Orijinalini görmek için tıklayınız : Kapitalizm Ve Totaliter Aşama
Kapitalizm ve Totaliter Aşama
Kapitalizmin bu aşamasında belirli politikaları savunmak, bunları devam ettirmek giderek zorlaşıyor.
Çünkü belirli politikalara ciddi bir muhalefetin olması işleri zorlaştırabilir. Sistem bu yüzden bir tür totalitarizmi isteyebilir.
Zaten ABD'de tür totalitarizmin oluştuğunu savunanlar var. Sheldon S. Wolin, John Ralston Saul ve Andrew Bacevich gibi yazarlar bu konuda uyarılarda bulunuyorlar.
Wolin yazmış olduğu "Democracy Incorporated" isimli kitapta ABD'deki sistemin adını 'inverted totalitarianism' (http://en.wikipedia.org/wiki/Inverted_totalitarianism) olarak tanımlamıştı.
http://en.wikipedia.org/wiki/Inverted_totalitarianism
Bunlar gerçekte abartı gibi gelebilir. Zaten en etkili totaliter yöntemlerden birisi özgürlük içinde yaşadığımızı düşünüp gerçekte totaliter düzende yaşamanızdır. Bu algı çarpıklığı yüzünden totaliter bir düzeni özgürlükle karıştırma yüzünden gerçek çözümü bulmak zorlaşır.
İnsanlar sistemde sorun görmek yerine kişilerde sorun görmeye başlar: "A kişisi yüzünden hep böyle oldu. A olmasa böyle olmazdı." türünden sözler edilir.
Halbuki sistem için A, B,C kişisi önemli değil. Sistem bunlar yıpranınca kolayca yenisini bulur. Böylece insanlar sorunun çözüldüğünü sanırlar. Ama aynı politikalar başka şekillerde devam eder.
Sadece kişiler değil çok defa partilerde bu şekilde dönüştürülür ve sistemin hizmetkarı haline gelir. Bu durumda bu partilerin işlevi sistemin yürümesidir; sistemin yürümesi ise kapitalizmin yoluna devam etmesidir.
Sol, sosyalizm, sağ, kapitalizm veya hangi maske altında yapılırsa yapılsın totaliter düzenler yanlışı doğru imiş gibi gösteren, insanları kolayca manipule eden düzenler. Ve büyük acılara neden oluyor. Şu veya bu biçimde bir avuç insanın çıkarına hizmet eden, halkı sürekli manipüle etmeyi amaç edinen totaliter sistemleri savunmak mümkün değil.
(Bu tür eleştiriler kapitalist sistemde ama sandık var diye küçümsenirken, sosyalistlerin birçoğu da kendilerine yapılan bu tür eleştirileri kolayca burjuva yalanları ve propagandaları diye yanıtlayarak ört bas etmeye çalışıyor. Tabii bunlar yanıt değil. İnsanların ögütlenmesini, konuşmasını ve düşünce özgürlüğünü türlü biçimlerde engelleyip belli düşüncelere büyük bir özgürlük, örgütlenme hakkı verip; ekonomiyi, yargıyı vb. önemli güçleri türlü biçimlerde manipule ederek ve bunlardan da yardım alarak seçimleri kazanmak zor değil.)
engelleyip belli düşüncelere büyük bir özgürlük, örgütlenme hakkı verip; ekonomiyi, yargıyı vb. önemli güçleri türlü biçimlerde manipule ederek ve bunlardan da yardım alarak seçimleri kazanmak zor değil
Belli düşünceler derken doğru düşünceler demek istemedim. Buradaki belli düşünceler genelde gücü elinde bulunduran azınlık grubun çıkarına hizmet eden düşüncelerdir. Ve burada çok defa düşüncelerin doğru olmasından ziyade bu azınlık grubun çıkarına hizmet etmesi önem taşır.
Bu arada Greg Plast ABD’de burjuvanın seçimleri nasıl kazandığını oldukça iyi anlatmış. Greg Plast bu konularda araştırmalar ve çalışmalar yapan, kitaplar yazan kişi.
Örneğin konuyla ilgili olarak Greg Plast'ın "Billionaires & Ballot Bandits: How to Steal an Election in 9 Easy Steps" isimli kitabı ile “The best democracy money can buy” kitabı okunabilir.
http://cache1.bdcdn.net/assets/images/book/large/9781/6098/9781609804787.jpg
Greg Plast ile yapılan bir röportaj:
http://www.democracynow.org/2012/10/18/greg_palast_on_billionaires_ballot_bandits
İnsanların telefonlarını dinleme sadece Bush dönemine ait bir olay değil.
Obama, Bush döneminde yapılan bu tür olayları üstelik yasal bir hale getirdi.
http://www.commondreams.org/headline/2013/06/09-0
http://www.democracynow.org/2013/6/10/youre_being_watched_edward_snowden_emerges
Obama'yı eleştirdi kendi yaptı:
http://www.hurriyet.com.tr/planet/23450982.asp
Ama Obama gelecek ve bu tür şeyler olamayacaktı. Ne oldu, ne değişti? Değişen görüntü ve imaj; politikalar çok fazla değişmeden devam ediyor.
Olay kişilerle, partilerle sınırlanırsa kapitalizmin gerçek yüzü anlaşılmayacaktır.
Tek adam sorunu...
Tek adam yapacak...Tek adam gelecek...
Sorun tek adam...
Kurtarıcı olan da tek adam olacak...
Hep tek adam, o tek adam çıkacak....
O tek adama,o tek bireye bağlı herşey...
Tek adam bizi kurtaracak...
O tek adam giderse,onun yerine bu tek adam gelirse olacak...
Burjuva basını nedense bu olaylara bu şekilde bakma çabası içinde, sosyalist basın da zaman zaman modaya uyarak bu tür analizleri sevmeye başladı.
Burjuva için büyük şirketleri, kapitalizmi, burjuva demokrasisini ve buna bağlı seçimleri çok düşünmeden tek adam üzerinde yoğunlaşmak tabii ki daha kolaydır. Böylece onlar için asıl meseleden uzaklaşıldığı gibi tek adam veya basit değişikliklerle mesele çözülür.
ABD'de olan budur.
Cumhuriyetçiler ve Demokratlar...
Cumhuriyetçiler muhafazakar kesimi temsil ediyor. Kürtaja vb. şeylere karşı çıkarken Demokratlar bunları savunur.
Ama her ikisi de gerçekte büyük şirketlerin çıkarını esaslı biçimde savunan ve bir bakıma onların kontrollünde olan partilerdir. Yani bunlar büyük şirketlerin çıkarlarını savunmak için var olan iki partidir. Bu iki parti büyük şirketler gerçekte ne isterse onu yapar. Böylesi bazı konularda ayrılma olmasını aslında burjuva da ister. Demokratlara ilerici Cumhuriyetcilere muhafazakar denilerek yaratılan bu sunni ayrışma ile demokrasi olduğu illüzyonu kafalarda oluşturulur. Vatandaş birşeyleri seçtiğini sanar ama gerçekte şirketlerin çizdiği yolda ilerlemiş olur.
Charles Derber yazmış olduğu "Hidden Power" isimli kitapta bu konuya dikkat çekiyor ve buna seçim tuzağı ismi adı veriyor. Sadece sandığa odaklanmak ve demokrasinin sadece sandıkta olabileceğini düşünmek Derber'e göre şirketlerin de istediği birşey.
Bu tuzaktan kurtulmanın bir yolu öncelikle tuzakları görebilmek. İkincisi ise sorunları tek bir adam veya basit nedenlere bağlamaktan ziyade ana nedenleri görmek ve insanlara da bu ana nedenlerin önemini anlatabilmek. Bunları görmeyen toplumsal hareketlerin başarılı olma şanşı yok gibi. Çünkü bunu görmezlerse aynı kısır döngüyü farklı şekillerde tekrar tekrar yaşayacaklar.
Apolitik Duruşa Övgü
Apolitik duruş nedir? Kim apolitik olmayı bu kadar göklere çıkartır?
Aslında apolitik duruş kapitalist sistemin istediği bir insan tipidir. Olup biten olaylara karşı sessiz kalmak, karışmamak veya politik bir karşılık beklemeden sistemin de cevap vermekte zorlanmayacağı bir takım makul taleplerle sistemden bir şeyler talep etmektir.
Eğer sistem yeterince kurnaz davranırsa bu tür istekleri kolayca savuşturabilir. Şu veya bu şekilde bu tür isteklere sistem içerisinde çözüm bulunabilir. Zaten apolitik kişilerin istekleri bu çeşit isteklerdir. Çözümleri de genelde sistem içindedir.
Üstelik sistem bu tür apolitik istekleri kullanarak, yön vererek gerçek politik istekleri de kontrol altına alabilir.
Apolitik çözümler aramanın bu noktada ciddi sınırları vardır.
Çünkü nihayetinde sistemin gerçek yüzüyle yüzleşmeyi düşünmemek kendini aldatmaktır. O halde apolitik olmak bir süre için insanları birleştirse de nihayetinde çözüm olamaz.
Örneğin gerçekte ekolojik krizin kapitalist sistemde bir çözümü yoktur. Ama apolitik duruş bunu görmez, göremez.
Örneğin gerçekte ekolojik krizin kapitalist sistemde bir çözümü yoktur. Ama apolitik duruş bunu görmez, göremez.
Ekolojik krizin hangi sistemlerde %100 cozumu var?
evrensel-insan
12-06-2013, 23:55
Apolitik Duruşa Övgü
Apolitik duruş nedir? Kim apolitik olmayı bu kadar göklere çıkartır?
Aslında apolitik duruş kapitalist sistemin istediği bir insan tipidir. Olup biten olaylara karşı sessiz kalmak, karışmamak veya politik bir karşılık beklemeden sistemin de cevap vermekte zorlanmayacağı bir takım makul taleplerle sistemden bir şeyler talep etmektir.
Eğer sistem yeterince kurnaz davranırsa bu tür istekleri kolayca savuşturabilir. Şu veya bu şekilde bu tür isteklere sistem içerisinde çözüm bulunabilir. Zaten apolitik kişilerin istekleri bu çeşit isteklerdir. Çözümleri de genelde sistem içindedir.
Üstelik sistem bu tür apolitik istekleri kullanarak, yön vererek gerçek politik istekleri de kontrol altına alabilir.
Apolitik çözümler aramanın bu noktada ciddi sınırları vardır.
Çünkü nihayetinde sistemin gerçek yüzüyle yüzleşmeyi düşünmemek kendini aldatmaktır. O halde apolitik olmak bir süre için insanları birleştirse de nihayetinde çözüm olamaz.
Örneğin gerçekte ekolojik krizin kapitalist sistemde bir çözümü yoktur. Ama apolitik duruş bunu görmez, göremez.
Sadece politik olmak mi kitleleri sokaga doker?
Politiklik demek ideolojiklik ve inancsallik demektir. Ayrica her bir politika toplumu sadece kendi dogrularina zorlar. Yani sosyo-psikolojinin bilgi ve algisinda olmadigi gibi; kendi niteligi disindaki nitelige degil;nicelige onem verir.
Politik olmak ayrimcilik, cikarcilik ve sadece kendi dogrularina biat etmektir.
Ikiturlu apolitiklik vardir, bananeci ve mucadeleci.
Iste su an Turkiye'de sergilenen mucadeleci olandir.
Ayrica apolitiklik politikanin ne oldugunun farkinda ve bilincinde olmaktir.
Kapitalist sistemin sorunu politika degil; ekonomidir. Ekonomik her turlu mucadeleyi de politikaya tasimak; senin politikanda olmayani bu mucadele disinda birakmak, ya da mucadeleyi ayristirmak anlamina gelir.
Ekolojik krizin hangi sistemlerde %100 cozumu var?
%100 çözüm ne demek anlamadım...
Ama tüm zamanlar için ekolojik krize sosyalizm de çözüm olamaz.
Ama bugünkü yaşadığımız ekolojik krizin birçok önemli ayağı kapitalizm ile son derece ilişkili. Bunlarla yüzleşmeden, bunları görmeden, bunları anlamadan bu sorunlara çözüm yolu bulamayız. Bulmaya çalışırsak da kendimizi kandırmış oluruz.
Sosyalizmin kesin biçimde her zaman ekolojik krizlere çözüm bulacağını söylemiyorum. Üstelik yanlış yönlendirilmiş bir sosyalizm bu konuda ciddi sorunlar da yaratacaktır.
Ama doğru biçimde yönlendirilmiş ekolojik sosyalizmin şu anki sisteme göre avantajlı olacağını söyleyebilirim. Elbette kesin çözüm olmayabilir bu ama sağlanacak avantajlar da yadırganamaz.
Sadece politik olmak mi kitleleri sokaga doker?
Politiklik demek ideolojiklik ve inancsallik demektir. Ayrica her bir politika toplumu sadece kendi dogrularina zorlar. Yani sosyo-psikolojinin bilgi ve algisinda olmadigi gibi; kendi niteligi disindaki nitelige degil;nicelige onem verir.
Politik olmak ayrimcilik, cikarcilik ve sadece kendi dogrularina biat etmektir.
Ikiturlu apolitiklik vardir, bananeci ve mucadeleci.
Iste su an Turkiye'de sergilenen mucadeleci olandir.
Ayrica apolitiklik politikanin ne oldugunun farkinda ve bilincinde olmaktir.
Kapitalist sistemin sorunu politika degil; ekonomidir. Ekonomik her turlu mucadeleyi de politikaya tasimak; senin politikanda olmayani bu mucadele disinda birakmak, ya da mucadeleyi ayristirmak anlamina gelir.
Sayın Evrensel;
Daha önce size bir yanıt yazmıştım.
Aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.
Politik olma konusunda yazdıklarınıza da katılmıyorum. Sizin neyi savunduğunuzu da anlamış değilim. Gerçi anlamasam da olur. Ama idealist temelde baktığınızı düşünüyorum. Neyse bakmaya devam edin...Sizi değiştirmeye niyetim yok...
Sorun politik değil ekonomik diye yazmışsınız ya...Ekonomi politikadan bağımsız değildir. Politika da ekonomiden, bunları ayırmayın, bunlar birbiriyle bağlantılıdır; kapitalist sistem içinde bu geçerlidir, ekonomik isteklerin de ona göre bir politikası veya politikaları olacaktır. Bunlar çok açıktır.
Neyse aynı görüşte olmadığımız ve olmayacağımız açık.
Selamlar..
evrensel-insan
13-06-2013, 00:18
Sayın Evrensel;
Daha önce size bir yanıt yazmıştım.
Aynı şeyleri tekrarlamak istemiyorum.
Politik olma konusunda yazdıklarınıza da katılmıyorum. Sizin neyi savunduğunuzu da anlamış değilim. Gerçi anlamasam da olur. Ama idealist temelde baktığınızı düşünüyorum. Neyse bakmaya devam edin...Sizi değiştirmeye niyetim yok...
Sorun politik değil ekonomik diye yazmışsınız ya...Ekonomi politikadan bağımsız değildir. Politika da ekonomiden, bunları ayırmayın, çok fazla idea yapıyorsunuz...
Neyse aynı görüşte olmadığımız ve olmayacağımız açık.
Selamlar..
Neyse ben de anlayacaginiza pek ihtimal vermemistim zaten.
Yalniz sadece iki ve karsitli bir algi ile aklin sinirliligi ile algilamaniz da mumkun degildir.
Politika ayrica etigin konusudur. Metafizigin varliksal/ontolojik ideolojilerinin degil.
Etikte de politika olmaz.
Metafizik varliksal temelli politika da sadece ayrimci toplumsal guce ve otoriteye taspan toplumu sadece kendi inandigi ideolojisine nicelik algisi olarak surukluyen inanctan baska bir sey degildir.
Insanoglu ne bir maddedir ne de kul. Onun bir beyni ve niteligi vardir. Iste bunu algilayamayan metafizik/varliksal temelli ideolojiler; sosyo psikolojik olguyu da algilayamazlar.
O yuzden kendi ideolojik dogrunuzun materyalizmine oturtamadiginizi idealist olarak algilamaniz da dogaldir.
Benim toplumsal ile sosyal farki aciklayan yazim var.
Tabiki ekonomi politikadan bagimsiz degildir. Yalniz burada politikayi yapanin ekonomik cikari soz konusudur, tum toplumun degil. Zaten ekonominin tum toplumu dusunen algisi toplumsal degil; sosyal olur.
Neyse onemli degil. Ben bunlari size karsi olarak degil; kendi dusunce ve bilgim olarak paylasiyorum.
Neyse ben de anlayacaginiza pek ihtimal vermemistim zaten.
Yalniz sadece iki ve karsitli bir algi ile aklin sinirliligi ile algilamaniz da mumkun degildir.
Politika ayrica etigin konusudur. Metafizigin varliksal/ontolojik ideolojilerinin degil.
Etikte de politika olmaz.
Metafizik varliksal temelli politika da sadece ayrimci toplumsal guce ve otoriteye taspan toplumu sadece kendi inandigi ideolojisine nicelik algisi olarak surukluyen inanctan baska bir sey degildir.
Insanoglu ne bir maddedir ne de kul. Onun bir beyni ve niteligi vardir. Iste bunu algilayamayan metafizik/varliksal temelli ideolojiler; sosyo psikolojik olguyu da algilayamazlar.
O yuzden kendi ideolojik dogrunuzun materyalizmine oturtamadiginizi idealist olarak algilamaniz da dogaldir.
Benim toplumsal ile sosyal farki aciklayan yazim var.
Tabiki ekonomi politikadan bagimsiz degildir. Yalniz burada politikayi yapanin ekonomik cikari soz konusudur, tum toplumun degil. Zaten ekonominin tum toplumu dusunen algisi toplumsal degil; sosyal olur.
Neyse onemli degil. Ben bunlari size karsi olarak degil; kendi dusunce ve bilgim olarak paylasiyorum.
Neyse Sayın Evrensel İnsan
Burada etikten söz etmiyoruz.
Sanırım apolitik davranarak aklınıza sınır koymamaktan söz ediyorsunuz.
Politika ne demektir Sayın Evrensel İnsan?
Politika oldukça geniş kapsamlı bir sözcük.
https://en.wikipedia.org/wiki/Politics
"Siyaset veya Politika, devlet işlerini düzenleme ve yürütme sanatıyla ilgili özel görüş veya anlayış"
http://tr.wikipedia.org/wiki/Siyaset
Epey geniş kapsamlı bir sözcükten söz ediyoruz burada. Asıl apolitik davranarak aklınıza sınır koyuyorsunuz ama farkında değilsiniz. Ben de bunu söylüyorum. Siz ne dediniz:
Politiklik demek ideolojiklik ve inancsallik demektir. Ayrica her bir politika toplumu sadece kendi dogrularina zorlar. Yani sosyo-psikolojinin bilgi ve algisinda olmadigi gibi; kendi niteligi disindaki nitelige degil;nicelige onem verir.
Ben size politik çözümlerin gerekli olduğunu söylüyorum nihayetinde.
Evet ben büyük şirketlerin, kapitalizmin ve ABD'nin çıkarlarını savunmuyorum. Eğer bu gerici olmak, aklıma sınır koymak ise ben varsın gerici, akıl dışı veya aklıma sınır koyan biri olayım. Ama siz bunları savunuyorsanız bir neden söyleyin ben de ikna olayım. Yoksa neyin tartışmasını yapıyorsunuz burada.
Mesele sabit politik bir görüşe körü körüne bağlı olmak ve argümanlara ve kanıtlara rağmen yanlışlarda ısrar etmektir. Ben yanlışlarımda ısrar etmiyorum. Körü körüne de bağlanmış değilim.
Dediğim gibi ekonomiyi politikadan ayırmanız mümkün değil. Dediğim yere geldiniz.
İnsanoğlunun elbette maddi bir temeli vardır, elbette sadece maddi bir varlık değil ama maddi bir temel de var.
Selamlar
evrensel-insan
13-06-2013, 00:52
Politika felsefenin hangi dallarinin konusudur?
Bir seyin antitezi tezin in bilincine ermis vefarkina varmis demektir.
Dolayisiyle apolitiklik politik olma tezinin farkinda ve bilincindedir.
Politik olan ise bu bilincte degildir.
Cunku bilinc negatiftir. Yani elde edilenden kurtulmayi gerektirir.
Ayrica benim aciklamam tez ya da antitez degil; bunun ortak noktasi olan sentez ve bunun kritik analizidir.
Bugun bana her hangibir politika ya da izm soyleyebilir misiniz ki; tum toplum tarafindan nitelikli ve bilincli olarak benimsenmis olsun?
Ayrica benim yazilarimdan emperyalist zihniyetin ne oldugu ve her turlu insanlikdisi politikasi da her zaman islenmistir.
Insanoglunun maddi temeli niceliktir, bu tasta da vardir. Insanoglunu insanoglu yapan onun niteligidir. yani beyninin yetisi.
Politika felsefenin hangi dallarinin konusudur?
Bir seyin antitezi tezin in bilincine ermis vefarkina varmis demektir.
Dolayisiyle apolitiklik politik olma tezinin farkinda ve bilincindedir.
Politik olan ise bu bilincte degildir.
Cunku bilinc negatiftir. Yani elde edilenden kurtulmayi gerektirir.
Ayrica benim aciklamam tez ya da antitez degil; bunun ortak noktasi olan sentez ve bunun kritik analizidir.
Bugun bana her hangibir politika ya da izm soyleyebilir misiniz ki; tum toplum tarafindan nitelikli ve bilincli olarak benimsenmis olsun?
Ayrica benim yazilarimdan emperyalist zihniyetin ne oldugu ve her turlu insanlikdisi politikasi da her zaman islenmistir.
Insanoglunun maddi temeli niceliktir, bu tasta da vardir. Insanoglunu insanoglu yapan onun niteligidir. yani beyninin yetisi.
Sorun şu Sayın Evrensel İnsan;
Size kavramlara tümüyle kendi yüklediğiniz anlamlar çerçevesinde bakarak tartışmaya çalışıyorsunuz.
Bunu yapabilirsiniz kuşkusuz. Ama apolitik olmayı yeterince açıklamadınız. En azından ikna edici biçimde. Aslında apolitik bir zihniyet ne diye emperyalizm ile kafa yorsun ki ufak tefek istekleri karşılandıktan sonra söyler misiniz?
Politik olmak ile ilgili eleştirilerinize yanıt verdim. Sandığınız gibi politikayı hesaba katmak sizin aklınızı sınırlamaz. Tam tersini aklınızı sınırlarını daha da genişletir. (Dogmatik ve körü körüne bağlı olmamak önemli tabii. Ama ben dogmatik biçimde bakmadığımı da söylüyorum.)
İyi geceler
evrensel-insan
13-06-2013, 01:15
Sorun şu Sayın Evrensel İnsan;
Size kavramlara tümüyle kendi yüklediğiniz anlamlar çerçevesinde bakarak tartışmaya çalışıyorsunuz.
Bunu yapabilirsiniz kuşkusuz. Ama apolitik olmayı yeterince açıklamadınız. En azından ikna edici biçimde. Aslında apolitik bir zihniyet ne diye emperyalizm ile kafa yorsun ki ufak tefek istekleri karşılandıktan sonra söyler misiniz?
Iste bu soru apolitikligin bananeci algisidir. Yani tuzu kuruluk ya da caresizlik.
Benim bahsettigim ise su anda gezi parktaki genclik gibi mucadeleci nitelikli bilincli cagdas apolitiklik.
Politik olmak ile ilgili eleştirilerinize yanıt verdim. Sandığınız gibi politikayı hesaba katmak sizin aklınızı sınırlamaz. Tam tersini aklınızı sınırlarını daha da genişletir. (Dogmatik ve körü körüne bağlı olmamak önemli tabii. Ama ben dogmatik biçimde bakmadığımı da söylüyorum.)
İyi geceler
Buradaki aklin sinirlamasi politiklik degil; politikligin temelinin metafizigin varliksal ideolojileri ile sinirlanmasidir.
Yanlis anlamayin. Benim hic bir yazimda sahsinizin dusuncesinin ne olduguna dair bir degerlendirme ya da etiketleme v.s. yoktur.
Dogmatik olmak sadece inatla ve imanla aklin kendine dogruladigini tek mutlak ve degismez kilmak, sorgulanmaz kilmak ve sahiplenip savunmaktir.
Size de iyi geceler.
Neyse iyi geceler Sayın Evrensel İnsan.
evrensel-insan
13-06-2013, 01:22
Bu sizin tanımınız mı? Öyle ise benim gözlemlerimle birebir ters tanım.
Birçok gözlemle uyuşmuyor. Ve aynı zamanda belirsiz bir tanım.
Örneğin bana uymuyor. Ben apolitik pek çok insan görüyorum çevremde, onların bilincindeyim; onlar ise politik düşünmenin ne olduğunu bilmiyorlar, bunu gözlemliyorum.
Bakin soyle ornek vereyim.
Mesela isci sinifi, ancak bunun bilincine varirsa;mucadelesini verir.
Ya da bir kisi beyninde yer etmis bir kavrami; ondan rahatsiz olursa zarar gorurse ya da sorun yasarsa; ondan kurtulmak ister.
Iste genelde bu bilincalti algisinin beyne bir uyarisidir.
Asil bilincli olmak ise; sorunun kisinin kendi beynindekini bilincli sorgulamasi ile olur. Yani bilissellik ile.
Mesela bir bebek annesinin sutunu emecek suurdadir. Yalniz ne emdiginin bilincinde degildir.
Bilincli olmak demek; mucadele vermek demektir. Negatiflik ve aktiflik te burdadir. Cunku bilinc olanin sorun oldugunun algisidir.
Yoksa bu gencler apolitik olarak gezi parki eylemini ortaya koyamazlardi.
Ondan once ise ortaya konan her turlu ideolojik politik inanc temelli eylem; gezi parki oncesi fazla bir ses te getirmedi. Cunku ayni politik ideolojik inanc temelli bakis acisini tasimayanlar destek vermediler.
Ben de o yuzden nitelikli apolitiklikten bahsediyorum. Bananeci ya da pasif degil.
Bakin soyle ornek vereyim.
Mesela isci sinifi, ancak bunun bilincine varirsa;mucadelesini verir.
Ya da bir kisi beyninde yer etmis bir kavrami; ondan rahatsiz olursa zarar gorurse ya da sorun yasarsa; ondan kurtulmak ister.
Iste genelde bu bilincalti algisinin beyne bir uyarisidir.
Asil bilincli olmak ise; sorunun kisinin kendi beynindekini bilincli sorgulamasi ile olur. Yani bilissellik ile.
Mesela bir bebek annesinin sutunu emecek suurdadir. Yalniz ne emdiginin bilincinde degildir.
Bilincli olmak demek; mucadele vermek demektir. Negatiflik ve aktiflik te burdadir. Cunku bilinc olanin sorun oldugunun algisidir.
Yoksa bu gencler apolitik olarak gezi parki eylemini ortaya koyamazlardi.
Ondan once ise ortaya konan her turlu ideolojik politik inanc temelli eylem; gezi parki oncesi fazla bir ses te getirmedi. Cunku ayni politik ideolojik inanc temelli bakis acisini tasimayanlar destek vermediler.
Ben de o yuzden nitelikli apolitiklikten bahsediyorum. Bananeci ya da pasif degil.
Sayın Evrensel İnsan;
Kapitalizm sorununun politik boyutunu görmek önemlidir. Yani emperyalizm, kapitalizm vb. ilgili olan sorunlar politik yanları vardır. Kapitalizmin uyguladığı neoliberal vb. politikaları görmeyi, bunları deşifre etmeyi ve bunlara karşı politikalar geliştirmeyi içerir.
Apolitik olmak politik olana ilgisizliktir. Şimdi apolitik olan biri politik olana ilgisiz olduğu için politik olmanın bilincine ulaşamaz zaten. (Zamanla koşulların uygun hale gelmesi ile ulaşabilir tabii.)
Şimdi derseniz ki benim tanımladığım apolitik olan politik olanın da bilincinde. Sadece bilincinde değil kapitalizmin uyguladığı politikalara karşı politikalar da geliştirebiliyor. O zaman zaten o apolitik olmuyor, bir şekilde politikayı bilmek zorunda olduğu için bu durum apolitiklik olarak tanımlanamaz.
Verdiğiniz örneklere gelince...
Bilinçli olmak mücadele vermek demişsiniz.
Annesinin sütünü emmek isteyen çocuğun yeterince bilinçli olmadığına değinmişsiniz. Neden peki? Bebek emmek için mücadele içinde değil mi? Örneğin acıkan bebek ağlıyor bir bakıma bunun da mücadele olduğu söylenebilir.
Yine aç kalan insanlar, çok bilinçli bile olmasa, aç kalmak onları zorladığı için bu konuda mücadele içine gireceklerdir.
Demek ki mücadele etmek için maddi koşulların oluşması son derece önemli ve bir bakıma gereklidir.
Gezi Parkı olaylarına gelince....Bu olayı aslında bir anda gelişen bir olay diye düşünmemek gerekir. Yılların birikimi vardır. Bu birikim eylem için uygun ortamı yani maddi ve diğer koşulları yaratmıştır. Bir kıvılcım da gerisini getirmiştir.
Ondan once ise ortaya konan her turlu ideolojik politik inanc temelli eylem; gezi parki oncesi fazla bir ses te getirmedi. Cunku ayni politik ideolojik inanc temelli bakis acisini tasimayanlar destek vermediler
Aslında Gezi Parkı olayları sadece apolitik insanların başlattığı bir olay değil. Birçok insan var içinde. Politik olanlar, olmayanlar, taraftar grupları, vb. Ama dediğim gibi maddi ve diğer koşullar oluşmuştu. Yoksa Gezi Parkı olaylarına benzer birçok olay oldu bu ülkede, hatta yakın zamanlarda oldu bu tür olaylar. Ama bu şekilde bir boyuta ulaşmadı ve bu kadar dikkat çekmedi. Neden çünkü maddi ve diğer koşullar oluşmamıştı.
Yoksa politik olanların politik olmasından kaynaklanan bir sorun değildi bu. Ama sistem bu şekilde gösterdi, dedik ki bunlar politik insanlardır, marjinallerdir vb. Böylece insanlar bir süre için bu tuzağa düştü bir ölçüde. (Ama dediğim gibi sorunun zaten politik kısmı da vardı. Sistem hale bunu kullanmaya devam ediyor. Ama kapitalizm yoluna devam ettikçe insanların yaşam alanları vb. alanlar tehlikeye girdikçe insanlar bazı şeylerin ister istemez farkına varacaklardır. Bu apolitik olmanın onlara sağladığı üstün bakış açısından kaynaklanan bir durum da değil; kaçınılmaz bir şekilde gelen veya gelmesi beklenen bir durum.)
İşte bu noktadan sonra bunun politika bir ilgisi yoktur, maddi koşullar ve kapitalizmin de bununla ilgisi yoktur vb. denirse, iş orada bırakılırsa soruna çözüm bulunmaz. Tabii sürecin nasıl bir yolda ilerleyeceğini bilmiyorum. Çünkü değişen maddi koşullar ve diğer etkenler insanlara gerekli politik bilinci kazandırabilir. Bunun olup olmadığını ise zaman gösterecek.
evrensel-insan
13-06-2013, 20:36
Sayın Evrensel İnsan;
Kapitalizm sorununun politik boyutunu görmek önemlidir. Yani emperyalizm, kapitalizm vb. ilgili olan sorunlar politik yanları vardır. Kapitalizmin uyguladığı neoliberal vb. politikaları görmeyi, bunları deşifre etmeyi ve bunlara karşı politikalar geliştirmeyi içerir.
Size bir sey sormak istiyorum. Hukumetin, partilerin degil policy si olur. Policy ile politics farkini ortaya koyar misiniz?
Apolitik olmak politik olana ilgisizliktir. Şimdi apolitik olan biri politik olana ilgisiz olduğu için politik olmanın bilincine ulaşamaz zaten. (Zamanla koşulların uygun hale gelmesi ile ulaşabilir tabii.)
Aksine, apolitik her turlu poolitikayi bunyesinde toplayabilir. Ama bir politika kendisinin disinda baska bir politikayi da apolitikligi de bunyesinde toplayamaz.
Şimdi derseniz ki benim tanımladığım apolitik olan politik olanın da bilincinde. Sadece bilincinde değil kapitalizmin uyguladığı politikalara karşı politikalar da geliştirebiliyor. O zaman zaten o apolitik olmuyor, bir şekilde politikayı bilmek zorunda olduğu için bu durum apolitiklik olarak tanımlanamaz.
Kisaca sizce pollitikanin ne oldugunu aciklar misiniz? En azindan siziun bu kavrama verdiginiz anlam ve icerigi bilirsem; ona gore yanit verebilirim.
Verdiğiniz örneklere gelince...
Bilinçli olmak mücadele vermek demişsiniz.
Annesinin sütünü emmek isteyen çocuğun yeterince bilinçli olmadığına değinmişsiniz. Neden peki?
Suur yasama yetisidir. Bilinc ise beynin algilama/sorgulama yetisidir. Obebek yasam yetisi olarak karnini doyurmak ister, yalniz ne ile ve naden/nasil karnini dogurdugunun bilincinde degilkdir. Suur dogustan gelir, bilinc ise yasamdan ogrenilir.
Bebek emmek için mücadele içinde değil mi? Örneğin acıkan bebek ağlıyor bir bakıma bunun da mücadele olduğu söylenebilir.
Canlinin yasama yetisi dogustan gelir, bilinc ise yasamdan ogrenilir kazanilir.
Yine aç kalan insanlar, çok bilinçli bile olmasa, aç kalmak onları zorladığı için bu konuda mücadele içine gireceklerdir.
Iste o yuzden olum orucu ya da aclik grevi bir amac ugruna yapilan bilincli bir eylemdir. Ya da ac kalan yasamak icin insan eti bile yer.
Demek ki mücadele etmek için maddi koşulların oluşması son derece önemli ve bir bakıma gereklidir.
Maddi kosul yeterli degildir ve dogaldir. Onemli olan beynin fonksiyonunun niteligidir. Mesela bir kisi ac ve buldugu elmayi yedi? Neden ikinci elmayi saklar, satar v.s.? Evet maddi tamamda kosul bir algidir. Yani kolelik/kulluk bir maddi kosul degildir, aklin insanoglunu bu amacla degerlendirmesidir. Madde de kosul yoktur, kosulu maddeye insanoglu verir.
Gezi Parkı olaylarına gelince....Bu olayı aslında bir anda gelişen bir olay diye düşünmemek gerekir. Yılların birikimi vardır. Bu birikim eylem için uygun ortamı yani maddi ve diğer koşulları yaratmıştır. Bir kıvılcım da gerisini getirmiştir.
Burada maddi kosuldan ziyade birey bilinci olgusu var. Eger birey bilinci olmasaydi, gezi parki direnci olmazdi. Ayrica bu kosulu yaratan da Diktatorun diktatorlugudur, yani onun beyninin fonksiyonu; inanci, ideolojisi, demokrasi algisi bilgisi bilinci v.s.
Aslında Gezi Parkı olayları sadece apolitik insanların başlattığı bir olay değil. Birçok insan var içinde. Politik olanlar, olmayanlar, taraftar grupları, vb. Ama dediğim gibi maddi ve diğer koşullar oluşmuştu. Yoksa Gezi Parkı olaylarına benzer birçok olay oldu bu ülkede, hatta yakın zamanlarda oldu bu tür olaylar. Ama bu şekilde bir boyuta ulaşmadı ve bu kadar dikkat çekmedi. Neden çünkü maddi ve diğer koşullar oluşmamıştı.
Yapilan ankette genclere sorulmus, %76'si hic bir partiye orgute dernege v.s. uye olmadigini soylemis. Buradaki kosul maddi degil; genclerin birey farkindaligi ve bilinci, diktatorun de diktatorluk beyni idi. Yani kosular fenomeni etkileyen numenal yetinin sonuclaridir.
Yoksa politik olanların politik olmasından kaynaklanan bir sorun değildi bu. Ama sistem bu şekilde gösterdi, dedik ki bunlar politik insanlardır, marjinallerdir vb. Böylece insanlar bir süre için bu tuzağa düştü bir ölçüde. (Ama dediğim gibi sorunun zaten politik kısmı da vardı. Sistem hale bunu kullanmaya devam ediyor. Ama kapitalizm yoluna devam ettikçe insanların yaşam alanları vb. alanlar tehlikeye girdikçe insanlar bazı şeylerin ister istemez farkına varacaklardır. Bu apolitik olmanın onlara sağladığı üstün bakış açısından kaynaklanan bir durum da değil; kaçınılmaz bir şekilde gelen veya gelmesi beklenen bir durum.)
Peki gezi parki direniscilerinin hepsini birlestiren ortak bir politika nedir? ve neye gore odur? Bence fenomeni yonlendiren numenal yetiyi es geciyorsunuz. Neden ve neye gore kacinilmaz?
İşte bu noktadan sonra bunun politika bir ilgisi yoktur, maddi koşullar ve kapitalizmin de bununla ilgisi yoktur vb. denirse, iş orada bırakılırsa soruna çözüm bulunmaz. Tabii sürecin nasıl bir yolda ilerleyeceğini bilmiyorum. Çünkü değişen maddi koşullar ve diğer etkenler insanlara gerekli politik bilinci kazandırabilir. Bunun olup olmadığını ise zaman gösterecek.
Burada konu kapitalizm degildir. Siz bunu ona tasiyabilirsiniz. Burada konu her turlu hak ve ozgurluge mudaheledir. Bunun algisi da ancak birey bilinci ve numenal yeti ile algilanir.
Kisaca T.C. tarihinde bugune kadar hic bir surette birey bilincli bir hareket yoktur. Sadece toplumsal ideolojik politik inancsal ve ustelik guce otoriteye dayanan hareketlerdir. Ustelik bu hareketlerin sadece onunu cekenler nitelikli gerisi ise sadece niceliktir.
Gezi direnisinde ise her bir niceligin niteligi vardir. Yani nitelik ne bir oncu niteligidir ne de belirli bir ideoloji politika inanc v.s. icerir.
Size bir sey sormak istiyorum. Hukumetin, partilerin degil policy si olur. Policy ile politics farkini ortaya koyar misiniz?
