İslam Peygamberi no.1779)'da isim vermeden 'Resulullah Dıhye'nin güzelliği ile ün yapmış kızkardeşini nikahlamak istemişti' derken acaba bu yukarıdaki isimlerden hangisini kastetmiştir, orasını bilmiyorum.
Anlaşılan o ki; bu iki kadın ile zifaf gerçekleşmeden evlilikler son bulmuştur. Bu anlamda bu iki kadın Muhamed'in 'nikahlayıp da birleşemediği kadınlar' grubunda yer alacaktır.
20- Havle b. Hakim :
Muhammed'e kendisini (nefsini) hibe eden (Ahzap 50 gereğince) kadınlardan birisi olduğu yönünde neredeyse ittifak vardır. Bu isim ile ilgili oldukça ilginç bir hadis vardır:
'Hz. Urve, Hz. Aişe'den naklediyor:
Hz. Aişe buyurmuştur ki:
Havle bintu Hakim, Resulullah'a kendisi gelip evlenme teklif edenlerdendir. Aişe devamla dedi ki: Ben (kıskançlığın şevkiyle) 'Kadın kısmı bir erkeğe evlenme teklifi yapmaktan sıkılmaz mı' diyerek bu şekilde Peygambere teklifte bulunanları kınardım. Ne zaman ki: 'Onlardan kimi dilersen geri bırakır, kimi dilersen yanına alabilirsin. Geri bıraktıklarından kimi istersen almakta sana güçlük yoktur... (Ahzab 51) mealindeki ayet nazil oldu kendimi tutamayarak: 'Ey Allah'ın Resulü, görüyorum ki, Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor' dedim. [(Buhari, tefsir, Ahzab 7, Hikah 29; Müslim Rıda 49 (1464); Ebu Davud, Nikah 39 (2136); Nesai, Nikah 1, (6,54)]
Tabii burada Prof. İbrahim Canan Hadis Ansiklopedisi C.3.s 77'de 'Rabbin seni memnun kılmada gecikmiyor' diye çevirerek adeta bu sözü yumuşatmıştır. Çünkü kendisi s. 79'da bu cümlenin kelime kelime tercüme edilince su-i edeb ifade eden mana çıktığını adeta itiraf etmiştir.
--
Toplum ve Tarih
http://toplumvetarih.blogcu.com/
dr humanist
28-05-2008, 01:06
söylediklerim müslümanlara çok dokunmuş.dinden özgürlükler sitesi değil miydi burası?sonunda müslümanların istediği oldu,editliyorum
hiramusta
28-05-2008, 03:51
Evrosun Peygamberimizle ilgili sözlerini kaldırması üzerine bende hissiyatlı bir inanan olarak yapmış olduğum uyarımı kaldırıyorum.
dr humanist
28-05-2008, 04:33
Evros,kimse Allah'ın elçisine sapık ve pedofili diyemez.Seni buradan uyarıyorum.Çabuk kaldır o ifadelerini.
burası bir din sitesi değil,özgür düşüncelerin bastırılacağı bir yer hiç değil! müslümanlık propogandasından ziyade bana bir soruya cevap ver bakalım..
tıp dünyasında 6 yaşında kızla evlenip 9 yaşına bastığında cinsel ilişkiye giren insana ne denir?sadece bu sorumu cevapla,başka birşey de sormayacam..
kal sağlıcakla
meaculpa
28-05-2008, 04:38
Bu konu da yeterince konuldu, tartısılıyor hala ve ilgili başlıklar mevcut. Yeni yeniden keşfedilmiş bişeyler varmış gibi tekrarı lüzumsuz bulmakla beraber bu başluk yardımıyla Hz. Muhammede yöneltilen hakaretleri bende kınıyorum.
Biz burda dinleri ve de dayattıklarını tartısıyor, dini ile mutlu olup , din noktasında dins,izligi tercih eden insanlara baskı olusturmadıkları sürece bu insanları hoşgörmeyi amac edindigimizi soyluyoruz. O zaman bu hakaretler söyledigimiz ve yaptıklarımız ile birebir çelişir.
Muhammed in ne yaşadıgı kiminle ne yaptıgı tartışma adabına uymayacak noktalara geldigi sürecede bu tür konular basitlikten öteye gecmeyecek yorumlarla dolup taşacaktır. Eleştiriler, muhammed in şahsına da , yaptıklarına da tamamen haksızlıktır.
Muhammed i eleştirirken, olguların nedensellikler ilkesi içinde degerlendirilmesi ihlali ne yazık ki hiç de olumlu ve yararlı değildir. Onun zamanında 3000 kadınla yaşayan insanların bile normal karşılandıgı unutulmamlıdır. Nitekim Muhammed bu kadınları farklı koşullarda eşleri var etmesinin yanında yarıca nikahına almıştır.
O dönemde Muhammed yaptıkları ile bir devrimci niteliği taşır. Devrimcidir. Sonradan sahsına atfedilen degerlendirmelerle yada insanların türlü psikolojileri ile onun tanrısal niteliklere büründürülmesi ya da putlaştırılması, Muhammed in yaptıgı birşey degildir. Bizi rahatsız eden sey emınım hakkıyla inanan herkesi de rahatsız edıyordur.
Yorumlarımızı lütfen akliselim vasıflarla yapıp, adına yazdıgımız insanın milyonların en büyük değeri oldugunun da gözden cıkarılamaması gerekliligini göz ardı etmeyelim.
Muhammed öldü gitti, yaptıkları ise o tarih içinde devrimsel niteliklerdi. Kimle ne yaşadıgı yada cinsel hayatı ise mevzu edilemesi gereken bir konudur. İnanır yada inanmayız yada yaptıklarını kabul eder, etmeyiz fakat bu platformda bu insan adına saygınsız ifadeleri de kullanamaz hiç kimse. Kusulması gereken nefretler haklı merkezlerde değiller. Muhammed yerine onu putlaştırıp adına dayatmalar oluşturan zihniyetler muhattap kabul edilmelidir.
meaculpa
28-05-2008, 04:42
burası bir din sitesi değil,özgür düşüncelerin bastırılacağı bir yer hiç değil! müslümanlık propogandasından ziyade bana bir soruya cevap ver bakalım..
tıp dünyasında 6 yaşında kızla evlenip 9 yaşına bastığında cinsel ilişkiye giren insana ne denir?sadece bu sorumu cevapla,başka birşey de sormayacam..
kal sağlıcakla
Özgür düşünceden anladıgımız da, peygamber vasfı yuklenilen bir adama ve peşinden milaylarca insanı sürükleyen bir dinin elçisi olduguna inanılan bir insana sapık sıfatını yükleyebilmek olmamalıdır.
Yaş hesabını da olayın nedensellik ölçülerince degerlndiriniz. Artı zaman faktorünüde gözden kacırmayınız. Tarihsel degerler, tarihsel süreclerle birlikte degerlendirilebilinir.
hiramusta
28-05-2008, 04:46
burası bir din sitesi değil,özgür düşüncelerin bastırılacağı bir yer hiç değil! müslümanlık propogandasından ziyade bana bir soruya cevap ver bakalım..
tıp dünyasında 6 yaşında kızla evlenip 9 yaşına bastığında cinsel ilişkiye giren insana ne denir?sadece bu sorumu cevapla,başka birşey de sormayacam..
kal sağlıcakla
Seninki özgür değil çirkef düşünce.Yüzlerce yıldır,o ondan duydu,bu bundan duydu şeklinde gelerek, dünyanın en mükemmel insanını İslam kisvesi altında karalayan uydurma rivayetleri,utanmadan,sıkılmadan,yüzü kızarmadan gerçekmiş gibi ortaya serenler özgür düşüncenin değil ,çirkin düşüncenin kendisi olabilirler.
dr humanist
28-05-2008, 04:50
Seninki özgür değil çirkef düşünce.Yüzlerce yıldır,o ondan duydu,bu bundan duydu şeklinde gelerek, dünyanın en mükemmel insanını İslam kisvesi altında karalayan uydurma rivayetleri,utanmadan,sıkılmadan,yüzü kızarmadan gerçekmiş gibi ortaya serenler özgür düşüncenin değil ,çirkin düşüncenin kendisi olabilirler.
en sağlam hadislerde yazan bilgidir bu.sen sorumun cevabını hala vermedin
eğer ki yazdıklarım müslümanları rahatsız edecekse,ben de bir daha yazmam olur biter.özelliğim yazar değil,okurdur!
hiramusta
28-05-2008, 04:53
Evet bu şekilde yazman beni rahatsız ediyor.Birdaha bu şekilde yazma.
Evrosa katılıyorum
İnanmadığım bir elçi hakkında akla gelen 2 açıklama vardır
1. Sahtekar
2. Sağlık problemi var
Ben bunları zihnimde düşünürken yazıda ifade edememek kötü değil mi(toplumsal uzlaşı olması amacıyla daha naif ifadelerle tabi)?
Din sosyal bir olgu her yönüyle kitabı tanrısı ve peygamberide tartışılabilir bence hiç mahsuru yok.
Kaldı ki pedofili durumu için sadece şunu söyleyebilirim bu bir teşhistir benim kanımda bu yönde aksi halde 9 yaşında evlenen birisi için ne düşünebilirim ki! arap adet gelenek görenekleri veya kızların erken gelişimleriyle veya kızların adet görmeye başladığı günden itibaren yaşlarının sayılmasıyla mı ?bunu nasıl örtpas edebilirim?
(ayrıca peygamberin her eşinin yaşı normal sayılırken sadece ayşenin yaşı adetten sonra sayılıyor ne ilginç)
Delxin yazısında safiyyenin durumu hep bana ilginç gelmiştir kocası babası kardeşi öldürülen bir kadın akabinde peygamberle gerdeğe girer.
Üstünde düşünülmesi gerekilen bir durum değil mi?
hiramusta
28-05-2008, 04:57
Neye göre sağlam hadisler.Hepsi o ondan,bu bundan duydu şeklinde geliyor.
hiramusta
28-05-2008, 05:02
Nax şunu da düşün;
(güya)Kocası,babası öldürülen bir kadın niye intikam duygusu içinde olmaz da ,Peygamberin nikahı altına girer?Üstelik imkanı varken,bir ömür boyunca O'nu öldürme teşebbüsünde bulunmaz?
Hiramusta haklısın hadislerin doğruluğuda tartışılır ama bu söylediğin konuyu kuranı sarsacak bir duruma getirebilir özellikle kuranın ebu bekir zamanında derlenmesi konusunda.
safiyye konusuna gelince palazlanmış bir ümmetin peygamberini öldürmesi onunda hayatının sonu olacaktır bunuda düşünebiliriz.
hiramusta
28-05-2008, 05:50
Kocan,baban,sülallen öldürülmüş.Onları öldürenlerin başıyla hiçbir intikam duygusuna sahip olmadan bir evlilik sürdürüyorsun.Bu kalpsizlik,bu duygusuzluk bana fazla mantıksız geldi.
Can korkusu herşeyi yaptırabilir kişiye. Ayrıca olayların etik taraflarına bakarım evladlığının karısıyla evlenmesi çok ayrı bir durum zaten inanan kişinin aklında soru işareti oluşturması gerekiyor normalde.
Gerçi bu konu don lastiği gibi her yana çekilebiliyor bir çok komplo teoriside üretilebilir yalanlanabilirde nihayetinde ve çokça tartışıldı sonuç çıkmadı tabi ne yardan ne serden vazgeçiliyor.
hiramusta
28-05-2008, 06:10
Safiye konusunda ben senin gibi düşünmüyorum.İstese yapabilirdi demekki olaylar farklı şekilde.Tarih zaten yalanlar yumağı değil midir?Bunu istediğin tarihçiye sorabilirsin.Peki Peygamberin,asil bir kadın olan halasının kızı Zeynebi kölelikten gelme Zeyd'le evlendirmesini o çağa göre etik açıdan nasıl buluyorsun?
gozeneli
28-05-2008, 08:10
Muhamed bu çagı bilimiyormuydu? Ona herşeyi bilen Tanrı'sı anlatmadımı yeryüzü nasıl degişecek diye?
İslam peygamberinin çok kadınla evlenmesi hiç de es geçilesi bir olay olmayıp bence üzerinde dikkatle durulması gereken bir konudur .
Eli kalem tutan , dili çok mu ama çok iş yapan din propağandistlerinin bu konuya yaklaşımı genellikle şöyledir :
- Efendim , iki cihan serveri peygamber efendimiz hep dul ve yaşlı kadınlarla evlendi , hiç de öyle sanıldığı gibi şehvetine düşkün birisi değildi , öyle olsaydı Hz.Hatice anamıza ( nereden anamız oluyorsa ...) ölünceye kadar sabretmez derhal evlenirdi . Ayrıca ulu nebimiz Hz.Muhammed sallallahü aleyhü vessellem efendimiz , sırf siyaset amacıyla evlendi , amacı dini yaymaktı . Bir de şu var ki , hicap ayetleri geldikten sonra peygamber efendimiz (s.a.v.) dini yaymak maksadıyla kadınlara ihtiyaç duydu , bu yüzden de çok kadınla evlenmek zorunda kaldı .
( Kasabına boynunu uzatmış koyunların ağzına layık daha öyle açıklamalar var ki , insan ister istemez , hamamın namusunu kurtaracağım diye bu türden açıklamalar yapanların içine düşüp de debelendiği çukura bakıyor da kızgınlığın yerini acıma duygularına bırakıyor .)
Din propağandistlerinin bu konuya getirdiği başlıca açıklamaları üç aşağı beş yukarı bu doğrultudadır .
Bilinen fıkradır ; deveye sorumuşlar :
- Senin boynun neden eğri ?
Devenin yanıtı kısa ve özdür :
- Nerem doğru ki ?
İşte o hesap ; şimdi yukarıdaki KENDİ İÇERİSİNDE ÇELİŞKİLİ açıklamaların neresi doğru ki , düzelteceksiniz ?
1- Peygamber sadece dul ve yaşlı kadınlarla evlenmedi . İçlerinde oldukça genç , hatta Aişe gibi çocuk yaştakiler de vardı .
2 - Peygamber şehvetine bal gibi de düşkündü . Bu konuda yüzlerce hadis var . Hem bu kadar genç , dul , yaşlı , güzel , fantazisine uygun kadınları sırf dini yaymak amacıyla mı almıştı ? Buna inansa inansa sadece saftirikler , bir de hür düşüncesi elinden alınmış , eroin bağımlısından beter dindarlar inanır .
3 - Ayrıca , siyaset amacıyla çok evlilik yaptı denmesi ise hepten komik . Peygamberin arkasında koca Allah var , ama peygamber çok evlilik yaparak hala daha siyaset güdüyor .
Güdüyor , çünkü Allah ona az geliyor ; güler misin , ağlar mısın !
4 - Ölünceye kadar Hatice ile tek eşli kalmasına gelince ...
Hatice zengin ve güçlü idi .
Var mı üstüne kadın koklamak ? ...
Sıkar sıkar .
***
Bir de açıklamakta zaruret görüyorum ki , bazı arkadaşlarımız sadece Kur'an'ı baz aldıklarını , hadisleri kaale almadıklarını ( işlerine gelmiyor herhalde ) söyleyip duruyorlar .
Yahu , şunu iyi bilin ki , İslam denilen olgunun içinden hadisleri çıkardığınız zaman geriye birşey kalmaz .
Hadislerin uyduruk olduğunu ve sadece Kur'an'ı baz aldığını söyleyen , ki böylelikle tamamen şark kurnazı bir mantalite ile hareket edenlere sormak isterim :
- Orucun nasıl tutulacağı , ne zaman başlayıp ne zaman biteceği ve orucu bozan şeyler ; namazın kaç vakit olup hangi zamanlar diliminde kılınacağı ve nasıl kılınacağı ve buna benzer diğer temel ibadetler ; gusül abdestinin nasıl alınacağı ve hangi hallerde yapılacağı ; kısaca 64 farzda kendisini bulan dinin diğer tüm gereklerinin ne şekilde ve nasıl yapılacağını hadislerden öğrenmiyor da Kur'an'dan mı öğreniyorsunuz ?
Bu da ikinci sorum :
Madem hadisler uyduruk , kaale alınmamalı , tamam anladık .
Ya peki , o uyduruk hadisleri kim uydurmuş acaba ; Yahudiler mi , Hıristiyanlar mı , Mecuziler mi , Budistler mi , ateistler mi , yoksa Allah adına hareket eden şarlatan dincilerin ta kendisi mi ?
***
Peygamberin yaşadığı zaman diliminde çok kadınla eşlilik doğal karşılanabilir .
Hatta ve hatta 9 yaşındaki bir çocukla 52 yaşındaki bir adamın gerdeğe girmesi de hoşgörülebilir .
Bu bağlamda Vakit gazetesi yazarı Hüseyin Üzmez'in 14 yaşındaki bir kız çocuğuna yaptığı tacizi de normal karşılamak gerekir bence . Hem üstelik taciz ettiği çocuk Aişe'den tam beş yaş büyüktür .
Hüseyin Üzmez'in talihsizliği olsa olsa , peygamberim diye ortalığa atılmamış olması ya da en azından tam atılacakken böyle bir olayın vuku bulması olsa gerektir .
Hem normal dediğiniz nedir ki !?
Al koynuna 9 yaşındaki çocuğu , adı da din yaymak olsun ; normal canım normal !..
Lütfen devrimci peygamberimize laf etmeyelim , yaşananları o günün şartları içerisinde değerlendirelim , biz de alalım koynumuza günümüzün Amerikan psikopatları gibi 9 yaşındaki çocukları , hapsi boylayalım , üstelik de adımız haksızca ve zalimce hasta ruhlu , psikopat pedofiliye çıksın !
Yok yok ; en iyisi biz Tayland'a gidelim !
Oradaki 7-8 veya taş çatlasın 9 yaşındaki çocuklarla cinsel ilişki hazzı yaşamak amacıyla giden çok Amerikalı ve Avrupalı işadamları varmış !
Ee ; bu işadamları da yaptıkları çirkinliklerle az devrimci sayılmazlar hani !
Adamlar tabu yıkıyor görmüyor musunuz , tabu !
Alıyorlar altlarına küçük küçük sabi çocukları , yıkıveriyorlar tabuları , değil mi ama !?
Kim demiş 9 yaşındaki çocukla 52 yaşındaki adam yatamaz diye !?
Kim koymuş bu normu , kim !?
Not : İşbu yazı Evros adlı yorumcu arkadaşımıza destek amacıyla yazılmıştır .
meaculpa
28-05-2008, 12:54
Muhammed' i aşagılamak sapık ilan etmek, pedofili içinde görmek bütün ateistlerin yapması gereken en mukaddes eleştirilerdir. Buyrun devam edin. Sanki bu metodla herkes kuyruğa girdi de ateist oldu. Hadi bırakın birilerinin zihnini açmayı , az biraz sorgu yapmaya çalışan bile bu nasıl iştir deyip sayenizde geri çekilir. Muhammed in zamanında ki bütün erkekler sapıktı , hepsi pedofili dahilindeydi ve hepsi de bla bla bla... Bumudur? aynen devam...
Devrimci sözcüğü yazıda benim ifadelerimdir ve oturup da sil baştan muhammed in siyerini dökmenin bir anlamı yoktur. Herhangi bir dine tabi olmadıgım gibi, muhammed i de ilahi emirlerce degerlendirmiyorum. Bu nedenlede bu eleştirler bir müslümandan gelmediği için aldıgınız gardı bırakıp da öyle yorumlar yapın.
dr humanist
28-05-2008, 13:11
Aydınus teşekkür ederim,sözlerime tercüman olmuşsun..
Meaculpa;muhammede inanmayıp onu sorguluyoruz.9 yaşında bir kız çocuğuyla cinsel ilişkiye girmeyi pedofili olarak değerlendirmenin nesi yanlıştır?müslümanlara saygı diyorsan eğer,o zaman hiçbirşeyi tartışamayız müslümanlara saygı gereği..ayrıca insanları ateizme çağırma gibi bir kaygımız yoktur ki,bunun tersi geçerlidir,müslümanlar insanları kendine çekmeye çalışır.bizim yaptığımız ise sadece sorgulama
Safiye konusunda ben senin gibi düşünmüyorum.İstese yapabilirdi demekki olaylar farklı şekilde.Tarih zaten yalanlar yumağı değil midir?Bunu istediğin tarihçiye sorabilirsin.Peki Peygamberin,asil bir kadın olan halasının kızı Zeynebi kölelikten gelme Zeyd'le evlendirmesini o çağa göre etik açıdan nasıl buluyorsun?
Tarihi kazananlar yazar. Muhammed ve sevenleri yazmış aklınca bir tarih gelmiştir.
Etiktir elbette bence hiç bir sakıncası yoktur ayrıca bahsi olan konu kölelik ve sahiplik ise o çağ bu çağ yoktur sadece insan vardır. Forumda bahsi geçmişti bence ufaktan karalamıştım neden kölelik direkt kaldırılamadı diye ? Kız çocuklarını kan davasını, faizi kaldır, köleliğin şak diye kaldırılamamasına sebep nedir? Ama sakın cevabınız o durumda zordu gibi azaltılarak kaldırmak olmasın o zaman allahın gücünden şüphe edilir çünkü diğer konularda hiçte arap toplumunu takmamıştır. Bence sadece yandaş edinmek için.
Ayrıca etik davranmasınında pek bir anlamı yok çok naif davranan bir peygamber çok gaddarda davranabiliyor pedofili ve ruhsal bozukluk teşhisini şahsım adına koydum ve yaptıklarında mantıkta aramıyorum.
Tabi şunuda atlamamak lazım.. Hatice ile 25 yıl birlikte yaşadı tek eşli bir dönem geçirmek zorundaydı çünkü gücü ve parayı hatice sayesinde elde etmişti.Ne hikmetse ölümünden sonra bir çok kadın hayatına girmiştir ve genelde cevap klasiktir ( yardıma ihtiyaçları olan mağdur çoğu boşanmış kadınla evlendi ). Sen 25 sene tek eşli yaşa ve o esnada hiç yardıma mutaç kadın olmasın haticenin ölümünden sonra tüm yardıma ihtiyacı olan kadınlar birden etrafında belirsin?
Eğer o dönemin toplumu çok evliliği, çocuk yaşta evliliği, aşırı yaş farkı olanla evliliği ayıplayan, doğru bulmayan bir toplum olsaydı, müslümanların önderi Muhammed de ilk eşinin ölümünden sonraki evliliklerine dikkat eder, toplumun tepkisini almak istemezdi.
Ama ilkel köleci toplumun bu tür değer yargıları yoktu ve bu tip evlilikler yaygındı.
O nedenle de tepki görmedi.
Tepki gördüğü konu ise o dönemin Kureyş toplumunun tabusu olan "evlatlığı oğuldan sayma" kuralını çiğnemesi ve evlatlığının boşandığı eşiyle evlenmesiydi.
Eğer bu kuralı ilk yıllarda çiğnemiş olsaydı, herhalde davasında başarılı olamazdı.
Ama artık dizginler elindeydi ve Medine'nin kralı sayılırdı.
Çağımızdaki değer yargıları bu tip evlilikleri hoş karşılamaz. Bırakın bir peygambere, sıradan bir insana dahi kesinlikle yakıştırılmaz. O nedenle de müslümanlar peygamberlerinin bu çok evliliğinin konu edilmesinden rahatsız olurlar. Mümkün mertebe ileri gelen eşleri Hatice, Ayşe dışında diğer eşlerini kamuoyunda pek konuşmazlar.
Forumlardaki tartışmalarda ise aşağılamadan, hakaret sayılacak ifadelere yer vermeden bu konuların ele alınması tabiidir.
Muhammed'i yüceltip putlaştıranlara karşı panzehir gibidir bu konular. :)
Bu konu daha önce forumlarımızda yer almış, tartışılmıştı. Aynı konuda başlık kirliliğine neden olmamak için birleştirildi.
Safiye konusunda ben senin gibi düşünmüyorum.İstese yapabilirdi demekki olaylar farklı şekilde.Tarih zaten yalanlar yumağı değil midir?Bunu istediğin tarihçiye sorabilirsin.Peki Peygamberin,asil bir kadın olan halasının kızı Zeynebi kölelikten gelme Zeyd'le evlendirmesini o çağa göre etik açıdan nasıl buluyorsun?
Sevgili hiram Zeyneb'in Muhammed Mustafa'nın hala kızı olduğu, asil olduğu ve
Zeyd'in köle olduğu ve islam peygamberinin asil hala kızı ile kölesi Zeyd'i evlendirdiği hangi ayette yazıyor ? Yoksa hadislere, siyere mi dayanıyor ?
hiramusta
29-05-2008, 07:55
Sevgili hiram Zeyneb'in Muhammed Mustafa'nın hala kızı olduğu, asil olduğu ve
Zeyd'in köle olduğu ve islam peygamberinin asil hala kızı ile kölesi Zeyd'i evlendirdiği hangi ayette yazıyor ? Yoksa hadislere, siyere mi dayanıyor ?
Sevgili Frodo,sorumu sizlerin %100 doğru bulduğu kaynaklara dayanarak sordum.Bu kaynaklara göre asil bir soydan gelen Peygamberin hala kızı Zeynep'le eski köle Zeyd evlendirilmiştir.Hani etikliğini sormuştumya...bu o çağa göre etik değildir ve yapılan tam anlamıyla bir devrimdir.İkinci bir devrim ise evlatlığın boşanmış olduğu eşiyle evlenilmesidir.Dolayısıyla bu konunun muhatabı mü'minler üzerinde bu yönde oluşan zorluk bu ayetle birlikte ortadan kaldırılmıştır.
hiramusta
29-05-2008, 08:08
Aydınus demiş ki:Yahu , şunu iyi bilin ki , İslam denilen olgunun içinden hadisleri çıkardığınız zaman geriye birşey kalmaz .
Elcevap:O senin kuruntun canım.İslam'ın içerisinde sanat vardır,edebiyat vardır,matematik vardır,tarih vardır,astronomi,fizik,kimya,biyoloji,jeoloji,vs vardır ama kesinlikle o hadis denilen paçavralar yoktur.Sizin o hadis dediğiniz şeyler,özellikle emevi saltanatının İslam'ı deformize edip İslam öncesi inançları İslami kılıflarla dayatma çabalarından başka birşey değildir.Bunu dıştan müslüman,içten müşrik ve yahudi inkarcılar elbirliği içerisinde gerçekleştirdiler.Bunu yaparkende Peygamberi çeşitli iğrenç iftiralarla karalamayı da ihmal etmediler.Ama bizim salak müslümanlarda bunu görecek göz nerde?
Sonra demişki:Hadislerin uyduruk olduğunu ve sadece Kur'an'ı baz aldığını söyleyen , ki böylelikle tamamen şark kurnazı bir mantalite ile hareket edenlere sormak isterim :
Sor bakalım.
- Orucun nasıl tutulacağı , ne zaman başlayıp ne zaman biteceği ve orucu bozan şeyler ; namazın kaç vakit olup hangi zamanlar diliminde kılınacağı ve nasıl kılınacağı ve buna benzer diğer temel ibadetler ; gusül abdestinin nasıl alınacağı ve hangi hallerde yapılacağı ; kısaca 64 farzda kendisini bulan dinin diğer tüm gereklerinin ne şekilde ve nasıl yapılacağını hadislerden öğrenmiyor da Kur'an'dan mı öğreniyorsunuz ?
Evet Kur'andan öğreniyoruz.
Ama bizim salak müslümanlarda bunu görecek göz nerde
Hiramusta ben bu lafı yazmış olsam kıyamet kopardı, bu genelleme tüzüge aykırı. Düzeltmeni rica edeyim. Gerçi sayemde kayda geçmiş oldu, ama örnek teşkil eder, yarın bir dinsiz de bu ibareni örnek göstererek aynı yazıyı yazar. Sonra ayıkla pirincin taşını. :)
saygılarımla
hiramusta
29-05-2008, 08:20
öz müslümanları buna karıştırmıyorum,salak olanlar sözde müslüman olanlar. :)
lionking
29-05-2008, 08:57
hiram ustaya hak veriyorum,iki cesit müslüman vardir,öz ve sözde müslümanlar.
dini kullanip allahsizca hareket yapan deyil,,,öz müslümanlarla kardesiz,beraber güc birlesdirip siviltoplum örgütü olusturabiliriz.
su2prelude
29-05-2008, 12:52
Hiramusta hadislerin hepsini mi reddediyorsun???
öz müslümanları buna karıştırmıyorum,salak olanlar sözde müslüman olanlar.
Sevgili Hiram
Ben ise her türlü ibare ve tanımlamanın öz ya da söz ayrımı yapılmadan herkese eşit olarak teşmil edilmesi gerektigini düşünüyorum. Bugün senin özde müslüman tanımını yarın biri daha daraltır ve sen sözde olursun. Elbette bu sadece İslamiyet açısından degil her ideoloji ve düşünce akımı için geçerli.
Su2 arkadaşım sana hadislerin hepsini mi reddediyorsun diye sormuş. O halde o da mı sözde müslüman oluyor. İnsanların ister müslüman, ister sözde ya da özde müslüman, ya da isterse dinsiz olsun salak olarak nitelendirilmemesi konusunda öncelikle hemfikir olmamız gerekiyor. Bu sitede şimdiye kadar yapılan en ciddi mücadeleler ve fikir ayrımları bu nokta üzerinde idi.
Önce burada anlaşmamız gerekiyor. Bu noktada hemfikir olabilirsek konu daha da rahatlar gibi geliyor.
saygılarımla
Aydınus demiş ki:Yahu , şunu iyi bilin ki , İslam denilen olgunun içinden hadisleri çıkardığınız zaman geriye birşey kalmaz .
Elcevap:O senin kuruntun canım.İslam'ın içerisinde sanat vardır,edebiyat vardır,matematik vardır,tarih vardır,astronomi,fizik,kimya,biyoloji,jeoloji,vs vardır ama kesinlikle o hadis denilen paçavralar yoktur.Sizin o hadis dediğiniz şeyler,özellikle emevi saltanatının İslam'ı deformize edip İslam öncesi inançları İslami kılıflarla dayatma çabalarından başka birşey değildir.Bunu dıştan müslüman,içten müşrik ve yahudi inkarcılar elbirliği içerisinde gerçekleştirdiler.Bunu yaparkende Peygamberi çeşitli iğrenç iftiralarla karalamayı da ihmal etmediler.Ama bizim salak müslümanlarda bunu görecek göz nerde?
Sonra demişki:Hadislerin uyduruk olduğunu ve sadece Kur'an'ı baz aldığını söyleyen , ki böylelikle tamamen şark kurnazı bir mantalite ile hareket edenlere sormak isterim :
Sor bakalım.
- Orucun nasıl tutulacağı , ne zaman başlayıp ne zaman biteceği ve orucu bozan şeyler ; namazın kaç vakit olup hangi zamanlar diliminde kılınacağı ve nasıl kılınacağı ve buna benzer diğer temel ibadetler ; gusül abdestinin nasıl alınacağı ve hangi hallerde yapılacağı ; kısaca 64 farzda kendisini bulan dinin diğer tüm gereklerinin ne şekilde ve nasıl yapılacağını hadislerden öğrenmiyor da Kur'an'dan mı öğreniyorsunuz ?
Evet Kur'andan öğreniyoruz.
Hiramusta !
Aslında size uzun bir yorum yazmıştım , ama sonra sildirdim ve göndermekten vazgeçtim .
Kuran'da , sizin saydığınız POZİTİF bilimlerin var olması iddianız eminim ki sadece beni değil , diğer site sakinlerini de epey güldürmüştür .
( Kaldı ki , hadisleri yahudilerin uydurduğu iddianız ise , neredeyse istisnasız her müslümanda bulunan tipik antisemitizmin açık bir göstergesidir , bu sebeple kaale almaya değmez . )
Tamamen sizin bu komik iddianızdan yola çıkarak bir de tutup benim de bu konuda onlarca cümle eşliğinde şahsınıza yönelik olarak ironi yapmak , sonraları belki vicdanımı çok yaralayacaktı .
