PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Adalet Mulkun Temelidir


evrensel-insan
14-04-2013, 00:28
Simdi yukaridaki cumleyi anlam icerik ifade ve kurulan bag olarak epistemolojinin yapilasndirmaci epistemolojisi yani, gercekligin insanoglu yapilandirilmisligi oldugu, qua felsefesi yani degerlendirenin kendi bireysel tarafinin degerlendirmede yeralmamasi insanoglu temeli ve onun zihinsel insanlasmasi adina felsefi, bilissel mantiksal sorgulayalim.

Mulk-insanoglunun sahip oldugu her sey
Hukum-mulkun uzerindeki hakimiyet
Hakim-mulkin hakimiyetitini saglayan
Hukuk-hakime mulkun hakimiyetini saglatan.

Simdi buradan adaleti degerlendirelim.

Mulk, epistemolojik olarak insanogluna kendi dahil gozlem veren herseydir. Buna insanoglunun kendi de dahildir.

Iste bu mulku burada hak ile ozdeslestirebiliriz. Yani insanoglunun sahip oldugu hersey onun hakkidir.

Buradan "4H" temelimiz ortaya cikar, hak, hukum, hakim ve hukuk.

Cumlemiz su "hakim olan hukuku ile hak uzerinde hukum kurar/surer"

Burada inanc algisi Yaratilisa uzanir ve adalet tamamen hakkin hakim, hukuk, hukum teslimiyetidir.

Metafizik olarak varliksal temelde ise ideolojiye uzanir. Yani hakim, hukuk, hukum; ya dusuncededir/oznededir-idealizm, ya maddededir/nesnededir-materyalizm ya da kavramda/isimdedir/pozitivizm.

Goruldugu gibi metafizigin teolojisinde de ontolojisinde de hak insanogluna verilmemistir. Ustelik hakim, hukukve hukum de insanoglunda degildir. Yani adaleti ya tanri ya da varolus saglar. Buradaki varolus madde, dusunce ya da kavram olabilir. Kisaca adalet hakkin yani mulkun temeli olarak mulku/hakki mal, meta, madde,kul kole v.s. yerine koyar; adaleti de insanoglu disi bir fenomene/numene verir.

Simdi biz tekrar insanoglu temelimize donelim.

Haakim olan-insanogludur
Hukum-onundur
Hukuk-onundur
hak/mulk-odur.

Eger hakim olan kendi hakki uzerinde hukuku ile hukmederse bir sorun yoktur, cunku hak ve adaletin hukuku, hukmu ve hakimi aynidir.

Ya farkli ise; yani hakim olan hukukunu hukmunu kendi hakki degil de, baskasinin hakki uzerinde uygularsa, adalet nasil saglanir. Yani hakkin adaleti, hakimin hukmudur.

Iste epistemolojinin temeli inancin dogrulanarak gerceklesmesi yani adaletin temelidir. Cunku boyle bir dogrulama adalet saglayacaktir.

Peki burada inanc olan nedir? Inanc hakkin adaletinin saglanmasi dir.

Gerceklesecek olan nedir? Hakimin hukmu.

Peki bu inanc ile gerceklesecek arasindaki dogrulama nedir? adaletin adil olup/olmadigi.

Yani insanoglu kendi hakki uzerinde kendi hakim olarak kendi hukuku ile kendi hukmetmesini kendine adaletli mi/adaletsiz mi saglamaktadir?

Eger insanoglu bir bir ise ve buradaki her kavram ayni kisi tarafindan yerine getiriliyorsa, sorun yoktur.

Ya hakim olan hukukunu kendi degilde baska bir insanoglu uzerinde uygulayip onun hakkina hukum ediyorsa, adalet kavraminin anlami nedir?

Sahi adalet nedir ki, adil mi/degil mi olarak dogrulayalim?

Bu konu cok onemlidir ve adaletin bir olgu olarak herkesi baglayan bir ortakligi yoktur. Cunku dogrulama bilimsel ve bilissel degildir. Sadece dogal/fenomenal zihniyetin; hakki yani insanoglunu mulk olarak algilamasi ve hakim olanin bu hak uzerindeki hukuklu hukmu algisidir.

