PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Stephan Hawking iyiki Türkiye'de yaşamıyor! Öyle şeyler dedi ki


Ahlaksız
20-04-2013, 15:05
http://www.muhalifgazete.com/resimler/20.04.2013_3514369_7_55_.jpg
‘Evrenin ilahi bir güce ihtiyacı yok’

Ünlü evrenbilimci Stephan Hawking, yine tartışma yaratacak: Galaksilerin kendiliğinden oluşmasını sağlayan maddeler mevcut...

Ünlü evrenbilimci Stephan Hawking, salı günü California Teknoloji Enstitüsü’nde yaptığı açıklamalarla bir kez daha gündeme oturdu. ‘Evrenin Kökeni’ isimli konferansta konuşma yapan Hawking, evrenin oluşabilmesi için ilahi bir güce ihtiyacı olmadığını savundu.

Hawking büyük ilgi gören konuşmasında, fizikçilerin evrenin yaradılışı için ilahi bir dokunuşu hala kanıtlamaya çalışmasıyla dalga geçerken, ‘Tanrı dünya oluşurken ne yapıyordu? İnsanlar bu soruları soruyor diye acaba cehennemi mi ateşliyordu?’ diye konuştu. Evrenin oluşumuna dair teolojik bir tarih hakkında da kısa bir bilgi veren Hawking, bazı durum teorileri ve kozmolojik açıklamalara ilişkin bilgi verdikten sonra, dünya fikrinin ne sonu ne de başlangıcı olduğunu söyledi.

“İYİ Kİ BENİ ENGİZİSYON’A ÇIKARMADILAR”

Galaksilerin kendiliğinden oluşmasını sağlayan maddelerin mevcut olduğunu savunan bilim adamı bu teorilerine dayanak olarak, uzay teleskobuyla yaptığı gözlemleri gösterdi. Yaptığı hesaplamalara göre evrenin yaşının 13.8 milyar olduğunu söyleyen Hawking, bunun Papa ve İncil ile çeliştiğini söyledikten sonra ekledi: “İyi ki beni bu sözlerimden ötürü engizisyon mahkemelerine çıkarmadılar.”

Dünyanın önümüzdeki bin yıl içinde sağlam kalamayacağı yönündeki görüşünü bir kez daha yineleyen Hawking, uzay keşif çabalarının artırılması gerektiğini kaydetti.
Stephan Hawkingiyiki Trkiye'de yaamyor! yle eyler dedi ki | CHP Haberleri | Habertrk | Vatan | Milliyet | Hrriyet | En son muhalif gndem (http://www.muhalifgazete.com/66607-Stephan-Hawkingiyiki-Turkiye-de-yasamiyor-oyle-seyler-dedi-ki-.htm)
Durmak yok,inananları rencide etmeye devam:yo:

upuaut
21-04-2013, 00:35
Yaptığı hesaplamalara göre evrenin yaşının 13.8 milyar olduğunu söyleyen Hawking, bunun Papa ve İncil ile çeliştiğini söyledikten sonra ekledi: “İyi ki beni bu sözlerimden ötürü engizisyon mahkemelerine çıkarmadılar.

("Hitler: The Rise of Evil" filmindeki gibi) "Never!". Yani Evren'in yaşının 13.8 milyar yıl olduğuna inanmamız mümkün değil. Bana göre bu bir astronomik fenomen olmalı.

Neden?

Biz biliyoruz ki, Hubble 9.5-10 milyar ışık yılı uzaklığındaki galaksilerin resimlerini çekiyor ve bu oldukça düşündürücü bir sonuçtur. Yine biliyoruz ki, 1977'de Dünya'dan fırlatılan Voyager 1 adlı araç şimdilerde Güneş sistemi dışına çıkmak üzeredir. Güneş'in ışıkları bu noktadan sonra etkisini yitiriyor ve kara delikler tarafından yutuluyor.

Eğer Evren'in yaşı Hawking ve diğer astronomların söylediği gibi 13.8 milyar ise, o zaman Hubble buna yakın uzaklıktaki galaksileri gözlemliyor ve işte bu akıl almaz bir durumdur. Eğer ileride gözlem gücü Hubble'dan 3-4 kat daha iyi olan bir teleskop yapılırsa ve bu teleskopla 40-60 milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksileri gözlersek o zaman "Aaa, pardon biz bir hesap hatası yapmışız" mı denecek?

Ahlaksız
21-04-2013, 00:59
Sn.upuaut;Evrenin yaşı salt Hubble ile mi biliniyor yani?

Cumayagittimgelicem
21-04-2013, 01:06
("Hitler: The Rise of Evil" filmindeki gibi) "Never!". Yani Evren'in yaşının 13.8 milyar yıl olduğuna inanmamız mümkün değil. Bana göre bu bir astronomik fenomen olmalı.

Neden?

Biz biliyoruz ki, Hubble 9.5-10 milyar ışık yılı uzaklığındaki galaksilerin resimlerini çekiyor ve bu oldukça düşündürücü bir sonuçtur. Yine biliyoruz ki, 1977'de Dünya'dan fırlatılan Voyager 1 adlı araç şimdilerde Güneş sistemi dışına çıkmak üzeredir. Güneş'in ışıkları bu noktadan sonra etkisini yitiriyor ve kara delikler tarafından yutuluyor.

Eğer Evren'in yaşı Hawking ve diğer astronomların söylediği gibi 13.8 milyar ise, o zaman Hubble buna yakın uzaklıktaki galaksileri gözlemliyor ve işte bu akıl almaz bir durumdur. Eğer ileride gözlem gücü Hubble'dan 3-4 kat daha iyi olan bir teleskop yapılırsa ve bu teleskopla 40-60 milyar ışık yılı uzaklıktaki galaksileri gözlersek o zaman "Aaa, pardon biz bir hesap hatası yapmışız" mı denecek?

aslında big bang den sonra 380 milyon yıl geçtikten sonra oluşmuş galaksileri gözlemliyorlarmış şu anda. Ama tabi galaksilerin birbirinden ışık hızından daha fazla uzaklaştığını ve bu hızın artarak devam ettiğini söylüyorlar. Yani o gezegen 13.4 milyar ışık yılından daha fazla uzakta bizden.

Gözlemlenebilir uzayın çapı 45 milyar ışık yılıymış. Gözlemlenemez kısmıda katarsak 70 milyar ışık yılından fazla imiş.

Natürelist
21-04-2013, 10:51
Evet hubble 9,5-10 milyar isik yili uzaklikta ki nesnelerin degil aksinine 13,2 milyar isik yili uzaklikta cisimlerin fotografini cekmis, ancak bunu böyle kabül ettigimizde, bir de bunun "yari capi" vardir! zira isik her yöne yayilir, degilmi? pekii yasi kac'tir? ...ehm...13,75 milyar, yani sunun surasinda evrenin dibine ulasmak icin 500 milyon yil var!

Bugün ki teknoloji ile bu kadar yol aldigimiza göre birde bunun öbür yari capini düsünmek lazim ettimi 27,5 milyar isik yili.

Bu teori nasilki bir zamanlar hersey dünya merkezli idi ise, aynisi, evreni de ayni kefeye koyuyorlar! bu ne demektir? biliyormusunuz arkadaslar, ileri sürüldügü gibi 13.75 milyar isik yili dersek eger, burada da yine merkezi olan bir evrenden söz etmis oluruz, bilindigi gibi evrenin merkezi yoktur.

Bir zamanlara kadar bing-bang teorisini olabilir-olmayabilir ile savunmus olduysam, bunu bana bir yerde sevgili spartacus'un sordugu sorusu hala kulaklarim da cinliyor


"......Bu kaynak nedir ve neden bu kadar uzak bir mesafededir? 13,5 milyar yıl önce böyle bir mesafe mi var?......(spartacus)

Evet bu yönde savundugum teoriler' buna dair bir aciklama getiremiyordu.
Anlayacaginiz bir daire'yi örnek alalim , ve tekillik den, yani bir nokta dan herseyin basladagi iddia ediliyor? ve dairenin ortasinda büyük bir patlama olmus, ve bu patlama ile evren genisleyerek bugün ki halini almis?

Bakiniz cok basit ifadeler ile anlatmaya calisiyorum.

Sevgili Cumayagittimgelicem su anki teoriye göre 380 milyon yil degil bu "bin" dir. Yani sözde "Kozmik mikrodalga arkaplan isimasi"ni kanit olarak önümüze koyarlar. "Bu aslinda maddenin hareketine eslik eden proses'lerdir".

Yani söyle de diyebiliriz "kütle ve enerjinin hareketi ebedidir" hem daimi degisime tabidir,

Hareket;

"maddenin dogal kuvveti tarafindan yapilmaktadir".

buna eslik eden enerji radyasyonu her yöne tüm evrende isler ve bunun da izlerini de gözlemlenerek su an tespiti yapilmaktadir.

"Bir zamanlar evrenin heryerinde yani 380.000 yil patlamadan sonra yeterli büyüklükte ve ilkel dogal gaz kaynagi soguyarak etrafi genisledikce serbest elektronlar nötr atomlari olusturmak icin iyonlar tarafindan yakalanarak ardindan radyasyon ve madde ile etkilesim icine girererk evrende rahatca yayilmaya baslamis?" hmmm... demekki bu kadar basit imis?

Su terslige bir bakarmisiniz! adamlar dogal gaz diye dedikleri seyi madde'den saymiyorlar enerji dedikleri foton'lari da madde den saymiyorlar? ve nasil oluyorsa bunlardan madde olusuyor? ve bunun da bugü ki fizik denklemleri ile aciklanamiyor. Pardon...ilk basta ne deniloyordu? ilkel atom! yahu bu madde degilde nedir? o'nada bir aciklama yok! olmadigi gibi bu ilkel atom, tekillik'den önce olmasi gerekir, yoksa tekillik "tekillik" olmaktan cikar! ve hic bir anlami kalmaz. Net bir ifade ile sunu diyebiliriz ki, tekillik den önce ne vardi ki? ilkel atom olussun? olusmasinda etki-neticesi nedir ki? Bing-Bang yani büyük patlamaya sebeb olsun?

Egerki herseyin bir baslangicina dair bir "nedensellik" ariyorsak, bunun da yüzyillar öncesi yari kiral-tanri olarak ve daha sonrada roller degiserek elciler ile bir aciklama getirilmesinde cevaplar ariyorsak, büyük bir hayal kirikligi icine düstügümüzü anliyoruz. Gecmiste yari-tanri kirallarin yetersiz kaldigi gibi, bugün de elciler yetersiz kalmaktadir, sanirim ileri dönemlerde de elci melci de diye bir sey kalmayacaktir, ki zaten durum bunu gösteriyor. Neyse dönelim konumuza

Bu neye benzer biliyormusunuz arkadaslar?

Resim'i bulacaklari söyle bir kenara dursun, resim hakkinda herhangi genel bir bilginin olmayisi, ve mozaik tasinin yerlestirilmesindeki bilinememezlik ,
büyük bir antik mozaik görüntüsünü bir araya getirmesi icin, elinde hic bir mozaik yapi taslari ve potansiyel olarak yerlesim hakkinda bir bilgisi bulunmayan koskoca bir resime sekil verilmesine caba harcayan sinirli arkeologlarin haline benzer. Sorun da budur.

Iyi forumlar...

Khaos
21-04-2013, 12:37
bu sitede birilerini büyük patlama denen zırvanın içerdiği felsefi dayanıksızlığı sorgularken görmek güzel...

errata
21-04-2013, 15:22
Bu sitede kendine septik, nesnel, rasyonel gibi sıfatları yakıştıran ve bilimsel konuşuyoruz diyen adamların koskoca kozmoloji bilimini bir çırpıda kaldırıp köşeye koyması, kendi sınırlı felsefelerini bilim sanıp oturdukları yerden ahkam kesmeleri ne garabet bir durumdur!

vartor
21-04-2013, 16:06
Cesitlilik ve alternatif dusunce guzeldir.

Khaos
21-04-2013, 16:13
sayın shibumi

koskoca kozmoloji biliminin, neredeyse 100 yıldır ''tekillik'' denen kavrama felsefi değil de bilimsel bir içerik vermeyi henüz başarabilmiş olmamaları sizce daha mı az garabet bir durumdur.


şu ana kadar bing bangin (sanıyorum son versiyonu şişme olmuş) yamalı bohçaya dönmüş,
felsefi açıdan zavallı, bilimsel açıdan da bir o kadar sorunlu olduğunu görmekten aciz olanlar;
bilim felsefesi üzerine konuşan, kuhn,popper,lacatos, witgenstein gibi adamları da oturdukları yerden ahkam kesenler listesine dahil ediyorlar mı.....


teorinizin başbelası olan ve felsefi mi, geometrik mi, fiziksel mi ne idüğü belirsiz singularity/tekillik kavramına kabul edilebilir bir açıklama getirmeyi neden denemiyorsunuz.


bu sitede kimseye diyalektik düşünceyi öğretmeye kalkmamaya yeminliyim.
bir kere bu konuda zaten yeterince mesajım var, ikincisi e biraz da siz çaba gösterin ve öğrenin bazı şeyleri canım. armut piş ağzıma düş olmasın...

errata
21-04-2013, 16:30
Siz bu konuları salt felsefe yerine doğrudan pratik fizik kuramlarıyla, matematikle, kozmolojik denklemlerle, gözlemle kavranabildiğini bir gün öğrenir misiniz emin değilim sayın Khaos. Tartışmaya da gönüllü değilim açıkçası. Sıktı zira.

Şu an durduğunuz yerin muhatabı Caner Taslaman gibi kafalardır.

Kolay gelsin.

(edit: ekle, çıkar)

Khaos
21-04-2013, 16:48
sayın shibumi,

siz o cümleden bir kere gözlemi çıkarın.
matematik ve kozmolojik denklemlerden ibaret fizik kuramlarını tartışılmaz ilan etmenin tarihi, thomas kuhn'un tespitlerinden çok eskiye gider.


bu çağın paradigması adına bing bang denen , felsefi zırvadır.


bilimsel yönüyle hiç ilgilenmiyorum.
hala daha tekillik nedir buna verilecek cevabın ne olduğunu bekliyorum.


şu an durduğum yer hakkında ne biliyorsun da, muhatabımın taslaman gibiler olduğunu söyleyebiliyorsun.
tam tersine, teorinin içerdiği idealist zırvaları görmezden gelebildiğinize göre, bence taslaman sizin muhatabınızdır.


zamana bir başlangıç tayin edenlerin, zamanın hareketten soyutlandığını görmeyip ontolojik varoluşa sahip bir ''şey'' olduğunu zannedenlerin; ürettikleri bilimin içerdiği idealist zırvaları sorgulamaya kalkmanın her yüzyılda egemen paradigmayla çelişmek sonucunu doğurduğundan haberimiz olmadan mı ''SORGULANAMAZ'' teorinizi sorgulamaya kalktığımızı zannediyorsun.

Cumayagittimgelicem
21-04-2013, 17:36
Sevgili naturalist, ben en eski galaksi derken google dan baktmıştım, 2012 yılında en eski gözlemlenen galaksi olarak 380milyon yıl diyordu. Sayfanın yalancısıyım :)

http://news.nationalgeographic.com/news/2012/121214-hubble-oldest-galaxy-discovered-space-science/

Big bang i çok anladığımı söyleyemem, 30 yılını bu konu üzerinde çalışıp evet mantıklı diyenleri, evrenin şekli hakkında yorum yapanları ve bunu neden böyle kabul ettiklerini sorgulamak lazım. Uzay ve şekli ile ilgili modern fikirler saolsun einsteinden gelme. Göreleliği kanıtladığımıza göre teorilerin bazılarının doğru olma ihtimali var mıdır? Yani ben sadece üni fizik bilgim ve sonrasında biraz araştırmam kadarı ile biliyorum. Birçok yabancı sitede okuduklarım sadece hmm iyi güzel açıklıyorsunuz, bir çok bilimadamı da aynı şeyi söylüyor ise heralde doğrudur diyebilecek kapasitedeyim sadece. Ne de onların ulaşabileceği verilere sahibim. O yüzden sanırsam eğer bizi kandırıyorlar ise amaçları ne demek lazım.

Eğer nerdeyse büyük bir kısmı ateist olan bu bilimadamlarının neden big bang i kanıtlamak istediklerini sorgularsak, önümüzdeki seçenekler nedir? Ben şu an için aklıma gelenleri sayarsam, Akademileri yöneten başka bir güç var ve başka mantıklı teorilerin oluşturulmasını engelliyor (araştırmalarıma göre artık plazma evrene son 10 yılda hiç değinilmiyor yeni bilgiler eşliğinde, tabi gerçekten plazma evren içi yeterince dolu olmayan bir teori mi yoksa fizikçiler gerçekleri gizliyor mu?) Yada big bang e o kadar emek harcanmış ki kopmaktan, yanlış olabileceğini düşünmekten korkuyorlar. Ya da gerçekten veriler doğru, ışığı yeterince uzun süre toplayabilirseniz ve gerekli hesaplamar ile matematiğe uyuyorsanız sonuç big bange gidiyor. Misal big bangin yankılarından bahsederler, tv/radyodaki statik için big bang in kalıntıları (kozmik arkaplan ışıması) derler. Ben şimdi ne bileyim öyle mi değil mi!

Ben gerçekten bu işin derinlemesine araştırabilecek, misal NASA da çalışan bir türk var ise keşke onunla konuşabilseydim de dersimiz kozmoloji 1.a diye anlatmaya başlasaydı.

Eğer big bange inanıyor ve merak ediyorsanız, youtube da güzel videolar var şeklini, uzay-zaman düzlemini, galaksilerin düzlem üzerindeki yerlerine basit anlatımlar gösterebilecek videolar.

upuaut
21-04-2013, 17:47
Sn.upuaut; Evrenin yaşı salt Hubble ile mi biliniyor yani?

Hayır, ama Hubble bize bir ölçüm sonucu veriyor. Big-Bangçilere göre, Evren bir tek noktada, büyük bir patlamayla oluştu ve 13.8 milyar sonra günümüzdeki hali aldı. Tabii ki ilk patlama anında ışık hızından daha büyük hızlara ulaşılmış olması düşünebilir.

Benzer bir yanılgı "Kütle" ve "Enerji"de de olmuştu. Yıllarca kütle ve enerjinin farklı şeyler olduğunu düşünüp gül gibi geçinirken ve bir gün ışıktan bile çok daha hızlı yol almanın yollarını bulacağız hayalleri kurarken, Albert Einstein denilen beyni aşırı gelişmiş bir “memur” bütün bu hayallerimizi, hatta tüm evren; madde ve enerji düşüncemizi yıktı. Einstein bize dedi ki; “Dostlarım, madde ve enerji farklı değil, aynı şeyin lacivertidir ama şimdiye kadar anlayamamışız. Bu arada, bu, size garip gelecek ama Evren'de en hızlı madde ışıktır (boşlukta 1 SN'de 300,000 KM yol alır)”

İşte bu açıklama, Big-Bangçileri oldukça rahatsız eden bir açıklamadır.

Ahlaksız
21-04-2013, 18:26
Hayır, ama Hubble bize bir ölçüm sonucu veriyor. Big-Bangçilere göre, Evren bir tek noktada, büyük bir patlamayla oluştu ve 13.8 milyar sonra günümüzdeki hali aldı. Tabii ki ilk patlama anında ışık hızından daha büyük hızlara ulaşılmış olması düşünebilir.

Benzer bir yanılgı "Kütle" ve "Enerji"de de olmuştu. Yıllarca kütle ve enerjinin farklı şeyler olduğunu düşünüp gül gibi geçinirken ve bir gün ışıktan bile çok daha hızlı yol almanın yollarını bulacağız hayalleri kurarken, Albert Einstein denilen beyni aşırı gelişmiş bir “memur” bütün bu hayallerimizi, hatta tüm evren; madde ve enerji düşüncemizi yıktı. Einstein bize dedi ki; “Dostlarım, madde ve enerji farklı değil, aynı şeyin lacivertidir ama şimdiye kadar anlayamamışız. Bu arada, bu, size garip gelecek ama Evren'de en hızlı madde ışıktır (boşlukta 1 SN'de 300,000 KM yol alır)”

İşte bu açıklama, Big-Bangçileri oldukça rahatsız eden bir açıklamadır.
Big bangçi dediğiniz kişiler yaratılışçılar mı?
Bu kişileri rahatsız eden şey,madde ve enerjinin aynı kategoride değerlendirilmesi midir?

Hubble,evrenin yaşını belirlemede etken bir faktör değil..Wikipedia hubble'den bahsetmiyor..İki önemli etken aktarılıyor..
1-arka plan ışınımı
2-evrenin genişleme gerçeği

Evrenin yaşı, Büyük Patlama'dan günümüze dek geçen zamandır. Şu anki teori ve gözlemler, evrenin yaşının 13.5 ile 14 milyar arası olduğunu önermektedir.[1] Bu yaş aralığı bir çok bilimsel araştırma projesinin görüş birliğiyle elde edilmiştir. Bu projeler arasında arkaplan ışınımı ölçümlerini ve evrenin genişlemesinin ölçümü için kullanılan diğer pek çok farklı yöntemi de içerir. Arkaplan ışınımı ölçümleri evrenin Büyük Patlama'dan bu yana olan soğuma süresini verir. Evrenin genişlediğine dair kanıtlardan biri olan kırmızıya kayma gözlemleri ise evrenin yaşının hesaplanması için kesin bilgiler verir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Evrenin_ya%C5%9F%C4%B1

upuaut
21-04-2013, 18:53
Big bangçi dediğiniz kişiler yaratılışçılar mı?
Bu kişileri rahatsız eden şey,madde ve enerjinin aynı kategoride değerlendirilmesi midir?

Hubble,evrenin yaşını belirlemede etken bir faktör değil..Wikipedia hubble'den bahsetmiyor..İki önemli etken aktarılıyor..
1-arka plan ışınımı
2-evrenin genişleme gerçeği

Sevgili Nolan, Wikipedia'dan alıntı yaptığın bilgilerin bir zamanlar ben de hararetli savunucularındandım. Ama bu iş sanıldığı kadar basit olmamalı. Yani bu, adına Samanyolu denilen bir kozalağın içinden koskoca ormanı tarif etmek gibi bir şey! Bu, sana mantıklı geldi mi?

Hawking 1988'e kadar, ki, bu tarihte "Zamanın Kısa Tarihçesi" adlı bir kitap yayımladı, Evreni Newton gibi Tanrı ile açıklamaya çalışıyordu. Ama sonra ne oldu? 2010'da "Büyük Tasarım (The Grand Design)" adlı kitapla Newton'dan kalma bu inancı yıktı. Bence, 1988'de Big-Bang hakkında yaptığı araştırmalarla Kilise'nin büyük bir güvenini kazanan Hawking'in ilk iş olarak buradan başlaması gerekiyor.