Benim sorum gayet açıktı oysa , o sebeple de tekrarlamak istemiyorum .
Soruma yönelik olarak , sanki insanla dalga geçer gibi , sadece ve sadece bir cümle ile ''Evet, hepsi Kuran'da yazıyor'' demeniz , tek kelimeyle başta ben Aydınus olmak üzere sitenin diğer tüm sakinlerini de din konusunda oldukça bilgisiz , birşey okumamış , araştırmamış cahil ateistler olarak görmenizden kaynaklanıyor düşüncesindeyim .
Dalga dedim de ...
Eğer ki sonradan vicdanımın kanamayacağından emin olsa idim , az önce emek sarfederek size yönelik yazmış olduğum o , uzun ve dahi o korkunç ironik yazıyı okumanız için size derhal gönderir , insanları aptal yerine koymanın ne demek olduğunu da zat-ı alilerinize bir güzel öğretmiş olurdum .
Ama dedim ya ; değmez .
Kuranda Muhammedin hanımlarının adı doğrudan geçmese bile Aişe ve Zeynebin adları verilmeden bazı ayetlerde ele alınıyor. Gerek bunlarla ilgili ayetleri gerekse de diğer ayetleri hadisleri göz ardı ederek tam anlayabilmek mümkün değil. sadece Kuran gözönüne alınırsa pek çok ayeti ancak kısmi açıklayabiliriz. Örneği Aişenin zina yapmadığı le ilgili ayetleri içeren Nur suresi ancak "İfk Olayı" ile ilgili çeşitli hadisler ve aktarmalar toplu olarak incelenerek iyice anlaşılabilir. )
ayeti verseydin tüm zamanlarda bu tip olaylarda ne yapmamiz gerekiyormus bakardik..sadece aisenin degil herkesin basina gelebilir iftira olayi...hikayeyi bilmene gerek varmi..kimin basina gelmis nerde gelmis,nasil olmus çokmu lazim...
(Uydurma hadisler elbette olabilir ancak işine gelen yerde hadislere sahih, işine gelmeyen yerde uydurma demek gerçekçi değil. Bunun arkasında İslamın ayıplarını örtme gayreti vardır.)
demissin de hadisler olmadanda kur'ani anlamak mümkündür ve hadis diye biseyde yoktur,hepsi muhammedin ölümünden sonra ve kur'an okunmasini engellemek insanlarin kafasini karistirmak için yazilmistir.
Nasıl olur? Namazın nasıl kılınması gerektiği (hangi hareketlerin ve duaların, kaç rekat vs.) Kuran'da yazmıyor. Demekki sizi alakadar eden her bilgi Kuranda mevcut?
kur'anda adi geçen ve bizim namaz diye çevirdigimiz seyin asli duadir,kur'anda sekli semaili yoksa bugünkü bizim bildigimiz namaz degil demektir Allahin bahsettigi sey(salat)
not:alintinin içinede yazdim biseyler ama olmadi bu cevap böyle,silmek istedim öyle bi seçenek yok:(
Hiramusta !
Aslında size uzun bir yorum yazmıştım , ama sonra sildirdim ve göndermekten vazgeçtim .
Kuran'da , sizin saydığınız POZİTİF bilimlerin var olması iddianız eminim ki sadece beni değil , diğer site sakinlerini de epey güldürmüştür .
gülmeye devam edin son gülen iyi güler bunu da biliyorsunuzdur umarim
( Kaldı ki , hadisleri yahudilerin uydurduğu iddianız ise , neredeyse istisnasız her müslümanda bulunan tipik antisemitizmin açık bir göstergesidir , bu sebeple kaale almaya değmez . )
kur'anda olmayan hiç birseyi peygamber yapmistir diyerek Ona iftira edemezsiniz,bu da Kur'ani bilmediginizin en açik göstergesi Hakka sûresi 40 dan 47 ye kadar olan ayetleri okursaniz anlayabilirsiniz.
Tamamen sizin bu komik iddianızdan yola çıkarak bir de tutup benim de bu konuda onlarca cümle eşliğinde şahsınıza yönelik olarak ironi yapmak , sonraları belki vicdanımı çok yaralayacaktı .
Benim sorum gayet açıktı oysa , o sebeple de tekrarlamak istemiyorum .
Soruma yönelik olarak , sanki insanla dalga geçer gibi , sadece ve sadece bir cümle ile ''Evet, hepsi Kuran'da yazıyor'' demeniz , tek kelimeyle başta ben Aydınus olmak üzere sitenin diğer tüm sakinlerini de din konusunda oldukça bilgisiz , birşey okumamış , araştırmamış cahil ateistler olarak görmenizden kaynaklanıyor düşüncesindeyim .
evet aynen arkadasin dedigi gibi sizin beyniniz almasada hadislerden ögrendiginiz uydurma dini bizim dinimize yamamaya çalissanizda biz o dediklerinizden uzagiz ve kabul etmiyoruz..caniniz nasil istiyorsa öyle inanmaya devam edin...ve biz bilmemiz gereken herseyi ku'andan ögreniyoruz..
Dalga dedim de ...
Eğer ki sonradan vicdanımın kanamayacağından emin olsa idim , az önce emek sarfederek size yönelik yazmış olduğum o , uzun ve dahi o korkunç ironik yazıyı okumanız için size derhal gönderir , insanları aptal yerine koymanın ne demek olduğunu da zat-ı alilerinize bir güzel öğretmiş olurdum .
Ama dedim ya ; değmez .
.........
boyama seçeneklerini bulamadim,alintinin içindedir cevabim..
gülmeye devam edin son gülen iyi güler bunu da biliyorsunuzdur umarim
Çok korktum ; bir bardak su içeyim de kendime geleyim bari !
Gamze hanım ( veya bey ) ; biz burada bahsi edilen tüm pozitif bilimlerin Kuran'da yer alıp almadığını tartışıyoruz , siz ise iddiayı ispata yönelik birşeyler yazacağınıza kendi aklınızca beni ahiretle korkutuyorsunuz . Kalıbımı basarım ki sizi de böyle inandırdılar .
kur'anda olmayan hiç birseyi peygamber yapmistir diyerek Ona iftira edemezsiniz,bu da Kur'ani bilmediginizin en açik göstergesi Hakka sûresi 40 dan 47 ye kadar olan ayetleri okursaniz anlayabilirsiniz.
Kim iftira atıyor ?
İftirayı atan sizlersiniz . Kendiniz gibi düşünmeyen yahudilere , müşriklere , şunlara , bunlara iftira atarak kendinizi kandırır durursunuz . Çok affedersiniz , bilmem nerenizden eğri bir necaset çıksa , onun suçunu dahi yahudilere ( veya başkalarına ) atacak kadar gözünüzü kin bürümüş sizin .
Antisemitizm , yahudi düşmanlığıdır . Nazilerin adı çıkmış , oysaki müslümanlar arasında tonlarca antisemitist var .
Hem söyler misiniz bana ; sahih hadis ortaya koyduğu ileri sürülenlerin hangisi yahudi ; hepsi de müslüman değil mi ?
Eğer ki hadisler doğru değilse , demek ki bu hadisleri uyduran da senin gibi müslüman kimseler ...
Bana lüften önce abdesti bozan şeyleri açıklar mısınız ?
Abdesti bozan şeyler Kuran'da da yazıyor mu çok bilmiş , sayın Kuran uzmanı (!) Gamze hanım ?
evet aynen arkadasin dedigi gibi sizin beyniniz almasada hadislerden ögrendiginiz uydurma dini bizim dinimize yamamaya çalissanizda biz o dediklerinizden uzagiz ve kabul etmiyoruz..caniniz nasil istiyorsa öyle inanmaya devam edin...ve biz bilmemiz gereken herseyi ku'andan ögreniyoruz..
Sizin beyniniz almasa da ...
Evet ; benim beynim almaz , çünkü benim beynim sizinki gibi dogmalarla örülü değil .
Size birşey söyleyeyim mi ; sizin amacınız tartışma değil aslında , daha doğrusu tartışma adabını bilmiyor , her dincinin yaptığı gibi nicelerine böyle hakaret ederek kendi aklınızca susturduğunuzu zanneder , kendi kendinizi tatmin edersiniz .
Burası bir ateist site değil de herhangi başka bir site olsaydı , şahsıma yönelik olarak nasıl da küfürler ederdiniz .
Hani tam da müslüman terbiye ve trakkasına yaraşır şekilde ...
Burası bir ateist site değil de herhangi başka bir site olsaydı , şahsıma yönelik olarak nasıl da küfürler ederdiniz .
Hani tam da müslüman terbiye ve trakkasına yaraşır şekilde ...
Siz de çok şey bekliyorsunuz Aydınus, adam/kadın 1400 sene önce yaşamanın derdinde, neyse imkansızı istemeye devam edin, öyle ya tutarsa yoğurt işine başlarız.:)
Selamlar.
Siz de çok şey bekliyorsunuz Aydınus, adam/kadın 1400 sene önce yaşamanın derdinde, neyse imkansızı istemeye devam edin, öyle ya tutarsa yoğurt işine başlarız.:)
Selamlar.
Sevgili vgm !
Ben dindar kimseleri ( teşbihte hata olmasın , amacım da hakaret değil ) biraz uyuşturucu bağımlısına benzetirim .
Nasıl ki bir uyuşturucu bağımlısına 'bırak şu uyuşturucuyu' demek ve böylelikle uyuşturucudan kurtulacağını beklemek gerçekçi değilse , bir dindara da kendiliğinden din gerçeğinin farkına varmasını beklemek hayalperestlik olur .
O halde ne yapılmalı ?
Bu sorunun cevabını en iyi bu site veriyor . İnanan insanlara 'işte inandığınız din bu ' diye korkmadan yüzüne söyleyerek onları az da olsa düşünmeye sevkediyor .
Dediğiniz üzere , bizimkisi biraz da Nasrettin Hoca'nın göle maya çalmasına benziyor .
Benziyor ; zira 1400 yıl süresince ( hatta çok çok daha öncesi de var ) insanların beynine şırınga edilmiş bu din dogmalarından kurtulmak birçokları için hiç de kolay değil .
Bizim işimiz de çok zor , biliyorum ama , biryerlerden de başlamak gerekli bence .
Saygılarımla ...
mistik1984
17-06-2008, 13:37
sitedekiler bir iddiadır, arkasında 3-5 kişi..
karşınızdaki islam dinidir, aralarında 10 milyarlarca inananı ve savunanı bulunan bir cemaat..
siteyi ziyaret edip, ya da okuduğu imam-hatip'te muhtemel istismara uğrayıp (müdür ve-veya vekillerinin zorla namaz kıldırması şeklinde) sizi okuyan bazı insanlar size inanabilir..
biz de diğer tarafa inanıyoruz.. kim kimi kurtaracak.. size göre öyle bize göre böyle..
o nedenle sadece düşüncenizi savunmanızı, karşıdaki fikir topluluğunu incitecek sözler sarfetmemenizi tavsiye ederim.. azıcık demokrat iseniz ya da olduğunuzu göstermeye çalıştığınız seviyeye yakın iseniz, dikkate alırsınız...
bu arada onmilyarlarca insan lafına takılan arkadaşlar, halihazırda yaşayan müslüman sayısıdır, yanlış yazdığımı içinizden geçirdiğiniz rakam
''aralarında 10 milyarlarca inananı ve savunanı bulunan bir cemaat..''
Dünya nüfusu kaç milyar ki 10 milyarlarca savunanı bulunacak,kim neye inanıyor,neye inandığını bilen kaç kişi?
Kaç kişi kafa yoruyor kabullenmeye var olan sisteme kaç kişi baş kaldırıyor?
Kaç tür islam uygulanıyor dünyada,herkes değişik uyguluyor,en hakiki öz müslüman kim?
İran'da 3 vakit namaz kılan şiilermi,vahabi suudlarmı yoksa milligörüşçüler mi?
sitedekiler bir iddiadır, arkasında 3-5 kişi..
karşınızdaki islam dinidir, aralarında 10 milyarlarca inananı ve savunanı bulunan bir cemaat..
siteyi ziyaret edip, ya da okuduğu imam-hatip'te muhtemel istismara uğrayıp (müdür ve-veya vekillerinin zorla namaz kıldırması şeklinde) sizi okuyan bazı insanlar size inanabilir..
biz de diğer tarafa inanıyoruz.. kim kimi kurtaracak.. size göre öyle bize göre böyle..
o nedenle sadece düşüncenizi savunmanızı, karşıdaki fikir topluluğunu incitecek sözler sarfetmemenizi tavsiye ederim.. azıcık demokrat iseniz ya da olduğunuzu göstermeye çalıştığınız seviyeye yakın iseniz, dikkate alırsınız...
bu arada onmilyarlarca insan lafına takılan arkadaşlar, halihazırda yaşayan müslüman sayısıdır, yanlış yazdığımı içinizden geçirdiğiniz rakam
Dünya dönüyor lafından inciniyorlarsa, incinsinler.
Size göre, bize göre diye bir şey yok, eğer tartışmaların dayandığı yer bilimsel ve felsefi ise size/bize göre ortadan kalkar,
yok Muhammed Allah'ın elçisidire ispat olarak Kuran'da yazıyor deniyorsa, Kuran'ı kim yazmış sorusunun da yanıtı yoksa, bunu iddia edenle anladığı dilden konuşulur, çünkü kanıt olarak sundukları incir çekirdeğini doldurmaz
bozulursada uğurlar olsun.
Okuyup araştırıp gelsin, burası okul değil her geleni eğitelim.
Selamlar.
Sn. mistik1984 onmilyarlarca müsliman varsa -ki bu nasıl oluyor anlamadım- hepsi birbirinden farklı islamın içinde ben birbiriyle aynı düşünen iki müsliman görmedim,göreceğimi de sanmıyorum.
Sadece düşüncemizi savunmaya gelince muhammed yalancıysa sizi kırmamam için ne diycez,"saygılı olmak" için başka ne diyebiliriz.Muhemed ...... siz incinmeyin diye nediyeceğiz bi fikriniz var mı?
Kuranda her lafında bize hakaret ediyor ne olcak şimdi??
mistik1984
17-06-2008, 21:25
aydoe ve lestat.... önce mesajı tamamen okuyun, yarısına gelince zıplamayın...
şu anda 1.5 milyar müslüman var.. altta son paragrafta siz erken karar verenler için açıklama yazmıştım...
bunun dışında bilimsel de olsa, bilimdışı da olsa... biriyle tartışırken SİZİN SÖYLEDİĞİNİZ ANCAK KARŞINIZDAKİNİN ALADIĞI KADARDIR... milyonlarca latince kelime kullanıp hiçbirşey söylememek gibi... karşındakine devamlı saldırırsan, bu, içinden çıkamadığın ama bunu psikoz haline soktuğun için hırsını karşındakinden almak istediğini gösterir..
önce insan olmak lazım... biryerinizden salyalar akıtmadan, en az karşınızdakinin üslubu ile cevap vermek lazım desem daha mı hoş olur..karşınızda kur'an yok... sizinle aynı şartlarda, ama aynı maymundan gelmeyen biri var... böyle mi tartışmak daha uygun.. bence değil.. o yüzden seviyeli olalım
ahengi bozmayalım
Sn.mistik1984 hocanın dediğini yap yaptığını yapma biz de sizin dediklerinize uyalım bari:D
Biz sizin uyarılarınızı düşünürken siz de mesajlarınızı bir okuyun özellikle son mesajlarda kullandığınız kelimeler çok basitçe.Biraz daha üslubunuza dikkat ediniz..
fourfourtwo
17-06-2008, 21:41
Basit olmasın hoca kelimeler..Süslü püslü olsun ki karşındakinde iz bıraksın..Düz konuşmaz bunlar..Cümleler ne kadar ağdalı olursa o kadar etkileyicidir prensibi üzerine çalışır bunların savunma mekanizmaları..Allah affetsin sizi ..Başkada sözüm yok bu tarz cahil sapkın topluluğuna..Haşa sizin atalarınız hakkaten insan olamaz..İnsandan böyle birşey çıkar mı? İnsan bu kadar sapkın olamaz..Ağdalı küfürler yapmak lazım bu darwin çocuklarına..
mistik1984
17-06-2008, 21:47
bu tavra siz sokuyorsunuz adamı
ne demek kuran bize hep hakaret ediyor ama... o zaman siz de bize hakaret etme hakkını kendinizde buluyorsunuz öyle mi.. ???
ben asla hakaret etmem..
deminki örnek böyle olsa daha mı iyi olur açısından bir teşbihti
Başka sözün yoksa konuşma ne kendini yırtıyorsun adam gibi tartışamıycaksanız boş boş konuşmayın attığınız şu mesajların abzürdlüğüne bir bakın yaa.Sen millete sapkın diyeceğine kendi seviyesizliğine bak küfür lazımmış anca ondan anlarsın zaten beynin başka bir şeye çalışıyormu acaba çok merak ediyorum.allah bizi affetsinmiş niye canım bizi düşündüğünden mi sevap kazancağından mı bizi yargılamak sana mı kaldı.seni ne bağlıyor üretecek konuşacak bir fikrin yoksa burda harf kirliliği yapma.gidin islam sitelerin de 3 5 ayette mucize arayın
fourfourtwo
17-06-2008, 22:01
Başka sözün yoksa konuşma ne kendini yırtıyorsun adam gibi tartışamıycaksanız boş boş konuşmayın attığınız şu mesajların abzürdlüğüne bir bakın yaa.Sen millete sapkın diyeceğine kendi seviyesizliğine bak küfür lazımmış anca ondan anlarsın zaten beynin başka bir şeye çalışıyormu acaba çok merak ediyorum.allah bizi affetsinmiş niye canım bizi düşündüğünden mi sevap kazancağından mı bizi yargılamak sana mı kaldı.seni ne bağlıyor üretecek konuşacak bir fikrin yoksa burda harf kirliliği yapma.gidin islam sitelerin de 3 5 ayette mucize arayın
Darwin çocukları diyecektim yaa..Neden kızdın bu kadar.. Üzüldüm bak şimdi..Bizi yargılamak size mi kaldı ?
milomanara
17-06-2008, 22:03
Bu yazdılarım kimseye hitaben değildir:
Ben dine saygılı falan değilim. Hatta açıkça dine düşmanım. Zaman zaman disiplin üyelerince fazla alaycı bulunan mesajlarım siliniyor. Anlamadığım bazı "dinci"lerin neden dinlerden özgürlük forumuna gelip polemiğe girdiğidir. Burda bir çok entellektüel yazar var. Ben onlar gibi sabırla bu saçmalıklara mantıklı açıklamalar yazamıyorum. Tilkiye neden Picasso'dan bahsedeyim ki? Amacım dinle dalgamı geçip(forum kuralları gereği bunu pek yapamıyorum) ve diğer dinden özgür insanlarla yaşamı, bizlerin sorunlarını tartışmaktır. Benim islam forumuna gidip polemik yapmak aklımın ucundan bile geçmemiştir. Burada dünya görüşü belli olan insanlara hakaret etmek egonuzu mu tatmin ediyor? Kendinizi sevap işlemiş mi sanıyorsunuz? Nedir bu saçmalığın açıklaması?
Aşağıdaki satırları Richard Dawkins'in Tanrı Yanılgısı kitabının 5.baskısının 266.sayfasından yazıyorum. Ben denize tercüman olmuş kendisi:
"Benim yada diğer ateistlerin din karşısında ara sıra takındığımız bu düşmanca tavır sadece kelimelerle sınırlıdır. Ben ilahiyat kaynaklı bir tartışma yüzünden hiç bir yere bomba atmayacağım, kimsenin kafasını kesmeyeceğim, kimseye taş fırlatmayacağım, kimseyi çarmıha gerip yakmayacağım, kimseye işkence etmeyeceğim veya gökdelenlere uçakla çarpmayacağım."
Burada değerli fikirlerini bizlerle paylaşan, birikimlli, dinlerden özgür olmayan arkadaşları tenzih ederim.
fourfourtwo
17-06-2008, 22:09
Saygı gösterilmesi gereken kişi var mıdır? Vardır.. Saygı duyana gösterilir..İster inan ister inanma..Milyonlarca kişinin inandığı bir dinin peygamberine alaycı bi tavırla "muhammed" diyebilen bi zihniyete gösterilecek saygı bu kadardır.. Ben zaten sapkın gözü kararmış hiçbir insanı benim dediklerim doğrudur,seninkiler saçma; gel vazgeç şu fikrinden diye uğraşmam..Çünkü bu tarz fikirlerin canı cehenneme..Beş para etmez benim için..Sağdan soldan alıntı yap..Bak şu şunu demiş..Ayetlerin içinden cımbızla çeker gibi çek..aaa bak burda ne demiş..Geçeceksin onları..Böyle aydın size gerek..Size en uygun tabiri buldum ben..Darwin çocukları..Pek yakıştı..:)
yav arkadaşım o sizin peygamberiniz peygamber olmadığa inandığım bir insana ne diyim hz mi diyim bu ne mantıktır yaa siz bilimsel teorilerle dalga geçebiliyorsunuz biz inanmadığımız bir şeyi söylemiyoruz diye sapkın oluyoruz
fourfourtwo
17-06-2008, 22:17
yav arkadaşım o sizin peygamberiniz peygamber olmadığa inandığım bir insana ne diyim hz mi diyim bu ne mantıktır yaa siz bilimsel teorilerle dalga geçebiliyorsunuz biz inanmadığımız bir şeyi söylemiyoruz diye sapkın oluyoruz
İnanmasan bile saygı görmek için karşındakinin kutsal olarak tabir ettiği kavramlara saygı göstermek zorundasın..Sevmeyebilirsin , haz etmeyebilirsin..Ama;
Saygı görmek istiyorsan ;
Saygılı olacaksın..
İlk önce bunu öğrenelim,sonra yazışalım..
Bu başlık Aspartam'a ait görünüyor ama Sodomo'nun başlığı.
Emeğe saygı gereği mümkünse düzeltilmeli..
Şİmdi bu işleri forumları düzenlerken bir seneye yakın bir süre önce ben yaptım. Aynı konuları birleştirmeye çalıştım ama bu başlıga da sodomonun başlıgını verdim. O zaman takriben 500 e yakın başlıgı ya yok etmiş,taşımış ya da birleştirmiştim. Önce açılan başlık ister istemez öne çıkıyor.
Emek ve bilgi sodomo dan burası dogru ama daha önce de tartışıldıgı için mecburen birleşti. Artık bu işi elinden gelirse yeni forum mod undan isteyecegiz.
saygılarımla
Bu konuda oldukça detaylı bilgiler içeren başlık sahibine iade edildi.
Saygı gösterilmesi gereken kişi var mıdır? Vardır.. Saygı duyana gösterilir..İster inan ister inanma..Milyonlarca kişinin inandığı bir dinin peygamberine alaycı bi tavırla "muhammed" diyebilen bi zihniyete gösterilecek saygı bu kadardır..
Hadisi aradım ama ihya.org'a bir haller olmuş, arama yapılamıyor.
Hatırladığım kadarıyla söylemeye gayret edeceğim,
Peygambere bir adam getirirler, bu adamın peygambere sadece Muhammed dediğinden bahsedip onu şikayet ederler. Peygamber de "doğru söylemiş, benim adım Muhammed'tir" diye cevap veriyor müştekilere.
Peygamber bile kendisine salt ismiyle hitap edilmesine razıyken başkalarına söz düşmemesi lazım diye düşünüyorum.
Saygı meselesine gelince.
Kur'an, Kur'an ve Muhammed'e inanmayanlara, susuzluk hastalığına tutulmuş deve, hayvan, köpek, merkep, sapık, v.s. o zamanın koşullarında aşağılayacak ne varsa tüm bu sözleri sarf etmiştir. Saygı duyana saygı göstermek gerekiyorsa eğer, böyle bir saygıyı Kur'an'ın hak etmediği de ortada sanırım.
bu basit tavır ve konuşmalarınızla zaten kendinizi yok etmektesiniz...
inanmadığın şeyleer saygı duymanın anlamı ney??
tartışmak istiyorsan tartışabilecek bişeylerin olmalı!!
mistik1984
18-06-2008, 13:40
Hadisi aradım ama ihya.org'a bir haller olmuş, arama yapılamıyor.
Hatırladığım kadarıyla söylemeye gayret edeceğim,
Peygambere bir adam getirirler, bu adamın peygambere sadece Muhammed dediğinden bahsedip onu şikayet ederler. Peygamber de "doğru söylemiş, benim adım Muhammed'tir" diye cevap veriyor müştekilere.
Peygamber bile kendisine salt ismiyle hitap edilmesine razıyken başkalarına söz düşmemesi lazım diye düşünüyorum.
Saygı meselesine gelince.
Kur'an, Kur'an ve Muhammed'e inanmayanlara, susuzluk hastalığına tutulmuş deve, hayvan, köpek, merkep, sapık, v.s. o zamanın koşullarında aşağılayacak ne varsa tüm bu sözleri sarf etmiştir. Saygı duyana saygı göstermek gerekiyorsa eğer, böyle bir saygıyı Kur'an'ın hak etmediği de ortada sanırım.
Siz ateist falan değilsiniz, sadece islam düşmanlığı yapan şahıslarsınız
neden din kavramı, tanrı kavramı, peygamber kavramı değil de özellikle Allah, Kur'an ve Hz Muhammed etrafında dönmekte laflarınız.. tek bir hedef mi belirlediniz kendinize, ya da içinde bulunduğunuz toplum nedeniyle diğer herhangi bir dini bilmeyen fikri kıt bir topluluk musunuz
size bir gerçeği hatırlatayım, inansanız da inanmasanız da
Yaşlanmayı ve ölümü durduramadığınız sürece, o hakkında çokça yorum yapılan, sizin şöyle bizim böyle dediğimiz sona doğru yaklaşıyoruz.. hayırlısı bakalım.. :D
bir de meydan okuma; bu kadar adamsınız, muhtemelen çoğunuz dirsek çürütmüştür..
Hadi bir cahilin yaptığını yapıp, matematik sistemi üzerinde kurulmuş, her konuda negatif ve pozitiflerin aynı oranda geçtiği, içinde 52 defa hafta, 365 defa gün kelimesi bulunan vs..vs.. bir kitap yazın..
isterseniz dünyadaki tüm teknolojiyi kullanın
isterseniz stadyumlarda biraraya gelin, ya da msn'lerde
isterseniz dünya IQ yarışmalarında ilk birkaç bini biraraya getirin..
sonra ömer çelakıl denen arkadaşın ürettiği formüller tarzında, formulize edilebilecek bir kitap yazın...
cahil dediğiniz bir adam yapmış-1400 sene önce...
çamur atmaktan başka birşeyler yapın, üretin.. o zaman belki daha inandırıcı olursunuz
bekliyorum, gerçekten taraftarınız artar... inanıyorsanız zaman da bulursunuz..
doğruyu bulmanız dileğiyle
BU ARADA DİP NOT: TARTIŞMA ÜSLUBUM BİRİLERİNİN HOŞUNA GİTMEYEBİLİR.. AMA ASLA KIRICI OLMAM, SADECE KONUŞANIN TARZINA YAKIN BİR KONUŞMA YAPMAYA ÇALIŞIRIM, ORTAK DİL BULMA AÇISINDAN.. BİR DE KURAN BİRİLERİNE HAKARET ETTİ DİYE SİZİN KURANA HAKARET ETME ŞANSI VE HAKKINIZ YOKTUR.. ANNENİZ HERHANGİ BİR BAKKALA KIZARSA BEN BİR MARKET ÇALIŞANI OLARAK ONA KÜFRETME HAKKINI KENDİMDE BULAMAM.. Dİ Mİ...
bir de meydan okuma; bu kadar adamsınız, muhtemelen çoğunuz dirsek çürütmüştür..
Hadi bir cahilin yaptığını yapıp, matematik sistemi üzerinde kurulmuş, her konuda negatif ve pozitiflerin aynı oranda geçtiği, içinde 52 defa hafta, 365 defa gün kelimesi bulunan vs..vs.. bir kitap yazın..
isterseniz dünyadaki tüm teknolojiyi kullanın
isterseniz stadyumlarda biraraya gelin, ya da msn'lerde
isterseniz dünya IQ yarışmalarında ilk birkaç bini biraraya getirin..
sonra ömer çelakıl denen arkadaşın ürettiği formüller tarzında, formulize edilebilecek bir kitap yazın...
cahil dediğiniz bir adam yapmış-1400 sene önce...
çamur atmaktan başka birşeyler yapın, üretin.. o zaman belki daha inandırıcı olursunuz
bekliyorum, gerçekten taraftarınız artar... inanıyorsanız zaman da bulursunuz..
doğruyu bulmanız dileğiyle
Matematik dedin de aklıma geldi.
Senin ne yanıt vereceğini merak ediyorum "Allah'ın (!) matematik hatasına"
Bir incele bakalım:
http://pante.blogcu.com/530989/
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=1464
ANNENİZ HERHANGİ BİR BAKKALA KIZARSA BEN BİR MARKET ÇALIŞANI OLARAK ONA KÜFRETME HAKKINI KENDİMDE BULAMAM.. Dİ Mİ...
Yanlış mantık!
Annem herhangi bir bakkala, bakkal annemin anne olduğuna inanmadı diye küfretmez.
ama küfrederse de bakkalın anneme kızma hakkı doğar.
3. kişi niteliğindeki ve olayın muhatabı olmayan başka bir marketin herhangi bir çalışanının olayla hiçbir ilgisi yoktur. Bu bizzat annemle bakkal arasındaki meseledir. :)
Siz ateist falan değilsiniz,
Doğru, ben ateist değilim.
neden din kavramı, tanrı kavramı, peygamber kavramı değil de özellikle Allah, Kur'an ve Hz Muhammed etrafında dönmekte laflarınız..
Her biri etrafında dönüyor aslında laflarımız.
tek bir hedef mi belirlediniz kendinize, ya da içinde bulunduğunuz toplum nedeniyle diğer herhangi bir dini bilmeyen fikri kıt bir topluluk musunuz
Şu konuda haklı olabilirsiniz, içinde bulunduğumuz toplum nedeniyle diğer dinleri İslamiyet kadar bilmeyecek denli fikri kıt olabiliriz. (Siz diğer dinler konusunda da ulema mısınız?)
Vakti zamanında diğer dinlerden birine mensup olup, ömrümün yarısını o dinle heba etmiş olsaydım, islam'a değil, o dine yönelirdi eleştirilerim.
huzurcan
19-06-2008, 15:48
Yunus'un bir dizesi vardır: ' Derviş gönülsüz gerek ' diye.. Bir din kurucusundan en azından bir derviş gibi gönülsüz olmasını beklemek hakkımız olmalı.
huzurcan
19-06-2008, 15:59
Hazır bu konular açılmışken.. Bir konuda yardım istiyorum.Dikkatimi çekti,' Ramazan da kadınlarınız size helal kılındı ' denilmiştir. Acaba önce Oruç ayında kadınlar yasak mıydı tam 1 ay yasak mıydı ki..Sonra mı helal kılındı?
Hazır bu konular açılmışken.. Bir konuda yardım istiyorum.Dikkatimi çekti,' Ramazan da kadınlarınız size helal kılındı ' denilmiştir. Acaba önce Oruç ayında kadınlar yasak mıydı tam 1 ay yasak mıydı ki..Sonra mı helal kılındı?
Güzel bir soru huzurcan.
Demek ki önce yasak olmalıymış ki, sonra o yasak serbest kılınsın.
Ama oruç ayında cinsel ilişkinin yasak olduğuna dair bir ayet yoktur.
Bu durumda bu yasaklı orucun Allah'ın değil, bir insanın emri olduğu anlaşılıyor.
Yani birisi kafasına göre bir ibadet şekli oluşturmuş. Bu ibadet uygulamadayken bir kesimde (Ömer ve yandaşlarında) rahatsızlık oluşturmuş. Bunun üzerine yeni bir düzenleme yapılmış.