Iste asil adalet bu inancta ve uygulamanin temelinde kokeninde kabulunde v.s. aranmalidir.

Eger adalet insanoglunun onun varliginin yasaminin v.s. kisaca hakkinin adaleti ise, hakimin hukmune karsi kendini hakkini nasil koruyacaktir?

guillotin
05-06-2013, 17:55
Bu söz; Mustafa Kemal'e değil, Muhammed'in ikinci ardılı olan Umar bin Khattab'a aittir.

evrensel-insan
11-08-2013, 02:34
Bu söz; Mustafa Kemal'e değil, Muhammed'in ikinci ardılı olan Umar bin Khattab'a aittir.

Boyle oldugunu gosterebilecegin bir kanit/delil/link var mi?

antilop
11-08-2013, 03:49
Bu söz; Mustafa Kemal'e değil, Muhammed'in ikinci ardılı olan Umar bin Khattab'a aittir.

bu kemalist, neo muhafazakar epistemolojik algıları yüksek arkadaş, bu sözün mustafa kemale ait olduğunu zikretmedi ki. !!

ancak her kim söylemiş ise iyi halt etmiş.

mülk çok matah bir şey, onu daha da matah kılan modern silah olan hukuk sistemi ve bu hukuk sisteminin sizlerin algısında oluşturduğu adalet anlayışı

ve bu "mülke sahip olabilmek için her haltı işlemek de mübahtır"(hz ben):music:

çünkü adalet yada adil olmak ve adil olduğunuz adilliğinizin ölçüsü mülkünüz ile eş değerdedir.

çapraz halk deyimi parasız adam şerefsiz adam

evrensel-insan
11-08-2013, 04:28
bu kemalist, neo muhafazakar epistemolojik algıları yüksek arkadaş, bu sözün mustafa kemale ait olduğunu zikretmedi ki. !!

ancak her kim söylemiş ise iyi halt etmiş.

mülk çok matah bir şey, onu daha da matah kılan modern silah olan hukuk sistemi ve bu hukuk sisteminin sizlerin algısında oluşturduğu adalet anlayışı

ve bu "mülke sahip olabilmek için her haltı işlemek de mübahtır"(hz ben):music:

çünkü adalet yada adil olmak ve adil olduğunuz adilliğinizin ölçüsü mülkünüz ile eş değerdedir.

çapraz halk deyimi parasız adam şerefsiz adam

Evet, ilk cumlenin sadece "epistemolojik algilari yuksek arkadas" kismi dogru. Cunku, bu arkadas; ne kemalist ne de muhafazakar, cunku insanoglunun zihniyetinde yer etmis hic bir dusunce ve davranisi insanlik icermedigi icin muhafaza etmiyor. Ustelik muhafaza etmemek adina da devamli sorguluyor. Bu arkadasin ne oldugu imzasinda yaziyor.

Yalniz sence mulk nedir?

Ya da insanoglu bir mulk mudur?

la la la
11-08-2013, 13:37
Boyle oldugunu gosterebilecegin bir kanit/delil/link var mi?

http://www.zaman.com.tr/mustafa-armagan/adalet-mulkun-temelidir-sozu-hz-omere-aittir_2051795.html

evrensel-insan
11-08-2013, 20:38
http://www.zaman.com.tr/mustafa-armagan/adalet-mulkun-temelidir-sozu-hz-omere-aittir_2051795.html

Link cikmiyor.

la la la
12-08-2013, 13:23
Link cikmiyor.

Burnuma bir misilleme kokusu geliyor ya neyse. Şöyle yapalım o halde;

‘Adalet mülkün temelidir’ sözü Hz. Ömer’e aittir

Bir dizide mahkeme salonlarının duvarlarında yazan “Adalet mülkün temelidir” sözünün altında Atatürk’ün imzası görünmeyince kıyametler kopmuş. Kınayanlar mı istersiniz, twitter’da cikleyenler mi, “Eyvah! Ulu Önder’in bir sözü daha silindi” feryadını basanlar mı! Bir gazetemiz de üşenmeyip bunu manşetine taşımış.