Aksine, apolitik her turlu poolitikayi bunyesinde toplayabilir. Ama bir politika kendisinin disinda baska bir politikayi da apolitikligi de bunyesinde toplayamaz.
Kisaca sizce pollitikanin ne oldugunu aciklar misiniz? En azindan siziun bu kavrama verdiginiz anlam ve icerigi bilirsem; ona gore yanit verebilirim.
Suur yasama yetisidir. Bilinc ise beynin algilama/sorgulama yetisidir. Obebek yasam yetisi olarak karnini doyurmak ister, yalniz ne ile ve naden/nasil karnini dogurdugunun bilincinde degilkdir. Suur dogustan gelir, bilinc ise yasamdan ogrenilir.
Canlinin yasama yetisi dogustan gelir, bilinc ise yasamdan ogrenilir kazanilir.
Iste o yuzden olum orucu ya da aclik grevi bir amac ugruna yapilan bilincli bir eylemdir. Ya da ac kalan yasamak icin insan eti bile yer.
Maddi kosul yeterli degildir ve dogaldir. Onemli olan beynin fonksiyonunun niteligidir. Mesela bir kisi ac ve buldugu elmayi yedi? Neden ikinci elmayi saklar, satar v.s.? Evet maddi tamamda kosul bir algidir. Yani kolelik/kulluk bir maddi kosul degildir, aklin insanoglunu bu amacla degerlendirmesidir. Madde de kosul yoktur, kosulu maddeye insanoglu verir.
Burada maddi kosuldan ziyade birey bilinci olgusu var. Eger birey bilinci olmasaydi, gezi parki direnci olmazdi. Ayrica bu kosulu yaratan da Diktatorun diktatorlugudur, yani onun beyninin fonksiyonu; inanci, ideolojisi, demokrasi algisi bilgisi bilinci v.s.
Yapilan ankette genclere sorulmus, %76'si hic bir partiye orgute dernege v.s. uye olmadigini soylemis. Buradaki kosul maddi degil; genclerin birey farkindaligi ve bilinci, diktatorun de diktatorluk beyni idi. Yani kosular fenomeni etkileyen numenal yetinin sonuclaridir.
Peki gezi parki direniscilerinin hepsini birlestiren ortak bir politika nedir? ve neye gore odur? Bence fenomeni yonlendiren numenal yetiyi es geciyorsunuz. Neden ve neye gore kacinilmaz?
Burada konu kapitalizm degildir. Siz bunu ona tasiyabilirsiniz. Burada konu her turlu hak ve ozgurluge mudaheledir. Bunun algisi da ancak birey bilinci ve numenal yeti ile algilanir.
Kisaca T.C. tarihinde bugune kadar hic bir surette birey bilincli bir hareket yoktur. Sadece toplumsal ideolojik politik inancsal ve ustelik guce otoriteye dayanan hareketlerdir. Ustelik bu hareketlerin sadece onunu cekenler nitelikli gerisi ise sadece niceliktir.
Gezi direnisinde ise her bir niceligin niteligi vardir. Yani nitelik ne bir oncu niteligidir ne de belirli bir ideoloji politika inanc v.s. icerir.
Sayın Evrensel İnsan;
Sorun şurada aslında, sanıyorum ki siz benim ne söylediğimi anlamadınız. Aynı zamanda kapitalizmi de anlamadığınızı düşünüyorum.
Neyse ben yeterince yanıt yazdım, anlayan anlar. Fazla zaman yok kusura bakmayın.
İyi akşamlar size.
evrensel-insan
13-06-2013, 20:53
Sayın Evrensel İnsan;
Sorun şurada aslında, sanıyorum ki siz benim ne söylediğimi anlamadınız. Aynı zamanda kapitalizmi de anlamadığınızı düşünüyorum.
Neyse ben yeterince yanıt yazdım, anlayan anlar. Fazla zaman yok kusura bakmayın.
İyi akşamlar size.
Onemli degil, zamanin olunca yazarsin.
En azidan sorularima yanit verirsen; ben senin neyden ne anladigini gorur, ona gore yanit yazarim.
Cunku mesela, bir yerde demokrasi olup olmadigini tartisabilmek icin; once demokrasi kavramina verilen anlam ve icerikte ortak nokta gerekir.
Yoksa Turkiye'de diktatore gore birak demokrasiyi hem de ilerisi varken; bana gore tam aksine; sivil, teokratik otokratik sunni ideolojik politik bir diktatorluk vardir.
Ayrica sanki siz benim her yazdigimi ve kapitalizmi anlamis gibi kendinizi degerlendiriyorsunuz, acaba oyle mi?
Onemli olan kapitalizmi anlamak degil; hangi ...e goreye gore kapitalizmi anlamlandirmak ve iceriklendirmek.
Sizin kapitalizmi anlamanizi hangi ..e goreye dayandiriyorsunuz? Yani sizin kapitalizmden anladiginiz neye gore, hangi temele gore?
Onemli degil, zamanin olunca yazarsin.
En azidan sorularima yanit verirsen; ben senin neyden ne anladigini gorur, ona gore yanit yazarim.
Cunku mesela, bir yerde demokrasi olup olmadigini tartisabilmek icin; once demokrasi kavramina verilen anlam ve icerikte ortak nokta gerekir.
Yoksa Turkiye'de diktatore gore birak demokrasiyi hem de ilerisi varken; bana gore tam aksine; sivil, teokratik otokratik sunni ideolojik politik bir diktatorluk vardir.
Ayrica sanki siz benim her yazdigimi anlamis gibi kendinizi degerlendiriyorsunuz, acaba oyle mi?
Sayın Evrensel İnsan;
Sizin yazdıklarınızı anladığımı düşünüyorum. Sorun şu:
Maddi koşullar,diğer koşullar, kapitalizm vb. elbette belirleyicidir ve önemlidir.
Siz sorunu bir kaç kişiye bağlıyorsunuz...Sanki o bir kaç kişi yerine başka bir kaç kişi olsa bu sorunlar olmayacak...
Bu üretim ilişkileri maddi koşullar, kapitalizm vb. bu şekilde olduğu sürece bu tür sorunlar yine olacak....
Şirketler giderek büyüyor, bu şirketler büyüdükçe insanların yaşam alanları ellerinden alınacak, insanların özgürlükleri kısıtlanacak, sosyal hakları ellerinden alınacak. Bu zaten oluyor. Olmayan bir şey değil...Bunu söylüyorum...Bunu tek bir insan beynine indirgeyip, diğer önemli nedenleri yok sayarsanız yanılırsınız. Ve siz de bunu yapıyorsunuz. (Bir insanın, liderin alacağı kararlar önemsizdir demiyorum ama olay sadece bununla sınırlı değil.)
Bunun yanında verdiğiniz tanımlar son derece belirsiz, gözlemlerle de uyuşmuyor.
Aksine, apolitik her turlu poolitikayi bunyesinde toplayabilir. Ama bir politika kendisinin disinda baska bir politikayi da apolitikligi de bunyesinde toplayamaz.
Nasıl apolitik biri bünyesinde her türlü politikayı toplayabilecek. Ne demek bu? Politik olan biri dogmatik davranmadıktan sonra neden başka politikaları anlayamasın, yoksa ne demek istediniz?
Kendi gözlemlerime göre gördüğüm şu: apolitik insanlar öyle çok geniş kapsamlı filan düşünmüyor. Politik konuları da iyi bilmiyorlar çünkü zaten politik konulara ilgili değiller.
Öte yandan siz maddi ve metaryalist koşulları neredeyse yok sayıyorsunuz. Sorunları bir kaç kişinin beyin düşüncesi ve ideası ile açıklamaya çalışıyorsunuz. Kapitalist üretim ilişkilerini, ekonomisini, politik ilişkilerini vb. daha birçok şeyi de görmezden geliyorsunuz.
Neyse vaktim olursa yanıt vermeye çalışırım.
İyi akşamlar.
evrensel-insan
13-06-2013, 21:21
Sayın Evrensel İnsan;
Sizin yazdıklarınızı anladığımı düşünüyorum. Sorun şu:
Maddi koşullar,diğer koşullar, kapitalizm vb. elbette belirleyicidir ve önemlidir.
Siz sorunu bir kaç kişiye bağlıyorsunuz...Sanki o bir kaç kişi yerine başka bir kaç kişi olsa bu sorunlar olmayacak...
Ben boyle bir algi verdigimi hatirlamiyorum. Hangi yazdigimdan bunu algiladiniz?
Bu üretim ilişkileri maddi koşullar, kapitalizm vb. bu şekilde olduğu sürece tür sorunlar yine olacak....
Şirketler giderek büyüyor, bu şirketler büyüdükçe insanların yaşam alanları ellerinden alınacak, insanların özgürlükleri kısıtlanacak, sosyal hakları ellerinden alınacak. Bu zaten oluyor. Olmayan bir şey değil...Bunu söylüyorum...Bunu tek bir insan beynine indirgeyip, diğer önemli nedenleri yok sayarsanız yanılırsınız. Ve siz de bunu yapıyorsunuz.
Tek bir insan beyni!?
Bunun yanında verdiğiniz tanımlar son derece belirsiz, gözlemlerle de uyuşmuyor.
Kime neye gore belirsiz. Iste o yuzden halasizden sordugum sorulara yanit bekliyorum.
Bugunku yazismalarimiza donup bir bakiniz ve mumkunse sorulari yanitlayiniz.
Cunku benim yazdiklarimi verdigim gibi algiladiginmizi zannetmiyorum.
Nasıl apolitik biri bünyesinde her türlü politikayı toplayabilecek. Ne demek bu? Politik olan biri dogmatik davranmadıktan sonra neden başka politikaları anlayamasın, yoksa ne demek istediniz?
Bir antitez tezi bunyesinde toplar. Aksine tez olarak politikayi anlar ve anladigi icin apolitiktir. Cunku politika ayrimci bolucu cikarci v.s. dir.
Kendi gözlemlerime göre gördüğüm şu: apolitik insanlar öyle çok geniş kapsamlı filan düşünmüyor. Politik konuları da iyi bilmiyorlar çünkü apolitik insan demek politikaya ilgisiz demek.
Dedigim gibi birey bilincinin apolitik bilincini algilayamiyorsunuz? Ve hala sadece bananeci olarak degerlendiriyorsunuz?
Öte yandan siz maddi ve metaryalist koşulları neredeyse yok sayıyorsunuz. Sorunları bir kaç kişinin beyin düşüncesi ve ideası ile açıklamaya çalışıyorsunuz. Kapitalist üretim ilişkilerini, ekonomisini, politik ilişkilerini vb. daha birçok şeyi de görmezden geliyorsunuz.
Yok saydigimi neye gore dusunuyorsunuz? Basta insanoglunun kendisi vucudu ve beyni maddi, ama duzeni sistemi hakki hukuku adaleti ozgurlugu sadece numenal yetisinin yarattigi kavramlar. Ustelik maddelestirdigi kavramlar.
Neyse vaktim olursa yanıt vermeye çalışırım.
İyi akşamlar.
Bakin bir ornek vereyim. Cami insanoglu aklinin bir urunu olarak maddelesmistir. Yani cami once numenal yeti de ortaya cikmis, sonra maddelesmistir. Ayni kulluk kolelik ve buna benzer bilimum kavramlar gibi.
Mesela benim de bir politikam yok ve bu konuda gayet bilincliyim. Cunku politikanin bilincinin sorununu algiladim.
En guzel gozlem anketin kendisi ve genclerin beyanlari.
evrensel-insan
13-06-2013, 21:44
Bak burda gozlem ne diyor?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=485858#post485858
Evet bunu hangi ortak politika ve maddi tabana oturtuyorsun?
Sayın Evrensel İnsan;
Yazdıklarınız orada duruyor.
Bir tek insan beyni derken liderin, diktatörün beyni dediniz. Bunu merkeze aldınız. 19. mesajda şöyle yazmışsınız:
Ayrica bu kosulu yaratan da Diktatorun diktatorlugudur, yani onun beyninin fonksiyonu; inanci, ideolojisi, demokrasi algisi bilgisi bilinci v.s.
Ben yukarıda demişim ki: "Bir insanın, liderin alacağı kararlar önemsizdir demiyorum ama olay sadece bununla sınırlı değil."
Ben diyorum ki: (18. mesaj.)
Kapitalizm sorununun politik boyutunu görmek önemlidir. Yani emperyalizm, kapitalizm vb. ilgili olan sorunlar politik yanları vardır. Kapitalizmin uyguladığı neoliberal vb. politikaları görmeyi, bunları deşifre etmeyi ve bunlara karşı politikalar geliştirmeyi içerir.
Annesinin sütünü emmek isteyen çocuğun yeterince bilinçli olmadığına değinmişsiniz. Neden peki? Bebek emmek için mücadele içinde değil mi? Örneğin acıkan bebek ağlıyor bir bakıma bunun da mücadele olduğu söylenebilir.
Yine aç kalan insanlar, çok bilinçli bile olmasa, aç kalmak onları zorladığı için bu konuda mücadele içine gireceklerdir.
Demek ki mücadele etmek için maddi koşulların oluşması son derece önemli ve bir bakıma gereklidir
Siz diyorsunuz ki: (19. mesaj)
Burada maddi kosuldan ziyade birey bilinci olgusu var. Eger birey bilinci olmasaydi, gezi parki direnci olmazdi
Maddi kosul yeterli degildir ve dogaldir. Onemli olan beynin fonksiyonunun niteligidir
Burada konu kapitalizm degildir. Siz bunu ona tasiyabilirsiniz. Burada konu her turlu hak ve ozgurluge mudaheledir. Bunun algisi da ancak birey bilinci ve numenal yeti ile algilanir.
Maddi koşulları ve kapitalizmin geldiği noktayı pek önemli görmüyorsunuz. Belki bunlar da bir sorun da görmüyorsunuz, çünkü doğal diyorsunuz, konu kapitalizm değil diyorsunuz. Elbette orada bireyler, insanlar var; bunlar olmasa böyle bir sorun olmayacak, (yoksa Mars gezeni için filan bunları tartışmamıza gerek yok tabii), ama orada sadece insan beyni yok, maddi koşullar, kapitalizmin geldiği nokta vardır. Bunlar size göre sorun değil, doğal. Bunu yazıyorsunuz sonra başka bir şey yazıyorsunuz. Yazdığınız orada Evrensel İnsan.
Siz diyorsunuz ki:
Dedigim gibi birey bilincinin apolitik bilincini algilayamiyorsunuz? Ve hala sadece bananeci olarak degerlendiriyorsunuz?
Apolitik olanları algıyamadığımı ama onların benim politik düşüncelerimi filan gayet iyi anladığını, aştığını mı iddia ediyorsunuz? Bu konuda kanıtınız ne? Sizin belirsiz bir tanım yaptığınızı söylüyorum. Siz tanımınızı belirli hale getirmek yerine beni algı sorunları yaşamakla suçluyorsunuz. Ben oradaki apolitik kitlelerin beyinsiz ve tümüyle bilinçsiz olduğunu da söylemedim. Bakın Mısır'da eylemciler eylem yaptı, İran'da da yaptılar zamanında, buradan her eylemcinin üst düzey bir bilince sahip olduğunu, tüm politik bilinçlerin üzerinde düşündüğü filan sizin iddianız. Ayrıca tüm politik düşünenleri, bu konuda kafa yoranları bir şekilde kısır düşünmekle ve bir bakıma sığlıkla suçluyorsunuz buna da katılmıyorum.
Sizin politik düşünceniz var mı Evrensel İnsan? Yok mu? Bakın tartıştığımız konu politik konu, forumun politik forumun kısmında yazıyorsunuz ve aslında politika yapıyorsunuz ama apolitik olmayı öven bir politika bu. Bunun da ciddi bir çelişki olduğunun farkındasınızdır umarım.
evrensel-insan
13-06-2013, 22:08
Cok kisa yazacagim. Benim su an bir politik dusuncem yok. Cunku politik dusuncenin insanoglunu her yonden ayirdiginin, boldugunun kutuplastirdiginin ve sadece tum toplumu bu politik goruse onlarin niteligini sosyo-psikolojisini gale almadan guc otorite ile zorladiginin bilincinde ve farkindayim.
Ben de gencler gibi apolitik olarak her bir bireyin her turlu etik kisilik kimlik degerlerinin hak ve ozgurlugunu savunuyor, kendiminkini talep ediyor, hak ve ozgurluk mucadelesine destek veriyor ve herhangibir ideoloji inanc ya da izm temelli bir politikanin kendi dogrusunu dayatmasina ve toplumu kendi dogrusuna yonlendirmesine karsi cikiyorum.
Simdi buyrun bunun uzerine yazin.
Bak burda gozlem ne diyor?
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=485858#post485858
Evet bunu hangi ortak politika ve maddi tabana oturtuyorsun?
Gayet normal.
Zaten Türkiye'de politik düşünen (sosyalistler için konuşuyorum) insan sayısı yüzde olarak az. İnsanların çoğu apolitik veya dogmatik biçimde politikalara bağlı.
Ayrıca bu tür eylemlere şirketlerin çıkarını savunan kişilerin, dogmatik dincilerin vb. pek katılmasını da beklemiyorum.
Sosyalistler yüzde 1'lık kesim içinde.
Bu durumda rastgele seçeceklerin içinde apolitik insanların önemli bir yüzdeyi kapsaması beklenen bir durum.
evrensel-insan
13-06-2013, 22:13
Gayet normal.
Zaten Türkiye'de politik düşünen insan sayısı yüzde olarak az. İnsanların çoğu apolitik veya dogmatik biçimde politikalara bağlı.
Sosyalistler yüzde 1'lık kesim içinde.
Bu durumda rastgele seçeceklerin içinde apolitik insanların önemli bir yüzdeyi kapsaması beklenen bir durum.
Bakin bir ust mesajda acikladim. Ben hangi politik goruse bagliyim?
Ayrica normal olan ne?
Dunyanin gipta ve kiskanclik ile takip ettigi ulkemizdeki halk hareketini siz neye dayanarak normalbuluyorsunuz?
Siz bana birakin Turkiye'yi dunyada olmus bir halk direnisi hareketinden bahsedin.
Bakin bana devrimlerden bahsetmeyin. Bana onculerin nicelik olarak kitleleri cektigi ve guc otorite temelindeki nicelik devrimlerinden bahsetmeyin.
Birey bilinci nedir?
Birey nedir?
Bakin bir ust mesajda acikladim. Ben hangi politik goruse bagliyim?
Ayrica normal olan ne?
Dunyanin gipta ve kiskanclik ile takip ettigi ulkemizdeki halk hareketini siz neye dayanarak normalbuluyorsunuz?
Siz bana birakin Turkiye'yi dunyada olmus bir halk direnisi hareketinden bahsedin.
Bakin bana devrimlerden bahsetmeyin. Bana onculerin nicelik olarak kitleleri cektigi ve guc otorite temelindeki nicelik devrimlerinden bahsetmeyin.
Birey bilinci nedir?
Birey nedir?
Peki Evrensel İnsan;
Bunun dünyada örneği yok. Tek bir Türkiye'de var böyle şeyler...
Örneğin Bolivya'da olmadı, başka bir ülkede olmadı, Arjantin'de olmadı....ABD'de hiç olmuyor. Sadece Türkiye'de oldu. Mısır'da bir şey olmuyordu.
Siz apolitik insanlar aşmış insanlarsınız, sahip olduğunuz yüksek beyin ve bilinç gücüyle çok büyük işler başaracaksınız. Tek engel bizim gibi insanlar. Biz sığdık, bağnazdık ve sizi hep engelledik. Ama artık çoğunluk oldunuz herhalde. Belki her zaman sayınız epey fazlaydı biz sosyalistler yüzde 1'lik kesim olarak engelledik sizi. Artık bunu da aştınız.
Yaşasın apolitik yüksek birey bilinci.
Yaşasın idea, beyin ve birey beyninin bilinç düzeyinin gücü..
apolitik kavramı; süreç içerisinde biraz olumsuz bir içerik kazandı .sadece ülkemizde değil, birçok ülkede.
depolitik olma ile eşanlamlılaştırıldı.
olaya bira an tersinden bakıp, sözde apolitikliğin aslında bal gibi politik olduğunu iddia etmek de mümkün.
ama ben bu tartışmanın içine girmeyeceğim.
çünkü fazlasıyla yanlış anlaşılmaya müsait bir tartışma.
hele de taraflardan bir tanesi, her şeyi ancak analitik düzeyde düşünen, idealizmin kendisine ezberlettiği soyutlamaları yegane ve tartışılmaz gerçek kabul ederek farkında olmadan metafizik düşünme batağında boğulan, ama egosundan da taviz vermemek için direndiğini bildiğim bir arkadaş olunca,
en temizi beladan mümkün olduğunca uzak durmak.
evrensel-insan
13-06-2013, 22:49
apolitik kavramı; süreç içerisinde biraz olumsuz bir içerik kazandı .sadece ülkemizde değil, birçok ülkede.
depolitik olma ile eşanlamlılaştırıldı.
olaya bira an tersinden bakıp, sözde apolitikliğin aslında bal gibi politik olduğunu iddia etmek de mümkün.
ama ben bu tartışmanın içine girmeyeceğim.
çünkü fazlasıyla yanlış anlaşılmaya müsait bir tartışma.
hele de taraflardan bir tanesi, her şeyi ancak analitik düzeyde düşünen, idealizmin kendisine ezberlettiği soyutlamaları yegane ve tartışılmaz gerçek kabul ederek farkında olmadan metafizik düşünme batağında boğulan, ama egosundan da taviz vermemek için direndiğini bildiğim bir arkadaş olunca,
en temizi beladan mümkün olduğunca uzak durmak.
Kusura bakma ama apolitikm bilince sahip olamayan metafizigin varliksal ideolojileri disina cikamaz. Cunku akil sinirlari varlikla sinirlidir. Ustelik ilklik teklik herseylik mutlaklik v.s. gibi bilimsel olmayan inanc icerir.
O yuzden politika tezinin bilinc ve farkindaligini iceren apolitikligi politika bilincinin sorununu algilayamamis beyinler degerlendiremez.
Cunku noncognitivisttirler.
O yuzden ya konuya gir, ya da satasma.
Dusunce ve bilgin varsa da paylas.
Zaten her seyin temeli ya dusunce ve bilgi ya da bunu bela goren noncognitivizm beyin duzeyidir.
:) niye kızdın evrensel;
basitten gidelim madem.gerçi sen sevmezsin, terminoloji seversin ama olsun.
idealist tarih; tarihi kişilerin tasarruflarıyla açıklar.
materyalist tarih ise, maddi koşullarla.
brianla tartışman bunun birebir izdüşümü ve bu bile senin idealizmini deşifreye yeter.
ister diktatörün kişisel davranışı, ister maddi koşulların getirdiği diktatörlük;
bunun felsefesine bulaşmadan bak ne yapıcam.
bu arkadaşlar ne yapıyor.
diktatöre/diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veriyor.
gördünmü politikliği.
brianın tek hatası; apolitik kavramını politikasız olmak yaygın anlamında kullanmasıdır.
bu arada apolitik kavramının tarihinde olumlu kullanımı anarşistlerin işidir.
bunu da hatırlatayım sana.
burdaki apolitiklik, şu ya da bu siyasi politik duruşa angaje olmamak,
ancak politika ise düpedüz mücadele veriyor olmanın kendisidir.
bu kadarı yeterlidir sanırım anlaman için.
ama sen indirgemeci ve ayrıştırmacı olduğun, bütünden soyutlamalarla indirgemeye kalktıklarının ise kopmaz ilişki içinde olduklarını farkedecek diyalektik keskinlikten yoksun olduğun için anlamayabilirsin de.
bazan apolitik olmak sözde politik olanın doruğudur.
ancak sen apolitik olanı kavramsal düzeyde dejenere ediyorsun.
bu insanlar özgürlük istiyor.
istenebilecek en büyük şeyi isyorlar.
bundan daha tehdit edici politik bir şey var mı.
evrensel-insan
13-06-2013, 23:32
:) niye kızdın evrensel;
basitten gidelim madem.gerçi sen sevmezsin, terminoloji seversin ama olsun.
Kizdigimi da nerden cikardin, polemik ve satasmana yanit verdim sadece.
idealist tarih; tarihi kişilerin tasarruflarıyla açıklar.
materyalist tarih ise, maddi koşullarla.
brianla tartışman bunun birebir izdüşümü ve bu bile senin idealizmini deşifreye yeter.
Hayir efendim. Tarih fenomenonumenaldir. Yani hem maddi hem de numenal yetiyi icerir. Tarihte savasan insanoglunun fenomenidir, ama onu savastiran da numenal yetisidir.
ister diktatörün kişisel davranışı, ister maddi koşulların getirdiği diktatörlük;
bunun felsefesine bulaşmadan bak ne yapıcam.
bu arkadaşlar ne yapıyor.
diktatöre/diktatörlüğe karşı özgürlük mücadelesi veriyor.
gördünmü politikliği.
Iste fark ozgurluk istemi politik degil, etiktir. Yani her kes bu bilince varinca bu savasi ister. O yuzden de isteyenin insan hak ve evrensel hukuk temelindeki hak ve ozgurlugudur. Bu politik degildir. Cunku bir politikasi yoktur. Sadece kisilerin yasamdan kendilerine edindikleri kisilik kimlik degerlerine sahip cikistir. Zaten bunu algilarsan politika ile etik farkini da algilarsin. Ayrica politikanin kendiside felsefi olarak metafizigin ve etigin konusudur.
brianın tek hatası; apolitik kavramını politikasız olmak yaygın anlamında kullanmasıdır.
bu arada apolitik kavramının tarihinde olumlu kullanımı anarşistlerin işidir.
bunu da hatırlatayım sana.
Tabi senin politik pencerenden oyledir. Anarrsist demek duzene karsi cikmak ve YERINE NE ISTEDIGINI BILMEMEK demektir.
burdaki apolitiklik, şu ya da bu siyasi politik duruşa angaje olmamak,
ancak politika ise düpedüz mücadele veriyor olmanın kendisidir.
bu kadarı yeterlidir sanırım anlaman için.
Dedim ya politika ustu ve disi mucadeleyi algilayamiyorsun diye. Cunku sana gore ortada bir mucadele varsa bu politiktir. Evet bu dedigin 19. yuzyilda gecerliydi, bugun degil.
Asil bunu yapan materyalizmdir. Herseyi maddeye indirger ve determinizm adina maddenin, bilimsel olmayan ilkligini tekligini ve mutlakligini savunur.
[quote]bazan apolitik olmak sözde politik olanın doruğudur.
Hayir, apolitiklik sadece antitezdir bilinc olarak tez ve antitezin sentezi ve kritik/analitik analojisi var.
ancak sen apolitik olanı kavramsal düzeyde dejenere ediyorsun.
bu insanlar özgürlük istiyor.
istenebilecek en büyük şeyi isyorlar.
bundan daha tehdit edici politik bir şey var mı.
Ozgurluk istemi liberal algida politiktir, freedom algisinda degil. Yani burada ozgurlugu isteyenlerin "ben ozgurlugumu soyle alirim" temelli bir politikalari yok. Sadece birey olarak ozgurluklerinin olmadiginin farkinda ve bilincindeler. Sadece de geri verilmesini istiyorlar. Yani insan haklari olarak hak ve ozgurluklerini istiyorlar.
Freedom ile liberty farkini algilarsan; politik olmayan ile politik olan ozgurluk farkini da algilamis olursun.
sevgili evrensel,
uzun uzun yazacaktım.hatta ta 1986-87lerde ''kara'' dergisinde anarşistlerin nelerin eleştiri ve özeleştirilerini yaptıklarından dem vuracaktım.
turnuvam başladı.üstelik ağzımın tadı da kaçtı.
''Anarrsist demek duzene karsi cikmak ve YERINE NE ISTEDIGINI BILMEMEK demektir.''
işte şu cümledeki zavallıktan sonra yazmanın anlamı kalmadı.
senin daha düzen ve özgürlük kavramlarını dahi doğru anlayabildiğini artık sanmıyorum.
yerine özgürlüğümü istiyorum.
demekki ne istediğimi gayet iyi biliyormuşum.
oysa her düzen senin özgürlüğünü sözde başkalarının özgürlüğünün sınırlarıyla dejenere eder.
burdaki ikiyüzlü liberal özgürlük anlayışına karşı olduğumu biliyorum,buna karşı çıkıyorum.
düzenin senin olsun.
yerine ne istediğimi bilmediğime ise senin gibi idealistler karar veremez.
evrensel-insan
14-06-2013, 00:22
sevgili evrensel,
uzun uzun yazacaktım.hatta ta 1986-87lerde ''kara'' dergisinde anarşistlerin nelerin eleştiri ve özeleştirilerini yaptıklarından dem vuracaktım.
turnuvam başladı.üstelik ağzımın tadı da kaçtı.
''Anarrsist demek duzene karsi cikmak ve YERINE NE ISTEDIGINI BILMEMEK demektir.''
işte şu cümledeki zavallıktan sonra yazmanın anlamı kalmadı.
senin daha düzen ve özgürlük kavramlarını dahi doğru anlayabildiğini artık sanmıyorum.
yerine özgürlüğümü istiyorum.
demekki ne istediğimi gayet iyi biliyormuşum.
oysa her düzen senin özgürlüğünü sözde başkalarının özgürlüğünün sınırlarıyla dejenere eder.
burdaki ikiyüzlü liberal özgürlük anlayışına karşı olduğumu biliyorum,buna karşı çıkıyorum.
düzenin senin olsun.
yerine ne istediğimi bilmediğime ise senin gibi idealistler karar veremez.
Gene yanildin benim ve bu halk direnisinin istemi politik degil, etiktir. Bu da politikanin degil; insan haklarinin evrensel hukukun hak ve ozgurlugunun konusudur.
On ce policy ile politics sonra da freedom ile liberty ondan sonrada politika ile etik farklarini algiladigini goster mki devam edelim.
Cunku hukumetin politikasi olmaz, policy si olur. Devletin politikasi olmaz. Politika sadece hukumet olabilme adina iktidara gelmek icin ortaya konan diger iktidara geleceklerden farktir.
Anarsizmin anlamini bildigini de zannetmiyorum. Ya da terorizmden farkini.
Herneyse hersey beyin duzeyinin bireyligi algisi bilgisi ve bilinc duzeyidir.
Her turlu kavramin anlami da icerigi de bir ...e gore temeline gore farklilasir.
O yle olmasa, fasizm ile sosyalizmin demokrasi anlayisi ayni olurdu.
Ya da AKP diktatorlugune demokrasi demezdi.
Butun mesele kavrama kavramin disindan bakabilmektir. Kavrami sahiplenen ve ifadesini sabitleyen beyinler bunu basaramaz.
Hani su eskiden objektif bakis acisi olarak belirtilen sey var ya iste o.
Sonucta bir seyi belirten insanoglu subjesidir ve onun kendi beyin duzeyinin objektifligidir.
anarşizm ile terorizm kelimelerini aynı cümlede kullanman bile iğrenç.sen beni sorgulama hakkını bir çok başlıkta defalarca kaybetmiş bir eski dostsun o kadar.
aslında senin yapmak isteyip de , idealist analitikten yakanı kurtaramadığın için yapamadığın şeydir anarşist düşünce.
her türlü iktidar ilişkisinin insan doğası üzerindeki etkisinden yola çıkar.
bazı kereler sen bu bağlamdan yola çıkmaya kalktın.
ancak sana ezberletilmiş terminoloji devamını getirmeni engelledi.
biraz ince düşünebilsen;
politik değil apolitik duruşu savunduğumu da görebilcektin.
ancak bunu açıkça ortaya koymayı tercih etmedim.
olurda senin idealizminle aynı çizgide algılanmaktan çekindim.
bir anarşist için, olumlu anlamda apolitikliğin içerdiği iktidar ilişkisinden yoksun olma ve iktidar ilişkisi üretmeme durumu, politik olup iktidar ilişkileri üreten ve insansız politik siyasal programlar/ideolojiler arasına sıkışmakla kıyaslandığında anrşist tarafından hep tercih edilecektir.
her ne kadar suya sabuna dokunmamak gibi anlaşılma tehlikesi varsa da.
bu arada; tarih boyunca en az kan dökenler anarşistlerdir sayın evrensel.
sandığın gibi şiddetle de terörle de pek işleri yoktur.
evrensel-insan
14-06-2013, 01:16
Neyse kusura bakma herzamanki gibi dusunce ve bilgi yerine polermige suclamaya ithama v.s. ye baslamissin.
Boyle bir tartisma ancak atismadir.
Ilk cumlen aslinda senin bilgi ve dusunceye ne kadar onem verdiginin delili.
Senin bana ne hak vermeye ne de bicmeye hakkin yok. Eski dost.
Zaten bunu algilasan belki de sinirlarini asip birey olabilmeye yelken acacaksin, ama pek umutlu degilim.
Ne zaman adabin ile yazismaya baslar ve dusunce ve bilgini ortaya koyarsin, o zaman yanitalirsin, eski dost.
:)
brianın tek hatası; apolitik kavramını politikasız olmak yaygın anlamında kullanmasıdır.
bu arada apolitik kavramının tarihinde olumlu kullanımı anarşistlerin işidir.
bunu da hatırlatayım sana.
burdaki apolitiklik, şu ya da bu siyasi politik duruşa angaje olmamak,
ancak politika ise düpedüz mücadele veriyor olmanın kendisidir.
bu kadarı yeterlidir sanırım anlaman için.
ama sen indirgemeci ve ayrıştırmacı olduğun, bütünden soyutlamalarla indirgemeye kalktıklarının ise kopmaz ilişki içinde olduklarını farkedecek diyalektik keskinlikten yoksun olduğun için anlamayabilirsin de.
Merhaba Khaos;
Herhangi bir politik görüşe dogmatik ve körü körüne biçimde bağlı olmadığımı söylüyorum. Ve yanıldığımız bir yer varsa bunları düzeltmenin tarafındayız. Bu açıdan aynı görüşü savunduğumuzu düşünüyorum.
Selamlar
Şu soruda aklıma geliyor: tüm politik görüşlere karşı tarafsız olunabilir mi?
Örneğin işçi sınıfının, ezilenin, sömürülenin, çevrenin yanında mısının yoksa sermayenin, kapitalizmin büyük şirketlerin yanında mısın diye sorulduğunda yanıtımız ne olacak ya da olmalı?
Bu soruların karşısında ben politik görüşüm yok, benim bunlarla işimiz olamaz, olmamıştır, olmayacaktır vb. diyenler, bu konuda doğru düzgün bir şey yapmamış olanlar kalkıp bize politika şu bu konusunda ders vermeye kalkmasın. Elbette bu konular onların haddi değildir.
İşçi sınıfının, ezilenin ve sömürülenin, çevrenin yanında olmak bir politik duruştur. Şu veya bu biçimde. (Mesele bu politik duruşun içini sağlam biçimde doldurabilmektir. Çünkü bir konuda bilinçli olmak için önce o konuyu bileceksin, öğreneceksin, ama bilmeden, anlamadan ben zaten tüm bunların toplam bilgisine sahibim diyen kişiyi de ciddiye almazlar. Benim için de bunların tartışılacak bir değeri deyoktur.)
Bu duruş aynı zamanda özgürlük mücadelesini de içinde barındırır. Üstelik özgürlük konusuna çok daha geniş felsefeden baktığı için daha tutarlıdır. (Politik pencereden bakmak sizi sınırlamıyor mu;? Doğru ile yanlışı ayırt etmek ve meselenin farklı boyutlarına vakıf olabilmek için politika bilmek önemli. Çünkü bu şekilde hem karşı tarafın politikalarını görmek mümkün olduğu gibi buna karşı politikalar geliştirmek mümkün olacaktır. Yoksa herşey benim kafamın içinde belirleniyor, istersem uçarım, fizik kuralı bilmem ne dinlemem, her şey kafama ve bilincime bağlı, kendimi sınırlamıyor, bilincimle yaratıyorum, bitiriyorum filan demek idealizmin doruklarıdır, bilimsel de değildir. Çünkü her şey kafada ve sizin bilinciniz de bitmiyor, fizik yasalarına, maddi, koşulşara uymak zorundasınız. Tıpkı bunun gibi politikayı da bilmeden, anlamadan ben kendimi sınırlamıyorum, istediğimi düşünüyor ve yapıyorum diyenler ancak bunu fantezi dünyasında yaparlar.)
Özgürlükler elbette politik temele dayanır. Bu sadece hukuksaldır şu bu diyenler olaylar arasında bağlantıyı görmeyen ve anlamayan kişilerdir. Çünkü buna hukuksal dediğiniz zaman size neyin hukuku diyeceklerdir?
Burjuva hukuku mu denilecek? .Burjuva hukuku, buna bağlı bir tür burjuva felsefesi olan idealizmi kimlerin ne amaçla savundukları bellidir.
Burjuva hukuku işçi sınıfının sömürülmesine, çevrenin yok edilmesine fazla ses çıkarmaz, çıkarsa zaten dünya bu halde olmazdı.
Ama tabii burjuva hukukunu mutlak doğru diye düşünenler veya bu tür şeyleri her türlü politik görüşten bağımsız diye tartışıp gerçekte çaktırmadan burjuva felsefesini dayatmaya çalışanların bu çabası gözden kaçmıyor. Kaçmayacak da....
Selamlar ve sevgiler
Brain
Ne Özgürlüğü
İki de bir özgürlük özgürlük diyoruz...Ama kime verilecek özgürlük? Ne özgürlüğü?
Örneğin patronların daha çok AVM kurması özgürlüğü mü? İnsanların daha çok tüketmesi özgürlüğü mü? Patronların daha çok işçi çalıştırması, daha çok zengin olma özgürlüğü mü?
Çevreyi kirletme özgürlüğü mü?
Şimdi bu özgürlükler neye göre belirlenecek? Elbette politik sistemlere ve yine bununla şu veya bu biçimle ilintili bir takım değer yargılarına göre...
Kapitalizmi savunan biri patronları ve onların zengin olmasını, sürekli büyüyen bir ekonomiyi vb. çok doğru bulabilir. Üstelik bunların özgürlük için vazgeçilmez olduğunu da söyleyebilir.