Ahlaksız
21-04-2013, 19:13
Sevgili Nolan, Wikipedia'dan alıntı yaptığın bilgilerin bir zamanlar ben de hararetli savunucularındandım. Ama bu iş sanıldığı kadar basit olmamalı. Yani bu, adına Samanyolu denilen bir kozalağın içinden koskoca ormanı tarif etmek gibi bir şey! Bu, sana mantıklı geldi mi?

Hawking 1988'e kadar, ki, bu tarihte "Zamanın Kısa Tarihçesi" adlı bir kitap yayımladı, Evreni Newton gibi Tanrı ile açıklamaya çalışıyordu. Ama sonra ne oldu? 2010'da "Büyük Tasarım (The Grand Design)" adlı kitapla Newton'dan kalma bu inancı yıktı. Bence, 1988'de Big-Bang hakkında yaptığı araştırmalarla Kilise'nin büyük bir güvenini kazanan Hawking'in ilk iş olarak buradan başlaması gerekiyor.
Tüm bilim adamları 13,5 ile 14 milyar yıl önce büyük patlamanın olduğunu ortak bir kararla söylemelerine hangi gerekçeyle karşı çıktığınızı anlamıyorum..
Kozalağın içinden ormanı tarif etmek neden mümkün olmasın?

Hawking'in fikir değiştirmesi normal..Bilim adamlarının fikir değiştirmemeleri anormaldir..Eldeki veriler değişirse,fikirlerde değişecektir veya eldeki verilere farklı bir kulvardan bakıldığı zaman yine fikirler değişecektir..Bu gayet doğal..Hawking'in geçmişte Tanrıcı olmasında bir anormallik yok ama günümüzde bu fikrinden tamamen koptuğu çok bariz sn.upuaut..:nod:

Khaos
21-04-2013, 19:43
Bir tıpçının, esnaf ya da tüccara göre, ateist birinin inançlı birine göre bambaşka ‘dil oyunları’ vardır. Felsefenin görevi ise, dil aracılığıyla aklımızın büyülenmesine karşı mücadele etmektir.
'' Wittgenstein''


hala daha tekillik denen zırvanın ne olduğuna gelen yok.


kozmik arka plan ışıması ile ilgili sorunlar var.
genişleyen evrenin tam ortasında duruyormuşuz gibi algıladığınız teori,
dünyayı evrenin merkezi zannetmenin modernize edilmiş hali.
bing bang her tırtladığında matematiksel bir sabite icad edilip bununla düzeltiliyor.
çünkü modern yaratılış teorisinden başka birşey olmayan felsefi arkaplanıyla;hakim paradigma henüz rededilebilir değil.alternatifi yok.


kozmik yumurtanın şişmesine dönüştürülmek zorunda kalana kadar, düpedüz geometrideki tekillik kavramının patladığına ve bunun zamanın başlangıcı olduğuna inanmamızı bekleyenler, açık felsefi rezalet karşısında, teoriyi şişme/genişleme teorisine çevirdiler.üstelik tekilliğimiz de kozmik yumurtaya dönüştü.


:)


neden wittgensteinden alıntı yaptığımı anladınız mı?!

Cumayagittimgelicem
21-04-2013, 23:40
Pazar akşamını bahane ederek votka içtiğim kafayla vbasit çeviriden gidersem, yerçekimsel tekillik: yerçekimsel alanı ölçmek için kullanılan niceliklerin bir anlamda sonsuz olması ve koordinasyon sistemine dayanmaması. Yani bildiğimiz düzlemde olmaması.

Sayın khaos, kozmik arkaplan ışıması ile ilgili problemler nelerdir. Son arkaplan ışıması değerleri uyuşuyor birçok bildiklerimiz ile (genişleme her zamanki gibi sorun). Bizim evrenimizin öncesi birçok paradoks ile uğraşmaktan geçer ve kalıbımın dışındadır. Evet matematiksel olarak uydurmak için kara madde yani enerji ve artarak genişleme konusunda bende uzun zaman şüpheciydim ama cern i ve çıkan sonuçları önümüzdeki 10-20 yıl takip etmek lazım. Evrenin tam ortasında durduğumuzu algıladığımızı zannetmiyorum. Ama evren yeterince büyük ve gerçek boyutunu bilmekten uzak olduğumuz için neresinde olduğumuzu söylemek zor. Ama Samanyolunun tam ortasında olmadığımız kesin :) Ne kadar geniş bir evrenden bahsettimizi anlamak için andromeda ile çarpışacak olmamız kesin olmasına rağmen çok büyük ihtimal ile 2 galakside birbirine fazla zarar veremeyecek. Ve allahın izniyle bizede birşey olmayacak :)

Zamanın başlangıcı derken aslında şu anda bildiğimiz uzay-zaman dan bahsedildiğini unutmamak lazım. Yani görelelelik kuramının bize bahsettiği bir durum. Daha öncesine bilmiyor oluşumuz şu andaki zaman olarak ölçtüğümüz niteliğin big bang ile başladığını söylemek yanlış olmaz sanırsam.

Sayın upaut, zamanın kısa tarihini okumamdan çok uzun zaman geçti ama hatırladığım tanrının daha çok dışlandığı bir kitap olduğuydu. O yüzden araştırdım ve kitabın bir kısmında kendisinin zamanında yaptığı bir açıklamaya göre kitabın içinden silmeye çok yakın olduğu bir bölüm varmış. Tanrı karşıtı, yada tanrı kavramının bu evren yapısı ile ilgili sorunları olduğunu söylemesine rağmen, neden birleşik bir teorem bulup belki o zaman tanrının kafayapısını anlayabiliriz dediğini bilemiyorum. Best seller olmak içindi belki de :) Gene de o kitapantan tanrıyı evren yapısı içine sokuyor diyebilmek imkansız bana göre eğer yanlış hatırlamıyorsam.

Neva
22-04-2013, 00:23
"......Bu kaynak nedir ve neden bu kadar uzak bir mesafededir? 13,5 milyar yıl önce böyle bir mesafe mi var?......(spartacus)



Evet, guzel bir noktaya deginmissin segili Naturelist, bu soruya cevap verebilecek olan bir arkadas varsa seve seve dinleriz.

evrensel-insan
22-04-2013, 00:34
Evet, guzel bir noktaya deginmissin segili Naturelist, bu soruya cevap verebilecek olan bir arkadas varsa seve seve dinleriz.

Big bang mekansal evrenin herhangibir alaninda meydana geldigi teorik olarak sunulan zamansal teorisidir.

Cern'de de gozleme tasinmaya calisilmaktadir.

Bunun oncesi teori olarak ortaya konur ve gozleme tasima olanagi mantiksal olabilirlik olarak mumkun olursa, bu evren mekaninin zamansal yasini yanlislayacak ve daha once olan bir zamansal yasa tasiyacaktir.

Neva
22-04-2013, 01:12
Big bang mekansal evrenin herhangibir alaninda meydana geldigi teorik olarak sunulan zamansal teorisidir.

Cern'de de gozleme tasinmaya calisilmaktadir.

Bunun oncesi teori olarak ortaya konur ve gozleme tasima olanagi mantiksal olabilirlik olarak mumkun olursa, bu evren mekaninin zamansal yasini yanlislayacak ve daha once olan bir zamansal yasa tasiyacaktir.

Farkeden birsey olmayacak ki sevgili evrensel-insan, ustteki soru yine gecerlidir.

.Bu kaynak nedir ve neden bu kadar uzak bir mesafededir? 13,5 milyar yıl önce böyle bir mesafe mi var?

Rakamlari degistir sadece, daha da buyut.

evrensel-insan
22-04-2013, 01:18
Farkeden birsey olmayacak ki sevgili evrensel-insan, ustteki soru yine gecerlidir.

.Bu kaynak nedir ve neden bu kadar uzak bir mesafededir? 13,5 milyar yıl önce böyle bir mesafe mi var?

Rakamlari degistir sadece, daha da buyut.

Farkeden iki sey var.

Birincisi bir seyin yasi zamansaldir ve mekansal degildir. O yuzden de onceligi vardir.

Ikincisi evreni ya universe olarak bilinen en genis mekan temelinde kap ve butun olarak degerlendirirsin, ya da uzerindeki fenomenler gibi parca olarak degerlendirirsin ve genisletirsin, buzusturursun, paralellerini ya da cogullarini ortaya koyarsin.

Iste asil fark etmeyen budur. Bir evreni mekansal boyut olarak ortaya koyamadiktan sonra, evreni parca olarak baska bir evren bunyesine koymak farketmez. Yalniz bu sorun evrenin zamansal algi ve degerlendirmesinden kaynaklanir, mekansal degil.

Cunku olcum zamansaldir. Evren ise gozlem veren mekandir.

evrensel-insan
22-04-2013, 01:29
Buradaki celiski mekansaldir.

Mesela insanoglu kendi turu olmadigi bir mekandaki yasamis bir fenomeni nassil ortaya koyar.

Birincisi kendi mekansal varliginda

Ikincisi zamansal olarak.

Mesela dinazorlarin varligini kendi varligi zamaninda ortaya koyar. Zamansal olarak ta dinazorun mekanini kendinden onceye tasir.

Ben buceliskiyi, e.kosesinde "varlik tartismasi" olarak acikladim.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479780&postcount=1038

Neva
22-04-2013, 01:44
Buradaki celiski mekansaldir.

Mesela insanoglu kendi turu olmadigi bir mekandaki yasamis bir fenomeni nassil ortaya koyar.

Birincisi kendi mekansal varliginda

Ikincisi zamansal olarak.

Mesela dinazorlarin varligini kendi varligi zamaninda ortaya koyar. Zamansal olarak ta dinazorun mekanini kendinden onceye tasir.

Ben buceliskiyi, e.kosesinde "varlik tartismasi" olarak acikladim.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479780&postcount=1038


Dinazorlarin varligi ile ayni sey degil ki sevgili evrensel-insan. Eline bir kemik veya fosil aldigin zaman bircok yontemle olcum yapabilir insan. Dogrular da yanlislar da..

Ayni mantikla iddia edildigi gibinin tam tersi, petrol'un de cok uzun sureclerde olusmadigini iddia edebiliriz mesela.. Ancak bahcemize kemik gomdugumuzde veya olmus hayvan vs. gomdugumuzde gelecek ay ham petrol elde edemiyoruz.

Uzay bahsettigimiz konu.

Bu sebeple yine ustte sorulan soru degismez, ayni kalir.

evrensel-insan
22-04-2013, 01:50
Dinazorlarin varligi ile ayni sey degil ki sevgili evrensel-insan. Eline bir kemik veya fosil aldigin zaman bircok yontemle olcum yapabilir insan. Dogrular da yanlislar da..

Ayni mantikla iddia edildigi gibinin tam tersi, petrol'un de cok uzun sureclerde olusmadigini iddia edebiliriz mesela..

Uzay bahsettigimiz konu.

Bu sebeple yine ustte sorulan soru degismez, ayni kalir.

Ben dinazor ornegini insanoglunun oncesi olarak verdim. Sonucta 13.7 milyar zamansal olcum de insanoglunun oncesidir.

Iste big bang da bunun teorisi. Yani evren mekaninin zamansal yasinin.

Ayni dinazor varliginin zamansal yasi gibi.

Zaten zamansal yas, yanlislanabilir.

Bu da gozleme dayanir.

Eger zamansal yas ortadan kalktimi, o cumlenin mekansal olarak bir anlami kalmiyor.

Cunku mekan olcumu ebatsaldir.

Neva
22-04-2013, 02:26
Ben dinazor ornegini insanoglunun oncesi olarak verdim. Sonucta 13.7 milyar zamansal olcum de insanoglunun oncesidir.

Iste big bang da bunun teorisi. Yani evren mekaninin zamansal yasinin.

Ayni dinazor varliginin zamansal yasi gibi.

Zaten zamansal yas, yanlislanabilir.

Bu da gozleme dayanir.

Eger zamansal yas ortadan kalktimi, o cumlenin mekansal olarak bir anlami kalmiyor.

Cunku mekan olcumu ebatsaldir.

Gozleme dayanmasi dert degil ki.. (ister evrim olsun, ister big-bang)

O zaman, ustteki sorumu yineliyeyim, bahceye birden fazla les gomup, neden atiyorum 15 gun sonra ham petrol elde edemiyoruz? Nasil aciklarsin bunu?

Bu bize zaman denilen kavramin somut oldugunun gostergesi midir?

Yani sence, zaman bir mahluk mudur?

evrensel-insan
22-04-2013, 02:29
Gozleme dayanmasi dert degil ki.. (ister evrim olsun, ister big-bang)

O zaman, ustteki sorumu yineliyeyim, bahceye birden fazla les gomup, neden atiyorum 15 gun sonra ham petrol elde edemiyoruz? Nasil aciklarsin bunu?

Bu bize zaman denilen kavramin somut oldugunun gostergesi midir?

Yani zaman bir mahlukat midir?

Zaman insanoglunun yarattigi ve yasam ve iliskide de fenomenlestirdigi bir olgudur.

Ham petrolun;

Lesten elde edilmesi

Elde edilme zaman sureci

Uygun degilse, edemezsin.

Gozleme dayanmasi bilimsel olabilmesi acisindan "dert" aksi aklin bir soyutlamasi olarak kalir.

Neva
22-04-2013, 02:34
Zaman insanoglunun yarattigi ve yasam ve iliskide de fenomenlestirdigi bir olgudur.

Ham petrolun;

Lesten elde edilmesi

Elde edilme zaman sureci

Uygun degilse, edemezsin.

Gozleme dayanmasi bilimsel olabilmesi acisindan "dert" aksi aklin bir soyutlamasi olarak kalir.

Iste orada zaman sureci mi onculdur, yoksa cevresel sartlar mi?

Ornegin bebegin anne rahmindeki surecini gozlemlerken, gozledigimiz zaman mi, yoksa anne rahmindeki veya karnindaki sartlar mi?

evrensel-insan
22-04-2013, 02:46
Iste orada zaman sureci mi onculdur, yoksa cevresel sartlar mi?

Ornegin bebegin anne rahmindeki surecini gozlemlerken, gozledigimiz zaman mi, yoksa anne rahmindeki veya karnindaki sartlar mi?

Bagintili. Sen bir seyin olusumunu ne kadar cevre sartlarina baglarsan bagla, "ne zaman olustu?" sorusunun yaniti, zamani gerektirir.

Aslinda bu da bir yerde olusumu nesillerden nesillere aktarabilmek adinadir.

Her turlu fenomenin insanogluna verdigi gozlemin algisinda zaman olma durumundadir. Aksi ifade eksikligi ve tarihsel olanaksizdir. Cunku tarih=zamandir.

Ikinci soruda fenomenin degisim donusum baskalasim ve olusum devrelerinin biribirinden farkinin ve ortaya konmasinin zamansal surecidir.

Yani embriyo, fetus, bebek v.s. olusumlari zaman farki ile ortaya konur.

Bence insanoglunun zamani yaratmasinin en onemli sebebi, mustakil var olan insanoglu turu birinin dogmasi, yasamasi ve olmesidir. Olen bir kisiden ancak zamansal olarak bahsedilir?

Ne zaman dogdu/yasadi/oldu (olmek)

Iste big bang daki indirgemeci hata, zamansal olcumun mekansal olusum ile ozdeslestirilmesidir.

Cunku zamansal olcum, mekansal olarak bir yanit degildir. Sadece mekan bunyesindeki bir baslangic olcumudur.

evrensel-insan
22-04-2013, 03:02
Mesela bir karinca yuvasina bir sey tasirken "ben bunu su kadarzamanda tasimaliyim" diye dusunmez. Yalniz ortama gore tasimasini hizlandirabilir veya yavaslatabilir.

Bir arslan karnini doyurduktan sonra "ben su kadar zaman sonra acikacagim" diye dusunmez. Aciktigini hissettiginde avina yonelir.

Yalniz insanoglu zamana sartlanmistir. Mesela "uc saat sonra yemek yemeliyim" diye dusunur ve acikmamis olsa bile zamana kendini sartladigindan yemek yer.

Hayvanlarda zaman yoktur, ama insanoglu zamansiz yasayamaz.

Neva
22-04-2013, 03:10
Iste big bang daki indirgemeci hata, zamansal olcumun mekansal olusum ile ozdeslestirilmesidir.

Cunku zamansal olcum, mekansal olarak bir yanit degildir. Sadece mekan bunyesindeki bir baslangic olcumudur.

Iste bu indirgemeci hata da elestirilmesini sagliyor.

Zira madde=enerji formulu, carpitilarak sunuluyor.

Mesela senin ayni gun ve saatte hem Londra'da, hem de Amerika'da ayni anda insanlara gorunebilmen gibi.. Hatta Kuantum fizigi bile buna uygun olmasi bakimindan olusturulmus bir yapi.

Alt marketinin ekonomik baglamda pazari da hayli buyuk, secret'lar, bilinc dinleri vs. vs. Kisaca bilimsel dunyanin hepsi degil tabi ki ama bir kismi parayla satin alinabiliyor.

Ama insanlara sordugun zaman, sen bize ustteki ornek benzeri, ayni anda gorunebilir misin diye, kiziyorlar bize. :)

evrensel-insan
22-04-2013, 03:16
Iste bu indirgemeci hata da elestirilmesini sagliyor.

Zira madde=enerji formulu, carpitilarak sunuluyor.

Mesela senin ayni gun ve saatte hem Londra'da, hem de Amerika'da ayni anda insanlara gorunebilmen gibi.. Hatta Kuantum fizigi bile buna uygun olmasi bakimindan olusturulmus bir yapi.

Alt marketinin ekonomik baglamda pazari da hayli buyuk, secret'lar, bilinc dinleri vs. vs.

Ama insanlara sordugun zaman, sen bize ustteki ornek benzeri, ayni anda gorunebilir misin diye, kiziyorlar bize. :)

Sadece elestirilmesini degil; butun ya da kap olarak degil de; bir icerik parca olarak algilanmasini da sagliyor.

Ustelik bilimsel olan evrenin degil; gozleminin ortaya konusudur. Yani big bag evren mekaninda oldugu dusunulen bir patlamadir. Bunun evrenin kendisinin olusumu baslangici v.s. ile bir ilgisi yok.

Evet, eger mekanlar bir olgu bunyesinde toplanirsa, mekanlar arasi olan mesafe anlamsiz kaliyor.

Yalniz gorunebilmek gozlemi alabilmek ile mumkundur. Bu da iki turludur, ya somut ya da soyut. Gerci soyutun mutlaka ozdeslestigi bir somut fenomen tabani vardir, aksi inanc/ideoloji mumkun degildir

Natürelist
22-04-2013, 12:06
Sevgili naturalist, ben en eski galaksi derken google dan baktmıştım, 2012 yılında en eski gözlemlenen galaksi olarak 380milyon yıl diyordu. Sayfanın yalancısıyım :)

http://news.nationalgeographic.com/news/2012/121214-hubble-oldest-galaxy-discovered-space-science/

Big bang i çok anladığımı söyleyemem, 30 yılını bu konu üzerinde çalışıp evet mantıklı diyenleri, evrenin şekli hakkında yorum yapanları ve bunu neden böyle kabul ettiklerini sorgulamak lazım. Uzay ve şekli ile ilgili modern fikirler saolsun einsteinden gelme. Göreleliği kanıtladığımıza göre teorilerin bazılarının doğru olma ihtimali var mıdır? Yani ben sadece üni fizik bilgim ve sonrasında biraz araştırmam kadarı ile biliyorum. Birçok yabancı sitede okuduklarım sadece hmm iyi güzel açıklıyorsunuz, bir çok bilimadamı da aynı şeyi söylüyor ise heralde doğrudur diyebilecek kapasitedeyim sadece. Ne de onların ulaşabileceği verilere sahibim. O yüzden sanırsam eğer bizi kandırıyorlar ise amaçları ne demek lazım.

Eğer nerdeyse büyük bir kısmı ateist olan bu bilimadamlarının neden big bang i kanıtlamak istediklerini sorgularsak, önümüzdeki seçenekler nedir? Ben şu an için aklıma gelenleri sayarsam, Akademileri yöneten başka bir güç var ve başka mantıklı teorilerin oluşturulmasını engelliyor (araştırmalarıma göre artık plazma evrene son 10 yılda hiç değinilmiyor yeni bilgiler eşliğinde, tabi gerçekten plazma evren içi yeterince dolu olmayan bir teori mi yoksa fizikçiler gerçekleri gizliyor mu?) Yada big bang e o kadar emek harcanmış ki kopmaktan, yanlış olabileceğini düşünmekten korkuyorlar. Ya da gerçekten veriler doğru, ışığı yeterince uzun süre toplayabilirseniz ve gerekli hesaplamar ile matematiğe uyuyorsanız sonuç big bange gidiyor. Misal big bangin yankılarından bahsederler, tv/radyodaki statik için big bang in kalıntıları (kozmik arkaplan ışıması) derler. Ben şimdi ne bileyim öyle mi değil mi!

Ben gerçekten bu işin derinlemesine araştırabilecek, misal NASA da çalışan bir türk var ise keşke onunla konuşabilseydim de dersimiz kozmoloji 1.a diye anlatmaya başlasaydı.

Eğer big bange inanıyor ve merak ediyorsanız, youtube da güzel videolar var şeklini, uzay-zaman düzlemini, galaksilerin düzlem üzerindeki yerlerine basit anlatımlar gösterebilecek videolar.

Sevgili Cumayagittimgelicem, hatirlarsaniz eger, bu konuyu bu baslik da http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?t=29715 diger arkadaslala irdelemistik, unutmadiysaniz eger, ancak cogunlugun demesiyle bu isler olmuyor, cogunluk tanriya inaniyor diye bizim de inanmamiz gerekmez, degilmi?

Bunun böyle olmadigini pek cok ünlü bilim insanlari da söylüyor, isterseniz yine bu linki vereyim yeniden ; http://cosmologystatement.org/

Sayin Shibumi'nin, "ahkam kesme" lafina üzülmedim dersem yalan olur, her kime demisse desin, ben biraz daha ahkam kesmeye devam edeyim....

Big Bang her seyin babasidir, malzeme olarak ister bu karmasik organik veya inorganik olsun tüm maddeyi büyük patlama ile baslatmistir? Bu gercekten de önümüze sunuldugu gibi böylemi dir? yukarda da belirttigim gibi buna hayir diyenler de var!....

Hiclik. Hicbir hayat yok. Mekan yok. Hicbir zaman "zaman" yok. Hicbir genisleme. Hicbir icerik. Yükseklik, uzunluk, genislik ve hacim varolmayan. Hicbir zaman "zamanin" akisi yok.