Ne diyelim: Bu kadar cahillik ancak 2013 Türkiye’sinde olur.
Cahillik, çünkü bu sözün Atatürk’le hiçbir alakası yok. Kaldı ki Atatürk’ün de sahiplendiği yok. Nitekim kendisinden yaklaşık 1.300 (bin üç yüz) yıl önce söylenmiştir ve birazdan ispatlayacağımız gibi kesin olarak Hz. Ömer’e aittir. Üstelik de yanlış bir çeviri...
Sözün Arapça aslı “El-‘adlü esâsü’l-mülk”tür Türkçede ‘mülk’ kelimesi “Mahkeme kadıya mülk değil” deyiminde olduğu gibi genellikle taşınmaz (gayrimenkul) anlamında kullanılır. Oysa Arapçada devlet, düzen, ülke, egemenlik, iktidar, saltanat anlamlarına da gelir.
Dolayısıyla “Adalet mülkün temelidir” sözüyle kastedilen şey şudur: “Devletin veya düzenin esası adalettir.”
‘Esas’ kelimesi için seçilmiş olan ‘temel’ de yanlış bir karşılıktır. Bir devletin adalet temelinde kurulmuş olması önemli ama adalet sadece devlet binasının temel kısmında bulunmaz ki! Sözün sahibi olan Hz. Ömer’in anlayışına göre adalet bir devletin temelinde olduğu gibi çatısında da, yani her zerresinde vücut bulmalıdır. Temelinde adalet olup da çatısında zulüm yaşanırsa o binada adaletin varlığından söz edilebilir mi?
Şimdi bakalım “Adalet mülkün temelidir” sözü Hz. Ömer tarafından nasıl ve hangi bağlamda söylenmiş?


http://cmsmedya.zaman.com.tr/2013/02/10/armagan01.jpg

İbni Kesir’in naklettiği Hazreti Ömer’in konuşması.


HZ. ÖMER’İN ADALETİ

Sadece İslam tarihinde değil, dünya tarihinde de Hz. Ömer çapında âdaletiyle temayüz etmiş bir devlet başkanı bulmak kolay değildir. O, insanlık tarihinin adalet tahtının tacidarlarından biridir. Hayatından pek çok örnek verilebilir ama şu çarpıcı sözü yeterlidir adalet anlayışının hangi noktalara ulaştığını göstermek için:
“Devlet malını yetim malı konumuna koydum. İhtiyacı olmayan yetim malına tenezzül etmesin. Muhtaç olansa meşru surette, ihtiyaç ve emeğine uygun olarak yararlansın.”
Hicretin 20. yılında devletin geliri artmış, Hz. Ömer de Mekke’nin ileri gelenlerini maaşa bağlamıştı. Ölçüsü, Peygamber Efendimiz’e (sas) yakınlıktı. Kim O’na yakınsa daha yüksek maaşa bağlanacaktı. Oğlu itiraz etti. “Peygamber’in kölesi Zeyd’in oğlu Üsame 4 bin, bense senin oğlunum, 3 bin dirhem alıyorum. Adalet mi bu?” Hz. Ömer mutlak ölçüsünün Efendimiz olduğunu beyan eden şu şoke edici cevabı verdi:
“Ona daha fazla verdim, Çünkü Allah Resulü onu senden, onun babasını da senin babandan daha çok seviyordu.”
Gördüğünüz gibi insanın duygu ve düşünce sınırlarını zorlayan bu erişilmez adalet anlayışını bütün hayatına yaymış olan Hz. Ömer’in ağzına yakışırdı “Adalet mülkün temelidir” sözü.


