PDA

Orijinalini görmek için tıklayınız : Muhammed'in köleleri


sodomo--
28-11-2006, 09:50
Bu aşaıdaki liste ağırlıklı olarak Prof. Celal Yeniçeri'nin "Hz.Muhammed ve Yaşadığı Hayat" isimli kitabından derlenmiştir. Doğrusunu söylemek gerekirse böyle bir listeyi bu kadar derli toplu bir şekilde başka bir kaynakta (Tabii 2. el kaynak olarak) bulmak mümkün değil. Bu yüzden bu çalışma bence takdire şayandır kendisini tebrik ederim. Yorum ksımları bana aittir ve bazı ufak eklemelerim de olmuştr zaten okuduğunuz da bunu farkedeceksiniz. Eğer genel okumalarınızda farkettiğiniz bu isimlere ilave edeceğiniz bilgiler var ise lütfen bu topicte yazın... Sonuçta bu listenin de diğer listeler (savaş, cinayet, zevceler vb) zenginleştirlmeye ihtiyacı olduğunu düşünüyorum.


Kadın köleleri (Cariyeleri)

1-- Emetullah: Sadece hizmetçi olarak gösteriliyor

2-- Ümeyme : Muhammed'in abdest alma işlerine bakıyor

3-- Bereket (Ümm-ü Eymen) : Muhammed'e babasından miras olarak kalmış ve ona dadılık yapmış. Muhammed onu Zeyd b. Harise ile evlendirmiş ve ondan Üsame'yi doğurmuştur. İlginç olan Ümmü Eymen'in Zeyd ile evlendiğinde oldukça yaşlı olmasına rağmen ondan bir çocuk dünyaya getirmesi. Zeyd yaşlı hanımı Ümmü Eymen'den nasıl bir çocuk yaptı anlamak mümkün değil. Çünkü Ümmü Eymen Muhammed'e dadılık yapmış . Muhammed onun için "annemden sonraki annem" demiş. Zeyd Muhammed'in üvey oğlu, Ümmü Eymen'de annesi gibi kabul ettiği baba mirası köle-dadısı. Aradaki yaş farkı had safhada...

4-- Hadra : Hakkıda fazla bilgi yok. Azad edildiği söyleniyor

5-- Huleysa: Muhammed'in hanımı Hafza'nın mevlâsı (bu kelime bazı yerde köle bazı yerde azadlı köle veya hizmetçi, sırdaş, dost vb. anlamlar veriyor)

6-- Havle: Muhammed'in hizmetçisi (evinini süpürüyormuş)

7-- Rezine (veya Ruzeyne): Muhammed'in Hayber'de ganimet olarak esir alıp evlendiği yahudi asıllı eşi Safiyye'ye ait. Birinci sıradaki Emetullah'ın annesi aynı zamanda.

8-- Radva: Hakkında bilgi yok sadece isim olarak geçmiş

9-- Saibe: Bilgi yok..

10--Sedise: Hafza'ya ait olduğu söyleniyor

11--Sellâme : Muhammed'in cariyelerinden Marya'dan olan oğlu İbrahim'e dadılık yapmış

12--Selmâ: Muhammed'in bir defada azad ettiği dört kölesinden birisi. İbn-i Kesir'e göre aile içinde önemli bir yeri varmış. İyi bir ahçıymış ve
Muhammed ile çarşıya da çıkarmış. Hakkında geniş bilgi var ama burada yazmaya gerek yok.

13--Şirin el-Kopti: Muhammed'in çocuk yaptığı cariye Marya'nın kızkardeşi. Mısır kralı Muvakkıs tarafından hediye olarak gönderildi. Muhammed de onu ünlü şairi Hasan b. Sabit'e hediye olarak vermiş.

14--Unkûde: Aişe'ye ait bir cariye

15--Meymune bint Sad: Muhammed'in azadlı cariyelerinden. Pek çok hadis rivayet etmiş

16--Meymune bint Uneyse : Muhammed'in azadlı cariyelerinden

17--Dumayra : Muhammed'in bir defada azad ettiği dört kölesinden birisi.

18--Ümm-ü Ayyaş: Muhammed onu Osman ile evlendirdiği kızına vermiş.

19- Meymune b. Ebi Abis: Bilgi yok

20--Marya el-Kopti (zevce cariye): Mısır kralı Muvakkıs tarafından hediye edildi. Muhammed'in zevce-cariyesi ondan bir çocuğu oldu adı İbrahim.


21- Nefise (zevce-cariye): Muhammed bir ara Zeyneb'ten üç aylığına ilişkiyi kesiyor. Üç ay sonra onunla barışınca Zeyneb kendisine bu cariyeyi hediye ediyor. Bu cariyenin güzelliğinden dolayı Muhammed ona "nefis" anlamına gelen "nefise" (yani 'nefis'in dişil olanı) ismi veriyor .Muhammed onu cinsel amaçlı olarakta kullanıyordu.

22- Cemile (zevce-cariye): Bir harpte ganimet olarak hissesine düşüyor ama hangi harp olduğu belli değil imiş (Bence Kureyza esirleri arasındaydı) Muhammed onu da cinsel ihtiyaçları için kullanıyordu. Tarihçiler bu konuda ittifak etmişlerdir.

Not 1: Kureyza baskınında Muhammed Kureyza kabilesinin erkeklerinin boyunlarını vurdurmuş kadınlarınıda esir almıştı. Muhammed'in payına 1/5 humus hissesi olarak 150-200 civarında kadın ve çocuk ganimet olarak düşmüş Muhammed de onları Şam esir pazarında sattırıp onların parasıyla savaş için at ve silah almıştır. (Not: Anneler ve çocukları ayrı ayrı satılmış ve çocuklar hem annesiz bırakılmış hem de köle olarak meçhul bir yaşama itilmiştir; akîbetleri bilinmemektedir. Zannımca ufak yaştaki kız çocukları yeni sahiplerinin cinsel istismarına uğramıştır.)

Not 2: Kureyza'da esir alınan Reyhane'yi bu listeye dahil etmedim çünkü onu Muhammed'in hanımları listesine ekleyeceğim. Tabii Reyhane'nin cariye olarak m kaldığı yoksa Muhammed'in hanımı mı olduğu daima tartışmalı bir konu olmuştur. Prof. Celal Yeniçeri onu zevce-cariye olarak değerlendirmiş.

Erkek köleleri

1-- Usâme: Zeyd'in oğlu. Bu listeye dahil edilmeyebilir. (Prof. Celal Yeniçeri almış) tabii Zeyd yaşlı hanımı Ümmü Eymen'den nasl bu çocuğu yaptı anlamak mümkün değil. Muhammed son günlerinde Usame'yi islam orduları başkomutanlığına getirdiğinde yaşı 18-19 idi.

2-- Eslem: Gazvelerde Muhammed'in eşyalarını taşıyormuş.

3-- Enese b. Ziyad: Bedir ve Uhud harbinde Muhammed'in mevlası olarak yer lmış

4-- Eymen : Ümmü Eymen'in oğlu Usame'nin anadan bir kardeşi .Muhammed'in abdest suyunu hazırlarmış. Hüneyn savaşında ölmüş

5-- Bâzam : Bilgi yok. Adı Tahman olarak da geçiyormuş

6-- Sevbân: Seferde olsun pazarda olsun Muhammed'in yanından hiç ayrılmazmış. Daha sonra Humus şehirne yerleşmiş ve Hicri 54 yılında orada vefat etmiş.

7-- Huneyn: O da Muhammed'in abdest alma işlerine yardımcı olur ve su temin edermiş. Ondan kalan suyu da sahabeye takdim edermiş.

8-- Zekvân: Bilgi yok..

9-- Râfi (Ebu Râfi): Muhammed'in Benü Nadir arazilerindeki kahyası olarak görev yapmış.MuhammedE turfanda meyve ve zebzeyi buradan o getirirmiş

10- Rebâh: Muhammed'i ziyaret edenlerle ilgilenirmiş.

11- Ruveyfa: Kendisi hakkında bilgi yok.

12- Zeyd b. Harise: Çok aşina oldğumuz bir isim. Kuran'da bile ismi geçiyor. Muhammed'in hanımı Zeyneb'i aldıktan sonra sürekli komutan olarak sefere çıkarttığı eski kölesi, sonraki üvey oğlu ve başkumandanı

13-- Zeyd Ebu Yesâr : Bilgi yok

14-- Sefîne: Muhammed'n hanımı Ümmü Seleme'nin kölesi. Asıl adı Mehran. Muhammed'e hizmet etmesi şartı ile Ümmü Seleme onu azad etmiş.
Gazve ve seriyyelerde eşyaları onun sırtına yüklerlermiş.

15-- Selmanu'l Farisi: Muhammed onu ehl-i beytine dahil etmiş. Hendek savaşında hendek kazılması önerisi ondan gelir. Oldukça ünlü bir isimdir. Heryerde detaylı bilgi bulabilrisiniz.

16-- Şakrân : Muhammed'e babasından miras olarak kalmıştır. Mureysi (Ben-i Mustalık) gavzesinde elde edilen ganimetlerden yolda dökülenleri toplamakla görevlendirilmiş.

17-- Dumayra: Cahilliye öneminde köle yapılmış. Muhammed onu satın alıp azad etmiş.

18-- Tahmân (Mervan): Muhammed'in Hayber'deki arazilerine bakan kahya-kölesi

19-- Ubeyd: Bilgi yok

20-- Fadâle Yemani: İsmi İbn Hazm tarafından halife II. Ömer için hazırlanan listede geçiyormuş.

21-- Kafîz: Bilgi yok

22-- Kirkere: Savaşlarda Muhammed'in eşyalarını taşıyormuş. Ganimetlerden elbise çaldığı için Muhammed trafından cehennemlik olarak etiketlenmiş.Sahih hadis kaynaklarında geçer bu olay.

23-- Keysan: Muhammed'in azadlı kölesi. Muhammed onu azad ettikten sonra mevlası olarak zekattan bir şe yiyemeyeceğini söylemiş.

24-- Mebur el-Kopti: Mısır kralı Mukavkısın Muhammed'e hediye ettiği 3 kardeşten erkek olanı.

25-- Midam: Hayber ganemetlerinden mal aşırması nedeni ile Muhammed tarafından ölüm cezasına çarptırılmış ve cezası infaz edilmiştir.

26-- Nâfi: Bilgi yok

27-- Nufay: Cemel ve Sıffın harplerine katıldığı söyleniyor ama Muhammed'in yanındaki pozisyonu belli değil.

28-- Vâkıd: Bilgi yok

29-- Hürmüz Ebû Keysân: Bedr savaşına katılmış. Muhammed onu azad etmiş ve zekat malından yiyemeyeceğini söylemiş

30-- Hişâm: Bilgi yok

31- Yesâr: Gatafan ve Süleym harbi sırasında Muhammed'in eline geçmiş. Güzel namaz kıldığı için Muhammed onu azad etti. Muhammed'in zekat sürülerinin çobanlığını yapıyordu. Ureyne kabilesinden bazı kimseler tarafından gözleri oyularak vahşice öldürülmüş daha sonra da Muhammed onlara misilleme olarak aynı işleme taabi tutmuştur. (Not: Maide 33 ayetinin bu olay nedeni ile indiği (!) söylenir)

32-- Ebû el-Hamrâ: Muhammed'in hizmetçisi olarak geçiyor ama ne hizmetinde bulunduğu belirtilmiyor.

33-- Ebû Seleme: Muhammed'in çobanı

34-- Ebû Safiyye : Bilgi yok

35- Ebû Dumayra: Daha önce adı geçen Dumayra'nın babası. Cahilliye döneminde köle yapılmış ve daha sonra Muhammed tarafından satın alınmıştır.Muhammed daha sonra onu ehl-i beytine almıştır.

36- Ebû Ubeyde : Azadlı köle. Ahçılık yapıyormuş

37-- Ebû Asîb: Azadlı köle olarak geçiyor.

38-- Ebû Kebşe Süleym el-Enmârî: Uhud ve sonraki diğer harplere katılmış. Muhammed'den çokca hadis rivayet etmiş.

39-- Ebû Muveyhibe: Ben-i Mustalık gazvesinde Aişe'nin devesini sürenlerden. Zannımca o da Aişe'nin kölesi idi. Muhammed onu daha sonra azad etmiştir.

Hürlerden hizmetçileri

1--Enes b. Malik
2--Esla b. Şerîk
3--Esma b. Harise
4--Bukeyra
5--Bilal b. Rebâh el Habeşî
6--Habbe ve Sevâ
7--Zu-Mıhmar
8--Rabî'a b. Ka'b el-Eslemi
9--Sa'd
10--Abdullah Revâha
11--Abdullah b. Mesûd
12--Ukbe b. Âmir
13--Kays b. Sa'd
14--Mugîra b. Şu'be
15--Mikdâd b. Esved
16--Mûhacir
17--Ebu's-Sehm
18- Ebu Bekr : İlginç ama İbn Kesir onu da Muhammed'in hizmetçisi olarak göstermiş

Not: Bu yukarıdaki "hür hizmetçiler"le ilgili bilgilere girmiyorum istediğiniz kadar çok bilgiyi internette bulabilirisiniz

Bu konuda en geniş bilgi İbn Seyyidi'n-Nas (Seyiddünnas)'da. Toplam 53 erkek köle 15 cariye ve 18 sahabelerden hür hizmetçi ismi geçiyormuş. (Bu bilgi Arif Tekin'de geçiyor)
İbn-i Kesir'in (el-sira) siretinde de Muhammed'in kölelerinin 40 kadarınının ismi hayat hikayesi dahil verilmekteymiş.
İbnu'l Kayyum da ise 45 köle ismi geçiyormuş.
İbn Sad (ö. 230) ise sadece 17 köleden bahsediyormuş.
Ayrıca;
Hammâd (ö 267 h. )---Teriketû'n Nebi
Hakim-Müstedrek
Moğultay-el-İşare
İbnu'l Cevzi-Telkih bu konuda kaynaklar arasında.