Ve nasil oluyorsa bu hicbir sey den, sadece sonsuz kücük, sonsuz yogunlukta, sonsuz sicaklikta"ilkel atom" dedikleri bir nokta dan patlayarak "hiclik" deki boslugu parcaciklar ile doldurarak, herseyin baslangicini baslatiyor?


Bu genc evrenimizin öncesinde herhnagi isik fotonlari, ugultusu ve ana evren de yoktu. Ve sahneye birileri cikip dügmeye basarak bu "hiclik"ten "ilkel atom" ile kurtariyor? ve her kim ise veya yönetmen ise bu tiyatroyu hazirlayarak muhtesem bir oyun sergilemis? ki bunlar yaratiliscilarin, sahneye insa edilmis yönetmenin tanri dir diye yerlestirdikleri bir tez dir.


Bu tür ilk hareketi 13,7 yil önce bir koltuga yayilip live seyredemilmemiz icin bir firsatimiz olsaydi, bes duyu algilarimiz ile gözlemlerimizde bayagi zorlanacaktik, yani gözümüzü acip kapayana kadar planck-zeit (zaman) dedikleri kismi gözlemleyemecektik!

Bu denli ekstrem kisa bir zaman diliminde gerceklesen 10 43 saniyelik bir sinir dir, yani fiziksel ölcü birimi. Örnek verecek olursam bu planck-länge (uzunlugu) planck-zeit (zaman) suna benzetebiliriz gözlemlenebilir evren= 10 26 metre, samanyolu galaksimiz= 10 21 metre, günes sistemimiz= 10 13 metre, dünyamiz= 10 7 metre, karinca= 10 -2 metre, atom= 10 -10 metre

Patlama dan hemen sonra olusan bu alan, yani o kadar kücük ki, atomlar dan milyonlarca kez daha kücük, ve en kisa zamanda ölcülebilir birim araligidir, diger bir deyisle; "zaman" büyük patlama ile birlikte baslamamis bunun patlama dan hemen 0,00000000000000000000000000000000000000000001 saniye "sonra" zaman baslamistir.

Yani anlayacagimiz gibi zaman cizelgesinin ardindan, bing-bang "tekillik" den ayrilip veda etmesi icin "zaman'in" baslatilmasina "zaman'in" pek fazla zamani oldmadigini görüyoruz.

Ilk millisaniye de sicaklik 100.000.000.000.000.000.000.000.000.000.000 derece olan bu kosullar, "tekillik"den gelen büyük patlama icin de gecerlidir.

Sonunda bing-bang bir seyirci, bir prova olmadan, bir alkis almadan, oditoryuma gerek duymadan, hicbir sanat uzmalarininca elestirilmesi olmadan ve hicbir tarihci tarafindan kayit edilmesi olmadan, tamamen sessiz sedasiz isigi henüz dünyaya gözlerini acmamis, ve actiginda ise evrenimizi olusturmak icin ve bugün ki formuna sokulmasina kadar aradan 13.7 milyar yil gecmis? ve bize bu isik henüz yeni ulasarak böylelikle de evrenin yasini belirlemis oluyoruz, bilindigi gibi evrenin yasi hesaplamasindaki nesneler süper novalar örnek alinir.

Ancak bu arada da unutmamak gerekirse samanyolu galaksimiz de 13 milyar küsür yasinda dir, bunlar tamamen birbiri ile catisir 13 milyar buradadiysak eger, bu isik bize coktan varmis olacakti, basit bir örnek verecek olursam; günesin konumunu biliyoruz ve bize yaklasik 150 milyon km uzakliktadir, biliyoruz ki su an günes ve dünyanin ayni anda var oldugunu, ve sabahin erken saatlerinde ufukta günesin dogdugunu görüyoruz, ancak bunu 8 dakika civarinda gecikmeli olarak görüyoruz, cünkü günes coktandir bu mevki de bulunuyor ve isigi da bize ulasana kadar aradan 8 dakika geciyor, oysa galaksilerin günes gibi dogup batmazlar, yani biz bu cisimlerin isigini günesin ki gibi dünyamizin bir konumda bulundugu gibi sözkonusu büyük patlama ile sanki ayni anda bulunan galaksimizin izlemini veriyor, ki cikan bir nesneden isigi bize ulasana kadar aradan 13,7 milyar yil geciyor, dolayisiyla bu birbirleri ile de uyusmuyor, neden uyusmuyor? galaksimiz ile büyük patlama hemen hemen ayni yas da oldugu icin. Bu neye benzer? 700 milyonluk isik yili bir mesafeye benzer, tabii ki bunun da böyle olamayacagi gibi ancak sacmalik olur.

Devam edelim; tarifsiz ölcülenemez kücücük bu noktaya sıkisip "tekillik"deki bu akil almaz yüksek enerji yogunlugu ve sicaklik disinda baska, ve evrenin disinda/icinde (her neresi oluyorsa?) gibi bir yerde bulunan, metafizik ve fizik arasinda gömülü durarak kalbi atmaya baslamistir. Yani kisacasi bu.

****

Bizim evren büyük bir patlama ile basladı. Pekii Ama bu olayin tüm varolusun baslangici'da mi sayilir? Bence hayir.

Su andaki elimizdeki mevcut "teori big bang"in,

"Einstein'in genel görelilik teorisi bizim evreni cok iyi tarif eder ama, ancak yogunlugun arttigi bir noktaya kadar yani patlamadan sonra 380 bin yil, bundan sonra basit denklemler artık gecerliligini kaybeder".

Kimi astronomlar bu noktadan henüz Einstein'a mevcut olmayan kuantum fizigini bir arac olarak kullanilmasini öneriyor ve yine yetersiz kaliyor.

Evrenin baslangici big bang'dir ve buna basvurmak da gercekten gecerli bir deyim degildir, sonucta fizikte sadece gözlemsel tespit gecerlidir. Yalniz bir teori ile gerceklik hakkinda yeterli bir aciklama getirilemez. Cünkü buna kendileri de garanti vermiyor, yani bir olasilik.

Su an icin bazi modellerle ayrintili olarak büyük patlamadan (varsa tabii) önce evren neye benziyordu? ve nasıl olabilecegini hakkinda teorik aciklama yapmak bile yeterince dogru degildir, ve henüz daha ne oldu ki, bence daha saglam teoriler ile yada deneysel gözlemler yüzyillari hatta binlerce yillari alabilir, belki de hic ulasamayiz, ne bileyim belkide bir gün bu mümkün olacak ve daha sonra kanitlanabilinir.

Zaten teori'nin ileri sürdügü denklemler bir noktadan sonra gecerliligini kaybediyor ve kilitleniyor. Patlamadan 380 bin yil öncesini bu denklemler ile aciklanamiyor, kaldiki patlamadan önce ne vardi?

Maalesef bilim dünyasinda big bang teorisi ile bugünün astronomik gözlemlerin cogunlugu icin uygun bir aciklama bulunamadigi bilinmektedir.

Böyle itirazlar, ne yazikki genel bilimsel kurumlar tarafindan bastirilir, göz ardı edilir, kabul edilmez. Kismen komplo olarak, bilime karsiymis gibi bir tavir takinarak bilime karsiymis gibi kampanya olarak gösterilmeye calisilir ve tartisma disi birakilir, iste bilimin duraklama noktasi burasidir. Cogu kisiler imam maasli gibi, bindigi dali hic keserler mi? dolayisiyla bu kurumlar hala dini dogmalar dan arinamamistirlar, sorun da iste burasi, neden bilim su an icin durakladigi, umarim bu fazla da uzun sürmez.

Bu konu da yazdigimi bir kere daha burada belirtmenin yarari olacagini düsünüyorum;

Sevgili xcan bak simdi seni tanidim tanimaz olurmuyum hic.

Sevgili sparta, sevgili xcan,

Basligi acarken ilk basta bing bang hikayesine iliskin, ironik sekilde ....."Bir gün bu Bing Bang'i de yakalayacaklar....:)"...... diye takildim, bende tabii ki bunu bir haber olarak buraya astim, ancak benim bu büyük patlama teorisini savundugum yani yok, tartisilir o baska. Simdi Big Bang teorisi ile bugünün astronomik gözlemlerin cogunlugu icin uygun bir aciklama bulunamadigi bilinmektedir. Böyle itirazlar, genel bilimsel kurumlar tarafindan bastirilir, göz ardı edilir, kabul edilmez. Kismen komplo olarak, bilime karsiymis gibi bir kampanya olarak gösterilmeye calisilir ve tartisma disi birakilir.

Big Bang hipotezi evreni sinirlar,
Evrenin baslangici sirasinda büyük bir patlama ile baslangici varsayilir, ve genisleme hizinin sonlu olmasidir .Evrenin bir dis siniri olması gerekir. Yani ne olursa olsun sinirin arkasinda madde bulunmamaktadir. Bu tür dis sinir simdiye kadar tespit edilememistir, ve böyle bir seyin de olamayacagindan da emin olabiliriz.

Big Bang teorisinin temel varsayimı, evrenin "sonlu” bir zaman önce oldugu ve "düsünülemez yogunluk asamasinda ki bir noktadan baslayarak ciktigi fikrini astronomlar, astrofizikciler ve kozmologlar tarafindan ortaya atilmis bir fikir degildir, bunun yaratilis hikayesinin Katolik doktrini ile bilimin uzlastirilmasi edilebilir bir teori olusturmak icin bu fikri Belcikali Abbé Georges Edouard Lemaitre, katolik kilisesi bir adam tarafindan ortaya atmistir. Teorisini “ilkel atom” (kozmik yumurta) dan evrenin bir zamanlar bir atomun icine sikismis oldugu ve bu ilkel atom’un patlamasiyla bugün’kü evreni meydana getirdigini ileri sürmüstür. Lemaitre big bang teorisine bilimsel veriler ile yaratilis “katolik doktrini uyumluluk sorunu’nu kapsamlı ele alarak” 1927 yilinda evrenin genislemesi icin fikirlerini yazmaya baslayarak 1929 yilinda da kitabini yayina sunmustur. Bu düsünceler ruhban sinifi’nin yaratilis hikayesine acikca uyarlanarak hazirlanmistir, ve belirginligi de cok acik!.

Bilim adamlari arasinda ilk bu fikri kabül görülmemisti ve bazen kimilerince Lemaitre alay edilmisti ve temel fikirleri bugün, bütün kozmoloji'ye hakim ve bu fikir de büyük ölcüde ruhban sinifindan kaynaklanarak bilimin üzerine oturtulmus bir tez dir.

Papalik bilimler akademisi kasim 1951 yilinda bir toplantida Lemaitre teorisinin onaylayarak Big Bang'in "modern bilim" sonuclari ile ilahi yaratilis dünyasinin tanimlanabilir baslangicin oldugunu, ve on ikinci papazi Pius tarafindan kilise doktrinine uygun sekilde bir araya getirilmistir.

Big bang tekilligi;
bu temel düsüncenin sonuclari, bilimin giderek big bang tekilligin icinde tanitildi.
Evrenin baslangic ​​noktasi bilimsel cok tartismali bir konudur, bu kabul edilemez ve akla aykiri oldugu gibi, bir noktayi kabul ederek ve burada güya doga kanunlarinin ve uzay-zaman gecersizligi hakim mis? Bu nedenle örnegin sözde ilk planck döneminden sonra olmasi gereken maddenin durumu tarif edilemiyor. Big Bang hipotezini korumak amaciyla ortaya evrenin baslangicina tekillik verilerek bir icerik vermek gerekiyorsa, bu da varsayimlardir ve simdiye kadar ne kanitlanmistir ne de gözlemlenmistir, laboratuar simülasyonları kullanilarak olsa bile.

Big Bang teorisi ile izah edilemez hareket eden gök cismi evrende bulunmustur.

Örnegin, Andromeda galaksisi bizden 2,5 milyon isik yili uzaklikta su anki hizi samanyolu galaksimiz karsisinda radyal -114 km/s bir hiza sahiptir, bu astronomik ölcümleri ile de tespit edilmistir. Eksi isareti, galaksi bize dogru hareket ettigini söyler ve galaksinin bir kac milyar yil icinde Samanyolu galaksisine ulasarak birbirlerine gececek. Bu, büyük patlama teorisinin aciklayamadigi olmasidir?! Evrenin genislemesi nedeniyle tüm galaksilerin de birbirlerinden uzaklasmasi gerekir ve su anda sordugunuz soruya ne yanit versem yanlis olur.

Bir baska örnek;
1980 yilinda kesfedilen Basak takimyildizi, icinde de bulundugu samanyolu galaksimiz gökada kümelerine saniyede 444 km/ hizla yaklasmaktadir, Nasanin bilimadamı George Smoot'un dediği gibi: "capi 2 milyar isik yili! ve bu küme, büyük patlama ile maddeyi evrene düzenli bir sekilde yayilacagi düsünülemez"

Evrende rotasyona tabi olmayan herhangi bir nesne yoktur, eger büyük patlama teorisinden gidecek olursak, yön olarak, sadece radyal kuvvetlerin bulunmasi gerekir, ama maalesef buna dair hic bir kanit yok?! Tüm evren rotasyon halinde olamazmi? bence bu mümkündür.

Iyi forumlar....



Evrenin genisleme iddiasi dedikleri " doppler etkisi kirmiziya kaymasi"na dayandiriliyor.

Ancak bilindigi gibi bir kere isik evrende kütlecekime maruz kaldiginda bükülür, bazi ortamlarda yavaslar, bir de su sacmalik vardir; sanki Edwin Hubble söylemis gibi üstüne atilmaktadir, Hubble kirmiziya kayma ile evrenin genisledigini bununla kanitladigini hic bir zaman iddia etmemistir, bu sonradan uydurulmus bir hipotez dir. Doppler etkisi kirmiziya kaymasi icin mümkün olan tek aciklamasini bu sonuca, diger arastirmacilar tarafindan evrenin genisledigi fikrini dogurmustur, daha fotonlar hakkinda sirlari henüz cözmüs degiliz, bir seyi cözmeden digerinin üstüne insa edilmesi, temeli bozuk olan bir eve benzer, ve bu bir süre sonrada cöker,

Tabii ki Elektromanyetik spektrumun kirmizaya kaymasinda ki enerji kaybini, alternatif olarak göz önün de bulundurursak eger, bu nedenle oldukca farkli aciklamalar olacagi gibi diger sonuclara varmak da mümkündür, dedigim gibi ilk önce fotonlari cözmemiz gerekir, ve ayrica bir isigin dual tabiatiyla (dalga ve parcacik) ilgili su an bilim'deki son durum, mevcut birlestirici hicbir aciklama yoktur! tamamen kuruntular ile yetinilmektedir, özetle kisacasi bilim insanlari hala isigin dogasi hakkinda cok az sey biliyoruz, sanirim bunu da bir gün cözerler, o zaman anlariz evrenin genisleyip genislemedigini.



1- planck-zeit dedikleri yer bugün ki fizik denklemleri ile aciklanamiyor!
2- tekillik de yine aynisi!
3 bu her ikisi kabul edildiginde, evrenin bir dis siniri olmalidir, ve bununda aciklanamayacagi gibi, bu bir tez den fazla ötesine gidemeyerek ne kadar dayanaksiz kaldigini görüyoruz. Evet bir zamanlar bende allah'a inaniyordum, ancak düsündükce okudukca bunlarin birer insan yazmasini görebiliyoruz, tipki simdi de bing-bang masalinda oldugu gibi, bunlarin da farkina varmaliyiz, iste bazilarimiz icin de sorun burasi.

Yoktan hiclikten evrenin yaratilması dolayisiyla bilimsel bir yöntem olmaktan cok uzak bir varsayimdir, ve tutanaksizdir, inananlar varsa buyursun devam etsinler....

Not; sevgili Cumayagittimgelicem, ben sizin gibi üni'ye gitmedim, hayat sartlarimiz buna imkan vermedi, ancak 33 yil bir süre ile bu konularda pek cok cesitli farkli görüsleri olan ve ünlüsüyle olsun olmasin, kitaplar makaleler ile hasir-nesir olduk, ve pek saglam bildigimi de iddia etmiyorum, elimden geldigi kadar anlamaya calisiyorum, ögrenecegimiz pek cok sey vardir tabii ki, ancak sürekli arastiririm, su geceleyin kafamizi kaldirip gök yüzüne bakmamiz ve fikir yürütmemiz bile yeterli....

Iyi forumlar...

Khaos
22-04-2013, 13:32
sayın shibumi ahkam kesme lafıyla sanırım sadece naturalisti değil beni de kastetmeyi denedi.

şimdi ağzının payını verelim de fazla zırıltı yapmamayı öğrensin.felsefeye ahkam kesme diyerek, bilim denen puta secde edenler matematik ve kozmoloji öğrenmemiz gerektiğini iddia etmiş.

ben geri kalan ömrümü adasam, ptolemeus kadar matematik ve kozmooji öğrenemem.

ama ptolemeus evreni dünyadan ibaret zannediyordu.
bu düşünce sorgulanabilir değildi.
mutlak gerçek ve DOGMA idi.
zaten bilim dogmadır.felsefe ise şüpheyi bilime öğretir ve özgürleştirir.

dinler hakkında söylenir ya, bir devrin dini bir sonraki dönemin edebi eğlencisidir diye,
bu söz bilim için de geçerlidir.

evrenin tuhaf bir huyu vardır.kendisine büyüklük/sınır koymaya kalkanları hep rezil etmiştir.

evrenin büyüklüğü üzerine konuşup da rezil olmamış, bir tane kozmolog yoktur.
gökadaların bile varlığını kozmologlar değil, Kant gibi idealist bir filozof ÖNGÖRMÜŞTÜR:

tıpkı Kuhn'un deşifre ettiği gibi, bilimsel devrimlerin tarihi böyledir.
bilimin dogmaları/paradigmaları gün gelir bir devrimle yıkılır.

ve bu devrimlerin en rezil edici olanları da genelde evrene büyüklük tayin eden kozmologlara dairdir.

bugün evrenin büyüklüğü için şöyle bir benzetme yapılıyor.
dünya ile evren arasındaki oran; dünyadaki tüm kumsallar içinde bir kum taneciğinin oranı gibidir.

2000 yılda geldiğimiz bu nokta ile bay hawking övünüyor.

bir ikibin yıl daha sürmeyeceğinden gayet emin olduğum ise, bugün gözlemleyebildiğimiz evrenin, yüzyıl sonra gözlemyeceğimiz evren yanında bir kum tanesi büyüklüğüne sahip olacağına dair öngörümdür.

böyle bir öngörüde bulunma hakkını kozmolojinin tarihinden alıyorum.

o zaman; bugün ayet hükmünde olan bing bang teorisi çok önemli bir şeyini kaybedecek.bekaretini kastetmiyorum elbetteki...

evrenselliğini kaybedecek.
çünkü bing bag bugün gözlemlenen evrene dair bir paradigmadır.güçlü ihtimal evren bugün gözlemleyebildiğimizden çok ama çok daha büyüktür.
üstelik bu büyüklük salt kütlesel olmayacaktır.

13,5 milyar yıl denen ve zamanın tarihi diye utanmazca tanımlanmaya kalkılan sürenin evren için belkide kısacık bir andan ibaret olduğuda ortaya çıkacaktır.

bay havking gibi evrene büyüklük biçmeye kalkanları rezil etmek, evrenin zaten alışkanlığıdır.bunun için benim ne matematik ne de kozmoloji öğrenmeme gerek yok.
biraz felsefe çok daha fazlasını veriyor.

çünkü felsefe hep şüpheci ve özgürlükçü olagelmiştir.

yapısal nedenlerle en az din kadar dogmatik olan bilime ayar vermek de felsefenin geleneğidir.

ptoleme, evreni dünyadan ibaret zannederken, aristo yüzlerce daha dünya olduğunu bir kozmolog olaak değil felsefeci olarak öne sürüyordu.

ta ki kopernik devrimine kadar bu zırva ile kimse mücadele edemedi. tıpkı hawkingin dediği gibi, matematikle kimse başa çıkamaz.

hayır dostlar, matematik sadece bir soyutlamadır.
evren ise soyutlamaların arkasına sığınıp kendine sınır biçenlere her defasında sanılandan çok daha büyük olduğunu göstermektedir.

gözlemleyebildiğimiz evrenin, evrenin küçücük bir bölümü olduğu ortya çıktığında; bu gün matematik ve kozmoloji bilmeden nasıl ptolemenin evren algısına zırva diyebiliyorsam,
evrenselliğini kaybetmiş ve yerelleşmiş, üstelik zaman üzerine konuşulamayacağını burnu sürtülerek öğrenmiş modern safsatalara da zırva deme hakkını edinmiş olacağım.

gözlemlenen evren içinde bir süpernova patlaması ne ise, hayalimdeki sonsuz büyük evren için hawkinkin büyük patlaması sadece o kadardır.
evrenin yerel bir bölgesine ve küçük bir anına dair bir patlama.

evren, hareket, zaman; felsefi yetersizliği nedeniyle,hawking gibi bir dehanın bile aklını aşabiliyorsa, bırakalım da bay shibu mi kendi dogmaları içinde debelenip dursun ve felsefeyi ahkam kesmek zannetsin.

ama unutmasın ki, bilimsel teorilerin niteliklerinden biri ve belki en önemlisi olan yanlışlanabilirlik ilkesi bir felsefeci tarafından üretilmiş ve bilim dünyasına ''seve seve'' kabul ettirilmiştir.

bugunun hakim paradigmasını yıkacak olan sadece gözlem yapabilme teknolojimizin gelişmesidir. benim matematik ya da kozmoloji bilmem değil.o zaman evren bir tokatta hawking gibileri rezil eder, benim gibi sıradan bir adamın kısıtlı aklıyla felsefeden güç alarak ürettiği öngörüleri haklı çıkarır.tıpkı Kantı haklı çıkardığı gibi.
felsefe özgürlük, bilim ise dogmadır...

yukarda naturalist, teoriye bilimsel eleştirler getirmiş. aynı şeyleri tekrar emek yerine, her dönemin insanının evrenin büyüklüğüne dair olan tespitlerinin her defasında yanlış çıktığını göstermeyi daha uygun buldum.
umarım anlaşılmıştır.

Olimpiyat
22-04-2013, 17:54
Sayın Khaos
Şunu unutmayın. Matematik ve kozmoloji sayesinde felsefe yapabiliyorsunuz.
Yani bugün evren hakkında bildiklerimiz matematiksel ve fiziksel kanıtlarla ya da argümanlarla oluşuyor. Felsefe ise, bunun üzerine yapılıyor.


