nonteist
13-04-2013, 13:12
Öncelikle merhabalar,
Sanırım ben de bu nüfusa geç de olsa yeni dahil olanlardanım, benim hikayem de çok sıradan bir hikaye değil açıkçası, dinleri sorgulamam ve dinlerin insan ürünü olduğunu anlamam çok uzun zamanımı aldı, şimdiye kadar ben de turan dursun benzeri forum sitelerinde tipik müslümanlar gibi tebliğ yapmaya çalışır ve de ateistlerin sahip olduğu zihniyeti bir türlü anlamaz hatta ateistleri cahil topluluğu olarak görürdüm, ateist olma düşüncesi bile elimin ayağımın titremesine sebep olurdu, bu düşünceyi zaman içerisinde tabi ki ben oluşturmadım, hatta kuranı defalarca okumama rağmen çelişki bulmamak için elimden geleni yaptım, Allah bu ayette benim anladığım gibi demek istememiştir, vardır bir hikmeti, biz bilemeyiz, dönemin koşullarını değerlendirmek gerek, sonuçta bu kadar büyük bir topluluk yanılıyor olamaz....vs.vs... Bağlı olduğumuz çevrede camiler beş vakit ezana davet ediyorken, insanların ağzından Allah lafı eksik olmuyorken, mutlaka ve mutlaka vardır itirazsız Allah'ın varlığını kabul ederdim, ama bu kadar çok çelişkiyi kaldıracak ne bünyeye ne de cennete gitmek gibi bir niyete sahibim artık, eğer varsa bir yaratıcı benim bu dünyada yaptığım iyilikleri diğer dünyaya saklıyorsa beni görmemezlikten geliyordur, idrak edemediğim ve edemeyeceğim bir dünya için çalışmak bana aptalca gelmeye başladı, günde beş vakit namazımı geçirmemeye gayret gösterir hatta kılamadığım namazları toplu halde 40 rekat şeklinde bir defada tövbe ederek eda etmeye çalışırdım ama her defasında hayata tosluyordum, hiçbir şey yolunda gitmiyordu, bir kere olsun olmasını istediğim bir dua gerçekleşmiyordu, zaten Allah'tan da olmayacak bir dua istemek de aptallık olurdu, hep olabilecek küçük şeyler isterdim hatta istemeye bile korkardım, sonuçta bize hayat veren, bu dünyayı bizler için yarattığını söyleyen, rahmetinden ve bağışlayıcılığından zeval olmaz bir yaratıcı vardı karşımda, mevlana öğretilerini kendime esin kaynağı olarak almıştım, mevlanın hümanist tavrıyla kuranının sözde evrenselliğini birleştirip arkadaş çevremde bile sürekli nasihatlarda bulunurdum, durumum yani içler acısıydı, çünkü sürekli hayat içerisinde bir kaybedişim vardı, kaybettiğim şeyleri Allah hakkımda daha iyisini düşündüğü için bu şekilde bana hayırlı görmüştür diye sürekli kendimi telkin ederdim, mutlaka Allah daha iyisini verecekti ben de bunun için sabredecektim, ama zamanla şunu düşündüm, bir anne bile doğurduğu kendi canından ve kanından bir yavrusu için kendini inkar etse de anne yüreği hiçbir zaman evladını atamazdı, çünkü onun parçasıydı, dokuz ay karnında taşımıştı, peki neden yaratıcı kendisini kabul etmeyenler hakkında sonsuz cehennem ateşi hazırlamıştı ?