Bu durumda iki olasılık var:
Ya oruç ta, aynı hac gibi, haram aylar gibi putperest toplumun adet ve ibadetlerinden. Muhammed, bunlardan uygun bulduğunu devam ettirmiş, bazılarında düzenlemeler yapmış, bazılarını da tamamen kaldırmış.
Ya da Allah'ın İncil'den sonra, Kur'an'dan önce bir kitabı daha vardı. Bu bilgi ve emirler o kitapta yer alıyordu ama o kitap kayıp.
Siz ateist falan değilsiniz, sadece islam düşmanlığı yapan şahıslarsınız
neden din kavramı, tanrı kavramı, peygamber kavramı değil de özellikle Allah, Kur'an ve Hz Muhammed etrafında dönmekte laflarınız.. tek bir hedef mi belirlediniz kendinize, ya da içinde bulunduğunuz toplum nedeniyle diğer herhangi bir dini bilmeyen fikri kıt bir topluluk musunuz
size bir gerçeği hatırlatayım, inansanız da inanmasanız da
Yaşlanmayı ve ölümü durduramadığınız sürece, o hakkında çokça yorum yapılan, sizin şöyle bizim böyle dediğimiz sona doğru yaklaşıyoruz.. hayırlısı bakalım.. :D
bir de meydan okuma; bu kadar adamsınız, muhtemelen çoğunuz dirsek çürütmüştür..
Hadi bir cahilin yaptığını yapıp, matematik sistemi üzerinde kurulmuş, her konuda negatif ve pozitiflerin aynı oranda geçtiği, içinde 52 defa hafta, 365 defa gün kelimesi bulunan vs..vs.. bir kitap yazın..
isterseniz dünyadaki tüm teknolojiyi kullanın
isterseniz stadyumlarda biraraya gelin, ya da msn'lerde
isterseniz dünya IQ yarışmalarında ilk birkaç bini biraraya getirin..
sonra ömer çelakıl denen arkadaşın ürettiği formüller tarzında, formulize edilebilecek bir kitap yazın...
cahil dediğiniz bir adam yapmış-1400 sene önce...
çamur atmaktan başka birşeyler yapın, üretin.. o zaman belki daha inandırıcı olursunuz
bekliyorum, gerçekten taraftarınız artar... inanıyorsanız zaman da bulursunuz..
doğruyu bulmanız dileğiyle
BU ARADA DİP NOT: TARTIŞMA ÜSLUBUM BİRİLERİNİN HOŞUNA GİTMEYEBİLİR.. AMA ASLA KIRICI OLMAM, SADECE KONUŞANIN TARZINA YAKIN BİR KONUŞMA YAPMAYA ÇALIŞIRIM, ORTAK DİL BULMA AÇISINDAN.. BİR DE KURAN BİRİLERİNE HAKARET ETTİ DİYE SİZİN KURANA HAKARET ETME ŞANSI VE HAKKINIZ YOKTUR.. ANNENİZ HERHANGİ BİR BAKKALA KIZARSA BEN BİR MARKET ÇALIŞANI OLARAK ONA KÜFRETME HAKKINI KENDİMDE BULAMAM.. Dİ Mİ...
evet biz ateist değiliz aslında sadece islam karşıtıyız burada atezim adı altında hıristiyanlık probagandası yapıyoruz amacımız dini eksik kişileri seçip onları islam karşıtı yapmak.Dünyayı elegeçirip yönetmek istiyoruz..Aslında çok gizli planlarımız var fakat sen o müthiş zekanla bizim gibi bir örgütün içine sızıp ne olduğumuzu anladın
mistik1984
20-06-2008, 00:53
şimdi bana özel mesajdan mesaj çeken, üstü kapalı da olsa karşındakini aşağılamadan konuşabilirmisin diye mesaj çeken arkadaş; bu yazdığım yazının sadece ilk cümlesini alarak kin kusan arkadaşa ne cevap verecek acaba.. yoksa ben herhangi bir üyeliğe sahip olmadığım için bu lafları yemek zorunda mıyım..
bence değil..
bu nedenle lestat denen zeka seviyesini söz söyleme sanatıyla artırmaya çalışan, ancak acz içinde kalmış olduğu her halinden belli bu zat-ı muhterem(!) kendince espri yapmıştır... ciddiye alınmama sebebi olayın espri olarak kabul edilmesidir..
tabiiki herkesin espri anlayışı farklıdır.. her tür zeka seviyesine saygılıyız.. ama muhatab almak durumunda olmayabiliriz..
saygılar
"evet biz ateist değiliz aslında sadece islam karşıtıyız burada atezim adı altında hıristiyanlık probagandası yapıyoruz amacımız dini eksik kişileri seçip onları islam karşıtı yapmak.Dünyayı elegeçirip yönetmek istiyoruz..Aslında çok gizli planlarımız var fakat sen o müthiş zekanla bizim gibi bir örgütün içine sızıp ne olduğumuzu anladın"
Kin kusan cümleler bunlar mı ? İyi misin mistik ?:confused:
Neyapayım mistik senin ve cemiyetin kadar zeki değilim.Buarada o sadece ilk cümlene cevap değilde sen attığın mesajını iyi oku ondan sonra benim zekamı ölç
Çok ağır yazmışsın Lestat, aboovv bunu duyan intihar eder valla. YK göreve Lestat'a temyiz yolu kapalı, ağırlaştırılmış müebbet verelim. İdam cezası kaldırılmayacaktı, sallandıracaktık bak bi daa oluyo mu.
''Evet , biz ateist değiliz aslında , sadece İslam karşıtıyız . Burada ateizm adı altında Hristiyanlık propağandası yapıyoruz , amacımız dini eksik kişileri seçip onları İslam karşıtı yapmak . Dünyayı ele geçirip yönetmek istiyoruz . Aslında çok gizli planlarımız var , fakat sen o müthiş zekanla bizim gibi bir örgütün içine sızıp ne olduğumuzu anladın . '' Bkz: Lestat
Sevgili vgm !
Bence bu Lestat gibilerini recm etmek gerek !
Hain bu hain !
Sitemizin kısa , orta ve uzun vadedeki tüm planlarını ve bu siteye katılan tüm ateistlerin gizli amaçlarını resmen deşifre etmiş atmış !
Katli vaciptir bence , yine de bir ulemaya danışalım da adalet yolundan ayrılmış olmayalım !
milomanara
20-06-2008, 16:37
aranızda günahsız olan, ona ilk taşı atsın...
Umarım bu yüzyılda da yerler bunu sevgili Lestat, yoksa vay haline :)
planlarımızı deşifre etmek zorunda kaldım.Mükemel zekasıyla sayın mistik konuşturdu beni müslimanlara daha fazla bunu yapamıycam.Artık ortadayız arkadaşlar canını seven kaçsın:D
mistik1984
20-06-2008, 23:50
mal bulmuş mağribi gibi dövünüp duruyorsunuz
aklınızca hemfikirsiniz, alay ediyorsunuz
farkında değilsiniz, boş hayatınız ve amaçsızlığınızın
ölüme ve gerçek sona doğru, biçare sürünüyorsunuz..
bu bendendi size..
Ne kadar yazık ki size Allahın verdiği akıl ile kendinizi maymundan geldiğinize inandırmaya ve Allahın, gönderdiği peygamber ve kitapların olmadığına ikna etmeye çalışıyorsunuz..
pardon, hata ettim, size göre bu aklı Allah vermedi di mi... doğal seleksiyon ya da doğada birarada bulunan proteinlerin spontan birleşmesi ile oluştu..
aslına mehmet akifin konu uygun olmasa da siz gibi düşüne insanlara bir şiiri var.. yazamam..
yazarsam büyük üstadın şiirini silme saygısızlığı gösterirsiniz..
Sizi O'na havale ediyorum.. ki biraz daha alay edin..
mistik1984
20-06-2008, 23:54
Hz. Ali'ye (r.a), birisi geldi. Adam, ölümü,
tekrar dirilmeyi, ahirette hesabı, cenneti ve cehennemi inkar ediyordu. Sizden biri yani :)
Hz. Ali'ye:
- Ya Ali, siz müslümanlar ölüme ve ölüm ötesine inanıyorsunuz; biz ise inanmıyoruz. Siz
cehennemden kurtulmak, cennete girmek için bir sürü ibadet ediyor, mal
harcıyor, zahmete giriyorsunuz. Bu zahmet değer mi? Hem ölümden sonra
tekrar dirilmenin olacağı ne malum? ne kadar enayisiniz''.
Hz. Ali (r.a) adamı sükunetle dinledi, sonra
ona şu cevabı verdi: "Evet, ölümden sonra
dirilmek, hesaba çekilmek, cennete veya cehenneme
girmek, ya senin dediğin gibi yoktur; ya da bizim dediğimiz vardır. Her ikisini de ispat
edemeyebilirsin.. Önce senin dediğinin doğru olduğunu düşünelim. Ölümden sonra
ahiret hayatı yoksa, seninle biz
aynı durumdayız. Sana da yok bize de yok. Bu
arada bizim Yüce http://www.minare.net/forum/Smileys/default/iccon04.gif için
kıldığımız namazların, yaptığımız ibadetlerin,hayır ve iyiliklerin, güzel ahlakın,
verdiğimiz zekat ve sadakaların bizebir zararı olmaz.
Ama ya varsa... acırım hepinizin haline
(bold kelimeler benden)
Sayın Mıstık
Bu yazınızla, bizlere ve siteye çok büyük katkı sagladınız, farkında mısınız. :)
Güzel kardeşim bu safsatalardan başka sizlerin kendinize ait düşünceleriniz var mı merak ediyorum dogrusu.
Yahu bu palavraları bizler aşalı uzun zaman oldu. Biz ögrenmek için bu platformdayız.
Şu inandıgınız Allah'ın aşkına :D kendinize ait dagarcıgınızda bir şeyler varsa bizlerle paylaşın ve bizi kamçılayın. Tatışalım, bir şeyler üretelim.
Bu standartlardan hiç mi sıkılmazsınız. Bu safsatalar ile bu hikayeler ile nasıl kendi kendinizi avutabilirsiniz. Millet schorendigerin kedisini temel alıp uzaya gidiyor, siz hala ya varsa diye Arabistan çöllerinde geziniyorsunuz.
Lütfen bizlere bir şeyler verin. Tamam dinden haberiniz yok, o anlaşıldı. Dagarcıgınızdakiler belli oldu. Ama din dışı başlıklar da var. Bilim var, felsefe var. Bari oralarda bize katkı saglayın, biz de sizden bir şeyler ögrenelim.
saygılarımla
mistik1984
21-06-2008, 00:09
güzel cevaplar verin... gerçeği tartışalım..
islama, kurana, Allaha saldırdıkça acziyetinizin arttığını ispat edersiniz sadece..
ispat mı istiyorsunuz.. bilimsel olarak Allahın ispatı mı, kuran veya diğer semavi kitapların kaynağının ispatı mı, peygamberliğin ispatı mı..
yoksa biz aklımızla karar verdik, uğraşma boşuna mı..
şaka olarak söylesek te amacımız dünyayı dinden soyutlaştırmak, 1400 yıl öncesinde kalmış beyinleri örümcek ağından kurtarmak mı..
gerçekten samimice cevabını verecek biri yok mu koskoca sitede..
ben islami bir foruma gelen birisi sorsa böyle bir soruyu olanca içtenliğimle cevap verirdim.. ya siz ?
mistik1984
21-06-2008, 00:13
sayın dilaver..
şahsi düşüncem olarak ne arapları severim ne de onların memleketini..
dünyanın en pis ve rezil halklarından biridir belki de
tartışacağımız platform bilim mi... önce karşınızdakinin inancına saygısızlık yapmayın.. ortam gerilmesin fırsat doğsun.. en azından kendi alanımdan size bir sürü örnek gösteririm..
ama önce platformu inşa edelim
şu alaycılıktan
karşınızdakini küçük görmekten, kuran bize hakaret ediyor ama safsatalarından uzak durun
Öncelikle bu yazıları yazarak başlıgın akışını biraz başka mecraya çektiniz. Başlık Muhammed'in hanımları.
Sizinle tartışanlara delil olarak Ali'nin sözlerini getirirseniz elbette ciddiye alınmanız biraz zor olur.
Bakın yukarıda Schorendiger'in kedisinden bahsettim. Orada var yok seçeneklerinin haricindeki seçenekler de var. Yani kedinin hem ölü hem de diri olma hali. Bu hal Ali yi yalanlar. :)
Onun sözlerini safsataya çıkarır. :D
Sitemiz forum alanlarında yeterince başlık var. İstediginizde yer alabilir ve bizi aydınlatabilirsiniz.
Ancak bizim Allah diye bir sorunumuz yok. Bizim ilgi alanımız degil. Gözlemleyince tartışabiliriz. Biz onunla ilgilenmiyoruz, varsa onun da bizi kaale almadıgını biliyoruz.
Ama siz herhangi bir başlılta Muhammed in Allahtan Cebrail vasıtasıyla vahy aldıgına dair görgü tanıklarını, şahitleri sıralamakla işe başlayabilirsiniz. Buna tanıklarınız yoksa, kusura bakmayın tüm külliyat 1400 sene evvelki birilerinin devlet kurma adına attıgı yalanlardan başka bir anlam taşımaz bizler için. Ciddiye bile alınmaz.
Ama Muhammed in vahy aldıgına dair ikinci bir gözlemci getirebilir ve tarihi olarak kanıtlayabilirseniz hepimizi size göre dogru yola getirebilirsiniz.
Biz sizin peygamberinizin yalan söyledigini düşünüyoruz. Degilse söylediklerinin tanıklarını görmek istiyoruz. Yoksa bir yalancı için fazlasıyla saygı gösteriyoruz. Onun için bizi bu konuda yermeye hakkınız yok.
Ben diyorum ki her kim ki Tanrı uydurup vahy aldıgını iddia ediyorsa o yalan söylüyordur. Üstüne üstelik böyle bir vahy alamayacagı için aynen bizler gibi tanrı tanımazdır. Aldıgını, en az gören bir şahit ile birlikte, siz bize ispat edin.
Zor olmasa gerek.
saygılarımla
sayın dilaver..
şahsi düşüncem olarak ne arapları severim ne de onların memleketini..
dünyanın en pis ve rezil halklarından biridir belki de
tartışacağımız platform bilim mi... önce karşınızdakinin inancına saygısızlık yapmayın.. ortam gerilmesin fırsat doğsun.. en azından kendi alanımdan size bir sürü örnek gösteririm..
ama önce platformu inşa edelim
şu alaycılıktan
karşınızdakini küçük görmekten, kuran bize hakaret ediyor ama safsatalarından uzak durun
Mistik1984 araplarla ne alıp veremediğin var, bende sana şunu söyleyeyim ne rezil Türkler gördüm buna karşın son derece asil araplar gördüm. Kendini üstün insan falan mı sanıyorsun, başkalarını aşağılayarak kendinin yükseleceğine mi inanıyorsun yoksa.
Sen bu yazınla küçülmüşsün zaten, daha ne kadar küçük görebilirizki.
Selamlar.
mistik1984
07-08-2008, 10:35
Mistik1984 araplarla ne alıp veremediğin var, bende sana şunu söyleyeyim ne rezil Türkler gördüm buna karşın son derece asil araplar gördüm. Kendini üstün insan falan mı sanıyorsun, başkalarını aşağılayarak kendinin yükseleceğine mi inanıyorsun yoksa.
Sen bu yazınla küçülmüşsün zaten, daha ne kadar küçük görebilirizki.
Selamlar.
bir sürü şey yazdım sildim..
burada cevaplayacağım daha çok şey olduğundan, cevap vermiyorum sana..
ama intelligence quotient seviyene göre sanırım neler düşündüğümü anlayabilirsin..
:cool:
mistik1984
07-08-2008, 10:40
sevgili dilaver;
neden herşeye mutlaka bir şahit olması gerekiyor.. bu işin sırrı kayıtsız şartsız inanç ise bu söylediğin çok anlamsız.. ben inanmıyorum der çıkarsın, inanan da inanıyorum der çıkar.. zaman gösterir kim haklı kim haksız..
bunun bir ispatı olamaz ki.. bununlar ilgili yüzlerce benzetme var, ama gereksiz..
söylemek istediğim şu, anlayana...
lekum diynukum ve liyediyn... sizin dininiz(ya da dinsizliğiniz) size, benimki bana..
bilimsel olarak takıldığınız nokta varsa aydınlatayım, yoksa kısır tartışmalara girip inanç sorgulaması ve teraziyle zeka ölçme(benzetmedir, zıplayan olacaktır diye yazdım) gibi olaylara girmeyin..
ama mümükün değil.. bekliyorum
aspendos
07-08-2008, 15:31
arkadaşlar bunları yazarken gene hüsnü kuruntulara girmiş bir peygamber bunu nasıl yapar imiş . ya gören de diyecek ki bu saydığınız 22 adet eşi ile hepsi ile aynı anda evli imiş gibi göstermiş olduğunuz mevzuun en ilginç yanı da şu .
madem 22 tane evliliği olmuş bir insanın toplam kaç tane çocuğu olmuştur ? neden az olmuşdur ?
bir de ateist denince saçmalık gelir akla her defasında hz muhammed o ayeti eklemişdir yok şu ayeti indirmişdir kendi çıkarı doğrultsunda ...
beyler hz muhammed kafasında göre ayet indiremez indirse idi hadisler de ayat olur idi ..
madem 22 tane evliliği olmuş bir insanın toplam kaç tane çocuğu olmuştur ? neden az olmuşdur ?
Çok eşli ve sık cinsel ilşkide bulunan bir insanın çocuğu olmaması normaldir.Muhtemelen cinsel yolla bulaşan hastalıklardan birine yakalanmış olabilir.
Birde bu insanlarda yani sık ve değişik partnerlarla çok sık cinsel ilişkiye girenlerde sperm sayısı düşüktür yeterli ve kaliteli sperm olmaz,çocuk yapmaları zordur.
ozgur_beyin
07-08-2008, 17:37
kevser suresinde muhammede ebter (soyu kesikerkek evladının olmaması)deiklerinden bahsediliyor
herşeye gücü yeten allah binlerce kantlı melekler yaratabiliyor ama habibine (sevgilisine)
bir erkek çocuğu çok görüp ebulehebin muhammedle dalga geçmesine müsade ediyor
bu nasıl bir allahtırki isayı ansız doğurtturuyor biryrlerinde kıl ağarmışibrahimden saeyi hamile bırkaktırıyor ama muhammede erkek evladı vermiyor
onu ebter etmesi bile allahın olmadığının vemuhammedin vahiy almaddığının kanıtıdır
Hz. Muhammed’in Evlilikleri ile İlgili Notlar;
1.Hz. Aişe haricinde yapmış olduğu tüm izdivaçlarını dul kadınlar ile yapmıştır. Bu da savaşta kimsesiz kalan düşkün kadınlar ile evlendiği iddiasını doğrular.
2.Hz. Aişe, Hz. Muhammed ile evlenmeden önce Cübeyr ile nişanlıydı. Demek ki, evlenebilecek yaştaydı.
3.Eğer zevk için evlenmiş olsaydı, Ümmü Habibe (55), Ümmü Seleme (65) Zeynep (60) yaşı geçkin hanımlar olmazdı.
4.Dönemin şartları düşünüldüğünde nikah bir teminat olarak görülüyordu. Evlenmeden de belki bu kadınlara sahip çıkılabilirdi; ama dedikoduların, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek mümkün olmayabilirdi.
5.50 yaşına kadar tek eşli yaşamış biri, 50 yaşından sonra neden keyfi bir evlilik yapsın?
6.Cüverriye konusunda gerek İslami kesimin gerek Ateist cenahın yorumları, destek aldıkları kaynaklar itibariyle pek güven vermiyor.
Hz. Muhammed’in Evlilikleri ile İlgili Notlar;
1.Hz. Aişe haricinde yapmış olduğu tüm izdivaçlarını dul kadınlar ile yapmıştır. Bu da savaşta kimsesiz kalan düşkün kadınlar ile evlendiği iddiasını doğrular.
2.Hz. Aişe, Hz. Muhammed ile evlenmeden önce Cübeyr ile nişanlıydı. Demek ki, evlenebilecek yaştaydı.
3.Eğer zevk için evlenmiş olsaydı, Ümmü Habibe (55), Ümmü Seleme (65) Zeynep (60) yaşı geçkin hanımlar olmazdı.
4.Dönemin şartları düşünüldüğünde nikah bir teminat olarak görülüyordu. Evlenmeden de belki bu kadınlara sahip çıkılabilirdi; ama dedikoduların, yanlış anlaşılmaların önüne geçmek mümkün olmayabilirdi.
5.50 yaşına kadar tek eşli yaşamış biri, 50 yaşından sonra neden keyfi bir evlilik yapsın?
6.Cüverriye konusunda gerek İslami kesimin gerek Ateist cenahın yorumları, destek aldıkları kaynaklar itibariyle pek güven vermiyor.
50 yasina kadar neden tekesli kalmisda, birkactane düskün kadin nikahina almamis?o ara ticaretle ugrasiyor,parada var,yoksa düskün kadinmi yokmus?
hiramusta
08-08-2008, 00:26
Peygamber dediğinin erkek evladı olmalı,yoksa haddini bilip susmalı değil mi?Ne o, sizlerde faşolar gibi soyun erkek evlat ile devam ettiğine mi inanıyorsunuz?Yoksa,size sorumluluk kazandırması gereken erkeklik,üstünlük mü kazandırıyor?Yoksa erkek olmayı siz mi tercih ettiniz?O halde (soylu olmayan) kadınları insandan bile saymayan,utanç vesilesi olarak gördükleri kız çocuklarını diri diri toprağa gömen cahiliye zihniyetinden ne farkınız var?İşte bu zihniyete en güzel cevaptır mü'min hanımların örneklik abideleri.O kadın ki,bir Peygamberin kişiğini olgunlaştırdı...O Hatice'ydi.O kadın ki mü'minelere nasıl eş olunur onu öğretti,O aynı zamanda ordu komutanıydı...O Aişe'ydi.O kadın ki,erkek egemen din adamları sınıfıyla en güzel mücadeleyi yaptı,Kur'an'ın teşbihiyle kadınların erkelerden bağımsız da yaşayabileceğini gösterdi...O Meryem'di.Burdan yola çıkarak şunu deriz ki:Asalet ve soyluluk kana,soya ve cinsiyete dayanıyorsa o asalet ve soyluluk kahrolsun ve yokolsun...Ama Kevser'e yani vahye,bilgiye,ilme,bilime,üstün medeniyete dayanıyorsa... işte o zaten son saate kadar var olacaktır.Sonrası mı?... Sonrası asıl ebterlerin bununla yüzleşme vakti....
Not:Kur'an Muhammed ebterdir demiyor.Asıl ebter olanların Muhammed'e kin besleyenlerin olduğunu söylüyor.Dikkatinizi çekerim...Bu ifadeyi mot a mot alın doğruluğunu görürsünüz.Bugün Peygamberimizin soyundan gelen binlerce insan vardır ama örneğin ebu cehilin soyundan geldiğini söyleyen bir tane insan bulamazsınız.İşte bu soyun kesikliğinin bu ayet bağlamında mot a mot ifadesidir.Tabi anlayana...
istavrit
08-08-2008, 02:56
mistik arkadas..
52 hafta, 365 gun diyerek bir matemeatik mucizesinden bahsettiniz..bizans tekfuru gibi hodri meydan cektiniz..
pante'de madem matematik dediniz kurandaki miras ayetini size ornek verdi..
pantenin yazisi gozunuzden kacmis olabilir...
pante'nin yazisina bir kez daha goz atip, bu mucizevi ayet icin yorumlarinizi alalim lutfen..
yucemanitu
08-08-2008, 20:40
Peygamber dediğinin erkek evladı olmalı,yoksa haddini bilip susmalı değil mi?Ne o, sizlerde faşolar gibi soyun erkek evlat ile devam ettiğine mi inanıyorsunuz?Yoksa,size sorumluluk kazandırması gereken erkeklik,üstünlük mü kazandırıyor?Yoksa erkek olmayı siz mi tercih ettiniz?O halde (soylu olmayan) kadınları insandan bile saymayan,utanç vesilesi olarak gördükleri kız çocuklarını diri diri toprağa gömen cahiliye zihniyetinden ne farkınız var?İşte bu zihniyete en güzel cevaptır mü'min hanımların örneklik abideleri.O kadın ki,bir Peygamberin kişiğini olgunlaştırdı...O Hatice'ydi.O kadın ki mü'minelere nasıl eş olunur onu öğretti,O aynı zamanda ordu komutanıydı...O Aişe'ydi.O kadın ki,erkek egemen din adamları sınıfıyla en güzel mücadeleyi yaptı,Kur'an'ın teşbihiyle kadınların erkelerden bağımsız da yaşayabileceğini gösterdi...O Meryem'di.Burdan yola çıkarak şunu deriz ki:Asalet ve soyluluk kana,soya ve cinsiyete dayanıyorsa o asalet ve soyluluk kahrolsun ve yokolsun...Ama Kevser'e yani vahye,bilgiye,ilme,bilime,üstün medeniyete dayanıyorsa... işte o zaten son saate kadar var olacaktır.Sonrası mı?... Sonrası asıl ebterlerin bununla yüzleşme vakti....
Not:Kur'an Muhammed ebterdir demiyor.Asıl ebter olanların Muhammed'e kin besleyenlerin olduğunu söylüyor.Dikkatinizi çekerim...Bu ifadeyi mot a mot alın doğruluğunu görürsünüz.Bugün Peygamberimizin soyundan gelen binlerce insan vardır ama örneğin ebu cehilin soyundan geldiğini söyleyen bir tane insan bulamazsınız.İşte bu soyun kesikliğinin bu ayet bağlamında mot a mot ifadesidir.Tabi anlayana...
Burda bazı arkadaşlar Allah'ın habibinin erkek evladı olmaması sonucu "kafirler" tarafından alaya alınmasına Allah neden izin verdi? Diyor bu kadınları küçümsemek değil ki. Ha kadını nasıl küçümsüyoruz? Şu şekilde:
Kadının aklen ve dinen eksik olduğunu, cehennem ehlinin çoğunu kadınların oluşturduğunu, namaz kılanın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazın bozulduğunu peygamber söylemiyor biz söylüyoruz. Bunlar Diyanet yayınlarında da yok. Kadının dövülebileceği ayetini de Kuran'a ekleyen bu siteye yazan kafirler.
hiramusta
09-08-2008, 13:30
Aynen öyle.
aspendos
09-08-2008, 14:13
Burda bazı arkadaşlar Allah'ın habibinin erkek evladı olmaması sonucu "kafirler" tarafından alaya alınmasına Allah neden izin verdi? Diyor bu kadınları küçümsemek değil ki. Ha kadını nasıl küçümsüyoruz? Şu şekilde:
Kadının aklen ve dinen eksik olduğunu, cehennem ehlinin çoğunu kadınların oluşturduğunu, namaz kılanın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazın bozulduğunu peygamber söylemiyor biz söylüyoruz. Bunlar Diyanet yayınlarında da yok. Kadının dövülebileceği ayetini de Kuran'a ekleyen bu siteye yazan kafirler.
Kadının aklen ve dinen eksik olduğunu, cehennem ehlinin çoğunu kadınların oluşturduğunu, namaz kılanın önünden eşek, kara köpek ve kadın geçerse namazın bozulduğunu peygamber söylemiyor biz söylüyoruz. Bunlar Diyanet yayınlarında da yok. Kadının dövülebileceği ayetini de Kuran'a ekleyen bu siteye yazan kafirler.
Aynen dediğin gibi . bak uyuştuğumuz bazı noktalarda var imiş.
çakırcalı
09-08-2008, 20:27
Jean Jack Rousseau'nun itiraflarını okuyanınız oldu mu arkadaşlar. Muhammet'in karılarıyla ilgili başlık kısmını okurken birden aklıma geldi de. Okumayanlara tavsiyemdir, çok ilginç bir kitap:)
gozeneli
09-08-2008, 22:09
Sayın Aspendos,
Kusura bakmayın ama Kuran'nın kadını dövme hakkında öyle palavra atmayın.
Kuran bal gibi söz dinlemeyen karılarınızı dövün der. Ya Okuma kabilyetiniz yok, ya anlama yada art düşüncelisiniz, yalancılıkla elinize ne geçecek?
istavrit
10-08-2008, 20:54
kivirmaya gerek yok..ayet ortada
ustelik diyanet cevirisi..
"Allah´ın kimini kimine üstün kılmasından ötürü ve erkeklerin, mallarından sarf etmelerinden dolayı, erkekler, kadınlar üzerine hakimdirler. İyi kadınlar, gönülden boyun eğenler ve Allah´ın korunmasını emrettiğini, kocasının bulunmadığı zaman da koruyanlardır.Serkeşlik etmelerinde endişelendiğiniz kadınlara öğüt verin, yataklarında onları yalnız bırakın, nihayet dövün. Size itaat ediyorlarsa onların aleyhine yol aramayın. Doğrusu Allah Yüce´dir, Büyük´tür." (Çevirideki "serkeşlik", ayetteki "nuşuz"un karşılığıdır. "Serkeşlik", Türkçe sözlükte şu anlamdadır:"kafa tutma, baş kaldırma." )
islamda kadin, batidaki hayvanlar kadar deger gormuyor..
kuran insanca yasamin onundeki en buyuk engel.
Sayın Aspendos,
Kusura bakmayın ama Kuran'nın kadını dövme hakkında öyle palavra atmayın.
Kuran bal gibi söz dinlemeyen karılarınızı dövün der. Ya Okuma kabilyetiniz yok, ya anlama yada art düşüncelisiniz, yalancılıkla elinize ne geçecek?
Sayın Gözeneli,
Yanılıyorsunuz. Kur'an "söz dinlemeyen karılarınızı dövün" demez.
Söz dinlemeMESİNDEN ENDİŞE ETTİĞİNİZ / ŞÜPHELENDİĞİNİZ karılarınızı dövün der. Dövmek için serkeşlik fiilinin oluşmuş, olmuş-bitmiş olması söz konusu değil. İHTİMAL YAHUT ŞÜPHE bulunması yeterli.
O ihtimal/şüphe de kocaların paranoya kat sayısıyla ilgili birşey.
gozeneli
10-08-2008, 23:50
Sayın K.C
ister şüphe ile olsun ister olmasın, asıl beni rahatsız eden hemde çok rahatsız eden kadınların Kuran'a göre dövülebilmesi. Bu kadar Uygarsızlık bu kadar insanlık dışı bir şey teklif edilebilinir mi?
Soup-anglais
10-08-2008, 23:59
Erkegin fiziksel guc kullanarak kadina siddet uygulamasina izin verilmesi beni de cok endiselendiriyor. O halde islamiyet oncesinde Mekke'de kadinlar surekli mi dovuluyorlardi da Kuran'la bu siddet azaltildi ( yani gerekli goruldugu yerde uygulanmasi!)?
Sayın Gözeneli,
anlatmaya çalıştığım şey şu,
Kur'an'a göre kadının dövülebilmesi için kadının bir şey yapmış olmasına gerek yok.
Kocasının işkillenmesi, tabiri caizse paranoyak olması yeterli.
Serkeşlik eden erkekler için ise kur'an'ın tavsiyesi kadının sabretmesi ve erkekle anlaşma yoluna gitmesi.
Ya Allah'ın adaletten haberi yok,
Ya kadın kullarını kulu olarak bile görmüyor,
Ya da tüm bunları yazan Allah değil,
O çifte standartlı iki ayetin yazarının erkek olduğuna kalıbımı basarım.
Yaradan'ın cinsiyet ayrımcılığı yapıp erkekleri kayıran bir yaratıcı olabileceğine benim inancım yok.
istavrit
12-08-2008, 22:30
bir erkek olarak kendi analizimi yapmak istiyorum..