Felsefeyi küçümsemiyorum. Hatta tam tersine, büyük matematikçiler ve fizikçilerin aslında üsrettikleri bilimsel kanıtlara, felsefe ile ulaştıklarını düşünüyorum (Nihai noktada, felsefeyi kullandıklarını düşünüyorum)

antilop
22-04-2013, 22:42
oh ne güzel bilim ve felsefe birbiri ile kapışıyor.
bilim olmadan felsefe
felsefe olmadan bilim
demek ki olabiliyor.

bilim olmadan felsefe muhammedin düz dünyasına ulaşır sa eğer
daha doğru bir yere varılır sanırsam


hawking muhammedin düz dünyasından daha büyük bir evren çizdiği içinmi yargılanıyor.
daha dünyanın dışında bir yaşamın var olamayacağını kabullenen ve kabullenişle insanların beyinlerini 1 cm kare ye sığdıranlarla mı kıyaslanıyor pek anlayamadım ama
naturalistin söyledikleride chaosun söyledikleri de doğru olmakla beraber neye göre doğru


felsefecinin haklı çıkması bile bilimle ispatlanmıyormu

bu ispatın dillendirilmesine de felsefe denmiyormu

Khaos
23-04-2013, 00:23
biraz dikkatli okumayı becerirseniz, bilimsel bir dogma/paradigma döneminin, felsefe ile değil yine bilimle yıkılacağı anafikri etrafında yazılmış bir yazıyı, bilimle felsefeyi birbiryle tokuşturmakla suçluyorsunuz.

önce kimin hangi ithamına karşı, dolayısıyla hangi bağlamda yazıldığına bakmanız gerekir.


sanırım onca şeyi boşa yazmışım ki, hiç anlaşılmamış.


dün evreni dünyadan ibaret zannedenlerden hiç farkınız yok diyorum kısacası.


evet dünya evrende bir kum tanesidir diyorsunuz.
böylece evreni dünyadan ibaret görenlere göre epeyce mesafe katettiğinizi zanediyorsunuz.


ama sizde evreni gözlemleyebildiğinizden ibaret görmekle, dün evreni dünyadan ibaret gören ptolemeus ile aynılaşıyorsunuz.


ve ben size diyorum ki, nasıl bugün dünya evrende bir kum tanesi ise, yarın şu an büyüklüğünü hesapladığınız evren bir kum tanesi konumunda kalacak.


bir tür zeitgeist tadında; her devrin insanı kendi bilgisini MUTLAK zannedegelmiştir.


bu mutlaklığı sorgulayana git matematik ve kozmoloji öğren demek terbiyesizliktir.
zaten matematik formel bir disiplin olarak hala daha felsefeye aittir.
yoksa siz matematiğin bilim olduğunu mu zannediyorsunuz.


kozmolojiye gelince, ptolemeus kadar kozmoloji öğrenmeye bile kalan ömrüm yetmez.
o nedenle hiç niyetim yok.
ama bildiği kozmoloji onu yanılsamadan kurtaramadı.


her çağın kendi yanılsaması var.
her defasında evren sanılandan çok daha büyük çıktı.


yine öyle olacağına dair öngörümü felsefi olarak temellendirmeye çalıştım.
iyi de felsefi temellendirme derken; bunun yöntemini, gözlem teknolojimizin gelişmesine bağladım.


hangi hakla beni bilim ve felsefeyi ayrıştırmakla suçlayabiliyorsunuz.
tam tersini yapıyorum.


bilimi içinde kilitlendiği dogmayı sorgulamaya davet ediyorum.
felsefenin görevi bu değil mi.


kozmoloji tarihinin bir dogmalar tarihi olduğunu, her defasında bir devrimle yıkıldığını hatırlatıyorum.


bing bang denen dogmanın da sonu bundan farklı olmayacak.
evreni dünyadan ibaret zannedenlerin gülünçlüğüne onlarda düşecekler.

evrensel-insan
23-04-2013, 01:05
Evreni metafizik yani varliksal bir temele oturtmanin ve zamani bu temelin baslangici kilmanin, en buyuk sorunu; evreni de bunyesindeki fenomenlrr gibi bir icerik/parca olarak degerlendirmekten gecer.
MEkan olmadan ne bir parca ne de bir zaman olmasi mumkun degildir.

Eger big bang'in evren mekanindaki bir maddesel olusumun temeli olarak ele alirsak; o zaman evren mekanina baska bir ad bulmamiz gerekir.

Iste bu temelde evren bilinen en genis mekan olarak bir butun ve kaptir, parca ya da icerik degil.

Bu da evreni mekan olarak perpetual, yani daimi kilar.

Big bangi evrenin kendisi ile ilgili bir baslangici v.s. olarak almak; metafizik akilciliktan baska bir sey degildir. Cunku bu akilciligin uzantisi evreni parca yapar ve en azindan big bangin olusabilmesi icin gereken mekani baska bir evren olarak degerlendirir.

Iste buradan da sanki evrenin boyutlari ortaya konabilmis gibi, baska evrenlere paralel evrenlere akil kayar gider.

Sorun da iste boyle bilimin bilimselligini epistemoloji yerine metafizigin varliksal/ontolojik tabanlarinda aramaktan kaynaklanir.

Cunku ayni hata, sanki bilimin bilimsel olarak evrenin ne oldugu ile ilgili bilgi verdigini sanir.

Bilim bilimsel olarak evrenin kendisini v.s. degil; sadece gozlemini ortaya koyar. Iste o yuzden de olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlik ustune isler. Halbuki varliksal/ontolojik ideolojilerde varligin ne oldugunun ustelik gozlem vermeyen, tekligi ilkligi mutlakligi akilciligi vardir.

Isin ilginci, materyalizm ile idealizm ayni tek ilk ve mutlak akilciligindan yola cikar ve biri fenomeni numenlestirirken, digeri maddeye indirger.

antilop
23-04-2013, 01:17
Isin ilginci, materyalizm ile idealizm ayni tek ilk ve mutlak akilciligindan yola cikar ve biri fenomeni numenlestirirken, digeri maddeye indirger.

tespitler .....
okey..........
çözümler ?
üçüncü yol ?
mteryalizm maddeyi temel alır
idealizm gözlem yada düşünceyi

aynı mutlak akilcilik ki bu zaten idealimz oluyor. sanırsam.

evet

izlenmesi gereken yol nedir
öneriniz nedir

Khaos
23-04-2013, 01:28
bir önerisi yok.olamaz da.
çünkü felsefesi ontolojik olanla epistemolojik olanı hiç bir haklı gerekçeye dayanmadan ayrıştırmaktan ibaret.


maddenin kendini ortaya koyma niteliğini yoksaymak ve insan eliyle ortaya konulan bilgiyi maddenin kendini ortaya koyma niteliğinden bağımsızlaştırıp salt insana ait kılmak.


bir çeşit epistomolojik idealizm.

evrensel-insan
23-04-2013, 02:03
tespitler .....
okey..........
çözümler ?
üçüncü yol ?
mteryalizm maddeyi temel alır
idealizm gözlem yada düşünceyi

aynı mutlak akilcilik ki bu zaten idealimz oluyor. sanırsam.

evet

izlenmesi gereken yol nedir
öneriniz nedir

Oneri cok basit bilim ve bilimselliginin her turlu temeli felsefe olarak bilgi yani epistemolojidir.

Cunku bilim, bilimsel olarak;

Fenomeni degil, gozlemini ortaya koyar.

Bilimsel olarak ilklik, teklik, mutlak v.s. gozlem vermez.

Bilimsel olarak mutlak ta suphe de yoktur, olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlik soz konusudur.

Fenomenin ne oldugunun ilklik teklik ve mutlak olarak her turlu tartismasi, metafizigin ontolojik ve varliksal tartismasidir ve bilim ile de bilimsellik ile de ilgisi yoktur.

Cozum klasik metafizik temelli bilime felsefe katmaktan vaz gecip; felsefeyi bilime bilimsel olarak yardimci kilmaktir.

Felsefi bilim degil; bilimsel felsefeyi ogrenmek bilmek ve algilamaktir.

antilop
23-04-2013, 02:10
Felsefi bilim degil; bilimsel felsefeyi ogrenmek bilmek ve algilamaktir. derken;

yani diyalektik materyalizm diyorsunuz, mu?

Diyalektik materyalizm (diğer adları: eytişimsel maddecilik, eytişimsel özdekçilik). Marksist felsefenin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Marksizm) adlandırılma biçimi ya da Marksizmin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Marksizm) felsefi öğretisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefi_%C3%B6%C4%9Freti).
Marx (http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx)'ın ve Engels (http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_Engels)'in öncülük ettiği, ancak Marx'tan çok -sistematik bir felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) olarak- Engels'te açılımları bulunabilecek felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) akımı. Engels, Marx daha hayattayken sözkonusu kuramı şekillendirmeye başlamıştır ve Marx'ın bunlara yönelik bilinen itirazlari yoktur. Bununla birlikte, Marx kendi felsefi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefi) çalışmalarını bu şekilde adlandırmaya ve kategorize etmeye çok eğilim göstermemiştir.
Marx, Diyalektik yöntemin üstünlüğünü ve Hegel'de "idealist bir kabuk" içinde saklı ve "başaşağı çevrilmiş" olarak bulunan diyalektiğin rasyonel özünü ortaya çıkarabilmek için onu tamamen materyalist temelde yeniden ele almak gerektiğini savunmuştur. Bu anlamda, Marx'ın diyalektik materyalizmden söz ettiği ve onu calışmalarında kullandığı bilinir, ancak sistematize edilmiş bir disiplin ya da yöntem olarak diyalektik materyalizm daha çok Marx'ın ardılları tarafından onun teorik çalışmalarından ve analizlerinden yararlanılarak geliştirilmiştir.

"Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (Das Kapital,Almanca İkinci Baskıya Önsöz)

Diyalektik Materyalizm uzun bir felsefi geleneği, karşıt eğilimleri ve çatışmalarıyla birlikte mas ettiği ve onu aştığı iddiasındadır. Bir yandan Hegel (http://tr.wikipedia.org/wiki/Georg_Wilhelm_Friedrich_Hegel)'den diyalektiği, öte yandan Feuerbach (http://tr.wikipedia.org/wiki/Feuerbach)'tan materyalizmi almıştır. Bunlar belirli bir anlamda işlemlerden geçirilmiş ve birleştirilerek her iki eğilimin kendinde taşıdıkları teorik sorunların bu şekilde aşıldığı ve yepyeni bir felsefi düzleme ulaşıldığı savunulmuştur. Böylece teorik düzlemde, diyalektiğin değişimci teorisi ile materyalizmin maddeci açıklaması birleştirilmek istenmiştir. Buradan da bilginin, düşüncenin, doğanın ve toplumun açıklanmasında başka tür bir teorik modellemeye gidilmiştir. Buna göre sürekli bir değişkenlik içindeki madde bu değişkenliği ile birlikte bilinebilmekte, ve bilgi bu süreçlerin akışı içinde maddi gerçekliğe her gecen gün daha çok yaklaşmaktadır. Dolayısıyla tek ve biricik olan gerçeğin, biricik yöntemi ve teorisi de diyalektik materyalizmdir. Diyalektik materyalizmin bu noktada hem bir yöntem (http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%B6ntem) hem de teori (http://tr.wikipedia.org/wiki/Teori) niteliğini kazanır.






o halde yeni bir soru



öznel materyalizm ne oluyor ve ne zaman çıktı?


yada epistemolojik idelizm nedir?

evrensel-insan
23-04-2013, 02:11
bir önerisi yok.olamaz da.
çünkü felsefesi ontolojik olanla epistemolojik olanı hiç bir haklı gerekçeye dayanmadan ayrıştırmaktan ibaret.

Oneri acik, epistemolojinin yapilandirmaciligidir. Yani temeli bilgidir, varlik degil.


maddenin kendini ortaya koyma niteliğini yoksaymak ve insan eliyle ortaya konulan bilgiyi maddenin kendini ortaya koyma niteliğinden bağımsızlaştırıp salt insana ait kılmak.


bir çeşit epistomolojik idealizm.

Insanoglu maddenin kendisini maddenin kendisi olarak ortaya koyamaz. Sonucta kendi gozlemini algisini ve bilgisini ortayua koyar. Ustelik burada bir bagimsizlastirma da yoktur, sadece bilgi ve varlik algi farkinin ortaya konmasi vardir.

Bilim temel olarak varliga degil, gozleme dayanir.

Varlik tartismasinin ve kisir dongusunun bilimsel hic bir tarafi yoktur. Metafizigin konusudur.

Natüralizm iki farklı felsefî görüşte incelenir:

Yöntemsel natüralizm (veya bilimsel natüralizm) ki bu epistemoloji üzerine yoğunlaşır: "Dünya üzerinde güvenilir bilgiyi edinmenin yöntemleri nelerdir?". Metafizik ve dini inançtan bağımsız, özellikle "bilgi" edinmenin pratik yöntemleriyle ilgili epistemolojik bir bakış açısıdır. Buna göre varsayımların doğal neden ve olaylara göre açıklanıp test edilmesi gerekir.[2] Gözlemlenebilir eylemlerin açıklamaları yalnızca doğal nedenlerle ilişkilendirildikleri sürece pratik ve faydalı olur (mesela "kesin işleyişler" buna örnektir, ama "şüpheli mucizeler" değil). Yöntemsel natüralizm modern bilimin temel prensibidir. Bazı filozoflar bu düşünceyi daha da genişleterek yöntemsel natüralizmin felsefenin de temel prensibi olduğunu söylemişlerdir. Bu bakış açısına göre bilim ve felsefe bir bütündür. W.V. Quine, George Santayana ve diğer bazı filozoflar da bu düşünceyi desteklemişlerdir.

Metafizik natüralizm, (veya ontolojik natüralizm veya felsefik natüralizm) ontoloji üzerine yoğunlaşır: Bu bakış açısı daha çok varoluş ile alakalıdır: var olan nedir ve var olmayan nedir? Natüralizm "tabiat vardır ve bütün temel doğrular tabiatın doğrularıdır."metafiziki pozisyonuna sahiptir.

Bilimsel yöntem, en basit haliyle aşağıdaki şekilde özetlenebilir:
1.Evrendeki bir fenomenin gözlemlenmesi


2.Bu fenomene dair, gözlemler ile tutarlı, ancak kesin olmayan, hipotez adında deneysel bir açıklama getirilmesi
3.Hipotezin tahminlerde bulunmak için kullanılması
4.Tahminlerin deneylerle veya ek gözlemlerle test edilmesi ve sonuçlar ışığında hipotezde gerekli değişikliklerin yapılması
5.(3) ve (4) numaralı adımların hipotez ve deney arasında tutarsızlık kalmayana kadar tekrarlanması

evrensel-insan
23-04-2013, 02:17
Felsefi bilim degil; bilimsel felsefeyi ogrenmek bilmek ve algilamaktir. derken;

yani diyalektik materyalizm diyorsunuz, mu?

Diyalektik materyalizm (diğer adları: eytişimsel maddecilik, eytişimsel özdekçilik). Marksist felsefenin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Marksizm) adlandırılma biçimi ya da Marksizmin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Marksizm) felsefi öğretisi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefi_%C3%B6%C4%9Freti).
Marx (http://tr.wikipedia.org/wiki/Karl_Marx)'ın ve Engels (http://tr.wikipedia.org/wiki/Friedrich_Engels)'in öncülük ettiği, ancak Marx'tan çok -sistematik bir felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) olarak- Engels'te açılımları bulunabilecek felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) akımı. Engels, Marx daha hayattayken sözkonusu kuramı şekillendirmeye başlamıştır ve Marx'ın bunlara yönelik bilinen itirazlari yoktur. Bununla birlikte, Marx kendi felsefi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefi) çalışmalarını bu şekilde adlandırmaya ve kategorize etmeye çok eğilim göstermemiştir.
Marx, Diyalektik yöntemin üstünlüğünü ve Hegel'de "idealist bir kabuk" içinde saklı ve "başaşağı çevrilmiş" olarak bulunan diyalektiğin rasyonel özünü ortaya çıkarabilmek için onu tamamen materyalist temelde yeniden ele almak gerektiğini savunmuştur. Bu anlamda, Marx'ın diyalektik materyalizmden söz ettiği ve onu calışmalarında kullandığı bilinir, ancak sistematize edilmiş bir disiplin ya da yöntem olarak diyalektik materyalizm daha çok Marx'ın ardılları tarafından onun teorik çalışmalarından ve analizlerinden yararlanılarak geliştirilmiştir.

"Benim diyalektik yöntemim, Hegelci yöntemden yalnızca farklı değil, onun tam karşıtıdır da. Hegel için insan beyninin yaşam-süreci, yani düşünme süreci —Hegel bunu "Fikir" ("Idea") adı altında bağımsız bir özneye dönüştürür— gerçek dünyanın yaratıcısı ve mimarı olup, gerçek dünya, yalnızca "Fikir"in dışsal ve görüngüsel (Phenomenal) biçimidir. Benim için ise tersine, fikir, maddi dünyanın insan aklında yansımasından ve düşünce biçimlerine dönüşmesinden başka bir şey değildir." (Das Kapital,Almanca İkinci Baskıya Önsöz)

Diyalektik Materyalizm uzun bir felsefi geleneği, karşıt eğilimleri ve çatışmalarıyla birlikte mas ettiği ve onu aştığı iddiasındadır. Bir yandan Hegel (http://tr.wikipedia.org/wiki/Georg_Wilhelm_Friedrich_Hegel)'den diyalektiği, öte yandan Feuerbach (http://tr.wikipedia.org/wiki/Feuerbach)'tan materyalizmi almıştır. Bunlar belirli bir anlamda işlemlerden geçirilmiş ve birleştirilerek her iki eğilimin kendinde taşıdıkları teorik sorunların bu şekilde aşıldığı ve yepyeni bir felsefi düzleme ulaşıldığı savunulmuştur. Böylece teorik düzlemde, diyalektiğin değişimci teorisi ile materyalizmin maddeci açıklaması birleştirilmek istenmiştir. Buradan da bilginin, düşüncenin, doğanın ve toplumun açıklanmasında başka tür bir teorik modellemeye gidilmiştir. Buna göre sürekli bir değişkenlik içindeki madde bu değişkenliği ile birlikte bilinebilmekte, ve bilgi bu süreçlerin akışı içinde maddi gerçekliğe her gecen gün daha çok yaklaşmaktadır. Dolayısıyla tek ve biricik olan gerçeğin, biricik yöntemi ve teorisi de diyalektik materyalizmdir. Diyalektik materyalizmin bu noktada hem bir yöntem (http://tr.wikipedia.org/wiki/Y%C3%B6ntem) hem de teori (http://tr.wikipedia.org/wiki/Teori) niteliğini kazanır.






o halde yeni bir soru



öznel materyalizm ne oluyor ve ne zaman çıktı?


yada epistemolojik idelizm nedir?

Hayir diyalektik materyalizmi demiyorum. Cunku yapilandirmaci epistemoloji gercekligi ontolojik olarak degil; yapilandirilmis olarak ortaya koyar.

Senin bahsettigin klasik bilimdir. Klasik bilimin tabani metafiziktir, yani varlik. ve 20. yuzyildan beri de bilimin bilimsel tabani varlik/metafizik degildir, epistemoloji yani bilgidir.

"Oznel materyalizm" ile ilgili baslik var.

Epistemolojik idealizm, bilginin metafizik ve inancsal degerlendirilmesidir.

Yapilandirmaci bilgi, ne idealist ne de materyalisttir. Ne indirgemeci ne de deterministtir.

Zaten epistemolojinin teorilerinde materyalizm de idealizm de yoktur. Bunlar metafizigin yani varligin teorileridir.

antilop
23-04-2013, 02:24
Hayir diyalektik materyalizmi demiyorum. Cunku yapilandirmaci epistemoloji gercekligi ontolojik olarak degil; yapilandirilmis olarak ortaya koyar.

Senin bahsettigin klasik bilimdir. Klasik bilimin tabani metafiziktir, yani varlik. ve 20. yuzyildan beri de bilimin bilimsel tabani varlik/metafizik degildir, epistemoloji yani bilgidir.

"Oznel materyalizm" ile ilgili baslik var.

Epistemolojik idealizm, bilginin metafizik ve inancsal degerlendirilmesidir.



Yapilandirmaci bilgi, ne idealist ne de materyalisttir. Ne indirgemeci ne de deterministtir.

Zaten epistemolojinin teorilerinde materyalizm de idealizm de yoktur. Bunlar metafizigin yani varligin teorileridir.






Epistemoloji, bilginin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi) doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) dalıdır. Bilgi felsefesi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi_felsefesi) olarak da adlandırılmaktadır.
İlk çağlarda Thales (http://tr.wikipedia.org/wiki/Thales) gibi filozoflar metafizik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik) ile ilgileniyorlardı. Evrenin salt maddesinin bulunması temel bir amaç olmuştu. Ama bu konularda herkesin vardığı farklı fikirler, fikirler (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fikir) arasındaki çelişkiler filozofların insana, dolayısıyla akıl (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ak%C4%B1l) ve bilgiye yönelmesine yol açtı. Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Böylece bilgi felsefesi doğmuş oldu.
Terimler değişiktir: episteme, bilgi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi) ve gnosis, bilim (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim) ve logos, öğreti (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%96%C4%9Freti&action=edit&redlink=1) kelimelerinden epistemoloji, bilgibilim ve gnoseoloji, bilginin bilgisi terimleri; bilgikuramı (theory of knowledge) anlamında kullanılır, bazen philosophy of knowledge, bilgi felsefesi olur. Bilginin doğasını, kaynaklarını, kökenlerini, değerini araştırır. Bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilgi dalına agnoioloji denir. Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir. Platon (http://tr.wikipedia.org/wiki/Platon)'un bilgi nazariyesinin (kuramının) yetersizliği 1963'de Edmund Gettier (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Edmund_Gettier&action=edit&redlink=1) tarafından kanıtlanmıştır. Aynı dönemde Michel Foucault (http://tr.wikipedia.org/wiki/Michel_Foucault), bilginin kazıbilimini, bilgi ve iktidar biçimlerini araştırmıştır.




çok fazla çelişkili değilmi ?

evrensel-insan
23-04-2013, 02:42
Hayir diyalektik materyalizmi demiyorum. Cunku yapilandirmaci epistemoloji gercekligi ontolojik olarak degil; yapilandirilmis olarak ortaya koyar.

Senin bahsettigin klasik bilimdir. Klasik bilimin tabani metafiziktir, yani varlik. ve 20. yuzyildan beri de bilimin bilimsel tabani varlik/metafizik degildir, epistemoloji yani bilgidir.

"Oznel materyalizm" ile ilgili baslik var.