Ben dindar bir anne ile dinleri pek önemsemeyen bir babanın ürünüyüm, annem sürekli yapmamam gereken şeylerden bahseder ve sürekli karşılaşmış olduğu şeyleri dinle yorumlaya çalışırdı, bu da hayatta sürekli bir eleştiri demekti, hep bizden olmayanları eleştirirdik, sözde müslümanız yani :) çok hoşgörülüyüz :) ayrıca küçüklüğümden beri benim erkek arkadaşlarım olmamıştı hep kızlarla vakit geçirmiştim, bu benim kendi isteğimle olan birşey değildi olmadı da kendimi kızlara her zaman daha yakın hissetmiştim ama hiçbir zaman kadınsı hareketlerde de bulunmamıştım, yani eşcinselliğimin temellerini daha çocuk yaşlarda farkında olmadan kendi iradem dışında atmıştım, peki soruyorum burda özgür irade diye birşey varsa eğer ben nasıl olur da toplumun kabul etmeyeceği ve sürekli ezileceğim ve horlanacağım bir dünya seçmek isteyeyim ki kendime ? hele de çocuk yaşta, bu saçma bir düşünce değil mi ? ilerleyen yaşlarımda eşcinsel duygulara sahip olduğum için bile Allah'ın beni lanetlediğini onun için işlerimin yolunda gitmediğini düşünürdüm ve içime kapanırdım hatta arkadaşlarımdan ve insanlardan uzak kalmaya çalışırdım, bu psikolojide yaşamak eğer bir sınavsa bu sınavın dünyada bir çocuğa verecek zararı varın siz düşünün, hiçbir zaman bir sevgiliniz olmayacak, hiçbir zaman elinden tutup gezeceğin bir arkadaşın olmayacak, Allah'ın laneti hep üzerinde olacak, normal bir erkeğin kadınlarla olan ilişkisi zinaya kaçmadığı sürece normal karşılanacak ama eşcinsellerin kimseye zarar vermeden kendi aralarında yaşadığı ilişki Tanrıyı rahatsız edecek, eğer erkekle kadın arasındaki ilişkide de iki taraf razıysa ve yasak değilse neden bu eşcinsellerde yasaklanmıştır?, tabi ki cevap hikmetinden sual olunmaz, sapık ilişkiler, kuranda açık bir şekilde helak oldukları yazmaktadır, insanlığın devamı için erkekle kadının birleşmesine ihtiyaç vardır....vs.vs...
Sonuç olarak daha anlatacağım çok şey var ama hepsini bu yazımda sıkıştırmak değil niyetim, yeri geldiğinde hepsini tek tek yazacam, yakın bir zamana kadar müslümanlığımı kendimce en koyu şekilde yaşamaya çalışan biri olarak söyleyebilirim ki dinlerden arınarak insan kendi varlığının farkına varabiliyormuş, hatta yeniden doğdum diyebilirim, çünkü arafta sıkışmış gibi hissediyordum kendimi, hep havada sorular ve havada cevaplar ve bilmediğimiz ve görmediğimiz bir dünya için yorum yapmaya çalışıyordum, hatta şehadet getirmeye bile bir türlü aklım ermiyor, insanlar neye şahitlik yaparlar gördükleri yani tanık oldukları şeylere, biz 1400 yıldır görmediğimiz ve tanık olmadığımız bir olaya süregelen bir şekilde şahitlik ederim ki Allah birdir ve Muhammed de onun elçisidir diye şehadet ediyoruz, burdaki mantık hatasını kim çözecek ?
Saygılarımla...
Sanırım ben de bu nüfusa geç de olsa yeni dahil olanlardanım, benim hikayem de çok sıradan bir hikaye değil açıkçası, dinleri sorgulamam ve dinlerin insan ürünü olduğunu anlamam çok uzun zamanımı aldı, şimdiye kadar ben de turan dursun benzeri forum sitelerinde tipik müslümanlar gibi tebliğ yapmaya çalışır ve de ateistlerin sahip olduğu zihniyeti bir türlü anlamaz hatta ateistleri cahil topluluğu olarak görürdüm, ateist olma düşüncesi bile elimin ayağımın titremesine sebep olurdu, bu düşünceyi zaman içerisinde tabi ki ben oluşturmadım, hatta kuranı defalarca okumama rağmen çelişki bulmamak için elimden geleni yaptım, Allah bu ayette benim anladığım gibi demek istememiştir, vardır bir hikmeti, biz bilemeyiz, dönemin koşullarını değerlendirmek gerek, sonuçta bu kadar büyük bir topluluk yanılıyor olamaz....vs.vs... Bağlı olduğumuz çevrede camiler beş vakit ezana davet ediyorken, insanların ağzından Allah lafı eksik olmuyorken, mutlaka ve mutlaka vardır itirazsız Allah'ın varlığını kabul ederdim, ama bu kadar çok çelişkiyi kaldıracak ne bünyeye ne de cennete gitmek gibi bir niyete sahibim artık, eğer varsa bir yaratıcı benim bu dünyada yaptığım iyilikleri diğer dünyaya saklıyorsa beni görmemezlikten geliyordur, idrak edemediğim ve edemeyeceğim bir dünya için çalışmak bana aptalca gelmeye başladı, günde beş vakit namazımı geçirmemeye gayret gösterir hatta kılamadığım namazları toplu halde 40 rekat şeklinde bir defada tövbe ederek eda etmeye çalışırdım ama her defasında hayata tosluyordum, hiçbir şey yolunda gitmiyordu, bir kere olsun olmasını istediğim bir dua gerçekleşmiyordu, zaten Allah'tan da olmayacak bir dua istemek de aptallık olurdu, hep olabilecek küçük şeyler isterdim hatta istemeye bile korkardım, sonuçta bize hayat veren, bu dünyayı bizler için yarattığını söyleyen, rahmetinden ve bağışlayıcılığından zeval olmaz bir yaratıcı vardı karşımda, mevlana öğretilerini kendime esin kaynağı olarak almıştım, mevlanın hümanist tavrıyla kuranının sözde evrenselliğini birleştirip arkadaş çevremde bile sürekli nasihatlarda bulunurdum, durumum yani içler acısıydı, çünkü sürekli hayat içerisinde bir kaybedişim vardı, kaybettiğim şeyleri Allah hakkımda daha iyisini düşündüğü için bu şekilde bana hayırlı görmüştür diye sürekli kendimi telkin ederdim, mutlaka Allah daha iyisini verecekti ben de bunun için sabredecektim, ama zamanla şunu düşündüm, bir anne bile doğurduğu kendi canından ve kanından bir yavrusu için kendini inkar etse de anne yüreği hiçbir zaman evladını atamazdı, çünkü onun parçasıydı, dokuz ay karnında taşımıştı, peki neden yaratıcı kendisini kabul etmeyenler hakkında sonsuz cehennem ateşi hazırlamıştı ?