25 li yaslarimda 35-40 yasindaki bayanlar cok ilgimi cekerdi..bunun altinda yatan duygu ask, sevgi falan degil, dupeduz CINSELlik ve SEHVETti. bu yaslarda trend olan fantezi bu saniyorum.
simdilerde trendim kendimden daha genc olanlar..horoz olur gozu coplukte kalir misali..
bana tas atacaklar once kendi trendlerine ve fantezi dunyalarina baksinlar lutfen..
muhammed 25 yasinda iken 40 yasindaki hatice ile evlenir..bunun altinda yatan sebep sadece sehvet degildir..hatice bolgenin en zengin ve itibarli kadinidir.(islam oncesi kadinin degeri yokturun ironik aciklamasi hatice)
muhammed bir tas atip hem sehveti vurur, hem parayi bulur..hatice zengin olmasina ragmen ihtirasli bir kadindir..muhammeddeki hitabet yetegini gorur..menejerligini ustlenir, yanimda vahiy geliyordu tiplemesi yapar..zira sozune guvenilen itibarli bir kadindir..bunu satmak zor degildir hatice icin ve basarirda.
islamcilar muhammedin 25 yasinda iken 40 yasindaki dul ile evlenmesini, hatice ile evli oldugu surece tek esli yasamasini bir ahlak gostergesi olarak sunarlar..
hatice olunce ne degistide ayni muhammed gelene gidene atmaya basladi..
citirlar, koketler, evliler, bekarlar...haticenin olumunden sonra istikrarsiz bir cizgisi vardir.. 63 yasindaki dul bayandan bahcede oyun oynayan 9 yasindaki kiza kadar her yastan bayan hayatina girer..
butun peygamberler bir tanri tarafindan gonderiliyorsa, nasil oluyorda o tanrinin bir peygamberi isa bakir bir hayat surerken diger peygamberi sayisiz kadinla evleniyor..bunun adida ahlak oluyor..hic evlenmeyen isa ahlaksizmiydi? dini yaymak icin evleniliyorsa isa dinini yayamadimi?
hatice ile tek esli yasamasin altindaki nedenleri dusunuyorum..guc haticede..para haticede..muhammedin peygamberlik sirri haticede..muhammedin tek esli yasamasinin sirri bunlar degildirde. nedir?
islami yaymak icin evlendi, acliktan karnina tas baslayip uyurdu...bir hasirdan baska bir seyi yoktu, yasli kadinlarlada evlendi masallarini biz yemiyoruz..
yiyenlere afiyet olsun
Demek öyle haa..
kadina azili bir siddet, baski ve Müslümanlarin Peygamber kabul ettigi insanin sadece icgüdüsünü tatmin etmek icin evlikleri.....
inna minna.....
yaw bu adamin bir sürü esi oldugna göre, ve nasil olsa bir tanri böyle bir adama ayet gönderemecegine göre, yani yazili ayetleri kendisi yazdi ise.....o zaman benim aklima gelen ilk soru su olurdu.....
peki müslümanlarin peygamberi bu cooookca eslerinden hangisini teblig ettigi ayetlere dayanarak "dövmüstür" onlara baski ve siddet uygulamistir ?
yoksa kendisi mi uymuyor teblig ettigi ayetlere ? veya bahsi gecen ayetlerde gibi, esleri ile önce konusurak sonra bir zaman ayri kalarak ve bu dönemden sonra tekrar makul bir sekilde beraberce var olan sorunlari cözdükten sonra evlikleri mi sürdürüyordu ?
birde nede olsa koskoca peygamber, eslerini de dövebilir degilmi :)?
yani desteksiz idaa edildigi gibi kendi keyfine göre ayet yazdiriyorsa, eslerini de neden dövülmesi zorunlugu oldugunu aciklardi degilmi ?
hakkaten ya, o taparcasina muhtac oldugnuz hadisler bu konuda neler yazmis ?
bildiklerinizi paylasirsaniz sevinirim.....
Soru 1: Peygamberimizin Hz. Aişe ile evliliğini diline dolayanlar en çok onun yaşına takılıyorlar. Gerçekten Hz. Aişe annemiz çocuk denecek yaşta mı evlenmişti? Bununla ilgili bizleri bilgilendirirseniz memnun oluruz.
Cevap 1: Hz. Aişe Validemizin doğum tarihiyle ilgili bir takım görüşler ileri sürülmüştür. Bunun sebebi ise o dönemde çocukların doğum tarihine önem verilmez ve tespit edilmezdi. Bilahare çocuk meşhur biri olursa insanlar onun doğum tarihiyle ilgilenir ve tespite çalışırlardı. İşte Hz. Aişe validemiz (r.a) için de böyle olmuştur. O’nun peygamberliğin dördüncü yılında doğduğunu söyleyenler, Mekke döneminin sonunda da Hz. Muhammed (s.a) ile evlendiğini iddia ederek; bu evliliği dokuz yaşında yapılmış gibi göstermeye çalışmışlardır. Bunun doğru olmadığını Hz. Aişe validemizden yapılan bir rivayet ortaya koymaktadır: "Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)" Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir. Hz.Aişe validemiz bu sure ve ayetleri net olarak hatırladığına göre yukarıdaki iddianın doğru olması mümkün değildir. Olayları ayrıntılarıyla hatırlayabilmek ve sokakta oynayan bir çocuk olması için en az beş veya altı yaşında(veya daha büyük) olması gerekir. Kamer suresi Mekke devrinin dördüncü yılında indiğine göre dördüncü yılda beş-altı yaşında olunca Hz. Peygamberle evlendiği zaman en az ondört – onbeş yaşında olması gerekir. Bunu doğrulayan bir başka delil ise kız kardeşi Esma’nın durumudur. Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir.
Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür. Hz. Ebu Bekir (r.a) kızı Esma ve oğlu Abdullah Abdul Uzza’nın kızı Kayleden, Hz. Aişe ile Abdurrahman ise Ümm-i Rümandan doğmuşlardır. Hz. Esma yüz yaşında ve hicri 73. yılda öldüğüne göre hicret esnasında 27 yaşında olması gerekir. Bundan on yaş küçük olan kardeşi Hz. Aişe validemizin de 17 yaşında olması gerekir ki bu da aşağı yukarı Buhari de Hz. Aişe’nin kendi hadisindeki ifadeye uygun düşmektedir. Bu dönemde inen Kur’an sure ve ayetlerini teferruatıyla hatırlayan bir çocuğun en az bu yaşlarda olması gerekir. Buna göre ise peygamberlikten dört yıl önce doğmuş olduğu kesinlik kazanmaktadır. Böyle olmasını gerektiren bir başka sebep ise Hz. Muhammed (a.s) ın eşinin vefatıyla çocuklarının bakıma ihtiyacının olmasıdır. Kızı Fatıma henüz çocuk yaşta ve bu işin üstesinden gelecek durumda değildir. Bu nedenle evini idare edip çocuklarına sahip çıkacak bir eşe ihtiyacı vardır. Dokuz yaşında bir çocuğun bunları yapması mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin kızı Fatıma (r.a) nın peygamberlikten bir yıl önce doğduğu ve hicretin ikinci yılında da Hz. Ali ile evlendirildiği bilinmektedir.
Evlendiklerinde Hz. Ali 21 yaşından biraz büyük Fatıma’nın ise 15 yaşından biraz fazla olduğu bilinmektedir. Hz. Fatımayı Hz. Ali ile evlendirmeden önce Ebu Bekir ve Ömer(R.A) onunla evlenmek için peygamberimizden istemişler, ancak peygamberimiz onlara cevap vermemiş ve Hz. Ali ile evlendirmiştir.
Buradan hareketle şunu söylemek istiyoruz: Bu bölgede ve bu zamanda kız çocukları dokuz yaşında evlenecek çağa geliyor ise niçin peygamberimiz evinde büyüttüğü Ali ile Fatımayı evlendirmek için 15-16 yaşına kadar beklemiştir? Yine dava arkadaşları onunla evlenmek istediklerine göre bu kadar süre (6-7 yıl) niçin beklemiş olsunlar? Hz. Muhammed (a.s) ile kendi kızını dokuz yaşında evlendirmiş olan Hz. Ebu Bekir niçin aynı yaşa gelince bu teklifi Hz. Muhammed (a.s) a yapmadı da yedi yıl bekledi?
Bu noktadan bakıldığında da bu iddianın doğru olması mümkün görünmemektedir. Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl beraber yaşamıştır. Onun Kur’an, hadis ve fıkıh ilimlerindeki yerini bütün islam alimleri teslim etmektedir. O devrinin en büyük alimlerini tenkit etmiş, çeşitli konularda fetvalar vermiş, Kur’an’ın ve sünnetin doğru anlaşılması konusunda insanlara önderlik etmiştir. Sünneti Kur’an’la test etmenin ilk örneklerini vermiştir. Bu birikimi henüz çocuk denecek yaşta bir insanın elde etmiş olmasını kabullenmek oldukça zordur. Bu konuyu aydınlatan bir başka rivayette şöyledir:
Hz. Aişe validemiz henüz peygamberimizle evlenmeden önce Cübeyir bin Mut’im ile nişanlanmıştı. Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti. Hz. Ebu Bekir (r.a) islamı ilk kabul edenlerden biri olduğuna göre; bu olayın vukuu, islamın alenen duyurulmasından veya şuyu bulmasından önce olması gerekir. İslam alenen açıklanıp müslümanlar Kabe yürüyüşü veya Safa tepesi toplantısından sonra topluma deşifre olduktan sonra Ebu Bekir (r.a) ın müslüman olduğu bilinince kızını almaktan vazgeçmiş olması daha doğru görünmektedir. Bu olayda yine Hz. Aişe’nin peygamberimizle evlenmeden önce evlilik çağına geldiğini ve nişanlandığını göstermektedir. Hz. Aişe validemiz peygamberimizle dokuz yıl evli kalmışlardı. Peygamberimizin vefatı esnasında İse 27 yaşında idi. Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir. Sondan başa doğru gidersek 74 ten 48 i çıkartıp kalandan da evli olduğu yılı çıkartınca evlendiği yaşı bulmuş oluruz. 74 – 48 = 26; 26 – 9 = 17 kalır ki yaklaşık 17 veya 18 yaşında evlendiği gerçeği ortaya çıkar. Bu olayda birkaç yıllık bir yanılma payının olması aklen mümkün iken dokuz yıllık bir yanılmayı akıl asla kabul etmez. Bir insanın yaşının bu kadar önemli olmasının nedeni malum olduğu üzere bir dinin peygamberine uygun olmayan bir işin isnad edilmesidir. Müslümanlar inanırlar ki peygamberler meşruiyetin örneğidir. Onlar bir hata yaparsa Allah onların hatasını düzeltir. Böylece bir dini ilk yaşayan insanın kusursuz olmasını sağlayarak insanlara doğru bir örneklik sunar.
Peygamberimizin gerek ailevi ilişkilerinde, gerekse toplumsal olaylarla ilgili düzeltilmesinin Kur’an da örneklerini de görmekteyiz. (Tahrim 1-5, Abese 1-4 ) gibi. Ancak bu konuyla ilgili hiçbir uyarı söz konusu değildir. Bu bizim için en temel meşruiyet sebebidir. Eğer böyle bir yanlış yapılmış olsa idi Allah asla ihmal etmez elçisini düzeltirdi. Allah'ın doğru bulduğunu kimse yanlış göremez ve diline dolayamaz. Müslümanlar "işittik ve itaat ettik, işittik ve iman ettik" derler ve teslim olurlar. Biz de bu minval üzere teslim olup inanıyoruz ki Allah'ın Rasulü en doğru olanı yapmıştır. Bu ve benzeri olayları diline dolayanlar hep olmuş, kıyamete kadar da olacaktır. Önemli olan inananların bunlara pirim vermemesidir. Siz bunların yanlışlığını yüz defa ispat etseniz, onlar yüz bir defa itiraz ederler. Çünkü onlar sizin inandıklarınıza sizin inandığınız gibi inanmayan insanlardır.
www.iktibas.info/dergi/2004/temmuz/mektup.htm (http://www.iktibas.info/dergi/2004/temmuz/mektup.htm)
ben takmiyorum zaten bu hadislere, ama hadis zirvalarina dayanrak peygamberin dokuz yasinda biri ile evlendigini idaa edenlere de hadislere dayali bir cevap vermek gerekir düsüncesi ile iletiyi astim....
muhtemelen bu yukardaki bahsi gecen hadislerin sahih olmadigi söylencektir simdi, ama kime göre hangi hadis sahih veya degil ? .
Bu konu hakkında açıklaması olan var mı? Es geçilmiş :)
Saygılar
Aslın da bazı hadislere bakınca çok küçük yaşta bir evlilik gercekleşmiş olabilir.
Burda önemli olan evlendiği kızın fiziksel ve psikolojik olarak belli bi olgunluğa gelmiş olması ...
Sanırım otaraflar da insanlar daha hızlı gelişiyor
psikolojik gelişmeleri de ona paralel bi gelişim içindeyse sorun olmayacağını düşünüyorum
burdan peygambere sapık demek de haksızlık olur zira 25 yasında ilk evliliğini gereklestirmiş kendisi
ve yine hepinizin bildiği üzere diğer evliliklerini ise kırkı devirdikten sonra taa 50 li yaslalrında yapmıstır
bu evlilikleri de sadece siyasi ya da sadece cinsel aclık olarak acıklamak ise bence
pek mantıklı görünmüyor
Tabi üzerinde iyice araştırılma yapılması lazım
o zaman da ki toplumsal yapı
evliliğe bakışları
ve beklentileri de gözden kaçırılmamalı
Çünkü tarihi bir kişiliği farklı açılardan
ve uzaktan
ve günümüzün penceresinden bakarak diktatör ya da çok iyi bir insan olarak ya da sapık ya da masum gösterebilirsiniz mesela ATATÜRK ya FATİH GİBİ ( ikisi hakkın da dinsiz diyen de var dindar diyen de sapık diyenlerde hiç az sayıda değil )
eşleri, kocaları olmayan dul kadınlarmı. kötü düşünmeyelim bence onları haremine alarak korumak olabilirmi? hali vakti yerinde...
"Hz. Muhammed henüz Mekke de iken ve bende oynayan bir çocuk iken "onların vadeleri kıyamettir. Kıyamet ne dehşetli ve ne acıdır!" mealindeki (kamer s. 46) ayet inmişti... (Buhari 1.cilt Telifil Kur’an bahsi)" Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir.
"Bu sure Mekke devrinin birinci döneminde(4. yıl) inmiştir."
Kanıt?
Ayşe, Kamer suresi indiğinde de sokakta oynayan bir çocukmuş, evlenirken de.
Ne hikmetse?!!
Hadis No : 5597 Ravi: Aişe Tanım: Resulullah (sav), ben altı yaşında iken benimle evlendi. Medine'ye geldik. Beni'l-Haris İbnu'l-Hazrec kabilesine indik. Ben hummaya yakalandım. Saçlarım döküldü, (İyileşince) saçım yine uzadı. Annem Ümmü Ruman, ben arkadaşlarımla salıncakta oynarken, bana geldi, benden ne istediğini bilmeksizin yanına gittim. Elimden tuttu. Evin kapısında beni durdurdu. Evimizde, ensardan bir grup kadın vardı. "Hayırlı, bereketli olsun!", "Uğurlu mübarek olsun!" diye dualar, tebrikler ettiler. Annem beni onlara teslim etti. Onlar kılık-kıyafetime çeki düzen verdiler. Beni, [kuşluk vakti aniden] Resulullah (sav)('ın gelişinden) başka bir şey şaşırtmadı. Annem beni O'na teslim etti. O gün ben dokuz yaşında idim.
Kaynak: Buhari, Nikah 38, 39, 57, 59, 61; Müslim, Nikah 69, (1422); Ebu Davud, Nikah 34, (2121),
Kardeşi Esma Abdullah bin Zübeyir’in annesidir. Esma yüz yaşına kadar yaşamış ve Hicretin 73. yılında vefat etmiştir.
Hz. Aişe validemizden on yaş daha büyüktür.
Kanıt?
Kızı Fatıma henüz çocuk yaşta ve bu işin üstesinden gelecek durumda değildir. Bu nedenle evini idare edip çocuklarına sahip çıkacak bir eşe ihtiyacı vardır. Dokuz yaşında bir çocuğun bunları yapması mümkün değildir. Ayrıca peygamberimizin kızı Fatıma (r.a) nın peygamberlikten bir yıl önce doğduğu ve hicretin ikinci yılında da Hz. Ali ile evlendirildiği bilinmektedir.
Ayşe ile Muhammed Hicretin 1. yılında evlenmişlerdir.
Fatma, peygamberlikten 1 yıl önce doğduysa, hicretin 1. yılında 9 yaşında değil, 13-14 yaşında olur.
Ali ile hicretin 2. yılında evlendiğine göre, 1. yılında çocuk sayılmaz. Ali'ye bakabilen babasına da bakabilirdi.
Eğer Fatma, babası Ayşe ile evlenirken 9 yaşında ise 10 yaşında Ali ile evlenmiş olur ki, bu defa da bir peygamber kızını nasıl 10 yaşında evlendirebilir? sorusu gündeme gelir..
Dolayısıyla aşağıdaki yorumların tümü çürümüştür, kendi hesaplarıyla. :)
Evlendiklerinde Hz. Ali 21 yaşından biraz büyük Fatıma’nın ise 15 yaşından biraz fazla olduğu bilinmektedir. Hz. Fatımayı Hz. Ali ile evlendirmeden önce Ebu Bekir ve Ömer(R.A) onunla evlenmek için peygamberimizden istemişler, ancak peygamberimiz onlara cevap vermemiş ve Hz. Ali ile evlendirmiştir.
Buradan hareketle şunu söylemek istiyoruz: Bu bölgede ve bu zamanda kız çocukları dokuz yaşında evlenecek çağa geliyor ise niçin peygamberimiz evinde büyüttüğü Ali ile Fatımayı evlendirmek için 15-16 yaşına kadar beklemiştir? Yine dava arkadaşları onunla evlenmek istediklerine göre bu kadar süre (6-7 yıl) niçin beklemiş olsunlar? Hz. Muhammed (a.s) ile kendi kızını dokuz yaşında evlendirmiş olan Hz. Ebu Bekir niçin aynı yaşa gelince bu teklifi Hz. Muhammed (a.s) a yapmadı da yedi yıl bekledi?
Doğrusu yazıldığı gibi, Fatma evlenirken 15-16 yaşındadır.
Ama Ayşe'nin babasıyla evlendiği sırada 9 yaşında olamaz. 14-15 yaşındadır.
Mut’im Hz. Aişeyi oğluna almakla evine müslümanlığı sokacağını düşünerek bu nikahı feshetmişti.
Kanıt?
Peygamberimizden sonra da 48 yıl yaşamış ve hicri 58. yılda ve 74 yaşında vefat etmiştir.
Kanıt?
Bu uydurma ve düzenbazca yapılan hesaplar, peygamberlerinin 9 yaşında bir çocukla evlenmesini kabul edememelerindendir.
Farzedelim ki hadisler yalan söylüyor, bunların hesabı doğru.
Yani, Ayşe 9 değil de, 16-17 yaşında peygamberlerinin koynuna girdi diyelim,
Muhammed 53 yaşında, kızı 16 yaşında, evlendiği kız 17 yaşında yani kendinden 36 yaş küçük.
9 yaş kurtarmıyor, 17 yaş kurtarıyorsa mesele yok,
Denebilir ki 44 yaş farktan 36 yaş fark iyidir.
9 yaş olacağına 17 olsun, kabullenmesi daha kolaydır.
Haklılar. 1 yılın dahi önemi var. 9 olacağına 10 olsaydı biraz daha rahat açıklanabilirdi.
Alıntılardaki hesabı yapanlar bir nebze olsun peygamberlerini kurtarmışlar.
Bir de halifeleri Ömer üzerine bir çalışma yapsalar.
Malum o da Ali'nin çocuk yaştaki kızını almıştı. :)
yucemanitu
12-10-2008, 02:56
Aynen öyle.
Demek aynen öyle şu halde Buhari de bu siteye yazan bir kafirdi. Utanmıyorsunuz değil mi?
Peygamberimize Mirac ta Cennet ve Cehennimin gösterildigi dogru mu? Peygamberimiz bu esnada Cehennemde en fazla kadınların olduğunu mu görmüş? Bunlara inanmamak hakkında ne soyleyebilirsiniz? Bunu (sahih) hadislerle ispat edebilir misiniz?
İbnu Ömer (radıyAllahu anhümâ) anlatıyor: "Resulullah (aleyhissalâtu vesselâm) (bir bayram namazında kadınlar tarafına geçerek):
"Ey kadınlar cemaati! (Allah yolunda) sadakada bulunun, istiğfarı çok yapın. Zira ben siz kadınların cehennemde çoğunluğu teşkil ettiğini gördüm" buyurdular. Dinleyenlerden cesaretli bir kadın:
"Niye cehennemliklerin çoğunu kadınlar teşkil ediyor, neyimiz var?" diye sordu. Aleyhissalâtu vesselâm:
"Ağzınızdan kötü söz çıkıyor ve kocalarınıza karşı nankörlük ediyorsunuz. Aklı ve dini eksik olanlar arasında akıl sahibi erkeklere galebe çalan sizden başkasını görmedim!" dedi. O kadın tekrar:
"Ey Allah'ın Resulü! Aklı ve dini eksik ne demek?" diye sorunca Aleyhissalâtu vesselâm açıkladı:
"Aklı noksan tabiri, iki kadının şahitliğinin bir erkeğin şahitliğine denk olmasını ifade eder. Dinlerinin eksik olması tabiri de onların (hayız dönemlerinde) günlerce namaz kılmamalarını, Ramazan ayında oruç tutmamalarını ifade eder." [Buhârî, Hayz 6, Zekat 44, İman 21, Küsûf 9, Nikah 88; Müslim, Küsûf 17, (907), İman 132, (79); Nesâî, Küsuf 17, (3, 147); Muvatta, Küsuf 2, (1, 187).>
Ayeti zaten arkadaşlar benden önce yazmış.
elturhani
12-10-2008, 08:49
Peygamber değil 33, 333 tane eşte almış olsa başımız gözümüz üstünde. Ona inanan biziz size ne ya ! Anlattığınız gibiyse bile biz onun peygamber olduğunu inanıyoruz ve kabuluz. Sizi kabul etmeyebilirsiniz gidin kendi peygamberlerinizi araştırın ! Kafayı takmışsınız peygamberin çok eşliliğine, size peygamberlik verilse ve eş izni de verilse yeryüzünde kadın bırakmazsınız. Aslında sizin sorununuz ne biliyormusunuz. İman ile küfür arasında gidip geliyorsunuz kendinizle cebelleşiyorsunuz. Eni sonu iman edeceksiniz ama o zamanda faydası olurmu bilemem !!!
yucemanitu
12-10-2008, 11:45
Biz iman etme demiyoruz et. Burda karşı çıkılan dürüst davranılmaması ya da konu hakkında bilgisiz olunduğu halde araştırılmaması. Kur'an'da var olan bir şeyin inkar edilmesi. Buhari'de olan hadislerin kabul edilmemesi. Yoksa iman eden etsin. Ha araştırmaya mecbur mu insanlar? Hayır ama o zaman da şu yok bu yok demesinler.
dr humanist
12-10-2008, 14:33
Peygamber değil 33, 333 tane eşte almış olsa başımız gözümüz üstünde. Ona inanan biziz size ne ya ! Anlattığınız gibiyse bile biz onun peygamber olduğunu inanıyoruz ve kabuluz. Sizi kabul etmeyebilirsiniz gidin kendi peygamberlerinizi araştırın ! Kafayı takmışsınız peygamberin çok eşliliğine, size peygamberlik verilse ve eş izni de verilse yeryüzünde kadın bırakmazsınız. Aslında sizin sorununuz ne biliyormusunuz. İman ile küfür arasında gidip geliyorsunuz kendinizle cebelleşiyorsunuz. Eni sonu iman edeceksiniz ama o zamanda faydası olurmu bilemem !!!
sevgili elturhani;
"size ne" demeye hakkınız yok,bilakis burası dini değerlerin sorgulandığı bir sitedir.rahatsızsanız lütfen okumayınız ve yazmayınız.
ve senin okuduklarından şunu anladım : 100 adam öldürse,10 kıza tecavüz etse,hırsızlık yapsa yine de o benim peygamberim.annemi babamı öldürse bile o benim peygamberim.bu nasıl bir mantıktır sayın elturnahi?bu adamın 1400 yıl önce gelen bir sahtekar olmadığını nerden biliyorsunuz?yalanlara inanmak bu kadar mı kolay oldu?
bu sitede her sorunun cevabını bulabilirsin,hepsi mantık çerçevesindedir,rahatsızsan okumazsın olur biter..
saygılar
muslim038
26-10-2008, 11:36
HZ. MUHAMMED- HZ. HATİCE-YAŞANTILARI
1-Hz Hatice:40 yaşlarında iki çocuklu, dul.
1.1–25 yaşında genç, ahlaklı, namuslu, yakışıklı, Mekke’de aristokrat sayılan bir sülaleye mensup ve asil birisi olan Hz. Peygamber daha gençliğinde iken sadece zenginlerin üye olabildiği “Hılfu’l-fudul” derneğine zengin olmadığı halde kabul edilmişti, isteseydi genç, zengin birçok kızla evlenebilirdi. Eğer gayesi zenginlik, cinsellik, makam ya da bunların dışında bir şey olsaydı, ilk evliliğini niye Hz. Hatice gibi kendisinden büyük, iki defa evlenmiş dul ve iki çocuklu, yaşça kendisinden büyük birisiyle yapsın?
1.2-Eğer, Hatice zengin olduğu için onunla evlenmişse, niye eşi tarafından kendisine hediye edilen köle Zeyd’i bile azat edip, onu üvey evlatlığa kabul etsin?
1.3-O toplumda, eşi Hatice’nin malını istediği gibi harcamak hakkına sahipken niye lüks ve israf içerisinde yaşamayı tercih edip sosyete içerisine katılmasın?
1.4-Ramazan ayı boyunca, Nur dağında ki Hira mağarasına çekilip murakabeye dalıp yanında götürdüğü azıkla yetinsin?
1.5-Eğer eşinin parasını yemek için onunla evlendiyse, Saib’le niye iş ortaklığı yapsın, evlendikten sonra niye ticaretle uğraşmaya devam etsin?
1.6-Peygamber efendimiz, peygamberliğini ilan ettiği zaman Mekkeli müşrikler, amcası Ebu Talib aracılığıyla peygamberimize şu teklifte bulunurlar: ‘Ey Muhammed eğer sen para istiyorsan sana para verelim, başımıza başkan olmak istiyorsan seni başkan yapalım, eğer istiyorsan seni kabilemizin güzel kızlarıyla evlendirelim. Yeter ki sen bu davadan (yani İslam’ı anlatmaktan) vazgeç. Peygamberimiz onlara şu cevabı verir:
“Bir elime ayı, bir elime güneşi koysanız ben bu davadan vazgeçmem”. Demiştir.
Mekke dönemi işkence ve zorlukla geçen Peygamber (a.s) Mekkelilerin “Seni başkan yapalım bu davadan vazgeç” tekliflerini niye kabul etmesin?
Hâlbuki bu teklifi kabul etseydi Mekke şehir devleti başkanı sıfatıyla istediği her şeye kolayca ulaşabilirdi. Ne kendisi ne de kendisine tabi olanlar ileride sıkıntı çekmezdi.
Kadın düşkünü olduğu iddia edilen Peygamber (a.s) “Seni kabilemizin güzel kızlarıyla evlendirelim” teklifini kabul etseydi, istediğine çok daha kolay ulaşmaz mıydı?
1.7-Hz. Peygamber, Hz. Hatice’nin tüm malını ve kendisinin ticaretten kazandığını Allah yolunda dağıtmış, daha sonra kendisine gönderilen hediye ve altınları da fakirlere dağıtacaktır.
1.8- Kadını düşkünü(!) olduğu iddia edilen Hz. Peygamber niye Hz. Hatice ile 25 sene yaşasın?
1.9- Hz. Hatice ile peygamberimiz 25 sene evli kalırlar. Hz. Hatice, peygamberimize : “Ey Muhammed ben yaşlandım, artık başka hanımla evlen” deyince “Böyle söyleme Hatice, üzülürüm.” Diyen Peygamber o zaman niye evlenmesin?
1.10-Hz. Peygamberin ölümünden sonra miras olarak bıraktığı tek şey “Fedek” arazisidir. Hz. Ebu Bekir, Hz. Peygamberin “Biz Peygamberler miras bırakmayız” hadisini naklederek o araziyi de devlet hazinesi olan “Beytü’l –Mâl”e “ almış ve halkın menfaatine sunmuştur.
1.11-Bir devlet başkanı olan ve zenginlik içinde yaşadığı ima edilmeye çalışılan Hz. Peygamber, vefat ettiğinde canı kadar sevdiği ve hayattaki tek kızı olan, Hz. Fatıma’ya niye hiç miras bırakmasın?
1.12-Hz. Fatıma'nın çeyizi: üç minderden başka, Saçaklı bir halı, İçi, hurma lifi ile doldurulmuş bir yüz yastığı, iki tane el değirmeni, Bir tane su tulumu (kırba),Topraktan yapılmış bir su testisi, Meşinden yapılmış bir su bardağı, Bir elek, Bir havlu, Tabaklanmamış bir koç postu, Eskiyip tüyü dökülmüş Yemen dokuması alacalı bir kilim, Hurma yaprağından örülmüş bir sedir, Yemen işi alacalı iki elbise, Bir kadife yorgan, dan ibaretti.
Geceleri; üzerinde uyudukları, gündüzleri de, biraz kestirip uykusuzluklarını giderdikleri döşekleri, koç postu idi. (İslam Tarihi, Asım KÖKSAL, 9/ 258, ibn-l Sa'd-Tabakat, c. 8, s. 8-25, Diyarbekrî-Hamîs, c. 1, s. 463,
Hatice’nin malını istediği gibi harcamak hakkına sahipken niye lüks ve israf içerisinde yaşamayı tercih edip sosyete içerisine katılmasın?
Hz. Peygamber daha gençliğinde iken sadece zenginlerin üye olabildiği “Hılfu’l-fudul” derneğine zengin olmadığı halde kabul edilmişti,
Sosyete içerisine katılmadığı yanlış kendi kendinle çelişiyorsun.
Ramazan ayı boyunca, Nur dağında ki Hira mağarasına çekilip murakabeye dalıp yanında götürdüğü azıkla yetinsin?
Hz Hatice:40 yaşlarında iki çocuklu, dul.
Evde onu bekleyen genç ve güzel bir hanımı olsaydı herhalde dağda inzivaya çekilmezdi.
Diğerleri atmasyon uydurmasyon ,yok sana başkanlık verelim yok sana istediğin kadar para istediğin en güzel kızları verelim demişlermiş te kabul etmemiş.Bunların hepsi sonradan yazılmış uydurmasyon bilgiler.
Daha 200 sene önce yaşadığımız tarihten emin değilken 1450 sene önce yaşanılan ve söylenenlerden nasıl emin olabiliriz.
Şahiti ispatımı var ,gavurlarmı yazmış bunları yoksa peygamberi ve islamı yüceltmeye çalışanlarmı?
Hangi kadın ben yaşlandım sen genç güzel bir hanım al der,hemde zengin ve güçlü olacak?
Peygamber iç güveysi girmiş ve Hatice ölene kadar da kıpırdayamamış,sonradan da çoşmuş.
Bu masallara nasıl inanabilmekte insanlar
Müslim038 Muhammed'in mal varlığı, karıları bütün başlıklarda var zaten yeni bir şey söylemiyorsunuz.
Forumları okuyup sonra başlık açın lütfen.
Benzeri en az 1000 başlık var, yazınızı onlardan birine yazdığınız zaman o başlık güncellenmiş olur ve tartışırız.