Muhammed'in mevlâlarına saygı ve itina içinde olan Halife Ömer b. Abdüllaziz (99-101 h. / 717-720 m) de Muhmmed b. Hazma kendisi için bunları araştırıp tepit etmesini bir yazı ile istemiş İbn-Hazm da bu konuda bir liste hazırlayarak ona sunmuş. İbn Kesir, Fadâle gibi mevlalardan bahsederken bu listeden faydalandığını söylemiş. Bu konuda daha o tarihlerde ayrı bir kütük ortaya çıkarılmış.

Tabii bütün bu yukarıdaki kaynakların dışında da olağan siret ve hadis okumalarında da bu kölelerin isimlerine yere yer rastlanabilir.

Forum ortamı için çok detaylı bilgiler ideal değil. Eğer bu konularda kitap yazmak isteyen olursa mutlaka bu yukarıda adı geçen birinci el kaynaklara başvurmalıdır.

soro
28-11-2006, 10:30
sodomo bu konuları merak edip sana soran mı var,niye daha ilginç konulara girmiyorsun.senin birikimin kimilerine göre fazla imiş,bu tarihçi yaklaşımları bırak.
senden mahrum etme bizi,kendinden birşeyler sun.bunları biz okuruz lazım olursa.ama senin öz bilgilerin fikirlerin sadece sende ve burada .onlarlabuluşmamızı sağlarsan seviniriz.

hiramusta
28-11-2006, 10:56
:D *:D Komedi ya..Sabah sabah beni yine güldürdün Sodomo.Önce bir bölüm alayım yazından;
Muhammed'in mevlâlarına saygı ve itina içinde olan Halife Ömer b. Abdüllaziz (99-101 h. / 717-720 m) de Muhmmed b. Hazma kendisi için bunları araştırıp tepit etmesini bir yazı ile istemiş İbn-Hazm da bu konuda bir liste hazırlayarak ona sunmuş. İbn Kesir, Fadâle gibi mevlalardan bahsederken bu listeden faydalandığını söylemiş. Bu konuda daha o tarihlerde ayrı bir kütük ortaya çıkarılmış.

Açıkçası senin prof. cahilin teki çıktı.Adam tutmuş h.99 da doğan bir insana h.456 da doğan bir insandan (İbn-i Hazm 456 H./1063 M.) yazı istetmiş.Valla aradaki 357 yıllık bir mesafeyi görememekte büyük başarıdır.Sen o hocanın gözüne gözlük,eline de sözlük ver istersen.

sodomo--
28-11-2006, 11:42
Komik olma Hiramusta. Tek hatada kelle götürüyorsun. İşte iki tane tutarsız hadis bulunca bütün hadisleri çöpe atalım diyen anlayışdan ne bekleyebiliriz ki ? Eğer bir hata var ise düzeltilir doğrusu yazılır sen yeterki hata tespit komisyonu gibi çalışmaya devam et. Sonuçta ya Halife Ömer b. Abdülazize bu listeyi sunan müellif başka bir isimdir ya da İbn Hazm'ın liste sunduğu halife başka bir isimdir. *Önemli olan bu listenin sunulmuş olmasıdır. Bu yanlışı düzeltmenin tek yolu İbn Kesir IV/630'a bakmak olacak. Çünkü İbn Kesir bu listeden bahsediyor. Bakar bakmaz doğrulama yaparız endişen olmasın.

Soro, bu sitede daha başka bir konu çekilmez. Bazı felsefe sitelerinde felsefi görüşlerimi açıklıyorum ve oralarda da dinden imandan dem vuranlara fırça atıyorum. Sonuçta her şeyin kendine has bir öz doğası vardır. "Şeylerin" öz doğalarına saygı duymanın gereği bu...

ozgur_beyin
28-11-2006, 12:39
sevgili sodomo : *bu ülkenin100 de 99 unun müslüman olduğu söyleniyor.eğer bu doğruysa,yazdıklarının *100de birini bile müslümanlar, bilmez. ilahiyatta, şurda burdaki akademisyenler dahil.
* * * * esas problem inanan insanların böyle şeyleri araştırmamasıdır.
* * * * bu işler hep müşriklere düşmesidir.
* * * * soro nunda rahatsızlığı'sana soran varmı' olmuş *demek istediği, biz bize anlatılan suya sabuna dokunmayan hikayeleri ,ağzımız açık dinliyoruz
ne gereği var suyu bulandırıyorsun. kalbimize şüphe tohumlar ekiyorsun.
* * * * züğürtlüğüyle övünülen bir peygamberdeki köle sayısına bak. yahu
*bunlara her gün un çorbası yedirsen, her babayiğit bu işin altından çıkamaz.

sinanguler2
28-11-2006, 12:41
Sn Baylar ne güzel konularla uğraşıyorsunuz bakın bu bilgiler her yerde bulunmayan bilgilerdir.ve gayaet nezaket içinde sunulmuştur,bağzı arkadaşlarımızın durumdan görev çıkarmasına gerek yıoktur.

28-11-2006, 15:18
sodomo üstad'ın her çalışması takdire şayan, bana göre muhammetin kşiliği,
onun kafasında yarattığı tanrı profilini ele veriyor, muhammetin çocuk yaşta
anne babasını kaybetmesi, sara hastası olması, sürekli hep birilerine muhtaç
olması,anne baba yerine amca nı himayesinde büyümüş olması kişiliğini ciddi
şekilde etkilemiş ve zedelemiş *olmalı, zaten kafasında yarattığ ı tanrı profili bunu çok açık ele veriyor, sürekli cezalandıran, sürekli tehdit eden, sürekli
kan, cinayet acımasızlık isteyen bir tanrı profili.

muhametin hayatını çok güzel işliyorsunuz, siz devam edin sodomo, kıskanılmak güzel birşeydir.

hiramusta
28-11-2006, 15:37
Üstadı bende takdir ediyorum.Aralarında 357 yıl yaş farkı olan 2 kişiyi aynı zaman diliminde buluşturmak kolay bişey olmasa gerek. :)

hiramusta
28-11-2006, 15:44
Bide Müslümanlara gerici dersiniz.Baksanıza adamlar 1000 sene önce zaman makinesini icat edip zamanda yolculuk yapıyorlar. :)Üstelik gittikleri zamana ait eserler yazıyorlar. :)

jayjay
28-11-2006, 17:15
sodomo bu konuları merak edip sana soran mı var,niye daha ilginç konulara girmiyorsun.senin birikimin kimilerine göre fazla imiş,bu tarihçi yaklaşımları bırak.
senden mahrum etme bizi,kendinden birşeyler sun.bunları biz okuruz lazım olursa.ama senin öz bilgilerin fikirlerin sadece sende ve burada .onlarlabuluşmamızı sağlarsan seviniriz.
Sevgili soro,
Anlaşılan yukarıda yazılanlar dokunmuş ki "lütfen sus, daha fazla duymak istemiyorum.:'(" tarzında bir cevap yazmışsın. Bunları öğrenmenin bir zararı yok. Hatta daha detaylı da araştırma fırsatıdır bunlar. "Sen bu işleri bırak. Bunlar senin işin değil, kendi uzmanlığından bilgiler ver." türü cevaplar sadece konuyu örtbas edip ortalığı karıştırma amaçlıdır bence.

Saygılar sunarım...

soro
28-11-2006, 17:28
kardeşler,
daha önce de bir topic açtıydım.
kulaktan dolma,iddiaları ben bilimsel metodlasağlanmış veri kabul etmem.bakın topic sahibi beni yanıtladı,sizler değişik yanıtladınız.
burada hiçbirimiz tarihçi değiliz.tarih de böyle yazılmaz.internetten felan verilen adresler kaynak sayılamaz.ayrıca topic sahibine cevap vermek için tarihçi olmak gerekli,yazdığı ve sunduğu bilgiler ne derece gerçeğe mutabık bilemiyorum.bilgi olarak gerçeğe uygun da olsa,zamanlama ve kronoloji yok,ayrıca peygamberin 100 tane kölesi olsa nolur.taşocağı felan işletmiyordu peygamber.
köle dediğin O'nun yediğinden içtiğinden ayrıbirşey yemiyordu.yattığı yerde aynı kalitededir.zaten kuru hasırdan başka ne vardı ?
yani kafamızdaki köle isaura tiplemesini canlandırıp,1500 yıl öncekikölelerle bir tutmayalım.
yani karşılıklı gerçeğeulaşmanın zor olduğu,profesyonel bilgiisteyen konular bunlar.o halde kendi kendine yazsın dursun ,zaten öyle oluyor genelde.kendi güncellemezse fazla bir ilgi çekmiyor,okunma ve cevaplanma açısından.
ben yazma demedim,sadece yönünü değiştir dedim,sodomo da cevabını verdi.haricten yazanlar o halde kendileri de bu topice katkı sağlasınlar.kendileri sodomonunhangi topicine ne katkı sağladılarsa bir görelim.

turok
28-11-2006, 18:09
Sevgili Soro !

* Oyle bir anlatmissin ki insanin kole olasi geliyor !))) yahuuu kole bu kole ! kendi oz iradesi disinda tutulan esir ! ...lutfen bu kadar da carpitmaya gitmeyelim ..

* *Hiramusta *!!

* Peki senin bu konu hakkinda ki gorusun nedir , muhammedin kolesi var miydi yokmuydu ! peygamberin kole sahibimiydi degilmiydi ! *buyrun yazin ... oyle zorlama zorlama alayci yazilar yazmakla olmuyor bu isler

tewderi
28-11-2006, 21:32
22- Cemile (zevce-cariye): Bir harpte ganimet olarak hissesine düşüyor ama hangi harp olduğu belli değil imiş (Bence Kureyza esirleri arasındaydı) Muhammed onu da cinsel ihtiyaçları için kullanıyordu. Tarihçiler bu konuda ittifak etmişlerdir.


Taş ocaklarında çalışanlara bu tür şeyler yapılyırmu?


Sadamo,

Özelikle yukarıdaki Cemile adlı köle ile çalışmalaırnı sabırsızlıkla beklemekteyim

soro
28-11-2006, 22:27
tewderi kardes,
bu topicteki mevzu daha onceden mutezile isimli uye tarafindan islenmis sanirim ocak 2006 da.
orada da sadece arif tekin isimli birinden alinti yapilmis.
sodomo da arif tekin den veya mutezileden yararlanmis bilmiyorum.neticede ayni satirlar alinmis.

arif tekin kaynak gosterilerek bir mesele vuzuha kavusmaz.bu gibi bir mesele ana kaynaklardan yazilmali idi.yoksa bozacinin sahidi siraci misali ikna edici olmaz.

cemile meselesi dogru ise,aciklamasinda zevce yazmislar.zevce de hanimi demektir ve cinsellik burada neden garip olsun anlamadim.



alinti yapilan yer:

Yazar Mesaj
Mutezile
Site Yöneticisi


Kayıt: May 19, 2005
Mesajlar: 979


:
Tarih: Cmt Oca 14, 2006 11:56 pm * *Mesaj konusu: Muhammed Mustafa'nın Hanımları *

--------------------------------------------------------------------------------

Muhammed Mustafa'nın HANIM ADEDİ:


.................................

Şimdi Muhammed'in hanımları derken kabataslak bir sıralama yapılabiliyor artık:

A-) Meşhur olan Hanımları

B-) Uzun süre beraber olduktan sonra boşadığı hanımları;

C-) Nikahları kıyılıp da birleşmeleri gerçekleşmeyenler

D-) Mehir ödemeden- hibe ile aldığı hür kadınlar

E-) Cariye/Odalıklar

F-) Sözlüleri

G-) İstediği halde dini engel yüzünden alamadığı kadınları

H-) Ev işinde çalışan cariyeleri


Muhammed'in en tanınmış Hanımları:

1. Hatice

2. Sevde Binti Zem'an

3. Ebubekir kızı Ayşe

4. Ömer kızı Hafsa

5. Huzeyme kızı Zeynep

6. Ümmü Seleme (Hine)

7. Haris kızı Cuveyriye

8. Zeyd kızı Reyhane

9. Zeynep Binti Cahş

10. Ebu Süfyan kızı "Ümmü Habibe" (Remle)

11. Huvey kızı Safiye

12. Haris kızı Meymune

13. Sem'un kızı Marya Kıbti

Muhammed'in boşadığı kadınlar:

1. Dahhak kızı Fadime

2. Zabyan kızı Aliye

3. Kab kızı Mileyke

Muhammed'in nikahlayıp sonradan ayrıldığı kadınlar:

1. Numan kızı Esma

2. Kays kızı Kuiteyle

3. Esma veya Seba (Sena) Binti Salt

4. Necdet kızı Selma

5. Huzeyl kızı Havle

6. Seraf binti Halife

7. Yezit kızı Amre El-Gifariye

8. Yezit kızı Hind El-Kitabıye

9. Davud kızı Mileyke

10. Rufaa kızı Nesatlsat

11. Kab kızı Esma

12. Haris kızı (Saire) Kuteyle

13. Amr kzı Senba/Seyba/Sabiye

14. Cündüp bin Dimre Cind-i'nin kızı

15. Serahil kızı İmeyme (Binti Cevn)

16. Muaviye kızı Amre

17. Süfyan kızı Seba (Sena)

18.Ümmül Haram

19. Hakim kızı Leyla

Muhammed'in mehir parasını ödemeden aldığı kadınlar:

1. Haris kızı Meymune

2. Huzeyme kızı Zeynep

3. Ümmü Serik

4. Hakim kızı Havle

Muhammed'in cariyeleri:
1. Nefise
2. Cemile

Muhammed'in sözlendiği kadınlar:

1. Amir kızı Dubaa

2. Nuame Bel'anberi

3. Sehl kızı Habibe Ensariye

4. Cemre Binti Haris Bin Avf Bin Kab bin Zabyan

5. Sevde Kireşiye

6. Besame kızı Safiye

7. Ebu Talib'in kızı Ümmü Hani (Fagite)

8. İsmi bilinemeyen bir kadın

Muhammed'in bazı nedenler yüzünden evlenemediği kadınlar:

1. Abbas kızı Ümmü Habibe

2. Hamza kızı Emame (Ammare)

3. Muhammed'e önerilen Baldızı

Muhammed'in ev işlerinde bakan cariyeler:

1. Bereke (Ümmü Eymen)

2. Emetullah binti Ruzeyme

3. Hudre

4. Redva

5. Sad kızı Meymune

6. Ruzeyne

7. Selma (Ümmü Rafi)

8. Marya (Ümmü Rebab)

9. Marya (Ceddetu'l Müsenna)

10. Ümmü İyas

11. Havle (Ceddetu Hafs)

12. Meymune binti Ebi Abis

13. Ümmü Dümeyre

14. Ümmü Ayas

15. Rebiha

16. Saibe





Not: Arap Kaynakları araştırma ve taramaları/derlemeleri ARİF T E K İ N imzalıdır

28-11-2006, 22:36
Sn Baylar ne güzel konularla uğraşıyorsunuz bakın bu bilgiler her yerde bulunmayan bilgilerdir.ve gayaet nezaket içinde sunulmuştur,bağzı arkadaşlarımızın durumdan görev çıkarmasına gerek yıoktur.