Demek istediğim düşündüğümüz özgürlük biçimleri şu veya bu biçimde politik sistemlerle ilişki içindedir. Biz bunun farkında olmayabiliriz ama bu böyledir.
Daha sonraki yazımda olayın sınıfsal olduğunu ve sınıfsal analizin nihayetinde çözüm için kaçınılmaz bir analiz olmak zorunda olduğuna değinmek istiyorum.
Daha önce kapitalizmin artık ekolojik ve başka sınırlara dayandığını söylemiştim.
Ve aynı zamanda giderek devleşen bir kapitalizm olduğunu belirtmiştim.
Ve buna karşı dünya kaynaklarının sınırlı olduğu açık. (Yani elimizde tek bir dünya var, su, enerji vb. kaynaklar sonsuz değil, sınırlı.)
Buna karşı kapitalizmin çözümü nedir peki:
Kapitalistler şuna benzer şeyler söylerler:
1. Mesele bireyseldir.
2. Piyasa ekonomisi sorunları eninde sonunda çözer.
3. İlerlemede bir maddi sınır yoktur, ilerleme sonsuza kadar olabilir. Büyüme de sonsuza kadar sürebilir. Çünkü insan düşüncesinin sınırı yoktur. Düşüncede sınır olmadığı için büyümede sınır olmayacaktır. (Burada kapitalizm kendisini kurtarmak ve haklı çıkarmak için idealist felsefeye sığınır. Bu idealist felsefe ile her şeyin idea ile çözüleceği sistemde sorun olmadığı çünkü nihayetinde düşünce ile sistem içinde çözülemeyecek bir şey olmadığı iddia edilir.) Gerçekte evrende büyümede sınır olmayabilir ama bunun için maddi koşulları dikkate almanız gerekir: bir ağacın boyu geometrik oranda artarak sonsuza kadar büyüyemez, büyüme belli sınırlar içinde kalır, çünkü maddi koşullar buna izin vermez. Büyümenin maddi koşullarını ortaya koymadığınız sürece bu sınırlarla yüz yüze gelmek zorundasınız.
Şimdi bu üç unsur da, ekolojik krize ve dünyada kaynakların sınırlı olduğu gerçeğine terstir.
Büyüyeceksin ama küresel ısınma sürekli kötü yönde gitmeye devam ediyor.
Ve büyüme ile bu sorun nasıl çözülecek? Kapitalist sistemin bunu çözemediği görülmüştür. Üstelik bu kriz oldukça ciddi bir kriz. İlerleyen zamanlarda bu kriz kapitalist sistemi hatta insanoğlunun yaşamını ciddi biçimde tehdit etme olasılığı yadsınamaz ve hafife alınamaz. Öte yandan bu gerçeğe rağmen sistem sıkıştığı zaman idealist bir felsefeyi merkeze alan (Her şeyi idea ve düşünce ile çözebilirsiniz, maddi gerçeklerin çok da önemi yoktur demeye çalışan) bir düşünce biçimi ile karşı karşıyayız. (Öyle ki ölmek üzere olan birine bile ölürsen üzülme seni idea ve düşünce gücüyle diriltiriz türünden bir yaklaşıma benziyor bu)
Tabii mesele sadece küresel ısınma ile ilgili değil. Diğer ekolojik sorunlar ( okyanusların kirlenmesi, çevrenin tahrip edilmesi, biyoçeşitliliğin azalması vb.) hızlı biçimde devam ediyor. Ve dünya ciddi bir ekolojik kriz ile karşı karşıya.
Dediğim gibi bu açık maddi gerçeklere rağmen sistem (idealist düşündüğü ve idealist mantıkla maddi koşulları sürekli ikinci planda gördüğü için) sorunu yeterince önemsemiyor. Ve yine sınıfsal nedenlerden dolayı (kısaca zenginler bunu görse bile zenginliklerinden vazgeçmek, konumlarını kaybetmek de istemiyorlar) sistem bundan vazgeçecek gibi değil.
Yani kapitalizm büyümeye devam edecek: insanlar daha çok para kazanmak isteyecek, patronlar karları azaldığında üzülecek ve bunu asla istemeyecek ve kafalarında kurdukları idealist mantıkla dünyanın ekolojik sınırlarını görmeyecekler veya sınıfsal vb. nedenlerden dolayı bunu göz ardı edecekler.
Bu durumda sistem büyümeye devam edecek. Bu durumda insanların yaşam alanları, ırmaklar, nehirler, parklar vb. birçok şey de kolayca büyüme ve kar için kolaylıkla feda edebilir. Bunun anlamı şudur daha çok zenginleşme uğruna doğal kaynaklarının ve yaşam alanlarının feda edilmesi kısa bir süre için zenginliği ve büyümeyi sağlasa da bu da büyük oranda üst düzeydeki kapitalist sınıfın çıkarına hizmet edecektir. Bu anlamda kapitalizm geldiği bu noktada ekolojik sınırlardan vb. dolayı büyümekte çok zorlanacak ve giderek alt ve orta sınıf insanlarla çatışma içine girecektir. Yani artık alt ve orta sınıftaki insanları mutlu edecek bir büyüme imkanı olmadığı gibi bu insanlardan fedakarlık yapmasını isteyen bir sistem var karşımızda. (Daha çok çalışma, daha geç emekli olma, düşük ücretli çalışma, esnek çalışma, buna karşı yaşam alanlarının göz çıkarılmasına razı olma vb.) Orta sınıf ve küçük burjuva bu durumda zamanla giderek güç kaybetmeye başlayacak, fakirleşecek ve zamanla proterleşecektir.
Kısaca bu aynı zamanda sınıfsal bir kavgadır. Ama biz bunu farklı biçimlerde görebiliriz. Çünkü bunu sınıfsal kavga biçiminde göstermek kapitalizmin işine gelmez. Bunu bir din, mezhep vb. sorunlar halinde gösterirse, hem zaman kazanır, hem de insanları böldüğü gibi işçi sınıfından bile kendisine güçlü bir destek bulabilir. Böylece işçi sınıfı ve orta sınıftaki insanlar bölündüğü gibi yeterli bir sınıfsal bilince ulaşamazlar. (Kısaca buna böl parçala ve yönet diyoruz.)
Bu durumda bu oyunu görmek gerekir. Evet bu oyunu görebiliriz; bundan kurtulmak da zor olabilir. Burada sınıf kavgası vardır. Orta sınıf da işçi sınıfının yanında olmak ve onu desteklemek zorundadır. Yoksa kaybeden taraf olacaktır. İşçi sınıfı ise bunun asıl gerçekte sınıfsal bir kavga olduğunu anlamalı ve bu bilince ulaşmalıdır. Yoksa kaybeden tarafta olacaktır.
Zaman zaman ABD'yi ve oradaki iki partiyi örnek gösterenler oluyor. "Ne kadar iyi bir sistem, ne kadar iyi çalışıyor." deniliyor.
Daha önce sistemin manipulasyona dayanan bir demokrasi anlayışını olduğuna değinmiştim. Peki sistem gerçekten iyi işliyor mu?
Şu videoda ABD'deki gelir dağılımın nasıl bozuk olduğunu anlatıyor ve grafik üzerinde gösteriyor.
http://www.youtube.com/watch?v=QPKKQnijnsM
Nüfusun yüzde 1'i inanılmaz bir zenginliğe ulaşmış durumda. ABD, OECD ülkeleri arasında en kötü gelir dağılımına sahip ülkelerden biri. Yukarıdaki videodan da bunu anlamak zor değil.
Bu yüzde 1 ABD'ye istediği gibi yön veriyor; manipule ediyor desek yanılmış olmayız. O yüzden ABD'deki 'Occupy movement' biz yüzde 99'uz diyor.
Sistem ekonomik açıdan da ciddi sınırlara dayanmış. Richard Wolff bunu anlatıyor:
http://www.youtube.com/watch?v=TZU3wfjtIJY
evrensel-insan
17-06-2013, 21:05
Şu soruda aklıma geliyor: tüm politik görüşlere karşı tarafsız olunabilir mi?
Örneğin işçi sınıfının, ezilenin, sömürülenin, çevrenin yanında mısının yoksa sermayenin, kapitalizmin büyük şirketlerin yanında mısın diye sorulduğunda yanıtımız ne olacak ya da olmalı?
Neden isci sinifi hak ve ozgurluk savunusu icin illa nicelik temelinde toplumu siniflara ayir mak zorundamisin? Evrensel-hukuk insan haklari hak ve ozgurluklerin savunusu yetmiyor mu?
Bu soruların karşısında ben politik görüşüm yok, benim bunlarla işimiz olamaz, olmamıştır, olmayacaktır vb. diyenler, bu konuda doğru düzgün bir şey yapmamış olanlar kalkıp bize politika şu bu konusunda ders vermeye kalkmasın. Elbette bu konular onların haddi değildir.
Iste noncognitivizm tam da burda. Benim bir hareketi desteklemem icin illa politik mi olmam lazium, neden peki? Buradaki bir noncognitivizm de bilincli apolitik activist ile bilincsiz apolitik pasifist fasrkini algilayamamak.
İşçi sınıfının, ezilenin ve sömürülenin, çevrenin yanında olmak bir politik duruştur. Şu veya bu biçimde. (Mesele bu politik duruşun içini sağlam biçimde doldurabilmektir. Çünkü bir konuda bilinçli olmak için önce o konuyu bileceksin, öğreneceksin, ama bilmeden, anlamadan ben zaten tüm bunların toplam bilgisine sahibim diyen kişiyi de ciddiye almazlar. Benim için de bunların tartışılacak bir değeri deyoktur.)
Ben tum inasanoglunun insan haklarinin hak ve ozgurlugunu savunuyorum. Neden sen bunu boluyor ve ayiriyorsun, isci sinifiu v.s. dye?
Bu duruş aynı zamanda özgürlük mücadelesini de içinde barındırır. Üstelik özgürlük konusuna çok daha geniş felsefeden baktığı için daha tutarlıdır. (Politik pencereden bakmak sizi sınırlamıyor mu;? Doğru ile yanlışı ayırt etmek ve meselenin farklı boyutlarına vakıf olabilmek için politika bilmek önemli. Çünkü bu şekilde hem karşı tarafın politikalarını görmek mümkün olduğu gibi buna karşı politikalar geliştirmek mümkün olacaktır. Yoksa herşey benim kafamın içinde belirleniyor, istersem uçarım, fizik kuralı bilmem ne dinlemem, her şey kafama ve bilincime bağlı, kendimi sınırlamıyor, bilincimle yaratıyorum, bitiriyorum filan demek idealizmin doruklarıdır, bilimsel de değildir. Çünkü her şey kafada ve sizin bilinciniz de bitmiyor, fizik yasalarına, maddi, koşulşara uymak zorundasınız. Tıpkı bunun gibi politikayı da bilmeden, anlamadan ben kendimi sınırlamıyorum, istediğimi düşünüyor ve yapıyorum diyenler ancak bunu fantezi dünyasında yaparlar.)
Isci sinifinin ozgurlugu proletarya diktatorlugumudur. Bana diktatorlugu savunan bir beynin nasil bir diktatorluge karsi cikabilecegini aciklar misin? Insanofglunun fiziksel nicelik tarafi yoktur, nitelik tarafi vardir. Insan haklari evrensel hukuk temelinde hak ve ozgurlugunu isteyenler savunanlar destekleyenler ve buna karsi cikanlar. Buna karsi cikanlarin da mutlaka bir cikari vardir. Evet dedim ya noncognitivizmin bir temeli beyinlerin metafizigin varliksal ideolojileri ile (materyalizm/idealizm) sinirlanmasi v e insanoglunu sadece nicelik olarak algilamasidir ve tabi dogaldir ki bir materyalist kendi inandigi ideolojik dogrusuna uymayani da idealist olarak algilayascaktir, cunku ufku o kadardir. Birey bilinci yoktur bireyin kendi serbest iradesi ile hak ve ozgurluk istyemini savunusunu ve desteklemesini algilayamaz.
Ayni diktator gibi, hala direnen gencleri orgutleyen birini ariyor. Dogaldir kendisi kuldur cunku birey bilinci yoktur ve bireyin beynini niteligini algilayamaz. Iste materyalistlarde herseyi madde yaparak ayni akilcilikta birlesir. Illa herseyin ardinda bir orgut ararlar. Cunku onlarda da birey bilinci yoktur. Bireyin kendi niteligi ile savunusunu destegini talebini algilayamaz.
Artik atin bu cagdisi kul ve madde olan ve insanoglunu nicelik olarak goren akilciliginizi. Birey bilinci bugun insanoglunun niteligidir ve konu toplumsal degil; sosyo-psikolojiktir.
Insanoglunu madde ya da kul yerine koyan idealizm ve materyalizm maalesef ayni akilcilikta birlesmektedirler. Bu da bilimsel bir temeli olmayan ilklik teklik mutlaklik algisidir. Tek farkla materyalist bunu madde yapar, idealist dusunce ve ordan da tanri.
Materyalist insanoglunu nicelik ve meta mal olarak algilar.
Idealist insanoglunu kul olarak.
Ikisi de insanoglunun bir hayvan gibi kendi soylediklei inandiklari ideolojik dogrularina biat etmesini isterler. Cunku kendileri biat ederler.
Oyuzden bir diktatorun proletarya olmasi onun diktatorlugunu azaltmaz.
Ya diktatore karsisin ya da degilsin "benim diktatorum en iyi diktatordur" yarisi ancak akillarini metafizigin ideolojileri ile sinirlamislarin birey olamamis akillaridir.
Özgürlükler elbette politik temele dayanır. Bu sadece hukuksaldır şu bu diyenler olaylar arasında bağlantıyı görmeyen ve anlamayan kişilerdir. Çünkü buna hukuksal dediğiniz zaman size neyin hukuku diyeceklerdir?
Hayir efendim dayanmaz. Ben bir birey olarak insan hakki ve evrensel hukuk temelinde ozgurlugumu isterim, liberal temelde degil. Daha once de acikladim freedom ile liberty farkini algilayin. Konu burada insansaldir.
Burjuva hukuku mu denilecek? .Burjuva hukuku, buna bağlı bir tür burjuva felsefesi olan idealizmi kimlerin ne amaçla savundukları bellidir.
Burjuva hukuku işçi sınıfının sömürülmesine, çevrenin yok edilmesine fazla ses çıkarmaz, çıkarsa zaten dünya bu halde olmazdı.
Hukukun sinifi olmaz hukuk ya insanliga yoneliktir ya da degil. Kanun ile hukukun farkinin algilanmasi gerekir.
Ama tabii burjuva hukukunu mutlak doğru diye düşünenler veya bu tür şeyleri her türlü politik görüşten bağımsız diye tartışıp gerçekte çaktırmadan burjuva felsefesini dayatmaya çalışanların bu çabası gözden kaçmıyor. Kaçmayacak da....
Selamlar ve sevgiler
Brain[/QUOTE]
Dedigim gibi noncognitivizmin asilabilmesi icin birey bilinci insanoglu bilinci gerekiyor.
evrensel-insan
17-06-2013, 21:07
Ne Özgürlüğü
İki de bir özgürlük özgürlük diyoruz...Ama kime verilecek özgürlük? Ne özgürlüğü?
Örneğin patronların daha çok AVM kurması özgürlüğü mü? İnsanların daha çok tüketmesi özgürlüğü mü? Patronların daha çok işçi çalıştırması, daha çok zengin olma özgürlüğü mü?
Çevreyi kirletme özgürlüğü mü?
Şimdi bu özgürlükler neye göre belirlenecek? Elbette politik sistemlere ve yine bununla şu veya bu biçimle ilintili bir takım değer yargılarına göre...
Kapitalizmi savunan biri patronları ve onların zengin olmasını, sürekli büyüyen bir ekonomiyi vb. çok doğru bulabilir. Üstelik bunların özgürlük için vazgeçilmez olduğunu da söyleyebilir.
Demek istediğim düşündüğümüz özgürlük biçimleri şu veya bu biçimde politik sistemlerle ilişki içindedir. Biz bunun farkında olmayabiliriz ama bu böyledir.
Daha sonraki yazımda olayın sınıfsal olduğunu ve sınıfsal analizin nihayetinde çözüm için kaçınılmaz bir analiz olmak zorunda olduğuna değinmek istiyorum.
Senin ozgurluk algin liberalizm ile sinirli. Istersen freedom olarak ozgurlugu once algilamaya calis.
Neden isci sinifi hak ve ozgurluk savunusu icin illa nicelik temelinde toplumu siniflara ayir mak zorundamisin? Evrensel-hukuk insan haklari hak ve ozgurluklerin savunusu yetmiyor mu?
Evrensel hak ve hukuk değil ilkeler, aslında bugün için burjuva hukukudur. Evet yetmiyor.
80 milyar dolar servete sahip biri ile yoksul biri aynı özgürlüğe kağıt üzerinde sahip olabilir. Ama gerçekte ikisi aynı derecede özgür değildir. Çünkü kapitalist sistemde para önemlidir. Karnını bile zor doyuran, kötü beslenen, kötü okullara giden bu yüzden iyi eğitim almayan, kötü işlerde çalışmak zorunda kalan biri ile zengin biri aynı derecede mi özgür sence? Kağıt üzerinde öyle....
Ama sana göre öyle değil, sana göre ve senin gibi düşünen burjuvalara göre...
Iste noncognitivizm tam da burda. Benim bir hareketi desteklemem icin illa politik mi olmam lazium, neden peki? Buradaki bir noncognitivizm de bilincli apolitik activist ile bilincsiz apolitik pasifist fasrkini algilayamamak.
Sana soruyorum kapitalizmin, kapitalist sınıfın ve onun çıkarlarını mı savunuyorsun yoksa işçi sınıfın yanında mısın, yoksa bu konularda tarafsız mısın?
Soru bu, bunun gibi bir sürü politik soru var. Sen politik görüşüm yok diye yanıt veriyorsun. Alakaya maydanoz bir yanıt oluyor ne yazık ki...
Sana bir fizik problemi sorsaydım apolitik davranabilirsin ve çözdüğün fizik problemini politikayla ilişkilendirmeyebilirsin, o zaman doğru iş yaptığını söyleyceğim ama bu öyle bir konu değil.
Ben tum inasanoglunun insan haklarinin hak ve ozgurlugunu savunuyorum. Neden sen bunu boluyor ve ayiriyorsun, isci sinifiu v.s. dye?
Neye göre savunuyorsun? Hangi politik sistemde? Nasıl bir düzen düşünüyorsun kafanda, kafanda bir sistem yok mu? Sanırım yok. ABD yasalarını normal buluyorsun sanırım. Diğer yandan çıkıp kapitalizmi eleştiriyorsun filan. Neyse bırak bunları...
Isci sinifinin ozgurlugu proletarya diktatorlugumudur. Bana diktatorlugu savunan bir beynin nasil bir diktatorluge karsi cikabilecegini aciklar misin? Insanofglunun fiziksel nicelik tarafi yoktur, nitelik tarafi vardir. Insan haklari evrensel hukuk temelinde hak ve ozgurlugunu isteyenler savunanlar destekleyenler ve buna karsi cikanlar. Buna karsi cikanlarin da mutlaka bir cikari vardir. Evet dedim ya noncognitivizmin bir temeli beyinlerin metafizigin varliksal ideolojileri ile (materyalizm/idealizm) sinirlanmasi v e insanoglunu sadece nicelik olarak algilamasidir ve tabi dogaldir ki bir materyalist kendi inandigi ideolojik dogrusuna uymayani da idealist olarak algilayascaktir, cunku ufku o kadardir. Birey bilinci yoktur bireyin kendi serbest iradesi ile hak ve ozgurluk istyemini savunusunu ve desteklemesini algilayamaz.
Ayni diktator gibi, hala direnen gencleri orgutleyen birini ariyor. Dogaldir kendisi kuldur cunku birey bilinci yoktur ve bireyin beynini niteligini algilayamaz. Iste materyalistlarde herseyi madde yaparak ayni akilcilikta birlesir. Illa herseyin ardinda bir orgut ararlar. Cunku onlarda da birey bilinci yoktur. Bireyin kendi niteligi ile savunusunu destegini talebini algilayamaz.
Artik atin bu cagdisi kul ve madde olan ve insanoglunu nicelik olarak goren akilciliginizi. Birey bilinci bugun insanoglunun niteligidir ve konu toplumsal degil; sosyo-psikolojiktir.
Insanoglunu madde ya da kul yerine koyan idealizm ve materyalizm maalesef ayni akilcilikta birlesmektedirler. Bu da bilimsel bir temeli olmayan ilklik teklik mutlaklik algisidir. Tek farkla materyalist bunu madde yapar, idealist dusunce ve ordan da tanri.
Materyalist insanoglunu nicelik ve meta mal olarak algilar.
Idealist insanoglunu kul olarak.
Ikisi de insanoglunun bir hayvan gibi kendi soylediklei inandiklari ideolojik dogrularina biat etmesini isterler. Cunku kendileri biat ederler.
Oyuzden bir diktatorun proletarya olmasi onun diktatorlugunu azaltmaz.
Ya diktatore karsisin ya da degilsin "benim diktatorum en iyi diktatordur" yarisi ancak akillarini metafizigin ideolojileri ile sinirlamislarin birey olamamis akillaridir.
Hayir efendim dayanmaz. Ben bir birey olarak insan hakki ve evrensel hukuk temelinde ozgurlugumu isterim, liberal temelde degil. Daha once de acikladim freedom ile liberty farkini algilayin. Konu burada insansaldir.
Hukukun sinifi olmaz hukuk ya insanliga yoneliktir ya da degil. Kanun ile hukukun farkinin algilanmasi gerekir.
Ama tabii burjuva hukukunu mutlak doğru diye düşünenler veya bu tür şeyleri her türlü politik görüşten bağımsız diye tartışıp gerçekte çaktırmadan burjuva felsefesini dayatmaya çalışanların bu çabası gözden kaçmıyor. Kaçmayacak da....
Hayır diktatörlüğü savunmadım bak. Bak neyi savunduğumu bile bilmiyorsun bir sürü yorum yapıyorsun. Özgürlükçü anlayışın böyle, şöyle filan diye. Neyse... Ben özgürlükçü ekolojik sosyalizmi savunuyorum.
Dedigim gibi noncognitivizmin asilabilmesi icin birey bilinci insanoglu bilinci gerekiyor.
Ne alaka?
Senin ozgurluk algin liberalizm ile sinirli. Istersen freedom olarak ozgurlugu once algilamaya calis.
Tamamen saçmalamışsın.
evrensel-insan
17-06-2013, 21:29
Bak sana bir kasc soru sorayim.
CHP- milletvekili direnisi PARTILI OLARAK DEGIL vatandas olarak destekliyor. Yalniz ne baskasina destekle ne de destekleme diye bir mudahelede bulunmuyor.
MHP- milletvekili direnisi POLITIK OLARAK DESTEKLEMEYI SAKINCALI BULUYOR ve tum partililerden desteklememesini istiyor.
Iste bu iki fark bile birey bilinci ile toplumsal pati/inanc/ideoloji kisiligi farkidir.
Diktator- ben demokrasi ile geldim, dolayisi ile ben ne yaparsam kabul edeceksin" diyor.
Birey bilinci- sen demokratik olarak gelebilirsin ama benim insan haklarimin evrensel hukuk guvencesindeki hak ve ozgurlugume karisamazsin" diyor.
Demokrasi secim ile gelmek degildir, geldikten sonra dmokratik davranabilmektir. Demokrasinin bir yuzu de diktatorluktur, yani demokratik gelenin KENDI ISTEDIGINI DAYATMASI.
Iste bu dayatmaya karsi cikmak politik degil; birey bilincidir. Turkiye'de olan da bugun budur. Yani karsi cikis NICELIKSEL DEGIL; NITELIKSELDIR. Iste her bir nitelikli beynin vucudu da birleserek niceligi olusturur.
Bak sana bir kasc soru sorayim.
CHP- milletvekili direnisi PARTILI OLARAK DEGIL vatandas olarak destekliyor. Yalniz ne baskasina destekle ne de destekleme diye bir mudahelede bulunmuyor.
MHP- milletvekili direnisi POLITIK OLARAK DESTEKLEMEYI SAKINCALI BULUYOR ve tum partililerden desteklememesini istiyor.
Iste bu iki fark bile birey bilinci ile toplumsal pati/inanc/ideoloji kisiligi farkidir.
Diktator- ben demokrasi ile geldim, dolayisi ile ben ne yaparsam kabul edeceksin" diyor.
Birey bilinci- sen demokratik olarak gelebilirsin ama benim insan haklarimin evrensel hukuk guvencesindeki hak ve ozgurlugume karisamazsin" diyor.
Demokrasi secim ile gelmek degildir, geldikten sonra dmokratik davranabilmektir. Demokrasinin bir yuzu de diktatorluktur, yani demokratik gelenin KENDI ISTEDIGINI DAYATMASI.
Iste bu dayatmaya karsi cikmak politik degil; birey bilincidir. Turkiye'de olan da bugun budur. Yani karsi cikis NICELIKSEL DEGIL; NITELIKSELDIR. Iste her bir nitelikli beynin vucudu da birleserek niceligi olusturur.
Sorun şu Evrensel insan;
Gördüğüm kadarıyla siz neyi savunduğunuzu bilmiyorsunuz, kafanızda pek bir çözüm filan yok...(Çözüm olmayabilir ama en azından sorun olduğunu görürsünüz umarım.)
Sadece evrensel hukuk kuralı diyorsunuz onlar da aslında burjuva hukukudur.
CHP'li misin daha önce apolitik olduğunu söyledin, şimdi CHP'ye geçtik...
Burada konunun birey bilinci ile bir alakası yoktur, ayrıca ben birey bilinci önemsizdir filan demiyorum. Elbette birey de önemlidir. Ama tek başına sadece birey ile olmuyor. Toplumsal mücadele ediyor. Tüm bireyler bilinçli olursa veya çok sayıda birey bilinçli olursa bazı şeyler değişebilir elbette. Ama kapitalist sistemde doğru olmayan çok şey bunu da görmek gerekir.
evrensel-insan
17-06-2013, 21:38
Evrensel hak ve hukuk değil ilkeler, aslında bugün için burjuva hukukudur. Evet yetmiyor.
80 milyar dolar servete sahip biri ile yoksul biri aynı özgürlüğe kağıt üzerinde sahip olabilir. Ama gerçekte ikisi aynı derecede özgür değildir. Çünkü kapitalist sistemde para önemlidir. Karnını bile zor doyuran, kötü beslenen, kötü okullara giden bu yüzden iyi eğitim almayan, kötü işlerde çalışmak zorunda kalan biri ile zengin biri aynı derecede mi özgür sence? Kağıt üzerinde öyle....
Ama sana göre öyle değil, sana göre ve senin gibi düşünen burjuvalara göre...
Bu bahsetigin ekonomiktir. Yalniz konusmana dikkat et, burjuva sensin mi dememi istiyorsun?
Ufkun yoksa da yazisma. Basta sinifsal bakisin zaten senin bir birey bilincinin olmadigini gosteriyor. O yuzden bu sekilde itham edici aklinca politik ve kendini hakli gosterici dusunce ve bilgiden yoksun yazacaksan; kendin kendine yazarsin. Saygisizligin luzumu yok. AKP den su yazdiginla hic farkin yok. Iste toplumsal kisiligin ideolojik/inancsal/politik biati da budur.
Sana soruyorum kapitalizmin, kapitalist sınıfın ve onun çıkarlarını mı savunuyorsun yoksa işçi sınıfın yanında mısın, yoksa bu konularda tarafsız mısın?
Sorun cok sig ve klasik anlamsiz toplumsal kisilik iceren bir soru. Ben bir birey bilinci almis olarak her turlu mucadelemi veriyorum. Ben niteligin bilincin insanligin hak ve ozgurluklerin yanindayim ve kim bunu vermiyorsa da karsisindayim.
Soru bu, bunun gibi bir sürü politik soru var. Sen politik görüşüm yok diye yanıt veriyorsun. Alakaya maydanoz bir yanıt oluyor ne yazık ki...
Sana bir fizik problemi sorsaydım apolitik davranabilirsin ve çözdüğün fizik problemini politikayla ilişkilendirmeyebilirsin, o zaman doğru iş yaptığını söyleyceğim ama bu öyle bir konu değil.
Insanoglu niteligi olan bir varliktir, biat ettigi surece de nicelikten kurtulamaz. Her bir ideoloji inanc ve politika bir biatciliktir.
Neye göre savunuyorsun? Hangi politik sistemde? Nasıl bir düzen düşünüyorsun kafanda, kafanda bir sistem yok mu? Sanırım yok. ABD yasalarını normal buluyorsun sanırım. Diğer yandan çıkıp kapitalizmi eleştiriyorsun filan. Neyse bırak bunları...
Cok merak ediyorsan binlerce yazim var oturur okursun. Cunku bu sorunun cevabi oyle bir soru degildir, benim zihniyetimin insanlik temelidir.
Hayır diktatörlüğü savunmadım bak. Bak neyi savunduğumu bile bilmiyorsun bir sürü yorum yapıyorsun. Özgürlükçü anlayışın böyle, şöyle filan diye. Neyse... Ben özgürlükçü ekolojik sosyalizmi savunuyorum.
Neyi savunuyorsun, sosyalizmi degil mi/proletarya diktatorlugunu degil mi? Degilse acikla.
Ne alaka?[/QUOTE]
Sorundan zaten noncognitivizmin ne oldugunu bkilmedigin belli.
evrensel-insan
17-06-2013, 21:41
Sorun şu Evrensel insan;
Gördüğüm kadarıyla siz neyi savunduğunuzu bilmiyorsunuz, kafanızda pek bir çözüm filan yok...
Sadece evrensel hukuk kuralı diyorsunuz onlar da aslında burjuva hukukudur.
CHP'li misin daha önce apolitik olduğunu söyledin, şimdi CHP'ye geçtik...
Burada konunun birey bilinci ile bir alakası yoktur, ayrıca ben birey bilinci önemsizdir filan demiyorum. Elbette birey de önemlidir. Ama tek başına sadece birey ile olmuyor. Toplumsal mücadele ediyor. Tüm bireyler bilinçli olursa veya çok sayıda birey bilinçli olursa bazı şeyler değişebilir elbette. Ama kapitalist sistemde doğru olmayan çok şey bunu da görmek gerekir.
Hayir, sorun su; sizin cagdisi akil siniriniz ne dendigini aklinda olana biat ettigi icin algilayamiyor.
Bu da gayet dogal, birey bilinci olmayan insanoglu bilinci olmayan algilayamaz.
Bu zaten senelerdir boyle. Beni sevindiren ise ulkemdeki direnen genclerin bunu algilayabilmis ve hak ve ozgurlukleri icin sokaklara cikabilmis olmasi.
Cunku biatci ideolojik/inancsal/politik akillar maalesef bu direnen gencleri de algilayamiyorlar. Bence bu genclereden ogreneceginiz cok sey var.
evrensel-insan
17-06-2013, 21:42
Tamamen saçmalamışsın.
Dogrudur, biastci ideolojik inancsal politik toplumsal kisilik ile beynini sinirlamis koreltmis ve bunu kendine mutlak kilmis algida, benim yazdiklarim ancak sacmalama olarak algilanir.
Noncognitivizm.
Bu bahsetigin ekonomiktir. Yalniz konusmana dikkat et, burjuva sensin mi dememi istiyorsun?
Ufkun yoksa da yazisma. Basta sinifsal bakisin zaten senin bir birey bilincinin olmadigini gosteriyor. O yuzden bu sekilde itham edici aklinca politik ve kendini hakli gosterici dusunce ve bilgiden yoksun yazacaksan; kendin kendine yazarsin. Saygisizligin luzumu yok. AKP den su yazdiginla hic farkin yok. Iste toplumsal kisiligin ideolojik/inancsal/politik biati da budur.
Sorun cok sig ve klasik anlamsiz toplumsal kisilik iceren bir soru. Ben bir birey bilinci almis olarak her turlu mucadelemi veriyorum. Ben niteligin bilincin insanligin hak ve ozgurluklerin yanindayim ve kim bunu vermiyorsa da karsisindayim.
Insanoglu niteligi olan bir varliktir, biat ettigi surece de nicelikten kurtulamaz. Her bir ideoloji inanc ve politika bir biatciliktir.
Cok merak ediyorsan binlerce yazim var oturur okursun. Cunku bu sorunun cevabi oyle bir soru degildir, benim zihniyetimin insanlik temelidir.
Neyi savunuyorsun, sosyalizmi degil mi/proletarya diktatorlugunu degil mi? Degilse acikla.
Ne alaka?
Sorundan zaten noncognitivizmin ne oldugunu bkilmedigin belli.[/QUOTE]
Sorun şu Evrensel İnsan;
Ben sizin yazınıza yanıt veriyorum, biraz kırıcı olmuş olabilirim, ama aynı şeyleri yazmak zorunda bırakıyorsunuz beni, siz beni birey bilincine sahip olmamakla noncognitivist düşünmekle suçluyorsunuz..
Güya sizi anlamadığım için bu suçlamaları yapıyorsunuz. Sizi anladığımı düşünüyorum, asıl siz bizi anlamıyorsunuz.
Sizin neyi savunduğunuz belli bile değil. Pardon birey bilinci ve zekası, evrensel hukuk vb. idi. Neyse...
Beni AKP'ye benzemekle suçladınız ne alaka? Tam bir alakasızlık daha. Bence bu düzlemde tartışmayın. Bu kadar saçmalıkları biraya getiriyorsunuz ya pes doğrusu. Sizinle aynı görüşte olmadık diye AKP'ye benzedik filan ya.
Bu suçlamalarınıza katılmıyorum. Diğer yaptığınız suçlamalara da katılmıyorum.
Bana yanıt yazmak zorunda değilsiniz.
Size iyi akşamlar...
evrensel-insan
17-06-2013, 22:09
Sorundan zaten noncognitivizmin ne oldugunu bkilmedigin belli.
Sorun şu Evrensel İnsan;
Ben sizin yazınıza yanıt veriyorum, biraz kırıcı olmuş olabilirim, ama aynı şeyleri yazmak zorunda bırakıyorsunuz beni, siz beni birey bilincine sahip olmamakla noncognivist düşünmekle suçluyorsunuz..
Güya sizi anlamadığım için bu suçlamaları yapıyorsunuz. Sizi anladığımı düşünüyorum, asıl siz bizi anlamıyorsunuz.
Ben de 1990'lara kadar senin gibi toplumsal kisilik sahibi idim. Ilk birey bilincim din ve tanri konusundaki nonteizmdir, ikinci birey bilincim 20 yasimdaki milli bilinctir. Bu iki bilincte beni hem teolojiden hem din felsefesinden hem de milli biatciliktan kurtarmistir. Ucuncu birey bilincim toplumsal kisilik bilincidir. Yani nicelik algili guce otoriteye dayanan politik inancsal ve izm temelli biatcilik. Ben su an bir serbest dusunurum ve temelim insanoglu hedefim de bilimsel bilissel ve bilgisel temelde insanoglunun zihinsel insanlasma devrimidir. Bu da kisa olarak icerenler temelinde imzamdadir.
Burjuva sehirli demektir.
Kapitalist kendi disinda baskasinin sirtindan ekonomik cikar saglayan demektir.
Butun bu tanimlar gozlemsel ve nicelik temellidir. Benim verdigim savas ise zihniyet savasidir. Basta emperyalist zihniyet savasidir. Yazilarimdan bulabilirsin. Sonra beyinlerin zihinsel devrimi adina bilimsel ve bilissel savasimdir. Insanoglunun yasam ve iliskisi adina evrensel hukuk insan haklari hak ve ozgurlukler savasidir.
Devlet hukumet adina bunlarin bir politikasi etigi olmamasi savasidir. Yani tum toplumun her turlu farkini temsil etmek ve kucaklamak. Ben politik olmayan ekonomik devletten ve sistemden yanayim. Iste burada da her turlu ekonomik savasimin yasam standartini yukseltici ve her turlu birey ihtiyacini karsilayici ve her turlu birey gereksinimini saglayici bir devlet ve sistemden yanayim.
Sizin neyi savunduğunuz bile değil. Pardon birey bilinci ve zekası, evrensel hukuk vb. idi. Neyse...
Beni AKP'ye benzemekle suçladınız ne alaka? Tam bir alakasızlık daha.
Neden alakasizlik. Sizde kendi politik gorusunuzu halka dayatmiyor musunuz? Basa gelseniz size karsi cikana diktatorluk uygulamayacak misiniz? Tarih onumuzde ornek. Sonucta biatcilik demek "benim ideolojim/politikam/inancim tek dogru" demektir.
Bence bu düzlemde tartışmayın. Bu kadar saçmalıkları biraya getiriyorsunuz ya pes doğrusu. Sizinle aynı görüşte olmadık diye AKP'ye benzedik filan ya.
Bu suçlamalarınıza katılmıyorum. Diğer yaptığınız suçlamalara da katılmıyorum.
Bana yanıt yazmak zorunda değilsiniz.
Size iyi akşamlar...
Dedigim gibi dusunce ve bilginin bittigi yerde iste boyle "siz benim dogrularima uymuyorsunuz o yuzden de sacmaliyorsunuz" biatciligi ortaya cikar.
Ben size bir seye katilasiniz diye yazmiyorum. Ya da katilmayasiniz diye de yazmiyorum. Ben kendi bireysel goruslerimi algilanmak adina dile getiriyorum, ama goruldugu gibi de algilanmiyor. Sadece kendi biat ettiginiz dogrularinizla mukayese ediyor ve uymayinca da "katilmiyorum" ya da "sacmaliyorsun" gibi dusunce ve bilgi icermeyen yanitlar ortaya ckiyor.
Sizde bana yanit yazmak zorunda degilsiniz. Iyi aksamlar.
Bu bahsetigin ekonomiktir. Yalniz konusmana dikkat et, burjuva sensin mi dememi istiyorsun?
Ufkun yoksa da yazisma. Basta sinifsal bakisin zaten senin bir birey bilincinin olmadigini gosteriyor. O yuzden bu sekilde itham edici aklinca politik ve kendini hakli gosterici dusunce ve bilgiden yoksun yazacaksan; kendin kendine yazarsin. Saygisizligin luzumu yok. AKP den su yazdiginla hic farkin yok. Iste toplumsal kisiligin ideolojik/inancsal/politik biati da budur.