Yukarıda di iddialarınızın hepsine yanıt verildi hem de binlerce kez.
Selamlar.
katre_07
26-10-2008, 14:35
Hatice’nin malını istediği gibi harcamak hakkına sahipken niye lüks ve israf içerisinde yaşamayı tercih edip sosyete içerisine katılmasın?
Hz. Peygamber daha gençliğinde iken sadece zenginlerin üye olabildiği “Hılfu’l-fudul” derneğine zengin olmadığı halde kabul edilmişti,
Sosyete içerisine katılmadığı yanlış kendi kendinle çelişiyorsun.
Ramazan ayı boyunca, Nur dağında ki Hira mağarasına çekilip murakabeye dalıp yanında götürdüğü azıkla yetinsin?
Hz Hatice:40 yaşlarında iki çocuklu, dul.
Evde onu bekleyen genç ve güzel bir hanımı olsaydı herhalde dağda inzivaya çekilmezdi.
Diğerleri atmasyon uydurmasyon ,yok sana başkanlık verelim yok sana istediğin kadar para istediğin en güzel kızları verelim demişlermiş te kabul etmemiş.Bunların hepsi sonradan yazılmış uydurmasyon bilgiler.
Daha 200 sene önce yaşadığımız tarihten emin değilken 1450 sene önce yaşanılan ve söylenenlerden nasıl emin olabiliriz.
Şahiti ispatımı var ,gavurlarmı yazmış bunları yoksa peygamberi ve islamı yüceltmeye çalışanlarmı?
Hangi kadın ben yaşlandım sen genç güzel bir hanım al der,hemde zengin ve güçlü olacak?
Peygamber iç güveysi girmiş ve Hatice ölene kadar da kıpırdayamamış,sonradan da çoşmuş.
Bu masallara nasıl inanabilmekte insanlar
sayın aydoe bu yazılanları gavurlarda söylemiştir müslümanlarda..
işinize gelmedi mi 1400 yıl öncesine nasıl inanalım
olur ama ıslamda bır delik gedik bulma arzusunda oldunuz mu allahtan başka her şeye ınanırsınız bu nasıl bır ıkılemdır..
senin sorduğun soruların cvbı olarak: ancak ıslam ahlakı dairesinde yaşayan ınsanlar soyleyebılır.. ole bı yazmışsın hangı kadın genç ve guzel hanım al der dıye sankı onun soledığı ıspatlansa ınanacaksın gıbı..
muslım038 yazmadı bunları bıryerlerınden de uydurmadı..bunları soyleyenlerde uydurmadı çok merak ettım sızler hangı kaynaklardan gerçek!lerı oğrenıyosunuz..
bak bunları kımler solemış sana en başta bır hrıstıyan kadından kaynak vereyım al oku lutfen.. (karen amstrong hz muhammed islam peygamberının bıyografısı)
bu kadın gıbı bırçok hrıstıyan aynı şeylerı soylemiş pekı bu ınsanların ne gıbı bır cıkarı olablır ve boyle bır masalı!uydurmak ıcın nasıl bır dertlerı olabılır..
her kez ınanmak ıstedığıne ınanır.. bız doğrusuna ınanırız..sen de dene !hemen ıslam oldumu masallar.. sızde oldumu gerçekler..:( hıh..ne dıyım..
sen de dene arkadaşım!
Muhammed Hatice ile mevkii ve parası için evlendi. Hatice muhtaç değil ki Hatice'ye bakmak için evlensin, yok Muhammed iyiliksever idiyse fakir ama gururlu birini alır onu da sefaletten kurtarırdı. Hoş kendisi üst gelir grubuna mensup değil o yaşlarda. Tüccar, tüccarlık zaten sahtekarlık, bire al beşe sat. Üretmeden kazan. Yahudi, arap topu tüccar bunların.
İki çıplak bir hamama yaraşır deyip Hatice ile evlenmiştir. Artık Muhammed'in sahte, yalan iyiliklerinden bahsedip durmayın baydı. Fake bunlar fake, Kütahya porselen yazısını okuyun artık.
Hakkında yazılanları Muhammed okusa o kadar da abartmayın der valla.
Selamlar.
katre_07
26-10-2008, 15:02
Muhammed Hatice ile mevkii ve parası için evlendi. Hatice muhtaç değil ki Hatice'ye bakmak için evlensin, yok Muhammed iyiliksever idiyse fakir ama gururlu birini alır onu da sefaletten kurtarırdı. Hoş kendisi üst gelir grubuna mensup değil o yaşlarda. Tüccar, tüccarlık zaten sahtekarlık, bire al beşe sat. Üretmeden kazan. Yahudi, arap topu tüccar bunların.
İki çıplak bir hamama yaraşır deyip Hatice ile evlenmiştir. Artık Muhammed'in sahte, yalan iyiliklerinden bahsedip durmayın baydı. Fake bunlar fake, Kütahya porselen yazısını okuyun artık.
Hakkında yazılanları Muhammed okusa o kadar da abartmayın der valla.
Selamlar.
fake lerle aran ii galiba sayın vgm:)
yahu bu ınsanın hıç mi ii tarafı yoktur dın düşmanı olmanız size neler söyletiyo..
sizin için isa da buda da mani de aynı galiba ..
hatta her dine inanan..
bunlar güzel bir şey yapmazlar hatta hiç ..
herkes zaten Muhammedın gaddarlığından korktuğu için onu korudu ona ınandı bıat etti!bunlar olurken hıç guzel bır şey yapmamış bır ınsandan soz edılebır mi..ole olsa yalan olsa neden bıat etsınler peşinden gıtsınler korusunlar onun uğruna olsunler anam babam sana feda olsun ya Resulullah desınler.. kı dusun peygamberliğini ilan etmedende ettıkten sonra tamamen guçlenmdende bunlara benzer örnekler çoktur..
fake lere fazla takılma derim..
saygılar
Bir elime ay i bir elime günesi verseler,davemdan gene vazgecmem...
Burada kendi davasi oldugunu zaten itiraf ediyor...
Aksi halde,,Beni Allah(c.c)peygamberlikle görevlendirmisken ben nasil bu görevden vazgecebilirim?, derdi...
ozgur_beyin
26-10-2008, 15:45
Beni Allah(c.c)peygamberlikle görevlendirmisken ben nasil bu görevden vazgecebilirim?,
KABASAKAL
doğru söze hacı emmi ne desin?
Sayın Katre,
Hz. Muhammed iyi adammış nur içinde yatsın Hz İsa da Musa da iyi insanlardır.
Benim İsa ile Musa ile Muhammed ile işim olmaz isteyen istediği masala inanabilir.
Bende Pamuk prenses ve yedi cüceler masalına ,birde kırmızı başlıklı kız masalına inanırım.
Hatta yalan söylersem burnumun uzayacağına inanabilirim.
Benim bu anlatıla gelenlere inanmak gibi bir zorunluluğum yok.
Karen Armstrong İngiliz dinler tarihçisi, yazar Katolik bir rahibe olarak yedi yıl geçirmiş.Ben dini bilim olarak kabul etmiyorum ki dindar bir insanın yazdığı kitapları okuyarak anlatıla gelen masllara inanayım.
Benim kütüphanemde de var Hz Muhammed'in hayatı çok güzel anlatıyor aynı masal ya da hikaye kitapları gibi .
Robinhood'u okuyunuz onuda seversiniz bence peygamberlerden daha kahraman bir insandır.
İnanarak okursanız eğer masal kahramanına aşık olur ve bu kahramanın arayışına düşebilirsiniz.
Ben bu masalları yıllardır dinler dururum ama ne yazık ki büyüdüm artık masallara ihtiyacım yok ,masallarında masal kahramanlarının da gerçek olmadığını görebilmekteyim.
Hatta bu masalların yazarıda yok(tanrı) ,bu masallar anonim.
Muhammed'i İslam tarihçilerinden değil de müşriklerin yada Arabistandan sürülen yahudi ve hristiyanların dilinden öğrenmek isterdim.
Hatırıma bir filmden bir kesit geldi.
Biraz sert gerçi ama olsun :)
"Biliyorum İngiliz tarihçiler beni yalancılıkla suçlayacaklar. Ancak tarih, kahramanları asanlar tarafından yazılmıştır."
katre_07
26-10-2008, 19:32
Bir elime ay i bir elime günesi verseler,davemdan gene vazgecmem...
Burada kendi davasi oldugunu zaten itiraf ediyor...
Aksi halde,,Beni Allah(c.c)peygamberlikle görevlendirmisken ben nasil bu görevden vazgecebilirim?, derdi...
çok ince bir noktaya değinmişsiniz sayın kabasakal..gerçekten hiç düşünmedim..
ne yapcam şimdi benım dınden çıkmam lazım.. ah nasıl oldu da onceden bunu farkedemedım.. sayın kabasakala bin teşekkür..beni buyuk bir yanlıştan ıslamın boyunduruğundan kurtardın.
sana taeşekkür tanrıma bin şükür ay ben tanrıya da ınanmıcaktım..(.sayın kabasakalın islamı çürüten cümleleri varken )..
o zaman sana teşekkr kendıme bın şükür..
:::::
onun davasının Allahın davası old zaten her zaman solemış be dostum!
bunu bılemeyecek kadar islamdan uzak mısın?
katre_07
26-10-2008, 19:43
Sayın Katre,
Hz. Muhammed iyi adammış nur içinde yatsın Hz İsa da Musa da iyi insanlardır.
Benim İsa ile Musa ile Muhammed ile işim olmaz isteyen istediği masala inanabilir.
Bende Pamuk prenses ve yedi cüceler masalına ,birde kırmızı başlıklı kız masalına inanırım.
Hatta yalan söylersem burnumun uzayacağına inanabilirim.
Benim bu anlatıla gelenlere inanmak gibi bir zorunluluğum yok.
Karen Armstrong İngiliz dinler tarihçisi, yazar Katolik bir rahibe olarak yedi yıl geçirmiş.Ben dini bilim olarak kabul etmiyorum ki dindar bir insanın yazdığı kitapları okuyarak anlatıla gelen masllara inanayım.
Benim kütüphanemde de var Hz Muhammed'in hayatı çok güzel anlatıyor aynı masal ya da hikaye kitapları gibi .
Robinhood'u okuyunuz onuda seversiniz bence peygamberlerden daha kahraman bir insandır.
İnanarak okursanız eğer masal kahramanına aşık olur ve bu kahramanın arayışına düşebilirsiniz.
Ben bu masalları yıllardır dinler dururum ama ne yazık ki büyüdüm artık masallara ihtiyacım yok ,masallarında masal kahramanlarının da gerçek olmadığını görebilmekteyim.
Hatta bu masalların yazarıda yok(tanrı) ,bu masallar anonim.
sayın aydoe
bazı masallar vardır gerçektir..bazı destanlar vardır gerçeğe tarihten daha fazla ışık tutar.. bazı gerçekler vardır bilimden daha çok iş görür..bazı insani şeyler vardır bilim onların ardından yüzüstü sürünerek gelir..
bu masallar adı masal dıye sızın bı kulağınızdan gırıp diğerinde püff olup gıdıyo sanırım neden? bılımle ne alakası var..
edebıyat ılgınızı çekmez neden? bılımle ne alakası var..
sızın gıbıler sanırım bılımle alkası olmayan her şeye aynı yaklaşır..
yanı şu mantık:
yere dusene (eğer bılimin bir çıkarı yoksa)bir tekme de sen vur..
tekrar soleyım bazı masallar vardır gerçektir..!
sevsınler sızın biliginizi!
katre_07
26-10-2008, 19:50
Muhammed'i İslam tarihçilerinden değil de müşriklerin yada Arabistandan sürülen yahudi ve hristiyanların dilinden öğrenmek isterdim.
Hatırıma bir filmden bir kesit geldi.
Biraz sert gerçi ama olsun :)
"Biliyorum İngiliz tarihçiler beni yalancılıkla suçlayacaklar. Ancak tarih, kahramanları asanlar tarafından yazılmıştır."
sayın yusuf şu an Türkiyeyi çok fazla meşgul eden fesatçı eylemleri yapan bu -EDİT- insanları Türkiyeden sürgün etmek ister misin istemez msin?
cvp beklıyorum ozelden yazabılırsın..
Çöpü kalmış elma masal,külü kalmış ateş masal
Masallarla adem ne yapar,hapı yutup uykuya dalar
Uykusunda düşe dalar,bir melek bir şeytan bir tanrı varmı?
Uyanın zaten ebediyen uyuyacaksınız
çok ince bir noktaya değinmişsiniz sayın kabasakal..gerçekten hiç düşünmedim..
ne yapcam şimdi benım dınden çıkmam lazım.. ah nasıl oldu da onceden bunu farkedemedım.. sayın kabasakala bin teşekkür..beni buyuk bir yanlıştan ıslamın boyunduruğundan kurtardın.
sana taeşekkür tanrıma bin şükür ay ben tanrıya da ınanmıcaktım..(.sayın kabasakalın islamı çürüten cümleleri varken )..
o zaman sana teşekkr kendıme bın şükür..
:::::
onun davasının Allahın davası old zaten her zaman solemış be dostum!
bunu bılemeyecek kadar islamdan uzak mısın?
Sayin katre görsem bu zirvalarin insanliga zarardan cok faydasi var,namerdim bende sizle namaz kilarim ,oruc tutarim (hacca gitmem)(zekat zaten fazlasiyla veriyorum)kelimeisaadet getiririm bundan emin olabilirsin,ama bu zirvalar o kadar cok insanin hayatini karartiyorki burada benim inandigim Tanri devreye giriyor ve beni yazmaya zorluyor,yoksa benim ne zorum varki senin inandigin zirvalarla ugrasayim?,sizler bu zirvalara inanirken vede destek verirken ne kadar insanin hayatini karartdiginizi hic düsünüyormusunuz?bu zirvalara destek verirken ayni zamanda bu suclara ortak oldugunuzu biliyormusunuz?.ben sadece yapmayin diyebiliyorum,dinden cikma ama ne olursun bu insan düsmanlarina artik siyasi veya maddi destek vermeyin,bunlari yapdiginiz sürece bu allah ve insan düsmanlari seytanlarin yapdigi tüm zulümlere ortak olursunuz,,secim hakki sizin,,allah serbest birakmis,,,saygilar ve selamlar
katre_07
26-10-2008, 21:01
Sayin katre görsem bu zirvalarin insanliga zarardan cok faydasi var,namerdim bende sizle namaz kilarim ,oruc tutarim (hacca gitmem)(zekat zaten fazlasiyla veriyorum)kelimeisaadet getiririm bundan emin olabilirsin,ama bu zirvalar o kadar cok insanin hayatini karartiyorki burada benim inandigim Tanri devreye giriyor ve beni yazmaya zorluyor,yoksa benim ne zorum varki senin inandigin zirvalarla ugrasayim?,sizler bu zirvalara inanirken vede destek verirken ne kadar insanin hayatini karartdiginizi hic düsünüyormusunuz?bu zirvalara destek verirken ayni zamanda bu suclara ortak oldugunuzu biliyormusunuz?.ben sadece yapmayin diyebiliyorum,dinden cikma ama ne olursun bu insan düsmanlarina artik siyasi veya maddi destek vermeyin,bunlari yapdiginiz sürece bu allah ve insan düsmanlari seytanlarin yapdigi tüm zulümlere ortak olursunuz,,secim hakki sizin,,allah serbest birakmis,,,saygilar ve selamlar
hurafeler evt tamam zarardan başka bir şey değildir..
ama hangısı hurafe hangısı gerçek bunu bılmek gerekır..
sizin yolunuza saygım var sızde benım yoluma saygı duyduğunuzu dıle getırmışsınız..
ınanın sıyasetı sıyaset içinde dınımı kendı ıcımde sorguluyorum ve anlamaya çalışıyorum..
yazınızın çoğu güzel özellikle siz bu zırvalara ınanırken çoğu insanın hayatını karartmıyor musunuz sorunuz bu gece bu beni çok meşgul eder..
işte bu yüzden kimseye kesin böyledir diyemıyorum kendı yolunu kendı çızsın.. hayır bole yap yanarsın fılan asla demem dıyemem..mesela kardeşim var ve ben ona hiç bir şey anlatmıyorum sadece bılmesı gerekenlerı anlatıyorum(insanı olanları saygıyı sevgıyı) ..o sonra yolunu kendısı cızsın..
saygılar
badisaba
26-10-2008, 21:09
Bazan düsünüyorum da; cocuklugum geliyor gözümün önüne. O cami imaminin bilmisligi, en kurani okurken en kücük bir hataya izin vermeyisi; hata yapildiginda yenilen o dayaklar!!! Insanin o tür yerlere gitmekten baska seceneginin olmayisi, bir insanin insanlik ölcüsünün sadece dinle ölcülmesi...
Benim de bu gün cocuklarim var, alabildigince özgür ama kesinlikle basibos degil. Onlarin inanma muhakamesi yaparken cok dogru düsündüklerini görmek, günümüz insanina yarasir modernlikte;hurafelere karsi duyarliliklerini izlemek ayri bir haz veriyor bana.
Forumda din yanlisi arkadaslarin somut olmakten uzak, basit düsüncelerle kendilerini ve islami savunmak adina kendilerini alabildigince zorlamalarina anlam vermekte zorlaniyorum.
Inaniyorsan inan! Ama inandigin seyleri *bilmeden* baskalarina empoze etmeye kalkma!!!
katre, garip olan hepiniz cennetde ebedi yasamak istiyorsunuz ama gercek cenneti yani dünyayi cehenneme ceviriyorsunuz,burada bir gariplik görmüyormusun?.
katre_07
26-10-2008, 21:40
katre, garip olan hepiniz cennetde ebedi yasamak istiyorsunuz ama gercek cenneti yani dünyayi cehenneme ceviriyorsunuz,burada bir gariplik görmüyormusun?.
hayır sayınkabasakal orda kal ya da bıraz yavaş..
radıkal her dusunce ınsana ınsanlara ınsanlığa zarar verır..
dınde zorlama yoktur.. ve ıslamıyet daha duzenlı daha yasanılır aşırılığa ızn vermeden toplumsal duzen sağlamaya çalısır..
islamın bırleştırıcı bağlayıcı duzenı kurucu yontemını geçmısımız bize fazlasıyla gostermıştır..
dediğim gibi sızın dedıklerınız dınde değil doğruyu ancak ben bılırım dıyen zıhnıyette ve her türlü radıkalızmde..
Adam ölür fakat ne günahı var, ne sevabı ne iyilik yapmış, ne kötülük melekler afallar böyle bir durum ilk defa başlarına gelmiştir. Hemen telefon açıp Allah'a durumu anlatıp ne yapmaları gerektiğini sorarlar, o sırada mefta konuya dahil olur,
ben 1956 yılında Sultanahmet camisinden çıkışımda dilenciye 25 kuruş vermiştim der, melekler açar bakar kitaba doğru, hemen Allah'a iletirler bir tane iyiliği var diye, adam tekrar müdahale eder,bir tane değil iki tane diye, sene 1969 Beyazıt camii önünde bir başka dilenciye 25 kuruş daha verdim. Melekler açar bakar bu da doğru.
Telefondan gökgürültüsü gibi bir ses gelir, verin şu şerefsizin 50 kuruşunu da atın cehenneme der.
Herkesin iyiliği de vardır, kötülüğü de icmal de ne yazıyor ona bakalım. Bütünün de ne.
Burada sorgulanan Muhammed'den çok, onun dini. Şahsında çok iyi bir adam olsa dinlere gene karşı çıkmak gerekir.
Ama bu kadar yalan da iyi bir adam tarafından söylenemez. İşte bu yüzden Muhammed'in bu kadar çok açığı var.
Selamlar.
boğaziçi
04-05-2009, 19:24
Ahzâb50. Ey Peygamber! Mehirlerini verdiğin hanımlarını, Allah'ın sana ganimet olarak verdiği ve elinin altında bulunan cariyeleri, amcanın, halanın, dayının ve teyzenin seninle beraber göç eden kızlarını sana helal kıldık. Bir de Peygamber kendisiyle evlenmek istediği takdirde, kendisini peygambere hibe eden mümin kadını, diğer müminlere değil, sırf sana mahsus olmak üzere (helal kıldık). Kuşkusuz biz, hanımları ve ellerinin altında bulunan cariyeleri hakkında müminlere neyi farz kıldığımızı biliriz. (Bu hususta ne yapmaları lazım geldiğini onlara açıkladık) ki, sana bir zorluk olmasın. Allah bağışlayandır, merhamet edendir. * (javascript:new_window('aciklama.asp?meal=diyanet&sureno=33&ayet=50¬no=16'))
bu kitap simdi kime inmis oluyor...insanlara mi muhammete mi? zorda kalinca hemen bi ayet indiriver...hallolsun.bu kadar basit..
selanikli
05-05-2009, 00:15
Sayın Sodomo,
Zeynep Binti Cash Muhammed'in amcasının kızı diye bir bilgi kalmış aklımda. Kesin bilgi sahibi iseniz aydınlatırsanız sevinirim.
Saygılar.
selanikli,
sodomo değilde bilen başka birisi cevap verebilir ancak, çünkü sodomo kıdemli üye statüsünde görünse bile üyeliğini iptal etmişti.
selanikli
05-05-2009, 00:27
hayır sayınkabasakal orda kal ya da bıraz yavaş..
radıkal her dusunce ınsana ınsanlara ınsanlığa zarar verır..
dınde zorlama yoktur.. ve ıslamıyet daha duzenlı daha yasanılır aşırılığa ızn vermeden toplumsal duzen sağlamaya çalısır..
islamın bırleştırıcı bağlayıcı duzenı kurucu yontemını geçmısımız bize fazlasıyla gostermıştır..
dediğim gibi sızın dedıklerınız dınde değil doğruyu ancak ben bılırım dıyen zıhnıyette ve her türlü radıkalızmde..
Sayın Katre,
doğruyu ancak ve sadece ben bilirim diyen Allah kitabı olduğu iddia edilen kitaplar ve Allah'ın peygamberi olduğunu iddia eden insanlar değil mi? Dinlerin insanları ne kadar radikalleştirebildiğinin yüzbinlerce örneği tarih sayfalarında durmuyor mu?
Sizin mantığınız doğrudur. Radikal düşünceler tehlikeli olabilir. En radikal düşünceler ise her zaman din kaynaklı olmuştur.
İslam birleştirmiştir evet, ganimet, yağma, talan ve köle/cariye edinme amacında birleştirmiştir.
Kastettiğin Osmanlı ise, biraz da resmi tarih dışındaki tarihi araştırmak sana çok iyi gelecektir.
Martin lings kimdir:İngiliz asıllı,önceleri protestan olup sonraları ateist olan en sonda bi şekilde müslüman olup 3 yıl hz Muhammed'in hayatını arastırıp kitap yazan biri iken
Diger kaynak da İbni kesir ibni teymiyenin ögrencisi olan ibni teymiyenın çok çok büyük islam alimlerince karsı çıkılan fikirlerini benimseyen bir zat.
onca islam aliminden bu 33 evlilige yada küçük yasda cocukken evlenme olayına örnek bulamadınız damı bu zatları sectiniz??
Başlık içinde yer alan bir bilgi var.
Her zaman Muhammed'in evliliğin alâmeti olarak üç kriter tartışılmıştır halifeler döneminde. Bunlar zifaf, peçe ve nikah’dır.
Muhammed hazretlerinin bilinen 30'dan fazla kadınla ilişkisinden söz edilir.
Bunlar İslam tarihçilerinden, hadisçilerinden toparlanan isimlerdir.
Ama hangilerinin eş kabul edileceği konusunda bir tartışma süregelir.
Kimileri nikah kıydıklarını, kimileri zifafa girip cinsel ilişkide bulunduklarını, kimileri ise peçe-perde arkasına aldıklarını zevce olarak kabul eder.
Örneğin bazıları mariya ve Nefise'yi eş olarak değil zevce-cariye olarak niteler.
Halbuki Mariya'dan İbrahim adlı oğlu olduğu da kabul edilir.
Böyleyken Mariya valideler listesine alınmaz.
Bir başka örnek Kuteyle adlı kadındır.
Muhammed hazretlerine eş bulmada ön ayak olduğu söylenen Eş'as'ın önerdiği kadınlar için "aldım gitti" dediği rivayet edilir.
İslam peygamberinin her kadın için "aldım gitti" demesi kabul edilir bir nitelik değildir ki birçok İslamcı bu rivayetlerin olduğu hadisleri zayıf olarak sınıflandırır.
Eş'as'ın önerdiği isimlerden Esma'nın zifaf gecesi "Senden Allah'a sığınırım" diyerek peygamberi reddetmesinden sonra Eş'as yeni arayışlara girmiş.
Peygamberin ağır hasta, hatta ölüm döşeğinde olduğu sırada Eş'as'ın kendi kızkardeşi Kuteyle'yi teklif ettiği ve peygamberin yine "aldım gitti" dediği öne sürülür. Ancak Kuteyle'yi getirirken peygamber ölür ve zifaf gerçekleşmez.
Ahzap-53 ayetinde peygamberin ölümünden sonra eşlerinin başkalarıyla evlenmesi yasaklanmıştır. Bu durumda hangi isimler eş olarak sayılacaktır?
Kuteyle eş midir?
Ebubekir'in halifeliği döneminde Kuteyle'nin (?) evlenebilmek için din değiştirdiği bile söylenir. Bu kısmı araştırmadım. Daha doğrusunu bilen yazarsa iyi olur.
Çünkü bir de Mustaiza isimli bir eşten bahsedilir ki; bu kadının Kuteyle'nin abisiyle evlendiği, bunun üzerine ikisi hakkında recm kararı alındığı, ancak Mustaiza'nın perde arkasında olan eşlerden olmadığı savunması üzerine recmden vazgeçildiği söylenir.
Evet. Müminlerin annesi olarak kabul edilen peygamber eşleri neye göre tayin edilir. Mariya müminlerin annesi midir?
ozgur_beyin
22-09-2009, 19:22
Evet. Müminlerin annesi olarak kabul edilen peygamber eşleri neye göre tayin edilir. Mariya müminlerin annesi midir? PANTE
sevigili pante annelikten öte muhammed öldükten sonrada kümesteki tavukları seksi açıdan güvenceye almaktır. tabi bu niyetinide annelik zırhına büründürerek yapmıştır
ozgur_beyin
22-09-2009, 22:51
hayret ettim bu yazı hiç ilgi görmemiş. demekki çoğunlukla konuya hakim çoğumuzda muhammmedin sağdıcıyız galiba
Frodo, bu doğru herşeyden önce 3 erkek çocuğu da ufak yaşta öldü.
Kızlarından Zeyneb hicretin 8. yılı, Rukiye hicretin 2. yılı (kızamıktan), Ümmü Gülsüm hicretin 9. yılı vefat ettiler.
Zeyneb'in çocuklarından Ali, *Mekke'nin fethi zamanında öldü. Kızı Ümame ise teyzesi Fatıma öldükten sonra Ali ile evlenmiştir.
Rukiyye ise Osman'dan dünyaya getirdiği Abdullah adındaki oğlu 2 yaşında öldü.
Ümmü Gülsüm ise Rukiyye'nin vefatından sonra Osman ile evlendi ama ondan çocuğu olmadı.
Fatıma ise Ali'den Hasan, Hüseyin, Ümmü Gülsüm, Zeyneb ve Muhsin adında çocuklar dünyaya getirdi ama Muhsin erken yaşta öldü. Fatıma Muhammed'in ölümünden 6 ay sonra vefat etmiştir.
Hasan ve Hüseyin de Kerbela'da öldürülünce Muhammed'in soyu devam etmemiştir.
Türkiye'de her önüne gelen tarikat şeyhi Muhammed'in soyundan geldiğini iddia ediyor ama bu soy erkeklerden geçen bir soy olamaz. Kızlardan soy geçer mi, orasını bilmem ama eğer bildiğimiz anlamda soy-neseb den bahsediliyorsa olmaz...
Netice itibarı ile Muhammed soyunu devam ettirememiştir.
Çocuklarının ölümü de zannımca bugün için çok basit bir şekilde önlenebilecek hastalıklardan olmuştur. Türkiye'de de hala "ishal" yüzünden ölen çocukaların haddi hesabı yoktur (sadece ishal olan çocuğa su vermedikleri için)
sadece ishal olan çocuğa su vermedikleri için)
az kalsın bende ölüyordum anne su su su diye diye gidecktim galiba ,bildik bir inanç vardı o zamanlar kasıtlımı ne bilemem ama kızamık geçiren çocuklara kesinlikle suuuuu vermeyin diye ..neyseki babam sağolsun su su su diye inlerken bana acıyıp su verdide kurtuldum ..döşününki o inançla niceleri gitiştir ne acı ..
son peygamber 63 yıl değilde, Nuh peygamber gibi 950 yıl veya Davud ve süleyman peygamberler gibi yada başka uzun yaşayan (300-450 yıl vs.),peygamberler gibi yaşamış olsaydı ,yada en azından bir 40 yıl daha yaşasa imiş, bütün Arap kadınları kızları,ve hatta komşu kavimlerden gönderilen hediyelik kadınlarla epey kalabalık bir harem sahibi olacakmış desenize!,
İşin kötüsü sırf bu haremi beslemek için daha çok savaş ve ganimet gerekirdi!, ama ganimette bile payına düşen kadınlar(cariyeler)olmasıda (ayetle sabit;ahzab 50),kısır döngüye sebep!...ah ahhh peygamberlikte ''zor zenaat!'' :))
siparisci
06-10-2009, 05:23
3- Aişe: (Yaşı kesin olarak 9 'dur)
Bu taraflı ve önyargılı maddenin gözüme ilişmesinden sonra okuma gereği bile duymadım. Kesinmiş. Gören de Hz. Aişe'nin babası sanar.
Siparisci kardeşim bu kesindir ve şu çalışmada ispatlanmıştır:
HZ. AİŞENİN EVLİLİK YAŞI TARTIŞMALARINDA SAVUNMACI TARİHÇİLİĞİN ÇIKMAZI
Mehmet AZIMLI (Yrd. Doç. Dr. Dicle Üniversitesi Ilahiyat Fakültesi)
Kaynak:Islami Arastirmalar Cilt 16 Sayi 1/2003
Bunu internette arayıp bulun ve okuyun.
Ayrıca sadece Aişe değil diğerleri de yaşlı değildir iddia edildiği gibi. Mesela Cüveyriyye 13 yaşındadır.
Sorun Aisenin yasi degildir, sorun günümüz dinsizlerinin bunu bugün sorun yaparken, o zamanin dinsizlerinin bu tür evlilikleri neden bir sorun olarak degerlendirmedigidir.
Kaldiki Aisenin yasinin evlilgindeki yasinin bugünkü ülkemiz müslümanlarinca "sünnet" olarak mi kabul edilmis ? yani sorun ne ?
Her gecen gün bu dini tercih edenler oluyor, bunlarin hangisi bu aisenin yasi yüzünden "müslüman" olmaya karar vermis ?
sorun sadece yoksa Peygamber olarak kabul etmediginiz bir adamin evlilikleri mi ?
Sn.Invi;
O zamanın dinsizlerinin bile bu tür evlilikleri sorun olarak değerlendirmemesi,belkide onlarında aynı şekilde geleneklerine uyarak alışageldikleri gibi, bu tip evlilikler gerçekleştirdiklerinden,bunu eleştiri konusu yapmamışlar ve hatta peygamberlik iddiası ile ortaya çıkan bu adamın belkide en çok destekledikleri yönü bu olmuş olabilir nede olsa kendileride yaptıkları için anormal bir durum gibi gelmemiştir bence!
Ancak asıl sorun evrensel bir dinin peygamberi olduğu ve tüm insanlığa gönderildiği söylenen bir peygamberin ,bunları değiştirmek bir yana olduğu gibi sürdürmesi ve hatta savaşlarda kendisine ganimet olarak cariye verilmesidir(bizzat Allah tarafından-ilginç!)
