Orijinalini görmek için tıklayınız : 7 Haziran 2013 Redhack'in Halk TV Tarihi Konuşması
evrensel-insan
08-06-2013, 01:32
http://www.youtube.com/watch?v=VExhercqoqo
http://www.youtube.com/watch?v=Z9ZUfwAuapQ
Bu yayın Halk tv'yi sıkıntıya sokmaz mı? Bizim gözümüzde kahraman olsa da Redhack sonuçta yasadışı bir örgüt.
evrensel-insan
08-06-2013, 03:05
Bu yayın Halk tv'yi sıkıntıya sokmaz mı? Bizim gözümüzde kahraman olsa da Redhack sonuçta yasadışı bir örgüt.
Halk TV'de halk direniscisi.
Ahlaksız
08-06-2013, 03:08
Yüzünü göstermeyen birine ne denir?
Ne yaptı da yüzünü saklıyor bu insanlar?
Bu insanların amacı nedir?
Neden sürekli bir gaz alma telaşı içinde bu insanlar?
Bu insanları kahraman belleyenler acaba hiç düşünüyorlar mı bunları?
evrensel-insan
08-06-2013, 03:11
Yüzünü göstermeyen birine ne denir?
Ne yaptı da yüzünü saklıyor bu insanlar?
Bu insanların amacı nedir?
Neden sürekli bir gaz alma telaşı içinde bu insanlar?
Bu insanları kahraman belleyenler acaba hiç düşünüyorlar mı bunları?
Bir kisi dini inanc disinda neden yuzunu ve nerde oldugunu saklar?
illegalite ya da "yer altinda olmak" ne demektir ve neden gerek duyulur?
seyhlerli
08-06-2013, 03:12
Devamını koyar mısınız?
evrensel-insan
08-06-2013, 03:16
Devamını koyar mısınız?
Nassil devami?
Ikibolum degil mi?
Ahlaksız
08-06-2013, 03:18
Bir kisi dini inanc disinda neden yuzunu ve nerde oldugunu saklar?
illegalite ya da "yer altinda olmak" ne demektir ve neden gerek duyulur?
Yeraltında olmak demek,terör değil midir?
evrensel-insan
08-06-2013, 03:21
Yeraltında olmak demek,terör değil midir?
Hayir. Teror, "Teror estiren teroristin ewylemi" dir.
"Yer altinda olmak" ise o ulkenin sartlarindan ortaya cikip avlanmamaktir.
http://www.youtube.com/watch?v=1ig8hW-_vcE
Halk TV'de halk direniscisi.
Halk Tv yasal bir kanal değil mi? Yasadışı bir örgütün propagandasını yapmakla suçlanmazlar mı?
Yüzünü göstermeyen birine ne denir?
Ne yaptı da yüzünü saklıyor bu insanlar?
Bu insanların amacı nedir?
Neden sürekli bir gaz alma telaşı içinde bu insanlar?
Bu insanları kahraman belleyenler acaba hiç düşünüyorlar mı bunları?
Bunlar yüz kızartıcı suç işlemişler, ondan kapatıyorlar yüzlerini.
Amaçları da dezenformasyonla iktidarın pisliklerini örtmektir.
Gaz alarak halkın ikitidara yönelik tepkilerini belli bir seviyede tutuyorlar.
Düşünmeye gerek yok, bizim yerimize düşünen çobanlarımız var nasılsa.
RedHack; "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler." özdeyişinin vücud bulmuş halidir. Türkiye'de Türkçe konuşan romantik solcuların böyle bir "heykır" tavrına ihtiyaçlarından yüceltilmiş bir gruptur.
Zamanla sembolleşerek o Abdurrahman Çelebi kalitesizliği aşılmış mıdır? Hiç sanmam.
İnsanlardan çok destek alıyorlar mıdır? Muhakkak.
Ancak şöyle bir durum var, gösterdiği içeriğe sahip olmayan nesnenin, çoklarınca övülmesi, yüceltilmesi onun akıbetini değiştirmez. Devran dönüp ihtiyaç kalmadığında layık olduğu yere oturacaktır. Evrilirse ne ala.
RedHack; "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler." özdeyişinin vücud bulmuş halidir. Türkiye'de Türkçe konuşan romantik solcuların böyle bir "heykır" tavrına ihtiyaçlarından yüceltilmiş bir gruptur.
Zamanla sembolleşerek o Abdurrahman Çelebi kalitesizliği aşılmış mıdır? Hiç sanmam.
İnsanlardan çok destek alıyorlar mıdır? Muhakkak.
Ancak şöyle bir durum var, gösterdiği içeriğe sahip olmayan nesnenin, çoklarınca övülmesi, yüceltilmesi onun akıbetini değiştirmez. Devran dönüp ihtiyaç kalmadığında layık olduğu yere oturacaktır. Evrilirse ne ala.
Bir başka başlıkta söylediklerini gayet iyi hatırlıyorum. Ama en azından daha iyisi çıkana kadar Redhack ile yetinmek zorundayız.
nebukadnezar
08-06-2013, 13:49
Bir kisi dini inanc disinda neden yuzunu ve nerde oldugunu saklar?
illegalite ya da "yer altinda olmak" ne demektir ve neden gerek duyulur?
Sayın Profesör! Şu anlaşılmaz cümlelerinizi lüten bi anlaşılır hale getirirmisiniz, baydınız bizi!!!
Bir kisi dini inanc disinda neden yuzunu ve nerde oldugunu saklar?
Doğrusu: Bir kişi dini inancı dışında, yüzünü ve nerede olduğunu neden saklar?
illegalite ya da "yer altinda olmak" ne demektir ve neden gerek duyulur?
Doğrusu: İllegal ya da yer altında olmak neyi ifade eder, gerekçesi nedir?
Buyrun, bu da size yazdığım Satirik şiir
Her yere çalakalem dalıyor,
derdimi anlatttım diye şişiniyorsunuz.
Oysaki anlaşılmaz ifadelerinizle,
Yaranıza ilaç bulamayacağınızı bilmiyor,
kendinizi Evrensel sanıyorsunuz.
Olmuyor sayın profesör olmuyor,
Anlatamıyor Anlaşılamıyorsunuz...???????
Sevgiler.
nebukadnezar
08-06-2013, 13:57
RedHack; "Koyunun olmadığı yerde keçiye Abdurrahman Çelebi derler." özdeyişinin vücud bulmuş halidir. Türkiye'de Türkçe konuşan romantik solcuların böyle bir "heykır" tavrına ihtiyaçlarından yüceltilmiş bir gruptur.
Zamanla sembolleşerek o Abdurrahman Çelebi kalitesizliği aşılmış mıdır? Hiç sanmam.
İnsanlardan çok destek alıyorlar mıdır? Muhakkak.
Ancak şöyle bir durum var, gösterdiği içeriğe sahip olmayan nesnenin, çoklarınca övülmesi, yüceltilmesi onun akıbetini değiştirmez. Devran dönüp ihtiyaç kalmadığında layık olduğu yere oturacaktır. Evrilirse ne ala.
Yerinde bir tesbit, Katılıyorum.
Yüzünü göstermeyen birine ne denir?
Ne yaptı da yüzünü saklıyor bu insanlar?
Bu insanların amacı nedir?
Neden sürekli bir gaz alma telaşı içinde bu insanlar?
Bu insanları kahraman belleyenler acaba hiç düşünüyorlar mı bunları?
röportajı dinleseydiniz amaçlarının ne oldugunu anlardınız..başbakana 1 soru sordu (onun cevabı gelmeyecek tabii ki ama) o bütün sorulara-cevaplara yetti..Helikopterler neden insanların üzerine gaz bombası atmaya geliyor da 5 dakika ilerideki Galatasaray Üniversitesi yangınına gelemiyor? Ayrıca her yüzünü kapatan kişi haksız değiLdir...halkımız MAALESEF haklının değil de güçlünün yanında olmayı seçmiştir (şimdilik!)..Konuşan,kendini ifade eden kişilerin çoğu zindanlardadır..aptal cesaretli olmaya hiç gerek yok..
Ahlaksız
08-06-2013, 15:01
Bunlar yüz kızartıcı suç işlemişler, ondan kapatıyorlar yüzlerini.
Amaçları da dezenformasyonla iktidarın pisliklerini örtmektir.
Gaz alarak halkın ikitidara yönelik tepkilerini belli bir seviyede tutuyorlar.
Düşünmeye gerek yok, bizim yerimize düşünen çobanlarımız var nasılsa.
Farklı düşünmeyi deneyin biraz..
Bir muhafazakar işçi,solcu hackerlerin devletin sitelerini çökerttiğini duyuyor basından..Kendi kendine şöyle düşünüyor bu işçi..Hackerlar yasa dışı işler yapan kişiler..Bu hackerler solcu olduğuna göre,demek ki sol iyi bir şey değil..
Bu işçi seçim zamanı ''kötünün iyisi'' deyip muhafazakarları desteklemeye devam eder böylece..
Kapiş:)
Bu örgüt sola Adnan Oktar kadar zarar vermiyorsa,yolda yürürken kafama meteor düşsün:)
Ahlaksız
08-06-2013, 15:07
röportajı dinleseydiniz amaçlarının ne oldugunu anlardınız..başbakana 1 soru sordu (onun cevabı gelmeyecek tabii ki ama) o bütün sorulara-cevaplara yetti..Helikopterler neden insanların üzerine gaz bombası atmaya geliyor da 5 dakika ilerideki Galatasaray Üniversitesi yangınına gelemiyor? Ayrıca her yüzünü kapatan kişi haksız değiLdir...halkımız MAALESEF haklının değil de güçlünün yanında olmayı seçmiştir (şimdilik!)..Konuşan,kendini ifade eden kişilerin çoğu zindanlardadır..aptal cesaretli olmaya hiç gerek yok..
Hackerler halktan destek alamazlar..Halk yasa dışı işler yapan kişileri desteklemez..Kendini solcu zannedenler ve Akp karşıtları,bu yasa dışı örgüte sempati ile bakmaktalar..Ben bu örgütün solu yıpratmak adına kurulduğu ihtimalinin düşünülmesini istiyorum sadece..Her gördüğümüz sakallıya hacı demeyelim artık..
Solcu dediğimiz insanlar uyanık olmalı ama ben solcularında tıpkı sağcılar gibi her gördükleri sakallıyı hacı bellemelerine hayret ediyorum..
spartacus
08-06-2013, 15:48
Yeraltında olmak demek,terör değil midir?
Değildir, siz terörün ya anlamını bilmiyorsunuz ya da sıkıyorsunuz. Terör yer üstünde yapılır, insanları yer altına ise terör ve baskı iter. Yer altı demek illa gizli örgüt demek değildir, bırakın siyaseti, Türkiyede ateist, agnostik, panteist, deist vb farklı görüşlerde yer altında yaşıyor, yayınları, web siteleri, gerçek kimlikleri, açık örgütlenmeyi saklamak zorunda kalıyorlar. Sebep terör, kimin terörü? Savunduğunuz şey terör olabilir mi? bana sanki öyle gibi geldi...
terörün anlamını iyi okumak gerekir diye düşünüyorum, terör bir savaş taktiğidir, terörde amaç yer altında, üstünde olmak vs değildir, tanımı biçimlerle belirleyemezsiniz. terör bir savaşta ya da bir savaş durumunda, düşmanı çeşitli yol ve yöntemle sindirmek-caydırmak, etkin haberleşme vs birimlerini korkutarak iş yapma cesaretlerini kırmak, lojistiği olumsuz etkilemek, belirli stratejik alanları vurarak, bir diğer adımdan korkulmasını sağlamak, askeri kullanım dışında kitlelelere, farklı görüşlere,grup ya da bireylere karşı şiddet uygulayacağının baskısını yapmak(işte örneğin şantaj bir terör taktiğidir), şiddet uygulayarak dediklerimizi yapmazsanız hepinize böyle yaparız çerçevesini kabullendirmek, şiddet uygulayarak göstermek,, diğerlerine korku salmak, böylelikle kısa yoldan hizaya sokmak, hedefe varmak vb şeylerdir. Kısaca terör amaç değil bir araçtır. Tabi elimden geldiğince basit örneklere indirgedim, halbuki 2 satır yetiyor, terör sindirme, caydırma, geri adım attırma, ya da kabul ettirme gibi bir çok unusuru sağlamak için başvurulan yol ve yöntemlere denir.
Örneğin göstericilerin karşısına korku verecek biçimde asker, polis diziyorsanız, 1 kişiye 20 polis ölesiye vuruyorsanız, yıoldaki 1 kadına 2 TOMA ile su sıkıyorsanız, biber gazı kullanıyorsanız(halbuki değil devlet hiç kimsenin bir başkasının sağlığı ile oynamaya hakkı yoktur), bilerek saldırıp, kitleyi direnmeye itiyor sonrada onalrı suçlu göstermeye çalışıyorsanız, orada amacınız güvenliği sağlamak değil, kitleye korku salmaksa buda terördür. umarım düşüncemi açık ve net ifade edebilmişimdir.
Hackerler halktan destek alamazlar..Halk yasa dışı işler yapan kişileri desteklemez..Kendini solcu zannedenler ve Akp karşıtları,bu yasa dışı örgüte sempati ile bakmaktalar..Ben bu örgütün solu yıpratmak adına kurulduğu ihtimalinin düşünülmesini istiyorum sadece..Her gördüğümüz sakallıya hacı demeyelim artık..
Solcu dediğimiz insanlar uyanık olmalı ama ben solcularında tıpkı sağcılar gibi her gördükleri sakallıyı hacı bellemelerine hayret ediyorum..
düşüncenize saygım sonsuz..Fakat adalete göre SADECE "parasız eğitim istiyoruz" diyen gençler bile yasadışıdır,ve hatta ileri gidiyorum teröristtir :) kime göre neye göre yasadışı? Hacker demek sadece kendine banka hesaplarından para aktaran,2 tane facebook hesabı patlatan kişi değildir..Onlar olmasa,Devlet bakanı Egemen Bağış'ın eşinin Vakko yönetim kuruluna POSTA koyuşunu öğrenemezdik..vs vs..Umuyorum sizin dediğiniz gibi Solu yıpratmaya kadar gitmez..Zira ben onlara çok güveniyorum..
Saygılar
Ahlaksız
08-06-2013, 16:11
Değildir, siz terörün ya anlamını bilmiyorsunuz ya da sıkıyorsunuz. Terör yer üstünde yapılır, insanları yer altına ise terör ve baskı iter. ..............................
Devletin teröre başvurması,Redhack gibi örgütlerin de teröre başvurmasını meşru göstermez..Redhack de devletin sitelerini hackleyerek,devleti yıldırmaya çalışmaktadır..Yani terör suçu işlemektedir..Bu kısasa kısas tavrını destekleyemem,kusura bakmayın..
düşüncenize saygım sonsuz..Fakat adalete göre SADECE "parasız eğitim istiyoruz" diyen gençler bile yasadışıdır,ve hatta ileri gidiyorum teröristtir :) kime göre neye göre yasadışı? Hacker demek sadece kendine banka hesaplarından para aktaran,2 tane facebook hesabı patlatan kişi değildir..Onlar olmasa,Devlet bakanı Egemen Bağış'ın eşinin Vakko yönetim kuruluna POSTA koyuşunu öğrenemezdik..vs vs..Umuyorum sizin dediğiniz gibi Solu yıpratmaya kadar gitmez..Zira ben onlara çok güveniyorum..