Konuşmalarıma dikkat ediyorum.
Bakın Sayın evrensel İnsan, yazdıklarınız belli. Neyi savunduğunuz da belli..Evrensel hukuk kuralları dediğiniz ilkeler bugün burjuva hukukuna dayanır. Farkı ise ortaya koyun ve suçlamaya böyle belirsiz yanıt vermeyin.
Size evrensel hukuk kurallarının ilkelerini nedir desem, burjuva hukuk kurallarına dayanan ilkeleri yazmayacak mısınız, yoksa neyi yazacasınız, yazın onları görelim o zaman, böyle belirsiz konuşmayın lüften..
İşçi sınıfının yanında olduğunu söylemiyorsun neden? İşçi sınıfının yanında olmayı da gericilik sanmayın. Ve işçi sınıfının yanında olmak sömüreye karşı olmaktır bunu bile söylemediniz.Neyse....
Ben bir birey bilinci almis olarak her turlu mucadelemi veriyorum. Ben niteligin bilincin insanligin hak ve ozgurluklerin yanindayim ve kim bunu vermiyorsa da karsisindayim
Şu soruda kapitalizmin karşısında olduğunu bile edemediniz ya, bu düzlemde mücadele etmeye devam edin, tercih sizin tabii ki, bu konular size göre sığ konular olabilir...
Insanoglu niteligi olan bir varliktir, biat ettigi surece de nicelikten kurtulamaz. Her bir ideoloji inanc ve politika bir biatciliktir.
Öyle de...İnsaoğlu Tanrı değil, maddi bir varlık. Ve sınıfsal varlık önemli. Ama siz bunu kabul etmiyorsunuz ve yok sayıyorsunuz bir bakıma.
Cok merak ediyorsan binlerce yazim var oturur okursun. Cunku bu sorunun cevabi oyle bir soru degildir, benim zihniyetimin insanlik temelidir.
Bizim ki hem insan hem çevre ve ekolojik temelli.
Neyi savunuyorsun, sosyalizmi degil mi/proletarya diktatorlugunu degil mi? Degilse acikla.
Sorundan zaten noncognitivizmin ne oldugunu bkilmedigin belli.[/QUOTE]
Bu tür soruları sana sorsam net bir yanıt vermek yerine hemen birey bilincini, gençleri filan anlamadığımı söyleyip birey bilinci diye soruyu kestirip atıyorsun.
Merak etme bizim felsefimiz bireyi inkar etmiyor.
Neden alakasizlik. Sizde kendi politik gorusunuzu halka dayatmiyor musunuz? Basa gelseniz size karsi cikana diktatorluk uygulamayacak misiniz? Tarih onumuzde ornek. Sonucta biatcilik demek "benim ideolojim/politikam/inancim tek dogru" demektir.
Yaşamayı istemek dayatmaksa evet çünkü yaşamak istiyoruz.
Köle olmaktan kurtulmak dayatmak ise evet köle olmaktan kurtulmak istiyoruz.
Çevrenin ve dünyanın yok olmasına dur demek dayatmak ise bunlara dur diyoruz.
İşçinin hakkını savunmak ise evet biz de işçinin hakkını savunuyoruz.
Kapitalizme karşı çıkmak dayatmak ise ise evet kapitalizme karşı çıkıyoruz çünkü pasif değiliz, kapitalizmin bize dayatmasına sessiz kalamayız.
Sadece kendi biat ettiginiz dogrularinizla mukayese ediyor ve uymayinca da "katilmiyorum" ya da "sacmaliyorsun" gibi dusunce ve bilgi icermeyen yanitlar ortaya ckiyor.
Bakın kimseyi kırmak istemem. Eğer yanlış bir şey olduysa kusura bakmayın lütfen.
Biat ettiğim bir şey yok inanın, yanlışım varsa elbette değiştirmeye razıyım. Bu samimi görüşümdür.
Yalnız konu çok dağıldı. Ben sizi anladığımı düşünerek yazdım.
Dile getirdiğiniz şeyleri inceleyeceğim. Ve yazdıklarınıza tekrar bakacağım.
Selamlar ve iyi akşamlar
evrensel-insan
17-06-2013, 22:32
Konuşmalarıma dikkat ediyorum.
Bakın Sayın evrensel İnsan, yazdıklarınız belli. Neyi savunduğunuz da belli..Evrensel hukuk kuralları dediğiniz ilkeler bugün burjuva hukukuna dayanır. Farkı ise ortaya koyun ve suçlamaya böyle belirsiz yanıt vermeyin.
Hukuku kim ne kime neye gore belirler. Insan haklari evrensel hukuk ve hak ve ozgurlyuklerden ne algiliyorsun? Toplumsal biatci kisilik ile birey farki nedir?
Size evrensel hukuk kurallarının ilkelerini nedir desem, burjuva hukuk kurallarına dayanan ilkeleri yazmayacak mısınız, yoksa neyi yazacasınız, yazın onları görelim o zaman, böyle belirsiz konuşmayın lüften..
Benim binlerce yazimda bu var zaten. Sen istersen ne algiladigini yaz.
İşçi sınıfının yanında olduğunu söylemiyorsun neden, korkuyor musun, ben AKP'ye benziyorum işçi sınıfının yanında olmakla öyle...İşçi sınıfının yanında olmayı da gericilik sanma. Ve işiçi sınıfının yanında olmak sömüreye karşı olmaktır bunu bile söylemedin ya.
Ben sinifin degil; toplumun her turlu hak ve ozgurluklerinin yanindayim. Neden bunu ekonomik olarak sadece bir sinifa indirgeyeyim. Gencler memurlar ve bilimum calisanlar ne olacak? Burada bir cagdisilik var. O da sinifsal bakis acisi. Kapitalizm bir ekonomik cikar sistemidir. Bu sistem sadece bir sinifa degil tum calisanlara yoneliktir. Zaten yasam standarti v.s. de bunun ile ilgilidir. Sense kapitalizmi politik gormeye calisiyorsun.
Bir daha soyluyorum. Ben kapitalizme karsi politik degil; ekonomik savas veriyorum. Sense kapitalizmi politikas ile sinirliyorsun. Ben yeni bir devlet hukumet duzen sistem savasimi veriyorum. Ben zihinsel devrim savasimi veriyorum. Yani ben nicelik degil; nitelik savasimi veriyorum.
Öyle de...İnsaoğlu Tanrı değil, maddi bir varlık. Ve sınıfsal varlık önemli. Ama siz bunu kabul etmiyorsunuz ve yok sayıyorsunuz bir bakıma.
Hayir efendim insanoglu sadece vucuttan fizikten var olan birvarlik degil; beyni ve soyutlamasi olan ustelik yasam ve iliskisini ve duzenini sistemini de soyutlamasinin somutlastirmasi ile gerceklestiren bir varlik. Ustelik bu konuda da alternatifsiz. Yine bu konuda monolog yani sadece kendi turune ait ve yonelik. Insanoglu her seyden once BIREYSEL BIR VARLIK SOSYAL PSIKOLOJIK BIR VARLIK VE INSAN OLARAK EVRENSEL BIR VARLIK.
Bizim ki hem insan hem çevre ve ekolojik temelli.
Ben insan yonune pek katilamiyorum. Cunku madde yerine konan ve koyan insanlik bilinci olmayandir. Tabi basta birey bilinci. Birey bilinci insanoglunun birsel insan bilinci de tursel bilincidir.
Sorundan zaten noncognitivizmin ne oldugunu bkilmedigin belli.
Bu tür soruları sana sorsam net bir yanıt vermek yerine hemen birey bilincini, gençleri filan anlamadığımı söyleyip birey bilinci diye soruyu kestirip atıyorsun.
Merak etme bizim felsefimiz bireyi inkar etmiyor.
Hangi tur sorulari. Cognitivizm yani bilissellik ..i kavramak/idrak etmek/algilamak demektir.
Mesela buradaki ... yerine birey bilinciu olabilir.
Bilissellik konu ve kavramdaki seyi kavramak/idrak etmek/algilamaktir.
Noncognitivizm de ...i algilamamak/kavrayamamak idrak edememektir. Bu bilimsel bir aciklamadir.
evrensel-insan
17-06-2013, 22:38
Bakın kimseyi kırmak istemem. Eğer yanlış bir şey olduysa kusura bakmayın lütfen.
Biat ettiğim bir şey yok inanın, yanlışım varsa elbette değiştirmeye razıyım. Bu samimi görüşümdür.
Yalnız konu çok dağıldı. Ben sizi anladığımı düşünerek yazdım.
Dile getirdiğiniz şeyleri inceleyeceğim. Ve yazdıklarınıza tekrar bakacağım.
Selamlar ve iyi akşamlar
Anlayisin icin tesekkurler. Ben de eger dusunce ve bilgi disina cikip duygusal bir yazi dili ve uslubu kullandiysam ve seni rahatsiz ettiysem, ozur dilerim.
Benim vicdan algim kimseye zarar vermemek, saygi algim da farkin farkina varmak ve her bir farkin farkini algilamaktir.
Benim algimdaki biat, beyninde yer etmisin kisi tarafindan sabit tutulmasi ve sorgulanmamasidir. cagimiz birey cagidir. Toplumsal kisilik cag olarak cagdisidir. Tabi bu evrensel beyin gelismislik duzeyi temelindeki bir cagdasliktir.
Size de iyi aksamlar.
evrensel-insan
17-06-2013, 22:43
Yaşamayı istemek dayatmaksa evet çünkü yaşamak istiyoruz.
Köle olmaktan kurtulmak dayatmak ise evet köle olmaktan kurtulmak istiyoruz.
Çevrenin ve dünyanın yok olmasına dur demek dayatmak ise bunlara dur diyoruz.
Su anda direnen gencler de bunu yapiyor. Yalniz bu insan hakki politika degil. O yuzden de politikalari yok. Sadece biz insaniz ve bu bizim hakkimiz diyorlar.
İşçinin hakkını savunmak ise evet biz de işçinin hakkını savunuyoruz.
Bu konuda son gelisme ile ilgili fikrini almak adina bir sey sormak istiyorum. Bugunku isci eyleminde neden eylemden vaz gecildi?
Kapitalizme karşı çıkmak dayatmak ise ise evet kapitalizme karşı çıkıyoruz çünkü pasif değiliz, kapitalizmin bize dayatmasına sessiz kalamayız.
Ben de kapitalizme karsiyim. Politik olarak degil, cikarci bir ekonomik sistem olarak karsiyim.
evrensel-insan
17-06-2013, 22:44
İyi akşamlar
Sana da, iyi aksamlar.
Corpse Bride
17-06-2013, 22:56
evrensel-insan@,
gençlerin pasif direnişini memnuniyetle karşıladığınızı yazmışsınız tamam, direnişte diktatör polis gucuyle topluyor hepsini(gözaltı), "halkın yarısının polis,yarısınında hapishanede oldugu bir ülkede nasıl bir refah düzeyi olurdu." stanislaw lec.
geçekten bende düşüncenizi merak ediyorum bu pasif örgütsüz direnişle özgürlük elde edilebilir mi. gençlerin istediklerini elde etmesi için diktatöre karşı bu pasif direnişleri yeterli olur mu? machiavellinin prens kitabından fırlamış bir diktatör için düşünceniz nedir?
evrensel-insan
17-06-2013, 23:11
evrensel-insan@,
gençlerin pasif direnişini memnuniyetle karşıladığınızı yazmışsınız tamam, direnişte diktatör polis gucuyle topluyor hepsini(gözaltı), "halkın yarısının polis,yarısınında hapishanede oldugu bir ülkede nasıl bir refah düzeyi olurdu." stanislaw lec.
geçekten bende düşüncenizi merak ediyorum bu pasif örgütsüz direnişle özgürlük elde edilebilir mi. gençlerin istediklerini elde etmesi için diktatöre karşı bu pasif direnişleri yeterli olur mu? machiavellinin prens kitabından fırlamış bir diktatör için düşünceniz nedir?
Buradaki ilk celiski T.C.D evleti bir politik devlettir. Gencler ise su andaki iktidarin teokratik otokratik ideolojik politik islam diktatorlugune karsi, hak ve ozgurluk savasi vermesidir.
Yani devlet cagdisi gencler cagdastir.
Ya gebcleri cagdisi olarak politikaya yonlendirecksin, ya da politik olmayan ekonomik bir devlet mucadelesi vereceksin.
Orgutlulugun politika ile direk bagi yoktur. Buradaki nitelikli cikisin nicelige donusmesi iktidara bir gozdagidir.
Politik bir devlette dogalolarak birey bilinci yoktur ve olmadigi icinde bu direnise politik bir icerik yuklemeye calismaktir.
Soyle sorayim.
Diktatorler nasil devrilir?
Corpse Bride
18-06-2013, 00:02
Buradaki ilk celiski T.C.D evleti bir politik devlettir. Gencler ise su andaki iktidarin teokratik otokratik ideolojik politik islam diktatorlugune karsi, hak ve ozgurluk savasi vermesidir.
Yani devlet cagdisi gencler cagdastir.
Ya gebcleri cagdisi olarak politikaya yonlendirecksin, ya da politik olmayan ekonomik bir devlet mucadelesi vereceksin.
Orgutlulugun politika ile direk bagi yoktur. Buradaki nitelikli cikisin nicelige donusmesi iktidara bir gozdagidir.
Politik bir devlette dogalolarak birey bilinci yoktur ve olmadigi icinde bu direnise politik bir icerik yuklemeye calismaktir.
Soyle sorayim.
Diktatorler nasil devrilir?
işte bende onu soruyorum pasif direnişi kınamayı eleştiriyi kabul etmeyen hatasını görmeyen bir diktatör nasıl dize getirilir. gençlerin tavrı yeterli mi sonuç alınır mı sizce? ve kimseyi dinlemeyen bu insan için size göre nasıl yol izlenmeli düşünceniz ne?
evrensel-insan
18-06-2013, 00:55
işte bende onu soruyorum pasif direnişi kınamayı eleştiriyi kabul etmeyen hatasını görmeyen bir diktatör nasıl dize getirilir. gençlerin tavrı yeterli mi sonuç alınır mı sizce? ve kimseyi dinlemeyen bu insan için size göre nasıl yol izlenmeli düşünceniz ne?
Birincisi siddete basvurmamak.
Ikincisi istikrarli kararli azimli olmak
Ucuncusu iktidarin daha da siddetlenmesini beklemek, ki olan o.
Bir diktator diktasinin artik bir ise yaramadiginin ona algilatilmasiyla dize getirilir.
Burada ona biat edenlerin vicdani algisi tahammulu v.s. soz konusu.
Kisaca diktatorun uzerinde her turlu baskiyi artirmak.
En azindan boyle bir alginin elde edilmesi ilk amactir.
Henuz bu algi gorunurde yok.
Bir daha soyluyorum. Ben kapitalizme karsi politik degil; ekonomik savas veriyorum. Sense kapitalizmi politikas ile sinirliyorsun. Ben yeni bir devlet hukumet duzen sistem savasimi veriyorum. Ben zihinsel devrim savasimi veriyorum. Yani ben nicelik degil; nitelik savasimi veriyorum
Ben de kapitalizme karsiyim. Politik olarak degil, cikarci bir ekonomik sistem olarak karsiyim.
Şimdi yazdıklarınızı anlamaya çalışıyorum. Bütün gücümle...
Şimdi kapitalizme politik olarak karşı değilsiniz ama ekonomik olarak karşısınız. Bu ne demek anlamadım. Yani kapitalizme ekonomik olarak karşı olmak ne demek?
Kapitalizm ekonomik bir sistem olduğu gibi bu ekonominin politik yönleri vb. var. Kapitalist bir dünya düzeni var. Buna uygun burjuva hukuku vb. var. (Burjuva burada sizin düşündüğünüz şehirli anlamında kullanılmamıştır, burjuvazi egemen sınıf, yönetici sınıf; burjuva hukuku da onun çıkarlarını öncelikli olarak koruyan hukuk kurallarıdır.)
Bu durumda somut olarak nasıl bir düzeni savunuyorsunuz? Nasıl bir devleti? İngiltere mi, ABD mi nasıl, örneğiniz ne? Kafanızda tasarladığınız modelin dünyada karşılığı var mı? Tek bir gün bile olsa karşılığı olmuş mu?
cagimiz birey cagidir. Toplumsal kisilik cag olarak cagdisidir.
Çağımız birey çağı olması bireyciliğin doğru olduğunu göstermez ki? Çağımız aynı zamanda tüketim çağı da, tüketim kültürü doğru mu?
Birey çağından söz ediyorsunuz, insan sadece bireysel bir varlık değil ki, toplumsal bir varlık. O gençlerden söz ediyorsunuz, o gençler sadece bireysel hareket etmiyor, toplumsal hareket ediyor, bir aracın altına girip kendi canının feda eden bir gencin nasıl bireysel davrandığını düşünebilirsiniz. Toplumsal bir davranış biçimi de var, danışma var, işbirliği var. Umarım bunları da görürsünüz.
İyi geceler
evrensel-insan
18-06-2013, 02:25
Şimdi yazdıklarınızı anlamaya çalışıyorum. Bütün gücümle...
Şimdi kapitalizme politik olarak karşı değilsiniz ama ekonomik olarak karşısınız. Bu ne demek anlamadım. Yani kapitalizme ekonomik olarak karşı olmak ne demek?
Bu su demek. Kapitalizmin temeli ekonomiktir. Bu temeldeki her politika da kapitalizme yarar. Kisaca emperyalist zihniyet ideolojileri biribirti ile savastirir ve beslenir. Onun kaos ortamini diri tutmasi aslinda kapitalizmin ekonomik temelini gizlemek ve sadece kapitalizmi yikamayacak olan politik bir savas bunyesinde tutmaktir. Bu temelde her turlu politika kapitalizme hizmet eder.
Kapitalizm ekonomik bir sistem olduğu gibi bu ekonominin politik yönleri vb. var. Kapitalist bir dünya düzeni var. Buna uygun burjuva hukuku vb. var. (Burjuva burada sizin düşündüğünüz şehirli anlamında kullanılmamıştır, burjuvazi egemen sınıf, yönetici sınıf; burjuva hukuku da onun çıkarlarını öncelikli olarak koruyan hukuk kurallarıdır.)
Bu durumda somut olarak nasıl bir düzeni savunuyorsunuz? Nasıl bir devleti? İngiltere mi, ABD mi nasıl, örneğiniz ne? Kafanızda tasarladığınız modelin dünyada karşılığı var mı? Tek bir gün bile olsa karşılığı olmuş mu?
Ornegi henuz yok. Yani ekonomik devletlerde kapitalizm ekonomisinin devleti.
Yalniz algilanmasi gereken kapitalizme karsi verilen her turlu politik savas, sadece onu besler.
Cunku bu sadece kapitalizmin ekonomik temelini saklamak icindir.
Çağımız birey çağı olması bireyciliğin doğru olduğunu göstermez ki? Çağımız aynı zamanda tüketim çağı da, tüketim doğru mu değil?
Birey çağından söz ediyorsunuz, insan sadece bireysel bir varlık değil ki, toplumsal bir varlık. O gençlerden söz ediyorsunuz, o gençler sadece bireysel hareket etmiyor, toplumsal hareket ediyor, bir aracın altına girip kendi canının feda eden bir gencin nasıl bireysel davrandığını düşünebilirsiniz. Toplumsal bir davranış biçimi de var, danışma var, işbirliği var. Umarım bunları da görürsünüz.
İyi geceler[/QUOTE]
Ornegi henuz yok. Yani ekonomik devletlerde kapitalizm ekonomisinin devleti.
Yalniz algilanmasi gereken kapitalizme karsi verilen her turlu politik savas, sadece onu besler.
Cunku bu sadece kapitalizmin ekonomik temelini saklamak icindir.
Ben sizin önerdiğiniz çözümün somut örneğini sormuştum.
Bakın somut bir örnek istiyorum. Somut bir çözüm olmadığı sürece onu çözüm olarak kabul edemem.
Yoksa bilim kurgu romanı yazarak her türlü çözüm önerisini getirmek milyar yıl sonra bunlar olabilir vb. demek mümkün olabilir.
Ama bugün ve yakın zaman için bunların ne anlamı olabilir? (Bilim kurgu vb. olmanın dışında)
evrensel-insan
18-06-2013, 02:44
Ben sizin önerdiğiniz çözümün somut örneğini sormuştum.
Bakın somut bir örnek istiyorum. Somut bir çözüm olmadığı sürece onu çözüm olarak kabul edemem.
Yoksa bilim kurgu romanı yazarak her türlü çözüm önerisini getirmek milyar yıl sonra bunlar olabilir vb. demek mümkün olabilir.
Ama bugün ve yakın zaman için bunların ne anlamı olabilir? (Bilim kurgu vb. olmanın dışında)
Kusura bakma ama bir sey once dusunce de olusur sonra sistemlesir. Dunya tarihi budur. Iste madde ve kul metafizik ideolojileri bunu algilayamasz.
Sistemler once dusunce de olusur, sonra yasama hayata gecirilir.
Dedigim gibi benim binlerce bu konudaki her bir yonunu isleyen baslik ve yazilarim var.
Su an olan emperyalist zihniyet, hem bireyci akilciligin son duragidir hem de fenomenal/dogal zihniyetin cikmazidir.
Iste evrensel insan zihniyeti numenal zihniyeti one cikarir. Cunku dogal ve fenomenal zihniyet insanoglu ve birey bilincinden yoksundur. Sadece akilci ve egoist cikarci ayrimci guce otoriteye endekslidir.
Iste o yuzden zamaninin devrimci ideolojisi olan marxizmi bugun emperyalist zihniyet kullanir. Yani hak veozgurlukleri kendi cikarina kendisi saglama adina saldirmak.
Kusura bakma ama bir sey once dusunce de olusur sonra sistemlesir. Dunya tarihi budur. Iste madde ve kul metafizik ideolojileri bunu algilayamasz.
Sistemler once dusunce de olusur, sonra yasama hayata gecirilir.
Dedigim gibi benim binlerce bu konudaki her bir yonunu isleyen baslik ve yazilarim var.
Su an olan emperyalist zihniyet, hem bireyci akilciligin son duragidir hem de fenomenal/dogal zihniyetin cikmazidir.
Iste evrensel insan zihniyeti numenal zihniyeti one cikarir. Cunku dogal ve fenomenal zihniyet insanoglu ve birey bilincinden yoksundur. Sadece akilci ve egoist cikarci ayrimci guce otoriteye endekslidir.
Iste o yuzden zamaninin devrimci ideolojisi olan marxizmi bugun emperyalist zihniyet kullanir. Yani hak veozgurlukleri kendi cikarina kendisi saglama adina saldirmak.
Bakın bilim kurgu romanları, dinler bir sürü fantezi vb. düşüncede oluşturuluyor.
Bunların (bilim kurgu ve bazı fantezi romanları vb.) evet milyar yıl sonra doğru olabilir. Ama olmaya da bilir.
Kusura bakmayın ama sizin çözümleriniz buna benziyor...
Sizin önerdiğiniz çözümü MS 2152 diye bir bilim kurgu romanı vardı ona benzettim. Akaşa yayınlarındandı sanırım. Bilim kurgu olarak güzeldi.
İyi geceler.
evrensel-insan
18-06-2013, 03:05
Bakın bilim kurgu romanları, dinler bir sürü fantezi vb. düşüncede oluşturuluyor.
Bunların (bilim kurgu ve bazı fantezi romanları vb.) evet milyar yıl sonra doğru olabilir. Ama olmaya da bilir.
Kusura bakmayın ama sizin çözümleriniz buna benziyor...
Sizin önerdiğiniz çözümü 2052 diye bir bilim kurgu romanı vardı ona benzettim. Akaşa yayınlarındandı sanırım. Bilim kurgu olarak güzeldi.
İyi geceler.
Olabilir. Iste matematiksel/mantiksal bilgi gelecegi gosteren bir yonlendiricidir.
Ama bir seyin illa sistemlesmis olmasini beklemek ve uygulamak ta zaten kuyrukculuktur. Onemli olan olani degil; olmasi gerekeni ortaya koyabilmektir. Cunku olani degistirecek olan olanin degerlendirilmesi ve bunyesinde kalmak degil; onun disindan sorununu algilamak ve sorgulamaktir.
Neyse benim su andaki birey bilincimin hedefi ekonomik bir devlet ve hukumet yapilanisidir. Bu da BIREYLERIN HER TURLU HAK VE OZGURLUGUNUN SAGLANMASI demektir.
Kisaca hic bir etik fark politikanin konusu degildir ve politikanin cikar somurusu olarak kullanilamaz. Etik her turlu fark insan haklarinin evrensel hukukun hak ve ozgurlugudur ve devletin hukumetin policy si olmalidir. Politikasi degil.
Gunumuzde bu kavramlar ve cesitlenmeleri, soyle aciklanmaktadir.
Millet: Ortak bir dil, kultur, etnisite koken ve tarih paylasan halk toplumu/toplulugu. Yine ayni zamanda, toplulugun/toplumun etnisite farkina bakilmaksizin ortak sinir ve hukumet paylasan halk anlamina da gelir.
Milliyet : Tek bir kisinin millet devlet ile kanuni iliskisidir. Milliyet, normalde kisinin devlet tarafindan korunmasini icerir ve kisinin devlete bazi yukumluluklerini icerir. Bu korunma haklari ve yukumluluk gorevlerinin ne oldugu ulkeden ulkeye degisim gosterir. Milliyet teknik ve kanuni olarak vatandasliktan farklilassa bile, cogu modern ulkede butun milliyetler, devletin vatandasidir ve butun vatandaslar devletin millilerindendir (milli takim, milli egitim v.s.)
Millet Devleti :Kendi tanimladigi Politik kanuniyetini milletin ustunde hakim kilan uniter devlettir. Devlet politik ve cografi butundur. Millet kulturel ya da/ve de etnik temeldedir. Buradaki fark mukayese olarak cok milli devlet, sehir devleti, imparatorluk,konfederasyon ve buna benzer devletler ile ters duser. Buradaki anahtar fark, halkin ve tek adamligin (kral, padisah, imparator v.s.) farkidir.
Vatandaslik : Kisi ile devlet arasindaki baga isaret eder. Milliyet ile esanlamli olabilir, fakat milliyet etnisiteyi de icerir. Vatandaslik genelde ulkede calisma ve yasam hakki ve politik yasamda yer alma ile bagintilidir.
Birbiri ile celisen iki turlu vatandaslik vardir.
Ozgur birey icerikli vatandaslik ve sivil cumhuriyetci icerikli vatandaslik.
Ozgur birey : Bireyin ekonomik durumuna odaklanir. Burada devlet bireyi icin vardir. Bireyin gorevi kanunlara uymak, iste calismak, vergilerini odemek ve gerekirse de milletini savunmak. Politik olarak bir pasiflik soz konusudur. Vatandaslik kisinin kendi secimi temelinde yetistirmesini/aydinlatmasini ongorur. Bunun icin bireye gerekenleri devlet saglar.
Sivil cumhuriyetci : Kisinin politik durumuna odaklanir. Hersey ortak bir politikanin baskisi altindadir. Kanuni rahatsizliklar sikintilar kisiyi etkisi altina alir. Kisiler hep bir noktada tutulmaya calisilir. Yani suru psikolojisi ve korku felsefesi. Vatandaslik genel ve toplumsal kisilik temelindedir. Kisi politik olarak aktiftir. Kisinin gorevleri konusunda bosluklar dogabilir. Buradaki politik aktiflik, kisinin politik bilinci degil; yasam ve iliskisinde politika uzerine fikir yurutmesi ve tartismasi anlamindadir. Cunku politik toplum kutuplasmasi baskisi altindadir ve politik secime zorlanir.
Etnisite : Etnik koken ya da etnik grup, ortak kultur yada milliyet temelindeki sosyal katagoridir. Etnik kimlik grubun ortak karakteristiklerini diger gruplardan farkli kilandir. Bunlar zorunlu olmamak sartiyla, ortak: nesil/soy , gorunus, giyim/kusam, mutfak/ascilik, miras/kalitim, tarih, dil, sive, din, gelenek, simge/imge ya da etik/kulturel faktor farki icerebilir.
Pardon kitabın ismi M.S 2150 olacak.
http://www.akasa.com.tr/tr/kitaplar/ms-2150
Epey ilginç bir kitap, bilim kurgu sevenler okuyabilir.
evrensel-insan
18-06-2013, 03:16
Pardon kitabın ismi M.S 2150 olacak.
http://www.akasa.com.tr/tr/kitaplar/ms-2150
Epey ilginç bir kitap, bilim kurgu sevenler okuyabilir.
Bir dusunce ve onun matematiksel/mantiksal bilgisinin ne oldugu onun mantiksal olabilirlik olasiligi ile olculur.
Ben cagdas olarak boyle bir olasiligi once kendimde ve cokbaskalarinda da goruyorum.
Onemli olan bilimsellik ve bilisselliktir. Bunun da ...e gorsi belirleyendir.
Benim ...e gorem de insanoglunun ortaya attiklari ve ugruna savastiklari degil; bizzat kendisidir.
Bu insanoglunun da zihinsel insanlasmasi ve bu temelde de sistemini duzenini iliskisini ve her turlu somutlastirmasini yerine getirmesi uzerinedir.
Siz bunu bir utopya olarak algilayabilirsiniz.
Yalniz unutmayin ortada olabilir bir dusunce varsa, bunun alt yapisi olusmus demektir. Sadece ortaya cikmak icin bir kivilcim bekliyordur. Su an ulkemizde olan gibi.
Onemli olan cagin gerisinde kalmak degil cagi yakalamak ve hatta onune gecmek yani cagin yaraticilarindan olmaktir.
Bir dusunce ve onun matematiksel/mantiksal bilgisinin ne oldugu onun mantiksal olabilirlik olasiligi ile olculur.
Ben cagdas olarak boyle bir olasiligi once kendimde ve cokbaskalarinda da goruyorum.
Onemli olan bilimsellik ve bilisselliktir. Bunun da ...e gorsi belirleyendir.
Benim ...e gorem de insanoglunun ortaya attiklari ve ugruna savastiklari degil; bizzat kendisidir.
Bu insanoglunun da zihinsel insanlasmasi ve bu temelde de sistemini duzenini iliskisini ve her turlu somutlastirmasini yerine getirmesi uzerinedir.
Siz bunu bir utopya olarak algilayabilirsiniz.
Yalniz unutmayin ortada olabilir bir dusunce varsa, bunun alt yapisi olusmus demektir. Sadece ortaya cikmak icin bir kivilcim bekliyordur. Su an ulkemizde olan gibi.
Onemli olan cagin gerisinde kalmak degil cagi yakalamak ve hatta onune gecmek yani cagin yaraticilarindan olmaktir.
Olabilir diyorum ama yakın bir zaman içinde olacağını sanmıyorum. İnsanoğlu için çok uzun zamanda, 1, 10, 100 milyar yıl sonra böyle şey olabilir, tabii o zamana kadar insanoğlu olursa...
Söylediğiniz şeyler çok ütopik...
Sayın Evrensel insan, politik forumunda bu tür bilim kurgu romanlarını, üstelik konudan da bağımsız bir şekilde tartışmayı uygun görmüyorum.
Bu arada modlardan ve diğer arkadaşlardan rica ediyorum, bilim kurgu ve fantezi vb. şeyleri başka bir yerde tartışalım.
Politik forumu, bilim kurgu ve fantezi romanlarının tartışma haline gelmesini de yararlı görmüyorum.
Evet bilim kurgu, fantezi vb. şeye göre birçok şey olabilir, hatta bunların belli sınırlar içinde bilimsel olduğu da iddia edilebilir.
Zaten kim 1, 10, 100 milyar yıl sonra olacakları bilebilir. Başka evrenlerin vb. olmadığını iddia edebilir?
Ama bugüne ve yakın zamana pek faydası olmayacak şeyleri tartışmayı anlamlı bulmuyorum. Özellikle somut şeylerle ilişkilendirilmemiş, gerçek hayatla bir karşılığı olmayan ya da olduğu gösterilemeyen düşünceleri burada tartışmamızın anlamı yok. Bu konuyu bloke ediyor.
Bu tür şeyleri bilim kurgu vb. başlıklar altında tartışırsak daha faydalı olacaktır.
Forum yöneticilerinden bu konuya dikkat etmelerini umuyorum. Yoksa politik forumda yazmamızın anlamı kalmayacak.
Selamlar ve sevgiler
evrensel-insan
18-06-2013, 20:36
Bu arada modlardan ve diğer arkadaşlardan rica ediyorum, bilim kurgu ve fantezi vb. şeyleri başka bir yerde tartışalım.
Politik forumu, bilim kurgu ve fantezi romanlarının tartışma haline gelmesini de yararlı görmüyorum.
Evet bilim kurgu, fantezi vb. şeye göre birçok şey olabilir, hatta bunların belli sınırlar içinde bilimsel olduğu da iddia edilebilir.
Zaten kim 1, 10, 100 milyar yıl sonra olacakları bilebilir. Başka evrenlerin vb. olmadığını iddia edebilir?
Ama bugüne ve yakın zamana pek faydası olmayacak şeyleri tartışmayı anlamlı bulmuyorum. Özellikle somut şeylerle ilişkilendirilmemiş, gerçek hayatla bir karşılığı olmayan ya da olduğu gösterilemeyen düşünceleri burada tartışmamızın anlamı yok. Bu konuyu bloke ediyor.
Bu tür şeyleri bilim kurgu vb. başlıklar altında tartışırsak daha faydalı olacaktır.
Forum yöneticilerinden bu konuya dikkat etmelerini umuyorum. Yoksa politik forumda yazmamızın anlamı kalmayacak.
Selamlar ve sevgiler
Evet dogrudur. Sen de diktator gibi birey bilinci olmayan bir toplumsal kisilik sahibi olarak ya bu eylemin bir politik icerigini aramaya devam edersin, ya bir politik hareketi bu halk direnisinin ustune oturtmaya calisirsin, ya da diktator gibi "okuzun altinda buzagi arar" halk direnisinin arkasindaki gucler kandirmacasina yonelirsin.
Cunku ozgur bir bireyin hic bir politikaya alet olmadan kendi serbest iradesi ile eyleme gececegini dusunemezsin.
Ayrica kusura bakma kapitalizm sadece politika ile sinirlanamaz. Kapitalizm bir duzen ve sistemdir.
Bu dusen ve sitemi sadece politikaya indirgemek tam da emperyalist zihniyetin kucagina dusmektir.
O yuzden modlara dusuncen ve bilgi bittigi yerde siginmana gerek yok. Cunku kapitalizm ne senin tekelinde ne de politikanin.
Evet dogrudur. Sen de diktator gibi birey bilinci olmayan bir toplumsal kisilik sahibi olarak ya bu eylemin bir politik icerigini aramaya devam edersin, ya bir politik hareketi bu halk direnisinin ustune oturtmaya calisirsin, ya da diktator gibi "okuzun altinda buzagi arar" halk direnisinin arkasindaki gucler kandirmacasina yonelirsin.
Cunku ozgur bir bireyin hic bir politikaya alet olmadan kendi serbest iradesi ile eyleme gececegini dusunemezsin.
Ayrica kusura bakma kapitalizm sadece politika ile sinirlanamaz. Kapitalizm bir duzen ve sistemdir.
Bu dusen ve sitemi sadece politikaya indirgemek tam da emperyalist zihniyetin kucagina dusmektir.
O yuzden modlara dusuncen ve bilgi bittigi yerde siginmana gerek yok. Cunku kapitalizm ne senin tekelinde ne de politikanin.
Hakkımda kişisel suçlama yaptığın için yazmak zorunda kalıyorum:
Ben bir diktatör değilim, diktatör olacak kadar ne gücüm var, ne yetkim, ne makamım var. Sıradan biriyim.
ya da diktator gibi "okuzun altinda buzagi arar" halk direnisinin arkasindaki gucler kandirmacasina yonelirsin.
Ne demek bu anlamadım. Yalnız halk hareketi hakkında elbette değerlendirme yapabilirim, bunun için sizden izin alacak değilim.
Ayrıca lütfen benim hakkında sen şöylesin, böylesin diye yanıt yazmayın artık.
Politik, ekonomi vb. konularda çok uzun zamandır yazar, okur ve araştırırım. Bu konularda ön yargılı, dogmatik düşünmemeye çalışırım. Ve birçok kişiden öğrenmeye çalışırım. Doğrudur yeri gelmiştir bazı insanları kırmışımdır, hatalar yapmışımdır. Eksimlerim vardır. Beni eleştirenlere saygım vardır. Çünkü sıradan bir insanın diyorum. Ermiş değilim.Yanlışım varsa düzeltmeye hazırım...
Kimseye bir şey dayatmıyorum. Ama kimse de bana bir şey dayatmasın.
Ben düşüncelerin somut biçimde ilişkilendirilmesine önem veririm, bu benim için önemli. Kusura bakmayın burada sizinle fantezi ve bilim kurgu düzleminde tartışmam.
Kapitalizmi ben politikaya filan da indirgemedim. Ama kapitalist sistemin politik tarafı da vardır dedim. Bu konu benim tekelimde de demedim.
Neyse bunlar önemli değil...
Selamlar
evrensel-insan
18-06-2013, 21:21
Hakkımda kişisel suçlama yaptığın için yazmak zorunda kalıyorum:
Ben bir diktatör değilim, diktatör olacak kadar ne gücüm var, ne yetkim, ne makamım var. Sıradan biriyim.
Birincisi ben dusunceye yanit veririm. Sana dikttator dedigimi de zannetmiyorum. Boyle bir algiyi nerden cikardin bilmiyorum ama, ben boyle bir algi vermedim.
Ayrıca lütfen benim hakkında sen şöylesin, böylesin diye yanıt yazmayın artık.
Cuvaldizi kendimize igneyi baskasina batiralim.
Politik, ekonomi vb. konularda çok uzun zamandır yazar, okur ve araştırırım. Bu konularda ön yargılı, dogmatik düşünmemeye çalışırım. Ve birçok kişiden öğrenmeye çalışırım. Doğrudur yeri gelmiştir bazı insanları kırmışımdır, hatalar yapmışımdır. Eksimlerim vardır. Beni eleştirenlere saygım vardır. Çünkü sıradan bir insanın diyorum. Ermiş değilim.Yanlışım varsa düzeltmeye hazırım...