Epistemolojik idealizm, bilginin metafizik ve inancsal degerlendirilmesidir.



Yapilandirmaci bilgi, ne idealist ne de materyalisttir. Ne indirgemeci ne de deterministtir.

Zaten epistemolojinin teorilerinde materyalizm de idealizm de yoktur. Bunlar metafizigin yani varligin teorileridir.






Epistemoloji, bilginin (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi) doğası, kapsamı ve kaynağı ile ilgilenen felsefe (http://tr.wikipedia.org/wiki/Felsefe) dalıdır. Bilgi felsefesi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi_felsefesi) olarak da adlandırılmaktadır.
İlk çağlarda Thales (http://tr.wikipedia.org/wiki/Thales) gibi filozoflar metafizik (http://tr.wikipedia.org/wiki/Metafizik) ile ilgileniyorlardı. Evrenin salt maddesinin bulunması temel bir amaç olmuştu. Ama bu konularda herkesin vardığı farklı fikirler, fikirler (http://tr.wikipedia.org/wiki/Fikir) arasındaki çelişkiler filozofların insana, dolayısıyla akıl (http://tr.wikipedia.org/wiki/Ak%C4%B1l) ve bilgiye yönelmesine yol açtı. Bu da insanın bilgilerinin doğruluğunun sorgulanmasına neden oldu. Böylece bilgi felsefesi doğmuş oldu.
Terimler değişiktir: episteme, bilgi (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilgi) ve gnosis, bilim (http://tr.wikipedia.org/wiki/Bilim) ve logos, öğreti (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=%C3%96%C4%9Freti&action=edit&redlink=1) kelimelerinden epistemoloji, bilgibilim ve gnoseoloji, bilginin bilgisi terimleri; bilgikuramı (theory of knowledge) anlamında kullanılır, bazen philosophy of knowledge, bilgi felsefesi olur. Bilginin doğasını, kaynaklarını, kökenlerini, değerini araştırır. Bilgisizliğin ne olduğunu araştıran bilgi dalına agnoioloji denir. Bilgisizlik örtüsü kavramıyla cehaletbilimi ilgilenmektedir. Platon (http://tr.wikipedia.org/wiki/Platon)'un bilgi nazariyesinin (kuramının) yetersizliği 1963'de Edmund Gettier (http://tr.wikipedia.org/w/index.php?title=Edmund_Gettier&action=edit&redlink=1) tarafından kanıtlanmıştır. Aynı dönemde Michel Foucault (http://tr.wikipedia.org/wiki/Michel_Foucault), bilginin kazıbilimini, bilgi ve iktidar biçimlerini araştırmıştır.




çok fazla çelişkili değilmi ?

Nedir celiski. Epistemoloji bilgi felsefesidir ve ayni metafizik gibi onun da bir suru teorileri vardir.

Bilginin bilimselligi ise yani bilimsel felsefe ise, bu teorilerden yapilandirmaci epistemolojidir.

Bilgi kisaca gercegin ne oldugunun inanc ile dogrulanmasidir. Bilimsel bilgi ise, farklidir. Sonucta ideolojiler inanclar v.s. hersey bir bilgidir. Yani bilginin niteligi olarak bilimselligi farkli bir konudur.

Natürelist
23-04-2013, 09:14
Benim bu konu da simdi kafam karisti?

Arkadaslar wikipedia ile alinti yaparak birbirinze yanit veriyorsunuz, sanki kendinize ait mis gibi bir izlenim cikiyor?

Bakin ben felsefenin "f"sinden anlamam, yalnizca konuya icinde bir nevi felsefe de olsa, bilimsel yaklasirim, khaos felsefi olarak yaklasmis, ve bu dedikleri ile aramizda hic bir fark yoktur yani, zira ayni seyleri söylüyoruz "evrene bir sinir bicilemez" bicilirse, bu klasik bilim ve metafiziktir, hepsi bu. Kimse burada felsefe ve bilim birbiri ile catisiyor diye yanlis algilamasin... sayin evrensel-insan tabii ki siz de bir iki pasaj haric, dediklerimiz ile ayni seyleri söylüyorsunuz.. yalniz aramizda ince bir farkla. Acikcasi felsefeden anlamadigim icin bu baslik dan ayrilmam gerekecektir...

Iyi forumlar....

Khaos
23-04-2013, 14:12
sayın evrensel

varlık tartışmasını kısırdöngü ilan etmek; bu tartışmada yenilen idealizmin bir numarası gibi geliyor bana.
zaten kant'ın numeni de idealizmin son nefesiydi.
sizin felsefeniz; her nedense bu idealist ayak oyunlarından bir türlü bağımsızlaşamıyor.


insan maddenin/evrenin ''kendisini'' elbette ortaya koyamaz.
''kendisini ortaya koymak'' varolmak ile eşanlamlıdır çünkü.
varolmak evrenin niteliğidir.


ancak insan, varolanın bilgisini ortaya koyabilir.
kant burdan bilginin imkansızlığını türetti,
siz ise varlığın kendini ortaya koyma niteliğinin inkarını türetiyorsunuz.


daha önce tartıştığımız gibi,


eğer evren/madde ; kendi varoluşunu varolmak suretiyle ortaya koymasa,
hangi numenden, hangi fenomenden, hangi epistomolojiden, hangi insanın bilgiyi ortaya koyumundan bahs edilebilinir ki.


aslolan, evrenin kendi varoluşunu ortaya koyma niteliğine zaten sahip oluşudur.
insan tarafından varlık kavramının soyutlanabilmiş olması bile bunun sonucudur.


bilgi ise bundan sonra gelir ve insan eliyle ortaya konur.


ancak neyin bilgisi?
elbette varolanın, yani bu niteliğe sahip olanın , yani varlığını ortaya koymuş olanın.


bir kısır döngü yok.
ontolojide savaş materyalizm tarafından kazanılmıştır.
epistomoloji, ontolojideki savaşı kazanın materyalizmin ilkelerini hayata geçirmekten ibarettir.


çünkü varlık bilinebilir bir şeydir.
çünkü varlık kendisini ortaya koyar.


siz buna fenomen dersiniz yada demezsiniz önemli değil.
önemli olan, evrenin kendini ortaya koymak/varolmak için insana ihtiyacı olamadığıdır.
çünkü bu zaten evrenin niteliklerinden biridir.


üstelik evren insanı da içeren bir kavramdır.
insan denen kavramı evrenden ayrıştırmak/bağımsızlaştırmak da ontoloji ile epitomolojinin birbirinden ayrıştırılıp koparılması gibi imkansızdır.


o nedenle, kant'a kadar (kant dahil) felsefe evreni/varoluşunu açıklayamamış,
açıklayamadığını açıklanamaz/bilinemez ilan etmiştir.
numen diye içeriği belirsiz süslü bir kavramın arkasına saklanarak bunu yapmak, felsefenin edebiyatını yapmaktır.


felsefenin edebiyatı bir tarafa,
felsefe günlük dille yapılabilir, yapılmalıdır da.
o nedenle numeni, fenomeni, ontolojiyi, şunu bunu cümlelerime dahil etmeden şunu söylüyorum.


biz kavramı evrenden soyutlarız.
evren varolma niteliğine sahip olduğu için,
biz varolma kavramını soyutlamayı başardık.


varolana/varoluş ortaya koyana; varlık dedik.
burda kısır döngü yok.
idealizmin iflası var.


sonrada ancak varolanın bilgisi olur ve bu bilgi BİLİNEBİLİR dedik.
ontolojiyle epistomolojiyi ayrıştırmaya gerek kalmadı.


bilen ise, gözlemleyen ve düşünen sonuç olarak varolana dair bilgiyi ortaya koyan insandır dedik.
kim neyin bilgini nasıl ortaya koyuyor sorusunun cevabı budur.


varoluşunu; varolarak ortaya koyan evrenin bilgisini,
o varoluşu gözlemleyen insan ortaya koyar.
açık ki varlık kendini varolmak suretiyle ortaya koymasa bilgisinin ortaya konumundan bahsetmek anlamsızdır.


o nedenle bilim materyalisttir.
çünkü varoluş ortaya koyanın bilgisini ortaya koyar.

evrensel-insan
23-04-2013, 20:10
Benim bu konu da simdi kafam karisti?

Arkadaslar wikipedia ile alinti yaparak birbirinze yanit veriyorsunuz, sanki kendinize ait mis gibi bir izlenim cikiyor?

Bakin ben felsefenin "f"sinden anlamam, yalnizca konuya icinde bir nevi felsefe de olsa, bilimsel yaklasirim, khaos felsefi olarak yaklasmis, ve bu dedikleri ile aramizda hic bir fark yoktur yani, zira ayni seyleri söylüyoruz "evrene bir sinir bicilemez" bicilirse, bu klasik bilim ve metafiziktir, hepsi bu. Kimse burada felsefe ve bilim birbiri ile catisiyor diye yanlis algilamasin... sayin evrensel-insan tabii ki siz de bir iki pasaj haric, dediklerimiz ile ayni seyleri söylüyorsunuz.. yalniz aramizda ince bir farkla. Acikcasi felsefeden anlamadigim icin bu baslik dan ayrilmam gerekecektir...

Iyi forumlar....

Bakin en kisa soylem olarak; bilimin (science) bilimselliginin (scientific) bilissel(cognitive) temeli yapilandirmaci (constructive) epistemoloji (bilgi) dir.

Ingilizcelerini vermemin sebebi, turkce'de kavramlasrin anlam ve icerik karmasasi olmasidir. Verilen ingilizce kelimeler ise orijinal kavramlardir.

Iste bu temelde; Bilimin bilimselliginin bilisselligi- Insanoglu yapilandirilmisi olmasidir. Olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlik olarak bir kesinlik ve suphe icermemesidir.

Bir teorinin bilimsel gecerliligi gozlem vermesi ile mumkundur.

Bu bakis acisi modern bilimin bakis acisidir ve klasik bilim gibi metafizige, varliga, ontolojiye ve bunlarin ne oldugu tartismasina dayanmaz. Bu tartismayi gozlem veren taban olarak alan fenomenin KENDINE DEGIL; gozlemine dayanir.

Bunun da temeli metafizik, varlik, ontoloji degil; epistemoloji yani bilgidir.

evrensel-insan
23-04-2013, 20:57
sayın evrensel

varlık tartışmasını kısırdöngü ilan etmek; bu tartışmada yenilen idealizmin bir numarası gibi geliyor bana.

Bilim bilimsel olarak varligi tartismaz, fenomen olarak gozlem veren taban olarak algiladigi varligin gozlemini ortaya koyar. Fenomen olarak varligin ne oldugu tartismasi metafizigin varliksal ontolojik tartismassidir. Materyalizm de idealizm de pozitivizm de bu alandadir. Bu alan bilimin bilimsel alani degildir. Bilimin alani bilgidir. Bilimsel alani da yapilandirmaci bilgidir. Dolayisiyle bu alana metafizik ve varlik bakis acilari olan materyalizmi ve idealizmi dahil edemezsin. Cunku bunlar bilimi degil; bilimin fenomen olarak aldigi gozlem veren tabanin ne oldugunu tartisirlar.

zaten kant'ın numeni de idealizmin son nefesiydi.
sizin felsefeniz; her nedense bu idealist ayak oyunlarından bir türlü bağımsızlaşamıyor.

Sen benim yazdiklarimi felsefenin metafizigi yani varliksal yapisi degil; bilgisel yapisi olan epistemoloji ile degerlendirebilirsin. Bunun icin de benim bilimin bilimsel olarak ortaya koydugum yapilandirmaci epistemoloji yerine, ancak epistemolojik olarak farkli bir teori ortaya koyabilirsin. Buradan sececegin her hangi bir teorinin de temeli olmasi gerekir. Mesela gercek gibi.




insan maddenin/evrenin ''kendisini'' elbette ortaya koyamaz.
''kendisini ortaya koymak'' varolmak ile eşanlamlıdır çünkü.
varolmak evrenin niteliğidir.


ancak insan, varolanın bilgisini ortaya koyabilir.
kant burdan bilginin imkansızlığını türetti,
siz ise varlığın kendini ortaya koyma niteliğinin inkarını türetiyorsunuz.

Cunku ben metafizik varliksal degil; epistemolojik bilgisel bakiyorum. Benim bakis temelim sokrates oncesine dayanir. Cunku sokrates ve sonrasi akilciligin ve gercegin ne oldugunun metafizigidir. Taki modern bilim anlayisina kadar.


daha önce tartıştığımız gibi,


eğer evren/madde ; kendi varoluşunu varolmak suretiyle ortaya koymasa,
hangi numenden, hangi fenomenden, hangi epistomolojiden, hangi insanın bilgiyi ortaya koyumundan bahs edilebilinir ki.

Evren insanogluna gozlem veren olarak yine insanoglunun algi ve bilgisinde bilinen mekandir. Evreni ne evren ne dunya, ne samanyolu v.s. oertaya koymaz, insanoglu kendi algisi ve kavramsal bilgisi ile ortaya koyar. Ustelik ortaya konan da evren degil; verdigi gozlem ve onun insanoglunca algisi ve kavramsal bilgisidir.


aslolan, evrenin kendi varoluşunu ortaya koyma niteliğine zaten sahip oluşudur.
insan tarafından varlık kavramının soyutlanabilmiş olması bile bunun sonucudur.

Daha once de acikladim. Gozlem veren bir fenomenin ilk insanoglu algisi zaten vardir. Iste bu var algisinin temelindeki onun ustuine verilen ve o var ile ozdeslesen her turlu kavramsal anlam ve icerik bilgidir.


bilgi ise bundan sonra gelir ve insan eliyle ortaya konur.

Bilgi insanogluna gozlem veren fenomenin var algisinin kavram ile ozdeslestirilerek yansitilmasi ve turetilmesidir. Yalniz burada var sadece fenomen temelindedir. Yani onun varliksal metafizik olarak ne oldugu tartismasi degil. Cunku yok varin karsiti degil; varlanmis olanin olumsuz ifadesidir.


ancak neyin bilgisi?
elbette varolanın, yani bu niteliğe sahip olanın , yani varlığını ortaya koymuş olanın.

Fenomende bilgi yoktur, bilgi insanoglu fenomeninin gozlem veren fenomeni algisindan turettigidir.


bir kısır döngü yok.
ontolojide savaş materyalizm tarafından kazanılmıştır.
epistomoloji, ontolojideki savaşı kazanın materyalizmin ilkelerini hayata geçirmekten ibarettir.

Boyle bir kazanim yok. Fenomenin ne oldugu tartismasi ve bunun ne oldugu olgu olarak ortaya konamaz. Ustelik gozlem vermeyen akilciligin "hersey, ilk, tek" olarak ta ortaya konamaz. Mutlak olarak ta ortaya konamaz. Cunku bilimin bilisselligi olgusal gecerlilik ve gozlemselyanlislanabilirliktir. Yani bilimsel olarak ilk, tek, mutlak ve suphe yoktur. Bunlar zaten gozlem vermez. Ustelik bilimi bilgiyi sabitlemektir. Bilim sadece OLGUYU GECERLI KILAR VE BU GECERLILIK GOZLEM ILE YANLISLANABILENE KADARDIR.


çünkü varlık bilinebilir bir şeydir.
çünkü varlık kendisini ortaya koyar.

Varligin bilinebilirligi sadece ve sadece bizlerin de uyesi oldugu insanoglu adina eliyle ait ve icindir. Bu baska varliklari baglamaz ve monologdur. Ayrica varligin ne oldugunun bilimsel bir ortak tanimi ve kabulu yoktur. O yuzden bilim varligi degil; fenomen olarak adlettiginin gozlemini ortaya koyar.


siz buna fenomen dersiniz yada demezsiniz önemli değil.
önemli olan, evrenin kendini ortaya koymak/varolmak için insana ihtiyacı olamadığıdır.
çünkü bu zaten evrenin niteliklerinden biridir.

Cok onemli cunku fenomen tum insanoglunca algilanan gozlem veren tabandir. Varlik ise fenomenin ne oldugunun metafizik ontolojik teolojik fizik otesi temelli tartismasidir. Bilim bu tartismayi bilginin bilimsel olupo olmadigi olarak degerlendirir.


üstelik evren insanı da içeren bir kavramdır.
insan denen kavramı evrenden ayrıştırmak/bağımsızlaştırmak da ontoloji ile epitomolojinin birbirinden ayrıştırılıp koparılması gibi imkansızdır.

Burada bir ayristirma yok. Sadece insanoglu fenomeninin diger gozlem veren fenomenlerden farkli olarak aldigi gozlemi kavramsal bilgiye donusturmesi var. Yani insanoglu gozlem veren bir fenomenin disinda bu gozlemi alan ve bunu kavramsal bilgiye donusturen tek ve epistemolojik olarak alternatifsiz evrenin parcasidir.

Buradaki alternatifsizlik tamamen gozlemin alginin ve kavramsal bilginin bildiricisinin belirteninin insanoglu fenomeni olmasidir. Tabi ki evrimsel olarak gelismis diger canlilarinda kendi algisinca kendine yansittigi vardir, ama ortada bir dialog yoktur. Cunku insanoglu kendi turu adina hem diger parcalarin hem de butun evrenin yine sadece kendine bildiren ve belirten tek turudur. O yuzden insanoglu yansitmasi ve belirtimi tek tarafli bir monologdur, ne evreni ne de diger parcalari baglamaz.

Kisaca bir ornek verirsek; kedinin kedi oldugunu ve miyavladigini kedinin kendisi degil; biz insanoglu gozlemi ve algisi ortaya koyar.

Ya da gunesi v.s. gunes degil; onu gozlemleyen ve algilayan biz insanoglu ortaya koyar. Gunesi dunya ya da baska bir fenomen algilayabilir mi? Ya da algiladigini farz edelim, bunu biz nasil bilebiliriz, ortada ortak bir dialog var mi?


o nedenle, kant'a kadar (kant dahil) felsefe evreni/varoluşunu açıklayamamış,
açıklayamadığını açıklanamaz/bilinemez ilan etmiştir.
numen diye içeriği belirsiz süslü bir kavramın arkasına saklanarak bunu yapmak, felsefenin edebiyatını yapmaktır.

Numen baska numenal yeti baska numenal degerler baskadir. Tek olgu olan fenomenal olarak numenal yeti sahibi insanoglunun numeni ve numenal her turlu degeri ortaya koydugudur ve bu konuda da alternatifsizdir, henuz.


felsefenin edebiyatı bir tarafa,
felsefe günlük dille yapılabilir, yapılmalıdır da.
o nedenle numeni, fenomeni, ontolojiyi, şunu bunu cümlelerime dahil etmeden şunu söylüyorum.


biz kavramı evrenden soyutlarız.
evren varolma niteliğine sahip olduğu için,
biz varolma kavramını soyutlamayı başardık.

Eger koyulastirdigim cumleyi iyice sorgularsan, zaten benim dedigimi dedigini gorursun. Biz, kavram, evren, soyutlama. Bunlardan biri olmadan digerleri olmaz ve burada evrenin kavramsal soyutlanmasi sadece bize aittir.

Evren bizden bagimsiz bize gozlem verendir. Biz de bu gozlemi algilar ve kavramsal bilgiye donustururuz.




varolana/varoluş ortaya koyana; varlık dedik.
burda kısır döngü yok.
idealizmin iflası var.

Kilit cumle koyulastirilmistir, yani diyenin biz olmasi. Buradfa metafizigin varliksal tartismasinin iflasi var.


sonrada ancak varolanın bilgisi olur ve bu bilgi BİLİNEBİLİR dedik.
ontolojiyle epistomolojiyi ayrıştırmaya gerek kalmadı.

Bilginin bilinebilirlikten ziyade, insanoglunun bir yapilandirmaciligi oldugu once algilanmalidir. Bilgi varolanda degil; onun gozlemini algilayan insanoglundadir ve tureten odur. Fenomen sadece gozlem vererek algi ve kavramsal bilgiye temel olusturur, ama fenomende bilgi yoktur. Bilgi sadece insanoglu fenomeninin fenomenonumenal kavramsal yetisidir.


bilen ise, gözlemleyen ve düşünen sonuç olarak varolana dair bilgiyi ortaya koyan insandır dedik.
kim neyin bilgini nasıl ortaya koyuyor sorusunun cevabı budur.

Sadece bilen degil; bildiren ve belirten.


varoluşunu; varolarak ortaya koyan evrenin bilgisini,
o varoluşu gözlemleyen insan ortaya koyar.
açık ki varlık kendini varolmak suretiyle ortaya koymasa bilgisinin ortaya konumundan bahsetmek anlamsızdır.

Koyulastirdigim cumleni bir daha oku. Varolusunu var olarak ortaya koyan ve bunu bildiren evren mi/insanoglu mu? Evren sadece insanoglunun algisina ve kavramsal bilgisine gozlem verir, Yani gozlem veren tabandir ve bu tabanin gozlemi algisi ve kavramsal bilgisi insanoglu tarafindan ve bir alternatifsiz monolog olarak ortaya konur. Evreni ya da insanoglu disindaki baska hic bir fenomeni baglamaz


o nedenle bilim materyalisttir.
çünkü varoluş ortaya koyanın bilgisini ortaya koyar.

Bilim materyalist degil; bilgisel bilimsel ve bilisseldir. Olgusal gecerlilik ve gozlemsel yanlislanabilirlige dayanir. Bilim de fenomenin ne oldugu tartismasi yoktur, cunku fenomen sadece bilime gozlem veren tabandir. Bilim bu tabanin gozleminden baslar.

Varolus bilgi ortaya koyamasz, koyarsa tanrilasir. Sadece gozlem veren fenomenlerden biri olan insanoglu bilgisini ortaya koyar.

antilop
23-04-2013, 23:10
kusura bakmayın ama
bu ne kibir yahu diyesim geldi

bu kibir kişisel değil
insanoğlunun kibrini ifade eden bir cümle

demekki insanoğlu olmasa evren madde enerji ne ki
kocaman bir hiç



belkide islamın iddasın olan
biz evreni muhammedin yüzü suyu hürmetine yarattık iddası doğru
diyesim geldi birden

aradaki far ise sadece
biri muhammed diyor
diğeri adem oğlu

evrensel-insan
23-04-2013, 23:49
kusura bakmayın ama
bu ne kibir yahu diyesim geldi

"Kibir?!" derken.

bu kibir kişisel değil
insanoğlunun kibrini ifade eden bir cümle

Kime neye gore? Insanoglu kibirini yine ancak kendisine ifade eder. Baska bir fenomene etse de ortada dialog yoktur.

demekki insanoğlu olmasa evren madde enerji ne ki
kocaman bir hiç

Bu dusunce de nerden cikti. Insanoglu sadece kendi yetisi ile gozlemledigini algisi ve kavramsal bilgisi ile dile getiriyor. Iste onemli olan bu dile getirimin bilimsel ve bilissel olmasi. Sorun inancsal ve ideolojik olmasinda.



belkide islamın iddasın olan
biz evreni muhammedin yüzü suyu hürmetine yarattık iddası doğru
diyesim geldi birden

aradaki far ise sadece
biri muhammed diyor
diğeri adem oğlu

Muhammed de insanoglu. Dolayisiyle kim ne derse desin, diyen hep insanoglu. Aksi insanoglu disi ve ustu tanriyi yaratmak ve tanrilastirmaktir.