Sinan arkadaşımıza katılıyorum. Gerçekler açığa çıktıkça inançlı arkadaşların huzursuz olması da doğaldır. Bu bağlamda değerlendirmek gerekir. Ama bu arkadaşlarımız bu sitenin dinlerden özgür insanların sitesi olduğunu da unutmasınlar.

Sevgili Sodomo,
Aydınlanma yolundaki çabanı takdirle izliyorum. Gerçekler açığa çıktıkça üstadın da dediği gibi tabu can çekişecektir. Ben bir insan olarak Muhammed'in örnek insan diye insanlığa sunulmasından utanıyorum. İnsanlığın ahlak anlayışı bu ilkel çöl bedevisinin ahlak anlayışı olamaz. Olmamalıdır da. Saygı ve sevgilerimle...

28-11-2006, 22:36
soro copy paste konusunda uzmandır, ne diyorsa doğrudur, copy paste nin kitabını yazsa yeridir. tipik kör müslüman, kin dolu nefret dolu,ellerine bir
fırsat geçti ya, yün yumağını yeni keşfetmiş kedi gibi oynayıp dururlar.

soro
28-11-2006, 22:45
gabdalf,

topic gorevlisi isen beyan et bilelim.sodomonun avuaktlarindan biriysen beyan et bilelim.gerekirse cevap veririz sana.ucretsiz gonullu ama vekaletsiz avukatlik baya ilerledi bu topicte.
sahsimla ilgili dediklerine ise birsey demiyorum.ciddi isen ispat et.degilsen beni yorma.topici de kisisellestirme sodomo kizar bu islere.

mhmd
28-11-2006, 22:49
Sn. Sodomo,

Aklıma birkaç soru takıldı. Paylaşayım istedim.
1. 1400 yıl öncenin kölelerinin isimleri, nereden gelip nereye gittikleri, bu kadar netlikle nasıl ortada?
2. Bu detayları sunan kaynakların güvenilirliğine inandığınız kadar, aynı kaynaklardan başka detaylara da inanıyor musunuz?
3. Yaklaşık 60 yıllık ömür içerisinde konu olan bu insanların, toplu halde ve aynı anda köle olduğunu söylüyor musunuz?
4. Bu insanların köleliği, yaşam standartları hakkındaki görüşleriniz nedir?
5. Köle ve zenci ırka dahil bir insanla aynı safta buluşan bir anlayış ile dünyanın diğer köşelerinde ve hatta günümüzdeki kölelik karşılaştırmasını yapabilir misiniz?
6. * * *Sn. Soro nun açıklamalarında bahsettiği; daha önceki bir konunun aynısını mı işliyorsunuz?

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

merakli
29-11-2006, 00:16
"Mustafa Kemal Atatürk" hakkında neler biliyorsunuz? bakın çok uzağa gitmiyorum ortalama 80-90 yıl.

iddia ediyorum bana net, sağlam kaynak getiremezsiniz, birbiriyle çelişen dökümanlar içerisinden en akla mantığa uygun olanı akıl süzgecinden geçirdikten sonra sunarsınız. Atatürk'ün kurtuluş savaşında ve cumhuriyetin kurulması esnasında yaptığı ve ortaya koyduğu icraatlarla ilgili verilen bilgilerin doğruluğunu o günün şartlarını da hesaba katarak değerlendirirsiniz ve sunar sınız!!! haksız mıyım?

mhmmd bazı ince noktaları yakalamış. benim yazdıklarımla birlikte onun sorularını değerlendirirseniz sevinirim.








not: seçtiğim isim, tartışmaya

sodomo--
29-11-2006, 00:34
Soro, neden benim yazılarımı okumuyorsun ? Benim Muhammed'in zevceleri ile ilgili yararlandığım kaynaklar

İntenet üzerinden :

1-Ali Dashti "23 yıl" --Burada 22 tane hanımın ismi geçiyor.
2- Şu link : http://www.muslimhope.com/WhyDidMohammedGetSoManyWives.htm#_Toc137729573

Özellikle islami kaynaklarda nerelerde geçtiği burada yazılmış..

3- Bazı Arap siteleri

Kitap olarak:

1- S. Ateş--Kuran'a göre Hz. Muhammed'in Hayatı
2- M.Hamidullah- İslam Peygamberi
3- Martin Lings / Ebubekir Siraceddin
4- İbrahim Canan-Hadis Ansiklopedisi
5- Kütüb-i Sitte (internet üzerinden)

-------

Köleler ile ilgili olarak isim listesini zaten söyledim Prof. Dr. Celal Yeniçeri
Marmara İlahiyat Fak. Yayınlar-Hz. Muhammed ve Yaşadığı Hayatı" isimli kitaptan aldım ve bazı ilavelerde bulundum.

Mutezile'nin listesine gelince o Arif Tekin'in "Muhammed ve Kurmaylarının Hanımları" kitabından çıkarttığı bir liste.

Ben de o kitap var ama bu kitabın kapağını bile açmadım kendi çalışmalarımı bitirene kadar. Neden ? Çünkü benim yöntemim genellikle müslüman alimler üzerinden gitmek şeklindedir. Eğer Arif Tekin 'den alsaydım o zaman sizler bunlar "kafir uydurmaları" diyecektiniz. Bu yüzden bir İlahiyat prof.'unu tercih ederek bu eleştiriyi baştan savuşuruyorum.

Dahası Arif Tekin'in kitabı Muhammed'i kölelerini konu edinmez ve sadece iki sayfa da değinir o da 16 tane cariye ismi geçer ve detay yoktur.

Ama Muhammed'in ve halifelerin eşleri konusunda harika bir kitaptır. Diyebilirim ki bu konuda yazılmış en iyi kitaptır üstelik Arif Tekin mükemmel Arapça bilgisi olan bir insandır ve kitabını da olağanüstü bir kaynak taramasından sonra yazmıştır.

Bir ara özellikle kitabında dayandığı kaynak isimlerini vermek istiyorum bu çalışmasının önemini anlatmak için. Piyasada fiyatı 6-7 ytl lik bir kitap ama eminim ki yılların emeği var bu kitapta ve okumanı tavsiye ederim.

Sonra aynı isimler geçiyor diyorsun. Güzel kardeşim tabii ki eşler konusunda aynı isimler geçecek "Ben Aişe'nin ismine yok o Fadime dir mi diyeceğim ?" *Ama dikkat edersen eşler konusunda ben her eş için açıklamalar yaptım ve daha da ötesi bunların yaşları ile ilgili hesaplamalar yaptım. Üstelik bu açıklamaları da kendime özgü yorumlar ile yaptım. Fazlası var eksiği yok sen merak etme. Üstelik zevceler konusunu daha bitirmedim.

Köleler ile ilgili dediğin hiç doğru değil çünkü Mutezile'nin Arif Tekin'den derlediği liste sadece isim listesi ve sadece 16 adet "cariye" ihtiva ediyor ama dikkat edersen yukarıdaki liste de 39 adet erkek köle ve hür hizmetçiler de bulunuyor ve bazı ufak notlar şeklinde de açıklamalar var.

Kısacası benim kaynağım Prof. Celal Yeniçeri dir.

"Şıracının şahidi bozacı" türünden bir eleştirin bu noktada geçersizdir.

Ana kaynaklardan yararlnmaya gelince: *"Arif Tekin" ana kaynak taramasında bence bir numaradır. Peki neden ona şıracı diyorsun ?

Üstelik forum ortamında İbn-i Kesir okuyarak yazmak zorunda değiliz ki...Sonuçta kitap yazmıyoruz ve burası sadece bir forum. Forumda 10 satır yazı yazmak için yüzlerce cilt islam tarihi ansiklopedisini niye okuyayım ? Hocalarınız okumuş yazmış kitaplarını ve kaynaklarını da göstermiş. Onlara güvenmiyor musun ? O zaman sen araştır bi zahmet doğru mu değil mi ? Mesela 20 ciltlik İbn Kesir oku oradan teyid et bizim veridiğimiz bilgileri...


Beylik laflar hep kolay söylenir...

soro
29-11-2006, 00:47
peki sodomo cevaplama zahmetin icin tesekkurler.

stranger
29-11-2006, 02:02
Önemli olan Muhammedin kölelerinin kim olduğu değildir. Burada dikkat edilmesi gereken allahın resülü olduğunu iddaa eden bir kişinin köle veya kölelerinin olmasıdır. İslamı inanca göre bir insan başka bir insandan *ancak imanının azlığı veya çokluğu ile üstündür veya aşağıdır. Kölelik İslam felsefesine ters düşüyor iken nasıl olurda bir Peygamber veya bir müslüman *köle sahibi olabilir.
Diyebilirsiniz ki o yıllarda böyle olması gerekiyordu. O zaman nerde İslamın evrenselliği?

sodomo--
29-11-2006, 02:41
1. 1400 yıl öncenin kölelerinin isimleri, nereden gelip nereye gittikleri, bu kadar netlikle nasıl ortada?

Cevabı çok uzun olur. M. Hamidullah orjinal 300 kadar belge tasnif etmiştir ve bu belgeler arasında Muhammed'in özel tasarruflarından "köle azad" ve "köle alım-satım" belgeleri de mevcutur. Bunlar bizzat Muhammed'in elinden çıkmadır. Bu kitabın ismi Mecmu'atu'l-Vesaikı's-Siyassiye dir ve piyasada rahatlıkla bulabilirisiniz. Bu orjinal belgeler tarih bilimi açısıdan Kuran'dan bile önemlidir çünkü Kuran tek taraflı subjectif bir kaynaktır (Nutuk'da öyledir) ve orjinalliği bile tartışmalıdır. Üstelik yaşanan olaylar hakkında detay bilgiler vermez, genel anlamda savaş propagandası ve ajitasyonu üzerine kuruludur. Eğer sadece Kuran'a bakarsan Zeyd'in ismini görürsün ama Muhammed'in binlerce ashabı vardır vb...

Ama bu belgeler bize objektif anlamda deliller sunar.

Diğer kaynakları ise şunlardır : Hadis kaynakları, siyer kaynakları, Tabakat, Şemail (Muhammed'in özel hayatını konu alın kaynaklara "Şemail" kaynaklar denir ve ilk Şemail eser (h.279'da meşhur Hadisçi Tırmizi tarafından yazılmıştır)

Şimdi hep söylenir ya ; yok efendim Muhammed'in ölümünden 200 yıl sonra yazılmış kaynakara mı güveniyosunuz" diye..
Bu külliyen gerçek dışıdır. M.Hamidullah'tan bir alıntı yapıp linkini vereyim oradan okuyun lütfen :

"Hureyre’nin durumu da ilginçtir: Bir gün ögrencilerinden biri, kendisine bir hadis sormuş ve Ebû Hureyre ona: “Ben bu hadisi hatırlamıyorum” diye cevap vermişti. Öğrencisi: “Ama bunu bana nakleden sendin!” deyince, Ebû Hureyre: “Eğer ben bu hadisi sana rivayet etmişsem, bunun benim yazılarımın arasında bulunması gerekir” karşılığını vermiş ve öğrencinin elinden tutarak onu kendi evine götürmüş ve ona, Resulullah’la ilgili “çok sayıda kitap” (Kütüben kesîraten) göstermiştir. Ve sonunda söz konusu hadisi bulmuş ve şöyle eklemistir: “Sana, şayet onu ben rivayet etmişsem, benim yanımda yazılı olması gerekir dememiş miydim?”

Ayni Ebû Hureyre’nin, Hemmâm ibn Münebbih adında genç bir ögrencisi vardı; onun dikkat edip yararlanması için Resulullah’la ilgili yaklaşık 140 anlatım seçip ayırdı. Bize kadar ulaşmış olan onun bu derlemesi, yüzyillar boyunca, hadis alanında bir el kitabı olarak kullanılmıştır. Bu elyazması derlemeyi basıp neşretme şerefi bana nasip olmuştur.

Evet linki de bu lütfen iyi okuyun:

http://ehlitevhid.de/Hz-Muhammed/Hadis.html

Bu linkte hadislerin Muhammed'in ölümünden o Buhariye kadar geçen 200 yıllık serüveni mevcuttur.