Saygılar
Redhack,Wikileaks gibi bir örgüt/oluşum olsaydı eğer,o zaman bir şey demezdim bu insanlara ama solcu olduklarını alenen belli edip devletin sitelerine saldırmalarını asla tasvip edemem..(devlet terör estirse bile)
Redhack insanlarla bilgi paylaşsın sadece..Devletin sitelerine veya farklı devletlerin sitelerine saldırarak bir şey elde edemezler..Aksine sola zarar veriyorlar sadece..
spartacus
08-06-2013, 18:02
Devletin teröre başvurması,Redhack gibi örgütlerin de teröre başvurmasını meşru göstermez..Redhack de devletin sitelerini hackleyerek,devleti yıldırmaya çalışmaktadır..Yani terör suçu işlemektedir..Bu kısasa kısas tavrını destekleyemem,kusura bakmayın..
Terörün tanımı açık. Bir yapının yer altında olup, olmamasına, ya da biçime göre terör kıstasını, tanımını oluşturamayız, bu konuda böyle bakmak gerekir diye düşünüyorum. Örneğin devletler halktan gizli bir dolu masa altı anlaşmayı imzalar, halkın zararına olacak bir çok şeye imza atar, ama gizli tutulur, şimdi bu da terör olur mu? Her şey terör ise o halde terör ne? tanıma ve kıstasa bakmanız gerekir diye düşünüyorum, her önüne gelene, her tepki verene terör demeye kalkarsanız yolunuzu şaşırır, yolsuz kalırsınız.
Redhack,Wikileaks gibi bir örgüt/oluşum olsaydı eğer,o zaman bir şey demezdim bu insanlara ama solcu olduklarını alenen belli edip devletin sitelerine saldırmalarını asla tasvip edemem..(devlet terör estirse bile)
Redhack insanlarla bilgi paylaşsın sadece..Devletin sitelerine veya farklı devletlerin sitelerine saldırarak bir şey elde edemezler..Aksine sola zarar veriyorlar sadece..
redhack'i savunmadım, sizin yaklaşımınızın doğru olmadığını düşünüyorum. aynı yolu izleyerek daha yararlı işler yapabilirler, ama her halükarda bulundukları zemin terör olarak adlandırılamaz. yani elinde kıstasın, yer altında olup olmamaları, halbuki o alan zaten açık değildir, bu dünyanın her yerinde böyle, istersen bu işi zevk için yap, kendini gizli tutmak zorundasın, bulunduğun alanın yapısı böyle. Gelelim hack konusuna, ben hack'e karşıyım, fakat şuda bir gerçek insanlar nasılki fikir alanında bir varlık ortaya koyuyor ve mücadele ediyorsa, o alanda da gizli kapaklı işler açığa çıkartılabilir, bazı yayın organları, alanları hedefte alınabilir, olamaz diyemeyiz. nasıl ki 2 TOMA cadde de bir kadına su sıkıyorsa, direnç göstermek nasıl mümkünse insan da öyle karşı koyar, karşı koyana, karşı koyuyor diyemezsiniz, karşı koydu diye terörist ilan edemezsiniz, sistemide böyle düşünmek gerekir. Kitleler baskılandığı an, bir dolum süreci vardır, fırtına öncesi sessizlikler her zaman yaşanır, bir mayalanma süreci, birde kabarma süreci vardır, sabırlı olmak gerekir, bekle gör demiyorum, iradeyle, lafla kitleleri hazır değilse, buna örgütlü değilse kaldıramazsınız. yani sizin efendim ergenekon diye herkesi içeri atarlarken neredeydiniz demeniz, dar ufuklu bir yaklaşım. AKP olmasın, demokratik bir iktidar olsun, 12 eylülden, bu güne kadar açık ortada olan, her tarafta toprak altında binlerce ceset yatan bir ülkede, ama adına derin devlet diyerek sanki gizliymiş gibi yapılan, topluma faşist bir diktatörlüğü yıllarca dayatanlar, elbette hukuka havale edilecektir, sorun AKP nin bunu farklı bir biçimde, her kesime gözdağı vererek, her ağzını açanı, eleştireni ergenekoncu ilan ederek yapması, kısaca tencere dibin kara, senin ki benden kara durumu var ortada.
Sizin sola zarar veriyor söyleminizi ben geçerli bulmuyorum, zira kitle içinde oldukları, yaptıkları bir alanda değiller. Yani isteselerde pek bir etki oluşturamazlar. Sola zarar veren solun kendisi zaten, bilinçsizliği, hayatı, neye karşı olup olmadığını dahi anlayamaması, yerine sembollere indirgemesi, kişilere, resimlere, inanç, iman derecesine indirmesidir. O kafayla zaten sol olmaz, ne yaptığını, ne yapacağını, neden yapacağını, ne istediğini bilmektense, sembollere, kişilere, tabulara tapınma noktasında bir sol, zaten hem sol değildir hemde felsefik, ideolojik hangi bilinç alanından bakarsanız bakın, müritlikten öteye gitmeyecektir. yap derler yapar, kalk derler kalkar, Türkiyede insanları asker gibi yönetmek çok kolay, bayraktır, dindir, ezandır, vatandır, tabudur, kutsal kişidir, 1 resimle, sembolle, heykelle bile çok halt yapılır. Solun hepsi değil elbette, ama her alanda durumu bu bir yerde, mesele inanç haline gelmiş, bir nevi dindarlığa dönmüş asıl zarar veren bu.
Ahlaksız
08-06-2013, 19:51
Bir ara bu foruma bir müslüman geldi ve hacker olduğunu lanse edip forumu günlerce erişilemez hale getirdi..(Hatta agnostik'i de hackleyen kişi olduğunu söyledi)Bu zirzop,forum yönetimince banlandı ve sanırım foruma biraz bakım yapılarak,saldırılardan korunulmaya çalışıldı..
Şimdi bu zirzop ne yapmaya çalışıyor?
Dinsizleri yıldırmaya,dinsizleri susturmaya,dinsizlerin düşünce ve ifade özgürlüğünü ellerinden almaya çalışıyor..
Bunun adı terör değil mi sn.spartacus?
Bana kalırsa hackerlık yapan herkese ciddi cezalar verilmelidir..Benimle aynı mantalitede düşünseler bile..
-Ben hackerım...
-Eee?
-Benimle şu şu konularda hemfikir olmadığınız için sitenizi çökertiyorum..
-Tamam da,senin doğru düşündüğünü kim söylüyor:nono:
Bir ara bu foruma bir müslüman geldi ve hacker olduğunu lanse edip forumu günlerce erişilemez hale getirdi..(Hatta agnostik'i de hackleyen kişi olduğunu söyledi)Bu zirzop,forum yönetimince banlandı ve sanırım foruma biraz bakım yapılarak,saldırılardan korunulmaya çalışıldı..
Şimdi bu zirzop ne yapmaya çalışıyor?
Dinsizleri yıldırmaya,dinsizleri susturmaya,dinsizlerin düşünce ve ifade özgürlüğünü ellerinden almaya çalışıyor..
Bunun adı terör değil mi sn.spartacus?
Bana kalırsa hackerlık yapan herkese ciddi cezalar verilmelidir..Benimle aynı mantalitede düşünseler bile..
-Ben hackerım...
-Eee?
-Benimle şu şu konularda hemfikir olmadığınız için sitenizi çökertiyorum..
-Tamam da,senin doğru düşündüğünü kim söylüyor:nono:
Terörün bir tanımını yapsanda bizi ışığa boğsan!
Bu anlamsız sözleri batıda alt alta yazsan.
Mizah degilerine kapak olrdun.
Ahlaksız
08-06-2013, 19:58
Terörün bir tanımını yapsanda bizi ışığa boğsan!
Bu anlamsız sözleri batıda alt alta yazsan.
Mizah degilerine kapak olrdun.
Ben biraz cahilim..Tdk'na bakalım beraber;
Terör=Yıldırı
Yıldırı=Yıldırma,cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş, terör
Ben biraz cahilim..Tdk'na bakalım beraber;
Terör=Yıldırı
Yıldırı=Yıldırma,cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş, terör
Cana kıymışmı redhack
Malı yakıp yıkmışmı
Söyleyebileceğin en ağır söz bilişim suçu olabilir.
Terör!
Çok fıttırık tespit olmuş.
Ahlaksız
08-06-2013, 20:10
Cana kıymışmı redhack
Malı yakıp yıkmışmı
Söyleyebileceğin en ağır söz bilişim suçu olabilir.
Terör!
Çok fıttırık tespit olmuş.
Yazılanları iyi okuyun..
Yıldırma yazıyor orada,korkutma yazıyor orada..Redhack bunları yapmıyor mu?
Redhack sitesinde öcümü gösteriyor?
Güldürmeyin.
evrensel-insan
08-06-2013, 20:37
Halk Tv yasal bir kanal değil mi? Yasadışı bir örgütün propagandasını yapmakla suçlanmazlar mı?
Su anda Halk TV ulke ve toplumun bir numarali destekledigi haber kanali. O yuzden bukonuda ideolojik islam diktatorlugun alacagi bir ters tavir, geri teper. O yuzden bir sey yapamaz. Ayrica redhack'in "yasadigi bir orgut" oldugunun resmi bir aciklamasi mi var?
evrensel-insan
08-06-2013, 20:40
Sayın Profesör! Şu anlaşılmaz cümlelerinizi lüten bi anlaşılır hale getirirmisiniz, baydınız bizi!!!
Doğrusu: Bir kişi dini inancı dışında, yüzünü ve nerede olduğunu neden saklar?
Doğrusu: İllegal ya da yer altında olmak neyi ifade eder, gerekçesi nedir?
Buyrun, bu da size yazdığım Satirik şiir
Her yere çalakalem dalıyor,
derdimi anlatttım diye şişiniyorsunuz.
Oysaki anlaşılmaz ifadelerinizle,
Yaranıza ilaç bulamayacağınızı bilmiyor,
kendinizi Evrensel sanıyorsunuz.
Olmuyor sayın profesör olmuyor,
Anlatamıyor Anlaşılamıyorsunuz...???????
Sevgiler.
Peki sen ne yapmis oluyorsun. Ego tatmini mi? yoksa firsatcilik mi?
Anliyanlar anliyor. Anlamak istiyenler de soruyor. Benim 2006'dan beri sanal alemde verdigim dusunce ve bilgi savasiminin bir urunudur; gezi parki.
O yuzden anliyan anliyor ya da senin gibi dusunce ve bilgi iletemeyen egosal/duygusal tatmine yoneliyor.
Ben biraz cahilim..Tdk'na bakalım beraber;
Terör=Yıldırı
Yıldırı=Yıldırma,cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş, terör
Kitlelere yalanlar pompaladiginizda, gundem degistirir mesguliyet saglarsiniz. Bu bir fikirsel terordur, yani beyin isgalidir.
Kitlelere yalanlar pompaladiginizda, klasik bir sonuc olarak, gercek anlamda tanidiginiz teror yasanir ortamda. (Oldurme, yaralama, otekilestirme vs. fiziki yani)
Kitlelere yalanlar pompladiginizda, ustteki 2 secenek aktif hale geleceginden, beyin isgaline ugramamis taraflar (objektif bakabilenler ki genellikle kusbakisi yapilir bu) olaylari degerlendirirken, kendi tarafliliklari(siyasi/dini) disinda, 3 sekilde ele alir.
1.secenektekilerin icerigi-----dogrulari/yanlislari
2.secenektekilerin icerigi-----dogrulari/yanlislari
3.secenektekiler hala objektiftir. Cunku mutlak kavramlari yoktur. Biat kulturu disindadirlar.
Yani teror, bircok sekilde guncel hayatta karsimiza cikar. Teror illa oldurmek, bogmak, kan akitmak, cam cerceve indirmek vs. degildir.
Mesela donuna kadar "Made in China" olmus bir ulkede, ulkenin ileri gittigini iddia etmek bir kandirmacadir. Bu Cin'in kotu oldugu anlamina gelmez, ama o ulkenin uretim dinamiklerinin oldurulmesi babinda kotudur.
Dengesiz uluslarasi anlasmalar, ulkelerin varliksal tehditidir. Mesela ulkedeki petrol kaynaklarini birilerine peskes cekmek suretiyle, silah fabrikasini acacaginizi, uretime gececeginizi ilan etmeniz gibi..
Teror burundugu sekille tehlikeli(insan/toplum huzurunu kaciracak sekilde) hale gelebilir.
Mesela bir tartisma platformunda, fikir terorunun kimseye zarari yoktur herhangi bir konuya dair. Bu yapici dahi olabilir. Taraflar cok renklilik iceriyor olabilir.
Ancak ayni tartisma platformunda, eger dusunsel mobbing yapmaya calisiyorsaniz , bunun arka plani bellidir. (ben boyle dedim, boyle oldu seklinde) Bunun ucu dikteye kadar gider. Bu hem bir bilinc, hem de bilincsizlik icerebilir.
Ancak bazilari global olarak toplumlar olceginde faydalidir.
Evrensel insan hakki mobbingleri gibi, -orn; kucuk cocuk pornosuna hayir, renk/din/dil/etnik vs. irkciliga hayir, dogaya zarar vermeye hayir vs. gibi..
Ornegin, cocuk pornosu veya cocuk satisi yayini yapan bir sitenin hacklenmesi gibi.
Mesela bunlar icin bilincli yaratilan terorler faydalidir, ses getirir, insanlari bilinclendirmeye yoneliktir. Her turlu karsimiza cikabilir.
Olan biten halihazirda yasanan gercekleri bir sekilde duyurmak ayri bir durumdur, bu durumdan paye cikarmak veya senkronize paye atisi yapmak(karsi taraflara dair) ayri bir durumdur.
Yani teror kelimesini bir kavram olarak, TDK aciklamaya yetmez maalesef. Baslibasina bir kavramdir kendileri. Bunu bilmezseniz Gobels tohumu denildiginde, kufur olarak algilarsiniz.
Halbuki bu bir kufur degildir, dusunce bir tohumdur cunku, ortaya ekilir, cevresel sartlarin uygunluguna gore filizlenir veya filizlenmez..
Ama hicbir dusunce, armut gibi tek basina cikmaz ortaya, mutlaka bir etkilesimin sonucudur.
spartacus
08-06-2013, 21:46
Ben biraz cahilim..Tdk'na bakalım beraber;
Terör=Yıldırı
Yıldırı=Yıldırma,cana kıyma ve malı yakıp yıkma, korkutma, tedhiş, terör
Yok elbette değilsiniz, cahil olan TDK. Terör kavramıyla siz bu günlerde tanıştınız, halbuki o kavram 100 yıl öncesinde de var. Ve orada terörün tanımı mı var sizce, yoksa biçimi mi? Yıldırma denmiş, bu AMAÇTIR, terör yıldırmaya denmiyor, yıldıran yol ve yöntemlerin bütününe deniyor, yani yıldırmayı sağlayan yöntemlerin adıdır terör, amaç yıldırmaktır, yöntem ise terördür, bunu bir otomobil gibi düşünebilirsiniz, terörü lastik vardır, direksiyon vardır diye tanımlayamazsınız, bir bütün halinde o bir araçtır ve kullanırsınız, tanım o aracın ne olduğu, ne için kullanıldığında ortaya çıkar, sonra aracın yapı taşlarına girersiniz.
yıldırıymış... Savaşa savaş denir, içinde terör yöntemleride barındırır, ama terör denmez, mesela savaşa, "öldürme" diye bir tanım getirebilir misiniz? TDK daki tanımlama da bundan ibaret..
Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Ter%C3%B6rizm
bakın en açık dille ifade ettim, kısasını da verdim daha ilk yazımda, üstelik terör hem askeri, hemde siyasi bir kavramdır, TDK da dolanmayınız. Şiddet ise sadece silahlı ve fiziki değildir, siyasi, psikolojik, ekonomik, ötekileştirme vb olabilir. Ne olduğu belirsiz, muğlak, anlamsız, tanım demeye bin şahit lazım bir TDK yazısı getiriyorsunuz. Siz o TDK da neler var hiç biliyor musunuz?
http://www.radikal.com.tr/turkiye/tdk_capulcu_tanimini_degistirdi_mi-1136483
Birde buradan bakın.
nebukadnezar
08-06-2013, 21:57
Peki sen ne yapmis oluyorsun. Ego tatmini mi? yoksa firsatcilik mi?
Anliyanlar anliyor. Anlamak istiyenler de soruyor. Benim 2006'dan beri sanal alemde verdigim dusunce ve bilgi savasiminin bir urunudur; gezi parki.
O yuzden anliyan anliyor ya da senin gibi dusunce ve bilgi iletemeyen egosal/duygusal tatmine yoneliyor.
Yok işte o sizin anlayışınızın çok dışında.
Bütün bilgi birkimi net'e dayalı olunca ego tatmini ile fırsatçılığın anlamını da karıştırırsınız işte böyle.
Fırsatçılık ne demek önce ona bakalım.
Fırsatçılık: Toplum içindeki davranışlarını kendi çıkarlarına uyacak şekilde ayarlamayı amaçlayan tutum ve davranış biçimidir.
Bu tip insanlar genelde içinde bulunduğu ortamı yöneten idare eden, (ülkeyi, iş yerini, ve bu forum gibi yerleri) güçten yana olurlar. Yani bunlar iki yüzlü, ortamı kışkırtıcı, sinsi, samimiyetsiz, dengesiz psikolojik rahatsızlıklar geçiren, dünya'nın hepsi bana kalsın der, her fırsatta kendilerini ispat etmeye yönelik bir sürü yanlışlar yaparak kendilerini gülünç duruma sokarlar.
Dahası kimin elinde tuz görse hemen bir hıyar satın alıp üzerine giderek kör dalışı yapar.
Gelelim benimle aranızdaki meseleye.
Kendi görüşlerimi belirttiğim bir yazımda bazı yöneticilerin kıt anlayışları yüzünden Ateist'likten aforoz edildim. Ben yazılarına değer verdiğim kişileri cevapladım. Sonra ortalık duruldu. Halbuki her şey çoktan bitmişken bu sefer siz çıktınız bunu fırsat bilip beni asla ima bile etmediğim bir konuya kör dalışı yaparak suçladınız, itham ettiniz meydan okudunuz. Ben de size bir soru sordum: Ben halk direnişi hakkında her hangi bir olumsuzluktan bahsetmişmiydim de bana bu ithamla araya girdiniz? Dedim. Bu mu şimdi benim ego anlayışım? Bunlar benim ego anlayışıma uymuyor.
Sizi uyardığım için öncelikle bana müteşekkir olmalıydınız. Yazılarınıza biraz ara verip anlatım bozuklukları ve imla kurallarına çalışmayı düşünseydiniz, bu sizin yararınıza olurdu.
İşte burada da kör dalışı yapıp kendinizi gülünç duruma düşürdünüz.
İnancınız hakkında daha düne kadar ne olduğunuz belli değilken, bu yüzden Sürekli Ateistlerle tartışıyordunuz. Şimdi ne oldu da özellikle bana karşı düşmanlık besleyen yöneticilerin tarafında görünür oldunuz? İşte bunun adı da oportünist davranıştır. Diğer anlamı; Fırsatçılık.
Umarım bu yazımdan kendinize bir ders çıkartır benimle bir daha uğraşmazsınız.
İnanın sitedeki bir sürü boş başlıklarınızdan tiksinti duymaya başladım.
Sitenin seviyesini düşürdünüz.
Sizden aklı selim düşünmenizi bekliyorum.
Sözlerim biraz incitici olduysa da bu sizin anlayışsızlığınızın nedeni dir. Yine de kırdıysam özür dilerim.
Sevgiler.
evrensel-insan
08-06-2013, 22:30
Yok işte o sizin anlayışınızın çok dışında.
Bütün bilgi birkimi net'e dayalı olunca ego tatmini ile fırsatçılığın anlamını da karıştırırsınız işte böyle.
Kime neye gore? Herkes her seyi sizin gibi mi anlamak algilamak zorunda?
Senin buradaki firsatciligin bir dilbilgisi algisindan kaynaklanmaktadir. Sen daha kisiye yonelik firsatcilik ile cogulcufirsatciligi bile algilayamiyorsun.
[quote]Bu tip insanlar genelde içinde bulunduğu ortamı yöneten idare eden, (ülkeyi, iş yerini, ve bu forum gibi yerleri) güçten yana olurlar. Yani bunlar iki yüzlü, ortamı kışkırtıcı, sinsi, samimiyetsiz, dengesiz psikolojik rahatsızlıklar geçiren, dünya'nın hepsi bana kalsın der, her fırsatta kendilerini ispat etmeye yönelik bir sürü yanlışlar yaparak kendilerini gülünç duruma sokarlar.
Dahası kimin elinde tuz görse hemen bir hıyar satın alıp üzerine giderek kör dalışı yapar.
O yuzden benim sana yonelik kullandigim firsatcilik ile senin bashsettigin firsatciligin hic bir bagi yok.
Gelelim benimle aranızdaki meseleye.
Kendi görüşlerimi belirttiğim bir yazımda bazı yöneticilerin kıt anlayışları yüzünden Ateist'likten aforoz edildim. Ben yazılarına değer verdiğim kişileri cevapladım. Sonra ortalık duruldu. Halbuki her şey çoktan bitmişken bu sefer siz çıktınız bunu fırsat bilip beni asla ima bile etmediğim bir konuya kör dalışı yaparak suçladınız, itham ettiniz meydan okudunuz.
Neyi "firsat bilmis" oluyorum. Bence kendi beyninizdeki size ait olan dusunceleri bana yuklemeye calisarak niyet okuyorsunuz. Ayrica "itham etmek/meydan okumak" gibi algilarda sizin zihniyetinize ait. Cunku ben sadece okudugum bir sey hakkinda kendime ait dusunce ve bilgi paylasimimi ortaya koyarim. "Bir sey bitmisken" derken ne bitmis?
Ben de size bir soru sordum: Ben halk direnişi hakkında her hangi bir olumsuzluktan bahsetmişmiydim de bana bu ithamla araya girdiniz? Dedim. Bu mu şimdi benim ego anlayışım? Bunlar benim ego anlayışıma uymuyor.
O sorunuzun yanitini o zaman o baslikta verdigimi dusunuyorum. Buradaki sizin yaptiginizdan algilamam ve dile getirmemin ise o durumla ilgisi yok. Ben sizin ayni kisi olup olmadiginiza bile dikkat etmedim. Cunku ben ne hesapli ne de planli v.s. davranmam. O anki yazi neyse sadece ona yonelik yanit yazarim. Ne niyet okurum, ne de herkesi kendim gibi dusunur olarak algilarim.
Sizi uyardığım için öncelikle bana müteşekkir olmalıydınız. Yazılarınıza biraz ara verip anlatım bozuklukları ve imla kurallarına çalışmayı düşünseydiniz, bu sizin yararınıza olurdu.
Bence siz once kendinizi uyarirsaniz, iste o zaman belki sizin adiniza mutesekkir olurum. Onemli olan yazinin dile gelmesidir. Tabi ki bariz hatalar da duzeltilir, ama sizin gibi niyet okuyarak bir uyari ile degil. Once itici olmamayi ve yapici olmamayi ogreniniz. Cunku iticilik bir ise yaramadigi gibi, geri de teper.
İşte burada da kör dalışı yapıp kendinizi gülünç duruma düşürdünüz.
İnancınız hakkında daha düne kadar ne olduğunuz belli değilken, bu yüzden Sürekli Ateistlerle tartışıyordunuz. Şimdi ne oldu da özellikle bana karşı düşmanlık besleyen yöneticilerin tarafında görünür oldunuz? İşte bunun adı da oportünist davranıştır. Diğer anlamı; Fırsatçılık.
Bunlar sadece niyet okumak ve kendi beyninizde olanlari bana yuklemeye calismaktir. Pek gecerli de degildir. Ayrica "dusmanlik beslemek" te size ait olsa gerek. Cunku benim boyle bir dusuncem yoktur. Benim firsatciliktan saglayacagim bir sey yoktur, o yuzden yapmayi da hic dusunmem.
Umarım bu yazımdan kendinize bir ders çıkartır benimle bir daha uğraşmazsınız.
İnanın sitedeki bir sürü boş başlıklarınızdan tiksinti duymaya başladım.
Sitenin seviyesini düşürdünüz.
Sizden aklı selim düşünmenizi bekliyorum.
Akli selim olmayanlarin akli selimi degerlendirmesi ne kadar manidar. Evet, size zarar vermeme adina size yonelik bir daha yazmam. Yalniz huyum kurusun ben boyle seyleri pek akilda tutamam. Ama mutlaka siz hatirlatirsiniz. Bir seyin "bos" olup olmadigi beyni boslarin algisinda degildir. Cunku onlarin beyninde yazilanlar zaten hic duyulmamistir. Onlar beyinlerini kendi bos sinirlari ile doldurmuslardir. Yazilarimi okumazsiniz olur biter. Ben burada ne kimsenin keyfine gore yazi yaziyorum. Ayrica siz benim acimdan sasdece bu sitenin yazar kitlelerinden bir tanesisiniz.
O yuzden once siz akli selim olmayi deneyin. Ben kitleye yaziyorum, size ozel degil.
Dolayisiyle siz de yanit vermezseniz yanit da almazsiniz.
Sözlerim biraz incitici olduysa da bu sizin anlayışsızlığınızın nedeni dir. Yine de kırdıysam özür dilerim.
Sevgiler.
Rica ederim. Yalniz bir kitle platformunda boyle polemige yanit verme ve kisisel yazisma adetim degildir ve okura da boyle bir yazi sunmak saygisizliktir.
En azimdan akli selimsden bunu algilasaniz ve sadece dusunce ve bilginizi paylassaniz yeterlidir.
Ahlaksız
08-06-2013, 22:36
Mesela bunlar icin bilincli yaratilan terorler faydalidir, ses getirir, insanlari bilinclendirmeye yoneliktir. Her turlu karsimiza cikabilir
Çocuk porno sitelerini hackleyen birileri var diye,hackerleri aklamaya çalışmamak lazım..
Ben silahsızlanmayı savunuyorum..Yani kimsede silah olmamalı..!
Birilerinin,kötü insanları veya vahşi hayvanları öldürmek için silahın kullanılmasının faydalı olduğunu söylemesi,silahın lanet bir şey olduğu gerçeğini değiştirmez..
Terör ya da terörizm, siyasal, dinsel ve/veya ekonomik hedeflere ulaşmak amacıyla sivillere; resmî, yerel ve genel yönetimlere yönelik baskı, yıldırma ve her türlü şiddet içeren yolun kullanımıdır.
Terör bir araçtır ama bu araç sonrasında oluşan sonuç müspet bir olgu ise,bu araca terör denilemez..Eğer menfi yönde bir sonuç oluşursa da,bu yapılanlara terör denilebilir..
Bunu mu demeye çalışıyorsunuz?
Wikipedia siber terörizm diye bir şey yazmış..Nedir peki bu?
"Siber terörizm ise belirli bir politik ve sosyal amaca ulaşabilmek için bilgisayar veya bilgisayar sistemlerinin bireylere ve mallara karşı bir hükümeti veya toplumu yıldırma, baskı altında tutma amacıyla kullanılmasıdır."
http://tr.wikipedia.org/wiki/Siber_ter%C3%B6rizm
nebukadnezar
08-06-2013, 22:42
=evrensel-insan;484762Kime neye gore? Herkes her seyi sizin gibi mi anlamak algilamak zorunda?
Fırsatçılık ne demek önce ona bakalım.
Fırsatçılık: Toplum içindeki davranışlarını kendi çıkarlarına uyacak şekilde ayarlamayı amaçlayan tutum ve davranış biçimidir.
Senin buradaki firsatciligin bir dilbilgisi algisindan kaynaklanmaktadir. Sen daha kisiye yonelik firsatcilik ile cogulcufirsatciligi bile algilayamiyorsun.
O yuzden benim sana yonelik kullandigim firsatcilik ile senin bashsettigin firsatciligin hic bir bagi yok.
Neyi "firsat bilmis" oluyorum. Bence kendi beyninizdeki size ait olan dusunceleri bana yuklemeye calisarak niyet okuyorsunuz. Ayrica "itham etmek/meydan okumak" gibi algilarda sizin zihniyetinize ait. Cunku ben sadece okudugum bir sey hakkinda kendime ait dusunce ve bilgi paylasimimi ortaya koyarim. "Bir sey bitmisken" derken ne bitmis?
O sorunuzun yanitini o zaman o baslikta verdigimi dusunuyorum. Buradaki sizin yaptiginizdan algilamam ve dile getirmemin ise o durumla ilgisi yok. Ben sizin ayni kisi olup olmadiginiza bile dikkat etmedim. Cunku ben ne hesapli ne de planli v.s. davranmam. O anki yazi neyse sadece ona yonelik yanit yazarim. Ne niyet okurum, ne de herkesi kendim gibi dusunur olarak algilarim.
Bence siz once kendinizi uyarirsaniz, iste o zaman belki sizin adiniza mutesekkir olurum. Onemli olan yazinin dile gelmesidir. Tabi ki bariz hatalar da duzeltilir, ama sizin gibi niyet okuyarak bir uyari ile degil. Once itici olmamayi ve yapici olmamayi ogreniniz. Cunku iticilik bir ise yaramadigi gibi, geri de teper.
Bunlar sadece niyet okumak ve kendi beyninizde olanlari bana yuklemeye calismaktir. Pek gecerli de degildir. Ayrica "dusmanlik beslemek" te size ait olsa gerek. Cunku benim boyle bir dusuncem yoktur. Benim firsatciliktan saglayacagim bir sey yoktur, o yuzden yapmayi da hic dusunmem.
Akli selim olmayanlarin akli selimi degerlendirmesi ne kadar manidar. Evet, size zarar vermeme adina size yonelik bir daha yazmam. Yalniz huyum kurusun ben boyle seyleri pek akilda tutamam. Ama mutlaka siz hatirlatirsiniz. Bir seyin "bos" olup olmadigi beyni boslarin algisinda degildir. Cunku onlarin beyninde yazilanlar zaten hic duyulmamistir. Onlar beyinlerini kendi bos sinirlari ile doldurmuslardir. Yazilarimi okumazsiniz olur biter. Ben burada ne kimsenin keyfine gore yazi yaziyorum. Ayrica siz benim acimdan sasdece bu sitenin yazar kitlelerinden bir tanesisiniz.
O yuzden once siz akli selim olmayi deneyin. Ben kitleye yaziyorum, size ozel degil.
Dolayisiyle siz de yanit vermezseniz yanit da almazsiniz.
Rica ederim. Yalniz bir kitle platformunda boyle polemige yanit verme ve kisisel yazisma adetim degildir ve okura da boyle bir yazi sunmak saygisizliktir.