Burada yaratilan tanri ister somut, ister soyut olsun fark etmez.

Bilgi sunu der. Insanoglu her turlu yetisi ile kendine gozlem vereni, kendi turu dahil; sadece algisi ve kavrami ile kendi bilir ve kendine bildirir.

Iste insanoglunun ilk zihin hatasi bil kokeninden degil de; "ol ve inan" kokenlerinden yola cikmaktir.

Cunku olursa oldurani kendi disinda arar ve yine aklinda yarattigi oldurana kendi inanir.

antilop
24-04-2013, 01:30
"Kibir?!" derken.



Kime neye gore? Insanoglu kibirini yine ancak kendisine ifade eder. Baska bir fenomene etse de ortada dialog yoktur.



Bu dusunce de nerden cikti. Insanoglu sadece kendi yetisi ile gozlemledigini algisi ve kavramsal bilgisi ile dile getiriyor. Iste onemli olan bu dile getirimin bilimsel ve bilissel olmasi. Sorun inancsal ve ideolojik olmasinda.





Muhammed de insanoglu. Dolayisiyle kim ne derse desin, diyen hep insanoglu. Aksi insanoglu disi ve ustu tanriyi yaratmak ve tanrilastirmaktir.

Burada yaratilan tanri ister somut, ister soyut olsun fark etmez.

Bilgi sunu der. Insanoglu her turlu yetisi ile kendine gozlem vereni, kendi turu dahil; sadece algisi ve kavrami ile kendi bilir ve kendine bildirir.

Iste insanoglunun ilk zihin hatasi bil kokeninden degil de; "ol ve inan" kokenlerinden yola cikmaktir.

Cunku olursa oldurani kendi disinda arar ve yine aklinda yarattigi oldurana kendi inanir.

nerden çıktı derken biraz abartmıyormusun
neredeyse herşeyin insan denilen fenomene bağlıyarak
insanın algısına deneyimlemesine yorumlamasına bağla sonrada nerden çıktı de olurmu
inanan kökeni ile yola çıkan herşeyi insan odaklı görmektir

evren insan odaklı değil eskiden dünya odaklı olduğu iddası gibi

evrenin şayet bir odağı varsa bile bizim bunu bilmemize çok uzak
ancak bu bilgimiz dahilinde olan uzaklık bir tanrısallık dışındadır.

tanrının tanımlarıda beni ilgilendirmiyor.
yöneten yönetilen
etken edilgen mantığından hoşlanmıyorum

her edilgenlik yada etkenlik kendi formu içinde geçerlidir

her form kendine göre algılar yorumlar.

evrende bu evreni bizim hayal bile edemiyeceğimiz şekilde yorumlayan canlılarda mutlaka vardır.
olması gerekir olanların ışığı bize böyle öğretiyor

bu kadar büyüklük sadece akıllı varlıklar olarak bizi kapsamaz
kaldıki bizim akıllığımız bile bize göredir.

bir kuşa göre bile biz akıllı olmayabiliriz ki onun o formununun yorumu bile bize aittir.


Kime neye gore? Insanoglu kibirini yine ancak kendisine ifade eder. Baska bir fenomene etse de ortada dialog yoktur.



Bu dusunce de nerden cikti. Insanoglu sadece kendi yetisi ile gozlemledigini algisi ve kavramsal bilgisi ile dile getiriyor. Iste onemli olan bu dile getirimin bilimsel ve bilissel olmasi. Sorun inancsal ve ideolojik olmasinda.


bu yazınız bile kendinizle ne kadar çeliştiğinizi gösteriyor.


sadece kafa karışıklığı yani bulanıklık yaratan cümleler kuruyorsunuz
kullandığınız kelimelerin gündelik yaşam dili ilede izah edilebileceğini biliyorum

lakin eğer gündelik yaşam dilini kullanırsanız
demek istediğinizin aslı ortaya çıkacak diye bir endişeniz var sanırım


yada .........................................
yadası artık ayıp kaçar diyeyim

evrensel-insan
24-04-2013, 01:52
nerden çıktı derken biraz abartmıyormusun
neredeyse herşeyin insan denilen fenomene bağlıyarak

Sen bir insanoglu turu biri olarak baska bir seye mi bagliyorsun? Bunu nasil ve kime hangi dialog ile yapiyorsun?

insanın algısına deneyimlemesine yorumlamasına bağla sonrada nerden çıktı de olurmu
inanan kökeni ile yola çıkan herşeyi insan odaklı görmektir

Sen baska bir odakli mi goruyorsun, insanoglu turu biri olarak insanoglu disi yetiulerin mi var? Hangi tur ya da fenomen adina konusuyor ve bu konustugun tur ya da fenomen ile dialogu nasil sagliyorsun?

evren insan odaklı değil eskiden dünya odaklı olduğu iddası gibi

"Insan odakli" derken tam olarak ne dedigini aciklar misin? Ya da baska bir odak varsa, bunu sen insanoglu turu biri olarak o odagin adina nasil ortaya koyuyorsun? Kisaca sen kimi/neyi temsil ediyorsun? Insanoglu disi bir turu mu/fenomeni mi?

evrenin şayet bir odağı varsa bile bizim bunu bilmemize çok uzak
ancak bu bilgimiz dahilinde olan uzaklık bir tanrısallık dışındadır.

Ortada bir odak yoktur. Sadece insanoglu gozleminin algisinin kavramsal bilgisinin hangi ...e gore temelinde yetisini kullandigi vardir? Iste bu ...e goreler nasil bir soyutlama temeli tasirsa tasisin, sadece insanogluna goredir.

tanrının tanımlarıda beni ilgilendirmiyor.
yöneten yönetilen
etken edilgen mantığından hoşlanmıyorum

her edilgenlik yada etkenlik kendi formu içinde geçerlidir

her form kendine göre algılar yorumlar.

evrende bu evreni bizim hayal bile edemiyeceğimiz şekilde yorumlayan canlılarda mutlaka vardır.

Bunun aksini soyleyen yok ki, sadece ortada bunu algilayacak ortak dialog yok.

olması gerekir olanların ışığı bize böyle öğretiyor

bu kadar büyüklük sadece akıllı varlıklar olarak bizi kapsamaz
kaldıki bizim akıllığımız bile bize göredir.

Sen bir insanoglu turu biri olarak kimi ve neden onu kapsadigini hangi dialog yetine dayandirarak soyluyorsun?

bir kuşa göre bile biz akıllı olmayabiliriz ki onun o formununun yorumu bile bize aittir.

Ha sunu bileydin. Biz kusun adina konusuyoruz.


Kime neye gore? Insanoglu kibirini yine ancak kendisine ifade eder. Baska bir fenomene etse de ortada dialog yoktur.



Bu dusunce de nerden cikti. Insanoglu sadece kendi yetisi ile gozlemledigini algisi ve kavramsal bilgisi ile dile getiriyor. Iste onemli olan bu dile getirimin bilimsel ve bilissel olmasi. Sorun inancsal ve ideolojik olmasinda.


bu yazınız bile kendinizle ne kadar çeliştiğinizi gösteriyor.

Aksine ben bir insanoglu turu biri olarak kendimle celismem. Kendisini insanoglu turu biri oldugu halde baska zannedenler celisir. Bu ayni muhammed'in Allah ile kurdugu dialog uydurmasi gibidir. Cunku insanoglu kendi turu disinda baska bir tur ile bir dialog kuramaz, sadece kendi gozlemini algisini ve kavramsal bilgisini ona yoneltir ve onun ile ozdeslestirir.


sadece kafa karışıklığı yani bulanıklık yaratan cümleler kuruyorsunuz
kullandığınız kelimelerin gündelik yaşam dili ilede izah edilebileceğini biliyorum

Buyrun edin oyle ise. Benim beyin duzeyim ancak bu sekilde ifade ediyor.

lakin eğer gündelik yaşam dilini kullanırsanız
demek istediğinizin aslı ortaya çıkacak diye bir endişeniz var sanırım


yada .........................................
yadası artık ayıp kaçar diyeyim

Bence niyet okuyorsunuz ve kendsinize sorun neden boyle bir niyet okumaya gerek duydugunuzu?

Ya da "asli ortaya cikacak" cumlenizi aciklayin. Cunku ben bunu bilirsem ancak size o zaman yanit verebilirim. Yani ne ile itham edildigimi/suclandigimi

Ayrica ayip kacarsa bu sizin ayibiniz olur, benim degil. Kisi kendi sozunden sorumludur.

Ayrica mesajinizin son kismi tamamen bir duygusal egosal bir rahatsizligin dile gelimidir. Dusunce ve bilgi icermez.

Khaos
26-04-2013, 14:10
Sayın Evrensel

ya ortaya felsefe koyun, ya da bu işin edebiyatını yapmaktan vazgeçin.
ontolojiyi/varlıkbilimi metafizik altında tartışmanın kendisi idealist paradigmanın gereğidir.

siz ısrarla bu kavramı kökenini tartışma dışı ilan edip metafiziğe ait kılıyorsanız o halde inkarınızın idealizminizi örtbas edemediği gerçeğini dile getirenlere felsefe öğretme huyundan vazgeçin.

illa da gelin materyalizmin paradigmasına göre felsefe yapın demiyorum.
ancak materyalizmin paradigması hiç yokmuş, yegane paradigma idealizmin paradigmasıymış gibi dayatmalarda bulunursanız, burdan çıkacak sonuç; ya siz felsefe nedir bunu bilmiyorsunuz, ya ada gizli idealizminizin, terminoloji arkasına saklanmış yeraltı mücadelesini veriyorsunuz demektir.

deşifrenize devam edelim.
ancak bu elbetteki sizin dayattığınız paradigmayı veri kabul ederek olmayacaktır.
diyalektik materyalizmin kavramları ve kavramlara verdiği içerik çerçevesinde olacaktır.

öncelikle ''varlık'' nedir sorusunu önünüze koyuyorum.
bu kavramın; bütün kavramlar gibi,insan tarafından soyutlandığını ifade ediyorum.
bu ifadenin gerisini getiremiyorsanız siz felsefenin sadece edebiyatındasınız demektir.

ortada bir soyutlama varsa; nesnel olanın bir niteliği insan zihni tarafından nesnel olandan düşünsel alana çekilmiş demektir.
çünkü soyutlama budur.

devam edelim.
insan; var,varlık,varolmak,varlamak gibi kavramların tamamını ancak ''NESNEL'' olandan soyutlama yoluyla türetebildiğine göre, ontoloji ve epistomoloji bir ve aynı şey olur.

soyutlama ancak nesnel olandan yapılır.ve ancak var olanın bilgisi olur.
ve varolmak bir bütün halinde evrene dair bir niteliktir ve insan tarafından evrene bakılarak soyutlanmıştır.

ha; siz burda fenomen dersiniz başka bişey dersiniz , beni hiç bağlamaz.ben her zaman elimden geldiğince felsefenin terminolojisinden uzak durmayı bilinçli olarak tercih etmiş, o terminolojinin arkasından filozof taklidi yapanları da günlük dilin imkanlarıyla deşifre edebilmeyi başarmış bir adamım.

felsefe; evreni tanıma girişimidir.amacı bilgiye ulaşmaktır.
yöntemi ise; ilkel /başlangıç düzeyinde soyutlama ve soyutlamadan geliştirdiği analitik metoddur.
ama insaf yahu; bu insanlığın çocukluk döneminde kalmış ve kant'la son nefesini vermiştir.

doğa; niteliği tanımlamaktan dahi aciz olduğu için en iyisi görmezden gelmeyi tercih etmiş idealist/analitik yöntemle kavranamaz.

modernitenin sonu yada postmoden felsefe mi dersiniz, son dönem felsefecilerinin dahi ürettiklerinin zırıltıdan öte anlamı olmamasının ve idealizmi yeniden ve yeniden üretmelerinin sebebi egemen olanın yalakası olmak gibi bir görevi edinmiş olmalarıdır.
tıpkı neredeyse utanmasalar modern yaratılış/bing bang ve modern kıyamet/big crunch tüccarlığı yapan kozmologlar gibi.

diyalektik metodla güçlenmiş materyalizm ; her şeyden önce varlık kavramının nesnel olandan soyutlandığını ve nesnel olanı işaret ettiğini ortaya koyarak, ontoloji epistomoloji birlikteliğini kopmaz bir bütünlükte sağlar.

ve bu temel üzerinde analitik yöntemi içeren ve sonra da aşan diyalektik metodla da evrenin davranış ve niteliği üzerine gerçeği karşılayan evrensel bakış açısı üretebilme gücü kazanır.

yok yanlışlanabilirlikmiş, yok doğrulanabilirlikmiş bunlar çoluk çocuk hikayesidir aslında.

çürümüş kapitalizmin, gizli idealizmininin ontolojiden koparılmış indirgenmiş zırıltıya dönüştürülmüş bilim felsefesi; felsefe değildir.
felsefe bundan çok daha fazlasıdır.
hatta felsefe bütün bilimlerin toplamıdır.felsefe bilimlerin ta kendisidir.

bilimsel olgu ve tespitlerle evrenin genel niteliklerini geneller, ve o genellemelerden bilmediği olgular hakkında daha dakik bilgi üretebilmenin yöntemini ortaya koyar.

o nedenle stephan gould sıçramalı evrimi geliştirebilmiştir.
o nedenle mendelev salt nicel değişmelere bağlı kalmadan, nitel değişmeyi gözeterek tellür elementini, henüz ortada bu BİLGİ yokken iyodun önüne yerleştirmiştir.

bugünlerde adına KHAOS teorisi denen, ve ciddi anlamda evrendeki ÇELİŞKİLİ durumlar üzerine ve FAZ geçişleri üzerine hipotezler ortaya koyabilen bakış açısı aslında diyalektik materyalizmden çok da farklı değildir.

hiç bir zaman fosillere ara geçiş formları bulamayacaksınız diyen stephan gould o nedenle mevcut verilerce desteklenmektedir.

sayın evrensel,
felsefe bize evrenin doğası üzerine söz söyletebilmelidir.

eğer bunu başaramıyorsa geyik hikayesinden öte anlamı olmaz.

felsefe bilimden beslenebilmeli, bilimden edindiği bilgi parçalarını biraraya getirip PUZZLE' ı tamamlayabilmeli, tekrar bilime dönüp evrenin genel karakteri hakkında çerçeve önerebilmelidir.

bunu sizin ne idüğü belirsiz ontolojiyi metafize eşitleyerek sinsice epistemolojiden ayrıştıran/koparan;
içeriği duruma göre sürekli değiştirilen fenomen/numen gibi kanttan kalma yavşaklaşmış kavramlarla kapitalizmin yarım yamalak bilgi felsefesi üretmiş üç beş dangalağına selam çakan felsefeniz yapamaz.

o yüzden diyalektik materyalizm; atom altında belirsizliğin heisenberg gibi üçkağıtçılar tarafından bizzat doğanın belirsizliği gibi sunulması safsatalarını yemez.ama sizin bu konuda söyleyecek sözünüz yoktur.

o yüzden d.materyalizm aynştaynın göreliliğinin ancak kapalı evren modelinde geçerli olduğunu ortaya koyar ve açık evrende sınırlarını gösterbilirken, sizin felsefeniz sadece susar.

bunca uzun laftan sonra;

varlık kavramı varolanın varolma niteliğidir ve insan tarafından varolandan yani fiziksel olandan türetilmiştir.ve ancak varlık ortaya koyan yani varolan yani fiziksel olanın bilgisi üretilebilir.

bu bilgi bütün halinde evrene dairdir.
ne sizin ne de bu sitedeki felsefe edebiyatçılarının diyalektik-materyalizmin ne olduğunu anlamadığınız açıkça ortadayken, hala daha klasik determinist/mekanik evrenci/rasyonalist materyalizmi eleştirmeniz komediden ibarettir.
siz yenebileceği bir sözde düşman tanımlayıp onu şamarlamaya kalkan felsefe edebiyatçısısınız.

ontoloji ile epistomoloji arasındaki kopmaz ilişkiyi, soyutlamanın doğası ve kökenini, ortaya koymanın hem fiziksel olanın varoluşu, hem de insanın bu varoluştan edindiği gözlem ve bilgi üzerinden iki taraflılığını kavradığınızı, hatta daha da ileri giderek, diyaletik çelişkinin evrenin temel karakteri olduğunu, çünkü maddenin kendinde hareket ilkesi barındırdığını, bu nedenle dışardan mekanik/mekanist müdahaleye ihtiyacı olmadan zaten enerjiyle aynı şey olduğunu, ve hareket ilkesinin ancak çelişki ile açıklanabilir olduğunu kavradığınızı görmediğim sürece sizle konuşacak bir şeyim kalmamıştır.

siz benden felsefe öğrenebilme yeteneğinde olmayan, kafası felsefenin terminolojisinde/edebiyatında çakılı kalmış, eleştirmeye kalktığı diyalektik materyalizmi bir kez olsun kendi kaynağından incelememiş/kavramaya çalışmamış;
sürekli kendisine söylene kulak tıkayıp bildiğini okuyan ve bunu da sözde içeriği varmış gibi/bir anlam barındırıyormuş gibi görece anlaşılmaz ama aslında çoktan hegel tarafından dalgaya alınıp engels tarafından toptan imha edilmiş bir paradigmayla yapmanın uğraşısını veren,

artık saygımı kaybettiğim bir RENO-FERRARİ versiyonusunuz.

evrensel-insan
26-04-2013, 21:06
Sayın Evrensel

ya ortaya felsefe koyun, ya da bu işin edebiyatını yapmaktan vazgeçin.
ontolojiyi/varlıkbilimi metafizik altında tartışmanın kendisi idealist paradigmanın gereğidir.

Benim felsefem, qua felsefesidir.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479458&postcount=1027

Bilimsel felsefe de, yapilandirmaci epistemolojidir.

http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479951&postcount=1044

Peki ontolojiyi varlik bilimini hangi felsefe dali altinda tartisalim? Tartisilan konu varlik degil mi? Varligi tartisan felsefe dali hangisidir?

siz ısrarla bu kavramı kökenini tartışma dışı ilan edip metafiziğe ait kılıyorsanız o halde inkarınızın idealizminizi örtbas edemediği gerçeğini dile getirenlere felsefe öğretme huyundan vazgeçin.

Maddenin kesin olrak ne oldugunu ortaya koyan varlik bakis acisi matewryalizm degil midir? Idealizm sadece senin materyalizm karsiti olarak algiladigin varlik ufkun. Dolayisi ile ne pozitivizm den ne de bilgi felsefesi teorilerinden bi habersin. Cunku senin ufkun senin aklinin inandigi madde temelli bakis acisina razi olmamanin idealizm olarak yansimasi ile sinirlanmis. Unutmaki idealizm de ayni materyalizm gibi, varligi ortaya koyar. Ustelik ayni akilci metodla. Eger ben idealist olsam, maddeye karsui cikar; yerine dusunceyi koyarim. Benim ortaya koydugum insanoglu ve onun her turlu soyutlamasinin nasil ve neden sorun oldugudur. O yuzden benim dile getirdiklerimeaklinca idealizm damgasi vurmak, senin akil sinirini gosterir. Cunku senin akil siunirin materyalizmi alir idealizmi red eder. Benim dile getirdiklerimin ise bunlarla uzaktan yakindan bir bagi yoktur.

illa da gelin materyalizmin paradigmasına göre felsefe yapın demiyorum.
ancak materyalizmin paradigması hiç yokmuş, yegane paradigma idealizmin paradigmasıymış gibi dayatmalarda bulunursanız, burdan çıkacak sonuç; ya siz felsefe nedir bunu bilmiyorsunuz, ya ada gizli idealizminizin, terminoloji arkasına saklanmış yeraltı mücadelesini veriyorsunuz demektir.

Ben zaten materyalizmin paradigmasinin bilimsel olmadigini dile getiriyorum. Iste cumleleriniz akil sinirinizi ortaya koyuyor. Ya materyalizm ya idealizm. Bence once bu akil sinirinizi asmaniz gerekiyor. Cunku siz bu sinirda kaldikca ve benim dile getirdiklerim sizce materyalizme uymadikca sizin siniriniz olan idealizm ile suclanacak. Bence once akil sinirinizdan kurtulun.

deşifrenize devam edelim.
ancak bu elbetteki sizin dayattığınız paradigmayı veri kabul ederek olmayacaktır.
diyalektik materyalizmin kavramları ve kavramlara verdiği içerik çerçevesinde olacaktır.

Neden, nerden geliyor bu "mecburiyet?"

öncelikle ''varlık'' nedir sorusunu önünüze koyuyorum.
bu kavramın; bütün kavramlar gibi,insan tarafından soyutlandığını ifade ediyorum.
bu ifadenin gerisini getiremiyorsanız siz felsefenin sadece edebiyatındasınız demektir.

Peki tamam, varligi tanimlayin. Zaten bu taniminiza teklik ilklik ve mutlaklik eklerseniz bir de insanoglu bagini goremezseniz, taniminiz bilimsel olmayacaktir.

ortada bir soyutlama varsa; nesnel olanın bir niteliği insan zihni tarafından nesnel olandan düşünsel alana çekilmiş demektir.
çünkü soyutlama budur.

Bu cekilmislik sadece nesnelk degiul; oznel olandan nesnele de cekilmis olabilir. Siz ideolojilerin kurdugu ve kurumlastirdigi sistem ve duzxenleri nasil algiliyor sunuz? Ya da bir cami neyin urunudur? Bir demokrasi neyin urunudur? Soyutlama iki taraflidir. Onemli olan bunun hangisinin ve neden onun bilimselligidir.

devam edelim.
insan; var,varlık,varolmak,varlamak gibi kavramların tamamını ancak ''NESNEL'' olandan soyutlama yoluyla türetebildiğine göre, ontoloji ve epistomoloji bir ve aynı şey olur.