İlk siyer ise yazanlar ve yazılış tarihleri yine aynı linkten görebileceğiniz gibi aşağıdadır.

1. ‘Urve ibn ez-Zubeyr (öl. H. 94)
2. Ebân ibn ‘Osman (öl. H. 105)
3. Vehb ibn Münebbih (öl. H. 110)
4. Surahbîl ibn Sa’d (öl. H. 123)
5. Ez-Zuhrî (öl. H. 124)
6. Mûsâ ibn ‘Ukbe (öl. H. 141)
7. Ibn Ishâk (öl. H. 151)
8. Ma’mer ibn Râsid (öl. H. 153)
9. Ebû Ma’ser (öl. H. 170)
10. Yahyâ ibn Sa’îd ibn Ebân (öl. H. 194)
11. El-Vâkidî (öl. H. 206)

Zannedildiği gibi konu Buhari ile birlikte başlamaz. Buhari'nin hocalarının eserleri de bugünlere gelmiştir. el-Humeydi, et-Tayalisi, İbn Mubarek, Ebu'l Yeman vb. yine bu linkte bunları okuyabilrisiniz.

İlave olarak şunu söyleyeyim: Hadis ve siyer kaynaklarını uydurma olarak niteleyenler Muhammed'in sahabelerine "yalancı" damgası yapıştırmış olurlar. Halbuki Muhammed'in sahabeleri bu görevi bir kutsal görev olark bilmiş ve Muhammed'in sözlerini ve yaptıklarını öncelikle kendi çocuklarına öğretmek ve bir çok diğer öğrencilerini yetiştirmek gibi bir işi üstlenmişlerdir. Hadisler hem yazılı hem de aynı Kuran ezberlemelrrinde olduğu gibi eberlenerek çok da fazla uzak olmayan bir geleceğe (150-200 yıl) taşınmıştır. Ayrıca Buhari, Müslim vb.sahihler kılı kırk yararak hadisleri elemişler (300 bin hadisten 3 binini almış) ve bunun için bir çok ilmi yöntem kullanmışlardır.

Siyerlere gelince onlar hadislerdeki gibi "sözleri" konu almaz, "vaaka" ları konu alır ve bunun için de illaki Muhammed'in sözleri olacak diye bir şartı yoktur. 40 sahabenin ayrı ayrı "biz Necid bölgesine sefere çıktık orada şunu yaptık bunu yaptık diye anlattığı" vaakalar pek tabii ki tarihi bir bilgi olarak kaytılara geçer. Sözler aktarılırken bazı yanlışlıklar veya unutmalar veya ard niytler içine katılabilir ama "vaakalar anlatılırken durum çok daha objektifdir. Söyleyen kişinin unutması, ard niyeti veya yalan söylemek için bir nedeni yoktur ve dahası tarihçinin başka kaynaktan kontrol ederek bunları teyid edebilmesi de o kadar zor değildir.

İlave olarak, eğer bu kaynaklar güvenilir değilse o zaman İlahiyat Fakültelerinin kapatılması gerekir çünkü oralarda yazılan bütün dr, doç, prof. tezleri bu kaynaklara dayanır. O halde bunca çaba, bunca bina, bunca masraf hem de devlet kesesinden niye yapılıyor ?

2. Bu detayları sunan kaynakların güvenilirliğine inandığınız kadar, aynı kaynaklardan başka detaylara da inanıyor musunuz?

Buhari, Müslim, Tırmızi, Ebu Davud, İbn Hişam vb. bir ömrünü
bu yola adamış insanlar sadece "yalan" iş yapmak için mi uğraştılar ?
Üstelik bunlara saygı ve sevgi sonsuzdur islam aleminde...Eserlerini nasıl oluşturdukları ise zaten biliniyor ve tutarsızlıklar var ise "ilmi kriterler uygulanarak" eleştirilebilir. Üstelik Buhari eğer 300 bin hadisten sadece 3 binini seçmişse o zaman o seçilen 3 bine değil dışarıda bırakılan 270 bine bakmak gerekmez miydi ? Kimbilir ne gerçek payı olan hadisler vardır içinde. Tabii 3 binin içinde de gerçek payı olmayan "uydurma" bazı hadisler olabilir ama bir kere ilmi bir yöntem izliyorsan bu tip durumların var olabileceği ihtimalini kabul etmek zorundasındır zaten...

İçinde bazı hadisler "uydurma" olabilir diye 3 bin Buhari hadisini bir kenara atamazsın, o zaman bu uygulama hem "ilim dışı" olur hem keyfii olur hem de "vicdansızlık olur bir ömür harcanmış emek için...Yahu pozitif bilimlerde bile "sapma payı" denilen hata payları vardır. Hata payı olacak diye hiç bilim yapılmayacak mı ? Yani şimdi Muhammed hiç konuşmadı ve bir şey yaşamadı, hayatını ağacın gölgesinde geçirdi ve gelen kitabı insanlara sundu mu diyelim ?


3. Yaklaşık 60 yıllık ömür içerisinde konu olan bu insanların, toplu halde ve aynı anda köle olduğunu söylüyor musunuz ?

60 yıl değil 23 yıl..Yani 40-63 yaş arası. Mesela Kureyza baskınında yaklaşık 1500 kadın ve çocuk köle olarak (öldürülen yetişkin erkekler hariç) ele geçirildi ve Şam esir pazarında satıldı. Tahminim odur ki bunlardan bazıları Kureyza baskınından geldi (3-4 tanesi) Diğer seferlerde ele geçirilen kölelere gelince zaten ben "Muhammed'in savaşları" adıyla bir topic açmıştım ve orada uzun bir liste vermiştim. Neredeyse her hafta bir baskına giderdi Muhammed'in adamları. Hemen hemen her baskında esir alınan insanlar vardı. Tabii büyük savşalarda (Bedir, Hayber, Mustalık, Kureyza, Huneyn vb. oldukça fazla insan esir alınırdı ve bunlardan bazıları fidye karşılığı bazıları müslüman olup bazıları da fidyesiz sadece o günün siyaseti gereği salınırdı ama bazıları da köle statüsüne taabi tutulurdu. Nerdeyse 100'e yakın baskını var Muhammed'in bu 23 yıl içinde


4. Bu insanların köleliği, yaşam standartları hakkındaki görüşleriniz nedir?

Kölelik hukuki (fıkhi) bir statüdür. Yaşam standardının yüksek olması bir şeyi değiştirmez ve zaten köleler eğer para kazanıyorlarsa bile bunu "mukatebe" anlaşması ile efendisine vererek özgürlüklerini kazanabiliyorladı (ki her kölenin böyle bir ayrıcalığı yoktu). Üstelik hukuki olarak "eşya" statüsüne girer (yani alınır, satılır ve kiraya verilir) ve "islam fıkhında eşya ve hayvanlar ile ilgili hükümler" başlığı altında değerlendirilir. Not : KC'nin bir tespiti vardı bu konuda eğer buraya da alırsa onu memnun olurum.

5. Köle ve zenci ırka dahil bir insanla aynı safta buluşan bir anlayış ile dünyanın diğer köşelerinde ve hatta günümüzdeki kölelik karşılaştırmasını yapabilir misiniz?

Günümüzde kölelik yoktur ama insanlar ezilmektedir. Ezilmek ile kölelik farklı şeylerdir. Aynı şekilde haksızlığa uğramak veya aç, fakir kalmak vb
şeyler veya emeğinin çalınması vb.. kölelik ile ilgisi yoktur.
Sosyalistler işçileri "hep zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan köleler" olarak görürler ama bu gerçek değildir. Eğer gerçek anlamda 3-5 günlük bir köle olma deneyimi yaşasalardı bunu anlarlardı. Velhasıl günümüzde "kölelik" yoktur.

Hep bahsedilir, Kuran- İslam köleleliği "tedrici" olarka kaldırmak istemiştir diye...Koskoca bir yalandır. Ne Muhammed döneminde ne halifeler döneminde ne Emevi-Abbasiler ne Osmanlı imp. döneminde kölelik kalkmamıştır. İçinde yaşadığımız bu topraklarda 1908 yılına kadar köleleik devam ediyordu ve meşruiyetini de İslam fıkhından alıyordu. S.Arabistan'da ise 1926 yılında İngilizler ile yapılan Cidde antlaşması sonucu kaldırılmıştır. Hala bugün S.Arabistan'da gayri resmi olarak kölelik devam etmektedir. Mısır el-Ezher üniversitelerinde din profları köleliğin Kuran'ın bir gereği olduğu ve tekrar yasalara konulması gerektiğini savunmaktadırlar.

6. Sn. Soro nun açıklamalarında bahsettiği; daha önceki bir konunun aynısını mı işliyorsunuz?

Hayır. Yukarıda Soro'ya verdiğim cevapta açıkladım bunu. Daha önce bu konu işlenmedi. İsterseniz benim Muhammed'in zevceleri (ki henüz bitmedi) ve bu topiğim Muhammed'in köleleri'ni okumayı deneyiniz ve böylelikle beylik laflar etmeyiniz ki Soro'ya benzeyip sadece laf olsun torba dolsun mahiyetinde konuşmamış olursunuz.

Ayrıca Muhammed'in hayatı üzerine kitap yazmayan bir ilahiyat prof ve doç'u kalmamıştır piyasada ve hepside aynı şeyleri yazar dururlar yıllardan beri. Mesela çoğunluğunda Muhammed'in topu topu 9 eşi vardır ve Aişe'nin yaşı genelde yazılmaz vb... Yani gizleme ve yalan üzerine ittifak etmişlerdir. Lütfen onlarıda bu konuda eleştiriniz ki öyle devlet bütçesinden ilmi olmayan çalışmalar yapılmasın..Ve halkın parası halkın gözünden gerçekleri kaçırmak için kullanılmasın.

dilaver
29-11-2006, 05:24
Sosyalistler işçileri "hep zincirlerinden başka kaybedecek bir şeyi olmayan köleler" olarak görürler ama bu gerçek değildir.
--------------

* * * * * sosyalistler işçileri ücretli köleler olarak görürler. Bu ayrım önemlidir. Ücretli ibaresini eklersek gerçek olmayanın gerçege dönüştügünü görebiliriz.

* * * * * *saygılarımla

sodomo--
29-11-2006, 09:09
Atatürk'ün kurtuluş savaşında ve cumhuriyetin kurulması esnasında yaptığı ve ortaya koyduğu icraatlarla ilgili verilen bilgilerin doğruluğunu o günün şartlarını da hesaba katarak değerlendirirsiniz.... (Meraklı)

Soular spesifik olursa cevabı olur. Böyle genelleştirilmiş soruların cevabı akademik bir tez konusudur. Sorması kolay cevplaması zordur. Kolay ve basmakalıp sorular sormayın ki cevap alabilesiniz.

hiramusta
29-11-2006, 10:58
Hadisin serüveni;
http://www.turandursun.com/modules.php?name=Forums&file=viewtopic&t=4541&highlight=hadisin+ser%FCveni

Bu da kütüb-i sittenin eleştirisi ve Kur'ana arzı;
http://www.kuran-tekrehber.com/

hiramusta
29-11-2006, 11:07
Ayrıca Müslim 300 bin hadisten eleme yaparak 3033 hadis almıştır,Buhari değil.Buhari 600 bin hadisten 9082 ini almıştır.Bir düzeltme yapayım dedim.(bu Sodomo arkadaşımızı düzelte düzelte ben de hal kalmadı. :) )

sodomo--
29-11-2006, 11:46
Kendi egolarını böyle mi tatmin ediyorsun ? Bunlar sığ eleştiriler. Orada sayı küsüratsız yuvarlak olarak verilmiştir ve ne demek istediğimi anlatmak için detaya girilmemiştir.

Peki düzelttin de ne değişti ?

Oranla bakalım 600 bin ile 9082 yi...% 1,5. Benim verdiğim oranda %1
Peki bu neyi değiştirdi ? Buhari toplam hadislerin %1,5'uğunu sahih olarak almış ve diğerlerini elemiştir. Peki neden %98,5'uğna bakmıyorsun da bu %1,5 ile uğraşıyorunuz ? Bu ana soruyu değiştirdi mi ? Ana fikir değişti mi ?

Üstelik orada Hamidullah'ın linkini de verdim neden okumuyorsun ? Küsüratlarla uğraşmaktan vakit mi bulamıyorsun ? Yoksa ukalalık yapacağın bir fırsat eline geçmeyeceği için mi ?

hiramusta
29-11-2006, 12:06
Kızma Sodomo ama 600 bini 300 bine nasıl yuvarladın çok merak ediyorum?

turok
29-11-2006, 12:13
En azindan sadomo maddi hatalarini kabul ediyor . iyi ama seni kim duzeltecek !))

*Burda kimin kac yuzbin hadisden kac bin tanesini eledigi meselesi degilki ama sorun

*peygamberin sahip oldugu kolelerin sayisida degil bence , bunun 60 yada 6 olmasi neyi degistirecek ki,

*Eger ki allahin elcisi olarak kabul ettiginiz bu kisi , allah tarafindan en mukemmel ahlak ile donatilan bu adam ! bir tek koleye sahipse bile ..
*
* Kolecinin kurdugu dinden nasil evrensel insan onuruna yakisir bir din cikaracagiz , ilginc bence..

sodomo--
29-11-2006, 12:32
Kızma Sodomo ama 600 bini 300 bine nasıl yuvarladın çok merak ediyorum?