En azimdan akli selimsden bunu algilasaniz ve sadece dusunce ve bilginizi paylassaniz yeterlidir.
Kardeşim sen hiç birşeyden anlamaz mısın?
Benimle takışmak adına önce bana hırlayan sen sin.
Kendini ne sanıyorsun? Ama devam etmek istiyorsan buyur atılana kadar gidelim benim için sorun değil.
Hatanı kabul etmeyip bana yazdığın sürece gerekli cevabını alırsın.
İnsanların zayıf anını kollayıp üzerine atlamak alışkanlıkların biri ise, Yalakalığına devam et sen.
Önce adam olacaksın sonra hürmet bekleyeceksin. Hem fırsatçılık hem döneklik yapacaksın, sonra da ağam paşam ayaklarıyla elinin eteğinin öpülmesini bekleyeceksin.
Sen anladığım kadarıyla 70 sene gerilerden geliyorsun.
evrensel-insan
08-06-2013, 22:54
Senin buradaki firsatciligin bir dilbilgisi algisindan kaynaklanmaktadir. Sen daha kisiye yonelik firsatcilik ile cogulcufirsatciligi bile algilayamiyorsun.
O yuzden benim sana yonelik kullandigim firsatcilik ile senin bashsettigin firsatciligin hic bir bagi yok.
Neyi "firsat bilmis" oluyorum. Bence kendi beyninizdeki size ait olan dusunceleri bana yuklemeye calisarak niyet okuyorsunuz. Ayrica "itham etmek/meydan okumak" gibi algilarda sizin zihniyetinize ait. Cunku ben sadece okudugum bir sey hakkinda kendime ait dusunce ve bilgi paylasimimi ortaya koyarim. "Bir sey bitmisken" derken ne bitmis?
O sorunuzun yanitini o zaman o baslikta verdigimi dusunuyorum. Buradaki sizin yaptiginizdan algilamam ve dile getirmemin ise o durumla ilgisi yok. Ben sizin ayni kisi olup olmadiginiza bile dikkat etmedim. Cunku ben ne hesapli ne de planli v.s. davranmam. O anki yazi neyse sadece ona yonelik yanit yazarim. Ne niyet okurum, ne de herkesi kendim gibi dusunur olarak algilarim.
Bence siz once kendinizi uyarirsaniz, iste o zaman belki sizin adiniza mutesekkir olurum. Onemli olan yazinin dile gelmesidir. Tabi ki bariz hatalar da duzeltilir, ama sizin gibi niyet okuyarak bir uyari ile degil. Once itici olmamayi ve yapici olmamayi ogreniniz. Cunku iticilik bir ise yaramadigi gibi, geri de teper.
Bunlar sadece niyet okumak ve kendi beyninizde olanlari bana yuklemeye calismaktir. Pek gecerli de degildir. Ayrica "dusmanlik beslemek" te size ait olsa gerek. Cunku benim boyle bir dusuncem yoktur. Benim firsatciliktan saglayacagim bir sey yoktur, o yuzden yapmayi da hic dusunmem.
Akli selim olmayanlarin akli selimi degerlendirmesi ne kadar manidar. Evet, size zarar vermeme adina size yonelik bir daha yazmam. Yalniz huyum kurusun ben boyle seyleri pek akilda tutamam. Ama mutlaka siz hatirlatirsiniz. Bir seyin "bos" olup olmadigi beyni boslarin algisinda degildir. Cunku onlarin beyninde yazilanlar zaten hic duyulmamistir. Onlar beyinlerini kendi bos sinirlari ile doldurmuslardir. Yazilarimi okumazsiniz olur biter. Ben burada ne kimsenin keyfine gore yazi yaziyorum. Ayrica siz benim acimdan sasdece bu sitenin yazar kitlelerinden bir tanesisiniz.
O yuzden once siz akli selim olmayi deneyin. Ben kitleye yaziyorum, size ozel degil.
Dolayisiyle siz de yanit vermezseniz yanit da almazsiniz.
Rica ederim. Yalniz bir kitle platformunda boyle polemige yanit verme ve kisisel yazisma adetim degildir ve okura da boyle bir yazi sunmak saygisizliktir.
En azimdan akli selimsden bunu algilasaniz ve sadece dusunce ve bilginizi paylassaniz yeterlidir.
[/quote]Kardeşim sen hiç birşeyden anlamaz mısın?
Benimle takışmak adına önce bana hırlayan sen sin.
Kendini ne sanıyorsun? Ama devam etmek istiyorsan buyur atılana kadar gidelim benim için sorun değil.
Hatanı kabul etmeyip bana yazdığın sürece gerekli cevabını alırsın.
İnsanların zayıf anını kollayıp üzerine atlamak alışkanlıkların biri ise, Yalakalığına devam et sen.
Önce adam olacaksın sonra hürmet bekleyeceksin. Hem fırsatçılık hem döneklik yapacaksın, sonra da ağam paşam ayaklarıyla elinin eteğinin öpülmesini bekleyeceksin.
Sen anladığım kadarıyla 70 sene gerilerden geliyorsun.[/QUOTE]
Yoo hic merak etme hepsi bukadar. Cunku benim amacim dusunce ve bilgi paylasmak. O yuzden "sin" lerine "sin" ile yanit vermeyecegim. Cunku ben "el/etek opulmesini" de beklemem.
Kimin neyi geriden ya da ileriden takip ettigi ve geldigi mesajlarina yansiyor.
Sen istersen devam edebilirsin.
Ben basliga da okura da saygisizlik yapmama adina kesiyorum.
Çocuk porno sitelerini hackleyen birileri var diye,hackerleri aklamaya çalışmamak lazım..
Ben silahsızlanmayı savunuyorum..Yani kimsede silah olmamalı..!
Birilerinin,kötü insanları veya vahşi hayvanları öldürmek için silahın kullanılmasının faydalı olduğunu söylemesi,silahın lanet bir şey olduğu gerçeğini değiştirmez..
Sorun burada hacker'lik degil zaten. Sizin anlayamadiginiz hacker'lik da terorizmin bir parcasidir. Iyiye de olabilir, kotuye de olabilir.
Ayrica kimsenin birseyi aklamak/karalamak gibi derdi yok.
Konu verilen konusmalarin icerigidir. Dogrudur, yanlistir tartisilir.
Silah orneginiz yersiz ve iceriksiz.
Cacik yapmak icin yogurda ihtiyaciniz vardir. Ama her insanin farkli bir acik yapma anlayisi mevcuttur. Cacigin malzemesi bellidir, ama bu demek degildir ki, iki uc baharat fazladan koyamassiniz. Sonucta damak lezzetidir.
Burada aslolan yogurttur, onun da anasi sut'tur. Ama siz derseniz ki, sut yok edilmelidir, bu beylik bos laftan oteye gitmez.
Sut insan dogasina uygun en temel besindir. Keza hayvan ve bitkilerde ..
Yeri geldiginde en kucuk parmaginizin uzamis tirnagi da bir silahtir, gorus aciniz saglamsa ve duzenli torpulerseniz. Karsidakinin boynuna hizaladiginizda, takar, hayatini bitirirsiniz.
Teror mu demistik? Hangi silahsizlanma sizin terennum ettiginiz?:yo:
spartacus
09-06-2013, 00:35
Çocuk porno sitelerini hackleyen birileri var diye,hackerleri aklamaya çalışmamak lazım..
Ben silahsızlanmayı savunuyorum..Yani kimsede silah olmamalı..!
Birilerinin,kötü insanları veya vahşi hayvanları öldürmek için silahın kullanılmasının faydalı olduğunu söylemesi,silahın lanet bir şey olduğu gerçeğini değiştirmez..
Terör bir araçtır ama bu araç sonrasında oluşan sonuç müspet bir olgu ise,bu araca terör denilemez..Eğer menfi yönde bir sonuç oluşursa da,bu yapılanlara terör denilebilir..
Bunu mu demeye çalışıyorsunuz?
Wikipedia siber terörizm diye bir şey yazmış..Nedir peki bu?
Sizin yazınız ne idi? Yer altında olan yapı terörist anlayışıydı değil mi? Halbuki kimin yer altında olup olmayacağını şartlar belirler, böyle bir kıstas kuramazsınız. Kısaca öncelikle siz beni anladınız mı bu konuda? Saklanmak terör değildir, ve genelde insanlar terörden kaçar, saklanırlar, bazılarıda kendisini gizli tutar ama her gizli olana terör diyemezsiniz.
Terör şurada kullanılırsa değil, burada kullanılırsa terördür diye bir ayrım yaptığımı hatırlamıyorum. Terör için sadece fiziksel şiddet bile gerekmiyor, şantaj bile bir terör yöntemidir, amacınız yıldırmak, geri adım attırmak, susturmak, taleplerinizi kabul ettirmek ise kullandığınız yol terördür, ne kullanıldı şantaj, işte bu halde siz yol olarak terörü seçmişsiniz, o yüzden silah olarakda şantajı, size şantajı seçtiren şantajın kendisi değil, seçtiğiniz yoldur, yani terör, amacınız da terör değildir yıldırmaktır, bunun için seçtiğiniz yol örnekte görüldüğü gibi terördür. Amacınız bir şeyleri(diyelim ki halktan gizlenen belgeleri) deşifre etmek ise buna terör demek o kadar kolay değil, fakat amacınız deşifre yoluyla yıldırmak ise terördür, web ortamında olsun, isterse hayatda sosyal ilişkilerde farketmez. Ve teröre her mücadelede, savaşta, çeşitli koşullarda, ekonomide, sosyal ilişkilerde, siyasi iktidarlarda, siviller arasında, sivillere karşı(ki en çok sivillere karşı devletler terör kullanır) başvurulabilir. Belkide ben anlatamıyorum, bilinçli olarak kavram kargaşası yaratılıyor. Hayvanlar katlediliyor adına terör deniyor, halbuki bu bir katliamdır terör değil, kimi yıldıracak, kimi geri adım attıracak, ya da korkutacaklar?. Örneğin gazeteleri susturmak, korkutmak, köşe yazarlarını dolaylı, dolaysız iktidar eliyle tehdit etmek de, terördür, anlatamıyorum sanırım... Siz terörü nerede arıyorsunuz?
Örneğin öğrencilerin okulda parasız eğitim talebine, altı üstü pankart taşıyıp, slogan atıyorlar diye, gazla yanıt vermek, bir kaçını ölesiye dövmek, bir kaçına 18 yıl hapis vermek, böylelikle geri kalan tüm kitleyi yıldırmak, teröre başvurmaktır. Parasız eğitim bir haktır ve insanlar bu hakkını istiyor, buna terör diyemezsiniz. Artı öfke patlamaları, öfke kontrolünün kaybedildiği ve buna bağlı taşkınlıklarda TERÖR değildir, kimseyi yıldırmak gibi bir amaç taşımazlar, o an tutturulan yola zarar verme eğilimi denebilir en fazla. Burada hemfikir olamıyorsak, terörün ne olduğu konusunda anlaşamıyoruz demektir, ya da siz kavramları kişilere, kime göresine göre belirlemeye çalışıyorsunuz.
red hack başta hükümet ve yanlıları olmak üzere pek çok kötü işe ve sahtekarlığa imza atmış kişileri rahatsız etmiş anlaşılan
bazı maskeleri bazı olaylar düşürürmüş
redhack en azından bu manada bile güzel konuşma yapmış.
gerisi lafı güzaf
hırsızlıkları dolapları sahtekarlıkları ortaya dökmek terörizm olmuş
ne garip
evrensel-insan
09-06-2013, 00:47
RedHack Konusmasi Tam Metni (7 Haziran 2013)
- eylem hakkında ne düşünüyorsunuz?
+ başlamadan önce sizin penguen belgeseli ne zaman olacak, onu bi soralım önce. merhaba dostlar, yoldaşlar, canlar, ağaçların bölünmez bütünlüğünü savunanlar; nasılsınız?
biz, gezi parkı denilince, gezi direnişi bize medyanın nasıl sansüre maruz bırakıldığını, nasıl otosansür geliştirdiğini en net haliyle göstermişken bizim tüm bu döneme tanıklık eden halk tv’deki dostlarımıza sesleniyor olmamız sadece “sen bana dokunma, ben sana dokunmayayım” medyasına da bir tepkidir aynı zamanda. bu sansür ve otosansüre son veren basın emekçilerine, direnişçilerin tepkilerine kulak veren medyaya da teşekkür ederiz.
çünkü birkaç alternatif kanal üzerinden de bu direnişin gerçek yüzü yansıtılmaya çalışıldı; gerek kendi eylemlerimizi gerek direnişin gerçeklerini duyurmak için sipariş ettiğimiz penguen kostümlerimizin parasını bekleyememiştik, tam zamanında haber yapmaya başladılar.
afili sloganları var, haberciliğe yetmediğini çok net bildiğimiz çünkü hepsinin söyledikleri şeydi, hatırlarsınız derya hanım, “ilk bilen siz olun”, “bizimle habersiz kalmayın”… gene beylik sloganları vardı ama gördük ne olduğunu. gerçi sadece biz de görmedik, tüm dünya basını da gördü. tahrir meydanı’ndan, libya’dan yayın yapsın diye harcırahla yani aslında bizim paramızla görevlendirilen muhabirler nedense(!) kayıptılar. aynı muhabir tahrir’den yayın yaparken şahane adamdı ama memleketinden olan biteni göstermeye kalktığında aforoz ettiler, en ağır baskılarla karşılaştı bu insanlar. gerçi biz redhack olarak şemdinli’deki çatışmaları agence france press’ten öğrenmeye alışık olduğumuz için şemdinli bize paris’in banliyösü gibi geliyor artık (- evet) yani mizah yapıyoruz, evet ama çünkü bu direniş acı olayları ve devlet terörüyle olduğu kadar mizahi yömüyle de hatırlanacak. öyle güzel şeyler öyle güzel, alternatif tepkiler koydu ki halk ortaya, bunlar da hatırlanacak çünkü halk, tüketimden gelen gücünün farkına varana değin bu medya saltanatı ve bu medyanın üzerindeki baskılar süreceğe benziyor.
(ama) yaşam kendi alternatiflerini üretmede ustadır, biz çok kaygılı değiliz açıkçası. yani çok şeye şahit olduk biz bu eylemler esnasında;
milli eğitim bakanı meselâ çıkıp “bunca yıldır muhalefetin yapamadığını yaptık, tüm ilgisiz, alakasız, birbiriyle teması olmayan grupları biz birleştirdik, bu bizim partimizin başarısıdır” diyor. yani bu çok ciddi bir örnek, ki o mizah olsun diye söylemiyor bunu ama son derece mizahi bir dil çıkıyor ortaya çünkü “herkesi çileden çıkardık” cümlesinin bir başka şekilde söylenişidir bu. bu aslında bir itiraf olarak alınmalıdır çünkü bu eylemler esnasında tersine dönmeyen bir şey olmadığını da gördük biz. ambulanslar genelde can kurtarmak içindir ama bu ülkede gaz bombası atan, gaz bombası taşıyan ambulanslara şahit olduk hep birlikte, siz de hatırlayacaksınız. (- evet) insanlar birbirine sorar oldu,
“abi, o yol güvenli mi?”