Ve evet Aişenin yaşını kendisine örnek alan ülkemiz müslümanlarıda olabilmektedir ve yine ne ilginçtir ki kendisini savunurken ve vicdanını rahatlatırken ''peygamberi''örnek verebilmektedir ve yine ne ilginçtir ki herşeyi bilen Allah, peygamberine bu konuda yasak getirmediği gibi onun ilerde örnek alınabileceğinide bilemedi mi yada işine mi gelmedi?neden acaba?yüzyıllar ötesine seslenebildiği yol gösterici olduğu söylenen bir dinde bu nasıl bilinemedi acaba?
Hergeçen gün bu dini tercih edenler olurken başka din veya dinlerden birini tercih edende oluyor, yada dinlere inancı kalmayanlarda oluyor!bu dini tercih edenler Aişenin yaşı yüzünden mi müslüman oluyorlar onu bilemem ama bu dinde bu tip olayların olması hatta dedikodularının bile olması (ki sadece Aişenin yaşı değildir konu daha birçok şey vardır!)kişileri bu dinden soğutup şüphe duymalarına bile yetmektedir onu biliyorum(en azından kendimden dolayı biliyorum diyebilirim!).
asıl önemli nokta ise sırf bu din değil tüm dinler sorun!.. :)
saygılar...
spartacus
27-10-2009, 21:03
Sorun Aisenin yasi degildir, sorun günümüz dinsizlerinin bunu bugün sorun yaparken, o zamanin dinsizlerinin bu tür evlilikleri neden bir sorun olarak degerlendirmedigidir.
Bende o zamanların dinsizini merak ettim şimdi. Kimlermiş o zamanların dinsizi?
güncelleme yapayım ... bu güzel ve başarılı inceleme yazılarını arada sırada tekrar okumak lazım !!!!
Evet tüm yazanlara vce bazılarına da güncelleme adına teşekkür ederim,çok faydalı oldu bence.Ama dikkat ettim de peygamberin çocukları hakkında yeterince konuşulmamış.Yani 30 dan fazla evlilik cariyeler de cabası..Ama sadece 7 çocuk 4 ü haticeden,3 ü mariadan...
Gerçekten sizce de ilginç değil mi, bu kadar kadın bu kadar ilişki ve sadece 7 çocuk:=
...Ama sadece 7 çocuk 4 ü haticeden,3 ü mariadan...-atillas-
Maria'dan bir cocuk(ibo) biliyordum. Vay capkin Muhammed!...
Sodomo'dan alıntı:
Hafsa: (Yaşı 18-22 arası olarak geçer kayıtlarda) Ömer'in kızıdır. Daha önce Huneys ibn Huzafe ile evliydi ama kocası H. 3. yılında Uhud'da hayatını kaybetti. Hafsa 18 yaşında dul kalmıştı ve babası onu önce Ebu Bekr'e vermek istedi ama o kabul etmedi sonnra Osman'a vermek istemesine rağmen Osman da evlenmek istemedi. (Neden acaba ? Belki Uhud'da ölen kocası Osman'ın yakın bir arkadaşıydı ve Osman onunla evlenme fikrini "etik olarak" kabul edemedi )
Bunun durumu Muhammed'e söyleyen Ömer, Muhammed'den şöyle dedi : "Ya Ömer! Hafsa, Osman’dan, Osman da Hafsa’dan daha hayirli birisiyle evlenecektir."
Ömer büsbütün merak içerisinde kalmıştı. Osman’dan daha hayırlı damat kim olabilirdi ki ? Aradan birkaç gün geçtikten sonra Muhammed Hafsa’ya talib oldu--Osman'dan daha hayırlı olan kişi kendisiydi -- Ömer'e dedi ki: "Sen kızın Hafsa’yı bana nikahlarsın. Ben de kızım Ümmü Gülsüm’ü Osman’a nikahlarım..."
Müslümanların "Asr-ı Saadet" dedikleri devirde yaşanan rezalete bakar mısınız?
Ellisini aşkın azgın tekeler, dava arkadaşları, gencecik, kadınlığa hazır bile olmayan (Aişe) kızlarını adeta birbirlerine ikram ediyorlar.
Bir yakın arkadaşım bana, "Kızımı sana nikahlayayım," dese, "Sen aklını mı kaçırdın kardeşim?" diye sorarım ona.
Şimdi birileri çıkıp, "Ama o zaman bu uygulama kabul gören bir gelenekti," diyebilir.
Peki şimdi neden kabul görmez böyle bir gelenek?
Bu kötü birşeyse, o zaman da kötü olmalıydı.
Normal birşey idiyse şimdi de öyle olmalı.
Nerde kaldı "İslam'ın Evrenselliği" ?
Peygamber''in Güzel Ahlakı" bu mudur?
Türk kaşığı ile Arap ........ yemekten vazgeçmenin zamanı gelmedi mi hala?
...Ama sadece 7 çocuk 4 ü haticeden,3 ü mariadan...-atillas-
Maria'dan bir cocuk(ibo) biliyordum. Vay capkin Muhammed!...
Sn.Basic doğru söylüyorsunuz gece vakti sanırım kafam karışmış;dediğiniz gibi 6 sı hatice'den 1' i (ibrahim) maria'dan olacaktı,hatırlatma için teşekkürler.
Bu ayetler neden var sorusu burada okuduğum en güzel soru itiraf edeyim.
Belki Allah bu şekilde nedensiz yere Hz. Peygambere iftira atanları imtihan ediyor, o günkü topluma göre çok eşlilik normal ve yadırganmadığı halde Hz. Peygambere iftiralar atanları görmek istiyor olabilir, bilmiyorum.
Kendi fikrim olarak Hz. Muhammed'in haremlik kurmak için bu ayetlerin olduğuna size anlattığım sebeplerden dolayı düşünmüyorum. sn.ecirna'nın verdiği site güzel, biraz uzunca ama okumanızda fayda var diye düşünüyorum.
Hocam bu çok basit bir mantık olurdu. İftira atmak isteyen 3-5 kişiyi bulayım derken, tonla kişiyi dinden çıkarmak saçma çünkü. Sonuçta bu kitap o devre gelmedi, bugünü de kapsıyor. Birçok kişi, bu tür ayetlere şüphe ile yaklaşıyor. Kimse dinden çıkmaya yer aramaz. Tersine Kur'an okuyup bunları gördükçe şüpheye düşüyor. Dolayısıyla bu tür ayetler imtihanın parçası olamaz.
Arkadaşın verdiği siteye girdim ve yazıyı okudum ama zaten benim yazımı dikkatle okursanız, o sitede verilen cevapları bilerek yazdığımı görürsünüz. Her zaman söylenen, bu evlilikleri aklamaya çalışan, güzel, şirin yazılardan bir tanesini yazmışlar. Ama o yazılarda da tonla çelişki var, ben o çelişkileri tartışalım istedim. Tabii burada değil, doğru başlık altında.
Ama bütün bunlara kafa yormadan önce, ahzab suresini aklı başında bir müslümanın açıklaması lazım.
1. Bu ve benzeri surelerin böyle önemli ve kutsal bir kitapta ne işi var?
2. Allah, elçisini neden bu kadar çok kadınla evlendirmeye çalışıyor?
3. Allah ileride tek eşliliğe bir gidiş olacağını göremedi mi? Dolayısıyla bu ayetlerin kafa karıştıracağını da? İmtihanın adilliğine gölge düşüreceğini de.
4. İddia edilen siyasi bağların kurulması, muhtaç kadınların korunması, kadınların eğitilmesi vs. için daha ideal çözümler bulunamaz mıydı? Gelecek insanını niye şüpheye düşürecek yöntemler tercih edildi? Alimlere de mi acımadılar, açıklamak için 40 takla atıyorlar.
5. Amaç o şirin yazılarda anlatıldığı gibi siyasi vs. ise, bu amaca hizmet için neden kadınlar kullanıldı?
6. Bir erkek 11 kadına, cariyeye nasıl yetiyordu? (Hadislerde belirtildiği gibi 30 kaplan gücündeyse şehvetli olduğu anlaşılır, yok değilse, onca kadın cinsellikten men edilmiş olur. Yazık değil mi o kadınlara? İki ucu *oklu...)
7. Peygamber şehvetine düşkün değilse, adama yazık değil mi, onca kadını üstüne yıkmak? ( Bir cinsel birleşmeyi başlatmak için gereken şehvet oluşturulamadığında, böyle bir anın erkek için zevkli olacağı söylenemez)
Çok soru vardı da, şimdilik bu kadarı aklıma geldi. Neyse, bu forumu geriye doğru çok taradım. Sureye takla attıranlar, şirin göstermeye çalışanlar, masallarla izah edenler, işin içine astronomiyi, siyaseti, grameri, Atatürk ilke ve inkılaplarını bile katarak, kafa karıştırarak durumu kurtarmaya çalışanlar gördüm ama gerçek bir açıklama göremediğimi belirtmek zorundayım. Bu kadar çok yazı okuyan biri olarak çok sağlam laf cambazları gördüğümü söyleyebilirim ama bu ayete geçerli bir cevap yok. Aynı şekilde beni ilk tetikleyen fil suresine de. Allah saldırmaya gelenleri püskürtüyor, hava atarcasına Kur'an'a koyuyor, insanları bu ayetle etkiliyor ama sonrasında ne saldırılardan ne doğa olaylarından korumuyor. Sorular basit ama takla atmaktan başka cevap göremedim.
Dolayısıyla, bilgili olduğunu düşünen müslüman arkadaşlardan rica ediyorum. Gerçekten bilgiliyseniz ve sağlam bir cevabınız varsa yazınız ve unutmayınız ki, sizin karşınızda mahalleden arkadaşlarınız ya da müslümanlığı cuma namazı ve ramazandan ibaret zanneden, bir kere Kur'an meali okumamış, mahalle esnafı da yok. Kur'an'ı defalarca okumuş, bu konular üzerine kafa yormuş, dini sorgulayan, donanımlı kişiler var bu forumda. Cevap verirken bu gerçeği aklınızdan çıkartmayın ki, takla atmak zorunda kalmayın. Şüpheye düşmüş kimseye bu şekilde faydalı olamazsınız, tersine zararınız dokunur. (Çok fazla konu okudum bu forumda, çok fazla saçmalayan gördüm, onlara ithafen yazdım bu son paragrafı)
Hasan Akçay
11-03-2011, 00:48
Peygamberin çok eşli olmasını kurtarabilecek tek teori bu sanırım. Bir de Maria'dan çocuğu olmasaydı... Yine de bu çok eşlilik birçok kişinin kafasını karıştırıyor, söylenecek çok şey var, üstünde dursak güzel olurdu ama bu başlık da değil tabii :) Konuyla ilgili şöyle birkaç soru sormuştum ama havada kalmıştı:
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=366890&postcount=54
Merhaba sayın web.
Linkini verdiğiniz o tekil mesajda "... ahzab suresini aklı başında bir müslümanın açıklaması lazım" diyorsunuz. Ahzâb sûresi üzerinde bir çalışmam var; "aklı başında" birinin açıklaması sayılır mı, bilmiyorum. Ama, bir cesaret, alıntılayım.
AHZÂB SÛRESİ
Çeviren ve yorumlayan: Hasan Akçay
Koruyan ve bağışlayan Allah’ın adıyla
1.SANA İNDİRİLENE UY!
Peygamber! Allah'ı kâle al. İnkarcılara ve ikiyüzlülere uyma. Allah bilir; bilgedir (1). Rabbinden sana indirilene uy. Allah sizin ne yaptığınızı bilir; haber alır (2). Ve Allah'a güven. Güvenmek için Allah yeter (3).
"İkiyüzlüler"e değinen bu ayetlerin indiği sırada Müslümanların, inkarcıları korkutacak kadar güçlendiği anlaşılıyor. Nitekim korkuya kapılan bazı İNKARCILAR gûya iman etmiş gibi yapıp İKİYÜZLÜ davranmaya başlamışlar.
Öte yandan İNANANLAR da çekiniyor olmalı ki Allah, elçisinin şahsında onlara yalnızca İNDİRİLENE uymaları gerektiğini anımsatıyor; yoksa her halde inkarcılar kızmasın diye onların hurafelerine uyuverecekler.
Ahzab sûresinde bu anımsatma sürekli var. Hattâ sıra, peygamberin eski evlatlığının eski eşiyle evlenmesine gelince anımsatma müthiş bir azarlama şeklini alıyor.
Ayetlerin indiği dönemin hurafeleri, sûrenin sonraki bölümlerinin konusudur. Her biri sırası geldikçe ele alınabilir.
2.KAN BAĞI, SÖZ BAĞI
Allah, bir adamın içine iki kalp koymamıştır ve ziharladığınız eşinizi ananız, evlatlığınızı özoğlunuz yapmamıştır. Bunlar SİZİN ağzınızdan çıkan sözler. Allah ise gerçeği söyler ve yolu gösterir (4).
Onlara kendi babalarının adını verin; Allah’ın gözünde adil olan budur. Eğer babalarını bilmiyorsanız onlar sizin dostlarınız, dinde kardeşleriniz. Günahı bilmeden değil bile bile işleyince yüklenirsiniz. Allah esirger; bağışlar (5).
Peygamber inananlara kendi canlarından önce gelir ve eşleri inananların analarıdır. Öz akrabalar birbirlerine öteki inanırlardan ve göçmenlerden önce gelir, ama dostlarınıza iyilikte bulunmanız başka. Kitapta yazılan budur (6).
2.1.Önemli olan, Allah’ın elçisidir.
Ayet 6’ya göre inananlar için peygamber kendilerinden önce gelir çünkü Allah’ın elçisidir, barış dini sayesinde Allah adına inananları can güvenliğine kavuşturduğu için yaşamsal öneme sahiptir.
Bunu daha iyi anlayabilmek için Cahilî "asabiyet"in körüklediği kan davalarında ve aşiret savaşlarında canın ne kadar ucuza gittiğini anımsamak gerekir. Ve barış dininin sunduğu "din kardeşliği"nde yaşamın nasıl güveceye kavuştuğunu:
İnananlar kardeştir; o halde kardeşleriniz arasında barışı sağlayın ve Allah’ı kâle alın ki Allah sizi korusun. (49:10).
Allah'ın ipine hepiniz yapışın; bölünmeyin. Allah’ın size olan iyiliklerini anımsayın. Bir birinize düşmandınız; kalplerinizi ısındırıp sizi kardeş yaptı O. Ateş çukuruna düşe yazdınız; kurtardı (3:103).
Burada ve Kuran’ın her yerinde anılıp öne çıkarılan, Allah’ın elçisidir; Muhammed değil. Elçiye itaat Allah’a itaattır. Çünkü elçi, vahyi iletir ve vahyin sahibini temsil eder. Allah ölümsüzdür. Muhammed ise tıpkı kendisinden önceki elçiler gibi ölümlü:
Muhammed yalnızca bir elçi. Tıpkı kendisinden önce gelip geçenler gibi. Şimdi o da ölse ya da öldürülse siz ökçelerinizin üstüne dönecek misiniz?... (3:144)
2.2.Zihar
Ayet 4’te yasaklanan bir hurafe: zihar. Zihar insanın "sırt"ı demek. Ayette TÜZAHİRÛNE deniyor. "Zihar"dan yapılan yüklem bu. "Kucak"tan kucakladı, "omuz"dan omuzladı gibi.
"Ziharladığınız eşlerinizi Allah sizin ananız yapıvermez!" uyarısından anlaşılan:
O hurafeye inananlara göre, bir adam eşinin sırtını kendi anasının sırtına eşit ilan edince kadın onun anası oluveriyor. Adam artık ona kocalık etmekle yükümlü değil ama ücretsiz hizmetçi muamelesi yapabiliyor...
Bunun ne amansız bir zulüm olduğu ortada.
Zulmün bahanesi ise beşerî ağızdan çıkan sözlerin insanı Allah'ın yaratma gücüne sahip kıldığı iddiası. Oysa ana, beşeren üretilemez; ilahen yaratılır.
O yüzden Allah, "Bunlar sizin ağzınızdan çıkan sözler," diyor. Yani siz eşinize "Senin sırtın bundan sonra bana anamın sırtıdır!" dediniz diye eşiniz ananız oluvermez.
Özetle, karılarını "zihar"layan Araplar Allah’ın tekelindeki yaratma yetkisine el atarak rablik taslayıp "şirk"e batıyor ve kadınlara zulmediyorlardı. Allah "zihar"ı yasaklamakla o şirk hurafesini geçersiz kıldığı gibi zihar hinliğiyle kadınlara yapılan zulme de son verdi.
Evlatlığı öz evlat ilan etmek te öyle. Hayır. Öz evladı Allah yaratır. Siz el alemin çocuğuna "Seni öz evladım ilan ettim!" demekle ona biyolojik oğul niteliği kazandıramazsınız.
Biyolojik ana babanın elinden evlatlarını almanız zulümdür. Yapmayın o zulmü. Örneğin bakımını üstlendiğiniz çocuğu biyolojik babasının adıyla çağırın; adil olan budur (33:5).
2.3.Garibanlara Allah’ın dini kol kanat gerer
Ahzab 4-5'te değinilen bir konu da kimsesiz çocuklar. Allah başka ayetlerde de değiniyor toplumun o yarasına ve inananlara şirkten uzak, adaletli bir duruş öneriyor.
Örneğin (mealen), Peygamber eşlerinin yaptığı gibi (33:55) kimsesiz çocukların bakımını üstlenin.
Bakımını üstlendiğiniz yetim kızları ilk fırsatta evlendirip topluma kazandırın (4:3). Hattâ hanginiz bağımsız bir mümineyle evlenemiyorsa bakımını üstlendiğiniz genç bir mümineyi eş alsın. Allah sizin imanınızı bilir; hepiniz birsiniz (4:25).
Korumanız altındaki çocukların malını kendi malınıza katıp yemeyin (4:4); yetim malı yiyen midesine ateş doldurmaktadır (4:10).
Biyolojik akrabalar bir birleri için, inanan öteki kimselerden önce gelirler. Ama dostlarınıza iyilikte bulunmanız başka. (33:6). Kitapta yazıldığı üzere o dostlarınıza mirasınızdan pay verebilirsiniz (4:8).
Özetle, Yüce Allah’ın kimsesiz çocuklar lehindeki tavrı kesin.
2.4.Laik hukuk aleyhindeki ezberinizi bozun!
TÜRK MEDENİ KANUNU Madde 129.- Aşağıdaki kimseler arasında evlenme yasaktır:
1.Üstsoy ile altsoy arasında; kardeşler arasında; amca, dayı, hala ve teyze ile yeğenleri arasında,
2.Kayın hısımlığı meydana getirmiş olan evlilik sona ermiş olsa bile, eşlerden biri ile diğerinin üstsoyu veya altsoyu arasında,
3.Evlât edinen ile evlâtlığın veya bunlardan biri ile diğerinin altsoyu ve eşi arasında.
İlk göze çarpan:
Laik yasa bir kimsenin evlatlık sahibi olmasından işkillidir. Öyle ya bir adamın evlat aldığı kızla evlenmesi o kızın istismarı anlamına gelebilir. Çünkü kız, adama minnetle bağlıdır; artı, onun kendisiyle evlenme isteğini geri çevirirse evlatlıktan atılıp yeniden beş parasız ve kimsesiz kalacaktır. Dolayısıyla adamı eş olarak asla istemediği ve sevmediği halde onunla evlenmek zorunda kalır. Ve zulme uğrar.
Öte yandan İslamda evlatlık edinmek haramdır ama Müslüman olmayan vatandaşlar için değil. Onlar özgürce evlatlık sahibi olmak isterler. Ve özgürlük onların da hakkıdır. İşte laik yasa evlatlıklarla ilgili düzenlemesini buna göre yapmış:
(1)Müslümanlar özgürdür; evlat edinmek zorunda değiller.
(2)Müslüman olmayanlar özgürdür; evlat edinebilirler.
(3)Kişinin evlatlığı ile evlenmesi yasaktır; laik devlet hiçkimsenin evlatlığını eş alıp istismar etmesine göz yummaz.
Bundan adil ve temiz bir düzenleme olabilir mi? Hele bir de bakımı üstlenilen çocuğu namahrem diye ailesinden dışlayıp sevgisizliğe mahkum eden tesettürürcü fuhuş düzeni gözönüne alınınca?
Sonuç olarak İslamın yasakladığı, başkalarının çocuğunu biyolojik evladımıza eşit konuma getirmemizdir. Öyle yapmak yerine onun bakımını üstlenmemiz ve ona biyolojik babasının adını verip "Senin baban odur," diye en erken zamanda dürüstçe bildirmemiz; artı, kendisine yasal varisimiz konumunu kazandıramasak bile vasiyetle mal bırakmamız gerekir (2:180).
Ama o bakımını üstlendiğimiz çocuğun asıl ihtiyacı sevgidir. Onu gerçek bir ana baba içtenliğiyle bağrımıza basmalıyız. Özevladımıza nerelerimiz avretse ona da ancak oralarımız avrettir yani kendileriyle aynı evde birlikte bulunmak söz konusu olduğunda özevladımız ne ise bakımını üstlendiğimiz çocuğumuz odur (24:58).
3.VAHİY SINAVDIR
Biz peygamberlerden söz aldık. Senden ve Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa’dan sağlam bir söz aldık (7). Çünkü Allah doğruların doğruluğunu görecek. İnkarcılar içinse acı bir ceza hazırladı (8).
Ayetten anlaşılan, Yüce Allah elçilerinden vahyi halka ileteceklerine dair söz almış olup vahiy bir sınavdır.
Kendilerine elçi yollananları ve elçileri hesaba çekeceğiz ... Fe le nes’elünne ellezîne ürsile ileyhim ve lenes’elenne’l mürselîn (7:6)
Halk, vahye içi boş bir başağa bakar gibi bakar da başağın kapçığını yüceleyip evinini göz ardı ederse vahyi dışlamış ve yoldan sapmış olur. İşte o durumda Elçi diyecek ki: Rabbim! Benim halkım bu Kuran’ı dışlayıp ta edinmiş (25:30).
Ama vahiy, yalnızca halk için değil elçiler için de bir sınavdır. Çünkü Allah doğruların doğruluğunu görecek (33:8).
Ancak elçiler yalnızca iletmekle görevlidir; kendileri öldükten sonra halkın bu dünyada ne yaptığından sorumlu tutulamaz:
Allah o gün elçileri toplayıp soracak: "Halkınız ne yaptı?" Elçiler, "Bilemeyiz! Gaybı yalnızca Sen bilirsin," diyecekler (5:109).
Allah diyecek: "Meryem oğlu İsa! İnsanların seni ve anneni rab edinmesini sen mi istedin?" İsa, "Haşa!" diyecek (5:117). "Ben onların arasında bulunduğum sürece yapıp ettiklerine tanık oldum. Sen benim canımı aldıktan sonra tanık olarak Sen kaldın." (5:108).
4.BİR SAVAŞ BELGESELİ GİBİ
9-27 arası bir savaş belgeseli gibi. O can pazarında olup bitenleri hatır gönül tanımadan ve, SİYER denen beşerî kurguların aksine, kimseye yağ çekmeden gözler önüne seriyor. Alabildiğine gerçekçi:
İnananlar! Allah’ın size iyiliğini anımsayın. Hani üstünüze ordular yürüyünce Allah ta onlara karşı bir rüzgar ve sizin görmediğiniz ordular göndermişti. Allah ne yaptığınızı biliyor; görüyordu (9).
Altınızdan üstünüzden bitiverdikleri zaman gözleriniz kaydı; yüreğiniz ağzınıza geldi; Allah hakkında bir sürü zanda bulundunuz (10). Müminler, sınandıkları o yerde zangır zangır sarsıldılar (11).
İkiyüzlüler ve çürük kalpliler, "Allah ve Elçisi size yalan söylemiş!" diyordu (12). Hattâ içlerinden bir kısmı şöyle diyordu: "Medineliler! Burada size yer yok. Dönün!" Bazıları "Evlerimiz tehlikeye açık," deyip izin istiyordu. Oysa açık değildi; kaçmak istiyorlardı (13).
Üzerlerine her yandan girilip fitne çıkarmaları istense çok az çekinir, isteneni hemen yaparlardı (14). "Arkamızı dönmiyeceğiz!" diye daha önce Allah’a söz verdikleri ve Allah’a verilen söz sorumluluk getirdiği halde (15).
De ki: "Ölmek ya da öldürülmekten kaçıyorsanız kaçmanın size yararı olmaz; azıcık daha yaşatılırsınız, o kadar." (16)
De ki: "İsterse Allah’ın sizi kayırmasına ya da bağışlamasına kim engel olabilir?" Allah’tan başka dost ve yardımcı bulamaz onlar (17).
Allah hanginizin sizi alıkoyduğunu biliyor. Ve kardeşlerine "BİZE gelin!" diyenleri. Savaşa girmeyi ve sizin için özveride bulunmayı öyle az isterler ki. Tehlike belirince baksana gözlerini nasıl ölüm korkusu bürümüş gibi fıldır fıldır sana dikiyorlar. Ama korku geçince çıkarcılığın bileğlediği dilleriyle seni incitirler. Aslında imanı yok onların; Allah çabalarını boşa giderdi. Bunu yapmak kolay Allah için (18-19).
Aşiretlerin henüz uzaklaşmadığını sanıyorlar. Ve aşiretler yine gelse bunlar çöldeki Arapların içinde kalıp sizi oradan izlemek isterler. Hem sizinle birlikte kalsalar bile çok az savaşırlar (20).
Allah’ı ve ahret gününü umup Allah’ı bol bol anan kimseler olarak sizin için Allah’ın Elçisinde güzel bir örneklik var (21).
Müminler aşiretleri görünce "Allah’ın ve Elçinin sözünü ettiği işte bu," dediler; "Allah ve Elçisi doğru söylemiştir." Onların yalnızca imanını ve bağlılığını artırdı bu (22).
Allah’a verdikleri söze bağlı kalan bazı müminler emeline hemen ulaştı; bazıları ise ulaşmayı bekliyor. Dönmeleri asla söz konusu değil (23). Çünkü Allah, doğrulara doğru olmanın ödülünü sunacak ve iki yüzlülerin isterse cezalarını verecek, isterse tövbelerini kabul edecek. Allah esirger; bağışlar (24).
Allah, inkarcıları kinleriyle birlikte püskürttü. Hiçbir yarar sağlayamadılar. Müminlere ise savaşta Allah yetti. Allah üstündür; güçlüdür (25).
Allah işbirlikçi ehl-i kitabı kalelerinden indirdi. Ve korku saldı her birinin kalbine. Kimini öldürdünüz, kimini tutsak ettiniz (26). Topraklarını, evlerini, mallarını Allah size verdi. Ve henüz girmediğiniz bir toprağı. Allah’ın her şeye gücü yeter (27).
4.1.Belgeselde yer alanlar:
Allah’ın elçisi (21),
içten inananlar (11, 22-23),
inanmış gibi yapan imansızlar (12-15),
imanı zayıf olanlar (10, 12, 18-20),
kafir ordusu (9,25),
işbirlikçi kitaplılar(26),
Bunların her biri savaşta nasıl davrandı?
Allah inananlara nasıl yardım etti?
Sonunda ne oldu?
Cevaplar ayetlerde.
4.2.Meleklerin inananlara yardımı
Bu savaşta Müslümanlara yardım eden melekler önemli. Kimse görmemiş onları. Neden? Çünkü insanlar melekleri gördüğü an bu dünyanın defteri kapanmış, kıyamet kopmuş demektir; onun henüz sırası değil.
Allah’ın ve meleklerin bulutlar içinde gelmesini ve defterin kapanmasını mı istiyorlar?... (2:210).
Kof insanlar böyledir. Beklerler ki Allah Kendisi gelip ya da meleklerini yollayıp yardım etsin. İşleri olursa "Allah bana yardım etti," deyip kendilerini seçilen insan gösterirler. Yok, olmazsa "Yardım etmedi işte!" deyip Allah’ı suçlarlar.
Sorumlunun kendileri olduğu anımsatılıp örneğin "Allah’ın size verdikleri ile yoksulları kollayın!" denince inanmayanlar inananlara şöyle der: Allah’ın isterse doyuracaklarını biz mi doyuralım! Şaşırmışsınız siz." (36:47). Yani "Allah doyursun!" Ve sorarlar: "Bize sözü edilen ne zaman doğruysa eğer?" (36:48)
"Bize sözü edilen" yani kıyamet saati. Bakın, asıl sorun işte bu: kıyameti inkar ediyor onlar –kezzebû bi’s sâati (25:11)
Oysa ahrete inananlar bilirler ki bu dünyada ve öteki dünyada insan için yalnızca kendi kazandığı var (53:39). Siz tembel tembel yatarken Allah sizin işinizi yapıvermez; kendiniz yapacaksınız. Allah sizin adınıza savaşıvermez; kendiniz savaşacaksınız.
İşinizde ve savaşınızda Allah’a güvenmenize gelince, o başka. Vermekte olduğunuz savaşta ve yapmakta olduğunuz işte haklı olduğunuz inancına dayanır o güven duygusu ve gücünüze güç katar.
Hicret ederken Hz Muhammed’in sığındığı mağaradaki halini düşünün:
Siz ona yardım etmeseniz de Allah ona yardım etmiştir. Hani inkarcılar kendisini evinden atınca mağaradaki iki kişiden biri idi de arkadaşına şöyle dedi: "Üzülme; Allah bizimledir." Allah bir huzur duygusu edindirdi ona ve sizin görmediğiniz askerler ile yardım etti... (9:40)
Belli ki o melek askerler sanaldır. Zaten fiilî olmaları gereksiz. Ama elçinin davasında haklı olduğununu gösteriyor onlar ve gücüne güç katıyorlar.
Yüce Allah hep yollamış onları. Örneğin Enfal 9’da da Allah dedi ki, "Ben size ard arda gelen bin melekle yardım edeceğim." Niye? ...yalnızca müjde olsun ve kalpleriniz huzur ve rahatlık bulsun diye... (8:10)
(Bedir savaşı) sırasında sen müminlere şöyle diyordun:
"Rabbinizin indirilmiş üç bin melekle size destek vermesi yetmiyor mu?" ... eğer sabredip korunursanız Rabbiniz üzerlerine nişan vurulmuş beş bin melekle sizi destekler (3:124-125).
Sonra Allah, elçisinin ve inananların üzerine güven ve huzur indirdi; ek olarak, sizin görmediğiniz ordular... (9:26)
Ey Peygamber! İnananları savaşa yüreklendir. Sizin sabırlı yirmi taneniz yüz kişiye bedeldir. Yüz taneniz ise inkarcıların bin tanesine... (8:65).
Devamı var.
Hasan Akçay
11-03-2011, 06:12
5.SIRA GANİMET PAYLAŞIMINA GELİNCE
...çıkarcılığın bileğlediği dilleriyle seni incitirler (19)
Peygamber! Eşlerine de ki: "İstediğiniz, bu dünyanın yaşamı ve süsleriyse gelin geçimliğinizi verip sizi güzellikle salıvereyim (28). Ama eğer Allah’ı, Elçisini ve ahret yurdunu istiyorsanız Allah sizin iyileriniz için en büyük ödülü hazırladı." (29)
Anlaşılan, çürük kalpliler ve münafıklar savaş bitip tazminat paylaşılırken "Bize verilen pay az; filanca savaşmadı bile ama ona daha çok verildi... " diyerek Allah’ın elçisini hak yemekle suçlamışlar.
Oysa savaşın bütün maddî getirisi düşmanla işbirliği yapmış olan kitap halkından tazminat niyetine alınan topraklar, evler, mallar (ayet 27). Astarı yüzünden pahalıya mal olmuş ki yetmiyor. Çünkü kurulmakta olan İslam devletinin ihtiyacı büyük.