Burda da yanildin, insanoglu akilda tasarladigini pekala nesnele donusturebilir, cami ornegi. O yuzden insanoglu sadece nesnel olandan turetmez, aklindan da turetir ve nersnellestirir. Iste bura da onemli olan bu turetilmis bilgi ve olgulardan bilimselligi bulup ortaya koymaktir ve bilimselligi ortada olandan bilimsel olup olmadigini degerlendirmektir. Burada bilhassa insanoglu aklinin nesnellestirdiginin bilimsel temeli insanogluna bu nesnellesenin getirdigi sosyo-psikolojik sorunlardir.

soyutlama ancak nesnel olandan yapılır.ve ancak var olanın bilgisi olur.
ve varolmak bir bütün halinde evrene dair bir niteliktir ve insan tarafından evrene bakılarak soyutlanmıştır.[/qote]

Soyutlama sadece nesnel olandan yapilmaz. Ustelik soyutlamanin ortaya koyduguda sadece oznel olmaz. Bunlar ic ice ve baglantilidir. Soyutlama hem soyut hem de somut olarak yansitilabilir ve olusturulabilir. Insanoglu akilda yarattigini nesnellestirebilir. Sistemler, duzenler, kurumlar ve etik her yonu ile buna ornektir. Butun ideolojik inancsal ve politikizmler akilda tasarlanir ve sonra sisteme donusturuylmek icin guc ve iktidar savasi verirler. Iste insanoglu tarihinde sistemler ve izmler boyle degisime ugrar. Buradaki bilimsellik bu sistemlerin insanoglu yasam ve iliskisindeki sosyo-psikolojik sorunun gozlemidir.

[quote]ha; siz burda fenomen dersiniz başka bişey dersiniz , beni hiç bağlamaz.ben her zaman elimden geldiğince felsefenin terminolojisinden uzak durmayı bilinçli olarak tercih etmiş, o terminolojinin arkasından filozof taklidi yapanları da günlük dilin imkanlarıyla deşifre edebilmeyi başarmış bir adamım.

felsefe; evreni tanıma girişimidir.amacı bilgiye ulaşmaktır.
yöntemi ise; ilkel /başlangıç düzeyinde soyutlama ve soyutlamadan geliştirdiği analitik metoddur.
ama insaf yahu; bu insanlığın çocukluk döneminde kalmış ve kant'la son nefesini vermiştir.

doğa; niteliği tanımlamaktan dahi aciz olduğu için en iyisi görmezden gelmeyi tercih etmiş idealist/analitik yöntemle kavranamaz.

modernitenin sonu yada postmoden felsefe mi dersiniz, son dönem felsefecilerinin dahi ürettiklerinin zırıltıdan öte anlamı olmamasının ve idealizmi yeniden ve yeniden üretmelerinin sebebi egemen olanın yalakası olmak gibi bir görevi edinmiş olmalarıdır.
tıpkı neredeyse utanmasalar modern yaratılış/bing bang ve modern kıyamet/big crunch tüccarlığı yapan kozmologlar gibi.

diyalektik metodla güçlenmiş materyalizm ; her şeyden önce varlık kavramının nesnel olandan soyutlandığını ve nesnel olanı işaret ettiğini ortaya koyarak, ontoloji epistomoloji birlikteliğini kopmaz bir bütünlükte sağlar.

Iste butun senin aklinin algi sorunu burda, nesnel ile insanoglunun nesnellestirdigi farkini algilayamamak ve her bir nesnelde oznelligi algilayamamak ve bir oznelin nesnellestirebilecegini algilayamamak. Yani soyutlamanin hem somut hem de soyut yansitilmasini algilayamamak. Ustelik soyutlamayi yapan somutu yani insanoglunu algilayamamak ve bu insanoglunun soyutlama yetisinin aslinda bir somutunun urunu oldugunu algilayamamak ve insanoglunun her turlu soyutlamasinin nesnellesebilecegini algilayamamak. Iste o yuzden indirgemeci ve determinist monist ilk tek ve mutlak iceren akilciliklar butunu kavrayamazlar ve tum resmi algilayamazlar. Cunku sadece kendi indirgemeci pencerelerinden bakarlar ve ustelik kendi pencerelerini de sorgulamazlar, onu mutlak algilarlar. Butun bunlarin bilimsel hic bir yani olmadigui gibi akilciligin sadece inancidir.

ve bu temel üzerinde analitik yöntemi içeren ve sonra da aşan diyalektik metodla da evrenin davranış ve niteliği üzerine gerçeği karşılayan evrensel bakış açısı üretebilme gücü kazanır.

yok yanlışlanabilirlikmiş, yok doğrulanabilirlikmiş bunlar çoluk çocuk hikayesidir aslında.

çürümüş kapitalizmin, gizli idealizmininin ontolojiden koparılmış indirgenmiş zırıltıya dönüştürülmüş bilim felsefesi; felsefe değildir.
felsefe bundan çok daha fazlasıdır.
hatta felsefe bütün bilimlerin toplamıdır.felsefe bilimlerin ta kendisidir.

bilimsel olgu ve tespitlerle evrenin genel niteliklerini geneller, ve o genellemelerden bilmediği olgular hakkında daha dakik bilgi üretebilmenin yöntemini ortaya koyar.

o nedenle stephan gould sıçramalı evrimi geliştirebilmiştir.
o nedenle mendelev salt nicel değişmelere bağlı kalmadan, nitel değişmeyi gözeterek tellür elementini, henüz ortada bu BİLGİ yokken iyodun önüne yerleştirmiştir.

bugünlerde adına KHAOS teorisi denen, ve ciddi anlamda evrendeki ÇELİŞKİLİ durumlar üzerine ve FAZ geçişleri üzerine hipotezler ortaya koyabilen bakış açısı aslında diyalektik materyalizmden çok da farklı değildir.

hiç bir zaman fosillere ara geçiş formları bulamayacaksınız diyen stephan gould o nedenle mevcut verilerce desteklenmektedir.

sayın evrensel,
felsefe bize evrenin doğası üzerine söz söyletebilmelidir.

eğer bunu başaramıyorsa geyik hikayesinden öte anlamı olmaz.

felsefe bilimden beslenebilmeli, bilimden edindiği bilgi parçalarını biraraya getirip PUZZLE' ı tamamlayabilmeli, tekrar bilime dönüp evrenin genel karakteri hakkında çerçeve önerebilmelidir.

bunu sizin ne idüğü belirsiz ontolojiyi metafize eşitleyerek sinsice epistemolojiden ayrıştıran/koparan;
içeriği duruma göre sürekli değiştirilen fenomen/numen gibi kanttan kalma yavşaklaşmış kavramlarla kapitalizmin yarım yamalak bilgi felsefesi üretmiş üç beş dangalağına selam çakan felsefeniz yapamaz.

o yüzden diyalektik materyalizm; atom altında belirsizliğin heisenberg gibi üçkağıtçılar tarafından bizzat doğanın belirsizliği gibi sunulması safsatalarını yemez.ama sizin bu konuda söyleyecek sözünüz yoktur.

o yüzden d.materyalizm aynştaynın göreliliğinin ancak kapalı evren modelinde geçerli olduğunu ortaya koyar ve açık evrende sınırlarını gösterbilirken, sizin felsefeniz sadece susar.

bunca uzun laftan sonra;

varlık kavramı varolanın varolma niteliğidir ve insan tarafından varolandan yani fiziksel olandan türetilmiştir.ve ancak varlık ortaya koyan yani varolan yani fiziksel olanın bilgisi üretilebilir.

bu bilgi bütün halinde evrene dairdir.
ne sizin ne de bu sitedeki felsefe edebiyatçılarının diyalektik-materyalizmin ne olduğunu anlamadığınız açıkça ortadayken, hala daha klasik determinist/mekanik evrenci/rasyonalist materyalizmi eleştirmeniz komediden ibarettir.
siz yenebileceği bir sözde düşman tanımlayıp onu şamarlamaya kalkan felsefe edebiyatçısısınız.

ontoloji ile epistomoloji arasındaki kopmaz ilişkiyi, soyutlamanın doğası ve kökenini, ortaya koymanın hem fiziksel olanın varoluşu, hem de insanın bu varoluştan edindiği gözlem ve bilgi üzerinden iki taraflılığını kavradığınızı, hatta daha da ileri giderek, diyaletik çelişkinin evrenin temel karakteri olduğunu, çünkü maddenin kendinde hareket ilkesi barındırdığını, bu nedenle dışardan mekanik/mekanist müdahaleye ihtiyacı olmadan zaten enerjiyle aynı şey olduğunu, ve hareket ilkesinin ancak çelişki ile açıklanabilir olduğunu kavradığınızı görmediğim sürece sizle konuşacak bir şeyim kalmamıştır.

siz benden felsefe öğrenebilme yeteneğinde olmayan, kafası felsefenin terminolojisinde/edebiyatında çakılı kalmış, eleştirmeye kalktığı diyalektik materyalizmi bir kez olsun kendi kaynağından incelememiş/kavramaya çalışmamış;
sürekli kendisine söylene kulak tıkayıp bildiğini okuyan ve bunu da sözde içeriği varmış gibi/bir anlam barındırıyormuş gibi görece anlaşılmaz ama aslında çoktan hegel tarafından dalgaya alınıp engels tarafından toptan imha edilmiş bir paradigmayla yapmanın uğraşısını veren,

artık saygımı kaybettiğim bir RENO-FERRARİ versiyonusunuz.

Diger yazdiklarina yanit verme geregi duymadim cunku ayni monist determinist indirgemeci akilci inancin ideolojik urunu.

Sizin lakabim hakkindaki dusunceniz sizi baglar. Cunku inancli temelde yanasmaniz zaten sizin akil ufkunuzun sinirini ortaya koyar. Ne zaman inancsal boyutun indirgemeci determinist ve monist temelli tek duze ilkligi tekligi ve mutlakligi akil sabitliginden aklinizi kurtarirsiniz, iste o zaman akil ufkunuz belki yazilanlari algilamaya yonelir. Tek duze materyalizmin sabitleri ile degerlendirmek yerine ve yine tek duze algi siniriniz olan idealizm ile itham etmek ve suclamak yerine.

O yuzden siz once akil sinirlarinizi sorgulayiniz ve bu sinirlari sabitlemekten inanc olarak kendinizi kurtariniz. Cunku akil siniri, bu sinir disinda kalan bir seyi algilama olarak noncognitivizm yasir. Bir seyi algilamak, kavramak ve idrak etmek; onu kendi sinirli dogrulariniz ile mukayese etmek degil; aksine sinirlarinizi sorgulamak ve dile geleni algilamaya calkismaktir. Buna bilissellik denir ve basta birey bilinci gerektirir. Sonrada her turlu bilgi algi dagarcigi ve serbest dusunebilen bir beyin.

Aksi serbest bir beynin ortaya koydugu hersey onu algilamak isteyen aklin sinirina takilir ve noncognitivizme neden olur.

antilop
27-04-2013, 02:56
Aklın İsyanı kitabı ile T. Grant, A. Woods
günümüz postmodern felsefecilerine çok güzel cevap vermiş

tüm anti materyalist felsefeciler her zaman aynı taktiği uygulamıştır.
ne idealisttirler nede materyalisttirler

aslında doğruda iki arada bir derede kalmışlar
ama adına da akılcılık demişler.

Khaos
28-04-2013, 15:00
evrensel


sen önce soyutlamanın ne olduğunu anlamalısın.


bilgi; evrenin nitelik ve davranışına dairdir.
soyutlama da evrenin niteliklerini işaret eder.


sen natura dediğinde nasıl ki beykoz çayırını değilde, tüm evreni kastediyorsan, ben de madde dediğimde evreni kastediyorum.


nesnelden gelmeyen soyutlama ancak zırvadır.
kanatlı at bir soyutlama değil, masaldır.


cami örneğin tam da güya olmadığını iddia ettiğin idealizmini açık ediyor.
zihin tanrıyı bile evrenden soyutlamıştır.
evrenin niteliklerine ''tanrı'' demiştir.


nesnelin bir niteliğinin indirgenmiş biçimidir soyut.
demokrasi de ahlak da rasyonel değil nesneldir.
bir somutun ifadesi ve işaretçisidir.


maddeden/evrenden başka ne var.
ve maddeden/evrenden başka neyin bilgisi üretilebilir.
soru bu kadar basittir.


tam da bu noktada ne yerine kimden bahsetmek, idealist takla atmaktır.


elbetteki bu başlıkta sadece sen değil herkes kimin cevabını biliyor.


ancak sen insanın maddenin bir biçimi olduğunu, tamamen maddeden ibaret sinir sisteminindeki nicel birikimin nitel bir sonuç üretip insana soyutlama yeteneği kazandırdığını bilmiyor olamazsın.


ve insanın tüm soyutlamaları çevresinden yani nesnel olandan indirgediğini de görmüyor olamazsın.


aşk da nesneldir, sevgi de , ay da güneş de demokraside ahlak da.
bunların hepsi maddi süreçlerdir ve insan bu maddi süreçleri isimlendirir.


ve insan da maddeden başka bir şey değildir.
madde deyince sadece taşı toprağı anlıyorsan bırak o zaman felsefe yapmayı.


duyguyu/düşünceyi görünmeyen tanrı vergisi bir kalple açıklamadığına ve bunu sinir sistemiyle açıkladığına göre; sinir sistemi olan herhangi bir canlıdan insanın farkı sinir sayısı ve bağlantı sayısındaki dramatik nicel değişimin ortaya soyutlama yapabilme yeteneği/niteliği koymuş olmasıdır.


insanı merkeze alma çabası; insanın maddi temelini görmezden gelip onda tanrısal bir öz aramaya kalkmanın örtük biçiminden başka nedir.


insan madde değilse nedir
maddeden başka ne var
daha kaç kez bu soruyu sormam gerekiyor,
daha kaç kez bu soruya felsefenin edebiyatını yaparak cevap vereceksin.

evrensel-insan
02-05-2013, 02:32
evrensel


sen önce soyutlamanın ne olduğunu anlamalısın.


bilgi; evrenin nitelik ve davranışına dairdir.
soyutlama da evrenin niteliklerini işaret eder.


sen natura dediğinde nasıl ki beykoz çayırını değilde, tüm evreni kastediyorsan, ben de madde dediğimde evreni kastediyorum.


nesnelden gelmeyen soyutlama ancak zırvadır.
kanatlı at bir soyutlama değil, masaldır.

Sana gore masal olmasi, onun bir soyutlamaoldugu gercegini degistirmez. Cunku o da insanoglu aklinin bir urunudur. Soyutlama sadece somuttan yapilmaz. Aklin yarattigi bir sey de soyutlamadir.


cami örneğin tam da güya olmadığını iddia ettiğin idealizmini açık ediyor.
zihin tanrıyı bile evrenden soyutlamıştır.
evrenin niteliklerine ''tanrı'' demiştir.

Aciklasa na, cami somut degil mi? Ne o madde oilmadigini mi iddia edeceksin, caminin? Bak eger bu sekilde kendince materyalizm icereni aklinin ufuku olan idealizm ile kiyaslamaya devam edecek ve bu imanli sabit sorgulanmazlarindan vaz gecmeyeceksen; senin metafizigin sinirlari disina cikabilen bir ufkun yok demektir. Cunku bilgi ve ufku farkli bir ufuktur ve ne materyalizm ne de idealizm ile de uzaktan yakindan bir bagi yoktur. Sen once metafizik ufkunun disina bir cikmayi dene.

nesnelin bir niteliğinin indirgenmiş biçimidir soyut.
demokrasi de ahlak da rasyonel değil nesneldir.
bir somutun ifadesi ve işaretçisidir.

Senin tasm da sorunun bu indirgemecilik. Cunku neyi nerden indirgediginin ufku yok. Ayni inanirlar gibi nasil onlar herseyi tanriya bagliyorsa ve indirgiyorsa, sen de maddeye bagliyor ve indirgiyorsun. Cunku iki indirgemede ayni akilciliktan kaynaklaniyor. Belki tek farkin, maddeyi tanri yapmaman. Yaparsan zaten, hyloteist olursun.

maddeden/evrenden başka ne var.
ve maddeden/evrenden başka neyin bilgisi üretilebilir.
soru bu kadar basittir.

Bu soru ayni inanirin "Tanri ve inanctan baska ne var?" sorusu ile esdegerdir. Kimse senin gibi metafizik bakip fenomeni sirf maddeye indirmek hatasini yapmaz. Cunku bu hata bilimden sapmak ve onyargidir. Zaten bilimin gozlem tabanina neden fenomen dedigini ve madde demedigini algilasan, sorun cozulecek.

tam da bu noktada ne yerine kimden bahsetmek, idealist takla atmaktır.

Bu senin metafizik ufkun. Dedim ya ufkun bu kadar. Sonucta baska bir sey diyecek bilgin ve dusuncen yok. "Materyalist bir soylem degil mi, ha o zaman idealist soylemdir" ezberciligi ve tikanikligi. Sen daha neyi ortaya koyanin bir kim oldugu bilincinde bile degilsin. Cunku insanoglunun kimi neyi ortaya koyar. Tabi ki bu senin ufkunda idealizmdir. Cunku insanoglunun bile varliksal temelinki indirgeyenden baska da bir dusunce cikmaz.

elbetteki bu başlıkta sadece sen değil herkes kimin cevabını biliyor.

Nemis o cevap. Dikkat et bir ustteki cumlen ile celisme. Cunku senin materyalizminin temeli aslinda akilcilik ve idealizm.

ancak sen insanın maddenin bir biçimi olduğunu, tamamen maddeden ibaret sinir sisteminindeki nicel birikimin nitel bir sonuç üretip insana soyutlama yeteneği kazandırdığını bilmiyor olamazsın.

Ben senin gibi indirgemeci bakmiyorum. Insanoglu bir uclemdir ve bu uclu bir butundur.

ve insanın tüm soyutlamaları çevresinden yani nesnel olandan indirgediğini de görmüyor olamazsın.

Ben indirgemiyorum da ozdeslestirmiyorum da kesistirmiyorum da. Ben her bir ogenin digeri ile olan kopmaz bagini ortaya koyuyorum. Cunku benim temelim insanoglu butunu, madde degil. Madde zaten onun ortaya koydugu.

aşk da nesneldir, sevgi de , ay da güneş de demokraside ahlak da.
bunların hepsi maddi süreçlerdir ve insan bu maddi süreçleri isimlendirir.

Deimyaufkun indirgemexci ve akilci temelli olursa, ezber ve sorgulanmazlik kacinilmaz oluyor.

[quote]ve insan da maddeden başka bir şey değildir.
madde deyince sadece taşı toprağı anlıyorsan bırak o zaman felsefe yapmayı.

Ayni akilci ve indirgemeci ezber ve nakarat. Cunku ufkun bu kadar.


duyguyu/düşünceyi görünmeyen tanrı vergisi bir kalple açıklamadığına ve bunu sinir sistemiyle açıkladığına göre; sinir sistemi olan herhangi bir canlıdan insanın farkı sinir sayısı ve bağlantı sayısındaki dramatik nicel değişimin ortaya soyutlama yapabilme yeteneği/niteliği koymuş olmasıdır.

Burda da yanildin, hic bir inanc somut bir temele dayanmadan mumkun degildir. O yuzden her tanri inanirin, kendince somutladigi bir tabani vardir. Allah=Kuran gibi. Aksi inanc mumkun degildir. Zaten bilgi genel anlamda inancin gercegin ne oldugu ile dogrulanmasidir. Onemli olan ise bilimsel bilgidir. Masal da bir bilgidir sonucta. Bilgi herseyin ismi niteliginde olarak kendisi baska bir nitelik alir. Inancsal, ideolojik, bilimsel bilgi gibi.

Ana katagori bilgiyi uc dalda inceler. Fiziksel, sosyal ve matematiksel/mantiksal bilgi. Yalniz dedimya senin ufkun sadece metafizik, varliksal.


insanı merkeze alma çabası; insanın maddi temelini görmezden gelip onda tanrısal bir öz aramaya kalkmanın örtük biçiminden başka nedir.

Insanoglu herseyi ortaya koyan fenomen olarak kendine tek bildiren ve belirtendir. Bu da alternatifsizdir. Ne o sen yoksa baska bir turden misin? Asil o ozu arayan sensin. Cunku kendinin bile bir insanoglu tuerunun biri oldugunun farkinda ve bilincinde degilsin. O yuzden sen nasil madde isen, inanir da kul.


insan madde değilse nedir
maddeden başka ne var
daha kaç kez bu soruyu sormam gerekiyor,
daha kaç kez bu soruya felsefenin edebiyatını yaparak cevap vereceksin.

Insanoglu fenomenonumenal kavramdir ve biyososyopsiko fenomendir.

Ben de sana kac kez, "bilim bilimsel olarak fenomeni degil; gozlemini ortaya koyar" demem gerekiyor.

Senin cumlen, ayni inanirin inancini sabitledigi tekledigi ilkledigi ve mutlaklastirdigi gibi yaptigi akilciligin aynisidir. Tek farki o tanriyi, sen maddeyi bu gozlem vermeyen mutlaka oturtursun. Akilcilik aynidir.

O yuzden materyalizm ve idealizm ayni inancsal akilcilikta birlesir.

"ilk, tek, mutlak" fark bunlarin tabanidir. Materyalizm icin-,madde, idsealist icin ise dusunce. Sen maddeye teslim olursun, o da dusunce ufku olan tanrisina.

Khaos
05-05-2013, 16:13
58 nolu yazımı üzerinde düşünerek yeniden oku,daha sonra da git soyutlama nedir bir öğren.


daha soyutlamanın ne olduğunu bile bilmeyen, felsefeyi edebiyat biçimi zannedenlerin benden öğrenebileceği bir şey yoktur.


düşünce de madenin/maddi süreçlerin bir ürünüdür.


işte bu kadar basittir bu mesele.


gerisi, felsefenin edebiyatını yapmaktır.
hele hele aklın yarattığı herşeyi hiç bir ayrıma tabi tutmadan soyutlama kavramına dahil etmek felsefenin edebiyatını yapmanın dahi ötesinde zavallı bir zırvadır.


benim sorularımın hiç birisi şunun bunun sorularının eşdeğeri değildir.
iyi gene adil davranıp madde-tapıcı hyloteist olmadığımı itiraf edebilmiş olmandır.


sorun benim değil, ta kant'tan beri sizin sorununuzdur.


bir kavramı ben kullanıyorsam , o kavramı benim verdiğim içerik üzerinden eleştiri konusu yaparsın.


3000 yıldır materyalistler madde deyince taşı toprağı kastetmediler.
çünkü her zaman süreç gelsefesi ürettiler, anın felsefesini değil.


senin gibi anın felsefesini üretenler, insanın kökeninden tüm ortaya koyumlarına kadar her şeyin maddi süreçler olduğunu ve bizim madde ve maddi süreç kavramına verdiğimiz içeriğin evren ve evrenin nitelikleri olduğunu anlayamadınız,anlamak istemediniz.


kavrama bizim verdiğimiz içeriği görmezden gelip kendi verdiğiniz içerik üzerinden
felsefe edebiyatı yaparak yanaştınız.


siz materyalizm ve materyalist,
madde ve maddi süreç hakkında hiç bir şey BİLMİYORSUNUZ.
çünkü bu kavramları her gördüğünüzde zihninizde sadece sizin içeri.ğiniz canlanıyor, bizim verdiğimiz içerik değil.