“aman sakın gelme, polis var”
diye yanıt verdi insanlar. yani polis halk için, halkın güvenliği için olması gerekirken bambaşka bir yüzüyle halkın daha geniş bir kitlesiyle tanıştı. hani direnen, devrimci mücadelesi içerisinde bir pratiğe, bir geçmişe sahip olanlar bu yüzünü çok önceden beridir tanıyorlar polisin ama polis, bu kadar geniş bir kitleye bu yüzünü gösterme fırsatını bu direniş, gezi parkı eylemleri vasıtasıyla elde etti. (- yani)
ama şeyi görebiliyoruz hep birlikte; hatalarından ders çıkarırken bile özetini çıkaran bir hükümetle ancak bu kadar oluyor demek ki, yani, bizim hep söylediğimiz bir şey vardı, ısrarla da söylemeye devam ediyoruz çünkü aksini ortaya koyacak bir gerekçe de yok ortada; “halkına karşı örgütlenmiş bir devlet pratiği var, çok ciddi bir örgütlenme var” yani; sendikalar üzerindeki baskılar, öğrenciler üzerindeki baskılar, sanatçılar üzerinde, basın üzerinde, işçiler üzerinde –yani çok uzağa gitmemize gerek yok aslında- 1 mayıs’a dönüp baktığımızda, son derece net bir halkına karşı örgütlenmiş bir devlet pratiği örneği görebiliriz. yani bizim kaçınılmaz olarak hep söylediğimiz şeylerden biri de “sınırsız bir dünya” talebidir. (- evet) bülent arınç’ın dediği gibi “seçkinlerin düğünleri var” cümlesini kuramayız biz, kurulmasın istiyoruz. birileri seçkin birileri avam tabaka olmasın istiyoruz -gerçi devrimci mücadele eskiden beri bunu dile getirir- 141, 142’den yayınlanan –özür dilerim, yayınlanan dedim ama- “yargılanan” kitleler vardı. 1402’yle 12 eylül’de kovulmuş öğretmenler, akademisyenler vardı. biz bunları çok net görebiliyoruz, ayrımını.
harun gibi gelip de bugün karun düğünü yapanların düğünlerinden bir tanesi de reyhanlı’ya denk gelmişti, hatırlarsınız.yani, çok gösterişli şatoları var, konutları var… hani başbakan diyordu ya “başbakanlık konutuna yürürlerse buna polis tabii ki müdahale edecek”; biz de soruyoruz,
“çadırda uyuyanlara sivrisinekler bile tek tek saldırırken, sabahın dördünde gaz sıkıp, su sıkıp çadırlarını ateşe verenler nereye yürüyecekler?”
yani bu yapılanlar yasal mıdır? biz adaletle yasanın farklı kavramlar olduklarının altını çizmeye çalışırken, bunlar mevcut yasal düzenlemeyi dahi ciddiye almıyorlar. yani işlerine geldiğinde “seçim var, sandık var, kanun var, nizam var” diyorlar; içki yasağına gelince anayasanın 58. maddesine sığınıyorlar ama anayasanın 138. maddesindeki “yargıya müdahale etmeme” maddesini hiçe sayıp “yargıya gereken talimatı verdik” diyebiliyorlar.
zaten insanlara “12 eylül’le hesaplaşacağız”, “bu anayasa ihtiyaçları karşılayamamaktadır” diye (deyip) kandırmadınız mı, diye sorarlar adama. yani sadece ve sadece susma hakkını kullandığı için tutuklanan, hey tekstil işçilerini savunduğu için tutuklanan, “vaay, sen nasıl gönüllü avukatlık yaparsın direnişçilere” denerek tutuklanan avukatları da özellikle teşekkürle anmak istiyoruz, onları unutturmayacağımızın altını ısrarla ve kalın çizgilerle çizmek istiyoruz. devrimci avukatlar bizim onurumuzdur. tunalı hilmi caddesi “tomalı hilmi caddesi” olmuşken hâlâ demokrasi havarisi kesilip hamasi nutuklar atabiliyor bu insanlar.
bunun sonsuz bir iktidar olmadığını halk hatırlatmıştır.
gezi’deki profil çok farklı bir profil aslında. yani gerçekten son derece farklı sosyo-ekonomik gruplardan, son derece farklı geçmişlerden, farklı mekanlardan insanların bütünlüğünü barışla, sevgiyle, temizlikle, uyum içerisinde yaşadığını gösterdi bu eylem bize. ama sadece taksim’de değil bu! yani gazi mahallesi’nde de direndi insanlar, dersim’de de, ankara’da da, izmir’de de, adana’da, antalya’da, ülkenin pek çok şehrinde de. bu direnen insanlara biz devrimci selamlarımızı gönderiyoruz, hepsini ayakta alkışlıyoruz. halk için yapılan bu mücadeleyi “birtakım illegal örgütler, marjinal gruplar, vesaireler” üzerinden adlandırmaya çalışıyorlar. bunun mümkün olmadığını, bunun böyle olmadığını danışmanlarının başbakan’a anlatması lazım. bizim görüşümüz bu minvaldedir. yani biber gazı miber gazı… sürekli bir biber gazı var, eylem sırasında gözlerimize de bakıp soruyordu arkadaşlarımız “hayırdır, gazdan mı böyle oldu” diye, “yok” dedik, “gözlerimiz yaşarıyor, ilk kez verdiğimiz vergiler bize dönüyor” dedik. yani böyle bir ortamda başbakan’ın tüm açıklamalarına kulak verdi halk, hep bir umutla kulak verdi; “acaba bu nobran tutumdan, bu baskıcı tutumdan, bütün dünya medyasına konu olmuş bu faşizan tutumdan bir nebze geri adım atar mı” diye. yani başbakan’ın tüm açıklamalarına kulak veriyor insanlar, “bizi millet getirdi, götürecekse de millet götürür” diyor sayın başbakan; e millet bunu ciddiye almış gözüküyor! millet kimi nasıl götüreceğini anlamış gözüküyor!
bakın bugün, çıktı başbakan bir açıklama yaptı:
yani “wall street’i işgal eylemleri genelinde 17 kişi öldü, 17” dedi, amerikan büyükelçiliği “tek bir ölüm yoktur” diye yalanladı! bu ülke başbakanı bu cümleleri kurarken, bu bilgileri aldığı danışmanlarını yeniden gözden geçirmelidir çünkü söyle deseniz söyleyemeyeceği cümleleri kuruyor insanlar. gerek başbakanın kendisi gerek yandaşları, taraftarları.
karşılama töreninde bir ara gaza gelip yani “tayip şaşırma, sabrımızı taşırma” diye tezahüret ettiler dün yeşilköy’de; gülelim mi, ağlayalım mı, bilemedik biz yani sokağa öıkmasını engellemeye çalıştığı o %50 ne tarz bir %50’yse… bu adamlar slogan dahi atamıyor. yani bugün başbakan çıkıp şey diyor, “hükümet olduğumuz günden beri demokratik talepleri dikkate aldık biz”, “istişareler yürüttük biz” diyor. peki, adama sormazlar mı, “gezi parkı’nın bileşenlerinden biri nasıl oluyor da mimarlar odası, kent planlamacıları oluyor o zaman?”
biz vatandaşına ne kadar kulak verdiğini “ananı da al da git” cümlesinden, hopa eyleminden, cihan kırmızıgül’ün puşisiden, izmir il mitinginde öldüresiye dövdükleri o iki slogan atan kadından, çocukalrına iş isteyen babaya “senin çocuğun da işsiz kalıversin canım” demesinden gördük, bildik, tanıyoruz. yani bunlar bizim için çok yeni şeyler değil.
ya ama başbakanla hemfikir olduğumuz bir konu var bizim:
“temsilcilerniz var parlamentoda” diyor. (- evet) “o temsilcileriniz bir şey demezken siz niye böyle dikleniyorsunuz” diyor.
doğru söylüyor! evet, bu temsilciler ne işe yarıyor?
ama kafamızı karıştıran bir detay var bu temsilci meselesinde;
“fezlekeyle sindirilen, cezaevlerinde ömür tükettirilenler, halkın iradesiyle seçilmiş olanlar da bu hesaplamalara dahil mi, değil mi?” bunu da sorarız biz.
“çevreci olacaksanız benimle olun” diyor başbakan. hep söylediği, “van’ı istiyorum” cümlesini biz “belediye başkanı bekir kaya’ya kafayı taktı, depremde en çok o isyan etti, ondan herhalde” diye yorumluyorduk, her gün yeni bir gerekçesi çıkıyor ortaya. 200 bin ağaç kesiliyor şu anda erciş’te. ayşe teyze kendi ısrarla o ağaçların yetişmesi için bile bile teneke teneke, kova kova su taşıdığını söylüyor, o ağaçlar için.
200 bin ağaç! van erciş’te.
ama van’la ilgili çok fazla şey söyleyebiliriz, biz depremde de gördük bunları. yani deprem kesintileri yapıldı bu insanların faturalarının altından, yardımlar toplandı, fonlar oluşturuldu, deprem olduğunda fonun bomboş olduğunu gördük biz van’da!
van erciş’te başka şeyler de gördük;
ilköğretim okullarına bizim hâlâ anlayamadığımız bir şekilde acun ılıcalı’nın ya da annesinin bu devlete nasıl bir hizmeti olmuştur, bilmiyoruz ama cumhuriyet ilköğretim’in adının da acun ılıcalı’nın annesinin adıyla değiştirilmiş olduğunu da biliyoruz.
yani “hiç mi iyi bir şey olmadı” diye soruyorlar bize, yani (burada kesiliyor!)
- sizin söylediklerinizden, aslında taksim gezi parkı eylemi’yle başladık ama siyasi iktidarın –şunu söylemek doğru olur mu- bazı kesimlere imtiyaz tanıdığını çok net görmek… doğru, doğru mudur? görebilir miyiz bunu yani?
+ şüphesiz, çok net görürsünüz. yani çok net görürsünüz ve yargı eliyle yürütülen birtakım operasyonlar vardır; bugün pennsylvania’ya selam gönderirken, temsilcisini gönderirken başbakan, “selam söyle, bir emri var mı” diye telkinlerde bulunurken bu ülkenin sorması gereken şudur:
“hangi demokratik ülkede, hangi demokraside bir figür vardır ki, hiçbir siyasi sıfatı yoktur, bürokrat değildir ama bütün icazetler pennsylvania’dan alınmaktadır?”
bunu birilerinin sorması lazım. bunu meclis’in sorması lazım. hatta ve hatta “üç ağacına beş ağacına sahip çıkıyor” diye eleştirilen gezi parkı direnişçilerinden daha fazla gürültü çıkartması lazım. (- evet) e biz görüyoruz, şimdi galataport ihalesinin altına baktığınızda başka bir şey bulursunuz… yani bizim bu doğuş grubu’na yönelteceğimiz çok ciddi miktarda eleştirimiz var: yani porsche’nin kar oranıyla yine aynı grubun sattığı volkswagen’in kar oranları üzerinden yapılacak araba satışlarına “tasarruf” denilerek, “tasarruflu yaşayın” telkinleriyle başbakanın nasıl insanların tüketim alışkanlıklarını volkswagen’e yönelttiğine varana kadar çok şey söyleyebiliriz. bizim söyleyebileceğimiz eleştiriler çok fazladır bu konuda.
medya gruplarının açıktan desteklendiğini biz yakın dönemde 10 yıllık iktidar döneminde çok net gördük. yani insanlar gidip atv’nin önünde eylem yapmadılar mı? “çalık grubu’nun kalan taksidi neyse biz ödeyelim, insanca haber yapın” demediler mi? insanlar ntv’nin önüne geçip yani “parası neyse verelim, bizi de canlı yayına çıkartın” demediler mi?
yalnız, şunun altını çizmek istiyoruz;
ntv’de çalışan, atv’de çalışan veya bir başka medya grubunda çalışan basın emekçileri için söylemiyoruz bunu! (…) medya patronları, yani devletin, egemen sermayenin, yerli ve yabancı sermayenin birer ideolojik aygıtı haline gelmiş, dezenformatif bilgi pompalayan bu kurumların finans sahipleri için, patronları içindir bu söylediklerimiz çünkü biz çok net örnekler de gördük, yani mevcut koşullar içerisinde, bu grubun içerisinde devam etmemiz, gerçekten kalemimizi satmadan yürümemiz çok zor dedi. bu insanlara saygısızlık etmek istemiyoruz. bunarlın emeğini hiçe saymak istemiyoruz.
- aslında bugün gelinen noktada sizin de dikkat çektiğiniz gibi, türkiye böyleyken yapılan yayınlar medyanın %90’ından fazlasında ortada. basın çalışanları hakikaten zor durumda. alanlarda zaman zaman birlikte çalıştığımız da oldu ancak o çalışmaları, o ürünleri ekranlardan yansıtamadılar. o ekranlardan insanlara gösteremediler; bu da çok zor bir şey, bir medya, bir basın çalışanı için.
+ aslında özgürlüklerin sınırlandırıldığı her yerde aynı şey söz konusu değil midir, lale hanım? (- evet) özgürlüklerin budandığı her bir yerde aynısı söz konusu değil midir? yani biz şeyi anlamıyoruz, bugün çıkmış başbakan açıklama yapıyor, o açıklamalar içerisinde birtakım telkinler var, işte topçu kışlası’yla ilgili, vesaireyle ilgili, e şimdi diyor ki, “tarihimize sahip çıkın” (- evet). tarihe sahip çıkmak, “gezi parkı’nın geçmişini biliyor musun da konuşuyorsun” diyor. önceden orası topçu kışlası’ydı. peki bugün ermeni halkı çıkıp hani “melkit kilisesi yağmalanan ermeni halkı”, “malatya’da mezarlığına dozerlerle girilen ermeni halkı” çıkıp da derse ki, “gezi parkı, e önceden topçu kışlası’ydı, evet, doğru ama daha evvelinde ermeni mezarlığıydı!” ne diyeceksiniz? tarihe bu kadar duyarlısınız, dünya kültür mirası listesi’nde aranan şartlardan, 10 şarttan 9’unu karşılayan hasankeyf sular altında kalırken siz nasıl bir tarihi duyarlılıktan bahsediyorsunuz? sanatçı tarkan tevetoğlu çıkıp “allianoi dozerlerle kumlarla toprak altında bırakılmaya çalışılıyor” dediğinde ona olmadık baskıyı uygulayan, onun kendi kişisel tercihlerini medya eliyle sorgulayan, onun cinsel yönelimini sorgulayan kimdi, biz bunların hepsini unutmuş değiliz, biz hepsini aklımızda tutuyoruz. çünkü devrimci kolay unutmaz, yapılan en küçük zulümde redhack kendi tavrını ortaya koyuyor. bize diyorlar ki “niye unutmuyorsunuz?” e canımız yanıyor! yani pozantı cezaevinde tecavüze uğrayan çocuğu da unutmuyoruz –yenileri eklendi ona da- onunla ilgili özellikle halkın bilmesini istediğimiz bir detaydır bu, yani antalya cezaevi’nde, şakran cezaevi’nde de aynı benzeri tutumlar var: e bunların cezalandırılmasını istiyoruz biz!
tarihi abad etmenin telaşına düşüyorlar ama tarihi abad ederken ne yaptıklarından da emin olduklarını zannetmiyoruz biz. çıkmış diyor ki, “akm’nin barok mimarisi!” yani elitist bir tabir gelmesin ne olur ama şöyle kısa bir bilgi notu olarak geçelim, barok mimari de bir tarzın ismidir ve akm’nin –eğer yanlışsan her yerden düzeltmeye ve özür dilemeye de hazırım- akm’nin mimarisinin barok mimarisiyle en küçük bir alakası yoktur. ama bir adam çıkıp hem filozof hem jinekolog hem antropolog hem şehir planlamacısı -hem filozof (tekrar)- hem ekonomist olmaya kalkınca, kifayetsizliği bu kadar sırıtırken orta yerde, e neticesi de bu oluyor!
yani ne gariptir, gezi eylemi başlar başlamaz limi hoca’yı, lemi bilgin’i görevden aldılar. e bir de çıkmış, sanat olarak adlandırmaya çalışıyorlar, “biz sanat daha doğru yerlerde yapılsın, ciddi bir opera binası elde edilsin diye bunu yapıyoruz” diyorlar, savları bu şekilde; e ben çıkıp sormaz mıyım, insanlar sormaz mı, bir parça aklı olan –yakın tarihten, 10 yıllık dönemden bahsediyoruz hepsi hepsi-:
ankara büyük şehir belediye başkanı çıkıp mehmet aksoy’un heykeline “tükürürüm böyle sanatın içine” demişken, aynı heykeltıraşın bir barış abidesi olarak inşa ettiği kars’taki heykel, “harakani hazretleri’nin mezarına yakındır” denilerek yıkılmışken, tiyatrolar kapatılıyorken, emek sineması için halkın demokratik talepleri bu kadar ortadayken ve emek sineması bütün bu talepler hiçe sayılıp yıkılmışken hangi sanattan bahsediliyor?
türkçe olimpiyatları’nda kenyalı çocuğa ezberlettikleri “gülpembe” şarkısından mı bahsediyorlar? sanattan anladıkları, “gülpembe” şarkısıyla “beraber ıslandık yağan yağmurda” derken obama’yla şemsiye altına girmelerinden mi ölçü alınacak; bu mudur sanat?