Devlet olmanın bilincini henüz edinememiş olan insanlardan ise özveri beklenemez. İş "emîr"e düşüyor; onun sıkı durması lazım:
Allah’ın o kent halkından alıp elçiye verdikleri şunlar içindir: Allah’ın elçisi, akrabaları, yetimler, yoksullar, kimsesizler. Böylece tazminat yalnızca varlıklı olanlarınız arasında dolaşmamış olur. Elçi size ne verirse alın; neyi yasaklarsa yasak edinin... (59:7).
Peygamber’in çok üzüldüğü belli. Ama onu asıl üzüp eşlerini boşamayı bile düşünmeye zorlayan olay, eşlerinin kendilerini havaya kaptırıp "Biz de isteriz!" demesi... 28-29’ncu ayetler bunu dile getiriyor.
6.PEYGAMBER EŞLERİNİN UYARILMASI
Peygamber hanımları! Sizden açıkça uygunsuz davrananların cezası ikiye katlanır. Bunu yapmak Allah için kolaydır (30). Ama Allah’a ve Elçisine uyup güzel işler yapanlarınızın ödülünü de ikiye katlarız. Bol bol rızık hazırladık iyilere (31).
uygunsuz hal: fahişe
FAHİŞE kelimesi Kuran’da kullanıldığı yere göre değişik anlamlara geliyor. Zina (17:32), homoseksüellik (7:80), lezbiyenlik (4:15), iftira (24:19), eski üvey anayla evlilik (4:22) gibi.
Genel olarak ise FAHİŞE "edep" ve "iyilik" kelimelerinin zıttı olup edepsizlik ve kötülük anlamına gelir. Bir müminin yalan söylemesi, kovu yapması, sözünden dönmesi, tartıda hile yapması, eşinden başka kadınlarla cinsel açıdan yüzgöz olması gibi.
Şeytan size edepsizlik yaptırır -Eş şeytânü ya’mur uküm bi’l fâhişe (2:268).
Gizli açık edepsizliliklere yanaşmayın -Lâ takrabû’l fevâhişe mâ zahare minhâ ve mâ batane (6:151).
Uygunsuz işler yaparlar ve derler ki: -Ve iza fe’alû fâhişeten ve kâlû- Biz atalarımızdan böyle gördük; Allah’ın buyruğu bu! De ki: Allah uygunusuz iş buyurmaz... -Kul innelahe lâ ya’muru bi’l fâhişe (7:28).
Ancak, bu suçun cezası Kuran’da yok. Dolayısıyla eğer peygamber eşleri edepsizlik ederse onlara bu dünyada hangi cezanın verileceği belli değil. 30’ncu ayet aynı suçu işleyen öteki kadınlara verilecek cezanın iki katı, diyor. Ama öteki kadınlara verilecek ceza belli değil.
Örneğin Nisâ 22’ye göre bir adamın, eski üvey anasıyla evlenmesi "uygunsuz hal"dir yani fahişe. Ama bunun cezası Kuran’da belirtilmemiş.
Peki, peygamber eşleri artık aramızda olmadığına göre konu onlar açısından kapanmıştır ama halen hayatta olanlara ne yapılacak?
Cevap:
Edepsizliğin cezasını Yüce Allah Kendisi belirtmediğine göre gerekeni BİZ yapacağız. Laik yasalar çıkararak. Çünkü "din yasaları"nı yalnızca Allah yapar; insanın dinde yasa yapma yetkisi yok (Şûrâ 21):
Onların ortak koştukları var da dinden yasalar mı yapıveriyor Allah’tan izinsiz - ma lem ye’zin bihillah? (Süre tanınması lehindeki) karar olmasaydı hesapları hemen görülürdü… Kehf 26: Allah hükmüne kimseyi ortak etmez –ve lâ yüşriku fî hükmihî ehada.
7.EV HAPSİ YA DA VEKAR, İŞTE SORUN BU!
Peygamber hanımları! Siz öteki kadınlardan ayrısınız. Sakınanlar olarak konuşurken sesinizi yumuşatmayın ki çürük kalplilerin isteği kabarmasın. Makbul şekilde konuşun (32).
Evlerinizde ağırbaşlı olun. Eski Cahiliyedeki gibi açılıp saçılmayın. Vahye uyun; arındıranı verin; Allah’a ve elçisine uyun. Ey ev halkı! Allah sizi kirlerden arındırıp tertemiz yapmak istiyor (33). Evlerinizde okunan Allah’ın ayetlerini ve bilgeliği anımsayın. Allah'ın her şeyden haberi olur (34).
Ağırbaşlı olun: Vekarne
Burdaki "vekarne"nin çoğu kez oturun diye çevrildiği görülüyor. Oysa vakur olun demek olduğu apaçık; "oturmak"la ilgisi yok.
Evlerinizde oturun (Ateş, Bursevî, Mevdudi)
Evlerinizde sessizce oturun (M Esed)
Evlerinizde de vakarlı oturun (Y N Öztürk)
Hem vakarınızla evlerinizde durun (Elmalılı)
Edip Yüksel "Mesaj" adlı çevirisinde bununla ilgili olarak şu açıklamayı yapıyor:
"Vekarne" kelimesi (vakara) kökünden türeyen bir kelime olup vakarlı, onurlu, saygılı davranmak anlamına gelir. Bkz. 48:9, 71:12…
Allah’ın elçisine inanasınız ve onu sayasınız –ve tuvakkırû hu… (48:9)
Noluyor size ki Allah’ı saymak istemiyorsunuz –lâ tercûne li’llahi vekara (71:12)
Geleneksel yorumcular bu kelimeyi ve karne diye okumuşlardır. "V" harfini vakara fiilinin ilk harfi olmak yerine ve diye bilinen bağlaç olarak kabul etmişlerdir. Bu yorumculara göre söz konusu fiil KaraRa kökünden türemiştir. (Oysa bu,) ayetteki VEKARNE kelimesi ve kararne biçiminde yazılsaydı doğru olurdu.
Sonuç: Olan yine kadınlara oluyor. İnanan kadınları ev hapsine tıkıp zulme uğratmak. Bakın Mevdudi o zulmü nasıl allayıp pulluyor (TEFHİMU’L KUR’AN):
...ayet kadının faaliyet alanının ev olduğu anlamına gelir. Kadın faaliyetlerini bu çerçeve içerisinde huzur içinde sürdürmeli ve ancak zaruri bir ihtiyaç olduğunda evinden dışarı çıkmalıdır.
Hapiste huzur... Fesübhanallah. İnsan böylesine uçuk kaçık iddialar öne sürmeden önce durup bi soluk alır; izanına, vicdanına danışır:
-Diri diri kuma gömülen kıza hangi suçtan o cezaya çarpıldığını soracak olan Yargıçların Yargıcı (81:8-9) diri diri eve gömülen kadına hangi suçtan o cezaya çarpıldığını sormaz mı?
-Hz Ayşe, bırakın diri diri eve gömülmeyi, dışarda ordu komutanlığı yaptı. Kafire miydi Müslümanların o anası; bu ayeti inkar mı etti?
Yüce Allah’ın söylediği son derece açık ve net:
Peygamber eşleri! Sizin öteki kadınlardan ayrı bir konumunuz var. Eşiniz peygamberdir ve devlet başkanıdır. Ona göre evlerinizde ağırbaşlı olun.
Devamı var.
3.VAHİY SINAVDIR
Biz peygamberlerden söz aldık. Senden ve Nuh, İbrahim, Musa ve Meryem oğlu İsa’dan sağlam bir söz aldık (7). Çünkü Allah doğruların doğruluğunu görecek. İnkarcılar içinse acı bir ceza hazırladı (8).
Ayetten anlaşılan, Yüce Allah elçilerinden vahyi halka ileteceklerine dair söz almış olup vahiy bir sınavdır.
Sevgili Hasan Akçay ;
Ahzab 7 deki bu alınan sözün ne olduğu konusu sadece
"Vahyin halka iletilmesi midir ?"
Kur'anda bu konuda başka bir ayet yok mudur ?
Özellikle de Nebilerden alınan sözün içeriği konusunda.
Tarihi olayları degerlendirirken günümüz şartlarıyla degil,o dönemin şartlarıyla,o dönemin toplum yapısını göz önünde bulundurarak degerlendirmek gerekir.
Şimdi siz Hazreti muhammed'in 20-30 tane eş almasını günümüz şartlarına göre yorumlarsanız,elbette bu size göre sapıklık olarak görülebilir,ama o dönemde çok eşli olmak anormal bir şey degildi ki,bütün sahabeler çok eşliydi,ve bu sadece arap toplumda degil eski türklerde bile çok eşlilik,cariyelik vardı.
Tarihi olayları degerlendirirken günümüz şartlarıyla degil,o dönemin şartlarıyla,o dönemin toplum yapısını göz önünde bulundurarak degerlendirmek gerekir.
Şimdi siz Hazreti muhammed'in 20-30 tane eş almasını günümüz şartlarına göre yorumlarsanız,elbette bu size göre sapıklık olarak görülebilir,ama o dönemde çok eşli olmak anormal bir şey degildi ki,bütün sahabeler çok eşliydi,ve bu sadece arap toplumda degil eski türklerde bile çok eşlilik,cariyelik vardı.
Hosgeldiniz.
Sorun cok es almaktan ziyade, tanrinin(!) peygamber isteklerine gore ayet indirmesi, birden fazla es almakla ilgili..
Tarihi olayları degerlendirirken günümüz şartlarıyla degil,o dönemin şartlarıyla,o dönemin toplum yapısını göz önünde bulundurarak degerlendirmek gerekir.
Şimdi siz Hazreti muhammed'in 20-30 tane eş almasını günümüz şartlarına göre yorumlarsanız,elbette bu size göre sapıklık olarak görülebilir,ama o dönemde çok eşli olmak anormal bir şey degildi ki,bütün sahabeler çok eşliydi,ve bu sadece arap toplumda degil eski türklerde bile çok eşlilik,cariyelik vardı.
bu durumda kuranın evrensel olduğunu söyleyemeyiz değil mi? evrensel olan bir kitap çok eşliliği kaldırırdı ve günümüzde kabul görülen tek eşliliği savunurdu.
Hosgeldiniz.
Sorun cok es almaktan ziyade, tanrinin(!) peygamber isteklerine gore ayet indirmesi, birden fazla es almakla ilgili..
:) şimdi eger ki bi şey iddaa ediyosan birascık düşünmek gerekir birincisi peygamber isteklerine göre ayet inmez olaylara göre ayetler basamak basamak gelirdi. bugun bile şöyle bi düşün bi anlaşmazlıga düşüldügünde bi kişiye danısırsın yada birileri hakem olur hakim olur ve onun söyledigi uygulanır işte bu yüzdendir ki senin yazmıs oldugunun tam tersidir ha dip not :düşünçen inancın beni ilgilendrmiyor sen benim inandıklarıma inanmazsın bende sen inandıklarına inanmam senin inancın sana benim inancım bana ama sen inanmıyorsun diye sana direk cehenneme gideceksin ben cennete gidecegim de demiyorum o nu benim inandıgım bilir.
:) şimdi eger ki bi şey iddaa ediyosan birascık düşünmek gerekir birincisi peygamber isteklerine göre ayet inmez olaylara göre ayetler basamak basamak gelirdi. bugun bile şöyle bi düşün bi anlaşmazlıga düşüldügünde bi kişiye danısırsın yada birileri hakem olur hakim olur ve onun söyledigi uygulanır işte bu yüzdendir ki senin yazmıs oldugunun tam tersidir ha dip not :düşünçen inancın beni ilgilendrmiyor sen benim inandıklarıma inanmazsın bende sen inandıklarına inanmam senin inancın sana benim inancım bana ama sen inanmıyorsun diye sana direk cehenneme gideceksin ben cennete gidecegim de demiyorum o nu benim inandıgım bilir.
Ayni sey.. Kelimelerle oynayinca anlam degismiyor.
Peygamberin istekleri donemin guncel olaylarina dahil degil midir? Dahildir. Zira kendisi de o donemde yasiyor, o olaylarin icinde..
Vahiy kesildiginde, guncel olaylara iliskin yuzunu goklere cevirip cevap bekleyen peygamber degil midir?
Cennet-cehennem vs. alakasiz olmus. Nereye gideceginiz kimseyi ilgilendirmez.
ozgur_beyin
14-10-2012, 23:39
güncelleme
Hz.Muhammed'in,Yahudi cariyeleri de vardı.
Adları Reyhan ve Zeynep'di.
Zeynep,Hz Muhammed'i öldürmek de istedi.
(Buna karşın islamcılar içinde Zeynep adının yeğlenmesi ilginç değil mi? )
İbni Mace'nin aktarmasına göre Peygamberin şöyle bir hadisi de var :
"Allah.... Musa'nın kız kardeşi Gülsüm'ü cennette bana zevce olarak vermeyi hükmeyledi."
(Sunen-i İbni Mace)
Baskoylu
06-11-2012, 04:52
Hz Allah; Hz. Muhammed`e bu kadar hatun bagislayip, surekli vahiler gondererek, buraya saldir ve isgal et, boyle bir hatun var, burada sana karsi gelecek bir cok kabile var, ileride basina bela olmadan, buraya saldir, cok guzel 9 ile 10 yas aralarinda kucuk kiz cocuklari var, hosuna gidenleri al, hosuna gitmiyenleri, Askerlerine ganimet olarak dagit.. diye buyurmustur....
Hz. Muhammed`in Resmi Kaynaklara Gore Hatunlarina bir goz atalim... tabi bunlar bilinenler....
1. Hatice
2. Sevde Binti Zem'an
3. Ebubekir kizi Ayse
4. Omer kizi Hafsa
5. Huzeyme kizi Zeynep
6. Ummu Seleme (Hine)
7. Haris kizi Cuveyriye
8. Zeyd kizi Reyhane
9. Zeynep Binti Cahs
10. Ebu Sufyan kizi "Ummu Habibe" (Remle)
11. Huvey kizi Safiye
12. Haris kizi Meymune
13. Sem'un kizi Marya Kibri
Muhammed'in bosadigi kadinlar:
1. Dahhak kizi Fadime
2. Zabyan kizi Aliye
3. Kab kizi Mileyke
Muhammed'in nikahlayip sonradan ayrildigi kadinlar:
1. Numan kizi Esma
2. Kays kizi Kuiteyle
3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt
4. Necdet kizi Selma
5. Huzeyl kizi Havle
6. Seraf binti Halife
7. Yezit kizi Amre El-Gifariye
8. Yezit kizi Hind El-Kitabiye
9. Davud kizi Mileyke
10. Rufaa kizi Nesatlsat
11. Kab kizi Esma
12. Haris kizi (Saire) Kuteyle
13. Amr kizi Senba/Seyba/Sabiye
14. Cundup bin Dimre Cind-i'nin kizi
15. Serahil kizi Imeyme (Binti Cevn)
16. Muaviye kizi Amre
17. Sufyan kizi Seba (Sena)
18. Ummul Haram
19. Hakim kizi Leyla
Muhammed'in mehir parasini odemeden aldigi kadinlar:
1. Haris kizi Meymune
2. Huzeyme kizi Zeynep
3. Ummu Serik
4. Hakim kizi Havle
Muhammed'in cariyeleri:
1. Nefise
2. Cemile
Muhammed'in sozlendigi kadinlar:
1. Amir kizi Dubae
2. Nuame Bel'anberi
3. Sehl kizi Habibe Ensariye
4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan
5. Sevde Kiresiye
6. Besame kizi Safiye
7. Ebu Talib'in kizi Ummu Hani (Fagite)
8. Ismi bilinemeyen bir kadin
Muhammed'in bazi nedenler yuzunden evlenemedigi kadinlar:
1. Abbas kizi Ummu Habibe
2. Hamza kizi Emame (Ammare)
3. Muhammed'e önerilen Baldizi
Muhammed'in ev islerinde bakan cariyeler:
1. Bereke (Ummu Eymen)
2. Emetullah binti Ruzeyme
3. Hudre
4. Redva
5. Sad kizi Meymune
6. Ruzeyne
7. Selma (Ummu Rafi)
8. Marya (Ummu Rebab)
9. Marya (Ceddetu'l Musenna)
10. Ummu Iyas
11. Havle (Ceddetu Hafs)
12. Meymune binti Ebi Abis
13. Ummu Dumeyre
14. Ummu Ayas
15. Rebiha
16. Saibe
Ben listeyi okumaktan yoruldum, muhammed bu kadar kadini siralamaktan yorulmamis.
1. Hatice
2. Sevde Binti Zem'an
3. Ebubekir kizi Ayse
4. Omer kizi Hafsa
5. Huzeyme kizi Zeynep
6. Ummu Seleme (Hine)
7. Haris kizi Cuveyriye
8. Zeyd kizi Reyhane
9. Zeynep Binti Cahs
10. Ebu Sufyan kizi "Ummu Habibe" (Remle)
11. Huvey kizi Safiye
12. Haris kizi Meymune
13. Sem'un kizi Marya Kibri
Muhammed'in bosadigi kadinlar:
1. Dahhak kizi Fadime
2. Zabyan kizi Aliye
3. Kab kizi Mileyke
Muhammed'in nikahlayip sonradan ayrildigi kadinlar:
1. Numan kizi Esma
2. Kays kizi Kuiteyle
3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt
4. Necdet kizi Selma
5. Huzeyl kizi Havle
6. Seraf binti Halife
7. Yezit kizi Amre El-Gifariye
8. Yezit kizi Hind El-Kitabiye
9. Davud kizi Mileyke
10. Rufaa kizi Nesatlsat
11. Kab kizi Esma
12. Haris kizi (Saire) Kuteyle
13. Amr kizi Senba/Seyba/Sabiye
14. Cundup bin Dimre Cind-i'nin kizi
15. Serahil kizi Imeyme (Binti Cevn)
16. Muaviye kizi Amre
17. Sufyan kizi Seba (Sena)
18. Ummul Haram
19. Hakim kizi Leyla
Muhammed'in mehir parasini odemeden aldigi kadinlar:
1. Haris kizi Meymune
2. Huzeyme kizi Zeynep
3. Ummu Serik
4. Hakim kizi Havle
Muhammed'in cariyeleri:
1. Nefise
2. Cemile
Muhammed'in sozlendigi kadinlar:
1. Amir kizi Dubae
2. Nuame Bel'anberi
3. Sehl kizi Habibe Ensariye
4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan
5. Sevde Kiresiye
6. Besame kizi Safiye
7. Ebu Talib'in kizi Ummu Hani (Fagite)
8. Ismi bilinemeyen bir kadin
Muhammed'in bazi nedenler yuzunden evlenemedigi kadinlar:
1. Abbas kizi Ummu Habibe
2. Hamza kizi Emame (Ammare)
3. Muhammed'e önerilen Baldizi
Muhammed'in ev islerinde bakan cariyeler:
1. Bereke (Ummu Eymen)
2. Emetullah binti Ruzeyme
3. Hudre
4. Redva
5. Sad kizi Meymune
6. Ruzeyne
7. Selma (Ummu Rafi)
8. Marya (Ummu Rebab)
9. Marya (Ceddetu'l Musenna)
10. Ummu Iyas
11. Havle (Ceddetu Hafs)
12. Meymune binti Ebi Abis
13. Ummu Dumeyre
14. Ummu Ayas
15. Rebiha
16. Saibe
Bu nedir hocam ya :der:
Baskoylu
06-11-2012, 08:14
Resmi rakamlara gore 3 hatun eksik gorunmektedir, Hz. Muhammed savas donemlerinde, isgal ettigi yerlerde Erkek ve yasli bayanlari hunarca katlederken, ganimet aldigi kiz cocuklarin icinde en guzel olan hangisi ise, Hz. Muhammed`e goturulur, Babasi ve Annesini gozlerin onunde hunarca katleden boyle bir kisi ile birlikte olmaktansa, olumu tercih eder, rivayetlere gore Hz. Muhammed`e sunulan bazi esir kiz cocuklari olum pahasina Hz. Muhammed`e saldirir, Kimine Hz. Muhammed tarafindan zorla tecavuz edildikten sonra oldurulur, kimiside canini kurtarmak icin caresiz bir sekilde sesini cikarmaz, olabileceklere razi olur.....
Diger bir rivayete gore ise, Hz. Muhammed tam tamina resmi evlendigi hatun sayisinin 72 oldugu soylenir... Yasadigi donemde resmi olup 72 hatuna sahip olan Hz. Muhammed`e karsi tepki olmasin diye, Oldukten sonra Cennette bir birinden guzel 72 Huri Melek Allah katinda herkese sunulacagi soylenir... Cennette 72 Huri Melek hayali ile yasamayi rizke atmak istemiyen Musluman Kardesler.... Yasadiklari donemde sanslarina duseni kabul eder,72 hatunu Cennette beklemeyi tercih ederler......
Dolayisiyla Kurnazligi ile unlu olan Hz. Muhammed kendisine ornek aldigi Dehak ve Nemrut gibileri cok geride birakmistir.. Boynuz kulagi gecer misali... Hz. Muhammed kurnaz politikasi ile, kendisini kurnazlarin basi olarak tarihe yazdirmasini bilmistir....
Yani kendisinin yasadigi cumbur cumbus hayatini, baskalarina ise Cennette ulasabilecekleri vaatleri ile kandirmis, tepki almamak icin cok iyi bir politika yuruterek, Insanlarin kendisine cehpe almasini engellemis, aksine kendisine bagliyarak, hedefine ulasmistir.......
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
06-11-2012, 08:18
Bu nedir hocam ya :der:
Saygideger Jingo Dost
Bazi gercekler acida olsa gozlerimizin onunde butun ciplakligi ile durmaktadir... Herkes sizin gibi boylesi bir duruma hayret etmis olsaydi..... Hz. Muhammed`in ismi boyle zikr edilmezdi.. aksine Uckur Duskunu Muhammed diye anilirdi....
Saygi ve Insani Sevgilerimle.
Baskoylu
06-11-2012, 08:26
Ben listeyi okumaktan yoruldum, muhammed bu kadar kadini siralamaktan yorulmamis.
Saygideger Vartor Dost
Ben bilinen ve tespit edilenlerin sayisini buraya aktardim, pekki bilinmiyenlerde bir baskasi tarafindan kaynaklarla buraya aktarilmis olsaydi ne yapardiniz??
Sanirim yorgunluktan dolayi 6 ay hava degisimi alirdiniz....
Saygi ve Insani Sevgilerimle
Baskoylu
02-04-2013, 06:16
Hz. Muhammed’in hanımlarından zavallı Marya
Muhammed Hicri.7. yılında(yani 60 yaşındayken) 4 kadınla evleniyor, sadece bu yılda 4 kez damat oluyor.Tabi ki diger eşleri ve diğer yıllar da hariç. Az sonra olayını özetleyeceğim Marya adındaki zavallı bayan da bu dört kadından biridir. Ben Muhammed’in bu yılda evlendiği 4 kadının hadiselerini‚’Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları’ adlı yapıtımda detaylıca anlattım. Burada sadece Marya hakkında ilginç bir skandal sunmak isterim.
Marya'nın annesi Rum asıllı bir hıristiyandı; kendisi ise, aslen Habeşistanlıydı. İskenderiye kralı onu cariye olarak, herhangi bir mal gibi Muhammed’e hediye ediyor. Bunun dışında, ayrica Marya’nın Sirin adında bir kız kardeşini de Muhammed’e gönderiyor. Yanı sıra ona “Me’bur” adında bir köle, bin miskal altın (yaklaşık olarak 5 kğ.), güzel kumaştan 20 takım elbise, Düldül adında bir katır, Afir adında bir merkep, bir miktar bal, çeşitli misk ve esanslar.. hediye ediyor.[1] Fazla anlatmağa gerek yok; kadının ne kadar genç ve güzel olmasının kanıtı şu: Bir kere hem genç, hem de çok güzel olmasaydı elbette ki başka bir devletin kralı onu Muhammed’e hediye etmezdi. Her halde kalkıp da çirkin, ihtiyar birini Muhammed gibi önemli bir kişiye hediye etmez . Safvan bin Muttalib adında biri, onları Muhammed'e teslim etmek üzere Iskenderiye'den getirirken, yolda Sirin’le cinsi ilişkiye giriyor; bu yüzden Muhammed onu kendine almayıp arkadaşlarından şair Hasan’a hibe ediyor. Bu konu, Kur’n’ın Kökeni adlı yapıtımda detaylı olarak ele alındığından burada özet şeklinde değinmek isterim. Muhammed’in, şair Hasan’a hediye ettiği Sirin'in zina yapması şöyle dursun, Muhammed'in kendine aldığı Marya da zinayla suçlanıyordu ve onun guya Muhammed'den doğurduğu çocuğu (İbrahim), Muhammed'den degil; daha önce onunla başkası cinsi ilişkide bulunmuş ve bu çocuk ondan olmuştu. Bunu bizzat Marya Muhammed’e söylüyor[2] Halk arasinad, “Muhammed’in cariyesi Marya’nın doğurduğu İbrahim, Muhammed’den değil de; zinadandır” söylemi dilden dile dolaşınca Muhammed, bir arkadaşına, Marya’yı recimle(taşlayarak) cezalandırsın diye görev veriyor. Fakat adam onu cezalandırmadan geri dönüp şu gerekçeyi öne sürüyor: "Kadın henüz doğum yapmış; dolayısıyla onun kanaması devam ediyor, o yüzden cezasını erteledim" diyor. Muhammed de buna karşı o adama, “İyi ettin; daha sonra onun kanı kesilince gider cezasını uygularsın” karşılığını veriyor. Bu arada Muhammed aynı adama ,“Git Marya ile ilişkiye giren adamı da öldür” talimatını veriyor. O kişi adamın yanına varıyor; fakat kendisini cezalandırmadan geri dönüyor. Niçin ceza vermediğinin gerekçesini Muhammed'e şöyle açıklıyor: "Adamın yanına varınca gördüm ki, onun tenasül organı yok; Hal böyle olunca nasıl zina yapabilir ki! Bu nedenle ben onu öldürmekten vazgeçtim" diyor. Buna karşılık Muhammed, “İyi ki onu öldürmedin” karşılığını veriyor. [3] Sanki Muhammed bilmiyor mu ki eşi yeni doğum yapmış, kanaması var diye ve o adamın hatırlatması üzerine ’Sen iyi ettin ki ceza vermedin’ desin. Burada apaçık bellidir ki işin içinde bir senaryo, planlı bir oyun söz konusu.
Şunu belirtmek gerekiyor ki, az önceki açıklamalarda geçen adamın tenasül organı yokmuş falan hep hikaye. Bunlar, Muhammed’i, onun aile namusunu, politik ağırlığını kurtarma operasyonlarıdır, Muhammed'le görevlendirilen şahıs arasında danışıklı bir döğüş oldugu kesin. Bunun ispatı çok kolaydır. Bu konuda iki noktayı hatırlatmak istiyorum; sanırım olayın çözümü için şu iki ipucu yeterlidir.
a)Bu cariye Muhammed’e hediye edildiği zaman, Muhammed'in yanında 16 yaşında Ayşe, 17 yaşında Safiye, 22 yaşında Cüveyriye, 24 yaşında Hafsa, 30 Yaşında Ümmü Habibe, 37 yaşında Zeynep binti Cahş, 32 yaşında Ümmü Seleme, 39 yaşında Meymune ve ayrıca Reyhane ile Sevde adlarında 10’larca eşleri vardı. Peki, bütün bu gencecik hanımlar kısır mıydı ki, hiçbiri Muhammed’den hamile kalmadı da , Muhammed'e bu ömrünün son yılında Marya yetişir yetişmez hemen hamile kalıyor ve İbrahim adında bir çocuk doğuruyor? Bir kere bunun inandırıcılığı olamaz.Kaldı ki ben burada sadece mantık yürütmüyorum; az önceki tarihi bilgiler de islami kaynaklarda geçiyor. Dolayısıyla akıl ile bu bilgiler birbirlerini tamamlıyor.
b) Muhammed’in adama , “Git onun boynunu vur” demesinin izahı var mı? Hani Islam inancına göre Muhammed mucize/keramet yoluyla geçmişi, geleceği ve her şeyi biliyordu, neden bu çok önemli hadisede mucizesi görünmedi? Peki, diyelim ki adam bu suçu işlememiş/ masum biridir; bu durumda Muhammed’in talimatı üzerine şayet görevli olan kişi o zanlıyı öldürseydi onun vebalı kime olurdu, Muhammed katil olmaz miydi? Üstelik bir değil; iki kişiyi cezalandırmak istiyordu; Görevli şahıstan olmasaydı ikisi de cezalandırılacaktı. Bir de neden o ana kadar kimse bilmiyordu ki o adamın tenasul organı yok da bu hadise ortaya çıkınca bir tesaduf eseri onun bu eksikligi ortaya çiksın. Şayet tenasul organı yoksa, nerede, ne zaman , niçin böyle oldu açıklamasının olması icabeder; bunun ispatı yok ve sadece bu olayda geçiyor. Yineliyorum ki, Muhammed'e bir leke gelmesin, namusu kurtarılsın diye bu uydurulan bir senaryodur. Çünkü, eğer cezalar uygulansaydı, o zaman zinanın işlendiği kabul anlamına gelirdi/kesinlik kazanırdı. Bu ise Muhammed için çok kötü olurdu, halk nezdinde ‚Muhammed’in hanımı zina yapmış’ denilirdi. İşte az önceki yöntem, eleştirileri bertaraf etmek için uygulanıyor. Bunun başka yorumu yok. Konuyla ilgisi nedeniyle şunu da eklemekte yarar var: Muhammed'in hanımlarından Hz. Ebu Bekr'in kızı Ayşe- Safvan ilişkisi, (Safvan'ın onunla zina yapması, yani İfk olayı) meşhurdur. Ayşe zina ile suçlanıp sonuçta Nur Suresinden 10’dan fazla ayet uydurulup kendisi böylece kurtarılıyor. Aynı senaryoyu Marya olayında da görüyoruz: İbrahim Muhammed’den değildir hadisesi etrafa yayılınca, o her zamanki gibi Cebrail yöntemine başvuruyor. Şöyleki, “Arkadaşlar! Cebrail bana vahiy getirip ey İbrahim’in babası diye hitap etti” diyor. İbrahim başkasından olsaydı Cebrail böyle demezdi demek istiyor, bu nedenle İbrahim’in kendisinden olduğunu Cebrail kanalıyla ispatlamaya çalışıyor[4]
Burada şunu sormadan geçmemek lâzim: Öyle bir Allah düşünülür mü ki, başka bir devletin başkanı, Allah'ın guya gönderdiği peygambere kadınlar göndersin ve bu çirkin olay da yaratıcıdan kabul görsün! Böyle bir tanrıya inanmak mümkün mü! Hiç o kadınların görüşlerine başvurmadan, onları insan yerine koymadan Muhammed’e peşkeş çekmek nasıl tanrı emri olsun!. Kur’an’da değişik yerlerde geçiyor ki, hem Muhammed, hem de diğer müslümanlar, hanımları dışında cariyeler de kullanabilirler. Marya’nın Muhammed’e peşkeş çekilmesinin gerekçesi de bu ayetlere dayanır[5]. Muhammed Mekke’de sistemini kurunca buna benzer birçok cariye kullanmış, hepsinin ad ve hayat hikayeleri islam tarihinde anlatılıyor. Ben bunların hepsini bir araya getirip ’Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları’ adlı kitabımda detaylıca işledim.
---------------
Kaynakça
[1] Dımyati, Ezvaci Nebi, 73; Kastalani, Mevahib.. 1/416; İbni Esir, Üsd no:7268. Ayrıca evlenirken Muhammed’in 60, kadınınsa 20 yaşlarında olmalarıyla ilgili Siret Ansik.Yeni Şafak gazetesi, 2/196 bilgi var.