Ben de siradan bir evrensel insan olmak icin mucadele eden bir bireyim.
Kimseye bir şey dayatmıyorum. Ama kimse de bana bir şey dayatmasın.
Ne kadar guzel. Ama maalesef politika yonlendirme adina ister istemez dayatir. Cunku nicelige dayanir, nitelige degil. Yani kendi niteligini n iicelik adina dayatir.
Ben düşüncelerin somut biçimde ilişkilendirilmesine önem veririm, bu benim için önemli. Kusura bakmayın burada sizinle fantezi ve bilim kurgu romanlarını tartışmam.
Ben de oyleyim. Burada konu gozlemi alabilecek bir cognitivizm soz konusu. Yoksa diktator diktatorluk yaptigini bilse ileri demokrasi dermiydi.
Kapitalizmi ben politikaya filan da indirgemedim. Ama kapitalist sistemin politik tarafı da vardır dedim. Bu konu benim tekelimde de demedim.
Neyse bunlar önemli değil...
Selamlar
Evet onemli degil. Tamam ben yanlis algilamis olayim.
Taki kapitalizm ile mucadelenin politika tarafinin kapitalizmi yikacak oldugu aldatmacasinin aslinda emperyalist zihniyetin bir cikar oyunu oldugunu algilayana kadar.
Birincisi ben dusunceye yanit veririm. Sana dikttator dedigimi de zannetmiyorum. Boyle bir algiyi nerden cikardin bilmiyorum ama, ben boyle bir algi vermedim.
Cuvaldizi kendimize igneyi baskasina batiralim.
Diktatör demediniz ama ima ettiniz.
Diktatör gibi şunu şunu yapıyorsunuz....İma ve gönderme var, kişisel düzlemde bir yanıt var.
Neyse yanlış anlamış olayım...
Ne kadar guzel. Ama maalesef politika yonlendirme adina ister istemez dayatir. Cunku nicelige dayanir, nitelige degil. Yani kendi niteligini n iicelik adina dayatir.
Bu bir iddia sadece. Kendimde böyle bir şey gözlemlemiyorum. Bana ne dayatılmış somut bir şekilde gösterin o zaman?
Kendimde böyle bir şey gözlemlemiyorum. Bana ne dayatılmış somut bir şekilde gösterin o zaman?
Somut derken delilleri ile birlikte ortaya koymak demek istiyorum.
Bu arada dayatma ne demek?
Ben argümanlara bakarım, onlar doğru ise doğru olduğunu düşünürsem kabul ederim. Yanlış ise, yanlış olduğunu düşünürsem, onlardan vazgeçerim.
Sol, sosyalizm, sağ, kapitalizm veya hangi maske altında yapılırsa yapılsın totaliter düzenler yanlışı doğru imiş gibi gösteren, insanları kolayca manipule eden düzenler. Ve büyük acılara neden oluyor. Şu veya bu biçimde bir avuç insanın çıkarına hizmet eden, halkı sürekli manipüle etmeyi amaç edinen totaliter sistemleri savunmak mümkün değil.
Sayin Brian;
Siz bu olaylarin(ornegin gezi, duranadam/kadin vs.) manupile edildigini dusunuyorsunuz? Ben tam olarak anlamaya calisiyorum ne demek istediginizi o yuzden soruyorum.
evrensel-insan
18-06-2013, 22:29
Diktatör demediniz ama ima ettiniz.
Diktatör gibi şunu şunu yapıyorsunuz....İma ve gönderme var, kişisel düzlemde bir yanıt var.
Evet benim algimda herhangibnir siyasetin toplumu kendi siyasetine yonlendirmesi baski kurmasi zorlamasi v.s. diktatorluktur. Buna proletarya diktatorlugu de dahil. Ben diktatorlugu dile getiriyorum. Tarihteki diktatorler de bellidir. Hitler Mussolini kadar Stalin de diktatyordur. Siz neden diktator olasiniz ki?
Neyse yanlış anlamış olayım...
Bu bir iddia sadece. Kendimde böyle bir şey gözlemlemiyorum. Bana ne dayatılmış somut bir şekilde gösterin o zaman?
Iddia degil, tarih. Tarihteki tum nitelik temelli ideolojik inancsal izmsel guce otoriteye dayanan ve iktidar olan kendi niteligini toplumun niceligine dayatir. Politik devletin hukumetin ve sistemin toplumsal kisiligin vatandasin devleti icin var olmasinin ve ozgur bireyin olmamasinin anlami budur. nicelik uzerindeki ve kendinden olmayan nitelikler uzerindeki baskidir. Aksini dusunen ortaya koyar. Ayrica bunu da neden ustunuze alindiniz ki?
Sayin Brian;
Siz bu olaylarin(ornegin gezi, duranadam/kadin vs.) manupile edildigini dusunuyorsunuz? Ben tam olarak anlamaya calisiyorum ne demek istediginizi o yuzden soruyorum.
Aslında bu konuyu özel olarak Gezi Parkı olayları için açmamıştım.
Konu nedense oraya kaydı biraz...
Özel olarak Gezi Parkında bir manipulasyon var mı bilmiyorum. Varsa kim bunu neden yaptı onu da bilmiyorum.
Ama manipulasyon olması hareketin yanlış olmasını göstermez. Yani nasıl söylesem, bir işçi var diyelim, haksızlığa uğramış, hakkını savunmak istiyor savunamıyor biri çıkıp şöyle şöyle yapacaksın diye yol gösterse işçinin yaptığı yanlış olmaz. Ama o işçi manipule edildi dense ne yazar, adam haksızlığa uğramış, onu düzeltin derler...
Diğer bir nokta ise sistem totaliter bile olsa, o noktaya bile gitse her şeyi manipule edecek veya her şeyi çarpıtacak, tüm doğruları yanlış gösterecek demiyorum. Öyle bir noktada değiliz. (Zaten dünya üzerinde o şekilde bir totaliter düzen olmuş mu bilmiyorum. Sistemde belli noktalarda açık alanlar var, klasik bir totaliterizmden söz etmiyoruz.)
evrensel-insan
18-06-2013, 22:32
Somut derken delilleri ile birlikte ortaya koymak demek istiyorum.
Bu arada dayatma ne demek?
Ben argümanlara bakarım, onlar doğru ise doğru olduğunu düşünürsem kabul ederim. Yanlış ise, yanlış olduğunu düşünürsem, onlardan vazgeçerim.
Birincisi neden ustunuze aliniyorsunuz?
Ikincisi neden kendinize indirgiyorsunuz?
Daha once de soyledim hem politik olmanin sorununu ortaya koyuyorum, politik olana bir soylemim yok.
evrensel-insan
18-06-2013, 22:33
Aslında bu konuyu özel olarak Gezi Parkı olayları için açmamıştım.
Konu nedense oraya kaydı biraz...
Özel olarak Gezi Parkında bir manipulasyon var mı bilmiyorum. Varsa kim bunu neden yaptı onu da bilmiyorum.
Ama manipulasyon olması hareketin yanlış olmasını göstermez. Yani nasıl söylesem, bir işçi var diyelim, haksızlığa uğramış, hakkını savunmak istiyor savunamıyor biri çıkıp şöyle şöyle yapacaksın diye yol gösterse işçinin yaptığı yanlış olmaz. Ama o işçi manipule edildi dense ne yazar, adam haksızlığa uğramış, onu düzeltin derler...
Diğer bir nokta ise sistem totaliter bile olsa, o noktaya bile gitse her şeyi manipule edecek veya her şeyi çarpıtacak, tüm doğruları yanlış gösterecek demiyorum. Öyle bir noktada değiliz. (Zaten dünya üzerinde o şekilde bir totaliter düzen olmuş mu bilmiyorum. Sistemde belli noktalarda açık alanlar var, klasik bir totaliterizmden söz etmiyoruz.)
Cunku gezi parki olaylari tam da guncel olarak mucadelesini direnisini politikadan almiyor. Sadece etik bir hak ve ozgurluk direnisi gosteriyor ve ozgur bireylerin direnci.
evrensel-insan
18-06-2013, 22:36
Somut derken delilleri ile birlikte ortaya koymak demek istiyorum.
Bu arada dayatma ne demek?
Ben argümanlara bakarım, onlar doğru ise doğru olduğunu düşünürsem kabul ederim. Yanlış ise, yanlış olduğunu düşünürsem, onlardan vazgeçerim.
Dayatma "sadece benim politik inancim ideolojim dogrudur" un iktidara guce ve otoriteye dayanarak diger dogrulara yer vermemesi ve sadece kendi niteligini topluma dayatmasi ve de kendine uymayan diger dogrulariu otekilestirmesidir.
Yani bugune kadar T.C. Devletinde ve de SSCB'de olan.
Evet benim algimda herhangibnir siyasetin toplumu kendi siyasetine yonlendirmesi baski kurmasi zorlamasi v.s. diktatorluktur. Buna proletarya diktatorlugu de dahil. Ben diktatorlugu dile getiriyorum. Tarihteki diktatorler de bellidir. Hitler Mussolini kadar Stalin de diktatyordur. Siz neden diktator olasiniz ki?
Iddia degil, tarih. Tarihteki tum nitelik temelli ideolojik inancsal izmsel guce otoriteye dayanan ve iktidar olan kendi niteligini toplumun niceligine dayatir. Politik devletin hukumetin ve sistemin toplumsal kisiligin vatandasin devleti icin var olmasinin ve ozgur bireyin olmamasinin anlami budur. nicelik uzerindeki ve kendinden olmayan nitelikler uzerindeki baskidir. Aksini dusunen ortaya koyar. Ayrica bunu da neden ustunuze alindiniz ki?
Şu var tabii...
Tarihte birçok devrim dayatma ve silah devrimi yolu ile olmuştur. Ne yazık ki bu böyledir...
ABD'de köleliğin kaldırılması bu şekilde olmuştur.
Fransa devrimi de...
ABD'nin İngiliz sömürgesinden kurtulması da öyle olmuştur....
Birçok devrim böyle oldu...Bazen eskisini değiştirmek için yıkmak zaruri olabiliyor. Olmasa daha iyi olur tabii. Ama oluyor işte...
Özellikle karşı taraf size dayatıyorsa bundan kurtulmanın bir yolu onu yıkmatır...(Başka çare kalmadığı zaman olacak tek yol, olmasa tabii iyi.)
SSCB bunu denedi ama başaramadı o, ayrı bir konu...
evrensel-insan
18-06-2013, 22:41
Şu var tabii...
Tarihte birçok devrim dayatma ve silah devrimi yolu ile olmuştur. Ne yazık ki bu böyledir...
ABD'de köleliğin kaldırılması bu şekilde olmuştur.
Fransa devrimi de...
ABD'nin İngiliz sömürgesinden kurtulması da öyle olmuştur....
Birçok devrim böyle oldu...Bazen eskisini değiştirmek için yıkmak zaruri olabiliyor. Olmasa daha iyi olur tabii. Ama oluyor işte...
Özellikle karşı taraf size dayatıyorsa bundan kurtulmanın bir yolu onu yıkmatır...(Başka çare kalmadığı zaman olacak tek yol, olmasa tabii iyi.)
SSCB bunu denedi ama başaramadı o, ayrı bir konu...
Olmayan var mi?
Olmayan var mi?
Gandi'nin yaptığı devrim olabilir. (Kan döküldüyse bile bildiğim kadarıyla çok fazla dökülmedi.)
evrensel-insan
18-06-2013, 22:55
Birey olgusunun bireyci egoist bencil bananeci ve sadece kendi bireyci akilciligi cikarina v.s. temelinde carpik olarak gundeme gelisi, nihilizm sonrasidir.
Bu temelde dunyadaki ilk toplumsal sosyal ozgur hak arayan bireylerin farkli niteliklerle nicelik birlesimini tarihte ilk olarak gezi parki direniscileri gostermistir.
Bunun nedenleriuni de ben baslikta aciklamistim.
Kisaca;
Ortak direnis noktasinin netligi
Bu netligin algisizligi ve bilincsizligi.
Tarihte boyle bir olay ilk defa gezi parki direnisi ile gerceklesmistir.
Bunlari benim "gezi parki halk direnisinin ilkleri ve enleri" basligindan okuyabilirsin.
evrensel-insan
18-06-2013, 22:56
Gandi'nin yaptığı devrim olabilir. (Kan döküldüyse bile bildiğim kadarıyla çok fazla dökülmedi.)
Evet pasif bir direnis olma adina incelemeye deger. Yalniz o eyleme katilanlarin ne kadarinin ozgur birey oldugu, toplumunun yapisi tarihi inanclari v.s. temelinde incelenmelidir.
Birey olgusunun bireyci egoist bencil bananeci ve sadece kendi bireyci akilciligi cikarina v.s. temelinde carpik olarak gundeme gelisi, nihilizm sonrasidir.
Bu temelde dunyadaki ilk toplumsal sosyal ozgur hak arayan bireylerin farkli niteliklerle nicelik birlesimini tarihte ilk olarak gezi parki direniscileri gostermistir.
Bunun nedenleriuni de ben baslikta aciklamistim.
Kisaca;
Ortak direnis noktasinin netligi
Bu netligin algisizligi ve bilincsizligi.
Tarihte boyle bir olay ilk defa gezi parki direnisi ile gerceklesmistir.
Bunlari benim "gezi parki halk direnisinin ilkleri ve enleri" basligindan okuyabilirsin.
Siz dünyadaki tüm sosyal hareketleri, devrimleri, olayları vb. enine boyuna incelediniz mi?
evrensel-insan
18-06-2013, 22:59
Siz dünyadaki tüm sosyal hareketleri, devrimleri, olayları vb. enine boyuna incelediniz mi?
Bir seyin zihniyetini algilamak ve gozlemlemek ve sorgulamak ve bunu da insanlik adina yapmak yeterlidir.
Tabi ki "bak burda bu hareket var" temelli bir onerinin tartisilmasi hakkinda dusunce ve bilgi paylasimi her zaman onun ve de genelinin daha net ve acik algilanmasi adina son derece onemlidir.
Bir seyin zihniyetini algilamak ve gozlemlemek ve sorgulamak ve bunu da insanlik adina yapmak yeterlidir.
Tabi ki "bak burda bu hareket var" temelli bir onerinin tartisilmasi hakkinda dusunce ve bilgi paylasimi her zaman onun ve de genelinin daha net ve acik algilanmasi adina son derece onemlidir.
Siz Gezi Parkı olaylarından kendi felsefenizin doğrulandığını düşünüyoruz. Ne yazık ki bu yok.
Şunu yazmışsınız daha önce:
cagimiz birey cagidir. Toplumsal kisilik cag olarak cagdisidir.
Gezi Parkında bireysellik mi var? Hiç toplumsallık yok yani?
Birey çağından söz ediyorsunuz, insan sadece bireysel bir varlık değil ki, toplumsal bir varlık. O gençlerden söz ediyorsunuz, o gençler sadece bireysel hareket etmiyor, toplumsal hareket ediyor, bir aracın altına girip kendi canını feda eden bir gencin nasıl bireysel davrandığını düşünebilirsiniz? Toplumsal bir davranış biçimi de var, danışma var, işbirliği var. Umarım bunları da görürsünüz.
Ben sinifin degil; toplumun her turlu hak ve ozgurluklerinin yanindayim. Neden bunu ekonomik olarak sadece bir sinifa indirgeyeyim. Gencler memurlar ve bilimum calisanlar ne olacak? Burada bir cagdisilik var. O da sinifsal bakis acisi. Kapitalizm bir ekonomik cikar sistemidir. Bu sistem sadece bir sinifa degil tum calisanlara yoneliktir. Zaten yasam standarti v.s. de bunun ile ilgilidir. Sense kapitalizmi politik gormeye calisiyorsun.
Demek kapitalizmi politik görmediğin için sınıfsal bakışı kabul etmiyorsun.
Sınıfın varlığı sosyolojide filan kabul edilir. Bu sadece politik değil, sosyolojik bir analiz.
http://en.wikipedia.org/wiki/Social_class
Kısaca üretim aygıtlarını, araçlarını vb. kontrol eden burjuva sınıfıdır. Büyük burjuva nüfusun yüzde 1'ini oluşturduğu halde muazzam düzeyde büyük güce ulaşmıştır. İşçi sınıfı ise emeği ile geçinen ve geçinmek için emeğini satmak zorunda kalan sınıftır. Küçük burjuva ise büyük burjuva ile girdiği rekabette işçi sınıfı mertebesine inebilir. Bu açıdan bakıldığında insanların çoğu içi sınıfından veya orta sınıftan insanlardan oluşur. Kapitalizmin geldiği bu aşamada orta sınıftan birçok insanın da işçi sınıfı mertebesine ineceği, inmekte olduğunu veya giderek yoksullaşacağını söylüyorum. Öğrencilerinin çoğunun ise yine şu veya bu biçimde işçi sınıfıdan veya orta sınıftan gelen ailelerden oluştuğunu söyleyebiliriz.
Bu çağdışı bir analiz filan değil. Asıl çağdışılık 80 milyar dolar servete sahip biri ile dar gelirli, yoksul insanları aynı kefeye koymak veya bunlar arasındaki farkı yok saymaktır. Bu sistem daha çok zenginlerin çıkarına korumaya yönelik ve giderek yoksullarının hatta orta sınıfın çıkarını tehdit ediyor, yani herkesin çıkarını koruyan bir sistem yok burada. Bu da çok açık. En azından herkesin çıkarı aynı öncelikle ve aynı derecede korunmuyor; sistemin nimetlerinden daha çok zengin kişiler yararlanıyor.
Hayir efendim insanoglu sadece vucuttan fizikten var olan birvarlik degil; beyni ve soyutlamasi olan ustelik yasam ve iliskisini ve duzenini sistemini de soyutlamasinin somutlastirmasi ile gerceklestiren bir varlik. Ustelik bu konuda da alternatifsiz. Yine bu konuda monolog yani sadece kendi turune ait ve yonelik. Insanoglu her seyden once BIREYSEL BIR VARLIK SOSYAL PSIKOLOJIK BIR VARLIK VE INSAN OLARAK EVRENSEL BIR VARLIK.
İnsanoğlunun bilişsel varlığını reddetmiyorum ama insanoğlu maddi bir varlıktır aynı zamanda. Ve bu maddi temel, maddi ilişkiler asla önemsiz değildir.
Diktatörlük, otoriter vb. ilişkiler işte bu maddi temelin bozulmasından kaynaklanır bir bakıma. Üretim araçlarına eline geçiren veya şu veya bu şekilde inanılmaz yetkilere güce, paraya sahip olan biri ile sıradan biri aynı güçte değildir. Biri güçlü olan, güçlü olduğu otoriter davranabilir. Onu tahakküm altına alabilir.
evrensel-insan
19-06-2013, 19:37
Siz Gezi Parkı olaylarından kendi felsefenizin doğrulandığını düşünüyoruz. Ne yazık ki bu yok.
Şunu yazmışsınız daha önce:
Gezi Parkında bireysellik mi var? Hiç toplumsallık yok yani?
Onemli olan toplumsallik degildir. Cunku bireyler toplumu zaten toplumsaldir. Burada onemli olan sosyalliktir. Yani bu toplanan bireylerin sosyal birligi. Iste dayatmaci izmlerde ve pollitikalarda sosyal ve psikoloji algisi yoktur, cunku nitelik algisi yoktur. Sadece kedi dogru bildigi niteligi dayatma vardir. Bu temeldeki toplumsal algisi da nicelik algisidir. Zaten o yuzden toplumsal kisilikm nicelik uzerinedir, nitelik degil. Yani insanoglunu bir sayi olarak algilamak, beyninin niteligi ile degil.
Birey çağından söz ediyorsunuz, insan sadece bireysel bir varlık değil ki, toplumsal bir varlık. O gençlerden söz ediyorsunuz, o gençler sadece bireysel hareket etmiyor, toplumsal hareket ediyor, bir aracın altına girip kendi canını feda eden bir gencin nasıl bireysel davrandığını düşünebilirsiniz? Toplumsal bir davranış biçimi de var, danışma var, işbirliği var. Umarım bunları da görürsünüz.
Insanoglunun nasil bir varlik oldugunu bir daha acxiklayayim. Daha once acikladim. Bireysel sosyal ve psikolojik varlik. Burada toplumsallik sadece sayi algisidir ve nitelik tasimaz. Ama maalesef tum izmlerin ve politikalarin "ben cogum benim dedigim olur" mantigini getirir. Bu sekilci ve formel bir mantiktir. Uzerinde dusunce bile gerektirmez. Cunku gucun otoritenin iktidarin algisi bu toplumsallik yani insanoglunu sayi olarak algilamaktir. Bir de utanmadan bunademokrasi derler. Demokrasi bir niceligin degil; bir niteligin algisidir. O gencler bireysel ve sosyal hareket ediyor. Onlarin sayi coklugu toplumsalligi olusturuyor. Cunku hic biri yola sayi olarak cikmiyor. Birey bilinci birey talebi ve bunun sosyalligi icin cikiyor. Bak duran adam. Birey olarak sosyallige yansidi ve onu bir direnis olarak algilayan bireyler ayni eylemi artirdi ve toplumsalliga donustu.
Birey bilincinde amac sayi degildir. Sosyalliktir. Bunun sayi artisi ise sadece bu birey bilincinin algilanmasi ve desteklenmesidir. Yani konu niteliktir, nicelik degil.
Toplumsal davranis yoktur, sosyal davranis vardir. Bu sosyal davranis sayi olarak toplumsallasabilir.
Iste toplumsal kisiligin neden toplumsalligin uzerinde onemle durmasinin sebebi, kendisinin birey bilinci olmamasi ve sosyalligi algilayamamasidir. O yuzden de kendi birey niteligini birakip, kendince toplumsal olan bir hareketi sayi olarak destekler ve artirir.
Danisma isbirligi v.s. sosyalliktir, toplumsallik degil. Cunku nitelik icerir.
Onemli olan toplumsallik degildir. Cunku bireyler toplumu zaten toplumsaldir. Burada onemli olan sosyalliktir. Yani bu toplanan bireylerin sosyal birligi. Iste dayatmaci izmlerde ve pollitikalarda sosyal ve psikoloji algisi yoktur, cunku nitelik algisi yoktur. Sadece kedi dogru bildigi niteligi dayatma vardir. Bu temeldeki toplumsal algisi da nicelik algisidir. Zaten o yuzden toplumsal kisilikm nicelik uzerinedir, nitelik degil. Yani insanoglunu bir sayi olarak algilamak, beyninin niteligi ile degil.
Insanoglunun nasil bir varlik oldugunu bir daha acxiklayayim. Daha once acikladim. Bireysel sosyal ve psikolojik varlik. Burada toplumsallik sadece sayi algisidir ve nitelik tasimaz. Ama maalesef tum izmlerin ve politikalarin "ben cogum benim dedigim olur" mantigini getirir. Bu sekilci ve formel bir mantiktir. Uzerinde dusunce bile gerektirmez. Cunku gucun otoritenin iktidarin algisi bu toplumsallik yani insanoglunu sayi olarak algilamaktir. Bir de utanmadan bunademokrasi derler. Demokrasi bir niceligin degil; bir niteligin algisidir. O gencler bireysel ve sosyal hareket ediyor. Onlarin sayi coklugu toplumsalligi olusturuyor. Cunku hic biri yola sayi olarak cikmiyor. Birey bilinci birey talebi ve bunun sosyalligi icin cikiyor. Bak duran adam. Birey olarak sosyallige yansidi ve onu bir direnis olarak algilayan bireyler ayni eylemi artirdi ve toplumsalliga donustu.
Birey bilincinde amac sayi degildir. Sosyalliktir. Bunun sayi artisi ise sadece bu birey bilincinin algilanmasi ve desteklenmesidir. Yani konu niteliktir, nicelik degil.
Toplumsal davranis yoktur, sosyal davranis vardir. Bu sosyal davranis sayi olarak toplumsallasabilir.
Iste toplumsal kisiligin neden toplumsalligin uzerinde onemle durmasinin sebebi, kendisinin birey bilinci olmamasi ve sosyalligi algilayamamasidir. O yuzden de kendi birey niteligini birakip, kendince toplumsal olan bir hareketi sayi olarak destekler ve artirir.
Danisma isbirligi v.s. sosyalliktir, toplumsallik degil. Cunku nitelik icerir.
Toplumsallık, sosyallik ile son derece ilişki içinde. Bunlar çok ayrı da değil, hatta toplumsal yerine zaman zaman sosyal kelimesi de kullanılıyor. Yani alakasız şeyler değil Evrensel-Bilim. Öyle bir anlatıyorsun ki bunlar alakasız şeyler gibi anlatmaya çalışıyorsun.
Bak aşağıda toplumsal yerine sosyal yazmış, zaten toplumsal dediğimiz şeyin karşılığı social demektir, o da sosyal vb. anlamlara gelir.
Social kelimesi çok defa toplumsal olarak çevrilir vb.
"Toplumsal bilim ya da sosyoloji (Fransızca: sociologie) toplum ve insanın etkileşimi üzerinde çalışan bir bilimdir. Toplumsal (sosyolojik) araştırmalar sokakta karşılaşan farklı bireyler arasındaki ilişkilerden küresel sosyal işleyişlere kadar geniş bir alana yayılmıştır. "
http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal
Toplumsal hareket ya da sosyal hareket; sosyal bilimlerde, farklı düzenleme biçimlerini içeren, farklı harekete geçirme ve davranış stratejileriyle toplumsal değişimi hızlandırmak, engellemek veya tersine çevirmek için uğraşan ortak bir rol oynayıcı olarak görülmektedir.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Toplumsal_hareket
Yani bunlarla ilgilenmesek bize bunları çok ayrı şeymiş gibi gelip anlatacaksın burada.
evrensel-insan
19-06-2013, 19:58
Demek kapitalizmi politik görmediğin için sınıfsal bakışı kabul etmiyorsun.
Ben parcasal bakisi degil; nicelik bakisini yani sayisal bakisi hem sadece bir nitelik hem de bunun diger nitelikleri gale almama ve kendi niteligine zorlama olarak goruyorum. Cunku tarihin verdigi gozlem budur.
Sınıfın varlığı sosyolojide filan kabul edilir. Bu sadece politik değil, sosyolojik bir analiz.
Sinifin varligi nitelik olmadan sadece ekonomiktir. Ekonomik olan nitelik olmayan sinif ancak sosyal olarak kendi ekonomik duzeyi ile iliski kurar. Bu ikisinde de bilinc yani nitelik yoktur. Nitelik verilen savastadir. Yalniz izm ya da politika niteligi takipcisi nicelik savasi degil. Yani kendini cogunluga sayi olarak eklemek degil.
http://en.wikipedia.org/wiki/Social_class
Kısaca üretim aygıtlarını, araçlarını vb. kontrol eden burjuva sınıfıdır. Büyük burjuva nüfusun yüzde 1'ini oluşturduğu halde muazzam düzeyde büyük güce ulaşmıştır. İşçi sınıfı ise emeği ile geçinen ve geçinmek için emeğini satmak zorunda kalan sınıftır. Küçük burjuva ise büyük burjuva ile girdiği rekabette işçi sınıfı mertebesine inebilir. Bu açıdan bakıldığında insanların çoğu içi sınıfından veya orta sınıftan insanlardan oluşur. Kapitalizmin geldiği bu aşamada orta sınıftan birçok insanın da işçi sınıfı mertebesine ineceği, inmekte olduğunu veya giderek yoksullaşacağını söylüyorum. Öğrencilerinin çoğunun ise yine şu veya bu biçimde işçi sınıfıdan veya orta sınıftan gelen ailelerden oluştuğunu söyleyebiliriz.
Iste butun mesele ekonomik olarak her turlu toplumu yonlendiren gucu otoriteyi elinde tutmak. Yani toplumu sadece nicelik olarak algilamak ve kendi niteligini dayatmak. Bunu da saglatan ekonomik guctur. Ya da iktidar gucudur yani ekonomiyi tekeline almak. Burada kapitalizmi yikacak olan politika degil; ekonomik ve iktidar gucunun kimin elinde oldugunu algilamak ve bilincine varmaktir. Kapitalizm politika ile degismez. Ekonomi ile degisir. Cunku kapitalizme iktidar olarak o gucu veren ekonomi sahipligidir. Yani devlet ve hukumetin halktan aldigi her turlu arti degeri kendi iktidar cikari yonunde kullanmak ve halktan da buna sayi olarak destek almak. Yani nitelik yoktur. Nitelik sadece o politikanin ideolojisi cikari uygulamasi v.s. dir.
Bu çağdışı bir analiz filan değil. Asıl çağdışılık 80 milyar dolar servete sahip biri ile dar gelirli, yoksul insanları aynı kefeye koymak veya bunlar arasındaki farkı yok saymaktır. Bu sistem daha çok zenginlerin çıkarına korumaya yönelik ve giderek yoksullarının hatta orta sınıfın çıkarını tehdit ediyor, yani herkesin çıkarını koruyan bir sistem yok burada. Bu da çok açık. En azından herkesin çıkarı aynı öncelikle ve aynı derecede korunmuyor; sistemin nimetlerinden daha çok zengin kişiler yararlanıyor.
Cagdisilik birey sosyallik ve nitelik algisi noksanligidir. Ekonomik farki ortaya koymak hic bir seyi degistirmez, sadece yuzeysel olarak ve nicelik olarak taraftar kazandirir. Yani nitelik yoktur.
Kisaca; Ekonominin politik iktidar ile ele gecirilmesi. Iste butun izmlerin savasimi budur. Buradaki "ele gecirme" de de aranan sayisal guctur. Ortada nitelik yoktur, tek nitelik bu ele geciren iktidarin politik cikarinin niteligidir. Bu nitelik nicelige dayatilacaktir. Iktidar da budur. Yani "sayi gucu ekonomik kullanim gucu bende, sen ancak ben ne istersem onu yapacaksin, cunku guc beni hakli dogru v.s. yapar" iste butun izmlerin okudugu masal budur. Bu da zaten mudaheledir ve insanoglunu sayi yerine koymaktir.
[quote]İnsanoğlunun bilişsel varlığını reddetmiyorum ama insanoğlu maddi bir varlıktır aynı zamanda. Ve bu maddi temel, maddi ilişkiler asla önemsiz değildir.
Burada cagdaslik farki niceligimi yani maddiligi mi yoksa niteligi mi yani bilisselligi mi one cikaracagindir. Iste tum sorun SENIN IKTIDAR EKONOMIK KULLANIM GUCLU NITELIGININ NICELIK OLARAK ALGILADIGIN TOPLUMA TOPLUMSAL OLARAK DAYATMA DIKTATORLUGUDUR. Cunku bu senin hem ekonomik hem de politik cikarindir. Yalnis anlama burada kullanilan sen sana yonelik degil; bir yazi dili ve uslubu.
Diktatörlük, otoriter vb. ilişkiler işte bu maddi temelin bozulmasından kaynaklanır bir bakıma. Üretim araçlarına eline geçiren veya şu veya bu şekilde inanılmaz yetkilere güce, paraya sahip olan biri ile sıradan biri aynı güçte değildir. Biri güçlü olan, güçlü olduğu otoriter davranabilir. Onu tahakküm altına alabilir.
Pek degil; iktidarin yani sayi cogunlugunun kaybedeceginden kaynaklanir. Cunku ekonominin kullanim gucunu veren politik iktidar olmaktir. Guc algisi nicelik te oldukca bu hata devam eder. GUC ALGISI NITELIKTE OLMASI BIREY BILINCI SOSYALLIK VE INSANLIGI GETIRIR.
Iste o yuzden dogal/fenomenal zihniyetin sekilci formel mantiginin gucu politikasi iktidari v.s. temelli niceligi bir yana; numenal zihniyetin birey bilinci insanoglu varligi bilinci tursel bilinci nitelik algisi ve onemi bilgiselligi bilisselligi ve bilimselligi bir yanadir.
evrensel İnsan yazdıklarının somut bir karşılığı yok.
Şimdi kapitalizmi savunuyor musun desem, hayır diyeceksin. Yerine ne koyduğunu söysesem, somut bir yanıt vermeyeceksin. Şimdiye kadar vermedin.
Kapitalizm ekonomik olarak değişir? Nasıl değişir, ne değişecek, yerine ne koyacaksın? Belli değil. Neyi savunuyorsun o da belli değil, çözümün ne, o da belli değil.
Bu tartışmadan bir şey çıkmaz Evrensel sana Güle Güle...
evrensel-insan
19-06-2013, 20:26
Toplumsallık, sosyallik ile son derece ilişki içinde. Bunlar çok ayrı da değil, hatta toplumsal yerine zaman zaman sosyal kelimesi de kullanılıyor. Yani alakasız şeyler değil Evrensel-Bilim. Öyle bir anlatıyorsun ki bunlar alakasız şeyler gibi anlatmaya çalışıyorsun.
Aksine farkinin farkina varilmasi icin anlatiyorum. Nicelik ile nitelik farki algilansin diye anlatiyorum. Birey bilinci ile toplumsal kisilik farkinin farkina varilsin diye anlatiyorum. Cunku bir seyin farkinin farkina varma bilinci sosyalligin sosyal iliskinin duzeyidir. Farklar farkina varilirsa saygi ile karsilanir.
Burada onemli olan sadece farklarin farkina varmak degil; FARKINA VARILAN FARKLARIN BIRIBIRINDEN AYRILMASI BIRININ DIGERINE HAKIMIYETI BIRININ DIGERINI YOK SAYMASI ICIN DEGIL; AKSINE FARKLARIN FARKLARI ILE BIRLIKTE FARKINDA OLARAK BIR ARADA YASAMASIDIR. Iste sosyallik te budur.
Tabiki toplumsallik bir butun yani nicelik olarak onemlidir. Iste buradaki sorun SOSYAL FARKLARIN FARKINA VARMAK YERINE, SADECE BIRINI DIGERLEI UZERINDE HAKIM KILMAK VE DIGERLERINI GALE ALMAMAKTIR. Iste politik iktidar da budur. Buradaki demokrasi algisi sosyal farkin farklarinin taninmasi/taninmamasi ile paraleldir. Her turlu etik (milli dini toresel, ahlaki, ananevi kulturel tarihi v.s.) degerden sadece biri digerlerinin uzerinde baski kurarsa bu zaten diktatorluktur.
Bu ister milli ister dini ister ahlaki v.s. olsun fark etmez.
Bu temelde T.C. Tarihinde hic bir zaman demokrasi olmamistir. Cunku sosyallik hic bir zaman algilanamamistir. Ustelik ne bir devlet ne de bir hukumet de olamamistir. Her turlu yonetim politik iktidarin elinde bir guc ve otorite kullanim araci olmustur. Kisaca iktidar devleti iktidar hukumeti. Halbui devlet te hukumette iktidarin degil, halkindir ve halkin her turlu fark mozayigini karsilamazsa zaten gorevini yapmamis olur. Iste butun bunlar birey bilincinin sosyalligin bugune kadar olmadigini gosterir. Taki 90 nesline kadar. Bir de onlarin ebeveynleri olan en az iki askeri dikta ve 10 kusur senedir de sivil dikta yasamislar olarak. Yani kendilerinin yapamadigin i yapilmasi icin bir cesit evlatlarina oyle veya boyle vermisler. Tabi bir de buna sosyalsanal agi eklemek gerekir.
Bak aşağıda toplumsal yerine sosyal yazmış, zaten toplumsal dediğimiz şeyin karşılığı social demektir, o da sosyal vb. anlamlara gelir.
Iste sorun zaten farkin farkinin algilanamamasinda cunku formel ve sekilci mantik ve insanoglunu nicelik olarak algilama mantigi devrede.
Social kelimesi çok defa toplumsal olarak çevrilir vb.
http://tr.wikipedia.org/wiki/Sosyal
http://tr.wikipedia.org/wiki/Toplumsal_hareket
Yani bunlarla ilgilenmesek bize bunları çok ayrı şeymiş gibi gelip anlatacaksın burada.
Cok kisaca;
Toplumsal-sayi nicelik olarak birlerin birlikteligidir.
Sosyal-nitelik olarak birlerin birbirleri ile olan iliskisidir yani farklarin farklari ile birlikte bir arada yasamasi.
Iste o yuzden emperyalist zihniyetin farklarin farkinda olarak mikroayrimciligina karsi, yani farklari en kucuk duzeyde ayirmasina karsi; bilincin ve farkindaligin zihniyetinin farklari farklarin bilincinde ve farkinda olarak antiayrimci temelde bir arada yasamasi.
Iste antiemperyalizm budur. Zihniyet bilinc ve farkindalik temelli nitelik olarak.
evrensel-insan
19-06-2013, 20:31
evrensel İnsan yazdıklarının somut bir karşılığı yok.
Şimdi kapitalizmi savunuyor musun desem, hayır diyeceksin. Yerine ne koyduğunu söysesem, somut bir yanıt vermeyeceksin. Şimdiye kadar vermedin.
Kapitalizm ekonomik olarak değişir? Nasıl değişir, ne değişecek, yerine ne koyacaksın? Belli değil. Neyi savunuyorsun o da belli değil, çözümün ne, o da belli değil.
Bu tartışmadan bir şey çıkmaz Evrensel sana Güle Güle...
Ben sana herseyi gayet acik anlatiyorum.
Ben birey bilincini ozgur bireylerin sosyalligini ve farklarin farkinda olarak ve her farki birlikte yasatacak hic bir politikasi olmayan ekonomiyi halki icin elinde tutan ve kullanan bir ekonomik bir devlet ve bu ekonomik devletin ekonomisini halkinin her turlu kesimi yararina kullanacak ve yonlendirecek bir hukumet.
Evet farklarin farkina varilmaz ve farklarin her biri bir arada yasatilmaz ve nitelik one cikarilmaz en basta da insanoglu bilinci birey bilinci olmazsa algilamak zor olur. Noncognitivizm de budur.
Nedeni de beyinde yer etmis her turlu degerin sabitligi sahipligi ve sorgulanmazligidir. Yani beyin soyutlama ufkunun degerlerin sabitligi temelinde sinirlanmasidir.