- aslında şimdi akp’nin sanata, özel hayata… biraz bunları da konuşalım istiyorum çünkü bunlar hep üst üste geldi belki bu taksim gezi parkı eylemi devamında olan olayların patlaması bundan kaynaklanıyor. alkolle ilgili geçtiğimiz haftalarda yeni bir düzenleme yapıldı. sizin az önce altını çizdiğiniz, sanata yapılan müdahaleler birçok salonun ülkede kapatılması girişimi var, hâlâ da bu girişimler sürüyor. yargıya müdahale var. o kadar çok yerde müdahale var ki, hepsi birleşti ve başlığı “taksim gezi parkı” oldu, diyebilir miyiz, bütün bu birikimlerin?
+ kesinlikle! orada bir birikim var. oradaki birikimi biz nasıl yorumluyoruz, orada aslında bir de sinerji var! yani birisi, türkiye’nin değişik yerlerinden, yurtdışından dinleyen dostlar için şöyle küçük bir not düşelim isterseniz;
biz taksim’deydik, taksim’deki dostların arasına karıştık, illegal olmamızın, (g)izleniyor olmamızın, fikirlerimizin önüne geçmesin diye suretlerimizi afişe etmemiş olmamızın avantajıydı. bir köşedeyiz, onlar yoga yapıyorlar, diğer tarafta namaz kılıyorlar. birileri kitap okuyor, birileri gitar çalıyor. ama hiç kimse ne bir tacizde bulunuyor diğerine… ne bir baskıda, dayatmada bulunuyor diğerine… hatta bugün cuma namazı kılındı, cuma namazı esnasında devrimci müslümanlar namaz kılarlarken devrimciler “aman bir provokasyon olmasın, bir saldırı olmasın, bir taciz, bir rahatsızlık olmasın” diye etraflarında set oldular, saygıyla onların kendi ritüellerini gerçekleştirmelerine yardımcı oldular. ama aynı devrimci müslümanlar, polis gazından kaçarken, o tazyikli sudan kaçarken, can havliyle camiye ayakkabılarıyla girdiler diye başgünahkâr ilan edildiler.
bakın, biz din eksenli bir grup değiliz. marksist-leninist bir örgütüz, bnu açıkça söylüyoruz, devirmci pratikten gelmeyiz, 16 yıllık geçmişimiz içerisinde biz bu kadar dezenformatif bilginin yayıldığı, insanların bu kadar aleni bir şekilde karalandığı bir dönem hatırlamıyoruz.
aramızda yaş grubu itibarıyla 12 eylül dönemini hatırlayan militanlarımız da var. ama böyle bir gerçeklik yok, böyle bir baskı yok, böyle bir mağduriyet yok! yani, kalkıp “içki içtiler” deniliyor hatta işi abartıp “toplu seks yaptılar” a getiren haber siteleri var. yani, bu nasıl bir vicdandır, bu nasıl bir insanlıktır, bu nasıl bir onur anlayışıdır, çok tartışılası bir noktada bugün? yani, aslında söylemeye kalktığınız zaman o kadar çok şey var ki, söyleyebileceğiniz.
- peki, yani şu mudur, sizin bu söylediğiniz bilgi kirliliği, işte birçok haber sitesinde yapılan haberler, az önce anlattıklarınız, bunlarla kafalar mı karıştırılmaya çalışılıyor, bir noktaya ulaşmak için?
Devam ediyor.....
evrensel-insan
09-06-2013, 00:48
(• ilk önce word'e sonra buraya kaydediyorum, devam ediyor •)
+ şimdi, çevrecilikten bahsediyorlar lale hanım. çevrecilik meselesini üç-beş ağaç meselesine indirgemek, meseleyi dezenformatif olarak basitleştirmek demek zaten. eğer mesele sadece üç-beş tane ağaç olsaydı, bugün amerikan büyükelçiliği… yanıtlayamadığı soru, “atatürk orman çiftliği’nin mülkiyeti size mi devredildi”nin bir cevabı olurdu. amerikalılar dönüp dediler ki, “bu sorunun muhatabı biz değiliz”. “almadık” demediler! şeyi de hatırlıyoruz, yani “atatürk orman çiftliği arazisinde 60 yıllık sedir ağaçları, oranın birinci dereceden sit alanı olmasını sağlıyor”. ama o ağaçları 20 yıllık göstererek orayı üçüncü dereceye indirgediler ve inşaata başladılar. başbakanlık konutu olarak yürütüldüğü söyleniyordu.
çok net söyleyebiliriz; tpao’nun özelleştirilmesinin önündeki bütün engeller kaldırılmış vaziyettedir. biz “canbaza bak” numarasını kabullenemeyecek bir örgütüz. redhack bunun da altını çizdi. yani biz, gezi direnişi can havliyle insanlar kaçışırken, bu tepkileri verirken böyle bir hamle bekliyorduk. tpao’nun özelleştirilmesinin, yani yer altı zenginliklerinin ve doğal kaynakların rahatlıkla satılabilmesinin de önü açıldı bu esnada.
üçüncü köprü için kesilecek milyon tane ağaç varken –bakın ısrarla söylüyorum- artvin cerattepe yağmalanırken, artvin cerattepe’de çok ciddi maden gerekçesiyle çok ciddi bir doğa katliamı vardır zaten.
• devam ediyor (bunları sonradan kaldıracağım)•
kaç yıldır söylüyoruz; kaz dağları, kaz dağları’nda çok ciddi bir yağma, talan kültürü vardır zaten işlemekte olan. bugün en son van erciş’te çekilmiş görüntüler var; otobüs durağında kendi kendine işe gitmek için bekleyen insanlara toma’ların saldırısı var. bunları görmezden mi geleceğiz? bütün dünya bunları görüyor, “onlar kendilerine baksın” diyorlar.
occupy wall street eylemi, “wall steert’i işgal et” eylemi bütün dünyaya yayılmıştır, antarktika dışında bütün kıtalarda karşılık bulmuş bir eylemdir ama bütün occupy eylemlerinin kökeni neresidir, biliyor musunuz lale hanım? (- evet)
tekel işçilerinin direnişidir, ankara’dır!
• devam ediyor •
- değil mi?
+ evet, bunu böyle değilmiş gibi yansıtmaya çalışıyorlar. bugün polis kasklarını kapattı, “kasklarla ilgili soruşturma açacağız” dedi içişleri bakanı. içişleri bakanı, 1 mayıs’ın hesabını verebilmiş değildir hâlâ! 1 mayıs’taki yaralanmaların, 1 mayıs’taki polis terörünün, şiddetin karşılığını verebilmiş değildir, cevabını verebilmiş değildir.
kaskların kapatılmasıyla ilgili eğer yeterli gerekli delile ihtiyaçları varsa biz bugün “kıyamet projesi” ismi ile sosyal medya hesaplarımız üzerinden bize ulaştırılmış belgeleri yayınladık. “ulaştırılmış” diyorum çünkü insanlar artık redhack’i ana medyadan daha güvenilir buluyorsa herkesin oturup takkesini önüne koyup bir düşünmesi gerekir.
bizim mail adreslerimize, bizim iletişim adreslerimize insanlar belge gönderiyorlar “bakın bunu görmelisiniz” diye. ulaştırılan belgelerin bir tanesinde şu vardı lale hanım:
“polisin her tür eylemi her tür ortamda dijital kayıt altına -görsel araçlar vasıtasıyla kayıt altına- alması talimat var.”
yani bugün çıkıp “biz bunu görmedik, duymadık, bilmiyoruz, orada deildik” deme lüksü yoktur polisin. ve herkes yasalardan hareketle bir şeyler söylüyor, bakın alkol yasağından biraz önce bahsettim, alkol yasağında çok farklı şeyler de yazıyor. hani bu halkın ihtiyaçlarını karşılayamayan yasalardı bunlar? 12 eylül artığı yasalardı bunlar? niye sırtınızı oraya dayıyorsunuz? sanki memlekette herkes alkolik dolaşıyormuş, madde bağımlısı dolaşıyormuş gibi bir algı yaratmaya çalışıyorlar. e ayyaş söylemi de bunun bir uzantısıdır, diğerleri de bunun bir uzantısıdır. ama yani ülkede hem namaz kılanların hem içki içerim diyenlerin oranı %41!
- peki şimdi hazır söz açılmışken bunu da sormak istiyorum ben; bir yandan bu yasalarla müdahaleler yapılıyor ama bir yandan da bununla ilgili söylemler var çok tahrikkâr buluyor musunuz bu söylemleri? örneğin, alkol yasasıyla ilgili, işte bir “ayyaş” söylemi var, kürtaj yasasıyla ilgili “her kürtaj bir uludere’dir” söylemi var… ve buna benzer aslında şu anda çoğaltabileceğimiz birçok söylem var. bu söylemleri ve bunların bu kadar cesaretle söylenmesini, bu kadar üstüne üstüne giderek söylenmesini nasıl değerlendiriyorsunuz?
• devam ediyor •
ya bu fütursuzluklarının hepsini biz değerlendiriyoruz sosyal medya hesaplarımız üzerinden ama şunun altını çizmek lazım, yani, “bizim elimizde başka bilgi ve belgeler de var”. alkol yasağından bahseden insanlar, bugün bu ülkede “en fazla rakı çeşidini biz yayınladık/piyasaya sürdük”, “40’tan fazla rakı çeşidi var memlekette, aksırıncaya, tıksırıncaya kadar içiyorsunuz zaten” söyleminin sahibidir aynı zamanda. (- evet)
bakın şu soruyu biz daha önce sorduk, burada yeri geldi madem, tekrar soralım;
“takiyye, yani inandığının aksini söyleme sözcüğünü bu ülke hangi iktidar döneminde öğrendi?”
“biz takiyyeyi biliyor muyduk akp iktidarından önce?”
“en fazla şans oyunu, lotarya, iddaa, endüstriyel futbol artığı ne kadar kepazelik var ise, bunlar hangi iktidar döneminde yaygınlaştı; sayısı kaç iken kaç oldu?”
bunu söyleyecek insanların kalkıp 50 kilo esrarla yakalanmış bir yeğeninin olmaması lazım! 50 kilo esrarla yakalanmış bir yeğeni vardır başbakanın, bunu ciddi bir kitle bilmektedir, bilmeyenlere belgesiyle, tarihiyle biz ulaştırmayı taahhüt ediyoruz.
bugün terörden, terörist gruplardan, marjinal grupların gezi direnişini tahrik etmesinden bahsediyorlar ama kimse çıkıp söylemiyor; “bugün istanbul terörle mücadele şube müdürü sedat selim ay 71.9.. (kesildi burası, devam ediyor konuşma) avrupa insan hakları mahkemesi’nde hüküm giymiştir. isteyene bunun belgesini yayınlamayı da söz veriyoruz, redhack olarak.
• devam ediyor •
- tekrar edelim de bunu, tekrar edelim mi bunu?
+ son söylediğimi mi?
- evet, lütfen.
+ ısrarla söylüyoruz;
istanbul terörle mücadele şube müdürü sedat selim ay 719.8/1 -diye hatırlıyorum, yanlış hatırlıyorsam düzeltirim medya hesaplarımızdan- avrupa insan hakları mahkemesi’nde diyarbakır’da yaptığı işkence ve tecavüzlerden ceza almıştır, ülkenin ceza almasına sebep olmuştur.
ve bugünkü başbakan çıkıp demiştir ki, “ben adamımı yedirtmem” (- evet) çok tuhaf bir söylem bu. herkes çıkıp diyor ki, “başbakan iyidir”. “halkı yedirtmem”, “%50’yi yedirtmem”. “suçlanmıştır, münferittir”.
• nasıl bir yasal süreç işletiliyor bu ülkede?
• nasıl bir adalet anlayışı var?
yani, bugün ismail cemaati üzerine gittiği için, sırf bunun için suçlanan ilhan cihaner, bu parlamentonun –bizim çok inanmadığımız bir işleyişi vardır parlamentonun, hatta hiç inanmadığımız. çünkü delege seçimleri tuhaftır, milletvekili seçimleri tuhaftır, parti mkyk’ları tuhaftır. salı günleri bir kayıkçı kavgasından öteye geçmeyen grup toplantıları vardır. bu meclisin içerisinde bu gözlemleri yapmış birileri olarak biz meclisin de sağlıklı işlediğini düşünmüyoruz zaten- yani, şöyle baktığınız zaman, biraz geriye çekilip baktığınız zaman; yargıya gereken talimatı verebiliyorlar -çağlayan adliyesi’nde, çağlayan adliyesi’ni avukatlardan korumaya çalışıyorlar!- (- evet)
hoş, yani çok tuhaf şeyler oluyor bu ülkede.
• devam ediyor •
evrensel-insan
09-06-2013, 00:48
avukatlardan korunan adliye olarak tarihe geçti çağlayan adliyesi.
- aslında türkiye birçok konuda tarihe geçti son bu son 10 yılda, bu da tabii düşündürücü. peki, hazır yargı demişken, birçok yeni dava başladı şu 4 yıl öncesinden, yine türkiye tarihine geçecek. ergenekon, balyoz davaları… onları aslında sosyal paylaşım sitelerinden biz, sizin paylaşımlarınızdan biliyoruz ne düşündüğünüzü biliyoruz ama şu anda bizi izleyenler için de; o davalar için ne düşünüyorsunuz?
+ çok özür dilerim, bir yudum su aldım çünkü bir yandan konuşuyorsunuz, bir yandan içten içe temennilerde bulunuyorsunuz, dilek ağacına dönüyor kafanız. inşallah bu söyledikleriniz halkımızın, o, sürekli ezilen, ötelenen, dışlanan halkın bir parça zihnini açacak sorulardır diye de dilek tutuyorsunuz.
meseleye şöyle bakıyoruz:
biz, adil yargılanmanın hak olduğunu düşünüyoruz.