[2] .Örneğin, Taberi, Milletler ve hükümdarlar Tarihi, MEB tercemesi 5/854
[3] 1).Müslim, Tevbe,11 no:2771-Hudud, 7 no:1705/34;
2.)Ebu Davud, Hudud,32 no:4473;
3.)Tirmizi, Hudud 13 no:1441;
4)Ahmet bin Hanbel, Müsned 1/83,95, 3/281;
5)İbrahim Canan, Kütüb-i Sitte, 6/219, no:1593, 6/228 no: 1602;
6)Ali Nasıf, Tac Hudud, 4,3/27;
7)Seyyid Sabık, Fıkh-i Sünne 2/571;
8)İbni Sad, Tabakat 8/355;
9) İbni Asakir, Tarihi Medinei Dımaşk 3/236;
10)İbni İshak, Siret Terc. Zezai Özel, s. 329;
11)Askalani, İsabe no:7587;
12)Mahmut Halebi, Nisaün Havle’r-Resul 144;
13)Ahmet Halil Cuma, Nisaü Ehlil Beyt 433 (Sebti Semin,165, Hülliyetü’l Evliya, 3/177, Mec’meü’z-Zevaid, 4/4297dan alıntı yapıyor.)
14)İbni Abdi’l Ber,İstiab no: 4091 Marya, md.
1) İbni Esir, Üsd no:4544; İbni Beşkeval, Gavamıd..1/497 .
[4] Örneğin, Askalani, İsabe no:398 İbrahim md, 7587 Me’bur, md; Salihi, Ezvaci Nebi, 231: Burada İbni Sad, Bezar ve Heysemi’den de alıntı yapıyor; Mahmut Halebi, Nisaün Havle’r- Resul 144. Yazar burada, Ayşe’den başka ikinci bir “İfk” olayını yaratmak istediler diyor.
[5] Nisa suresi, 3 ve 24 ile Ahzab suressi 52 gibi
Arif TEKİN
http://www.mozaikhaber.com/index.php?news=1835
Friedrich
11-12-2014, 07:57
Ve muslumanlarin vicdanlarini rahatlatmak icin bu gerceklere her zaman bir düzeltmesi oluyor. Dini sorgulamaya, pegamber gibi büyük (!) bir şahsın çocuklarla evlenmesi ve bunu meşru kılması oldu.
blackwater
12-12-2014, 18:39
Şu kısım ilgimi çekti :
Yunus b. Bükeyr, Ebu Yahya kanali ile Sehl b. Zeyd el-Ensârî'nin söyle
dedigini rivayet etmistir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Beni Gifar kabilesinden bir kadinla evlendi. Onunla
gerdege girdi. Elbisesini çikarip soyunmasini emretti. Kadin soyununca
vücudunda memelerinin yaninda alacalik gördü. Rasûlullah ondan ayrildi ve
kendisine: "Elbiseni al ve giyin." dedi. Sabah olunca: "Ailenin yanma git."
dedi ve mehrini tam olarak verdi.»
Bizim sevgi kelebeği Muhammed kadıncağızın vucudunda alacalık var diye kadını dışlıyor ve gönderiyor. Hakikaten kainatın efendisine de bu yüce davranış yakışır değil mi :)
Şu kısım ilgimi çekti :
Yunus b. Bükeyr, Ebu Yahya kanali ile Sehl b. Zeyd el-Ensârî'nin söyle
dedigini rivayet etmistir:
«Rasûlullah (s.a.v.), Beni Gifar kabilesinden bir kadinla evlendi. Onunla
gerdege girdi. Elbisesini çikarip soyunmasini emretti. Kadin soyununca
vücudunda memelerinin yaninda alacalik gördü. Rasûlullah ondan ayrildi ve
kendisine: "Elbiseni al ve giyin." dedi. Sabah olunca: "Ailenin yanma git."
dedi ve mehrini tam olarak verdi.»
Bizim sevgi kelebeği Muhammed kadıncağızın vucudunda alacalık var diye kadını dışlıyor ve gönderiyor. Hakikaten kainatın efendisine de bu yüce davranış yakışır değil mi :)
Milleti ayakta uyutuyorlar şerefsizler şu hadisi görenin içinde iman kalır mı arkadaş , hadi cahili inandı bu kaynakları okuyan insanlar nasıl inanıyor , yalan söylüyorlar , ceplerini dolduruyorlar şerefsizler , itibarları da yerinde , şeyhi tuvalete gitme dese gitmeyecek bir sürü gerizekalı var , hacısınıda , hocasınıda , şeyhinide .... iyice nefret duymaya başladım.
Feleksiz
05-09-2015, 14:30
MUHAMMED'İN HAREMİ ....
Liste uzun. Yalandır iftiradır diyen var ise isimleri tek tek araştırsın bir zahmet !
Hz.Muhammedin evlendiği hanımları:
1. Hatice
2. Sevde Binti Zem'an
3. Ebubekir kizi Ayse
4. Omer kizi Hafsa
5. Huzeyme kizi Zeynep
6. Ummu Seleme (Hine)
7. Haris kizi Cuveyriye
8. Zeyd kizi Reyhane
9. Zeynep Binti Cahs
10. Ebu Sufyan kizi"Ummu Habibe"(Remle)
11. Huvey kizi Safiye
12. Haris kizi Meymune
13. Sem'un kizi Marya Kibri
Hz.Muhammed'in boşadığı hanımları:
1. Dahhak kizi Fadime
2. Zabyan kizi Aliye
3. Kab kizi Mileyke
Hz.Muhammed'in nikahlayıp sonradan ayrıldığı kadınlar:
1. Numan kizi Esma
2. Kays kizi Kuiteyle
3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt
4. Necdet kizi Selma
5. Huzeyl kizi Havle
6. Seraf binti Halife
7. Yezit kizi Amre El-Gifariye
8. Yezit kizi Hind El-Kitabiye
9. Davud kizi Mileyke
10. Rufaa kizi Nesatlsat
11. Kab kizi Esma
12. Haris kizi (Saire) Kuteyle
13. Amr kizi Senba/Seyba/ Sabiye
14. Cundup bin Dimre Cind-i'nin kizi
15. Serahil kizi Imeyme (Binti Cevn)
16. Muaviye kizi Amre
17. Sufyan kizi Seba (Sena)
18. Ummul Haram
19. Hakim kizi Leyla
Hz.Muhammed'in mehir parasını ödemeden aldığı kadınlar:
1. Haris kizi Meymune
2. Huzeyme kizi Zeynep
3. Ummu Serik
4. Hakim kizi Havle
Hz.Muhammed'in cariyeleri:
1. Nefise
2. Cemile
Hz.Muhammed'in sözlendigi kadınlar:
1. Amir kizi Dubaa
2. Nuame Bel'anberi
3. Sehl kizi Habibe Ensariye
4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan
5. Sevde Kiresiye
6. Besame kizi Safiye
7. Ebu Talib'in kizi Ummu Hani (Fagite)
8. Ismi bilinemeyen bir kadin
Hz.Muhammed'in bazı nedenler yüzünden evlenemediği kadınlar:
1. Abbas kizi Ummu Habibe
2. Hamza kizi Emame (Ammare)
3. Muhammed'e önerilen Baldizi
Hz.Muhammed'in cariyeleri:
1. Bereke (Ummu Eymen)
2. Emetullah binti Ruzeyme
3. Hudre
4. Redva
5. Sad kizi Meymune
6. Ruzeyne
7. Selma (Ummu Rafi)
8. Marya (Ummu Rebab)
9. Marya (Ceddetu'l Musenna)
10. Ummu Iyas
11. Havle (Ceddetu Hafs)
12. Meymune binti Ebi Abis
13. Ummu Dumeyre
14. Ummu Ayas
15. Rebiha
16. Saibe
Not: Muhammed'in cariyeleri de ayetlerle cinsel münasebet açısından helal kılınmıştır.
Muhammed’in bu liste haricinde başka kadınlarla da evli olması mümkündür ama en azından bilinenleri listeledik.
İlahimasal
05-09-2015, 14:39
MUHAMMED'İN HAREMİ ....
Liste uzun. Yalandır iftiradır diyen var ise isimleri tek tek araştırsın bir zahmet !
Hz.Muhammedin evlendiği hanımları:
1. Hatice
2. Sevde Binti Zem'an
3. Ebubekir kizi Ayse
4. Omer kizi Hafsa
5. Huzeyme kizi Zeynep
6. Ummu Seleme (Hine)
7. Haris kizi Cuveyriye
8. Zeyd kizi Reyhane
9. Zeynep Binti Cahs
10. Ebu Sufyan kizi"Ummu Habibe"(Remle)
11. Huvey kizi Safiye
12. Haris kizi Meymune
13. Sem'un kizi Marya Kibri
Hz.Muhammed'in boşadığı hanımları:
1. Dahhak kizi Fadime
2. Zabyan kizi Aliye
3. Kab kizi Mileyke
Hz.Muhammed'in nikahlayıp sonradan ayrıldığı kadınlar:
1. Numan kizi Esma
2. Kays kizi Kuiteyle
3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt
4. Necdet kizi Selma
5. Huzeyl kizi Havle
6. Seraf binti Halife
7. Yezit kizi Amre El-Gifariye
8. Yezit kizi Hind El-Kitabiye
9. Davud kizi Mileyke
10. Rufaa kizi Nesatlsat
11. Kab kizi Esma
12. Haris kizi (Saire) Kuteyle
13. Amr kizi Senba/Seyba/ Sabiye
14. Cundup bin Dimre Cind-i'nin kizi
15. Serahil kizi Imeyme (Binti Cevn)
16. Muaviye kizi Amre
17. Sufyan kizi Seba (Sena)
18. Ummul Haram
19. Hakim kizi Leyla
Hz.Muhammed'in mehir parasını ödemeden aldığı kadınlar:
1. Haris kizi Meymune
2. Huzeyme kizi Zeynep
3. Ummu Serik
4. Hakim kizi Havle
Hz.Muhammed'in cariyeleri:
1. Nefise
2. Cemile
Hz.Muhammed'in sözlendigi kadınlar:
1. Amir kizi Dubaa
2. Nuame Bel'anberi
3. Sehl kizi Habibe Ensariye
4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan
5. Sevde Kiresiye
6. Besame kizi Safiye
7. Ebu Talib'in kizi Ummu Hani (Fagite)
8. Ismi bilinemeyen bir kadin
Hz.Muhammed'in bazı nedenler yüzünden evlenemediği kadınlar:
1. Abbas kizi Ummu Habibe
2. Hamza kizi Emame (Ammare)
3. Muhammed'e önerilen Baldizi
Hz.Muhammed'in cariyeleri:
1. Bereke (Ummu Eymen)
2. Emetullah binti Ruzeyme
3. Hudre
4. Redva
5. Sad kizi Meymune
6. Ruzeyne
7. Selma (Ummu Rafi)
8. Marya (Ummu Rebab)
9. Marya (Ceddetu'l Musenna)
10. Ummu Iyas
11. Havle (Ceddetu Hafs)
12. Meymune binti Ebi Abis
13. Ummu Dumeyre
14. Ummu Ayas
15. Rebiha
16. Saibe
Not: Muhammed'in cariyeleri de ayetlerle cinsel münasebet açısından helal kılınmıştır.
Muhammed’in bu liste haricinde başka kadınlarla da evli olması mümkündür ama en azından bilinenleri listeledik.
Adam nerdeyse tüm mekkenin üstünden geçmiş.
Dayının kızı,halanın kızı,amcanın kızı,teyzenin kızı, ayeti aklıma geldi hemen.
amcanın, halanın, dayının ve teyzenin, seninle berâber yurdundan göçen kızlarını helâl ettik sana
Bir anası ve kardeşi eksik.
Diyanet İşleri: Ey Peygamber! Biz sana mehirlerini verdiğin eşlerini, Allah’ın sana ganimet olarak verdiklerinden elinin altında bulunan kadınları; seninle beraber hicret eden, amcanın kızlarını, halalarının kızlarını, dayının kızlarını ve teyzelerinin kızlarını sana helâl kıldık. Ayrıca, diğer mü’minlere değil de, sana has olmak üzere, mehirsiz olarak kendini Peygamber’e bağışlayan, Peygamber’in de kendisini nikâhlamak istediği herhangi bir mü’min kadını da (sana helâl kıldık.) Mü’minlere eşleri ve sahip oldukları cariyeleri hakkında farz kıldığımız şeyleri elbette bilmekteyiz. Bütün bunlar, sana herhangi bir zorluk olmaması içindir. Allah çok bağışlayıcıdır, çok merhamet edicidir.
Elinin altında olmak deyimi
Eli altında olmak anlamı,Eli altında olmak nedir,Eli altında olmak deyimi
Eli altında olmak:
1. İstediği anda ele alıp kullanabileceği bir yerde bulunmak.
2. Buyruğunda olmak."İyi bir usta, araç ve gereçlerinin elinin altında olmasını ister.
İstediği anda alıp kullanabileceği düzeceği
Lan allahın ayısı. Kadının için biraz saygılı olamaz mısın.
Ya ayıyı tanrı diye yutturabilmekte bayağı kabiliyet her halde . Karıları ne mal oldupunu öğrenip alşe ve hafsa öldürmüşler. Ölüsümü kakdıran olmamış. Meydanda kalmış kokmuş. Damadı ve 16 kişi kaldırmış. Muhammede yakışan bşr cenaze merasimi olmuş.
Sayın eliaçıkın muhammed.n cenazesi hakkında beyanı.
http://www.youtube.com/watch?v=vjD_x4BhK6U
Tesbih tanesi gibi dizmiş adam ve kimsenin gıkı çıkmamış "aga bize 4 sana niye 9 tane" diye.. Helal olsun.. :)
Bu kadar çok cinsel hayatım olsa ben de çiçekten böcekten bahsederim hayat ne güzel iman edin dünya nekadar güzel kelebekler nasıl da uçuyor derim.
İlahimasal
05-09-2015, 17:09
Bakara 223
Elmalılı Hamdi Yazır: kadınlarınız sizin için bir harsdir, o halde harsinize nasıl isterseniz varın ve kendileriniz için ileriye hazırlık yapın ve Allahdan korkun ve her halde onun huzuruna varacağınızı bilin, müjdele mü'minlere
Bu kadar tarlayı ek doğru dürüst bir mahsul alama .
Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir ortamda ve sıcak iklim dolayısıyla ergenliğin erken yaşta oluşması ve dolayısıyla evliliğin de erken oluştuğu bir kültürü anlamak için o kültüre ait olmak lazım nasıl ki şuanda şaman kültüründen kalan bazı ayinleri ve yaşayış tarzını sorgulamakta güçlük çekiyoruz günümüz kültürüne uyum sağlayamayıp yok olup gidiyorlar bu yüzden genellikle insan düşüncesinin gerçekle uyuşması sözlerin olaylara uygun olması ile meydana gelir bir şeyin doğru olması öneren öznenin tarafına bağlıdır kesin doğru olmayabilir ancak ortak doğular olabailir kız çocuklarının küçük yaşta evlenmelerinin kültürel değerlerin farklı olduğu yerlerde yanlış karşılanması bir cümle attığımızda bunun doğru olarak karşılanması ve olumlayıcı yapıdan kaynaklanıyor araştırmalara göre kültürel olarak evlilik ve eş seçiminde erkeğin kadına göre daha baskın olduğu toplumlar daha fazla bizim de içinde bulunduğumuz kültürel yaşayıştan kadının hakim olduğu topluma geçmek istesek zaman alır ve onlara göre kadının hakim olduğu topluma geçene kadar kültürel olarak yanlış olarak nitelendirileceiz muhammedin çok evililik yapmasının nedenlerinden biri ise fıkhı bilgileri (gusül abdest, adet) kadınlara da aktaracak birinin olmasıdır aişe 18 yaşına kadar evlenmemiş olsaydı muhammed ile evlenmesi mümkün olmayacaktı çünkü kendisi 18 yaşındayken muhammed vefat etmiştir çok evlilik yapmasının bir diğer nedeni diğer evlendiklerinin dul ve yaşlı olnasından anlıyoruz ki bir nefs ihtiyacı değil
Kız çocuklarının diri diri gömüldüğü bir ortamda ve sıcak iklim dolayısıyla ergenliğin erken yaşta oluşması ve dolayısıyla evliliğin de erken oluştuğu bir kültürü anlamak için o kültüre ait olmak lazım nasıl ki şuanda şaman kültüründen kalan bazı ayinleri ve yaşayış tarzını sorgulamakta güçlük çekiyoruz günümüz kültürüne uyum sağlayamayıp yok olup gidiyorlar bu yüzden genellikle insan düşüncesinin gerçekle uyuşması sözlerin olaylara uygun olması ile meydana gelir bir şeyin doğru olması öneren öznenin tarafına bağlıdır kesin doğru olmayabilir ancak ortak doğular olabailir kız çocuklarının küçük yaşta evlenmelerinin kültürel değerlerin farklı olduğu yerlerde yanlış karşılanması bir cümle attığımızda bunun doğru olarak karşılanması ve olumlayıcı yapıdan kaynaklanıyor araştırmalara göre kültürel olarak evlilik ve eş seçiminde erkeğin kadına göre daha baskın olduğu toplumlar daha fazla bizim de içinde bulunduğumuz kültürel yaşayıştan kadının hakim olduğu topluma geçmek istesek zaman alır ve onlara göre kadının hakim olduğu topluma geçene kadar kültürel olarak yanlış olarak nitelendirileceiz muhammedin çok evililik yapmasının nedenlerinden biri ise fıkhı bilgileri (gusül abdest, adet) kadınlara da aktaracak birinin olmasıdır aişe 18 yaşına kadar evlenmemiş olsaydı muhammed ile evlenmesi mümkün olmayacaktı çünkü kendisi 18 yaşındayken muhammed vefat etmiştir çok evlilik yapmasının bir diğer nedeni diğer evlendiklerinin dul ve yaşlı olnasından anlıyoruz ki bir nefs ihtiyacı değil
İyi de Muhammed cahiliye dönemindeki her kültürel pisliği temizlediğini kabul edip çok eşlilik ve çocuk yaşta pedofili yapmayı niye temizlemedi?İnsanlarla dalga geçmeyin artık Muhammed size göre sıradan biri değil her şeyi bilenle konuşuyor çocuk yaşta evlenmesini niye değiştirmiyor?Adam haal ergenlik derdinde lan ergen olsa ne olacak çocuk yaşta lan Ayşe bebekleriyle oynarken salıncaktan alıp götürüyor.Çok eşlilik desen kadına niye yok savaştakileri korumak için evlenmek mi zorunda harbiden insanlarla dalga geçiyorsunuz.
Bir ayet inseydi çocuk yaşta kızlarla evelenilemez denseydi kim ne diyecekti ya da çok eşlilik size haram denseydi hangi Müslüman kabul etmeyecekti?İşte bu kadar ikiyüzlüsünüz.
İyi de Muhammed cahiliye dönemindeki her kültürel pisliği temizlediğini kabul edip çok eşlilik ve çocuk yaşta pedofili yapmayı niye temizlemedi?İnsanlarla dalga geçmeyin artık Muhammed size göre sıradan biri değil her şeyi bilenle konuşuyor çocuk yaşta evlenmesini niye değiştirmiyor?Adam haal ergenlik derdinde lan ergen olsa ne olacak çocuk yaşta lan Ayşe bebekleriyle oynarken salıncaktan alıp götürüyor.Çok eşlilik desen kadına niye yok savaştakileri korumak için evlenmek mi zorunda harbiden insanlarla dalga geçiyorsunuz.
Buluğ cağına giren biri ile evlenmek mümkündüt zaten burada sorun bu hükmü evrenselleştirememekten kaynaklanıyor islamı herkes kabul edebilir ancak herkes cahiliye kültürünü yaşayamaz newton'un lincoln'ün birer köylü çocukları olduğunu hatırlamak yeterlidir içkinin ilk başlarda serbest olup sonra yasaklanması kültüre bağlıdır biz şuan yasaklanmış ayetlerin hükmündeyiz kademeli kalkmasından nedeni kültürün belli bir yöreye ait olmasıdır
İlahimasal
05-09-2015, 18:33
Zeydin hatunu ayetle götürmeyi biliyor.
Kadınlarla alakalı işleri ayet le deilde yatağa atarakmı anlatıyor. Abdest mabdest.
Buluğ cağına giren biri ile evlenmek mümkündüt zaten burada sorun bu hükmü evrenselleştirememekten kaynaklanıyor islamı herkes kabul edebilir ancak herkes cahiliye kültürünü yaşayamaz newton'un lincoln'ün birer köylü çocukları olduğunu hatırlamak yeterlidir içkinin ilk başlarda serbest olup sonra yasaklanması kültüre bağlıdır biz şuan yasaklanmış ayetlerin hükmündeyiz kademeli kalkmasından nedeni kültürün belli bir yöreye ait olmasıdır
Söylediğiniz o kadar saçma ki körelmiş zihnini umarım sağduyulu düşünmeyle aydınlanır ilerde.
Hala buluğ çağı diyorsunuz ya.
Zeydin hatunu ayetle götürmeyi biliyor.
Kadınlarla alakalı işleri ayet le deilde yatağa atarakmı anlatıyor. Abdest mabdest.
günümüzde öz evladının boşadığı eşi ile evlenmesi dini anlamda haramdır cahiliyye döneminde de bir kişi birisine manevi evladım derse onun öz evladı sayılmaktaydı onun eşi de öz gelini gibi anlaşılırdı yani manevi evladı eşini boşadı daha sonra evlatlığının eşi ile evlendi bu durumda büyük bir sosyal sıkıntı meydana gelir bu durum o zamanın münafıkları tarafından fitne çıkartılmıştır ve helal haram kılma yetkisi insanların elinde değil tanrının hükmündedir evladım demekle evladının olmayacağı dolayısıyla eşinin de onun gelini olmayacağını idrak edelim dolayısıyla allahın bir emridir sizin evlatlık olarak aldıklarınız evlatlarınız değildir çünkü annesi babası siz değilsiniz
kadınlarla ilgili ayetler var fakat kuran teferruatlar kitabı değildir fıkhı bilgilerin kadınlarla olan kısmının büyük bölümü aişeden gelir yoksa kuranın ciltli bir kitap olması gerekirdi
günümüzde öz evladının boşadığı eşi ile evlenmesi dini anlamda haramdır cahiliyye döneminde de bir kişi birisine manevi evladım derse onun öz evladı sayılmaktaydı onun eşi de öz gelini gibi anlaşılırdı yani manevi evladı eşini boşadı daha sonra evlatlığının eşi ile evlendi bu durumda büyük bir sosyal sıkıntı meydana gelir bu durum o zamanın münafıkları tarafından fitne çıkartılmıştır ve helal haram kılma yetkisi insanların elinde değil tanrının hükmündedir evladım demekle evladının olmayacağı dolayısıyla eşinin de onun gelini olmayacağını idrak edelim dolayısıyla allahın bir emridir sizin evlatlık olarak aldıklarınız evlatlarınız değildir çünkü annesi babası siz değilsiniz
kadınlarla ilgili ayetler var fakat kuran teferruatlar kitabı değildir fıkhı bilgilerin kadınlarla olan kısmının büyük bölümü aişeden gelir yoksa kuranın ciltli bir kitap olması gerekirdi
Neyse zaten ben İslam tarihinin yalan olduğunu düşündüğüm için size ir şey diyemeyeceğim.Muhammedden geriye hiçbir şey yok.Yaşamadı ya da çok çok önceden yaşadı ve Kuran Muhammed'e atfedildi.Zaten ordan burdan alınmış Eski Ahit ve Talmud hikayeleri Gnostik İncil hikayeleri mevcut.Bazı şeyleri de karıştırmış Kuran normal mesela iki Meryemi karıştırmış.Hadi kıvırın bunları ben geliyorum.
Söylediğiniz o kadar saçma ki körelmiş zihnini umarım sağduyulu düşünmeyle aydınlanır ilerde.
Hala buluğ çağı diyorsunuz ya.
Saçma bulduğunuz kültür mü islam mı? saçma bulduğunuz kültür ise siz de bazıları gibi hadisleri reddedersiniz, saçma bulduğunuz islamsa farkındaysanız toptan reddetme söz konusu oluyor tartışmak islam üzerinden olursa daha iyi kavrayabilirsiniz
Saçma bulduğunuz kültür mü islam mı? saçma bulduğunuz kültür ise siz de bazıları gibi hadisleri reddedersiniz, saçma bulduğunuz islamsa farkındaysanız toptan reddetme söz konusu oluyor tartışmak islam üzerinden olursa daha iyi kavrayabilirsiniz
Yo ben Muhammed'in yaşadığıan inansam hadisleri reddetmem Edip Yüksel'in falan saçmaladığını ben de biliyorum.
Kültürü düzeltmeyen İslam saçmadır.kızları diri diri gömmekten kurtarabiliyorsan(sadece 2 kabilede) aynı kurtarışı küçük yaşta evlendirilenler için de çok eşlilikte mahvolan kadınlar içinde yapacaksık yok öyle kutsallık.
Yo ben Muhammed'in yaşadığıan inansam hadisleri reddetmem Edip Yüksel'in falan saçmaladığını ben de biliyorum.
Kültürü düzeltmeyen İslam saçmadır.kızları diri diri gömmekten kurtarabiliyorsan(sadece 2 kabilede) aynı kurtarışı küçük yaşta evlendirilenler için de çok eşlilikte mahvolan kadınlar içinde yapacaksık yok öyle kutsallık.
islam ne kadar zamanda yayıldı? yayılsa bile nasıl yayıldı? islamı yayanlar neden hicret yaptı? aylarca putlara tapıp onlara laf edenlere işkence yapan sonra onları yiyen bir din ve kültür anlayışında aişenin muhammed ile erken evlenmesinin kendisi için ve islam için hayırlı bir nedeni olduğunu anlamak lazım buluğ cağında insan evlenebilir hadis ve kuran tefsiri ışığında oluşan 4 hak mezhebin yaş konusunda birbirine benzer ancak farklı yorumları var şimdi burada sorun yaş değil islamı herkesin evrensel olarak kabul etmemesidir batı ve kültür etkisini bir yere bırakırsak hindistan'da gazeteye evlenecem birini arıyorum diye ilan veriliyor biz niye yapmıyoruz? aişe 18 yaşına kadar evlenmemiş olsaydı peygamber ile evlenmesi mümkün olmayacaktı çünkü peygamber vefat etmiştir açık bir hikmet var nasıl bakarsan öyle görürsün
islam ne kadar zamanda yayıldı? yayılsa bile nasıl yayıldı? islamı yayanlar neden hicret yaptı? aylarca putlara tapıp onlara laf edenlere işkence yapan sonra onları yiyen bir din ve kültür anlayışında aişenin muhammed ile erken evlenmesinin kendisi için ve islam için hayırlı bir nedeni olduğunu anlamak lazım buluğ cağında insan evlenebilir hadis ve kuran tefsiri ışığında oluşan 4 hak mezhebin yaş konusunda birbirine benzer ancak farklı yorumları var şimdi burada sorun yaş değil islamı herkesin evrensel olarak kabul etmemesidir batı ve kültür etkisini bir yere bırakırsak hindistan'da gazeteye evlenecem birini arıyorum diye ilan veriliyor biz niye yapmıyoruz? aişe 18 yaşına kadar evlenmemiş olsaydı peygamber ile evlenmesi mümkün olmayacaktı çünkü peygamber vefat etmiştir açık bir hikmet var nasıl bakarsan öyle görürsün
Hikmet değil sübyan var da neyse.
4 mezhep ittifak ettiyse buluğ çağına giren çocukla evlenilebilir, yaş hiç sorun değil canım.. :))
İnanç beyni mühürlüyor arkadaşlar, ne kadar yazsak da boş..
Yıldıztozu
05-09-2015, 20:39
Hz.Muhammed'in 60 yaşındaki evlilikleri;
Safiye 17 yaşında
Meymune 25 yaşlarında
Marya(mariye) 20 yaşında
Ümmü Habibe 30 yaşında
Yıldıztozu
05-09-2015, 20:43
Muhammed'in sadece 2 kadınla gerdeğe girdiğini ve diğerleriyle cinsel ilişki yaşamadığını söyleyen bir müslüman yorumu gördüm. Kaynağı nedir bilmiyorum, gerçekliği var mıdır? hiç sanmam.
Öyle olsa bile o kadınlara yazık değil mi? Dünya muhammedin uckurunun etrafında mı dönüyor? Aişe 18 yaşında dul kalmış ve muhammedin Kurana sokusturdugu bir ayet yüzünden bir daha evlenememiş, yazık değil mi Aişe'ye?..
Yıldıztozu
05-09-2015, 20:55
İnsanların inançlarına saygı duymak gerekir ama İslam ve Muhammed rezaleti saygı duyulacak gibi değil..
Muhammed'e tapan o kadar insan, onun gerçek yüzünü bilseler, önce kendileri gidip boğarak öldürmek isterlerdi.
mezheplere bakarak amel edin demiyorum bu 4 mezhep grupludur tabi tek kişi değil gruplar kuranı ezbere bilen hadis ilmine de sahip insanlardan kuruludur mesela bir hadiste peygambere taş atılıyor kan akıyor hanımı hemen yardımcı oluyor sonra peygamber abdest alıyor bir mezhep diyor ki hanımı elledigi için abdesti bozuldu abdest aldı diğeri kan aktığı için diyor yani hepsi doğru ama biri hak mantığıyla 4 mezhep hak olarak kabul edilir mezhep din değildir tekrar konuya gelirsek;
Arap yarım adasında 13 yaşında olup evlenememiş kız evde kalmış sayılırdı çünkü 7 yaşında ergenliğe gidilirdi muhammed hakkında hadis rivayetlerinde 6 diyen var 9 diyen var 12 kabul eden var 18 diyen var o zayıf rivayet veda hutbesi bile değişik kelimelerde söylense bile mana aynıdır yani hadisleri insan hazırlamıştır hata olabilir o zaman manaya bakıcaz yani bizim kültür ve iklimimize göre küçük saydığımız bir yaşta evlenmiş dolayısıyla bu kadar çok evililik yapması normal
Boşanma hususları şöyle onlara da bakmak lazım: ömer peygamberin yanına gidiyor gözlerine bakıyor peygamber bakmıyor önüne bakıyor omer peygambere soruyor boşanmışsın doğru mudur dedi ki hayır ben hanımlarımı boşamadım ömer duyduklarımız doğru değil mi dedi peygamber de hayır dedi ben hanımlarımı boşamadım omer allahu ekber diye bağırdı bu ses mescidi saadeti ayağa kaldırdı içerde önemli bir şeyin olduğunu anladılar peygambere sordu medineye anlatabilir miyim eşlerinizi boşamadığınızı diye sordu peygamber de sessiz bir şekilde evet dedi ömer de oradakilere müjdeler olsun peygamber hanımlarını boşamamış dedi oradaki herkes sevinçle birbirine sarıldı kuranda yazan şunları söyledi ey peygamber hanımlarına de ki eğer dünya hayatını ve onun refahını istiyorsanız gelin size mut'a vereyim ve sizi güzelce bırakayım
istiyorsanız dünya süsünü buyrun sizi boşayayım yok beni arzu ediyorsanız benim hayatım bu kadar bazen çorba bile bulunmayacak bazen yamalı bir elbise giyeceksiniz siz bu hayatı kabul ediyorsanız yanınızda yerim vardır kabul etmiyorsanız boşayayım buyrunuz hanımların tümü ağlayarak seni bırakır mıyız senin şerefin yeter diyordu hatta o hanımlardan sevde gibileri peygamberle esasen evlilik hayatlarını fiilen bitirmiş olan kadınlardı çünkü dört ile sınırlanan ayetten sonra peygamber dördün dışındaki bütün hanımlarıyla bütün aile irtibatını bitirmiş sadece onların bakımını üstlenmiş ve onları ziyaret etmiştir karı kocalık sona ermiştir
Bize ne kardeşim Arap kültüründen Muhammed bunu düzeltseydi ya?Madem cahiliye devrini düzeltti bu da cahillik lan çocuk yaşta çocuk ulan o.Salıncakta sallanıyo daha bebekleriyle oynuyo midesizler.