Allahaismarladik.
Kapitalizm ekonomik olarak değişir? Nasıl değişir, ne değişecek, yerine ne koyacaksın? Belli değil. Neyi savunuyorsun o da belli değil, çözümün ne, o da belli değil.
Sayin Brian;
Konuya ideolojilerin kendisi olmadan, objektif bir sekilde bakarsak eger;
Kapitalizm ekonomik olarak degisemez mi? Degisemezse nicin sizce?
Mesela dogal kaynaklari vs. savunuyorsunuz dile getiriyorsunuz hakli olarak, ornegin bir ekolojiyi veya dogal tarimi destekliyorsaniz sayet, bu konunun fikir babasi kimdir?
Emperyalizm? Kapitalizm?
Fikir babasi her kimse, bu egilimin(ekoloji, dogal tarim vs.) bize kokten yanlis, olumsuz vs. oldugunun delili midir?
evrensel-insan
19-06-2013, 21:09
Sayin Brian;
Konuya ideolojilerin kendisi olmadan, objektif bir sekilde bakarsak eger;
Kapitalizm ekonomik olarak degisemez mi? Degisemezse nicin sizce?
Mesela dogal kaynaklari vs. savunuyorsunuz dile getiriyorsunuz hakli olarak, ornegin bir ekolojiyi veya dogal tarimi destekliyorsaniz sayet, bu konunun fikir babasi kimdir?
Emperyalizm? Kapitalizm?
Fikir babasi her kimse, bu egilimin(ekoloji, dogal tarim vs.) bize kokten yanlis, olumsuz vs. oldugunun delili midir?
Zaten butun sorun politikanin temelinin algilanamamasinda.
Politika her turlu ekonomik gucukendi politik cikarina kullanandir.
Tum sorun da buradadir.
Halbuki ekonomik guc halkin ve onun devletinin ve hukumetinindir. Iste burada aranan her turlu insan haklari evrensel hukuk hak ve ozgurlukler halkin yasam standarti, her turlu cagdasligi saglama olanagi her turlu ihtiyacinin karsilanmasi v.s. ancak ve ancak devletin ve hukumetin tum halki temsili ilemumkundur.
Iste buradaki sorun iktidara gelmek icin uygulanan politikkadir. Yani halki kandirma kendi cikari dogrultusunda somurme, kendi niteligine toplumsalolarak yonlendirme, karsi cikislari da her turlu gucu ile bastirma.
Kisaca politika halk icin geldigini soyleyen, ama halk icin degil de; sadece kendi ideolojik inancsal cikari ve dayatmasi icin gelmektir.
Istisnasiz butun izmler bu temeldedir. O yuzden de nitelikten ve sosyallikten ve insanoglunun varligindan bilincinden bi haber olarak onlari sadee iktidar olup ekonomik gucu ele gecirmek adina kendilerine biat edecek olan sayilar olarak gorurler.
Aksini soylemek isteyen ya da tarihte gostermek isteyen varsa buyursun.
evrensel-insan
19-06-2013, 21:36
evrensel İnsan yazdıklarının somut bir karşılığı yok.
Şimdi kapitalizmi savunuyor musun desem, hayır diyeceksin. Yerine ne koyduğunu söysesem, somut bir yanıt vermeyeceksin. Şimdiye kadar vermedin.
Kapitalizm ekonomik olarak değişir? Nasıl değişir, ne değişecek, yerine ne koyacaksın? Belli değil. Neyi savunuyorsun o da belli değil, çözümün ne, o da belli değil.
Bu tartışmadan bir şey çıkmaz Evrensel sana Güle Güle...
Katilimci demokrasi ve acik toplum dan ne algiliyorsun?
Ben sana herseyi gayet acik anlatiyorum.
Ben birey bilincini ozgur bireylerin sosyalligini ve farklarin farkinda olarak ve her farki birlikte yasatacak hic bir politikasi olmayan ekonomiyi halki icin elinde tutan ve kullanan bir ekonomik bir devlet ve bu ekonomik devletin ekonomisini halkinin her turlu kesimi yararina kullanacak ve yonlendirecek bir hukumet.
yukarıdaki paragraf başlı başına bir politikadır. bu isteğin oluşabilmesi için bu düşünceni toplumsallaşması gerekir ki bu bireyselcilikle mümkün değildir. ancak ve ancak örgütlenme ile ile ve bu örgütlenmenin politik yapılanması ile mümkündür
şimdi şağıda bir kıssadan hisse var POLİTİKA NEDİR?
Çevrede durmadan ukalalık yapan, kafasına geleni söyleyen insanlara..”Politika yapma..” denir.. Politika bazılarına göre tehlikeli bir şeydir. Maazallah insanın kellesini idam tahtasına kadar götürür.
Gerçekten bunun örnekleri yakın tarihimizde de açıkça görülmüştür: Denizler, Mahirler, Erdal’lar ne idi.. Dışardan gazel okuyan, resmi politikanın dışında kendi kendilerine politika üreten ve bunu anlatmaya çalışan insanlardı.. Ama resmi politika her zaman Kralın politikasıdır. Onun dışındaki politikalar kafircedir..ve bunları ileri sürenlerin başı derde girer ve onların sonu iptir.. Örnekler malüm..
Peki, nedir politika, “Bir ülkenin sorunlarını görmeye çalışıp, bunları tanımlayıp, çareler üretmek ve o çarelerin en iyilerini uygulamaya koyup, sonuçlarını almak ve bu sonuçları değerlendirmektir.” İktidarda olanlar resmi politikanın sahibi ve koruyucusudurlar . Bunu benimseyerek uygularlar.
Bazıları politikayı bir resmi partinin örgütlenmesi ve programı çevresinde yapar. Bu programlar resmi olarak kabullenilmişse, Anayasal güvence altındadırlar. Ama onun yanında , resmi olarak kabul edilmeyen ve hep tartışılan bazı illegal veya resmi olmayan, antitez halinde politikalar her zaman vardır: Bazı örnekler verelim:
1.Resmi Tez:
- Her vatandaşın 2 resmi, 5 gayriresmi silaha ihtiyacı vardır. Bu silahlardan ikisini her zaman yanında taşıyabilmelidir..
1.Gayri resmi Tez :
- Demokratik bir toplum silahsız olmalıdır. Hiç kimse silah taşımasına gerek yoktur.
2.Resmi Tez :
- Bir ülkenin bütçesinden en büyük pay, Milli savunma hizmetlerine ayrılmalıdır.
2.Anti tez:
- Bir ülkenin bütçesinden en büyük pay Milli Eğitim Hizmetlerine ayrılmalıdır.
3.Resmi Tez:
-Bir ülkede, bir mega kent içinde kalan bütün okullar satılmalı, özel kesime devredilmeli, ve onun yerine kent dışında okullar yapılmalıdır.
3Anti Tez:
-Yıllar içinde kent içinde vatandaşa mal olmuş ve kentin tarihiyle bütünleşmiş okullar satılamaz. Onun yerine yeni, kent dışı “kır okulları” yapılmalıdır.
İşte görüyorsunuz. Her alanda fikirler çeşitlidir. Sonsuz derecede politika üretmek mümkündür. Aslında “Politika yapmak, ” bir bakıma fikir üretmek demektir. Her zaman geleceğe ilişkin birden fazla düşünce üretmek mümkündür. Önemli olarak bu düşüncelerin mantıklı bir şekilde tartışılması ve en “fizibıl” , en yapılabilir olanlarının gerçeğe dönüştürülmesidir.
Ama ne yazık ki, düşüncelerin gerçekleştirilmesi evresinde hiç de akıllıca davranılmaz. Çünkü bu evrede çok değişik kesimlerin çıkarları söz konusu olacaktır. Para, söz konusu olunca, herkes üzerine atlamak ister. Ondan sonra, bu işin gerçekleştirilmesi evresinde çok çeşitli fırıldaklar dönebilir. Ve önceden yapılan proje, bunu tasarlayan kişilerin hiç tanıyamayacağı biçimde ortaya çıkabilir.
Bazı insan beyinleri “İdeal “ düşünmeye eğilimlidir. Her şeyin toplumun, insanların çıkarları doğrultusunda geliştirilmesini isterler. Oysa bazıları ise “opportunist” bencil, çıkarcı, özünü düşünen kimselerdir. Bunlar toplumu filan düşünmezler, kendisini düşünürler. Hatta kendi çıkarlarını toplum çıkarlarından daha üstün dereceye çıkarırlar; toplum çıkarlarını kullanırlar.
İyi niyetli politika, toplum lehine olan, iyi niyetli ; sonuçları, toplumu iyiye götürecek projelerdir. Kötü politika ise, iyi bir düşünce sonucu üretilmiş, düşünceleri, tasarıları yozlaştırıp ; toplum aleyhine ve kendi çıkarına kullanmaktır.
Acaba toplumda kimler iyi politika üretiyor; kimler kötü politika yaratıyor.. Şöyle dikkatlice bakarsanız anlarsınız.!
http://blog.milliyet.com.tr/politika-nedir-/Blog/?BlogNo=282550
Evet farklarin farkina varilmaz ve farklarin her biri bir arada yasatilmaz ve nitelik one cikarilmaz en basta da insanoglu bilinci birey bilinci olmazsa algilamak zor olur. Noncognitivizm de budur.
Kavranamazlık (noncognitivism) Argümanı
teizmin temelini oluşturur idealist felsefenin de ana argumanıdır.
Kavranamazlık (noncognitivism) Argümanı nedir?
Tanrı fikrinin ve buna bağlı olarak dinsel düşüncenin anlamlılığını sorgulamak başından beri önemli bir tartışma konusu olmuştur. Burada söz konusu argümanı şu şekilde formüle edeceğiz:
1) Varolan şeylere ait bizi ilgilendiren 3 çeşit özellik bulunmaktadır. Bunlar:
A. Ana özellikler
B. İkincil özellikler
C. İlişkisel özellikler
2) Yukarıdaki maddede yer alan B ve C anlamlı olabilmek için varolan şeyin A’sına (temel özellikleri) bağlanabilmelidir.
3) Tanrı kavramı için pozitif olarak tanımlanmış bir ‘A’ (temel özellikler) mevcut değildir.
4) Bu yüzden Tanrı kavramı ne A, ne B, ne de C’ye sahiptir.
5) A, B ve C’nin tümünden yoksun olan bir kavram anlamsızdır.
6) Demek ki Tanrı kavramı geçersizdir.
Birisi “Güzel bir elbise” diye bir yorum yaptığında, biz ona “Elbise nedir?” diye sorarsak, kendisinden “Güzel bir dizaynı var” ya da “Rahat” gibi bir cevap duymak istemeyiz. Elbisenin ne olduğunu soruyoruz çünkü. Temel özelliklerini, elbiseyi elbise yapan şeyi soruyoruz. Bu kişi bize elbise ‘kırmızı’dır dese, ‘yazlık bir elbise’ dese ya da elbise hakkında herhangi başka birşey söylese, bunların hiçbiri hala “Elbise nedir?” sorusunun cevabi değildir. Elbise nedir sorusunun cevabı, elbisenin sözlükte veya ansiklopedide geçen ayrıntılı tanımıdır.
Elbise hakkında söylenen yukarıdaki türde şeyler, elbisenin ‘ikincil’ özellikleri (yukarıda bahsedilen ‘B’) ya da elbisenin ‘ilişkisel’ özellikleridir (yukarıda bahsedilen ‘C’). Elbisenin ne demek olduğunu bilmeden, bu özelliklerini bilmenin bir faydası yoktur. Bu özellikler bize elbiseyi tanımlamaz, elbise hakkında gerçek anlamda bize birşey söylemez.
Tanrı hakkında soru sorduğunuzda teistten aldığınız cevaplar da bu tür cevaplardır. Tanrı nedir diye sorduğunuzda söylenen şeyler:
- Her şeyi bilen
- Her şeye gücü yeten
- Ezeli ve ebedi
- Yaratıcı
- Bağışlayıcı
- Kişi (insan değilse bile bir ‘birey’dir Tanrı)
- Mükemmel
- Aşkın
- Maddesel olmayan
Bu listeye başka şeyler de eklenebilir. Fakat ne eklerseniz ekleyin, teizmin Tanrı konusunda verdiği cevaplar, Tanrı’ya ait ‘ikincil’ ya da ‘ilişkisel’ özellikler olmaya devam edecektir. Bu niteliklerin hiçbiri “Tanrı özünde nedir?” sorusunu cevaplamaz.
Bir kavram icat etsem ve adına ‘unie’ desem, sonra da ona bazı insani özellikler atfetsem, örneğin ‘bilgelik’ gibi, sonra da eklesem, desem ki ama bu bilgelik insanın bilgeliğinden farklıdır, ve de ‘unie’ doğası gereği bilinmezdir, bu durumda ‘unie’ hakkında söylediğim hiçbir şey, bizim ‘unie’yi anlayışımıza birşey katmaz.
Tanrı ‘iyi’ ya da ‘bilge’dir demek, bilinmez bir varlığın, bilinmez bazı özelliklere, bilinmez bir şekilde sahip olduğunu söylemekten farksızdır.
Bazı teologlar, Tanrı hakkında hiçbir şey söyleyemeyeceğimizi iddia ederler. Örneğin, bir hristiyan teologun ifadesi:
“Tanrı hakkında hiçbir şey söyleyemeyiz. çünkü Tanrı hakkında birşey söylemek, Tanrıyı ’sınırlamak’ demektir. Tanrı için A özelliğine sahiptir demek, Tanrı’nın non-A (A olmayan) özelliğine sahip olmadığını söylemek olur. Dolayısıyla her türüu sınırlamayı aşan bir kavram olması gereken Tanrı için hiçbir şey söyleyemeyiz.”
Bir elma hayal edin. Ve sırayla elmadan bütün niteliklerini çıkarmaya başlayın. Rengini çıkarın, büyüklüğünü çıkarın, kütlesini çıkarın, şeklini çıkarın. Geriye ne kalır? Konu elma olunca geriye bir şey kalmaz ama konu Tanrı olunca teist için belli ki geriye “var” olması ve de “bir” olması kalıyor.
Bu düşünce tarzı aşağıdaki diyaloga benzer:
-Teist: Tanrıya inanıyorum.
-Ateist: Tanrı nedir?
-Teist: Bilmiyorum.
-Ateist: Fakat inandığın şey ne o zaman?
-Teist: Onu da bilmiyorum.
-Ateist: Öyleyse inancını inançsızlıktan ayıran faktör ne?
Dolayısıyla bu düşünce tarzının absürtlüğü açıktır. Bu yüzden de teist Tanrıyı tüm niteliklerinden soyutlamak istemez. Tanrı ile ilgili yukarıda bahsettiğimiz ikincil karakterlerin sözünün edilmesi bu sebeple ortaya çıkmaktadır. Bu yolla, Tanrı hakkında sanki kısmen birşeyler söylemiş gibi görünmek ister teist.
Halbuki yukarıda bahsettiğimiz gibi, bu söylenen şeyler, Tanrı’ya ait ikincil karakterlerdir ve Tanrı’nın ne olduğuna dair aslında birşey söylemezler.
Yani sonuçta teist, tüm çabasına rağmen Tanrı hakkında hiçbir şey söylememiş olur. Tanrı’dan bahseden herhangi bir açıklama, ne kadar çok sözcük içerirse içersin, anlamsız bir laf salatasıdır.
Söylenenler anlamsız olduğundan, Tanrı hala tanımsızdır.
Tüm bunlar ışığında, pozitif ateistin çıkardığı sonuç, Tanrı denen bir kavramın kesin olarak varolmadığı, çünkü ortada Tanrı diye bahsedilen birşeyin olmadığıdır.
Pozitif ateizmin bu argümanına yapılan itirazlardan biri, Tanrı’yı ‘anlamsız’ olarak nitelendirmenin, teizm kadar pozitif ateizmi de geçersiz kılacağıdır. Denir ki, ‘Tanrı’ sözcüğü eğer birşey ifade etmiyorsa, o zaman Tanrı’nın varlığını iddia etmek kadar, yokluğunu iddia etmek de geçersizdir.
Bu bakış açısını bazı filozoflar kabul etmekte ve ‘noncognitivism’i ateizmden ayrı bir düşünce biçimi, ya da bakış açısı olarak ele almaktadırlar.
Fakat pek çok başka filozof, ‘noncognitivism’e dayanan bir ateizmi mümkün görmektedir. Eğer ‘Tanrı’ sözcüğü birşey ifade etmiyorsa, o zaman ‘Tanrı’yı bir kavram değil, sadece bir ‘kelime’ olarak algılamak ve gerçek dünyada varolmadığını iddia etmek mümkündür demektedirler.
Nedeni de beyinde yer etmis her turlu degerin sabitligi sahipligi ve sorgulanmazligidir. Yani beyin soyutlama ufkunun degerlerin sabitligi temelinde sinirlanmasidir.
Allahaismarladik.
sadece kafa karışıklığı ve kapitalizmi cici gösterme cabasıdır bunlar.
kapitalizmin gebermememesinin tek yolu emperyalizmdir.
kapitalizmi destekleyen emperyalizme karşı oduğunu idda eden yeni yeni argumanlar.
ılımlı kapitalizm diye bir şey yoktur.
insan öldürmek zehirli iğne ile yapıldığında acı vermediği için daha insani gösterilmeye çalışılır
ancak testere ile ile insan öldürme arasında sadece teknolojik fark vardır
sonuçta her iki durumda da bir insan ölmektedir.
evrensel-insan
19-06-2013, 21:42
Katilimci demokrasi;
halkın görüşlerini aracı olmadan* sivil toplum kuruluşları gibi kendi oluşumları ile ifade etmesidir. katılımcı demokraside de temsili demokraside olduğu gibi temsilciler vardır ancak bu temsilciler ve temsil mekanizmalarını katılımcı demokraside bireylerin kendisi kurar. doğrudan demokrasi olduğunu da bir anlamda söyleyebiliriz.
Acik Toplum
Açık toplum fikri ilk defa Henri Bergson tarafından oluşturulmuş bir fikirdir. Açık toplumlarda devlet toleranslı ve bürokrasiden uzaktır, politik sistemler şeffaf ve esnektir. Devlet hiçbir sırrı halkından gizleyemez, bu toplum modeli tamamen otoriterlik karşıtıdır ve herkes gene kendi bilgisine "emanet edilmiştir". Siyasi hürriyet ve insan hakları açık toplum yapısının temel taşlarıdır.
Karl Popper'in iki ciltlik "Açık Toplum ve Düşmanları"ndaki tanımına göre açık toplum, siyasilerin kan dökülmeden devrilebileceği, liderlerin ancak askeri darbe veya kanlı devrimler sonucu devrilebildiği kapalı toplumun tam tersi olan bir toplum yapısıdır. Baskıcı diktatörlükler ve otokratik mutlakiyetler kapalı toplum yapısının gözlenebileceği devletlerdir.
Poppercı açık toplum yapısı temelini kendi bilim felsefesinden alır.
Bak bu ikisini nitelik katilim apolitik ve her turlu farkin farkinin birlikte birbirine iustunluk kurmadan algilayarak ve saygi gostererek sosyal iliski kurumlasma temelinde yazisabiliriz.
Sayin Brian;
Konuya ideolojilerin kendisi olmadan, objektif bir sekilde bakarsak eger;
Kapitalizm ekonomik olarak degisemez mi? Degisemezse nicin sizce?
Mesela dogal kaynaklari vs. savunuyorsunuz dile getiriyorsunuz hakli olarak, ornegin bir ekolojiyi veya dogal tarimi destekliyorsaniz sayet, bu konunun fikir babasi kimdir?
Emperyalizm? Kapitalizm?
Fikir babasi her kimse, bu egilimin(ekoloji, dogal tarim vs.) bize kokten yanlis, olumsuz vs. oldugunun delili midir?
Sayın Neva;
Evet güzel ve yerinde bir soru sormuşsunuz.
Kapitalizm ekonomik olarak değişebilir mi?
Evet değişmesi mümkün. Ama takdir ederseniz ki içinde yaşadığımız krize çözüm bulabilmek için nasıl bir değişikliği ön gördüğünüzü somut biçimde belirtmeniz gerekir.
Ekonomik temelli çözüm ne demek? Neyin ekonomisini nasıl değiştireceksiniz? Daha çok üretim mi yapacağız? Üretim ilişkileri ne olacak? Politik kararların nasıl alındığı, bunları kimin belirlediği önemli olmayacak mi? Yoksa ekonomik olarak işçilere daha çok ücret mi verilecek?
Peki ekonomiyle ilgili değişiklikler nasıl uygulanacak? Örneğin sosyal demokratik politikalarla mı olacak? Yoksa her türlü politikayı tehlikeli görüp bunları yasaklayarak mı sonuca ulaşacağız? Şimdiye kadar sosyal demokratik politikalar birçok konuda başarılı olsa da şirketlerin oluşturduğu büyük tehlikeleri engelleyemediler. Ve şirketler giderek politik hayatı her bakımdan kuşatır oldular. Bu açıdan sosyal demokratik çözümlerin artık başarıya ulaşağını sanmıyorum. Çünkü kriz giderek ağırlaşıyor. Ve şirketlerin gücü ve ağırlığı giderek artıyor.
Bu konuda daha radikal çözüm önerileri elbette var. Ama koydukları değişim o kadar köklü ki bu değişimin sadece ekonomi ile sınırlı olması imkansız gibi.
Mesela dogal kaynaklari vs. savunuyorsunuz dile getiriyorsunuz hakli olarak, ornegin bir ekolojiyi veya dogal tarimi destekliyorsaniz sayet, bu konunun fikir babasi kimdir?
Emperyalizm? Kapitalizm?
Fikir babasi her kimse, bu egilimin(ekoloji, dogal tarim vs.) bize kokten yanlis, olumsuz vs. oldugunun delili midir?
Yani bununla ilgili çözüm önerileri daha çok gelişmiş ülkelerde yaşayan insanlar tarafından üretiliyor. Bunlar birçoğu da kapitalist düşünceye sahip değil. Ama bu tür düşünürler sadece gelişmiş ülkelerde yaşamıyor. Fakat küresel ısınmanın ve ekolojik sorunlarının olduğunu ilk farkedenler gelişmiş ülkede yaşayan insanlar olması neyi değiştirecek ki?
Fikir babasının kim olduğundan ziyade, fikrin ve argümanın doğru olması önemli diye düşünüyorum.
Sayin Brian;
Konuya ideolojilerin kendisi olmadan, objektif bir sekilde bakarsak eger;
Kapitalizm ekonomik olarak degisemez mi? Degisemezse nicin sizce?
Mesela dogal kaynaklari vs. savunuyorsunuz dile getiriyorsunuz hakli olarak, ornegin bir ekolojiyi veya dogal tarimi destekliyorsaniz sayet, bu konunun fikir babasi kimdir?
Emperyalizm? Kapitalizm?
Fikir babasi her kimse, bu egilimin(ekoloji, dogal tarim vs.) bize kokten yanlis, olumsuz vs. oldugunun delili midir?
(Bu arada ben kapitalizmin içinde yaşadığımız krize, krizlere çözüm olamayacağını düşünüyorum).
Eğer var diyen varsa bunu somut bir şekilde nedenleri ile buyursun ortaya koysun o zaman.
evrensel-insan
19-06-2013, 21:54
yukarıdaki paragraf başlı başına bir politikadır. bu isteğin oluşabilmesi için bu düşünceni toplumsallaşması gerekir ki bu bireyselcilikle mümkün değildir. ancak ve ancak örgütlenme ile ile ve bu örgütlenmenin politik yapılanması ile mümkündür
Neden?
[quote]şimdi şağıda bir kıssadan hisse var POLİTİKA NEDİR?
Çevrede durmadan ukalalık yapan, kafasına geleni söyleyen insanlara..”Politika yapma..” denir.. Politika bazılarına göre tehlikeli bir şeydir. Maazallah insanın kellesini idam tahtasına kadar götürür.
Gerçekten bunun örnekleri yakın tarihimizde de açıkça görülmüştür: Denizler, Mahirler, Erdal’lar ne idi.. Dışardan gazel okuyan, resmi politikanın dışında kendi kendilerine politika üreten ve bunu anlatmaya çalışan insanlardı.. Ama resmi politika her zaman Kralın politikasıdır. Onun dışındaki politikalar kafircedir..ve bunları ileri sürenlerin başı derde girer ve onların sonu iptir.. Örnekler malüm..
Peki, nedir politika, “Bir ülkenin sorunlarını görmeye çalışıp, bunları tanımlayıp, çareler üretmek ve o çarelerin en iyilerini uygulamaya koyup, sonuçlarını almak ve bu sonuçları değerlendirmektir.” İktidarda olanlar resmi politikanın sahibi ve koruyucusudurlar . Bunu benimseyerek uygularlar.
Bazıları politikayı bir resmi partinin örgütlenmesi ve programı çevresinde yapar. Bu programlar resmi olarak kabullenilmişse, Anayasal güvence altındadırlar. Ama onun yanında , resmi olarak kabul edilmeyen ve hep tartışılan bazı illegal veya resmi olmayan, antitez halinde politikalar her zaman vardır: Bazı örnekler verelim:
1.Resmi Tez:
- Her vatandaşın 2 resmi, 5 gayriresmi silaha ihtiyacı vardır. Bu silahlardan ikisini her zaman yanında taşıyabilmelidir..
1.Gayri resmi Tez :
- Demokratik bir toplum silahsız olmalıdır. Hiç kimse silah taşımasına gerek yoktur.
2.Resmi Tez :
- Bir ülkenin bütçesinden en büyük pay, Milli savunma hizmetlerine ayrılmalıdır.
2.Anti tez:
- Bir ülkenin bütçesinden en büyük pay Milli Eğitim Hizmetlerine ayrılmalıdır.
3.Resmi Tez:
-Bir ülkede, bir mega kent içinde kalan bütün okullar satılmalı, özel kesime devredilmeli, ve onun yerine kent dışında okullar yapılmalıdır.
3Anti Tez:
-Yıllar içinde kent içinde vatandaşa mal olmuş ve kentin tarihiyle bütünleşmiş okullar satılamaz. Onun yerine yeni, kent dışı “kır okulları” yapılmalıdır.
İşte görüyorsunuz. Her alanda fikirler çeşitlidir. Sonsuz derecede politika üretmek mümkündür. Aslında “Politika yapmak, ” bir bakıma fikir üretmek demektir. Her zaman geleceğe ilişkin birden fazla düşünce üretmek mümkündür. Önemli olarak bu düşüncelerin mantıklı bir şekilde tartışılması ve en “fizibıl” , en yapılabilir olanlarının gerçeğe dönüştürülmesidir.
Ama ne yazık ki, düşüncelerin gerçekleştirilmesi evresinde hiç de akıllıca davranılmaz. Çünkü bu evrede çok değişik kesimlerin çıkarları söz konusu olacaktır. Para, söz konusu olunca, herkes üzerine atlamak ister. Ondan sonra, bu işin gerçekleştirilmesi evresinde çok çeşitli fırıldaklar dönebilir. Ve önceden yapılan proje, bunu tasarlayan kişilerin hiç tanıyamayacağı biçimde ortaya çıkabilir.
Bazı insan beyinleri “İdeal “ düşünmeye eğilimlidir. Her şeyin toplumun, insanların çıkarları doğrultusunda geliştirilmesini isterler. Oysa bazıları ise “opportunist” bencil, çıkarcı, özünü düşünen kimselerdir. Bunlar toplumu filan düşünmezler, kendisini düşünürler. Hatta kendi çıkarlarını toplum çıkarlarından daha üstün dereceye çıkarırlar; toplum çıkarlarını kullanırlar.
İyi niyetli politika, toplum lehine olan, iyi niyetli ; sonuçları, toplumu iyiye götürecek projelerdir. Kötü politika ise, iyi bir düşünce sonucu üretilmiş, düşünceleri, tasarıları yozlaştırıp ; toplum aleyhine ve kendi çıkarına kullanmaktır.
Acaba toplumda kimler iyi politika üretiyor; kimler kötü politika yaratıyor.. Şöyle dikkatlice bakarsanız anlarsınız.!
http://blog.milliyet.com.tr/politika-nedir-/Blog/?BlogNo=282550
Kavranamazlık (noncognitivism) Argümanı
teizmin temelini oluşturur idealist felsefenin de ana argumanıdır.
Kavranamazlık (noncognitivism) Argümanı nedir?
Tanrı fikrinin ve buna bağlı olarak dinsel düşüncenin anlamlılığını sorgulamak başından beri önemli bir tartışma konusu olmuştur. Burada söz konusu argümanı şu şekilde formüle edeceğiz:
1) Varolan şeylere ait bizi ilgilendiren 3 çeşit özellik bulunmaktadır. Bunlar:
A. Ana özellikler
B. İkincil özellikler
C. İlişkisel özellikler
2) Yukarıdaki maddede yer alan B ve C anlamlı olabilmek için varolan şeyin A’sına (temel özellikleri) bağlanabilmelidir.
3) Tanrı kavramı için pozitif olarak tanımlanmış bir ‘A’ (temel özellikler) mevcut değildir.
4) Bu yüzden Tanrı kavramı ne A, ne B, ne de C’ye sahiptir.
5) A, B ve C’nin tümünden yoksun olan bir kavram anlamsızdır.
6) Demek ki Tanrı kavramı geçersizdir.
Birisi “Güzel bir elbise” diye bir yorum yaptığında, biz ona “Elbise nedir?” diye sorarsak, kendisinden “Güzel bir dizaynı var” ya da “Rahat” gibi bir cevap duymak istemeyiz. Elbisenin ne olduğunu soruyoruz çünkü. Temel özelliklerini, elbiseyi elbise yapan şeyi soruyoruz. Bu kişi bize elbise ‘kırmızı’dır dese, ‘yazlık bir elbise’ dese ya da elbise hakkında herhangi başka birşey söylese, bunların hiçbiri hala “Elbise nedir?” sorusunun cevabi değildir. Elbise nedir sorusunun cevabı, elbisenin sözlükte veya ansiklopedide geçen ayrıntılı tanımıdır.
Elbise hakkında söylenen yukarıdaki türde şeyler, elbisenin ‘ikincil’ özellikleri (yukarıda bahsedilen ‘B’) ya da elbisenin ‘ilişkisel’ özellikleridir (yukarıda bahsedilen ‘C’). Elbisenin ne demek olduğunu bilmeden, bu özelliklerini bilmenin bir faydası yoktur. Bu özellikler bize elbiseyi tanımlamaz, elbise hakkında gerçek anlamda bize birşey söylemez.
Tanrı hakkında soru sorduğunuzda teistten aldığınız cevaplar da bu tür cevaplardır. Tanrı nedir diye sorduğunuzda söylenen şeyler:
- Her şeyi bilen
- Her şeye gücü yeten
- Ezeli ve ebedi
- Yaratıcı
- Bağışlayıcı
- Kişi (insan değilse bile bir ‘birey’dir Tanrı)
- Mükemmel
- Aşkın
- Maddesel olmayan
Bu listeye başka şeyler de eklenebilir. Fakat ne eklerseniz ekleyin, teizmin Tanrı konusunda verdiği cevaplar, Tanrı’ya ait ‘ikincil’ ya da ‘ilişkisel’ özellikler olmaya devam edecektir. Bu niteliklerin hiçbiri “Tanrı özünde nedir?” sorusunu cevaplamaz.
Bir kavram icat etsem ve adına ‘unie’ desem, sonra da ona bazı insani özellikler atfetsem, örneğin ‘bilgelik’ gibi, sonra da eklesem, desem ki ama bu bilgelik insanın bilgeliğinden farklıdır, ve de ‘unie’ doğası gereği bilinmezdir, bu durumda ‘unie’ hakkında söylediğim hiçbir şey, bizim ‘unie’yi anlayışımıza birşey katmaz.
Tanrı ‘iyi’ ya da ‘bilge’dir demek, bilinmez bir varlığın, bilinmez bazı özelliklere, bilinmez bir şekilde sahip olduğunu söylemekten farksızdır.
Bazı teologlar, Tanrı hakkında hiçbir şey söyleyemeyeceğimizi iddia ederler. Örneğin, bir hristiyan teologun ifadesi:
“Tanrı hakkında hiçbir şey söyleyemeyiz. çünkü Tanrı hakkında birşey söylemek, Tanrıyı ’sınırlamak’ demektir. Tanrı için A özelliğine sahiptir demek, Tanrı’nın non-A (A olmayan) özelliğine sahip olmadığını söylemek olur. Dolayısıyla her türüu sınırlamayı aşan bir kavram olması gereken Tanrı için hiçbir şey söyleyemeyiz.”
Bir elma hayal edin. Ve sırayla elmadan bütün niteliklerini çıkarmaya başlayın. Rengini çıkarın, büyüklüğünü çıkarın, kütlesini çıkarın, şeklini çıkarın. Geriye ne kalır? Konu elma olunca geriye bir şey kalmaz ama konu Tanrı olunca teist için belli ki geriye “var” olması ve de “bir” olması kalıyor.
Bu düşünce tarzı aşağıdaki diyaloga benzer:
-Teist: Tanrıya inanıyorum.
-Ateist: Tanrı nedir?
-Teist: Bilmiyorum.
-Ateist: Fakat inandığın şey ne o zaman?
-Teist: Onu da bilmiyorum.
-Ateist: Öyleyse inancını inançsızlıktan ayıran faktör ne?
Dolayısıyla bu düşünce tarzının absürtlüğü açıktır. Bu yüzden de teist Tanrıyı tüm niteliklerinden soyutlamak istemez. Tanrı ile ilgili yukarıda bahsettiğimiz ikincil karakterlerin sözünün edilmesi bu sebeple ortaya çıkmaktadır. Bu yolla, Tanrı hakkında sanki kısmen birşeyler söylemiş gibi görünmek ister teist.
Halbuki yukarıda bahsettiğimiz gibi, bu söylenen şeyler, Tanrı’ya ait ikincil karakterlerdir ve Tanrı’nın ne olduğuna dair aslında birşey söylemezler.
Yani sonuçta teist, tüm çabasına rağmen Tanrı hakkında hiçbir şey söylememiş olur. Tanrı’dan bahseden herhangi bir açıklama, ne kadar çok sözcük içerirse içersin, anlamsız bir laf salatasıdır.
Söylenenler anlamsız olduğundan, Tanrı hala tanımsızdır.
Tüm bunlar ışığında, pozitif ateistin çıkardığı sonuç, Tanrı denen bir kavramın kesin olarak varolmadığı, çünkü ortada Tanrı diye bahsedilen birşeyin olmadığıdır.
Pozitif ateizmin bu argümanına yapılan itirazlardan biri, Tanrı’yı ‘anlamsız’ olarak nitelendirmenin, teizm kadar pozitif ateizmi de geçersiz kılacağıdır. Denir ki, ‘Tanrı’ sözcüğü eğer birşey ifade etmiyorsa, o zaman Tanrı’nın varlığını iddia etmek kadar, yokluğunu iddia etmek de geçersizdir.
Bu bakış açısını bazı filozoflar kabul etmekte ve ‘noncognitivism’i ateizmden ayrı bir düşünce biçimi, ya da bakış açısı olarak ele almaktadırlar.
Fakat pek çok başka filozof, ‘noncognitivism’e dayanan bir ateizmi mümkün görmektedir. Eğer ‘Tanrı’ sözcüğü birşey ifade etmiyorsa, o zaman ‘Tanrı’yı bir kavram değil, sadece bir ‘kelime’ olarak algılamak ve gerçek dünyada varolmadığını iddia etmek mümkündür demektedirler.
sadece kafa karışıklığı ve kapitalizmi cici gösterme cabasıdır bunlar.
kapitalizmin gebermememesinin tek yolu emperyalizmdir.
kapitalizmi destekleyen emperyalizme karşı oduğunu idda eden yeni yeni argumanlar.
ılımlı kapitalizm diye bir şey yoktur.
insan öldürmek zehirli iğne ile yapıldığında acı vermediği için daha insani gösterilmeye çalışılır
ancak testere ile ile insan öldürme arasında sadece teknolojik fark vardır
sonuçta her iki durumda da bir insan ölmektedir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479097&postcount=1018
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479099&postcount=1019
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479336&postcount=1020
http://www.turandursun.com/forumlar/showpost.php?p=479392&postcount=1023
Yukaridaki yazilari okuduktan sonra bilissellik ve bilisselsizlik kavramlarini yazisabiliriz.
(Bu arada ben kapitalizmin içinde yaşadığımız krize, krizlere çözüm olamayacağını düşünüyorum).
Eğer var diyen varsa bunu somut bir şekilde nedenleri ile buyursun ortaya koysun o zaman.
Konuyla ilgili olarak John Bellamy Foster, Brett Clark ve Richard York yazdığı "The Ecological Rift, Capitalism’s War on the Earth" isimli kitap okunabilir.
Kapitalizmin neden ekolojk krize çözüm olamayacağını kitap çok detaylı biçimde ortaya koyuyor.
http://monthlyreview.org/press/books/pb2181/
(Bu arada ben kapitalizmin içinde yaşadığımız krize, krizlere çözüm olamayacağını düşünüyorum).
Nicin dusunemiyorsunuz? Yani boyle dusunmenizin gerekceleri nelerdir? Siralayabilir misiniz?
Zaten butun sorun politikanin temelinin algilanamamasinda.
Politika her turlu ekonomik gucukendi politik cikarina kullanandir.
Tum sorun da buradadir.
Halbuki ekonomik guc halkin ve onun devletinin ve hukumetinindir. Iste burada aranan her turlu insan haklari evrensel hukuk hak ve ozgurlukler halkin yasam standarti, her turlu cagdasligi saglama olanagi her turlu ihtiyacinin karsilanmasi v.s. ancak ve ancak devletin ve hukumetin tum halki temsili ilemumkundur.
Iste buradaki sorun iktidara gelmek icin uygulanan politikkadir. Yani halki kandirma kendi cikari dogrultusunda somurme, kendi niteligine toplumsalolarak yonlendirme, karsi cikislari da her turlu gucu ile bastirma.
Kisaca politika halk icin geldigini soyleyen, ama halk icin degil de; sadece kendi ideolojik inancsal cikari ve dayatmasi icin gelmektir.