SORU: evrenden başka ne var


hadi cevaplasana.
bırak edebiyat yapmayı, felsfenin ne üstüne konuştuğunu netleştirmiş olalım en geniş anlamda.


tüm idealar, aşk , sevgi , adalet gibi son derece hatalı bir şekilde metafizik olarak adlandırılan (tam bir idealist zırva) ne varsa senin rüyaların bile FİZİK değil mi?!


ne anlatıyosun bana o halde.


ulpian da asturda felsefenin terminolojisi arkasına saklanmış ancak içeriksiz savsatalarla karşıma çok çıktılar.


onlara dediğimi sana da diyorum.
edebiyatı bırak, terminolojiyi ve literatüre atıf yapmayı da bırak.
sadece felsefe yap.


önce materyalist açısından; madde/maddi süreç ve soyut/soyutlama nedir bunları algılamayı dene.


yoksa bu kavramları kendi verdiğin içerikle zırvaya dönüştürüp önümüze getirip koyma.


senin felsefenen; aklımızı da göremiyoruz ohalde aklımız yok mu diye tuhaf bir argümanla güya allahı kanıtlayan dindarın felsefesi gibi duruyor benim karşımda.


akıl da bir süreçtir, bir nitelikdir.
biz süreçlerin ve niteliğin felsefesini yaparız.
o nedenle bizim için felsfe fiziksel olana dairdir.


ve ne üzerine konuşursak konuşalım bir şekilde fiziksel olana dair konuşuyoruzdur.
zaten metafizik diye bir şey YOK tur.evrenin nitelikleri ve yapısı vardır.
evrene fiziksel ya da kimyasal bakarsın.
aşk da böyledir, tüm kutsallarda.
hatta tanrı ve melekleride.
zihnin ürettiği safsatalardır, ancak zihin b u safsataları fiziksel/maddi süreçlerle üretir.zaten zihnin kendisi bir sinir ağıdır.yani maddedir/fizikseldir.


evren kavramı insan kavramını içerir.
tıpkı matematikteki kümeler gibi.
insan da, kuş ta kelebek de aşk da tanrı da bok da püsür de hepsi adına evren denen kümenin elemanlarıdır.


işte materyalizm budur.

evrensel-insan
24-05-2013, 23:26
Felsefe nicelik isi degil, nitelik isidir. Insanoglunun da niceligi degil, niteligi on plandadir. Cunku insanoglu niceligini her turlu yoneten yonlendiren sistem/duzen kurduran yasam ve iliskisini belirliyen yasamini surdurdugu her turlu deger temeli hepsi nitelik sorunudur.

Iaste materyalizmler bunu algilayamazlar.

O yuzden fazla soze gerek yok. Ne zaman insanoglunun nitelik yonunu algilarsin, o zaman akil ufkun acilir ve dile gelenleri algilama olarak bilincini acarsin. Yoksa inanirlarin insanoglunu Allah'larina teslim ettikleri gibi, sende maddeye indirger ve nicelik olarak degerlendirirsin.

Insanoglunun niteligini algilayamadigin surece de sana yanit verecek degilim.

En azindan su tum yazdiklarin senin niteligindir. Benim niteligim de senden farkli oldugundan ortak noktamiz yoktur. Sem metafizikten varliktan yola cikarsin, ben epistemolojiden ve bilgiden. Sen insanoglunu nicelige indirgersin, ben ise niceliginin arkasindaki niteligini ortaya koyarim.

VraeL
25-05-2013, 23:15
valla onu bunu bilmem, bu konuştuklarınızın hiç biri saçımın dökülmesine çare değil arkadaş. seyrele seyrele sırma saçlı olduk gittik. yok diyalektik materyalzim, yok bilimsel bıdıbıdıloji falan filan beni artık hiiiiç alakadar etmiyor, ben uzun zaman diliminde değil, kısa vadedeki faydası ile ilgileniyorum artık olayların.

Evren bundan 13.5 milyar önce mi oluştu, diyelim ki oluşmadı, banane abi? bu başlık altında tartışıpta evrenin bing bang teorisine göre oluşmadığı sonucuna vardığımızda bugün ankaranın kurtuluş metro durağında öpüşme eylemi yapan gençlere satır ile saldıran akpli dindar örgütlenmiş gençlerin azalmasına yardımcı olacak mı? ha yok "sen bize karışma vrael dede, biz öyle aramızda gençler beyin fırtınası yapıyoruz eğleniyoruz" diyorsanız hadi verdim izni gitti. eğlenin gençler.

evrensel-insan
25-05-2013, 23:48
valla onu bunu bilmem, bu konuştuklarınızın hiç biri saçımın dökülmesine çare değil arkadaş. seyrele seyrele sırma saçlı olduk gittik.

Sac ile ilgili TV'lerde carsaf carsaf reklalar var. Mesela bunlardan biri, T.Colak'in sac cikarmasi ile ilgili. Ayrica bu durum sende bir sosyo-psikolojik etki birakiyorsa, bak o onemli iste! :)

yok diyalektik materyalzim, yok bilimsel bıdıbıdıloji falan filan beni artık hiiiiç alakadar etmiyor, ben uzun zaman diliminde değil, kısa vadedeki faydası ile ilgileniyorum artık olayların.

Bu "bidibidi" lar ancak boyle kitle platformlarinda dile gelebiliyor. Yasam da ve birebir iliskilerde cok zor. Bir de akademik ortamlarda.

Evren bundan 13.5 milyar önce mi oluştu, diyelim ki oluşmadı, banane abi? bu başlık altında tartışıpta evrenin bing bang teorisine göre oluşmadığı sonucuna vardığımızda bugün ankaranın kurtuluş metro durağında öpüşme eylemi yapan gençlere satır ile saldıran akpli dindar örgütlenmiş gençlerin azalmasına yardımcı olacak mı? ha yok "sen bize karışma vrael dede, biz öyle aramızda gençler beyin fırtınası yapıyoruz eğleniyoruz" diyorsanız hadi verdim izni gitti. eğlenin gençler.

Bak burasi onemli, hersey biribirine zincirleme baglidir. Iste o evrenin zamansal yasi ile senin bahsettigin guncel olaylarin bagi vardir. Mesela o patlama 13.6 milyar yil once olmus olsa, ne AKP olurdu, ne de bu olaylar. :)

VraeL
26-05-2013, 00:30
Sac ile ilgili TV'lerde carsaf carsaf reklalar var. Mesela bunlardan biri, T.Colak'in sac cikarmasi ile ilgili. Ayrica bu durum sende bir sosyo-psikolojik etki birakiyorsa, bak o onemli iste! :)



Bu "bidibidi" lar ancak boyle kitle platformlarinda dile gelebiliyor. Yasam da ve birebir iliskilerde cok zor. Bir de akademik ortamlarda.



Bak burasi onemli, hersey biribirine zincirleme baglidir. Iste o evrenin zamansal yasi ile senin bahsettigin guncel olaylarin bagi vardir. Mesela o patlama 13.6 milyar yil once olmus olsa, ne AKP olurdu, ne de bu olaylar. :)

Öncelikle hoşgeldin Evrensel hocam :) Seni gördüğüme sevindim. İş güç kapışma derken ne zamandır siteye bakamıyordum. E baktık pc başında âşık atmakla, bigbangi veya sümerleri tartışmakla iş güç sahibi olunamıyor bizde biraz sosyal hayata odaklanalım dedik :) tanju çolağın videolarını izledim büyütüp, kameraya bakarken gözü ha bire solda bi yere kayıyor, metinden okutmuşlar söyleceklerini hepsi fasa fiso. ben ne ilaçlar denedim seanslara giderek :D benim asıl derdim saç değil, kıl da keramet olsaydı kırmızı dötlü şempazenin dötünde kıl olurdu :D benim asıl derdimi sen biliyorsun, kendi içimizde çok ayrılıyoruz siyaset ve felsefi yönden, şu başlıktaki üsluplara bak, bilim ve felsefeden daha çok kişisel çatışmalar ve iğnelemeler ile dolu. Sanki bir tarafta dindarlar diğer tarafta dinsizler varmışcasına nasılda sert üsluplar havada uçuşmuş. Gel gör ki elin akpli genci elinde satırla gençleri kovalıyor şu günlerde. Buyrun link:
http://www.hurriyet.com.tr/sondakika/23368807.asp

Benim non-teist üyelerden istediğim kendi aranızda tartışırken emir kipi yerine daha yumuşak hitaplar kurmak.
"bu böyledir" demek yerine
"bunun böyle olduğunu düşünüyorum bilimsel/felsefi dayanaklarımda şunlar sevgili kardeşim" gibi bir hitap kullanarak hem non-teistler arası bağ ilerler hem birlik beraberlik sağlanır.
Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış,
Teoriyi savunan taraf sanki bigbang teorisi kendi teorisiymiş gibi savunmuş, sanki teori yanlış çıkınca devlete tazminat ödeyecekler hey allahım zeusum yarabbim.
eleştiren tarafta sanki bigbang teorisi muhammedin teorisiymiş gibi eleştirmiş maşallah inşallah.
hayır tamam bigbangte hatalar olabilir olmasınada hele bi önce dinleri aşalım sonra patlamanın büyüğünü hep beraber yaparız evelallah :D

saygılarımla hocam ^_^

evrensel-insan
26-05-2013, 01:03
Öncelikle hoşgeldin Evrensel hocam :) Seni gördüğüme sevindim. İş güç kapışma derken ne zamandır siteye bakamıyordum. E baktık pc başında âşık atmakla, bigbangi veya sümerleri tartışmakla iş güç sahibi olunamıyor bizde biraz sosyal hayata odaklanalım dedik :) tanju çolağın videolarını izledim büyütüp, kameraya bakarken gözü ha bire solda bi yere kayıyor, metinden okutmuşlar söyleceklerini hepsi fasa fiso. ben ne ilaçlar denedim seanslara giderek :D benim asıl derdim saç değil, kıl da keramet olsaydı kırmızı dötlü şempazenin dötünde kıl olurdu :D benim asıl derdimi sen biliyorsun, kendi içimizde çok ayrılıyoruz siyaset ve felsefi yönden, şu başlıktaki üsluplara bak, bilim ve felsefeden daha çok kişisel çatışmalar ve iğnelemeler ile dolu. Sanki bir tarafta dindarlar diğer tarafta dinsizler varmışcasına nasılda sert üsluplar havada uçuşmuş. Gel gör ki elin akpli genci elinde satırla gençleri kovalıyor şu günlerde. Buyrun link:
http://www.hurriyet.com.tr/sondakika/23368807.asp

Benim non-teist üyelerden istediğim kendi aranızda tartışırken emir kipi yerine daha yumuşak hitaplar kurmak.
"bu böyledir" demek yerine
"bunun böyle olduğunu düşünüyorum bilimsel/felsefi dayanaklarımda şunlar sevgili kardeşim" gibi bir hitap kullanarak hem non-teistler arası bağ ilerler hem birlik beraberlik sağlanır.
Zenginin malı züğürdün çenesini yorarmış,
Teoriyi savunan taraf sanki bigbang teorisi kendi teorisiymiş gibi savunmuş, sanki teori yanlış çıkınca devlete tazminat ödeyecekler hey allahım zeusum yarabbim.
eleştiren tarafta sanki bigbang teorisi muhammedin teorisiymiş gibi eleştirmiş maşallah inşallah.
hayır tamam bigbangte hatalar olabilir olmasınada hele bi önce dinleri aşalım sonra patlamanın büyüğünü hep beraber yaparız evelallah :D

saygılarımla hocam ^_^

Aslinda bu emir kipinde haklisin. Yalniz ben ne yapabilirim? Insanoglu herseyi bir monolog olarak emirselkok temelinde ve ikilem karsitligi teke indirgemeli ve de determinist olarak dilini, noktasal ve sesselk ortaya koymus.

Mesela bir esyaya "sen masasin" dediginde bu monologas yanit veremiyor ve sorun yok. Ama, bir insanoglu digerine "sen busun/degilsin" ya da "bu budur/degildir" dediginde bu monolog onu algilayan diger kisi tarafindan onun kendi monologuna donusuyor ve boylece de monologlar arasi dialog yerine, tartisma doguyor.

Ayrica ben her turlu sorunu ortaya koydugum icin "sorun budur" temelli bir dil kullanmak durumunda kaliyorum. Bu da sorunun algilanmasi yerine, soruna itiraz olarak yansiyor ve yazisma sorun algilamasindan sorunu izah edebilmeye donusuyor.

Bir de ortada noncognitivizm var. Yani dile gelen konu ya da kavrami kavrama, algilama idrak etme yerine; ifade etme farki.

Evet berlki dedigin sekilde bir yazi dili ve uslubunun faydasi olabilir, yalniz unutmamak gerekir ki; beyin akil olarak ideolojik inancsal mutlak sinirlari ile sinirlandikca ve bunlar sorgulanmadikca.

Ha "bu bilimseldir" ha "bunun bilimsel oldugunu dusunuyorum" denmesi, onun bilimsel oldugunu algilayamayan bir beyin icin ve onun aciklanan bilimseli sadece kendi aklinin mutlaklastirdigi ideolojik inancsal dogrusu ile mukayese edecegi icin, sonucta ya kabul ya da red olarak yansiyacaktir.

Benim istedigim ise mukayese degil; algilanmasi, sorgulanmasi ve ortaya konulmasidir.

Neyse bu kadar "bidibidi" yeter. :)

Nonteist uyeler daha teoloji konusunda bir ortak nokta da birlesemiyorlar ki, kaldiki bilimsellikte birlessinler.

Mesela once din konusunda deizm de birlesmek gerekir ki bir kitle olussun. Buna tanriyi katar ve ateizme cikarsan; deizm ve cesitlerini distalamis olursun.

O yuzden ben hak ve ozgurluklerde birlesmeyi yegliyorum. Sonucta deizm de mesela alevileri dista birakiyor. AKP'ye karsi en olabilecek genislikte bir kitle ortak noktasi bulmak gerekiyor. Bu da bence hak ve ozgurluklerin savunusu.

Cunku bu gidisle deist ve laik temelli muslumanlar bile AKP'nin disina dusuyor ve yasaklar git gide toplumu boluyor.

VraeL
26-05-2013, 13:55
Aslinda bu emir kipinde haklisin. Yalniz ben ne yapabilirim? Insanoglu herseyi bir monolog olarak emirselkok temelinde ve ikilem karsitligi teke indirgemeli ve de determinist olarak dilini, noktasal ve sesselk ortaya koymus.

Mesela bir esyaya "sen masasin" dediginde bu monologas yanit veremiyor ve sorun yok. Ama, bir insanoglu digerine "sen busun/degilsin" ya da "bu budur/degildir" dediginde bu monolog onu algilayan diger kisi tarafindan onun kendi monologuna donusuyor ve boylece de monologlar arasi dialog yerine, tartisma doguyor.

Ayrica ben her turlu sorunu ortaya koydugum icin "sorun budur" temelli bir dil kullanmak durumunda kaliyorum. Bu da sorunun algilanmasi yerine, soruna itiraz olarak yansiyor ve yazisma sorun algilamasindan sorunu izah edebilmeye donusuyor.

Bir de ortada noncognitivizm var. Yani dile gelen konu ya da kavrami kavrama, algilama idrak etme yerine; ifade etme farki.

Evet berlki dedigin sekilde bir yazi dili ve uslubunun faydasi olabilir, yalniz unutmamak gerekir ki; beyin akil olarak ideolojik inancsal mutlak sinirlari ile sinirlandikca ve bunlar sorgulanmadikca.

Ha "bu bilimseldir" ha "bunun bilimsel oldugunu dusunuyorum" denmesi, onun bilimsel oldugunu algilayamayan bir beyin icin ve onun aciklanan bilimseli sadece kendi aklinin mutlaklastirdigi ideolojik inancsal dogrusu ile mukayese edecegi icin, sonucta ya kabul ya da red olarak yansiyacaktir.

Benim istedigim ise mukayese degil; algilanmasi, sorgulanmasi ve ortaya konulmasidir.

Neyse bu kadar "bidibidi" yeter. :)

Nonteist uyeler daha teoloji konusunda bir ortak nokta da birlesemiyorlar ki, kaldiki bilimsellikte birlessinler.

Mesela once din konusunda deizm de birlesmek gerekir ki bir kitle olussun. Buna tanriyi katar ve ateizme cikarsan; deizm ve cesitlerini distalamis olursun.

O yuzden ben hak ve ozgurluklerde birlesmeyi yegliyorum. Sonucta deizm de mesela alevileri dista birakiyor. AKP'ye karsi en olabilecek genislikte bir kitle ortak noktasi bulmak gerekiyor. Bu da bence hak ve ozgurluklerin savunusu.

Cunku bu gidisle deist ve laik temelli muslumanlar bile AKP'nin disina dusuyor ve yasaklar git gide toplumu boluyor.

hocam senin bir şey yapman gerektiğinden değil, ben ortaya söyledim lafı üzerine alınma ;)
tartışma doğmasına karşı değilim, tartışalım elbet ben daha çok üsluptan ve bir takım şeyleri aşırı sahiplenmekten bahsediyorum. Eh, onu da bu sitede 5 yıldır bir türlü düzeltemedik, sağlık olsun. = ]

evrensel-insan
26-05-2013, 19:10
hocam senin bir şey yapman gerektiğinden değil, ben ortaya söyledim lafı üzerine alınma ;)
tartışma doğmasına karşı değilim, tartışalım elbet ben daha çok üsluptan ve bir takım şeyleri aşırı sahiplenmekten bahsediyorum. Eh, onu da bu sitede 5 yıldır bir türlü düzeltemedik, sağlık olsun. = ]

Eh ne diyelim. Sen bu konuda basi cek, bizler de senden feyz alalim.

upuaut
26-05-2013, 23:48
Öncelikle hoşgeldin Evrensel hocam :) Seni gördüğüme sevindim. İş güç kapışma derken ne zamandır siteye bakamıyordum. E baktık pc başında âşık atmakla, bigbangi veya sümerleri tartışmakla iş güç sahibi olunamıyor bizde biraz sosyal hayata odaklanalım dedik :) tanju çolağın videolarını izledim büyütüp, kameraya bakarken gözü ha bire solda bi yere kayıyor, metinden okutmuşlar söyleceklerini hepsi fasa fiso. ben ne ilaçlar denedim seanslara giderek :D benim asıl derdim saç değil, kıl da keramet olsaydı kırmızı dötlü şempazenin dötünde kıl olurdu :D benim asıl derdimi sen biliyorsun, kendi içimizde çok ayrılıyoruz siyaset ve felsefi yönden, şu başlıktaki üsluplara bak, bilim ve felsefeden daha çok kişisel çatışmalar ve iğnelemeler ile dolu. Sanki bir tarafta dindarlar diğer tarafta dinsizler varmışcasına nasılda sert üsluplar havada uçuşmuş. Gel gör ki elin akpli genci elinde satırla gençleri kovalıyor şu günlerde. Buyrun link:
http://www.hurriyet.com.tr/sondakika/23368807.asp



Benim linkte verilen haberde anlayamadığım, saldırıda kullanılan "sallama"nın ne olduğudur: Rakı? Sevgili?

ALKA
27-05-2013, 00:05
Sallama için görseller. Birden çok alternatif varmış. Tespih, Rakı,ağır fabrika makinesi, çay poşeti, bıçak.. :)

https://www.google.com/search?q=sallama&um=1&ie=UTF-8&hl=tr&tbm=isch&source=og&sa=N&tab=wi&ei=7XWiUc2EC6ql4gSG8IHIBA&biw=1366&bih=667&sei=AXaiUbKyN6SH4gSIj4DQDA

VraeL
28-05-2013, 22:53
Benim linkte verilen haberde anlayamadığım, saldırıda kullanılan "sallama"nın ne olduğudur: Rakı? Sevgili?

Döner Bıçağı:

http://www.kuzeyekspres.com.tr/images/news/44647.jpg

Khaos
05-06-2013, 13:55
Felsefe nicelik isi degil, nitelik isidir. Insanoglunun da niceligi degil, niteligi on plandadir. Cunku insanoglu niceligini her turlu yoneten yonlendiren sistem/duzen kurduran yasam ve iliskisini belirliyen yasamini surdurdugu her turlu deger temeli hepsi nitelik sorunudur.

Iaste materyalizmler bunu algilayamazlar.



al işte aynı zırvayı kaç senedir dinlemekten artık illallah ettik yani.
kendin uydurup kendin çalıp kendin oynuyorsun.

hala daha madde deyince, aklına taş toprak geliyor;
o maddenin evrilip canlılığı,
o canlılığın evrilip soyutlama yapabilen insanı,
o soyutlamaların nitelik üzerine olduğunu
ve bütün bunların anın değil ancak sürecin felsefesini üretmekle mümkün olacağını,
materyalizmin senin iftiralarının aksine niceliğin değil tam da niteliğin felsefesi olduğunu,
bu sitede felsefe kelimesi ilk kez duyan çocuklar bile kavradı.

ama felsefenin terminolojisinin etekleri altından çıkacak cesareti bir türlü gösterip de soyutlama nedir neden yapılır bunu bir türlü kendine soramadın.

egondan felsefe yapmaya sıra gelemiyor evrensel.

bırak şimdi de diline bilimi dolamayı.
yeme beni.

beni bilirsin sevmem böyle tatlı su kurnazlıklarını.

kendi imal ettiğin kağıttan kaplanla değil,
basit açık yalın hiç bir terminolojiyle süslemediğim hiç bir literetüre atıfla desteklemeden rakı sofrasında muhabbet edercesine taş gibi felsefe üretiyorum bak burda.

biraz sen de dene.

edebiyatını değil, felsefe yapmanın kendisini dene.

boktan metafizik felsefene şimdi de ''bilimsel'' kılıflar uydurman topu taça atmaktan başka bişe değil.

madde öyle bişeydir ki.
evrimleşir ve ortaya nitelikler koyar.
akıl, düşünme ve soyutlama da maddenin evrilereek ortaya koyduğu niteliklerdir ve bunu insan da gözlemleyebilirsin.

sen kalkıp bunca yıl sonra hala daha tam tersiyle beni itham edebiliyorsan, ya anlayışın iyice köreldi, ya yaşlandın, ya obsesyona yakalandın.


söyleneni anla, söyleneni.

insan bu evrene aittir.
başka bir evrene değil.