• devam ediyor •
bir komünistin, bir sosyalistin bunun aksini iddia etmesi söz konusu olamaz.
adalet = kanun demek değildir diye her fırsatta ama elimize geçen her fırsatta –biliyorsunuz, bizim çok özgür platformlarımız yok kendi söylemlerimizi istediğimiz an dile getirebileceğimiz- bulduğumuz her fırsatta, -özellikle sosyal medya hesapları üzerinden- “bu denklem yanlıştır” diyoruz. çünkü insanı hedefine almaz, insanı merkezine almaz.
adil yargılanmayı bir balyoz davası tarafı –diyeyim, taraf oldu insanlar çünkü bu ülkede, hiç olmadığı kadar ayrışmış vaziyette- balyoz davası’na taraf olmuş kişi kck’daki adaletsizliği, kck’daki kişi devrimci karargah’taki adaletsizliği, onlar oda tv’deki adaletsizliği, biri bir diğerinin adaletsizliğini “ne oluyor yahu” diye yüksek sesle sorguladığı güne dek bu adaletsizlikler sürecek. bunarlın hiçbirinin tarafı değiliz. ne balyoz’un ne ergenekon’un ne diğerlerinin ama çok net gördüğümüz bir şey var; hacker marifetiyle bugün ülkede –gerçekten çok tuhaf şeylerden biridir, bizden farklı hacker grupları da söz konusu, biliyorsunuz- hacker marifetiyle oda tv davasında da balyoz’da da diğerlerinde de “üretilmiş deliller”e denk geldik. bunu ısrarla yüksek sesle söylemeye çalıştık.
boğaziçi üniversitesi’nin delil incelemek için aldıkları bilgisayarlara el koydu polis. oda tv davasında söylemeye çalıştığız şeyleri biz balyoz için söyleyebilmek zorundayız. balyoz’da yargılananların biz tarafı olduğumuz için değil, ergenekon’da yargılananların biz tarafı olduğumuz için değil; sadece adalet telaşındayız çünkü adalet, sevgili efkan abi’nin (efkan bolaç’tan bahisle) söylediği şekilde “adalet göğün direğidir, o olmazsa göğ başımıza teper, gökyüzü başımıza çöker” der, kutadgu bilig’de… ama şimdi kutadgu bilig diyorum, herkes kutadgu bilig diyor, “mutluluklar” kitabı demiyorum diye kınayanlar olacak mıdır onu çok bilmem çünkü dersim çatışma alanıydı, dersim dedik diye vay efendim “siz niye oraya dersim diyorsunuz”, yani güroymak demediniz norşin dediniz, norşin demediniz güroymak dediniz, uluder’ydi, roboski’ydi. başbakan’ın doğduğu köy hâlâ podolya’yken bunlar nafile tartışmalardır. bunlar boş, lafügüzaf şeylerdir. söylediğim mekanı anlıyor musun(?), anlıyorsun; ondan ötesi lafügüzaftır çünkü dersim bin yıldır dersim’dir; onu değiştirmek zorunda kalmak da bir zulümdür.
• devam ediyor •
bakın, taksim gezi parkı direnişi’nde biz gerçekten o açıklamayı bekliyorduk çünkü o açıklama bizim için değerliydi –çünkü halkı bir bütün olarak algıladığımız için değerliydi- kürt halkı temsilcilerinin de çıkıp bir şeyler söylemesini, bu davayla ilgili, bu konuyla ilgili bir fikir beyan etmelerini bekliyorduk, o açıklama da geldi; bu polislerin yaptığı, bu hükümetin ısrarla uygulamakta direttiği bu zulüm… haksızdır. “süreç etkilenmesin diye biz birtakım fedakarlıklar yaptık bağrımıza taş bastık ama türk halkı da bizim kardeş halkımızdır, biz yıllarca ‘kürt-türk kardeştir’ diyenler olarak buna nasıl sessiz kalabiliriz” inisiyatif koydular… yani, biz teşekkür ederiz inisiyatif koyan çerkez halkına da laz halkına da –bugün saraybosna’da eylemler yapılıyor, amerika’da, londra’da, paris’te, zürih’te, viyana’da, türk kafkas adaları’nda, karayipler’de… dünyanın dört bir tarafından insanlar tepki veriyorlar- birisi bu eylemlerin müsebbibi olma ihtimalini düşünüp kenara çekilip “ya ben bu ülkenin başbakanıyım, bu kadar insan acaba yanılmıyor olabilir mi(?)” demek zorundadır.
bugün hammami (hama hammami) çıkıp tunus’ta “biz diktatörlerle yemek yemeyiz” diyorsa; bugün ekonomist, dünyanın saygın dergilerinden bir tanesi çıkıp “bu demokrat mıdır, sultan mıdır; bilmiyoruz, anlamadık” diyorsa… bunun gibi örnek çok çoğaltabiliriz. yani biz dünyanın bütün ajanslarını taramaya çalışıyoruz; dünyanın dört bir tarafından gelen tepkiler, beyaz saray’ın tepkisi, the guardian’ın, the new york times’ın, the wall street journal’ın, diğerlerinin, iran haber ajansı’nın; yani fars news’da da (fars news agency) aynısını göreceksiniz, çıkıp başka bir yerde de aynısını göreceksiniz.
• devam ediyor •
bu çok ciddi bir baskı rejimidir.
ha şimdi diyeceksiniz ki, “bundan öncekiler baskı rejimi değil miydi(?)” cumhuriyet tarihinde 80 yıllık borç kadar borç istiflemiş bir iktidar döneminde, buna ses çıkartmayan halkın hiçbir şeye ses çıkartmayacağı zannedildi; yani “niye bugün, daha önceki iktidarlar da shereton arazisine el koydular, koç üniversitesi de koydu, halk niye ses çıkartmadı” dedi; başbakana cevap verelim:
“halk yeni uyandı!”
yani, (- evet, evet, evet) bütün bu olanların farkında olan kitle küçük bir kitleydi. ama o kadar abarttılar ki baskıları, insanlar susmaz hâle geldi. yani, söylenecek aslında çok şey var lale hanım.
- şimdi ben yine bir hani, aslında belki biraz dışına çıkacağız ama bir ortadoğu projesi var, onunla ilgili bir görüşlerinizi almak istiyorum, bu konuda ne düşünüyorsunuz diye. hazır eleştirdiniz de türkiye’de bu meclis, türkiye büyük millet meclisi’ndeki sistemi ama seçilmiş tutuklu vekiller var, bunların hâlâ aslında bir yumuşama gibi görüldü bir dönem ama atılmış geri adım yok, hâlâ tutuklu bulunuyorlar. bu konudaki düşüncelerinizi almak istiyorum.
• devam ediyor •
isterseniz şöyle kısaca büyük ortadoğu projesi’nden bahsedelim. (- olur) büyük ortadoğu projesi’nin eşbaşkanıyız diye beyanatları var. bunu dinlemeyen varsa redhack sosyal medya hesapları üzerinde linkler mevcuttur, oradan izleyebilirler. yani defalarca kendi ağzıyla ikrar eden başbakan “biz büyük ortadoğu projesi’nin, kuzey afraka’nın ve ortadoğu’nun yeniden şekillendirilmesi projesi eşbaşkanlarından biriyiz” dedi. daha sonra “ya böyle bir şey nasıl mümkün olabilir, bunu söylediğimi ispatlamazlarsa şerefsizdirler, namussuzdurlar, alçaktırlar” dedi. yani, bütün bu söylem de bir nefret içeriyor aslında.
• devam edecek, 15 dakika ara •
evrensel-insan
09-06-2013, 00:49
insanları, tamamıyla baskı altına alınmış medya üzerinden bu açıklamalara mecbur ediyorlar. ama kendi sesini hatırlattığınız zaman da öfkeden kuduruyor. bakın, medya üzerinden açıklama geliştirmek, söylem geliştirmek her zamankinden zordur. bizim, binlerce eleştiri getirebileceğimiz tuncay özkan bugün cezaevindedir, davasına taraf değilizdir ama tuncay özkan’ın tutuklanmasıyla ilgili her şeyi duyuran basın, savunmasıyla ilgili belli siteler, belli kanallar dışında tek satır dile getirmediler. adamın ruhsatlı silahını ruhsatsız olarak iddianameye not almış savcılar söz konusu bu ülkede. yani canan baran’ın, değerli hocamın kalkıp 15 yaşında cumhurbaşkanının yaptığı evliliği dile getirmesini müteakip derhal harekete geçen savcılar, bu konuda en küçük bir şekilde harekete geçmemişlerdir. yani, herkes adalete olan inancını koruma için gayret ediyor, savcılardan bir hareket bekliyor ama savcılar artık bu ülkenin halkının savcıları değillerdir. çok net ortadadır.
özgürlükler savcısı diye bir kavram olabilir mi? özgürlükler hakimi olabilir mi? özel yetkili mahkemeler kavramı olabilir mi? bakın, biz hukukçu değiliz. bu kavramları çok daha net açıklayacak insanlar var bu ülkede ama biz gezi direnişinde de çok net gördük, hukuku o yüzden bilmek zorundayız, haklarımızı ve hukuklarımızı. twitter üzerinden nefret mesajları, toplumu isyana yönelttiği gerekçesiyle, savıyla izmir’de gözaltına alınan insanlar oldu. bakın bunun aleyhinde, biz kemalist değiliz ama atatürk hakında yüzbinlerce hakaretamiz söylem söz konudur, başbakanın kendisinin söyledikleri hariç! (- evet) diğer inançlar üzerinden ateistler için etmedikleri laf kalmamaktadır, problem olmaz! çivili sopalarla –sivil polis olduğunu söylüyorlar ama biz inanmıyoruz- sivil polis olduklarını iddia ettikleri tipler direnişçilere saldırmışlardır izmir’de -20 kişi 21 yaşındaki başak özçelik’i darp etmiştir feci şekilde –başak’a da geçmiş olsun diyoruz buradan- yani, bütün bunlar için savcıların harekete geçmesini istiyoruz.
• devam ediyor •
kask sorusunu yöneltiyorsunuz, dilleri damakları kuruyor çünkü açıklaması yok! o kask numaralarının kapatılmasının bir tek açıklaması olabilir, tespit edilmemek. “delil karartmak”tan ne farkı var bunun? yani siz canan baran’ın “15 yaşında hayrünnisa gül hanımefendiyle, eşi hanımefendiyle izdivaç gerçekleştirdi” dedi diye cumhurbaşkanı, bunu dile getirdi diye, ki bu bir gerçektir; iftira atmıyor, yalan söylemiyor, bu bir gerçektir. bununla ilgili savcılar harekete geçiyorlar ama cezaevlerinde, antalya da, şakran’da tecavüze uğrayan çocuklar için kılını kıpırdatmıyor bu insanlar.
yani borsa %8 değer kaybetmiş, küresel sermaye tereddütlüymüş, vesaireymiş ve 150 milyar dolarlık bir sermayeyi “yeşil çarlık” var bu ülkede… gülen cemaati var, bunun hesabı neden sorulmuyor?
• devam ediyor •
- gülen cemaati, özellikle son yıllarda, eskiden hani konuşmaya bile düşünürdük “acaba var mı, yok mu” diye ama artık o kadar rahat konuşuyoruz ki, “iyice artık oturdu, var” demek size göre mümkün mü?
+ lale hanım, graham fuller amerika’da cia’dan emekli bir adamdır. graham fuller “ılımlı islam” tabirini icat eden adamdır. bu adam, özellikle kırgızistan’da, türki cumhuriyetlerinde cia ajanlarının yetiştirilmesi için bu okulları örgütlediğini dile getiren adamdır aynı zamanda. ama medya üzerinde öyle bir baskı söz konusudur ki, bunları öğrenme şansınız yoktur! bakın, büyük ortadoğu projesi’nde de “yönlendirilen” medya ajansları vardır. biz daha önce de dile getirdik. “ülkenin fabrikası olur mu kardeşim” diyorlar. ülkenin otoyolu olur mu, devletin otoyolu olur mu? devlet ayakkabı üretir mi? devlet şunu yapar mı; telekom olur mu devletin? peki bütün bunları olmayan devletin neden bir haber ajansı vardır? ve neden bülent arınç, yakın dönemde bu ajansın bütçesini dört katına kadar yükseltmiştir?
cevabı biz vermedik(!), fas haber ajansı verdi;
nasrallah’la ilgili golan tepelerinde kuseyr’deki çatışmalarda taraf olmuş hizbullah’ın lideri nasrallah’ın sağlık durumuyla ilgili yalan haberi anadolu ajansı’nın ürettiğini tespit etti. (- evet)
biz bu utançların neden parçası oluyoruz?
biz reyhanlı meselesinin, bu kadar çabuk günden değişmesinden ötürü unutulmasını istemiyoruz! (- evet, evet) reyhanlı’daki acımız tazedir bizim. sadece reyhanlı da değil, hatay aslında sembol bir kentti, hepsi sembol kent olarak yaşamıştı, hoşgörünün başkentlerinden biriydi mardin’le birlikte… pek çok etnik kökenden gelenlerin pek çok farklı lisanı konuşulduğu, pek çok farklı inanç grubunun birlikte yaşama pratiğine sahip olduğu bir kentti. biz, reyhanlı’da da canımız yandı. abdullah’ın meselesinde –abdullah cömert’i kaynettik biliyorsunuz- abdullah cömert meselesinde de canımız yandı. e başka gerekçelerimiz de var bizim aslında; hatay’da yapılan zulümle ilgili, el-nusra cephesinin, oradaki konuşlanmasıyla ilgili yani bu ülkeyle ilgili…
• devam ediyor •
- yani bu konuda da şimdi, -yine araya gireceğim özür dileyerek- yine biraz suriye politikasına girmek istiyorum ben, reyhanlı neden oldu? o kadar çok uyarı yapıldı ki, sınırdaki o zafiyete ilişkin -güvenlik zafiyetine ilişkin- ama reyhanlı resmen göz göre göre oldu. bunu artık söylemek sanıyorum sakıncalı değil. buna rağmen hâlâ geri adım atılmış değil o konuda da suriye konsunda da. hiçbir arttırılan önlem yok orada. mobese kameralarıyla ilgili –biliyorsunuz- çıkan haberleri…
+ gümrükte iki tane vardı. şehir içerisindekilerin hepsi, tamamı devre dışı bırakıldı. daha önce de dile getirdik lale hanım, tekrar söyleyelim; bakın, dezenformasyon için twitter’dan sorun yaratıcı olarak bahsediyor ya başbakan (- evet, baş belası diyor) “ya bu k… lanet olsun buna” falan diyor. ama twitter üzerinden bu insanlar dezenformatif bilgiyi kendileri yaydılar; patlama esnasında kullanılan araçların plakalarını, kullanılması muhtemel olan diğer enstrümanları biz reyhanlı belgeleriyle birlikte yayınladık. redhack olarak biz bu yayınları yaptık. ancak, patlamadan sonra bu araçların plakalarının, bizim yayınladıklarımızla tutmadığı gibi iddia ortaya atıldı… ve henüz savcılık açıklaması gelmemişken yapıldı bu açıklama. reyhanlı’da çukur açıldı yerde ama çukur, sanki orası delil toplanacak olay mahalli değilmiş gibi bir anda belediye ekiplerince temizlendi, oradaki her şey, bütün deliller moloz yığını kabul edilip hurdalığa götürüldü, oraya dolgu yapıldı, asfaltlandı.
yani bu meselenin aydınlanması zaten (biraz kesinti var burada, devam ediyor) dışişleri bakanı sergei lavrov (rusya dışişleri bakanı) “bu gaz nereden geliyordu, nereye gidiyordu, bunun izahını bize bir verin” dedi “sayın türk yetkililer” dedi. bakın bu kepazeliğe bir son vermek lazım.biz bütün sınırlarımızda barışçıl ilişkiler geliştireceğiz iddiasında olanlar, bunun hâlâ böyle olduğunu söylemekten ar damarları çatlamadığı için utanmayanlar… yani, herkesle sorun yaşar vaziyetteyiz.
biz bunun bir parçası olmak istemiyoruz.
biz bunun bir parçası olmadığımızı türk halkı olarak suriye yönetimine anlatabildik ama kendi yönetimimize bir şekilde anlatamıyoruz! anlatamıyoruz, anlatamayacağız muhtemelen.
yani ,adana’da ölen polis memuru; mustafa sarı: niye ölüyor bu insanlar? niye ölmek zorundalar? yani nasıl bir mantıktır bu; yaşamdan çok ölüme inanan bir iktidar pratiği dünyanın neresinde kabul görmüş ki, biz kabul edelim?
ha, şunun da altını çizelim;
bakın, bu eylemler esnasında en çok unutulan insanlardan bir tanesidir; mehmet ayvalıtaş’ı unutmuş değiliz. ethem sarısülük’ü -diğer belediye işçisi-, gözünü kaybedenler, kafasında dikişler olanlar, yoğun travmada –duran meselâ (duran akbaş)- can çekişiyor ama bir kişi var, biliyor musunuz lale hanım(?) adana’da kağıt toplayan bir çocuk var, öldü! (- o nasıl öldü işte?) “o çocuk da o kargaşanın içerisinde köprüden düşen polisle beraber öldü” diye bilgimiz var. ama kağıt toplayan çocuğu kim ciddiye alsın ki? sürekli 3 çocuk yapmaktan bahsedenler, orada bir kağıt toplayan çocuk ölmüş, bunu niye ciddiye alsınlar ki?