Yahu kardeşim ben yuvarlamadım, Müslime ait rakamları Buhariye atfetmişim çünkü aklımda kaldığı kadarıyla yazdım çünkü bu detay ana fikri değiştirmez *ve dahası burada 300, 600 veya 900 ün değil "oranın" önemi vardır çünkü bu %'1'in * 1,5 ile arasındaki fark kadar önemi vardır ve ne demek istediğim aşikardır metnimin %99,5'una bakmayıp da arada cımbızlama rakamsal hataları (ki oran üzerinde önemsiz bir değişime yol açmıştır sadece) bulup ukalalık yapmak bir art niyet göstergesidir çünkü çünkü çünkü........

hiramusta
29-11-2006, 12:36
Şüphesiz ki Peygamberin köleleri olmuştur.Ama hepsini azat etmiştir.
Beşerden hiç kimsenin, Allah kendisine Kitabı, hükmü ve peygamberliği verdikten, sonra insanlara: "Allah'ı bırakıp bana kulluk edin" deme (hakkı ve yetki)si yoktur. Fakat o, "Öğrettiğiniz ve ders verdiğiniz Kitaba göre Rabbaniler olunuz" (deme görevindedir.) (3/79)

Kendisine böyle bir ayet inen bir Peygamberin bu ayetten sonra köle edinmesi mümkün olabilir mi?

Esirlere gelince ki esirlik köleliğin ilk adımıdır,İslam esirlerin karşılıksız veya bir fidye ile salıverilmesini emretmiştir.Alıkonulmasını yasaklamıştır.

Öyleyse inkâr edenlerle (savaş sırasında) karşı karşıya geldiğiniz zaman hemen boyunlarını vurun; sonunda onları ‘iyice bozguna uğratıp zafer kazanınca da' artık (esirler için) bağı sımsıkı tutun. Bundan sonra ya bir lütuf olarak (onları bırakın) veya bir fidye (karşılığı salıverin). Öyle ki savaş ağırlıklarını bıraksın (sona ersin). İşte böyle; eğer Allah dilemiş olsaydı elbette onlardan intikam alırdı. Ancak (savaş) sizleri birbirinizle denemesi içindir. Allah yolunda öldürülenlerin ise; kesin olarak (Allah) amellerini giderip-boşa çıkarmaz. (47/4)

turok
29-11-2006, 12:42
Cunku .... benim peygamberim asla kole sahibi olmamistir. Cunku.... benim peygamberim insanligin en utanilasi kurumu insanin insana sahip olmasini yasadigi devre ve kosullara bakmaksizin kabul edemez oldugunu soylemistir..... Cunku benim peygamberim butun kolelerin kosulsuz serbest birakilmasini emretmistir CUNKU islam ve onun kutlu peygamberi sadece geldigi caga degil insanligin sonuna kadar devam edecek barisci sevgi dolu bir din getirmistir!!!!


Huuu hiramusta .... hadi cikda bunlari yada buna benzer seyleri yaz bakim ...birak oyle buharoyi muhariyi !)))) cik ve de bakim peygamberimin kolesi yoktur ve olmamistir !!! oyle kelime hatalarina oynama yahuuuu

PS: ben demeden yazmissin gec kaldim )))))))) *
*
Simdi bakalim kolesi var miydi yokmuydu..... eger varsa senin gorus ve dusuncene gore bu peygamber icin kabul edilemiyecek bir durum .... en azindan pozisyonunu ogrenmis olduk !)))

turok
29-11-2006, 12:59
Ya demek ki kurana gore peygamberin kolesi olamaz diyorsun , kole isini tarihi kaynaklarla sadomo yazacakdir yine ama ben yine su kuran marketine girip bir kac sey yazmak istiyorum


*kur'an-ı kerimden bir iki örnek:

'allah'a ortak koşan kadınlarla, iman etmedikçe evlenmeyin! allah'a ortak koşan bir kadın sizin hoşunuza gitse bile, iman etmiş bir cariye her halde ondan daha hayırlıdır. ınanan kadınları, allah'a ortak koşan erkeklerle, iman etmedikçe evlendirmeyin. allah'a ortak koşan erkek size hoş görünse bile bir köle, ondan daha hayırlıdır. onlar, sizi ateşe davet ederler; allah ise kendi izniyle cennete ve mağrifete davet ediyor; insanlara, hatırda tutmaları için ayetlerini iyice açıklıyor.'(bakara,221)
'köle' bile allaha ortak koşan birinden daha hayırlı imiş. köleliğin bir sınıf olduğu açıktır.

'allah'a ibadet edin, o'na hiçbir şeyi ortak koşmayın. sonra babaya, anaya, akrabanıza, öksüzlere, yoksullara, yakın komşuya, uzak komşuya arkadaşa, yolda kalmışa ve ellerinizdeki köle ve cariyelere iyilik edin. allah, kurumlu, öğüngen olanların hiçbirini sevmez.' (nisa,36)

ve cariyelik; onlar da kölelik başlığı altındadır. cariyenin metresten farkı nedir? metresin özgür olması mı? (alintidir)

* bu durumda peygamberin *yasal olarak kole sahibi olma imkani oluyor yada bana oyle geliyor

pante
30-11-2006, 00:19
"Şüphesiz ki Peygamberin köleleri olmuştur.Ama hepsini azat etmiştir."


azat etmek ya da kölelere iyi davranmak değil, eğer köleliği kaldırdığını ve yasakladığını ilan etmiş olsaydı ki 1400 sene öncesi için bu büyük bir devrim olurdu ve Hz.Muhammed de en büyük devrimci olarak anılırdı. Kitabına inanılsın-inanılmasın, sevilsin-sevilmesin köleliği kaldırması tüm zaaflarını örterdi.

merakli
30-11-2006, 01:17
Muhammed Hamidullah :

1134. Hadis, Muhammed (AS)’in sahabeleri arasinda yaptigi, söyledigi ya da yapilmasini hosgörü ile karsiladigi seylerin anlatimidir. Burada, binlerce kaynaktan gelen parça parça anlatimlarin bir araya getirilmesi söz konusudur. Her bir anlatimda Resulullah’in bir sahabesi bizzat tanik oldugu bir olayi anlatip nakletmektedir. Kuskusuz bu tür bilgilerin nakli, hem sifahî olarak, yani agizdan, hem de yazili olarak yapilmistir. Asagida da görecegimiz gibi Resulullah’in sözlerinin mecmualar halinde yazili olarak derlenerek bir araya getirilmesi, kendisi henüz hayatta iken zaten baslamis bulunuyordu; zira Resulullah’i ziyaret edip onunla görüsen birçok kimse, onunla yapmis oldugu konusmalari ve tanik oldugu olaylari yazili bir biçimde tespit etmeye baslamislardi. Daha sonraki kusaklar arasindan çikan arastirmacilar ise, çok sayidaki sahabenin hatiralarini ve naklettikleri bilgileri bir tek kitapta toplayarak, daha tam ve daha mükemmel hadis derlemeleri meydana getirdiler. Daha sonraki kusaklar ise çok daha gelismis eserler kaleme almis olup, bugün bu hadis kitaplarinin bir çogu elimizde bulunmaktadir. Bunlardan altisi (Kütüb-i Sitte), yazarlarinin derleyip bir araya getirdigi hadis kitaplari olup, digerlerine göre daha dogru ve daha sahîh kabul edilmis, adetâ resmî nitelikli eserlerdir. Ayrica burada, Islâm hukukunun ve Islâm inancinin ikinci ana kaynagi olan Hadis derlemelerinin Kur’an’dan sonra ikinci sirada geldigine isaret etmek gerekir. Bunun nedeni, Kur’an’in bizzat Resulullah’in denetim ve kontrolü altinda yaziyla tespit edilmis olmasi, buna karsilik Hadisin özel sahislar tarafindan tespit ve nakil edilmis olmasi ve ayrica bütün bu tespitlerin yetkili kisi ve makamlarca herhangi bir denetimden geçirilmemis olmasidir. Hadis sadece kisisel gayret ve çabalara dayanir ve bireysel çalismalarin ürünü olan derlemeler ve hatta tek bir anlatim, bu olayi nakledenlerin ve bunlari seçip siniflandirarak eserine alan kimselerin zihinsel kabiliyet, yatkinlik ve güvenilirlikleri oraninda kabul görür. Bu güvenilirlik sartini ararken, hadisi nakleden kisinin olayin öncesi ve sonrasi ile ilgili durumlara ne derece hakim oldugu da göz önünde bulundurulur: Anlatimi nakleden kimsenin o siradaki yasi, aklî ve zihinsel yapisi, hafiza derecesi, kisiligi, güvenilir biri olup olmadigi, onun anlatimlarinin muhafaza ve naklinde kendisinden sonra gelenlerin gösterdikleri itina ve titizlik vb. gibi. Resulullah’in sahabeleri arasindan çikan ilk devir Islâm bilginlerinin sayisi yüz binlerle ifade edilmektedir. Klasik dönemde yasamis (Selefiyyûn’dan) bir hadis mütehassisinin ifadesine göre, bunlar arasindan yüz bini askin insan, kendilerine dinlerini ögretmis olan Muhammed (AS) hakkinda bize en az bir hadis nakletmis bulunmaktadir. Yine bunlardan elli kadarinin Resulullah’tan sonra 50 veya daha fazla yil yasamis oldugu bilinmektedir. Örnegin, Ebu’t-Tufeyl, H. 110 yilinda, yani Muhammed (AS)’in vefatindan 100 yil sonra; Hirmâs ibn Ziyâd H. 102 de; Mahmûd ibn Rabî’ ise H. 99 yilinda vefat etmislerdir. Bütün bu sahabeler, halifelik döneminde basta Misir, Suriye, Mezopotamya olmak üzere ülkenin her yerine dagilmislardi. Resulullah (AS)’in sahabelerinin tamaminin okuyup yazmayi bilmedikleri bir gerçektir. Bunlardan bazilari, Resulullah’tan duydugu yahut ondan gördügü seyleri kaydedecek durumda da degildi. Ihtiyaç duyduklarinda yasanilan olaylari hafizalarinda canlandiriyorlardi. Bunlar genellikle, ögrencilerine ya da diger arastirmacilara, Resulullah’in vaktiyle sarf ettigi bir söz veya takindigi tavirla ilgili olarak hafizalarinda kalmis olan seyleri sözlü olarak anlatip nakletmislerdir. Elimizde sahabe neslinden gelen ve bizzat onlar tarafindan bir araya getirilmis birkaç hadis derlemesi olmakla birlikte, diger mecmualar bunlarin ögrencileri tarafindan meydana getirilmislerdir.


İslamiyette köle anlayışı

diyanet işleri başkanlığı:

Köle ve cariye, hukukî, iktisadî ve sosyal bakımdan hür insanlara göre daha aşağı bir statüde bulunan bir sınıfın adıdır. Tarihin eski çağlarından beri yeryüzünde mevcut ve yaygın bir olgu olan kölelik, islâm'ın öngördüğü ve teşvik ettiği bir durum değildir. Bilakis, indiği dönemde sosyal bir gerçeklik olan bu olguyu tedricen tasfiye etmeyi planlamış, bu arada, kölelerin durumlarını iyileştirmeyi sağlayacak ön tedbirleri almış ve altyapıyı kurmaya öncelik vermiştir.
Bu amaçla, köleliğin diğer sun'î kaynaklarını kaldırarak, sadece savaşı, kölelik kaynağı olarak kabul etmiştir. Müslümanların savaşta almış oldukları savaş esirleri, karşılıksız olarak veya kurtuluş fidyesi alınarak serbest bırakılabileceği gibi (Muhammed, 47/4), gerektiğinde köle ve cariye de yapılabilir. Bu da, düşmanın Müslüman esirlere ne yaptığına, kamu yararına ve diğer şartlara bağlıdır. Düşmanın, eline geçirdiği Müslüman esirleri köle ve cariye yaparak toplumunun iktisadi yapısını kuvvetlendirip, Müslümanları zaafa uğrattığı bir durumda, Müslümanların aldıkları esirleri salıvermelerini istemek makul olmasa gerektir.

Köleliğin ıslah ve zamanla tasfiyesi amacıyla islâm'da, kölelerin eğitilmesi, hürriyete hazırlanarak faydalı bir kimse haline getirilmesi ve hür kılınması konusunda teşvik ve tedbirler getirilmiştir; sürekli olarak ve değişik vesilelerle köle azat edilmesi tavsiye edilmiş, hatta keffaretlerde olduğu gibi, bazı durumlarda bunu dini bir zorunluluk haline getirmiştir.

Zamanla kölelik ve cariyelik müessesesi tasfiye edilmiş ve uluslar arası hukukla tamamen ortadan kalkmıştır. Ancak unutulmamalıdır ki, "cariyelik ve kölelik" islâm'ın getirdiği bir sistem değildir. islâm geldiği zaman dünya genelinde bu uygulama vardı. Uluslararası ilişkilerde "mütekabiliyet" esas olduğu için islâmiyet bu sistemi hemen kaldırmamış, köle ve cariyeler için hukuki bir statü tayin ederek onlara o güne kadar görülmemiş haklar vermiş; aldığı köklü tedbirlerle nihai olarak kaldırmayı kendisine hedef seçmiştir.

islam bazı haramları aşama aşama ortadan kaldırmıştır. Nitekim içki yasağı da aşama aşama kaldırılmıştı Çünkü toplumu o haramın kaldırılacağı ortama hazırlamak lazımdır. Bu da belli bir eğitim, aşama, zaman gerektiriyordu. Bu aynı zamanda yapılacak tüm toplumsal değişikliklerin de süreç içinde yapılması gerektiğini müminlere ders veriyordu. Amerika, Kuzey-Güney iç savaşından sonra bir hamlede köleliği kaldırmış fakat şartlar oluşmadığı ve toplum hazır olmadığı için ortada kalan köleler yeniden eski efendilerinin yanlarına dönmüşlerdir.