“EL-ADLÜ ESASÜ’L-MÜLK”

637 yılındayız. Hz. Ömer’in İran hükümdarı Yezdicerd’in üzerine gönderdiği Sa’d b. Ebi Vakkas komutasındaki kuvvetler Medayin’e, sonra da Nehrevan’a girmişler, Sasanilerin paha biçilmez hazinelerini ganimet olarak Hz. Ömer’e göndermişlerdi. “Kisra’nın baharı” denilen muhteşem bir halı, mücevherli kılıçlar, kemerler, süslü elbiseler üst üste yığılmıştı. Bir de Kisra’nın altın bilezikleri vardı dizi dizi.
Halife Ömer, Süraka b. Malik’in kollarına taktırdı bilezikleri. Kisra’nın elbiselerini giydirdi. Sonra “çıkart” dedi ona. Şöyle dedi: “Allah’ım, benden daha fazla sevdiğin Resulüne ve Ebubekir’e vermediğin süslü eşyaları bana verdin. Bunları vermenden sana sığınırım.” Zengin olmanın bir düşüklük gibi görüldüğü bu aydınlık tablonun ardından Hz. Ömer’e bu defa Kisra’nın kılıcını getirdiler. Şöyle dediği duyuldu:
“Şüphesiz Kisra kendisine verilen dünyalıkla ahiretinden oldu. Dünya ile meşgul oldu. Kendisi veya damadı için mal topladı ama şahsı için ahirette yararlı olacak bir şey yapmadı.”
İşte “Adalet mülkün temelidir” sözünü bu bağlamda söylemişti Halife Ömer. Bunu İbn Kesir “El-Bidâye ve’n-Nihâye” adlı eserinde (cilt 7, s. 68) şu şekilde dile getirir:
“Adalet mülkün temelidir (esasıdır) ve baki kalmasının ve devam etmesinin sırrıdır… Beyhâkî ve İmam Şafi şunu dediler: Ömer b. Hattab, Kisra’nın bileziklerini Süraka b. Malik’e verdikten sonra şöyle dedi: “Kisra b. Hürmüz’ün bileziklerini kollarından çıkarıp Beni Müdlic kabilesinden Arab olan Süraka b. Malik’in kollarına takan Allah’a hamd olsun.”
Daha sonra Hz. Ömer, Müslümanlara bir hutbe verdi. Onlara Kisra’nın mülkünün (devletinin) zulüm ve eziyetlerle yok olduğunu, halbuki mülkün (devletin) temelinin ve ayakta kalıp devam etmesinin sırrının adalet olduğunu beyan edip açıkladı. Daha sonra bütün ganimetleri paylaştırdı. Ve bu ahlakla Müslümanlar İran şehirlerini (ülkesini) fethettiler. Kisra’nın mallarına mirasçı oldular. Güneş İslam illerinde batmaz oldu.”
Bundan 640 yıl önce, Atatürk’ün ölümünden de 565 yıl önce vefat eden bir tarihçinin kitabında aynen böyle yazıyor. Yani “Adalet mülkün esasıdır” sözü, Hz. Ömer’indir ve bir devletin zulümle ayakta kalamayacağı, ‘ilelebet payidar olması’nın sırrının adalet esası üzerine kurulması olduğu fikrinin patenti ona aittir.
Başkalarınca söylenmiş sözleri Atatürk’e mal etme gayretkeşliğinin başka örneklerini de biliyoruz.
Mesela Romalı şair Juvenalis’in neredeyse 2 bin yıllık “Orandium est ut sit mons sana in corpore sano” (Sağlam bir bedende sağlıklı bir kafa vermesi için Tanrı’ya dua etmelisin) sözü Atatürk’e mal edilerek “Sağlam kafa sağlıklı vücutta bulunur” şekline sokulmuştur.
Keza “Köylü milletin efendisidir” sözü de Kanuni’ye aittir ve aslı “Reaya milletin efendisidir” şeklindedir. Reaya, sadece köylü demek değildir. Üreten ve vergi veren anlamındadır ve Kanuni bir devletin devletten geçinenler sayesinde değil, üretici kitle sayesinde ayakta durduğunu anlatmak istemiştir.
Sözün özü: Mahkemeleri bırakın, diğer yerlerdeki sözler de asıl sahiplerine iade edilmelidir diyoruz. Zaten adalet bir şeyi ait olduğu yere koymak demek değil midir? O zaman tarihte de adalet istiyoruz. Hem de Hz. Ömer adaleti…

http://www.zaman.com.tr/mustafa-armagan/adalet-mulkun-temelidir-sozu-hz-omere-aittir_2051795.html