errata
04-06-2013, 17:25
31 Mayıs'dan beri süregelen yoğun bir sivil eylemlilik hali mevcut.
Eylemlerin ana teması, Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçları korumak üzere oraya gelen insanların ansızın ve şiddetle püskürtülmeye çalışılması gibi görünse de iş çoktan gerçek zeminine oturdu.
Eylemler, "Erdoğan Rejiminin" otoriter, bireyi tanımayan, baskıcı tüm duruş ve tutumlarını barışcıl gösterilerle reddetme aşamasına geldi ve ülke geneline yayılarak büyük bir AKİL KİTLE tarafından desteklenir hale geldi. Öyle ki; AKP'li, muhafazakar, demokrat, ülkücü, ulusalcı, solcu, anarşist, spor taraftarı, doktor, dişçi herkes tek ses halinde bir şeyi haykırıyor.
"Erdoğan gitmeli!"
Bunlar olurken, Erdoğan'ın geri adım atmaması ve "tedaviyi reddetmesi", üstelik Polis eliyle de yoğun şiddet uyguluyor oluşu eylemleri daha da yoğun ve devlet tarafından önü alınamaz boyutlara ulaştırdı.
Bir noktadan sonra polis veya asker de çaresiz kalacaktır büyük ihtimalle.
Kısa keseyim, bu eylemleri hiç bir parti, kurum, kuruluş sahiplenemiyor.
Üstelik eylemlerin başında bir lider dahi olmamasına rağmen, halkın kendi sezgisel ve topluluk sağ duyusu herhangi bir insanlıkdışı olayı anında refüze ederek eylemin sınırlarını barışçıl seviyede tutabiliyor, yersiz taşkınlıklara yer vermiyor. Şahsen insanların bu duyarlılıklarını gördükçe onlarla yaşamaktan gurur duydum.
Günlerdir süren eylemlerde, polisin aldığı emirler mucibince yarattığı terör dahi büyük insan zayiatlarına neden olmadı.
Bu olaylar, maksat "üzüm yemek" olduğunda insanların ne kadar sağ duyulu ve insancıl olabildiklerinin de şahane bir kanıtıdır.
Gel gelelim Türkiye Cumhuriyeti Medya'sı son 80 senedir yaptığı gibi göt yalayıcılıkta yine zirveye oturdu. Eylemlerin, olayların görüntüsünü vermek şöyle dursun, iftira kampanyalarıyla eylemci insanları "marjinal, terörist" gibi göstererek olaylardan haberi olmayan Anadolu insanının gözlerini boyamaya çalıştılar. Hala da büyük oranda böyle.
Neyseki internet denen gavur icadı vesilesiyle en ücra köylerde dahi ufak da olsa bir şeyler değişti. Değişmeye devam ediyor.
Medya'nın manipülasyon gücünü bu eylemler vesilesiyle tekrar hatırlamanızı fırsat bilerek soruyorum:
Sizce medya, Kürt Hareketi'ni de bu baskıcı kafayla içeriğini değiştirerek yansıtmış, 30 yıl boyunca bir savaşıın gerçek yüzünü karatıp vahşi rejime uşaklık etmiş olabilir mi?
Ben cevabı biliyorum...
Eylemlerin ana teması, Taksim Gezi Parkı'ndaki ağaçları korumak üzere oraya gelen insanların ansızın ve şiddetle püskürtülmeye çalışılması gibi görünse de iş çoktan gerçek zeminine oturdu.
Eylemler, "Erdoğan Rejiminin" otoriter, bireyi tanımayan, baskıcı tüm duruş ve tutumlarını barışcıl gösterilerle reddetme aşamasına geldi ve ülke geneline yayılarak büyük bir AKİL KİTLE tarafından desteklenir hale geldi. Öyle ki; AKP'li, muhafazakar, demokrat, ülkücü, ulusalcı, solcu, anarşist, spor taraftarı, doktor, dişçi herkes tek ses halinde bir şeyi haykırıyor.
"Erdoğan gitmeli!"
Bunlar olurken, Erdoğan'ın geri adım atmaması ve "tedaviyi reddetmesi", üstelik Polis eliyle de yoğun şiddet uyguluyor oluşu eylemleri daha da yoğun ve devlet tarafından önü alınamaz boyutlara ulaştırdı.
Bir noktadan sonra polis veya asker de çaresiz kalacaktır büyük ihtimalle.
Kısa keseyim, bu eylemleri hiç bir parti, kurum, kuruluş sahiplenemiyor.
Üstelik eylemlerin başında bir lider dahi olmamasına rağmen, halkın kendi sezgisel ve topluluk sağ duyusu herhangi bir insanlıkdışı olayı anında refüze ederek eylemin sınırlarını barışçıl seviyede tutabiliyor, yersiz taşkınlıklara yer vermiyor. Şahsen insanların bu duyarlılıklarını gördükçe onlarla yaşamaktan gurur duydum.
Günlerdir süren eylemlerde, polisin aldığı emirler mucibince yarattığı terör dahi büyük insan zayiatlarına neden olmadı.
Bu olaylar, maksat "üzüm yemek" olduğunda insanların ne kadar sağ duyulu ve insancıl olabildiklerinin de şahane bir kanıtıdır.
Gel gelelim Türkiye Cumhuriyeti Medya'sı son 80 senedir yaptığı gibi göt yalayıcılıkta yine zirveye oturdu. Eylemlerin, olayların görüntüsünü vermek şöyle dursun, iftira kampanyalarıyla eylemci insanları "marjinal, terörist" gibi göstererek olaylardan haberi olmayan Anadolu insanının gözlerini boyamaya çalıştılar. Hala da büyük oranda böyle.
Neyseki internet denen gavur icadı vesilesiyle en ücra köylerde dahi ufak da olsa bir şeyler değişti. Değişmeye devam ediyor.
Medya'nın manipülasyon gücünü bu eylemler vesilesiyle tekrar hatırlamanızı fırsat bilerek soruyorum:
Sizce medya, Kürt Hareketi'ni de bu baskıcı kafayla içeriğini değiştirerek yansıtmış, 30 yıl boyunca bir savaşıın gerçek yüzünü karatıp vahşi rejime uşaklık etmiş olabilir mi?
Ben cevabı biliyorum...