Kısa bir süre içerisinde de önceden edinilmiş köleler özgürlüğüne kavuştular. Kimsenin hür bir insanı savaş esirliği haricinde köleleştirmeye hakkı olmadığı için bu kölelik islam dünyasında sona erdi.

Esirler için uygulanabilecek yöntemler şunlardır:
Birincisi: Sizi öldürmek gayesiyle savaşırken yakaladığınız bu kişileri doğal olarak siz de öldürme hakkına sahipsiniz. Fakat bu yöntem vicdanı rahatsız etmekte ve karşı tarafın intikam hissini artırmaktadır.
ikincisi: Savaş esirlerinin kurtuluş akçesi (fidye-i necât) veya esir değişimi yoluyla serbest bırakılmasıdır. Fakat, yenilen tarafın kurtuluş akçesi verememesi veya değişim için elinde esir bulunmaması yahut düşman tarafını yeniden güçlendirmemek için galib ülkenin yukarıdaki alternatifi kabul etmemesi hâlinde bir tıkanıklık doğmaktadır.
Üçüncüsü: Esirlerin karşılıksız af ilan ederek salıverilmesi ise, onları ele geçirmek için canını ortaya koyan islâm savaşçılarının hakkına tecavüz sayıldığından pek az başvurulan bir alternatif olmuştur.
Dördüncüsü: Onları köle statüsüne sokmaktır. Bu duruma göre, savaş esirlerinin karşılıklı veya karşılıksız serbest bırakılması mümkün olmayan durumlarda geriye iki yoldan birisi kalır. Öldürülmek veya köle olarak yaşamını sürdürmek. Bu duruma göre, kölelik, öldürülmenin alternatifi olarak ortaya çıkmaktadır. Savaşçıların genellikle genç yaşta bulundukları dikkate alınırsa, yenilgi yüzünden hürriyetini kaybeden kimsenin önünde hürriyetini elde etmesi ümidi sürekli olarak vardır. Ölüm hâlinde ise artık diğer bütün alternatifler ortadan kalkmış olur. işte köleliğin yasaklandığı günümüzde, bir savaş sonrası uygulamada, esirlerin serbest bırakılmadığı durumlarda, onların tek tek veya toplama kamplarında topluca öldürülmeleri olayı ile karşılaşılmaktadır. işte bu nedenle islâm, köleliği tam olarak kaldırmamış ve gerektiğinde başvurulmak üzere kapıyı aralık tutmuştur. Ancak bununla birlikte savaş esirlerinin mutlaka köle edinilmesi diye genel bir kural da yoktur.

Diğer yandan köleliğin tek yanlı bir kararla kaldırılması islâm toplumlarının aleyhine bir sonuç da verebilir. Çünkü gayr-i müslim toplumlar, savaş sonrası müslüman esirleri sürekli olarak köleleştirirken, islâm toplumlarına bu imkânın verilmemesi ve esirleri serbest bırakması onun zayıflaması sonucunu doğurur. Günümüzde yabancıların esirlere nasıl muamele yaptığı malumdur.

Yüce Allah Kur'an-ı Kerim'de şöyle buyuruyor; "Sahip olduğunuz kölelere iyilikte bulunun" (en-Nisâ, 4/36).

Hz. Peygamber de şöyle buyurmuştur; "Köleler, Allah'ın sizin yanınızda bulundurduğu kardeşlerinizdir. Allah sizi de onların hizmetine tabi kılabilirdi. O halde onlara iyi davranın", "Hizmetçi ve köleleriniz sizin kardeşlerinizdir. Ona yediğinizden yedirin, giydiğinizden giydirin... Eğer onlara zor işler teklif ederseniz derhal onlara yardım ediniz.", "Kim kölesini öldürürse onu öldürürüz, kim kölesini hapseder veya gıdasını keserse onu hapseder ve gıdasını keseriz", "Sizden biriniz bu kölemdir, bu cariyemdir demesin. Kızım veya oğlum yahut kardeşimdir desin".
Yüce Allah insanın şekline, rengine, kılık-kıyafetine, makam ve mevkiine değil; kalbine ve davranışlarındaki samimiyetine itibar eder. Nitekim Hucurat suresi 13. ayette "…Muhakkak Allah yanında en değerli olanınız, O'ndan en çok korkanınız(en takvalı olanınız)dır.." buyurulmaktadır.

Peygamberimiz (s) ve Hz. Ebubekir (r) köle alıp azad etme konusunda çok gayret göstermiş ve bu uğurda servet tüketmiştir. Bu gibi sebeplerledir ki bazen karnına taş bağlayacak kadar ekonomik sıkıntılar yaşamıştır. Hatta Hz. Fatıma'nın ev işlerinin yoğunluğundan şikayetçi olup kendisinden esirlerden bir hizmetçi taleb etmesi üzerine Resulullah kendisine daha hayırlısı olarak dua ve zikir öğretmiştir.
Netice itibariyle, islâm çeşitli yollarla köleleri azat etmeye teşvik etmiştir. insanda aslolan hürriyettir. Kölelik arızî bir haldir. Hz. Ömer'in dediği gibi: "insanlar hür doğarlar." (Bir çocuk hakkında bir zımmî ile bir Müslüman dâva açsalar: Müslüman, onun kendi kölesi; zımmî de oğlu olduğunu iddia etse, zımmînin lehine hükmedilir. Çünkü hürriyet asıldır. Vâkıa zimmînin çocuğu olduğu hükmünde, çocuğun gayr-i müslim olduğunu kabûl varsa da çocuk istediği zaman Müslüman olabilir. Hürriyet böylece tercih edilir. Ferdin hürriyeti islâm'da bu kadar değerlidir.) Kafkaslardan aşırılan, Sudan'da avlanan insanlar köle diye satılamaz, islâm'da bu haramdır.

Daha geniş bilgi almak ve doküman talep etmek üzere ise Türkiye Diyanet Vakfı islam Ansiklopedisi'nin "Köle" maddesi 26.Cilt 237-248. sayfalarına müracaat edebilir veya http://www.isam.org.tr adresi ile irtibat kurabilirsiniz.


son olarak

atatürk örneğini verirken yapmak istediğim bir soru sormak değil bir talepte bulunmaktı. ortada belgelerin güvenilirliğinden ziyade, bilgilerin değerlendirme şekli önemlidir.
bu soru şuna benzer.
adam öldürmek her zaman kötü müdür?
şüphesiz sorunun cevabı "yerine göre değişir" (it depends) dersiniz.
umarım anlatabilmişimdir. benimki bir soru değil bir talepti.

saygılarımla.

sodomo--
30-11-2006, 05:33
Kölelik ile ilgili bir şeyler öğrenmek isteyen olursa önce İlhan Arsel'in şu linkini okusun lütfen:

http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/icindekiler.html

sodomo--
30-11-2006, 10:47
Ayrıca ufak bir not olarak eklemek isterim ki, S.Arabistan'da kölelik/cariyelik kurumu 1927 yılında İngilizler ile yapılan Ciddi Andlaşması ile kaldırılmıştır.

(Tabii kölelik Kuran hükümleri ile sabit olduğu için bugün hale S.Arabistan'da gayrıresmi olarak bu uygulama devam etmektedir)

Osmanlı İmparatorluğun'da da 1908 Anayasası ile cariyelik/kölelik kurumu son bulmuştur.

El-Ezher'in resmî yayin organi olan Macalla'nin 1962 Temmuz nüshasında yayınlanan bir fetvada, savas esirlerinin köle olarak kullanılmalarının câiz olduğu belirtilmiştir.

http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/17.html


Bunu "Allah köleliği tedrici olarak kaldırmak istemiştir" diyen şeriatçılar için özellikle belirtme gereği duydum.

Tedircilik süresi İslam'da 1400 yıldır. O da batılı devletlerin baskıları sonucu mecbur kalınan bir durum olduğu içindir.

Bu anlamda Abraham Lincoln'e saygı duymamak mümkün değil.


Prof. İlhan Arsel'in Şeriat ve Kölelik yazılarını bu linkten mutlaka okuyunuz.

http://www.ilhan-arsel.org/Kolelik/icindekiler.html


Not: Daha önce yazdığım bir yazıdır bu ama bu başlık altında yineleme gereği duydum.

K.C.
30-11-2006, 11:01
Sevgili sodomo--

Abraham Lincoln'ün köleliği kaldırmak için giriştiği Kuzey-Güney savaşı başında 100 kölesi olduğunu söylemişti bizim Siyasi Tarih hocamız. :)

sodomo--
30-11-2006, 11:27
Kanıtsız olmaz. Herkes bir şeyler söyler...Veya 100 kölesi olması bile durumu değiştirmez tarihsel olarak çünkü o köleliği Amerika topraklarında kaldırmıştır ama Muhammed kaldırmamıştır ve bu yüzden 1400 sene kölelik devam etmiştir. Tarih açısından "tarihin devrimsel dönüşümleri" dikkate alınır ve bu açıdan Abraham Lincoln önemli bir tarihsel kişiliktir.

Ama var mı Muhammed'in tarihsel anlamda bir devrimi ?
Var... Üvey evladın eşi ile evlenmeyi caiz hale getirerek "geriye doğru" bir dönüşüm yapmıştır...İşte aradaki fark...

K.C.
30-11-2006, 11:48
Sodomo,
Kanıtım yok walla. Hoca öyle söyledi. :)

Benim örneğimi şöyle de değerlendirebiliriz. Adamın 100 kölesi olmasına rağmen bu kölelerinin ve tüm kölelerin hürriyetini savunmuş ve mücadele etmiştir. Gireceği zararı veya kölelerinin ona sağladığı menfaati düşünmeden kölelerin insan olmaktan kaynaklı haklarını savunmuştur. Bence de bu büyük bir devrimdir.

ozgur_beyin
30-11-2006, 12:04
sevgili sodomo *,her şeye *tedrici lik uygulayan! rab veya peygamberi
Zeyd' in karısına gelince *, işi yıldırım hızıyla halletmişlerdir.

sodomo--
30-11-2006, 12:21
Bazen genç arkadaşlar çok ince noktalar yakalıyorlar böyle.
Tebrikler Özgür-beyin

Birisi
30-11-2006, 14:40
Kanıtsız olmaz. Herkes bir şeyler söyler...Veya 100 kölesi olması bile durumu değiştirmez tarihsel olarak çünkü o köleliği Amerika topraklarında kaldırmıştır ama Muhammed kaldırmamıştır ve bu yüzden 1400 sene kölelik devam etmiştir. Tarih açısından "tarihin devrimsel dönüşümleri" dikkate alınır ve bu açıdan Abraham Lincoln önemli bir tarihsel kişiliktir.

Ama var mı Muhammed'in tarihsel anlamda bir devrimi ?
Var... Üvey evladın eşi ile evlenmeyi caiz hale getirerek "geriye doğru" bir dönüşüm yapmıştır...İşte aradaki fark...

yıl 2006, hatta 2007'ye giriyoruz ama hala bu gibi durumlar geçerli...

stranger
30-11-2006, 19:06
Önemli olan Muhammedin kölelerinin kim olduğu değildir. Burada dikkat edilmesi gereken allahın resülü olduğunu iddaa eden bir kişinin köle veya kölelerinin olmasıdır. İslamı inanca göre bir insan başka bir insandan ancak imanının azlığı veya çokluğu ile üstündür veya aşağıdır. Kölelik İslam felsefesine ters düşüyor iken nasıl olurda bir Peygamber veya bir müslüman köle sahibi olabilir.
Diyebilirsiniz ki o yıllarda böyle olması gerekiyordu. O zaman nerde İslamın evrenselliği?

Turok kopye çekme lütfen
peygamberin sahip oldugu kolelerin sayisida degil bence , bunun 60 yada 6 olmasi neyi degistirecek ki,

Eger ki allahin elcisi olarak kabul ettiginiz bu kisi , allah tarafindan en mukemmel ahlak ile donatilan bu adam ! bir tek koleye sahipse bile ..
*
*Kolecinin kurdugu dinden nasil evrensel insan onuruna yakisir bir din cikaracagiz , ilginc bence..

demişsin ama az yukarıda bunu önce ben söylemiştim.

stranger
30-11-2006, 19:16
Arabistanda kölelik hala devam etmektedir. Örnekmi; Arabistan konsolosluğuna müracat edin, arabistanda çalışmak istiyorum deyin, sizden bir arap kefil isteyecekler, adam siz arabistana ayak bastığınızda pasaportunuza el koyacak ve ister çalışmak için ister ülkeden ayrılmak için her mevzuda o arap sizin bütün haklarınızı elinde bulunduracaktır. onun izni olmadan hiç bir şey yapamazsınız, izin içinde onun her dilediğini yapacaksınız. kısaca o arabın kölesi olacaksınız. Arabistanda işçi olarak çalışmış olanlara sorabilirsiniz bu olayı.

mhmd
01-12-2006, 00:16
Sn. Sodomo,

Cevaplarınıza teşekkürler, ama hala kafamda soru işaretleri var.

1. Kölelerin kayıtları hakkında vermiş olduğunuz, Siyer yazanlar listesinde; hicrete en yakın gözüken *“Urve ibn ez-Zubeyr (öl. H. 94)” Hicretten 94 yıl sonra, Peygamberin vefatından 104 yıl sonra vefat etmiştir. Ortalama 70 yıl yaşadığını var saysak en iyi ihtimal ile peygamberin vefatından 34 yıl sonra doğmuştur. İlim öğrenip yazma için 20 yaş daha eklesek, Siyer yazımına, Peygamberin ölümünden 54 yıl sonra olduğu görülür.
Birinci sorum hala askıda.