Ben dindar bir anne ile dinleri pek önemsemeyen bir babanın ürünüyüm, annem sürekli yapmamam gereken şeylerden bahseder ve sürekli karşılaşmış olduğu şeyleri dinle yorumlaya çalışırdı, bu da hayatta sürekli bir eleştiri demekti, hep bizden olmayanları eleştirirdik, sözde müslümanız yani :) çok hoşgörülüyüz :) ayrıca küçüklüğümden beri benim erkek arkadaşlarım olmamıştı hep kızlarla vakit geçirmiştim, bu benim kendi isteğimle olan birşey değildi olmadı da kendimi kızlara her zaman daha yakın hissetmiştim ama hiçbir zaman kadınsı hareketlerde de bulunmamıştım, yani eşcinselliğimin temellerini daha çocuk yaşlarda farkında olmadan kendi iradem dışında atmıştım, peki soruyorum burda özgür irade diye birşey varsa eğer ben nasıl olur da toplumun kabul etmeyeceği ve sürekli ezileceğim ve horlanacağım bir dünya seçmek isteyeyim ki kendime ? hele de çocuk yaşta, bu saçma bir düşünce değil mi ? ilerleyen yaşlarımda eşcinsel duygulara sahip olduğum için bile Allah'ın beni lanetlediğini onun için işlerimin yolunda gitmediğini düşünürdüm ve içime kapanırdım hatta arkadaşlarımdan ve insanlardan uzak kalmaya çalışırdım, bu psikolojide yaşamak eğer bir sınavsa bu sınavın dünyada bir çocuğa verecek zararı varın siz düşünün, hiçbir zaman bir sevgiliniz olmayacak, hiçbir zaman elinden tutup gezeceğin bir arkadaşın olmayacak, Allah'ın laneti hep üzerinde olacak, normal bir erkeğin kadınlarla olan ilişkisi zinaya kaçmadığı sürece normal karşılanacak ama eşcinsellerin kimseye zarar vermeden kendi aralarında yaşadığı ilişki Tanrıyı rahatsız edecek, eğer erkekle kadın arasındaki ilişkide de iki taraf razıysa ve yasak değilse neden bu eşcinsellerde yasaklanmıştır?, tabi ki cevap hikmetinden sual olunmaz, sapık ilişkiler, kuranda açık bir şekilde helak oldukları yazmaktadır, insanlığın devamı için erkekle kadının birleşmesine ihtiyaç vardır....vs.vs...
Sonuç olarak daha anlatacağım çok şey var ama hepsini bu yazımda sıkıştırmak değil niyetim, yeri geldiğinde hepsini tek tek yazacam, yakın bir zamana kadar müslümanlığımı kendimce en koyu şekilde yaşamaya çalışan biri olarak söyleyebilirim ki dinlerden arınarak insan kendi varlığının farkına varabiliyormuş, hatta yeniden doğdum diyebilirim, çünkü arafta sıkışmış gibi hissediyordum kendimi, hep havada sorular ve havada cevaplar ve bilmediğimiz ve görmediğimiz bir dünya için yorum yapmaya çalışıyordum, hatta şehadet getirmeye bile bir türlü aklım ermiyor, insanlar neye şahitlik yaparlar gördükleri yani tanık oldukları şeylere, biz 1400 yıldır görmediğimiz ve tanık olmadığımız bir olaya süregelen bir şekilde şahitlik ederim ki Allah birdir ve Muhammed de onun elçisidir diye şehadet ediyoruz, burdaki mantık hatasını kim çözecek ?
Saygılarımla...