Istisnasiz butun izmler bu temeldedir. O yuzden de nitelikten ve sosyallikten ve insanoglunun varligindan bilincinden bi haber olarak onlari sadee iktidar olup ekonomik gucu ele gecirmek adina kendilerine biat edecek olan sayilar olarak gorurler.
Aksini soylemek isteyen ya da tarihte gostermek isteyen varsa buyursun.
Evrensel, soylediklerinde dogruluk payi mevcut, ama taraf olmak insanin en dogal durtusudur.
Politikanin temeli filan yoktur gercekte, politikanin temeli iki ayaga dayanir.
Ezen/ezilen, hersey bir yana ortada duran ciplak gercek dengeler.
Politikanin temel carki bu iki ayak uzerinde idame olur. Ne kadar makjaylasan da, kitabilestirsen de, toplumsal veya bireysel'e doksen de bu degismez.
Ben pek oyle derinlemesine felsefeden anlamam gerci, ama sana soyle basitce ornekleyeyim.
Bezgin Bekir'in dahi sirtina yastik koyayim mi sorusuna, verecegi cevap olarak uc secenegi vardir.
http://www.unutulmayankarakterler.com/wp-content/uploads/2012/07/bezginbekir.jpg
Koy
Koyma
Koysan da, koymasan da farketmez.
Bunun ucu de, bir tarafliliktir. Bir durustur, basit politikadir yani.
Mesela senin bakis acin da bir tarafliliktir. Bireysel bakimdan pekala politikadir bu denilebilir. Yani bir durustur. Burada senin bu politikadan edindigin veya lanse ettigin yarar/zarar ikinci bir kisiyi baglamiyor olabilir. Ornegin sen bu bakis acini, evrensel insan hak ve ozgurluklerine dayandiriyor olabilirsin. Ama biri de cikip sana diyebilir ki, o hak ve ozgurlukleri yazan da emperyalizm'dir. Sen de bireyselden beslenmemektesin gercekte diyebilir..
Dunyadaki gerceklerin degismez bir kurali vardir. Daimi surette, keser doner, sap doner hesabi gider, cunku hak/hukuk en temel ihtiyactir insan hayatinda.
Sonucta hicbir ideoloji veya taraflilik, tek basina %100 mutlak dogru barindirmaz. Bu kokten yanlis bir dusuncedir, dahasi dogmatikliktir. Yani ideolojiyi savunayim derken, ideolojinin kendisi olmaktir.
Cunku mevcut ideolojinin savunulmasi, ki cok dogal bir haktir, ayri bir durumdur, madalyonun diger tarafinda ortada duran, gozle gorunen gercek politik dengeleri isleyebilmek ayri bir durumdur.
evrensel-insan
19-06-2013, 23:43
Evrensel, soylediklerinde dogruluk payi mevcut, ama taraf olmak insanin en dogal durtusudur.
Taraf zaten senin farkindir. Ben farktan yani taraftan bahsetmiyorum bunu politik bir iktidar gucu olarak diger taraflari bertaraf etmedsinden bahsediyorum. Olmasiu gereken herkesin kendi tarafini korurken diger taraflarinda varligini algilamak ve kendi farkini onlara ustun ve hakim gormemektir. Kisacasi tarafi politika yapmamak sadece kimlik degeri olarak gormek algilamak savunmak desteklemerk talep etmek ve kendi tarafin dahil hic bir tarafin diger taraflari bertaraf etmesine ve baski altina almasina izin vermemektir. Bu ancak nitelikli katilimci demokraski ile saglanir.
Politikanin temeli filan yoktur gercekte, politikanin temeli iki ayaga dayanir.
Ezen/ezilen, hersey bir yana ortada duran ciplak gercek dengeler.
Politikanin temel carki bu iki ayak uzerinde idame olur. Ne kadar makjaylasan da, kitabilestirsen de, toplumsal veya bireysel'e doksen de bu degismez.
Ben pek oyle derinlemesine felsefeden anlamam gerci, ama sana soyle basitce ornekleyeyim.
Bezgin Bekir'in dahi sirtina yastik koyayim mi sorusuna, verecegi cevap olarak uc secenegi vardir.
http://www.unutulmayankarakterler.com/wp-content/uploads/2012/07/bezginbekir.jpg
Koy
Koyma
Koysan da, koymasan da farketmez.
Bunun ucu de, bir tarafliliktir. Bir durustur, basit politikadir yani.
Mesela senin bakis acin da bir tarafliliktir. Bireysel bakimdan pekala politikadir bu denilebilir. Yani bir durustur. Burada senin bu politikadan edindigin veya lanse ettigin yarar/zarar ikinci bir kisiyi baglamiyor olabilir. Ornegin sen bu bakis acini, evrensel insan hak ve ozgurluklerine dayandiriyor olabilirsin. Ama biri de cikip sana diyebilir ki, o hak ve ozgurlukleri yazan da emperyalizm'dir. Sen de bireyselden beslenmemektesin gercekte diyebilir..
Dunyadaki gerceklerin degismez bir kurali vardir. Daimi surette, keser doner, sap doner hesabi gider, cunku hak/hukuk en temel ihtiyactir insan hayatinda.
Sonucta hicbir ideoloji veya taraflilik, tek basina %100 mutlak dogru barindirmaz. Bu kokten yanlis bir dusuncedir, dahasi dogmatikliktir. Yani ideolojiyi savunayim derken, ideolojinin kendisi olmaktir.
Cunku mevcut ideolojinin savunulmasi, ki cok dogal bir haktir, ayri bir durumdur, madalyonun diger tarafinda ortada duran, gozle gorunen gercek politik dengeleri isleyebilmek ayri bir durumdur.
Iste butun bu sorunlar katilimci demokrasi ve bunun birey bilisselligi ve cagdasligi ile cozulur. Bunun icin politika da gerekmez.
Eger herkesin tarafini politika olarak algilasak bile, bunun eliminesini yukarida acikladim.
Nicin dusunemiyorsunuz? Yani boyle dusunmenizin gerekceleri nelerdir? Siralayabilir misiniz?
Kapitalizm kar, rekabet, üstün olmak için insanın başka insanları ve doğayı domine etmesine dayanır.
Sistemin ana unsuru kar etmek, rekabet ederek rakiplere üstün sağlamaktır. Olaylara bu şekilde yaklaşan bir sistem insanı, doğayı meta (alınıp satılabilecek, sömürülecek unsur olarak) görür. Doğayı ve insanı en etkili şekilde sömüren rakiplere üstünlük sağlar, onları elimine eder ve ayakta kalır. Bunu başaramayanlar ise yok olur. Örneğin A şirketi iyi kar elde etmek, etkili rekabet etmek istiyorsa bir şekilde doğay kaynaklarını etkili bir şekilde tüketmek, doğayı ve insan kaynaklarını etkili bir şekilde sömürmek zorundadır. Bunun anlamı doğanın tahrip olması, kaynakların tükenmesi, sömürülmesi ve baskına altına alınması, insanın sömürüye uğraması ve atomize edilmesidir. Buna karşı diyebilirsin ki bir takım yasalarla bunu düzene koyabiliriz. Örneğin bir takım yasalarla kimyasal atıkların çevreye atılmasından ziyade bir yerde depolanmasını önermek, bir takım düzenlemeler koymak vb. Ama tüm bunlar sorunları ötelemektir. Çünkü bu şekildeki çözümler kısa vadelidir ve günü kuratarmaktır. (Şimdiye kadar olna da budur.) Atıklar bir yerde depolansa bile (belli bir zaman sonra çeşitli nedenlerden dolayı bu atıklar çevreye sızabilir) sistem üretmeye ve doğaya bir şekilde zarar vermeye devam edecektir. Çünkü sistemin mantığı zaten budur. Bunların çoğunu veya hemen hepsini elimine ederim derseniz zaten ortada kapitalizm kalmayacaktır. Çok kısa bir şekilde özetlemeye çalıştım ama oldukça kapsamlı bir konu bu.
Konuyla ilgili olarak John Bellamy Foster, Brett Clark ve Richard York yazdığı "The Ecological Rift, Capitalism’s War on the Earth" isimli kitapta çok daha kapsamlı argümanları, birçok yönüyle detaylı açıklamaları görmek mümkündür.
Sonuçta sorunlara bireysel kar açısından bakılır, şirketlerin ve zenginlerin çıkarına zarar verecek toplumsal çözümler, düşünceler kolayca gericilik olarak nitelendirilebilir veya ikinci plana itilebilir. Çünkü bu sistemde birey bir nevi alınıp satılabilen bir metadır. Sistemde zenginlerin çıkarı önemlidir. Zaten onların zenginliklerinin ve sütünlüklerinin korunması bu politikaların uygulanması ile mümkündür. Ve bunlar bir şekilde elde ettikleri güçle sistemi domine ederler ve sistemi kendi çıkarları doğrultusunda yönlendirirler. Rekabet ile bu bireysellik duygusu kışkırtılır. Böylece birey yabancılaşır, birey içinde yaşadığı topluma, doğaya yabancılaşır, onu kendinden kopuk olarak görmeye başlar. (Böl parçala ve yönet) Ve doğanın sömürülmesi, bunla ilgili olarak şirketlerin ve zenginlerin çıkarına karşı gelen toplumsal çözümlerin küçümsenmesi, bireysel başarıların yüceltilmesi çok tabii karşılanır.
Şimdi kapitalizmin geldiği bu nokta belli: gittikçe bireysel hale gelen insanlar, zombiler topluluğu: sadece kendi çıkarlarını düşünen, toplumsal ve ekolojik çözümlerin önemini kavrayamamış, şu veya bu şekilde zengin olma hayalini kuran bir sürü insan. (Ekolojik kriz gittikçe derin bir çıkmaz girmiş, ama buna yine sistemin çok ciddiye aldığı yok.)
evrensel-insan
20-06-2013, 21:59
Halk yani insanlar toplulugu
Toprak-Bu halkin birlikte yasadigi yer
Devlet-Halki temsil eden halkin olusturdugu kurulus
Hukumet-Halkin sectigi devlete ve halka her turlu yon veren kurulus
Halk-Ureten
Devlet-kullanan, dagitan
Hukumet-uretime halki ve devleti adina yon veren
Politika nerde ve neden gerekli?
Bu arada Karl Popper'den söz açılmışken, bilmeyenler için, birkaç hatırlatma yapalım:
In 1947, Popper founded with Friedrich Hayek, Milton Friedman, Ludwig von Mises and others the Mont Pelerin Society to defend classical liberalism, in the spirit of the Open Society.
http://en.wikipedia.org/wiki/Karl_Popper
In political discourse, he is known for his vigorous defence of liberal democracy.
http://en.wikipedia.org/wiki/Karl_Popper
The Open Society and Its Enemies is a two-volume work on political philosophy by Karl Popper.
In The Open Society and Its Enemies, Popper developed a critique of historicism and a defense of the open society, liberal democracy.
The last chapter of the first volume bears the same title as the book, and is Popper's own philosophical explorations on the necessity of liberal democracy as the only form of government allowing institutional improvements without violence and bloodshed.
http://en.wikipedia.org/wiki/The_Open_Society_and_Its_Enemies#cite_note-5
Bir taraftan politik taraf olmanın yapmanın sığcılık, gericilik ve bağnazlık olduğunu söylenip diğer yandan liberal demokrasiyi destekleyerek, bu tür politik konularda yazılar yazarak politikanın alasını yapan Karl Popper’den söz etmek gerçekten çok ilginç.
Popper aslında klasik liberalizmin ve liberal demokrasisinin savunucusudur. Açık toplum isimli kitabında da liberal demokrasiyi savunur.
Yukarıdaki alıntılarda da belirtildiği gibi Popper 1947 yilinda Friedrich Hayek, Milton Friedman, Ludwig von Mises gibi önde gelen liberallerle, klasik liberalizmi savunmak için Mont Pelerin Cemiyetini kurmuştur.
Bu cemiyet daha sonra neolibarel düşünceyi savunur hale gelmiştir.
http://books.google.com.tr/books?id=kSyzcrfecuwC&printsec=frontcover#v=onepage&q&f=false
Zaten Friedrich Hayek, Milton Friedman, Ludwig von Mises gibi kişiler aslında kapitalizmin önde gelen savunucularındandır.
Popper’in hayranlarından biri olan milyarder iş adamı Soros, onun kitabından etkilenerek Açık Toplum Enstitüsünü kurmuştur.
Açık Toplum Enstitüsü, Macar asıllı ABD'li finans spekülatörü ve liberal girişimci George Soros'un Karl Popper'den etkilenerek kurduğu enstitünün adıdır.
Yatırımcı ve filiantropist olan George Soros tarafından 1984 yılından beri eski komünist ülkelerine, demokrasiye geçiş sürecinde, yardım etmek için faaliyet gösteren Soros vakıflarına destek vermesi için 1993 yılında kurulan Açık Toplum Enstitüsü'nün merkezi New York'ta bulunuyor
http://tr.wikipedia.org/wiki/Açık_Toplum_Enstitüsü
Bununla birlikte Soros'un demokrasi, açık toplum vb. diyerek bir takim gizli amaçların peşinde olduğuna dair görüşler de vardır. Spekülasyonu ve manipulasyonu seven Soros için bu tür davranışlar normal de olabilir ne de olsa ona göre piyasa ekonomisi kusurlu bir sistem ve bu sistemin kusurlarını ve zaaflarını da en iyi bilen de Soros, yani bu açıklardan yararlanarak, bu açıkları kullanarak, bu açıkları sömürerek sömür babam sömür. Açıklar iyidir, açık toplum da Soros’lar için iyi olabilir pekala. (Tabii Soros’un anladığı açık toplumdan söz ediyoruz, Popper’da buna dahil olabilir.)
Soros çelişkili biridir, belki bir o kadar da karanlık yanları olduğu da söylenebilir. Bir yandan piyasa ekonomisini yerden yere vurur. Öte yandan piyasa ekonomisinin kendisine sağladığı avantajları sonuna kadar kullanır. Yaptığı spekülasyonlarla milyarlarca dolar kazanmıştır ve son derece zengin biridir. Yani bazı açılardan yaptıkları, söyledikleri vb. ile ciddi çelişkiler barındıran kişidir. Piyasa ekonomisini eleştirir ama bir açıdan bu eksiklikler ve yanlışlar yüzünden inanılmaz derecede zengin biri olmuştur. (Diğer yandan bu açıklamaların çelişki barındırmadığı da iddia edilebilir: adam açık açık piyasa ekonomisiyle ilgili birçok görüşün doğru ve bilimsel olmadığını, ideolojik bir dogma haline geldiğini, aşırı bireyselleşmenin zararlarını söylüyor, bu konuda kitaplar yazıyor; ama fırsattan istifade kesesini de doldurmayı da ihmal etmiyor. Yani gözümüzün içine baka baka, tabi kesemi dolduracağım, uyanık ve zekiyim, açık toplum denilen şey de bizim gibi zenginlerin çıkarının savunulduğu bir ideolojidir, hala anlamadınız mı, aslında kapitalizmin rezilliklerini, saçmalıklarını biliyorum ve bunu da sonuna kadar kullanıyorum, kullanacağım çünkü işime geliyor ama son zamanlarda biraz huzurum kaçmaya başladı, piyasaların ayarı çok fazla bozuldu, çok aşırı gittik o kadar ki sistem ciddi çıkmaza girdi, bu gidişle bu sistem çöker demek istediği de söylenebilir.)
http://www.theatlantic.com/past/docs/issues/97feb/capital/capital.htm
Ayrıca bak
1. George Soros, The Crash of 2008 and What it Means: The New Paradigm for Financial Markets, 2009
2. George Soros, Open Society Reforming Global Capitalism Reconsidered, 2001
3. George Soros, Financial Turmoil in Europe and the United States: Essays, 2012
Özgürlükçü sosyalizm (ya da anarşizm) özgür toplumdan yanadır ama tek bir sınıfın çıkarı için bunu savunmaz. (İnsanları şu veya bu şekilde sınıflara ayıran bölen gerçekte kapitalizm vb dir, biz onların bu yaptıklarını gösteriyoruz, ama onlar sanki sınıfsız toplumu savunuyorlarmış gibi bir de sen sınıf ayrımı yapıyorsun, sadece işçi sınıfının çıkarını koruyorsun diye üste çıkmaya çalışıyorlar. Halbuki özgürlükçü sosyalizm sınıfsız toplumu savunur. Diktatörlükle işi olmaz, olamaz. Çünkü özgürlükçü sosyalizm efendisizlerin ideolojisidir, diktatörlüğün değil.) Yani ekonomik olarak konuşursak özgürlükçü sosyalizm (anarşizm) bireylerin ekonomik açıdan da eşit olmasını veya aralarında önemli farklar olmamasını savunur. Çünkü bir anlamda ekonomik anlamda özgür olmayan bireyler gerçek anlamda eşit olamazlar. Olsalar bile bu kağıt üzerinde kalır.
Kimse kalkıp da 80 milyar dolar servete sahip biri ile yoksul birinin özgürlüğünün aynı olduğundan söz etmesin. 80 milyar dolar servete sahip biri kral gibi, bir diktatör gibi yaşar parasıyla insanları köle gibi kullanır, emir altına alır, hükmeder. Diğer emekçi ya da çok parası olmayan emir altında köle gibi tedirgin biçimde yaşar, her gün nasıl geçineceğini, işten atılıp atılmayacağını düşünür, parası yoksa onu kazanmak için patronunu memnun etmek verilen emirleri yerine getirmek zorundadır. Bunu yapamazsa kapının önüne konulur, bu yüzden de korku ve tedirgin biçimde yaşar. Bunu görmeyenler bunu dikkate almayanlar açık toplumdan söz ediyor, diktatörlük konusunda ahkam kesiyor ama gözlerinin önündeki gerçek diktatörler gibi davrananları, büyük güce sahip olanları görmüyorlar. Çünkü işlerine gelmiyor. Ama işlerine gelenleri görüyorlar çünkü onlar çıkarları neredeyse onu savunurlar. Kendi çıkarlarını savunmayan tüm ideolojiler onlara göre gericidir, bağnazdı; şudur budur. Ama iş kendi çıkarlarına gelince ezilen emekçiler unutulur, ne özgürlüğü denir; özgürlüğü kafasında yaşasın denir, idealizmin masalları işçi sınıfına anlatılır. Bu da yüksek birey bilinci vb. denilerek savunulur.
Selamlar ve sevgiler
Sayin Brian;
Siz bu olaylarin(ornegin gezi, duranadam/kadin vs.) manupile edildigini dusunuyorsunuz? Ben tam olarak anlamaya calisiyorum ne demek istediginizi o yuzden soruyorum.
Şunun hesap edilmesinde fayda var:
Kapitalizmin yeni bir döneme doğru ilerlediğini söylemiştim. Eski politikaları ekonomik ve çeşitli nedenlerden dolayı sürdürmekte zorlanıyorlar. Yeni politikalar ve bahaneler arıyor da olabilirler.
Bu krizi onlar oluşturdu demiyorum. (ama bu tür krizleri kendi çıkarları için bir fırsat olarak kullanmayı düşünebilirler) Bu bağlamda iktidarın veya iktidarın politikalarının değişmesi ve bu değişikliğe bağlı olarak onların çıkarını savunan daha radikal politikaların ortaya konulması beni şaşırtmaz.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23566697.asp
Bu yüzden kapitalizmin geldiği noktayı anlamayıp A gitsin B gelsin şeklinde çok basit şekilde olaya bakıp buna bağlı sığ çözümler üretirseniz sorunu çözemezsiniz, sorunu başka boyuta taşınırsınız. 2001 krizinde insanlar Ecevit gitsin de ne olursa olsun dedi; işte sonuçlar. (Zaten bunu baştan beri söylüyorum.)
evrensel-insan
23-06-2013, 20:09
Insanoglu tarihinde her turlu beyin soyutlama niteligi olarak bilincsel duzeyde, bir alt bilincten ust bilince gecer.
Burada iki turlu dusunce ve davranis goze carpar.
Birincisi ya ust bilinc alt bilinci kendi cikari adina kullanir harcar carpistirir v.s.
Ya da ust bilinc alt bilinci egitir ogretir ve kendi duzeyine cikarmaya calisir.
Burada birt onemli noktada, alt bilincin ust bilince olan tavridir. Ilk tavir onu kucumsemek, alaya almak, onemsememek ve daha sonra karsisina almak mucadele etmek otekilestirmek ve ona savas acmaktir.
Yani ust bilinc ile onu kendi alt bilincine indirgeme mucadelesini noncognitivist olarak verir.
Bunlara simdi tarihten ornek verelim.
Mesela dinsizlik ust bilinci, dini inanctan ve uygulamadan cikar. Hatta ilk ifade ozgurlugunu ortaya atan bir rahiptir.
Burjuvazi, laiklik, sekularite v.s. bir ust bilinc olarak feodalite alt bilincinden cikar.
Burada bir nokta formel yani sekilci mantiktir.
Mesela Drwin'in "guclu olan kazanir" icerikli evrim soylemi, sosyal darwinizme tasinmistir. Yani guc ve iktidar temelli izm savaslari ile duzen ve sistemi degistirmek.
Marx'in yahudi olmasi onun ortaya attigi ust bilinci yahudi ideolojisi yapmaz.
Bugun insanoglu beyninin dogal/fenomenal zihniyertteki insanoglunu her turlu bir fark temelinde hakim ve ust kilan ayristirmaci, bolucu, zoraki baskici v.s. temelli her turlu demokratik gorunumlu diktatorlugunun temeli emperyalist zihniyete dayanir ve bu insanoglunu biri biri ile farklar temelinde carpistirma savastirma temelli politik ekonomik izm temelli ideolojik inanclar bireyci akilcilik olarak su an insanlikdisi ve insandisi temelde en ust bilinctir.
Mesela "ulkelerinin kendi kaderlerini tayin hakki" "o ulkenin kaderini ben tayin ederim" e donusmustur.
Ust bilinc her zaman eger kendi cikarina ve gucune otoritesine dayanarak insani ve insanligi her turlu harcama adina insanoglunun hic bir sdalinda, yani metafizik, etik, epistemoloji, mantik, estetik v.s. sinir tanimaz.
Atomun parcalanmasi bilimsel gelismesini, alir Hirosima'da insanligi yok etme adina kullanir.
Bu temelde soros ideolojisi de bir ust bilinc olarak, alt bilincleri mikroayrimcilik temelinde orgutleyen ve her turlu farki ayrima tasima adina korukleyen ve kiskirtan ve ulkeleri icerden ve disardan bu mikroayrimcilik ile bolen ve ele geciren ideolojidir.
Burada onemli olan ve soros ideolojisine rakip olan ust bilinc ayni sekilde farklarin farkinda olarak farklari biribirinden ayirmak ve biri biri ile carpistirmak yerine; farklasrin farkinda olarak onlari farklari ile birlikte bir arada yasatarak antiayrimciligi savunur.
O yuzden bir ust bilincin ortaya attigi bir dusunce ve bilginin ve bunun somutlasmasinin onu ortaya atan tarafindan degil; onu kimin ve nasil kullanacagi ile baglantilidir.
Bu temelde ornek verirsek "guclu olan kazanir" i sosyal Darwinizme tasiyan bir ideolojide marxizmdir.
Dolayisi ile popper'in acik toplum onerisini soros ideolojisi tabiki kendi cikarina kullanmak ister.
Cunku ust bilinc iki turlu isler. Ya kendi cikarina alt bilincleri savastirmak ayristirmak ve nemayi toplamak; ya da alt bilincleri egitmek bilinclendirmek ve onlari insanlik yolunda ve sistemini duzenini kurma adina beslemek.
O yuzden acik toplum onerisi sadece soros'un degil; ust bilincin insanoglu birlikteligi adina da degerlendirilmesi gereken bir oneridir.
O yuzden onemli olan sekilci ve formel mantik ile olaylatra bakmak degil; ortaya atilan bir oneriyi kimin neden ve nasil hangi amacla kullandigini algilamaktir.
Buradaki tek fark ta; insanoglunu bir cikar ugruna bolmek parcalamak carpistirmak ve daimi bir kaos icinde sicak savas icinde tutmak ve bu sayede kendisinin her turlu parseyi toplamasi mi, yoksa insanoglunu her turlu farkinin farjklari ile birlikte her farkini algilayarak ve birarada yasatmak adina hic bir ideolojik inancsal ve parcasal fark one cikarilmadan ve hakim ust kilinmadan farklarin antiayrimci bir sekilde birlikte ve farklarin esitligi temelinde bir arada yasamasini saglamak mi?
O yuzden bir ideolioji inancin ve izmin ne oldugu degil; neye kime ve nasil/neden hizmet ettigidir. Sosyal ve psikolojik temeldeki nitelige onem verip vermedigi v e kendi niteligini tum topluma hakim ve ust olarak dayatip, dayatmamasidir.
Şunun hesap edilmesinde fayda var:
Kapitalizmin yeni bir döneme doğru ilerlediğini söylemiştim. Eski politikaları ekonomik ve çeşitli nedenlerden dolayı sürdürmekte zorlanıyorlar. Yeni politikalar ve bahaneler arıyor da olabilirler.
Bu krizi onlar oluşturdu demiyorum. (ama bu tür krizleri kendi çıkarları için bir fırsat olarak kullanmayı düşünebilirler) Bu bağlamda iktidarın veya iktidarın politikalarının değişmesi ve bu değişikliğe bağlı olarak onların çıkarını savunan daha radikal politikaların ortaya konulması beni şaşırtmaz.
http://www.hurriyet.com.tr/ekonomi/23566697.asp
Bu yüzden kapitalizmin geldiği noktayı anlamayıp A gitsin B gelsin şeklinde çok basit şekilde olaya bakıp buna bağlı sığ çözümler üretirseniz sorunu çözemezsiniz, sorunu başka boyuta taşınırsınız. 2001 krizinde insanlar Ecevit gitsin de ne olursa olsun dedi; işte sonuçlar. (Zaten bunu baştan beri söylüyorum.)
Guzel soyluyorsunuz ancak, sorun A gelsin B gitsin olayi degildir ki burada!?
Yani basindan veri (eger gezi parkini ele aliyorsaniz) eyleme destek vermis halkin rahatsizliklarini dinlemek veya cozum uretebilmek nicin A gelsin B gitsin olarak degerlendirilsin?
Size de dun baska baslikta yazdigimi ornekleyeyim;
Mesela Doga icin Cal protestosu icin, A gelsin B gitsin seklinde bir protestoydu diyebilir misiniz?
Olaylarin baslangicina bakin, ayni sekilde benzer ve zarar verici olmayan bir protestoydu bu, taaa ki insanlar gazlanana kadar.
Ama bu yeni degildi, daha onceki mitinglerde de ayni durum olustu. Cesitli yasaklamalar geldi, yatak odasina kadar karisan bir iktidarda, dogal olarak birikti birikti ve bir raddeye geldi.
Gelelim diger konuya;
Kapitalizm'in veya emperyalizm'in gelmis oldugu noktayi bilmek icin arif olmak gerekmiyor. Ama kapitalizm vs. yillardir zaten mevcut..Yeni turemis birsey degil ki.. Her turlu kosuldan firsat yaratabilir kendine. Ama bu firsati yaratirken, baska taraflara dair de yararli olabilir.
Ornegin kapitalizm, isci-isveren ayrilmaz bir carkin dislileri gibidir, biri olmadan, digeri olmaz.
Simdi kalkip ornegin kapitalist isveren'in, arkandayim diye isciye destek verip, yahu Turkiye iscisi, BP ve Shell'in iscisinden daha mi aptal, daha isbilmez, daha mi cahil, ne diye sen Turkiye iscisini bu petrol kanununda maddeye koymuyorsun? diye pekala sorgulayabilir.
Bu durumda, bu ornegi A'yi sorgulamak babinda olumsuz olarak gorebilir misiniz mesela? Farketmez ya, Turkiye iscisi calismasin bu projede, yabanci isci calissin diyebilir misiniz?
Garip olan, insani tepki ortaya ciktiginda da(halka dair), bunun ille de birseylerle bagdastiriliyor olmasi..
Sizin bence yanildiginiz nokta su, hicbir ideoloji %100 mutlak kotu veya iyi degildir.
Yani kapitalizm cok kotu de, emperyalizm cok mu iyi ?
Bunlari yuceltmiyoruz elbette ki, ama madem ki ayraclama yoluna gidiliyor, o zaman da sorgulamak gerekiyor.Zira baslikta emperyalizm lafi gecmiyor dikkatimi cekti.
Guzel soyluyorsunuz ancak, sorun A gelsin B gitsin olayi degildir ki burada!?
Yani basindan veri (eger gezi parkini ele aliyorsaniz) eyleme destek vermis halkin rahatsizliklarini dinlemek veya cozum uretebilmek nicin A gelsin B gitsin olarak degerlendirilsin?
[/B]
Öyle değerlendirilmek zorunda değil tabii. Ben sadece endişe ve olasılıktan söz ettim.
Yani başka biçimlerde elbette şekillenebilir.
Sizin bence yanildiginiz nokta su, hicbir ideoloji %100 mutlak kotu veya iyi degildir.
Elbette öyle, ama ben zaten şu ideoloji %100 doğrudur demedim. Bunu hiçbir yerde söylemedim. Bu çok iddialı bir çıkış olur.
İdeojiler de zamanla değişir, evrilir vb. İnsan bile evrim geçiriyor, değişiyor, türler yok oluyor.
İdeojilerin de hakim olduğu zamanlar var, güçlü olduğu zamanlar var. Ama şu an dünyada hakim olan sistem kapitalizm.[/B] Evet kapitalizm de değişiyor ama bu onun her zaman hakim olacağını, ezeli ve ebedi olduğunu göstermez. Dünya ciddi bir krizde. (Ekolojik, ekonomik vb.) Bu öncekilerden çok farklı. Kapitalizmin bunu da başarılı biçimde atlatabileceğini söyleyebilirsiniz ama bu çok iddialı bir varsayım olur. Bu krizden kapitalizm başarılı çıksa bile dünya nasıl olacak çok iyimser değilim. Neyse kimin bu konuda haklı olduğunu zaman gösterecek. Ama şu var, eğer iyimserler kaybederse bu iyimserlik bize çok bir şey kazandırmayacak, çünkü geçen zaman bir daha gelmeyecek. Umarım yanılırım.
Emperyalizm de şu an kapitalizmden bağımsız değil. Bunlar görmezden gelinemez. Ve bununla ilgili analizlerimde yanıldığımı sanmıyorum.
evrensel-insan
23-06-2013, 21:31
Tabiki hakim olan sistem kapitalizm. Yukarida acikladim. Emperyalist zihniyet ve bireyci akilcilik dogal/fenomenal zihniyetin son duragidir ve daha ilerisi yoktur.
Iste buradan cikista bu ust bilincin algilanmasi farkina varilmasi ve ayni duzeydeki ust bilinc ile mucadele edilmesidir.
Bireyci akilcilik, cikarci, egoist, bencil, ayrimci, bolucu, savastirici ve kendi cikari adina hic gozunu kirpmadan insanligi birb irine dusuren harcayan olduren ve ustelik bunu pollitik ideolojik ve inancsal temelde de mesru gostermeye calisan insanlikdisi bir sosyo-psikolojik sorundur.
Temeli hem guce otoriteye iktidara hem de mikroayrimciligin ve ayirdiklarinin biribirini yemesine baglidir. Cunku her iki ucu da destekler vebiribirlerini yok edene kadar savastirir.
Bu temelde tum izmler hilafsiz; emperyalist zihniyete hizmet ederler.
Iste burada yapilmasi gereken bu insanlikdisi canavari algilamak bilincine varmak ve insanlik adina onun ile mucadele etmektir. Bu da o neyi yapiyorsa onun teresidir.
Fakat şu an dünyada hakim olan sistem kapitalizm. Emperyalizm de şu an kapitalizmden bağımsız değil. Bunlar görmezden gelinemez. Ve bununla ilgili analizlerimde yanıldığımı sanmıyorum.
Evet dogru kapitalizm, ama global dunyadaki dolasan para vs. de kapitalizm.
Yani en kucuk isletmeciden, en buyugune kadar hepsi nemalaniyor, bu da degismez bir gercek.
Hayir elbetteki oyle demediniz, ancak baslik kapitalizm ve totaliter asama oldugundan, ben boyle yazmak durumunda kaldim.
Bir de surekli sizin ekoloji, doga, dogal kaynaklar vs. dillendirdiginizi bildigimden, bu tur yapilarin da kapitalizm(her ne kadar kotu de olsa) tarafindan ortaya atildigini islendigini bildiginizi dusunmustum.
O yuzden %100 mutlak iyi/kotu denemez diye belirtmek ihtiyaci hissettim. (yani tarafli degil, tarafa ragmen, objektif olarak bakildiginda tabi ki)
Bu temelde tum izmler hilafsiz; emperyalist zihniyete hizmet ederler.
Evrensel, senin savundugun evrensel insan zihniyeti de buna dahil mi?
Malum, genel insan hak ve ozgurluklerini yazan da belli.
Bir de surekli sizin ekoloji, doga, dogal kaynaklar vs. dillendirdiginizi bildigimden, bu tur yapilarin da kapitalizm(her ne kadar kotu de olsa) tarafindan ortaya atildigini islendigini bildiginizi dusunmustum.
Elbette bir sürü çözüm önerisi var. Çok çarpıcı öneriler var olduğunu kabul ediyorum. Ama iki büyük sorun var:
1. Uygulama
2. Kapitalist sistemde bu öneriler gerçekten başarılı olur mu? Olursa ne kadar olur?
Aslında ikisi de önemli yanıt bekleyen sorular.
Bu önerilerden en mantıklı ve gerçekten uygulanabilir olanlarının kapitalist sistemde bile çok radikal dönüşüm ön gördüklerini düşünüyorum. (Bunların çoğu da büyük şirketlerin çıkarına epey aykırı.)
Bunu büyük şirketler kabul eder mi orası da ayrı bir konu.
Bu durumda büyük şirketlerin gerçekte çözüm olmayacak politikalarına mahkum kalabiliriz.
Şirketler çıkarlarından vazgeçmek istemiyorlar, ama önümüzdeki yıllarda kamuoyunun şirketlere bu konuda ciddi baskılar yapacağını düşünüyorum.Zaten şimdi bile bu oluyor. Bazı kazanımlar var ama yeterli değil.
evrensel-insan
23-06-2013, 21:48
Evrensel, senin savundugun evrensel insan zihniyeti de buna dahil mi?
Malum, genel insan hak ve ozgurluklerini yazan da belli.
Hayir degikl. Cunku insanoglu bilincini birey bilincini niteligi ve zihinsel devrimi one cikariyor.
Yani numenal zihniyet. Emperyalist zihniyetin her bir ideolojisi sadece niteligi kendi toplumsal baskisi gucu ve otoritesi icin kullanirtken; numenal zihniyet her bir birin niteligini one cikarir.
evrensel-insan
23-06-2013, 21:49
Evet bugun tek bir ekonomik sistem var ve o da kapitalizm.
Emperyalist zihniyetin birbiri ile savasan politik izmleri ile busistemin nasil yikilacagini biri bana izah etsin.
Hayir degikl. Cunku insanoglu bilincini birey bilincini niteligi ve zihinsel devrimi one cikariyor.
Yani numenal zihniyet. Emperyalist zihniyetin her bir ideolojisi sadece niteligi kendi toplumsal baskisi gucu ve otoritesi icin kullanirtken; numenal zihniyet her bir birin niteligini one cikarir.
Birey bilinci, etkilesime acik bir unsur mudur evrensel?
evrensel-insan
23-06-2013, 22:12
Herseyden once ekonomik duzen ve sistemin, MATERYALIST DEGIL; ZIHINSEL BIR SISTEM oldugunu algilamak gerekir.
Bu algilanmadikca verilecek her turlu ideolojik niteligin nicelik savasi sadece kapitalizmin yasamasina yarayacaktir. Cunku zihiyeti bireyci akilciligin cikaridir.
Iste buradan insanoglu varligi bilinci (madde/meta ya da kul/kole olarak degil) ancak birey bilincinin tursel duzeyi ile kazanilir. Bu da her bir birin kendi zihinsel devrimidir. Yani her bir niceligin kendi nitelik devrimidir.
Nezaman insanoglu zihinsel olarak kendi kurdugu duzenin kendini ayirdiginin farkina vebilincine varir; iste o zaman ekonomik savasimini insanligin bilimin bilisselligin adina verir.
Bu da insanoglunun her turlu duzeninin sisteminin madde ya da kul temeline degil; kendi zihniyetini somutlastirarak duzen haline getirmesinin algilanmasi ile mumkundur.
Savasim nicelik degil; nitelik savasimidir ve once her bir birin kendinden baslar.
Tarihi sistemleri duzenleri ve her turlu insanoglu yasam ve iliskisini belirleyen onun FIZIKSEL YONU DEGIL; ZIHINSEL YONUDUR.
Insanoglu fizigini her turlu yonlendiren ve yoneten onun zihinsel yetisi ve orada yerlesmis degerleridir.
Bunlarin madde ile bir bagi yoktur. Cunku insanoglu soyutlarla (dogru iyi guzelhak ozgurluk demokrasi insanlik esitlik v.s.) yasar. Sadece bunu zihindeki algisi ve aklinin cikari temelinde ve beyninde yer etmis ideolojik inancsal etik v.s. degerler temelinde somutlastirir.
Iste o yuzden bir demokrasi kavraminin bile ortak tanimi yoktur. Cunku her bir ideolojik inancsal dogru kendi algisi ile bunu somutlastirir.
evrensel-insan
23-06-2013, 22:14
Birey bilinci, etkilesime acik bir unsur mudur evrensel?
Sorunu tam algiladim mi bilemiyorum ama; evet. Yani bilinc bireyin yasam ve iliskisine yansir. Iste bu yansi da baska beyinler ce algilanir. Zaten bilinc te boyle nicelesir.
Iste gezi parki iste CHP'nin v bugunku alevilerin ya da antikapitalist muslumanlarin v.s. degerlendirmesi ve ortaya cikan nitelik farkli nicelik.