2. “İçinde bazı hadisler "uydurma" olabilir diye 3 bin Buhari hadisini bir kenara atamazsın, o zaman bu uygulama hem "ilim dışı" olur hem keyfii olur hem de "vicdansızlık olur bir ömür harcanmış emek için...Yahu pozitif bilimlerde bile "sapma payı" denilen hata payları vardır. Hata payı olacak diye hiç bilim yapılmayacak mı ?” Demişsiniz. Bu laflarınız dolayısı ile;
İkinci sorum hala askıda.

3. Benim vermiş olduğum 60 yılı 23 yıla indirmişsiniz indirmesine de; ben sizin verilerinize dayanarak 60 demiştim. “3-- Bereket (Ümm-ü Eymen) : Muhammed'e babasından miras olarak kalmış ve ona dadılık yapmış..”Demişsiniz. Dolayısıyla;
Üçüncü sorum hala askıda.

4. “Yaşam standardının yüksek olması bir şeyi değiştirmez ve zaten köleler eğer para kazanıyorlarsa bile bunu "mukatebe" anlaşması ile efendisine vererek özgürlüklerini kazanabiliyorladı” Demişsiniz. Yıl M.S. 600 ler. Bu yıla 1000 yıl da ben ekleyeyim ve gelelim Uygar Avrupa kölelerine (Bilgi için Aynüd gezegeni dizisi) Hani diyoruz ya “Bilimsellik ve tarihsellik, adına” bir kez daha bakmanızı önersem.
Dördüncü sorum hala askıda.

5. Günümüzde köleliğin olmadığını iddia ediyorsunuz. Köle olmak için alınlarında ya da kollarında forsa yazmasını lüzumlu görüyorsunuz o halde, öyle mi? Sınırın bir tarafındaki ekonomi uçurumu sonucu fuhuş ve hizmetçi pazarının nasıl çalıştığını bilmiyorsunuz o halde. O çalışanlar ki pasaportlarına el konularak zorla tutulup, her türlü rezilliklerle üzerlerinden para kazanılmasını da duymamışsınızdır. Başka bir ülkeye henüz geçmedim, bizzat kendi ülkemizden örnek verdim. Devam ederseniz devam ederim…
Beşinci sorum hala askıda.

6. Çok farklı düşünsek de, ayrı uçlarda gezsek de, insan onur ve haysiyeti ile alaylarınız olsa da, inanca saygınız olmasa da hakkınızı yiyemem. Yazılarınızın kaynaklı oluşları, verdiğiniz emek, gösterdiğiniz sebat ve zamanınızı harcamanız dolayısı ile bu soruya verdiğiniz cevabınıza inanıyor ve kabul ediyorum.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

dilaver
01-12-2006, 00:52
Sayın Muhammed

* * Toplumdaki tüm ilişkiler gibi deger yargılarının ve dinlerin de ekonomik ilişkilerden bagımsız düşünülmesi olanaksızdır. Dediginiz gibi 400 sene evvelde kölelik vardı 1400 sene evvelde. Bu tamamen ekonominin içinde bulundugu koşullar ile ilintili bir olay. Bundan 2400 sene evvelki üretim biçimi olan köleci toplum ise insan sevgisi yüzünden feodal biçime dönüşmedi. Aynen Amerikan iç savaşının temelinin insan hakları savaşımı olmadıgı gibi.

* * *İçinde yeni bir üretim biçimi barındırmayan tek biçim, köleci ekonomidir. Bu güne kadar kayda deger hiç bir köle isyanı yeni bir biçime dönüşmedigi gibi asla kalıcı bir başarı yakalayamadıgını da belirtmeliyim. Köleci toplum artık köle beslemenin ekonomik olmaktan çıkmasıyla feodal biçime dönüştü ve toprak köleligi ortaya çıktı. Bugün bu biçim ücretli kölelige dönüşmüştür. Dediginiz gibi din, *ulus, medeniyet, kıta fark etmeksizin tüm dünyada bugün kölelik mevcuttur. Bu köleligin efendisi sermayedir. Kölelerin ise tek farkı hukuk denilen kavram önünde eşit olmalarıdır. Bu eşitligin savunma tarafında kendilerini savunacak avukata para yetiştirebilirlerse , bu eşitligin saglık tarafında kendilerine bakacak hastahanelere para yetiştirebilirlerse, bu eşitligin egitim tarafında kendilerini okutacak üniversitelere para yetiştirebilirlerse vardırlar. Ama nefes alıp vermelerine kimse karışmaz. Askerlik harici bir angarya da yüklenilmez kendilerine. Bu anlamda hürdürler.

* * * Toplum var oldugundan beri doganın dışında var olan bir şeyi uygulama şansına sahip olamadı. Tüm teknigimiz, tüm bilimimiz doganın gözleminden ibarettir. Hiç bir kültürel ve dinsel yapımız da toplumun içinde bulundugu ekonomik yapıyı aşamadı. Aşmaya çalışsa bile uzun soluklu olamadı ve yok oldu gitti. 1400 sene evvel tüm dünyada kölecilik varken köle kullanımı varken Müslümanları bundan vareste tutmak akıl dışıdır. Kaldı ki Allah şayet kesin kes köleligi yasaklıyorum deseydi bu din bir tek taraftar bile bulamazdı kölelerden başka.

* * * *Zerdüşt kurban kesimini yasakladı,bir tek taraftar bile bulamadı.Kurban etleri halkın yiyecegiydi, 8 sene avare dolaştı ta ki Vatnasap onu kabul edene kadar.O kabule ulaşana kadar da bir kere zindana atıldı. Muhammed te toplumca bilinmeyen, var olmayan bir tek bile yenilik getirmemiştir. Hepsi vardı, uygulanıyordu, biliniyordu. Bir düzenleme yapmıştır o kadar.

* * * *1400 sene evvelinin şartlarında Kur anın koydugu toplumca bilinmeyen daha evvelce uygulanmayan bir tek yenilik gösteremezsiniz. Araplar uygulamıyorsa da başka bir toplum onu mutlaka uyguluyordur. Nüans kabul edilebilecek düzenlemeler hariç.

* * * *Köle meselesine de bu şekilde bu şekilde bakmak lazım. Daha çok kısa zaman evveline kadar Türk Silahlı kuvvetlerinde modern köle tabir edebilecegimiz emir eri uygulaması vardı. Bugün güneydoguda henüz kırılamayan aşiret uygulamaları içerisinde hala kölelik uygulaması mevcuttur.

* * * * Bu işin gerçek kısmı. Burada sorulması gereken soru tüm bu ahval ve şerait içinde dahi her şeye kaadir Allah'ın neden kesin kes köleligi yasaklıyorum demedigidir. Böyle bir yasak olsaydı Muhammed taraftar bulabilir miydi sorusu ile de devam etmek gerekir.

* * * * Bu sorulara verilecek yanıtlarla birlikte, Muhammedin ve yeni dini hazırlayanların böyle bir söylemi öne çıkarmaları işine gelir miydi diye düşünmek gerekir. Bu düşüncenin gidişatına göre de en ehvenin bir muglaklık politikası olup olmayacagı sorulabilir.

* * * * *saygılarımla

sodomo--
01-12-2006, 07:06
1. Kölelerin kayıtları hakkında vermiş olduğunuz, Siyer yazanlar listesinde; hicrete en yakın gözüken “Urve ibn ez-Zubeyr (öl. H. 94)” Hicretten 94 yıl sonra, Peygamberin vefatından 104 yıl sonra vefat etmiştir. Ortalama 70 yıl yaşadığını var saysak en iyi ihtimal ile peygamberin vefatından 34 yıl sonra doğmuştur. İlim öğrenip yazma için 20 yaş daha eklesek, Siyer yazımına, Peygamberin ölümünden 54 yıl sonra olduğu görülür.
Birinci sorum hala askıda.
------------

"Kunta Kinte yalan söylüyordu, aslında kölelik yoktu tarihte" demek gibi bir şey bu......

İnsanlar namaz kılmayı kitaplardan mı öğrendiler ?

İsterseniz Artvin'e gidip dağ köylerinde yaşayan 100 yaşının üzerinde dedelerle görüşün size Rus işgali sırasında yaşananları anlatsın...

"Yatırdım yatırdım çam dibine, batırdım batırdım tam dibine, aman aman oy Emine......" türküsünün bestecisinin kim olduğunu da bilmiyoruz ama eser ortada...

Bugün kullandığınız bir çok Türkçe kelimenin en az 10 bin yıllık bir tarihi geçmişi var...

Veya bizde yaygın değildir ama Batılılar çok sever "aile soy kütüğü" çıkartmasını ve ismini yazdırıp öz geçmişini de yazılı olarak çocuğuna, torununa aktarıp kuşaktan kuşağa bilinir olmayı. Yarın öbür gün kapına bir Fransız gelse ve deseki "Benim 600 yıl önceki dedem burada bir bahçeli evde yaşıyormuş hakkında bilginiz var mı" diye sorsa ne derdiniz ?

Tarihin kâtibi yoktur...Biz kurtuluş savaşını Atatürk'ün Nutuk'undan öğrenmiyoruz...İnsanoğlu kuşaktan kuşağa yaşadıklarını, gördüklerini, öğrendiklerini anlatma ve aktarma konusunda emsalsiz bir türdür....Hele hele söz konusu olan adeta put gibi taptıkları bir peygamber (!) ise....

54 yıl sonra sadece...Desenize olaylar taze iken yazılmış..."Fırından yeni çıkmış tarih" diye ben buna derim..


Urve ibn ez-Zubeyr kimin oğlu biliyor musunuz... Muhammed'in cennetle müjdelediği 10 sahabesinden birisi ve Kureyza'da yüzlerce yahudinin boynunu vuran celladı ve Hayber'den sonra esir alınan Muhammed'in eşi, müminlerin anası Safiyye'nin iki aylık kocasına Muhammed'in emri ile işkence yapan "Zübeyr ibn Avam"ın oğlu......

Üstelik benim yazımı da okumamışsınız.. Muhammed'in elinden çıkma "orjinal" tarihi vesikalar bulunduğunu da yazmıştım. Muhammed'in "resmi yazışma bürosu" vardı...Medina Vesikası, Veda Hutbesi vb. önemli Kuran dışı dökümanlar nasıl geldi bugüne kadar sanıyorsunuz ? Yahu "Kuran'a dönüşçüler" bile gözümüze sokuyor Medine Vesikasını...Kuran dışında kaynak tanımazlarmış ya ondandır :)

Ve dahası verdiğim linki de okumamışsınız...

Ebu Hureyre Cahiliyye devrini bile görmüş birisi ve Muhammed ona Abdullah dermiş...

Ebu Hureyre (ö. H.153) kendi öğrencisi Hemmam İbn Münebbih (ö. H. 101)'e bıraktığı Sahifetu's Sahiha isimli eseri
Hemmam İbn Münebbih (ö. H. 101)'in öğrencisi Ma'mer ibn Raşid'in (ö. H.153) Cami adlı eseri
Ma'mer ibn Raşid'in (ö. H.153)'in öğrencisi Abdu'r-Rezzak'ın (ö. H.211) Musannef adlı eseri

elimizde bulunmaktadır....

Abdu'r-Rezzak'ın öğrencisi Ahmed ibn Hanbel idi ve onun kitabının ismi de Müsned idi.
Peki Ahmet ibn Hanbel'in öğrencisi kimdi ? O da Buhari idi.

Kuran'a dönüşçülere duyurulur....Demek ki ilk hadis yazma işi 200 yıl sonra Buhari ile başlamamış.

Ayrıca Buhari'nin hocası sadece Ahmed ibn Hanbel değildi...el-Humeydi, et-Tayalisi, İbn Mübarek, Ebu'l Yeman, İbn Râhuye, İbn Ebi Şeybe de onun hocaları arasındaydı ve Buhari'nin bu hocalarının bütün eserleri bugüne kadar gelmiştir.

Ve Hamidullah diyor ki: Bütün bu yayınlanan belgeler karşısında kalkıp hala Buhari'nin eserini meydana getirmek için kendi dönemine ait folklorik malzemeleri bir araya getirdiğini ya da önceki kaynaklara atfetmek suretiyle kesintisiz isnat zincirleri halinde Resulullah (a.s) ile ilgili anlatımların her birinden bizzat kendisinin hadis uydurduğunu söylemek çocuksu bir iddia olacaktır....

Ne diyelim...Adam haklı. Ama basmakalıp lafları "Kuran'a dönüşçüler" sever. Ve her fırsatta aynı nakarat...Muhammed'in ölümünden 200 yıl sonra yazılan hadislere mi inanalım.......

İşte yazısı bu...

Dahası tarih sadece yazıdan öğrenilmez....İnsanlar tarihin canlı tanıklarıdır, aynı Artvin'in köylerinde yaşayanların Rus işgalinde neler yaşadığını bilmeleri gibi... Hem de kitaplardan daha fazla detay bilirler...

Sorularının diğerlerine cevap vermeyeceğim çünkü verdiğim cevaplar yeterlidir anlayana ve lakırdı yaparak zamanımı geçirmek niyetinde değilim...

K.C.
01-12-2006, 08:17
“Urve ibn ez-Zubeyr (öl. H. 94)” Hicretten 94 yıl sonra, Peygamberin vefatından 104 yıl sonra vefat etmiştir.
Bu tarihlerde bir hata olmalı.
Yoksa Peygamber hicretten 10 yıl önce vefat etmiş görünüyor.

sodomo--
01-12-2006, 09:20
İlave olarak Urve ibn ez-Zubeyr *Aişe'nin ablası Esma'nın oğludur. Yani Ebubekir'in torunu olur ve meşhur 7 fakihten birisi olarak geçer. Fıkıh derslerini de bizzat Aişe'den almıştır.

mhmd
01-12-2006, 09:53
Sn. Dilaver,

Açıklamalarınızın tamamına katılıyorum. Ve eklemek istiyorum.
Allah, Peygamberle birlikte doğmamıştır.
İnsanlık da, Peygamberle birlikte başlamamıştır.
Müslümanlık, Allah'ın, diğerleri başkasındır düşüncesi doğru değildir.
İslamiyet sütunları, Hıristiyan, Musevi, Eski Mısır, Sümer v.b. inanç sütunlarının üzerlerine kurulması kadar akli ne olabilir.
Toplumsal evrimleşmeden bahsedemezdik böyle olmasa.
Ya da en hafifi ile; Tatlı cadıdan, Sihirli Annemden ya da Selenadan bahsederdik tüm bunların yerine.