çocuklar bu ülkede -2 buçuk yaşında kübra acından öldü- acından öldü! çocukalrına bakamadığı için 26 yaşındaki anne –biz ismini e.a. diye biliyoruz çünkü hep bir kısaltmadır bu ülkede yaşanan zulümler- yani, o kendini astı!
burada insanlar ölüyolr; toki bodrumunda da ölürsünüz bu ülkede, bugün zonguldak’ta yeniçeltek’te maden ocağında da ölürsünüz, yani bugün “metin göktepe” gibi “duvardan düşer” ölürsünüz! sonra bir gün tepenizde savaş uçakları belirir, roboski’deki 34 kişi gibi de ölürsünüz. afyon’da cephanelik patlar, “25 tane” asker olarak ölürsünüz; “kız vermiyorlar” gerekçesiyle askere gittiğini bildiğiniz çocuklardan bir tanesi diğer 11 arkadaşıyla “afgan dağlarında” –bizim ne işimiz varsa afgan dağlarında(?)- “nato çerezi” olarak ölürsünüz; yani sürekli ölürsünüz bu ülkede!
taksim… taksim direnişi bize biz olduğumuzu hatırlattı.
Devam ediyor....
evrensel-insan
09-06-2013, 00:50
• devam ediyor, çok az kaldı •
sürekli dışlanan, ötekileştirilen kim var ise hepsi bir şekilde bu davanın, bu direnişin bir parçası oldular. sanatçılar çıktılar ortaya. hepsini tanıyorsunuz, biliyorsunuz. ya “tiyatroma dokunma benim, benim söz hakkımı elimden alma” dediler. eşcinseller, -hepsine teşekkür ediyoruz- o direnişte yara saran, kandi yatağını yaralılara açan, su veren, pansuman yapan eşcinsellere teşekkür ediyoruz. orada olan alevi, kızılbaş, hacı bektaş veli kültür derneklerine, vakıflara, sivil toplum kuruluşlarına, eczanesini açan, su veren esnafa, hepsine teşekkür ederiz.
sürekli yansıtılmaya çalışılan şudur;
“bu direnişçiler araçları yaktılar, yıktılar, o kadar zarar verdiler”
bakın, bunun aksini çok rahatlıkla söyleyebilecek durumdayız. görsellerimiz var…
- ama bütün bunlara rağmen, görsellere, biz işte günlerdir burada durmadan yayın yapıyoruz, buna rağmen hâlâ öyle olduğunu iddia edenler de var türkiye’de.
şunu söylemek mümkün değildir;
yani, “bu iş içerisinde hiçbir şekilde hata yapmamıştır direnişçiler” söylemini geliştiremeyiz ama şunun altını çizmek lazım,
“o araçları yakanların nasıl üsküdar’da örgütlendiğini, onları örgütleyen hangi teşkilat olduğunu çok net biliyoruz” sadece bunu delillendirmemiz an meselesi; onların o direnişle, o direnişin kendi pratiğiyle alakası olmadığını çok net biliyoruz. provokatörlerin araya karıştığının farkındayız. bununla ilgili itidal çağrıları yaptık; “aman haklıyken haksız duruma düşmeyelim, bu gerçekten barışçıl bir eylem olarak sürsün çünkü biz barışçıl yollardan da bu iktidarın kifayetsizliğini, geçmiş iktidarlardan aldığı mirası –o sağ muhafazakâr ve baskıcı rejimi- katbekat arttırarak sürdürdüğünü” dile getirdik.
bu direnişi biz bu şekilde barışçıl yollardan da kazanabileceğimizi biliyoruz. bunun son derece net bir şekilde farkındayız. yani ankara’da insanların üzerine sürdüler araçları! (- evet) insanlar bunu gördü! mehmet ayvalıtaş nasıl öldü, detaylarına vakıfız. sürekli siyasetin içerisindeyiz. yani “mustafa sarı’ya üzülmediniz mi(?)” diyeceksiniz, -polis memuruna-! polis vazife selahiyetleri kanunu’na –eğer yanlış biliyorsak hukukçular bizi düzeltsin- “bir zanlı, bir eylemci, bir protestocu demokratik hakların dışında bir tutum geliştiren kişi kontrol altına alındıktan sonra polisin onu darp etmesi suçtur!” biz yerde tam olarak kapaklanmış insanların, baygın insanların dövüldüğüne şahit olduk bu eylemler esnasında. daha önce de olmuştu, 1 maıs’ta da olmuştu. yani mustafa sarı köprüden düştü, hayatını kaybetti… -eşi hamiledir, beş aylık hamiledir- o çocuğu babasız bırakmaya, o şekilde o polisi güdülendirmeye kimin hakkı var? kimin hakkı olabilir? ama aynı şekilde ilk gün, eylemin ilk günü üç tane direnişçi köprüden düşüp can havliyle kaçarken yaralandığında, gidip onları yerde yatarken gaz bombalarına tabi tutan yine polisti. ve biz bu polis teröründen sıkıldık, bıktık, yıldık. yeter yahu! yani hiç mi utanmıyorsunuz, evinize gittiğiniz zaman karınız gözünüze bakmıyor mu, bu eylemlerin içinde olduğunuzu bilmiyor mu, çocuğunuzun gözüne nasıl bakıyorsunuz? ne gerek var buna? adam zaten senden kaçıyorsa, onu yakalama telaşıyla –sana taş atmamışsa, bilye atmamışsa- bakın sürekli bir molotof, sürekli sürekli bir çelik bilye söylemi var bu hükümetin.
dilan, dilan alp; hey tekstil işçisi ali abi’nin kızı; onunla ilgili dediler ki, “kriminalistik belge vardır, record’ı vardır, kaydı vardır, örgüt üyesidir”; hiçbir örgüt üyesi çıkmadı dilan! “elinde molotof vardı” dediler, gözü yanmasın diye sirke şişesi taşıyordu. bütün bunların ispatlanmasına rağmen vali -ki aynı validir, 1 mayıs’taki valiyle direnişteki, gezi direnişindeki vali aynı validir- aynı umursamazlıkta devam ediyorlar!
“sessiz bekçi” adında bir silah edinmiş vaziyette bu emniyet; manyetik dalgayla insanın ağzını yüzünü uyuşturacak şekilde hareket edemez, geçici olarak hareketsiz bırakacak şekilde; bu silahı denemek için fırsat olarak görüyorlar bu eylemi! bizim elimiz tetikte.
- son dönemde zaten polisin kullandığı silahlar da çok tartışmalara yol açtı, örneğin bu taksim gezi parkı eylemlerinde, yurt genelinde işte önce biber gazıyla başladı sonra portakal gazı dendi. sonra içeriğinin bilinmediğine yönelik, bunların denendiği kişiler konuştu. çünkü yarattığı etkiler çok farklı! bu kadar acımasızca bunlar nasıl kullanılıyor, güvenlik güçleri tarafından? yani kanser yapacağı, yapması bile –yapılan araştırmalar onu gösteriyor- “bu kullanılan gazlar uzun vadede kanser yapıyor”, böyle bir araştırma var.buna rağmen halk üzerinde bu silahlar nasıl kullanılır?
• küçük bir ara, devam ediyor •
lale hanım, çok kısa kısa sorular soralım, zihin açıcı sorular kurtaracak zaten bizleri;
alışveriş merkezinde, dumansız hava sahası ihlali yapan iki tane sivil polisin garson tarafından uyarılmasını müteakip nasıl ayağa kalkıp hiddetle, şiddetle o garsonu darp ettiklerinin görüntüleri var bizde.
kural koyucu, kurala herkesten önce uyması gereken kişi değil midir?
bir önceki içişleri bakanı idris naim şahin’den de biliyoruz biz, yani devlet pratiği olduğu için gelenin gideni aratacağından bir tereddütümüz yoktu ama o da “hizmet kalitesini yükseltmek için demir cop siparişi”ni vermişti! “geçici körlük yaratan fener” sipariş etmişti. kimse çıkıp demiyor ki, “dünya üzerinde tutuklu toplam 32 bin civarında terörist var, terör tutuklusu var, biz nasıl aklımızı yitirmiş olabiliriz(?),biz nasıl zıvanadan çıkmış olabiliriz(?), biz bağlı olduğumuz toprakların geleneğini, kökenini nasıl inkar etmiş olabiliriz ki, bu 32 bin terör tutuklusunun neredeyse yarısına yakını bu topraklarda yaşıyor(?), biz ne zaman bu kadar terörist olduk?”
ama terör yaftası çok kolay bir yaftadır. ha deyince birilerine terörist dersiniz, o torba davalardan bahsettik biraz önce; kck, balyoz, ergenekon, diğerleri, devrimci karargâh, bunun gibi benzeri bambaşka davalar da var aslında sürekli bunlar ön planda ama başkaları da var. terör algısı yaratmak işin kolayı çünkü bu ülkede devrim pratiğinin bu kadar gecikmiş olması –geçmişteki devrimci dostların kendi pratiklerinin hatıralarının üstüne basmak istemiyoruz ama- yani 12 eylül öncesinden beri başlatılmış bir şey vardır; şâki demişlerdir, anarşik demişlerdir –anarşiste dilleri dönmemiştir-, bunlar sosyalisttir, komünisttir demişlerdir, sürekli “bak kızıl komünistler gelir ha” diyerek söylemişlerdir bazı şeyleri. e baskılar bitmiyor ki! biz baskıları, nereye başımızı çevirsek, nerede sohbet ediyor olsak dostlarla, bu baskıları görüyoruz.
deniz gezmiş heykelinin kaldırılması baskı değil midir mimar sinan’da? (- evet) yani baskıdan geçilmiyor ki ortalık! “parasız öğrenim haktır” dediler, “parasız öğrenim haktır” dedikleri için 4.500 üniversite öğrencisi okuldan atıldı, 650 tanesi davaya konu oldu, berna (berna yılmaz) 150 gündür içeride, şu anda tutuklu; “öğrenimi parasız yaptık” diyenler bunu izah etmelilerdir bize.
yök’ün ne olduğunu izah ettik biz insanlara. çıktık, yök belgelerini hack’ledik, yök belgelerini yayınladık, sami menteş adında dünya tatlısı –dünyanın en genç tutuklu gazetecisidir sami menteş- sami menteş bu belgeleri araştırdı diye hrant dink cinayetinde hrant’ın haklarını savunmak için göreve gelmiş olan avukat da yine aynı şekilde şüpheli bir ölümde hayatını kaybetti diye araştırma yaparken bir anda kendini örgüt militanı olarak buldu, terörist olarak buldu!
• devam ediyor •
yahu kimdir terörist? nedir terör? terör tedhiş getirmez mi? baskı getirmez mi? zulüm getirmez mi?
e madem terör ve terörist bu kadar kötü bir şeydir, o zaman bize çıkıp sayın başbakan şunu açıklasın:
yasin el kadı, birleşmiş milletler teröre destek verenler listesinin dört numarası, “ben yasin bey’e kefilime diye çıkıp ortada beyanatlar verdi bu başbakan. yasin bey’e param kadar kefilim, dedi. böyle insafsızlık, allahsızlık olur mu, dedi. hatta bununla kalmadı, cenevre konvansiyonu’nu çiğneyip birleşmiş milletler’e dilekçe verdi, yasin bey’in bu listeden çıkartılması için!
e ne içindi bütün bunlar?
yasin el kadı cüneyt zapsu ortaklığından dolayı mı bu böyleydi? bunun için miydi?
biz konuştuğumuz zaman rastgele cümlelerle konuşmak istemiyoruz. çünkü bizim hack olgusunu algılayışımız farklıdır. bakın bugün televizyonlara çıkıyorlar, yüzük promosyonu yapıyorlar, hacker oluyorlar. “ben birilerinden belge çalarım” sevgili ayşe arman röportaj yapmıştı bir hacker’la “ben belge çalarım, satarım, ben kızılay değilim, hilal-i ahmer miyim ben, hayır cemiyeti miyim” dedi.
• devam ediyor ama 15:30'a kadar ara•
orada duruyor işte bu röportaj, durduğu yerde duruyor.
insanlar boş kağıtlarla bizim aleyhimizde propaganda yapmak için televizyona çıkıp jöleli saçlarıyla kalkıp birtakım isnatlarda bulunuyor. e biz bu hacker’ların kıbrıs’larda yaptıkları toplantıları da biliyoruz. onlar çaylarla, keklerle, şiltlerle, plaketlerle ödüllendirilirken redhack halkın yanında durduğu için, halkın menfaatlerini gözettiği için terör listesinde!
e sonradan vazgeçtiler, “yahu bunlar terörist değilmiş ya” diye. yani, bizim bu listeleri, bu yaftaları ciddiye aldığımızı zannediyorlar belki ama korkarım, çok ciddi bir yanılgı içerisindeler halihazırda.
- biraz da isterseniz sizin yine sosyal medyadaki gücünüzü biliyoruz. sosyal medyayla ilgili, bu son dönemde taksim gezi parkı eyleminde gözaltına alınanları konuşalım (+ beni duyuyor musunuz?) gerçi komik bir durum. yine türkiye bir dünya tarihine geçti. (+ bir ara bağlantı kesildi lale hanım, soruyu tekrar alabilir miyim?) ileteyim; hazır sosyal medya demişken, sizin oradaki gücünüz belli ama özellikle bu son taksim gezi parkı eyleminde, buradaki haberleşmeden dolayı meydana gelen rahatsızlık nedeniyle gözaltılar oldu, yine türkiye de dünya tarihine bir kere daha bu şekilde geçmiş oldu. bu konudaki görüşlerinizi de almak isterim.