Elbette bir sürü çözüm önerisi var. Çok çarpıcı öneriler var olduğunu kabul ediyorum. Ama iki büyük sorun var:
1. Uygulama
2. Kapitalist sistemde bu öneriler gerçekten başarılı olur mu? Olursa ne kadar olur?
Aslında ikisi de önemli yanıt bekleyen sorular.
Bu önerilerden en mantıklı ve gerçekten uygulanabilir olanlarının kapitalist sistemde bile çok radikal dönüşüm ön gördüklerini düşünüyorum. (Bunların çoğu da büyük şirketlerin çıkarına epey aykırı.)
Bunu büyük şirketler kabul eder mi orası da ayrı bir konu.
Bu durumda büyük şirketlerin gerçekte çözüm olmayacak politikalarına mahkum kalabiliriz.
Şirketler çıkarlarından vazgeçmek istemiyorlar, ama önümüzdeki yıllarda kamuoyunun şirketlere bu konuda ciddi baskılar yapacağını düşünüyorum.Zaten şimdi bile bu oluyor. Bazı kazanımlar var ama yeterli değil.
Ama zaten fikir surecinde degil ki, uygulamaya geciyor, hatta gectigi yerler var, ornegin Isvec de cop kalmadi, adamlar cop ithal edecekler.
Mesela siz ekoloji diyorsunuz, doga diyorsunuz, dogal kaynaklar diyorsunuz, bir sekliyle kapitalizm'in sozculugunu yapiyorsunuz(boylesiniz demiyorum dikkat cekin) ..
Bu coktan zaten uygulamaya gectiginin gostergesidir.
Kaldi ki koklu bir fikirdir cok gecmisten gelen(ornegin kizilderili kulturu, daha eski kulturler), sadece para gucuyle gunluk hayata gecirildi.
Ama simdi bu fikir hayata uygulandi diye de, karsi olsak bile de, kalkip kapitalizm'i tu kaka diye lanse edemeyiz tamamiyla.
Sorunu tam algiladim mi bilemiyorum ama; evet.
Eee, hayir degil dedin yukarda!?
evrensel-insan
23-06-2013, 22:28
Eee, hayir degil dedin yukarda!?
Nerde "hayir" dedim?
Ya da neye "hayir" dedim?
Noncognitivizmi mi kast ediyorsun?
Yani bilincler arasi birbirini algilama olanagini mi?
:) Ama zaten fikir surecinde degil ki, uygulamaya geciyor, hatta gectigi yerler var, ornegin Isvec de cop kalmadi, adamlar cop ithal edecekler.
Mesela siz ekoloji diyorsunuz, doga diyorsunuz, dogal kaynaklar diyorsunuz, bir sekliyle kapitalizm'in sozculugunu yapiyorsunuz(boylesiniz demiyorum dikkat cekin) mesela..
Bu coktan zaten uygulamaya gectiginin gostergesidir.
Kaldi ki koklu bir fikirdir cok gecmisten gelen(ornegin kizilderili kulturu, daha eski kulturler), sadece para gucuyle gunluk hayata gecirildi.
Ama simdi bu fikir hayata uygulandi diye de, karsi olsak bile de, kalkip kapitalizm'i tu kaka diye lanse edemeyiz tamamiyla.
Şunu diyebilirsiniz tabii siz şu veya bu biçimde kapitalist kültürde büyüdünüz, yetiştiniz, eğitiminizi orada aldınız...
Evet haklısınız bunları inkar etmiyorum....
Ama sistem kendi çelişkisini de ortaya koyuyor işte....
Ama ben beni asıl var eden sürecin ve unsurların, kapitalist sistemden ziyade 3-5 milyarlık evrim süreci, yıldızları da sayarsanız bu çok daha uzun olur, olduğu düşüncesindeyim.
Evrim devam ediyor, hala öyle...Evrimin bize öğrettiği şey var değişime ayak uyduramayan türler yok olur. Mesele değişime ayak uydurmak.
Şimdi de bu köklü dönüşümün arifesinde olabiliriz. Bunu başarılı biçimde atlatacak mıyız tüm mesele budur.
Bu arada İsveç'in bazı konularda başarısını takdir ediyorum ama burada endişe konusu sorunun global boyutta olmasıdır. Atıyorum İsveç'te kirlilik yok ama Çin'de var. Adam gidiyor fabrikasını vb. Çin'e taşıyor. Sorun daha çok global.
Tabii yerel başarılar önemsiz değil.
Evrensel, senin savundugun evrensel insan zihniyeti de buna dahil mi?
Malum, genel insan hak ve ozgurluklerini yazan da belli.
Hayir degikl. Cunku insanoglu bilincini birey bilincini niteligi ve zihinsel devrimi one cikariyor.
.
Bu durumda her izm'den de etkilesime girmesi dogaldir. Peki bu onlari emperyalizm'e hizmet eden yapar mi?
evrensel-insan
23-06-2013, 22:32
Eger;
Neva´isimli üyeden Alıntı
Evrensel, senin savundugun evrensel insan zihniyeti de buna dahil mi?
Malum, genel insan hak ve ozgurluklerini yazan da belli.
Hayir degikl. Cunku insanoglu bilincini birey bilincini niteligi ve zihinsel devrimi one cikariyor.
Yani numenal zihniyet. Emperyalist zihniyetin her bir ideolojisi sadece niteligi kendi toplumsal baskisi gucu ve otoritesi icin kullanirtken; numenal zihniyet her bir birin niteligini one cikarir.
Bu mesajdaki "hayir" i kastediyorsan; o "hayir" senin su sorunun cevabi idi.
"senin savundugun evrensel insan zihniyeti de buna dahil mi?" bu sorunun cevabi "hayir" di.
Cunku evrensel-insan zihniyeti;nonemperyalist bir zihniyet.
Anti demedim cunku antiemperyalist zihniyet bu zihniyetin kendi bunyesindeki catismanin "the" degil; "anti" ucudur.
Ben bunu detayli olarak "nonemperyalist zihniyet" basliginda aciklamistim.
evrensel-insan
23-06-2013, 22:35
Bu durumda her izm'den de etkilesime girmesi dogaldir. Peki bu onlari emperyalizm'e hizmet eden yapar mi?
Iste burada ust bilincin birey bilinci ile bireyci akilci bilinci olma farki vardir.
Yani ust bilinc ya hem kendi hem turu hem de insanligi icin kullanilir, ya da sadece kendi cikari temelinde insanoglunu kullanmak harcamak v.s. icin kullanilir.
Iste antiayrimcilik ile mikroayrimcilik ust bilincinin ikisinin de farkin farkina varan bilincin biri ayrim digeri birlestirmeye yonelmesidir.
Şunu diyebilirsiniz tabii siz şu veya bu biçimde kapitalist kültürde büyüdünüz, yetiştiniz, eğitiminizi orada aldınız...
Evet haklısınız bunları inkar etmiyorum....
Ama sistem kendi çelişkisini de ortaya koyuyor işte....
Ama ben beni asıl var eden sürecin ve unsurların, kapitalist sistemden ziyade 3-5 milyarlık evrim süreci, yıldızları da sayarsanız bu çok daha uzun olur, olduğu düşüncesindeyim.
Evrim devam ediyor, hala öyle...Evrimin bize öğrettiği şey var değişime ayak uyduramayan türler yok olur. Mesele değişime ayak uydurmak.
Şimdi de bu köklü dönüşümün arifesinde olabiliriz. Bunu başarılı biçimde atlatacak mıyız tüm mesele budur.
Bu arada İsveç'in bazı konularda başarısını takdir ediyorum ama burada endişe konusu sorunun global boyutta olmasıdır. Atıyorum İsveç'te kirlilik yok ama Çin'de var. Adam gidiyor fabrikasını vb. Çin'e taşıyor. Sorun daha çok global.
Tabii yerel başarılar önemsiz değil.
Bakin kapitalist veya emperyalist kulturde yetismekle bunun zerre alakasi yoktur. Bu kokten yanlis bir dusuncedir.
Zaten yukarda daha eski kultlerin anlayislarini vurguladim dikkat ederseniz, kapitalizm'in farki, bunun para gucuyle yerlestirilmesidir guncel yasama.
Mesela ekoloji kimine gore feodalce gelebilir, ama bu demek degildir ki feodalizm her yonuyle %100 mutlak kotudur. Kalkip baska bir yonunu de pekala elestirebiliriz.
Ornegin(varsayim) ben kapitalist bir bir kulturde yetismis olabilirim, ama bir en basit sokak simitini sizden cok daha iyi savunabilirim, siz de kapitalist bir sistemde yetismemis oldugunuz halde, bana donut'u savunabilirsiniz.
Bu ne beni kapitalist yapar, ne sizi emperyalist yapar. Ama ortak paydada bir tadi, lezzeti savunabilme hakkimiz dogar karsilikli olarak. Cunku damak tadi, lezzet insanlik tarihi kadar eskidir ama degiskendir kisilere gore.
Koklu degisimler, kirilma noktalariyla gerceklesir. Yani armut gibi ortaya cikip aha ben degistim demez, evrime aykiridir zaten bu.
evrensel-insan
23-06-2013, 22:42
Emperyalist zihniyetin en buyuk korkusu nitelikli niceliktir. O yuzden kendi niteligi ile farkli niteliklerin nicelesmesini ve bir araya gelmesini onler. O yuzden kiskirtir karalar otekilestirir, yani ayirmak ve birbiri ile savastirmak icin elinden geleni yapar. Bir de bunu demokrasi hak ve ozgurluk v.s. temelli mesruluga ve mubahliga oturtmaya calisir ve bunun icin de her turlu somuruyu yapar. Tum amaci kendi cikarini elde etmektir. Bu da ancak ayristirarak ve otekilestirilerek yapilir.
Nitekim emperyalist zihniyet bunyesindeki farkli izmler ve politikalar birbirlerini otekilestirirler ve distalarlar. Yani emperyalist zihniyetin istedigini yapmis olurlar. Ustelik biribirleri ile savasirlar.
Emperyalist zihniyetin en buyuk korkusu nitelikli niceliktir. O yuzden kendi niteligi ile farkli niteliklerin nicelesmesini ve bir araya gelmesini onler. O yuzden kiskirtir karalar otekilestirir, yani ayirmak ve birbiri ile savastirmak icin elinden geleni yapar. Bir de bunu demokrasi hak ve ozgurluk v.s. temelli mesruluga ve mubahliga oturtmaya calisir ve bunun icin de her turlu somuruyu yapar. Tum amaci kendi cikarini elde etmektir. Bu da ancak ayristirarak ve otekilestirilerek yapilir.
Nitekim emperyalist zihniyet bunyesindeki farkli izmler ve politikalar birbirlerini otekilestirirler ve distalarlar. Yani emperyalist zihniyetin istedigini yapmis olurlar. Ustelik biribirleri ile savasirlar.
Niye?
Saydigin tum izmler'in bir an icin olmadigini varsay. Hic olmadilar diyelim yani, insanin, otekilestirme durtusu olmayacak miydi sence?
Insanin dogasina aykiri bir durum bu.
evrensel-insan
23-06-2013, 22:53
Niye?
Saydigin tum izmler'in bir an icin olmadigini varsay. Hic olmadilar diyelim yani, insanin, otekilestirme durtusu olmayacak miydi sence?
Insanin dogasina aykiri bir durum bu.
Iste dogal zihniyet ile numenal zihniyet farki da bu.
Dogallik insanoglunun zihniyet olarak ortaya koydugu bir somuru aracidir. Ustelik bu kalici kaderci kalitimsal v.s. temelli verilmeye calisilir ki insanoglu caresiz kalsin ve teslim olsun. "Ben ne yapayim bu benim dogam" desin.
Emperyalist zihniyetin dogalligi ve bilimi kullanmasi tam da bu temeldedir.
Dogallik diye bir sey yoktur. Bu insanoglunun yapilandirdigidir. Yani bir zihniyetin somut yasam ve iliskiye tasimasi ve her turlu olgusunu insanoglu disi ve aleyhine kullanmasidir. Mesela olme olgusu.
Burada tek amac kisinin yasamini onun elinden alip kendi verdikleri ile onu yasatmaktir, yani esir almak teslim almaktir.
Dogallik yani dogal zihniyet bir teslimiyettir. Insanoglunu bazi cikarci degerlere teslim etmektir.
Iste dogal zihniyet ile numenal zihniyet farki da bu.
Dogallik insanoglunun zihniyet olarak ortaya koydugu bir somuru aracidir. Ustelik bu kalici kaderci kalitimsal v.s. temelli verilmeye calisilir ki insanoglu caresiz kalsin ve teslim olsun. "Ben ne yapayim bu benim dogam" desin.
Emperyalist zihniyetin dogalligi ve bilimi kullanmasi tam da bu temeldedir.
Dogallik diye bir sey yoktur. Bu insanoglunun yapilandirdigidir. Yani bir zihniyetin somut yasam ve iliskiye tasimasi ve her turlu olgusunu insanoglu disi ve aleyhine kullanmasidir. Mesela olme olgusu.
Burada tek amac kisinin yasamini onun elinden alip kendi verdikleri ile onu yasatmaktir, yani esir almak teslim almaktir.
Dogallik yani dogal zihniyet bir teslimiyettir. Insanoglunu bazi cikarci degerlere teslim etmektir.
evrensel, savundugun sey tutarli degil.
Iyi ya dogallik de ne farkeder? Dogallik da otekilestirme durtusu yok mu?
Bak hala izmlerden cikamiyorsun tartisirken.
Sana dedim ki yukarda , varsayki hicbir izm yok, ne olacakti , ne oluyordu o zaman insanlik tarihinde?
Anlat bir bize..
evrensel-insan
23-06-2013, 23:18
evrensel, savundugun sey tutarli degil.
Iyi ya dogallik de ne farkeder? Dogallik da otekilestirme durtusu yok mu?
Bak hala izmlerden cikamiyorsun tartisirken.
Sana dedim ki yukarda , varsayki hicbir izm yok, ne olacakti , ne oluyordu o zaman insanlik tarihinde?
Anlat bir bize..
Fark bilincte.
Evet diyelim otekilestirme durtusu var.
Emperyalist zihniyet bunu dogal olarak kalici kaderci degismez v.s. kilarak insanoglunu buna teslim ederken; numenalk zihniyet "bu otekilestirme durtusu insanoglu icin yararli mi zararlimi" sorgulamasi ile bundan kurtulabilir, fark budur.
Dogal/fenomenalk zihniyet insanoglunu onun kendi yarattigiu ve ortaya attigi her turlu degere teslim ederken; numenal zihniyet her turlu degerin insanoglunun bir anlam ve iceriklendirdigi oldugunun bilincinde olarak kendini kavramlara degerlere teslim etmez, aksine onlari kendi yonlendirir ve gerekirse de onlardan kurtulur/arinir.
Yani numenal zihniyette teslimiyet yoktur. Aksine her turlu degerin insanoglu verisi algi ve bilincinde onu kontrol etmek ve gerekirse bilinclenerek ondan kurtulmak vardir.
Fark bilincte.
Evet diyelim otekilestirme durtusu var.
Bilinc olsa ne olur? Bilinc dinini cikaran kimler?
evrensel-insan
23-06-2013, 23:27
Bilinc olsa ne olur? Bilinc dinini cikaran kimler?
Bilinc dini ne demek?
Insanoglunun beyninin numenal yetisi vardir. Bilinc bunlardan biridir ve ancak yasamdan kazanilir.
Zaten dogal/fenomenal zihniyet nitelik olarak bilinci algilamaz ve onemsemez. Onu mahkum eder.
Bilinc insanoglunun degerlendirme, sorgulama, irdeleme, arastirma, v.s. temelli mantiginin bir temel ogesidir.
Bir seyin bilincine varmak demek; onun sorun oldugunun algilanmis olmassi ve ondan kurtulunmak icin de yola cikilmis olmasi demektir.
Mesela bir dinsiz inancsiz tanrisiz v.s. bunun olumlusunun bilincindedir. O yuzden de karsi tarafi secmistir.
Milliyet bilincini alan milliyetcilik yapmaz v.s.
evrensel-insan
23-06-2013, 23:41
Ben kisaca insanoglunun kendi beyninin ve kendi beyninde yer etmis degerlerin verilerin ve tabularin; kendi kendini sorgulayarak kendi kendine bilinclenebilecegini degistirebilecegini ve hatta onlardan kurtulunabilecegini soyluyorum.
Bunu da "evrimci ve devrimci sorgulama" basliginda detayli olarak acikladim.
Kisaca ya beynine teslim olursuin, ya da beynini degistirirsin.
Mesela sen nasil dinsiz oldun?
Ya da bir kisi neden neye gore fasist sosyalist ulusalci liberal v.s. olur?
Ya da neye gore dinli dinsiz ateist ya da diger teolojik duruslari kendine dogru kabul eder?
Ya da neden dun dinli iken bugun dinsiz olur?
Bunlari dogal/fenomenal zihniyetin metafizik varliksal ideolojilerinin madde temeli ile aciklayamazsin.
Cunku madde olarak her insanoglu ayni organlara sahiptir. O yuzden de insanoglu turudur.
Bakin kapitalist veya emperyalist kulturde yetismekle bunun zerre alakasi yoktur. Bu kokten yanlis bir dusuncedir.
Zaten yukarda daha eski kultlerin anlayislarini vurguladim dikkat ederseniz, kapitalizm'in farki, bunun para gucuyle yerlestirilmesidir guncel yasama.
Mesela ekoloji kimine gore feodalce gelebilir, ama bu demek degildir ki feodalizm her yonuyle %100 mutlak kotudur. Kalkip baska bir yonunu de pekala elestirebiliriz.
Ornegin(varsayim) ben kapitalist bir bir kulturde yetismis olabilirim, ama bir en basit sokak simitini sizden cok daha iyi savunabilirim, siz de kapitalist bir sistemde yetismemis oldugunuz halde, bana donut'u savunabilirsiniz.
Bu ne beni kapitalist yapar, ne sizi emperyalist yapar. Ama ortak paydada bir tadi, lezzeti savunabilme hakkimiz dogar karsilikli olarak. Cunku damak tadi, lezzet insanlik tarihi kadar eskidir ama degiskendir kisilere gore.
Koklu degisimler, kirilma noktalariyla gerceklesir. Yani armut gibi ortaya cikip aha ben degistim demez, evrime aykiridir zaten bu.
Sanırım sizi yanlış anladım.
Evet kapitalizm yüzde yüz yanlış olmayabilir.
Ama sistemin yıkılması, çıkmaza girmesi vb. için değişen şartlarla birlikte ille de yüzde yüz yanlışı olması gerekmiyor. (Bizi ilgilendiren önemli noktalardan birisi burası.) Belli noktadan sonra, sistemdeki belli yanlışlar sistemi çıkmaza sürükleyebilir. Belli bir noktadan sonra sistem bu yanlışlarla devam edemeyebilir ve işler içinden çıkılmaz hale gelebilir. Veya oluşan yeni şartlar sistemi zorlayarak büyük devrimlere ve büyük değişikliklere yol açabilir.
Bilinc dini ne demek?
Bilmem, bir arastir bakalim bilinc, zihin dini vs. diye..
Sanırım sizi yanlış anladım.
Evet kapitalizm yüzde yüz yanlış olmayabilir.
Ama sistemin yıkılması, çıkmaza girmesi vb. için değişen şartlarla birlikte ille de yüzde yüz yanlışı olması gerekmiyor. (Bizi ilgilendiren önemli noktalardan birisi burası.) Belli noktadan sonra, sistemdeki belli yanlışlar sistemi çıkmaza sürükleyebilir. Belli bir noktadan sonra sistem bu yanlışlarla devam edemeyebilir ve işler içinden çıkılmaz hale gelebilir. Veya oluşan yeni şartlar sistemi zorlayarak büyük devrimlere ve büyük değişikliklere yol açabilir.
Surekli degisimin yasandigi bir ortamda, boyle bir cikmazdan soz edilemez, ama emperyalizmin argumanlarindan biridir bu o ayri konu.
Degismeyen tek sey degisimdir cunku.
Iyi ve kotu de zaten zamana,sartlara gore degiskenlik arzeder. Yani en basit ornek, modanin gidisatina bakin, surekli gecmisten alarak donusumlu halde gider. Dunun demodesi bugun moda olur gibi..
Ben kisaca insanoglunun kendi beyninin ve kendi beyninde yer etmis degerlerin verilerin ve tabularin; kendi kendini sorgulayarak kendi kendine bilinclenebilecegini degistirebilecegini ve hatta onlardan kurtulunabilecegini soyluyorum.
Bunu da "evrimci ve devrimci sorgulama" basliginda detayli olarak acikladim.
Kisaca ya beynine teslim olursuin, ya da beynini degistirirsin.
Mesela sen nasil dinsiz oldun?
Ya da bir kisi neden neye gore fasist sosyalist ulusalci liberal v.s. olur?
Ya da neye gore dinli dinsiz ateist ya da diger teolojik duruslari kendine dogru kabul eder?
Ya da neden dun dinli iken bugun dinsiz olur?
Bunlari dogal/fenomenal zihniyetin metafizik varliksal ideolojilerinin madde temeli ile aciklayamazsin.
Cunku madde olarak her insanoglu ayni organlara sahiptir. O yuzden de insanoglu turudur.
Evrensel hala izmlerden cikamadan yazdiginin farkindasindir umarim.
Bak ben sana dedim ki; her turlu izm vs. yok sayarak bak bir de.. Boyle bakabildiginde yanit verecegim sana.
Surekli degisimin yasandigi bir ortamda, boyle bir cikmazdan soz edilemez, ama emperyalizmin argumanlarindan biridir bu o ayri konu.
Degismeyen tek sey degisimdir cunku.
Iyi ve kotu de zaten zamana,sartlara gore degiskenlik arzeder. Yani en basit ornek, modanin gidisatina bakin, surekli gecmisten alarak donusumlu halde gider. Dunun demodesi bugun moda olur gibi..
Çıkmaz dediğim şey insanlık için bir çözüm yolu filan olmaması olabilir pekala ve bir noktadan sonra bu durdurulamayabilir.
Yoksa değişim devam eder, su akar yolunu bulur; evren ve doğa için insan olmuş olmamış ne farkeder ki?
evrensel-insan
24-06-2013, 00:50
Bilmem, bir arastir bakalim bilinc, zihin dini vs. diye..
Surekli degisimin yasandigi bir ortamda, boyle bir cikmazdan soz edilemez, ama emperyalizmin argumanlarindan biridir bu o ayri konu.
Degismeyen tek sey degisimdir cunku.
Iyi ve kotu de zaten zamana,sartlara gore degiskenlik arzeder. Yani en basit ornek, modanin gidisatina bakin, surekli gecmisten alarak donusumlu halde gider. Dunun demodesi bugun moda olur gibi..
Evrensel hala izmlerden cikamadan yazdiginin farkindasindir umarim.
Bak ben sana dedim ki; her turlu izm vs. yok sayarak bak bir de.. Boyle bakabildiginde yanit verecegim sana.
Etik nedir?
Ideoloji nedir?
"Yap/yapma, soyle/soyleme v.s." yonlendirimi nedir?
Etik nedir?
Ideoloji nedir?
"Yap/yapma, soyle/soyleme v.s." yonlendirimi nedir?
Evrensel yukarda birsey yazdim okumadin sanirim, izmlerden ciktigin zaman sana cevap verecegim.
Çıkmaz dediğim şey insanlık için bir çözüm yolu filan olmaması olabilir pekala ve bir noktadan sonra bu durdurulamayabilir.
Yoksa değişim devam eder, su akar yolunu bulur; evren ve doğa için insan olmuş olmamış ne farkeder ki?
En fazla magara donemine doneriz zannimca..
evrensel-insan
24-06-2013, 01:09
Evrensel yukarda birsey yazdim okumadin sanirim, izmlerden ciktigin zaman sana cevap verecegim.
"Izmlerden cikmak" ile neyi kastediyorsun?
"Izmlerden cikmak" ile neyi kastediyorsun?
Diyorum ki; Varsay ki hicbir izm, hicbir ideoloji vs. yok, hic olmadi.
Bu durum uzerinden, otekilestirme sorununu degerlendirir misin? Yani bunlarin hicbiri yokken, insanoglu otekilestirmiyor muydu?
evrensel-insan
24-06-2013, 01:37
Diyorum ki; Varsay ki hicbir izm, hicbir ideoloji vs. yok, hic olmadi.
Bu durum uzerinden, otekilestirme sorununu degerlendirir misin? Yani bunlarin hicbiri yokken, insanoglu otekilestirmiyor muydu?
Otekilestirmek nedir? Bir insanoglunun kendi ya da baska bir insanoglunun dusunce ve davranisina verdigi bir anlam ve icerik degil midir?
TDK'da boyle bir kelime yok.
ötekileşmek
(nsz) Dışlanmak.
Bu var.
Yani yukaridaki dusunce ve davranisa verilen anlam ve icerigin gozlemi ve algisinin kavramlasmasi.
Otekilestirmek nedir? Bir insanoglunun kendi ya da baska bir insanoglunun dusunce ve davranisina verdigi bir anlam ve icerik degil midir?
Eh emperyalizm de, gokten zembille inmis bir kavram degildir o halde degil mi?
Simdi ta en basta senden alinti yaptigim mesajini yeniden okur musun?
Hani butun izmler vs.emperyalizm'e hizmet ediyor dedigin mesaj..
evrensel-insan
24-06-2013, 01:43
Bu durumda her izm'den de etkilesime girmesi dogaldir. Peki bu onlari emperyalizm'e hizmet eden yapar mi?
Yukaridaki mesaj mi?
Bu durumda her izm'den de etkilesime girmesi dogaldir. Peki bu onlari emperyalizm'e hizmet eden yapar mi?
Yukaridaki mesaj mi?
Hayir, senin, tum izmler emperyalizm'e hizmet eder dedigin mesajin. Donup mesajlarini dikkatlice okursan gorebilirsin.
evrensel-insan
24-06-2013, 01:47
Bu temelde tum izmler hilafsiz; emperyalist zihniyete hizmet ederler.
Iste burada yapilmasi gereken bu insanlikdisi canavari algilamak bilincine varmak ve insanlik adina onun ile mucadele etmektir. Bu da o neyi yapiyorsa onun teresidir.
Bu mesaj mi?
http://www.enteresan.com/files/img/ent/art/1MS/BgF/E4i/en-muthis-6-sokak-gostericisi,4,con.jpg
Yüksek Kozmik Bilinç, Yüksek Birey Felsefi, Kozmik Bilinç, Ermiş Olmanın Felsefesi, Suda Bilinç Gücüyle Yürüyen Adamın Felsefesi, Havada Düşünce Gücüyle Duran Adamın Felsefesi,Uçan Adamın Felsefesi, Düşünce Gücüyle Kaşığı Bile Bükenlerin Felsefesi, Düşünce Gücüyle Aşmanın Gücü, Yüzde Yüz Bilinç Gücü, Osho Meditasyon Gücü, İllüzyonları Gerçekmiş Gibi Yutturmanın Felsefesi, Aşmışların Felsefesi, Büyük Birey Bilincine Sahip Üstün İnsan Felsefesi, En Üst Gücün Büyük Bilinci, Galaksiler Arası Felsefe, Ezeli Gücün Felsefesi, Maddi Olanları Aşmış Olanların Felsefesi gibi çok değişik isimler altında dile getirilen veya getirelebilecek ama çok defa benzer şeyleri savunan, bilinci vb. aşırı derecede yücelten maddi gerekçeleri, nedenleri küçümseyen felsefeler hakkında birkaç yorum yapacağım.
İlginç bir yaklaşım, maddi olanı aşan felsefe, yüksek bilinç ve onun getirileri.
"3'ü 5 olarak algılıyorum, 5 deyince 7 anlıyorum, 2 deyince başka bir şey anlıyorum....(basit olarak anlaşılsın diye bu örneği veriyorum.)
Bunu ben böyle tanımlıyorum, şunu söyle tanımlıyorum, onu öyle tanımlıyorum…
Bunu benim dediğim gibi kabul etmeyenin bilinci gelişmemiş geri kalmış bir varlıktır, beyni gelişmemiştir...
Beni anlayanının, sözlerimi doğru kabul edenin beyni gelişmiştir, üst düzey bilince sahiptir...
Sözlerimin somut karşılığı yine benim sözlerimdir, bunu anlamayan geri kalmış bilince sahip, beyni gelişmemiş canlılardır...
Yüksek birey bilincine sahip olamayanlar bunu anlamaz, onlar Kartezyen mantıkla şunla bunla haklı çıkmaya çalışır, yüksek bilinç düzeyine sahip olmadıkları için bu böyledir. Onlar geri kalmış aşağı bilince sahip varlıklardır vb."
Ne kadar etkileyici bir ispat biçimi...Halbuki bir şeyi gösterirken somut olarak ortaya koymak gerekir. “Bu böyledir çünkü yüksek bilinç felsefesine dayanır, bunun yanlış olduğunu söyleyen düşük bilinç felsefesine sahip biridir.” Sözü bir ispat yöntemi filan olamaz.
Tabii sadece tek bir bireyi ve kendinizi dünyanın merkezine koyarsınız her şeyi kendinizin yarattığını, bunun dışında sizin görüşlerinize karşı çıkan herkesi boş, sahte, gelişmemiş, geri kalmış bilince sahip veya gelişmemiş beyne sahip vb. olduğunu düşünebilirsiniz...
Bu şekilde kendini evrenin merkezine koyan bir bilinç sosyal filan da olamaz. Çünkü zaten başkalarını anlamak değil, kendi geliştirdiği bilinç ve düşünce biçimlerini başkalarına dayatmak üzerine olan bir anlayış söz konusu. Nasıl mı?
Örneğin siz diyorsunuz ki: “ben onu demek istemiyorum bunu demek istiyorum, bu şu şekildedir…”
O da diyor ki: "Yok hayır sen şunu demek istedin; senin düşüncen bu, başka türlü olamaz, bu budur, bu şöyledir, bunu anlamadıysan geri kalmış bilince sahipsin vb."
Somut karşılığını ve ispatını soruyorsun tüm bunların...
Hala aynı laflar, yüksek birey bilincine sahip değilsen bunu anlamazsın vb. Somut karşılık ısrar edildiğinde ise ya sadece gerçeklerden kopuk, alakasız veya ne olduğu belirsiz ya da gerçekte anlatıldığı gibi olmayan, gerçekleri çarpıtmaya dayanan bir sürü kuru sıkı laftan başka bir şey yok.
Anlaşılsın diye şöyle bir örnek vereyim:
Şimdi bir kişi diyor ki şurada, şu adreste yüz katlı çok büyük bir gökdelen var. Gidip o adrese bakıyorsunuz, böyle büyük bir gökdelen filan yok… O adreste sıradan iki veya üç katlı evler var. Söylüyorsunuz aynı kişi çıkıp gerçekte orada olmayan gökdelenden söz edip size bağırıyor: Yüz katlı bina verdiğim adreste, somut örnek istedin orada yüz katlı bina duruyor, sen bunu görmüyorsun, çünkü sen gelişmemiş bir bilince sahipsin vb. diye yanıt veriyor. Ama gerçekte o adreste iki katlı evler var. Ve bunu gören, söyleyen de sadece siz değilsiniz.
Bu düşüncenin çıkmaz tarafları açık: kimse bir kişi öyle dediği için gelişmemiş bir bilince sahip olmak durumunda değil. Kimse o kişi öyle dedi diye geri kalmış politik düşüncelere de sahip olmak zorunda değil.
Bu düşünce biçimiyle anlaşmak imkânsız gibi bir şey: üçü beş, sıkıştığında 5'i 2 olarak size anlatmaya çalışan, gerçek hayattan kopuk veya gerçekleri alabildiğince çarpıtarak kafasında yarattığı hayali dünya, kavram vb. olayları anlamaya çalışan, insanları, olayları bu şekilde kafasında yarattığı çok defa gerçek karşılıkları olmayan hayali kavram ve düşüncelerle damgalamaya çalışan; üstelik gerçekmiş gibi bunları anlatan, hatta bu konuda en uç noktalara kadar ısrar eden biriyle neyin tartışmasını yapabilirsiniz?
"Yok ama bu gelişmiş yüksek birey bilincine sahip olmanın şartıdır. Buna sahip olmayanlar sözlerimi anlayamazlar." Kusura bakmayın bu gelişmiş yüksek birey bilinci değil; bu gerçeklerden kopuk desteksiz, atmasyon, uydurmaya, kafaya göre olayları istenen biçimde yorumlamaya ve her seferinde o kişinin kendi felsefesini haklı çıkarmaya çalışan bir düşünce biçimidir. Bir tür solipsizm de denilebilir buna.
Ve aslında diktatörlerin çoğu da bu bilince sahiptirler: sadece kendi yarattıkları gerçeklerden kopuk dünya algısını gerçekmiş gibi görürler. Burjuva demokrasisi aslında bu tür bir diktatörlüktür. Zenginler kendi yarattıkları hayal dünyasını gerçekmiş gibi işçi sınıfına, yoksullara ve diğer insanlara kabul ettirirler; bunun dışındaki gerçeklik algısını gericilik, gerici bilinç vb. diye damgalarlar.
Secret isimli kitapta bu felsefenin farklı bir versiyonu farklı biçimde epey anlatılıyor aslında.
Kitabı okuyunca neredeyse her şeyin insanın bilinci ile başlayıp bittiğini sanıyorsunuz.
Yüksek birey felsefesi ve onun yüksek birey bilinci vb. de denilebilir buna. Artık bu felsefe ile başarı hiç olmadığı kadar size yakın, her şeyi değiştirebilmek aslında sizin elinizde ve çok da zor değil...Bilinciniz çok büyük bir güce sahip, bu büyük güç elinizde. Maddi gerçeklere bağlı olmak zorunda değilsiniz, çünkü asıl güç bilinç gücü. Vb. şeyler anlatılıyor, abartılarak dile getiriliyor.::)
evrensel-insan
07-07-2013, 17:48
Istiyorsan gel, asagidaki baslikta devam edelim. O zaman sosyal ve birey bilinci daha iyi algilanir.
http://www.turandursun.com/forumlar/showthread.php?p=489016#post489016
Mesela ilk mesajdaki sorulara yanit vererek basliyabilirsin.
Yukaridaki yazi birey bilincinden cok, bireyin fizik otesi mistik v.s. yonunu ele almis.
Açtığınız başlığa gelince: Ben Marksist biri değilim, dolayısıyla sizinle orada neyi tartışacağım?
Marksist değilim ama Marksizmi de yanlış anladığınızı düşünüyorum.
Marksizm; Lenin, Stalin, Troçki, Mao vb. den de ibaret olmadığını da düşünüyorum.
Marksizm'i dayatma olarak göstemeye çalışmışsınız...
Marksizm basitçe işçi sınıfının özgürleşmesini, işçi sınıfının sömürüden, kölelikten kurtulmasını ve sınıfsız toplumu amaçlar. İşçi sınıfını köleleştiren, onu sömüren ideoloji kapitalizmdir. Marksizm işçi sınıfını bu köleleştirme ve sömürüden kurtarmayı hedefler. Kısaca kapitalizmin dayatmasına karşı bir tepki var burada, bu tepki işçi sınıfıının özgürleşmesini, sömürüden kurtulmasını savunuyor. Bunu görmeden Marksizm budur demek meseleyi eksik ve yanlış anlatmaktır. Bu yolda gidenler çeşitli nedenlerden dolayı başarısız olmuş olabilir. Ama bu her zaman başarısız olacakları anlamına gelmez, çünkü hatalarından ders çıkartıp farklı yöntem ve stratejiler geliştirebilirler.
Politika ve ideoloji olmadığında dayatmalardan kurtulacağız sözü de aslında yollar olmadığında trafik sorununu çözeceğiz demek ki bir şey... Sistem hesaba katılmadan pek anlamlı değil. Çünkü böylece sorunu başka boyuta taşırsınız. Yollar olmadığında insanlar bu defa evde sıkışıp kalır....Ve daha başka tonlarca yeni sorunlar ortaya çıkar...
Tüm politik düşünceleri dayatma olarak gördüğünüzü söylemişsiniz.
Evet doğru tüm politik ideolojiler, sistemler bir ölçüde dayatmaya dayanır. Çünkü zaten başka türlü var olamaz. Çünkü var olmak bile aslında şu veya bu şekilde bir dayatma içerir. Mesele bu dayatmaları kimlerin ne şekilde yön verdiği, verebildiği ve bunların ölçüsünün ne şekilde olduğu, ne derecede olduğudur...
evrensel-insan
07-07-2013, 22:43
Sizin ne oldugunuz onemli degil, neyi savundugunuz onemli.
Neden baska turlu olmaz?
O zaman fasizm ile sosyalizm arasindaki fark nedir?
Demokrasi ile diktatorluk arasindaki fark nedir?
Kimin ne sekilde yon verdigi kime/neye gore dogrudur?
Ayrica neden marxizmi dayatma olarak gostermeye calismisim?
Bunu mesajimdaki neye dayanarak soyluyorsun?
O yuzden lutfen yazilanlari iyi okuyun ve en azindan sorulara yanit vermeye calisin.
Ayrica yanitini neden burda verdin?
Sizin ne oldugunuz onemli degil, neyi savundugunuz onemli.
Neden baska turlu olmaz?
O zaman fasizm ile sosyalizm arasindaki fark nedir?
Demokrasi ile diktatorluk arasindaki fark nedir?
Kimin ne sekilde yon verdigi kime/neye gore dogrudur?
Ayrica neden marxizmi dayatma olarak gostermeye calismisim?
Bunu mesajimdaki neye dayanarak soyluyorsun?
O yuzden lutfen yazilanlari iyi okuyun ve en azindan sorulara yanit vermeye calisin.
Ayrica yanitini neden burda verdin?
Neyse Evrensel sizinle polemik yapacak değilim.
Ben size yeterince yanıt verdim.
Daha kapsamlı yanıtları sitedeki Marksist arkadaşların vermesini umuyorum.
evrensel-insan
07-07-2013, 22:49
Neyse Evrensel sizinle polemik yapacak değilim.
Ben size yeterince yanıt verdim.
Daha kapsamlı yanıtları sitedeki Marksist arkadaşların vermesini umuyorum.
Rica ederim. Zaten ben polemik yapmam.