Sn. K.C.,

Hesap hatası benimdir. 104 değil 84 olmalıydı.
Düzeltir özür dilerim.

Sn. Sodomo,

Şahsen amacım lakırdıdan öte, sizin gibi araştırmacı birinden faydalanmaktı. Verdiğiniz yazılarınızı okumasına okudum da sizin anladıklarınızı anlamadım. Ben sadece sorularımı sordum, cevap hakkınızı kullanıp kullanmamak şahsınızın tercihidir. Şu ana kadar verdiğiniz cevaplar için bile teşekkürler.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

turok
01-12-2006, 14:07
Sn mhmmd
*
* *Toplumsal evrimden bahsedersek pesinen islaminda son nokta olmadigini ,insanlarin ihtiyaclarina cevap verecek yeni bir evrensel dinin de gelebilecegini kabul etmemiz gerekir.

* Sorun islamin degisime ve kendini yenilemeye olan kati kalipsal tutumudur.

* Siz yarin oburgun adamin biri ortaya ciksa , kendini peygamber ilan etse sirf guzel siirler yaziyor diye ona iman edecekmisiniz...

* Modern cag insaninin hayat tarzina daha uygun kurallar getirse , diger kitapli dinleride tastiklese mesela ....

*Boyle toplum , evrim, filan gibi seyler yazmak guzel hos da isin bu yanida var yanii ))

mhmd
01-12-2006, 14:33
Sn. Turok,

Sizi gördüğüme sevindim. Nasılsınız?
Kendi düşünceme göre hiçbir şeyin sonu yoktur. İnsanoğlu kimi zaman emekleyerek, kimi zaman düşerek yürümeye başladı. Kendi limitlerinin en üst seviyelerine doğru tırmanıyor ve hala da tırmanmakta. Limitlerimize ulaşabildik mi?
Hayır.
Henüz fiziki limitlerimize dahi ulaşmış değiliz. (Gerçi yavaşlayan ve saniyeden salise farklara düşen dünya rekorları yavaşladığını söylese de)

Şiir konusunda iman değil ama şahsen şiirler güzelse beğenilerimi sunabilirim.

Peygamberlik konusunda ise biraz farklı düşünüyoruz gibi geldi.
Ben toplum ve toplum kurallarının peygamberleri getirdiğine,
Peygamberlerin de; yukarılardan hokus pokusla atanarak değil, kişisel bilinç ve iman ile yukarıdan aşağıya doğru vahyi çektiğine inanırım.

Hatalarımızı, cehaletimize bağışlayın

merakli
02-12-2006, 01:51
bir şekilde insanoğlu tarafından geliştirilen ve tarihin eski çağlarından beri yeryüzünde mevcut ve yaygın bir olgu olan kölelik, islâm'ın öngördüğü ve teşvik ettiği bir durum değildir. Bilakis, indiği dönemde sosyal bir gerçeklik olan bu olguyu tedricen tasfiye etmeyi planlamış, bu arada, kölelerin durumlarını iyileştirmeyi sağlayacak ön tedbirleri almış ve altyapıyı kurmaya öncelik vermiştir.
Bu amaçla, köleliğin diğer sun'î kaynaklarını kaldırarak, sadece savaşı, kölelik kaynağı olarak kabul etmiştir. Müslümanların savaşta almış oldukları savaş esirleri, karşılıksız olarak veya kurtuluş fidyesi alınarak serbest bırakılabileceği gibi (Muhammed, 47/4), gerektiğinde köle ve cariye de yapılabilir. Bu da, düşmanın Müslüman esirlere ne yaptığına, kamu yararına ve diğer şartlara bağlıdır. Düşmanın, eline geçirdiği Müslüman esirleri köle ve cariye yaparak toplumunun iktisadi yapısını kuvvetlendirip, Müslümanları zaafa uğrattığı bir durumda, Müslümanların aldıkları esirleri salıvermelerini istemek makul olmasa gerektir.



esirler için uygulanabilecek yöntemler şunlardır:
Birincisi: Sizi öldürmek gayesiyle savaşırken yakaladığınız bu kişileri doğal olarak siz de öldürme hakkına sahipsiniz. Fakat bu yöntem vicdanı rahatsız etmekte ve karşı tarafın intikam hissini artırmaktadır.
ikincisi: Savaş esirlerinin kurtuluş akçesi (fidye-i necât) veya esir değişimi yoluyla serbest bırakılmasıdır. Fakat, yenilen tarafın kurtuluş akçesi verememesi veya değişim için elinde esir bulunmaması yahut düşman tarafını yeniden güçlendirmemek için galib ülkenin yukarıdaki alternatifi kabul etmemesi hâlinde bir tıkanıklık doğmaktadır.
Üçüncüsü: Esirlerin karşılıksız af ilan ederek salıverilmesi ise, onları ele geçirmek için canını ortaya koyan islâm savaşçılarının hakkına tecavüz sayıldığından pek az başvurulan bir alternatif olmuştur.
Dördüncüsü: Onları köle statüsüne sokmaktır. Bu duruma göre, savaş esirlerinin karşılıklı veya karşılıksız serbest bırakılması mümkün olmayan durumlarda geriye iki yoldan birisi kalır. Öldürülmek veya köle olarak yaşamını sürdürmek. Bu duruma göre, kölelik, öldürülmenin alternatifi olarak ortaya çıkmaktadır. Savaşçıların genellikle genç yaşta bulundukları dikkate alınırsa, yenilgi yüzünden hürriyetini kaybeden kimsenin önünde hürriyetini elde etmesi ümidi sürekli olarak vardır. Ölüm hâlinde ise artık diğer bütün alternatifler ortadan kalkmış olur. işte köleliğin yasaklandığı günümüzde, bir savaş sonrası uygulamada, esirlerin serbest bırakılmadığı durumlarda, onların tek tek veya toplama kamplarında topluca öldürülmeleri olayı ile karşılaşılmaktadır. işte bu nedenle islâm, köleliği tam olarak kaldırmamış ve gerektiğinde başvurulmak üzere kapıyı aralık tutmuştur. Ancak bununla birlikte savaş esirlerinin mutlaka köle edinilmesi diye genel bir kural da yoktur.



"bu kısım sanırım verilen fetvanın sebebini gayet açık ve net bir şekilde açıklamaktadır"

ve bu kısımda akla ve mantığa uygun olmayan *birşey yok.

afersiniz ama size bir mucize gösterilse bu muhakkak bir sihirdir dersiniz.

ozgur_beyin
03-06-2009, 21:09
güncelleme

pante
03-06-2009, 22:35
"Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed Resûlullâh’tan bir köle veya câraiye istira etmesi (satin almasi) üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayıp vardır; ne kaçmak ne hiylebazlık bilir; ne de fisk u fücûr; zinâ ve sirkat. Binaenaleyh bu akid, bir müslümanin öbür müslümana bey’ü sırâsıdır" Sahih-i Buhari.., (Cilt VI, sh. 374 ve d. hadîs no. 970.

Mektubun Türkçe anlamı şöyle: "Bu vesika Addâ Hâlid Ibn-i Hevde’nin Muhammed peygamber’den bir köle veya câriye satın alması üzerine yazılmıştır. O köle veya câriyede ne hastalık, ne ayib vardır; ne kaçmak ne hilebazlık bilir; ne de günah işlemişliği vardır; ne de zinâ ve hırsızlığı vardır. Binaenaleyh bu anlaşma, bir müslümanın öbür müslümanla yaptığı alım satım anlaşmasıdır".


Görülüyor ki Muhammed hazretleri, köle satmak üzere yapmış olduğu antlaşmanın sağlam olmasını ve alıcı tarafindan bozulmamasını sağlamak maksadıyle, satmış olduğu kölenin hastalıksız, ayıpsız, ve daha doğrusu kusursuz olduğunu belirtmeyi ihmâl etmemiştir.

nehir
04-06-2009, 00:08
Acı olan en son, en mükemmel ve evrensel diye bildirilen bir dinin kölelik ve cariyeliği kaldırmak yerine, insanı insana köle- kul etmeye mahkum etmesi bunun devamı içinde ne gerekirse yapması ve peygamberinde büyük bir rahatlıkla savaşlarda, bu insanları ganimet olarak kendisine pay alıp bunları satıp üzerlerinden elde edilen gelirle, savaşların devamı için araç gereç alınması ve bu kısır döngünün devam etmesidir!

oysa acaba bir dinin yayılabilmesi için bundan başka yollar yok mudur?Allahın buna gücü yok mudur?ve Allahın en son en mükemmel din olarak insanlara sunmak istediği bu din ,madem pek mükemmel neden köle ve cariyeler üzerinden kazanılan paralarla desteklenmiştir?müslümanlıkta kul hakkı çok önemli bir konu değil midir ve bu insanların hakkı kalmamış mıdır?

Anneler, babalar ve çocukları ayrı ayrı satılıyorsa ve bu onların ayrılmasına ve bir çok acılara neden oluyorsa,müslümanlık en son, en insancıl ve en mükemmel din diye insanların karşısına nasıl çıkar ve evrensellik iddiasında bulunabilir?

hatac
03-08-2012, 10:34
sevgili sodomo : *bu ülkenin100 de 99 unun müslüman olduğu söyleniyor.eğer bu doğruysa,yazdıklarının *100de birini bile müslümanlar, bilmez. ilahiyatta, şurda burdaki akademisyenler dahil.
* * * * esas problem inanan insanların böyle şeyleri araştırmamasıdır.
* * * * bu işler hep müşriklere düşmesidir.
* * * * soro nunda rahatsızlığı'sana soran varmı' olmuş *demek istediği, biz bize anlatılan suya sabuna dokunmayan hikayeleri ,ağzımız açık dinliyoruz
ne gereği var suyu bulandırıyorsun. kalbimize şüphe tohumlar ekiyorsun.
* * * * züğürtlüğüyle övünülen bir peygamberdeki köle sayısına bak. yahu
*bunlara her gün un çorbası yedirsen, her babayiğit bu işin altından çıkamaz.

Cennet garanti olduğu için inananlar dünya işleriyle çok meşguller. Nasıl olsa Muhammed'in kitabında yazanlar gerçek diye düşünüyorlar. Gerçek olmadığını, öldüklerinde cennete gitme ihtimallerinin 0 olduğunu bilseler herhalde intihar ederler. Karıyla kızla acayip meşguller, bilim adamları evrim teorisiyle uğraşırken bunlar karıları beceriyorlar

Ahlaksız
10-08-2012, 19:39
100'e yakın hizmetçisi olan birisi peygamber olabilir mi?

Tıpkı günümüz politikacılarının çevresinde kuş uçurtmayan ordu ile dolaşmaları gibi,Muhammed'de 24 saat çevresinde bir sürü insanla yaşamaktaymış..Sanırım bu yüzden rahatsızmış aslında:)

AHZÂB - 53 Ey iman edenler! Yemek için çağrılmaksızın ve yemeğin pişmesini beklemeksizin (vakitli vakitsiz) Peygamber’in evlerine girmeyin, çağrıldığınız zaman girin. Yemeği yiyince de hemen dağılın. Sohbet için beklemeyin. Çünkü bu davranışınız Peygamber’i rahatsız etmekte, fakat o sizden de çekinmektedir. Allah ise gerçeği söylemekten çekinmez. Peygamberin hanımlarından bir şey istediğiniz zaman perde arkasından isteyin. Böyle davranmanız hem sizin kalpleriniz, hem de onların kalpleri için daha temizdir. Allah’ın Resûlüne rahatsızlık vermeniz ve kendisinden sonra hanımlarını nikâhlamanız ebediyyen söz konusu olamaz. Çünkü bu, Allah katında büyük bir günahtır.

qlause
10-08-2012, 20:11
tamamen saçmalık arkadaşım bu gün kendi menfaatleri için kendini peygamber ilan eden 100 lerce insan var ve etraflarına bi sürü insan topluyorlar(köle). Dindar kesim buna gülüyorlar saçma diyorlar ama kendi inandıklarına toz kondurtmuyolar tapıyolar.

hatac
12-08-2012, 19:42
tamamen saçmalık arkadaşım bu gün kendi menfaatleri için kendini peygamber ilan eden 100 lerce insan var ve etraflarına bi sürü insan topluyorlar(köle). Dindar kesim buna gülüyorlar saçma diyorlar ama kendi inandıklarına toz kondurtmuyolar tapıyolar.
Şimdi yeni moda kendi menfaati için kendini mehdi ilan etme modası... Mesela Adnan Oktar, sitesine girin bakın hzmehdi.com diye site bile açmış reklamını yapıyor

SAV
18-08-2012, 00:40
ah kardeşim ah.. bunların doğruluk payı ne ? her gördüğünüz peygamber karşıtı yazıya şıp diye inanıyorsunuz ..

vishnu
22-08-2012, 14:39
hepsinin kaynağı var.

Nevandaar
22-08-2012, 15:16
Hani muhammed yarı aç yarı tok gezip bununla gurur duyardı?
Maşallah, köleler arasında bir benim ismim yok.

Yıldıztozu
06-08-2015, 02:39
Dan bilzerian'ın arap versiyonu gibiymiş desene :)